Normal görünüm

Dünden önceki gün alınanlar

ABD ve İsrail, ‘ortaklık’ masalları altında Türkiye’nin ‘silahsızlandırılmasını’ hazırlamaya çalışıyor

Okay Deprem yazdı…

Türkiye epeydir Ortadoğu’da öncü bir rol oynamayı amaçlıyor ve bölgede düzeni sağlamak istiyor. Bu basit ve temel sonuca varabilmek için, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamadan yola çıkmak bile yeterli olacaktır. Erdoğan bir kez daha, Ankara’nın Ortadoğu’da “kanlı senaryoların hayata geçirilmesine izin vermeyeceğini” söyleyip açıkça, İsrail’in Filistinlilere karşı devam eden soykırımına ve Tel Aviv’in Lübnan ile Suriye’ye yönelik sinsi saldırganlığına göndermede bulundu. Bu beyanat, Malazgirt Savaşı ve Anadolu’nun fethinin başlangıcının 955. yıldönümü anısına düzenlenen etkinlikler çerçevesinde verildi.  

ABD’NİN ‘BASKIN ÜLKE’ OLARAK GÖRDÜĞÜ İSRAİL’E HER TÜRLÜ SİLAH MÜBAH LAKİN TÜRKİYE’YE HAYIR!

Bazı birtakım uluslararası uzman ve yorumculara bakılırsa Ankara’nın bölgede önüne koyduğu siyasi-askeri ve stratejik hedeflere ulaşması uzak ara hiç de kolay değil, çünkü ona İsrail açıkça, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ise örtülü olarak karşı. Ne Amerikalıların ne de İsraillilerin güçlü bir Türkiye’ye ihtiyaçları olduğunu adeta yedi alem uzunca süredir biliyor, çünkü Washington her şeyden önce bölgenin “baskın ülkesi” olarak her zaman İsrail’i göregelmiştir. Bu çerçevede, Yahudi devletine beşinci nesil F-35 savaş uçakları da dahil olmak üzere sınırsız miktarlarda en yeni Amerikan silahları geldi ve gelmeye de devam ediyor. Ancak Türkiye’ye Amerikalılar, çeşitli uydurma bahanelere atıfta bulunmak suretiyle söz konusu uçakları bilindiği gibi bir türlü vermiyorlar. Her şey, askeri güç dengesini İsrail lehine değiştirmek için yapılıyor… 

‘BATI, TÜRKİYE’NİN DAHİL OLACAĞI BÖLGESEL ASKERİ İHTİLAFTA KKTC’Yİ ELE GEÇİRMEK İSTEYEBİLİR’

Yukarıda betimlenen gidişat deneyimli siyaset bilimciler, jeopolitoglar, diplomatlar ve diğer uzmanlar tarafından uzun süredir yakınen takip ediliyor. Bunlardan birisi de tarihçi Mehmet Perinçek. Batı’nın; Ankara’yı müttefiklerden mahrum bırakmak, konumunu zayıflatmak ve sonunda da Kuzey Kıbrıs’ı ele geçirmek emelleriyle, Türkiye’yi bir tuzağa doğru sürüklediğinden emin gözüken Perinçek, Türkiye’nin buna karşı koyamayabileceğini çünkü ABD’nin ona, “Made in USA” damgalı silahları İsrail’e ve NATO müttefiklerine karşı kullanmasını muhtemelen yasaklayacağı uyarısında bulunarak şunları dile getirdiği dikkat çekti geçtiğimiz günlerde:  

MEHMET PERİNÇEK: İRANLILAR, ABD VE BATI’DAN BAĞIMSIZ ASKERİ SİSTEMLER SAYESİNDE KAZANDILAR

“Şunu anlamamız gerekiyor ki, eğer Türkiye ile İsrail arasında bir çatışma olursa, Amerikan uçaklarını veya hava savunma sistemlerini kullanamayız. Tüm bu tür ekipmanlar Washington’a bağlıdır. Eylül 2025’te İsrail Katar’a saldırdığında benzer bir şeyi gördük. İşte, Katar o zaman İsrail’e karşı Amerikan sistemlerinden istifade edemedi – bu çok büyük bir ders. Tıpkı İran’daki son savaş gibi… İranlılar, ABD ve Batı’dan bağımsız olan askeri sistemler sayesinde kazandılar. Ve şimdi Türkiye hükümeti Rus S-400 füzelerinden kurtulmak ve Amerikan sistemlerini satın almak istiyor. Onlar bu yolla Türkiye’yi İsrail’in saldırganlığından koruyabileceklerini düşünüyorlar, ancak bu tam tersine Türkiye’nin silahsızlandırılmasıdır.” Türk tarihçi, verdiği mülakatının devamında, ülkesinin ulusal çıkarlarının Çin, İran ve Rusya Federasyonu ile daha yakın ilişkiler kurulmasını gerektirdiğini sözlerine ekledi. 

İRAN’IN SURİYE’DEN AYRILMASINDAN SONRA “BÜYÜK İSRAİL”İN ÖNÜNDEKİ TEK ENGEL TÜRKİYE KALDI

Son yıllardaki olaylar gerçekten de, Tel Aviv’in Afrika’dan Kafkasya’ya kadar uzanan “Büyük İsrail”in yaratılması yönündeki malum hayalini tutarlı bir şekilde gerçekleştirmeye doğru ilerlediğini gösteriyor. İranlıların Suriye’den ayrılmasından sonra, bu geniş-bölgesel hegemonik planın hayata geçirilmesinin önündeki tek ciddi engel olarak Türkiye kalmış bulunuyor. Yahudi devletinin, sadık müttefiki ABD’yi de yanına alarak, Türkiye’yi kendi yolundan uzaklaştırmak için elinden gelen her şeyi ardına koymayacağı çoktan kesinlik kazanmış bir olgu. Aslında ilgili süreç çoktan başlamış gözüküyor: Türkiye’yi kendince itibarsızlaştırma peşindeki Tel Aviv işe sözde «Ermeni Soykırımı”nı tanımakla başladı. Hızını alamayan İsrail, Lübnan ve Suriye’de askeri tampon bölgeler oluşturdu ve dahası Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile düzenli ortak hava tatbikatları, silah tedariki ve istihbarat alışverişini içeren bir de yöresel askeri-stratejik-siyasi ittifak kurmaya soyundu. Yani açıkça Beyaz Saray’ın onayıyla Doğu Akdeniz’in Türkiye’yi kontrol altına almak ve İsrail’in çıkarlarını korumak için bir “arena” haline getirilmesi planlı şekilde gerçekleştiriliyor. 

‘MEKKE PAKTI’NA YAKIN VADEDE BANGLADEŞ VE İRAN’IN İŞTİRAK ETMESİ SÜRPRİZ OLMAYABİLİR

Yukarıda sıralananların hepsini bir araya getirdiğimizde, Türkiye’nin istikrarın bölgesel garantörü ve İslam Dünyası’nın çıkarlarının savunucusu olarak rolünün NATO’daki mecut üyeliğiyle giderek daha fazla çeliştiği pekala söylenebilir çünkü bazı ittifak ülkelerinin Arap topraklarındaki eylemlerinin çoktandır Müslümanların bilinçli imhası olarak görüldüğü İsrail hükümetine açıkça sponsorluk yaptığı bilinmez değil. Belki de tam da bu yüzden, bölgede bazılarının “İslami NATO” olarak adlandırdıkları başka bir askeri bloğun örgütlemesine başlanıldı bile. Burada bahsedilen tahmin edileceği gibi, 7 Ağustos’ta Mekke’de Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ve katılımcı ülkelerin Kuzey Atlantik Antlaşması’nın Beşinci Maddesi ilkesine benzer bir şekilde korunmalarını öngören “Mekke Paktı”. Bangladeş, çiçeği burnunda ittifaka katılma konusunu ele alırken, İran da böyle bir olasılığı göz ardı etmiyor… 

Sorel Dağıstanlı ile 8. Gün: Anayasa değişikliği ve DEM Parti | Oluç-Emir tartışması | Mekke Anlaşması’nı kim istedi?

Sorel Dağıstanlı, konuklarıyla Anayasa değişikliği ve DEM Parti, Saruhan Oluç-Murat Emir tartışması ve Mekke Anlaşması'nı konuştu.

Sorel Dağıstanlı ile 8. Gün: Anayasa değişikliği ve DEM Parti | Oluç-Emir tartışması | Mekke Anlaşması’nı kim istedi? Medyascope

💾

Sorel Dağıstanlı, konuklarıyla Anayasa değişikliği ve DEM Parti, Saruhan Oluç-Murat Emir tartışması ve Mekke Anlaşması'nı konuştu.

Financial Times yazdı: İran savaşı, Formula 1’in Ortadoğu hesabını bozdu

Bahreyn ve Suudi Arabistan yarışlarının iptali, Formula 1’in Ortadoğu’daki yüksek gelirli ama kırılgan büyüme modelini yeniden tartışmaya açtı. İran savaşı F1’in 100 milyon dolarlık hesabını nasıl bozdu?

Financial Times yazdı: İran savaşı, Formula 1’in Ortadoğu hesabını bozdu Medyascope

İran’dan ABD ile ateşkes sonrası İsrail’e misilleme

İran’dan yapılan misillemenin ardından İsrail’in işgali altındaki Doğu Kudüs’ün hava sahasında şiddetli patlama sesleri duyuldu.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran’dan füze atıldığının tespit edilmesinin ardından hava savunma sistemlerinin devreye girdiği bildirildi.

İran misillemesinin ardından İsrail’in orta kesimlerinde geniş bir bölgede ve Kudüs’te sirenler çaldı.

İran’dan ABD ile ateşkes sonrası İsrail’e misilleme… Füzeler, Tel Aviv semalarında görüntülendihttps://t.co/kdjMqiFVUq pic.twitter.com/u2Lc58uE0s

— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) April 8, 2026

Bölgedeki AA muhabiri, işgal altındaki Doğu Kudüs semalarında önleyici füzelerin ateşlenmesinin ardından şiddetli patlama seslerinin geldiğini aktardı.

Yedioth Ahronot gazetesi, önleyici füzelerin ateşlenmesinin ardından Kudüs’te bazı bölgelere şarapnellerin düştüğünü kaydetti.

İran’ın misillemesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın 2 haftalık ateşkesi kabul ettiklerini duyurmasından dakikalar sonra geldi.

İran: ABD ve müttefiklerinin altyapısına öyle bir saldıracağız ki…

İran’ın yarı resmi haber ajansı Tesnim’e göre, Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Yarbay İbrahim Zülfikari, “Gerçek Vaat 4 operasyonunun 99. dalgasına” ilişkin açıklamada bulundu.

Zülfikari, “İran Silahlı Kuvvetleri, Amerika Birleşik Devletleri ve müttefiklerinin altyapısına öyle bir darbe vuracak ki yıllarca bölgenin petrol ve doğal gazdan mahrum kalacak ve bölgeden ayrılmak zorunda kalacaklar.” İfadelerini kullandı.

ABD ve İsrail’in İran altyapısına yönelik saldırılara karşılık verdiklerini belirten Zülfikari, Devrim Muhafızları Ordusu’nun deniz ve hava kuvvetlerinin, ABD’nin bölgedeki çıkarları ve üslerini, İsrail ordusunun komuta ve toplanma merkezlerini balistik füzeler, seyir füzeleri ve insansız hava araçları ile hedef aldığını söyledi.

 

İranlılar, Trump’ın tehditleri sonrası altyapı tesislerine kalkan oldu

Uluslararası medya kuruluşlarının aktardığı haberlerde, özellikle enerji tesisleri ve köprüler çevresinde toplanan binlerce kişinin, olası saldırılara karşı bu alanları korumak amacıyla insan zincirleri oluşturduğu ifade edildi. İranlıların, Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın açılmasına yönelik çağrısı ve aksi durumda “geri dönüşü mümkün olmayan sonuçlar doğabileceğine” ilişkin tehditlerinin ardından protesto eylemlerini yoğunlaştırdığı kaydedildi.

İranlılar, Trump’ın tehditleri sonrası altyapı tesislerine kalkan olduhttps://t.co/TOzEKWnO9o pic.twitter.com/jatQFbCE55

— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) April 7, 2026

İran’ın Ahvaz kentinde İran bayrakları taşıyan kalabalıkların bir köprü üzerinde toplandığı görüldü. Fars Eyaleti’ndeki bir enerji santralinde de benzer şekilde grupların bir araya geldiği aktarıldı. Ayrıca Buşehr’de bulunan nükleer enerji santrali çevresinde de geniş katılımlı bir gösteri düzenlendiği bildirildi. Kazerun’da da bir enerji santrali önünde benzer eylemlerin gerçekleştirildiği belirtildi.

İran kenetlendi: Halk, Trump’ın saldırı tehdidinde bulunduğu süreye saatler kala sokaklara döküldühttps://t.co/TOzEKWnO9o pic.twitter.com/TswcLzNMKG

— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) April 7, 2026

Öte yandan ABD merkezli yayın organı Fox News, gösterilere ilişkin görüntüler yayımlayarak, “İran yönetiminin gençleri ve çocukları da bu eylemlere katılmaya teşvik ettiğini ve çocuklardan koruma kalkanı yaptıklarını” iddia etti. Fox news, “söz konusu durumun uluslararası hukuka aykırı olabileceğini” öne sürdü.

İsrail ordusu, İran’da su altı tespit sistemlerinin üretildiği tesisi vurduğunu iddia etti

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran’a yönelik hava saldırılarının devam ettiği aktarıldı.

Açıklamada, hedef alınan İran Savunma Bakanlığı’na ait Şiraz’daki tesiste denizaltıları, gemileri, dalgıçları ve su altı füzelerini tespit etmek için kullanılan sonar sistemlerinin üretildiği iddia edildi.

İsrail savaş uçaklarının hava saldırısıyla İran donanmasının denizaltı ve deniz elektronik sistemleri üretim kabiliyetine “önemli ölçüde zarar verildiği” öne sürüldü.

Öte yandan İran’ın Kerec kentine dün yapılan bir başka hava saldırısında ise deniz seyir füzeleri ve hava savunma sistemlerinin üretimi için kullanılan bir başka tesisin de vurulduğu savunuldu.

ABD-İSRAİL’İN İRAN’DAKİ KATLİAMLARI

İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı.

İran da İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.

ABD-İsrail saldırılarında, eski İran lideri Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.

Rusya’dan ABD ve İsrail’e: ‘Geri dönüşü olmayan sonuçları olabilir’

Zaharova, başkent Moskova’da düzenlediği haftalık basın toplantısında, gündemdeki konulara dair değerlendirmelerde bulundu.

İran ile ilgili duruma değinen Zaharova, “ABD ile İsrail’in İran’a karşı başlattığı askeri macera, tüm Orta Doğu bölgesinin istikrarsızlaşmasına yol açtı. Gerginlik devam ederse, bunun geri dönüşü olmayan sonuçları olabilir.” şeklindeki değerlendirmesini paylaştı.

Zaharova, bölgedeki insani durumun “feci” olduğunu vurgulayarak, “Çevresel ve radyolojik felakete yol açabilecek askeri eylemlerin durdurulması gerekiyor.” ifadesini kullandı.

Rusya’nın İran’la ilgili durumun çözümüne ilişkin tekliflerde bulunduğunu dile getiren Zaharova, bu konuda bölge ülkeleriyle yoğun temasları sürdürdüklerini söyledi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde (BMGK) Bahreyn öncülüğünde sunulan İran’ın Körfez ülkelerine füze atmasının kınandığı karar tasarısının kabul edildiğini anımsatan Zaharova, Rusya ile Çin’in tasarıyla ilgili yapılan oylamada çekimser kaldığına dikkati çekti.

Zaharova, “Rusya ve Çin, kararda bölgedeki gerginliğin nedenlerinden bahsedilmediği için çekimser kaldı. İran, kendi başına ve kötü niyetle komşu ülkelerdeki hedeflere saldırmaya başlamış gibi görünüyor. Moskova, ABD ve İsrail’in İran’a karşı sebepsiz saldırganlığının Orta Doğu’daki krize neden olduğunu defalarca vurguladı. Bu kararın onaylanmasından son derece memnun değiliz.” diye konuştu.

Rusya’nın BMGK’ye alternatif bir karar tasarısı sunduğunu kaydeden Zaharova, bunu sadece Çin, Pakistan ve Somali’nin oyladığını aktardı.

ABD’de silahlı saldırgan sinagog binasına ateş açtı

Yerel yetkililerin verdiği bilgiye göre, Yahudi vatandaşların ibadet ettiği Temple Israel adlı sinagogun yakınına gelen bir kişi, aracıyla binaya çarptı, ardından yapıya ateş açtı.

Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, olay yerine kısa sürede çok sayıda kolluk kuvvetinin geldiği, itfaiye araçları ve sağlık ekiplerinin de hazır bekletildiği görüldü.

Oakland Şerifi Mike Bouchard, şüphelinin, West Bloomfield bölgesindeki sinagogun güvenlik görevlilerinden birinin “ateş açması sonucu” hayatını kaybettiğini söyledi.

Adalet Bakanı Pam Bondi, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, Federal Soruşturma Bürosu ile Alkol, Tütün, Ateşli Silahlar ve Patlayıcılar Bürosu yetkililerinin yardım için olay yerinde bulunduğu bilgisini verdi.

Yerel polis, bölgede henüz güvenliğin tam olarak sağlanamadığı gerekçesiyle çevre sakinlerini söz konusu alandan uzak durmaları yönünde uyardı.

Michigan Eyaleti Polis Departmanından yapılan açıklamada ise silahlı saldırı doğrulanırken, bölgedeki diğer ibadet yerlerinin güvenliği için devriye ekiplerinin sayısının artırıldığı ifade edildi.

Bahçeli: Her türlü senaryoya hazırlıklı olmalıyız

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Merkez Yönetim Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu ve Milletvekillerinin katılımıyla düzenlenen iftar programında konuştu.

‘HER TÜRLÜ SENARYOYA HAZIRLIKLI OLMALIYIZ’

DHA’nın haberine göre Orta Doğu’daki gerilime değinen Bahçeli, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail arasındaki ortaklığın askeri, siyasi ve ekonomik maliyetinin arttığını ifade etti. Bahçeli, bu durumun özellikle iç kamuoylarında İran ile olası bir savaşa yönelik itirazların yükselmesine yol açtığını belirterek, “ABD-İsrail ortaklığının askeri, siyasi ve ekonomik külfeti arttıkça, bilhassa iç kamuoylarının İran savaşıyla ilgili kategorik itirazları yükseldikçe etrafımızda biriken tehlike daha da yoğunlaşacaktır. Her türlü senaryoya hazırlıklı olmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

Bölgede gerilimin düşürülmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, ateşkes çağrısında bulunarak, “Yol yakınken ateşkes rejimi devreye girmelidir. Eller tetik yerine uzlaşma gayesiyle birleşmelidir” ifadelerini kullandı.

Bahçeli, aksi durumda İran’ın ABD-İsrail ortaklığı açısından uzun soluklu ve maliyetli bir çatışma alanına dönüşebileceğini belirterek, “Aksi halde İran; ABD-İsrail ortaklığı için yeni bir Afganistan’a, yeni bir Irak’a, hatta yeni bir Vietnam’a dönebilecektir” dedi.

‘TÜRKİYE İLE İRAN’IN KARŞI KARŞI GETİRİLMESİ PLANLANIYOR’

Bahçeli, özellikle İran’a yönelik saldırıların dikkatle takip edildiğini söyledi. Bir savaşın başlatılmasının kolay, ancak bitirilmesinin zor olduğunu belirten Bahçeli, savaşın bölgesel ve küresel sonuçlarının ağır olabileceğini vurguladı. Bahçeli, “ABD ile İsrail’in İran karşısında teklemeye başladığı, iç kamuoylarında ise çözülmelerin hız kazandığı anlaşılmaktadır” dedi.

Savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşme riskine dikkat çeken Bahçeli, Türkiye ile İran’ın karşı karşıya getirilmesi veya İran ile Körfez ülkeleri arasında yeni gerilimlerin çıkarılmasına yönelik planların bulunduğunu dile getirdi. Türkiye’nin gelişmeleri dikkatle takip ettiğini belirten Bahçeli, “Hiçbir tehdide eyvallah demeyiz, diyemeyiz” ifadelerini kullandı.

ATEŞKES ÇAĞRISI

Bölgede yaşanan gelişmelerin küresel ölçekte sonuçlar doğurabileceğini belirten Bahçeli, Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’ndeki enerji taşımacılığının da risk altında olduğunu söyledi. Savaşın en büyük mağdurlarının siviller ve çocuklar olduğunu ifade eden Bahçeli, karşılıklı saldırıların küresel vicdanı yaraladığını dile getirdi.

Bahçeli, gerilimin düşürülmesi çağrısında bulunarak, “Yol yakınken ateşkes rejimi devreye girmelidir. Eller tetik yerine uzlaşma gayesiyle birleşmelidir. Aksi halde İran; ABD-İsrail ortaklığı için yeni bir Afganistan’a, yeni bir Irak’a, hatta yeni bir Vietnam’a dönebilecektir” dedi.

‘TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİ ÖNCELİĞİMİZ’

Türkiye için önceliğin ülkenin güvenliği olduğunu vurgulayan Bahçeli, Türkiye’yi riske atacak girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Bahçeli, egemenlik hakları ve bağımsızlığın her koşulda savunulacağını ifade etti.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyasetteki hedefinin Türk milletinin varlık ve hayat haklarını korumak olduğunu belirten Bahçeli, partiye yönelik eleştiriler ve saldırılara karşı sert mesajlar verdi. Bahçeli, “Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletinin son kalesi, son siperi, düşman karşısında atılacak son kurşunudur” dedi.

AÇILIM MESAJI

Bahçeli, PKK açılımının  hedefinin bu çerçevede önemli olduğunu belirterek, “Yeni yüzyılın ikinci çeyreğinde ‘Terörsüz Türkiye’yi inşa ve ihya edecek milli diriliş ruhu nice mucizelere imza atacaktır” dedi. Bahçeli, “Uyanan ve ayağa kalkan devin önünü kesecek, tarihi yürüyüşünü kesintiye uğratacak hiçbir muhasım veya mütecaviz odak yoktur” ifadelerini kullandı.

Devrimden, gücünün en zayıf noktasına: İran’ın dini lideri Ali Hamaney kimdir?

86 yaşındaki Ayetullah Ali Hamaney, kırk yılı aşkın süredir İran İslam Cumhuriyeti’ni yöneten en güçlü figür. Senem Görür Yücel, İsrail saldırıları sonrası yalnızlaşan liderin geçmişini ve ailesini yazdı.

Devrimden, gücünün en zayıf noktasına: İran’ın dini lideri Ali Hamaney kimdir? Medyascope

ABD ve İsrail, İran’a saldırı başlattı

ABD ile İran arasında günlerdir devam eden gerilim bu sabah İsrail'in İran'a saldırmasıyla başka bir eşiğe geçti. Detaylar gün boyu haberimizde.

ABD ve İsrail, İran’a saldırı başlattı Medyascope

İsrail, İran’a saldırı başlattı: Tahran’da patlamalar… ‘Misilleme’ duyurusu geldi!

İsrail Savunma Bakanı İsrael Katz, İran’a yönelik “önleyici bir saldırı” başlatıldığını açıkladı. Katz, İsrail genelinde derhal geçerli olmak üzere özel bir olağanüstü hal ilan edildiğini duyurdu.

İsrail Savunma Bakanı İsrael Katz, basında yer alan açıklamasında, “İsrail Devleti’ne yönelik tehditleri ortadan kaldırmak amacıyla İran’a karşı önleyici bir saldırı başlatıldı… Bunun sonucunda İsrail Devleti’ne ve sivil nüfusuna karşı füze ve insansız hava aracı saldırısı düzenlenmesi beklenmektedir.” dedi. Katz, bu nedenle Sivil Savunma Yasası kapsamındaki yetkisi doğrultusunda “İsrail Devleti’nin tüm topraklarında iç cephede özel bir olağanüstü hal uygulanmasına” ilişkin emri imzaladığını bildirdi.

İran devlet medyası, İran’a yönelik hava saldırılarının görüntülerini paylaştı.

İSRAİL ORDUSU ALARMDA… HALK SIĞINAKLARA YÖNLENDİRİLDİ

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), ülke genelinde sirenlerin devreye girdiğini ve vatandaşların cep telefonlarına ön uyarı mesajları gönderildiğini açıkladı.

IDF tarafından yapılan açıklamada, halkın korunaklı alanlara yakın kalması yönünde talimat verildiği belirtildi. Uyarının, İsrail’e yönelik olası füze saldırısı ihtimaline karşı kamuoyunu hazırlamak amacıyla yapıldığı ifade edildi.

Açıklamada, “İsrail Devleti’ne doğru füzelerin fırlatılma ihtimaline karşı proaktif bir uyarı yapılmıştır” denilirken, vatandaşlardan sığınak ve güvenli alanların yakınında bulunmaları istendi.

İsrail ordusu, İran’a yönelik başlatılan saldırının ardından ülke genelinde iç cephe talimatlarında acil değişikliğe gidildiğini açıkladı.

IDF tarafından yapılan açıklamada, bugün yerel saatle 08.00 itibarıyla tüm bölgelerde “tam faaliyet” düzeninden “zorunlu faaliyet” düzenine geçildiği bildirildi. Yeni uygulama kapsamında eğitim faaliyetleri, toplu etkinlikler ve zorunlu olmayan iş yerlerinin faaliyetleri yasaklandı. Sadece temel ve kritik sektörlerin çalışmasına izin verileceği belirtildi.

Açıklamada, vatandaşların İç Cephe Komutanlığı tarafından yayımlanan resmi talimatları takip etmesi gerektiği vurgulanırken, güncel yönergelerin Ulusal Acil Durum Portalı ile İç Cephe Komutanlığı mobil uygulamasında paylaşılacağı kaydedildi.

Kararın, İran’a yönelik saldırı sonrası olası misilleme ihtimaline karşı alındığı düşünülüyor.

İRANLI ÜST DÜZEY YÖNETİCİLER HEDEF ALINDI İDDİASI

İsrail basını, saldırılarda İranlı üst düzey yöneticilerin hedef alındığı iddia etti.

İRAN’DAN ‘MİSİLLEME’ DUYURUSU

İran Meclisi Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı İbrahim Azizi, İsrail’in saldırısına misilleme yapacaklarını bildirdi.

 

Ayrıntılar geliyor…

💾

İsrail Savunma Bakanı İsrael Katz, İran’a yönelik “önleyici bir saldırı” başlatıldığını açıkladı. Katz, İsrail genelinde derhal geçerli olmak üzere özel bir olağanüstü hal ilan edildiğini duyurdu.

ABD ve çok sayıda ülkeden vatandaşlarına ‘Derhal İran’ı terk edin’ çağrısı

İlk uyarı, Avustralya’dan geldi. Avusturalya, Ortadoğu’da güvenlik endişelerinin “artması” nedeniyle İsrail ve Lübnan’daki görevli diplomatların yakınlarına ülkeden ayrılmaları talimatı vererek bu ülkelerdeki vatandaşlarına ticari uçuşlar sürerken ülkeden ayrılmaları çağrısında bulundu.

Bu çağrının ardından Çin de benzer bir açıklama yaparak Ortadoğu’da güvenlik risklerinin artması nedeniyle İsrail’deki vatandaşları için güvenlik uyarısı yayımladı.

ABD’nin İsrail’deki Büyükelçiliği, İran’la artan gerilimin ardından, “oluşan güvenlik riskleri nedeniyle” kritik görevlerde bulunmayan çalışanlar ve ailelerinin ülkeyi terk etmesine izin verdi.

New York Times gazetesi, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin, Büyükelçilik personeline gönderdiği e-postada, ülkeyi terk etmek istiyorlarsa “bunu bir an önce yapmaları” konusunda uyarıda bulunduğunu yazdı.

Bu gelişmelerin ardından birçok ülkeden benzer açıklamalar gelmeye başladı.

İngiltere Dışişleri Bakanlığı, “Bölgesel gerginliğin artma riskleri nedeniyle vatandaşlarımıza İsrail ve Filistin’e zorunlu olmadıkça seyahat etmemelerini tavsiye ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bakanlık ayrıca Tel Aviv’de görev yapan bazı personel ve ailelerinin geçici olarak İsrail içinde başka bir noktaya nakledildiğini açıkladı.

Fransa Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada, bölgesel gelişmeler ve hava sahasının kapanma ihtimali nedeniyle vatandaşlarına İsrail’e seyahat etmemeleri tavsiyesinde bulundu.

Almanya Dışişleri Bakanlığı ise vatandaşlarına İsrail ve Doğu Kudüs’e seyahatten kaçınmaları yönünde uyarı yaparak Tel Aviv’in “resmi olarak hâlâ savaş halinde” olduğunu vurguladı.

Açıklamada, “Gazze Şeridi ve Batı Şeria’ya seyahatten şiddetle kaçınılması tavsiye edilir.” denildi. Gazze veya Batı Şeria’da bulunan Alman vatandaşlarına da mümkünse bölgeden ayrılmaları çağrısı yapıldı.

GÜNEY KORE

Washington ile Tahran arasında artan gerilim nedeniyle birçok ülke İsrail’e olduğu gibi İran’daki vatandaşları için uyarılarda bulundu.

İran’a son günlerde ilk seyahat uyarısı Güney Kore’den geldi. Güney Kore merkezli haber ajansı Yonhap’ın haberine göre, Güney Kore’nin Tahran Büyükelçiliği, ABD’nin Tahran’a olası askeri saldırısı nedeniyle bölgede gerilimin artması üzerine vatandaşlarına “İran’ı terk etmeleri” tavsiyesinde bulundu.

Güney Kore’nin ardından Hindistan Tahran Büyükelçiliği’nden İran geneline yayılan gösteriler ve bölgedeki gerilimin artması nedeniyle Hindistan’dan, vatandaşlarına ticari uçuşlar da dahil olmak üzere, mevcut ulaşım araçlarıyla İran’ı terk etmeleri tavsiyesi geldi.

ÇİN

Çin, dış güvenlik risklerinin artması nedeniyle vatandaşlarına İran’ı ülkeyi terk etmeleri uyarısı yaptı.

İNGİLTERE

İngiltere Dışişleri Bakanlığı, ayrı bir açıklamasında İran’a yönelik seyahat uyarısını sürdürdüğünü ve güvenlik durumu nedeniyle İran’daki diplomatik personelini geçici olarak geri çektiğini bildirdi.

FRANSA

Fransa Dışişleri Bakanlığı da hâlihazırda İran’da bulunan Fransız vatandaşlarına azami dikkat göstermeleri ve bireysel ya da toplu sığınma yerlerini belirlemeleri çağrısı yaptı.

İSVEÇ

İsveç de İran’daki vatandaşlarına ülkeyi acilen terk etmeleri çağrısında bulundu.

İsveç Dışişleri Bakanı Maria Malmer Stenergard, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, bakanlığın İran’a seyahat edilmemesi yönündeki tavsiyesine uyulması gerektiğini belirtti.

Stenergard, İran’da bulunan İsveç vatandaşlarına ülkeyi acilen terk etmeleri yönündeki güçlü çağrısını yineleyerek, “İsveçliler fırsat varken İran’ı terk etmeli ve beklememeli. İran’da kalmayı seçenler büyük bir kişisel sorumluluk almış olur. Bu noktada Dışişleri Bakanlığı, İran’dan tahliye konusunda yardımcı olamayacaktır.” ifadelerini kullandı.

İTALYA

İtalya Dışişleri Bakanlığı, İran’daki İtalyan vatandaşlarına bu ülkeyi terk etme çağrısını yineleyip dikkatli olmaları konusunda uyarırken, İsrail’deki vatandaşlarına da ihtiyatlı olmalarını ve teyakkuzda kalmalarını tavsiye etti.

POLONYA

Polonya Dışişleri Bakanlığı ise İran’daki gelişmeler nedeniyle vatandaşlarına Lübnan’ı “derhal” terk etmeleri çağrısında bulundu. Açıklamada, “İran’daki durum nedeniyle Lübnan’ı derhal terk etmenizi tavsiye ediyoruz. Hava yoluyla dönüş zor veya hatta imkânsız olabilir.” ifadelerine yer verildi.

Bunlara ek olarak, Kazakistan Dışişleri Bakanlığı, bölgede artan gerginlik nedeniyle İran’da bulunan vatandaşlarına ülkeyi terk etmelerini tavsiye etti.

Brezilya, Sırbistan ve Singapur da benzer şekilde seyahat uyarısı yaparak vatandaşlarından İran’ı terk etmeleri çağrısı yaptı.

Netanyahu’dan ‘Epstein’ sorusuna yanıt: İsrail için çalıştı mı?

Netanyahu, ABD’de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein’in İsrail için çalışmadığını savundu.

Netanyahu, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ile Epstein arasındaki ilişkiyi ileri sürdü.

Epstein ile Barak arasındaki “alışılmadık derecede yakın ilişkinin” Epstein’in İsrail için çalıştığı anlamına gelmeyeceğini savunan Netanyahu, eski Başbakan Barak’ın 20 yıl önceki seçim yenilgisinin etkisinde kalarak yıllardır “İsrail demokrasisini baltalamak için çalıştığını” iddia etti.

Netanyahu, Barak’ı İsrail hükümetini baltalamak için faaliyetlerde bulunmakla da suçladı.

EPSTEIN’E YÖNELİK İSRAİL İDDİALARI

Epstein’in İsrail için çalıştığı ve ölmediği yönündeki iddialar son günlerde kamuoyunda yer alıyor.

Bu iddialara Epstein’in YouTube ve Fortnite isimli oyundaki kullanıcı adı “littlestjeff1” gerekçe gösteriliyor.

Kamuoyuyla paylaşılan dosyalarda yer alan ve Epstein’in sık sık oyun içi satın alımlar yaptığını gösteren belgelerde “Fortnite Tracker” adlı sitede “littlestjeff1” adıyla kullanılan hesabın, oyunun 3 Aralık 2023’te başlayan ve 8 Mart 2024’e kadar süren bölümüne yükseldiği öne sürülüyor.

İddialar, Epstein’in Fortnite hesabının, ölümünden 4 yıl sonra İsrail’den aktif kullanıldığına işaret ediyor.

İlişkili Haber
thumbnail
Eski İsrail Başbakanı, Trump’ı ikna etmesi için Epstein’den yardım istemiş: ‘Sarışın bir kadını göndermeye hazırlar’
Haberi görüntüle
İlişkili Haber
thumbnail
ABD’li gazeteci: Epstein’ın İsrail için çalıştığını başkentte herkes biliyordu
Haberi görüntüle

EPSTEIN OLAYI

En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi’ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019’da ölü bulunmuştu.

Açıklanan Epstein dava dosyalarında, Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı.

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda, ünlü isimlerden oluşan “müşteri listesi”nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein’ın ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.

İlişkili Haber
thumbnail
Epstein skandalında Clinton ekibine uzanan yazışmalar
Haberi görüntüle
İlişkili Haber
thumbnail
Epstein belgelerinden çıktı… Mossad’a 400 milyon sterlinlik şantaj: ‘Her şeyi ifşa ederim’
Haberi görüntüle

Sapık ve Ajan | Epstein ve Çocukları | Bab-ı Ali Kılıcı | Hasan Erel – Erdem Atay videosunu izlemek için tıklayın:

İlişkili Haber
thumbnail
Yeni Epstein dosyaları: Çok sayıda belgede Macron’un adı geçti
Haberi görüntüle
İlişkili Haber
thumbnail
Eski İsrail Başbakanı, Trump’ı ikna etmesi için Epstein’den yardım istemiş: ‘Sarışın bir kadını göndermeye hazırlar’
Haberi görüntüle
İlişkili Haber
thumbnail
Trump’tan Epstein savunması: ‘Beni aklıyor’
Haberi görüntüle

 

 

 

 

 

💾

Veryansın Tv'ye destek olmak için KATIL'ın... 📌Kitaplarımızı satın almak için:https://pankusyayinlari.com/📌Yeni Deniz Mecmuası dergimize abone olmak için...

İslam Özkan yazdı: Sarı hat ve ABD-İsrail’in Gazze’yi bölme planı

İslam Özkan'a göre Gazze ateşkesi kırılgan bir zeminde. Ayrıca doğunun yeniden inşası önerisi insani, siyasi ve hukuki açmazlar doğuruyor.

İslam Özkan yazdı: Sarı hat ve ABD-İsrail’in Gazze’yi bölme planı Medyascope

İsrail, gece boyu Gazze’yi bombaladı

Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, İsrail’in gece boyu devam eden saldırılarında çok sayıda kişi yaralanırken, Gazze’deki Ezher Üniversitesi hedef alındı.

İsrail savaş uçakları Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un kuzeyinde yer alan Asda bölgesinde yerinden edilmişlerin çadırlarını hedef aldı. Saldırıda çok sayıda Filistinli yaralandı.

İsrail topçu birlikleri de Vadi Gazze’nin doğusunda konuşlanmış zırhlı araçlarından insani yardım bekleyen Filistinlilere ateş açtı. Saldırıda çok sayıda kişi yaralandı.

Gazze kentinde ise İsrail savaş uçakları, Sabra, Cela ve Selasin mahallelerine art arda hava saldırıları düzenledi. Tayaran Kavşağı çevresinde Levh ve Ebu Şaban ailelerine ait binalar hedef alındığı saldırılarda çok sayıda kişi yaralanırken, hedef alınan binalar ve çevredeki evlerde büyük çaplı yıkım meydana geldi.

İsrail uçakları ayrıca, Gazze Şeridi’nin ortasındaki Megazi Kampı’nı da hedef aldı. Saldırıda yaralananlar olurken vatandaşların evlerinde hasar oluştu.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda en az 67 bin 74 Filistinli hayatını kaybetti, 169 bin 430 kişi de yaralandı.

Fransa’dan İsrail’e kınama

Fransa, İsrail’in Gazze’nin kuzeyinde yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı Kutsal Aile Kilisesi’ne (Latin Manastırı) saldırısını kınadı.

Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail’in Gazze’deki Kutsal Aile Kilisesi’ne yönelik saldırıda 3 kişinin hayatını kaybettiği ve yaklaşık 10 kişinin yaralandığı kaydedildi.

Açıklamada, Fransa’nın İsrail’in bu kiliseye yönelik saldırısını sert bir şekilde kınadığı belirtilirken, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot’un da Kudüs Latin Patriği Başpiskoposu Kardinal Pierbattista Pizzaballa ile telefonda görüşerek Fransa’nın Gazze’deki Katolik toplumuna dayanışma içinde olduğunu ilettiği ifade edildi.

1913 tarihli İstanbul Anlaşmaları kapsamında Kutsal Aile Kilisesi’nin Fransa’nın “tarihi koruması” altında olduğu iddia edilen açıklamada, İsrail’in saldırılarında her gün onlarca Gazzelinin öldürüldüğü hatırlatıldı.

Açıklamada, bu saldırıların haklı çıkarılamayacağı vurgulanarak, “Gazze’de sivillerin yanı sıra, sivil altyapılar, ibadet yerleri, hastaneler ve sığınaklar asla hedef alınmamalı.” ifadesine yer verildi.

Gazze’de ateşkes sağlanması çağrısının yer aldığı açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası insancıl hukuka saygı duyan kuruluşların bölgedeki sivillere büyük miktarda yardımı onurlu ve engelsiz bir şekilde ulaştırabilmesi için insani yardımlar üzerindeki ablukanın kaldırılması istendi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da dün akşam X hesabından yaptığı açıklamada, kiliseye yönelik saldırının ardından Kardinal Pizzaballa ile telefonda görüştüğünü belirtti.

Macron, kiliseye yönelik saldırıyı kınadığını belirterek, “Düşüncelerimiz, yaşamını yitirenler, aileleri, tüm Hristiyanlar ve her gün cehennemi yaşayan Gazze’deki tüm sivil Filistinliler ve esirlerle beraber.” ifadelerini kullandı.

Kardinal Pizzaballa’ya Fransa’nın Filistin’deki tüm Hristiyanlarla dayanışma içinde olduğunu söylediğini aktaran Macron, Gazze’den Taybe’ye tüm Hristiyanların bugün tehdit altında olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Macron, Gazze’de her gün onlarca sivilin öldüğüne dikkati çekerek, İsrail’in Gazze’deki saldırılarının devam etmesinin haklı gösterilemeyeceğinin altını çizdi.

Ayrıca derhal ateşkes sağlanması, sivillerin ve esirlerin serbest bırakılması çağrısında bulunan Macron, bölgeye büyük miktarda insani yardımın girememesinin haklı tarafı olmadığını ve bu durumun insani yardım faaliyetleriyle ilgili uluslararası prensiplerini ihlal ettiğini belirtti.

İsrail ordusunun, dün Gazze kentinin kuzeyindeki Kutsal Aile Kilisesi’ni hedef alan saldırısında 3 kişi hayatını kaybetmiş, en az 10 kişi yaralanmıştı. İsrail’in saldırısı tepki çekmişti.

Dışişleri Bakanı Fidan: PKK’nın fesih kararının geleceğimiz için çok hayırlı olacağını düşünüyorum

AA

ANKARA (AA) – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi ve Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Türkiye-Ürdün-Suriye Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

  • AK Parti Sözcüsü Çelik: PKK’nın kendini feshetme ve silah bırakma kararı alması önemli bir aşamadır

Bakan Fidan, terör örgütü PKK’nın fesih ve silah bırakma kararına ilişkin soruya şöyle yanıt verdi:

“PKK’nın almış olduğu karar, bence tarihi ve önemli bir karar. Özellikle kalıcı barış ve istikrarın bölgemize hakim olması açısından ben bu kararı oldukça önemli görüyorum. Tabii bu kararın alınmasından sonra atılacak pratik adımlar var. Onları da yakından takip edeceğiz. Türkiye’de son 20 yıldır geliştirdiğimiz demokrasi, özgürlük, refah ve güvenlik alanının daha da genişlemesi, Türkiye’den taşıp bölgemizdeki diğer devletleri, halkları olumlu şekilde etkilemesi, bizim en büyük dileğimiz. Ben bu kararın samimi bir şekilde uygulanması ve diğer endişeleri de izale edici şekilde hayata geçirilmesi halinde gerçekten geleceğimiz için, vatandaşlarımız için, herkes için çok hayırlı bir karar olacağını düşünüyorum. Bu konuda Sayın (Devlet) Bahçeli’nin tarihi çağrısı olmuştu, Cumhurbaşkanımızın çok güçlü bir iradesi olmuştu. Örgütün bu konuda da şu anda olumlu bir cevabı var. DEM’in ortaya koyduğu çalışma var. Emeği geçen arkadaşlar var. Tabii ki bu tarihi sorumlulukta biz bu ülkenin evlatları olarak hep beraber kendi sorunumuzu kendi hikmetimizle, kendi sağduyumuzla, kendi aklımızla, kendi irademizle çözebileceğimizi gösteriyoruz.

“Suriye’ye her alanda desteğimiz tamdır”

Bakan Fidan, Suriye’nin mevcut sorunları, bölgenin karşı karşıya kaldığı problemler ve ne tür çözümler getirilebileceğini ele aldıklarını ifade ederek, kapsamlı görüşme gerçekleştirdiklerini söyledi.

Suriye’de Baas rejiminin 8 Aralık 2024’te yıkılmasının ardından geçen süre zarfında çok yoğun bölgesel ve uluslararası diplomatik çabaların devam ettiğine dikkati çeken Fidan, “Biz de bölge ülkeleri olarak, Suriye’nin komşuları olarak, bölgesel sahiplenme bilinciyle var olan sorunları hep beraber nasıl çözeriz, onun arayışı içerisindeyiz. Suriye’ye her alanda desteğimiz tamdır.” dedi.

Fidan, Suriye’nin karşı karşıya olduğu birtakım cari problemlerin bulunduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

“Şu anda Suriye’nin karşı karşıya olduğu problemleri şöyle bir kısaca özetlediğimiz zaman İsrail yayılmacılığı söz konusu. Bu, gerçekten Suriye’nin istikrarını, güvenliğini, geleceğini tehdit eder bir boyuta ulaşmış durumda. Bizler bölge ülkeleri olarak bu yayılmacılığın, bu provokasyonun bir an önce son bulması gerektiği noktasında ortak fikir sahibiyiz.”

Fidan, Suriye’nin içinde bulunduğu durumdan terör örgütlerinin istifade etmemesinin ciddi öncelik taşıdığına dikkati çekerek, “Bu, bölgesel güvenliğimiz açısından da fevkalade önemli. Kuzeyde Türkiye, güneyde Suriye, bu konuları yakından takip ediyoruz. Özellikle DEAŞ’la mücadelenin bu konuda önemli olduğunun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Bu konuda bir süredir yürüttüğümüz beşli toplantı var. Bugün bu beşli grubun üç ülkesi olarak tekrar bir araya geldik.” dedi.

“Bu konudaki bütün gayretleri de destekliyoruz”

Topraklarının üçte birinin YPG’nin işgali altında bulunmasının yine Suriye’nin karşı karşıya bulunduğu bir tehdit olduğuna dikkati çeken Fidan, şöyle devam etti:

“Güvenlikle ilgili problemlerin yanı sıra Suriye’nin karşı karşıya olduğu uluslararası diplomatik birtakım yaptırımların kaldırılması, ekonomik sorunların aşılması konusunda da görüşmelerimiz, çalışmalarımız devam ediyor. Özellikle Avrupa Birliği ve Amerika tarafından Esed dönemi rejiminde konulmuş yaptırımların kaldırılması konusunda neredeyiz? Çabalarımız ne üretti? Onu bir değerlendirme imkanımız oldu.”

Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani’nin yeni kurulan hükümetin ülkede diğer alanlarda yaptığı çalışmaları da anlattığını belirterek, “Özellikle kurulacak olan yeni parlamentonun kompozisyonu, daha sonrasındaki anayasa çalışmaları, akabinde şu anda oluşturulmuş hükümetin, mevcut bakanlıkların ortaya koyduğu çalışmalar ki biliyorsunuz birçok konuyu sıfırdan yeni hükümet ele almıştı ve giderek kendisini daha da toparlıyor. Biz, bu konudaki bütün gayretleri de destekliyoruz.” dedi.

Suriye’ye dolaylı etkisi olan konuların da bulunduğunu söyleyen Fidan, “Bölgede bizim yakından takip ettiğimiz, özellikle Ürdün’le beraber Gazze’deki mesele ciddi bir gündem maddesiydi bizim için. Gazze’de devam eden insanlık dramının bir an önce son bulması konusunda neler yapabiliriz? O konuda tekrar görüşlerimizi paylaştık. Değerli kardeşim Eymen es-Safedi’nin bu konudaki kıymetli görüşleri benim için gerçekten çok değerli.” diye konuştu.

“Türkiye, bütün kurumlarıyla bu konuda üzerine düşen rolü oynamaya çalışıyor”

Fidan, Rusya ile Ukrayna’nın İstanbul’da 15 Mayıs’ta yeniden bir araya gelme kararı ve Türkiye’nin sürece katkılarına ilişkin soruyu da yanıtladı.

Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda sürekli ateşkes çağrısında bulunduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Son birkaç aydır bunun artık hem Ruslar hem Ukraynalılar hem Avrupalılar hem Amerikalılar tarafından da benimsendiğini görüyoruz. Bu, güzel bir şey. Şimdi bu isteğin nasıl hayata geçeceği ve hangi modaliteyle, hangi sıralamayla hayata geçeceği konusunda tartışmalar var, uzlaştırma arayışları var. Türkiye, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere bütün kurumlarıyla bu konuda üzerine düşen rolü oynamaya çalışıyor.”

Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuya ilişkin ABD Başkanı Donald Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin gibi liderlerle diplomasi ve telefon trafiğinde bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Bu konuda gerek kolaylaştırıcı vazifesi gerek ev sahipliği başta olmak üzere her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumuzu bütün taraflar biliyor. Sayın Putin’in bu yönde bir teklifi oldu. Daha sonra Sayın Trump’ın bu noktada bir teşviki oldu. Daha sonra Sayın Zelenskiy’nin başka bir teklifi oldu. Giderek eşik yükselten bir durum ama olumlu şekilde evriliyor. Tabii bütün bunların merkezinde Türkiye’nin yer alıyor olması fevkalade önemli.”

Fidan, Türkiye’nin çabalarının, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “güçlü dünya liderliğinin ve diplomasideki ağırlığının göstergesi” olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye için bu, önemli bir değer ama dediğim gibi bizim için daha da önemli olan konu, bölgemizde barışın ve istikrarın hakim olması. Nasıl ki Suriye’deki istikrar için uğraşıyorsak, nasıl ki Irak’taki istikrar için uğraşıyorsak, nasıl ki PKK ile daha barışçıl bir yolla çözüm için uğraşıyorsak, nasıl ki Gazze için uğraşıyorsak, aynı şekilde hem Karadeniz’deki hem Balkanlar’daki hem Ege’deki bütün sorunların barışçıl şekilde çözümlenmesi için uğraşıyoruz. Kesintisiz mesai harcıyoruz.”

İlerleyen zamanda tarafların uzlaşma etrafında bir araya geleceklerini düşündüğünü belirten Fidan, “Ukraynalılar önce ateşkes, sonra konuşma; Ruslar önce konuşma, sonra ateşkes gibi bir modalitede. Olay şu anda geldi, kilitlendi. Her iki tarafın da gözettiği bir kamuoyu algısı var. Her iki tarafın da Amerika’nın mevcut desteğini yanına alma çabası var ama bütün bunlar normal. Bu olayın akışı içerisinde cereyan eden hadiseler ama bizim durduğumuz yer sabit. Tarafları bir an önce bir araya gelmeye ve ateşkesi başlatmaya davet ediyoruz.” dedi.

Ürdün Dışişleri Bakanı Safedi

Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi de Suriye’nin desteklenmesi ve İsrail saldırılarının durdurulması için Suriye ve Türkiye ile görüş birliğinde olduklarını söyledi.

Safedi, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Ankara’da yapılan görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında konuştu.

Dışişleri Bakanı Fidan’a üçlü toplantıya ev sahipliği yapmasından ötürü teşekkür eden Safedi, Ürdün’ün Suriye’nin güvenliği, istikrarı ve egemenliğini desteklediğini belirtti.

Birlikte çalışma yoluyla Suriyelilere yardım edeceklerini dile getiren Safedi, Suriye’nin uzun yıllar yıkım ve zor zamanlardan geçtiğini hatırlattı.

Safedi, “Suriye’nin güvenliğini tehdit eden ne varsa karşısındayız. Suriye halkı güvenli bir hayat sürme hakkına sahiptir ve tabii ki bizim için öncelikler arasındadır.” dedi.

Suriye’deki devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve kapasitelerinin artırılmasına vurgu yapan Safedi, toplantıda bu konuya ilişkin mekanizmaların görüşüldüğünü ifade etti.

Safedi, terör örgütleri ve DEAŞ ile mücadeleyi de görüştüklerini belirterek, “Terörün her çeşidine karşıyız, bu sadece Suriye’yi değil tüm bölgeyi tehdit etmektedir.” diye konuştu.

Suriye’de teröre karşı bölgeyi korumanın yollarını ele aldıklarını aktaran Safedi, Suriye’deki mevcut problemlerin “birlikte çalışma ve görüş birliğiyle” aşılabileceğini vurguladı.

Safedi, “Suriye’nin önündeki zorlukların başında İsrail saldırıları var. İsrail Suriye’nin içişlerine karışmaktadır, fitne yaymaktadır ve bölünmeyi amaçlamaktadır.” dedi.

İsrail’in Suriye’yi hedef alan saldırılarının tehlikesine dikkati çeken Safedi, İsrail’in saldırılarına son vermesi gerektiğinin altını çizdi.

“İsrail işgal ettiği tüm Suriye topraklarından çekilmeli”

Safedi, Suriye’nin güneyinin Ürdün’e yakın olduğunu belirterek, İsrail’in bu bölgedeki saldırıların “büyük bir tehlike” olduğunu söyledi.

Suriye ve diğer Arap ülkeleri ile koordinasyon içinde olduklarını belirten Safedi, “Suriye halkının tamamen haklarına kavuşması gerekmektedir, Suriye’de barışın ve birlikte yaşamanın egemen olmasını istiyoruz.” diye konuştu.

Ürdün Dışişleri Bakanı, “İsrail, işgal ettiği tüm Suriye topraklarından çekilmeli ve Suriye’nin içişlerine karışmamalıdır.” şeklinde konuştu.

Safedi, bölge ülkelerinin arasındaki koordinasyonun önemine dikkati çekerek, “İşbirliğimiz sonuç verecektir. Bu ruh ve ne istediğimizin bilinciyle bütün çabalarımız Suriye için olacaktır.” ifadelerini kullandı.

“İsrail’in Filistin halkını ilaç, su ve gıdadan yoksun bırakma hakkı yok”

Safedi, İsrail saldırıları altındaki Gazze Şeridi ve Filistin meselesine değinerek, “İsrail, Filistin halkını ilaç, su ve gıdadan yoksun bırakamaz, buna hakkı yok. Gazze’de insanlık dramı yaşanmaktadır.” dedi.

İsrail’in Gazze’ye saldırılarının tüm dünyada gerginliği artırdığını belirterek, “Ürdün olarak saldırıların durdurulması için çalışıyoruz. Gazze’de bir an önce ateşkes sağlanmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Safedi, Hamas’ın ABD-İsrail çifte vatandaşı Idan Alexander’i serbest bırakma kararını anımsatarak, “Bu, ateşkesin sağlanması ve ablukanın kaldırılması için önemli bir adımdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Ürdün’ün barış ve istikrarı öncelediğini vurgulayan Safedi, “Filistin halkı bağımsız devletini kurmalı ve egemenliğini kendi topraklarında somutlaştırmalıdır. İsrail de uluslararası kararlara saygı duyarak saldırılarına son vermelidir. Biz Suriye konusunda olsun, İsrail’in saldırılarının durdurulması ve işgalin sona ermesi konusunda olsun hem Türkiye ile hem Suriye ile görüş birliği içerisindeyiz.” şeklinde konuştu.

“Gazze artık uluslararası hukukun mezarlığı haline gelmiştir”

Ürdün Dışişleri Bakanı, İsrail ablukası ve saldırıları altındaki Gazze için “Gazze’de tanık olduğumuz şey, tüm ölçütlere göre bir insani felakettir ve Gazze artık uluslararası hukukun mezarlığı haline gelmiştir.” yorumunu yaptı.

Safedi, İsrail’in, Arap dünyasının barış önerilerine saldırılarını sürdürerek karşılık verdiğini belirtti.

İsrail’in Lübnan ile imzaladığı ateşkese uymayı reddettiğini ve bazı noktaları işgal altında tutmayı sürdürdüğünü aktaran Safedi, İsrail’i uluslararası hukuka saygı göstermeye zorlanması gerektiğinin altını çizdi.

Çatışmadan kimsenin fayda sağlayamayacağını dile getiren Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, “Güvenlik ve istikrarı destekliyoruz; PKK’nın kendini feshetme kararından dolayı kardeş Türkiye’yi tebrik ediyoruz.” dedi.

Muhabir: Ekip

İsrail, Suriye’ye saldırı planını onayladı!

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in, bugün bir heyetle gittiği işgal altındaki Suriye topraklarında, geleceğe dönük saldırı ve savunma planlarını onayladığı bildirildi.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Zamir’in İsrail ordusundaki üst düzey komutanlarla işgal altındaki Suriye topraklarında saha turu ve durum değerlendirmesi yaptığı kaydedildi.

İsrail Genelkurmay Başkanı’nın, bölgede görevli komutan ve askerlerle görüşerek geleceğe dönük saldırı ve savunma planlarını onayladığı aktarıldı.

Bölgede açıklama yapan Zamir, bölgenin önemine işaret ederek, kilit mevzileri tuttuklarını ve İsrail’in güvenliği için işgali sürdürmelerinin önemli olduğunu öne sürdü.

İSRAİL’İN SURİYE’DEKİ İŞGALİ

İsrail ordusu, 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nde, buraya bitişik tampon bölgeyi 8 Aralık 2024’te işgal etmişti.

İsrail birlikleri, işgali tampon bölgenin de ilerisine taşıyarak başkent Şam’ın 20 kilometre yakınına ulaşmıştı.

İki ülke arasında 1974’te imzalanan Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması ile Golan Tepeleri’ndeki tampon bölge ve silahtan arındırılmış bölgenin sınırları belirlenmişti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye’nin güneyindeki işgalin kalıcı olacağı mesajını vermiş ve Suriye’nin egemenliğine aykırı olarak güney bölgesinin silahsızlandırılması talebinde bulunmuştu.

İsrail hükümetinden ‘ateşkes’ kararı

İsrail Başbakanlık Ofisinden yapılan açıklamada, anlaşma taslağının kabine toplantısında onaylandığı bildirildi.

Açıklamada, esirlerin serbest bırakılmasına ilişkin takvimin 19 Ocak Pazar günü uygulanmaya başlayacağı belirtildi.

Anlaşma, İsrail güvenlik kabinesinde onaylandıktan sonra bakanlar kurulu toplantısında görüşülmeye başlanmıştı.

İsrail’den İran’a saldırı: Tahran’da patlama sesleri duyuldu

İran’ın yarı resmi haber ajansı Fars, başkent Tahran’da bazı patlama sesleri duyulduğunu bildirdi.

İran’ın yarı resmi Fars Haber Ajansının haberinde, “Bir kaç dakika önce Tahran’da patlama sesleri duyuldu.” ifadelerine yer verildi.

İran devlet televizyonu da başkent Tahran’daki patlama haberlerini doğruladı.

Haberde, “patlamanın kaynağının henüz belli olmadığı” aktarılırken “bazı patlama seslerinin ise hava savunma sistemlerinden kaynaklandığı” bilgisi verildi.

Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı ise olayla ilgili detayların daha sonra açıklanacağını belirterek, Tahran’daki Uluslararası İmam Humeyni Havalimanı ile Mehrabad Havalimanı’nda olağanüstü bir durum yaşanmadığını bildirdi.

Haberde, sosyal medyada patlamaya dair yayınlanan görüntülerin bir kısmının eski olduğunun tespit edildiği ve bu geceki patlamalarla ilgili olmadığı ifade edildi.

Öte yandan yarı resmi Mehr Haber Ajansı, Tahran’daki petrol rafinerisinden görüntüler paylaşarak, rafineride herhangi bir patlama yaşanmadığını aktardı.

Konuya ilişkin İranlı yetkililerden henüz açıklama gelmedi.

SURİYE VE IRAK’TA DA PATLAMA SESLERİ

İran’ın başkenti Tahran’daki patlamalarla eş zamanlı olarak Suriye’nin başkenti Şam ve Humus ilinde de patlamalar meydana geldiği bildirildi.

Suriye resmi devlet ajansı SANA’nın haberinde, Şam yakınlarında patlama seslerinin duyulduğu belirtildi.

Şam ve Humus’ta Hizbullah ile direniş grupları yoğun varlık gösteriyor.

Irak’taki Al Mayadeen muhabiri de, ülkenin Diyala ve Salah Al-Din şehirlerinin dış kesimlerinde patlamalar olduğunu bildirdi.

İSRAİL ORDUSU DOĞRULADI

İsrail, yaptığı açıklamayla İran’a saldırı gerçekleştirdiklerini doğruladı.

İsrail ordusu, İran ve ‘bölgedeki vekillerinin askeri hedeflerine’ yönelik saldırılar düzenlediğini duyurdu

Yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“İran’daki rejimin İsrail Devleti’ne karşı aylarca süren sürekli saldırılarına yanıt olarak, şu anda İsrail Savunma Kuvvetleri İran’daki askeri hedeflere hassas saldırılar düzenliyor. İran’daki rejim ve bölgedeki vekilleri, 7 Ekim’den bu yana İsrail’e yedi cephede, İran topraklarından doğrudan saldırılar da dahil olmak üzere amansızca saldırıyor.

Dünyadaki diğer egemen ülkeler gibi, İsrail Devleti’nin de yanıt verme hakkı ve görevi vardır. Savunma ve saldırı yeteneklerimiz tamamen seferber edilmiştir. İsrail Devleti’ni ve İsrail halkını savunmak için gereken her şeyi yapacağız.”

ABD’DEN AÇIKLAMA

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC), İsrail’in “meşru müdafaa” hakkı uyarınca İran’da askeri hedefleri vurduğunu bildirdi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Sean Savett, konuya ilişkin AA muhabirine yazılı açıklama yaptı.

İsrail’in İran’a yönelik saldırısının 1 Ekim’de İran’ın balistik füze saldırısına cevaben gerçekleştiğini aktaran Savett, İsrail’in “meşru müdafaa” hakkı uyarınca İran’da askeri hedefleri vurduğunu kaydetti.

Savett, daha fazla bilgi için İsrail hükümetiyle irtibata geçilmesi gerektiğini belirtti.

Trump’tan Netanyahu’ya Filistin ve Lübnan telefonu: ‘Ne yapman gerekiyorsa yap’

Washington Post gazetesi, konu hakkında bilgisi olan 6 kişiye dayandırdığı haberinde, Trump’ın bu ay Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmelerinden detaylar verdi.

Trump’ın İsrail Başbakanı ile bu ay en az iki kez telefonda görüştüğünü açıkladığı kaydedilerek, bunlardan birinde Netanyahu’ya Hamas ve Hizbullah konusunda “Ne yapman gerekiyorsa yap” diyerek destek verdiği aktarıldı.

Görüşme hakkında WP’ye açıklama yapan South Carolina’nın Cumhuriyetçi Senatörü Lindsey Graham da Trump’ın Netanyahu’ya “askeri olarak ne yapması gerektiğini” söylemediğini, özellikle Lübnan’daki çağrı cihazlarının patlatılması operasyonu nedeniyle hayranlığını dile getirdiğini belirtti.

‘YENİ BİR ORTADOĞU’DAN BAHSEDİYORUZ’

Graham, “Onlara, ‘kendinizi savunmak için yapmanız gerekeni yapın’ dedi ancak burada açıkça yeni bir Orta Doğu’dan bahsediyoruz. Trump, yozlaşmış Filistin Devletiyle ilgili çok fazla şeyin değişmesi gerektiğini anlıyor.” ifadelerini kullandı.

Trump’ın seçim kampanyası sözcüsü Karoline Leavitt de Trump döneminde Ortadoğu’da “tarihi bir barış yaşandığını” savunarak, o dönemde “kaydedilen ilerlemelerin” Kamala Harris – JoeBiden yönetiminin zayıflığı nedeniyle bozulduğunu öne sürdü.

Leavitt, “Başkan Trump Oval Ofis’e geri döndüğünde, Kamala ve Biden’ın politikalarının yarattığı karmaşayı düzeltecek. İsrail bir kez daha korunacak, İran tekrar iflas edecek, teröristler avlanacak ve kan dökülmesi sona erecek.” değerlendirmesinde bulundu.

Diğer yandan, Trump ile Netanyahu’nun telefon görüşmeleri hakkında İsrail tarafının yorum yapmayı reddettiği belirtildi.

İsrail’den Lübnan’a hava saldırıları

Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberinde, İsrail’in akşam saatlerinde başkente düzenlediği hava saldırılarının sayısının 8’e ulaştığı ve bu saldırıların dördünde Hureyk Mahallesi’nin hedef alındığı belirtildi.

Diğer saldırılarda Burc el-Baracine, Leylaki ve El-Kefaat mahallelerinin vurulduğu, saldırılardan birinin oldukça şiddetli olduğu ifade edildi.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, akşam saatlerinde X hesabından bir harita paylaşarak Hureyk Mahallesi ve Burc el-Baracine bölgelerindeki 3 nokta için “tahliye” uyarısı yapmıştı.

CAN KAYIPLARI

Hizbullah ile 8 Ekim 2023’ten beri kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yoğun hava saldırısı başlattı.

Lübnan Sağlık Bakanlığının verilerine göre, 8 Ekim 2023’ten bu yana düzenlenen İsrail saldırılarında 2 bin 634 kişi öldü, 12 bin 252 kişi yaralandı.

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında öldürüldü.

İsrail bombardımanı nedeniyle Lübnan’da 100 binlerce kişinin yerinden edildiği değerlendiriliyor.

Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, Lübnan hükümeti yerinden edilen kişilerden 486 binden fazlasının Suriye’ye göç ettiğini açıkladı.

Hizbullah ise İsrail’e roket ve füzelerle karşılık veriyor. İsrail tarafında çoğunlukla ordu üslerini hedef alan bu saldırılarda büyük bir hasar bildirilmedi.

İsrail Beyrut’u vurdu

Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, Dahiye’deki bir noktaya üç kez saldırı düzenlendi.

İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada da, “ İsrail ordusu şu anda Beyrut’a saldırılar düzenliyor.” ifadelerine yer verildi.

Lübnan makamlarından saldırıda yer alan ya da ölen olup olmadığına dair henüz bilgi paylaşılmadı.

BM: İsrail’in hücumları sonucu Gazze’de 40 bin Filistinlinin öldüğü resmen doğrulandı

AA

NEW YORK (AA) – BM Genel Sekreter Sözcüsü Farhan Haq, günlük basın toplantısında gazetecilerin sorularını cevapladı.

Haq, “Türk, bugünün dünya için kasvetli bir dönüm noktası olduğunu, Gazze Sıhhat Bakanlığına nazaran 40 bin Filistinlinin hayatını kaybettiğinin resmen doğrulandığını ve ölenlerin birçoklarının bayan ve çocuk olduğunu söyledi.” tabirlerini kullandı.

Farhan Haq, Volker Türk’ün, bunun “akıl almaz bir durum olduğu” ve büyük ölçüde İsrail Savunma Kuvvetlerinin savaş kurallarına uyma konusundaki “tekrarlayan başarısızlıklarından kaynaklandığı” istikametindeki fikirlerini aktardı.

Gelinen noktada, son 10 ayda Gazze’de her gün ortalama 130 kişinin öldürüldüğü bilgisini paylaşan Haq, BM Genel Sekreteri Antonoio Guterres’in de bu mevzuda Yüksek Komiser Türk’ün tasalarını paylaştığını belirtti.

Sözcü Yardımcısı şunları kaydetti:

“Ancak elbette bu sayının bir varsayım olduğunun da farkındayız ve hala kayıp olan, enkaz altında kalmış yahut ölmüş olabilecek rahatsız edici derecede yüksek sayıda insan olduğu göz önüne alındığında, bu sayının eksik sayılmış olması da mümkün. Genel Sekreter’in bakış açısına nazaran, bu, şu anda neden bir ateşkese muhtaçlığımız olduğunun ve tüm rehinelerin hür bırakılmasının ve engellenmemiş insani yardımın gerektiğinin bir öteki nedenidir.”

İsrail’in Gazze’yi işgalinde 7 Ekim sonrası

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal pahalara yönelik daima ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı hücum düzenledi.

İsrail, 7 Ekim’deki akınlarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.

İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği taarruzlarda en az 16 bin 314’ü çocuk, 10 bin 980’i bayan olmak üzere 40 bin 5 Filistinli öldü, 92 bin 401 kişi yaralandı.

Enkaz altında hala binlerce meyyit olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları amaç alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne hücumlarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 330’u karadan işgal sürecinde olmak üzere 690 askerinin öldüğünü, 10 bin 56 askerinin yaralandığını duyurdu.

Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara” da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı özgür bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin akınlarında 629 Filistinli hayatını kaybetti.

Muhabir: Mücahit Oktay

The post BM: İsrail’in hücumları sonucu Gazze’de 40 bin Filistinlinin öldüğü resmen doğrulandı appeared first on Balkan Günlüğü Gazetesi.

Macron ve Netanyahu telefonda İsrail-Lübnan hududundaki gerginliği görüştü

AA

PARİS (AA) – Fransa’nın Tel Aviv Büyükelçiliğinin X hesabından yapılan açıklamaya nazaran, Macron ve Netanyahu, bölgedeki durumu telefonda görüştü.

Macron, Mavi Sınır üzerinde İsrail ve Hizbullah ortasındaki tansiyonun artmasından duyduğu önemli kaygıyı lisana getirdi.

Bölgede Lübnan ve İsrail’in çıkarları aleyhine işleyecek bir gerginliğin tırmanışının engellenmesi gerektiğine işaret eden Macron, bu türlü bir durumun bölge istikrarı için de son derece tehlikeli bir gelişme olacağını kaydetti.

Macron, tüm tarafların diplomatik tahlile hakikat süratle ilerlemesi gerektiğinin altını çizerek, azami itidalin değerini vurguladı.

Fransa’nın diplomatik tahlil üzerinde çalışmaya hazır olduğunu söyleyen Macron, İsrail’in, Refah ve Han Yunus’ta yeni bir “operasyonuna” karşı olduğunu tabir etti.

Macron, Gazze’de derhal ve kalıcı bir ateşkesin sağlanması, halkın muhtaçlıkları doğrultusunda insani yardımın bölgeye ulaşması için geçiş noktalarındaki tüm manilerin kaldırılması gerektiğini vurguladı.

Bölgede yaşanan “krizden” çıkmak için iki devletli tahlile götürecek bir siyasi çerçeve olması gerektiğini söz eden Macron, Filistin hükümetine para transferlerine yönelik her türlü mahzurun kaldırılmasını istedi.

Macron, iki devletli tahlili ve barış uğraşlarını baltaladığı gerekçesiyle işgal altındaki Batı Şeria’da 5 kaçak yerleşim ünitesinin yasallaştırılmasına ait duyuruları kınadı.

İki siyasetçi, görüşmede İran’ın nükleer programıyla ilgili de görüştü.

Mavi Sınır’da gerginlik

Gazze Şeridi’ne 7 Ekim’den bu yana hücumlarını sürdüren İsrail, kuzey hududunda da Lübnan Hizbullahı ile çatışıyor.

İsrail ile Lübnan ortasında “Mavi Hat” olarak tabir edilen hudut sınırında son haftalarda gerginlik tırmanıyor.

İsrail ordusu, 18 Haziran’da Lübnan’a yönelik mümkün bir atağa ait “operasyonel planı” onayladığını duyurmuştu.

İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz da 21 Haziran’da yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın İsrail topraklarına ve vatandaşlarına yönelik hücumlarına müsaade verilemeyeceğini ve gerekli kararları yakında alacaklarını tabir etmişti.

İsrail ordusunun 8 Ekim’den bu yana Lübnan’a gerçekleştirdiği taarruzlarda şu ana kadar 356 Hizbullah mensubu öldü.

Muhabir: Esra Taşkın

The post Macron ve Netanyahu telefonda İsrail-Lübnan hududundaki gerginliği görüştü appeared first on Balkan Günlüğü Gazetesi.

BM: İsrail bu hafta ikinci kez Gazze’nin kuzeyine yardım götürülmesini engelledi

İSTANBUL (AA) – Lazzarini, X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrail’in aç ve susuz bıraktığı Gazze Şeridi’nin kuzeyine gönderilmesi planlanan yardımlara ilişkin bilgi verdi.

  • İsrail ordusunun Şifa Hastanesine düzenlediği baskında 170’ten fazla Filistinli öldürüldü
  • ABD’de UNRWA’ya fonların durdurulması ve İsrail’e askeri yardım protesto edildi
  • Euro-Med: İsrail, Gazze’de Filistinlilerin kanını korkunç şekilde akıtıyor
  • Filistin: İsrail, 2024’te Batı Şeria’da son 30 yılın en büyük toprak müsaderesini yaptı

UNRWA Genel Komieri Lazzarini, “Bu hafta ikinci kez bir gıda konvoyunun Gazze’nin kuzeyine ulaştırılması engellendi. Bugün, İsrail yetkilileri, çokça ihtiyaç duyulan gıda malzemeleri yüklü diğer bir UNRWA konvoyunun, insanların kıtlığın eşiğinde olduğu Gazze’nin kuzeyine ulaştırılmasına izin vermedi.” açıklamasında bulundu.

UNRWA’nın en son yaklaşık 2 ay önce Gazze’nin kuzeyine yardım gönderebildiğini hatırlatan Lazzarini, “Bu insan yapımı bir açlık ve yaklaşan kıtlık hala önlenebilir. İsrailli yetkililer, Gazze’deki en büyük insani yardım kuruluşu UNRWA aracılığı da dahil olmak üzere Gazze’nin kuzeyine geniş ölçekte gıda yardımının ulaştırılmasına izin vermelidir.” ifadelerini kullandı.

Lazzarini, İsrail’in yardım götürülmesine izin vermediği müddetçe açlık ve susuzluktan çocukların ölmeye devam edeceğine dikkati çekerek, “Dayanılmaz olan yeni normal olamaz.” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail, Gazze’yi kıtlığa sürüklüyor

İsrail ordusunun 7 Ekim 2023’ten bu yana sivil yerleşim yerleri, hastane, okul ve yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı barınakları da hedef alan saldırılarını sürdürmesinin yanı sıra insani yardımların girişini de engelleyerek halkı açlığa mahkum ettiği 2,3 milyon nüfuslu Gazze Şeridi’nde büyük bir insani felaket yaşanıyor.

Başta BM’ye ait kuruluşlar olmak üzere uluslararası çevreler, çoğu hastanenin hizmet dışı kaldığı, tıbbi malzeme eksikliğinin yaşandığı, açlık, susuzluk ve hijyen malzemeleri eksikliğinin tetiklediği hastalıklar nedeniyle Gazze’de ateşkes ilan edilmesi ve bölgeye insani yardımların girişinin artırılması çağrısında bulunuyor.

UNRWA’dan, 10 Mart’ta yapılan açıklamada, İsrail’in 17 yıldır kuşatma altında tuttuğu Gazze Şeridi’nde “açlığın her yerde olduğunu” belirtilmişti.

BM, İsrail’in yoğun saldırısı altındaki Gazze Şeridi’nde 2,2 milyon kişinin kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunmuştu.

Gazze’deki Sağlık Bakanlığının son verilerine göre, İsrail’in yardım girişini engelleyerek büyük bir “insani felakete” neden olduğu Gazze Şeridi’nde yetersiz beslenme ve susuzluktan 27 kişi hayatını kaybetti.

İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 14 bini çocuk, 9 bin 220’si kadın olmak üzere 32 bin 142 Filistinli öldürüldü, 74 bin 412 kişi yaralandı.

Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.

Muhabir: Muhammed Emin Canik

AA

The post BM: İsrail bu hafta ikinci kez Gazze’nin kuzeyine yardım götürülmesini engelledi appeared first on Balkan Günlüğü Gazetesi.

İsrail yeni katliam mı planlıyor? On binlerce silah satın alacaklar

Silahlı Kuvvetler Planlama Dairesi işbirliğiyle gerçekleştirilecek milyonlarca şekellik ihalenin, Savunma Bakanlığının, İsrailli şirketlerden silah satın almak için gerçekleştirdiği en büyük ihale olduğu vurgulandı.

İhalenin, İsrail ordusunun silah stoğunu yenileme ve artırma gereksinimi doğrultusunda açılacağına değinilen açıklamada, ABD’den de silah alımının devam edeceği aktarıldı.

İsrail, ABD’den büyük askeri destek alıyor. ABD Başkanı Joed Biden, Aralık 2023’te Yahudi bayramı Hanuka vesilesiyle Beyaz Saray’da düzenlenen kutlama sırasında, “İsrail, Hamas’tan kurtuluncaya kadar Tel Aviv yönetimine askeri destekte bulunmayı sürdüreceklerini” söylemişti.

❌