Gaziantep’in İslahiye ilçesinde A.S., husumetli olduğu öne sürülen İlker Enes Arı, Abdülkadir Yeter ve Serkan Sarı ile Tahtaköprü Barajı yakınında buluştu. Saat 19.00 sıralarında başlayan tartışma...Devamı için tıklayınız
Denizli'de bir restoranda iki grup arasında çıkan tartışma silahlı çatışmaya dönüştü. Merkezefendi ilçesi Yenişehir Mahallesi'nde yaşanan olayda tarafların birbirine ateş açması sonucu 2 kişi hayatını...Devamı için tıklayınız
Denizli’nin Merkezefendi ilçesinde bir kafenin önünde iki grup arasında henüz bilinmeyen nedenle silahlı çatışma çıktı. Olayda ölü ve yaralıların olduğu öğrenilirken, polis ekipleri bölgede geniş...Devamı için tıklayınız
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından hazırlanan dezenformasyonla mücadele mesajları Galata Kulesi’ne yansıtıldı. Mesajlarda, doğru bilginin kaynağından teyit edilmesi ve paylaşmadan önce...Devamı için tıklayınız
Hatay’ın Samandağ ilçesinde kendisinden 2 gün boyunca haber alınamayan 28 yaşındaki A.A., jandarma ekiplerinin arama çalışması sonucu Titus Tüneli içerisinde baygın halde bulundu. Hastaneye kaldırılan...Devamı için tıklayınız
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün son değerlendirmelerine göre hafta sonunda sıcaklıklar ülke genelinde mevsim normallerinin 2-4 derece üzerinde seyretmeye devam edecek. Batı ve güney kesimlerde sıcak...Devamı için tıklayınız
Hastalıkların daha sık görüldüğü dönemlerde birçok kişi bağışıklık sistemini güçlendirmek için doğal besinlere yöneliyor. Turna yemişi, sarımsak, tarçın, bal ve kekik de içerdikleri çeşitli bileşenler nedeniyle en çok tercih edilen doğal kaynaklar arasında yer alıyor.
Cranberry adıyla da bilinen turna yemişi, özellikle idrar yolu sağlığıyla ilişkilendirilen besinlerden biri. İçerdiği bazı bileşenlerin bakterilerin idrar yollarına tutunmasını zorlaştırabileceğine yönelik çalışmalar bulunuyor. Bu nedenle turna yemişi ve ürünleri, özellikle tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları konusunda araştırılan doğal seçenekler arasında bulunuyor.
Sarımsak
Mutfakların vazgeçilmezlerinden sarımsak, yalnızca yemeklere lezzet katmasıyla değil, içerdiği kükürtlü bileşiklerle de dikkat çekiyor. Sarımsağın kendine özgü kokusundan sorumlu olan alisin, üzerinde en çok araştırma yapılan bileşenlerden biri. Çeşitli çalışmalar sarımsağın bazı bakteri ve mantarlar üzerinde etkili olabileceğine işaret ediyor. Bu nedenle sarımsağı dengeli bir beslenme düzeni içerisinde yemeklere ve salatalara eklemek iyi bir seçenek olabilir.
Tarçın
Güçlü antioksidan bileşenler içeren tarçın da araştırmalarda çeşitli mikroorganizmalar üzerindeki potansiyel etkileriyle gündeme geliyor. Özellikle tarçının bazı bileşenlerinin bakterilere karşı aktivite gösterebildiği laboratuvar çalışmalarında inceleniyor.
Günlük beslenmenize tarçın eklemek isterseniz meyvelerin, yoğurdun veya yulafın üzerine serpiştirebilirsiniz. Ancak tarçının antibiyotiklerin etkisini artırdığı kesin olarak kabul edilmemeli ve tedavi amacıyla kullanılmamalıdır.
Bal
Bal, yüzyıllardır geleneksel olarak kullanılan doğal besinlerden biri. Özellikle bazı bal türlerinin antimikrobiyal özellikleri üzerine bilimsel çalışmalar bulunuyor. Bunun yanı sıra bal, boğazı rahatlatmak amacıyla da sıklıkla tüketiliyor. Ancak balın bir antibiyotik olmadığı ve enfeksiyonların tedavisinde doktor tarafından verilen ilaçların yerine kullanılmaması gerektiği unutulmamalı.
Kekik
Kekiğin içerisinde bulunan karvakrol ve timol gibi bileşenler, antimikrobiyal özellikleri açısından bilimsel araştırmalara konu oluyor. Kekik çayı veya yemeklerde kullanılan kekik, günlük beslenmeye dahil edilebilecek aromatik seçeneklerden biri.
Bununla birlikte özellikle kekik yağı gibi yoğun ürünlerin doğrudan cilde uygulanması veya ağızdan kullanılması tahriş ve başka yan etkilere yol açabileceğinden dikkatli olunması gerekiyor.
Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde iş ortağı olduğu belirtilen iki kişi arasında çıkan tartışma kanlı bitti; baltalı saldırıya uğrayan 30 yaşındaki Berkan Onur olay yerinde hayatını kaybetti, şüpheli Emre G. gözaltına alındı.
İstanbul Beylikdüzü’nde inşaata beton dökmek için geri manevra yapan bir mikser, yolun kenarının çökmesi sonucu şarampole devrildi. Kazada araç içinde sıkışarak yaralanan şoför itfaiye ekipleri tarafından kurtarılarak hastaneye kaldırılırken, mikserdeki sıvı beton çevreye yayıldı.
Antalya’nın Alanya ilçesinde tatil yaptığı otelde, uyarı tabelalarına rağmen yaklaşık 50 santim derinliğindeki sığ suya koşarak balıklama atlayan 39 yaşındaki 3 çocuk babası Arif Erman, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Alanya'da bir otelde konaklayan 39 yaşındaki Arif Erman, derinliği 50 santim olan sığ çocuk/süs havuzuna balıklama atlaması sonucu ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine çağrılan sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılan 3 çocuk babası Erman, doktorların tüm çabasına rağmen yaşamını yitirdi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
Antalya'nın Kumluca ilçesinde portakal bahçesini suladıktan sonra evine dönen 66 yaşındaki Ali Genç, traktörüyle su kanalına devrilerek hayatını kaybetti. Daha önce iki kez kalp krizi geçirdiği öğrenilen yaşlı adamın, direksiyon başında kriz geçirmesi sonucu kontrolü kaybettiği ihtimali üzerinde duruluyor. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Trafikte yaşanan her iki kazadan birinde yer aldığı istatistiklere yansıyan motosikletlerin bu defa Muğla’da acı olaya karıştı. Seydikemer ilçesinde otomobille çarpışan motosikletlerin 20 yaşındaki sürücüsü Süleyman Fırat Akuş ile yolcu olarak seyahat eden 19 yaşındaki Onurcan Kıllı hayatını kaybetti.
Seydikemer ilçesi Gerişburnu Mahallesi Saklıkent yolunda 48 ARL 548 plakalı motosiklet ile 35 CTF 951 plakalı otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle çarpıştı. İhbar üzerine adrese sevk edilen sağlık ekipleri, motosikletteki Onurcan Kıllı ve Süleyman Fırat Akuş'un hayatını kaybettiğini belirledi. Polis ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı.
Burdur’un Aydınlıkevler Mahallesi Kurtdereli Sokak’ta saat 00.30 sıralarında meydana gelen kazada, İsmail Arpağ yönetimindeki motosiklet park halindeki tırın dorsesine çarptı. Olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Burdur Devlet Hastanesi'ne kaldırılan 26 yaşındaki Arpağ, tüm çabalara rağmen yaşamını yitirdi. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
İstanbul Arnavutköy'de işçi servisi şoförleri Mehmet Taştan ile Özcan K. arasında akaryakıt anlaşmazlığı nedeniyle çıkan tartışma silahlı kavgaya dönüştü. Özcan K., aracında bulunan meslektaşına kurşun yağdırarak ağır yaraladıktan sonra olay yerinden kaçtı, Taştan ise hastanede hayatını kaybetti. Şüpheli Özcan K. kısa süre içerisinde polis ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı.
Arnavutköy Hadımköy Mahallesi'nde iki işçi servisi sürücüsü arasında iddiaya göre akaryakıt anlaşmazlığı nedeniyle tartışma çıktı. Büyüyen kavgada Özcan K.'nin silahla vurduğu Mehmet Taştan'a 4 kurşun isabet etti. Kaldırıldığı Doktor Niyazi Kurtulmuş Hastanesi'nde yaşamını yitirdi. Polis ekiplerinin takibi sonucu Haraççı-Hadımköy Yolu üzerinde yakalanan şüpheli gözaltına alındı.
Konya'da 2,5 yıl önce evinde ölü bulunan elektrik teknisyeni İbrahim Ekici'nin cinayete kurban gittiği iddiasıyla açılan ve ATV ekranlarında yayınlanan Müge Anlı ile Tatlı Sert programıyla da gündeme gelen davada kan donduran yeni ifadelere ulaşıldı. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan eşi Mine Ekici ile 'Cinci Hoca' lakaplı Hüseyin Sarıbaş dosyasına giren tanık ifadesinde, Mine Ekici'nin eşinin can çekişmesini sabaha kadar izlediği öne sürüldü.
Aksaray'da otomobiliyle seyir halindeyken rahatsızlanan 73 yaşındaki Mehmet B., kavşakta uygulama yapan trafik polislerinin yanına giderek yardım talebinde bulundu. Kalp krizi geçirdiği anlaşılan sürücüye ilk müdahaleyi yapan polis ekipleri durumu hemen sağlık ekiplerine bildirdi. Yaşlı adam, olay yerine gelen ambulansla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.
İstanbul Bakırköy'de sabah saatlerinde 6 katlı bir otelin birinci katında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Alevlerin üst katlara sıçramasıyla adeta can pazarı yaşanırken, bölgeye çok sayıda itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi. Yangında 12 kişi yaralanırken, üst katlarda mahsur kalan 7 müşteri itfaiyenin zamanında müdahalesiyle kurtarıldı.
Muğla'nın Milas ilçesinde 3 gün 3 gece süren, Kırkpınar başpehlivanlarının katıldığı ve toplam 10 milyon lira harcanan görkemli düğünle evlenen Özbek asıllı Mamura Burkhanova, kısa süre sonra ziynet eşyaları ve nakit parayla ortadan kayboldu; dolandırıldıklarını iddia ederek suç duyurusunda bulunan ailenin şikâyeti üzerine kendi isteğiyle polis merkezine giden gelin ise eşi ve kayınpederinden şikâyetçi oldu.
Bakırköy'de bulunan 6 katlı bir otelin birinci katında henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Alevlerin kısa sürede büyüyerek dış cepheyi kapladığı olayda, üst katlarda mahsur kalan 7 kişi itfaiye ekiplerince tahliye edilirken yaralanan 12 kişi hastaneye sevk edildi. Yaklaşık bir saatlik müdahaleyle söndürülen yangınla ilgili soruşturma başlatıldı.
Uygun hava koşulları ve yağışlar sayesinde tarımda bolluk dönemi yaşanıyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, hububatta 140 milyon tonu aşkın rekor üretim beklendiğini duyururken; incir, ayçiçeği, Siirt fıstığı ve balıkçılık sektöründe de tarihi başarılara ve yüksek rekoltelere ulaşıldı.
Özbek gelin Burkhanova için 3 gün 3 gece düğün yapan aile, 500 yıllık bir gelenek olan gece yağlı güreşlerini de organize etti. Gelin ise düğünde takılan 5 milyon liralık altınlarla kaçtı.
Milli Eğitim Bakanlığı, okullarda sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam bilincini artırmak için yeni bir dönemi başlatıyor. Öğrencilerden velilere kadar tüm paydaşları kapsayacak farkındalık faaliyetlerinin yanı sıra, gıda güvenliği için devreye alınacak 'Soğuk Zincir Dijital Takip Sistemi' ile yemeklerin tazeliği ve güvenilirliği anlık olarak denetlenecek.
Aksaray’da otomobiliyle şehir merkezine doğru ilerleyen 73 yaşındaki Mehmet B., kalbinin sıkışması üzerine kavşakta gördüğü trafik polislerinden yardım istedi. Polislerin ilk müdahalede bulunduğu sürücü, çağrılan ambulansla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.
Esenyurt’ta korsan taksicilik yaptığı belirlenen araca işlem yapan polis ekiplerine silahlı saldırı düzenlendi. Ağır yaralanan polis memuru Mehmet Ali Topatan hastanede şehit olurken, saldırgan Ekrem A. olayın ardından intihar etti.
İstanbul’un Sultangazi ilçesinde kimliği belirsiz bir kişi, internet kafenin camlarına silahla ateş açarak kaçtı. Can kaybı veya yaralanmanın yaşanmadığı saldırıda iş yerinde maddi hasar oluştu.Devamı için tıklayınız
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün son değerlendirmelerine göre hafta sonunda sıcaklıklar ülke genelinde mevsim normallerinin 2-4 derece üzerinde seyretmeye devam edecek. Batı ve güney kesimlerde sıcak...Devamı için tıklayınız
İstanbul’un Esenyurt ilçesinde dün gece trafik uygulaması sırasında korsan taksicilik yaptığı belirlenen araca işlem yapan polis ekiplerine silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda ağır yaralanan polis...Devamı için tıklayınız
Eskişehir’in Tepebaşı ilçesinde gece saatlerinde hareketli dakikalar yaşandı. Bir apartmanın 2’nci katından henüz belirlenemeyen bir nedenle zemine düşen V.K. isimli şahıs, sağlık ekiplerinin olay...Devamı için tıklayınız
Kraliyet görevlerini bıraktıktan sonra 2020 yılında ABD’ye yerleşen Prens Harry ve Meghan Markle, altı yılın ardından aileleriyle birlikte İngiltere’ye döndü.
İngiliz basınındaki haberlere göre çift, 7 yaşındaki Prens Archie ve 5 yaşındaki Prenses Lilibet ile birlikte 26 Ağustos’ta özel uçakla Birmingham Havalimanı’na geldi. Ailenin İngiltere’de uzun süre kalmayı planladığı, ancak Montecito’daki evini koruyacağı belirtiliyor. Sussex çiftinin temsilcileri, güvenlik gerekçesiyle ailenin özel seyahat hareketleri hakkında ayrıntılı açıklama yapmadı.
Kraliyet görevlerine dönmeyecekler
Harry ve Meghan’ın İngiltere’ye dönüşünün, kraliyet ailesinin çalışan üyeleri arasına yeniden katılmaları anlamına gelmediği vurgulandı. Çiftin Londra dışında, kraliyet ailesine ait olmayan özel bir konutta yaşayacağı ve kamu görevlerini bağımsız olarak sürdüreceği bildirildi.
2020’deki Sandringham görüşmelerinde reddedilen, çiftin zaman zaman kraliyet görevlerini yerine getirirken aynı zamanda ticari faaliyetlerini sürdürmesini öngören “yarı içeride, yarı dışarıda” modelinin yeniden gündeme gelmesinin beklenmediği kaydedildi.
Meghan’ın California merkezli yaşam tarzı markası As Ever üzerindeki çalışmalarına İngiltere’den devam etmesi ve belirli dönemlerde ABD’ye seyahat etmesi bekleniyor.
Archie ve Lilibet İngiltere’de okula başlayacak
Archie ve Lilibet’in eylül ayında İngiltere’de eğitim hayatına başlayacağı bildirildi. Çocukların kaydedildiği okulun adı, mahremiyet ve güvenlik gerekçeleriyle açıklanmadı.
Kraliyet yorumcusu Kinsey Schofield, Sussex çiftinin dönüş kararı öncesinde birden fazla okulla temasa geçtiğini ileri sürdü. Bazı haberlerde çocukların Cotswolds bölgesindeki özel bir hazırlık okuluna kaydedildiği iddia edilse de aile veya okul yönetimi tarafından bu konuda resmî doğrulama yapılmadı.
Okul mektubuyla ilgili önemli ayrıntı
Cotswolds bölgesindeki bir okulun velilere, medyanın ilgisini çekebilecek ailelerin okula katılabileceğini belirten bir bilgilendirme gönderdiği öne sürüldü. Mektupta velilerden başka çocukların izinsiz fotoğraf ve videolarını çekmemeleri, öğrencilere ve ailelerine ilişkin bilgi ve görüntüleri sosyal medyada paylaşmamaları istendi.
Ancak ilk haberlerde oluşan izlenimin aksine, söz konusu yazının Archie ve Lilibet’in öğrenim göreceği okul tarafından gönderildiği doğrulanmadı. Page Six, çocukların mektubu gönderen okuldan farklı bir eğitim kurumuna devam edeceğini yazdı. Bir başka haberde ise Oxfordshire’daki bir okulun, söylentilere rağmen 1 Eylül itibarıyla Archie ve Lilibet adına kendilerine herhangi bir başvuru yapılmadığını velilere bildirdiği aktarıldı. Bu nedenle mektubu doğrudan Sussex çocuklarının kaydıyla ilişkilendirmek için yeterli doğrulanmış bilgi bulunmuyor.
Cotswolds’da ev aradıkları iddiası
Harry ve Meghan’ın yerleşmek için İngiltere’nin gözde kırsal bölgelerinden Cotswolds’da ev aradığı bildiriliyor. Birmingham Havalimanı’nı kullanmaları da ailenin Midlands veya Cotswolds çevresine yerleşebileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi.
Cotswolds; David ve Victoria Beckham, Kate Moss ve Simon Cowell gibi ünlü isimlerin de evlerinin bulunduğu, mahremiyete önem veren varlıklı bir bölge olarak biliniyor.
Harry’nin bölgeye ilgisinde, babası Kral III. Charles ile Kraliçe Camilla’nın Gloucestershire’daki özel konutu Highgrove House’a yakınlığın etkili olduğu ileri sürülüyor. Harry ve ailesinin temmuz ayında İngiltere’ye gerçekleştirdiği kısa ziyaret sırasında Kral Charles ile Highgrove’da bir araya geldiği de bildirilmişti.
Buna karşılık Cotswolds’un, Prens William ve Galler Prensesi Catherine’in çocuklarıyla yaşadığı Windsor bölgesine kara yoluyla yaklaşık iki saat uzaklıkta bulunması dikkat çekiyor.
Güvenlik konusu henüz netleşmedi
Çiftin dönüşündeki en önemli başlıklardan birini güvenlik düzenlemeleri oluşturuyor. Harry, çalışan kraliyet üyesi statüsünden ayrılmasının ardından İngiltere’de otomatik olarak devlet tarafından sağlanan polis korumasından yararlanma hakkını kaybetmişti.
Ailenin İngiltere’deki korumasının hangi yöntemle sağlanacağı ve maliyetinin kim tarafından karşılanacağı kamuoyuna açıklanmadı. Başbakan Andy Burnham, konunun aileye ait özel bir mesele olduğunu söylerken, koruma kararlarının İçişleri Bakanlığı bünyesindeki ilgili birimlerce risk değerlendirmesi temelinde verileceği belirtildi.
Okul hayatının başlamasıyla çocukların her gün daha geniş bir çevreyle temas edecek olması, ailenin yalnızca fiziksel güvenlik değil, görüntü ve kişisel bilgilerin paylaşılması açısından da yeni önlemler almasını gerektirebilir.
Kral Charles’la yakınlaşma, William’la mesafe
Harry’nin İngiltere’ye dönme kararında, kanser tedavisi gören babası Kral Charles’a daha yakın olma ve çocuklarının büyükbabalarıyla daha fazla zaman geçirmesini sağlama isteğinin etkili olduğu ileri sürülüyor.
Baba ile oğul arasındaki ilişkilerde son aylarda yumuşama yaşandığına ilişkin haberler bulunmasına karşın, Harry ile ağabeyi Prens William arasındaki anlaşmazlığın sürdüğü belirtiliyor. Çiftin İngiltere’ye dönmesi, Sussex ailesinin kraliyet ailesiyle ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirilse de kısa vadede resmî görev değişikliği veya kapsamlı bir aile uzlaşması beklenmiyor.
Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesinde masaj hizmeti adı altında fuhuş yapıldığı iddia edilen iş yerine düzenlenen operasyonda 4 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden A.K. tutuklanırken, 1 kişi adli kontrol şartıyla, 2 kişi ise savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.
Denizli’nin Buldan ilçesinde aile içi kavga kanlı bitti. 93 yaşındaki Mehmet Uysal, tüfekle ateş açtığı oğlu İsmail Uysal’ı öldürdü, gelini Sultan Uysal’ı yaraladı. Elindeki silahı bırakmayan şüpheli, jandarmanın uzun uğraşları sonucu ikna edilerek gözaltına alındı.
Samsun Cumhuriyet Meydanı İstasyonu'nda tramvay raylarına doğru koşan küçük bir kız, SAMULAŞ güvenlik görevlisi Muhammet Lafçi'nin son andaki hızlı müdahalesiyle tramvay altında kalmaktan son anda kurtuldu; o anlar güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.
Manisa'nın Alaşehir ilçesinde otomobilin arkadan çarptığı motosikletin sürücüsü Yusuf Bilgiç (50) hayatını kaybetti. Kazada otomobil sürücüsü B.Y. (42), eşi S.Y. (39) ve 1 aylık bebekleri S.S.Y. hafif yaralandı.
Kocaeli’nin İzmit ilçesinde 26 yıldır tekstilcilik yapan Ertuğrul Ç., iş yerine gelen komşusunu darbetti. Güvenlik kamerasına yansıyan olayın ardından taraflar birbirinden şikayetçi oldu. Ertuğrul Ç., olayın yaklaşık 3 yıldır devam eden iş yeri anlaşmazlığının son aşaması olduğunu öne sürdü.
İstanbul, uluslararası kruvaziyer şirketlerinin ana liman tercihleriyle yaz sezonunun dışına çıkarak 12 ay boyunca gemilere hizmet veren bir merkeze dönüşüyor. Galataport İstanbul'un ev sahipliğinde, MSC Cruises ve AROYA Cruises'ın düzenli kış seferleriyle 2026-2027 sezonunda 51 sefer gerçekleştirilmesi ve 150 bin yolcu ağırlanması hedefleniyor.
Emine Erdoğan, Türkiye Milli Botanik Bahçesi’ni ziyaret ederek ata tohumlarından yetiştirilen ürünleri topladı. Mirasımız Yerel Tohum Bahçesi, Topraksız Tarım Serası ve “özel müze” statüsündeki Tarımsal Biyoçeşitlilik Müzesi’ni gezen Erdoğan, üretim ve koruma çalışmaları hakkında bilgi aldı.
Sivas'ın Yıldızeli ilçesinde meydana gelen motosiklet kazasında 24 yaşındaki Abdullah Çolak, kontrolünü kaybederek bariyerlere çarptı. Olay yerine sevk edilen ekipler, Çolak'ın hayatını kaybettiğini belirledi.
Kayseri'nin Melikgazi ilçesinde 2 Eylül'de meydana gelen üvey baba cinayetinde, 16 yaşındaki V.E. tartıştığı 47 yaşındaki üvey babası M.T.'yi bıçakladı. Ağır yaralanan M.T. hastanede hayatını kaybederken, gözaltına alınan V.E. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Malatya'nın Turgut Özal Mahallesi'nde öğle saatlerinde yol verme meselesi yüzünden tartışan taksi şoförü ile motokurye Y.D. arasında çıkan kavga, başka bir aracın kamerasına yansıdı. Motosikletinden inerek taksi şoförüne saldıran kurye ile şoförün tekme ve yumruklarla birbirine girdiği olay sonrası, kuryenin ehliyetine 60 gün süreyle el konulurken motosikleti trafikten menedildi ve hakkında tahkikat başlatıldı.
Malatya'da dün öğle saatlerinde meydana gelen olayda, yol verme meselesinden tartışan taksi şoförü ile motokurye Y.D. birbirini darbetti. Başka bir aracın kamerasıyla saniye saniye kaydedilen kavganın ardından taksi şoförünün şikayeti üzerine harekete geçen polis, kurye hakkında işlem başlatarak ehliyetine 60 gün el koydu.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden hafta sonu öncesi kritik hava durumu uyarısı geldi. Cuma günü Marmara ve Karadeniz bölgelerinde sağanak yağış etkisini gösterecek, hemen ardından hafta sonu sıcaklıklar tavan yapacak. İstanbul'da pazar günü termometrelerin 35 dereceye tırmanması beklenirken, Güneydoğu'da kavurucu sıcaklar 39 dereceyi bulacak.
15 Temmuz şehidi Komiser Yardımcısı Cennet Yiğit, doğum gününde ailesi tarafından kabri başında anıldı. Anne Huriye Yiğit, kızının mezarını temizleyip suladıktan sonra gözyaşları içinde, 'Cennet kokulum, sen hiç yaşlanmayacaksın' diyerek gözyaşı döktü.
Kastamonu'da görevli hemşireler Serpil Uslu, Fikriye Özkan, Ferhannaz Kırkirşmeli ve sekreter Şafak Kara, aynı dönemde meme kanserine yakalandı. Birbirine destek olarak tedavi sürecini atlatan dört arkadaş, hastalığı yenerek kutlama yaptı.
KOBİ'lerin büyümesini, dijital dönüşümünü ve üretim kapasitesini artırmayı hedefleyen KOSGEB Kapasite Geliştirme Destek Programının 2026 yılı 3. dönem başvuruları alındığı duyuruldu. 15 Eylül'de sona erecek başvurularda uygun şartları taşıyan işletmelere 20 milyon TL ila 30 milyon TL arasında kredi üst limiti ve 20 puanlık finansman desteği sağlanacak.
Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), 2025 yılına ilişkin obezite verilerini açıkladı.
Buna göre AB’de yetişkin nüfusun yüzde 16,3’ünün vücut kitle indeksi (BKİ) 30 veya üzerinde bulunurken, yüzde 35,4’ü ise BKİ’nin 25 ile 30 arasında olduğu “obezite öncesi” kategorisinde yer aldı.
Bu iki grup birlikte değerlendirildiğinde AB nüfusunun yarısından fazlasının fazla kilolu olduğu görüldü.
TÜRKİYE’DE OBEZİTE ORANI YÜZDE 21,4
Eurostat’ın ülkelere göre verilerinde Türkiye’de obezite oranı, 2025 yılı için yüzde 21,4 olarak gösterildi.
Bu oran, yüzde 16,3 olan AB ortalamasının 5,1 puan üzerinde yer aldı.
ARTIŞ SÜRÜYOR
Paylaşılan tabloda Türkiye’de obezite oranının 2008’de yüzde 16,2 olduğu görüldü.
Oran 2014’te yüzde 21,2’ye yükselirken, 2019’da yüzde 22,3 olarak kaydedildi.
2022’de yüzde 20,1’e gerileyen oran, 2025’te yüzde 21,4’e çıktı.
Buna göre Türkiye’de obezite oranı 2008 ile 2025 arasında 5,2 puan yükseldi.
Son açıklanan veride ise 2022’ye kıyasla 1,3 puanlık artış görüldü.
EN YÜKSEK ORAN MALTA’DA
Eurostat verilerine göre 2025’te en yüksek obezite oranı Malta’da kaydedildi.
Malta’da 18 yaş ve üzerindeki nüfusun yüzde 26,6’sı obez kategorisinde yer aldı.
Malta’yı yüzde 24,6 ile Letonya ve yüzde 23,2 ile Finlandiya izledi. Eurostat’ın raporunda en düşük oranların ise yüzde 7 ile İtalya, yüzde 12,8 ile Yunanistan ve yüzde 12,9 ile Romanya’da kaydedildiği belirtildi.
Kullanıcının paylaştığı ülke tablosuna göre 2025’te Türkiye’nin üzerinde Malta, Letonya, Finlandiya, İrlanda, Estonya ve Litvanya yer aldı.
Bu ülkelerde obezite oranları sırasıyla yüzde 26,6, yüzde 24,6, yüzde 23,2, yüzde 22,1, yüzde 22 ve yüzde 21,5 olarak gösterildi.
ERKEKLERDE OBEZİTE ORANI DAHA YÜKSEK
AB genelinde obezite oranının erkeklerde, kadınlardan daha yüksek olduğu görüldü.
Erkeklerin yüzde 17,4’ü obez kategorisinde bulunurken, kadınlarda bu oran yüzde 15,3 oldu.
Obezite öncesi kategorisinde de erkeklerin oranı yüzde 41,9, kadınların oranı yüzde 29,3 olarak kaydedildi.
Düşük kilolu olanların oranı ise kadınlarda yüzde 2,9, erkeklerde yüzde 1 olarak belirlendi.
Olimpiyat madalyalı milli sporcu Yusuf Dikeç ile Türk savunma sanayisinin önde gelen üreticilerinden Derya Arms, uzun vadeli stratejik bir iş birliğine imza attı. İstanbul'da düzenlenen özel lansmanda...Devamı için tıklayınız
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), vakıf üniversitelerinde hazırlık ve birinci sınıf dışındaki ara sınıflar için belirlenen yüzde 25'lik azami öğrenim ücreti artış sınırına uymayan kurumlara karşı harekete...Devamı için tıklayınız
A Haber canlı yayında değerlendirmelerde bulunan Meteoroloji uzmanı Adil Tek, Antalya'da sıcaklığın pazar gününden itibaren 40 dereceye, İstanbul'da ise hafta sonu 31-32 dereceye çıkacağını belirtti....Devamı için tıklayınız
Şırnak’ın Cizre ilçesinde 6 Temmuz’da görevi sırasında trafik kazası geçirerek ağır yaralanan polis memuru Melih Kaygusuz, tedavi gördüğü hastanede 3 Eylül’de şehit oldu. Acı haberi İçişleri Bakanı...Devamı için tıklayınız
KKTC'nin Girne açıklarında yaşanan feribot faciasından kurtulan Adanalı 3 genç memleketlerine döndü. Yaşadıkları dehşeti anlatan gençlerden Sudenaz Sönmez, gemi batarken kaptan ve yardımcı kaptanın...Devamı için tıklayınız
Konya Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl dördüncüsünü düzenlediği Konya GastroFest, ünlü şeflerin, akademisyenlerin ve yurt içinden ve yurt dışından gelen misafirlerin katılımıyla başladı. Kalehan Ecdad...Devamı için tıklayınız
Ankara'nın Kalecik ilçesinde saat 20.11'de 3,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi. AFAD, depremin 11,74 kilometre derinlikte gerçekleştiğini açıkladı.Devamı için tıklayınız
Elazığ’ın Keban ilçesinde işçileri taşıyan minibüs uçuruma yuvarlandı. Kazada 5’i ağır 13 işçi yaralanırken, araçta sıkışan yaralıları kurtarmak için ekipler seferber oldu. Minibüs, kurtarma...Devamı için tıklayınız
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medya platformu X üzerinden tehdit içerikli paylaşımlarda bulunduğu belirtilen 15 yaşındaki Yusuf Alim Soydan hakkında soruşturma başlatmıştı....Devamı için tıklayınız
Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi’nde görevli Aydın Öcal’dan (34) haber alamayan iş arkadaşları durumu yakınlarına bildirdi. Tepebaşı ilçesindeki evine giden yakınları kapının açılmaması üzerine...Devamı için tıklayınız
Erzurum’un Aziziye ilçesindeki Adalar Camii’nde namaz sırasında bir kediye tekme atan kişi, görüntülerin sosyal medyada yayılmasının ardından gözaltına alındı. Öte yandan kedinin sağlık durumunun iyi...Devamı için tıklayınız
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde batan gemide kaybolan 28 yaşındaki Mahmut Demir’in enkazdan çıkarılan çantası yakını Abdullah Demir’e teslim edildi. Çantadan Demir’in Hatay’daki iki evladına...Devamı için tıklayınız
İngiltere’de çalışanlarına Ulusal Asgari Ücret’in altında ödeme yaptığı tespit edilen yüzlerce şirket “kara liste”ye konarak kamuoyuna ilan edildi.
İş Dünyası, İnovasyon, Bilim ve Ticaret Bakanlığı ile yeni kurulan Adil Çalışma Kurumu’nun 3 Eylül’de yayımladığı listede perakende, restoran, konaklama, sağlık, sosyal bakım ve çocuk bakımı gibi sektörlerde faaliyet gösteren 658 işveren bulunuyor.
HM Gelir ve Gümrük İdaresi’nin (HMRC) denetimleri sonucunda, 27 binden fazla çalışana yaklaşık 4 milyon sterlinlik ücret farkı geri ödendi. Kuralları ihlal eden işverenlere ayrıca toplam 7 milyon sterlin para cezası uygulandı.
Hükümetin açıklamasında ücret farklarının “faiziyle” ödendiğine ilişkin özel bir ifade bulunmuyor. Bu nedenle ödemenin, çalışanlara yasal olarak hak ettikleri ücret farklarının iadesi şeklinde belirtilmesi daha doğru.
Listenin başında B&Q var
Ülkenin en büyük yapı market zincirlerinden B&Q Limited, toplam eksik ödeme miktarı bakımından listenin ilk sırasında yer aldı.
Resmî verilere göre şirket, 4 bin 530 çalışanına toplam 456 bin 934 sterlin 72 peni eksik ödeme yaptı.
B&Q, ihlalin kasıtlı olmadığını ve saatlik asgari ücrete ek olarak ödenen coğrafi bölge ödeneklerinin hesaplanmasındaki hatadan kaynaklandığını açıkladı. Şirket, etkilenen çalışanların tamamına eksik tutarların Temmuz 2025’te ödendiğini bildirdi.
Listenin ikinci sırasında bulunan özel sağlık kuruluşu Elysium Healthcare Holdings 3 Limited’in ise bin 95 çalışanına toplam 330 bin 48 sterlin 81 peni eksik ödeme yaptığı belirlendi.
Five Guys: Bordro kurallarının uygulanmasında teknik farklılık
Burger zinciri Five Guys JV Limited, çalışan sayısı bakımından en büyük ihlallerden biriyle listeye girdi. Şirketin 3 bin 699 çalışanına toplam 54 bin 642 sterlin 47 peni eksik ödeme yaptığı açıklandı.
Five Guys, HMRC incelemesinin ardından bordro mevzuatının uygulanmasında “teknik farklılıklar” tespit edildiğini bildirdi. Şirket, yaklaşık 330 milyon sterlinlik toplam bordro içinde 55 bin sterline yakın açık oluştuğunu, mevcut ve eski çalışanlara yapılması gereken bütün ödemelerin tamamlandığını belirtti.
NHS vakıfları da listede
Kamu sağlık kuruluşlarının da listede bulunması dikkati çekti. St George’s, Epsom and St Helier Hospital Group’un 75 çalışanına 123 bin 331 sterlin 97 peni, St George’s University Hospitals NHS Foundation Trust’ın ise 55 çalışanına 77 bin 498 sterlin 91 peni eksik ödeme yaptığı kayıtlara geçti.
Norfolk Community Health and Care NHS Trust da 105 çalışanına toplam 19 bin 948 sterlin 21 peni eksik ödeme yaptığı gerekçesiyle listenin 34’üncü sırasında yer aldı. Liverpool University Hospitals NHS Foundation Trust için ise 19 çalışanı kapsayan 13 bin 37 sterlin 89 penilik ücret açığı bildirildi.
St George’s, Epsom and St Helier Hospital Group, personelin brüt maaşının asgari ücretin üzerinde olduğunu; ihlalin çocuk bakımı gibi bazı harcamalar için kullanılan maaştan kesinti sisteminin asgari ücret hesaplamasında teknik olarak farklı değerlendirilmesinden kaynaklandığını savundu. Kurum, uygulamanın daha sonra değiştirildiğini açıkladı.
En yüksek 10 ücret açığı
Hükümet listesinin ilk 10 sırasında şu işverenler bulunuyor:
1.B&Q Limited: 4.530 çalışan – 456.934,72 sterlin
2.Elysium Healthcare Holdings 3 Limited: 1.095 çalışan – 330.048,81 sterlin
3.St George’s, Epsom and St Helier Hospital Group: 75 çalışan – 123.331,97 sterlin
4.Support Staff Services Limited: 323 çalışan – 119.715,13 sterlin
5.Forest Holidays Limited: 598 çalışan – 100.308,68 sterlin
6.St George’s University Hospitals NHS Foundation Trust: 55 çalışan – 77.498,91 sterlin
7.Lanes Group Limited: 297 çalışan – 67.893,34 sterlin
8.UK Care Team Ltd: 99 çalışan – 67.082,76 sterlin
9.Five Guys JV Limited: 3.699 çalışan – 54.642,47 sterlin
10.Merlin Cinemas Limited: 181 çalışan – 50.198,75 sterlin
Rakamlar, hükümetin yayımladığı 24’üncü dönem işveren listesinden alındı.
Her ihlal kasıtlı ücret gaspı anlamına gelmiyor
Bir şirketin listede yer alması, çalışanlara sözleşmede açıkça asgari ücretin altında saatlik ücret verildiği veya ihlalin mutlaka kasıtlı olduğu anlamına gelmiyor.
Zorunlu kıyafet masraflarının maaştan düşülmesi, vardiya öncesi ve sonrasındaki çalışma süresinin hesaba katılmaması, maaştan fedakârlık uygulamaları, bölgesel ödenekler ve yaş değişikliğinin ardından yeni ücret oranının bordroya zamanında yansıtılmaması da çalışanın fiilî saatlik kazancını yasal sınırın altına indirebiliyor. Ancak hükümet, hata kasıtlı olmasa bile doğru ödeme yapılmasından işverenin sorumlu olduğunu vurguluyor.
Açıklanan listede ihlallerin hangi tarihler arasındaki ödemeleri kapsadığına ilişkin toplu bir dönem bilgisi verilmedi.
Asgari ücret saatte 12,71 sterlin
İngiltere’de 1 Nisan 2026’dan itibaren 21 yaş ve üzerindeki çalışanlar için Ulusal Yaşam Ücreti saat başına 12,71 sterlin olarak uygulanıyor. Saatlik ücret 18–20 yaş grubunda 10,85 sterlin, 18 yaş altındakiler ile uygun kapsamdaki çıraklar için ise 8 sterlin düzeyinde bulunuyor.
İş Dünyası Bakanı Jonathan Reynolds, çalışanlara eksik ödeme yapmanın başarıya giden bir yol olmadığını belirterek ihlallerin üzerine gidileceğini söyledi. Geleceğin Çalışma Hayatı Bakanı Kate Dearden ise çalışanlara asgari ücretin altında ödeme yapılmasının yasa dışı olduğunu ve işverenlerin bordro sistemlerini derhal kontrol etmesi gerektiğini vurguladı.
Hükümet, 2011’de başlayan kamuoyuna ilan uygulaması kapsamında bugüne kadar 5 bin 200’den fazla işverene 100 milyon sterlini aşan ceza verildiğini, yaklaşık 650 bin çalışana da 66 milyon sterlinden fazla ücret farkı ödetildiğini açıkladı. Nisan 2026’da kurulan Adil Çalışma Kurumu’nun ilerleyen dönemde asgari ücretin yanı sıra tatil ve hastalık ödemelerine ilişkin ihlalleri de denetlemesi planlanıyor.
Londra’da Uber ile İngiliz yapay zekâ şirketi Wayve’ın ortaklaşa yürüttüğü otonom yolculuk hizmeti 3 Eylül Perşembe günü başladı. Böylece Uber uygulaması üzerinden halka açık otonom yolculukların sunulduğu ilk Birleşik Krallık şehri Londra oldu.
Hizmetin ilk aşamasında Wayve’ın “AI Driver” adı verilen otonom sürüş sistemiyle donatılmış 15 adet tamamen elektrikli Ford Mustang Mach-E kullanılacak. Araçlarda çevreyi algılayan kamera, radar ve diğer sensörlerin yanı sıra yolcuların güzergâhı takip edebileceği interaktif ekranlar bulunuyor.
Ekranlar 64 dilde kullanılabiliyor ve yolcular yolculuğu araç içindeki ekran veya Uber uygulaması üzerinden başlatabiliyor.
Araç doğrudan çağrılamayacak
Kullanıcılar uygulamadan özellikle “otonom araç” sipariş edemeyecek. UberX, Uber Electric veya Uber Comfort seçeneklerinden biriyle araç çağıran yolcular, sistem tarafından müsaitlik durumuna göre Wayve’ın otonom araçlarından biriyle eşleştirilebilecek.
Yolcu, araç gelmeden önce otonom yolculuğu kabul edebilecek veya normal sürücülü bir Uber aracı talep edebilecek. Wayve aracıyla yapılan yolculuklar için ek ücret alınmayacak; ücret uygulamada önceden gösterilen standart Uber tarifesine göre hesaplanacak.
Otonom araçla eşleşme ihtimalini artırmak isteyen kullanıcıların, Uber uygulamasının ayarlar bölümündeki yolculuk tercihlerinden otonom araç seçeneğini etkinleştirmeleri gerekiyor.
Uber’ın son açıklamasına göre programa katılmak isteyen Londralıların sayısı 100 bini aşarak yaklaşık 140 bine ulaştı. Bu nedenle daha önce açıklanan “yaklaşık 100 bin kayıt” bilgisi güncelliğini yitirmiş durumda.
Güvenlik sürücüsü direksiyon başında
Araçlar otonom sürüş teknolojisine sahip olsa da mevcut hizmet tam anlamıyla “sürücüsüz taksi” niteliği taşımıyor. Her araçta Transport for London (TfL) tarafından lisanslandırılmış ve gerektiğinde direksiyona veya frenlere müdahale edebilecek eğitimli bir güvenlik sürücüsü bulunuyor.
Bu nedenle uygulamanın mevcut aşaması şirketler tarafından “gözetimli otonom yolculuk” olarak tanımlanıyor. Tamamen sürücüsüz ticari hizmete geçilebilmesi için Wayve ve Uber’ın ek güvenlik değerlendirmelerinden ve düzenleyici onay süreçlerinden geçmesi gerekiyor.
TfL, ağustos ayında Wayve’ın araçlarına özel kiralık araç ruhsatı vermişti. Mevcut sistemde araç, sürücü ve işletmecinin aynı ruhsatlandırma makamından izin almasını öngören “üçlü kilit” koşulu uygulanıyor.
Havalimanları kapsam dışında
Uber’ın açıklamasına göre Wayve araçları başlangıç döneminde Londra içindeki yolculuklarda kullanılabilecek ancak havalimanlarına sefer yapmayacak. Şirketler filonun yolcu talebi, sistemin performansı ve düzenleyici onaylara bağlı olarak aşamalı biçimde genişletileceğini bildirdi.
Mevcut 15 araçlık filo, Londra’da faaliyet gösteren 100 binden fazla özel kiralık araçla karşılaştırıldığında oldukça sınırlı kalıyor. Bu nedenle kullanıcıların başlangıç döneminde Wayve aracıyla eşleşme ihtimalinin düşük olması bekleniyor.
Ulaştırma Bakanı: Önemli bir dönüm noktası
Ulaştırma Bakanı Heidi Alexander, Londra’daki ilk otonom taksi hizmetini ulaşımın geleceği açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.
Alexander, Wayve’ın teknolojisinin İngiltere’nin inovasyon kapasitesini gösterdiğini ve yeni teknolojilerin ulaşım sektöründe yatırım ve büyümeyi destekleyebileceğini belirtti.
Londra yollarında 2018’den beri eğitiliyor
Merkezi Londra’da bulunan Wayve, yapay zekâ destekli sürüş teknolojisini 2018’den bu yana başkentin yollarında geliştiriyor. Şirketin sistemi, bazı rakiplerin kullandığı ayrıntılı ve önceden hazırlanmış yüksek çözünürlüklü haritalar yerine, gerçek sürüş deneyimlerinden öğrenen yapay zekâ modeline dayanıyor.
Dar yolları, yoğun trafiği, çok sayıda yaya ve bisikletlisiyle Londra, otonom araçlar açısından dünyanın en karmaşık sürüş ortamlarından biri olarak görülüyor. Wayve, Londra’daki uygulamanın teknolojisinin farklı şehir ve trafik koşullarına uyum sağlayabildiğini göstermesi açısından önemli olduğunu belirtiyor.
Rakip şirketler de Londra’ya hazırlanıyor
Google’ın ana şirketi Alphabet’e bağlı Waymo ile Çinli teknoloji şirketi Baidu da Londra’da otonom taksi hizmeti başlatmak için hazırlık yapıyor. Ancak Birleşik Krallık, ABD ve Çin’deki bazı şehirlere kıyasla güvenlik sürücüsü bulunmayan araçlara daha temkinli yaklaşıyor.
İngiltere’de otonom yolcu hizmetlerine ilişkin kapsamlı yasal sistemin, 2024 tarihli Otonom Araçlar Yasası’nın ikinci yarısı olan 2027’de tamamen uygulanmasıyla yürürlüğe girmesi planlanıyor. Bu tarihe kadar daha küçük ölçekli uygulamaların özel izin ve güvenlik değerlendirmeleriyle yürütülmesi öngörülüyor.
Lösemi hastalarının tedavisinde önemli seçeneklerden biri olan kök hücre nakli, uygun bağışçının bulunmasıyla hastalar için yeni bir umut kapısı açabiliyor. Ancak kök hücre bağışıyla ilgili toplumda yerleşmiş yanlış bilgiler ve korkular, gönüllülerin bağışçı olma konusunda çekimser davranmasına yol açabiliyor.
Bin Gönüllüden Biri Sen Ol Derneği (BİNSENDER) Başkanı Çiğdem Kuzucu, Dernek Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ali İrfan Emre Tekgündüz ve Hematolog Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, kök hücre bağışına ilişkin kamuoyundaki yanlış bilgileri, gönüllülüğün taşıdığı sorumluluğu ve lösemi tedavisinde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.
BİNSENDER’DEN YANLIŞ BİLGİLERE KARŞI “BİR SİLGİ BİR UMUT”BİNSENDER Başkanı Çiğdem Kuzucu, lösemi ve kök hücre bağışı konusunda toplumda bulunan yanlış bilgilerin, korkuların ve önyargıların giderilmesi amacıyla “Bir Silgi Bir Umut” projesini hazırladıklarını açıkladı. Kuzucu, projenin yakın zamanda kamuoyuyla paylaşılacağını belirtti.
Projenin sahada karşılaştıkları ihtiyaçtan ortaya çıktığını anlatan Kuzucu, lösemi ve kök hücre bağışı konusunda hâlâ yanlış bilgilerin bulunduğuna dikkat çekti.
Kuzucu, “Bir Silgi Bir Umut projesiyle lösemiye ve hematolojik hastalıklara ilişkin doğru bilgiyi yaygınlaştırmak, yetişkin hastaları daha görünür kılmak ve kök hücre bağışçılığında bilinçli gönüllülük anlayışını güçlendirmek istiyoruz. Bizim için bu silgi, yanlış bilgiyi silip yerine doğru bilgiyi, korkunun yerine cesareti, kayıtsızlığın yerine dayanışmayı yazmanın sembolü” ifadelerini kullandı.
TÜRKÖK’TE BAĞIŞÇI SAYISI 1 MİLYON 200 BİNİ GEÇTİKök hücre bağışçısı adayı olmanın önemli bir gönüllülük örneği olduğunu belirten Kuzucu, sisteme kayıt yaptıran kişilerin gelecekte hiç tanımadıkları bir hasta için uygun bağışçı olabileceğini söyledi.
Bağışçı adaylarının, kayıt sırasında verdikleri kararın ilerleyen aşamalarda taşıdığı sorumluluğun farkında olması gerektiğini vurgulayan Kuzucu, uygun verici olarak belirlendikten ve hasta nakil hazırlığına başladıktan sonra süreçten vazgeçilmesinin hasta açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
Kuzucu, “Bugün sisteme kaydolan bir kişi, belki aylar, belki yıllar sonra hiç tanımadığı bir hastayla doku uyumu sağlandığında aranabilir. O noktada süreç yeniden doğrulama testleri ve sağlık kontrolleriyle ilerliyor. Bir bağışçı adayının bilmesi gereken en önemli konu da burada başlıyor: Eğer bir hasta için uygun verici olarak belirlendikten ve hasta nakil hazırlığına başladıktan sonra süreçten vazgeçilirse, bu karar hasta açısından hayati sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle gönüllülüğün başında doğru bilgiyle ve bu sorumluluğun farkında olarak karar verilmesini çok önemsiyoruz” dedi.
Kök hücre bağışçı havuzundaki son duruma ilişkin rakamları da paylaşan Kuzucu, TÜRKÖK'te 2024 yılında 107 bin 214 yeni kök hücre bağışçı adayı bulunduğunu, Haziran 2026 itibarıyla toplam aktif bağışçı sayısının 1 milyon 231 bini aştığını bildirdi.
Kuzucu, bugüne kadar 36 bin 905 hasta-bağışçı eşleşmesinin gerçekleştiğini ve 8 bin 500 kişiden kök hücre toplandığını ifade etti.
“KORKUNUN ARKASINDA ÇOĞU ZAMAN YANLIŞ BİLGİ VAR”Kök hücre bağışı konusunda en sık karşılaştıkları duygunun korku olduğunu belirten Kuzucu, insanların süreç hakkında yeterli bilgiye sahip olmamasının çekimserliği artırdığını söyledi.
“Bilgisizlik korkuyu, korku ise çekimserliği büyütüyor” diyen Kuzucu, kişilerin karşılaşacakları süreci doğru şekilde öğrendiklerinde çok daha bilinçli karar verebildiklerini ifade etti.
Kuzucu, sağlıklı bireylerin kök hücrenin yanı sıra kan veya trombosit bağışçısı olmalarının da hiç tanımadıkları bir hastanın tedavi sürecinde önemli bir dönüm noktası oluşturabileceğini dile getirdi.
“BİR KİŞİNİN HAREKETE GEÇMESİ YETERLİ OLABİLİR”Bir bağışın hastanın tedavisinin devam etmesinde kritik rol oynayabileceğini belirten Kuzucu, bağışçı olmayı düşünen kişilere “tek başıma ne değiştirebilirim?” sorusunu sormamaları çağrısında bulundu.
Kuzucu, “Bazen bir bağış, hastanın tedavisinin sürdürülebilmesini sağlarken bazen de uzun süredir beklenen umudun karşılığı olabilir. ‘Ben tek başıma ne değiştirebilirim?’ diyenlere cevabımız şu: Bazen bir hayatın yönünü değiştirmek için bir kişinin harekete geçmesi yeter. Derneğimizin adı da bu düşünceden geliyor, ‘Bin Gönüllüden Biri Sen Ol’… Çünkü o bin kişinin içindeki bir gönüllü, bir hastanın aradığı kişi olabilir. Belki de o bir kişi, sizsiniz” diye konuştu.
PROF. DR. TEKGÜNDÜZ: BAĞIŞ SANILDIĞI KADAR AĞIR DEĞİLBİNSENDER Bilim Kurulu Üyesi ve Hematolog Prof. Dr. Ali İrfan Emre Tekgündüz ise kök hücre bağışının toplumda ağır, ağrılı ve ciddi riskler içeren bir işlem olarak algılanmasının önemli bir yanlış olduğunu söyledi.
Hâlâ kök hücre bağışının mutlaka omurilikten ve çok ağrılı bir yöntemle gerçekleştirildiğine yönelik bir algının bulunduğunu belirten Tekgündüz, bu yaklaşımın gerçeği yansıtmadığını ifade etti.
Tekgündüz, kök hücrelerin çoğu durumda periferik kandan toplanabildiğini, bazı durumlarda ise kemik iliğinden toplama yönteminin tercih edilebildiğini belirtti. Hangi yöntemin uygulanacağının tıbbi gerekliliklere göre belirlendiğini kaydeden Tekgündüz, her iki yöntemde de bağışçının güvenliğinin ön planda tutulduğunu söyledi.
Eksik veya yanlış bilgilerin kişilerin süreci yeterince öğrenmeden bağışçı olmaktan vazgeçmesine neden olabildiğini belirten Tekgündüz, bağışçılığın gönüllülük esasına dayandığını ve kişinin vazgeçme hakkının bulunduğunu da hatırlattı.
“BİRKAÇ GÜN BİLE HASTANIN TEDAVİ STRATEJİSİNİ DEĞİŞTİREBİLİR”Kök hücre bağışında verilen kararın yalnızca bağışçı açısından değil, eşleşme gerçekleştiğinde hasta açısından da büyük önem taşıdığına dikkat çeken Tekgündüz, özellikle nakil hazırlığı başladıktan sonraki sürecin hassasiyetine işaret etti.
Tekgündüz, “Kök hücre bağışında verilen küçük bir karar, başka bir insan için yaşamla ölüm arasındaki farkı belirleyebilir. Adayların süreçle ilgili tereddütlerini eşleşme sonrasına bırakmadan sormaları; sağlık durumlarındaki veya kararlarındaki değişiklikleri zamanında bildirmeleri çok önemlidir. Çünkü nakilde bazen kaybedilen birkaç gün bile hastanın tedavi stratejisini değiştirebilir” dedi.
PROF. DR. SARI: LÖSEMİ YALNIZCA ÇOCUKLARDA GÖRÜLMÜYORHematolog Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı ise lösemiye ilişkin toplumda yaygın olan başka bir yanlış algıya dikkat çekti. Sarı, löseminin yalnızca çocuklarda görülen bir hastalık olmadığını, erişkinlerde ve ileri yaşlarda da ortaya çıkabildiğini belirtti.
Lösemi tanısının her durumda umutsuz bir tablo anlamına gelmediğini vurgulayan Sarı, son yıllarda hastalığın tedavisinde önemli gelişmeler yaşandığını ifade etti.
Prof. Dr. Sarı, hedefe yönelik ilaçlar, immünoterapiler, hücresel tedaviler ve kök hücre nakli alanındaki ilerlemeler sayesinde geçmişte tedavisi oldukça güç olan bazı lösemi türlerinde dahi başarılı sonuçlar alınabildiğini söyledi.
Sarı, bu gelişmelerin lösemiyle mücadelede tedavi seçeneklerini artırdığını ve hastalığa ilişkin “umutsuzluk” algısının değiştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Çekmeköy’de 1994-2009 yılları arasında 15 yıl boyunca kurucu belediye başkanlığı yapan ve son olarak İSKİ Yönetim Kurulu Üyeliği görevinde bulunan 70 yaşındaki eski hakim ve avukat Sıddık Eraslan hayatını kaybetti. Başkan Erdoğan taziye mesajlarını iletti.
Tokat'ta iki otomobilin kavşakta çarpışması sonucu meydana gelen kazada 83 yaşındaki Halil Çetinkaya hayatını kaybetti. Kazada 3 kişi yaralanırken, yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.
Tekirdağ'ın Muratlı ilçesinde Kazımdirik-Turan Mahallesi çıkışındaki kırsal alanda çıkan yangın, rüzgarın etkisiyle kısa sürede geniş bir alana yayıldı. İtfaiye ekiplerinin yoğun çabasıyla alevler müstakil evler ile inşaat alanlarına ulaşmadan söndürülürken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.
İstanbul Bahçeşehir'de yaşayan 26 yaşındaki hemşire Ebru Anik, hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığı eski sevgilisi Mustafa M.'nin (30) yaşadığı sitenin girişinde kendisini darp ettiğini belirterek yardım çağrısında bulundu. 27 Ağustos sabahı 06.30'da güvenlik yetkililerinin gözü önünde saldırıya uğrayan ve defalarca tehdit edilen genç kadın, Emniyet Müdürlüğü ve Adalet Bakanlığına seslenerek kendisi ve ailesi için koruma talep etti.
Sarıyer’de bir sitede çıkan yangında komşularının son andaki uyarısıyla dışarı çıkabilen bina sakinleri büyük korku yaşadı. Zemin kattaki kurutma makinesinden yükselen alevler kısa sürede binayı sararken, üst katlarda mahsur kalan 8 kişi itfaiyenin merdivenli müdahalesiyle kurtarıldı.
Karaman’da kaldırımda yürüyen kadının ayağına iş merkezinin 2. katındaki yangın çıkış kapısı düştü. Kadının yere oturduğu ve yaralandığı olay anı güvenlik kamerasına yansıdı. O anları gösteren görüntüler haber videosunda.
Diyarbakır’da kırmızı ışıkta bekleyen cipe silahlı saldırı düzenlendi. H.Y. (39) ve A.K.’nin (45) yaralandığı saldırının anı cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Saldırganların cipe ateş açtığı o anlar haber videosunda.
Amasya Alparslan Türkeş Caddesi’nde ilerleyen tırın dorsesi, henüz belirlenemeyen bir nedenle aniden yerinden koparak caddeye fırladı. Şans eseri facianın eşiğinden dönülen o tehlikeli anlar güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı.
Amasya’da seyir halindeki tırın dorsesi, henüz belirlenemeyen bir nedenle koparak yola düştü. İhbar üzerine bölgeye yönlendirilen polis ve trafik ekipleri çevrede güvenlik önlemleri alırken, yoldaki dorse vinç yardımıyla kaldırıldı. Dorsenin koptuğu anlar kameraya yansıdı.
İstanbul Sancaktepe'de milli cimnastik antrenörü Funda Bakış'ın öldürülmesine ilişkin soruşturmada aileden yeni açıklama geldi. Bakış'ın yakınları, tutuklanan şüpheli Zehra Gürtekin'in alacak-verecek iddiasını reddederek Gürtekin'in işten çıkarılmasının ardından kendilerini tehdit ettiğini öne sürdü.
Ankara'da 30 Ağustos'tan bu yana aranan İsmail Küçükerdoğan'dan acı haber geldi. Müge Anlı bugünkü canlı yayınında, aracı ve telefonu ıssız dağlık alanda bulunan 3 çocuk babası Küçükerdoğan'ın cansız bedenine ulaşıldığını açıkladı.
İstanbul Tuzla'daki Orhanlı Deri Sanayi Bölgesi'nde bulunan bir fabrikada büyük çaplı yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevlere çok sayıda itfaiye ekibi müdahale ederken bölgeye polis ve sağlık ekipleri de sevk edildi. Fabrikadan yükselen yoğun duman çevredeki birçok noktadan görüldü.
Adana'da 3 ay önce hırsızlık yapıldığı belirtilen aynı eve yeniden girmeye çalışırken yakalanan Gökçe U. (24) ile Yeter U.'nun (26) emniyetteki ifadeleri ortaya çıktı. İki şüphelinin suçlamaları kabul etmediği ve eve yardım toplamak amacıyla geldiklerini savundukları bildirildi. Şüpheliler işlemlerinin ardından sevk edildikleri sulh ceza hakimliğince tutuklandı.
İstanbul Mecidiyeköy Metrobüs Durağı’nda arızalanan metrobüs nedeniyle seferlerde aksama yaşandı. Metrobüs yolunda da araç yoğunluğu meydana geldi. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen ekiplerin çalışmasının ardından arızalı metrobüs, çekici yardımıyla bulunduğu yerden kaldırıldı. Metrobüsün çekilmesinin ardından seferler ve metrobüs yolundaki trafik normale döndü.
Erzurum'da namaz sırasında cemaatten bir kişi, ayağına dolanan kediye aniden tekme attı. Darbenin etkisiyle havalanan küçük kedi imamın kafasına düştü. İnfiale yol açan görüntüler sonrası Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti. Cani yakalandı. Küçük kedinin sağlık durumunun iyi olduğu ve herhangi bir sakatlığının bulunmadığı öğrenildi.
Sakarya'nın Sapanca ilçesinde ailesiyle tatil için geldiği bungalov tesisinin havuzuna düşen 4 yaşındaki çocuk, hastanede 7 gün süren tedavinin ardından hayatını kaybetti. Çocuğun ölümüyle ilçedeki bungalov tesislerinin havuzlarında bu yıl yaşamını yitiren çocukların sayısı 4'e çıktı.
Erzurum'un Aziziye ilçesindeki Adalar Camii'nde namaz kıldığı sırada ayaklarının arasına giren kediye şiddet uygulayan şüpheli, görüntülerin sosyal medyada tepki toplamasının ardından polis ekiplerince gözaltına alındı. Başsavcılık soruşturma başlatırken, talihsiz kedinin durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Girne'den Mersin'e doğru yola çıkan gemide kaybolan 51 yaşındaki Nihat Pancar'ın, ailesine sürpriz yapmak için yolculuğundan haber vermediği ortaya çıktı. Hatay'daki ailesinin umutlu bekleyişi sürerken eşi Özlem Pancar, “Umutluyum, bizi arayacağına dair içimde his var. Hastanede ve vefat edenlerin arasında yok” dedi.
Bayrampaşa’da polisin 'dur' ihtarına uymayarak kaçan otomobil, sokak üzerindeki araçlara çarparak durabildi. Uyarı ateşi açan ekipler şüphelilerden birini gözaltına alırken, diğer şüpheli olay yerine gelen plakasız bir motosiklete binerek kayıplara karıştı.
İstanbul Bayrampaşa'da polisin 'dur' ihtarına uymayarak kaçan 34 EPU 923 plakalı otomobil, takip sırasında park halindeki bir araca çarptı. Araçtan inip plakasız motosikletle kaçmaya çalışan şüphelilere polis havaya uyarı ateşi açarak müdahale ederken, zanlılardan biri gözaltına alındı. Polis ekipleri kaçan diğer şüpheliyi yakalamak için bölgede geniş çaplı inceleme ve çalışma başlattı.
İstanbul Ümraniye'de kontrolünü kaybeden otomobil şarampole devrilip ters döndü. Gece saatlerinde meydana gelen feci kazada, ters dönen aracın altında kalan sürücü Mehmet A. olay yerinde yaşamını yitirdi.
Motosiklet tutkunlarının gözde güzergâhlarından Şile Darlık Mahallesi yolu, art arda yaşanan ölümlü kazalarla adeta kabusa döndü. Sadece iki hafta içinde iki gencin hayatını kaybetmesi yol güvenliğini tartışmaya açarken, uzmanlar ve tecrübeli sürücüler hız tutkusuna ve denetimsizliğe karşı acil önlem çağrısı yaptı.
Çankaya'da lösemiyi yenip hayata tutunan 23 yaşındaki ODTÜ öğrencisi Mert Doğan Aydın, alkollü ve ehliyetsiz olduğu öne sürülen sürücünün çarpması sonucu hayatını kaybetti. Çarpıp kaçan sürücü esnafın takibiyle yakalanırken, görgü tanıkları 'Fren bile yapmadı, çocuğu havada gördük' diyerek dehşet anlarını anlattı.
Midas Menkul Değerler A.Ş. tarafından düzenlenen iPhone 17 Pro 256 GB çekilişinin sonuçları belli oldu. İzmir'den Cihangir Güler asil talihli olarak belirlenirken, ödülü alabilmek için son başvuru tarihinin 18 Eylül 2026 olduğu duyuruldu.
KKTC açıklarında alabora olan ve 19 kişinin kayıp olduğu gemi faciasında Hataylı Nihat Pancar’ın kazadan önceki son görüntüsü ortaya çıktı. Geminin su aldığı anlarda koltuğunda sakin şekilde oturduğu görülen Pancar’dan halen haber alınamazken, eşi Özlem Pancar umutlarını koruduklarını söyledi.
Kayseri’nin Melikgazi ilçesinde 16 yaşındaki V.E., tartıştığı üvey babası M.T.’yi bıçakla ağır yaraladı. Hastaneye kaldırılan M.T.’nin hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenilirken şüpheli gözaltına alındı.
İzmir’deki özel kliniğinde ölü bulunan 48 yaşındaki Op. Dr. Özlem Gültekin’in ölümüne ilişkin Adli Tıp Kurumu raporu tamamlandı. Raporda Gültekin’in, anestezide kullanılan propofol maddesine bağlı zehirlenme sonucu hayatını kaybettiği belirtildi. Soruşturma kapsamında 6 kişinin ifadesi alınırken kliniğin güvenlik kamerası kayıtlarına da el konuldu.
Kağıthane'de bir rezidansın 14'üncü katındaki dairenin balkonundan düşen 26 yaşındaki üniversite öğrencisi Nisa Nur Oğul hayatını kaybetti. Oğul'un daireyi konaklama uygulaması üzerinden kiraladığı belirlenirken, düşme anı ve sonrasında yaşananlar güvenlik kamerasına yansıdı. Oğul'un geride bir intihar mektubu bıraktığı da belirlendi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
İstanbul Ümraniye’de kontrolden çıkan otomobil şarampole devrilerek ters döndü. Kazada aracın altında kalan sürücü Mehmet A. hayatını kaybetti. Olay yerine sevk edilen ekiplerin çalışmasının ardından...Devamı için tıklayınız
Kastamonu’nun Cide ilçesinde dere kenarında balık tutmaya gelen köylüler, av tüfeğiyle vurulmuş halde bir erkek cesedi buldu; hayatını kaybeden kişinin 28 yaşındaki Fethi Yılmaz olduğu belirlendi....Devamı için tıklayınız
Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde balkondan atlayan çocuk, demirlerde asılı kaldı. Alt kattaki balkona tırmanarak çocuğu içeri alan bir kişi, büyük bir faciayı önledi.Devamı için tıklayınız
Esenyurt’ta 2 Eylül akşamı saat 19.15 sıralarında bir sitenin otoparkındaki otomobilden çıkan yangın, kısa sürede büyüyerek 28 katlı binaya sıçradı; bina sakinleri tahliye edilirken 42 kişi dumandan...Devamı için tıklayınız
Samsun'da MHRS randevusu almak isteyen Z.B., dolandırıcıların oluşturduğu sahte internet sitesine girdi. Site üzerinden işlem yapan Z.B., bir süre sonra kredi kartından bilgisi dışında 44 bin 444...Devamı için tıklayınız
Sakarya'nın Ferizli ilçesinde traktörle yük boşaltan dedesinin geri manevra yaptığı sırada traktörün ön tekerinin altında kalan 2 yaşındaki çocuk, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.Devamı için tıklayınız
Sonbaharın ilk günlerine girmiş olsak da Türkiye, yazın en sert günlerini ve sonbaharın ilk fırtınalarını aynı anda yaşamaya hazırlanıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan 3-9 Eylül...Devamı için tıklayınız
Ümraniye Şile Otoyolu'nda seyir halindeki cip ile 3 otomobilin karıştığı zincirleme trafik kazasında 3 kişi yaralandı. Olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri yaralılara müdahale ederken, polis...Devamı için tıklayınız
Mersin’in Tarsus ilçesinde DSİ’ye ait sulama kanalına düşen 9 yaşındaki Mazin Halaf boğularak hayatını kaybetti, 6 yaşındaki kardeşi Y.H. ise vatandaşlar tarafından sudan çıkarılarak hastaneye...Devamı için tıklayınız
Burdur'da kına eğlencesinin ardından gittikleri evde banyoda cansız bedenleri bulunan Ayşegül Maral ve Fatih Özaslan çiftinin ölüm nedeni belli oldu. İlk incelemede elektrik akımına kapıldıkları...Devamı için tıklayınız
Mersin’in Erdemli ilçesinde yol yapım çalışması nedeniyle tek şeride düşen yolda kontrolden çıkan otomobil, camı kırarak oto galeriye girdi. 1 kişinin yaralandığı kaza anı iş yerinin güvenlik...Devamı için tıklayınız
Türk kahvesinin yaklaşık 500 yıllık geleneğini yeni nesil teknolojiyle bir araya getirmeyi amaçlayan Arcadia Go, Birleşik Krallık’taki tüketicilerle buluştu. Ürünün İngiltere pazarına sunulması, ülkede uzun yıllardır elektrikli Türk kahvesi makinelerinin dağıtımı alanında faaliyet gösteren Coffee Talks Ltd. tarafından gerçekleştiriliyor.
Arcadia tarafından “dünyanın ilk şarj edilebilir portatif Türk kahvesi makinesi” olarak tanıtılan ürünün bu özelliği markanın resmi sitesinde de vurgulanıyor. Bağımsız satış kanallarındaki ürün bilgileri de cihazın USB-C üzerinden şarj edildiğini, kablosuz kullanılabildiğini ve otomatik kapanma özelliğine sahip olduğunu doğruluyor.
Türk kahvesini seyahate taşıyor
Arcadia Go projesinin arkasındaki isimlerden Coffee Talks Ltd. sahibi Alp Somyürek, ürünün geliştirilmesindeki temel düşüncenin Türk kahvesini sabit bir elektrik bağlantısına ihtiyaç duymadan farklı ortamlarda hazırlayabilmek olduğunu belirtiyor.
Kompakt yapısıyla çanta ve valizlerde taşınabilecek şekilde tasarlanan makine; ofislerden öğrenci evlerine, otomobil yolculuklarından kamp ve açık hava etkinliklerine kadar farklı kullanım alanlarını hedefliyor.
Somyürek'in verdiği bilgiye göre tam şarjla kullanım koşullarına bağlı olarak yaklaşık 3 ila 5 fincan kahve hazırlanabiliyor. Cihazdaki sensör sistemi ise kahvenin hazırlanma sürecini kontrol ederek uygun noktada işlemi otomatik olarak sonlandırıyor.
USB-C ile şarj ediliyor
Arcadia Go'nun öne çıkan özelliklerinden biri USB-C bağlantısıyla şarj edilebilmesi. Bu sayede cihazın uygun güç kaynakları ve taşınabilir şarj çözümleriyle kullanılabilmesi hedefleniyor. Ürünün satış bilgilerinde paslanmaz çelik gövde, otomatik kapanma özelliği, ölçü kaşığı ve seyahat çantası gibi ayrıntılar da yer alıyor.
Ürünle birlikte verilen “Take & Go” ölçü kaşığı ise tek kullanımlık Türk kahvesi miktarının taşınmasına imkân verecek şekilde tasarlanmış. Böylece kullanıcıların kahveyi ayrıca bir paket veya kapta taşıma ihtiyacının azaltılması amaçlanıyor.
Tasarımına uluslararası ödül
Arcadia Go, henüz küresel pazara çıkış hazırlıkları sürerken tasarımıyla da uluslararası alanda dikkat çekti. Ürün, 2024 European Product Design Award kapsamında ödüle layık görüldü. Somyürek de 2025'te yaptığı açıklamada ürünün küresel lansman öncesinde bu ödülü aldığını duyurmuştu.
Ürün Ağustos 2026'da uluslararası tasarım ve trend yayınlarının da dikkatini çekti. TrendHunter, Arcadia Go'yu geleneksel Türk kahvesinin farklı ortamlarda hazırlanmasına imkân veren mobil bir kahve makinesi olarak tanıttı.
İngiltere'den dünyaya açılıyor
Arcadia'nın resmi internet sitesindeki bilgilere göre marka bugün Birleşik Krallık'ın yanı sıra ABD, Orta Doğu ve EMEA pazarlarında da dağıtım ağı oluşturuyor.
Böylece cezveyle özdeşleşen geleneksel Türk kahvesi, elektrik prizine bağlı klasik makinelerin ardından bu kez şarj edilebilir ve taşınabilir bir ürünle uluslararası tüketicinin karşısına çıkıyor.
Birleşik Krallık'taki tüketiciler ürüne markanın resmi çevrim içi mağazasından ulaşabiliyor:
Detaylı bilgi için: info@coffeetalks.co.uk email adresi üzerinden iletişime geçilebilir.
Olay, öğleden sonra Bağlar ilçesine bağlı kırsal Oğlaklı Mahallesi'ndeki TOKİ konutlarında meydana geldi. 5 katlı binanın 3'üncü katındaki balkondan henüz bilinmeyen nedenle düşmek üzere olan kız çocuğunu yakınları tuttu. Durumu gören çevredekiler de çocuğu kurtarmak için seferber oldu. Bazı kişiler merdivenle çocuğa ulaşmaya çalışırken, bir kişi zemin kattan itibaren balkon korkuluklarına tutunarak 2'nci kata kadar tırmandı. Ardından, kız çocuğunu tutarak 2'nci kattaki balkona güvenli şekilde bıraktı.
O ANLAR SANİYE SANİYE KAYDEDİLDİ
Kız çocuğunun kurtarıldığı anlar, çevredekiler tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi.
<p>Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde 3’üncü kattaki balkondan düşmek üzere olan kız çocuğu, binanın balkon korkuluklarından tırmanarak 2’nci kata ulaşan kişi tarafından kurtarıldı. O anlar cep telefonu kamerasıyla kaydedildi.</p>
<p>Olay, öğleden sonra Bağlar ilçesine bağlı kırsal Oğlaklı Mahallesi’ndeki TOKİ konutlarında meydana geldi. 5 katlı binanın 3’üncü katındaki balkondan henüz bilinmeyen nedenle düşmek üzere olan kız çocuğunu yakınları tuttu. Durumu gören çevredekiler de çocuğu kurtarmak için seferber oldu. Bazı kişiler merdivenle çocuğa ulaşmaya çalışırken, bir kişi zemin kattan itibaren balkon korkuluklarına tutunarak 2’nci kata kadar tırmandı. Ardından, kız çocuğunu tutarak 2’nci kattaki balkona güvenli şekilde bıraktı.</p>
Ankara’nın Çubuk ilçesinde polis ve jandarmanın uygulama noktalarını mesajlaşma grupları üzerinden paylaşarak denetimlerden kaçılmasına yardımcı oldukları değerlendirilen kişilere yönelik operasyon düzenlendi. Eş zamanlı baskınlarda 36 şüpheli gözaltına alındı.
Batman'da bir spor salonunun sauna bölümünde çıkan ve 3 kadının ölümüyle sonuçlanan yangın faciasında kahreden bir detay ortaya çıktı. Faciada yaşamını yitiren 42 yaşındaki Emine Yani’nin, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ağabeyi Ahmet Şimşek’in kızı olduğu öğrenildi. Acı haber üzerine kente gelen Bakan Şimşek ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Necat Nasıroğlu Külliyesi'nde kurulan taziyeye katılarak acılı aileye başsağlığı dileklerini iletti.
Burdur’da kına eğlencesinin ardından gittikleri evin banyosunda ölü bulunan Ayşegül Maral ve Fatih Özaslan çiftinin ölüm nedeni otopsiyle netleşti. İlk incelemedeki elektrik akımı şüphesinin aksine çiftin karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu hayatını kaybettiği belirlendi.
Muğla'nın Menteşe ilçesinde kendisinden haber alınamayan restoran işletmecisi Berfin Zelal Kaya'nın evine giren polis ekipleri, dehşete düşüren bir manzarayla karşılaştı. Eski erkek arkadaşı Mehmet Akkaya'nın, Kaya'yı tabancayla öldürdükten sonra aynı silahla intihar ettiği belirlendi.
KKTC Girne açıklarında alabora olan ve 8 kişinin yaşamını yitirdiği feribot faciasından yaralı kurtulan Seyhan Kahveci, kazada kaybettiği kardeşi Reyhan Verim'in acısını paylaştı. Fırtınaya rağmen yola çıkıldığını belirten acılı kadın, kaptana tepki göstererek gemide yaşanan dehşet dolu anları ve son diyalogları anlattı.
Manisa'nın Yunusemre ilçesinde zemin kattaki dairede 10 yıldır çöp biriktirildiği iddiası apartman sakinlerini isyan ettirdi. Bina içine yayılan ağır koku nedeniyle kapılarını dahi maskeyle açabilen 19 bina sakini, patlama ve hastalık riskine dikkat çekerek yetkililerden acil yardım istedi.
Ankara’nın Altındağ ilçesinde kaybolan bir eşek, kent trafiğinin en yoğun noktalarından Protokol Yolu’nda bulunarak emniyet güçlerinin çağırdığı çekiciyle yediemin otoparkına çekildi. İki gün boyunca aradığı eşeğinin izine sosyal medyadaki video paylaşımları sayesinde ulaşan sahibi Orhan Figan, gece yarısı otoparka giderek bin 246 liralık trafik cezasını ödedi. Sürüden ayrılıp kaçma sebebinin yavrusunu aramak olduğu ortaya çıkan eşek, gerekli işlemlerin ardından sahibine teslim edildi.
Manisa Yunusemre'de bir apartman sakinleri, zemin kattan yayılan ağır çöp kokusu nedeniyle 10 yıldır evlerinde ve ortak alanlarda maskeyle dolaşmak zorunda kalıyor. Metan gazı ve sağlık tehlikesine dikkat çeken vatandaşlar, yetkililerden acil çözüm bekliyor.
Girne açıklarında batan yolcu gemisinde hayatını kaybeden 14 yaşındaki Nisa Törer, Gaziantep'te gözyaşları arasında toprağa verildi. Facia sırasında aynı gemide bulunan 11 yaşındaki Yusuf ile 10 yaşındaki Yunus kurtulurken, baba Ferdi Törer'den henüz haber alınamadı. Denizde kaybolan babayı arama çalışmaları sürüyor. Cenaze töreninde konuşan ailenin kuzeni Mustafa Çan Nisa'nın annesinin 4 yıl önce kanserden vefat ettiğini ifade etti.
Yapay zeka destekli sohbet robotlarının gençler arasındaki kullanımıyla ilgili dikkat çeken bir araştırma yayımlandı. Kanada’da yaklaşık 40 bin öğrencinin verilerinin incelendiği çalışmada, yapay zekayı duygusal destek amacıyla kullanan ergenlerde duygusal sorunların daha yüksek olduğu belirlendi. Uzmanlar, özellikle risk grubundaki gençlerin yapay zeka yerine aile, okul ve ruh sağlığı uzmanlarından destek alması gerektiğine dikkat çekiyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Beyoğlu merkezli 9 adrese eş zamanlı narko-sokak operasyonu düzenlendi. 'Zula' olarak kullanılan adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda silah ve uyuşturucu maddesi ele geçirilirken, 10 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.
İstanbul Şile'de sıklıkla ölümlü kazaların yaşandığı Darlık Mahallesi'ndeki virajda bir acı olay daha meydana geldi. Motosikletinin hakimiyetini kaybeden Yıldırım Ersan, aynı noktada geçirdiği kaza sonucu yaşamını yitirdi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Çayönü Tepesi’nde yürütülen 2026 kazılarında M.Ö. 6900–6800 dönemine ait 5 metrekarelik tarihi bir madencilik işliği bulunduğunu açıkladı. Ersoy, Çayönü'nde bakır işleme izlerinin M.Ö. 9100’lere uzandığını ve Çayönü kazılarının insanlık tarihinin büyük dönüşümlerine ışık tutmayı sürdürdüğünü kaydetti.
Kuzey Amerika’da yüz milyonlarca dişbudak ağacının ölümüne yol açan istilacı zümrüt kül böceği, Teksas’ta yayılma alanını genişletiyor. Texas Aamp;M Orman Servisi, Delta, Erath, Hardin, Walker ve Wood ilçelerinde böceğin yeni istilalarını doğrularken, 2026 yılında eyalette tespit edilen yeni ilçe sayısı sekize yükseldi.
Türk savunma sanayisi, küresel ölçekteki yükselişini bir kez daha ortaya koydu. Dünyanın önde gelen savunma şirketlerinin bir önceki yıl gerçekleştirdiği savunma satışları esas alınarak hazırlanan Defense News Top 100 listesinde 5 Türk şirketi yer aldı. ASELSAN, 43'üncü sıradan 40'ıncı sıraya yükselerek Türk şirketleri arasındaki liderliğini korurken, ARCA Savunma listeye ilk kez girerek 53'üncü sıradan önemli bir çıkış yaptı.
Çeşme Paşalimanı’nda halka açık sahili özel plaja çevirdiği belirtilen iş adamı Hasan Aygıt’ın oluşturduğu alan kaldırılarak kıyı yeniden vatandaşların kullanımına açıldı. Şahan Gökbakar, Sinan Çetin ve Gökhan Çarmıklı’nın da benzer sahil tartışmalarıyla gündeme gelmesinin ardından kamu alanlarına yönelik denetimler artırıldı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Üsküdar sahilinde kamuya açık alanda alkol tüketen kişileri polis dronlarıyla tek tek tespit ederek hoparlörden yükselen anonslarla bölgeden uzaklaştırdı. 39 ilçede asayişten orman yangınlarına kadar birçok alanda aktif olarak kullanılan dron uçuşlarıyla yapılan denetimde, anonsu duyan vatandaşlar uyarıları dikkate alarak sahili boşalttı; kurallara uymayanlara ise idari para cezası uygulanacağı bildirildi.
Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangına karşı Orman Bölge Müdürlüğü ve itfaiye ekipleri zamanla yarıştı. Alevlerin yükseldiği bölgeye sevk edilen 19 hava aracı ve yüzlerce...Devamı için tıklayınız
YouTube üzerinden yaptığı yayınlarla tanınan Arif Kocabıyık, hakkında verilen adli kontrol kararlarını ihlal ederek yasa dışı yollarla yurt dışına kaçmaya çalışırken yakalandı. Kapıkule Sınır...Devamı için tıklayınız
Samsun'un İlkadım ilçesinde hafriyat yüklü kamyonun yandan çarptığı otomobil, KGYS kamerasının bulunduğu direk ile kamyon arasında sıkıştı. Kazada yaralanan otomobil sürücüsü ile yakınları...Devamı için tıklayınız
Meteoroloji uzmanı Adil Tek, yeni haftanın hava durumunu değerlendirdi. Tek, bugün özellikle Ordu-Giresun hattında kuvvetli yağışa dikkat çekti. Doğu Karadeniz’de risk sürerken İstanbul’da cuma günü...Devamı için tıklayınız
Bartın'da bir apartmanın asansörü hareket halindeyken bir kat aşağı kaydı. Kabinde mahsur kalan 27 yaşındaki M.Ö., yaşadığı panik nedeniyle baygınlık geçirdi. İtfaiye ekipleri tarafından kurtarılan...Devamı için tıklayınız
Antalya'nın Manavgat ilçesinde sarp ve dağlık arazide çıkan orman yangını rüzgârın etkisiyle geniş bir alana yayıldı. Ekipler yangına havadan ve karadan müdahale ederken Orman Genel Müdürlüğü (OGM),...Devamı için tıklayınız
Batman’da bir spor salonunun sauna bölümünde çıkan yangın faciayla sonuçlandı. Yoğun duman ve alevlerin tüm tesisi sardığı korkunç olayda 3 kişi hayatını kaybederken, 9 kişi yaralandı. Olay yerine çok...Devamı için tıklayınız
Girne Limanı’ndan Mersin’in Taşucu Limanı’na gitmek üzere hareket eden ve 267 yolcu ile mürettebatı taşıyan katamaran tipi feribot, 30 Ağustos Pazar günü Girne açıklarında alabora olarak battı.
Yetkililerin son açıklamasına göre, feribottaki 241 kişi kurtarıldı, sekiz kişi hayatını kaybetti. Kayıp yolcuları bulmak amacıyla Türkiye ve KKTC’den gemi, helikopter, insansız hava aracı ve uçakların katıldığı arama-kurtarma çalışmaları devam ediyor. Batan feribotun yaklaşık 514 metre derinlikte bulunduğu açıklandı.
Faciayla ilgili soruşturma kapsamında kaptan ve bazı mürettebat üyeleri gözaltına alınırken, geminin neden su aldığı ve sefere çıkış sürecinde herhangi bir ihmal bulunup bulunmadığı araştırılıyor.
Ailelerin bildirimleri ve kamuoyuna yansıyan bilgiler doğrultusunda kayıp olduğu değerlendirilen yolcuların listesi şöyle:
İşte kaybolan yolcuların tam listesi:
1.Ferdi Törer – Türkiye Cumhuriyeti
2.Mustafa Demir – Türkiye Cumhuriyeti
3.Mahmut Demir – Türkiye Cumhuriyeti
4.Özgür Gönül – Türkiye Cumhuriyeti
5.Anni Azel Hilaloğlu – Türkiye Cumhuriyeti
6.Şerife Özdemir – Türkiye Cumhuriyeti
7.Süleyman Erdoğan – KKTC
8.Saliha Miray Biçer – Türkiye Cumhuriyeti
9.Mehmet Asaf Biçer – Türkiye Cumhuriyeti
10.Orhan Bekret – Türkiye Cumhuriyeti
11.Nazmiye Özbolat – Türkiye Cumhuriyeti
12.Elmas Demir – Türkiye Cumhuriyeti
13.İsmail Kurt – KKTC
14.Yulia Özcan – Türkiye Cumhuriyeti
15.Ayhan Özcan – Türkiye Cumhuriyeti
16.Elife Bayır – Türkiye Cumhuriyeti
17.Nihat Pancar – Türkiye Cumhuriyeti
18.Mustafa Kemal Yaralı – Türkiye Cumhuriyeti
19.Mehmet Bayhan – Türkiye Cumhuriyeti
20.Mehmet Nuri Ayran – Türkiye Cumhuriyeti
Editörün notu: Yetkili makamların son durum açıklamasında kayıp sayısı 18 olarak verilirken, yukarıdaki 20 kişilik liste ailelerin bildirimleri ve kamuoyuna yansıyan bilgilerden oluşuyor. Resmî isim listesinin ve yazılışların yetkililerce kesinleştirilmesi bekleniyor.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Girne kenti açıklarında 30 Ağustos Pazar günü meydana gelen deniz kazasında 7 kişi yaşamını yitirdi.
Filo Denizcilik tarafından işletilen katamaran tipi feribot, Girne Limanı’ndan Mersin’in Taşucu Limanı’na gitmek üzere yerel saatle yaklaşık 12.30’da hareket etti. Geminin kalkıştan kısa süre sonra, Girne kıyısının yaklaşık 4 deniz mili açığında su almaya başladığı ve ardından alabora olduğu bildirildi.
KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, gemide 259 yolcu ile 8 mürettebat olmak üzere toplam 267 kişinin bulunduğunu açıkladı.
Üstel: 237 kişi kurtarıldı
Girne Limanı’na giderek kurtarma çalışmalarını yerinde takip eden KKTC Başbakanı Ünal Üstel, kazanın son bilançosunu açıkladı.
Üstel, gemide bulunan 237 kişinin kurtarıldığını, 7 kişinin hayatını kaybettiğini ve 23 kişinin kayıp olduğunu belirtti.
Kazadan duyduğu üzüntüyü dile getiren Üstel, arama-kurtarma faaliyetleri için devletin bütün imkânlarının seferber edildiğini söyledi. Üstel, önceliklerinin denizde kayıp durumdaki kişilere ulaşmak ve kurtarılan yolcuların sağlık kontrollerini tamamlamak olduğunu ifade etti.
Kayıp yolcuların bulunması için denizden ve havadan yürütülen çalışmaların aralıksız devam ettiği bildirildi. Üstel’in açıkladığı son bilanço
Gemi kısa sürede ters döndü
Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın verdiği bilgilere göre, geminin su aldığını fark eden kaptan yardım çağrısında bulundu ve Girne Limanı’na dönmeye çalıştı. Ancak feribot kısa süre içerisinde alabora olarak ters döndü.
Olay yerine yaklaşık 15-20 dakika içinde ulaşan KKTC Sahil Güvenlik ve Sivil Savunma ekiplerine, Türkiye’ye ait arama-kurtarma unsurları, helikopterler, özel şirketlere ait yolcu gemileri ve bölgedeki sivil tekneler destek verdi.
Kazanın ardından yayımlanan görüntülerde, can yeleklerini giyen yolcuların ters dönen geminin gövdesi üzerinde ve çevresindeki denizde yardım beklediği görüldü. Kurtarılanlar tekneler ve helikopterlerle Girne Limanı’na taşındı.
Kazanın nedeni araştırılıyor
Geminin neden su aldığı henüz kesin olarak belirlenemedi. Bakan Arıklı, kaza sırasında denizin oldukça dalgalı olduğunu ancak olayın nedenine ilişkin kesin değerlendirmenin teknik incelemeler tamamlandıktan sonra yapılabileceğini söyledi.
Geminin denize elverişliliği, hava koşulları, taşıma kapasitesi, kaptan ve mürettebatın müdahalesi ile suyun gövdeye hangi noktadan girdiği soruşturma kapsamında incelenecek.
İlk haberlerde gemideki kişi sayısı 279 olarak aktarılmıştı. Ancak KKTC makamları daha sonra resmî sayıyı 259 yolcu ve 8 mürettebat olmak üzere 267 olarak düzeltti.
Liman ve hastaneler alarma geçirildi
KKTC Sağlık Bakanlığı, kazanın ardından Girne Limanı ile devlet ve özel hastanelerde bütün hazırlıkların tamamlandığını açıkladı.
Girne Limanı’nda ilk müdahale alanı oluşturulurken ambulanslar ve sağlık ekipleri hazır bekletildi. Kurtarılan yolcular sağlık kontrolünden geçirilerek ihtiyaçlarına göre Girne ve Lefkoşa’daki hastanelere sevk edildi.
Bakanlık, olası ihtiyaçlara hızlı müdahale edilebilmesi amacıyla sağlık personelinin en üst düzeyde harekete geçirildiğini bildirdi.
Türkiye’den kurtarma çalışmalarına destek
Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da KKTC ve Türkiye Sahil Güvenlik birimlerinin koordinasyon içerisinde çalıştığını belirtti.
Yılmaz, temel önceliğin yolcular ile mürettebatın kurtarılması olduğunu vurgulayarak Türkiye’nin arama-kurtarma faaliyetlerine gerekli bütün desteği sağladığını kaydetti.
Facia nedeniyle Girne’de 30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında yapılması planlanan etkinliklerin iptal edildiği bildirildi. Arama çalışmaları sürerken bölgedeki sivil deniz trafiği de kontrol altına alındı.
Fransız Sahil Güvenliği, göçmenleri taşıyan aşırı kalabalık teknenin perşembeyi cumaya bağlayan gece, Calais ile Dunkirk arasındaki Gravelines açıklarında tespit edildiğini açıkladı.
Bölgeye sevk edilen kurtarma gemisi, İngiltere’ye doğru ilerleyen tekneyi bir süre takip etti. Teknede bulunanlardan yardım talebi gelmesi üzerine operasyon başlatıldı ve 72 kişi kurtarma gemisine alındı.
Kurtarma görevlileri tekneye ulaştıklarında bir göçmenin bilincini kaybettiğini belirledi. Kalp masajı uygulanan kişi için helikopter de sevk edildi ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen göçmen kurtarılamadı.
Üç kişi yaralandı
Fransa’nın Manş Denizi ve Kuzey Denizi Denizcilik Valiliği tarafından paylaşılan bilgilere göre olay sırasında üç kişi daha yaralandı. Yaralılardan birinin acil tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyduğu belirtildi.
Hayatını kaybeden kişinin kimliği ve uyruğuna ilişkin resmî açıklama yapılmadı. Ölüm nedeninin belirlenmesi ve teknenin denize açılmasını organize eden kaçakçılık şebekesinin tespit edilmesi amacıyla inceleme başlatılması bekleniyor.
On günlük aranın ardından 494 kişi İngiltere’ye ulaştı
Facia, Manş Denizi’ndeki küçük tekne geçişlerinin yeniden hızlandığı bir dönemde yaşandı. İngiltere İçişleri Bakanlığı verilerine göre perşembe günü yedi ayrı tekneyle toplam 494 göçmen İngiltere kıyılarına ulaştı.
Bunlar, 17 Ağustos’ta 250 kişinin İngiltere’ye geçmesinden sonraki ilk başarılı küçük tekne geçişleri oldu. Böylece olumsuz hava ve deniz koşullarının etkili olduğu yaklaşık 10 günlük durgunluk sona erdi.
Geçişler geçen yıla göre yüzde 43 azaldı
Resmî veriler üzerinde yapılan analize göre 2026’nın başından bu yana küçük teknelerle Manş Denizi’ni aşarak İngiltere’ye ulaşanların sayısı 16 bin 391’e çıktı.
Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 43, 2024’ün aynı dönemine göre ise yüzde 17 daha düşük. Ancak teknelerin kapasitesinin çok üzerinde insan taşıması, denize elverişsiz olması ve birçok yolcuya can yeleği verilmemesi ölüm riskini artırmaya devam ediyor. Ağustos ayının başında motoru alev alan ve parçalanmaya başlayan başka bir teknedeki 157 kişi de Fransız ve İngiliz ekiplerinin ortak operasyonuyla kurtarılmıştı.
Mahmood: Rehavete kapılmayacağız
İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, geçişlerdeki düşüşün olumlu olduğunu ancak hükümetin “rehavete kapılmayacağını” söyledi.
Fransa sahillerindeki ve denizaşırı ülkelerdeki operasyonların güçlendirildiğini belirten Mahmood, insanları tehlikeli ve yasa dışı rotalara yönelten etkenlerle mücadele amacıyla yeni yasal düzenlemeler hazırlandığını kaydetti.
Başbakan Andy Burnham da insan kaçakçılığı şebekelerinin faaliyetlerini ve kullandıkları para akışını hedef alan operasyonların kararlılıkla sürdürüleceğini bildirdi.
Kurtarma politikaları yeniden tartışılıyor
İngiltere ile Fransa, küçük tekne geçişlerini engellemek amacıyla sahil devriyelerini, gözetleme kapasitesini ve kaçakçılık çetelerine yönelik ortak operasyonları artırdı. Buna karşın insan hakları kuruluşları, sahillerde uygulanan daha sert müdahalelerin göçmenleri daha riskli noktalardan ve daha elverişsiz teknelerle denize açılmaya ittiğini savunuyor.
Manş Denizi’nde Kasım 2021’de meydana gelen ve en az 27 kişinin öldüğü en büyük göçmen faciasını inceleyen resmî soruşturma da ölümlerin önlenebilir olduğu sonucuna varmış; hem Fransız hem de İngiliz kurtarma makamlarının müdahalesindeki eksikliklere dikkat çekmişti.
Giresun’un Görele ilçesinde gastroenterit salgını şüphesiyle son 3 günde 700’den fazla kişinin hastanelere başvurduğu öğrenildi. Hastaların büyük bölümünün taburcu edildiği, 3 kişinin ise tedavi altına alındığı bildirildi.
KKTC'nin Girne Limanı'ndan Mersin Taşucu'na gitmek üzere denize açılan FİLOJET isimli yolcu gemisinin alabora olması, Akdeniz'de son yılların en büyük deniz kazalarından birine yol açtı.
Geminin batış sebebi henüz tam olarak netleşmezken, KKTC Bakanlar Kurulu kararıyla ülkede 3 günlük milli yas ilan edildi.
SAHİL GÜVENLİK VE TSK UNSURLARI SEFERBER OLDU
Gemide bulunan 259 yolcu ve 8 mürettebat olmak üzere toplam 267 kişiden 241'i ekiplerin hızlı müdahalesiyle sağ olarak tahliye edildi.
KKTC Sahil Güvenlik ekipleri ile Türkiye Cumhuriyeti Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı deniz ve hava unsurları, batan gemideki kayıp 18 kişiyi bulmak için koordineli arama kurtarma faaliyeti yürütüyor.
Deniz Kuvvetleri unsurlarının da katıldığı çalışmalarda, insansız hava araçları ve helikopterler belirlenen koordinatları taramaya devam ediyor.
ADLİ SORUŞTURMADA İLK GÖZALTILAR MAHKEMEDE
Yaklaşık 514 metre derinliğe gömüldüğü tespit edilen geminin batışıyla ilgili olarak KKTC adli makamları geniş çaplı bir ceza soruşturması başlattı.
Soruşturma kapsamında gemi kaptanı, görevli mürettebat ve işletmeci şirketin yetkililerinin de aralarında bulunduğu 9 kişi gözaltına alınarak Girne'de mahkemeye sevk edildi.
Kazanın teknik nedenleri, yük ve yolcu dengesi ile ihmal iddiaları uzman bilirkişi heyetleri tarafından inceleniyor.
GİRNE GEMİ KAZASINDA KAÇ KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ?
Girne açıklarında alabora olan FİLOJET'te 8 kişi hayatını kaybetti.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, dijital bankacılık kullanımının artmasıyla birlikte ATM'ler üzerinden yapılan nakit işlemlerinde de yoğunluk yaşanıyor.
Bu yoğunluk ve yeni nesil güvenlik yazılımları, son dönemde para yutma ve bloke işlemlerini beraberinde getiriyor.
YENİ NESİL SENSÖRLER VE GÜVENLİK PROTOKOLLERİ
Bankaların ATM sistemlerine entegre ettiği gelişmiş optik sensörler, fiziki olarak standart dışı olan banknotları anında tespit ediyor. Katlanmış, yıpranmış, üzerinde bant ya da ataş bulunan paralar mekanik sıkışmaları önlemek adına doğrudan koruma haznesine aktarılıyor.
KULLANICILARIN DİKKAT ETMESİ GEREKEN SÜRE SINIRI
Para yatırma ve çekme süreçlerinde uygulanan süre sınırları da en yaygın bloke nedenlerinden birini oluşturuyor. Sistem tarafından verilen uyarılara 30 saniye içinde yanıt verilmediğinde veya iade edilen para hazneden alınmadığında, ATM parayı güvenli bölgeye çekerek işlemi sonlandırıyor.
BLOKE EDİLEN PARAYI GERİ ALMA SÜRECİ
ATM'nin paraya el koyması durumunda panik yapılmamalı ve öncelikle cihazın üzerindeki benzersiz kod not edilmelidir. Ardından ilgili bankanın müşteri hizmetleri aranarak saat ve miktar bilgisiyle resmi itiraz kaydı oluşturulması gerekiyor. Bankaların yapacağı günlük kasa mutabakatının ardından tespit edilen fazla tutar müşterinin hesabına iade ediliyor.
WhatsApp üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık girişimleri son dönemde ciddi bir artış gösterirken, platform kullanıcı güvenliğini artırmaya yönelik yeni bir özelliği test etmeye başladı. Özellikle bilinmeyen numaralardan gönderilen ve resmi kurum, banka veya tanınmış markalardan geliyormuş izlenimi veren mesajlar, kullanıcıları çeşitli dolandırıcılık senaryolarının hedefi haline getirebiliyor.
WhatsApp'ın “Scam Alert” adıyla geliştirdiği yeni güvenlik özelliği, kademeli olarak beta kullanıcılarına sunulmaya başlandı. Ayarlar bölümündeki Hesap menüsünden manuel olarak etkinleştirilebilen sistem, tanımadıkları numaralardan gelen mesajları analiz ederek bunların potansiyel bir dolandırıcılık girişimi olup olmadığı konusunda kullanıcıyı uyarıyor.
Uyarının ardından kullanıcıya çeşitli seçenekler sunuluyor. Şüpheli numara engellenip WhatsApp'a bildirilebildiği gibi, güvenilir bir kişi olduğu düşünülüyorsa kişi güvenilenler listesine de eklenebiliyor.
Scam Alert'in dikkat çeken özelliklerinden biri, dolandırıcılık tespitinde cihaz üzerinde çalışan bir yapay zeka modelinden yararlanması. Sistem, şüpheli mesajlaşma davranışlarını analiz ederek kullanıcıya olası riskler hakkında bilgi vermeyi amaçlıyor. Modelin zaman içerisinde yeni dolandırıcılık yöntemlerine karşı kendini geliştirecek şekilde tasarlandığı belirtiliyor.
Güvenilen bir kişi olarak eklenen numarayla yapılan görüşmelerde kullanıcı, sohbet geçmişindeki son 5 mesajı karşı tarafa iletebilecek. Bunun yanı sıra karşıdaki kişinin, kullanıcının Scam Alert özelliğini aktif olarak kullanıp kullanmadığını öğrenememesi de sistemin dikkat çeken ayrıntıları arasında yer alıyor.
Yeni güvenlik aracını test etmek isteyen Android beta kullanıcılarının WhatsApp'ın 2.26.34.1 sürümüne ulaşması gerekecek. Özelliğin beta sürecinin ardından daha geniş bir kullanıcı kitlesine sunulması bekleniyor.
Londra Türk toplumunun yakından tanıdığı muhasebeci ve mali müşavir Münir Hasan Tatar, 28 Ağustos Cuma günü düzenlenen cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı.
Palmers Green Mosque’ta kılınan cenaze namazını Süleymaniye Camisi din görevlisi Ali Mercan kıldırdı. Namazın ardından Tatar’ın naaşı Trent Park Cemetery’ye götürüldü.
Münir Hasan Tatar, burada Hafız Muhittin Aydın’ın Kur’an-ı Kerim tilaveti ve duaları eşliğinde, ailesi ve sevenlerinin gözyaşları arasında toprağa verildi.
Ersin Tatar: Aynı yollarda yürüdük
Cenaze törenine katılan KKTC 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, yeğeni Münir Hasan Tatar’ın vefatından duyduğu derin üzüntüyü dile getirdi.
Merhumun Kıbrıs Türk halkına, köklerine ve millî değerlerine bağlılığına dikkat çeken Ersin Tatar, şunları söyledi:
“Biz onunla hep aynı yollarda yürüdük. Barış Harekâtı’nda aynı odadaydık; beraber kucaklaştık, beraber ağladık. Ticarete ve ekonomiye yön veren bir kardeşimizdi. Ancak benim için çok önemli olan, KKTC’ye olan bağlılığı; köklerimizi ve millî değerlerimizi her zaman önemseyen değerli bir kişi olmasıydı. Hepimiz bu dünyadan göçüp gideceğiz. Önemli olan arkamızda bıraktıklarımızdır. Mekânın cennet olsun.”
“Pek çok kişiye yol gösterdi”
Merhumun oğlu Serkan Tatar da babasının zekâsı, becerisi, öngörüsü ve tecrübesiyle çevresindeki pek çok kişiye yol gösterdiğini belirtti.
Serkan Tatar, “Eminim bugün burada bulunan hemen herkes, hayatının bir döneminde onun bilgisinden ve bilgeliğinden faydalanmıştır” ifadelerini kullandı.
Büyükelçi Ertaş: Anısını yaşatmaya devam edeceğiz
Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş ise Münir Hasan Tatar’ı Türk toplumunun müstesna şahsiyetlerinden biri olarak nitelendirdi.
Büyükelçi Ertaş, “Toplumumuzun müstesna şahsiyetlerinden birinin son yolculuğunda birlikteyiz. Hem şahsen hem de Londra Büyükelçisi olarak kendisinden son derece razı bir şekilde onu uğurluyorum. Değerli anısını toplumumuzla birlikte yaşatmaya devam edeceğiz” dedi.
Törende konuşan Dr. Teoman Sırrı MBE de Münir Hasan Tatar’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diledi.
İş ve toplum dünyası törende buluştu
Cenaze törenine KKTC Londra Temsilcisi Büyükelçi Aysan Mullahasan Atılgan’ın yanı sıra Dr. Teoman Sırrı MBE, Avrupalı Türk Marka Birliği Başkanı Vehbi Keleş, Dr. Tahsin Bilginer, Hafız Mustafa 1864 CEO’su Avni Ongurlar, Yönetim Kurulu Üyesi Emre Ongurlar, Olay Gazetesi sahibi Nural Ezel ve Konsey Başkanı Kenan Nafi katıldı.
Defin töreninin ardından ailenin özel davetiyle düzenlenen yemek programında, Münir Hasan Tatar’ın aziz ruhu için ikramda bulunuldu ve misafirler ağırlandı.
Münir Hasan Tatar kimdir?
İngiltere’deki Kıbrıs Türk toplumunun tanınmış isimlerinden Münir Hasan Tatar, Londra’da faaliyet gösteren M. Tatar & Associates firmasının kurucusu ve sahibiydi.
Uzun yıllar muhasebe ve mali danışmanlık alanlarında çalışan Tatar, Londra’daki Türk ve Kıbrıs Türk toplumuna hizmet veren saygın iş insanları arasında yer alıyordu. Evli olan Tatar’ın bir oğlu ve bir kızı bulunuyordu.
Kurucusu olduğu M. Tatar & Associates, yıllar boyunca Londra’da faaliyet gösteren çok sayıda Türk ve Kıbrıslı Türk işletmeye, aileye ve girişimciye muhasebe ve finans alanlarında hizmet sundu.
Münir Hasan Tatar, mesleki çalışmalarının yanı sıra İngiltere’deki Kıbrıs Türk toplumuna verdiği destek ve katkılarla da tanınıyordu. Firmanın faaliyetleri, kendisi de yeminli mali müşavir olan ve uzun yıllar babasıyla birlikte çalışan oğlu Serkan Tatar tarafından sürdürülecek.
Batman'da kan donduran cinayet meydana geldi. 30 yaşındaki H.C., henüz belirlenemeyen bir nedenle 55 yaşındaki annesi S.C.'yi öldürdü. Cinayetin ardından emniyet müdürlüğüne giderek teslim olan şahsın ihbarı üzerine ekipler, annenin cansız bedenini evin avlusundaki çöp konteynerinin yanında buldu.
Eskişehir Ertuğrulgazi Kültür ve Sosyal Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen “33. Geleneksel Ertuğrulgazi Şurası ve Yörük Etkinlikleri” kapsamında, 29 Ağustos günü saat 17.00'de Adalar bölgesinden başlayan Yörük Yürüyüşü, geleneksel kıyafetler giyen vatandaşlar ve mehteran takımı eşliğinde Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi'ne kadar sürdü. Kortej geçişi sırasında Banka Caddesi'nde mehteranı coşkuyla karşılayan bir vatandaşın sevinci dikkat çekerken, yürüyüşün ardından Millet Bahçesi'nde halk oyunları ve geleneksel Türk oyunları gösterileri gerçekleştirildi.
Eskişehir’de bu yıl 33’üncüsü hayata geçirilen Geleneksel Ertuğrulgazi Şurası ve Yörük Etkinlikleri, renkli görüntülere sahne olan Yörük Yürüyüşü ile devam etti. Adalar mevkiinde saat 17.00 itibarıyla bir araya gelen atlı birlikler, geleneksel kostümleriyle yürüyen vatandaşlar ve mehteran takımı, kentin işlek caddelerinden geçerek Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi’ne kadar bir kortej oluşturdu. Çevredeki Eskişehirliler yürüyüşü alkışlarla desteklerken, o anlar cep telefonlarıyla kaydedildi.
İzmir'in Karşıyaka ilçesinde tasmasız ve ağızlıksız olduğu belirtilen pitbull cinsi köpek, küçük köpeğiyle evine dönen 5 çocuk annesi Ayşe Ortan'a saldırdı. Saldırı sırasında sağ işaret parmağı kopan Ortan'ın parmağı, parçalandığı için ameliyatla yerine dikilemedi. Ortan, köpeğin hâlâ bulunamaması nedeniyle korkudan sokağa çıkamadığını söyledi.
İzmir’in Karşıyaka ilçesine bağlı Şemikler Mahallesi’nde 19 Ağustos’ta meydana gelen olayda, sokakta tasmasız ve ağızlıksız gezdirilen pitbull cinsi bir köpek, fırından evine dönen 5 çocuk annesi Ayşe Ortan’a ve teriyer cinsi köpeğine saldırdı. Saldırı sırasında araya giren vatandaşların müdahalesine rağmen sağ işaret parmağı kopan Ortan, kaldırıldığı hastanede iki kez ameliyat edilse de parmağını kaybetti.
Ordu'nun Fatsa ilçesinde deniz sürüklenerek sahile vuran beyaz renkli konteyner, bölge sakinlerinde kısa süreli meraka ve paniğe yol açarken, Sahil Güvenlik ekipleri konuyu incelemek üzere harekete geçti.
Denizli’de kar maskeleriyle keşif yapıp 2 kişiyi silah zoruyla dere yatağına kaçıran gasp çetesi, JASAT'ın takibiyle çökertildi. Mağdurlara darp ve şantajla 3 milyon liralık vurgun yapan 7 şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Antalya’da bir motokurye ile otomobil sürücüsü arasında çıkan yol verme tartışması meydan dayağına dönüştü. Sürücüyü aracın kaputuna yatırıp defalarca yumruklayan kuryeye, sürücü sert cisimle karşılık verdi. O şiddet dolu anlar çevredeki bir vatandaşın cep telefonu kamerasına saniye saniye yansıdı.
Antalya’da yol verme meselesi yüzünden çıkan tartışma, kısa sürede şiddet olayına dönüştü. Aracının kaputuna yatırdığı otomobil sürücüsünü defalarca yumruklayan motokurye, sürücünün sert cisimli misillemesiyle karşılaştı. O anlar çevredeki vatandaşların cep telefonu kamerasına yansırken, kavgayı yoldan geçenler güçlükle ayırdı.
Rize’nin dünyaca ünlü Anzer balında 2026-2027 sezonunun hasadı tamamlandı. Soğuk hava koşullarının etkisiyle üretimde düşüş yaşanırken, coğrafi işaret tescilli Anzer balının yeni sezondaki kilogram fiyatı 7 bin TL olarak açıklandı.
Muğla'nın Seydikemer ilçesinden Antalya'nın Kaş ilçesine sıçrayan ve ev ile seralara zarar veren yangın büyük ölçüde kontrol altına alındı. Bölgedeki görevini tamamlayıp Bursa'ya dönüşe geçen bir arazözün Balıkesir'de devrilmesi sonucu ise 5 orman işçisi yaralandı.
Bursa'nın İnegöl ilçesinde iki grup arasında çıkan taşlı ve silahlı kavgada 1 kişi tabancayla vurularak yaralandı. Kavga anı, güvenlik kamerasına yansıdı.
Adana’da hemşire Havva Nur Atcıoğlu (24), aylar süren kemoterapinin ardından meme kanserini yendi. Zaferini konvoyla kutlayan gencin en büyük destekçisi, 14 yıl önce aynı hastalığı atlatan annesi oldu.
2016'daki Çeşme saldırısının uzantısı Bebek'e çıktı. Soner Yılmaz'ı 5 kurşunla yaralayan Kerim B.'nin, müebbet hapse mahkûm edilen Kadir B.'nin oğlu olduğu ortaya çıktı...
Bursa’nın İnegöl ilçesinde araç alım satımı yüzünden çıkan para anlaşmazlığı, taşlı ve silahlı kavgaya dönüştü. Ertuğrulgazi Mahallesi'nde meydana gelen olayda kimliği belirlenemeyen bir şüphelinin tabancasından çıkan mermiyle 25 yaşındaki Engin A. bacağından yaralanırken, kaçan 3 şüpheliyi yakalamak için polis ekipleri geniş çaplı çalışma başlattı. Kavga anları çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.
İstanbul Üsküdar Güzeltepe Mahallesi Pelin Sokak'ta bulunan bir inşaat şantiyesinde yürütülen gece çalışmalarının çıkardığı yüksek gürültü, mahalle sakinlerinin tepkisine yol açtı. Uykusuz kalan vatandaşlar duruma tepki göstererek yetkililerden çözüm istedi.
İngiltere’de yaz sonunun gelmesiyle birlikte çürüyen ve fermente olan meyvelere yönelen yaban arılarıyla ilgili dikkat çeken bir uyarı yapıldı. İngiliz Haşere Kontrol Derneği (BPCA), fermente meyveleri tüketen bazı yaban arılarının sersemleyip daha saldırgan davranabileceğini ve bu nedenle insanları sokma riskinin artabileceğini açıkladı.
Mısırlı dünya yıldızı Muhammed Salah'ın Trabzonspor'a transferi sadece yeşil sahaları değil, Trabzon mutfağını da hareketlendirdi. Yıldız futbolcunun transfer tanıtım videosunda yöresel lezzetleri,...Devamı için tıklayınız
Ülkemizin fikir ve mücadele hayatında önemli bir yeri olan usta kalem Şule Yüksel Şenler, vefatının 7. yılında eserleri ve duruşuyla topluma yön vermeye devam ediyor. Türkiye'nin önde gelen kadın...Devamı için tıklayınız
Afyonkarahisar merkeze bağlı Susuz Beldesi Güzelimdağı mevkisinde orman yangını çıktı. Kuvvetli rüzgarın etkisiyle kısa sürede büyüyen yangına itfaiye, Orman İşletme Müdürlüğü ve jandarma ekipleriyle...Devamı için tıklayınız
30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları kapsamında Türk Hava Kuvvetlerinin gökyüzündeki gururu SOLOTÜRK, İstanbul Boğazı ve Yenikapı semalarında nefes kesen prova uçuşları gerçekleştirdi. F-16 savaş...Devamı için tıklayınız
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan yeni protokolle, eğitim yapılarında sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm dönemi resmen başladı. Bakan Murat...Devamı için tıklayınız
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul Küçükçekmece Gölü-Tahtakale mevkiinden geçen 153 yıllık tarihi demiryolu güzergâhında leyleklerin elektrik hatlarıyla temasını önlemek...Devamı için tıklayınız
Eskişehir'de kendilerini polis ve savcı olarak tanıtan dolandırıcıların hedef aldığı 81 yaşındaki adam, evine kadar gelen şüpheli kadına altınlarını vermek üzereyken torununun dikkati sayesinde...Devamı için tıklayınız
İstanbul Küçükçekmece’de saat 21.45 sıralarında şüpheli bir aracı durdurmak isteyen Yunus Timleri, sürücünün kaçması üzerine Halkalı Caddesi’nde kovalamacaya başladı; takip sırasında meydana gelen...Devamı için tıklayınız
Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde iki yolcu otobüsünün çarpışması sonucu 13 kişi yaralandı. Siverek-Şanlıurfa kara yolunun 10. kilometresinde meydana gelen kazanın ardından bölgeye sağlık, polis ve...Devamı için tıklayınız
Fenerbahçe, UEFA Şampiyonlar Ligi play-off turu rövanşında deplasmanda Lyon’u 2-1 mağlup ederek 17 sezon sonra lig aşamasına yükselirken, maçın ardından iki takım oyuncuları arasında gerilim yaşandı....Devamı için tıklayınız
30 Ağustos Zafer Bayramı’nda Ankara, İstanbul ve İzmir’de bazı raylı sistem hatlarında da ücret alınmayacak. Marmaray, Başkentray ve İZBAN’ın yanı sıra Sirkeci-Kazlıçeşme ile Gayrettepe-İstanbul...Devamı için tıklayınız
Sağlık Bakanlığı, Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki (GATA) hijyen koşullarına ilişkin sanal medyada paylaşılan görüntüler sonrası inceleme başlattı. Sağlık Bakanı Memişoğlu'nun talimatıyla...Devamı için tıklayınız
Eskişehir’de parkta oturan bir kişiye döner bıçağıyla saldırarak yaralayan şüpheli, olayın ardından kaçtı. Polis ekiplerinin başlattığı geniş çaplı arama çalışmaları sonucu saldırgan kısa sürede...Devamı için tıklayınız
ydın'ın Nazilli ilçesinde, yaya üst geçidine asılan ve üzerinde Başkan Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret içeren yazı bulunan insan maketiyle ilgili bir kişi gözaltına alındı.Devamı için tıklayınız
Muğla’nın Fethiye ilçesinde dünyaca ünlü Ölüdeniz Babadağ’da tandem yamaç paraşütü uçuşu yapan pilot Ali Kıdıl ile Çin uyruklu turist Xiangrui Meng, paraşütün havalandıktan kısa süre sonra kayalık ve...Devamı için tıklayınız
İngiltere, giderek ağırlaşan iklim olayları ve uluslararası güvenlik tehditleri karşısında “toplumun tamamını kapsayan” yeni bir dayanıklılık modeline geçmeye hazırlanıyor.
Cabinet Office tarafından yürütülecek kamuoyu kampanyasında vatandaşlara, büyük bir kriz sırasında en azından ilk günlerde kendi temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde hazırlık yapmaları çağrısında bulunulacak.
Kampanyanın özellikle sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden yürütülmesi; elektrik kesintisi, su şebekesi arızası, sel, aşırı sıcak, orman yangını veya siber saldırı durumunda izlenmesi gereken adımların sade ve anlaşılır biçimde anlatılması planlanıyor.
Evlerde bulunması istenen acil durum malzemeleri
Henüz kampanyanın bütün ayrıntıları açıklanmasa da hükümetin mevcut “Prepare” rehberinde evlerde şişe su, uzun süre bozulmayan gıda, düzenli kullanılan ilaçlar, el feneri, yedek pil, pilli veya kurmalı radyo, ilk yardım seti, hijyen malzemeleri ve önemli telefon numaralarının yazılı bir kopyasının bulundurulması öneriliyor.
Resmî rehberde, yalnızca içme ihtiyacı için kişi başına günlük en az 2,5-3 litre su tavsiye ediliyor. Yemek hazırlama ve temel temizlik ihtiyaçları da hesaba katıldığında bu miktarın kişi başına günlük 10 litreye kadar çıkabileceği belirtiliyor. Bebekler, sağlık cihazı kullananlar ve evcil hayvanlar için ek su ayrılması isteniyor
Hükümetin yaklaşımı, insanlardan aylarca yetecek büyüklükte stok yapmalarını değil, tedarik zincirlerinin veya kamu hizmetlerinin kısa süreliğine kesintiye uğrayabileceği ilk dönemi kendi imkânlarıyla geçirebilmelerini öngörüyor.
Öncelik savunmasız gruplarda olacak
Planın temel amaçlarından biri, krizlerin ilk saatlerinde polis, sağlık, itfaiye, yerel yönetim ve yardım kuruluşlarının üzerindeki baskıyı azaltmak.
Temel hazırlığını yapabilecek durumdaki hanelerin kısa süreliğine kendi ihtiyaçlarını karşılaması halinde kamu kaynaklarının yaşlılara, engellilere, kronik hastalara ve yardım almadan yaşamını sürdüremeyecek diğer savunmasız gruplara yönlendirilebileceği değerlendiriliyor.
Vatandaşlardan ayrıca yakın çevrelerinde desteğe ihtiyaç duyabilecek komşularını kontrol etmeleri ve elektrik, gaz ile su şirketlerinin “Priority Services Register” sistemine kaydolma hakkına sahip olup olmadıklarını öğrenmeleri istenecek.
İran bağlantılı saldırı alarm zillerini çaldırdı
Kampanya hazırlıkları, İran bağlantılı olduğu öne sürülen bilgisayar korsanlarının küçük ölçekli bir İngiliz enerji üretim tesisini temmuz ayında dört gün süreyle devre dışı bıraktığı yönündeki haberlerin ardından hız kazandı.
Ancak saldırının İran tarafından düzenlendiğine ilişkin kesin ve kamuoyuna açıklanmış resmî bir doğrulama bulunmuyor. Enerji Bakanlığı, etkilenen tesisin küçük ölçekli olduğunu, olayın ülkenin genel elektrik üretimini tehlikeye atmadığını ve tüketicilere yönelik bir kesinti yaşanmadığını bildirdi. Ulusal Siber Güvenlik Merkezi de enerji sektöründeki gelişmeleri incelemeyi sürdürüyor
Buna rağmen olay, küçük enerji tesisleri ve dağıtık üretim sistemlerinin büyük şebeke işletmecileri kadar güçlü siber korumaya sahip olup olmadığı yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
İklim krizi hazırlıkları hızlandırdı
Hükümetin kararında güvenlik tehditlerinin yanı sıra son dönemde art arda yaşanan aşırı sıcaklar, kuraklık, seller ve orman yangınları da etkili oldu.
2026 Ulusal Risk Kayıt Belgesi’nde siber saldırılar, enerji kesintileri, kuraklık, sel ve diğer aşırı hava olayları ülkenin hazırlık yapması gereken başlıca riskler arasında gösterildi. Cabinet Office, salgından terör saldırısına ve geniş çaplı doğal afetlere kadar toplumun tamamını etkileyebilecek krizlerde merkezi koordinasyon görevi üstleniyor.
“Savaş kitapları” 22 yıl sonra güncelleniyor
İngiltere hükümeti, vatandaşlara yönelik kampanyayla eş zamanlı olarak devlet kurumlarının savaş ve dış saldırı durumunda izleyeceği gizli kriz planlarını da yeniliyor.
Kamuoyunda “War Books” olarak bilinen belgeler en son 2004 yılında kapsamlı biçimde güncellenmişti. Cabinet Office koordinasyonundaki çalışma; askerî ve sivil kurumların çatışma, altyapı saldırısı veya ülke topraklarını etkileyen diğer düşmanca faaliyetler sırasında birlikte hareket etmesini amaçlıyor.
Hükümet, kampanyanın yakın bir saldırı beklendiği anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor. Verilmek istenen mesajın panik veya korku yaratmak değil, vatandaşlara günlük hayatta uygulanabilecek basit önlemler kazandırarak ülkenin krizlere karşı direncini artırmak olduğu belirtiliyor.
Almanya’nın başkenti Belin yakınlarındaki Gosen-Neu Zittau kasabasındaki bir okulda düzenlenen bıçaklı saldırıda 18 yaşındaki öğrenci ile saldırıyı durdurmaya çalışan bir kişi hayatını kaybetti. Polis bir şüpheliyi gözaltına aldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen kapsamlı soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı.
Kamuoyunda "Manifest" grubunun kurucusu ve menajeri olarak tanınan, aynı zamanda Hypers ajansının kurucu ortağı olan Tolga Akış, emniyet güçleri tarafından gözaltına alındı.
SORUŞTURMANIN DETAYLARI VE YÖNELTİLEN SUÇLAMALAR
Soruşturma dosyasında yer alan bilgilere göre, Akış hakkında üç farklı alanda suçlama bulunuyor.
Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre Akış; müstehcenlik, uyuşturucu madde kullanma ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama iddiaları çerçevesinde sorgulanıyor. Emniyetteki işlemlerinin ardından şüphelinin adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.
TOLGA AKIŞ KİMDİR?
1984 yılında Bursa'da dünyaya gelen Tolga Akış, İstanbul Üniversitesi İşletme Bölümü'nden mezun oldu.
Erken yaşta televizyon prodüksiyonu ve etkinlik yönetimi alanlarında çalışmaya başlayan Akış, 2017 yılında kurduğu dijital ajansla eğlence sektöründe faaliyetlerini sürdürüyordu.
Soruşturmanın seyrine ilişkin savcılık makamından resmi açıklama yapılması bekleniyor.
Fırtınaya Doğru dizisinde, varlıklı hayatının tadını çıkaran ve Ahmer ile mutlu bir ilişkisi olan Sara, bir cinayet suçlaması ile karşı karşıya kalır.
Ondan tamamen zıt bir hayat yaşayan ve kardeşini aniden kaybeden Saim, bu konuda Sara’yı suçlar. Ondan kardeşinin intikamını alabilmek için elinden geleni yapacaktır. Sara, hayatına gölge gibi düşen bu kişiden kaçacak yer arar. Ancak Saim’in öfkesi dinecek gibi değildir. Yolları kötü bir şekilde kesişen bu ikiliyi, nasıl bir hikaye bekliyor?
İntikamın yönettiği bir aşk üçgeni hikayesiyle merak uyandıran dizi Fırtınaya Doğru, hafta içi her gün Kanal 7’de!
Bilmezler Ki Kalbimdesin dizisinde, İmlie ve Malini’nin arası düzelmiştir. Ancak İmlie’nin istemeden neden olduğu aksilikler, Aditya’nın ailesinde krize sebep olur.
Onun bu aileye zarar verdiğini söylerler. Malini, İmlie’yi korumak için onu savunarak konuşunca da oklar ona döner. Bu sefer bu ağır sözlerin hedefinde Malini vardır. Artık aileden biri olmadığını duyan Malini, ne tepki verecek?
Peşinden koşulan hayallerin, tesadüflerin değiştirdiği hayatların ve beklenmedik bir aşkın hikayesini anlatan dizi ‘Bilmezler Ki Kalbimdesin’ her gün 19.00’da Kanal 7'de.
Saklı Bahar dizisinde Anamika’nın iş birliği yaptığı adamlar, Arjun’un evine gider. Ailesine Arjun’un öldüğünü ve bunu yapan kişinin Mishri olduğunu söylerler.
Neye uğradığını şaşıran aile, iki kötü haberi birden almış olur. Anamika adamlarına, Mishri’yi de ortadan kaldırmaları için emir verir. Bu sırada Mihri’nin bebeğini saklamaya devam ediyordur. Polisler onu alıp götürürken, Mishri’nin düşündüğü tek şey bebeğidir. Mishri, üzerine atılan iftira sonucu düştüğü bu durumdan nasıl kurtulacak?
Saklı Bahar, sürükleyici kurgusu, güçlü karakterleri ve duygu yüklü anlatımıyla hafta içi her gün 15.50’de Kanal 7 ekranlarında.
Yıldızlar Kadar Yakın dizisinde annesi, Ramsha’nın haline üzülür. Tüm bunları Beena’nın ahını aldığı için yaşadığını ve ondan özür dilemesi gerektiğini söyler.
Ancak Ramsha’nın Beena’ya olan öfkesi dinmemiştir. Nihal’den gelen boşanma belgesi de bu öfkeyi arttırır. Nihal, Beena’ya karşı hissettiği pişmanlık duygusundan kurtulamaz. Gidip onun ayağına kapanır ve kendisini affetmesini ister. Tekrar pişman olmak istemeyen Beena, Nihal’i affedecek mi?
“Yıldızlar Kadar Yakın”, heyecan dolu final bölümü ile 14.00’de Kanal 7’de…
Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) Başkan Adayı İrem Bayram, iş dünyası, meslek kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı toplantıda adaylığını açıklayarak “Yeni Ekonomi Nesli” adıyla hazırladıkları programı kamuoyuyla paylaştı. Yaklaşık 1,5 yıldır Van genelinde çalıştıklarını ve 6 bin 100 yüz yüze görüşme gerçekleştirdiklerini belirten Bayram, seçilmesi halinde Van TSO’nun siyaset üstü ve bağımsız bir yapıda yönetileceğini söyledi.
Van’ın ekonomik potansiyelinin yeterince değerlendirilemediğini savunan Bayram, lojistik, dış ticaret, tarım ve hayvancılık, turizm, finansman ve dijital dönüşüm başta olmak üzere birçok alandaki projelerini anlattı. Adaylık kararının masa başında alınmadığını belirten Bayram, ilçeleri ziyaret ederek sanayici, esnaf, zanaatkar, tüccar ve üreticilerle görüştüklerini ifade etti.
Van TSO için lojistik ve dış ticaret projelerini açıkladıVan’ın coğrafi konumunu ticaret ve yatırım açısından ekonomik avantaja dönüştürmeyi hedeflediklerini belirten Bayram, lojistik depolama, lisanslı depoculuk, soğuk zincir altyapısı ve uluslararası aktarma merkezini kapsayan projeler üzerinde çalışacaklarını söyledi.
Serbest bölge ve ihtisas gümrüklerinin Van’a kazandırılması için girişimde bulunacaklarını kaydeden Bayram, Van-Habur lojistik koridoru ile kesintisiz demiryolu bağlantısının da takipçisi olacaklarını belirtti.
Bayram, “Bizim hedefimiz net. Ticaret sadece Van’dan geçmeyecek; ticaret Van’da duracak, depolanacak, işlenecek ve değer üretecek” dedi.
Van TSO ile yatırımcıya “tek büro” hedefleniyorFinansmana erişimin Van iş dünyasının önemli sorunlarından biri olduğunu ifade eden Bayram, Eximbank’ın Van’da irtibat bürosunun açılması için çalışacaklarını söyledi. Yatırımcılar için oluşturmayı planladıkları “tek büro” sistemiyle şirket kuruluşundan ruhsata, teşviklerden finansmana kadar yatırım süreçlerinin tek noktadan yürütülmesini hedeflediklerini belirtti.
Krediye erişimde sorun yaşayan işletmeler için bankalarla doğrudan temas kuracaklarını söyleyen Bayram, Van’da bir vize başvuru merkezinin kurulmasının da projeleri arasında yer aldığını kaydetti.
Tarım ve hayvancılık Van TSO programında yer aldıVan TSO Tarım ve Hayvancılık Merkezi kurmayı hedeflediklerini açıklayan Bayram, üreticilerin teknoloji, mentorluk ve lisanslı depoculuk imkanlarından daha fazla yararlanmasını sağlayacaklarını ifade etti.
“Made in Van” projesiyle kentin yerel ürün ve değerlerini markalaştırarak uluslararası pazarlara taşımayı amaçladıklarını belirten Bayram, İstihdam ve Girişimcilik Akademisi ile gençlere ve kadın girişimcilere dijital ticaret, akıllı tarım ve Endüstri 4.0 alanlarında eğitim verilmesinin planlandığını söyledi.
Bayram, bu çalışmalarla gençlerin kendi şehirlerinde gelecek kurabilecekleri ekonomik zeminin oluşturulmasını ve beyin göçünün tersine çevrilmesini hedeflediklerini dile getirdi.
Van TSO kentsel dönüşümde inisiyatif alacakKentsel dönüşüm konusunda Van TSO’nun inisiyatif alacağını söyleyen Bayram, 2011 Van depreminin üzerinden 15 yıl geçtiğine dikkat çekti. İstanbul’da uygulanan “Yarısı Bizden” modelinin Van Gölü havzasında da uygulanmasını istediklerini belirtti.
Bayram, “2011 depreminin üzerinden 15 yıl geçti. İstanbul’da uygulanan ‘Yarısı Bizden’ modelinin Van Gölü havzasına da kazandırılması için bütün gücümüzle çalışacağız” ifadelerini kullandı.
Van TSO için siyaset üstü yönetim mesajı verdiVan TSO’nun yönetim anlayışına ilişkin açıklamalarda bulunan Bayram, odanın siyasi yapılardan bağımsız hareket edeceğini söyledi. Odanın yönünü siyasi dengelerin değil, üyelerin ihtiyaçları ile Van’ın ekonomik çıkarlarının belirleyeceğini ifade eden Bayram, bütün siyasi yapılara eşit mesafede olacaklarını kaydetti.
Merkezi hükümet, valilik, milletvekilleri ve yerel yönetimlerle çalışacaklarını belirten Bayram, “Bütün siyasi partilerle diyalog kuracağız. İktidarın icra gücünden, muhalefetin görüş, katkı ve eleştirilerinden yararlanacağız. Van için kim bir kapı açabiliyorsa biz o kapıyı çalacağız. Ancak Van Ticaret ve Sanayi Odası hiçbir siyasi partinin arka bahçesi olmayacak. Çünkü bizim tarafımız bellidir. Bizim tarafımız Van’dır” dedi.
Van TSO seçiminde ittifak düşünmediklerini açıkladıSeçim sürecinde başka adaylarla ittifak yapmayacaklarını açıklayan Bayram, kendi kadroları ve programlarıyla seçime gireceklerini söyledi.
“Başka bir adayla ya da farklı bir ekiple birleşme veya ittifak arayışımız yoktur” diyen Bayram, “Yeni Ekonomi Nesli”nin bir seçim ittifakı değil, yönetim anlayışı ve ekonomik program olduğunu ifade etti.
Programlarının, projelerinin ve kadrolarının hazır olduğunu belirten Bayram, “Bizim meselemiz bir grubun kazanması değil, Van’ın ekonomik olarak kazanması. Programımız hazır, projelerimiz hazır, kadromuz hazır. Van için sorumluluk almaya hazırız” dedi.
Kaynak: Haber Merkezi
Türkiye’de yaklaşık 72 bin kişi diyaliz tedavisiyle yaşamını sürdürüyor. Hemodiyaliz sırasında kullanılan suyun önemli bir bölümü tedavi öncesindeki arıtma sürecinde ayrıştırılarak kanalizasyona gönderiliyor. Türk Böbrek Vakfı (TBV), sağlık hizmetinin güvenliğinden ödün vermeden bu suyun uygun bölümünün yeniden kullanılmasını sağlayan bir model geliştirdi.
TBV’nin Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nde uygulamaya aldığı “Diyalizde Sürdürülebilir Su Yönetimi Modeli”, hemodiyaliz öncesinde kullanılan ters ozmoz (R.O.) sisteminden drenaja giden suyun geri kazanılmasını ve tesis içerisinde yeniden değerlendirilmesini sağlıyor.
Ağustos ortası itibarıyla uygulamaya alınan sistemle, arıtma sırasında drenaja gönderilen ve hastayla temas etmeyen su, kurulan geri kazanım altyapısı sayesinde temizlik ve çamaşırhane gibi alanlarda kullanılmaya başlandı. Böylece daha önce kanalizasyona giden suyun bir bölümü yeniden tesis kullanımına kazandırıldı.
İLK AYDA 46 BİN LİTRE SU YENİDEN KULLANIMA KAZANDIRILDITemmuz 2026’da başlatılan projenin ilk ayında 46 bin litre, başka bir ifadeyle 46 metreküp şebeke suyunun boşa akması önlendi.
Geri kazanılan suyun yeniden kullanılması, yalnızca su tüketiminin azaltılmasını sağlamakla kalmadı. Şebeke suyu kullanımındaki ve atık su miktarındaki düşüş, çevresel kazanımın yanı sıra merkezin işletme maliyetlerinin azaltılmasına da katkı sundu.
Sağlık Bakanlığı laboratuvar testleriyle hijyen standartlarına uygunluğu tescillenen geri kazanılmış su, gerekli kullanım alanlarında güvenle değerlendirilmeye başlandı.
DİYALİZDE YILLIK SU KULLANIMI 2 MİLYAR LİTREYE ULAŞIYORDiyaliz tedavisinin suya olan yüksek ihtiyacı, sağlık hizmetlerinde sürdürülebilir kaynak kullanımını da önemli bir konu haline getiriyor.
Türkiye’de yaklaşık 72 bin diyaliz hastası bulunurken, bir hastanın her diyaliz seansında yaklaşık 200 litre su kullanılıyor. Yılda yaklaşık 10 milyon diyaliz seansı gerçekleştirildiği hesaplandığında, diyaliz tedavilerinde yıllık su kullanımı yaklaşık 2 milyar litreye ulaşıyor.
Bu miktar, su kaynaklarının giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemde sağlık hizmetlerinde suyun verimli kullanılmasına yönelik yeni uygulamaların gerekliliğini ortaya koyuyor.
TBV tarafından geliştirilen model de tedavi sürecinin gerektirdiği su kullanımını azaltmaktan ziyade, arıtma sırasında ortaya çıkan ve yeniden kullanılabilecek nitelikteki suyun değerlendirilmesini hedefliyor.
TÜRKİYE’DE DİYALİZ MERKEZLERİ İÇİN İLK ÖRNEKTBV Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nde hayata geçirilen uygulama, Türkiye’de diyaliz merkezlerinde ters ozmoz sisteminden drenaja giden suyun sistemli biçimde yeniden değerlendirilmesine yönelik ilk örnek olma özelliği taşıyor.
Klinik tedavi alanına girmeyen, hastayla temas etmeyen ve yalnızca hemodiyaliz öncesindeki arıtma aşamasında mineral ve iletkenlik dengesi nedeniyle ayrıştırılarak kanalizasyona gönderilen su, geri kazanım sistemiyle farklı kullanım alanlarına yönlendiriliyor.
Bu yönüyle proje, sağlık hizmetlerinde çevresel etkilerin azaltılması ve doğal kaynakların daha verimli kullanılması açısından uygulanabilir bir model ortaya koyuyor.
“SUYU İSRAF ETME, HEM BÖBREĞİNİ HEM DOĞAYI KORU”
Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, projenin hem böbrek sağlığı hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından önem taşıdığını belirtti.
Erk, hemodiyaliz tedavisinin doğası gereği saf su kullanımını gerektirdiğine dikkat çekerek, arıtma sırasında dışarı atılan suyun tamamının boşa gitmek zorunda olmadığını ifade etti.
TBV olarak yıllardır “Suyu israf etme, hem böbreğini hem doğayı koru” mesajıyla suyun insan sağlığı ve çevre açısından önemine dikkat çektiklerini aktaran Erk, Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nde kurulan geri kazanım sistemiyle ilk ayda 46 bin litre su tasarrufu sağlandığını söyledi.
Sağlık hizmeti sunarken çevreye ve doğal kaynaklara yük olmamanın temel sorumluluklarından biri olduğunu vurgulayan Erk, uygulamanın vakfın diğer diyaliz merkezlerine de taşınmasını ve böbrek sağlığı alanında sürdürülebilir, uygulanabilir bir model oluşturulmasını hedeflediklerini kaydetti.
COP31 ÖNCESİ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VURGUSUBirleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) bu yıl Türkiye’de gerçekleştirilecek olması da sağlık hizmetlerinde çevresel sürdürülebilirliğe yönelik çalışmaları daha önemli hale getiriyor.
TBV, sağlık sektörünün doğal kaynaklar üzerindeki etkisinin azaltılması, özellikle suyun daha verimli kullanılması ve geri kazanılabilir kaynakların yeniden değerlendirilmesi konusunda örnek uygulamaların yaygınlaştırılmasını amaçlıyor.
YILDA 500 MİLYON LİTREYE KADAR TASARRUF MÜMKÜNDiyaliz tedavisinde kullanılan suyun tamamının geri kazanılması mümkün olmasa da uygun nitelikteki suyun yaklaşık yüzde 18-20’sinin yeniden değerlendirilebileceği öngörülüyor.
Bu oranın Türkiye genelindeki diyaliz merkezlerinde uygulanması halinde yılda yaklaşık 400-500 milyon litre suyun yeniden kullanım potansiyeli bulunuyor.
Başka bir ifadeyle, uygun geri kazanım sistemlerinin yaygınlaştırılmasıyla her yıl yüz milyonlarca litre suyun boşa gitmesinin önüne geçilebilecek.
TBV, Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nde elde edilen ilk sonuçların ardından modelin vakfın diğer diyaliz merkezlerinde de uygulanmasını ve zaman içerisinde sağlık sektöründe daha geniş bir kullanım alanına kavuşmasını hedefliyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) aylık veri bülteni İstanbul Barometresi’nin temmuz sayısında, İstanbulluların kültür ve eğlence alışkanlıkları ele alındı. 758 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmada, kent sakinlerinin kültürel yaşama katılım düzeyi, etkinliklere erişimde karşılaştıkları engeller, harcama tercihleri ve dijital eğlence alışkanlıkları incelendi.
KÜLTÜR-SANAT ETKİNLİKLERİNE KATILIM SINIRLI KALDIAraştırmaya katılanların yüzde 45,8’i son bir yıl içerisinde herhangi bir kültür-sanat etkinliğine katılmadığını ifade etti. Etkinliklere katılanlar arasında ise en fazla tercih edilen etkinlik yüzde 33,9 ile konserler oldu.
Konserleri yüzde 21,8 ile tiyatro ve stand-up gösterileri, yüzde 21,2 ile sanat galerisi veya müze ziyaretleri takip etti. Kitap fuarı ya da yazarlarla buluşmalar yüzde 16,2, sokak festivali ve açık hava etkinlikleri yüzde 16,1, film festivalleri ise yüzde 11,9 oranında tercih edildi.
Tasarım, fotoğraf ve moda etkinliklerine katılım yüzde 6,2 olurken, dans gösterileri yüzde 5,9, opera, bale ve klasik müzik dinletileri ise yüzde 5,7 oranında kaldı.
BİLET FİYATLARI EN BÜYÜK ENGELİstanbulluların kültür-sanat etkinliklerine katılımını zorlaştıran faktörlerin başında ekonomik nedenler geldi. Katılımcıların yüzde 45’i, “bilet ve giriş ücretlerinin yüksekliğini” etkinliklere katılımın önündeki en önemli engel olarak gösterdi.
İkinci sırada ise yüzde 38,1 ile iş ve okul nedeniyle yeterli vakit bulamamak yer aldı. Böylece hem etkinliklerin maliyeti hem de zaman kısıtlamaları, İstanbulluların kültürel yaşama katılımını etkileyen başlıca unsurlar olarak öne çıktı.
SOSYAL MEKÂN HARCAMALARI İLK SIRADA KISILDIAraştırmada ekonomik koşulların kültür ve eğlence harcamalarına etkisi de ölçüldü. Son bir yıl içerisinde en fazla tasarruf yapılan harcama kalemi, yüzde 41,4 ile restoran ve kafe gibi sosyal mekânlara yönelik harcamalar oldu.
Katılımcıların yüzde 39,8’i ise ekonomik koşullar nedeniyle herhangi bir harcama kaleminde kısıntıya gitmediğini belirtti.
Konser ve tiyatro biletlerinde kısıntıya gidenlerin oranı yüzde 37,6, sinema bileti harcamalarında ise yüzde 37,2 olarak kaydedildi. Müze ziyaretlerinde bu oran yüzde 26 olurken, kitap, dergi ve dijital içerik alımlarında yüzde 25,9, yayın platformu aboneliklerinde ise yüzde 25,2 olarak belirlendi.
DİJİTAL İÇERİKLERE YÖNELİM ARTIYORAraştırma, dijitalleşmenin İstanbulluların kültür ve eğlence tercihleri üzerindeki etkisini de ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 56,9’u fiziksel olarak etkinliklere katılmayı tercih ettiğini belirtirken, yüzde 28,5’i kültürel deneyimler yerine sosyal medya ve dijital içerikleri tercih ettiğini ifade etti.
Dijital içerikleri kültürel deneyimlere tercih edenlerin yüzde 34,3’ü bu tercihin temel nedenini, zaman kısıtlı olduğunda dijital içeriklerin daha pratik olması şeklinde açıkladı. Dijital içeriklerin daha erişilebilir ve uygun fiyatlı olması yüzde 29,6 ile ikinci sırada yer aldı.
Katılımcıların yüzde 18,1’i sosyal çevrenin de dijital içeriklere yönelmesini tercih nedenleri arasında gösterirken, yüzde 12,5’i fiziksel mekânlara ulaşmanın zor veya yorucu olduğunu belirtti.
GÜNLÜK SERBEST ZAMANIN BÜYÜK BÖLÜMÜ DİJİTAL İÇERİKLERE AYRILIYORAraştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de İstanbulluların günlük dijital eğlence süreleri oldu. Katılımcıların günlük ortalama dijital eğlence içeriği tüketim süresi 3 saat 8 dakika olarak hesaplandı.
Buna karşılık iş, uyku, yemek ve çocuk bakımı gibi faaliyetler dışında kalan günlük ortalama serbest zamanın 3 saat 44 dakika olduğu belirlendi.
Bu iki sürenin birbirine oldukça yakın olması, İstanbulluların günlük boş zamanlarının önemli bir bölümünü, hatta neredeyse tamamını dijital içerik tüketimine ayırdığını ortaya koydu.
Kocaeli'nin Derince ilçesinde nişanlısının kaçırıldığı iddiasıyla başlayan ve iki ailenin bıçaklı, sopalı çatışmasına dönüşen olayda 2'si ağır 5 kişi yaralandı; dehşet anları güvenlik kamerasına yansıdı.
Ödemiş ilçesi Yeniköy Mahallesi yakınlarındaki ormanda saat 15.00 sıralarında yangın çıktı. İhbar üzere bölgeye 2 uçak, 3 helikopter ve çok sayıda orman ekibi sevk edildi. Alevlere, havadan ve karadan müdahale sürüyor.
Gaziosmanpaşa'da bir tekstil atölyesinde meydana gelen kazada, 4'üncü kattan düşen yük asansörünün devrilmesiyle ağır yaralanan işçi hastaneye kaldırılırken, iş yeri sahibi gözaltına alındı. Olay anı güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı.
Gaziosmanpaşa'da bir tekstil firmasında çalışan 25 yaşındaki Ahmet B., bindiği yük asansörünün 4'üncü kattan yere çakılması sonucu ağır yaralandı. Asansörün büyük bir gürültüyle düşme anı ve çalışanların panik içerisinde yardıma koştuğu anlar iş yerinin güvenlik kamerasına anbean yansıdı.
İzmir’in Buca ilçesinde günlerdir toplanmayan çöpler mahalleliyi çileden çıkarırken, sokak ortasına dökülen molozlar bardağı taşıran son damla oldu. A Haber ekibinin yerinde görüntülediği kirliliğe isyan eden ilçe sakinleri, yetkilileri acilen göreve çağırıyor.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü, yarından itibaren yurt genelinde serin ve yağışlı havanın hakim olacağını açıkladı. Meteoroloji uzmanı Adil Tek, Perşembe gününden itibaren hava sıcaklıklarının düşeceğini ve Hafta sonu boyunca yağışların etkisini artıracağını bildirdi.
Muğla’nın Seydikemer ilçesindeki Tlos Antik Kenti’nde gece müzeciliğinde yeni bir dönem başlıyor. Tlos Tiyatrosu’nda hayata geçirilen GES projesiyle gece aydınlatmasında güneş enerjisinden yararlanılacak. Restorasyon çalışmalarının da tamamlandığı antik tiyatro, çevre dostu enerji sistemi sayesinde akşam saatlerinde ziyaretçilerini ağırlayacak.
Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde otomobil ile hafif ticari aracın kafa kafaya çarpıştığı kazada 2 kişi yaşamını yitirirken, 4 kişi de yaralandı. Çarpışmanın şiddetiyle yol kenarına savrulan otomobil kullanılamaz hale geldi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, gece müzeciliğinde yenilenebilir enerji dönemini başlattı. Tlos Antik Kenti’nde hayata geçirilen ilk GES projesiyle antik tiyatronun gece aydınlatması güneş enerjisinden karşılanıyor. Bakan Ersoy, projenin tüm tarihî alanlara örnek teşkil edeceğini vurguladı.
Diyarbakır'da boşanma aşamasındaki eşi Sultan Akdemir'i çocuğunu gösterme bahanesiyle parka çağırıp çocuğu kucağındayken eşini silahla vurarak öldüren E.A., çocuğu alarak olay yerinden kaçtı.
Mersin'in Yenişehir ilçesinde bir spor salonunda Aylin D. ile tartışan Kürşat T., kadının boğazını sıkarak saldırdı. Dehşet anları güvenlik kamerasına yansırken, araya giren başka bir kadın faciayı önledi. Gözaltına alınan saldırgan adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Samsun’un Çarşamba ilçesinde elektrikli bisikletiyle kavşaktan geçmeye çalışan 18 yaşındaki Esra Turan, otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetti. Genç kızın yaşamını yitirdiği kaza anına ait güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.
Meksika Körfezi'nde batık gemi arayan NOAA ekibi, yaklaşık 1,5 kilometre derinlikte beklenmedik bir manzarayla karşılaştı. Deniz tabanında kayıp bir gemi yerine, beyaz eşya yüklü bir konteyner ve çevresine saçılmış çamaşır makineleri, buzdolapları ve dondurucular bulundu.
İddiaya göre Bağcılar'da kalça çıkığı şüphesiyle hastaneye kaldırılan Ehlers-Danlos sendromlu küçük kız, doktorların saatler süren sert çekme ve zorlama girişimleri sonucunda ağır yaralandı. Dokuları kopan ve iç kanama geçiren küçük kız entübe edilirken, ailesi sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundu.
Büyükçekmece Mimaroba Mahallesi'nde bir kıraathaneye motosikletle gelen kimliği belirsiz şahıslar kurşun yağdırdı. Saldırıda 3 kişi yaralanırken, şüpheliler kayıplara karıştı. Aynı kıraathaneye geçen hafta da benzer şekilde saldırı düzenlendiği ortaya çıktı.
Avcılar'da sabaha karşı oto galeriye ait park halindeki araçlarda yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler 3 otomobili küle çevirerek kullanılamaz hale getirirken, 1 araç galeri çalışanlarının son andaki müdahalesiyle kurtarıldı. İhbar üzerine adrese sevk edilen itfaiye ekipleri yangını kontrol altına alırken, polis ekipleri çevredeki güvenlik kameralarını incelemeye alarak olayın kundaklama olma ihtimali üzerinde duruyor.
Avcılar Tahtakale Mahallesi'nde bir oto galeriye ait park halindeki araçlarda gece yarısı yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler 3 otomobili küle çevirirken, bir araç son anda yanmaktan kurtarıldı. Polis ekipleri olayın kundaklama olma ihtimali üzerine geniş çaplı inceleme başlattı.
Midas Temmuz 2. Dönem Kampanyası çekiliş sonucu açıklandı! 8.106 kişinin katıldığı çekilişte, iPhone 17 Pro 256 GB kazanan asil ve yedek talihli belli oldu. Asil talihlinin ikramiyesini teslim alabilmek için 11.09.2026 tarihine kadar, yedek talihlinin ise 26.09.2026 tarihine kadar gerekli belgelerle başvuru yapması gerekiyor.
Büyükçekmece'nin Mimaroba Mahallesi'nde motosikletle bir kıraathanenin önüne gelen kimliği belirsiz kişi ya da kişiler içeridekilere silahla ateş açtı. Saldırıda yaralanan 3 kişi hastaneye kaldırılırken polis kaçan şüphelileri bulmak için güvenlik kameralarını incelemeye aldı. Aynı kıraathaneye geçen hafta da motosikletli şüpheliler tarafından silahlı saldırı düzenlendiği öğrenildi.
Muğla'nın Fethiye ilçesindeki Babadağ'dan tandem atlayışı yapan yamaç paraşütü pilotu Ali Kıdıl ile Çinli turist Xiangrui Meng, kalkıştan kısa süre sonra kayalıklara düşerek hayatını kaybetti. Sarp arazi nedeniyle 8 saat süren zorlu çalışmanın ardından ekiplerin ulaştığı cenazeler, helikopterle hastane morguna kaldırıldı.
Suudi Arabistanlı iş insanı Fahad Al Athel'e ait 80 metrelik lüks megayat 'Elements', Ege ve Muğla koylarındaki seyrinin ardından Fethiye iskelesine yanaşarak 100 ton akaryakıt ikmali yaptı. 125 milyon dolar değerindeki dev yatın 24 misafir ile 29 mürettebat kapasitesine sahip olduğu, yüzme havuzu, spa merkezi, plaj kulübü, helikopter pisti, geniş güneşlenme alanları ve çeşitli eğlence bölümlerinin bulunduğu biliniyor.
Elazığ'da yalıtım fabrikasında çıkan yangında dumanlar kentin farklı noktalarından görüldü. Ara ara patlamaların yaşandığı fabrikada alevlere müdahale edildi. Yangın 3,5 saatlik çalışmasıyla kontrol...Devamı için tıklayınız
Antalya'nın dünyaca ünlü Side Antik Kenti'nde yürütülen kazı çalışmalarında önemli bir aşama kaydedildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında sürdürülen çalışmalarda,...Devamı için tıklayınız
Türkiye’de günlerdir etkili olan yüksek sıcaklıklar cuma günü kuzeyden gelecek yağışlı sistemle birlikte gerileyecek. İstanbul’da sıcaklık 4-5 derece düşerken kuvvetli rüzgar ve yağış etkili olacak....Devamı için tıklayınız
İstanbul Sancaktepe’de bir demirci dükkanında henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen itfaiye ekipleri alevleri kontrol altına alarak söndürdü. Maddi hasarın...Devamı için tıklayınız
Bartın’da görev dönüşü evlerine gitmekte olan koruma polislerini taşıyan araç, otomobille çarpıştı. Kazada Komiser M.Y. ile polis memuru A.D. yaralanırken, olay anı çevredeki iş yerlerinin güvenlik...Devamı için tıklayınız
Ankara'nın Kahramankazan ilçesindeki kargo aktarma merkezinde 3 pakette 109 kilo 300 gram eroin olduğu değerlendirilen uyuşturucu madde ele geçirildi. Piyasa değerinin yaklaşık 300 milyon lira olduğu...Devamı için tıklayınız
AFAD Adıyaman'ın Sincik ilçesinde 4,2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini duyurdu. Saat 21.43'te gerçekleşen sarsıntının derinliği 7 kilometre olarak ölçüldü.Devamı için tıklayınız
Bursa'nın Nilüfer ilçesinde tarım alanında çıkan yangın ormana sıçradı. Alevler, havadan ve karadan müdahaleyle kontrol altına alındı.Devamı için tıklayınız
Mardin'in Nusaybin ilçesinde kontrolden çıkarak kayalıklara çarpan hafif ticari aracın takla atması sonucu meydana gelen feci kazada 1 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi de yaralandı.Devamı için tıklayınız
Atatürk Kültür Merkezi’nin 2026-2027 sanat sezonu programı açıklandı. Eylülde başlayacak yeni dönemde Lang Lang, Emma Shapplin, Royal Philharmonic Orchestra ve Christian McBride gibi dünyaca ünlü...Devamı için tıklayınız
Samsun'un Tekkeköy ilçesinde ayva ağacının dalının kesilmesi nedeniyle çıkan silahlı kavgada İbrahim Çam (73) hayatını kaybetti, yeğeni M.Ç. (46) tutuklandı. M.Ç., amcasının kendisine ateş açtığını ve...Devamı için tıklayınız
Adana'da birlikte alkol aldıkları ev arkadaşları 33 yaşındaki Emrah Kocaoğlu'nu çıkan tartışmada bıçaklayarak öldüren iki şüpheli, cinayet aletini pencereden attıktan sonra cesedin başında bir süre...Devamı için tıklayınız
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Karahantepe’de yürütülen 2026 yılı kazılarında bulunan yaklaşık 11 bin yıllık kompozit heykeli sosyal medya hesabından duyurdu. Ersoy, leoparın sırtında...Devamı için tıklayınız
Bursa'nın Nilüfer ilçesinde sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği iddia edilen otomobil, kontrolden çıkarak tarlaya uçup takla attı. Kazada araçta bulunan 3'ü yabancı uyruklu 5 kişi...Devamı için tıklayınız
Kayseri'nin Melikgazi ilçesinde, Cizre'den Ankara'ya giden yolcu otobüsü ile benzin yüklü bir tanker kavşakta feci şekilde çarpıştı. Çarpışmanın şiddetiyle tankerin devrildiği ve akaryakıtın yola...Devamı için tıklayınız
Samsun sahilinin farklı noktalarında kıyıya vuran çuvallardan içeriği henüz belirlenemeyen toz halinde maddeler çıktı. Polis, Sahil Güvenlik, AFAD ve ilgili kurum ekipleri bölgede inceleme başlatırken...Devamı için tıklayınız
Şanlı tarihimizin dönüm noktalarından biri olan Mercidabık Zaferi'nin 510'uncu yıl dönümü, Kilis'te düzenlenen etkinliklerle büyük bir gurur ve coşkuyla kutlandı. Cumhuriyet Meydanı'nı dolduran...Devamı için tıklayınız
Adıyaman'da iki grup arasında henüz bilinmeyen bir nedenle çıkan tartışma, kısa sürede kavgaya dönüştü. Sokak ortasında birbirine saldıran şahıslar, polis ekiplerinin olay yerine gelmesiyle ara...Devamı için tıklayınız
Ordu’nun Çamaş ilçesinde fındık toplamak için bahçeye giden iki kardeşten acı haber geldi. Akşam eve dönmeyen Melehat ve Fatma Gümüş’ün cansız bedenleri, yapılan arama çalışmalarında dere kenarında...Devamı için tıklayınız
Fatih Eminönü’nde 2 katlı Paçacı Han’ın bodrum katındaki bir iş yerinde yangın çıktı. İş hanını yoğun duman kaplarken, müdahale sırasında 2 itfaiye eri dumandan etkilendi.Devamı için tıklayınız
İngiltere’de sıcak ve nemli hava, yerini şiddetli yağış ve gök gürültülü fırtınalara bırakıyor. Met Office, 26 Ağustos Çarşamba ve 27 Ağustos Perşembe günleri için İngiltere ile Galler’in geniş bölümünü kapsayan iki ayrı sarı uyarı yayımladı.
Çarşamba gününe ilişkin uyarı yerel saatle 03.00’te başladı ve 22.00’ye kadar geçerli olacak. Uyarı bölgesi Greater London’ın yanı sıra Güneydoğu İngiltere, East Anglia’nın bazı bölümleri, East Midlands, West Midlands, Kuzeybatı İngiltere, Yorkshire, Güneybatı İngiltere ve Galler’in bir bölümünü kapsıyor.
Met Office, 26 Ağustos sabahı yaptığı son güncellemede uyarı alanını kuzeybatıya doğru genişletirken East Anglia’nın bazı kesimlerini kapsam dışına çıkardı.
Bir saatte 30 milimetre yağış görülebilir
Fransa yönünden kuzeye ilerleyen sıcak ve nemli hava kütlesinin, istikrarsız atmosfer koşullarıyla birleşerek şiddetli sağanaklara yol açması bekleniyor.
Yağış ve fırtına hattının çarşamba sabahı İngiltere’nin güneyinden başlayarak Greater London, Midlands ve ülkenin kuzeyine doğru ilerleyeceği tahmin ediliyor. İlk yağış dalgasının ardından kısa süreli daha aydınlık ve kuru bir dönem yaşanabilecek; ancak öğleden sonra yeni gök gürültülü sağanakların oluşabileceği belirtiliyor.
Met Office’e göre her bölge şiddetli yağıştan etkilenmeyecek. Ancak fırtınanın yoğunlaştığı noktalarda:
·Bir saatten kısa sürede 20-30 milimetre,
·İki ila üç saat içinde 40-50 milimetre
yağış düşebilir.
Bu miktarın dar bir alana ve kısa sürede düşmesi, yüzey suyu baskınları ile ani sel riskini artırıyor. Uzun süren sıcak ve kurak dönemlerde sertleşen toprak ile kuruyan yüzeylerin yağmur suyunu yeterince hızlı emememesi de suyun yollara ve alçak bölgelere yönelmesine neden olabilir.
Perşembe günü risk daha geniş alana yayılacak
İkinci sarı uyarı, 27 Ağustos Perşembe günü saat 06.00 ile 22.00 arasında geçerli olacak. Met Office, uyarıyı çarşamba sabahı güncelleyerek kuzeybatıya doğru genişletti ve Galler’in tamamını kapsama aldı. Buna karşılık Londra’nın büyük bölümü ile East Anglia’nın bazı doğu kesimleri perşembe günkü son uyarı alanının dışında bırakıldı.
Perşembe günü geniş bir yağış ve fırtına bandının İngiltere ile Galler üzerinden kuzeye ilerlemesi bekleniyor. Fırtınaların öğleden sonra ve akşam saatlerinde yavaşlaması, aynı bölge üzerinde daha uzun süre kalması ihtimali bulunuyor.
Tahminlere göre birçok yerde üç saat içerisinde 20-30 milimetre, bazı bölgelerde ise 12 saatte 50 milimetreye kadar yağış görülebilir. Düşük olasılıklı ancak daha ciddi senaryoda, bazı noktalarda üç saatte 50 milimetreden, 12 saat içinde ise 75 milimetreden fazla yağış düşebileceği belirtiliyor. En yüksek yağış riskinin özellikle doğuya bakan yüksek kesimlerde bulunduğu kaydediliyor.
Dolu, kuvvetli rüzgâr ve sık yıldırım bekleniyor
Şiddetli yağışın yanı sıra sık yıldırım, yer yer 1-2 santimetre çapında dolu ve kuvvetli rüzgâr hamleleri bekleniyor. Güçlü rüzgâr riskinin özellikle perşembe sabahının ilk saatlerinde Güney İngiltere’de daha belirgin olabileceği bildirildi.
Met Office, hava olaylarının yerinin ve şiddetinin kısa süre içerisinde değişebileceğini vurguluyor. Sarı uyarılar “düşük olasılık, orta düzey etki” kategorisinde değerlendiriliyor. Bu durum, her bölgenin fırtınadan etkilenmeyeceği; ancak fırtınanın meydana geldiği yerlerde ciddi ve hızlı gelişen sorunlar yaşanabileceği anlamına geliyor.
Ulaşımda aksamalar ve elektrik kesintileri olabilir
Ani su baskınları nedeniyle bazı yolların kısa sürede kullanılamaz hale gelmesi, yerleşimlerin geçici olarak ulaşıma kapanması ve sürüş koşullarının zorlaşması bekleniyor. Tren ve otobüs seferlerinde gecikme veya iptaller yaşanabileceği, yıldırım ve kuvvetli rüzgâr nedeniyle yerel elektrik kesintilerinin meydana gelebileceği uyarısı yapıldı.
Evler ve iş yerleri de su baskını, yıldırım, dolu veya rüzgâr nedeniyle zarar görebilir. Met Office vatandaşlara yolculuk öncesinde karayolu ve toplu taşıma bilgilerini kontrol etmeleri, taşınabilir bahçe eşyalarını sabitlemeleri, telefonlarını şarj etmeleri ve sel riski bulunan bölgelerde acil durum hazırlığı yapmaları çağrısında bulundu.
Gök gürültüsü duyulduğunda kapalı bir binaya veya otomobile girilmesi, ağaçların altına sığınılmaması ve yüksek noktalardan uzaklaşılması tavsiye edildi.
Fırtınalı ve yağışlı havanın cuma gününden hafta sonuna kadar ülkenin birçok bölgesinde aralıklarla sürmesi bekleniyor.
MasterChef Türkiye’de 25 Ağustos 2026 Salı akşamı haftanın ilk eleme adayları belli oldu. Dokunulmazlık oyununun ardından bireysel dokunulmazlığı kazanan yarışmacının seçimiyle ilk eleme adayı belirlenirken, takım oylaması sonucunda ikinci isim de potaya gönderildi. Peki, MasterChef’te potaya kim gitti?
Kader Bizi Yazdı dizisinde, İskender’in düğünü için toplanılır. Ancak İskender ortalarda yoktur. Riya, abisi için endişelenmeye başlar. Bu sırada İskender, düğüne gittiği sırada Kabir’in abisi ile karşı karşıya gelir.
Birbirlerine silah çekerler. O sırada, onları uzaktan izleyen bir düşman, İskender’i vurur. Bu suç Kabir’in abisinin üzerine kalır. Abisinin ölümünün üzerine, aileler arasındaki düşmanlığın yeniden alevlenmesine şahit olan Riya, perişan haldedir. Kabir, yaşananlardan sonra iki ailenin barışı için ne yapacak?
Her bölümünde heyecanı ve duyguyu doruğa taşıyacak dizi Kader Bizi Yazdı, final bölümü ile 21:20’de Kanal 7’de!
Bilmezler Ki Kalbimdesin dizisinde Malini, herkese sevgilisi olarak tanıttığı kişi ile ilgili sorunlar yaşamaya başlar.
Babası, bu kişiye gidip kızının evliliğinin bitmesine sebep olduğunu, Malini’yi kandırdığını söyler. Bunları duyan Malini, gittikçe köşeye sıkıştığını anlar. Bu sırada İmlie, Aditya’nın evindedir.
Baş başa konuşurlarken ona, her zaman destek olduğu ve arkasında durduğu için teşekkür eder. Aditya’ya onu sevdiğini söyler. Bunu duyan Aditya, İmlie’ye ne cevap verecek?
Peşinden koşulan hayallerin, tesadüflerin değiştirdiği hayatların ve beklenmedik bir aşkın hikayesini anlatan dizi ‘Bilmezler Ki Kalbimdesin’ her gün 19.00’da Kanal 7'de.
Saklı Bahar dizisinde Anamika, Mishri’nin bebeği için sahte bir aile bulur. Bebeği onlarla birlikte Mishri ve Arjun’un yanına gönderir.
Bu bebeğin kendi bebeği olduğunu düşünen Mishri, Arjun ve ailesinin tepkileri ile karşılaşır. Mishri’nin üzüntüyle saçmaladığını düşünürler. Bebeği onun elinden alıp aileye geri verirler. Anamika ise, Mishri’ye yaşattığı bu eziyetten son derece keyif alır. Mishri, bebeğine kavuşabilecek mi?
Saklı Bahar, sürükleyici kurgusu, güçlü karakterleri ve duygu yüklü anlatımıyla hafta içi her gün 15.50’de Kanal 7 ekranlarında.
Yıldızlar Kadar Yakın dizisinde Nihal, iki evliliğine de müdahale ettiği için annesine öfkelidir.
Annesi, onun iyiliği için çabaladığını düşünse de oğlunun mutsuzluğunda onun da büyük bir payı vardır. Babası da en az Nihal kadar hayal kırıklığına uğramıştır. Nihal, bütün bu olanlardan sonra Beena’yı arar.
Bu hamleden sonra kafası karışan Beena, Nihal’in ne yapmaya çalıştığını anlayamaz. Yaşanan olaylardan sonra tekrar bir araya gelmelerinin mümkün olmadığını düşünür. Nihal, Beena ile bir şansı daha olduğunu mu düşünüyor?
“Yıldızlar Kadar Yakın”, aile arası çatışmalar, aşk üçgenleri ve fedakârlıklarla dolu bir hikâyeyle hafta içi her gün 14.00’de Kanal 7’de…
Arazide dolaşırken yaşlı bir ağacın gövdesinde arı hareketliliğini fark eden Bayram Özdoğan, yaptığı incelemede ağacın kovuğunda arıların oluşturduğu bal bulunduğunu gördü.
Dağlık alanda bulunan ağacın kovuğunda kilo kilo bal olduğu görülürken, çevresindeki yoğun arı hareketliliği de cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.
Ardından tarla ortasına saclardan ahır yapan Sarıpolat, hayvanları içerisine koydu.
Dün akşam saatlerinde henüz bilinmeyen bir nedenle ahırda yangın çıktı.
YANGINI SÖNDÜRMEK İSTERKEN YARALANDI
Kendi imkanlarıyla Sarıpolat, hayvanları çıkarmaya çalışırken kolundan yaralandı.
İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi.
Yapılan müdahale sonucu yangın söndürülürken, gebe 3 inek yangında telef oldu.
İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin de bölgede inceleme yaptığı bildirildi.
BORÇ ALARAK ALDIĞI ÖĞRENİLDİ
Olayı anlatan köy sakinlerinden Olcay Ercan, "Komşumuz Hacı Sarıpolat'ın ahırında bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı ve kül oldu. 10 gün önce borç olarak aldığı 3 gebe hayvanını kurtarmadık. Hayvanlar telef oldu. Borca girerek aldığı için kendisi de zor durumda. Devlet büyüklerimizden ve yetkililerden yardım bekliyoruz." diye konuştu.
Columbia Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yürütülen analizde, geceleri 6 saatten az uyuyan veya 8 saatten fazla uyuyan kişilerin kalp, akciğer, beyin ve bağışıklık sistemi gibi farklı organ ve sistemlerde daha hızlı biyolojik yaşlanma belirtileri gösterdiği belirlendi.
VÜCUDU YAŞLANDIRIYOR: GİZLİCE YAPIYOR! ZARARI ORTAYA ÇIKTI
Araştırmanın yazarlarından Doç. Dr. Junhao Wen, hem yetersiz hem de aşırı uyku süresinin vücudun neredeyse tamamında daha hızlı yaşlanma belirtileriyle bağlantılı olduğunu belirtti. Araştırmacılara göre bu sonuçlar, uykunun metabolik dengeyi ve bağışıklık sistemini destekleyen beyin-vücut etkileşiminde önemli bir role sahip olabileceğini gösteriyor.
Nature dergisinde yayımlanan çalışmada, biyolojik yaşlanmayı değerlendirmek için "yaşlanma saatleri" olarak adlandırılan modellerden yararlanıldı. Makine öğrenimi ve çeşitli biyolojik veriler kullanılarak geliştirilen bu modeller, kişinin biyolojik yaşının kronolojik yaşından daha hızlı veya daha yavaş ilerleyip ilerlemediğini tahmin etmeye yardımcı oluyor.
Araştırmacılar, yaşlanma saatlerini oluştururken İngiltere Biyobankası'nda yer alan yaklaşık 500 bin kişinin verilerini analiz etti. Farklı organ ve sistemlerde yaşlanmayla bağlantılı biyolojik değişimleri belirlemek amacıyla tıbbi görüntülerden elde edilen ölçümler, organlarla ilişkili proteinler ve kandaki çeşitli moleküller değerlendirildi. Ardından uyku süreleri, 17 organ sistemini kapsayan toplam 23 biyolojik yaşlanma göstergesiyle karşılaştırıldı.
Sonuçlar, 6 saatten kısa ve 8 saatten uzun uyuyan katılımcılarda daha hızlı biyolojik yaşlanma eğilimi bulunduğunu ortaya koydu. Buna karşılık, yaşlanma göstergelerinin en düşük olduğu grubun gecede yaklaşık 6,4 ila 7,8 saat uyuyan kişilerden oluştuğu görüldü.
Ancak araştırmacılar, bu bulguların kısa veya uzun uykunun doğrudan organların yaşlanmasına neden olduğunu kanıtlamadığının altını çiziyor. Başka bir ifadeyle, uyku süresi ile biyolojik yaşlanma arasındaki ilişkinin altında başka sağlık ve yaşam tarzı faktörleri de bulunabilir. Kısa ya da uzun uyku, genel sağlık durumunun bozulduğuna işaret eden bir belirti olarak da değerlendirilebilir.
Çalışmada uyku ile ruh sağlığı arasında da dikkat çekici bağlantılar bulundu. Özellikle yetersiz uyku; depresif dönemler ve anksiyete bozukluklarıyla ilişkilendirildi. Bunun yanı sıra kısa uyku süresinin obezite, Tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, iskemik kalp hastalığı ve kalp ritim bozukluklarıyla bağlantılı olduğu görüldü.
Hem kısa hem de uzun uyku sürelerinin kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve astımla ilişkili olduğu belirlenirken, sindirim sistemi açısından da benzer bir tablo ortaya çıktı. Gastrit ve reflü hastalığı başta olmak üzere çeşitli sindirim sistemi rahatsızlıklarının farklı uyku düzenleriyle bağlantılı olduğu tespit edildi.
Elazığ Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren Megaboard yalıtım fabrikasında henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Kısa sürede gökyüzünü kara dumanların kapladığı, ara ara patlamaların yaşandığı tesise çok sayıda itfaiye ekibi sevk edilirken, ekiplerin alevlere müdahalesi havadan dronla görüntülendi.
Elazığ Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Megaboard yalıtım fabrikasında çıkan ve zaman zaman patlamaların yaşandığı yangın, ekiplerin yoğun müdahalesi sonucu söndürüldü. Gökyüzünü siyah dumanların kapladığı felaket dronla havadan görüntülendi.
Rize'de otomobil sürücüsü ile bisikletli arasında çıkan yol verme tartışması kavgaya dönüştü; kask kamerasına yansıyan saldırının ardından iki şüpheliye ayrı ayrı 180'er bin lira para cezası uygulanırken, sürücünün ehliyetine el konuldu ve aracı trafikten menedildi.
Gündoğdu Mahallesi Menderes Bulvarı'nda bisiklet sürücüsüne saldıran otomobildeki iki kişiye Karayolları Trafik Kanunu kapsamında ceza uygulandı. Trafikte saldırı amacıyla araçtan inen şahıslara 180'er bin TL ceza kesilirken, sürücünün ehliyetine el konulup araç bağlandı.
İzmir Seferihisar’da şezlong tartışmasında başörtülü kadını hedef alarak ayrımcı ifadeler kullanan ve sandalyesini deviren tutuklu sanık İ.A. hakkındaki soruşturma tamamlandı. Şüpheli hakkında 'nefret nedeniyle kamuya açık hizmetten yararlanmayı engelleme' suçundan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.
41 yaşındaki Şerife Gezer'in, Gaziosmanpaşa'da Hakan Sayacı tarafından tabancayla öldürülmeden hemen önce babasını arayarak, 'Hakan önümü kapattı, bana zarar verecek' diyerek tehlikede olduğunu haber verdiği ortaya çıktı. Saldırgan Sayacı ise ifadesinde, 'Nişanlandığını öğrendim. O gün onu konuşmak için takip ettim. Benimle konuşmayıp kaçmaya başlayınca kendimi kaybettim.' dedi.
Kışın sert yüzü, bu kez minik sivri farelerin vücudunda şaşırtıcı bir değişime yol açtı. Japonya’da yapılan araştırma, bu canlıların soğuk aylarda beyinlerini küçültürken burunlarını büyüttüğünü ortaya koydu. Bilim insanlarını şaşırtan bu sıra dışı adaptasyonun, sivri farelerin dondurucu havalarda hayatta kalmasına yardımcı olduğu düşünülüyor.
Bursa’nın İnegöl ilçesinde seyir halindeyken kalp krizi geçiren kamyonet sürücüsü Tekin Çaldır, kontrolünü yitirdiği aracıyla park halindeki kamyona çarptı. Araçta sıkışarak ağır yaralanan ve kalbinin durduğu belirlenen 52 yaşındaki sürücü, hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
İstanbul Şişli'de yol kenarında bulunan dev ağaç, henüz belirlenemeyen bir nedenle seyir halindeki taksi ile park halindeki otomobilin üzerine devrildi. Yaralananın olmadığı olayda araçlarda hasar oluşurken, trafiğe kapanan Teşvikiye Caddesi, yaklaşık 3 saatlik çalışmanın ardından yeniden açıldı.
Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 16’ncı durağı olan Çanakkale, 29 Ağustos-6 Eylül tarihleri arasında 9 gün boyunca sanat, tarih ve gastronomiyle dolup taşacak. Çanakkale’yi ilham veren eşsiz bir hafıza mekanı olarak niteleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, binlerce yıllık mirasın yüzlerce etkinlikle sanatseverlerle buluşacağını müjdeledi.
Dijital medyadaki kontrolsüz büyüme ve reyting yarışı, dev markaların reklam bütçelerini karanlık mecralara sürüklüyor. Tıklama ve izlenme uğruna marjinalleşen içeriklerin arkasındaki finansal ağlar mercek altına alınırken, dijital reklam gelirlerinin suç yapılarını beslediği iddiaları gündeme bomba gibi düştü.
Büyükçekmece D-100 Karayolu'nda yaya geçidi olmayan noktada yolun karşısına geçmeye çalışan 42 yaşındaki Dilber Koyuncu'ya arkadan gelen iki otomobil peş peşe çarptı. Ağır yaralanan kadın hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamazken, iki sürücü gözaltına alındı.
Büyükçekmece D-100 Karayolu'nda yaya geçidi bulunmayan noktadan yolun karşısına geçmeye çalışan 42 yaşındaki Dilber Koyuncu, peş peşe iki otomobilin çarpması sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan Koyuncu tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybederken, iki sürücü gözaltına alındı.
Side Antik Kenti’nde yaklaşık 390 metre uzunluğundaki b Caddesi’nde yürütülen kazılar tamamlandı. Roma Dönemi’nden Geç Antik Çağ’a uzanan değişimin izlerini taşıyan cadde, anıtsal kapıları ve dikkat çekici kabartmalarıyla yeniden gün yüzüne çıktı. Özellikle Herakles Kapısı’nda ortaya çıkarılan Herakles’in On İki İşi ile Athena, Zeus, Artemis, Hygeia ve Tykhe tasvirleri, antik kentin çok katmanlı tarihine ışık tuttu.
Üsküdar ve Beykoz'da iş yeri sahiplerinin evlerini kurşunlayıp görüntüleri göndererek haraç isteyen 4 şüpheli, polisin 100 saatlik kamera incelemesiyle yakalandı. Tetikçinin bir eliyle ateş edip diğer eliyle kayıt aldığı dehşet anları kameraya yansırken, 4 şüpheli tutuklandı.
Üsküdar ve Beykoz'da iş insanlarının meskenlerine silahlı saldırı düzenleyerek haraç talep eden 4 zanlı, polis ekiplerinin yaklaşık 100 saatlik kamera incelemesiyle yakalandıktan sonra tutuklandı; saldırı anlarını ise bir yandan telefonla kayıt alıp diğer yandan ateş ederek kayda geçirdikleri ortaya çıktı.
Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümünde, 26 Ağustos 1071'de Anadolu'nun kaderini değiştiren Malazgirt Meydan Muharebesi yeniden gündeme geldi. Dönemin kaynaklarına göre rakamlar değişmekle birlikte sayıları 200 bin civarına ulaşan, ağır zırhlarla donatılmış devasa Bizans ordusu, yaklaşık 50 bin kişilik Selçuklu süvarileri karşısında mutlak bir zafer kazanacağından emindi. Ancak hesap edilmeyen unsur sayısal üstünlük değil, Türk askeri dehasının savaş meydanına yansıtacağı esneklik, sürat ve kusursuz stratejik zekaydı.
Adana'da polis ekipleri, 1,5 kilo metamfetamini kapsüller halinde yutarak kente sokmaya çalışan yabancı uyruklu 2 kadın kuryeyi otogarda suçüstü yakaladı. Hastanede yapılan operasyonla midelerinden 140 kapsül uyuşturucu çıkarılan kadın kuryeler ve onlara yardım eden 2 şüpheli tutuklandı.
Bilkent Center’dan verilen startla başlayan yarışta sporcular, Ankara’nın geniş bulvarlarından bozkır yollarına uzanan zorlu parkurlarda mücadele etti. 90,91 kilometrelik uzun parkurda erkeklerde Ömer Cumhur Boyraz, kadınlarda Seniz Pamuk; 55,76 kilometrelik kısa parkurda ise erkeklerde Furkan Akdeniz, kadınlarda Aylin Yüce şampiyon oldu.
Ankara, yol bisikletinin önemli organizasyonlarından biri haline gelen Visa | Maximum Gran Fondo Başkent’in 5’inci yılında yüzlerce bisikletçiyi ağırladı. Ankara Valiliği himayelerinde, 78 Event organizasyonuyla düzenlenen yarış; amatör ve lisanslı bisikletçileri farklı kategorilerde bir araya getirdi. Yerli sporcuların yanı sıra farklı ülkelerden bisikletçilerin de katıldığı organizasyonda sporcular, Başkent’in şehir içindeki geniş bulvarları ile kentin kırsal bölgelerine uzanan zorlu rotalarda pedal çevirdi.
Bilkent Center’dan saat 08.00’de verilen startla başlayan yarışta sporcular uzun, kısa, tandem ve paralimpik kategorilerinde mücadele etti. Yarış boyunca özellikle tırmanışlar ve uzun mesafeler sporcuların dayanıklılığını sınarken, finişe yaklaşan bisikletçiler arasında derece mücadelesi de büyük çekişmeye sahne oldu.
ANKARA’NIN BULVARLARINDAN BOZKIR YOLLARINAVisa | Maximum Gran Fondo Başkent’in uzun parkuru 90,91 kilometreden oluşurken, sporcular parkur boyunca toplam 1.213 metrelik tırmanış gerçekleştirdi. 55,76 kilometrelik kısa parkurda ise toplam 841 metre tırmanış bulunuyordu. Böylece iki farklı parkurda mücadele eden bisikletçiler, hızın yanı sıra tırmanış ve dayanıklılıklarını da ortaya koydu.
Bilkent Center’dan başlayan parkurda Angora Bulvarı, Hacettepe Beytepe Kampüs Yolu, Anadolu Bulvarı, Çetin Emeç Bulvarı, Turan Güneş Bulvarı ve İncek gibi Ankara’nın önemli güzergâhları yer aldı. Uzun parkurda yarışan sporcular ise Tulumtaş, Halaçlı ve Koparan’a kadar uzanan bozkır rotasında mücadele etti.
Kısa parkur sporcuları Ankara’nın kent içindeki önemli bulvarlarından geçerek yeniden Bilkent Center’daki finiş noktasına ulaşırken, uzun parkurda yarışan bisikletçiler daha uzun mesafe ve yüksek tırmanış içeren kırsal güzergâhlarda pedal çevirdi. Ankara’nın şehir dokusu ile bozkır manzaralarını aynı yarış rotasında buluşturan organizasyon, sporculara farklı bir parkur deneyimi sundu.
Organizasyona Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı, Türk Devletleri Teşkilatı ve Türkiye Bisiklet Federasyonu da kurumsal destek sağladı. GoTürkiye ve Sport in Türkiye ise destinasyon partnerleri olarak Ankara’nın bisiklet ve spor turizmi potansiyelinin tanıtımına katkı sundu.
BEŞ YILDA ANKARA’NIN BİSİKLET GELENEĞİNE DÖNÜŞTÜBeş yıl önce Ankara’da ilk kez düzenlenen Visa | Maximum Gran Fondo Başkent, geçen süreçte binlerce bisikletçiyi Başkent’te buluşturdu. Her yıl farklı yaş ve seviyelerden sporcuların katılımıyla gerçekleştirilen organizasyon, Ankara’da bisiklet kültürünün gelişmesine katkı sağlayan etkinliklerden biri haline geldi.
Yarış, Ankara’nın yalnızca kent merkezindeki spor alanlarıyla değil, çevresindeki doğal güzergâhları ve kırsal rotalarıyla da bisiklet turizmi açısından sahip olduğu potansiyeli ortaya koydu. Organizasyonun, spor turizmine katkı sağlamasının yanı sıra Başkent’in uluslararası tanıtımına da destek olması hedefleniyor.
Ankara’nın 2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti etkinlikleri arasında yer alan yarış, Türk dünyası ülkelerinden gelen katılımcılarla birlikte sporun farklı kültürleri bir araya getiren yönünü de öne çıkardı. Bisikletçilerin aynı parkurda mücadele etmesi, organizasyona uluslararası bir buluşma niteliği kazandırdı.
STARTI ANKARA’NIN ÖNDE GELEN İSİMLERİ VERDİUluslararası Visa | Maximum Gran Fondo Başkent’in startı, Ankara’nın yöneticileri ve bisiklet sporunun temsilcilerinin katılımıyla verildi.
Start töreninde Ankara Vali Yardımcıları Adem Öztürk ve Cem Afşin Akbay, Türkiye Bisiklet Federasyonu Asbaşkanı Metin Cengiz, Türkiye Bisiklet Federasyonu Genel Sekreteri Mehmet Sedat Fırat ve Ankara Gençlik ve Spor İl Müdürü Mustafa Çelik’in yanı sıra sponsor marka temsilcileri ve organizasyon yöneticileri yer aldı.
Saat 08.00’de verilen startın ardından bisikletçiler belirlenen rotalarda yarışa başladı. Parkurlar boyunca güvenlik ve organizasyon ekipleri sporcuların yarış deneyimini güvenli şekilde tamamlamaları için görev yaptı.
UZUN PARKURDA ERKEKLERDE BOYRAZ ZİRVEDEYarışın en uzun ve zorlu etabı olan 90,91 kilometrelik uzun parkurda erkekler kategorisinin şampiyonu Ömer Cumhur Boyraz oldu. Boyraz, 2 saat 24 dakika 59 saniyelik derecesiyle finiş çizgisini ilk sırada geçti.
Boyraz’ın ardından Mehmet Çakar 2:25:57’lik derecesiyle ikinci, Lev Kocherov ise 2:28:21 ile üçüncü oldu.
Uzun parkur erkekler kategorisinde dereceye giren sporcular şu şekilde sıralandı:
Ömer Cumhur Boyraz – Boyraz Cycling Academy – 2:24:59Mehmet Çakar – Ferdi – 2:25:57Lev Kocherov – Beşparmak Mountains – 2:28:21
KADINLAR UZUN PARKURUNDA PAMUK BİRİNCİ
90,91 kilometrelik uzun parkur kadınlar kategorisinde ise Seniz Pamuk şampiyonluğa ulaştı. Pamuk, 2:50:35’lik derecesiyle finişe ilk ulaşan kadın sporcu oldu.
Züleyha Dikbaş 2:55:42 ile ikinci sırada yer alırken, Ala Ahmadi 3:00:23’lük derecesiyle üçüncü oldu.
Uzun parkur kadınlar kategorisinin ilk üçü şöyle oluştu:
Seniz Pamuk – ISS Türkiye Cycling Academy – 2:50:35Züleyha Dikbaş – BikePedia Racing Team – 2:55:42Ala Ahmadi – VIB Sports Cycling Team – 3:00:23
KISA PARKURDA AKDENİZ VE YÜCE ŞAMPİYON OLDU
55,76 kilometrelik kısa parkurda erkekler kategorisinde Furkan Akdeniz birinciliği elde etti. Büyükçekmece Belediyesi Bisiklet Spor Kulübü adına yarışan Akdeniz, 1:34:41’lik derecesiyle finiş çizgisini ilk sırada geçti.
Akdeniz ile aynı dereceyi elde eden Emirhan Örnek ikinci olurken, Murat Uslu 1:34:51’lik derecesiyle üçüncü sırayı aldı.
Kadınlar kısa parkurunda ise Aylin Yüce şampiyon oldu. Büyükçekmece Bisiklet Spor Kulübü adına yarışan Yüce, 1:42:41’lik derecesiyle birinciliğe ulaştı. Burcu Kaya 1:52:13 ile ikinci, Şennur Parlak ise 1:52:15 ile üçüncü oldu.
Kısa Parkur Erkekler – 55,76 km
Furkan Akdeniz – Büyükçekmece Belediyesi Bisiklet Spor Kulübü – 1:34:41Emirhan Örnek – Marmara Racing Team – 1:34:41Murat Uslu – Büyükçekmece Bisiklet Kulübü – 1:34:51Kısa Parkur Kadınlar – 55,76 km
Aylin Yüce – Büyükçekmece Bisiklet Spor Kulübü – 1:42:41Burcu Kaya – TREK RMK – 1:52:13Şennur Parlak – 29 Inch Academy – 1:52:15
TANDEM VE PARALİMPİK SPORCULAR DA YARIŞTI
Organizasyonda kısa parkurda tandem ve paralimpik kategorilerindeki sporcular da mücadele etti. Farklı kategorilerde yarışan bisikletçiler, aynı yarış atmosferini paylaşırken organizasyonun kapsayıcı yapısını da ortaya koydu.
Yarışın ardından dereceye giren sporcular için ödül töreni düzenlendi. Tandem ve paralimpik kategorilerinde dereceye giren sporcular da başarılarını ödüllerle taçlandırdı.
Dereceye giren sporculara ödülleri; Ankara Vali Yardımcısı Adem Öztürk, Ankara Gençlik ve Spor İl Müdürü Mustafa Çelik, Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkan Vekili Fikret Hayali, Türkiye İş Bankası Ankara 1. Bölge Satış Müdürü Yusuf Temel, Yüce Auto Škoda Pazarlama Birim Yöneticisi Öykü Akkılıç, Bilkent Holding Grup Başkanı Arda Yurtsever, Türkiye Bisiklet Federasyonu Asbaşkanı Metin Cengiz ve organizasyona katkı sunan diğer kurum ve kuruluşların temsilcileri tarafından takdim edildi.
Yurt genelinde kavurucu sıcakların ardından hava sıcaklıkları düşüşe geçiyor. A Haber canlı yayınında değerlendirmelerde bulunan Meteoroloji Uzmanı Adil Tek, il il beklenen sağanak yağışları ve hava sıcaklıklarındaki sert düşüşü aktardı.
Sultangazi'de bir avize imalathanesinin 3'üncü katında çalışırken dengesini kaybeden 23 yaşındaki Mustafa El Ahmed, kaldırıma düşerek ağır yaralandı. Olay anı güvenlik kameralarına yansırken, iş yeri sahibi polis ekiplerince gözaltına alındı.
Kocaeli'den Muğla'ya tatile giden 14 yaşındaki Taha Emir Kayaalp, Dalaman Çayı'nda rafting yaparken suya düşerek yaşamını yitirdi. Acılı anne, hiçbir belgesi olmadığını iddia ettiği kaçak rafting firmasından şikayetçi olarak alanın kapatılmasını istedi.
Eskişehir'in Tepebaşı ilçesinde evine misafir gelen arkadaşı Bülent Sap ile alkol alırken tartışan N.Ö., çıkan arbedede arkadaşını bıçaklayarak öldürdü. Şüpheli polis ekiplerince gözaltına alınırken, cinayet bıçağı evin önündeki çöp konteynerinde bulundu.
Mevlid Kandili’nin gençlerin inanç dünyasına ulaşmak açısından da önemli bir fırsat sunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Öngören, günümüzde özellikle deizm tartışmalarının öne çıktığını belirterek, “Bunun önüne ancak Peygamber Efendimizin ve Kur’an’ın güzelliklerini etkili bir şekilde anlatmakla geçilebilir. O yüzden kandil gibi önemli gün ve geceleri vesile ederek sosyal medya dahil bütün vasıtaları değerlendirmek gerekir.” diye konuştu.
Prof. Dr. Reşat Öngören, Mevlid Kandili dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. Mevlid Kandili’nin yalnızca Hz. Muhammed’in (a.s.) doğumunun hatırlandığı bir gece olmadığını belirten Öngören, bu özel zamanın aynı zamanda Peygamber Efendimizin hayatını, ahlakını ve insanlığa sunduğu mesajları yeniden anlamak için değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
KANDİL GELENEĞİ ASIRLARDIR YAŞATILIYOR
Peygamber Efendimizin doğumunu ifade eden Mevlid Kandili’nin Müslüman toplumlarda önemli bir yere sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Reşat Öngören, bu gecenin Regâib, Mi‘rac, Berat ve Kadir geceleriyle birlikte idrak edilen beş kandilden biri olduğunu söyledi.
İslam tarihi boyunca kandil gecelerinin farklı geleneklerle yaşatıldığını ifade eden Prof. Dr. Öngören, “Mevlid kandillerinde cami minareleri başta olmak üzere birçok yerde kandiller yakılır, toplu halde Kur’ân-ı Kerîm okunur ve Resûl-i Ekrem’in hayatına dair sohbetler edilirdi. Ayrıca onun özellikle doğumunu anlatan ilâhîler meşk edilir, ardından yemek ve şerbet ikramına geçilirdi.” dedi.
Kandil gecelerinin toplumların dini ve kültürel hayatında önemli bir yer edindiğini belirten Öngören, Mevlid Kandili’nin de yüzyıllar boyunca çeşitli etkinliklerle ihya edildiğini dile getirdi.
Mevlid Kandili’nin nasıl değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin görüşlerini paylaşan Prof. Dr. Reşat Öngören, gecenin merkezinde Hz. Muhammed’e (a.s.) duyulan sevginin ve onun getirdiği mesajın yeniden anlaşılmasının bulunması gerektiğini söyledi.
Mevlid Kandili’nin Peygamber Efendimize duyulan sevginin güçlendirilmesi açısından önemli bir vesile olduğunu belirten Öngören, imanla Kur’an ve Peygamber sevgisi arasındaki ilişkiye de dikkat çekti.
Prof. Dr. Öngören, “Mevlid kandilini Peygamber Efendimize sevgimizi ve imanımızı tazelemek için bir vesile kılabiliriz. Ona karşı sevgimiz bizi Allah’ın kitabı Kur’an ile buluşturacaktır. Peygamber’e iman Kur’an’a imandan önce gelir. Çünkü en başta bizim gibi bir insan olan Muhammed (a.s.) kendisine melek gelip Allah’tan âyetler, yani Kur’an getirdiğini duyurmakla bir peygamber olduğunu da ilan etmiş oldu. Eğer muhatapları öncelikle onun peygamberliğini kabul etmeselerdi, söylediklerinin de Allah’ın sözü olduğunu kabul etmeyeceklerdi.” diye konuştu.
Öngören, Hz. Muhammed’in peygamberliğinin kabul edilmesinin, onun getirdiği mesajın da kabul edilmesi açısından temel bir önem taşıdığını vurguladı.
HZ. MUHAMMED’İN GÜVENİLİRLİĞİ ÖNE ÇIKTI
Hz. Muhammed’in (a.s.) peygamberliğinin kabul edilmesinde onun kişiliğinin ve özellikle güvenilirliğinin son derece önemli olduğuna işaret eden Prof. Dr. Reşat Öngören, Peygamber Efendimizin peygamberlik öncesindeki hayatının da bu açıdan büyük önem taşıdığını söyledi.
Öngören, Hz. Muhammed’in toplum tarafından doğru sözlü ve güvenilir bir kişi olarak tanınmasının, peygamberliğini ilan ettiği dönemde onun sözlerine duyulan güven açısından belirleyici olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Öngören, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hz. Muhammed’in (a.s.) peygamberliğini kabulde en temel unsur onun ‘güvenilir bir kimse’ olmasıdır. Doğru sözlü ve güvenilir (emin) bir kimsenin verdiği bilgi elbette ki doğru ve güvenilir olacaktır. Nitekim o ilk olarak peygamberliğini ilan için halkın huzuruna çıktığında öncelikle kendisinin onlar nezdinde ‘doğru sözlü ve güvenilir bir kimse olup olmadığını’ test etmiş, olumlu cevap alınca peygamberliğini duyurmuştur. Bu durum Hz. Muhammed’in (a.s.) peygamberlikten önceki hayatının da peygamberliğini kabul ettirmek adına ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. O yüzden onun insanî kişiliğinin peygamberlik öncesi ve sonrası şeklinde ayrıma gitmeden bir bütün olarak değerli olduğunu kabul etmek gerekir.”
SALAVATLARLA PEYGAMBER SEVGİSİ GÜÇLENDİRİLEBİLİR
Mevlid Kandili’nde yapılabilecekler hakkında da önerilerde bulunan Prof. Dr. Reşat Öngören, Peygamber Efendimizin hayatının ve ahlakının anlatıldığı sohbetlerin yanı sıra bireysel olarak salavat getirmenin önemine işaret etti.
Kandil gecelerinin yalnızca toplu etkinliklerle değil, kişisel olarak yapılabilecek ibadet ve manevi çalışmalarla da değerlendirilebileceğini belirten Öngören, Hz. Muhammed’e duyulan muhabbetin artırılması ve imanın tazelenmesi için salavat getirilmesini tavsiye etti.
Prof. Dr. Öngören, “Peygamber’e muhabbetin artması ve imanın tazelenmesi için sohbetlerin yanı sıra ferdî olarak bolca ‘salavat’ getirilmelidir.” dedi.
GENÇLERİN İNANÇ DÜNYASINDA DEİZM TARTIŞMASI
Günümüzde gençlerin inanç dünyasına ilişkin tartışmalara da değinen Prof. Dr. Reşat Öngören, özellikle deizm konusuna dikkat çekti.
Gençlerin bir bölümünde Allah’ın varlığını kabul etmekle birlikte Hz. Peygamber’e ve onun getirdiği Kur’an’a inanmama eğiliminin gündeme geldiğini belirten Öngören, bu yaklaşımın önüne geçilmesinde doğru ve etkili bir anlatımın önem taşıdığını ifade etti.
“Günümüzde gençlerin inanç bakımından ‘deizme’ kaydığı dile getirilir olmuştur.” diyen Prof. Dr. Öngören, şöyle devam etti:
“Yani gençler arasında Allah’ın varlığını kabul ettiği halde Hz. Peygamber’e ve getirdiği Kur’an’a inanmama eğilimi söz konusudur. Bunun önüne ancak peygamber efendimizin ve Kur’an’ın güzelliklerini etkili bir şekilde anlatmakla geçilebilir. O yüzden kandil gibi önemli gün ve geceleri vesile ederek sosyal medya dahil bütün vasıtaları değerlendirmek gerekir.”
Öngören, özellikle gençlere ulaşmak için günümüzde kullanılan iletişim kanallarının etkin biçimde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kandil gecelerinin bu açıdan önemli bir fırsat sunduğunu belirten Öngören, Hz. Muhammed’in hayatının, ahlakının ve Kur’an’ın mesajlarının günümüz iletişim araçları kullanılarak daha etkili biçimde anlatılabileceğine dikkat çekti.
Efeler ilçesi Aydın-Denizli kara yolunda yolun karşısına geçmeye çalışan 60 yaşındaki Gülay Çıbık, 19 yaşındaki S.Ç. idaresindeki otomobilin çarpması sonucu yaşamını yitirdi. Sürücü gözaltına alınırken, feci kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Evcil hayvanlarla birlikte büyümenin çocuklar açısından yalnızca eğlenceli bir deneyim olmadığını belirten Klinik Psikolog Cumali Aydın, hayvanlarla kurulan bağın çocuklara koşulsuz sevgi ve yargılanmadan kabul görme deneyimi sunduğunu ifade etti.
Aydın, özellikle okul öncesi dönemde kurulan bu ilişkinin çocuğun güven duygusunu ve öz saygısını destekleyebileceğini belirterek, “Evcil hayvanla büyümek, çocuğun dünyasına koşulsuz sevgi ve yargısız bir dostluk kavramını somut olarak sokar. Çocuk, kendisini olduğu gibi kabul eden bir canlıyla bağ kurduğunda kendisine yönelik olumlu duyguları da güçlenebilir. Araştırmalar, evcil hayvanı olan çocuklarda daha yüksek benlik saygısı ve daha düşük yalnızlık düzeyleri bildirilebildiğini gösteriyor. Bu bağ, çocuğun ‘Ben sevilmeye değerim ve sevebilirim’ düşüncesini geliştirmesine katkı sağlayabilir.” dedi.
KÜÇÜK GÖREVLER SORUMLULUK KAZANDIRIYOR
Evcil hayvanların bakımına çocukların yaşlarına uygun şekilde dahil edilmesinin sorumluluk duygusunun gelişmesine katkı sağlayabileceğini söyleyen Aydın, basit görevlerin bile çocuk açısından önemli bir öğrenme deneyimine dönüşebileceğini kaydetti.
Aydın, “Kafesteki kuşun suyunu tazelemek ya da köpeğin su kabını doldurmak gibi basit görevler, çocuğa erken yaşta ‘Benim eylemlerimin başka bir canlının hayatında bir karşılığı var’ fikrini öğretir. Ancak sorumluluk çocuğun bilişsel ve motor gelişimine uygun olmalı. Küçük bir çocuk gözetim altında mama kabını yerine koyabilirken, daha büyük bir çocuk hayvanın bakımına daha fazla katkı sağlayabilir. Önemli olan bu görevlerin ceza ya da zorunluluk gibi değil, doğal ve keyifli bir sürecin parçası olarak sunulmasıdır.” ifadelerini kullandı.
İÇE KAPANIK ÇOCUKLARA SOSYAL DESTEK
Yalnızlık yaşayan veya sosyal ortamlarda kendisini ifade etmekte zorlanan çocuklar için evcil hayvanların farklı bir iletişim alanı oluşturabileceğine dikkat çeken Aydın, hayvanların çocukları konuşmaya ya da performans göstermeye zorlamadan ilişki kurmalarına imkan sağlayabildiğini söyledi.
Aydın, “İçe kapanık bir çocuk için evcil bir dost, hiçbir sözcüğe ihtiyaç duymadan yanında olan ve onu konuşmaya zorlamayan bir sosyal köprü işlevi görebilir. Bir hayvanla kurulan sessiz iletişim bile çocuğun kabul gördüğünü hissetmesine yardımcı olabilir. Bunun yanında evcil hayvanlar, çocukların akranlarıyla iletişim kurmasını da kolaylaştırabilir. Örneğin bir hayvan üzerinden başlayan sohbet, çocuğun sosyal etkileşime daha rahat katılmasını sağlayabilir. Böylece yalnızlık hissinin azalmasına katkı sunabilir.” diye konuştu.
HAYVANLARLA TEMAS SAKİNLEŞTİREBİLİYOR
Evcil hayvanlarla temasın çocukların duygularını düzenlemelerine ve stresli anlarda sakinleşmelerine yardımcı olabileceğini dile getiren Aydın, fiziksel temasın çocuk açısından rahatlatıcı bir deneyim oluşturabileceğini belirtti.
Aydın, “Öfkelendiğinde ya da üzüldüğünde köpeğine sarılan bir çocuğun bedensel olarak sakinleşmesi mümkün olabilir. Evcil hayvanlar, yargılamadan ve nasihat vermeden fiziksel yakınlık sunarak çocuğun yoğun duygularının yatışmasına yardımcı olabilir. Bir kediye sarılmak ya da bir köpeği okşamak, çocuğun içinde bulunduğu ana odaklanmasını sağlayan somut bir deneyimdir. Bu tür etkileşimler, çocuğun stresli durumlarla baş etme becerilerinin gelişmesine katkıda bulunabilir.” dedi.
ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUKLARDA FARKLI BİR İLETİŞİM ALANI
Hayvanlarla kurulan etkileşimlerin özel gereksinimli çocuklar ve otizm spektrumundaki çocuklar açısından da ele alınan uygulamalar arasında bulunduğunu belirten Aydın, hayvanların daha öngörülebilir davranışlarının bazı çocuklar için iletişimi kolaylaştırabileceğini ifade etti.
Aydın, “Otizm spektrumunda sosyal ipuçlarını okumakta zorlanan çocuklar açısından hayvanlarla etkileşim farklı bir iletişim kanalı oluşturabilir. Bir köpeğin beden dili, insan iletişimindeki kadar karmaşık ve soyut değildir. Bu öngörülebilirlik bazı çocuklar için güven verici olabilir. Hayvanlarla kurulan etkileşim sırasında göz teması, sıra alma ve iletişim başlatma gibi sosyal beceriler doğal bir motivasyonla desteklenebilir. Araştırmalarda da özel olarak eğitilmiş hizmet köpekleriyle birlikte olan otizmli çocuklarda stres düzeylerinde düşüş ve sosyal etkileşim davranışlarında artış görülebildiği belirtiliyor.” diye konuştu.
HER ÇOCUK VE AİLE HAZIR OLMAYABİLİR
Evcil hayvanların çocuk gelişimine sağlayabileceği katkıların, her çocuk için otomatik olarak geçerli olmadığını vurgulayan Aydın, hayvan sahiplenme kararında çocuğun yanı sıra ailenin de hazır olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Aydın, “Her çocuk hazır değildir ve bu, çocuğun suçu değildir. Hazır bulunuşluk yalnızca yaşla değil, çocuğun mizacı ve dürtü kontrolüyle de ilgilidir. Çocuk öfkelendiğinde hâlâ oyuncaklarına vurarak tepki veriyorsa bir canlıya zarar vermemeyi yeterince içselleştirmemiş olabilir. Aileler öncelikle kendi motivasyonlarını sorgulamalı. ‘Biz mi istiyoruz, yoksa çocuğumuz mu?’ ve ‘Bu canlının ömür boyu bakımını üstlenmeye hazır mıyız?’ sorularına dürüstçe yanıt verilmelidir.” ifadelerini kullandı.
Evcil hayvanın bir eğitim aracı olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Aydın, “Evcil hayvan çocuğa sorumluluk öğretmek için alınan bir ders materyali değil, ailenin yeni bir ferdidir. Ebeveyn asıl bakımı üstlenmeye gönüllü değilse hayvanı eve almamak en doğru karar olacaktır.” dedi.
EKRANA KARŞI GERÇEK BİR İLİŞKİ SUNUYOR
Çocukların ekran karşısında geçirdiği sürenin arttığı günümüzde hayvanlarla geçirilen zamanın fiziksel ve duygusal açıdan farklı bir deneyim sunduğunu belirten Aydın, gerçek temasın çocukların gelişiminde önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
Aydın, “Dijital dünyanın sunduğu pikselli doyum, bir köpeğin tüylerini okşarken hissedilen sıcaklığın ve karşılıklı duygusal alışverişin yerini tutamaz. Evcil hayvanla geçirilen zaman, çocuğu ekranın pasif tüketim döngüsünden çıkararak fiziksel ve duygusal olarak aktif olduğu bir ortama taşır. Bir köpekle oynamak çocuğun hareket etmesini sağlarken, hayvanla kurulan karşılıklı iletişim empati, sözsüz iletişimi okuma ve anlık geri bildirim verme gibi becerileri destekleyebilir. Gerçek bir canlıyla kurulan bu ilişki, çocuğun sanal dünyanın anlık tatmininden uzaklaşıp gerçek temas ve iletişime yönelmesine yardımcı olur.” sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.
Eskişehir’de N.Ö. (42), evine misafirliğe gelen arkadaşı Bülent Sap'ı (48) birlikte alkol aldıkları sırada çıkan tartışmada bıçaklayarak öldürdü. Katil zanlısı polis ekiplerince gözaltına alınırken, olayda kullanıldığı değerlendirilen bıçak ise evin önündeki çöp konteynerinde bulundu.
Aydın Nazilli'de nikâha bir gün kala evlenmekten vazgeçen 37 yaşındaki gurbetçi Ali Akın, düğün salonu rezervasyonunu iptal edemeyince sıra dışı bir karar aldı. Davetlileri kapıda karşılayan Akın, gelin olmadan düğün yaptı.
Tıkla Gelsin PS5 Kampanyası çekiliş sonuçları belli oldu. Playstation 5 Slim Digital Edition (825 Gb SSD Oyun Konsolu + 2. PS5 Kol + PS5 Şarj İstasyonu) için 20.08.2026 tarihinde yapılan çekilişe 2.347.605 katılım gerçekleşti. Asil talihlilerin 10.09.2026, yedek talihlilerin ise 25.09.2026 tarihine kadar gerekli belgelerle başvuru yapması gerekiyor. İkramiye son teslim tarihi ise 31.10.2026 olarak açıklandı.
Mobilin Akbanklısı kampanyası kapsamında düzenlenen Ninja CREAMi Deluxe 10-in-1 Dondurma ve Frozen Makinesi çekilişinin sonuçları belli oldu. 20 Ağustos 2026 tarihinde yapılan çekilişe 2 milyon 877 bin 638 katılım gerçekleşti.
Ankara'da plakasını kapatıp drift atarak trafiği tehlikeye sokan sürücüye, polis ekiplerince toplam 281 bin lira idari para cezası kesildi. Ayrıca şahıs hakkında adli işlem başlatıldı.
Eskişehir'de 5 yaşındaki bir çocuğun kulak ağrısıyla gittiği hastanede yapılan muayenede kulağına kene yapıştığı belirlendi. Doktorlar tarafından başarıyla çıkarılan kene, şaşkınlık yarattı.
İstanbul'da internetten sahte daire ilanlarıyla vatandaşları ağlarına düşürüp kapora ve ziynet eşyalarıyla yaklaşık 25 milyon lira dolandıran, ardından şikayetçileri tehdit eden 13 kişilik şebeke operasyonla yakalanırken, tüm mal varlıklarına ve banka hesaplarına tedbir konuldu.
İngiltere hükümeti, mağdurların korunmasını güçlendirmek amacıyla cezaevinden tahliye edilen ciddi cinsel suç ve şiddet suçu faillerine yönelik yeni bir denetim sistemi başlatıyor.
Adalet Bakanı Alex Norris tarafından açıklanan “restriction zones” adlı uygulama kapsamında, yüksek risk taşıdığı değerlendirilen bazı hükümlülerin hareket alanı birkaç mil genişliğindeki kişiye özel bölgelerle sınırlandırılabilecek.
Ekim ayında İngiltere ve Galler’de uygulanmaya başlanacak sistemde hükümlülerin konumları elektronik kelepçe ve GPS teknolojisiyle sürekli izlenecek. Belirlenen sınırların dışına izinsiz çıkan kişiler denetimli serbestlik görevlileri tarafından hızlı biçimde tespit edilebilecek. İhlalin niteliğine göre hükümlü yeniden cezaevine gönderilebilecek.
Her hükümlüye uygulanmayacak
Adalet Bakanlığının yayımladığı uygulama çerçevesine göre kısıtlama bölgeleri otomatik olarak bütün tahliye edilen hükümlülere uygulanmayacak.
Önlemin ağırlıklı olarak yüksek denetim seviyesinde bulunan, 2003 tarihli Ceza Adaleti Yasası’nda sıralanan ciddi cinsel suçlardan veya şiddet suçlarından en az 12 ay hapis cezası alan kişiler için kullanılması öngörülüyor.
Denetimli serbestlik görevlilerinin ayrıca mevcut “yasak bölge” gibi daha hafif koşulların riski yönetmekte yetersiz kaldığını göstermesi gerekecek. Sınırlandırmanın gerekli ve hükümlünün oluşturduğu riskle orantılı olması şartı aranacak.
Yasak bölgenin tersi uygulanacak
Mevcut sistemde hükümlülerin mağdurun evi, iş yeri veya düzenli olarak bulunduğu başka adreslere yaklaşmasını önleyen “yasak bölgeler” oluşturulabiliyor.
Yeni uygulama ise bu yöntemin tersine işleyecek. Hükümlünün giremeyeceği yerleri tek tek sıralamak yerine, gidebileceği alan belirlenecek ve bu alanın dışındaki bölgeler erişime kapatılacak.
Böylece suçun mağduru kendi güzergâhını veya günlük yaşamını değiştirmek zorunda kalmayacak. Mağdurların görüşleri sınırlar belirlenirken dikkate alınacak; sık kullandıkları yerlerin failin hareket alanı dışında bırakılması mümkün olacak.
Bakan Norris, “Hiçbir mağdur kendisine zarar veren kişiyle karşılaşma korkusuyla omzunun üzerinden bakmak veya hayat düzenini değiştirmek zorunda kalmamalı” dedi. Norris, suçun sonuçlarını mağdurların değil, faillerin taşıması gerektiğini vurguladı.
Hastane ve işe ulaşım için özel güzergâh
Kısıtlama bölgesi belirlenirken hükümlünün işe, sağlık kuruluşlarına, rehabilitasyon programlarına ve denetimli serbestlik görüşmelerine erişimi de değerlendirilecek.
Özellikle kırsal bölgelerde hastane veya benzeri zorunlu hizmetlerin sınırların dışında kalması halinde, belirli saatlerde kullanılabilecek özel güzergâhlar oluşturulabilecek. Hükümlülerin bölge dışına çıkmaları ise önceden izin alınması şartına bağlanabilecek.
Kısıtlama, hükümlünün toplum içinde oluşturduğu risk devam ettiği sürece yürürlükte kalabilecek. Dosyaların en az üç ayda bir gözden geçirilmesi ve şartların hâlâ gerekli ve orantılı olup olmadığının değerlendirilmesi bekleniyor.
Erken tahliye tartışmasının ardından geliyor
Yeni sistem, hapishanelerdeki kapasite krizini azaltmak amacıyla hazırlanan 2026 Ceza Yasası kapsamındaki tahliye değişiklikleriyle aynı dönemde devreye alınacak. Hükümet, daha önce eylül ayında başlaması planlanan geniş kapsamlı düzenlemeyi denetimli serbestlik birimlerinin hazırlanabilmesi ve mağdurların görüşlerinin alınabilmesi için ekim ayına erteledi.
Başbakan Andy Burnham hükümeti, kamuoyundan gelen tepkilerin ardından tecavüz, ciddi çocuk cinsel istismarı ve grooming suçlarından mahkûm edilenleri yeni erken tahliye modelinin dışında bıraktı. Mevcut diğer istisnalarla birlikte 18 binden fazla hükümlünün tahliye koşullarında değişiklik yapılmayacağı açıklandı.
Bu suçlardan hüküm giyenler erken tahliye düzenlemesinden yararlanamayacak ancak normal tahliye tarihleri geldiğinde risk durumlarına göre GPS takibi ve kısıtlama bölgesi gibi lisans koşullarına tabi tutulabilecek.
Cezaevleri yüzde 98 dolulukta
Hükümet, tartışmalı tahliye değişikliğinin erkek cezaevlerindeki doluluk oranının yüzde 98’e ulaşması nedeniyle zorunlu hale geldiğini savunuyor. Yeni sistemde cezaevinde kuralları ihlal eden veya şiddete başvuran hükümlülerin cezalarının tamamını içeride geçirmesine karar verilebilecek.
Bunun yanında tahliye edilenler daha uzun süreli denetime, elektronik takibe ve kişiye özel lisans koşullarına tabi olacak. Hükümet ayrıca 2031 yılına kadar 14 bin yeni cezaevi kapasitesi oluşturmayı hedefliyor.
Mağdur destek kuruluşları, hareket kısıtlamasının yükü mağdurdan alıp faile yöneltmesini olumlu karşılarken uygulamanın başarısının GPS ihlallerine ne kadar hızlı müdahale edileceğine ve yoğun iş yükü altındaki denetimli serbestlik birimlerinin yeterli kaynakla desteklenmesine bağlı olduğuna dikkat çekiyor.
Bursa-Balıkesir Karayolu’nun Gölkıyı mevkisinde akşam saatlerinde meydana gelen zincirleme kazada 5 araç birbirine girdi. Balıkesir istikametinden Bursa yönüne seyir hâlindeki araçların karıştığı...Devamı için tıklayınız
Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde bir plazanın dış cephesinde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Alevler çatıya kadar ulaşırken, binada mahsur kalanlar itfaiye ekiplerince tahliye edildi....Devamı için tıklayınız
Ankara’nın Mamak ilçesinde ağaçlık alanda başlayan yangın, kısa sürede büyüyerek ormanlık alana sıçradı. A Haber muhabiri Burcu Özüduru olay yerinden son durumu aktarırken alevlerin yerleşim yerine...Devamı için tıklayınız
Evrensel Hafızlar Derneği tarafından düzenlenen “120 Hafız Öğrenci Kapanış Kamp Programı”na katılan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, genç hafızlarla bir araya gelerek önemli paylaşımlarda bulundu....Devamı için tıklayınız
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının desteğiyle Çorum’da hayata geçirilen “Tarihi Kent Meydanı Projesi”, şehrin çehresini tamamen değiştirdi. Kentsel dönüşüm ve restorasyon...Devamı için tıklayınız
Gaziosmanpaşa Şemsipaşa Mahallesi'nde 4 katlı binanın çatısında yangın çıktı. Alevler yan binaya da sıçradı. Olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Yoğun müdahale ile alevler söndürüldü....Devamı için tıklayınız
Gaziantep-Nizip D-400 kara yolunda iki otomobilin çarpışması sonucu Mertcan Taşdemir, Doğan Yanardağ ve Hacı Zer hayatını kaybetti. Kazada ikisi çocuk 3 kişi yaralanırken olayla ilgili soruşturma...Devamı için tıklayınız
Adana'da 4. kuşak kalaycı olarak mesleğini sürdüren Hulusi Deveci, 1970'ten bu yana bakır kaplara yeniden hayat veriyor. Teknoloji ve değişen alışkanlıklarla unutulmaya yüz tutan mesleğini babasına...Devamı için tıklayınız
Bursa’nın İnegöl ilçesinde 23 Ağustos gecesi iki grup arasında çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine tüfekle ateş açıldı. Tüfekten çıkan saçmalar sokakta bulunan 31 yaşındaki Konar E. ile 4...Devamı için tıklayınız
Düzce’de Bahçeşehir istikametinden şehir merkezine seyir halinde olan bir otomobil, AFAD Kavşağı mevkisinde kontrolden çıkarak bariyerlere çarptı. Devrilen otomobilde bulunan 1 kişi yaralandı.Devamı için tıklayınız
Balıkesir Paşa Camii yeraltı otoparkında 19 Ağustos'ta bir aracın altında kalarak ağır yaralanan 27 yaşındaki Birsen Filiz, hastanede 3 günlük yaşam mücadelesini kaybetti. Gelinlik provası için...Devamı için tıklayınız
M2 Yenikapı-Hacıosman Metro Hattı’nın Sanayi istasyonunda bir şahsın intihar girişiminde bulunması nedeniyle istasyon kapatıldı. Seferlerde yaşanan aksama, ekiplerin müdahalesiyle giderildi.Devamı için tıklayınız
Giresun’un Piraziz ilçesinde, bölgede tarama faaliyeti yürüten elektrik dağıtım şirketine ait bir helikopterin düştüğü yönünde ihbar yapıldı. İhbar üzerine bölgeye ekipler sevk edilirken Piraziz...Devamı için tıklayınız
Kars'ta yaşayan 4 çocuk babası 49 yaşındaki Naim Demirbaş, çapa makinesinde kullanmak üzere evin kapalı balkonunda benzin dolu bidon bıraktı. Bidondan halıya sızan benzin, Demirbaş'ın eve sigarayla...Devamı için tıklayınız
Diyarbakır’ın Lice ilçesinde otomobil ile TIR’ın kafa kafaya çarpıştığı kazada 2 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı. Yaralanan TIR şoförü Lice Devlet Hastanesi’ne kaldırılırken kazayla ilgili...Devamı için tıklayınız
Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 15. durağı Ordu oldu. İlk kez festivale ev sahipliği yapan kentte, 30 Ağustos’a kadar 8 farklı noktada konserlerden sergilere, atölyelerden gastronomi programlarına...Devamı için tıklayınız
Elazığ’da faaliyet gösteren Scorpius Labs, 5 bini aşkın akrepten elde ettiği zehri tıbbi ve biyoteknolojik alanlarda kullanılmak üzere işliyor. Tesis, ham maddenin Almanya, Fransa ve Singapur’a...Devamı için tıklayınız
İstanbul Ümraniye'de sürücüsünün kontrolünden çıkan otomobil, sokak üzerinde park halindeki 3 araca çarparak devrildi. Mahalle sakinlerinin büyük bir gürültüyle uyandığı kazada yaralanan araç sürücüsü...Devamı için tıklayınız
Kayseri’nin Talas ilçesinde yakınlarının kendisinden haber alamadığı 61 yaşındaki yabancı uyruklu Lamyaa Mahmood için ekipler harekete geçti. 14 katlı binanın 7. katındaki daireye çilingir yardımıyla...Devamı için tıklayınız
Çankaya’da yabancı uyruklu kadınların iş vaadiyle kandırılarak konsomasyona zorlandığı, kaçak durumda olanların saklandığı ve bazı kadınların fuhuş amacıyla ev ve otellere gönderildiğinin belirlenmesi...Devamı için tıklayınız
Niğde’nin Aşağı Kayabaşı Mahallesi’nde 5 otomobil ve bir motosikletin karıştığı zincirleme kazada araçlarda maddi hasar meydana gelirken, kazaya neden olduğu öne sürülen sürücünün olay yerinden...Devamı için tıklayınız
Gaziantep’in İslahiye ilçesi korku dolu anlara sahne oldu. Çalıştığı taşeron firmadan yaklaşık 15 aydır maaşını alamadığını iddia eden bir ustabaşı, canına kastetmek amacıyla binanın çatısına çıktı....Devamı için tıklayınız
Kütahya'da sokak kedilerini besleyen Şükran Kavgacı'nın baktığı kedilerden biri, kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce vahşice öldürüldü. Baş ve ayaklarının kesildiği görülen kedinin apartmanın önüne...Devamı için tıklayınız
Ankara'nın Nallıhan ilçesinde maden ocağında meydana gelen göçükte 1 işçi hayatını kaybetti, yaralanan işçi sayısı 20'ye yükseldi. Ankara Valiliği tarafından yapılan açıklamada "Olayın meydana geliş...Devamı için tıklayınız
Kişisel finans ve borç yönetimi alanında içerik üreten İngiliz finans eğitmeni Sammie Ellard-King, son paylaşımında üniversite öğrencilerinin yeterince bilgilendirilmeden ciddi mali yükümlülükler altına sokulduğunu belirtti.
Ellard-King, gençlerin çoğunun henüz tam zamanlı bir işte çalışmadan veya önemli bir mali karar vermeden yaklaşık 50 bin sterlinlik borca imza attığına dikkat çekti.
Mortgage başvurusu yapan bir yetişkine faiz, aylık ödeme ve toplam maliyet ayrıntılı biçimde açıklanırken, 17 veya 18 yaşındaki bir öğrenciye üniversite kredisinin uzun vadeli sonuçlarının aynı açıklıkta anlatılmadığını savundu.
Ortalama borç 47 bin 730 sterlin
Ellard-King’in sözünü ettiği 50 bin sterlin, abartılı bir tahmin değil. Student Loans Company verilerine göre İngiltere’de 2025-2026 mali yılında geri ödeme aşamasına giren yükseköğretim borçlularının ortalama bakiyesi 47 bin 730 sterlin oldu.
2026-2027 akademik yılında standart lisans eğitimi için yıllık öğrenim ücreti kredisi 9 bin 790 sterline kadar çıkıyor. Ailesinden ayrı yaşayan bir öğrenci, Londra dışında 10 bin 830, Londra’da ise yıllık 14 bin 135 sterline kadar geçim kredisi kullanabiliyor.
Böylece üç yıllık bir eğitim sonunda toplam borç, faiz eklenmeden bile Londra dışında yaklaşık 62 bin, Londra’da ise 72 bin sterline yaklaşabiliyor.
Borç azalmasa da maaştan kesiliyor
2023 ve sonrasında İngiltere’de üniversiteye başlayanların tabi olduğu Plan 5 kapsamında, yıllık gelirin 25 bin sterlini aşan kısmının yüzde 9’u maaştan otomatik olarak kesiliyor.
Yıllık 30 bin sterlin kazanan bir mezun ayda yaklaşık 37,50 sterlin, 40 bin sterlin kazanan ise yaklaşık 112,50 sterlin ödüyor.
Kesinti borcun büyüklüğüne göre değil, gelire göre hesaplanıyor. Bu nedenle yapılan ödeme faizi karşılamaya yetmediğinde, maaştan düzenli kesinti yapılmasına rağmen toplam bakiye büyümeye devam edebiliyor.
Yeni mezunlar için süre 40 yıl
Ellard-King, paylaşımında kesintilerin 30 yıla kadar devam edebildiğini belirtiyor. Bu süre, ağırlıklı olarak 2012-2022 döneminde üniversiteye başlayanların Plan 2 kredileri için geçerli.
Ancak 2023’ten itibaren üniversiteye başlayanların tabi olduğu Plan 5’te geri ödeme süresi 40 yıla çıkarıldı. Bu, 18 yaşında kredi alan bir gencin 60’lı yaşlarına kadar maaş kesintileriyle karşılaşabileceği anlamına geliyor.
Plan 5 faizinin Eylül 2026’dan itibaren yüzde 4,1 olması öngörülüyor. Yeni sistem, Plan 2’ye göre daha düşük faiz uygulasa da geri ödeme eşiğini düşürerek kesinti süresini uzatıyor.
Ellard-King’in kendi borç deneyimi
Ellard-King’in konuya ilgisinin arkasında kişisel deneyimi de bulunuyor. Kendi anlatımına göre üniversite yıllarında kredi kartları, kredili mevduat hesabı ve kısa vadeli krediler nedeniyle yaklaşık 24 bin sterlin tüketici borcu biriktirdi.
Bütçe sistemi kurup ek gelir elde ederek borcunu yaklaşık 18 ayda kapatan Ellard-King, daha sonra kişisel finans eğitimi alanına yöneldi.
Üniversitenin birçok insan için değerli olduğunu vurgulayan Ellard-King, eleştirisinin eğitime değil, gençlerin yeterince bilgilendirilmeden uzun vadeli mali yükümlülük altına sokulmasına yönelik olduğunu belirtiyor.
Öğrenciye gerçek maliyet açıklanmalı
Hükümetin atması gereken ilk adım, öğrenci kredisi başvurusunu sıradan bir çevrim içi form olmaktan çıkarmak olmalı.
Her öğrenciye başvuru öncesinde tahmini mezuniyet borcu, uygulanacak faiz, farklı maaşlara göre aylık kesinti ve toplam geri ödeme süresi açıkça gösterilmeli. Mezunlara da her yıl eklenen faiz, yapılan ödeme ve kalan borcu gösteren anlaşılır bir rapor gönderilmeli.
Faizin RPI yerine daha düşük seyreden CPI enflasyonuna bağlanması, düşük gelirli öğrenciler için geri ödemesiz geçim hibelerinin yeniden getirilmesi ve 25 bin sterlinlik ödeme eşiğinin ücret artışlarına göre yükseltilmesi de değerlendirilmesi gereken seçenekler arasında.
Üniversite fırsat, borç ise ömürlük yük olmamalı
Öğrenci kredileri, üniversiteye erişimin yalnızca ailelerin ödeme gücüne bağlı kalmasını önlüyor. Ancak bu işlev, sistemin sorgulanamayacağı anlamına gelmiyor.
Bir gencin ne kadar borçlandığını, faizin nasıl işleyeceğini ve maaşından kaç yıl kesinti yapılabileceğini bilmesi en temel hakkı.
Ellard-King’in çıkışı, bu nedenle yalnızca bir sosyal medya tepkisi olarak görülmemeli. Ortalama borcun 50 bin sterline yaklaştığı ve geri ödeme döneminin 40 yıla çıktığı bir sistemde hükümet, üniversite finansmanını gençlerin geleceğini merkeze alarak yeniden düzenlemeli.
İngiltere’nin kuzeydoğusundaki Middlesbrough yakınlarında meydana gelen trafik kazasında ikisi görev başındaki polis memuru olmak üzere yedi kişi hayatını kaybetti.
Kaza, 22 Ağustos Cumartesi günü saat 03.39 sıralarında Middlesbrough’nun doğusundaki South Bank bölgesinde, A66 karayolunda meydana geldi.
Cleveland Polisi tarafından yapılan açıklamaya göre ters yönde ilerleyen bir Volkswagen Passat, yolun doğru yönünde seyreden işaretli Cleveland Polisi Silahlı Müdahale Aracı ile çarpıştı.
Kazada polis aracındaki iki memur ile Passat’ta bulunan beş kişinin tamamı olay yerinde yaşamını yitirdi. Kazadan kurtulan olmadığı açıklandı.
Hayatını kaybeden polislerin kimlikleri açıklandı
Polis aracında yaşamını yitiren memurların 37 yaşındaki polis memuru Matthew Blades ile 38 yaşındaki polis memuru Tom Clough olduğu duyuruldu.
Cleveland Polisi Şefi Victoria Fuller, Blades ve Clough’u görev yaptıkları toplumu korumak için çalışan “cesur polis memurları” olarak tanımladı.
Fuller, yardımcısıyla birlikte iki polisin ailesini ziyaret ederek kurum adına başsağlığı dileklerini ilettiklerini ve ailelere destek verilmeye başlandığını söyledi.
Passat’ta hayatını kaybeden beş kişinin resmî kimlik tespit işlemlerinin tamamlandığı ancak isimlerinin henüz kamuoyuyla paylaşılmadığı bildirildi. Ölenlerin ailelerine özel eğitimli irtibat görevlileri aracılığıyla destek sağlanıyor.
Kaza öncesinde polis takibi yaşandı
Bağımsız Polis Davranışları Ofisinin (IOPC) ilk değerlendirmesine göre Cleveland Polisi ekipleri şüpheli olarak değerlendirilen bir aracı fark etti ve ardından takip başladı.
Takip edilen Volkswagen Passat’ın daha sonra South Bank bölgesinden A66’ya girerek trafiğin ters yönünde ilerlediği ve karşı yönden gelen polis aracına çarptığı belirtiliyor.
Ancak takibin ne kadar sürdüğü, Passat’ın neden şüpheli görüldüğü, polis aracının kaza anında takibi sürdüren ekip olup olmadığı ve aracın A66’ya nasıl ters yönden girdiği henüz açıklanmadı.
Kazanın kesin nedeni de soruşturma sonucunda belirlenecek. Yetkililer, soruşturma tamamlanmadan sürücülerin niyeti, hız, alkol veya uyuşturucu kullanımı gibi konularda spekülasyon yapılmamasını istedi.
Polis aracı silahlı müdahale ekibine aitti
Yeni açıklanan bilgiler, kazaya karışan polis aracının standart bir devriye aracı değil, Cleveland Polisi bünyesinde görev yapan işaretli bir Silahlı Müdahale Aracı olduğunu ortaya koydu.
Polis, Blades ve Clough’un kaza sırasında aktif görevde olduklarını doğruladı. Ancak ekibin ters yönden gelen aracı durdurmak için özel olarak görevlendirilip görevlendirilmediğine ilişkin ayrıntı paylaşılmadı.
Bu nokta, polis araçlarının konumları, takip prosedürleri, telsiz kayıtları ve kazadan önce alınan operasyonel kararlarla birlikte IOPC soruşturmasının önemli başlıklarından birini oluşturacak.
IOPC bağımsız soruşturma başlattı
Polisle temasın ardından ölüm yaşanan olayların bağımsız kuruma bildirilmesi zorunluluğu kapsamında Cleveland Polisi kazayı IOPC’ye sevk etti.
IOPC, zorunlu bildirimin cumartesi günü saat 06.00’dan kısa süre sonra kendilerine ulaştığını ve olay yerine soruşturmacılar gönderildiğini açıkladı.
Soruşturma kapsamında araç kameraları, yol güvenlik kameraları, telsiz konuşmaları, takip kararları, polis araçlarının hareketleri ve kazanın meydana geldiği noktadaki fiziksel kanıtların incelenmesi bekleniyor.
IOPC Soruşturmalar Direktörü Nicola Marfleet, incelemenin henüz başlangıç aşamasında olduğunu belirterek kurumun görevinin kazaya yol açan bütün koşulları bağımsız biçimde ortaya çıkarmak olduğunu söyledi.
Soruşturmanın başlatılmış olması, mevcut aşamada polis memurları veya kurum hakkında bir kusur tespit edildiği anlamına gelmiyor.
Olay yerine 14 sağlık ekibi gönderildi
North East Ambulance Service, ihbarın ardından bölgeye 14 ayrı sağlık kaynağının yönlendirildiğini açıkladı.
Müdahaleye ambulans ekiplerinin yanı sıra uzman bir paramedik, tehlikeli alan müdahale ekibi ve Great North Air Ambulance Service bünyesindeki bir doktor katıldı. Ancak yapılan bütün müdahalelere rağmen iki araçtaki yedi kişinin de olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi.
Kaza sonrasında A66’nın Normanby Road ile Eston’daki Church Lane arasındaki bölümü çift yönlü olarak trafiğe kapatıldı. Yolun, adli inceleme ve kaza rekonstrüksiyonu çalışmaları nedeniyle uzun süre kapalı kalabileceği bildirildi.
İngiltere’de 14 yıl sonra bir ilk
Kaza, İngiltere’de 14 yıl sonra aynı olayda birden fazla polis memurunun görev başında hayatını kaybettiği ilk vaka oldu.
Son olarak Eylül 2012’de Greater Manchester Polisi memurları Fiona Bone ve Nicola Hughes, Tameside’de rutin bir ihbar için gittikleri adreste silahlı saldırıya uğrayarak yaşamlarını yitirmişti.
Cleveland Polis Federasyonu Başkanı Lauren Somerville, iki memurun ölümünün polis teşkilatında derin bir acı yarattığını belirterek Blades ve Clough’un aileleriyle yakın çalışma arkadaşlarına destek sağlandığını açıkladı.
Başbakan ve İçişleri Bakanından taziye
Başbakan Andy Burnham, ikisi polis yedi kişinin hayatını kaybetmesinden dolayı büyük üzüntü duyduğunu belirterek kurbanların ailelerine, Cleveland Polisi çalışanlarına ve kazaya müdahale eden acil servis ekiplerine başsağlığı diledi.
İçişleri Bakanı Shabana Mahmood da iki polisin Cleveland halkına hizmet ederken görev başında yaşamını yitirdiğini vurguladı.
Kazanın meydana geldiği Redcar seçim bölgesinin milletvekili Anna Turley ise olayın bütün Teesside toplumu üzerinde derin iz bırakacağını belirterek, hayatını kaybedenlerin yakınlarının mahremiyetine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.
İngiltere’nin Stoke-on-Trent kentinde genç yolcuları ilgilendiren tartışmalı bir ulaşım uygulaması yürürlüğe girdi.
First Bus tarafından yapılan açıklamaya göre, 21 Ağustos 2026 Cuma günü saat 18.00’den itibaren 15 yaş ve altındaki çocukların, Hanley Otobüs Terminali’ne giden veya buradan hareket eden belirli seferlerde bir yetişkin olmadan yolculuk etmesine izin verilmeyecek.
Şirketin açıklamasında uygulamanın, Hanley Otobüs Terminali’nde ve araçlarda yaşanan toplumsal düzeni bozucu davranışların artması üzerine Stoke-on-Trent Belediyesi ve Staffordshire Polisi ile yapılan görüşmelerin ardından kararlaştırıldığı belirtildi. Düzenlemeye Ulaştırma Bakanlığının da onay verdiği bildirildi.
“Geçici” denildi ancak bitiş tarihi açıklanmadı
Kısıtlamanın ne zaman kaldırılacağına ilişkin kesin bir tarih verilmedi. First Bus, uygulamanın “ikinci bir duyuruya kadar” yürürlükte kalacağını ve durumun belediyeyle birlikte her gün gözden geçirileceğini açıkladı.
First Bus’ın Potteries Bölgesi Genel Müdürü Rebecca Arrowsmith, kararı istemeyerek aldıklarını belirterek şunları söyledi:
“Otobüs terminalinde ve seferlerimizde giderek artan toplumsal düzeni bozucu davranışların önüne geçebilmek amacıyla çocuklara yönelik ücretsiz seyahat uygulamasında bu değişikliğe gitme kararı aldık. Çalışanlarımızın ve yolcularımızın güvenliği her zaman birinci önceliğimizdir.”
Arrowsmith, kısıtlamanın mümkün olan en kısa zamanda kaldırılmasını umduklarını da ifade etti.
Savunmasız çocuklar için şoförlere takdir yetkisi
Uygulama, çocukların güvenliğini riske atabilecek durumlar için istisna içeriyor. Otobüs şoförleri, yalnız seyahat eden bir çocuğun savunmasız olduğuna veya otobüse alınmamasının güvenliği açısından tehlike yaratacağına kanaat getirirse yolculuğa izin verebilecek.
Dolayısıyla düzenleme, her durumda otomatik olarak uygulanacak mutlak bir ret kararından ziyade, güvenlik gerekçesiyle şoförlere sınırlı bir takdir yetkisi tanıyor.
Ücretsiz seyahat kampanyasına yerel sınırlama
Kısıtlama, Ulaştırma Bakanlığının finanse ettiği “Great British Summer Savings” kampanyasının devam ettiği dönemde getirildi. Kampanya kapsamında 5-15 yaş arasındaki çocuklar, 1-31 Ağustos tarihleri arasında First Bus’ın İngiltere’deki seferlerinin büyük bölümünde kayıt yaptırmadan ve ücret ödeyen bir yetişkinle seyahat etme şartı bulunmadan ücretsiz yolculuk yapabiliyor.
Ancak Stoke-on-Trent’teki yeni karar, Hanley bağlantılı 32 hatta saat 18.00’den sonraki bağımsız seyahat hakkını sınırlandırıyor. Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Ücretsiz çocuk yolculuğu İngiltere’deki bütün otobüs işletmelerini kapsayan sürekli bir ulusal hak değil; First Bus’ın katıldığı, Ağustos ayıyla sınırlı hükümet destekli bir kampanya.
First Bus’ın açıklamasında uygulama hem akşam ücretsiz seyahat kısıtlaması olarak tanımlanıyor hem de 15 yaş ve altındakilerin yetişkin eşliğinde olması gerektiği belirtiliyor. Bu nedenle ailelerin yolculuk öncesinde güncel şirket duyurularını kontrol etmeleri öneriliyor.
Hanley’den Stafford ve Crewe’e uzanan hatlar etkilendi
Saat 18.00 kısıtlaması toplam 32 First Bus servisini kapsıyor. Listede Hanley’i Northwood, Abbey Hulton, Kidsgrove, Newcastle, Leek, Trentham, Keele Üniversitesi ve Stoke Tren İstasyonu gibi noktalarla birleştiren kent içi güzergâhların yanı sıra Stafford ve Crewe’e kadar uzanan hatlar da bulunuyor.
First Bus, kararın yolcu ve çalışan güvenliğini korumaya yönelik olduğunu savunurken uygulamanın, olaylara karışmayan çocukların bağımsız hareket imkânını da sınırlaması nedeniyle kamuoyunda tartışılması bekleniyor.
Cambridge Üniversitesi’nin eski Sosyoloji Eğitimi Profesörü Jason Arday hakkında intihal iddialarını kamuoyuna taşıyan Amerikalı akademisyen Nathan Cofnas, görev yaptığı Belçika’daki Ghent Üniversitesi tarafından tedbiren açığa alındı.
Felsefe ve Ahlak Bilimleri Bölümü’nde doktora sonrası araştırmacı olarak çalışan Cofnas hakkında ön disiplin incelemesi başlatıldı. Üniversite, incelemenin Cofnas’ın dosyasının yetkili disiplin kuruluna sevk edilmesi için yeterli gerekçe bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla yürütüldüğünü bildirdi.
Ghent yönetimi, soruşturmanın gizliliği nedeniyle Cofnas’a yöneltilen somut suçlamaların ayrıntılarını paylaşmadı. Bu nedenle görevden uzaklaştırma kararının doğrudan intihal iddiaları nedeniyle mi, yoksa Cofnas’ın Arday ve diğer akademisyenler hakkında kullandığı dil ile geçmişteki kamuoyu açıklamalarının bütünü nedeniyle mi alındığı henüz kesinleşmiş değil.
Akademik özgürlüğe “sorumluluk” sınırı
Ghent Üniversitesi Rektörü Petra De Sutter ile Rektör Yardımcısı Herwig Reynaert, kurumun tartışmalı görüşleri de kapsayan açık akademik tartışmayı desteklediğini ancak akademik özgürlüğün sınırsız olmadığını açıkladı.
Üniversite yönetimi, bu özgürlüğün başkalarının haklarını koruma yükümlülüğüyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek ayrımcılık, nefret ve ırkçılığa karşı açık bir tutum benimsediğini bildirdi.
Cofnas ise X hesabından soruşturmanın kendisine Arday’e karşı ayrımcılık yaptığı iddiasıyla açıldığını savundu. Görevden uzaklaştırıldığını doğrulayan Cofnas, üniversitenin kendisini “neredeyse kesin olarak işten çıkaracağını” öne sürdü. Ancak üniversite henüz işten çıkarma kararı alınmadığını, sürecin ön inceleme aşamasında olduğunu vurguladı.
Cofnas’ın Ghent’teki görevlendirilmesi daha önce de tartışma yaratmıştı. Mart 2026’da 300’den fazla öğrenci ve üniversite çalışanı, kendisini “ırk gerçekçisi” olarak tanımlayan akademisyenin görüşlerinin kurumun davranış ilkeleriyle bağdaşmadığını savunan açık bir mektup yayımlamıştı.
ABD Büyükelçisinden Ghent’e sert tepki
Olay, ABD’nin Belçika Büyükelçisi Bill White’ın devreye girmesiyle diplomatik boyut kazandı. White, Ghent Üniversitesini bir Amerikalı akademisyene karşı misilleme yapmakla suçladı ve Cofnas’ın çalışmalarını “akademik sahtekârlığı ortaya çıkaran habercilik” olarak nitelendirdi.
ABD yönetiminin yabancı üniversitelerde araştırma ve akademik değişim programlarını desteklediğini hatırlatan White, Washington’ın Ghent Üniversitesi ile mevcut ilişkilerini gözden geçirdiğini duyurdu. Büyükelçi ayrıca Cofnas’ın tartışmalı görüşlerinin üniversite tarafından işe alınırken bilindiğini savundu.
Ghent Üniversitesi yönetiminden ABD Büyükelçisinin açıklamalarına karşı henüz ayrıntılı bir yanıt gelmedi. Washington’ın açıklaması, dosyayı yalnızca Arday ve Cofnas arasındaki tartışma olmaktan çıkararak Avrupa’daki akademik özgürlük ile kurumsal sorumluluğun sınırlarına ilişkin daha geniş bir anlaşmazlığa dönüştürdü.
İntihal iddiaları kesin hükme bağlanmadı
Cofnas, temmuz ayında yayımladığı yazılarda Arday’in Liverpool John Moores Üniversitesi’nde hazırladığı doktora tezinin bazı bölümlerinin daha önce yayımlanmış akademik çalışmalarla önemli benzerlikler taşıdığını iddia etmişti.
Arday suçlamaları reddetmiş ancak çalışmasında bazı hata ve eksiklikler bulunduğunu kabul etmişti. Liverpool John Moores Üniversitesi tarafından yapılan değerlendirmede Arday’in doktora derecesinin geri alınmasını gerektirecek bir sonuca ulaşılmadı ve doktorasının geçerliliğini korumasına karar verildi.
Dolayısıyla Cofnas’ın iddiaları kamuoyunda geniş biçimde tartışılmış olsa da Arday’in intihal yaptığına ilişkin kesinleşmiş bir resmî karar bulunmuyor.
Cambridge Üniversitesi de Arday’in atanması ve kurum içindeki denetim süreçlerinin bağımsız biçimde incelenmesini kabul etmişti. Üniversite yönetimi, intihal iddialarının esas olarak doktoranın verildiği Liverpool John Moores Üniversitesi tarafından soruşturulması gerektiğini belirtmişti.
Medya baskısını gerekçe göstererek istifa etmişti
2023 yılında 37 yaşındayken Cambridge’in en genç siyah profesörü olan Arday, hakkındaki iddiaların ve akademik geçmişine yönelik haberlerin yoğunlaşmasının ardından 5 Ağustos’ta görevinden istifa etti.
Arday, istifa açıklamasında Cambridge’e katılmasından itibaren olağanüstü ölçüde inceleme altında tutulduğunu, kamuoyu baskısı ve kişisel saldırılar karşısında “bir insanın makul olarak dayanabileceği sınırın sonuna geldiğini” ifade etmişti.
41 yaşındaki akademisyen, istifasından kısa süre sonra Londra’nın Battersea bölgesindeki bir adreste tepkisiz halde bulundu ve yaşamını yitirdiği belirlendi. Polis, ölümü “beklenmedik ancak şüpheli görünmeyen” bir vaka olarak ele aldı.
Arday’in ölüm nedeni henüz resmen açıklanmadı. Bu nedenle ölümü intihar olarak nitelendiren veya medya haberleriyle doğrudan nedensellik kuran ifadeler, adli süreç tamamlanmadan doğrulanmış bilgi olarak kabul edilemiyor.
Cambridge yönetimine ve medyaya eleştiri
Arday’in ölümünün ardından hem bazı medya kuruluşlarının kullandığı dil hem de Cambridge Üniversitesinin kriz sürecindeki tutumu ağır biçimde eleştirildi.
Cambridge Şansölyesi Lord Chris Smith, akademik dürüstlük iddialarının titizlikle araştırılması gerektiğini belirtmekle birlikte, Arday etrafında oluşan atmosferi “ırkçı bir saldırı furyası” olarak tanımladı.
Arday’in ailesi ise akademisyenin 2023’te Cambridge’e atanmasından sonra “sürekli bir istismar kampanyasına” maruz bırakıldığını savundu. Aile adına yapılan açıklamada, Arday’e yöneltilen kamuoyu baskısının “herhangi bir insanın kaldırabileceğinden fazla” olduğu ifade edildi.
Trafalgar Square’de on binlerce kişi toplandı
Arday’in anısına 17 Ağustos’ta Londra’daki Trafalgar Square’de düzenlenen etkinliğe organizatörlerin tahminine göre 30 binden fazla kişi katıldı. Stand Up To Racism tarafından gerçekleştirilen anmada bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu; milletvekilleri, akademisyenler, sanatçılar ve Arday’in yakınları konuşma yaptı.
Etkinliğin ardından basının tutumunun kamu soruşturmasına konu edilmesini isteyen dilekçedeki imza sayısı 98 bini aşarken, Arday’in ailesine destek amacıyla başlatılan bağış kampanyasında 185 bin sterlinden fazla para toplandı. Hükümet ise kamu soruşturması açılıp açılmayacağına karar vermek için henüz erken olduğunu bildirdi.
Cofnas hakkında Ghent Üniversitesinde yürütülen incelemenin sonucu şimdi iki farklı soruya yanıt arayacak: Kamuya açık akademik eleştiri hangi noktaya kadar ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir ve bu eleştirinin ayrımcı söyleme ya da kişisel hedef göstermeye dönüştüğü sınır nasıl belirlenebilir?
Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesinde geri dönüşüm tesisinde atık lastiklerin bulunduğu bölümde çıkan yangın, ekipleri alarma geçirdi. Atık lastiklerin alev aldığı yangında yoğun duman gökyüzünü kaplarken, çevrede bulunan 4 müstakil ev ile kullanılmayan bir otomobil zarar gördü.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, aile bireylerinin sorunlarla başa çıkma kapasitelerinin güçlendirilmesi ve aile bütünlüğünün korunması amacıyla ücretsiz destek sağlıyor.
Şiddetin doğuştan gelip gelmediği tartışılırken, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, genetik yatkınlığın tek başına kişiyi suça yönlendirmediğini söyledi. “Saldırganlık eğilimiyle ilgili gen var fakat doğuştan suçlu yok. Doğuştan psikopat yok.” diyen Tarhan, şiddetin oluşumunda çevre, aile, kültür, stres ve kişinin davranışlarını yönetme biçiminin de belirleyici olduğunu vurguladı.Tarhan, şiddetin önlenebilmesi için özellikle çocukluk döneminden itibaren empati, özdenetim, saygı ve ahlaki akıl yürütme becerilerinin geliştirilmesi gerektiğini belirtti.ŞİDDET HABERLERİ TOPLUMU NASIL ETKİLİYOR?Şiddetin medyada daha görünür hale gelmesinin toplum üzerindeki etkilerine dikkat çeken Tarhan, insanların olumsuz olaylara karşı doğal olarak daha duyarlı olduğunu ifade etti. Şiddet görüntülerinin sürekli tekrarlanmasının ise zamanla duyarsızlaşmaya neden olabileceğini söyledi.Tarhan’a göre medya aracılığıyla sıkça karşılaşılan şiddet bazı kişiler için model oluştururken, bazı kişilerde ise toplumdan uzaklaşma ve “kötü dünya sendromu” olarak tanımlanan kaçınma davranışına yol açabiliyor. Özellikle gençlerde saldırganlık ve depresif davranışların da bu süreçten etkilenebileceğini belirten Tarhan, sosyal şiddetin giderek daha önemli bir sorun haline geldiğini kaydetti.
SAYGI ZAYIFLARSA ŞİDDET GÜÇLENİYORToplumdaki kültürel değişimlerin şiddet davranışları üzerinde etkili olduğunu belirten Tarhan, utanma ve mahcubiyet duygusunun sosyal kontrol açısından önemli olduğunu söyledi.Empati ve saygının zayıfladığı ortamlarda kişinin başkalarının haklarını daha kolay göz ardı edebildiğini ifade eden Tarhan, çocukların küçük yaşlardan itibaren sınır, hak ve sorumluluk kavramlarını öğrenmesi gerektiğini vurguladı.“BAŞKALARINA YAPMA” İLKESİ YENİDEN HATIRLANMALIBenmerkezci ve duyarsız davranışların yaygınlaşmasının toplumsal dayanışmayı zayıflattığını dile getiren Tarhan, insanların yalnızca kendi çıkarlarını düşünmesinin küresel ölçekte bir tehdit oluşturduğunu söyledi.Tarhan, bu noktada temel ahlaki ilkelerden birinin yeniden hatırlanması gerektiğini belirterek, “Sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma” anlayışının evrensel bir değer olarak yaşatılması gerektiğini ifade etti.KÖTÜ DAVRANIŞ KALIPLARI DEĞİŞTİRİLEBİLİRİnsanın beyninin değişime açık olduğuna dikkat çeken Tarhan, şiddete yol açan düşünce ve davranış kalıplarının da dönüştürülebileceğini belirtti.Düşüncelerin duygularla birleşerek zaman içinde alışkanlıklara dönüşebildiğini ifade eden Tarhan, kişinin yanlış düşünce kalıplarını fark ederek alternatif düşünceler geliştirebileceğini söyledi. Stresle baş etme yöntemlerinin değiştirilmesi ve zihinsel esnekliğin artırılmasının şiddet eğilimlerinin kontrolünde önemli olduğunu kaydetti.
ÖFKENİN ALTINDA BAŞKA SORUNLAR OLABİLİRŞiddet davranışının her zaman yalnızca öfkeyle açıklanamayacağını belirten Tarhan, özellikle erkeklerde depresyonun zaman zaman öfke ve saldırganlık şeklinde dışa vurulabildiğini söyledi.Günlük yaşamda artan stresin de insanları daha kolay öfkelenir hale getirdiğini ifade eden Tarhan, ekonomik sorunlar, madde kullanımı ve yoğun baskının saldırgan davranışları tetikleyebildiğini belirtti.GENLER KADER ANLAMINA GELMİYORŞiddetle ilgili genetik araştırmaların sonuçlarına değinen Tarhan, bazı genlerin saldırganlık eğilimiyle bağlantılı olabileceğini ancak bunun kişinin mutlaka suç işleyeceği anlamına gelmediğini söyledi.COMT geni ve dopamin sistemi üzerinden yapılan çalışmalara işaret eden Tarhan, genetik özelliklerin bir yatkınlık oluşturabileceğini belirterek, “Genler bir sermayedir; onu iyi ya da kötü kullanmak kişinin özgür iradesiyle ilgilidir.” dedi.Çocukluk döneminde edinilen davranışların da değiştirilebileceğini vurgulayan Tarhan, geçmişte şiddet görmüş bir kişinin bunu sonraki nesle aktarmak zorunda olmadığını ifade etti.ŞİDDETİN FARKLI YÜZLERİ BULUNUYORŞiddetin yalnızca fiziksel saldırı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Tarhan; tehdit, mobbing ve ekonomik baskının da şiddet kapsamında ele alınması gerektiğini belirtti.Bazı kişilik özelliklerinin şiddet açısından daha yüksek risk taşıyabildiğini ifade eden Tarhan, antisosyal, narsistik, borderline ve histriyonik kişilik yapılarına dikkat çekti.ÇOCUKLARA EMPATİ EĞİTİMİ ŞARTŞiddetle mücadelenin çocukluk döneminde başlaması gerektiğini vurgulayan Tarhan, ahlaki akıl yürütme becerisinin kendiliğinden gelişmediğini söyledi.Eğitim sisteminin çocuklara yalnızca akademik bilgi vermekle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Tarhan, empati, özbilinç, özdenetim ve başkalarının haklarına saygı gibi becerilerin küçük yaşlarda kazandırılması gerektiğini ifade etti.Tarhan, akran zorbalığı yerine akran nezaketi ve iyiliğinin öne çıkarılmasını önererek, iyilik yapmayı alışkanlık haline getiren bireylerin şiddetten uzaklaşacağını söyledi.Toplumda şiddetin azaltılması için biyolojik ve psikolojik faktörlerin yanı sıra sosyal ve kültürel koşulların da birlikte ele alınması gerektiğini belirten Tarhan, saygı, merhamet, dayanışma ve özdenetimin güçlendirilmesinin şiddetle mücadelede önemli rol oynadığını kaydetti.
Doç. Dr. Müge Ensari Özay, özellikle aerosol, sisleme ve gaz oluşturan uygulamalarda kimyasalların hava akımları ve tesisat boşlukları üzerinden diğer dairelere ulaşabileceğini belirterek, “Gizli formül”, “çok güçlü ilaç” veya “ruhsata gerek yok” gibi ifadelerin önemli bir güvenlik uyarısı olduğunu söyledi.Geçtiğimiz günlerde böcek ilaçlamasının ardından zehirlendiği iddia edilen 9 yaşındaki bir çocuğun hayatını kaybetmesi, yaşam alanlarında gerçekleştirilen ilaçlama uygulamalarının güvenliğini yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, evlerde kullanılan her böcek ilacının aynı risk seviyesine sahip olmadığına, özellikle uygulama yöntemi ve kullanılan aktif maddenin sağlık açısından belirleyici olduğuna dikkat çekiyor.Doç. Dr. Müge Ensari Özay, ev ve apartmanlarda güvenli ilaçlama için ürünün içeriğinden uygulayıcının yetkinliğine, havalandırmadan yeniden giriş süresine kadar pek çok unsurun dikkate alınması gerektiğini belirtti.
HER BÖCEK İLACININ RİSKİ AYNI DEĞİLBöcek ilaçlarının oluşturabileceği sağlık riskinin yalnızca ürün adına bakılarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Özay, aktif maddenin toksisitesi, kullanılan doz, formülasyon, uygulama biçimi, ortamın büyüklüğü ve havalandırma koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.Jel ve yem uygulamalarında maruziyet riskinin genellikle daha düşük olduğunu belirten Özay, püskürtme, sisleme ve aerosol yöntemlerinde ise solunum yoluyla kimyasala maruz kalma ihtimalinin arttığına dikkat çekti.Özellikle gaz oluşturan ürünlerde riskin çok daha yüksek olabileceğini vurgulayan Özay, bazı maddelerin nemle temas ettiğinde son derece toksik gazlar oluşturabileceğini ve kapalı alanlarda kısa sürede yaşamı tehdit eden sonuçlara neden olabileceğini kaydetti.İLAÇ YALNIZCA UYGULANAN DAİREDE KALMAYABİLİRApartmanlarda gerçekleştirilen ilaçlamalarda en önemli risklerden birinin kimyasalın diğer yaşam alanlarına yayılması olduğunu belirten Özay, ortak havalandırma ve klima kanalları, tesisat ve elektrik şaftları, asansör boşlukları, merdivenler, kapı altları ve duvar içerisindeki açıklıkların kimyasalların taşınmasına neden olabileceğini söyledi.Bu nedenle özellikle sisleme, aerosol ve gazla yapılan uygulamalarda yalnızca ilaçlanan dairenin değil, komşu dairelerin ve ortak kullanım alanlarının da risk değerlendirmesine dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.Özay, “Yalnızca ilaçlanan dairenin kapısını kapatmak yeterli bir izolasyon yöntemi değildir” diyerek kapsamlı uygulamalarda bina sakinlerinin önceden bilgilendirilmesinin önemini vurguladı.
APARTMAN SAKİNLERİNE ÖNCEDEN BİLGİ VERİLMELİİlaçlama öncesinde kullanılacak ürünün adı ve aktif maddesi, uygulama yöntemi, etkilenecek alanlar, binanın ne kadar süre boşaltılması gerektiği ve yeniden giriş koşullarının açık şekilde belirlenmesi gerekiyor.Özay’a göre, uygulama sırasında ilgili alanların erişime kapatılması, gerektiğinde ortak havalandırma sistemlerinin izole edilmesi ve uygulamayı yapan çalışanların uygun kişisel koruyucu ekipman kullanması da temel güvenlik önlemleri arasında bulunuyor.İlaçlama sonrasında ise toplumda yaygın olan “iki saat havalandırmak yeterlidir” yaklaşımının her ürün için geçerli olmadığına dikkat çekiliyor. Bekleme ve havalandırma süresinin kullanılan ürünün ruhsatlı etiketi ve güvenlik bilgilerine göre belirlenmesi gerekiyor.İLAÇLAMA FİRMASINDAN ÜRÜN BİLGİLERİNİ YAZILI İSTEYİNVatandaşların ilaçlama hizmeti almadan önce firmanın yetkili olup olmadığını kontrol etmesi gerektiğini belirten Özay, Biyosidal Ürün Uygulama İzin Belgesi'nin sorgulanmasının önem taşıdığını söyledi.Uygulama öncesinde ürünün ticari adı, aktif maddesi ve konsantrasyonu, ruhsat veya tescil bilgileri, onaylı etiketi, Güvenlik Bilgi Formu, uygulanacak miktar, yöntem ve yeniden giriş süresinin yazılı olarak talep edilmesi öneriliyor.Özay, profesyonel bir ilaçlama uygulamasında kullanılan ürün ve uygulayıcının izlenebilir olması gerektiğini vurgulayarak, firmanın “gizli formül”, “çok güçlü ilaç” veya “ruhsata gerek yok” gibi gerekçelerle bilgi vermekten kaçınmasının ciddi bir uyarı işareti olduğunu ifade etti.AYNI ANDA BİRDEN FAZLA KİŞİDE BELİRTİ GÖRÜLÜRSE DİKKATİlaçlamanın ardından aynı ortamda bulunan birden fazla kişide baş ağrısı, bulantı, kusma, baş dönmesi, halsizlik, gözlerde yanma veya solunum yollarında tahriş gibi benzer belirtilerin ortaya çıkması durumunda kimyasal maruziyet ihtimalinin göz önünde bulundurulması gerekiyor.Nefes darlığı, bilinç değişikliği, bayılma, nöbet veya ciddi solunum ve dolaşım sorunlarının görülmesi halinde ise acil tıbbi değerlendirme önem taşıyor.“KOKUYU KONTROL ETMEK İÇİN EVE DÖNMEYİN”Zehirlenme şüphesinde yapılabilecek en tehlikeli hatalardan birinin kimyasalın kaynağını veya kokusunu kontrol etmek amacıyla yeniden ilaçlanan alana girmek olduğunu belirten Özay, kişinin öncelikle maruziyet bölgesinden uzaklaşarak temiz havaya çıkması gerektiğini söyledi.Ürünün adı ve etiket bilgilerinin güvenli şekilde temin edilerek sağlık ekiplerine bildirilmesi gerektiğini ifade eden Özay, kişiyi kusturmaya çalışmak veya başka kimyasallarla maddenin etkisini ortadan kaldırmaya yönelik bilinçsiz uygulamalardan da kaçınılması gerektiğini vurguladı.Özellikle gaz veya fumigant maruziyetinden şüphelenildiğinde, ortamı havalandırmak amacıyla dahi koruyucu ekipmanı bulunmayan kişilerin kapalı alana girmesinin ikincil zehirlenmelere yol açabileceğine dikkat çekildi.Özay, güvenli ilaçlamanın yalnızca zararlıları ortadan kaldırmak anlamına gelmediğini; kullanılan kimyasalın, dozun, yöntemin ve uygulayıcının bilinmesinin de sürecin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, vatandaşların içeriği açıklanmayan veya yetkinliği belirsiz uygulamalardan uzak durması gerektiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 15 Ağustos’ta Resmî Gazete’de yayımlanan kararla teşkil edilen Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Danışma Kurulu, ilk toplantısını Başkan Esma Ersin başkanlığında gerçekleştirdi. Toplantıda Alevi-Bektaşi toplumunun güncel meseleleri ile Başkanlığın önümüzdeki dönemde yürüteceği çalışmalar ele alındı.
Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Danışma Kurulunun Alevi-Bektaşilik yolunda temayüz etmiş kişiler ile bu alanda araştırma ve çalışmaları bulunan isimlerden oluştuğu belirtildi. Kurulun, Başkanlığın görev alanındaki çalışmaları değerlendirmek ve önerilerini Başkanlığa bildirmek üzere faaliyet göstereceği kaydedildi.
Alevi-Bektaşi toplumunun güncel meseleleri görüşüldüDanışma Kurulunun ilk toplantısında üyelerin bilgi, birikim ve tecrübeleri doğrultusunda görüş ve değerlendirmeleri alındı. Başkanlığın çalışmalarının ortak akıl ve istişare anlayışıyla geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu.
Danışma Kurulunun farklı bilgi, birikim ve tecrübeleri bir araya getirerek Başkanlığın çalışmalarına istişari katkı sunacağı belirtildi. Kurulun aynı zamanda ortak akıl anlayışının güçlendirilmesine katkı sağlaması öngörülüyor.
Danışma Kurulu Alevi-Bektaşi geleneğine katkı sunacakKurulun, Alevi-Bektaşi kültürünün ve geleneğinin yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Danışma Kurulunun görüş ve önerileriyle Başkanlığın çalışmalarının toplumun ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmesi de amaçlanıyor.
İlk toplantının tamamlanmasının ardından Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin ile Danışma Kurulu üyeleri Anıtkabir’i ziyaret etti.
Kaynak: Haber Merkezi
Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Reklam Kurulu, tüketicileri yanıltan reklam ve haksız ticari uygulamalara yönelik denetimlerini sürdürüyor.
Reklam Kurulunun 13 Ağustos’ta gerçekleştirdiği 372’nci toplantısında 105 dosya incelendi. Mevzuata aykırı olduğu tespit edilen 87 dosya hakkında toplam 32 milyon 683 bin 631 lira idari para cezası uygulanmasına karar verildi.
Böylece 2026’nın ilk 8 ayında yaklaşık 26 bin başvuru değerlendirilirken, aldatıcı reklamlar ve haksız ticari uygulamalar nedeniyle uygulanan toplam idari para cezası 218 milyon 478 bin 14 liraya ulaştı.
TÜKETİCİ YORUMLARINI ENGELLEYEN ŞİRKETE CEZAKurulun son toplantısında tüketici yorumlarının yayınlanmaması da mercek altına alındı.
Bir şirketin, satın alınan ürünle ilgili tüketici tarafından yapılan yorumu, somut bir gerekçe göstermeden ve şirketin belirlediği genel kurallara aykırı olduğu iddiasıyla internet sitesinde yayınlamadığı belirlendi.
Yorumun içeriğinde herhangi bir değişiklik yapılmadan başka bir değerlendirme kategorisi altında yayınlanmasının mümkün olmasına rağmen bu sorumluluğun tüketiciye yüklenerek yorumun reddedilmesi, haksız ticari uygulama olarak değerlendirildi.
Söz konusu şirket hakkında 2 milyon 167 bin 412 lira idari para cezası uygulanmasına karar verildi.
TEK RESTORAN, ÇOK SAYIDA SAHTE İŞLETMEKurulun gündemine gelen bir başka dosyada ise çevrim içi yemek siparişi platformlarında tüketicileri yanıltan bir uygulama tespit edildi.
Fiilen tek bir restoran bulunmasına rağmen çok sayıda farklı işletme adı ve sahte adres kullanıldığı belirlendi. Bu yolla tüketicilerde, birbirinden bağımsız çok sayıda işletmenin farklı adreslerde faaliyet gösterdiği izleniminin oluşturulduğu değerlendirildi.
Uygulamanın, tüketicilerin ürünün üreticisi, yapılan değerlendirmeler ve siparişin gönderileceği adres konusunda yanıltılmasına ve haksız rekabete yol açabileceği tespit edildi. Bu kapsamda ilgili iki şirket hakkında mevzuat doğrultusunda idari yaptırım uygulanmasına karar verildi.
AMBALAJDAKİ GÖRSELLER DE DENETİM KAPSAMINDAReklam Kurulunun incelediği dosyalardan biri de ürün ambalajlarında kullanılan görsellerin tüketiciyi yanıltıp yanıltmadığına ilişkin oldu.
“Çerez tatlısı” adıyla satışa sunulan bir ürünün ambalajında fındık, Antep fıstığı ve kayısı çekirdeği görsellerinin ön plana çıkarıldığı tespit edildi.
İncelemede ürünün yüzde 4 fındık, yüzde 3 Antep fıstığı ve yüzde 3 kayısı çekirdeği içerdiği, buna karşın yüzde 49,5 oranında yer fıstığı bulunduğu belirlendi. Yer fıstığının ise ambalajdaki görsel sunumda yer almadığı görüldü.
Üründe daha düşük oranlarda bulunan bileşenlerin ambalaj tasarımı ve görseller aracılığıyla öne çıkarılmasına karşın en yüksek oranda bulunan yer fıstığının gösterilmemesinin, tüketicilerde ürünün içeriği ve bileşenlerin oranları konusunda gerçeği yansıtmayan bir algı oluşturabileceği değerlendirildi.
Uygulama mevzuata aykırı bulunarak ilgili firmaya idari para cezası uygulanmasına karar verildi.
Ticaret Bakanlığı, tüketicilerin ekonomik menfaatlerinin korunması, doğru ve güvenilir bilgiye erişiminin sağlanması ve adil rekabet ortamının güçlendirilmesi amacıyla denetim ve yaptırım çalışmalarının sürdürüleceğini bildirdi.
Kaynak: AA
İstanbul Ataşehir'de uyuşturucu ihbarı üzerine ticari taksiyi takibe alan ekipler, aracı durdurdu. Araçta ve eş zamanlı olarak bir başka adreste yapılan aramada yüklü miktarda uyuşturucu madde ele geçirildi. Ekiplerce yakalanan 2 şüpheli gözaltına alındı.
İstanbul Ataşehir'de uyuşturucu sevkiyatı yapıldığı ihbarını alan polis ekipleri, takibe aldıkları ticari taksiyi durdurdu. Araçta ve bağlantılı adreste yapılan aramalarda yüklü miktarda uyuşturucu madde ele geçirilirken, 2 şüpheli kıskıvrak yakalandı.
Kartal Soğanlık’ta seyir halindeki scootere süratle gelen bir minibüs çarptı. Çarpmanın şiddetiyle yola savrulan kasklı genç sürücü ağır yaralanarak hastaneye kaldırılırken, kaza anı güvenlik kamerasına yansıdı. Mahalle sakinleri tehlikeli yola önlem alınması için tepki gösterdi.
Antalya’nın Serik ilçesinde Belek Caddesi üzerindeki kavşakta iki otomobilin şiddetle çarpışması sonucu feci bir kaza meydana geldi. Kazada belediye personeli Taner Durmaz ile müzisyen Mustafa Meke olay yerinde hayatını kaybederken, diğer araçtaki 3 kişi yaralandı. Şiddetli çarpışma anı ise güvenlik kamerasına anbean yansıdı.
Yüzyıllık tarihi binaların veya konakların önünden geçerken çoğumuzun gözden kaçırdığı küçük mimari detaylar, aslında dönemin günlük yaşamına dair akılalmaz ipuçları taşıyor. Kapı girişlerindeki ilginç metal parçalardan pencerelerin altına yerleştirilen minik taşlara kadar sadece dekoratif sandığımız pek çok unsur, meğer o dönemin hayati bir ihtiyacına hizmet ediyormuş. Günümüzde işlevini yitirdiği için birer süs eşyası sanılan bu detayların arkasındaki gerçekler duyanları hayrete düşürüyor.
İstanbul Bilgi Üniversitesi'nden yeni mezun olan psikolog Ceyda Yakova, Şile yolunda kullandığı motosikletin tekerleğinin mıcıra kapılması sonucu yön tabelasına çarptı. İç kanama geçirerek hastanede yaşam mücadelesini kaybeden genç kızın son anları kendi kask kamerasına anbean yansıdı.
Afyonkarahisar’ın Sinanpaşa ilçesinde kontrolden çıkan yolcu otobüsünün devrilmesi sonucu meydana gelen kazada ilk belirlemelere göre çok sayıda kişi yaralandı. Tınaztepe Kavşağı'nda Antalya istikametine seyir halindeyken henüz bilinmeyen bir nedenle yan yatan otobüs için bölgeye çok sayıda sağlık, jandarma ve AFAD ekibi sevk edildi.
Afyonkarahisar’ın Sinanpaşa ilçesinde kontrolden çıkan yolcu otobüsünün devrilmesi sonucu dehşet anları yaşandı. Tınaztepe Kavşağı’nda Antalya yönüne ilerlerken yan yatan otobüsteki çok sayıda kişi yaralanırken, bölgeye sağlık, AFAD ve jandarma ekipleri sevk edildi.
Her gün baktığımız Türkiye haritası aslında sadece coğrafi sınırları değil, yüzyıllık yaşanmışlıkları ve ilginç kararları da içinde barındırıyor. Bir köyün il sınırının neden cetvelle çizilmiş gibi düz durduğunu ya da iki il arasındaki sınırın neden garip bir kavis yaptığını hiç düşündünüz mü? Diplomatların bir harita başındaki kararıyla değişen kaderler, sınırların ortasında kalan köyler ve haritada görüp 'Burası gerçekten var mı?' diyeceğiniz lokasyonlar, Türkiye coğrafyasını düşündüğümüzden çok daha gizemli kılıyor.
Motosiklet kazasında hayatını kaybeden 21 yaşındaki Ceyda'nın annesi yürekleri yaktı: Kızımın kazada hatası bile yoktu. Rabbimin emanetini geri verdim...
Avcılar'da inşaatı devam eden binalar, Ambarlı mezarlığına dayandı. Balkon ve pencerelerden mezar taşları görülürken, bir mahalle sakininin , 'Adam balkondan direkt mezarlığa atlayabilecek durumda' sözleri dikkat çekti....
Adana’nın Seyhan ilçesinde iki aile arasında çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine bir şüpheli, otomobilini öfkeyle kalabalığın üzerine sürdü. Olayda 1'i ağır 4 kişi yaralanırken, bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi.
Tarsus Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği gıda denetimlerinde, bir un fabrikasında böceklenmiş, küflenmiş ve bozulmuş 30 ton un ele geçirildi. Piyasa değeri yaklaşık 3 milyon TL olan sağlığa zararlı unların tamamı imha edildi.
Yaz tatilinde amcasına yarım etmek için Ankara'ya giden 15 yaşındaki Berat Yücel, malzeme almak için bir dükkana ilerlediği sırada tasmasız Alman kurdunun saldırısına uğradı. Panikleyerek kaçmaya çalışan Berat bu esnada sırt üstü beton zemine düştü. Hastaneye kaldırılan Berat tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybederken, köpeğin sahibi konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
İslam dünyasında 24 Ağustos 2026 Pazartesi günü idrak edilecek Mevlid Kandili’nde, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (SAV) dünyaya teşrifleri anılacak. Bu özel günün ibadetlerle değerlendirilmesi merak konusu olurken, VAV TV’ye konuk olan Dr. Hüseyin Kayapınar, Mevlid Gecesi’ne özel olarak belirlenmiş bir oruç bulunmadığını, isteyenlerin Allah rızası için nafile oruç tutabileceğini açıkladı.
Kocaeli'nin Darıca ilçesinde yaklaşık 1 saat arayla 3 kişinin cansız bedeni denizde bulundu. Cevher Dudayev Parkı mevkisindeki sahilde cansız bedenleri bulunan 3 kişinin kardeş olduğu tespit edildi.
Prens Harry ve Meghan Markle’ın, 2020’de ABD’ye taşınmalarının ardından ilk kez İngiltere’yi yeniden ailelerinin ana yaşam merkezlerinden biri haline getirmeye hazırlandığı bildirildi.
The Guardian’ın aktardığı bilgilere göre Sussex Dükü ve Düşesi, yedi yaşındaki Prens Archie ve beş yaşındaki Prenses Lilibet ile birlikte ağustos ayının sonuna doğru İngiltere’ye taşınacak. Ailenin Londra’nın dışında, kraliyet ailesine ait olmayan özel bir konutta yaşayacağı belirtiliyor. Archie ve Lilibet’in de eylül ayında İngiltere’de okula başlamaları için kayıtlarının yapıldığı aktarılıyor.
Bu nedenle söz konusu kararın yalnızca uzun süreli bir İngiltere ziyareti değil, ailenin ülkede daha düzenli bir yaşam kurma planı olduğu değerlendiriliyor. Bununla birlikte Harry ve Meghan’ın California’daki Montecito evlerini ve Portekiz’deki mülklerini koruyacağı bildiriliyor. Dolayısıyla dönüşün ABD ile bağların tamamen kopması anlamına gelmediği belirtiliyor.
Kral Charles haberdar edildi
Harry ve Meghan’ın kararının Kral III. Charles’a pazar günü bildirildiği öne sürüldü. Guardian’a göre kralın, ailesini İngiltere’de daha sık görebilecek olmaktan kişisel açıdan memnuniyet duyduğu ifade ediliyor.
Bu gelişmenin arka planındaki en önemli olaylardan biri ise geçtiğimiz temmuz ayında yaşandı. Charles ve Kraliçe Camilla’nın, Harry, Meghan, Archie ve Lilibet’i Gloucestershire’daki Highgrove’da özel olarak ağırladığı bildirilmişti. Bu buluşma, kralın Archie ve Lilibet’i 2022’den bu yana ilk kez görmesi açısından önem taşıyordu.
Harry’nin son dönemde babasıyla ilişkisini düzeltmek istediğine dair açıklamaları ve ailenin temmuz ayında İngiltere’de geçirdiği zaman, dönüş kararının zeminini hazırlayan gelişmeler arasında gösteriliyor. Ayrıca 2027 Invictus Games’in Birmingham’da düzenlenecek olması, Harry’nin önümüzdeki dönemde İngiltere’de daha fazla zaman geçirmesinin nedenlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
William ve Catherine cephesinde soru işaretleri sürüyor
Harry ve Meghan’ın dönüşü, doğal olarak Prens William ile ilişkilerinin geleceği sorusunu da yeniden gündeme taşıdı.
İki kardeş arasındaki ilişkiler, Harry’nin röportajları, Netflix yapımları ve Spare adlı anı kitabında kraliyet ailesiyle ilgili yaptığı açıklamaların ardından ciddi biçimde gerilmişti. Guardian’ın değerlendirmesine göre Charles ile Harry arasındaki ilişkide bir yakınlaşma ihtimali bulunsa da William ile yeniden yakın bir bağ kurulmasının çok daha zor olabileceği düşünülüyor.
Bu nedenle Harry ve Meghan’ın İngiltere’ye dönmesi, şu aşamada “kraliyet ailesine dönüş” olarak değil, aile içindeki ilişkilerin yeniden şekillenmesi açısından önemli bir gelişme olarak görülüyor.
“Yarı zamanlı kraliyet” formülü gündemde değil
Dönüşün en net taraflarından biri ise Harry ve Meghan’ın resmi statülerinin değişmeyecek olması.
Çift, 2020’de kıdemli çalışan kraliyet üyeliğinden ayrılmıştı. Yeni yaşam düzeniyle birlikte yeniden çalışan kraliyet üyeleri arasına katılmaları ya da “yarı zamanlı” kraliyet görevleri üstlenmeleri beklenmiyor.
Guardian kaynakları, 2020’de Kraliçe II. Elizabeth döneminde reddedilen “half-in, half-out” modelinin yeniden gündeme gelmesinin söz konusu olmadığını belirtiyor. Harry ve Meghan özel kişiler olarak yaşamlarını sürdürecek ve resmi kraliyet görevleri yürütmeyecek.
En kritik başlık: güvenlik
Harry’nin İngiltere’ye dönüş konusunda yıllardır dile getirdiği en büyük endişe güvenlik olmuştu. İngiltere’ye ailesiyle dönmek istemesine rağmen, kendisi ve çocuklarının yeterli korumaya sahip olmaması halinde bunu riskli gördüğünü daha önce mahkemeye sunduğu ifadelerde anlatmıştı.
Yeni gelişmede ise İngiliz hükümeti güvenlik düzenlemelerinin ayrıntılarını açıklamaktan kaçınıyor. Başbakan Andy Burnham, Harry ve Meghan’ın güvenliğine ilişkin finansmanın “özel bir mesele” olduğunu söyledi.
Guardian’ın aktardığı bilgilere göre The Times, aileye vergi mükellefleri tarafından finanse edilen silahlı koruma sağlanması yönünde şu anda bir plan bulunmadığını bildirdi. Harry’nin 2025’te güvenlik düzenlemeleriyle ilgili hukuk mücadelesini kaybetmesinin ardından ailesinin İngiltere’deki koruma statüsü zaten önemli ölçüde değişmişti.
Bununla birlikte Harry’nin yüksek profilli bir kişi olması ve geçmişte İngiliz ordusunda görev yapmış olması, yeni risk değerlendirmesinde dikkate alınabilecek unsurlar arasında bulunuyor. İngiliz hükümeti ise koruma düzenlemelerinin ayrıntılarının güvenlik gerekçesiyle açıklanmadığını belirtiyor.
Meghan için İngiltere’de yeni kariyer ihtimali
Dönüş yalnızca aile hayatı açısından değil, çiftin kariyer planları bakımından da dikkat çekiyor.
Guardian, Meghan’ın yaşam tarzı markası As Ever’ı İngiltere’den yönetmesinin beklendiğini ve çiftin özel girişimlerini sürdürmeye devam edeceğini aktarıyor.
Bunun yanında ABD basınında bugün yayımlanan yeni bir iddia, Meghan’ın yaklaşık on yıl aradan sonra oyunculuğa dönmeye hazırlandığını ve henüz ayrıntıları açıklanmayan yeni bir projenin İngiltere’ye dönüş kararında etkili olmuş olabileceğini öne sürüyor. Ancak bu bilgi henüz resmi olarak doğrulanmış değil ve projenin niteliği açıklanmadı.
“Kalıcı dönüş” mü, uzun süreli yeni bir yaşam mı?
Şimdilik en dikkat çekici ayrıntılardan biri, ailenin California ve Portekiz bağlantılarını koruyacak olması.
Bu durum, Harry ve Meghan’ın ABD’deki hayatlarını tamamen sona erdirmek yerine İngiltere’yi çocuklarının eğitimi ve aile bağları açısından daha merkezi bir konuma getirmeye çalıştıklarını düşündürüyor. Guardian da dönüşü, çiftin ABD’deki yaşamını tümüyle terk etmesinden ziyade İngiltere’de uzun süreli bir üs oluşturması şeklinde değerlendiriyor.
Kararın arkasındaki nedenler ise çift tarafından ayrıntılı biçimde açıklanmış değil. Harry ve Meghan’ın temmuz ayında İngiltere’de geçirdikleri süreden memnun kaldıkları ve iş açısından da yeni fırsatların ortaya çıkmasının zamanlamayı uygun hale getirdiği öne sürülüyor.
İngiliz kamuoyu da bölünmüş durumda
Dönüş haberinin ardından kamuoyundaki görüşler de tartışılmaya başlandı. Guardian’ın aktardığı YouGov araştırmasına göre 5.810 kişinin katıldığı ankette yalnızca yüzde 21’lik kesim Harry ve Meghan’ın İngiltere’ye taşınmasını desteklerken, yüzde 33’ü dönüşe karşı çıktı. Katılımcıların yüzde 45’i ise bu konuda fikir belirtmedi.
Dolayısıyla Sussex çiftinin dönüşü, kraliyet ailesi açısından yalnızca özel bir aile meselesi değil; İngiliz kamuoyunun, monarşinin geleceğinin ve Harry ile Meghan’ın ülkedeki konumunun yeniden tartışılacağı yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.
Şimdilik kesin olan ise şu: Harry ve Meghan İngiltere’ye geri dönüyor, ancak kraliyet görevlerine değil. Asıl soru, çocuklarının İngiltere’de eğitim hayatına başlamasıyla birlikte bu dönüşün aile içindeki ilişkileri ne ölçüde değiştireceği ve özellikle Harry ile William arasındaki uzun süredir devam eden kırgınlığın gelecekte nasıl şekilleneceği.
Yalova’da 8 aylık hamile Sultan D., eşi Muhammed D. tarafından pompalı tüfekle vurularak hayatını kaybetti. Aynı silahla kendisini vuran Muhammed D.’nin ise hastanedeki tedavisinin sürdüğü ve hayati...Devamı için tıklayınız
Aydın’ın Çine ilçesinde dün geceden bu yana kendisinden haber alınamayan 39 yaşındaki Celal Durmaz, jandarma ekiplerinin başlattığı arama çalışmaları sonucunda dağlık alanda ölü bulundu. Durmaz’ın...Devamı için tıklayınız
Bolu'da park halindeki otomobile çarptıktan sonra kontrolden çıkarak yaklaşık 84 metre savrulan araç, caminin imam odasına çarparak durdu; kazada sürücü E.İ. ile yolcu H.F. yaralandı. Alkollü olduğu...Devamı için tıklayınız
Antalya'nın Muratpaşa ilçesinde kendilerinden haber alınamayan 93 yaşındaki Ayten Harputlugil ile 73 yaşındaki kızı Nilgün Harputlugil, birlikte yaşadıkları dairede ayrı odalardaki yataklarında ölü...Devamı için tıklayınız
Bebeklerin sağlığını korumaya yönelik yeni bir düzenleme için adım atıldı. Türk Standartları Enstitüsü (TSE), bebek bisküvilerine yönelik hazırladığı yeni taslakla ambalajdan etiketlemeye, şeker...Devamı için tıklayınız
Kocaeli’nin Darıca ilçesinde sahilde dehşete düşüren olayda, yaklaşık 1 saat içinde denizden 2 kadın ve 1 erkeğin cansız bedeni çıkarıldı. Yapılan incelemede 3 kişinin kardeş olduğu belirlendi. Kayıp...Devamı için tıklayınız
İzmir’in Çiğli ilçesinde öğle saatlerinde hareketli dakikalar yaşandı. Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız’ın belediye binası otoparkında bulunan boş makam aracına, 21 yaşındaki şüpheli...Devamı için tıklayınız
Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde sumak toplamak için evinden ayrılan 75 yaşındaki Cezire Avlukyarı'dan haber alamayan yakınları jandarmaya başvurdu. Başlatılan aramada Avlukyarı'nın cansız bedeni, evine...Devamı için tıklayınız
Sakarya’nın Serdivan ilçesinde gece saatlerinde üvey oğluyla tartışan 45 yaşındaki A.D., tabancayla boynundan vurularak ağır yaralandı; kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Olayın ardından kaçan...Devamı için tıklayınız
Şişli’de bir binadan yayılan kötü koku ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Ekipler apartman dairesine girdiklerinde korkunç manzarayla karşılaştı. 52 yaşındaki adamı yatağında ölü...Devamı için tıklayınız
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde geçen pazar günü akraba ziyaretinden dönen engelli çift Mehmet Ali ve Fatma Sevincik ile engelli çocukları İremsu Sevincik, takip edildikleri sırada tüfekle ateş açılan...Devamı için tıklayınız
Adana'nın merkez Çukurova ilçesinde alacak verecek meselesi yüzünden çıkan silahlı kavgada baba ve oğlu hayatını kaybetti, anne ise yaralandı.Devamı için tıklayınız
Şanlıurfa'da kapalı spor salonunda filesine tırmanmaya çalıştığı kale direğinin üzerine devrilmesi sonucu ağır yaralanan 8 yaşındaki Mert Ali Yavuz, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Yaz...Devamı için tıklayınız
Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde araçtan çıktığı belirtilen yangın ormanlık alana sıçradı. İhbar üzerine ekipler harekete geçerken yoğun müdahalenin ardından alevler kontrol altına alındı.Devamı için tıklayınız
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin on beşinci durağı Ordu, 22-30 Ağustos tarihleri arasında ilk kez festival coşkusuna ortak olacak. Dokuz gün boyunca...Devamı için tıklayınız
Sakarya'nın Sapanca ilçesinde 2 katlı bir villanın çatı katında yangın çıktı. Bölgeye sevk edilen itfaiye ekipleri ve tankerlerle alevlere müdahale edildi. Vatandaşların da destek verdiği çalışmaların...Devamı için tıklayınız
Birecik’ten kiraladıkları araçla Şanlıurfa merkeze gezmeye giden 3 kuzen, trafik kazasında hayatını kaybetti. Kazada 2 kişi de ağır yaralandı.Devamı için tıklayınız
Antalya’nın Serik ilçesinde tesettürlü kadınların plajda izinsiz görüntülerini çekerek hakaret içerikli ifadelerle sosyal medyada paylaşan şahıslar için harekete geçildi. Görüntüler üzerine olayla...Devamı için tıklayınız
Muğla'nın Milas ilçesinde İstanbul-Bodrum seferini yapan yolcu otobüsü, Söke-Milas kara yolunda demir yüklü TIR'a çarptı; kazada otobüs şoförü Hamit Torun ile yolculardan Mustafa Saydam ve Songül...Devamı için tıklayınız
Mardin'in Ömerli ilçesinde akraba aileler arasında çıkan silahlı kavgada kanlı bitti. Olayda İbrahim Kortak (43) hayatını kaybetti, Mehmet K. (47) ise ağır yaralandı. Olaya ilişkin 1 şüpheli gözaltına...Devamı için tıklayınız
İngiltere’nin güneyindeki West Sussex bölgesinde bulunan Shoreham-by-Sea sahilinde aynı aileden üç kişinin hayatını kaybettiği deniz faciasının ayrıntıları ortaya çıkmaya başladı.
Olay, 18 Ağustos 2026 Salı günü saat 14.40 sıralarında, Shoreham Fort yakınındaki Shoreham Limanı girişinde meydana geldi.
Londra’dan bölgeyi ziyaret etmek için geldiği belirtilen aile, yüzmek amacıyla suya girdikten sonra güçlük yaşamaya başladı. Yapılan ihbarın ardından bölgeye polis, sahil güvenlik ekipleri, ambulanslar, hava ambulansları ve RNLI cankurtaran botları sevk edildi.
Üç kişi kıyıda hayatını kaybetti
Sudan çıkarılan 55 yaşındaki Hassan El-Khawas, 37 yaşındaki partneri Zeina Alayn ve 14 yaşındaki kızları Sara El-Khawas, sağlık ekiplerinin müdahalelerine rağmen kurtarılamadı.
Ailenin adı açıklanmayan küçük kızı da sudan çıkarılarak hastaneye kaldırıldı. Yetkililer, çocuğun sağlık durumunun kritik olduğunu bildirdi. Şu ana kadar durumunda değişiklik olduğuna ilişkin yeni bir resmî açıklama yapılmadı.
Sahil güvenlik ekipleri, suda başka bir kişinin bulunmadığının belirlenmesinin ardından arama çalışmalarını tamamladı.
Polis: Üçüncü kişilerin karıştığına dair bulgu yok
Sussex Polisi, güvenlik kamerası görüntüleri ile ilk tanık ifadelerinin incelendiğini açıkladı.
Soruşturmanın henüz kapanmadığını belirten polis, mevcut bulguların olayın “üçüncü tarafların müdahil olmadığı trajik bir kaza” olduğu yönündeki ihtimali güçlendirdiğini kaydetti.
Bazı görgü tanıkları ve basın kuruluşları, çocuklardan birinin balıkçı ağına takılmış olabileceğini öne sürdü. Ancak yetkililere yakın kaynaklar, şu aşamada olayda bir balıkçı ağının rol oynadığını gösteren herhangi bir kanıt bulunmadığını bildirdi. Bu nedenle facianın kesin nedeni soruşturma tamamlanıncaya kadar belirsizliğini koruyor.
Kuvvetli akıntı ve dalgalar mercek altında
Olay sırasında bölgede güneybatı yönlü rüzgârın etkili olduğu ve denizin dalgalı olduğu belirtildi. Yerel sakinler, Shoreham Limanı girişindeki suyun dışarıdan sakin görünmesine rağmen güçlü ve ani akıntılar oluşabildiğine dikkat çekti.
Shoreham Beach; deniz, River Adur ve nehir ağzıyla çevrili bir kıyı şeridinde bulunuyor. Bölge sakinleri, özellikle gelgit sırasında akıntının birkaç saniye içinde yüzücüleri açığa doğru sürükleyebileceğini söyledi.
Polis, aile fertlerinin Shoreham Fort tarafındaki kıyıdan yüzmek amacıyla suya girdiklerini değerlendiriyor. Acil servislere ilk ihbarın saat 14.40 dolaylarında ulaştığı bildirildi.
Filistin Büyükelçiliği aileyle temasa geçti
Filistin’in Londra Büyükelçiliği, Hassan El-Khawas’ın Filistin kökenli bir İngiliz vatandaşı olduğunu ve ailesinin Lübnan’ın güneyindeki Rashidieh Mülteci Kampı ile bağlantılı bulunduğunu açıkladı.
Büyükelçilik, İngiliz makamlarıyla temas halinde olduğunu ve hastanede tedavisi süren küçük kızın durumunu yakından takip ettiğini bildirdi.
Britanya Filistin Forumu da yayımladığı mesajda ailenin yakınlarına ve ülkedeki Filistin toplumuna başsağlığı dileyerek, hayatta kalan çocuğun iyileşmesi için temennide bulundu.
Başbakan Burnham’dan açık su uyarısı
İngiltere Başbakanı Andy Burnham, olayı “korkunç bir aile trajedisi” olarak nitelendirerek hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı diledi.
Sıcak havalarda insanların serinlemek için deniz, nehir ve göllere yöneldiğini belirten Burnham, açık sularda soğuk su şoku, kuvvetli akıntı ve ani derinleşme gibi görünmeyen tehlikelerin bulunduğunu hatırlattı.
Shoreham’daki yerel toplum ise facianın ardından büyük üzüntü yaşadı. Olay yerine çiçekler bırakılırken yetkililer, soruşturmanın sürdüğünü ve görgü tanıklarının ellerindeki görüntüleri Sussex Polisi ile paylaşmalarını istedi.
Türk dünyasının farklı ülkelerinde Vikipedi’ye gönüllü olarak katkı sunan katılımcılar, Azerbaycan’ın Mingeçevir kentinde düzenlenen uluslararası kampta bir araya geldi. Vikipedi’nin 25. yıl dönümüne ithaf edilen “Viki Şehir” projesi kapsamındaki “Viki Mingeçevir’i Seviyor” kampı, dört gün boyunca çeşitli eğitimlere ve ortak çalışmalara ev sahipliği yaptı.
Azerbaycan Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanlığının desteği ve “Wikimedia Azerbaycan” kullanıcı grubunun organizasyonuyla gerçekleştirilen programa Azerbaycan, Türkiye, Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan’dan deneyimli Vikipedi gönüllüleri katıldı.
Viki toplulukları deneyimlerini paylaştı
Kamp, farklı ülkelerde faaliyet gösteren viki toplulukları arasındaki iletişimin güçlendirilmesi ve gelecekte yürütülebilecek ortak projelerin değerlendirilmesi açısından önemli bir buluşma noktası oldu. Katılımcılar, kendi topluluklarında uyguladıkları yöntemleri ve başarılı çalışmalarını diğer gönüllülerle paylaştı.
Program kapsamında bölgesel toplulukların tecrübeleri, Vikipedi’nin eğitimde kullanılması, güvenilir kaynaklarla çalışma ve tarafsız içerik üretme ilkeleri ele alındı. Viki projelerinde yapay zekâ ile dijital araçlardan nasıl yararlanılabileceği de eğitim ve sunumların güncel başlıkları arasında yer aldı.
Dört günde 512 yeni madde oluşturuldu
Kampın önemli bölümlerinden birini, belirlenen konularda ortak içerik üretilen yazı maratonları oluşturdu. Türk dünyasından gelen gönüllüler, Azerbaycan ve Türk dillerinde toplam 512 yeni Vikipedi maddesi hazırladı. Mevcut içerikler üzerinde ise 4 binden fazla düzenleme yapıldı.
Oluşturulan maddelerde Azerbaycan’ın tarihi, kültürel değerleri, spor hayatı, Mingeçevir kenti ve Azerbaycan gençliği gibi farklı konular işlendi. Yapılan çalışmalarla Azerbaycan hakkındaki dijital bilgi birikiminin zenginleştirilmesi ve Türk dünyasındaki viki topluluklarının içerik alanındaki iş birliğinin genişletilmesi amaçlandı.
Kültürel ve sosyal etkinlikler de düzenlendi
Eğitim ve içerik çalışmalarının dışında katılımcılar için farklı sosyal etkinlikler de gerçekleştirildi. Kano ve kürekçilik üssünü ziyaret eden gönüllüler, kano deneyimi yaşama fırsatı buldu.
Kamp programında ayrıca “Ne? Nerede? Ne Zaman?” ve “Beyin Ring” isimli bilgi yarışmaları düzenlendi. Dört günlük buluşma, farklı ülkelerden gelen Vikipedi gönüllülerinin yeni bağlantılar kurmasına ve gelecekteki ortak çalışmalar için fikir alışverişinde bulunmasına imkân sağladı.
Yurt dışında yaşayan Türk diasporasına mensup gençlerin Türkiye’nin önde gelen savunma sanayii kuruluşlarında mesleki deneyim kazanmasını sağlayan Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı YTB Türkiye Stajları Programı kapsamında, 2026 yılında 115 genç mühendis staj yapmaya hak kazandı. 2026 yılı stajyerleri için YTB’de açılış toplantısı gerçekleştirildi. Program kapsamında staj yapmaya hak kazanan genç mühendisler, açılış toplantısında YTB Başkanı Abdulhadi Turus ile bir araya geldi.
“Gençlerimizin Türkiye’nin savunma sanayii ve teknoloji ekosistemiyle buluşmalarını önemsiyoruz”
YTB Başkanı Abdulhadi Turus, yaptığı konuşmada gençlerin Türkiye’nin savunma sanayii ve teknoloji ekosistemiyle buluşturulmasının önemine dikkat çekerek, “Türkiye Stajları Programımız kapsamında savunma sanayimizin öncü kuruluşlarında staj yapacak gençlerimizi bugün YTB’mizde ağırladık. Gençlerimizin farklı mühendislik ve teknoloji alanlarında eğitimlerini sürdürürken Türkiye’nin savunma sanayii ve teknoloji ekosistemiyle buluşmalarını önemsiyoruz.” dedi.
Turus, program kapsamında gençlerin hem mesleki hem de kültürel açıdan önemli deneyimler kazanacağını belirterek, “Gençlerimiz program süresince alanında uzman ekiplerle çalışma, kurumsal işleyişi yakından tanıma ve akademik birikimlerini uygulamalı deneyimle geliştirme imkânı bulurken, düzenlediğimiz kültürel programlarla ülkemizin tarihî ve kültürel zenginliğini yakından tanıyacak, farklı şehirlerimizi keşfetme fırsatı elde edecekler.” ifadelerini kullandı.
Turus, konuşmasının sonunda tüm gençlere verimli ve başarılı bir staj dönemi temennisinde bulundu.
TÜRKİYE STAJLARI PROGRAMI
2023 yılında TUSAŞ iş birliğiyle “SKY GLOBAL TÜRK” adıyla başlatılan Türkiye Stajları Programı, yıllar içinde yeni savunma sanayii şirketlerinin katılımıyla kapsamını genişletti. 2026 yılında ASELSAN’ın programa dahil olması ve TEI’nin çevrim içi staj programıyla birlikte programın paydaş sayısı altıya yükseldi.
Başta Almanya, Fransa, Kanada, ABD ve İngiltere olmak üzere yurt dışında eğitim gören nitelikli genç mühendisleri Türkiye’deki savunma sanayii şirketleriyle buluşturan program kapsamında, havacılık ve uzay, yazılım, makine, elektrik-elektronik ve endüstri mühendisliği alanlarında eğitim alan öğrenciler özel bir seçim sürecinden geçiriliyor.
2026 programı üç dönem halinde gerçekleştiriliyor. İlk dönem TUSAŞ’ta 10 Ağustos-4 Eylül, ikinci dönem ASELSAN’da 17 Ağustos-11 Eylül tarihleri arasında düzenlenirken, üçüncü dönem 7 Eylül-2 Ekim tarihleri arasında TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN ve STM’nin katılımıyla gerçekleştirilecek.
Londra’nın doğusundaki Walthamstow’da yalnızca 5 sterlinin geri ödenmesi üzerine çıktığı belirtilen tartışma cinayetle sonuçlandı.
59 yaşındaki Eugeniu Neamtu, aynı evi paylaştığı 63 yaşındaki Gheorghe Trica’yı göğsünden bıçaklayarak öldürmekten suçlu bulundu.
Old Bailey’de görülen davada jüri, yaklaşık üç saat süren değerlendirmenin ardından 18 Ağustos Salı günü Neamtu hakkında cinayet suçundan mahkûmiyet kararı verdi. Neamtu’nun cezası daha sonraki bir duruşmada açıklanacak.
“O 5 sterlini geri ver”
Cinayet, 20 Şubat 2026 akşamı Neamtu ile Trica’nın birlikte yaşadığı Westbury Road’daki dairede işlendi.
Mahkemede dinlenen ev sakinleri, iki adam arasında uzun süren ve Romence hakaretlerin de duyulduğu bir tartışma yaşandığını söyledi. Tanıklardan biri, Trica’nın Neamtu’ya “O 5 sterlini bana geri ver” dediğini duyduğunu anlattı.
Savcılığın aktardığına göre Neamtu, tartışma sırasında mutfaktan aldığı siyah saplı biftek bıçağıyla Trica’yı göğsünden bıçakladı.
Adli tıp incelemesi, bıçağın büyük bir kuvvetle saplandığını, Trica’nın kalbine ulaşarak ağır iç kanamaya yol açtığını ortaya koydu.
Ortak balkonda yere yığıldı
Ağır yaralanan Trica, dairenin önündeki ortak balkona çıkarak yere yığıldı. Polis ve sağlık ekiplerinin müdahalesine rağmen olay yerinde hayatını kaybetti.
Tanıklar, saldırının ardından Neamtu’nun balkondan aşağıya bir cisim fırlattığını gördüklerini söyledi. Polis köpeğiyle bahçede yapılan aramada cinayette kullanılan biftek bıçağı bulundu.
Neamtu’nun saldırıdan sonra sakin tavırlar sergilediği de tanık ifadelerine yansıdı.
999’u kendi telefonundan aradı
Polis soruşturmasının önemli delillerinden birini Neamtu’nun saldırıdan hemen sonra kendi cep telefonuyla yaptığı acil yardım aramaları oluşturdu.
Romence konuşan bir tercüman tarafından çevrilen kayıtta Neamtu’nun 999 operatörüne, “Burada bir olay yaşandı ve bir kişi yaralandı. Bir kavga oldu, bir adam kesildi ve fail benim” dediği belirlendi.
Polis olay yerine ulaştığında evde bulunan kişiler de saldırıyı gerçekleştiren kişinin Neamtu olduğunu bildirdi. Neamtu aynı akşam gözaltına alındı ve 22 Şubat’ta cinayetle suçlandı.
Nefsi müdafaa savunmasını deliller çürüttü
Neamtu, polis sorgusunda soruların büyük bölümüne yanıt vermedi. Hazırladığı yazılı ifadelerde ise Trica’nın kendisini öldürmekle tehdit ettiğini, merdivenlerden ittiğini, boğaz kesme hareketi yaptığını ve sandalyeyle saldırmaya çalıştığını öne sürdü.
Mutfaktaki bıçağı yalnızca Trica’yı korkutmak için aldığını ve kendisini korumak amacıyla bıçakladığını savundu.
Ancak evdeki tanıklardan hiçbiri Trica’nın silahlı olduğunu veya Neamtu’nun anlattığı şekilde saldırgan davrandığını görmedi. Neamtu’nun vücudundaki muayenede de yalnızca yüzeysel ve hafif yaralar tespit edildi.
Jüri, tanık ifadeleri, 999 kayıtları, adli tıp bulguları ve cinayet silahı üzerindeki incelemeler doğrultusunda nefsi müdafaa savunmasını reddetti.
Romanya’da da ev arkadaşını öldürmüştü
Davanın en çarpıcı ayrıntısı, Neamtu’nun geçmişinde neredeyse aynı şekilde işlenmiş başka bir cinayetin bulunması oldu.
Mahkemeye göre Neamtu, Ağustos 2006’da Romanya’da birlikte yaşadığı Adrian Vas ile kira parası ve evde yapmayı kabul ettiği işler nedeniyle tartıştı. İki adamın olay öncesinde erik rakısı içtikleri belirtildi.
Neamtu, evin içinden aldığı bıçakla Vas’ı göğsünden defalarca bıçakladı. O olayda kullanılan bıçak da daha sonra evin arazisinde bulundu.
Neamtu, Romanya’daki yargılama sırasında da saldırıya uğradığını ve nefsi müdafaa amacıyla hareket ettiğini öne sürdü. Mahkeme bu savunmayı reddederek Mayıs 2007’de Neamtu’yu cinayetten mahkûm etti.
2023 yılında cezaevinden çıkan Neamtu, daha sonra Birleşik Krallık’a gelerek Walthamstow’a yerleşti. Serbest kalmasından yaklaşık üç yıl sonra ikinci ev arkadaşını da para tartışmasının ardından göğsünden bıçaklayarak öldürdü.
İki cinayette aynı yöntem, aynı savunma
Savcı Philip Evans KC, iki cinayet arasındaki benzerlikleri mahkemede şöyle sıraladı:
Her iki olayda da Neamtu, alkollü olduğu sırada birlikte yaşadığı bir kişiyle para yüzünden tartıştı; evin içerisinden bir bıçak aldı; karşısındaki kişiyi göğsünden bıçakladı ve daha sonra nefsi müdafaa savunması yaptı.
Romanya’daki önceki mahkûmiyetin gerçekten Neamtu’ya ait olduğu, Metropolitan Polisi tarafından elde edilen parmak izi kayıtlarıyla da doğrulandı.
Polis: Tehlikeli bir kişi toplumdan uzaklaştırıldı
Soruşturmayı yöneten Dedektif Müfettiş Jonathan Potter, Trica’nın ölümünü “trajik ve tamamen gereksiz bir can kaybı” olarak nitelendirdi.
Potter, “Eugeniu Neamtu, önemsiz bir tartışma sırasında aşırı şiddete başvurmaya hazır olduğunu gösteren tehlikeli bir suçludur. Jüri, eylemlerine ilişkin ezici delilleri dinledi. Bu karar, tehlikeli bir kişinin toplumdan uzaklaştırılmasını sağladı” dedi.
Neamtu tutuklu kalmaya devam ederken, hakkında verilecek asgari hapis süresi ceza duruşmasında belirlenecek.
İngiltere’de giderek daha sık ve şiddetli yaşanan sıcak hava dalgaları, gayrimenkul sektöründeki alıcı tercihlerine doğrudan yansımaya başladı.
Gayrimenkul platformu Rightmove’un verilerine göre, 1 Mayıs–31 Temmuz 2026 tarihleri arasında klimalı satılık konutlar için yapılan aramalar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 104 arttı. Böylece İngiltere’de uzun yıllar lüks veya gereksiz bir özellik olarak görülen klima, birçok alıcı açısından konut tercih listesinin önemli unsurlarından biri haline geldi.
Her iki kişiden biri evini serin tutmakta zorlanıyor
Rightmove tarafından gerçekleştirilen tüketici araştırması, talepteki değişimin yalnızca internet aramalarından ibaret olmadığını gösterdi.
Araştırmaya katılanların yüzde 87’si, yeni bir ev seçerken konutun sıcak havalarda serin kalabilmesini önemli bulduğunu söyledi. Katılımcıların yüzde 45’i mevcut evlerinin sıcak hava dalgalarında serin kalmakta zorlandığını belirtirken, konutunun aşırı sıcaklarla “çok iyi” başa çıktığını söyleyenlerin oranı yalnızca yüzde 11’de kaldı.
Katılımcıların yüzde 61’i evine klima taktırmayı değerlendirebileceğini ifade etti. Ancak hâlihazırda klima sistemine sahip olduğunu bildirenlerin oranı sadece yüzde 12 oldu.
Perde, vantilatör ve yalıtım çözümleri öne çıktı
İngilizlerin artan sıcaklıklara karşı farklı yöntemlere yöneldiği de görüldü. Araştırmaya katılanların:
Yüzde 56’sı perde, güneşlik veya ısı önleyici cam filmi kullandığını,
Yüzde 48’i vantilatör edindiğini,
Yüzde 38’i evinin yalıtımını iyileştirdiğini,
Yüzde 29’u ise bahçesinde ağaçlandırma veya gölgelendirme yaptığını bildirdi.
Katılımcıların yüzde 58’i panjur ve tente gibi dış gölgeleme sistemlerini, yüzde 52’si ise daha iyi havalandırma çözümlerini değerlendirebileceğini belirtti.
“Sıcak havadaki konfor artık satın alma kararının parçası”
Rightmove Gayrimenkul Uzmanı Colleen Babcock, bu yaz yaşanan sıcak hava dalgalarının insanların evlerine bakışını değiştirdiğini belirtti.
Konum, yaşam alanı ve satın alınabilirliğin temel öncelikler olmayı sürdürdüğünü vurgulayan Babcock, tüketicilerin artık bir evin sıcak havalarda ne kadar konforlu olacağına daha fazla dikkat ettiğini söyledi. Babcock’a göre bazı haneler mevcut konutlarında pratik önlemler alırken, bazıları da serinleme olanaklarını taşınma kararına dahil ediyor.
Geniş camlı modern konutlar da risk altında
John D Wood & Co. Satış Bölümü Başkanı James Waight, serin kalabilmenin özellikle 2026 yazındaki aşırı sıcaklar nedeniyle konut alıcılarının istek listesine girdiğini kaydetti.
Waight, geniş cam yüzeylere sahip çağdaş konutların yaz aylarında beklenenden çok daha fazla ısınabildiğine dikkat çekerek, alıcıların klima ve havalandırmanın yanında binanın nasıl inşa edildiğini de araştırdığını söyledi.
Yeni beklenti, konutun yazın serin kalırken kışın da ısıyı koruyabilmesi. Bu nedenle yön, gölgeleme, cam türü, yalıtım ve yıllık enerji maliyetleri satış görüşmelerinde daha fazla gündeme geliyor.
Mark Wiggin Estate Agents Direktörü Mark Wiggin de hava kaynaklı ısı pompaları, güneş panelleri ve klima sistemlerine yönelik ilginin arttığını belirtti. Wiggin, özellikle denizaşırı alıcıların klimayı daha sık standart özellik olarak beklediğini, buna karşılık bütün alıcıların sistemlerin işletme maliyetlerini daha dikkatli hesapladığını ifade etti.
2050’de konutların yüzde 92’si aşırı ısınma riskiyle karşılaşabilir
Gayrimenkul piyasasındaki değişimin arkasında daha uzun vadeli bir iklim riski de bulunuyor.
İngiltere İklim Değişikliği Komitesi’nin değerlendirmesine göre gerekli uyum önlemleri alınmazsa ülkedeki konutların yüzde 92’si 2050 yılına kadar normal bir yaz mevsiminde aşırı ısınma riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu oran günümüzde yüzde 50’nin biraz üzerinde bulunuyor.
Komite, aşırı ısınmayı yatak odası sıcaklığının yıl içinde belirli bir süre boyunca gece 26 derecenin üzerinde kalması gibi ölçütlerle değerlendiriyor. Uzmanlar, dış gölgeleme, doğal havalandırma, yeşil alanlar, uygun yalıtım ve hem ısıtma hem soğutma yapabilen ısı pompalarının birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.
Klima talebi enerji tartışmasını da büyütüyor
Klima kullanımının yaygınlaşması, konutlarda elektrik tüketiminin ve hane faturalarının yükselmesi ihtimalini de beraberinde getiriyor. Yoğun kullanımın elektrik şebekesi üzerindeki yaz yükünü artırabileceği ve kullanılan elektriğin kaynağına bağlı olarak karbon salımını yükseltebileceği belirtiliyor.
Bu nedenle sektör temsilcileri yalnızca klasik klima kurulumuna dayalı bir model yerine; dış panjur, tente, çapraz havalandırma, güneş kırıcı cam, ağaçlandırma, güneş paneli ve verimli ısı pompası gibi çözümlerin birlikte uygulanmasını öneriyor.
Ortaya çıkan tablo, İngiltere konut piyasasında “iyi ev” tanımının değişmekte olduğunu gösteriyor. Ulaşım bağlantısı, okul bölgesi, bahçe ve oda sayısı önemini korurken, bir konutun değişen iklim koşullarında yıl boyunca yaşanabilir sıcaklığı koruyabilmesi de alıcıların temel karar ölçütlerinden birine dönüşüyor.
Londra Türk toplumunun uzun yıllardır yakından tanıdığı Ali Gül Güneş’in vefatı, özellikle İngiltere’ye yerleşen ilk kuşak Türkiyeli göçmenler arasında üzüntü yarattı.
Toplum içinde yaygın olarak “Topal Ali” adıyla bilinen Güneş, Londra’da Türk gıda sektörünün gelişmeye başladığı ilk dönemlerin tanınmış esnafları arasında yer aldı.
Güneş’in adı özellikle Turkish Food Centre (TFC) ve Londra’daki Türk marketçiliğinin ilk yıllarıyla özdeşleşti. Ancak TFC'nin kurumsal tarihine ilişkin kaynaklarda kuruculuk konusunda farklı anlatımlar bulunuyor. 2019 yılında TFC'nin 40'ıncı yılı dolayısıyla yayımlanan kaynaklar, şirketin başlangıcını 1979'a götürürken Hüseyin Uçar'ı TFC'nin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olarak tanımlıyor.
Bu nedenle Güneş’in TFC tarihindeki yerini, mevcut kaynaklar ışığında doğrudan “TFC zincirinin kurucusu” şeklinde tanımlamak yerine, TFC'nin erken dönemleri ve Londra Türk gıda ticaretiyle özdeşleşmiş öncü isimlerden biri olarak ifade etmek daha ihtiyatlı görünüyor.
Bir marketten çok daha fazlasıydı
Ali Gül Güneş’in Londra’daki ilk kuşak göçmenler açısından taşıdığı önemi ortaya koyan dikkat çekici bilgiler akademik çalışmalara da yansıdı.
Roehampton Üniversitesi bünyesinde hazırlanan, Londra’daki Türkiye kökenli kadınların göç deneyimlerini ele alan bir doktora çalışmasında Turkish Food Centre’ın toplum içinde sahibinin lakabından hareketle “Topal Ali” adıyla bilindiği belirtiliyor. Çalışmada Güneş, Hackney’deki Türk toplumunun en güvenilen ve tanınan kişilerinden biri olarak anlatılıyor.
Araştırmada aktarılan bilgilere göre Güneş’in marketi yalnızca Türkiye’den gelen insanların alışık oldukları gıda ürünlerini bulabildikleri bir alışveriş noktası değildi.
İngiltere’ye yeni gelen göçmenlerin önemli bir bölümünün henüz banka hesabının bulunmadığı, evlere yönelik hırsızlıkların da endişe meyrana getirdiği dönemlerde Güneş’in bazı toplum üyelerinin birikimlerini dükkânındaki kasada muhafaza ettiği ve istendiğinde sahiplerine geri verdiği aktarılıyor. Akademik çalışma, bu uygulamayı göçmen toplumunun kendi içinde geliştirdiği güven ve dayanışma mekanizmalarından biri olarak değerlendiriyor.
İlk kuşağın güven duyduğu isimlerden biriydi
Bu ayrıntı, “Topal Ali”nin neden yalnızca başarılı bir esnaf olarak değil, İngiltere Türk toplumunun sosyal hafızasının bir parçası olarak hatırlandığını da ortaya koyuyor.
Özellikle Türkiye’den İngiltere’ye göçün yoğunlaştığı yıllarda dil engeli, bankacılık sistemine erişim, barınma ve yeni ülkeye uyum gibi sorunlarla karşılaşan göçmenler için Türk bakkalları ve marketleri aynı zamanda buluşma, haberleşme ve dayanışma merkezleri haline gelmişti.
Güneş de bu dönemde Londra’da oluşan göçmen ticaret ağının tanınan simalarından biri oldu. Akademik araştırmada, bazı göçmen kadınların aileleri dışındaki erkekler arasında güven duydukları ender kişilerden biri olarak “Topal Ali”yi gördükleri özellikle kaydediliyor.
TFC, Londra'nın önemli Türk markalarından birine dönüştü
Ali Gül Güneş’in adının birlikte anıldığı TFC'nin geçmişi de İngiltere Türk toplumunun ticari gelişiminin önemli örneklerinden birini oluşturuyor.
Kaynaklara göre Turkish Food Centre'ın geçmişi 1979-1980 dönemine uzanıyor. Şirketin Dalston'daki ilk yapılanmasından zaman içinde Londra'nın farklı bölgelerine yayılan bir market ağı doğdu. 2007'de TFC'nin 10'uncu şubesinin açılışında grubun yaklaşık 27 yıllık geçmişinden söz edilirken, 2019'daki 40'ıncı yıl kutlamalarında şirketin 20 şubeye ve yaklaşık 600 çalışana ulaştığı açıklanmıştı.
TFC'nin ürün yelpazesi de zamanla yalnızca Türkiye'den gelen ürünlerle sınırlı kalmadı; Kıbrıs, Yunanistan, Akdeniz ülkeleri, Orta Doğu ve farklı göçmen topluluklarının mutfaklarına hitap eden geniş bir yapıya dönüştü. Bugün marka kendisini 1979'dan beri faaliyet gösteren bir etnik süpermarket zinciri olarak tanımlıyor.
Londra Türk toplumunun hafızasında yaşayacak
Ali Gül Güneş’in hayatını kaybetmesi, İngiltere’ye gelen ilk kuşağın oluşturduğu ticari ve toplumsal yapının öncü isimlerinden birinin daha aramızdan ayrılması anlamına geliyor.
“Topal Ali” adı, onu tanıyanlar açısından yalnızca bir esnafın lakabı değildi. Londra'da Türkiyeli göçmenlerin henüz bugünkü kadar güçlü kurumsal ve ticari yapılara sahip olmadığı yıllarda, alışverişten dayanışmaya, güven ilişkisinden toplumsal buluşmaya kadar uzanan bir dönemin hatırasını temsil ediyordu.
Güneş, uzun yıllar boyunca içinde yaşadığı toplumla kurduğu ilişkiler ve Londra'daki Türk gıda ticaretinin ilk dönemlerinde bıraktığı izlerle İngiltere Türk toplumunun hafızasında yerini aldı.
Eurovizyon Yayın Grubu olarak, Ali Gül Güneş’e Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve İngiltere Türk toplumuna başsağlığı diliyoruz.
Emekli Tuğamiral Türker Ertürk, sosyal medyada paylaşılan video içeriğindeki ifadeleri gerekçesiyle hakkında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklandı.
İstanbul Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, bir sosyal medya hesabı üzerinden paylaşılan video içeriklerinde geçen ifadeleri nedeniyle Türker Ertürk hakkında resen soruşturma başlattı.
Eski Deniz Harp Okulu Komutanı Türker Ertürk, “halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit” ve “suç işlemeye tahrik” suçlamalarıyla gözaltına alındı.
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Türker Ertürk, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Paylaşılan videolarda emekli Tuğamiral Ertürk'ün farklı tartışma programlarında dile getirdiği yorum ve düşünceleri yer alıyor.
TÜRKER ERTÜRK KİMDİR?
1957 yılında Trabzon'da doğan Türker Ertürk, 2008-2010 yılları arasında Deniz Harp Okulu Komutanlığı görevini yaptı. Ertürk, Heybeliada'da bulunan Deniz Harp Okulu'ndan mezuniyetinin ardından, 1979 yılında subay olarak donanmaya katıldı.
Türker Ertürk; 15 sene gemilerde çalıştı, bu süre içinde üç harp gemisinin komutanlığını yaptı. Ertürk; binbaşı rütbesinde Deniz Kuvvetleri Milli Plan Subaylığı, yarbay rütbesinde Donanma Komutanlığı Eğitim ve Tatbikat Kısım Amirliği, albay rütbesinde ise Deniz Kuvvetleri Komuta Kontrol Daire Başkanlığı görevlerini yaptı.
Türker Ertürk, 1985-1987 yılları arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde görev yaptı. 1988-1990 yıllarında Deniz Harp Akademisi eğitimini alan Türker Ertürk, 1992'de Silahlı Kuvvetler Akademisi ve 1999'da Roma’da bulunan NATO Savunma Koleji eğitimlerini tamamladı.
30 Ağustos 2006 tarihinde tuğamiralliğe terfi eden Türker Ertürk, 2006-2008 yılları arasında Karadeniz Bölge Komutanlığı görevini yaptı. Ertürk, 9 Ağustos 2010 tarihinde istifa etti.
Türker Ertürk, mesleğinden ayrılmasının sonra CHP’ye katılan ve yaklaşık olarak beş yıl CHP içinde siyasi faaliyet yürüttü. Ertürk, 12 Kasım 2014'te CHP'den istifa etti. Bir dönem siyasi çalışmalarını bağımsız olarak sürdüren Türker Ertürk, 2019'da TBMM Grubu'nda düzenlenen bir törenle yeniden CHP'ye katıldı.
İstanbul Büyükçekmece'de D-100 Karayolu'nda sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil, önce durakta yolcu indiren İETT otobüsüne, ardından başka bir araca çarptı. Zincirleme kazada yaralanan 1’i ağır 3 kişi hastaneye kaldırıldı.
Trabzon'un Arsin ilçesinde İlçe Emniyet Müdürlüğü bahçesine hava aracı olduğu değerlendirilen bir cisim düştü. Yaralananın olmadığı olayda 4 polis aracı hasar görürken, binanın ve çevredeki iş yerlerinin camları kırıldı
Türkiye, 20 Ağustos’tan itibaren Kuzey Afrika ve Orta Doğu kaynaklı sıcak hava dalgasının etkisine girecek. Meteoroloji Uzmanı Adil Tek, sıcaklıkların ağustos sonuna kadar kademeli artacağını belirterek İstanbul’da hissedilen sıcaklığın 37-38 dereceye, Silopi ve Cizre’de ise 47-48 dereceye kadar çıkabileceğini söyledi.
Antalya'nın Belek beldesindeki bir halk plajında vatandaşları izinsiz kayda alan iki şahıs, tesettürlü kadınlara yönelik ağır hakaret ve nefret söylemlerinde bulundu. Sosyal medyada paylaşılan çirkin görüntüler büyük tepki topladı.
Afyonkarahisar’ın Dinar-Çay karayolunda yola dökülen ve yoldan geçen araçların mor renge boyanmasıyla ilgili sorumlu tır şoförü hakkında işlem yapılırken, söz konusu yol itfaiye ve boya firmasının görevleri tarafından yıkandı.
Londra’da uzun yıllardır mali müşavirlik yapan, Kıbrıs Türk toplumunun tanınmış ve sevilen simalarından Münir Tatar, 17 Ağustos 2026 sabahı hayatını kaybetti. Tatar’ın vefatı, başta ailesi ve yakınları olmak üzere Londra’daki Kıbrıs Türk toplumunda büyük üzüntü yarattı.
Ersin Tatar duyurdu
Münir Tatar’ın vefat haberi, KKTC eski Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından duyuruldu. Ersin Tatar, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda Münir Tatar’ın kuzeni olduğunu belirterek, ailesinin ve kendisini sevenlerin yaşadığı büyük üzüntüyü dile getirdi.
Ersin Tatar, kuzeni Münir Tatar’ı Britanya’daki Kıbrıs Türk toplumuna önemli katkılarda bulunmuş bir “vatansever” olarak nitelendirdi ve merhuma Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diledi.
Londra’da yarım asra yaklaşan meslek hayatı
Münir Tatar, Londra’da uzun yıllar mali müşavir olarak hizmet verdi. Kendi adını taşıyan M. Tatar & Associates adlı mali müşavirlik kuruluşunun yönetici ortağı olarak özellikle Londra’daki Türk ve Kıbrıs Türk toplumundan çok sayıda kişi, aile ve işletmeye profesyonel danışmanlık sundu.
Firmanın resmi bilgilerinde Tatar’ın 1982 yılında muhasebeci olarak mesleğe başladığı, ilerleyen yıllarda ACCA ve İngiltere ile Galler Yeminli Mali Müşavirler Enstitüsü (ICAEW) bünyesinde üst düzey mesleki unvanlara sahip olduğu belirtiliyor. Tatar; muhasebe, vergi danışmanlığı, şirket yapılanmaları, yatırım ve miras planlaması gibi alanlarda hizmet verdi.
Merkezi Londra’da bulunan M. Tatar & Associates, uzun yıllar boyunca farklı sektörlerden işletmelere ve bireysel müşterilere mali müşavirlik hizmeti verdi. Firmanın resmi adresi bugün de Londra N8 bölgesinde bulunuyor.
Kıbrıs Türk toplumunun yakından tanıdığı bir isimdi
Münir Tatar yalnızca mesleki çalışmalarıyla değil, Londra’daki Türk ve Kıbrıs Türk toplumuyla kurduğu güçlü ilişkilerle de tanınıyordu.
Toplumun farklı etkinliklerinde ve organizasyonlarında yer alan Tatar, uzun yıllar boyunca iş insanları, sivil toplum temsilcileri ve toplum kuruluşlarıyla yakın temas içinde oldu.
ATMB Yönetiminde görev üstlendi
Geçmiş yıllardaki Londra’daki Türk toplumuna yönelik etkinlik haberlerinde de Münir Tatar’ın önemli davetlerde ve toplum organizasyonlarında yer aldığı görülüyor.
Munir Tatar ayrıca merkezi Londra’da bulunan Avrupalı Türk Markalar Birliği (ATMB) Yönetim Kurulu Üyesi olarak da görev yaparak Avrupa’daki Türk iş dünyasıyla ilişkilerin geliştirilmesine katkıda bulunuyordu.
Nesiller boyu Türk işletmelerine danışmanlık yaptı
Münir Tatar’ın meslek hayatının önemli bölümünü Londra’daki Türkçe konuşan toplumun ekonomik hayatıyla iç içe geçirdiği belirtiliyor.
Mesleki kariyerinin ilk dönemlerinde Londra’daki küçük işletmelere muhasebe hizmetleri sunan Tatar, yıllar içinde hizmet alanını genişleterek girişimcilerden yatırımcılara, aile şirketlerinden daha büyük işletmelere kadar geniş bir müşteri kitlesine danışmanlık yaptı. Kendi firmasının açıklamalarında, farklı kuşaklardan girişimcilere ve işletmelere danışmanlık sağladığı vurgulanıyor.
Tatar’ın mesleki faaliyetleri, Londra’daki çeşitli Türk toplum kuruluşlarının mali işlerinde de uzun yıllar karşılık buldu. İngiltere Charity Commission kayıtlarında, M. Tatar & Associates’in farklı Türk toplum kuruluşlarına bağımsız inceleme ve mali denetim hizmetleri sunduğu görülüyor.
Ailesi ve toplum büyük üzüntü yaşadı
Londra Gazete’nin vefat haberine göre Münir Tatar geride eşi, bir oğlu ve bir kızını bıraktı. Haberde, Tatar’ın özellikle Kuzey Londra’daki Türkçe konuşan toplum tarafından yakından tanındığı ve yıllar boyunca toplumun bireylerine, ailelerine ve işletmelerine destek verdiği ifade edildi.
Münir Tatar’ın vefatı, uzun yıllardır birlikte çalıştığı meslektaşları, iş dünyasındaki dostları ve Kıbrıs Türk toplumu arasında büyük üzüntüyle karşılandı.
Londra’daki Türk toplumunda iz bıraktı
Yaklaşık yarım asra yaklaşan meslek hayatı boyunca Londra’da yaşayan Türk ve Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik ve sosyal hayatına dokunan Münir Tatar, özellikle mali müşavirlik alanındaki uzmanlığı ve toplumla kurduğu yakın ilişkilerle hatırlanacak.
Tatar’ın cenaze töreninin ne zaman ve nerede yapılacağına ilişkin henüz resmi bir bilginin kamuoyuyla paylaşılmadığı görülüyor. Cenaze programı ve aile tarafından yapılacak diğer açıklamaların önümüzdeki saatlerde netleşmesi bekleniyor.
Eurovizyon olarak merhum Münir Tatar’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, meslektaşlarına ve Londra’daki Kıbrıs Türk toplumuna başsağlığı diliyoruz.
İngiltere’de açıklanan yeni iç göç verileri, uzun yıllardır ülkenin ekonomik ve finansal merkezi olan Londra’nın nüfus hareketlerinde önemli bir değişim yaşandığını ortaya koydu.
Ulusal İstatistik Ofisi’nin (ONS) 2025 yılı iç göç verilerine göre yaklaşık 420 bin kişi Londra’dan başka bir bölgeye taşındı. Aynı dönemde yaklaşık 289 bin kişi Londra’ya geldi. Böylece başkentin diğer İngiltere bölgeleriyle olan net iç göç dengesi 132 binden fazla kişi eksiye düştü.
Bu hareket, Londra’nın yalnızca pahalı konut piyasasından kaynaklanan bir nüfus kaybı yaşamadığını, aynı zamanda çalışma ve yaşam tercihlerindeki değişimin de başkentin demografik yapısını etkilediğini gösteriyor.
Londra nüfusu 2021’den bu yana ilk kez azaldı
Yeni verilerin en dikkat çekici sonuçlarından biri, Londra’nın toplam nüfusunun da gerilemesi oldu.
ONS’ye göre Londra’nın nüfusu 2025 ortasına kadar yüzde 0,29 azaldı. Bu, 2021 ortasına kadar olan pandemi döneminden bu yana başkentin ilk yıllık nüfus düşüşü olarak kayıtlara geçti.
Üstelik Londra’da doğumların ölümlerden fazla olması ve uluslararası göçün hâlâ nüfusa katkı sağlamasına rağmen toplam nüfus azaldı. Bunun temel nedeni, Londra’dan İngiltere’nin diğer bölgelerine yönelik iç göçün bu artışları fazlasıyla dengelemesi oldu.
Başka bir ifadeyle Londra, yurtdışından nüfus çekmeye devam etse bile kendi ülkesindeki nüfus hareketinde ciddi biçimde kaybeden taraf haline geldi.
En büyük kayıp Newham’da
Londra ilçeleri arasında en büyük iç göç kaybı Newhamda yaşandı.
Yaklaşık 34 bin kişi Newham’a taşınırken, 50 bine yakın kişi ilçeden ayrıldı. Böylece Newham’ın net kaybı 16 bini aştı.
Onu;
Brent: 9 binden fazla net kayıp,
Redbridge: yaklaşık 8 bin 300 net kayıp
izledi.
Bu tablo, Londra’nın yalnızca merkezi bölgelerinden değil, başkentin doğu ve kuzeybatısındaki geniş aile yerleşimlerinden de insanların daha uygun maliyetli bölgelere yöneldiğine işaret ediyor.
Londra’da yalnızca iki ilçe kazandı
Başkentte iç göç açısından tablo neredeyse tamamen negatif oldu.
2025 verilerinde Londra’nın 32 ilçesi arasında yalnızca Havering ve Bromley net iç göç artışı kaydetti.
Havering yaklaşık 1.700 kişilik, Bromley ise 583 kişilik net artış elde etti.
Bu durum, Londra içinde dahi insanların daha düşük yoğunluklu, banliyö karakterindeki bölgelere yönelme eğiliminin devam ettiğini gösteriyor.
Konut maliyeti en önemli baskılardan biri
Uzmanların dikkat çektiği temel faktörlerin başında konut maliyetleri geliyor.
Londra, İngiltere'nin diğer bölgelerine kıyasla yüksek kira ve konut fiyatlarıyla öne çıkıyor. Özellikle çocuklu aileler açısından daha büyük bir eve geçmenin maliyeti, başkent dışında yaşamayı cazip hale getirebiliyor.
Pandemi sonrasında kalıcı hale gelen uzaktan ve hibrit çalışma modelleri de bu tercihi kolaylaştırdı. Her gün Londra merkezine gitmek zorunda olmayan çalışanlar, işlerini koruyarak daha ucuz konutların bulunduğu kentlere, kasabalara, sahil bölgelerine veya kırsal alanlara taşınabiliyor.
Dolayısıyla Londra'daki hareket, yalnızca “şehirden kaçış” olarak değil, konut, çalışma ve yaşam kalitesi arasında yeni bir denge arayışı olarak değerlendiriliyor.
4 milyon kişi adres değiştirdi
Londra'daki hareket, İngiltere ve Galler genelindeki daha geniş bir demografik değişimin parçası.
2025 yılında yaklaşık 4 milyon kişi İngiltere ve Galler içinde yaşadığı yerel bölgeyi değiştirdi. Büyük kentlerin bir bölümünde nüfus baskısı azalırken, daha küçük kentler, kırsal bölgeler ve sahil yerleşimleri yeni sakinler çekti.
Özellikle North Yorkshire, Cornwall, Northumberland ve Somerset gibi bölgeler iç göç açısından dikkat çeken destinasyonlar arasında bulunuyor.
Mevcut veriler, insanların büyük kentlerden tamamen uzaklaşmasından ziyade, daha fazla yaşam alanı, daha düşük konut maliyeti ve daha sakin çevre sunan bölgelere yöneldiğini gösteriyor. Cornwall ve North Yorkshire gibi bölgeler 2025'te güçlü net iç göç artışlarıyla öne çıktı.
Londra’nın geleceği açısından kritik değişim
Londra’nın ekonomik ağırlığı hâlâ son derece yüksek. Finans, teknoloji, eğitim, kültür ve uluslararası şirketlerin merkezi olma özelliğini sürdürüyor. Ancak nüfus hareketleri, başkentin gelecekteki demografik yapısının yalnızca uluslararası göç tarafından belirlenmeyeceğini gösteriyor.
Özellikle çalışma çağındaki nüfusun nerede yaşayacağı, konut piyasasının karşılanabilirliği ve hibrit çalışmanın kalıcı etkileri Londra'nın önündeki önemli başlıklardan biri olacak.
ONS'nin verileri, bu dönüşümün artık geçici bir pandemi etkisi olmaktan çıkıp daha kalıcı bir eğilime dönüşüp dönüşmediğinin izlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Çünkü Londra için yeni tablo şu: Başkent hâlâ dünyanın dört bir yanından insan çekiyor, ancak İngiltere'nin diğer bölgelerine karşı nüfus yarışında ciddi miktarda insan kaybediyor.
Sivil toplum kuruluşları ve fikir kuruluşlarında uzun yıllar yöneticilik yapan, Avrupalı Türklerin hafızasına 25’ten fazla kitap kazandıran yazar Veyis Güngör, Eurovizyon Haber’de yayımlanan son yazısında Amsterdam’da yaşandığını belirttiği iki farklı sansür ve engelleme girişimini tarihsel bir karşılaştırmayla gündeme taşıdı.
Güngör, yazısında Amsterdam’ın yüzyıllardır farklı dinlerin, kültürlerin ve düşüncelerin buluştuğu, özgürlük geleneğiyle öne çıkan bir şehir olarak tanıtıldığını belirterek, kentin geçmişindeki çarpıcı bir olayı hatırlattı.
Tarih 27 Temmuz 1656’ydı. Genç düşünür Baruch Spinoza, Amsterdam’daki Portekiz Yahudi Cemaati tarafından “herem” ilan edilerek cemaatten dışlandı. Güngör’ün aktardığına göre Spinoza ile konuşulması, aynı çatı altında bulunulması ve yazdıklarının okunması dahi yasaklandı.
Güngör, bu tarihi olaydan hareketle, “yasaklananın Spinoza değil, yasaklama anlayışı olduğunu” vurguluyor.
370 yıl sonra bu kez bir kitap tanıtımı
Güngör’ün yazısındaki asıl dikkat çekici bölüm ise 2026 Amsterdam’ına ilişkin.
Güngör, Amsterdam’daki Türk toplumunun ilk on yılını anlatan “Mavi Minibüs – 1976–1986 Amsterdam Ülkücülerinin Mücadelesi” adlı kitabının tanıtım programının, “birilerinin girişimiyle” engellendiğini ve programın yapılacağı mekânın iptal edildiğini belirtiyor.
Yazar, kitabın yasaklanmadığını ancak okuyucularıyla buluşmasının önüne geçildiğini ifade ederek, tanıtımın gerçekleştirileceği mekânın telefonla gelen bir talimat sonrasında programı iptal ettiğini ve söz konusu girişimin kısa süre içerisinde ortaya çıktığını ifade ediyor.
Güngör açısından burada tartışılması gereken nokta yalnızca bir kitap veya bir etkinlik değil, farklı bir fikrin toplumla buluşmasının engellenmesi.
“Yasak sadece kitabı toplatmak değildir”
Güngör, sansür kavramının yalnızca kitapların toplatılması veya yayımlanmasının yasaklanması şeklinde anlaşılmaması gerektiğini savunuyor.
Yazısında, bir salonun kapısının kapatılmasının, bir konuşmanın yaptırılmamasının veya insanların belirli bir kitap etrafında bir araya gelmesinin engellenmesinin de aynı özgürlük tartışmasının parçası olduğunu belirtiyor.
Güngör’e göre bütün bu uygulamaların ortak noktası, fikirle fikir düzeyinde mücadele etmek yerine fikrin insanlara ulaşmasının önünü kesmek.
Bu nedenle Güngör, Amsterdam’da yaşandığını belirttiği olayın sadece kendi kitabıyla ilgili olmadığını, daha geniş anlamda fikir özgürlüğü ve çoğulculuk açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
“Ben Spinoza değilim, ama…”
Güngör yazısının merkezine şu çarpıcı karşılaştırmayı yerleştiriyor:
“Ne ben Spinoza’yım ne de yaşananlar birebir aynıdır.”
Güngör, 1656’daki Spinoza vakası ile 2026’da yaşandığını belirttiği kitap tanıtımının aynı tarihsel olaylar olmadığının altını çiziyor. Ancak ona göre aradan yaklaşık 370 yıl geçmesine rağmen, düşünceyi tartışmak yerine susturma refleksinin farklı biçimlerde ortaya çıkabilmesi düşündürücü.
Bu yaklaşımını, Amsterdam’ın kendi özgürlük tarihiyle bugün yaşananlar arasındaki çelişki üzerinden sorguluyor.
Güngör’e göre özgürlük, yalnızca kişinin kendi düşüncesini rahatça ifade edebilmesi değil; hoşlanmadığı, katılmadığı veya karşı çıktığı düşüncelerin de ifade edilebilmesine tahammül gösterebilmesi anlamına geliyor.
Türklerin Amsterdam hafızası da şehrin tarihinin parçası
Güngör’ün dikkat çektiği bir başka nokta ise kitabın konusu.
“Mavi Minibüs”, Amsterdam’daki Türk toplumunun özellikle 1976-1986 arasındaki ilk dönemlerinden bir kesit sunmayı amaçlıyor. Bu dönem, Hollanda’ya yönelik Türk işçi göçünün kalıcı bir toplumsal yapıya dönüşmeye başladığı yılların önemli bir bölümünü kapsıyor.
Bugün Amsterdam’ın sosyal, ekonomik ve kültürel yapısında Türk toplumunun da yarım asrı aşan bir geçmişi bulunuyor. Türkler; iş hayatından eğitime, ticaretten sivil toplum faaliyetlerine, camilerden derneklere kadar kentin toplumsal dokusunun bir parçası haline geldi.
Güngör, bu nedenle Türklerin Amsterdam’daki geçmişinin de şehrin tarihinin bir parçası olduğunu savunuyor.
“Mavi Minibüs” de bu hafızanın belirli bir dönemini kayıt altına alma iddiasındaki çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor.
Engellenen tanıtım daha fazla merak uyandırdı
Güngör, kitabın tanıtım programının engellenmesinin ardından Amsterdam’daki bazı cami derneklerinin başkanları ve farklı yurttaşlardan kitabı okumak istediklerine ilişkin mesajlar aldığını aktarıyor.
Bu durum, Güngör’ün yazısındaki temel tezi de güçlendiriyor:
Bir düşüncenin veya kitabın önüne engel konulması, her zaman onun toplumdaki etkisini azaltmayabiliyor; aksine merakı artırabiliyor.
Yazar, tarih boyunca yasaklanan fikirlerin ve eserlerin zaman içinde yeniden gündeme geldiğini, yasaklamaların ise çoğu zaman kalıcı olamadığını savunuyor.
Spinoza örneği de bu tarihsel argümanın merkezinde duruyor. 1656’da susturulmak istenen düşünürün eserleri bugün dünya çapında felsefe, siyaset ve düşünce tarihi çalışmalarının önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Asıl mesele: Farklı fikirlere tahammül
Güngör’ün Amsterdam üzerinden açtığı tartışmanın temelinde ise çoğulculuk ve fikir özgürlüğü bulunuyor.
Bir toplumun özgür olup olmadığı yalnızca çoğunluğun kabul ettiği fikirlerin ne kadar rahat ifade edildiğiyle değil, çoğunluğun veya güçlü grupların hoşlanmadığı düşüncelere ne kadar tahammül gösterebildiğiyle de ölçülüyor.
Bu açıdan bakıldığında, Güngör’ün yazısı Amsterdam’ın özgürlük imajını da sorgulamaya açıyor.
Çünkü fikir özgürlüğü, yalnızca savunulan düşüncelere özgürlük tanımak değil; karşı çıkılan düşüncelerin de barışçıl biçimde dile getirilebilmesine alan açmak anlamına geliyor.
“İnsanlar susturulabilir, fikirler değil”
Güngör yazısının sonunda tarihsel hafızadan hareketle güçlü bir mesaj veriyor:
Salonlar kapatılabilir, programlar iptal edilebilir, insanlar susturulabilir. Ancak fikirlerin dolaşımını tamamen durdurmak mümkün değildir.
Spinoza’nın 1656’da karşı karşıya kaldığı “herem” kararının üzerinden 370 yıl geçti. Spinoza bugün dünyanın farklı ülkelerinde okutuluyor; onu susturmak isteyenlerin isimleri ise büyük ölçüde tarih sayfalarında kaldı.
Güngör’ün Amsterdam’da yaşandığını belirttiği 2026 tarihli olay da bu nedenle daha geniş bir soruya dönüşüyor:
Bir şehrin özgürlük geleneği, yalnızca kendi kabul ettiği fikirleri korumakla mı ölçülür; yoksa farklı ve rahatsız edici düşüncelerin de özgürce konuşulmasına izin vermekle mi?
Yazarın cevabı açık: Fikirlerle mücadele etmenin yolu onları yasaklamak değil, onlara karşı fikir üretmektir.
Çünkü tarih, yasakların geçici; fikirlerin ise çok daha uzun ömürlü olduğunu defalarca gösterdi.
Almanya, Avrupa’nın en yaşlı toplumlarından biri olma yolunda ilerlerken, ülkenin demografik dengesi de köklü biçimde değişiyor.
Federal İstatistik Ofisi’nin (Destatis) verilerine göre 15-24 yaş grubunun toplam nüfus içindeki payı 1983 yılında yüzde 16,7 seviyesindeydi. O dönemde yaklaşık 13,1 milyon kişi bu yaş grubunda bulunuyordu. Bugün ise 15-24 yaş grubundakilerin sayısı yaklaşık 8,3 milyon ve toplam nüfus içindeki payları yalnızca yüzde 10.
Başka bir ifadeyle, 1980'lerin başında Almanya’da yaklaşık her altı kişiden biri 15-24 yaşındayken, bugün bu oran yaklaşık her 10 kişiden biri.
Destatis, yüzde 10’luk oranın 2021’den bu yana tarihsel dip seviyeye yakın biçimde seyrettiğini belirtiyor. 2024 sonunda da 15-24 yaş grubunun payı yüzde 10 olarak ölçüldü.
Asıl dikkat çekici fark: Gençlerin profili değişiyor
Demografik dönüşümün en önemli boyutlarından biri yalnızca gençlerin sayısının azalması değil, genç kuşakların toplumsal bileşiminin de değişmesi.
Destatis’in Mikrozensus 2024 verilerine göre, Almanya’da göçmenlik geçmişi bulunmayan nüfusun yalnızca yüzde 8,6’sı 15-24 yaş grubunda bulunuyor.
Göçmenlik geçmişi olanlarda ise bu oran yüzde 12’ye yükseliyor.
Daha çarpıcı tablo ise göçmenlerin Almanya’da doğan ikinci kuşağında ortaya çıkıyor. Her iki ebeveyni de göç etmiş olan ve Almanya’da doğan gençlerin yüzde 20,7’si 15-24 yaş grubunda. Yalnızca bir ebeveyni göç etmiş kişilerde de oran yüzde 20 seviyesinde.
Dolayısıyla Almanya'nın genç nüfusu küçülürken, göçmen ailelerin çocukları ve ikinci kuşak, genç nüfus içerisinde giderek daha görünür hale geliyor.
2025’te 21,8 milyon kişinin göçmenlik geçmişi var
Bu dönüşüm artık yalnızca gençlerle sınırlı değil.
Destatis’in 2025 Mikrozensus ilk sonuçlarına göre Almanya’da yaklaşık 21,8 milyon kişi göçmenlik geçmişine sahip. Bu, özel hanelerde yaşayan toplam nüfusun yüzde 26,3’üne, yani dört kişiden birinden fazlasına karşılık geliyor.
Bu tanım, kişinin kendisinin veya her iki ebeveyninin 1950’den sonra Almanya’ya göç etmiş olmasını kapsıyor.
Göçmenlik geçmişine sahip nüfusun büyüklüğü de son 20 yılda ciddi biçimde arttı. 2005’te 13 milyon olan bu nüfus 2025’te 21,8 milyona yükseldi. Böylece yaklaşık 20 yılda yüzde 67’lik artış yaşandı.
Üstelik göçmenlik geçmişine sahip nüfus, Almanya’nın genel nüfusundan daha genç.
Destatis’e göre 2025 yılında 25-34 yaş grubundakilerin yüzde 36’sı göçmenlik geçmişine sahipti. 65 yaş üzerindekilerde ise bu oran yalnızca yüzde 14’tü.
Almanya’nın nüfusu göç olmadan küçülüyor
Almanya’nın geleceğinin neden göçle yakından bağlantılı olduğunu gösteren en önemli göstergelerden biri doğum ve ölüm arasındaki fark.
2024 yılında ülkede 677 bin 117 çocuk dünyaya geldi. Toplam doğurganlık hızı kadın başına 1,35 çocuk oldu. Alman vatandaşlığına sahip kadınlarda bu oran yalnızca 1,23 seviyesine indi.
Aynı yıl ölüm sayısı doğumların oldukça üzerinde kaldı ve Almanya üst üste üçüncü yıl 300 binin üzerinde doğum açığı verdi.
Nitekim 2024 yılında Almanya nüfusundaki artışın tamamı net göçten kaynaklandı. Destatis, nüfusun göç olmadan daha güçlü biçimde küçüleceğini belirtiyor.
Yabancı vatandaşlığa sahip kadınlarda doğurganlık oranı daha yüksek olsa da bu fark da zaman içinde kapanıyor. 2024’te bu grupta kadın başına ortalama 1,84 çocuk doğdu ve oran bir önceki yıla göre yüzde 2 geriledi. Destatis, yabancı kadınların doğurganlık oranının 2017’den bu yana genel olarak düşüş eğiliminde olduğunu bildiriyor.
Bu nedenle Almanya'nın demografik geleceğini yalnızca “göçmenler daha fazla çocuk sahibi oluyor” şeklinde açıklamak yeterli değil. Asıl mesele, ülkeye gelen genç nüfusun ve onların Almanya’da doğan çocuklarının, yaşlanan toplumdaki genç kuşak açığını kısmen kapatması.
Emekliler artıyor, çalışan nüfus azalıyor
Demografik baskının Almanya ekonomisi açısından en kritik sonucu çalışma çağındaki nüfus üzerinde ortaya çıkıyor.
Destatis’in 2070’e kadar yaptığı nüfus projeksiyonlarına göre Almanya’da 67 yaş ve üzerindeki nüfusun payı 2035’te dörtte bire ulaşacak. 2024’te bu oran yaklaşık beşte birdi.
Aynı projeksiyona göre 20-66 yaş arasındaki çalışma çağındaki nüfus 2024’te 51,2 milyon kişiydi. Yüksek net göç varsayımında bile bu sayının 2070’te 45,3 milyona gerilemesi bekleniyor. Orta düzey göç senaryosunda ise çalışma çağındaki nüfus 41,2 milyona, düşük göç senaryosunda 37,1 milyona kadar düşebiliyor.
Yani göç, Almanya'nın yaşlanma sorununu ortadan kaldırmıyor; ancak çalışan nüfustaki düşüşü yavaşlatıyor.
Milyonlarca kişilik iş gücü açığı riski
Bu tablo özellikle Almanya’nın sanayi, sağlık, bakım, mühendislik, bilişim ve teknik mesleklerde ihtiyaç duyduğu iş gücü açısından kritik.
Önümüzdeki yıllarda Baby Boomer kuşağının emekli olmasıyla çok sayıda çalışan iş piyasasından ayrılırken, onların yerini dolduracak genç Alman nüfusunun sayısı aynı hızda artmıyor.
Destatis, 2038 yılına kadar emeklilik çağındaki nüfusun en az 3,8 milyon kişi artacağını, buna karşılık çalışma çağındaki nüfusun uzun vadede önemli ölçüde azalacağını öngörüyor.
Bu nedenle Almanya'nın önündeki soru yalnızca “kaç kişi yaşayacak?” değil; “kim çalışacak, kim vergi ödeyecek, kim emeklilik sistemini finanse edecek ve kim sağlık-bakım hizmetlerini sürdürecek?” sorusuna dönüşüyor.
Göçmenlerin genç olması Almanya için stratejik avantaj
Göçün Almanya açısından en önemli demografik avantajı burada ortaya çıkıyor.
Göçmenler ve göçmen ailelerin çocukları, genel nüfusa göre daha genç. 15-24 yaş grubunda göçmenlik geçmişi bulunanların oranının genel nüfustan yüksek olması, Almanya'nın yaşlanan nüfus yapısını kısmen dengeliyor.
Daha da önemlisi, Almanya’da doğan ikinci kuşak artık ülkenin gelecekteki iş gücünün ve toplumunun doğal bir parçası.
2025 itibarıyla Almanya’da 6,5 milyon kişinin iki göçmen ebeveyne sahip olması, göçün artık yalnızca yeni gelenlerden oluşan bir olgu olmadığını gösteriyor. Bunlar Almanya’da doğan, eğitim alan ve büyük ölçüde ülkenin sosyal ve ekonomik hayatına doğrudan katılan kuşaklar.
Almanya’nın geleceği artık demografiyle göçün kesişiminde
Almanya'nın demografik tablosu açık bir gerçeğe işaret ediyor:
Genç nüfus azalıyor, yaşlı nüfus artıyor ve göçmen geçmişine sahip genç kuşakların ağırlığı büyüyor.
1983’te nüfusun yüzde 16,7’sini oluşturan 15-24 yaş grubunun bugün yüzde 10’a gerilemesi, yalnızca bir istatistik değil; ülkenin ekonomik ve sosyal geleceğini belirleyecek büyük bir dönüşüm.
Üstelik Destatis’in projeksiyonları, Almanya’nın mevcut nüfus yapısıyla uzun vadede bugünkü ekonomik ve sosyal sistemi aynı büyüklükte bir iş gücüyle sürdüremeyeceğine işaret ediyor. Orta varsayımlara göre Almanya'nın nüfusu 2070’te 74,7 milyona kadar gerileyebilir. Farklı doğurganlık ve göç senaryolarına göre nüfusun 63,9 milyon ile 86,5 milyon arasında değişmesi mümkün.
Bu nedenle Almanya için göç artık yalnızca iltica, sınır güvenliği veya entegrasyon politikası başlıklarından ibaret değil.
Mesele aynı zamanda emeklilik sisteminin geleceği, iş gücü arzı, vergi gelirleri, sağlık hizmetleri, bakım sektörü ve ekonomik büyüme meselesi.
Sonuç: Göç Almanya’nın geleceğini belirleyen faktörlerden biri
“Almanya’nın geleceği göçmenlere bağlı” ifadesi siyasi bir slogan olarak farklı şekillerde yorumlanabilir. Ancak demografik veriler, daha ölçülü bir ifadeyle şu sonucu ortaya koyuyor:
Almanya’nın gelecekteki nüfus ve iş gücü dengesi, göç olmadan bugünkü seviyelerde korunamayacak.
Göçmen ailelerin çocukları ve özellikle Almanya’da doğan ikinci kuşak ise bu dönüşümün merkezinde bulunuyor.
Almanya'nın önündeki asıl sınav, yalnızca daha fazla göç alıp almamak değil; ülkeye gelen ve burada büyüyen genç kuşakları eğitim, meslek, istihdam ve toplumsal hayata ne ölçüde başarıyla dahil edebileceği olacak.
Çünkü Almanya’nın yaşlanan toplumunda gençlerin sayısı azalırken, ülkenin gelecekteki genç nüfusunun önemli bir bölümünü artık göçmen kökenli ailelerin çocukları oluşturuyor.
Demografik saat geri çevrilemiyor. Almanya’nın önündeki seçenek ise giderek daha fazla, daha fazla doğum, daha uzun çalışma hayatı ve sürdürülebilir göç politikalarının birlikte yönetilmesine dayanıyor.
Cambridge Üniversitesi’nin en genç siyah profesörü olarak tarihe geçen akademisyen Jason Arday, Güney Londra’daki evinde ölü bulundu. Arday, doktora tezindeki intihal iddiaları ve akademik geçmişine ilişkin tartışmaların ardından geçen hafta Cambridge ve Jesus College’daki görevlerinden istifa etmişti. Polis ölümü “beklenmedik” olarak nitelendirirken olayın şüpheli olduğuna inanılmadığını açıkladı.
Ambulans çağrısıyla eve gidildi
Metropolitan Polisi, 14 Ağustos Cuma günü saat 15.00’ten sonra Londra Ambulans Servisi’nin çağrısı üzerine ekiplerin Battersea bölgesindeki bir adrese gittiğini açıkladı. 41 yaşındaki Jason Arday olay yerinde ölü bulundu.
Polis, ölümün şu aşamada şüpheli görülmediğini ve soruşturmanın Central South Command Unit tarafından yürütüldüğünü bildirdi. Olayla ilgili dosyanın adli makamlar için hazırlanacağı belirtildi.
Arday’in ölüm nedeni henüz açıklanmadı. Bu nedenle ölümünün intihar olduğu yönünde doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.
Akademik kariyeri tartışmaların gölgesinde kaldı
Arday, 2023 yılında Cambridge Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde Eğitim Sosyolojisi Profesörü olarak göreve başlamış ve 37 yaşında üniversite tarihindeki en genç siyah profesör olmuştu. Irk, eşitsizlik ve eğitim alanlarında çalışan akademisyen, kısa sürede İngiltere akademisinin tanınan isimlerinden biri haline gelmişti.
Ancak Temmuz ayında akademik geçmişine ilişkin yeni iddialar gündeme geldi. Özellikle 2015 yılında tamamladığı doktora tezinde, Brunel Üniversitesi'nden Paula Zwozdiak-Myers'ın 2009 tarihli çalışmasıyla çok sayıda benzerlik bulunduğu ileri sürüldü.
Retraction Watch'ın aktardığı araştırmada, Arday'in 401 sayfalık doktora tezinde daha önceki çalışmayla çok sayıda metinsel örtüşme tespit edildiği, ayrıca bazı akademik makalelerinde de kaynak kullanımı ve alıntılarla ilgili sorunlar bulunduğu belirtildi. Arday ise kasıtlı akademik sahtekârlık yaptığı suçlamasını reddetti ve doktora dönemindeki yetersiz akademik denetimin hatalarında rol oynadığını savundu.
Bazı akademik yayınlarında ise daha önceki çalışmalarla metin benzerlikleri nedeniyle sonradan düzeltmeler yapıldığı ortaya çıktı. 2018 tarihli bir makalesinde kaynaklandırma ve görüşme verilerine ilişkin bölümlerde değişiklikler yapıldığı, derginin daha sonra düzeltme yayımladığı bildirildi.
Cambridge bağımsız soruşturma başlatmıştı
Tartışmaların büyümesi üzerine Cambridge Üniversitesi önce Arday'i savundu. Ancak akademik çalışmalarının yanı sıra özgeçmişindeki bazı ifadeler ve geçmiş başarılarına ilişkin iddialar hakkında yeni sorular gündeme gelmesinin ardından üniversite tutumunu değiştirdi.
Cambridge, Arday'in 2022'deki atanma sürecini ve üniversitedeki görev süresini incelemek üzere bağımsız bir soruşturma başlatılacağını 12 Ağustos'ta açıkladı. Üniversitenin daha önceki kurumları Durham ve Glasgow üniversitelerinin de Arday'in geçmişteki atamalarını incelemeye başladığı bildirildi.
Üniversite içinde de soruşturmanın kapsamı tartışma konusu oldu. Yaklaşık 100 kıdemli akademisyen daha geniş kapsamlı ve bağımsız bir inceleme talep etmişti. Jesus College ise Arday'in istifasının ardından kendi paralel incelemesini kapatmıştı.
İstifasında “derin etki” vurgusu yapmıştı
Arday, 5 Ağustos'ta Cambridge Üniversitesi ve Jesus College'daki görevlerinden istifa etti. İstifa kararının, hakkında yürütülen tartışmaların giderek ağırlaşmasının ardından geldiği bildirildi.
Arday, istifa açıklamasında suçlamalar, spekülasyonlar ve kamuoyundaki yorumların kendisi ve yakınları üzerinde “derin bir etki” yarattığını belirtti. İstifasının akademik çalışmalarına ilişkin tartışmaları sona erdirmesini ve kendisine toparlanma fırsatı vermesini umduğunu ifade etti.
Arday'in ailesi ise ölümünün ardından yaptığı açıklamada, kendisinin Cambridge'e atanmasından bu yana süren bir “yanlış bilgi ve taciz kampanyasının” baskısı altında kaldığını savundu. Aile, Arday'i sakin, iyimser ve çevresindeki insanlara destek olan biri olarak tanımlarken, kendilerine yönelik tacizlerin de sona erdirilmesini istedi. Ailenin bu açıklaması, Arday'in ölüm nedeninin polis tarafından açıklanmış bir şekilde bu kampanyaya bağlandığı anlamına gelmiyor.
Çocukluğu ve akademiye uzanan sıra dışı yolculuğu
Londra'da Ganalı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Arday'in çocukluk yılları da yaşam öyküsünün önemli bir parçasıydı. Küçük yaşta otizm ve gelişimsel gecikme tanısı aldığı, 11 yaşına kadar konuşamadığı ve 18 yaşına kadar okuma-yazma öğrenemediği aktarıldı.
Buna rağmen üniversite eğitimi alan Arday, 2015'te Liverpool John Moores University'den doktorasını aldı. Daha sonra Roehampton, Durham ve Glasgow üniversitelerinde görev yaptı ve 2023'te Cambridge'e profesör olarak atandı.
Bu olağanüstü yükseliş, özellikle siyah akademisyenlerin İngiltere'deki temsilinin sınırlı olduğu bir dönemde Cambridge'in çeşitlilik politikalarının sembolü haline gelmişti. Financial Times'a göre Cambridge'de 2025 yılında profesörlerin yalnızca yaklaşık yüzde 0,4'ü siyah akademisyenlerden oluşuyordu.
Ölümünden sadece birkaç gün önce otobiyografisi yayımlandı
Arday'in hayatını anlattığı Great and Unfortunate Things adlı otobiyografisi, ölümünden yalnızca üç gün önce, 11 Ağustos'ta ABD'de yayımlandı. Simon & Schuster tarafından yayımlanan 288 sayfalık kitap, çocukluk döneminden Cambridge'deki profesörlüğüne uzanan hayat hikâyesini konu alıyor.
Kitabın İngiltere baskısının ise 27 Ağustos'ta yayımlanması planlanıyordu. Yayıncı, kitabı Arday'in çocuklukta karşılaştığı zorluklara rağmen akademide yükselişini anlatan bir yaşam öyküsü olarak tanımlamıştı.
Arday'in ölümünün ardından Cambridge Üniversitesi Rektör Yardımcısı Deborah Prentice, üniversite topluluğunun haber karşısında “derinden üzüldüğünü” belirterek ailesine, arkadaşlarına ve öğrencilerine başsağlığı diledi. İngiltere Eğitim Bakanı Lucy Powell da Arday'in ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
Polis soruşturması sürerken Arday'in ölümünün nedeni ve kesin koşulları henüz açıklığa kavuşmuş değil. Akademik kariyerine ilişkin bağımsız soruşturmanın geleceği de ölümünün ardından yeniden tartışma konusu olurken, Cambridge Üniversitesi'ndeki incelemenin Arday'in atama sürecindeki kurumsal sorumluluklara ilişkin soruları da kapsaması bekleniyor.
Birleşik Krallık’ta çocukların e-scooter kullanımına bağlı yaralanmalarında çarpıcı bir artış yaşanıyor. Sheffield Children’s Hospital, Royal Manchester Children’s Hospital ve Liverpool’daki Alder Hey Children’s NHS Foundation Trust’ta yürütülen araştırmada, Ocak 2019-Aralık 2024 döneminde 477 çocuğun e-scooter kazaları nedeniyle tedavi edildiği belirlendi.
Araştırmanın sonuçlarına göre üç merkezde kaydedilen yıllık vaka sayısı 2019’da 10’un altındayken, 2024’te 150’ye yaklaştı. Böylece çocukların karıştığı e-scooter yaralanmaları altı yıllık dönemde 15 katın üzerinde arttı. Araştırma, 11 Ağustos 2026’da kamuoyuna yansıdı.
Yaralanmaların yüzde 95’i sürücülerde
477 vakada yaralanmaların yüzde 95’i e-scooter sürücülerinde, yüzde 5’i ise yayalarda görüldü.
Kazaların en yaygın nedeni ise e-scooter’dan düşmek oldu. Vakaların yaklaşık yüzde 75’i düşme sonucu meydana gelirken, yaklaşık yüzde 11,5’i motorlu araçlarla çarpışmadan kaynaklandı. Vakaların yüzde 5’inde ise e-scooter yayalara çarptı.
Araştırmada çocukların özellikle 10-13 yaş grubunda yoğunlaştığı ve yaralanmaların önemli bölümünün kol ve bacaklarda meydana geldiği, bunun yanında baş ve yüz bölgesindeki travmaların da dikkat çektiği bildirildi. Daha da çarpıcı bir bulgu ise kask kullanımı oldu: Yaralanan çocukların yüzde 2’sinden daha azının kask taktığı kaydedildi.
Özel e-scooterlar yasal değil
İngiltere’deki tartışmanın önemli boyutlarından birini de kullanımın hukuki statüsü oluşturuyor. Birleşik Krallık’ta özel mülkiyete ait e-scooterların kamuya açık yollarda, kaldırımlarda veya parklarda kullanılması hâlâ yasa dışı. Özel e-scooterlar yalnızca arazi sahibinin izniyle özel arazide kullanılabiliyor.
Kamuya açık yollarda kullanılabilen e-scooterlar ise yalnızca hükümet destekli resmi kiralama denemeleri kapsamındaki araçlar. Bu araçları kullanabilmek için geçerli veya geçici Birleşik Krallık sürücü belgesi gerekiyor.
Buna karşın araştırmacılar, çocukların yaralanmalarında özel e-scooterların önemli bir paya sahip olduğuna dikkat çekiyor. İngiltere'de yaklaşık 1,2 milyon özel e-scooter bulunduğuna ilişkin tahminler, uygulamadaki denetim sorunlarının boyutunu da ortaya koyuyor.
2024’te yüzlerce ciddi yaralanma
Birleşik Krallık Ulaştırma Bakanlığı'nın 2024 yılına ilişkin resmi verileri de sorunun yalnızca çocuklarla sınırlı olmadığını gösteriyor. Büyük Britanya genelinde e-scooterların karıştığı polis kayıtlı yol kazalarında yaralanmaların önemli bir bölümünü kesikler, sıyrıklar, morluklar ve burkulmalar oluştururken, kırıklar ve baş yaralanmaları da ciddi yaralanma kategorisinde öne çıktı.
Üstelik 2026'da yayımlanan İngiltere genelindeki başka bir araştırma, yaş, karanlıkta kullanım, yüksek hızlı yollar ve ağır vasıtaların e-scooter kazalarında yaralanmanın şiddetiyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, özellikle altyapı ve araç güvenliğine yönelik önlemlerin hedeflenmesi gerektiğini belirtiyor.
E-scooter yaralanmaları yalnızca İngiltere'ye özgü değil
Çocuklarda e-scooter yaralanmalarındaki yükseliş uluslararası araştırmalara da yansıyor. 2026'da yayımlanan bir başka çalışmada, 2021-2024 arasında çocuklarda e-bike ve e-scooter kaynaklı yaralanmaların oranının yüzde 267,6 arttığı belirlendi. E-scooter kazalarının geleneksel scooter kazalarına kıyasla daha ağır yaralanmalarla, özellikle baş ve göğüs travmalarıyla daha sık ilişkili olduğu saptandı.
Daha önce yayımlanan pediatrik araştırmalar da e-scooter kullanan çocuk ve ergenlerin geleneksel scooter kullananlara kıyasla trafik kazalarına ve ciddi kafa travmalarına daha fazla maruz kalabildiğini ortaya koymuştu. Uzmanlar bu nedenle çocukların eğitilmesi, koruyucu ekipman kullanımının artırılması ve yasal düzenlemelerin sıkı biçimde uygulanmasını öneriyor.
14 yaşındaki Jacob’ın ölümü tartışmayı büyüttü
E-scooter güvenliği tartışması, Manchester'da 2025'te yaşanan ölümcül kazanın ardından da gündemde kaldı. 14 yaşındaki Jacob Calland, başka bir 14 yaşındaki çocuğun kullandığı e-scooterda yolcu olarak bulunurken bir otomobille çarpışan kazada hayatını kaybetti.
Kazaya ilişkin davada e-scooterı kullanan çocuk, daha sonra tehlikeli ve ehliyetsiz/sigortasız araç kullanarak ölüme neden olma suçlarından mahkûm edildi. Haziran 2026'da Manchester Gençlik Mahkemesi tarafından 18 aylık gençlik rehabilitasyon kararı ve beş yıllık sürüş yasağı verildi.
Doktorlardan daha sıkı düzenleme çağrısı
Uzmanlara göre rakamlar, e-scooterların çocuklar arasında hızla yaygınlaşmasının sağlık sistemi üzerindeki yükünü de artırıyor. Araştırmacılar; yaş sınırlarının daha sıkı uygulanması, kask kullanımının teşvik edilmesi veya zorunlu hale getirilmesi, sürücülerin eğitilmesi, hız sınırlarının güçlendirilmesi ve ailelere yönelik halk sağlığı kampanyalarının artırılması gerektiğini savunuyor.
Ortaya çıkan tablo, e-scooterların yalnızca çevreci ve pratik bir ulaşım aracı olarak değil, özellikle çocuklar açısından ciddi bir trafik güvenliği meselesi olarak ele alınması gerektiğini gösteriyor. Üç İngiliz çocuk travma merkezinin verilerindeki hızlı yükseliş, mevcut kurallar ile sahadaki gerçek kullanım arasındaki farkın giderek büyüdüğüne işaret ediyor.
Gastronomi, turizm, gıda, yatırım ve iş dünyasının önemli temsilcilerini bir araya getirmeye hazırlanan organizasyonda bu yıl “Sıfır Atık” teması öne çıkacak. Türk mutfağının uluslararası görünürlüğünün artırılmasının hedeflendiği etkinlik, üreticiler ve markalar için yeni pazarlara açılan bir iş platformu olmayı amaçlıyor.Türkiye’nin gastronomi alanındaki uluslararası etkinliklerinden GastroShow, 2026 yılında yeniden sektörün farklı paydaşlarını İstanbul’da aynı çatı altında buluşturmaya hazırlanıyor. Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) öncülüğünde, Turkuvaz Medya ve Rota Fuar iş birliğiyle gerçekleştirilecek GastroShow 2026, 9-10 Ekim tarihlerinde İstanbul Taşyapı Etkinlik Merkezi’nde kapılarını açacak.Türkiye’de dördüncü, dünya genelinde ise sekizinci kez düzenlenecek organizasyonun, gastronominin yanı sıra turizm, gıda üretimi, ihracat, yatırım ve ticaret alanlarında yeni iş birliklerine zemin hazırlaması hedefleniyor. İki gün boyunca gerçekleştirilecek etkinliklerde sektör temsilcileri bir araya gelirken, Türk mutfağının sahip olduğu değerlerin ve yerli üreticilerin uluslararası pazarlarda daha görünür hale getirilmesine yönelik çalışmalar da gündeme taşınacak.TÜRK GASTRONOMİSİ DÜNYA PAZARLARIYLA BULUŞACAKNew York’tan Dubai’ye uzanan uluslararası organizasyon deneyimiyle GastroShow, yalnızca yemek ve gastronomi odaklı bir etkinlik olmanın ötesinde, sektör profesyonellerinin ticari bağlantılar kurabileceği uluslararası bir platform olarak konumlanıyor.T.C. Dışişleri Bakanlığı, T.C. Ticaret Bakanlığı ile T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle farklı ülkelerde organizasyonlar gerçekleştiren Gastronomi Turizmi Derneği, 2 bini aşkın üyesiyle Türk gastronomisinin dünya çapındaki bilinirliğini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor.GastroShow 2026 ile de Türkiye’nin zengin mutfak kültürünün uluslararası sektör temsilcilerine daha güçlü biçimde tanıtılması, yerel ürünlerin küresel pazarlara taşınması ve Türk üreticilerinin yeni ticari bağlantılar kurmasına katkı sağlanması amaçlanıyor.Organizasyon aynı zamanda gastronomi turizminin Türkiye turizmindeki payının artırılmasına yönelik fikir ve projelerin tartışıldığı önemli buluşmalardan biri olacak.
SEKTÖRÜN TÜM PAYDAŞLARI AYNI PLATFORMDAGastroShow 2026’nın katılımcı profili gastronomi sektörünün birçok farklı alanını kapsayacak. Restoran yöneticileri, yatırımcılar, üreticiler, ihracatçılar, şefler, turizm profesyonelleri, kamu temsilcileri, ulusal ve uluslararası medya kuruluşları ile sektörün diğer paydaşları iki gün boyunca İstanbul’da bir araya gelecek.Etkinlik kapsamında gerçekleştirilecek B2B görüşmeler aracılığıyla Türk üreticilerin ve markaların uluslararası alıcılarla doğrudan temas kurabilmesi hedefleniyor. Sektör oturumlarında ise gastronominin geleceğinden turizmde yeni eğilimlere, gıda üretiminden ihracata ve sürdürülebilirlik politikalarına kadar farklı başlıkların ele alınması bekleniyor.Özel deneyim alanları da GastroShow’un önemli bölümleri arasında yer alacak. Böylece katılımcılar yalnızca sektörün geleceğine ilişkin fikir alışverişinde bulunmakla kalmayacak, gastronominin farklı alanlarını doğrudan deneyimleme fırsatı da yakalayacak.ANA TEMA “SIFIR ATIK” OLACAKGastroShow 2026’nın ana teması ise “Sıfır Atık” olarak belirlendi. Emine Erdoğan’ın öncülüğünü yaptığı Sıfır Atık yaklaşımından ilham alınarak hazırlanan organizasyonda sürdürülebilir gastronomi konusu farklı yönleriyle gündeme getirilecek.Doğal kaynakların korunması, gıda ve diğer atıkların azaltılması, kaynakların daha verimli kullanılması, döngüsel üretim modellerinin geliştirilmesi ve gastronomi sektöründe sürdürülebilir uygulamaların yaygınlaştırılması etkinliğin temel gündem maddeleri arasında bulunacak.“Gastronomi, dönüşümün başlangıç noktası” mesajıyla gerçekleştirilecek GastroShow 2026’da, mutfak ve gıda sektörünün sürdürülebilirlik konusunda üstlenebileceği rolün daha görünür hale getirilmesi amaçlanıyor.
Özellikle üretimden tüketime kadar uzanan zincirde oluşan atıkların azaltılması, yerel ürünlerin değerlendirilmesi ve doğal kaynakların korunması gibi konuların gastronominin geleceği açısından giderek daha fazla önem kazanması nedeniyle, Sıfır Atık yaklaşımının sektör profesyonellerinin gündeminde önemli bir yer tutması bekleniyor.GASTRONOMİ TURİZMİNE DE KATKI HEDEFLENİYORGastroShow 2026’nın önemli hedeflerinden birini de Türkiye’nin gastronomi turizmi potansiyelinin uluslararası alanda daha güçlü şekilde tanıtılması oluşturuyor.Türkiye’nin farklı bölgelerinde yetiştirilen ürünlerden geleneksel tariflere, coğrafi işaretli lezzetlerden modern Türk mutfağı uygulamalarına kadar geniş bir gastronomi mirasına sahip olması, turizm açısından önemli bir değer olarak görülüyor. GastroShow’un da bu potansiyelin uluslararası profesyoneller, yatırımcılar ve sektör temsilcileriyle buluşmasına katkı sağlaması amaçlanıyor.Organizasyon kapsamında kurulacak uluslararası bağlantılarla Türk mutfağının yalnızca kültürel bir değer olarak değil, turizm ve ihracatı destekleyen önemli bir ekonomik güç olarak da öne çıkarılması hedefleniyor.ÜRETİCİLER İÇİN YENİ PAZARLARA AÇILMA FIRSATIGastroShow, özellikle üretici ve ihracatçıların uluslararası pazarlara erişimi açısından da önemli bir buluşma noktası olmayı hedefliyor. Etkinliğe katılacak sektör profesyonelleri ve uluslararası temsilciler aracılığıyla yeni ticari bağlantıların kurulması ve uzun vadeli iş birliklerinin geliştirilmesi amaçlanıyor.Yerel ve geleneksel ürünlerin uluslararası pazarlarda daha fazla yer bulması, Türk markalarının küresel ölçekte tanınırlığının artırılması ve gastronomi alanında yeni yatırım fırsatlarının ortaya çıkarılması da organizasyonun öncelikleri arasında bulunuyor.İSTANBUL İKİ GÜN BOYUNCA GASTRONOMİNİN BULUŞMA NOKTASI OLACAKGastronomiyi turizm, ticaret, yatırım ve sürdürülebilirlikle aynı platformda buluşturmayı hedefleyen GastroShow 2026, 9-10 Ekim tarihlerinde İstanbul Taşyapı Etkinlik Merkezi’nde gerçekleştirilecek.İki gün boyunca sektörün farklı alanlarından profesyonellerin bir araya geleceği organizasyonun, yeni iş bağlantılarının kurulmasının yanı sıra gastronominin geleceğine ilişkin fikirlerin paylaşılmasına ve Türkiye’nin mutfak kültürünün uluslararası alanda daha güçlü temsil edilmesine katkı sağlaması bekleniyor.Türk gastronomisini dünyaya taşımak isteyen markalar, üreticiler, yatırımcılar ve sektör profesyonellerini buluşturacak GastroShow 2026, Türkiye’den dünya pazarlarına açılan gastronomi ve iş platformlarından biri olmayı hedefliyor.
İstanbul Beyoğlu Tersane Caddesi’nde sabah saatlerinde motosikletle gelen yüzleri maskeli 2 şüpheli, bir markete silahlı saldırı düzenledi. Şans eseri ölen ya da yaralananın olmadığı dehşet anları güvenlik kamerasına yansıdı. Mahallede kimseyle husumetleri olmadığını söyleyen komşu esnaf, 'Uçan kuş bile bize dua ederdi, neyin hesabını görmek istediler bilemiyoruz' diyerek şaşkınlığını dile getirdi.
Adana'nın Çukurova ilçesinde eşiyle yaşadığı sorunlar nedeniyle hakkında uzaklaştırma kararı bulunan 58 yaşındaki mimar H.Ç., eşinin barışma teklifini reddetmesi üzerine dehşet saçtı. Villasına gelerek önce lüks otomobilini ateşe veren şahıs, ardından kapıları kilitlediği evini yakarak alevlerin arasında hayatını kaybetti. Olay öncesinde ailesine video gönderdiği ortaya çıkan mimarın feci sonu mahalleyi yasa boğdu.
Diyarbakır-Çınar kara yolunda kontrolden çıkan yolcu minibüsü, aynı yönde seyreden kavun yüklü traktöre arkadan çarptı. Çarpmanın şiddetiyle minibüsün devrildiği feci kazada 2 kişi yaşamını yitirirken, 6 kişi yaralanarak hastaneye kaldırıldı.
Sinop’un Gerze ilçesinde 12 Ağustos’ta çıkan ve 5 hektarlık alanın zarar gördüğü orman yangınına ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüpheli Fahri Ulusoy, çıkarıldığı Gerze Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklandı.
Muğla'nın Fethiye ilçesinde, alkollü haldeyken çarptığı İngiliz turist Lisa Jane Di Palma'nın üzerinden aracıyla geçerek ölümüne neden olan sürücü Şenay Koparal, yargılandığı davada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Karar sonrası hayatını kaybeden kadının eşi gözyaşlarına hakim olamadı.
Ankara-Eskişehir yolu Temelli mevkisinde ilerleyen halk otobüsü ve kamyonun çarpışması sonucunda olay yerine ekipler sevk edildi. İlk belirlemelere göre kazada 1 ölü 16 yaralının olduğu belirlendi. Durumu ağır olan 1 kişi ise ambulans helikopterle hastaneye kaldırıldı.
Kütahya’da bir apartmandan yayılan kötü koku üzerine yapılan ihbar, 72 yaşındaki emekli bir kadın profesöre ait iki ayrı dairede yıllardır biriktirilen çöp, atık ve eşyaları ortaya çıkardı. Evlere girmekte güçlük çeken ekiplerin camlardan içeri girerek inceleme yaptığı öğrenilirken, belediye ve zabıta ekipleri gerekli izinlerin alınmasının ardından iki dairede kapsamlı temizlik çalışması başlattı.
Esenyurt’ta ayrıldığı kız arkadaşının peşini bırakmayan şahıs mahallelinin korkulu rüyası oldu. Gece yarısı scooter ile binanın önüne gelip camları kıran ve giriş kapısını ateşe veren şüpheli nedeniyle mağdur aile evi terk edip satışa çıkardı. Geceleri uyku uyuyamadıklarını belirten mahalle sakinleri, dehşet anları kameraya yansıyan saldırganın bir an önce tutuklanmasını istiyor.
İstanbul Esenyurt'ta eski sevgilisinin yaşadığı apartmana gece saatlerinde scooter ile gelen bir kişi, iddiaya göre bina girişini ateşe verdi, camları kırdı ve mahallede korku dolu anlar yaşattı. Ailenin yaşananlar nedeniyle evi terk ettiği olayda mahalle sakinleri, şüphelinin tutuklanmasını isterken dehşet anları güvenlik kamerasına yansıdı.
Hatay'ın Dörtyol ilçesinde otoyolda makaslayarak yolu kapatan tıra otomobil ve yolcu otobüsünün çarptığı kazada, doğum günü kutlamasına gitmek için yola çıkan Mert Aysüt (24) ile Ahmet Baran Çapar (23) hayatını kaybetti, 4 kişi de yaralandı.
Bolu'nun Mengen ilçesine bağlı Gökçesu beldesinde akraba iki aile arasında arazi anlaşmazlığı nedeniyle çıktığı belirtilen tartışma silahlı olaya dönüştü. Tayfun Sönmez ile babası Tahsin Sönmez tüfekle vurularak hayatını kaybederken, olayın ardından kaçan şüpheli Ramazan Çelik'in yakalanması için çalışma başlatıldı.
Bursa'nın İnegöl ilçesinde, yol kenarında başından vurulmuş halde ağır yaralı olarak bulunan 53 yaşındaki metal işleri firması sahibi Ali Enver Y., kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Olay yerinde tabanca bulunurken, polis ekipleri geniş çaplı inceleme başlattı.
Muğla'nın Fethiye ilçesi açıklarında 115 kişinin bulunduğu gezi teknesinde henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Alevlerin kısa sürede büyümesi üzerine aralarında çocukların da olduğu yolcular can yeleklerini giyerek denize atladı. Sahil Güvenlik ve çevredeki teknelerin anında müdahale ettiği olayda mucize eseri can kaybı yaşanmadı.
İstanbul Küçükçekmece'de 2 yaşındaki bebeğinin bulunduğu puseti uyuşturucu sevkiyatı için kalkan olarak kullanan Damla K. ile suç ortaklığı yapan Y.K., polisin operasyonuyla suçüstü yakalandı. Evde ve otomobilin gizli bölmesinde yapılan aramalarda 2 kilo 110 gram uyuşturucu ele geçirilirken, şüpheliler çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
Adana'nın Yüreğir ilçesinde serinlemek amacıyla Ceyhan Nehri'ne giren Suriye uyruklu 10 ve 12 yaşlarındaki iki çocuk, akıntıya kapılarak gözden kayboldu. Kıyıda kıyafetleri ve terlikleri bulunan çocukları arama çalışmaları ikinci gününde de devam ederken, nehir kenarında umutla bekleyen acılı aile gözyaşlarına boğuldu.
İstanbul Küçükçekmece’de Narkotik polisinin takibine takılan akılalmaz uyuşturucu sevkiyatı çökertildi. 2 yaşındaki bebeğinin pusetine sakladığı uyuşturucuları 'ana zula' olarak kullandığı evden çıkarıp alıcıya teslim eden Damla K. ile suç ortağı suçüstü yakalandı. Yapılan aramalarda 2 kilo 110 gram uyuşturucu ele geçirilirken, adliyeye sevk edilen 2 şüpheli tutuklandı.
Adana'nın Yüreğir ilçesinde serinlemek için Ceyhan Nehri'ne giren Suriye uyruklu iki çocuk akıntıya kapılarak kayboldu. Ekiplerin çocukları bulmak için başlattığı arama çalışmaları ikinci gününde devam ediyor.
İstanbul Şişli'de eski sevgilisi Nilda Müge Şahin'i silahla öldürdüğü iddiasıyla aranan Nazir Ilgın, cinayetten 7 gün sonra genç kadının mezarının yakınındaki ormanlık alanda yakalanmasının ardından tutuklandı. Şüphelinin mezara çiçek bıraktığı ve su döktüğü öne sürülürken, durumu fark eden Şahin'in kız kardeşinin polise haber vermesiyle operasyon başlatıldı. Cinayetin ardından ortaya çıkan yeni detaylar ve aile fertlerinin açıklamaları ise yaşanan dehşeti bir kez daha gözler önüne serdi.
Dörtyol-Erzin Otoyolu’nda kontrolünü kaybederek makaslayan tıra, arkasından gelen yolcu otobüsü ve otomobil çarptı. Tırın altına girerek adeta hurda yığınına dönen otomobildeki 2 kişi hayatını kaybederken, yaralanan kişiler hastaneye kaldırıldı.
Muğla'nın Menteşe ilçesinde bir iş yerinin önünde asılı Türk bayrağını çakmakla ateşe verdiği gerekçesiyle gözaltına alınan A.A., çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüphelinin emniyetteki ifadesinde daha önce kendisine şizofreni tanısı konulduğunu öne sürdüğü öğrenilmişti.
İstanbul Silivri'de otluk ve ağaçlık alanda çıkan yangın, rüzgarın etkisiyle kısa sürede geniş bir alana yayıldı. Alevlere karadan ve havadan müdahale edilirken, tedbir amacıyla bazı evler tahliye...Devamı için tıklayınız
Muğla’nın Fethiye ilçesinde gezi teknesinde çıkan yangında, aralarında çocukların da bulunduğu 115 kişi can yeleklerini giyerek denize atladı. Bölgeye sevk edilen ekipler ve diğer deniz araçları...Devamı için tıklayınız
Adana’da ağızlıksız gezdirilen pitbullun sokak kedisini parçaladığı olayda yeni gelişme yaşandı. Polis, görüntülerden köpeğin sahibi A.T.’yi tespit etti. A.T.’ye 95 bin TL idari para cezası...Devamı için tıklayınız
İstanbul Avcılar'da kredi kartını kaybeden Özlem E., bankadan gelen harcama bildirimleriyle kartının iki kişi tarafından kullanıldığını öğrendi; şüphelilerin Avcılar ve Esenyurt'taki alışverişlerde...Devamı için tıklayınız
İstanbul'un Şile ve Arnavutköy ilçelerindeki sahiller, Beykoz’da Karadeniz’e kıyısı bulunan sahil, plaj ve koylar ile Sarıyer'deki Kısırkaya Halk Plajı'nda dalga yüksekliği nedeniyle denize girilmesi...Devamı için tıklayınız
Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde iki cep telefonunun henüz belirlenemeyen nedenle patlayarak alev alması sonucu evde yangın çıktı. Sabah saatlerinde yaşanan olayda aile, yoğun koku ve patlama sesinin...Devamı için tıklayınız
Giresun Görele’de piknik yaptıkları sırada sel sularına kapılarak kaybolan anne ve iki kız kardeşi arama çalışmalarından kahreden haber geldi. Sel sularına kapılan iki kız kardeşin ardından, kayıp...Devamı için tıklayınız
Fenerbahçe, Belçikalı yıldız golcü Romelu Lukaku ile 1+1 yıllık anlaşmaya vardığını açıkladı. Sarı-lacivertlilerin Napoli'den kadrosuna kattığı 33 yaşındaki santrforun, resmi sözleşme için bugün...Devamı için tıklayınız
Kocaeli'nin Karamürsel ilçesinde D100 Karayolu'nda bir kişinin hayatını kaybettiği ihbarı üzerine olay yerine giden muhabir Tayyar Öztoprak, haber takibi yaptığı sırada iki kişinin yumruklu...Devamı için tıklayınız
İstanbul Şişli'de 26 yaşındaki Nilda Müge Şahin'in silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin aranan Nazir Ilgın yakalandı. Şahin'in ölümünün ardından kaçan cinayet şüphelisinin, genç...Devamı için tıklayınız
Bosphorus Diplomasi Forumu 2026, yalnızca gençlerin küresel meseleleri tartıştığı bir buluşma değil, hazırlık aşamasından saha uygulamalarına kadar bütün süreçlerini bizzat yönettiği büyük bir gençlik...Devamı için tıklayınız
Çorum'un Alaca ilçesinde kontrolden çıkan otomobil tarlaya çıkarak elektrik direğine çarptı. Kazada yaralanan 25 yaşındaki sürücü hastaneye kaldırıldı. Polis ekiplerinin yaptığı kontrolde sürücünün...Devamı için tıklayınız
Esenler'de iddiaya göre makas atarak ilerleyen minibüs şoförü iki otomobile çarpması sonucu zincirleme kaza meydana geldi. Olayda minibüs sürücüsü Özcan Çakır hayatını kaybederken, aralarında bir...Devamı için tıklayınız
İstanbul Eyüpsultan’da Kuzey Marmara Otoyolu üzerindeki yaklaşık 15 metre yüksekliğindeki viyadük ayağında mahsur kalan keçi, itfaiye ekiplerinin nefes kesen operasyonuyla kurtarıldı. Halat yardımıyla...Devamı için tıklayınız
Samsun’un Tekkeköy ilçesinde Fransa’dan fındık toplamak için gelen 46 yaşındaki M.Ç., ayva ağacının bir dalının kesilmesi nedeniyle tartıştığı 73 yaşındaki amcası İbrahim Çam’ı tabancayla vurarak...Devamı için tıklayınız
Samsun’un Tekkeköy ilçesinde tüpgaz bayisinde çıkan yangın, bitişikteki iş yerine ve 6 katlı binadaki bazı dairelere sıçradı. Yangın sırasında iş yerindeki tüpler peş peşe patlarken, aralarında...Devamı için tıklayınız
Kocaeli'nin Karamürsel ilçesine bağlı Çamdibi Köyü'nde saat 18.00 sıralarında yangın çıktı. Bölgeye ihbar üzerine gelen ekipler ve vatandaşların desteğiyle alevler 2 saatin sonunda kontrol altına...Devamı için tıklayınız
İstanbul Tuzla’da kanalizasyon kazısı sırasında meydana gelen toprak kayması, inşaat alanında büyük paniğe neden oldu. Toprak altında mahsur kalan 57 yaşındaki işçiyi kurtarmak için itfaiye, AFAD ve...Devamı için tıklayınız
Gazeteci-yazar Hüseyin Sarıkoç'un hazırladığı, 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi’nden sonra açılan “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası”nın efsane avukatı Şerafettin Yılmaz'ın hayatını, hukuk mücadelesini, iş insanı yönü ve kültür hizmetleri çalışmalarını bir araya getiren "Yakınlarının Kaleminden Şerafettin Yılmaz" isimli eser yayımlandı. Ötüken Neşriyat'ın Armağan Kitap serisinden çıkan ve 600 sayfayı aşkın eserde, 95 akademisyen, siyasetçi, hukukçu, gazeteci, iş ve kültür insanının kaleme aldığı yazılar ile bir de kendisiyle gerçekleştirilen kapsamlı bir söyleşi yer alıyor.
İlk baskısı geçen Temmuz ayında gerçekleştirilenkitapta, Şerafettin Yılmaz'ın Ankara'nın Şereflikoçhisar ilçesine bağlı Çıkınağıl (bugünkü Evren ilçesi) köyünde başlayan hayat hikâyesinden eğitim yıllarına, avukatlık mesleğine, öğretmenlikten siyasete uzanan yaşamı ayrıntılarıyla anlatılıyor. Kitapta, Yılmaz'ın 12 Eylül askeri darbesinin ardından açılan “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası'nda” ana savunmayı üstlenerek kamuoyunda tanınan bir hukukçu hâline geldiği, daha sonra ise iş dünyasında yaptığı çalışmalar ardından Türk kültürüne yönelik vakıf ve sivil toplum çalışmalarına yoğunlaştığı aktarılıyor.
Kitabın "Yola Çıkarken" başlığı altında, “Bu çalışmanın bir övgü kitabı değil, gelecek nesillere ışık tutacak kalıcı bir kaynak olması amacıyla hazırlandığını” belirten H.Sarıkoç, Şerafettin Yılmaz'ın, bu kitabın, özellikle bir “methiye ve başarı hikâyesi” kitabı olmaması yönündeki hassasiyetini dikkate alarak, farklı görüşlerden isimlerin değerlendirmelerine yer verdiklerini vurguluyor. Kitabın dikkat çeken bölümlerinden birini ise gazeteci Sarıkoç’un Şerafettin Yılmaz ile gerçekleştirdiği kapsamlı söyleşi oluşturuyor. Söyleşide, kendisine yöneltilen soruları açıklıkla cevaplandıranYılmaz, Türk Milliyetçiliğinin, tarihsel süreçte Türk milletinin varlığını koruma ihtiyacından doğduğunu belirterek, Osmanlı Devleti’nin dağılma sürecinden Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan dönemde bu düşüncenin temelinin oluştuğunu ifade ediyor. Yılmaz, röportajda günümüzdeki millî devlet anlayışına yönelik tartışmaları da değerlendirirken, milliyetçi düşüncenin yalnızca tehditleri dile getirmekle yetinmemesi gerektiğinin ve toplumun önüne umut veren hedefler koymasının önemine dikkat çekiyor. Milliyetçi siyaset ile sivil toplum kuruluşları arasında daha güçlü bir iş birliği kurulması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, millî şuur sahibi insanların, düşüncelerini daha etkin şekilde ortaya koymalarının ülkemiz açısından önem taşıdığını ifade ediyor.
Söyleşide, Galip Erdem’in “Türk milliyetçiliğinin en büyük meselesi Türk Milliyetçileridir” sözüne ilişkin yöneltilen soruya da cevap veren Şerafettin Yılmaz, “Aynı fikir ve düşünce dünyasından insanlar arasında, mevcuda kıyasla çok daha sıcak dostluk ilişkilerinin bulunması, gönül bağlarının çok daha güçlü olması, saygı ve güven ortamının bulunması gerektiğini göremeyen Galip Erdem ağabey, bu cümleyi, bir ümidinin ve dileğinin ifadesi olarak sarfetmiştir. Bu saydıklarım (dostluk, saygı, güven gibi) yeterli olmayınca, ihtiyacımız olan müşterek çalışmalar, ortak yapılar oluşamıyor. Bazen, bazı konularda çalışma yapmak, ortak bir fikrî zemin hazırlamak niyetiyle toplantılar düzenlenir. Bazılarına ben de katılırım. Genellikle şunu müşahede ederim; her defasında çok yüksek perdeden bol bol konuşulur, eleştiriler yapılır; ancak, konuşulanları bir sonuca ulaştıracak karar aşamasında, hiç kimse sorumluluk almaya yanaşmaz. Çünkü, bunu yapmak için zaman ayırmak, fedakârlık yapmak, maddi katkıda bulunmak gerekir. Bu olmayınca, konuşulanlar temenniden ileri gidemez. Üstelik, elini taşın altına koyup bir şeyler yapmaya çalışanlara yardımcı olmak bir yana, çoğu defa yapılabilen hizmetlere yönelik olarak, acımasızca eleştiri yöneltirler. Galip ağabey, bunların çok daha fazlasını müşahede etmiş, gönül kırgınlığını kendisine saklamış bir insan olarak, çok anlamlı bir tespit yapmıştır. Bu hükmünü, hepimizin tekrar tekrar düşünmemiz gerektiği kanaatindeyim.” dedi.
Röportaj boyunca, çocukluk yıllarından hukuk mücadelesine, 12 Eylül sonrası üstlendiği davalardan Türk Kültürüne Hizmet Vakfı’ndaki çalışmalarına kadar, birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, fikir hayatına ilişkin tecrübelerini ve satır aralarında gelecek kuşaklara yönelik tavsiyelerini de okuyucularla paylaşıyor.
Kitapta, Abdullah Kılıç'ın kaleme aldığı "Bir Dava Dervişi Şerafettin Yılmaz Ağabey" başlıklı yazıda ise, Anadolu'nun kalbine ekilmiş bir tohuma benzetiliyor. Yazıda, onun özellikle zor dönemlerde gösterdiği fedakârlık, genç hukukçulara örnek kişiliği ve Türk Kültürüne Hizmet Vakfı'ndaki çalışmaları ön plana çıkarılıyor.
Eserde; Taha Akyol, Namık Kemal Zeybek, Tevfik Yamantürk, Cezmi Bayram, Ahmet Malkan, Köksal Anadol, Prof. Dr. Abdurrahman Küçük, Prof. Dr. Ahat Andican, M. Sinan Genim, Musa Serdar Çelebi, Prof. Dr. Süphi Saatçı, Prof. Dr. Fahameddin Başar, Bilge Erdem, Derviş Koyuncu, Murat Denizhan Kakaç, Adnan İslamoğlular, Ali Osman Mola, Dr. Tarık Sülo Cevizci, Cevat Saraç, Şaban Gülbahar ve çok sayıda siyasetçi, akademisyen, hukukçu, gazeteci, iş ve kültür insanının Şerafettin Yılmaz'a ilişkin hatıraları ve değerlendirmeleri yer alıyor. Yazarlar, ortak değerlendirmelerinde Yılmaz'ı; ilkeli duruşu, dava adamı kimliği, hukuk mücadelesi, kültür hayatına katkıları ve güçlü insan ilişkileriyle öne çıkan bir isim olarak anlatıyor.
Kitabın hazırlayan 1960 Sürmene – Trabzon doğumlu Hüseyin Sarıkoç ise, yaklaşık yarım asrı yaklaşan gazetecilik mesleğinde Türkiye Gazetesi, İhlas Haber Ajansı'nın kuruluş süreci, TGRT, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanlığı ve çok sayıda medya kuruluşunda görev yaptı. Sarıkoç, uzun yıllara dayanan gazetecilik tecrübesini bu çalışmaya aktarırken, kitabın sonunda emeği geçenlere teşekkür ederek, çalışmanın okuyucular için önemli bir başvuru kaynağı olmasını temenni ettiğini ifade ediyor.
Labnas Yayınevi tarafından yayımlanan yaklaşık 230 sayfalık eser; cinlerin yaratılışlarını, yaşam biçimlerini, inançlarını, milletlerini, devletlerini, cemaatlerini, ibadetlerini ve insanlarla ilişkilerini geniş bir çerçevede ele alıyor. Kitap, cinler hakkındaki geleneksel anlatıları Kur’an ayetleri, farklı yorumlar ve yazarın yıllara dayanan sıra dışı tecrübeleri üzerinden yeniden değerlendiriyor.
Eserin merkezinde, Mehmet Özgün ve eşi Özge Özgün’ün 2017 yılından bu yana iletişimde olduklarını belirttikleri Müslüman cin Labnas bulunuyor. Labnas’ın aktardığı bilgilerden hareketle hazırlanan kitapta, görünmeyen âleme dair yerleşik kabuller sorgulanıyor.
ÜÇ KİTAP, ÜÇ FARKLI KAPI
Serinin ilk kitabı “Şeytan Üçgeni”, cinlerin neye benzedikleri, nerelerde yaşadıkları, nasıl beslendikleri ve şeytanların insanlar üzerindeki etkileri gibi bilgi ağırlıklı konulara odaklandı. İkinci kitap “Ben… L”de ise Mehmet Özgün, eşi Özge Özgün ve Müslüman cin dostları arasında yaşandığı belirtilen sıra dışı olaylar anlatıldı.
“Müslüman Cinler” ise ilk iki kitapta açılan kapıyı çok daha geniş bir dünyaya dönüştürüyor. Eser, cinlerin yalnızca yaşam biçimlerini değil; toplumsal düzenlerini, inanç mücadelelerini, ibadetlerini ve insanlığa yönelik mesajlarını da konu ediniyor.
BİLİNENLERİ SORGULUYOR
Kitap, cinleri yalnızca korku, musallat ve büyü kavramlarıyla ilişkilendiren yaygın anlayışa karşı çıkıyor. İnsanlarda olduğu gibi cinler arasında da farklı karakterlere, düşüncelere ve inançlara sahip toplulukların bulunduğunu anlatıyor.
Eserde şu sorulara cevap aranıyor:
Cinler gerçekten ateşten mi yaratıldı?
Cinler insanlardan önce dünyada mıydı?
Cinlerin milletleri ve devletleri var mı?
Müslüman cinler nasıl ibadet ediyor?
İnsanlar ve cinler aynı dünyada nasıl yaşıyor?
Cinler uzaylı olarak algılanmış olabilir mi?
Büyü, muska ve gizli ilimler İslam’ın neresinde duruyor?
Yaratılış ve evrim, insanın halifeliği, İblis’in konumu, paralel dünyalar, şefaat, mezhepler, hadislerin dindeki yeri ve Kur’an’ın merkezi konumu da kitabın dikkat çeken başlıkları arasında bulunuyor.
“KORKUTMAK İÇİN DEĞİL, SORGULATMAK İÇİN YAZDIM”
Mehmet Özgün, kitabın amacını şu sözlerle açıklıyor:
“Cinler hakkında anlatılanların büyük bir bölümü korku, hurafe ve ticaret üzerine kurulmuş durumda. Bu kitabı insanları korkutmak için değil, görünmeyen âlem hakkında bildiklerimizi yeniden sorgulatmak için yazdım. Okurun aktarılan her bilgiyi Kur’an’ın ölçüsüyle değerlendirmesini istiyorum.”
Özgün, muska, büyü, ritüel ve sözde gizli ilimler üzerinden insanların korkutulmasına ve dini duygularının istismar edilmesine karşı da önemli uyarılarda bulunuyor.
YAZAR HAKKINDA
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü mezunu olan Mehmet Özgün, İstanbul TV ve TV8’in kuruluş dönemlerinde yönetmenlik yaptı. Özgün, 2000 yılından bu yana Tuzla’da reklamcılık ve yayıncılık faaliyetlerini sürdürüyor. Tuzlam Dergisi ve Labnas Yayınevinin kurucusu olan yazarın diğer eserleri “Şeytan Üçgeni” ve “Ben… L”dir.
Kitabın adı: Müslüman Cinler
Yazar: Mehmet Özgün
Yayınevi: Labnas Yayınevi
ISBN: 978-625-97266-2-5
Türü: Araştırma – İnceleme – Metafizik
Sayfa sayısı: Yaklaşık 230 sayfa
Satış fiyatı: 500 TL
Yayın tarihi: 6 Ağustos 2026
Değişen iklim koşulları, uluslararası ticaret ve ulaşım ağlarının genişlemesi, dünyada ve Türkiye'de istilacı böceklerin yayılışını hızlandırıyor.
Bu türler yalnızca tarımsal üretimi değil, biyolojik çeşitliliği ve halk sağlığını da tehdit ediyor.
Türkiye’de yaklaşık 25-30 bin böcek türü bulunurken, istilacı olarak değerlendirilen türlerin sayısı 60’a yaklaştı.
Dünyada ise bugüne kadar yaklaşık 1,2 milyon böcek türü tanımlanırken, bunların 1.000-1.500’ünün istilacı olduğu belirtiliyor.
EKONOMİK AÇIDAN EN SORUNLU 5 TÜR
Türkiye’de ekonomik açıdan en fazla sorun oluşturan istilacı türler arasında kahverengi kokarca böceği, turunçgil uzun antenli böceği, Asya kaplan sivrisineği, vampir kelebeği ve domates güvesi öne çıkıyor.
İstilacı böceklerin yayılmasında küresel ısınma, uluslararası ticaret, lojistik ağları ve insan hareketliliği etkili oluyor. İklim değişikliğinin böceklerin yeni bölgelere uyum sağlamasını kolaylaştırdığı, ticaret ve ulaşım ağlarının da bu türlerin taşınmasını hızlandırdığı belirtiliyor.
BÖCEKLERİN ÇOĞU EKOSİSTEM İÇİN FAYDALI
Doğadaki böceklerin yalnızca yüzde 1-3’ü zararlı olarak değerlendirilirken, yüzde 20-30’u faydalı işlevler üstleniyor. Böceklerin yaklaşık yüzde 70’i ise ayrıştırıcı olarak görev yapıyor ve ekosistem işlevlerinin sürdürülmesine katkı sağlıyor
Olay, 3 Ağustos gecesi Alaska’nın güneydoğusunda, Petersburg ile Juneau arasındaki sularda meydana geldi. Yaklaşık 6,4 metre uzunluğundaki küçük tekne yakıtının bitmesi üzerine ABD Sahil Güvenliği’nden yardım istedi.
Bölgedeki deniz trafiğini gösteren veriler, Mark Zuckerberg’e ait Launchpad adlı süper yatın da olay sırasında küçük tekneye oldukça yakın olduğunu ortaya koydu.
Ancak yardım çağrısına yanıt veren gemi Zuckerberg’ün yatı değil, Wilderness Legacy adlı küçük bir kruvaziyer oldu. Kruvaziyer, mahsur kalan tekneye ulaşarak onu güvenli bölgeye çekti ve yakıt desteği sağladı. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadı.
Yolcunun paylaşımı ortalığı karıştırdı
Olayın kamuoyunda büyümesine, Wilderness Legacy yolcusu Michael Love’ın sosyal medya paylaşımı neden oldu.
Love, kruvaziyerin mahsur kalan tekneyi kurtardığını belirterek, kaptanın kendilerine Launchpad’in daha yakın olduğunu ancak Sahil Güvenliği’nin çağrılarına yanıt alınamadığını söylediğini aktardı.
Love’ın anlatımına göre kaptan bu bilgiyi yolculara açıkladığında gemide belirgin bir tepki oluştu ve yolcuların büyük bölümü Zuckerberg’ün yatının yardım etmemesine tepki gösterdi.
Bu tepkinin arkasındaki temel soru ise kısa sürede sosyal medyada tartışılmaya başlandı:
Dünyanın en zengin teknoloji patronlarından birine ait, onlarca mürettebat taşıyan ve yüz milyonlarca dolar değerindeki bir süper yat, yardıma ihtiyacı olan küçük bir tekneye neden zamanında ulaşamadı?
Zuckerberg yatta değildi
Ancak olayın önemli bir ayrıntısı, tartışmanın yönünü değiştiriyor.
Zuckerberg’ün sözcüsü Brian Baker, Meta CEO’su ile ailesinin olay sırasında Launchpad’de bulunmadığını açıkladı.
Dolayısıyla “Zuckerberg yardım çağrısını duydu ve reddetti” şeklindeki bir yorum gerçeği tam olarak yansıtmıyor.
Tartışmanın asıl konusu, Zuckerberg’ün kişisel olarak ne yaptığı değil, kendisine ait yatın mürettebatının yardım çağrısına nasıl karşılık verdiği.
Zuckerberg tarafına göre Launchpad mürettebatı Sahil Güvenliği’nin yardım çağrısını başlangıçta duymadı. Çünkü çağrı, mürettebatın o sırada takip ettiği telsiz kanalından farklı bir kanaldan iletilmişti.
Mürettebat durumun farkına vardığında ise başka bir geminin zaten yardıma başladığı belirtildi.
Ancak “hukuken zorunlu değil” başka, “yardım etmek” başka
Tam da burada olayın etik boyutu devreye giriyor.
Launchpad’in hukuken zorunlu olmaması, mürettebatın yardım edebilecek durumda olup olmadığına ilişkin tartışmayı ortadan kaldırmıyor.
Çünkü söz konusu olan sıradan bir ticari tekne değil; yaklaşık 118 metre uzunluğunda, onlarca mürettebat ve çok sayıda yolcu ağırlayabilecek kapasitede bir süper yat.
Üstelik küçük tekne Alaska gibi son derece uzak ve zorlu deniz koşullarının bulunduğu bir bölgede mahsur kalmıştı.
Denizcilik uzmanlarının dikkat çektiği bir başka nokta da gemilerin normal şartlarda telsizlerde 16. kanalı izlemelerinin yaygın uygulama olması. Bununla birlikte Sahil Güvenliği, ayrıntılı yardım bilgisini başka bir kanala yönlendirebiliyor. Bu nedenle çağrının farklı kanalda duyulmaması teknik açıdan mümkün olsa da, olay yine de mürettebatın iletişim prosedürleri konusunda soru işaretleri doğurdu.
“Milyarder yatı neden bekledi?”
İşte kamuoyundaki öfkenin asıl kaynağı burada.
Eleştiriler, Zuckerberg’ün kişisel olarak küçük tekneyi kurtarmadığı iddiasından çok, ona ait devasa bir yatın yardım imkanına sahip olduğu halde olayın başka bir gemi tarafından çözülmesine odaklanıyor.
Wilderness Legacy’nin yolcuları da tam olarak bu nedenle tepki gösterdi.
Bir tarafta yakıtı bitmiş 21 feet’lik, yani yaklaşık 6,4 metrelik küçük bir tekne; diğer tarafta yüz milyonlarca dolarlık, 118 metrelik bir süper yat...
Sonunda yardım eden taraf, Zuckerberg’ün yatı değil, çok daha mütevazı imkanlara sahip bir kruvaziyer oldu.
Bu görüntü, özellikle milyarderlerin devasa servetleri ve lüks yaşamları üzerine süregelen tartışmaların ortasında, doğal olarak güçlü bir sembole dönüştü.
“Duyarsızlık” eleştirisi Zuckerberg’e nasıl yöneliyor?
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Zuckerberg’ün olay sırasında yatta bulunmadığının açıklanmış olması.
Bu nedenle Zuckerberg’ü doğrudan “yardım çağrısını reddetti” diye suçlamak doğru olmaz.
Ancak kamuoyunun yönelttiği daha geniş eleştiri şu:
Bir milyarderin yüz milyonlarca dolarlık yatında görev yapan profesyonel bir mürettebat, yakınındaki küçük bir teknenin yardım ihtiyacını daha hızlı fark edip müdahale edemez miydi?
Bu sorunun kesin yanıtı henüz yok.
Çünkü Zuckerberg tarafının açıklamasına göre mürettebat çağrıyı bilinçli biçimde görmezden gelmedi; çağrıyı farklı bir telsiz kanalında oldukları için zamanında duymadı ve durumdan haberdar olduklarında başka bir gemi zaten müdahaleye başlamıştı.
“Yardım etmeme” suçlaması ile “yardıma geç ulaşma” arasında fark var
Olayın bugün geldiği noktada iki farklı anlatım bulunuyor.
Birinci anlatım, Wilderness Legacy yolcusu Michael Love’ınki:
Launchpad daha yakındı, çağrı yapıldı ve yanıt verilmedi.
İkinci anlatım ise Zuckerberg tarafının açıklaması:
Mürettebat çağrıyı o sırada dinlediği kanaldan alamadı; öğrendiklerinde kurtarma zaten başlamıştı.
Sahil Güvenliği’nin açıklaması ise üçüncü ve daha teknik çerçeveyi ortaya koyuyor:
Küçük tekne acil tehlikede değildi ve olay resmi bir kurtarma çağrısından ziyade deniz yardım talebi olarak değerlendirildi.
Bu nedenle “Zuckerberg’ün yatı tehlikedeki insanları kurtarmayı reddetti” şeklindeki kesin ifade mevcut bilgilerle fazla ileri gidiyor.
Ancak “yardım çağrısının zamanında fark edilmemesi ve en yakın gemilerden birinin müdahale etmemesi” ciddi biçimde tartışılabilecek bir konu olmaya devam ediyor.
Kimse yaralanmadı.
Ancak olay, denizcilik açısından basit bir “yakıtı biten tekne” vakasının ötesine geçti.
Bir tarafta dünyanın en zengin teknoloji girişimcilerinden birinin 118 metrelik süper yatı, diğer tarafta Alaska sularında mahsur kalan küçük bir tekne ve onu kurtarmak için harekete geçen bir kruvaziyer...
Yasal olarak yardım etmek zorunda olmamak, yardım edebilecek durumda olduğunuzda yardım etmenin neden önemli olduğu sorusunu ortadan kaldırmıyor.
Launchpad’in bu olayda gerçekten çağrıyı “duymadığı” mı, yoksa iletişim zincirindeki bir aksaklık nedeniyle yardımın geciktiği mi sorusu ise tartışmanın merkezinde kalacak gibi görünüyor.
Özellikle milyarderlerin gösterişli yatlarının, özel jetlerinin ve devasa servetlerinin kamuoyunda giderek daha fazla sorgulandığı bir dönemde, Alaska’daki bu olay Zuckerberg açısından küçük bir denizcilik vakasından çok daha büyük bir “servet ve sorumluluk” tartışmasına dönüşmüş durumda.
İnsanlarda saç ve cilt rengini belirleyen melanin iki temel gruba ayrılıyor: koyu kahverengi-siyah ömelanin ve sarı-turuncu-kırmızı tonlardan sorumlu feomelanin.
Feomelanin özellikle kızıl saçlı ve açık tenli kişilerde daha fazla bulunuyor. Ancak bu pigment uzun süredir bilimsel bir paradoks olarak görülüyordu.
Çünkü önceki araştırmalar feomelaninin, özellikle UV ışığıyla etkileşim sonucunda oksidatif hasarı artırabileceğini ve melanom riskiyle bağlantılı olabileceğini göstermişti. Buna rağmen pigmenti üreten özelliklerin evrim boyunca neden korunduğu tam olarak açıklanamıyordu.
Fazla sistein hücreler için tehlikeli
Yeni araştırmanın merkezinde sistein adlı amino asit bulunuyor. Sistein, protein üretimi için gerekli olsa da hücrelerde aşırı miktarda birikmesi oksidatif hasara ve belirli koşullarda hücre ölümüne yol açabiliyor.
İşte araştırmacılar burada feomelaninin önemli bir rol oynayabileceğini keşfetti.
Feomelanin üretilirken sistein kullanılıyor. Böylece pigment üretimi, hücrelerdeki fazla sisteinin tüketilmesine yardımcı olarak molekülün toksik seviyelere ulaşmasını engelleyebiliyor.
Araştırmacılar bu bulguyu, feomelaninin sistein dengesindeki fizyolojik rolüne ilişkin ilk deneysel kanıtlardan biri olarak değerlendiriyor.
Deneylerde dikkat çekici sonuç
PNAS Nexus dergisinde yayımlanan çalışmada araştırmacılar özellikle zebra ispinozlarını inceledi. Feomelanin üreten ve üretmeyen kuşların yüksek sistein koşullarındaki hücresel tepkileri karşılaştırıldı.
Feomelanin üretiminin engellenmesi, yüksek sistein koşullarında oksidatif hasarın artmasıyla ilişkilendirildi. Bulgular, pigment üretiminin fazla sisteinin hücrelerde birikmesini önleyen bir metabolik “çıkış yolu” oluşturabileceğini gösterdi.
Bu sonuç, feomelaninin yalnızca canlılara renk veren pasif bir pigment olmayabileceğine işaret ediyor.
Peki kızıl saç sağlığa faydalı mı?
Araştırma, kızıl saçlı insanların genel olarak daha sağlıklı olduğunu göstermiyor.
Çalışmanın deneyleri ağırlıklı olarak zebra ispinozları üzerinde gerçekleştirildi. Dolayısıyla feomelaninin insanlarda hastalıklara karşı koruyucu olduğu sonucuna henüz varılamaz.
Üstelik kızıl saçla ilişkili bazı MC1R gen varyantları ile melanom riski arasındaki bilinen bağlantı da ortadan kalkmış değil.
Dolayısıyla yeni bulgu, önceki araştırmaları geçersiz kılmıyor. Aksine feomelaninin biyolojik açıdan hem avantaj hem de dezavantaj yaratabilecek karmaşık bir role sahip olabileceğini düşündürüyor.
Evrimsel bilmecenin yeni cevabı
Bilim insanlarının yıllardır sorduğu “Feomelanin neden evrim boyunca korundu?” sorusuna yeni çalışma önemli bir olasılık sunuyor.
Pigment üretimi, fazla sisteini tüketerek hücreleri metabolik stresten koruyor olabilir.
Bu mekanizma, feomelanin üretiminin bazı canlılarda neden korunmuş olabileceğini açıklamaya yardımcı olabilir.
Ancak araştırmacıların önünde şimdi daha büyük bir soru var: Aynı mekanizma insanlarda, özellikle farklı MC1R gen varyantlarına sahip kızıl saçlı kişilerde de çalışıyor mu?
Bu sorunun yanıtı, kızıl saçın ve feomelaninin sağlık üzerindeki etkilerinin daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir.
Şimdilik bilim dünyasının vardığı sonuç ise oldukça çarpıcı:
Kızıl saçın arkasındaki pigment yalnızca renk vermiyor olabilir; hücrelerde biriken fazla sisteini de kontrol ediyor olabilir.
Teknoloji dünyasında uzun ömürlü güncelleme sözleriyle öne çıkan Samsung, popüler amiral gemisi modellerinden Galaxy S23 serisi için yol haritasını netleştirdi.
Şirketin resmi müşteri destek birimi üzerinden sızan bilgilere göre, S23 ailesi için sunulacak son büyük işletim sistemi güncellemesi Android 17 olacak.
DÖRT YILLIK TAAHHÜT SÜRESİ DOLUYOR
Galaxy S23, S23+, S23 Ultra ve S23 FE modelleri, piyasaya ilk çıktıklarında Android 13 işletim sistemiyle donatılmıştı. Güney Koreli üretici, bu modeller için dört büyük Android sürüm yükseltmesi ve beş yıllık güvenlik yaması sözü vermişti. Android 14, 15 ve geliştirme aşamasındaki 16 sürümlerinin ardından, Android 17 tabanlı One UI 9 sürümü bu cihazların alacağı son büyük yazılım paketi olacak.
TEST SÜREÇLERİ VE YAYINLANMA TAKVİMİ
SammyGuru tarafından paylaşılan teknik detaylara göre, Samsung mühendisleri Galaxy S23 serisi üzerinde One UI 9 kararlılık testlerine şimdiden başladı. Yeni yazılımın dağıtım önceliği Galaxy S26 serisinde olacak. S23 kullanıcılarının nihai kararlı sürüme, yeni amiral gemisi modellerinin çıkışından yaklaşık iki ay sonra erişebileceği öngörülüyor. Ana işletim sistemi güncellemeleri kesilse de cihazlar bir yıl daha güvenlik yamaları almaya devam edecek.
Akaryakıt fiyatlarındaki yukarı yönlü hareketlilik, Türkiye'deki otomobil alıcılarının önceliklerini temelden değiştirdi.
Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verileri de tüketim odaklı bu değişimi doğruluyor.
Sürücüler artık yüksek performans yerine, kilometrede harcanan kuruş hesabına göre karar veriyor.
EN DÜŞÜK TÜKETİME SAHİP MODELLER
Yapılan güncel piyasa araştırmalarına göre, fabrikasyon LPG sistemiyle gelen Dacia Sandero 1.0 TCe Eco-G, 100 kilometrede ortalama 5,2 ila 6,2 litre benzin tüketimiyle listenin ilk sırasında yer alıyor.
Benzer şekilde Renault Clio 1.0 TCe ise şehir dışı yollarda 4,5 litreye kadar düşen tüketim değerleriyle bütçe dostu seçeneklerin başında geliyor.
Hyundai i20 ve Fiat Egea gibi atmosferik motorlu popüler modeller de LPG dönüşümüne tam uyumları sayesinde şehirler arası yollarda 5,5 litrelik ekonomik tüketim sınırını koruyor.
DİZEL ARAÇLARIN YERİNİ ALAN SEÇENEKLER
Enerji piyasasında yaşanan fiyat değişimleri, geçmiş dönemin gözdesi olan dizel motorlu araçların cazibesini yitirmesine yol açtı.
Küçük hacimli benzinli motorlar ile LPG kombinasyonu, hem bakım maliyetlerinin düşüklüğü hem de birim yakıt maliyeti avantajıyla dizel araçların tasarruf seviyesini yakalamış durumda.
Sektör temsilcileri, işletim bütçesini korumak isteyen kullanıcılar için bu segmentteki talebin artarak devam edeceğini öngörüyor.
MALATYA'NIN GÖRSEL KİMLİĞİ YENİDEN ŞEKİLLENİYOR
Depremin ardından yeniden yapılanma sürecine giren Malatya'da dönüşüm yalnızca konutlar, iş yerleri ve kamu binalarıyla sınırlı kalmıyor. Kentin gelecekte nasıl görüneceği, hangi simgelerle anılacağı ve nasıl bir görsel hafızaya sahip olacağı da yeniden tartışılıyor. adamCanavar Design House kurucusu ve Grafik tasarımcı Sercan Melik Aslan, şehirlerin yalnızca mimari yapılarla değil, logoları, tabelaları, renkleri ve kamusal tasarım diliyle de kimlik kazandığını belirterek, Malatya'nın yeniden inşa sürecinde görsel kimliğin de planlı biçimde ele alınması gerektiğini ifade etti.
BİR ŞEHRİ YALNIZCA BİNALAR DEĞİL, AYRINTILAR DA HATIRLATIYOR
Kentlerin hafızasını oluşturan unsurların çoğu zaman fark edilmeyen ayrıntılar olduğuna dikkat çeken Aslan, çocukluk döneminde görülen dükkân tabelalarının, ambalajların, sokak yazılarının, minibüs camlarındaki ifadelerin ve mahalle esnafının kullandığı logoların yıllar sonra şehre ilişkin en güçlü anıları oluşturduğunu belirtiyor.
Bir şehrin kimliğinin yalnızca meydanlar, anıtlar ve büyük yapılar üzerinden okunamayacağını ifade eden Aslan'a göre gündelik yaşamın sıradan görünen görsel öğeleri de ortak hafızanın önemli parçaları arasında yer alıyor.
Deprem sonrasında yeniden kurulan Malatya'da artık yalnızca yeni binaların yükselmediğini belirten Aslan, bugün alınan tasarım kararlarının gelecekte kentin nasıl hatırlanacağını da belirleyeceğini dile getiriyor.
KAYISI GÜÇLÜ BİR SİMGE, ANCAK TEK KİMLİK OLMAMALI
Malatya denildiğinde akla gelen ilk simgenin kayısı olduğunu belirten Aslan, bunun doğal ve güçlü bir değer olduğunu ifade ediyor. Ancak kentte faaliyet gösteren birçok kurum ve işletmenin görsel kimlik çalışmalarında aynı sembolleri tekrar etmesinin şehirin tasarım çeşitliliğini sınırlandırdığına dikkat çekiyor.
Kayısı figürü, sarı ve turuncu tonları, yeşil yaprak ve güneş çağrışımlarının farklı sektörlerde benzer biçimde kullanılmasının özgünlüğü azalttığını belirten Aslan, bir logonun temel görevinin temsil ettiği kurumu diğerlerinden ayırmak olduğunu vurguluyor.
Kent kimliğinin tek bir sembole indirgenmemesi gerektiğini ifade eden Aslan, Arslantepe'den Fırat Nehri'ne, Arguvan'ın müzik kültüründen Darende'nin taş mimarisine kadar Malatya'nın çok daha geniş bir kültürel ve görsel zenginliğe sahip olduğunu belirtiyor.
Malatya'nın gelecekte oluşturacağı görsel dilin, kentin sahip olduğu kültürel ve tarihi çeşitliliği yansıtmasının daha güçlü bir kimlik oluşturacağı belirtiliyor. Kent markalaşması alanındaki çalışmalar da şehirlerin tek bir simgeyle özdeşleşmesi yerine, tarihini, kültürünü, doğal değerlerini ve sosyal yaşamını birlikte yansıtan görsel kimliklerin daha kalıcı bir algı oluşturduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle Malatya'nın yeniden yapılanma sürecinde oluşturulacak tasarım dilinin de farklı değerleri kapsayan bütüncül bir anlayışla şekillenmesinin kentin gelecekteki marka değerine katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.
TEK TİP TABELA TARTIŞMASI YENİDEN GÜNDEMDE
Deprem sonrasında oluşturulan yeni ticaret alanlarında uygulanan tek tip tabela anlayışı da değerlendirmelerin önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Aslan, bu uygulamanın temel amacının kent estetiğini güçlendirmek, görüntü kirliliğini azaltmak ve cephelerde daha düzenli bir görünüm oluşturmak olduğunu kabul ediyor. Ancak düzen ile tekdüzeliğin birbirinden farklı kavramlar olduğuna dikkat çekiyor.
Her işletmenin kendi geçmişi, müşteri kitlesi ve faaliyet alanıyla farklı bir kimlik taşıdığını belirten Aslan, tüm işletmelerin aynı renk, aynı yazı karakteri ve aynı malzeme kullanılarak görünür hale getirilmesinin sokakların karakterini zayıflatabileceğini ifade ediyor.
Eskiden tabelaların yalnızca işletmenin adını taşımadığını dile getiren Aslan, aynı zamanda dönemin estetik anlayışını, tabelayı hazırlayan ustanın el işçiliğini ve işletme sahibinin kişiliğini de yansıttığını söylüyor. Teknik açıdan kusurlu görülebilecek bazı çalışmaların bile bu nedenle özgünlük taşıdığını belirten Aslan, geçmişte sokakları birbirinden ayıran en önemli görsel ayrıntılardan birinin bu çeşitlilik olduğunu kaydediyor.
KENT DÜZENİ İLE ÖZGÜNLÜK BİRLİKTE KORUNABİLİR
Grafik Tasarımcı Sercan Melik Aslan, kent estetiğini korumak için ortak ölçütlere ihtiyaç bulunduğunu, ancak çözümün bütün işletmelere aynı tabelayı vermek olmadığını belirtiyor. Hazırlanacak esnek bir tabela tasarım rehberiyle ölçü, yükseklik, cephedeki konum, aydınlatma ve malzeme kullanımı için ortak standartlar belirlenebilir. İşletmelere renk, yazı karakteri, sembol ve anlatım dili konusunda tanınacak kontrollü özgürlük ise hem sokak düzeninin korunmasını hem de yerel işletmelerin kimliğini sürdürebilmesini sağlayabilir
Bunun yerine işletmeler için esnek bir tabela tasarım rehberi hazırlanabileceğini söyleyen Aslan, bu rehberde tabela ölçüleri, yükseklikleri, aydınlatma sistemi ve kullanılacak malzemelerin ortak standartlarla belirlenebileceğini; buna karşılık renk, tipografi ve sembol kullanımında işletmelere belirli ölçüde tasarım özgürlüğü tanınabileceğini dile getiriyor.
Bu yaklaşımın hem kent bütünlüğünü koruyacağını hem de yerel işletmelerin kendi karakterlerini sürdürebilmelerine imkan sağlayacağını belirtiyor. Böylece sokakların düzenli görünümü korunurken görsel çeşitlilik de tamamen ortadan kalkmamış olacak.
KENT LOGOSU YALNIZCA ESTETİK DEĞİL, İŞLEV DE TAŞIMALI
Aslan'a göre bir kent logosunun yalnızca güzel görünmesi yeterli değil. Günümüzde şehir logoları belediye binalarından sosyal medya hesaplarına, uluslararası fuarlardan dijital platformlara kadar çok farklı alanlarda kullanılıyor.
Bu nedenle hazırlanacak görsel kimliğin küçük boyutlarda okunabilir olması, farklı dijital platformlara kolay uyarlanabilmesi ve diğer şehirlerin logolarından ayırt edilebilir özellikler taşıması gerektiğini belirten Aslan, kent kimliğinin geçmişe gönderme yaparken aynı zamanda çağdaş tasarım anlayışına da uyum sağlamasının önemine dikkat çekiyor.
Asıl sorunun mevcut logonun başarılı ya da başarısız olması olmadığını söyleyen Aslan, Malatya'nın hangi görsellerle temsil edilmek istediğine ilişkin ortak ve uzun vadeli bir yaklaşımın henüz oluşturulamamış olmasını daha önemli bir eksiklik olarak değerlendiriyor.
DEPREM YALNIZCA YAPILARI DEĞİL, ŞEHİR HAFIZASINI DA DEĞİŞTİRDİ
Depremin Malatya'da yalnızca fiziksel yıkıma yol açmadığını ifade eden Aslan, kentin görsel hafızasının da büyük ölçüde değiştiğini belirtiyor.
Yıllarca gündelik hayatın sıradan parçaları olarak görülen sokaklar, iş yerleri, meydanlar ve cepheler deprem sonrasında kent hafızasının önemli belgelerine dönüştü. Eski bir fotoğraf, tabela, kartvizit, menü ya da ambalaj artık yalnızca bir tasarım ürünü değil; kaybolan bir mekanın, işletmenin ve mahalle yaşamının izlerini taşıyan ortak bir hatıra niteliği kazanıyor. Yeniden yapılanma sürecinde verilecek her görsel karar da gelecekte bu dönemin nasıl hatırlanacağını belirleyecek.
Bu nedenle yeniden yapılanma sürecinde oluşturulacak her yeni kamusal alanın, yönlendirme sisteminin, cephe tasarımının ve görsel unsurun geleceğin Malatya'sını şekillendireceğini vurguluyor.
KENT KİMLİĞİ ORTAK AKILLA OLUŞTURULMALI
Aslan, kent kimliğinin yalnızca birkaç kişinin hazırlayacağı bir logodan ibaret olmadığını belirtiyor. Grafik tasarımcıların yanı sıra mimarlar, şehir plancıları, sanatçılar, tarihçiler, sosyologlar, zanaatkarlar, üniversiteler ve kent sakinlerinin de bu sürecin parçası olması gerektiğini ifade ediyor.
İlk adım olarak Malatya'nın görsel envanterinin hazırlanmasını öneren Aslan, eski tabelaların, afişlerin, yerel yazı karakterlerinin, ambalajların, fotoğrafların ve mimari ayrıntıların belgelenerek gelecekte kullanılabilecek özgün bir tasarım arşivi oluşturulabileceğini söylüyor.
Bunun ardından hazırlanacak kapsamlı bir kent tasarım rehberinin yalnızca logoyu değil; renk paletini, tipografi sistemini, fotoğraf kullanımını, yönlendirme tabelalarını, işletme tabelalarını ve kamusal tasarım ilkelerini kapsaması gerektiğini ifade ediyor.
Aslan'a göre amaç, bütün tasarımları birbirinin aynısı haline getirmek değil; ortak kalite standartlarını korurken kentin özgün karakterini de yaşatabilmek. Uzmanlar, bugün oluşturulacak görsel kimliğin yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, gelecekte Malatya'yı ziyaret edecek insanların şehir hakkında edineceği ilk izlenime de yön vereceğini belirtiyor. Bu nedenle kent estetiğine ilişkin kararların yalnızca görsel bir tercih değil, uzun vadeli bir şehir planlama yaklaşımı olarak ele alınması gerektiği ifade ediliyor.
Muğla'nın Milas ilçesinde Ömer Alkan (72) ile eşi Hatice Alkan (70) evlerinde av tüfeğiyle vurulmuş halde ölü bulundu. Polis olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlattı.
Manisa'nın Salihli ilçesinde yolcu otobüsünün aynı yönde ilerleyen kamyona arkadan çarptığı kazada kamyon şoförü Mehmet Işık hayatını kaybetti, 7 kişi yaralandı.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya tarihi açısından büyük önem arz eden Larende Kapısı ve sur duvarlarının ortaya çıkarılması çalışmalarında büyük bir hayalin gerçeğe dönüştüğüne şahitlik ettiklerini söyledi. Çok titiz bir çalışma neticesinde dış surların büyük bir kısmının ve Larende Kapısı’nın ortaya çıkarıldığını kaydeden Başkan Altay, “Sahib Ata ile Sırçalı arasında ortaya çıkan bulgular Konya tarihine ve Selçuklu tarihine geçecek nitelikte. Belki ileride kazılar devam ettikçe surun diğer parçalarının da çıktığına şahitlik edeceğiz ama şu anda çıkan Larende Kapısı ve etrafındaki burçlar ve surlar bile Konya tarihine etki edecek bir keşif oldu. İnşallah Rabbim tamamlamayı da nasip etsin diye dua ediyoruz. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum” dedi.
Şanlıurfa'nın Bozova ilçesinde 85 yaşındaki İslim Yaprak, oğlu İbrahim Yaprak tarafından evinin bahçesinde sopa ve yumruklarla darbedildi. Kanlar içinde kalan yaşlı kadın hastaneye kaldırılırken, İsviçre'de eşini boğduğu ve yaklaşık 15 yıl cezaevinde kaldığı belirtilen şüpheli tutuklandı.
Gaziosmanpaşa'da kötü kokular üzerine girilen evde Rövşen Zeynalow'un cansız bedeni bulundu; psikolojik sorunları olduğu öne sürülen ablasının, kardeşinin cenazesiyle 1 hafta boyunca aynı evde yaşadığı ortaya çıktı.
Aspendos Antik Kenti'nde yürütülen kazılarda yaklaşık 2 bin 400 yıllık önemli bir keşfe imza atıldı. Kentte ilk kez tespit edilen Doğu Nekropolisi'ndeki sandık tipi mezarda bulunan güreşçi betimli Aspendos sikkeleri, mezar sahibinin sporla ilişkili, hatta dönemin Aspendoslu bir güreşçisi olabileceğine işaret etti.
Beyoğlu'nda futbol eğitimi almak için spor salonuna giden 6 çocuğun, antrenörleri Hüseyin E. tarafından cinsel istismara maruz bırakıldığı ortaya çıktı. Çocuklardan birinden squat videosu isteyen ve sosyal medya üzerinden uygunsuz mesajlar gönderen Hüseyin E., ailelerin şikâyeti üzerine tutuklandı. Yargılandığı davada 22 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Kayseri'nin Kocasinan ilçesinde panelvan araçla kaza yapan, alkol testini reddederek polise direnen ve ehliyetsiz olduğu belirlenen sürücüye 350 bin TL para cezası kesildi.
Gümüşlük'te yer alan bir otelin havuz bakımı sırasında meydana gelen gaz sızıntısından etkilenen 15 kişi, mide bulantısı ve baş dönmesi şikayetiyle hastaneye kaldırıldı.
'Hayır' kelimesiyle hiç tanışmayan çocuklar, hayatın gerçekleriyle karşılaştıklarında neden daha çok zorlanıyor? Bu ve benzeri soruların cevaplarını Erken Çocukluk Eğitimi Uzmanı, Rehberlik ve Psikolojik Danışman Şule Erk anlattı.
Paralimpik sporcu Abdullah Ilgaz (28), 2026 Dünya Para Atletizm Grand Prix'sinde çifte şampiyonluk yaşadı. Altın madalyasını kendisi gibi ampute olan 6 yaşındaki Ela'ya hediye etti...
7 yıl alıkonulan Nazar'ın kurtarılmadan önceki son yılına ait görüntüler ortaya çıktı. Babaannesinin telefonundaki kayıtlarda Nazar'ın yavru köpeğine ninni söylediği ve havuza girdiği görüldü...
PHILIPS 5500 Series EP5543/80 Tam Otomatik Espresso Makinesi için düzenlenen kampanyanın çekiliş sonuçları belli oldu. 411 bin 626 katılımın gerçekleştiği çekilişte asil ve yedek talihliler belirlenirken, kazananların ikramiyelerini alabilmeleri için başvuru tarihleri de açıklandı.
Kemik iliği nakli olan çocukların aileleriyle birlikte hekimleri ile buluştuğu '1000 Naklin Ardından 1000 Masal' etkinliği Batman'da gerçekleştirildi. Etkinlikte kemik iliği nakliyle sağlığına kavuşan çocuklar, aileler ve donörler yaşadıkları süreçleri anlattı...
100 yaşına kadar sağlıklı yaşamak mümkün mü? Uzmanlara göre uzun ömrün sırrı yalnızca genlerde veya beslenmede değil, günlük hayatta fark etmeden yaptığımız küçük alışkanlıklarda da gizli. İşte yaşlanma sürecinde gücü, dengeyi ve kalp sağlığını korumaya yardımcı olabilecek 5 önemli alışkanlık...
İngiltere, son yıllarda giderek daha sık karşılaştığı aşırı sıcaklıkların yeni bir örneğini 2026 yazında yaşıyor. Mayıs ayından bu yana art arda gelen sıcak hava dalgaları, rekor kıran haziran ve temmuz aylarının ardından ağustos ayında da etkisini sürdürüyor.
Ülkenin resmi meteoroloji kurumu Met Office verilerine göre 2026, daha şimdiden sıcaklık açısından olağanüstü bir yıl oldu. Temmuz ayı ise sıcaklığın yanı sıra kuraklık ve güneşlenme açısından da tarihi rekorlara sahne oldu.
2026'da sıcaklık rekorları peş peşe geldi
Yılın ilk yarısında İngiltere'de yaşanan sıcaklık artışı, yalnızca birkaç günlük sıcak hava dalgasından ibaret değil.
Met Office'in temmuz ortasında açıkladığı verilere göre 15 Temmuz itibarıyla Birleşik Krallık, 1976 yılının tamamından daha fazla 30°C üzerindeki gün yaşamıştı.
Daha da dikkat çekici olan ise 2026'nın, meteoroloji kayıtlarında ilk kez mayıs, haziran ve temmuz aylarının tamamında 35°C veya üzerinin ölçüldüğü yıl olmasıydı. Ülke genelinde yılın ilk yarısında üç ayrı yaygın sıcak hava dalgası yaşandı.
Haziran ayında İngiltere, kayıtların başladığı 1884'ten bu yana en sıcak haziranını yaşadı. İngiltere'nin haziran ayı ortalama sıcaklığı 17,1°C olarak ölçüldü ve bu değer uzun dönem ortalamasının yaklaşık 3°C üzerine çıktı.
Temmuz ise kuraklığın ayı oldu
Sıcak havanın en önemli sonuçlarından biri yağışların dramatik biçimde azalması oldu.
Met Office'in ağustos başında açıkladığı geçici verilere göre İngiltere, kayıtların başladığı 1836'dan bu yana en kurak temmuzunu yaşadı.
İngiltere genelinde temmuz boyunca yalnızca 6,5 milimetre yağış ölçüldü. Bu, uzun dönem ortalamasının sadece yüzde 10'una karşılık geliyor.
Galler'de de benzer bir tablo ortaya çıktı. Ülke yalnızca 9,3 milimetre yağış aldı. Birleşik Krallık genelinde ise temmuz yağışı 28,9 milimetrede kaldı; bu rakam uzun dönem ortalamasının yalnızca yüzde 35'i.
Güney İngiltere'de durum daha da çarpıcıydı. Bölge temmuz ayında sadece 1,9 milimetre yağış aldı. Bu, kayıtların başladığı dönemden bu yana bölgenin en kurak ayı oldu.
Londra da kuraklığın merkezinde
Kuraklıktan en fazla etkilenen bölgeler arasında Londra ve çevresi de bulunuyor.
Met Office verilerine göre temmuz ayında Greater London, ay boyunca 1 milimetre veya daha az yağış alan bölgeler arasında yer aldı. Güney İngiltere'nin tamamında yağış miktarı normal seviyelerin çok altında kaldı.
Üstelik Londra'da sorun yalnızca gündüz sıcaklıkları değil.
Met Office'in yayımladığı Birleşik Krallık iklim raporuna göre Greater London'da 30°C üzerindeki günlerin ve 18°C üzerindeki gecelerin sayısı, 2016-2025 döneminde 1961-1990 dönemine kıyasla dört katından fazla arttı.
Bu değişim, Londra'nın artık yalnızca ara sıra sıcak hava yaşayan bir kent olmaktan çıkıp, giderek daha uzun ve daha sık sıcak dönemlerle karşılaşan bir şehir haline geldiğini gösteriyor.
Londra'da bu hafta sıcaklık yeniden yükseliyor
Londra'da sıcak hava henüz sona ermiş değil.
Met Office'in 10 Ağustos 2026 tarihli tahminine göre başkentte bugün sıcaklık yaklaşık 27°C seviyesinde olacak. Salı günü 28°C beklenirken, sıcaklığın çarşamba ve perşembe günlerinde daha da yükselmesi bekleniyor.
Met Office'in Londra tahmininde perşembe günü için 34°C öngörülüyor. Cuma günü sıcaklığın 32°C civarında olması, hafta sonu ise 25-26°C seviyelerine gerilemesi bekleniyor.
Başka bir ifadeyle Londralılar için bu hafta yeniden 30°C'nin üzerinde birkaç gün yaşanacak.
Ancak kısa vadede yağmur beklentisi oldukça sınırlı.
Met Office, çarşamba ve perşembe günlerinde sıcaklığın zirve yapacağını, haftanın sonuna doğru bulutlanmanın artmasına rağmen havanın büyük ölçüde kuru kalacağını bildiriyor.
Peki yağmur ne zaman geliyor?
Yağmur konusunda İngiltere'nin tamamı için tek bir senaryo bulunmuyor.
Met Office'in 14-23 Ağustos dönemine ilişkin uzun vadeli tahminine göre ülkenin kuzeyinde yağmur ve sağanak ihtimali artarken, güney İngiltere'de havanın ağırlıklı olarak kuru, güneşli ve sıcak olması bekleniyor.
İlerleyen günlerde ise alçak basınç sistemlerinin zaman zaman İngiltere'ye ulaşması ve bazı bölgelerde yağmur ya da gök gürültülü sağanaklara neden olması bekleniyor. Ancak yağış miktarlarının bölgelere göre ciddi farklılık göstermesi öngörülüyor.
Dolayısıyla “İngiltere'ye yağmur geliyor” demek mümkün, ancak Londra ve Güney İngiltere için kapsamlı ve uzun süreli bir yağış henüz garanti değil.
Hatta 24 Ağustos-7 Eylül döneminde de yüksek basıncın etkisini koruma ihtimalinin daha yüksek olduğu, bu nedenle ülke genelinde yağışların normalin altında kalabileceği belirtiliyor. Güneyde yeniden sıcak hava dalgaları yaşanması da ihtimaller arasında.
İklim değişikliği İngiltere'yi ne kadar değiştirdi?
Asıl dikkat çekici gelişme ise tek tek sıcak hava dalgalarından çok, uzun vadeli değişim.
Met Office'in State of the UK Climate 2025 raporuna göre 2016-2025 dönemindeki ortalama Birleşik Krallık sıcaklığı, 1991-2020 döneminden 0,51°C, 1961-1990 döneminden ise 1,33°C daha yüksek.
Üstelik ülkenin ortalama sıcaklığı 1980'lerden bu yana yaklaşık her on yılda 0,25°C artıyor. Met Office, bu eğilim devam ettiği takdirde sıcaklık rekorlarının önümüzdeki yıllarda yeniden kırılmasının muhtemel olduğunu belirtiyor.
Daha çarpıcı değişim ise aşırı sıcaklıklarda görülüyor.
Kent Gardens'tan Lincolnshire'a uzanan güneydoğu kuşağında, yılın en sıcak gününün ortalama sıcaklığı son on yılda 1961-1990 dönemine göre 4,5°C'den fazla arttı.
Greater London'da 30°C'nin üzerindeki günlerin sayısının dört kattan fazla artması da iklim değişikliğinin başkentte günlük yaşam üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor.
2025 rekoru kırılacak mı?
Burada önemli bir ayrıntı var.
2025, Birleşik Krallık'ın kayıt tarihindeki en sıcak yazı yaşadığı yıl oldu. Yaz mevsiminin ortalama sıcaklığı 16,1°C olarak ölçüldü.
2026 ise henüz yaz tamamlanmadan olağanüstü sıcaklıklar kaydetmiş durumda. Temmuz ayı Birleşik Krallık genelinde tarihin ikinci en sıcak temmuzlarından biri oldu ve ortalama sıcaklık uzun dönem ortalamasının yaklaşık 2°C üzerinde gerçekleşti.
Bu nedenle 2026 yazının 2025 rekorunu geçip geçmeyeceğini şimdiden söylemek mümkün değil. Ancak sıcaklık, güneşlenme ve yağış verileri yılın olağanüstü bir seyir izlediğini gösteriyor.
“Yeni normal” artık daha sıcak
İngiltere'deki değişimin belki de en çarpıcı özeti Met Office'in son iklim raporundaki değerlendirmede saklı:
Eskiden “aşırı” kabul edilen hava koşullarının giderek normalleştiği belirtiliyor.
İklim değişikliği artık yalnızca uzak geleceğe ilişkin bir tahmin değil; daha sıcak yazlar, daha uzun sıcak hava dalgaları, daha sıcak geceler, kuraklık ve zaman zaman aşırı yağışlarla günlük hava koşullarının içine girmiş durumda.
2026 yazı bunun yeni örneğini oluşturuyor.
Londra'da termometre bu hafta yeniden 34°C'yi gösterecek. Yağmur ihtimali ise şimdilik sınırlı kalacak. Kuzey İngiltere'de yağış ihtimali daha yüksek olsa da Güney İngiltere'nin kuraklık sorununun kısa sürede sona ermesi beklenmiyor.
Ve uzun vadeli tahminler, ağustosun ilerleyen bölümünde yağmur molaları yaşanabileceğini söylese de sıcak havanın tamamen sona erdiğini söylemek için henüz erken olduğunu ortaya koyuyor.
Erkek eşofman altı, spor salonundan günlük kullanıma, antrenman sonrasından şehir içi athleisure kombinlerine uzanan geniş bir yelpazede tercih edilen temel bir giyim parçasıdır. Doğru kesim ve kumaş kombinasyonu hem hareket özgürlüğünü hem de her ortama uyum sağlayan görsel bütünlüğü bir arada sunar. Koleksiyonda antrenman odaklı modellerden sokak stiline uygun tasarımlara kadar farklı kullanım ihtiyaçlarına yanıt veren seçenekler yer almaktadır.
Koleksiyonlarda Hangi Erkek Eşofman Altı Modelleri Var?
Heritage Champions: Unisex kesimi ve klasik spor estetiğiyle öne çıkan bu seri; hem erkek hem kadın bedenlerine uyum sağlayan yapısı ve zamansız tasarımıyla günlük kullanımda ve antrenman ortamında tercih edilen modeller arasındadır. Gri, mürdüm ve lacivert renk seçenekleriyle sunulmaktadır.
NY Street: Sokak stilini ön plana çıkaran bu seri, füme renk seçeneği ve modern kesimi ile şehir yaşamına uygun bir görünüm sağlar.
Authentic Boxing Oversize: Boks sporunun dinamik ruhundan ilham alan bu model, oversize kesimi ve antrasit ile koyu yeşil renk seçenekleriyle öne çıkar. Serbest hareket ihtiyacı olan antrenmanlar ve sokak kombini için tercih edilir.
Ever Essentials Regular Jogger: Jogger kesimi ve ayarlanabilir paça yapısıyla günlük kullanım ile hafif antrenman arasında dengeli bir seçenek sunar. Siyah, haki ve antrasit renk seçenekleri mevcuttur.
Ever Classics Comfort: Comfort fit kesimi ve füme ile siyah renk alternatifleriyle uzun süreli kullanım konforuna odaklanan bu model ev içi kullanım ve günlük athleisure kombinler için öne çıkar.
Ever Relaxed Regular: Rahat oturumu ve geniş renk yelpazesiyle siyah, antrasit ve gri seçenekleri sunan bu model hem antrenman hem günlük kullanıma uyum sağlar.
Regular, Oversize ve Jogger Kesim Arasındaki Fark Nedir?
Regular fit: Standart oturumlu kesimdir; vücudu sarmadan düzgün bir siluet oluşturur. Hem antrenman hem günlük kullanım için dengeli bir seçenek sunar.
Comfort Fit: Regular kadar dar olmayan, oversize kadar bol olmayan; hafif geniş ve rahat bir kesimdir. Günlük kullanımda hareket özgürlüğü ile şık bir silueti bir arada sunar.
Oversize: Kasıtlı olarak geniş ve bol kesilen bu yapı sokak stili ve serbest hareket gerektiren kullanımlar için tercih edilir. Katmanlı giyim uygulamalarında dış katman olarak da kullanılabilir.
Jogger: Paça ucunun lastikli veya bağcıklı yapıyla daraldığı bu kesim modern ve sportif bir siluet oluşturur. Sneaker kombinleriyle estetik bütünlük sağlar.
Erkek Eşofman Altında Doğru Beden Nasıl Seçilir?
Bel ölçüsü temel referans noktasıdır. Regular ve jogger modellerde standart beden tablosu yeterlidir; elastik bel bantlı modellerde esneklik yüksektir. Oversize modellerde mevcut bedenden bir beden büyük tercih etmek istenen bol silüeti oluşturur. Paça uzunluğunun topuğu kapatması ancak yerde sürünmemesi ideal fit göstergesidir.
Erkek Eşofman Altı Fiyatları
Koleksiyondaki erkek eşofman altı modelleri seri, kumaş kompozisyonu ve kesim özelliklerine göre farklı fiyat noktalarında konumlanmaktadır. Tüm modelleri inceleyerek kullanım amacınıza ve tarzınıza en uygun seçeneği bulabilirsiniz.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aspendos Antik Kenti'nde yürütülen kazılarda kentin Klasik Dönem tarihine ışık tutan önemli bir keşfe ulaşıldığını açıkladı. Kent içinde ilk kez tespit...Devamı için tıklayınız
Şanlıurfa'nın Bozova ilçesinde 85 yaşındaki İslim Yaprak, evinin bahçesinde oğlu İbrahim Yaprak'ın sopa ve yumrukla saldırısına uğrayarak ağır yaralandı. Cep telefonu kamerasına yansıyan olayın...Devamı için tıklayınız
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde geçen yıl meydana gelen depremlerin ardından yapımı süren afet konutlarında sona gelindiğini açıkladı. Kurum,...Devamı için tıklayınız
Bursa'nın İznik ilçesinde Mustafa Akın ile İlayda Uslu çiftinin gelin alma töreni, sıra dışı görüntülere sahne oldu. Arkadaşları tarafından önce beyaz toza bulanan, ardından su dolu tanka atılan...Devamı için tıklayınız
Bayburt’un Aydıntepe ilçesine bağlı Çiğdemlik köyünde, damat A.S. yönetimindeki gelin arabası virajı alamayarak köprü korkuluklarını aşıp dere yatağına düştü. Kazada 3 kişi yaralandı.Devamı için tıklayınız
Beyoğlu’nda futbol eğitimi almak için bir spor salonuna giden 6 çocuğun, antrenörleri tarafından cinsel istismara maruz bırakıldığı ortaya çıktı. Geçtiğimiz aylarda yaşanan olayda, öğrencilerinden...Devamı için tıklayınız
Kayseri'nin Kocasinan ilçesinde kullandığı panelvanla kaldırıma çıkan F.B., alkol testini reddederek polislere "yapamazsınız" dedi. Ehliyetine daha önce alkollü araç kullanmak nedeniyle el konulduğu...Devamı için tıklayınız
Manisa'nın Kula ilçesinde İzmir-Ankara D300 karayolunda kontrolden çıkan otomobil şarampole savruldu. Kazada sürücü Ali İhsan D., Emirhan A. ve Ekrem Y. yaralandı. Hastaneye kaldırılan sürücü Ali...Devamı için tıklayınız
Muğla’nın Bodrum ilçesinde bir otelde havuz bakımı sırasında gaz sızıntısı meydana geldi. Gazdan etkilenen 15 kişi, sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından ambulans ve özel araçlarla hastanelere...Devamı için tıklayınız
Samsun’un Atakum ilçesinde denize giren 17 yaşındaki Emir Ulaş Usta, bir süre sonra suda kayboldu. Yeğenini kurtarmak için denize giren 42 yaşındaki dayısı Hasan Voyvat da boğulma tehlikesi geçirdi....Devamı için tıklayınız
Kırıkkale'nin merkezindeki bir iş merkezinde çıkan tartışma silahlı kavgaya dönüştü. Sözlü başlayan tartışmada 31 yaşındaki U.B., tabancayla ateş ederek bir kişiyi bacağından yaraladı. Olayın ardından...Devamı için tıklayınız
Çankırı’nın Merkez ilçesine bağlı Dedeköy mevkiinde çıkan arazi yangını, rüzgarın etkisiyle kısa sürede büyüyerek yayıldı. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen ekipler ve vatandaşların yoğun...Devamı için tıklayınız
Sakarya'nın Kocaali ilçesinde iddiaya göre bir baba, 15 yaşındaki engelli oğlunu kendisine zarar vereceği şüphesiyle ellerinden ve ayaklarından zincirledi. Durumun tespit edilmesi üzerine baba...Devamı için tıklayınız
Ankara’dan tur kafilesiyle Zonguldak’ın Filyos beldesine gelen 16 yaşındaki Muhammet Ş., serinlemek için girdiği denizde hırçın dalgalara kapılarak gözden kayboldu. Kuzenini kurtarmak için suya giren...Devamı için tıklayınız
Kocaeli’de TEM Otoyolu’nun Ankara istikametinde seyreden TIR'da henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Kısa sürede aracı saran alevler ekiplerin müdahalesiyle söndürüldü. Kullanılamaz hale gelen...Devamı için tıklayınız
Afyonkarahisar’ın Hocalar ilçesinde sokak ortasında başlayan tartışma, silahlı saldırıyla son buldu. Oğlu ile iki kişi arasındaki kavgaya müdahil olan 77 yaşındaki S.Y., av tüfeğiyle araçta bulunan...Devamı için tıklayınız
Eskişehir'de sokakta yürürken dengesini kaybederek yere düşen 72 yaşındaki Niyazi A., mahalle sakinlerinin yardımıyla evine kadar götürüldü. Komşularının desteğiyle kapısının önüne kadar getirilen...Devamı için tıklayınız
Manisa’nın Kula ilçesinde tarım arazisinde başlayarak rüzgârın etkisiyle ormanlık alana sıçrayan yangın, ekiplerin havadan ve karadan yürüttüğü yoğun müdahalenin ardından 8 saat sonra kontrol altına...Devamı için tıklayınız
Erzurum'da Atatürk Üniversitesi Kavşağı'nda 10 aracın karıştığı zincirleme trafik kazasında yol savaş alanına döndü. 5 kişinin yaralandığı kaza nedeniyle kavşak 1 saat boyunca trafiğe kapatıldı.Devamı için tıklayınız
İstanbul Güngören’de gece saatlerinde 5 katlı bir binanın balkonu çökmüştü. Sabah saatlerinde yaşanan hasar net şekilde belli olurken, bina çevresinde güvenlik önlemi alınarak vatandaşlar tahliye...Devamı için tıklayınız
Arnavutköy'de şehirlerarası yolcu otobüsünün aynı yönde ilerleyen İETT otobüsüne arkadan çarpması sonucu 4 kişi yaralandı. Araçta sıkışan yolcu otobüsü şoförü itfaiye tarafından kurtarılırken kaza...Devamı için tıklayınız
Kütahya'da Hisarcık-Simav kara yolunda H.D. (70) yönetimindeki otomobil, aynı yönde seyreden Tolga Köse'nin (25) kullandığı plakasız motosiklete çarptı. Kaza anı araç kamerasınca kaydedildi.Devamı için tıklayınız
Meteoroloji’nin 10-16 Ağustos tahmininde İstanbul için sağanak uyarısı öne çıktı. Uzman Adil Tek, Samsun’da Atakum-Tekkeköy hattında kuvvetli yağış ve su baskını riskine dikkat çekti. Marmara ve Kuzey...Devamı için tıklayınız
İstanbul Adliyesi’nde film sahnelerini aratmayan bir sahtecilik skandalı yaşandı. 2019 yılında meslekten ihraç edilen eski hakim Amil Ece, sahte kimlikle kendisini hâlâ görevde gösterip dosya takibi...Devamı için tıklayınız
Bursa İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, kentin huzur ve güvenliğini sağlamak amacıyla Osmangazi, Nilüfer ve Yıldırım ilçelerinde geniş kapsamlı bir asayiş uygulaması gerçekleştirdi. Çok sayıda şubenin...Devamı için tıklayınız
Kuzey Marmara Otoyolu'nun Kocaeli geçişinde seyir halindeki hafif ticari aracın kontrolden çıkarak tünel duvarına çarpması sonucu feci bir kaza meydana geldi. Kazada araçta bulunan 3 kişi olay yerinde...Devamı için tıklayınız
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kayseri’de Ali İhsan Alçı Bulvarı’nın açılışını gerçekleştirirken kentin ulaşım altyapısına yönelik yeni projeleri açıkladı. Kayseri’ye son 22 yılda...Devamı için tıklayınız
Ankara Çevreyolu Karataş mevkiinde kontrolden çıkan servis minibüsünün TIR'a arkadan çarpması sonucu 1'i ağır 7 kişi yaralandı. Yaralılar, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastanelere...Devamı için tıklayınız
Çanakkale'nin Kepez beldesindeki halk plajında denize giren vatandaşlar, patlamamış top mermisi buldu. Çanakkale Savaşları'ndan kaldığı değerlendirilen mühimmat, bomba uzmanları tarafından bölgeden...Devamı için tıklayınız
Adana'nın İmamoğlu ilçesindeki Yedigöze İçme Suyu Projesi kapsamında yürütülen tünel çalışması sırasında yaşanan göçükte ağır yaralanan işçi Bekir Çelik (57) de tedavi gördüğü hastanede hayatını...Devamı için tıklayınız
Evliliklerinin 34'üncü yılında tüp bebek tedavisiyle ikiz kız çocuklarını kucaklarına alan ve Anıtkabir ziyaretleriyle sosyal medyada büyük ilgi gören Adıyamanlı Doğan ailesi için Aile ve Sosyal...Devamı için tıklayınız
İstanbul Çekmeköy'de temel kazısı yapılan bir inşaatın istinat duvarı gece saatlerinde çöktü. Kısmi toprak kaymasının yaşandığı olay sonrası bitişikte bulunan 5 katlı bina risk nedeniyle tahliye...Devamı için tıklayınız
İskoçya’nın başkenti Edinburgh’da uzun süredir tartışılan turist vergisi uygulaması resmen başladı. Kentte 24 Temmuz 2026’dan itibaren yapılan ücretli gece konaklamalarına, konaklama bedelinin yüzde 5’i oranında “Edinburgh Visitor Levy” adı verilen ziyaretçi harcı uygulanıyor.
Uygulama, İskoçya’da bir yerel yönetimin bu kapsamda hayata geçirdiği ilk ziyaretçi harcı olurken, Edinburgh Belediyesi söz konusu gelirle dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri olan kentin artan ziyaretçi trafiğinin yarattığı maliyetleri karşılamayı ve kamusal alanları geliştirmeyi amaçlıyor. Belediye, sistem tam olarak oturduğunda yıllık gelirin 45-50 milyon sterlin seviyesine ulaşmasını bekliyor.
Vergi kişi başına değil, konaklama bedeline uygulanıyor
Edinburgh’daki sistem, bazı Avrupa kentlerinde görülen kişi başı sabit geceleme ücretlerinden farklı işliyor.
Ziyaretçi harcı, konaklama bedelinin yüzde 5’i olarak hesaplanıyor. Ücret; otel, pansiyon veya kısa süreli kiralık konutun konaklama bedeli üzerinden alınırken otopark, yemek, içecek ve ulaşım gibi ek hizmetler harcın kapsamına girmiyor.
Ayrıca ücret, bir konaklamanın tamamına uygulanmıyor. İlk beş ardışık gece için hesaplama yapılıyor. Beş geceden uzun kalan ziyaretçiler altıncı gece ve sonrasında yeniden ziyaretçi harcı ödemiyor. Oran ise yılın tamamında yüzde 5 olarak sabit tutuluyor.
Örneğin vergiden önce konaklama bedeli 1.000 sterlin olan bir rezervasyonda ziyaretçi harcı 50 sterlin olacak. Beş gecelik konaklama için toplam bedel 1.000 sterlin ise ödenecek harç yine 50 sterlin; daha uzun konaklamalarda beş gecelik sınır nedeniyle ek gece ücretleri hesaba katılmayacak.
Otellerin yanı sıra Airbnb ve kamp alanları da kapsamda
Uygulamanın kapsamı yalnızca klasik otellerle sınırlı değil.
Oteller, hosteller, pansiyonlar, oda-kahvaltı işletmeleri, apart ve self-catering konutlar, kısa süreli kiralamalar, kamp alanları ve karavan parkları da sistem kapsamında bulunuyor.
Ayrıca çoğunlukla aynı yerde duran bazı araç veya teknelerdeki ücretli konaklamalar da düzenleme kapsamına alınabiliyor. Kısa süreli kiralama yapan işletmeler de ziyaretçi harcını toplamak ve belediyeye aktarmakla yükümlü.
Harcın tahsilatından konaklama işletmeleri sorumlu olacak. İşletmeler topladıkları tutarları belediyeye üç aylık dönemler halinde bildirip aktaracak. İlk bildirim ve ödeme dönemi, 24 Temmuz-30 Eylül 2026 arasındaki konaklamalar için Ekim 2026'da yapılacak.
Belediye ayrıca işletmelerin yeni sistem nedeniyle karşılaşacağı idari maliyetleri dikkate alarak, toplanan harçların yüzde 2'sini işletmelere geri ödemeyi planlıyor. Bu tutarın ödeme sistemleri, muhasebe değişiklikleri ve kredi kartı gibi tahsilat maliyetlerinin karşılanmasına katkı sağlaması amaçlanıyor.
Daha önce yapılan rezervasyonlara önemli istisna
Yeni uygulamada rezervasyon tarihi de önem taşıyor.
24 Temmuz 2026 ve sonrasında gerçekleşen konaklamalar, ancak rezervasyonun 1 Ekim 2025 veya sonrasında yapılmış olması halinde harca tabi tutuluyor.
Dolayısıyla 24 Temmuz 2026'dan sonraki bir tarih için konaklama rezervasyonu daha önce yapılmış ve bedeli kısmen veya tamamen 1 Ekim 2025'ten önce ödenmişse ziyaretçi harcı uygulanmıyor.
Bu düzenleme, uygulamanın yürürlüğe girmesinden önce yapılmış rezervasyonların sonradan daha pahalı hale gelmesinin önüne geçmek amacıyla getirildi.
İngilizler ve İskoçlar da ödüyor
Edinburgh’un ziyaretçi harcı yalnızca yabancı turistleri hedeflemiyor.
İngiltere, İskoçya veya Birleşik Krallık'ın başka bölgelerinden Edinburgh'a gelen kişiler de aynı kurallara tabi. Kentte iş amacıyla konaklayanlar da turistlerden farklı tutulmuyor.
Başka bir ifadeyle uygulama pasaport veya vatandaşlık temelinde değil, Edinburgh sınırları içerisindeki ücretli gece konaklaması temelinde uygulanıyor.
Ancak mevzuatta bazı sosyal ve insani istisnalar bulunuyor.
Evsizler veya evsiz kalma riski bulunanlar, ciddi konut sorunları yaşayanlar, aile içi şiddet veya başka şiddet biçimleriyle karşı karşıya olanlar ile sığınmacı ve mülteciler harçtan muaf tutuluyor.
Ayrıca belirli engellilik yardımlarından yararlanan kişiler de muafiyet kapsamında bulunuyor.
Gelir nerelere harcanacak?
Edinburgh Belediyesi'nin planına göre toplanacak para genel bütçede kaybolmayacak; ziyaretçi harcı mevzuatının gerektirdiği şekilde ağırlıklı olarak ziyaretçiler tarafından kullanılan veya turizmin etkilerini azaltmaya yönelik tesis, hizmet ve programlara yeniden yatırılacak.
Belediyenin belirlediği üç ana yatırım alanı bulunuyor:
Kent operasyonları ve altyapı: Toplanan net gelirin en büyük bölümü bu alana ayrılacak. Temizlik, yeşil alanlar, güvenlik, kamusal alanların bakımı, ulaşım ve altyapının ziyaretçi yoğunluğuna uygun hale getirilmesi hedefleniyor.
Kültür, miras ve etkinlikler: Edinburgh’un müzeleri, kültürel kurumları, tarihi alanları ve etkinlik altyapısının desteklenmesi planlanıyor.
Destinasyon ve ziyaretçi yönetimi: Turizmin daha sürdürülebilir biçimde yönetilmesi, ziyaretçi deneyiminin geliştirilmesi ve Edinburgh'un uluslararası turizm merkezi konumunun korunması amaçlanıyor. Net gelirin dağılımında bu üç ana başlık için sırasıyla yüzde 55, yüzde 35 ve yüzde 10 oranları belirlendi.
Konut sorununa da kaynak ayrılacak
Uygulamanın dikkat çeken yönlerinden biri, turizmden elde edilen gelirin konut sorunlarının hafifletilmesi amacıyla da kullanılması.
Belediye, yıllık 5 milyon sterlinlik bir “Konut ve Turizm Etkilerini Azaltma Fonu” oluşturuyor.
Bu fonun 2026/27-2028/29 döneminde yaklaşık 472 uygun fiyatlı konutun hayata geçirilmesine katkı sağlayabileceği hesaplanıyor. Projelerin önemli bölümünün sosyal kiralık konutlardan oluşması planlanıyor.
Bu kaynak, özellikle turistlerin kısa süreli kiralama yoluyla konut piyasası üzerinde oluşturduğu baskının azaltılmasına yönelik politikaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Mahalleler de harçtan pay alacak
Edinburgh'daki sistem yalnızca kent merkezine yatırım yapılmasıyla sınırlı olmayacak.
Belediye, ziyaretçi harcı gelirlerinden yaklaşık 2 milyon sterlini üç yıl boyunca katılımcı bütçeleme programına ayırıyor. Kentin 17 seçim bölgesindeki sakinler, kendilerine ayrılan kaynağın hangi yerel projelerde kullanılacağı konusunda doğrudan söz sahibi olacak.
Bu model kapsamında parklar, kamusal alanlar, toplum projeleri ve mahallelerin ihtiyaçlarına yönelik farklı yatırımların finanse edilmesi hedefleniyor.
Edinburgh neden böyle bir sisteme ihtiyaç duydu?
Edinburgh, İskoçya'nın en yoğun turist alan kentlerinden biri.
Özellikle yaz aylarında ve dünyaca ünlü Edinburgh Festival Fringe döneminde kent nüfusu kısa süre içinde ciddi biçimde artıyor. Bu durum temizlik, güvenlik, ulaşım, kamusal alanların bakımı ve kültürel altyapı üzerinde ek baskı oluşturuyor.
Belediyenin temel yaklaşımı, kenti ziyaret edenlerin kullandıkları hizmetlerin finansmanına sınırlı da olsa katkıda bulunması.
Belediye, ziyaretçi harcından elde edilen gelirin Edinburgh'un hem turistler hem de kent sakinleri açısından daha temiz, güvenli, sürdürülebilir ve cazip bir şehir olmasına katkı sağlayacağını savunuyor.
İş dünyasında ise temkinli yaklaşım var
Uygulama destek gördüğü kadar eleştirilerle de karşılaşıyor.
Konaklama sektöründeki bazı işletmeler, yeni tahsilat sisteminin özellikle turizm sezonunun en yoğun döneminde devreye alınmasının operasyonel yük oluşturabileceğine dikkat çekiyor.
Rezervasyon sistemlerinin değiştirilmesi, çalışanların bilgilendirilmesi, müşterilere yeni ücretin anlatılması ve belediyeye düzenli bildirim yapılması işletmeler açısından ek iş anlamına geliyor.
İlk haftalarda bazı işletmelerin kayıt ve teknik sistemlerin birbirleriyle uyumlu hale getirilmesi konusunda sorunlar yaşadığı da sektör temsilcileri tarafından dile getirildi.
Buna karşın Edinburgh Belediyesi, elde edilecek gelirin kentin turizmden kaynaklanan maliyetlerinin karşılanmasına ve uzun vadede sektörün sürdürülebilirliğine katkı sağlayacağını düşünüyor.
İskoçya'da başka kentlerin de önü açıldı
Edinburgh'un uygulaması, İskoçya genelinde daha geniş bir değişimin ilk örneği olarak görülüyor.
İskoç Parlamentosu, 2024 yılında yerel yönetimlere ziyaretçi harcı uygulama yetkisi veren yasal çerçeveyi oluşturdu. Ardından 2026 yılında kabul edilen değişikliklerle belediyelerin bu sistemleri tasarlama konusunda daha fazla esnekliğe sahip olması sağlandı.
Yeni düzenlemeler yerel yönetimlerin, kendi bölgelerinin ihtiyaçlarına göre farklı oran ve yöntemler belirleyebilmesine imkan tanıyor.
Bu nedenle Edinburgh'un uygulaması yalnızca kent için yeni bir gelir kaynağı oluşturmakla kalmayıp, İskoçya'daki diğer turizm merkezleri açısından da önemli bir emsal niteliği taşıyor.
“Turist vergisi” aslında ne kadar?
Edinburgh'daki yüzde 5'lik oran, konaklama fiyatı yükseldikçe ödenen tutarın da artması anlamına geliyor. Ancak ücret kişi başına sabit olmadığı için aynı odada birden fazla kişinin kalması durumunda ayrıca kişi başı bir vergi hesaplanmıyor.
Örneğin:
200 sterlinlik konaklama: 10 sterlin harç
500 sterlinlik konaklama: 25 sterlin harç
1.000 sterlinlik konaklama: 50 sterlin harç
2.000 sterlinlik konaklama: 100 sterlin harç
Bu hesaplama yalnızca vergilendirilebilir konaklama bedeli üzerinden yapılıyor ve en fazla ilk beş gece için uygulanıyor.
Yeni dönemin ilk büyük sınavı
Edinburgh'un ziyaretçi harcı, Avrupa'nın çok sayıda turizm merkezinde uygulanan benzer modellerin ardından Birleşik Krallık'ta yerel düzeyde turizm gelirlerinin yeniden dağıtılması açısından önemli bir adım olarak görülüyor.
Kent yönetimi açısından asıl sınav ise toplanacak milyonlarca sterlinin nasıl kullanıldığı olacak.
Yıllık 45-50 milyon sterlinlik potansiyel gelir, Edinburgh'un temizlikten altyapıya, kültürden konut sorununa kadar birçok alanda yatırım kapasitesini artırabilir. Ancak işletmeler ve ziyaretçiler açısından sistemin kabul görmesi, harcın karşılığının kentte görünür hale gelmesine bağlı olacak.
Edinburgh Belediyesi de bu nedenle harcı yalnızca yeni bir gelir kalemi olarak değil, turizmin kent üzerindeki etkilerini yönetmek ve ziyaretçi ekonomisinin yarattığı değeri kent sakinleriyle daha fazla paylaşmak için uzun vadeli bir araç olarak konumlandırıyor.
İngiltere'de 16-24 yaş grubunda bulunan ve ne eğitimde, ne istihdamda ne de mesleki eğitim programlarında yer alan (NEET) gençlerin sayısı 2026 yılı başında ilk kez bir milyonun üzerine çıktı. Bu rakam, ülkedeki yaklaşık her sekiz gençten birinin eğitim ve çalışma hayatının tamamen dışında kaldığını gösteriyor.
Ekonomistler, uzun süre NEET grubunda kalan gençlerin ilerleyen yıllarda düşük gelir, uzun süreli işsizlik, sağlık sorunları ve sosyal dışlanma riskiyle daha fazla karşı karşıya kaldığını belirtiyor. Hazine açısından ise bu durumun milyarlarca sterlinlik vergi kaybı ve sosyal yardım harcaması anlamına geldiği ifade ediliyor.
Risk belirtileri okul öncesinde başlıyor
Genç işsizliği incelemesine başkanlık eden eski Sağlık Bakanı Alan Milburn, çocukların ileride eğitimden kopabileceğine ilişkin işaretlerin çoğu zaman ilkokuldan çok daha önce ortaya çıktığını söyledi.
Milburn'e göre yoksulluk, aile içi istikrarsızlık, ruh sağlığı sorunları, devlet koruması altında büyümek, özel eğitim ihtiyacı, düşük okula devam oranı ve sık okul değişikliği gibi unsurlar ileride NEET grubuna düşme ihtimalini önemli ölçüde artırıyor.
Hazırlanan raporda, ilkokulların öğrencilerin akademik performansının yanı sıra devam durumu, sosyal koşulları ve refah göstergelerini de değerlendirerek risk analizi yapması öneriliyor.
İlkokulun sonundan itibaren takip sistemi
Rapora göre öğrenciler ilkokulun son yıllarından itibaren düzenli olarak değerlendirilecek.
Risk grubunda olduğu belirlenen çocuklar için;
bire bir mentorluk programları,
psikolojik danışmanlık,
aile destek hizmetleri,
kariyer farkındalık çalışmaları,
okul sonrası eğitim programları
gibi uygulamaların erken yaşta devreye alınması planlanıyor.
Böylece öğrencilerin ortaöğretime geçmeden önce eğitimden uzaklaşmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
Pupil Premium kaynakları daha etkin kullanılacak
Raporda dikkat çeken önerilerden biri de dezavantajlı öğrenciler için ayrılan Pupil Premium fonlarının daha hedefli kullanılması oldu.
Mevcut sistemde bu kaynaklar büyük ölçüde akademik başarıyı artırmaya yönelik harcanırken, yeni modelde mentorluk, psikolojik destek, sosyal gelişim programları ve iş dünyasıyla erken temas sağlayacak projelere daha fazla kaynak ayrılması tavsiye ediliyor.
Uzmanlar, akademik başarının tek başına yeterli olmadığını, öğrencilerin aidiyet duygusunun ve özgüveninin de eğitim hayatında kalmaları açısından belirleyici olduğunu vurguluyor.
Yapay zekâ ve veri analizi de kullanılabilir
Eğitim çevrelerinde tartışılan öneriler arasında okulların sahip olduğu devam durumu, davranış kayıtları, akademik performans ve sosyal hizmet verilerinin ortak analiz edilmesi de bulunuyor.
Uzmanlar, uygun veri koruma kuralları çerçevesinde geliştirilecek erken uyarı sistemlerinin risk altındaki öğrencilerin daha hızlı belirlenmesini sağlayabileceğini ifade ediyor. Ancak çocuk hakları kuruluşları, bu tür sistemlerin öğrencileri etiketlememesi ve fırsat eşitliğini zedelememesi gerektiği konusunda uyarıda bulunuyor.
İş dünyasıyla bağlar güçlendirilecek
Raporda yalnızca eğitim desteği değil, iş dünyasıyla erken temasın artırılması da öneriliyor.
Buna göre öğrencilerin ilkokulun son yıllarından itibaren farklı mesleklerle tanıştırılması, yerel işletmelerle okul ortaklıklarının artırılması ve gönüllü mentor ağlarının yaygınlaştırılması planlanıyor.
İşveren kuruluşları, özellikle dijital teknoloji, sağlık, mühendislik ve yeşil enerji gibi büyüyen sektörlerde geleceğin iş gücünü erken yaşta yönlendirmenin hem gençler hem de ekonomi açısından önemli kazanımlar sağlayacağını savunuyor.
Hükümetin "fırsat misyonunun" parçası
Alan Milburn, gençlerin sosyal yardım sistemine girdikten sonra destek vermenin hem daha pahalı hem de daha az etkili olduğunu belirterek, asıl hedefin sorun ortaya çıkmadan önce müdahale etmek olduğunu söyledi.
İncelemenin hükümetin çocuk yoksulluğunu azaltma, okul devamsızlığını düşürme ve ekonomik büyümeyi destekleme hedefleriyle uyumlu olduğu değerlendiriliyor.
Eğitim uzmanları ise önerilerin hayata geçirilmesi halinde İngiltere'de uzun yıllardır ilk kez eğitim sistemi ile istihdam politikalarının bu kadar erken yaşta birbirine bağlanacağını ve bunun genç işsizliğiyle mücadelede yeni bir dönemin başlangıcı olabileceğini ifade ediyor.
Küçük yaşlardan itibaren değerli ve ilginç bulduğu eşyaları saklayan Yılmaz, 2009 yılında emekli olduktan sonra para koleksiyonerliğine yöneldi.
Mezatları takip ederek son 8 yılda farklı dönemlere ait paraları toplayan Yılmaz, zaman içinde koleksiyonunu genişleterek dünyanın dört bir yanından paraları arşivine kattı.
Bugüne kadar 163 ülkenin parasını koleksiyonuna kazandıran Yılmaz'ın arşivinde farklı dönemlere, kültürlere ve ekonomik sistemlere tanıklık eden çok sayıda kağıt ve madeni para bulunuyor.
ÇOCUKLUK MERAKI KOLEKSİYONA DÖNÜŞTÜ
Yılmaz, çocukluğunda değerli gördüğü eşyaları biriktirerek koleksiyonerliğe ilk adımını attığını söyledi.
Emekli olduktan sonra elindeki paraları değerlendirmek ve kalıcı bir koleksiyon oluşturmak istediğini belirten Yılmaz, mezatlardan aldığı paralarla koleksiyonunu büyüttüğünü ifade etti.
Farklı ülkelerin paralarını araştırmanın ve koleksiyona yeni bir parça eklemenin kendisine mutluluk verdiğini dile getiren Yılmaz, "Bugüne kadar 163 ülkenin paralarını biriktirdim. Amacım tüm ülkelerin paralarını biriktirmek." dedi.
Koleksiyonerliğin sınırı bulunmadığını anlatan Yılmaz, dünyada bugüne kadar basılan tüm paralara ulaşmanın hem maddi açıdan hem de bulunabilirlik bakımından oldukça güç olduğunu vurguladı.
Yılmaz, imkanları ölçüsünde koleksiyonuna hem tedavüldeki hem de tedavülden kaldırılmış paraları eklemeye çalıştığını belirtti.
PARALAR TARİH VE KÜLTÜRÜN İZLERİNİ TAŞIYOR
Paraların yalnızca ekonomik bir araç olmadığını, basıldıkları dönemin tarihine ve kültürüne ilişkin izler de taşıdığını ifade eden Yılmaz, üzerlerindeki resim, yazı ve sembollerin ilgisini çektiğini anlattı.
Yılmaz, "Mesela Almanya'nın Birinci Dünya Savaşı'nda kamu kurum ve kuruluşları için geçici olarak kullanılmak üzere bastığı paralar var. Bunlar ilginç." diye konuştu.
Paraların üretiminde kullanılan malzemelerin de zaman içerisinde değiştiğine dikkati çeken Yılmaz, koleksiyonunda bazı ülkeler tarafından polimer malzemeden üretilen banknotların da bulunduğunu söyledi.
Bu paraların kağıt banknotlara göre farklı özelliklere sahip olduğunu belirten Yılmaz, suya karşı dayanıklı polimer paraların koleksiyonunda dikkati çeken örnekler arasında yer aldığını kaydetti.
ÖNCELİĞİ TÜRK PARALARINA VERİYOR
Yılmaz, dünya paralarını toplamaya devam etmesine rağmen koleksiyonunda önceliği Türk paralarına verdiğini söyledi.
Koleksiyonunun en değerli parçalarından birinin 1926 yılında tedavüle çıkarılan 1 liralık banknot olduğunu belirten Yılmaz, özellikle Cumhuriyet'in ilk yıllarında basılan paraların kendisi için ayrı bir önem taşıdığını ifade etti.
İmkanları dahilinde eski Türk paralarından oluşan koleksiyonunu tamamlamayı hedeflediğini dile getiren Yılmaz, bazı banknotların yüksek değerleri nedeniyle koleksiyonerler tarafından kolaylıkla temin edilemediğini anlattı.
Koleksiyonunu sürekli büyütmek istediğini belirten Yılmaz, dünyanın farklı ülkelerinden karşısına çıkan yeni paraları imkanları ölçüsünde arşivine eklemeye devam edeceğini söyledi.
GELECEK KUŞAKLARA BIRAKMAK İSTİYOR
Albümlerde sakladığı paraları gelecek kuşaklara aktarmayı istediğini ifade eden Yılmaz, "Hedefim elime geçtikçe koleksiyonuma birer ikişer tane her ülkeden para koymak. Allah göstermesin bir acil ihtiyaç, bir sıkıntı olmadığı sürece koleksiyonumu torunlara bırakmak istiyorum." dedi.
Para koleksiyonunun yanı sıra pul ve tespih de biriktiren Yılmaz, daha küçük ölçekte sürdürdüğü bu koleksiyonlarını da zaman içerisinde geliştirmeyi hedeflediğini sözlerine ekledi.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte çevrim içi platformların yaygınlaşması, kumar ve bahis uygulamalarına erişimi her zamankinden daha kolay hale getirdi. Birkaç dakika içinde cep telefonundan ya da bilgisayardan oynanabilen şans oyunları, giderek daha geniş bir kesime ulaşırken, uzmanlar bu durumun bağımlılık riskini de artırdığına dikkat çekiyor. Özellikle dijital ortamda sunulan hızlı erişim, sürekli teşvik edici bildirimler ve anlık ödül sistemi, kumar davranışının kısa sürede kontrol kaybına dönüşmesine zemin hazırlayabiliyor.
Uzmanlara göre kumar bağımlılığı yalnızca maddi kayıplarla açıklanabilecek bir sorun değil. Kişinin psikolojik sağlığını, aile ilişkilerini, sosyal yaşamını ve mesleki performansını etkileyen bu tablo, aynı zamanda beyindeki karar verme mekanizmalarında da önemli değişikliklere neden olabiliyor. Bu nedenle bağımlılığın yalnızca "para kaybetme" üzerinden değerlendirilmesi, sorunun önemli bir bölümünü görünmez hale getiriyor.
Dünya Sağlık Örgütü de kumar bağımlılığının yol açtığı zararların finansal kayıplarla sınırlı olmadığını vurguluyor. Kuruluşa göre bağımlılık; aile içi çatışmalar, sosyal ilişkilerin bozulması, ekonomik sorunlar, ruh sağlığı problemleri ve yakın çevrenin yaşadığı psikolojik yük gibi çok sayıda olumsuz sonucu beraberinde getiriyor. Dolayısıyla bağımlılığın etkileri yalnızca kumar oynayan kişiyle sınırlı kalmıyor; eşleri, çocukları ve aile bireylerini de doğrudan etkiliyor.
Son günlerde kamuoyunda geniş yankı uyandıran bazı gelişmelerin ardından kumar bağımlılığı yeniden tartışma konusu olurken, uzmanlar toplumdaki damgalayıcı yaklaşımın tedaviye ulaşmayı zorlaştırdığı uyarısında bulunuyor. Bağımlılığın ahlaki bir zayıflık ya da kişilik özelliği olarak görülmesi yerine bilimsel yönüyle ele alınması gerektiği belirtiliyor.
BEYİNDEKİ DEĞİŞİM BAĞIMLILIĞI DERİNLEŞTİRİYORMoodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel'e göre kumar bağımlılığı geliştikten sonra yaşanan değişim yalnızca davranışsal düzeyde kalmıyor. Beynin ödül sistemi ve karar verme mekanizmaları da bu süreçten doğrudan etkileniyor.
Prof. Dr. Ögel, kumar oynayan kişinin temel motivasyonunun çoğu zaman para kazanmak olmadığını, beynin sürekli olarak "kazanma ihtimalini" ödül olarak algıladığını belirtiyor. Bu beklenti sırasında salgılanan dopamin, kişinin tekrar tekrar aynı davranışı sürdürmesine neden oluyor.
Bağımlılık ilerledikçe beynin öncelik belirleme, plan yapma ve muhakeme becerileri zayıflıyor. Günlük yaşamda aile, iş, eğitim ya da ekonomik sorumluluklar ikinci plana düşerken, kumar oynama isteği giderek baskın hale geliyor. Uzmanlar, bu nedenle bağımlı bireylerin çoğu zaman verdikleri sözleri tutmakta zorlandığını ve iradelerini kullanamadıkları yönündeki ifadelerin biyolojik temelleri bulunduğunu belirtiyor.
Prof. Dr. Ögel'in aktardığı bilimsel verilere göre kumar bağımlılarının yaklaşık yüzde 90'ında beyindeki ödül sistemi ile karar verme merkezleri arasında belirgin işlev bozuklukları görülüyor. Psikolojik değerlendirme testlerinde bağımlılığı bulunan bireylerde bilişsel bozulmanın yaklaşık yüzde 40 daha fazla olduğu saptanırken, beyin aktivasyonunda ise yaklaşık yüzde 30 oranında azalma gözleniyor.
Uzmanlara göre bu değişiklikler, kişinin neden aynı davranışı defalarca tekrarladığını açıklayan en önemli bilimsel göstergeler arasında yer alıyor. Dışarıdan bakıldığında "neden bırakmıyor?" sorusu sıkça sorulsa da bağımlılık geliştikten sonra süreç yalnızca iradeyle açıklanabilecek bir durum olmaktan çıkıyor.
MADDİ KAYIPLARIN YANINDA PSİKOLOJİK YÜK DE BÜYÜYORKlinik Psikolog Elif Sena Özata ise kumar bağımlılığının görünmeyen psikolojik sonuçlarına dikkat çekiyor. Özata'ya göre bağımlılık sürecinde yaşanan maddi kayıplar zamanla yoğun stres, suçluluk duygusu ve çaresizlik hissiyle birleşiyor.
Birçok kişi yaşadığı ekonomik sorunları çevresinden gizlemeye çalışırken, aynı zamanda normal bir yaşam sürüyormuş görüntüsü vermek için yoğun çaba harcıyor. Bu durum ise ciddi bir zihinsel yorgunluk oluşturuyor.
Uzun süre devam eden bu süreçte uyku bozuklukları, kaygı sorunları, depresif belirtiler, öfke kontrolünde güçlük ve duygusal dalgalanmalar görülebiliyor. İleri vakalarda ise umutsuzluk duygusunun artmasıyla birlikte intihar düşüncelerinin ortaya çıkabildiği belirtiliyor.
Uzmanlara göre bağımlılık yalnızca kumar oynanan saatlerden ibaret değil. Kumar oynanmadığı zamanlarda da kişinin zihni borçlarını nasıl kapatacağı, kaybettiği parayı nasıl geri kazanacağı ya da çevresine gerçeği nasıl açıklayacağı gibi düşüncelerle meşgul olabiliyor. Bu durum hem ruh sağlığını hem de günlük yaşamın işleyişini önemli ölçüde etkiliyor.
BAĞIMLILIK YALNIZCA BİREYİ DEĞİL, AİLEYİ DE ETKİLİYORKumar bağımlılığının en belirgin özelliklerinden biri, etkilerinin yalnızca bağımlı bireyle sınırlı kalmaması. Uzmanlara göre süreç ilerledikçe aile bireyleri de ekonomik belirsizlik, güven kaybı ve sürekli tekrar eden krizlerin içinde yaşamaya başlıyor. Eşler, çocuklar ve ebeveynler çoğu zaman yaşanan borç yükü, gizlenen harcamalar ve bozulan aile düzeni nedeniyle bağımlılığın görünmeyen mağdurları haline geliyor.
Klinik Psikolog Elif Sena Özata, bu nedenle kumar bağımlılığını "bir aile hastalığı" olarak tanımlıyor. Kumar davranışının tek bir kişi tarafından gerçekleştirildiğini ancak ortaya çıkan sonuçların tüm aile sistemini etkilediğini belirten Özata, güven duygusunun zedelenmesiyle birlikte aile içindeki rollerin de değişebildiğini ifade ediyor.
Özellikle borçların gizlenmesi, sürekli para isteme davranışı, verilen sözlerin tutulmaması ve ekonomik krizlerin tekrar etmesi aile içinde ciddi çatışmalara yol açabiliyor. Bu süreçte yakınlar çoğu zaman bağımlı bireyi korumaya çalışırken, farkında olmadan bağımlılık döngüsünün devam etmesine de katkı sağlayabiliyor.
Uzmanlar, iyi niyetle yapılan borç kapatma, sürekli maddi destek sağlama ya da yaşanan sorunları çevreden gizleme çabasının kısa vadede çözüm gibi görünse de uzun vadede bağımlılığın sürmesine neden olabileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle tedavi sürecinde yalnızca bağımlı bireyin değil, aile üyelerinin de bilinçlendirilmesi ve sürece aktif katılması önem taşıyor.
Aile desteğinin doğru şekilde planlanması, hem bağımlı bireyin tedavi motivasyonunu artırıyor hem de yakınlarının yaşadığı psikolojik yükün hafifletilmesine katkı sağlıyor. Uzmanlara göre açık iletişim kurulması, sınırların net biçimde belirlenmesi ve profesyonel destek alınması tedavinin önemli parçaları arasında yer alıyor.
DAMGALAYICI YAKLAŞIM YARDIM ARAMAYI GECİKTİRİYORUzmanların dikkat çektiği önemli başlıklardan biri de toplumdaki damgalayıcı dil. Kumar bağımlılığı yaşayan birçok kişi, çevresi tarafından yargılanacağı düşüncesiyle yaşadığı sorunu uzun süre gizli tutmayı tercih ediyor. Bu durum ise tedaviye başvurunun gecikmesine neden olabiliyor.
Klinik Psikolog Elif Sena Özata, bağımlılığın kişinin kimliğiyle özdeşleştirilmesinin önemli bir sorun olduğunu belirtiyor. "Kumarbaz" gibi kişiyi etiketleyen ifadelerin hem bireyde hem de ailesinde utanç ve suçluluk duygusunu artırdığını ifade eden Özata, bunun iyileşmeye yönelik umudu da zayıflattığını vurguluyor.
Uzmanlara göre bağımlılığı değişmez bir kişilik özelliği ya da "iflah olmazlık" olarak değerlendirmek bilimsel gerçeklerle örtüşmüyor. Günümüzde bağımlılık, biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları bulunan bir sağlık sorunu olarak kabul ediliyor. Bu nedenle kullanılan dilin de kişiyi değil, yaşadığı sağlık sorununu merkeze alması gerektiği belirtiliyor.
Toplumsal farkındalığın artmasıyla birlikte daha fazla kişinin profesyonel yardım aramaya yönelebileceğini ifade eden uzmanlar, bağımlılık yaşayan bireylerin dışlanmasının değil, tedaviye yönlendirilmesinin toplum sağlığı açısından daha doğru bir yaklaşım olacağını dile getiriyor.
TEDAVİ YALNIZCA KUMARI BIRAKMAK ANLAMINA GELMİYORUzmanlara göre kumar bağımlılığında tedavinin amacı yalnızca kişinin kumar oynamayı bırakmasını sağlamak değil. Asıl hedef, bağımlılığı sürdüren düşünce kalıplarını, duygusal tetikleyicileri ve yaşam koşullarını değiştirebilmek.
Tedavi sürecinde öncelikle kişinin bağımlılığı geliştiren risk faktörlerini tanıması ve yüksek risk oluşturan durumlarla baş etme becerilerini geliştirmesi amaçlanıyor. Bunun yanında aile bireylerinin bağımlılık konusunda bilgilendirilmesi ve sürece uygun şekilde dahil edilmesi de tedavinin önemli basamakları arasında yer alıyor.
Uzmanlar, bağımlılık tedavisinde zaman zaman yeniden kumar oynama davranışının görülebileceğini, bunun tedavinin tamamen başarısız olduğu anlamına gelmediğini belirtiyor. Böyle durumlarda kişiyi suçlamak yerine hangi koşulların yeniden kumar davranışını tetiklediğinin değerlendirilmesi ve tedavi planının buna göre güncellenmesi gerekiyor.
Bu yaklaşımın hem kişinin tedaviye olan güvenini koruduğu hem de uzun vadeli iyileşme olasılığını artırdığı ifade ediliyor. Çünkü bağımlılık tedavisi çoğu zaman tek seferde sonuçlanan değil, belirli dönemlerde yeniden değerlendirilmesi gereken uzun soluklu bir süreç olarak tanımlanıyor.
BEYİNDEKİ DEĞİŞİM TEDAVİYİ GEREKLİ KILIYORProf. Dr. Kültegin Ögel, bağımlılık geliştikten sonra kişinin verdiği sözleri yerine getirememesinin çoğu zaman irade eksikliğiyle açıklanamayacağını belirtiyor. Beyindeki yapısal değişiklikler nedeniyle kişinin karar verme mekanizmasının bozulduğunu ifade eden Ögel, bu nedenle tedavide yalnızca iyi niyetin yeterli olmadığını vurguluyor.
Ögel'e göre bağımlılık sürecinde uygulanan bazı zorunlu kısıtlamalar, kişinin yeniden kumar oynamasını önleyerek iyileşme sürecine katkı sağlayabiliyor. Bunun yanında ilaç tedavisi, beyindeki biyolojik değişimlerin kontrol altına alınmasına yardımcı olurken psikoterapi de kişinin hatalı düşünce kalıplarını fark etmesini ve bunlarla baş edebilmesini destekliyor.
Uzmanlar, kumar bağımlılığının tek bir yöntemle çözülebilecek bir sorun olmadığını, biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşımın daha başarılı sonuçlar verdiğini ifade ediyor.
ERKEN DESTEK KALICI İYİLEŞME AÇISINDAN ÖNEM TAŞIYORUzmanlara göre kumar bağımlılığı ilerledikçe hem ekonomik hem de psikolojik sonuçlar ağırlaşıyor. Bu nedenle belirtilerin erken dönemde fark edilmesi ve profesyonel destek alınması, hem bağımlı bireyin hem de ailesinin yaşayabileceği kayıpların azaltılması açısından önem taşıyor.
Bağımlılığın yalnızca maddi zararlarla değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, beynin işleyişinden aile ilişkilerine kadar uzanan geniş etkileri nedeniyle bu sorunun bir halk sağlığı meselesi olarak ele alınması gerektiğini belirtiyor.
Toplumda bağımlılığa ilişkin doğru bilginin yaygınlaştırılması, damgalayıcı söylemlerin azaltılması ve tedaviye erişimin kolaylaştırılması ise iyileşme sürecini destekleyen temel unsurlar arasında gösteriliyor. Uzmanlara göre bağımlılık yaşayan bireyleri yargılamak yerine bilimsel yöntemlerle desteklemek, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde daha sağlıklı sonuçların ortaya çıkmasına katkı sağlayacaktır.
Kocaeli’de Kuzey Marmara Otoyolu’nun İzmit kesiminde hafif ticari aracın tünel duvarına çarpması sonucu meydana gelen kazada 3 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi ağır yaralandı.
Şehir hayatının stresinden, gürültüsünden ve kalabalığından uzaklaşmak isteyenler için doğa kaçış noktaları hazır! Karadeniz'in saklı koylarından oksijen deposu yaylalara, mistik göllerden kanyonlara kadar İstanbul'a sadece birkaç saat mesafede olan en popüler kamp alanlarını derledik. İşte çadırını kapıp gidebileceğin en iyi rotalar...
İstanbul Bahçelievler’de husumetlisini durakta bekleyen minibüsün içinde otururken gören saldırgan dehşet saçtı. Minibüse binerek 3 el ateş edip şoförü bacağından yaralayan şüpheli olay yerinden kaçarken, polis saldırganı yakalamak için geniş çaplı çalışma başlattı.
İstanbul Bakırköy'de kedilere mama verdiği sırada sokaktan geçmek isteyen vatandaşların önünü kesip dehşet saçan kadın, sosyal medyada tepki toplayan görüntülerin ardından gözaltına alındı. Emniyete götürülen şüphelinin yapılan incelemelerde farklı suçlardan tam 150 kaydının bulunduğu ortaya çıktı.
withJENNY kullanıcı adıyla tanınan Güney Koreli Kick yayıncısı, İstanbul’da gerçekleştirdiği canlı yayın sırasında Taksim’de bir kişinin sözlü tacizine maruz kaldı. Yayına yansıyan görüntülerde şahsın, yayıncıya yaklaşarak “Burada arkadaşın var mı?” diye sorduğu ve ardından kendisiyle kalmasına yönelik teklifte bulunduğu görüldü.
İstanbul Bahçelievler’de trafikte bekleyen bir minibüse silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda yaralanan şoför hastaneye kaldırılırken kaçan şüphelinin yakalanması için çalışma başlatıldı.
8 Ağustos Dünya Kediler Günü'nde evlerimizin neşesi patili dostlarımızı kutlarken, onların hakkındaki şaşırtıcı bir gerçeği gözden kaçırıyoruz. Yetişkin kediler doğadaki hemcinsleriyle iletişim kurarken neredeyse hiç miyavlamazlar. İnsanlarla iletişim kurarken başvurdukları bu zengin ses dili, aslında binlerce yıllık evcilleşme sürecinde sırf bizlerle konuşabilmek ve dikkatimizi çekebilmek için geliştirdikleri sıra dışı bir 'sosyal adaptasyon' yöntemidir.
Adana'nın İmamoğlu ilçesinde yürütülen Yedigöze İçme Suyu Projesi altyapı çalışmalarında göçük meydana geldi. Toprak altında kalan 5 işçiden 3'ü kendi imkanlarıyla çıkarken, ağır yaralanan Necmettin Tok (55) kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi, Bekir Çelik (57) ise yaralı olarak tedavi altına alındı.
12 Ağustos 2026 Çarşamba günü gerçekleşecek güneş tutulması, dünyanın farklı bölgelerinde gökyüzünü kısa süreliğine karartacak. Rusya'nın kuzeyi, Grönland, İzlanda, İspanya ve Portekiz'in küçük bir bölümünde tam güneş tutulması izlenebilecek. Kuzey Amerika'nın bazı kesimleri, Kanada, Avrupa'nın geniş bir bölümü ve Kuzeybatı Afrika'da ise tutulma parçalı olarak görülecek.
Afyonkarahisar'ın Sinanpaşa ilçesinde bir kamyonun yolcu otobüsüne arkadan çarpması sonucu şiddetli bir kaza meydana geldi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda sağlık, itfaiye ve AFAD ekibi sevk edilirken, kazada 1 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi yaralandı.
Çanakkale’nin Ezine ilçesinde 70 yaşındaki emekli Cemil Erbatur, iddiaya göre köy kahvesinde biriken 2 bin 250 liralık çay borcu nedeniyle çıkan tartışmanın ardından evinin önünde darbedildi. Ağır yaralanan Erbatur hastaneye kaldırılırken saldırganın kimliği olay yerinde bulunan bileklik sayesinde ortaya çıktı.