Normal görünüm

Dünden önceki gün alınanlar

ABD ve İsrail, ‘ortaklık’ masalları altında Türkiye’nin ‘silahsızlandırılmasını’ hazırlamaya çalışıyor

Okay Deprem yazdı…

Türkiye epeydir Ortadoğu’da öncü bir rol oynamayı amaçlıyor ve bölgede düzeni sağlamak istiyor. Bu basit ve temel sonuca varabilmek için, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamadan yola çıkmak bile yeterli olacaktır. Erdoğan bir kez daha, Ankara’nın Ortadoğu’da “kanlı senaryoların hayata geçirilmesine izin vermeyeceğini” söyleyip açıkça, İsrail’in Filistinlilere karşı devam eden soykırımına ve Tel Aviv’in Lübnan ile Suriye’ye yönelik sinsi saldırganlığına göndermede bulundu. Bu beyanat, Malazgirt Savaşı ve Anadolu’nun fethinin başlangıcının 955. yıldönümü anısına düzenlenen etkinlikler çerçevesinde verildi.  

ABD’NİN ‘BASKIN ÜLKE’ OLARAK GÖRDÜĞÜ İSRAİL’E HER TÜRLÜ SİLAH MÜBAH LAKİN TÜRKİYE’YE HAYIR!

Bazı birtakım uluslararası uzman ve yorumculara bakılırsa Ankara’nın bölgede önüne koyduğu siyasi-askeri ve stratejik hedeflere ulaşması uzak ara hiç de kolay değil, çünkü ona İsrail açıkça, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ise örtülü olarak karşı. Ne Amerikalıların ne de İsraillilerin güçlü bir Türkiye’ye ihtiyaçları olduğunu adeta yedi alem uzunca süredir biliyor, çünkü Washington her şeyden önce bölgenin “baskın ülkesi” olarak her zaman İsrail’i göregelmiştir. Bu çerçevede, Yahudi devletine beşinci nesil F-35 savaş uçakları da dahil olmak üzere sınırsız miktarlarda en yeni Amerikan silahları geldi ve gelmeye de devam ediyor. Ancak Türkiye’ye Amerikalılar, çeşitli uydurma bahanelere atıfta bulunmak suretiyle söz konusu uçakları bilindiği gibi bir türlü vermiyorlar. Her şey, askeri güç dengesini İsrail lehine değiştirmek için yapılıyor… 

‘BATI, TÜRKİYE’NİN DAHİL OLACAĞI BÖLGESEL ASKERİ İHTİLAFTA KKTC’Yİ ELE GEÇİRMEK İSTEYEBİLİR’

Yukarıda betimlenen gidişat deneyimli siyaset bilimciler, jeopolitoglar, diplomatlar ve diğer uzmanlar tarafından uzun süredir yakınen takip ediliyor. Bunlardan birisi de tarihçi Mehmet Perinçek. Batı’nın; Ankara’yı müttefiklerden mahrum bırakmak, konumunu zayıflatmak ve sonunda da Kuzey Kıbrıs’ı ele geçirmek emelleriyle, Türkiye’yi bir tuzağa doğru sürüklediğinden emin gözüken Perinçek, Türkiye’nin buna karşı koyamayabileceğini çünkü ABD’nin ona, “Made in USA” damgalı silahları İsrail’e ve NATO müttefiklerine karşı kullanmasını muhtemelen yasaklayacağı uyarısında bulunarak şunları dile getirdiği dikkat çekti geçtiğimiz günlerde:  

MEHMET PERİNÇEK: İRANLILAR, ABD VE BATI’DAN BAĞIMSIZ ASKERİ SİSTEMLER SAYESİNDE KAZANDILAR

“Şunu anlamamız gerekiyor ki, eğer Türkiye ile İsrail arasında bir çatışma olursa, Amerikan uçaklarını veya hava savunma sistemlerini kullanamayız. Tüm bu tür ekipmanlar Washington’a bağlıdır. Eylül 2025’te İsrail Katar’a saldırdığında benzer bir şeyi gördük. İşte, Katar o zaman İsrail’e karşı Amerikan sistemlerinden istifade edemedi – bu çok büyük bir ders. Tıpkı İran’daki son savaş gibi… İranlılar, ABD ve Batı’dan bağımsız olan askeri sistemler sayesinde kazandılar. Ve şimdi Türkiye hükümeti Rus S-400 füzelerinden kurtulmak ve Amerikan sistemlerini satın almak istiyor. Onlar bu yolla Türkiye’yi İsrail’in saldırganlığından koruyabileceklerini düşünüyorlar, ancak bu tam tersine Türkiye’nin silahsızlandırılmasıdır.” Türk tarihçi, verdiği mülakatının devamında, ülkesinin ulusal çıkarlarının Çin, İran ve Rusya Federasyonu ile daha yakın ilişkiler kurulmasını gerektirdiğini sözlerine ekledi. 

İRAN’IN SURİYE’DEN AYRILMASINDAN SONRA “BÜYÜK İSRAİL”İN ÖNÜNDEKİ TEK ENGEL TÜRKİYE KALDI

Son yıllardaki olaylar gerçekten de, Tel Aviv’in Afrika’dan Kafkasya’ya kadar uzanan “Büyük İsrail”in yaratılması yönündeki malum hayalini tutarlı bir şekilde gerçekleştirmeye doğru ilerlediğini gösteriyor. İranlıların Suriye’den ayrılmasından sonra, bu geniş-bölgesel hegemonik planın hayata geçirilmesinin önündeki tek ciddi engel olarak Türkiye kalmış bulunuyor. Yahudi devletinin, sadık müttefiki ABD’yi de yanına alarak, Türkiye’yi kendi yolundan uzaklaştırmak için elinden gelen her şeyi ardına koymayacağı çoktan kesinlik kazanmış bir olgu. Aslında ilgili süreç çoktan başlamış gözüküyor: Türkiye’yi kendince itibarsızlaştırma peşindeki Tel Aviv işe sözde «Ermeni Soykırımı”nı tanımakla başladı. Hızını alamayan İsrail, Lübnan ve Suriye’de askeri tampon bölgeler oluşturdu ve dahası Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile düzenli ortak hava tatbikatları, silah tedariki ve istihbarat alışverişini içeren bir de yöresel askeri-stratejik-siyasi ittifak kurmaya soyundu. Yani açıkça Beyaz Saray’ın onayıyla Doğu Akdeniz’in Türkiye’yi kontrol altına almak ve İsrail’in çıkarlarını korumak için bir “arena” haline getirilmesi planlı şekilde gerçekleştiriliyor. 

‘MEKKE PAKTI’NA YAKIN VADEDE BANGLADEŞ VE İRAN’IN İŞTİRAK ETMESİ SÜRPRİZ OLMAYABİLİR

Yukarıda sıralananların hepsini bir araya getirdiğimizde, Türkiye’nin istikrarın bölgesel garantörü ve İslam Dünyası’nın çıkarlarının savunucusu olarak rolünün NATO’daki mecut üyeliğiyle giderek daha fazla çeliştiği pekala söylenebilir çünkü bazı ittifak ülkelerinin Arap topraklarındaki eylemlerinin çoktandır Müslümanların bilinçli imhası olarak görüldüğü İsrail hükümetine açıkça sponsorluk yaptığı bilinmez değil. Belki de tam da bu yüzden, bölgede bazılarının “İslami NATO” olarak adlandırdıkları başka bir askeri bloğun örgütlemesine başlanıldı bile. Burada bahsedilen tahmin edileceği gibi, 7 Ağustos’ta Mekke’de Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ve katılımcı ülkelerin Kuzey Atlantik Antlaşması’nın Beşinci Maddesi ilkesine benzer bir şekilde korunmalarını öngören “Mekke Paktı”. Bangladeş, çiçeği burnunda ittifaka katılma konusunu ele alırken, İran da böyle bir olasılığı göz ardı etmiyor… 

Barrack: SDG’nin entegrasyonu tarihi bir adım

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu planı kapsamında Suriye’de ulusal bütünleşmeye yönelik yeni bir aşamaya geçildiğini belirtti.

Trump’ın liderliğinin SDG’nin Suriye devlet kurumlarına “düzenli entegrasyonu” için yol açtığını savunan Barrack, “geçmişteki ayrılıkların kalıcı bir ortaklığa dönüştürülmesinin ve Suriyelilerin ortak geleceklerini birlikte şekillendirmesinin hedeflendiğini” ifade etti.

Barrack, “Kürtçenin eğitimde tanınmasının yanı sıra Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’e Suriye hükümeti içerisinde ‘etkin roller’ verilmesinin öngörüldüğünü belirterek, bunun Kürt ortaklarının geçmişteki katkılarına ve fedakârlıklarına karşılık geldiğini” söyledi.

Entegrasyonun “kazananlar ve kaybedenler” üzerinden yürütülmemesi gerektiğini söyleyen Barrack, “farklı görüşlere sahip eski tarafların diplomatik çözüm etrafında buluşarak Suriye’nin egemenliğini güçlendirdiğini” kaydetti.

Barrack, açıklamasını, “Tek ordu, tek hükümet, tek devlet” sözleriyle tamamladı.

Mürettebatın ruh sağlığına ilişkin iddiaların ardından USS Lincoln görevine ara verecek

ABD Donanması, İran’a yönelik katliamlar nedeniyle görev süresi uzatılan ve yaklaşık 260 gündür denizde bulunan USS Abraham Lincoln uçak gemisinin yerine Pasifik’te konuşlu USS George Washington’ı Orta Doğu’ya gönderiyor. Değişim, Lincoln’de görev yapan askerlerin ruh sağlığı ve gemideki yaşam koşullarına ilişkin iddiaların ABD kamuoyunda tartışma yaratmasının ardından geldi.

ABD’nin Kaliforniya kıyılarından 2025 yılının Kasım ayında ayrılan USS Abraham Lincoln, başlangıçta Güney Çin Denizi’nde görevlendirilmiş, daha sonra ABD-İran geriliminin tırmanması üzerine Orta Doğu’ya yönlendirilmişti. Yaklaşık dokuz aydır konuşlandırılmış durumda olan uçak gemisi, İran’a karşı yürütülen askeri operasyonlarda görev aldı. Gemi, 200 günü aşkın süredir liman ziyareti gerçekleştirmedi.

Lincoln’ün uzayan görev süresi, son günlerde gemideki koşullara ilişkin haberlerle ABD’de tartışma konusu oldu. ABD medyasında mürettebat arasında moral ve ruh sağlığı sorunları yaşandığı, temel ihtiyaç malzemelerinde sıkıntılar bulunduğu, tesisat sorunları görüldüğü ve bazı askerlerin intihar girişiminde bulunduğu öne sürüldü. ABD Donanması, ağustos ayı başında bir askerin denize düştüğünü ve kısa sürede kurtarıldığını doğrularken, olayın koşullarına ilişkin soruşturmanın sürdüğünü bildirdi.

HEGSETH: HABERLER TAMAMEN ÇARPITILDI

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise USS Abraham Lincoln’deki koşullara ilişkin haberlerin “tamamen çarpıtıldığını” söyledi. Hegseth, Donanmanın uzun süreli görevlerde bulunan askerleri desteklemeye devam ettiğini savundu.

ABD Donanması, İran’a yönelik katliamların Orta Doğu’daki tedarik merkezlerini sekteye uğrattığını ve bunun Lincoln’e yapılan bazı teslimatları etkilediğini kabul etti. Donanma, tedarikte önce gıda, ardından hijyen malzemeleri ve postaya öncelik verildiğini, gemideki askerlerin temiz suya ve sağlıklı yemek seçeneklerine erişebildiğini açıkladı.

USS GEORGE WASHINGTON ORTA DOĞU’YA DOĞRU YOLA ÇIKTI

Öte yandan, ABD medyasına göre, USS George Washington geçen hafta Vietnam’ın Da Nang limanından ayrıldı. Bir kruvazör ve muhribin eşlik ettiği uçak gemisi, daha sonra Singapur Boğazı’nı geçerek Pasifik ile Hint Okyanusu’nu birbirine bağlayan Malakka Boğazı’na yöneldi. ABD’li bir yetkili, ABD medyasına George Washington’ın USS Abraham Lincoln’ün yerini almasının planlandığını doğruladı.

George Washington’ın Orta Doğu’ya kaydırılması, ABD’nin Pasifik’teki uçak gemisi varlığını da geçici olarak azaltacak. USS Abraham Lincoln’ün yanı sıra diğer ABD uçak gemilerinin İran’a yönelik saldırılar nedeniyle uzayan konuşlandırmaları, Donanmanın personel ve operasyonel kapasitesi üzerindeki baskıya ilişkin tartışmaları artırdı.

ABD’de Demokrat milletvekilleri, USS Abraham Lincoln’deki koşullar hakkında Pentagon ve Donanma yönetiminden daha fazla bilgi ve şeffaflık talep etti. Senato Silahlı Kuvvetler Komitesi üyesi Connecticut Senatörü Richard Blumenthal, Donanma yönetimine gönderdiği mektupta, Lincoln’ün uzun süreli konuşlandırılmasının İran’a karşı devam eden askeri operasyonlar ve bölgede uzun süre önemli ABD deniz kuvvetlerine ihtiyaç duyulabileceği dikkate alındığında özellikle önemli olduğunu belirtti.

Arizona Senatörü ve eski Deniz Piyadesi Ruben Gallego da gemideki koşulları incelemek üzere iki partiden milletvekillerinin katılacağı resmi bir ziyaret düzenlemeyi planladığını açıkladı. Gallego, mürettebata yönelik muamelenin “yalnızca iğrenç değil, aynı zamanda tehlikeli olduğunu” söyledi.

İzleyin – Donald Trump’ın 2028 başkan adaylığı konusunda verdiği cevap

ABD Başkanı Donald Trump, üçüncü kez başkanlığa aday olmayı istediğini, ancak Anayasa’nın buna izin vermediğini söyledi.

İzleyin – Donald Trump’ın 2028 başkan adaylığı konusunda verdiği cevap Medyascope

💾

ABD Başkanı Donald Trump, üçüncü kez başkanlığa aday olmayı istediğini, ancak Anayasa’nın buna izin vermediğini söyledi.

Sorel Dağıstanlı ile 8. Gün: Anayasa değişikliği ve DEM Parti | Oluç-Emir tartışması | Mekke Anlaşması’nı kim istedi?

Sorel Dağıstanlı, konuklarıyla Anayasa değişikliği ve DEM Parti, Saruhan Oluç-Murat Emir tartışması ve Mekke Anlaşması'nı konuştu.

Sorel Dağıstanlı ile 8. Gün: Anayasa değişikliği ve DEM Parti | Oluç-Emir tartışması | Mekke Anlaşması’nı kim istedi? Medyascope

💾

Sorel Dağıstanlı, konuklarıyla Anayasa değişikliği ve DEM Parti, Saruhan Oluç-Murat Emir tartışması ve Mekke Anlaşması'nı konuştu.

Transatlantik: Michigan ön seçimleri | Ukrayna ve İran savaşı arasındaki benzerlik ve farklar

Transatlantik'te Ruşen Çakır ve Ömer Taşpınar, Michigan ön seçimlerini, Demokrat Parti'ndeki rekabeti ve Trump'ın politikasını değerlendirdi.

Transatlantik: Michigan ön seçimleri | Ukrayna ve İran savaşı arasındaki benzerlik ve farklar Medyascope

💾

Transatlantik'te Ruşen Çakır ve Ömer Taşpınar, Michigan ön seçimlerini, Demokrat Parti'ndeki rekabeti ve Trump'ın politikasını değerlendirdi.

Trump’tan İran’a tehdit: ‘Görüşmeler iyi gidiyor, anlaşma olmazsa…’

ABD merkezli televizyon kanalı Fox News’e konuşan Trump, mümkün olması halinde İran’ın köprülerini ve elektrik santrallerini hedef almaktan kaçınmak istediğini söyledi. Trump, “Bu çok ama çok hassas bir denge. Şu anda çok güçlü bir konumda olduğumuzu düşünüyorum. Eğer anlaşma yapmazlarsa bunu yapacağımı biliyorlar. Artık anlaşmaları bozmalarına izin veremeyiz” ifadelerini kullandı.

İran ile yürütülen diplomatik temaslara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Trump, “Çok iyi görüşmeler yaptık” dedi. Trump’ın, İran’ın nükleer programını ele almak üzere İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile salı günü Beyaz Saray’da bir araya gelmesi bekleniyor.

‘HÜRMÜZ BOĞAZI’NI BİZ KONTROL EDİYORUZ’

Trump ayrıca, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kontrol etmediğini savunarak, “Biz, Hürmüz Boğazı’nı kontrol ediyoruz” iddiasında bulundu.

Röportajda Trump’a, Netanyahu’nun İran’ın nükleer programıyla bağlantılı olduğu belirtilen ve Tahran yakınlarında yerin derinliklerine inşa edilen tahkimatlı Pickaxe Mountain tesisini görüşmede gündeme getireceğine ilişkin haberler soruldu.

Trump, Netanyahu’ya atıfta bulunarak, “Bana bunu Bibi’nin söylemesine gerek yok. Bibi bunu bana, benim sürecin içinde kalmamı istediği için söylüyor” dedi.

İran’ın nükleer altyapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Trump, “Pickaxe’ta neler olup bittiğini tam olarak biliyorum. Bu büyük bir sorun değil. Onların nükleer tesislerini ortadan kaldırdık. Eğer anlaşma yapmazsak Pickaxe’ı da ortadan kaldırmak zorunda kalacağız. Anlaşma olmazsa bunu çok kolay yaparız” ifadelerini kullandı. (ANKA)

 

Trump: ‘İran’a yönelik planlanan saldırıları iptal ettim’

ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “İran İslam Cumhuriyeti ile yürütülen görüşmelerin İran liderliğinin en üst düzeyine taşınması ve onaylanmış olması nedeniyle, ABD Başkanı olarak bu akşam İran’a yönelik planlanan saldırı ve bombardımanları iptal ettim” ifadelerini kullandı.

Trump, “Görüşmeler ve nihai maddeler, hem genel çerçevesi hem de ayrıntılarıyla ABD, İsrail, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Türkiye, Pakistan, Bahreyn, Kuveyt, Ürdün, Mısır ve diğer ilgili tüm taraflar tarafından onaylanmıştır. Deniz ablukası ise bu anlaşma tamamlanıncaya kadar tüm gücüyle yürürlükte kalacaktır. İmza töreninin yeri ve zamanı kısa süre içinde açıklanacaktır” dedi.

İran Dışişleri Bakanı Arakçi tarih verdi: Mutabakat zaptı dijital ortamda imzalanabilir

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran devlet televizyonuna açıklamalarda bulundu.

Arakçi, ABD ile yürütülen müzakerelere ilişkin yaptığı açıklamada, “Mutabakat zaptının gelecek birkaç gün içinde dijital ortamda imzalanması ihtimali mevcut” dedi.

Arakçi, “Mutabakat zaptındaki hususlar hayata geçirilmezse, nihai anlaşma ile ilgili müzakere yapılmayacak” ifadelerini kullandı.

Yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumun geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arakçi, “Eğer yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumun durumu netleştirilecekse, bunun tek yolu bu malzemenin İran’da seyreltilmesidir” dedi.

URANYUM STOKLARI

Arakçi, zenginleştirme faaliyetleri ve zenginleştirilmiş uranyum stoklarının yanı sıra yaptırımların kaldırılması ve İran’ın yeniden yapılanması için oluşturulacak fon mekanizmasının nihai anlaşmada karara bağlanacağını söyledi.

ABD’nin müzakere talebinde bulunduğunu öne süren Arakçi, “Düşman savaşta hedeflerine ulaşamayacağını anladı ve ümitsizliğe kapıldı. Bununla birlikte müzakere talep etti” diye konuştu.

‘KAZANIMLARI PEKİŞTİRECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM’

Müzakerelerin sonucuna ilişkin değerlendirmede bulunan Arakçi, “Müzakerelerin sonucunun İran’ın çıkarları için iyi olacağını ve savaş meydanındaki kazanımları pekiştireceğini düşünüyorum” dedi.

Mutabakat zaptının teknik detaylarına ilişkin de bilgi veren Arakçi, “Mutabakat zaptı iki sayfadan az ve her kelimesi titizlikle gözden geçirildi. Bakanlığımız talep edilen tüm hususları uyguladı” ifadelerini kullandı.

HÜRMÜZ BOĞAZI

Arakçi, Hürmüz Boğazı’nın yönetimi ile ABD’nin uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması konularının da mutabakat zaptında yer aldığını belirterek, “Hürmüz Boğazı idaresi önceki gibi olmayacak. Boğaz, Umman ve İran’ın egemenliği altındadır. İki ülke bundan önce boğazdaki hizmetleri ücretsiz sağlıyordu. Umman ile Hürmüz Boğazı’nın idaresine ilişkin olumlu görüşmeler yaptık. Kılıcımız, Hürmüz Boğazı’nın üzerinde olacaktır” dedi.

İran’ın dondurulmuş varlıklarına ilişkin bir mekanizma öngörüldüğünü söyleyen Arakçi, “Bu anlaşmanın düşmanları var ve bunların başında İsrail rejimi geliyor” ifadelerini kullandı.

Medyada yer alan bazı metinleri onaylamadığını belirten Arakçi, “Eğer altyapımıza yönelik tehditler nedeniyle geri adım atacak olsaydık, bunu daha önce yapmış olurduk. Mutabakat zaptındaki hususlar hayata geçirilmezse, nihai anlaşmaya yönelik müzakereler yapılmayacak” dedi.

Arakçi, İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi’nin müzakere sürecini takip ettiğini ve sürece ilişkin raporların konseye sunulduğunu belirterek, “Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi’nde ilgili metine taraftar olan muhalif olanda mevcut. Ancak sonunda karar birlikte alınacaktır. Karar alındıktan sonra da açıklanacaktır” diye konuştu. (ANKA)

ABD’den İran’a yeni yaptırım

ABD Hazine Bakanlığı, İran’ın silahlı kuvvetlerini yeniden inşa etmesini ve ABD ile bölgedeki ortaklarına yönelik tehditlerini engellemek amacıyla İran ordusunun petrol satışlarına yönelik yeni yaptırımları duyurdu.

ABD Hazine Bakanlığından yapılan açıklamada, Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisinin (OFAC), İran’ın askeri petrol satışlarına karşı ek adımlar attığı bildirildi.

Bu satışların, İran’ın silahlı kuvvetlerinin yeniden inşasını finanse etmesine ve ABD ile bölgedeki ortaklarına yönelik tehditlerini sürdürmesine imkan verdiği belirtilen açıklamada, İran ordusunun bir dizi paravan şirket aracılığıyla İran ham petrolünü satarak gelir sağladığı ifade edildi.

Açıklamada, İran Genelkurmay Başkanlığının petrol satış kolu olan Sepehr Energy Jahan firmasının petrol ihracatını gerçekleştirebilmek için büyük ölçüde gölge filo gemilerine ve paravan şirketlere bağımlı olduğu belirtilerek, bu kapsamda çeşitli şirketlerin yaptırım listesine eklendiği bildirildi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti:

“Hazine Bakanlığı, İran ve ordusunu ABD müttefikleri ile Orta Doğu’daki ortaklarını tehdit etmek için ihtiyaç duyduğu finansal kaynaklardan mahrum bırakmak amacıyla İran’ın petrol satışları üzerindeki baskıyı artırmaya devam edecektir. İran hükümetinin silahlı kuvvetlerini ve askeri yeteneklerini yeniden inşa etmek amacıyla petrol gelirlerini artırmasına izin vermeyeceğiz.”

İran’dan ABD’ye Hürmüz uyarısı: ‘Donanmanız mezarlığa dönüşür’

İran, ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasını sürdürmesi halinde Tahran’ın askeri karşılık verebileceğini belirterek, Umman Körfezi’nin “ABD donanmasının mezarlığına dönüşebileceği” uyarısında bulundu.

İran devlet televizyonuna konuşan ve İran’ın dini lideri Ayetullah Mücteba Hamaney’e danışmanlık yapan Muhsin Rızai, Hürmüz Boğazı üzerindeki ablukalar nedeniyle yaşanan krizin ardından Tahran’ın sabrının tükenmekte olduğunu belirtti.

Eski Devrim Muhafızları Komutanı da olan Rızai, “İran’a yönelik deniz ablukası ne kadar uzun sürerse dünya ekonomisine verilecek zarar da o kadar büyük olur. ABD ordusuna kuşatmayı kaldırmasını tavsiye ediyoruz, aksi halde Umman Körfezi onların mezarlığına dönüşür” dedi.

Rızai, Hürmüz’de İran’a yönelik ablukanın “savaş eylemi” anlamına geldiğini belirterek, Tahran’ın askeri yanıt verme hakkı bulunduğunu ifade etti.

TRUMP’TAN İRAN’A TEHDİT

ABD Başkanı Donald Trump ise hafta sonu yaptığı sosyal medya paylaşımında İran üzerindeki baskıyı artırarak “İran için saat işliyor” ifadelerini kullanmıştı. Trump’ın tehdidi İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından geldi.

İsrail basınında dün yer alan haberlere göre, Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump, gerçekleştirdikleri telefon görüşmesinde İran’a yönelik savaşın yeniden başlatılması ihtimalini ele aldı.

İran medyası ise Washington’un Tahran’ın son önerilerine “somut tavizler” içermeyen bir yanıt verdiğini belirtti. Yarı resmi Mehr Haber Ajansı, ABD’nin mevcut tutumunu sürdürmesi halinde görüşmelerin “çıkmaza girebileceğini” yazdı.

Trump daha önce de İran’ın taleplerini “tamamen kabul edilemez” olarak nitelendirmiş ve ateşkesin “yoğun bakımda” olduğunu söylemişti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Esmail Bakei ise Tahran’ın önerilerinin “sorumlu” ve “cömert” olduğunu söyledi.

Öte yandan Axios ve CNN’in haberlerine göre Trump, Çin ziyaretinden dönüşünün ardından cumartesi günü Başkan Yardımcısı J. D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, CIA Direktörü John Ratcliffe ve özel temsilci Steve Witkoff ile bir araya gelerek, İran’a yönelik olası yeni askeri seçenekleri değerlendirdi.

Şi ile Trump’tan ‘Hürmüz ve İran’ anlaşması

ABD Başkanı Donald Trump, Çin’i ziyaretinde Devlet Başkanı Şi Cinping ile ikili ve heyetler arası görüşme için Pekin’de bir araya geldi.

Beyaz Saray’dan görüşmeye ilişkin açıklamada bulunuldu.

Trump, Çin Devlet Başkanı Şi’nin, İran’la anlaşma ve Hürmüz Boğazı’nın açılması konusunda yardımcı olmaya hazır olduğunu söylediğini bildirdi.

Çin ziyaretini sürdüren ABD Başkanı Trump, Fox News kanalından Sean Hannity’ye verdiği röportajda, Şi ile görüşmesini değerlendirdi.

Trump, Çin Devlet Başkanı Şi’nin, hem İran’la anlaşmanın sağlanması hem de Hürmüz Boğazı’ndaki ticari geçişlerin yeniden başlamasını umduğunu söylediğini aktardı.

ABD Başkanı, “Devlet Başkanı Şi, (İran’la) bir anlaşma yapılmasını istiyor. Kendisi bir teklifte de bulundu, ‘Eğer herhangi bir şekilde yardımcı olabilirsem, yardımcı olmak isterim.’ dedi. Kendisi, Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasını istiyor, bu kadar çok petrol satın alan herkesin onlarla (İranlılarla) bir tür ilişkisi olduğu açıktır ancak o, herhangi bir şekilde yardımcı olabilirse olmak istediğini belirtti.” ifadelerini kullandı.

‘ÇİN’İN ÇIKARI VAR’

Trump’ın Çin ziyaretinde heyetinde yer alan ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, ABD merkezli CNBC televizyonuna Pekin’den verdiği röportaj, konuyla ilgili sorulan soruya yanıt verdi.

Bessent, “Çin’in Hürmüz Boğazı’nın açılmasında ABD’den daha fazla çıkarı var. Bence perde arkasında çalışarak İran liderliğine söz geçirebilen herkes kadar ellerinden geleni yapacaklar.” dedi.

Trump’ın ziyaretinin hemen öncesinde Güney Kore’de Çin heyetiyle yaptıkları ekonomi ve ticaret müzakerelerine ilişkin Bessent, Çinli muhataplarıyla zirve için somut sonuçlar üretmek üzere çalıştıklarını belirtti.

RUBIO’DAN AÇIKLAMA

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD Başkanı Trump’ın Çin Devlet Başkanı Şi’den İran konusunda “hiçbir şey istemediğini” kaydederek, “Çin’in yardımını istemiyoruz. Yardımlarına ihtiyacımız yok.” ifadesini kullandı.

TRUMP’TAN Şİ’YE DAVET

Trump, Pekin’de düzenlenen akşam yemeği etkinliğinde, Şi ile eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül’de Beyaz Saray’a davet etmekten onur duyduğunu ve bunu dört gözle beklediklerini söyledi.

ÇİN’DEN AÇIKLAMA

Çin Dışişleri Bakanlığından, Şi ve Trump’ın başkent Pekin’de yaptığı görüşmenin ayrıntılarına ilişkin açıklama yapıldı.

Açıklamaya göre Devlet Başkanı Şi, Tayvan meselesinin, ABD-Çin ilişkilerinde en önemli konu olduğunu belirterek, Trump’a Tayvan konusunun iyi yönetilmesi halinde ilişkilerin istikrarını koruyacağını, aksi takdirde iki ülke arasında “çatışmalar yaşanabileceğini ve bunun ilişkileri büyük tehlikeye” atacağını söyledi.

İran’dan ABD ile ateşkes sonrası İsrail’e misilleme

İran’dan yapılan misillemenin ardından İsrail’in işgali altındaki Doğu Kudüs’ün hava sahasında şiddetli patlama sesleri duyuldu.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran’dan füze atıldığının tespit edilmesinin ardından hava savunma sistemlerinin devreye girdiği bildirildi.

İran misillemesinin ardından İsrail’in orta kesimlerinde geniş bir bölgede ve Kudüs’te sirenler çaldı.

İran’dan ABD ile ateşkes sonrası İsrail’e misilleme… Füzeler, Tel Aviv semalarında görüntülendihttps://t.co/kdjMqiFVUq pic.twitter.com/u2Lc58uE0s

— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) April 8, 2026

Bölgedeki AA muhabiri, işgal altındaki Doğu Kudüs semalarında önleyici füzelerin ateşlenmesinin ardından şiddetli patlama seslerinin geldiğini aktardı.

Yedioth Ahronot gazetesi, önleyici füzelerin ateşlenmesinin ardından Kudüs’te bazı bölgelere şarapnellerin düştüğünü kaydetti.

İran’ın misillemesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın 2 haftalık ateşkesi kabul ettiklerini duyurmasından dakikalar sonra geldi.

Ateşkeste anlaştılar: Trump’tan ‘Hürmüz’, İran’dan ‘zafer’ açıklaması

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılması şartıyla İran’la 2 haftalık karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini duyurdu.

ABD Başkanı Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, İran’a tanıdığı sürenin dolmasına saatler kala Pakistan’ın arabuluculuğunda yapılan görüşmelere ilişkin önemli bir duyuru yaptı.

Trump, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in öncülüğünde, iki ülke arasında yürütülen müzakerelerin olumlu sonuç verdiğini belirtti.

ABD Başkanı, Pakistan’ın bu gece olası saldırıların durdurulması ve Hürmüz Boğazı’nın açılmasını kapsayan önerisini kabul ettiğini ifade ederek, “İran’a yönelik bombardıman ve saldırıları iki haftalık süre için askıya almayı kabul ediyorum. Bu, iki taraflı bir ateşkes olacaktır.” ifadelerini kullandı.

İran’daki askeri hedeflerini zaten gerçekleştirdiğini savunan ve İran’la “uzun vadeli” bir barış konusunda anlaşmaya yakın olduklarını belirten Trump, “İran’dan 10 maddelik bir teklif aldık ve bunun müzakere için uygulanabilir bir temel olduğuna inanıyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Geçmişte ABD ile İran arasındaki ihtilafların neredeyse tamamının mutabakat ile sonuçlandığını kaydeden Trump, “Bu iki haftalık süre, anlaşmanın son halini almasına ve tamamlanmasına imkan verecektir.” ifadesini kullandı.

Trump ayrıca, Orta Doğu’daki ülkeleri temsilen “uzun vadeli bir sorunun çözülmesinin” kendisi için bir onur olacağını sözlerine ekledi.

İSRAİL DE KABUL ETTİ

Öte yandan AA muhabirinin sorusuna yanıt veren bir Beyaz Saray yetkilisi, İsrail’in de söz konusu anlaşmayı kabul ettiğini belirtti.

İRAN ZAFERİNİ İLAN ETTİ

İran, ateşkes teklifini kabul ettiğini duyurdu. Yapılan açıklamada, “Pakistan’da yapılacak müzakerelerin 15 gün içinde sonuçlandırılmasını ve sahadaki zaferin siyasi alanda da tescillenmesini hedefliyoruz” denildi.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterliği tarafından yapılan açıklamada, “İran’ın savaştaki hedeflerine ulaştığı” ifadesine yer verildi.

Açıklamada, “Ülke lideri Mücteba Hamaney ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin onayıyla nihai hale getirilmesi için müzakerelerin İslamabad’da yapılmasına karar verilmiştir. Bu müzakerelerin en fazla 15 gün içinde sonuçlandırılması ve sahadaki zaferin siyasi alanda da tescil edilmesi hedeflenmektedir.” değerlendirmesinde bulunuldu.

İŞTE O 10 MADDE

ABD tarafından sunulan tüm planların reddedildiği belirtilen açıklamada, Tahran yönetiminin sunduğu 10 madde “Hürmüz Boğazı’ndan geçişin, İran Silahlı Kuvvetleri ile koordinasyon içinde kontrollü şekilde yapılması, direniş ekseninin tüm unsurlarına karşı yürütülen savaşın sona erdirilmesi, ABD savaş güçlerinin bölgedeki tüm üs ve konuşlanma noktalarından çekilmesi, Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişi garanti altına alacak ve üzerinde mutabakata varılan protokol çerçevesinde İran’ın hakimiyetini sağlayacak bir geçiş düzenlemesinin oluşturulması, İran’a verilen zararların hesaplamalara göre tamamen tazmin edilmesi, tüm birincil ve ikincil yaptırımlar ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının kaldırılması, İran’ın yurt dışındaki tüm bloke edilmiş varlık ve mali kaynaklarının serbest bırakılması ve tüm bu maddelerin bağlayıcı bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla onaylanması” şeklinde sıralandı.

Müzakerelerin ABD tarafına “tam bir güvensizlik” içinde, 10 Nisan Cuma günü İslamabad’da başlayacağı vurgulanan açıklamada, görüşmelerin 15 gün içerisinde tamamlanmasının hedeflendiği, tarafların mutabakatıyla bu sürenin uzatılabileceği kaydedildi.

Açıklamada, “Parmağımız tetikte. Düşmandan gelebilecek en küçük bir hataya dahi güçlü şekilde karşılık verilecektir.” ifadeleri kullanıldı.

ARAKÇİ: HÜRMÜZ BOĞAZI’NDAN GÜVENLİ GEÇİŞ SAĞLANACAK

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD Başkanı Donald Trump’ın ateşkes açıklamasının ardından paylaştığı mesajında, “İran’a yönelik saldırılar durdurulursa, güçlü silahlı kuvvetlerimiz savunma operasyonlarını sonlandıracaktır. İki haftalık bir süre boyunca, İran Silahlı Kuvvetleri ile koordinasyon içinde ve teknik sınırlamalar dikkate alınarak Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçiş sağlanacaktır” dedi.

Arakçi, Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Asim Munir’e, savaşın sona erdirilmesine yönelik çabaları nedeniyle teşekkür etti. Arakçi’nin sosyal medya hesabından yaptığı açıklama şu şekilde:

“İran İslam Cumhuriyeti adına, bölgedeki savaşı sona erdirmek için yorulmak bilmeden çaba gösteren sevgili kardeşlerim, Pakistan Başbakanı Sayın Şerif ve Mareşal Munir’e şükran ve takdirlerimi sunarım. Başbakan Şerif’in tweet’inde dile getirdiği kardeşçe talebe yanıt olarak ve ABD’nin 15 maddelik önerisine dayalı müzakereler talebini ve ABD Başkanı’nın İran’ın 10 maddelik önerisinin genel çerçevesini müzakerelerin temeli olarak kabul ettiğini duyurmasını dikkate alarak, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi adına şunu beyan ederim: İran’a yönelik saldırılar durdurulursa, Güçlü Silahlı Kuvvetlerimiz savunma operasyonlarını sonlandıracaktır. İki haftalık bir süre boyunca, İran Silahlı Kuvvetleri ile koordinasyon içinde ve teknik sınırlamalar dikkate alınarak Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçiş sağlanacaktır.”

İlişkili Haber
thumbnail
İran’dan ABD ile ateşkes sonrası İsrail’e misilleme
Haberi görüntüle

TRUMP’TAN YENİ MESAJ

Trump, Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılması şartıyla İran’la iki haftalık karşılıklı ateşkesin duyurulmasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Dünya barışı için “büyük bir gün” olduğunu belirten Trump, İran’ın bunun gerçekleşmesini istediğini ve “artık bıktığını” savundu.

ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki trafik yoğunluğunun düzenlenmesine yardımcı olacağını ve pek çok olumlu adım atılacağını kaydeden Trump, şu ifadeleri kullandı:

“Büyük paralar kazanılacak. İran yeniden inşa sürecine başlayabilir. Her türlü malzemeyi yükleyeceğiz ve her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak için orada bulunacağız. Her şeyin yolunda gideceğinden eminim. Tıpkı ABD’de yaşadığımız gibi bu, Orta Doğu’nun Altın Çağı olabilir.”

İran: ABD ve müttefiklerinin altyapısına öyle bir saldıracağız ki…

İran’ın yarı resmi haber ajansı Tesnim’e göre, Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Yarbay İbrahim Zülfikari, “Gerçek Vaat 4 operasyonunun 99. dalgasına” ilişkin açıklamada bulundu.

Zülfikari, “İran Silahlı Kuvvetleri, Amerika Birleşik Devletleri ve müttefiklerinin altyapısına öyle bir darbe vuracak ki yıllarca bölgenin petrol ve doğal gazdan mahrum kalacak ve bölgeden ayrılmak zorunda kalacaklar.” İfadelerini kullandı.

ABD ve İsrail’in İran altyapısına yönelik saldırılara karşılık verdiklerini belirten Zülfikari, Devrim Muhafızları Ordusu’nun deniz ve hava kuvvetlerinin, ABD’nin bölgedeki çıkarları ve üslerini, İsrail ordusunun komuta ve toplanma merkezlerini balistik füzeler, seyir füzeleri ve insansız hava araçları ile hedef aldığını söyledi.

 

Pakistan’dan ABD ve İran’a çağrı: Süreyi iki hafta uzatın

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD Başkanı Donald Trump’a İran’a tanınan süreyi iki hafta uzatması, İran yönetimine ise Hürmüz Boğazı’nı iki hafta süreyle açması çağrısında bulundu.

Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, ABD ve İran arasında yürütülen müzakerelerin “güçlü şekilde ilerlediğini” bildirdi.

Paylaşımında, Şerif, “Orta Doğu’da devam eden savaşın barışçıl bir şekilde çözümü için diplomatik çabalar istikrarlı, güçlü ve etkili bir şekilde ilerlemekte ve yakın gelecekte somut sonuçlara yol açma potansiyeli taşımakta.” ifadesini kullandı.

Şahbaz Şerif, şunları kaydetti:

“Diplomasinin kendi seyrinde ilerlemesine izin vermek için, Başkan Trump’tan süreyi iki hafta daha uzatmasını içtenlikle rica ediyorum. Pakistan, iyi niyet göstergesi olarak İranlı kardeşlerimizden Hürmüz Boğazı’nı iki hafta süreyle açmalarını samimiyetle rica etmekte.”

Başbakan Şerif, bölgede uzun vadeli barış ve istikrarın sağlanması amacıyla “diplomasinin, savaşı kesin olarak sona erdirmesine” imkan tanınması için “tüm savaşan tarafların” iki hafta boyunca ateşkesi uygulamaları çağrısında bulundu.

TRUMP YANIT VERDİ

Trump, Pakistan’ın ABD’ye “süreyi iki hafta uzat” ve İran’a da “Hürmüz’ü iki haftalığına aç” çağrısına yanıt verdi. ABD Başkanı, “İran İslam Cumhuriyeti’nin Hürmüz Boğazı’nı tamamen, derhal ve güvenli bir şekilde açmayı kabul etmesi şartıyla, İran’a yönelik bombalama ve saldırıları iki haftalık bir süre için askıya almayı kabul ediyorum.” dedi.

İranlılar, Trump’ın tehditleri sonrası altyapı tesislerine kalkan oldu

Uluslararası medya kuruluşlarının aktardığı haberlerde, özellikle enerji tesisleri ve köprüler çevresinde toplanan binlerce kişinin, olası saldırılara karşı bu alanları korumak amacıyla insan zincirleri oluşturduğu ifade edildi. İranlıların, Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın açılmasına yönelik çağrısı ve aksi durumda “geri dönüşü mümkün olmayan sonuçlar doğabileceğine” ilişkin tehditlerinin ardından protesto eylemlerini yoğunlaştırdığı kaydedildi.

İranlılar, Trump’ın tehditleri sonrası altyapı tesislerine kalkan olduhttps://t.co/TOzEKWnO9o pic.twitter.com/jatQFbCE55

— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) April 7, 2026

İran’ın Ahvaz kentinde İran bayrakları taşıyan kalabalıkların bir köprü üzerinde toplandığı görüldü. Fars Eyaleti’ndeki bir enerji santralinde de benzer şekilde grupların bir araya geldiği aktarıldı. Ayrıca Buşehr’de bulunan nükleer enerji santrali çevresinde de geniş katılımlı bir gösteri düzenlendiği bildirildi. Kazerun’da da bir enerji santrali önünde benzer eylemlerin gerçekleştirildiği belirtildi.

İran kenetlendi: Halk, Trump’ın saldırı tehdidinde bulunduğu süreye saatler kala sokaklara döküldühttps://t.co/TOzEKWnO9o pic.twitter.com/TswcLzNMKG

— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) April 7, 2026

Öte yandan ABD merkezli yayın organı Fox News, gösterilere ilişkin görüntüler yayımlayarak, “İran yönetiminin gençleri ve çocukları da bu eylemlere katılmaya teşvik ettiğini ve çocuklardan koruma kalkanı yaptıklarını” iddia etti. Fox news, “söz konusu durumun uluslararası hukuka aykırı olabileceğini” öne sürdü.

Rusya’dan ABD ve İsrail’e: ‘Geri dönüşü olmayan sonuçları olabilir’

Zaharova, başkent Moskova’da düzenlediği haftalık basın toplantısında, gündemdeki konulara dair değerlendirmelerde bulundu.

İran ile ilgili duruma değinen Zaharova, “ABD ile İsrail’in İran’a karşı başlattığı askeri macera, tüm Orta Doğu bölgesinin istikrarsızlaşmasına yol açtı. Gerginlik devam ederse, bunun geri dönüşü olmayan sonuçları olabilir.” şeklindeki değerlendirmesini paylaştı.

Zaharova, bölgedeki insani durumun “feci” olduğunu vurgulayarak, “Çevresel ve radyolojik felakete yol açabilecek askeri eylemlerin durdurulması gerekiyor.” ifadesini kullandı.

Rusya’nın İran’la ilgili durumun çözümüne ilişkin tekliflerde bulunduğunu dile getiren Zaharova, bu konuda bölge ülkeleriyle yoğun temasları sürdürdüklerini söyledi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde (BMGK) Bahreyn öncülüğünde sunulan İran’ın Körfez ülkelerine füze atmasının kınandığı karar tasarısının kabul edildiğini anımsatan Zaharova, Rusya ile Çin’in tasarıyla ilgili yapılan oylamada çekimser kaldığına dikkati çekti.

Zaharova, “Rusya ve Çin, kararda bölgedeki gerginliğin nedenlerinden bahsedilmediği için çekimser kaldı. İran, kendi başına ve kötü niyetle komşu ülkelerdeki hedeflere saldırmaya başlamış gibi görünüyor. Moskova, ABD ve İsrail’in İran’a karşı sebepsiz saldırganlığının Orta Doğu’daki krize neden olduğunu defalarca vurguladı. Bu kararın onaylanmasından son derece memnun değiliz.” diye konuştu.

Rusya’nın BMGK’ye alternatif bir karar tasarısı sunduğunu kaydeden Zaharova, bunu sadece Çin, Pakistan ve Somali’nin oyladığını aktardı.

ABD’nin yakıt ikmal uçağı Irak’ta düştü

CENTCOM’dan yapılan yazılı açıklamada, olayın İran’a yönelik operasyon kapsamında gerçekleştiği belirtildi.

Açıklamada, olay sırasında iki uçağın görevde olduğu ve kaza sonrası uçaklardan birinin kırıma uğradığı, diğerinin ise güvenli şekilde iniş yaptığı ifade edildi.

Olayın detayları ve düşen uçaktaki personel sayısıyla ilgili bilgi verilmeyen açıklamada, kazanın düşman ateşi veya dost ateşi sonucu meydana gelmediği ve kurtarma çalışmalarının halen sürdüğü aktarıldı.

ABD’de silahlı saldırgan sinagog binasına ateş açtı

Yerel yetkililerin verdiği bilgiye göre, Yahudi vatandaşların ibadet ettiği Temple Israel adlı sinagogun yakınına gelen bir kişi, aracıyla binaya çarptı, ardından yapıya ateş açtı.

Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, olay yerine kısa sürede çok sayıda kolluk kuvvetinin geldiği, itfaiye araçları ve sağlık ekiplerinin de hazır bekletildiği görüldü.

Oakland Şerifi Mike Bouchard, şüphelinin, West Bloomfield bölgesindeki sinagogun güvenlik görevlilerinden birinin “ateş açması sonucu” hayatını kaybettiğini söyledi.

Adalet Bakanı Pam Bondi, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, Federal Soruşturma Bürosu ile Alkol, Tütün, Ateşli Silahlar ve Patlayıcılar Bürosu yetkililerinin yardım için olay yerinde bulunduğu bilgisini verdi.

Yerel polis, bölgede henüz güvenliğin tam olarak sağlanamadığı gerekçesiyle çevre sakinlerini söz konusu alandan uzak durmaları yönünde uyardı.

Michigan Eyaleti Polis Departmanından yapılan açıklamada ise silahlı saldırı doğrulanırken, bölgedeki diğer ibadet yerlerinin güvenliği için devriye ekiplerinin sayısının artırıldığı ifade edildi.

Bahçeli: Her türlü senaryoya hazırlıklı olmalıyız

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Merkez Yönetim Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu ve Milletvekillerinin katılımıyla düzenlenen iftar programında konuştu.

‘HER TÜRLÜ SENARYOYA HAZIRLIKLI OLMALIYIZ’

DHA’nın haberine göre Orta Doğu’daki gerilime değinen Bahçeli, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail arasındaki ortaklığın askeri, siyasi ve ekonomik maliyetinin arttığını ifade etti. Bahçeli, bu durumun özellikle iç kamuoylarında İran ile olası bir savaşa yönelik itirazların yükselmesine yol açtığını belirterek, “ABD-İsrail ortaklığının askeri, siyasi ve ekonomik külfeti arttıkça, bilhassa iç kamuoylarının İran savaşıyla ilgili kategorik itirazları yükseldikçe etrafımızda biriken tehlike daha da yoğunlaşacaktır. Her türlü senaryoya hazırlıklı olmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

Bölgede gerilimin düşürülmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, ateşkes çağrısında bulunarak, “Yol yakınken ateşkes rejimi devreye girmelidir. Eller tetik yerine uzlaşma gayesiyle birleşmelidir” ifadelerini kullandı.

Bahçeli, aksi durumda İran’ın ABD-İsrail ortaklığı açısından uzun soluklu ve maliyetli bir çatışma alanına dönüşebileceğini belirterek, “Aksi halde İran; ABD-İsrail ortaklığı için yeni bir Afganistan’a, yeni bir Irak’a, hatta yeni bir Vietnam’a dönebilecektir” dedi.

‘TÜRKİYE İLE İRAN’IN KARŞI KARŞI GETİRİLMESİ PLANLANIYOR’

Bahçeli, özellikle İran’a yönelik saldırıların dikkatle takip edildiğini söyledi. Bir savaşın başlatılmasının kolay, ancak bitirilmesinin zor olduğunu belirten Bahçeli, savaşın bölgesel ve küresel sonuçlarının ağır olabileceğini vurguladı. Bahçeli, “ABD ile İsrail’in İran karşısında teklemeye başladığı, iç kamuoylarında ise çözülmelerin hız kazandığı anlaşılmaktadır” dedi.

Savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşme riskine dikkat çeken Bahçeli, Türkiye ile İran’ın karşı karşıya getirilmesi veya İran ile Körfez ülkeleri arasında yeni gerilimlerin çıkarılmasına yönelik planların bulunduğunu dile getirdi. Türkiye’nin gelişmeleri dikkatle takip ettiğini belirten Bahçeli, “Hiçbir tehdide eyvallah demeyiz, diyemeyiz” ifadelerini kullandı.

ATEŞKES ÇAĞRISI

Bölgede yaşanan gelişmelerin küresel ölçekte sonuçlar doğurabileceğini belirten Bahçeli, Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’ndeki enerji taşımacılığının da risk altında olduğunu söyledi. Savaşın en büyük mağdurlarının siviller ve çocuklar olduğunu ifade eden Bahçeli, karşılıklı saldırıların küresel vicdanı yaraladığını dile getirdi.

Bahçeli, gerilimin düşürülmesi çağrısında bulunarak, “Yol yakınken ateşkes rejimi devreye girmelidir. Eller tetik yerine uzlaşma gayesiyle birleşmelidir. Aksi halde İran; ABD-İsrail ortaklığı için yeni bir Afganistan’a, yeni bir Irak’a, hatta yeni bir Vietnam’a dönebilecektir” dedi.

‘TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİ ÖNCELİĞİMİZ’

Türkiye için önceliğin ülkenin güvenliği olduğunu vurgulayan Bahçeli, Türkiye’yi riske atacak girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Bahçeli, egemenlik hakları ve bağımsızlığın her koşulda savunulacağını ifade etti.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyasetteki hedefinin Türk milletinin varlık ve hayat haklarını korumak olduğunu belirten Bahçeli, partiye yönelik eleştiriler ve saldırılara karşı sert mesajlar verdi. Bahçeli, “Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletinin son kalesi, son siperi, düşman karşısında atılacak son kurşunudur” dedi.

AÇILIM MESAJI

Bahçeli, PKK açılımının  hedefinin bu çerçevede önemli olduğunu belirterek, “Yeni yüzyılın ikinci çeyreğinde ‘Terörsüz Türkiye’yi inşa ve ihya edecek milli diriliş ruhu nice mucizelere imza atacaktır” dedi. Bahçeli, “Uyanan ve ayağa kalkan devin önünü kesecek, tarihi yürüyüşünü kesintiye uğratacak hiçbir muhasım veya mütecaviz odak yoktur” ifadelerini kullandı.

İspanya’dan Trump’a: ‘Korkmuyoruz’

Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, İspanya devlet televizyonu TVE’ye verdiği demeçte, ABD Başkanı Trump’ın birçok ülke ve bazı başkanlar hakkında yorumlar yaptığını hatırlatarak, “Bundan hiçbir şekilde korkmuyoruz.” dedi.

Albares, İspanya’ya yönelik tek taraflı bir eylemin olmayacağını savunarak, Avrupa Birliği’nin ortak ticaret politikası olduğunu ve Brüksel’in bunu uygulama yetkisine sahip olduğu kaydetti.

Diğer yandan İspanya hükümetinin “Savaşa hayır” söyleminin “birçok ülke ve milyonlarca kişi tarafından savunulduğunu” dile getiren Albares, “İran’a yönelik saldırıları güçlendirecek ve kaosa yol açacak hiçbir müdahale ve tavır sergilemediklerini” ifade etti.

Albares, İsrail’deki diplomatik temsilcilik seviyesini büyükelçilikten maslahatgüzar seviyesine düşürmeleriyle ilgili sorulara da cevap verdi.

Diplomatik temsil seviyesini düşürmek için dün görevden alınan İspanyol büyükelçinin 6 aydan uzun bir süre önce istişareler için merkeze çağırıldığını hatırlatan Albares, “O tarihten bu yana hakaret ve iftiralara rağmen Netanyahu hükümetiyle mümkün olan en iyi ilişkileri sürdürmeye çalıştıklarını ancak karşılık verilmediği için İspanya’nın Tel Aviv’deki büyükelçiliğinin temsilini, İsrail’in Madrid’deki temsilciliğiyle tam olarak aynı seviyeye indirmeye karar verdiğini” açıkladı.

İspanya’yı 3 Mart’ta “tüm ticari ilişkileri kesmekle” tehdit eden ABD Başkanı Trump, dün yaptığı açıklamada, “İspanya işbirliği yapmıyor.” diyerek, İspanya’nın diğer NATO ülkelerinden farklı olarak savunma harcamalarını artırmamasını da eleştirmişti.

ABD ve İsrail, İran’a saldırı başlattı

ABD ile İran arasında günlerdir devam eden gerilim bu sabah İsrail'in İran'a saldırmasıyla başka bir eşiğe geçti. Detaylar gün boyu haberimizde.

ABD ve İsrail, İran’a saldırı başlattı Medyascope

İsrail, İran’a saldırı başlattı: Tahran’da patlamalar… ‘Misilleme’ duyurusu geldi!

İsrail Savunma Bakanı İsrael Katz, İran’a yönelik “önleyici bir saldırı” başlatıldığını açıkladı. Katz, İsrail genelinde derhal geçerli olmak üzere özel bir olağanüstü hal ilan edildiğini duyurdu.

İsrail Savunma Bakanı İsrael Katz, basında yer alan açıklamasında, “İsrail Devleti’ne yönelik tehditleri ortadan kaldırmak amacıyla İran’a karşı önleyici bir saldırı başlatıldı… Bunun sonucunda İsrail Devleti’ne ve sivil nüfusuna karşı füze ve insansız hava aracı saldırısı düzenlenmesi beklenmektedir.” dedi. Katz, bu nedenle Sivil Savunma Yasası kapsamındaki yetkisi doğrultusunda “İsrail Devleti’nin tüm topraklarında iç cephede özel bir olağanüstü hal uygulanmasına” ilişkin emri imzaladığını bildirdi.

İran devlet medyası, İran’a yönelik hava saldırılarının görüntülerini paylaştı.

İSRAİL ORDUSU ALARMDA… HALK SIĞINAKLARA YÖNLENDİRİLDİ

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), ülke genelinde sirenlerin devreye girdiğini ve vatandaşların cep telefonlarına ön uyarı mesajları gönderildiğini açıkladı.

IDF tarafından yapılan açıklamada, halkın korunaklı alanlara yakın kalması yönünde talimat verildiği belirtildi. Uyarının, İsrail’e yönelik olası füze saldırısı ihtimaline karşı kamuoyunu hazırlamak amacıyla yapıldığı ifade edildi.

Açıklamada, “İsrail Devleti’ne doğru füzelerin fırlatılma ihtimaline karşı proaktif bir uyarı yapılmıştır” denilirken, vatandaşlardan sığınak ve güvenli alanların yakınında bulunmaları istendi.

İsrail ordusu, İran’a yönelik başlatılan saldırının ardından ülke genelinde iç cephe talimatlarında acil değişikliğe gidildiğini açıkladı.

IDF tarafından yapılan açıklamada, bugün yerel saatle 08.00 itibarıyla tüm bölgelerde “tam faaliyet” düzeninden “zorunlu faaliyet” düzenine geçildiği bildirildi. Yeni uygulama kapsamında eğitim faaliyetleri, toplu etkinlikler ve zorunlu olmayan iş yerlerinin faaliyetleri yasaklandı. Sadece temel ve kritik sektörlerin çalışmasına izin verileceği belirtildi.

Açıklamada, vatandaşların İç Cephe Komutanlığı tarafından yayımlanan resmi talimatları takip etmesi gerektiği vurgulanırken, güncel yönergelerin Ulusal Acil Durum Portalı ile İç Cephe Komutanlığı mobil uygulamasında paylaşılacağı kaydedildi.

Kararın, İran’a yönelik saldırı sonrası olası misilleme ihtimaline karşı alındığı düşünülüyor.

İRANLI ÜST DÜZEY YÖNETİCİLER HEDEF ALINDI İDDİASI

İsrail basını, saldırılarda İranlı üst düzey yöneticilerin hedef alındığı iddia etti.

İRAN’DAN ‘MİSİLLEME’ DUYURUSU

İran Meclisi Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı İbrahim Azizi, İsrail’in saldırısına misilleme yapacaklarını bildirdi.

 

Ayrıntılar geliyor…

💾

İsrail Savunma Bakanı İsrael Katz, İran’a yönelik “önleyici bir saldırı” başlatıldığını açıkladı. Katz, İsrail genelinde derhal geçerli olmak üzere özel bir olağanüstü hal ilan edildiğini duyurdu.

ABD ve çok sayıda ülkeden vatandaşlarına ‘Derhal İran’ı terk edin’ çağrısı

İlk uyarı, Avustralya’dan geldi. Avusturalya, Ortadoğu’da güvenlik endişelerinin “artması” nedeniyle İsrail ve Lübnan’daki görevli diplomatların yakınlarına ülkeden ayrılmaları talimatı vererek bu ülkelerdeki vatandaşlarına ticari uçuşlar sürerken ülkeden ayrılmaları çağrısında bulundu.

Bu çağrının ardından Çin de benzer bir açıklama yaparak Ortadoğu’da güvenlik risklerinin artması nedeniyle İsrail’deki vatandaşları için güvenlik uyarısı yayımladı.

ABD’nin İsrail’deki Büyükelçiliği, İran’la artan gerilimin ardından, “oluşan güvenlik riskleri nedeniyle” kritik görevlerde bulunmayan çalışanlar ve ailelerinin ülkeyi terk etmesine izin verdi.

New York Times gazetesi, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin, Büyükelçilik personeline gönderdiği e-postada, ülkeyi terk etmek istiyorlarsa “bunu bir an önce yapmaları” konusunda uyarıda bulunduğunu yazdı.

Bu gelişmelerin ardından birçok ülkeden benzer açıklamalar gelmeye başladı.

İngiltere Dışişleri Bakanlığı, “Bölgesel gerginliğin artma riskleri nedeniyle vatandaşlarımıza İsrail ve Filistin’e zorunlu olmadıkça seyahat etmemelerini tavsiye ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bakanlık ayrıca Tel Aviv’de görev yapan bazı personel ve ailelerinin geçici olarak İsrail içinde başka bir noktaya nakledildiğini açıkladı.

Fransa Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada, bölgesel gelişmeler ve hava sahasının kapanma ihtimali nedeniyle vatandaşlarına İsrail’e seyahat etmemeleri tavsiyesinde bulundu.

Almanya Dışişleri Bakanlığı ise vatandaşlarına İsrail ve Doğu Kudüs’e seyahatten kaçınmaları yönünde uyarı yaparak Tel Aviv’in “resmi olarak hâlâ savaş halinde” olduğunu vurguladı.

Açıklamada, “Gazze Şeridi ve Batı Şeria’ya seyahatten şiddetle kaçınılması tavsiye edilir.” denildi. Gazze veya Batı Şeria’da bulunan Alman vatandaşlarına da mümkünse bölgeden ayrılmaları çağrısı yapıldı.

GÜNEY KORE

Washington ile Tahran arasında artan gerilim nedeniyle birçok ülke İsrail’e olduğu gibi İran’daki vatandaşları için uyarılarda bulundu.

İran’a son günlerde ilk seyahat uyarısı Güney Kore’den geldi. Güney Kore merkezli haber ajansı Yonhap’ın haberine göre, Güney Kore’nin Tahran Büyükelçiliği, ABD’nin Tahran’a olası askeri saldırısı nedeniyle bölgede gerilimin artması üzerine vatandaşlarına “İran’ı terk etmeleri” tavsiyesinde bulundu.

Güney Kore’nin ardından Hindistan Tahran Büyükelçiliği’nden İran geneline yayılan gösteriler ve bölgedeki gerilimin artması nedeniyle Hindistan’dan, vatandaşlarına ticari uçuşlar da dahil olmak üzere, mevcut ulaşım araçlarıyla İran’ı terk etmeleri tavsiyesi geldi.

ÇİN

Çin, dış güvenlik risklerinin artması nedeniyle vatandaşlarına İran’ı ülkeyi terk etmeleri uyarısı yaptı.

İNGİLTERE

İngiltere Dışişleri Bakanlığı, ayrı bir açıklamasında İran’a yönelik seyahat uyarısını sürdürdüğünü ve güvenlik durumu nedeniyle İran’daki diplomatik personelini geçici olarak geri çektiğini bildirdi.

FRANSA

Fransa Dışişleri Bakanlığı da hâlihazırda İran’da bulunan Fransız vatandaşlarına azami dikkat göstermeleri ve bireysel ya da toplu sığınma yerlerini belirlemeleri çağrısı yaptı.

İSVEÇ

İsveç de İran’daki vatandaşlarına ülkeyi acilen terk etmeleri çağrısında bulundu.

İsveç Dışişleri Bakanı Maria Malmer Stenergard, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, bakanlığın İran’a seyahat edilmemesi yönündeki tavsiyesine uyulması gerektiğini belirtti.

Stenergard, İran’da bulunan İsveç vatandaşlarına ülkeyi acilen terk etmeleri yönündeki güçlü çağrısını yineleyerek, “İsveçliler fırsat varken İran’ı terk etmeli ve beklememeli. İran’da kalmayı seçenler büyük bir kişisel sorumluluk almış olur. Bu noktada Dışişleri Bakanlığı, İran’dan tahliye konusunda yardımcı olamayacaktır.” ifadelerini kullandı.

İTALYA

İtalya Dışişleri Bakanlığı, İran’daki İtalyan vatandaşlarına bu ülkeyi terk etme çağrısını yineleyip dikkatli olmaları konusunda uyarırken, İsrail’deki vatandaşlarına da ihtiyatlı olmalarını ve teyakkuzda kalmalarını tavsiye etti.

POLONYA

Polonya Dışişleri Bakanlığı ise İran’daki gelişmeler nedeniyle vatandaşlarına Lübnan’ı “derhal” terk etmeleri çağrısında bulundu. Açıklamada, “İran’daki durum nedeniyle Lübnan’ı derhal terk etmenizi tavsiye ediyoruz. Hava yoluyla dönüş zor veya hatta imkânsız olabilir.” ifadelerine yer verildi.

Bunlara ek olarak, Kazakistan Dışişleri Bakanlığı, bölgede artan gerginlik nedeniyle İran’da bulunan vatandaşlarına ülkeyi terk etmelerini tavsiye etti.

Brezilya, Sırbistan ve Singapur da benzer şekilde seyahat uyarısı yaparak vatandaşlarından İran’ı terk etmeleri çağrısı yaptı.

Yener Orkunoğlu yazdı: Francis Fukuyama ve Amerikan siyasal düzeninin hazin sonu

Fukuyama’nın “tarihin sonu” iyimserliğinden “siyasal çürüme” uyarısına uzanan düşünsel dönüşümü, ABD’de kurumsal tıkanma, artan eşitsizlik ve güven kaybıyla somutlaşan bir düzen krizine işaret ediyor.

Yener Orkunoğlu yazdı: Francis Fukuyama ve Amerikan siyasal düzeninin hazin sonu Medyascope

Trump’tan yeni İran çıkışı: ‘Çok iyi görüşmeler yaptık’ dedi, tehdit savurdu!

Trump, Washington’dan Florida’ya giderken, başkanlık uçağında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Maskat’taki ilk görüşmelerden duyduğu memnuniyeti dile getiren Trump, “Bugün Rusya ve Ukrayna ile çok, çok iyi görüşmeler yaptık, aynı şekilde İran’la da çok iyi görüşmeler yaptık. İran anlaşma yapmak istiyor gibi görünüyor ve bunu çok istiyorlar.” dedi.

Trump, İran’a karşı büyük bir donanmanın bölgeye gönderildiğini hatırlatarak, “Yakında orada olacak. Bunun nasıl sonuçlanacağını göreceğiz.” diye konuştu.

VENEZUELA ÖRNEĞİ VERDİ

ABD’nin gerekli adımı atacağını ama acele etmelerini gerektirecek bir durum olmadığını vurgulayan Trump, “Venezuela’yı hatırlarsanız, bir süre beklemiştik ve acelemiz yok. Bolca zamanımız var. İran’la çok iyi görüşmeler gerçekleştiriyoruz.” ifadelerini kullandı.

‘ANLAŞMA OLMAZSA SONUÇLARIN ÇOK SERT OLACAĞI AÇIK’

Trump, özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner’den oluşan ABD müzakere ekibinin İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile yaptığı görüşmeyi “yüksek temsilciler” arasında yürütülen görüşmeler olarak tanımlayarak, “Anlaşma olmazsa sonuçların çok sert olacağı açık. Buna göre herkes kartlarını biliyor.” dedi.

‘NÜKLEER SİLAH OLMAYACAK’

İran ile kabul edilebilir koşullarda bir anlaşma sağlandığını görmeyi çok istediğini aktaran Trump, “Ama her şeyden önce, nükleer silah olmayacak.” diye konuştu.

Trump, ikinci başkanlık döneminin ilk aylarında, Tahran yönetiminin halihazırda müzakere edilen koşullara şimdiki gibi olumlu yaklaşsaydı “iki ülke arasında çoktan anlaşma olacağını” iddia ederek, “Şu anda, anlaşma için öncesinden çok daha istekliler.” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin sonuçlarını görmek gerektiğini vurgulayan Trump, tarafların haftaya yeniden bir araya gelmeyi planladığını kaydetti.

İRAN İLE İŞ YAPAN ÜLKELERE EK YÜZDE 25 GÜMRÜK VERGİSİ

Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump, kendi sosyal medya platormu Truth Social hesabından yaptığı açıklamada, ’’Derhal yürürlüğe girmek üzere, İran İslam Cumhuriyeti ile iş yapan herhangi bir ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile yaptığı tüm ticari faaliyetlerde yüzde 25 gümrük vergisi ödeyecektir. Bu karar nihai ve kesindir’’ ifadelerini kullandı.

Trump’ın yaptırım kararı dün ABD ve İran arasında Umman’da yapılan ve “iyi bir başlangıç” olarak nitelendirilen arabuluculu müzakerelerin ilk turunun ardından geldi.

UMMAN’DAKİ ABD-İRAN GÖRÜŞMESİ

Umman’ın arabuluculuğunda Maskat’taki görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğu, tarafların müzakereleri sürdürme kararı aldığı ve yeni görüşme turu için ortak niyet beyan ettikleri kamuoyuna yansımıştı.

İran’da ocak ayında patlak veren protesto gösterileriyle birlikte ABD ile İran arasındaki gerilim yükselmiş, Trump, göstericilere destek olmak için askeri güç kullanabileceği mesajını vermişti.

Trump, Tahran yönetiminin göstericilere yönelik idam kararını durdurması üzerine, askeri seçeneği şimdilik askıya aldığını duyurunca, nükleer program ve bölgesel güvenlik kaygılarını içeren uzun süredir devam eden ihtilafı çözmek üzere diplomasi yeniden devreye girmişti.

İki ülke arasında Türkiye’nin önerisiyle önce İstanbul’da bir görüşme yapılacağı duyurulmuş ancak toplantı yeri daha sonra İran’ın talebiyle Maskat’a alınmıştı.

Dünya Alem (31): İran’da 2026 protestoları: Muhalefetin “dış müdahale” çıkmazı | Ezber neden bozuldu?

İran uzmanı Ramazan Bursa, 2026 protestolarını, rejimin tepkisini, dış müdahale riskini ve muhalefetin liderlik krizini değerlendirdi.

Dünya Alem (31): İran’da 2026 protestoları: Muhalefetin “dış müdahale” çıkmazı | Ezber neden bozuldu? Medyascope

💾

İran uzmanı Ramazan Bursa, 2026 protestolarını, rejimin tepkisini, dış müdahale riskini ve muhalefetin liderlik krizini değerlendirdi.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio: İran’daki cesur insanları destekliyoruz

İran’da başkent Tahran’da yüksek enflasyon ve paradaki sert değer kaybı ardından başlayan protestolar önemli şehirlere yayıldı. Milyonlarca insanın sokağa çıktığı protestolar sırasında internetin hükûmet tarafından kesildiği bildirildi. İnsan hakları örgütlerine göre protestolar sırasında en az 48 kişi hayatını kaybederken 14 güvenlik görevlisi de öldü.

ABD Başkanı Donald Trump, dün Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, “Onları en hassas noktalarından çok sert bir şekilde vuracağız” demiş ve yönetiminin İran’daki durumu dikkatle izlediğini, ABD’nin herhangi bir müdahalesinin “kara birliklerinin konuşlandırılması” anlamına gelmediğini sözlerine eklemişti.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio da İran’da devam eden protestolarla ilgili paylaşımda bulundu. Rubio, X hesabından yaptığı paylaşımda “Amerika Birleşik Devletleri, İran’daki cesur insanları destekliyor,” dedi.

HAMANEY: YIKICI UNSURLARLA MÜCADELE ETMEKTEN KAÇINMAYACAĞIZ

İran’ın dinî lideri Ayetullah Ali Hamaney, dün yaptığı açıklamalarda “Herkes bilsin ki, İslam Cumhuriyeti yüz binlerce şerefli insanın kanıyla kuruldu ve bunu inkar edenlerin karşısında geri adım atmayacaktır” dedi. Hamaney, İran’ın “yıkıcı unsurlarla mücadele etmekten kaçınmayacağını” söylerken İran Ulusal Güvenlik Konseyi de protestocuları “silahlı vandallar” ve “barış ve güvenliği bozanlar” olarak nitelendirerek, onlara karşı “kararlı ve gerekli yasal işlemlerin yapılacağını” söyledi.

ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’nın (HRANA) bildirdiğine göre, 28 Aralık’ta başlayan protestolardan bu yana, öldürülen 48 protestocunun yanı sıra 2 bin 277’den fazla kişi de tutuklandı.

Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü (IHRNGO), aralarında dokuz çocuğun da bulunduğu en az 51 protestocunun öldürüldüğünü bildirdi.

BRİTANYA, ALMANYA VE FRANSA’DAN ORTAK AÇIKLAMA

Öte yandan Britanya, Almanya ve Fransa liderleri de ortak bir açıklama yaparak “İran güvenlik güçlerinin şiddet uyguladığı yönündeki haberlerden derin endişe duyduklarını ve protestocuların öldürülmesini şiddetle kınadıklarını” belirtti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz, “İranlı yetkililerin kendi halkını koruma sorumluluğu vardır ve misilleme korkusu olmadan ifade özgürlüğüne ve barışçıl toplanmaya izin vermelidirler” açıklamasında bulundu.

Trump’tan bir Grönland tehdidi daha

ABD Başkanı Trump, dün yaptığı açıklamada “harekete geçmesi gerektiğini”, aksi takdirden “Rusya ve Çin’in Grönland’ı ele geçireceğini” söyleyerek bir tehditte daha bulundu.

‘KOLAY YOLDAN ANLAŞMA YAPAMAZSAK ZOR YOLDAN YAPACAĞIZ’

“Rusya ve Çin’i komşumuz olarak kabul etmeyeceğiz” diyen Trump, “Kolay yoldan bir anlaşma yapmak istiyorum. Ancak kolay yoldan yapamazsak, zor yoldan yapacağız.” diye konuştu.

Trump, “Çin veya Rusya’nın Venezuela’yı işgal etmesine de izin veremeyiz. Eğer bu yaptığımız şeyi yapmasaydık, Çin veya Rusya Venezuela’da olurdu.” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı, “henüz” paradan bahsetmediğini, ancak “bunu konuşabileceğini” söyledi.

ABD Başkanı Trump, Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun kaçırılması operasyonunun ardından Grönland’a yoğunlaştı. Trump, bölgenin “ele geçirilmesinin” ABD’nin ulusal güvenlik önceliği olduğunu savundu.

‘BEN OLMASAYDIM NATO DİYE BİR ŞEY OLMAZDI’

Öte yandan Trump, kendisinin başkan olmaması halinde NATO’nun zora gireceğini ileri sürerek, “Benim NATO’yu tamamen desteklediğimi anlamalısınız. NATO’yu ben kurtardım. Ben olmasaydım şu anda NATO diye bir şey olmazdı.” yorumunu yaptı.

ABD’de ‘Venezuela petrolü’ toplantısı: Maduro’yu kaçırttı, patronlarla masaya oturdu

ABD Başkanı Donald Trump, petrol şirketlerinin Venezuela’da gerekli kapasite ve altyapıyı inşa etmek için en az 100 milyar dolar harcayacağını belirterek, bu şirketlerin “güvenliğini sağlayacaklarını” söyledi.

Trump, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısının ardından ülkenin petrol endüstrisindeki yatırım olanaklarını görüşmek üzere ABD’li petrol şirketlerinin üst düzey yöneticileriyle Beyaz Saray’da bir araya geldi.

Toplantıya, Chevron, ExxonMobil, ConocoPhillips, Continental, Halliburton, HKN, Valero, Marathon, Shell, Trafigura, Vitol Americas, Repsol, Eni, Aspect Holdings, Tallgrass, Raisa Energy ve Hilcorp’un yöneticilerinin yanı sıra ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Enerji Bakanı Chris Wright da katıldı.

Trump, burada yaptığı konuşmada, büyük Amerikan şirketlerinin Venezuela’nın “harap durumdaki” petrol endüstrisini hızla yeniden inşa etmeye nasıl yardımcı olabileceğini ve milyonlarca varillik petrol üretiminin ABD’ye, Venezuela halkına ve tüm dünyaya fayda sağlayacak şekilde nasıl sağlanabileceğini ele alacaklarını söyledi.

‘GÜVENLİK GARANTİSİ’

Venezuela’nın perşembe günü 4 milyar dolar değerindeki 30 milyon varil petrolü ABD’ye verdiğini belirten Trump, söz konusu petrolün ABD’ye doğru yola çıktığını aktardı.

Trump, hangi petrol şirketlerinin Venezuela’ya gitmesine izin verileceğine karar vereceklerini, şirketlerle anlaşma yapacaklarını kaydetti.

Petrol şirketlerine güvenlik garantisinde bulunan Trump, şirketlerin Venezuela yerine ABD ile doğrudan muhatap olacaklarını ifade etti.

Trump, Venezuela’nın çok uzun zaman önce kurdukları petrol endüstrisini ABD’den aldığını öne sürerek, “kendilerinden alınanı geri aldıklarını” vurguladı.

ABD Başkanı Trump, “Amerikan şirketleri, Venezuela’nın çürüyen enerji altyapısını yeniden inşa etme ve nihayetinde petrol üretimini daha önce hiç görülmemiş seviyelere çıkarma fırsatına sahip olacak. Venezuela ve ABD’yi bir araya getirdiğinizde, dünyadaki petrolün yüzde 55’ine sahip oluyoruz.” dedi.

‘100 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM’ İDDİASI

Petrol şirketlerinin gerekli kapasite ve altyapıyı inşa etmek için en az 100 milyar dolar harcayacağını belirten Trump, şirketlerin hükümetin parasından ziyade korumasına ve güvenliğine ihtiyacı olduğunu savundu.

Trump, Venezuela’nın, ABD’nin Venezuela ham petrolünden 50 milyon varile kadar olan kısmını derhal rafine edip satmaya başlamasını ve bunun süresiz olarak devam etmesini kabul ettiğini söyledi.

Ayrıca Trump, Venezuela petrolü konusunda gelecek hafta bir toplantı daha yapacaklarını belirtti.

‘BİZ YAPMASAK…’

“Bunu Venezuela’ya biz yapmasak Çin ya da Rusya yapardı.” ifadesini kullanan ABD Başkanı Trump, “Çin’e ve Rusya’ya söyledim, sizinle çok iyi anlaşıyoruz, sizi çok seviyoruz, sizin orada olmanızı istemiyoruz, orada olmayacaksınız. Onlara ve size söyleyeceğim bir şey var, o da iş için açığız. Çin, orada veya ABD’de bizden istediği kadar petrol satın alabilir. Rusya, ihtiyaç duyduğu tüm petrolü bizden alabilir.” diye konuştu.

Trump, ExxonMobil yöneticisinin ekipleri hemen harekete geçirebileceklerini ve birkaç hafta içinde işe başlayabileceklerini söylemesi üzerine, “Bizim istediğimiz de bu. Hız ve kalite istiyoruz.” dedi.

Basın mensuplarının, “güvenlik garantisinin nasıl sağlanacağına” yönelik sorusunu da cevaplandıran Trump, Venezuela liderleri ve halkıyla birlikte çalışacaklarını ve “güvenli bir grup” oluşturacaklarını iddia etti.

Trump, “Onlar da yanlarında bazı güvenlik önlemleri getirecekler. Bunlar bebek değiller, oldukça zorlu koşullarda petrol sondajı yapan insanlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Trump’tan Suriye mesajı: ‘İkisiyle de iyi geçiniyoruz…’

ABD Başkanı Donald Trump, Suriye’nin barış içinde olmasını istediklerini ifade ederek, “Suriye’nin başarılı olmasını istiyoruz, şu ana kadar başarılı olduklarını düşünüyorum, ancak bu yeni durum ortaya çıktı ve bunun durdurulmasını istiyoruz.” dedi.

ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray’da petrol yöneticileriyle yaptığı toplantının ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Trump, bir soru üzerine, Suriye’deki olayları takip ettiklerini ve bu ülkede barışın hakim olduğunu görmek istediklerini belirtti.

ABD Başkanı, “Kürtler ve Suriye hükümeti, biz her ikisiyle de iyi geçiniyoruz. Onlar yıllardır doğal düşmanlar olsalar da biz her ikisiyle de iyi geçiniyoruz. Suriye’nin başarılı olmasını istiyoruz, şu ana kadar başarılı olduklarını düşünüyorum, ancak bu yeni durum ortaya çıktı ve bunun durdurulmasını istiyoruz.” diye konuştu.

SURİYE’DEN YPG’YE OPERASYON

Suriye ordusu, önceki gün başlattığı operasyonun ardından Halep’teki Eşrefiyye ve Beni Zeyd mahallelerinde büyük ölçüde hakimiyet sağlamıştı.

Suriye Savunma Bakanlığının saat 03.00 sularında başlattığı geçici ateşkesle örgütün saat 09.00’a kadar Halep kentini terk ederek Fırat Nehri’nin doğusuna tahliyeyi kabul etmesi istenmişti.

Sabah saatlerinde bölgede sükunet hakim olmuş, örgütün bölgeden çıkmayı kabul etmesi üzerine çok sayıda otobüs Fırat Nehri’nin doğusuna yapılacak tahliye için terör örgütünün sıkıştığı Şeyh Maksud Mahallesi girişine gelmişti.

Suriye ordusunun operasyonlarında Eşrefiyye ve Beni Zeyd mahalleleri kontrol altına alınmış, kaçan örgüt unsurları Şeyh Maksud Mahallesi’nde toplanmıştı.

Suriye’nin Halep kent merkezinde orduyla girilen çatışmalardan sonra bölgeden çıkmak için tahliye uzlaşısını kabul eden terör örgütü YPG/SDG’den bazı unsurlar, güvenlik güçlerine ateş açmıştı.

Suriye ordusunun, terör örgütü YPG/SDG mensuplarının sıkıştığı Halep’in Şeyh Maksud Mahallesi’ndeki sivillerin tahliyesi için yerel saatle 16.00 ila 18.00’de insani koridor açacağı bildirilerek örgüte ait hedeflerin konumları paylaşılmıştı.

Suriye’de terör örgütü YPG/PKK, 6 Ocak’tan itibaren işgal ettiği bölgelerden Halep’teki birçok noktaya saldırılar düzenlemişti.

Şam yönetimi, YPG/PKK’dan 10 Mart Mutabakatı’na uymasını ve Halep’teki saldırıları sonlandırmasını istemişti.

YPG/PKK’nın saldırılarını sürdürmesi üzerine Suriye ordusu, terör örgütünün işgal ettiği Halep’in Şeyh Maksud, Eşrefiyye ve Beni Zeyd mahallelerindeki mevzilerine nokta operasyonlar başlatmıştı.

Terör örgütünün 6 Ocak’tan bu yana düzenlediği saldırılarda 9 Suriyeli hayatını kaybetti, çoğu sivil 55 kişi yaralandı.

Halep Kent Merkez Komitesi, Halep’teki güvenli bölgelere tahliye edilenlerin sayısının 142 bin olduğunu açıklamıştı.

Trump’tan İran’a ‘protesto’ tehdidi: ‘Ateş açarsanız…’

ABD Başkanı Donald Trump, İran’da devam eden gösterileri yakından takip ettiklerini vurgulayarak, “İranlı liderlere şunu söylüyorum, ateş açmasanız iyi olur, çünkü biz de ateş etmeye başlarız.” dedi.

ABD Başkanı Trump, petrol şirketlerinin yöneticileriyle Beyaz Saray’da bir araya geldiği toplantının ardından basın mensuplarına gündemi değerlendirdi.

Trump, İran ile ilgili bir soru üzerine, “İran’ın başı büyük dertte. Bana öyle geliyor ki halk bazı şehirleri ele geçiriyor, birkaç hafta önce kimse bunun mümkün olacağını düşünmezdi. Durumu çok yakından izliyoruz.” dedi.

İran’daki protestocuların güvende olmasını istediklerini belirten Trump, “İranlı liderlere şunu söylüyorum, ateş açmasanız iyi olur, çünkü biz de ateş etmeye başlarız.” ifadesini kullandı.

ABD Başkanı, “İran’ı vurabiliriz” ifadesiyle Amerikan askerlerinin bu ülkeye ayak basmasını kastetmediğini, göstericilere ateş açılması durumunda kendilerinin de bu hususta bazı adımlar atacaklarını söyledi.

İRAN’DAKİ GÖSTERİLER

İran’da 28 Aralık 2025’te ülkedeki “yerel para biriminin döviz karşısında yüksek değer kaybı ve ekonomik sorunlar” iddiasıyla Tahran Büyük Çarşı’da esnafın başlattığı protestolar, ülkenin birçok kentine yayıldı.

Gösterilerde ölen ya da yaralananlara ilişkin resmi açıklama yapılmazken, ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı, şu ana kadar gösterilerde 8’i emniyet görevlisi 42 kişinin hayatını kaybettiğini, onlarca kişinin yaralandığını ve 2 bin 277 kişinin gözaltına alındığını bildirmişti.

Trump: “İran’ı vururuz”

Trump: “İran barışçıl protestocuları vurup şiddetle öldürürse, ABD onların yardımına koşacaktır”


ABD’nin eski başkanı Donald Trump, İran’daki protestolara ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Trump, İran yönetiminin barışçıl göstericilere yönelik şiddet uygulaması halinde ABD’nin buna kayıtsız kalmayacağını söyledi.


Trump, yaptığı değerlendirmede, “Eğer İran barışçıl protestocuları vurur ve şiddet kullanarak öldürürse, Amerika Birleşik Devletleri onların yardımına koşacaktır” ifadelerini kullandı. Açıklama, İran’da son dönemde artan toplumsal huzursuzluk ve protestoların uluslararası kamuoyunda yakından izlendiği bir dönemde geldi.


ABD’nin, temel insan hakları ve ifade özgürlüğünün korunması gerektiğini savunduğunu belirten Trump, barışçıl gösterilere yönelik her türlü sert müdahalenin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Trump’ın sözleri, Washington’un İran’daki gelişmelere olası müdahalesi konusunda yeni bir tartışma başlattı.


İran yönetiminden Trump’ın açıklamalarına ilişkin henüz resmi bir yanıt gelmezken, uzmanlar bu tür söylemlerin bölgedeki gerilimi daha da artırabileceğine dikkat çekiyor.

‘Trump, Maduro ile görüştü’ iddiası

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile telefonda görüştüğü bildirildi.

New York Times (NYT) gazetesinin olay hakkında “çok sayıda kaynağa” dayandırdığı haberine göre, ismi paylaşılmayan yetkililer, Trump ve Maduro’nun geçen hafta telefonda olası bir ikili görüşme konusunu değerlendirdiği bilgisini paylaştı.

Yetkililer, ABD’nin, Venezuela’ya karşı askeri müdahale tehdidini sürdürdüğü dönemde gerçekleşen telefon konuşması sonucu, henüz iki liderin görüşmesine yönelik herhangi bir planın olmadığını belirtti.

Gazetenin haberinde, söz konusu telefon görüşmesine ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun da katıldığı vurgulandı.

Öte yandan haberde, hem Beyaz Saray’ın hem de Venezuela hükümetinin, söz konusu görüşme hakkında yorum yapmayı reddettiği kaydedildi.

Bununla birlikte “Venezuela hükümetine yakın iki kişinin” iki liderin görüşmesini doğruladığı bilgisine yer verildi.

NYT, ekim ayında Maduro’nun gerilimi azaltmak amacıyla ABD’ye ülkenin petrol sahalarında önemli bir hisse ve Amerikan şirketleri için bir dizi başka fırsat teklif ettiğini bildirmişti.

ABD’NİN VENEZUELA’YA YÖNELİK SALDIRILARI

ABD, Maduro ve üst düzey Venezuelalı yetkililerin yönettiğini iddia ettiği Cartel de los Soles suç örgütünü Yabancı Terörist Örgütler (FTO) listesine almıştı.

Venezuela, varlığını kabul etmediği ABD’nin Cartel de los Soles adımını, ülkeye müdahale etmek için bahane oluşturma girişimi olarak nitelendirmişti.

ABD’nin, “uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele” gerekçesiyle gönderdiği dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford ve saldırı grubunun, Latin Amerika bölgesine ulaştığı belirtilmişti.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro da buna karşılık ülkede 4,5 milyon milis gücünü seferber ettiğini ve herhangi bir saldırıyı püskürtmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

İslam Özkan yazdı: Sarı hat ve ABD-İsrail’in Gazze’yi bölme planı

İslam Özkan'a göre Gazze ateşkesi kırılgan bir zeminde. Ayrıca doğunun yeniden inşası önerisi insani, siyasi ve hukuki açmazlar doğuruyor.

İslam Özkan yazdı: Sarı hat ve ABD-İsrail’in Gazze’yi bölme planı Medyascope

ABD kömür enerjisine veda ediyor

ABD, enerji üretiminde tarihi bir değişime imza attı. ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA) verilerine göre, 2025 yılının Temmuz ayında güneş ve rüzgar enerjisi, toplam elektrik üretiminde kömür ve nükleer enerjiyi geride bıraktı. Yenilenebilir kaynakların toplam üretim payı hızla yükselirken, kömür kullanımı sürekli düşüş yaşıyor. ABD’de fosil yakıt kullanımı azalıyor EIA verileri, 2025 yılı Temmuz ayında […]

ABD’den İran’a petrol yaptırımı

ABD Hazine Bakanlığından yapılan açıklamada, Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisince (OFAC), bir nakliye ve gemi ağına İran petrolü kaçakçılığı dolayısıyla yaptırım uygulandığı bildirildi.

Söz konusu ağın İran petrolünü Irak petrolüyle gizlice karıştırarak faaliyet gösterdiği aktarılan açıklamada, bunun yaptırımlardan kaçınmak için kasıtlı olarak yalnızca Irak menşeli olarak pazarlandığı kaydedildi.

Açıklamada bu durumun hem ağın başında bulunan Irak ve Saint Kitts ve Nevis çifte vatandaşı olan iş insanı Waleed al-Samarra’ya hem de İran’a yüz milyonlarca dolarlık gelir sağladığı belirtildi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, konuya ilişkin değerlendirmesinde, Irak’ın “teröristler için güvenli bir sığınak” haline gelmemesi gerektiğini vurgulayarak, bu nedenle ABD’nin İran’ın ülkedeki etkisini engellemek için çalıştığını anlattı.

Petrol gelirlerini hedef alarak, İran’ın ABD ve müttefiklerine karşı saldırı düzenleme kabiliyetini daha da zayıflatacaklarına dikkati çeken Bessent, “İran’dan bağımsız petrol tedarikine bağlılığımıza devam ediyoruz ve Tahran’ın ABD yaptırımlarından kaçma girişimlerini engellemek için çabalarımızı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

ABD’de Trump’ın doğumla vatandaşlık kararı 3. kez engellendi

ABD’de federal yargıç, ABD Başkanı Donald Trump’ın doğum yoluyla vatandaşlık hakkını sınırlamayı amaçlayan başkanlık emrini üçüncü kez engelleyen bir karara imza attı.

ABD Bölge Mahkemesi Yargıcı Leo Sorokin, Trump’ın söz konusu başkanlık emrine yönelik kararını açıkladı.

Sorokin, üçüncü kez Trump’ın söz konusu kararının engellemesi yönünde karar verdi.

ABD Başkanı Trump, yemin töreninin yapıldığı 20 Ocak’ta, ülkede doğan çocukların otomatik vatandaşlık almasını sağlayan düzenlemeyi kaldıran başkanlık kararnamesini imzalamıştı.

Kararnamede, ülkede kaçak şekilde bulunan bir anneden ABD’de doğan bir çocuğun, babası vatandaş veya yeşil kart sahibi olmadığı takdirde doğum hakkıyla vatandaşlık garantisi alamaması öngörülüyor.

Kararnameye karşı 21 Ocak’ta 22 eyaletin başsavcısı dava açmıştı. Ülkede birçok federal yargıç Trump’ın söz konusu kararının “anayasaya aykırı” olduğu yönünde karara imza atmıştı.

ABD, Orta Doğu’ya yapay zeka yongası tedarik etmeyebilir!

Donald Trump yönetimi, Orta Doğu ülkelerinden gelen trilyon dolarlık yatırımlara rağmen, bu bölgeye Nvidia’nın gelişmiş yapay zeka yongalarının tedarikine mesafeli yaklaşıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelerin Çin ile giderek derinleşen ekonomik ve teknolojik ilişkileri, ABD hükümetinin bu teknolojilerin bölgeye verilmesi konusunda çekincelerini artırıyor. Trump, Orta Doğu’ya yapay zeka yongası tedarik etmeyecek […]

Husilerden açıklama: İşte ABD’nin Yemen planı

Husilere bağlı hükümetteki Dışişleri Bakanı Cemal Amir, ABD’nin Yemen’de kara harekatına hazırlandığını belirterek, böyle bir hareketin “durumu tamamen istikrarsızlaştırma tehlikesi taşıdığı” uyarısında bulundu.

Husilere ait SABA haber ajansına göre, Amir, başkent Sana’da, Birleşmiş Milletler Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu (UNMHA) Başkan Yardımcısı Mari Yamashita ile bir araya geldi.

Bakan Amir, “Yemen’in batısındaki el-Hudeyde kentinde Ras İsa Limanı’nın hedef alınması ve sağlık görevlilerinin bombalanması tam anlamıyla bir savaş suçudur ve araştırılması gerekir.” dedi.

Özellikle temas bölgelerinde ve kıyılardaki ABD hava saldırılarına dikkati çeken Amir, “Bu durum, ABD’nin, bir kara askeri harekatına hazırlandığını ve yakıp yıkma politikası izlediğini gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

Durumun kontrolden çıkmaması gerektiğine dikkati çeken Amir, “Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne (Antonio Guterres) durumun kontrolden çıkmaması için bir mesaj gönderiyoruz.” diye konuştu.

Amir, böyle bir hareketin “durumu tamamen istikrarsızlaştırma tehlikesi taşıdığı” uyarısında bulundu.

ABD’NİN YEMEN’E SALDIRILARI

Husiler, 7 Mart’ta yaptıkları açıklamada, İsrail’e Gazze’ye yardımların girişine izin vermesi için 4 gün süre tanıdıklarını, aksi takdirde İsrail’e karşı deniz operasyonlarını yeniden başlatacaklarını duyurmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump ise Truth Social platformundan 15 Mart’ta yaptığı açıklamada, orduya Yemen’deki Husilere karşı “büyük bir saldırı” başlatma talimatı verdiğini belirtmişti.

Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi de ABD’ye ait uçak ve savaş gemilerinin Husilerin hedefi olacağını belirterek, saldırılarını sürdürdüğü sürece deniz seferlerindeki engellemelerin Washington’ı da kapsayacağını söylemişti.

Trump’tan Netanyahu’ya Filistin ve Lübnan telefonu: ‘Ne yapman gerekiyorsa yap’

Washington Post gazetesi, konu hakkında bilgisi olan 6 kişiye dayandırdığı haberinde, Trump’ın bu ay Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmelerinden detaylar verdi.

Trump’ın İsrail Başbakanı ile bu ay en az iki kez telefonda görüştüğünü açıkladığı kaydedilerek, bunlardan birinde Netanyahu’ya Hamas ve Hizbullah konusunda “Ne yapman gerekiyorsa yap” diyerek destek verdiği aktarıldı.

Görüşme hakkında WP’ye açıklama yapan South Carolina’nın Cumhuriyetçi Senatörü Lindsey Graham da Trump’ın Netanyahu’ya “askeri olarak ne yapması gerektiğini” söylemediğini, özellikle Lübnan’daki çağrı cihazlarının patlatılması operasyonu nedeniyle hayranlığını dile getirdiğini belirtti.

‘YENİ BİR ORTADOĞU’DAN BAHSEDİYORUZ’

Graham, “Onlara, ‘kendinizi savunmak için yapmanız gerekeni yapın’ dedi ancak burada açıkça yeni bir Orta Doğu’dan bahsediyoruz. Trump, yozlaşmış Filistin Devletiyle ilgili çok fazla şeyin değişmesi gerektiğini anlıyor.” ifadelerini kullandı.

Trump’ın seçim kampanyası sözcüsü Karoline Leavitt de Trump döneminde Ortadoğu’da “tarihi bir barış yaşandığını” savunarak, o dönemde “kaydedilen ilerlemelerin” Kamala Harris – JoeBiden yönetiminin zayıflığı nedeniyle bozulduğunu öne sürdü.

Leavitt, “Başkan Trump Oval Ofis’e geri döndüğünde, Kamala ve Biden’ın politikalarının yarattığı karmaşayı düzeltecek. İsrail bir kez daha korunacak, İran tekrar iflas edecek, teröristler avlanacak ve kan dökülmesi sona erecek.” değerlendirmesinde bulundu.

Diğer yandan, Trump ile Netanyahu’nun telefon görüşmeleri hakkında İsrail tarafının yorum yapmayı reddettiği belirtildi.

Biden Amerikan yerlilerinden özür diledi

ABD Başkanı Joe Biden, Arizona eyaletinin Phoenix kentini ziyaret ederek, burada Gila Crossing adlı tarihi okulda, ülkesinin yerli çocuklarının asimilasyonundaki rolüyle ilgili konuşma yaptı.

Biden, “Yaptıklarımız için ABD Başkanı olarak resmen özür diliyorum. Bunun çoktan zamanı gelmişti” dedi.

Bu açıklamayla ilk kez bir ABD başkanı, yıllar boyunca yatılı okullara gitmeye zorlanan on binlerce Amerikan yerlisi çocuğun maruz kaldığı davranışlar için özür dilemiş oldu.

PUEBLO OF LAGUNA KABİLESİ ÜYESİ: SEBAT EDİP DİRENDİK

Biden’a eşlik eden ve New Mexico’daki Pueblo of Laguna kabilesinin bir üyesi olan, dedesi ve büyük dedesi de bu yatılı okullara gönderilen ABD İçişleri Bakanı Deb Haaland de bu özür açıklamasının Amerikalı yerliler için çok değerli olduğunu vurguladı.

Haaland, “Federal hükümetimizin bu konuda başarısız olduğunu biliyoruz. Dilimizi, geleneklerimizi ve yaşam tarzlarımızı bozma konusunda başarısız oldu, bizi yok etme konusunda başarısız oldu çünkü biz sebat edip direndik” ifadesini kullandı.

Amerikan yerlisi çocukların gittiği Gila Crossing adlı okuldaki törene Tulalip Kabilesi vatandaşı ve Ulusal Amerikan Yerlileri Yatılı Okul İyileştirme Koalisyonu’nun Başkanı Deborah Parker ve bölgede yaşayan çok sayıda Amerikalı yerli topluluk üyesi katıldı.

Parker da konuyla ilgili açıklamasında, “Bu okullar, dil ve kültür kaybına, çocukların ailelerinden ayrılmasına yol açan asimilasyon ve kültürel soykırım araçlarıydı” diye konuştu.

BAKANLIĞIN RAPORU GÜNDEMİ SARSMIŞTI: YÜZLERCE ÇOCUĞA KÖTÜ MUAMELE

ABD İçişleri Bakanlığının kısa süre önce açıklanan raporuna göre bu okullarda en az 973 çocuğun kötü muamele ve koşullar nedeniyle hayatını kaybettiği ortaya çıkmıştı. Raporda, pek çok çocuğun fiziksel, cinsel ve duygusal şiddete maruz kaldığı, hayatını kaybeden çocukların gömüldüğü ülke genelinde toplam 74 toplu mezar olduğu belirtilmişti.

İlişkili Haber
thumbnail
ABD, Kızılderili çocukların yatılı okullardaki akıbetini araştıracak
Haberi görüntüle

ABD hükümeti, 1819’dan 1969’a kadar 37 eyalette 400’den fazla federal Amerikan yerlisi yatılı okulunu yönetmiş ya da kiliselere ve dini gruplara bu okullar için para ödemişti.

Kızılderili Medeniyeti Yasası’nın 1819’da çıkarılmasıyla ABD çapında Kızılderili yatılı okulları kurmak ve desteklemek için yasalar çıkarılmıştı. 1996 yılına kadar Kızılderili çocuklar asimilasyon için bu yatılı okullara gitmeye zorlanmıştı.

ABD ve Kanada’da, Amerika kıtasının yerli halkının çocuklarının, asimile edilmek üzere devlet tarafından finanse edilen Hristiyan okullarına gitmesi gerekiyordu. Bu çocuklar aynı zamanda zorla Hristiyanlığa geçiriliyor ve dillerini konuşmalarına izin verilmiyordu.

Biden yarıştan çekilebilir

ABD’de 81’lik başkan Biden ile 78’lik bir önceki başkan Donald Trump’ın yarıştığı 5 Kasım’daki seçimlerden önce ilk başkanlık münazarası geçen hafta gerçekleşti. Biden, münazarada agresif ve özgüvenli Trump karşısında cümleleri karıştırmış, unutmuş, ara ara mırıldanarak konuşmuş, böylece yaşına dair endişeleri haklı çıkarmıştı.

Seçime dört ay kala Biden’ın kötü performansı Demokrat Parti’de ve seçmenlerde paniğe yol açmıştı. Öyle ki ABD’nin prestijli gazeteleri, Biden’ın kampanya bağışçıları ve kaygılı Demokratlar Biden’ı başkanlık yarışından çekilmeye çağırmıştı.

Bu çağrılara direnen Biden’ın umudu azalmış görünüyor.

Diken’in The New York Times’dan aktardığı habere göre Biden, yakın çevresine gelecek günlerde de seçmenleri başkanlığa hazır olduğuna ikna edemezse adaylığının süremeyebileceğini bildiğini söyledi.

Biden’ın adaylıktan çekilmesi halinde başkan yardımcısı Kamala Harris’in aday gösterilmesi bekleniyor.

Adaylık ihtimali olan diğer isimlerse şöyle:

  • Michigan Valisi Gretchen Whitmer
  • Ulaştırma Bakanı Pete Buttigieg
  • Pennsylvania Valisi Josh Shapiro
  • Georgia Senatörü Raphael G. Warnock

Çin’den Asya-Pasifik’te ‘sıcak savaş’ açıklaması

Bakan Dong, Singapur’da düzenlenen Asya-Pasifik bölgesinin en önemli güvenlik forumu Shangri-La Diyaloğu’nda “Çin’in Küresel Güvenliğe Yaklaşımı” başlıklı konuşma yaptı.

Asya-Pasifik’te refah ve istikrarın halkların ortak çabaları sonucunda oluştuğuna işaret eden Dong, “Hegemonya ve güç siyasetinin bölge ülkelerinin çıkarlarını zedelemesine izin vermeyeceğiz. Asya-Pasifik’te jeopolitik çatışmalara, sıcak veya soğuk herhangi bir savaşa izin vermeyeceğiz. Hiçbir ülke aramızda kargaşa ve ihtilaf yaratamayacak.” ifadelerini kullandı.

Dong, Asya-Pasifik halklarının işbirliği ve barış içinde bir hayat arzuladığına, bölge ordularının bu arzuya güçlü destek sağlaması gerektiğine işaret ederek, “Ortak kalkınma ve kazan-kazan işbirliği arayışı hakim eğilim olmayı sürdürüyor. Ekonomik bağları koparmaya, tedarik zincirlerini bozmaya ve yüksek çitli küçük bahçeler kurmaya yönelik girişimler destek bulmuyor.” şeklinde konuştu.

‘ORTAK GÜVENLİK’

Çin’in dünyada bölgede “ortak güvenlik” anlayışını savunduğunu, yalnızca ortak, kapsamlı, işbirliğine dayalı bir güvenliğin kalıcı olabileceğini vurgulayan Dong, “Bloklar arası cepheleşme ancak gerilimlerin yükselmesine, savaşa ve çatışmaya yol açacaktır.” diye konuştu.

Dong, Ukrayna krizinde Çin’in hiçbir tarafa silah sağlamadığını, askeri ve sivil ikili kullanıma sahip ürünlerin ihracatını sıkı şekilde kontrol ettiğini ve ateşe körükle gidecek adımlardan kaçınarak barış ve diyaloğun yanında olduğunu belirtti.

Çin’in Filistin sorununda adil ve tarafsız tutum takındığının, Gazze’de ateşkes sağlanması için uluslararası toplumla hareket ettiğinin altını çizen Dong, Kore Yarımadası, Afganistan ve Myanmar’daki krizlerde siyasi çözümü aktif olarak teşvik ettiğini ve yapıcı rol oynadığını kaydetti.

TAYVAN SORUNU

Dong, Çin’in temel çıkarlarını ve toprak bütünlüğünü korumanın Çin ordusunun öncelikli görevi olduğunu, Tayvan meselesinin, “temel çıkarların temeli” vurguladı.

“Tek Çin” ilkesinin uzun zamandır uluslararası ilişkilerin temel normu kabul edildiğini, ancak son dönemde bunun aşındırılmaya çalışıldığını savunan Dong, Tayvan’da Demokrat İlerici Parti (DPP) otoritelerinin artan şekilde ayrılıkçılık arayışında olduğunu, Tayvan’ın Çinli kimliğini silmeye çalıştığını ve Tayvan Boğazı’nın iki yakası arasındaki toplumsal, kültürel ve tarihsel bağları koparmaya çalıştığını öne sürdü.

Dong, ABD’yi de adını anmadan eleştirerek, “Aynı zamanda bazı dış güçler, salam dilimi stratejileriyle ‘tek Çin’ ilkesinin içini boşaltmaya çalışıyor, Tayvan bağlantılı yasalar hazırlayıp silah satmaya, yasa dışı ilişkiler kurmaya devam ediyor. Bu yaptıkları Tayvan’ın bağımsızlığını savunan ayrılıkçıları cesaretlendiriyor. Tayvan’ı kullanarak Çin’i çevrelemek istiyorlar. Bu kötü niyetli tavırlar Tayvan’ı tehlikeli bir yöne sürüklüyor.” dedi.

Tayvan’ın Çin’in iç işi olduğunu, herhangi dış müdahalenin kabul edilemeyeceğini aktaran Dong, barışçı yeniden birleşmeden yana oldukları ancak bu ihtimalin her geçen gün Tayvan ayrılıkçıları ve yabancı güçler tarafından erozyona uğratıldığı görüşünü dile getirdi.

Çinli Bakan, “Her kim Tayvan’ı Çin’den ayırmaya cüret ederse kendi mahvına yol açacaktır.” ifadesini kullandı.

GÜNEY ÇİN DENİZİ

Dong, Güney Çin Denizi’nde son dönemde Filipinler ile Çin arasındaki gerilim ve sürtüşmeler nedeniyle Filipinler’i adını anmadan eleştirerek şunları kaydetti:

“Belirli bir ülke (Filipinler), dış güçlerin cesaretlendirmesiyle ikili anlaşmalara ve kendi verdiği sözlere aykırı hareket ediyor. Tasarlanmış provokasyonlarla sorunu yanlış yönlendirerek zorlama senaryolar oluşturuyor. Dahası bölgenin genel çıkarlarını da görmezden geliyor. ASEAN Şartı’nı ihlal ederek bölge dışı bir ülkenin (ABD) topraklarına orta erimli bir füze sistemi yerleştirmesine izin veriyor.”

Çin’in bu ihlal ve tahriklere karşı itidalle hareket ettiğine işaret eden Dong, “Ama sabrımızın da sınırı var. Bölgenin barış ve istikrarını tehdit eden bu eylem sonunda geri tepecektir.” şeklinde konuştu.

Dong, ABD’nin bölgedeki seyrüsefer serbestisi operasyonlarının (FONOP) sebebini anlayamadığına, Güney Çin Denizi’nin dünyanın en yoğun trafiğe sahip deniz bölgesi olduğuna, dünyadaki kargo gemilerinin üçte birinin buradan geçtiğine, buna karşın sivil gemilerinin seyrüsefer serbestisine müdahale edilen tek bir vakanın bulunmadığına dikkati çekerek, “Güney Çin Denizi refah içinde olduğu için bir dış güç (ABD) kendi varlığını sürdürmek üzere askeri varlıkları buraya yönlendiriyor. Peki bunu yapmaktaki amacı ne, barış için mi buraya geliyor, yoksa bela çıkarmak için mi?” diye konuştu.

SHANGRİ-LA DİYALOĞU

Merkezi Londra’da bulunan Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsünce (IISS) düzenlenen Shangri-La Diyaloğu, Singapur’da yapılıyor.

Bu yıl 21’incisi düzenlenen foruma, çok sayıda bölge ülkeleri ve bölge dışından hükümet temsilcileri, savunma bakanları, askeri yetkililer ve güvenlik uzmanları katılıyor.

 

❌