Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz duyurdu: Ekonomide üç yıllık yol haritası yarın açıklanıyor


Bu hafta dolar yüzde 0,41, avro yüzde 0,05 değer kazanırken gram altın yüzde 3,77 değer kaybetti.
The post Dolar, avro ve altında haftanın bilançosu appeared first on #site_linkat 05.09.2026 .Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi haftayı yüzde 4,30 azalışla 14.012,42 puandan tamamladı.
The post Borsada en çok kazandıran ve kaybettiren hisseler appeared first on #site_linkat 05.09.2026 .Ankara Sanayi Odasından (ASO) yapılan yazılı açıklamaya göre başkentin ihracatı, bu yılın 8 ayında geçen senenin aynı dönemine kıyasla 2 milyar 85 milyon dolar arttı.
Böylelikle bu dönemdeki dış satım yüzde 20,7 yükselişle 12 milyar 156 milyon dolara ulaştı.
Ülke ihracatındaki payı yüzde 6,5'ten yüzde 7,5'e çıkan Ankara, en çok dış satım yapan üçüncü il oldu. Başkentin yıllıklandırılmış ihracatı 19,57 milyar dolar olarak kayıtlara geçti.
Ankara'nın geçen ayki ihracatı 2025'in aynı ayına kıyasla yüzde 2,9 artışla 1 milyar 347 milyon dolara ulaştı. Böylece son üç yılın en yüksek ağustos ayı ihracatı gerçekleştirildi.
Ankaralı firmalar, ağustosta 168 ülkeye ihracat yaptı, ilk 10 pazarın toplam dış satımdaki payı yüzde 56,5 oldu.
Bu yılın 8 ayında elektrik-elektronik sektörü 1 milyar 513 milyon dolarla Ankara'nın ihracatında ilk sırada yer aldı. Sektörün ihracatı, 2025'in aynı dönemine göre yüzde 82 arttı.
Bu sektörü, 1 milyar 294 milyon dolarla otomotiv endüstrisi, 1 milyar 218 milyon dolarla kimyevi maddeler, 1 milyar 157 milyon dolarla makine ve aksamları ve 1 milyar 50 milyon dolarla madencilik ürünleri izledi.
Ankara'nın ocak-ağustos döneminde en büyük ihracat pazarı 976,5 milyon dolarla ABD oldu. Bunu 885,4 milyon dolarla Slovakya, 861,9 milyon dolarla Ukrayna, 822 milyon dolarla Çin ve 768,1 milyon dolarla Birleşik Krallık takip etti. Aynı dönemde başkentten ihracatın yüzde 40,4'ü Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yapıldı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen ASO Başkanı Seyit Ardıç, Ankara'nın organize sanayi bölgeleri, üniversiteleri, AR-GE merkezleri ve nitelikli insan kaynağıyla güçlü ekosisteme sahip olduğunu belirtti.
Savunma sanayisinin kalbi Ankara'nın, yüksek teknolojili üretimdeki kabiliyetini her geçen gün geliştirdiğinin altını çizen Ardıç, şunları kaydetti:
"Ankara sanayisinin üretim gücü ve teknolojik yetkinliği, ihracattaki yükselişe de güçlü biçimde yansıyor. Hedefimiz, savunma sanayisinde yoğunlaşan yüksek teknoloji kapasitemizi sanayimizin geneline yaymak, ürünlerimizin katma değerini ve ihracatımızın birim değerini daha da artırmaktır. Firmalarımızın teknolojik dönüşümünü hızlandıran, uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştıran ve yeni işbirliklerine kapı açan projeler yürütüyoruz. Başkentimizin üretim ve ihracat gücünü büyüterek ülkemiz ekonomisine en yüksek katkıyı sunmak için kararlılıkla çalışıyoruz."


SSK ve Bağ-Kur emeklileri, 2026'nın ikinci yarısındaki 6 aylık enflasyon kadar zam alacak.
Memur ve memur emeklilerinin zammı ise toplu sözleşmeden gelen yüzde 7'lik artışa enflasyon farkının eklenmesiyle belirlenecek.
2 AYLIK ENFLASYON YÜZDE 3,65
Temmuz enflasyonu yüzde 1,78, ağustos enflasyonu ise yüzde 1,84 oldu.
Böylece 2026'nın ikinci yarısına ilişkin 2 aylık enflasyon yüzde 3,65 olarak gerçekleşti.
SSK ve Bağ-Kur emeklileri yüzde 3,65'lik zammı şimdiden garantiledi.
Memurlar için ise henüz enflasyon farkı oluşmadı.
MEMURLAR İÇİN KRİTİK EŞİK!
Memurların enflasyon farkı alabilmesi için yılın kalan 4 ayında toplam enflasyonun yüzde 3,23'ü aşması gerekiyor.
Eylül, ekim, kasım ve aralık aylarında açıklanacak enflasyon verileriyle birlikte 6 aylık enflasyon ve ocak zamları kesinleşecek.
MERKEZ'İN TAHMİNİNE GÖRE ZAM
Merkez Bankası'nın yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 28 seviyesinde.
Bu tahmin gerçekleşirse 2026'nın ikinci yarısındaki enflasyon yüzde 8,7 olacak.
Buna göre ocak zammı şöyle olacak:
SSK ve Bağ-Kur emeklisi: %8,7
Memur ve memur emeklisi: %6,67
En düşük emekli maaşı: 25.601 TL
En düşük memur maaşı: 74.907 TL
GOLDMAN SACHS'IN TAHMİNİ...
ABD'li yatırım bankası Goldman Sachs, yıl sonu enflasyonunu yüzde 29 olarak öngörüyor.
Bu tahmin gerçekleşirse 6 aylık enflasyon yüzde 9,55 olacak.
Buna göre ocak zammı ve en düşük maaşlar şöyle olacak:
SSK ve Bağ-Kur emeklisi: %9,55
Memur ve memur emeklisi: %7,5
En düşük emekli maaşı: 25.801 TL
En düşük memur maaşı: 75.490 TL
EN YÜKSEK ZAM TAHMİNİ BBVA'DAN
Bankacılık devi BBVA'nın yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 30.
Bu gerçekleşirse yılın ikinci yarısındaki enflasyon yüzde 10,4 olacak.
Buna göre ise zamlar şöyle olacak:
SSK ve Bağ-Kur emeklisi: %10,4
Memur ve memur emeklisi: %8,34
En düşük emekli maaşı: 26.001 TL
En düşük memur maaşı: 76.080 TL
3 FARKLI TAHMİN, 3 FARKLI ZAM SENARYOSU
Enflasyon Tahmini Emekli Zammı Memur Zammı
TCMB: %28 %8,7 %6,67
Goldman Sachs: %29 %9,55 %7,5
BBVA: %30 %10,4 %8,34

PETROL VE TAHVİL BASKISI
Küresel piyasalarda da önemli gelişmeler yaşandı. Petrol fiyatı, Orta Doğu’dan yeniden çatışma haberlerinin geldiği haftada %8,5’i aşan oranda yükseldi ve cuma kapanışı 95,85 dolardan gerçekleşti. Yaklaşık son 6 haftanın en yükseğine ulaşan petrol fiyatları, küresel enflasyonist riskleri yeniden gündeme getirdi. ABD’de 10 yıllık tahvil faizi %4,8 ile son yılların en yüksek seviyelerine çıktı.
ABD’DE SÜRPRİZ VERİ
Bu arada FED’in para politikası için önemli olan ABD tarım dışı istihdam verisi, ağustosta 162 bin artışa işaret etti ve beklentilerin oldukça üzerinde geldi. Verinin ardından FED’den bu ayki toplantıda faiz artışı ihtimali %59,4’e kadar yükseldi.
4 HAFTALIK SERİ BİTTİ
Piyasalarda bu gelişmeler yaşanırken Borsa İstanbul’da BİST 100 endeksi bu hafta %-4,3 geriledi ve 14.012’den kapanış yaptı. SPK’nın fon düzenlemesinin ardından borsada hisse bazlı hareketlilik artarken, bu gelişmenin de fiyatlamalar üzerinde etkili olduğu ifade ediliyor.


Kanada Merkez Bankası, ülke tarihinde ilk kez Kral III. Charles’ın portresine yer verilen banknotu Ottawa’da düzenlenen törenle kamuoyuna tanıttı.
Yeni 20 dolarlık banknotun tanıtımı; Kanada Genel Valisi Louise Arbour, Kanada Merkez Bankası Başkanı Tiff Macklem ve Kanada Gelir İdaresi ile finans kuruluşlarından sorumlu Devlet Sekreteri Wayne Long’un katılımıyla 3 Eylül’de gerçekleştirildi.
Banknot, Kral Charles’ın 2022’de tahta çıkmasının ardından portresinin Kanada kâğıt parasına işlendiği ilk tasarım olma özelliğini taşıyor. Aynı zamanda 20 dolarlık banknot üzerinde 70 yılı aşkın sürenin ardından ilk kez yeni bir hükümdarın portresi yer alıyor.
Henüz piyasaya çıkmadı
Yeni banknotun piyasaya çıktığı yönündeki haberlerin aksine, Kanada Merkez Bankasının resmî açıklamasına göre para henüz dolaşıma girmedi. Kral Charles portreli 20 dolarlık banknotların Şubat 2027’nin sonundan itibaren kademeli olarak kullanıma sunulması planlanıyor.
Merkez Bankası, geçiş öncesinde finans kuruluşları, perakendeciler ve para işleme cihazı üreticileriyle birlikte çalışacak. Banknot sayma makineleri, ATM’ler, satış cihazları ve diğer nakit işleme sistemlerinin yeni paraya uyarlanması için gerekli hazırlıkların yapılacağı belirtildi.
![]()
Dikey ve ağırlıklı olarak yeşil tasarım
Polimerden üretilen yeni banknot, geleneksel yatay görünümün aksine dikey olarak tasarlandı. Kanada’nın dikey banknot serisinin ikinci üyesi olan yeni 20 dolarlık para, ağırlıklı olarak yeşil renk taşıyor. Serinin ilk dikey banknotunda, 10 dolarlık kupür üzerinde sivil haklar öncüsü Viola Desmond’un portresi bulunuyor.
Kral Charles’ın ön yüzdeki portresi, hükümdarın çevre ve sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarından esinlenen yaprak ve çiçek motifleriyle çevrelendi. Kanada’nın 10 eyaleti ile üç bölgesini temsil eden toplam 13 resmî çiçek amblemi de ön yüzde yer aldı.
Yerli halklar için anlam taşıyan bitkilere yer verildi
Banknotun iki tarafından da görülebilen yuvarlak şeffaf pencerede Kanada’nın yerli halkları açısından kültürel önem taşıyan dört bitki bulunuyor: yabani çilek, Batı kızıl sediri, örgülü tatlı çayır otu ve Arktik pamuk otu.
Bu bölümün tasarımı, Kanada Merkez Bankasının Yerli Danışma Çevresi ile yürütülen çalışmalar sonucunda hazırlandı. Görme engelli ve az gören kişilerin banknotu tanıyabilmesi amacıyla kabartmalı işaretler ve yüksek kontrastlı büyük rakamlar da kullanıldı.
![]()
Arka yüzde Vimy Anıtı korundu
Banknotun arka yüzünde Fransa’daki Kanada Ulusal Vimy Anıtı yer almaya devam ediyor. Anıt, Kanada askerlerinin savaşlardaki hizmet ve fedakârlıklarını simgeliyor. Tasarımda ayrıca Birinci Dünya Savaşı’nda hayatını kaybedenleri anmak amacıyla gelincik çiçeklerine yer verildi.
Kanada Maliye ve Ulusal Gelir Bakanı François-Philippe Champagne, tasarımın ülkenin anayasal geleneklerini, İngiliz Milletler Topluluğu’yla bağlarını ve Kanadalı askerlerin fedakârlıklarını yansıttığını söyledi.
Sahteciliğe karşı yeni güvenlik şeridi
Yeni banknotta Kanada parasında daha önce kullanılmamış güvenlik teknolojileri bulunuyor. Mor renkli güvenlik şeridindeki şekiller, banknot hareket ettirildiğinde dönüyor, biçim değiştiriyor ve titreşimli bir görünüm oluşturuyor.
Kanada Merkez Bankası Başkanı Tiff Macklem, yeni banknotu “çarpıcı, sembolik ve güvenli” olarak nitelendirerek, tasarımın Kanada’nın doğal güzelliklerini ve tarihini yansıttığını belirtti.

Bu hafta yatırım seçenekleri arasında gram altın yüzde 3,77 azalırken dolar yüzde 0,41 arttı.
The post Yatırımda haftalık tablo: Gram altın yüzde 3,77 düştü appeared first on #site_linkat 04.09.2026 .AA Finans'ın beklenti anketine katılan ekonomistler, bu ay Merkez Bankası'nın faizi yüzde 37'de sabit tutmasını bekliyor.
The post AA anketi: Ekonomistler faizin sabit tutulmasını bekliyor appeared first on #site_linkat 04.09.2026 .Altın, dolar, euro, borsa yatırımcısının yakından takip ettiği haftalık kazanç rakamları geldi. Bu hafta sadece döviz ve para piyasası fonları yatırımcısını zarar etmekten kurtardı.
Altın yatırımcısının diken üzerinde olduğu hafta da ondan daha çok kaybettiren yatırım aracı borsa oldu. Kazanını almayan 31 Ağustos 4 Eylül haftasında kardan bahsetilemezken zarar ettirmeyen yatırım araçları belli oldu.
Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 4,30 değer kaybetti.
BIST 100 endeksi, en düşük 13.876,66 puanı ve en yüksek 14.662,89 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 4,30 altında 14.012,42 puandan tamamladı.
Altının gram fiyatı yüzde 3,77 değer kaybetti.
Kapalıçarşı'da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 3,77 azalışla 6 bin 890 liraya indi.
Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 3,78 düşüşle 44 bin 952 liraya geriledi.
Geçen hafta sonu 11 bin 720 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 3,72 azalışla 11 bin 284 liraya geriledi.
Yatırım fonları bu hafta yüzde 1,77 değer kaybetti
Emeklilik fonları yüzde 1,31 değer kaybetti.
Euro /TL yüzde 0,05 değer kazandı.
Euro yüzde 0,05 yükselişle 56,2590 liraya çıktı.
Dolar/TL yüzde 0,41 değer kazındı.
Bu hafta ABD doları yüzde 0,41 artışla 48,4400 liraya çıktı.
Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıran yüzde 0,72 ile "Para Piyasası Fonları" oldu.

Erzincan’ın Üzümlü ilçesinde yaklaşık 200 yıllık bağlarda yetiştirilen coğrafi işaret tescilli Cimin Üzümü’nün hasadına başlandı. Üzümün kilosu marketlerde 200 liradan satışa sunuldu.
İlçede yüzyıllardır sürdürülen bağcılık geleneğinin önemli ürünlerinden Cimin Üzümü, üreticiler tarafından özenle toplanarak tüketicilerin beğenisine sunuluyor.
Siyah çekirdekli sofralık üzüm grubunda yer alan Cimin Üzümü, kendine özgü aroması ve mayhoş tadının yanı sıra diğer üzüm çeşitlerine göre daha düşük şeker oranıyla öne çıkıyor.
![]()
Üzümlü ilçesinde yaklaşık 10 bin dekar alanda üzüm yetiştiriciliği yapılırken, normal sezonlarda yıllık ortalama 6 bin ton Cimin Üzümü üretildiği belirtiliyor.
Üretimin önemli bölümü iç piyasada tüketilirken, ürüne Avrupa ve Orta Doğu ülkelerinden de talep geliyor.
Hasat döneminin başlamasıyla bağlarda yoğun çalışma yürütülürken, üreticiler sezonun verimli geçmesini umut ediyor.
![]()
Üreticilerden Muhammed Karakelle, hasat sezonunun başlamasıyla bağlarda yoğun mesai yaptıklarını söyledi.
Yıllık üretimin 5 ila 10 bin ton arasında değişebildiğini belirten Karakelle, Cimin Üzümü’nün kendine özgü tadı ve özellikleriyle diğer üzüm çeşitlerinden ayrıldığını ifade etti.
Karakelle, özellikle üzümün düşük şeker oranının ürünü farklı kılan özelliklerden biri olduğunu kaydetti.
Üreticilerden Mehmet Canbaba da Cimin Üzümü’nün coğrafi işaret tesciliyle bölgenin önemli tarımsal değerlerinden biri olduğunu belirtti.
Üzümün kendine has lezzetine dikkati çeken Canbaba, "Ne kadar yenirse yensin rahatsız etmiyor." dedi.
Yaklaşık iki asırlık bağlarda geleneksel yöntemlerle sürdürülen üretimin ürünü olan Cimin Üzümü, yeni hasat sezonuyla birlikte Erzincan’dan Türkiye’nin farklı bölgelerine ve yurt dışındaki tüketicilere gönderiliyor.

Küresel piyasalarda ons altın fiyatı bu hafta %-0,56 geriledi ve 4.430 dolardan kapanış yaptı. Ons, oldukça dalgalı geçen haftada en düşük 4.282 dolar ve en yüksek 4.511 doları test etti. Cuma kapanışı itibarıyla iki haftalık düşüş serisinin gerçekleştiği ons altın; 200 günlük ortalamanın bulunduğu 4.534 doların altında kaldı. Ancak fiyatların 4.340 dolardan geçen önceki düşüş trendinin üzerine dönüş yapması olumlu karşılandı.
Altın fiyatlarını etkileyen gelişmelere bakıldığında; petrol fiyatları, ABD verileri ve FED beklentileri öne çıktı. ABD-İran geriliminin yeniden çatışmalara dönmesi ile birlikte petrol fiyatı 95 doları aştı ve küresel tahvil faizleri yükseldi. Bu gelişme ile haftanın ilk yarısında ons altın 4.282 dolar ile son üç haftanın en düşük seviyesine geriledi.
Hafta ortasında FED Üyesi Waller’ın “güvercin” mesajları, 16 Eylül’deki kritik FED kararı öncesinde “faiz artışı olasılığını” düşürerek, altında güçlü tepki alımını tetikledi.
Cuma günü ABD’de tarım dışı istihdam verisinin 55 bin beklentiye karşı 162 bin kişi artması ise tabloyu yeniden tersine çevirdi. Son durumda piyasalar FED’den bu ay faiz artışı ihtimalini %60’a yakın bir oranla fiyatlıyor.
Bu arada altın yatırımcısının gözü gelecek hafta 11 Eylül Cuma günü açıklanacak ABD ağustos ayı TÜFE verisine çevrildi. Bu veri, FED’in 16 Eylül’deki faiz kararı öncesinde açıklanacak son rakam olarak dikkatle takip edilecek.
Ağustosta TÜFE’nin aylık bazda %0,4 artması ve yıllık enflasyonun %3,4’te sabit kalması bekleniyor. Bu tahminlerden daha yüksek bir veri gelmesi halinde “daha şahin FED” beklentisinin artabileceği ve bunun da kıymetli metaller üzerindeki baskıyı artırabileceği ifade ediliyor.
Analistler, ons fiyatında ocak-haziran düşüşünün ardından başlayan yükselişte, %23,6 FİBO seviyesine işaret eden 4.335 doların destek ve %38,2 FİBO noktasının bulunduğu 4.576 doları direnç olarak gösteriyor.
Öte yandan 50 günlük hareketli ortalamanın konumlandığı 4.285 dolar ve 200 günlük ortalamaya işaret eden 4.534 dolar seviyelerine de destek ve direnç olarak dikkat çekiliyor.
Bu arada spot piyasada işlem gören gram altın fiyatı da geçen hafta 6.647 TL-7.006 TL gibi geniş bir aralıkta dalgalandı. Hafta kapanışı ise %-0,12 değer kaybı ile 6.898 TL’den gerçekleşti. Gram fiyatında “hafta kapanışı” itibarıyla stabil görünüm öne çıktı.

ABD Hazine Bakanlığı, İran'a yönelik yaptırım politikasında yeni bir adım atarak Türkiye merkezli Golden Global Yatırım Bankası ve iştiraklerini yaptırım kapsamına aldı. Kararın ardından yazılı bir açıklama yayımlayan banka yönetimi, iddiaları kesin bir dille reddederek hukuki sürecin başlatılacağını duyurdu.
![]()
ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) tarafından 4 Eylül 2026 tarihinde yapılan açıklamada, İran Devrim Muhafızları Ordusu-Kudüs Gücü (IRGC-QF) için on milyonlarca dolarlık işlemin kolaylaştırıldığı öne sürüldü. Ekonomik Dışlama Operasyonu kapsamında alınan karara ilişkin detayları paylaşan Bakanlık, Golden Global Bank'ın İran rejiminin fonlarını uluslararası alanda hareket ettirmesine olanak sağlayan muhabir bankacılık hizmetleri sunduğunu iddia etti.
Kurumun açıklamasında, bankanın İran'ın liderlik ağı tarafından elde edilen petrol gelirlerinin Çin'den Türkiye'ye aktarılmasını ve daha sonra nakit ile altına dönüştürülmesini kolaylaştırmak amacıyla kurulduğu ileri sürüldü. Yaptırım kararı kapsamında, İstanbul merkezli Golden Global Varlık Kiralama A.Ş. ile Golden Global Portföy Yönetimi A.Ş. de listeye dahil edildi. Kararla birlikte, listelenen kuruluşların ABD'de bulunan tüm mal varlıklarının bloke edileceği ve bu kurumlarla işlem yapan yabancı finans kuruluşlarının ikincil yaptırımlarla karşılaşabileceği uyarısı yapıldı.
Yaptırım kararının ardından Golden Global Bank cephesinden resmi bir yalanlama geldi. Bankadan yapılan açıklamada, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'ndan alınan izinle 1 Haziran 2020 tarihinde faaliyetlerine başlandığı belirtilerek, "Kurulduğu yıldan bu yana yerel ve uluslararası bankacılık kural, teamül ve uyum hususlarında gerekli tüm hassasiyeti istisnasız bir şekilde yerine getirmiş olup tüm iç ve dış denetimlerden sorunsuz bir şekilde geçmiştir." denildi.
![]()
Haberlere mesnet teşkil edecek herhangi bir bankacılık işlemlerinin bulunmadığına dikkat çekilen açıklamada, "İlgili OFAC kararında adı geçen ve işlemlerine aracılık ettiğimiz iddia edilen kişi ve kurumlar, Bankamız müşterisi değildir. Bu kişi ve kurumlarla doğrudan ya da dolaylı hiçbir iş ve işlemimiz olmamıştır." ifadelerine yer verildi.
ABD'nin yaptırım kararına ilişkin itiraz ve hukuki süreçlerin en etkin şekilde yürütüleceğinin vurgulandığı açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
"Konu ile ilgili yerel ve uluslararası mevzuat kapsamında, tüm itiraz ve hukuki başvuru haklarımızı en etkin bir şekilde kullanarak gerçeklikten uzak iddia ve karara karşı en kısa sürede aksiyon alınacaktır.
Bununla birlikte, Bankamız tüm paydaşlarına karşı yükümlülüklerini yerine getirecek mali güce ve iradeye sahiptir."

TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapsamında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yürütücülüğünde bu yıl 3'üncüsü düzenlenen Nükleer Enerji Teknolojileri Tasarım Yarışması'nın final etkinliği, TENMAK'ın İstanbul Küçükçekmece'deki yerleşkesinde gerçekleştirildi.
Selçuk Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile yarışmacılarla bir araya geldi, onların sorularını yanıtladı.
TMRS Energy ile 1,5-2 yıldır küçük modüler reaktörlere yönelik çalışmalar yaptıklarını aktaran Selçuk Bayraktar, "Biz şöyle dedik: En azından ulaşabileceğimiz en yakın dağ hangisiyse ona ulaşalım. Burası bize en yakın alan. Buradan başlayalım, sizler de zamanla oralara uzanırsınız diye düşündük. Ben o kadar iddialıyım ki birkaç sene içinde küçük modüler reaktörleri yapabileceğimize inanıyorum. Bunun birkaç sene içinde gerçekleşeceğine inanıyorum." diye konuştu.
Bu çalışmayı yürüten ekipte bir kartopu etkisi olduğunu ve bunun büyüdüğünü anlatan Bayraktar, aynı zamanda bu alanda yapılan çalışmalara yönelik bir programın açıklandığını anımsattı.
![]()
Nükleer enerjiye yönelik çalışmaların bütün dünyada devlet kontrolünde yürütüldüğünü dile getiren Bayraktar, "Özellikle nükleer yakıtlar konusunda bu böyle. Biz inanıyoruz ki bir anlamda enerjideki bağımsızlığımızın önemli yapı taşlarından birisi küçük modüler reaktörler olacak. Büyük reaktörleri yapmamız çok zor olurdu. Bu, havacılıktaki kırılım gibi bir nokta aslında. Dünya da buna doğru ilerliyor ve nispeten bu dönüşümün başındayız." ifadelerini kullandı.
Bayraktar, bu alanda en önemli hususun insan kaynağı olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Arkadaşlar, yer altı zenginliğiniz de olmalı. Bu çok kıymetli ama o yer altı zenginliğini de alıp işleyecek insan gücünüz olmadıkça, değer zinciri oluşturmadıkça bir şey yapamıyorsunuz. Ben de konuya çok uzaktım. Ben elektronik mühendisiyim, robotik uzmanıyım. Nükleerin N'sinden anlamazdım. Sizlerle beraber, 47 yaşında adeta 20'li yaşlarıma tekrardan döndüm ve sıfırdan bambaşka bir alanı öğreniyorum. Ne diyor şair? 'Ben öyle bilirim ki yaşamak, berrak gökte çocuklar aşkına savaşmaktır.' Öyle bir hisle bu alanda da çalışıyoruz."
![]()
Minik İHA'ları geliştirme sürecinde çeşitli eleştirilerle karşılaştıklarını anımsatan Bayraktar, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Baykar, 20'nci senesinde bu alanda dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi. Türkiye, bu SİHA'larla hem terörün belini büktü hem de büyük bir teknolojik başarıyı dünyaya sergiledi ve sürekli inovasyon yaparak devam ediyor. Bu da böyle bir alan. Böyle baktığınızda sizlerle birlikte büyüyebilecek bir alan. Çünkü halihazırda 600 milyon insan enerjiye hiç ulaşamadığı gibi bir yandan da '(Bugün teknolojideki en büyük kırılım nedir?) diye sorsanız, tarihe bakacak olsak, matbaanın yaptığı şeyi yapacak olan şey nedir? Yapay zeka.' Yapay zekanın temel işleme parametresi nereye dayandırılıyor bugün itibarıyla? Enerjiye. Şayet enerjiniz yoksa bilgi işleme de sahip değilsiniz. Bilgi işlem yapamadığınızda tüm bu geliştireceğiniz teknolojilerin hiçbirini yapamayacaksınız demektir. Dolayısıyla enerji çok önemli bir noktada, önemli bir yere yerleşiyor. Bu yaptığınız çalışmalar hem insanlık adına hem de artan enerji talebinin karşılanması açısından çok önemli. Dünyada elektrik tüketimi geometrik şekilde artıyor. Dolayısıyla bu projenin, teknolojinin çok önemli olduğunu ve bize tarihi bir fırsat verdiğini düşünüyorum."
Çadırları gezerken, sunumlarını dinlerken gurur duyduğunu vurgulayan Bayraktar, "Bir mühendis evladı, bir mühendis abiniz olarak şunu ifade etmek isterim: Bizlerin bırakabileceği en büyük eser, ülkemizin ve medeniyetimizin önünü açacak çalışmaları yürütecek nesillerin önündeki engelleri kaldırmak olacaktır. Onların ufkunda, hayal dünyalarında engel tanımayan, engel tanımayacak bir ruh hali bırakmak olacaktır. " ifadelerini kullandı.
TEKNOFEST'in büyük bir özgüven devrimi olduğunu dile getiren Bayraktar, "Benim üniversitede olduğum zamanlarda böyle bir yarışma olacak ve bizler de bunları yapabileceğimizi düşüneceğiz. Açıkçası pek mümkün değildi. Ama artık her alanda dünyaya iddiasını yükseltebilecek, medeniyetimizin sesinin daha gür çıkarmasını sağlayacak bir kuşak geldi." dedi.
![]()
Bayraktar, TEKNOFEST'in 9'uncu yılında olduğuna, yurt dışında yapılan dahil olmak üzere 15'inci TEKNOFEST'i gerçekleştirdiklerine işaret ederek, şunları kaydetti:
"Bu yıl Şanlıurfa'da herkesi bekliyoruz. Güneydoğu'da, adeta medeniyetin doğduğu yerden TEKNOFEST meşalesi yükselecek. 1,6 milyon gencimiz, 54 farklı yarışmamıza başvurdu. Az önce Bakanım da ifade etti, en büyük ödüllü yarışmamız, en son katılan yarışmamız nükleer enerji yarışmamız. Toplam 23 milyon lira ödülü ve 15 milyon lira akademik teşvik ödülü var. Bu alanın önem sıralamasında nerede olduğunu buradan görebilirsiniz. Tabii Sayın Bakanımız artırırsa, çıtayı daha da yukarı çekecekse onu biz bilemeyiz. Bu, bir anlamda Baykar olarak bizim getirdiğimiz nokta. Elbette daha da iyi olacak inşallah. Geometrik bir artış görüyoruz."
Nükleer enerjide kilogram başına düşünüldüğünde diğer enerjilerden 2 milyon kat daha büyük bir enerji yoğunluğuna işaret eden Bayraktar, "Bu, ülkemizin ve medeniyetimizin her yönüyle ihtiyaç duyduğu bir güç. Sizler de bir anlamda bizlerin bağımsızlığı, milletimizin ve medeniyetimizin bağımsızlığı adına, dünyada enerjiye ulaşamayan 600 milyon insan adına bu enerjinin anahtarlarını, paradigma dönüşümüyle birlikte SMR'lerde yaşanan gelişmeler sayesinde açacaksınız." değerlendirmesinde bulundu.
![]()
Selçuk Bayraktar, TEKNOFEST'e katılan gençlerin gelişimine ilişkin şunları söyledi:
"1,5 yıl bizim için net bir kazanım sağlıyor. Bunu geçenlerde de istişare ettik. Yeni başlayan bir mühendis yaklaşık 1,5-2 senede kazanılabilecek deneyimi TEKNOFEST'te edinebiliyor. Öğrenci, takım oyunuyla, kendi bütçesini oluşturarak, sabahlara kadar çalışarak, bir şeyi kendi elleriyle inşa etmenin ne demek olduğunu, bunun bedelini ödeyerek ve tüm toplumun önünde sergileyerek öğrenmiş oluyor. Başka bir projede çalışacak olsa belki 2 senede öğreneceği bütün o yolu TEKNOFEST'te geçmiş oluyor."
Teknoloji alanındaki yarışın yoğun olduğu bu dönemde TEKNOFEST'te edinilen kazanımların çok kıymetli olduğunu dile getiren Bayraktar, "Çünkü düşünün, iki marka arasındaki teknolojik yarışta biri diğerine en fazla 2 sene fark atabiliyor. Telefonlardaki yarışı düşünün. Bilgi çok hızlı yayılıyor ve 2 senelik teknolojik üstünlük üzerinden bütün ticari sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Teknolojik rekabette aradaki fark çok az olabiliyor. Biz bunun çok büyük faydasını gördüğümüzü değerlendiriyoruz." dedi.
Bayraktar, herkesi 30 Eylül ve 4 Ekim tarihleri arasında Şanlıurfa'da gerçekleştirilecek TEKNOFEST 2026'ya davet etti.

Donald Trump, ABD Merkez Bankası'na (Fed) yönelik faiz indirim baskısını sert bir dille yineledi. Cuma günü yaptığı açıklamada, Fed'in faiz oranlarını düşürmemesi durumunda ABD'nin dış ticaret açığı verdiği ülkelerle ticari ilişkileri askıya alacağını belirten Trump, durumu şu sözlerle özetledi:
"Yüksek faiz oranları ABD'yi çok adaletsiz bir dezavantaja sokuyor ve bunun olmasına izin vermeyeceğim!"![]()
ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu'nun (BLS) ağustos ayı istihdam verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesinin ardından, piyasalarda Fed'in faiz artırabileceği yönündeki beklentiler güçlenmişti. Bu gelişme üzerine kendine ait sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yeni bir açıklama yapan Trump, küresel ticareti hedef alan şu ifadeleri kullandı:
"Dünyadaki tüm ülkeler arasında en düşük faiz oranına sahip olmalıyız... Faizi düşürün, yoksa açık verdiğimiz ülkelerle ticareti durduracağım."
Trump'ın hedef aldığı ve ABD'nin en yüksek mal ticareti açığı verdiği ülkelerin başında Asya, Kuzey Amerika ve Avrupa ülkeleri geliyor. İmalat, otomotiv ve elektronik tedarik zincirlerinin merkezinde yer alan bu ülkeler ve öne çıkan sektörler şu şekilde sıralanıyor:
Çin: Elektronik, tüketim malları ve makine ithalatı nedeniyle ABD'nin en büyük ticaret açığını verdiği ülke konumunda bulunuyor.
Meksika: Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması ve üretimin yakın ülkelere kaydırılması eğilimi sebebiyle otomotiv ve imalat sanayisinde yüksek açık veriliyor.
Kanada: Enerji, hammadde ve otomotiv ticareti ön plana çıkıyor.![]()
Almanya: Otomotiv, endüstriyel makine ve kimya ürünleri ithalatı açıkta büyük pay sahibi.
Japonya ve Güney Kore: Otomotiv, batarya teknolojileri, yarı iletken ürünler ve hassas makine ticareti ağırlıklı bir açık tablosu çiziyor.
İrlanda: Dev Amerikan ilaç ve medikal firmalarının üretim merkezlerine ev sahipliği yapması nedeniyle ilaç ve kimya ithalatında açığı yükseltiyor.![]()

Yeni sezona 1 Eylül'de "Vira Bismillah" diyerek başlayan Karadenizli balıkçılar, sezon öncesinde sinyallerini veren palamut bolluğunu yaşamaya başladılar.
![]()
1 Eylül'de adedi 150 TL'den satılan palamutlar dün 100 TL, bugün ise 80 TL'den satılıyor. Vatandaşlar sabahın erken saatlerinden itibaren balıklara ilgi gösterirken, mezgit, barbun, istavrit ve çinakop gibi mevsim balıkları da oldukça ucuz fiyatlardan satışa konuluyor.
![]()
Palamuttaki bolluğun fiyatlara da olumlu yansıdığını ifade eden balık satıcısı Onurcan Köse, "Bugün balık bol çıktı. Palamudun tanesini 80 TL'den, 4 tane alırsan 300 TL'den satıyoruz. O zaman da tanesi 75 TL'ye geliyor. Palamutlar da çok küçük değil. 400 gramdan başlıyor. İlk gün aynı parayla bir palamut alabiliyorken bugün ise 2 palamut alabiliyorsun. Ayrıca hamsi, barbun ve mezgidin kilosu 100 TL, istavritin kilosu ise 80 TL. Bu paralara bence balık bedava. Bence balık fiyatları daha düşmeyebilir. Mazotun litre fiyatına göre balık fiyatları oldukça ucuz seyrediyor" dedi.
Vatandaşlar da balık fiyatlarının güncel ekonomiye göre gayet uygun olduğunu dile getirdiler. Fiyatların ucuz olduğunu, balık daha da bollaşırsa palamudun adedinin 50 TL'ye kadar düşebileceğini ifade eden vatandaşlar, mezgit, barbun ve istavritin de fiyatının oldukça ucuz olduğunu belirttiler.
![]()

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, TEKNOFEST 2026 kapsamında TENMAK Çekmece Yerleşkesi'nde bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Nükleer Enerji Teknolojileri Tasarım Yarışması’nın final gününde yaptığı açıklamada; TR-2 Araştırma Reaktörü ile ilgili gelişmeyi duyurdu.
Finale kalan takımların tasarım sunumlarını dinleyen Bakan Bayraktar, gençlerin sorularını da yanıtladı. Programa TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı ve T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar da iştirak etti.
![]()
Bakan Bayraktar, kızılelmanın enerjide Türkiye'yi bağımsız kılmak olduğunu söyledi. Nükleer enerjinin önemine vurgu yapan Bakan Bayraktar, bu alanda değer zinciri oluşturmak gerektiğine dikkat çekerek, “Madeninden yakıtına ve yakıtından nihai olarak bu teknolojiyi üretmeye kadar gittiğinizde dışa bağımlılığı azaltarak, ithal kömürden veya ithal doğalgazdan elektrik üretmek yerine kendi kaynağımızla ürettiğimiz zaman dışa bağımlılığa çok büyük bir çözüm getirecek.” dedi.
Bakan Bayraktar, “Sinop'taki ve Trakya’da kurmayı düşündüğümüz reaktörler ve küçük modüler reaktörlerle birlikte Türkiye'nin nükleer alanı en hızlı büyüyecek, en büyük alanlardan bir tanesi olacak.” dedi. Bakan Bayraktar, Türkiye’nin nükleer enerjide 20 bin megavatlık kapasiteye ulaşmayı hedeflediğini de ifade etti.
![]()
Bakan Bayraktar, TR-2 Araştırma Reaktörü’nün yeniden lisanslandığını da açıkladı. Bakan Bayraktar, “TR-2 Araştırma Reaktörümüz yeniden lisanslandı. Çok uzun bir aradan sonra ve inşallah çok kısa bir zaman içerisinde burada artık yeniden nükleer araştırmalar, testler yapılacak. Artık teorik çalışmalarımızın neticelerini laboratuvarda, araştırma tesislerinde görme şansımız olacak.” diye konuştu.
TEKNOFEST ailesinin büyüdüğünü söyleyen Bakan Bayraktar, “TEKNOFEST bütün Türkiye'de büyüyor. Nükleer teknoloji yarışmaları da büyümeye devam ediyor. Geçen sene iki ülkeden 87 takım vardı, bu sene 9 ülke, 192 takım var” dedi. TEKNOFEST’in Türkiye’nin en önemli uluslararası markalarından biri olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, “Farkındalığı artırma açısından da gençlerimizi motive etme açısından da çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Restorasyonlarını tamamlayarak kültür mirasımıza kazandırdığımız tarihi köprülerin sayısı 532'ye ulaştı. 48 tarihi köprünün de restorasyon çalışmalarına devam ediyoruz." dedi.
Bakan Uraloğlu, Menemen ilçesinde aslına uygun biçimde restore edilen Tarihi Gediz Köprüsü'nün açılış töreninde, Anadolu'nun binlerce yıllık medeniyet izlerini taşıyan bir açık hava müzesi olduğunu ifade etti.
Yalnızca ülkenin ulaşım altyapısını inşa etmediklerini, bu toprakların hafızasını da koruduklarını dile getiren Uraloğlu, şöyle konuştu:
"Tarihi yapıları aslına uygun ihya ederek gelecek nesillere aktarmak için çalışıyoruz. Bugüne kadar Sangarios, Hıdırlık, Malabadi, Kızılin, Taşköprü, Osmancık Koyunbaba ve Diyarbakır Ongözlü gibi ülkemizin birçok noktasındaki tarihi köprülerimizi restore ettik ve kültür mirasımıza kazandırdık. Restorasyonlarını tamamlayarak kültür mirasımıza kazandırdığımız tarihi köprülerin sayısı 532'ye ulaştı. 48 tarihi köprünün de restorasyon çalışmalarına devam ediyoruz. Bugün açılışını yaptığımız Tarihi Gediz Köprüsü'nü de bu kararlı yürüyüşe ekleyerek, hem teknik hem de manevi ba
kımdan anlamlı duraklarından birini daha milletimizin hizmetine sunuyoruz."
Köprünün teknik detaylarına değinen Uraloğlu, yapının 166,5 metre uzunluğa, 6,7 metre genişliğe ve 5 açıklığa sahip olduğunu, üstten betonarme kemer sistemiyle inşa edildiğini söyledi.
Güzergah değişikliğinin ardından yapının Yanıkköy, Doğa ve Belen köylerine hizmet verdiğini belirten Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürlüğünce yürütülen kapsamlı güçlendirme, restorasyon ve aydınlatma çalışmalarıyla köprünün yeniden işlevsel kimliğine kavuşturulduğunu ifade etti.
Bakan Uraloğlu, son 24 yılda İzmir'in ulaşım ve iletişim altyapısına yaklaşık 349 milyar lira yatırım yapıldığını, bölünmüş yol uzunluğunun 431 kilometreden 1000 kilometreye, bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol uzunluğunun ise 366 kilometreden 1017 kilometreye çıkarıldığını anlattı.
İzmir-İstanbul Otoyolu ile seyahat süresinin 8,5 saatten 3,5 saate indirildiğini hatırlatan Uraloğlu, yapımı etaplar halinde süren İzmir-Ankara Yüksek Hızlı Tren projesi tamamlandığında seyahat süresinin 3,5 saate düşeceğini dile getirdi.
İzmir Valisi Süleyman Elban da son 24 yılda kara yolu yatırımlarında büyük adımlar atıldığını, Türkiye'nin bölünmüş yol ağının 30 bin kilometreyi aştığını belirterek, bu projelerin yanı sıra tarihi ve kültürel değeri bulunan eserlerin de ayağa kaldırıldığını söyledi.
Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen, üstten betonarme kemer sistemiyle inşa edilen köprüde kemer, tabliye, gergi, rüzgar kirişleri ve ayaklarda onarım ile güçlendirme yapıldığını, yapının özgün karakteri korunarak geleceğe taşındığını ifade etti.
Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan da 1935 yılında dönemin Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya ve dönemin İzmir Valisi Kazım Dirik'in girişimleriyle hizmete açılan köprünün ilçe tarihi açısından taşıdığı öneme dikkati çekti.
Törende, AK Parti İzmir milletvekilleri Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Yaşar Kırkpınar ve Mahmut Atilla Kaya ile MHP Genel Sekreter Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu da konuşma yaptı.
Tarihi Gediz Köprüsü, dua okunmasının ardından kurdele kesilerek hizmete açıldı.

BIST 100 endeksi, önceki kapanışa göre 79,95 puan artarken, toplam işlem hacmi 190,1 milyar lira oldu.
Bankacılık endeksi yüzde 0,77, holding endeksi yüzde 0,93 değer kazandı.
Sektör endeksleri arasında en çok kazandıran yüzde 2,91 ile finansal kiralama faktoring, en fazla kaybettiren ise yüzde 2,08 ile bilişim oldu.
Küresel piyasalar, ABD'de güçlü gelen istihdam verilerinin faiz artışı beklentilerini yeniden canlandırmasıyla karışık bir seyir izliyor.
ABD'de tarım dışı istihdam ağustosta 162 bin kişi artarak beklentilerin üzerinde gerçekleşirken, işsizlik oranı değişim göstermeyerek yüzde 4,1 seviyesinde kaldı.
Analistler, haftaya yurt içinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) faiz kararı, cari denge, piyasa katılımcıları anketi, yurt dışında ise ABD'de enflasyon Euro Bölgesi'nde büyüme verileri başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.100 ve 14.200 puanın direnç, 13.900 ve 13.800 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.

Emekli aylığını başka bankaya taşımayı düşünenler, Eylül 2026 kampanyalarını yan yana koyarak karar vermeye çalışıyor.
Bankalar, maaşı belli bir süre kendi hesaplarından alma sözü karşılığında maaş dilimine göre nakit ödüyor; aynı anda kart, fatura talimatı veya başka ürünlerle paketi şişirebiliyor.
![]()
Bankalar sadece “en yüksek rakamı” değil, koşulsuz nakit tutarı ve ek ürün şartını da farklı kuruyor. ING’de 32.000 TL’lik paketin 15.000 TL’si nakit; Şekerbank’ta 20.000 TL ve üzeri maaşa temel nakit 12.000 TL, kalanı ürün kullanımına bağlı.
Şekerbank’ın ardından ING 32 bin TL, Yapı Kredi ve DenizBank ise 30 bin TL’ye kadar toplam promosyon fırsatı sunuyor. Garanti BBVA ve İş Bankası’nda toplam ödeme 25 bin TL’ye kadar çıkarken, Akbank ve QNB’de 20 bin TL’ye varan promosyon bulunuyor.
![]()
AKBANK'TAN 15 BİN TL'YE VARAN PROMOSYON
Akbank, 1-30 Eylül 2026 tarihleri arasında emekli maaşını bankaya taşıyan veya mevcut promosyon taahhüdünü yenileyen müşterilerine maaş tutarına göre 15 bin TL'ye kadar nakit promosyon sağlıyor.
3 yıl boyunca maaşını Akbank'tan alma taahhüdü karşılığında verilen promosyon tutarları şöyle:
*0-9.999 TL maaş: 6.250 TL
*10.000-14.999 TL maaş: 10.000 TL
*15.000-19.999 TL maaş: 12.500 TL
*20.000 TL ve üzeri maaş: 15.000 TL
Başvurular Akbank Mobil ve müşteri iletişim merkezi üzerinden şubeye gitmeden gerçekleştirilebiliyor.
![]()
ALBARAKA TÜRK'TE TOPLAM ÖDEME 30 BİN TL'YE ULAŞIYOR
Albaraka Türk, eylül ayında emekli maaşını taşıyan müşterilerine maaş seviyesine göre 20 bin TL'ye kadar promosyon sunuyor.
İki otomatik fatura ödeme talimatı verilmesi durumunda ise ek ödül fırsatı bulunuyor.
Temel ve ek ödüllerle birlikte maaş gruplarına göre toplam tutarlar şöyle:
*0-9.999 TL: 9.700 TL
*10.000-14.999 TL: 14.700 TL
*15.000-19.999 TL: 18.000 TL
*20.000 TL ve üzeri: 21.400 TL
Referans kampanyası kapsamında bankaya yönlendirilen her yeni emekli maaş müşterisi için 1.075 TL, toplamda ise 8.600 TL'ye kadar ödül veriliyor.
Böylece en yüksek maaş grubunda toplam ödül 30 bin TL'ye kadar çıkabiliyor.
![]()
DENİZBANK'TA ÖDEME 30 BİN TL'YE KADAR ÇIKIYOR
DenizBank, emekli maaşını taşıyan müşterilerine 12 bin TL'ye kadar standart nakit promosyonun yanı sıra çeşitli ürün ve hizmetlerin kullanılması halinde ek ödeme imkanı sunuyor.
Maaş tutarına göre toplam promosyon ödemeleri şu şekilde:
*0-9.999 TL: 20.000 TL
*10.000-14.999 TL: 24.000 TL
*15.000-19.999 TL: 27.000 TL
*20.000 TL ve üzeri: 30.000 TL
Ek promosyondan yararlanabilmek için Kredili Mevduat Hesabı, iki otomatik fatura ödeme talimatı ve aktif kredi kartı kullanımı gibi şartların yerine getirilmesi gerekiyor.
![]()
ZİRAAT BANKASI'NDA 12 BİN TL'YE VARAN PROMOSYON
Ziraat Bankası, SGK kapsamında emekli maaşını bankadan alan müşterilerine maaş tutarına göre 12 bin TL'ye kadar promosyon ödüyor.
Maaş gruplarına göre promosyonlar şöyle:
*0-9.999 TL: 5.000 TL
*10.000-14.999 TL: 8.000 TL
*15.000-19.999 TL: 10.000 TL
*20.000 TL ve üzeri: 12.000 TL
![]()
ŞEKERBANK'TA TOPLAM ÖDEME 35 BİN TL
Şekerbank'ın eylül kampanyasında nakit promosyonun yanı sıra vadesiz hesap, kredi kartı, sigorta, Kredili Mevduat Hesabı ve otomatik fatura talimatlarına bağlı ek ödüller yer alıyor.
Maaş tutarına göre toplam ödeme seçenekleri şöyle:
*0-9.999 TL: 23.000 TL
*10.000-14.999 TL: 26.000 TL
*15.000-19.999 TL: 32.000 TL
*20.000 TL ve üzeri: 35.000 TL
Kampanyanın sunduğu ek ödemelerden yararlanmak için belirlenen ürün ve hizmet koşullarının karşılanması gerekiyor.
![]()
İŞ BANKASI'NDA 25 BİN TL'YE VARAN FIRSAT
İş Bankası, 1-30 Eylül 2026 tarihleri arasında emekli maaşını bankaya taşıyan veya mevcut promosyon taahhüdünü yenileyen SGK emeklilerine 15 bin TL'ye kadar nakit promosyon veriyor.
Bunun yanında belirli kampanyalardan yararlanılması halinde 10 bin TL'ye kadar ek promosyon ve ödül fırsatı bulunuyor.
İlk kez iki otomatik fatura ödeme talimatı veren müşterilere 1.000 TL MaxiPuan, ilk kez bireysel kredi kartı başvurusu yapıp gerekli harcama koşulunu karşılayanlara ise 9.000 TL MaxiPuan sunuluyor.
HALKBANK VE VAKIFBANK'TA 12 BİN TL'YE KADAR
Halkbank ve VakıfBank, SGK emeklilerine maaş tutarına göre 5 bin TL ile 12 bin TL arasında değişen promosyon ödemeleri sunuyor.
VakıfBank'ta 3 yıl boyunca maaşını bankadan alma taahhüdü veren emekliler için promosyonlar şöyle:
*10.000 TL'ye kadar: 5.000 TL
*10.000-15.000 TL: 8.000 TL
*15.000-20.000 TL: 10.000 TL
*20.000 TL ve üzeri: 12.000 TL
Halkbank'ta da maaş tutarına göre 12 bin TL'ye kadar promosyon ödemesi bulunuyor.
GARANTİ BBVA'DA TOPLAM ÖDÜL 25 BİN TL'YE ÇIKIYOR
Garanti BBVA, emekli maaşını bankadan alan müşterilerine 15 bin TL'ye kadar nakit promosyon sağlıyor.
Bonus Kart veya Paracard ile yapılan harcamalar, Avans Hesap kullanımı ve yeni sigorta poliçesi gibi ürünlerle toplam ödül tutarı 25 bin TL'ye kadar ulaşabiliyor.
TÜRKİYE FİNANS'TA TOPLAM FIRSAT 32 BİN TL
Türkiye Finans, emekli maaşını bankaya taşıyan müşterilerine maaş tutarına göre 27 bin TL'ye kadar nakit promosyon ve bonus sunuyor.
Ayrıca emekli yakınlarını bankaya yönlendiren müşterilere 5 bin TL'ye kadar nakit ödül fırsatı bulunuyor.
Maaş tutarına göre toplam promosyon ve bonus tutarları şöyle:
*9.999 TL ve altı: 18.000 TL
*10.000-14.999 TL: 23.500 TL
*15.000-19.999 TL: 27.000 TL
*20.000 TL ve üzeri: 32.000 TL

Konya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, İmza törenine Konya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Önder Çiftci ve ASELSAN Konya Genel Müdürü Serhan Özsoy katıldı.
Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi mezunlarına yönelik programda katılımcılar, eğitim hayatında edindikleri bilgi ve becerileri ASELSAN Konya bünyesinde uygulama ve geliştirme imkanı bulacak.
Çiftci, iş birliğine ilişkin, "İŞKUR olarak iş gücü piyasasının ihtiyaçlarına uygun nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesine ve özellikle gençlerimizin çalışma hayatına daha güçlü şekilde hazırlanmasına önem veriyoruz." ifadesini kullandı.
Özsoy ise protokole ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
"Nitelikli insan kaynağı, sürdürülebilir üretimin temelidir. İŞKUR ile imzaladığımız protokolle gençlerimizin mesleki deneyim kazanmalarını ve savunma sanayiimizin gerektirdiği yetkinlikleri geliştirmelerini hedefliyoruz. Bu yaklaşımımız, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı bünyesinde yürütülen 'Milli Yetkinlik Hamlesi Projesi'nin mesleki ve teknik eğitime yönelik stratejik hedefleriyle de örtüşüyor."

ABD ile İran arasında yeniden tırmanan gerilim ve Ukrayna’nın Rusya’daki petrol rafinerilerini hedef alan saldırıları, küresel petrol piyasalarında arz endişelerini artırdı.
Motorine gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere 7,72 TL, benzine ise 2,48 TL zam yapıldı.
Pompa fiyatlarına yansıyan bu artışın ardından özellikle motorin fiyatları büyükşehirlerde rekor seviyelere ulaştı. Ankara ve İzmir’de motorinin litre fiyatı 90 TL bandını yakalarken, İstanbul’da da 90 lira sınırına dayandı.
Zammın ardından üç büyükşehirde güncel akaryakıt fiyatları netleşti.
İstanbul’un Avrupa Yakası’nda benzinin litre fiyatı 76,92 TL’ye, motorin ise 88,88 TL’ye yükselirken; Anadolu Yakası’nda benzin 76,77 TL’den, motorin ise 88,76 TL’den satılmaya başladı.
Ankara’da benzinin litresi 77,87 TL, motorin ise 90,00 TL olurken; İzmir’de benzin 78,15 TL’ye, motorin ise 90,27 TL’ye ulaştı.

Piyasaların günlerdir merakla beklediği ABD'nin tarım dışı istihdam verileri açıklandı.
ABD'de tarım dışı istihdam ağustosta 162 bin kişi artarak beklentilerin üzerinde gerçekleşirken, işsizlik oranı değişim göstermeyerek yüzde 4,1 oldu.
Çalışma Bakanlığı verilerine göre, ABD, ağustos ayında 162 bin istihdam kaydetti. Piyasa beklentisi istihdamın 85 bin kişi artması yönündeydi.
Temmuz ayında tarım dışı istihdam değişimi 23 bin kişilik düşüş olarak açıklanmıştı. Temmuz ayına ilişkin veri 21 bin kişilik düşüş olarak revize edildi.
ABD'de geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 7,8 olarak gerçekleşti. Önceki veri yüzde 8,3 seviyesindeydi.
Verinin adından Fed için eylülde faiz artırma ihtimali CME FedWatch göstergesinde 10 puan artarak yüzde 49'dan yüzde 59'a yükseldi.
Dolar endeksi (DXY) de verinin açıklanmasıyla 99,015 seviyesinden 99.35 seviyesine fırlarken dolarla ters korele olan ons altında da gerileme görüldü.
ALTININ ONS FİYATI 100 DOLAR BİRDEN DÜŞTÜ!
Ons altın fiyatı ABD tarım dışı istihdam verisinin beklentinin üzerinde gelmesi sonucu 100 dolar birden düşüş kaydederek 4.470 dolar seviyelerinden 4.370 seviyelerine kadar indi.

Rekabet Kurumu, 10 Mart 2025 tarihinde aralarında BİM, Migros ve ŞOK'un da bulunduğu çeşitli perakende şirketleri ve tedarikçiler hakkında iki ayrı soruşturma başlatmıştı. Şirketlerin rekabet kurallarını ihlal edip etmediği incelenen soruşturma tamamlandı. BİM, Migros VE ŞOK'tan soruşturmayla ilgili peş peşe KAP'a açıklama yapıldı.
BİM'E 67.2 MİLYON LİRA CEZA
BİM tarafından yapılan KAP açıklamasında, soruşturmalardan birinde şirketin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesini ihlal etmediğine karar verildiği ve bu dosyada idari para cezası uygulanmadığı bildirildi.
Diğer soruşturma ise uzlaşma usulüyle sonlandırıldı. BİM'in ödeyeceği idari para cezası 67 milyon 217 bin 829,62 TL olarak belirlendi. Şirket yüzde 25 erken ödeme indiriminden yararlanması halinde 50 milyon 413 bin 372 TL ödeme yapacak.
MİGROS'UN CEZASI 48.4 MİLYON TL
Migros Ticaret de KAP üzerinden soruşturmanın sonuçlandığını duyurdu. Şirkete tebliğ edilen ceza 48 milyon 443 bin 775,31 TL oldu. Migros'un yüzde 25 erken ödeme indiriminden yararlanarak ödeyeceği tutar ise 36 milyon 332 bin 831,48 TL.
ŞOK'A 39,9 MİLYON TL CEZA
ŞOK Marketler'in KAP açıklamasına göre ise iki soruşturmadan birinde şirketin kanunun 4. maddesini ihlal etmediğine karar verildi ve ceza uygulanmadı.
Diğer soruşturma kapsamında uzlaşma yoluna gidilirken, ŞOK'un ödeyeceği tutar 39 milyon 910 bin 27,96 TL olarak belirlendi. Yüzde 25 erken ödeme indirimiyle bu rakam 29 milyon 932 bin 520,97 TL'ye düşecek.
ÜÇ MARKETİN TOPLAM CEZASI 155,5 MİLYON TL
Böylece BİM, Migros ve ŞOK'a tebliğ edilen toplam ceza yaklaşık 155,6 milyon TL oldu. Üç şirketin de yüzde 25 erken ödeme indiriminden yararlanması durumunda kasadan çıkacak toplam tutar ise yaklaşık 116,7 milyon TL olacak.
Soruşturmaların tamamlanmasıyla birlikte zincir marketler açısından uzun süredir devam eden süreç de sona ermiş oldu.



İngiltere’de çalışanlarına Ulusal Asgari Ücret’in altında ödeme yaptığı tespit edilen yüzlerce şirket “kara liste”ye konarak kamuoyuna ilan edildi.
İş Dünyası, İnovasyon, Bilim ve Ticaret Bakanlığı ile yeni kurulan Adil Çalışma Kurumu’nun 3 Eylül’de yayımladığı listede perakende, restoran, konaklama, sağlık, sosyal bakım ve çocuk bakımı gibi sektörlerde faaliyet gösteren 658 işveren bulunuyor.
HM Gelir ve Gümrük İdaresi’nin (HMRC) denetimleri sonucunda, 27 binden fazla çalışana yaklaşık 4 milyon sterlinlik ücret farkı geri ödendi. Kuralları ihlal eden işverenlere ayrıca toplam 7 milyon sterlin para cezası uygulandı.
Hükümetin açıklamasında ücret farklarının “faiziyle” ödendiğine ilişkin özel bir ifade bulunmuyor. Bu nedenle ödemenin, çalışanlara yasal olarak hak ettikleri ücret farklarının iadesi şeklinde belirtilmesi daha doğru.
![]()
Listenin başında B&Q var
Ülkenin en büyük yapı market zincirlerinden B&Q Limited, toplam eksik ödeme miktarı bakımından listenin ilk sırasında yer aldı.
Resmî verilere göre şirket, 4 bin 530 çalışanına toplam 456 bin 934 sterlin 72 peni eksik ödeme yaptı.
B&Q, ihlalin kasıtlı olmadığını ve saatlik asgari ücrete ek olarak ödenen coğrafi bölge ödeneklerinin hesaplanmasındaki hatadan kaynaklandığını açıkladı. Şirket, etkilenen çalışanların tamamına eksik tutarların Temmuz 2025’te ödendiğini bildirdi.
Listenin ikinci sırasında bulunan özel sağlık kuruluşu Elysium Healthcare Holdings 3 Limited’in ise bin 95 çalışanına toplam 330 bin 48 sterlin 81 peni eksik ödeme yaptığı belirlendi.
![]()
Five Guys: Bordro kurallarının uygulanmasında teknik farklılık
Burger zinciri Five Guys JV Limited, çalışan sayısı bakımından en büyük ihlallerden biriyle listeye girdi. Şirketin 3 bin 699 çalışanına toplam 54 bin 642 sterlin 47 peni eksik ödeme yaptığı açıklandı.
Five Guys, HMRC incelemesinin ardından bordro mevzuatının uygulanmasında “teknik farklılıklar” tespit edildiğini bildirdi. Şirket, yaklaşık 330 milyon sterlinlik toplam bordro içinde 55 bin sterline yakın açık oluştuğunu, mevcut ve eski çalışanlara yapılması gereken bütün ödemelerin tamamlandığını belirtti.
NHS vakıfları da listede
Kamu sağlık kuruluşlarının da listede bulunması dikkati çekti. St George’s, Epsom and St Helier Hospital Group’un 75 çalışanına 123 bin 331 sterlin 97 peni, St George’s University Hospitals NHS Foundation Trust’ın ise 55 çalışanına 77 bin 498 sterlin 91 peni eksik ödeme yaptığı kayıtlara geçti.
Norfolk Community Health and Care NHS Trust da 105 çalışanına toplam 19 bin 948 sterlin 21 peni eksik ödeme yaptığı gerekçesiyle listenin 34’üncü sırasında yer aldı. Liverpool University Hospitals NHS Foundation Trust için ise 19 çalışanı kapsayan 13 bin 37 sterlin 89 penilik ücret açığı bildirildi.
St George’s, Epsom and St Helier Hospital Group, personelin brüt maaşının asgari ücretin üzerinde olduğunu; ihlalin çocuk bakımı gibi bazı harcamalar için kullanılan maaştan kesinti sisteminin asgari ücret hesaplamasında teknik olarak farklı değerlendirilmesinden kaynaklandığını savundu. Kurum, uygulamanın daha sonra değiştirildiğini açıkladı.
En yüksek 10 ücret açığı
Hükümet listesinin ilk 10 sırasında şu işverenler bulunuyor:
1. B&Q Limited: 4.530 çalışan – 456.934,72 sterlin
2. Elysium Healthcare Holdings 3 Limited: 1.095 çalışan – 330.048,81 sterlin
3. St George’s, Epsom and St Helier Hospital Group: 75 çalışan – 123.331,97 sterlin
4. Support Staff Services Limited: 323 çalışan – 119.715,13 sterlin
5. Forest Holidays Limited: 598 çalışan – 100.308,68 sterlin
6. St George’s University Hospitals NHS Foundation Trust: 55 çalışan – 77.498,91 sterlin
7. Lanes Group Limited: 297 çalışan – 67.893,34 sterlin
8. UK Care Team Ltd: 99 çalışan – 67.082,76 sterlin
9. Five Guys JV Limited: 3.699 çalışan – 54.642,47 sterlin
10. Merlin Cinemas Limited: 181 çalışan – 50.198,75 sterlin
Rakamlar, hükümetin yayımladığı 24’üncü dönem işveren listesinden alındı.
Her ihlal kasıtlı ücret gaspı anlamına gelmiyor
Bir şirketin listede yer alması, çalışanlara sözleşmede açıkça asgari ücretin altında saatlik ücret verildiği veya ihlalin mutlaka kasıtlı olduğu anlamına gelmiyor.
Zorunlu kıyafet masraflarının maaştan düşülmesi, vardiya öncesi ve sonrasındaki çalışma süresinin hesaba katılmaması, maaştan fedakârlık uygulamaları, bölgesel ödenekler ve yaş değişikliğinin ardından yeni ücret oranının bordroya zamanında yansıtılmaması da çalışanın fiilî saatlik kazancını yasal sınırın altına indirebiliyor. Ancak hükümet, hata kasıtlı olmasa bile doğru ödeme yapılmasından işverenin sorumlu olduğunu vurguluyor.
Açıklanan listede ihlallerin hangi tarihler arasındaki ödemeleri kapsadığına ilişkin toplu bir dönem bilgisi verilmedi.
Asgari ücret saatte 12,71 sterlin
İngiltere’de 1 Nisan 2026’dan itibaren 21 yaş ve üzerindeki çalışanlar için Ulusal Yaşam Ücreti saat başına 12,71 sterlin olarak uygulanıyor. Saatlik ücret 18–20 yaş grubunda 10,85 sterlin, 18 yaş altındakiler ile uygun kapsamdaki çıraklar için ise 8 sterlin düzeyinde bulunuyor.
İş Dünyası Bakanı Jonathan Reynolds, çalışanlara eksik ödeme yapmanın başarıya giden bir yol olmadığını belirterek ihlallerin üzerine gidileceğini söyledi. Geleceğin Çalışma Hayatı Bakanı Kate Dearden ise çalışanlara asgari ücretin altında ödeme yapılmasının yasa dışı olduğunu ve işverenlerin bordro sistemlerini derhal kontrol etmesi gerektiğini vurguladı.
Hükümet, 2011’de başlayan kamuoyuna ilan uygulaması kapsamında bugüne kadar 5 bin 200’den fazla işverene 100 milyon sterlini aşan ceza verildiğini, yaklaşık 650 bin çalışana da 66 milyon sterlinden fazla ücret farkı ödetildiğini açıkladı. Nisan 2026’da kurulan Adil Çalışma Kurumu’nun ilerleyen dönemde asgari ücretin yanı sıra tatil ve hastalık ödemelerine ilişkin ihlalleri de denetlemesi planlanıyor.

Türkiye'de en yüksek aktif büyüklüğe sahip 10 bankanın yılın ilk yarısındaki kârı 415,7 milyar lira.
The post En büyük 10 bankanın ilk yarı kârı 415,7 milyar lira appeared first on #site_linkat 04.09.2026 .Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, güne yüzde 0,15 azalışla 13.911,44 puandan başladı.
The post Borsa güne nasıl başladı? – 4 Eylül 2026 appeared first on #site_linkat 04.09.2026 .Bugün (4 Eylül) bir gram altın (9:11) 6.960,94 liradan işlem görüyor.
The post Gram altın güne nasıl başladı? – 4 Eylül 2026 appeared first on #site_linkat 04.09.2026 .Bugün (4 Eylül) dolar/TL 48,4419 seviyesinden ilerliyor, avro/TL 56,3372 seviyesinden güne başladı.
The post Dolar ve avro güne nasıl başladı? – 4 Eylül 2026 appeared first on #site_linkat 04.09.2026 .Motorine 7 lira 72 kuruş, benzine 2 lira 48 kuruş zam geldi.
The post Motorin ve benzine büyük zam: Güncel akaryakıt fiyatları appeared first on #site_linkat 04.09.2026 .Yürütülen görüşmeler, ilgili bakanlıklar ve kurumlar nezdinde gerçekleştirilen girişimler ve işçilerin kararlı duruşu sonucunda, birikmiş alacakların %80’lik bölümü bugün itibarıyla işçilerin hesaplarına yatırıldı.
![]()
Türkiye Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Nurettin AKÇUL, sendika yönetim kurulu üyeleri ve Doruk Madencilik mağduru işçiler, mücadelenin ilk gününden itibaren işçilerin yanında yer alan, ilgili tüm merciler nezdinde girişimlerde bulunarak süreci yakından takip eden TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY’a teşekkür ederek çiçek takdim ettiler.
Genel Başkan Ergün ATALAY, ziyarette yaptığı değerlendirmede, bir işçi ve sendika başkanı olarak haklı olanın yanında olmaya, emekçilerin hak mücadelesini desteklemeye devam edeceğini belirtti.
![]()
Ziyarette TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Eyüp ALEMDAR’da hazır bulundu.
Türkiye Maden-İş Sendikası Orta Anadolu Şubesi Başkanı Talih Kocabıyık da başta TÜRK-İŞ Konfederasyonu ve TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY olmak üzere; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, İçişleri Bakanı, Ticaret Bakanı, basın mensupları ve kamuoyuna teşekkür ederek, alacakların büyük bölümünün ödenmesinin önemli bir adım olduğunu belirtti.
![]()
Yasal faiz hesaplamaları ve eksik kalan bakiyelerin ödenmesine ilişkin sürecin devam ettiğini, şirket yetkilileriyle yapılan görüşmeler doğrultusunda, kalan tutarların bir hafta ila 10 gün içerisinde madencilerin hesaplarına yatırılmasının beklendiğini söyledi.
![]()
![]()
![]()

Evlilik sezonunun gelmesiyle birlikte beyaz eşya sektöründe hareketlilik başladı. Çiftlerin düğün öncesi alışveriş listelerinde ilk sıralarda yer alan beyaz eşyalar için mağazalardaki yoğunluk artarken, sektörde 10 yıllık tecrübesi bulunan beyaz eşya danışmanı Melis Bulut, piyasadaki son durum ve fiyat aralıkları hakkında bilgi verdi. Talepte geçen yıllara oranla patlama yaşanmasa da sezonluk bir hareketliliğin olduğunu belirten Bulut, ürünlerin tek tek alınması yerine paket halinde tercih edilmesinin tüketiciye ciddi fiyat avantajı sağladığını vurguladı.
![]()
Satışlarda buzdolabı ve çamaşır makinesi gibi temel ürünlerin öne çıktığını aktaran Melis Bulut, "Buzdolabı fiyatları 40 bin ile 50 bin lira arasında değişirken, üstten soğutuculu modeller 32 bin ile 38 bin lira bandında seyrediyor. Çamaşır makineleri ise kilo kapasitesine göre 35 bin ile 40 bin lira arasında, 11 kilogramlık yüksek kapasiteli ürünlerde ise 50 bin liraya kadar çıkabiliyor. Ancak tüketicilere önerimiz ürünleri tek tek almak yerine paket olarak tercih etmeleri yönünde.
Yeni evlenecek çiftlerin renk ve model tercihlerine de değinen Bulut, tasarımlarda kombi tipi buzdolaplarının öne çıktığını, renk seçiminde ise klasik beyazın yanı sıra Inox modellerin yoğun ilgi gördüğünü ifade etti. Sıfırdan beyaz eşya dizecek bir çiftin ayırması gereken bütçeyi de değerlendiren Bulut, "Bir evin temel beyaz eşya ihtiyacını sıfırdan karşılamak isteyen çiftlerimizin ortalama 120 bin ila 130 bin liralık bir bütçe ayırması gerekiyor. Nakit alımlarda veya yapılan özel indirimlerle bu rakam 80 bin ile 90 bin lira seviyelerine kadar gerileyebiliyor" diye konuştu.

Türkiye’nin insan kaynakları alanında en önemli karar alıcılarının belirlendiği ‘En Etkin 50 CHRO’ araştırması sonuçlandı. Bu yıl 9. kez gerçekleştirilen araştırma kapsamında, binden fazla şirketin insan kaynakları yönetimi performansları ve yöneticilerin yetkinlikleri değerlendirilerek hazırlanan listeye giren liderler, ödüllerini 29 Eylül’de “Redefining Balance” temasıyla düzenlenecek CHRO Summit’te alacak.
DataExpert iş birliğinde BMI Business School tarafından; şirketlerin insan kaynakları performansı, liderlik etkisi ve inovatif uygulamaları dikkate alınarak hazırlanan ‘En Etkin 50 CHRO’ araştırmasının sonuçları açıklandı. Finans, perakende, enerji ve gıda başta olmak üzere farklı sektörlerden önde gelen şirketlerin insan kaynakları liderlerini bir araya getiren listede, kadın ve erkek liderlerin dengeli temsili de dikkat çekti.
İnsan kaynakları dünyasının kritik başlıkları tartışılacak
Türkiye’nin önde gelen kurumlarının insan kaynakları liderlerini bir araya getiren CHRO Summit 2026, bu yıl “Redefining Balance” (Dengeyi Yeniden Tanımlamak) temasıyla gerçekleştirilecek.
29 Eylül Salı günü Mandarin Oriental Bosphorus’ta düzenlenecek zirvede; yeni nesil liderlik, çalışan deneyimi, organizasyonel dayanıklılık, yetenek yönetimi, insan ve teknoloji arasındaki denge ve geleceğin çalışma dünyası gibi İK gündeminin öne çıkan başlıkları ele alınacak.
CHRO Summit 2026, “En Etkin 50 CHRO” ödül töreniyle sona erecek.
Alfabetik sıraya göre en etkin 50 CHRO 2026
• ABDULKERİM ÇAY – TÜRK HAVA YOLLARI
• AHMET AKSOY – TOGG
• ALİ YALÇIN – TÜRKİYE İŞ BANKASI
• ALPER TOKALP – HAYAT KİMYA
• ASENA AKBALCILAR AŞKIN – KOÇSİSTEM
• ASLI NAMAL – ACIBADEM SAĞLIK GRUBU
• AYŞE GÜVENÇ – TÜRK TUBORG
• AYŞEGÜL GÜRKALE – ENERJİSA ÜRETİM
• BAHATTİN AYDIN – LC WAIKIKI
• BERRİN YILMAZ – ENERJİSA ENERJİ
• BUKET UĞUR – YILDIZ HOLDİNG
• BURCU YÜKSEL KOCAGÖZ – PETROL OFİSİ GRUBU
• BUSE KASAPOĞLU ÖZEN – DOĞUŞ HOLDİNG
• BÜLENT OĞUZ – AKBANK
• CENK AKINCILAR – QNB TÜRKİYE
• DR. DOĞAN BAŞAR – TÜRKİYE SİGORTA
• DUYGU ERZURUMLU CENGİZ – AKKÖK HOLDİNG
• ERHAN ÖZEL – TEMSA
• ERİŞ ASLAN – KOÇTAŞ
• ERKAN DURDU – TURKCELL İLETİŞİM HİZMETLERİ A.Ş.
• ESRA BEYZADEOĞLU – DOĞAN HOLDİNG
• EVRİM BAYAM – ECZACIBAŞI TOPLULUĞU
• EYLEM DERYA ÖZGÜR – PLADIS GLOBAL
• PROF. DR. HAKAN KARATAŞ – T.C. CUMHURBAŞKANLIĞI SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI
• HAKAN TİMUR – ZORLU HOLDİNG
• HALE ÖKMEN ATAKLI – ING TÜRKİYE
• HÜSEYİN ÖZUYSAL – T.C. ZİRAAT BANKASI
• İDİL PAMİR – ANADOLU SİGORTA
• İSKENDER BAYRAK – TÜRK TELEKOMÜNİKASYON A.Ş.
• DR. M. OĞUZCAN BÜLBÜL – ABDİ İBRAHİM
• MELİS TUNAVELİ – TAV HAVALİMANLARI HOLDİNG
• NAZİRE ULUSOY – IC HOLDİNG
• NURSEL ÖLMEZ ATEŞ – BORUSAN HOLDİNG
• OLCAY YILMAZ NOMAK – MİGROS TİCARET A.Ş.
• ORÇUN SARICA – TOFAŞ TÜRK OTOMOBİL FABRİKASI A.Ş.
• OSMAN ALPTÜRER – ANADOLU GRUBU
• OSMAN ÖZDEMİR – FORD OTOSAN
• ÖNDER KORKMAZ – TÜPRAŞ
• ÖZDEN ÖNALDI – YAPI KREDİ
• ÖZGE BOZKURT ALTIN – KALYON HOLDİNG
• PINAR YAMANER – ALARKO HOLDİNG
• SELDA SEÇKİNLER OBA – İGA İSTANBUL HAVALİMANI
• SEMİH SEL – KUVEYT TÜRK KATILIM BANKASI
• SEVDA ÇETİNKAYA – METRO TÜRKİYE
• ŞENGÜL ARSLAN – ŞİŞECAM
• ŞENNUR KURU – KİBAR HOLDİNG
• TUĞBA PAŞALI KARACAN – BORUSAN OTOMOTİV
• UFUK MAHİR – TAV İŞLETME HİZMETLERİ
• UMUT GÜNAL – KOÇ HOLDİNG
• YAKUP ARSLAN – TÜRK HAVACILIK VE UZAY SANAYİİ (TUSAŞ)

Kapanışta gösterge endeks Stoxx Europe 600, yüzde 0,49 artarak 649,1 puana çıktı.
İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,7 değer kazanarak 10.831,52, Almanya'da DAX 40 endeksi yüzde 0,63 yükselerek 26.003,32, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,07 artarak 8.286,40 ve İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,88 yükselişle 52.245,47 puana ulaştı.
Avro/dolar paritesi, TSİ 19.24 itibarıyla yüzde 0,39 artışla 1,163 seviyesinde işlem gördü. Avrupa piyasaları, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik saldırıların çok uzun sürmeyebileceğine dair açıklamalarını olumlu karşıladı. ABD basınında, Trump'ın, İran ile savaşın sona erdiğini ilan etmeyi değerlendirdiği öne sürüldü.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Elektrikli araç sayımız 2026'nın ilk yarısı itibarıyla 450 bini aştı, şarj soket sayımız yaklaşık 47 bine ulaştı. Soket başına düşen araç sayısı bakımından Avrupa'da lider durumda olduğumuzu belirtmek isterim." dedi.
Uraloğlu, Şehit Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salonu'nda düzenlenen Türkiye Sıfır Atık Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları Samsun Çalıştayı Sonuç Konferansı'nda yaptığı konuşmada, Sıfır Atık Vakfı'nın "Yerelden Ulusala İsraf, Atık ve Kaynak Yönetimi" mottosuyla Türkiye genelinde yürüttüğü çalışmaların Samsun ayağının sonuçlarını değerlendirdi.
Ondokuz Mayıs Üniversitesinin ev sahipliğinde, Samsun Valiliğinin himayesinde 255 katılımcı ve 14 tematik masayla gerçekleştirilen Samsun Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayı'nda kentin israf, atık, çevre ve iklim önceliklerinin ortak akılla masaya yatırıldığını belirten Uraloğlu, çalışmanın Samsun İl Sıfır Atık Hedef Belgesi'ne dönüştürüldüğünü söyledi.
Sürecin yerelden ulusala uzanan ve sahadan politika üreten bir model olduğunu ifade eden Uraloğlu, "Samsun'un bu belgesi, 81 ile yayılacak çalıştay zincirlerinin güçlü halkalarından biri olacaktır." dedi.
Uraloğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Emine Erdoğan öncülüğünde 2017'de başlatılan Sıfır Atık Hareketi'ni yalnızca çevre hassasiyeti olarak değil, ekonomik dayanıklılık ve kalkınma vizyonunun da bir parçası olarak gördüklerini belirtti.
Sıfır Atık Vakfı ile imzalanan işbirliği protokolü kapsamında ulaştırma projelerinde atık yönetiminin geliştirilmesi, inşaat ve bakım süreçlerinde geri dönüştürülmüş malzeme kullanımının artırılması, liman, havalimanı ve istasyonlarda sıfır atık uygulamalarının yaygınlaştırılması için çalışmalar yürütüldüğünü aktaran Uraloğlu, şunları kaydetti:
"Ulaşım sektörü, küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 21'ini oluşturarak dünyada üçüncü, yüzde 17,6'lık payıyla Türkiye'de ise ikinci sıradadır. İşte bu bilinçle 'Türkiye'nin Ulaşımda Net Sıfır Emisyon Yol Haritası'nı tüm ulaşım modlarını kapsayacak şekilde yürütüyoruz. Avrupa Birliği mali işbirliğiyle desteklenen bu proje kapsamında emisyon modellemeleri yapıyor, farklı senaryolara göre projeksiyonlar oluşturuyor ve 2053 net sıfır emisyon hedefimize kararlı adımlarla ilerliyoruz"
Uraloğlu, proje kapsamında kara yolu, demir yolu, hava yolu ve deniz yolunun mevcut durumunun analiz edildiğini, araç sayısı, yakıt türü ve emisyonlara ilişkin projeksiyonlar hazırlandığını belirtti.
Son 24 yılda bölünmüş yol uzunluğunun 6 bin 101 kilometreden 30 bin 120 kilometreye çıkarıldığını aktaran Uraloğlu, kesintisiz trafik akışı sayesinde yıllık 6,57 milyon ton karbon emisyonunun önüne geçildiğini bildirdi.
Ekolojik köprüler, bisiklet yolları, güneş enerjisi santralleri ve asfalt geri dönüşüm tesisleriyle karbon ayak izinin azaltıldığını belirten Uraloğlu, yıllık yaklaşık 2 milyon ton asfaltın geri kazanılmasıyla kaynak ve enerji verimliliği sağlandığını ifade etti.
Elektrikli araçların temiz enerjiye geçişte önemli bir yere sahip olduğuna dikkati çeken Uraloğlu, şunları kaydetti:
"Elektrikli araç sayımız 2026'nın ilk yarısı itibarıyla 450 bini aştı, şarj soket sayımız yaklaşık 47 bine ulaştı. Soket başına düşen araç sayısı bakımından Avrupa'da lider durumda olduğumuzu belirtmek isterim. Akıllı Ulaşım Sistemleri Merkezi Yazılım Platformumuzu Hasdal-İstanbul Havalimanı 5G koridorunda devreye aldık. Akıllı ulaşım sistemlerini yaygınlaştırmak için kara yolu ağlarımızdaki fiber optik altyapımızı da 20 bin kilometreye çıkaracağız."
Uraloğlu, demir yolunun yük taşımacılığındaki payını yüzde 5'ten yüzde 22'ye yükseltmeyi hedeflediklerini, böylece daha güvenli, dengeli ve çevre dostu çok modlu taşımacılığı desteklediklerini de dile getirdi.
Yeşil Liman Sertifikası ve deniz taşımacılığındaki dekarbonizasyon projeleriyle çevreci dönüşümü desteklediklerini anlatan Uraloğlu, havacılık alanındaki çalışmalar hakkında ise şöyle konuştu:
"Uluslararası Havalimanları Konseyi tarafından yürütülen havalimanı karbon akreditasyonu programı kapsamında ülkemiz, karbonsuz 52 havalimanıyla dünyada en yüksek sayıda sertifikaya sahip üçüncü ülke konumundadır. Havalimanlarında 'Follow Me' hizmetlerinde elektrikli araçlar kullanarak havacılıkta sıfır emisyon hedefine yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz."
Samsun'un limanı, lojistik merkezleri, sanayisi, tarımı ve Karadeniz'e açılan konumuyla Türkiye'nin stratejik üretim ve ticaret üstlerinden biri olduğunu vurgulayan Uraloğlu, Samsun İl Sıfır Atık Hedef Belgesi'nin bu özellikler dikkate alınarak geniş kapsamlı hazırlandığını söyledi.
Belgenin ulaşım, inşaat atıkları, liman ve havalimanı işletmeleri, kentsel hareketlilik ile kaynak verimliliğini de kapsadığını ifade eden Uraloğlu, "Burada açıklanacak İl Sıfır Atık Hedef Belgesi yalnızca çevre belgesi değil, ulaşım, inşaat atığı, liman-havalimanı işletmesi, kentsel hareketlilik ve kaynak verimliliğini de kapsayan bir kalkınma belgesidir." dedi.
Bakanlık olarak inşaat ve bakım süreçlerinde geri dönüştürülmüş malzeme kullanımını artıracaklarını, liman ve havalimanlarında sıfır atık standartlarını yaygınlaştıracaklarını bildiren Uraloğlu, kombine taşımacılık ile yükün kara yolundan deniz ve demir yoluna aktarılmasını desteklemeyi sürdüreceklerini kaydetti.
Uraloğlu, Valilik bünyesinde kurulacak Sıfır Atık Kurulunun çalışmalarına da katkı vereceklerini belirterek, Samsun İl Sıfır Atık Hedef Belgesi'nin kente ve ülkeye hayırlı olmasını diledi.
Bakan Uraloğlu, Samsun'daki sıfır atık iyi uygulama örneklerinin olduğu stantları da ziyaret etti.
Çalıştaya, Samsun Valisi Orhan Tavlı, AK Parti Samsun milletvekilleri Çiğdem Karaaslan, Yusuf Ziya Yılmaz, Ersan Aksu ve Orhan Kırcalı, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, DHMİ Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Fatih Çakmak, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, Samsun Üniversitesi Rektürü Prof. Dr. Mahmut Aydın, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Samsun raylı sistemine kazandırılacak 12 yeni tramvaydan ikisinin hizmete alındığını, kalan 10'unun ise gelecek yıl hizmete girmiş olacağını söyledi.
Uraloğlu, Samsun Cumhuriyet Meydanı'ndaki tramvay durağında düzenlenen Yeni Tramvay Setlerini Hizmete Alma Töreni'nde yaptığı konuşmada, kentin raylı sistem filosunun yeni araçlarla güçlendirildiğini belirtti.![]()
Proje kapsamında toplam 12 aracın Samsun'a kazandırılacağını dile getiren Uraloğlu, "Bugün Samsun raylı sistemine iki araç daha kazandırıyoruz. Toplam 12 araçlık projenin iki aracını bugün hizmete alıyoruz. Diğer 10 aracın da tamamını önümüzdeki yıl tamamlamış olacağız." dedi.
Yeni tramvayların teknik özelliklerine ilişkin bilgi veren Uraloğlu, araçların yüzde 10 eğime kadar tırmanma kabiliyetine sahip olduğunu belirtti.
Karayolları denetimindeki devlet yollarında eğimin yüzde 8'e kadar çıkabildiğine işaret eden Uraloğlu, şöyle konuştu:
"Arkamda gördüğünüz araçlar yüzde 10'a kadar tırmanabilme kabiliyetine sahip. Yani hem Şehir Hastanemize hem kamu kampüsümüze, eski hastanemizin de olduğu yere bu araçlar çıkabilme kabiliyetine sahip."![]()
Uraloğlu, 7 bölümden oluşan tramvayların yaklaşık 450 yolcu kapasitesine sahip olduğunu ifade ederek, araçların yerli ve milli imkanlarla Bozankaya tarafından üretildiğini kaydetti.
Samsun Büyükşehir Belediyesi ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı arasında örnek bir işbirliği yürütüldüğünü vurgulayan Uraloğlu, "Bunun bütün diğer belediyelerimize de örnek olmasını özellikle temenni ediyorum." diye konuştu.
Uraloğlu, projeye katkı sunan Samsun Büyükşehir Belediyesine, milletvekillerine ve Samsun Valiliğine teşekkür ederek, yeni tramvay setlerinin kente hayırlı olmasını diledi. Konuşmaların ardından Uraloğlu, tramvayları inceledi.![]()
Tören sonrası Bakan Uraloğlu ve beraberindeki heyet, Samsun Valisi Orhan Tavlı'yı makamında ziyaret etti. Bakan Uraloğlu, Valilikte Şeref Defteri'ni imzaladı.
Törene, Samsun Valisi Orhan Tavlı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş, AK Parti Samsun milletvekilleri Çiğdem Karaaslan, Yusuf Ziya Yılmaz, Ersan Aksu ve Orhan Kırcalı, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, DHMİ Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Fatih Çakmak, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.![]()

Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE), Bosna-Hersek'te düzenlenen "Balkan Kalkanı" savunma fuarı kapsamında Mısır Arap Cumhuriyeti Askeri Üretim Bakanlığı ile mutabakat zaptı imzaladı.
![]()
İmzalanan mutabakat zaptı, iki ülke arasındaki askeri iş birliğini üretim safhasına taşımayı hedefliyor.
Anlaşma çerçevesinde, patlayıcı maddeler başta olmak üzere çeşitli savunma sanayi ürünlerinin ortak geliştirilmesi planlanıyor.
Fuarın ilk resmi anlaşması olan imza törenine, Milli Savunma Bakan Yardımcısı Salih Ayhan ve Mısır Askeri Üretim Bakanı Tümgeneral Salah Soliman Gomblat nezaret etti.
MKE Genel Müdürü İlhami Keleş ile Mısırlı mevkidaşı General Hesham Madkour Dakrouri tarafından atılan imzalar, bölgesel güvenlik dengeleri açısından önemli bir zemin sunuyor.
Taraflar, ortak üretimin teknik detaylarını netleştirmek üzere yeni bir takvim belirledi.
Bu kapsamda, 8-10 Eylül 2026 tarihleri arasında Mısır'da düzenlenecek El Alamein International Airshow fuarında iş birliğinin yol haritası resmileşecek.

VİDEOYU İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Şimdi ise insansız ve modüler konseptiyle İ-ZAHA, amfibi operasyonlarda insan hayatını riske atmadan görev yapma hedefiyle dikkat çekiyor.
Peki ZAHA’nın 70 km/s kara ve 7 knot deniz hızına, kendi kendini düzeltme kabiliyetine ve 40 mm bomba atar ile 12,7 mm makineli tüfek taşıyan ÇAKA kulesine sahip olması ne anlama geliyor? İ-ZAHA hangi görevlerde kullanılabilecek? TCG Anadolu ile birlikte büyük bir güç çarpanı olacak.

Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk İskender, yaptığı yazılı açıklamada, bu yılın 8 aylık döneminde Trabzon'dan 895 milyon 240 bin, Rize'den 129 milyon 827 bin, Gümüşhane'den 86 milyon 973 bin, Artvin'den ise 60 milyon 495 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini belirtti.
İhracatta geçen yılın aynı dönemine göre Trabzon'da yüzde 15, Gümüşhane'de yüzde 49, Artvin'de yüzde 30 oranında artış yaşandığını aktaran İskender, Rize'den gerçekleştirilen ihracatta ise yüzde 2'lik düşüş olduğunu ifade etti.
En fazla ihracat yapılan sektörlerin başında 575 milyon 749 bin dolarla fındığın geldiğini vurgulayan İskender, bunu 162 milyon 746 bin dolarla maden ve metaller, 154 milyon 164 bin dolarla su ürünleri ve hayvancılık mamulleri, 94 milyon 942 bin dolarla da yaş meyve ve sebzenin takip ettiğini aktardı.
![]()
Doğu Karadeniz'den söz konusu dönemde 126 ülkeye satış yapıldığına işaret eden İskender, en fazla ihracat yapılan ilk beş ülkenin ise İtalya, Rusya, Gürcistan, Almanya ve Çin olduğunu belirtti.
Geçen yılın aynı dönemine göre ihracat yapılan ülkelerden İtalya'ya yüzde 3, Rusya'ya yüzde 10, Gürcistan'a yüzde 16, Almanya'ya yüzde 42 ve Çin'e yüzde 61 oranında artış yaşandığına dikkati çeken İskender, geçen yılın aynı döneminden farklı olarak El Salvador, Gambiya, Sudan, Andorra, Maldiv Adaları ve Gabon'un da aralarında bulunduğu 12 ülkeye daha ihracat gerçekleştirildiğini kaydetti.



ABD-İran arasında gerilim devam ediyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik açıklamaları sonrası piyasalar yeniden hareketlendi.
Araç sahipleri de akaryakıt fiyatlarını takip ediyor.
Bu sefer yaşanacak olan gelişme ise araç sahiplerini üzecek.
Motorine zam geliyor.
![]()
MOTORİNE ZAM YOLDA
Sektör kaynaklarından edinilen bilgiye göre, motorinin litre fiyatına 8,24 TL zam yapılması bekleniyor.
Artışın 3 Eylül Perşembe'yi 4 Eylül Cuma'ya bağlayan gece, pompa fiyatlarına yansıması öngörülüyor.
POMPAYA YANSIRSA DOLUM MALİYETİ 412 TL ARTACAK
Beklenen zam, motorinin litre fiyatında tek gecede yaklaşık yüzde 10'luk artış anlamına geliyor.
8,24 TL'lik zammın pompaya yansıması halinde, 50 litrelik bir deponun dolum maliyeti 412 TL artacak
LİTRESİ 90 TL'Yİ GEÇECEK
Zam sonrası motorinin litresinin İstanbul Avrupa Yakası'nda 89,38 TL, İstanbul Anadolu Yakası'nda 89,28 TL, Ankara'da 90,73 TL, İzmir'de ise 90,71 TL seviyesine çıkması bekleniyor.
![]()
TÜRKİYE EŞEL MOBİL SİSTEMİNE GEÇTİ
28 Şubat 2026'da başlayan savaşla birlikte petrol fiyatları ani yükseliş gösterdi.
Petrol fiyatlarındaki yükselişin akaryakıt pompalarına zam olarak yansımasının önüne geçmek için hükümet eşel mobil sistemini devreye aldı ve akaryakıttaki Özel Tüketim Vergisi tutarı kadar oranda gelecek zamlar devre dışı bırakıldı.
Yapılacak zammın sadece yüzde 25'i zam olarak pompaya yansırken yüzde 75'i ÖTV'den karşılandı.
Benzinde eşel mobil devam ederken motorinde ÖTV limiti bittiği için gelen zamlar aynen satış rakamlarına yansıyordu.
Eşel mobil sistemiyle birlikte dezenflasyon süreci desteklenirken, enflasyon tarafında güçlü yükselişin önüne geçildi.
AKARYAKIT FİYATLARI NASIL HESAPLANIYOR?
Türkiye'de benzin ve motorin fiyatları hesaplanırken gümrüksüz rafineri fiyatına ÖTV ve EPDK payının eklenmesiyle KDV hariç Rafineri satış fiyatı bulunuyor.
Gümrüksüz Rafineri Fiyatı hesaplanırken ise, Akdeniz-İtalyan piyasasında yayınlanan günlük CIF Akdeniz ürün fiyatları ve günlük dolar kuru takip edilerek, belli bir fiyat değişim farkında gümrüksüz rafineri tavan satış fiyatı elde ediliyor.

Eylül 2026 kira artış oranı, tüm ev sahipleri ve kiracılar tarafından merak ediliyor. Türkiye İstatistik Kurumu Ağustos ayı enflasyon rakamlarını açıkladı.
TÜİK tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi verilerine göre; Ağustos ayında aylık enflasyon yüzde 1,84 son 12 aylık enflasyon ise 31,51 olarak gerçekleşti.
Açıklanan veriler sonrası Eylül ayı için kira artış oranı da 31,79 olarak belirlendi.
![]()
AĞUSTOS KİRA ZAM ORANI NE KADARDI?
Kira zammı TÜFE 12 aylık ortalamasına göre belirlenmeye devam ediyor. TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamları sonrasında o ay içerisindeki yapılabilecek en yüksek tavan kira zam oranı belirleniyor.
Ağustos ayı kira zam oranı yüzde 31,90 olarak kaydedilmişti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), merakla beklenen 2026 yılı Ağustos ayı enflasyon rakamlarını duyurdu.
Açıklanan verilere göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 1,84 artış gösterdi. Yıllık enflasyon ise yüzde 31,51 seviyesinde gerçekleşti.
![]()
AĞUSTOS ENFLASYONUNUN ÖNE ÇIKANLARI
(TÜİK verilerine göre endekste kapsanan 174 alt sınıftan 134'ünde fiyat artışı gerçekleşti.)
![]()
BEKLENTİ ANKETLERİ NE SÖYLÜYORDU?
AA Finans'ın Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yarın açıklanacak ağustos ayı enflasyon verilerine ilişkin beklenti anketi, 20 ekonomistin katılımıyla sonuçlandı.
Ankete katılan ekonomistlerin ağustosta aylık enflasyon beklentilerinin ortalaması yüzde 1,86 oldu. Ekonomistlerin ağustos ayı için enflasyon beklentileri yüzde 1,25 ile yüzde 2,10 arasında yer aldı.
Ekonomistlerin ağustos ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına göre (yüzde 1,86) temmuzda yüzde 31,75 olan yıllık enflasyonun ağustosta yüzde 31,52'ye gerilemesi bekleniyordu.
Öte yandan, ekonomistlerin yıl sonu enflasyon beklentilerinin ortalaması yüzde 29,49 oldu. Tüketici Fiyat Endeksi, temmuz ayında yüzde 1,78 artış göstermişti.
Enflasyon Beklentileri ve Gerçekleşmeler Veri Tablosu
![]()

Rockstar Games'in sabırsızlıkla beklenen yeni oyunu Grand Theft Auto 6, piyasaya çıkmadan ekonomik etkilerini göstermeye başladı.
Ekonomistler, 19 Kasım'daki lansman haftasında çalışanların işe gitmemesi yüzünden ABD ekonomisinin ciddi bir darbe alacağını tahmin ediyor.
Lansman günü için özellikle 18 ile 30 yaş arasındaki genç erkeklerin ve teknoloji sektörü çalışanlarının koordineli bir şekilde hastalık izni alması bekleniyor.
Bazı hayranlar, şimdiden oyunun çıkışını takip eden günleri kendi adlarına resmi tatil ilan ederek iş yerlerinden izin planlarını yapmış durumda.
Yazılım mühendisi Bud Burruss, lansmanın ardından beş iş günü izin kullanacağını ifade etti.
Tıbbi satış temsilcisi Anna Ray ise bu süreyi daha da uzatarak perşembeden perşembeye kadar çalışmayacağını belirtti.
![]()
Yaşanacak bu devasa devamsızlık dalgasının ABD ekonomisinde kısa vadede yaklaşık yüzde 2 oranında bir verimlilik düşüşüne yol açacağı hesaplandı.
Bu düşüşün maliyetinin ise iş dünyası için yaklaşık 1 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.
Beklenen bu büyük ekonomik etki, oyunun sadece bir eğlence aracı değil aynı zamanda devasa bir kültürel fenomen olduğunu kanıtlıyor.
Kısa vadeli de olsa ülkenin verimliliğini düşürecek olan bu lansman, oyun dünyasının gücünü bir kez daha gösterecek.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) rakamlarını açıkladı.
Buna göre, TÜFE'deki değişim ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 1,84 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 22,07 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 31,51 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 31,79 artış olarak gerçekleşti.
En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 33,79 artış, ulaştırmada yüzde 35,08 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 39,77 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 8,12, ulaştırmada 5,94 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 5,01 yüzde puan oldu.
En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 0,22 artış, ulaştırmada yüzde 4,82 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 2,26 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların aylık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 0,06, ulaştırmada 0,82 ve konutta 0,27 yüzde puan oldu.
Endekste kapsanan 174 alt sınıftan ağustos ayı itibarıyla, 35 alt sınıfın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 5 alt sınıfın endeksinde değişim olmadı. 134 alt sınıfın endeksinde ise artış gerçekleşti.




Türk kahvesinin yaklaşık 500 yıllık geleneğini yeni nesil teknolojiyle bir araya getirmeyi amaçlayan Arcadia Go, Birleşik Krallık’taki tüketicilerle buluştu. Ürünün İngiltere pazarına sunulması, ülkede uzun yıllardır elektrikli Türk kahvesi makinelerinin dağıtımı alanında faaliyet gösteren Coffee Talks Ltd. tarafından gerçekleştiriliyor.
Arcadia tarafından “dünyanın ilk şarj edilebilir portatif Türk kahvesi makinesi” olarak tanıtılan ürünün bu özelliği markanın resmi sitesinde de vurgulanıyor. Bağımsız satış kanallarındaki ürün bilgileri de cihazın USB-C üzerinden şarj edildiğini, kablosuz kullanılabildiğini ve otomatik kapanma özelliğine sahip olduğunu doğruluyor.
Arcadia Go projesinin arkasındaki isimlerden Coffee Talks Ltd. sahibi Alp Somyürek, ürünün geliştirilmesindeki temel düşüncenin Türk kahvesini sabit bir elektrik bağlantısına ihtiyaç duymadan farklı ortamlarda hazırlayabilmek olduğunu belirtiyor.
![]()
Kompakt yapısıyla çanta ve valizlerde taşınabilecek şekilde tasarlanan makine; ofislerden öğrenci evlerine, otomobil yolculuklarından kamp ve açık hava etkinliklerine kadar farklı kullanım alanlarını hedefliyor.
Somyürek'in verdiği bilgiye göre tam şarjla kullanım koşullarına bağlı olarak yaklaşık 3 ila 5 fincan kahve hazırlanabiliyor. Cihazdaki sensör sistemi ise kahvenin hazırlanma sürecini kontrol ederek uygun noktada işlemi otomatik olarak sonlandırıyor.
Arcadia Go'nun öne çıkan özelliklerinden biri USB-C bağlantısıyla şarj edilebilmesi. Bu sayede cihazın uygun güç kaynakları ve taşınabilir şarj çözümleriyle kullanılabilmesi hedefleniyor. Ürünün satış bilgilerinde paslanmaz çelik gövde, otomatik kapanma özelliği, ölçü kaşığı ve seyahat çantası gibi ayrıntılar da yer alıyor.
Ürünle birlikte verilen “Take & Go” ölçü kaşığı ise tek kullanımlık Türk kahvesi miktarının taşınmasına imkân verecek şekilde tasarlanmış. Böylece kullanıcıların kahveyi ayrıca bir paket veya kapta taşıma ihtiyacının azaltılması amaçlanıyor.
![]()
Arcadia Go, henüz küresel pazara çıkış hazırlıkları sürerken tasarımıyla da uluslararası alanda dikkat çekti. Ürün, 2024 European Product Design Award kapsamında ödüle layık görüldü. Somyürek de 2025'te yaptığı açıklamada ürünün küresel lansman öncesinde bu ödülü aldığını duyurmuştu.
Ürün Ağustos 2026'da uluslararası tasarım ve trend yayınlarının da dikkatini çekti. TrendHunter, Arcadia Go'yu geleneksel Türk kahvesinin farklı ortamlarda hazırlanmasına imkân veren mobil bir kahve makinesi olarak tanıttı.
Arcadia'nın resmi internet sitesindeki bilgilere göre marka bugün Birleşik Krallık'ın yanı sıra ABD, Orta Doğu ve EMEA pazarlarında da dağıtım ağı oluşturuyor.
Böylece cezveyle özdeşleşen geleneksel Türk kahvesi, elektrik prizine bağlı klasik makinelerin ardından bu kez şarj edilebilir ve taşınabilir bir ürünle uluslararası tüketicinin karşısına çıkıyor.
Birleşik Krallık'taki tüketiciler ürüne markanın resmi çevrim içi mağazasından ulaşabiliyor:
Detaylı bilgi için: info@coffeetalks.co.uk email adresi üzerinden iletişime geçilebilir.

İngiltere’de ortalama konut fiyatları son 20 yılda rakamsal olarak önemli ölçüde yükseldi. Ancak aynı dönemde gıda, enerji, ulaşım ve hizmet fiyatlarında yaşanan artışlar hesaba katıldığında konut piyasasındaki kazancın büyük bölümü eriyor.
Konut fiyatlarının tüketici fiyat endeksiyle düzeltilerek hesaplandığı bazı analizler, ortalama evlerin reel değerinin yaklaşık 20 yıl önceki düzeyinin altına indiğini gösteriyor. Başka bir ifadeyle, bugün daha yüksek sterlin tutarıyla satılan bir ev, satış bedelinin satın alma gücü bakımından 2000’li yılların ortasındaki kadar değerli olmayabiliyor.
Bununla birlikte sonuç, kullanılan konut fiyat endeksine, enflasyon ölçüsüne, başlangıç tarihine ve bölgeye göre değişiyor. Bu nedenle “bütün İngiltere’deki her ev değer kaybetti” şeklinde bir değerlendirme yapmak mümkün değil.
Ucuz kredi dönemi sona erdi
2008 küresel finans krizinden pandemi dönemine kadar faizlerin tarihsel olarak çok düşük seviyelerde kalması, İngiltere’de konut fiyatlarını destekleyen başlıca unsurlardan biri oldu. Ucuz mortgage kredileri, alıcıların daha fazla borçlanabilmesini sağlarken artan talep fiyatları yukarı taşıdı.
Ancak pandemi sonrasında yükselen enflasyon nedeniyle İngiltere Merkez Bankası’nın faizleri artırması dengeleri değiştirdi. Daha önce yüzde 1,5-2 seviyelerinde mortgage kullanabilen haneler, yeni kredi veya yeniden finansman döneminde yüzde 4’ün üzerindeki oranlarla karşılaşmaya başladı.
Faizlerdeki birkaç puanlık artış bile 25 ya da 30 yıllık bir mortgage kredisinin aylık taksitinde yüzlerce sterlinlik ek yük oluşturuyor. Bu durum yalnızca yeni alıcıları değil, sabit faizli anlaşma süresi sona eren mevcut ev sahiplerini de etkiliyor.
![]()
Aynı bütçeyle daha az borçlanılabiliyor
Emlak platformu Zoopla’nın ağustos sonunda yayımladığı verilere göre, ortalama beş yıllık sabit mortgage faizi yıl başında yüzde 4’ün altındayken yaklaşık yüzde 4,8’e yükseldi.
Faizlerdeki artış sonucunda alıcıların aynı aylık taksit bütçesiyle kullanabileceği mortgage miktarı yıl başından bu yana yaklaşık yüzde 9 azaldı. Ocak ayında bütçesi 200 bin sterlinlik krediye yeten bir alıcı, aynı aylık ödemeyle artık yaklaşık 182 bin sterlin borçlanabiliyor.
Aynı evi alabilmek için aradaki yaklaşık 18 bin sterlinlik farkın daha yüksek peşinatla karşılanması gerekiyor. Konut fiyatlarının ülke ortalamasının çok üzerinde olduğu Londra’da ise bu fark çok daha ağır hissediliyor.
Fiyat endeksleri farklı tablo çiziyor
Konut piyasasının yönüne ilişkin göstergeler arasında da belirgin farklılıklar bulunuyor. Lloyds verilerine göre Birleşik Krallık’ta ortalama konut fiyatı temmuz ayında yaklaşık 299 bin sterlin seviyesinde ölçülürken yıllık nominal artış yalnızca yüzde 0,1’de kaldı.
Zoopla’nın temmuz verileri ise ülke genelinde yıllık fiyat artışını yüzde 1,3 olarak gösterdi. Bu oranların enflasyonun altında kalması, ev fiyatlarının rakamsal olarak düşmese bile reel olarak gerilemesi anlamına geliyor.
Bölgesel ayrışma da sürüyor. Kuzey İrlanda gibi bazı bölgelerde fiyatlar güçlü biçimde artarken Londra ve İngiltere’nin güneyindeki pahalı pazarlarda reel kayıp daha belirgin hale geliyor. Londra’daki ortalama konut değerinin yıllık bazda gerilediğini gösteren endeksler de bulunuyor.
Yatırımcı üzerindeki vergi yükü arttı
Konutun yatırım aracı olarak cazibesini azaltan yalnızca faizler değil. İkinci konut ve kiraya vermek amacıyla yapılan alımlarda uygulanan damga vergisi ek oranının yükseltilmesi, yatırımcıların başlangıç maliyetini artırdı.
Mortgage faizlerinin kira gelirinden tamamen düşülmesine yönelik vergi avantajlarının sınırlandırılması, bakım ve sigorta giderlerinin yükselmesi ile kiralık konutlara ilişkin yeni düzenlemeler de küçük ölçekli ev sahiplerinin getirisini baskılıyor.
Bu gelişmeler sonucunda bazı “buy-to-let” yatırımcılarının piyasadan çekildiği, bazı ev sahiplerinin ise artan maliyetleri kiralara yansıtmaya çalıştığı belirtiliyor.
Reel fiyat kaybı, herkesin zarar ettiği anlamına gelmiyor
Uzmanlar, reel konut fiyatındaki gerilemenin ev sahiplerinin tamamının zarar ettiği şeklinde yorumlanmaması gerektiğini vurguluyor. Değerlendirmelerde kira geliri, ev sahibinin kira ödeme zorunluluğundan kurtulması ve kullanılan mortgage borcunun zaman içerisinde enflasyonla reel olarak küçülmesi de hesaba katılmalı.
Özellikle 20 yıl önce düşük bir fiyatla ev alan ve mortgage borcunun büyük bölümünü kapatan haneler hâlâ önemli bir nominal sermaye kazancına sahip. Buna karşılık son yıllarda yüksek fiyat, düşük peşinat ve büyük mortgage kredisiyle piyasaya girenlerin finansal baskısı daha ağır.
![]()
Konut artık otomatik kazanç sağlamıyor
İngiltere’de konut arzının yetersizliği ve nüfus artışı, fiyatların sert biçimde çökmesini engelleyen iki önemli unsur olmaya devam ediyor. Ancak ücretlerdeki zayıf reel artış, yüksek kredi maliyetleri ve ağırlaşan vergiler, geçmişteki hızlı değer artışlarının tekrarlanmasını zorlaştırıyor.
Ortaya çıkan tablo, konutun değerini tamamen kaybettiğini değil, “hangi fiyattan alınırsa alınsın uzun vadede mutlaka yüksek reel kazanç sağlar” düşüncesinin geçerliliğini yitirdiğini gösteriyor. İngiltere’de ev artık birçok hane için hızlı servet oluşturma aracından çok, yüksek finansman ve bakım maliyeti taşıyan uzun vadeli bir barınma yatırımı haline geliyor.

Merkez Bankası'nın (MB) kira enflasyonu raporuna göre 6 Şubat deprem bölgesi ve deprem etkilenen illerde fiyat artışı baskılanmaya başladı.
The post Kira enflasyonu: Deprem bölgesi ve yakınında fiyat artışı baskılanmaya başlamış appeared first on #site_linkat 02.09.2026 .Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi güne yüzde 0,79 azalışla 14.116,29 puandan başladı.
The post Borsa güne nasıl başladı? – 2 Eylül 2026 appeared first on #site_linkat 02.09.2026 .BIST 100 endeksi, önceki kapanışa göre 178,45 puan azalırken, toplam işlem hacmi 195,2 milyar lira oldu.
Bankacılık endeksi yüzde 0,06, holding endeksi yüzde 0,23 değer kaybetti.
Sektör endeksleri arasında en çok kazandıran yüzde 1,69 ile madencilik, en fazla kaybettiren ise yüzde 3,87 ile orman kağıt basım oldu.
Küresel piyasalarda, ABD ile İran arasındaki çatışmaların yeniden şiddetlenmesiyle artan enerji ve enflasyon endişeleri risk iştahını baskılarken, ABD'de ADP özel sektör istihdamının ağustosta 38 bin kişiyle beklentilerin altında artması fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.
Analistler, yarın yurt içinde enflasyon ile haftalık para ve banka istatistiklerinin, yurt dışında ise dünya genelinde hizmet sektörü ve Bileşik Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI), Avro Bölgesi'nde enflasyon ve ABD'de dış ticaret dengesi verileri başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 13.900 ve 13.800 puanın destek, 14.200 ve 14.300 puanın direnç konumunda olduğunu kaydetti.

Bolat, NSosyal hesabından Bakanlık'taki görüşmeye ilişkin paylaşımda bulundu.
Görüşmede, Türkiye ile AB arasındaki köklü ilişkilerin ve yoğun ticari gündemin kapsamlı değerlendirmesini yaptıklarını belirten Bolat, mevcut ekonomik entegrasyonu geliştirme ve derinleştirme yönündeki kararlılıklarını yinelediklerini ifade etti.
Bolat, bu doğrultuda üçüncü toplantısı 13 Ekim'de Brüksel'de gerçekleştirilecek Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu'nun bu hedefin hayata geçirilmesi bakımından önemini teyit ettiklerini ve bu yönde atılabilecek somut adımları etraflıca değerlendirdiklerini aktararak, şunları kaydetti:
"Gümrük Birliği, Sanayi Hızlandırma Yasası, vize serbestiyeti, kara yolu taşıma kotaları, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ve e-ticaret olmak üzere birçok alanda ülkemizin görüşlerini ve beklentilerini bir kez daha ifade ettik. Görüşmemizde, AB'nin son dönemdeki sanayi, ticaret ve rekabetçilik politikalarını da ele aldık. Bu politikaların Gümrük Birliği'nin karşılıklı kazanımlarını koruyarak geliştiren bir yaklaşımla şekillendirilmesinin elzem olduğunu vurguladık. Gümrük Birliği'nin bütünlüğünü ve düzgün işleyişini koruyacak kapsayıcı politikalar geliştirmenin önemini bir kez daha dile getirdik."

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan yeni rapora göre, deprem bölgesinde hız kazanan konut arzı ve başlayan geri göç dalgası, hem bölgede hem de çevre illerde kira enflasyonunu belirgin şekilde baskılamaya başladı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), deprem bölgesindeki imar faaliyetlerinin kiralık konut piyasasına etkilerini inceleyen "Deprem Bölgesi Konut Arzı ve Bölgesel Kira Enflasyonu Gelişmeleri" başlıklı yeni bir çalışma yayımladı.
Raporda, felaket sonrasında konut piyasasında yaşanan değişimlerin enflasyon üzerindeki etkileri detaylı bir şekilde ele alındı.
Kamu öncülüğünde yürütülen yeniden imar faaliyetleri sayesinde bölgedeki konut arzının hızla artış gösterdiğini belirten TCMB raporunda, "Deprem bölgesinin Türkiye genelindeki yapı kullanım izinlerinden aldığı pay, deprem öncesinde ortalama yüzde 12 civarındayken 2025 yılında yüzde 20'nin üzerine çıktı. Bu durum, bölgedeki inşaat faaliyetlerinin ne denli büyük bir ivmeyle sürdürüldüğünü açıkça ortaya koyuyor." denildi.
"KİRA ENFLASYONUNDA BELİRGİN YAVAŞLAMA EĞİLİMİ"
Konut arzındaki güçlü toparlanmanın kira artış hızına doğrudan yansıdığına dikkat çekilen çalışmada, "Deprem illerinde kira enflasyonu, 2023 ve 2024 yıllarında Türkiye'deki diğer grupların belirgin biçimde üzerinde seyrederken, konut teslimlerinin hız kazandığı 2025 yılında yavaşlama eğilimine girdi." ifadeleri kullanıldı.
Çalışmadaki en dikkat çekici bulgulardan biri de bu olumlu ayrışmanın sadece deprem bölgesiyle sınırlı kalmaması oldu.
Depremden dolaylı etkilenen illerde kira enflasyonunun 2024 ve 2025 yıllarında diğer illere yakın bir seyir izlediğini aktaran uzmanlar, "2026 yılında kira enflasyonu belirgin biçimde daha düşük gerçekleşti.
Bu görünümün arkasında, deprem bölgesindeki konut stokunun iyileşmesiyle birlikte, daha önce bu bölgelerden göç alan illerdeki kiralık konut talebinin geri göç kanalıyla kademeli olarak azalması yatıyor." diye konuştu.
"İNŞAAT KAPASİTESİ BÖLGE DIŞINA YÖNELİYOR"
Deprem konutu projelerinin büyük ölçüde tamamlanmasıyla birlikte sektörün dinamiklerinde de değişim gözlendiğini anlatan raporda, şu değerlendirmelere yer verildi:
"Bölgedeki inşaat sektörü istihdamı yavaş yavaş gerilerken, deprem bölgesi dışındaki illerde hızlı bir artış yaşandığı tespit edildi.
İnşaat kapasitesinin bölge dışına yönelmeye başlaması, konut arzındaki artışın önümüzdeki dönemde çok daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceğinin sinyalini veriyor."
Deprem bölgesindeki konut arzı artışının gerek doğrudan bölgede gerekse dolaylı olarak etkilenen çevre illerde kira artışlarını baskılamayı sürdürmesinin beklendiğini vurgulayan Merkez Bankası, "Bu tablo, genel enflasyonla mücadele sürecine de olumlu katkı sunacak." değerlendirmesinde bulundu.

Volkswagen yönetiminin temmuz ayından bu yana gündemde tuttuğu ve şirket tarihinin en büyük dönüşüm planı olarak nitelendirilen paket, bazı fabrikaların kapatılmasını, stratejik departmanların ayrıştırılmasını ve yaklaşık 50 bin çalışanın işten çıkarılmasını öngörüyor.
Alman şirketi, yüksek iş gücü maliyetleri, kapasitesinin altında çalışan fabrikalar ve yoğunlaşan Çin rekabeti nedeniyle milyarlarca avroluk tasarruf arayışındayken, Alman işçi sendikaları fabrika kapatma planlarına sert şekilde karşı çıkıyor.
Şirketin denetleme kurulu, cuma günü bir araya gelerek şu an masada bulunan üç farklı yeniden yapılanma önerisini oylayacak. Oylamadan uzlaşı çıkmaması durumunda krizin tırmanması ve şirketin olağanüstü genel kurul toplantısı düzenlemesi bekleniyor.
Kritik toplantı öncesinde IG Metall tarafından, henüz resmi bir grev kararı ilan edilmemiş olsa da üretimin durma noktasına gelebileceği yönünde uyarılar yapılıyor.
Alman basınına yansıyan haberlere göre, taraflar arasında 1 Eylül'de yürütülen yoğun uzlaşı arayışları sonuçsuz kaldı.
Şirketin geleceğini belirleyecek cuma günkü kritik toplantı öncesinde tarafların sunduğu üç farklı öneri bulunuyor.
Yönetim kanadı, maliyetleri düşürmek adına sert önlemler içeren bir paket üzerinde duruyor. Bu plan, Emden, Zwickau, Neckarsulm ve Hannover'deki dört fabrikanın 2031-2034 yılları arasında kademeli olarak tamamen kapatılmasını öngörüyor. Fabrika kapatma kararına ek olarak, dünya genelinde on binlerce çalışanın işten çıkarılması da yönetim planının merkezinde yer alıyor.
İşçi sendikaları ve çalışan temsilcileri ise radikal kesintilere kararlılıkla karşı çıkıyor. Çalışanların masaya getirdiği alternatif öneri, mevcut istihdam hacmini korumayı ve hiçbir üretim tesisinin kapatılmamasını hedefliyor. Temsilciler, tasarrufun fabrikaları kapatarak değil, operasyonel süreçleri yeniden yapılandırarak sağlanmasını talep ediyor.
Süreçte kilit rol oynayan Aşağı Saksonya Eyalet Yönetimi, krizin çözümü için bir ara formül sundu. Volkswagen'de yüzde 20 oranında stratejik hisseye sahip olan ve şirketin özel statüsü gereği kararları engelleme hakkı bulunan eyalet yönetimi, istihdam dengesini gözeten ve tarafları ortak bir noktada buluşturmayı amaçlayan bir uzlaşı planını savunuyor.
Cuma günü gerçekleştirilecek söz konusu toplantıda, bu üç senaryodan hangisinin kabul göreceği veya yeni bir krizin tetiklenip tetiklenmeyeceği netleşecek.
IG Metall Aşağı Saksonya Bölge Sorumlusu ve Volkswagen Başmüzakerecisi Thorsten Gröger, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Eğer yönetim kurulu bu çatışmayı istiyorsa karşılığını alacaktır. Ancak biz açıkça bir çatışma istemiyoruz." ifadesini kullandı.
Sendikanın, kısa vadeli rahatlama sağlayan ancak nihayetinde fabrikaların tamamen kapatılmasına yol açacak hiçbir önlemi kabul etmeyeceğini vurgulayan Gröger, "IG Metall, sanayi tabanının ve dolayısıyla üretim tesislerinin geleceğinin tehlikeye atılmasına eli kolu bağlı seyirci kalmayacaktır." dedi.
Şirket içinden sızan bilgiler ve medyada yer alan haberlerin, yönetim kurulunun kapsamlı yapısal değişikliklere hazırlandığına işaret ettiğini belirten Gröger, bu tür kararların VW Denetleme Kurulunun onayı olmadan alınabileceğini düşünmenin yanlış olacağını ifade etti.
Gröger, "Bu durum, yönetim kurulunun bir an önce akıl yoluna dönmesi gerektiğinin en büyük kanıtıdır" diyerek, medya üzerinden yeni kriz senaryoları üretmek yerine çalışan temsilcileriyle ciddi diyalog kurulması çağrısında bulundu.

Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'nda (KMKTP) standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda 6 milyon 704 bin 800 liraya indi.
Altın piyasasında en düşük 6 milyon 650 bin lira, en yüksek 6 milyon 714 bin 900 lirayı gören standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda yüzde 0,4 düşüşle 6 milyon 704 bin 800 lira oldu.
Standart altının kilogram fiyatı dün günü 6 milyon 735 bin liradan tamamlamıştı.
KMKTP'de altında toplam işlem hacmi 3 milyar 619 milyon 323 bin 89,65 lira, işlem miktarı ise 543,27 kilogram oldu.
Tüm metallerde toplam işlem hacmi ise 3 milyar 727 milyon 801 bin 133,00 lira olarak gerçekleşti.
Altın borsasında bugün en fazla işlem yapan kurumlar, Vakıf Katılım Bankası, Ahlatcı Döviz ve Kıymetli Madenler, Zirve Değerli Madenler, Uğuras Kıymetli Madenler ile Garanti BBVA olarak sıralandı.

ADP Araştırma Enstitüsünün, Stanford Digital Economy Lab işbirliğiyle hazırladığı ağustos ayına ilişkin Ulusal İstihdam Raporu yayımlandı.
Buna göre, ABD'de özel sektör istihdamı ağustosta 38 bin kişi arttı. Piyasa beklentisi, özel sektör istihdamının bu dönemde 48 bin kişi artması yönündeydi. Özel sektör istihdamında temmuzda yaşanan artışa ilişkin veri ise 44 binden 46 bine revize edildi.
Söz konusu dönemde istihdam hizmet sektöründe 48 bin kişi artarken, üretim sektöründe istihdam 10 bin kişi azaldı.
ABD'de 26 milyondan fazla özel sektör çalışanının bordro bilgileri kullanılarak hesaplanan ADP verilerine göre, yıllık ücret artışı ağustosta işinde kalan çalışanlar için yüzde 4,4 olurken, iş değiştiren çalışanlar için yüzde 7,3 olarak kaydedildi.
ADP Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Nela Richardson, verilere ilişkin değerlendirmesinde, ücretlerin dalgalı işe alım süreçlerine dair ipucu verebileceğini belirtti.
Richardson, işe alım eğilimlerini anlamak için ücret artışının nerede hızlandığına, nerede yavaşladığına ve bu durumun kimleri etkilediğine derinlemesine bakılması gerektiğini kaydetti.

Gümüş piyasasında, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz adımlarına ilişkin beklentiler ve küresel risklerdeki artışın etkisiyle dalgalı seyir sürüyor.
Jackson Hole toplantısının ardından faiz artırımı ihtimalinin güçlenmesi, tahvil faizleri ve doları desteklerken gümüş fiyatlarında satış baskısına neden oldu.
Fed Başkanı Kevin Warsh'ın enflasyonla mücadelede kararlılık mesajı vermesiyle piyasalarda bu ay 25 baz puanlık faiz artışı olasılığı yaklaşık yüzde 70'e yükseldi. Orta Doğu'daki gerilimin petrol fiyatlarını yukarı çekmesi de enflasyona ilişkin kaygıları artırdı.
Gümüş, değerli metal özelliğinin yanı sıra sanayide yaygın olarak kullanılması nedeniyle faiz görünümü, doların yönü, büyüme beklentileri ve üretim faaliyetlerindeki değişimlere duyarlı hareket ediyor.
Doların değer kazanması ve küresel tahvil faizlerindeki yükseliş, kısa vadede fiyatı baskılayan başlıca etkenler arasında bulunuyor.
Uluslararası piyasalarda ons gümüş 63,70 dolar civarında işlem görüyor. Aşağı yönlü hareketlerde 61,50 dolar ile 60 dolar seviyeleri destek noktaları olarak izlenirken, bu seviyelerin altına inilmesi halinde satışların hız kazanabileceği değerlendiriliyor.
Olası toparlanmalarda 65,50 dolar ilk, 68,50 dolar ise ikinci önemli direnç seviyesi olarak öne çıkıyor. Fiyatın bu eşiklerin üzerine çıkması, satış baskısının azaldığına dair sinyal verebilir.
Hindistan hükümetinin altın ve gümüş ithalat vergisini indirebileceğine ilişkin iddiala da MCX'te işlem gören gümüş fiyatlarında kısa süreli hareketliliğe yol açtı. Uluslararası fiyatların üzerinde işlem gören MCX gümüşü, söylentilerin etkisiyle iskontolu seviyelere geriledi.
Vergi indirimi konusunda resmî bir duyuru yapılmamasıyla MCX gümüşü yeniden primli bölgeye döndü. Ürünün mevcut piyasa fiyatı 226 bin 850 rupi olarak kaydedildi. MCX tarafında 220 bin ve 214 bin rupi destek; 252 bin 700 ve 278 bin 400 rupi ise direnç seviyeleri olarak gösterildi.
Teknik değerlendirmelerde 1-3 Eylül dönemi, kısa vadeli dip oluşumu ihtimali açısından kritik görülüyor. Tarihsel 360 günlük gümüş döngüsüyle ilişkilendirilen 28 Eylül 2026 tarihi de piyasada öne çıkan diğer bir zaman aralığı olarak dikkat çekiyor.
Bu dönemlere yaklaşılırken fiyat hareketlerinin hızlanabileceği ve trend değişiminin yaşanabileceği belirtiliyor.
Square of 9 hesaplamasına göre 63,70-64,25 dolar aralığı, fiyatın yön değiştirebileceği destek bölgesi niteliği taşıyor. Yukarı yönlü hareketlerde 66,85, 68,34 ve 70,95 dolar seviyeleri direnç olarak takip edilecek.
Ancak yükselişin güç kazandığının teyit edilmesi için ons fiyatının 65,73 dolardaki günlük ortalamanın üzerine çıkması gerekiyor.

İstanbul’da hızlanan kentsel dönüşüm, beraberinde taşınma hareketliliğini de artırdı.
Özellikle Bağcılar, Zeytinburnu, Avcılar, Kartal, Kadıköy ve Üsküdar’da nakliye talebi yoğunlaştı.
Sektör temsilcileri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 60-70 civarında iş hacmi artışı yaşandığını bildirdi.
Evden Eve Nakliyeciler Derneği (END) Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Bağlar, İstanbul'da evden eve nakliyat sektörünün 2026'da önemli bir hareketlilik yaşadığını söyledi.
Kentsel dönüşüm kaynaklı talepte geçen yılın aynı dönemine göre önemli bir artış olduğunu vurgulayan Bağlar, "Şu anda yüzde 60-70 artış var kentsel dönüşüm nedeniyle. Çünkü İstanbul'da 2026'da gerçekten büyük bir yoğunluk yaşanıyor." ifadelerini kullandı.
Bağlar, "Yıl içerisinde Bağcılar, Zeytinburnu, Avcılar, Anadolu Yakası'nda ise Kartal gibi semtlerde büyük bir nakliye talebi var. Biz evden eve nakliyat firmaları olarak hem depolama hem de taşıma konusunda büyük bir yoğunluk yaşıyoruz." diye konuştu.
![]()
İstanbul'daki taşınma hareketliliğinin boyutuna ilişkin de bilgi veren Bağlar, kent genelinde her gün binlerce hanenin taşındığını belirterek, günlük taşınma sayısının 4 bin 500 ila 5 bin arasında gerçekleştiğini söyledi.
Bağlar, İstanbul'da yaklaşık 1400-1500 belgeli nakliye firmasının bulunduğunu ifade ederek, dernek bünyesindeki kurumsal firmaların taşıma ve depolama hizmetlerinde yoğun şekilde çalıştığını söyledi.
Kentsel dönüşümün yalnızca inşaat sektörünü değil, evden eve nakliyat ve lojistik sektörünü de olumlu etkilediğini dile getiren Bağlar, dönüşüm sürecinin firmaların büyümesine katkı sunduğunu kaydetti.
Bağlar, "Sadece inşaat sektörüne değil, evden eve nakliyat sektörüne de gerçekten büyük bir katkı sundu. Şu anda tüm Türkiye'de üyelerimiz var ama İstanbul'da daha fazla yoğunluğumuz var, kentsel dönüşüm süreci de buna büyük bir katkı sağladı." dedi.
Yaz sezonunun yanı sıra tayin döneminin de taşınma hareketliliğini artırdığını belirten Bağlar, asker, polis, savcı ve hakim gibi farklı meslek gruplarında görev yeri değişen kişilerin de bu dönemde taşındığını söyledi.
Artan taleple birlikte nakliye firmalarının personel ihtiyacının da arttığını aktaran Erdoğan Bağlar, "Şu anda her firma bir araca 7-8 kişilik bir ekip gönderiyor. Biz de bu taşıma yoğunluğunu daha fazla eleman ile gerçekleştirmeye çalışıyoruz." diye konuştu.
Bağlar, kentsel dönüşümün hızlanmasının gelecek dönemde nakliye ve lojistik sektörlerinin iş hacmini daha da artırmasını beklediklerini ifade etti.
Depolama hizmetlerinde de yoğunluk yaşandığını belirten Bağlar, özellikle Kadıköy, Caddebostan, Suadiye, Üsküdar ve Ümraniye bölgelerinde talebin arttığını kaydetti.
İstanbul'da nakliye araçlarının park edebileceği alan konusunda sorun yaşandığını da dile getiren Bağlar, bu konuda İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile temas halinde olduklarını söyledi.
Bağlar, özellikle Maltepe ve Fındıklı Mahallesi'nde park sorununun yoğun şekilde hissedildiğini belirterek, sorunun yakın zamanda çözülmesini beklediklerini ifade etti.
Vatandaşlara nakliye firması seçerken kurumsal ve belgeli firmaları tercih etmeleri çağrısında bulunan Bağlar, mağduriyet yaşamamaları için sosyal medya üzerinden rastgele firma seçmek yerine dernek üzerinden kurumsal firmalarla çalışılmasının daha doğru olacağını sözlerine ekledi.

Bankacılık sektörü, kredi kartlarının kullanım amaçlarına yönelik denetimlerini sıkılaştırma kararı aldı. BDDK ve Merkez Bankası'nın finansal istikrarı koruma hedefleri doğrultusunda, kart limitlerini usulsüz kullanan hesaplar mercek altına alınıyor.
![]()
Bankaların yayımladığı uyarılara göre, kart limitinin gerçek bir mal veya hizmet alımına dayanmadan nakde dönüştürülmesi ilk sırada yer alıyor.
Ayrıca bireysel kredi kartlarının yüksek hacimli ticari işlerde kullanılması ve asgari ödeme tutarlarının sürekli aksatılması da yaptırım gerekçesi sayılıyor.
Gelir beyanı ile harcama alışkanlıkları arasında uyuşmazlık saptanan müşterilerden ek belge talep edilebiliyor. Finansal analistler, bu tür usulsüz kullanımların bireysel kredi notunu da doğrudan aşağı çektiğini vurguluyor.
Şüpheli işlem tespit edilen kartlarda ilk olarak nakit avans yetkisi sınırlandırılıyor ve işlem limitleri aşağı çekiliyor.
İhlalin devam etmesi durumunda ise ilgili banka, kartı tamamen kullanıma kapatarak yasal takip sürecini başlatabiliyor.

Brent petrol fiyatı, ABD ile İran arasında saldırıların yeniden başlamasıyla uluslararası vadeli piyasalarda 95 doların üzerine çıktı. Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün ekim vadeli varil fiyatı da 90,77 doları gördü.
Küresel piyasalarda motorin ve benzinin metrik ton fiyatı da yükseldi. Motorinin ton fiyatı, Orta Doğu’daki saldırılar sonrasında bin 450 dolara kadar çıktı.
Petrol fiyatlarındaki yükselişte, ABD ile İran arasında çatışmaların yeniden tırmanmasıyla piyasalarda arz endişelerinin artması etkili oldu.
Sektör kaynakları, yaptıkları açıklamada gerek petrol gerekse de ürün fiyatlarındaki yukarı doğru harekete işaret ederek, bu gelişmenin motorine ve benzine zammı tetiklediğini söyledi. Kaynaklar, akaryakıta çifte zam göründüğünü kaydederek, “Cuma günü motorine, ertesi gün de benzine zam gündeme gelebilir. Zam tutarları, küresel piyasalardaki hareketin yönüne ve hızına göre değişir” dedi.
Kaynaklar, il bazında değişmekle birlikte motorinin litre fiyatının 3 TL 60 kuruşluk (3 TL ÖTV ve yüzde 20 KDV) son zamla birlikte 82-83 TL aralığına çıktığını anımsatarak, “Cuma günü için gündeme gelecek olası zamla birlikte motorin fiyatları tırmanışını sürdürecek” diye konuştu.
Bu gece yarısından (perşembe) geçerli otogaza 1,09 TL zam bekleniyor. (ANKA)
Rusya Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada, bankalardan nakit döviz çekimine yönelik kısıtlamaların 9 Mart 2027’ye kadar uzatıldığı bildirildi.
Batılı ülkelerin, yaptırımlar kapsamında Rus bankaları ve finans kuruluşlarına nakit dolar ve avro edinme yasağı getirdikleri hatırlatılan açıklamada, kısıtlamaları uzatma kararının da bu yasağın devam etmesi nedeniyle alındığı belirtildi.
Rusya Merkez Bankası, Batılı ülkelerin uyguladığı yaptırımlar nedeniyle Mart 2022'de aldığı kararla, ülkedeki vatandaşların bankalardaki döviz hesaplarından yalnızca ruble cinsinden nakit para çekmesine izin veriyor.

NSosyal hesabından paylaşımda bulunan Işıkhan, prim borçlarının tecil ve taksitlendirilmesinde vatandaşlara kolaylık sağladıklarını belirtti.
Bakan Işıkhan, paylaşımında şunları kaydetti:
"4 Haziran 2026-31 Ağustos arasında işverenlerin ve sigortalı çalışanların SGK borçlarına yönelik yeni bir tecil ve taksitlendirme düzenlemesini uyguladık. Tecile başvuran işveren ve 4/b'li sigortalı çalışan sayısı 148 bin 984, tecil edilen borç tutarı 183,3 milyar lira, toplam tahsilat 7,5 milyar lira (ilk taksit miktarı). İşverenler ile çalışanların yanında olmaya, üretim ve istihdamı desteklemeye devam edeceğiz."

Kur korumalı mevduat (KKM) bakiyesi sıfıra indi. Aralık 2021’de başlayan uygulama yaklaşık beş yıl sonra sona ererken maliyeti yeniden gündemde.
Kur korumalı mevduat sistemi sona erdi: Peki maliyeti ne oldu? Medyascope
İran'ın ABD'nin Hürmüz Boğazı çevresinde yoğun şekilde kullandığı MQ-9 Reaper tipi insansız hava aracını düşürüldüğünü açıklamasının ardından gözler ABD'ye çevrilmişti.
Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada İran'a yönelik saldırı mesajı veren ABD Başkanı Donald Trump, "Bu gece İran'ı vuracağız" dedi.
İran'ın 'bitik bir ülke' olduğunu savunan Trump, bunun ABD açısından anlam ifade etmediğini söyledi.
"Bu onları tokatlamayacağımız anlamına gelmez" ifadelerini kullanan Trump, "Neler olacağını göreceğiz" şeklinde sözlerini tamamladı.
![]()
ABD ve İran arasındaki gerilimin artmasıyla birlikte petrol fiyatları yeniden yükselişe geçti.
Brent petrolün varili saat 23.00 itibariyle 90,5 dolar seviyelerinden işlem gördü.
Aynı saatte Batı Teksas türü ham petrolün varili ise 86,2 dolar seviyelerinden alıcı buldu.

Ekonomistler Tüketici Fiyat Endeksi'nin (TÜFE) ağustosta yüzde 1,86 artacağını tahmin ediyor.
The post AA anketine göre enflasyon ağustosta artacak appeared first on #site_linkat 31.08.2026 .Zorlu Holding'e ait Vestel Elektronik ve Anadolu Grubu, TOGG ortaklığındaki hisselerini satmaya hazırlanıyor. İki şirketin toplam yüzde 46 hissesi var.
The post Reuters: Zorlu ve Anadolu Grubu TOGG ortaklığından çekiliyor appeared first on #site_linkat 31.08.2026 .Türkiye İstatistik Kurumu'na (TÜİK) göre ekonomi, yılın ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 büyüdü.
The post TÜİK: Ekonomi ikinci çeyrekte yüzde 2,3 büyüdü appeared first on #site_linkat 31.08.2026 .Türkiye'de işsizlik temmuzda bir önceki aya göre 0,5 puan artarak yüzde 8,1'e çıktı. İşsiz sayısı 2 milyon 860 bin.
The post TÜİK'e göre işsizlik arttı appeared first on #site_linkat 31.08.2026 .Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi haftaya yüzde 0,25 azalışla 14.604,26 puandan başladı.
The post Borsa güne nasıl başladı? – 31 Ağustos 2026 appeared first on #site_linkat 31.08.2026 .ABD merkezli Goldman Sachs Research, ons altının yıl sonunda 4 bin 900 dolara yükselebileceğini öngördü.
The post Goldman Sachs'tan yıl sonu altın tahmini appeared first on #site_linkat 31.08.2026 .TMO Genel Müdürlüğünün NSosyal hesabından yapılan açıklamada, 2026 dönemi ürün alımlarında büyük ölçüde sona gelindiği ve sürecin tamamlanmak üzere olduğu belirtildi.
Kurumun, yurt içi ve yurt dışı piyasa gelişmelerini yakından takip ettiği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Piyasa ihtiyaçları ve bölgesel gelişmeler dikkate alınarak hasadın tamamlandığı ve TMO'ya ürün arzının sona erdiği bölgelerden başlanmak üzere günlük olarak belirlenecek miktarda buğdayın satışı gerçekleştirilecektir. Bu kapsamda lisanslı depolarda muhafaza edilen TMO stokları, TÜRİB üzerinden 1 Eylül'den itibaren kişi ve kuruluş ayrımı yapılmaksızın serbest satışa sunulacaktır. TMO, piyasanın ihtiyaçlarına zamanında cevap veren etkin düzenleyici rolünü kararlılıkla sürdürecektir."

Yılmaz, 2026 yılı ikinci çeyrek Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Açıklamasında Yılmaz, "Küresel ekonomide çok yönlü kriz dinamiklerinin, bölgemizdeki savaş ve jeopolitik gerilimlerin belirginleştiği, özellikle küresel düzeyde ve ticaret ortaklarımızda büyüme oranlarının aşağıya doğru revize edildiği bir ortamda Türkiye ekonomisi, uygulanan politikaların katkısıyla makroekonomik istikrarını ve dinamizmini korumakta ve küresel belirsizliklere karşı dayanıklılığını sürdürmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
Son 24 çeyrektir kesintisiz büyüme performansı sergileyen ülke ekonomisinin, 2026'nın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,3 oranında büyüme kaydettiğini vurgulayan Yılmaz, "Birinci çeyrekte gözlenen dayanıklı büyüme performansı ikinci çeyrekte de sürmüş olup ekonomimiz makroekonomik istikrar programıyla uyumlu, dengeli bir büyüme patikası izlemeye devam etmektedir." açıklamasını yaptı.
Yılmaz, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak bir önceki çeyreğe göre kaydedilen yüzde 1,1 oranındaki büyümenin ise iktisadi faaliyetin çeyreklik bazda yeniden hız kazandığına işaret ederek, "2025 yılında tarihi bir rekorla 1,6 trilyon dolar olan Gayri Safi Yurt İçi Hasılamız, 2026 yılı ikinci çeyreğinde yıllıklandırılmış bazda 1,71 trilyon dolara ulaşarak yılın ilk çeyreğine kıyasla da istikrarlı bir artış kaydetmiştir." bilgisini paylaştı.
Üretim yönünden GSYH bileşenleri incelendiğinde, sektörel bazda dengeli bir görünümün korunduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti:
"Bir önceki çeyrekte olumlu hava koşullarının da katkısıyla güçlü bir toparlanma sergileyen tarım sektörü, bu dönemde yüzde 13,3 oranında büyüyerek ivme kazanmıştır. Hizmetler sektörü yüzde 1,6 oranında büyüyerek, dezenflasyon programıyla uyumlu bir görünüm sergilemiş, bu sektör bünyesinde yer alan inşaat faaliyetleri ise yüzde 1,9 oranında daralmıştır. Sanayi sektörü ise bir önceki çeyrekte dış talepteki yavaşlamanın etkisiyle kaydettiği daralmanın ardından yüzde 2,4 oranında büyüyerek toparlanma eğilimi göstermiştir."
Yılmaz, harcamalar yönünden büyüme değerlendirildiğinde, toplam tüketim harcamalarının yüzde 2,7 oranında artarak, dezenflasyon sürecine katkı sağlayacak şekilde ılımlı bir seyir izlediğinin görüldüğünü aktararak, "Gayri safi sabit sermaye oluşumu yüzde 0,6 oranında büyürken, üretim kapasitesinin geliştirilmesi açısından önem arz eden makine ve teçhizat yatırımları yüzde 1,6 oranında artış göstermiştir." ifadesini kullandı.
2023'te meydana gelen depremlerden etkilenen illerdeki yeniden inşa ve ihya faaliyetlerinin büyük oranda tamamlanmasıyla birlikte inşaat faaliyetlerinin deprem sonrası dönemdeki güçlü performansının ardından normalleşme sürecine girdiğini belirten Yılmaz, buna bağlı olarak inşaat yatırımlarının yüzde 0,9 oranında daraldığını kaydetti.
Dış ticaret tarafında ise ithalattaki yüzde 6,4'lük gerilemenin ihracattaki yüzde 3,4'lük daralmadan daha belirgin gerçekleşmesi sonucunda net mal ve hizmet ihracatının büyümeye katkısının 0,6 puan ile pozitif gerçekleştiğine işaret eden Yılmaz, böylece dış ticaretin bu çeyrekte büyümeyi destekleyici bir unsur haline geldiğini vurguladı.
Yılmaz, iç talepteki dengelenme süreciyle birlikte ithalat gerilerken, başta ticaret ortakları olmak üzere dış talep koşullarında gözlenen kısmi toparlanmayla imalat sanayisine ve ihracata yönelik desteklerin katkısıyla ihracattaki daralmanın sınırlı düzeyde kaldığını bildirdi.
"Ülkemiz ekonomisinde ikinci çeyrekte gerçekleşen büyüme performansı, fiyat istikrarı hedefiyle ve dengeli büyümeye yönelik uygulanan politika çerçevesiyle uyumlu bir görünüm sergilemektedir." değerlendirmesinde bulunan Yılmaz, şöyle devam etti:
"Orta Vadeli Program (2026-2028) kapsamında belirlenen temel öncelikler ve hedefler doğrultusunda, makroekonomik istikrarı güçlendiren, verimliliği artıran ve dış şoklara karşı dayanıklılığını destekleyen politikaların uygulanmasına devam edilmektedir. Bölgesel jeopolitik gelişmeler ve küresel belirsizliklerin makroekonomik dengeler üzerinde olası etkileri yakından izlenmekte, bu etkileri sınırlamaya yönelik gerekli politika araçları ilgili kurumlar arasında güçlü eşgüdüm içerisinde devreye alınmaktadır.
Yılın ilk altı ayında gerçekleşen yüzde 2,5 oranındaki büyüme performansı dikkate alındığında, 2026 yılı genelinde büyümenin Orta Vadeli Program hedefinin bir miktar altında gerçekleşmesi beklenmektedir. Önümüzdeki dönemde fiyat istikrarının kalıcı olarak sağlanması hedefi korunurken, sanayide teknolojik kapasitenin geliştirilmesi, ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesi ve yüksek katma değerli üretimin desteklenmesine yönelik politikalar eşgüdüm içerisinde uygulanmaya devam edilecektir."

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, ağustos ayında gerçekleştirdiği aranın ardından eylül ayı toplantısı için hazırlıklarını tamamladı.
Piyasa aktörleri, bankanın sıkı para politikası duruşunu koruyup korumayacağını yakından izliyor.![]()
Banka, yeni faiz kararını 10 Eylül günü saat 14.00'te kamuoyuna duyuracak.
Bu karardan hemen önce, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 3 Eylül'de açıklanacak olan enflasyon verileri piyasanın yönünü tayin etmede belirleyici rol oynayacak.
Finans analizcileri ve ekonomistler, TCMB'nin eylül ayında da mevcut politika faizini değiştirmeyerek pas geçeceği görüşünde birleşiyor.
Sıkılaşma adımlarının makroekonomik göstergeler üzerindeki etkileri kurul tarafından değerlendirilmeye devam ediyor.

Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF), Türkiye’nin yerli elektrikli otomobil üreticisi TOGG’a ortak olmaya hazırlandığı bildirildi.
Reuters’a konuşan üç kaynağa göre Vestel Elektronik ve Anadolu Grubu, TOGG’daki toplam yüzde 46’lık paylarını satacak.
Mevcut ortaklık yapısında Vestel Elektronik, Anadolu Grubu, Turkcell ve BMC Otomotiv’in TOGG’da yüzde 23’er payı bulunuyor. Kalan yüzde 8’lik hisse ise Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne (TOBB) ait.
Kaynaklardan ikisi, Vestel ve Anadolu Grubu’nun yüzde 46’lık toplam hissesinin Turkcell ve TVF tarafından satın alınacağını belirtti. Hisselerin satış bedeline ilişkin ise bilgi verilmedi.
Görüşmelerin sürdüğü ve nihai anlaşmanın kısa süre içinde tamamlanmasının beklendiği aktarıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tamamen yerli sermayeyle binek otomobil üretimi çağrısının ardından mevcut ortaklar tarafından yaklaşık sekiz yıl önce kurulan TOGG, halka açık bir şirket değil.
Şirketin finansal tablolarına göre geçen yıl birkaç milyar lirayı bulan zarar, 2026'nın ilk altı ayında önemli ölçüde azaldı.
TOGG, 2025 yılında Türkiye'de 39 bin 20 araç satarken, 2026'nın ilk yedi ayında satışlarını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30 artırarak 25 bin 848 adede çıkardı.
Sektör kaynakları ise vergi avantajları ve teşviklere rağmen otomotiv şirketlerinin üretim hacmi yıllık 100 binli adetlerin üzerine çıkmadan kârlılığa ulaşmasının zor olduğunu belirtiyor.

Şirket; çok uluslu proje teslimi, teknoloji transferi ve yerelleştirme, yazılım ve platform lisanslama ile uluslararası Ar-Ge konsorsiyumlarını aynı büyüme mimarisinin farklı kanalları olarak konumlandırıyor. Hedef, Türkiye’de sahada geliştirilen sistem mühendisliği birikimini farklı regülasyonlara, standartlara ve iş modellerine uyarlayarak kalıcı teknoloji ihracatına dönüştürmek.
Teknoloji şirketlerinin globalleşme biçimi değişiyor.
Bir ürünü başka bir ülkeye satabilmek hâlâ önemli olmakla birlikte, özellikle büyük ölçekli ve kritik projelerde başarı; teknolojinin farklı standartlara uyarlanabilmesi, sahada kurulabilmesi ve uzun dönemli sürdürülebilmesiyle ölçülüyor.
MİA Teknoloji de yaklaşık 20 yıllık birikimini bu nedenle tek ihracat modeli üzerinden büyütmüyor.
BİRİNCİ KANAL: ÇOK ULUSLU PROJE TESLİMİ
Şirketin ilk global büyüme modeli doğrudan sistem teslimi.
Bu yapıda yalnız ürün sağlanmıyor; sistem mühendisliği, üretici koordinasyonu, saha kurulumu, test, kabul, teknik destek ve sürdürülebilirlik aynı proje yaşam döngüsünde yönetiliyor.
MİA’nın uluslararası savunma projeleri ve Avrupa araştırma konsorsiyumlarında oluşan tecrübesi bu model için kurumsal zemin oluşturuyor.
KÖRFEZ’DE ALTYAPIYA DİJİTAL MÜHENDİSLİK
Bu yaklaşımın yeni uygulama alanlarından biri Körfez Bölgesi.
MİA Teknoloji ile Katar merkezli Al Jaber Engineering arasında geliştirilen stratejik iş birliği kapsamında raylı sistemler, metro ve altyapı projelerinde tedarik, saha kabiliyeti ve teknoloji çözümlerinin birlikte sunulması hedefleniyor.
MİA’nın raylı sistem dijitalizasyonu, sensör tabanlı izleme, IoT, mobil haritalama, dijital envanter ve veri yönetimi kabiliyetlerinin yerel saha deneyimiyle bir araya getirilmesi planlanıyor.
İKİNCİ KANAL: TEKNOLOJİ TRANSFERİ
Bazı pazarlarda ise şirket doğrudan ürün satışı yerine teknoloji transferi ve yerelleştirmeye odaklanıyor.
Bu modelde yerel partner, mühendislik kapasitesi, eğitim, operasyon ve gerektiğinde tedarik veya üretim kabiliyetinin birlikte geliştirilmesi hedefleniyor.
MİA’nın “terzi modeli” mühendislik yaklaşımının global karşılığı da burada ortaya çıkıyor: aynı çözümü her ülkeye taşımak yerine teknolojiyi yerel ihtiyaca göre yeniden kurgulamak.
ÜÇÜNCÜ KANAL: LİSANSLANABİLİR FİKRİ MÜLKİYET
Yazılım yoğun alanlarda üçüncü model lisanslama.
Sağlık bilişimindeki uluslararası lisanslama deneyimi ve mobilite tarafındaki platform kabiliyetleri, şirketin fikri mülkiyetini fiziksel saha projesinden bağımsız olarak ölçekleyebildiği alanlar arasında bulunuyor.
Bu yapı global büyümeyi her ülkede yeniden büyük fiziksel proje kurma zorunluluğundan kısmen ayırıyor.
DÖRDÜNCÜ KANAL: ULUSLARARASI AR-GE
Globalleşmenin bir başka ayağını ise uluslararası Ar-Ge konsorsiyumları oluşturuyor.
Bu model sayesinde MİA yalnız mevcut ürünlerini dış pazarlara taşımıyor; farklı ülkelerin üniversite ve teknoloji şirketleriyle geleceğin sistemlerini geliştirme sürecinde de yer alıyor.
Şirket yönetiminin global hedefi bu nedenle ülke veya ofis sayısıyla değil, Türkiye’de geliştirilen mühendisliğin farklı coğrafyalarda tekrar çalışabilmesiyle ölçülüyor.

Küresel doğal gaz talebi 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 1,7 (69 milyar metreküp) artarak 4 trilyon 202 milyar metreküple tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
Uluslararası Gaz Birliği (IGU) ve Snam tarafından hazırlanan "Küresel Gaz Raporu 2026"dan derlenen bilgilere göre, geçen yıl küresel doğal gaz piyasasında talebin yanı sıra arz ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticareti de rekor seviyeye ulaştı.
![]()
Küresel doğal gaz arzı 2025'te bir önceki yıla göre 52 milyar metreküp artarak 4 trilyon 147 milyar metreküple tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Arz artışında Kuzey Amerika 54 milyar metreküplük yükselişle başı çekerken Orta Doğu 11 milyar metreküp, Asya 6 milyar metreküp ve Güney Amerika 2 milyar metreküplük katkı sağladı.
Küresel doğal gaz talebi ise 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 1,7 (69 milyar metreküp) artarak 4 trilyon 202 milyar metreküple tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
Bu artışta ise Asya, Orta Doğu ve Avrupa öne çıktı. Asya'da doğal gaz talebi 25 milyar metreküp, Orta Doğu'da 18 milyar metreküp ve Avrupa'da yaklaşık 10 milyar metreküp arttı. Afrika'da 6 milyar metreküp, Kuzey Amerika'da 5 milyar metreküp, Güney Amerika'da 4 milyar metreküp ve Rusya'da 3 milyar metreküp artış kaydedilirken Okyanusya talebin gerilediği tek bölge oldu.
Sektörler bazında, konut ve ticari tüketimde 32 milyar metreküplük artış kaydedildi. Bu kalem, küresel doğal gaz talebindeki en yüksek mutlak büyümeyi oluştururken, artışta özellikle Kuzey Amerika'daki soğuk kış koşulları etkili oldu.
![]()
Asya'da doğal gaz talebi 2025'te bir önceki yıla göre 25 milyar metreküp arttı. Elektrik üretimi ile konut ve ticari tüketimdeki yükseliş, bölgedeki toplam doğal gaz talebindeki artışının yaklaşık yüzde 64'ünü oluşturdu. Artışın önemli bölümü Doğu Asya ve Güneydoğu Asya'da gerçekleşti.
Avrupa'da ise doğal gaz talebi geçen yıl yaklaşık 10 milyar metreküp, yüzde 2,3 arttı. Özellikle yılın başındaki soğuk kış koşulları ve kış aylarında rüzgar enerjisi üretiminin düşük seyretmesi, elektrik üretiminde doğal gaz kullanımını artırdı. Avrupa'da elektrik üretimi kaynaklı doğal gaz talebindeki artış 9 milyar metreküp oldu.
Kuzey Amerika'da doğal gaz talebi 5 milyar metreküp yükseldi. Bölgede konut ve ticari tüketim 21 milyar metreküp, sanayi tüketimi 2 milyar metreküp artarken, elektrik üretiminde doğal gaz talebi 18 milyar metreküp geriledi.
![]()
Küresel doğal gaz talebindeki büyümenin öne çıktığı bölgelerden Orta Doğu'da tüketim 2025'te 18 milyar metreküp artarak yıllık bazda yüzde 2,9 yükseldi.
Bölgedeki büyümede özellikle sanayi ve elektrik sektörlerindeki doğal gaz talebi belirleyici oldu. Sanayinin doğal gaz talebi geçen yıl 15 milyar metreküp artarak yüzde 9,5 yükselirken elektrik sektöründeki doğal gaz talebi 11 milyar metreküple yüzde 4,2 arttı.
Öte yandan, Türkiye'nin doğal gaz talebi 2025'te bir önceki yıla göre 4 milyar metreküp artış gösterdi.
![]()
Küresel doğal gaz piyasasında 2025'te LNG ticareti de tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
Küresel LNG ticareti bir önceki yıla göre 43 milyar metreküp artarak 580 milyar metreküpe çıktı. Raporda, LNG'nin küresel enerji sistemindeki artan rolüne işaret edilirken ülkelerin enerji arz güvenliğine yönelik odağının da güçlendiği belirtildi.
Çin'in LNG ithalatı 2024'e göre 10 milyar metreküp azalmasına rağmen dünyanın en büyük LNG ithalatçısı konumunu korudu. Çin'i 91 milyar metreküple Japonya ve 67 milyar metreküple Güney Kore izledi.
Avrupa'nın LNG ithalatı ise 2025'te 32 milyar metreküp arttı. Raporda bu gelişmenin, Avrupa'nın Rusya'dan boru hatlarıyla sağlanan doğal gazdan uzaklaşmasına yönelik yapısal dönüşümünü ve LNG'ye artan yönelimini yansıttığı belirtildi. Avrupa'nın LNG ithalatının yüzde 50'den fazlası ABD'den karşılandı.
![]()
Rapora göre, 2025'te tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşan küresel doğal gaz talebinin 2026'da 7 milyar metreküp azalması öngörülüyor.
Söz konusu düşüşte, Hürmüz Boğazı krizinin 2026'nın ilk yarısında özellikle gelişmekte olan Asya ve Afrika gibi fiyat duyarlı pazarlarda doğal gaz talebini azaltmasının etkili olduğu belirtildi.
Raporda, Türkiye'nin doğal gaz altyapısında kullanılan dijital teknolojilerle de yer aldı.
Doğal gaz ve LNG sektöründe dijitalleşmenin son yıllarda önemli ölçüde hız kazandığı aktarılan raporda, yapay zeka destekli sistemlerden dijital ikizlere, tahmine dayalı bakımdan uzaktan operasyon teknolojilerine kadar farklı uygulamaların sektörün çeşitli aşamalarında kullanıldığı kaydedildi.
Dijital ikiz teknolojisinin doğal gaz işleme tesislerinin geliştirilmesinden büyük doğal gaz iletim şebekelerinin yönetimine kadar farklı alanlarda kullanıldığı belirtilirken Türkiye'deki Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) bu teknolojinin güncel uygulamalarından biri olarak gösterildi.
TANAP'ta kullanılan dijital ikiz teknolojisiyle boru hattının farklı işletme senaryolarındaki operasyonları ve bütünlüğü değerlendiriliyor. Raporda, söz konusu uygulamanın zamanında ve veriye dayalı risk yönetimini desteklediği ifade edildi.

Tekirdağ'ın coğrafi işaretli tarımsal ürünlerinden olan ve 2022'de tescillenen Tekirdağ soğanı, üreticilerin üç yıllık emeğinin ardından sofralara ulaşıyor. Kendine özgü şekli, turuncu-bakır renkli kabuğu, pembe-açık mor et rengi, acımtırak tadı ve güçlü aromasıyla öne çıkan Tekirdağ soğanı için bu yıl kent genelinde 4 bin 400 dekar alanda ekim yapılırken, yaklaşık 5 bin 700 ton ürün elde edilmesi bekleniyor.
Tekirdağ Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri kentte yetiştirilen tarımsal ürünlerde olduğu gibi soğanda da hasat kontrollerini sürdürüyor. Bu kapsamda ekipler, Süleymanpaşa ilçesi Köseilyas Mahallesi'nde coğrafi işaretli Tekirdağ soğanı üretimi yapan üretici ve aynı zamanda ürünün tedarikçisi Sacit Vardas'ı ziyaret ederek hasat ve hasat sonrası süreçler hakkında bilgi aldı.
![]()
Üretici Sacit Vardas, Tekirdağ soğanının coğrafi işaretle birlikte Türkiye genelinde bir marka olma yolunda ilerlediğini belirterek, "Yaptığımız iş soğan ama Tekirdağ soğanı. Yani geçen yıllarda aldığımız coğrafi işaretle artık Türkiye'nin duyması gereken bir marka olma yolunda giden üründür. Bizim soğanımızın bir özelliği üretim şeklidir. Bu 3 yıllık bir döngüde üretilen bir soğandır. İlk yıl kara tohum, ikinci yıl arpacık, üçüncü yılda normal baş soğan olarak üretimimiz var. Tekirdağ soğanı iyi bir soğan. Kaliteli, restoran, köfteci, börekçi, yemekhanelerin kullandığı en aromatik, Brix olarak en güçlü ve lezzetli bir soğandır. Tekirdağ soğanı aynı zamanda yeşil soğan anacı olarak da kullanılmaktadır. Bu özelliğinden dolayı şu an Türkiye'nin yeşil soğan üreten tüm illerine bu soğandan sevk edilmektedir" dedi.
![]()
Üretimin kendileri için sadece bir tarımsal faaliyet olmadığını ifade eden Vardas, Tekirdağ soğanının aileden gelen bir miras olduğunu belirterek, "Biz üretici olarak dededen kalma bir iş, babalar devam etti, sıra bayrak bize geldi. Biz de çocuklara artık. Bu süreci tamamladık, sonunda coğrafi işareti aldık. Türkiye'nin bu işle uğraşan bütün illeri bizi biliyor ama bizim hedefimiz dünya. Dünya bu kalitedeki malları daha fazla tercih ediyor. Tekirdağ soğanı olmazsa köfte olmaz, yemek olmaz, börek olmaz. İşin gerçeği bu. Şu an durumlar iyi, üretim güzel, sevkiyatlar güzel. Çok şükür işimiz iyi" diye konuştu.
![]()
Ürünün üretim aşamalarını anlatan Vardas, "Üç aşamada yetişiyor. İlk aşama kara tohum dediğimiz olay. Soğan anacı ektiğimiz zaman kara tohum elde ediyoruz. Onu depoluyoruz, bir yıl sonra ektiğimiz zaman bu sefer kıska dediğimiz, arpacık dediğimiz olay gerçekleşiyor. Arpacık da yaklaşık 7-8 ay depolandıktan sonra bir yıl sonraki süreçte soğan olması için toprağa ekiliyor. Soğanımız olduktan sonra bunu depolama aşaması geliyor. Tekirdağ soğanı dayanıklı bir soğan. Yaklaşık 8 ay, 9 ay depolama şansı var. Bu özelliği de kıraç ve susuz arazide yetiştirildiğinden dolayı soğan etli ve sert oluyor, kendini de koruyor" ifadelerini kullandı.
Tekirdağ soğanının yeşil soğan üretiminde anaç olarak tercih edilmesinin nedenini de anlatan Vardas, "Soğanlarımızı yeşil üretimde kullanılmasındaki amaçlardan bir tanesi de içindeki göz olayı. Bak bunda 1, 2, 3, 4 tane ayrı göz var. Sen normal soğanı ektiğin zaman tek göz alırsın. Bunu ektiğin zaman en az 3-4 göz yeşil soğan alırsın. Bu özelliğinden dolayı en güzel anaç olarak tercih edilmekte" dedi.
![]()
Ürünün Türkiye'nin birçok noktasına gönderildiğini belirten Vardas, ihracat hedeflerini ise şöyle anlattı:
"Türkiye'deki birçok ile, aracılara veya açık tarla yeşil soğan üreticilerine gönderiyoruz. Hedefimiz şimdi Yunanistan, Bulgaristan oralara da ürün göndermek. Üretmek isteyen, bu işi yapmak isteyen tüm gençlere, özellikle çiftçilere tohum desteğimiz, bilgi desteğimiz, üretim desteğimiz olur. Görüyorsunuz ekimi modernize ettik, makineyle çalışıyoruz. Bir kadının günlük yapabileceği kolaylığı biz bir kadının günlük 2 bin kilogram soğan paketleyebilecek durumuna getirdik. İyi mal olsun yeter ki satılır."
![]()
Tekirdağ Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Aksoy da Tekirdağ soğanının bölgenin önemli tarımsal ürünlerinden biri olduğunu belirterek, ürünün en dikkat çekici özelliklerinden birinin sulama yapılmadan yetiştirilebilmesi olduğunu söyledi. Aksoy, "Bizim ilimizde Tekirdağ soğanı sulanmıyor. Tekirdağ soğanı çok dayanıklı, özel bir soğan çeşididir. Kıraç ve susuz arazilerde yetişebilmesi, ürünün dayanıklılığını ve depolama süresini artıran önemli özelliklerinden bir tanesidir" dedi.
Tekirdağ soğanında verimin toprak yapısı ve organik madde durumuna göre değişiklik gösterdiğini ifade eden Aksoy, "Dekara ortalama verimimiz bin 250 kilogram ile 2 bin 500 kilogram arasında değişiyor. Bu verim, toprağın yapısına ve organik madde durumuna göre farklılık gösterebiliyor. 2026 yılında Tekirdağ genelinde yaklaşık 4 bin 400 dekar alanda soğan ekimi gerçekleştirildi. Bu alanlardan yaklaşık 5 bin 700 ton ürün elde edilmesini bekliyoruz" diye konuştu.
Aksoy, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü olarak üretimin her aşamasında olduğu gibi hasat döneminde de sahada olduklarını belirterek, üreticilerle bir araya gelerek ürünün kalite ve hasat süreçlerini takip ettiklerini ifade etti.
Tekirdağ'ın coğrafi işaretli ürünlerinden olan Tekirdağ soğanı, üreticilerin tarladaki emeğinin ardından hem sofralarda hem de Türkiye'nin farklı kentlerindeki yeşil soğan üretiminde kullanılmak üzere yola çıkıyor.

Bolat, yazılı açıklamasında, yılın ikinci çeyreğine ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini değerlendirdi.
Net mal ve hizmet ihracatının büyümeye pozitif katkı verdiğini ve yüzde 2,3'lük büyümenin 0,6 yüzde puanının buradan geldiğini belirten Bolat, üretim itibarıyla sanayi, hizmetler ve tarım sektörlerinin, harcama itibarıyla ise özel tüketim, net ihracat ve yatırımların milli gelir artışına olumlu katkı sunduğunu ifade etti.
Bolat, Türkiye ekonomisinin Kovid-19 salgınında bile büyüme performansını sürdürdüğüne dikkati çekerek, "İşsizlik oranı bu yılın temmuz ayında yüzde 8,1 olarak gerçekleşerek son 39 aydır yüzde 10'un altında kalmıştır. Küresel ölçekte artan jeopolitik riskler ve belirsizliğe rağmen bu yılın ikinci çeyreğinde dış ticaret açığı geçen yılın ikinci çeyreğine kıyasla yüzde 8,8, cari işlemler açığı ise yüzde 7,7 gerilemiştir." değerlendirmesinde bulundu.
İkinci çeyrek büyümesine özel tüketimin 2,3 yüzde puanla en yüksek katkıyı sağladığına işaret eden Bolat, yatırım harcamalarının ise büyümeye 0,2 yüzde puanla katkı verdiğini aktardı.
Bolat, böylelikle yatırımların büyümeyi desteklemeyi 7 çeyrektir kesintisiz sürdürdüğünü belirterek, kamu kesimi harcamalarının büyümeye etkisinin ise eksi 0,2 yüzde puan olduğunu ifade etti.
Katma değer artışının ikinci çeyrekte hizmetler sektörü toplamında yüzde 2,1 olarak gerçekleştiği bilgisini veren Bolat, "Bu doğrultuda hizmetler, büyümeye en fazla katkı veren sektör olmuştur. Sanayi sektöründe üretim, yüzde 2,4 artarak büyümeye 0,5 yüzde puan pozitif katkı vermiştir. Elverişli hava şartlarının desteğiyle tarım üretimi yüzde 13,3 artarak büyümeye 0,5 yüzde puan katkı sağlamıştır. İnşaat sektöründe katma değer yüzde 1,9 azalmıştır." ifadelerini kullandı.
Bolat, ikinci çeyrekte yıllıklandırılmış cari işlemler açığının milli gelire oranının yüzde 2,3 seviyesinde gerçekleştiğini ve tarihsel ortalamanın altında, dengeli seyrini koruduğunu bildirdi.
Türkiye ekonomisinin büyüme kapasitesini, üretimde verimlilik odaklı dönüşüm ve rekabet gücünü artırmaya yönelik yapısal reformlarla daha da yukarı taşıyacaklarının altını çizen Bolat, şunları kaydetti:
"İkinci çeyrek büyüme performansı, küresel ölçekte zorlu şartların ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde ekonomimizin dayanıklılığını göstermiştir. Bakanlık olarak yürüttüğümüz faaliyetlerin de katkısıyla cari işlemler dengesindeki ılımlı görünüm, tüm olumsuz küresel gelişmelere rağmen korunmaktadır. Yıl sonu hedefimiz olan mal ihracatında 282 milyar dolar üzerinde bir performansın yakalanması, mal ve hizmet ihracatında 410 milyar dolara ulaşılması ve büyüme ivmesinin güçlendirilmesi için yürüttüğümüz çalışmaları hız kesmeden sürdüreceğiz."

Adana'nın Kozan ilçesine bağlı Aydın Mahallesi'nde yaklaşık 40 dönüm alanda kavun yetiştiren Fatih Yıldırım, bu sezon yaklaşık 70 ton ürün bekliyor.
2003 yılından bu yana kavun üretimi yapan Yıldırım, tarlasında yetiştirdiği kavunları aracıya ve hale göndermek yerine ailesiyle birlikte doğrudan pazarda satarak uygun fiyata tüketiciyle buluşturuyor.
![]()
Kavunlarını yaklaşık 20 yıldır pazarlarda kendisinin sattığını anlatan Fatih Yıldırım, ürünün hale girmeden doğrudan tüketiciye ulaşmasının hem üretici hem de vatandaş açısından avantaj sağladığını ifade ederek, "Biz aracı girdirmiyoruz, hale sokmuyoruz. Marketlere ve pazarlara kendimiz satıyoruz. Hale girmeden tarladan halka direkt ulaştırıyoruz. Tarlada kavun için 8-10 lira arasında fiyat veriliyor. Tonaj olarak alındığında 10 lira deniyor. Tarlanın tamamını aldıklarında ise 10 liranın da altına düşebiliyor. Bu durumda çiftçi zarar ediyor" dedi.
Ürünlerini kendilerinin pazara götürmesiyle kar ettiklerini belirten Fatih Yıldırım, "Biz bu şekilde sattığımızda kilosu 15-20 liraya geliyor. Aracı girdiği zaman ise tüketiciye ulaşan fiyat 25 liranın üzerine çıkabiliyor. Böylece biz de kazanıyoruz, vatandaş da daha uygun fiyata kavun alıyor" diye konuştu.
![]()
Kavun yetiştiriciliğinin uzun ve yoğun emek isteyen bir süreç olduğunu anlatan Yıldırım, "Ürün tarlaya düştüğünde yaklaşık 70 gün sonra çıkıyor. 70 gün boyunca çiftçi tarlaya gelip emek etmek zorunda. Bizim burada hasat dönemi yaklaşık 1-1,5 ay sürüyor. Bir gün kavun topluyoruz, bir gün pazarda satıyoruz, sonraki gün yeniden topluyoruz" ifadelerini kullandı.
Bölgede yetişen kavunun kendine özgü tadı ve aroması bulunduğunu belirten Yıldırım, özellikle açık tarla üretiminin ürünün lezzetinde etkili olduğunu ifade ederek, "Çok güzel şiresi olan, tadı ve kokusu olan bir kavun. Sarı kavun, sarı burun olarak biliniyor. Bizim burada yetişen kavunun lezzeti ve aroması adeta akide şekeri gibi. Açık tarla ürünü olması, güneşi tamamen alması tadına ve kokusuna yansıyor" dedi.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile APLUS Enerji Danışmanlık işbirliğinde hazırlanan "Enerji Sektör Raporu 2026"da Türkiye'nin 2035'e kadar enerji alanında atmayı hedeflediği adımlara ilişkin yol haritası paylaşıldı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının öngörülerine yer verilen raporda, Türkiye'nin 2035'e kadar rüzgar ve güneş enerjisindeki toplam kurulu gücünü 120 gigavata ulaştırmayı hedeflediği, buna ulaşılması için gelecek dönemde her yıl 8 ila 9 gigavat yeni kapasitenin devreye alınmasının gerektiği kaydedildi. Buna göre, nükleer enerji de dahil olmak üzere enerji dönüşümüne yönelik toplam finansman ihtiyacının 200 milyar dolar seviyesinde olduğu belirtiliyor.
Bunun yaklaşık 80 milyar dolarlık bölümünün sistem esnekliğinin artırılması ve şebekenin modernizasyonu ile iletim, dağıtım ve şebeke altyapısı yatırımlarından oluşması beklendiğine işaret edilen raporda, 2035 hedeflerine ulaşılmasında şebeke modernizasyonu, sistem esnekliği ve finansman ihtiyacının önemi vurgulanıyor.
Bu yatırım hacmi, Türkiye'nin enerji sektöründe uluslararası yatırımcılar açısından sunduğu geniş fırsat alanını ortaya koyuyor.
Raporda ayrıca, geleneksel enerji üretim alanlarının yanı sıra batarya depolama ve elektrikli araç şarj altyapısı gibi yeni nesil yatırım alanlarına da kapsamlı şekilde yer veriliyor.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu verilerine dayandırılan projeksiyonlara göre, Türkiye’deki elektrikli araç sayısının yüksek senaryoda 2035 itibarıyla 7 milyona ulaşması bekleniyor. Batarya depolama ile entegre yenilenebilir enerji yatırımları ve Türkiye'nin ilk açık deniz (denizüstü) rüzgar enerjisi girişimi olan Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) DÜRES-2026 süreci de sektörde öne çıkan yeni yatırım fırsatları olarak yer alıyor.
![]()
Raporda, rüzgar, güneş, batarya depolama, hidroelektrik, jeotermal, biyokütle ve yeşil hidrojen olmak üzere 7 ana teknoloji alanı, yatırımcı perspektifinden ayrı ayrı inceleniyor.
Raporun ilk bölümünde Türkiye'nin elektrik piyasasının gelişimi, mevcut piyasa yapısı ve arz-talep dengesi ele alınırken elektrik talebindeki ve kurulu güçteki değişimler, üretim yapısı, piyasa işleyişi ve son dönemdeki mevzuat değişiklikleri bu bölümde inceleniyor.
Ayrıca, elektrik talebinin orta ve uzun vadeli gelişimine ilişkin değerlendirmelere yer verilen raporda ikinci bölümde yenilenebilir enerji ve batarya depolama yatırımlarına odaklanılıyor. Rüzgar ve güneş enerjisinin gelişimi de Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) ve YEKA modeli gibi destek mekanizmaları, lisanssız ve hibrit projeler, depolama yatırımları ve yerli üretime yönelik düzenlemeler çerçevesinde değerlendiriliyor, yenilenebilir enerji ve depolama yatırımlarının orta ve uzun vadeli görünümü ile yatırımcılar açısından ortaya çıkabilecek fırsatlar da bu bölümde inceleniyor.
Elektrik piyasasında yatırım kararlarını etkileyebilecek düzenleyici ve sektörel gelişmelere yer verilen raporda, piyasa tasarımındaki değişiklikler, dengesizlik maliyetleri, yan hizmetler, karbon piyasası, nükleer enerji, elektrikli araçlar ve şarj altyapısı ile ikili elektrik alım anlaşmaları bu kapsamda ele alınıyor. Son bölümde ise rüzgar, güneş, batarya depolama, hidroelektrik, jeotermal, biyokütle ve yeşil hidrojen olmak üzere yedi teknoloji alanı ayrı ayrı değerlendiriliyor ve her teknoloji için mevcut piyasa koşulları, yatırım fırsatları, gelir yapısını etkileyen unsurlar ve yatırımcıların dikkate alması gereken temel riskler anlatılıyor.
Böylece Türkiye'nin enerji sektöründeki farklı yatırım alanları, fırsatlar ve riskler bakımından karşılaştırmalı bir çerçevede sunulan raporda, sektördeki dönüşüm, küresel enerji piyasalarındaki gelişmeler ve enerji dönüşümünde öne çıkan eğilimler değerlendiriliyor, elektrik piyasasının mevcut yapısı, yatırım kararlarını etkileyebilecek piyasa gelişmeleri ve farklı teknoloji alanlarındaki yatırım fırsatları mercek altına alınıyor.
Nisan 2026'da güncellenen gün öncesi piyasası azami fiyat limiti, Mayıs 2026'da yürürlüğe giren lisanssız üretimde saatlik mahsuplaşma uygulaması, ulusal karbon piyasasına yönelik gelişmeler ve ikili elektrik alım anlaşmaları (PPA) gibi güncel düzenlemeler; yatırım getirileri ve riskler açısından değerlendiriliyor.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi yetkilileri, bu çalışmanın Türkiye'nin enerji sektörünün uluslararası yatırımcılar nezdindeki görünürlüğünü ve cazibesini daha da güçlendireceğini belirterek, raporun yatırım kararlarında ihtiyaç duyulan temel piyasa, düzenleme ve yatırım parametrelerini bütüncül bir çerçevede sunduğunu ifade etti.
Rapora ilişkin görüşlerine yer verilen Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, şunları kaydetti:
"Enerji güvenliğinin ekonomik büyüme ve dayanıklılığın temel unsurlarından biri haline geldiği bu dönemde, Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısı, stratejik coğrafi konumu, bölgesel enerji ağlarındaki merkezi rolü ve Sayın Cumhurbaşkanımızın bu alanda ortaya koyduğu reform gündemiyle küresel enerji dönüşümünün öncü ülkelerinden biri olma hedefini sürdürüyor. Yenilenebilir enerji kapasitesinin hızla artması, şebeke modernizasyonu, enerji verimliliği, depolama ve yerli üretim kapasitesinin geliştirilmesi, Türkiye'de yatırımcılar için önemli fırsatlar sunuyor. 2053 Net Sıfır Emisyon hedefimiz doğrultusunda hayata geçirdiğimiz kapsamlı yol haritası, uluslararası sermayeyi, ileri teknolojileri ve stratejik işbirliklerini Türkiye'nin enerji dönüşümüne daha güçlü şekilde dahil etmeyi amaçlıyor. Hazırladığımız Enerji Sektör Raporu 2026'nın Türkiye'nin enerji ekosistemini ve sunduğu yatırım fırsatlarını bütüncül bir perspektifle ortaya koyarak yerli ve uluslararası yatırımcılar için değerli bir referans olacağına inanıyorum."

Avrupa'da doğal gaz fiyatlandırmasında referans kabul edilen Hollanda merkezli TTF'de ekim vadeli kontratlarda doğal gazın megavatsaat fiyatı cuma günü 66,97 avrodan kapandı.
Fiyatlar bugün saat 11.34 itibarıyla önceki kapanışa göre yüzde 4,4 artarak 69,90 avroya yükseldi.
Böylece doğal gaz fiyatları 69 avronun üzerine çıkarak Ocak 2023'ten bu yana en yüksek seviyeyi gördü.
Gas Infrastructure Europe (GIE) verilerine göre, Avrupa Birliği ülkelerindeki doğal gaz depolarının doluluk oranı yüzde 64,7 seviyesinde bulunuyor.
Depolama seviyelerinin yılın bu dönemi için tarihsel ortalamaların altında seyretmesi, kış öncesinde stokların tamamlanmasına yönelik endişeleri artırıyor.
Hava tahminlerinde eylül başı için daha ılımlı sıcaklıkların öngörülmesi talep beklentilerini sınırlasa da düşük depolama seviyeleri, Körfez'den LNG arzına ilişkin belirsizlikler ve Hürmüz Boğazı'na yönelik riskler, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor.
ABD ordusunun dün gece Lark Adası'ndaki iki hedefe saldırı düzenlemesi ve İran basınının saldırının ardından bölgedeki hedeflere füze atıldığını bildirmesi de piyasalardaki arz endişelerini artırdı.
Söz konusu gelişmeler, ABD ile İran arasında bir süredir devam eden arabuluculuk girişimlerinin taraflar arasındaki anlaşmazlığı gidermede sonuç vermemesinin ardından yaşandı.
Orta Doğu'daki çatışmaların Körfez bölgesindeki LNG ihracatını, özellikle de önemli üreticilerden Katar'ın sevkiyatlarını olumsuz etkilemesi, küresel arz görünümüne ilişkin endişeleri artırıyor.
Körfez'den LNG ihracatının uzun süre aksaması halinde Avrupa'nın Asya'daki alıcılarla daha fazla LNG kargosu için rekabet etmek zorunda kalabileceği değerlendiriliyor.
Analistler, özellikle Körfez'den LNG ihracatının daha uzun süre aksaması halinde Avrupa'nın Asya'daki alıcılarla daha fazla rekabet etmek zorunda kalabileceğini ve bunun doğal gaz fiyatları üzerinde gelecek dönemde de yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini değerlendiriyor.

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş, 1 Eylül'de faaliyete geçecek Alo 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi (OHİM) ile kazazedelere illegal yapılardan önce ulaşacaklarını belirterek, "Yaklaşık 1 milyon vatandaşımızın mağdur edildiği bu büyüklükteki bir vurgunu sonlandırmak için ne gerekiyorsa yapmaya kararlılıkla devam edeceğiz." dedi.
Trafik sigortalarındaki değer kaybı kaynaklı uyuşmazlıkların asgari seviyeye indirilmesi ve tazminat süreçlerinin etkin, adil ve hızlı şekilde yönetilmesi amacıyla SEDDK tarafından hazırlanan beş aşamalı eylem planı çerçevesinde önemli yapısal reformlar yapıldı.
Bu kapsamda ilk üç aşamada, eksper hesaplamalarının standartlaştırılması, eksper atamalarında akıllı sisteme geçilmesi ve değer kaybı tazminatının hak sahiplerine herhangi bir ilave başvuru şartı aranmaksızın maddi hasarla birlikte hesaplanarak ödenmesi yönünde değişiklikler hayata geçirildi. Dördüncü aşamada kanuna aykırı şekilde hasar aracılığı faaliyetinde bulunarak vatandaşların mağduriyetine neden olan yasa dışı yapıların engellenmesine yönelik genelge yayımlanarak yürürlüğe girdi.
![]()
Eylem planının beşinci maddesinde ise vatandaşların hasar ihbarlarını tek bir merkez üzerinden kolay ve hızlı şekilde iletebilmelerini sağlamak üzere tüm sigorta şirketlerinin entegre olduğu "Alo 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi" kuruldu.
Merkez üzerinden ilk etapta trafik ve kasko sigortalarına ilişkin hasar başvuruları kabul edilmeye başlanacak. Vatandaşlar hasar ihbarlarının yanı sıra hasar sonrası kendilerini rahatsız ve mağdur eden illegal yapıları da Alo 193 hattını kullanarak SEDDK'ye şikayet edebilecek.
Merkez, SEDDK tarafından sigortadan menfaat sağlayan kişilerin hasar ve tazminat başvurularını sigorta şirketlerine doğrudan yapabilmelerinin yanı sıra merkezi bir platform üzerinden de kolaylıkla gerçekleştirebilmeleri amacıyla kuruldu.
Geçerli kabul edilen hasar başvuruları ilgili sigorta şirketine, Güvence Hesabına veya Türkiye Motorlu Taşıt Bürosuna yapılmış sayılacak. Sistem kesintileri, veri kayıpları veya bildirimlerin ilgili kuruluşlara iletilmesinde yaşanacak teknik gecikmeler, ilgili mevzuatta öngörülen sürelerin hesabında başvuru sahibi aleyhine dikkate alınamayacak.
İletilen başvuruların ardından ilgili sigorta şirketi, Güvence Hesabı veya Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu, en geç hasar başvuru bilgilerinin kendisine iletilmesini takip eden iş günü içerisinde çağrı merkezi aracılığıyla başvuru sahibiyle iletişime geçecek.
Yapılacak aramada başvuru sahibine tazminat ödemesi için gerekli belgeler, kaza tespit tutanağının tutulması, kusur oranlarının tespiti, ekspertiz işlemleri, tahmini onarım süresi, araç hasarı ile birlikte değer kaybı hesaplamasının da yapılacağı ve tazminatın ilgili kanunda belirtilenler dışındaki yetkisiz kişilerce takip ve tahsil edilemeyeceği hususlarında asgari bilgilendirme yapılacak.
Vatandaşların hasar başvurularını kolayca iletebilmeleri için Alo 193 telefon hattına ilave olarak bir mobil uygulama ve web sitesi de yakında hizmete girecek.
![]()
SEDDK Başkanı Davut Menteş, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, amaçlarının trafik kazalarından sonra vatandaşların kişisel bilgilerini hukuka aykırı yöntemlerle ele geçirerek kazayla ilgili yapay ihtilaf yaratıp haksız kazanç elde eden illegal yapıları engellemek olduğunu söyledi.
Menteş, "hasar çeteleri" olarak adlandırılan bu yapıların 10 yıldan uzun süredir faal olduklarına dikkati çekerek, bunların, oluşturdukları sistemin ağlarına dahil ettikleri bilgi kaynakları vasıtasıyla trafik kazalarından saatler içinde haberdar olabildiklerini anlattı.
Söz konusu illegal yapıların, elde ettikleri kaza ve kazazede bilgilerini yine bu yapının bünyesinde faaliyet gösteren çağrı merkezlerine aktardıklarını dile getiren Menteş, çağrı merkezleri aracılığıyla ilk andan itibaren vatandaşların sistematik ve ısrarlı telefon aramalarına maruz bırakıldığını ifade etti.
Menteş, şöyle devam etti:
"Telefon aramalarında kullanılan 'Sigorta şirketleri hasarlarınızı ödemez. Bize vekalet verirseniz tüm hasarınızı tahsil ederiz.' şeklindeki yanıltıcı ve dolandırıcı ifadelerle vatandaşlarımız ikna edilmeye çalışılıyor. Bu illegal yapılar, sözde 'ücretsiz kaza tutanağı düzenleme' ve 'ücretsiz hasar danışmanlığı' gibi faaliyetlerde bulundukları izlenimi vererek kendilerini kamufle etmeye çalışıyor. Bu şekilde vekalet alınmasıyla ilerleyen süreç, kazazedeler ve sigorta şirketleri arasında oluşturulan yapay ihtilafların Sigorta Tahkim Komisyonuna veya hukuk mahkemelerine taşınmasıyla devam ediyor."
Türkiye'de bu yöntemlerle oluşturulan ihtilaflara, sonucunda elde edilen haksız kazanca ve bu yapıyla mücadeledeki kararlılıklarına dikkati çeken Menteş, "Ülkemizde her yıl yaklaşık 1 milyon 300 bin trafik kazası gerçekleşmekte ve bu illegal yapı yüz binlerce ihtilaf üretmektedir. Bu yapının bu hacimde bir işten elde ettiği haksız kazancın yıllık milyarlarca lira seviyelerinde olduğunu değerlendirmekteyiz. Sigorta sektörü otoritesi olarak, yaklaşık 1 milyon vatandaşımızın mağdur edildiği bu büyüklükteki bir vurgunu sonlandırmak için ne gerekiyorsa yapmaya kararlılıkla devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
Menteş, Trafik Sigortası Eylem Planı dahilinde, öncelikle hasar süreçlerinde ihtilaf oluşturabilen konuları çözmeye yönelindiğini söyleyerek, "Bu kapsamda, değer kaybı hesaplamalarının gerçek zarar ilkesine göre standartlaştırılması, kazaya en uygun eksperin otomasyonla yönlendirilmesi anlamına gelen 'akıllı eksper ataması sistemi'ne geçilmesi ve değer kaybı tazminatı için ilave başvuru şartının kaldırılması gibi önemli iyileştirmelere gidilmiştir." ifadelerini kullandı.
Planın yeni aşaması olan Alo 193'ün söz konusu illegal yapılarla mücadelede üstleneceği role dikkati çeken Menteş, "Alo 193 ile kazazedelere bu yapılardan önce ulaşacağız. Vatandaşlarımızın süratle ve kolaylıkla hasar başvurusu yapabilmelerinin yanı sıra kendilerini mağdur eden bu yapıları da kurumumuza şikayet edebilmelerini sağlayacağız." diye konuştu.
Menteş, bu yapının tüm unsurlarına yönelik kapsamlı bir denetim faaliyeti içinde bulunduklarını da vurgulayarak, illegal yapının suç teşkil ettiği değerlendirilen faaliyetlerine dair tespitleri tamamlandıkça adli mercilere intikal ettirdiklerini dile getirdi.
Bu arada, ilgili kuruluşların gerçekleştirdikleri tüm işlemler ile sigortacılık ve özel emeklilik faaliyeti kapsamındaki üretim, hasar, aracılık ve benzeri hususlarda hizmet sunan kişi ve kuruluşların işlemlerine ilişkin şikayetler de SEDDK'nin mevcut başvuru kanallarına ek olarak Alo 193 hattı üzerinden iletilebilecek.
Şirketler, düzenleyecekleri poliçe ve bilgilendirme metinlerinin ilgili bölümlerine, hasar durumunda OHİM aracılığıyla da talepte bulunulabileceğine ilişkin bilgi ekleyecek. Ayrıca Alo 193 Sigorta Hasar İhbar ve Şikayet Hattına poliçenin ön yüzünde en az 14 punto büyüklüğünde yer verilecek.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,3 büyüdü. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in GSYH verilerine yönelik açıklamaları Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın sosyal medya hesabından paylaşıldı.
Bakan Şimşek açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
Türkiye ekonomisi, jeopolitik gerilimlerin öne çıktığı 2026 yılının ikinci çeyreğinde zorlu küresel koşullara rağmen çeyreklik yüzde 1,1, yıllık yüzde 2,3 büyüdü. Yıllıklandırılmış milli gelir 1,7 trilyon doları aştı.
Teknoloji yoğun sektörlerdeki olumlu görünümün desteğiyle sanayi katma değeri yıllık yüzde 2,4 artarken tarım sektörü yüzde 13,3 ile güçlü büyümesini sürdürdü. Özel tüketim yüzde 3,5, yatırımlar yüzde 0,6 büyürken net dış talep büyümeye pozitif katkı verdi. Böylece ikinci çeyrekte iç ve dış talebin desteğiyle dengeli bir büyüme gerçekleşti.
Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet ŞİMŞEK’in ( @memetsimsek ) 2026 Yılı II. Çeyrek Gayrisafi Yurt İçi Hâsıla (GSYH) Büyümesine İlişkin Değerlendirmesi- 31.08.2026 pic.twitter.com/LIcXtmLPmW
— T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı (@HMBakanligi) August 31, 2026
Jeopolitik gelişmelerin ticaret ortaklarımız üzerindeki etkileri ve başta enerji olmak üzere emtia fiyatlarındaki artışla yıllıklandırılmış cari açık ikinci çeyrekte 38,9 milyar dolar olurken cari açığın milli gelire oranı yüzde 2,3 ile sürdürülebilir seviyelerde kaldı.
Kayıt dışılıkla mücadele, güçlenen vergide adalet ve harcama disiplini sayesinde önemli bir mali alan sağladık. Küresel fiyat şoklarının vatandaşlarımıza etkisini sınırlamak ve dezenflasyonu desteklemek amacıyla eşel mobil uygulamasıyla önemli bir vergi gelirinden vazgeçmesine rağmen bütçe performansımız olumlu seyrini sürdürüyor.
İkinci çeyrek itibarıyla brüt dış borç stokumuzun milli gelire oranı yüzde 31,6 seviyesinde yatay seyretti. Türkiye'nin toplam borcunun milli gelire oranı yüzde 91 ile gelişmekte olan ülkeler ortalaması olan yüzde 229'un ve dünya ortalaması olan yüzde 306'nın oldukça altında bulunuyor.
Ekonomimizin güçlenen makroekonomik temelleri, şoklara karşı direncimizi artırıyor. Dezenflasyon sürecindeki ilerleme ve daha destekleyici küresel koşullar sayesinde önümüzdeki dönemde büyümenin kademeli olarak artmasını bekliyoruz. 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Program ile fiyat istikrarını sağlamak, teknolojik dönüşüm ve verimlilik artışıyla büyüme potansiyelimizi güçlendirmek ve kalıcı refah artışını temin etmek için yol haritamızı ortaya koyacağız.

ABD Merkez Bankası'ndan gelen faiz uyarısı ve Orta Doğu'da tırmanan askerî gerilim değerli metallerde rüzgarı tersine çevirdi. Ons bazında son iki haftanın dibini gören altında gözler cuma günü açıklanacak kritik ABD istihdam verilerine çevrildi.
Fed Başkanı Kevin Warsh'ın faiz artışına açık kapı bırakan açıklamaları ve Orta Doğu'da artan gerilim altın fiyatlarını aşağı çekti. Spot altın ons başına 4.423,52 dolara gerileyerek son iki haftanın en düşük seviyesini gördü.
Altın fiyatlarında satış baskısı yeniden güç kazandı. ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Kevin Warsh'ın enflasyonla mücadelede yeni faiz artışlarının masada kalabileceğini söylemesi ve Orta Doğu'daki askerî gerilimin tırmanması, değerli madeni son iki haftanın en düşük seviyesine taşıdı.
![]()
Spot altın, TSİ 08.15 itibarıyla yüzde 0,7 düşüşle ons başına 4.423,52 dolara geriledi. Cuma günü yüzde 3'ü aşan kayıp yaşayan sarı metal, böylece 19 Ağustos'tan bu yana en zayıf seviyesini gördü. ABD altın vadeli kontratları da satışlardan nasibini aldı. Kontratlar yüzde 1,4 değer kaybederek 4.466,80 dolara indi.
Altındaki geri çekilmede Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole Ekonomi Sempozyumu'nda verdiği mesajların etkisi öne çıkıyor. KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, altının Warsh'ın şahin açıklamalarının etkisini henüz üzerinden atamadığını söyledi. Waterer'a göre ABD'nin İran'a yönelik askerî adımlarıyla petrol fiyatlarının yükselmesi de enflasyon endişelerini yeniden gündeme taşıdı. Altın, enflasyon dönemlerinde geleneksel olarak güvenli limanlardan biri olarak görülüyor. Ancak faiz getirisi sağlamaması, borçlanma maliyetlerinin yükseldiği dönemlerde değerli madene olan ilgiyi azaltabiliyor. İşte son satışlarda da bu denklem yeniden devreye girmiş durumda.
![]()
Warsh, cuma günü Jackson Hole'da yaptığı açıklamada, enflasyonun yüzde 2'lik hedefe doğru gerilediğine dair yeterli güven oluşmaması durumunda Fed'in "daha fazla adım atması gerekeceğini" söyledi. Bu açıklama, yeni bir faiz artışı ihtimalini yeniden masaya taşıdı. CME FedWatch göstergelerine göre vadeli işlem piyasaları, Eylül ayında olası bir faiz artırımını yüzde 60 ihtimalle fiyatlıyor.
Piyasaların yakından izlediği bir diğer başlık ise Orta Doğu'daki gerilim oldu. ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada İran'ın stratejik enerji üssü Harg Adası'nın vurulduğunu duyurdu. Temmuz ayının sonundan bu yana Washington'ın Tahran yönetimine yönelik bilinen ilk doğrudan hamlesi olan operasyonun ardından uluslararası petrol fiyatları yüzde 2'nin üzerinde yükseldi. Petroldeki bu hareket, enflasyonun yeniden güçlenebileceği yönündeki kaygıları da artırdı. Bu tablo, bir yandan piyasalarda risk iştahını azaltırken diğer yandan Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentileri daha da önemli hale getirdi.
Altının bundan sonraki yönü açısından bu hafta ABD'den gelecek istihdam verileri kritik olacak. Piyasa takviminde JOLTS açık iş pozisyonları, ADP özel sektör istihdamı, haftalık işsizlik maaşı müracaatları ve cuma günü açıklanacak tarım dışı istihdam (NFP) raporu bulunuyor. Tim Waterer, özellikle tarım dışı istihdam verisinin altında sert hareketlere yol açabileceğine dikkat çekti. Waterer'a göre güçlü gelecek bir veri, Jackson Hole sonrası başlayan geri çekilmeyi daha da derinleştirebilir. Tersi bir senaryoda ise açığa satışların kapanmasıyla birlikte hızlı bir toparlanma görülebilir.
![]()
Altındaki satış dalgası diğer kıymetli metallere de yansıdı. Spot gümüş yüzde 0,4 değer kaybederek 66,30 dolara gerilerken, platin yüzde 1,3 düşüşle 1.797,03 dolara indi. Paladyumdaki kayıp ise daha sert oldu. Değerli metal yüzde 2,5 gerileyerek 1.386,96 dolardan işlem gördü.
Araştırma şirketi BMI ise gümüş tarafında güçlü yatırım talebi ve sınırlı maden arzının fiyatların mevcut seviyelerde tutunmasına destek olabileceğini düşünüyor. Ancak fiziki arz darboğazlarının hafiflemesi halinde, gümüşün yukarı yönlü hareket alanının bir miktar sınırlanabileceği belirtiliyor.

Siirt’in önemli tarım ürünlerinden coğrafi işaret tescilli Siirt fıstığında hasat hazırlıkları başladı.
Siirt'te fıstık üreticileri bu yıl "yok yılı" olmasına rağmen mevsimsel yağışların etkisiyle yüksek verim bekledikleri hasada hazırlanıyor.
Kentin önemli tarımsal ürünlerinden olan ve coğrafi işaret tescili bulunan Siirt fıstığının üretimi devlet desteğiyle hayata geçirilen projelerle artıyor.
Kentte geçen yıl 415 bin dekarlık alanda, 12 milyonu aşkın ağaçtan yaklaşık 30 bin ton fıstık rekoltesi elde edildi.
Özellikle kış ve ilkbahar aylarında aralıksız devam eden yağışlar, fıstık bahçelerinde de canlanma sağlayarak, salkımların dolmasını sağladı.
Gelecek ay başlayacak hasat için fıstık bahçelerinde hazırlıklar sürüyor.
İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Şanverdi de beraberindeki ziraat mühendisleriyle merkez ve ilçelerdeki fıstık bahçelerinde ağaçların gelişimi ve salkımlardaki doluluğa ilişkin incelemeler yapıyor.
![]()
Şanverdi, Siirt fıstığının kent ekonomisi için çok önemli bir ürün olduğunu belirterek, fıstığın geçen yıl yaşanan yüksek sıcaklıklardan olumsuz etkilendiğini söyledi.
Bu yıl etkili olan yağışlarla ağaçların kendini toparladığını ifade eden Şanverdi, "Siirt fıstığı, ilimiz ekonomisi için çok önemli bir tarım üründür. İlimizde yaklaşık 415 bin dekarda 12 milyondan fazla fıstık ağacımız bulunmakta. Siirt fıstığı üreticiler için çok önemli bir gelir haline geldi." dedi.
Şanverdi, fıstığın bugünlerde olgunlaşma dönemine girdiğini belirterek, fıstık bahçelerini gezerek ürünün gelişimini gözlemlediklerini ifade etti.
Kurum olarak ilde fıstık üretiminin gelişmesi için özellikle çiftçi eğitimi ve yayım çalışmalarını sürdürdüklerini kaydeden Şanverdi, "Bir yandan çiftçilerimizin gübreleme, sürme ve tozlanma ile ilgili sorunlarını çözmeye çalışırken bir yandan da bahçelerimizin kontrolünü devam ettirmekteyiz. Üretim alanlarının artırılması amacıyla üreticilere fıstık fidanı dağıtımını sürdürüyoruz. Bu yıl da 40 bin civarında fıstık fidanı dağıtacağız. Fıstıkta döllenme sorununu çözmek amacıyla her yıl olduğu gibi erkek aşı kalemleri de dağıtıldı. Bu yıl 400 erkek aşı kalemi dağıttık." diye konuştu.
Şanverdi, yağışların fazla olmasından dolayı hasada yaklaşık iki hafta geç başlanacağı bilgisini vererek, üreticilerin fıstığın tam olgunlaşmasını beklemesi gerektiğini söyledi.
Fıstıkta düzenli bakımın da verim açısından önem taşıdığını vurgulayan Şanverdi, şunları kaydetti:
"Geçen yıl aşırı sıcaklardan dolayı sürgünlerimiz çok uzamadı. Dolayısıyla bu yılı aslında 'yok yılı' diyebileceğiniz bir yıl olarak değerlendirebiliriz. Ancak yağışlarla beraber daha iyi bir verim bekliyoruz. Bu yıl sürgünlerimiz iyi. İlimizde 2000'li yıllarda 2 bin ton olan fıstık rekoltemiz bugünlerde 30 bin tonu aşmış durumda. İnşallah üreticilerimizin emekleri ve gayretleriyle ilk etapta 50 bin, daha sonra da 100 bin ton hedefimize doğru çalışmalarımızı yürütmeye devam ediyoruz."
Şanverdi, yağışların tarımsal üretim için önemine işaret etti ancak aşırı yağışların ve dolunun üretimi olumsuz etkilediğini belirtti.
Dondan zarar gören çiftçilere TARSİM tarafından gerekli desteğin verildiğini ifade eden Şanverdi, çiftçilerle bu yıl hasat şenliğine hazırlandıklarını söyledi.
Şanverdi, "Fıstık demek, umut demek, heyecan demek. Üreticilerimiz bir yıl boyunca emeklerinin karşılığını alacağı günleri bekliyor. Düğünlerimiz, derneklerimiz, umutlar hep fıstık hasadımıza bağlı. İlimiz güven ve huzur ikliminde üretimi artırmaya devam ediyor. Üreticilerimizin heyecanına, mutluluğuna ortak oluyoruz, onların daha fazla üretmesi, daha bol kazanç elde etmesi için yanlarında olmayı sürdürüyoruz." dedi.
Fıstık üreticilerinden Osman Oysal, ilkbaharda fıstığın bakım, gübreleme ve budama çalışmalarını düzenli yaptıklarını belirtti.
Oysal, bu yıl dolu nedeniyle bazı ağaçlarda ürün kaybı da yaşandığını ifade ederek, "Buna rağmen bu yıl yine de iyi verim almayı bekliyoruz. Emeğimizin karşılığını eylül ayında başlayacak hasatla alacağız. Dolu olan bölgedeki zararımız TARSİM'den karşılandı. İl Müdürümüz ve şube müdürleri bahçelerimize gelip fıstığı kontrol ediyorlar, hastalık ve zararlar konusunda bizlere yardımcı oluyorlar." ifadelerini kullandı.
Ahmet Demir de düzenli yağışların salkımlardaki doluluğu artırdığını belirterek, "Yıl boyunca hazırlıklarımızı yaptık, hasadı bekliyoruz. Salkımlar doldu yüksek rekolte bekliyoruz." diye konuştu.

Küresel piyasalar haftanın ilk işlem gününe jeopolitik riskler ve FED belirsizliğinin gölgesinde başlarken, altın fiyatlarında dikkat çeken bir geri çekilme yaşandı.
Marbaş Menkul Değerler Yatırım Uzmanı Gülbahar Özdemir, piyasalardaki son gelişmeleri ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini değerlendirdi.
Altının üç haftalık yükseliş serisi Jackson Hole açıklamalarıyla sona erdi
Özdemir, üç haftadır aralıksız yükselen altın fiyatlarının yaklaşık yüzde 3 değer kaybettiğine dikkat çekti. Jackson Hole toplantısında FED'e ilişkin şahin mesajların öne çıkmasının altın fiyatları üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Özdemir, faiz artışı beklentilerindeki yükselişin de fiyatlamaları etkilediğini ifade etti.
Altının bir süre 4 bin 300-4 bin 500 dolar bandında yatay seyretmesini beklediğini söyleyen Özdemir, yaşanan düzeltmenin sağlıklı olduğunu ve yatırımcılar açısından yeni alım fırsatları oluşturabileceğini belirtti.
Altında kritik hafta: Gram ve ons fiyatında son durum
Yıl sonu için gündeme gelen 5 bin dolar beklentisine ilişkin de değerlendirmede bulunan Özdemir, piyasada şu aşamada bekle-gör havasının hakim olduğunu söyledi. Eylül ayında FED'in faiz kararının altının yönü açısından kritik olacağını belirten Özdemir, merkez bankalarının altın alımlarının ve altın fonlarına yönelik para girişlerinin devam etmesinin ise değerli metal açısından olumlu olduğunu vurguladı.
Borsa İstanbul'un haftaya düşüşle başlamasını da değerlendiren Özdemir, geçtiğimiz hafta bankacılık endeksi öncülüğünde yaşanan güçlü yükselişin ardından mevcut geri çekilmenin bir düzeltme hareketi olarak değerlendirilebileceğini söyledi.
SPK'nın fonlara yönelik yeni düzenlemelerinin de bazı hisselerde para çıkışlarına yol açabileceğini belirten Özdemir, özellikle halka açıklık oranı düşük hisselerde satış baskısının görülebileceğine dikkat çekti.
SPK'dan yatırım fonlarına yeni neşter: Serbest fonlara sığ hisse sınırı geldi!
Bankacılık endeksinde de düzeltme hareketinin izlendiğini belirten Özdemir, geçtiğimiz hafta Halkbank'taki üç günlük tavan serisinin sektörü desteklediğini, ancak yeni haftada bir miktar geri çekilmenin görüldüğünü ifade etti.
Endeks açısından olumsuz bir tablo görmediklerini belirten Özdemir, yoğun veri akışı ve gündemdeki gelişmeler nedeniyle fiyatlamaların bir süre daha oturmasının gerektiğini söyledi. Özdemir, kısa, orta ve uzun vadede Borsa İstanbul'da yönün yukarı olduğunu, ancak 14.250 seviyesinin korunmasının kritik önem taşıdığını vurguladı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayına ilişkin iş gücü istatistiklerini açıkladı.
Buna göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaş grubundaki işsiz sayısı, temmuzda bir önceki aya kıyasla 150 bin artarak 2 milyon 860 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,5 puan yükselişle yüzde 8,1'e çıktı.
İşsizlik oranı, geçen yılın aynı ayına göre ise değişmedi.
![]()
İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,8 iken kadınlarda yüzde 10,6 olarak tahmin edildi.
Temmuzda 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfustaki işsizlik oranı ise bir önceki aya göre 1,5 puan artarak yüzde 14,5 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı erkeklerde yüzde 11,3, kadınlarda ise yüzde 20,3 olarak hesaplandı.
TÜİK, bazı aylara ilişkin verilerde revizyona gitti.
Verilere göre; mevsim etkisinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı temmuzda bir önceki aya kıyasla 388 bin kişi azalarak 32 milyon 362 bin kişiye düştü.
İstihdam oranı da 0,6 puan azalışla yüzde 48,3 olarak gerçekleşti. Bu oran erkeklerde yüzde 65,5, kadınlarda yüzde 31,4 olarak kayıtlara geçti.
![]()
Mevsim etkisinden arındırılmış iş gücü, temmuzda bir önceki aya göre 238 bin kişi azalarak 35 milyon 222 bin kişiye geriledi. İş gücüne katılma oranı da 0,4 puan azalarak yüzde 52,5 olarak gerçekleşti. İş gücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 70,3, kadınlarda yüzde 35,2 olarak hesaplandı.
İstihdam edilenlerden referans döneminde iş başında olanların mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi temmuzda bir önceki aya göre 0,4 saat azalışla 42 saat olarak kayıtlara geçti.
Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel iş gücü ve işsizlerden oluşan atıl iş gücü oranı temmuzda aylık bazda 1,8 puan artışla yüzde 30,6 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 20,8 iken işsiz ve potansiyel iş gücünün bütünleşik oranı yüzde 19,5 olarak tahmin edildi.

SPK'nin yayımladığı duyuruda, Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber'e yönelik, "Kurul Karar Organı'nın 28 Ağustos 2026 tarih ve 52/1589 sayılı kararı ile Kurulumuzun i-SPK.52.4 (20.06.2014 tarih ve 19/614 s.k.) sayılı İlke Kararı olarak kabul edilen Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’in 'Tanımlar' başlıklı bölümü ile (1.2.), (2.), (4.2.3.), (4.2.5.1.), (4.2.5.2.), (4.3.), (4.4.), (4.9.), (6.1.), (6.8.), (9.5.), (12.5.) maddelerinde değişiklik yapılmasına ve Rehber’e (4.2.10.), (4.10.), (6.12.), (9.8.) maddelerinin eklenmesine karar verilmiştir." ifadelerine yer verildi.
Kurul, III-55.1 sayılı Portföy Yönetim Şirketleri ve Bu Şirketlerin Faaliyetlerine İlişkin Esaslar Tebliği'nin (PYŞ Tebliği) 41. maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde, PYŞ Tebliği'nin "Portföy yönetim şirketinin kuruluş şartları" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan başlangıç sermayesi tutarının ve "Sermaye yeterliliğine ilişkin yükümlülükler" başlıklı 28. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan asgari ödenmiş sermaye tutarının her birinin 2027 yılı için geçerli olmak üzere geniş yetkili portföy yönetim şirketleri için 500 milyon lira ve faaliyetleri sınırlı portföy yönetim şirketleri için 250 milyon lira olarak belirlendiğini de duyurdu.
Duyuruda, VII-128.1 sayılı Pay Tebliği'nin (Pay Tebliği) 27. maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki kişiler tarafından, herhangi bir 12 aylık dönemde, fiili dolaşımdaki pay oranı yüzde 50'nin üzerindeki ortaklıklar için ortaklık sermayesini temsil eden payların veya oy haklarının yüzde 2'sinden fazlasının ve fiili dolaşımdaki pay oranı yüzde 50 ve bunun altındaki ortaklıklar için ortaklık sermayesini temsil eden payların veya oy haklarının yüzde 4'ünden fazlasının, özel emir, BİAŞ Toptan Satışlar Pazarı (TSP) veya virman/devir yöntemleri ile yapılan satışlar dahil, Borsa dışında satılamayacağı ve fiili dolaşımdaki pay oranı olarak, satışın yapıldığı tarihte geçerli olan fiili dolaşım oranının dikkate alınacağı kaydedildi.
Söz konusu oranları aşan tutarda payların anılan yöntemlerle devredilmek istenmesi halinde Pay Tebliği'nin 27. maddesinin beşinci fıkrası ile 15. maddesindeki şartlar uygulanmaksızın devir öncesi pay satış bilgi formunun düzenleneceği ve bu formun Kurul'un onayına sunulacağı belirtilen duyuruda, "Kurulca onaylı pay satış bilgi formu düzenlenmeden anılan devirler Borsada özel emre veya TSP işlemlerine konu edilemez, devredilemez/virman yapılamaz. Bu konudaki sorumluluk, payını devreden ortak ile devre aracılık eden yatırım kuruluşlarındadır. 29 Ağustos 2026 tarihinden önce Borsa dışında yapılan satışlar ise herhangi bir 12 aylık dönem içerisinde yapılabilecek satış oranı hesaplamalarına dahil edilmez." ifadelerine yer verildi.
Haberi Paylaş

Londra’da ev sahibi olmak isteyenlerin karşılaştığı mali engeller, yükselen mortgage faizleriyle daha da büyüdü.
Emlak platformu Zoopla’nın 27 Ağustos’ta yayımladığı Konut Fiyat Endeksi’ne göre, ortalama beş yıllık sabit mortgage faizi ocak ayında yüzde 4’ün altındayken yüzde 4,8 seviyesine yükseldi.
Faizlerdeki artış, alıcıların aynı aylık ödemeyle kullanabilecekleri mortgage miktarını yılbaşından bu yana yüzde 9 azalttı. Ocak ayında aylık bütçesi 200 bin sterlinlik krediye yeten bir kişi, bugün aynı ödeme tutarıyla yaklaşık 182 bin sterlin borçlanabiliyor.
Londra’da 35 bin 500 sterlinlik ek peşinat
Alıcıların aynı evi aylık taksitlerini artırmadan satın alabilmeleri için aradaki 18 bin 200 sterlinlik farkı peşinata eklemeleri gerekiyor.
Ancak konut fiyatlarının ülke ortalamasının çok üzerinde olduğu Londra’da ihtiyaç duyulan ek peşinat yaklaşık 35 bin 500 sterline ulaşıyor. Bu rakam, ülke ortalamasının neredeyse iki katı. Kuzeydoğu İngiltere’de ise aynı fark 10 bin 200 sterlin civarında kalıyor.
Bu nedenle yüzde 9’luk kredi kapasitesi kaybı ülke genelini kapsamasına rağmen, parasal etkisi en ağır biçimde Londralı alıcılar tarafından hissediliyor.
Zoopla’nın haziran ayındaki araştırması da faiz artışının Londra’daki ortalama bir mortgage ödemesine ayda 244 sterlin, ilk kez ev alacakların ödemesine ise yaklaşık 232 sterlin eklediğini ortaya koymuştu.
![]()
İlk kez ev alacaklar daha fazla etkileniyor
Yüksek ev fiyatları ve peşinat gereksinimi, özellikle ilk kez konut satın alacakları zorluyor. Bu gruptaki alıcılar genellikle daha düşük peşinatla, daha yüksek tutarlı ve uzun vadeli mortgage kullanıyor.
Faiz değişiklikleri bu nedenle ilk kez ev alacakların aylık ödemelerine ve toplam borçlanma maliyetine daha hızlı yansıyor. Londra’da damga vergisinin de ortalama satın alma bedelinin yaklaşık yüzde 3’üne ulaşabilmesi, başkentteki mali yükü daha da artırıyor.
Bazı alıcılar daha küçük veya merkezden uzak konutlara yönelirken, bazıları da ev sahibi olma planlarını ertelemeyi tercih ediyor.
Satışlar düştü, aramalar yeniden arttı
Mortgage maliyetlerindeki artış konut satışlarını yavaşlatıyor. Birleşik Krallık genelinde üzerinde anlaşmaya varılan satışların sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 daha düşük.
İngiltere Merkez Bankası verileri de haziran ayında konut alımı için onaylanan mortgage sayısının yıllık bazda yüzde 10 azalarak 58 bin 200’e gerilediğini gösteriyor.
Bununla birlikte piyasada sonbahar öncesinde sınırlı bir canlanma işareti görüldü. İnternette yapılan konut aramaları yıllık yüzde 7 artarak son 12 ayın en güçlü yükselişini kaydetti. Satılık konut sayısının da geçen yıla göre yüzde 5 fazla olması, alıcılara daha geniş seçenek ve pazarlık imkânı sağlıyor.
Londra’da fiyatlar yıllık yüzde 1 geriledi
Birleşik Krallık’taki ortalama konut fiyatı temmuz itibarıyla 272 bin 800 sterline çıktı. Yıllık fiyat artışı hazirandaki yüzde 1,3 seviyesinden yüzde 0,9’a geriledi.
Londra’da ise ortalama konut fiyatları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1 düştü. Güneydoğu İngiltere’deki gerileme yüzde 0,3 olarak ölçüldü. Buna karşılık Kuzeybatı İngiltere’de fiyatlar yüzde 3,1, Kuzey İrlanda’da yüzde 5,4 arttı.
Zoopla, mortgage faizlerinin yüzde 5’e yakın seyretmesinin talebi sınırlamayı sürdüreceğini; yıllık konut fiyatı artışının yıl sonunda yaklaşık yüzde 1’e gerileyebileceğini öngörüyor. Londra ile Güneydoğu İngiltere’de fiyatların yatay seyretmesi veya sınırlı ölçüde düşmesi bekleniyor.
![]()





Halkbank, sermayesinin yüzde 25 artırılmasını öngören ikincil halka arz kapsamında Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) başvurdu.
The post Halkbank ikincil halka arz için SPK'ye başvurdu appeared first on #site_linkat 28.08.2026 .ABD merkezli dört büyük banka, altın fiyatı tahminlerini peş peşe güncelledi.
The post Dört büyük banka altın tahminini güncelledi appeared first on #site_linkat 27.08.2026 .Bilecik'in Osmaneli ilçesine bağlı Çerkeşli Köyü'nde şeftali ve nektarin hasadına başlarken, bu yıl üretici fiyatlardan memnun değildi. Bilecik genelinde nektarin üretimi 4 bin 200 dekar alanda 10 bin 625 ton olarak gerçekleştirilirken, Osmaneli'nde nektarin üretimi de 4 bin 200 dekar alanda 10 bin 625 ton düzeyinde bulunuyor.
![]()
Nektarin üreticisi Recep Yağcı, geçen yıl nektarin fiyatının 60-70 lira olduğunu, bu yıl fiyatların çok düştüğünü anlatarak, "Bu sene rekolte çok olduğu için fiyatlarda randıman yok. Bu yıl bir de üzerine meyve suyu firmaları kalan ürünleri 5 TL'ye alınması, ama marketlerde fiyatların düşmemesi ilginç. Bu işe bir çözüm bulunması gerekiyor. Bence gecen sene şeftali ve nektari üretimini azdı, yanık vurdu. Ama fiyatlar buna rağmen 60 ile 70 TL arasında satıldı. Ama bu sene 10-20 lira bandında satılıyor" dedi.
![]()

Yazılım tabanlı çözümleriyle yurt içinde ve yurt dışında kritik görevler üstlenen HAVELSAN, Türk savunma sanayisi bünyesinde geliştirilen platformların en kritik alt sistemlerine katkı sunmaya devam ediyor.
Milli imkânlarla geliştirilen FLEETSTAR GVDS, denizaltılarda Denizaltı Bilgi Dağıtım Sistemi (DBDS) adıyla görev yapıyor. Modern deniz platformlarının dijital omurgasını oluşturan sistemler; sensörler, silahlar ve görev sistemleri arasındaki veri alışverişini yüksek güvenilirlikle yöneterek platformun etkin görev icrasına katkı sağlıyor.
İlk GVDS teslimatını 16 yıl önce MİLGEM’in ilk gemisi olan TCG HEYBELİADA’ya gerçekleştiren HAVELSAN, aradan geçen sürede sistemlerini farklı sınıflardaki çok sayıda deniz platformuna entegre ederek önemli bir birikim oluşturdu. Son teslimat da MİLGEM projesinin 10 ve 11. gemisinde kullanılmak üzere başarıyla tamamladı.
HAVELSAN, uzun yıllara dayanan tecrübesiyle sürdürdüğü çalışmalar kapsamında GVDS ve DBDS ürün ailesinde yeni bir teslimatını daha gerçekleştirmiş oldu.
GVDS ve DBDS sistemleri, görev yaptıkları platformlarda kesintisiz olarak çalışıyor ve operasyonel faaliyetlerin sürdürülebilirliğinde kritik rol üstleniyor, elde edilen yüksek kullanılabilirlik oranları ürün ailesinin sahadaki başarısını ortaya koyuyor.
HAVELSAN, bu alandaki üretim ve teslimat faaliyetlerini istikrarlı şekilde sürdürüyor ve Veri Dağıtım Sistemi teslimatlarına da başarıyla devam ediyor.
Yoğun veri trafiği, yüksek operasyon temposu ve çevresel etkiler altında dahi görevini kesintisiz sürdürebilecek şekilde tasarlanan FLEETSTAR GVDS, deniz harekât ortamının zorlu koşullarında dahi üstün nitelikle çalışabiliyor.
Bulunduğu platformun kalbi olarak nitelendiren bu sistem, ortak veri altyapısı üzerinde organize çalışmasına imkân sağlıyor. Platform içerisindeki kritik bilgilerin doğru zamanda ve doğru sistemlere ulaştırılması, sistemlerin temel görevleri arasında yer alıyor.
HAVELSAN, GVDS/DBDS ürün ailesinde kullanılan elektronik kartların önemli bölümünü kendi imkânlarıyla geliştirirken, yazılım ve mekanik tasarım çalışmalarını tamamen özgün mühendislik kabiliyetleriyle yürütüyor. Uzun yıllardır farklı platformlarda görev yapan sistemler, elde ettikleri yüksek güvenilirlik performansıyla Türk Deniz Kuvvetleri ve kullanıcı kurumların operasyonel ihtiyaçlarına güçlü destek sağlıyor.

Altın fiyatları, hafta başında gördüğü üç ayın zirvesinden sınırlı biçimde geri çekilmesine rağmen ağustos ayındaki güçlü kazancının büyük bölümünü koruyor. Yatırımcılar şimdi Fed Başkanı Kevin Warsh'ın cuma günü yapacağı Jackson Hole konuşmasından gelecek faiz mesajlarına odaklandı.
Altın, ABD'de enflasyonun yüksek kalmaya devam ettiğini gösteren verilerin ardından beş günlük yükselişine ara verdi. Ancak geri çekilme sert olmadı ve değerli metal üç ayın en yüksek seviyelerine yakın kalmayı sürdürdü.
Spot altın ons başına 4 bin 640 dolar civarında seyrediyor. Böylece altın, hafta başında ulaştığı zirveden kazançlarının bir bölümünü geri verse de ağustos ayındaki yaklaşık yüzde 14'lük yükselişinin büyük kısmını korudu.
![]()
Altının son dönemde değer kazanmasında ABD'nin 40 trilyon doları aşan federal borcuna ilişkin endişeler, doların zayıflaması ve uzun vadeli tahvil faizlerinin gerilemesi etkili oldu.
ABD Hazinesinin uzun vadeli devlet tahvillerine yönelik geri alımlarını artırması, piyasaya nakit akışını desteklerken tahvil getirilerinin ilk aşamada düşmesini sağladı. Bu gelişme, yatırımcıları paranın değer kaybetmesine karşı koruma sağlayabileceği düşünülen altın gibi varlıklara yöneltti.
Benzer dönemde Bitcoin'in de yükselmesi, arzı sınırlı varlıklara yönelik talebin güçlendiğini gösterdi. Piyasalarda bu eğilim, para birimlerinin satın alma gücündeki olası kayıplara karşı pozisyon alınmasını ifade eden "değer kaybı işlemleri" olarak adlandırılıyor.
Bununla birlikte tahvil geri alımlarının, ABD'nin temel borç sorununu çözüp çözemeyeceği konusundaki soru işaretleri devam ediyor. Bu belirsizlik de güvenli liman talebi üzerinden altın fiyatlarına destek sağlıyor.
Ekonomik endişelere kurumsal yatırımcıların artan talebi de eklendi. Fiziki altına dayalı borsa yatırım fonları geçen hafta 28 tondan fazla altın satın aldı.
Bu miktar, ocak ayından bu yana görülen en güçlü haftalık alıma işaret etti. Altının uzun vadeli eğilimini gösteren 200 günlük hareketli ortalamasının üzerine yeniden çıkması da fiyatlardaki teknik toparlanmayı destekledi.
![]()
Fed Başkanı Kevin Warsh, 28 Ağustos Cuma günü 17.00'de Jackson Hole'da konuşacak. Bu, Warsh'ın Fed Başkanı olmasının ardından toplantıda yapacağı ilk önemli konuşma olacak.
Yatırımcılar, Warsh'ın yüksek enflasyonla mücadele için faizleri ne ölçüde artırmaya hazır olduğuna ilişkin mesajlarını takip edecek. Fed'in yakından izlediği temmuz ayı kişisel tüketim harcamaları enflasyonu, yıllık yüzde 3,7 ile bankanın hedefinin üzerinde kaldı.
Reuters'ın aktardığı verilere göre eylül ayında faiz artırılma ihtimali yaklaşık yüzde 36'ya gerilerken, aralık ayına kadar bir artırım yapılması olasılığı yüzde 72 civarında bulunuyor.
Warsh'ın enflasyonla mücadelede daha sert bir tutum sergilemesi, faizlerin artırılacağı beklentisini güçlendirebilir. Böyle bir durumda dolar ve ABD tahvil getirileri yükselebilir. Faiz getirisi sunmayan altın ise satış baskısıyla karşılaşabilir.
Daha ılımlı mesajlar verilmesi hâlinde ise faiz artışı endişeleri azalabilir. Bu senaryo dolar üzerindeki baskıyı artırırken altının yeniden 4 bin 700 dolara yönelmesine alan açabilir.

İran Petrol Bakanı Muhsin Paknejad, ABD’nin deniz ablukasına rağmen ülkesinin petrol ihracatının devam ettiğini söyledi.
İran'dan yayın yapan "Jamaran" haber sitesine göre, Petrol Bakanı Paknejad, Merkez Bankası Başkanı Abdulnasır Himmeti'nin "Hiç petrol ihraç etmiyoruz." şeklindeki açıklamasına dair soruya yanıt verdi.
![]()
Petrol ihracatının devam ettiğini söyleyen Paknejad, "Detaylara girmeyeceğim çünkü ifşa edilirse, bu bilgi düşman tarafından kötüye kullanılacaktır. Şu ana kadar, karasularımızın dışındaki uzak sularda petrol satışı süreci, yani müşterilere teslimat anlamında satışlar devam ediyor." ifadelerini kullandı.
![]()
Paknejad, ABD ablukası nedeniyle petrol satışlarının azaldığını ancak sürdüğünü belirterek, "Çalışmaların devamı için gerekli önlemleri almak üzere titizlikle takip etmeye devam edeceğiz." dedi.
İran Merkez Bankası Başkanı Abdulnasır Himmeti, 20 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, ülkesinin petrol ihracatının tamamen durduğunu açıklamıştı.
Himmeti, "Katarlılarla veya Iraklılarla konuştuğumuzda ihracatlarının sıfıra düştüğünü söylüyorlar. Sonuçta bizim için de aynı durum söz konusu, hiç petrol ihraç etmiyoruz. Gerçek bu, fakat biz bunu öngörmüştük." dedi.
![]()
ABD, İran'a karşı uyguladığı "deniz ablukası" kapsamında İran limanlarına giriş ve çıkışları veya İran’a ait gemilerin Hürmüz’e giriş ve çıkışlarını engelliyor. İran, petrol ihracatının büyük çoğunluğunu Çin'e gerçekleştiriyor.

Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'nda (KMKTP) standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda 7 milyon 75 bin 100 liraya indi.
Altın piyasasında en düşük 7 milyon 70 bin lira, en yüksek 7 milyon 120 bin lirayı gören standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda yüzde 0,6 düşüşle 7 milyon 75 bin 100 lira oldu.
Standart altının kilogram fiyatı dün günü 7 milyon 121 bin 200 liradan tamamlamıştı.
KMKTP'de altında toplam işlem hacmi 6 milyar 396 milyon 893 bin 940,14 lira, işlem miktarı ise 901,47 kilogram oldu.
Tüm metallerde toplam işlem hacmi ise 6 milyar 624 milyon 951 bin 497,24 lira olarak gerçekleşti.
Altın borsasında bugün en fazla işlem yapan kurumlar, Türkiye Garanti Bankası, Dünya Katılım Bankası, Uğuras Kıymetli Madenler, NMGlobal Kıymetli Madenler ile Kuveyt Türk Katılım Bankası olarak sıralandı.

Şimşek, NSosyal hesabından KKM hesapları bakiyesinin sıfırlanmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti:
"Programımızın önemli hedeflerinden birini daha gerçekleştirdik. Koşullu yükümlülük olan KKM'den çıkış sürecini başarıyla tamamladık. Makro finansal istikrarı güçlendiren ve Türk lirasına güveni artıran politikalarımıza devam edeceğiz."
Öte yandan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, KKM hesaplarının geçen hafta itibarıyla 4 milyon lira azalarak sıfıra indiğini bildirdi.

Brent petrol ve küresel piyasalarda motorinin ton fiyatı hareketli bir dönemden geçiyor. Petrol fiyatları, İran ile Umman arasındaki görüşmelerin Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının önünü açabileceği ve Orta Doğu’daki savaşın neden olduğu arz kesintilerini azaltabileceği beklentisiyle düştü. Brent vadeli kontratları 85-86 dolar, ABD ham petrolü (WTI) 81-82 dolar düzeyinde işlem görüyor.
Petrolle koşut olarak küresel piyasalarda motorinin metrik ton fiyatı da düştü. Bu gerileme motorine indirimi gündeme getirdi. Motorine, bugünden geçerli 5 TL 36 kuruş indirim yapıldı.
Motorine, cumadan geçerli olacak şekilde 2 TL daha ikinci bir indirim hesaplanırken, dün kapanışa doğru piyasalar birden yukarı yönlü hareketlendi, Brent petrol ve motorinin ton fiyatı yükseldi. İndirim için oluşan marj ortadan kalktı.
Sektör kaynakları, ANKA’ya yaptığı açıklamada, “Çarşamba, hareketli bir gün yaşandı. Motorine, gün içindeki fiyatlara (Brent petrol ve küresel piyasalarda ürün fiyatı) göre 2 TL’lik indirim hesaplandı. Kapanışa doğru yukarı yönlü hareket hesapları alt üst etti, indirim konusu gündemden çıktı” dedi.
Kaynaklar, benzine indirim beklenip beklenmediği sorusunu, “Uluslararası piyasalarda benzinin ton fiyatı da bir miktar geriledi. Ancak, indirimi gerektirecek bir gerileme henüz oluşmadı” diye yanıtladı.
TCMB, haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.
Buna göre, 21 Ağustos itibarıyla Merkez Bankasının brüt döviz rezervleri 938 milyon dolar azalarak 74 milyar 228 milyon dolara geriledi.
Brüt döviz rezervleri, 14 Ağustos'ta 75 milyar 166 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.
Bu dönemde altın rezervleri de 5 milyar 886 milyon dolar artışla 108 milyar 334 milyon dolardan 114 milyar 221 milyon dolara çıktı.
Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri, 21 Ağustos haftasında bir önceki haftaya göre 4 milyar 949 milyon dolar artarak 183 milyar 500 milyon dolardan 188 milyar 449 milyon dolara yükseldi.
TCMB rezervleri Ocak 2024'ten bu yana şöyle (milyon dolar):
| Tarih | Altın Rezervleri | Brüt Döviz Rezervleri | Toplam Rezervler |
| 26.01.2024 | 48.007 | 89.154 | 137.161 |
| 23.02.2024 | 49.271 | 82.479 | 131.750 |
| 29.03.2024 | 54.378 | 68.748 | 123.126 |
| 26.04.2024 | 59.113 | 64.967 | 124.080 |
| 31.05.2024 | 59.740 | 83.909 | 143.648 |
| 28.06.2024 | 58.077 | 84.833 | 142.910 |
| 19.07.2024 | 59.214 | 94.695 | 153.910 |
| 29.08.2024 | 60.043 | 89.329 | 149.373 |
| 27.09.2024 | 63.566 | 93.824 | 157.390 |
| 25.10.2024 | 65.894 | 93.504 | 159.398 |
| 1.11.2024 | 66.614 | 93.005 | 159.619 |
| 13.12.2024 | 65.307 | 98.175 | 163.482 |
| 24.01.2025 | 68.232 | 99.328 | 167.560 |
| 14.02.2025 | 72.475 | 100.677 | 173.152 |
| 21.03.2025 | 74.785 | 88.328 | 163.114 |
| 04.04.2025 | 76.422 | 77.838 | 154.261 |
| 30.05.2025 | 83.164 | 70.026 | 153.190 |
| 13.06.2025 | 86.543 | 72.744 | 159.289 |
| 25.07.2025 | 85.223 | 86.625 | 171.848 |
| 29.08.2025 | 87.326 | 91.031 | 178.357 |
| 05.09.2025 | 90.931 | 89.176 | 180.107 |
| 17.10.2025 | 111.169 | 87.273 | 198.442 |
| 14.11.2025 | 107.389 | 80.043 | 187.432 |
| 26.12.2025 | 116.894 | 76.978 | 193.872 |
| 30.01.2026 | 133.753 | 84.405 | 218.158 |
| 13.02.2026 | 132.199 | 79.586 | 211.784 |
| 27.03.2026 | 100.049 | 55.290 | 155.339 |
| 17.04.2026 | 112.647 | 61.821 | 174.467 |
| 26.05.2026 | 105.992 | 53.234 | 159.226 |
| 26.06.2026 | 94.954 | 54.251 | 149.205 |
| 03.07.2026 | 97.742 | 61.952 | 159.694 |
| 24.07.2026 | 100.210 | 62.396 | 162.606 |
| 31.07.2026 | 100.637 | 63.811 | 164.448 |
| 07.08.2026 | 107.345 | 71.022 | 178.366 |
| 14.08.2026 | 108.335 | 75.166 | 183.500 |
| 21.08.2026 | 114.221 | 74.228 | 188.449 |


Kazakistan Enerji Bakanı Yerlan Akkenjenov, düzenlenen basın toplantısında açıklama yaptı.
Bakan Akkenjenov, Rus petrolünün Kondensat tesisinde işlenmesi konusunda iki ülke arasında anlaşmaya varıldığını duyurdu.
Akkenjenov, işlenecek petrolden elde edilecek petrol ürünlerinin yaklaşık yüzde 30'unun iç pazarda tutulacağını, kalan kısmının da Rusya'ya gönderileceğini duyurdu.
Rus petrolünün rafineriye demir yoluyla taşınacağını belirten Akkenjenov, tesisin coğrafi konumu nedeniyle Kazakistan veya Rusya'nın petrol boru hattına bağlı olmadığına işaret etti.
Akkenjenov, "Tesis, bir nevi çıkmaz bölgede bulunuyor ve Rusya Federasyonu'na daha yakın. Her şey demir yolu taşımacılığının kapasitesine bağlı olacak." dedi.
Bakan, iki ülke arasında anlaşılan şartların ülkesi açısından uygun olduğunu dile getirdi.
Rus petrolünün, Batı Kazakistan bölgesindeki Kondensat Petrol Rafinerisi'ne sevkiyatının yakın zamanda başlaması bekleniyor. Tesiste yeniden yapılandırma ve üretim kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar sürüyor.
Kazakistan Enerji Bakanlığından haziranda yapılan açıklamada, Rusya'daki petrol rafinerilerine yönelik saldırıların Kondensat tesisine ham madde tedarikini etkilemediği bildirilmişti.
Akkenjenov, daha önceki açıklamalarında Kazakistan'ın petrol işleme kapasitesini ve işlenmiş petrol ürünleri ihracatını artırmayı planladığını duyurmuştu.
Orta vadede ülkenin petrol işleme kapasitesinin iki kattan fazla artırılarak yıllık 40 milyon tona çıkarılması hedefleniyor. Böylece petrol üretimi ile petrol işleme arasındaki 5'e 1'lik oranın 2'ye 1 ila 3'e 1 seviyesine çekilmesi planlanıyor.

Dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,95 değer kazanarak 14.610,92 puandan tamamladı.
Endeks, bugün açılışta önceki kapanışa göre 35,56 puan ve yüzde 0,24 artışla 14.646,48 puana çıktı. Bankacılık endeksi yüzde 0,92 değer kaznanırken, holding endeksi yüzde 0,62 değer kaybetti.
Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 3,34 ile spor, en çok gerileyen yüzde 2,13 ile bilişim oldu.
Küresel piyasalar, ABD'de artan enflasyon endişeleri ile ABD'li çip üreticisi Nvidia'nın beklentileri aşan bilançosunun desteklediği teknoloji iyimserliği arasında yön arayışına girdi.
Analistler, bugün yurt içinde haftalık para ve banka istatistiklerini, yurt dışında ise ABD'de dış ticaret dengesi, toptan eşya stokları ve işsizlik maaşı başvurularının takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.700 ve 14.800 puanın direnç, 14.500 ve 14.400 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.

Petrol fiyatlarındaki hızlı geri çekilme ve Brent petrolün 85 doların altına gerilemesi, akaryakıt fiyatlarına indirim olarak yansıdı.
ABD ve İran arasındaki gerilimin azalması ve saldırıların durmasıyla birlikte normalleşme çağrılarının da artmaya başlaması piyasalara pozitif yansıyor.
Akaryakıt ürünlerinden motorine 5,36 TL indirim yapıldı.
İndirim gece yarısından itibaren pompa fiyatına yansıdı.
Motorinde yapılan 5,36 TL'lik indirimle İstanbul'da litresi 77,37 liraya, Ankara'da 78,47 liraya, İzmir'de 78,76 liraya, doğu illerinde ise 80,21 liraya geriledi.
Benzin fiyatlarında bir indirim ya da zam yapılmadı.
![]()
-İSTANBUL
Benzin: 74,29 lira
Motorin: 77,43 lira
LPG: 33,79 lira
-ANKARA
Benzin: 75,26 lira
Motorin: 78,53 lira
LPG: 33,89 lira
-İZMİR
Benzin: 75,57 lira
Motorin: 78,83 lira
LPG: 33,79 lira
![]()
Türkiye'de benzin ve motorin fiyatları hesaplanırken gümrüksüz rafineri fiyatına ÖTV ve EPDK payının eklenmesiyle KDV hariç Rafineri satış fiyatı bulunuyor.
Gümrüksüz Rafineri Fiyatı hesaplanırken ise, Akdeniz-İtalyan piyasasında yayınlanan günlük CIF Akdeniz ürün fiyatları ve günlük dolar kuru takip edilerek, belli bir fiyat değişim farkında gümrüksüz rafineri tavan satış fiyatı elde ediliyor.

Küresel piyasalarda dün yaşanan sert kâr satışlarının ardından altın fiyatları, yeni işlem gününde kayıplarını hızla telafi ederek yeniden güçlü bir yükseliş trendine girdi.
Saat 08.26 itibarıyla ons başına 4 bin 650 dolar seviyesine doğru ivme kazanan altın, dünkü seanstaki kayıplarının büyük bölümünü silerek son üç ayın en yüksek seviyesine yakın seyrini sürdürdü.
Dün ABD'de açıklanan Temmuz ayı Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) fiyat endeksi verileri, emtia piyasalarında hareketliliğe yol açtı.
![]()
Verilerin Federal Rezerv’in yüzde 2’lik resmi enflasyon hedefinin oldukça üzerinde kalması, faiz oranlarına ilişkin sıkılaşma ve yükseliş beklentilerini kuvvetlendirdi.
ABD bütçe açığı endişeleri ve doların küresel bazda değer kaybedeceği beklentileri de altını yeniden yukarı taşıdı.
Küresel finans piyasalarında yön tayin edilmesi açısından tüm gözler, Fed Başkanı Kevin Warsh’un cuma günü yıllık Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu'nda yapacağı kritik açılış konuşmasına çevrildi.
Yatırımcılar, Warsh'un para politikasının geleceğine ve faiz patikasına ilişkin vereceği mesajların, başta altın olmak üzere küresel borsaların önümüzdeki aylardaki ana yönünü doğrudan tayin edeceğini vurguluyor.
Analistler, her ne kadar merkez bankasının Eylül ayı toplantısına dair net bir faiz yönlendirmesi sunması beklenmese de, inatçı enflasyon ve tahvil faizleri karşısında takınılacak tavrın piyasalardaki oynaklığı artıracağını öngörüyor.
![]()
İşte saat 08.26 itibarıyla güncel altın satış fiyatları:
Ons altın: 4 bin 620 dolar
Gram altın: 7 bin 151 TL
Çeyrek altın: 11 bin 663 TL
Yarım altın: 23 bin 319 TL
Tam altın: 46 bin 458 TL
Cumhuriyet altını: 44 bin 466 TL
Gremse altın: 116 bin 503 TL
Reşat altını: 46 bin 501 TL
Ata altını: 48 bin 163 TL
![]()

Küresel piyasalarda petrol fiyatlarının düşüşe geçmesi ve jeopolitik risklerin hafiflemesi, yurt içindeki akaryakıt fiyatlarına indirim olarak yansımaya hazırlanıyor. Brent petrolün 86 doların altına gerilemesiyle birlikte motorin grubunda büyük çaplı bir indirim beklentisi oluştu.
BRENT PETROL VE JEOPOLİTİK GELİŞMELER ETKİLİ OLDU
Akaryakıt fiyatlarındaki düşüş trendinin temelinde uluslararası piyasalardaki olumlu gelişmeler yatıyor. ABD ve İran arasındaki gerilimin azalması, karşılıklı saldırıların durması ve normalleşme çağrılarının artması piyasalara pozitif yansıdı. Bu gelişmelerin etkisiyle Brent petrol fiyatlarındaki hızlı geri çekilme, Türkiye'deki akaryakıt tabelalarında değişikliği gündeme getirdi.
İNDİRİM MİKTARI SAAT 16.00'DA NETLEŞECEK
Sektör kaynaklarından alınan bilgilere göre, akaryakıt ürünlerinden motorine 4 ile 5 lira arasında indirim yapılması planlanıyor. Tüketicilerin merakla beklediği kesin fiyat değişikliğinin bugün saat 16.00 itibarıyla netleşmesi öngörülüyor. Belirlenecek yeni tarife, yarından itibaren ülke genelindeki akaryakıt istasyonlarında geçerli olacak.
YENİ FİYATLAR NE KADAR OLACAK?
Piyasadaki beklentiler doğrultusunda motorine 5 liralık bir indirim uygulanması halinde, il bazında yeni fiyatlar şekillenecek. Söz konusu indirimin pompaya yansıması durumunda motorinin litre fiyatının İstanbul'da 77,73 liraya, Ankara'da 78,83 liraya ve İzmir'de 79,12 liraya gerilemesi bekleniyor. Fiyatların doğu illerinde ise ortalama 80,57 lira seviyelerine ineceği hesaplanıyor.






Danimarka merkezli yatırım bankası Saxo Bank'a göre yükselişteki altında 'sert düzeltme riski', yani düşüşe karşı uyardı.
The post Saxo Bank altında 'sert düzeltme riski'ne karşı uyardı appeared first on #site_linkat 26.08.2026 .Motorine (mazot) 4 lira indirim gelmesi bekleniyor.
The post Motorine indirim geliyor: Güncel akaryakıt fiyatları appeared first on #site_linkat 26.08.2026 .Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, güne yüzde 0,34 artışla 14.522,55 puandan başladı.
The post Borsa güne nasıl başladı? – 26 Ağustos 2026 appeared first on #site_linkat 26.08.2026 .Türkiye'nin beş yıllık kredi risk primi (CDS), 217 baz puana inerek 18 Şubat'tan bu yana en düşük seviyesine geriledi.
The post Türkiye'nin CDS'i altı ayın en düşük seviyesinde appeared first on #site_linkat 26.08.2026 .Bugün (26 Ağustos) bir gram altın (saat 9:02) 7.175,15 liradan işlem görüyor.
The post Gram altın güne nasıl başladı? – 26 Ağustos 2026 appeared first on #site_linkat 26.08.2026 .Bugün (26 Ağustos) dolar/TL 48,1164 seviyesinden ilerliyor, avro/TL 56,1545 seviyesinden güne başladı.
The post Dolar ve avro güne nasıl başladı? – 26 Ağustos 2026 appeared first on #site_linkat 26.08.2026 .Yaz elmasının toplanmaya başlaması nedeniyle hasat yapılan bahçede incelemelerde bulunan Karaman Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Bayram, üreticiye bol kazançlı bir sezon geçirmeleri temennisinde bulundu. Bayram, 15 milyonu geçen ağaç sayısıyla Karaman'ın bugün Türkiye birincisi olduğunu ifade ederek, "Elma hasadı yazlık Gala çeşidiyle başlamış durumdadır. Hasadımız Kasım ayına kadar devam edecek" dedi.
Ziraat Odası Başkanı Mehmet Bayram, Türkiye'nin elma deposu şehirlerinden birisi olan Karaman'da yazlık Gala çeşidiyle hasadın başladığını ifade ederek, "Yaklaşık 60 gün sürecek olan hasat bu yıl 15 gün geç başladı. Bu yıl bereketli bir yıl oluyor. Geçen yıl asrın donundan dolayı yüzde 90'a varan bir hasar vardı. Bu yıl ise bereketli bir yıl geçiriyoruz. Elmalarımız aromasıyla rengiyle kısa süre içinde sofralarımızı süslemeye başlayacak. Bu yıl yaklaşık 800 bin tonla Karaman tarihinin en yüksek rekoltesi bekleniyor" diye konuştu.
Elma üreticisi Kadir Şahin ise bu yıl rekoltenin çok iyi olduğunu ifade ederek, "Geçen yıl don nedeniyle elma yoktu. Bu sene ise Karaman genelinde çok güzel" dedi.

Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD), konut kira piyasasındaki değişimi ortaya koymak amacıyla hazırladığı “Konutlarda Mevcut Kira Artış Oranı” Temmuz 2026 raporunu yayımladı.
Rapora göre TÜAD Konutlarda Mevcut Kira Artış Oranı Temmuz 2026’da yüzde 32,8 olarak hesaplandı. Aynı dönem için TÜİK Tavsiye Edilen Kira Güncelleme Oranı ise yüzde 32,03 seviyesinde gerçekleşti.
TÜAD verileri, kira artış oranlarında 2025 yılından bu yana belirgin bir gerilemeye işaret ediyor.
Rapordaki karşılaştırmalı verilere göre TÜAD Mevcut Kira Artış Oranı Haziran 2025’te yüzde 50,5 seviyesindeyken Temmuz 2025’te yüzde 48,6, Ağustos 2025’te yüzde 47, Eylül 2025’te yüzde 44 ve Ekim 2025’te yüzde 42,6 olarak ölçüldü.
Oran Kasım ve Aralık 2025’te yüzde 41,1, Ocak 2026’da yüzde 41, Şubat 2026’da yüzde 39,3, Mart 2026’da yüzde 38,5, Nisan 2026’da yüzde 36,4 ve Mayıs 2026’da yüzde 35,2 olarak kaydedildi. Haziran 2026’da yüzde 32,9’a gerileyen oran, Temmuz 2026 döneminde yüzde 32,4 oldu.
Raporda ayrıca aylık Temmuz 2026 verisi yüzde 32,8 olarak gösterilirken, üç aylık hareketli ortalama yüzde 32,4 olarak hesaplandı.
Raporda TÜAD Mevcut Kira Artış Oranı ile TÜİK Tavsiye Edilen Kira Güncelleme Oranı da karşılaştırıldı.
Mart 2026’da TÜAD’ın oranı yüzde 38,1, TÜİK’in oranı yüzde 33,4 olurken; nisan ayında oranlar sırasıyla yüzde 34,2 ve yüzde 32,8 olarak gerçekleşti. Mayıs ayında TÜAD yüzde 33,6, TÜİK yüzde 32,4 seviyesinde bulunurken haziranda TÜAD yüzde 30,9, TÜİK ise yüzde 32,2 olarak kaydedildi.
Temmuz 2026’da ise TÜAD Mevcut Kira Artış Oranı yüzde 32,8, TÜİK Tavsiye Edilen Kira Güncelleme Oranı yüzde 32,03 oldu.
Mayıs-Haziran-Temmuz dönemini kapsayan üç aylık hareketli ortalamalarda ise TÜAD Mevcut Kira Artış Oranı yüzde 32,4, TÜİK Kira Güncelleme Oranı yüzde 32,2 olarak hesaplandı.
Üç aylık hareketli ortalama verilerine göre Temmuz 2026’da İstanbul, Ankara ve İzmir’i kapsayan üç büyük ilde mevcut kira artış oranı yüzde 33,4 oldu.
Üç büyük il dışındaki şehirlerde ise oran yüzde 31,7 olarak hesaplandı. Böylece üç büyük il ile diğer iller arasındaki fark 1,7 puan olarak gerçekleşti.
İstanbul özelinde Temmuz 2026 oranı yüzde 33,3 olarak kaydedildi. Haziran ayında üç büyük ilde oran yüzde 33,9, üç büyük il dışında yüzde 32,1 ve İstanbul’da yüzde 33,6 seviyesindeydi.
TÜAD raporunda, “Temmuz ayı verilerinde en yüksek artış yüzde 3 ile İstanbul’da” ifadesine de yer verildi. Raporda üç büyük il ile diğer iller arasındaki farkın yüzde 1,7 olduğu belirtilirken trendin benzer şekilde devam ettiği kaydedildi.
Raporda kira artış oranları bina yaşına göre de ayrıştırıldı.
Temmuz 2026 üç aylık hareketli ortalamasına göre 10 yaş ve altındaki binalarda mevcut kira artış oranı yüzde 30,9 oldu. 11-20 yaş arasındaki konutlarda oran yüzde 32,9’a, 21 yaş ve üzerindeki binalarda ise yüzde 35,1’e çıktı.
TÜAD, bina yaşı arttıkça görece daha düşük kira bedelleri üzerinden gerçekleştirilen artış oranının daha yüksek olduğuna dikkat çekti.
Konutların metrekare büyüklükleri de artış oranlarında farklılık gösterdi.
Rapora göre 99 metrekare ve altındaki konutlarda üç aylık hareketli ortalama kira artışı yüzde 32,3 olarak gerçekleşti. 100-125 metrekare arasındaki konutlarda oran yüzde 33,3 ile daha yüksek olurken, 126 metrekare ve üzerindeki konutlarda yüzde 31,5 olarak hesaplandı.
Kontrat süresine göre yapılan ayrımda ise 5 yıl ve katları şeklindeki kontrat sürelerinde kira artış oranı yüzde 33,8 olurken diğer yıllarda yüzde 32 olarak ölçüldü.

Kenya'nın Cheporor bölgesinde kaybolan keçisini aramak için evinden çıkan 33 yaşındaki Manasse Lomachar, bir nehir yatağında çamur ve kumu eleyerek altın arayan kadınlarla karşılaştı.
Kadınların altın arayışından etkilenen Lomachar, onlara katılmaya karar verdi.
![]()
3 GRAM ALTIN BULDU
Altın bulmak için şansını deneyen Lomachar'ın çabası kısa sürede sonuç verdi.
İlk denemesinde 3 gram altın bulan Lomachar, bu altını 280 dolara sattı.
BÜYÜK ALTIN YATAKLARI
Lomachar'ın altın bulmasının ardından Cheporor'da çok daha büyük altın yataklarının olabileceğine dair söylentiler yayılmaya başladı.
İNSANLAR AKIN ETMEYE BAŞLADI
Haberin kısa sürede çevre bölgelere ulaşması üzerine çok sayıda kişi, altın bulma umuduyla Cheporor'a akın etti.
Buna karşın bölgede gerçekte ne kadar altın bulunduğu ve bu yatakların ticari açıdan ne ölçüde değerli olduğu henüz kesinlik kazanmadı.

Alman şirketleri giderek büyüyen siber tehditlerle karşı karşıya.
Veri hırsızlığı, endüstriyel casusluk ve sabotajın ülke ekonomisine yıllık maliyetinin 211 milyar ile 270,8 milyar avro arasında olduğu hesaplanırken, saldırıların arkasındaki yabancı istihbarat servislerinin payındaki hızlı artış dikkat çekti.
Çin ve Rusya, kaynağı belirlenebilen saldırılarda öne çıkan ülkeler oldu.
Almanya'nın bilgi, iletişim ve yeni medya sektörlerinin çatı kuruluşu BITKOM'un 10'dan fazla çalışanı olan 1003 Alman şirket ile yaptığı "siber saldırılar" araştırmasının sonuçları açıklandı.
Başkent Berlin'de anket sonuçlarını açıklayan BITKOM Başkanı Ralf Wintergerst, veri hırsızlığı ve sabotaj vakalarının arttığını, şirketlerin yabancı istihbarat servislerinin daha profesyonel saldırılarıyla karşı karşıya olduğunu belirtti.
Dijital suçların ve casusluk faaliyetlerinin karanlıkta kalan boyutunun her geçen gün büyüdüğünü vurgulayan Wintergerst, "Şirketlerin neredeyse tamamı bu saldırılardan kanıtlanabilir şekilde etkileniyor ya da etkilendiğinden şüpheleniyor. En dikkat çekici değişim, failler arasında yabancı istihbarat servislerinin oranındaki keskin artıştır. İstihbarat servisleri artık çok daha profesyonel ve gizli operasyonlar yürüterek şirketlerin karşısına yeni meydan okumalar çıkarıyor. Aynı zamanda yapay zeka, profesyonel olmayan saldırganlara bile tamamen yeni imkanlar sunuyor."
![]()
Wintergerst, devlet destekli casusluk ile organize suç arasındaki çizginin bulandığına dikkati çekerek, "Birçok ülkede istihbarat servisleri suç şebekelerinin altyapısını kullanıyor. Suçlulara da siyasi direktiflere uygun hedefleri seçtikleri sürece serbest hareket alanı tanınıyor." değerlendirmesinde bulundu.
![]()
Toplantıda konuşan Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) Başkanı Sinan Selen de, BITKOM tarafından elde edilen bulguların, teşkilatın sahada gözlemlediği yüksek tehdit seviyesiyle tamamen örtüştüğünü belirtti.
Almanya'nın bir ekonomik merkez olarak hem devletlerin hem de devlet dışı aktörlerin siber operasyon menzilinde olduğunu savunan Selen, şu uyarılarda bulundu:
"Yabancı istihbarat servisleri hibrit faaliyetlerini yoğunlaştırdı ve Alman ekonomisine yönelik saldırılardan giderek daha fazla sorumlu hale geldi.
Rusya'nın devam eden saldırgan savaşı ve siber saldırılarda yapay zekanın gizlice, artan oranlarda kullanılması şirketlerimiz için büyük bir sınavdır.
Sektörlerin tamamı hedef alınmakta, hassas veriler çalınmakta ve günlük ticari akış kesintiye uğramaktadır.
Özellikle güvenlik ve savunma sanayimiz yabancı servisler için birincil cazibe merkezidir.
Karşı casusluk birimi olarak odak noktamız, ekonomimize yönelik bu saldırıları erken aşamada tespit etmek, engellemek ve bertaraf etmektir."
Anket verilerine göre, Alman şirketlerine yönelik veri hırsızlığı, endüstriyel casusluk ve sabotaj eylemlerinin ülke ekonomisine yıllık faturası 211 milyar ile 270,8 milyar avro arasında gerçekleşti. Bu süreçte başarılı bir saldırıya uğradığını kesin olarak teyit edebilen şirketlerin oranı geçen yılki yüzde 87 seviyesinden yüzde 67'ye gerilerken, saldırıdan şüphelenen ancak bunu kesin olarak kanıtlayamayanların oranı ise yüzde 10'dan yüzde 29'a yükseldi.
Son bir yılda saldırıya uğrayan Alman şirketlerinin yüzde 37'si en az bir atağın arkasında yabancı bir devletin istihbarat servisinin olduğunu tespit etti. Bu oran bir önceki yıl yüzde 28, 2023 yılında ise yalnızca yüzde 7 seviyesindeydi. Failin menşeini belirleyebilen şirketlerin verilerine göre küresel aktörlerin dağılımında yüzde 52 ile Çin ilk sırada yer alırken, onu yüzde 49 ile Rusya izledi. Raporda, organize suç örgütlerinin ise yüzde 62 ile hala en büyük fail grubunu oluşturduğu belirtildi.
Teknolojik dönüşümün siber suç pazarını da değiştirdiğini ortaya koyan araştırmaya göre, klasik fidye yazılımı ile şantaj vakaları azalırken, yapay zeka destekli otomatik aramalar ve gerçeğinden ayırt edilemeyen ses veya video kayıtları üzerinden yapılan nitelikli dolandırıcılık türleri hızla tırmanışa geçti.
Şirketlerin yüzde 82'si gelecekte yapay zeka kaynaklı saldırıların daha da artmasını bekliyor.
Buna karşın, siber saldırılara karşı kendini iyi hazırlanmış hisseden Alman şirketlerinin oranı yüzde 50 seviyesinden yüzde 43'e geriledi. Siber güvenliğe ayrılan bütçenin toplam bilgi teknolojileri bütçesi içindeki payı ise yüzde 18'de sabit kalarak durgunluk sinyali verdi.

Bernstein, Bitcoin'in 2027 ortasında 150 bin dolara, 2029'da ise 300 bin dolara ulaşabileceğini öngördü. Kurum, Bitcoin'e yönelik olumlu beklentisini korurken Strategy'nin hedef fiyatını 450 dolardan 350 dolara çekti.
ABD merkezli, küresel finans piyasalarında araştırma, yatırım bankacılığı ve varlık yönetimi hizmetleri sunan finansal hizmetler şirketi Bernstein, Bitcoin'in gidişatı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Şirketin analisti Gautam Chhugani, Bitcoin hakkında müşterilere gönderdiği notta, Bitcoin'in tarihsel dört yıllık döngüsünü sürdürmesi halinde bir sonraki piyasa zirvesinin 2029'da 300 bin dolar, yeni rekor seviyenin ise 2027 ortalarında 150 bin dolar olabileceğini belirtti.
![]()
Bernstein'a göre Bitcoin, bu ortamda öne çıkan "kıt varlık" olarak değerlendiriliyor. Ayrıca hükümetlerin mali baskı ile para birimlerinin değer kaybetmesine izin verme arasında tercih yapmak zorunda kalması hakkında da önemli değerlendirmelerde bulunan Bernstein, Bitcoin gibi arzı kolayca artırılamayan kıt varlıkların yatırımcılar açısından daha cazip hale gelebileceğini belirtti.
Bitcoin, yatırımcıların ilgisini çekerken küresel piyasalardaki önemli durumunu korumaya devam ediyor. Bernstein ise bu konu hakkında kurumsal ve bireysel yatırımcıların piyasaya erişiminin genişlemesinin de Bitcoin için destekleyici olduğunu kaydetti.
![]()
Bitcoin’i kurumsal rezervlerinde ana varlık olarak tutan, aynı zamanda yapay zekâ destekli veri analitiği yazılımları geliştiren ve NASDAQ’ta MSTR koduyla işlem gören ABD merkezli teknoloji şirketi Strategy hakkında da önemli açıklamalarda bulunan Bernstein, Strategy (MSTR) için hedef fiyatını 450 dolardan 350 dolara indirdi. Şirket, hisse için "Outperform" notunu korurken, Strategy'nin yaklaşık yüzde 4'lük payıyla dünyanın en büyük kurumsal Bitcoin sahibi olmaya devam ettiğini kaydetti.

ABD Ticaret Bakanlığı, nisan-haziran dönemine ait gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) verisine ilişkin ikinci tahminini açıkladı.
Buna göre, ABD'de GSYH bu yılın ikinci çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak yüzde 1,5 arttı. Geçen ay yayımlanan öncü veride de ABD ekonomisinin ikinci çeyrekte yüzde 1,5 büyüdüğü öngörülmüştü.
ABD ekonomisi, bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,1'lik büyüme kaydetmişti. Ülke ekonomisinin yılın ikinci çeyreğindeki büyümesinde, kısmen kamu harcamalarındaki düşüşle dengelenen tüketici harcamaları, ihracat ve yatırımlardaki artışlar etkili oldu. Aynı dönemde ithalatta da artış yaşandı.
Tüketici harcamalarındaki yukarı yönlü revizyon, ithalattaki yukarı yönlü revizyonla kısmen dengelenirken büyüme verisinde revizyon olmadı.
Kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksinde bu yılın ikinci çeyreğinde kaydedilen artış yüzde 5,1'den yüzde 5,3'e revize edildi. Söz konusu endeks, bir önceki çeyrekte yüzde 4,6 artmıştı.
Gıda ve enerji harcamalarının hesaplama dışı tutulduğu çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksindeki artış da aynı dönemde yüzde 3,4'ten yüzde 3,6'ya çıkarıldı. Söz konusu endeks, yılın ilk çeyreğinde yüzde 4,4 artış göstermişti.

Borsada düzenlenen kuru incir alım programı için farklı ilçelerden 16 üretici 170 kilogram ürün getirdi. İncirin kilogramına, Borsa tarafından sembolik olarak 850 lira fiyat verildi.
Etkinliğe katılan Aydın Valisi Osman Varol, dünyadaki incir üretiminin yüzde 30'unun Aydın'dan karşılandığını söyledi.
Kentte, yaklaşık 394 bin dekarlık alanda 6,6 milyon ağaç bulunduğunu aktaran Varol, "Yetişmekte olan 950 bin fidanla, 18 bin çiftçimizin ekmeğini kazandığı bir ürün. Bizim gözbebeğimiz, en önemli değerimiz. Hasadımız çok güzel başladı. Hasat döneminin bereketli ve hayırlı geçmesini diliyorum." diye konuştu.

Antep fıstığının ilk mahsulü olan boz fıstığının hasadı başladı. Başta baklava olmak üzere tatlılardan yemeğe kadar Türk mutfağının birçok alanında kullanılan Antep fıstığında hasat heyecanı yaşanıyor.
Tarım işçileri, sıcağın etkisiyle sabahın erken saatlerinde işe başlayarak ağaçtan kopardıkları fıstıkları yere serilen bezlerde topluyor. Daha sonra fıstıklar, traktör römorkunda temizleme, kırma ve kavlama işlemleri için tesislere götürülüyor.
Normal Antep fıstığına göre hasadı yaklaşık bir ay önce yapılan, yağlı ve yeşil renkte olan boz fıstık, keskin aromasıyla başta baklava olmak üzere birçok tatlı ve yemeğe lezzet katıyor.
İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, Oğuzeli ilçesine bağlı kırsal İkizceli Mahallesi yakınındaki tarlada hasat yapan çiftçi ve işçilerle buluştu.
Hasada eşlik eden Sağlam, daha sonra AA muhabirine, çiftçilerle bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
Geçen yıl 1 milyon 450 bin dekar alanda üretim yapıldığını ifade eden Sağlam, şunları kaydetti:
"Bu yıl yağışların bol olması nedeniyle yer altı sularımızda yükselme oldu ve üretim artışı yaşadık. 2025'te 44 bin ton olan rekoltemiz, her ne kadar 220 bin dekar alanda yaşanan dolu ve hortum afetine rağmen 60 bin ton olarak gerçekleşmesini bekliyoruz. Ayrıca üretim bu sene 1 milyon 469 bin dekar alana çıktı."
Bu sene Antep fıstığı üretiminin yoğun olduğu lokasyonlarda dolu ve hortum oluştuğunu hatırlatan Sağlam, "3 Mayıs'taki afetten dolayı 2027'deki üretim için karagözlerin çıkmama gibi bir riskle karşı karşıydık ancak yağışların çok olmasından dolayı ve Antep Fıstığı Araştırma Enstitüsü ile ekiplerimizin ağaçların bakımı için yoğun çalışmalarından dolayı telafi edebileceğimizi düşünüyoruz. Tüm üreticilerimize bereketli sezon diliyorum." diye konuştu.
Çiftçi Kasım Çevik de hasat sevinci ve emeğin karşılığını almanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.
Mevsimlik işçi Aliye Demir de sabahın erken saatlerinde mesaiye başladıklarını anlatarak, hasat dönemi olduğu için memnun olduklarını ifade etti.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Şam’da düzenlenen Türkiye-Suriye Ticaret Heyeti ve İkili İş Görüşmeleri toplantısında iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geleceğine ilişkin önemli mesajlar verdi.
Türkiye ile Suriye arasında yakın bir ekonomik entegrasyon bulunduğunu vurgulayan Bolat, bölge ülkeleriyle birlikte ekonomik işbirliğinin daha da güçleneceğini ifade etti.
Bolat, bu akşam 63. Uluslararası Şam Fuarı'nın açılacağını hatırlatarak, Türkiye'den 200 kişilik iş insanı heyetiyle geldiklerini bildirdi.
Türkiye olarak geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yaklaşık 33 firma ve 1000'e yakın ziyaretçinin katılımıyla Şam Uluslararası Fuarı'nda yerlerini alacaklarını kaydeden Bolat, "Türkiye salonunun açılışını gerçekleştireceğiz. Suriye ve Türkiye ekonomileri arasında çok yakın bir entegrasyon var. 8 Aralık devrimi başarıldıktan ve yeni Suriye kurulduktan sonra çok yakın bir koordinasyon içinde Suriye hükümeti ve bakanlıklarıyla çalışıyoruz. Türkiye ve Suriyeli yatırımcılar, sanayiciler, KOBİ'ler, tüccarlar, ihracatçılar yıllardır çok yakın işbirliği içinde görev yapıyorlar. İnsanlar önce komşusuyla ticaret yapar, komşusuyla ortaklık kurar ve yol arkadaşlığı yapar." diye konuştu.
![]()
Bolat, dünya ekonomisinin ve ticaretinin jeopolitik gerilimler, bölgesel savaşlar ve büyük ekonomiler arasındaki ticaret savaşları nedeniyle zorlu bir dönemden geçtiğine dikkati çekerek, bölgesel işbirliğine her zamankinden fazla ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Bakan Bolat, iki ülke arasındaki kurumsal adımlara değinerek, Gümrük İşbirliği Anlaşması'nın imzalandığını ve işbirliği komitesinin kurulduğunu hatırlattı.
Bolat, Ekonomi ve Ticaret Komitesinin (JETCO) kuruluşunun geçen yıl ağustos ayında Ankara'da atılan imzalarla gerçekleştiğini belirterek, ilk toplantının nisan ayında İstanbul'da yapıldığını anımsattı.
Merkez bankaları arasındaki işbirliğinin sürdüğünü ve Türk bankalarının Suriye'de kuruluşu konusunda olumlu gelişmeler beklediklerini aktaran Bolat, sınır illeri ve ticaret-sanayi odaları arasındaki işbirliklerinin de hız kazandığını kaydetti.
![]()
Bakan Bolat, fuar katılımlarına ilişkin "Suriye'deki fuarlarda yerimizi alıyoruz. Geçen yıl 8 Suriye fuarına katıldık, 2026'da da 8 fuara iştirak ediyoruz. Gelecek ay eylülde yapılacak olan 'Suriye'nin Yeniden İnşası, İmarı Fuarı'nda da TOKİ başta olmak üzere Türk inşaat ve yapı malzemeleri firmaları geniş katılımla yer alacak." değerlendirmesini yaptı.
Bolat, bölgesel lojistik ve ticaret hatlarına işaret ederek, Hürmüz Boğazı'ndaki aksamaların enerji tedariki, petrokimya ürünleri ve küresel navlun fiyatlarında aksamalara yol açtığını ifade etti.
Bu kapsamda Türkiye, Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerine uzanan transit ticaret koridorunun açıldığını ve ulaştırma bakanlıklarının anlaşmalar imzaladığını belirten Bolat, petrol ve doğal gaz boru hatları konusunda da yeni projelendirme çalışmalarının yürütüldüğünü kaydetti.
![]()
Bolat, son dönemde imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"na da değinerek, şöyle devam etti:
"Orta Doğu, Körfez ülkeleri ve Türkiye-Suriye arasında çok güzel bir ekonomik ittifak doğmaya başladı. Mekke Anlaşması ile olan güvenlik ittifakı birçok ülkenin de katılımıyla inşallah genişleyecek.
Ekonomik ittifak da ekonomik entegrasyon da hızlanacaktır. Bazen hayır görünen durumlardan şer olabiliyor ama şer görünen durumlardan da inşallah hayır çıkacaktır. Özellikle İsrail'in bölge ülkelerine yönelik tehditleri ve istikrarsızlaştırma çabaları karşısında bölge ülkeleri yekvücut bir araya gelerek güçlü ittifaklar kurma konusunda büyük gelişmeler kaydediyorlar."
Bölge ülkelerinin tehditler karşısında ortak hareket etmesinin önemine işaret eden Bolat, Suriye'nin 14 yıllık yıkım ve despot rejimden kurtulmasının ardından birlik ve bütünlük içinde güçlü bir şekilde yoluna devam edeceğini, bölgedeki ekonomik entegrasyonun halkların refahına katkı sunacağını belirtti.
Bakan Bolat, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Bolat, bu yıl sonuna kadar Nusaybin-Kamışlı Gümrük Kapısı'nın açılması konusunda Suriye tarafından söz aldıklarını belirterek, "Bu hem Suriye'ye yeni bir giriş kapısı hem de Irak'a ve Körfez'e transit ticaret anlamında çok olumlu bir adım olacak." şeklinde konuştu.

AA Finans'ın Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 31 Ağustos Pazartesi günü açıklanacak 2. çeyrek GSYH verilerine ilişkin beklenti anketi, 11 ekonomistin katılımıyla sonuçlandı.
Anket sonuçlarına göre ekonomistler, yılın ikinci çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yıllık bazda yüzde 2,80 büyüyeceğini tahmin etti.
Ankete katılan ekonomistlerin ikinci çeyreğe ilişkin büyüme beklentileri yüzde 2,20 ile yüzde 3 aralığında yer aldı. Ekonomistlerin 2026'nın tamamına ilişkin büyüme beklentilerinin medyanı ise yüzde 3 oldu. Söz konusu beklentiye ilişkin tahminler en düşük yüzde 2,50 ve en yüksek seviye yüzde 3,50 olarak kayıtlara geçti.
Öte yandan ekonomistlerin 2027 sonuna ilişkin büyüme tahminlerinin medyanı yüzde 4 oldu. Türkiye ekonomisi, 2026'nın 1. çeyreğinde yüzde 2,5 büyümüştü.

Kurumun 2026 yılı sonu tahmini kârının, bir önceki yıla oranla yaklaşık yüzde 78’lik bir artış göstererek 1,6 milyar liraya ulaşması öngörülüyor.
TİGEM Genel Müdürü Dr. Hasan Gezginç, Karacabey İşletmesinde düzenlediği basın toplantısında kurumun güncel üretim verilerini ve gelecek dönem projeksiyonlarını kamuoyuyla paylaştı.
Geçen yılı 900 milyon lira kâr ile geride bıraktıklarını hatırlatan Gezginç, büyüme ivmesinin önümüzdeki yıllarda da artarak devam edeceğini belirterek, "2027 yılı için 1,8 milyar TL ve 2028 için de 2 milyar TL kar hedefimiz var." ifadesini kullandı.
"ARAZİLERİMİZİN YÜZDE 91’İNİ BİZZAT İŞLETİYORUZ"
Iğdır’dan Kırklareli’ye, Antalya’dan Dalaman ve Karacabey’e kadar Türkiye’nin hemen hemen tüm iklim kuşaklarında üretim yaptıklarını anlatan Gezginç, şöyle konuştu:
"Dünyanın tek parça en büyük işletmesi ve TİGEM’in amiral gemisi olan Ceylanpınar dahil tüm alanlarımızda optimum faydayı sağlamaya çalışıyoruz. 2004 ve 2007 yılları arasında 20 işletmemiz 29-30 yıllığına kiraya verilmiş fakat şunu ifade etmek istiyorum; 20 işletme rakam olarak büyük görünebilir ama toplam arazi varlığımızın yüzde 9’unu oluşturuyor. Yani arazilerimizin yüzde 91’i hala TİGEM tarafından işletilmekte ve üretim yapılmakta. Arazilerimizi TİGEM personeliyle bizzat işletiyoruz."
Yağışlar genel verimi artırdı, Karacabey ve Dalaman olumsuz etkilendi
İklim şartlarının üretime etkisine değinen Gezginç, bu yıl ülke genelinde iklimin elverişli seyretmesi sayesinde verimin geçen senenin üzerine çıktığını vurguladı.
Hububatta hedefi tutturma oranlarının yüzde 101, mısırda yüzde 106 ve narenciyede yüzde 94 olduğunu belirtilen Gezginç, "Tarım açık alanda yapılan bir faaliyet olduğu için ani sıcaklık, rüzgar, don veya aşırı yağış verimi doğrudan etkiliyor. Türkiye genelinde verim iyiyken, sahil kuşağında yer alan Dalaman ile içinde bulunduğumuz Karacabey işletmemiz aşırı yağış ve rüzgârdan olumsuz etkilendi." dedi.
"SERTİFİKALI TOHUMLUK ÜRETİYORUZ"
TİGEM’in temel misyonunun çiftçiye kaliteli genetik materyal sağlamak olduğunun altını çizen Gezginç, şunları kaydetti:
"Biz buğdayı un ya da ekmek olsun diye değil, tohumluk amacıyla üretiyoruz. Çiftçilerimiz bizden aldıkları tohumla daha verimli ve çevreye dayanıklı ürünler elde ediyor. Aynı durum hayvancılık faaliyetlerimiz için de geçerli. Bu yıl ülke genelinde 233 bin ton sertifikalı tohum hedefimiz var. Türkiye genelindeki yaklaşık 300 bayimiz aracılığıyla, belirlediğimiz tavan fiyat üzerinden çiftçilerimize güvenilir ve ulaşılabilir tohum sağlamak için çalışıyoruz."

Türkiye’nin yaş meyve ihracatında tarihi bir eşik aşıldı. Yılın ilk 7 ayında dış satım geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 59 artarak 1 milyar 5 milyon dolara yükseldi.
Elverişli hava koşulları ve yağışlar da birçok yaş meyve türünde verim ve kaliteyi artırdı.
Verimli sezonun yanı sıra Avrupa pazarlarına yakınlığın sağladığı lojistik avantaj da ihracattaki yükselişi destekledi.
Yüksek rekolte, ihracatçıların dış pazarlardan gelen talebi düzenli ve kaliteli ürünle karşılamasına imkan sağladı.
![]()
Ürünlerin tazeliğini koruyarak kısa sürede alıcılara ulaştırılması ve zamanında teslimat, Avrupalı müşterilerin Türk yaş meyvesine ilgisini artırdı.
Ege İhracatçı Birlikleri verilerine göre, Türkiye'nin yaş meyve ihracatı ocak-temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 59 artarak 631 milyon 662 bin dolardan 1 milyar 5 milyon 225 bin dolara çıktı.
Sektör, böylece ocak-temmuz döneminde ilk defa 1 milyar dolar ihracat bandını aştı.
Söz konusu dönemde 512 bin 11 ton yaş meyveyi dış pazarlara gönderen Türkiye'nin özellikle Avrupa'nın önemli pazarlarında yakaladığı artış dikkati çekti.
Avrupa ülkeleri arasında en fazla yaş meyve ihracatı Almanya'ya gerçekleştirildi. Bu ülkeye dış satım yüzde 80 artarak 63 milyon 410 bin dolardan 113 milyon 921 bin dolara yükseldi.
![]()
Avrupa pazarlarında oransal olarak en güçlü yükselişlerden biri İspanya'da kaydedildi. Bu ülkeye yaş meyve ihracatı yüzde 318 artışla 1 milyon 725 bin dolardan 7 milyon 212 bin dolara yükseldi.
Polonya da ihracatın hızla büyüdüğü pazarlardan biri oldu. Bu ülkeye dış satım yüzde 295 artışla 9 milyon 388 bin dolardan 37 milyon 63 bin dolara ulaştı.
İtalya'ya yaş meyve ihracatı ise yüzde 203 artışla 2 milyon 23 bin dolardan 6 milyon 133 bin dolara yükseldi.
Artış diğer Avrupa pazarlarında da devam etti. Hollanda'ya yapılan ihracat yüzde 53 artarak 12 milyon 578 bin dolara, Letonya'ya yüzde 44 yükselişle 4 milyon 335 bin dolara çıktı. İngiltere'ye dış satım ise yüzde 19 artışla 20 milyon 593 bin dolara ulaştı.
Türkiye Yaş Meyve ve Sebze İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, verimli geçen sezonun hem üreticileri hem de ihracatçıları memnun ettiğini söyledi.
Kiraz, nektarin, şeftali ve kayısı gibi ürünlerin gelirinde önemli artışların kaydedildiğini dile getiren Uçak, ihracattaki artışın ülkeye daha fazla döviz girdisi sağladığını belirtti.
İhracatın Türkiye ekonomisi açısından vazgeçilmez unsurlardan biri olduğunu anlatan Uçak, şöyle konuştu:
"Tarımsal ürünlerimiz ihraç edildiği ülkede gerçekten ciddi anlamda bir rağbet görüyor.
Ürünlerimizin kalitesi, lezzeti ve aromasıyla sürekli talep görmesi, ihracat artışlarımızı yükseltiyor. (İlk 7 ayda) İhracatımız 631 milyon dolardan 1 milyar dolara çıktı.
Bu durum ihracatçımızı, üreticilerimizi memnun etmektedir.
Bu rakam ilk 7 aylık bazda tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
Geçen yıl aynı dönemde 631 milyon 662 bin dolar ihracat yapan sektörümüz, 2024'te ise 816 milyon 817 bin dolarla en yüksek seviyeye ulaşmıştı."
Uçak, Avrupa ülkelerindeki ciddi artışların sektörü sevindirdiğini kaydetti.
Geçen yıl çekirdekli meyvelerin zirai dondan ciddi şekilde etkilendiğini vurgulayan Uçak, şunları kaydetti:
"Bu sene hem rekoltemiz hem kalitemiz gerçekten çok iyi. Üreticilerimiz çok ciddi bir emek vererek yetiştirdiler. Biz de ihracatçılar olarak onların sayesinde bu ihracatı gerçekleştirdik.
Avrupa'daki İspanya, İtalya ve Polonya pazarlarında önemli artışlar yaşandı, ihracatımız katlandı. Karşısındaki tüccara bir ürün sattığında verilen sözleri yerine getirilmesi özellikle Avrupalılar tarafından çok önemseniyor.
Teslimat gününü bırakın saatine kadar program veriyor, 'şu tarihte şu saatte benim aracım gelecek' diyor. O saatte o araç gitmediğinde bir daha o firmayla alışveriş yapmıyor. Biz de bunlara çok dikkat ederek vermiş olduğumuz sözleri ve yerine getirmeye gayret ettik. Burada da ihracatçılarımıza büyük bir iş düştü ve bu işi de bu başarıyı da yakaladılar."

Şanlıurfa’da satışa çıkarılan bir köy ilanı dikkat çekti. Akçakale ile Suruç ilçeleri arasında bulunan Külünçe Köyü, 4 bin 500 dönümlük arazisi, haneleri ve mera alanlarıyla birlikte satışa sunuldu. Köy için istenen bedel ise dudak uçuklattı.
Şanlıurfa’dan dikkat çeken bir gayrimenkul ilanı gündeme geldi. Akçakale ile Suruç arasında bulunan Külünçe Köyü, içerisindeki haneler ve geniş tarım arazileriyle birlikte satışa çıkarıldı. Köy için istenen bedelin ise 1,5 milyar TL, yaklaşık 30 milyon dolar olduğu belirtildi.
Gayrimenkul danışmanı tarafından yayımlanan ilanda, satışa konu alanın yalnızca tarım arazilerinden oluşmadığı belirtildi. Köy içerisinde mevcut hanelerin ve mera alanlarının da bulunduğu ifade edildi.
Akçakale ile Suruç ilçeleri arasında yer alan Külünçe Köyü'nün konumunun yanı sıra arazilerin tarım ve hayvancılık açısından taşıdığı potansiyele de dikkat çekildi.
![]()
Ajansurfa'nın aktardığı bilgiye göre; ilanın ayrıntılarında toplam 4 bin 500 dönümlük araziden söz edildi. Bu alanın yaklaşık 3 bin dönümünün sulanabilir tarım arazisi, 1500 dönümünün ise kıraç ve ağaçlandırmaya uygun alan olduğu belirtildi.
Arazilerin tek parça ve bütünlüklü yapısının, büyük ölçekli tarım ve yatırım projeleri açısından avantaj sağlayabileceği ifade edildi.
"YATIRIM PROJELERİ AÇISINDAN AVANTAJ"
Satış ilanında arazinin tarımsal üretimin yanı sıra hayvancılık, ağaçlandırma ve uzun vadeli arazi yatırımı amacıyla değerlendirilebileceği belirtildi.
Köydeki mevcut haneler, mera alanları ve geniş tarım arazilerinin tek satış kapsamında sunulması dikkat çekerken, 1,5 milyar TL'lik fiyat da ilanın en çarpıcı ayrıntılarından biri oldu.

Güldal, Altınordu ilçesinde fındık alımının devam ettiği depoda incelemelerde bulunan Vali Muammer Erol ve MHP Ordu Milletvekili Naci Şanlıtürk'e faaliyetler hakkında bilgi aktardı.
TMO'nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 15'inci kez fındık alımında görevlendirildiğini belirten Güldal, 2017'den itibaren de üst üste 10 yıl kesintisiz görevlendirildiklerini anlattı.
![]()
Güldal, bu süreçte fındık üreticisine, bölge ve ülke ekonomisine önemli katkılar sağladıklarını ifade ederek, "Verilen görevi, kurumsal olarak yerine getirmeye hakkıyla gayret ettik. Çok şükür bu süreklilik devam ediyor." dedi.
Geçen sezon kuraklık ve zirai don nedeniyle tarımsal ürünlerin rekoltesinin düştüğünü, bu sene ise ülke genelinde birçok üründe bereketli bir sezon yaşandığını vurgulayan Güldal, "Bu fındıkta da böyle. TMO'nun ana görevlerinin başında hububat ve bakliyat gelir. O ürünlerde hasat dönemini bitirmek üzereyiz. Çok bereketli ve yüksek verimli bir sezon geçirdik, çok yüksek alımlar yaptık." diye konuştu.
Güldal, fındık alımına 24 Ağustos'ta başladıklarına işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu:
"Randevularımızı bir hafta önceden açmıştık. Üreticilerimiz randevu sistemini de öğrendiler. TMO'nun randevu sisteminden kendileri için uygun günlere randevu alarak ürünlerini getirmeye başladılar. İlk günlerde kurutmadan dolayı daha az ürün arzı oluyor ama ilerleyen günlerde bu miktar artacaktır. Hazırlığımızı yaptık, son üretici ürününü getirene kadar alıma devam edeceğiz."
Alım kriterlerinin daha önceden ilan edildiğini belirten Güldal, "TMO'nun eksperleri fındık alımında son derece yetkinler. Kendilerini çok iyi yetiştirdiler. Bu anlamda bir eksik ya da problemimiz yok." dedi.
Güldal, üreticilerden, geçen yılın fındığını, bu yılın mahsulüne karıştırmamalarını isteyerek, "Çünkü geri dönme durumu söz konusu olacaktır. Geçen yılın ürünleri kesinlikle alınmayacaktır." diye konuştu.
Ahmet Güldal, ürün bedeli ödemelerine ilişkin de şunları kaydetti:
"Bu yıl tüm ürünlerde 21'inci günden itibaren ürün bedellerini ödüyoruz. TMO'nun 31 Aralık tarihine kadar alım görevi var. Bize gelecek tüm ürünleri almak için depo, finans ve personel hazırlıklarını yapmış durumundayız. İnşallah 2026 yılı fındıkta başladığı gibi verimli ve bereketli bir sezon olarak geçer."
Milletvekili Şanlıtürk de üreticilere TMO'yu tercih etmeleri önerisinde bulundu.

Günün ilk yarısında yükseliş eğiliminde hareket eden BIST 100 endeksi, saat 13.00 itibarıyla önceki kapanışa göre 233,15 puan ve yüzde 1,61 artışla 14.706,57 puana çıktı.
Toplam işlem hacmi 121,1 milyar lira oldu. Bankacılık endeksi yüzde 3,70 değer kazanırken holding endeksi yüzde 0,10 değer kaybetti.
Sektör endekslerinden en çok yükselen bankacılık, en fazla kaybeden ise yüzde 0,61 ile menkul kıymet yatırım ortaklığı oldu.
Küresel piyasalarda, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılabileceğine yönelik beklentilerle petrol fiyatlarının gerilemesi ve Nvidia'nın bilançosu öncesinde teknoloji hisselerine yönelik iyimserliğin etkisiyle pozitif bir seyir izleniyor.
Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, bankacılık endeksinin öncülüğündeki alımların genele yayılmasıyla günün ilk yarısında alıcılı bir seyir izledi. Bankacılık endeksi, Halkbank'ın yurt dışı kaynaklara erişiminin güçlendiğine ilişkin açıklamasının ardından değer kazandı. Bu gelişmeyle birlikte Halkbank hisseleri tavan fiyata ulaştı. Halkbank'ın yanı sıra Türkiye İş Bankası (C) yüzde 5,8 ve Akbank da yüzde 3,26'lık yükselişle bankacılık hisseleri arasında öne çıktı.
Analistler, günün geri kalanında ABD'de çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) ve büyüme başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.800 ve 14.900 puanın direnç, 14.600 ve 14.500 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.

Bir dönem ayçiçek yağında fahiş fiyat artışının yaşanmasıyla birlikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çiftçilerden üretim noktasında talepte bulunmuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısı sonrası ayçiçeği üretimine başlanan Sivas'ta 2025 yılında toplam 98 bin dönüm alanda 2 çeşit ayçiçeği ekilirken 2026 yılında 190 bin dönüm alanda tohumlar toprakla buluşturuldu.
![]()
Türkiye'nin tahıl ambarı olarak nitelendirilen Sivas'ta alternatif tarım ürünleri her geçen gün yaygınlaşıyor. Toprak yapısı ve arazi şartları nedeniyle hububat ekilen kentte ayçiçeği üretimi artıyor. Pandemi döneminde ayçiçek yağı fiyatlarının artmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla ayçiçeği ekimine başlayan çiftçiler, üretim yapılan alanları genişletiyor. Ayçiçeği üretiminde her yıl rekorunu geliştiren kentte 2025 yılında 75 bin dönümlük alanda yağlık ayçiçeği ekilirken 2026 yılında bu rakam 100 bin dönüme ulaştı. Çiftçiler, 2025 yılında 23 bin dönümde çerezlik ayçiçeği ekimi yaparken 2026 yılında 90 bin dönümde tohumlar toprakla buluşturuldu. İklim şartlarının elverişli seyretmesiyle birlikte yağlık ayçiçeğinde 16 bin ton, çerezlikte ise 19 bin ton ürün hasat edilmesi bekleniyor.
![]()
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sivas Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Çetindağ, "2020'de yaşanan pandemi sonrası ülkemizde ayçiçek yağıyla ilgili büyük sıkıntılar çıkmıştı. Bu sıkıntıların ardından hem Cumhurbaşkanımızın hem de Tarım Bakanımızın çiftçilerimize ekim yapması için çağrıları olmuştu. Biz de Sivas çiftçisi olarak bu duruma duyarsız kalmadık. Sivas'ta hiç ekilmeyen, çok yabancı bir ürün, ülke ekonomisine katkı sağlamak için ekildi. Güzel sonuçlarda alınmaya başladı. İnşallah bundan sonra da yağlık ve çerezlik ekimi artarak devam edecek. 2025 yılında yaklaşıp 75 bin dönümde yağlık ayçiçeği ekilmişti, şu an da 100 bin dönüme çıktı. Çerezlikte 2025 yılında 23 bin dönüm alan ekilirken bu rakam 2026'da 90 bine çıktı. Geçtiğimiz yıl 75 bin dönümde yaklaşık 11 bin 900 ton civarında ayçiçeği alınmıştı ama şu an yaklaşık 16 bin ton yağlık ayçiçeğimiz var. Çerezlikte de 2025 yılında 4 bin 800 ton olan verim şu an yaklaşık 16 bin tona çıkmış durumda. Bu durum bizim çiftçimizin ayçiçeği ekiminde ki artışını gösteriyor. 2026 yılında daha çok olacaktı ama aşırı yağışlardan dolayı Sivas çiftçimiz ekimde sıkıntılar yaşadı. Normal geçen bir sezon olsaydı çerezlikte ki 90 bin ton yaklaşık 150 bin tona, yağlıkta yaklaşık 200 bin dekara çıkacaktı. Ama çiftçimiz ve biz mutluyuz. Sivaslı çiftçimiz için güzel bir alternatif olmuş oldu" dedi.
![]()
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün çiftçilere tohum desteğinde bulunduğunu hatırlatan Çetindağ, "İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz tarafından geçen sene yaklaşık 3 bin 900 kilo yağlık tohum dağıtıldı. Bunun da çok faydası oldu. İnşallah önümüzdeki yıl da çiftçimize yine ayçiçeği tohumunu dağıttığımız zaman rekoltenin artacağını tahmin ediyoruz. Artık geçmiş yıllarda yaşanan ayçiçek yağıyla ilgili büyük sıkıntılar yaşanmayacak. Bizim çiftçimiz vatanını milletini seven, dışarıya bağlı olmamak için hiç ekilmeyen bir ürünü kendi memleketinde ekmeye başlayanlardır" ifadelerine yer verdi.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), AB'nin 2026'nın ikinci çeyreğindeki uluslararası ticaretine ilişkin verileri yayımladı.
Verilere göre AB, söz konusu dönemde Birlik dışındaki ülkelerden 701,8 milyar avroluk mal ithal ederken bu ülkelere 680 milyar avroluk ihracat gerçekleştirdi.
Bu dönemde AB'nin ithalatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,7, ihracatı ise yüzde 4,5 arttı.
AB'nin en fazla ithalat yaptığı ülke, 153,6 milyar avro ve yüzde 21,9 payla Çin oldu. Çin'i 98,7 milyar avroyla ABD, 43,4 milyar avroyla Birleşik Krallık ve 36,9 milyar avroyla İsviçre takip etti.
AB'nin Türkiye'den ithalatı ise ikinci çeyrekte 25,5 milyar avro olarak gerçekleşti. Böylece Türkiye, AB'nin en fazla ithalat yaptığı 5'inci ülke oldu.
AB'nin en fazla ihracat yaptığı ülke 127,7 milyar avroyla ABD olurken bu ülkeyi 92,7 milyar avroyla Birleşik Krallık, 60,5 milyar avroyla İsviçre ve 50,3 milyar avroyla Çin izledi.
AB'nin Türkiye'ye ihracatı ise 27,3 milyar avro seviyesinde gerçekleşti. Türkiye, böylece AB'nin en fazla ihracat yaptığı 5'inci ülke konumunda yer aldı.
Türkiye ile AB arasındaki toplam ticaret hacmi de ikinci çeyrekte 52,8 milyar avroya ulaştı.

Petrol fiyatlarındaki hızlı geri çekilme ve Brent petrolün 85 ABD Doları’nın altına gerilemesi, akaryakıt fiyatlarında indirim beklentisini beraberinde getirdi.
ABD ile İran arasındaki gerilimin azalması, saldırıların durması ve normalleşme çağrılarının artması küresel piyasalara olumlu yansırken, petrol fiyatlarında da aşağı yönlü hareket görüldü.
Akaryakıt ürünlerinden motorinde 4 ile 5 TL arasında indirim yapılması bekleniyor.
İndirimin gerçekleşmesi halinde yeni fiyatların yarından itibaren geçerli olması öngörülüyor.
Güncel akaryakıt fiyatları şöyle:
Benzin: 74,26 TL
Motorin: 82,73 TL
LPG: 33,79 TL
Benzin: 74,11 TL
Motorin: 82,58 TL
LPG: 33,19 TL
Benzin: 75,23 TL
Motorin: 83,83 TL
LPG: 33,89 TL
Benzin: 75,53 TL
Motorin: 84,12 TL
LPG: 33,79 TL
İngiltere’de konut politikasını ve yerel yönetimler arasındaki yetki dağılımını değiştirecek yeni planlama reformunun ayrıntıları belli oldu.
Hükümet, 24 Ağustos’ta yayımladığı istişare belgesiyle bölgesel belediye başkanlarına “potansiyel stratejik öneme sahip” planlama başvurularına doğrudan müdahale etme yetkisi verilmesini resmen gündeme aldı.
Yeni sistemde belediye başkanları, belirlenen büyüklükteki bir projeyi yerel planlama makamından devralarak karar verici konumuna gelebilecek. Ayrıca yerel yönetime bir başvuruyu reddetme talimatı verebilecek.
Düzenleme, Londra Belediye Başkanı’nın 2008’den bu yana kullandığı planlama yetkilerinin İngiltere’nin diğer belediye başkanlığı bölgelerine genişletilmesini öngörüyor.
Hangi projeler kapsama girecek?
İngiltere’de Londra dışındaki bölgeler için ilk kez ortak ulusal müdahale eşikleri belirlenecek. Buna göre yeni yetkiler:
kapsayacak.
Bu ölçütlerden birine giren başvuruların yerel yönetimler tarafından bölgesel belediye başkanına bildirilmesi gerekecek.
Belediye başkanı öncelikle projenin bölgesel kalkınma stratejisine uygunluğu konusunda görüş bildirecek. Yerel yönetimin başvuruyu kabul etmeye veya reddetmeye hazırlandığını açıklamasının ardından belediye başkanının müdahale edip etmeyeceğine karar vermesi için 14 günü olacak.
Başkan projeyi devralırsa, ilgili başvuru bakımından yerel planlama makamı haline gelecek ve nihai kararı kendisi verecek.
Belediye başkanları projeleri doğrudan onaylayabilecek
Reformun en dikkat çekici bölümlerinden birini Mayoral Development Order – Belediye Başkanlığı Kalkınma Kararı oluşturuyor.
Bu mekanizma sayesinde belediye başkanları belirli bir bölge, arsa veya proje türü için önceden planlama izni verebilecek. Geliştiriciler, kararda belirtilen koşulları yerine getirmeleri halinde ayrıca standart bir planlama başvurusu yapmadan inşaata geçebilecek.
Ancak bu yetki bütün projeler için otomatik izin anlamına gelmeyecek. Belediye başkanının izin verilecek alanı, yapı türünü, sınırları ve uyulması gereken koşulları resmî kalkınma kararında açıkça belirlemesi gerekecek.
Hükümet, bu yöntemin özellikle büyük ölçekli konut alanları, kentsel dönüşüm projeleri ve atıl durumdaki eski sanayi arazilerinin geliştirilmesinde kullanılmasını bekliyor.
![]()
Yerel yönetimler çoğu başvuruyu karara bağlamayı sürdürecek
Hükümet, reformun belediyelerin planlama yetkilerini tamamen ortadan kaldırmayacağını vurguluyor. Başvuruların büyük çoğunluğunu yine ilçe ve şehir meclisleri değerlendirecek.
Belediye başkanlarının müdahalesi yalnızca stratejik önem taşıdığı kabul edilen büyük projelerle sınırlandırılacak. Alınan bütün kararların yerel planlara, ulusal planlama politikasına ve mevcut çevre kurallarına uygun olması gerekecek.
Başvuru sahiplerinin kararlara karşı itiraz hakkı korunurken, merkezi hükümet de gerekli gördüğü durumlarda müdahale edebilecek. Belediye başkanının bir projenin reddedilmesi yönünde talimat vermesi halinde kararın gerekçesini yazılı olarak açıklaması ve planlama sicilinde yayımlaması zorunlu olacak.
Hedef beş yılda 1,5 milyon konut
Reform, Burnham hükümetinin beş yıllık parlamento döneminde İngiltere’de 1,5 milyon yeni konut inşa etme hedefinin temel araçlarından biri olarak görülüyor.
Hükümet, özellikle yerel itirazlar, uzun değerlendirme süreleri, altyapı eksiklikleri ve farklı belediyeler arasındaki koordinasyon sorunları nedeniyle büyük projelerin yıllarca bekletilebildiğini savunuyor.
Resmî verilere göre bazı yerel yönetimler mevcut konut hedeflerini aşmayı başardı. Son üç yılda Salford’da 4 bin 249 konutluk hedefe karşı 7 bin 584, Leeds’te 10 bin 151 konutluk hedefe karşı 11 bin 690 konut teslim edildi. Knowsley’de ise 772 olan hedefin iki katından fazla, toplam bin 888 konut tamamlandı.
Hükümet bu örnekleri, yerel planlama sistemiyle yüksek üretim seviyesine ulaşılabileceğinin göstergesi olarak sunarken reformun gecikmelerin yaşandığı bölgelerde devreye gireceğini belirtiyor.
![]()
Homes England fonlarında daha fazla yerel söz hakkı
Belediye başkanlarının yetkileri yalnızca planlama kararlarıyla sınırlı olmayacak. Bölgesel yönetimler, ulusal konut kurumu Homes England tarafından sağlanan finansmanın kendi bölgelerinde nasıl kullanılacağı konusunda daha fazla söz sahibi olacak.
Homes England en büyük projeleri yönetmeye devam edecek ancak kurumun finansmanı ve teknik uzmanlığı, belediye başkanlarıyla kararlaştırılan bölgesel önceliklere yönlendirilecek.
Hükümet, ulusal arazi ve altyapı fonunun 1,3 milyar sterlinlik bölümünün en yerleşik yedi belediye başkanlığı bölgesine ayrıldığını açıkladı. Buna ek olarak yedi stratejik belediye başkanlığı yönetimine 234 milyon sterlinlik eski sanayi arazisi fonu sağlanırken, Housing Accelerator Fund kapsamında yetki devri için 1,5 milyar sterlin tahsis edildi.
Yeni projelerden altyapı katkı payı alınacak
Londra dışındaki belediye başkanlarına Mayoral Community Infrastructure Levy adı verilen bölgesel altyapı katkı payını uygulama yetkisi de verilecek.
Londra’da Elizabeth Line’ın finansmanına katkı sağlayan modele benzeyen sistem kapsamında geliştiricilerden alınan paylar ulaşım, okul, sağlık tesisi ve büyük ölçekli bölgesel altyapı yatırımlarında kullanılabilecek.
Hükümet, Londra’daki katkı payının ağırlıklı olarak ulaşım projeleriyle sınırlı olduğunu ancak diğer bölgelerde belediye başkanlarına daha geniş harcama esnekliği verilebileceğini belirtiyor. Katkı payının uygulanabilmesi için bölgenin onaylanmış bir Mekânsal Kalkınma Stratejisi’ne sahip olması gerekecek.
Liberal Demokratlardan “yerel demokrasi” tepkisi
Düzenleme, on farklı belediye başkanının partiler üstü desteğini aldı. Ancak Liberal Demokratlar, karar yetkisinin seçilmiş yerel meclis üyelerinden alınmasının halkın planlama süreçlerindeki etkisini zayıflatacağını savunuyor.
Partinin konut ve planlama sözcüsü Gideon Amos, düzenlemeyi “yerel topluluklara doğrudan saldırı” olarak nitelendirdi. Amos, hükümetin belediye başkanlarına geniş bir yetki vermek yerine yerel yönetimlere uygun fiyatlı konut ve gerekli altyapıyı oluşturabilmeleri için daha fazla kaynak sağlaması gerektiğini söyledi.
Başbakan Burnham ise belediye başkanlarının yetkilerinin hem projeleri ilerletmek hem de bölgesel stratejiye aykırı yapılaşmayı engellemek için kullanılabileceğini belirtiyor. Burnham’a göre yerel kararların kimi zaman daha geniş bölgesel konut, ulaşım ve ekonomik büyüme hedefleri bakımından yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.
İstişare 5 Ekim’de sona erecek
İmar yetkilerine ilişkin kamuoyu istişaresi 24 Ağustos’ta başladı ve 5 Ekim 2026 saat 23.59’a kadar devam edecek. Süreçte yerel yönetimlerden, belediye başkanlıklarından, sektör temsilcilerinden, sivil toplum kuruluşlarından ve bölge sakinlerinden görüş alınacak.
Hükümet, sonuçların değerlendirilmesi ve gerekli ikincil mevzuatın Parlamento’ya sunulmasının ardından proje devralma ve Belediye Başkanlığı Kalkınma Kararı yetkilerini 2027’nin başında uygulamaya koymayı hedefliyor.

Digital Reef tarafından Havering Belediyesi ile iş birliği içinde geliştirilen proje, North Ockendon’da M25 otoyolu ve Warley elektrik trafo merkezinin yakınındaki 218 hektarlık Green Belt arazisini kapsıyor.
Planlarda, yaklaşık 400 bin metrekare kapalı alana sahip çok sayıda veri merkezi binasının yanı sıra batarya depolama tesisleri, kapalı tarım alanı, bölgesel ısıtma sistemi, ziyaretçi merkezi ve halka açık ekoloji parkı bulunuyor.
Kampüsün, yapay zekâ uygulamaları, bulut bilişim, veri depolama ve finansal işlemler gibi yüksek işlem kapasitesi gerektiren alanlara hizmet vermesi planlanıyor.
Yıllık emisyon 1,2 milyon tonu aşabilir
Planlama belgelerindeki hesaplamalara göre tesis tam kapasiteye ulaştığında yılda yaklaşık 1,2 milyon ton CO₂e salımına neden olabilir. Kampüsün öngörülen 60 yıllık kullanım süresi boyunca toplam emisyonunun 72 milyon tonu aşabileceği hesaplanıyor.
The Guardian, bu miktarın yaklaşık 8 bin 480 Londra–New York uçuşunun karbon ayak izine karşılık geldiğini bildirdi. Haberin ilk halinde yer alan “27 bin uçuş” karşılaştırması daha sonra gazete tarafından düzeltilerek 8 bin 480 olarak güncellendi. Bu nedenle önceki metindeki 27 bin uçuş rakamı güncel kabul edilmiyor.
Çevresel değerlendirmede projenin mevcut haliyle, küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırmayı amaçlayan bilimsel senaryo ve 2050 net sıfır hedefiyle tam olarak uyumlu olmadığı da kabul ediliyor.
Bir milyondan fazla hanenin elektriğine denk
Kampüsün yüzde 50 kapasiteyle çalışırken bile yılda yaklaşık 2,65 milyar kilovatsaat elektrik tüketmesi bekleniyor. Bu miktar, yıllık ortalama 2 bin 500 kilovatsaat tüketim esas alındığında bir milyondan fazla İngiliz hanesinin elektrik kullanımına karşılık geliyor.
Yaklaşık 600 megavatlık enerji kapasitesine sahip olması planlanan tesis için yeni yüksek gerilim altyapısı ve trafo yatırımlarının yapılması gerekecek. İngiltere’de veri merkezlerinin ülke elektriğinin yaklaşık yüzde 2,5’ini kullandığı, yapay zekâ yatırımlarıyla bu talebin 2030’a kadar dört katına çıkabileceği öngörülüyor.
Planlama belgelerine göre kampüsün yalnızca işletme kaynaklı emisyonları, 2038’e gelindiğinde Havering’in toplam karbon bütçesinin yaklaşık 20 katına ve Birleşik Krallık karbon bütçesinin yaklaşık yüzde 1’ine ulaşabilecek.
Karbon açığı için 77,6 milyon sterlinlik ödeme
Projede sıfır karbon standardının tesis içinde karşılanamaması durumunda, Havering Belediyesi’nin karbon dengeleme fonuna nakit ödeme yapılması öngörülüyor. Geliştirici şirket bu katkının yaklaşık 77,6 milyon sterlin olacağını hesaplıyor.
Çevre örgütleri ise mali ödemenin gerçek emisyon azaltımının yerini tutamayacağını savunuyor. Teknoloji alanında çalışan sivil toplum kuruluşu Foxglove, veri merkezi geliştiricilerinin ihtiyaç duydukları elektriği karşılayacak ilave yenilenebilir enerji ve depolama kapasitesi kurmakla yükümlü tutulması gerektiğini belirtiyor.
![]()
Digital Reef: 620 kalıcı istihdam sağlanacak
Digital Reef, projeyi “geleceğin sürdürülebilir veri merkezi kampüsünü oluşturmak için benzersiz bir fırsat” olarak tanımlıyor. Şirkete göre yatırım tamamlandığında Havering’de 620 kalıcı tam zamanlı iş, bunların içinde bilgi ve iletişim sektöründe 350 yüksek nitelikli pozisyon oluşturulacak. Projenin Birleşik Krallık genelinde toplam 1.780 kişilik istihdamı desteklemesi bekleniyor.
Şirket ayrıca alanın yarısından fazlasını kapsayan 113 hektarlık halka açık bir ekoloji parkı kurulacağını, yeni yürüyüş ve bisiklet yolları açılacağını ve biyolojik çeşitlilikte yüzde 100’ün üzerinde net kazanım hedeflendiğini açıklıyor.
Bölge sakinlerinden tarım ve doğal yaşam itirazı
North Ockendon sakinleri ise arazinin halen ürün yetiştirilen tarım alanlarından oluştuğunu, projenin kırsal dokuyu değiştireceğini ve yaban hayatı habitatlarının kaybedilmesine yol açacağını savunuyor.
North Ockendon Residents Association temsilcileri, Green Belt üzerindeki yapılaşmanın yalnızca yerel çevreyi değil, gıda güvenliği açısından değer taşıyan üretken arazileri de etkileyeceğini belirtiyor.
![]()
Henüz nihai izin verilmedi
Projeye kesin planlama izni henüz verilmedi. Havering Belediyesi, geleneksel tekil planlama başvurusu yerine, belirlenen koşullar yerine getirildiğinde önceden planlama hakkı sağlayan Yerel Kalkınma Kararı (Local Development Order–LDO) yöntemini kullanıyor.
Taslak LDO için 6 Mart–12 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen ilk resmî halk danışma süreci tamamlandı. Görüşler doğrultusunda hazırlanacak revize teklifin sonbaharda ikinci kez kamuoyunun değerlendirmesine açılması bekleniyor. Nihai karar daha sonra Havering’in yerel planlama makamı tarafından verilecek.
Tartışmanın merkezinde ise İngiltere’nin bir yandan veri merkezlerini kritik ulusal altyapı olarak görüp yapay zekâ yatırımlarını hızlandırırken, diğer yandan yasal bağlayıcılığı bulunan 2050 net sıfır hedefine nasıl ulaşacağı sorusu bulunuyor.






Akaryakıt fiyatları Brent petroldeki dalgalanmayla değişiyor. Benzine (litre) 2 lira 74 kuruş zam bekleniyor.
The post Benzine zam bekleniyor: Güncel akaryakıt fiyatları appeared first on #site_linkat 23.08.2026 .Bursa'da 1965 yılında kurulan ve bebek ile çocuk tekstili sektöründe köklü bir geçmişe sahip olan BBX Baby Kids Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, içine düştüğü finansal darboğazı aşamadı.
İki büyük fabrikada üretim yapan ve küresel pazarda geniş bir paya sahip olan firmanın iflası, sektör temsilcileri arasında derin yankı uyandırdı.
Mali yapısını korumak amacıyla daha önce mahkemeye başvuran şirkete, borçlarını yapılandırabilmesi için 3 aylık geçici mühlet tanınmıştı. Bu süre zarfında konkordato komiserleri eşliğinde yapılan incelemelerde, firmanın ekonomik durumunda kalıcı bir iyileşme sağlanamadığı ve borç ödeme kabiliyetini tamamen yitirdiği tespit edildi.
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 19 Ağustos 2026 tarihli duruşmada dosyadaki mali raporları inceleyerek nihai kararını verdi. Mahkeme heyeti, 24 ülkeye ihracat gerçekleştiren yarım asırlık üreticinin borca batık durumda olduğuna hükmederek iflas davasını karara bağladı ve şirketin iflasını resmen ilan etti.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak döneminde başlatılan 'Milli Enerji Hamlesi' kapsamında, yer altı kaynakları ekonomiye kazandırılmaya devam ediyor.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yürütülen çalışmalar kapsamında, bir dönem olaylarla anılan bölgeler şimdi petrol kaynaklarıyla ön plana çıkmaya başladı.
![]()
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar geçtiğimiz günlerde kaya petrolüyle ilgili bazı açıklamalarda bulundu. Gözler artık Diyarbakır'da. Son dönem teknolojik ve yöntemlerin kullanılarak Diyarbakır'ın Silvan ve Bismil arasındaki bölgede çıkarılan kaya petrolü görüntülendi.
4 BİN METREDE ULAŞILDI
Mühendisler yerin yaklaşık 4000 metre derinliğine kadar bir iniş gerçekleştirdi. Konvansiyonel olmayan yöntemlerle bu çalışma yapıldı ve şu anda petrol çıktı. Uzmanlara göre bu petrolün kalitesi bir hayli yüksek olduğu ifade edildi.
![]()
Yetkililer, kaya petrolünün Orta Doğu'daki ülkelerde çıkarılan petrol kalitesine eş değer olduğu belirtti. Huzur ve güvenli ortamın sağlandığı bölgede TPAO (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) gece-gündüz demeden çalışırken, kayalar arasında çıkarılan petrol ilk kez görüntülendi.
DİYARBAKIR PETROL ÜSSÜ OLUYOR
Bir dönem olaylar ve güvenlik nedeniyle gidilemeyen söz konusu Diyarbakır'ın Bismil ile Silvan arasında yer alan ve Enerji Bakan Alparslan Bayraktar'ın da bahsettiği bölgedeki sahada kaya petrolü çıkarılıyor.
![]()
Diyarbakır'ın Sur ilçesi kırsalında da, petrol için sondaj vurulurken, devam eden süreçle birlikte Diyarbakır'ın gelecek günlerde 'Türkiye'nin petrol üssü' olması bekleniyor.
TOPLAM BÜYÜKLÜĞÜ 540 MİLYAR DOLAR
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, ABD'li şirket ile Diyarbakır'da kaya petrolü için sondaj çalışmalarına başlandığını açıklamıştı.
Bayraktar, toplam büyüklüğü 540 milyar dolara ulaşacak rezervin, Şırnak'taki Gabar'ı potansiyel olarak 2'ye, 3'e katlayacağını ve kaya petrolünün, ekonomiye her yıl 8 milyar dolar katkı sunacağını ifade etmişti.
![]()
BÖLGEDE FARKLI YERLERDE DE ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR
Öte yandan, 'Milli Enerji Hamlesi' kapsamında, TPAO, bölgenin farklı kentlerinde de çalışmalarını sürdürüyor.
Söz konusu çalışmalar çerçevesinde, Van'ın Muradiye ilçesi kırsalında geçen yıl açılan sondaj kuyusunda çalışmalar devam ederken, bölgeden bir petrol müjdesinin an meselesi olduğu ifade ediliyor. Hakkari ve Şırnak kırsal alanlarında keşif çalışmaların yapıldığı öğrenildi.

Doğu Karadeniz’de fındık hasadının ardından kurutma mesaisi de başladı. Arsin ilçesinde bahçelerden toplanarak zurufundan ayrılan fındıklar, üreticiler tarafından sahil yolundaki uygun alanlara seriliyor.
Yol kenarlarında serilen fındıklar renkli görüntüler oluştururken, üreticilerin kurutma mesaisi de gün boyunca devam ediyor. Güneş altında kurumaya bırakılan fındıklar, üreticiler tarafından gün içerisinde belirli aralıklarla karıştırılıyor. Fındığın yeterli seviyede kurutulmasının ardından ürünler çuvallanarak depolanmak üzere hazırlanıyor.
Hasat boyunca büyük emek harcadıklarını belirten üreticiler, günlerce kuruttukları ürünlerinin çalınmaması için geceyi de sahil yolunda geçiriyor. Üreticilerden bazıları dönüşümlü olarak nöbet tutarken, bazıları ise ürünlerinin başından ayrılmıyor.
![]()
Üretici Baki Özer, gece-gündüz sahil yolunda durarak fındığı kurutmaya çalıştıklarını belirterek, "Bu sene fındık az olduğu için yevmiyeci alamadık. Yorulduk. Fındığın bir kısmını serdik yağmurlar başladı. Fındığı kurutmaya başladı. Kahverengi kokarca böceği fındığı etkiliyor. Herkes ilacı vurmuyor. Fındık bahçesine girilmiyor. Dalda fındık gözüküyor ama ilaçlanmayan yerlerde kahverengi kokarca yoğunluğu var. Kurutma işlemi 5-6 günde bitiyor. Sahil kesiminde fındık toplama işlemi bitti ancak üst kesimlerde toplamayanlar var. Sahil yolunda fındığı kurutmaya çalışıyoruz ama her sene illa ki fındık hırsızlığı oluyor. İnsanlar gece-gündüz burada durarak fındığı kurutmaya çalışıyor. Kokarca nedeniyle 200 gram fındıktan 10 tane sağlam fındık çıkmıyor" dedi.
![]()
Fındık üreticisi Ali Gürsoy ise "Bu sene fındık yok. Geçen seneye göre en az 3’te 1 eksik verim alındı. Patoz işlemimiz olacak sonrasında ise taneleri kurutmaya işlemine geçeceğiz. Seçildikten sonra satış işlemi olacak. Aslında fındıktan kimsenin beklentisi var ama yok. Dalında kalmaması için topluyoruz. 100 bin TL masraf yaptıysak tahminen 70 bin TL gelir elde edecek" şeklinde konuştu.
![]()
Geçen yıla göre fındıkta verim düşüklüğü olduğunu vurgulayan üretici Abdullah Gürsoy da, "Fındık yok. Geçen yıla göre verim düşük oldu. Kahverengi kokarcalar çoğaldı. Kendi gayretimizle ne kadar mücadele edersek edelim fındığa çok zarar veriyor. Vatandaş bunu kendi eliyle çözmeye çalışıyor. Kalite düştüğü için tüccar ucuz fiyattan alıyor. Fındığımızı patoza vurduk. Şimdi kurutmaya işlemine geçtik. 3-4 gündür fındığın başında bekliyoruz. Bazen geceleri de kalmak zorunda kalıyoruz. Hırsızlık olayları yaşanıyor. Fiyatların artması bekliyoruz. Masraflarla karşılaştırdığımız zaman zararlı çıkıyoruz" ifadelerini kullandı.
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()

Turkcell, Gölcük Tersanesi Komutanlığı ev sahipliğinde düzenlenen TEKNOFEST Mavi Vatan etkinliğinde, 5G’nin yeteneklerini ve gücünü gösteren özel bir uygulamaya imza attı. Deniz Kuvvetleri’ne bağlı TCG Anadolu’da yürütülen robotik cerrahi işlemi, Kocaeli Üniversitesi’nde bulunan uzman hekimler Turkcell 5G üzerinden gerçek zamanlı izledi. Gemideki hekime anlık yönlendirmelerde bulundular. Böylece Da Vinci robotunu kullanma yetkinliğine sahip bir cerrahın, uzaktaki uzman hekimlerden canlı destek ve konsültasyon alarak ileri uzmanlık gerektiren operasyonları gerçekleştirebilmesi sağlandı.
Operasyon sırasında Da Vinci robotik sistemi üzerinden alınan yüksek kaliteli görüntü ve ses, Turkcell’in gelişmiş 5G altyapısında aktif hale getirilen ağ dilimleme (network slicing) teknolojisi ve Turkcell 5G Superbox cihazları üzerinden aktarıldı. Turkcell tarafından ağ dilimleme teknolojisi devreye alınarak 5G ağı içerisinde Da Vinci robotik sistemi ile üniversite arasında, genel internet trafiğinden etkilenmeyen yüksek kaliteli ve güvenli bir bağlantı sağlandı. Böylelikle Turkcell, 5G’nin en önemli özelliklerinden ağ dilimlemeyi sağlık teknolojileri için canlı şebekede kullanan ilk operatör oldu. Aynı yayın, Gölcük Tersanesi’ndeki TEKNOFEST ana ekranında izleyicilerle buluştu. Kurulan sistemle TCG Anadolu, Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde robotik cerrahi altyapısına sahip ilk ve tek askerî gemi niteliği kazandı. Mayıs ayında da Turkcell 5G teknolojisiyle, Muş Devlet Hastanesi’nde yatan bir hastanın ameliyatı, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki doktorlar tarafından yaklaşık 1500 kilometreden başarıyla gerçekleştirilmişti.
![]()
Etkinlikte konuşan Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, şunları söyledi: “Mayıs ayında İstanbul ile Muş arasında kurduğumuz sağlık köprüsüne bugün TCG Anadolu’da bir yenisini eklemenin gururunu yaşıyoruz. Her iki örnek de gösteriyor ki, 5G ile birlikte mesafe artık bir engel olmaktan çıkıyor. Bu proje kapsamında sağlık sektörü için özel bir ağ dilimleme yaptık. 5G’de bu teknolojiyi canlı şebekede ilk defa kullanan operatör Turkcell oldu. Böylece, genel internet trafiğinden tamamen bağımsız, çok yüksek hızlı ve güvenli bir hat sağladık. 5G’nin gerçek gücü, mesafe sınırı olmadan ihtiyaç duyulan uzmanlığı her yere taşımasında yatıyor. Turkcell olarak biz de 5G’yi veri merkezlerimiz, bulut servislerimiz, siber güvenlik çözümlerimiz ve yapay zekâ yetkinliklerimizle birlikte ele alıyoruz. Önceliğimiz, 5G’nin her katmanında yerli ürünlerin, yazılımların ve çözümlerin payını büyütmek. Hayata geçirdiğimiz bu önemli uygulama, Sayın Cumhurbaşkanımızın Millî Teknoloji Hamlesi ile ortaya koyduğu vizyonun sahadaki karşılığıdır. Kendilerine liderlikleri ve kıymetli destekleri için şükranlarımı sunuyorum. Millî Savunma Bakanlığımıza, T3 Vakfı’na, Gölcük Tersanesi Komutanlığımıza, Kocaeli Üniversitesi’ne, hekimlerimize ve çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Turkcell olarak ülkemizin geleceğine teknolojinin gücüyle yatırım yapmaya devam edeceğiz.”
TEKNOFEST 2026 kapsamında 20-23 Ağustos tarihlerinde düzenlenen TEKNOFEST Mavi Vatan, Türkiye’nin denizlerdeki savunma gücünü ve teknolojik kapasitesini genç nesillerle buluşturuyor. Millî Savunma Bakanlığı ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ana yürütücülüğünde, Gölcük Tersanesi Komutanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlik; denizcilik ve su altı teknolojilerini, yerli ve millî çözümler etrafında bir araya getiriyor.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu yaptığı yazılı açıklamada, dün iç hatlarda 69, dış hatlarda ise 81 uçak trafiğinin gerçekleştiğini belirtti.
Trabzon Havalimanı'nda yaz sezonunun yoğunluğuyla birlikte hava trafiğinin de arttığını ifade eden Uraloğlu, "Trabzon Havalimanı'mız 21 Ağustos Cuma günü tarihi bir güne imza attı. Bir günde toplam 150 uçak trafiğiyle tüm zamanların en yüksek günlük trafik sayısına ulaştık." değerlendirmesinde bulundu.
Uraloğlu, iç hatlarda 35 iniş ve 34 kalkış olmak üzere 69 uçak trafiği gerçekleştiğine işaret ederek, dış hatlarda ise 43 iniş ve 38 kalkış olmak üzere 81 uçak trafiğine hizmet verildiğini belirtti.
Trabzon Havalimanı'ndan gerçekleşen 150 uçuşun 81'inin dış hatlardan oluştuğuna dikkati çeken Uraloğlu, "Toplam uçak trafiğinin yarıdan fazlasını dış hat uçuşları oluşturdu. Trabzon'umuzun uluslararası hava ulaşımındaki güçlü konumunu her geçen gün daha da ileri taşıyoruz." ifadelerini kullandı.


Yurt içindeki piyasalarda gram altın da ons altındaki yükselişi takip etti. 4 ay sonra ilk kez 7.000 TL eşiğini aşan gram altın haftanın son işlem gününde 7.156 TL'ye kadar yükseldi. Ardından ise 7.100 TL'de dengeledi.
Gram altın haftayı yüzde 5.52'lik bir yükseliş ile 7.108 TL'den tamamladı.
![]()
Dolar endeksi haftanın son işlem gününde 98,7 civarına gerileyerek son üç ayın en düşük seviyelerine yakın seyretti.
ABD dolarının zayıflaması, dolar üzerinden fiyatlanan altını diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından görece daha ucuz hale getirerek talebi destekleyen unsurlardan biri oldu.
Yurt içinde ise doların satış fiyatı, yüzde 0,38 artarak 48,0640 liraya, avronun satış fiyatı da yüzde 1,25 yükselişle 56,1800 liraya çıktı.
Geçen hafta 64,9480 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 1,02 artışla 65,6120 liraya yükseldi.
İsviçre frangı ise yüzde 1,72 değer kazanarak 60,1010 liradan alıcı buldu.
![]()
Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 2,42 artışla 14.514,82 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 14.043,78 puanı, en yüksek 14.601,01 puanı gördü.
Borsa İstanbul'da aynı dönemde teknoloji endeksi yüzde 4,76 azalışla 51.615,53 puana gerilerken, sanayi endeksi yüzde 4,43 yükselişle 20.274,25 puana, mali endeks yüzde 2,17 kazançla 19.645,73 puana, hizmetler endeksi ise yüzde 3,09 artışla 12.793,90 puana çıktı.
![]()
Bitcoin, son üç günde yüzde 20'nin üzerinde yükselerek 77 bin dolar seviyesinin üzerine çıktı.
Haftanın son işlem gününde yüzde 6,9 değer kazanarak 77 bin 675 dolara kadar yükselen Bitcoin, mayıs ayından bu yana en yüksek seviyesini gördü.
Ethereum haftalık bazda yaklaşık yüzde 33 yükselirken 2 bin 500 dolar seviyesinin üzerine çıktı. XRP'deki haftalık yükseliş ise yüzde 40'ın üzerine taşındı.
![]()
Yatırım fonları bu hafta yüzde 0,85, emeklilik fonları yüzde 1,53 değer kazandı.
Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıran yüzde 2,58 ile "Kıymetli Maden Fonları" oldu.

VİDEOYU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN!

Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu TEKNOFEST Mavi Vatan kapsamında düzenlenen AA Teknoloji Masası'na konuk olan ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, milli hava savunma sistemi Çelik Kubbe projesi için stratejik bir adım atıldığını duyurdu.
![]()
Akyol, 8 bin dönümlük alana kurulan dev Oğulbey tesisinin ilk bölümünün faaliyete geçtiğini bildirdi.
Türkiye'nin hava savunma şemsiyesinin hızlı bir şekilde örüldüğüne dikkat çeken Akyol, "Oğulbey, Türkiye'nin en büyük tek seferdeki savunma sanayisi yatırımı." dedi. Tesisin faz faz devreye alındığını belirten Akyol, "İçinde bulunduğumuz günlerde Oğulbey'in ilk bölümü aktive edildi. Çalışanlarımız artık hava savunmayla ilgili bazı sistemleri orada üretmeye başladı." ifadelerini kullandı.
ASELSAN yatırımlarının 2,5 milyar doların üzerinde bulunduğunu anlatan Akyol, yüksek adetli üretimi her yıl katlayarak artırmanın gayreti içinde olduklarını söyledi.
Çelik Kubbe projesinin sadece bir fikir olmaktan çıkıp devasa bir üretim hattına dönüştüğünü vurgulayan Akyol, geçen yıl 100'e yakın unsurun envantere verildiğini, bu yıl ise bu sayının 100'ü aşacağını kaydetti.
Çelik Kubbe'nin çok katmanlı entegre yapıya sahip olduğunu hatırlatan Akyol, sistemin gecikmesiz haberleşebilen, çoklu sensör ve silah sistemlerini yönetebilen bir anlayışla kurgulandığını dile getirdi.
Elektronik harbin de hem taarruz hem de sensör kısmında önemli bir güç olarak bu yapıya entegre edildiğini aktaran Akyol, KORKUT, HİSAR ve SİPER gibi hava savunma sistemlerini daha fazla üretip teslim etmek amacıyla büyük sözleşmelere imza attıklarını, son 6 ayda Ankara ve çeşitli illerde yeni tesisleri devreye aldıklarını belirtti.

TCMB tarafından hazırlanan “Altın Cinsinden Fiziki Varlıkların Finansal Sisteme Kazandırılması Hakkında Tebliğ (Sayı: 2022/11)’in Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2026/12)” ile 14 Mart 2022 tarihli düzenleme tamamen yürürlükten kaldırıldı.
T24’ün haberine göre; kaldırılan düzenleme, yurt içi yerleşiklerin fiziki altınlarının finansal sisteme dahil edilmesine ilişkin esasları belirliyordu. Uygulama kapsamında fiziki altınların bankalar aracılığıyla sisteme kazandırılması ve belirli şartlarla Türk lirası mevduat veya katılma hesaplarına dönüştürülmesi mümkün hale getirilmişti.
Kararın, vatandaşların ellerinde bulunan fiziki altınların mülkiyetini veya değerini doğrudan etkilemediği; yürürlükten kaldırılan düzenlemenin finansal sisteme kazandırılmasına ilişkin uygulamayı kapsadığı belirtildi.
Akaryakıt fiyatlarında yeni bir zam beklentisi oluştu.
Motorinin litre fiyatına 22 Ağustos Cumartesi gününden itibaren geçerli olmak üzere 2 lira 92 kuruş zam yapılması bekleniyor.
Zam sonrasında motorinin litre fiyatının İstanbul’da 82,65 TL’ye, Ankara’da 83,75 TL’ye, İzmir’de 84,04 TL’ye, doğu illerinde ise 85,50 TL’ye yükselmesi bekleniyor.
Güncel akaryakıt fiyatları şöyle:
İstanbul Avrupa Yakası
Benzin: 71,46 TL
Motorin: 79,73 TL
LPG: 33,79 TL
İstanbul Anadolu Yakası
Benzin: 71,31 TL
Motorin: 79,58 TL
LPG: 33,19 TL
Ankara
Benzin: 72,43 TL
Motorin: 80,83 TL
LPG: 33,89 TL
İzmir
Benzin: 72,73 TL
Motorin: 81,12 TL
LPG: 33,79 TL


Birleşik Krallık Ulusal İstatistik Ofisinin son verileri, başkent Londra’daki istihdam piyasasının ülkenin geri kalanından daha ağır bir baskı altında olduğunu ortaya koydu.
Londra’da 16 yaş ve üzerindeki nüfusta işsizlik oranı, 2026’nın ikinci çeyreğini kapsayan nisan-haziran döneminde yüzde 6,5 olarak hesaplandı. Oran, yılın ilk üç ayına göre 0,8 puan gerilemesine rağmen Birleşik Krallık’taki yüzde 4,9’luk ortalamanın 1,6 puan üzerinde kaldı.
Böylece Londra, Birleşik Krallık’ın en yüksek işsizlik oranına sahip bölgesi olmayı sürdürdü. Londra Belediyesi verileri de başkentteki oranın yüzde 6,5 olduğunu doğruluyor.
![]()
İlk metindeki yüzde 5,5 bilgisi doğru değil
Açıklanan son veriler, Londra’daki genel işsizlik oranının yüzde 5,5 değil, yüzde 6,5 olduğunu gösteriyor.
Başkentteki oran önceki çeyreğe göre düşmüş olsa da geçen yılın aynı döneminin 0,5 puan üzerinde bulunuyor. Bu tablo, son aylarda kısmi iyileşme yaşandığını ancak Londra iş gücü piyasasının yıllık bazda hâlâ zayıfladığını gösteriyor.
Genç işsizliği kritik seviyede
Krizin en ağır etkilediği kesimi gençler oluşturuyor. Nisan 2025-Mart 2026 dönemini kapsayan yıllık verilere göre Londra’da 16-24 yaş grubundaki işsizlik oranı yüzde 19,6’ya yükseldi.
Bu oran, pandemi dönemi dışarıda bırakıldığında başkentte son 11 yılın en yüksek genç işsizliği olarak kayıtlara geçti. Başka bir ifadeyle, çalışmak isteyen ve aktif biçimde iş arayan yaklaşık her beş genç Londralıdan biri iş bulamıyor.
![]()
Sorun yalnızca Londra ile sınırlı değil. Birleşik Krallık genelinde nisan-haziran döneminde 16-24 yaş arasındaki işsizlerin sayısı 739 bine ulaştı. Genç işsizlik oranı bir yılda yüzde 14,3’ten yüzde 16,2’ye yükselirken, çalışan gençlerin sayısı 35 bin azaldı. Avam Kamarası Kütüphanesi verilerine göre genç işsizlerin sayısı bir yılda 97 bin arttı.
İş ilanları azalıyor, işe alımlar yavaşlıyor
Gençlerin iş bulmakta zorlanmasının arkasında perakende, konaklama, yeme-içme, müşteri hizmetleri ve başlangıç seviyesindeki ofis işlerinde işe alımların zayıflaması bulunuyor.
ONS verilerine göre Birleşik Krallık genelindeki açık iş sayısı mayıs-temmuz döneminde yaklaşık 707 bine geriledi. Pandemi dönemi hariç tutulduğunda bu, 2014’ten bu yana görülen en düşük düzeylerden biri oldu.
İşverenlerin artan ücret, enerji, vergi ve finansman maliyetleri karşısında yeni personel alımını ertelediği belirtiliyor. İş gücü piyasasına ilk kez girmeye çalışan gençler, işe alımlardaki bu yavaşlamadan daha fazla etkileniyor.
LCCI: Londra’nın ekonomik motorluğu tehdit altında
Londra Ticaret ve Sanayi Odası İcra Kurulu Başkanı Karim Fatehi, rakamların başkent ekonomisinin geleceği açısından ciddi bir uyarı olduğunu söyledi.
Londra’nın yenilik, yatırım ve büyüme merkezi olmayı sürdürdüğünü belirten Fatehi, en yüksek işsizlik oranının başkentte görülmesinin Londra’nın “Birleşik Krallık’ın ekonomik motoru” konumunu tehdit ettiğini ifade etti.
Fatehi’ye göre artan vergi yükleri ve işletmelerin karşı karşıya kaldığı yeni yasal sorumluluklar, şirketlerin işe alım isteğini azaltıyor; özellikle gençlere yönelik yatırım ve eğitim fırsatlarını sınırlandırıyor.
İş dünyası temsilcileri, Başbakan Andy Burnham hükümetinin ekonomik büyümeyi Londra dışına yayma hedefini desteklediklerini ancak bunun başkentin ihmal edilmesi anlamına gelmemesi gerektiğini vurguluyor. Londra’daki istihdam ve yatırım kaybının, vergi gelirleri ve ülke ekonomisinin tamamı üzerinde etkili olabileceğine dikkat çekiliyor.
Yaklaşık bir milyon genç eğitim ve istihdam dışında
Hükümetin gençlerin çalışma hayatına katılımını incelemek üzere görevlendirdiği Alan Milburn başkanlığındaki çalışma, sorunun işsizlik rakamlarından daha geniş olduğunu ortaya koydu.
Rapora göre 2025 sonunda Birleşik Krallık’ta yaklaşık 957 bin genç ne çalışıyor ne de eğitim veya mesleki programa devam ediyordu. Bu, 16-24 yaş grubundaki her sekiz gençten birine karşılık geliyor.
Raporda sağlık sorunlarının giderek daha belirleyici hale geldiği de belirtildi. Eğitim ve istihdam dışında kalan gençlerin yüzde 45’inin bir engel veya sağlık sorunu bildirdiği, bu oranın yaklaşık on yıl içinde iki kattan fazla arttığı kaydedildi. Hükümetin gençler ve çalışma hayatı raporu, gençlerin önemli bir bölümünün sosyal yardım sisteminde de görünmediğine dikkat çekiyor.
Hükümetten genç istihdamına ek kaynak
Çalışma ve Emeklilik Bakanı Pat McFadden, hükümetin Evrensel Kredi sistemini insanların çalışma hayatına katılmasının önündeki engelleri azaltacak şekilde yeniden düzenlediğini söyledi.
Hükümet, gençlerin istihdama kazandırılması, mesleki eğitimin güçlendirilmesi ve çıraklık olanaklarının artırılması amacıyla mevcut programlara ek olarak 1 milyar sterlinlik yeni yatırım açıkladı. Paket kapsamında uzun süre işsiz kalan gençlere iş, eğitim veya çıraklık seçeneği sunulması hedefleniyor. Çalışma ve Emeklilik Bakanlığının programı, sağlık sorunları bulunan gençlere daha kişiselleştirilmiş istihdam desteği verilmesini de öngörüyor.
Ancak iş dünyası temsilcileri, eğitim ve destek programlarının tek başına yeterli olmayacağını belirtiyor. Londra’daki şirketlerin yeni çalışan almasını kolaylaştıracak mali teşvikler, başlangıç seviyesindeki işlerin artırılması ve gençlerle işverenleri buluşturacak yerel programlar talep ediliyor.
Son rakamlar, Londra’da işsizliğin önceki çeyreğe göre gerilemesinin olumlu bir işaret olduğunu gösterse de genç işsizliğindeki yükseliş ve ülke ortalamasıyla başkent arasındaki fark, sorunun henüz kontrol altına alınamadığını ortaya koyuyor.

İngiltere merkezli ekonomik otel zinciri Travelodge’da kadın müşterilerin güvenliğine ilişkin art arda ortaya çıkan vakalar yönetim krizine dönüştü.
Şirket, Jo Boydell’in 17 Ağustos 2026 itibarıyla CEO’luk görevinden ayrıldığını, kararı ise 20 Ağustos’ta yayımlanan altı aylık finansal sonuçlarıyla birlikte duyurdu. Boydell’in yerine Mali İşler Direktörü Ray Reidy geçici CEO olarak atandı. Reidy, geçici bir mali işler direktörü belirlenene kadar iki görevi birlikte sürdürecek.
Travelodge, Boydell’in ayrılışını resmî açıklamasında doğrudan güvenlik skandalına bağlamadı. Ancak görev değişikliği, kadın müşterilerin odalarına üçüncü kişilerin izinsiz girmesine yol açan güvenlik ihlalleri nedeniyle şirket üzerindeki baskının arttığı bir dönemde gerçekleşti. Boydell, şirkette 13 yıl görev yapmış, Mayıs 2022’de CEO olmuştu.
Maidenhead’de anahtar verilen saldırgan odaya girdi
Krizin sembolü haline gelen olay, Aralık 2022’de Berkshire’daki Maidenhead Travelodge otelinde yaşandı.
Kyran Smith, resepsiyon görevlilerine odada kalan kadının erkek arkadaşı olduğunu söyledi. Çalışanlar, kadının iznini almadan Smith’e oda numarasını ve yeni bir anahtar kartını verdi. Smith, odaya girdikten sonra uyuyan kadına cinsel saldırıda bulundu.
Smith, Kasım 2025’te “cinsel suç işlemek amacıyla izinsiz girme” ve cinsel saldırı suçlarından mahkûm edildi. Reading Crown Court’ta 23 Ocak 2026’da yapılan ceza duruşmasında yedi yıl altı ay hapis cezasına çarptırıldı. Bazı haberlerde cezanın şubat ayında verildiği belirtilse de polis açıklamasına dayanan kayıtlarda duruşma tarihi 23 Ocak olarak yer aldı.
30 sterlinlik teklif tepkiyi büyüttü
Travelodge’un olay sonrasındaki yaklaşımı da en az güvenlik ihlali kadar eleştirildi. Mağdur kadın, şirkete yaptığı başvurunun ardından kendisine yalnızca 30 sterlinlik iade teklif edildiğini açıkladı.
Boydell daha sonra şirketin hem olayın önlenmesinde hem de mağdurun şikâyetinin ele alınmasında hata yaptığını kabul etti. Travelodge tarafından yayımlanan açıklamada, “Daha erken harekete geçmeliydik” denilerek mağdurdan özür dilendi.
Boydell’in, olayın ardından güvenlik politikalarını görüşmek isteyen 20’den fazla milletvekiliyle planlanan toplantıya katılmaması ve görüşmenin iptal edilmesi de tartışmaları büyüttü. Dönemin Başbakanı Keir Starmer, şirket yönetimini kadınların güvenliği konusunda hükümetle ciddi biçimde temas kurmaya çağırmıştı.
Şiddetten kaçtığı otelde yeniden saldırıya uğradı
Maidenhead vakasının münferit olmadığı, Ağustos 2026’da kamuoyuna yansıyan başka olaylarla ortaya çıktı.
“Lucy” takma adıyla konuşan bir kadın, Ekim 2025’te şiddet gördüğü partnerinden uzaklaşmak için Londra’daki bir Travelodge oteline yerleştiğini anlattı. Kadının peşinden otele gelen erkek, resepsiyona kız arkadaşının odada nöbet geçirdiğini söyledi.
Çalışanların kadının tam adını ve odasını doğruladıktan sonra erkeğe anahtar verdiği belirtildi. Odaya giren saldırgan kadını darbetti, telefonunu almaya çalıştı ve dışarı çıkarıldıktan sonra kapıyı tekmeleyerek yeniden içeri girdi. Travelodge, kendi kurallarının çalışanlar tarafından uygulanmadığını ve yaşananların kabul edilemez olduğunu açıkladı.
Ayrıca Leeds’te bir kadının odasında tanımadığı bir erkeği gördüğüne ve bazı müşterilere yanlışlıkla başkalarının odalarının anahtarlarının verildiğine ilişkin başka şikâyetler de incelemeye alındı.
![]()
Anahtar vermek için açık izin gerekecek
Travelodge, güvenlik krizi sonrasında yeni önlemler aldığını duyurdu. Buna göre:
Şirket ayrıca güvenlik, ağır şiddet suçları ve kamu soruşturmaları konusunda uzman Paul Greaney KC başkanlığında bağımsız inceleme başlattı. Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet konusunda uzman bir isim de üst yönetime özel eğitim verecek. Travelodge, sektör kuruluşu UKHospitality’nin hazırladığı konuk güvenliği rehberine de katkıda bulunuyor.
![]()
632 otellik zincirde güven krizi
İngiltere, İrlanda ve İspanya’da 632 otel işleten Travelodge, 2026’nın ilk yarısında gelirini yüzde 4,2 artırarak 491,3 milyon sterline çıkardı. Düzeltilmiş faaliyet kârı ise 47,3 milyon sterlinden 47,9 milyon sterline yükseldi.
Ancak şirketin önündeki asıl sorun, mali tablodan çok müşteri güveninin yeniden sağlanması olarak görülüyor. Yeni geçici CEO Ray Reidy, güvenlik ve müşteri refahının yönetimin temel öncelikleri arasında kalacağını, hükümet ve konaklama sektörüyle iş birliğinin sürdürüleceğini söyledi.
Yaşanan vakalar, otellerde anahtar kartının yalnızca teknik bir erişim aracı olmadığını; özellikle şiddetten kaçan veya tek başına seyahat eden kadınlar açısından hayati bir güvenlik bariyeri oluşturduğunu bir kez daha gündeme taşıdı.

Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, İngiliz basınına yaptığı açıklamada, şirketin Londra’nın merkezine en yakın havalimanı olan London City Airport’a sefer başlatmak istediğini söyledi.
Şeker’in açıklaması, THY’nin Birleşik Krallık pazarındaki büyüme stratejisinin yeni adımı olarak değerlendirildi. Ancak şirket tarafından olası hattın başlangıç tarihi, uçuş sıklığı veya kullanılacak uçak tipi konusunda henüz resmî bir takvim açıklanmadı.
Londra’daki dördüncü havalimanı olacak
THY, hâlihazırda Londra Heathrow, Gatwick ve 18 Mart 2026’da uçuş başlattığı Stansted havalimanlarından İstanbul’a sefer düzenliyor.
Şirketin yaz tarifesinde Heathrow’dan haftada 47, Gatwick’ten 28 ve Stansted’den 15 olmak üzere Londra’daki üç havalimanından haftalık yaklaşık 90 sefer gerçekleştirmesi planlanıyor. London City hattının açılması halinde THY, İngiltere’nin başkentinde dört ayrı havalimanında faaliyet gösteren az sayıdaki uluslararası taşıyıcıdan biri olacak. THY’nin Stansted’i de kapsayan Birleşik Krallık ve İrlanda ağındaki toplam frekansının yaz döneminde haftada 168’e ulaşacağı açıklanmıştı.
![]()
En büyük sorun uygun uçak bulunmaması
London City planının önündeki temel sorun yalnızca havalimanının kısa pisti değil, THY’nin mevcut filosundaki uçakların bu meydana yönelik özel operasyon şartlarına uygun olmaması.
Royal Docks bölgesinde bulunan havalimanının tek pisti 1.508 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğinde. Yaklaşmalar, birçok havalimanındaki yaklaşık 3 derecelik standart açı yerine 5,5 derecelik dik bir açıyla gerçekleştiriliyor.
Bu nedenle yalnızca London City operasyonu için sertifikalandırılmış uçaklar kullanılabiliyor. Pilotların da dik yaklaşma, kısa pist ve özel pas geçme prosedürlerini kapsayan ayrı bir eğitim ve yetkilendirme sürecinden geçmesi gerekiyor.
Airbus A220-100 ile Embraer E-Jet ailesinin bazı modelleri havalimanında kullanılabilirken, THY’nin mevcut filosunda A220 veya Embraer yolcu uçağı bulunmuyor. Dolayısıyla şirketin seferlere başlayabilmesi için uygun uçak kiralaması ya da satın alması, başka bir taşıyıcıyla operasyonel iş birliği kurması veya farklı bir uçak tipinin onay sürecini beklemesi gerekebilir.
![]()
A320neo için onay süreci devam ediyor
London City Havalimanı yönetimi, Airbus A320neo uçaklarının meydana operasyon gerçekleştirebilmesi için İngiltere Sivil Havacılık Otoritesi nezdinde çalışma yürütüyor.
Havalimanı, A320neo’nun kullanılabilmesine imkân sağlayacak yeni bir yaklaşma prosedürü için 2026 yılında kamuoyu istişaresi başlattı. Onay verilmesi durumunda THY filosunda bulunan A320neo ailesi uçakların London City hattında kullanılabilmesi ihtimali doğabilir. Ancak uçak, havalimanı ve havayolu bazındaki sertifikasyonların tamamlanması gerekeceği için bu seçenek henüz kesinleşmiş değil.
Finans merkezlerine doğrudan erişim avantajı
London City Airport, City of London’a yaklaşık 10 kilometre, Canary Wharf finans merkezine ise yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Bu konumu nedeniyle özellikle iş seyahati yapan yolcular tarafından tercih ediliyor.
Havalimanından Amsterdam, Dublin, Frankfurt, Zürih, Milano ve çeşitli Avrupa kentlerine seferler gerçekleştiriliyor. Mevcut taşıyıcılar arasında British Airways, KLM, ITA Airways, Air Dolomiti, Luxair ve Swiss yer alıyor. London City’nin uçuş ağı 30’dan fazla Avrupa destinasyonunu kapsıyor.
İstanbul–London City hattının açılması, yalnızca İstanbul’a seyahat eden yolculara değil, THY’nin İstanbul Havalimanı üzerinden Asya, Afrika ve Orta Doğu’ya sunduğu aktarmalı uçuş ağına ulaşmak isteyen Londra merkezli iş insanlarına da önemli bir zaman avantajı sağlayabilir.
Bununla birlikte Murat Şeker’in açıklaması şimdilik bir hedef ve değerlendirme niteliği taşıyor. Hattın kesinleşmesi; uygun uçak temini, teknik sertifikasyon, slot tahsisi ve ticari fizibilite çalışmalarının sonuçlanmasına bağlı olacak.

2021 yılının sonundan itibaren Türk lirasını döviz kurundaki dalgalanmalara karşı korumak, istikrar ve stabiliteyi artırmak, vatandaşların Türk lirasına yönelmesi amacıyla Kur Korumalı Mevduat (KKM) programı hayata geçirildi.
Uygulama, ilan edildiği ilk gece dolar kurunu hızlı bir şekilde 18 TL'den 11 TL’nin altına indirerek piyasada rahatlama sağladı.
![]()
Sonraki aylarda şirketlerin KKM'ye dahil edilmesiyle içeride biriken bakiye hızla büyüdü.
KKM sistemi, Ağustos 2023’te bakiye olarak 143 milyar doların üzerine çıkarak, Türk lirası bazında ise 3,4 trilyon TL ile tarihi zirvesini gördü.
2023 genel seçimlerinin ardından KKM’den kademeli olarak çıkış stratejisi başladı.
Önce şirketlerin, ardından tasarruf sahiplerinin sisteme girişleri bitirildi ve TL mevduat faizleri yükseltilerek KKM hesaplarının bitirilmesi sağlandı.
Ardından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 23 Ağustos 2025 tarihi itibarıyla KKM’de yeni hesap açılışlarını ve vadeli yenileme işlemlerini resmen sonlandırdı.
Bu kapsamda KKM'nin bitişiyle alakalı önemli bir gelişme yaşandı.
![]()
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık bültenini yayımladı.
Haftalık bültene göre KKM bakiyesi ise geçen hafta 47 milyon lira azaldı.
Böylece bakiye 51 milyon liradan 4 milyon liraya düştü.
Ayrıca BDDK bültenine göre bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi, 14 Ağustos itibarıyla 201 milyar 298 milyon lira artarak 27 trilyon 481 milyar 976 milyon liradan 27 trilyon 683 milyar 273 milyon liraya yükseldi.
Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil geçen hafta 528 milyar 905 milyon lira artarak 31 trilyon 281 milyar 101 milyon liradan 31 trilyon 810 milyar 6 milyon liraya yükseldi.
Tüketici kredilerinin tutarı, bu dönemde 23 milyar 266 milyon lira artarak 3 trilyon 446 milyar 536 milyon liraya yükseldi.
Söz konusu tutarın 821 milyar 956 milyon lirası konut, 41 milyar 352 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 583 milyar 229 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.
![]()
Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı, 15 milyar 719 milyon lira artarak 4 trilyon 220 milyar 991 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 2 artışla 3 trilyon 430 milyar 409 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.
Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 271 milyar 119 milyon lirasını taksitli, 2 trilyon 159 milyar 290 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.
Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 14 Ağustos itibarıyla önceki haftaya göre 5 milyar 433 milyon lira artışla 833 milyar 304 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 621 milyar 551 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.
Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları, 12 milyar 805 milyon lira artarak 5 trilyon 935 milyar 934 milyon liraya yükseldi.




Büyük Britanya’da artan mortgage maliyetleri, konut satışlarında ülke genelinde birbirinden oldukça farklı iki tablo ortaya çıkardı.
Gayrimenkul platformu Zoopla’nın İngiltere, İskoçya ve Galler’deki 363 yerel yönetim bölgesini kapsayan araştırmasına göre, bölgelerin 180’inde konutların satılması geçen yılın aynı dönemine kıyasla daha uzun sürüyor. Buna karşılık 145 bölgede satış süresi kısaldı.
Ülke genelinde bir konutun ilana çıkmasından satış üzerinde anlaşmaya varılmasına kadar geçen ortalama süre temmuz itibarıyla 42 günde değişmeden kaldı. Ancak ulusal ortalamanın sabit görünmesi, yerel piyasalar arasındaki giderek büyüyen uçurumu gizledi.
Araştırmanın Kuzey İrlanda’yı kapsamadığı, dolayısıyla sonuçların Birleşik Krallık’ın tamamını değil Büyük Britanya’yı yansıttığı belirtildi.
EN HIZLI 10 BÖLGENİN TAMAMI İSKOÇYA’DA
Zoopla verilerine göre ülkenin en hızlı konut piyasası Falkirk oldu. Bölgede evler ortalama 11 günde alıcı buldu. Bu süre geçen yılın aynı döneminden de bir gün daha kısa.
Falkirk’ü 13’er günle Renfrewshire ve North Lanarkshire; 14’er günle South Lanarkshire, East Ayrshire, East Renfrewshire ve West Dunbartonshire izledi. Stirling ve Glasgow City’de satış süresi 15, Clackmannanshire’da ise 16 gün olarak ölçüldü.
Böylece en hızlı satış yapılan ilk 10 yerel yönetim bölgesinin tamamı İskoçya’da yer aldı. İngiltere’de en hızlı konut satılan bölgeler ise 23’er günle Carlisle ve Barnsley oldu. Barnsley’de satış süresi geçen yıla göre 13 gün, Newcastle-under-Lyme’da ise 11 gün kısaldı.
İskoçya’daki hızlı satışlarda konutların görece daha uygun fiyatlı olmasının yanı sıra farklı satış sisteminin etkili olduğu değerlendiriliyor. İskoçya’da evler çoğunlukla “offers over” yöntemiyle, yani belirlenen fiyatın üzerindeki tekliflere açık şekilde pazarlanıyor; değerleme ve konut inceleme raporlarının önceden hazır olması da alıcılara sürecin başında daha fazla güven sağlıyor. Zoopla araştırmasının ayrıntıları
![]()
MELTON’DA ALICI BULMAK 76 GÜN SÜRÜYOR
Listenin diğer ucunda ise East Midlands bölgesindeki Melton yer aldı. Melton’da bir evin alıcı bulması ortalama 76 gün sürüyor. Bu rakam, Temmuz 2025’e göre 21 günlük artış anlamına geliyor.
Londra’nın merkezi ve en pahalı bölgelerinden Westminster ile İngiltere’nin güneybatısındaki Teignbridge’de ortalama satış süresi 63 güne ulaştı. Torridge’de bu süre 61; Tower Hamlets, Isle of Wight, Thanet ve North Devon’da 60 gün olarak kaydedildi.
Böylece sekiz yerel piyasada konutların satılması ortalama iki ay veya daha uzun sürmeye başladı. En yavaş ilk 10 piyasanın Melton dışındaki tamamının İngiltere’nin güney bölgelerinde bulunması dikkat çekti.
Westminster’daki yavaşlamada yüksek konut fiyatları ve satın alma maliyetleri öne çıkarken, Teignbridge’de ikinci konutlara uygulanan daha yüksek belediye vergileri ile satılık konut seçeneklerindeki artışın etkili olduğu belirtildi.
Zoopla İcra Direktörü Richard Donnell, ülke ortalamasının neredeyse değişmemesine rağmen yerel piyasalar arasında belirgin bir ayrışma yaşandığını belirtti. Donnell, talebin zayıf olduğu bölgelerde evini satmak isteyenlerin başlangıç fiyatını doğru belirlemesinin her zamankinden daha önemli hale geldiğini vurguladı.
BİR SAATLİK MESAFEDE ALTI HAFTALIK FARK
Araştırma, birbirine yakın bölgelerde bile çarpıcı farklılıklar bulunduğunu gösterdi. Melton’da satış süresi 76 güne ulaşırken, yaklaşık bir saat uzaklıktaki North West Leicestershire’da evler ortalama 32 günde alıcı buluyor.
İskoçya’da da Falkirk’teki 11 günlük süreye karşılık Aberdeenshire’da satışın ortalama 45 gün sürdüğü görüldü. Kuzeydoğu İskoçya’daki daha zayıf talepte, Aberdeen çevresindeki petrol ve gaz yatırımlarının uzun süredir düşük seyretmesinin etkili olduğu değerlendiriliyor.
İncelenen 11 bölgenin altısında en hızlı ve en yavaş yerel piyasalar arasındaki fark dört hafta veya daha fazla. En dar fark ise yaklaşık üç haftayla Galler’de kaydedildi.
![]()
MORTGAGE FAİZLERİ SAVAŞ ÖNCESİNİN ÇOK ÜZERİNDE
Konut piyasasındaki yavaşlamanın arkasında mortgage maliyetlerindeki yükseliş bulunuyor. Moneyfacts verilerine göre iki yıllık ortalama sabit mortgage faizi yüzde 5,61 civarında seyrediyor. Savaşın başlamasından önce, mart ayı başında bu oran yüzde 4,83 düzeyindeydi.
Beş yıllık sabit mortgage faizleri de benzer biçimde yükseldi. Finans piyasalarındaki dalgalanma sırasında iki yıllık ortalama faizin beş yıllık faizi aşması, borçlanma piyasasındaki belirsizliğin önemli göstergelerinden biri oldu.
İran savaşının ilk haftalarında 1.500’den fazla mortgage ürününün piyasadan çekilmesi, borçluların seçeneklerini de önemli ölçüde azalttı. Moneyfacts’in hesaplamasına göre özellikle yüzde 5 peşinatla kredi kullanan ilk kez ev alıcılarına sunulan bazı iki yıllık mortgage oranları yüzde 6’nın üzerine çıktı. £250 bin tutarında ve 25 yıl vadeli bir mortgage için faizlerdeki artış, yıllık ödemeye yaklaşık £1.200 ekleyebiliyor.
ALICILAR “BEKLE-GÖR” DÖNEMİNE GİRDİ
Yüksek faizler yalnızca aylık taksitleri artırmakla kalmıyor, alıcıların kullanabildiği kredi miktarını da düşürüyor. Mortgage başvurularında uygulanan ödeme gücü testleri nedeniyle birçok hane, daha düşük fiyatlı evlere yönelmek veya satın alma planını ertelemek zorunda kalıyor.
Bazı alıcıların, finans piyasalarının sakinleşmesi ve bankaların daha avantajlı ürünler sunması ihtimaline karşı beklemeyi tercih ettiği belirtiliyor. Ancak faizlerin kısa sürede düşeceğine ilişkin beklentilerin zayıflaması, bu stratejinin ne kadar avantaj sağlayacağı konusunda soru işareti oluşturuyor.
Satıcıların yüksek fiyat beklentilerini koruduğu, alıcıların ise artan finansman maliyetleri nedeniyle daha düşük teklif verdiği bölgelerde satış süreleri daha da uzuyor.
ENFLASYON BEKLENTİ DEĞİL, YÜZDE 2,9 OLARAK AÇIKLANDI
İngiltere’de temmuz ayı enflasyonu artık beklenti olmaktan çıktı. Ulusal İstatistik Ofisinin 19 Ağustos’ta açıkladığı verilere göre tüketici enflasyonu hazirandaki yüzde 2,6’dan temmuzda yüzde 2,9’a yükselerek son dört ayın en yüksek seviyesine ulaştı.
Artışta, hanelere uygulanan enerji fiyat tavanının temmuz ayında yüzde 13 yükseltilmesi belirleyici oldu. Buna karşılık çekirdek enflasyon yüzde 2,6’da kaldı; hizmet enflasyonu yüzde 3,6’dan yüzde 3,4’e geriledi. Gıda ve alkolsüz içecek enflasyonunun yüzde 1,3’e düşmesi de fiyat baskılarının ekonominin tamamına aynı ölçüde yayılmadığını gösterdi.
İngiltere Merkez Bankası, enflasyonun yılın ilerleyen aylarında yüzde 3,2 civarında zirve yapabileceğini tahmin ediyor.
FAİZLERDE PİYASA İLE EKONOMİSTLER AYRIŞTI
İngiltere Merkez Bankası temmuz toplantısında politika faizini yüzde 3,75’te bıraktı. Karar 6’ya karşı 3 oyla alınırken üç üyenin faizin yüzde 4’e çıkarılmasını istemesi, enflasyon risklerine ilişkin görüş ayrılığını ortaya koydu.
Finansal piyasalar yıl sonuna kadar çeyrek puanlık bir faiz artışı ihtimalini fiyatlamayı sürdürüyor. Bununla birlikte Reuters’ın 64 ekonomistle yaptığı son ankette 56 ekonomist, faizin 2026’nın kalanında yüzde 3,75’te tutulacağını öngördü. Ankete katılan hiçbir ekonomist eylül toplantısında değişiklik beklemedi; dar bir çoğunluk ise 2027 ortasına kadar en az bir faiz indirimi yapılabileceği görüşünü dile getirdi.
Dolayısıyla politika faizinin gelecek yıl sonuna kadar iki kez artırılacağı kesin bir beklenti değil. Bu senaryo dönem dönem piyasa fiyatlamalarına yansısa da ekonomistler arasındaki ağırlıklı görüş, zayıflayan istihdam ve ücret artışlarının enerji kaynaklı enflasyonun kalıcı hale gelmesini önleyebileceği yönünde.
Mortgage piyasasının önümüzdeki dönemdeki yönünü, İran savaşının seyri, petrol ve doğal gaz fiyatları, tahvil getirileri ve İngiltere Merkez Bankasının enflasyona vereceği tepki belirleyecek. Bu belirsizlik sürdükçe, doğru fiyatlandırılmış ve görece uygun konutların hızla alıcı bulduğu; pahalı veya yüksek fiyatla ilana çıkarılan evlerin ise aylarca piyasada kaldığı iki hızlı konut piyasası görünümünün devam etmesi bekleniyor.

İngiltere’de giderek daha sık ve şiddetli yaşanan sıcak hava dalgaları, gayrimenkul sektöründeki alıcı tercihlerine doğrudan yansımaya başladı.
Gayrimenkul platformu Rightmove’un verilerine göre, 1 Mayıs–31 Temmuz 2026 tarihleri arasında klimalı satılık konutlar için yapılan aramalar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 104 arttı. Böylece İngiltere’de uzun yıllar lüks veya gereksiz bir özellik olarak görülen klima, birçok alıcı açısından konut tercih listesinin önemli unsurlarından biri haline geldi.
Her iki kişiden biri evini serin tutmakta zorlanıyor
Rightmove tarafından gerçekleştirilen tüketici araştırması, talepteki değişimin yalnızca internet aramalarından ibaret olmadığını gösterdi.
Araştırmaya katılanların yüzde 87’si, yeni bir ev seçerken konutun sıcak havalarda serin kalabilmesini önemli bulduğunu söyledi. Katılımcıların yüzde 45’i mevcut evlerinin sıcak hava dalgalarında serin kalmakta zorlandığını belirtirken, konutunun aşırı sıcaklarla “çok iyi” başa çıktığını söyleyenlerin oranı yalnızca yüzde 11’de kaldı.
Katılımcıların yüzde 61’i evine klima taktırmayı değerlendirebileceğini ifade etti. Ancak hâlihazırda klima sistemine sahip olduğunu bildirenlerin oranı sadece yüzde 12 oldu.
Perde, vantilatör ve yalıtım çözümleri öne çıktı
İngilizlerin artan sıcaklıklara karşı farklı yöntemlere yöneldiği de görüldü. Araştırmaya katılanların:
Yüzde 56’sı perde, güneşlik veya ısı önleyici cam filmi kullandığını,
Yüzde 48’i vantilatör edindiğini,
Yüzde 38’i evinin yalıtımını iyileştirdiğini,
Yüzde 29’u ise bahçesinde ağaçlandırma veya gölgelendirme yaptığını bildirdi.
Katılımcıların yüzde 58’i panjur ve tente gibi dış gölgeleme sistemlerini, yüzde 52’si ise daha iyi havalandırma çözümlerini değerlendirebileceğini belirtti.
“Sıcak havadaki konfor artık satın alma kararının parçası”
Rightmove Gayrimenkul Uzmanı Colleen Babcock, bu yaz yaşanan sıcak hava dalgalarının insanların evlerine bakışını değiştirdiğini belirtti.
Konum, yaşam alanı ve satın alınabilirliğin temel öncelikler olmayı sürdürdüğünü vurgulayan Babcock, tüketicilerin artık bir evin sıcak havalarda ne kadar konforlu olacağına daha fazla dikkat ettiğini söyledi. Babcock’a göre bazı haneler mevcut konutlarında pratik önlemler alırken, bazıları da serinleme olanaklarını taşınma kararına dahil ediyor.
![]()
Geniş camlı modern konutlar da risk altında
John D Wood & Co. Satış Bölümü Başkanı James Waight, serin kalabilmenin özellikle 2026 yazındaki aşırı sıcaklar nedeniyle konut alıcılarının istek listesine girdiğini kaydetti.
Waight, geniş cam yüzeylere sahip çağdaş konutların yaz aylarında beklenenden çok daha fazla ısınabildiğine dikkat çekerek, alıcıların klima ve havalandırmanın yanında binanın nasıl inşa edildiğini de araştırdığını söyledi.
Yeni beklenti, konutun yazın serin kalırken kışın da ısıyı koruyabilmesi. Bu nedenle yön, gölgeleme, cam türü, yalıtım ve yıllık enerji maliyetleri satış görüşmelerinde daha fazla gündeme geliyor.
Mark Wiggin Estate Agents Direktörü Mark Wiggin de hava kaynaklı ısı pompaları, güneş panelleri ve klima sistemlerine yönelik ilginin arttığını belirtti. Wiggin, özellikle denizaşırı alıcıların klimayı daha sık standart özellik olarak beklediğini, buna karşılık bütün alıcıların sistemlerin işletme maliyetlerini daha dikkatli hesapladığını ifade etti.
![]()
2050’de konutların yüzde 92’si aşırı ısınma riskiyle karşılaşabilir
Gayrimenkul piyasasındaki değişimin arkasında daha uzun vadeli bir iklim riski de bulunuyor.
İngiltere İklim Değişikliği Komitesi’nin değerlendirmesine göre gerekli uyum önlemleri alınmazsa ülkedeki konutların yüzde 92’si 2050 yılına kadar normal bir yaz mevsiminde aşırı ısınma riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu oran günümüzde yüzde 50’nin biraz üzerinde bulunuyor.
Komite, aşırı ısınmayı yatak odası sıcaklığının yıl içinde belirli bir süre boyunca gece 26 derecenin üzerinde kalması gibi ölçütlerle değerlendiriyor. Uzmanlar, dış gölgeleme, doğal havalandırma, yeşil alanlar, uygun yalıtım ve hem ısıtma hem soğutma yapabilen ısı pompalarının birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.
Klima talebi enerji tartışmasını da büyütüyor
Klima kullanımının yaygınlaşması, konutlarda elektrik tüketiminin ve hane faturalarının yükselmesi ihtimalini de beraberinde getiriyor. Yoğun kullanımın elektrik şebekesi üzerindeki yaz yükünü artırabileceği ve kullanılan elektriğin kaynağına bağlı olarak karbon salımını yükseltebileceği belirtiliyor.
Bu nedenle sektör temsilcileri yalnızca klasik klima kurulumuna dayalı bir model yerine; dış panjur, tente, çapraz havalandırma, güneş kırıcı cam, ağaçlandırma, güneş paneli ve verimli ısı pompası gibi çözümlerin birlikte uygulanmasını öneriyor.
Ortaya çıkan tablo, İngiltere konut piyasasında “iyi ev” tanımının değişmekte olduğunu gösteriyor. Ulaşım bağlantısı, okul bölgesi, bahçe ve oda sayısı önemini korurken, bir konutun değişen iklim koşullarında yıl boyunca yaşanabilir sıcaklığı koruyabilmesi de alıcıların temel karar ölçütlerinden birine dönüşüyor.



Bu yıl ilk kez gerçekleştirilen "2026 Yılı Kuru İncir İlk Alım Töreni", ilçede incir sezonunun başlangıcına da işaret etti. Yeni sezonun ilk kuru incirleri, üretici Yusuf Ene tarafından yetiştirilerek Söke Ticaret Borsası'na getirildi. Törende gerçekleştirilen sembolik alımda ilk ürünün kilogramı 600 TL olarak belirlendi.
Söke Ticaret Borsası'nda düzenlenen programa; Söke Kaymakamı Ali Akça, Söke Belediye Başkan Vekili Hilal Tiril Kabasakal, AK Parti Söke İlçe Başkanı Mehmet Saki Oğuz, Söke İlçe Emniyet Müdürü Fatih Çetinkaya, Söke Ziraat Odası Başkanı Mustafa Tanyeri, Trakya Birlik Başkanı Yılmaz Gültekin, Söke İlçe Tarım ve Orman Müdürü Veysel Ali Ünal, Söke Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı Refik Karataş katıldı.
![]()
Törende konuşan Söke Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nejat Sağel, Söke'nin güçlü tarımsal üretim potansiyeline dikkat çekti. Söke'nin yalnızca pamuk üretimiyle değil, farklı tarımsal ürünleriyle de önemli bir üretim merkezi olduğunu belirten Sağel, kuru incirin bu çeşitlilik içerisinde önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti. İncir üretiminin özellikle Yamaç ve Argavlı mahalleleri başta olmak üzere ilçenin farklı bölgelerinde gerçekleştirildiğini belirten Nejat Sağel, 2026 üretim yılına ilişkin verileri de paylaştı. Buna göre Söke'de 101 üretici tarafından yaklaşık 1165 dekarlık alanda 33 bin 800 incir ağacından yaklaşık 1014 ton ürün elde edilmesi bekleniyor. İncirde sadece üretim miktarının değil, ürün kalitesi ve katma değerin de artırılması gerektiğini vurgulayan Sağel, üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi için pazarlama imkanlarının geliştirilmesinin önemine işaret etti. Söke'de incirin işlenmesi, paketlenmesi ve markalaştırılması yönündeki çalışmaların geliştirilmesinin ilçe ekonomisine katkı sağlayacağını belirten Sağel, Söke Ticaret Borsası olarak üreticilerin yanında olmaya devam edeceklerini söyledi.
Söke İlçe Kaymakamı Ali Akça yeni sezonun hayırlı olmasını dileyerek, tüm üreticilere bereketli bir sezon diledi. Kaymakam Akça, Aydın ili ve ilçelerinin "Dağlarından yağ, ovalarından bal akan Akan" bir kent olduğuna dikkat çekerek, üretim çeşitliliğini vurguladı.
Düzenlenen ilk alım töreniyle birlikte Söke'de 2026 yılı kuru incir sezonu resmen başlamış oldu. Törende yeni sezonun üreticiler açısından bereketli, verimli ve kazançlı geçmesi temennisinde bulunuldu.

ABD ile İran arasındaki savaş nedeniyle, dünyanın başlıca enerji yolları arasında yer alan Basra Körfezi'nin okyanus bağlantısını oluşturan Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiği aksadı. Petrol gelirleri azalan Irak, boğazın tekrar kapanma ihtimaline karşı ihracat rotalarını çeşitlendirmek istiyor.
BORU HATTININ MALİYETİ BELLİ OLDU
Proje hakkında bilgi sahibi kaynakların Reuters'a verdiği bilgiye göre Suriye'ye uzanacak boru hattının 15 milyar dolardan fazlaya mal olması bekleniyor.
ENERJİ SEKÖTÜRÜN HÜRMÜZ'DEN KURTARMA STRATEJİSİ
ABD'li yetkililer ve enerji şirketi yöneticileri, Chevron'un CVX.N da dahil olduğu konsorsiyum tarafından fizibilitesi hazırlanan hattı, enerji sektörünü Hürmüz Boğazı'ndan kurtarma stratejisinin bir parçası olarak niteliyorlar.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, geçen hafta "Gelecek iki yıl içinde (Hürmüz) Boğazı'nın bir önemi kalmayacak. Artık sıradan bir su kütlesi olacak" ifadesini kullanmıştı.
ABD-İran savaşı öncesinde dünya üzerinde üretilen petrol ve sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) beşte biri Hürmüz Boğazı üzerinden sevk ediliyordu. Bessent bu miktarın "%50'sinden fazlasının veya %70'inin" toprak altından geçecek boru hatlarıyla gerçekleştirileceğini söyledi.
Ancak Reutes'a bilgi veren proje hakkında doğrudan bilgi sahibi iki kaynak, inşa edilmesi gereken yeni altyapı ve çıkabilecek diğer sorunlar nedeniyle projenin Bessent'in belirttiği iki yıllık süreden ziyade dört yıl sürebileceğini söyledi.
Hürmüz Boğazı'ndaki trafiğin aksamasından en çok etkilenen ülkelerden olan Irak, kamu petrol şirketi SOMO'nun verilerine göre savaş öncesinde büyük bölümü Basra Körfezi üzerinden olmak üzere günde 3.6 milyon varil, yani ayda 110 milyon varile yakın petrol ihraç ediyordu. Hürmüz Boğazı üzerinden ihracat, Temmuz ayının tamamında ise 35.5 milyon varil düzeyinde kaldı.
YAKLAŞIK 46 YILDIR DÜZENLİ OLARAK KULLANILMADI
Irak'ın kuzeyindeki Kerkük bölgesinden Suriye'nin Akdeniz'deki limanı Banyas'a halihazırda bir boru hattı bulunuyor ancak Irak ve Suriye'deki savaşlarda hasar gören bu hat 1980'lerden bu yana düzenli kullanılmadı.
Kaynaklardan biri, yeni boru hattının genel istikamet olarak Kerkük-Banyas hattını takip edeceğini ancak eski boru hattının sağlam olan kısımlarının dahi yeni proje ile uyumlu olmadığı için kullanılamayacağını söyledi.
Diğer kaynak ise proje kapsamında yeni bir entegre ham petrol boru hattı sistemi geliştirileceğini ve bu kapsamda Irak'ın kuzeyi ve güneyindeki petrol sahalarının ülkenin batısındaki Hadisa'da kurulacak bir merkez üzerinden Suriye'nin Banyas limanına ulaştırılacağını belirtti.
SURİYE'DEKİ YENİ HÜKÜMETTEN İZİN GEREKİLİR
İkinci kaynak, projede kapsamında eski altyapının sökülmesi ve Suriye'deki yeni hükümetten gerekli izinlerin alınması için de süre gerekebileceğini ekledi.
ABD, boru hattının "rehabilityasyon ve yeniden inşasının" memnuniyet verici olduğunu söylerken boru hattının başlangıçta günlük 2 milyon varil ham petrol taşıma kapasitesi olacağını açıklamıştı.
Irak işler durumdaki tek ihracat boru hattı olan Kerkük-Ceyhan boru hattı üzerinden petrol ihracatını geçen yıl yeniden başlatmıştı.
Suriye ve Irak, projenin hazırlanması için teknik ve mali çalışmaları yürütmek üzere ABD'li Chevron, TI Capital ve Katarlı UCC Holding'ten oluşan konsorsiyum ile ayrı mutabakat zaptları imzalamıştı.

Arnavutköy’de kentsel dönüşüm ve yenileme çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yürütülen çalışmalar kapsamında ilçenin farklı noktalarında riskli yapıların yenilenmesine yönelik projeler birer birer hayata geçirilirken, dönüşüm çalışmalarında yeni bir adım daha Mehmet Akif Ersoy Mahallesi’nde atıldı.
![]()
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümünde gerçekleştirilen törende, ARKENT Aydur Park Evleri Kentsel Yenileme Projesi’nin temeli atıldı. İstanbul’da kentsel dönüşüm kapsamında 1 milyonuncu konutun dönüşümüne ulaşılması sürecinde Arnavutköy’de atılan yeni temeller, depreme karşı güvenli ve dirençli şehirleşme hedefinin ilçedeki önemli adımlarından biri oldu.
Temel atma törenine İstanbul Milletvekili Seda Gören, Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu, Kentsel Dönüşüm Başkan Yardımcısı Hicran Çakmak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İstanbul İl Müdürü Malik Ejder Batur, Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, hak sahipleri ve vatandaşlar katıldı.
![]()
Mehmet Akif Ersoy Mahallesi’nde hayata geçirilen ARKENT Aydur Park Evleri Kentsel Yenileme Projesi, 57 bin metrekare toplam inşaat alanı ve 23 bin metrekare peyzaj alanıyla bölgeye yeni bir yaşam alanı kazandıracak. Projede 334 konut ve 20 ticari ünite olmak üzere toplam 354 bağımsız bölüm yer alacak.
Spor sahaları, yürüyüş yolları, dinlenme ve oyun alanlarıyla planlanan projede ayrıca spor salonu, kapalı yüzme havuzu, çocuk kreşi ve aile sağlığı merkezi bulunacak. Projenin tamamlanmasıyla vatandaşların yalnızca barınma değil, sosyal yaşam ihtiyaçlarına da cevap verecek modern ve güvenli bir yerleşim alanı oluşturulacak.
![]()
İstanbul Milletvekili Seda Gören, kentsel dönüşüm çalışmalarının Türkiye için bir “milli mücadele meselesi” olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un öncülüğünde büyük bir dönüşüm seferberliği yürütüldüğünü belirten Gören, “Yarısı Bizden Kampanyası kapsamında 394 bin bağımsız bölümün dönüşüm süreci yürütülüyor. İstanbul’da 1 milyonuncu konut yenileniyor. Türkiye genelinde ise 2,5 milyon yenilemeden bahsediyoruz. Bu rakamlar, yürütülen çalışmanın ne kadar büyük olduğunu ortaya koyuyor.” dedi.
17 Ağustos ve 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşları da anan Gören, “Biz acımızı unutmadan; üreterek, değiştirerek, dönüştürerek ve daha iyisini yaparak yolumuza devam ediyoruz. Kaybettiğimiz canları rahmetle yâd ederken, aynı acıların bir daha yaşanmaması için çalışıyoruz. Bugün Arnavutköy’de dördüncü kentsel dönüşüm projesinin temelini atıyoruz. Vatandaşımızın can güvenliği için yapılan bu yatırımların her kuruşu helali hoş olsun.” ifadelerini kullandı.
![]()
Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümünde kentsel dönüşümün önemine dikkat çekerek, “17 Ağustos bizlere acı bir gerçeği hatırlatıyor. Depremle yaşamak zorundayız ancak insan hayatını tehdit eden depremin kendisi değil, dayanıksız ve tedbir alınmamış yapılardır. Deprem gerçeği kapımızdayken kaybedecek tek bir saniyemizin bile olmadığının farkındayız. Meselemiz insanımızın can güvenliğini korumak, güvenli ve dayanıklı yaşam alanları oluşturmak ve ilçemizi deprem risklerine karşı daha dirençli hale getirmek.” dedi.
![]()
Arnavutköy’de dönüşüm çalışmalarının hız kesmeden sürdüğünü belirten Candaroğlu, “Yaklaşık 15 gün önce İmrahor’daki konutlarımızın temelini attık. Bugün de ARKENT eliyle yeni bir temel atma gerçekleştiriyoruz. Belediyemizin iştiraki ARKENT ile bir buçuk yıl içerisinde 2 bin bağımsız bölümün iş ve işlemlerini yürütüyoruz. İlçemizin dört bir yanında yeni projeleri hayata geçirerek hemşehrilerimizin hem yaşam kalitesini yükseltecek hem de güvenliğini sağlayacağız.” ifadelerini kullandı.
İBB iştiraki KİPTAŞ’ın Arnavutköy’deki çalışmalarına da değinen Candaroğlu, “2019-2026 yılları arasında KİPTAŞ’ın Arnavutköy’de bir tane bile bağımsız bölümü dönüştürdüğünü görmedik. Biz bu tablo karşısında beklemek yerine sorumluluk aldık. Milyarlarca liralık bütçeye sahip KİPTAŞ’ın karşısında, bir buçuk yıl önce kurduğumuz ARKENT ile 2 bin bağımsız bölümün dönüşüm sürecini başlattık. Burada durmayacağız, ilçemizin dört bir yanında dönüşüme devam edeceğiz.” diye konuştu.
![]()
17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümünde gerçekleştirilen program, kentsel dönüşümün yalnızca yapıların yenilenmesi değil, can güvenliğini doğrudan ilgilendiren bir süreç olduğu mesajıyla tamamlandı. Konuşmaların ardından protokol üyeleri ve hak sahiplerinin katılımıyla ARKENT Aydur Park Evleri Kentsel Yenileme Projesi’nin temeli atıldı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yürütülen çalışmalar ve ARKENT tarafından hayata geçirilen projelerle Arnavutköy’de kentsel dönüşüm ve yenileme çalışmaları ilçenin farklı noktalarında devam ediyor. Riskli yapıların güvenli konutlara dönüştürülmesi, modern yaşam alanlarının oluşturulması ve Arnavutköy’ün olası afetlere karşı daha dirençli bir kent haline getirilmesi hedefleniyor.

BIST 100 endeksi, önceki kapanışa göre 40,20 puan azalırken, toplam işlem hacmi 165,7 milyar lira oldu.
Bankacılık endeksi yüzde 1,09, holding endeksi yüzde 0,6 değer kaybetti.
Sektör endeksleri arasında en çok kazandıran yüzde 4,19 ile finansal kiralama, faktoring, en fazla kaybettiren ise yüzde 3,38 ile inşaat oldu.
Küresel piyasalarda yatırımcıların odağında Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmelere ilişkin haber akışı yer alırken, Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, 14.050 seviyelerini görmesinin ardından gelen tepki alımlarına karşın dalgalı seyrettiği günü satıcılı tamamladı.
Analistler, yarın yurt içinde konut fiyat endeksinin, yurt dışında ise İngiltere'de işsizlik oranı, Almanya ile Avro Bölgesi'nde ZEW ekonomik güven endeksi ve ABD'de sanayi üretimi başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.000 ve 13.900 puanın destek, 14.300 ve 14.400 puanın direnç konumunda olduğunu kaydetti.

Karadeniz’de Rusya’nın Taman Limanı’na doğru belirlenen rota üzerinde ilerlerken Ukrayna’ya ait 5 İHA'nın saldırısına uğrayan Belize bayraklı "M/V New Victory" (IMO: 9159050) isimli dökme yük gemisi için kurtarma operasyonu başlatıldı. 24 Temmuz gecesi gerçekleşen saldırı sonucu geminin köprü üstü (kaptan köşkü) ağır hasar alırken, yaralanan gemi kaptanı tedavi altına alındı.
Saldırıda makinesi de çalışmaz hale gelen 169,51 metre uzunluğunda ve 25,5 metre genişliğindeki gemi, bugün saat 14.00’te KEGM Kurtarma 9, Kurtarma 12 ve Nazım Tur römorkörleri eşliğinde İstanbul Boğazı’ndan geçirilerek en yakın tersaneye götürülüyor. Operasyon nedeniyle İstanbul Boğazı'ndaki gemi trafiği, geçici bir süreyle çift yönlü olarak askıya alındı.

ABD'nin arabuluculuğunda yürütülen iki haftalık görüşmelerin ardından Venezuela hükümeti ile muhalefet, 2018'den bu yana İngiltere Merkez Bankası'nda tutulan 4 milyar dolarlık altını birlikte talep etme ve haziran depremlerinin ardından yeniden inşaya ayırma konusunda anlaştı.
Delcy Rodríguez hükümeti ile Venezuela muhalefetinin bazı kesimleri, pek rastlanmayan bir uzlaşıya vardı: Venezuela’nın 31 tonluk altın rezervini geri almak için birlikte çalışmak; bu altınlar neredeyse sekiz yıldır İngiltere Merkez Bankası’nın kasalarında tutuluyor.
Birleşik Krallık, 2018 yılında Venezuela hükümetini tanımayı bıraktı; bu da fiiliyatta bu varlıklara erişimi bloke etti. Söz konusu rezervler bugün hâlâ sonuçlanmamış bir yargı çekişmesinin merkezinde yer alıyor.
Her iki heyetin çarşamba günü yayımladığı ortak açıklamaya göre, söz konusu kaynaklar, 24 Haziran depremlerinin ardından yürütülen yeniden inşa çalışmaları için gerekli; son bilançolara göre depremlerde 6 binden fazla kişi hayatını kaybetti.
2015 tarihli Ulusal Meclis delegasyonunun diyalog masalarına katılan üyesi milletvekili Ramón López, ulusal bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, bu varlıkların serbest bırakılmasının "gerekli tüm planlama ve kontrol mekanizmalarına" bağlı olacağını, planın etkilenen bölgelerde konut, sağlık merkezleri ve okullara odaklanacağını söyledi.
Euronews'in derlediği habere göre López ayrıca, kaynakların ABD Hazine Bakanlığı’nın hesaplarına yatırılacağını ve uluslararası şirketlerce yapılacak denetimlere tabi tutulacağını, bunun da ödemelerin serbest bırakılması için koşul olacağını belirtti.
Yetkili, anlaşmanın altının serbest bırakılması ile Yüksek Adalet Mahkemesi’nin reformu arasında bir takas anlamına gelmediğini vurguladı; yargı erkinin ve seçim otoritelerinin güçlendirilmesiyle birlikte bu konu da teknik masalarda ele alındı.
Yıllardır süren kötü yönetim, yolsuzluk ve ABD yaptırımları nedeniyle zaten yıpranmış olan Venezuela ekonomisi, depremlerin etkisini hissetmeye devam ediyor. Ülkenin merkez bankası, felaketin etkisiyle aylık enflasyonun temmuzda yüzde 19,9’a, haziranda ise yüzde 13,8’e çıktığını bildirdi; ekonomistlere göre yıllık enflasyon tahmini yüzde 575 civarında.
Bizzat Rodríguez geçen ay Kral Charles’a yazmış ve Threadneedle Street’te tutulan altının serbest bırakılmasını talep etmişti.
Muhalefetten bir kaynak, 'Financial Times'a yaptığı açıklamada, fonların "hükümet tarafından çalınmasına" engel olmak için "şeffaflık mekanizmaları" kurulacağını, geçici yürütmenin niteliği konusunda "kimsenin saf olmadığını" kabul etti.
Öte yandan Britanya Dışişleri Bakanlığı, Birleşik Krallık hükümetinin altının kontrolünü kimin üstleneceğini belirleyecek davada taraf olmadığını vurguladı ve desteğini "Venezuela’da halkın iradesini yansıtacak demokratik bir güç geçişine" sunduğunu yineledi. İngiltere Merkez Bankası, külçeleri serbest bırakmadan önce hukuki bir karar bekliyor ve açıklama yapmayı reddediyor.
Görüşmeler, ABD’nin Venezuela’ya yönelik bazı yaptırımları askıya aldığı ve Nicolás Maduro’nun eski başkan yardımcısı olan Rodríguez ile, ülkenin doğal kaynaklarını yabancı yatırımlara açmak için yakından çalıştığı bir dönemde yürütülüyor.
Diyalog masalarında, en popüler muhalif lider ve Nobel Barış Ödülü sahibi María Corina Machado’nun katılımı bulunmuyor; Machado geçen yılın sonundan bu yana Washington’da yaşıyor ve depremlerden sonra Venezuela’ya dönmesi yasaklandı.
Süreç, hem muhalefet içinde hem de iktidarın en sert kanatları arasında ayrışmalara yol açtı.
Maduro’nun yakalanmasının ardından Venezuela, uluslararası fonlara yavaş yavaş yeniden erişim sağlamaya başladı; bunlar arasında, temmuz ayında IMF’deki bir dilimden serbest bırakılan 350 milyon dolar da bulunuyor.
Rodríguez hükümeti ayrıca, üye ülkelerin diğer para birimleriyle değiştirebildiği IMF rezerv varlıkları olan 4,6 milyar dolarlık Özel Çekme Hakları’na erişmeye çalışıyor; muhalefet bunu, başarısızlıkla sonuçlanan önceki müzakerelerde zaten kabul etmişti.
Ülkenin toplam kamu borcunun yaklaşık 240 milyar dolar düzeyinde olduğu tahmin ediliyor; bu da yürürlükteki yeniden yapılandırmayı tarihin en büyük borç yeniden yapılandırmasına dönüştürebilir.

Genç, yaptığı yazılı açıklamada, Trabzon için önem taşıyan projenin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, iki özel inşaat firmasının ortaklığında gerçekleştirileceğini belirtti.
Projenin trafiği rahatlatmasının yanı sıra Trabzon'a büyük değer katacağını vurgulayan Genç, "Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana büyük titizlikle takip ettiğimiz Trabzon Şehir İçi Raylı Ulaşım Sistemi Proje'mizde ilk kazmayı 1 Eylül 2026 tarihinde vuracağız." ifadelerini kullandı.
Genç, vatandaşa verdikleri sözü tuttuklarının ve artık Trabzon'un ulaşımı için yeni bir devir başlayacağının altını çizerek, projeye destek veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu'na, Trabzon milletvekillerine ve Altyapı Yatırımları Genel Müdürü Yalçın Eyigün'e teşekkür etti.

Çin ekonomisinde tehlike çanları çalmaya başladı.
Özellikle temmuzda zayıflayan iç talebin etkisiyle üretim ve tüketimdeki artış hızı yavaşlarken yatırımlardaki düşüş devam etti.
Çin Ulusal İstatistik Bürosu (UİB), Temmuz 2026 dönemi sanayi üretimi, perakende satışlar ile yılın ilk 7 ayını kapsayan sabit sermaye yatırımları ve işsizlik rakamlarından oluşan veri setini açıkladı.
Buna göre, tüketimin ölçüsü kabul edilen perakende satışlar temmuzda, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 0,6 artarken hazirandaki yüzde 1'lik artışın gerisinde kaldı.
![]()
Perakende satışlar, yılın ilk 2 ayında yüzde 2,8, martta 1,7 nisanda 0,2 artsa da iç talebin giderek zayıfladığının işaretini vermişti. Mayısta yüzde 0,6 azalan perakende satışlar, 3,5 yıl aradan sonra ilk kez düşüş kaydetmişti.
Öte yandan yıllık cirosu 20 milyon yuanın (2,97 milyon dolar) üzerindeki sanayi işletmelerinin üretim çıktılarının hesaplandığı sanayi üretimi temmuzda yüzde 4,5 artarken hazirandaki yüzde 5,3'lük artışın gerisinde kaldı.
İç talepteki zayıflığa karşın uluslararası piyasada Çin'in ihraç ürünlerine yönelik talep sanayi üretimini destekliyor. Yılın ilk 2 ayında yüzde 6,3 martta 5,7, nisanda 4,1, mayısta yüzde 4,5 artan sanayi üretimi, zayıf iç talebe rağmen ihracattaki güçlü artış ivmesine bağlı yükselişini sürdürmüştü.
![]()
Altyapı, taşınmazlar, makine ve donanım harcamalarını içeren sabit sermaye yatırımları, yılın ilk 7 ayında yüzde 6,7 azalarak ilk 6 aydaki yüzde 6,1'lik düşüşe kıyasla belirgin şekilde geriledi.
Sabit sermaye yatırımlarında gayrimenkul sektöründe süregelen düşüşün etkisi hissedilmeye devam etti. Gayrimenkul yatırımları, ilk 7 ayda, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19,2 azalırken ilk 6 aydaki yüzde 18'lik düşüşten daha hızlı düşüş kaydetti.
Ülkede haziran ayında yüzde 5 olan kentlerdeki genel işsizlik oranı, temmuz sonunda 0,2 puan artışla yüzde 5,2 oldu.

Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'nda (KMKTP) standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda 6 milyon 737 bin 601 liraya çıktı.
Altın piyasasında en düşük 6 milyon 726 bin lira, en yüksek 6 milyon 781 bin lirayı gören standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda yüzde 0,2 artışla 6 milyon 737 bin 601 lira oldu.
Standart altının kilogram fiyatı dün günü 6 milyon 722 bin liradan tamamlamıştı.
KMKTP'de altında toplam işlem hacmi 4 milyar 218 milyon 902 bin 758,07 lira, işlem miktarı ise 624,86 kilogram oldu.
Tüm metallerde toplam işlem hacmi ise 4 milyar 269 milyon 972 bin 650,57 lira olarak gerçekleşti.
Altın borsasında bugün en fazla işlem yapan kurumlar, NMGlobal Kıymetli Madenler, Çakmakçı Kıymetli Madenler, Türkiye Vakıflar Bankası, Uğuras Kıymetli Madenler ile Dünya Katılım Bankası olarak sıralandı.

Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde su kaynağının bulunmadığı kırsal bir yaylada, leonardit gübrenin su tutma özelliğinden yararlanılarak susuz tarım modeliyle 500 kayısı ağacıyla başlatılan çalışma, ilk meyvelerini verdi. Bilimsel araştırma ve geliştirme çalışmalarını 17 yaşındaki Robert Lisesi öğrencisinin geliştirdiği proje, iklim değişikliği alanında katıldığı yarışmalarda önemli dereceler elde etti. Proje, Lise Öğrencileri İklim Değişikliği Proje Yarışması’nda Türkiye birincisi olurken, Amerika’da düzenlenen yarışmada ise 950 proje arasında gümüş derece kazandı.
![]()
Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesi Yalıntaş Mahallesi’nde yaşayan Bahçivan ailesi kayısı yetiştiriciliği üzerine çalışma gerçekleştirildi. Ailenin kızı 17 yaşındaki Robert Lisesi öğrencisi Ayşe Umay Bahçıvan, bir proje kapsamında 2 bin rakımda sulama ihtiyacı olmadan Malatya kayısısı üretimi ile ilgili araştırmalar yaptı. Termik santralden elde edilen leonardit gübre kullanılarak toprağın ve ağaçların su ihtiyacına yönelik uygulamalar geliştirildi. İlk etapta 500 kayısı ağacıyla 5 yıl önce başlatılan çalışmada, ağaçların gelişmesiyle birlikte bölgede kayısı hasadı yapılmaya başlandı.
Kırsal alanda su imkanının bulunmaması nedeniyle projede susuz tarım konusu ön plana çıkarıldı. Kayısı ağaçlarının yetiştirilmesi sürecinde leonardit gübreden yararlanılırken, çalışma iklim değişikliği ve tarımda su kullanımının azaltılması üzerine geliştirilen proje kapsamında yürütüldü.
![]()
Yaklaşık 70 yıldır boş duran arazide, 500 ağaçla başlanılan çalışma çerçevesinde zaman içerisinde meyve veren ağaçların bulunduğu bir alana dönüştü. Proje fikir sürecinde aile üyeleri görev dağılımı yaparak proje planını oluşturdu. Anne ve babasının yanı sıra amcası ve dedesi de çalışmalara destek verdi. Ailenin desteğiyle kırsal alandaki uygulama sürdürülürken, arazinin diğer miras sahipleri de projeye katılarak mevcut 10 bin ağaçlık kapasiteye ulaşıldı.
![]()
Ayşe Umay Bahçıvan’ın yurtiçi ve yurtdışı üniversitelerden aldığı staj ve araştırma destekleriyle proje akademik makale haline getirildi ve zaman içerisinde ulusal ve uluslararası yarışmalara taşındı. Proje, Amerika Birleşik Devletleri’nde Terra Science tarafından düzenlenen iklim ve çevre odaklı yarışmaya katıldı. Yaklaşık 950 projenin yer aldığı yarışmada proje gümüş derece elde etti.
Proje, Lise Öğrencileri İklim Değişikliği Proje Yarışmasında Türkiye birincisi oldu. Proje ekibi, 30 Eylül’de Şanlıurfa’da düzenlenecek TEKNOFEST etkinliğine katılacak. Proje İngiltere’de benzer konseptli bir yarışmada bronz madalya aldı. Kasım ayında Hong Kong’da ekonomi odaklı yarışmada ise bu sefer girişimcilik projesi olarak finalde yarışacak.
![]()
Ayşe Umay Bahçivan, geçmiş yıllarda bölgeye kayısı ağacı ektiklerini hiç meyve vermeyince ellerindeki boş arazilerde bir deneme çalışması yaptıklarını belirterek, "Burada 500 fidanla susuz tarımla üretime başladık ve su kaynakları ağaçların verimine uygun değil. Eğer kullanılacak olsa sudaki tuz miktarı toprağı daha kötü duruma girdirebiliyor. Leonardit adlı biz gübre kullanıyoruz. Toprağın içine karıştırıldığı zaman toprağın su tutma kapasitesi artıyor. Etraftaki nem daha kolay emiliyor. Sabah saatlerinde bu nem kullandığımız leonardit sayesinde daha iyi kullanılıyor. Bu yıl hasadımızı yaptık. Yaklaşık 4 ton yaş meyvemiz oldu ve bu da yaklaşık 1 ton gibi kuru meyveye denk geliyor. Burada kurutma sistemleri kurmak istiyoruz ve Avrupa Birliği pazarına daha kimyasalı azalmış kurumuş kayısı satmak istiyoruz. Avrupa'nın yanı sıra uzak doğuya da açılma planlarımız da var. Burası 1950 rakımda ve burada daha önce böyle bir kayısı üretimi yapılmamış. Pes etmemek ve araştırma yapmak gerekiyor. Bu sayede büyük çaplı projeye dönüşebiliyor. Biz burada 500 ağaçla başladık ve şuanda 10 bin ağaçlı 4-5 ailenin de katıldığı devasa bir proje var" dedi.
![]()
Umay'ın babası Mehmet Bahçivan ise, arazinin dedelerinden kalan yüksek rakımlı yer olduğunu belirterek, "Buraların bir şekilde değerlendirme fikri canlandı. Coğrafyanın kayısıya uygun olması sonrası projelendirdik ve ilk mahsulümüzü bu yıl aldık. Kayısı araştırma enstitüsünde analize gönderdik. Kızım da projeyi daha da geliştirerek daha ileriye taşımayı planlıyoruz. Hem sosyal proje, hem de katma değer anlamında güzel bir proje olduğunu düşünüyorum. Bu yıl 250 kasa kadar verim aldık. 4 ton civar yaş meyve var ama önümüzdeki yıl daha fazla verim bekliyoruz. Malatya kayısısı genelde sofraya inmiyor bu kaliteli ürünler daha çok Avrupa ve Amerika pazarına gidiyor. İleriki dönemlerde belki kendi kooperatifimizi kurup direk bu pazarlara ihraç etme durumumuz da oluşabilir" diye konuştu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) toplam rezervlerinin 14 Ağustos ile sona eren bir haftalık dönemde yaklaşık 5,1 milyar dolar artış kaydettiği hesaplandı.
Matriks Haber'in TCMB verilerinden yaptığı hesaplamaya göre, 7 Ağustos haftasında 178,4 milyar dolar olan rezervler, 14 Ağustos haftasında yaklaşık 5 ayın en yüksek seviyesi olan 183,5 milyar dolara yükseldi.
Rezervler, 30 Ocak 2026 haftasında 218,2 milyar dolar ile tarihi zirvesini gördükten sonra dalgalı ve ağırlıklı olarak aşağı yönlü bir seyir izlemişti.
Mart ayında sert gerileyen rezervler, 26 Haziran haftasında 149,2 milyar dolar ile yaklaşık altı ayın en düşük seviyesine inmişti.
Temmuz ayında yeniden toparlanan rezervler, 31 Temmuz haftasında 164,5 milyar dolara yükselmişti. 7 Ağustos haftasında rezervlerde güçlü bir artış yaşandı ve toplam rezervler 178,4 milyar dolara çıktı. Böylece rezervler bir haftada yaklaşık 13,9 milyar dolar artarken, 30 Ocak'taki tarihi zirvenin yaklaşık 39,8 milyar dolar altında kaldı.
TCMB, rezerv rakamlarını 20 Ağustos Perşembe günü saat 14.30'da açıklayacak.






ABD ile İran arasında tırmanan gerilimin petrol fiyatlarına etkisi devam ediyor. Yarından itibaren geçerli olması beklenen artışla motorine 8,89 TL, benzine ise 1,52 TL zam yapılması öngörülüyor.
Sektör kaynaklarının verdiği bilgiye göre çifte zam bu gece yarısından itibaren geçerli olacak.
Sektör kaynaklarının verdiği bilgiye göre çifte zam bu gece yarısından itibaren geçerli olacak.
Yarından itibaren geçerli olması beklenen fiyat artışlarının doğrudan pompa fiyatlarına yansıtılması öngörülüyor.
Zam beklentisi doğrultusunda benzin fiyatlarına litre başına 1,52 lira, motorin fiyatlarına ise 8,89 lira artış yapılacak.

Altın piyasasında en düşük 6 milyon 700 bin lira, en yüksek 6 milyon 745 bin 100 lirayı gören standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda yüzde 0,4 düşüşle 6 milyon 745 bin 100 lira oldu. Standart altının kilogram fiyatı dün günü 6 milyon 770 bin 1 liradan tamamlamıştı.
KMKTP'de altında toplam işlem hacmi 2 milyar 422 milyon 617 bin 43,62 lira, işlem miktarı ise 361,40 kilogram oldu.
Tüm metallerde toplam işlem hacmi ise 2 milyar 442 milyon 81 bin 658,28 lira olarak gerçekleşti.
Altın borsasında bugün en fazla işlem yapan kurumlar, NMGlobal Kıymetli Madenler, Garanti BBVA, Vakıf Katılım Bankası, Uğuras Kıymetli Madenler ile Çakmakçı Kıymetli Madenler olarak sıralandı.

Fransa’da istenmeyen ticari telefon aramalarına karşı yıllardır süren mücadelede yeni bir dönem başladı. 11 Ağustos 2026 itibarıyla şirketlerin tüketicileri önceden izin almadan ticari amaçla telefonla araması yasaklandı. Düzenleme, daha önce belirli sektörlerle sınırlı olan yasakları genişleterek, kuralı artık tüm sektörler için geçerli hale getirdi.
Yeni sistemle birlikte Fransa, tüketicinin “istemediğini belirtmesini” esas alan eski opt-out modelinden, şirketin arama yapmadan önce izin almasını gerektiren opt-in modeline geçti. Böylece artık tüketicinin telefon numarasını bir “aranmama listesine” kaydettirmesi gerekmiyor; şirketin arama yapabilmesi için önceden izin alınmış olması gerekiyor.
Arama için önceden açık rıza şartı
Yeni kurallara göre bir şirket, tüketiciyi ticari amaçla ancak iki temel durumda telefonla arayabilecek.
Bunlardan ilki, tüketicinin şirketle halihazırda devam eden bir sözleşmesinin bulunması. Şirket bu kapsamda mevcut müşterisine sözleşmesiyle bağlantılı tamamlayıcı ürün veya hizmetler ya da mevcut hizmetin geliştirilmesine yönelik teklifler sunabilecek.
İkinci istisna ise tüketicinin önceden açık biçimde ticari aramalara izin vermiş olması. Verilen onayın özgür, belirli, bilgilendirilmiş ve açık bir irade beyanına dayanması gerekiyor. Tüketici verdiği izni daha sonra geri çekebiliyor.
Üstelik şirketlerin bu izni aldıklarını kanıtlayabilmeleri gerekiyor. Fransız ekonomi ve tüketici otoritelerine göre işletmeler, tüketicinin onayına ilişkin kanıtları en az üç yıl boyunca saklamak zorunda. Verilen onay ise en fazla bir yıl geçerli olabiliyor.
![]()
Bloctel dönemi sona erdi
Düzenlemenin en önemli sonuçlarından biri de Fransa'nın uzun süredir kullandığı Bloctel sisteminin sona ermesi oldu.
Eski sistemde tüketiciler telefon numaralarını Bloctel'e kaydettirerek ticari aramaları reddedebiliyordu. Ancak tüketici kuruluşları, bazı çağrı merkezlerinin bu sistemi ihlal ettiğinden ve istenmeyen aramaların devam ettiğinden şikâyet ediyordu.
Yeni modelde ise tüketicinin ayrıca bir listeye kayıt yaptırmasına gerek kalmıyor. Ticari arama başlangıçta yasak kabul ediliyor ve şirketin arama yapabilmesi için önceden izin göstermesi gerekiyor. Bloctel'in 11 Ağustos itibarıyla kapatılması da bu değişimin doğrudan sonucu oldu.
İhlal eden şirketlere ağır cezalar
Yeni düzenleme yalnızca tüketicinin korunmasını değil, kurallara uymayan şirketlerin ciddi biçimde cezalandırılmasını da öngörüyor.
İzinsiz ticari arama yapan kişiler için 75 bin avroya, şirketler için ise 375 bin avroya kadar para cezası uygulanabiliyor. Ayrıca yasaklara aykırı gerçekleştirilen bir telefon görüşmesinin ardından imzalanan tüketici sözleşmesi de geçersiz sayılabiliyor.
Tüketiciler, kurallara aykırı aramaları Fransız hükümetinin SignalConso platformu üzerinden bildirebiliyor.
Bazı alanlarda daha da sıkı yasak
Fransa, bazı sektörlerde ise yeni düzenlemeden bağımsız olarak daha sert kurallar uyguluyor.
Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji amacıyla konutlara yönelik çalışmalar, konutların yaşlılık veya engellilik nedeniyle uyarlanması ve Compte Personnel de Formation (CPF) gibi alanlarda telefonla pazarlama faaliyetleri zaten tamamen yasak kapsamındaydı. Yeni sistem bu sektörlerdeki daha sıkı korumayı da sürdürüyor.
Gazete, dergi ve süreli yayın aboneliklerinin pazarlanmasına ilişkin bazı özel istisnalar da yeni düzenlemede korunuyor.
Tüketici örgütlerinden “küçük devrim” yorumu
Tüketici haklarını savunan Que Choisir Ensemble, düzenlemeyi tüketiciler açısından önemli bir kazanım olarak değerlendirdi.
Grup, insanların evlerinde veya özel yaşamlarında otomatik olarak “potansiyel müşteri” kabul edilmesine son verilmesi gerektiğini savunurken, huzur ve sükûnetin de bir tüketici hakkı olarak görülmesi gerektiğine dikkat çekti.
Grubun Başkanı Marie-Amandine Stévenin, mücadelenin yalnızca telefon görüşmeleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, çevrim içi ortamların ve sokakların da yoğun tüketim çağrılarıyla dolu olduğunu vurguladı.
Çağrı merkezleri için yeni dönem
Düzenleme yalnızca tüketicileri değil, Fransa'daki ve Fransa pazarına hizmet veren çağrı merkezi sektörünü de yakından ilgilendiriyor.
Özellikle Fransız şirketlerinin yoğun biçimde dış kaynak kullandığı ülkelerde çağrı merkezi sektörünün yeni düzenlemeden etkilenebileceği belirtiliyor. Fas, bu açıdan en fazla etkilenecek ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Fas hükümeti, Fransız pazarına yönelik çağrı merkezi faaliyetlerinde on binlerce istihdamın risk altında olabileceği uyarısında bulundu.
Sektör temsilcileri ise geleneksel telefonla satışın öneminin azalmasına rağmen çağrı merkezlerinin müşteri hizmetleri, teknik destek ve diğer hizmet alanlarına yönelerek faaliyetlerini sürdürebileceğini belirtiyor.
Fransa Avrupa’da daha sert modeli seçti
Fransa'nın yeni sistemi, Avrupa'da istenmeyen pazarlama aramalarını sınırlayan en katı modellerden biri haline geliyor.
Almanya'da 2009'dan bu yana benzer şekilde önceden rıza şartı bulunurken, Hollanda da telefonla pazarlama kurallarını sıkılaştırıyor. ABD, Kanada ve İngiltere gibi ülkelerde ise daha çok tüketicinin istemediği aramaları engelleyebildiği opt-out sistemleri kullanılıyor.
Fransa'nın attığı adımın bu nedenle yalnızca telefonla pazarlamaya ilişkin bir düzenleme değil, tüketici ile şirket arasındaki ilişkinin başlangıç noktasını değiştiren bir model olduğu değerlendiriliyor.
Yeni dönemde temel yaklaşım artık şu: Tüketici “beni aramayın” demek zorunda olmayacak; şirket “beni aramanıza izin veriyorum” şeklindeki önceden verilmiş onayı göstermek zorunda olacak.

İngiltere, yaz boyunca süren sıcak ve yağışsız havanın ardından giderek ağırlaşan bir kuraklık ve aşırı sıcaklık kriziyle karşı karşıya. Ulusal Kuraklık Grubu’nun son değerlendirmesiyle ülkenin yüzde 71,3’lük bölümü resmi olarak kuraklık statüsüne alınırken, yaklaşık 45 milyon kişi kuraklıktan etkilenen bölgelerde yaşıyor. 27 milyon kişi ise su kullanım kısıtlamalarına tabi durumda.
Krizin üzerine yeni bir sıcak hava dalgasının gelmesi tabloyu daha da ağırlaştırdı. İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA) ile Meteoroloji Kurumu Met Office, Londra'nın da aralarında bulunduğu bölgelerde turuncu sıcaklık-sağlık alarmı yayımladı. Uyarı 11 Ağustos Salı sabahından 14 Ağustos Cuma akşamına kadar geçerli olacak.
Met Office tahminleri, sıcaklıkların hafta ortasından itibaren yeniden hızla yükseleceğine işaret ediyor. Özellikle perşembe günü güney ve doğu İngiltere ile Midlands'ın bazı kesimlerinde sıcaklıkların 36-37 dereceye ulaşması bekleniyor. Hükümetin aşırı sıcaklar, kuraklık ve yangın riskini görüşmek üzere acil toplantı düzenlemesi de krizin boyutunu ortaya koyuyor.
Amber alarm, sıcaklığın özellikle yaşlılar, küçük çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve açık havada çalışanlar açısından ciddi sağlık riski oluşturabileceği anlamına geliyor.
Kuraklığın temel nedenlerinden biri, uzun süreli yağış eksikliği. Temmuz ayı, İngiltere'nin 1836'da başlayan kayıtlarındaki en kurak temmuz olarak kayda geçti. Güney İngiltere'de ise temmuz, kayıtların başladığı tarihten bu yana herhangi bir ay için ölçülen en kurak dönem oldu.
Environment Agency'nin temmuz ayı ortasındaki verileri bile durumun ne kadar hızlı kötüleştiğini gösteriyordu. 21 Temmuz itibarıyla İngiltere genelinde nehirlerin yüzde 84'ü normalin altında veya daha düşük seviyede bulunuyordu. Rezervuar doluluk oranı ise yüzde 75,3'e gerilemişti.
Sıcak hava nedeniyle su talebinin bazı günlerde normalin yüzde 30 üzerine çıkması, rezervuar ve yeraltı suyu kaynakları üzerindeki baskıyı artırdı.
Su kaynaklarını korumak amacıyla çok sayıda bölgede hortum kullanımı yasaklandı. Geçici kullanım yasakları, başlangıçta Kent, Hampshire, Isle of Wight, Norfolk ve Cambridge gibi bölgelerde devreye alınırken daha sonra kapsam genişledi.
Kısıtlamaların amacı yalnızca evlerde su tüketimini azaltmak değil; aynı zamanda nehirlerdeki ekolojik dengeyi korumak ve su arıtma tesisleri ile rezervuarların üzerindeki yoğunluğu azaltmak.
Bazı bölgelerde uygulanan yasakların su talebini yaklaşık yüzde 9'a kadar azaltabildiği belirtiliyor.
![]()
Kuraklığın en ağır etkilerinden biri tarım sektöründe görülüyor.
East Anglia başta olmak üzere bazı bölgelerde tahıl hasadı normalden daha erken başladı. Özellikle geç ekilen ilkbahar ürünlerinde yağış eksikliği nedeniyle verim kaybı endişesi bulunuyor. Hayvancılık yapan bazı çiftçiler ise yeterli yem ve ot üretilememesinden şikâyet ediyor.
Environment Agency verilerine göre temmuz sonunda tarımsal sulama amacıyla nehirlerden su çekilmesine yönelik kısıtlamaların sayısı da hızla yükselmişti. Bazı bölgelerde sulama rezervuarlarının doluluk oranları yalnızca yüzde 30-50 seviyelerinde bulunuyordu.
Çiftçiler açısından sorun yalnızca bu yılın hasadıyla sınırlı değil. Yağışların uzun süre yetersiz kalması, sonbahar ve kış aylarında hayvan yemi üretimi ile gelecek sezonun ekim koşullarını da tehdit ediyor.
Kuraklık yalnızca insanların kullandığı suyu azaltmıyor; doğal yaşamı da doğrudan etkiliyor.
Bazı nehirlerde su seviyeleri kritik ölçüde düşerken, yüksek su sıcaklıkları balıklar ve diğer su canlıları için yaşam koşullarını zorlaştırıyor. Environment Agency, 2026 boyunca kuraklık ve kuru hava koşullarıyla bağlantılı çok sayıda çevresel olay kaydetti; balık ölümleri ve alg patlamaları da bunlar arasında bulunuyor.
Sulak alanların kuruması, kuşların üreme alanlarını da tehdit ediyor. Ulusal Kuraklık Grubu daha önce sıcak hava dalgalarının gölet ve sulak alanlar üzerindeki etkisinin arttığı, bazı nehirlerin ise yer yer tamamen kuruduğu konusunda uyarıda bulunmuştu.
Aşırı sıcak ve kuru bitki örtüsü, orman yangınlarını da ciddi biçimde artırıyor.
Hampshire'daki New Forest Ulusal Parkı'nda 100 hektardan fazla alanı etkileyen büyük yangınla 120'den fazla itfaiyeci mücadele ediyor. Şiddetli sıcaklık, kuru zemin ve değişken rüzgârlar yangının kontrol altına alınmasını zorlaştırıyor. A31 yolu da yangın nedeniyle kapatılırken bölgedeki ulaşımda ciddi aksamalar yaşandı.
İngiltere ve Galler genelinde 2026 yılında şimdiye kadar yüzlerce büyük yangına müdahale edilirken, yalnızca ağustos ayının ilk 10 gününde 185 yangın kaydedildi.
![]()
Kuraklık ve sıcaklık artışından Londra da etkileniyor. Thames Water daha temmuz ayında Londra için kuraklık seviyesinde izlemeye geçmişti.
Başkentte yüksek sıcaklıklar yalnızca sağlık açısından değil, su tüketimi açısından da baskı yaratıyor. Özellikle sıcak günlerde bahçe sulama, duş ve diğer evsel tüketimin artması şebekedeki talebi yükseltiyor.
Bu nedenle uzmanlar, sıcak hava alarmı boyunca insanların günün en sıcak saatlerinde güneşten kaçınmasını, yeterli sıvı tüketmesini ve özellikle yaşlı ve hassas gruplardaki kişilerin yakından takip edilmesini istiyor.
Uzmanlar açısından 2026 yazındaki gelişmeler tek başına kısa süreli bir sıcak hava olayı olarak görülmüyor. Bu yıl peş peşe yaşanan sıcak hava dalgaları, rekor düzeyde düşük yağış ve artan yangınlar, ülkenin su ve iklim dayanıklılığı konusundaki kırılganlığını yeniden gündeme taşıdı.
Hükümet ve Environment Agency, su kaynaklarının korunması için sızıntıların azaltılması, yeni su kaynaklarının geliştirilmesi, sulak alanların korunması ve nehir havzalarında suyun daha uzun süre tutulmasını sağlayacak doğa temelli çözümlerin artırılması gerektiğini vurguluyor.
Ancak kısa vadede en kritik ihtiyaç yağış. Met Office'in uzun vadeli görünümünde 11-25 Ağustos döneminde özellikle güneyde sıcaklıkların normalin üzerinde, yağışların ise genel olarak normalin altında kalabileceği öngörülüyor. Bu da kuraklığın, sıcak hava dalgası sona erse bile kısa sürede ortadan kalkmayabileceği anlamına geliyor.
İngiltere şimdi aynı anda üç cephede mücadele ediyor: aşırı sıcak, su kıtlığı ve yangın riski. Perşembe günü beklenen 36-37 derecelik sıcaklıklar ise bu üçlü krizin daha da derinleşip derinleşmeyeceği açısından kritik bir eşik olacak.

MSCI, küresel endekslerde 31 Ağustos seans kapanışından itibaren geçerli olacak değişiklikleri açıkladı.
Buna göre Türkiye küçük ölçekli şirketler endeksine Borusan Birleşik Boru Fabrikaları Sanayi ve Ticaret AŞ, Europower Enerji ve Otomasyon Teknolojileri Sanayi Ticaret AŞ, Kardemir Karabük Demir Çelik Sanayi ve Ticaret AŞ, Rönesans Gayrimenkul Yatırım AŞ, Tera Finansal Yatırımlar Holding AŞ ve Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ eklendi.
Söz konusu endeksten Arçelik AŞ ve Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ çıkarıldı.
Analistler, bazı uluslararası fonların portföylerini MSCI endeksine paralel yönettiklerini belirterek, bu fonların endeks değişimlerine göre pay piyasalarında pozisyon aldıklarını ifade etti.

ABD'de dün açıklanan verilere göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) temmuzda aylık bazda yüzde 0,1, yıllık bazda yüzde 3,4 artarak piyasa beklentilerine paralel gerçekleşti.
Aylık enflasyonun alt kalemleri incelendiğinde, enerji grubundaki fiyat düşüşünün haziran ayına kıyasla ivme kaybettiği, ancak bu kalemdeki aşağı yönlü seyrin devam ettiği görüldü. Yıllık enflasyon ise son 4 ayın en düşük seviyesine inerken, çekirdek enflasyon yıllık bazda yüzde 2,5 ile şubat ayından bu yana en düşük seviyesini kaydetti.
Analistler, söz konusu verilerin enflasyonda yavaşlama trendinin tekrar rayına girdiğine dair görüşleri güçlendirdiğini ve ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz artırımlarına yönelik beklentileri ötelediğini ifade etti.
Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed'in eylülde faiz artışına gitme ihtimali yüzde 50'nin altına inerken, yıl sonuna kadar bir faiz artırımı yapılabileceği ihtimali güç kaybetti.
Analistler, ABD'de tüketici enflasyonunun, Orta Doğu'da kalıcı barışın tesis edilmesine yönelik adımların güçlenmesi ve Hürmüz Boğazı üzerindeki jeopolitik risklerin azalması halinde enerji maliyetlerindeki gerilemenin etkisiyle yavaşlamayı sürdürebileceğini belirterek, bu anlamda ABD'de bugün Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) verisinin piyasalarda oynaklığı artırabileceğini söyledi.
Jeopolitik tarafta ABD ile İran'ın anlaştığına yönelik üçüncü taraflardan gelen açıklamalar dikkati çekti. Pakistanlı hükümet kaynakları, ABD ve İran'ın 17 Ağustos'ta süresi dolacak olan İslamabad Mutabakatı kapsamında 60 günlük ateşkesin uzatılması konusunda "anlaştığını" söyledi.
AA muhabirine konuşan kaynaklar, tarafların arabuluculara sürenin uzatılmasına ilişkin onaylarını ilettiğini aktarırken, ateşkesin 17 Ağustos'tan sonra ne kadar süreyle uzatılacağına ilişkin ise taraflarla temasların devam ettiğini belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump ise ülkesinin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu belirtti.
ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki ablukasının herkes tarafından "çelikten duvar" olarak nitelendirildiğini ve İran'ın bu konuda yapabileceği bir şey olmadığını savunan Trump, "Donanmaları yok, hava kuvvetleri yok, kalan askerleri maaşlarını alamıyor. Devrim Muhafızları Ordusu kırıp geçirildi ve kaçıyorlar. Liderlikleri belirsiz. Paraları yok. Ülkeleri vuruluyor." ifadelerini kullandı.
İran'ın sahip olduğu tek şeyin "yalancı basın" ve "yüzde 300" enflasyon olduğunu ileri süren Trump, ülkenin daha da kötüye gittiğini savundu. İran yönetimi ise Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına ilişkin açıklamalarına, "Şartlarımız kabul edilene kadar Boğaz yeniden açılmayacak." yanıtını verdi.
Söz konusu gelişmelerin ardından petrol fiyatları ve ABD'nin tahvil faizlerinde sınırlı bir geri çekilme izlendi. Devam eden bilanço sezonunda açıklanan şirketlerin finansal sonuçları da yatırımcıların odağında bulunurken, yapay zeka altyapısına yönelik talebin güçlü seyrettiğine işaret eden sonuçlar teknoloji hisselerindeki yükselişi destekledi.
Bulut bilişim şirketi CoreWeave'in hisseleri, ikinci çeyrek gelirinin geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 2 katına çıkmasının ardından yüzde 19,3 değer kazandı.
Super Micro Computer'ın hisseleri de şirketin finansal sonuçlarının beklentileri aşması sonrası yüzde 19,02 yükseldi. Yapay zeka ile bağlantılı diğer şirketlerin hisselerinde de yükseliş görülürken, Nvidia hisseleri yüzde 3, Micron Technology hisseleri yüzde 4,9 ve Oracle hisseleri yüzde 5,4 değer kazandı.
Bu gelişmelerle ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi 2 baz puan düşüşle yüzde 4,68'e inerken, Orta Doğu'da uzlaşı sürecinin netlik kazanmaması ve Fed'in faiz patikasına ilişkin belirsizliklerle dolar endeksi yükselişini dün 3. işlem gününe taşıdı.
Endeks, yüzde 0,1 artışla 99,9 seviyesine çıkarken gün içinde 100 barajını aştı. Dolar endeksi yeni günde de yüzde 0,1 yükselişle 100 seviyesinde bulunuyor.
Altının onsundaki değerlenme ise dolardaki güçlenme ve tahvil faizlerindeki yüksek seyrin korunmasıyla hız kesti. Altının ons fiyatı yüzde 0,3 düşüşle 4 bin 394 dolarda alıcı bulurken, ekim vadeli Brent petrolün varil fiyatı da yüzde 0,3 azalışla 88,7 dolarda seyrediyor.
Söz konusu gelişmelerle S&P 500 endeksi yüzde 0,26, Nasdaq endeksi yüzde 0,54 yükselirken, Dow Jones endeksi yatay seyretti. ABD'de endeks vadeli kontratlar güne karışık başladı.
Orta Doğu'daki karmaşık süreçler, Rusya ile Ukrayna arasındaki gerilimin tırmanması ve enerji maliyetlerinin hala istenilen düzeyde gerilememesiyle Avrupa borsalarında dün İtalya hariç satıcılı bir seyir izlendi.
Bölgede açıklanan veriler, fiyat artışlarındaki enerji yükünün devam ettiğine işaret etti. Almanya'da yıllık enflasyon, enerji fiyatlarındaki artışın etkisiyle temmuzda yüzde 2,8'e yükseldi.
Bölgede enflasyon endişelerinin henüz yumuşamaması Avrupa Merkez Bankasına (ECB) yönelik beklentilerde hissediliyor. Para piyasalarında ECB'nin eylülde faiz artışı yapabileceği ihtimali yüzde 80 ile fiyatlanıyor. Öte yandan bölgede bugün sanayi üretimi verileri yatırımcıların odağında yer alıyor.
Jeopolitik tarafta ise Karadeniz'de Rusya ile Ukrayna arasındaki tansiyonun yükselmesi piyasalarda risk algısının artmasına neden oldu. Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU), Rusya'daki Novorossiysk Deniz Üssü'ne yönelik gerçekleştirilen saldırıda Rus donanmasına ait 2 fırkateyn ve 1 devriye botunun hedef alındığını bildirdi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise Ukrayna'nın Azak Denizi ve Karadeniz'deki eylemlerinin küresel gıda güvenliğini baltaladığını belirterek, "Kiev yönetiminin küresel gıda pazarında kaos yaratmayı amaçlayan eylemleri, Batılı ülkelerin çıkarlarına hizmet ediyor." ifadesini kullandı.
Bu gelişmelerle, İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,1, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,46 ve Almanya'da DAX 40 endeksi yüzde 0,23 düşerken, İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yatay seyretti. Avrupa'da endeks vadeli kontratlar güne pozitif seyirle başladı.
Asya tarafında alış ağırlıklı bir seyir izlenirken, ABD'de enflasyonun ılımlı seyretmesi ve Fed'e yönelik şahin beklentilerdeki zayıflama bölge piyasalarını destekliyor.
Japonya'da bugün açıklanan verilerde, üretici enflasyonu temmuzda aylık bazda yüzde 0,1, yıllık bazda yüzde 7,2 ile beklentilerin altında gerçekleşti. Yıllık ÜFE tahminlerin altında kalsa da önceki aya göre hızlandı.
Öte yandan Japonya hükümetinin, yenin değer kaybının fiyatları yukarı taşımasından duyulan endişeyle gerçekleştirilen son döviz müdahalesinin etkisini artırmak arzusuyla Japonya Merkez Bankasının (BoJ) faiz artırımını destekleyebileceği belirtiliyor. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, BoJ'un gelecek ay yüzde 75 ihtimalle politika faizini 25 baz puan artırması bekleniyor.
Söz konusu gelişmelerle kapanışa yakın Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,6, Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 4, Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,5 ve Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 0,1 yükseldi.
Dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 2,96 değer kazanarak 14.110,14 puandan tamamladı. Endeks, 15 Haziran'dan bu yana en yüksek günlük artışını gerçekleştirerek 14.000 puan seviyesini aştı.
Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı ağustos vadeli kontrat ise dün akşam seansında normal seans kapanışına göre yüzde 0,37 yükseldi.
Öte yandan yurt içinde gözler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) düzenleyeceği yılın 3'üncü Enflasyon Raporu bilgilendirme toplantısı ile "Ödemeler Dengesi" verilerine çevrildi.
AA Finans Ödemeler Dengesi Beklenti Anketi'ne katılan ekonomistler, cari işlemler hesabının haziranda 4 milyar 918,2 milyon dolar açık vereceğini tahmin etti. Ekonomistler, cari işlemler hesabının bu yıl ise 52 milyar 391 milyon dolar açık vereceğini öngördü.
Dolar/TL dünü 47,7640'tan tamamlarken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışın hemen üzerinde 47,7740'tan işlem görüyor.
Analistler, bugün yurt içinde TCMB Enflasyon Raporu, cari işlemler dengesi ile para ve banka istatistiklerinin, yurt dışında ise ABD'de ÜFE ile İngiltere'de büyüme başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.200 ve 14.300 puanın direnç, 14.000 ve 13.900 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.
Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:
09.00 İngiltere, 2. Çeyrek Gayrisafi Yurt İçi Hasıla
09.00 İngiltere, haziran ayı sanayi üretimi
09.00 İngiltere, haziran ayı dış ticaret dengesi
10.00 Türkiye, haziran ayı cari işlemler dengesi
10.00 Türkiye, temmuz ayı konut satış istatistikleri
10.30 Türkiye'de TCMB Enflasyon Raporu
12.00 Avro Bölgesi, haziran ayı sanayi üretimi
14.30 Türkiye, haftalık para ve banka istatistikleri
15.30 ABD, temmuz ayı Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE)
15.30 ABD, haftalık işsizlik maaşı başvuruları
15.30 ABD, haftalık süregelen işsizlik başvuruları

Ziraat Bankası, yılın ikinci çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını paylaştı.
Buna göre, Banka, yılın ikinci çeyreğinde de büyümesini sürdürerek aktif büyüklüğünü 9,1 trilyon lira seviyesine taşıdı.
Benimsediği müşteri ağırlıklı bilanço stratejisi ile temel bilanço kalemlerinde istikrarlı ve dengeli gelişimini sürdüren Banka, yılın ilk yarısında ulaştığı 74,2 milyar lira tutarındaki net kar ile özkaynaklarını güçlendirmeye, başta ana misyonu olan tarımın finansmanı olmak üzere, yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı desteklemeye devam etti.
Ziraat Bankası yılın ilk yarısında gerek yurt içi gerekse yurt dışı hizmet ağında sürekli olarak büyüyen finansal kapsayıcılığını geliştirmek üzere yatırımlarına devam ederken ulaştığı yaklaşık 26 milyon aktif mobil bankacılık müşterisi ve geniş ürün seti ile müşterilerinin finansal ihtiyaçlarını karşılamayı sürdürdü.
Uygulanmakta olan Orta Vadeli Program (OVP) ile uyumlu olarak benimsediği seçici kredi politikası ile başta tarım olmak üzere, birçok sektöre destek veren Banka, bu yılın ilk yarısı itibarıyla nakdi kredi hacmini 4,9 trilyon lira, gayri nakdi kredi hacmini 2 trilyon lira olmak üzere toplam kredi hacmini yaklaşık 7 trilyon lira seviyesine taşıdı. Bankanın uyguladığı makroihtiyati politikalara uyumlu kredi politikası doğrultusunda TL kredilerin toplam krediler içindeki payı yüzde 66 olarak gerçekleşti.
Banka, kredi büyümesini sürdürürken benimsediği etkin kredi değerlendirme süreçleri ve etkin risk yönetimi politikası ile takip oranını yüzde 1,9 gibi sektörün oldukça altında bir oranda tuttu.
Ana fonlama kaynağını 5,7 trilyon lirayı aşan tabana yaygın mevduat ile oluşturan Banka, küresel belirsizliklerin baskın olduğu ikinci çeyrekte de yurt dışı fonlama tarafında aktif pozisyonunu korudu.
Banka, bu dönemde de, kırsal kalkınmaya, kadın ve genç çiftçilere, kooperatifleşmeye, karbon ayak izini azaltan çevreci uygulamalara, ulusal gıda arz güvenliğine ve kırsal ekonomiye sağladığı katkıyı artırmaya devam ederek, tarım kredisi hacmini 2026’nın ilk yarısında 1 trilyon lira seviyesine ulaştırdı.
Ziraat Finans Grubu’nu sadece Türkiye’de değil, bölgede de referans ve lider bir finansal güç haline getirme vizyonu doğrultusunda 145 ülkede 1800’e yakın muhabir banka ve 20 ülkedeki iştirak/şube yapılanmasıyla hizmet veren Banka, Arnavutluk Tiran Şubesi’nin faaliyete geçmesiyle küresel coğrafi varlığını 21 ülkeye çıkardı. Banka Orta Koridor, Çin-Avrupa Deniz Yolu ve BRICS Kuşağı dahil 12 küresel ticaret koridorunun tamamında yüzde 20’yi aşan bir dış ticaret pazar payına ulaştı ve Türkiye ihracatının yüzde 25’ine tek başına aracılık etti.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, yılın ikinci çeyreğine ilişkin yaptığı değerlendirmede, küresel ölçekte belirsizliklerin devam ettiği, sıkı parasal koşulların ve bankacılık sektöründe yükselen fonlama maliyetlerinin karlılık ile özkaynaklar üzerinde belirgin bir baskı oluşturduğu zorlu bir dönem olduğunu dile getirdi.
Çakar, bu konjonktürde Bankanın, güçlü finansal yapısı, yaygın hizmet ağı ve proaktif bilanço yönetimi sayesinde son derece başarılı bir performans sergilediğini ifade ederek, şunları kaydetti:
"Bu dönemde aktif büyüklükten kredilere, mevduattan özkaynaklara ve dijital bankacılığa kadar birçok temel alanda sektöre yön veren ve liderliğini açık ara sürdüren banka konumumuzu pekiştirdik. Jeopolitik ve ekonomik dengelerin yeniden şekillendiği bu dönemde, yatırımı, üretimi, istihdamı ve ihracatı merkeze alan anlayışla Türkiye’nin önünde oluşan yeni fırsat alanlarını en etkin biçimde değerlendirerek, ülkemizin stratejik önceliklerine katkı sunmaya devam edeceğiz. Yurt içindeki açık ara güçlü konumumuzu sürdürürken uluslararası alanda da yeni coğrafyalarda büyüyoruz. Nihai hedefimiz, Ziraat’i yalnızca Türkiye’nin değil, faaliyet gösterdiğimiz ülkelerde de güven duyulan, referans alınan markalardan biri haline getirmektir. Dünyada çok önemli ekonomik dönüşümün yaşandığı ve rekabetin yeniden tanımlandığı bu dönemde üreticimizi, ihracatçımızı, girişimcimizi faaliyet gösterdiğimiz her coğrafyada desteklemeye kararlılıkla devam edeceğiz."

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayına ilişkin kümes hayvancılığı üretimi istatistiklerini açıkladı.
Buna göre, haziranda 232 bin 238 ton tavuk eti üretildi. Üretim, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 14,7, bir önceki aya göre yüzde 14,8 arttı.
Tavuk yumurtası üretimi, haziranda aylık bazda yüzde 1 azalırken, yıllık bazda yüzde 21 yükseldi. Bu dönemde 1 milyar 838 milyon 966 bin tavuk yumurtası üretildi.
Haziranda kesilen tavuk sayısı, yıllık yüzde 14,4 yükselişle 123 milyon 325 bin olarak kayıtlara geçti. Ocak-haziran döneminde de geçen yılın aynı dönemine kıyasla tavuk yumurtası üretimi yüzde 18,6, kesilen tavuk sayısı yüzde 1,2, tavuk eti üretimi yüzde 0,3 arttı.

Dün satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,78 değer kaybederek 13.704,52 puandan tamamladı.
Endeks, bugün açılışta önceki kapanışa göre 0,46 puan artışla 13.704,98 puana çıktı. Bankacılık endeksi yüzde 0,19, holding endeksi yüzde 0,29 değer kaybetti.
Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 0,34 ile finansal kiralama faktoring, en çok gerileyen ise yüzde 0,78 ile ticaret oldu.
Küresel piyasalarda, Orta Doğu'da kalıcı uzlaşı sağlanamamasıyla jeopolitik belirsizliklerin sürmesine karşın teknoloji şirketlerinin bilançolarından gelen olumlu sinyaller risk iştahını destekledi. ABD'de bugün açıklanacak enflasyon verileri yatırımcıların odağına yerleşti.
Analistler, bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olacağını, yurt dışında ise ABD'deki enflasyon verilerinin yanı sıra ABD'de haftalık mortgage başvuruları ve bütçe dengesinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 13.800 ve 13.900 puanın direnç, 13.600 ve 13.500 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.

Ticaret ile Tarım ve Orman bakanlıklarınca hazırlanan "Tarım ve Orman Bakanlığı Kontrolüne Tabi Belirli Ürünlerin Girişine Yetkili Gümrük İdareleri İle Resmi Kontrollerini Yapmaya Yetkili İl Tarım ve Orman Müdürlüklerinin Belirlenmesine Dair Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Tebliğle, bitki koruma ürünleri, gıda, gıda ile temas eden madde ve malzeme ve yemlerin gıda veya yem güvenilirliğine ilişkin resmi kontrolleri yapmaya yetkili il tarım ve orman müdürlükleri belirleniyor.
Buna göre, gıda maddelerinin resmi kontrollerini yapacak yetkili idareler arasında Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü eklendi.

ABD ile İran'ın merkezde yer aldığı, diğer ülkelerin de dahil olduğu Orta Doğu'daki diplomatik süreç, piyasaların yönü üzerinde etkili olmayı sürdürüyor.
Dün Katar'ın, Umman ile İran arasında devam eden Hürmüz Boğazı'na ilişkin görüşmelerin ileri bir aşamaya ulaştığını açıklamasının ardından ABD askeri güçlerinin Hürmüz Boğazı'nda bir gemiye daha müdahale etmesi bölgede kalıcı barışı kapsayacak bir anlaşmaya yönelik soru işaretleri artırdı.
Enerji tedarikinde kritik değere sahip Hürmüz Boğazı, jeopolitik risklerin gölgesinde kalmaya devam ederken, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Rızai, Washington'ın Tahran'ın şartlarını kabul etmemesi halinde söz konusu boğazın açılmayacağını söyledi.
Söz konusu gelişmenin ardından arz endişelerinin yeniden güçlenmesiyle birlikte petrol fiyatlarında yukarı yönlü hareket gözlendi.
Bölgedeki jeopolitik gelişmelere ve haber akışına duyarlı şekilde seyreden petrol fiyatlarındaki yüksek oynaklık, enerji maliyetleri üzerinden enflasyonist baskıların artmasına neden olarak merkez bankalarının enflasyonla mücadele süreçlerini karmaşık hale getiriyor.
Bu durum aynı zamanda piyasalardaki belirsizliği artırarak yatırımcıların geleceğe yönelik fiyatlama ve pozisyonlanma kararlarını zorlaştırıyor. Küresel çapta ekonomiler üzerindeki fiyat baskıları sürerken, ABD'de bugün açıklanacak enflasyon verileri yatırımcıların odağına yerleşti.
Ülkede haziran ayında yavaşlama eğilimine giren enflasyonun temmuz ayında da hız kesmeye devam etmesi bekleniyor. Analistler, piyasalarda ABD'de temmuz ayında yıllık enflasyonun yüzde 3,4, aylık enflasyonun ise yüzde 0,1 olarak gerçekleşmesinin beklendiğini söyledi.
Analistler, ülkede açıklanacak enflasyon verilerinin ABD Merkez Bankasının (Fed) yıl sonuna kadar nasıl adımlar atacağına dair sinyaller verebileceğini söyleyerek verinin ardından piyasalarda sektör ve hisse bazlı oynaklıkların oluşabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Bu süreçte Fed yetkililerinin açıklamaları da yakından takip ediliyor. Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee, ekonominin şu anda karşı karşıya olduğu en büyük sorunun enflasyon olduğunu belirtti.
Öte yandan, Orta Doğu'ya ilişkin riskler varlığını korurken, teknoloji sektöründe artan iyimserlikler piyasalarda risk iştahını desteklemeye devam ediyor. Dün piyasa kapanışının ardından yapay zeka ve veri merkezleri için yüksek performanslı sunucu sistemleri üreten ABD merkezli teknoloji şirketi Supermicro (SMCI), dördüncü çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Bilançoda siparişlerde artış, kar oranındaki toparlanma ve güçlü 2027 beklentisi öne çıktı.
Özellikle 2027 rehberliğinin çok güçlü gelmesi yapay zeka temasına yönelik iyimserlikleri tazeledi. Yapay zeka için bulut veri merkezi şirketi CoreWeave bilançosunun yapay zeka odaklı bulut hizmetlerine yönelik talebinin güçlü kaldığı sinyalleri piyasaları destekleyen başka bir gelişme olarak öne çıktı.
Bu gelişmelerle ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,69'da, dolar endeksi yüzde 0,1 artışla 99,8 seviyesinde bulunuyor. Fed'in adımlarına yönelik belirsizlikler ve dolar endeksinin 100 seviyesinin altında kalmasından destek bulan altının ons fiyatı, yüzde 0,8 artışla 4 bin 401 dolardan alıcı buluyor.
Ekim vadeli Brent petrolün varil fiyatı ise yüzde 0,6 artışla 89,4 dolarda seyrediyor.
Söz konusu gelişmelerle S&P 500 endeksi yüzde 0,32, Nasdaq endeksi yüzde 0,60 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,34 düştü. ABD'de endeks vadeli kontratlar güne pozitif başladı.
Ağırlıklı olarak Orta Doğu'daki gelişmeler ve petrol fiyatlarının seyriyle yönlenen Avrupa borsaları dün karışık seyretti. Bölgede tahvil faizlerindeki yükselişler yavaşlarken, İngiltere'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5 sınırında kalmaya devam etti. Bununla birlikte, petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalmasının, enerji şirketlerinin karlılık beklentilerini desteklemesiyle bu hisselerdeki alıcılı seyir sürdü.
Öte yandan Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Avrupa'da etkili olan kuraklık ve nehirlerdeki düşük su seviyeleri nedeniyle elektrik arzının sıkışık olduğunu bildirdi.
AB Komisyonu Sözcüsü Eva Hrncirova, Brüksel'de düzenlenen günlük basın toplantısında, Avrupa'da kuraklığın ve nehirlerdeki düşük su seviyelerinin elektrik arz güvenliğine etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Hrncirova, "Kuraklık ve nehirlerdeki düşük su seviyeleriyle bağlantılı olarak elektrik arz güvenliği durumunu yakından takip ediyoruz." diye konuştu.
Bu gelişmelerle, İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,17 ve Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,13 düşerken, İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,08 ve Almanya'da DAX 40 endeksi yüzde 0,26 yükseldi. Avrupa'da endeks vadeli kontratlar güne negatif seyirle başladı.
Asya tarafında Hong Kong hariç alış ağırlıklı bir seyir izlenirken, güçlü sinyaller veren şirket bilançolarıyla bölge piyasalarında teknoloji şirketlerindeki yükseliş dikkati çekti.
Güney Kore'de teknoloji şirketi LG Electronics hisseleri yüzde 10, yarı iletken şirketi SK Hynix yüzde 5,4 ve Samsung Electronics hisseleri de yüzde 6,5 yükseldi. Japonya'da yarı iletken sektöründe de yükselişler göze çarptı. Buna göre, Kioxia Holdings hisseleri yüzde 4,4, Tokyo Electron hisseleri yüzde 2,3 değer kazandı.
Ancak yükselen petrol fiyatları, ABD-İran anlaşmasındaki belirsizlik ve ABD'de bugün açıklanacak enflasyon verileri yatırımcıların bir kısmını temkinli duruşa yönlendiriyor.
Söz konusu gelişmelerle kapanışa yakın Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,8, Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 3,5, Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,2 yükselirken, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 1,2 düştü.
Dün satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,78 değer kaybederek 13.704,52 puandan tamamladı.
Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı ağustos vadeli kontrat ise dün akşam seansında normal seans kapanışına göre yüzde 0,11 düştü.
Dolar/TL dünü 47,7300'dan tamamlarken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışın yüzde 0,1 üzerinde 47,7560'tan işlem görüyor.
Analistler, bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olacağını, yurt dışında ise ABD ve Almanya'da enflasyonun yanı sıra, ABD'de haftalık mortgage başvuruları ve bütçe dengesinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 13.600 ve 13.500 puanın destek, 13.800 ve 13.900 puanın direnç konumunda olduğunu kaydetti.
Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:
09.00 Almanya, temmuz ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)
14.00 ABD, haftalık mortgage başvuruları
15.30 ABD, temmuz ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)
21.00 ABD, temmuz ayı federal bütçe dengesi

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, dış ticaret işlemlerinde vergi kayıp ve kaçağının önlenmesi, kamu gelirlerinin korunması ve gümrük işlemlerini mevzuata uygun şekilde gerçekleştiren dış ticaret erbabının haklarının gözetilmesinin amaçlandığı belirtildi.
Bu kapsamda geçmiş dönemlere ilişkin gümrük ve dış ticaret işlemlerinin denetiminin etkin ve kararlı şekilde sürdürüldüğüne işaret edilen açıklamada, Ticaret Araştırmaları ve Risk Değerlendirme Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, risk analizleri ve kontrol çalışmaları yapıldığına değinildi.
Açıklamada, söz konusu çalışmalarda ileri veri analitiği tekniklerinden yararlanıldığı da vurgulandı.
Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü bünyesindeki kontrol şubelerince, ikincil kontrol beyanname incelemeleri yapıldığı bildirilen açıklamada, 3 bin 223 firma tarafından tescil edilen 19 bin 638 gümrük beyannamesinin kontrol edildiği belirtildi.
Açıklamada, bu incelemeler sonucunda 7,2 milyar liralık ek tahakkuk ve ceza kararı düzenlendiği bilgisi verildi.
Bakanlık müfettişlerince yapılan sonradan kontrol firma denetimleri kapsamında ise 145 firmanın denetlendiğine dikkat çekilerek, şunlar kaydedildi:
"Söz konusu denetimler sonucunda 1,7 milyar lira ek tahakkuk ve ceza kararı düzenlendi. Böylece, bu yılın ilk 7 ayında gerçekleştirilen sonradan ve ikincil kontrol denetimleri sonucunda toplam 8,9 milyar lira ek tahakkuk ve ceza kararı düzenlenmiş oldu. Söz konusu tutar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 artış gösterdi. Bakanlık, dış ticaret işlemlerinin mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak, vergi kayıp ve kaçağını önlemek ve kurallara uygun faaliyet gösteren firmaların haklarını korumak amacıyla geçmiş dönem gümrük ve dış ticaret işlemlerine yönelik kontrollerini etkin şekilde sürdürecektir."

İngiltere konut piyasası, yüksek borçlanma maliyetleri ve ekonomik belirsizliklerin gölgesinde yaz aylarını durgun geçiriyor.
Lloyds Konut Fiyat Endeksi’ne göre ortalama konut fiyatı temmuz ayında 299 bin 253 sterlin oldu. Haziran ayına göre yalnızca 143 sterlinlik gerileme yaşanırken, yıllık fiyat artışı yüzde 0,1 seviyesinde kaldı. Bu, Kasım 2023’ten bu yana görülen en düşük yıllık büyüme oranı oldu.
Haziranda yüzde 0,2'lik artış kaydeden piyasanın temmuzda yatay seyretmesi, konut sektöründe alıcıların yüksek mortgage maliyetlerine karşı temkinli davrandığını gösteriyor.
Uzmanlara göre piyasa bir çöküş yaşamıyor ancak güçlü bir yükseliş de gerçekleştiremiyor. RBC Capital Markets analistlerinden Anthony Codling, piyasayı yüksek konut maliyetleri ile yeterince gerilemeyen mortgage faizleri arasında sıkışmış bir “bekleme hali” olarak değerlendiriyor.
Kuzey-güney makası açılıyor
İngiltere konut piyasasındaki en dikkat çekici gelişmelerden biri bölgesel ayrışmanın belirginleşmesi oldu.
Birleşik Krallık genelinde en güçlü yıllık fiyat artışı yüzde 7,4 ile Kuzey İrlanda’da görüldü. Ortalama konut fiyatı 231 bin 131 sterline yükseldi.
İskoçya'da fiyatlar yıllık yüzde 3,6, Galler'de ise yüzde 1,6 arttı.
İngiltere'nin kuzeyinde de fiyatlar yükselişini sürdürdü. Kuzeydoğu İngiltere'de yıllık artış yüzde 2,8, Kuzeybatı'da ise yüzde 2,1 oldu. Buna karşılık Güneydoğu İngiltere'de fiyatlar yüzde 2, Greater London'da ise yüzde 1,3 geriledi.
Bu tablo, İngiltere konut piyasasında uzun süredir gözlenen kuzey-güney fiyat makasının yeniden belirginleştiğine işaret ediyor. Kuzeyde daha dengeli arz-talep koşulları fiyatları desteklerken, Londra ve güney bölgelerinde yüksek fiyatlar, daha fazla konut arzı ve zayıf talep baskı oluşturuyor.
![]()
Londra’da düşüş daha belirgin
Londra, yüksek konut fiyatları nedeniyle mortgage maliyetlerindeki değişimlere karşı en hassas bölgelerden biri olmayı sürdürüyor.
Lloyds verilerine göre Greater London'da ortalama konut fiyatı yaklaşık 533 bin 930 sterlin seviyesinde bulunurken yıllık fiyat değişimi yüzde 1,3'lük düşüşe işaret ediyor. Güneydoğu İngiltere'deki ortalama fiyat ise yaklaşık 381 bin 146 sterlin seviyesinde ve yıllık gerileme yüzde 2'ye ulaşıyor.
Başka bir gösterge olan Rightmove da Londra ve güney bölgelerindeki baskıyı ortaya koyuyor. Rightmove'un temmuz verilerinde Londra'da ortalama ilan fiyatı 676 bin 248 sterlin olurken, yıllık değişim yüzde 1,2 düşüş olarak kaydedildi. Güneydoğu İngiltere'de ise yıllık gerileme yüzde 1,4 oldu.
Mortgage faizleri yeniden yükseliyor
Konut piyasasının önündeki en büyük engel ise mortgage maliyetleri olmaya devam ediyor.
İngiltere Merkez Bankası'nın politika faizini yüzde 3,75'te tutmasına rağmen konut kredisi faizleri son dönemde yeniden yükseldi. Temmuz sonunda ortalama iki yıllık sabit mortgage faizi yüzde 5,63, beş yıllık sabit faiz ise yüzde 5,67 seviyesine çıktı. Yılın başında bu oranlar yüzde 5'in altındaydı.
Bu durum özellikle yeni ev alacaklar ve sabit faizli mortgage sözleşmesi sona eren mevcut ev sahipleri açısından mali baskıyı artırıyor.
İngiltere Merkez Bankası'nın Temmuz 2026 Finansal İstikrar Raporu'na göre, yeni mortgage'larda faiz oranları yükseldi. Ortalama iki yıllık sabit yüzde 75 kredi-değer oranlı mortgage faizi yüzde 4,92, yüzde 90 kredi-değer oranlı mortgage faizi ise yüzde 5,32 seviyesine ulaştı.
Banka, 2028 sonuna kadar 5 milyondan biraz fazla hanenin mortgage ödemelerinde artış yaşayabileceğini öngörüyor. Özellikle yüzde 3'ün altında faizle eski sabit mortgage kullanan yaklaşık 750 bin hanenin, 2026'da yeni faiz oranlarına geçerken aylık ödemelerinde ortalama 170 sterlin artışla karşılaşması bekleniyor.
Merkez Bankası'ndan faiz indirimi yerine artış ihtimali
Piyasanın dikkatle izlediği bir diğer konu ise İngiltere Merkez Bankası'nın faiz politikası.
Bank of England, 30 Temmuz'daki toplantısında politika faizini beşinci kez üst üste yüzde 3,75'te tuttu. Bankanın bir sonraki faiz kararı 17 Eylül'de açıklanacak.
Banka, enflasyonun haziranda yüzde 2,6'ya gerilemesine rağmen enerji fiyatlarının yüksek ve oynak olduğunu, Orta Doğu'daki çatışmaların enerji maliyetleri üzerinden enflasyonu yeniden yukarı çekebileceğini belirtiyor.
Bu nedenle piyasaların daha önce beklediği hızlı faiz indirimleri ertelenirken, mortgage faizleri de politika faizinden bağımsız olarak piyasa faizlerindeki hareketlerden etkileniyor.
Ev almak isteyenler beklemede
Konut piyasasındaki durgunluğun temel nedenlerinden biri de alıcıların “daha uygun faiz” beklentisiyle satın alma kararlarını ertelemesi.
Rightmove verilerine göre temmuz ayında İngiltere'de ortalama ilan fiyatı yüzde 1 düşerek 372 bin 359 sterline geriledi. Yıllık bazda da yüzde 0,4'lük düşüş kaydedildi. Satışa sunulan konut sayısı geçen yılın aynı döneminin yüzde 1 altında olsa da yaklaşık 12 yılın en yüksek seviyelerine yakın seyrediyor.
Bu durum satıcıların daha fazla rekabetle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Rightmove, temmuz ayında yalnızca Yorkshire ve Humber ile Kuzeybatı İngiltere'de aylık bazda fiyat artışı görüldüğünü; Londra'da ise aylık düşüşün yüzde 1,6'ya ulaştığını bildirdi.
![]()
2026'nın ikinci yarısında ne olacak?
Konut piyasasının yılın geri kalanındaki kaderi büyük ölçüde mortgage faizlerine ve enflasyonun seyrine bağlı olacak.
Lloyds, mevcut koşullar altında konut fiyatları ve piyasa faaliyetlerinin yılın geri kalanında genel olarak istikrarlı kalmasını bekliyor. Ancak mortgage faizlerinin enflasyon beklentilerine bağlı olarak yükselmeye devam etmesi halinde konut talebinin yeniden zayıflayabileceği belirtiliyor.
Piyasadaki diğer göstergeler de güçlü bir fiyat yükselişinden ziyade yatay veya sınırlı hareketli bir döneme işaret ediyor. Rightmove'un verileri satıcıların fiyat konusunda daha gerçekçi davranmaya başladığını gösterirken, İngiltere Merkez Bankası'nın verileri mortgage maliyetlerinin hane bütçeleri üzerindeki baskısının önümüzdeki yıllarda da sürebileceğine işaret ediyor.
Sonuç olarak İngiltere konut piyasasında “fiyat patlaması” dönemi şimdilik gündemde değil. Kuzey bölgeleri ve İskoçya daha dirençli bir görünüm sergilerken Londra ve Güneydoğu İngiltere'de fiyat baskısı devam ediyor. Mortgage faizlerinin yeniden yüzde 5'in üzerine çıkması ise özellikle ilk kez ev alacakların piyasaya girişini zorlaştırıyor.
Uzmanların ortak beklentisi, sonbaharda faizlerin yönünün ve tüketici güveninin konut piyasasının geleceğini belirlemesi. Faizlerde kalıcı bir düşüş gerçekleşmediği sürece İngiltere'de konut fiyatlarının hızlı yükseliş yerine dar bir bantta, bölgesel farklılıklarla birlikte seyretmesi bekleniyor.

Hürmüz Boğazı'na ilişkin belirsizlik, küresel petrol piyasalarında fiyatların yükselmesine neden olurken, akaryakıt fiyatlarında yeni bir zam beklentisi oluşturmuştu.
Brent petrolün varil fiyatı 88 dolar seviyesine yükselirken, ABD Batı Teksas tipi ham petrolün (WTI) varil fiyatı da 83 dolar bandına çıkmıştı.
Bu kapsamda bu gece yarısından itibaren benzin ve motorin fiyatlarında yeni bir artış gündeme gelmişti.
Gece yarısından itibaren pompaya yansıması beklenen akaryakıt zammı iptal edildi.
Sektör kaynaklarından alınan bilgiye göre, motorinde 5 TL, benzinde ise 1,50 TL civarında yapılması planlanan fiyat artışları bu gece uygulanmayacak.
![]()
Hem benzin hem de motorin fiyatları mevcut seviyesini koruyacak.
Söz konusu zam gerçekleşseydi motorin fiyatı litre başına 90 TL seviyesine yaklaşacaktı.
İSTANBUL
Benzin: 69,92 lira
Motorin: 80,07 lira
LPG: 33,79 lira
ANKARA
Benzin: 70,89 lira
Motorin: 81,19 lira
LPG: 33,89 lira
İZMİR
Benzin: 71,17 lira
Motorin: 81,46 lira
LPG: 33,79 lira
![]()
Türkiye'de benzin ve motorin fiyatları hesaplanırken; Gümrüksüz rafineri fiyatına ÖTV ve EPDK payının eklenmesiyle KDV hariç Rafineri satış fiyatı bulunuyor.
Gümrüksüz Rafineri Fiyatı hesaplanırken ise, Akdeniz-İtalyan piyasasında yayınlanan günlük CIF Akdeniz ürün fiyatları ve günlük dolar kuru takip edilerek, belli bir fiyat değişim farkında gümrüksüz rafineri tavan satış fiyatı elde ediliyor.







Bloomberg'in haberine göre Türkiye'deki bazı yatırım fonlarının yöneticileri, hisse fiyatlarının hızla yükselmesine neden olan olağandışı işlemlere karşı yetkililerden daha sert önlemler almasını istedi.
The post Bloomberg: Fon yöneticileri SPK'dan daha sert önlemler istiyor appeared first on #site_linkat 11.08.2026 .Benzin ve motorine (mazot) beklenen akaryakıt zammı iptal edildi.
The post Akaryakıt zammı iptal edildi appeared first on #site_linkat 11.08.2026 .Bankadan yapılan yazılı açıklamada, ülkede kripto para birimlerinin borsalarda işlem görmesine yönelik düzenlemelere ilişkin bilgi verildi.
Rus borsalarında bitcoin, ethereum ve tetherin halka açık şekilde işlem görebileceği, nitelikli yatırımcıların borsa ve tezgah üstü piyasalarda işlem görecek tüm kripto paraları herhangi bir miktar sınırlaması olmadan satın alabileceği belirtildi.
Açıklamada, "İşlem yapmadan önce tüm yatırımcıların teste tabi tutulması ve kripto varlıklara yatırımın taşıdığı riskler konusunda bilgilendirilmesi gerekecek." ifadesine yer verilerek, nitelikli olmayan yatırımcıların yapacağı kripto para alımlarının yıllık 300 bin rubleyle (yaklaşık 3650 dolar) sınırlandırılacağı kaydedildi.
Batılı ülkelerin Rus finans kuruluşlarına yönelik yaptırımları nedeniyle Rusya'da kripto paralar ve kripto para madenciliği hızla popülerlik kazanmıştı.

Dün 87,93 dolara kadar yükselen Brent petrolün ekim vadeli varil fiyatı, günü 87,72 dolardan tamamladı.
Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 11.24 itibarıyla kapanışa göre yüzde 2,6 artarak 90 dolar oldu.
Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün eylül vadeli varil fiyatı da 84,36 dolar olarak belirlendi.
Petrol fiyatları, ABD ile İran arasında hızlı bir anlaşmaya varılacağına yönelik beklentilerin zayıflaması ve Hürmüz Boğazı'nın normal deniz trafiğine açılmasına ilişkin belirsizliğin sürmesiyle yükselişini hızlandırdı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik olası geniş çaplı bir saldırı seçeneğini gündemde tutarken, Tahran'ın savaş tazminatı talebine karşılık İran'ın "son 50 yılda Orta Doğu'ya verdiği zararlar" nedeniyle tazminat ödemesi gerektiğini savundu.
İran'ın ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını ve askerlerinin maaşlarını ödemekte zorlandığını öne süren Trump, buna karşın Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nda askeri açıdan tehdit oluşturabilecek kapasiteye sahip olduğunu ifade etti.
Hürmüz Boğazı'nın açık olduğunu ve ABD donanmasının kontrolünde bulunduğunu belirten Trump, yalnızca ABD'nin izin verdiği tankerlerin geçişine müsaade edildiğini, diğer gemilerin ise ablukayla karşı karşıya kaldığını söyledi.
Analistler, Hürmüz ve Bab el-Mendeb'deki güvenlik risklerinin enerji arzı ile tanker taşımacılığı üzerindeki baskıyı kısa vadede sürdürebileceğine işaret ediyor. Ayrıca, Suudi Arabistan'daki Cizan rafinerisinin yeniden faaliyete geçişinin ertelenmesinin de bölgedeki petrol arzına ilişkin endişeleri artırdığı belirtiliyor.
ABD ile İran arasındaki müzakerelerde tarafların uzlaşmaya yanaşmaması halinde petrol piyasasında yüksek oynaklığın bir süre daha devam edebileceği öngörülürken, Brent petrolün varil fiyatının 75-95 dolar aralığında seyretmesi bekleniyor.
Brent petrolde teknik olarak 90,22 doların direnç, 88,64 doların ise destek bölgesi olarak izlenebileceği belirtiliyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayına ilişkin ciro endekslerini açıkladı.
Buna göre, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış toplam ciro endeksi, haziranda aylık bazda yüzde 0,3 azaldı.
Takvim etkisinden arındırılmış sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplam ciro endeksi, aynı ayda yıllık bazda yüzde 25,8 yükseliş gösterdi.
Sanayide takvim etkisinden arındırılmış ciro endeksi, haziranda yıllık bazda yüzde 26,7 arttı. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi ciro endeksi de söz konusu ayda bir önceki aya göre yüzde 2,7 azalış kaydetti.
İnşaat sektöründe takvim etkisinden arındırılmış ciro endeksi, haziranda yıllık bazda yüzde 29,9 artarken, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış inşaat ciro endeksi ise mayıs ayına kıyasla yüzde 0,7 düştü.
Takvim etkisinden arındırılmış ticaret ciro endeksi, haziranda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 23,5, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ticaret ciro endeksi de bir önceki aya kıyasla yüzde 0,5 artış gösterdi.
Hizmet sektöründe takvim etkisinden arındırılmış ciro endeksi, haziranda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 31,3, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış hizmet ciro endeksi bir önceki aya göre yüzde 0,8 yükseldi.

Işıkhan, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, kanserle mücadele eden vatandaşların her zaman yanında olduklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"Geçtiğimiz yılın temmuz ayında, 25 farklı kanser türüne karşı kullanılan 5 immünoterapi ilacını Sosyal Güvenlik Kurumumuzun geri ödemesi kapsamına almıştık. Bu ilaçlardan son 1 yılda 40 bin kanser hastası vatandaşımız faydalandı. Vatandaşlarımızın tedavi imkanlarına ulaşmalarını kolaylaştırmak için gayretle çalışmaya devam edeceğiz."

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekipleri, Yeşilköy Balıkçı Barınağı içerisinden denize atık su deşarjı yapıldığı yönündeki ihbarlar üzerine inceleme başlattı.
Farklı tarihlerde bölgede yapılan incelemelerde İSKİ'ye ait olduğu belirlenen ve denize ulaşan 2 beton borunun çevresinde deniz suyunun renginin koyu olduğu, yer yer renkli su girişlerinin bulunduğu belirlendi.
![]()
Yetkililerle yapılan görüşmeler ve daha önce kaydedilen görüntülerde de söz konusu borular aracılığıyla Marmara Denizi’ne koyu renkli, yağlı su akışının gerçekleştiği tespit edildi. Söz konusu atık su/kaçak deşarjıyla ilgili Çevre Kanunu kapsamında İSKİ hakkında idari işlem başlatıldı.
![]()
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İSKİ’ye, Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içindeki kirlilik nedeniyle Çevre Kanunu’na istinaden iki katı yaptırımla 1 milyon 678 bin TL ceza uygulandı.
Söz konusu cezaya ilişkin açıklama yapan Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
Bakanlık ekiplerimizce yapılan denetimlerde, İstanbul Yeşilköy Balıkçı Barınağı’ndaki yağmur suyu hattından denize kaçak atık su deşarj edildiği tespit edilmiştir. Bu kapsamda; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İSKİ’ye, Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içindeki kirlilik nedeniyle Çevre Kanunu’na istinaden iki katı yaptırımla1 milyon 678 bin TL ceza uygulanmıştır.
Bakanlık ekiplerimizce yapılan denetimlerde, İstanbul Yeşilköy Balıkçı Barınağı’ndaki yağmur suyu hattından denize kaçak atık su deşarj edildiği tespit edilmiştir.
— T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Dğş. Bakanlığı (@csbgovtr) August 11, 2026
Bu kapsamda; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İSKİ’ye, Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içindeki kirlilik…

Yurt içinde piyasaların gözü bu hafta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın enflasyon raporunda olacak. Ekonomist Mustafa Aşkın, Merkez Bankası’nın vereceği mesajların hem faiz politikası hem de Borsa İstanbul’un seyri açısından kritik olduğunu belirtti.
Enflasyonun beklentiler doğrultusunda veya daha düşük gelmesi halinde Merkez Bankası’nın para politikasında kademeli bir gevşemeye gidebileceğini ifade eden Aşkın, özellikle ticareti, büyümeyi ve kredilendirmeyi destekleyecek politikalara ilişkin mesajların yakından izleneceğini söyledi.
Aşkın, yıl sonunda enflasyonun yüzde 29-30 seviyesinde gerçekleşmesini beklediğini belirterek, Merkez Bankası’nın önümüzdeki dönemde faiz indirimlerine devam edebileceği görüşünü paylaştı.
Faiz indirimlerinin hayata geçmesi halinde bunun Borsa İstanbul’da olumlu fiyatlanabileceğini belirten Aşkın, özellikle bankacılık sektörüne dikkat çekti.
Faizlerin gerilemesinin bankaların kârlılığını artırabileceğini ve kredi mekanizmasının daha hızlı çalışmasını sağlayabileceğini ifade eden Aşkın, bunun reel sektöre etkisinin ise daha gecikmeli görülebileceğini söyledi.
Merkez Bankası’ndan sürpriz mesaj gelir mi? Gözler Enflasyon Raporu'nda!
Borsa İstanbul’un 13 bin seviyelerine kadar geriledikten sonra 14 bin 400'lerden tepki aldığını ve endeksin 13 bin 800 civarında seyrettiğini belirten Aşkın, mevcut seviyelerin üzerinde kalıcılık için yeni bir hikâyeye ihtiyaç olduğunu söyledi.
Bu noktada enflasyon ve faiz politikasına ilişkin gelişmelerin Borsa İstanbul için yeni bir yükseliş hikâyesi oluşturabileceğini belirten Aşkın, 14 bin seviyesini direnç, 14 bin 400'ü ise bir üst direnç noktası olarak işaret etti.
Aşkın, olumsuz bir senaryoda ise 13 bin 400, 13 bin 200 ve 13 bin seviyelerinin destek olarak takip edilebileceğini ifade etti.

Küresel piyasalar haftaya hareketli başlarken, gözler ABD’den gelecek enflasyon verisine çevrildi. Ekonomist Mustafa Aşkın, açıklanacak verinin başta altın olmak üzere küresel varlık fiyatları üzerinde belirleyici olacağını söyledi. Aşkın, altın fiyatlarında kritik seviyelere dikkat çekerek yatırımcıları dalgalanmalara karşı uyardı.
ABD enflasyonunun beklentilerin altında veya beklentilere paralel gelmesinin küresel varlık fiyatlarını destekleyebileceğini belirten Aşkın, yüksek bir enflasyon verisinin ise Fed’in faiz politikasına ilişkin beklentileri değiştirebileceğini ifade etti.
Aşkın, beklentilerin üzerinde gelecek enflasyonun Fed’in faiz artırımı ihtimalini güçlendirebileceğini ve bunun altın başta olmak üzere riskli varlıklardan çıkışı tetikleyebileceğini söyledi.
Yatırımcılar çarşamba gününe kilitlendi: Enflasyon verisi öncesi petrol alarmı!
Altının son dönemdeki hareketinin yalnızca Fed politikalarıyla değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Aşkın, fiyatların 4 bin dolar seviyelerinde önemli bir taban oluşturduğunu ifade etti. Çin başta olmak üzere bazı merkez bankalarının alımları ve fonların düşük seviyelerden yeniden pozisyon almasıyla altının 4 bin 300 dolara kadar yükseldiğini aktardı.
4 bin 300 dolar seviyesinin önemli bir direnç olduğunu belirten Aşkın, bu seviyenin aşılmasıyla birlikte altının 4 bin 400 doların üzerine çıktığını söyledi.
Petrol ve altın fiyatlarında son durum! 10 haftanın zirvesinde! Akaryakıta zam
Altının 4 bin 400 dolar üzerinde kalıcı olması halinde yükseliş potansiyelinin güçleneceğini belirten Aşkın, 4 bin 600 dolar seviyesinin gündeme gelebileceğini söyledi. ABD’den gelecek verilerin olumlu olması halinde bu seviyenin kısa sürede görülebileceğini ifade etti.
Öte yandan olumsuz ABD verileri, petrol fiyatlarındaki hareketlilik ve Körfez kaynaklı jeopolitik risklerin artması durumunda altının 4 bin 200 - 4 bin 150 dolar bandına geri çekilebileceği uyarısında bulundu.
Gümüş yatırımcılarını heyecanlandıran tahmin! Altından fazla kazandırabilir: Tarih verildi
Altında daha hareketli bir döneme girildiğini belirten Aşkın, yatırımcıların artan fiyat dalgalanmalarına karşı dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Küresel koşulların elverişli olması halinde yıl sonunda 4 bin 900 - 5 bin dolar seviyelerinin hâlâ masada olduğunu belirten Aşkın, Fed ve diğer büyük merkez bankalarının faiz kararlarının yanı sıra petrol fiyatları, Körfez’deki jeopolitik gelişmeler ve merkez bankalarının altın alım trendlerinin yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi.

Konut fiyatlarında reelde düşüş sürerken, kiralar artınca amortisman süreleri geriliyor. Ülke genelinde son 5 yılda ortalama süre 13 yıl olurken, en çok konut satılan 30 ilin 25'inde süre alıcı lehine döndü.
İstanbul'da iki yıl önce yatırımın geri dönüşü 15 yıldı, bu yıl 12 yıla geriledi. Konut fiyatları reelde gerilerken kiralarda artışın sürmesi amortisman süresini cazip hale getiriyor.
![]()
Yapılan araştırmaya göre, ülke genelinde son 5 yıldır süre 13 yıl olarak hesaplanıyor. Satılık konutta ortalama metrekare fiyatı 40 bin 944 TL, ortalama fiyat 5 milyon 118 bin TL olurken, metrekare kira bedeli 268.26 TL, ortalama kira ise 26 bin 826 TL olarak açıklanıyor. 30 il içinde 5 yıllık değişime bakıldığında sadece 5 ilde süre uzarken, 25'inde yatırımın daha avantajlı hale geldiği görülüyor. İstanbul'da iki yıl önce 15 yıl olan süre, bu yıl 12 yıla gerilemiş durumda. Bu durumda kiralardaki hızlı artış etkili oldu.
![]()
Amortisman süresinin en düşük olduğu iller 11 yıl ile Ankara ve Şanlıurfa, en uzun olduğu iller ise 18 yıl ile Muğla ve 17 yıl ile Balıkesir, Elazığ ve Aydın'da olarak karşımıza çıkıyor. Yıllar içinde yaşanan değişime bakıldığında da, son 5 yılda yatırımın geri dönüş süresinin en çok kısaldığı iller Manisa, Eskişehir, Şanlıurfa, Afyonkarahisar ve Çanakkale olarak açıklanıyor. Sürenin uzadığı iller ise Muğla, Antalya, Mersin, Adana ve Konya.
![]()
Endeksa CEO'su Görkem Öğüt, amortisman sürelerindeki değişimin yatırımcıların yalnızca satış fiyatlarına değil, kira getirilerine de odaklanması gerektiğini gösterdiğini belirtti.
"Haziran 2026 verileri, Türkiye genelinde konut yatırımının geri dönüş süresinin son 5 yıldır 13 yıl seviyesinde istikrarını koruduğunu gösteriyor. Ancak il bazındaki farklılaşmalar, yatırım kararlarında bölgesel dinamiklerin her zamankinden daha belirleyici hale geldiğini ortaya koyuyor" diyen Öğüt. şunları söyledi:
"Özellikle Muğla ve Antalya gibi turizm ve ikinci konut talebinin yüksek olduğu bölgelerde son 5 yılda satış fiyatı artışının kira artışının önüne geçmesi amortisman süresinin uzamasına neden oldu. Şanlıurfa ve Eskişehir gibi şehirlerde kira artışının satış fiyatı artışından daha yüksek olması, geri dönüş sürelerinin belirgin biçimde kısalmasını sağladı.
Örneğin, ortalama konut fiyatının 11 milyon TL'yi aştığı Muğla'da amortisman süresi 18 yıl ile Türkiye'nin en yüksek seviyesinde yer alırken, 6 milyon TL'yi aşan ortalama konut fiyatına sahip Antalya'da bu süre 16 yıl olarak hesaplanıyor. Yatırımcıların yalnızca konutun bugünkü fiyatına değil, kira potansiyeline, bölgenin demografik yapısına ve uzun vadeli talep dinamiklerine bakması gerekiyor."

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Kastamonu'nun Bozkurt ilçesinde yaşanan sel felaketinin 5’nci yılında, bölgeden görüntüler paylaştı. Bakan Kurum, selin ardından 1,5 yıl içinde tamamlanan afet konutları ve ilçe merkezinden görüntülerin yer aldığı paylaşımda , "Acımızı kalbimize gömüp, yüzleri güldürmek için verdiğimiz emeğin hikayesi... Bozkurt’ta 5 yıl önce milletçe yaşadığımız sel felaketinin ardından bir an durmadan, beklemeden yaraları sarmaya, hasarları onarmaya, kayıplarımızı telafi etmeye başladık. Çok şükür bu zorluğundan da altından kalktık, el ele verdik bir kez daha zoru başardık" mesajını paylaştı.
Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde 11 Ağustos 2021'de Ezine Çayı'nın taşması sonucu meydana gelen sel felaketinde 65 kişi yaşamını yitirdi, 7 kişi kayboldu. İş yerleri ile çok sayıda ev su altında kaldı, onlarca binada zarar oluştu ve altyapı kullanılamaz hale geldi. Selin ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı 1,5 yıl içinde ilçede 663 konut ve 128 dükkan inşa etti. Selin tahrip ettiği yeşil alanlar tekrar eski görüntüsüne kavuştu, ilçenin sosyal alanları yenilendi ve genişletildi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, sel felaketinin 5’nci yılında Bozkurt’tan yeni görüntüler paylaştı. Bakan Kurum sosyal medya mesajında, "Acımızı kalbimize gömüp, yüzleri güldürmek için verdiğimiz emeğin hikayesi... Bozkurt’ta 5 yıl önce milletçe yaşadığımız sel felaketinin ardından bir an durmadan, beklemeden yaraları sarmaya, hasarları onarmaya, kayıplarımızı telafi etmeye başladık. Çok şükür bu zorluğundan da altından kalktık, el ele verdik bir kez daha zoru başardık. Şimdi Bozkurt’umuz konutuyla, iş yeriyle, köprüsüyle, hastanesiyle, yeşil alanıyla bakmaya doyulmaz bir yer oldu" ifadelerini kullandı.
Görüntülerde yer alan esnaf Furkan Ünal, felaket anında dükkanının çatısına sığınarak kurtulduğunu anlattı. İlçenin yeniden ayağa kalkması konusunda devlete güvendiklerini belirten Ünal, "O süreçte her gün Bakanları görüyorduk, çalışıyorlardı. Ekip çalışıyordu. Çalışmalar hiç durmadığı için aşırı bir güven vardı. Evlerin biteceğini, dükkanların yapılacağını herkes biliyordu. Her şeyin temeli atıldı ve hızlıca yapıldı. Yeni evler verildi, kentleşme daha güzel oldu, dere büyütüldü ve köprüler yapıldı. Elektriğinden altyapısına kadar her şey tek tek düşünüldü. Okullarımız, yüzme havuzumuz, spor salonlarımız ve hastanemiz yapıldı. Hiçbir sıkıntımız yok" diye konuştu.
Esnaf Sultan Kütük sel gününü "Mahşer günü gibi bir şeydi, böyle hani kıyamet kopmuş. Sanki o gökyüzü simsiyah. Hani dedik ki artık tamam, bittik yani. Alarmlar başladı, siren sesleri falan. ‘Herkes üst katlara çıksın’ dediler" sözleriyle anlattı. İlçeyi terk etmek istemediğini dile getiren Kütük, "Başka bir şehre gitmeyi hiç düşünmedim çünkü buranın toparlanacağına inandım. Çok şükür devletimiz burayı bu şekilde bırakmadı ve hızla toparladı. Eskisinden de güzel oldu" dedi.
Mehmet Korkut ise ilçenin tamamen baştan inşa edildiğini söyleyerek, "Daha iyisi nasıl yapılacak? Evler yapılmış, köprüler yapılmış, yollar yapılmış. Şu dükkan, kafeler falan hepsi sıfırlanmış, buralar tamamen gitmişti. Çamur ve odunlardan başka bir şey yoktu. Ama şimdi yeni bir şehir kuruldu, evler sıfırdan yapıldı. Gün geçtikçe burası daha da güzelleşiyor. Herkese Bozkurt'un eski yerlerini ve nasıl daha iyi hale getirildiğini görmelerini tavsiye ediyorum" ifadelerini kullandı.
Nazlı Ersöz de "Yıkılan yerlerin yenisi yapılırken çok daha planlı ve güzel bir şekilde yapıldı. Şu an eskisine göre daha modern ve daha düzenli oldu diyebiliriz. Eskisine nazaran vakit geçirebileceğimiz çok daha fazla yer var. Sosyalleşebileceğimiz alanlar ve yeni kütüphaneler yapıldı. Hem doğayla iç içe hem de daha güzel bir Bozkurt var. Kaybedilenleri geri getiremeyiz ama ilçemizin şu anki hali gayet güzel" diye konuştu.
Çalışmalar hakkında bilgi veren TOKİ Uzmanı Tolga Han Kasap "11 Ağustos 2021 selden hemen sonra ve çok kısa bir sürede yaklaşık 1,5 sene sonra ivedilikle 663 konut, 128 dükkan, pazar alanı, meydan teslim edilmiştir" dedi.

Dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,23 değer kazanarak 13.811,60 puandan tamamladı.
Endeks, bugün açılışta önceki kapanışa göre 21,14 puan ve yüzde 0,15 azalışla 13.790,46 puana indi. Bankacılık endeksi yüzde 0,34, holding endeksi yüzde 0,75 değer kaybetti.
Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 0,60 ile kimya petrol plastik, en çok gerileyen ise yüzde 2,75 ile madencilik oldu.
Küresel piyasalarda, Orta Doğu'da kalıcı barış arayışlarının henüz sonuç vermemesiyle güçlenen enflasyonist endişeler ve ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinden gelen şahin tonlu mesajlar risk iştahını törpülüyor.
Analistler, bugün yurt içinde perakende satışların, yurt dışında ise ABD'de ikinci el konut satışlarının takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 13.700 ve 13.600 puanın destek, 13.900 ve 14.000 puanın direnç konumunda olduğunu kaydetti.

Dünyanın önde gelen mühendislik şirketlerinden Rolls-Royce'un Türk CEO'su Tufan Erginbilgiç için hazırladığı yeni ücret paketi gündem oldu.
Şirket hissedarlarının onayladığı yeni ücret politikasına göre Erginbilgiç'in yıllık kazanç tavanı, belirlenen performans hedeflerine ulaşılması durumunda 4,4 milyon sterlinden 24,4 milyon (1 milyar 573 milyon TL) sterline kadar yükselebilecek.
Bu rakam, Erginbilgiç'in mevcut yıllık kazanç seviyesinin yaklaşık 5,5 katına karşılık geliyor.
![]()
Rolls-Royce'un ücret politikasındaki değişikliğin arkasında küresel şirketler arasındaki üst düzey yönetici rekabeti bulunuyor.
İngiltere'nin en büyük halka açık şirketleri, başarılı yöneticileri ABD'li şirketlere kaptırmamak için ücret ve prim paketlerini büyütüyor.
Financial Mail on Sunday'in araştırmasına göre FTSE 100 şirketlerinde primlerin önemli bölümünün hisse senedi üzerinden verilmesi ve şirketlerin borsa performanslarının yükselmesi, CEO'ların ulaşabileceği maksimum kazançları da yukarı taşıyor.
İngiliz şirketlerinin ücret paketlerini büyütmesine rağmen ABD ile aralarındaki fark hâlâ oldukça yüksek.
Araştırmaya göre FTSE 100 şirketlerinin yöneticileri geçen yıl ortalama 5 milyon sterlin kazanırken, ABD'deki S&P 500 şirketlerinin yöneticilerinin ortalama yıllık geliri 12,2 milyon sterline ulaştı.
ABD'deki CEO'ların aynı zamanda yönetim kurulu başkanlığı görevini üstlenebilmesi ve şirketlerin yüksek borsa değerlemeleri, iki ülke arasındaki maaş farkının nedenleri arasında gösteriliyor.
![]()
Yüksek ücret paketleri yalnızca Tufan Erginbilgiç ile sınırlı değil. Shell CEO'su Wael Sawan'ın performans hedeflerini gerçekleştirmesi halinde mevcut 13,8 milyon sterlinlik paketini ikiye katlayabilme imkânı bulunuyor.
Unilever'in yeni CEO'su Fernando Fernandez'in potansiyel kazancı ise 20 milyon sterline yaklaşırken, AstraZeneca CEO'su Pascal Soriot için de yeni bir ücret artış politikası üzerinde çalışılıyor.
Yeni sistemde Erginbilgiç'in 24,4 milyon sterlinlik rakama ulaşması garanti değil. Bu tutar, belirlenen performans kriterlerinin yerine getirilmesi halinde elde edilebilecek yıllık maksimum kazancı ifade ediyor. Buna rağmen yeni ücret politikası, Erginbilgiç'in potansiyel gelirini küresel ölçekte üst sıralara taşıyor. İngiliz şirketlerinin ABD ile giderek kızışan yönetici rekabeti ise önümüzdeki dönemde diğer büyük şirketlerde de benzer ücret artışlarının gündeme gelebileceğine işaret ediyor.

Hürmüz Boğazı'na ilişkin belirsizlik, küresel petrol piyasalarında fiyatların yükselmesine neden olurken, akaryakıt fiyatlarında yeni bir zam beklentisi oluştu.
Brent petrolün varil fiyatı 84-85 dolar seviyesine yükselirken, ABD Batı Teksas tipi ham petrolün (WTI) varil fiyatı da 78-79 dolar bandına çıktı. Petrol fiyatlarındaki yükselişin Türkiye'deki akaryakıt fiyatlarına da yansıması bekleniyor.
![]()
Gazeteci Olcay Aydilek'in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşıma göre, bu gece yarısından itibaren benzin ve motorin fiyatlarında yeni bir artış gündemde.
Zam gereksiniminin yaklaşık yüzde 25'inin ÖTV artışıyla karşılanması beklenirken, kalan tutarın pompa fiyatlarına yansıtılması öngörülüyor.
Buna göre benzinde yaklaşık 2 TL, motorinde ise 6,85 TL zam yapılması bekleniyor. Zamların pompaya yansıyacak kısmının benzinde 1,50 TL, motorinde ise 5,13 TL olması öngörülüyor.
![]()
Söz konusu zam gerçekleşirse motorin fiyatı litre başına 90 TL seviyesine yaklaşacak. Petrol fiyatlarındaki hareketlilik ve Hürmüz Boğazı'na ilişkin gelişmelerin akaryakıt fiyatları üzerindeki etkisinin önümüzdeki günlerde de devam etmesi bekleniyor.

Sürücüler arasında doğru bilinen yanlış binlerce liralık cezaya davetiye çıkarıyor. Ruhsattaki motor hacmine (cc) güvenip yola çıkan binlerce sürücü, polis uygulamasında 11 bin 629 lira ceza ve ceza puanı şoku yaşıyor.
Türkiye'de her aracın kullanımı için sürücü belgesi sınıfları yer alıyor. Otomobilleri B sınıfı kullanırken motosikletleri A, A1 ve A2 sınıfı sürücü belgesi olanlar kullanıyor.
Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde hangi motosikletleri hangi sürücü belgesi sınıflarının kullanacağı açıkça belirtilmiş durumda.
Genel kanı olarak 600 cc'ye kadar motor hacmine sahip motosikletleri A2 sürücü belgesinin kullanabileceği yanılgısı öne çıkıyor ve motor tutkunları bundan dolayı cezaya maruz kalıyor.
![]()
Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde her sürücü belgesi sınıfı için kullanılacak araçların güç ve ağırlık oranları belirtildi.
Motosiklet sürücü belgesi olanlar, motosikletlerinin ruhsatında yazan motor silindir hacmine (cc) göre düşük sınıftaki sürücü belgesiyle kullanmaya çalışıyor. Bu da cezai müeyyideyi ortaya çıkarıyor. Motosikletlerde 125 cc ve altındaki haricinde kalan tüm motosiklet cc değil, KW ve motosikletin ağırlık oranı esas alınıyor.
2013 yılı ve öncesinde A2 sürücü belgesi alanlar yapılan düzenlemeyle tüm motosikletleri kullanabilecek sınıf olan A ile değiştirildi. Sürücü belgelerini yenileyenler eğer 2013 yılı ve öncesinde A2 sınıfı sürücü belgesi almışsa bu sınıf A olarak işleniyor.
Ruhsattaki bilgiler hesaplamanıza yardımcı olacaktır. Örnekle ilerlemek gerekirse 35 kW güce sahip bir motosiklete sahipsiniz ve motorun ruhsatta yazan ağırlığı da 200 kilogram olduğunu varsayalım. 35/200= 0,175 çıkıyor. Bu motosikletin oranı A2 sınıfı sürücü belgesi için yönetmelikte geçerli olan 0,2'yi aşmadığı için A2 sınıfı sürücü belgesi kullanabiliyor.
Sürücü belgesi sahiplerinin, sürücü belgelerinin sınıfına göre sürmeye yetkili olmadıkları motorlu araçları sürmeleri halinde 11 bin 629 lira ceza ödemesi gerekiyor. Ayrıca sürücüye 20 ceza puanı işleniyor.
Sürücü aynı zamanda araç sahibi değilse, ayrıca aracının kullanılmasına izin veren sahibine de tescil plakası üzerinden aynı miktarda trafik idari para cezası karar tutanağı düzenleniyor.

Ticaret Bakanlığına bağlı 19 serbest bölgenin ihracatı, 2026 yılının ocak-temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,9 artarak tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 7,7 milyar dolara ulaştı. Temmuz ayında ise ihracat yüzde 11,3 artışla 1 milyar 152 milyon dolara yükselerek aylık bazda yeni rekor kırdı.
Ticaret Bakanlığı, 2026 yılının ilk 7 ayına ilişkin serbest bölgelerin ihracat performansını açıkladı.
Bakanlık verilerine göre, Türkiye genelindeki 19 serbest bölgeden ocak-temmuz döneminde gerçekleştirilen ihracat, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 6,9 artarak 7,7 milyar dolara yükseldi. Böylece serbest bölgelerin 7 aylık ihracatı tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
Serbest bölgelerin ihracat performansındaki yükseliş temmuz ayında da devam etti. Temmuz ayında ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 11,3 artışla 1 milyar 152 milyon dolara çıktı. Böylece serbest bölgelerin aylık ihracatı 1 milyar dolar seviyesinin üzerindeki seyrini korurken tüm zamanların temmuz ayı rekoru kırıldı.
İHRACATIN İTHALATI KARŞILAMA ORANI YÜZDE 160,9'A ÇIKTI
Serbest bölgeler, ihracatın ithalatı karşılama oranındaki yüksek performansıyla net ihracatçı yapısını güçlendirdi.
Ocak-temmuz döneminde serbest bölgelerden gerçekleştirilen ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 160,9 olurken, temmuz ayında bu oran yüzde 152,5 olarak gerçekleşti.
Öte yandan 2026 yılının ilk 7 ayında serbest bölgelerin toplam satışları içerisinde ihracatın payı yüzde 76,8'e yükseldi. Bu oran, ocak-temmuz dönemleri itibarıyla tüm zamanların en yüksek seviyesi olarak kayıtlara geçti.
İHRACATTA YÜKSEK VE ORTA-İLERİ TEKNOLOJİ AĞIRLIĞI
Serbest bölgelerin ihracat portföyündeki teknolojik niteliğin de güçlenmeye devam ettiği görüldü.
2026 yılının ocak-temmuz döneminde serbest bölgelerin toplam ihracatı içerisinde orta-ileri teknoloji ürünlerinin payı yüzde 50,4, yüksek teknoloji ürünlerinin payı ise yüzde 7 oldu. Böylece orta-ileri ve yüksek teknoloji sınıfındaki ürünlerin toplam ihracattaki payı yüzde 57,4'e ulaştı.
Söz konusu gelişmenin, Türkiye'nin katma değerli ihracat hedeflerine doğrudan katkı sağladığı belirtildi.
SERBEST BÖLGELERDE 87 BİN 655 KİŞİYE İSTİHDAM
Ocak-temmuz döneminin sonu itibarıyla 19 serbest bölgede toplam 1.934 kullanıcı firma faaliyet gösteriyor. Bu firmaların 474'ünü yabancı firmalar oluşturuyor.
Serbest bölgelerde faaliyet gösteren firmalar toplam 87 bin 655 kişiye doğrudan istihdam sağlıyor.
19 serbest bölgede tahsis edilen toplam 2 bin 795 faaliyet ruhsatının 2 bin 97'si yerli, 698'i ise yabancı kullanıcılara verildi.
Üretim konulu faaliyet ruhsatlarının toplam ruhsatlar içerisindeki payı da bir önceki yıla göre artarak yüzde 44,6'ya yükseldi.
EGE SERBEST BÖLGESİ 1,96 MİLYAR DOLARLIK İHRACATA ULAŞTI
Serbest bölgelerin ihracat performansında öne çıkan bölgelerin başında Ege Serbest Bölgesi geldi.
Ege Serbest Bölgesi, ocak-temmuz döneminde ihracatını geçen yılın aynı dönemine göre 132,2 milyon dolar, yani yüzde 7,2 artırarak 1 milyar 963 milyon dolara yükseltti. Ege Serbest Bölgesi, böylece 19 serbest bölgenin toplam ihracatının yüzde 25,5'ini tek başına gerçekleştirdi.
Bursa Serbest Bölgesi'nin ihracatı ise aynı dönemde yüzde 32,7 artışla 1 milyar 205 milyon dolara yükseldi.
Antalya Serbest Bölgesi de güçlü ihracat artışı kaydeden bölgeler arasında yer aldı. Antalya Serbest Bölgesi'nin temmuz ayı ihracatı yüzde 227,2 artarak 115,1 milyon dolara ulaştı. Bölgenin ocak-temmuz dönemindeki ihracatı ise yüzde 40,2 artışla 447 milyon dolara yükseldi.
Adana-Yumurtalık Serbest Bölgesi'nin ilk 7 aydaki ihracatı da yüzde 32,3 artarak 341 milyon dolara çıktı.
Başta Batı Anadolu, Trabzon ve Antalya Serbest Bölgeleri olmak üzere toplam 6 serbest bölgenin ihracatında yüzde 10 ve üzerinde artış kaydedildi.
EGE SERBEST BÖLGESİ'NİN TİCARET HACMİ 3,73 MİLYAR DOLAR
Serbest bölgelerin ticaret hacmindeki performans da dikkat çekti. Ege Serbest Bölgesi, yurt dışı ve Türkiye ile gerçekleştirdiği ticarette 3,73 milyar dolarlık hacme ulaştı. Böylece Ege Serbest Bölgesi, 19 serbest bölgenin toplam ticaret hacminin yüzde 22'sini tek başına gerçekleştirdi.
Adana-Yumurtalık, Batı Anadolu, Gaziantep ve Trabzon Serbest Bölgelerinde ise dört ticaret yönünün tamamında artış kaydedildi. Söz konusu bölgelerin ticaret hacimlerindeki büyüme dikkat çekti.
"STRATEJİK İHRACAT ÜSLERİNE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ HEDEFLENİYOR"
Ticaret Bakanlığı, serbest bölgelerin teknoloji odaklı ve yüksek katma değerli üretime dayalı stratejik ihracat üslerine dönüştürülmesine yönelik çalışmaların sürdürüleceğini bildirdi.
Bakanlık açıklamasında, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda belirlenen "Ticaretin Yüzyılı" hedefleri çerçevesinde, Türkiye'nin güvenli ve stratejik coğrafi konumunun sağladığı avantajların serbest bölgelerde daha etkin şekilde kullanılmasının amaçlandığı belirtildi.
Ticaret Bakanlığı, serbest bölgelerin teknoloji odaklı ve yüksek katma değerli üretime dayalı stratejik ihracat üslerine dönüştürülmesine yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.

Enerjide dışa bağımlılığı sonlandırmak için her fırsatı değerlendiren Türkiye'nin önünde küçük modüler nükleer reaktörler (SMR) büyük bir fırsat kapısı araladı.
Dünyadaki bu dönüşümü en başından yakalamayı hedefleyen Türkiye, 2050 yılına kadar 5 bin megavat yani Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nden (NGS) daha büyük bir SMR kapasitesine ulaşmayı amaçlıyor.
Bir TIR'la dahi rahatlıkla taşınabilen bu reaktörler sanayi, askeri ve afet bölgelerine kurularak jeneratörlerin aksine sınırsız bir elektrik imkânı sağlayacak.
Akkuyu, Sinop ve Trakya'da her biri dörder reaktörden oluşan büyük nükleer güç santralleri hedefi ile nükleer enerjide emin adımlarla ilerleyen Türkiye'nin odağında SMR'ler de olacak.
![]()
Geleneksel büyük ölçekli nükleer santrallere kıyasla daha küçük kapasitelerde inşa edilebilen SMR'ler, özellikle belirli bölgelerin veya sanayi tesislerinin elektrik ihtiyacını doğrudan karşılayabilecek şekilde tasarlanıyor. Türkiye'de bu teknoloji için 2050 yılına kadar 5 bin megavat düzeyinde kurulu güç potansiyeli öngörülüyor.
SMR yatırımlarında yalnızca enerji üretimi değil, aynı zamanda sanayi altyapısının geliştirilmesi ve yerlileşme hedefleniyor. Üretimin bir bölümünün Türkiye'de gerçekleştirilmesiyle birlikte, bu alanda yeni bir sanayi ekosistemi oluşturulması, istihdam artışı sağlanması ve ihracata katkı verilmesi planlanıyor.
![]()
SMR'ler 10 megavat ile 300 megavat arasında kurulu güce sahip olurken, mikro modüler reaktörler ise 10 megavatın altında bir kapasiteye sahip oluyor. Ebat olarak oldukça küçük olan ve bir TIR'la dahi taşınabilen bu reaktörlerden kent merkezlerin in etrafına yüzlerce sayıda kurulması planlanırken, her bir reaktörle günlük 5 bin ila 150 bin arasında konuta elektrik verilebilecek. Ayrıca sanayi bölgelerine ya da olası bir afet durumunda afet bölgelerine bu reaktörler kurularak yerinde üretimle bölgesel enerji ihtiyacı karşılanabilecek.
SMR teknolojisi dünya genelinde hızla gelişirken ABD, 2030'a kadar 10'dan fazla SMR devreye almayı planlıyor. Kanada'nın, 2035'e kadar 300 megavat kapasiteli ilk SMR projesi devrede olacak. Güney Kore, SMART isimli yerli SMR tasarımını geliştirdi, ihraç etmeyi hedefliyor. Fransa'da ise SMR Ar-Ge'si hızla ilerliyor. ABD, Kanada, Güney Kore ve Fransa bu alanda öncü yatırımlar yaparken, Türkiye'nin de yasal düzenleme ile bu sürece erken aşamada dahil olması, uluslararası rekabet gücünü artıracak stratejik bir hamle olarak değerlendi.
![]()
Resmi Gazete'de yayımlanan kanun ile nükleer enerji santrali yatırımlarına yönelik olarak vergisel açıdan çok önemli teşvikler de getirildi. Nükleer enerji santrallerinde elektrik enerjisi üretimi faaliyetinde bulunmak için önlisans veya lisans alan tüzel kişilerin taraf olduğu nükleer enerji santrali yatırımlarına ilişkin düzenlenen kağıtlar damga vergisinden istisna edildi.
Ayrıca 31 Aralık 2045 tarihine kadar uygulanmak üzere mükelleflerin yatırım teşvik belgeleri kapsamında gerçekleştirdikleri nükleer enerji santrali yatırımlarına ilişkin inşaat işleri nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla telafi edilemeyen KDV'nin iade edilmesine imkân sağlandı. Ayrıca yatırımlar kapsamında ilişkili şirketlerden alınan borcun örtülü sermaye kuralı kapsamında hesaplama oranı yüzde 50'den yüzde 25'e indiriliyor.
![]()
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar konuya ilişkin daha önceki açıklamasında, "Küçük modüler reaktörlerde büyük bir fırsat var. Bu, yeni nükleer çağının en önemli unsurlarından bir tanesi. İnanıyorum ki Türkiye'deki sanayicimizin gücü ve dinamizmi, küçük modüler reaktörlerde Türkiye'yi bu teknolojiyi geliştiren ve üreten ülkelerden biri haline getirebilir. Bu alanda daha farklı fırsatlar olduğuna da inanıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Serbest piyasada 47,7350 liradan alınan dolar, 47,7370 liradan satılıyor. 55,1350 liradan alınan avronun satış fiyatı ise 55,1370 lira oldu.
Dün doların satış fiyatı 47,7140 lira, avronun satış fiyatı ise 55,1300 lira olmuştu.

Dünyanın önde gelen yatırım bankalarından Goldman Sachs, 2075 yılına ilişkin ekonomik tahminlerini paylaştı. Buna göre, 2075 yılında dünyanın en büyük ekonomilerine sahip olması beklenen ülkeler sıralandı.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından hazırlanan raporda, 2050 ile 2070 yılları arasında küresel nüfusun 9 milyarın üzerine çıkmasının beklendiği ifade ediliyor. Rapora göre bu artışın, enerji ve gıda üretiminde ihtiyaç duyulan doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı artıracağı öngörülüyor.
Yıl 2050! İşte dünyanın en güçlü ekonomisi! Türkiye kaçıncı sırada?

ABD Enerji Bakanlığı, ülkenin stratejik petrol rezervindeki ham petrol miktarının 298,7 milyon varile düştüğünü açıkladı. Bu seviye, 1983 yılından bu yana rezervde kaydedilen en düşük miktar olarak değerlendirildi.
ABD’nin stratejik petrol rezervindeki ham petrol miktarı, 1983 yılından bu yana ilk kez 300 milyon varilin altına geriledi. ABD Enerji Bakanlığı verilerine göre, rezervler geçtiğimiz hafta 6,1 milyon varil azalarak, 298,7 milyon varile düştü. Böylece stratejik petrol rezervindeki petrol miktarının rezervin kurulduğu 1977 yılından bu yana en düşük miktara ulaştığı belirtildi.
![]()
Uluslararası kaynaklar, toplamda 713,5 milyon varil kapasiteye sahip rezervin İran savaşının başladığı dönemde 415 milyon varil seviyesinde bulunduğuna dikkat çekti. Rezervlerin Covid-19 salgını ve Rusya-Ukrayna Savaşı sırasında yapılan yüksek miktardaki petrol satışları nedeniyle önemli ölçüde azaldığı kaydedildi.
İran’ın 28 Şubat’taki ABD-İsrail ortak saldırıları sonrasında Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının ardından ABD, 2026 yılı boyunca söz konusu rezervden 172 milyon varil petrolün piyasaya sürülmesi konusunda Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ile koordinasyon sağlamıştı. ABD Enerji Bakanlığı’ndan bir yetkili, haziran ayında ABD basınına yaptığı açıklamada stratejik petrol rezervinin operasyonel açıdan asgari seviyesinin 70 milyon varil olduğunu ve bu seviyenin altında rezervlerden petrol çekilmesinin yapısal hasara yol açabileceğini belirtmişti.

Kamuya olan çeşitli borçların yapılandırılması için tanınan başvuru süresinde son tarih giderek yaklaşılıyor. Vergi, trafik cezası, motorlu taşıtlar vergisi (MTV) ve öğrenim kredisi borcu bulunanların yanı sıra SGK prim borcu olanlar 31 Ağustos tarihine kadar başvurmaları halinde 72 aya varan taksit, yıllık yüzde 29 tecil faizi ve belirli koşullarda 10 puan indirim gibi avantajlardan yararlanabilecek.
Yeni uygulama sayesinde prim borçları artık daha uzun vadede ve daha düşük maliyetle ödenebilecek. Özellikle emeklilik için prim borcunu kapatmayı planlayan sigortalılar için büyük bir ödeme kolaylığı sağlayacak.
![]()
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) prim borcu olanlara yapılandırma fırsatından yararlanması için yeni açıklamada bulundu. SGK'nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda " İşverenlerimiz, 31 Ağustos 2026 tarihine kadar vadesi geçmiş borçlarınızı yapılandırma avantajlarını kaçırmayın!" ifadelerine yer verildi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan da daha önce yaptığı açıklama ile SGK borçlarına 72 ay taksit ve faiz indirimi desteği getirildiğini belirterek işverenlere çağrı yapmıştı Bakan Işıkhan, "SGK borcu bulunan işletmelerimizin ve belediyelerin, bu düzenlemeyi bir fırsat olarak görüp hızlı şekilde adım atmalarını tavsiye ediyorum." ifadelerini kullanmıştı.
SGK'nın yayımladığı 2026/15 sayılı genelge ile prim borçlarının taksitlendirilmesinde önemli değişiklikler yapıldı. Buna göre azami vade 36 aydan 72 aya çıkarılırken, yıllık tecil faizi yüzde 39'dan yüzde 29'a düşürüldü.
Teminatsız tecil üst limiti ise 10 milyon liraya yükseltildi. Düzenleme; 4A işveren primleri, 4B Bağ-Kur prim borçları, idari para cezaları ile 2026 yılı Haziran ayı (dahil) ve öncesine ait borçları kapsıyor. Ayrıca 31 Ağustos'a kadar tebliğ edilerek kesinleşen idari para cezaları da uygulamadan yararlanabilecek.
![]()
İlk taksitin ödenmesiyle birlikte haciz, icra ve satış işlemleri duracak, araçlar üzerindeki yakalama şerhlerinin kaldırılmasının da önü açılacak. Birden fazla SGK biriminde borcu bulunanların her bir üniteye ayrı başvuru yapması gerekecek.
Öte yandan, kanun yürürlüğe girmeden önce tecil talebinde bulunan işletmeler de likidite oranlarına göre 18 veya 36 aya kadar ek taksit süresinden faydalanabilecek. Yetki limitlerinin artırılmasıyla başvuruların daha kısa sürede sonuçlandırılması hedefleniyor.
2026 yılı Haziran ayı (dahil) ve öncesine ait sigorta primi ile işsizlik sigortası primi borçları, ayrıca 31 Ağustos 2026 tarihine kadar tebliğ edilerek kesinleşen idari para cezaları yeni düzenleme kapsamında tecil ve taksitlendirme imkânından yararlanabilecek.
Yeni düzenlemeden yararlanmak isteyenlerin başvuru işlemlerini tamamlayarak ilk taksit ödemelerini 31 Ağustos 2026 tarihine kadar yapmaları gerekiyor. İlk taksitin bu süre içinde ödenmemesi halinde borçlular, yüzde 29'luk indirimli tecil faizinden faydalanamayacak.
Azami 72 aylık taksit süresinden yararlanabilmek için borçlunun likidite oranının 0,50 ve altında olması gerekiyor. Ayrıca mali müşavir tarafından onaylanmış "Çok Zor Durum Raporu"nun başvuru dosyasına eklenmesi şartı aranıyor.
Likidite oranı 0,51 ile 1,00 arasında olanlar ise en fazla 36 ay taksit imkânından faydalanabiliyor. Şirketlerin likidite durumu, bilançodaki dönen varlıklardan stokların çıkarılması ve kısa vadeli yabancı kaynaklara bölünmesi yöntemiyle hesaplanıyor.
SGK, mali müşavir imzalı ve mizanla desteklenen "Çok Zor Durum Raporu" sunulmayan başvurularda uzun vadeli tecil taleplerini kabul etmiyor.
![]()
Yeni düzenlemeyle teminatsız tecil ve taksitlendirme üst limiti 10 milyon TL olarak belirlendi. Prim borcunun bu tutarı aşması halinde ise yalnızca aşan kısmın yarısı kadar teminat gösterilmesi yeterli olacak. Teminat hesabı toplam borç üzerinden değil, her SGK ünitesindeki borç tutarı dikkate alınarak yapılıyor.
Örneğin, bir şirketin Bağcılar SGM'de 9,8 milyon TL, Fatih SGM'de 9 milyon TL, Pendik SGM'de ise 80 milyon TL borcu bulunuyorsa, Bağcılar ve Fatih SGM'deki borçlar 10 milyon TL'nin altında kaldığı için bu müdürlükler teminat talep etmeyecek. Pendik SGM ise 10 milyon TL'lik teminatsız sınırı aşan 70 milyon TL'nin yarısı kadar, yani 35 milyon TL tutarında teminat mektubu veya ipotek isteyecek.
Daha önce tecil ve taksitlendirme kapsamına alınan prim borçları da yeni düzenlemeden faydalanabilecek. İşverenler, mevcut borçlarını yıllık yüzde 29 tecil faizi üzerinden yeniden düzenleyebilecek. Ayrıca kanun yürürlüğe girmeden önce tecil başvurusunda bulunan işletmeler, talep etmeleri halinde likidite oranlarına göre 18 aya veya 36 aya kadar ek taksit süresi alabilecek. Devam eden tecil işlemlerinde de 16 Haziran 2026 tarihinden itibaren indirimli yüzde 29 tecil faizi uygulanacak.
Yeni düzenleme, 4B (Bağ-Kur) kapsamındaki prim borçlarını da içeriyor. Prim borcu bulunan Bağ-Kur sigortalıları, belirlenen şartları sağlamaları halinde tecil ve taksitlendirme imkânından yararlanabilecek.
İlk taksitin ödenmesiyle birlikte icra takibi, haciz ve satış işlemleri durdurulacak. Araçlar üzerindeki yakalama şerhleri kaldırılırken, planlanan satış işlemleri de iptal edilecek. Ancak borç tamamen ödenene kadar mallar üzerindeki mevcut hacizler devam edecek. Düzenlemeden yararlanan işverenler ayrıca yeniden yüzde 5'lik SGK prim teşvikinden faydalanabilecek ve "borcu yoktur" belgesi alabilecek.
Başvurular, borcun bulunduğu Sosyal Güvenlik Merkezine (SGM) yapılacak. Ankara, İstanbul ve İzmir'de 18 milyon TL ve altındaki borçlar ilgili Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlükleri tarafından sonuçlandırılacak. 18 milyon TL'nin üzerindeki borçlara ilişkin tecil ve taksitlendirme başvuruları ise SGK İl Müdürlüklerinin onayına sunulacak.
![]()
Tecil ve taksitlendirme kapsamında belirlenen ödeme planına uyulması gerekiyor. Örneğin, borcunu 5 Ağustos tarihinde 72 ay vadeyle taksitlendiren bir işveren, ilk 71 taksiti düzenli ödeyip son taksiti ödemezse, 5 Temmuz 2032 tarihine kadar bu ödemeyi tamamlaması gerekiyor. Son taksitin bu süre içinde yatırılmaması halinde ise 6 Temmuz 2032 itibarıyla tecil ve taksitlendirme işlemi geçerliliğini kaybedecek.
Başvuru öncesinde ilk olarak prim borcunun tespit edilmesi gerekiyor. Bunun için e-Devlet üzerinden veya SGK'nın çevrim içi hizmetleri aracılığıyla borç dökümü alınabiliyor. Sistemde 4A (işveren) ve 4B (Bağ-Kur) kapsamındaki prim borçları ayrı ayrı görüntülenerek başvuruya esas borç tutarı belirleniyor.
Prim borcunun taksitlendirilmesi emeklilik işlemlerinin başlaması için tek başına yeterli olmuyor. Sigortalılara emekli aylığı bağlanabilmesi için SGK'ya olan prim borçlarının tamamen kapatılması ve gerekli yaşın doldurulması gerekiyor. Bu nedenle emeklilik başvurusu yapacak kişilerin taksitlendirdikleri borcu ister taksitlerle ister toplu ödeme yaparak tamamen ödemeleri gerekiyor.

Petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı'nın açılabileceği beklentisiyle geçen hafta sert düştükten sonra ABD ile İran arasındaki müzakerelerin belirsizliğini koruması ve Husi saldırıları ile Hürmüz'deki gemilere yönelik saldırıların arz riskini canlı tutmasıyla 88 doların üzerine çıktı.
Brent petrolün varili uluslararası vadeli piyasalarda 88,02 dolardan işlem görüyor.
Dün 87,93 dolara kadar yükselen Brent petrolün ekim vadeli varil fiyatı, günü 87,72 dolardan tamamladı.
Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 09.15 itibarıyla kapanışa göre yüzde 0,34 artarak 88,02 dolar oldu.
Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün eylül vadeli varil fiyatı da 82,50 dolar olarak belirlendi.
Petrol fiyatlarındaki yükselişte, ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmeye ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaya yönelik anlaşma umutlarının azalması etkili oldu.
![]()
Öte yandan, İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'daki Saudi Aramco'nun Cizan rafinerisine İHA saldırısı düzenlediklerini açıklaması bölgedeki arz endişelerini artırdı. BAE de ADNOC'a ait bir geminin cumartesi günü Hürmüz Boğazı'nda İran tarafından füze saldırısına uğradığını bildirdi.
PETROL YÜKSELDİ AKARYAKITA ZAM GELDİ
ABD-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin petrol fiyatlarını yukarı çekmesinin ardından benzine yeni zam geldi. 2,08 TL'lik artışın eşel mobil sistemi nedeniyle 1,56 TL'si pompaya yansırken, benzinin litre fiyatı bazı illerde 72,53 TL'ye kadar yükseldi.
![]()
ALTIN FİYATLARI 2,5 AYIN ZİRVESİNDE!
Gram altın güne düşüşle başlamasının ardından 6 bin 712 liradan işlem görüyor.
Dün ons fiyatındaki yükselişe paralel alış ağırlıklı bir seyir izleyen gram altın, günü önceki kapanışa göre yüzde 1,12 artışla 6 bin 733 liradan tamamladı.
Bugüne satıcılı başlayan gram altın, saat 09.25 itibarıyla önceki kapanışa göre yüzde 0,3 azalışla 6 bin 712 lira seviyesinden işlem görüyor. Aynı dakikalar itibarıyla çeyrek altın 10 bin 998 liradan, cumhuriyet altını da 43 bin 793 liradan satılıyor.
Altının onsu ise yüzde 0,4 düşüşle 4 bin 373 dolarda seyrediyor.
Orta Doğu'da süren görüşmelerden beklenen sonucun henüz çıkmamasıyla artan enflasyon endişeleri ve bununla bağlantılı olarak ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz artışına gidebileceğine yönelik öngörülerin yeniden canlanması piyasalarda belirsizliklerin artmasına neden oluyor.
ABD ile İran arasındaki görüşmelerden hala sonuç çıkmaması Hürmüz Boğazı'nda gemi geçişlerinin de günden güne azalmasına neden olurken, bu durum enerji arzındaki endişeleri canlı tutmaya devam ediyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile anlaşamamaları durumunda bu ülkeye yönelik büyük bir saldırı yapma ihtimallerinin hala olduğunu dile getirdi. İran'ın bir anlaşmaya imza atmak için savaş tazminatı talep ettiğini belirten Trump, asıl Tahran'ın tazminat ödemesi gerektiğini savundu. Trump'ın bu açıklaması, bölgede anlaşmanın sürüncemede kalabileceğine ilişkin değerlendirmeleri artırdı.
İran'ın Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmaya devam edeceğine yönelik tutum sergilemesi de enerji arzı konusundaki endişeleri artırarak petrol fiyatlarının yönünü yukarı çevirmesine neden oldu. Dün Ekim vadeli Brent petrolün varil fiyatı yüzde 5 artışla 87,7 dolara çıktı.
Öte yandan analistler, ABD'de zayıflayan istihdamın, Fed'in olası adımlarına ilişkin beklentilerin önceki döneme kıyasla daha az "şahin" bir görünüm sergilemesine neden olduğuna işaret etti.
Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed'in gelecek ay atacağı adıma ilişkin öngörüler bölünmüş bir görünüm sergilerken, Bankanın yüzde 75 ihtimalle yılı bir faiz artışıyla tamamlaması bekleniyor.
Buna ek olarak Fed yetkililerinden gelen "şahin" tonlu mesajlar da piyasalarda risk algısını besledi. Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack, enflasyonu düşürmek için birden fazla faiz artırımı gerekeceğini söyledi.
Analistler, ABD'de yarın açıklanacak enflasyon verisinin Fed'e ilişkin beklentileri etkileyebileceğini belirterek, veri öncesinde ve sonrasında piyasalarda oynaklığın artabileceği uyarısında bulundu.
Bugün yurt içinde perakende satışların açıklanacağını kaydeden analistler, yurt dışında ise ABD'de ikinci el konut satışlarının takip edileceğini belirtti.

Aydınalan köyünde yaklaşık 30 yıldır arıcılık yapan Barış Karadeniz de sezonun ilk bal hasadını gerçekleştirirken, bu yıl elde edilen verimin beklentilerin üzerinde olması arıcıların yüzünü güldürdü.
Kars'ın zengin bitki örtüsünün bulunduğu köy ve yaylalarda arıcılık yapan Karadeniz, sezon boyunca arıların ürettiği balları kovanlardan özenle sağdı. Ailesi ve yakınlarıyla birlikte kovan başında çalışan deneyimli arıcı, ilk hasadı dualarla gerçekleştirdi.
![]()
Kars'ta kısa süren arıcılık sezonuna rağmen 2026 yılında bal veriminin beklenenin üzerinde gerçekleşmesi üreticileri sevindirdi. Özellikle çiçeklenme döneminin verimli geçmesiyle arıların kovanlara taşıdığı nektar miktarının artması, bal hasadına da olumlu yansıdı.
Yaklaşık 30 yıldır arıcılık yaptığını belirten Barış Karadeniz, sezonun sonuna gelinmesiyle birlikte bal sağımına başladıklarını söyledi.
Karadeniz, bitki örtüsünün kurumaya başlamasıyla arıların artık yeni nektar kaynaklarına ulaşmakta zorlandığını belirterek, balın zamanında alınmasının önemine dikkat çekti.
Karadeniz, "Günlerden bal alma günü. Bitki örtüsü ve çiçekler kuruduğu için sezon artık bitti sayılır. Bu saatten sonra balı almamız şart. Eğer zamanında almazsak arı dönüp kendi yaptığı balı tüketmeye başlar. Bu nedenle süzülecek ve satılacak balları ayırarak sağımımıza başladık" dedi.
![]()
Kars'ta üretilen bal, türüne ve üretim yöntemine göre farklı fiyatlardan tüketiciye ulaşıyor. Bu yıl üretimin beklenenin üzerinde olması arıcıları memnun ederken, kaliteli ve doğal bala olan ilgi de devam ediyor.
Aydınalan köyünde üretilen balların satış fiyatları ise şöyle: Coğrafi işaretli Kars balı: bin 500 TL, Organik sertifikalı bal: bin 500 TL, Normal bal: bin TL ve Organik karakovan balı: 2 bin - 2 bin 500 TL. Özellikle tamamen doğal yöntemlerle üretilen organik karakovan balı, kilogram fiyatının 2 bin 500 liraya kadar çıkmasıyla dikkat çekiyor. Arıcılar, fiyatların belirlenmesinde balın üretim yöntemi, kalitesi, sertifikası, flora özelliği ve elde edilen ürünün niteliğinin etkili olduğunu belirtiyor.
![]()
Kars'ın yüksek rakımlı ve zengin bitki örtüsüne sahip bölgelerinde yapılan arıcılık, bölgenin doğal florasından besleniyor. Aydınalan köyü çevresinde korunga, geven, kekik, yabani korunga ve sarı çiçek başta olmak üzere çok sayıda bitki türünün bulunduğunu ifade eden Karadeniz, farklı çiçeklerden toplanan nektarların balın aroma ve lezzetine doğrudan yansıdığını belirtti.
Karadeniz, Kars balının en önemli özelliklerinden birinin doğal floradan elde edilmesi olduğuna dikkat çekerek, arıların sezon boyunca farklı bitki türlerinden nektar ve polen topladığını kaydetti.
![]()
Geleneksel karakovan üretimine de devam eden Karadeniz, bu yöntemde arıya herhangi bir yapay mum ya da şeker verilmediğini vurguladı.
Karakovanlarda peteğin de balın da arılar tarafından tamamen doğal şekilde üretildiğini belirten Karadeniz, "Karakovanlarımızda kesinlikle yapay mum ve şeker kullanmıyoruz. Arı, peteğin mumunu da balını da tamamen kendisi örüyor. Sezonun kısa olması ve hiçbir besleme yapılmaması nedeniyle üretim miktarı sınırlı kalıyor ancak tamamen doğal ve katkısız bir ürün elde ediyoruz." ifadelerini kullandı.
![]()
Sabahın erken saatlerinden itibaren kovanlarının başına geçen Karadeniz ve ailesi, hasat edilen petekleri özenle ayırarak süzme işlemi için hazırlıyor. Kovanlardan çıkarılan peteklerdeki bal, gerekli işlemlerin ardından tüketiciye ulaştırılıyor. Yaklaşık 30 yıllık arıcılık tecrübesini ailesiyle sürdüren Karadeniz, ürettiği balları kendi iş yerinde de satışa sunuyor. Arıcılığın yalnızca bal üretiminden ibaret olmadığını belirten Karadeniz, sezon boyunca arıların bakımından kovanların kontrolüne, hastalık ve zararlılarla mücadeleden hasada kadar yoğun bir çalışma yürüttüklerini ifade etti.
![]()
Kars'ta 2026 bal sezonunun beklentilerin üzerinde verimle tamamlanmaya başlaması, bölgedeki arıcıların gelecek sezonlara yönelik umutlarını da artırdı. Kısa süren üretim döneminde doğanın sunduğu zengin çiçek florasından yararlanan arılar, kovanları bal ile doldururken, üreticiler de aylar süren emeklerinin karşılığını almaya başladı.
Kars'ın yüksek kesimlerinde ve köylerinde başlayan bal sağımı, önümüzdeki günlerde diğer arıcıların da hasada başlamasıyla hız kazanacak. Arıcıların kovan başındaki yoğun mesaisi sürerken, 2026 sezonunda elde edilen yüksek verim ve Kars balının kilogram fiyatının 2 bin 500 liraya kadar ulaşması, kentte bal üretiminin ekonomik değerini bir kez daha ortaya koydu.
![]()

İngiltere’de yaşam maliyeti baskısı devam ederken hükümet, bu kez doğrudan tüketicinin alışveriş ve abonelik alışkanlıklarını hedef alan yeni bir reform paketini gündeme taşıdı.
Başbakan Andy Burnham, tüketicilerin “indirim” adı altında gerçekte olmayan tasarruflara yönlendirilmesini ve istemedikleri aboneliklerde ödeme yapmaya devam etmelerini engellemek amacıyla yeni kurallar açıklarken, hükümetin mesajı net oldu:
Tüketiciye indirim diye gösterilen fiyat gerçekten indirim olacak, abonelikten çıkmak ise abone olmak kadar kolay hale gelecek.
Hükümetin tahminlerine göre özellikle yeni abonelik kuralları tüketicilere yılda yaklaşık 400 milyon sterlin tutarında fayda sağlayabilir.
“Önce yüksek fiyat, sonra büyük indirim” dönemi mercek altında
Yeni düzenlemenin en dikkat çekici ayaklarından biri perakendecilerin kullandığı “eski fiyat” ve indirim gösterimleri olacak.
Bir ürünün fiyatının önce yapay biçimde yükseltilmesi, ardından fiyatın düşürülerek tüketiciye büyük bir indirim yapılmış izlenimi verilmesi hükümetin özellikle üzerinde durduğu uygulamalar arasında.
Benzer şekilde, gerçekte piyasada uygulanmayan veya tüketicinin karşılaştırabileceği gerçek bir fiyatı temsil etmeyen tavsiye edilen satış fiyatlarının indirim göstergesi olarak kullanılması da inceleme kapsamına alınacak.
Hükümet, bu tür uygulamaların tüketicinin gerçek fiyatı anlamasını zorlaştırdığı görüşünde.
Ancak önemli bir ayrıntı var: Sahte indirimlerle ilgili hangi uygulamaların doğrudan yasaklı ticari uygulamalar listesine ekleneceği henüz kesinleşmiş değil. Hükümet, konuyla ilgili sonbaharda kapsamlı bir istişare süreci başlatacak.
Abonelik tuzaklarına Ocak 2027’den itibaren sıkı denetim
Tüketicileri yakından ilgilendiren ikinci ve daha somut değişiklik ise abonelik sözleşmelerinde yapılacak.
Yeni sistemle şirketlerden müşterilerine;
istenecek.
Daha da önemlisi, tüketicilere belirli durumlarda 14 günlük cayma ve iptal hakkı getirilecek.
Özellikle ücretsiz deneme süresinin sona ermesi veya uzun süreli bir aboneliğin yenilenmesinin ardından tüketicinin sözleşmeden çıkabilmesi için ek bir süre tanınması planlanıyor.
Hükümet, daha önce açıklanan bu abonelik reformlarının yürürlüğe girişini hızlandırarak Ocak 2027'de uygulamaya başlamayı planlıyor.
İngiltere’de 155 milyon aktif abonelik bulunuyor
Düzenlemenin neden bu kadar geniş kapsamlı olduğu, İngiltere'deki abonelik ekonomisinin büyüklüğünde ortaya çıkıyor.
Hükümete göre ülkede yaklaşık 155 milyon aktif abonelik bulunuyor. İstenmeyen aboneliklere İngiliz tüketicilerin yılda yaklaşık 1,6 milyar sterlin harcadığı tahmin ediliyor.
Bu nedenle hükümet, aboneliklerden tüketicinin daha kolay çıkabilmesini sağlayacak düzenlemelerin yalnızca hukuki bir değişiklik olmayacağını, doğrudan hane bütçelerine yansıyacağını savunuyor.
Hükümetin hesaplamasına göre istenmeyen aboneliklerin sona erdirilmesi bazı tüketiciler için ayda yaklaşık 14 sterlinlik bir tasarruf anlamına gelebilecek.
“Bir tıkla üye, çıkmak için telefon kuyruğu” sona erecek
Yeni düzenlemelerin arkasındaki temel sorunlardan biri, şirketlerin abonelik satarken süreci son derece kolaylaştırmasına karşın iptal aşamasında tüketicinin önüne çok daha fazla engel koyması.
Örneğin internet üzerinden birkaç saniyede başlatılan bir aboneliğin iptali için telefonla müşteri hizmetlerini aramak, uzun süre beklemek veya farklı kanallardan tekrar tekrar başvuru yapmak tüketici kuruluşlarının uzun süredir eleştirdiği uygulamalar arasında.
![]()
Hükümetin yeni yaklaşımı ise basit:
Abone olmak ne kadar kolaysa, abonelikten çıkmak da o kadar kolay olacak.
Nitekim hükümetin Nisan ayında yayımladığı düzenleme çerçevesinde, tüketicilerin aboneliklerini yönetebilmesi, yenileme öncesinde uyarılması ve kolay biçimde iptal edebilmesi için yeni yükümlülükler öngörülmüştü.
“Ücretsiz deneme” dönemi de değişiyor
Yeni sistem özellikle “free trial” olarak pazarlanan ücretsiz deneme kampanyalarını da yakından ilgilendiriyor.
Tüketicinin başlangıçta ücretsiz veya çok düşük ücretli bir hizmete kaydolup daha sonra otomatik olarak yüksek ücretli bir aboneliğe geçirilmesi, hükümetin “subscription trap” olarak tanımladığı uygulamaların başında geliyor.
Tüketici kuruluşu Which? de son dönemde sosyal medya reklamları ve sahte teklifler üzerinden tüketicilerin istemedikleri aboneliklere yönlendirildiği konusunda uyarılarda bulundu.
Which?'in Temmuz ayında yayımladığı araştırmaya göre, 2025'te yapılan bir National Trading Standards araştırması, 20 milyondan fazla İngiliz yetişkinin farkında olmadan bir aboneliğe kaydolmuş olabileceğini tahmin etmişti.
![]()
400 milyon sterlinlik hedefin kaynağı ne?
Burada önemli bir ayrım bulunuyor.
Hükümetin açıkladığı yaklaşık 400 milyon sterlinlik yıllık tüketici faydası, ağırlıklı olarak yeni abonelik sözleşmesi rejimine ilişkin resmi etki değerlendirmesinden geliyor.
Parlamentoya verilen hükümet yanıtında, abonelik önlemlerinin birlikte tüketicilere yılda yaklaşık 400 milyon sterlin fayda, işletmelere ise yaklaşık 171 milyon sterlin yıllık doğrudan net maliyet getirmesinin beklendiği belirtildi.
Dolayısıyla bu rakamı sahte indirimlerin yasaklanmasından doğacak ayrı bir tasarruf rakamı olarak değerlendirmek doğru olmayacak.
Perakendeciler de baskı altında
Hükümetin tüketiciyi koruma hamlesi, perakende sektörünün maliyet baskılarının arttığı bir döneme denk geliyor.
British Retail Consortium, perakendecilerin yüksek iş gücü maliyetleri, enerji giderleri, ambalaj vergileri ve diğer işletme maliyetleriyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
Kuruluş, Temmuz ayında Burnham hükümetinden işletmelerin maliyetlerini azaltacak adımlar atmasını istemiş ve perakende sektörünün fiyatları düşük tutabilmesi için enerji, işletme vergileri ve istihdam maliyetlerinde destek çağrısı yapmıştı.
Bu nedenle hükümetin yeni tüketici düzenlemeleri, işletmeler açısından “ek bürokrasi ve uyum maliyeti” tartışmasını da beraberinde getirebilir.
Burnham’ın “gündelik hayatı kolaylaştırma” politikası
Başbakan Burnham'ın tüketici hamlesi, göreve gelmesinin ardından açıkladığı daha geniş “gündelik hayatı kolaylaştırma” yaklaşımının bir parçası olarak görülüyor.
Burnham hükümeti daha önce hane elektrik faturalarındaki vergi yükünü azaltma ve ulaşım maliyetlerini düşürme gibi adımları öne çıkarmıştı. Yeni tüketici düzenlemeleri ise doğrudan alışveriş sırasında karşılaşılan sorunlara odaklanıyor.
Burnham'ın yaklaşımı, büyük ekonomik reformlardan ziyade vatandaşın günlük yaşamında doğrudan hissedilebilecek küçük ancak somut maliyetleri hedeflemek üzerine kuruluyor.
Sırada hangi uygulamalar var?
Hükümetin önündeki tartışma yalnızca sahte indirimler ve aboneliklerle sınırlı değil.
İngiltere'de tüketici grupları;
gizli bilet ücretlerinin kaldırılması, küçülen ürünlerde “shrinkflation” uyarılarının zorunlu hale getirilmesi, enerji şirketlerinin otomatik ödeme tutarlarını artırması, şirketlerin müşterilere ulaşmasını kolaylaştıracak iletişim kuralları ve otopark cezalarının daha adil hale getirilmesi
gibi başlıkların da gündeme alınmasını istiyor.
Bu nedenle Burnham'ın açıkladığı paket, hükümetin tüketici politikalarının son noktası olmaktan çok yeni bir başlangıç olarak değerlendiriliyor.
İngiliz tüketiciyi ne bekliyor?
Sonbahar 2026: Sahte indirimler ve yanıltıcı fiyatlandırma konusunda istişare.
Ocak 2027: Yeni abonelik kurallarının yürürlüğe girmesi planlanıyor.
Yeni sistem: Daha açık sözleşme bilgileri, yenileme hatırlatmaları ve kolay iptal.
14 gün: Belirli yenileme ve deneme süresi durumlarında tüketiciye ek cayma/iptal süresi.
£400 milyon: Abonelik düzenlemelerinden tüketicilere sağlanması beklenen yıllık fayda.
£1,6 milyar: İngiltere'de istenmeyen aboneliklere yılda harcandığı tahmin edilen tutar.
Burnham hükümeti böylece yaşam maliyeti sorununa yalnızca maaşları ve vergileri değiştirerek değil, tüketicinin parasını harcarken karşılaştığı “gizli maliyetleri” azaltarak da müdahale etmeye hazırlanıyor.
Özellikle sahte indirimlerin yasaklanmasına ilişkin sonbahar istişaresinin ardından hangi ticari uygulamaların doğrudan yasak kapsamına alınacağı, İngiltere'deki perakende sektörünün önündeki en önemli yeni düzenleme başlıklarından biri olacak.

BAİB Başkanı Mehmet Ali Can, Antalya Gazeteciler Cemiyeti Sosyal Tesisleri'nde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin ve Batı Akdeniz'in temmuz ayı ihracat rakamları ile ihracatı artırmaya yönelik çalışmaları değerlendirdi.
Bölge ihracat performansına ilişkin bilgi veren Can, BAİB'in temmuz ayında tüm zamanların en yüksek aylık ihracat rakamına ulaştığını bildirdi.
Haziranda 274 milyon dolarla aylık ihracat rekoru kırdıklarını aktaran Can, "Temmuz ayında 291 milyon dolarlık ihracatla tüm zamanların en büyük aylık ihracatını yapmış bulunmaktayız. Böylelikle son iki ayda üst üste ay bazında rekorumuzu kırmış olduk." dedi.
BAİB'in temmuzda ihracatını geçen yılın aynı ayına göre yüzde 33 artırdığını belirten Can, birlik olarak Türkiye'deki 13 ihracatçı birliği arasında en yüksek artışı gerçekleştirdiklerine dikkati çekti.
Can, yıllık ihracatta da yüzde 10,28'lik artış yakaladıklarını anlatarak, şunları kaydetti:
"Ocak-temmuz dönemindeki ihracat rakamımız 1 milyar 763 milyon dolar seviyesine geldi. 5 Ağustos itibarıyla yıllık ihracatımız 1 milyar 793 milyon doları buldu. Bu rakam neden önemli. 2019'da yıllık bazda o dönemin rekoru 1 milyar 791 milyon dolardı. Biz bu rakamı, 7 ay 5 gün gibi bir sürede 2026 yılında yakalamış olduk. 250 milyon dolar ortalama aylık bir performansımız gözüküyor. Böyle devam edersek yıl sonu itibarıyla 3 milyar doları yakalamayı umut ediyoruz."
Mehmet Ali Can, temmuz ayında Batı Akdeniz'in sektör bazında ihracatında 73 milyon dolarla yaş meyve ve sebzenin ilk sırada yer aldığını, bu sektörü 55 milyon dolarla madencilik ürünleri ve 30 milyon dolarla kimyevi maddeler ve mamullerinin takip ettiğini söyledi.
Ocak-temmuz döneminde, yaş meyve ve sebze ihracatının yüzde 25 artışla 564 milyon dolara ulaştığını belirten Can, bu sektörde biberin 179 milyon dolarlık ihracatla ilk sırada bulunduğunu dile getirdi.
Ülke bazında aynı dönemde Almanya'nın 157 milyon dolarla ilk sırada yer aldığını ifade eden Can, ABD'nin 133 milyon dolarla ikinci, Rusya, Çin ve Romanya'nın ise sırasıyla diğer önemli pazarlar olduğunu vurguladı.
Can, Ticaret Bakanlığının ihracatçılara yönelik döviz dönüşüm desteğini 6 ay daha uzatmasının önemli olduğunu belirterek, yüzde 3'lük desteğin ihracatçıların rekabet gücünü korumasına katkı sağladığını ifade etti.
Reeskont kredi limitinin günlük 5 milyar liraya yükseltildiğine işaret eden Can, uygun maliyet nedeniyle kredilere yoğun talep bulunduğunu sözlerine ekledi.

Şimşek, NSosyal hesabından, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan haziran ayına ilişkin sanayi üretim endeksi verilerini değerlendirdi.
Zorlu küresel koşullara rağmen sanayi üretiminin ikinci çeyrekte yıllık yüzde 1,9 büyüdüğüne dikkati çeken Şimşek, "Bu dönemde yüksek teknoloji sektörlerinde üretim yüzde 3,9 arttı, orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payı haziran itibarıyla yüzde 44,5'e ulaştı." ifadesini kullandı.
Şimşek, şunları kaydetti:
"Katma değerli üretimdeki güçlü artış ve ihracat kompozisyonundaki iyileşme, sanayideki dönüşümün somut göstergeleridir. Verimlilik odaklı politikalarımızla küresel değer zincirlerinde daha üst basamaklara çıkmayı sürdüreceğiz."

Akaryakıt ürünlerinden benzine bu gece yarısı yeni zam geliyor. Brent petrol fiyatı, kurdaki hareketlilik ve küresel gelişmelere bağlı olarak değişmeye devam ediyor.
Sektör kaynaklarının verdiği bilgiye göre benzine, bu gece yarısı 2 TL 8 kuruş zam bekleniyor.
Bu tutarın, yüzde 25'i ÖTV'den karşılanacak, yüzde 75'i pompaya yansıyacak. Buna göre pompaya yansıyacak zam tutarı 1,56 TL olacak.
![]()
BENZİN, MOTORİN GÜNCEL AKARYAKIT FİYATLARI (10 AĞUSTOS 2026 PAZARTESİ)
İSTANBUL GÜNCEL AKARYAKIT FİYATLARI
AVRUPA YAKASI
Benzin: 68.36 TL
Motorin: 80.04 TL
LPG: 33.79 TL
ANADOLU YAKASI
Benzin: 68.21 TL
Motorin: 79.90 TL
LPG: 33.19 TL
ANKARA GÜNCEL AKARYAKIT FİYATLARI
Benzin: 69.32 TL
Motorin: 81.16 TL
LPG: 33.89 TL
İZMİR GÜNCEL AKARYAKIT FİYATLARI
Benzin: 69.62 TL
Motorin: 81.44 TL
LPG: 33.79 TL

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, 14 Eylül'de başlayacak yeni eğitim ve öğretim yılı öncesinde, öğrencilerin sağlığı ve güvenliği ile tüketicilerin ekonomik çıkarlarının korunması amacıyla ülke genelinde denetimlere hız verildiği belirtildi.
Kırtasiye ürünlerine yönelik denetimlerde, okul ve beslenme çantası, kalem, defter, silgi, makas, kalemtıraş, boya ve yapıştırıcı gibi ürünlerin incelendiği aktarılan açıklamada, ayrıca okul kıyafetlerinin, yasaklı veya kısıtlanmış kimyasallar, kordon ve bağcık gibi unsurlar bakımından kontrol edildiği bildirildi.
Güvensiz ürünlere ilişkin bilgiler GÜBİS'te yer alacak
Açıklamada, tehlikeli ve riskli görülen ürünlerin akredite laboratuvarlarda teste tabi tutulduğuna, etiketler ve tüketiciyi bilgilendirme amaçlı metinlerin kontrol edildiğine işaret edildi.
Güvensiz olduğu tespit edilen ürünlerin piyasaya arzının yasaklanarak toplatılacağının, ilgili imalatçı ve ithalatçılara idari yaptırım uygulanacağının altı çizilen açıklamada, "Güvensiz ürünlere ilişkin bilgiler, Güvensiz Ürün Bilgi Sistemi (GÜBİS) üzerinden tüketicilerimizin erişimine sunulacaktır. Vatandaşlarımız, 'https://gubis.ticaret.gov.tr/' adresinden ilgili sisteme ulaşabilmektedir." ifadeleri kullanıldı.
"Oyuncak niteliğindeki kırtasiye ürünlerinde CE işareti kontrol edilmeli"
Açıklamada, vatandaşların, kırtasiye ürünlerinde imalatçı veya ithalatçının açık ad ve adresinin bulunmasına, marka ve model bilgilerinin belirtilmesine ve Türkçe uyarıların yer almasına dikkat etmesi gerektiği uyarısında bulunuldu.
Tüketicilerin oyuncak niteliğindeki kırtasiye ürünlerinde yaş uyarıları ve CE işaretini kontrol etmesinin önem taşıdığına dikkat çekilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Çocuk kıyafetlerinde Türkçe ve okunabilir içerik etiketlerinin yanı sıra kordon ve bağcık gibi risk oluşturabilecek unsurlara dikkat edilmelidir. Okul alışverişlerinin yoğunlaştığı zincir market, kırtasiye ve diğer perakende işletmelerde fiyat etiketi denetimleri de yaygın ve yoğun şekilde gerçekleştirilmektedir. Bakanlığımız, çocuklarımızın sağlık ve güvenliğinin korunması ve tüketicilerimizin mağduriyet yaşamaması amacıyla denetimlerini kararlılıkla sürdürecektir."

İSTANBUL (AA) - Dolar/TL, haftanın ilk işlem gününe yükselişle başlamasının ardından 47,7210 seviyesinde bulunuyor.
Cuma günü yükseliş eğiliminde hareket eden dolar/TL, günü önceki kapanışın yüzde 0,2 üzerinde 47,6990'dan tamamladı.
Dolar/TL, saat 09.30 itibarıyla önceki kapanışa göre yüzde 0,1 artışla 47,7210 seviyesinde bulunuyor. Aynı dakikalarda avro/TL önceki kapanışının yüzde 0,1 üzerinde 55,1860'dan, sterlin/TL yüzde 0,1 artışla 64,4520'den işlem görüyor.
Dolar endeksi yüzde 0,1 yükselişle 99,7 seviyesinde bulunuyor.
ABD Merkez Bankasının (Fed) gelecek dönemde faiz artırımına gitme ihtimalinin düşmesi ve Orta Doğu'da sağlanması beklenen anlaşmanın gecikmesi varlık fiyatlarının yönü üzerinde etkili olmaya devam ediyor.
Fed'in piyasa tarafından fiyatlanan ölçüde faiz artırmayacağı, özellikle enflasyon verilerinde yavaşlama görülmesi halinde para politikasında daha güvercin bir duruşa yönelebileceği beklentileri risk iştahını destekledi.
Jeopolitik tarafta ise Orta Doğu'da kalıcı sükunet ve istikrarı sağlayacak bir anlaşmanın henüz sağlanamamış olması da jeopolitik risklerin varlık fiyatları üzerindeki etkisinin devam etmesine neden oluyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'la devam eden müzakere süreciyle ilgili, önceki tutumunun aksine, ilişkileri sessizce yürütmeyi benimsediklerini söyledi. Trump, İran'la sadece yarı müzakere halinde olduklarını belirterek, "İran'ı, yüksek enflasyonu ve parasızlığını sadece izliyoruz." ifadelerini kullandı.
Analistler, bugün yurt içinde sanayi üretimi, yurt dışında ise Avro Bölgesi'nde sentix yatırımcı güven endeksi verilerinin takip edileceğini belirtti.

İSTANBUL (AA) - Gram altın haftanın ilk işlem gününe yükselişle başlamasının ardından 6 bin 670 liradan işlem görüyor.
Cuma günü ons fiyatındaki yükselişe paralel alış ağırlıklı bir seyir izleyen gram altın, günü önceki kapanışa göre yüzde 2,56 artışla 6 bin 658 liradan tamamlamıştı.
Yeni haftanın ilk gününe de alıcılı başlayan gram altın, saat 09.20 itibarıyla önceki kapanışa göre yüzde 0,2 artışla 6 bin 670 lira seviyesinden işlem görüyor. Aynı dakikalarda çeyrek altın 10 bin 944 liradan, Cumhuriyet altını da 43 bin 577 liradan satılıyor.
Altının onsu ise aynı saatlerde yüzde 0,1 yükselişle 4 bin 345 dolarda seyrediyor.
ABD Merkez Bankasının (Fed) para politikasında faiz artışı tahminlerinin güç kaybetmesi, altının olumlu seyrinde belirleyici unsur olmaya devam ediyor.
Fed'in piyasanın fiyatladığı ölçüde faiz artırmayacağı, özellikle enflasyon verilerinde yavaşlama görülmesi halinde para politikasında daha güvercin bir duruşa yönelebileceği beklentileri risk iştahını destekledi.
Geçen hafta ABD'de tarım dışı sektörlerde istihdam temmuzda 23 bin kişi azaldı. Piyasa beklentileri, tarım dışı istihdamın bu dönemde 85 bin kişi artması yönündeydi. Özel sektör istihdamı da temmuzda 44 bin kişi artarak tahminlerin altında gerçekleşti.
Verinin ardından para piyasalarında yıl sonuna kadar Fed'e yönelik faiz artışı beklentileri zayıfladı. Bankanın eylül toplantısında politika duruşunu değiştirmeyeceği ihtimali yüzde 53'e yükselirken, olası bir faiz artırımı ihtimali ekim ayı için yüzde 71, aralık ayı için de yüzde 83 ile fiyatlanıyor.
Jeopolitik tarafta ise piyasalar haftaya düşük askeri gerilimle başladı. Orta Doğu'da kalıcı sükunet ve istikrarı sağlayacak bir anlaşmanın henüz sağlanamamış olması, jeopolitik risklerin varlık fiyatları üzerindeki etkisinin devam etmesine neden oluyor.
Analistler, bugün yurt içinde sanayi üretimi, yurt dışında ise Avro Bölgesi'nde Sentix yatırımcı güven endeksi verilerinin takip edileceğini belirtti.


Emlak Katılım, katılım finans ilkeleri doğrultusunda reel ekonomiye sağladığı kaynak ve müşteri odaklı büyüme yaklaşımıyla 2026 yılının ilk yarısında da güçlü performansını sürdürdü. Faaliyet alanlarını çeşitlendirmeye devam eden banka, etkin bilanço yönetimi ve verimlilik odaklı stratejileriyle sürdürülebilir büyümesini desteklerken mali yapısını daha da güçlendirdi.
Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %75 artışla ülke ekonomisine 362 Milyar TL kaynak sağlayan Emlak Katılım, aynı dönemde net kârını %17 oranında artırarak 8.9 Milyar TL’ye çıkardı. Aktif büyüklüğünü %56 artışla 464 Milyar TL’ye ulaştıran Emlak Katılım, toplanan fonlarını %53 artışla 344 Milyar TL’ye yükseltti. Emlak Katılım’ın kullandırılan fon büyümesi aynı dönemde %89 düzeyinde gerçekleşirken %17,80 sermaye yeterliliği oranı ile sektördeki sağlam duruşunu pekiştirdi. Güçlü sermaye yapısı ve etkin risk yönetimiyle desteklenen istikrarlı operasyonel faaliyetleri sayesinde 2026 yılı ilk yarısında özkaynak kârlılığını %48,70 seviyesinde tamamladı.
SUKUK ALANINDA %125’LİK GÜÇLÜ BÜYÜME
Emlak Katılım’ın 2026 yılının ikinci çeyreğinde yurt içinde ihraç etmiş olduğu kira sertifikası ihraç hacmi, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık %155’lik bir artışla 26.2 Milyar TL olarak gerçekleşti. Banka, aracılığını üstlendiği şirket sukuku ihraçlarında 2026 yılı ikinci çeyreğinde 12.3 Milyar TL sukuk ihracı gerçekleştirdi. Emlak Katılım, dolaşımdaki 15.5 Milyar TL tutarındaki sukuk bakiyesi ile %17’lik pazar payını koruyarak sektörün pazar liderleri arasında yer almaya devam etti.

Videoda, ödemeler dengesi konuşulurken en çok merak edilen kalemlerden birinin "net hata ve noksan" olduğu, dönem dönem özellikle yüksek değerli istatistikler yorumlanırken bu konunun sıkça gündeme geldiği ifade edildi.
Ödemeler dengesinin binlerce parçalık dev bir yapboza benzetilebileceği kaydedilen videoda, "Yapbozun parçaları, yani veriler farklı yerlerden ve farklı zamanlarda gelir. Bazı parçaların yeri hemen bulunur, bazıları ise doğru yerini bulana kadar yerleştirilemez. Net hata ve noksan da buna benzer. Kayıp bir parça değil, henüz tam yerine oturtulmamış, eşleşmeyi bekleyen bilgidir." ifadeleri kullanıldı.
Videoda, ödemeler dengesinin, ihracat, ithalat, turizm ve yatırımlar gibi işlemlere ilişkin verileri farklı kaynaklardan bir araya getirdiği belirtilerek bu verilerin aynı anda gelmeyebileceği veya tam olarak eşleşmeyebileceği, aradaki farkın "net hata ve noksan" olarak kaydedildiği bildirildi.
Bu farkın birçok nedeninin olabileceği, veri kaynaklarının kapsam ve ölçüm yöntemlerinin farklılaşabileceği, bilgilerin gecikmeli gelebileceği veya sonradan güncellenebileceği anlatılan videoda, bu konuda bir örnek de paylaşılarak, şu bilgilere yer verildi:
"Örneğin, ihracat bedeli ülkeye gelmiş ancak mal henüz gümrük kayıtlarına yansımamış olabilir. Kayıt tamamlandığında fark kapanır. Bu nedenle zamanlama kaynaklı farkların zaman içinde birbirini dengelemesi beklenir. Nakit döviz hareketleri de bu kalemi etkileyebilir. 'Yastık altı' dövizin banka hesabına yatırılması yeni bir sınır ötesi işlem değildir ancak kaynağı mevcut verilerle belirlenemeyebilir. Bu da net hata ve noksanı artırır. Bankadan çekilen nakit döviz ise ters yönde etki yaratabilir."
Videoda, yerleşiklerin yurt dışındaki hesaplarına ilişkin bilgilerin de kapsam ve raporlama güçlükleri nedeniyle eksik veya gecikmeli yansıyabileceği aktarılarak, şu ifadeler kullanıldı:
"Açıklanamayan hareketlerin net sonucu giriş yönündeyse net hata noksan artar, çıkış yönündeyse net hata noksan azalır. Veriler güncellendikçe, yöntemler geliştikçe ve yeni kaynaklar elde edildikçe farkların bir bölümü ilgili işlem kalemlerine aktarılır. Kısacası, net hata ve noksanda noksan olan para değil, henüz mevcut veri kaynakları ile açıklanamayan bilgidir."

İngiltere emlak piyasasında yatırım haritası değişiyor.
Yıllarca uluslararası yatırımcıların ilk tercihi olan Londra, hâlâ likiditesi, istihdam gücü, uluslararası nüfusu ve konut talebiyle İngiltere'nin en önemli emlak piyasası olmayı sürdürüyor.
Ancak konu kira geliri, satın alma maliyeti ve sermaye artışı birlikte değerlendirildiğinde, Londra artık otomatik olarak en kazançlı bölge değil.
2026 verileri, yatırımcının dikkatini giderek İngiltere'nin kuzeyine ve daha uygun fiyatlı bölgelere çevirdiğini ortaya koyuyor.
LONDRA’DA FİYATLAR BASKI ALTINDA
Zoopla'nın Temmuz 2026 verilerine göre İngiltere genelinde konut fiyatları 2026'da yüzde 1,3 yükselirken Londra'da ortalama fiyat yaklaşık 3.270 sterlin geriledi. Zoopla, piyasanın eylül ayından itibaren hareketlenmesini beklerken Londra ve Güney İngiltere'de toparlanmanın daha sınırlı olabileceğine dikkat çekiyor.
Haziran verilerinde de benzer bir tablo ortaya çıkmıştı.
Zoopla'ya göre İngiltere'de ortalama konut fiyatı 271.900 sterlin seviyesindeydi ve yıllık artış yüzde 1,5 olarak gerçekleşti. Buna karşılık Kuzeybatı, Kuzeydoğu, Kuzey İrlanda, İskoçya ve Galler gibi bölgeler ülke ortalamasının üzerinde performans gösterirken Güneydoğu ve Londra'nın bazı bölümlerinde fiyatlar geriledi.
Bu tablo yatırımcı açısından önemli bir değişime işaret ediyor:
Londra artık “fiyat kesin yükselir” mantığıyla yatırım yapılabilecek bir piyasa olmaktan çıkıyor.
KİRA GETİRİSİNDE KUZEYDOĞU FARK ATIYOR
Yatırımcı açısından en dikkat çekici veri ise kira getirilerinde ortaya çıkıyor.
Zoopla'nın Mart 2026 tarihli analizine göre Kuzeydoğu İngiltere, ortalama yüzde 7,9 brüt kira getirisiyle İngiltere'nin en yüksek getirili bölgesi konumunda.
Bölgede ortalama kiralık konut fiyatı 114.098 sterlin civarında bulunurken ortalama kira 748 sterlin seviyesinde.
Bu, Londra ile arasındaki yatırım farkını açık biçimde ortaya koyuyor.
Başkentte bir yatırımcı aynı kira gelirini elde edebilmek için çok daha yüksek miktarda sermaye bağlamak zorunda kalıyor.
Dolayısıyla kira çarpanı ve brüt getiri açısından kuzey şehirleri yatırımcıya daha yüksek nakit akışı sağlayabiliyor.
KUZEYDOĞU NEDEN ÖNE ÇIKIYOR?
Kuzeydoğu'nun avantajı yalnızca ucuz konutlardan ibaret değil.
Bölgedeki düşük satın alma fiyatları, kira talebi ve istikrarlı nüfus hareketleri yatırımcı açısından önemli bir kombinasyon oluşturuyor.
Newcastle, Sunderland ve Durham gibi merkezlerde konut fiyatları Londra'nın çok altında.
Zoopla'nın 2026 başındaki verilerinde Newcastle'da ortalama konut fiyatı yaklaşık 167.700 sterlin, Sunderland'da 121.100 sterlin, Durham'da ise 146.400 sterlin olarak hesaplanıyordu.
Daha da önemlisi, Kuzeydoğu kira artışında da ülkenin lider bölgelerinden biri.
Zoopla'nın Haziran 2026 kira verilerine göre Kuzeydoğu'da yıllık kira artışı yüzde 3,8 ile bölgesel bazda en yüksek seviyeye ulaştı. İngiltere genelinde ortalama kira artışı ise yüzde 2,1 oldu.
KUZEYBATI VE YORKSHIRE DA YATIRIMCININ RADARINDA
Kuzeydoğu tek alternatif değil.
Kuzeybatı İngiltere de son dönemde güçlü performans gösteriyor.
Manchester, Liverpool ve çevresindeki bölgeler; istihdam, üniversiteler, genç nüfus ve kiralık konut talebi sayesinde yatırımcıların ilgisini çekiyor.
Yorkshire ve Humber bölgesi de özellikle daha düşük giriş maliyeti nedeniyle dikkat çekiyor.
Bu bölgelerin ortak özelliği ise Londra'ya göre çok daha düşük konut fiyatlarıyla kira gelirinin konut değerine oranının daha yüksek olması.
Başka bir ifadeyle yatırımcı, Londra'da tek bir konut için bağlayacağı sermayeyle kuzeyde daha düşük maliyetli bir yatırım yaparak daha yüksek brüt kira getirisi elde edebiliyor.
![]()
LONDRA’NIN EN BÜYÜK AVANTAJI: TALEP
Ancak bu tablo Londra'nın cazibesini kaybettiği anlamına gelmiyor.
Tam tersine, başkent hâlâ İngiltere'nin en güçlü kiralık konut piyasalarından biri.
Zoopla'nın Haziran 2026 verilerine göre kiralık konut talebinin arttığı tek İngiliz bölge Londra oldu; talep yıllık bazda yüzde 6 yükseldi. Ayrıca ülkedeki kiralık konut arzı pandemi öncesinin hâlâ yüzde 20-30 altında bulunuyor.
Bu durum Londra yatırımının en önemli kozlarından birini oluşturuyor:
Kiracı bulmak.
Başkentte özellikle merkezi bölgelere ulaşımı kolay, üniversitelere ve istihdam merkezlerine yakın, enerji verimliliği yüksek konutlar güçlü talep görmeye devam ediyor.
Ancak yatırımcının karşısındaki temel sorun satın alma maliyeti.
![]()
“LONDRA AL, BEKLE” DÖNEMİ GERİDE Mİ KALDI?
Savills'in Haziran 2026 tahminleri, İngiltere konut piyasasında daha temkinli bir döneme girildiğini gösteriyor.
Savills, 2026 yılı için İngiltere genelinde konut fiyatlarında yüzde 2 düşüş beklerken en belirgin düşüşlerin Londra ve Güneydoğu İngiltere'de gerçekleşmesini öngörüyor.
Bu nedenle yatırım stratejisi de değişiyor.
Eskiden Londra'da yüksek fiyattan alınan bir konutun uzun vadede ciddi sermaye kazancı sağlayacağı düşüncesi yatırım kararının merkezindeydi.
Bugün ise yatırımcılar daha fazla şu soruyu soruyor:
“Bu ev bana her ay ne kadar net gelir sağlayacak?”
Bu değişim Londra dışındaki piyasaların cazibesini artırıyor.
FAİZLER YATIRIMCININ HESABINI DEĞİŞTİRİYOR
İngiltere Merkez Bankası'nın politika faizi 30 Temmuz 2026 itibarıyla yüzde 3,75 seviyesinde tutuldu. Banka, enflasyonun haziranda yüzde 2,6'ya gerilediğini ancak enerji fiyatlarındaki gelişmeler nedeniyle yıl içinde yeniden yükselmesini beklediğini açıkladı.
Faizlerin önceki yıllara kıyasla daha düşük seviyelere gelmesi yatırımcı açısından olumlu.
Ancak mortgage maliyetleri hâlâ önemli bir gider kalemi.
Bu nedenle yüksek fiyatlı Londra konutlarında finansman maliyeti kira gelirinin önemli bölümünü tüketebiliyor.
Daha ucuz bölgelerde ise aynı mortgage bütçesiyle daha düşük borç yükü veya daha fazla gayrimenkul satın alma imkânı ortaya çıkabiliyor.
YATIRIMCI İÇİN YENİ FORMÜL: KUZEY + KİRA + UYGUN FİYAT
2026 itibarıyla İngiltere'de emlak yatırımı için öne çıkan bölgeleri üç başlıkta değerlendirmek mümkün:
Kuzeydoğu:
En yüksek kira getirileri ve düşük satın alma fiyatlarıyla özellikle nakit akışı arayan yatırımcıların dikkatini çekiyor.
Kuzeybatı:
Manchester ve Liverpool gibi şehirler sayesinde güçlü kiracı tabanı, istihdam ve üniversite ekonomisi sunuyor.
Yorkshire ve Humber:
Görece düşük giriş maliyeti ve büyük şehirlerdeki kiralık konut talebi nedeniyle alternatif yatırım noktası olarak öne çıkıyor.
Buna karşılık Londra, daha çok uzun vadeli sermaye koruması, yüksek likidite ve sürekli kiracı talebi arayan yatırımcılar açısından güçlü konumunu koruyor.
PEKİ, LONDRA MI KUZEY Mİ?
Cevap yatırımcının hedefinde yatıyor.
Yüksek kira getirisi ve nakit akışı aranıyorsa, 2026 verileri Kuzeydoğu ve Kuzeybatı gibi bölgeleri Londra'nın önüne geçiriyor.
Uzun vadeli değer, likidite ve uluslararası talep öncelikliyse Londra hâlâ İngiltere'nin en önemli yatırım merkezlerinden biri.
Üstelik Londra'nın kendi içinde de ciddi farklar bulunuyor. Her Londra bölgesinin aynı performansı göstermesi beklenmiyor; bazı bölgelerde kira artışı devam ederken bazı bölgelerde kiralar geriliyor.
Dolayısıyla artık “Londra'ya yatırım yapılır mı?” sorusundan çok,
“Londra'nın neresine, hangi fiyattan ve hangi kira getirisiyle yatırım yapılır?”
sorusunun sorulması gerekiyor.
YATIRIMCININ HARİTASI DEĞİŞİYOR
İngiltere emlak piyasasında Londra'nın tahtı tamamen devrilmiş değil.
Ancak yatırımın matematiği değişiyor.
Başkent yüksek fiyatları, güçlü kiracı talebi ve uluslararası çekim gücüyle hâlâ önemli bir merkez.
Fakat getiri oranı söz konusu olduğunda daha ucuz kuzey piyasaları giderek daha güçlü bir alternatif oluşturuyor.
Hamptons'ın 2026 yaz verilerine göre daha önce kiraya verilmiş bir konut satın alan ev sahiplerinin ortalama brüt kira getirisi yüzde 7 seviyesine ulaşmış durumda. Bu da yatırımcıların yüksek kira getirili bölgelerde neden yeniden pozisyon almaya başladığını gösteriyor.
Sonuç olarak 2026 İngiltere emlak piyasasının mesajı oldukça açık:
Londra hâlâ güvenli liman olabilir; ancak en yüksek kazancın adresi artık otomatik olarak Londra değil.
Yatırımcının rotası giderek Manchester, Liverpool, Newcastle, Sunderland, Leeds ve diğer kuzey şehirlerine doğru genişliyor.
Ve yeni dönemde emlak yatırımının kazandıran formülü yalnızca “evin fiyatı ne kadar artacak?” sorusuna değil;
“Ne kadar sermaye bağlayacağım, ne kadar kira alacağım ve finansman maliyetim ne olacak?”
sorusuna verilecek cevaba bağlı olacak.

İskoçya’nın başkenti Edinburgh’da uzun süredir tartışılan turist vergisi uygulaması resmen başladı. Kentte 24 Temmuz 2026’dan itibaren yapılan ücretli gece konaklamalarına, konaklama bedelinin yüzde 5’i oranında “Edinburgh Visitor Levy” adı verilen ziyaretçi harcı uygulanıyor.
Uygulama, İskoçya’da bir yerel yönetimin bu kapsamda hayata geçirdiği ilk ziyaretçi harcı olurken, Edinburgh Belediyesi söz konusu gelirle dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri olan kentin artan ziyaretçi trafiğinin yarattığı maliyetleri karşılamayı ve kamusal alanları geliştirmeyi amaçlıyor. Belediye, sistem tam olarak oturduğunda yıllık gelirin 45-50 milyon sterlin seviyesine ulaşmasını bekliyor.
Edinburgh’daki sistem, bazı Avrupa kentlerinde görülen kişi başı sabit geceleme ücretlerinden farklı işliyor.
Ziyaretçi harcı, konaklama bedelinin yüzde 5’i olarak hesaplanıyor. Ücret; otel, pansiyon veya kısa süreli kiralık konutun konaklama bedeli üzerinden alınırken otopark, yemek, içecek ve ulaşım gibi ek hizmetler harcın kapsamına girmiyor.
Ayrıca ücret, bir konaklamanın tamamına uygulanmıyor. İlk beş ardışık gece için hesaplama yapılıyor. Beş geceden uzun kalan ziyaretçiler altıncı gece ve sonrasında yeniden ziyaretçi harcı ödemiyor. Oran ise yılın tamamında yüzde 5 olarak sabit tutuluyor.
Örneğin vergiden önce konaklama bedeli 1.000 sterlin olan bir rezervasyonda ziyaretçi harcı 50 sterlin olacak. Beş gecelik konaklama için toplam bedel 1.000 sterlin ise ödenecek harç yine 50 sterlin; daha uzun konaklamalarda beş gecelik sınır nedeniyle ek gece ücretleri hesaba katılmayacak.
Uygulamanın kapsamı yalnızca klasik otellerle sınırlı değil.
Oteller, hosteller, pansiyonlar, oda-kahvaltı işletmeleri, apart ve self-catering konutlar, kısa süreli kiralamalar, kamp alanları ve karavan parkları da sistem kapsamında bulunuyor.
Ayrıca çoğunlukla aynı yerde duran bazı araç veya teknelerdeki ücretli konaklamalar da düzenleme kapsamına alınabiliyor. Kısa süreli kiralama yapan işletmeler de ziyaretçi harcını toplamak ve belediyeye aktarmakla yükümlü.
Harcın tahsilatından konaklama işletmeleri sorumlu olacak. İşletmeler topladıkları tutarları belediyeye üç aylık dönemler halinde bildirip aktaracak. İlk bildirim ve ödeme dönemi, 24 Temmuz-30 Eylül 2026 arasındaki konaklamalar için Ekim 2026'da yapılacak.
Belediye ayrıca işletmelerin yeni sistem nedeniyle karşılaşacağı idari maliyetleri dikkate alarak, toplanan harçların yüzde 2'sini işletmelere geri ödemeyi planlıyor. Bu tutarın ödeme sistemleri, muhasebe değişiklikleri ve kredi kartı gibi tahsilat maliyetlerinin karşılanmasına katkı sağlaması amaçlanıyor.
Yeni uygulamada rezervasyon tarihi de önem taşıyor.
24 Temmuz 2026 ve sonrasında gerçekleşen konaklamalar, ancak rezervasyonun 1 Ekim 2025 veya sonrasında yapılmış olması halinde harca tabi tutuluyor.
Dolayısıyla 24 Temmuz 2026'dan sonraki bir tarih için konaklama rezervasyonu daha önce yapılmış ve bedeli kısmen veya tamamen 1 Ekim 2025'ten önce ödenmişse ziyaretçi harcı uygulanmıyor.
Bu düzenleme, uygulamanın yürürlüğe girmesinden önce yapılmış rezervasyonların sonradan daha pahalı hale gelmesinin önüne geçmek amacıyla getirildi.
Edinburgh’un ziyaretçi harcı yalnızca yabancı turistleri hedeflemiyor.
İngiltere, İskoçya veya Birleşik Krallık'ın başka bölgelerinden Edinburgh'a gelen kişiler de aynı kurallara tabi. Kentte iş amacıyla konaklayanlar da turistlerden farklı tutulmuyor.
Başka bir ifadeyle uygulama pasaport veya vatandaşlık temelinde değil, Edinburgh sınırları içerisindeki ücretli gece konaklaması temelinde uygulanıyor.
Ancak mevzuatta bazı sosyal ve insani istisnalar bulunuyor.
Evsizler veya evsiz kalma riski bulunanlar, ciddi konut sorunları yaşayanlar, aile içi şiddet veya başka şiddet biçimleriyle karşı karşıya olanlar ile sığınmacı ve mülteciler harçtan muaf tutuluyor.
Ayrıca belirli engellilik yardımlarından yararlanan kişiler de muafiyet kapsamında bulunuyor.
![]()
Edinburgh Belediyesi'nin planına göre toplanacak para genel bütçede kaybolmayacak; ziyaretçi harcı mevzuatının gerektirdiği şekilde ağırlıklı olarak ziyaretçiler tarafından kullanılan veya turizmin etkilerini azaltmaya yönelik tesis, hizmet ve programlara yeniden yatırılacak.
Belediyenin belirlediği üç ana yatırım alanı bulunuyor:
Kent operasyonları ve altyapı:
Toplanan net gelirin en büyük bölümü bu alana ayrılacak. Temizlik, yeşil alanlar, güvenlik, kamusal alanların bakımı, ulaşım ve altyapının ziyaretçi yoğunluğuna uygun hale getirilmesi hedefleniyor.
Kültür, miras ve etkinlikler:
Edinburgh’un müzeleri, kültürel kurumları, tarihi alanları ve etkinlik altyapısının desteklenmesi planlanıyor.
Destinasyon ve ziyaretçi yönetimi:
Turizmin daha sürdürülebilir biçimde yönetilmesi, ziyaretçi deneyiminin geliştirilmesi ve Edinburgh'un uluslararası turizm merkezi konumunun korunması amaçlanıyor. Net gelirin dağılımında bu üç ana başlık için sırasıyla yüzde 55, yüzde 35 ve yüzde 10 oranları belirlendi.
Uygulamanın dikkat çeken yönlerinden biri, turizmden elde edilen gelirin konut sorunlarının hafifletilmesi amacıyla da kullanılması.
Belediye, yıllık 5 milyon sterlinlik bir “Konut ve Turizm Etkilerini Azaltma Fonu” oluşturuyor.
Bu fonun 2026/27-2028/29 döneminde yaklaşık 472 uygun fiyatlı konutun hayata geçirilmesine katkı sağlayabileceği hesaplanıyor. Projelerin önemli bölümünün sosyal kiralık konutlardan oluşması planlanıyor.
Bu kaynak, özellikle turistlerin kısa süreli kiralama yoluyla konut piyasası üzerinde oluşturduğu baskının azaltılmasına yönelik politikaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Edinburgh'daki sistem yalnızca kent merkezine yatırım yapılmasıyla sınırlı olmayacak.
Belediye, ziyaretçi harcı gelirlerinden yaklaşık 2 milyon sterlini üç yıl boyunca katılımcı bütçeleme programına ayırıyor. Kentin 17 seçim bölgesindeki sakinler, kendilerine ayrılan kaynağın hangi yerel projelerde kullanılacağı konusunda doğrudan söz sahibi olacak.
Bu model kapsamında parklar, kamusal alanlar, toplum projeleri ve mahallelerin ihtiyaçlarına yönelik farklı yatırımların finanse edilmesi hedefleniyor.
Edinburgh, İskoçya'nın en yoğun turist alan kentlerinden biri.
Özellikle yaz aylarında ve dünyaca ünlü Edinburgh Festival Fringe döneminde kent nüfusu kısa süre içinde ciddi biçimde artıyor. Bu durum temizlik, güvenlik, ulaşım, kamusal alanların bakımı ve kültürel altyapı üzerinde ek baskı oluşturuyor.
Belediyenin temel yaklaşımı, kenti ziyaret edenlerin kullandıkları hizmetlerin finansmanına sınırlı da olsa katkıda bulunması.
Belediye, ziyaretçi harcından elde edilen gelirin Edinburgh'un hem turistler hem de kent sakinleri açısından daha temiz, güvenli, sürdürülebilir ve cazip bir şehir olmasına katkı sağlayacağını savunuyor.
Uygulama destek gördüğü kadar eleştirilerle de karşılaşıyor.
Konaklama sektöründeki bazı işletmeler, yeni tahsilat sisteminin özellikle turizm sezonunun en yoğun döneminde devreye alınmasının operasyonel yük oluşturabileceğine dikkat çekiyor.
Rezervasyon sistemlerinin değiştirilmesi, çalışanların bilgilendirilmesi, müşterilere yeni ücretin anlatılması ve belediyeye düzenli bildirim yapılması işletmeler açısından ek iş anlamına geliyor.
İlk haftalarda bazı işletmelerin kayıt ve teknik sistemlerin birbirleriyle uyumlu hale getirilmesi konusunda sorunlar yaşadığı da sektör temsilcileri tarafından dile getirildi.
Buna karşın Edinburgh Belediyesi, elde edilecek gelirin kentin turizmden kaynaklanan maliyetlerinin karşılanmasına ve uzun vadede sektörün sürdürülebilirliğine katkı sağlayacağını düşünüyor.
Edinburgh'un uygulaması, İskoçya genelinde daha geniş bir değişimin ilk örneği olarak görülüyor.
İskoç Parlamentosu, 2024 yılında yerel yönetimlere ziyaretçi harcı uygulama yetkisi veren yasal çerçeveyi oluşturdu. Ardından 2026 yılında kabul edilen değişikliklerle belediyelerin bu sistemleri tasarlama konusunda daha fazla esnekliğe sahip olması sağlandı.
Yeni düzenlemeler yerel yönetimlerin, kendi bölgelerinin ihtiyaçlarına göre farklı oran ve yöntemler belirleyebilmesine imkan tanıyor.
Bu nedenle Edinburgh'un uygulaması yalnızca kent için yeni bir gelir kaynağı oluşturmakla kalmayıp, İskoçya'daki diğer turizm merkezleri açısından da önemli bir emsal niteliği taşıyor.
Edinburgh'daki yüzde 5'lik oran, konaklama fiyatı yükseldikçe ödenen tutarın da artması anlamına geliyor. Ancak ücret kişi başına sabit olmadığı için aynı odada birden fazla kişinin kalması durumunda ayrıca kişi başı bir vergi hesaplanmıyor.
Örneğin:
Bu hesaplama yalnızca vergilendirilebilir konaklama bedeli üzerinden yapılıyor ve en fazla ilk beş gece için uygulanıyor.
Edinburgh'un ziyaretçi harcı, Avrupa'nın çok sayıda turizm merkezinde uygulanan benzer modellerin ardından Birleşik Krallık'ta yerel düzeyde turizm gelirlerinin yeniden dağıtılması açısından önemli bir adım olarak görülüyor.
Kent yönetimi açısından asıl sınav ise toplanacak milyonlarca sterlinin nasıl kullanıldığı olacak.
Yıllık 45-50 milyon sterlinlik potansiyel gelir, Edinburgh'un temizlikten altyapıya, kültürden konut sorununa kadar birçok alanda yatırım kapasitesini artırabilir. Ancak işletmeler ve ziyaretçiler açısından sistemin kabul görmesi, harcın karşılığının kentte görünür hale gelmesine bağlı olacak.
Edinburgh Belediyesi de bu nedenle harcı yalnızca yeni bir gelir kalemi olarak değil, turizmin kent üzerindeki etkilerini yönetmek ve ziyaretçi ekonomisinin yarattığı değeri kent sakinleriyle daha fazla paylaşmak için uzun vadeli bir araç olarak konumlandırıyor.

İngiltere merkezli düşük maliyetli hava yolu şirketi easyJet, yaklaşık 5,7 milyar sterlin değerindeki anlaşmayla ABD'li özel sermaye devi Apollo Global Management tarafından satın alınıyor. Haftalardır devam eden teklif savaşının ardından rakip yatırım şirketi Castlelake'in çekilmesiyle sonuçlanan anlaşma, Avrupa havacılık sektörünün son yıllardaki en büyük satın almalarından biri olarak değerlendiriliyor.
Rakip çekildi, Apollo kazandı
Satın alma süreci, Castlelake'in aylar boyunca yaptığı tekliflerle başlamıştı. Ancak Apollo'nun hisse başına 715 peni (7,15 sterlin) teklif etmesi üzerine easyJet yönetim kurulu bu teklifi oy birliğiyle destekleme kararı aldı. Son aşamada Castlelake yarıştan çekilince anlaşmanın önü açıldı.
Anlaşma, easyJet'e yaklaşık yüzde 81 primli bir değerleme sağlarken, Londra Borsası'ndan bir büyük şirketin daha özel sermaye fonlarının eline geçmesi anlamına geliyor.
![]()
Kurucu Stelios da destek verdi
Şirketin kurucusu Sir Stelios Haji-Ioannou ve ailesi, easyJet'teki yaklaşık yüzde 15'lik hisselerini yeni yapıya taşıyarak yatırımcı olarak kalmayı kabul etti. Bu destek, satın alma sürecinin başarıya ulaşmasında kritik rol oynadı.
Apollo, şirketin İngiltere'deki merkezini koruyacağını, ilk yıl toplu işten çıkarma planlamadığını ve mevcut yönetim ekibiyle çalışmaya devam edeceğini açıkladı.
Premium easyJet dönemi başlayabilir
Satın almanın ardından en çok merak edilen konu ise easyJet'in iş modelinin değişip değişmeyeceği.
Apollo'nun hazırladığı stratejiye göre şirketin tamamen "düşük maliyetli" kimliğinden vazgeçmesi beklenmese de gelirleri artıracak yeni uygulamalar öne çıkacak.
Planlanan değişiklikler arasında:
Sektör uzmanları, bu yaklaşımın Ryanair ile fiyat rekabetinden ziyade daha yüksek kâr marjına sahip yolcu segmentlerine yönelmeyi amaçladığını belirtiyor.
3 milyar sterlinlik borç yükü tartışılıyor
Satın almanın finansmanı ise şimdiden tartışma yaratmış durumda.
İngiliz basınında yer alan bilgilere göre Apollo, satın alma sonrasında easyJet bilançosuna yaklaşık 3 milyar sterlin borç yüklemeyi planlıyor. Böylece şirket, bugüne kadar güçlü nakit pozisyonuyla tanınırken daha yüksek finansman maliyetleriyle karşı karşıya kalabilecek.
Buna karşılık Apollo, özel şirket statüsüne geçmenin uzun vadeli yatırımların daha rahat yapılmasını sağlayacağını savunuyor.
AB kuralları kritik önem taşıyor
Satın alma sürecindeki en büyük hukuki başlıklardan biri ise Avrupa Birliği'nin hava yolu sahiplik kuralları oldu.
AB mevzuatına göre Avrupa içi uçuş haklarının korunabilmesi için hava yolu şirketlerinin çoğunluk kontrolünün AB vatandaşlarında bulunması gerekiyor.
Bu nedenle Apollo, şirket yapısını AB kurallarına uygun hale getirecek özel bir ortaklık modeli oluşturdu. Hisselerin bir bölümü mevcut Avrupalı yatırımcılarda kalırken özel güven yapıları (trust) da kullanılacak.
Türkiye uçuşları etkilenir mi?
Uzmanlara göre kısa vadede Türkiye dahil easyJet'in mevcut uçuş ağında önemli bir değişiklik beklenmiyor.
Şirket özellikle Londra Gatwick, Luton, Bristol ve Manchester çıkışlı Antalya, Dalaman, Bodrum ve İzmir gibi popüler tatil rotalarında faaliyetlerini sürdürmeyi planlıyor.
Bununla birlikte Apollo'nun daha yüksek kârlılık hedefi doğrultusunda bazı düşük verimli hatlarda kapasite düzenlemelerine gidilebileceği, buna karşılık tur operatörü faaliyetlerinin büyütülmesiyle tatil destinasyonlarının güçlendirilebileceği değerlendiriliyor.
![]()
Sektörde yeni satın almaların habercisi olabilir
Analistler, easyJet anlaşmasının yalnızca tek bir şirketin el değiştirmesi olmadığını, aynı zamanda Avrupa havacılık sektöründe yeni bir konsolidasyon dalgasının başlangıcı olabileceğini belirtiyor.
Pandemi sonrası toparlanmaya rağmen artan yakıt maliyetleri, jeopolitik riskler ve yüksek finansman giderleri nedeniyle birçok hava yolu şirketinin yatırım fonlarının radarına girdiği ifade edilirken, easyJet'in özel sermaye yönetimine geçişinin sektörde benzer anlaşmaların önünü açabileceği yorumları yapılıyor.



Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 7 Ağustos Cuma günü, Habur Gümrük Kapısı'ndan 2 bin 454 tır çıkışıyla, bu yıla ilişkin günlük tır çıkış rekorunun kırıldığını belirterek, "Bu başarının mimarı ihracatçılarımız, cefakar taşımacılarımız, şoförlerimiz ve gümrük çalışanlarımızla iftihar ediyor, onlara teşekkür ediyoruz." ifadesini kullandı.
Bolat, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, konuya ilişkin bilgi verdi.
Türkiye'nin ticaret gücünün sınırların ötesine taşınırken, bölgesel ticaret yollarındaki ağırlığının da her geçen gün arttığına dikkati çeken Bolat, "7 Ağustos Cuma günü, Şırnak ilimizin Silopi ilçesine bağlı Habur Gümrük Kapımızdan 2 bin 454 tır çıkışı gerçekleştirerek, 2026 yılının günlük tır çıkış rekorunu kırdık." değerlendirmesinde bulundu.
Bolat, söz konusu rekorun, komşu ülke Irak'la büyüyen ticaretin, Körfez ülkelerine uzanan yeni transit ticaret koridorlarının ve Türkiye'nin bölgesel lojistik merkez olma iradesinin sahadaki güçlü bir göstergesi olduğunu belirtti.
Habur Gümrük Kapısı'nın yalnızca Türkiye-Irak ticaretinin değil, Türkiye'yi Irak üzerinden Körfez'e ve daha geniş pazarlara bağlayan stratejik İpek Yolu ticaret koridorunun en önemli geçiş kapılarından biri olarak öne çıktığını vurgulayan Bakan Bolat, şunları kaydetti:
"Türkiye Yüzyılı'nda ticaret yollarımızı genişletiyor, lojistik altyapımızı güçlendiriyor, ihracatçımızın dünyaya daha hızlı ve daha güçlü ulaşmasını sağlıyoruz. 2 bin 454 tırlık günlük rekor, büyüyen ticaretimizin ve güçlenen lojistik kapasitemizin somut bir göstergesidir. Bu başarının mimarı ihracatçılarımız, cefakar taşımacılarımız, şoförlerimiz ve gümrük çalışanlarımızla iftihar ediyor, onlara teşekkür ediyoruz. Ülkemizin ticaret yollarını büyütmeye, ihracatımızı artırmaya ve Türkiye'yi bölgesinin ticaret üssü haline getirmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Türkiye üretiyor, ihraç ediyor ve dünyaya açılıyor."

Edirne'nin Uzunköprü ilçesine bağlı Kırcasalih beldesinde 21 yıldır arıcılık ile uğraşan 50 yaşındaki Fatih Koşar, ilkbaharda kanola çiçekleriyle başlayan sezonun karaçalı balı hasadıyla devam ettiğini, sırada ise çiçek balı hasadının bulunduğunu ifade etti. Yağışların doğadaki bitki örtüsünü güçlendirdiğini belirten Koşar, bunun arıların bal üretimine de olumlu yansıdığını söyledi.
Yaklaşık 100 kovanının bulunduğu arılıktan bu sezon 1,5 tonun üzerinde bal elde etmeyi bekleyen Koşar, üretimin yalnızca ayçiçeğine bağlı olmadığını, arıların akasya ve böğürtlen gibi farklı bitkilerden de nektar topladığını dile getirdi.
Arıların güçlü olmasıyla bal üretiminin doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Koşar, kovanlardaki arıların bakımından peteklerin hazırlanmasına ve balın hasat edilerek dinlendirme kazanlarında bekletilmesine kadar üretimin her aşamasında titizlikle çalıştıklarını anlattı.
![]()
Koşar, "Yaklaşık 21 yıldır arıcılıkla uğraşıyorum. Kesinlikle bu yıl gerçekten çok güzel bir yıl olduğunu düşünüyorum. Hem arıcılık anlamında hem tarımsal anlamda çok güzel bir yıl, bereket var. Rabbim çok şükür güzel yağmurlar verdi. Biz öncelikle ilkbaharda kanolanın bereketiyle arılarımızı, askerlerimizi yetiştirdik. Sonrasında karaçalı balından balımızı aldık. Arkasından da hayırlısıyla inşallah çiçek balını hasat edeceğiz. Bu yıl yağmurların sayesinde çok güzel ve bereketli bir yıl olduğunu düşünüyorum. Türkiye'nin her yerindeki arkadaşlarımızla yaptığımız sohbetlerde her yerde bu bereketin var olduğunu konuşuyoruz" dedi.
![]()
Koşar, "Bizim burada yaklaşık olarak 100 kovanımız var. Ama bizim iki, hatta üç arılığımız var. Burası daha çok bizim ana arı üretimi yaptığımız ve diğer arılıklarda bölüp buraya getirdiğimiz bölme arılarımızı analandırdığımız kovanlarımızın olduğu bir arılık. Yani burada diğer arılıklar kadar çok fazla olmasa da buradan yaklaşık bir buçuk tonun üzerinde bir beklentimiz var. İnşallah hasat ettiğimizde sonuca birlikte bakacağız. İnşallah bundan sonraki yıllarda böyle devam eder" diye konuştu.
![]()
Arıların bal üretimindeki önemine değinen Koşar, "Öncelikle asker yetiştirmeye çalışıyoruz çünkü asker varsa bal var. Asker yoksa maalesef bal da yok. Dolayısıyla biz onların ilaçlamalarını yapıyoruz, petek takıyoruz. Bu çerçeve, şu an hasat ettiğimiz çerçeve, emin olun defalarca elimizden geçmiştir. Yavru kontrolü, petek takılması, peteğin kabartılması aşaması gibi. En son burada hasat ettikten sonra bunları bal mutfağındaki makinelerde sağıp, inşallah bal dinlendirme kazanlarında dinlendirdikten sonra süzeceğiz ve kavanozlara koyacağız. Bunu sadece ayçiçeği balı olarak değerlendiremeyiz. Çünkü burada akasyalarımız var, özellikle böğürtlenlerimiz çok fazla. O yüzden bu bir sağım olduğu için bu balın içerisinde bir petek çerçevesinde abartmıyorum, en az 5 kilogram var" ifadelerini kullandı.
![]()
![]()

Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın yayımladığı iç borç ihraç takvimine göre, ilk işlemde 2 yıl (581 gün) vadeli, 6 ayda bir yüzde 18,4 kupon ödemeli sabit kuponlu devlet tahvili yeniden ihraç edilecek.
Tahvilin yeniden ihracıyla Hazine, daha önce ihraç edilmiş olan söz konusu devlet tahvilini yeniden piyasaya sunarak iç borçlanma yoluyla finansman sağlayacak.
KİRA SERTİFİKASI DOĞRUDAN SATILACAK
Hazine, aynı gün 2 yıl (728 gün) vadeli, 6 ayda bir kira ödemeli ve Türk Lirası gecelik katılım referans getiri oranına (TLREFK) endeksli kira sertifikasını da doğrudan satacak.
Kira sertifikasının getirisi, TLREFK'deki değişimlere bağlı olarak belirlenecek.
FİNANSMAN İŞLEMLERİ
Yarınki işlemler, Hazine'nin ağustos ayı iç borçlanma programı kapsamında gerçekleştireceği finansman işlemleri arasında yer alıyor.



TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, vergi ve SGK borçlarının yeniden yapılandırılmasında önceden işletilen faizlerin silinmesi ve yeni hesaplamaların yalnızca anapara üzerinden yapılması gerektiğini belirterek, "Yapılandırma gerçekten önemli bir fırsat. 25 günde 228 bin başvuru yapıldı. Yani bu meblağı 206 milyar lira borcun ödeme planına alındığını da gösteriyor. Ancak tabii faizin faiziyle ödenmesi esnaf için çok büyük bir yük. İnsanlar bu borçlarını ödemek istiyor ama anaparanın faiziyle ödenmesi lazım gelirken şimdi geride kalan anaparanın üzerinden değil, faizini faiziyle ödenmesi hesaplandığı zaman ödenmesi mümkün olmayan bir borç miktarı çıkıyor" dedi.
FAİZ YÜKÜ AZALTILMADAN YAPILANDIRMA AMACINA ULAŞAMAZ"
Yapılandırmanın amacına ulaşabilmesi için faiz yükünün azaltılması gerektiğinin altını çizen Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Örneğin eğer 500 bin lira ana para borcunuz varsa, siz bunu ödemeye çalışsanız taksit sayısını ne kadar artırırsanız artırın. Ama bu bunun faizi 500 bin üzerinden hesaplandığı zaman gerçekten ödenebilecek bir miktar. Ama yıllara bari olan ödemeleri üst üste koyulduğu zaman zaten bunun ödenmesi de mümkün olmuyor. Bu sefer esnaf artık bu borcundan dolayı, kamuya olan borçlarından dolayı, vergi borcu, sosyal güvenlik vesaire bunların tamamını ödemek zorunda veyahut yapılandırmak zorunda kaldığı zaman da netice itibari ile bu borç ödenebilecek bir miktar değil. Ne krediye ulaşabiliyor ne de esnaf için verilen kredilerden yararlanmaya çalışılıyor. Verilen kredi miktarıyla işini tekrar vergi mükellefiyetini istihdama katkı koyan esnaf bu sefer mağdur oluyor, ödeyemez hali geliyor" diye konuştu.
"AYNI KİRA ÜZERİNDEN HEM MAL SAHİBİ HEM ESNAF VERGİ ÖDÜYOR"
Öte yandan esnafın sırtındaki büyük bir yük olan stopajın da çifte vergi doğurduğuna dikkat çeken Palandöken, "Netice itibariyle bizim talebimiz borcun anaparasıyla birlikte o güne kadarki olan faizin faiziyle ödenmesi çok da mümkün olmuyor. Çünkü esnafın üstünde o kadar çok yük var ki yıllardır ısrarla söylediğimiz stopaj vergisi de bunlardan birisi. Hem mal sahibi ödüyor. Hem de aynı şekilde dükkandaki veya iş yerindeki mükellef de bunu diyor. Bu rakam da yüzde 20. Bunları biriktirdiğiniz zaman ne kadar borcunuzu ödemeye çalışsanız mümkün olmuyor. Bunun mutlaka esnafın ödeyebileceği aynı şekilde taksitlendirmeyle birlikte anaparayla birlikte faizin hesaplandığı zaman bu miktar ödenebilir bir hale dönüşebilecek. Yoksa bunu ödemek mümkün olmayacak. Birçok devlete vermiş olduğu desteklerden, kredilerden de yararlanamıyor. Netice itibariyle her kapatılan işletme hem ekonomiye hem de işsizliğe aynı şekilde de istihdama önemli darbe vuruyor. Bunun tekrar makul bir ödeme planı yine aynı şekildeki faiz hesaplamalarıyla bu sorun kökten hallolabilecek" ifadelerini kullandı.

IMF'den hiç borç almayan ülkeler belli oldu! 2026 yılına ait güncel verilerle IMF'ye hiçbir borcu bulunmayan ülkeler belli oldu. Peki hangi ülkeler bugüne kadar IMF'den kredi kullanmadı ya da herhangi bir borç yükümlülüğü taşımıyor? İşte IMF'ye hiç borcu olmayan ülkeler...
Küresel ekonomide finansman ihtiyacının arttığı ve birçok ülkenin uluslararası kuruluşlardan kredi kullandığı bir dönemde, IMF'nin yayımladığı 2026 verileri dikkat çekti. Açıklanan güncel listeyle birlikte IMF'ye hiçbir borcu bulunmayan Afrika ve Avrupa ülkeleri şaşırttı...
Küresel ekonomide belirsizliklerin arttığı bir dönemde, uluslararası finans kuruluşlarının açıkladığı veriler yeniden gündemin merkezine oturdu.
IMF'nin giremediği 13 ülke açıklandı! Avrupa ve Afrika'dan ülkeler şaşırttı...

Konut piyasasında alıcıların tercihi giderek yeni yapılara kayıyor. Deprem endişesi, eski binalarda artan bakım ve güçlendirme giderleri, yüksek aidatlar ve enerji verimsizliği, sıfır konutları daha cazip hale getiriyor.
Yılın ilk yarısında ilk el konut satışları 221 bin 487 adede ulaşarak son dört yılın en yüksek seviyesini gördü. Sektör temsilcilerine göre konut alıcıları artık yalnızca satış fiyatına değil, satın aldığı evin güvenliğine, işletme maliyetlerine ve tadilat gerektirip gerektirmediğine de bakıyor.
Özellikle İstanbul’da fiyat dengelerindeki değişim dikkat çekiyor. Bazı merkezi ilçelerde 30-40 yıllık ikinci el bir dairenin satış bedeliyle, gelişen bölgelerde iki sıfır daire satın alınabiliyor. Örneğin Kadıköy’de 40 yıllık bir apartman dairesine ödenen bedelle, yeni yapı stokunun yoğun olduğu Başakşehir gibi bölgelerde iki sıfır daireye sahip olunabilmesi, yatırımcıların ve oturum amaçlı alıcıların hesaplarını yeniden yapmasına neden oluyor.
GELİŞEN BÖLGELER TERCİH EDİLİYOR
Türkiye Gazatesi'nden Sezer Doğru'nun haberine göre, Gayrimenkul uzmanları, ikinci el konutlarda özellikle merkezi lokasyonlarda arsa değerinin fiyatları yüksek tuttuğuna dikkat çekiyor. Buna karşın eski yapıların deprem riski, yüksek aidatları, bakım ve güçlendirme giderleri ile enerji verimsizliği alıcıların kararlarında belirleyici oluyor.
Bu nedenle birçok alıcı, merkezi ilçelerde yaşlı bir binaya yüksek bedel ödemek yerine, gelişim aksındaki bölgelerde aynı bütçeyle daha büyük, daha güvenli ve yeni konutlara yöneliyor.
Sektör temsilcilerine göre bu eğilimin önümüzdeki dönemde de devam etmesi bekleniyor.
ALICI ESKİ KONUTTAN NEDEN UZAKLAŞIYOR?
Deprem riski
Yüksek aidat
Enerji verimsizliği
Yüksek bakım ve yenileme masrafları
Sosyal donatılar da tercihi etkiliyor
Sıfır konut satışlarındaki artışın tesadüf olmadığını belirten sektör temsilcileri, vatandaşın artık yalnızca konutun fiyatını değil, binanın sunduğu güvenlik ve işletme maliyetlerini de değerlendirdiğini ifade ediyor.
Sektör temsilcilerine göre deprem güvenliği, enerji verimliliği, otopark, sosyal donatılar ve düşük bakım giderleri yeni konutları daha cazip hale getiriyor.
İpotekli satışlardaki artışa rağmen konut alımlarının yaklaşık yüzde 80'i peşin veya alternatif finansman yöntemleriyle gerçekleştiriliyor. Tasarruf finansman şirketleri ve müteahhitlerin sunduğu vadeli satış modelleri de ilk el konut satışlarını destekleyen unsurlar arasında gösteriliyor.
AYNI PARAYA NEDEN SIFIR EV?
Deprem yönetmeliğine uygun yapı
Daha düşük bakım ve tadilat masrafı
Enerji verimliliği sayesinde daha düşük faturalar
Otopark ve sosyal donatılar
Müteahhit kampanyaları ve alternatif finansman seçenekleri
Aynı bütçeyle daha fazla metrekare
Kentsel dönüşümle birlikte yeni yapı stokunun artması
ESKİ EVİ YENİLEMEK 1 MİLYON LİRAYI BULUYOR
İkinci el konut alanları zorlayan bir diğer unsur ise tadilat maliyetleri. Sektör temsilcilerine göre ortalama 100-120 metrekarelik bir dairenin kapsamlı şekilde yenilenmesi halinde maliyet 1 milyon TL'ye kadar çıkabiliyor.
Elektrik ve su tesisatının yenilenmesi, mutfak ve banyonun değiştirilmesi, zemin kaplamaları, iç kapılar, boya, pencere doğramaları ve kombi gibi temel kalemler toplam maliyeti önemli ölçüde artırıyor.
Bu nedenle birçok alıcı, benzer bütçeyle tadilat gerektiren eski bir konut almak yerine, ek masraf gerektirmeden oturulabilecek sıfır daireleri tercih ediyor.
İSTANBUL'DA SIFIR KONUT TALEBİNİN YOĞUNLAŞTIĞI BÖLGELER
Başakşehir
Beylikdüzü
Arnavutköy
Bahçeşehir
Kayaşehir
Sancaktepe
Çekmeköy
Pendik
Tuzla
Sultanbeyli
Büyükçekmece
Avcılar (Ispartakule)
Kartal (kentsel dönüşüm)
Küçükçekmece (Atakent-Halkalı hattı)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Truth Social platformunun çatı şirketi Trump Media and Technology Group (TMTG), kripto para alanındaki bazı iddialı planlarından geri adım attı. Şirket, Crypto.com ve Yorkville Acquisition Corp. ile yürüttüğü projeleri sonlandırırken yeni dönemde odağını medya, veri hizmetleri ve füzyon enerjisine kaydırıyor.
Trump Media’nın vazgeçtiği projelerden biri, Crypto.com’un CRO tokenlarından oluşacak büyük bir dijital varlık rezervi kurulmasını öngörüyordu. İlk açıklandığında halka açık en büyük CRO rezerv şirketlerinden birinin oluşturulması hedeflenmişti.
Trump Media Geçici CEO’su Kevin McGurn, dijital varlık şirketlerinin sayısında yaşanan hızlı artışla sektörün giderek daha kalabalık hale geldiğini belirterek projenin taraflar açısından eski cazibesini kaybettiğini söyledi.
![]()
Kripto tarafındaki geri adım bununla sınırlı kalmadı. Trump Media ile Crypto.com, tahmin piyasalarının doğrudan Truth Social platformuna entegre edilmesi planını da iptal etti.
Ancak iki şirket arasındaki bağ tamamen kopmayacak. Yeni modelde Crypto.com’un tahmin piyasası ürünlerinin Truth Social kullanıcılarına pazarlanması üzerinde duruluyor.
Trump Media’nın yeni stratejisinin diğer ayağını ise Truth Social üzerinden elde edilen verilerin gelir kaynağına dönüştürülmesi oluşturuyor. Şirketin başlattığı API hizmetinin yaklaşık 10 müşteriye ulaştığı belirtilirken, özellikle algoritmik işlem yapan finans kuruluşlarının bu verilerden yararlandığı ifade ediliyor.
Şirket ayrıca haber kuruluşları, endeks sağlayıcıları, yapay zeka şirketleri ve tahmin piyasası platformlarıyla veri lisanslama anlaşmaları üzerinde çalışıyor.
![]()
Trump Media’nın asıl büyük hamlesi ise enerji sektöründe. Şirket, füzyon enerjisi alanında faaliyet gösteren TAE Technologies ile birleşmeye hazırlanıyor. Aralık 2025’te açıklanan tamamı hisse karşılığı anlaşmanın değeri 6 milyar doların üzerinde. Birleşmenin tamamlanması halinde iki şirketin hissedarlarının yeni yapıda yaklaşık yüzde 50’şer paya sahip olması öngörülüyor.
Trump Media ve TAE Technologies, haziran ayında yaptıkları son açıklamada birleşmeyi 2026’nın dördüncü çeyreğinde veya daha erken tamamlamayı hedeflediklerini bildirdi. Böylece Trump Media’nın kripto projelerinden geri çekilirken milyarlarca dolarlık füzyon enerjisi hamlesini yeni büyüme alanlarından biri haline getirdiği görülüyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığının kamuda şeffaflık ve hesap verebilirliği artırmak amacıyla devreye aldığı Yapay Zeka Destekli Muhasebe ve İleri Analitik Projesi'yle bugüne kadar 2 milyar liranın üzerinde verimsizlik riski taşıyan kamu harcaması tespit edildi.
Bakanlık, mali disiplini güçlendirmek, kamu kaynaklarını etkin ve verimli kullanmak, veriye dayalı karar alma kapasitesini artırmak amacıyla kamu harcamalarını analiz eden, riskleri önceden tespit eden ve karar alma süreçlerini destekleyen yeni nesil mali yönetim altyapısını devreye aldı.
Bütünleşik Kamu Mali Yönetim Bilişim Sistemi (BKMYBS), yapay zeka destekli karar alma süreçleriyle bu alandaki dijital platforma dönüştü.
BKMYBS, Türkiye'nin ihtiyaçları doğrultusunda tamamen yerli ve milli imkanlarla geliştirildi. Bu alanda yaklaşık 16 yıl önce başlayan dijital dönüşüm yolculuğu yeni bir aşamaya taşındı.
Sistemin bütçe, muhasebe, ödeme, raporlama ve mali karar destek süreçleri tek bir dijital ekosistem altında birleştirildi.
Muhasebat Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen yapay zeka destekli muhasebe ve ileri analitik uygulamaları sayesinde sistem, risk odaklı analiz yapabilen, verimsiz ve hatalı harcamaları tespit edebilen ve karar vericilere öngörü sunan akıllı bir kamu mali yönetimi platformuna dönüştü.
Sistem, 497 kamu idaresi, 95 bin harcama, 4 bin muhasebe birimi ve yaklaşık 400 bin kullanıcıya hizmet verirken, her yıl yaklaşık 150 milyon muhasebe kaydı, 3 milyon maaş ve ücret hesaplaması, 18 milyon ödeme emri belgesi, 5,5 milyon elektronik imzalı belge ve 10 milyon e-fatura güvenli şekilde işleniyor.
Projenin devreye alındığı günden bugüne kadar büyüklüğü 2 milyar liranın üzerinde verimsizlik riski taşıyan kamu harcaması tespit edildi. Böylece kamu kaynaklarının daha etkin, ekonomik ve verimli kullanılmasına yönelik önleyici kontrol yaklaşımı önemli ölçüde güçlendirildi.
Proje sayesinde 2025-2026 döneminde BKMYBS üzerinden yürütülen mali işlemler kapsamında yaklaşık 200 milyon sayfa kağıt kullanımından tasarruf edildi, yaklaşık 5 bin ton karbon salımının önlenmesine katkı sağladı.
Proje, kamuda şeffaflık ve hesap verebilirliğin artırılması açısından da önem taşıyor.
Muhasebat Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen "Yapay Zeka Destekli Muhasebe ve İleri Analitik Projesi", Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca düzenlenen 11. Verimlilik Proje Ödülleri kapsamında yapay zeka kategorisinde birincilik ödülüne de layık görüldü.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, mali disiplini güçlendirmek, kamu kaynaklarını etkin ve verimli kullanmak, veriye dayalı karar alma kapasitesini artırmak amacıyla kamu harcamalarını analiz eden, riskleri önceden tespit eden ve karar alma süreçlerini destekleyen yeni nesil bir mali yönetim altyapısını hayata geçirdiklerini belirtti.
Sistemin, bütünleşik mimarisi, yüksek işlem kapasitesi ve yapay zeka destekli analitik altyapısıyla uluslararası kuruluşlar ve birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini ifade eden Şimşek, şunları kaydetti:
"Bütünleşik Kamu Mali Yönetim Bilişim Sistemi çatısı altında yapay zekayı ve ileri analitik teknolojileri daha da yaygınlaştıracağız. Hedefimiz, şeffaflığı, hesap verebilirliği, verimliliği ve sürdürülebilirliği esas alan güçlü kamu mali yönetim sistemini daha ileri taşımaktır."

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlenen bilgiye göre hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, ocak-haziran döneminde 212 ülke ve serbest bölgeye 5 milyon 290 bin 36 ton ürün sattı.
Türk hububatçılar, bu ihracat karşılığında 5 milyar 847 milyon 514 bin dolar gelir elde ederken en fazla ihraç edilen ürün 663 milyon 938 bin dolarla ayçiçeği tohumu oldu. Bunu 500 milyon 781 bin dolarla çikolata ve kakao ürünleri takip etti.
İTO Baklava, Pasta ve Şekerli Mamuller Meslek Komitesi Başkanı Mehmet Yıldırım, AA muhabirine, bu ihracatın üreticilerin başarısı olduğunu, ciddi manada kaliteyi yakaladıklarını, kaliteden dolayı da bu rakamların geldiğini söyledi.
Sektörün özellikle şekerli ürünler ve kakaolu mamullerde güzel bir çalışma içinde olduğunu anlatan Yıldırım, "Üreticiler, kakaoyu ilk önce güzel bir şekilde alıyorlar, işliyorlar, çikolata ve şekerleme haline getiriyorlar. Bundan dolayı güzel bir çalışmayla satışlarını gerçekleştiriyorlar. Örgütlü bir çalışma var. Özellikle İHBİR, çok iyi çalışıyor. Bütün üreticileri topluyor ve dünyanın her yerinde fuarlara götürüyor. Dolayısıyla da burada başarı oradan geliyor." ifadelerini kullandı.
Yıldırım, Türkiye'nin kakaolu ürünlerin imalatındaki kalitesine işaret ederek, şunları kaydetti:
"Türkler, dünyada belirli yer edinmeye başladı. Türkiye'de bildiğim birçok çikolata firması var ve bunların ciddi manada ihracatları var. Bir ürünü kaliteli yaptığınız zaman özellikle yiyecek konusunda marka olmamak için hiçbir sebep yok. Biraz da bunun standartlarının sağlanması lazım. Doğru bir şekilde bunun pazarlamasını da yaptığınızda sadece Türkiye'de değil dünyada da marka olursunuz."
Mehmet Yıldırım, İstanbul'un kakaolu mamullerin üretimindeki rolü ve sektöre sağladığı avantajlara dikkati çekerek, "Bu ihracatı yapan firmaların yüzde 95'i İstanbul'da bulunmaktadır. Ayrıca Gaziantep'te, Adana'da da üretim yapan yerler bulunmaktadır." şeklinde konuştu.
Dubai çikolatası gibi çikolataların da Türkiye'de üretilip satılan ürünlerden olduğunu belirten Yıldırım, "Dubai çikolatasının üretiminde Türkiye'nin başarılı olmasının nedenlerinden biri ham madde avantajının olmasıdır. İkincisi de pazarlama ve kalitedir çünkü Antep fıstığı kaliteli, kadayıf kaliteli. Bu, ham maddelerin Türkiye'de bolca üretiliyor olmasından kaynaklıdır. Bunlar da kalite ve satışa yansıyor." diye konuştu.
Yıldırım, kakaonun Türkiye'de işlenip şekil verildikten sonra ihracatının yapıldığını ifade ederek, Türk üreticilerin kalite, uluslararası fuarlara katılım ve pazarlamayla öne çıktıklarını söyledi.
Üretimin artması durumunda kapasite artırımının da olacağını belirten Yıldırım, "Bu durumda istihdamda artış olur, katma değer konusunda da artış olur yani bir üretim artarsa, satış artarsa ülkemize de çok ciddi manada yarar sağlar." dedi.
İTO Baklava, Pasta ve Şekerli Mamuller Meslek Komitesi Başkanı Yıldırım, Türkiye'nin çikolata ve kakao ürünleri ihracatındaki başarısına ilişkin, "Bizim üreticilerimiz, son yıllarda hem ambalaj hem paketleme hem de üretimde çok büyük ilerleme kaydetti. Bu da tamamen dünyayı gezip görmekle oluyor. İnsanları görüyorsunuz, farklı ülkeler görüyorsunuz, yeni ambalaj çeşitleri, yeni paketlemeler oluyor ve bunlara ayak uydurduğunuzda da başarı da peşinden geliyor." ifadelerini kullandı.
Mehmet Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Geçmiş yıllardaki istatistiklere baktığımızda bir turistin geldiğinde yemek istediği şeylerin başında baklava geliyordu. Peşinden kebap geliyordu. Gastronomi turizmi, dünyada çok önemli bir hale geldi. İnsanlar, bir lezzeti tatmak için binlerce kilometre yolu gelebiliyorlar. Özellikle Batılılar olsun, ABD'liler olsun. Bunu iyi değerlendirmek lazım. Dolayısıyla burada bir ürünü iyi yaptığınızda bu gastronomi turizmindeki insanları çekersiniz.
Türkiye'nin çikolata ve kakaolu ürünlerdeki başarısını sürdürmesi durumunda baklava ve kebabın ardından çikolatasıyla da tanınma durumu var ama bazı algıları yıkmak çok zor. Örneğin İsviçre, çikolatada başarılı olmuşsa bu algıyı kolay kolay yıkamazsınız ama satışta bir yer edinebilirsiniz. Önemli olan bu ivmeyi geliştirerek devam ettirmek önemli. Bu yapılırsa dünyada 'Türk çikolatası' adını yerleştirebiliriz."
Yıldırım, iç pazarda ekim ayından itibaren baklava ve çikolata satışlarının daha da arttığını sözlerine ekledi.

TSE'nin konuya ilişkin ilanı Resmi Gazete'de yayımlandı.
Buna göre Enstitünün merkez ve taşra teşkilatında istihdam edilmek üzere 25'i TSE uzman yardımcısı, 10'u mühendis, 2'si kimyager, 2'si hemşire, 28'i memur, 7'si tekniker, 19'u koruma ve güvenlik görevlisi, 4'ü teknisyen, 25'i odacı, 2'si bahçıvan ve 5'i şoför olmak üzere 129 personel alınacak.
Başvurular 21 Ağustos'ta başlayıp 11 Eylül saat 23.59'da sona erecek.
Adaylar, başvurularını Kariyer Kapısı ve TSE'nin internet sitesinin (http://www.tse.org.tr) "Duyurular" bölümünde alım ilanının yayımlanmasını takiben, e-Devlet üzerinden TSE-Kariyer Kapısı Kamu İşe Alım ve Kariyer Kapısı "https://kariyerkapisi.gov.tr/isealim" adresleri üzerinden yapabilecek.
Adaylar, mezun oldukları öğrenim programları ve KPSS puan türlerine göre, en yüksek puanı alandan başlayarak sıralanacak. Atama yapılacak pozisyon sayısının 4 katı kadar aday sözlü sınava girmeye hak kazanacak.
Sözlü sınava girmeye hak kazananlar 21 Eylül'de TSE'nin internet sitesi ile Kariyer Kapısı Platformu üzerinden ilan edilecek.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, 280 milyonu aşan nüfusuyla Güneydoğu Asya'nın en büyük ekonomisi olan Endonezya'nın, aynı zamanda dünyanın en fazla Müslüman nüfusuna sahip ülkesi olduğu belirtildi.
Söz konusu güçlü demografik yapının, helal üretim standartları, tüketim alışkanlıkları ve Türkiye ile olan köklü kültürel bağları sayesinde Türk ürünleri açısından önemli fırsatlar sunduğu ifade edilen açıklamada, bu durumun pazarı stratejik bir e-ihracat destinasyonu haline getirdiği bildirildi.
Açıklamada, rehberde, Endonezya'daki vergi ve gümrük uygulamaları, yolcu muafiyetleri, pazara giriş süreçleriyle Türkiye'nin bu ülkeye yönelik mikro ihracat verileri başta olmak üzere iş dünyasının ihtiyaç duyacağı güncel ve kapsamlı bilgilere yer verildiğinin altı çizildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Endonezya pazarına açılmayı hedefleyen girişimcilerimiz ile mevcut ihracatçılarımıza rehberlik etmeyi amaçlayan çalışma, firmalarımızın gümrük ve mevzuat süreçlerine uyumunu kolaylaştırarak pazara giriş süreçlerinde önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır. Ticaret Bakanlığı olarak, ihracatçılarımızın küresel pazarlardaki rekabet gücünü artıracak bilgi ve rehberlik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz."

Fırat Nehri Havzası Rehabilitasyon Projesi (FIRAT) ile geçimlerini karma tarım sistemine dayalı sürdüren ve yüksek bölgelerdeki orman köylerinde yaşayan küçük ölçekli üreticilere odaklanılarak, halkın yoksulluğunun azaltılması amaçlanıyor.
Türkiye ile Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) arasında imzalanan Finansman Anlaşması'ndan derlenen bilgilere göre, Fırat Nehri Havzası Rehabilitasyon Projesi ile 6 ilde yaşayan orman köylüleri kalkındırılacak.
Anlaşma kapsamında projeye, Küresel Çevre Fonunun (GEF) yürütücü kuruluşu sıfatıyla hareket eden Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonundan, hibe niteliğinde 1 milyon 411 bin 187 dolar finansman sağlanacak. Bu doğrultuda, mikro havza planlaması ve doğal kaynak yönetimine 859 bin 587 dolar, sürdürülebilir arazi yönetimi, iklim dirençli altyapı, geçim kaynakları ve pazarlara erişime yönelik yatırımlara 250 bin dolar, kurumsal güçlendirmeye 112 bin 600 dolar, proje yönetim giderlerine 125 bin dolar, izleme ve değerlendirmeye 64 bin dolar kaynak oluşturulacak.
Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğünün (OGM) lider kuruluş olacağı FIRAT projesinde, geçimlerini karma tarım sistemine dayalı sürdüren ve yüksek bölgelerdeki orman köylerinde yaşayan küçük ölçekli üreticilere odaklanılacak. Özellikle kadınlar, işsiz gençler ve yoksul haneler öncelikli gruplar arasında yer alacak.
Fırat Nehri havzasındaki mikro havzalarda yaşayan halkın yoksulluğunun azaltılmasını, gelir düzeyinin ve dirençliliğinin artırılmasını amaçlayan proje, Şanlıurfa, Malatya, Diyarbakır ve Adıyaman ile daha önce Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu tarafından finanse edilen projeler kapsamında yer almayan Bingöl ve Elazığ'daki belirli ilçeleri hedefleyecek.
Öte yandan mikro havza planlaması ve doğal kaynak yönetimi bileşeni çerçevesinde, her bir mikro havzada ortalama 10 köyü kapsayan toplam 40 mikro havza planının hazırlanması ile doğal kaynakların rehabilitasyonu ve sürdürülebilir yönetimine yönelik faaliyetlerin uygulanması desteklenecek.
Sürdürülebilir arazi yönetimi, iklime dirençli altyapı, geçim kaynakları ve pazara erişim yatırımları kapsamında, mikro havza planlarında belirlenen iyileştirme ve yatırım fırsatları değerlendirilecek. Üretim varlıklarının iyileştirilmesi, kırsal alanlarda tarımsal üretim ve ekonomik faaliyetlerin çeşitlendirilmesi, üretim teknolojileri ve uygulamalarının iyileştirilmesi ile ürünlerin toplanması ve pazara erişimin geliştirilmesine yönelik yatırımlar gerçekleştirilecek. Proje kapsamındaki illerde üretilen ürünlerin pazarlanması ve tanıtımına yönelik ilave destek sağlanacak. Kamu sulama altyapısına yatırımlar yapılacak ve bu yatırımlar döner fon-hibe mekanizması aracılığıyla gerçekleştirilecek çiftlik düzeyindeki yatırımlarla tamamlanacak.

Turizm sezonunda yoğun hava trafiğinin yaşandığı kentte havalimanlarının yolcu kapasitesinin artırılması ve yolculara daha konforlu hizmet sunulması amacıyla yatırımlar gerçekleştiriliyor.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca yürütülen çalışmalar kapsamında, Avrupa'nın en yoğun havalimanları arasında yer alan Antalya Havalimanı ile Gazipaşa-Alanya Havalimanı'nda altyapı ve terminal yatırımları devam ediyor.
Antalya Valisi Hulusi Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, her iki havalimanında yolcu trafiğinin devam ettiğini, yatırımların eş zamanlı olarak sürdürüldüğünü söyledi.
Şahin, Antalya Havalimanı'nda gerçekleştirilen yatırımlarla yıllık yolcu kapasitesinin 35 milyondan 82 milyona, 108 olan uçak park pozisyonunun ise 176'ya çıkarıldığını belirtti.
VIP ve CIP terminallerinin yenilendiğini dile getiren Şahin, Devlet Konuk Evi, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Başmüdürlük Hizmet Binası, lojmanlar, cami, A, C ve D kapıları, VIP ve kargo terminali nizamiye girişleri, genel havacılık terminali, hangar alanı, apron ve taksi yollarının da yapıldığını ifade etti.
Şahin, iç hatlar terminali ile Terminal 2'nin büyütülmesine yönelik çalışmaların tamamlandığını ve terminallerin hizmete açıldığını, havalimanındaki ikinci etap yatırımlarının ise devam ettiğini aktardı.
Antalya Havalimanı'na Likya uygarlığının deniz fenerlerini andıran bir kulenin de kazandırılacağını belirten Şahin, inşaatı devam eden kulenin gelecek yıl tamamlanmasının planlandığını söyledi.
Havalimanındaki yol güzergahlarının artan yolcu ve araç yoğunluğuna göre yeniden düzenlendiğini dile getiren Şahin, çalışmaların hızla sürdüğünü belirtti.
Şahin, "Havalimanında beklediğimizden daha büyük bir sirkülasyon oldu. Dolayısıyla iç yolların düzenlenmesi ihtiyacı ortaya çıktı. Onları da hızla yapıyoruz. Yolları açtık, kaldırım kenarlarındaki küçük işlerimiz kaldı, onları da hızla tamamlayacağız. Antalya Havalimanı kapasitesiyle dünyanın sayılı havalimanlarından biri haline geldi." dedi.
Şahin, Antalya'nın doğu ilçelerinin turizmine önemli katkı sağlayan Gazipaşa-Alanya Havalimanı'nda da altyapı iyileştirme çalışmalarının başladığını bildirdi.
Havalimanının yılda ortalama 1 milyon yolcuya hizmet verdiğini, mevcut kapasitesinin ise 2 milyon yolcu olduğunu belirten Şahin, 6 uçak park pozisyonunun bulunduğunu söyledi.
Gazipaşa-Alanya Havalimanı'nın özellikle bölge turizmi açısından önemli olduğunu vurgulayan Şahin, mevcut terminalin yetersiz kaldığını ve VIP salonu bulunmadığını ifade ederek, "Gazipaşa Havalimanı da özellikle Alanya-Gazipaşa turizmi için önemli. Orada en büyük eksiğimiz mevcut terminal yetmiyordu, bir de VIP salonu da yoktu. Şimdi onun inşaatı başladı. Çalışmalar devam ediyor. Birkaç ay içerisinde tamamlanacaktır." diye konuştu.
Vali Şahin, buradaki çalışmaların ekim ayında bitirilmesinin planlandığını vurgulayarak, terminallerin genişlemesiyle beraber oradaki yolculara da daha iyi hizmet sunulabileceğini dile getirdi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, ihracatın geliştirilmesi, çeşitliliğinin ve sürdürülebilirliğinin sağlanması için görevlendirilen ticaret müşavirleri ve ataşelerin, Türk iş dünyasının bulundukları ülkelerdeki ilk temas noktaları ve temsilcileri olduğu aktarıldı.
Ticaret müşavirlerinin bulundukları ülkelerdeki potansiyel sektörler hakkında iş dünyasını bilgilendirerek, pazara giriş stratejilerine katkı sağlamakla görevli olduklarına işaret edilen açıklamada, "Bu çerçevede, 2026 yılının ilk 7 ayı itibarıyla 80 ülkede ihracatımız açısından önem arz eden sektörlere yönelik '107 Sektörel Pazar Araştırması Raporu' hazırlanarak, Ticaret Bakanlığımızın internet sayfası aracılığıyla, iş dünyamızın istifadesine sunulmuştur." ifadesi kullanıldı.
Almanya Tekstil Sektörü, Bahreyn Gıda Sektörü, Çekya Otomotiv ve Yan Sanayi Sektörü, Belçika Tekstil ve Hazır Giyim Sektörü, Fransa Mobilya Sektörü, Hindistan Beyaz Eşya Sektörü, Japonya Hazır Giyim Sektörü, Madagaskar Demir-Çelik Sektörü, Meksika Kozmetik Sektörü, Portekiz Elektrik Elektronik Sektörü gibi ana sektör kollarına ilişkin raporların 2025'te yayımlandığı anımsatılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Bu yıl ise ihracatçı firmalardan gelen talepler doğrultusunda, ana sektörlere ilaveten ürün ya da alt sektörler bazında da yerinde pazar araştırmaları yapılmasına ağırlık verildi. Bu çerçevede, Almanya doğal bal, ABD doğal taş, Arnavutluk inşaat iskelesi ve kalıp, Avustralya halı, Avusturya armatür, Hollanda plastik ambalaj, Brezilya PVC, Güney Kore su ürünleri, İrlanda mutfak eşyaları, İtalya ayakkabı, Tanzanya ilaç sektörleri gibi ürün-alt sektör bazlı raporlar hazırlandı."
Pazar araştırmasında, belirli bir sektöre ya da ürüne odaklanıldığının altı çizilen açıklamada, raporlarda hedef bölgeler, şehirler, eyaletler, dış ticaret ve ikili ticaret verileri, ithalatta zorunlu belgeler, önemli fuarlar, standartlar-etiketleme-ambalajlama, tüketici tercihleri, lojistik, dağıtım kanalları, e-ticaret pazar yerleri, tanıtım-pazarlama, tarife dışı engeller ve vergiler gibi başlıkların sektörel bakış açısıyla incelendiği aktarıldı. Ülkelere ilişkin genel bilgilerden ziyade, sektör bilgilerinin paylaşıldığına dikkat çekilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
"İlgili ülke pazarına girmeyi hedefleyen firmalarımıza yönelik öneriler ile karşılaşılabilecek tehdit ve fırsatlar da sektörel raporların içeriğinde bulunmaktadır. Diğer taraftan, iş dünyamızdan gelecek talepler de dikkate alınarak, gelecek yıllarda da ihracatımız açısından potansiyel arz eden farklı sektörlere yönelik ticaret müşavirlerimizce, ataşelerimizce yerinde pazar araştırmaları yapılarak, elde edilen bilgiler iş dünyamıza aktarılmaya devam edilecektir."


