Normal görünüm

Dünden önceki gün alınanlar

Gazze'de kavurucu yaz sıcağında yaşam: Bir yudum su dahi bulmak lüks

İsrail'in 7 Ekim 2023'ten bu yana soykırım gerçekleştirdiği Gazze, hayata direnmeye devam ediyor.

70 bini aşkın can kaybı veren Gazze Şeridi, yıkıntılar arasında yaşamaya çalışıyor.

Açlık ve susuzluk başta olmak üzere hiçbir insani ihtiyaca erişemeyen Filistinliler, ciddi sağlık sorunlarıyla da mücadele ediyor.

  • HİÇBİR İNSANİ İHTİYAÇLARINA ERİŞEMİYORLAR

Saldırılarını sürdüren İsrail, yardım girişini kısıtlı tutuyor; tıbbi malzemelerin geçişi neredeyse imkansız hale geliyor.

Başta Türkiye olmak üzere, dünyanın pek çok noktasından bu soykırıma karşı çıkan sesler yükselirken, Gazze Şeridi'nde yaşam savaşı veren masumlar ise bir yudum sudan mahrum kalıyor.

  • NAYLON ÇADIRLARDA BARINMAYA ÇALIŞIYORLAR

Gazze'de yemek, içmek, suya erişmek, okula gitmek ve ev sahibi olmak gibi hayata dair birçok unsur işgalcinin kontrolünde bulunuyor.

Gazzeliler 3 yıldır naylon çadırlarda insan onuruna yakışmayan ve en basit 'konfor' unsurlarını bile taşımayan şartlarda yaşam mücadelesi veriyor.

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124509

  • KAVURUCU SICAK HAYATI DAHA DA ZORLAŞTIRIYOR

Yaz mevsimiyle alev topuna dönen naylon çadırlar, Gazzelilere hayatı dar ediyor.

Serinlemek istediklerinde ise normal insanlar gibi suya veya elektrikle çalışan vantilatörlere ulaşmaları onlar için adeta bir 'seraba' dönüşüyor.

Kavurucu sıcak, su ve elektrik yokluğu gibi çok katmanlı zorluklarla mücadele eden Filistinli ailelerden biri de Gazze kentinin Şeyh Rıdvan Mahallesi'nde yaşayan 5 çocuklu Lile ailesi.

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124555

  • YIKILMAK ÜZERE OLAN BİNALARIN GÖLGESİNE SIĞINIYORLAR

Çadırda yaşayan Gazzeli aile, İsrail saldırılarında büyük hasar alan ve yıkılmaya yüz tutmuş bir binanın altında serinlemek ve gölgelenmeye çalışıyor.

Sıcağa dayanamayan çocuklar leğenler içinde suya girerek serinlemeye çalışıyor.

Ama suyun olmadığı ve uzak yerlerden taşındığı düşünüldüğünde Gazze'de serinlemenin bile bir lüks olduğu anlaşılıyor.

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124600

  • ÇADIRDA DEĞİL, 'FIRINDA' YAŞIYORLAR

Anne Huda Ebu Lile, çadır ortamını "Buna çadır demeye bin şahit ister bu bayağı bildiğiniz fırın. Çocuklar sıcağa dayanamıyor. Sıcaktan fenalık geçirmemeleri için sürekli suya sokuyoruz ve çadırı da ıslatıyoruz." diyerek tasvir etmeye çalıştı.

3 yıldır 'göç' ettikleri her yere çadırı da götürdüklerini ve bunca zamandır yaşantılarında hiçbir iyileşme olmadığını söyleyen Huda, 'kışın soğuktan donduklarını, yazın sıcaktan piştiklerini' aktardı.

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124604

  • "ATEŞ GİBİ YANIYORUM AMA ÇOCUKLAR İÇİN MECBURUM"

Gelirleri olmadığını ve bu nedenle kavurucu sıcağa rağmen çocukların karnını doyurmak için yıkılmaya yüz tutmuş binada ateş başında ekmek pişirdiğini ve para kazandığını aktaran Huda, sıkıntılarını şöyle anlattı:

"Biz de sıcağa dayanamıyoruz ama buna rağmen çocuklarımızın karnı doysun diye fırın başında ekmek pişiriyoruz. Ekonomik durumdan ötürü çocuklarımız pek çok şeyden mahrum kaldı. Okumak istiyorlar ama buna gücüm yetmiyor ancak karınlarını doyurabiliyorum.

Bu fırın sayesinde günlük 20-30 şekel para kazanıyorum. Kızlar çöplüğe gidip odun ve karton getiriyor ve fırının ateşini yakıyoruz. Ateş karşısında ateş gibi yanıyorum ama çocukların isteklerini yerine getirmek için buna mecburum."

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124609

  • 3 YILDIR YAŞADIKLARI 'FIRINDAN' ÇIKIP BİRAZ OLSUN SERİNLEMEK İSTİYORLAR

Baba Muhammed Ebu Lile de çadırın sıcağından korunmak için tehlikeli olmasına rağmen yıkılmaya yüz tutmuş binaya sığındıklarını ifade etti.

Baba Muhammed, çadırın içindeki sıcağın tahammül sınırlarını zorladığını "Bu normal bir sıcak değil, yanıyoruz. Sıcaktan ötürü çadırda oturamıyoruz. Çadır bildiğiniz ateş. Fırın nedir bilir misiniz? 1 ya da 2 gün değil, 3 yıldır fırında yaşıyoruz." diyerek anlattı.

Bütün gün çocukların serinlemesi için su taşıdığını, 3-4 kere çocukları suya soktuğunu, çadıra su dökerek serinlemeye çalıştıklarını söyleyen Muhammed, su olmadığı için bunun bile işkenceye dönüştüğünü, bu nedenle çoğu zaman kartonlarla yelpaze yapıp serinlemeye çalıştıklarını ve serin bir yerde yaşamak istediklerini dile getirdi.

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124613

  • GAZZELİLERİN NE VANTİLATÖR ALACAK PARASI, NE DE ÇALIŞTIRACAK ELEKTRİĞİ VAR

Bölgede yaşayan Hamis Ebu Hasira ise halkın yüzde 90'ının çadırda yaşadığı Gazze'de vantilatör satın almanın ya da çalıştırmanın bir hayal olduğunu vurguladı.

Fırına dönen çadırlarda yaşamanın çok zor olduğunu ifade eden Hamis, "Serinlemek için vantilatör almak istesen çok pahalı olduğu için alamazsın, almaya gücün yetse bile elektrik olmadığı için kullanamazsın. Sonuç olarak ya plastikleri ya da kartonları yelpaze yapacaksın, başka seçenek yok." diyerek Gazzelilerin serinlemek için çok seçeneklerinin olmadığını ortaya koydu.

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124617

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124623

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124630

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124636

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124645

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124655

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124704

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124711

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124717

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124728

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124733

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124740

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124747

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124754

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124759

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124804

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124809

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124813

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124816

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124822

Ekran Görüntüsü 2026 08 27 124832

Filistin: Kudüs olmadan ve İsrail işgali sona ermeden kalıcı barış sağlanamaz

Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne, konuya dair yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, Ebu Rudeyne İsrail'in işgal altındaki Doğu Kudüs'teki "E1" bölgesinde yerleşim ihaleleri açması ve Filistinlilere yönelik saldırıların artmasına işaret ederek "Bölge, İsrail'in Filistin halkına yönelik saldırgan politikaları nedeniyle tehlikeli ve kontrol edilemez bir durumun eşiğine geldi." ifadelerini kullandı.

Ebu Rudeyne, "Kudüs olmadan ve İsrail işgali tamamen sona ermeden kalıcı bir barış ve istikrar sağlanamaz." dedi.

Uluslararası meşruiyet kararlarının tanınmamasının bölgeyi "bitmeyen savaş ve çatışmalar döngüsünde" tutacağını vurgulayan Ebu Rudeyne, "Herhangi bir parçalı proje veya gerçek bir siyasi perspektiften yoksun plan, hiç kimseye güvenlik ve barış getirmeyecek. İşgalin sona erdirilmesi ve başkenti Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti'nin kurulmasının alternatifi yoktur." değerlendirmesinde bulundu.

Ebu Rudeyne, uluslararası topluma süregelen kriz ve savaşların önüne geçmek için ciddi adımlar atma çağrısında bulundu.

İsrail'in saldırılarını durdurmaya ve uluslararası hukuka uymaya zorlanmasını isteyen Ebu Rudeyne, uluslararası meşruiyet kararlarının da eksiksiz uygulanması gerektiğini vurguladı.

  • Filistin'deki işgali genişletecek "E1 Projesi"

Tarihsel olarak Doğu Kudüs'ün bir parçası olan ancak Ayrım (Utanç) Duvarı'nın Batı Şeria kısmında kalan Filistin mahallesi Ayzeriye'nin yakınına inşa edilmiş "Maale Adumim" Yahudi yerleşim birimini, Batı Kudüs'e giden yola bağlamak için "E1 Projesi" başlatılmıştı.

Bu kapsamda, bölgeye 4 binden fazla yasa dışı konut ve oteller inşa etmek için 1999 yılında 12 bin dönüm Filistin toprağı gasbedilmişti.

İsrail yönetimi, Filistin Devleti'nin kurulmasını önleyeceği söylenen "E1 Projesi"ni önceki ABD yönetimlerinin baskıları nedeniyle dondurmuştu.

Başbakan Binyamin Netanyahu, işgal altındaki Batı Şeria'yı fiilen ikiye bölecek "E1 Projesi"ni Eylül 2025'te onaylamıştı.

İsrail "E1 Projesi" ile işgal altında tuttuğu Doğu Kudüs ile Batı Şeria'daki Filistin toprakları arasındaki bağlantıyı kesmeyi hedefliyor.

İsrail hükümeti, "E1" Yahudi yerleşim projesine ilişkin verdiği taahhüdü ihlal ederek itirazda bulunan taraflara önceden bildirimde bulunmaksızın 1234 konutluk ilk ihale ilanını yayımlamıştı.

BM yetkilisi, Batı Şeria'nın "bir kırılma noktasında" olduğunu belirtti

Alakbarov, Orta Doğu'daki durumun konuşulduğu BM Güvenlik Konseyi oturumunda, İsrail'in Batı Şeria'daki son ihlallerini Konsey üyelerinin dikkatine sundu.

Uluslararası toplumun dikkatini daha çok Gazze'de yaşananlara yönelttiğini söyleyen Alakbarov, "Batı Şeria bir kırılma noktasındadır. Üstelik bu, ani bir kötüleşme süreci değil, yasadışı İsrail işgalini derinleştiren, Filistin yönetimini çöküşün eşiğine getiren ve bağımsız, yaşayabilir ve egemen bir Filistin Devleti olasılığını zayıflatan, onlarca yıldır çözülememiş çatışmaların bir sonucudur." dedi.

Alakbarov, 10 Ağustos itibarıyla 2026 yılında Batı Şeria'da İsrail güçleri veya İsrailli işgalciler tarafından öldürülen Filistinli sayısının 76'yı bulduğunu, bunların 18'inin ise çocuklardan oluştuğunu kaydetti.

Batı Şeria'da Ocak 2023'ten bu yana 127 Filistinli topluluğun tam veya kısmi olarak yerinden edildiğini hatırlatan Alakbarov, bu durumun 6 bin 309'dan fazla Filistinliyi etkilediğini, sadece 2026 yılında İsrailli işgalcilerin şiddeti sonucu yaklaşık 3 bin 800 Filistinli'nin yerinden edildiğini belirtti.

Alakbarov, "Yerleşimci şiddeti, bu yıl benzeri görülmemiş seviyelere ulaşmıştır. BM, İsrailli yerleşimcilerin karıştığı, can kaybı, maddi hasar veya her ikisiyle sonuçlanan ve yaklaşık 260 Filistinli topluluğu etkileyen 1430'dan fazla olayı belgelemiştir. Bu olayların birçoğu İsrail güçlerinin varlığında gerçekleşmiştir." ifadelerini kullandı.

BM Özel Koordinatör Yardımcısı ayrıca, Batı Şeria'da artan şiddetin yanı sıra İsrail'in yeni yerleşim yerlerini onaylama suretiyle işgal faaliyetlerini de "önemli ölçüde hızlandırdığını" vurguladı.

  • UNICEF yetkilisi, Filistinli çocukların güvenliğinin sağlanması sorumluluğunu hatırlattı

Öte yandan, söz konusu oturumda konuşan BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Direktör Yardımcısı Hannan Süleyman, Filistinli çocukların güvenliğinin sağlanmasının sorumluluğunun BMGK üyesi devletlere ait olduğunu hatırlattı.

İşgal altındaki Batı Şeria'da Ocak 2024'ten bu yana 174 Filistinli çocuğun öldürüldüğünün doğrulandığının altını çizen Süleyman, BMGK üyelerine, "Bu, her hafta birden fazla çocuk demek." dedi.

Süleyman, "İnsani yardım kuruluşları, çocukların güvende olmaları için gereken siyasi koşulları yaratamaz. Bu sorumluluk, onları değiştirme gücüne sahip olan üye devletlere aittir." diye konuştu.

Uluslararası toplumdan bölgede acil yapılması gerekenlerle ilgili talepte bulunan Süleyman, bunları, "idari gözaltına son vererek çocukların korunmasına öncelik verilmesi, diplomatik baskı yoluyla zorla yerinden edilmelerin durdurulması, okullara ve hastanelere güvenli erişimin sağlanması ve hayati insani yardım malzemelerinin gecikmeden taşınmasına izin verilmesi" şeklinde sıraladı.

Gazze'de 2 bin 276 aile nüfus kayıtlarından tamamen silindi

İsrail ordusu, ateşkese rağmen Gazze Şeridi'nde yönelik saldırılarına devam ediyor.

Dünyanın gözü önünde yaşanan soykırımla ilgili her geçen gün yeni bir veri ortaya çıkıyor.

Gazze Şeridi'ndeki Filistin Sağlık Bakanlığı, Ekim 2023-Temmuz 2026 dönemine ait istatistikleri içeren "Filistinli Ailelere Yönelik Katliamlar" başlıklı bir rapor yayımladı.

Ekran Görüntüsü 2026 07 30 020103

  • İKİ BİNDEN FAZLA AİLE NÜFUS KAYITLARINDAN SİLİNDİ

Rapora göre, söz konusu dönemde İsrail'in Gazze'ye düzenlediği saldırlar sonucu Filistinli 2 bin 276 aileden 8 bin 858 kişi hayatını kaybetti ve bu aileler nüfus kayıtlarından tamamen silindi.

Aynı dönemde İsrail saldırılarına hedef olan Filistinli 2 bin 348 aileden (8 bin 340 kişi) ise geriye sadece birer kişi, 4 bin 903 aileden ise birden fazla kişi hayatta kaldı.

Ekran Görüntüsü 2026 07 30 020051

  • 60 BİNDEN FAZLA ÇOCUK YETİM YA DA ÖKSÜZ KALDI

Raporda, İsrail saldırılarında anne veya babasını kaybeden Filistinli çocukların durumuna ilişkin çarpıcı verilere de yer verildi.

Buna göre, Gazze Şeridi'nde toplam 60 bin 737 çocuk yetim veya öksüz kaldı. Bu çocuklardan 52 bin 95'i babasını, 5 bin 929'u annesini, 2 bin 713'ü ise her iki ebeveynini birden İsrail saldırılarında kaybetti.

Ekran Görüntüsü 2026 07 30 020047

  • EN AĞIR BİLANÇO GAZZE'DE

Yetim ve öksüz kalan çocukların bölgelere (kentlere) göre dağılımı da raporda ayrıntılı olarak aktarıldı.

En fazla ebeveyn kaybının yaşandığı Gazze vilayetinde 19 bin 700 çocuk babasını, 2 bin 83 çocuk annesini, bin 75 çocuk ise her iki ebeveynini kaybetti.

Ekran Görüntüsü 2026 07 30 020042

  • DETAYLAR TEK TEK PAYLAŞILDI

Diğer bölgelerde ise yetim kalan Filistinli çocukların durumu şu şekilde sıralandı:

“Gazze'nin kuzeyinde 12 bin 32 çocuk babasını, 1464 çocuk annesini, 635 çocuk her ikisini kaybetti. Orta Bölgede, 6 bin 362 çocuk babasını, 862 çocuk annesini, 418 çocuk her ikisini kaybetti.

Han Yunus'ta 8 bin 839 çocuk babasını, 949 çocuk annesini, 378 çocuk her ikisini kaybetti. Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde ise 5 bin 162 çocuk babasını, 571 çocuk annesini, 207 çocuk ise her iki ebeveynini birden kaybetti.”

Ekran Görüntüsü 2026 07 30 020058

Hamas, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının durdurulması çağrısında bulundu

Hamas'tan yapılan açıklamada, İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine yönelik saldırılarını sürdürdüğü, sabah saatlerinden itibaren düzenlenen bombardımanlarda en az 5 Filistinlinin hayatını kaybettiği, onlarca kişinin yaralandığı ifade edildi.

İsrail'in ateşkes anlaşmasına uymadığı vurgulanan açıklamada, İsrail'in Gazze'de saldırılar ve abluka altında yeni bir fiili durum oluşturmaya çalıştığı kaydedildi.

Açıklamada, arabulucular ile ateşkes anlaşmasının garantörü ülkelere, hukuki ve siyasi sorumlulukları çerçevesinde harekete geçerek saldırıların durdurulması ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin ateşkes kapsamındaki taahhütlerine uymasının sağlanması çağrısında bulunuldu.

Hamas'ın açıklamasında, dünya genelindeki destekçilere Filistin halkıyla dayanışma eylemlerini artırmaları, İsrail ve destekçileri üzerinde baskı kurmaları ve İsrail'e yönelik kapsamlı boykot uygulanması için çabalarını yoğunlaştırmaları çağrısı yapıldı.

Hamas: Gazze'deki Hükümet Çalışma Komitesi ulusal çıkarlar için istifa etti

Hamas Sözcüsü Hazim Kasım, yaptığı açıklamada, Hamas'ın Gazze'de yeni yönetim düzenlemelerine dahil olmayacağı yönündeki tutumunu yerine getirme yolunda bugün yeni bir olumlu adım attığını belirtti.

Bu adımla Gazze Şeridi'ndeki Hükümet Çalışma Komitesi'nin istifa ettiği ve sadece durumun izlenmesi için teknik ve idari yönlerini koruyacağına işaret eden Kasım, "Bu adım, ulusal çıkarlar ve işgalci İsrail için her türlü bahaneyi ortadan kaldırmak amacıyla atıldı." ifadelerini kullandı.

İsrail'in Gazze'ye saldırıları başlattığından beri Gazze Şeridi'nin yönetimi için birçok ulusal ve uzlaşı formülü önerildiğinin altını çizen Kasım, bunlar nihayetinde Mısır'ın başkenti Kahire'de üzerinde anlaşmaya varılan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin kurulduğu ancak İsrail'in söz konusu komitenin Gazze'ye girişine engel olmaya devam ettiğini kaydetti.

Hamas kararının, yönetimin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'ne devredilmesi için gerekli tüm adımların teknik ve idari olarak tamamen tamamlandığının teyit edilmesinin ardından geldiğine işaret eden Kasım, kararın üzerinde anlaşmaya varılan Ulusal Komite'nin Gazze Şeridi'ne girişinin yolunu açacağını umduklarını ifade etti.

  • Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi

"Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi (teknokratlardan oluşan geçici hükümet)", Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 17 Kasım 2025 tarihli ve 2803 sayılı kararı ile ABD Başkanı Donald Trump'ın 20 maddelik planı uyarınca kuruldu. Komite, ilk toplantısını 15 Ocak 2026'da Mısır'ın başkenti Kahire'de gerçekleştirdi.

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi, Kahire'deki toplantıda Gazze Şeridi'nde sivil yönetim ve iç güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye yönelik görev süresinin resmen başladığını açıkladı.

Komitenin görevi de Ramallah merkezli Filistin yönetiminin kendi reform programını tamamlayıncaya kadar Gazze'nin istikrarının sağlanmasını, toparlanma sürecini ve yeniden imar çalışmalarını denetlemesidir.

Ancak İsrail'in ateşkese rağmen devam eden saldırı ve ihlalleri nedeniyle Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin bölgede görevini devralma imkanı sağlanamadı.

İsrail ordusu, 10 Ekim 2025'te uygulamaya giren ateşkese rağmen neredeyse her gün çeşitli iddia ve bahanelerle Gazze Şeridi'nde gerçekleştirdiği saldırılarla sivilleri hedef alabiliyor.

Başakşehir'de Direniş Meydanı 250. Gününde...

  • ZULME KARŞI OMUZ OMUZA

Çocuk, genç ve her yaş grubundan insanın yoğun katılımıyla gerçekleşen eylemlerde, Gazze'deki katliama sessiz kalınmıyor. Zeynep Yurttaş'ın önderliğinde toplanan kalabalık, Siyonist destekçisi firmaları, özellikle de alanda bulunan Burger King şubesini hedef alarak güçlü bir protesto duruşu sergiliyor. Bugüne kadar medyada hak ettiği yeri yeterince bulamayan bu kutlu nöbet, ümmetin dirilişi adına tüm Türkiye'ye örnek teşkil ediyor.

  • 250. PROGRAM 5 Temmuz PAZAR GÜNÜ GERÇEKLEŞECEK

Geniş zamanlı bir iradeyle sürdürülen direnişin 250. programı, bu pazar günü yine büyük bir coşkuyla yapılacak. 250. buluşma kapsamlı bir organizadyonşa gerçekleşecek. Habervakti.com Genel Koordinatörü Kudüs Mihmandarı Bülent Deniz'in de katılacağı programda süpriz isimler haklı davayı kitlelere haykırmaya devam edecek.

Bu anlamlı boykot nöbetine dair güncel program bilgilerine, eylem detaylarına ve meydandan yansıyan görsellere ulaşmak isteyenler, "Başakşehir Direniş" Instagram hesabını takip edebilirler. Mazlumların sesi olmak, topluma değer katacak, Gazze direniş ruhunu canlı tutacak bir duruş sergilemek için adresin adı: Başakşehir Direniş Meydanı.

5 Temmuz günü gerçekleşecek programın detaylarını imajda bulabilirsiniz.

Whatsapp Image 2026 07 05 At 00.19.00

Whatsapp Image 2026 07 05 At 00.19.00Qwe

Başakşehir Direniş İnstagram Linki:
https://www.instagram.com/basaksehirdirenis?igsh=MXU5MGVvbWVmanJpZA==

Kudüs'te gasbedilen Filistin arazisi ABD'ye 1 dolara kiralandı

İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Dışişleri Bakanı Gideon Saar ile ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin ABD Büyükelçiliği'nin Kudüs'teki kalıcı yerleşkesinin inşasına arazi tahsis eden bir anlaşmaya imza attığı belirtildi.

Açıklamada, bu anlaşmanın, "ABD Büyükelçiliği'nin mevcut binasından Kudüs'teki yeni kalıcı yerine taşınmasının başlangıcı" olduğu ifade edilerek, bu adımın ABD Başkanı Donald Trump'ın 2017’de uluslararası hukuka göre işgal altındaki Doğu Kudüs dahil Kudüs’ü İsrail'in başkenti olarak tanıma ve büyükelçiliği buraya taşıma kararının bir devamı niteliğinde olduğu kaydedildi.

İmza töreninde konuşan İsrail Dışişleri Bakanı Saar, bu adımın basit bir arazi tahsisi olmadığını savunarak iki ülke arasındaki ittifakın stratejik öneminin sembolü olduğunu dile getirdi.

Saar, ABD ile İsrail’in birbirleri için vazgeçilmez olduğunu ileri sürerek, İsrail’in “ABD için Orta Doğu’daki en önemli stratejik varlık olduğunu” iddia etti.

  • "ABD, büyükelçiliğin kalıcı kompleksinin kurulacağı araziyi devralıyor"

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ise bu adımı dini ve ideolojik gerekçelerle savunarak, arazi tahsisinin ABD'nin 250. kuruluş yıl dönümünün arifesinde gerçekleşmesini "anlamlı" olarak nitelendirdi.

Huckabee, “Amerika’nın kurucu babalarına ilham veren Yahudi-Hristiyan değerlerinin Kudüs’ten ve tüm İsrail topraklarından geldiğini” iddia etti.

Yeni yerleşkenin "Kudüs'teki Amerikan varlığını güçlendireceğini" öne süren Huckabee, şehrin "İsrail'in ebedi başkenti" olduğu yönündeki iddialarını yineledi.

Huckabee, "ABD, büyükelçiliğin kalıcı kompleksinin kurulacağı araziyi devralıyor." diyerek, kira sözleşmesinin 1 dolar karşılığında 99 yıllığına yapıldığını ekledi.

İsrail'in Filistinlilerden gasbettiği arazi, ABD Büyükelçiliği'ne tahsis edildi.

  • Yeni elçilik binası gasbedilen arazi üzerine inşa edilecek

Aralık 2017'de ABD Başkanı Donald Trump, işgal altındaki Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıdığını ilan etmiş ve ABD Büyükelçiliği'nin Tel Aviv'den buraya taşınmasına karar vermişti. Büyükelçiliğin geçici binası ise Mayıs 2018'de açılmıştı.

Bu karar, Kudüs şehrinin statüsüne ilişkin uluslararası mutabakata aykırı olduğu gerekçesiyle o dönemde dünya çapında geniş çaplı tepki ve eleştirilere neden olmuştu.

İsrail'deki "Adalah" (Adalet) Hukuk Merkezi, 2022 yılında yaptığı açıklamada, büyükelçilik yerleşkesinin inşası için tahsis edilen arazinin, 1950 tarihli "Gaip Mülkleri Kanunu" kullanılarak Filistinlilerden gasp edildiğini belirtmişti. Merkez, arşiv belgelerinin bu arazinin 1948 yılından önce Filistinli ailelere ait olduğunu ve "İngiliz Mandası" yönetimine kiralanmış olduğunu kanıtladığını vurgulamıştı.

Hukuk merkezi, ABD Büyükelçiliği'nin Kudüs'te genişletilmesinin ve bunun için ayrılan araziye el konulmasının, özel mülkiyetin müsadere edilmesini yasaklayan Lahey Sözleşmesi'nin 46. maddesi başta olmak üzere uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu ifade etmişti.

Birleşmiş Milletler, Doğu Kudüs'ü 1967'de işgal edilen Filistin topraklarının bir parçası olarak kabul ediyor ve şehrin karakterini veya hukuki statüsünü değiştirmeyi amaçlayan her türlü adımın uluslararası hukuk normlarına göre hiçbir hukuki geçerliliği olmadığını vurguluyor.

ABD, büyükelçiliğini 2018 yılında Kudüs'e taşımış olsa da dünya ülkelerinin büyük bir kısmı, şehrin statüsüne ilişkin uluslararası duruşa bağlı kalarak İsrail'deki büyükelçiliklerini Tel Aviv'de tutmaya devam ediyor.

ABD, Guatemala, Honduras, Kosova, Paraguay, Papua Yeni Gine ve Fiji, Kudüs'te büyükelçilik açan 7 ülke olmuştu. Somali'den tek taraflı bağımsızlığını ilan eden ve İsrail tarafından tanınan Somaliland, 15 Haziran 2026'da da sözde İsrail Büyükelçiliği'ni Kudüs'te açmıştı.

Gazze’de enkaz altındaki cenazeleri çıkarma çalışmalarında ikinci aşama

Dünyanın gözü önünde yaşanan soykırım...

İsrail’in bölgedeki ateşkese rağmen saldırılarını sürdürdüğü Gazze Şeridi’nde, İsrail’in önceki saldırılarında hayatını kaybedenlerin cenazelerine ulaşmaya yönelik çalışmalar sürüyor.

  • İKİNCİ AŞAMAYA GEÇİLDİ

Filistinli Sivil Savunma ekipleri, İsrail’in bölgeye yönelik saldırılarında yıkılan evlerin enkazı altında kalan kişilerin cenazelerinin çıkarılmasına yönelik projenin ikinci aşamasının başlatıldığını açıkladı.

Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) ile iş birliği içinde yürütülen operasyonla, hala enkaz altında olduğu düşünülen binlerce kişinin kalıntılarına ulaşılması hedefleniyor.

Ekran Görüntüsü 2026 06 27 213433

  • İŞ MAKİNELERİ SEVK EDİLDİ

Kurtarma çalışmaları, Gazze kentinin Sabra Mahallesi’nde Ghabun ailesine ait evin bulunduğu alanda başladı.

Filistin Sivil Savunma ekipleri ve ağır iş makineleri, enkazı kaldırmak için bölgeye sevk edildi.

Hala kayıp yakınlarını arayan aile bireyleri sessizce çalışmaları izleyerek, sevdiklerinin naaşlarına ulaşılmasını ve cenazelerin uygun bir şekilde defnedilebilmesini umut etti.

  • ARAMA FAALİYETLERİNE 400 SAAT AYRILDI

Sivil Savunma Sözcüsü Mahmud Basal verdiği röportajda, kurumun ceset çıkarma çalışmalarının ikinci aşamasını resmen başlattığını söyledi.

Basal, mevcut aşamada Gazze şehrinin Zeytun ve Sabra mahalleleri ile diğer bölgelerinde yürütülecek arama çalışmalarına 400 çalışma saati ayrıldığını ve yıkılmış çok sayıda binada hala ceset kalıntılarının bulunduğunun tahmin edildiğini belirtti.

Ekran Görüntüsü 2026 06 27 213428

  • 8 BİN KİŞİNİN OLDUĞU TAHMİN EDİLİYOR

İkinci aşamada ilk müdahale edilen noktanın Sabra’daki Ghabun ailesi evi olduğunu belirten Basal, burada yaklaşık 8 kişinin kalıntısının enkaz altında bulunduğunun tahmin edildiğini söyledi.

Çalışmaların, hem ekiplerin güvenliğini sağlamak hem de hayatını kaybedenlerin onurunu korumak amacıyla büyük bir dikkatle yürütüldüğünü vurguladı.

  • TEÇHİZAT SAĞLANIRSA 3 AY İÇİNDE BİTEBİLİR

Basal, Sivil Savunma’nın kapsamlı bir saha planı hazırladığını, gerekli teçhizat sağlanırsa cenazelerin çıkarılmasının 3 ay içinde tamamlanabileceği ve böylece binlerce ailenin belirsizlikten kurtarılabileceğini belirtti.

Uluslararası kuruluşlar ve insani yardım kurumlarına da çağrıda bulunan Basal, bu sürecin desteklenmesi ve gerekli teçhizatın sağlanması gerektiğini vurguladı. Enkaz altında kalan cenazelerin halk sağlığı ve çevre açısından ciddi risk oluşturduğunu ve insani krizi derinleştirdiğini ifade etti.

Ekran Görüntüsü 2026 06 27 213423

BM: İsrailli işgalciler ocak ayından bu yana Batı Şeria'da 57 Filistinliyi öldürdü

BM Genel Sekreter Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, New York'taki günlük basın toplantısında, Orta Doğu'daki gelişmeleri aktardı.

Batı Şeria'dan, İsrail güçleri ve İsrailli işgalcilerin Filistinlilere yönelik şiddet olaylarına dair haberlerin gelmeye devam ettiğini belirten Haq, BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisinin (OCHA) bu konudaki raporlarına değindi.

Haq, "Ocak ayının başından bu pazartesi gününe kadar, Batı Şeria genelinde 13'ü çocuk ve 2'si kadın olmak üzere 57 Filistinli öldürüldü. Bunlardan 41'i İsrail güçleri tarafından, 13'ü İsrail yerleşimcileri tarafından, 3'ü ise hem İsrail güçleri hem de yerleşimciler tarafından öldürüldü." ifadelerini kullandı.

Farhan Haq, BM'nin "sağlık çalışanları da dahil olmak üzere sivillerin korunması ve uluslararası hukuka tam riayet edilmesi" yönündeki çağrısını yineledi.

Öte yandan, OCHA'nın konuyla ilgili raporunda, yılın başından pazartesi gününe kadar Batı Şeria'da 230'dan fazla toplulukta can kaybı veya mal hasarıyla sonuçlanan 980'den fazla İsrailli işgalci kaynaklı olayın belgelendiği, bunun da günde ortalama 6 olay anlamına geldiği kaydedildi.

  • Gazze'de Refah Sınır Kapısı yeniden açıldı

BM Genel Sekreter Sözcü Yardımcısı Haq, İsrail'in ateşkes kurallarına uymayarak saldırılara devam ettiği Gazze Şeridi'nde Refah Sınır Kapısı'nın her iki yöne sınırlı sayıda insanın geçişi için yeniden açıldığını bildirdi.

"Bu adım, sınır kapısının hafta başında İsrail makamları tarafından kısa bir süreliğine kapatılmasının ardından geldi." ifadesini kullanan Haq, Gazze'ye insani yardımların girişi için Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı'nın da dün yeniden açıldığını hatırlattı.

Haq, BM ekiplerinin dün sınır kapısından gıda ve yakıt teslim alabildiğini, bugün erken saatlerde daha fazla teslim alma çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

Kerem Ebu Salim'in Gazze'ye kargo girişi için açık bulunan tek sınır kapısı olduğunu vurgulayan Haq, bunun dün gerçekleştirilen yardım çalışmalarında "sıkışıklığa ve kısıtlamalara yol açtığına" dikkati çekti.

Hamas'tan Gazze'de ateşkes anlaşmasına ilişkin açıklama

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Mısır'ın başkenti Kahire'de gerçekleştirilen görüşmeler sırasında, ateşkes anlaşmasının ihtilaflı konularına ilişkin olarak, görüşmelere katılan taraflarca kabul edilebilir yaklaşımlara ulaşıldı." ifadelerine yer verdi.

Kasım, Hamas'ın ve diğer Filistinli grupların, Gazze'deki soykırımın durdurulması amacıyla ulusal sorumluluk bilinciyle, Mısır, Katar ve Türkiye'deki ara bulucular tarafından sunulan öneri ve uzlaşı formüllerine esnek ve olumlu bir şekilde yaklaştığını belirtti.

Artık "topun İsrail tarafında ve Gazze Barış Kurulu'nda" olduğunu, Gazze'de ABD Başkanı Donald Trump'ın barış planının tam ve somut şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini aktaran Kasım, şunları kaydetti:

"Bu durum, ara bulucuların, garantör ülkelerin ve Barış Kurulu'nun, işgalci tarafı ihlalleri, öldürmeleri ve ablukayı durdurmaya zorlayabilme; ayrıca anlaşmanın ikinci aşamasına geçilebilmesi için bu uzlaşı formüllerini kabul ettirebilme kapasitesine bağlıdır."

Kasım, İsrail'i "süregelen ihlalleri, günlük katliamları, bombalamaları ve Sarı Hattın sürekli batıya doğru genişlemesiyle ateşkes anlaşmasını yok etmeye çalışmakla ve Gazze Şeridi'ne yardım girişini kısıtlamakla" suçladı.

Hamas yetkilisi, İsrail'in yaptıklarının "ara buluculara, garantör devletlere ve ABD yönetimine, işgalin ihlallerine son vermesi ve anlaşmalara uyması için baskı yapma konusunda siyasi, ahlaki ve hukuki bir sorumluluk yüklediğini" aktardı.

Gazze'de ateşkes anlaşması 10 Ekim 2025’te yürürlüğe girmiş, ilk aşamada esir takası, insani yardım girişinin artırılması ve İsrail ordusunun bazı bölgelerden kısmi çekilmesi gibi adımlar uygulanmıştı. Filistinli kaynaklar ise İsrail’in anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini tam yerine getirmediğini ve saldırıların sürdüğünü belirtiyor.

Anlaşmanın ikinci aşamasında Gazze’nin yönetimi, yeniden imar, uluslararası güç konuşlandırılması, İsrail’in çekilmesi ve bazı siyasi-güvenlik düzenlemelerinin ele alınması öngörülüyor.

Filistinli gruplar ile garantör ülkelerin temsilcileri, ateşkesin ikinci aşamasına ilişkin temaslara Kahire’de pazar günü başlamıştı.

İsrail'in Gazze'de mülteci kampına düzenlediği saldırıda 3 kişi hayatını kaybetti

7 Ekim 2023, tarihe masum kanı ile işlendi.

Gazze'de her geçen gün daha büyük bir saldırı gerçekleştiren İsrail; sivil, masum, kadın, çocuk dinlemeden vuruyor.

Bölgedeki bilanço her geçen gün biraz daha ağırlaşırken, ölü sayısı da katlanıyor.

Ekran Görüntüsü 2026 06 09 192902

  • CİBALİYA HEDEF ALINDI

Filistin resmi haber ajansı WAFA'ya göre, İsrail ordusu, Cibaliya Mülteci Kampı'nda Filistinlileri hedef aldı.

Saldırıda biri 8 yaşındaki çocuk olmak üzere 3 Filistinli yaşamını yitirdi.

Yerel kaynaklar, İsrail saldırısında en az 10 kişinin yaralandığını kaydetti.

Ekran Görüntüsü 2026 06 09 192828

  • CAN KAYBI ARTIYOR

Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana devam eden saldırılarında yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı.

Son 24 saatte Gazze'deki hastanelere 9 ölü ve 43 yaralının getirildiği kaydedildi.

Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana İsrail'in saldırılarında 970 kişinin öldürüldüğü, 3 bin 63 kişinin yaralandığı, enkaz altından ise 782 kişinin cansız bedeninin çıkarıldığı ifade edildi.

İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybının 72 bin 980'e, yaralı sayısının da 173 bin 171'e yükseldiği bildirildi.

Gazze Şeridi'nde enkaz altında hala binlerce cenazenin bulunduğu belirtiliyor.

Ekran Görüntüsü 2026 06 09 192801

  • 136 BM PERSONELİ GÖREVİ BAŞINDA HAYATINI KAYBETTİ

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 2025'te görevi başında hayatını kaybeden BM çalışanları için düzenlenen anma töreninde konuştu.

“Bugün, geçen yıl görev başında hayatını kaybeden 136 BM personelini anıyoruz.” diyen Guterres, bunların 97’sinin kadın ve erkek sivil personel, 39’unun da üniformalı barış gücü mensubu olduğu bilgisini paylaştı.

Guterres, 32 farklı ülkeden gelen, hayatını kaybeden BM personelinin 80’inin ise Gazze'de BM Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansında (UNRWA) görev yaptığına dikkati çekti.

Ekran Görüntüsü 2026 06 09 192835

  • 'ULUSLARARASI HUKUK İHLAL EDİLİYOR'

Gazze'de öldürülen BM çalışanlarının, BM tarihindeki çatışma veya felaketlerde öldürülenlerden daha fazla olduğuna işaret eden Genel Sekreter, “Bazıları evlerinde veya sığındıkları yerlerde ailelerinin yanında öldü. Diğerleri ise ofislerde, sığınaklarda ve hizmet ettikleri topluluklarda görevlerini yerine getirirken öldürüldü.” ifadesini kullandı.

Guterres, “Bu trajediler, hepimizi derinden etkiliyor ve tüm dünyanın da vicdanını sarsmalıdır.” diyerek, BM personeli, barış gücü mensupları ve insani yardım çalışanlarına yönelik saldırıların, uluslararası hukukun ihlali olduğunu kaydetti.

Ekran Görüntüsü 2026 06 09 192745

Ekran Görüntüsü 2026 06 09 192756

Ekran Görüntüsü 2026 06 09 192749

Ekran Görüntüsü 2026 06 09 192819

Ekran Görüntüsü 2026 06 09 192812

Ekran Görüntüsü 2026 06 09 192806

Ekran Görüntüsü 2026 06 09 192841

Soykırımcı İsrail ateşkese rağmen Gazze’ye saldırdı: 8 Filistinli hayatını kaybetti

Katil İsrail ordusu, Ekim 2025’te varılan ateşkese rağmen Gazze’ye yönelik saldırılarını sürdürüyor.

Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, İsrail ordusu insansız hava aracıyla (İHA) Gazze kentinde yer alan Cevazat Mülteci Kampı'nda yerinden edilen Filistinlilerin kaldığı çadırlara saldırı düzenledi.

Çevredeki çadırların da zarar gördüğü saldırıda 8 Filistinli hayatını kaybederken, aralarında çocukların da bulunduğu 10 kişi yaralandı.

İsrail’in ateşkesten bu yana düzenlediği saldırılarda ölenlerin sayısı 951’e, yaralıların sayısı ise 2 bin 984’e yükseldi.

AA'dan Filistin Sözlüğü: Filistin'e 1860 sayfalık dev kaynak

Anadolu Ajansı tarafından hazırlanan 1860 sayfalık "Filistin Sözlüğü" iki yıllık çalışmanın ardından tamamlandı.
Sözlükte kavramların Arapça, İngilizce, Fransızca ve Almanca karşılıkları da yer alıyor.
Çevrim içi versiyonu hazırlanacak olan eser, üç aylık periyotlarla güncellenecek.
Anadolu Ajansı Yayınları Müdürlüğü koordinasyonunda hazırlanan "Filistin Sözlüğü", farklı bilim dallarından 273 akademisyen ve araştırmacının katkısıyla oluşturuldu. Toplam 1860 sayfadan oluşan eser, Filistin meselesine ilişkin temel kavramları, tarihi olayları, önemli isimleri ve güncel tartışmaları sistematik bir şekilde ele alıyor.

Kitapta 630 madde ve 700'ün üzerinde gönderme yer alırken, okuma kılavuzları, maddeler arası ilişkilendirmeler ve okuma önerileriyle kullanıcı dostu bir yapı sunuluyor. Eser, hem genel okuyucuya hem de araştırmacılara hitap etmeyi amaçlıyor.

15 farklı alanda kapsamlı içerik
Klasik sözlük anlayışının ötesine geçen çalışma; hukuk, ekonomi, kültür, sanat ve sosyal bilimler başta olmak üzere 15 farklı editörlük alanında hazırlandı. Her madde akademik makale titizliğiyle kaleme alınırken, referanslar ve kaynakçalarla desteklendi.

Sözlük, Filistin meselesini yalnızca siyasi boyutuyla değil, tarihsel, hukuki, kültürel ve toplumsal yönleriyle de ele alıyor. Maddeler arasında kurulan bağlantılar sayesinde okurun konuya bütüncül bir perspektiften yaklaşması hedefleniyor.

Dört dilde karşılıklar yer alıyor
Eserin dikkat çeken özelliklerinden biri de her maddenin Arapça, İngilizce, Fransızca ve Almanca karşılıklarını içermesi oldu. Bu yönüyle sözlük, uluslararası araştırmacılar ve farklı dillerde çalışma yapan akademisyenler için de önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

Kitapta, Filistin meselesine ilişkin tarihi olayların ve kavramların kaynaklara dayalı olarak ele alındığı, kamuoyunda yanlış veya eksik aktarıldığı belirtilen bazı konuların da akademik çerçevede incelendiği ifade edildi.

Dijital platforma da taşınacak
Anadolu Ajansı'nın daha önce yayımladığı "Gazze Trilogy" serisinin ardından hazırlanan eser, kurumun Filistin konusundaki yayın çalışmalarının yeni halkası olarak öne çıkıyor.

Alanında ilk olma özelliği taşıdığı belirtilen "Filistin Sözlüğü"nün dijital versiyonu için de çalışmalar sürüyor. Sözlüğe özel bir web sayfası hazırlanacak ve içerikler üç aylık periyotlarla güncellenerek güncel tutulacak.

Eserin, akademisyenler, öğrenciler, araştırmacılar ve Filistin meselesi hakkında güvenilir bilgi edinmek isteyen okuyucular için kapsamlı bir başvuru kaynağı olması hedefleniyor.

Doktor Hüsam Ebu Safiyye hücre hapsine alındı

Filistinli Esirler Enformasyon Merkezi'nden Gazze'deki direnişin sembollerinden biri olan ve 27 Aralık 2024'ten bu yana İsrail'in alıkoyduğu Ebu Safiyye hakkında yazılı açıklama yapıldı.

Açıklamada, İsrail Cezaevi İdaresi'nin, idari tutukluluk kararı aleyhine Yüksek Mahkemeye başvuru yapılmasının ardından Dr. Hüsam Ebu Safiyye'yi 3 Haziran'da Nefha Cezaevi'nde hücre hapsine naklettiği kaydedildi.

Ebu Safiyye'nin "insani olmayan şartlarda" alıkonularak kasıtlı tıbbi ihmale maruz bırakıldığı aktarıldı.

Ailesinin ifadelerine yer verilen açıklamada, hücre hapsinin Ebu Safiyye'nin sağlığını tehdit ettiği belirtilerek, sağlık durumunda yaşanan kötüleşmeden İsrail'in sorumlu olduğu vurgulandı.

Birleşmiş Milletler (BM), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Uluslararası Kızılhaç Komitesi ile uluslararası hukuk kurumlarına Ebu Safiyye'nin sağlık durumunun incelenmesi ve ihtiyaç duyduğu tıbbi tedavinin sağlanması için müdahale etme çağrısı yapıldı.

Kemal Advan Hastanesi Müdürü Hüsam Ebu Safiyye

  • Gazze'deki direnişin sembolü haline gelmişti

İsrail askerleri 27 Aralık 2024'te Kemal Advan Hastanesi'ni basarak Ebu Safiye'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişiyi alıkoymuştu.

Doktor Ebu Safiyye'nin 27 Aralık'ta ağır yıkımın olduğu bir sokakta üzerinde beyaz önlüğüyle İsrail tanklarına doğru tek başına yürüdüğü anlar ise sembol haline gelmişti.

Bu, Ebu Safiyye'nin İsrail askerlerince alıkonularak bilinmeyen bir yere götürülmesinden önceki son karelerinden biriydi.

Kemal Advan Hastanesi Müdürü'nün İsrail tanklarına doğru tek başına yürüdüğü kare sosyal medyada binlerce kez paylaşılmıştı.

İsrail ordusu, bir süre kendisinden haber alınamayan Ebu Safiyye'yi alıkoyduğunu doğrulamıştı. Hamas ile varılan ateşkes anlaşmasında serbest bırakılacak isimler arasında Ebu Safiyye'nin da adı geçmiş ancak İsrail basını Filistinli doktorun bırakılmayacağını bildirmişti.

Filistinli doktor, 27 Aralık 2024'ten bu yana İsrail'de hapishanede tutuluyor.

İsrail mahkemesi 16 Ekim 2025'te Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi Müdürü Dr. Hüsam Ebu Safiyye'nin "idari tutukluk" süresini 6 ay daha uzatmıştı.

Filistin: İsrail'in ezanları susturmayı öngören yasa tasarısı "dini savaş" ilanı

Hebbaş, İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in partisi Yahudi Gücü'nün 1948'te işgal edilen Filistin topraklarında camilerden ezanın hoparlörle okunmasını yasaklayan yasa tasarısının Yasama İşleri Komisyonu tarafından onaylanmasının ardından yazılı açıklama yaptı.

İsrail'in Kudüs ve 1948 topraklarında ezanı yasaklama girişimlerinin Müslümanlara, İslamiyet'e ve ibadet hürriyetine yapılmış doğrudan bir saldırı olduğunu belirten Hebbaş, bunun İslam'ın kutsal mekanlarına ve ritüellerine karşı dini bir savaş ilanı olduğunu vurguladı.

Hebbaş, ezana yönelik saldırının, İsrail'in, Filistin halkına ve İslamiyet ile Hristiyanlığın kutsal değerlerine karşı izlediği politikaya yön veren nefret ve aşırıcılık halinin bir yansıması olduğunun altını çizdi.

İsrail'in camilere ve dini ritüellere yönelik saldırısının, uluslararası kanunlarla güvence altına alınan ibadet hürriyetinin ihlali olduğunu kaydeden Hebbaş, ezanı yasaklama girişimlerinin "Filistin halkının ulusal ve dini kimliğini yok etmeyi ve topraklarıyla bağını koparmayı" başaramayacağını ifade etti.

İsrail polisi, Haziran 2025'te aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir'in direktifleri doğrultusunda, 3 camide ezanları susturmak için yaptırım raporu düzenlemişti.

Ben-Gvir'in partisi Yahudi Gücü de Aralık 2025'te, 1948'te işgal edilen Filistin topraklarında camilerden ezanın hoparlörle okunmasını yasaklamayı öngören yasa tasarısını Meclise sunmuştu.

Söz konusu tasarının kanunlaşması için Meclisten de geçmesi gerekiyor. Ancak Mecliste tasarının oylamaya sunulacağı tarih henüz kesinleşmedi.

Gazze'de kurban katliamı: 33 şehit

Siyonist İsrail, ateşkese rağmen Gazze Şeridi'ne saldırılarını sürdürüyor.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana devam eden saldırılarında yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı.

Son 24 saatte Gazze'deki hastanelere 1 ölü ve 8 yaralının getirildiği kaydedildi.

Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana İsrail'in saldırılarında 930 kişinin öldürüldüğü, 2 bin 819 kişinin yaralandığı, enkaz altında ise 781 kişinin cansız bedenine ulaşıldığı ifade edildi.

İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybının 72 bin 939'a, yaralı sayısının da 172 bin 927'ye yükseldiği bildirildi.

İsrail ordusunun Gazze'ye Kurban Bayramı boyunca düzenlediği saldırılarda 33 Filistinli öldürüldü, en az 130 kişi yaralandı.

Gazze Şeridi'nde enkaz altında hâlen binlerce cenazenin bulunduğu belirtiliyor.​​​​​​

Gazze'de Siyonist Vahşet: Can Kaybı 72 Bini Aştı

Siyonist İsrail ordusunun, tüm dünyanın gözü önünde Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'nde sergilediği vahşet kesintisiz devam ediyor. Uluslararası toplumun sessizliğinden cesaret alan işgalci güç, sözde ateşkes kararlarına ve insan hakları çağrılarına rağmen masum sivillerin üzerine ölüm yağdırmayı sürdürüyor. Gazze'deki Sağlık Bakanlığı tarafından dünya kamuoyuyla paylaşılan son veriler, yaşanan insanlık dramının ulaştığı korkunç boyutu tarihi bir utanç vesikası olarak bir kez daha gözler önüne serdi. Aylardır süren sistematik katliamlarda toplam can kaybı 72 bin 773'e, yaralı sayısı ise 172 bin 723'e fırladı.

İşgalci gücün kana susamışlığı, 10 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe girdiği iddia edilen ateşkesin ardından da hiçbir hız kesmedi. Gazze'de silahların susması ve yaraların sarılması beklenirken, ateşkesin başladığı o günden bugüne kadar düzenlenen kalleş saldırılarda 881 Filistinli daha şehit edildi, 2 bin 621 sivil ise yaralandı. Sınırlı imkanlarla cansiperane görev yapan arama kurtarma ekiplerinin yürüttüğü çalışmalarda, sadece ateşkes sonrası dönemde yıkıntıların arasından 776 masumun cansız bedeni çıkarıldı. Bölgeden gelen son raporlar, geride bıraktığımız 24 saat içinde dahi hedef gözetmeksizin yapılan vur-kaç saldırıları neticesinde hastanelere bir şehit ve 16 yaralının daha getirildiğini belgeliyor.

Gazze'de Can Kaybı Aartıyor

Yıkımın, kanın ve acının kol gezdiği Gazze Şeridi'nde asıl vahim tablonun henüz tam olarak gün yüzüne çıkmadığı endişesi hakim. Tonlarca beton yığınının ve harabeye dönen şehirlerin enkazı altında halen binlerce Filistinlinin cenazesinin bulunduğu tahmin ediliyor. Ağır bombardıman altındaki bölgede insani yardımların engellenmesi ve temel yaşam malzemelerinin tükenme noktasına gelmesiyle birlikte, hayatta kalan siviller bir yandan Siyonist namlulara, diğer yandan ise açlık ve hastalıklara karşı amansız bir direniş sergiliyor.

Gazze'de 1,6 milyon kişi kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya

Filistin Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın ardından yazılı açıklama yapıldı.

Açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM) raporlarına göre Gazze Şeridi’nde nüfusun yaklaşık yüzde 77’sine denk gelen 1,6 milyon kişinin, insani yardımlardaki azalma ve finansman yetersizliği nedeniyle doğrudan kıtlık riskiyle karşı karşıya olduğu belirtildi.

Dünya Merkez Mutfağı (World Central Kitchen-WCK) kuruluşunun mali baskılar nedeniyle Gazze’de günlük dağıttığı yemek sayısını 1 milyondan "yüz binler" seviyesine düşürdüğüne işaret edilen açıklamada, bunun sıcak yemeklere bağımlı binlerce ailenin durumunu daha da kötüleştireceği vurgulandı.

Filistin hükümetinin açıklamasında Gazze’de temel hizmetlerin yeniden sağlanması ve insani koşulların iyileştirilmesi amacıyla uluslararası topluma acil ve koordineli hareket etme çağrısında bulunuldu.

Açıklamada, hükümetin Gazze Şeridi ve Batı Şeria üzerindeki Filistin yönetiminin yetkisini güçlendirmek ve ulusal kurumların çalışmalarını sürdürmek için ortaklarla çalışmaya hazır olduğu kaydedildi.

  • İsrail ateşkes kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmiyor

Açıklamada, İsrail’in ateşkes anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediği vurgulanarak, sınır kapılarının açılması ve gıda, yardım ile tıbbi malzemelerin girişine izin verilmesi gerektiği belirtildi.

Filistin Bakanlar Kurulu sonrası yapılan açıklamada ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin artan saldırıları ile Doğu Kudüs’teki Şeyh Cerrah Mahallesi’nde bulunan Birleşmiş Milletler (BM) Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) merkezinin askeri tesislere dönüştürülmesi kınandı.

Açıklamada, İsrail’in UNRWA merkezini askeri tesise dönüştürme kararının "uluslararası hukukun ihlali ve BM kurumlarının dokunulmazlığına yönelik bir saldırı" olduğu belirtilerek Filistin halkı için uluslararası koruma sağlanması çağrısı yinelendi.

İsrail'den kanlı suikast! Kassam Tugayları Genel Komutanı İzzeddin el-Haddad şehit oldu!

Hamas, İsrail ordusunun dün akşam saatlerinde ateşkesi bozarak Gazze'ye düzenlediği hava saldırısında hedef aldığı Kassam Tugaylarının üst düzey komutanı İzzeddin el-Haddad (Ebu Suhayb) ile ilgili açıklama yaptı.

Ekran Görüntüsü 2026 05 16 195845

  • KASSAM TUGAYLARININ GENEL KOMUTANI ŞEHİT OLDU

Hamas resmi sözcüsü Hazım Kasım, yaptığı görüntülü açıklamada, "Hamas, Filistin halkına, Arap ve İslam ümmetineve dünyadaki tüm özgür insanlara, Filistin halkının en büyük mücahitlerinden biri olan, uzun bir cihat ve işgale karşı mücadele yolculuğunun ardından şehit düşen İzzeddin el-Kassam Tugayları Genel Komutanı İzzeddin el-Haddad (Ebu Suhayb) için taziyelerini iletiyor." ifadelerini kullandı.

Kasım, Haddad’ın “Filistin’in dağlarından bir dağ olarak kalacağını” belirterek, onun “modern Filistin devriminin tarihindeki büyük isimlerin yanında yer aldığını”, bunlar arasında İzzeddin el-Kassam, Muhammed Dayf ve Yahya Sinvar’ın bulunduğunu ifade etti.

Ekran Görüntüsü 2026 05 16 195851

“Haddad'ın şehadeti büyük bir kayıptır, ancak bu yürüyüş devam etmektedir.” diyen Kasım, “Filistin’in özgürlüğü uğruna bedel ödeyen erkeklerden oluşan uzun kervanın, Mescid-i Aksa özgürleşene kadar yoluna devam edeceğini” vurguladı.

İsrail ordusu dün akşam Gazze Şeridi'ne yönelik saldırısında İzzeddin el-Kassam Tugayları Komutanı Haddad'ın şehit olduğunu duyurmuştu.

Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, "Ebu Suhayb" olarak bilinen İzzeddin el-Haddad, dün akşam Gazze kentindeki bir binaya düzenlenen İsrail saldırısında eşi ve kızıyla birlikte şehit olmuştu.

Ekran Görüntüsü 2026 05 16 195643

  • İZZEDDİN EL-HADDAD KİMDİR?

1970 yılında Gazze Şeridi'nde dünyaya gelen ve "Ebu Suhayb" olarak bilinen İzzeddin el-Haddad, evli ve 8 çocuk babasıydı.

Henüz 17 yaşındayken 1987 yılında kurulan Hamas'a katılan Haddad, bölük ve tabur komutanlığından Gazze Tugayı Komutanlığına kadar çeşitli kademelerde görev aldı.

Muhammed Sinvar'ın ardından Kassam Tugayları Komutanlığı görevini üstlenen Haddad'ın, Hamas'ın askeri kanadının yeniden yapılandırılmasında etkili isimlerden biri olduğu belirtiliyordu.

Gazze kentinin komutanlığı ve Hamas'ın askeri konseyinde üyelik yapan Haddad, örgütün öne çıkan askeri isimlerinden biri olarak biliniyordu.

İsrail ordusu, yaklaşık 40 yıldır Hamas saflarında yer alan Haddad'ı "Kassam Tugayları hayaleti" olarak nitelendiriyordu.

Görev süresi boyunca Hamas liderleri arasında bağlantı görevi üstlenen Haddad'ın çok sayıda askeri operasyonun planlanması ve yürütülmesinde rol aldığı ifade ediliyor.

Haddad, İsrail'in 18 Ocak 2025'te Gazze kentine düzenlediği saldırıda oğlunu kaybetmişti.

Ekim 2025'te Hamas ile İsrail arasında sağlanan ateşkes mutabakatında da rol oynadığı belirtilen Haddad, son yıllarda İsrail'in Gazze'de hedef aldığı önemli isimlerden biri olarak öne çıkıyordu.

İsrail ordusu, Kasım 2023'te Haddad'ın yerini bildirenlere 750 bin dolar ödül vadettiğini duyurmuştu.

Daha önce birçok İsrail suikast girişiminden kurtulan Haddad, 2008-2009 ve 2021 yıllarında Gazze'ye yönelik saldırılar sırasında da farklı askeri görevlerde bulunmuştu.

Nekbe’den Gazze soykırımına kadar geçen 78 yıl: Can kaybı yüzde 50 arttı, yıkım katlandı

Filistinliler, 15 Mayıs 1948’de İsrail’in Filistin topraklarının büyük bölümünde kurulması ve bu süreçte yüz binlerce kişinin yerinden edilmesini "Büyük Felaket" (Nekbe) olarak adlandırıyor.

Nekbe, Filistinliler için bitmiş bir felaket değil, devam eden bir sürecin başlangıcıydı. 1948’de köylerinden edilenlerin torunları bugün Gazze’de derme çatma çadırlarda yaşam mücadelesi verirken, Batı Şeria’da ise her gün yeni bir el konma kararıyla karşı karşıya.

7Aa90Df70D8F259455Dd2A5Abb602061

Rakamlar ise sarsıcı; son 2,5 yılda Gazze’de öldürülen Filistinlilerin sayısı, 78 yıllık Nekbe döneminin toplam kaybını geride bıraktı.

Filistin Merkezi İstatistik Kurumu verilerine göre, İsrail’in Ekim 2023’te başlattığı Gazze saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı, 1948’den Ekim 2023'e kadar geçen sürede öldürülen Filistinlilerin sayısından yüzde 50 daha fazla.

53Bfd4B131C0D05D62534014E2E7Cc2D

  • Geçen 78 yılda iki büyük zorunlu göç

İsrail’in 1948 işgalinin ardından yaklaşık 1,4 milyon Filistinliden 957 bini Batı Şeria, Gazze ve çevre Arap ülkelerine göç etmek zorunda kaldı.

Ayrıca, binlerce Filistinli de İsrail işgali altındaki topraklarda yerinden edilmek zorunda kaldı.

Buna karşın, İsrail soykırımının başladığı Ekim 2023-Nisan 2026 arasında 2,3 milyon nüfuslu Gazze’de 2 milyon kişi zorla yerinden edildi.

Çoğu birden fazla kez yer değiştiren Gazzeliler, derme çatma çadırlarda ve barınma merkezine dönüştürülen okullarda hayata tutunmaya çalışıyor.

İşgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyinde bulunan mülteci kamplarında ise İsrail ordusunun saldırıları nedeniyle yaklaşık 40 bin Filistinli zorla yerinden edildi.

  • Gazze’de öldürülenlerin sayısı, 78 yıllık Nekbe döneminin toplam kaybından fazla

Filistin Merkezi İstatistik Kurumu’na göre, Gazze’de son 2 buçuk yılda öldürülenlerin sayısı, 1948’deki Nekbe’den Ekim 2023'e kadar geçen sürede öldürülen tüm Filistinlilerin sayısından yüzde 50 daha fazla.

Siyonist çeteler, Nekbe döneminde 70 katliam gerçekleştirerek 15 binden fazla Filistinliyi öldürdü.

Gazze Şeridi'nde ise İsrail'in Ekim 2023'te başlattığı soykırımdan bu yana 72 bin 601’den fazla Filistinli yaşamını yitirdi.

Hayatını kaybedenler arasında 20 bin 413 çocuk ile 12 bin 524 kadının bulunduğu İsrail saldırılarında, 3 bin 110 sağlık personeli, sivil savunma görevlisi, gazeteci ve eğitimci öldürüldü.

İşgal altındaki Batı Şeria'da aynı dönemde en az 1160 Filistinli İsrail ordusu ve gaspçı İsraillilerin saldırılarında yaşamını yitirdi.

2Fea6Ad2Fe33Ad680Fb23A63974D533C

  • İsrail’in 78 yıldır artırarak sürdürdüğü işgali; yıkım ve toprak gasbı

İsrail, 1948’de yaklaşık 27 bin kilometrekarelik tarihi Filistin topraklarının yüzde 85’inden fazlası üzerinde kuruldu.

Nekbe’de 774 Filistin şehir ve köyü işgal edildi, 531’i tamamen yıkıldı. Kalanlar ise İsrail işgali ve yasalarına tabi tutuldu. Yıkılan yerleşimlerin büyük bölümü günümüze kadar yeniden inşa edilmedi.

Buna karşın Gazze Şeridi’nde sadece son 2,5 yılda düzenlenen İsrail saldırılarında 102 binden fazla bina tamamen yıkıldı, 330 bin konut tamamen veya kısmen hasar gördü. Camiler, kiliseler, hastaneler, okullar ve sivil altyapı hedef alındı.

Filistin Merkezi İstatistik Kurumuna göre, İsrail, işgal altındaki Batı Şeria'da da yasa dışı yerleşim faaliyetlerini genişletmeyi sürdürdü.

Batı Şeria'da sadece 2025 yılında, Filistinlilere ait 5 bin 571 dönüm araziye el konuldu.

İsrail'in Gazze'ye saldırıları ve mühimmat patlaması sonucu 16 Filistinli yaralandı

İsrail ordusu ateşkesi ihlal ederek Gazze'deki saldırılarını sürdürdü.

Filistin Kızılayından yapılan yazılı açıklamaya göre, Gazze Şeridi’nin kuAbed Rahim Khatibzeyindeki Beyt Lahiya kentinin batısında bulunan el-Salatin bölgesinde, yerinden edilen Filistinlilerin kaldığı çadırlara İsrail teknelerinden açılan ateş ve topçu saldırıları sonucu çoğunluğunu çocukların oluşturduğu 5 Filistinli yaralandı.

  • Yaralılar Gazze kentindeki Es-Seraya Hastanesine nakledildi.

Sağlık kaynaklarının AA'ya verdiği bilgilere göre, İsrail ordusunun Cibaliya'ya düzenlediği insansız hava aracı (İHA) saldırısında 4 kişi yaralandı.

Gazze kentinin doğusundaki Zeytun Mahallesi'de yer alan Filistinlilerin kaldığı çadırlara İHA'lardan ateş açıldı.

AA'ya konuşan bir sağlık kaynağı, Gazze Şeridi'nin orta kesiminde yer alan Nusayrat Mülteci Kampı'nda İsrail ordusunun saldırılarından kalan bir mühimmatın infilak etmesi sonucu 2 kişi yaralandı.

El-Avde Hastanesine kaldırılan yaralılardan birinin durumunun kritik olduğu bildirildi.

Gazze kentinin kuzeybatısındaki polis merkezi yakınlarında toplanan sivilleri hedef alan İHA saldırısında da 5 Filistinli yaralandı.

İşgalci İsrail ordusu işgal altındaki Doğu Kudüs'te Filistinlilere ait 40 dükkanı yıktı

Filistin yönetimine bağlı Kudüs Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, İsrail ordusunun yıkımı gerçekleştirmek üzere el-Ayzeriyye beldesinin el-Meştel bölgesine askeri takviye birlikleri ve yıkım ekipmanları konuşlandırdığı belirtildi.

İsrail askerlerinin, mayıs ayı ortasına kadar yıkımları durduran ihtiyati tedbir kararına rağmen, bölgedeki Filistin mülklerini hedef alan geniş çaplı kampanya kapsamında sanayi ve ticari tesisleri yıkmayı sürdürdüğü ifade edilen açıklamada, yıkım esnasında İsrail askerlerinin çevrede trafiği engellediği, bölge sakinlerine ses bombası ve göz yaşartıcı gazla müdahale ettiği kaydedildi.

Söz konusu yıkımların, “Yaşam Dokusu” projesi olarak adlandırılan E1 Yahudi yerleşim planının uygulanmasına yönelik hazırlık çalışmalarının parçası olduğu kaydedildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen El-Cehhalin Köy Konseyi Başkanı Davud el-Cehhalin, yaşananları “el-Ayzeriyye girişindeki dükkanlara yönelik gerçek bir katliam” olarak nitelendirdi.

Ebu Ğaliye ailesine ait 40 dükkanın yıkıldığını belirten Cehhalin, bu iş yerlerinin onlarca ailenin geçim kaynağı olduğunu vurgulayarak, “Bu suçun hiçbir gerekçesi yok.” ifadelerini kullandı.

İsrail makamlarının başlangıçta yalnızca 5 dükkanı yıkmayı planladığını aktaran Cehhalin, daha sonra yıkım operasyonlarının sürdüğünü söyledi.

Kudüs Valiliği daha önce yaptığı açıklamada, İsrail yetkililerinin, Ağustos 2025’te çıkarılan kararlar doğrultusunda, yıkım hazırlıkları kapsamında el-Meştel bölgesindeki yaklaşık 50 dükkan ve işletmenin tahliye edilmesi için sözlü bildirimde bulunduğunu duyurmuştu.

Filistin insan hakları örgütü Saint Yves ise dün yaptığı açıklamada, iş yeri sahipleri adına açılan dava sonucunda, el-Ayzeriyye'deki yaklaşık 50 ticari yapının yıkımının geçici olarak durdurulmasına ilişkin İsrail Yüksek Mahkemesi’nden karar alındığını bildirmişti.

Filistinli, İsrailli ve uluslararası insan hakları örgütleri, İsrail makamlarını, Doğu Kudüs’te Filistinlilerin inşaat faaliyetlerini kısıtlamakla ve eş zamanlı olarak Yahudi yerleşim faaliyetlerini hızlandırmakla suçluyor.

İsrail, Gazze'de ateşkesi ihlal ederek 7 ayda 854 Filistinliyi öldürdü

Siyonist İsrail ordusu, ateşkese rağmen Gazze Şeridi'ne saldırılarını sürdürüyor.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana devam eden saldırılarında yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı.

Son 24 saatte Gazze'deki hastanelere 3 ölü ile 16 yaralının getirildiği kaydedildi.

Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana İsrail'in saldırılarında 854 kişinin öldürüldüğü, 2 bin 453 kişinin yaralandığı, enkaz altından ise 770 kişinin cansız bedenine ulaşıldığı ifade edildi.

İşgalci İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybının 72 bin 740'a, yaralı sayısının da 172 bin 555'e yükseldiği bildirildi.

Gazze Şeridi'nde enkaz altında hâlen binlerce cenazenin bulunduğu belirtiliyor.​​​​​​

Thumbs B C 812C8223Ee3B2Caf8D8Ac46A8365F434

  • İsrail'in Gazze'de sürdürdüğü saldırılarda 4 sivil hayatını kaybetti, 8 kişi yaralandı

İsrail ordusunun, ateşkese rağmen Gazze Şeridi'nin farklı bölgelerinde sürdürdüğü saldırılarda 4 sivilin yaşamını yitirdiği, 8 kişinin de yaralandığı bildirildi.

Bölgedeki AA muhabirinin hastane kaynaklarından edindiği bilgiye göre, İsrail ordusunun, Gazze kentinin güneydoğusunda yer alan Salahaddin Caddesi'nde açtığı ateş sonucu Muhammed Hıdır Tavtah hayatını kaybetti.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinde de İsrail ordusunun insansız hava aracıyla (İHA) hedef aldığı Filistinli bir sivil yaşamını yitirdi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA'nın yerel kaynaklara dayandırdığı haberinde, Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki İsrail saldırılarında 2 Filistinlinin hayatını kaybettiği bilgisi paylaşıldı.

Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yer alan Beyt Lahiya bölgesinde İsrail topçu atışları sonucu 6 kişi yaralandı. Aralarında bir çocuk ve kadının da bulunduğu yaralılar, Şifa Hastanesinde tedavi altına alındı.

Beyt Lahiya'de İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu yaralanan bir Filistinli de Şifa Hastanesine getirildi.

İsrail ordusu, Gazze kentinde konuşlandıkları "Sarı Hat"tan ateş açarak Filistinli bir genci yaraladı.

İsrail'in Gazze'de sürdürdüğü saldırılarda 2 sivil hayatını kaybetti, 8 kişi yaralandı

Hastane kaynaklarından alınan bilgiye göre, İsrail ordusunun, Gazze kentinin güneydoğusunda yer alan Salahaddin Caddesi'nde açtığı ateş sonucu Muhammed Hıdır Tavtah hayatını kaybetti.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinde de İsrail ordusunun insansız hava aracıyla (İHA) hedef aldığı Filistinli bir sivil yaşamını yitirdi.

Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yer alan Beyt Lahiya bölgesinde İsrail topçu atışları sonucu 6 kişi yaralandı. Aralarında bir çocuk ve kadının da bulunduğu yaralılar, Şifa Hastanesinde tedavi altına alındı.

Beyt Lahiya'de İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu yaralanan bir Filistinli de Şifa Hastanesine getirildi.

İsrail ordusu, Gazze kentinde de konuşlandıkları "Sarı Hat"tan ateş açarak Filistinli bir genci yaraladı.

Gazze'de 10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkese rağmen İsrail ordusu bölgedeki saldırılarını sürdürüyor. Bu saldırılarda şu ana kadar 800'ün üzerinde kişi ölürken, 2 bini aşkın kişi de yaralandı.

BM: İsrail'in Gazze'de süren kısıtlamaları nedeniyle açlık ortadan kalkmadı

BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın toplantısında, işgal altındaki Filistin topraklarındaki durum hakkında bilgi verdi.

BM insani yardım çalışanlarının, Gazze'de yaşayan 2,1 milyon insanın Gazze Şeridi topraklarının yarısından daha az bir bölümünde hapsedilmiş durumda olduğuna işaret etmeye devam ettiğini vurgulayan Dujarric, "İnsanlar, kritik tesislerin bulunduğu Gazze'nin diğer bölgelerine erişemiyor. Ayrıca uzmanlaşmış sağlık hizmetleri için Batı Şeria'ya seyahat edemiyorlar." dedi.

Dujarric, tıbbi tahliye kapsamında izin verilen kişilerin, Gazze'deki günlük ihtiyaçların "çok küçük bir bölümünü" oluşturduğuna dikkati çekerek, yerel hizmetlerin yeniden sağlanmasının, kritik maddelerin girişine ve insani yardım ortaklarının faaliyetlerine getirilen kısıtlamalar nedeniyle engellendiğini vurguladı.

Dünya Gıda Programının (WFP), ateşkes ilanının üzerinden 6 aydan fazla süre geçmesine rağmen Gazze'de "açlığın ortadan kalkmadığı" konusunda uyarıda bulunduğunu vurgulayan Dujarric, "WFP, yüksek yetersiz beslenme seviyelerine dikkati çekiyor. Birçok aile hala taze gıda satın almak için yardımlara bağımlı, her 5 aileden biri günde sadece bir öğün yemek yiyor." ifadesini kullandı.

Dujarriç, akaryakıt kıtlığı nedeniyle her 10 aileden 7'sinin atıkları yakarak yemek pişirmeye çalıştığına dikkati çekerek, bu konuda geçen aya göre yüzde 13 artış gözlendiğinin altını çizdi.

  • "Sistemi biz kontrol etmiyoruz"

AA muhabirinin, "ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail'in Gazze'ye yönelik insani yardımları kısıtlamaya devam etmesi konusunda BM'yi kimsenin duyup duymadığı" şeklindeki sorusu üzerine Dujarric, şunları kaydetti:

"Umarız siz gazetecilerden başkaları da bizi duyar. Bu, İsrail taraflarıyla günlük olarak gündeme getirdiğimiz konu. Ayrıca bunları Amerikalı muhataplarımızla da gündeme getiriyoruz. Sonuç olarak bu konuda pek olumlu bir gelişme olmadı. Sistemi biz kontrol etmiyoruz. Sahada olduğumuzu biliyoruz. Meslektaşlarımız, durumun tam olarak ne olduğunu kendi gözleriyle görüyorlar, durumu ve neye ihtiyaç duyulduğunu biliyorlar ve biz bu (yardımları) sadece alamıyoruz."

İşgal altındaki Batı Şeria'daki son durum konusunda da Filistinlilerin topraklarını gasbetmeye çalışan İsraillilerin saldırı ve baskıları nedeniyle yerinden edilmelerin devam ettiğini belirten Dujarric, 2 bini bu sene başından beri olmak üzere, 2023’ten bu yana 5 bin 900'den fazla Filistinlinin yerinden edildiği bilgisini paylaştı.

Filistin, İsrail'in Batı Şeria'daki yeni yol projelerine karşı uluslararası topluma çağrı yaptı

Filistin hükümetinden yapılan açıklamada, İsrail’in Batı Şeria'da yeni yol projelerine tepki gösterildi.

İsrail’in Batı Şeria’da gerçekleştirmeyi planladığı yeni yol projelerinin uluslararası hukukun açık ihlali olduğuna ve yasa dışı yerleşimi genişletme politikalarını pekiştirdiğine dikkati çekilen açıklamada, uluslararası topluma "daha ciddi adımlar atma" çağrısı yapıldı.

Söz konusu projelerin Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarını desteklediği vurgulandı.

Nisan ayında Batı Şeria'da Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler ile İsrail askerleri tarafından 1600'den fazla saldırının kayda geçtiği aktarılan açıklamada, bu saldırıların fiziksel saldırılar, tarım arazilerinin tahribi, ürünlerin yakılması, topraklara erişimin engellenmesi ile ev ve yapıların yıkımını içerdiği kaydedildi.

Söz konusu ihlallerin Filistinlilerin yaşam koşullarını hedef alan sistematik bir tırmanışın parçası olduğu vurgulanırken, uluslararası toplumdan bu ihlalleri durdurmak için daha ciddi adımlar atılması istendi.

İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Batı Şeria'da neredeyse her gün Filistinlilere ve mülklerine yönelik saldırılar gerçekleştiriyor.

Filistin resmi verilerine göre, Batı Şeria'da Ekim 2023'ten bu yana Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler ile İsrail ordusunun saldırılarında ciddi artış yaşanıyor. Bu süreçte düzenlenen saldırılarda en az 1155 Filistinli hayatını kaybetti, 11 bin 750 kişi yaralandı, yaklaşık 22 bin kişi de gözaltına alındı.

İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, sadece nisan ayında Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik toplamda 1637 saldırı gerçekleştirdiği açıklandı.

Filistinli genç doğum yapan eşine tatlı almaya giderken İsrail askerleri tarafından öldürüldü

Filistin medyasında yer alan haberlere göre, doğum yapmak üzere Nablus'taki Rafidiya Hastanesi'nde bulunan eşinin yanında olan Semmaro, bebeğin gelişini kutlamak amacıyla tatlı ve bazı ihtiyaçları almak için hastaneden ayrıldı.

Bu sırada Nablus'a baskın düzenleyen ve rastgele ateş açan Katil Siyonist İsrail askerleri, Semmaro'yu başından vurarak ağır yaraladı.

Hastaneye kaldırılan Semmaro, tüm müdahalelere rağmen eşinin doğum yaptığı esnada yaşamını yitirdi.

İlk bebeğini kucağına almayı bekleyen genç adamın ölümü, ailesini ve yakınlarını yasa boğdu.

İsrail ordusunun dün Nablus'a düzenlediği baskın sırasında açtığı ateş sonucu 26 yaşındaki Nayif Firas Ziyad Semmaro hayatını kaybetmiş, 4 kişi ise yaralanmıştı.

Siyonistlere karşı direnişin sembol isimlerinden Şeyh Ahmed Yasin, şehadetinin 22. yıl dönümünde rahmetle anılıyor

Ümmete şuur ve direniş ruhu veren ve siyonistler tarafından apaçi helikopterlerle bir sabah namazı sonrasında şehit edilen Şeyh Yasin şehadet yıldönümünde sevenleri tarafından anılıyor.

Filistin'in Askalan şehrinin el-Cevra köyünde 1937 yılında dünyaya gelen Şeyh Yasin, 3 yaşındayken babasını kaybetti.

1948 yılında siyonistlerin Filistin’in büyük bir bölümünü işgal etmeleri üzerine ailesi Gazze şehrine göç eden Yasin, 1952 yılında Gazze şehrindeki İmam Şafii Okulu’nda ilköğrenimini tamamladı. Lise öğrenimini de 1958 yılında Filistin Lisesi’nde tamamlayan Yasin, hayatının gerek bu döneminde gerekse sonraki dönemlerinde pek çok önemli olaya şahit oldu. Bütün bu olayların onun üzerinde önemli etkileri oldu.

Filistin'in tamamının 1967'de siyonistler tarafından işgal edilmesinin ardından Şeyh Ahmet Yasin'in, halkı bilinçlendirmede önemli rolü vardı. Gazze’de İslâm Merkezi’ni kurmasından sonra iyice tanındı ve Filistin’in her tarafında adı duyulmaya başladı. Bu durum işgal yönetimini son derece rahatsız etti. Bu yüzden onu defalarca polis merkezine çağırdı.

Zindan ve direniş

Ahmet Yasin ve beraberindeki birçok kişi, 1984 yılında haklarında yürütülen soruşturmalar kapsamında "İsrail devletini yıkmak yerine İslam devleti kurmak" gerekçesiyle siyonist mahkemelerince 13 yıl hapse mahkum edildi. Ancak on bir ay sonra Filistinlilerle işgalciler arasında bir esir değişiminde serbest bırakıldı. Siyonistler, 18 Mayıs 1989’da Şeyh Ahmet Yasin’i yeniden tutukladılar. Onunla birlikte İslâmi Direniş Hareketi mensubu pek çok kimseyi de tutukladılar.

Uzun oyalamalardan sonra mahkemeye çıkarılan Şeyh Yasin, 15 ayrı suçlamadan yargılandı. Şeyh Yasin, mahkeme heyetine, "Bu mahkeme kanuni olarak beni yargılama hak ve yetkisine sahip değildir. Çünkü bu mahkeme işgalciler tarafından kurulmuştur. Dolayısıyla tamamen gayri meşru ve kanundışıdır." diyerek onurlu bir duruş sergilemişti.

"İşgal rejimini muhatap kabul etmiyorum"

Siyonist hakimler tarafından Şeyh Yasin'e müebbet hapis cezası çarptırdı. Daha sonra işgalciler, Ahmet Yasin'i serbest bırakılmasına karşılık özerklik anlaşmalarını kabullenmesini şart koştu. Bunun üzerine Şeyh Yasin, “Bana dışarı çıktığımda karpuz yemememi şart koşsanız bile yine kabul etmem. Çünkü ben işgal rejimini muhatap kabul etmiyorum ki onun şartını kabul edeyim.” cevabını verdi.

Şeyh Ahmet Yasin 8 yıl süren zindan hayatı boyunca kararlılığından hiçbir şey kaybetmedi ve siyonist yönetimi muhatap kabul etmeme konusundaki tutumunu değiştirmedi.

Şeyh Ahmet Yasin'e suikast

Şeyh Ahmet Yasin sekiz buçuk yıla yakın bir süre zindanda kaldıktan sonra 30 Eylül 1997 Salı akşamı serbest bırakılarak tedavi edilmek üzere Ürdün’ün başkenti Amman’a getirildi. Şeyh Yasin’in serbest bırakılmasına rağmen işgal devleti onun çalışmalarından rahatsız oluyordu. Bu yüzden onu sıkı bir takip altına almıştı. Onu öldürmek için çeşitli girişimlerde bulundu. Bir keresinde, bir tanıdığının ziyaretinde bulunduğu sırada gittiği evi tespit ederek F-16 tipi uçaklardan füzeler fırlattı. O saldırıda yardımcısı İsmail Heniyye’yle birlikte ziyaret ettiği apartman katının bayağı tahrip olmasına rağmen Şeyh Yasin ve Heniyye mucizevî bir şekilde sağ kurtuldu.

"Allah yolunda şehitlik en yüce arzumuzdur"

Ahmet Yasin, Müslüman Kardeşler’in terbiyesiyle yetişmiş bir önderdi. Bu cemaatin eğitim sisteminde tüm müntesiplere ezberletilen ve özümsetilen temel ilkelerden biri de "Allah yolunda şehit olmak en yüce arzumuzdur" ilkesidir.

Şeyh Ahmet Yasin, herkesin bildiği gibi tekerlekli sandalyeye mahkûm felçli bir insandı. Ama işgalci siyonistler onun bu haline rağmen iman gücü ve kararlılığı ile direnişçileri sürekli cesaretlendirdiğini görüyor, bu yüzden varlığına tahammül edemiyordu. Dolayısıyla onu tasfiye etmek için birçok kez plan yaptı. Bazılarında başarılı olamadı, bazılarında da doğacak sonuçtan korktuğu için çekingen davrandı. Ama en sonunda 22 Mart 2004 tarihinde bir hava saldırısı ile Şeyh Ahmet Yasin’i sabah namazından çıktığı sırada şehit etti.

Çok arzuladığı şehadet mertebesine ulaşan Şeyh Ahmet Yasin ümmetin suskunluğunu şu ifadelerle Allah'a şikayet etmişti;

"Allah’ım! Ümmetin suskunluğunu sana şikâyet ediyorum!
Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah!
Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim!
Ben ki saçları ağarmış, ömrümün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belâlarının estiği biriyim!

Tek isteğim, benim gibi Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!
Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler!
Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felâketler karşısında?
Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok, Allah için ve ümmetin namusu için kızacak?

Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak!
Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken?
Siyonist katilleri ve uluslararası işbirlikçilerini görmezden gelirken!
Omuzlarımıza el verecek ve gözyaşlarımızı silecek bir bakış..!

Bu ümmetin kurumları, sivil güçleri, partileri, teşkilâtları ve bariz şahsiyetleri, Allah için kızmaz mı?
Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için dua etmeye; Ey Rabbimiz! Gücümüzü topla, zaafımızı gider ve mü’min kullarına yardım et!” diye çağıramaz mı? Buna da mı gücünüz yetmiyor?
Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak:

“Bizler direndik! İleri atıldık ve kaçmadık!
Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek! Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız!
Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin! Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz.
Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!

Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın!
Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin!
Temennimiz, Allah’ın, emaneti savsaklayan herkesten kısas almasıdır!
Umarız bizim aleyhimize olmazsınız! Allah aşkına, bari aleyhimize olmayın!

Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları!
Allah’ım! Sana şikâyette bulunuyorum… Sana şikâyette bulunuyorum… Gücümün azlığını, imkânımın yetersizliğini ve insanlara karşı zaafımı Sana şikâyet ediyorum.
Sen mustazafların Rabbisin… Sen bizim Rabbimizsin… Bizi kime bırakıyorsun? Bize cehennem olacak uzaklara mı? Veya düşmana mı?

Allah’ım! Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, oğlunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar, yıkılmış evler ve ifsad edilmiş ekinler aşkına Sana şikâyette bulunuyorum.

Sana şikâyette bulunuyorum! Gücümüz dağıldı… Birliğimiz bozuldu… Yollarımız ayrıldı…

Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini Sana şikâyet ediyoruz…"

Alem-i İslam'ın sessizliği ve tarihi zilleti: Mescid-i Aksa'nın yanı başına füze düştü!

  • Kutsal Harimin dibine füze düştü!

840 yıl sonra Bayram Namazı’nın yasaklanması gibi bir alçaklığa imza atan işgal rejimi, saldırganlıkta sınır tanımıyor. Mescid-i Aksa'nın hemen dibindeki Mağribliler Bölgesine düşen füze parçası, kutsal mekanın fiziksel imhası için kaza süsü verilmiş hamlelerin ilk işareti olarak değerlendiriliyor.

  • Mehmet Akif Yılmaz'ın uyarısı: "Bu bir savaş ilanıdır!"

AK Parti Kocaeli Milletvekili Mehmet Akif Yılmaz, yaşanan bu zillet tablosu öncesinde Türkiye ve tüm İslam dünyasını şu sert sözlerle uyarmıştı: "Mescid-i Aksa’mızı yıkmak üzere yapılacak her saldırı, bizim topraklarımıza yapılmış sayılır ve bu bir savaş ilanı olur."

Yılmaz, kasten ya da kaza süsü verilmiş füze atışlarına karşı tüm İslam ülkelerini ortak bir bildiriyle "Mescid-i Aksa'ya saldırı, bize saldırıdır!" demeye çağırmıştı.

Siyonistlerin artık kutsal mabedi yıkma hamlesine geçtiğini belirten Yılmaz, sessiz kalınması halinde yakın zamanda Mescid-i Aksa'nın yıkılışının seyredileceği uyarısında bulunmuştu.

  • Alem-i İslam'ın utanç sessizliği

840 yıllık namaz geleneğinin çiğnenmesi ve kutsal mekanın dibine füzeler düşmesi karşısında İslam dünyasının çıtını dahi çıkartamaması, "zilletin zirvesi" olarak nitelendirilmekte. Yılmaz'ın "Bu zilleti yaşarsak vay halimize!" çığlığına rağmen İslam alemi'nin derin sessizliği, Siyonist haydutların cüretini daha da artırıyor.



AK Parti Kocaeli Milletvekili Mehmet Akif Yılmaz, yukarıda izlediğiniz görüntülerle ilgili gelişmeleri önceden öngörerek önemli uyarılarda bulunmuştu. Habervakti.com olarak biz de bu olayları kamuoyunun gündemine taşımıştık. Yılmaz’ın söz konusu uyarılarını ve yaşanan gelişmeleri içeren haberi okumak için görsele tıklayınız...

Ekran Görüntüsü 2026 03 20 192421

Siyonist işgalciler Müslümanlar bayram namazı kılarken saldırdılar!

Daha önce İsrail polisinden yapılan açıklamada, İran'a yönelik saldırıların başlamasının ardından getirilen kısıtlamalar kapsamında Mescid-i Aksa dahil Kudüs'ün Eski Şehir bölgesindeki kutsal mekanlara ibadet veya ziyaret amacıyla girişlere izin verilmeyeceği bildirilmişti.

  • İşgal altındaki Doğu Kudüs bayrama buruk giriyor

Öte yandan, İsrail'in İran'a yönelik saldırıları bahane göstererek başta Mescid-i Aksa'nın ibadete kapalı tutulması olmak üzere getirdiği kısıtlamalar nedeniyle işgal altındaki Doğu Kudüs, Ramazan Bayramı'na buruk giriyor.

Her bayram, arife günlerinde Filistinlilerle dolup taşan işgal altındaki Doğu Kudüs'ün Eski Şehir bölgesindeki sessizlik ve sokakların adeta hayalet şehri andıran manzarası Ramazan Bayramı arifesinde dikkati çekti.

İsrail, İran'a yönelik saldırıları bahane göstererek getirdiği toplanma yasakları nedeniyle Eski Şehir'e girişleri kısıtlarken bölgedeki Filistinli esnafın da söz konusu kısıtlamalar nedeniyle kepenk açması engellendi. Eski Şehir'de sadece eczane ve market gibi acil ihtiyaçlara yönelik dükkanların açık olduğu görüldü.

İsrail baskısı nedeniyle ismini vermek istemeyen Filistinli esnaf, Tel Aviv yönetiminin kısıtlamaları nedeniyle ekonomik olarak sıkıntılı bir süreç yaşadıklarını kaydetti.

839 yıl sonra bir ilk: Mescid-i Aksa bayramda kapalı

  • Tarihi bir eşik: Haçlı işgalinden beri ilk kez

Mescid-i Aksa’nın 839 yıl sonra ilk kez bayramda kapalı kalacak olması, İslam dünyası için tarihi bir dönüm noktası olarak görülüyor:

En son 1187 yılında, Kudüs’ün Haçlı işgali altında olduğu dönemde benzer bir durum yaşanmıştı.

Selahaddin Eyyubi'nin fethiyle başlayan süreçte, savaş ve salgın dönemleri dahil olmak üzere bayram namazları bugüne kadar kesintisiz olarak eda edilmişti.

  • 17 günlük abluka bayramda da sürüyor

İsrail yönetiminin 17 gündür uyguladığı ibadet yasağı ve fiziki engellemeler, Ramazan Bayramı’nda da devam ettiriliyor. Bu durum, bölgedeki gerilimi tırmandırırken uluslararası kamuoyunda da büyük tepkiyle karşılanıyor.

Hamas ve Hizbullah'tan İran'a taziye

Hizbullah ve Hamas, ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İran lideri Ali Hamaney için taziye mesajı yayımladı.

Hamaney’in hedef alınmasını “suikast” ve “büyük bir suç” olarak nitelendiren Hizbullah lideri, İran halkına ve "İslam dünyasına" baş sağlığı diledi.

Hizbullah lideri Kasım, örgütünün "saldırılara karşı koyma görevini" yerine getireceğini de ifade etti.

Hamas da İran lideri Hamaney’in ölümü dolayısıyla taziye mesajı yayımladı.

Hamas'tan yapılan yazılı açılamada Hamaney’in İsrail ve ABD saldırıları sonucu hayatını kaybettiği hatırlatılarak. İran yönetimi ve halkına baş sağlığı dilendi.

İran’la dayanışma vurgusu yapılan Hamas açıklamasında, Hamaney'in İsrail ve ABD saldırısı sonucu öldürülmesinin bölgesel güvenlik ve istikrarı tehdit ettiği vurgulandı.

⁠ABD-İsrail'in İran'a saldırıları
İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askeri saldırı başlattı.

Netanyahu'dan İran'a yeni saldırı tehdidi
İran da İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.

ABD-İsrail saldırılarında İran lideri Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.

İran Kızılayı, ülkeye yönelik bombardımanlarda 201 kişinin hayatını kaybettiğini, 747 kişinin yaralandığını duyurdu.

İran misillemesini bahane eden siyonist rejim, Gazze'ye açılan tüm kapıları kapattı

İsrail ordusuna bağlı işgal altındaki Filistin topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Biriminden (COGAT) yapılan açıklamada, Gazze Şeridi'ne açılan tüm sınır kapılarının kapatıldığı bildirildi.

Açıklamada, Gazze'nin dünyaya açılan tek kapısı olan Refah Sınır Kapısı dahil tüm Gazze Şeridi'ne açılan tüm kapıların ikinci bir duyuruya kadar kapalı tutulacağı bildirildi.

İsrail'in tüm sınır kapılarını kapatma kararının halihazırda açlıkla boğuşan Gazze'deki insani durumu etkilemeyeceği iddia edildi.

Tel Aviv yönetimi, yaklaşık 2 yıl işgal altında kapalı tuttuğu Gazze'nin dünyaya açılan tek sınır kapısı Mısır sınırındaki Refah Sınır Kapısı'nı 2 Şubat’ta yalnızca yayaların çift yönlü geçişlerine açmıştı.

İsrail, saldırılarla ve insani yardım girişini kısıtlayan sıkı ablukayla Gazze Şeridi'ni açlığın yayıldığı, su, ilaç, tıbbi gereçler ve hijyen malzemesinin bulunamadığı bir insani felakete sürükledi.

Birleşmiş Milletler (BM), ateşkes sonrası dahi İsrail'in uyguladığı kısıtlamalar nedeniyle Gazze Şeridi'ne yeterli yardımın girmediğine dikkati çekiyor.

Gazze Barış Kurulu 19 Şubat’ta toplanacak! Trump: Üye ülkeler 5 milyar dolar vadetti

ABD Başkanı Trump, Truth Social hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye'nin de içinde yer aldığı Barış Kurulu'nun çalışmalarına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Gazze için kurulan Barış Kurulu'nun, bölgenin yeniden yapılandırılmasında hayati bir rol oynayacağını ifade eden Trump, Kurul'a şu ana dek çok sayıda ülkenin resmen katıldığını belirtti.

ABD Başkanı, 19 Şubat Perşembe günü Washington'da düzenleyeceği bir törende, Kurul üyesi ülkelerin "Gazze'deki insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarına 5 milyar dolardan fazla bağışta bulunduklarını" açıklayacağını ifade etti.

Trump, bu toplantının ardından Gazze için oluşturulan Uluslararası İstikrar Gücü (ISF) ve yerel polis için binlerce personelin göreve başlayacağını duyuracaklarını aktardı.

Açıklamasında, "Hamas, tam olarak ve acil şekilde silahsızlanma taahhüdünü yerine getirmelidir." ifadesini kullanan Trump, Barış Kurulu'nun Orta Doğu barışı için kritik bir rol oynayacağına inandığını kaydetti.

Endonezya'dan Gazze hazırlığı: 8 bin asker hazır olacak

Endonezya Ulusal Silahlı Kuvvetleri (TNI) Sözcüsü Donny Pramono, Associated Press'e (AP) yaptığı açıklamada, Gazze'ye asker konuşlandırıp konuşlandırılmayacağına ilişkin henüz karar alınmadığını belirtti.

Pramono, karar kesinleşmese de her an Gazze'ye konuşlandırılmaya hazır olacak şekilde birliklerin yapısının ve takvimlerin ayarlandığını ifade etti.

Yaklaşık 8 bin kişilik karma tugay hazırladıklarını ve belirlenen takvim kapsamında personelin sağlık tetkiklerinden geçeceğini kaydeden Pramono, "Prensipte her yere atanmaya hazırız. Askerlerimiz tamamen hazır ve hükümet, resmi onay verdikten sonra kısa sürede sevk edilebilir." dedi.

Pramono, yaklaşık 1000 personelin öncü ekip olarak nisanda, kalanın haziranın sonunda hazır olmasının beklendiğini kaydetti.

- Birliklerin görev kapsamı "sınırlı"

Endonezya Dışişleri Bakanlığından dün yapılan açıklamada, birliklerin gönderilmesi halinde görev kapsamının sınırlı olacağı, misyonunun insani yardım niteliğinde olduğu belirtilmişti.

Açıklamada, birliklerin herhangi bir çatışmaya girmeyeceği ancak "kendini savunma ve görevin sürdürülmesi için uluslararası hukuk uyarınca son çare olarak güç kullanılabileceğine" dikkati çekilmişti.

Görev alanının Filistin topraklarının ayrılmaz parçası olan Gazze ile sınırlı olduğu kaydedilen açıklamada, ISF'nin uygulanışının Endonezya'nın dış politikasıyla tutarsız olması halinde katılımını sona erdirebileceği ifade edilmişti.

Açıklamada ayrıca Endonezya'nın, iki devletli çözüm kapsamında Filistin Devleti'ne desteği yinelenmişti.

Endonezyalı yetkililer, 13 Şubat'ta Gazze'deki çatışmaların azaltılması ve insani yardım faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla bölgeye hastane gemisi ile istihkam ve sağlık birimlerinden oluşan askeri birlik sevk etmeye hazırlandıklarını bildirmişti.

Öte yandan İsrail devlet televizyonu KAN da Endonezya askerlerinin, Gazze'de konuşlandırılmasına yönelik saha hazırlıklarının başladığını ve Endonezya birliklerinin uluslararası bir istikrar gücüne entegre edileceğini iddia etmişti.

Gazze'ye konuşlanacak uluslararası gücün komutanlığını ABD'li Tümgeneral Jasper Jeffers'ın üstleneceği açıklanmıştı.

Endonezya'nın, ISF kapsamında Gazze'ye asker konuşlandıracak ilk ülke olacağı iddia edilmiş, Endonezya askerlerinin güneydeki Refah ve Han Yunus kentleri arasındaki bölgede bulunacağı öne sürülmüştü.

Dışişleri Bakanlığından İsrail'in Batı Şeria'da 'toprak gasbı' kararına tepki


Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, "İsrail hükümetinin işgal altındaki Batı Şeria’da egemenliğini dayatmayı ve yerleşim faaliyetlerini genişletmeyi hedefleyen son kararını en güçlü biçimde kınıyoruz." ifadelerini kullandı.
Bakanlık, İsrail hükümetinin, Batı Şeria'da arazi tesciline ilişkin aldığı karar hakkında yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, "İsrail hükümetinin, işgal altındaki Batı Şeria'da egemenliğini dayatmayı ve yerleşim faaliyetlerini genişletmeyi hedefleyen son kararını en güçlü biçimde kınıyoruz. Filistin halkını yurdundan zorla yerinden etmeyi ve İsrail'in yasa dışı ilhak adımlarını hızlandırmayı amaçlayan bu adım, uluslararası hukukun açık ihlalidir ve hükümsüzdür." ifadesine yer verildi.

İsrail'in, işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde egemenliği bulunmadığının altı çizilen açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin, işgal altındaki Batı Şeria'da yoğunlaştırdığı yayılmacı politikaların, bölgede devam eden barış çabalarını baltaladığına ve iki devletli çözüm perspektifine zarar verdiğine dikkat çekildi.

Filistin'e günde ortalama 5 saldırı... BM'den İsrail'e hukuka uyma çağrısı

Birleşmiş Milletler (BM), işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin, bu yıl günde ortalama 5 saldırı gerçekleştirdiğini belirterek, İsrail'e "işgalci güç olarak sivilleri koruma konusunda uluslararası hukuka uyma" çağrısı yaptı.

BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın toplantısında bilgi verdi.

İşgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarının "hız kesmeden" devam ettiğini belirten Dujarric, "Bu yıl şimdiye kadar, İsrailli yerleşimciler tarafından Batı Şeria'da 270'ten fazla yerleşim yerinde can kaybına veya mal hasarına yol açan 1680 saldırı belgelendi." dedi.

Dujarric, bu rakamın, ortalama günde 5 saldırı anlamına geldiğini vurgulayarak, "İşgalci güç olarak İsrail, uluslararası insani ve insan hakları hukukuna uygun olarak Batı Şeria'da sivilleri korumak, kamu düzenini ve güvenliğini sağlamakla yasal olarak yükümlüdür." ifadesini kullandı.

İsrail güçlerinin Batı Şeria'nın kuzeyinde askeri operasyonlarını yoğunlaştırdığına dikkati çeken Dujarric, bunun sonucu olarak Filistinlileri etkileyen yeni yerinden edilmeler, hareket kısıtlamaları, okul kapatmaları ve hizmet kesintileri konusunda uyarıda bulundu.

Dujarric, İsrail güçlerinin kuzey bölgesinde genişlettiği operasyonlardan 95 binden fazla Filistinlinin etkilendiğinin altını çizdi.

Hamas haklı çıktı! O tuzak boşuna kurulmamış... İsrail İHA’ları kameraya yakalandı

Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşması kapsamında cansız rehinelerin teslimi için çalışmalarını sürdüren Hamas, İsrail’in ateşkes ihlalleriyle de mücadele ediyor.

Ateşkes gereği Gazze’de hava gözetim faaliyetlerini durdurması gereken İsrail ordusu, bu sözüne riayet etmediği gibi, esir cesedi arama çalışmalarını da hava araçlarıyla kayda alıyor.

HAMAS'TAN İSTİHBARATA KARŞI KOYMA TAKTİĞİ

Hamas, esirlerin arandığı yerleri saptayarak gizli tünel ağı olarak işaretleyen İsrail’in daha sonra hedef noktası yapıp bu bölgeleri bombaladığını duyurmuştu. Hamas mevzilerini açığa çıkarma amacı taşıyan bu girişime karşı mücahidlerin “güvenlik aldatması” stratejisini devreye koyduğu belirtilmişti.



Buna göre, “İsrailli esirlerin cesetlerinin çıkarılması sırasında Siyonist orduyu yanıltmak ve bilgi vermemek için bir dizi aldatma yöntemi uygulandığı” duyurulmuştu. Bazı noktalarda, kumaş parçalarından oluşturulmuş sahte bedenlerin ceset torbasına konularak İsrail ordusunun yanıltıldığı video görüntüleriyle paylaşılmıştı.

İsrail’in Gazze’deki ceset arama çalışmalarını gözetlediği bir kez daha tescillendi.

Gazze şehir merkezinin doğusunda bulunan Şucaiyye Mahallesi’nde Kassam Tugayları ve Uluslararası Kızılhaç Örgütü (ICRC) yetkililerinin esirlerin cesetlerini arama faaliyeti dün devam etti. Çalışma sırasında gökyüzünde İsrail’e ait drone tespit edildi.

Keşif ve istihbarat İHA’sının ceset arama bölgesinde uçuş yaptığı kameralara yansıdı.

Ekran Görüntüsü 2025 11 07 181858
Anadolu Ajansı’nın görüntülediği insansız hava aracı, İsrail’in ateşkes anlaşmasının ihlali olarak bir kez daha kayda geçti.
Ekran Görüntüsü 2025 11 07 181903

Küresel Sumud Filosu'nda alıkonulan aktivistler İsrail'de tutuldukları sürede kötü muameleye maruz kaldı

Haaretz gazetesinin haberine göre, Sumud Filosu'na katılan gemilerden alıkonulan aktivistlerin çoğu, çıkarıldıkları mahkemede duruşmadan önce avukatlarıyla görüşmelerinin engellendiğini ve hakimle konuşmalarına izin verilmediğini söyledi.

Mahkeme kayıtlarında, aktivistlerin avukatlarının aktivistlerin İsrail'e zorla getirildiği için İsrail'e giriş yasasını ihlal ettiğini reddettiği ancak hakimlerin bunu kabul etmediği yer aldı.

İsmi açıklanmayan Norveçli bir aktivist, mahkemede İsrail hapishanesinde aşırı sıcağa maruz kaldıkları ve sudan mahrum bırakıldıklarını söyledi.

Gazze'ye insani yardım götürmek isteyen aktivist, "Bizi rahatsız etmek için uğraştılar. Uyumaya çalıştığımızda polis memurlarından bize bağırmalarını istediler, bize işkence ettiler." dedi.

- Kadın aktivistlerin başörtüsünü çıkardılar

Kadın aktivistlerden biri cezaevi güvenlik görevlileri tarafından sözlü tacize uğradığını ve başörtüsünü zorla çıkardıklarını söyledi, bir diğer aktivist ise başörtüsünü açmaya zorlandığını anlattı.

Yunan bir aktivist de "Avukat istedim, bana Gazze'de bir avukat bulmamı söylediler ve bana su vermediler, işkence ettiler. Burası demokratik bir ülke değil. Büyükelçilikle görüşmek istiyorum." dedi.

Kadın aktivist, "Bu muameleyi hak etmiyorum, ben suçlu değilim. Selanik'te, Naziler döneminde büyük acılar çekmiş büyük bir Yahudi cemaati var. Ben de Yahudi gruplarıyla birlikte faaliyetlere katıldım." diye konuştu.

- İnsani yardım ulaştırmak isteyen insanlar darbedildi

İtalyan ve Sırp iki aktivist de Aşdod Limanı'nda İsrail polisi tarafından darbedildiklerini belirtti.

İsrail'in gözaltına aldığı aktivistler, sudan mahrum bırakıldıklarını belirtirken, duruşmanın son derece hızlı yapılması ve Yargıç Rachel Sharm ile aktivistlerin mahkeme salonundaki ifadelerinin "neredeyse aynı" olması dikkati çekti.

Bazı duruşmalarda gözaltına alınan aktivistlerin mahkemedeki ifadeleri "Ülkesine dönmek istiyor, geçerli pasaportu var, telefon görüşmesi talep ediyor." şeklinde gazetenin haberinde yer aldı.

Tüm duruşmalarda aktivistler su, yiyecek ve dinlenmeye ihtiyacı olduğunu vurguladı.

- Aktivistler avukat hakkından mahrum bırakıldı

Aktivistlerin hukuki danışmanlık hizmeti almasının engellenirken, avukatların duruşmalarda bulunup bulunmaması belirsizliğini koruyor.

Mahkeme kayıtlarında duruşmalara avukatların da katıldığı görülürken, bazı aktivistlerin avukatlarına danışana kadar konuşmayı reddettiği dikkati çekiyor.

Gazetenin haberinde hafta sonu yüzlerce duruşmanın yapıldığı ve aktivistlerle ilgili 288 adli raporun incelendiği aktarıldı.

- Küresel Sumud Filosu

İsrail'in ablukasını kırmak ve Gazze'ye insani yardım ulaştırmak için yol alan Küresel Sumud Filosu, 1 Ekim akşamı Gazze sularına yaklaşmıştı.

Filoya saldıran İsrail ordusu, onlarca tekne ve gemiyi yasa dışı şekilde ele geçirerek yüzlerce yolcusunu alıkoymuştu.

Küresel Sumud Filosu, bugüne kadar Gazze'ye insani yardım ulaştırmak için toplu şekilde yola çıkan en büyük filo olma özelliğini taşıyor.

İsrail Greta Thunberg ve 170 aktivisti sınır dışı etti

Küresel Sumud Filosu ile Gazze'ye yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan ekipte bulunan İsveçli aktivist Greta Thunberg, Yunanistan'a gönderilmek üzere sınır dışı edildi.

Thunberg'le birlikte 171 aktivist, Yunanistan ve Slovakya'ya gönderildi.

  • Aktivistler kötü muamele gördüklerini açıklamıştı

Türkiye'nin tahsis ettiği Türk Hava Yolları uçağıyla, 4 Ekim'de 36'sı Türk 137 aktivist İsrail'den tahliye edilmişti.

Uçak İstanbul'a ulaştıktan sonra açıklamalarda bulunan aktivistler, İsrail'in kendilerine kötü muamelede bulunduğunu ve özellikle aktivist Greta Thunberg'in aşağılanmak istendiğini belirtmişti.

Aktivistler, İsrail güvenlik güçlerinin Thunberg'i İsrail bayrağına sarılmaya, bayrağı öpmeye zorladıklarını anlatmıştı.

  • Küresel Sumud filosu ablukayı deldi

İsrail'in ablukasını kırmak ve Gazze'ye insani yardım ulaştırmak için yol alan Küresel Sumud Filosu, 1 Ekim akşamı Gazze sularına yaklaşmıştı.

Filoya saldıran İsrail, onlarca tekne ve gemiyi yasa dışı şekilde ele geçirerek yüzlerce aktivisti alıkoymuştu.

Küresel Sumud Filosu, bugüne kadar Gazze'ye insani yardım ulaştırmak için toplu şekilde yola çıkan en büyük filo olma özelliği taşıyor.

Uluslararası Özgürlük Filosu, Gazze yolunda: Son 200 mil

Gazze'de uygulanan abluka nedeniyle masumlar, açlıktan ölüyor...

Bu ablukayı kırmak üzere ilk olarak Sumud Filosu yola çıktı ve filodan bazı tekneler, İsrail baskınına kadar Gazze'ye yaklaşmayı başardı.

Sumud Filosu'nda aktivistlerin baskınla gözaltına alınmasının ardından yeni gemiler de yola çıkmaya başladı.

GAZZE'YE YENİ ÖZGÜRLÜK FİLOSU 11 GEMİYLE YOLDA

Şimdi Uluslararası Özgürlük Filosu, 11 gemiyle Gazze'deki ablukayı delmek ve insani yardım ulaştırmak amacıyla Gazze'ye doğru ilerliyor.

Ekran Görüntüsü 2025 10 06 125207
İHH PAYLAŞTI: PUSULA GAZZE'YE DÖNÜK

Pes etmeden ve İsrail'in baskınlarından da korkmayan aktivistler, Gazze yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Gazze artık 200 mil kadar mesafe kaldı...

İHH İnsani Yardım Vakfı, X üzerinden son yaptığı paylaşımda gemilerin ilerleyişini kayda aldı ve "Vicdanın pusulası Gazze’ye dönük..." notunu düştü.

Hamas heyeti, Gazze’de ateşkes müzakerelerini başlatmak üzere Mısır’a ulaştı

Hamas’tan yapılan yazılı açıklamada, "Hareketin Halil el-Hayye başkanlığındaki heyeti, ateşkes, işgal güçlerinin çekilmesi ve esir değişimi konularında müzakerelere başlamak üzere Mısır’a ulaştı." ifadesi yer aldı.

Açıklamada, ziyaretin süresine veya görüşme takvimine ilişkin ayrıntı verilmedi.

Mısır Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Mısır’ın, pazartesi işgalci İsrail ve Hamas heyetlerini ağırlayarak ABD Başkanı Donald Trump’ın planı çerçevesinde esir değişimi ve Gazze’deki savaşın sonlandırılması konularını ele alacağı bildirilmişti.

Hamas Heyeti, Gazze’de Ateşkes Müzakerelerini Başlatmak Üzere Mısır’a Ulaştı 1

Açıklamada, dolaylı yürütülecek görüşmelerde sahadaki koşulların iyileştirilmesi ve tüm işgalci esirler ile Filistinli tutukluların değişimine ilişkin ayrıntıların tartışılacağı belirtilerek, "Bu sürecin savaşın sona ermesi ve Filistin halkının çektiği acıların hafiflemesine katkı sağlamasını umuyoruz." ifadeleri kullanılmıştı.

Bülent Deniz: Dün Nene Hatun; bugün Ayçin, Dilek, İkbal, Semanur'la işte DERİN MİLLET

Siyonist rejimin kamu güvenliğini tehdit ettiği gerekçesiyle İsrail tarafından Filistin topraklarından deport edilen ve 10 yıl giriş yasağı konan Kudüs Mihmandarı, habervakti.com Genel Koordinatörü Bülent Deniz, Sumud'un destansı hikayesini kaleme aldı.

Deniz, Sumud Filosu'na katılan Ayçin Kantoğlu, Dilek Tekocak, İkbal Gürpınar ve Semanur Sönmez Yaman şahsında filoya katılan hanımefendiler ve aktivistler için ''Derin Milletin'' mensupları tanımlamasını yaptı ve; ''Dün Nene Hatun, kara Fatma, Hayme Ana'nın üstlendiği sorumluluğu bugün Ayçin, Dilek, İkbal, Semanur'lar omuzladı'' dedi.

Köklü bir iman, tarih, cesaret ve adanmışlık bilinciyle hareket eden, özgürlük, adalet ve mazlumun yanında durmayı dava edinmiş bir topluluk olarak "derin millet" tamlamasını öneren Deniz, 'Sumud ne yaptı' sorusunu ise şöyle cevapladı:

Derin Milletin şanlı yiğitleri olan Mavi Marmara şehidlerimizin kanlarıyla çizdikleri fedakarlık haritasının yol işaretlerinin yardımıyla, gönül navigasyonlarında kalp rotalarını Gazze diye oluşturup rızaenlillah, fisebilillah, din-ü devlet, mülk-ü millet muhafazası için niyet edip, zalime Yavuz mazluma Yunus olmak duasıyla bedel ödemeyi göze aldılar!

Deniz, Filistin direnişinin, Hamas'ın 7 Ekim AKSA TUFANI ile, 'Kudüs'ü ve Gazze'yi özgür kılacak tüm şartları oluşturduğunu ve meselenin sadece zaman olduğunu vurglayarak, Murad-ı İlahi'nin tecellisi ile gayretimiz örtüşüyor, mesele sadece bir an meselesi, tüm şartlar oluştu. Tarih boyunca içeriden bir direnişle özgürlüğüne kavuşamamış olan Kudüs, şimdi vaktini bekliyor'' dedi.
İşte o yazı:

Derin Millet

Siyonist terörden 'savaş' açıklaması: Eğer sonuç alınamazsa yeniden...

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Gazze'deki Netzarim Koridoru'nun batısını ziyaretinde askerlere hitap etti. Zamir, Hamas ve İsrail'in ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planını kabul etmesine rağmen "ateşkes yok" dedi.

'ATEŞKES YOK'
Zamir, ABD Başkanı Donald Trump'ın ateşkes planıyla ilgili, “Ateşkes yok, ama operasyonel durumda bir değişiklik var. Siyasi makamlar, sizlerin askeri hareketle getirdiğiniz araçları ve kazanımları alıp, bunları siyasi bir başarıya çeviriyor." ifadelerini kullandı.

'SAVAŞA DÖNECEĞİZ'
İsrail ordusunun ‘başka savaş hedeflerinin’ olduğunu kaydeden Zamir, "Siyasi çaba başarısız olursa, savaşa döneceğiz. Hamas’ın Gazze’de hem hükümet hem de askeri düzeyde varlığının devam etmesine izin vermeyeceğiz. Gerekirse bunu başarmak için savaşacağız" diye konuştu.

Binlerce kişi, Gazze ve Küresel Sumud Filosu'na destek için buluştu

İzmir'de Filistin'e Destek Platformu tarafından organize edilen etkinlik kapsamında Bostanlı, Güzelbahçe, Sahilevleri, İnciraltı ve Mavişehir'deki balıkçı barınaklarından hareket eden tekneler Cumhuriyet Meydanı önünde buluştu.

Türk ve Filistin bayrakları asılan teknelere, meydandan toplanan İzmir Sivil Toplum Kuruluşları Platformu üyeleri de ellerindeki Türk ve Filistin bayraklarıyla destek verdi.

İzmir Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Başkanı Gökhan Temur, meydanda yaptığı açıklamada yalnızca dayanışma için değil, insanlığın onurunu savunmak için de toplandıklarını söyledi.

Temur, teknelerin sadece denizle değil vicdan, adalet ve insanlıkla buluştuğunu belirterek, "Küresel Sumud Filosu bir vicdan hareketidir. Gemilerde ne silah, ne tehdit vardır. O gemilerde mazlum çocukların sütü, annelerinin ekmeği, babaların umudu vardır. Ama bir kez daha gördük ki zalim İsrail, uluslararası hukuku ve insanlık değerlerini hiçe sayarak sivil inisiyatifi zalimce katletti." dedi.

Gazze'ye yönelik ablukaya karşı insani yardımın sürdürülmesi gerektiğini ifade eden Temur, "Bizleri ne baskı, ne tehdit yıldırabilir. Küresel Sumud Filosu'nu yıldıramadı, inşallah bizleri de yıldıramayacak. Adaletin, insanlığın ve umudun rotasından hiçbir zaman sapmayacağız. Gazze'ye kesintisiz insani yardım bir şekliyle ulaştırılmalıdır." diye konuştu.

Program, teknelerin Cumhuriyet Meydanı açıklarında tur atmasının ardından sona erdi.

Edirne

Edirne Valiliğince Enez Limanı'nda düzenlenen etkinlik kapsamında limandaki tekneler Türk ve Filistin bayraklarıyla donatıldı.

Vali Yunus Sezer, burada yaptığı konuşmada, Sumud Filosu'na ve Filistin'e destek olmak için Enez Limanı'nda toplandıklarını söyledi.

Büyük değişimlerin küçük eylemlerin birleşimiyle başladığını belirten Sezer, "Bu yapmış olduğumuz destek eylemlerini hiçbir şekilde küçümsemeyin. Bugün, dünyanın gözü önünde soykırıma uğrayan, bebek, çocuk, yaşlı demeden katledilen, hastane, okul, cami, kilise demeden, kutsallık demeden, 80 binden fazla insanın katledildiği, milyonlarca insanın yerinden edildiği bir Gazze'den bahsediyoruz." dedi.

Sezer, Gazze'de insanların öldürüldüğünü ve açlığa mahkum edildiğini dile getirdi.

Filistin'in haklı davasına destek olmak için toplandıklarını ifade eden Sezer, Sumud Filosu'nun insanlığın vicdanını temsil eden değerli katılımcılarına destek için buradayız. İnsanlık vicdanının ölmediğini göstermek için buradayız." diye konuştu.

Yaşanan soykırıma sessiz kalınmaması gerektiğini dile getiren Sezer, şunları kaydetti:

"Sumud Filosu'nda farklı dinlerden ve milletlerden insanlar. Bunlara destek olmak bizim insanlık görevimiz. Korkması gereken Sumud Filosu'nda olanlar değil, korkması gereken İsrail'in kendisidir. Gemileri hafiften su almaya başlayınca ne yanaşacak liman bulacaklar ne de kaçacak bir delik bulacaklar. Bugün, 'Dünya 5'ten büyüktür' diyen sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı değil, onun gibi vicdan sahibi olan, onun gibi insanlık vicdanını temsil eden milyarlarca insan var. Dini, dili, görüşü bizimle aynı olmasa da insanlık vicdanının ve merhametin temsilcisi insanlar var. Bu zulüm hiçbir şekilde sonsuza kadar devam edemez. Yarınlar insanlık vicdanını temsil eden, sokakları, üniversiteleri dolduran güzel insanların olacaktır."

Dünyanın her köşesinde İsrail'e tepki olduğunu belirten Aksal, "İnşallah kısa zamanda Gazze'ye özgürlük gelir. Sumud Filosu yalnız değildir, inşallah daha güçlü olarak geri gelecekler. Filistin bir gün özgürlüğüne kavuşacaktır." diye konuştu.

Konuşmaların ardından dua edildi, Türk ve Filistin bayraklarıyla donatılan tekneler denize açıldı.

Etkinliğe Vali Yardımcısı Ömer Sevgili, kurum müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle vatandaşlar katıldı.

Eskişehir

Eskişehir Kardeşlik Platformu tarafından organize edilen yürüyüş öncesinde katılımcılar, Reşadiye Camii avlusunda toplandı.

Buradan sloganlar eşliğinde Valilik Meydanı'na yürüyen grup, Ulus Anıtı'na kadar yürüyüşünü sürdürdü.

Yürüyüşün sonunda Ulus Anıtı'nda platform adına konuşma yapan Emre Kaan Üyümez, Gazze'de 2 yılı aşkın süredir çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 70 bini aşkın kişinin öldürüldüğünü söyledi.

On binlerce Filistinlinin hala enkaz altında olduğunu belirten Üyümez, "Gazze'de yaklaşık 20 yıldır süren hukuksuz abluka artık tahammül edilemez noktaya ulaştı. Bebekler, kadınlar ve yaşlılar dahil olmak üzere 2 milyona yakın sivil açlık ve hastalıkla mücadele etmektedir." dedi.

Yüz binlerce insanın ağır hastalıklarla ve sakatlıklarla karşı karşıya kaldığını dile getiren Üyümez, şöyle devam etti:

"İsrail, saldırganlığını Gazze, Batı Şeria ve tüm Filistin'den sonra Lübnan, Suriye, İran, Yemen ve Katar'a da taşıdı. Siyonist rejimin bu tutumu, bölge halkları için açık bir tehdit olmaya devam ediyor."

Konya

Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformunca organize edilen yürüyüş için vatandaşlar, Kılıçarslan Meydanı'nda toplandı.

Ellerinde bayrak ve pankartlarla Mevlana Meydanı'na yürüyen kalabalık, İsrail aleyhine sloganlar attı.

Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Başkanı Adem Ceylan, burada yaptığı konuşmada, Aksa Tufanı'ndan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını ve bundan sonra da olmayacağını söyledi.

Filistin'deki yıkıma dikkati çeken Ceylan, "Dünya Savaşı'nda attıklarından katbekat fazla bomba attılar ama yeryüzünün tabiri caizse işgal edilememiş, özgür, tek memleketi olan Gazze'ye yine de diş geçiremediler. Çünkü Gazze'de inanmış, kalbini Allah'a bağlamış aziz bir halk yaşıyordu. Çünkü Gazze'yi Allah'a gönlünü bağlamış, şehadet mertebesine talip olmuş şerefli ve aziz insanlar yönetiyordu." ifadesini kullandı.

Mücahitlerin direnişinin ve her bir hamlesinin dünya mazlumlarına cesaret verdiğini belirten Ceylan, şöyle konuştu:

"Siyonistlerin zalimliği tüm insanlığın, tüm vicdan sahiplerinin nefretini artırdı. Siyonistlerin dünyanın hiçbir yerine rahatça gidememelerini, hep korku içinde yaşamalarını sağladı. Bu nefret devletlere rağmen tüm dünya halklarının vicdan taşıyanlarını bir araya getirdi. Büyük devletlerin yapamadıklarını, vicdan sahibi insanlar yaptı. 49 ülkeden insanın bir araya gelerek yüzlerce gönüllüyle Akdeniz'in sularında çıktıkları bu yolculuk kararlılıkla devam etti. 20 yıldır devam eden kesintisiz ablukayı Gazze sınırlarına girerek ilk defa deldiler."

Ceylan, Gazze'nin özgürlüğü için binlerce gönüllünün Akdeniz'in sularına yola çıkmak için can attığını, hiçbir engellemenin onları caydıramayacağını kaydetti.

Sivas'ta öğrencilerden Filistin'e, "Özgür Gazze" koreografili destek

Gazi Mustafa Kemal İlkokulu ve Ortaokulu'nun öğretmen ve öğrencileri, Gazze'de yaşanan insanlık dramına dikkati çekmek için koreografi hazırladı.

Okul bahçesinde bir araya gelen öğrenciler, İngilizce olarak "Free Gaza" (Özgür Gazze) yazısı oluşturarak Filistin ve Türk bayraklarını dalgalandırdı.

Sosyal medyada paylaşılan görüntüler beğeni topladı.

Kırıkkale

Cumhuriyet Meydanı'nda bir araya gelen sivil toplum kuruluşu üyeleri ile vatandaşlar, ellerindeki Türk ve Filistin bayraklarıyla tekbir getirdi, İsrail aleyhine sloganlar attı.

Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından Filistin'e Destek Platformu adına basın açıklamasını okuyan Recep Karabal, onurlu bir direnişe desteklerini bir kez daha haykırmak, başta Müslümanlar olmak üzere vicdanı körelmemiş tüm insanları, modern çağda eşi görülmemiş bu vahşete ses çıkarmaya davet etmek için toplandıklarını söyledi.

Bu vahşet ve soykırımın son safhasının 2 yıl önce başladığını aktaran Karabal, "Son safhası diyoruz çünkü bu zulmün 1948'de başladığını hepimiz biliyoruz. 1948'de başlayan bu zulüm, 2 yıldır soykırıma dönüşmüş bir şekilde devam ediyor. İki yıldır etrafı duvarlarla çevrilmiş, küçücük bir kara parçasına sıkıştırılmış insanlar, kadın, çocuk, yaşlı demeden bilinçli bir şekilde katlediliyor." ifadelerini kullandı.

Basın açıklamasının ardından dua edilen etkinlik, motosiklet sürücülerinin kent merkezinde oluşturduğu konvoyla sona erdi.

Kayseri

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Spor AŞ ve Kayseri Filistin'le Dayanışma Platformu işbirliğiyle "Sumud için pedallıyoruz" sloganıyla Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen etkinliğe 500'ü aşkın bisikletli katıldı.

Etkinlik öncesi bisikletlere Türk ve Filistin bayrakları asıldı. Bisikletliler, daha sonra Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi Esenyurt Kapısı'na kadar pedal çevirdi.

Etkinliğe katılan Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Türkiye'nin farklı noktalarında etkinlikler düzenlendiğini, dünyanın Filistin'de yaşanan katliam ve soykırıma sessiz kalmadığını söyledi.

Büyükkılıç, her zaman Filistin'in yanında olduklarını vurgulayarak, etkinlikte emeği geçenlere teşekkür etti.

Düzce

Kent merkezindeki Cedidiye Meydanı'nda Filistin'e Destek Platformu ve Özgür Kudüs Platformu tarafından düzenlenen etkinlikte, sivil toplum kuruluşları üyeleri ve vatandaşlar bir araya geldi.

Ellerinde Türk ve Filistin bayrakları ile Gazze'de yaşanan dramın fotoğraflarının yer aldığı pankartlarla meydanı dolduranlar, "Sumud'a selam, direnişe devam", "siyonist İsrail, işbirlikçi Amerika", "özgür Filistin, katil İsrail", "Çocuklar uyurken susulur, ölürken değil", "Tam bağımsız Filistin için yürü" sloganları attı.

Gazze'de yaşanan insani dramı anlatan şiirlerin okunduğu programda grup adına konuşan Memur-Sen İl Başkanı İsmail Atay, İsrail'in kurulduğu günden bu yana kontrollü terör politikalarıyla sınırlarını genişlettiğine ve yüz binlerce Filistinlinin ölümüne, milyonlarcasının da evinden olmasına sebep olduğunu söyledi.

Atay, 2 yılı aşkın süredir Gazze'de çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 70 bini aşkın kişinin İsrail tarafından vahşice katledildiğini belirterek, "10 binlerce Filistinli ise hala enkaz altında. Gazze'de yaklaşık 20 yıl süren hukuksuz abluka, artık tahammül edilemez noktaya ulaştı. Bebekler, kadınlar ve yaşlılar dahil olmak üzere 2 milyona yakın sivil, açlık ve hastalıkla mücadele etmektedir." dedi.

İsrail'in bölgeye yardım götüren gemilere saldırarak siciline yeni bir vahşet eklediğine dikkati çeken Atay, "Ancak Sumud Filosu hedefine ulaşmış, Gazze'yi yeniden gündeme taşımış, abluka krizi yeni girişimlere ilham olmuştur. Canlarını hiçe sayarak bu onurlu sefere çıkan her milletten aktivisti siyonist zindanlarından sağ salim kurtarıp ülkemize ulaştıran devletimizle gurur duyuyoruz." diye konuştu.

Açıklamanın ardından gruptakiler Anıtpark Meydanı'na kadar sloganlar eşliğinde yürüdü.

Sinop

Uğur Mumcu Meydanı yakınında, Yetim Vakfı ve İHH tarafından "Gazze'de hayalleri yok edilen çocukların sesini duyurmak için çiziyoruz" konulu etkinlik için bir araya gelen onlarca çocuk, İsrail'in Gazze'deki zulmünü kınayan resimler çizdi.

İHH Sinop İl Başkanı Fatih Özcan, yaptığı açıklamada, katılımcılara teşekkür ederek, Gazze'de yaşanan acılara dikkati çekti.

Özcan, bu yıl etkinliğin ikincisini düzenlediklerini belirterek, şöyle konuştu:

"Kent Meydanı'nda çocuklarımız için İsrail'e olan öfkemizi anlatmak amacıyla parşömen kağıtları hazırlayarak bir resim alanı oluşturduk. Çocuklarımız burada duygu ve düşüncelerini yansıtan resimler, çizimler yaparak buradan selam gönderiyorlar Gazze'deki kardeşlerine ve umudu aşılıyorlar. Asla vazgeçmeyeceklerini ifade ediyorlar. Biz bu vesile ile bu etkinliğe katılan tüm Sinoplulara ve güzel yürekli çocuklarımıza teşekkür ediyoruz."

Ordu

Ordu Filistin'e Destek Platformunca Altınordu ilçesindeki Sırrı Paşa Caddesi'nde düzenlenen etkinlikte bir araya gelen sivil toplum kuruluşu üyeleri ve vatandaşlar, Süleyman Felek Caddesi'nden Ceren Özdemir Meydanı'na yürüdü.

Filistin'e destek sloganları atan grup adına konuşan Ordu İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği (ORİMDER) Başkanı Abdurrahman Murtazaoğlu, "Filistin'e Destek Platformu olarak, tarihin en destansı asimetrik savaşını ortaya koyan ve savaş ahlakıyla ümmetin göğsünü kabartan Filistinli direnişçilerin yanında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz." dedi.

Kararlı duruşlarının Filistin özgür oluncaya kadar süreceğini ifade eden Murtazaoğlu, şöyle konuştu:

"Batılı bazı ülkelerin Filistin devletini tanıma girişimleri, kamuoyu baskısının yönünü göstermesi açısından önemlidir. Ancak bu kararlar tek başına yeterli değildir. İsrail'in işgal ve soykırım politikalarının sona ermesi için ciddi ekonomik, diplomatik ve siyasi yaptırımlar uygulanmalı ve işgalci, uluslararası baskıyla geri adım atmaya zorlanmalıdır. Biz hem Gazze'deki asil direnişle hem de soykırıma maruz kalan mazlum Filistin halkına uygulanan ablukayı delmeye çalışan filolarla tam dayanışma halinde olduğumuzu tekrar ilan ediyoruz."

Grup, dua edilmesinin ardından dağıldı.

Bayburt

Bayburt'ta, Filistin'e Destek Platformunca düzenlenen etkinliğe katılanlar Dörtyol mevkisinden Saat Kule Meydanı'na kadar Türk ve Filistin bayrakları eşliğinde yürüdü.

Platform adına konuşan Mehmet Hatipoğlu, 46 ülkeden yaklaşık 500 gönüllünün, insanlığa bir kapı araladığını söyledi.

Dünyanın her yanında umudun yeniden yeşerdiğini belirten Hatipoğlu, "Onlara bir nefes, bir umut olmak için yola çıkan Sumud yani direniş filosu, terörist unsurlar tarafından barbarca hedef alındı. Hiçbir silah taşımayan, sadece insani yardım taşıyan o sivil gemilere uluslararası sularda saldırdılar. Terörist İsrail suç dosyasına bir yenisini daha eklerken, tüm insanlık bir kez daha büyük bir utanç yaşadı." dedi.

Program, dua ve destek mesajlarının okunmasıyla sona erdi.

Afyonkarahisar

Afyonkarahisar Milli İrade Platformu, Gazze'de yaşanan insanlık dramına dikkati çekmek amacıyla basın açıklaması yaptı.

Zafer Meydanı'nda bir araya gelen platform temsilcileri ve aileleri, ellerinde pankartlarla Filistin'e destek mesajları verdi.

Eğitime Destek Platformu Başkanı Mustafa Gardaş, burada yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını kınadı.

Filistin'in yanında olmaya devam edeceklerini belirten Gardaş, şunları kaydetti:

"Terörist İsrail, Gazze'deki ablukayı delmeye çalışan aktivistlere saldırıyor, tutukluyor. Ancak Sumud Filosu'ndan bir gemi fiilen Gazze'ye ulaştı ve abluka delindi. Biz Afyonkarahisar Milli İrade Platformu olarak bu girişimleri destekliyor, aktivistlerle dayanışmamızı ifade ediyoruz. Gazze'ye kesintisiz insani yardım sağlanmalı, İsrail abluka altına alınmalı ve Filistin halkının yanında durulmalıdır."

Konuşmanın ardından Kur'an-ı Kerim tilaveti ve Gazze'de hayatını kaybedenler için dua ile devam eden programda "Gazze'ye özgürlük" sloganları atıldı.

Gaziantep'te "Gazze için kıyamdayız" etkinliği düzenlendi

Küresel Sumud Filosu Türkiye Delegasyonu Koordinatörü Hüseyin Durmaz, Hacı Nazire Eruslu Camisi'nde etkinlik kapsamında sabah namazının ardından yaptığı konuşmada, filonun tarihinin gördüğü en büyük sivil filo olduğunu söyledi.

Yola çıktıklarında zor bir süreç yaşadıklarını anlatan Durmaz, şunları aktardı:

"Çünkü bize düşmanlık eden kişi İsrail. Bir tarafıyla dünyadaki birçok ülkeyi kontrolü altına almış ve Batı'nın sınırsız desteğini arkasına alan bir İsrail vardı. Ama özellikle 7 Ekim'e kadar, İsrail'in 80 yıllık bir mağduriyet algısı üzerinden Batı'daki bütün hükümetleri ve aynı zamanda halklarını da kontrol altında tutabiliyordu. 7 Ekim'den sonra İsrail'in kibrini, küstahlığını ve bu sınır tanımaz soykırım ile zulüm girişimini Batı dünyası fark etti. 7 Ekim'den önce Batı'da yükselen bir İslamofobi vardı, Müslümanlara karşı tepkiler ve ırkçılık artıyordu. Batı'da yaşayan Müslümanlara ülkelerine dönmeleri için baskı yapılıyordu. Ancak 7 Ekim'den sonra İsrail'in küstahlığı, Batı dünyasının algısını değiştirdi, vicdan çerçevesinde olaya bakınca ortada devasa bir sorun olduğunu görmeye başladılar."

Batı'da yaşayan insanların kendi hükümetlerinin ve devletlerinin İsrail güdümünde olduğunu anlamaya başladıklarını ifade eden Durmaz, şöyle devam etti:

"Aslında Gazze'nin vesilesiyle Allah dünyayı yeni bir konjonktöre ve yeni bir sürece hazırlıyor. Bu süreç bir yol ayrımı, ya insanlık bu Siyonizm tehdidinin farkına vararak bir araya gelme iradesi gösterip bu zulmü durduracak, ya da buna göz kapatacak. Tamamıyla Siyonizm kontrolünde, yeni ve çok daha kötü bir dünyaya gidilecek. Ancak Gazze'nin onurlu direnişi vesilesiyle Batı dünyasındaki insanlar da uyanmaya başladı."

Program, Gazze için edilen duayla son buldu.

Ağrı

İsrail'in Filistin'e yönelik saldırılarına tepki göstermek ve farkındalık oluşturmak amacıyla "Filistinli çocuklar için çiz" etkinliği gerçekleştirildi.

Ağrı'da İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Derneğince Millet Bahçesi'nde yapılan etkinlikte çocuklar resim çizdi.

Dernek Başkanı Kerem Engin ve vatandaşlar da etkinliğe katılarak çocuklara destek oldu.

Çocuklardan Miraç Gelturan, AA muhabirine, Filistinli çocuklara destek olmak için resim çizdiklerini söyledi.

Hüseyin Asaf Kocabay ise Filistin, Gazze ve oradaki çocuklara sürekli dua ettiklerini ifade etti.

Kars

Kars Kalesi eteklerinde bedesten bölgesinde düzenlenen "Filistinli Çocuklar İçin Çiz" etkinliğine, çocuklar ve aileleri yakın ilgi gösterdi.

Etkinlikte çocuklar, Filistinli akranları için kurdukları hayalleri ve İsrail'in yasa dışı ele geçirdiği gemileri resmetti.

250 metrelik tuvalde çizilen resimlerle yaşanılanlar anlatıldı.

Kars İHH Başkanı Halil İbrahim Avcı, etkinliğin amacının Filistin halkına, özellikle de savaşın ortasında kalan çocuklara manevi destek vermek olduğunu belirterek, "250 metre uzunluğunda rulo tuval açtık, boya malzemelerimizi hazırladık ve genç, yaşlı, çocuk demeden herkesi davet ettik. Amacımız, çocuklarımızın 'Gazze' dendiğinde ne hissettiklerini, ne düşündüklerini ortaya koymalarıydı. Bu duygularını resimle, şiirle veya sözlerle tuvale yansıttılar. Burada vicdan sahibi bireyler olarak Filistinli kardeşlerimizin yanında olduğumuzu göstermek istedik." diye konuştu.

Çocuklardan Şiyan Barış Aydın ise Gazze'de yaşanılanları üzüntüyle takip ettiklerini ifade ederek, "Filistin'den gelmek isteyenleri ülkemize almalıyız, onları davet etmeliyiz. Savaşa hayır, barışa evet." dedi.

Van

Van'da, İsrail ablukasını kırmak ve insani yardım ulaştırmak amacıyla Gazze'ye giden Küresel Sumud Filosu'na destek amacıyla bir araya gelenler, tekne ve kanolarla Van Gölü'ne açıldı, dalgıçlar da göle dalarak Türk ve Filistin bayrakları açtı.

HAK İnsani Yardım Derneği öncülüğünde, birçok kurum ve sivil toplum kuruluşunun desteğiyle Edremit ilçesinde Van Gölü kıyısındaki Kent Meydanı'nda bir araya gelen vatandaşlar, İsrail aleyhine slogan attı.

Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından dua edilen programda konuşan derneğin il temsilcisi Tekin Üzümcü, zorlu şartlara rağmen dimdik ayakta duran, onurunu asla teslim etmeyen kahraman Gazze halkının yanında olduklarını söyledi.

Gazze direnişi dendiğinde akla güçlü kavramlardan biri ve Filistin kültürünün özü olan Sumud'un geldiğini belirten Üzümcü, şunları kaydetti:

"Sumud, sadece bir kelime değil sarsılmazlığın felsefesidir. Dört bir yanı kuşatılmış, evi yıkılmış, sevdiklerini kaybetmiş insanların, tüm zorbalığa rağmen toprağında kalma, gitmeyi reddetme ve yeniden inşa etme kararlılığıdır. Sumud, bombalar altında bile zeytin ağacına tutunmak, tüm imkansızlıklara rağmen çocuğunun elini bırakmamak, adaletsizliğin en koyusunda bile insanlık onurunu ayakta tutmaktır. Gazze, işte bu Sumud felsefesinin ete kemiğe bürünmüş halidir. Onlar, bize direnişin pasif bir bekleyiş değil, aktif bir varoluş mücadelesi olduğunu her gün kanıtlıyor."

Sumud Filosu'nun sadece gıda ve ilaç taşıyan gemilerden ibaret olmadığını dile getiren Üzümcü, "O filo, uluslararası hukuku hiçe sayan bir ablukayı kırmak için yola çıkmış, dünya vicdanının yükünü omuzlamış gemilerdir. Devletlerin, uluslararası kuruluşların üstlenmeyi reddettiği insani sorumluluğu, sivil aktivistlerin, gönüllülerin, onurlu insanların üstlendiği bir direniş rotasıdır. Düzenlediğimiz programlarla, o gemilere birer ses, birer nefes olmaya çalışıyoruz. Desteklerimiz, dualarımız ve eylemlerimizle Gazze halkının yalnız olmadığını tüm dünyaya ilan ediyoruz." diye konuştu.

"İsrail'in yaptığı zulmü kınıyorum"

Eyleme katılan Helen Arslan ise İsrail'in, insan hakları ve uluslararası hukuk kurallarını ihlal ederek binlerce kadın, bebek, çocuk ve mazlumu acımasızca katlettiğini belirtti.

İnsanlık tarihinde örneğine az rastlanır bir zulmün tüm dünyanın gözü önünde yaşandığını dile getiren Arslan, "İsrail'in yaptığı zulmü kınıyorum. Oradaki kardeşlerimiz için çok üzülüyoruz. Maruz kaldıkları durum bize acı veriyor. Onlara destek olmaya çalışıyoruz. Büyük devletlerin harekete geçmesini, sessiz kalmamalarını, insanlık dramının bir an önce son bulmasını istiyoruz." dedi.

Etkinlik kapsamında Edremit İskelesi'nde bir araya gelen tur ve balıkçı tekneleri Türk ve Filistin bayraklarıyla donatıldı.

Van Gölü'ne açılarak konvoy oluşturduktan sonra kıyıya yanaşan tekne ve kanolardaki vatandaşlar, ellerindeki bayraklarla kıyıda bekleyenler tarafından karşılandı.

Programda dernek bünyesindeki su altı arama kurtarma dalgıçları da Van Gölü'nde Türk ve Filistin bayrakları açarak İsrail'in saldırılarını protesto etti.

Erzurum

Kent merkezindeki Lala Mustafa Paşa Camisi önünde bir araya gelen Erzurum Sivil Toplum Platformu (ESTP) üyeleri ile vatandaşlar, Türk, Filistin ve Sincan Uygur Özerk Bölgesi bayrakları eşliğinde, taşıdıkları döviz ve pankartlarla Havuzbaşı Kent Meydanı'na kadar yürüdü.

ESTP Başkanı Abdulkerim Kavaz, grup adına yaptığı açıklamada, 2 yıldır İslam tarihinin en şanlı direnişlerinden birine şahitlik ettiklerini belirterek, Gazze halkı ve Kassam mücahitlerinin bütün imkansızlıklara rağmen sadece İsrail'i değil ona destek veren bütün Batılı güçleri de mağlup ettiğini söyledi.

İsrail'in tamamen yıkılıp yok edilmeden bölgede barış ve huzurun imkansız olduğunu ifade eden Kavaz, "Korsan devlet İsrail hiçbir insani ilkeyi tanımadığını göstermiştir. Küresel Sumud Filosu'na yaptığı müdahale bunun en açık göstergesidir. Esir alınan aktivistlere reva görülen muamele, İsrail'i yöneten iradenin hiçbir ahlaki ilkeyi kabul etmediğini göstermiştir." dedi.

Kavaz, bütün engellemelere rağmen Küresel Sumud Filosu'nun kararlılıkla yola devam ettiğini ve fiili olarak Gazze karasularına ulaşıp ablukayı deldiğini aktardı.

Bundan sonra insanlık vicdanının Gazze'ye kesintisiz insani yardım girene kadar durmayacağını dile getiren Kavaz, şöyle devam etti:

"İsrail'in işgal ve soykırım politikalarının sona ermesi için ciddi ekonomik, diplomatik ve siyasi yaptırımlar uygulanmalı. İşgalci İsrail, uluslararası baskıyla geri adım atmaya zorlanmalıdır. Gazze'ye kesintisiz insani yardım akışı sağlanmalıdır. İsrail, tüm İslam ülkeleri tarafından deniz ve hava yolları kapatılarak ablukaya alınmalıdır. İslam dünyası, etkisiz açıklamalar yapmak yerine aktif savunma ve teknoloji yatırımlarına ağırlık vermeli, stratejik güvenlik paktlarını ve işlevsel siyasi birliklerini vakit kaybetmeden hayata geçirmelidir. İsrail sadece Filistinliler için değil tüm bölge için büyük tehdittir. Ayrıca, ateşkes görüşmelerini sürekli çıkmaza sokarak Gazze halkının maruz kaldığı zulmü uzatan ABD-İsrail ittifakının soykırım savaşıyla sahada kazanamadıkları başarıyı masada kazanma çabaları ile adaletsiz bir anlaşmayı Filistin halkına dayatmasını da reddediyoruz."

Elazığ

El-Aksa Platformu ve bazı sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde İzzet Paşa Camisi önünde toplanan kalabalık, taşıdıkları Filistin bayrakları ve pankartlarla, Gazi Caddesi'nden Cumhuriyet Meydanı'na kadar yürüdü.

Meydanda toplanan katılımcılar, sık sık tekbir getirerek, İsrail aleyhine slogan attı.

Kur'an'ı Kerim'in okunmasının ardından konuşan El-Aksa Platformu Dönem Sözcüsü Osman Gür, Gazze'nin özgürlüğüne kavuşacağı zamana kadar meydanlarda olmaya devam edeceklerini söyledi.

Yüreklerinin Gazze'de katledilen bebekler için attığını dile getiren Gür, herkesin Filistin halkına destek olması gerektiğini ifade etti.

Gür, "Türkiye'nin bütün illerinde bugün katil ve siyonist İsrail için lanet mitingleri yapılıyor. Bizler de Elazığlılar olarak şu an burada bu katliama 'dur' demek, bunları boykot etmek için meydanlardayız." dedi.

Gür, Sumud Filosu'nda bulunan Elazığlı Sinan Akılotu ile tüm aktivistlerin serbest bırakılmasını istediklerini belirtti.

Siirt

İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) Siirt İnsani Yardım Derneği Yetim Birimince 15 Temmuz Demokrasi Meydanı'nda düzenlenen etkinliğe katılan öğrenciler, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına tepki amacıyla resimler çizdi.

İHH Siirt İnsani Yardım Derneği Yetim Birimi Sorumlusu Zehra Arslan Erdal, yaptığı açıklamada, Türkiye'de eş zamanlı düzenlenen etkinliğe katılan çocukların, çizdikleri resimlerle Gazze'de yaşanan insanlık dramına dikkati çektiğini söyledi.

Her zaman Gazze'nin sesi olamaya devam edeceklerini belirten Erdal, "Filistin özgür olana kadar bu devam edecek." dedi.

Erdal, etkinlik kapsamında çocuklara meyve suyu ve kek ikramında bulunduklarını kaydetti.

Resim çizen öğrencilerden Ömer Asaf Kara da etkinliğe katılmaktan mutluluk duyduğu vurgulayarak, "Burada bulunma sebebim Filistin fotoğraflarını çizmektir. Çok güzel bir etkinlik oldu." ifadesini kullandı.

Fatma Rana Erdal ise Filistinli çocukların özgür olması için resim çizdiğini dile getirdi.

Çanakkale

Filistin'e Destek Platformu tarafından "Kararlıyız, Sumud'un Yanındayız" temasıyla etkinlik düzenlendi.

Türk ve Filistin bayraklarıyla donatılan gemi ve tekneler, Çanakkale Yat Limanı ve GESTAŞ'a ait iskeleden boğaza açılarak tur attı.

İskeleye ve Kordon Boyu'na gelen vatandaşlar da deniz araçlarını sloganlar eşliğinde karşıladı.

Gemi ve teknelere Sahil Güvenlik ile Deniz Polisi de eşlik etti.

Filistin'e Destek Platformu adına Zeynel Kılıç, gazetecilere, bütün engellemelere rağmen Küresel Sumud Filosu'nun kararlılıkla fiili olarak Gazze karasularına ulaşarak ablukayı deldiğini söyledi.

İnsanlık vicdanının, ablukadaki bu sızıntıyı bir tufana dönüştüreceğini ve Gazze'ye kesintisiz insani yardım girene kadar durmayacağını ifade eden Kılıç, şunları kaydetti:

"Biz, Filistin'e Destek Platformu olarak, Sumud ve Özgürlük filosunun bu girişimlerini destekliyor, ablukayı delmek için çabalayan aktivistlerle dayanışmamızı ifade ediyoruz. Filonun İsrail'in hukuksuz müdahalesine maruz kaldığı bu günler, aslında siyonist İsrail'in Gazze'deki Filistin halkına uyguladığı soykırımın ikinci yılını tamamlamak üzere olduğu günlerdir. Bundan 2 yıl önce Gazze'deki Filistin direnişi, bölgemizin ve dünyanın en büyük problemi haline gelen siyonist varlığa hayati bir darbe vurdu. Filistin'e Destek Platformu olarak, tarihin en destansı asimetrik savaşını ortaya koyan ve savaş ahlakıyla ümmetin göğsünü kabartan Filistinli direnişçilerin yanında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz."

Kılıç, Filistin özgür oluncaya kadar bu kararlı duruşlarının süreceğini belirterek, "Gazze'nin direnişi, ümmetin parçalanmışlığına rağmen zulme karşı koymanın mümkün olduğunu kanıtlamış, Batı kamuoyunda dahi vicdanları harekete geçirmiştir. Onlarca ülkeden katılımcıyla can pahasına ablukayı delmeye çalışan aktivistler bu karşılığın sadece bir tezahürüdür." dedi.

İsrail'in işgal ve soykırım politikalarının sona ermesi için ciddi ekonomik, diplomatik ve siyasi yaptırımların uygulanması gerektiğini vurgulayan Kılıç, "Şu açıkça görülmektedir ki İsrail'in stratejik çılgınlığı yalnızca kendisini değil, ABD'nin küresel hegemonyasını da tehdit etmektedir. Bugün artık başta İslam ülkeleri olmak üzere uluslararası toplumun inisiyatif alma vakti gelmiş ve geçmektedir. Gazze'ye kesintisiz insani yardım akışı sağlanmalı, İsrail tüm İslam ülkeleri tarafından deniz ve hava yolları kapatılarak ablukaya alınmalıdır." ifadesini kullandı.

Etkinliğe, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu, Tarım ve Orman Müdürü Ergün Demirhan, Çanakkale'deki su ürünleri kooperatiflerinin başkanları ve üyeleri, siyasi partilerin temsilcileri, sivil toplum kurumu başkanları ile çok sayıda balıkçı ve vatandaş katıldı.

Sakarya

Millet Bahçesi'nde bir araya gelen Filistin'e Destek Platformu üyeleri ile çok sayıda vatandaş, ellerinde Türk ve Filistin bayrakları, döviz ve pankartlarla Demokrasi Meydanı'na kadar yürüdü.

Platform üyesi Abdulkadir Şen, grup adına yaptığı açıklamada, insanlık vicdanının, Gazze'ye kesintisiz insani yardım girene kadar durmayacağını söyledi.

Gazze'ye insani yardım ulaştırmak için yola çıkan ve İsrail'in saldırısına uğrayan Küresel Sumud Filosu'nu desteklediklerini belirten Şen, "İsrail hem Doğuda hem Batıda istenmeyen devlet, yöneticileri ise istenmeyen kişiler konuma geldi. Soykırım ve savaş suçlusu Netanyahu'nun Birleşmiş Milletler kürsüsünde boş koltuklara konuşmak zorunda kalması, siyonist varlığının yaşadığı meşruiyet krizinin açık göstergelerinden biri." dedi.

Şen, İsrail işgalinin ve soykırım politikalarının sona ermesi için ciddi ekonomik, diplomatik ve siyasi yaptırımlar uygulanması ve uluslararası baskıyla geri adım atmaya zorlanması gerektiğini vurgulayarak, "Bugün artık başta İslam ülkeleri olmak üzere uluslararası toplumun inisiyatif alma vakti gelmiş ve geçmektedir. Gazze'ye kesintisiz insani yardım akışı sağlanmalı, İsrail tüm İslam ülkeleri tarafından deniz ve hava yolları kapatılarak ablukaya alınmalıdır. İslam dünyası, etkisiz açıklamalar yapmak yerine aktif savunma ve teknoloji yatırımlarına ağırlık vermeli, stratejik güvenlik paktlarını ve işlevsel siyasi birliklerini vakit kaybetmeden hayata geçirmelidir." ifadelerini kullandı.

Küresel Sumud Filosu aktivisti İsmail Tiryaki de duygularını ifade etmenin zor olduğunu belirterek, çeşitli engellerle karşılaştıklarını ama yılmadıklarını anlattı.

Tiryaki, Gazze'ye umut olduklarına işaret ederek, "O kahramanlar ki yüzyılın en büyük kahramanları, Allah onlardan razı olsun. Gazze 24 aydır destan yazıyor. Lütfen Gazze'yi unutmayalım, unutturmayalım. Gazze özgür olacak. Sakaryalı olarak beni Sumud'a sokan Allah'a hamdolsun." diye konuştu.

Tiryaki, 22 aydır Sapanca'da "Özgür Gazze" çadırı kurup mücadele ettiklerini anlatarak, "Cumhurbaşkanımız bugün bütün İslam aleminin lideri. Tunus'a 2 metrelik Türk bayrağını getirmiştim, salladığımda bütün millet o bayrağın altında toplandı. Demek ki her yerde beklenen biziz." ifadesini kullandı.

Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ise Filistin'deki insanlık dramına dikkati çekerek, "Siyonizmin Batının hedeflerine ulaşmak için insanlığı yok etmesine asla fırsat vermeyeceğiz." dedi.

Yalova

AK Parti Yalova İl Başkanlığınca BadGodes Parkı Yalova Balıkçılar Kooperatifi'nde "Sumud'un Yanındayız" sloganıyla düzenlenen etkinlikte Yalova Balıkçı Kooperatifleri adına açıklama yapan Hasan Artuk, ilk kıble Mescid-i Aksa için, Kudüs ve Gazze için burada olduklarını söyledi.

Vurulan, yıkılan hastanelerdeki bebekler, şehit olan sağlık çalışanları, gözü yaşlı anne babalar, süt kokulu bebekler için ve vicdanların sesi olmak için burada olduklarını ifade eden Artuk, "Kana doymayan, işgalci, katil, siyonist İsrail'i lanetleyerek, mazlum Filistin halkının haklı davasına destek vermek için buradayız. Kudüs'e selam olsun. Gazze'ye selam olsun. Selam olsun Filistin halkının haklı mücadelesine." dedi.

Artuk, Gazze'nin tarihte en çok bombanın atıldığı şehir olduğunu, dünya tarihinin en büyük zalimlerine karşı direnişle direnişe devam ettiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Bu direniş insanlıktan nasibi olan vicdanları geç de olsa harekete geçirirken zalimlerin ve işbirlikçilerin yıkılışını hızlandırıyor. Gazzeli kardeşlerimizin dilinde gerçek anlamını kavradığımız ayeti kerime diliyle 'Allah ne güzel vekildir. O Mevla'mız ve yardımcımızdır' diyor. Sağa sola bakmadan biz varız, buradayız. Zalimlerin hakkından geleceğiz diye haykırıyoruz. Gazze halkının imanı İslam ümmetinin dirilişine vesile olacak ve kirli kapılar arkasında yapılan pazarlıkları ifşa ederek onlara alaşağı edecektir."

Zulme ortak olmamak için sessiz kalınamayacağının altını çizen Artuk, "Bilinsin ki insanlık onuru siyonizmi yenecektir. Türkiye'de ve dünyada Filistin'e desteğini ortaya koyan tüm halklara ve denizlere yelken açan tüm vicdanlı insanlara selamımızı yolluyoruz." dedi.

Daha sonra Türk ve Filistin bayraklarıyla donatılan gemi ve tekneler, Marmara Denizi'ne açılarak tur attı.

Bursa

Filistin'e Destek Platformu tarafından "Kararlıyız, Sumud'un Yanındayız" sloganıyla, organize edilen etkinlik kapsamında tekneler, Mudanya Güzelyalı Yat Limanı'nda buluştu.

Türk ve Filistin bayrakları asılan teknelere, meydanda toplanan vatandaşlar da ellerindeki Türk ve Filistin bayraklarıyla destek verdi.

AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, etkinlikte yaptığı konuşmada, Bursa'nın yüreğinden yükselen sesin Kudüs'e, Gazze'ye, tüm mazlum coğrafyalara ulaşacağını söyledi.

Filistin davasının sadece bir coğrafya meselesi değil, insanlığın onuru, ümmetin namusu olduğunu ifade eden Gürkan, şöyle konuştu:

"İşte bu yüzden, Sumud Filosu'nun cesur yolculuğu bizim yolculuğumuzdur. Onlar, dünyaya insanlık dersi verdiler. Silah taşımadılar, kin taşımadılar. Sadece ekmek, ilaç ve merhamet taşıdılar ama karşılarında yine zalimi buldular. Gözaltılarla, baskılarla, tehditlerle susturulmak istendiler. Oysa zalimler de çok iyi biliyor ki haklı bir davanın önünde hiçbir şey duramaz."

Gürkan, bir vicdan gemisinin en büyük donanmalardan daha güçlü olduğunu, Küresel Sumud Filosu'nun zulmün karşısında dimdik durduğunu, kök saldığını ve direndiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Filistin'in davasını insanlığın vicdanına taşıdığının altını çizen Gürkan, şunları kaydetti:

"Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda bütün dünyanın gözleri önünde, zalimlere karşı hakkı haykıran Sayın Recep Tayyip Erdoğan gibi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın bu cesur ve öncü duruşu, bizlere her daim umut oldu, yüreğimizi güçlendirdi. Çünkü haklı bir dava karşısında korku eriyip gider, zulüm gölgesi dağılır. İşte bu yüzden bugün biz de burada, onun gösterdiği cesaret ve kararlılıkla, mazlumların yanında dimdik duruyoruz, umut oluyoruz, ses oluyoruz."

Gürkan, bir gün zulmün karanlığının dağılacağını, Kudüs'ün minarelerinden özgürlük yankılanacağını ve Gazze'nin çocuklarının meydanları dolduracağını söyledi.

O gün geldiğinde nehirden denize kadar her karış toprakta özgür Filistin bayrağının dalgalanacağını vurgulayan Gürkan, "Rabbim, Sumud Filosu'na yelken açtıran o cesur kalpleri korusun, Filistinli kardeşlerimizi zaferle mükafatlandırsın." ifadelerini kullandı.

Daha sonra limandaki etkinliğe katılan denizciler, Türk ve Filistin bayraklarıyla donatılan gemi ve tekneleriyle, Marmara Denizi'ne açılarak tur attı.

Sahile kadar gelen vatandaşlar da deniz araçlarını sloganlar eşliğinde karşıladı.

Balıkesir

Çok sayıda kadın ve çocuğun da katıldığı etkinlikte Kur'an-ı Kerim tilaveti yapıldı, "Gazze Sana Geliyoruz" konulu video izletildi.

Erdek Kaymakamı Hasan Göç, programda yaptığı konuşmada, Küresel Sumud Filosu'ndaki insanların çoğunun Müslüman olmadığını ancak hepsinin vicdanlı olduğunu söyledi.

Gazze halkının ölümüne mücadele ettiğini vurgulayan Göç, "Allah sizlerin manevi, maddi desteğini eksik etmesin. Sizlerin en çok da gönül desteğinize ihtiyaçları var. İnşallah sesimiz kısılmasın, dünyanın her yanına ulaşsın." dedi.

Filistin ve Küresel Sumud Filosu'na destek olmak ve İsrail'in saldırılarını protesto etmek amacıyla bir araya gelen denizciler, gemi ve teknelerle Marmara'ya açıldı.

Türk ve Filistin bayraklarıyla donatılan gemi ve tekneler Marmara'da tur attı.

Kocaeli

Ellerinde Türk ve Filistin bayrakları ile boyunlarında "Hepimiz Filistinliyiz" yazılı atkılarla Fevziye Camisi önünde toplanan gruptakiler, çeşitli sloganlar attı.

Grup adına açıklama yapan Eğitime Destek Platformu Kocaeli Şube Başkanı Feyzi Utaş, İsrail'in Gazze'deki insanlık dışı ablukasını delmeye çalışan aktivistlere müdahalesine, tüm engellemelere rağmen Küresel Sumud Filosu'nun kararlılıkla yola devam ederek Gazze kara sularına ulaştığını ve ablukayı deldiğini söyledi.

Sumud Filosu'nun insanlık vicdanının sesi olduğunu dile getiren Utaş, ablukayı delmeye çalışan tüm girişimlerin vicdanlı insanların ortak dayanışması olduğunu, Gazze'ye kesintisiz insani yardım girişi sağlanana kadar mücadelenin süreceğini kaydetti.

Utaş, platform olarak Filistin halkına uygulanan ablukayı kırmak için çalışan aktivistlerle tam dayanışma içinde olduklarını vurguladı.

Soykırımla sahada kazanamadıkları başarıyı masada kazanma çabasıyla adaletsiz bir anlaşmanın Filistin halkına dayatılmasını reddettiklerini söyleyen Utaş, İslam ülkelerine deniz ve hava yollarını İsrail'e kapatması çağrısında bulundu.

Utaş, İsrail'in yalnızca Filistin için değil, bölge barışı için tehdit oluşturduğunu sözlerine ekledi.

Açıklamanın ardından dua edildi.

Adana

Filistin'e Destek Platformu öncülüğünde, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşların katılımıyla Karataş Limanı'nda "Kararlıyız, Sumud'un Yanındayız" sloganıyla etkinlik düzenlendi.

Tekbirler getiren ve sloganlar atan grup, "Direnişe devam Gazze'ye selam", "Özgür Filistin" ve "İşgale Son" yazılı dövizler taşıdı.

Adana İmam Hatipliler Derneği Başkanı Veyis Şahin de Gazze'de yaşanan zulme sessiz kalınmaması gerektiğini ifade etti.

Küresel Sumud Filosu'nun insanlığın ortak vicdanını taşıyan bir topluluk olduğunu vurgulayan Şahin, şöyle konuştu:

"Burada Sumud Özgürlük Filosu'nun etrafında kenetlenmiş bulunuyoruz. Bu filo yalnızca gemiden ibaret değildir, adalet, barış ve insanlık onuru adına atılmış bir adımdır. Sumud Filosu, uluslararası sularda insanlık dışı kuşatmaya karşı bir vicdan hareketi olarak yola çıkmıştır. Bizler de karadan, denizden ve her platformdan bu kutlu yolculuğun arkasında olacağız."

Konuşmaların ardından İl Müftüsü Mehmet Taşcı tarafından dua edildi.

Programın sonunda Türk ve Filistin bayraklarıyla donatılan gemi ve tekneler, Akdeniz'e açılarak tur attı.

Bir süre sonra Karataş Limanı'na dönen gemi ile tekneler, burada vatandaşlar tarafından karşılandı.

Tekirdağ

Tekirdağ Süleymanpaşa Su Ürünleri Kooperatifince, Süleymanpaşa Balıkçı Barınağı'nda düzenlenen etkinlik kapsamında limandaki tekneler Türk ve Filistin bayraklarıyla donatıldı.

Buradan hareket eden yaklaşık 150 balıkçı teknesi Marmara Denizi'ne açıldı.

Bir süre denizde seyreden tekneler daha sonra sahil dolgu alanındaki vatandaşları selamladı.

Tekirdağ Süleymanpaşa Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı İbrahim Pehlivanoğlu, etkinliğin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Gazze'de büyük bir insanlık dramının yaşandığını söyledi.

İsrail'in saldırılarında binlerce insanın öldürüldüğünü ve açlığa mahkum edildiğini ifade eden Pehlivanoğlu, tüm dünyanın bu insanlık dramına "dur" demesi gerektiğini belirtti.

Yaşanan soykırıma sessiz kalınmaması gerektiğini aktaran Pehlivanoğlu, "Balıkçı arkadaşlarımızla İsrail'in Gazze'de yapmış olduğu zulmü protesto ettik. Yaklaşık 150 balıkçı teknesiyle beraber bayraklar eşliğinde onlara destek olduk. Allah izin verirse bu zulmün bitmesini istiyoruz." diye konuştu.

Balıkçı Hüseyin Oğuz da Gazze'de yaşanan zulmün biran önce son bulmasını istediklerini dile getirdi.

Öte yandan sahil dolgu alanında da Filistin'e Destek Platformunca İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları protesto edildi.

Malatya

İnönü Caddesi'nde toplanan vatandaşlar, Büyükşehir Belediyesi'ne kadar yürüdü.

Burada toplanan katılımcılar, sık sık tekbir getirerek, İsrail aleyhine slogan attı.

Dua edilen programda katılımcılar, Türk ve Filistin bayrakları taşıyarak İsrail'in saldırılarını protesto etti.

Kahramanmaraş

Kahramanmaraş'ta, Büyükşehir Belediyesi ve Kahramanmaraş Sivil Toplum Kuruluşları Platformu öncülüğünde "Nehirden Denize, Maraş'tan Gazze'ye Yürüyüşü ve Mitingi" düzenlendi.

Esat Coşan Camisi önünde ikindi namazının ardından toplanan vatandaşlar, ellerinde Türk ve Filistin bayraklarıyla "Gazze'ye selam direnişe devam", "Kudüs bizimdir bizim kalacak" sloganlarıyla Necip Fazıl Kültür Merkezi'ne kadar yürüdü.

Yürüyüşte, İsrail'in Gazze'deki soykırımına dikkat çekmek için tiyatral gösteri yapıldı.

Platform sözcüsü Adnan Alagöz, burada yaptığı konuşmada, Filistin ve Gazze'deki direnişine destek olmak ve İsrail'in tüm dünyanın gözü önünde işlediği insanlık suçunu duyurmak için bir araya geldiklerini söyledi.

İsrail tarafından, yardım için yola çıkan Küresel Sumud Filosu'ndaki gemilere el konulduğunu ve insani yardımların Gazze'ye ulaşmasının engellediğini dile getiren Alagöz, şöyle konuştu:

"İsrail sadece işgalci değil aynı zamanda da hırsızdır. Gazze'ye ulaştırılmak istenen bu yardımlar aynı zamanda adalet arayışının sembölü ve bir vicdan hareketidir. Bugüne kadar atılmayan adımlar atılmalı ve artık kınamanın ilerisine geçilmeli. Gazze'ye insani yardımların girişini sağlamak zorundayız. Ayrıca İsrailli şirketlerin boykot edilmesi gerekiyor. Boykota devam edeceğiz"

Konuşmanın ardından İsrail'in saldırılarını protesto eden vatandaşlar daha sonra dağıldı.

Şanlıurfa

Şanlıurfa’da Gazze ve Küresel Sumud Filosu'na yönelik saldırıları çocuklar tarafından çizilen resimlerle protesto edildi.

İHH İnsani Yardım Vakfı Şanlıurfa Şubesi organizasyonunda Rabia Meydanı'nda bir araya gelen çocuklar, "Filistin için Çiz" etkinliğinde buluştu.

Çocuklar çizdikleri resimlerle tepki gösterdi.

Çocuklar, Filistin ve Türk bayraklarıyla Filistin'e destek sloganları da attı.

Çankırı

Çankırı Eğitime Destek Platformu tarafından Karatekin Parkı'nda düzenlenen "Sumud'u Çankırı'dan Selamlıyoruz" programında, Kur'an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi.

Grup adına basın açıklaması okuyan Tuğrul Değirmenci, Gazze'nin onurlu direnişine ve direnişin son desteği Sumud vicdanına destek için bir araya geldiklerini söyledi.

İsrail’in uluslararası hukuka aykırı eylemlerine her geçen gün yenisini eklediğini belirten Değirmenci, "Kural tanımazlığı ile modern insan hakları sistemine başkaldıran İsrail’in uzun yıllardır Filistinlilere uyguladığı zulüm, 7 Ekim tarihinden itibaren soykırıma dönüşmüştür. Bizler şu anda yeryüzünün en büyük soykırımlarından birine şahitlik ediyoruz. Onurlu Gazze halkı aç bırakılıyor, bombalanıyor, sürgün ediliyor fakat pes etmiyor, direniyor. Karşısındaki zalim, bütün azgınlığıyla mazlum kardeşlerimizin nefesini kesmeye, sesini kısmaya çalışıyor. Katil Netanyahu ve hükümeti Gazze’yi tamamen haritadan silmek için topyekün bir saldırı başlatmıştır. Bu saldırılara Amerika da kibirle destek vermektedir. Katil İsrail, kibirli Amerika, yenileceksiniz ve tarihin çöplüğüne gömüleceksiniz." şeklinde konuştu.

Küresel Sumud Filosu'na İsrail güçlerince uluslararası sularda düzenlenen saldırının, uluslararası hukukun ve insan vicdanının en ağır ihlallerinden biri olduğunu, masum sivillerin yaşamını doğrudan tehlikeye atan bir terör eylemi niteliği taşıdığını dile getiren Değirmenci, şöyle devam etti:

"Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından alınan tüm uluslararası kararlara rağmen işgalci İsrail hukuku tanımıyor, zulme ve işgale devam ediyor. Ne yazık ki bu zulmü durduracak somut adımlar atılmıyor. Uluslararası mekanizmalar ve kuruluşlar askeri, ekonomik ve diplomatik olarak büyük güçlere sahip devletler, olanları seyrediyor ve etkisiz kınama açıklamaları yapıyorlar. Oysa dünyadaki tüm vicdan sahipleri, İsrail’e somut ve etkili bir şekilde karşı durulmasını bekliyor. Çünkü İsrail, sadece güçten anlar. Herkes, Gazze’deki işgalin son bulması için mücadele etmeli, 'Bu zulümler yaşanırken ben yapmam gerekenleri yapıyor muyum?' diye kendine sormalıdır. Uluslararası kuruluşlar ve devletler, siyonist rejimi İsrail’in zulümlerinin önüne geçmek için atılması gereken adımları daha fazla gecikmeden bir an önce atmalıdır."

Konuşmanın ardından İl Müftüsü Mehmet Şahin tarafından dua edildi, İsrail aleyhinde sloganlar atıldı.

Bitlis

Türk ve Filistin bayrakları taşıyan katılımcılar, "Filistin'e özgürlük", "Kahrolsun İsrail" ve "Filistin halkı yalnız değildir" sloganları atarak Mevlana Parkı'na kadar yürüdü.

Burada sona eren yürüyüşün ardından katılımcılar, Gazze halkı için dua etti.

Grup adına açıklama yapan lisesi öğrencisi 17 yaşındaki Ravza Aktaş, İsrail'in Filistin halkına yönelik saldırılarının uzun süredir devam ettiğini söyledi.

Saldırılarda sivillerin hedef alındığını, kadınlar ile çocukların bombaların ve kurşunların altında can verdiğini belirten Aktaş, şunları kaydetti:

"Bir halk, göz göre göre soykırıma uğramakta ve topraklarını terk etmek zorunda bırakılmaktadır. İsrail uluslararası hukuk ve Cenevre Sözleşmesi'ni ihlal ediyor. Gazze, Batı Şeria ve mülteci kampları savaş alanına dönüşmüş durumda. Tanklar, uçaklar ve bombalarla çevrili bu topraklarda büyük bir insanlık dramı yaşanıyor. Filistin halkının yaşadığı acılar yalnızca onların değil, tüm insanlığın vicdanında derin yaralar açmaktadır. Gençler olarak bu acıların son bulmasını istiyoruz. Silahlar sussun, masum insanlar ölmesin. Filistin halkı barış ve özgürlük içinde yaşasın."

Mersin

Adnan Menderes Bulvarı'ndaki Mersin İdmanyurdu Meydanı'nda toplanan çok sayıda kişi, Gazze'deki soykırıma dikkati çekmek ve İsrail'e tepki göstermek için Özgecan Aslan Meydanı'nda yürüdü.

Ellerinde Filistin bayrakları ve dövizlerle İsrail aleyhine sloganlar atan kalabalık, Küresel Sumud Filosu'na yönelik saldırıları protesto etti.

Meydana düzenlenen programda dua edildi, Gazze ve filoya destek konuşmaları yapıldı.

Öte yandan, Mersin'deki "Gazze Kararlılık Yürüyüşü" etkinliğine destek olmak amacıyla Erdemli Balıkçı Barınağı'ndaki 20 tekne denize açıldı.

Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerinin de eşlik ettiği balıkçı tekneleri, Özgecan Aslan Meydanı'nda ulaştı.

Türk ve Filistin bayrakları asılan tekneler, korna çalarak alandakilere destek verdi.

Hatay

Konuşma ve duaların ardından teknelere binerek denize açılan vatandaşlar, Filistin'e destek sloganları attı.

Sahil boyunca bir süre tur atan tekneler, daha sonra kıyıya yanaştı.

İskenderun ilçesinde de çeşitli sivil toplum kuruluşların katılımıyla İsrail'in Gazze ve Küresel Sumud Filosu'na saldırıları protesto edildi.

Karaman

Karaman Sivil Toplum Kuruluşları Platformu öncülüğünde organize edilen yürüyüş için katılımcılar, Araboğlu Camisi önünde toplandı.

Ellerinde bayrak ve pankartlarla Aktekke 15 Temmuz Demokrasi Meydanı'na yürüyen kalabalık, İsrail aleyhine sloganlar attı.

Karaman Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Basın Sözcüsü Recep Kaya, burada yaptığı konuşmada, dünyanın birçok şehrinde vicdan sahibi insanların soykırıma karşı toplandığını söyledi.

Gazze'de korkunç bir soykırım gerçekleştiğine dikkati çeken Kaya, "İnsanlık tarihinin en büyük katliamı 2025 dünyasında Gazze'de, Filistin'de yaşanıyor. Gazze Şeridi'nde ayakta tek bina kalmadı. İnsanların sığınabilecekleri tek güvenli nokta yok. Küresel zalimler bir araya gelmiş Gazze'de planlı programlı bir soykırım uyguluyor. Kundaktaki bebekleri, sokaktaki çocukları, un kuyruğundaki aç insanları öldürüyorlar." diye konuştu.

Küresel Sumud Filosu'na yapılan saldırıyla İsrail'in gerçek yüzünü bir kez daha gösterdiğini aktaran Kaya, şunları kaydetti:

"Birçok ülkeden sivil ve silahsız gemilerle yola çıkan kahramanlara, terörist İsrail beklendiği gibi saldırdı ve gönüllüleri gözaltına aldı. Bütün dünyanın gözleri önünde gemilere ve yolcularına tam teçhizatlı askerlerle çıkarma yapan terörist İsrail, aralarında Türkiye'den de katılan 36 yiğit gönüllünün de bulunduğu birçok kişiyi gözaltına aldı. Gemilere ve yardım malzemelerine el koydu. Üzülmeyin, Küresel Sumud Filosu başarılı olmuştur. Terörist İsrail, bütün dünyanın gözü önünde mahkum edilmiştir. Meydanları doldurmaya ve boykota devam edeceğiz."

Açıklamanın ardından dua edildi, çocuklar Gazze için resim çizdi.

Erzincan

Cami Kebir Camisi önünde toplanan çok sayıda kişi ile STK temsilcileri, ellerinde taşıdıkları döviz ve pankartlarla Cumhuriyet Meydanı'na yürüdü.

Grup adına açıklama yapan Diyanet-Sen Erzincan Şube Başkanı Zakir Yıldız, Gazze'de soykırım işlendiğini ve halkın açlığa mahkum edildiğini söyledi.

Yıldız, büyük bir organizasyonla Küresel Sumud Filosu'nun harekete geçtiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Bu tablo karşısında, insanlık ayağa kalkmış, soykırım ve ablukanın sona ermesi için küresel vicdan harekete geçmiştir. Umudun yanına kararlılığı ekleyen binlerce aktivist, Sumud Filosu'na katılmak için gönüllü olmuştur. Yaşanan soykırım karşısında her birimizin önemli bireysel sorumluluklarının başında, İsrail’e destek olan firmaları boykot gelmektedir. Ayaklarındaki Kudüs gücüyle adımlarını atan vicdan sahibi Erzincanlılar olarak bu inançla bugün bu meydanı doldurduk. İnanıyoruz ki asırlarca her dinden insanın inancını özgürce yaşadığı barış ve esenlik yurdu Kudüs tekrar o eski ihtişamlı günlerine kavuşacaktır. İnanıyoruz ki soykırımcı İsrail hesap verecek, her karışı şehit kanıyla sulanan Filistin özgürlüğüne kavuşacaktır. İnanıyoruz ki dünyayı sarmalayan Siyonist çetenin hegemonyasının son bulacağı gün dünya yeniden yaşanabilir olacaktır."

Iğdır

Iğdır'da da düzenlenen etkinliğe Iğdır Valisi Ercan Turan, Cumhuriyet Başsavcısı Meriç Dede, kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşları, kadınlar ve çocuklar katıldı.

Tansu Çiller Caddesi'nden başlayan yürüyüş, Iğdır Millet Bahçesi'ne kadar devam etti.

Burada Kur'an-ı Kerim tilaveti ve duaların okunmasının ardından Filistin'e destek amaçlı sloganlar atıldı.

Trabzon

Özgür Aksa Trabzon Platformu öncülüğünde 15 Temmuz Şehitleri ve Hürriyet Parkı'nda bir araya gelen katılımcılar, ellerinde Türk ve Filistin bayrakları ile sloganlar eşliğinde İsrail'i protesto etti.

Grup adına açıklama yapan Abdülkadir Turan, Gazze'de yıllardır süren abluka ve saldırıların, masum insanların hayatlarını, çocukların geleceğini ve insanlığın ortak onurunu yok ettiğini söyledi.

Ablukanın kırılması için denize açılan filoların, sivil inisiyatiflerin ve uluslararası dayanışmanın gösterdiği cesaretin herkesi derinden etkilediğini belirten Turan, bu cesaretin Gazze'nin kurtuluşuna dair umutları yeniden alevlendirdiğinin altını çizdi.

Küresel Sumud Filosu'nun, Gazze ablukasını kırma idealiyle gerçekleştirdiği onurlu adımın tüm dünyada yeniden umudu alevlendirdiğini vurgulayan Turan, şunları kaydetti:

"Ardından yola çıkan Özgürlük Filosu'na da en derin muhabbetlerimizi, selamlarımızı ve hürmetlerimizi iletiyor, onların onurlu yolculuklarını yürekten selamlıyoruz. Bu mücadele, insanlık onurunun sesi olarak tüm dünyaya direnişin ve dayanışmanın gücünü göstermektedir. Her ne kadar Sumud filosunda yer alan bazı vatandaşlarımız güvenli bir şekilde geri dönmüş olsa da katil İsrail'in hapishanelerinde haksız ve hukuksuz biçimde tutulan kardeşlerimiz hala özgürlüklerinden mahrumdur. Onların da bir an önce serbest bırakılmasını ve haklarının iade edilmesini talep ediyor, bu haklı mücadelede tüm dünyanın sesimizi duymasını istiyoruz."

Turan, İsrail'in saldırgan uygulamaları sonucu yaşanan insani felaketin uluslararası hukukun, insani normların ve temel insan haklarının açık bir ihlali olduğunun altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye için bu mesele sadece uzak bir konu değildir. Gazze, bizim vicdanımızdır. Bölgedeki dengeler, tarihi ve kültürel bağlar göz önüne alındığında Gazze'de yaşanacak bir çöküşün bölgesel güvenlik ve istikrar üzerinde yaratacağı etkiler küçümsenemez. Gazze'nin korunması yalnızca oradaki insanlara yönelik bir insani görev değil, bölgesel barış ve güvenliğin teminatıdır. Bizler, Türkiye'deki demokratik kurumlar, sivil toplum aktörleri, kanaat önderleri ve vatandaşlar olarak sorumluluğumuzu biliyoruz. Dua, yardım, lojistik destek, siyasi baskı, ekonomik tercihlerimizdeki boykot gibi herkesin yapabileceği bir katkı vardır. Bu katkılar birleştiğinde hükümetleri ve uluslararası kurumları daha etkili adımlar atmaya zorlayabiliriz."

Kur'an-ı Kerim okunması ve dua edilmesinin ardından grup dağıldı.

Antalya

Kudüs Dayanışma Platformu üyeleri ve vatandaşlar, Gazze'de yaşanan soykırıma dikkati çekmek ve İsrail'e tepkilerini yükseltmek amacıyla Konyaaltı Sahili Olbia Meydanı'nda toplandı.

Türk ve Filistin bayraklarıyla İsrail aleyhine sloganlar atan kalabalık, "Şehitlerimiz ve Filistin için yürüyoruz", "Bir adım ötede insanlık ölüyor, kahrolsun İsrail", "Müslümanlar birleşin", Filistin özgür olana kadar mücadelemiz devam edecek", "Bir sabah gelecek kardan aydınlık" yazılı pankartlar taşıdı.

Grup, Konyaaltı Kent Meydanı'na kadar yürüdü.

Yürüyüş sonunda Konyaaltı sahilinde dev Türk bayrağı ile Filistin bayrağı açıldı.

İl Müftüsü Nazif Fethi Yalçınkaya'nın dua ettiği programda Kur'an-ı Kerim okundu.

Antalya Kudüs Platformu Başkanı Mustafa Erduran, burada yaptığı açıklamada, özellikle Gazze şeridinde uluslararası hukuku ve insanlık onurunu hiçe sayan bir soykırım yaşandığını söyledi.

Yaklaşık 2 yıldır Gazze'de 70 binden fazla insanın vahşice öldürüldüğünü, on binlerce kişinin enkaz altında kaldığını ve kayıp olduğunu ifade eden Erduran şunları söyledi:

"İşgalci Siyonist rejim, Gazze'yi sadece bombalarla değil, açlıkla, susuzlukla da teslim almaya çalışıyor. İşte bu noktada, vicdan sahibi insanlar olarak bize düşen, bu zalim ablukayı kırmaktır. Mavi Marmara ile başlayan 'Özgürlük Filosu' ruhu, bugün 'Sumud Filosu' yani 'Direniş ve Kararlılık Filosu' ile devam ediyor. Bu filolar, sadece insani yardım gemileri değil, aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki özgür insanların, zalimin karşısında dimdik duruşunun, Gazze'nin yanında oluşunun ve esareti asla kabul etmeyeceğinin yüzen anıtlarıdır. Onlar, ablukayı yarmaya giden bir avuç gemi değil, milyarlarca insanın duasını ve umudunu taşıyan iman ve inanç kaleleridir."

Etkinlik kapsamında Kaleiçi Yat Limanı ve Sarısu balıkçı barınaklarından hareket eden bazı tekneler de Konyaaltı Plajı açıklarında buluştu. Türk ve Filistin bayrakları asılan ve üstünde "Free Palestine" pankartı bulunan tekneler denizde kortej oluşturdu.

Sahilde yürüyen kalabalıkla birlikte hareket eden teknelere, Sahil Güvenlik ve Deniz Polisi botları da eşlik etti.

Kızılkule önünde toplanan vatandaşlar da Alanya Deniz Feneri'ne yürüdü.

Küresel Sumud Filosu'na destek amacıyla slogan atan vatandaşlar, "Direnişe devam Gazze'ye selam", "Özgür Filistin" ve "İşgale Son" yazılı dövizler taşıdı.

Diyarbakır

Merkez Yenişehir ilçesindeki Dağkapı Meydanı'nda bazı sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde bir araya gelen katılımcılar, Filistin bayrakları taşıdı.

Tekbirler getiren ve İsrail karşıtı sloganlar atan grup, "Nehirden denize özgür Filistin" ve "Rotamız Gazze yükümüz umut", "Sumud Filosu'nu selamlıyoruz" yazılı pankartlar açtı.

Grup adına basın açıklamasını okuyan Tuncay Yerlikaya, Sumud Filosu'nu selamladıklarını belirterek, "Sumud Filosu Gazze'ye insanlık taşımaktadır." dedi.

Yerlikaya, "Bugün Filistinli kardeşlerimizle tek yürek olmuşuz. Gazze'deki kardeşlerimizin ördüğü duvara bir tuğla olmalıyız." diye konuştu.

Karabük

Karabük Filistin'e Destek Platformu tarafından gerçekleştirilen "Filistin için özgürlük" konvoyuna katılanlar, 100. Yıl Mahallesi Pazaryeri Camisi yanında bir araya geldi.

Grup üyeleri, burada Filistin ve Türk bayraklarıyla süsledikleri araçlarıyla konvoy oluşturarak şehir içinde tur attı.

Grup adına açıklama yapan İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Karabük Şube Başkanı İbrahim Şentürk, onlarca ülkeden aktivistin katılımıyla Gazze'ye insani yardım ulaştırmak için yola çıkan Küresel Sumud Filosu'nun, İsrail tarafından tüm dünyanın gözleri önünde hukuksuzca alıkonulduğunu söyledi.

İsrail'in insanlık dışı saldırılarının yanında insani yardımların girişini engelleyerek açlığı da Gazze'de silah olarak kullandığını belirten Şentürk, "Mavi Marmara ile başlayan, Vicdan, Madleen, Hanzala gemileriyle ve Sumud Filosu ile devam eden bu vicdan hareketi, bugün Özgürlük Filosu Koalisyonu ile yoluna devam ediyor. Daha önce bu filoları koruyacaklarını söyleyen ülkeler ne yazık ki geri adım attılar. Her birimiz bu filonun amacına ulaşması ve ablukanın kırılması için elimizden gelen desteği vermeliyiz." diye konuştu.

Şentürk, düzenlenen bu filoların, sadece yardım hareketi değil, aynı zamanda adalet arayışı ve insanlık mücadelesi olduğunu vurgulayarak, "Bu yolda, her birimize büyük sorumluluk düşüyor. Filonun yoluna devam ettiği şu saatlerde de ne yazık ki Gazze'deki zulüm devam ediyor. Dünya, tarih boyunca görülen en büyük zulümlerden birine şahitlik ediyor. Apartheid rejimi işgalci İsrail, tüm dünyanın gözleri önünde Gazze'de soykırım suçu işliyor. Son bilgilere göre Filistin'de, büyük kısmı kadın ve çocuk olmak üzere 70 bine yakın kişi şehit oldu. 165 binden fazla kişi yaralandı ve binlerce insan ise hala enkaz altında kayıp." dedi.

Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından alınan tüm uluslararası kararlara rağmen İsrail'in hukuk tanımadığını dile getiren Şentürk, "Ne yazık ki bu zulmü durduracak somut adımlar atılmıyor. Uluslararası mekanizmalar ve kuruluşlar, askeri, ekonomik ve diplomatik olarak büyük güçlere sahip devletler, olanları seyrediyor ve etkisiz kınama açıklamaları yapıyorlar. Oysa dünyadaki tüm vicdan sahipleri, İsrail'e somut ve etkili şekilde karşı durulmasını bekliyor çünkü İsrail, sadece güçten anlar." diye konuştu.

Aydın

Aydın Sivil Dayanışma Platformu öncülüğünde düzenlenen program kapsamında çok sayıda vatandaş ellerinde Türk ve Filistin bayraklarıyla Atatürk Kent Meydanı'nda toplandı. Bazı vatandaşlar, "İsrail sivilleri hedef alıyor", "Özgür Filistin" yazılı dövizler taşıdı.

Burada Filistin için ezgiler söylendi, İsrail aleyhine sloganlar atıldı.

Grup adına konuşma yapan Emin Öztürk, Gazze'deki insanlık dışı ablukayı delmek için çabalayan Küresel Sumud Filosu'ndaki aktivistlerle dayanışma içerisinde olduklarını söyledi.

Öztürk, şöyle devam etti:

"Filonun İsrail'in hukuksuz müdahalesine maruz kaldığı bu günler, siyonist İsrail'in Gazze'deki Filistin halkına uyguladığı soykırımın ikinci yılını tamamladığı günlerdir. Bundan iki yıl önce Gazze'deki Filistin direnişi, bölgemizin ve dünyanın en büyük problemi haline gelen siyonist varlığa hayati bir darbe vurmuştu. Unutmamalıdır ki İsrail sadece Filistinliler için değil, tüm bölge için büyük bir tehdittir. Biz, tüm Gazze'deki ablukanın kaldırılması ve Filistin halkına uygulanan baskı ve zulmün son bulması için dayanışma içinde olacağımızı yeniden ilan ediyoruz."

Program, vatandaşların Adnan Menderes Bulvarı'ndan yürümesiyle sona erdi.

Hollanda'da 'kırmızıçizgi' eylemi: 250 bin kişi, hükümetin İsrail politikasını protesto etti

Çok sayıda uluslararası ve yerel sivil toplum kuruluşunun (STK) ortak organizasyonuyla düzenlenen gösteri, "Kırmızı Çizgi" sloganıyla Müzeler Meydanı'nda başladı.

Göstericiler, kırmızı çizgiyi sembolize etmek amacıyla kırmızı kıyafetler giyerek meydanda toplandı.

Amsterdam sokaklarında yürüyüş yapan göstericiler, yeniden Müzeler Meydanı'na döndü.

Etkinliğe, aralarında çok sayıda uluslararası sivil toplum kuruluşunun Hollanda şubelerinin de yer aldığı 130'dan fazla STK katıldı.

202506 A A 39320515

Organizatörler, gösteriye yaklaşık 250 bin kişinin katıldığını bildirdi.

Gösteride yapılan konuşmalarda, Hollanda hükümeti İsrail'in Gazze'deki eylemlerine karşı sessiz kalmakla suçlandı.

202506 A A 39320507

Göstericiler, hükümetten İsrail'e yönelik daha sert politikalar benimsemesini, askeri ve siyasi desteğin sonlandırılmasını ve yaptırımlar uygulanmasını talep etti.

"Soykırımı durdur" yazılı pankart arkasında yürüyen kalabalık, "Barış planı değil, emperyalizm", "İsrail'i boykot et", "İsrail'i hemen durdur", "Ellerini filodan çek" yazılı dövizler taşıdı.

As9 J M 1759688561 0801 W750 H421

Protestoda, "Hükümet utan, ellerin kanlı", "Özgür Filistin", "İşgal altındaki topraklarda barış olmaz", "Soykırımı durdur", "Çocukları öldürmeyi durdur" sloganları atıldı.

Gösteri, Hollanda tarihinin Filistin'e destek amacıyla düzenlenen en geniş katılımlı eylemi olarak değerlendiriliyor.

Lahey kentinde, "Kırmızı Çizgi" sloganıyla 18 Mayıs'ta yapılan gösteriye yaklaşık 100 bin kişi, 15 Haziran'da yapılan gösteriye ise yaklaşık 150 bin kişi katılmıştı.

Thumbs B C Ba78321222Ebf84B4310E

İşgalci İsrail, Mısır'da arabulucular üzerinden Hamas ile müzakere edecek

Hamas ve İsrail, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze'de savaşı sona erdirmeyi amaçlayan Gazze planını kabul etmesinin ardından gözler müzakerelere çevrildi.

NETANYAHU'DAN MISIR TALİMATI
İsrail Başbakanlık Ofisi, Netanyahu, Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer liderliğindeki müzakere heyetine Trump'ın Gazze planını müzakere etmek üzere Mısır'a gitmesi talimatı verdiğini bildirdi.

İsrail heyetinin, pazartesi sabah saatlerinde Hamas ile dolaylı müzakerelere katılmak üzere Mısır'ın Şarm eş-Şeyh kentine gideceği bildirildi.

İsrail'in eski Washington Büyükelçisi ve mevcut Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer, İsrail-ABD ilişkilerinde kilit rol oynuyor ve müzakere heyetine başkanlık ediyor.

HAMAS KABUL ETMİŞTİ
Hamas, ABD Başkanı Trump'ın Gazze planındaki esir değişimini kabul ettiğini ve diğer bazı maddelerin müzakere edilmesi gerektiğini duyurmuştu.

Trump da "Hamas tarafından az önce yapılan açıklamaya dayanarak, onların kalıcı barışa hazır olduklarına inanıyorum. İsrail, Gazze’ye yönelik bombardımanı derhal durdurmalı ki esirleri hızlı ve güvenli şekilde çıkarabilelim." açıklamasında bulunmuştu.

İsrail Başbakanlık Ofisinden yapılan açıklamada, Tel Aviv yönetiminin Gazze'deki esirlerin serbest bırakılması için planın ilk aşamasını uygulamaya hazırlandığı belirtilmişti.

NE OLMUŞTU?
Hamas, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planını "Yönetimi Arap ve Filistinlilere devretmeyi, rehineleri bırakmayı kabul ediyoruz. Müzakerelere hazırız. İsrail Gazze'den çekilmeli" sözleriyle kabul etmişti.

ABD Başkanı Donald Trump ise Hamas'ın teklifi kabul etmesinin ardından İsrail'e, Gazze'yi bombalamayı derhal sonlandırması için çağrı yapmıştı. Trump, "Hamas'ın kalıcı barışa hazır olduğuna inanıyorum. İsrail Gazze'yi bombalamayı derhal durdurmalı" demişti.

Trump'ın Gazze'de ateşkesi öngören planında tarafların kabul etmesi durumunda, "savaşın derhal sona ereceği" ve "İsrail güçleri esirlerin serbest bırakılmasına hazırlanmak için üzerine anlaşılan hatta çekileceği" belirtilmişti.

Hamas, ABD Başkanı Trump'ın Gazze planındaki esir değişimini kabul ettiğini ve diğer bazı maddelerin müzakere edilmesi gerektiğini açıklamıştı.

Trump da yaptığı açıklamada, "Hamas tarafından az önce yapılan açıklamaya dayanarak, onların kalıcı bir barışa hazır olduklarına inanıyorum. İsrail, Gazze’ye yönelik bombardımanı derhal durdurmalı ki esirleri hızlı ve güvenli bir şekilde çıkarabilelim." ifadelerini kullanmıştı.

İsrail ordusunun Ekim 2023'ten bu yana şiddetli saldırılar düzenlediği ve sıkı abluka uyguladığı Gazze'de 66 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti.

TRUMP'IN GAZZE PLANI
1. Gazze, komşularına tehdit oluşturmayan, radikalleşmenin ortadan kaldırıldığı, terörden arındırılmış bir bölge olacaktır.

2. Gazze, (Filistinli) halkın yararına yeniden geliştirilecektir.

3. İsrail ve Hamas bu öneriyi kabul ederse, savaş derhal sona erecek, İsrail ordusu tüm saldırılarını durduracak ve Gazze Şeridi'nden kademeli olarak çekilecektir.

4. İsrail'in anlaşmayı kamuoyu önünde kabul etmesinden sonraki 48 saat içinde, sağ ve ölü tüm İsrailli esirler iade edilecek.

5. Esirler iade edildikten sonra İsrail, ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış birkaç yüz Filistinli esiri ve savaşın başlangıcından bu yana esir alınan binden fazla Gazze sakinini serbest bırakacak, birkaç yüz Filistinlinin naaşını teslim edecek.

'BARIŞ İÇİNDE YAŞAMAYI TAAHHÜT EDEN HAMAS ÜYELERİ AFFEDİLECEK'
6. Esirler iade edildikten sonra barış içinde bir arada yaşamayı taahhüt eden Hamas üyeleri affedilecek, Gazze Şeridi'nden ayrılmak isteyen üyelere ise kendilerini kabul eden ülkelere gitmek için güvenli geçiş hakkı tanınacaktır.

7. Anlaşmaya varıldığında, Gazze Şeridi'ne Ocak 2025'teki anlaşmada belirlenen miktardan daha az olmamak kaydıyla insani yardım girişi başlayacaktır. Bu kapsamda günde 600 kamyon yardım, kritik altyapının yenilenmesi ve molozların kaldırılması için gerekli ekipmanların girişine izin verilecektir.

8. Yardımlar, her iki tarafın da (Hamas ve İsrail) müdahalesi olmaksızın, Birleşmiş Milletler (BM), Kızılay ve bağımsız diğer uluslararası kuruluşlar tarafından dağıtılacaktır.

9. Gazze, halka günlük hizmetleri sağlamakla sorumlu olacak Filistinli teknokratlardan oluşan geçici bir geçiş hükümeti tarafından yönetilecektir. Hükümet, ABD'nin Arap ve Avrupalı ortaklarıyla istişare ederek kurduğu yeni bir uluslararası kuruluş tarafından denetlenecektir. Filistin Yönetimi reform programını tamamlayana kadar Gazze'nin yeniden inşası için bir finansman çerçevesi oluşturacaktır.

10. Modern Orta Doğu şehirlerinin inşasında deneyimli uzmanların bir araya getirilmesi, yatırımları çekmek ve istihdam oluşturmak amacıyla Gazze'nin yeniden inşası için bir ekonomik plan oluşturulacaktır.

11. Katılımcı ülkeler tarafından müzakere edilmiş indirimli gümrük tarifeleri ve erişim oranları ile bir ekonomik bölge kurulacaktır.

12. Kimse Gazze'yi terk etmeye zorlanmayacak, terk etmeyi seçenlerin ise geri dönmesine izin verilecek. Ayrıca Gazze sakinleri kalmaya teşvik edilecek ve orada daha iyi bir gelecek inşa etme fırsatı sunulacak.

'HAMAS GAZZE'NİN YÖNETİMİNDE HİÇBİR ROL OYNAMAYACAK'
13. Hamas, Gazze'nin yönetiminde hiçbir rol oynamayacak. Tüneller dahil olmak üzere saldırı amaçlı askeri altyapının yıkılması ve inşasının durdurulması konusunda taahhüt verilecek. Gazze'nin yeni liderleri, komşularıyla barış içinde bir arada yaşamayı taahhüt edecek.

14. Hamas ve diğer Gazze gruplarının yükümlülüklerini yerine getirmesini ve Gazze'nin İsrail'e veya kendi halkına tehdit oluşturmamasını sağlamak için bölgesel ortaklar tarafından bir güvenlik garantisi verilecektir.

'ULUSLARARASI ORTAKLARLA GÜVENLİK GÜCÜ KONUŞLANDIRILACAK'
15. ABD, Arap ülkeleri ve diğer uluslararası ortaklarla Gazze Şeridi'ndeki güvenliği denetlemek üzere derhal konuşlandırılacak geçici bir uluslararası istikrar gücü oluşturmak için çalışacaktır. Bu güç, uzun vadeli bir iç güvenlik organı olarak görev yapacak bir Filistin polis gücü oluşturacak ve eğitecektir.

16. İsrail, Gazze'yi işgal veya ilhak etmeyecek, İsrail ordusu, bölgede değişen güvenlik güçleri istikrarı sağlandıkça şu anda işgal ettiği toprakları kademeli olarak devredecektir.

17. Hamas bu öneriyi geciktirir veya reddederse, yukarıdaki noktalar terörden arındırılmış bölgelerde uygulanacak ve İsrail ordusu bu bölgeleri kademeli olarak uluslararası istikrar gücüne devredecektir.

'İSRAİL, KATAR'DA GELECEKTE SALDIRI DÜZENLEMEMEYİ KABUL EDER'
18. İsrail, Katar'da gelecekte saldırı düzenlememeyi kabul eder. ABD ve uluslararası toplum, Doha'nın Gazze'de önemli arabuluculuk rolünü kabul eder.

19. Nüfusu radikalleşmeden uzaklaştırmak için bir süreç oluşturulacaktır. Bu süreç, İsrail ve Gazze'deki zihniyet ve anlatıları değiştirmek amacıyla dinlerarası diyalogu da içerecektir.

20. Gazze'nin yeniden inşası ilerledikçe ve Filistin Yönetimi reform programı uygulandıkça Filistin halkının arzusu olarak kabul edilen Filistin Devleti'nin kurulması için güvenilir bir yolun koşulları oluşabilir.

21. ABD, barış içinde bir arada yaşama için siyasi bir ufuk üzerinde anlaşmak üzere İsrail ve Filistinliler arasında bir diyalog kuracaktır.

Almanya'dan Gazze hamlesi: Trump ve Netanyahu'ya telefon

lmanya Başbakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Merz, Netanyahu ile telefon görüşmesinde, Gazze'de ateşkes planının hızlı şekilde uygulanması çağrısında bulundu.

ABD Başkanı Trump'ın önerdiği planın, esirlerin serbest bırakılması ve bölgeye barış getirilmesi için "en iyi fırsat" olduğunu söyleyen Merz, Almanya'nın Gazze'de ateşkes planına güçlü desteğini yineleyerek ülkesinin planın uygulanmasına katkıda bulunmaya hazır olduğunu aktardı.

Netanyahu hükümetinin de Trump'ın ateşkes planında belirtilen ilk geri çekilme hattını kabul ettiğine dair haberlere işaret eden Merz, "İsrail'in plana onay vermesini memnuniyetle karşıladık. İsrail güçlerinin Gazze'den çekileceği açıklaması doğru bir adımdır." ifadelerini kullandı.

Merz, "Şimdi, Mısır'daki görüşmelerde çatışmaların sona erdirilmesi, rehinelerin derhal serbest bırakılması, Gazze'ye tam insani yardım erişimi ve Hamas'ın silahsızlandırılması konusunda hızlı bir anlaşma sağlanmalıdır. Alman hükümeti diplomatik çabalarını sürdürecek, ABD ve Orta Doğu'daki ortaklarıyla temas halinde kalacaktır." diye konuştu.

TRUMP İLE GÖRÜŞME
Öte yandan Şansölye Merz, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde ise Mısır'da yapılacak Gazze görüşmelerinde hızlı bir anlaşmaya varılması gerektiği konusunda fikir birliği içinde olduklarını vurguladı.

Merz, Trump'a, Gazze'de artık barış zamanının geldiğini belirtti.

Alman Başbakan, Trump'a, Avrupa'da dondurulmuş Rus varlıklarının Ukrayna Silahlı Kuvvetlerini desteklemek için kullanılması gerektiği konusundaki önerisi hakkında bilgi verdi.

İki lider, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın bir an önce sona ermesi için beraber çalışmaya devam etme konusunda mutabık kaldı.

Özgürlük Filosu Koalisyonu, Gazze'ye yol alıyor

Akdeniz'de seyrine devam eden ve 11 gemiden oluşan Özgürlük Filosu Koalisyonu, Mısır'ın İskenderiye kenti açıklarında Gazze'ye yol alıyor.

Filonun basın grubundan yapılan bilgilendirmeye göre, filo, Gazze'ye yaklaşık 250 deniz mili uzaklıkta bulunuyor.

Uluslararası sularda bulunan filonun, bu gece, katil İsrail güçlerinin müdahalesi açısından "orta riskli" olarak nitelenen bir alana girmesi öngörülüyor.

Filodaki "Vicdan (Conscience)" gemisinde bulunan Sözcü Huwaida Arraf, AA muhabirine, diğerleri hariç sadece kendi gemilerinde 22 farklı ülkeden gelen 92 sivil olduğunu ve aralarında onlarca doktor ve gazetecinin yer aldığını anlattı.

Katil İsrail'in Sumud Filosu'ndaki gemilere saldırılarına herkesin tanık olduğunu vurgulayan Arraf, yasa dışı şekilde alıkonulan insanların korkunç ve kötü muamelelere uğradığını anımsattı.

Arraf, "Ancak bu bizi asla yıldırmıyor." ifadesini kullanarak katil İsrail'in yasa dışı ablukasını kırmak için yıllardır çalıştıklarını söyledi.

Yıllar önce Mavi Marmara gemisinde kendisinin de bulunduğunu aktaran Arraf, katil İsrail'in bazı gönüllüleri öldürdüğünü hatırlattı.

Arraf, "İsrail'in vahşeti bizi durduramaz. Zira biliyoruz ki bu vahşet, 'güçlü olanın haklı olduğu' ve kimse için bir güvence bulunmayan bir dünya yaratmaya yönelik. Bu, ne kendimiz ne de çocuklarımız için kabul edebileceğimiz bir dünya." diye konuştu.

Yola çıkma nedenlerinin tüm dünya tarafından bilindiğine işaret eden Arraf, dünya kamuoyuna "Ayağa kalkın", "Gemi için güvenli geçiş talep edin" diye seslendi.

Katil İsrail ile tüm ticari faaliyetlerin durdurulması çağrısı yapan Arraf, hükümetleri katil İsrail'e baskı yapmaya da davet etti.

Arraf, "Gazze halkı bekliyor. Burada Gazze'deki meslektaşlarına yardım etmek zorunda olan doktorlar ve gazeteciler var. En önemlisi, katil İsrail'in Gazze'yi kontrol etme hakkı yok. Gazze halkı özgür olmalı." dedi.

Katil İsrail, Sumud Filosu'na saldırmıştı

Katil İsrail'in ablukasını kırmak ve Gazze'ye insani yardım ulaştırmak için yol alan Küresel Sumud Filosu, 1 Ekim akşamı Gazze sularına yaklaşmıştı.

Filoya saldıran katil İsrail güçleri, onlarca tekne ve gemiyi yasa dışı şekilde ele geçirerek yüzlerce yolcusunu alıkoydu.

Küresel Sumud Filosu, bugüne kadar Gazze'ye insani yardım ulaştırmak için toplu şekilde yola çıkan en büyük filo olma özelliğini taşıyordu.

Hamas: Filistin halkı tüm saldırılara karşı direnecek

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Hamas ve İsrail tarafından kabul edilen Gazze planının uygulanması beklenirken İsrail, işgal altındaki Batı Şeria'da her geçen gün biraz daha fazla toprak gasbederek yerleşim birimlerini genişletiyor ve Filistin kentlerinin coğrafi bağını koparıp onları kantonlara çeviriyor.

'BENZERİ GÖRÜLMEMİŞ ŞEKİLDE ARTTI'
Hamas yöneticilerinden Merdavi, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, İsrail'in uyguladığı "daha fazla Filistin toprağını gasbetme" politikası çerçevesinde Batı Şeria'daki yerleşimlerin benzeri görülmemiş şekilde arttığını dile getirdi.

Yerleşimlerin amacının, "Batı Şeria'nın ilhakı ve Filistinlilerin tehcir edilmesi" olduğunu vurgulayan Merdavi, yerleşimlere ek olarak Batı Şeria'da baskınlar, saldırılar, gözaltılarda da artış yaşandığını ve bununla da direniş ruhunun çökertilmeye çalışıldığını aktardı.

Mahmud Merdawi

Mahmud Merdavi


'FİLİSTİN HALKI TÜM SALDIRILARA VE YERLEŞİMLERİN GENİŞLETİLMESİNE KARŞI DİRENECEK'
Merdavi, "Bu suçlar, tüm uluslararası yasa ve anlaşmaları açıkça ihlal eden, toprakları yerli halktan arındırmayı amaçlayan apartheid politikasını temsil etmektedir." ifadesini kullandı.

Hamaslı yetkili Merdavi, Filistin halkının, tüm saldırılara ve yerleşimlerin genişletilmesine karşı direneceğini dile getirdi.

FKÖ'ye bağlı Ayrım (Utanç) Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyi Başkanı Müeyyed Şaban, Ramallah'ta düzenlediği basın toplantısında, İsrailli yerleşimcilerin 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'da 114 kaçak yerleşim kurduğunu söylemişti.

Şaban, bu kaçak yerleşimler nedeniyle 2 bin 853 kişilik 33 Filistinli Bedevi topluluğunun başka yerlere göç etmek zorunda kaldığını kaydetmişti.

Trump: Eğer Hamas Gazze'yi yönetmeye devam kararı alırsa tamamen yok edilir

ABD Başkanı Donald Trump, CNN International'a kritik açıklamalarda bulundu.

İsrail ve Gazze arasındaki ateşkes sürecini değerlendiren Trump, "Eğer Hamas Gazze'yi yönetmeye devam kararı alırsa tamamen yok edilir. Netanyahu Gazze'yi bombalamayı sonlandırmaya hazır. Hamas'ın ciddi olup olmadığını yakında anlayacak." dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio'dan Gazze açıklaması: Savaş hemen sona ermeyecek

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, katıldığı bir televizyon programında Gazze’deki ateşkes sürecini değerlendirdi. Rubio, yapılması gereken bazı işler olduğunu belirterek, "Gazze'deki savaşın henüz sonu gelmedi. Hamas savaştan sonra ne olacağı konusunda prensipte anlaştı. Silahsızlanma ise tartıştığımız bir konu, kolay olmayacak. Gazze'de 3 gün içinde Hamas'tan bağımsız bir yönetim yapısı kurmak mümkün değil" ifadelerini kullandı.

Gazze'deki esirlerin serbest bırakılmasıyla ilgili de konuşan Rubio, "Hamas'ın bu konuda ciddi olup olmadığını, lojistik açıdan teknik görüşmelerin nasıl gittiğine bakarak çok kısa sürede anlayacağız. İsrail ile Hamas arasında varılan anlaşmaya ilişkin görüşmeler sürüyor, lojistik düzenlemeleri hızla tamamlamayı umuyoruz. Rehinelerin en kısa sürede serbest bırakılmasını istiyoruz” açıklamasında bulundu.

İşgalciler gece boyu Gazze’yi bombalamayı sürdürdü

Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, işgalcilerin gece boyu devam eden saldırılarında çok sayıda kişi yaralanırken, Gazze'deki Ezher Üniversitesi hedef alındı.

Ezher Üniversitesi’ne yönelik şiddetli bombardıman sonucu kampüs binaları tamamen çöktü ve kullanılamaz hale geldi.

Katil İsrail savaş uçakları Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un kuzeyinde yer alan Asda bölgesinde yerinden edilmişlerin çadırlarını hedef aldı. Saldırıda çok sayıda Filistinli yaralandı.

Katil İsrail topçu birlikleri de Vadi Gazze'nin doğusunda konuşlanmış zırhlı araçlarından insani yardım bekleyen Filistinlilere ateş açtı. Saldırıda çok sayıda kişi yaralandı.

Gazze kentinde ise katil İsrail savaş uçakları, Sabra, Cela ve Selasin mahallelerine art arda hava saldırıları düzenledi. Tayaran Kavşağı çevresinde Levh ve Ebu Şaban ailelerine ait binalar hedef alındığı saldırılarda çok sayıda kişi yaralanırken, hedef alınan binalar ve çevredeki evlerde büyük çaplı yıkım meydana geldi.

Katil İsrail uçakları ayrıca, Gazze Şeridi'nin ortasındaki Megazi Kampı'nı da hedef aldı. Saldırıda yaralananlar olurken vatandaşların evlerinde hasar oluştu.

İşgalcilerin Gazze Şeridi'ne 7 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılarda en az 67 bin 74 Filistinli şehit oldu, 169 bin 430 kişi de yaralandı.

Sumud Filosu'ndaki aktivistler işgalcilerin kendilerine uyguladığı şiddeti anlattı

Küresel Sumud Filosu teknelerinde yer alan, aralarında 36'sı Türk, 23'ü Malezyalının olduğu toplam 137 kişi İstanbul'a geldi.

İsrail tarafından uluslararası sularda saldırıya uğrayıp alıkonulduktan sonra Türkiye'ye dönüşleri sağlanan Küresel Sumud Filosu'nda yer alan aktivistler, İsrail'in filodaki teknelere saldırısında yaşadıklarını ve alıkonuldukları süreçte maruz kaldıkları fiziksel ve psikolojik şiddeti anlattı. Küresel Sumud Filosu'nda yer alan gazeteci Ersin Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail'in kendilerine insanlık dışı muamelede bulunduğunu söyledi.

Hem fiziksel hem de psikolojik şiddete uğradıklarını kaydeden Çelik, "Bazı arkadaşlarımızı yaraladılar, yemek vermediler, su vermediler, onların artıklarını içmemizi istediler, kabul etmedik. Neticede devletimiz bizi getirdi. Ablukayı kaldırdığımızı düşünüyoruz çünkü İsrail'de moraller çok bozuk. İnanılmaz öfkeliler, ne yapacaklarını bilmiyorlar. Bütün dünyanın onlardan nefret ettiğini görmeye başladılar. 3 gün önce ablukayı kırdık ve kırılmanın etkisini 3 gün boyunca İsrailli siyonist askerlerin ve polislerin yüzlerinden net şekilde okuduk." diye konuştu.

"Greta'ya çok ağır işkenceler yaptılar"

Ersin Çelik, CNN Türk canlı yayınında da İsrail askerlerinin kendilerine yönelik muamelelerine dikkati çekti.

Çelik, "(İsrailliler) Greta'ya (İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg) çok ağır işkenceler yaptılar gözlerimizin önünde. Greta'ya zulmettiler, küçücük çocuk daha Greta. Onu süründürdüler, İsrail bayrağını öptürdüler. Naziler ne yaptıysa aynısını yaptılar." dedi.

Küresel Sumud Filosu Türkiye Delegasyonu Tunus Saha Sorumlusu Davut Daşkıran da Türkiye'ye kendilerini yalnız bırakmadıkları için teşekkür etti.

Bazı Türk aktivistlerin hala İsrail'de alıkonulduğunu bildiren Daşkıran, "Elçiliklerimiz bu kişileri bize tekrar ulaştıracağını söyledi. Biz başardık, ablukayı kırdık, bütün dünyaya İsrail’in ne kadar zalim olduğunu gösterdik. İki hedefimizden biri buydu, başardık arkadaşlar." şeklinde konuştu.

"İsrail'in bu soykırımının sonunu göreceğiz"

Aktivistlerden Siyer Vakfı Kurucu Başkanı Muhammed Emin Yıldırım Gazze'deki soykırıma dikkati çekmek için Sumud Filosu'na katıldığını belirterek, "Belki Gazze'ye varamadık ama Gazze'nin sesini dünyaya duyurmak adına bir adım oldu. Yüreklerimizde Gazze'ye varamamanın bir kırgınlığı var ama nihayetinde bu ses dalga dalga yükselecek ve inşallah İsrail'in soykırımının sonunu göreceğiz." ifadelerini kullandı.

Yıldırım, İsrail tarafından insani bir davranış görmediklerini aktararak, "Gemilerimizi ablukaya aldılar sonraki süreçlerde de çok aşağılanmalara maruz bırakıldık. Yaşadıklarımızı görünce, yıllardır Filistinlilerin neler yaşadığını biraz daha iyi anlamış oluyoruz. Normal bir su bile vermediler. 3 gün boyunca içme suyundan mahrum bırakılacak şekilde, ibadet haklarımıza engel olacak tavırları vardı. İsrail'in şimdiye kadar yaptıklarına yakışır bir tavırla karşı karşıya kaldık." değerlendirmesinde bulundu.

Sumud Filosu'ndaki Aktivistler İsrail'in Kendilerine Uyguladığı Şiddeti Anlattı (2)

Katil İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in alıkonuldukları yere geldiğinde rezil olduğunu kaydeden Yıldırım, "İnsanlar, yüzlerine karşı terörist olduklarını söylediler. Asıl teröristin Gazze'de soykırım yapanlar olduğunu söylediler. Hiçbir şey söyleyemeden çok kızgın ve rezil olmuş şekilde orayı terk etmek zorunda kaldı." dedi.

Yıldırım, ülkesine döndüğünden mutlu olduğunu vurgulayarak, yetkililere de teşekkür etti.

Aktivistlerden Prof. Dr. Haşmet Yazıcı da duygularını, "Gazze'ye gitmek nasip olmadı. İsrail bizi uluslararası sularda alıkoydu ve 3 gün kadar bize terörist muamelesi yapıp, hapishanede kalmak mecburiyetinde bırakarak fiziksel ve psikolojik mobinge maruz bıraktı. Allah razı olsun devletimiz bizi oralardan aldı." diyerek ifade etti.

Yazıcı, her gemide aktivistlere farklı muameleler yapıldığını bazı arkadaşlarının 16 saat boyunca plastik kelepçelerle yolculuk etmek zorunda kaldığını dile getirdi.

"Ağlamamızı istediler ama hiç ağlamadık"

İkbal Gürpınar, işgalcilerin ne kadar zavallı olduğunu dünya kamuoyuna bir kez daha sergilediğini ve gerçek yüzünü gösterdiğini söyledi.

İtalyan milletvekiliyle aynı koğuşta kaldığını dile getiren Gürpınar, şöyle devam etti:

"Bir gecede odası bir inanın 3-4 kere değiştirilir mi? Geliyorlar, o koğuştan o koğuşa, o koğuştan o koğuşa ve hayvan gibi sesler çıkarıyorlar. Özellikle İsrailli kadın askerler, erkeklerden çok daha zalimlerdi. Bize olmadık şeyler yaptılar. Köpek muamelesi yaptılar. Ağlamamızı istediler ama hiç ağlamadık, bilakis güldük. Şarkılar söyledik, ilahiler okuduk. Onlar şoka girdi, 'Bunlar nasıl hala böyle mutlu olabiliyorlar?' diye. Bizi aç bıraktılar. 14 kişilik odaya bir tabak bir şey veriyorlar, bir kaşık düşmez, öyle diyeyim ve sıfır kalorili şeyler.

Allah'ıma şükürler olsun, Rabb'im karnımızı acıktırtmadı. Çok susamadıkça da su içmedik çünkü su tuvaletteki suydu. Tuvalet musluğundan akan suyla susuzluğumuzu gidermeye çalıştık. Yalvarmamıza rağmen su vermediler. İlaçlarımızın hepsini aldılar. Gözümüzün içine baka baka çöpe attılar. Her şeyimizi çaldılar. Askerler kendi çantalarına notebookları, telefonları koydu, powerbankleri çaldı. Adamların varoluş sebebi o, hırsızlık. Vatanlarını çaldılar onların (Filistinlilerin)."

Gürpınar, işgalcilerin artık sona geldiğini ve bütün dünyanın onlardan nefret ettiğini vurgulayarak, "İtalyan milletvekili, 'Siz çok nankörsünüz. Tarihinize bakarsanız geçmişte sizi biz koruduk. Gidince gerçek yüzünüzü herkese anlatacağım.' dedi. Herkes bilenmiş vaziyette. Herkes memleketine döndüğü andan itibaren İsrail antipropagandası yapacak inşallah." diye konuştu.

"İsrail, kendi sonunun başlangıcını histeri nöbetleriyle getirdi"

Aktivist Zeynep Dilek Tekocak da işgalcilerin 72 milletin olduğu bir yerde bu kadar histeri nöbeti geçirmesini beklemediklerini kaydetti.

Gözaltına alınmalarının ardından bazı kişilere şiddet uygulandığını aktaran Tekocak, "Soykırım Bakanı Itamar Ben-Gvir'in konuşmasında protestodan sonra şiddetin dozunu artırdılar zaten. Biz slogan attık, konuşturmadık onu çok fazla. Bayağı sinirlendi, açık söyleyeyim. Kendi askerlerinin çocuklarının onların yolunu gözlediğini falan söyledi. Ama çok da konuşturmadık. Buna çok öfkelendi, sinirlendi anladığımız kadarıyla çünkü ondan sonraki süreçte psikolojik baskı daha fazla yapmaya çalıştılar." ifadelerini kullandı.

Tekocak, Gazze'ye çok yakın bir bölgedeki hapishaneye gönderildiklerini belirterek, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Öncesinde toplama alanı vardı. O toplama alanında diğer gemilerdeki hanımların olduğu yerde bir araya geldik. Ondan sonra bizi yeni yapılan hapishaneye götürdüler. Götürürken bize, 'Sizi zaten Gazze'ye götürüyoruz. Gazze'ye çok yakın bir yere götürüyoruz.' dediler. Dalga geçtiler yani akıllarınca. Ama şunu hesap edemediler bir türlü: 72 milletten insan vardı. Birçok milletvekili, sendika başkanları, aktivistler, avukatlar, her meslek grubundan insan vardı. Aynı koğuşta kaldığımız zaman onların söylediği tek şey, 'Ülkelerimize gittiğimiz zaman İsrail'in gerçek yüzünü anlatacağız.' Bunu belki Türkiye olarak biliyorduk ama Avrupa'da çok farklı tanınıyorlardı. Bundan sonra İsrail'in bütün imajı yerle bir oldu. İsrail, kendi sonunun başlangıcını histeri nöbetleriyle getirdi."

Sumud Filosu'ndaki Aktivistler İsrail'in Kendilerine Uyguladığı Şiddeti Anlattı (3)

"Tepkimizi gösterince şiddetlerini daha çok artırdılar"

Aktivist Osman Çetinkaya ise Amiral gemisinde olduğunu, ilk bu geminin durdurulduğundan bahsetti.

Gemi durdurulduktan sonra katil İsrail askerlerinin gemiyi kendi limanlarına çektiğini ifade eden Çetinkaya, "Limanlara çektikten sonra baskı şeklinde, ellerimizi kelepçeleyerek bizi sözde kendilerince aşağılayabileceklerini sandılar. Biz tepkimizi gösterince şiddetlerini daha çok artırdılar. Daha sonra bizi toplama kampına alıp cezaevine gönderdiler. En önemlisi bizim kişisel eşyalarımızı bir nevi çaldılar, bizden aldılar." dedi.

Çetinkaya, hapishanede de sürekli baskı altında tutulmaya çalıştıklarını, gece boyu kaldırıldıklarını ve yerlerinin değiştirildiğini söyledi.

"Biz elimizden geldiğince tepkilerimizi, onlardan korkmadığımızı gösterdik ve bunu hissettirdiğimizi düşünüyorum. Onların da gözlerinden zaten okunuyordu." diyen Çetinkaya, Gazze'ye tam ulaşamadıklarını ama tüm dünyaya İsrail'in iç yüzünü gösterdiklerini anlattı.

"Son derece ahlaksızca işler yaptılar"

Aktivistlerden Ayçin Kantoğlu, "Yapılması gerekeni yaptık ve geldik. Korkmuyoruz onlardan. Son derece ahlaksızca işler yaptılar. Bizi yani kadın mahkumları koydukları yere büyük bir bez pankart hazırlatmışlar. Üzerine Gazze'nin son halini bastırmışlar. 'Gazze'ye hoş geldiniz' yazmışlar, bu kadar ahlaksızca bir işti. Adeta suçlarını üzerlerinde taşıyorlar." diye konuştu.

Kantoğlu, müdahaleden sonra limana indirildiklerini ve kendilerini oldukça iyi Türkçe konuşan kişilerin karşıladığını belirtti.

Bu kişilerden biriyle aralarında geçen diyaloğu aktaran Kantoğlu, "Biri bana, nereden geldiğimizi ve nerede olduğumuzu sordu, Muğla'dan geldiğimi söyledim. 'Şimdi nerede olduğunu biliyor musun?' dedi. 'Beni kaçıran sensin. Dolayısıyla nerede olduğumu senin söylemen lazım, neredeyiz?' dedim. 'İsrail'desin, artık Gazze Mazze yok farkında mısın?' dedi. Ben de şöyle bir müstehzi (alaycı) ona güldüm." ifadelerini kullandı.

Kantoğlu, aynı günün akşamı katil İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in kendilerini görmeye geldiğini anlatarak, şunları söyledi:

"Bizi bir kafese kapatmışlardı. Gerçekten bir hayvan, bir köpek kafesiydi, kadınlar hep beraber orada duruyorduk. Ben-Gvir yanımıza gazetecilerle geldi ve beyanat vermeye çalıştı. Anlayabildiğim kadarıyla 'Bunlar Kudüs'ün çocuklarına acımıyor.' vesaire dedi. Biz, Ben-Gvir'i 'O koca çeneni kapat soykırımcı pislik.' diyerek protesto ettik. O, hapishane koşullarımızı daha çetrefilli hale getiren bir slogandı. Hiç pişman değilim o sloganı attığımız için. Bence doğrusunu yaptık. 5 kişilik hücrelerde 15 kişi kaldık. Duvarlarda kanla yazılmış yazılar vardı, hepsini okuduk. Annelerin, hücrelerin duvarlarına evlatlarının ismini yazdığını gördük. Aslında Filistinlilerin yaşamış olduğu şeyleri bir nebze olsun yaşamış olduk. Temiz su vermediler, tuvaletlerden su içmemizi söylediler, 40 saate yakın yemek almadık."

Kantoğlu, katil İsrail askerlerinin kendileriyle birlikte alıkonulan iklim aktivisti Greta Thunberg'e vurduğunu görenlerin olduğunu, Thunberg'in elleri arkadan işgalci bayrağıyla bağlanarak yürütüldüğünü aktardı.

"Çıplak arama da yapıldı"

Katil İsrail askerlerinin alıkonulan başörtülü kadınların başlarını açmaya çalıştığı iddialarının sorulması üzerine Kantoğlu, şunları kaydetti:

"Çıplak arama da yapıldı, her şeyi çıkardılar. Hemen hemen her kontrol noktasında defalarca arandık. Ağzımızın içine, dişlerimizin arasına baktılar. Bize terörist muamelesi yapmaya çalıştılar ama bizler suçlu olmadığımızı her seferinde onların yüzlerine haykırdık. Bizlerin suçlu olmadığını, herhangi bir yasayı çiğnemediğimizi, aksine yasayı çiğneyen tarafın onlar olduğunu, bizi kaçırdıklarını yüzlerine söyledik. Eğer arzu ettikleri bizi sindirmekse o konuda başarılı olamadılar. Son ana kadar sloganları kesmedik. Bizi attıkları yerin yüksek korunaklı bir cezaevi olduğu söyleniyor. Orayı da sloganlarla inlettik."

Küresel Sumud Filosu'nda yer alan Türkiye Delegasyonu üyesi Ramazan Tunç, havalimanında gazetecilere yaptığı açıklamada, başardıklarını, tek bir gemiyle bile olsa surda delik açtıklarını söyledi.

Son gelen bilgilere göre, filodaki Mikeno gemisinin Gazze sularına ulaşmak suretiyle ablukayı kırmış bulunduğunu ifade eden Tunç, "Filomuzdaki tüm gemilerimiz son gücüne kadar katil İsrail işgal güçleriyle mücadele ederek Gazze'ye ulaşmak konusunda en üst düzeyde fedakarlık gösterdi. Başardık. Katil İsrail'in barbarlığını, hukuksuzluğunu, mutlak kötülüğünü tüm dünyaya Sumud Filosu gösterdi. Tüm dünyaya nefretin, hukuksuzluğun, insanlık düşmanlığının değişmez temsilcisi olduğunu gösterdi." ifadelerini kullandı.

Tunç, yaşadıklarının katil İsrail için artık sonun başlangıcı olduğunu kaydederek, "Devletlerin, orduların, güç sahiplerinin adım atamadığı bir ortamda sivil bir organizasyon olarak İsrail'in karşısına çıktık ve hiçbir korku duymadan cesaretle ilerledik arkadaşlar. Başardık. Sivil inisiyatifler olarak stratejik fikirlerle, kolektif çalışmalarla, tecrübelerimize dayanarak şekillendirdiğimiz yeni misyonlarla dünya tarihinin akışını ve uluslararası denklemleri değiştirecek hamleler yapabileceğimiz ispatladık. Bu misyonların asıl dinamik gücünü oluşturan Gazzeli kardeşlerimizin onurlu direnişine en büyük umut verici, destekçi olduk." diye konuştu.

Dört bir taraftan ölüm, yıkım ve acıyla kuşatılan Gazze'de umut filizlerinin yeşermesine vesile olduklarını vurgulayan Tunç, "Dünyadaki büyük Gazze direnişini, büyük Gazze ittifakını kurmuş bulunmaktayız. Mahşer gününde Rabbimizin huzuruna çıkıp hesap vereceğimiz an için bir mazeret ortaya koyduk arkadaşlar. Elimizden gelenin en iyisini ortaya koymaya çalıştık. Bizler, bizden önceki tüm misyonlarda olduğu gibi Gazze ablukasını kırma misyonundaki tecrübelerin üzerine büyük bir taş daha koymuş olduk." ifadelerini kullandı.

Tunç, Gazze direnişinin bayrağını en ileri noktaya taşıdıklarını belirtti.

Aktivistlerden Zeynep Dilek Tekocak ise bütün halkların bir araya gelerek bir devrimi başardığını belirterek, "İsrail'in imajı yerle bir oldu. Yemin ediyorum ki bugün değilse yarın, İsrail'in kendinin de yerle bir olduğunu göreceğiz. Biz başardık." ifadelerini kullandı.

Tekocak, 3 gün boyunca Gazze'ye çok yakın bir hapishanede tutulduklarını belirterek, "Gazzelilerle aynı gökyüzüne baktık, en yakın zamanda Gazzelilerle aynı sofraya oturacağız. Yıllardır 'Kahrolsun İsrail' sloganı atıyorduk, bu filoyla İsrail'i kahredecek bir iş yaptık. İsrail kahroldu, kahroldu." diye konuştu.

Katil İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in ziyaretiyle ilgili Tekocak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"O geldiği zaman onu protestolarla, sloganlarla hiç kimse konuşturtmadı. O kadar kızdı ki ondan sonra bize şiddeti artırmaya başladılar. Bize 3 gün boyunca su vermediler ama emin olun ki Avrupalılar dahi onlardan bir yudum su istemedi. Doğru düzgün yemek vermediler, kimse onlardan yemek istemedi. Birçok insan orada açlık grevine başladı. Bizi gözaltına aldıklarında, büyük bir alana götürdüler yerlere oturttular. Aramızdan belli belirsiz kişileri hırpaladılar ancak hiç kimse onlardan hiçbir şey istemeyince daha çok kızdılar. Gvir geldikten sonra yapılan protestolar onlara histeri nöbeti yaşattı. Emin olun ki basiretleri bağlandı. Şu anda dünyaya rezil olmuş durumdalar."

Tekocak, "Orada beraber yolculuk yaptığımız birçok milletvekili, 'Biz ülkelerimize döndüğümüz zaman İsrail'in gerçek yüzünü herkese anlatacağız, bütün dünya artık bunu bilecek.' dediler. Bugün nasıl imajları yerle bir olduysa, kendileri de yerin dibine geçecek ve biz bunun çok yakın olduğunu biliyoruz." dedi.

Tekocak, yeni bir filo olması halinde tüm aktivistlerin yine koşa koşa Gazze'ye gideceklerini söyledi.

"Bizi güvenli şekilde evimize getirdikleri için Türkiye'ye teşekkür etmeliyiz"

Arjantinli aktivist Gonzalo Di Pretoro, işgalcilerin kendilerine kaba davrandığını söyledi.

Sağ ayağından ampütasyon geçirdiğini aktaran Pretoro, "Özel ayakkabıya ihtiyacım olduğunu söyledim. Bana basit ayakkabı getirdiler. Ayrıca, buna (özel ayakkabı) ihtiyacım olduğunu söylediğimde beni itip kaktılar. Bize karşı çok agresiflerdi." ifadelerini kullandı.

Fas asıllı Fransız vatandaşı Yasin Benjelloyn da işgalcilerin orada kendilerine sergiledikleri davranışların Filistinlilere ne yaptıklarını hayal etmelerini sağladığını ifade ederek, "Bize yaptıkları şey, ilaca ihtiyacı olanların ilaç almasını engellemekti. 32 saat sonra bize sadece su verdiler. Neredeyse hiç yiyeceğimiz yoktu. Sabah saat 03.00'te köpekler ve keskin nişancılar odamıza girerek bizi uyandırdılar. Uyumamızı engellemek için her iki saatte bir bizi uyandırdılar. Bunu bize, vatandaşlara, masum sivillere yapıyorlar. Bu, bizim Filistinlilere ne yaptıklarını sadece hayal etmemizi sağlıyor." diye konuştu.

Benjelloyn, "Bizi güvenli şekilde evimize getirdikleri için Türkiye'ye teşekkür etmeliyiz." dedi.

"Her fırsatı değerlendirip hepimizi aşağıladılar"

İtalyan gazeteci Lorenzo Agostino ise uluslararası sularda kaçırıldıktan sonra karaya çıkarıldıklarını belirterek, "Karaya çıktıktan sonra terörist grup gibi davrandılar. İnsanları tekmelediler. İki günden fazla süre boyunca temiz su vermediler. Her fırsatı değerlendirip hepimizi aşağıladılar. Greta Thunberg, sadece 22 yaşında cesur bir kadın. Aşağılanarak katil İsrail bayrağına sarıldı ve bir ödül gibi sergilendi. Gerçekten barbarca bir yerde olduğumu hissettim ve bu barbarlığın bir an önce sona ermesini umuyorum." ifadelerini kullandı.

Katil İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in, Aşdod Limanı'na vardıklarında salonun dışında olduğunu aktaran Agostino, "Sanki biz teröristmişiz gibi davranılmasını sağlıyordu çünkü bizi terörist sanıyordu." dedi.

Agostino, maruz kaldıkları şiddeti, "Polis bize çok sıkı kelepçe taktı ve bu da durumumuzu daha kötü yaptı. Gözlerimizi bağladılar ve neredeyse hiç giysimiz olmadan, çok düşük sıcaklıkta bir minibüse bindirdiler. Donacak gibiydik. Bizi orada yaklaşık 3 saat kadar tuttular." sözleriyle anlattı.

"Bize yapamadıklarını Gazze'de yapıyorlar"

Kuveyt vatandaşı Mohammad Jamal ise kendilerine yapılan operasyona katil İsrailli 700 kadar özel kuvvetin katıldığını söyledi.

İçinde bulunduğu teknenin sabah saat 06.00'da 20 asker tarafından ele geçirildiğini aktaran Jamal, "Ele geçirildiğimiz yerden Aşdod Limanı'na kadar 12 saat boyunca güneşin altında tutulduk. Orada bize çok kötü davrandılar. Bu süre boyunca hiç yemek yemedik ve sadece su içmemize izin verildi. Su içip tuvalete gittik. Aşdod'a vardığımızda polis bize çok kötü davrandı." diye konuştu.

Jamal, "Sizi dövdüler mi?" sorusuna, "Bazı arkadaşlarımız dövüldü ama daha çok küfür edildi. Dünya kamuoyunun baskısı altında oldukları anlaşılıyordu. Dünya kamuoyu, onların kendi planladıklarından daha iyi davranmalarını sağladı. Bize karşı o kadar öfke ve kızgınlık duyuyorlardı ki kamuoyu yüzünden hiçbir şey yapamadılar. İnsanlar bizi gösteri yaparak ve gözetleyerek korudu." yanıtını verdi.

Tüm eşyalarının ellerinden alındığını anlatan Jamal, "Bizi eşyalarımız olmadan gönderdiler. Hiçbir şeyimiz yoktu, sadece pasaportlarımız vardı. Üç gün boyunca hapiste susuz kaldık. Sadece temizlenmek için su vardı. Bize, 'Yıkandığınız suyu için.' dediler. Duş yoktu, yemek çok azdı, doktor yoktu. Bazıları kalp ilacı, epilepsi ilacı kullanıyordu, ilaçlarını alamadılar. Tekrar vurgulamak istiyorum ki, sizlerin, medyanın, Türk halkının, Avrupa ve tüm dünyadaki insanların baskısı çoktu. Bu yüzden herkese teşekkür ediyoruz. Gazze'yi gözlemlemeye devam etmeliyiz çünkü bize yapamadıklarını Gazze'de yapıyorlar." şeklinde konuştu.

"Uçak Türkiye'nin bir armağanıydı"

Türk Hava Yollarının uçağıyla İstanbul Havalimanı'na getirilen Libya'nın eski başbakanlarından Ömer el-Hasi, filonun tüm gemi ve teknelerine yönelik müdahalenin, uluslararası kara sularda gerçekleştiğini belirtti.

Ömer el-Hasi, gemiye çıkan katil İsrail askerlerine, "Sivil aktivistleriz. Ne Gazze kara sularında ne de uluslararası kara sularda sizinle hiçbir şekilde karşı karşıya kalmak istemiyoruz. Bizler, sizin için herhangi bir tehdit oluşturmuyoruz. Bizler, Cenevre ve Roma yasalarına göre, çatışma alanlarında zarar gören masum sivillere ulaşmak istiyoruz. Gazze'deki masum siviller, çocuk, kadın, yaşlı, hasta ve yaralılardan oluşuyor. Biz onlara gıda maddeleri, çocuk mamaları, halı, konaklama çadırları ve bazı vitaminlerden oluşan malzemeleri götürmek istiyoruz." dediklerini anlattı.

Katil İsrail askerlerinin söylediklerini reddettiğini ve gemiyi ele geçirdiğini ifade eden el-Hasi, askerlerin kendilerini geminin bodrum katına hapsederek limana götürdüğünü dile getirdi.

El-Hasi, götürüldükleri limanda elleri ve ayakları kelepçeli halde bir süre tutulduklarını, yanlarına gelen katil İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in kendilerine "Sizler Hamas'ı destekliyorsunuz." dediğini, kendilerini hapsin yanı sıra işkence ve baskı altında tutmakla tehdit ettiğini belirtti.

Avrupa, Türkiye, Kuzey Afrika, Latin Amerika ve ABD'dekilerin yanı sıra barıştan yana Yahudilerin gıda ve ilaçla geldiğini söyleyen el-Hasi, Ben-Gvir'in, diplomatik teamülleri ve siyaseti zedeleyerek, ırkçı, faşist söylemlerle konuştuğunu, uluslararası aktivistlere hakaret etmeye çalıştığını anlattı.

Ömer el-Hasi, Ben-Gvir'in tehditlerinden sonra, işkence derecesine varan sıkı uygulamalara başlandığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aramızdaki yaşlılar da dahil acı çekeceğimiz şekilde ellerimizi arkadan bağladılar. Kadınlara hiçbir saygıları yoktu ve tutulduğumuz yer oldukça kötüydü. Liman civarındaki açık alanda bizleri 8 saat boyunca bu halde tuttular. Daha sonra da bizleri limanın hangarına alarak üst araması yaptılar. Tabii üst aramaları korkunçtu. Üstümüzdeki her şeyimizi aldılar. Çantalarımız ve özel eşyalarımız tümüyle burada kayboldu. Sabahın erken saatlerinden itibaren de zırhlı araçlarla bizleri mahkumlar gibi aldılar. Bizleri işgal altındaki Filistin topraklarının güneyinde yer alan hapishanelere naklettiler."

Nakledildikleri yerde koşulların daha da kötüleştiğini ifade eden el-Hasi, "İçme suyundan mahrum bıraktılar. Kötü koşullarda sürekli soruşturmaya alıyorlardı. Hapishanede bizlere ne yiyecek içecek ne de ilaç verdiler. Hapishaneye girer girmez üstümüzü çıkarıp başka kıyafetler giydirdiler ve Türkiye'nin gönderdiği uçağa bininceye kadar bu kıyafetlerden kurtulamadık. Uçak Türkiye'nin bir armağanıydı. Bu güzel karşılama ve cömertlikleri için Türk yönetimi ve halkına teşekkür ediyoruz." diye konuştu.

Ömer el-Hasi, Türkiye'nin bu güzel karşılamasının kendilerine yaşadıklarının hepsini unutturduğunu vurgulayarak, "Bizi üzen tek şey Gazze'deki Filistinli çocuklarla buluşamamamız oldu." dedi.

"Kötü hissettirmek için bize terörist muamelesi yaptılar"

İsviçreli aktivist Tabea Zouk da hapiste olmanın bütün süreçlerinden geçtiklerini, katil İsrail'in kendilerini dünya genelindeki siyasi baskı nedeniyle serbest bırakmak zorunda kaldığını düşündüğünü kaydetti.

Yaşadığı zorlukları anlatan Zouk, "Onlar hakkında güzel bir şey söyleyemem. Beyaz tenli, mavi gözlü ve İsviçre pasaportumun olduğunun farkındayım. Bana gemideki diğer yolculardan çok daha iyi davrandılar. Bu beyaz ayrıcalığıdır ama buna rağmen bizimle dalga geçtiler ve bizi taciz etmeye çalıştılar. Sırf bizi rahatsız etmek ve kötü hissettirmek için bir saat boyunca başlarımız yerde, güneş altında diz çökmemizi sağladılar. Kötü hissettirmek için bize terörist muamelesi yaptılar. Bir gün boyunca su içmedim. Sonra musluk suyu verdiler, onu içtim ama hiçbir yemeğe dokunmadım. Hastalanabileceğimin farkındaydım." ifadelerini kullandı.

Zouk, uçuşun çok güzel geçtiğini belirterek, "İsrail'deyken kendimi cehennemde gibi hissettim. Sonra THY'nin bu uçuşunda bize en iyi yemekleri verdiler, çok iyi davrandılar. Bize içmemiz için su ve portakal suyu da verdiler." dedi.

"Bize yaptıklarının çok daha kötüsünü Filistin halkına yapıyorlar"

Arjantinli aktivist Nicolas Calabrese, uluslararası sularda seyir haklarının ihlal edildiğini belirterek, "Bizi silah zoruyla kaçırdılar, hiçbir silahımız yoktu. Yüzlerimizi gizlemiyorduk ama onların yüzleri maskeliydi. Bize çok kötü davrandılar, ittiler, başlarımızı eğdirdiler, hatta vurdular. Neler olduğunu anlamamız, diğer teknelerdeki arkadaşlarımızın nerede olduğunu öğrenmemiz için birbirimizle konuşmamıza izin vermediler. Annemle ancak 3 gün sonra konuşabildim. Bu maruz kaldığımız büyük bir hak ihlalidir ama bize yaptıklarının çok daha kötüsünü Filistin halkına yapıyorlar. Biz mücadele etmeye devam edeceğiz." diye konuştu.

Filoya katılma kararını da anlatan Calabrese, "Benim için bu çok doğal bir karardı çünkü her gün uyanıp haberleri açtığımda bu soykırımın canlı şekilde yayımlandığını görüyordum. İsrail'in Filistin halkına neler yaptığını, bombalamaları görüyorum ve bunu artık kabul edemedim. İçimde bağırmak, ağlamak, 'Lütfen durun.' demek isteyen bir his vardı, bunu bastıramadım. Yardım etmenin birçok yolunu düşündüm ama nasıl yardım edeceğimi hiç bulamamıştım. Filo ortaya çıktığında bu fırsatı değerlendirdim." ifadelerini kullandı.

İtalyan aktivist Müslüman oldu

Filoda yer alan "Maria Cristina" gemisinin kaptanı İtalyan Tommaso Bortolazzi ise hapishanede Müslüman olduğunu dile getirdi.

Bortolazzi, soykırımı görmezden gelemeyeceği için filoya katıldığını söyleyerek, şunları kaydetti:

"Hapiste geçirdiğimiz son günler çok zordu. Arkadaşlarım Türkiye'den gelmişti ve neredeyse hepsi Müslüman'dı. Gerçekten çok korkunç bir an yaşadık. Birlikte hayatımızı riske attığımız için çok korktuk ama buna rağmen birlik içinde kaldık, birbirimize destek olduk. Arkadaşlarım namaz kılarken, İsrail işgal güçlerinin polisi içeri girip onların dua etmesini engelledi. Ben de buna karşı durma ihtiyacı hissettim. Daha sonra arkadaşımla birlikte şehadet getirdim, bu benim için yeniden doğmak gibiydi ve çok mutluyum. Umarız tüm özgür ve demokratik ülkeler İsrail'e karşı verilen mücadeleye katılır çünkü artık bu soykırımı bitirmenin zamanı geldi."

Cezayirli aktivist Ammar Ounnas da katil İsrailli askerlerin kendilerine hakaret ettiğini belirterek, "Küresel Sumud Filosu'nun oluşturduğu uluslararası baskının altında bizlere kötü davrandılar. 2 günümüzü belirsizliklerle geçirdik, bize ne yapacakları veya nereye götürecekleri belli değildi. Çünkü onlara güvenemezsin, ne yapacaklarını kestiremezsin. Türkiye'ye çok çok teşekkür ederiz, bizlere hayatımızın en güzel sevincini yaşattı. Bizleri hapishaneden çıkarınca 'İstanbul'a gideceksiniz.' dediklerinde inanmamıştık. Havalimanına vardığımızda THY'yi görünce inanmaya başladık." dedi.

İsviçreli aktivist Romain Mouron, katil İsrail askerlerinin kendilerine çok kötü davrandıklarını belirterek, "Bugün buradayım çünkü nihayet siyonist hapishanelerden çıktık. Bence dünyanın siyonist yapıya üzerimizdeki baskıyı kaldırmaları ve özgür Filistin için mücadeleye devam etmemize izin vermeleri yönündeki baskısı sayesinde serbest bırakıldık. 2-3 gün boyunca işkence ve aşağılanma yaşadık ama bu hiçbir şey değil." ifadelerini kullandı.

Mouron, "özgür Filistin" çağrısında bulunarak, "Sumud Filosu'nda olmak istedim çünkü bir Batılı olarak, soykırıma ortak olan hükümetlerin bir vatandaşı olarak almam gereken duruşun bu olduğunu düşündüm. Gazze ve Filistin için baskı oluşturup bir şeyler yapmam gerektiğini hissettim. Bence fark yarattık, sadece biz değil, tüm dünya Gazze'yi ve bizi destekledi." diye konuştu.

İngiliz aktivist Kieran Andrieu da babasının Filistinli olduğunu dile getirerek, "Şu anda insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük sorun Gazze'deki soykırım ve katil İsrail'in Filistinlilere her gün uyguladığı zulüm olduğu için filoya katıldım. Katil İsrail bize mahkum kıyafetleri giydirmeye çalıştı ama biz mahkum değildik. Biz esirdik, rehineydik ve katil İsrail her gün Filistinlilere bunu yapıyor. Filistinliler, benim kendi kardeşim gibi. Bu yüzden filoya katılıp tavrımızı ortaya koymak bizim için çok önemliydi." dedi.

"Arkadaşlarımdan biri maruz kaldığı yorgunluktan dolayı bayıldı"

Andrieu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bize mahkum kıyafetleri giydirdiler, Türkiye bize gerçek kıyafetler verdi. Çabalarınız için çok teşekkür ederiz. İsrail bize çok kötü davrandı. Bir gece insanlara gerekli ilaçları vermedi. Dün gece birinin kalp krizi geçirdiğini bağırdık, gelmediler, umursamadılar. Bize böceklerle dolu yiyecekler verdiler. Bazı insanları işkenceye maruz bıraktılar. Arkadaşlarımdan biri maruz kaldığı yorgunluktan dolayı bayıldı. İsrail Avrupalılara karşı böyle davranıyor, Filistinlilere her gün nasıl davrandığını sadece tahmin edebilirsiniz."

Libya vatandaşı gazeteci Nabil Sokni ise Gazze'ye sadece 15 mil kala İsrail askerlerince yakalandıklarını belirtti.

Türkiye'ye teşekkür eden Sokni, kaldıkları hapishanenin çok kötü olduğunu, söyleyecek bir şey bulamadığını söyledi.

"Türkiye'nin gücünü hissettik"

Gazeteci Yaşar Yavuz, işgalcilerin psikolojisini bozduklarını, bu saatten sonra da psikolojisinin düzelmeyeceğini söyledi.

Gazeteci olduğu için en ağır şekilde muamele gördüğünü belirten Yavuz, 3 gün boyunca kendilerine su verilmediğini anlattı.

Yavuz, "Türkiye'nin gücünü daha denizde giderken bile üzerimizde, yanımızda gördük. İsrail ile bu kadar sıkıntılı olduğumuz halde İsrail'in içinde Türkiye'nin gücünü hissettik. Sadece bizler değil, bütün aktivistler, yabancı aktivistler bile Türkiye'nin gücünü hissetti. Bu bize yeter. Devletimizin bu büyüklüğü bize yetiyor. İşte büyük devlet olmak, güçlü devlet olmak tam olarak bu." dedi.

Gemide bulunan aktivistlerden Mustafa Çakmakçı da insani yardımları Gazze'ye ulaştırmak için giderken uluslararası sularda katil İsrail güçlerinin baskınına uğradıklarını kaydetti.

Katil İsrail güçlerinin kendilerini gasbettiğini vurgulayan Çakmakçı, Aşdod Limanı'nda kötü muameleye maruz kaldıklarını, askerler tarafından küfürler edildiğini, güneşin altında saatlerce bekletildiklerini aktardı.

"Kardeşlerimizin özgürlüğü için yolumuza daha güçlü şekilde devam edeceğiz"

Çakmakçı, yaşananların kendilerini korkutmadığını ifade ederek, "Biz hepimizin ve kardeşlerimizin özgürlüğü için yolumuza daha güçlü şekilde devam edeceğiz. Bu kanatlar iyileşir, tekrar o özgürlük için uçar. Bu yaşadıklarımızı bir düşünün. Biz, 3 günde dünyanın gözü bizim üzerimizdeyken neler yaşadık. Gazze'deki kardeşlerimizin neler yaşadığını hepimiz tahayyül edelim. Ona göre dünyayı ayağa kaldırmaya hep birlikte devam edelim." şeklinde konuştu.

Kadın ve Demokrasi Vakfının (KADEM) İletişimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Semanur Sönmez Yaman ise başörtüsünün alındığını, İsrail'in insanlık onurunu ayaklar altına almak için kendilerine her şeyi yaptığını dile getirdi.

Çok sıcağa ve soğuğa maruz bırakıldıklarını anlatan Yaman, "Ama en kötüsü gerçekten başörtülerimizi almalarıydı. Şunu göstermek istiyorum, başımdaki bir tişört. Sağlık kontrolü adı altında kıyafetlerimizi aldılar ve başörtülerimizi bütün direnmemize, bütün itirazlarımıza rağmen bilerek, isteyerek aldılar. O sırada sağ olsunlar açık arkadaşlarımız kendi tişörtlerini başımızı örtebilelim diye bize verdiler." dedi.

"Bütün dünya, Türkiye'nin gücünü öğrendi"

Yaman, bir daha olsa yine gideceğini, Gazze'ye 28 mil kalana kadar yaklaştıklarını, karaya çıkamadıklarını ama arkalarında o gemilere binmek için insanların sıra beklediğini, işgalcilerin sonunun geldiğini ve bu zulümle daha fazla devam edemeyeceğini kaydetti.

Bunun dünyaya duyurulmasının çok önemli olduğunu ifade eden Yaman, sözlerini şöyle sürdürdü:

"50 ülkeden aktivistin orada olması çok önemliydi. Çok farklı bir şey daha oldu. Türkiye'nin gücünü öğrendi insanlar. Bütün dünya Türkiye'nin gücünü öğrendi. İsrail dronları saldırdıktan bir sonraki gün rahatlıkla uyuduk. Niye rahatlıkla uyuduk? Çünkü üstümüzde İHA'larımız, SİHA'larımız vardı. Uzakta, ufukta gemilerimiz vardı. Allah'tan sonra en çok onlara güvendik. Gerçekten teşekkür ediyoruz, bizi asla yalnız bırakmadılar. Sadece bizi değil, dünyanın hiçbir katılımcısını... Şu uçağa hep birlikte bindik. Hepimizin karnını doyurdu, hepimizi aynı şekilde kucakladı, sarmaladı. Gerçekten çok büyük devletiz."

"Yardımları kurşunlanma riski olmasına rağmen en uç noktaya kadar götürdük"

Filoda bulunan yapımcı ve sunucu Bekir Develi ise ülkesiyle gurur duyan bir vatandaş olduğunu, devletin sadece Türk vatandaşlarını değil, diğer ülkelerden gelen aktivistleri de kurtardığını anlattı.

Develi, ablukanın kırılmaz olmadığını, 50 gemiyle 36 mile kadar yaklaşarak bunu gösterdiklerini, artık büyünün bozulduğunu, halkların, toplumların, gönüllülerin harekete geçtiğini dile getirdi.

STK'lerin ve gönüllülerin kendilerine verdikleri yardımları Gazzelilere ulaştırmak için çabaladıklarını söyleyen Develi, "Yardımları götürebildiğimiz yere kadar arkamızdan kurşunlanma riski olmasına rağmen en uç noktaya kadar götürdük. Çocuklara ulaştıramadık ama çöp poşetlerinden balonlar yaptık, oyuncakları içine koyduk, ağızlarını bağladık, Gazze tarafına doğru itekledik, 'Allah'ım sen onu hayırlı bir menzile ulaştır' diye. Allah onları ulaştıracaktır." dedi.

Aktivist Erdem Özveren ise kendilerinde herhangi bir endişe ve korku olmadığını vurgulayarak, "Çünkü bizim bir an önce Gazzeli kardeşlerimize kavuşma hissiyatı vardı. Bizim gözaltına alındığımız gemi, en sona kalan gemilerden bir tanesiydi. Sabah 8'e doğru televizyon yayınına bağlanmıştım. Bu yayın esnasında operasyon yapıldı ve bununla beraber gözaltına alınmış olduk." diye konuştu.

"Dünya kamuoyunu oluşturarak ablukayı yıkmış olduk"

Filonun amacına ulaştığını, maksatlarının kamuoyu ve yardım koridoru oluşturmak olduğunu belirten Özveren, şunları söyledi:

"Her ne kadar Gazze'ye ulaşamamış, kardeşlerimizle kucaklaşamamış da olsak, aslında dünya kamuoyunu oluşturarak bir nevi o ablukayı yıkmış olduk. İsrail, psikolojik bir harp uyguladı açıkçası. Açık hava hapishanesi dediğimiz 15-20 metrekarelik alanlara 45-50 kişi doldurarak ve güneş altında bıraktı bizi. Bununla beraber su, gıda olsun veya fiziki müdahaleleri olsun, bizi yıpratmaya yönelikti. Günlerce zaten su dahi içmedik, kaldığımız hapishanedeki tuvalet suyunu içmek durumunda kaldık."

Aktivistleri havalimanında karşılayan AK Parti Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız da tarihi ana şahitlik ettiklerini dile getirerek, "Hepimizin tüyleri diken diken çünkü şunu çok net gördüm: Yaşlı ve genç her milletten insan, Gazze'ye nefes olmak için yola çıkmıştı. Gerçekten bu insanlarla burada bir araya gelmeyi dahi bir şeref addediyorum kendim için. Katılımcıların her biri gerçekten Türkiye'ye çok teşekkür etti." ifadelerini kullandı.

"Elimizdeki eşyaları sahilde bekleyen çocuklarla buluşturamadan dönmek bizi hakikaten yaraladı"

Sağlık kontrolünden geçirilerek ifadesi alınan yapımcı ve sunucu Bekir Develi de gazetecilere yaptığı açıklamada, Gazze'ye tekneyle 36,8 mile kadar yaklaştıklarını belirterek, "Gazze'ye o kadar yakındık ki müdahale edildiğinde çok zorumuza gitti. Oradan elimizdeki eşyaları sahilde bekleyen çocuklarla buluşturamadan dönmek bizi hakikaten yaraladı. Fakat bu ablukanın kırılmaz olduğuna dair inancı Sumud Filosu'nun kırdığını düşünüyorum. Allah'ın izniyle bir dahaki sefere daha fazla tekneyle aynı anda açılıp daha organize bir şekilde bu ablukayı kıracağız." diye konuştu.

Katil İsrail askerinin kendilerine her türlü şiddeti uyguladığını kaydeden Develi, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

"Hiçbir şekilde su vermediler, buraya gelen arkadaşlarımın hiçbiri 36 saattir su içmemişti. Çok aşağılayıcı bir şekilde yapıyorlar. Tuvalet musluklarından içmemizi söylediler. Yemekler verdiler ama yemeğin içine ne koyduğundan emin olamadığın için yiyemiyorsun. Namaz vakitlerinde biz hücre içinde beraberce arkadaşlarla namaz kılarken her defasında içeri girip provoke etmeye çalıştılar. Arabayla bir yerden bir yere transfer ederken önce montuna el koyuyor, sonra da o transfer aracını 16 derecede soğutuyor. Dişlerimizin zangırdadığını biliyoruz. Saatlerce o aracın içinde ellerimiz kelepçeli oturttular."

Develi, katil İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'i ziyareti sırasında resmen kovduklarını, bu hareketlerinin ardından da maruz kaldıkları psikolojik şiddetin daha da arttığını söyledi.

Özgürlük Koalisyonu Filosu: Gazze için İtalya'dan çıkan 11 gemi yoluna devam ediyor

Özgürlük Koalisyonundan yapılan yazılı açıklamada, Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu'nun İsrail tarafından yasa dışı olarak alıkonulmasının ardından yola çıkan 11 geminin daha Gazze'ye doğru ilerlediği belirtildi.

Açıklamada, 11 gemiden oluşan Özgürlük Koalisyonu Filosu'nun Girit açıklarında seyrine devam ettiği aktarıldı.

Gemilerde yaklaşık 100 kişinin bulunduğu kaydedilen açıklamada, Özgürlük Koalisyonu Filosu'nda çok sayıda gazeteci ve sağlık çalışanlarının yanı sıra insani yardım ve tıbbi malzeme bulunduğu ifade edildi.

Özgürlük Koalisyonu Filosu'ndaki gemilerin isimleri şöyle:

Abd Elkarim Eid, Al-Awda, Alaa Al-Najjar, Anas Al Sharif, Vicdan (Conscience), Gaza Sunbird, Ghassan Kanafani, Leila Khaled, Milad, Soul of My Soul, Umm Saad.

Trump'tan son dakika Gazze açıklaması: İsrail birinci hatta çekilmeyi onayladı

ABD Başkanı Donald Trump, "İsrail 1. hatta çekilmeyi onayladı. Hamas onayladığında ateşkes yürürlüğe girecek" açıklamasını yaptı.

  • NETANYAHU'DAN YENİ SALDIRI SİNYALİ

İşgalci İsrail'in Başbakanı Binyamin Netanyahu, bu akşam yapacağı açıklamada anlaşmanın ikinci aşamasında Hamas'ın silah bırakacağını ve Gazze Şeridi'nin silahsızlandırılacağını savundu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bunu Trump'ın planına göre diplomatik ya da askeri olarak gerçekleştireceklerini ileri sürerek saldırılara yeniden başlama sinyali verdi.

  • HAMAS ESİRLERİ BIRAKMAYI KABUL ETMİŞTİ

Trump'ın Gazze planına cevap veren Hamas, eserleri bırakmayı kabul etmiş, diğer maddeler için müzakere istemişti.

Saldırıların durması ve İsrail'in çekilmesi için esirleri bırakmayı kabul eden Hamas, Gazze'nin İslam ülkelerinin desteklediği Filistinliler tarafından yönetilmesini istemişti.

  • TRUMP'IN GAZZE PLANINDA HANGİ MADDELER YER ALIYOR?

ABD Başkanı Donald Trump'ın 20 maddeden oluşan "Gazze Çatışmasını Sonlandıracak Kapsamlı Planı" adlı önerisi 30 Eylül'de açıklandı.

Beyaz Saray'ın ABD merkezli X şirketindeki sosyal medya hesabından, "Başkan Trump'ın Gazze Çatışmasını Sonlandıracak Kapsamlı Planı" olarak adlandırılan 20 maddelik çözüm planı yayımlandı.

Planda, iki tarafın da teklifi kabul etmesi durumunda, "savaşın derhal sona ereceği" ve "İsrail güçleri esirlerin serbestisine hazırlanmak için üzerine anlaşılan hatta çekileceği" ifadesine yer verildi.

Bu süreçte hava saldırıları ve topçu bombardımanının durdurulacağı belirtilirken, "tam aşamalı geri çekilme için koşullar oluşana kadar savaş hatlarının olduğu gibi kalacağı" kaydedildi.

İsrail'in bu anlaşmayı kamuoyuna açık şekilde kabul etmesinden itibaren 72 saat içinde, hayatta olan ve olmayan tüm esirlerin iade edilmesini öngören planda, "Tüm rehineler serbest bırakıldığında, İsrail, 7 Ekim 2023'ten sonra gözaltına alınan 250 müebbet hapis cezası mahkumunu ve bu kapsamda gözaltına alınantüm kadın ve çocuklar da dahil olmak üzere 1700 Gazzeliyi serbest bırakacak." ifadesi kullanıldı.

Planda, İsrail'in, naaşı verilecek her İsrailli esir karşılığında 15 Gazzelinin cenazesini bırakacağı kaydedildi.

"Tüm rehineler iade edildikten sonra, barış içinde bir arada yaşamayı ve silahlarını bırakmayı taahhüt eden Hamas üyelerine af tanınacak" maddesinin yer aldığı planda, Gazze'den ayrılmak isteyen Hamas üyelerine, onları kabul eden ülkelere güvenli geçiş imkanı sağlanacağı belirtildi.
Ekran Görüntüsü 2025 10 04 235457

  • İNSANİ YARDIMLAR

Planda, anlaşmanın kabul edilmesi halinde Gazze Şeridi'ne "derhal yardım gönderileceği" vadedilerek, yardım miktarlarının en az 19 Ocak 2025 tarihli insani yardımla ilgili anlaşmada yer alanlarla tutarlı olacağı vurgulandı.

Su, elektrik ve kanalizasyon altyapısının yanı sıra hastane ve fırınların onarılması, molozların kaldırılması ve yolların açılması için gerekli ekipmanların getirilmesi gibi konuların insani yardıma dahil olduğu belirtildi.

Planda, Gazze Şeridi'ne yardım girişinin, Birleşmiş Milletler (BM) ve ona bağlı kuruluşların yanı sıra Kızılay ve her iki tarafla hiçbir şekilde bağlantısı olmayan diğer uluslararası kuruluşlar aracılığıyla, her iki tarafın müdahalesi olmaksızın gerçekleşeceği öngörüldü.

  • TEKNOTRAT FİLİSTİN KOMİTESİ VE BARIŞ KURULU

Refah Sınır Kapısı'nın her iki yönde de açılmasının 19 Ocak 2025 tarihli mutabakata göre uygulanan mekanizmaya bağlı olacağı paylaşılan planda, Gazze'nin yönetimine ilişkin şunlar kaydedildi:

"Gazze, Gazze halkına günlük kamu hizmetlerini ve belediye hizmetlerini sunmaktan sorumlu, teknokrat ve apolitik bir Filistin komitesinin geçici yönetimi altında yönetilecek. Bu komite, nitelikli Filistinliler ve uluslararası uzmanlardan oluşacak ve yeni bir uluslararası geçiş organı olan 'Barış Kurulu' tarafından denetlenecek ve gözetim altına alınacak."

Planda, Barış Kurulu'nun Başkan Trump'ın yanı sıra, aralarında eski İngiltere Başbakanı Tony Blair ve adı daha sonra açıklanacak başka üyeler ve devlet başkanları tarafından yönetileceği aktarıldı.

Filistin Yönetimi'nin, Başkan Trump'ın 2020'deki barış planı ve Suudi-Fransız teklifi de dahil olmak üzere çeşitli önerilerde belirtildiği gibi reform programını tamamlayıp Gazze'nin kontrolünü güvenli ve etkili bir şekilde geri alabileceği zamana kadar, bu yapının Gazze'nin yeniden geliştirilmesi için çerçeveyi belirleyeceği ve finansmanı yöneteceği belirtilen planda, yapının, Gazze halkına hizmet eden ve yatırım çekmeye elverişli, modern ve etkili bir yönetim yaratmak için en iyi uluslararası standartları talep edeceği kaydedildi.

  • PLANDA HAMAS'IN DURUMU

Planda, Trump'ın Gazze'yi yeniden inşa edip canlandırmayı amaçladığı, "iş, fırsat ve umut yaratmaya" yardımcı olacağı öne sürüldü.

Gazze'de katılımcı ülkelerle müzakere edilerek tercihli tarife ve erişim oranları belirlenecek özel ekonomik bölge kurulacağının bildirildiği planda, "Hiç kimse Gazze'yi terk etmeye zorlanmayacak ve ayrılmak isteyenler özgürce ayrılabilecek ve geri dönebilecek" ifadesi kullanıldı.

Planda, "Hamas ve diğer gruplar, Gazze'nin yönetiminde doğrudan, dolaylı veya herhangi bir şekilde herhangi bir rol üstlenmeyeceklerini kabul edecek. Tüneller ve silah üretim tesisleri de dahil olmak üzere tüm askeri, terör ve saldırı altyapısı yıkılacak ve yeniden inşa edilmeyecek" denilerek, bağımsız gözlemcilerin gözetiminde Gazze'nin silahsızlandırılması sürecinin başlayacağı maddelerine yer verildi.

  • GAZZE'DE "ULUSLARARASI İSTİKRAR GÜCÜ"

Planda, Hamas ve diğer grupların yükümlülüklerini yerine getirmeleri ve "yeni Gazze'nin komşuları veya kendi halkı için tehdit oluşturmaması için" bölgesel ortaklar tarafından bir garanti sağlanacağı belirtilerek, "ABD, Gazze'ye derhal konuşlandırılacak geçici bir Uluslararası İstikrar Gücü (ISF) oluşturmak için Arap ve uluslararası ortaklarla birlikte çalışacak" ifadesine yer verildi.

ISF'nin Gazze'deki Filistinli polis güçlerine eğitim ve destek sağlayacağı, bu alanda geniş deneyime sahip Ürdün ve Mısır ile istişarelerde bulunacağı aktarılan planda, bu gücün uzun vadeli iç güvenlik için çözüm oluşturacağı iddia edildi.

Planda, ISF'nin yeni eğitilen Filistinli polis güçlerinin yanı sıra İsrail ve Mısır'la sınır bölgelerinin güvenliğini sağlayacağı kaydedildi.

  • İSRİAL'İN GAZZE'Yİ "İŞGAL VEYA İLHAK ETMEYECEĞİ" İDDİA EDİLDİ

Planda, "İsrail'in Gazze'yi işgal veya ilhak etmeyeceği" öne sürülerek, ISF, bölgede kontrolü ve istikrarı sağladıkça, İsrail ordusunun garantörler, ABD, İsrail ordusu ve ISF tarafından belirlenecek standartlara ve zaman çizelgelerine göre geri çekileceği ifade edildi.

Planda, "Uygulamada, İsrail ordusu, Gazze'den tamamen çekilinceye kadar, geçici hükümetle yapacağı bir anlaşmaya göre işgal ettiği Gazze topraklarını aşamalı olarak ISF'ye devredecektir. Ancak, Gazze yeniden ortaya çıkan herhangi bir terör tehdidine karşı güvenli hale gelene kadar bir güvenlik çemberi varlığı devam edecektir" ifadelerine yer verildi.

Trump'ın planında, söz konusu sürecin yürütülmesi halinde Filistinlilerin "kendi kaderini tayin etme ve devlet kurma yolunda güvenilir bir yol için koşulların nihayet oluşmuş olabileceği" öne sürüldü.

Hamas ve İsrail arasında müzakereler resmen başlıyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planı Hamas ve İsrail tarafından kabul edilmesinin ardından müzakereler resmen başlıyor.

Ekran Görüntüsü 2025 10 04 212232
MÜZAKERELER MISIR'IN EV SAHİPLİĞİNDE PAZAR GÜNÜ BAŞLAYACAK

Mısır merkezli Kahire News kanalının üst düzey kaynaklara dayandırdığı habere göre, İsrail ve Hamas heyetleri, Mısır'ın ev sahipliğinde pazar günü dolaylı müzakerelere başlayacak.

Heyetler, esir takası düzenlemelerini ve takas için sahadaki şartların hazır hale getirilmesi konusunu görüşecek.

Taraflar arasındaki dolaylı müzakere turunun pazartesi günü de devam etmesi planlanıyor.

Ekran Görüntüsü 2025 10 04 212246
NE OLMUŞTU?

Hamas, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planını "Yönetimi Arap ve Filistinlilere devretmeyi, rehineleri bırakmayı kabul ediyoruz. Müzakerelere hazırız. İsrail Gazze'den çekilmeli" sözleriyle kabul etmişti.

ABD Başkanı Donald Trump ise Hamas'ın teklifi kabul etmesinin ardından İsrail'e, Gazze'yi bombalamayı derhal sonlandırması için çağrı yapmıştı. Trump, "Hamas'ın kalıcı barışa hazır olduğuna inanıyorum. İsrail Gazze'yi bombalamayı derhal durdurmalı" demişti.

İşgalcilerin Gazze Şeridi'nde sivilleri hedef alan soykırımı 700 gündür aralıksız sürüyor

İşgalcilerin saldırıları ve ablukasının ikinci yılını doldurmak üzere olduğu Gazze Şeridi'nde dünyanın gözleri önünde modern zamanın en uzun ve en vahşi trajedisi yaşanmaya devam ediyor.

Gazze Şeridi soykırım, katliam, yıkım, göç, açlık ve susuzluk içinde geçirdiği 700 günü geride bıraktı.

Sivil altyapıyı tahrip ederek Gazze Şeridi'nin yüzde 88'ini yıkan katil İsrail güçleri, sürgün emirleriyle yerinden ettiği Filistinlileri sık sık barındıkları bölgelerde hedef alıyor.

Katil İsrail, Gazze'de 38 hastane, 833 cami ve 163 eğitim kurumunu tamamen yıktı, binlerce kuruma ağır hasar verdi.

Gazze'de açlık devam ediyor

Gazze Şeridi'ndeki Filistin Sağlık Bakanlığı ve Hükümet Medya Ofisi verilerine göre, bölgede bir milyondan fazla çocuk gıdaya erişemiyor.

Bir yaş altındaki 40 bin bebek şiddetli yetersiz beslenme ile karşı karşıya ve bu durum ölümlerin artmasına neden oluyor.

Veriler, Gazze'de halkın temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için günde 7,5 milyon öğüne ve en az 600 yardım kamyonuna ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı da "Gazze nüfusunun üçte birinin günlerdir yemek bulamadığı" uyarısında bulunmuştu.

BM'nin desteklediği Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) ise Gazze kentinde "kıtlık durumu" ilan ederek, bunun eylül sonuna kadar Deyr el-Belah ve Han Yunus kentlerine yayılabileceğini bildirmişti.

Tam anlamıyla insani felaketin yaşandığı Gazze'de başta çocuklar olmak üzere açlık nedeniyle ölümler artıyor. Gazze'de kıtlık nedeniyle 135'i çocuk olmak üzere 382 Filistinli yaşamını yitirdi.

Buna rağmen katil İsrail, sınır kapılarında yığılan yardım kamyonlarının girişine izin vermiyor.

"Gazze, uluslararası toplumun sahtekarlığını ortaya çıkardı"

Bölgedeki gazeteciler, katil İsrail saldırılarının ikinci yılını doldurmak üzere olduğu Gazze Şeridi'nde soykırıma uğrayan ve açlıkla mücadele eden Filistinlilerin acılarını belgelemeye devam ediyor.

Filistinli gazeteci İslam Bedr, AA muhabirine yaptığı açıklamada, katil İsrail'in 700 gündür Gazze'de uyguladığı soykırımı dünyaya duyurduklarını söyledi.

Bedr, "İsrail ordusu 700 gündür Filistinlilere karşı büyük bir katliam gerçekleştiriyor. Bu soykırım, İsrail'in ne olduğunu, çocukları ve yaşlıları kahreden açlık ve dökülen kan karşısında dünyanın duruşunu gösterdi. Gazze, uluslararası toplumun sahtekarlığını ortaya çıkardı." dedi.

Filistinli gazeteci Bedr, Gazze'nin ayakta kalmaya kararlı olduğunu ve halkının mücadelesiyle nihayetinde zafere ulaşacağını vurguladı.

Gazze'deki Sivil Savunma Müdürlüğü: Binlerce kişi enkaz altında

Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Mahmud Basal da dünya ülkelerine seslenerek "Biz 700 gündür ölüyoruz, katlediliyoruz. Korku, ölüm ve açlıkla mücadele eden Gazze acı dolu günler yaşıyor." ifadelerini kullandı.

"Binlerce aile hala enkaz altında, binlerce kişi kayıp yakınlarından haber bekliyor, herkesin en büyük dileği savaşın sona erdiği haberiyle uyanmak." diyen Basal, Gazze'de her gün yeni acılara uyandıklarını, bölgede yaşam alanının her geçen gün daha da daraldığını dile getirdi.

Gazze'de sağlık durumu içler acısı

Gazze kentinde bulunan Ehli Baptist Hastanesi doktorlarından İsam Ebu Acve de bombardıman, yıkım, zorunlu göç ve açlık altında geçen 700 günün ardından dünyaya seslendi.

Ebu Acve, "Sağlık durumu içler acısı. İşgal güçlerinin tahrip ettiklerini yeniden onarmamız gerek. Yakıt, ilaç ve tıbbi malzemelerin girişine izin verilmesini ve geçişlerin açılmasını talep ediyoruz." diyerek yaşadıkları çaresizliği dile getirdi.

Katil İsrail, 7 Ekim 2023'ten bu yana ABD desteğiyle Gazze Şeridi'nde saldırılarını sürdürerek Uluslararası Adalet Divanı'nın savaşı durdurma çağrılarını da görmezden geliyor.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı'nın son verilerine göre, katil İsrail'in saldırıları ve dayattığı açlık politikaları nedeniyle şu ana - kadar 64 bin 368 Filistinli yaşamını yitirdi, çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 162 bin 367 kişi yaralandı.

Aileler sabah namazında Gazze için bir araya geldi

İstanbul'da Cihannüma Derneğince 2025-2026 eğitim öğretim yılının başlaması dolayısıyla ve İsrail'in Gazze'de düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenler için "Aileler Gazze İçin Sabah Namazı'nda Buluşuyor" programı düzenlendi.

Fatih Camii'nde, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Vali Davut Gül, İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Safi Arpaguş, dernek yetkilileri ile vatandaşlar sabah namazında bir araya geldi.

Başkan Erbaş'ın kıldırdığı namazın ardından, Kur'an-ı Kerim okundu, okulların açılması dolayısıyla ve İsrail'in Gazze'de düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenler ve katliamların son bulması için dua edildi.

Tesbihatlar ve getirilen salavatların ardından cemaate hitap eden Prof. Dr. Erbaş, çocuklar için din eğitiminin önemli olduğunu söyledi.

Ülkede anaokulundan üniversiteye kadar 20 milyon öğrenci olduğunu belirten Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, "Öğrenci nüfusumuzun 100 ülkenin nüfusundan fazla olduğunu tahmin ediyorum. Bu, ülkemiz için büyük bir zenginlik, servet. Bu serveti nitelikli hale getirmeliyiz. Elbette nicelik de önemli ama nitelik daha önemli. Çocuklarımıza sahip çıkmamız lazım. Güzel ahlaklı çocuklar yetiştirmemiz lazım." diye konuştu.

Başkan Erbaş, Filistin'de İsrail'in düzenlediği saldırılara da değinerek, yaşanan zulmün bir an önce bitirilmesi gerektiğini vurguladı.

İsrail’in dünyanın gözü önünde soykırım düzenlediğine işaret eden Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, şöyle devam etti:

"Gazze'de bir zulüm var. Filistin'de bir işgal var. Siyonist işgalciler orada soykırım yapıyor, dünyanın gözü önünde, hemen burnumuzun dibinde. Orada vatanını, milletini ve toprağını savunan kardeşlerimize maddi ve manevi bütün yardımlarımızı yapmaya devam edeceğiz. Bütün Müslümanlar olarak, bütün dünya olarak, vicdan sahibi insanlar olarak dualarımızı yaparız. Ve öyle bir ‘Amin’ diyelim ki semadaki melekler de aminlerimizle idrak etsin."

Kahramanmaraş'ta sabah namazında dualar Filistin ve Küresel Sumud Filosu için yükseldi

Kahramanmaraş'ta "Aileler Gazze İçin Sabah Namazı'nda Buluşuyor" etkinliği kapsamında bir araya gelen vatandaşlar, Filistin halkı için dua edip İsrail'in ablukasını kırmak amacıyla 31 Ağustos'ta İspanya'dan Gazze'ye doğru yola çıkan Küresel Sumud Filosu'na destek verdi.

Kahramanmaraş Platformunca düzenlenen programda vatandaşlar, Abdulhamid Han Camii'nde toplandı.

Sabah namazını kılan katılımcılar daha sonra ellerindeki Türk ve Filistin bayraklarıyla tekbir getirdi, Filistin'e destek sloganları attı.

Grup adına açıklama yapan platform sözcüsü Adnan Alagöz, Gazze’de açıkça soykırım işlendiğini, sivil halka yönelik abluka ile Gazze halkının açlığa mahkum edildiğini ve uluslararası mekanizmaların bu durumu kıtlık olarak isimlendirdiğini söyledi.

Gazze halkının azminin açlıkla kırılmaya çalışıldığına işaret eden Alagöz, şöyle devam etti:

"İki milyon insan savaş yöntemi olarak açlığa maruz bırakılıyor. Sistematik olarak sürdürülen bu vahşet ABD'nin koşulsuz desteğiyle sürerken, her geçen gün ölümler kitlesel hale geliyor. Tüm dünyanın gözleri önünde cereyan eden soykırıma karşı hem uluslararası mekanizmalar hem de bölgesel güçler sessiz kalmaya devam ediyor. Şayet bu sessizlik kısa bir müddet daha devam edecek olursa, tarihte eşine rastlanmamış toplu ölümler gerçekleşecek."

Dünya genelinde savaşın sona ermesi için çaba gösterenlerin devletlerin yapamadığını yaparak ablukayı kırmayı hedeflediği büyük bir organizasyon düzenlediğini dile getiren Alagöz, "Gazze’deki ablukanın kalkması için acilen insani yardım koridoru oluşturulmalıdır. Bu koridorun oluşturulması amacıyla hareket eden 44 ülkeden katılımın olduğu Küresel Sumud Filosu'nun, Türkiye'nin öncülük ettiği bir konsorsiyum veya BM gibi uluslararası kuruluşların nezaretinde, gerektiğinde askeri himaye de oluşturularak Gazze’ye ulaşması ve insani amaçla denizden de insani yardım koridorunun oluşturulması mutlaka sağlanmalıdır." diye konuştu.

Alagöz, Filistin’de işlenen soykırım ve sömürge suçlarının faillerinin yargılanması ve çifte vatandaşların da Türk mahkemelerinde hesap vermesi gerektiğini vurgulayarak, "Kahramanmaraş STK’ları ve halkı olarak Sumud Filosu'na tam destek veriyor, seferin başarısı için yanlarında olduğumuzu ve olası müdahalelere karşı meydanlarda olacağımızı ilan ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Konuşmanın ardından dua edildi ve katılımcılara çorba ikramında bulunuldu.

İşgalcilerin kıtlığı dayattığı Gazze'de son 24 saatte 3'ü çocuk 5 kişi daha açlıktan şehit oldu

Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, açlıktan hayatını kaybedenlere ilişkin son bilgiler paylaşıldı.

Açıklamada, son 24 saatte 3'ü çocuk 5 Filistinlinin daha açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybettiği belirtildi.

Gazze Şeridi'nde 7 Ekim 2023'ten bu yana açlıktan hayatını kaybedenlerin sayısının 138'i çocuk olmak üzere 387'ye yükseldiği kaydedildi.

Birleşmiş Milletlerin (BM) desteklediği Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması'nın (IPC) 22 Ağustos'taki açıklamasıyla Gazze'de kıtlık ilan etmesinden bu yana 23'ü çocuk 109 kişinin açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle yaşamını yitirdiği ifade edildi.

IPC Gazze kentinde "kıtlık durumu" ilan ederek, bunun eylül sonuna kadar Deyr el-Belah ve Han Yunus kentlerine yayılabileceğini bildirmişti.

İşgalcilerin Kıtlığı Dayattığı Gazze'de Son 24 Saatte 3'Ü Çocuk 5 Kişi Daha Açlıktan Şehit Oldu (4)

Katil İsrail güçleri sivil noktaları hedef aldı

Hastane kaynaklarından alınan bilgiye göre katil İsrail gülçleri, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Gazze kentinin çeşitli noktalarında insanları, evleri, çadırları ve sığınma merkezlerini hedef aldı.

İşgalci güçlerine ait savaş uçakları, Gazze kentinin merkezindeki El-Yermuk Stadyumu yakınlarında yerinden edilmiş kişilerin barındığı El-Farabi Okulu'nu hedef aldı.

Saldırıda 8 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.

Gazze kentinin kuzeyindeki Şeyh Radvan Mahallesi'nde bir evi hedef alan saldırıda aralarında çocukların da olduğu 4 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.

Katil İsrail'e ait insansız hava aracının (İHA), Yasama Kavşağı yakınında sığınmacılara ait bir çadırı hedef alan saldırısında 2 çocuk hayatını kaybetti, yaralananlar oldu.

Görgü tanıkları, işgal güçlerinin, Gazze kentinin doğusundaki Şucaiyye Mahallesi'ne havadan ve karadan saldırılar düzenlediğini aktardı.

İşgalcilerin kıtlığı dayattığı Gazze'de son 24 saatte 1'i çocuk 6 kişi daha açlıktan şehit oldu

Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, açlıktan hayatını kaybedenlere ilişkin son bilgiler paylaşıldı.

Açıklamada, son 24 saatte 1'i çocuk 6 Filistinlinin daha açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybettiği belirtildi.

Gazze Şeridi'nde 7 Ekim 2023'ten bu yana açlıktan hayatını kaybedenlerin sayısının 135'i çocuk olmak üzere 382'ye yükseldiği kaydedildi.

İsrail'in Kıtlığı Dayattığı Gazze'de Son 24 Saatte 1'I Çocuk 6 Kişi Daha Açlıktan Hayatını Kaybetti (2)

Birleşmiş Milletlerin (BM) desteklediği Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması'nın (IPC) 22 Ağustos'taki açıklamasıyla Gazze'de kıtlık ilan etmesinden bu yana 20'si çocuk 104 kişinin açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle yaşamını yitirdiği ifade edildi.

IPC tarafından yayımlanan son raporda, "15 Ağustos 2025 itibarıyla Gazze kentindeki kıtlığın 'felaket seviyesi' olarak bilinen 5. seviyede olduğunun kanıtlarla doğrulandığı" bildirilmişti.

Raporda "22 ay süren acımasız çatışmaların ardından Gazze Şeridi'nde yarım milyondan fazla insan açlık, yoksulluk ve ölümle karakterize felaket koşullarıyla karşı karşıya." tespitine yer verilmişti.

Soykırım uzmanları işgalcilerin Gazze'de bütün unsurlarıyla soykırım işlediği konusunda mutabık

Soykırım uzmanları ve soykırım araştırmaları yapan kuruluşlara göre katil İsrail, Gazze'deki saldırıları ve politikalarıyla soykırım suçu işliyor.

Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşları, Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü, OXFAM ve diğer birçok araştırma kuruluşunun, işgalcilerin Gazze'de BM Soykırım Sözleşmesini ihlal ettiğine ilişkin tespitlerinin yanı sıra, Uluslararası Soykırım Araştırmacıları Derneği de katil İsrail'in Gazze'de soykırım işlediği kararını aldığını duyurdu.

New York Üniversitesi Abu Dabi'den Dr. Jinan Bastaki ve İngiltere Sussex Üniversitesi'nden emekli Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Profesörü Martin Shaw, AA muhabirine, uzmanlar, kurumlar ve kuruluşlar arasında giderek artan bu fikir birliğinin hukuki ve siyasi sonuçlarını değerlendirdi.

Soykırım Uzmanları İsrail'in Gazze'de Bütün Unsurlarıyla Soykırım Işlediği Konusunda Mutabık 2

Soykırım konusunda fikir birliği

Dr. Bastaki, İsrail'in Gazze'de soykırım fillerini işlediğine ilişkin fikir birliğinin en önemli yönünün "artık büyüyen bir uzman ittifakı" olduğunu belirterek, "Bu fikir birliği sadece fiziksel kanıtları değil, aynı zamanda hukuki değerlendirmeyi de beraberinde getiriyor." dedi.

Uluslararası Af Örgütü raporlarının ve Filistin El-Hak Merkezi gibi farklı kuruluşların hukuki tespitlerinin, mahkemeler için sadece Gazze'deki yıkımı belgeleyen değil, aynı zamanda "soykırım kastı" unsurunu da ortaya koyan çok sayıda delil sunduğunu vurgulayan Bastaki, "Fikir birliğinin kendisinin, mahkemelerde süreci ilerletmeye yardımcı olabilecek en önemli unsur olduğunu düşünüyorum çünkü o kadar çok kanıt var ki." ifadesini kullandı.

Bastaki, artan fikir birliğinin ikinci olarak, devletler ve uluslararası toplumda siyasi hareketlenmeye imkan verebileceğine dikkati çekti.

Gazze'de yaşananların artık kimsenin inkar edemeyeceği kadar göz önünde olduğunu ve insanların buna soykırım demekte daha cesur hale geldiğini anlatan Bastaki, "Konunun etrafında dolaşanların ve (kanıtlar için) 'yetersiz' diyenlerin sesleri, uzmanlardan gelen bu kanıt bolluğu nedeniyle daha da azaldı." diye konuştu.

Soykırım Uzmanları İsrail'in Gazze'de Bütün Unsurlarıyla Soykırım Işlediği Konusunda Mutabık 4

Hukuki örgütlerin raporlarının ağırlığı

İnsan hakları örgütlerinin raporlarının hukuki ağırlığına değinen Dr. Bastaki, soykırım uzmanlarının fikir birliği ve değerlendirmelerinin mahkemenin kanaatinin oluşmasında etkili olabileceğini aktardı.

Güney Afrika'nın işgalcilere karşı Uluslararası Adalet Divanı'nda açtığı davanın, özellikle soykırım kastının "çok küstah" bir şekilde sergilendiği bir durum olduğunu belirten Bastaki, şu değerlendirmede bulundu:

"Askerlerin TikTok'a çıkıp ne yaptıklarını söylemeleri ve yaptıklarıyla gurur duymaları, savaş suçlarını kaydetmeleri gibi bir şeyi daha önce hiç görmediğimizi düşünüyorum. Benzer şekilde İsrailli bakanlar ve diğer yetkililer de kullandıkları kelimelerle inanılmaz derecede açık ve küstah davranıyorlar. Bu ifadeler kesinlikle hukuken bir değere karşılık geliyor."

Soykırım Uzmanları İsrail'in Gazze'de Bütün Unsurlarıyla Soykırım Işlediği Konusunda Mutabık 1

Evrensel yargı yetkisi ve üçüncü devletlerin yükümlülükleri

Bastaki, artan fikir birliğinin üçüncü devletlere, Filistin'de süregelen hukuka aykırılıklara katkıda bulunmamaları konusunda açık bir mesaj verdiğini vurgulayarak, devletlerin artık bir şeyler yapmaya çalıştığını, ancak çoğunun yetersiz kaldığını kaydetti.

Devletlerin, soykırımı önleme konusundaki yükümlülüğüne işaret eden Bastaki, "Hiçbir devlet Gazze'deki durumu bilmediğini söyleyemez. Hala silah ihraç ediyorsanız, katil İsrail'e bunun kabul edilemez olduğunu söylemek için gerçekten hiçbir şey yapmadıysanız, ticaret ilişkilerini sürdürüyorsanız ve yaptırım uygulamıyorsanız bunun bir karşılığı olabilir." görüşünü paylaştı.

Dr. Bastaki, Güney Afrika ve Nikaragua dışında çoğu devletin katil İsrail'i önlemek için etkilerini kullanmadıklarından dolayı aslında önleme konusunda başarısız olduklarını söyledi.

Bastaki, artan fikir birliğinin sivil toplumu da Gazze'deki soykırım karşısında kendi hükümetlerine karşı harekete geçirdiğini ve hükümetlerine bu korkunç soykırıma katkıda bulunmamaları için baskı yapmasına yardımcı olduğunu dile getirdi.

Çoğunluk soykırım fikrini destekliyor

Sussex Üniversitesi'nden emekli Shaw ise Gazze'deki durumu soykırım olarak tanımlamadaki fikir birliği ve Uluslararası Soykırım Araştırmacıları Derneği'nin kararının "çok önemli" olduğunu belirterek, "Bu, en büyük soykırım uzmanları grubu, karar çok ayrıntılı ve dikkatli bir şekilde belgelenmiş ve destekleyen çoğunluk ezici sayıda." dedi.

Shaw, "Ekim 2023'ten bu yana savunduğum ve 2024'te hemen hemen tüm kıdemli uzmanların hemfikir olduğu katil İsrail'in soykırım işlediği görüşünün, dünya üniversitelerinde soykırım üzerinde çalışan hemen hemen herkes tarafından desteklendiğini doğruluyor. Ezici bir fikir birliği var ve bunun Uluslararası Adalet Divanı tarafından da doğrulanmasını bekliyorum." ifadesini kullandı.

Profesör Shaw, bu arada tüm hükümetlerin katil İsrail'e "felç edici yaptırımlar" uygulaması gerektiğini vurgulayarak, "Her gün Filistinli sivilleri öldüren İsrail'in bombardımanını ve açlık politikasını durdurmak için uluslararası müdahale tertip edilmeli." diye konuştu.

İşgalcilerin Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda 16 Filistinli şehit oldu

Filistin resmi ajansı WAFA'ya göre işgal güçleri, Gazze kentinin çeşitli bölgelerinde evlere ve yerinden edilenlerin barındığı çadırlara saldırdı.

Gazze kentinin orta kesiminde yer alan Derec Mahallesi’nde bir evin katil İsrail savaş uçaklarınca hedef alınması sonucu 3 kişi şehit oldu, 7 kişi yaralandı.

Gazze kentinin güneybatısındaki Rimal Mahallesi'nde bulunan İslam Üniversitesi içinde yerinden edilenlerin barındığı bir çadır, katil İsrail güçlerinin hedefi oldu. Saldırı sonucu 3 kişi yaşamını yitirdi.

Yine Rimal Mahallesi'nde çadır ve evlere katil İsrail'e ait insansız hava aracı (İHA) tarafından düzenlenen saldırılarda 3 kişi şehit oldu.

Tel el-Heva Mahallesi'nde de bir apartman dairesinin bombalanması sonucu 3 Filistinli öldü.

Katil İsrail savaş uçakları, Selasini Caddesi'nde yer alan bir apartman dairesini bombaladı. Saldırıda iki Filistinli yaşamını yitirdi.

Kentin batısındaki Ezher Üniversitesi kavşağında yerinden edilenlerin barındığı bir çadır katil İsrail güçlerinin hedefi oldu. Saldırıda iki kişi şehit oldu, çok sayıda kişi yaralandı.

İşgalcilerin bu sabah Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda 20 Filistinli hayatını şehit oldu

Hastane kaynakları ve görgü tanıklarının aktardığına göre, katil İsrail güçleri, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Gazze kentinin yanı sıra kuzey ve güney ve orta kesimdeki bölgelerinde aş evlerini, evleri, çadırları ve yardım bekleyen insanları hedef aldı.

Gazze kentinin güneyinde yer alan Tel el-Heva Mahallesi'ndeki Ebu Mazin Kavşağı çevresinde yerinden edilenlerin barındığı çadırlara düzenlenen katil İsrail saldırısı sonucu 3 çocuk bir kadın olmak üzere 5 kişi can verdi. Saldırı sonrasında çadırda yangın çıktığı kaydedildi.

Refah kentinde katil İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu yardım bekleyen 3 Filistinli hayatını kaybetti.

Gazze’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bir ailenin çadırını hedef alan İsrail saldırısında, aralarında 4 çocuğun da bulunduğu aynı aileden 7 Filistinli hayatını kaybetti

Katil İsrail savaş uçaklarının Gazze kentinin güneyindeki Sabra Mahallesi’nde bir evi bombalaması sonucu 3 Filistinli hayatını kaybetti, saldırıda yaralananlar oldu. Görgü tanıklarına göre evin enkazında çıkarılmayı bekleyenler bulunuyor.

Gazze kentinin Derec Mahallesi’nde bir eve düzenlenen işgalci saldırısında 1 Filistinli öldü, Kendin batısındaki Nasr Mahallesi’nde yer alan İtalyan Kulesi çevresindeki sığınmacı çadırları, işgalci dronlarının saldırısına maruz kaldı.

Gazze kentinin kuzeyindeki Şeyh Rıdvan bölgesinin doğusunda katil İsrail güçleri yoğun topçu atışlarıyla eş zamanlı olarak patlayıcı yüklü askeri araçlarla şiddetli yıkım ve tahribat operasyonları gerçekleştirdi.

Deyr el-Belah’ın doğusundaki Kisufim bölgesinde yardım bekleyenlere katil İsrail güçlerince ateş açılması sonucu 1 Filistinli hayatını kaybetti.

Anadolu’dan Gazze’ye Bir Nefes Platformu: Küresel Sumud Filosu vicdanların ortak yolculuğu

Filo katılımcılarından Anadolu Ajansı muhabirine konuşan Yazar Ahmet Turgut, 44 farklı ülkeden gelen gönüllülerin insanlık ortak paydasında buluştuğunu söyledi.

Anadolu’dan Gazze’ye Bir Nefes Platformu üyesi olan Turgut, "Gayemiz, Gazze’deki yetimlere, dullara, hastalara ve yaralılara ulaşabilmek. Aslında bu mesele Birleşmiş Milletlerin, İslam İşbirliği Teşkilatının ve 50'den fazla Müslüman ülkenin sorumluluğu olmalıydı. Fakat 23 aydır gördük ki sahada asıl inisiyatif sivil toplumun omuzlarında." dedi.

"Küresel Sumud Filosu, vicdanların ortak yolculuğu." ifadesini kullanan Turgut, "Geçmişte ablukanın kırılması için yapılan girişimlerden ilham aldık. Bugün attığımız adımın, yarının girişimlerine cesaret vesilesi olmasını diliyoruz." ifadesini kullandı.

Turgut, Anadolu’dan Gazze’ye bir "özür ve kardeşlik nefesi" götürmek istediklerini dile getirerek, “Nasip olursa Gazze sahillerine vardığımda, karşıma çıkan ilk yetimin eline ayağına kapanıp özür dileyeceğim. Çünkü dedelerimiz yüzyıllar boyunca bu topraklara hizmet etti. Gazze konusunda Pakistanlı, Mısırlı ya da Tunuslu kardeşlerimden daha çok hesap vereceğim. Bu, Anadolu’nun ortak duygusudur." diye konuştu.

Anadolu’dan Gazze’ye Bir Nefes Platformu Küresel Sumud Filosu Vicdanların Ortak Yolculuğu (2)

"Gazze'deki derin yaraya bir nebze olsun merhem olabilmek için yola çıktık"

Platform üyelerinden Yapımcı-Yazar Mehmet Ercan ise yolculuğun kendisi için "neden" sorusuna cevap arayışı olduğunu ifade ederek, "İnsan gözünü kapatıp içine döndüğünde, orada insanlığı ve onuru görür. Bizim gayemiz de insanlık onurunu en yüksekte tutabilmektir. Gazze’de çok derin bir yara var ve biz, bu yaraya bir nebze olsun merhem olabilmek için yola çıktık." dedi.

Anadolu’dan Gazze’ye Bir Nefes Platformu Küresel Sumud Filosu Vicdanların Ortak Yolculuğu (1)

Ercan, "inanç ya da kimlik farkı gözetmeden insana insan olduğu için yardım etmek istediklerini" belirterek, "Oradaki herhangi bir çocuk bizim çocuklarımızdan daha değersiz değil. Oradaki herhangi bir kadın dünyanın hiçbir kadınından daha kıymetsiz değil. Onların onuru da bizim onurumuzdan eksik değil." ifadelerini kullandı.

Barışçıl bir niyetle yola çıktıklarını söyleyen Ercan, "İnsanlık onurunu ayakta tutabilmek için çıktığımız bu yolda, insanlar kalben bir araya geldiklerinde mesafeler ortadan kalkıyor. Bir araya geldiğimizde ise farklı dillerden, farklı inançlardan herkes aynı duygu etrafında buluşuyor. İşte bu dayanışma, insanlığı diri tutan en büyük güç." diye konuştu.

Anadolu’dan Gazze’ye Bir Nefes Platformu Başkanı Fatih Tuğra Doruk da filoya katılmak üzere Tunus’ta bir araya geldiklerini belirterek, "Genel başkan yardımcılarımız Ayçin Kantoğlu ve İkbal Gürpınar da Sumud Kafilesi’ne katılarak Gazze’ye doğru yola çıkacak. Rabbim nasip ederse Gazze sahilinde bizleri bekleyen çocuklarla kucaklaşmayı amaçlıyoruz." dedi.

Doruk, destek verenlere teşekkür ederek, "Dualarıyla, imkânlarıyla yanımızda olan herkesten Allah razı olsun. İnşallah çok yakın zamanda, Mescid-i Aksa’da Gazzeli çocukların acıdan değil, sevinçten gözyaşı döktüğü günlere hep birlikte erişiriz." ifadesini kullandı.

Küresel Sumud Filosu'na katılacak

Gazze'ye yönelik küresel hareketin İtalya'daki sözcüsü Maria Elena Delia, İtalyan parlamentosunun üst kanadı Senato'da düzenlediği basın toplantısında, "4 İtalyan parlamenter (2’si Avrupa Parlamenteri, 1 senatör ve 1 milletvekili) Gazze’ye insani yardım götürmeyi amaçlayan Küresel Sumud Filosu’na katılmaya hazırlanıyor." dedi.

Filoya katılacak isimlerin; ana muhalefet partisi Demokratik Partiden (PD) Temsilciler Meclisi Milletvekili Arturo Scotto ile PD Avrupa Parlamenteri Annalisa Corrado, 5 Yıldız Hareketi'nden (M5S) Senatör Marco Croatti ile Yeşil-Sol İttifak'ın Avrupa Parlamenteri Benedetta Scuderi olduğunu açıklayan Delia, "Bedenlerini ortaya koymaya karar verdiler. Bunun ne kadar önemli olduğunu tahmin edebilirsiniz." diye konuştu.

Filoya İtalya'dan katılacak teknelerin ne zaman hareket edeceğine ilişkin de konuşan Delia, başlangıçta bunun yarın için planlandığını ancak İspanya'dan gelen gemilerin Akdeniz'deki seyrinde olumsuz hava ve deniz koşulları sebebiyle yaşanan gecikmeden ötürü bunun 7 Eylül Pazar gününe alındığını söyledi.

İtalya'da muhalefetten, hükümete "Küresel Sumud Filosu'nu koruyun" çağrısı

İşgalcilerin aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in "Küresel Sumud Filosu'ndaki teknelere el konulacağını, gemideki insanların gözaltına alınacağını ve terör şüphelileri gibi muamele göreceğini" söylemesine ilişkin İtalya’dan tepkiler devam ediyor.

Ana muhalefetteki PD'nin lideri Elly Schlein, Livorno kentinde partisinin bir etkinliğinde Ben-Gvir'in açıklamalarına atıfta bulunarak, Avrupa Birliği'nin (AB) ve İtalyan hükümetinin Sumud Filosu'na sahip çıkması gerektiğini belirtti.

Schlein, "Bu meseledeki tek yasa dışı olan şey Netanyahu hükümetinin işlediği suçlardır. Küresel Sumud Filosu'nun aktivistlerinin yanında olacağız ve İtalyan hükümetinin de filoda yer alan İtalyan aktivistleri savunmak için tavır alması gerektiğine inanıyoruz." dedi.

İtalyan parlamentosundaki ikinci büyük muhalefet partisi olan M5S de yaptığı yazılı açıklamada, hükümete, işgalcilerin Küresel Sumud Filosu'na "terörist muamelesi"nde bulunacağını açıklamasının ardından bu insani yardım filosunu korumak için ne tür girişimlerde bulunulduğuna dair soru önergesi verdiğini belirtti.

Küresel Sumud Filosu

Filistin ile dayanışma ve işgalcilerin ablukasını kırmak için 44'ten fazla ülkenin desteğiyle Küresel Sumud Filosu (Global Sumud Flotilla) adıyla oluşturulan uluslararası sivil yardım filosuna bağlı tekneler, 31 Ağustos'ta İspanya'nın Barselona kentinden Gazze'ye doğru yola çıktı. Aynı gün İtalya'nın Cenova kentinden de toplamda 300 ton yardım malzemesi taşıyan birkaç tekne, Küresel Sumud Filosu'na katılmak üzere Akdeniz'e açıldı.

Arapça "kararlılık" veya "sarsılmaz azim" anlamlarına gelen Sumud, 1967'deki Altı Gün Savaşı'nın ardından Filistin halkı arasında baskı ve direnişi anlatan bir kavrama dönüştü. Sumud kavramı, Filistinlilerin topraklarında kalması, Filistin kimliğinin ve kültürünün canlı tutulması ile şiddet içermeyen sivil itaatsizlik gibi yollarla işgale direnip alternatif kurumlar inşa etmenin yollarının aranmasını ifade eder. Filistin'de zeytin ağacı ve köylü hamile kadın bu kavramı tasvir etmek için kullanılır.

Pakistan delegasyonu Küresel Sumud Filosu'na katıldı

Küresel Sumud Filosu, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Sumud Filosu katılımcılarına ilişkin açıklamada bulundu.

Açıklamada, Pakistan delegasyonunun, Gazze'deki ablukanın kırılması ve insani koridorun açılması için Malezya liderliğindeki "Sumud Nusantara" konvoyuna katıldığı belirtildi.

Yerel medyada da Pakistan delegasyonunun liderliğini Cemaat-i İslami partisi eski senatörü Han'ın üstlendiği ifade edildi.

Küresel Sumud Filosu

Filistin ile dayanışma ve işgalcilerin ablukasını kırmak için 44'ten fazla ülkenin desteğiyle Küresel Sumud Filosu (Global Sumud Flotilla) adıyla oluşturulan uluslararası sivil yardım filosuna bağlı tekneler, 31 Ağustos'ta İspanya'nın Barselona kentinden Gazze'ye doğru yola çıktı.

Aynı gün İtalya'nın Cenova kentinden de 300 ton yardım malzemesi taşıyan birkaç tekne, Küresel Sumud Filosu'na katılmak üzere Akdeniz'e açıldı.

Arapça "kararlılık" veya "sarsılmaz azim" anlamlarına gelen Sumud, 1967'deki Altı Gün Savaşı'nın ardından Filistin halkı arasında baskı ve direnişi anlatan bir kavrama dönüştü. Sumud kavramı, Filistinlilerin topraklarında kalması, Filistin kimliğinin ve kültürünün canlı tutulması ile şiddet içermeyen sivil itaatsizlik gibi yollarla işgale direnip alternatif kurumlar inşa etmenin yollarının aranmasını ifade ediyor. Filistin'de zeytin ağacı ve köylü hamile kadın bu kavramı tasvir etmek için kullanılıyor.

Hickey: Batı hükümetleri soykırıma bu kadar suç ortağı olmasaydı, bu durumda olmazdık

Barselona limanında, Filistin ile dayanışma ve işgalcilerin Gazze'ye yönelik ablukasını kırmak için 44'ten fazla ülkenin desteğiyle yola çıkan Küresel Sumud Filosu (Global Sumud Flotilla) girişiminde bulunan İrlandalı komedyen ve aktivist Tadhg Hickey, yolculuğun bir kahramanlık değil, ahlaki bir yükümlülük olduğunu söyledi.

Yaklaşık 50 gemi ve yüzlerce kişiyi bir araya getiren ve daha fazla geminin katılımının beklendiği Küresel Sumud Filosu, Gazze'ye bugüne kadarki en büyük deniz misyonu olarak adlandırılıyor.

Hickey, Küresel Sumud Filosu adıyla oluşturulan uluslararası sivil yardım filosuna bağlı teknelerle İspanya'nın Barselona kentinden Gazze'ye doğru yola çıktıktan bir gün sonra AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Yolculuğun bir kahramanlık olmadığını, ancak ahlaki bir yükümlülük olduğunu vurgulayan Hickey, "Neden ben olmayayım? Filistin için savunuculuğumuz açısından ihtiyaç duyduğumuz sonuçları elde etmek için kendim ekstra bir adım atmıyorsam, insanlara neden bir adım daha atmalarını söyleyeyim?" dedi.

Hickey, "Yaptığımız şeyde olağanüstü bir şey yok. Olağanüstü olan, Batı'nın başarısız olduğu bir dönemde bunu yapmak zorunda olmamız." diye konuştu.

Barselona'dan ayrılışlarını aktaran Hickey, "Bu tür işleri benden çok daha uzun süredir yapan birçok kişi, bunun şimdiye kadar gördükleri en etkileyici filo yolculuğu başlangıcı olduğunu söyledi. Bizi uğurlamak için Barselona'da binlerce insan ve dünyanın dört bir yanından basın mensupları vardı." ifadelerini kullandı.

Hickey, limanda Batılı ülkelerden daha fazla basın mensubunun olmamasının, kendisini hayal kırıklığına uğrattığını vurgulayarak, "Elbette tüm bu zararı veren ülkeler, Holokost veya soykırım ya da insan eliyle yaratılan kıtlık sırasında ilk gözlerini kapatanlar oluyor." değerlendirmesinde bulundu.

Uluslararası aktivist koalisyonları tarafından organize edilen filo, son yıllarda ivme kazanıyor. Bu girişimde en az 44 ülkeden katılımcılar bulunuyor.

Hickey, bu duruma ilişkin "Hayatımda hiç bu kadar güzel bir insan topluluğu görmemiştim, herkes aynı fikir ve aynı amaca sahip. Çoğu insanın çocuğu var. Çoğu insanın işi var. Biliyorsunuz, kimse fotoğraf çektirmek için can atmıyor." dedi.

Filoda bulunanların "temel bir şefkat duygusuyla bulunduğunu" belirten Hickey, bu kişilerin "özverili insanlar" olduğunu vurguladı.

Gemideki yaşamı anlatan Hickey, ranzada birkaç saat geçirdiğini, ardından güvertede uyuduğunu ve herkesin statüsüne bakılmaksızın rutin işleri üstlendiğini söyledi.

Hickey, "Papa olsanız bile, tuvaletleri temizlemeniz gerekiyor." diye konuştu.

"Hepimiz Siyonist varlığın sıradan, masum insanları terörist olarak gösterme konusunda oldukça usta olduğunu biliyoruz"

Aktivistler yola çıkmadan önce, disiplin ve şiddetsizliğe odaklanan birkaç günlük bir hazırlık süreci geçirdiler.

Kendisini “terörist ve İran'ın ajanı” olmakla suçlayan katil İsrail medyasının haberlerine atıfta bulunan Hickey, "Yaptığımız her şey şiddet karşıtlığı teması altında koordine ediliyor. Hepimiz Siyonist varlığın sıradan, masum insanları terörist olarak gösterme konusunda oldukça usta olduğunu biliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Hickey, İsrail'in 2010'da Gazze Özgürlük Filosu'na katılan Türk gemisi Mavi Marmara'ya baskın düzenleyerek 10 aktivisti öldürdüğünü hatırlatarak, önceki girişimlerde insanların "iftiraya uğradığını veya fiziksel saldırıya maruz kaldığını, hatta yıllar önce bazı Türk yoldaşların İsrail devleti tarafından öldürüldüğünü" de anımsattı.

Söz konusu olaylara rağmen aktivistlerin hala vazgeçmediğini vurgulayan Hickey, "Eğitim sırasında, odanın yaklaşık yarısı daha önce filolara katılmış kişilerden oluşuyordu." dedi.

Aktivistlerin aldığı riskler

Hickey, "Elbette bir korku var. Bilinmeyene doğru gidiyorsunuz. Aslında benim en büyük korkum ailem için, çünkü İsrail hapishanesine atılmam ve iki, üç gün ya da daha uzun süre onlarla hiçbir şekilde iletişim kuramamam mümkün, hatta muhtemel. Kim bilir? Yani, artık çok daha uzun süreli tehditler savuruyorlar" diye konuştu.

Gitmek gibi bir isteklerinin olmadığını ancak "gitmek zorunda olduklarını" vurgulayan Hickey, "Batı hükümetleri bu kadar inanılmaz derecede korkak ve bu soykırıma bu kadar suç ortağı olmasaydı, bu durumda olmazdık." değerlendirmesinde bulundu.

Hickey, İrlandalı aktivistlerin çoğunun da aynı şekilde hissettiğini ekledi.

Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, 31 Ağustos'ta, katil İsrail Kabinesi'ne filoya yönelik, aktivistleri uzun süreli gözaltında tutmayı da içeren bir plan sundu.

Yeniden yolculuğa çıkan iklim aktivisti Greta Thunberg gibi aktivistleri taşıyan başka bir filo, haziranda Gazze yakınlarına ulaşmıştı. Ancak işgal güçleri gemiyi ele geçirmiş ve aktivistleri sınır dışı etmişti.

"Hareket giderek büyüyor"

Hickey, Barselona limanındaki durumun, farklı bir dünyanın görüntüsünü sunduğunu belirtiyor.

Barselona limanının "bir rüya gibi" olduğunu belirten Hickey, "Oradaki manzara, herkesin 'Dünya böyle olmalı, herkes Filistin için ayağa kalkmalı, çünkü bu siyasetle ilgili değil. Mesele, onların (İsrail'in) Gazze'ye bebek maması girmesine izin vermemesi.' düşüncesine sahip olması gibi bir şeydi." dedi.

Katil İsrail'in karşı karşıya olduğu zorluğa değinen Hickey, bunun bireylerden değil, büyüyen, birleşik bir muhalefetten geldiğini vurguladı.

Hickey, "İsrail'in karşı karşıya olduğu en büyük sorun kollektiflik. Ve bence korkmaları gereken de bu, çünkü insanlar onların korkunç şiddetinden dehşete düşüyor. Bu yüzden, hükümetlerin yapmadığını giderek daha fazla sivil yapıyor." diye konuştu.

Bu filonun son olmayacağına dair inancını dile getiren Hickey, "Siyonist varlığın büyük bir sorunu olduğunu düşünüyorum. Yolculuğumuzda başımıza ne gelirse gelsin, bir şeyden eminim. Aktivistler durmayacak. Başımıza ne gelirse gelsin, durmayacaklar. Hareket giderek büyüyor." değerlendirmesinde bulundu.

Küresel Sumud Filosu

Arapça "kararlılık" veya "sarsılmaz azim" anlamlarına gelen Sumud, 1967'deki Altı Gün Savaşı'nın ardından Filistin halkı arasında baskı ve direnişi anlatan bir kavrama dönüştü.

Sumud kavramı, Filistinlilerin topraklarında kalması, Filistin kimliğinin ve kültürünün canlı tutulması ile şiddet içermeyen sivil itaatsizlik gibi yollarla işgale direnip alternatif kurumlar inşa etme yollarının aranmasını ifade eder.

Filistin'le ilgili sanatsal etkinliklerde, zeytin ağacı ve köylü hamile kadın sembolleri bu kavramı tasvir etmek için kullanılır.

İşgalcilerin kıtlığı dayattığı Gazze'de ağustos ayında 185 kişi açlıktan şehit oldu

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı, yaptığı yazılı açıklamada Gazze Şeridi'nde kıtlığın yıkıcı etkilerinin arttığı kaydedildi.

Açıklamada, Gazze Şeridi'nde ağustos ayında yetersiz beslenme nedeniyle 185 Filistinli yaşamını yitirdiği; bunun geçen aylara göre en yüksek rakam olduğu kaydedildi.

Birleşmiş Milletlerin (BM) desteklediği Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması'nın (IPC) 22 Ağustos'taki açıklamasıyla Gazze'de kıtlık ilan etmesinden bu yana ise 12'si çocuk 70 kişinin açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle yaşamını yitirdiği ifade edildi.

Ayrıca Gazze Şeridi'nde 5 yaş altı yaklaşık 43 bin çocuğun yetersiz beslenme sorunuyla karşı karşıya olduğu aktarıldı.

Gazze Şeridi'nde 55 binden fazla hamile ve emziren annenin de yetersiz beslenme sorunuyla karşı karşıya kaldığı bildirildi.

Ayrıca hamile kadınlardan yüzde 67'sinin anemi hastası olduğu ifade edildi.

Sağlık Bakanlığı, Gazze Şeridi'nde mevcut göstergelerin riskli durumu ve acil müdahalenin sınırlı olmasının yanı sıra gıda ve tıbbi malzemelerin yetersiz olması konusunda uyarıda bulundu.

Gazze Şeridi'nde 7 Ekim 2023'ten bu yana açlıktan hayatını kaybedenlerin sayısı ise 130'u çocuk olmak üzere 361'e yükseldi.

IPC tarafından yayımlanan son raporda, "15 Ağustos 2025 itibarıyla Gazze kentindeki kıtlığın 'felaket seviyesi' olarak bilinen 5. seviyede olduğunun kanıtlarla doğrulandığı" bildirilmişti.

IPC'nin raporunda "22 ay süren acımasız çatışmaların ardından Gazze Şeridi'nde yarım milyondan fazla insan açlık, yoksulluk ve ölümle karakterize felaket koşullarıyla karşı karşıya." tespitine yer verilmişti.

Gazze "açlıktan" ölüyor

İşgalcilerin saldırıları ve insani yardım girişini kısıtlayan sıkı ablukası altındaki Gazze Şeridi, açlığın yayıldığı, su, ilaç, tıbbi gereçler ve hijyen malzemesinin bulunamadığı insani felaketi yaşıyor.

Başta çocuklar olmak üzere, Gazze Şeridi'nde açlık nedeniyle ölümler artıyor. Yerel ve uluslararası çevreler, işgalcilerin "açlığı ve susuzluğu silah olarak" kullandığını belirtiyor.

Sivil altyapıyı da tahrip ederek Gazze'nin yüzde 88'ini yıkan katil İsrail güçleri, sürgün emirleriyle yerinden ettiği Filistinlileri sık sık barındıkları bölgelerde hedef alıyor.

Nüfusu yaklaşık 2,3 milyon olan Gazze'de işgalcilerin saldırıları ve sürgün emirleriyle yerinden edilenlerin sayısının 2 milyona ulaştığı, çok sayıda kişinin defalarca yerinden edildiği belirtiliyor.

Temel malzemelerden yoksun şekilde yerinden edilen Filistinliler, derme çatma çadırlarda veya aşırı kalabalıklar içinde hijyen malzemelerinin eksikliğinde lavaboların bile yetersiz olduğu, bulaşıcı hastalıkların yayıldığı okullarda hayatta kalmaya çalışıyor.

Katil İsrail güçleri ise günlük düzenlediği saldırılarla yerinden edilenlerin çadırlarını ve barındığı sivil noktaları bombalıyor.

Belçika, Filistin Devleti'ni tanıma kararı aldı

Belçika federal hükümeti, işgalcilere yaptırımlar ve Filistin Devleti'ni tanıma konusunda düzenlediği olağanüstü kabine toplantısı sonucunda karara vardığını duyurdu.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prevot'un Sözcüsü Laurens Soenen'in Anadolu Ajansı muhabiri ile paylaştığı anlaşma metninde Filistin'de, özellikle Gazze'de yaşanan insani trajediye ve işgalcilerin uluslararası hukuka aykırı eylemlerine dikkati çekildi.

İnsani yardımın öncelikli olmayı sürdüreceği ifade edilen açıklamada, Dışişleri ve Savunma Bakanlarının Gazze'deki insani durumu iyileştirmek için çalışmalarını sürdürdüğü, Cerulean Skies 2 benzeri hava yardımı operasyonlarının tekrarlanmasının değerlendirildiği kaydedildi. Belçika'nın tüm kanallardan Filistinlilere insani yardım ulaştırmaya devam edeceği, Kalkınma İşbirliği Bakanı tarafından bu yıl taahhüt edilen 7 milyon avroya ek olarak 12,5 milyon avro ayrıldığı belirtildi.

Açıklamada, Dünya Sağlık Örgütünün talebi doğrultusunda bölgede tedavisi mümkün olmayan ağır hasta çocukların tıbbi tahliyelerinin de yoğunlaştırılacağı vurgulandı.

Şiddet yanlısı Yahudi yerleşimciler ve Hamas mensupları konusunda ulusal düzeyde açık yaptırımlar hazırlanacağı, mali kısıtlama, malvarlığı dondurma ve ülkeye giriş yasağı gibi önlemler alınacağı kaydedildi.

Avrupa Birliği (AB) Kanada ve İngiltere listelerine dayanarak hazırlanan bu tedbirler çerçevesinde Belçika'nın, söz konusu kişileri derhal ülkesinde "istenmeyen kişi" ilan ettiği belirtildi.

İşgalci bakanlar Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich "istenmeyen kişi" ilan edildi

Açıklamada, işgalcilerin aşırı sağcı bakanları Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich ile Hamas'ın siyasi ve askeri liderlerinin de Belçika'ya girişinin yasaklandığı ve Şengen bölgesinde vizelerinin askıya alınması için girişimde bulunulacağı aktarıldı. Belçika Göçmenlik Ofisinin bu kişileri Şengen Bilgi Sistemi'ne kaydedeceği bildirildi.

2009'da alınan kararın genişletilmesiyle, işgalcilere yönelik tüm silah ihracatı ve transitinin yasaklanmasının hedeflendiği, hem askeri hem sivil kullanımlı ürünlerin de bu kapsamda değerlendirileceği belirtilerek, federal hükümetin Avrupa genelinde ambargo için girişimde bulunduğu kaydedildi.

İşgalcilerin işgal altındaki topraklarda ürettiği malların Belçika'ya ithalatı yasaklanacak

Uluslararası Adalet Divanının (UAD) 19 Temmuz 2024'te yayımladığı görüşe atıfta bulunularak, İsrail'in işgal altındaki topraklarda ürettiği malların Belçika'ya ithalatının yasaklanacağı ifade edildi.

Yerleşimlerde yaşayan Belçika vatandaşlarının konsolosluk hizmetlerinden yalnızca acil durumlarda faydalanabileceği bildirildi.

Katil İsrail yerleşimlerinde yaşayan işgalcilerin uzun süreli "D" vizesi başvurularına sınırlama getirilmesi için hukuki inceleme yapılacağı aktarıldı.

Belçika vatandaşları veya ülkede ikamet eden kişilerin, katil İsrail veya işgal altındaki Filistin topraklarında uluslararası insancıl hukuku ihlal etmeleri veya terör suçu işlemeleri halinde yargılanacağı belirtildi.

Belçika hava sahası işgalcilerin askeri uçuşlarına kapatıldı

İşgalcilerin askeri uçuşlarına Belçika hava sahasının kapatıldığı, Savunma Bakanlığının da işgalcilerden yapılan askeri ekipman ve bakım alımlarına alternatif arayacağı ifade edildi. Kamu alımlarının da gözden geçirileceği kaydedildi.

Belçika'nın Avrupa düzeyinde destekleyeceği tedbirler

Avrupa düzeyinde ise katil İsrail ile yürütülen ticaret, araştırma ve teknoloji işbirliği anlaşmalarının askıya alınmasına yönelik oylamalarda Belçika'nın bu yönde oy kullanacağı aktarıldı. Açık Semalar Anlaşması (ASA), ACAA ve teknik işbirliklerinin de durdurulmasının destekleneceği belirtildi.

Açıklamada ayrıca, Avrupa Yatırım Bankası, Avrupa Yatırım Fonu ve Europol ile işglcilerin işbirliğinin gözden geçirileceği, katil İsrail’in Avrupa uydu programlarına erişiminin sınırlandırılmasının değerlendirileceği kaydedildi.

Belçika'nın, AB düzeyinde yerleşim ürünlerinin ithalatının yasaklanması için aktif girişimlerde bulunacağı ifade edildi.

Filistin devletinin tanınması

Belçika'nın her zaman iki devletli çözümden yana olduğunun vurgulandığı açıklamada, ülkenin New York Deklarasyonu'na katılacağı bildirildi.

Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleri, E1 projesi, Gazze'deki askeri operasyon ve insani krizin, Filistin devletinin kurulma ihtimalini tehlikeye attığının altı çizildi.

Belçika'nın her zaman iki devletli çözümden yana olduğu vurgulanarak, ülkenin New York Deklarasyonu'na katıldığı bildirildi.

Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleri, E1 projesi, Gazze'deki askeri operasyon ve insani krizin, Filistin devletinin kurulma ihtimalini tehlikeye attığı ifade edildi.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

"Belçika, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun haftası kapsamında, Fransa ve Suudi Arabistan'ın ortak girişimiyle, Temsilciler Meclisi'nde oylanan kararda da belirtildiği üzere, Filistin Devleti'nin tanınmasını açıklayacak ülkeler arasına katılarak güçlü bir siyasi ve diplomatik mesaj vermek istiyor."

Bu nedenle, Belçika'nın Fransa ve Suudi Arabistan öncülüğünde BM Genel Kurulu haftasında Filistin'i tanıyacağı ancak kararın Hamas’ın yönetimden uzaklaştırılması ve tüm esirlerin serbest bırakılmasının ardından resmileştirileceği belirtildi.

Yeniden inşa çalışmaları

Belçika'nın BM himayesinde insani yardım koridorlarını güvence altına almak için müdahale gücü kurulmasını desteklediği, Filistin'de devlet inşası, demokratik kurumların kurulması ve yasaların hazırlanması için teknik destek vereceği kaydedildi. Ayrıca, Filistin için özel bir kalkınma programı uygulanacağı, BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) mali desteğin sürdürüleceği belirtildi.

Belçika'nın, Filistin'in IMF ve Dünya Bankasına tam üyeliği için girişimlerde bulunacağı, vergi gelirlerinin Filistin Yönetimine aktarılmasını desteklediği ifade edildi.

Açıklamada Belçika'nın uluslararası platformlarda bu kararların takipçisi olacağı, uluslararası hukukun tüm taraflarca gözetilmesini talep ettiği, basın özgürlüğü ve diplomatik dokunulmazlığın korunmasına bağlılığını sürdürdüğü kaydedildi.

İran'a yönelik tedbirler

Açıklamada ayrıca İran'ın bölgedeki rolüne dikkat çekilerek, Devrim Muhafızlarının AB terör listesine alınması için girişimde bulunulacağı ve İran'ın nükleer silah edinmesinin önleneceği aktarıldı. Fransa, Almanya ve İngiltere'nin İran’a yönelik yaptırımları yeniden uygulama girişimlerine destek verileceği kaydedildi. Hizbullah'ın siyasi ve askeri kanadı arasındaki ayrımın kaldırılmasının da savunulduğu belirtildi.

Filistin Devleti'nin tanınmasından yana 15 ülke, tüm devletleri bu yönde adım atmaya çağırdı

Andorra, Avustralya, Kanada, Finlandiya, Fransa, İzlanda, İrlanda, Lüksemburg, Malta, Yeni Zelanda, Norveç, Portekiz, San Marino, Slovenya ve İspanya dışişleri bakanları, İsrail-Filistin meselesine ilişkin "New York Çağrısı" isimli ortak açıklama yaptı.

Filistin Devleti'nin tanınmasını iki devletli çözümün hayata geçirilmesinde "temel bir adım" olarak niteleyen ülkeler, ortak açıklamada şunları kaydetti:

"İki devletli çözüm yönünde atılması gereken temel bir adım olarak, Filistin Devleti'ni halihazırda tanımış olan ya da tanımaya yönelik iradesini veya olumlu değerlendirmesini beyan etmiş bulunan ülkeler, bu yönde henüz adım atmamış olan tüm devletleri, söz konusu çağrıya katılmaya davet etmektedir."

Açıklamada, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın 10 Haziran'da iki devletli çözüm için somut taahhütlerde bulunmasının memnuniyetle karşılandığı belirtildi.

Ortak açıklamada şu ifadeler yer aldı:

"İki demokratik devlet olarak İsrail ve Filistin'in uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) kararlarıyla uyumlu, güvenli ve tanınmış sınırlar içinde yan yana barış içinde yaşadığı iki devletli çözüm vizyonuna sarsılmaz bağlılığımızı yineliyoruz ve bu bağlamda Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nin Filistin Otoritesi altında birleşmesinin önemini vurguluyoruz."

İşgalcilerin, dün Gazze'de yardım bekleyen Filistinlilere yönelik saldırısında 51 Filistinli şehit oldu

Gazze'deki hükümetin medya ofisinden yapılan yazılı açıklamada, dün Sudaniyye bölgesinde kanlı bir katliam işlendiği belirtilerek, saldırıda şehit sayısı güncellendi.

Zikim bölgesinden gelen tırlardan un ve insani yardım almaya giden Filistinlilerin, Sudaniyye bölgesinde hedef alındığı aktarılan açıklamada, bu saldırıda "sadece 3 saat içinde" 51 kişinin öldüğü ve 648 kişinin yaralandığı kaydedildi.

Açıklamada, dün Gazze'ye sadece 112 tır insani yardım girişi olduğu, bunların çoğunun da işgalcilerin meydana getirdiği kasıtlı ve sistematik kaos ortamında yağmalandığı ifade edildi.

İşlenen bu katliamın, "işgalcilerin açlığı bir savaş silahı olarak kullandığını, yiyecek arayan sivilleri soğukkanlılıkla hedef aldığını ve tüm uluslararası ve insani hukuku açıkça ihlal ettiğini bir kez daha ortaya koyduğu" vurgulandı.

Gazze'nin en hayati sektörlerinin temel ihtiyaçlarını karşılamak için günlük en az 600 tır yardım malzemesi ve yakıta ihtiyaç duyulduğu bildirilen açıklamada, "bu boğucu ve kanlı abluka altında bu ihtiyaçların karşılanmasının mümkün olmadığı" dile getirildi.

Gazze'deki Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Mahmud Basal, dün yaptığı açıklamada, işgal güçlerinin, Zikim bölgesinde yardım bekleyenleri hedef aldığı saldırıda yaşamını yitirenlerin sayısının 40'ı aştığını, hastanelerin hastalarla dolduğunu söylemişti.

İşgalcilerin Gazze'de yardım bekleyenleri hedef alan saldırılarında en az 8 kişi şehit oldu

Hastane kaynaklarından alınan bilgiye göre, katil İsrail askerleri, Gazze Şeridi'nin orta kesiminde yer alan Netzarim Koridoru yakınlarında yardım almak için bekleyen Filistinli sivillerin üzerine ateş açtı.

Katil İsrail'in söz konusu saldırılarında 5 Filistinli yaşamını yitirirken, 8 kişi yaralandı.

Gazze Ambulans ve Acil Durum Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada ise katil İsrail güçlerinin, güneydeki Refah kentinin kuzeyinde yer alan yardım dağıtım merkezi yakınlarındaki Filistinlileri hedef aldığı belirtildi.

Açıklamada, Refah bölgesinde yardım bekleyenlerin üzerine açılan ateş sonucu en az 3 kişinin öldüğü, 20'den fazla kişinin yaralandığı kaydedildi.

İsrail'in Gazze'de Yardım Bekleyenleri Hedef Alan Saldırılarında En Az 8 Kişi Hayatını Kaybetti (2)

Gazze'de açlık krizi yaşanıyor

Katil İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, X hesabında paylaştığı videoda "Gazze'de açlık yok, Gazze'de açlık politikası yürütülmüyor." ifadelerini kullanmıştı.

Katil İsrail'in saldırıları ve insani yardım girişini kısıtlayan sıkı kuşatması altındaki Gazze Şeridi, açlığın yayıldığı, su, ilaç, tıbbi gereçler ve hijyen malzemesinin bulunamadığı insani felaketi yaşıyor.

Başta çocuklar olmak üzere Gazze Şeridi'nde açlık nedeniyle ölümler artıyor.

Katil İsrail'in kıtlığı dayattığı Gazze Şeridi'nde 7 Ekim 2023'ten bu yana açlık nedeniyle 147 kişi hayatını kaybetti.

Yerel ve uluslararası çevreler, katil İsrail'in "açlığı ve susuzluğu silah olarak" kullandığını belirtiyor.

İsrail'in Gazze'de Yardım Bekleyenleri Hedef Alan Saldırılarında En Az 8 Kişi Hayatını Kaybetti (3)

BM raportörleri, katil İsrail'in Filistin halkını kasten aç ve susuz bırakmasını kınadı

BM raportörleri, katil İsrail'in saldırıları altında bulunan ve kıtlığa sürüklediği Filistin halkının durumuna ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, katil İsrail'in Filistinlileri öldürmek için susuzluğu bir silah olarak kullandığına işaret edilerek "katil İsrail'in Filistin halkını kasıtlı olarak susuz ve aç bırakmasını kınıyoruz. Katil İsrail'in Gazze'deki Filistinlilerin güvenli içme suyuna erişimini kasten engellemesini endişeyle karşılıyoruz ve bunu, uluslararası hukukun ciddi bir ihlali ve insanlığa karşı bir suç olarak nitelendiriyoruz." denildi.

Su ve gıdayı engellemenin, çoğunlukla çocukları ve bebekleri öldüren sessiz ama ölümcül bir bomba olduğunun belirtildiği açıklamada, bebeklerin annelerinin kollarında ölmesini izlemenin dayanılmaz bir durum olduğu vurgulandı.

Açıklamada, "Bu acı devam ederken dünya liderleri nasıl uyuyabilir? Bu felaket öngörülüyordu. Katil İsrail'in ablukası ve sivil altyapıyı tahrip etmesi, Gazze'deki 2 milyon sakinin çoğunu yerinden etti ve asgari düzeydeki içme suyuna erişimden mahrum bıraktı. Bu durum, su kirliliğinin neden olduğu ölümlere ve yaygın hastalıklara, ayrıca sanitasyon ve hijyen eksikliğine yol açtı. Filistinlilere yönelik bu kasıtlı, yaygın ve sistematik saldırılar, bir nüfusun fiziksel olarak yok edilmesini öngören kasıtlı bir yaşam koşulları ihlalidir, bir başka soykırım eylemidir." ifadeleri kullanıldı.

Gazze'deki temel hizmetlerin yeniden sağlanması ve acil insani ihtiyaçların karşılanması için tüm Akdeniz limanlarından acilen yakıt, su, malzeme ve personel ulaştırılması çağrısı yapılan açıklamada, uluslararası toplumun, Gazze'deki bu insanlık dışı ve hukuka aykırı durumu sonlandırmak için hareket geçmesi gerektiği kaydedildi.

Gazze'de "açlığın" sembolü Filistinli bebeğin doktoru işgalcileri yalanladı

Açlıktan bir deri bir kemik kalan Filistinli bebeğin hasta yatağındaki fotoğrafı, AA serbest foto muhabiri Ahmed Cihad İbrahim el-Arini tarafından çekildi.

Bu kare, işgalcilerin Gazze’de uyguladığı kuşatma ve saldırıların yol açtığı insanlık dramını gözler önüne sererek uluslararası basında büyük yankı uyandırdı.

Akut yetersiz beslenme nedeniyle 6 kiloya kadar düşen minik Matuk’un cılız ağlayışlarını annesi elindeki tek besin olan suyla yatıştırmaya çalışıyor.

Filistinli bebek, işgalcilerin Gazze’de ablukayı ve saldırıları sıkılaştırmasıyla birlikte kıtlık ve hastalıklarla mücadele eden 2 milyondan fazla Filistinlinin sembolü haline geldi.

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığının güncel verilerine göre, 7 Ekim 2023’ten bu yana kıtlık ve yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybeden Filistinli sayısı 88’i çocuk 147’ye ulaştı.

- Doktor, muayenenin ardından Anadolu Ajansı'na konuştu

Gazze kentindeki Hasta Dostları Hastanesinde Klinik Beslenme Uzmanı Dr. Suzan Maruf, bebeğin muayenesini tamamladıktan sonra AA muhabirine yaptığı açıklamada Matuk'un, "şiddetli yetersiz beslenme sonucu beyinde gevşek kas sendromu gibi bazı sağlık sorunları" yaşadığını ifade etti.

Doktor Maruf, "işgalcilerin takviye gıdaların Gazze’ye girişini engellemesi nedeniyle Muhammed Matuk şiddetli beslenme yetersizliği yaşıyor." dedi.

Küçük Matuk'un, ocak ayında orta düzeyde yetersiz beslenme sorunu yaşadığını ancak besin takviyeleriyle sağlığının o zaman için stabil olduğunu kaydetti.

"Ocak 2025'te elimizdeki kaynaklara göre çocuklara besin takviyeleri vererek yardımcı oluyorduk. Ancak geçişlerin kapanmasıyla birlikte bir kıtlık yaşandı ve her şey tükendi." diyen Maruf, besin takviyeleri tükendikçe Filistinli bebeğin sağlığının kötüleşmeye başladığını dile getirdi.

Maruf, bu yetersiz beslenme aşamasının, çocuğun ölümüne yol açabilecek ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getirdiğini aktardı.

Dünya Gıda Programına göre, Gazze nüfusunun dörtte biri kıtlık şartlarıyla karşı karşıya ve 100 bin Filistinli kadın ve çocuk ciddi yetersiz beslenme sorunu yaşıyor.

- Çocuklar en büyük mağdurlar

Maruf, 2024’ün başından bu yana Gazze Şeridi’nde kıtlığın yayılmasıyla birlikte "yetersiz beslenme" teriminin de giderek daha yaygın hale geldiğini söyledi.

İşgalcilerin Gazze’deki çocuklara aç bırakma politikası uyguladığını ve çocukların çoğunun şu anda "yetersiz beslenme" sorunları yaşadığını belirten Maruf, hizmet verdiği hastanenin başlangıçta benzeri durumdaki çocuklara besin takviyeleri sağlayarak yardım etmeye çalıştığını ancak bölgeye ilaç ve besin girişinin yasaklanmasıyla durumun daha da zorlaştığını vurguladı.

Doktor Maruf, besin takviyesi ve bebek mamasının olmayışının yanı sıra hastanelerde, hasta ve yaralıların tedavi görmesi için hasta yatağı bile olmadığına dikkati çekti.

Muhammed’in annesi Hidayet el-Matuk da çocuğunun kıtlık nedeniyle ciddi yetersiz beslenme sorunuyla karşılaştığını ve yaklaşık 3 kilo kaybettiğini belirtti.

Oğlu Matuk’a doğumdan 3 ay sonra gevşek kas sendromu teşhisi konulduğunu ve beyinle ilgili sorunlar yaşamaya başladığını anlatan acılı anne, aylar süren tedavinin ardından çocuğunun yeniden ayağa kalktığını ancak işgalcilerin yardım girişini engellemesiyle başlayan kıtlık yüzünden beslenme yetersizliği yaşadığını ve eski haline geri döndüğünü söyledi.

Filistinli anne, "işgalcilerin sınır kapılarını kapatması, soykırım savaşında işlediği en ağır suç oldu. İsrail'in bu uygulamasıyla Gazze'deki Filistin halkının çoğu şiddetli açlığa mahkum edildi." dedi.

Gazze Şeridi'nde 22 aydan beri devam eden katil İsrail ablukası ve bombardımanında eşini de kaybeden anne Matuk, "işgalcilerin sınır kapılarını kapattığı günden beri insani yardımlar bize ulaşmıyor, çocuklarımızı hayatta tutabilecek imkanımız da yok zaten." diye konuştu.

Matuk, "Bebeğim Muhammed'i de aşevlerinden temin ettiğimiz mercimek çorbası ve makarnayla besliyorduk. O yiyecekler bir bebek için sağlıklı değildi ancak onu hayatta tutacak başka yiyecek bulamadığımız için kullanmak zorundaydık." ifadelerini kullandı.

Bebeğinin, işgalcilerin abluka ve bombardımanı altındaki Gazze Şeridi'nde yiyecek ve mama bulamayan bir milyonu aşkın çocuktan biri olduğunu dile getiren Filistinli anne, şunları kaydetti:

"Katil İsrail, Gazze Şeridi'ndeki Filistinli ailelerle savaşı, çocukları üzerinden yürütüyor. Katil İsrail, Filistinli aileleri, gözleri önünde ölen çocuklarını kurtarmaktan aciz bırakıyor."

Gazze'deki Filistin Hükümetinin Medya Ofisinden dün yapılan açıklamada, işgalcilerin uyguladığı sıkı ablukanın ardından Gazze'ye giriş yapan insani yardım yüklü kamyon sayısının 87'yi geçmediği belirtildi.

Katil İsrail, 27 Temmuz Pazar günü yardım girişine izin verdiğini iddia etti ancak Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı Genel Müdürü Munir el-Berş, gelen yardımın çok az miktarda olduğunu, ilaç veya besin takviyelerini içermediğini söyledi.

Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı (WFP) Acil Durum Hazırlık ve Müdahale Direktörü Ross Smith, 21 Temmuz'da yaptığı açıklamada, Gazze nüfusunun dörtte birinin kıtlıkla mücadele ettiğini belirterek akut yetersiz beslenme vakalarının hızla arttığını, halihazırda neredeyse 100 bin kadın ve çocuğun şiddetli akut yetersiz beslenme nedeniyle acil tedaviye ihtiyaç duyduğunu bildirmişti.

İşgalciler son 6 ayda Gazze'ye giren sınırlı miktardaki yardımı yüzde 88 azalttı

İşgalcilerin saldırıları ve insani yardım girişini kısıtlayan sıkı kuşatması altındaki Gazze Şeridi, açlığın yayıldığı, su, ilaç, tıbbi gereçler ve hijyen malzemesinin bulunamadığı insani felaketi yaşıyor. Başta çocuklar olmak üzere Gazze Şeridi'nde açlık nedeniyle ölümler artıyor.

Gazze Şeridi'nde 7 Ekim 2023'ten bu yana açlık nedeniyle 88'i çocuk 147 kişi hayatını kaybederken, yerel ve uluslararası çevreler işgalcilerin "açlığı ve susuzluğu silah olarak" kullandığını belirtiyor.

İsrail Son 6 Ayda Gazze'ye Giren Sınırlı Miktardaki Yardımı Yüzde 88 Azalttı 2

Hayati yardımlarda büyük düşüş

İşgalcilere bağlı Filistin Topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi'nin (COGAT) açıkladığı veriler, Tel Aviv yönetiminin Gazze'ye girişine izin verdiği tüm insani yardım miktarında endişe verici boyutta bir azalış yaşandığını gözler önüne serdi.

19 Ocak'ta yürürlüğe giren ve 2 Mart'ta son bulan ateşkes sürecinde, şubat ayında Gazze'ye giren tüm insani yardım miktarı 295 bin 120 ton olarak açıklanırken, 27 Mayıs'ta ABD-katil İsrail güdümlü "Gazze İnsani Yardım Vakfı"nın devreye sokularak sözde yardım dağıtımının başlamasından sonra temmuzda izin verilen insani yardım miktarının ise 34 bin 920 ton olduğu kaydedildi.

Son 6 aylık veriler, katil İsrail tarafından hem karadan hem de havadan saldırılara maruz kalan Gazze'ye giren tüm insani yardım miktarında yüzde 88 azalma olduğunu gösterdi.

Her geçen gün daha fazla yetişkin ve çocuğun hayatını kaybettiği Gazze'ye şubatta 216 bin 75 ton gıda yardımı ulaşırken, temmuzda bu miktar 33 bin 113 ton olarak kayda geçti. Bu sayılara göre, Gazze'ye 6 ayda giren gıda miktarı yaklaşık yüzde 85 azaldı.

Şubatta, Gazze'ye girişine izin verilen insani yardım taşıyan tır sayısının 16 bin 800 olduğu, bu sayının temmuzda 1769'a düştüğü ve tır sayısında son 6 ayda neredeyse yüzde 90'lık bir düşüş olduğu kaydedildi.

BM'ye göre Gazze'ye günde 600 tırın girmesi gerekiyor

Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) günde insani yardım taşıyan 600 tırın Gazze'ye girmesi gerektiğini belirtirken, bu hedefin son derece altında kalındı. Sözde yardım kuruluşunun faaliyete geçtiği mayısta 969 ve haziranda 1833 tır girişi kaydedildi.

Tüm insani yardım miktarı geçen yıl temmuzda 116 bin 246, ağustosta 91 bin 494, eylülde 90 bin 553, ekimde 36 bin 784, kasımda 55 bin 290, aralıkta 106 bin 187 olarak kayıtlara geçerken, bu yıl ise ocakta 208 bin 267, şubatta 295 bin 120, mayısta 20 bin 224, haziranda 37 bin 513, temmuzda ise 34 bin 920 ton olarak kaydedildi.

Gıda yardımı miktarları ise geçen yıl temmuzda 94 bin 996, ağustosta 80 bin 343, eylülde 76 bin 513, ekimde 25 bin 434, kasımda 35 bin 374, aralıkta 77 bin 953, bu yıl ise ocakta 164 bin 148, şubatta 216 bin 75, mayısta 19 bin 153 ve haziranda 37 bin 103 ton oldu.

Gazze'ye geçişine izin verilen tır sayısı geçen yıl temmuzda 5 bin 920, ağustosta 4 bin 545, eylülde 4 bin 255, ekimde 1789, kasımda 2 bin 670, aralıkta 5 bin 65, bu yıl ise ocakta 11 bin 255, mayısta 969 ve haziranda 1833 olarak kaydedildi.

Söz konusu verilere ilişkin mart ve nisana dair bilgi paylaşılmadı.

Filistinliler, işgalcilerin Gazze'ye "sınırlı yardımının" propaganda ve göz boyama olduğunu belirtiyor

Filistin resmi verileri, Tel Aviv’in "Gazze'ye insani yardım ulaştırma" iddialarının sahadaki insani felaketi gizlemeye dönük bir strateji olduğunu ortaya koydu.

İşgal güçleri 27 Temmuz'da, Gazze'ye sınırlı miktarda insani yardımın havadan bırakıldığını ve bazı bölgelerde "taktiksel ateşkes" başlatıldığını duyurdu. Ancak Filistinli yetkililer, bu adımların bölgede büyüyen açlık ve yıkımı gizlemek için dünya kamuoyuna sergilenen bir "tiyatrodan ibaret" olduğunu vurguladı.

Üç hava yardımı operasyonunun toplamı sadece iki tır dolusu insani yardıma eşdeğer

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi yaptığı açıklamada, işgalcilerin son dönemde gerçekleştirdiği üç hava yardımı operasyonunun toplamının yalnızca iki tır insani yardıma eşdeğer olduğunu belirtti.

Ayrıca, bu yardımlar işgalcilerin "kırmızı bölge" ilan ettiği ve çatışmaların sürdüğü alanlara düşürüldü. Dolayısıyla sivillerin bu bölgelere erişimi hayati risk taşıyor.

Aynı açıklamada, 27 Temmuz'da yalnızca 73 yardım tırının Gazze’nin kuzeyi ve güneyine ulaştığı belirtilirken, bu sayının günlük ihtiyaç olan 600 tırın çok altında kaldığı vurgulandı.

Yardımların çoğu, işgalcilerin gözetimindeki insansız hava araçları eşliğinde bölgeye giriş yaptıktan sonra yağmalandı ya da dağıtım noktalarına ulaşamadan kayboldu.

"Bu tiyatroya büyük devletler ve uluslararası kuruluşlar da yanlış bilgi ve boş vaatlerle ortak oluyor"

Gazze’deki açlığı "uluslararası toplumun gözleri önünde sahnelenen bir trajedi" olarak tanımlayan medya ofisi, işgalcilerin yardımlar üzerinden "kaos mühendisliği" yürüttüğünü belirtti.

Açıklamada, "Yardım adı altındaki bu tiyatroya büyük devletler ve uluslararası kuruluşlar da yanlış bilgi ve boş vaatlerle ortak oluyor." denildi.

Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) İletişim Direktörü Juliette Touma da New York Times’a yaptığı açıklamada, hava yardımlarının Gazze’deki kıtlığı sonlandırmaya yetmeyeceğini vurguladı.

BM Çocuklara Yardım Fonunun (UNICEF) yayımladığı son raporda, 25 Temmuz itibarıyla yetersiz beslenme nedeniyle 83 çocuğun hayatını kaybettiğini, tüm Gazze halkının açlıkla mücadele ettiğini duyurdu.

Sözde yardımlar onur kırıcı ve aşağılayıcı

Gazze’nin kuzeyinde yaşayan Filistinliler ise işgalcilerin sözde yardım yöntemlerine sert tepki gösterdi.

AA'ya konuşan birçok Filistinli, yardımların yetersiz olduğunu ve havadan yapılan dağıtımın "kasıtlı bir aşağılamaya" dönüştüğünü söyledi.

Yardım almak için saatlerce tehlikeli bölgelerde beklemek zorunda kaldıklarını belirten siviller, bu yöntem yerine yardımın BM denetiminde kara yoluyla ulaştırılmasını talep etti.

Havadan gerçekleştirilen sözde yardım gösterilerini samimi bulmadıklarını belirten Filistinliler, kara sınırlarında bekleyen binlerce tır varken en zor yöntemin tercih edilmesinin bu adımın insani kaygılardan çok dünyayı manipüle etmeye yönelik bir gösteri olduğunu düşündürdüğünü ifade etti.

Filistinliler bunun, gerçek bir yardım değil, kamuoyunun vicdanını yatıştırmaya yönelik bir sahneleme olduğunu vurguladı.

Gazze'deki Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Mahmud Basal ise havadan yardımın doğrudan sivillerin bulunduğu çadırların üzerine veya işgalcilerin konuşlandığı tehlikeli bölgelere düştüğünü belirtti.

Bu durumun yaralılar, yaşlılar ve kadınlar açısından yardımlara erişimi imkansız kıldığını ifade eden Basal, "Bu yöntem Filistinlilere açık bir aşağılamadır. Onur kırıcıdır. Yardımlar, insan onuruna yaraşır şekilde, sınır kapılarından ve uluslararası kuruluşlar aracılığıyla ulaştırılmalıdır." dedi.

Gazze "açlıktan" ölüyor

İşgalcilerin saldırıları ve insani yardım girişini kısıtlayan sıkı kuşatması altındaki Gazze Şeridi, açlığın yayıldığı, su, ilaç, tıbbi gereçler ve hijyen malzemesinin bulunamadığı insani felaketi yaşıyor.

Başta çocuklar olmak üzere, Gazze Şeridi'nde açlık nedeniyle ölümler artıyor.

Yerel ve uluslararası çevreler işgalcilerin "açlığı ve susuzluğu silah olarak" kullandığını belirtiyor.

İşgalcilerin Gazze Şeridi'ne 7 Ekim 2023'ten beri düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının 59 bin 921'e, yaralıların sayısının 145 bin 233'e yükseldi.

Gazze Şeridi'nde enkaz altında hâlâ binlerce ölü olduğu belirtiliyor.

Gazze'de 27 Mayıs'tan bu yana katil İsrail-ABD güdümlü "Gazze İnsani Yardım Vakfı" tarafından insani yardım adı altında kurulan dağıtım bölgelerinde Filistinlilerin hedef alındığı sistematik saldırılarda yaşamını yitirilenlerin sayısı1157'ye, yaralıların sayısı 7 bin 758'e ulaştı.

İşgalcilerin kıtlığı dayattığı Gazze Şeridi'nde açlık nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 88'i çocuk 147 kişiye çıktı.

İşgalcilerin Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda şehit olanların sayısı 60 bini aştı

Katil İsrail, Gazze Şeridi'nde yine sivillerin yaşadığı evleri, yardım dağıtım noktalarında bekleyen sivilleri hedef aldı.

Sağlık kaynaklarından alınan bilgiye göre, katil İsrail güçleri, Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı'nda evleri bombaladı. Saldırıda 14'ü kadın, 12'si çocuk olmak üzere 30 Filistinli hayatını kaybetti.

Yaşamını yitiren kadınlardan birinin hamile olduğu, karnındaki bebeğin de olay yerinde hayatını kaybettiği aktarıldı.

Görgü tanıklarının aktardığına göre, katil İsrail güçleri, Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Cedid Mülteci Kampı'nda da bazı evleri bombaladı.

Katil İsrail güçleri, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Gazze kentinin batısında Haydar Kavşağı yakınlarında bir apartman dairesini hedef aldı. Bombardımanında bir karı-koca hayatını kaybetti, birçok kişi yaralandı.

Gazze Şeridi’nin orta kesiminde yer alan Netzarim Koridoru çevresindeki yardım dağıtım merkezi yakınında yardım bekleyen sivillerin toplandığı alana düzenlenen katil İsrail saldırısında ise 4 Filistinli hayatını kaybetti.

Katil İsrail güçleri, gece saatlerinde de Gazze kentinin doğusunda ve Han Yunus'ta evleri bombalamayı sürdürdü.

Katil İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria'da çok sayıda Filistinliyi gözaltına aldı

Katil İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın çeşitli kent ve beldelerine düzenlediği baskınlarda aralarında daha önce serbest bırakılan 4 eski tutuklunun da bulunduğu çok sayıda Filistinliyi gözaltına aldı.

Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, katil İsrail güçleri sabah saatlerinde Batı Şeria'nın Kalkilya ve Tulkerim kentlerine, El-Halil kentinin güneyindeki Fevvar Mülteci Kampı, Ramallah kentinin kuzeyindeki El-Celazun Mülteci Kampı başta olmak üzere çeşitli bölgelere baskınlar düzenledi.

Katil İsrail güçlerinin baskınlar sırasında aralarında daha önce serbest bırakılan 4 eski tutuklunun da bulunduğu çok sayıda Filistinliyi gözaltına aldığı aktarıldı.

2024.02.01 Gazze'ye Gıda Yardımının Ulaştırılmaması Şiddetli Açlık Yaşayan Halkı Çaresiz Bıraktı (15)

Gazze'de bebekler, mama ve ilaç eksikliğinin yanı sıra sıcak havayla da mücadele ediyor

Katil İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları ve uyguladığı ambargo nedeniyle yeni doğan bebekler, ölüm kalım savaşı veriyor. Mama ve ilaç tedarikinde büyük sıkıntılar yaşayan Gazze'deki hastaneler, bebekleri kısıtlı imkanlarla hayatta tutmaya çalışıyor. Han Yunus'taki Nasır Hastanesi'nde tedavi gören minikler, aşırı sıcak hava nedeniyle zaman zaman vücutlarında kızarıklar ve cilt kabarmaları oluşuyor.

Hamas'tan Gazze'deki soykırım ve açlığa karşı küresel gösterilerin artırılması çağrısı

Hamas, katil İsrail'in Gazze Şeridi'nde sürdürdüğü soykırım ve aç bırakma politikasına karşı ağustos ayının ilk üç günü küresel çapta eylemlerin artırılması çağrısında bulundu.

Hamas'tan yapılan yazılı açıklamada, "Ağustos'un ilk üç günü ve sonraki günlerde Gazze Şeridi'ndeki devam eden katil İsrail saldırılarına, soykırıma ve aç bırakmaya karşı küresel halk eylemlerinin artırılması çağrısında bulunuyoruz." ifadesi kullanıldı.

Katil İsrail tarafından İran'ın başkenti Tahran'da 31 Temmuz 2024'te suikasta uğrayan Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'nin vefatından iki gün önce (29 Temmuz) "3 Ağustos'un Gazze'ye destek için küresel bir gün olması" çağrısının anımsatıldığı açıklamada, "Heniyye anısına 3 Ağustos'un "Gazze, Kudüs, Mescid-i Aksa ve Filistin'deki tutsaklar için küresel destek günü olması" çağrısı yapıldı.

Tüm dünyada katil İsrail büyükelçilikleri ve onu destekleyen ülkelerin büyükelçilikleri önünde gösteri ve eylemlerin artırılmasını isteyen Hamas, katil İsrail'in çocuklar, kadınlar, hastalar ve masum sivilleri hedef alan saldırıları ve aç bırakma eylemleri son bulana kadar gösterilerin devam etmesini talep etti.

Dünya Gıda Programı: Gazze'ye gıda yardımları acilen büyük oranda artırılmalı

WFP'nin sosyal medya platformu X'teki hesabından, katil İsrail'in saldırıları ve ablukası altındaki Gazze'de insani krize dönüşen açlığa ilişkin yazılı ve görüntülü paylaşım yapıldı.

Paylaşımda, "Gıdanın, Gazze'nin her yerindeki aç insanlara ulaşması için yardımlarda büyük çaplı artışa acilen ihtiyaç duyulmaktadır." ifadesi kullanıldı.

Gazze'de açlığın hızla yayıldığı hatırlatılan paylaşımda, WFP'nin tüm halkın 3 aylık ihtiyacının karşılanmasına yetecek kadar gıda stoku bulunduğu belirtildi.

Paylaşımda, yardım taşıyan konvoyların sınırdan daha fazla ve geciktirilmeden geçmesine izin verilmesi çağrısı yapılarak bunun ateşkesin sağlanmasıyla mümkün olduğu ifade edildi.

Gazze "açlıktan" ölüyor

Katil İsrail'in saldırıları ve insani yardım girişini kısıtlayan sıkı kuşatması altındaki Gazze Şeridi, açlığın yayıldığı, su, ilaç, tıbbi gereçler ve hijyen malzemesinin bulunamadığı insani felaketi yaşıyor.

Başta çocuklar olmak üzere, Gazze Şeridi'nde açlık nedeniyle ölümler artıyor.

Katil İsrail'in kıtlığı dayattığı Gazze Şeridi'nde 7 Ekim 2023'ten bu yana açlık nedeniyle 147 kişi hayatını kaybetti.

Yerel ve uluslararası çevreler katil İsrail'in "açlığı ve susuzluğu silah olarak" kullandığını belirtiyor.

Gazzeli 2 kardeş, yetersiz beslenme nedeniyle iyileşemiyor

İşgalcilerin 7 Ekim 2023'ten bu yana sürdürdüğü saldırılarla sağlık sistemini çökertmesi ve sınır kapılarını kapatıp yardım girişini engelleyerek gıdayı silah olarak kullanması, bombalardan yaralı şekilde kurtulan Gazzelierin tedavi olmalarını da geciktiriyor.

İşgalci güçleri, Gazze kentine bağlı Şucaiyye Mahallesi'nden Zeytun Mahallesi'ne göç eden 9 kişilik Sibeyta ailesinin kaldığı çadırın yakınlarındaki bir eve yaklaşık 40 gün önce gece yarısı saldırı düzenledi.

Bombalanan ev, Sibeyta ailesinin kaldığı çadırın üstüne yıkılınca Âye (15) ve Ahmed Sibeyta (17) kardeşler ile 8 aylık hamile anneleri Vefa Abdurrauf Sibeyta (39) yaralandı.

Âye'nin sağ kolunda, Ahmed'in ise her iki bacağında kırıklar, kemik ve deri deformasyonları ile şiddetli enfeksiyon oluştu.

Yaklaşık 40 gündür Şifa Hastanesi'nde tedavi edilmeye çalışılan Âye ve Ahmed kardeşler, akut yetersiz beslenme sorunu da yaşadıkları için bir türlü iyileşemiyor.

Kemik onarımı için gerekli gıdaya erişemiyorlar

Sağ kolu kırık Âye ile iki ayağı da kırık Ahmed, kemiklerini onaracak gıdaya erişemedikleri için tedavi de olamıyor.

2'si yaralı olmak üzere 7 çocuğu olduğunu söyleyen anne Vefa, çocuklarının akut yetersiz beslenme sorunu yaşadığı için estetik ameliyatlarının ertelendiğini ve bu nedenle 40 gündür hastanede olduklarını ifade etti.

Kendisi de 8 aylık hamile olan Filistinli anne, şunları söyledi:

"Ben de yaralıyım ama çocuklarımdan kendimi düşünemiyorum. Diğer çocuklarımı komşuların yanına bıraktım. Gece onların yanına gidiyorum, gündüz bunların yanına geliyorum. Ben de yeterli beslenemiyorum. Çocukların kemiklerinin onarılmasını sağlayacak et, süt ve süt ürünleri gibi gıdalara erişemiyoruz. Sabah ekmek, mercimek ne bulursam bu yaralı çocuklarıma getiriyorum. Gece de gidip öbürlerini doyuruyorum. Ben de yorgunum ve yeterli beslenemiyorum. Buraya her geldiğimde bana da serum takıyorlar."

Anne Vefa, kızı ile oğlunun kol ve bacaklarının şiddetli enfeksiyon kaptığını, verilen antibiyotiklerle amputeden son anda kurtulduklarını ancak yetersiz beslenme nedeniyle tedavi süreçlerinin tamamlanamadığını dile getirdi.

"Elimde enfeksiyon oluştuğu için dirseğimi ampute etmek istediler"

15 yaşındaki Âye, sağ dirsek kemiği, onu çevreleyen et, doku, sinir ve damalarda meydana gelen hasarın ve oluşan enfeksiyonun tedavisi için doktorların uzun zamandır uğraştığını ancak enfeksiyondan kurtulunca yetersiz beslenme sorunuyla karşılaştıklarını anlattı.

Âye, "Elimde enfeksiyon oluştuğu için dirseğimi ampute etmek istediler. Enfeksiyon geçti ama bedenimiz iskelete döndüğü için bir şey yapamıyorlar. Benim de hareketlerim kısıtlandı. Kan değerlerim ve tansiyonum düşük. Burada sadece annemi, babamı ve yaralı kardeşimi görüyorum. 1,5 aydır diğer kardeşlerimi görmedim." dedi.

17 yaşındaki Ahmed'in tek dileği "yemek ve yeniden yürümek"

Bacaklarının ampute olmaktan kurtulmasına sevinen 17 yaşındaki Ahmed ise derisinin toparlanması için gereken besini alamadığından estetik cerrahın onu ameliyat etmediğini ve buna çok üzüldüğünü dile getirdi.

Bütün gün bir tabak mercimek çorbası ve serumla ayakta durduğunu söyleyen Ahmed, doktorların bilincinin açık kalması için sürekli serum verdiğini ancak açık yaralarının deriyle kapanması için besine ihtiyacı olduğunu aktardı.

Ahmed, "Dileğin ne?" sorusuna "Yemek ve yeniden yürümek." cevabını verdi.

Hanzala gemisinden alıkonulan aktivistlerin açlık grevi yaptığı açıklandı

Katil İsrailli hak örgütü "Adalah"tan yapılan açıklamada, aktivistlerin duruşmalarının tutuldukları Ramle kentindeki Givon Hapishanesi'nde yapıldığı belirtildi.

İşgalcilerin gönüllülere ülkeye yasadışı girmişler gibi muamele etmesine karşın uluslararası sularda alıkonuldukları hatırlatılan açıklamada, aktivistlerin sınırdışı edilene kadar gözaltında tutulacağı ve bugün 12'sinin duruşmasının yapıldığı ve aktivistlerin açlık grevinde olduğu belirtildi.

Adalah, aktivistlerin gözaltında tutulmasının yasadışı olduğunu ve serbest bırakılmasını talep ettiğini duyurdu.

Aktivistlerden, Antonio Mazzeo (İtalya), Gabriel Cathala (Fransa), Jacob Berger (ABD), Waad Al Musa (ABD-Irak) ve Mohamed El Bakkali'nin (Fas) bugün sınırdışı edilmesinin beklendiği aktarıldı.

Öte yandan Hanzala gemisi yolcularından Fransız Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi Emma Fourreau'un, X hesabından yapılan paylaşımda, aktivistlerin gemiden ayrılırken kararlaştırıldığı üzere açlık grevine başladığı belirtildi.

Paylaşımda, "Filistin halkını açlıktan öldüren bir ordudan yiyecek almak düşünülemez. Katil İsrail Gazze'ye uyguladığı yasadışı ablukaya ve soykırıma derhal son vermelidir." ifadesi kullanıldı.

Hanzala gemisi

Hanzala gemisi, İtalya'nın Syracusa Limanı'ndan 13 Temmuz'da hareket etmiş ancak teknik bazı ihtiyaçların giderilmesi için 15 Temmuz'dan 20 Temmuz'a kadar Gallipoli Limanı'nda son hazırlıkları tamamlamıştı.

Katil İsrail'in uyguladığı abluka nedeniyle açlıktan ölümler yaşanmaya başladığı Gazze'ye yardım götürmek için 20 Temmuz'da yola çıkan gemide 10 farklı ülkeden 21 aktivistin bulunduğu bilgisi verilmişti.

Özgürlük Filosu Koalisyonu Whatsapp kanalından yapılan açıklamada, 26 Temmuz'un son saatinde gemiye uluslararası sularda müdahale edildiği ve katil İsrail güçlerinin güvenlik kameralarını indirdiği belirtilmişti.

Hanzala gemisinin takibi için başlatılan YouTube canlı yayınında, katil İsrail güçlerinin güverteye çıktığı ve gemideki yolcuların ellerini havaya kaldırdığı görülmüştü.

Katil İsrail Dışişleri Bakanlığı, uluslararası sularda baskın düzenlenen geminin, alıkonulan aktivistlerle birlikte ülke kıyılarına doğru çekildiğini açıklamıştı.

İşgalcilerin Gazze'ye düzenlediği saldırılarda 13 Filistinli şehit oldu

Gazze'ye ablukasını sıkılaştırıp yardım girişini kısıtlayarak insani felakete yol açan işgalcilerin hedefinde yerinden edilen Filistinlilerin çadırları, yardım almak isteyen siviller ve yerleşim birimleri vardı.

İşgalcilerin Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kentinin batısında yer alan el-Mevasi bölgesinde "Zareb" ailesine ait evi bombalaması sonucu 5 Filistinli hayatını kaybetti.

Han Yunus'un batısında işgalcilerin "Nevfel" ailesine ait 3 katlı evi hedef alması sonucu 5 Filistinli yaşamını yitirdi, 30'dan fazla kişi yaralandı.

Gazze'nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı'nda işgalcilerin bir evi bombalaması sonucu 3 Filistinli hayatını kaybetti ve çok sayıda kişi yaralandı.

İsrail'in Gazze'ye Düzenlediği Saldırılarda 13 Filistinli Hayatını Kaybetti 2

Filistin topraklarını gasbeden işgalciler, Batı Şeria'da Filistinlilere ait 2 aracı ateşe verdi

Filistin topraklarını gasbeden işgalciler, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere ait 2 aracı ateşe verdi, evlere saldırdı.

Filistin haber ajansı WAFA'ya göre, saldırgan işgalciler, Batı Şeria'nın Taybe beldesinde Filistinlilere ait ev ve araçları hedef aldı.

Filistin topraklarını gasbeden işgalciler, Taybe'de Filistinlilere ait 2 aracı yaktı ve bir evin duvarına ırkçı sloganlar ve tehditler yazdı.

Saldırgan işgalciler ardından işgal güçleri da Taybe'ye baskın düzenledi.

Gaspçı işgalciler, Haziran 2024'te, Taybe beldesinde düzenledikleri ardı ardına saldırılarla yerinden ettikleri Filistinli ailelerin evlerinin enkazı üzerine yasa dışı yerleşim yeri kurmuştu.

Filistin topraklarını gasbeden işgalciler 7 Temmuz'da beldedeki bir tarihi kiliseyi ve yakınındaki mezarlığı ateşe vermişti.

Bu saldırılar, Hristiyan dünyasında eleştirilere sebep olmuş, Hristiyan din adamları beldeyi ziyaret etmişti.

İşgal altındaki Batı Şeria'nın Taybe beldesinde çoğunlukla Filistinli Hristiyanlar yaşıyor.

Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Ayrım Duvarı (Utanç Duvarı) ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyinin verilerine göre, Filistin topraklarını gasbeden işgalciler bu yılın ilk 6 ayında 2 bin 153 saldırı düzenledi ve 4 Filistinlinin ölümüne sebep oldu.

İşgalcilerin Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı 7 Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.

Bu sürede en az 1008 Filistinli hayatını kaybetti, yaklaşık 7 bin kişi yaralandı, 18 binden fazla kişi gözaltına alındı.

Gazze'deki Filistin hükümeti: Kıtlık giderek şiddetleniyor ve katil İsrail soykırıma devam ediyor

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, Gazze'de "kıtlığın giderek şiddetlendiği" belirtilerek, Filistinli sivillere ulaşması gereken yardımların engellendiği aktarıldı.

Açıklamada, "Kıtlık, 1 milyon 100 bini çocuk olmak üzere 2 milyon 400 bin insanı etkiliyor. Arap ülkelerinin ve uluslararası toplumun sessizliğinde bugüne kadar 87'si çocuk olmak üzere 133 kişi açlıktan şehit oldu." ifadelerine yer verildi.

Gazze'nin kuzeyine ve güneyine 73 tır yardımın girdiği aktarılan açıklamada, "Yardımların çoğu, katil İsrail güçlerinin ve insansız hava araçlarının gözetiminde yağmalandı ve çalındı. Zira katil İsrail güçleri, kaos ve açlık politikasının bir parçası olarak, tırların yardımların dağıtım depolarına ulaşmalarını açıkça engellemeye çalışıyor." bilgisi aktarıldı.

Bölgeye 2 tır insani yardım malzemesi taşıyan 3 havadan yardım gönderme girişimi olduğuna dikkat çekilen açıklamada, yardımların "sivillerin girmesinin yasak olduğu kırmızı bölgeye düştüğü ve insanların yararına kullanılamadığı" ifade edildi.

Açıklamada tek çözümün "Gazze'ye yönelik ablukanın kaldırılması ve insani yardımların girişine izin verilmesi" olduğu vurgulanarak, "Dünya tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyadır." uyarısı yapıldı.

Beyaz Saray'ın önünde "Gazze'de açlığın sona erdirilmesi" çağrısı

ABD'nin başkenti Washington'da Beyaz Saray'ın karşısındaki Lafayette Park'ta toplanan çok sayıda gösterici işgalciler ile ona destek veren ABD'yi protesto etti.

Metal mutfak eşyalarına vurarak Gazzelilerin yaşadığı açlığa dikkati çeken göstericiler, ellerinde "Gıda kamyonlarının girişine izin verin" ve "Katil İsrail, Gazze'yi aç bırakmayı bırak" yazılı pankartlar taşıdı.

İşgalcilerin Gazze ablukasının bir an önce sona erdirilmesi ve ABD'nin İsrail'e verdiği desteğin kesilmesi talebini attıkları sloganlarla da dile getiren göstericiler, yetersiz beslenme nedeniyle Gazze'de ölen çocukların fotoğraflarını sergiledi ve yiyecek ararken öldürülen Filistinlilerin ölümlerini canlandırdı.

Anadolu Ajansı muhabirine duygu ve düşüncelerini aktaran "Refuse Fascism" adlı grubun üyesi Lucha Bright, "İnsanlar gözlerimizin önünde açlıktan ölüyor. Katil İsrail, ABD tarafından tamamen destekleniyor ve yeşil ışık yakılıyor. Gözlerimizin önünde Orta Doğu'yu yeniden şekillendiriyorlar. Bu, insanlığa karşı işlenen bir suç ve biz bunun durması gerektiğini söylemek için buradayız." diye konuştu.

Bright, "Milyonlarca insan sokaklara dökülmeli ve gözlerimizin önünde bir soykırımın gerçekleşmesine izin vermemeliyiz." ifadesini kullandı.

"Jewish Voice for Peace" adlı örgütün temsilcisi Carolyn Karcher ise, "ABD, katil İsrail'e silah göndermeyi tamamen durdurmalı. İşgalcilere uluslararası yaptırımlar uygulanmalı. BM ve uluslararası kuruluşların girmesine izin verilmeli ve İsrail'in onlara mümkün olan en kısa sürede tam erişim izni vermesi sağlanmalıdır." yorumunu yaptı.

İşgalcilerin alıkoyduğu Hanzala aktivisti, ablukayı kırmak için Gazze'ye yelken açmayı sürdüreceklerini söyledi

Katil İsrail güçlerinin Gazze'ye yardım götüren Hanzala gemisine hukuka aykırı şekilde uluslararası sularda yaptığı baskında zorla alıkoyduğu avukat Arraf, yaşadıklarını Anadolu Ajansı (AA) muhabirine anlattı.

Gazze Şeridi'ne taşıdıkları insani yardımın sembolik olduğunu ve kıtlık nedeniyle birer birer yaşamını yitiren Filistinlilerin çok daha fazlasına ihtiyacı olduğunu söyleyen Arraf, uluslararası kamuoyunun, "Filistinlilere ne kadar yardım ulaştırılacağına soykırımla yargılanan haydut bir devletin karar vermesine" göz yumduğunu vurguladı.

İşgalcilerin Gazze'de "gün ışığında soykırım işlediğine" vurgu yapan Arraf, hükümetlerin işgalcilerin Gazze'de işlediği suçlara sessiz kaldığı sürece Özgürlük Filosu Koalisyonu olarak Gazze halkı için daha fazla gemiyle yelken açmaya devam edeceklerini belirtti.

Katil İsrail, Gazze'ye bebek maması taşıyan Hanzala'yı eli silahlı düzinelerce askerle bastı

Gazze Şeridi'ne doğru seyrederken kendilerine yaklaşan 2 katil İsrail gemisi gördüklerini, bir kaç başarısız denemenin ardından katil İsrail güçleriyle irtibata geçtiklerini söyleyen Arraf, "Onlara sivil olduğumuzu, sadece insani yardım taşıdığımızı ve Gazze'ye doğru gittiğimizi söyledim ve onlardan bize karşı güç kullanmamalarını istedik." dedi.

Arraf, katil İsrail askerlerinin, Gazze'ye uyguladıkları ablukanın uluslararası hukuka uygun olduğunu iddia ettiğini belirterek, "Ben de onlara uluslararası bir avukat olarak, uyguladıkları ablukanın yasa dışı olmasının yanı sıra Gazze'deki sivil nüfusu aç bıraktığı için bir savaş suçu teşkil ettiğini söyledim." ifadelerini kullandı.

Gazze'ye insani yardım taşıyan Hanzala gemisine saldırmamaları gerektiğini tekrar hatırlattığını ancak bir yanıt alamadığını vurgulayan Arraf, bölgedeki diğer gemilere saldırı altında olduklarını belirten yardım çağrısı göndermelerine rağmen yanıt alamadığını söyledi.

Arraf, katil İsrail güçlerinin Hanzala'nın etrafını en az 8 savaş gemisiyle sardığını ve düzinelerce silahlı katil İsrail askerinin gemiyi bastığını söyledi.

"Açlıktan ölen çocuklar için bebek maması taşıyan küçük bir tekneyi durdurmak için ne kadar çok güç gönderdiklerini düşündüğünüzde gülünç geliyor." diyen Arraf, alıkonulduktan sonra getirildikleri Usdud Limanı'nda kendilerini filme almaya çalışan tüm kameralara "Özgür Filistin" sloganları attıklarını kaydetti.

"Gazze'de çocukları kasıtlı olarak aç bırakan bir oluşumdan yiyecek veya su kabul etmeyeceklerini" katil İsraillilere ilettiklerini söyleyen Arraf, katil İsraillilerin Hanzala aktivistlerinden birine karşı güç kullandığını ancak söz konusu aktivisti başka bir alana götürdükleri için sonrasında neler olduğunu göremediklerini bildirdi.

Arraf, "katil İsrail'e yasa dışı yollarla girmek" suçlamasında bulunan katil İsrailli yetkililere, kendilerini zorla alıkoyduklarını hatırlattığını aktardı.

Özgürlük Filosu'nun Gazze'ye Yardım Için Yola Çıkan Hanzala Gemisiyle Yeniden Iletişim Sağlandı

Hanzala aktivistleri, hukuksuzca alıkonuldu

Katil İsrailli hak örgütü "Adalah" avukatlarından Hedil Ebu Salih ise alıkonan 21 aktivistten 19'unun Usdud Limanı'na getirildiğini ve katil İsrail vatandaşı 2 aktivistin ise polis karakoluna götürüldüğünü söyledi.

Duruşmada, 21 aktivistin zorla alıkonulması ve gözaltına alınmasının yasal olmadığını vurguladıklarını belirten Ebu Salih, "Katil İsrail sularında değil, uluslararası sularda durduruldular veya alıkonuldular." dedi.

Hanzala gemisinden alıkonan aktivistlerin Ramle kentindeki Givon tutukevinde bulunan mahkemeye çıkarılacağını bildiren Ebu Salih, 2 aktivistin polis karakoluna getirildikten sonra serbest bırakıldığını kaydetti.

Ebu Salih, duruşmalar sonrası gözaltında tutulan aktivistlerin sınır dışı edileceğini öngördüklerini ifade etti.

Katil İsrail, gemiye uluslararası sularda müdahale etmişti

Özgürlük Filosu Koalisyonu Whatsapp kanalından yapılan açıklamada, gemiye uluslararası sularda müdahale edildiği ve katil İsrail askerlerinin güvenlik kameralarını indirdiği belirtilmişti.

Hanzala gemisinin takibi için başlatılan YouTube canlı yayınında, katil İsrail askerlerinin güverteye çıktığı ve gemideki yolcuların ellerini havaya kaldırdığı görülmüştü.

Katil İsrail Dışişleri Bakanlığı, uluslararası sularda baskın düzenlenen geminin, alıkonulan aktivistlerle birlikte ülke kıyılarına doğru çekildiğini açıklamıştı.

Özgürlük Filosu'nun Gazze'ye Yardım Için Yola Çıkan Hanzala Gemisiyle Iletişim Kesildi (1)

Hanzala gemisi

Hanzala gemisi, İtalya'nın Syracusa Limanı'ndan 13 Temmuz'da hareket etmiş ancak teknik bazı ihtiyaçların giderilmesi için 15 Temmuz'dan 20 Temmuz'a kadar Gallipoli Limanı'nda son hazırlıkları tamamlamıştı.

Katil İsrail'in uyguladığı abluka nedeniyle açlıktan ölümler yaşanmaya başladığı Gazze'ye yardım götürmek için 20 Temmuz'da yola çıkan gemide 10 farklı ülkeden 21 aktivistin bulunduğu bilgisi verilmişti.

Gazze Şeridi'nde açlık nedeniyle ölümler artıyor

İşgalcilerin saldırıları ve insani yardım girişini kısıtlayan sıkı kuşatması altındaki Gazze Şeridi, açlığın yayıldığı, su, ilaç, tıbbi gereçler ve hijyen malzemesinin bulunamadığı insani felaketi yaşıyor.

Başta çocuklar olmak üzere, Gazze Şeridi'nde açlık nedeniyle ölümler artıyor.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığının verilerine göre, 7 Ekim 2023'ten bu yana açlıktan ve yetersiz beslenmeden ölenlerin sayısı 87'si çocuk 133'e yükseldi.

İşgalcilerin uyguladığı ambargo nedeniyle Gazze'de ortaya çıkan kıtlık felaketinin ardından Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün bölgeye havadan yardım atmaya başladı.

İşgalcilerin Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları

Katil İsrail güçleri, Gazze Şeridi'nde 19 Ocak'ta yürürlüğe giren ateşkesin ardından 18 Mart sabahı şiddetli saldırılarına yeniden başladı.

İşgalcilerin Gazze Şeridi'ne 7 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılarda en az 59 bin 733 Filistinli hayatını kaybetti, 144 bin 477 kişi de yaralandı.

Katil İsrail'in ateşkesi bozduğu 18 Mart'tan itibaren Gazze'ye düzenlediği saldırılarında ise 8 bin 581 kişi yaşamını yitirdi, 32 bin 436 kişi yaralandı.

Gazze'de 27 Mayıs'tan bu yana katil İsrail-ABD güdümlü "Gazze İnsani Yardım Vakfı" tarafından insani yardım adı altında kurulan dağıtım bölgelerinde Filistinlilerin hedef alındığı sistematik saldırılar sonucu ölenlerin sayısı 1021'e, yaralıların sayısı da 7 bin 485'e çıktı.

Katil İsrail güçleri, Gazze Şeridi’nde işgali genişletecek ve kalıcı hale getirecek saldırı planını uygulamaya başladı. Başbakan Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi’nin tamamını işgal edeceklerini duyurdu.

İşgalcilerin Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az 11 kişi şehit oldu

Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, İsrail ordusu, Gazze’nin güneyindeki Han Yunus kentinin batısında, yerinden zorla edilen ailelerin sığındığı Mevasi bölgesine düzenlediği saldırıda aralarında iki çocuğun da bulunduğu en az 6 Filistinli yaşamını yitirdi.

Saldırı, İsrail'in sözde "güvenli bölge" ilan ettiği alandaki bir çadırı doğrudan hedef aldı.

İsrail'in, Gazze kent merkezinde bir eve düzenlediği bir diğer saldırıda ise 5 Filistinli hayatını kaybetti, bazı kişiler de yaralandı.

Ayrıca İsrail ordusu Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kentinde de ev ve binaları patlayıcılarla havaya uçurmayı sürdürdü.

İsrail ordusu, Gazze'de "insani aranın" bu sabah saat 10'da başlayacağını duyurdu

Gazi Şeridi'ne insani yardım girişini engelleyerek sivillerin açlıktan ölmesine neden olan İsrail ordusundan yapılan açıklamada, hükümetin insani yardım girişinin arttırılması amacıyla verdiği "insani ara" kararı doğrultusunda ordunun Gazze Şeridi'ne saldırılarını 10 saat boyunca durduracağı ileri sürüldü.

"İnsani aranın" İsrail kara birliklerinin bulunmadığı Gazze Şeridi'nin güneyindeki El-Mevasi bölgesi, orta kesimde yer alan Deyr el-Belah ve Gazze kentinde bir sonraki duyuruya kadar her gün uygulanacağı iddia edildi.

Ayrıca, Gazze Şeridi genelindeki halka gıda ve ilaç ulaştıran ve dağıtan BM ile insani yardım kuruluşlarının konvoylarının güvenli geçişini sağlamak amacıyla saat 06.00'dan saat 23.00'e kadar kullanılacak "güvenli rotalar" belirlendiği öne sürüldü.

İsrail Dışişleri Bakanlığı, Gazze'deki insanlık felaketinin açlıktan toplu ölümlere neden olması ve artan uluslararası baskının ardından 27 Temmuz'da Gazze'ye saldırılara birkaç saatlik "insani ara" kararı alındığını duyurmuştu.

Hanzala gemisine işgalcilerin müdahalesinin başladığı duyuruldu

İşgalcilerin saldırısı ve ablukası altındaki Gazze'ye insani yardım ulaştırma amacındaki Özgürlük Filosu Koalisyonunun (Freedom Flotilla Coalition-FFC) "Hanzala" gemisinde bulunan Fransız Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi Emma Fourreau, gemiye müdahalenin başladığını belirterek, "İsrail ordusu burada. Yakında görüşürüz. Soykırıma son verin." ifadelerini kullandı.

Hanzala gemisi yolcularından Fourreau, X hesabından yaptığı paylaşımda, "İsrail ordusu burada. Yakında görüşürüz. Soykırıma son verin." diyerek gemiye müdahalenin başladığını duyurdu.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

Fourreau, gemidekilerin telefonlarını denize attığını belirtti.

FFC'nin Hanzala gemisinin takibi için başlattığı Youtube canlı yayınında, işgal güçlerinin güverteye çıktığı ve gemideki yolcuların ellerini havaya kaldırdığı görüldü.

Özgürlük Filosu Koalisyonu Whatsapp kanalından yapılan açıklamada ise işgal güçlerinin güvenlik kameralarını indirdiği belirtildi.

Katil İsrail, baskın düzenlediği Hanzala gemisinin ülke kıyılarına doğru çekildiğini açıkladı

Gazze'ye insani yardım götürmek üzere yola çıkan ve İsrail'in uluslararası sularda baskın düzenleyerek el koyduğu Hanzala gemisinin, katil İsrail kıyılarına doğru çekildiği bildirildi.

Katil İsrail Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, işgalcilerin donanmasının Hanzala gemisine el koyduğu belirtildi.

Gazze’ye insani yardım götürmek için yola çıkan geminin “İsrail karasularına yasa dışı şekilde girmesinin engellendiği” ifade edilen açıklamada, Hanzala’nın kıyıya çekildiği aktarıldı.

Açıklamada, Gazze’ye yönelik uygulanan ve büyük bir insanlık felaketine yol açan ablukayı ihlal etmeye yönelik girişimlerin tehlikeli ve yasa dışı olduğu iddia edildi.

Hanzala gemisi yolcularından Fransız Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi Emma Fourreau, X hesabından yaptığı paylaşımda, "İsrail ordusu burada. Yakında görüşürüz. Soykırıma son verin." diyerek gemiye İsrail ordusunun müdahalesinin başladığını duyurmuştu.

Özgürlük Filosu Koalisyonunun (Freedom Flotilla Coalition-FFC) Hanzala gemisinin takibi için başlattığı YouTube canlı yayınında, katil İsrail güçlerinin güverteye çıktığı ve gemideki yolcuların ellerini havaya kaldırdığı görülmüştü.

Özgürlük Filosu Koalisyonu Whatsapp kanalından yapılan açıklamada ise gemiye uluslararası sularda müdahale edildiği ve katil İsrail güçlerinin güvenlik kameralarını indirdiği belirtilmişti.

Aktivistlerden serbest bırakılmaları için ülkelerine baskı yapılması çağrısı

Katil İsrail'in uluslararası sularda müdahale ettiği Hanzala gemisinde alıkonulan aktivistler, serbest bırakılmaları için ülkelerine baskı yapılması çağrısında bulundu.

Özgürlük Filosu Koalisyonu (Freedom Flotilla Coalition-FFC), Hanzala gemisinde bulunan aktivistlerin önceden çekilmiş video mesajlarını tüm sosyal medya hesaplarından paylaştı.

Aktivistler, hangi ülkenin vatandaşı olduklarını belirttikten sonra "Eğer bu videoyu izliyorsanız, denizde yolumun kesildiğini ve Filistinlilere soykırım uygulayan katil İsrail güçleri tarafından kaçırıldığımı bilmelisiniz." ifadesini kullandı.

Arkadaşlarına, ailelerine ve tüm dünyaya seslenen aktivistler, mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmaları için hükümetlerine baskı yapılması çağrısında bulundu.

"İmdat. Hanzala gemisinin mürettebatı katil İsrail güçleri tarafından kaçırıldı." notuyla yapılan paylaşımlarda her aktivistin vatandaşı olduğu ülkenin dışişleri bakanlığı ve bakanının e-posta adresi ile sosyal medya hesapları paylaşıldı.

Özgürlük Filosu Koalisyonu Whatsapp kanalından yapılan açıklamada, gemiye uluslararası sularda müdahale edildiği ve katil İsrail güçlerinin güvenlik kameralarını indirdiği belirtilmişti.

Hanzala gemisinin takibi için başlatılan YouTube canlı yayınında, katil İsrail askerlerinin güverteye çıktığı ve gemideki yolcuların ellerini havaya kaldırdığı görülmüştü.

Katil İsrail Dışişleri Bakanlığı, uluslararası sularda baskın düzenlenen geminin, alıkonulan aktivistlerle birlikte ülke kıyılarına doğru çekildiğini açıklamıştı.

Hanzala gemisi

Hanzala gemisi, İtalya'nın Syracusa Limanı'ndan 13 Temmuz'da hareket etmiş ancak teknik bazı ihtiyaçların giderilmesi için 15 Temmuz'dan 20 Temmuz'a kadar Gallipoli Limanı'nda son hazırlıkları tamamlamıştı.

20 Temmuz'da yola çıkan gemide 21 aktivist bulunduğu bilgisi verilmişti.

Gazze'de kıtlık son haftalarda daha da vahim bir boyuta ulaştı. Sosyal medyada yayılan görüntülerde, açlıktan kemikleri belirginleşen, baygınlık geçiren ve yürüyecek hali kalmayan insanlar dikkati çekiyor.

Gazze'ye Yol Alan Hanzala Gemisi Yolcuları

1) Ange Sahuquet - Fransa - Aktivist ve mühendis

2) Antonio La Picirella - İtalya - Aktivist

3) Antonio Mazzeo - İtalya - Öğretmen, aktivist ve gazeteci

4) Bob Suberi - ABD - Aktivist

5) Braedon Peluso - ABD - Denizci ve aktivist

6) Chloe Fiona Ludden - İngiltere ve Fransa - Eski BM çalışanı ve bilim insanı

7) Christian Smalls - ABD - Amazon İşçi Sendikası'nın kurucusu

8) Emma Fourreau - Fransa ve İsveç - Fransız Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi

9) Frank Romano - ABD ve Fransa - Akademisyen ve aktivist

10) Gabrielle Cathala - Fransa - Siyasetçi

11) Hatem Aouini- Tunus - Uluslararası aktivist

12) Huwaida Arraf- ABD - İnsan hakları avukatı ve sosyal adalet aktivisti

13) Jacob Berger- ABD - Aktör/içerik üreticisi

14) Justine Kempf- Fransa - Eski "Sınır Tanımayan Doktorlar" üyesi

15) Mohamed El Bakkali- Fas- Gazeteci

16) Robert Martin- Avustralya - Aktivist

17) Santiago Gonzalez Vallejo - İspanya - "Arap Davası ile Dayanışma Komitesi" (CSCA) eş kurucusu

18) Tania (Tan) Safi- Avustralya - Nelgesel yapımcısı

19) Vigdis Bjorvand – Norveç - Aktivist

20) Waad Al Musa- ABD/Irak - Gazeteci

21) Sergio Toribio - İspanya – Mühendis ve çevre aktivisti

Gazze Şeridi'nde açlıktan şehit olanların sayısı 122'ye yükseldi

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı Genel Müdürü Münir el-Berş, yaptığı açıklamada, açlığın yol açtığı can kayıplarına ilişkin son verileri paylaştı.

Berş, açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle son 24 saatte 2'si çocuk 9 kişinin daha yaşamını yitirdiğini belirtti.

Berş, Gazze'de işgalci saldırılarının başladığı 7 Ekim 2023'ten bu yana açlık ve yetersiz beslenmeden kaynaklı can kayıplarının 122'ye yükseldiğini kaydetti.

Katil İsrail'in saldırılarında 15 Filistinli şehit oldu

Filistin resmi haber ajansı WAFA'nın haberine göre, işgalcilerin Gazze Şeridi'nin kuzeybatısındaki Sudaniye bölgesine düzenlediği bombardımanda 3 Filistinli hayatını kaybetti.

İşgalcilere ait savaş uçakları Gazze kentinin kuzeydoğusundaki Tuffah Mahallesi’ne iki ayrı hava saldırısı düzenledi. Saldırılarda 3 Filistinli yaşamını yitirdi ve yaralananlar oldu.

İşgalcilere ait bir insansız hava aracının (İHA) Gazze’nin güneydoğusundaki Zeytun Mahallesi’nde bulunan Selahaddin Camisi yakınlarında bir grup sivilleri hedef aldığı saldırıda 2 Filistinli yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi yaralandı.

Gazze kentinin batısındaki Rimal Okulu'na ve Han Yunus’un batısındaki Meslah bölgesi çevresinde yerinden edilmiş sivillerin kaldığı bir çadıra düzenlenen saldırılarda 2 Filistinli daha hayatını kaybetti, yaralananlar da oldu.

Aynı zamanda, işgalcilereait botlardan Gazze sahiline çok sayıda top mermisi ateşlendi.

Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, işgal güçleri Gazze kentinde yerinden edilen sivillerin sığındığı Kahire Okulunu hedef aldı.

Saldırıda aralarında bir kız çocuğunun da bulunduğu 5 kişi hayatını kaybetti, 10 kişi yaralandı. Ölü ve yaralılar Şifa Hastanesi'ne nakledildi.

Yaralılar arasında çocukların da bulunduğu, bombardıman nedeniyle çocuklardan birinin kolunun koptuğunu aktarıldı.

İşgalcilerin Batı Şeria'da yaraladığı Filistinli çocuk, hayatını kaybetti

Katil İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyindeki Ayn Mülteci Kampı’na düzenlediği baskın sırasında yaralanan Filistinli çocuk yaşamını yitirdi.

Filsitin resmi haber ajansı WAFA'nın sağlık kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, işgalcilerin çarşamba günü Nablus kentinin batısındaki Ayn Mülteci Kampı'na düzenlediği baskın sırasında uyluk bölgesinden vurulan 14 yaşındaki Filistinli Muhammed Mebruk hayatını kaybetti.

İşgal güçleri çarşamba günü Nablus kentine ve Ayn Mülteci Kampı'na baskın düzenlemiş, en az bir Filistinliyi gözaltına almış ve çok sayıda Filistinliyi yaralamıştı.

Gazze'de bir çocuk daha açlık nedeniyle hayatını kaybetti

Filistin resmi haber ajansı Wafa'da yer alan haberde, El-Ehli Baptist Hastanesi'nde bir çocuğun açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle öldüğü belirtildi.

Hayatını kaybeden Filistinli çocuğun 14 yaşındaki Abdulkadir el-Fayumi olduğu ifade edildi.

Katil İsrail saldırılarının başladığı 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de yetersiz beslenme ve açlık nedeniyle hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının 82'si çocuk olmak üzere 114'e ulaştığı kaydedildi.

Gazze "açlıktan" ölüyor

İşgalcilerin saldırıları ve insani yardım girişini kısıtlayan sıkı kuşatması altındaki Gazze Şeridi, açlığın yayıldığı, su, ilaç, tıbbi gereçler ve hijyen malzemesinin bulunamadığı insani felaketi yaşıyor.

Başta çocuklar olmak üzere, Gazze Şeridi'nde açlık nedeniyle ölümler artıyor.

Yerel ve uluslararası çevreler işgalcilerin"açlığı ve susuzluğu silah olarak" kullandığını belirtiyor.

Sivil altyapıyı da tahrip ederek Gazze'nin yüzde 88'ini yıkan işgal güçleri, sürgün emirleriyle yerinden ettiği Filistinlileri sık sık barındıkları bölgelerde hedef alıyor.

Nüfusu yaklaşık 2,3 milyon olan Gazze'de katil İsrail saldırıları ve sürgün emirleriyle yerinden edilenlerin sayısının 2 milyona ulaştığı, çok sayıda kişinin defalarca yerinden edildiği belirtiliyor.

Temel malzemelerden yoksun bir şekilde yerinden edilen Filistinliler, derme çatma çadırlarda veya aşırı kalabalıklar içinde hijyen malzemelerinin eksikliğinde lavaboların bile yetersiz olduğu, bulaşıcı hastalıkların yayıldığı okullarda hayatta kalmaya çalışıyor.

Katil İsrail güçleri ise günlük düzenlediği saldırılarla yerinden edilenlerin çadırları ve barındığı sivil noktaları bombalıyor.

İşgalcilerin Gazze'ye son 24 saatte düzenlediği saldırılarda 65 kişi şehit oldu

Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, işgalcilerin devam eden saldırılarında yaşanan can kayıpları ve yaralanmalara ilişkin son bilgiler paylaşıldı. Son 24 saatte Gazze'deki hastanelere 65 ölü ve 315 yaralının getirildiği kaydedildi. İşgalcilerin Gazze'de 19 Ocak'ta varılan ateşkesi bozarak 18 Mart'tan bu yana düzenlediği saldırılarda 5 bin 71 Filistinlinin şehit olduğu, 16 bin 700 kişinin yaralandığı belirtildi. İşgalcilerin Gazze Şeridi'ne 7 Ekim 2023'ten beri düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının ise 55 bin 362'ye, yaralıların sayısının da 128 bin 741'e yükseldiği bildirildi. Açıklamada ayrıca 27 Mayıs'tan bu yana katil İsrail-ABD güdümlü "Gazze İnsani Yardım Vakfı" tarafından insani yardım adı altında kurulan dağıtım bölgelerinde Filistinlilerin hedef alındığı sistematik saldırılar sonucu ölenlerin sayısının 245'e yükseldiği, 2 bin 152 kişinin yaralandığı bilgisi paylaşıldı. Gazze Şeridi'nde enkaz altında hâlâ binlerce ölü olduğu belirtiliyor.

İşgalcilerin Gazze'ye düzenlediği saldırılarda 20 Filistinli şehit oldu

Tel Aviv’in İran’a yönelik geniş çaplı saldırısıyla eş zamanlı işgalciler, Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerine de saldırılar düzenledi. İşgalcilerin, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Nablusi Kavşağı'nda yardım bekleyen sivillerin toplandığı bir noktaya düzenlediği saldırıda 4 Filistinli hayatını kaybetti. Kentin kuzeybatısındaki ABD Okulu yakınlarında bir grup sivilin bulunduğu noktaya düzenlenen katil İsrail saldırısında da bir kişi yaşamını yitirdi. Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliya bölgesindeki Ömeri Camisi yakınlarında gerçekleşen katil İsrail bombardımanında ise bir Filistinli hayatını kaybetti. Katil İsrail topçu birlikleri, Gazze kentinin doğusundaki Zeytun ve Şucaiyye mahallelerini ve kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı'nı hedef aldı. Hastane kaynaklarından alınan bilgiye göre, katil İsrail'in Deyr el-Belah kentinde düzenlediği saldırıda yardım bekleyen 9 Filistinli yaşamını yitirdi. Katil İsrail’in Netzarim Koridoru yakınlarındaki sözde insani yardım dağıtım noktalarına yönelik saldırısında 1 Filistinli yaşamını yitirdi, 12 kişi yaralandı. Katil İsrail güçlerinin Megazi Mülteci Kampı'ndaki Mekki Kavşağı yakınlarında sivillerin toplandığı bir alana düzenlediği topçu saldırısında da 4 Filistinli hayatını kaybetti.

Olağanüstü hal tedbirleri gerekçesiyle Mescid-i Aksa'da cuma namazı kılınmayacak

Kudüs İslami Vakıflar İdaresi'nden yapılan açıklamada, katil İsrail polisinin Mescid-i Aksa'nın tüm kapılarını kapattığı bildirildi. Olağanüstü hal tedbirleri kapsamında toplantıların yasaklanması gerekçesiyle Aksa'da ibadetlerin sadece görevliler tarafından yapılabileceği, cuma namazına cemaatin katılamayacağı kaydedildi. Öte yandan, Mescid-i Aksa'nın da içerisinde bulunduğu işgal altındaki Doğu Kudüs'ün Eski Şehir bölgesine giriş ve çıkışların katil İsrail polisi tarafından kapatıldığı aktarıldı. Filistin Vakıflar Bakanlığı, El Halil'deki İbrahim Camisi'nde de cuma namazının kılınamayacağını belirterek kutsal mekanlardaki katil İsrail ihlalinin durdurulması çağrısında bulundu. Öte yandan katil İsrail basınındaki haberlere göre, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistin kentlerinin giriş ve çıkışlarının katil İsrail askerleri tarafından kapatıldığı, bölgede Filistinlilerin topraklarını gasbederek kurulan Yahudi yerleşimlerinde ise güvenlik önlemlerinin artırıldığı kaydedildi.

Türk STK'lerin İsrail'in ablukasındaki Gazze'ye kurban seferberliği

Türkiye Diyanet Vakfı, "Kurbanını Paylaş Kardeşinle Yakınlaş" temasıyla bu yıl Gazze ve Filistin için 60 bin hisse kurban bağışı topladı. Mısır'da kesilen kurbanların eti, uygun zamanda Gazze'ye ulaştırılması için soğuk hava depolarında muhafaza ediliyor. Türk Kızılay, "Kurban Bereketini Yıl Boyu Yaşatıyorsan Hilal Olsun Türkiye" kampanyasıyla Gazze'de açlıkla mücadele eden Filistinliler için uzun ömürlü kavurma konservesi modelini uyguladı. Kızılay, yurt içi kampanyası kapsamında, hayırseverlerin katkılarıyla Gazze için 21 bin 504 hisse kurban kesti. Hazırlanan kavurma konserveleri, sınırlardan yardım geçişine izin verildiğinde bölgedeki ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak. İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı, "Kurban Kardeşliğe Çağrı" temasıyla bu yıl Filistin ve Gazze'de dağıtılmak üzere 54 bin 232 hisselik kurban kesti. Bunların büyük bölümü işgal ve abluka dolayısıyla Gazze'nin dışında kesildi. Etlerin konserveler halinde bölgedeki ihtiyaç sahiplerine dağıtılması amaçlanıyor. Deniz Feneri Derneği ise bu yıl hayırseverlerin Gazze için bağışladığı 10 bin hisseyi konserve haline getirdi. Kurban etlerinin uygun zamanda Gazze'ye ulaştırılması planlanıyor. İnsana Değer Veren Dernekler Federasyonu (İDDEF), 12 bin 600 hisse büyükbaş kurbandan hazırlanan 800'er gramlık toplam 264 bin 600 konserve eti Gazze'ye ulaştırmayı planlıyor. Sadakataşı Derneği, bu yıl da Mısır ve Hindistan'da hayırseverlerin desteğiyle kestirdiği kurbanlardan elde edilen toplam 5 bin hisseyi, konserve ve dondurulmuş et olarak Gazzelilere dağıtacak. Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı ise Mısır'da kestirdiği 7 bin hisseyi, konserve olarak bölgeye ulaştıracak. Yeryüzü Doktorları 3 bin 150 hisseyi soğuk zincirle bölgeye ulaştıracak Yeryüzü Doktorları Derneği de Gazze için Hindistan'da hayırseverlerin bağışladığı 450 büyükbaş hayvanın kesimini gerçekleştirdi. Toplamda 3 bin 150 hissenin, soğuk zincirli tırlar eşliğinde Refah Sınır Kapısı veya Ürdün üzerinden Gazze'ye ulaştırılması hedefleniyor. Umut Kervanı İnsani Yardım Vakfı, Yetimler Vakfı, Avrupa Yetimeli Derneği ile İHO Ebrar Derneği işbirliğinde düzenlediği organizasyonla kestirdiği kurbanlardan çıkan 10 bin 836 hisseyi, konserveler halinde en kısa zamanda Gazze'ye ulaştırmayı planlıyor. Yetim Vakfının Kurban Bayramı'ndaki en yoğun organizasyon faaliyeti Filistin'e yönelik düzenlendi. İsrail'in saldırısı altındaki Gazze için toplam 3 bin 106 kurban kesilirken, konservelerden 136 bin 167 kişinin istifade etmesi amaçlanıyor. Vuslat Derneği, hayırseverlerin bağışladığı kurbanlıklardan elde edilen yaklaşık 2 bin hisseyi Gazze ve Filistin'e ulaştıracak. Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ise 2 bin 191 kurbanı Hindistan'da kesti. Şoklanan kurban etleri, Lübnan'da konserve haline getirilip Gazzelilere dağıtılacak. Bu bayramda da "İyilik" yaptılar İyilik Derneği de Gazze için kurban kesimlerinin büyük bölümünü Hindistan'da gerçekleştirdi. Toplam 3 bin 598 hisse kurban eti, konserveler halinde İsrail'in saldırıları altındaki bölgede ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak. Dernek, zorlu şartlara rağmen Gazze'de de 20 küçükbaş kurbanın kesimini tamamlayıp, etleri dağıttı.

İşgalcilerin Gazze'deki saldırıları Bosna Hersek'te protesto edildi

Saraybosna'da bulunan Başçarşı'daki sebil çeşmesi önünde toplanan Boşnaklar ve onlara destek veren şehirdeki turistler, işgalcilerin saldırılarına tepki gösterdi. Filistin bayraklarıyla Başçarşı'dan başlayarak Ferhadiye Caddesi istikametinde yürüyen göstericiler, "Soykırımı durdurun", "Filistin'e özgürlük", "Netanyahu yargılanacaksın" ve "İsrail terörizmi durdurulsun" sloganları attı. İşgalcilerin katlettiği bebekleri ve çocukları temsilen maketler taşıyan protestocular, katil İsrail güçlerince alıkonulan "Madleen" isimli gemidekilere de destek verdi. Yürüyüş boyunca "Gerçeği yakamazsınız" yazılı büyük bir pankart taşıyan göstericiler, işgalcilere destek veren Amerika ve diğer ülkelere de tepki gösterdi.

İşgalciler, 3 camiden okunan ezanları susturmak için rapor düzenledi

Katil İsrail polisinden yapılan açıklamaya göre, Ramle ve Lid (Lod) kentlerindeki camilerden okunan ezanlar nedeniyle gürültü şikayeti yapıldığı gerekçesiyle inceleme başlatıldı. "Ulusal Güvenlik Bakanı'nın direktifleri doğrultusunda" hareket edildiği belirtilen açıklamada, bölge güvenlik yetkililerine Polis Çevre Koruma Birimi ile işbirliğinde denetleme talimatı verildiği kaydedildi. Talimatın, camilerin yakınında yaşayanlardan gelen şikayetler nedeniyle verildiği öne sürüldü. Bu kapsamda katil İsrail polisinin, 3 cami hakkında "nüfusa zarar verebilecek şekilde ezan okunduğu" gerekçesiyle yaptırım raporu düzenlendiği belirtildi.

Gazze’ye ilerleyen Mağrib Direniş Konvoyu Libya’nın Zliten kentinden Misrata’ya doğru yola çıktı

Libya’nın Zliten kentinde geceleyen Mağrib Direniş Konvoyu sabah saatlerinde yolculuk için hazırlıklarını tamamladı. Yaklaşık 120 araç ve 12 otobüsten oluşan Konvoy Mısır istikametindeki Libya’nın Misrata kentine doğru yola çıktı. Konvoy 10 Haziran’da Libya’daki ilk durağı Zaviye kentine ulaşmıştı Tunus, Cezayir, Fas ve Moritanyalı yaklaşık 2 bin aktivistin bulunduğu Konvoy 10 Haziran’da Libya’daki ilk durağı Zaviye kentine ulaşmıştı. Yaklaşık 120 araç ve 12 otobüsten oluşan konvoya Zaviye kentinde çok sayıda Libyalı aktivist de dahil olmuştu. Başkent Trablus, Tacura kenti ve Zliten kentine ulaşıncaya kadarki tüm yerleşim merkezlerinde Libyalılar konvoyun yolunu keserek yemek, su ve tatlı ikramlarında bulunmuştu. Konvoy Mısır’a ulaştığında farklı ülkelerden kara ve hava yoluyla Kahire’ye gelen çok sayıda aktivistin de dahil olması bekleniyor.

İşgalcilerin Gazze'deki saldırılarında 57'si yardım bekleyen kişiler olmak üzere 80 Filistinli şehit oldu

Sağlık kaynakları ve görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, işgalciler, açlıkla boğuşan Filistinlilere yönelik saldırılarına devam ediyor. Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, işgalcilerin Gazze'nin güneyindeki Netzarim Koridoru yakınlarında yardım için bekleyen Filistinlilere sabah saatlerinde ateş açtığı belirtildi. Saldırı sonucu en az 57 Filistinlinin yaşamını yitirdiği, 363 kişinin de yaralandığı kaydedilen açıklamada, "27 Mayıs'tan bu yana yardım dağıtım bölgelerinde geçim mücadelesinde şehit düşerek hastanelere ulaşan şehitlerimizin toplam sayısı 224'e, yaralı sayısı ise 1858'e ulaştı." ifadesi kullanıldı. Ayrıca sivil savunma ekipleri, gece boyunca Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerine düzenlenen işgalci saldırılarında hayatını kaybeden 11 Filistinlinin cenazesinin enkaz altından çıkarıldığını aktardı. Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Belah kentinde sivillerin toplandığı bir alana düzenlenen işgalci saldırısında 2 Filistinli öldü. İşgalcilerin, Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampında sivillerin toplandığı bir bölgeyi hedef aldığı bombalı saldırısında da 3 Filistinli yaşamını yitirdi. Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinde de yerlerinden edilmişlerin kaldığı çadırlara, işgalciler tarafından düzenlenen saldırılarda aralarında iki çocuk ile bir kadının bulunduğu 7 Filistinli hayatını kaybetti. İşgalci basını: Bazı bakanlar Netanyahu'ya Gazze savaşının sona erdirilmesi çağrısında bulundu Katil İsrail Kanal 12 Televizyonu'nun haberine göre, isimleri açıklanmayan üst düzey bakanlar, Netanyahu'ya "Savaşı sona erdirmek için artık harekete geçmenin zamanı geldi." dedi. Haberde, bu görüşlerin, üst düzey hükümet yetkililerinin de katıldığı bir değerlendirme sırasında dile getirildiği aktarıldı. Aynı haberde, söz konusu açıklamaların, ABD Başkanı Donald Trump ile Netanyahu arasında yapılan ve "zorlu" geçtiği ifade edilen bir telefon görüşmesinin ardından geldiği belirtildi. Kanal 12, daha önceki haberinde, ismini açıklamadığı kaynaklara dayandırarak, Netanyahu ile Trump arasında 10 Haziran'da gerçekleşen görüşmenin yeni ayrıntılarını paylaşmıştı. Haberde, Trump’ın Netanyahu'ya "Savaşı bitirmeni istiyorum" şeklinde açık ve daha önce benzeri duyulmamış ifadeler kullandığı belirtilmişti. Katil İsrail'deki muhalefet partileri ile Gazze'de tutulan işgalci İsrailli esirlerin aileleri, Netanyahu'nun, koalisyon hükümeti içindeki aşırı sağcı kesimlerin baskısıyla, iktidarını koruma amacıyla savaşı sürdürdüğünü öne sürüyor. Hamas ise defalarca, Gazze'ye yönelik saldırıların durdurulması, işgalcilerin  bölgeden çekilmesi ve katil İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutukluların serbest bırakılması karşılığında, elindeki İsrailli esirleri toplu şekilde bırakmaya hazır olduğunu ifade etmişti. Hakkında uluslararası tutuklama kararı bulunan Netanyahu, Gazze Şeridi'nin yeniden işgali ve Hamas da dahil olmak üzere Filistinli direniş gruplarının silahsızlandırılması gibi yeni şartlar öne sürerek, müzakere sürecini geciktiriyor. Katil İsrail, ABD'nin desteğiyle 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde yoğun saldırılar düzenliyor. Bu saldırılarda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 182 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti veya yaralandı. Ayrıca, 11 binden fazla kişinin kayıp olduğu, yüz binlerce kişinin ise yerinden edildiği bildiriliyor.

'Küresel Gazze Yürüyüşü' cuma günü başlıyor

Küresel Gazze Yürüyüşü Uluslararası Koordinasyon Komitesi, yürüyüşü duyurmak üzere basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında, Melanie Johanna Schweizer moderatörlüğünde, eski ABD Dışişleri Bakanlığı diplomatı Hala Rharrit, avukat ve Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekili Jaume Asens, "Küresel Gazze Yürüyüşü" organizatörleri Hişam el‑Gavi ve Güney Afrika Ulusal Meclisi Milletvekili Nkosi Zwelivelile Mandela konuştu. Eski diplomat Rharrit, İsrail'in Gazze saldırılarının başladığı 7 Ekim 2023'ten sonra 18 yıllık diplomatlık kariyerini bitirerek adaletsizlikleri açık açık vurgulamaya başladığını söyledi. Kendisi için "Küresel Gazze Yürüyüşü"ne katılacak olmanın bir onur olduğunu anlatan Rharrit, açlığa maruz bırakılan insanların aynı zamanda bombalandığını ifade etti. Filistinlilerle güçlü bir dayanışma içinde olduklarını göstereceklerini aktaran Rharrit, 3 bin kişinin cuma günü Refah'a yürüyeceğini belirtti. "Yaşananlar açık bir şekilde soykırımdır" Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekili Asens de, İsrail'i sert bir şekilde eleştirerek, yaşananların açık bir şekilde soykırım olduğunu kaydetti. İsrail'in yardım girişini engellediğini ve hastaneleri bombaladığını ifade eden Asens, İsrail ve ABD'nin Filistinlilere sadece "ya ölmek ya da göç etmek" seçeneği sunduğuna işaret etti. İsrail'e silah yardımı yapanların işlenen soykırımın suç ortağı olduğunu vurgulayan Asens, Madleen gemisinin başarısız olduğunu ama vazgeçmeyeceklerini belirterek, bu sefer de karadan yürüyeceklerini, bunun sembolik olarak kalsa bile ahlaki bir zafer olduğunu anlattı. Nkosi Zwelivelile Mandela ise "Küresel Gazze Yürüyüşü"nün bir yardım çağrısı olduğunu söyledi. Mandela, Apartheid rejimine sahip İsrail'e karşı tüm dünyanın insani duruşa destek vermesi gerektiği değerlendirmesinde bulundu. Mandela ayrıca, ablukayı kırmak ve ateşkesin olmasını sağlamak için çalışmaya devam edeceklerinin altını çizdi. "Biz ablukayı kırmak için buradayız" "Küresel Gazze Yürüyüşü" organizatörlerden Gavi de kendisinin daha önce Gazze'de 3 kere görev yaptığını ve insanların çok zor şartlarda tedavi edilmeye çalışıldığını söyledi. Abluka sebebiyle yaşanan yetersizliklerden dolayı insanların öldüğünü aktaran Gavi, bugün durumun tamamen çökme noktasına geldiğini ve hiçbir doktorun oraya gidemediğini belirtti. "Küresel Gazze Yürüyüşü"nün hiçbir gizli noktasının olmadığını hatırlatan Gavi, tüm ayrıntıların hükümetlerle paylaşıldığını anlattı. Gavi ayrıca, "Biz ablukayı kırmak, insani yardımın, tıbbi ekiplerin girmesine yardımcı olmak için buradayız. Uluslararası ve tarafsız bir denetim istiyoruz." dedi. Yürüyüşün organizatörlerinden Gavi, konuşmasına şöyle devam etti: "80 ülke, ya bireysel ya da yürüyüşü destekleyen kuruluşlar aracılığıyla temsil ediliyor. 320 kilometrelik bir mesafeyi otobüslerle katedeceğiz ve Ariş’e varacağız ve ardından 50 kilometre boyunca üç gün yürüyerek Refah’a ulaşacağız. Orada birkaç gün kamp yapacağız. Tüm bunlar, Gazze’deki durumu gündeme taşımak ve Filistinlilerin savunmak amacıyla barışçıl bir eylem çerçevesinde gerçekleşecek. Yaptığımız her şeyde tek odağımız Gazze." Seksenden fazla ülkeden binlerce kişi katılıyor "Küresel Gazze Yürüyüşü" Hareketi tarafından yayınlanan basın bildirisinde ise Gazze Şeridi'nde derhal ateşkes ilan edilmesi, tüm sağlık kuruluşlarının korunması, gıda, su ve temel ilaçlar dahil olmak üzere insani yardıma erişim sağlanması ve iki milyondan fazla insanı sefalete mahkum eden yasa dışı Gazze ablukasının kaldırılması talebine yer verildi. Seksenden fazla ülkeden binlerce kişi, adalet, insan onuru ve barış talep eden sivil, siyasetten bağımsız ve uluslararası bir girişim olan "Küresel Gazze Yürüyüşü"ne katılmak üzere Mısır’da bir araya geliyor. Barış aktivistleri, insan hakları savunucuları ve uluslararası diplomatlardan oluşan tarihi dayanışma hareketi, Gazze’ye uygulanan insanlık dışı ve yasa dışı ablukanın sona erdirilmesini ve açlık çeken, baskı altındaki Filistinlilere acil insani yardım ulaştırılmasını amaçlıyor. Sivil toplum kuruluşları, diplomatlar ve insani yardım kuruluşlarıyla koordinasyon halinde binlerce aktivist, 15 Haziran'da Refah Sınır Kapısı'nda gösteri yapmayı planlıyor. Aktivistler, 12 Haziran'da Mısır'ın başkenti Kahire'de toplanmayı, 13 Haziran Cuma günü Gazze sınırındaki Ariş kentine gitmeyi ve buradan da 3 gün sürecek 50 kilometrelik bir yürüyüşle Refah Sınır Kapısı'na ulaşmayı hedefliyor.

Gazze’ye ilerleyen "Mağrib Direniş Konvoyu" Libya'nın Tacura kentine ulaştı

Mağrib Direniş Konvoyu’nun Trablus’tan geçeceği haberini alan çok sayıda Libyalı, Libya ve Filistin bayraklarıyla Trablus’taki Şehitler Meydanı'nda toplandı. Tunus, Cezayir, Fas ve Moritanya’dan aktivistlerin bulunduğu kafileden sembolik olarak bir grup aracın meydana ulaşmasıyla karşılama töreni Gazze'ye destek gösterisine dönüştü. "Canımız kanımız sana feda olsun ey Aksa", "Nerede, nerede! Arap halkları nerede" ve "Filistin özgürdür, siyonistler defolun" sloganları atan Libyalı göstericiler, "Çocukların ölmesine hayır" yazılı dövizler taşıdı. Libyalılar konvoydakilere baklava, su ve meyve suyu ikram etti. Konvoy, Libya'nın Tacura kentine ulaştı Tacura kentinde de konvoyu kalabalık bir grup karşıladı. Tacura sakinleri konvoydaki aktivistlere öğle yemeği, su ve meyve suyu ikram etti. Molanın ardından Libyalılar ve konvoydaki aktivistler Gazze’deki ablukanın kaldırılması için gösterisi düzenledi. Konvoy Tacura’dan ayrılarak Libya’daki bir sonraki durağı Misrata kentine doğru yola çıktı. Libya Başbakanı: Mağrib Direniş Konvoyu’nu bağrına basan halkımla gurur duyuyorum Abdulhamid Dibeybe sosyal medya hesabından, Gazze’ye doğru ilerleyen ve şu an ülkesinde bulunan konvoyla ilgili açıklama yaptı. Dibeybe açıklamasında, “Cezayir ardından Tunus'ta başlayıp ülkemize ulaşan bu kardeşçe insani girişim; Direniş Konvoyu'nu bağrına basan ve onları karşılayan halkımla gurur duyuyorum. Libya halkı, abluka ve saldırılar karşısında Gazze halkına destek mesajları taşıyarak, dayanışma ve sadakat konusunda yeni bir örnek oluşturuyor." ifadelerini kullandı. Mağrip Direniş Konvoyu Libya’da Tunus, Cezayir, Fas ve Moritanyalı yaklaşık 2 bin aktivistin bulunduğu Konvoy dün Libya’daki ilk durağı Zaviye kentine ulaşmıştı. Yaklaşık 120 araç ve 12 otobüsten oluşan konvoya Zaviye kentinde çok sayıda Libyalı aktivist de dahil olmuştu. Bu sabah Zaviye kentinden ayrılan konvoyu başkent Trablus ve Tacura kentine çok sayıda Libyalı coşkuyla karşılamıştı. Mağrib Direniş Konvoyu Libya’daki bir sonraki durağı Misrata kentine doğru ilerliyor. Konvoy Mısır’a ulaştığında farklı ülkelerden kara ve hava yoluyla Kahire’ye gelen çok sayıda aktivistin de dahil olması bekleniyor.

İşgalcilerin, Gazze'de yardım bekleyenlere yönelik saldırısında 25 Filistinli şehit oldu

Sağlık kaynakları ve görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, işgalciler, açlıkla boğuşan Filistinlilere yönelik saldırılarına devam ediyor. Katil İsrail askerleri Gazze'nin güneyindeki Netzarim Koridoru yakınlarında yardım için bekleyen Filistinlilere sabah saatlerinde ateş açtı. Saldırıda en az 25 Filistinli yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi yaralandı.

İşgalciler, Kurban Bayramı boyunca insani yardım ekiplerinin Gazze'ye girişine izin vermedi

BM Genel Sekreter Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, Gazze'deki son gelişmelere ilişkin değerlendirmede bulundu. Haq, işgalcilerin Kurban Bayramı'nın ilk günü cumadan başlayarak bayram boyunca sınır kapılarında insani yardım ekibinin girişine ve yardım dağıtımına izin vermediğini açıkladı. Gazze'deki insani durumun benzeri görülmemiş seviyeye ulaştığını belirten Haq, gıda yardım noktalarına yapılan saldırılar nedeniyle Gazzelilerin yiyecek bulmak için hayatlarını tehlikeye atmak zorunda kaldığının altını çizdi. Haq, "Hiç kimse hayatını riske atmak ile ailesini doyurmak arasında bir seçim yapmak zorunda bırakılmamalıdır." dedi. İşgalcilerin insani yardım ambargosunu gevşetmek zorunda kaldığı 19 Mayıs'tan bu yana Gazze'ye yalnızca 4 bin 600 metrik ton buğday unu sağlayabildiklerini kaydeden Haq, bu yardımların çoğunun, varış yerlerine ulaşmadan açlık çeken Gazzeliler tarafından tüketildiğini ifade etti. Haq, Gazze'deki her aileye en az 1 çuval un sağlanması için 8 ila 10 bin metrik ton una ihtiyaç duyulduğunu belirterek "Gazze'ye sürekli ve sınırsız yardım akışı mümkün olan en kısa sürede yeniden başlamalıdır." diye konuştu. Farhan Haq, "İsrail işgalci güç olarak, Gazze'de kamu düzeni ve güvenliğini sağlama konusunda sorumluluk taşımaktadır." ifadesini kullandı.

Dışişleri kaynakları: İsrail'in alıkoyduğu "Madleen" gemisindeki vatandaşlara her türlü konsüler desteği sağlıyoruz

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, İsrail güçlerince alıkonulan gemideki Türk vatandaşları dün akşam saatlerinde karaya çıktı. Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçiliği yetkilileri, vatandaşlarla bu sabaha karşı görüştü. Türk vatandaşlarına her türlü konsüler desteğin sağlandığını belirten kaynaklar, süreçle ilgili Türk vatandaşlarının yakınlarının bilgilendirildiğini ifade etti. Gemide 12 kişi bulunuyordu "Özgürlük Filosu Koalisyonu (Freedom Flotilla Coalition)" adlı sivil toplum kuruluşunun Gazze'ye yönelik ablukayı kırıp bölgeye yardım götürme amacıyla düzenlediği son misyon çerçevesinde 18 metrelik gemi, 1 Haziran'da İtalya'nın Katanya kentindeki San Giovanni Li Cuti Limanı'ndan Gazze'ye doğru yola çıkmıştı. Madleen gemisindeki aktivistler, İsrail ordusunun müdahale etmesi durumunda barışçıl tutumlarını sürdüreceklerini ve direniş göstermeyeceklerini duyurmuştu. İsrail ordusu, dün Gazze'ye yönelik ablukayı kırmayı amaçlayan Madleen gemisine müdahale etmişti. Gemide, Avrupa Parlamentosunun Fransız üyesi Rima Hassan ve Almanya vatandaşı Yasemin Acar'ın yanı sıra Türkiye'den Hüseyin Şuayb Ordu, Brezilya'dan Thiago Avila, İspanya'dan Sergio Toribio, Hollanda'dan Marco van Rennes, Fransa'dan Baptiste Andre, Reva Viard, Pascal Maurieras ve Yanis Mhamdi, İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg ve gazeteci Omar Faiad bulunuyordu.

New York'taki üniversite öğrencilerinin Gazze için başlattıkları açlık grevi 14. gününde

New York'taki eğitim kurumu CUNY Graduate Center, Brooklyn College ve Baruch College öğrencileri, Gazze'deki insani krize dikkat çekmek ve "Gazze'deki Filistinlileri açlıktan öldürmeye ve üzerlerine bomba yağdırmaya devam eden İsrail-ABD savaş makinesini protesto etmek için" başlattıkları süresiz açlık grevini sürdürüyor. Protestolarda "Gazze için açlık grevi", "Özgür Filistin", "Soykırımın üstünü örtemezsiniz" ve "930 bin çocuk açlıktan ölüme terkediliyor" gibi pankartlar taşıyan öğrenciler, üniversitelerinin İsrail ile ilişkisini kesmesini talep ediyor. Öğrenciler, açlık grevine 27 Mayıs'ta başlamıştı.

İşgalcilerin Gazze'de düzenlediği saldırılarda 19 Filistinli şehit oldu

Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre, İsrail ordusunun, Gazze kentinin kuzeyinde Saftavi Mahallesi'nde Filistinlilere ait bir eve düzenlediği saldırıda 9 kişi şehit oldu, 12'si yaralandı. İsrail savaş uçaklarının Deyr el-Belah kentinde Filistinlilere ait bir eve düzenlediği saldırıda 6 kişi öldü, 15 kişi yaralandı. İsrail ordusunun Cibaliya Mülteci Kampı'ndaki Fahura Okulu'nun çevresinde insansız hava aracıyla (İHA) düzenlediği saldırıda 4 Filistinli şehit oldu.

İşgalcilerin yardım merkezine düzenlediği saldırıda 3 Filistinli şehit oldu, 46 kişi yaralandı

Hükümetin medya ofisinden yapılan yazılı açıklamada, işgalcilerin, Refah'taki yardım dağıtım merkezine sivillerin toplandığı sırada saldırı düzenlediği belirtildi. Saldırıda 3 Filistinlinin öldüğü, 46 kişinin yaralandığı aktarılan açıklamada, 7 kişinin ise halen kayıp olduğu kaydedildi. Yardım dağıtımı yapılan bölgeler ve çevresinde konuşlanmış katil İsrail işgal güçlerinin, yardım almaya davet edilen ve acil yiyecek ihtiyacı nedeniyle bu bölgelere giden aç sivillere gerçek mermilerle ateş açtığı ifade edilen açıklamada, işgalcilerin bu suçu tekrarlayarak daha fazla kişinin "şehit olması, yaralanması ve kayıp olmasından" endişe edildiği aktarıldı. Refah'ta yaşananların, "kuşatma ve açlıktan bitkin düşen sivillere karşı soğukkanlılıkla işlenmiş bir katliam ve savaş suçu" olarak nitelendirildiği dile getirilen açıklamada, bunun Netanyahu ve bazı bakanlarının da kabul ettiği açık bir soykırım ve zorla yerinden etme planının parçası olduğuna işaret edildi. Açıklamada, işgalcilerin yardım dağıtma planının, saha raporları, İsrail tanıklıkları ve onlarca uluslararası uzmanın belirttiği gibi başarısız olduğu kaydedilen açıklamada, binlerce aç insanın ölümcül açlığın baskısı altında buralara akın etmesiyle bu merkezlerin çökmesi üzerine trajik sahnelerin ortaya çıktığı daha sonra işgalcilerin ateşle müdahalesinin vahşi katliamla sonuçlandığı bildirildi. Yaşananların, işgalcilerin sistematik bir kuşatma, aç bırakma, bombalama ve yıkım politikasıyla kasıtlı olarak yarattığı insani durumu yönetmedeki başarısızlığının kesin kanıtı olduğu vurgulanan açıklamada, bunun uluslararası hukuka göre tam teşekküllü bir soykırım suçunun devamı niteliğinde olduğunun altı çizildi. Refah'ta açlıktan ölen sivillere yönelik katliamdan ve Gazze'deki gıda çöküşünden yasal ve insani açıdan tamamen işgalcilerinsorumlu tutulduğu belirtilen açıklamada, İsrail'in yardımları bir savaş silahı ve siyasi şantaj aracı olarak kullanması, yardım malzemelerinin resmi sınır kapılarından ve tarafsız uluslararası ve BM örgütleri aracılığıyla geçişini sistematik olarak engellemesi kınandı. BM ve BM Güvenlik Konseyi'ne sorumluluklarını üstlenerek katliamları durdurmak, sınır kapılarını kısıtlama olmaksızın derhal açmak ve insani yardım kuruluşlarının işgalcilerin müdahalesi olmadan tam özgür bir şekilde faaliyet gösterebilmelerini sağlamak için acil ve etkili adımlar atmaları çağrısı yapılan açıklamada, açlık ve soykırım suçlarını belgelemek ve İsrailli yöneticileri savaş suçları ve insanlığa karşı işlediği suçlar nedeniyle uluslararası adalete teslim etmek için bağımsız uluslararası soruşturma komitelerinin gönderilmesi talep edildi. Ofisin açıklamasında, Arap ve İslam ülkeleri ile dünyadaki özgür uluslardan derhal müdahale etmeleri ve kuşatmayı kırmak, işgalcilerin kanlı savaşında yiyeceği silah olarak kullanmasını önlemek için bağımsız ve güvenli yardım yollarını harekete geçirmeleri istendi. Katil İsrail gözetiminde "tampon bölgeler" veya "insani koridorlar" oluşturulmasını öngören her türlü projenin tamamen reddedildiği belirtilen açıklamada, bunların "tecrit ve imhayı amaçlayan apartheid gettolarının güncellenmiş bir versiyonu olduğu, yardım veya koruma amaçlı olmadığı" dile getirildi. Katil İsrailli yedek subaylar, Gazze'deki soykırım savaşının derhal durdurulması çağrısı yaptı Haaretz gazetesinin haberine göre, katil İsrailli yedek subaylar, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir'e mektup gönderdi. Mektupta, "Biz, İsrail güçlerindeki subaylar, eski komutanlar ve yedek subaylar, hükümetin ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir'in Gazze'deki siyasi savaşı derhal sonlandırmasını ve kaçırılanların (esirlerin) gecikmeden geri dönmesi için çalışmasını talep ediyoruz." ifadesine yer verildi. Savaşın işgacilerin güvenliğine hizmet etmediği bu nedenle artık ahlaki bir savaş olmadığı vurgulanan mektupta, savaşın devam etmesinin işgalci İsrail halkının ezici çoğunluğunun iradesine aykırı olduğu ve esirlerin, katil İsrail askerlerinin, masum sivillerin öldürülmesine ve savaş suçlarının işlenmesine yol açabileceği belirtildi. Yedek subayların mektubunda, "Bu, Gazze'yi işgal etmeye hazırlanan ve işgalci toplumu içindeki küçük bir azınlığın mesihçi vizyonunu hayata geçirmeyi amaçlayan bir savaştır." değerlendirmesinde bulunuldu. Katil İsrail muhalefeti ve esir aileleri, Netanyahu'yu, hükümetin içindeki aşırı sağcı kesimin istekleri doğrultusunda hareket ederek, özellikle iktidardaki konumu başta olmak üzere kişisel siyasi çıkarlarını korumak amacıyla savaşı sürdürmekle suçluyor.

Fanatik Yahudiler, Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi

Filsitin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre, Kudüs'ün Eski Şehir bölgesinde, özellikle Mescid-i Aksa'nın kapılarında yüzlerce işgalci polis konuşlandırıldı. Eski Şehir’in ve Mescid-i Aksa’nın girişlerinde askeri önlemler artırıldı ve ibadet etmek isteyen Filistinlilerin girişine kısıtlamalar getirildi. Daha sonra onlarca fanatik Yahudi, gruplar halinde Mescid-i Aksa'ya girerek, avlularında provokatif turlar düzenledi ve işgal güçlerinin koruması altında ayinler gerçekleştirdi. Mescid-i Aksa baskınları Mescid-i Aksa, işgalci ile Ürdün arasında 26 Ekim 1994'te imzalanan barış antlaşmasına göre Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığına bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresinin himayesinde bulunuyor. İşgalciler, 2003'ten bu yana idarenin izni olmadan işgalcilerin tek taraflı kararıyla polis eşliğinde kutsal mabet Mescid-i Aksa'ya giriyor. Bu girişleri baskın olarak nitelendiren Kudüs İslami Vakıflar İdaresi, Müslümanların egemenliğinin ihlal edildiğini vurguluyor. İşgalciler, içinde Kıble Mescidi ile Kubbetu's Sahra'nın yanı sıra müze, medreseler ve büyük avlunun yer aldığı Mescid-i Aksa Külliyesi altında, "Süleyman Mabedi kalıntılarının bulunduğu" iddiasıyla kazı çalışmaları yapıyor. İşgalcilerin yönetimi, Mescid-i Aksa'da "sadece Müslümanların ibadet edebildiği diğer dinlerin mensuplarınınsa sadece ziyaret edebileceği" tarihi statükonun korunduğunu savunuyor. Ancak fanatik Yahudilerin, işgalci polisi korumasında Aksa'ya düzenledikleri baskınlarda dua etmeleri ve dini ritüeller icra etmeleri sıkça kameralara yansıyor.

İşgalcilerin Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarında ikisi çocuk 5 Filistinli şehit oldu

Hastane kaynaklarından alınan bilgiye göre, işgalcilerin Gazze'nin kuzeyindeki Kerame bölgesine düzlediği saldırıda bir çocuk yaşamını yitirdi ve yaralananlar oldu. Ayrıca işgalcilerin daha önce Han Yunus kentine ve Gazze kentinin batısına düzenlediği saldırılarda da yaralanan biri çocuk, 4 Filistinlinin hayatını kaybettiği aktarıldı. Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, işgalci savaş uçakları ve zırhlı araçları Gazze kentinin doğu bölgelerine, işgalci deniz kuvvetleri ise Han Yunus’un batısında yer alan Mevasi bölgesine saldırılar düzenledi. Han Yunus kentinin güney ve doğu mahalleleri ile Şucaiyye ve Tuffah mahallelerinin, Gazze kentinin doğusundaki bazı bölgelerin gece saatlerinden bu yana yoğun İsrail bombardımanına maruz kaldı. işgalciler, işgal altındaki Nablus ve Tubas kentlerine baskın düzenledi Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, katil İsrail askeri araçları, Nablus kentine çeşitli yönlerden girdi. Kentin Eski Şehir bölgesine doğru yöneldi ve zaman zaman silah sesleri duyulan bölgede, işgalciler kente mal taşıma amaçlı bir kamyon eşliğinde askeri takviye gönderdi. İşgalciler, Nablus kentine de baskın düzenledi. İşgalcilerin söz konusu baskınlarının amacına ilişkin bilgi verilmedi. İşgalcilerin, işgal altındaki Batı Şeria'daki Eriha kentine düzenlediği baskında bir Filistinli hayatını kaybetmişti. İşgalcilerin Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı 7 Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor. Bu sürede 7 binden fazla Filistinli yaralandı, yaklaşık 17 bin kişi gözaltına alındı. Gazze'de varılan ateşkesin 19 Ocak'ta yürürlüğe girmesinin ardından işgalciler, 21 Ocak Salı günü işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyinde yer alan Cenin kenti ve mülteci kampına "Demir Duvar" adını verdiği bir saldırı başlattı. Saldırılar birkaç gün içinde Tulkerim ve Tubas ile buralardaki mülteci kamplarını kapsayacak şekilde genişletildi. İşgalciler, Cenin ve Tulkerim'deki mülteci kamplarında işgalini sürdürüyor.

Mescid-i Aksa İmam ve Hatibi Şeyh İkrime Sabri: Mescid-i Aksa boğucu bir abluka altında

Aşırı sağcı İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in fanatik Yahudi yerleşimcilerle birlikte bu sabah Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskının ardından Şeyh İkrime yazılı bir açıklama yaptı. Yahudi yerleşimcilerin günlük baskınları nedeniyle kutsal mabedin sürekli olarak ihlallere maruz kaldığını vurgulayan Sabri, bu kesintisiz ihlalleri şiddetle kınadı. Aksa’da yaşananlara karşı yeterli tepkinin gösterilmemesinden derin üzüntü duyduğunu ifade eden Sabri, “Filistin’e yönelik hayal kırıklıkları tüm beklentileri aşmış durumda.” dedi. Şeyh Sabri, “İşgal yönetimi planlarını sistematik şekilde uygulamayı sürdürüyor. Mescid-i Aksa her gün sıkı askeri koruma altında ihlal ediliyor. Yerleşimciler gerçekleştirdikleri saldırılarla hiçbir hak kazanamazlar. Aksa, ilahi bir kararla Müslümanlara aittir.” ifadelerini kullandı. Mescid-i Aksa’nın boğucu bir abluka altında olduğunu ve ibadet edenlerin camiye ulaşmalarının sistematik olarak engellendiğini kaydeden Şeyh Sabri, şunları aktardı: “Uygulanan bu politika, camiyi boşaltmayı ve Kudüslülerin hareket alanını kısıtlamayı hedeflemektedir. Öte yandan yerleşimcilerin baskınlarına kolaylık sağlanmakta, askeri koruma ile bu ihlaller gerçekleştirilmektedir. Bu durum, açık bir şekilde taraflılık ve resmi destek anlamına gelmektedir.” Yaşananların artık hiçbir ülke veya lider için gizli olmadığını vurgulayan Sabri, “Planlar net şekilde ortadadır. Acı olan, işgalcilerin ve yerleşimcilerin Mescid-i Aksa ve halkımıza yönelik işledikleri suçlarla açıkça övünmeleridir.” değerlendirmesinde bulundu. İsrail'in planlarına karşı çıkan her sesi bastırmaya çalıştığını ve gerçeklerin aktarılmasını engellediğini belirten Sabri, İsrail'in Kudüs halkına yönelik sistematik baskı politikaları yürütmesindeki amacı “halkın kutsallarını savunma iradesini kırmak” olarak açıkladı. Bu ihlaller karşısında süren sessizliğin büyük tehlikelere yol açabileceği konusunda uyarıda bulunan Şeyh Sabri, “Sessizliğin devamı, Mescid-i Aksa ve bölge için en karanlık ve acı verici gelişmelere zemin hazırlayacaktır.” dedi. Şeyh İkrime Sabri, Müslüman olsun ya da olmasın, özgür dünyanın tüm halklarını Kudüs’te yaşananları yakından takip ettikleri ve kutsal değerlere yönelik saldırıları reddettikleri için takdir ettiğini belirterek, gazetecilerin ve medya mensuplarının Kudüs ve Mescid-i Aksa’dan gelişmeleri aktarma çabalarını da memnuniyetle karşıladığını vurguladı. Şeyh Sabri, Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırıların büyüklüğüne uygun ölçüde, güçlü ve gerçek bir duruş sergilenmesi çağrısında bulundu. Öten yandan Filistin Dışişleri Bakanlığı da aşırı sağcı İsrail Bakanı Itamar Ben-Gvir’in Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleyerek İsrail bayrağı açmasını ve Kudüs’te düzenlenen sözde “Bayrak Yürüyüşü” sırasında fanatik yerleşimcilerin gerçekleştirdiği provokasyonları sert bir şekilde kınadı. Kudüs İslami Vakıflar Dairesi tarafından yapılan açıklamada ise sabah saatlerinde İsrail polisi eşliğinde 1.427 yerleşimcinin, gruplar halinde Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlediği, öğleden sonra da bu sayının artmasının beklendiği ifade edildi.

Dışişleri Bakanlığı, Mescid-i Aksa'daki provokatif eylemleri kınadı

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "Bugün İsrailli bir hükümet üyesinin Mescid-i Aksa'ya gerçekleştirdiği baskını, bir Parlamento üyesinin Mescid-i Aksa'da işgalci devletin bayrağını açmasını ve Kudüs'te düzenlenen yürüyüş sırasında aşırılık yanlısı yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen provokatif eylemleri kınıyoruz." ifadesi kullanıldı. "Bu tür eylemler, İsrail'in Filistin halkına karşı sürdürdüğü soykırım ve zorla yerinden etme politikaları ile işgal altındaki Filistin topraklarının tarihi ve demografik kimliğini değiştirmeye ve ilhakına yönelik çabalarının tezahürüdür." ifadesine yer verilen açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin bu girişimlerinin Mescid-i Aksa'nın tarihi ve hukuki statüsünü asla değiştiremeyeceği vurgulandı.

Filistin'de iki devletli çözümü destekleyen 20 ülke Madrid'de toplandı

İşgalcilerin Gazze'ye saldırılarının başladığı 7 Ekim 2023'ten sonra İspanya'nın girişimiyle kurulan ve "Madrid Grubu" adı verilen, Gazze konulu toplantıların beşincisi gerçekleşti. Türkiye'yi Dışişleri Bakan Yardımcısı Yılmaz'ın temsil ettiği toplantıya 20 ülke Dışişleri Bakanı ya da Bakan Yardımcısı katıldı. İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, basına yaptığı açıklamada, "Tek hedefimiz var o da insanlık dışı bu savaşı bitirmek. İsrail, masum sivil halkı öldürmeye devam ediyor. Buna sessiz kalmakta suç ortaklığıdır." dedi. İşgalcilerin sahip olduğu hakların hepsine Filistin'in de sahip olması gerektiğini ve bunun tek yolunun iki devletli çözümden geçtiğini vurgulayan Albares, "Filistinliler ömür boyu cezalandırılamaz. İki devletli çözüm İsrail'e karşı değildir. Aynı zamanda onun güvenliğini savunmaktır. Bu savaşın hiçbir gerekçesi yoktur. İsrail'in yaptığı Gazze'yi uçsuz bucaksız bir mezarlığa çevirmekten başka bir şey değildir." şeklinde konuştu. "Filistin Devleti'nin tanınması gerekliliğini masaya yatıracağız." diyen Albares, "Bölgedeki herkes için tek çıkar barıştır. Tüm Birleşmiş Milletler ülkelerini, İsrail'in Gazze'ye insani yardım girişini engellemesine karşı ses çıkarmaya çağırıyorum." ifadelerini kullandı. Madrid'deki toplantının önceliklerinin, "İsrail'in Gazze'deki şiddetinin durdurulması, şartsız ve İsrail'in kontrolünde olmadan insani yardımların girişinin sağlanması ve iki devletli çözüme yeni bir ivme kazandırmak" olduğunu kaydeden Albares, "Avrupa Birliği, İsrail ile Ortaklık Anlaşmasını derhal askıya almalıdır. Çok daha etkili bir silah ambargosu uygulanmalıdır." çağrısında bulundu. "Bu savaşı durdurmalıyız, zaman lehimize işliyor." diyen Albares, "İki devletli çözüme karşı İsrail'in sunduğu alternatif ne? Tüm Filistinlileri öldürmek mi? Elbette hayır. Bu savaşı durdurması gereken İsrail'dir." açıklamasını yaptı. Albares, İsrail'e karşı olası yaptırımlarda, siyasileri de kapsayan bireysel yaptırımlar dahil hiçbir seçeneği dışarıda bırakmadıklarını ifade etti. Özellikle Avrupa nezdinde İsrail-Filistin meselesinde iki devletli çözümü hayata geçirme yönünde çaba gösteren Madrid Grubu'nun bugünkü toplantısının ardından ortak bildiri yerine ortak yazılı basın açıklaması olacağı belirtildi. İşgalcilerin Gazze'de saldırılarının başladığı 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana "Madrid Grubu" 5. kez toplanırken, katılımın son toplantıya oranla iki kat arttığına vurgu yapıldı.

İsrail hükümetinden ‘ateşkes’ kararı

İsrail Başbakanlık Ofisinden yapılan açıklamada, anlaşma taslağının kabine toplantısında onaylandığı bildirildi.

Açıklamada, esirlerin serbest bırakılmasına ilişkin takvimin 19 Ocak Pazar günü uygulanmaya başlayacağı belirtildi.

Anlaşma, İsrail güvenlik kabinesinde onaylandıktan sonra bakanlar kurulu toplantısında görüşülmeye başlanmıştı.

Trump’tan Netanyahu’ya Filistin ve Lübnan telefonu: ‘Ne yapman gerekiyorsa yap’

Washington Post gazetesi, konu hakkında bilgisi olan 6 kişiye dayandırdığı haberinde, Trump’ın bu ay Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmelerinden detaylar verdi.

Trump’ın İsrail Başbakanı ile bu ay en az iki kez telefonda görüştüğünü açıkladığı kaydedilerek, bunlardan birinde Netanyahu’ya Hamas ve Hizbullah konusunda “Ne yapman gerekiyorsa yap” diyerek destek verdiği aktarıldı.

Görüşme hakkında WP’ye açıklama yapan South Carolina’nın Cumhuriyetçi Senatörü Lindsey Graham da Trump’ın Netanyahu’ya “askeri olarak ne yapması gerektiğini” söylemediğini, özellikle Lübnan’daki çağrı cihazlarının patlatılması operasyonu nedeniyle hayranlığını dile getirdiğini belirtti.

‘YENİ BİR ORTADOĞU’DAN BAHSEDİYORUZ’

Graham, “Onlara, ‘kendinizi savunmak için yapmanız gerekeni yapın’ dedi ancak burada açıkça yeni bir Orta Doğu’dan bahsediyoruz. Trump, yozlaşmış Filistin Devletiyle ilgili çok fazla şeyin değişmesi gerektiğini anlıyor.” ifadelerini kullandı.

Trump’ın seçim kampanyası sözcüsü Karoline Leavitt de Trump döneminde Ortadoğu’da “tarihi bir barış yaşandığını” savunarak, o dönemde “kaydedilen ilerlemelerin” Kamala Harris – JoeBiden yönetiminin zayıflığı nedeniyle bozulduğunu öne sürdü.

Leavitt, “Başkan Trump Oval Ofis’e geri döndüğünde, Kamala ve Biden’ın politikalarının yarattığı karmaşayı düzeltecek. İsrail bir kez daha korunacak, İran tekrar iflas edecek, teröristler avlanacak ve kan dökülmesi sona erecek.” değerlendirmesinde bulundu.

Diğer yandan, Trump ile Netanyahu’nun telefon görüşmeleri hakkında İsrail tarafının yorum yapmayı reddettiği belirtildi.

Emine Erdoğan’dan Filistin Devlet Başkanı Abbas’ın, TBMM Genel Şurası’ndaki hitabına ait paylaşım

AA

ANKARA (AA) – Emine Erdoğan, toplumsal medya hesaplarından Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın TBMM Genel Şurası’nda hitap etmesine ait paylaşımda bulundu.

“Filistin için tek yürek” etiketiyle yaptığı paylaşımda Emine Erdoğan, şunları kaydetti:

“ABD Kongresi’nin tersine TBMM Genel Şurası’nda bugün katiller değil, vatanları için direnen, şehit olan kahramanlar alkışlandı. Kendi çıkarlarını saf bir çocuğun hayatından daha bedelli görenlere karşı Türkiye olarak, Filistin’in sesi olmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki Filistin’in zaferi, zulme boyun eğmeyen bir halkın, adaletin yanında duran her insanın zaferidir. Gazze’de 7 Ekim’den bugüne şehit edilen 40 bin temiz kardeşimizi rahmetle anıyor, acılarını yürekten paylaşıyorum.”

Emine Erdoğan paylaşımında, Filistin Devlet Başkanı Abbas’ın konuşmasına ilişkin görüntü ile ABD Kongresi ve TBMM Genel Şurası’ndan imgelerin yer aldığı “Mazlumları alkışlıyoruz, katilleri değil” başlıklı fotoğrafa da yer verdi.

Muhabir: Yıldız Nevin Kasım

The post Emine Erdoğan’dan Filistin Devlet Başkanı Abbas’ın, TBMM Genel Şurası’ndaki hitabına ait paylaşım appeared first on Balkan Günlüğü Gazetesi.

İsrail yeni katliam mı planlıyor? On binlerce silah satın alacaklar

Silahlı Kuvvetler Planlama Dairesi işbirliğiyle gerçekleştirilecek milyonlarca şekellik ihalenin, Savunma Bakanlığının, İsrailli şirketlerden silah satın almak için gerçekleştirdiği en büyük ihale olduğu vurgulandı.

İhalenin, İsrail ordusunun silah stoğunu yenileme ve artırma gereksinimi doğrultusunda açılacağına değinilen açıklamada, ABD’den de silah alımının devam edeceği aktarıldı.

İsrail, ABD’den büyük askeri destek alıyor. ABD Başkanı Joed Biden, Aralık 2023’te Yahudi bayramı Hanuka vesilesiyle Beyaz Saray’da düzenlenen kutlama sırasında, “İsrail, Hamas’tan kurtuluncaya kadar Tel Aviv yönetimine askeri destekte bulunmayı sürdüreceklerini” söylemişti.

❌