Normal görünüm
Mini laptopa dönüşen el konsolu: Acer Project DualPlay Mini
-
donanimhaber.com
- Spider-Noir'ın 2. sezonu olacak mı? Amazon'dan Örümcek-Adam dizisi için sürpriz karar
Spider-Noir'ın 2. sezonu olacak mı? Amazon'dan Örümcek-Adam dizisi için sürpriz karar
Üç kamerası da 200 MP olacak: OPPO Find X10 Pro Max sızdırıldı
Dyson, ilk kurutma fırçasını ve yeni “sıvı soğutmalı” saç düzleştiricisini tanıttı
Sony WH-1000XM4C tasarımı ve özellikleri lansman öncesi sızdı
Galaxy S27 Pro ve S27 Ultra için 60W şarj desteği doğrulandı
Güneş fırtınaları otonom araçlar için felakete neden olabilir
ABD’nin 286 gün denizde kalan nükleer uçak gemisi pas içinde kaldı
OpenAI ajanları, bir Alman sitesini ele geçirdi
192 GB RAM'li Mini PC tanıtıldı: Ryzen AI Max+ PRO 495 ile geliyor
Acer üç ekranlı taşınabilir monitörünü tanıttı
Claude, Apple CarPlay sistemine geldi
Direksiyonsuz Tesla Cybercab yollara çıktı: ABD soruşturma başlattı
Lexar, dünyanın en ince taşınabilir SSD'sini tanıttı
Nvidia Çin pazarında artık yok, Huawei rakip bırakmadı
Xiaomi'den çift tamburlu kompakt çamaşır makinesi: İşte fiyatı
GTA 6 beklenenden erken PC’lere gelebilir
Windows 11 uygulamalara yaşınızı söyleyecek
Anker AeroClip 2 tanıtıldı: İşte özellikleri ve fiyatı
Togg’un ortakları neden ayrılıyor? Togg batıyor mu?
iPhone 18 serisinin fiyatları sızdırıldı: Büyük zam geliyor
Epic Games CEO'su uyardı: RAM ve depolama fiyatları artacak
Nvidia GeForce 616.64 sürücüsünü yayınladı: İşte yenilikler
Filenin Sultanları, Sırbistan'ı devirip finale yükseldi!

Ankara'da üçüncü dalga fuhuş ve uyuşturucu operasyonu: Gözaltılar var!

Kahramanmaraş canisinin annesine yakalama kararı

Bunaltan sıcaklara veda zamanı! Tarih belli oldu

-
haber3.com
- CHP'li Akay'dan ''özelleştirme'' tepkisi: ''Milletimizi kavram oyunlarıyla kandırmayın''
CHP'li Akay'dan ''özelleştirme'' tepkisi: ''Milletimizi kavram oyunlarıyla kandırmayın''

Çocukluk merakı mesleği oldu: Günde 4-5 gram altın çıkarıyor!

Antalya'da korkunç olay: Otelin iskelesinden ölüme atladı!

Almanya'da kanlı saldırı: 2 Türk vatandaşı öldürüldü

Mersin'de şüpheli ölüm: 6. kattan düşen genç kadın hayatını kaybetti

İstanbul'da internet kafeye silahlı saldırı

CHP İstanbul İl Başkanlığı'nda rozet takma töreni

Nepal'deki sel felaketinde can kaybı bin 300'ü aştı; binlerce kayıp var!

Süper Lig'de transfer dönemi sona erdi: İşte dört büyüklerde gelenler ve gidenler

Ruhi Çenet Yahudi mahallesine girdi; ortalık karıştı!

Son seçimleri doğru bilen anket firması açıkladı: İşte partilerin son oy oranları

-
haber3.com
- Köprü ve otoyollara özelleştirme kararı! Tartışmalara Özelleştirme İdaresi'nden yanıt geldi
Köprü ve otoyollara özelleştirme kararı! Tartışmalara Özelleştirme İdaresi'nden yanıt geldi

Estetik ameliyat sonrası ölümden döndü! Doktordan 5 milyon TL istiyor

-
haber3.com
- CHP'li Sarı'dan Üsküdar açıklaması: ''Halkın iradesine sahip çıkmak için seçime katılmadık''
CHP'li Sarı'dan Üsküdar açıklaması: ''Halkın iradesine sahip çıkmak için seçime katılmadık''

KKTC'deki gemi faciasında can kaybı 13'e yükseldi

Galatasaray'da sakatlık kabusu: Osimhen, Lemina ve Singo'nun durumu açıklandı

Dünyada sadece Konya'da var! Sosyal medyada gördüğü bitkiyi literatüre kazandırdı

Trabzon'a Kenyalı gelin! İnternette başlayan aşk horonla taçlandı

Yarışmacı 100 bin liralık soruda elendi, doğru cevap Bakan Göktaş'tan geldi

Burası 5 yıldız otel değil, öğrenci yurdu! Fiyatı duyanları şaşırttı

-
haber3.com
- Türkiye'nin cehennem çukuruna indiler: ''Sanki bir ejderhanın ağzı gibi...''
Türkiye'nin cehennem çukuruna indiler: ''Sanki bir ejderhanın ağzı gibi...''

DEM Parti kongreye gidiyor: Kapsamlı değişim neden sonraki döneme bırakıldı?
Trump'ın temsilcileri Ukrayna Savaşı'nı 'sona erdirecek bir öneriyle' Moskova'da
Saksonya-Anhalt seçimleri: Almanya için dönüm noktası, Merz için kader anı
Dünyanın 'en yalnız' yelken yarışında iki Türk
ABD'nin yaptırım uyguladığı Türk bankası hakkında neler biliniyor?
-
bbc.co.uk/turkce
- 'Cinsel organ hırsızlığı' söylentileri Afrika'da nasıl 80 kişinin ölümüne yol açtı?
'Cinsel organ hırsızlığı' söylentileri Afrika'da nasıl 80 kişinin ölümüne yol açtı?
Ağzınızdaki iyi bakterileri korumak için beslenme ipuçları
Giorgia Meloni İtalya'da iktidarda en uzun süre kalma rekorunu kırdı
Ukraynalı kadınları yem olarak kullanan Rus propaganda ağının iç yüzü
Benzin ve motorine zam: Akaryakıt fiyatları neden arttı?
Yaz sonu işe dönüş sendromunu nasıl atlatabilirsiniz?
Deniz Göktaş iddianamesinde ne suçlamalar var?
Yeni MacBook Neo’nun Teknik Özellikleri Sızdı
iPhone 20 ile Ekran Teknolojisinde Devrim mi Geliyor?
Apple’dan Siri AI Destekli Yeni HomePod Hazırlığı
Yunanistan’da F-4 Phantom Savaş Uçağı Düştü
F-35’in Füze Kapasitesi 6’ya Çıkacak
Apple Kendi Oyun Kolunu mu Geliştiriyor?
ABD’nin 464 Milyon Dolarlık Lazer Silahı Yatırımı
Gemini Artık Android’de Baloncuk Olarak Küçültülebiliyor
BAYKAR’dan Nükleer Reaktör Hamlesi
Claude Artık Apple CarPlay Üzerinde Kullanılabiliyor
Yürümeyi kolaylaştıran robot! IFA Berlin’de neler gördük?
Tesla Cybercab Yollarda: Güvenlik Soruşturması Gündemde
OpenAI Modelleri Kaçmak için Plan Yaparken Yakalandı
Tesla Otomatik Çarpışma Kaçınma Özelliğini Devreye Aldı
Oppo A7 Pro ve A7 Pro Max Geliyor: Özellikleri Neler?
Bakan Gürlek Duyurdu: Derbi Öncesi Yasa Dışı Bahis Ağına Büyük Darbe
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi öncesinde yasa dışı bahis sitelerine yönelen para trafiğini kesmek amacıyla operasyon düzenlendiğini açıkladı. Yaklaşık 98 bin internet sitesine erişimin engellenmesi yönünde karar alınırken, 1.048 kişi ve şirkete ait 1.200 banka hesabına el konuldu.
-
gercekgundem.com
- 5 İlde 'Müstehcenlik' Operasyonu: Tuğba Ekinci'nin de Aralarında Olduğu 5 Şüpheli Gözaltında
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 4 Büyük Kulübün Başkanlarını Dolmabahçe'de Kabul Etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor’un başkanları ile yönetim kurullarını İstanbul’daki Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti. Erdoğan, görüşmelerin ardından yaptığı paylaşımda Süper Lig’in dostluk, kardeşlik ve adil rekabet ortamında devam etmesini temenni ederken, Türk kulüplerinin Avrupa’da elde edeceği başarıların ülkenin gurur kaynağı olacağına inandığını belirtti.
-
gercekgundem.com
- Kahramanmaraş’ta Okul Saldırısı Davasında Yeni Gelişme! Anne İçin Tahliye Kararı Bozuldu
Kahramanmaraş’ta Okul Saldırısı Davasında Yeni Gelişme! Anne İçin Tahliye Kararı Bozuldu
Kahramanmaraş’ta 9 öğrenci ve 1 öğretmenin yaşamını yitirdiği Ayser Çalık Ortaokulu saldırısına ilişkin davada, saldırgan İsa Aras Mersinli’nin annesi Pınar Peyman Mersinli hakkında verilen tahliye kararına yapılan itiraz kabul edildi. Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Mersinli’nin tutukluluk halinin devamına karar verdi.
Bilim Merkezine Çevrilen Uçakta Yangın Paniği! Alevler Söndürüldü
Kocaeli’nin Çayırova ilçesinde, uçuş ömrünü tamamlamasının ardından bilim merkezine dönüştürülen Airbus A340 tipi yolcu uçağında yangın çıktı. Kuyruk bölümünde başlayan ve kısa sürede uçağın diğer bölümlerine yayılan yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürülürken, uçakta geniş çaplı hasar oluştu. Yangın sırasında içeride bulunan misafirler ve personel güvenli şekilde tahliye edildi.
-
gercekgundem.com
- Alanya’da Kahreden Anlar Kamerada! Yasak Olduğu Halde Denize Atladı, Hayatını Kaybetti
Alanya’da Kahreden Anlar Kamerada! Yasak Olduğu Halde Denize Atladı, Hayatını Kaybetti
Antalya’nın Alanya ilçesinde tatil yaptığı otelde, “tehlikeli ve yasaktır” uyarılarına rağmen iskeleden sığ denize balıklama atlayan 39 yaşındaki Arif Erman yaşamını yitirdi. Yaklaşık 50 santimetre derinliğindeki suya atlayan Erman’ın ağır yaralandığı ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği belirtildi. Olay anı güvenlik kamerasına da yansıdı.
-
gercekgundem.com
- Marmara’nın Derinliklerinde Zamana Karşı Yarış: 'Tuğberk İmamoğlu'nun Enkazı 720 Metre Derinlikte Bulundu
Marmara’nın Derinliklerinde Zamana Karşı Yarış: 'Tuğberk İmamoğlu'nun Enkazı 720 Metre Derinlikte Bulundu
Marmara Denizi'nde 3 gün önce yaşanan feci tanker çarpışmasının ardından batan 'Tuğberk İmamoğlu' isimli kuru yük gemisinin enkazı, 720 metre derinlikte tespit edildi. Deniz Kuvvetlerine ait TCG Akın gemisi tarafından yürütülen su altı operasyonunda, geminin ismi insansız su altı aracı ROV ile net bir şekilde görüntülendi. İçerisinde 10 kişilik mürettebatı barındıran batık geminin bulunduğu bölgede ve 550 kilometrekarelik yüzey alanında arama kurtarma çalışmaları tüm hızıyla sürüyor.
-
gercekgundem.com
- YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’den İktidar Mesajı: Emeklilerin Sağlık Hizmetleri Ücretsiz Olacak
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’den İktidar Mesajı: Emeklilerin Sağlık Hizmetleri Ücretsiz Olacak
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Edirne’de katıldığı programda emeklilere yönelik sağlık politikalarını açıkladı. Özel, iktidara gelmeleri halinde emeklilerden hastane muayene ücreti, eczane katkı payı ve maaştan sağlık kesintisi alınmayacağını belirterek sağlık hizmetleri ile ilaçların ücretsiz olacağını söyledi.
Bugünden İtibaren Yürürlükte: İnternetten Ev, Araba ve Eşya Satanlara Sıkı Takip
Hazine ve Maliye Bakanlığı, kayıt dışı satış ve vergi kayıplarının önüne geçmek amacıyla dijital platformlara yönelik yeni bir düzenlemeyi yürürlüğe koydu. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan düzenlemeyle e-ticaret, sosyal medya ve ilan siteleri üzerinden verilen ev, araç, eşya ve hizmet satış veya kiralama ilanlarının her ay Maliye’ye bildirilmesi zorunlu hale geldi.
-
gercekgundem.com
- Trabzon'dan Sırf Bu Çadır İçin İstanbul'a Geldi: Kepenklerin Açılmasıyla Can Pazarı Yaşandı
Trabzon'dan Sırf Bu Çadır İçin İstanbul'a Geldi: Kepenklerin Açılmasıyla Can Pazarı Yaşandı
İstanbul Bahçelievler’de bir alışveriş merkezi tarafından geleneksel olarak düzenlenen ve onlarca ünlü markanın dev indirimlerle yer aldığı 'Çadır Günleri' kapılarını açtı. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Yenibosna'da metrelerce kuyruk oluşturan yüzlerce vatandaş, kepenklerin kaldırılmasıyla birlikte reyonlardaki indirimli ürünleri kapabilmek için adeta maratoncuları aratmayan bir hızla içeriye koştu.
Ukrayna Savaşında Kritik Eşik: Trump’ın Barış Elçileri Moskova’da
ABD Başkanı Trump’ın Ukrayna-Rusya savaşını sonlandırmak üzere görevlendirdiği özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner, kritik barış müzakerelerini yeniden başlatmak amacıyla Rusya’nın başkenti Moskova’ya ulaştı. Ziyarette, 'savaşı bitirme planı' taşıyan ikili, Moskova’daki temaslarının ardından pazar günü savaşın başlangıcından bu yana ilk kez Ukrayna’nın başkenti Kiev’e geçecek.
-
gercekgundem.com
- Almanya'nın Hamburg Kentinde Kanlı Gece! 2 Türk Hayatını Kaybetti, Saldırının Nedeni Araştırılıyor
Almanya'nın Hamburg Kentinde Kanlı Gece! 2 Türk Hayatını Kaybetti, Saldırının Nedeni Araştırılıyor
Almanya’nın Hamburg kentinde 1 Eylül’de düzenlenen silahlı saldırıda iki Türk vatandaşı hayatını kaybetti, bir Türk vatandaşı yaralandı. Hamburg polisi ve savcılığı, saldırının arka planında organize suç örgütleri arasındaki bir anlaşmazlığın bulunabileceği ihtimali üzerinde dururken, olayın “mafya hesaplaşması” olduğu yönündeki iddiaların henüz doğrulanmadığı bildirildi.
Interpol’ün Kırmızı Bültenle Aradığı Şüpheli Alanya’da Yakalandı
Rus makamlarınca “nitelikli dolandırıcılık” suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan Marat Dreizin, Antalya’nın Alanya ilçesinde polis ekiplerince yakalandı. Interpol Daire Başkanlığı’ndan iletilen bilgiler doğrultusunda yürütülen çalışmada adresi belirlenen Dreizin, Kargıcak Mahallesi’nde gözaltına alındı.
-
gercekgundem.com
- Van’da Ulaşım Devrimi İçin Tarihi İmza: Şehir Hastanesi-Havalimanı-Belediye Tramvay Hattını Bakanlık Üstlendi
Van’da Ulaşım Devrimi İçin Tarihi İmza: Şehir Hastanesi-Havalimanı-Belediye Tramvay Hattını Bakanlık Üstlendi
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Van Büyükşehir Belediyesi tarafından projelendirilen ve bugün Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile bakanlık bünyesine alınan tramvay hattına ilişkin önemli detayları paylaştı. Bakan Uraloğlu, havalimanı bağlantısını da içine alan 8,67 kilometrelik ve 11 istasyonlu dev projenin, Van Şehir Hastanesi ile belediye binası arasında kesintisiz, modern bir raylı sistem ulaşımı sağlayacağını söyledi.
-
gercekgundem.com
- Fenerbahçe’de Derbi Öncesi Asensio Şoku! Beşiktaş Maçı Kadrosuna Alınmadı: Tesisten Aracıyla Ayrıldı
-
gercekgundem.com
- Çerçeve Yasa, Mekke İttifakı, Siyasi Partiler Kanunu, Yeni Anayasa... Bahçeli'den Çok Kritik Açıklamalar
Çerçeve Yasa, Mekke İttifakı, Siyasi Partiler Kanunu, Yeni Anayasa... Bahçeli'den Çok Kritik Açıklamalar
MHP lideri Bahçeli, gündeme damga vuracak açıklamalarda bulundu. 'Terörsüz Türkiye' vizyonu kapsamında TBMM'den 467 oyla geçen Çerçeve Yasa'ya dair "Bu rakamı ben de beklemiyordum" sözlerini kaydeden Bahçeli; 1 Ekim'deki el sıkışmanın perde arkasını, Mekke Anlaşması'nı, anket şirketlerine yönelik tepkisini ve yeni anayasa çerçevesinde Seçim ile Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılması gereken köklü değişiklikleri ilk kez anlattı.
-
gercekgundem.com
- Estetik Operasyonu Kabusa Döndü! 2 Gün Entübe Edildi, Doktora Milyon Liralık Dava Açtı
Estetik Operasyonu Kabusa Döndü! 2 Gün Entübe Edildi, Doktora Milyon Liralık Dava Açtı
Antalya’da özel bir klinikte gıdı liposuction ve endolifting lazer işlemi yaptıran 40 yaşındaki Gonca Uzhan, işlem sonrasında yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle doktor hakkında suç duyurusunda bulundu ve 5 milyon 64 bin TL’lik tazminat davası açtı. Yoğun bakımda 2 gün entübe edilen Uzhan, boyun bölgesinde hematom oluştuğunu ve acil trakeostomi uygulandığını belirtirken, doktor A.S. ise suçlamaları reddetti.
-
gercekgundem.com
- 'Otoyol ve Köprü Özelleştirmesi' İddialarına Yanıt: 'Satış Değil, İşletme Hakkı Devri Değerlendiriliyor'
'Otoyol ve Köprü Özelleştirmesi' İddialarına Yanıt: 'Satış Değil, İşletme Hakkı Devri Değerlendiriliyor'
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Resmi Gazete'de yayımlanan kararın ardından kamuoyunda geniş yankı uyandıran otoyol ve köprü özelleştirmelerine ilişkin bir açıklama yaptı. Yürütülen çalışmaların bir 'kamu varlığı satışı' olmadığını vurgulayan ÖİB, mülkiyetin devlette kalması şartıyla işletme hakkının devredilmesini öngören bir modelin incelendiğini belirtti.
-
gercekgundem.com
- Ruhi Çenet’in Hasidik Yahudiler Belgeseli Gündem Oldu! ABD’deki Yaşamları Mercek Altına Alındı: Çenet'ten İlk Açıklama Geldi
Ruhi Çenet’in Hasidik Yahudiler Belgeseli Gündem Oldu! ABD’deki Yaşamları Mercek Altına Alındı: Çenet'ten İlk Açıklama Geldi
Ruhi Çenet’in ABD’de yaşayan Hasidik Yahudilerin günlük hayatını konu alan yaklaşık 40 dakikalık belgeseli 39 milyon izlenmeye ulaşarak gündem oldu. Çenet, belgeselde topluluğun yaşam tarzının yanı sıra aldığı çeşitli destekler, İsrail’le tarihsel ve ideolojik bağları ile Kudüs’e ilişkin siyasi ve dini yaklaşımlarının da ele alındığını belirtti.
-
gercekgundem.com
- Bakan Kurum’dan COP31 Açılışında Net Mesajlar: 'Dünyaya Türkiye’yi ve Medeniyetimizi Anlatacağız!'
Bakan Kurum’dan COP31 Açılışında Net Mesajlar: 'Dünyaya Türkiye’yi ve Medeniyetimizi Anlatacağız!'
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Antalya’da ev sahipliği yapılacak COP31 İklim Zirvesi öncesinde tamamlanan yol yatırımlarının açılışında konuştu. Küresel zirve için 1 milyon metrekarelik EXPO alanının yeniden düzenlendiğini ve çalışmaların takvimin önünde ilerlediğini belirten Bakan Kurum, çevre cezalarından depozito sistemine kadar birçok kalemde ulaşılan rekor sayıları kamuoyuyla paylaştı.
-
gercekgundem.com
- Akdeniz'de Yürek Yakan Bilanço: Girne'deki Faciada Can Kaybı 13’e Yükseldi, Kayıp 15 Kişi Aranıyor
Akdeniz'de Yürek Yakan Bilanço: Girne'deki Faciada Can Kaybı 13’e Yükseldi, Kayıp 15 Kişi Aranıyor
KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Girne kenti açıklarında batan yolcu gemisine yönelik yürütülen arama kurtarma çalışmalarında bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldığını açıkladı. Başbakan Üstel, faciada hayatını kaybedenlerin sayısının 13'e yükseldiğini, kayıp durumdaki 15 kişi için ise çalışmaların aralıksız sürdüğünü bildirdi.
-
gercekgundem.com
- Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Trabzon’daki Kurultaya Video Mesaj: ‘İmam Hatipler Başarı Çıtasını Sürekli Daha Yükseğe Taşıyor’
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Trabzon’daki Kurultaya Video Mesaj: ‘İmam Hatipler Başarı Çıtasını Sürekli Daha Yükseğe Taşıyor’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trabzon'da düzenlenen 23. İmam Hatipliler Kurultayı'na gönderdiği video mesajda, imam hatip okullarının başarı çıtasını her geçen gün yükselttiğini vurguladı. Savunma sanayisinden siyasete kadar her alanda imam hatip mezunlarının ülkeye adanmışlıkla hizmet ettiğini belirten Erdoğan, "Suni engeller kaldırıldığında neler başarabildiklerine en son harp okullarımızın mezuniyet töreninde bir kere daha gururla şahit olduk" dedi.
-
gercekgundem.com
- Fransa'da Orman Yangını Kabusu! 225 Hektar Alan Küle Döndü, Alevler Kontrol Altına Alınamıyor
Fransa'da Orman Yangını Kabusu! 225 Hektar Alan Küle Döndü, Alevler Kontrol Altına Alınamıyor
Fransa'nın güneyindeki Aude iline bağlı Puilaurens köyü yakınlarında çıkan orman yangınında şu ana kadar 225 hektarlık devasa bir yeşil alan küle döndü. Yüzlerce itfaiye eri, onlarca kara aracı ve havadan müdahale unsurlarının katıldığı yoğun söndürme çalışmalarına rağmen alevler henüz kontrol altına alınamadı.
-
gercekgundem.com
- Öğretmenlerin Kıyafetleri Gündemde! Bakan Tekin Düzenlemenin Gerekçesini Açıkladı: 'Bizim Derdimiz İtibarlarını Korumak'
Öğretmenlerin Kıyafetleri Gündemde! Bakan Tekin Düzenlemenin Gerekçesini Açıkladı: 'Bizim Derdimiz İtibarlarını Korumak'
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, öğretmenlerin kılık kıyafet düzenlemesine ilişkin, uygulamanın öğretmenlerin toplumsal rolü ve mesleki itibarını korumaya yönelik bir tedbir olduğunu söyledi. Tekin, öğretmenlerin büyük bölümünün zaten mesleğe uygun şekilde giyindiğini belirterek, nadir görülen bazı örneklerin tüm öğretmenlerin itibarını olumsuz etkilememesi için düzenleme yapıldığını ifade etti.
-
gercekgundem.com
- Arif Ahmet Denizolgun Sır Ölümünde 10 Yıl Sonra Büyük Deprem: Doktorun Yalanları Baz Kaydında Patladı
Arif Ahmet Denizolgun Sır Ölümünde 10 Yıl Sonra Büyük Deprem: Doktorun Yalanları Baz Kaydında Patladı
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada tutuklanan doktor Nurettin Demirkol, mahkeme sorgusunda "Yalan beyanı kesinlikle kabul etmiyorum. Problem 10 sene önceki olayı net hatırlayamamamdan kaynaklıdır" savunması yaptı. Dosya kapsamında daha önce 'tanık' olarak dinlenen Demirkol’un ifadeleri; HTS kayıtları, 155 ihbar dökümleri ve adli tutanaklarla tamamen çelişince, 'yalan tanıklık' suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Meteoroloji’den Hafta Sonu Uyarısı! 40 Derece Sıcaklık da Var, Kuvvetli Yağış da
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün tahminlerine göre Türkiye’de önümüzdeki günlerde sıcak hava etkisini sürdürürken, Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun bazı kesimlerinde gök gürültülü sağanak yağış görülecek. İç ve güney kesimlerde sıcaklıkların 35-41 dereceye kadar çıkması beklenirken, yağışlı havanın salı gününe kadar bazı bölgelerde etkili olacağı öngörülüyor.
-
gercekgundem.com
- Trabzonspor Transferde Ortalığı Salladı! Salah, Fabinho ve Dju Geldi, 23 Futbolcu Gönderildi
Trabzonspor Transferde Ortalığı Salladı! Salah, Fabinho ve Dju Geldi, 23 Futbolcu Gönderildi
Trabzonspor, 2026-27 sezonu öncesi transfer döneminde kadrosunda büyük bir değişime gitti. Bordo-mavililer, Mohamed Salah, Fabinho ve Franculino Dju’nun da aralarında bulunduğu 15 futbolcuyu kadrosuna katarken, 23 oyuncuyla yollarını ayırdı. Karadeniz ekibinin transfer dönemindeki en dikkat çekici satışlarından biri ise Christ Inao Oulai’nin 26 milyon euro karşılığında Fiorentina’ya transferi oldu.
Tahran'ın Yeraltı Sığınağı Hedefte: ABD Nükleer Merkezi vurmaya Hazırlanıyor
ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray'da yaptığı son dakika açıklamasıyla Orta Doğu’da tansiyonu yeniden zirveye taşıdı. İran'ın yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum stoklarını gizlediği iddia edilen Kazma Dağı yer altı nükleer tesisini çok yakında vurabileceklerini duyuran Trump, iki ülke arasındaki askeri hareketliliği ise "Büyük bir şey değil, bizim için önemsiz bir mesele" sözleriyle küçümsedi.
-
gercekgundem.com
- Darp Görüntüleri Sonrası İlk Açıklama! Özlem Şanver, Berhan Şimşek’le Geçen 9,5 Yılı Anlattı
Darp Görüntüleri Sonrası İlk Açıklama! Özlem Şanver, Berhan Şimşek’le Geçen 9,5 Yılı Anlattı
Berhan Şimşek’in hayat arkadaşı Özlem Şanver, kamuoyuna yansıyan darp görüntülerinin ardından ilk kez konuştu. Şanver, görüntülerin Haziran 2025’e ait olduğunu belirtirken, daha önce de şiddete maruz kaldığını ve darp raporu alarak şikayetçi olduğunu açıkladı. Şanver, ilişkisini sonlandırmak için attığı adımların ardından yeniden bir araya geldiklerini ancak şiddet döngüsünün devam ettiğini anlattı.
-
gercekgundem.com
- 1855'ten Beri Uyuyan Dev Uyanıyor mu? Türkiye’nin En Aktif Yanardağında Korkutan Keşif: 'Adeta Bir Cehennem Çukuruydu'
1855'ten Beri Uyuyan Dev Uyanıyor mu? Türkiye’nin En Aktif Yanardağında Korkutan Keşif: 'Adeta Bir Cehennem Çukuruydu'
Türkiye’nin en genç ve aktif yanardağlarından biri olan Tendürek Dağı’nın kraterine inen arkeolog Onur Benli ve dağcı Zayim Cemal Altay, yanardağdaki aktif gaz ve buhar çıkışlarını ilk kez bu kadar yakından görüntüledi. Krater tabanındaki fümerol bacalarında sıcaklığı 84 derece olarak ölçen ekip, karşılaştıkları manzarayı "Adeta bir cehennem çukuruydu, sanki bir ejderhanın ağzı gibiydi" sözleriyle özetledi.
Üsküdar’da Seçim Düğümü Çözülemedi: Salt Çoğunluk Sağlanamadı, İşte Yeni Tarih
Üsküdar Belediyesi’nde AK Parti’nin itirazı sonrası iptal edilen başkan vekili seçimi, mecliste salt çoğunluk sağlanamaması nedeniyle 8 Eylül’e ertelendi. CHP ve Cumhur İttifakı’nın mecliste 21’er sandalyesi bulunurken, seçim tarihini Meclis Başkanı açıkladı. CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı ise gözaltındaki belediye meclis üyelerinin oy kullanabilmelerini sağlamak amacıyla CHP ve Yeni Parti grubu olarak seçime katılmama kararı aldıklarını belirtti.
Eylül Ayı Yaşlı ve Engelli Aylıkları Hesaplara Yatırılmaya Başlandı
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, eylül ayına ilişkin yaşlı ve engelli aylıklarının hak sahiplerinin hesaplarına yatırılmaya başlandığını duyurdu. Bakan Göktaş, bu kapsamda 5,3 milyar lirası yaşlı aylığı, 4 milyar lirası ise engelli aylığı olmak üzere toplamda 9,3 milyar lira tutarında ödeme yapılacağını açıkladı.
-
gercekgundem.com
- Eski Bakan Denizolgun Dosyasında Dikkat Çeken Seyis Detayı! Çiftlikte Yaşanan O Saatleri Tek Tek Anlattı
Eski Bakan Denizolgun Dosyasında Dikkat Çeken Seyis Detayı! Çiftlikte Yaşanan O Saatleri Tek Tek Anlattı
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un şüpheli ölümüne ilişkin soruşturmada yeni gelişmeler yaşandı. “Yalan tanıklık” suçlamasıyla gözaltına alınan doktor Nurettin Demirkol tutuklanırken, 2016’daki ilk soruşturmaya ilişkin ayrıntılar yeniden gündeme geldi. Öte yandan Alihan Kuriş soruşturması kapsamında İrfan Yılmaz hakkında yakalama kararı çıkarılırken, 5 şirket için el koyma kararı alındı.
Ankara Emniyetinden Şafak Ablukası: Hem Zehir Tacirlerine Hem Fuhuş Çetesine Darbe
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında bu sabah şafak vakti eş zamanlı dev bir operasyon başlatıldı. Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçları Soruşturma Bürosu ile Narkotik ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü baskınlarda, hakkında gözaltı kararı verilen 21 şüpheliden 14'ü yakalandı. Evleri didik didik aranan şebekenin firari 7 üyesini yakalamak için polis ekipleri çok yönlü takip sürdürüyor.
‘Ergun Plak’ karakteriyle tanınıyordu: Serhat Mustafa Kılıç evinde ölü bulundu
Kağıthane’de oyuncu Serhat Mustafa Kılıç (51), kendisinden haber alamayan kız arkadaşı tarafından evinde ölü bulundu. Kız arkadaşının lenf kanseri olduğunu belirttiği Kılıç’ın ölümüyle ilgili soruşturma başlatıldı.
Olay, saat 17.00 sıralarında Nurtepe Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, oyuncu Serhat Kılıç’tan perşembe gününden bu yana haber alamayan kız arkadaşı Özlem E. (50), Kılıç’ın yaşadığı eve geldi. Kapıyı çalan Özlem E., yanıt alamayınca hayatından endişe ettiği Kılıç’ın evine, kendisinde bulunan anahtarla kapıyı açarak girdi.
SALONDAKİ KOLTUKTA HAREKETSİZ BULDU
DHA’nın haberine göre Özlem E., Kılıç’ı salondaki tekli koltukta oturur halde hareketsiz buldu. Kılıç’ın nefes almadığını ve vücudunun soğuk olduğunu fark eden Özlem E., 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak yardım istedi. İhbar üzerine adrese Kağıthane Asayiş Büro Amirliği ekipleri ile sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Kılıç’ın hayatını kaybettiği belirlendi.
LENF KANSERİ OLDUĞUNU BELİRTTİ
Polisin bilgisine başvurduğu Özlem E., erkek arkadaşı Kılıç’ın lenf kanseri olduğunu, perşembe gününden bu yana kendisinden haber alamadığını söyledi. Polis ekipleri, olayla ilgili birimlere bilgi vererek Kılıç’ın ölümüyle ilgili soruşturma başlattı.
Kılıç, Seksenler dizisindeki Ergun Plak karakteriyle hafızalarda yer edinmişti.
SERHAT MUSTAFA KILIÇ KİMDİR?
Serhat Mustafa Kılıç, 8 Temmuz 1975 tarihinde Ankara’da doğdu. Aslen Malatya’lıdır. Çocukluğu Ankara’da geçti.
1994’te Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi, Tiyatro bölümünü burslu olarak kazandı. 1998 yılında yüksek şeref öğrencisi olarak bu okuldan mezun oldu. İlk profesyonel oyunu Ankara Sanat Tiyatrosu’nda Rutkay Aziz rejisiyle 1998 Ariel Doffman’ın Kayıplar (Dullar) adlı oyunudur.
1999 – 2000 sezonunda Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nda çalıştı. Aynı yıllarda, Diyarbakır Şehir Tiyatroları’nda sahne ve oyunculuk dersleri verdi ve bu kurumda Barış Adası adlı oyunu yönetti. 2002 yılında mecburi hizmetini tamamlamak üzere Erzurum Devlet Tiyatrosu’na oyuncu olarak atandı. 2005 yılında Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda Reji üzerine yüksek lisans eğitimini tamamlayıp Erzurum Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak ders vermeye başladı. 2008 yılında Devlet Tiyatroları’ndaki görevinden istifa ederek çalışmalarına İstanbul’da devam etmeye başladı.
İstanbul’da çalıştığı tiyatrolar arasında Tiyatro Dot, BKM gibi tiyatrolar yer almaktadır. 2009 – 2010 sezonunda “İntiharın Genel Provası” adlı oyun ile İstanbul Şehir Tiyatroları’na katıldı. “İntiharın Genel Provası” adlı oyun 3 sezon İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda kapalı gişe olarak sahnelendi.
Serhat Kılıç, dört farklı karakteri canlandırdığı bu oyundaki performansı ile 14. Afife Tiyatro Ödülleri kapsamında, Yılın En Başarılı Müzikal ve Komedi Erkek Oyuncusu dalında adaylığa layık görüldü. 2012 yılında Cats&Dogs (Soho İstanbul) adlı bir prodüksiyon şirketi kurdu. 2014 yılında Cannes Film Festivali Altın Palmiye Ödülü’nü kazanan Nuri Bilge Ceylan’ın yönetmenliğini yaptığı Kış Uykusu filminde İmam Hamdi karakterini canlandırdı. Bu filmdeki performansı ile 47. SİYAD ödülleri, En iyi yardımcı erkek oyuncu performansı dalında adaylığa layık görüldü.
HKP üyelerine ‘NATO’ davası
Ankara’da 5 Temmuz’da Birinci Meclis önünde düzenlenen NATO karşıtı eylemde gözaltına alınan 6 avukat ertesi gün, 13 HKP üyesi de 3 günlük gözaltı süresinin ardından serbest bırakılmıştı.
Edinilen bilgiye göre Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 19 parti üyesi hakkında “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama”, 4 üye hakkında ise ayrıca “görevi yaptırmamak için direnme” suçundan iddianame hazırladı.
‘İZİNSİZ TOPLANMA ÇAĞRISI YAPILDI’
İddianamede, 24-25 Haziran 2025 tarihlerinde Hollanda’nın Lahey kentinde yapılan NATO toplantısında alınan karar doğrultusunda 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilmesi planlanan 36. NATO Zirvesi öncesinde güvenlik tedbirlerinin alındığı, Ankara Valiliği’nin almış olduğu açık alanlara yönelik eylem yasağına rağmen HKP’nin resmi sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlarla 5 Temmuz’da Ulus’taki Birinci Meclis önüne “izinsiz toplanma çağrısı yapıldığı” aktarıldı.
5 Temmuz’da ellerinde parti bayraklarıyla Birinci Meclis önüne gelerek slogan atan grubun, kolluk güçlerinin 2911 Sayılı Kanun kapsamındaki “dağılın” ihtarına ve “verilen makul süreye uymadığı” gerekçesiyle “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama”, bazı parti üyelerinin ise polis barikatını zorladıkları gerekçesiyle “görevi yaptırmamak için direnme” suçunu işledikleri ileri sürüldü.
“Şüphelilerin benzer nitelikteki savunmalarında suçlamayı kabul etmedikleri, demokratik haklarını kullandıklarını beyan ettikleri anlaşılmış ise de görüntü kayıtları, kolluk tutanakları ve tüm dosya kapsamından şüphelilerin üzerlerine atılı suçları işledikleri anlaşıldığından savunmalarına itibar edilmediği anlaşılmıştır” denilen iddianamede, parti üyelerinin ilgili suçlardan cezalandırılmaları talep edildi.
İddianamenin kabulü halinde 19 HKP üyesi, önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacaklar.
CVP’den özelleştirmelere tepki
Karayolları Genel Müdürlüğü’nün kontrolünde bulunan 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile otoyol ve çevre otoyollarının 30 yıllığına özelleştirilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararı, Resmi Gazete’nin bugün sayısında yayımlandı. Özelleştirme işlemi, 31 Aralık 2031 tarihine kadar tamamlanacak.
CVP’den yapılan açıklamayla, bu karara tepki gösterildi.
Partinin sosyal medya hesaplarından yayımlanan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Köprüyü Türk milleti yapacak, bedelini Türk milleti ödeyecek, kazancını şirketler toplayacak! Buna kalkınma değil, Türk milletinin birikimini sermayeye teslim etmek denir!
Köprü ve otoyolların işletme haklarının otuz yıllığına devredilmesini reddediyoruz!
Bu yollar iktidarın bağışı ya da şirketlerin lütfu değil, doğrudan Türk milletinin emeğiyle, vergisiyle, kuşakların birikimiyle yarattığı servetidir. Bu yollar üretimimizin, ortak hayatımızın ve ekonomik bağımsızlığımızın damarlarıdır. Türk milletinin alın teriyle yapılan yolları, Türk milletinin sırtından kazanç sağlama imtiyazına dönüştüremezsiniz!
AKP iktidarına soruyoruz:
Türk milletin ortak varlıklarını şirketlere devretmekten başka bir ekonomi politikanız yok mudur? Kamu işletmeciliğini güçlendirmek yerine neden her defasında şirketlere yeni gelir alanları açıyorsunuz? Bugünün hesabını kapatmak için gelecek kuşakların gelirlerinden vazgeçme hakkını size kim vermiştir?
Satmıyoruz, işletme hakkını devrediyoruz” demekle bu kararın siyasi ve ekonomik sorumluluğundan kurtulamazsınız! Tapunun Türk milletinde kalması, gelirin ve işletmenin otuz yıllığına şirketlere bırakılmasını haklı çıkarmaz!
Hükümetler Türk milletinin malının sahibi değil, emanetçisidir! Çocuklarımızın geleceğini şirketlerin kazanç hesabına bağlayamazsınız!
Türk milletinin malı, yönetimiyle, geliriyle ve hizmetiyle Türk milletinin olmalıdır!
Türk milletinin ortak geleceğinden otuz yılı bir seçim için feda ettirmeyeceğiz. Çocuklarımızın büyüyeceği, çalışacağı, üreteceği yıllardır bunlar. Hiçbir iktidarın, Türk milletinin geleceğini kendi siyasi ömrünün hesabına bağlamasına razı olmayacağız. Bizler yurttaşı müşteriye, devleti şirketlerin tahsilat düzenine, vatanı gelir getiren varlıklar listesine indirgeyen bu neoliberal anlayışa karşıyız!
Özelleştirmeci düzenin makyajına değil, değiştirilmesine talibiz!
Bu karar geri çekilmeli, köprü ve otoyollar kamuda kalmalı, gelirleri Türk milletinin refahına ayrılmalıdır. Özelleştirilen stratejik işletmeler hukuk içinde yeniden kamuya kazandırılmalıdır!
Kararın iptali için en kısa sürede dava açacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz!
Ortak servetimizi savunmak için aynı partide olmamız gerekmiyor! Hukuki ve demokratik mücadeleyi birlikte büyütelim.
İktidarlar geçicidir; karar, kazanç ve gelecek Türk milletinindir!
Yaşasın tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti!”
Köprüyü Türk milleti yapacak, bedelini Türk milleti ödeyecek, kazancını şirketler toplayacak! Buna kalkınma değil, Türk milletinin birikimini sermayeye teslim etmek denir!
Köprü ve otoyolların işletme haklarının otuz yıllığına devredilmesini reddediyoruz!
Bu yollar iktidarın… pic.twitter.com/qXMPZAEJcY
— Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi (@cvpgenelmerkez) September 5, 2026
Girne gemi faciasında can kaybı 13’e yükseldi: 15 kişi halen kayıp
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Girne açıklarında meydana gelen deniz kazasının ardından yürütülen arama kurtarma çalışmalarına ilişkin açıklama yaptı.
Üstel, Türk Deniz Kuvvetleri’ne bağlı TCG IŞIN ve TCG ALEMDAR gemilerinin yürüttüğü arama faaliyetleri sonucunda bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldığını belirterek, naaşın bir kadına ait olduğunun tespit edildiğini bildirdi. Üstel, kadının kimliğinin belirlenmesi için KKTC Polis Teşkilatı tarafından çalışma başlatıldığını kaydetti.
Son gelişmeyle birlikte kazada hayatını kaybedenlerin sayısının 13’e, kayıp sayısının ise 15’e ulaştığını açıklayan Üstel, arama çalışmalarının ilgili tüm birimlerin katılımıyla 7 gün 24 saat esasına göre sürdürüldüğünü belirtti.
Üstel, arama çalışmalarına katkı sağlayan Türk Silahlı Kuvvetleri, Deniz ve Hava Kuvvetleri, Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı personeli ile sahada görev yapan askeri ve sivil ekiplere teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’e de destekleri dolayısıyla teşekkür eden Üstel, ekiplerin kayıp kişilere ulaşmak için çalışmalarını “aynı kararlılık, hassasiyet ve özveriyle” sürdüreceğini bildirdi. (ANKA)
-
veryansintv.com
- Erdoğan: İmam hatip mezunlarının neler başardığına harp okullarının mezuniyetinde şahit olduk
Erdoğan: İmam hatip mezunlarının neler başardığına harp okullarının mezuniyetinde şahit olduk
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trabzon’da düzenlenen “Önder 23’üncü İmam Hatipliler Kurultayı”na video mesaj gönderdi.
Kurultay kapsamındaki panel ve oturumlarda ortaya konulacak fikir ve önerilerin geçmişle birlikte bugünü ve geleceği de kuşatan teklif ve değerlendirmelerin ortak vizyona katkı sunmasını temenni ettiğini söyleyen Erdoğan, imam hatip okullarının kurulması, yaşatılması, güçlendirilmesi ve daha fazla gence ulaşması için mücadele vermiş kişileri andı. Erdoğan, “75 yıllık bu mücadelenin bugünkü neferleri, taşıyıcıları ve sancaktarları olan siz değerli kardeşlerime Allah’tan muvaffakiyetler niyaz ediyorum” dedi.
İmam hatiplerin başarı çıtasını sürekli daha yükseğe taşıyarak yoluna devam ettiğini ileri süren Erdoğan, savunma sanayiinden bürokrasiye, akademiden siyasete, özel sektörden sivil topluma kadar hemen her yerde imam Hatip mezunlarının büyük bir adanmışlıkla ülkeye hizmet ettiğini iddia etti.
Erdoğan: İmam hatip mezunlarının neler başardığına harp okullarının mezuniyetinde şahit olduk pic.twitter.com/cmrmXKFj9Y
— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) September 5, 2026
‘ŞUURLU BİR NESLİN YETİŞMESİNDEN BÜYÜK BAHTİYARLIK DUYUYORUM’
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Önlerindeki suni engeller kaldırıldığında imam hatip mezunlarının neler başarabildiğine işte en son harp okullarımızın mezuniyet töreninde bir kere daha gururla şahit olduk. Liselere geçiş ve yükseköğretim kurumları sınavlarında okullarımız aynı şekilde elde ettikleri başarılarla göz dolduruyor. Tüm bunları yasaklardan ve vesayetçi prangalardan kurtulan Türkiye’nin artık normalleştiğinin birer işareti olarak görüyoruz.
Hangi okuldan mezun olursa olsun, şuurlu, özgüvenli, donanımlı, milli ve manevi değerlerine bağlı bir neslin yetişmesinden ülkemiz ve geleceğimiz adına bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak büyük bahtiyarlık duyuyorum. İstiklal Marşı şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy’un ‘Asım’ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek. İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek’ mısralarıyla müjdesini verdiği bu gençliğin, Türkiye’nin ve ümmetin teminatı olacağına yürekten inanıyorum.
Sizlerden de nerede okursa okusun, hangi görüşe, kökene, kültüre sahip olursa olsun, hiçbir ayrım yapmadan Türkiye’nin bütün gençlerini kardeşçe kucaklamanızı, tüm gençlerimizi bağrınıza basmanızı rica ediyorum. Unutmayın, 86 milyon olarak hepimiz biriz, beraberiz, kardeşiz, biz birlikte Türkiye’yiz. İnşallah bu topraklarda daha nice asırlar boyunca kardeşçe yaşamaya devam edeceğiz.”
Üsküdar Belediye Başkan Vekilliği seçimi 8 Eylül’e ertelendi
Tutuklanan Sinem Dedetaş yerine Sibel Tan Çetinkaya’nın kazandığı 5 Ağustos tarihli Üsküdar Belediye Başkan Vekilliği seçiminin mahkeme kararıyla iptal edilmesi üzerine bu sabah 10.00’da yapılması planlanan seçim, meclis çoğunluğunun sağlanamaması üzerine 8 Eylül’e ertelendi.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma kapsamında 31 Temmuz’da tutuklanan Sinem Dedetaş yerine Sibel Tan Çetinkaya’nın kazandığı 5 Ağustos tarihli başkan vekilliği seçiminin mahkeme kararıyla iptal edilmesi, seçimin yenilenmesi kararı ve bu süreçte oy verme hakkı olan bazı meclis üyelerinin gözaltına alındığı Üsküdar’da belediye başkanvekilliği seçimi bu sabah 10.00’da yapılacaktı.
Yenilenecek seçim öncesi polis, seçim öncesi belediye binası çevresini bariyerlerle kapattı, olağanüstü önlemler alındı. İstanbul’da bu zamana kadar yapılan bütün seçimleri izleyen basın mensupları içeri girişlerde engellemeyle karşılaştı.
Ancak saat 10.30 sıralarında meclis çoğunluğu sağlanamadığı için seçimin 8 Eylül’e ertelendiği açıklandı. Kararın açıklandığı saatlerde belediye önünde bulunan vatandaşlar “Direne direne kazanacağız”, “Sinem Dedetaş onurumuzdur”, “Özgür İstanbul, Özgür Türkiye” sloganları attı. (ANKA)
Meteorolojiden yurt geneline sıcaklık uyarısı
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) yapılan açıklamaya göre, hava sıcaklıklarının yurt genelinde mevsim normallerinin 2-4 derece üzerinde seyretmesi bekleniyor.
MGM hava durumu tahminlerine göre, kuzey ve iç kesimlerinin parçalı bulutlu, Batı Akdeniz’in iç kesimleri, Doğu Akdeniz’in Toroslar mevkii, Doğu Karadeniz kıyıları, Orta Karadeniz’in iç kesimlerinin yüksekleri ile Hatay’ın kıyıları, Osmaniye, Denizli, Artvin, Kars ve Ardahan çevrelerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
Hava sıcaklıkları yurt genelinde mevsim normallerinin 2-4 derece üzerinde seyredecek. Rüzgarın, genellikle kuzeyli, yurdun güney kesimelerinde günay yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette esmesi bekleniyor.
Güney Ege’de fırtınamsı rüzgar bekleniyor.
DEM Parti kongreye gidiyor
DEM Parti’nin 5’inci Olağan Büyük Kongresi, yarın saat 10.00’da Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapılacak. En son Ekim 2023’te olağan kongresini toplayan DEM Parti, bu kongreyi yasal zorunluluklar nedeniyle yapacak.
Delegelerin katılımıyla sabah saatlerinde başlayacak kongrede, parti organlarının seçimi ve tüzük değerlendirmeleri yapılacak, önümüzdeki siyasi döneme ilişkin bildirge kamuoyuna duyurulacak.
YÖNETİM DEĞİŞİKLİĞİ BEKLENMİYOR
Kongrede, isim, tüzük ya da parti programında değişiklik beklenmediği gibi eş genel başkanlar Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları’nın yeniden seçilmesine kesin gözüyle bakılıyor. Merkez Yürütme Kurulu ve Parti Meclisi’nde ise sınırlı sayıda değişiklik olması öngörülüyor.
KAPSAMLI KONGRE 2027 BAHARDA
DEM Parti, 5. Olağan Kongresi’nin ardından bölücü açılım sürecine paralel olarak kapsamlı bir değişim ve yeniden yapılanma kongresi yapmayı planlıyor.
Bu kongrenin bölücü çerçeve yasanın uygulanması ile eşgüdümlü halde 2027’nin bahar aylarında gerçekleştirilmesi bekleniyor.
Resmi Gazete’de yayımlandı: Erdoğan’dan çok sayıda atama
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın atama ve görevden alma kararları, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Kararlara göre, Sayıştay Başsavcılığı’na Sayıştay Savcısı Recep Çevik atandı.
Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’nde açık bulunan Genel Sekreter Yardımcılığı’na Tuğgeneral Murat Yetiş, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu üyeliğine ise yerine seçildiği üyenin görev süresini tamamlamak üzere Erdinç Avşar getirildi.
12 ÜLKEYE BÜYÜKELÇİ ATANDI
Türkiye’nin Burundi Büyükelçisi Alp Işıklı merkeze alınırken, yerine Teftiş Kurulu Üyesi Haydar Kerem Divanlıoğlu atandı. Türkiye’nin Kuzey Makedonya Büyükelçisi Fatih Ulusoy da merkeze alındı.
Filipinler Büyükelçiliği’ne Dış Politika Danışma Kurulu Üyesi Kaan Esener, Finlandiya Büyükelçiliği’ne Türkiye’nin Bahreyn Büyükelçisi Ayşe Hilal Sayan Koytak, Bahreyn Büyükelçiliği’ne Cumhurbaşkanı Danışmanı Necati Sancaktutan, Umman Büyükelçiliği’ne İran ile İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Ergani, Namibya Büyükelçiliği’ne Fikriye Aslı Güven atandı.
Kore Cumhuriyeti Büyükelçiliği’ne Türkiye’nin Sudan Büyükelçisi Fatih Yıldız, Sudan Büyükelçiliği’ne Türkiye’nin Gambiya Büyükelçisi Fahri Türker Oba, Kuzey Makedonya Büyükelçiliği’ne Türkiye’nin Somali Büyükelçisi Alper Aktaş, Somali Büyükelçiliği’ne Türkiye’nin Mozambik Büyükelçisi Ferhat Alkan getirildi.
Gambiya Büyükelçiliği’ne Diplomatik Arşiv Genel Müdür Yardımcısı Özgür Gökmen, Mozambik Büyükelçiliği’ne ise Kamu Diplomasisi ve Stratejik İletişim Genel Müdür Yardımcısı Ayça Oşafoğlu İnam atandı.
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NDA ATAMALAR
Dışişleri Bakanlığı İkili İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne (Batı ve Orta Afrika) İkili İlişkiler Genel Müdürü (Güney ve Çok Taraflı Afrika) Volkan Işıkcı, İnsani ve Teknik Yardımlar Genel Müdürlüğü’ne Sadık Babür Girgin, İkili İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne (Güney ve Çok Taraflı Afrika) Yönet Can Tezel, İkili İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne (Suriye) Rıza Hakan Tekin atandı.
Konsolosluk Hizmetleri ve Yurt Dışında Yaşayan Vatandaşlar Genel Müdürlüğü’ne Göç Politikaları ve Vize İşlemleri Genel Müdürü Esin Çakıl, Protokol ve Diplomatik İşlemler Genel Müdürlüğü’ne Ertan Yalçın, Yurt Dışı Tanıtım ve Kültürel İşler Genel Müdürlüğü’ne Ülkü Kocaefe, İkili İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne (Kuzeydoğu Akdeniz) Levent Eler getirildi.
Personel Genel Müdürlüğü’ne Strateji Geliştirme Başkanı Tufan Büyükuzun, Kamu Diplomasisi ve Stratejik İletişim Genel Müdürlüğü’ne Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Polat Safi, Göç Politikaları ve Vize İşlemleri Genel Müdürlüğü’ne Vize İşlemleri Genel Müdür Yardımcısı Reyhan Özgür, Strateji Geliştirme Başkanlığı’na Burcu Aykut atandı.
DİYANET AKADEMİSİ BAŞKANI VE ALTI İL MÜFTÜSÜ GÖREVDEN ALINDI
Diyanet İşleri Başkanlığı Diyanet Akademisi Başkanı Doç. Dr. Enver Osman Kaan görevden alınırken, yerine Prof. Dr. Ahmet Bostancı atandı.
Bilecik İl Müftüsü Ahmet Dilek, Karabük İl Müftüsü Ali Erhun, Kocaeli İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu, Nevşehir İl Müftüsü Kazım Güzel, Zonguldak İl Müftüsü İbrahim Halil Demir ve Konya İl Müftüsü Ali Öge görevden alındı.
Bilecik İl Müftülüğü’ne Yusuf Dikmen, Karabük İl Müftülüğü’ne Mustafa Yavuz, Kocaeli İl Müftülüğü’ne Bolu İl Müftüsü Hüseyin Demirtaş, Nevşehir İl Müftülüğü’ne Gümüşhane İl Müftüsü Hayri Erenay, Zonguldak İl Müftülüğü’ne Bayburt İl Müftüsü Bayram Danacı, Konya İl Müftülüğü’ne Diyarbakır İl Müftüsü Celal Büyük atandı.
Diğer il müftülüklerine yapılan atamalar şöyle:
Tunceli İl Müftülüğü’ne Fethullah Yavuz, Iğdır İl Müftülüğü’ne Kilis İl Müftüsü Alettin Bozkurt, Kilis İl Müftülüğü’ne Iğdır İl Müftüsü Zahit Demirel, Bolu İl Müftülüğü’ne Giresun İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay, Giresun İl Müftülüğü’ne Hakkari İl Müftüsü Hüseyin Okuş, Hakkari İl Müftülüğü’ne Recep Eren atandı.
Niğde İl Müftülüğü’ne Kars İl Müftüsü Yavuz Yıldız, Kars İl Müftülüğü’ne Selami Aykul, Gümüşhane İl Müftülüğü’ne Karaman İl Müftüsü Faruk Gürbüz, Karaman İl Müftülüğü’ne Isparta İl Müftüsü Muharrem Biçer, Isparta İl Müftülüğü’ne Kırklareli İl Müftüsü Yusuf Eviş, Kırklareli İl Müftülüğü’ne Aksaray İl Müftüsü Veysel Işıldar, Aksaray İl Müftülüğüne Ali Efe getirildi.
Bayburt İl Müftülüğü’ne Basri Bektaş, Diyarbakır İl Müftülüğü’ne Erzincan İl Müftüsü İsmail Fakirullahoğlu, Erzincan İl Müftülüğü’ne Selim Yazıcı, Yalova İl Müftülüğü’ne Rize İl Müftüsü Naci Çakmakçı, Rize İl Müftülüğü’ne Yalova İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk atandı.
Şanlıurfa İl Müftülüğü’ne Van İl Müftüsü Mehmet Sırrı Şık, Van İl Müftülüğü’ne Bitlis İl Müftüsü Kadir Koçak, Bitlis İl Müftülüğü’ne Bartın İl Müftüsü Ömer Keskin, Bartın İl Müftülüğü’ne Mehmet Çelebi getirildi.
Aydın İl Müftülüğü’ne Samsun İl Müftüsü Seyfullah Çakır, Samsun İl Müftülüğü’ne Aydın İl Müftüsü Hasan Güneş, Adana İl Müftülüğü’ne Afyonkarahisar İl Müftüsü Lütfü İmamoğlu, Afyonkarahisar İl Müftülüğü’ne Burdur İl Müftüsü Ali Hayri Çelik, Burdur İl Müftülüğü’ne Sinop İl Müftüsü Paşa Bektaş, Sinop İl Müftülüğü’ne Mehmet Arslaner, Kütahya İl Müftülüğü’ne Hasan İzmirli atandı.
![]()
AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI’NDA GÖREV DEĞİŞİMİ
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Kırklareli İl Müdürü Bilgin Özbaş ile Muğla İl Müdürü Yakup Kütük görevden alındı.
Muğla İl Müdürlüğü’ne Nevşehir İl Müdürü Mahmut Selçuk, Nevşehir İl Müdürlüğü’ne Ankara İl Müdürü Cüneyd Özdemir, Ankara İl Müdürlüğü’ne Artvin İl Müdürü Nevim Öz atandı. Adıyaman İl Müdürlüğü’ne Mesut Polat, Kilis İl Müdürlüğü’ne Çetin Tutaş getirildi.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI’NDA ATAMALAR
Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdür Yardımcılığı’na Hüseyin Yalçın Çakar atandı.
Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne Mardin İl Kültür ve Turizm Müdürü Ayhan Gök, Bolu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne İbrahim Emre Gürsoy, Şırnak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne Celal Baz getirildi.
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığı’na Derya Örs, Vakıflar Genel Müdürlüğü Erzurum Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne Murat Uslu atandı.
MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞINDA GÖREVDEN ALMA VE ATAMA
Milli Savunma Bakanlığı Teknik Hizmetler Genel Müdür Yardımcısı Murat Soykan görevden alındı.
Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığı Doğu Bölge Müdürlüğü’ne Cengiz Altaş atandı.
TARIM VE ORMAN BAKANLIĞINDA GÖREV DEĞİŞİMİ
Tarım ve Orman Bakanlığı Denizli İl Tarım ve Orman Müdürü Yılmaz Erkaya görevden alınırken, yerine Mustafa Nevzat Zayim getirildi.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 2. Bölge Müdürü Hacı Ahmet Çiçek de görevden alındı.
REKABET KURULU VE MANAS ÜNİVERSİTESİNE ATAMALAR
Rekabet Kurulu İkinci Başkanlığı’na Ahmet Algan, kurul üyeliklerine Şükran Kodalak ve Cengiz Çolak atandı.
Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Denetleme Kurulu üyeliklerine Ercan Özkan ile Prof. Dr. Osman Karamustafa getirildi.
Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nda açık bulunan 1. Hukuk Müşavirliği’ne ise Verda Gülsen Yaşar atandı. (ANKA)
Köprü, otoyollar ve çevre otoyolları için 30 yıllık özelleştirme kararı
Cumhurbaşkanı kararına göre, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğunda olan Niğde-Pozantı Otoyolu, Gaziantep Çevre Otoyolu ve Bursa Çevre Otoyolu’nun Çağlayan Kavşağı-Yenişehir Kavşağı arası bağlantı yolları ve bunların üzerinde bulunan bakım, işletme ve hizmet tesisleri, ticaret toplama ve yük aktarma merkezleri özelleştirme kapsam ve programına alındı.
Kararda, 2010 yılında özelleştirme kapsam ve programına alınan Karayolları Genel Müdürlüğü’nün işlettiği köprü ve otoyollara da işaret edildi.
Bu tarihte özelleştirme kapsam ve programına alınan köprü ve otoyollar şöyle:
Edirne-İstanbul-Ankara,
Pozantı-Tarsus-Mersin,
Tarsus-Adana-Gaziantep,
Toprakkale-İskenderun,
Gaziantep-Şanlıurfa,
İzmir-Çeşme,
İzmir-Aydın Otoyolları,
İzmir ve Ankara Çevre Otoyolları,
Boğaziçi Köprüsü (15 Temmuz Şehitler) ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve çevre otoyolu ile bunların bağlantı yolları, hizmet tesisleri, bakım ve işletme tesisleri, ücret toplama merkezleri ve diğer mal ve hizmet üretim birimleri ile varlıkları.
BÜTÜN YA DA PARÇA PARÇA ÖZELLEŞTİRİLECEK
Cumhurbaşkanı kararı uyarınca söz konusu köprüler, otoyollar ile çevre ve bağlantı yolları bir bütün halinde veya ayrı ayrı gruplar halinde işletme hakkı devri, kiralama, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun diğer yöntemlerden biri ya da birkaçı birlikte uygulanarak özelleştirilecek. Mülkiyet devri yapılmayacak.
SÖZLEŞME SÜRESİ 30 YIL
Köprüler, otoyollar ile çevre ve bağlantı yolları, 30 yıl için özelleştirilecek. Özelleştirme işlemleri, 31 Aralık 2031 tarihine kadar tamamlanacak.
Özelleştirme işlemleri tamamlanıncaya kadar söz konusu köprü, otoyollar, çevre ve bağlantı yollarının bakım işletme ve hizmet tesisleri ve yük aktarma merkezlerinin bakım onarım işlerini Karayolları Genel Müdürlüğü yürütecek.
Karayolları Genel Müdürlüğü, özelleştirmenin tamamlanmasının ardından işletmeyi devralacak şirketlerin köprü ve otoyollarda bakım ve onarım ile diğer yükümlüklerini belirleyecek, gerekli denetimleri yapacak.
YENİ Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, köprü ve otoyolların özelleştirmesiyle ilgili karara tepki göstererek, “AKP’nin halka ihanet planı Resmi Gazete’de yayınlandı. Cumhurbaşkanı kararıyla 2 Boğaz Köprüsü, 8 Otoyol ve 2 Çevre Otoyolunun 30 yıllığına özelleştirilmesi kararı alındı” dedi. (ANKA)
Bilal Erdoğan 15 Temmuz gecesi babasıyla konuştuklarını anlattı

Ünlü oyuncu Serhat Kılıç evinde ölü bulundu

Tuğba Ekinci gözaltına alındı

Bursa derelerinde altın mesaisi: Günde 5 gram çıkarıyor

-
odatv4.com
- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan uyuşturucu ve fuhuş ağında 3. dalga... İş dünyasından isimler de soruşturmada
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan uyuşturucu ve fuhuş ağında 3. dalga... İş dünyasından isimler de soruşturmada

Antalya'da feci olay: Aman dikkat... Sığ su can aldı

Erdoğan dört büyüklerin başkanlarıyla görüştü

Sıla Doğu hastaneye kaldırıldı

Alkollü yolcu, banka kartıyla avukatını aramaya çalıştı

Sivaslı gençler Hasan Doğan'ın doğum gününü kutladı

Miley soyadını sildi, yeni şarkısını yayınladı

Acılı eşten isyan: 'Kaptan resmen katliam yaptı'

Atina'da şok kaza... F-4 Phantom uçağı hava gösterisinde düştü

-
odatv4.com
- Sokakların gizli gündemi: Fareler... Arttı mı, algı mı... Köpeklerin etkisi mi... OdaPati araştırdı
Sokakların gizli gündemi: Fareler... Arttı mı, algı mı... Köpeklerin etkisi mi... OdaPati araştırdı

Filenin Sultanları Avrupa Şampiyonası'nda finalde

Google’dan ekransız yeni Fitbit Air

-
odatv4.com
- Çomakdağ'daki geleneksel Düğünde 5 milyonluk altın sırrı... 'Hokkabaz' filmini aratmayan olayda kaçan gelin gözaltına alındı
Çomakdağ'daki geleneksel Düğünde 5 milyonluk altın sırrı... 'Hokkabaz' filmini aratmayan olayda kaçan gelin gözaltına alındı

Kadıköy'de dev randevu: Fenerbahçe'ye Asensio şoku

Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Güzel Sanatlar Enstitüsü kapatıldı

Mahallede 'drift' isyanına 140 Bin TL ceza

Tony Gatlif'in ardından... Sınırları yıkan keman sustu

Selahattin Demirtaş'tan 'tahliye' açıklaması: Tarih verdi

Özgür Özel de tartışmaya girdi: Almayın geleceğiz devletleştireceğiz

Måneskin dört yıl sonra yeniden aynı sahnede

Sinan Akçıl'dan Ferhat Göçer'e rest: 'Ona en büyük cezayı verdim'

-
odatv4.com
- İstatistiklere sığmayan futbol efsanesinin sırrı ne: Spor basını hüzünlü: Messi'ye veda... Nesilleri ve sınırları aşan hikaye
Mirat’tan Odatv’ye yanıt... Konu: Marks’ın yatak odası

Burak Yörük ve Tuana Yılmaz Roma’da dünyaevine girdi

Fenerbahçe - Beşiktaş derbisinin VAR hakemi belli oldu

Kültür Yolu Festivali’nin yeni durağı belli oldu

CRUSH grubundan yeni single müjdesi

Açılışının 95. yılı... İzmir'in incisi fuarın hikayesi: Fikir babasını tanır mısınız

Yatırım finansmanında 1 milyar TL sınırı indi

ABD Açık'ta influencer krizi: Naomi Osaka tepki gösterdi

FBI'ın aradığı Türk: Başına ödül koyuldu

Süleymancıların Orta Asya dosyası... Denizolgun'un seyisinden Kazakistan'a uzanan ağ

Erdoğan’dan imam hatipli harp okulu birincisi hakkında ilk açıklama

-
odatv4.com
- Özlem Gültekin'in ölümünde Michael Jackson detayı: 'Beyaz süt' deniyor ama hiç de masum değil
Özlem Gültekin'in ölümünde Michael Jackson detayı: 'Beyaz süt' deniyor ama hiç de masum değil

Schengen sınırlarında yeni dönem: Bekleme süreleri uzayabilir

COP31 öncesi ulaşım atağı: Antalya’ya 38 kilometrelik yeni yol

Kütahya'da traktör devrildi, sürücü altında kaldı

Aryna Sabalenka kokuya dayanamadı, hakeme şikayet etti

Transfer sezonu resmen kapandı: Dört büyüklerin transfer karnesi

Tarık Akan vefatının 10. yılında Bakırköy’de anılacak

Uzun süren sessizlik bozuldu... Erdoğan - Putin anlaştı: S-400'lerin yolu

Diyarbakır'da sağlık personelini taşıyan servise saldırı

Mühendisin darp davasında emsal karar: İşe iade edildi

Okul saldırısı davasında yeni gelişme: Annenin tutukluluğu devam edecek

Gıdada 100 bin denetim, 186,5 milyon TL ceza

Maaş 150 bin TL'ye çıkarıldı çoban sorunu çözülemedi

Girne’de batan gemide 238 kişi taburcu edildi, 15 kayıp aranıyor
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Girne açıklarında batan yolcu gemisinden sağ olarak kurtarılan 239 kişiden sadece 1 kişinin hastanede tedavi gördüğünü belirterek, "Yoğun bakımda tedavi gören kazazedemiz kalmamıştır." ifadelerini kullandı.
Üstel, yaptığı yazılı açıklamada, 30 Ağustos'ta Girne açıklarında batan gemiden kurtarılan 239 kişinin KKTC'deki kamu ve özel hastanelere sevk edildiğini vurgulayarak, ilk günden itibaren tüm sağlık kuruluşlarını harekete geçirerek süreç boyunca 139 hekim ile yaklaşık 200 hemşire ve sağlık çalışanının görev yaptığını duyurdu.
Sağlık çalışanlarına gayretleri için teşekkür eden Üstel, "Devletimiz tüm imkanlarıyla kazazedelerimizin, kayıplarımızın ve ailelerimizin yanında olmaya devam edecektir." dedi.
Üstel, geminin batmasının ardından sağ olarak kurtarılan 239 kişinin tamamının hastanelere sevk edildiğini hatırlatarak, 5 Eylül itibarıyla kamu ve özel hastanelerde tedavi gören son 132 kişiden 131'inin taburcu edildiğini aktardı.
KKTC Başbakanı Üstel, hastanede tedavi gören 1 kişinin durumunun iyiye gittiğini dile getirerek şunları kaydetti:
Yoğun bakımda tedavi gören kazazedemiz kalmamıştır. Kazada şu ana kadar 13 insanımızı kaybettik. Kayıp 15 insanımıza ulaşmak amacıyla yürütülen arama çalışmaları 7 gün 24 saat esasına göre aralıksız sürdürülmektedir.
Girne'de batan gemi
KKTC'deki Girne Limanı ile Mersin'deki Taşucu Limanı arasında sefer yapan "Filo Jet" isimli yüksek hızlı yolcu gemisi, 30 Ağustos Pazar günü öğle saatlerinde Girne'den hareket ettikten kısa süre sonra ön kısmından su almaya başlamış, Girne Limanı'na dönmeye çalıştığı sırada batmıştı.
KKTC Başbakanı Ünal Üstel, gemide toplam 267 yolcu ve mürettebat bulunduğuna dikkati çekerek, geminin batmasının ardından 239 kişinin kurtarıldığını, 13 kişinin cenazelerine ulaşıldığını ve kayıp 15 kişi için arama çalışmalarının devam ettiğini açıklamıştı.
Batan geminin enkazının Girne açıklarında 554 metre derinlikte bulunduğu bildiriliyor.
AA
<p>Fotoğraf: AA</p>
ABD’nin yaptırım listesine aldığı Golden Global Bank suçlamaları reddetti
ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi'nin (OFAC) "İran bağlantılı işlemler" nedeniyle yaptırım listesine aldığı Golden Global Yatırım Bankası, ABD'nin suçlamalarını reddetti.
ABD Hazine Bakanlığı'nın "İran bağlantılı işlemlere aracılık ettiği" iddiasıyla yaptırım listesine aldığı Golden Global Yatırım Bankası, karara ilişkin açıklama yaptı. Bankadan yapılan açıklamada, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) izniyle 1 Haziran 2020'de faaliyete başlandığı, yerel ve uluslararası bankacılık kuralları ile uyum yükümlülüklerinin yerine getirildiği ve tüm iç ve dış denetimlerden sorunsuz geçildiği kaydedildi. Açıklamada şöyle denildi:
Sözü edilen haberlere mesnet teşkil edecek herhangi bir bankacılık işlemimiz bulunmamaktadır. İlgili OFAC kararında adı geçen ve işlemlerine aracılık ettiğimiz iddia edilen kişi ve kurumlar, bankamız müşterisi değildir. Bu kişi ve kurumlarla doğrudan ya da dolaylı hiçbir iş ve işlemimiz olmamıştır. Konu ile ilgili yerel ve uluslararası mevzuat kapsamında, tüm itiraz ve hukuki başvuru haklarımızı en etkin bir şekilde kullanarak gerçeklikten uzak iddia ve karara karşı en kısa sürede aksiyon alınacaktır.
Açıklamada ayrıca, “Bankamız tüm paydaşlarına karşı yükümlülüklerini yerine getirecek mali güce ve iradeye sahiptir” denildi.
ABD Hazine Bakanlığı bankayı ve iki iştirakini yaptırım listesine aldı
ABD Hazine Bakanlığı, dün İran’a yönelik ekonomik baskıyı artırmak amacıyla yürüttüğü “Ekonomik Tecrit Operasyonu” kapsamında Türkiye merkezli Golden Global Yatırım Bankası Anonim Şirketi ile iştirakleri Golden Global Varlık Kiralama Anonim Şirketi ve Golden Global Portföy Yönetimi Anonim Şirketi’ni yaptırım listesine aldığını açıkladı.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi’nin (OFAC) söz konusu kuruluşları yaptırım listesine aldığı belirtilerek, banka ve iştiraklerinin İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü adına “on milyonlarca dolar değerinde işlemi kolaylaştırdığı” ve "İran yönetimine fonlarını uluslararası düzeyde hareket ettirmesine imkan sağladığı" ileri sürüldü.
ABD Hazine Bakanı Bessent: "Kim olduğunuzu ve nerede olduğunuzu biliyoruz"
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, karara ilişkin açıklamasında finans kuruluşlarını İran ile çalışmamaları konusunda uyararak şunları kaydetti:
“Finans kuruluşları, Ekonomik Tecrit Operasyonu konusunda ciddi olduğumuzu zor yoldan öğrenmeye devam ediyor. Başka hiçbir bankaya yaptırım uygulamak zorunda kalmamayı umuyoruz ancak bu, nihayetinde uluslararası toplumun ne kadar hızlı bir şekilde aklını başına toplayıp İran’daki cani rejime verdiği desteği keseceğine bağlı. Kim olduğunuzu biliyoruz, nerede olduğunuzu biliyoruz ve İran yılanının başını ezene kadar müttefiklerimiz ve ortaklarımızla birlikte harekete geçmeye devam edeceğiz.”
Bakanlık, yaptırım kararının İran ekonomisinin finans sektörü dahil belirli sektörlerini hedef alan 13902 sayılı Başkanlık Kararnamesi kapsamında alındığını bildirdi.
“İran'ın petrol gelirlerini Çin’den Türkiye’ye aktarma” suçlaması
ABD Hazine Bakanlığı açıklamasında Golden Global Bank’a ilişkin ayrıntılı suçlamalara da yer verdi: “Türkiye merkezli Golden Global Yatırım Bankası Anonim Şirketi, İran’ın rahbar ağının petrol gelirlerini Çin’den Türkiye’ye aktarmasına imkan sağlamak amacıyla kuruldu. Bu gelirler daha sonra rahbar döviz büroları tarafından nakit ve altına dönüştürülebiliyordu.”
Bakanlık açıklamasında ayrıca şöyle denildi: “Golden Global Bank, İranlı finans kuruluşlarına muhabir bankacılık hizmetleri sunmayı bilerek teklif ederek, IRGC-QF ve vekillerinin kontrolündeki hesaplar üzerinden işlemlerin gerçekleştirilmesine imkan sağladı. Bunlar arasında, IRGC-QF petrol satışlarıyla bağlantılı yüz milyonlarca doların aktarılması nedeniyle OFAC tarafından 2022 yılında yaptırıma tabi tutulan Türk iş insanı Sıtkı Ayan ve şirketleri de bulunuyor.”
Kararla birlikte üç kuruluşun ABD’de bulunan veya ABD vatandaşlarının kontrolünde bulunan mal varlıkları ve mal varlığı üzerindeki hakları bloke edildi. OFAC tarafından özel ya da genel bir lisans verilmediği sürece ABD vatandaşlarının veya ABD üzerinden gerçekleştirilen ve yaptırım kapsamındaki kuruluşların mal varlıklarını içeren işlemlerin yasak olduğu belirtildi.
ANKA
<p>Fotoğraf: X</p>
Başkentte uyuşturucu ve fuhuş operasyonu
Adli kaynaklardan alınan bilgiye göre, Başsavcılık, gençleri uyuşturucu ve fuhuş ortamlarına sürüklediği değerlendirilen kişi ve eğlence mekanlarına yönelik kapsamlı soruşturma başlattı.
Bu çerçevede, 7 Ağustos'ta ilk operasyon için düğmeye basıldı ve hakkında gözaltı kararı verilen 14 şüpheliden 12'si yakalandı.
Emniyetteki işlemleri sonrası Ankara Adliyesi'ne sevk edilen zanlılardan Alper K, Elifcan U, Atilla Y, Tufan B, Burçin B, Celal A, İsa H, Mustafa K, Deniz K, Nur K. ve Nazlı Gür D. tutuklandı.
Şüpheli Halil İbrahim Y. adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, firari şüpheliler Emre F. ve Boran Rahmi Y'nin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürüyor.
İkinci dalga operasyonda 21 tutuklama
16 Ağustos'ta gerçekleştirilen ikinci dalga operasyonda, uyuşturucu ve fuhuşla bağlantıları araştırılan kişilerin yanı sıra bazı eğlence ve yeme içme mekanlarının işletmeci ve ilgilileri de soruşturma kapsamına alındı.
Hakkında gözaltı kararı verilen 29 zanlıdan 27'si yakalandı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Abdulkadir Ö, Boran A, Dilan Ç, Eda D, Engin Ç, Erdi L, Fahrettin A, Fulya Ö, Mehmet Emin A, Melis D, Özge Ü, Senem Ö, Serhat G, Sinem K, Tanju T, Koray A, Hüseyin Berk E, Alp A, Cem T, Cansın Ö. ve Siyabend A'nın tutuklanmasına karar verildi.
Şüpheliler Muammer A, Hakan E, Kaan V, Mehmet D. ve Öncü Ş. hakkında adli kontrol kararı verildi. Firariler Murat O. ve Yaşar T. ise aranıyor.
Soruşturma kapsamında üçüncü dalga operasyon ise bugün gerçekleştirildi. Hakkında gözaltı kararı verilen 21 şüpheliden 15'i yakalandı, 6 zanlının yakalanmasına yönelik çalışmalar sürüyor.
Operasyonların elde edilecek yeni deliller doğrultusunda devam edeceği belirtildi.
AA
<p>Fotoğraf: X</p>
Filenin Sultanları finalde
2026 CEV Trendyol Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası yarı finalinde Sırbistan ile karşılaşan A Milli Kadın Voleybol Takımı, rakibini 3-0 mağlup ederek adını finale yazdırdı.
Son Milletler Ligi ve Avrupa Şampiyonu A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2026 CEV Trendyol Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası yarı final mücadelesinde Sırbistan ile karşı karşıya geldi. Karşılaşmada ilk seti 25-20, ikinci seti 25-20 ve üçüncü seti de 25-20 kazanan Türkiye, rakibini 3-0 mağlup ederek adını finale yükseldi.
Organizasyonun diğer yarı final mücadelesinde ise Polonya ile İtalya saat 19.00'da karşı karşıya gelecek. Bu karşılaşma sonucunda galibiyet gelen takım, finalde A Milli Kadın Voleybol Takımı'nın rakibi olacak.
ANKA
<p>Fotoğraf: AA</p>
Liverpool'da kritik ayrılık: Richard Hughes görevi bıraktı
Richard Hughes iki yıllık görev süresinin ardından Liverpool'un sportif direktörlüğünden istifa etti. Bu süre zarfında iki teknik direktör atadı ve kulüp yeni oyuncular için yaklaşık 670 milyon sterlin (yaklaşık 43,8 milyar TL) harcadı.
Suudi Arabistan Pro Ligi kulübü El-Hilal'e katılması beklenen İskoç sportif direktörün ayrılışı, Anfield'da bulunan yönetim kurulundaki çalkantıların devam ettiği bir dönemde Fenway Sports Group'un (FSG) Futbol CEO'su Michael Edwards'ın istifa kararının ardından geldi.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Hughes ayrılmak istediğini Liverpool'a önceki aylarda bildirmiş ancak transfer döneminin geri kalanı boyunca görevinde kalması üzerinde anlaşmaya varılmıştı. Bu dönemde Bradley Barcola, ilk etapta 106 milyon sterlin (yaklaşık 7 milyar TL) ödenerek transfer edilmişti.
Liverpool, Hughes'un daha erken ayrılması halinde özellikle Barcola gibi kilit transfer hedeflerini kaçıracağından endişe duyuyordu. Ayrıca Hughes'un önce Bournemouth'ta ve daha sonra Merseyside'da görevlendirdiği Andoni Iraola'yla ilişkisi bu yaz döneminde çok önemli görülüyordu. Liverpool, FSG Başkanı Mike Gordon'ın liderliğinde Hughes'un halefini aramaya başladı.
Liverpool; FSG Futbol Direktörü Julian Ward, FSG Futbol Geliştirme Direktörü Pedro Marques, Sportif Direktör Yardımcısı David Woodfine, Şef Scout Barry Hunter ve yeni Teknik Direktör Iraola gibi diğer üst düzey isimlerin Hughes'un geri kalan görevlerini kısa süreliğine üstlenebileceğini düşünüyor.
Bournemouth'tan Liverpool'a 2024'te geçen Hughes, görevden ayrılan Jürgen Klopp'un yerine Arne Slot'un seçilmesinde kilit rol oynamıştı. Hollandalı teknik direktör, Anfield'daki ilk sezonunda Premier Lig şampiyonluğunu kazansa da bir yıl sonra Hughes, Liverpool'un ligi sadece 5. sırada bitirmesinin ardından Slot'u görevden alıp yerine Iraola'yı getirmeye karar vermişti.
Anfield'da yoğun bir harcama dönemine öncülük eden Hughes, 2025 yazındaki transfer sürecinde yaklaşık 450 milyon sterlinlik (yaklaşık 29 milyar TL) rekor masrafa imza atmıştı. Bu dönemde Florian Wirtz, Liverpool'un ilk 100 milyon sterlinlik (yaklaşık 6,5 milyar TL) transferi olurken, Alexander Isak'ın 125 milyon sterlin (yaklaşık 8 milyar TL) karşılığında takıma katılmasıyla Britanya rekoru kırılmıştı. Bu hafta Barcola'nın gelişiyle birlikte, Hughes'un Anfield'da görev yaptığı süre boyunca Liverpool'un transfer harcamaları yaklaşık 670 milyon sterline ulaştı.
Hughes'un El-Hilal'de, Bournemouth'tan eski takım arkadaşı Simon Francis'le yeniden bir araya gelmesi bekleniyor ancak Liverpool, Hughes'un ayrılmadan önce Suudi kulüp için çalışmadığına emin.
*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Independent Türkçe için çeviren: Büşra Ağaç
<p>Hughes'un yönetiminde Liverpool, Arne Slot'u teknik direktör olarak atayarak Premier Lig şampiyonluğunu kazandı ancak daha sonra Hollandalı'yı görevden alıp yerine Andoni Iraola'yı getirdi (Reuters)</p>
Ukrayna savaşı: Putin'in dostları neden artık ona karşı çıkıyor?
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin son dönemde Ukrayna savaşı nedeniyle ülkesinin dostlarından da eleştiri alıyor.
31 Ağustos'ta Putin ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi kapsamında bir araya geldi. Modi, Ukrayna'da çatışmaların durdurulması gerektiğini belirterek "Hindistan çözüme yönelik tüm barışçıl girişimleri destekliyor ve bunu yapmaya devam edecek" dedi:
Sonsuz bir savaştan çatışmaların sonlandırılacağı aşamaya geçmemiz gerekiyor. Bu, tüm insanlık için büyük önem taşıyor. İnsanlığın beklentisi de tüm sorunların barışçıl yollarla çözülmesidir.
Bu alışılmadık derecede sert açıklama, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'in temmuzda Putin'e yaptığı benzer çağrıyı hatırlattı.
Tokayev de "Bu çatışmanın mahiyetinin, bizim de aralarında bulunduğumuz birçok taraf için çok açık olmadığını düşünüyoruz. Örneğin Azerbaycan'la Ermenistan arasında çatışma yaşandığında bunun özü ve kökeni bizim için tamamen açıktı, tarihin derinliklerine uzanıyordu. Fakat buradaki durumu anlamak çok zor" demişti.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan uzmanlar, Rusya'nın ortaklarının da savaşın olumsuz etkilerini giderek daha fazla hissettiği yorumunu yaptı.
Hindistan'ın Rusya'dan petrol aldığı için Batı'nın baskısıyla karşı karşıya olduğu hatırlatıldı.
Temmuzda bir Rus füzesinin Karadeniz'deki bir yük gemisini vurarak 4 Hintli'yi öldürdüğü de belirtildi.
Kazakistan'ın ise petrol ihracatı açısından kritik önem taşıyan Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu'ndaki aksamalardan etkilendiği vurgulandı.
James Martin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Çalışmaları Merkezi'nden Hanna Notte, "Çatışmanın tırmanmasının olumsuz etkilerinin, diğer ülkelere ve ekonomilerine de sıçradığı endişeleri artıyor olabilir" dedi.
Notte, eski Sovyet Cumhuriyetleri'nin Moskova'ya karşı gelme cesaretinin arttığını da söyledi:
Rusların Ukrayna'da meşgul olduğu algısı var. Böylece bu ülkeler Moskova'yı eleştirirken daha ileri gidebileceklerini düşünüyor.
Jindal Uluslararası İlişkiler Okulu Dekanı Sreeram Chaulia ise şu yorumu yaptı:
Hindistan, Batılı ortaklarının şunu bilmesini istiyor: Rusya'dan daha fazla petrol veya silah satın alıyor olsak da en nihayetinde Rusya'nın yürüttüğü bu savaşı desteklemiyoruz.
Independent Türkçe, WSJ, AA
Derleyen: Eren Umurbilir
<p>Hafta başında Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi'nde Narendra Modi ve Vladimir Putin birlikte görüntülenmişti (Reuters)</p>
-
indyturk.com
- Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan: İttifaklardan kaçmayız ama ittifakların içinde de kaybolmayız
Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan: İttifaklardan kaçmayız ama ittifakların içinde de kaybolmayız
Saadet Partisi’nin 4-6 Eylül tarihlerini kapsayan büyük istişare kampı, Genel Başkan Mahmut Arıkan başkanlığında Nevşehir’in Kozaklı ilçesinde başladı. Kampa, Başkanlık Divanı üyeleri, Genel İdare Kurulu (GİK) üyeleri, milletvekilleri ve 81 ilin il başkanları katıldı. Basına kapalı oturumlarda genel merkez yönetimi ile yerel teşkilat liderlerinin saha raporları, il il seçmen analizleri ve bölgesel beklentiler değerlendirilecek.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, partinin ittifak anlayışına değindi. İttifak prensiplerinin değişmediğini dile getiren Arıkan, şunları kaydetti:
1969'da Erbakan Hocamız yola çıktığında o gün koalisyon diyorlardı, bugün ittifak diyorlar, o gün hangi prensiplerle hareket ediliyorsa bugün de aynı prensiplerle hareket edeceğiz. İttifaklardan kaçmayız ama ittifakların içinde de kaybolmayız. Hiçbir siyasi merkezin uydusu haline bizler gelemeyiz. İttifakı kendi siyasi hikayemizin, kendi prensiplerimizin önüne geçirmeyiz. Seçim zamanı ittifak arayan parti değil, seçimden önce kendi siyasi gücünü inşa eden bir parti olarak ittifaklara bakış açımızı ifade etmiş olayım. 'Saadet kimin yanında?' sorusunun cevabı bizde yok. 'Saadetin yanında kim olacak?' sorusunun cevabını da hep beraber bulacağız inşallah.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
"Seçim 2027 senesi içerisinde gerçekleşecek"
Gündemdeki farklı seçim tarihlerini değerlendiren Arıkan, ittifak sisteminin kaçınılmazlığına dikkati çekti. Seçimin 2027 yılında yapılacağını belirten Arıkan, şöyle konuştu:
Bir senaryo; efendim seçim Mart 2027'de olacak. Başka bir senaryo; Kasım 2027'de olacak. Ortak noktası ne arkadaşlar? Seçim 2027 senesi içerisinde gerçekleşecek. Bir yıl sonra seçim var. Bir başka senaryo, birileri diyor ki 'Seçim kazanma oranı yüzde 50 artı 1 olacak mevcut ittifakları korumak için'. Birileri diyor ki 'Efendim bunu yüzde 40 artı 1 yapalım, diğer ittifakların önünü keselim' diyorlar. Buradaki ortak konu ne değerli arkadaşlar? İttifakların da mecburi olduğu bir seçim dönemi içerisinde olacağız.
"Hareketli ve belirsizliklerin yüksek olduğu bir dönem yaşayacağız"
Önümüzdeki sürecin hareketli ve belirsizliklerle dolu olacağını kaydeden Arıkan, "Türkiye yeni bir siyasi atmosferin arifesinde, erken seçimi ve baskın seçimi de önümüzdeki dönemde görme ihtimalimiz var. Öyle görünüyor ki önümüzde hareketli ama belirsizliklerin de yüksek olduğu bir dönem yaşayacağız. Bu dönemin içerisinde farklı imkanlar, bizim için önemli imkanlar barındırdığını da görmek durumundayız. Bizim için değişmeyen bir gerçek; ne olursa olsun, sistem ne olursa olsun biz çalışmak zorundayız" dedi.
ANKA
<p>Fotoğraf: ANKA</p>
-
indyturk.com
- Selahattin Demirtaş: “Selçuk Mızraklı 8 Eylül Salı günü tahliye olacak. Artık size emanettir”
Selahattin Demirtaş: “Selçuk Mızraklı 8 Eylül Salı günü tahliye olacak. Artık size emanettir”
HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, QAD için kaleme aldığı yazıda yaklaşık 7 yıldır tutuklu bulunan eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’nın tahliye olacağını açıkladı.
Mızraklı’nın yalnızca 4 ay belediye başkanlığı yapabildiğini belirten Demirtaş, yazıda "Dr. Adnan Selçuk Mızraklı 63 yaşında, Diyarbakır’ın yüreği sevgiyle dolu genel cerrahı. Sadece 4 ay belediye başkanlığı yapabildi. Sonrasında suçsuz, günahsız, delilsiz, hukuksuz 7 yıl hapis" ifadelerine yer verdi. Demirtaş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı soruşturmada dün şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in adliyeye sakız çiğneyerek gelişini hatırlatarak karşılaştırma yaptı. Demirtaş, şunları kaydetti:
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
4 ay belediye başkanlığı yapabilmiş suçsuz, günahsız, yüreği sevgiyle dolu Diyarbakır’ın doktoru, 7 yıldır tutulduğu hücreden, 25 yıl belediye başkanlığı yapmış Ankara’nın parsel parsel günah yüklü şahsiyetinin sakız çiğneyerek adliyeye girişini izliyor. Şahıs az sonra elini kolunu sallayarak adliyeden çıkıyor, 'Ben öyle çekirge gibi üç defa değil, 500 defa sıçradım' diyor. 'Keramet sakızda mı acaba, sen bir defa bile sıçrayamadın Hoca' diyorum. 'Yok' diyor, 'O çiğnediği sakız değil, insanlık onuru. Ben bir defa bile çiğnemedim, çiğnetmedimde."
"Artık size emanettir"
Demirtaş, Mızraklı'nın tahliyesine ilişkin, "Dr. Adnan Selçuk Mızraklı, Diyarbakır’ın 4 ay belediye başkanlığına karşı 7 yıl hapis yatmış ve cezasını tamamlayarak, 'kardeşlik' henüz ona uğramadan 8 Eylül Salı günü tahliye olacak temiz yürekli bilgesi" diye yazdı.
Mızraklı ile son 5 yıldır karşılıklı olarak birbirlerine emanet olduklarını belirten Demirtaş, "Salı sabahı buradan çıkacak, akşamına da Diyarbakır Havaalanında olacak. Artık size emanettir. Hoca, Salı akşamı Diyarbakır’da hayırlısıyla. Kesin, Sakızcı Memo da karşılamaya gelir. Yalnız, bizim sakızcımız çok haysiyetlidir, başkalarıyla karıştırmayın sakın" dedi.
ANKA
<p>Fotoğraf: ANKA</p>
Silivri açıklarındaki kazada batan geminin bulunduğu bölgedeki çalışmalar sürüyor
Silivri açıklarında Türk bayraklı "MT Alsu" tankeriyle çarpışması sonucu 10 kişilik mürettebatıyla batan ve 720 metre derinlikte konumu tespit edilen Türk bayraklı "Tuğberk İmamoğlu" gemisinin bulunduğu bölgede arama kurtarma çalışmaları sürüyor.
Marmara Denizi'nde 2 Eylül'de "MT Alsu" tankeriyle çatışan "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin batmasının ardından başlatılan arama kurtarma çalışmalarında Deniz Kuvvetleri, Sahil Güvenlik, Kıyı Emniyeti, AFAD ve Kızılay başta olmak üzere ilgili kurumlar yer alıyor.
Çalışmalarda 18 yüzer unsur, 5 helikopter, 2 insansız hava aracı (İHA), 1 uçak ile su altında arama yapan Deniz Kuvvetlerine ait TCG Akın kurtarma ve yedekleme gemisi görev yapıyor.
Kaza sonrası Silivri'de İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünce oluşturulan kriz merkezinde çalışmalar anlık takip ediliyor.
Arama kurtarma çalışmalarını bölgede izleyen mürettebatın yakınları, İstanbul Valisi Davut Gül ile birlikte, batan geminin yerini tespit eden Deniz Kuvvetlerine ait TCG Akın kurtarma ve yedekleme gemisine çıktı.
Gemide Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Ramazan Özoğul ile Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanı Tümamiral Serkan Tezel, Vali Gül ile mürettebatın yakınlarına bilgi verdi.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
"550 kilometrekarelik alanda arama devam ediyor"
Vali Gül, gemide gazetecilere yaptığı açıklamada, olayın ilk anından itibaren Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Denizcilik Genel Müdürlüğü ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün koordineli şekilde arama çalışmalarına devam ettiklerini söyledi.
Gül, "Çalışmalar neticesinde de denizin yüzeyinde yaklaşık 550 kilometrekarelik alanda arama devam ediyor. Denizin altında da Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza ait içinde bulunduğumuz TCG Akın gemisi, batan geminin enkazını tespit etti." ifadelerini kullandı.
Ailelere yürütülen tüm çalışmalarla ilgili bilgi verildiğini anlatan Gül, "Acı tabii, sadece aileler değil milletimizin de çok büyük bir acısı var. Ailelerin bundan sonraki beklentisi, 'Mürettebat içeride mi? Çıkartılabilecek mi? Nasıl çıkartılacak?' Bu konuda da ilgili kurumlarımız çalışmalarına devam edecekler. Tekrardan milletimize geçmiş olsun." diye konuştu.
Gül, ilgili kurumların helikopterlerle, İHA'larla ve yüzen unsurlarla çalışmalara devam ettiklerini belirterek, "Umudumuz şu: Acaba dışarıda biri var mı? Kurtuldular mı? Onları bulmaya çalışıyoruz. Son ana kadar umudumuzu muhafaza ediyoruz." dedi.
Gemi 720 metre derinlikte bulundu
Deniz Kuvvetlerine ait TCG Akın kurtarma ve yedekleme gemisinin, batan "Tuğberk İmamoğlu" gemisinin konumunu çarpıştığı yerin 50 metre yakınında, 720 metre derinlikte saptadığı öğrenildi.
Geminin üzerindeki "Tuğberk İmamoğlu" yazısı, su altında insan eliyle ulaşılması zor ve tehlikeli yerlerde kullanılan, yüzeyden kablo aracılığıyla uzaktan kontrol edilen insansız su altı aracı ROV ile tespit edildi.
Kocaeli'den Aliağa'ya seyreden boş durumdaki "MT Alsu" tankeri ile İskenderun'dan Karadeniz Ereğli'ye 4199 ton rulo sac taşıyan "Tuğberk İmamoğlu" isimli kuru yük gemisi, 2 Eylül saat 03.00 sıralarında Silivri açıklarının 18 mil (35 kilometre) güneyinde çarpışmış, 10 kişilik mürettebatın bulunduğu "Tuğberk İmamoğlu" isimli gemi batmıştı.
AA
<p>Fotoğraf: AA</p>
Bahçeli'den 'çerçeve yasa' açıklaması: 467 rakamını ben de beklemiyordum
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Meclis'ten geçen 'çerçeve yasa'yla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Habertürk Ankara Temsilcisi Nasuhi Güngör'ün sorularını yanıtlayan Bahçeli şunları söyledi:
Sürecin başından itibaren çok ciddi bir sıkıntıyla ve zorlukla karşılaşmadık. Esasen bizim meseleye dair yaklaşımımız şöyle ifade edilebilir. Türkiye terörle mücadele konusunda önemli mesafeler aldı. Başarılar elde etti. Ancak ülke genelinde bölücü faaliyetlerin getirdiği bazı tahrikler ve gerilimler sözkonusuydu. Ne yapabiliriz diye düşünüyor, çalışıyorduk. Kamuoyundaki tartışmaları yakinen takip ediyorduk.
“Bu konuşmalar süreci verimli bir noktaya getirdi”
Devlet Bahçeli, sürecin başlangıç noktası olarak değerlendirilen DEM Partililer ile Meclis'teki el sıkışması hakkında şunları söyledi:
Malumunuz 1 Ekim 2024 tarihinde TBMM’nin açılışında Sayın Cumhurbaşkanı bir konuşma yaptı. İç ve dış bazı meseleler üzerinde durdu. Konuşmasının son bölümünde iktidarla muhalefetin Meclis çatısı altında işbirliği yapmasına işaret etti. Konuşma bittikten sonra AK Parti mensubu milletvekilleri cumhurbaşkanı için ayağa kalktılar. Biz de Cumhur İttifakı tarafı olarak aynı harekette bulunduk. Ardından DEM tarafına doğru adım attım. Bir taziyeleri vardı, onu yerine getirirken el sıkışma gerçekleşti. Onlar da şaşırdı. Tabiki kamuoyunun da çok dikkatini çekti.
Biz bir yanıyla Sayın Cumhurbaşkanının meclise yönelik çağrısının gereğini yerine getirmiş olduk. Diğer yandan insani bir vazifeyi yerine getirdik. Evet o günden sonra çok konuşulup tartışıldı. Sonra belirttiğiniz tarihte DEM Parti Grubunda PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakma çağrısında bulunulmasını talep ettik. Sonrasında süreç hızlandı. İmralı’ya heyetler gitti. Çeşitli temaslar oldu. Bize gelenler oldu. O günlerde başlayan bu konuşmalar süreci verimli bir noktaya getirdi.
"467 rakamını beklemiyordum"
Süreç yasasının TBMM'de 467 oy ile kabul edilmesinin kendisini de şaşırttığını belirten Bahçeli şöyle konuştu:
İfade ettiğiniz gibi komisyonda sağlanan mutabakat, kamuoyunun açık biçimde takip ettiği fikir alışverişleri, yasanın çıkması hususunda geniş bir mutabakatı ortaya çıkardı. Doğrusu 467 rakamını ben de beklemiyordum. Ama bu düzeyde bir kabul toplumsal mutabakatın genişlemesine ve dayanışmanın güçlenmesine vesile oldu. Bu süreci fevkalade güçlü kılan bir husustur.
“STK’lar, aydınlarımız, akademisyenlerimiz bunu ele almalıdır”
Devlet Bahçeli, açıklamasında daha önce de yaptığı seçim ve siyasi partiler kanununda değişiklik mesajı ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi hakkında ise şunları söyledi:
Türkiye'nin her şeyden önce siyasi istikrara ihtiyacı var. Bu ihtiyacı kalı olarak sağlayan sistem de budur. Aradan geçen iki dönem içinde sistemin uygulamasına dair bazı noktaların gözden geçirilmesi önemlidir. Her şeyden evvel sistemin sağlıklı işlemesi için bir anayasaya ihtiyaç vardır.
Bizim söylediğimiz şudur. Bahsettiğiniz her iki alanda da hem sistemi güçlendirecek, hem de aksamaları giderecek değişiklikler üzerinde müzakere edilmelidir. Sadece siyaset değil, sivil toplum kuruluşları, aydınlarımız, akademisyenlerimiz bir araya gelerek bunu ele almalıdır. Sistemi güçlendiren, aksaklıkları gideren bu değişimler elbette yeni anayasa çalışmasıyla uyumlu olarak ele alınmalıdır.
Söyleşinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz
Habertürk
<p>Fotoğraf: AA</p>
Tuğba Ekinci gözaltına alındı
Şarkıcı Tuğba Ekinci'nin de aralarında bulunduğu beş kişi, beş ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonla gözaltına alındı.
Özlem Yalım yazdı: Robotlarla ortak geleceğimiz
Özlem Yalım, insansı robotlardan yapay zekâya, robotların tarihinden ekonomisine uzanan dönüşümü ve insanlığın geleceğine etkilerini yazdı.
Filenin Sultanları Sırbistan’ı 3-0 mağlup ederek finale yükseldi
A Milli Kadın Voleybol Takımı, Trendyol 2026 CEV Avrupa Şampiyonası yarı finalinde Sırbistan'ı 0-0 mağlup ederek finale yükseldi.
Filenin Sultanları Sırbistan’ı 3-0 mağlup ederek finale yükseldi Medyascope
Öcalan’dan çözüm süreci mesajı: “Eleştiriler yan yana gelmemize bariyer olmamalı”
PKK lideri Abdullah Öcalan'ın Kürt Kültür Festivali'nde yeni çözüm sürecine dair mesajı okundu.
Öcalan’dan çözüm süreci mesajı: “Eleştiriler yan yana gelmemize bariyer olmamalı” Medyascope
Ortaklaşa’nın yeni döneminde desteklenecek ilk dört proje belirlendi
İKSV’nin Ortaklaşa programında ilk proje çağrısının sonuçları açıklandı. Balıkesir, Diyarbakır, Van ve Bursa’daki dört projeye hibe verilecek.
Ortaklaşa’nın yeni döneminde desteklenecek ilk dört proje belirlendi Medyascope
Yönetmen Tony Gatlif 77 yaşında hayatını kaybetti
Fransız yönetmen Tony Gatlif, Arles kentinde yeni bir film projesi üzerinde çalışırken yaşadığı sağlık sorunu nedeniyle 77 yaşında hayatını kaybetti.
Yönetmen Tony Gatlif 77 yaşında hayatını kaybetti Medyascope
Selahattin Demirtaş: “Selçuk Mızraklı, 8 Eylül’de tahliye olacak”
Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, eski Diyarbakır Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı'nın 8 Eylül'de tahliye olacağını açıkladı.
Selahattin Demirtaş: “Selçuk Mızraklı, 8 Eylül’de tahliye olacak” Medyascope
Cumartesi Anneleri 1119. haftada Fethi Ildır için adalet istedi
Gözaltında kaybedilen yakınlarını arayan Cumartesi Anneleri, 1119. haftada Galatasaray Meydanı’nda Fethi Ildır için adalet istedi.
Cumartesi Anneleri 1119. haftada Fethi Ildır için adalet istedi Medyascope
Aslı Tunç yazdı: Sevgili yapay zekâ kuşağı, film tarihi dersime hoş geldiniz!
Aslı Tunç, yapay zekâ çağında sinema tarihini öğretmenin zorluklarını ve teknolojinin sinema dilini nasıl dönüştürdüğünü yazdı.
Aslı Tunç yazdı: Sevgili yapay zekâ kuşağı, film tarihi dersime hoş geldiniz! Medyascope
Zeynep Duygu yazdı: Sıcağa dayan, uslu dur
Zeynep Duygu, sıcaklardan barınma krizine, iş güvenliğinden müstehcenlik soruşturmalarına uzanan haberleri sınıf, iktidar ve adalet ekseninde ele aldı.
Eksik Olan (340) | “Kahvaltıda Kimya”: Günlük hayatımızdaki kimyayı yeniden keşfetmek
Ömer Çeşit ve Alp Kozanoğlu Vietnamlı yazar Mai Thi Nyugen-Kim’in Metis yayınevinden çıkan “Kahvaltıda Kimya” kitabı üzerine konuştu.
Eksik Olan (340) | “Kahvaltıda Kimya”: Günlük hayatımızdaki kimyayı yeniden keşfetmek Medyascope

Üsküdar Belediye Başkanvekili seçimi 8 Eylül’e ertelendi
Üsküdar Belediye Meclisi'nde bugün yapılması planlanan başkanvekilliği seçimi, meclis çoğunluğu oluşmadığı için 8 Eylül'e ertelendi.
Üsküdar Belediye Başkanvekili seçimi 8 Eylül’e ertelendi Medyascope
Osman Gökçek'ten Murat Ağırel'e Adalet Dersi! 'Siz Kim Oluyorsunuz?'


KAYSERİ’DE TÜRKİYE KÜLTÜR YOLU HEYECANI BAŞLADI


TÜRK TURİZMİNİN KALBİ ANTALYA’YA 19,2 MİLYAR LİRALIK KÜLTÜR VE TURİZM YATIRIMI


Ne yapmalı, nasıl yapmalı?
Tarihin bir dönemecini geride bırakıyoruz. “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ile gelişen süreçte önemli bir eşik aşılıyor. Eşikten ileriye baktığımızda, toplumsal barışı inşa edebilmek için kat etmemiz gereken uzun bir yol bulunuyor. Böylesi süreçlerde başarıya götüren yaklaşım iki soruyla beliriyor: Ne yapmalı? Nasıl yapmalı?
İnsanın sorduğu ilk soru olmayabilir. Fakat ilk insanın da sorduğu, her insanın da sormaya devam ettiği bir soru. Soruların en anlamlısı olduğunu iddia edebilirim; en zoru olduğunu da.
Bu, başkasına yöneltilen bir soru değil. İnsan kendisine sorar. Bazen yalnızca kendisine, bazen de parçası olduğu topluluğa yöneltir. Topluluğa sorarken kendisini de onun içinde görür. Soruyu anlamlı kılan, insanı edilgen kılmayı reddetmesidir. İnsanı özne olarak görür, irade sahibi kılar. Sorumluluk yükler. Bir başkasına havale etmez, bir başkasından beklemez, kendisini dışarıda tutmaz. Soruya, soranın kendisi cevap olmalıdır.
“Ne yapmalı? Nasıl yapmalı?” sorusu yalnızca bir itiraz değil. Bir şikâyet, sitem ya da tepki de değil. Elbette yaşanmışlıkların eksik ve yetersiz yönleri bütün boyutlarıyla değerlendirilmelidir. Yanlış ve çarpık olan eleştirilmelidir. Ancak eleştirmek, yakınmak ya da geçmişe takılı kalmak bizi ileriye taşımaz. Bu soru, geçmişten ders çıkararak yönümüzü geleceğe çevirmemizi sağlar.
Peygamberlerin, filozofların ve halk önderlerinin idealize ettikleri yaşama ulaşmak için sürekli üzerine düşündükleri ve cevap aradıkları bir soru. Kitaplara adını verir; özü gereği üretim odaklıdır. Statik değil, dinamik bir yapı taşır. Harekete geçirir. Emek ve çaba ister.
Kapsayıcıdır; kimseyi dışlamaz, herkesi sürece katar. İnsanı teorinin de pratiğin de öznesi kılar. Bu yönüyle demokratik bir karakter taşır. Kolektivizmi çağırır, komünaliteye götürür.
İnşa etmek, yol açmak ve yürümek ister. Tarihte bunun çok sayıda örneği vardır. Tapduk Emre, yürürken gördüğü talebesi Yunus Emre’ye, “Yola çıkıp varmayan, yoldan çıkıp varan yoktur” der. Bir bilge de “Bin kilometrelik yol bir adımla başlar” der. Birbirini tamamlayan bu tarihsel sözler, esas itibarıyla “Ne yapmalı? Nasıl yapmalı?” sorusuna cevap verir. Zaman ve mekân farklı olsa da hakikat açığa çıkar: Yola adım atan ve yoldan çıkmayan, amacına ulaşır.
Küçük ya da büyük, bireysel ya da toplumsal hedeflere ulaşmanın yol ve yöntemini arayan bir soru. Hedef belirlenir. Verili koşullar enine boyuna incelenir. Eldeki imkân ve olanaklara bakılır. Duygulara yenik düşmeden, somut gerçekliğin somut tahlili yapılarak bir denklem kurulur. Denklemi doğru kurmak, yol haritasını çizmektir. Hedefe ulaşmak için yolu adımlayacak irade gerekir. Ortaya konulan akıl ve irade gücü, “Ne yapmalı? Nasıl yapmalı?” sorusunun cevabını getirir.
Beklentili bir ruh hâline girmeden, bir kurtarıcı aramadan, kendimizi özne olarak görerek; bireysel ya da toplumsal sorun her ne olursa olsun çözümü sağlayacak yolu bulmalıyız. Enerjimizi kısır tartışmalarla tüketmek yerine çözüme ve üretime kanalize etmeliyiz.
Barış sürecinde bozulan ilişkilerin düzeltilmesi, baş aşağı edilenin yeniden ayakları üzerine dikilmesi ve idealize ettiğimiz yaşamın inşası güzergâhımızı oluşturuyor. Bu güzergahta hep birlikte yürümeyi başarırsak hedefe ulaşmamız mümkün oluyor. Mesleki perspektiften baktığımda ise boşaltılan köyler, toprak altında kalan tarih ve kimliğini yitiren kentler konusunda “Ne yapmalı? Nasıl yapmalı?” sorusuna yoğunlaşmak gerekiyor.
“Ne yapmalı? Nasıl yapmalı?” sorusu, toplumsal barışı inşa sürecinde hepimizi özne hâline getiriyor. Katkı sağlayabildiğimiz yerden bu soruyu sormalıyız. Barışı birlikte kurmalıyız.
Barışın inşasında, meslek alanım olan mimarlıkla ilgili birkaç konuyu bir sonraki yazıda tartışmaya açacağım.
(DK/NÖ)

Çatışmayıp barışmak kültürü
Adını “Çatışma Çözümü” olarak koyacağımız “Çatışmalı Toplumlarda Anlaşmazlıkların Çözümünde Arabuluculuk” mevzusu hayli zamandır özellikle dünyanın çatışma ortamı olan ve süren coğrafyaları için her daim gündemde olan bir konu.
Bunun için çok ciddi kuruluşlar önemli bütçeler ayırıp konunun uzmanları ile bizzat çatışmalı bölgelerin aktörleri/taraflarından seçtikleri ilgilileri bu programa dahil edip eğitiyorlar. Ortam uygun oldukça da çatışmalı ülkelerde çatışma çözümü konusunda konferanslar da verip çaba gösteriyorlar.
E, bizim ülkemizde de maalesef neredeyse son elli yıldır şiddet, hatta konunun uzmanlarınca “düşük yoğunluklu savaş hâli” denen ortam nedeniyle 1990’lı yıllardan bu yana artık sayısı unutulacak kadar zamana yayılı aynı mevzu ile yüz yüze kalındığının farkındayız.
Geleceğe dair umutvar eksenle nihayet bir süreç başlamış oldu. Takdir edilmeli ki bu tür süreçler dünyanın birçok çatışmalı bölgesinde hayli zor koşullarda ve zaman zaman tökezleyip aksayan ama yeniden başlayan, elbette sonuca da giden süreçleri yaşadı/yaşıyor.
Umuyor ve diliyoruz ki bizde de sıkıntı yaratacak aksama, engelleme ve provokatif durumlara fırsat verilmeden süreç hakkaniyetli bir şekilde devam edip amacına ulaşır.
Çatışmadan barışa evirilen sürecin ana teması “yenen” ve “yenilen”in olmadığı, tarafların “kazan-kazan” felsefesi ile işleyen süreçten mutlu olduğu bir işlevselliktir aslolan.
Ve yine esas mesele yüzdelik içinde oranı az da olsa ortaklaşılan yüzdelik oranının giderek yükseltileceği bir iş birliğinde kararlı olunması hâlidir.
Tabii ki Türkiye için pek de kolay olmadığı hepimizin malum-u alisi.
Ucu yüz yıl evveline ulaşan bir “tekli kimlik” ısrarının sokağa yansıyan yüzü, şehrin adlarından biri “Amed” ile telaffuz edilen spor kulübü olan Amedspor formasına/adına dahi tahammülsüzlüğün hâletiruhiyesinin sokağa, sıradan insana yansıyan yüzünü çözmek bile başlı başına mesele ve kolay değil.
Anlamak gerek ki zamana ihtiyaç var. Ama zamana ihtiyacı anlamak ve bilmek gerekirken, karar vericilerin zamanı iyi yönetmesine de çok ihtiyaç var.
Öyle ki bütün bu “zaman” ve “yönetme” mevzusu gündelik politikanın “ısırgan”, itici, tahripkâr dilinden uzaklaşıp zarif ve kucaklayıcı/kabullenici, ötekileştirmeyen eşitler arası ilişkilenmeyi öne çıkaran bir dilde ısrar edilmek zorunda.
Dünyada global ve kimi yerlerinde de lokal savaşların hemen hepsi sıkılan bir kurşun ya da patlatılan bir bombayla başlamış. Ama sonrası bir masa etrafında barışta ısrarla da sonuçlanmış.
Bu sebeple sıkça telaffuz edilen savaş yerine barışın kudretine inanarak sürecin sahiplenmesinde ısrar ve kararlılık, sanırım, en doğrusu…
(ŞD/NÖ)

Din ile sanat aynı işe yarar mı?
Yarıyor! İbadet etmek ya da sanatla uğraşmak insanı sakinleştiriyor. İroniler, benzetmeler, alıntılar havada uçuşuyor. 2026 Berlin Uluslararası Film Festivali’nde ilk gösterimi yapılan Ghost in the Cell – Hücredeki Hayalet, ilginç bir korku-komedi filmi. Hitchcock ve Almodóvar’ın torunu film çekmiş sanki. Hatta fazlası var. Toplumsal, siyasal eleştirileriyle insan denen canlıyı, ilişkileri, ölümü irdeleyen ve aynı zamanda her şeyle dalga geçen bir yaklaşım seyirciyi etkiliyor. Eğlenmek için değil, düşünüp tartışmak için seyredilir; film bitince de dans edilir bence.
Filmin senaryo yazarı ve yönetmeni Joko Anwar, Endonezya sinemasının önemli isimlerinden. 1976 doğumlu. Kung fu ve korku filmleri izleyerek büyümüş. Gazetecilik yaparken sinema dünyasıyla tanışmış ve Nia Dinata’nın “Birlikte senaryo yazalım” teklifiyle de bu dünyaya girmiş. Ülkesinin “Oscar”ı sayılan Citra Ödülleri’ni birkaç kez kazanmış. Bazıları uluslararası olmak üzere toplam sekiz ödül sahibi.
Anwar’ın son filmi Hücredeki Hayalet, gece yarısı bir gazetenin yazı işlerinde tek başına haber yazan bir muhabirle başlıyor, sonra olaylar hızla gelişiyor ve Endonezya’nın başkenti Cakarta’da bir hapishanede geçiyor.
Güneydoğu Asya’da 17 bin adadan oluşan bir ülke Endonezya, nüfusunun çoğunluğu Müslüman. Filmde sık sık tekrarlanan “Burası Endonezya, Norveç değil” cümlesine yabancı değiliz. Sanki film bu topraklarda çekilmiş gibi. Gazetecinin Borneo ormanlarını talan eden maden şirketiyle ilgili haber yapması, işçi ölümlerinden bahsetmesi tanıdık geliyor. Haberin başlığı: “Bu orman sadece ağaç değil, bizim evimiz.” Size de tanıdık gelmedi mi?
Devlet korumasındaki maden şirketi, yasa dışı madencilik, şüpheli işçi ölümlerinden bahseden bir gazeteciyle başlayan film, hapishanedeki cinayetlerle sürüyor. Filmin tamamında görselliğin etkisi üst seviyede. Zaman zaman Rönesans tablolarının resmigeçidini izlemek, cinayet anlarında ise görüntüye kilitlenip kalmak mümkün. Uzakdoğu sporlarının kavgayla, dansla birleştiği sahneler de etkileyici.
Cinayetlerin görselliği müthiş çarpıcı. Ölümle sanatı birleştiren bir yönetmenle karşı karşıyayız. Ölüler sanat enstalasyonu gibi, herhangi bir sergideki heykellere benziyor. Cesetler sanata dönüşüyor ve yönetmen, “İnsan ne yaparsa kendine yapar,” diyerek seyredeni şaşırtıyor. Aristoteles’ten Kierkegaard’a, Adler’den Freud’a uzanan düşünceler konuşuluyor, tartışılıyor, hem de hapishanenin tam ortasında.
Eleştirmenlere göre film “grafiksel korku, kara mizah ve sosyal eleştirinin enerjik bir karışımı”. Keskin bir siyasi hiciv örneği. Resmî ikiyüzlülük, kurumsal suiistimaller, güçlünün ayakta kalmasıyla orman kanunlarının hüküm sürmesi ele alınıyor. Oyuncular çok başarılı. Her oyuncu sırası gelince öne çıkıyor. Korkunun zirve yaptığı anlarda herkes hücresine koşup kendini kilitliyor. Kavga sırasında yumruk atarken dans etmeye ya da duaya başlıyorlar.
İnsan doğası ve dayanışma üzerine düşündüren, hayatta kalmanın yollarını arayan, aratan film keşke sinema salonlarında gösterilse.
Hücredeki Hayalet, Joko Anwar’ın bugüne kadarki filmleri arasında en cesuru olarak kabul ediliyor. Estetik ile siyaset, sanat ile hayat arasındaki sınırları bulanıklaştırıyor. Kaotik ve absürt doğaüstü unsurların ardında gerçek hayat gizli. Şamanizm ve büyü rahatsız edici değil.
Eleştirmenler film için korku, aksiyon ve komedinin başarıyla birleştirilmesi diyor ama bence yeterli bir tanım değil, avangart rüzgârların etkisi eklenmeli. Avangart terimi ilk kez ütopyacı sosyalistler tarafından siyasi bir terim olarak kullanılmış. Radikal avangart tavırların bir türlü yerine oturmadığı, iz bırakamadığı günümüz dünyasında Joko Anwar, “Bu iş böyle yapılır,” diyor.
Yönetmen sosyal medyada oldukça aktif. Eylül 2009’da Twitter hesabında, gün içinde 3 bin takipçi kazanırsa markete çıplak gideceğini yazmış. 13 binden fazla takipçi kazanınca sözünü yerine getirip tartışmalara neden olmuş. 2024 yılında yayımlanan, yedi bölümlük bir Netflix dizisine de imza atmış: Joko Anwar’ın Kâbusları ve Gündüz Düşleri. Bundan sonra ne yapacağını izlemek gerekiyor.
Hücredeki Hayalet’i arayıp bulup kaçırmayın derim. Filmin sonunda yazılar akmaya başlayınca da yerinizden kalkmayın, en sonda film ekibinin dansları var. Güzel bir müzik “Herkes çabuk dansa katılsın, hadi, eller havaya” diyorlar.
(AB/NÖ)

Sizi biz sizden iyi biliriz
Cassandra Wilson’ın hatırasına…
Varlık vergisinden muzdarip olmuş bir ailenin evinde devletin icraatını savunuyordu.
Ben o dönemi yaşamamış biri olmama rağmen mevzuyu nispeten yakın yıllarda Türkçe yayımlanmış muhtelif yazılı kaynaklardan, gazetelerden, dergilerden, kitaplardan, ansiklopedilerden teferruatlı biçimde öğrenmiş ve aslında aile içinde pek konuşulmayan yaşanmışlıklarla birleştirmiştim.
Lakin milliyetçi damarı olduğunu bildiğim yakın arkadaşımla bu ve buna benzer mevzuları tartışmamam gerektiğini hissediyor ve o ana kadar aramızdaki yakınlıkta daha şahsi meselelerin değerinden hiç şüphe duymuyordum.
Benden çok daha fazla okumuş ve yazmış, Türk kimliği tartışılamayacak açık görüşlü bir dostumun da katılımıyla gerçekleşen üçlü buluşmada ben ev sahibi olarak daha çok ikramlarla meşguldüm. Aslında Varlık vergisi konusunun açılmasına sevinmiş, medeni ve kültürlü iki insanın muhabbettinin mantıklı bir çerçeveye oturtulacağına dair ümitliydim. Lakin mutfaktan bile seslerinin gittikçe yükseldiğini duyuyor, yanlarına her gittiğimde gerginliğin arttığını görüyor, mamafih dahil olmamaya azami ihtimam gösteriyordum.
Arkadaşımın hararetli milliyetçi kimliğini besleyen aslında melezliği olmuş fakat mevzubahis durumu içinden çıkılmaz bir ikilem gibi yaşadığından onu travmatize etmişti. Sonunda Türklüğü seçmiş gibiydi, fakat bu maziyi ve tarihî belgeleri taraflı okumasını neden gerektiriyordu anlamış değildim. Üstelik bildiğim kadarıyla ecdadında devlet kadrolarında yer almış nüfuzlu şahsiyetler de yoktu.
“Varlık vergisi varlıklı oldukları için onlardan alınmıştı” dedikçe onu rahatlıkla ikna edebileceğini düşündüğüm dostum muhtelif malumat ve argümanlarını ileri sürüyor, lakin hiçbiri sanki fayda etmiyordu.
Evimde Türkiye’nin siyasi mazisi hakkında yüksek sesle, neredeyse kavga eden iki insanın yaydığı enerji beni fazlasıyla tedirgin etmeye başladığından, çok zor gelmesine rağmen müdahale ederek tartışmanın sona ermesini sağlamaya hazırlanıyordum.
Derken ikisinin de nispeten sakinleştiğini görüp rahatladım; kulak misafiri olduğum kadarıyla mevzu hakkında malumat sahibi olduğuna muhakkak ki inandığım ve cüretle “gâvur avukatlığına” soyunmuş hür düşünceli dostum çaresiz kalınca tadımız daha fazla kaçmasın diye ailesinin “mutlak” Türklüğü hakkında şüphe duyulmamasını sağlayacak epizotları aktarma formülüne sığınmıştı.
Beni esas sarsanın zor günlerimde bana kol kanat germiş değerli milliyetçi arkadaşımın Varlık vergisini savunmasından çok argümanlarını dayandırdığı üslup olmuştu. Devletin ve belirli milliyetçi odakların diline pelesenk olmuş sığ klişelerden müteşekkil bir anlatımdan medet umması, prestijli bir üniversitenin mezunu olmasına rağmen bunu ezberci bir bulvar gazetesinin taraflı ve saldırgan bayağılığıyla aktarmayı yeterli bulması üzücüydü; zaten bendeki asıl hayal kırıklığını yaratmış olan da buydu!
Ardından kısa bir süre daha görüştük lakin artık ona karşı kendimi duygusuz hissediyordum. Akabinde hayatım değişti, taşındım; kendisine borcum olduğuna inandığım yukarıdakileri aktarıp veda etmek isterdim, kısmet olmadı…
![]()
Şükretmeyi bil!
Geçenlerde gezegenin en köklü ve saygın sinema organizasyonlarından 2026 Locarno Film Festivali’nde yer alan Seyir (Drift) adlı belgesel Fransa’nın Afrikalı siyah vatandaşlarına yönelik olarak ayrımcılığın beyaz çoğunluk tarafından halen sürdürüldüğünü kıvrakça aktarıyor. Siyahların birebir yaşayıp aktardıkları hayatlarından bazı anekdotları “Gerçekçi değil” diye beyazların reddettiğini, yüzlerine doğru sarfedilmiş “Doğru olamaz!” gibi ifadelere sığınarak inkâr etmeye ne kadar meyilli olduklarını gözümüze sokuyor.
“Zaten çoğunluğun aklındaki klişelere uymuyorsan sen yoksundur!”
2026 Fransa yapımı 46 dakikalık çarpıcı belgeselin yönetmen ve senaryo yazarları, beyaz Jérémie Danon ve siyah Kiddy Smile her ne kadar dengeli bir ikili oluştursalar da kadronun çoğunlukla beyazlardan müteşekkil olması filmin ne kadar objektif, Fransalı beyazların da eleştiriye ne kadar açık olduğunu ispatlıyor. Her ne kadar da belgeselin hakikati birebir temsil ettiğine dair iddiasını, dolayısıyla da tarafsızlığını sorgulamak daima mümkün olsa da renkli ikilinin mevzubahis belgesellerine temel oluşturan Gezinti (Ride) adlı video enstalasyonunun 2024 Lyon Bienali’ne dahil edilmiş olması, yaratıcılarına duyabileceğimiz itimadı artırıyor.
Fransa Cumhuriyeti’nin onlara sunduğu imkânlarla belirli yerlere gelmiş olduklarını unutmayıp minnettar olmaları beklenen nankör siyah Fransalılar beyazların kanısına göre şikâyet etmeyi bırakmalılar, Fransa’da barındıkları için şükretmeliler, Cumhuriyet sayesinde bolluk ve bereket içinde yaşamaktan müteşekkir olmalılar.
Zaten filmde anladığımız kadarıyla beyazlar aslında sistematik bir ırkçılığın Fransa’da var olduğunu bile göremiyor, kabul etmiyor ve inkâr etmeyi tercih ediyorlar.
![]()
Afro saç mı, peruk mu?
Belgeselin erotik sayılabilecek ambiyansında, gece şehir sokaklarında gezinmekte olan bir otomobilin içinde muhtelif siyahları mevzu hakkında tartışırken izliyoruz. Loş ışıkların renklendirdiği gecenin sessizliği, gizemi ve tedirginliği sıcak muhabbet sayesinde bir şekilde bertaraf ediliyor.
Konuşulan mevzulardan bir tanesi siyah vücutların sık sık cinsellikle bağdaştırılması. Ne de olsa çekici bedenlere sahip olan siyahlar, çoğunluğu oluşturanlardan farklı “egzotik yaratıklar” olarak da zaten merak uyandırıp avantajlı durumlarını pekiştiriyorlar. Lakin aynı zamanda aklını fazla çalıştırması gerekmeyen “güzel” olanın entelektüel olarak da fazla gelişmiş olmaması bekleniyor; beyazların zevküsefasına hitap eden mütenasip vücutlar! Bunun köle pazarlarında satılan ecdatlarının bedenlerini akıllarına getirmesine şaşırıyor muyuz?
Siyahlardan beklenen hoşgörülü beyazların klişelerine uymaları, onların arzularına göre davranmaları, hadlerini bilmeleri, müşkül durumda kalıp onların yardımlarına muhtaç olmaları.
Sana aslında tahammül edilirken onların uzatacağı yardım elini kabul etmeli, kurtarılmayı beklemelisin.
Bir iş görüşmesine gittiğin zaman afro saçların her ne kadar senin en tabii hâlini yansıtıp samimiyet göstergesi olarak kabul edilse de laçkalığını eleveren, farklılığını gözlerine sokan bir unsur olarak da yorumlanabilir. Lakin beyazlara özenerek veya onlara yaltaklanmak amacıyla, daha “temiz ve düzgün” bir görünüm namına düz saç tellerinden müteşekkil bir peruk taktıysan da aslında asimile olmanı bekleyenlerin karşısında fazla ezik bir imaj sergilemiş olmuyor musun?
Kısacası iki ucu b.klu değnek!
![]()
Biz öyle gördük!
Türkiye sinemasında azınlık temsilinin ne kadar karikatürize olduğunu bir tarafa bırakırsak, Fransa’nın siyahları da kendilerini sinemada temsil edilmiş gibi görmüyorlar. Klişe rollerde temizlik işçisi, çocuk bakıcısı olarak karşımıza çıkan, genelde zar zor geçinen, komik lakin pek zeki olmayan, toplumun sınıfsal skalasında daima alt tabakalara çakılı kalmaya mahkûm tiplemeleri görüyoruz. Sanattan beklenen, hakikatleri teferruatıyla yorumlamak, hatta öncülük ederek değiştirmek iddiası bir kez daha tökezliyor.
ABD sinemasında kendini sık sık temsil edilmiş gibi hisseden bir kahramanımıza cevaben Sidney Poitier gibi bir şahsiyetin etrafında yaratılmış ideal “zenci” imajı da gereksiz yere optimist bulunuyor. Bir dans grubunda herkes beyazken bir siyahın kotayı doldurmak için aralarında dans ediyor olması akla “üstün” beyazların kontrolü altındaki bir sistemde siyahlara iyilik yapılıyor imajını pekiştirmiyor mu?
Belgeselde arabayla şehrin sokaklarını sohbet ede ede arşınlayan kahramanlarımızdan genç bir siyah kadın çocukluğundan itibaren özgüven eksikliği çektiğini ve tenini sevmediğini, ortaya çıkmamayı tercih edip fotoğraf çektirmekten hoşlanmadığını belirttiği gibi flört dönemine geçildiğinde oğlanların son tercihi olduğunu da hatırlıyor.
“Siyahsan çirkinsin; lakin güzelsen aynı zamanda muvaffak olman tahammül edilecek şey değil… bu ne cüret! Bu kadar özgüvenli olma, yoksa seni kontrol altında tutamayız”. Mümkünse mütevazı bir profil çizmen, dikkat çekmemen, göze batmaman tercih sebebidir; ayrıca bu durum senin de işine gelir.
Biz ecdadımızdan öyle görmedik mi?
![]()
Asıl nerelisin?
“Aslında akıllarına bile gelmiyoruz” diyor bir kahramınımız, hatta “umurlarında değiliz”.
Uzun zamandır memlekette sürdürülen derin siyasetten ötürü bizim için de aynen öyle değil mi?
Sinemada başrol, ilah veya kurtarıcı olamadıkları muhakkak; hatta “Fransız” olup olmadıkları da fazlasıyla sorgulanmaya devam ediliyor.
“Bu mevzunun halen konuşuluyor olması bile ne garip; kaç nesil, kaç asır oldu, varlığımızı ispat etmeye çalışmamız, kimliğimizi resmileştirme çabamız ne kadar yorucu”.
Şecereni her defasında tekrar tekrar anlatmak ömür törpüsü gibi… Hâlâ neyi anlamadık?
Gene de kendi hikâyeni ilgili ilgisiz zatlardan dinleyeceğine tekrar anlatıyorsun, ısrar ediyorsun, zorlamak zorunda hissediyorsun kendini.
“Tamam Fransız’sın ama tam olarak nerelisin?”
“Tamam, İstanbullu’sun ama tam olarak nerelisin?... İstanbullu yok ki, söyle söyle, asıl nerelisin?” “Ataların ne zaman, nereden gelmiş? … Asıl sen ne zaman geldin?”.
Bu ısrarlı sorgunun altında duran mesaj “Burada işin ne?” olabilir mi?
Acaba atalarımızın memlekete sundukları olmasa bugünkü berekete kavuşulur muydu? Yağmalanan kolonilerin muhasebesi layıkıyla yapıldı mı?
Senden beklenen ailenden, köklerinden, gelenek ve göreneklerinden mümkün olduğunca uzaklaşıp asimile olman; tam bir “Fransız”a dönüşmen, çoğunluğa özenip mümkün olabildiğince “beyaz”laşman… hele Müslüman bir kadınsan!
“Aa, sentaksın ne kadar düzgün!”
“Vay be, Türkçe’yi ne kadar güzel konuşuyorsunuz… harikasınız!”.
(RL/NÖ)

Yapay zekâ neyimizi ele geçiriyor: Emeğimizi mi, sanatımızı mı?
Buruşan bir surattan, çocuğun kahkahasından, aç kalktığı bir sofradan, âşığının kokusundan, diktatörün baskısından, komşusunun gürültüsünden, babasının öfkesinden, annesinin sevgisizliğinden bin yıllardır sanat üreten sanatçılardan kendi kendine prompt yazarak saniyeler içinde sanat üreten yapay zekâya… Günlerini, aylarını, yıllarını bir heykelin oyuğuna, bir cümlenin bitişine, bir fırça darbesine, bir notaya hapseden sanatçıların bazıları son günlerde yapay zekâ tarafından üretilen sanat eserlerini konuşuyor. Büyük bir çoğunluk bu durumdan şikâyetçi olurken, yapay zekânın bir insan gibi kusurlarıyla birleştirdiği eşsiz bir esere imza atamayacağını düşünen bir kesim de var. Binlerce veriyi saniyeler içinde analiz etme iddiası olan bir teknolojinin sanat üretebilmesi çok zor olmasa gerek ama analizlerine devam edebilmesi için insanın da üretmesi gerekiyor. Yazar, yazılımcı, grafiker, ekonomist, içerik üreticisi, siyasetçi ve gazeteciler gibi birçok meslek grubu yaratım aşamasında yapay zekâyı kullanırken kendi verilerini de sunmuş oluyor.
Telif konusunda büyük endişeleri olan meslek grupları bu teknolojinin yaratacağı emek gaspını aylardır tartışıyor. Yazar Joanna Maciejewska “Yapay zekânın çamaşırlarımı ve bulaşıklarımı yıkamasını istiyorum ki ben de sanat ve yazı işleri yapabileyim” sözüyle bazılarımızın demek istediğini dile getirdi. Birçok yapay zekâ kurucusu tartışmalara yanıt verirken OpenAI CEO’su Sam Altman, “Yapay zekâya ‘Bana şu yazarın kitabını aynen yaz’ derseniz yazamaz; bu kadar kötü ve hatalı bir metin taklidi ortaya çıkaramaz. Yapay zekâ tamamen yeni, özgün ve telif ihlali yaratmayacak içerikler üretir” diye yanıt verdi. Hayatını yazdığı cümlelerden kazanan yazarlar, verilen hiçbir yanıt karşısında yeterince tatmin olmadı.
Günden güne kendini geliştiren bir uygulama karşısında işsiz kalma tehlikesi yaşayan her meslek grubu bu tartışmaların tam ortasında yerini korurken bense hayatı bambaşka bir boyuta taşıyan bu teknolojiye karşı tam bir tavır alamıyorum. 10 yılda okuyup hakkında bir fikre sahip olabileceğimiz konuları birkaç saniye filtreleyen ve en bağlantılı noktaları önümüze sunan bu teknolojinin insan yaşamı için artık elzem olduğunu düşünüyorum. Ama mesleğimi elimden alabileceğine hiç inanmıyorum. Bir gazeteci olarak gittiğim bir haberde insanların söylemediklerinden, mimiklerinden, kimlerle selamlaşıp selamlaşmadığından dahi haber çıkarabilirken, yalnızca konu hakkında yine başka gazetecilerin yazdıkları yazıları süzgeçten geçirip haber yapabilen bir yapay zekânın işimi elimden alabilmesi komik olurdu. Ete kemiğe bürünse ve habere gitse dahi en azından yakın tarihte kim kiminle küsmüş, kim kime bakış atmış, kim nerede kimlerle berabermiş, kimin yakınındaki kişi ne dedikodu yapmış da ifşa olmuş gibi başlıklara vakıf olması ve bunlardan anlam çıkarması için daha çok zaman var diye düşünüyorum. Gazetecilik için iş henüz bitmemiş diyebilirim.
Kariyerimin yanına eklediğim yazarlık hakkında tam olarak aynı şeyleri söyleyemiyorum. Telif konusunda büyük adımların acilen atılması şart. Birçok eserin telif ödemeksizin yapay zekâlara yüklendiği bir ortamda, yazarlar eserlerinin çalınması ve emeklerinin sömürülmesi konusunda endişe yaşamakta tamamen haklı. Ama yazılarımı alanında uzman birilerinin okumasına sunmam her zaman mümkün olmuyor ve bu işi çoğunlukla yapay zekâya bırakıyorum. Kendisinden bana yeniden metin yazmasını istemiyorum; metnimi daha iyi hâle getirmek için öneriler istiyorum. Önerileri sayesinde belki de hiç farkına varmayacağım hatalarımı birkaç saniye içinde görüyorum ve metni daha da geliştirme şansı yakalıyorum. Yapay zekâdan aldığım öneriler yine de bir insanın bakış açısına yaklaşmıyor. Teknik eleştiri dışına pek çıkamayan bu teknolojinin uçsuz bucaksız hayal dünyamızı yakalaması için daha çok yol katetmesi gerekiyor.
Onca kaosu, aşkı, nefreti, acıyı, mutluluğu, umudu ve hüznü binlerce insana temas ederek yaşadık. Yaşadıklarımızı sanata çevirirken yağmurdan, sesten, nefesten, bakıştan, rüzgârdan bile yararlandık ama yapay zekâ bu duyguları hâlâ insandan öğreniyor. Ben gibi düşünebilmesi için bütün zihnimi bir makineye aktarsam bile bir saat içinde zihnimde onlarca yeni pencere açılacak ve bir saat sonra ben gibi düşünemeyecek. Bu yüzden yapay zekânın sanat üretmesi bende hiçbir endişe yaratmıyor. En büyük endişem mülksüzleştirme çabalarının gitgide hız kazandığı bir ortamda düşüncemi bile bana kiralayabilecek olan tekno-feodalizm. Yapay zekâ ile daha da yükselen bu yeni sömürü sistemi ben olma hâlini bile bana yeniden pazarlıyorken sanatımı da bana yeniden pazarlaması vardığımız en acınılası hâl olsa gerek. Yoksa yapay zekâ sanat üretedursun, biz ürettiğimiz emeğin üzerinde kim tahakküm kuruyor onu bulalım.
(AÖ/NÖ)

Jazzwashing
Caz, günümüz Türkiye’sinde bazı mekânların ve festivallerin kendilerini elit bir vitrine yerleştirmek için kullandıkları sentetik bir pazarlama etiketine dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya. “Jazzwashing” olarak tanımladığımız bu sosyolojik fenomen, müziğin köklerinden, yaratıcılarından ve icracılarından uzaklaştırılarak cazın toplumda yarattığı prestij hissinin pazarlanmasına dayanıyor.
İstanbul başta olmak üzere Türkiye’de, odağında yalnızca müziğin olduğu caz kulüplerinin sayısı giderek azalıyor. Bağımsız üretime alan tanıyan, müzisyenin icrasını merkeze alan caz kulüpleri, ekonomik sürdürülebilirliklerini sağlayabilmek için farklı ticari kimliklere bürünmek zorunda kalıyor. Sektörde istisnai yapılar olarak varlığını koruyan az sayıda kulüp yaşamaya devam etse de birçok mekân, yalnızca bilet geliriyle ayakta kalamadığı için caz kulübü kimliğini restoran ya da gazino formatıyla birleştiriyor.
Bu dönüşüm, müzisyenin performansını sahneyle dinleyici arasındaki mesafenin arttığı, müziğin daha sakin ve eşlikçi bir role sıkıştırıldığı bir ortama itiyor. İcrayla yakından ilgilenerek yoğunlaşmış bir konser deneyimi yaşamak isteyen dinleyicilerin yerini yemek masalarındaki tüketiciler alırken, caz kulüplerinin sahneleri de yeme-içme endüstrisinin uzantısına dönüşerek sanatsal özerkliklerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor. Yerel sahnelerdeki bu daralma, müzisyenlerin sanatlarını icra edebilmek için kurumsal festivallere yönelmesine neden oluyor. Ancak bu organizasyonlarda onları daha büyük bir endüstriyel yapı bekliyor.
Türkiye’de kurumsal kimliğe sahip büyük caz festivallerinin son yıllardaki bazı programlarına bakıldığında, “caz” kelimesinin kimi zaman müzikal bir türden çok şemsiye bir pazarlama terimi olarak konumlandırıldığı görülüyor. Son dönem programlarında ana akım pop, elektronik altyapılı etnik füzyonlar, alternatif rock, çağdaş klasik müzik ve Latin pop gibi doğrudan caz formlarıyla ilişkisi sınırlı türlerin ana etkinliklerde öne çıktığı gözlemleniyor.
Festivallerin bilet satışı açısından daha güvenli görülen popüler türleri “caz” prestiji altında özel bir deneyim olarak sunması, caz müzisyenlerini kendi ekosistemlerinde ikincil konuma itebiliyor. İcracısı kadar dinleyicisinin de yoğunlaşmasını talep eden; doğaçlamaya, poliritmik yapıya ve armonik derinliğe dayalı performanslar sergileyen yerel caz müzisyenleri, müzikal üretimlerinin niteliğinden çok mekânın ya da markanın prestijini güçlendiren estetik bir unsur olarak konumlandırılabiliyor.
Ana akım kitlenin daha kolay tüketebileceği türlerin merkeze alınması, cazın kendi doğasından uzaklaştırılmasına ve sponsorluk bütçeleriyle uyumlu, daha risksiz ve steril bir tüketim nesnesine dönüştürülmesine zemin hazırlıyor. Kulüplerin restoranlara evrilmesi ve büyük festivallerin ana sahnelerinde popüler isimlerin ağırlık kazanmasıyla üretim ve performans alanları daralan caz müzisyenleri, ekonomik olarak ayakta kalabilmek için Ege ve Akdeniz’in sahil kasabalarındaki yazlık işletmelere yönelmek zorunda kalıyor.
Orta ve üst sınıftan kentlilerin tatil için tercih ettiği bölgelerdeki işletmelerde caz, dinleyicinin aktif dikkatini talep eden sanatsal bir ifade alanı olmaktan çıkarılarak seçkin restoran deneyimini destekleyen bir unsura dönüştürülebiliyor. İşletmeler açısından “Caz Gecesi” etiketi, yüksek adisyon bedellerini meşrulaştıran ve seçkin bir atmosfer duygusu yaratan pratik bir dekor işlevi görebiliyor. Sahnedeki müzisyenden beklenen ise türün doğasında bulunan doğaçlama geriliminden çok, ortamdaki sohbeti bölmeyecek pürüzsüz ve işlevsel bir fon müziği sağlamak olabiliyor.
Bu atmosferin ardında, müzisyenler açısından ciddi bir yapısal güvencesizlik bulunuyor. Yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetleri karşısında seçenekleri daralan müzisyenler; yol ve konaklama gibi temel giderleri kimi zaman kendi ceplerinden karşılamak zorunda kaldıkları sahil kasabalarında, düşük kaşelerle ve zorlu koşullarda çalmayı kabul ediyor. Mekânın sunduğu lüks tüketim deneyimi ile yaz boyunca yoğun biçimde sahneye çıkan müzisyenlerin çalışma koşulları arasındaki asimetri, müzisyenin sanatsal öznesinden uzaklaştırılarak mekânın atmosferini besleyen estetik ve akustik bir unsura indirgenmesi riskini görünür kılıyor.
Gerek ana akım festivallerde sahnelerin popüler türlere açılması gerekse sahil kasabalarındaki lüks işletmelerde müzisyenin dekoratif bir işleve indirgenmesi, benzer ekonomik dinamiklerden besleniyor. Müzisyeni güvencesizliğe iten ve caz kültürünü steril bir ambalaja dönüştüren bu yapısal dönüşüm, bankalar ve finans kuruluşları gibi büyük sermaye aktörlerinin kültür-sanat alanındaki yatırım biçimleriyle de ilişkilendirilebilir.
Cazın tarihsel prestijini ve entelektüel aurasını kendi kurumsal kimliklerine taşımak isteyen büyük finans yapılarının, sanatsal üretimin kendisinden çok risksiz, seçkin ve getirisi yüksek bir tüketim deneyimini desteklemesi “jazzwashing” olarak adlandırdığımız olgunun güçlenmesine zemin hazırlıyor. Festivallerin ana sahnelerini biçimlendiren bütçe tercihleri ya da lüks restoranlardaki sponsorluklar, müziğin organik gelişimini desteklemekten çok markanın hedeflediği üst gelir grubundaki tüketiciyle güvenli bir halkla ilişkiler ilişkisi kurmasına hizmet edebiliyor.
Bu nedenle sermayenin cazla kurduğu ilişkinin her zaman sanatsal üretimi destekleyen bir ilişki olarak işlemediği; kimi durumlarda müziği ehlileştirerek onun ifade alanlarını kredi kartı kampanyaları ve banka logolarının gölgesinde finansal bir statü sembolüne dönüştürdüğü söylenebilir.
Türkiye’de cazın son yıllarda giderek artan ölçüde “jazzwashing” aracılığıyla lüks bir tüketim nesnesine ve elitist bir statü sembolüne indirgenmesi, sermayenin kültürü ehlileştirme eğiliminin bir sonucu olarak okunabilir. Finans kuruluşları ve büyük kurumsal markalar tarafından kültürel bir meşruiyet aracı olarak kullanılabilen bu yaklaşım, müziği özgürleştirici bağlamından kopararak seçkin bir yaşam tarzının prestijli fonuna dönüştürme riski taşıyor.
Kültürel kamusal alanların daraldığı bu iklimde cazın sterilize edilerek evcilleştirilmesi, egemen pazar mekanizmalarının radikal olanı zararsızlaştırma eğiliminin bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Ancak müziğin kendi iç dinamikleri ve sanatın doğasındaki evcilleştirilemez öz, bu sentetik ve ambalajlanmış kuşatmayı kırabilecek güçlü bir potansiyel barındırıyor.
Bugünün halkla ilişkiler odaklı, risksiz ve marka imajını güçlendirmeye dönük pazarlama stratejilerine karşı verilecek varoluş mücadelesi yalnızca nostaljik bir reddetme tavrıyla sürdürülemez. Bu kuşatmayı aşmanın yolu, piyasa tahakkümüne boyun eğmeyen, kendi ekonomisini ve bilinçli dinleyicisini yaratabilen özerk alternatif mekanizmaların inşasından geçiyor. Bu karamsar tabloya rağmen Türkiye caz sahnesinde dipten gelen güçlü ve aydınlık bir dalga da hissediliyor. Çeşitli akademik kurumlardaki caz departmanlarının kökleşmesi, yalnızca teknik açıdan güçlü icracıların değil; cazın tarihsel, sosyolojik ve felsefi arka planıyla daha sistematik biçimde ilişki kurabilen yeni bir kuşağın yetişmesine zemin hazırlıyor.
Konservatuvarların ve akademik atölyelerin sunduğu bu çok katmanlı teorik formasyon, ezberci icra alışkanlıklarını kırarak müziğin analitik yönünü güçlendirme ve cazın bağımsız bir sanat formu olarak ele alınmasını destekleme potansiyeli taşıyor. Bu entelektüel birikim yalnızca enstrüman hâkimiyetini artırmakla kalmıyor; müziğin ardındaki tarihsel hafızayı, protest kökleri ve toplumsal bağlamı kavrayan daha bilinçli bir icracı profilinin oluşmasına da katkı sunuyor.
Akademik altyapıyı canlı performans alanlarıyla buluşturan bağımsız üretim biçimlerinin sahnelere yansıması, bağımsız kolektiflerin ve disiplinler arası yeni köprüler kuran iş birliklerinin giderek yaygınlaşmasıyla görünür hâle geliyor.
Mekânların erişilmez lüks restoranlara evrildiği, ana akım festivallerin ise gişe garantisi arayışıyla caz icracılarını sahnenin dışına itebildiği bu daralan denklemde, yeraltı sahnelerinde ve bağımsız atölyelerde ortaya çıkan inisiyatifler hayati bir nefes alanı oluşturuyor.
Bu yeni nesil projeler, cazı yalnızca teknik bir icra pratiği olmaktan çıkarıp görsel sanatlar, çağdaş dans, dijital medya ve edebiyatla ilişki kuran daha geniş bir perspektife taşıyabilir. Geleneksel formların sınırlarını zorlayan bu melez anlatım biçimleri, dinleyiciye tek boyutlu bir dinleme deneyiminden daha fazlasını; zihinsel ve duyusal bir keşif alanını vaat ediyor.
Sanatçıların kolektif bilincinden beslenen böylesi organik bir dayanışma ağı, sermayenin gölgesine ya da kurumsal şemsiyelere sığınmadan, müziğin dinleyiciyle doğrudan buluşabileceği özerk alanların inşasına zemin hazırlayabilir.
Katkılarından dolayı İpek Göztepe'ye teşekkür ederim.
Dinleme önerisi
(ECS/NÖ)

Kaynaştıran ve bağdaştıran dil ܠܶܫܳܢܳܐ ܡܕܰܒܩܳܢܳܐ
Dil, insanın yalnızca konuşma aracı değil, insanları birbirine bağlayan görünmez bir köprüdür. İnsanlar kelimeler aracılığıyla düşüncelerini paylaşır, duygularını ifade eder, farklılıklarını müzakere eder ve ortak bir anlam dünyası kurarlar. Bu nedenle bir dilin toplumsal değeri, yalnızca ne kadar çok şey anlattığıyla değil, insanları birbirine ne ölçüde yaklaştırdığıyla da ölçülmelidir.
Süryanicede ܕܒܰܩ (dbāq) kökü, bu açıdan son derece zengin ve düşündürücü bir anlam alanına sahiptir. Kaynaştırmak, lehimlemek, bağdaştırmak, yapıştırmak, bir arada tutmak; bağlanmak, tutunmak, tâbi olmak; izlemek, takip etmek, peşinden gitmek; uymak, devamlılık göstermek, sürdürmek ve riayet etmek gibi anlamlara açılır. Bunun yanında bir şeye erişmek, ulaşmak, yetişmek, katılmak, dâhil olmak, uyum sağlamak, aynı fikirde olmak, uzlaşmak ve mutabık kalmak gibi sosyal ilişkileri doğrudan ilgilendiren anlamlar da taşır.
Bu anlam zenginliği, ܕܒܰܩ (dbāq) kökünü yalnızca fiziksel bir “yapışma” eylemi olmaktan çıkarır; onu ilişki, bağlılık, bütünlük, uyum ve uzlaşma kavramlarıyla buluşturur.
Nitekim ܕܰܒܽܘܼܩܳܢܳܐ (dabūqanā) “yapıştırıcı, tutkal” anlamına gelir. Bir şeyi diğerine bağlayan, ayrılmış parçaları birbirine tutturan bir maddeyi ifade eder. ܡܕܰܒܩܳܢܳܐ (mdabqanā) ise şifa desteği veren, pansuman yapan, yarayı saran kişi anlamına gelir ve aynı zamanda yukarıda sayılan anlamların faili ve öznesi olarak düşünülebilir.
Buradan hareketle ܠܶܫܳܢܳܐ ܡܕܰܒܩܳܢܳܐ (leşana mdaqanā) ifadesi, yalnızca “birleştiren dil” şeklinde dar bir anlamla sınırlandırılmamalıdır.
Bu ifade daha geniş anlamıyla “Kaynaştıran, bağdaştıran, bir arada tutan, uyum sağlayan ve kırılmış olanı yeniden birleştiren dil” olarak okunabilir.
Burada dil ile tutkal (zamk) arasında güzel bir metaforik bağ ortaya çıkar.
Tutkal parçaları bir arada tutar; dil insanları. Lehim kopmuş parçaları birleştirir; dil kopmuş ilişkileri. Pansuman yarayı sarar; dil incinmiş gönülleri. Bağlılık süreklilik sağlar; dil ortak hafızayı. Uzlaşma farklılıkları yok etmez; dil farklılıklar arasında köprü kurar.
Bu bakımdan kaynaştıran dil, yani leşana mdabaqnā ܠܶܫܳܢܳܐ ܡܕܰܒܩܳܢܳܐ, toplumsal hayat için önemli bir dil idealini temsil eder: Farklılıkları ortadan kaldırmadan insanları birbirine yaklaştıran bir dil.
Çünkü toplum herkesin aynı düşündüğü bir yer değildir. Aksine, toplum farklı düşüncelerin, farklı tecrübelerin, farklı hafızaların ve farklı hayat biçimlerinin bir arada yaşadığı bir alandır. Böyle bir ortamda asıl mesele farklılıkları yok etmek değil, farklılıklarla birlikte yaşayabilmenin dilini kurabilmektir.
İşte ܕܒܰܩ kökünün “uyum sağlamak, aynı fikirde olmak, uzlaşmak ve mutabık kalmak” anlamları burada önem kazanır. Ancak uzlaşmak, herkesin aynı düşünmesi demek değildir.
Gerçek uzlaşma farklı düşüncelerin birbirini yok etmeden yan yana durabilmesidir. Mutabakat farklılıkların silinmesi değil; ortak bir zeminin bulunmasıdır. Uyum ise tek tipleşmek değil, farklı seslerin aynı toplumsal bütünlük içinde birbirini tamamlayabilmesidir.
Bu nedenle leşana mdaqana ܠܶܫܳܢܳܐ ܡܕܰܒܩܳܢܳܐ, yalnızca “kaynaştıran ve birleştiren” değil, birlikte yaşama kültürünü mümkün kılan bir dil olarak da düşünülebilir.
Öte yandan ܕܒܰܩ kökünün “izlemek, takip etmek, peşinden gitmek, uymak ve devamlılık göstermek” anlamları da dikkate değerdir. Çünkü toplumsal bağ yalnızca birbirine yakın durmakla oluşmaz. Bir ilişkiyi ayakta tutmak için sadakat, süreklilik, sorumluluk ve riayet gerekir.
Bir toplumun değerleri de böyledir. Sadece güzel sözlerle yaşatılamazlar. Onların devamlılık kazanması, insanların bu değerleri günlük hayatlarında sürdürmeleri ve gereğini yerine getirmeleriyle mümkündür.
Bu açıdan dil, yalnızca insanları birbirine bağlamaz; insanları ortak değerlere de bağlar.
Aynı şekilde ܕܒܰܩ kökünün “erişmek, ulaşmak, yetişmek ve dâhil olmak” anlamları da dilin toplumsal işlevini genişletir. Bir dil insanları yalnızca birbirine bağlamakla kalmaz; onları ortak bir anlam dünyasına dâhil eder. İnsan dil aracılığıyla bir hafızaya, kültüre, topluma ve ortak geleceğe ulaşır.
Bu nedenle anadili yaşatmak, yalnızca kelimeleri korumak değildir.
Bir hafızaya tutunmaktır. Bir kültüre bağlanmaktır. Bir toplumsal sürekliliği sürdürmektir. Geçmiş ile gelecek arasında bağ kurmaktır. İnsanları ortak bir anlam dünyasına dâhil etmektir.
Belki de günümüzde toplumsal alanda en fazla ihtiyaç duyulan şeylerden biri, tam da böyle bir ܠܶܫܳܢܳܐ ܡܕܰܒܩܳܢܳܐ leşana mdaqana anlayışıdır. Bu anlayışın kaynaştıran dilidir. Çünkü sözler bazen ayırabilir; ama sözler aynı zamanda birleştirebilir.
Bir dil öfkeyi büyütmek yerine anlayışı çoğaltabilir.
Nefreti ve kini derinleştirmek yerine diyaloğu güçlendirebilir.
Kırgınlığı kalıcı hâle getirmek yerine gönülleri yeniden birbirine yaklaştırabilir.
Böyle bir dil farklılıkları inkâr etmez; onları bağdaştırır.
Çatışmaları yok saymaz; onları uzlaşma zeminine taşır.
Yaraları gizlemez; onları sarar ve iyileşmeye alan açar.
İşte bu noktada ܡܕܰܒܩܳܢܳܐ mdabqana kavramının “yarayı saran, pansuman yapan ve şifa desteği veren” anlamı son derece anlamlı bir toplumsal metafora dönüşür.
Toplumun da yaraları vardır. Kırılmış güvenler, yarım kalmış ilişkiler, önyargılar, ayrışmalar, dışlanmalar ve unutulmuş acılar…
Bunların hepsi yalnızca hukukla veya siyasetle iyileşmez. Bazen insanın insana yeniden yaklaşmasını sağlayacak onarıcı bir dile ihtiyaç vardır.
Belki de gerçek anlamda ܠܶܫܳܢܳܐ ܡܕܰܒܩܳܢܳܐ leşana mdabaqnā, tam burada doğar: İnsanları birbirine yapıştıran değil, birbirine bağlayan; farklılıkları yok eden değil, bağdaştıran; yaraları örten değil, onları sarıp iyileştiren; insanı kendisine kapatan değil, ötekine yaklaştıran bir dil.
Böyle bir dil yalnızca iletişim kurmaz. Bağ kurar. Uyum yaratır. Uzlaşma zemini hazırlar. Kopmuş olanı yeniden birleştirir. Yaralanmış olanı sarar. Ve insanları ortak bir geleceğe doğru birlikte yürümeye davet eder.
Belki de dilin en yüce toplumsal görevi budur: İnsanları aynılaştırmak değil, farklılıklarıyla birlikte birbirlerine bağlamak.
Çünkü hakiki birlik herkesin aynı olmasıyla değil; farklı olanların birbirinden kopmadan birlikte yaşayabilmesiylegerçekleşir.
Ve bu anlamda leşana mdaqan ܠܶܫܳܢܳܐ ܡܕܰܒܩܳܢܳܐ, yalnızca “kaynaştıran ve bağdaştıran dil” değildir. O, insanı insana; geçmişi bugüne; hafızayı geleceğe; kırılmış olanı bütüne bağlayan dildir.
(YB/NÖ)

272: “Ne olur anlat, sana ne oldu?”
“Öyle bir tutkuyla yerini aldın ki arafta, geride kalanlar da artık seninle aynı tarafta…”
Avukat ve yazar Mehmet Ali Başaran’ın son kitabı “272”, şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden 17 yaşında mülteci bir emekçi çocuğun ölümüyle okuru yüzleştiriyor.
Mahremiyetine saygı duyduğu için çocuğun ve ailesinin ismini açıklamıyor Başaran. Hem bir avukat hem neredeyse gazeteci özeni ile fakat asıl olarak insani bir yerden, büyük bir titizlikle yürütüyor kalemini.
Sayfalar arasında ilerlerken tutanaklara, otopsi raporlarına, iddianameye, çocuğun son anına ilişkin kamera kayıtlarına dalıyorsunuz. İlerledikçe yalnızca polisiye olarak araştırılması gereken şüpheli bir ölümü değil, çeşitli nedenlerle ülkesini terk etmek zorunda kalan mültecilerin başka bir ülkede hayata tutunma çabasını da görüyorsunuz.
Yazar kimi zaman mülteci çocukla dertleşiyor. Ona, “Ne olur anlat, sana ne oldu?” diyor. Kimi zaman da kendi dertlerini paylaşıyor.
Çoğu kez utangaç, mahcup, yarı suçlu gibi kullanıyor kelimelerini. Peki bu çoğu zamanlar hangi zamanlar?
Genelde ölen kız kardeşine çok benzeyen ablayla görüştüğünde, anne ve babayla konuştuğunda…
Yazar kitabın adını “272: Şüpheli Bir Ölüm Üzerine Kovuşturma” koymuş. Fakat okurken bunun kovuşturmadan öte bir konuşma hali olduğunu hissediyorsunuz. Kimi zaman monolog, kimi zaman çoklu bir diyalog kuruyor okurla.
Belki de kitabın en güçlü yanı burada başlıyor. Çünkü Başaran yalnızca “Ne oldu?” sorusunun peşinden gitmiyor. “Bu ölüm neden bu kadar kolay unutulabilir?” diye de soruyor. Bir çocuğun hayatının, bir tutanakta birkaç satıra, bir otopsi raporunda birkaç bulguya, bir kamera kaydında birkaç saniyeye dönüşmesine itiraz ediyor.
bianet’in her yıl hazırladığı erkek şiddeti çetelesine göre sadece Temmuz 2026’da 39 kadının ve 8 çocuğun ölümü basına şüpheli olarak yansıdı.
Şüpheli derken faili meçhul cinayetleri kast etmiyoruz. Diyelim bir kadın balkondan düştü ve öldü. Bu kitapta olduğu gibi bir çocuk denize düştü ve öldü. Gerçekten düştü mü, itildi mi?
Çoğu vakada biliyorsunuz ki şüpheli çocuk veya kadın ölümleri, eğer aileler mücadele ederse bir faile götürebiliyor, gerçeğe yaklaştırıyor.
Yazar elbette kitabı kurgularken mülteci çocuğun ölümünün cinayet olduğunu iddia etmiyor. Fakat çok kuvvetli bir şekilde gerçeğin açığa çıkmasını istiyor.
Gerçekten denize düştü mü? İtildi mi?
Belki de kitabın bütün ağırlığı bu iki sorunun arasında duruyor.
Kendi çocuklarına bakarken ona karşı kendisini sorumlu hissediyor. Kızını severken ona karşı kendisini sorumlu hissediyor. Kendi ailesiyle zaman geçirirken kendisini ona karşı sorumlu hissediyor.
Bir çocuğun ölümünün ardından duyulan sorumluluk, yalnızca o çocuğun ailesine ait değilmiş gibi. Kitabı okurken bu duygu size de bulaşıyor. Çünkü bir yerde, “Ben olsaydım ne yapardım?” sorusunu sormaya başlıyorsunuz.
Kitabı alır almaz yazarına “272'nin anlamı ne?” diye sordum. “Okuyunca anlarsın” dedi. Siz de okuyun.
"272" hepimizde var.
(EMK)

Fetüs’ün söyledikleri
Genetikçiler şimdi ne derlerse desinler, boş bir levhayım ben, ya da öyle idim. Ama kaygan, gözenekli bir levhayım, ….; günden güne büyüyen, büyürken kendi kendine üzerini yazıyla dolduran ve böylece boş yerleri azalan bir levhayım.”
Bir fetüsün gözünden —daha doğrusu içeriden— yaşamı anlatmak. Bence müthiş bir fikir!
Ian McEwan’ın Fındık Kabuğu’nda yaptığı tam da bu!
Peki, gerçekten doğarken boş bir levha olarak mı doğuyoruz? Yoksa modernitenin kurumları ve iktidar ilişkileri içinde bize aktarılan bilgilerle mi yaşamı anlamlandırıyoruz?
Rahme nasıl düştüğümüzden, ne şekilde büyü(tül)memiz gerektiğine, hangi ilaçları alıp hangi yemekleri yememiz gerektiğine, neyi dinleyip neyi dinlemememiz gerektiğine kadar her şey belirlenmiyor mu?
Kaç çocuk doğurmamız gerektiğini, hangi cinsi doğuracağımıza ve nasıl doğurmamız gerektiğini belirleyen şey tam da bu kurumlar ve iktidar aygıtları değil mi?
Trudy’nin içinde büyüttüğü fetüs kendi “iradesi” ve tırnaklarıyla doğuma karar vermiş.
Anne karnında kendi sorularıyla uğraşadursun; doğumuyla birlikte kimi popüler psikoloji söylemleri de devreye giriyor: gebelik travmalarından anneannemin yaşadığı kuşaklararası travma aktarımlarına, lohusalık hâllerinden “iyi anne” olmanın göstergelerine, “Sütün gelmiyorsa çocuğu içselleştirmemişsin!” suçlamalarına kadar… Heteronormatif aile modellerinden cinsiyet rolleriyle bezenmiş aile tipolojilerine, bebeği hangi kanguruyla taşırsan “güvenli bağlanmayı” kuracağına kadar her şey belirlenmiş değil mi?
Bundan on yıl önce başka şeyler söylenmiyormuş gibi, bugünün doğrularına iman etmemizi isteyen bu sistemin içine doğan çocuklar sahiden bir tabula rasa (boş levha) olarak mı doğmuş oluyorlar, yoksa üzeri her şey ve herkes tarafından karalanan bir levha mı?
Gerçekler iktidarın rengini, desenini, şeklini alıyor; gerçek, gerçek olmaktan çıkıyor, doğrular anlamını yitiriyor.
Bana kalırsa hiçbirimiz boş bir levha olarak doğmuyoruz. Önce John’ın şiirleri yazıldı o levhaya; sonra Trudy ve Claude gelip kendi karanlıklarıyla üzerini kapattılar…
Tırnağımızdan güç alıp o levhayı sularla temizlemeye çalıştık; üzerine yeniden şiirler yazılsın diye…
(AÖ/NÖ)

Hak odaklı bir staj deneyimi
Kendi okulumda göremediğim güvenli alanı bianet’te deneyimlemiş olmak bana iş ve kurumsal hayata karşı yeni bir bakış açısı da kazandırdı: Alternatif bir profesyonel yaşam mümkünmüş!
bianet ile tanışmam 2025 yılının mart ayına uzanıyor. Henüz üniversitede 1. sınıf öğrencisiydim. Arkadaşlarımın yayın sürecinde yer aldığı, üniversitemdeki bir kulübün dergisi, sosyal medya hesabından bianet ile “Gazetecilik atölyesi” düzenleyeceklerini duyurdu. Bana da arkadaşım katılıp katılmayacağımı sordu. Atölyeden yaklaşık bir hafta önce 8 Mart’tı ve “bianet” ismi bana eylem haberlerinden tanıdık gelmişti. Bir değişiklik olsun diye atölyeye katıldım.
Atölye esnasında ve bittikten sonra hayatımda ilk defa deneyimlediğim bir aydınlanma ve heyecan yaşadım: Ben gazeteci olmak istiyorum. Eve gider gitmez bianet’in neredeyse tüm haberlerini okumaya çalıştığımı hatırlıyorum. Sanki kitap okuyormuşum gibi haber okuyordum. Yaklaşık 20 sene önceki haberleri bile inceliyordum. Dijital ortamda gördüğüm kocaman üretim arşivi beni büyülüyordu. Bilgiyi yaymak, hak odaklı anlatımı sahiplenmek, insanların yaşadıklarını görünür kılmak, yanından geçtiğimiz ama hikâyesini bilmediğimiz insanları anlatmak bana her şeyin erimeye başladığı ve monotonlaştığı çağda hayatımın nihai amacı gibi gelmeye başladı. Amaçtan çok, kalbimi heyecanlandıran bir alan gibi.
Bu sene temmuz ayının başında bianet’ten staj kabulü aldığımı öğrendiğimde aklıma hemen bir sürü haber fikri gelmeye başladı. O kadar heyecanlı ve üretmeye açtım ki, gördüğüm her şeyi ve herkesi haber malzemesine dönüştürmeye çalışıyordum. Dostlarımı dinlerken bile durum böyleydi. bianet’teki staj süremde de üretme heyecanım hiçbir zaman azalmadı. Çevremi ve dünyayı açığa çıkarılmayı bekleyen “haber konuları” olarak görmeye başlamıştım. Sabah vakitlerinde bianet’in Cihangir’deki ofisine giderken bile yolda ve toplu taşımada gördüğüm insanları gözlemliyor ve kendi kendime haber fikri üretmeye başlıyordum. Bunu zorunda hissettiğim için değil, bianet’te fikirlerime alan açıldığını bildiğim için yapabiliyordum.
Görünmeyeni görünür kılmak
Staj süremde en çok etkilendiğim olaylardan biri, sıcak havalarda fiziksel iş gücünü kullanarak sahada çalışan işçilerle yaptığım haberde bir inşaat işçisinin bana “Görünmeyeni görünür kılanlara elimizden ne gelirse destek oluruz, yeter ki derdimizi dinleyecek birini bulalım” demesiydi. Bu mesajı aldığımda gece geç bir saatti, çok duygulandım, üzerimde büyük ve anlamlı bir sorumluluk hissettim ve o gece haberimi bitirdim. “İyi ki bu mesleği yapmaya çalışıyorum” dediğim ilk andı. İlerleyen günlerde de hem İranlı kadın bir gazeteci ile hem de Afganistanlı bir kadın ile yaptığım haberler sayesinde, uluslararası kadın deneyimlerini aktarmanın ve sınırları aşan bir gazetecilik deneyiminin heyecanını yaşadım.
Bir aylık stajım boyunca tek bir gün bile kendime “Benim burada ne işim var?” demedim. Her gün, her sabah eğer aklımda yeni bir fikir varsa heyecanla ofise geliyordum ve toplantıda hemen aklımdakileri söylemek istiyordum. Tabii ki bu bahsettiklerimin kendi tutkularım ve gelecek hayallerimle de ilgisi var fakat en büyük krediyi bianet çalışanlarına vermek istiyorum. Kendimi ve aklımdakileri, eminim ki diğer stajyerler de böyle düşünüyordur, ifade edebileceğim güvenli bir alan sağladığınız için ne kadar teşekkür etsem az kalır. Kendi okulumda göremediğim güvenli alanı bianet’te deneyimlemiş olmak bana iş ve kurumsal hayata karşı yeni bir bakış açısı da kazandırdı: Alternatif bir profesyonel yaşam mümkünmüş!
Hayatımdaki en üretken ve en verimli ayı geçirdim ve bunda etkiniz olduğu için kendimi çok şanslı hissediyorum. bianet haber merkezindeki istisnasız her bir editör ve gazeteci bana karşı çok iyi birer öğretmen oldu. Her birinin verdiği geri dönüşleri dinlerken kalbim heyecanla çarpıyordu çünkü hem bu mesleği yapmayı ne kadar çok istediğimi fark ediyordum hem de öğrenmeye ve anlamaya çok açık hissediyordum.
Ek olarak, Elanur Birinci’ye ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Staja başlamadan önce de sahada olmak ve sahada gazetecilik yapmak en büyük isteklerimden biriydi. Bana sahada gazeteciliğe dair her şeyi öğrettiği için çok teşekkür ederim. Beraber yapmaya çalıştığımız sokak röportajını, güneşin altında saatlerce eylem haberi yapmaya çalışmalarımızı (o zamanlar ne kadar yorulmuş ve tükenmiş olsak da) şu an en keyifli anılarımdan bazıları olarak görüyorum.
Tekrar herkese her şey için teşekkür ederim. Bende bıraktığınız izi asla unutmayacağım. (Arkadaşlarım bianet hakkında konuşmamdan sıkıldılar bile…)
Özgür günlere, sevgiyle.
(EÖ/NÖ)

Promptır operatörü mü olsak?
Siyasetçiler için “promptırsız konuşma” başlı başına bir beceri olarak kabul edilir oldu. Böyle konuşabilenler “serbest gezen organik siyasetçi” diye anılıyormuş. Diğerlerinde konuşmanın temposu hep aynı, malum. Özellikle daha küçük salonlarda yapılan konuşmalarda belirlenmiş anlarda es vererek bir sağa bir sola doğru bakılarak hitap edilmesinin nedeni de bu promptırlar. Metin iki yana yerleştirilmiş camların üzerinden akıyor, biz de “hafızaya bak be” diyerek izliyoruz. Sadece bizde değil, her yerde var. İyice dikkat ettim, en geniş camlar Trump’ta. Üstelik onun önünde bir de kurşungeçirmez cam kafes var. Camdan metni okuyup, camdan kafeste dans ede ede takılıyor.
Bu teknoloji daha önce de vardı tabii. Kamera kadrajlarının bu denli hassas takibinin yapılmadığı zamanlarda siyah kutu olarak görünen bu aletler zamanla şeffaflaştı. Bizim baktığımız taraftan boş cam gibi görünenin diğer yüzünde cümleler akıyor. Ama kadrajlar öyle bir ayarlanıyor ki bu camlar bile görünmüyor.
Ben de bir ara kafayı taktım, konuşma yapanın gözlüğü varsa ona bakmaya başladım. Gözlüğün camındaki yeşillikten anlıyordum promptır camından okuduğunu. Sonra gözlük camlarını değiştirdiler, akan yazıları takip edemez oldum.
Büyük mitinglerde, pist uzun ve kamera açısı da genişken nasıl yapılıyor acaba diye merak ettim bu defa. Kameraların geçişlerini, konuşmacıların göz hareketlerini izlemeye başladım. Sahnenin önünde ses sistemi gibi görünen o büyük siyah kutuların üstünden akıyormuş meğer sözler. Ha, bütün bunları anladım da ne oldu derseniz, elbette bir şey olmadı.
Bir yandan da yine siyasette “promptır kazası” diye bir laf türedi. Devlet Bahçeli’nin derin mesajını hâlâ çözemediğimiz "İki Keklik" türküsünün sözlerini meydanlarda okumaya çalışırken yaşananları hatırlayanlar vardır. Düşe kalka okunan dizelerden sonra kitlede derin bir sessizlik oldu, ardından alkış sırasını işaret edenler sayesinde anlamadığını uzun uzun alkışladı meydan. Böyle daha niceleri oldu, ama bugünkü mesele başka.
Bunca ayrıntının peşine düşmeme rağmen “promptır operatörlüğü” diye bir işin varlığından haberdar değildim. Meğer bu çok önemli bir işmiş. Geçen hafta ABD’de Trump’ın promptır operatörüne dava açılmış. Aklınıza “derin” müdahalelerin neferi, seçim öncesi dili sürçsün diye yerleştirilmiş bir ajan falan gelmesin. Mesele çok daha eğlenceli. Başta ABD’de olmak üzere hayata dair her şeyin bahis konusu olması sayesinde işler çok renklenmiş, biz pek anlamamışız.
Bu promptır operatörü, Trump’ın bir sonraki konuşmasının genel çerçevesinin ne olacağına dair kupon yapmış. Eh, o kadar metni göre göre bir “bilgi” oluşmuş adamda tabii. Basmış parayı, almış ödülü. Kim hangi vesileyle, ne yolla bulduysa adamı bulmuşlar. Gizli Servis, adamın bebekliğinde hangi mamayla beslendiğinden başlayarak araştırmış, soruşturmuş. Ortaya çıka çıka basit bir bahis tutkusu çıkmış. Bir miktar para cezası ve kamu hizmetine girme yasağı ile paçayı kurtarmış.
Bu haberi okuyunca kısa zaman önce Fransa’da hava sıcaklığına dair bahis kuponu yapan meteoroloji çalışanı aklıma geldi. Bence bu adamın yaptığı daha kötü. Çünkü meteoroloji tahminleriyle oynayıp sonra da “hava 40 dereceyi geçecek” iddiasına para yatırmış. Elbette kazanmış! Ama bu bildiğin şike değil mi? Bahis oynamanın da bir adabı, bir raconu yok mu? Bu bahisçiliğe sığar mı? Neyse, o kişiyi de her nasılsa bulmuşlar, işten atmışlar, dava açmışlar.
Bizde neler olmuş diye kısa bir tarama yaptım. Tam böyle olmasa da “dolar guru şuraya çıkacahmış da buraya çıkacahmış da bunlar da paraları toplayacahmış” içerikli konuşma yapılırken tam olarak denilenlerin yaşandığına dair kimi karnından konuşan haberler vardı ama şöyle şeksiz, şüphesiz, şikesiz, eğlencelik bir bahisçi memur haberi bulamadım ne yazık ki.
(ÖE/NÖ)

Herkes için normal hiç oldu mu?
Normal dediğimiz şey
Bir ülkede olağanüstü olan ne zaman olağanlaşır? Önce bir istisna olarak ortaya çıkar. Sonra tekrarlanır. İnsanlar alışır. Bir süre sonra nedenini sormazlar. En sonunda “zaten böyle” denir. Böylece olağanüstü olan, hukuken olağan hâle gelmeden hayatın olağanı olur.
Fakat Türkiye açısından bundan önce sorulması gereken daha temel bir soru var: Olağan dediğimiz şey gerçekten herkes için olağan mıydı?
Belki de mesele, son yıllarda normalin bozulmuş olması değildir. Daha zor bir gerçekle yüzleşmek gerekir: Türkiye’de yüz yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca herkes için eşit, özgür ve demokratik bir normal hiçbir zaman tam olarak kurulmadı.
Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte yeni bir siyasal topluluk ve yeni bir yurttaşlık ilişkisi yaratılmak istendi. Ancak bu ilişkinin sınırları, farklı kimliklerin ve toplumsal varoluş biçimlerinin eşit biçimde tanınması üzerinden değil, büyük ölçüde ortak ve homojen bir ulusal bütünlük fikri üzerinden kuruldu. Farklılıklar, siyasal çoğulluğun kurucu unsurları olarak kabul edilmek yerine ortak bir kimlik içinde eritilmeye çalışıldı.
Kürt meselesinin Cumhuriyet dönemindeki biçimi de bu tarihsel zeminde şekillendi. Dolayısıyla onu yalnızca son elli yılın silahlı çatışmasıyla açıklamak, sorunun tarihsel derinliğini eksiltir. Çatışma başlamadan önce de çözülmemiş bir mesele vardı: Cumhuriyetin yurttaşlık ilişkisi farklılıklarla nasıl yaşayacaktı?
Bu soru çözülemedi.
Kürtlerin dili, kimliği, siyasal iradesi ve kolektif varlığı uzun dönemler boyunca güvenlik ve bütünlük perspektifinden ele alındı. Böylece bir yurttaşın kendi kimliğiyle kamusal alanda var olabilmesi, herkes için geçerli olması gereken demokratik bir hak olmaktan çıkıp devletin izin verdiği sınırlar içinde tartışılan bir meseleye dönüştü.
Sorun yalnızca belirli politikaların varlığı değildi. Daha derindeki mesele, istisnanın zamanla normalin içine yerleşmesiydi.
Çatışmasızlık normalleşme midir?
Son elli yıldaki çatışma, bu tarihsel zeminin üzerine yeni bir katman ekledi. Silahlı çatışma yalnızca ölümler ve yıkımlar yaratmadı; devletin yurttaşla ilişkisini, hukukun sınırlarını, siyasetin dilini ve toplumun korkularını dönüştüren kalıcı bir yönetme biçimi üretti.
Güvenlik gerekçeleri genişledi, istisnai uygulamalar süreklilik kazandı, siyasal talepler tehdit kategorileri içinde değerlendirildi. Böylece kuruluş döneminden miras kalan eşitsizliklerle çatışmanın ürettiği güvenlikçi düzen birbirini besleyen iki katmana dönüştü.
Bu nedenle bugün karşı karşıya olduğumuz mesele yalnızca çatışmanın nasıl sona ereceği değildir.
Çatışma sona erdiğinde geriye nasıl bir Cumhuriyet kalacak?
Çünkü silahların susması, çatışmanın ürettiği siyasal ve kurumsal düzenin kendiliğinden sona ermesi anlamına gelmez. Güvenlik refleksleri, hukuk anlayışı, kurumsal alışkanlıklar ve toplumun korkuları bir gecede ortadan kalkmaz. Çatışmasızlık, eski düzenin daha düşük yoğunlukta sürdürülmesi biçimini de alabilir.
Bu yüzden çatışmasızlık ile demokratik normalleşmeyi birbirinden ayırmak gerekir. Çatışmasızlık demokratikleşmenin kendisi değil, demokratikleşmenin mümkün olabileceği alanın açılmasıdır.
Çünkü alışılmış olanla normal olan aynı şey değildir. Bir uygulamanın uzun süre devam etmesi onu demokratik, meşru ya da adil kılmaz; yalnızca ona alışmamızı sağlar.
Eski normale dönmek yeterli mi?
Demokratik bir toplumda normal, çoğunluğun alıştığı hayat biçimi değildir. Normal herkesin hak ve özgürlüklerinin güvence altında olduğu, farklılıkların tehdit değil, çoğulluğun parçası sayıldığı ve devletin yurttaş karşısındaki gücünün hukukla sınırlandığı ortak yaşam zeminidir.
Bu ölçüyle baktığımızda Türkiye’nin geçmişteki normali herkes için aynı değildi. Birileri için devletin güvenlik refleksleri olağan hayatın parçasıyken, başkaları için aynı refleksler sürekli bir baskı ve güvensizlik anlamına gelebiliyordu. Bir kesim için siyasal hayatın olağan akışı olan şey, başka bir kesimin hayatında kalıcı bir istisna hâli yaratabiliyordu.
O hâlde mesele yalnızca eski normale dönmek olamaz.
Çünkü herkesin dönebileceği ortak bir demokratik geçmiş yoksa, restorasyon demokratikleşme anlamına gelmez. Restorasyon eski düzeni yeniden işler hâle getirmeyi amaçlar. Demokratik dönüşüm ise eski düzenin kendisini sorgular: Neden bazıları eşit yurttaşken bazıları eşitliğin sınırında tutuldu? Neden bazı acılar ortak hafızanın parçası sayılırken bazıları görünmez kaldı? Neden devletin güvenliği, yurttaşın özgürlüğünün önüne bu kadar uzun süre geçirildi?
Bu sorular geçmişi anlamak kadar geleceğin nasıl kurulacağını belirlemek açısından da önemlidir.
Demokratik Cumhuriyet ve demokratik toplum
Demokratik Cumhuriyet yalnızca demokratik kurumların varlığıyla kurulmaz. Anayasal hakların toplumsal yaşamda karşılık bulması, devlet ile toplum arasında yeni bir ilişkinin kurulmasını gerektirir.
Demokratik Cumhuriyet devletin yurttaş üzerindeki iktidarını hukukla sınırlayan siyasal ve anayasal çerçevedir. Demokratik toplum ise insanların yalnızca devlet karşısında hak sahibi olmaları değil, kendi yaşamlarının, kimliklerinin, ilişkilerinin ve ortak geleceklerinin öznesi olabilmeleridir.
Biri diğerinin alternatifi değildir. Demokratik Cumhuriyet hukuki ve siyasal güvenceyi; demokratik toplum ise bu güvenceyi hayata geçiren toplumsal iradeyi ifade eder.
Bu ilişkinin merkezinde eşit yurttaşlık vardır.
Eşit yurttaşlık herkesin aynı olması değildir. Farklılıkları ortadan kaldırmadan herkesin eşit haklara sahip olabilmesidir. Dilin, kimliğin, inancın, kültürün, yaşam biçiminin veya siyasal düşüncenin yurttaşlığın derecesini belirlemediği bir düzen kurabilmektir.
Bu nedenle Kürt meselesinin demokratik çözümü yalnızca Kürtlerin taleplerine ilişkin bir düzenleme değildir. Türkiye’de yurttaşlığın nasıl tanımlanacağına ilişkin daha büyük bir sorudur.
Bağımsız ve tarafsız yargı, ifade ve örgütlenme özgürlüğü, adil yargılanma hakkı, seçilmiş iradenin korunması, yerel demokrasinin güçlendirilmesi ve eşit yurttaşlık da birbirinden kopuk başlıklar değildir. Hepsi aynı temel soruda birleşir:
Devlet yurttaşı yönetilecek bir nesne olarak mı görecek, yoksa ortak hayatın kurucu öznesi olarak mı kabul edecek?
Demokratik toplum fikrinin asıl anlamı burada ortaya çıkar. Demokrasi yalnızca sandıkta oy kullanmak değildir. İnsanların örgütlenebildiği, söz söyleyebildiği, farklılıklarıyla kamusal alanda var olabildiği, karar süreçlerine katılabildiği ve kendi yaşamları üzerinde etkide bulunabildiği bir toplumsal ilişki biçimidir.
Geçmişle nasıl yaşayacağız?
Yeni bir toplumsal ilişkinin kurulması ortak hafızayı da gerektirir.
Çatışma yılları aynı ülkenin insanlarını farklı acıların içinde bıraktı. Bazı kayıplar ortak yasın parçası olurken bazıları görünmez kaldı. Bazı hikâyeler anlatılabildi, bazıları susturuldu.
Oysa demokratik toplum, herkesin aynı acıyı yaşamış olması demek değildir. Farklı acıların birbirini inkâr etmeden aynı tarih içinde tanınabilmesidir.
Hakikat geçmişi yeniden üretmek ya da intikam almak değildir. Geçmişin bugünü belirleme biçimini değiştirmektir.
Bu nedenle çatışmanın sona ermesi yalnızca güvenlik bakımından bir rahatlama olarak görülmemelidir. Aynı zamanda geçmişin ürettiği eşitsizlikleri, korkuları ve güvenlikçi yönetme biçimlerini sorgulamak için tarihsel bir eşik olarak değerlendirilmelidir.
Yeni normal
Tam da burada yeni bir normalden söz etmek mümkündür.
Fakat “yeni normal” eski düzenin biraz daha özgürleştirilmiş biçimi olmamalıdır. Herkes için ortaklaşa kurulabilecek demokratik bir yaşam zemini olmalıdır.
Bu, Cumhuriyeti reddetmek değil, Cumhuriyetin demokratikleşmesini tamamlamaktır. Cumhuriyetin yurttaşlık vaadini, kuruluşta eşit biçimde tanınmayanları da eşit yurttaşlar olarak içine alacak şekilde genişletmektir.
Yeni normal devletin sınırlandığı ve toplumun güçlendiği, hukukun güvenliğin aracı değil, özgürlüğün güvencesi olduğu, farklılığın tehdit değil, çoğulluğun kaynağı sayıldığı ve yurttaşın ülkenin geleceğinin kurucu öznesi olduğu bir ortak yaşamdır.
Bu, geçmişe dönüş değildir.
Belki de yüz yıl sonra ilk kez gerçekten ortak bir normal kurma ihtimalidir.
O hâlde bugün sormamız gereken soru “Eski normale ne zaman döneceğiz?” olmamalıdır.
Daha temel soru şudur:
Herkes için hiç kurulmamış bir normali birlikte kurabilir miyiz?
Belki gerçek normalleşme tam burada başlar.
Çatışmanın sona ermesiyle yetinmeyen; çatışmayı mümkün kılan ve istisnayı kalıcılaştıran düzeni sorgulayan, Cumhuriyetin demokratik niteliğini toplumsal yaşamda yeniden kuran ve insanların devlete uyum sağladığı bir normalden, devletin farklılıklarıyla birlikte yaşayan topluma uyum sağladığı bir normale geçişi mümkün kılan bir dönüşümle.
Yeni normal eski normale dönmek değil, herkesin eşit özne olduğu yeni bir ortak hayat kurmaktır.
(TAA/NÖ)

Kalp profesörü en sağlıklı baharatları açıkladı!
Prof. Dr. Muhammed Keskin, baharatları sağlık açısından değerlendirdi ve 10 üzerinden puanladı. Karabiberden zerdeçala, safrandan sumağa kadar pek çok baharatın faydalarına dikkat çeken Keskin, aşırı tüketimin ise bazı riskler taşıyabileceği uyarısında bulundu.
Muhteşem Yüzyıl'ın Valide Sultan'ı ve Hürrem yıllar sonra buluştu
Bir döneme damga vuran 'Muhteşem Yüzyıl' dizisinde birlikte rol alan Nebahat Çehre ve Meryem Uzerli, uzun bir aranın ardından yeniden bir araya geldi. İki ünlü oyuncunun sosyal medyada paylaştığı fotoğraf kısa sürede geniş yankı uyandırarak beğeni topladı.
Demirtaş’tan Melih Gökçek’e sert gönderme: O çiğnediği sakız değil, insanlık onuru
Selçuk Mızraklı’nın tahliyesini duyuran Selahattin Demirtaş, Melih Gökçek’in adliyeye sakız çiğneyerek gitmesine göndermede bulundu. Demirtaş, Gökçek için “O çiğnediği sakız değil, insanlık onuru. Ben bir defa bile çiğnemedim, çiğnetmedim de” ifadelerini kullandı.
Dikkat! Araç kullanırken bu şarkıları dinlemeyin
Bir araştırmada, Spotify’daki 30 araç kullanma ve yolculuk çalma listesinde en sık yer alan 50 şarkı tempo açısından incelendi. Araç kullanırken dinlenmemesi gereken 10 şarkı sıralandı
Köprü ve otoyollara 30 yıllık özelleştirme
Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) sorumluluğundaki 2 Boğaz köprüsü, 8 otoyol ve 2 çevre otoyolu 30 yıllığına özelleştirme programına dahil edildi
Sibel Can ve Emir Sarıgül evleniyor
Türk müziğinin efsane isimlerinden Sibel Can ile ünlü iş insanı Emir Sarıgül’ün uzun süredir gözlerden uzak sürdürdükleri ilişkilerinde son aşamaya gelindi. Çiftin 17 Eylül’de Marmaris’te düzenlenecek lüks bir düğünle evleneceği öne sürüldü
Bahçeli'den dikkat çeken Amedspor sözleri: Tehlikeli boyutlar kazanabilir
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Amedspor üzerinden yürütülen tartışmalara ilişkin yeni bir değerlendirme yaptı. Sporun kimlikle eşleştirilmesine tepki gösteren Bahçeli, "Kimlikle bütünleştirme çabaları Türkiye'yi farklı bir yere götürür. Karşılıklı tepkilerle bazı konular tekrar tehlikeli boyutlar kazanabilir" dedi
Milyoner’de yarışmacı soruyu bilemedi, Bakan Göktaş hemen paylaşım yaptı
Kim Milyoner Olmak İster? yarışmasında Sevgül Batur’a yöneltilen 100 bin TL değerindeki doğum izni sorusu dikkat çekti. Yarışmacının “12 hafta” yanıtını verdiği sorunun doğru cevabı 24 hafta olarak açıklanırken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da paylaşım yaparak çalışan annelerin doğum izni süresinin 16 haftadan 24 haftaya çıkarıldığını hatırlattı.
Seçimleri en yakın tahmin eden şirketten yeni anket!
Önceki genel seçim sonuçlarını en yakın oranlarla tahmin eden araştırma şirketlerinden Betimar’ın son anketinde dikkat çeken bir tablo ortaya çıktı. AK Parti yüzde 35,4 ile ilk sırada yer alırken Yeni Parti yüzde 20,1 ile ikinci oldu. İYİ Parti ise yüzde 9,3’e ulaşarak yüzde 9,2’de kalan DEM Parti’yi kıl payı geride bıraktı ve üçüncü sıraya yerleşti
, Yağlı güreşli düğün yaptılar: Gelin, 5 milyon değerindeki altınla kaçtı!
Muğla'da oğlunu tanıdıklar vasıtasıyla bulduğu Özbek asıllı 28 yaşındaki Mamura Burkhanova ile evlendirmek isteyen Mehmet Ateşoğlu, gelinin düğünün ardından yaklaşık 5 milyon liralık altınla kaçtığını öğrendi.
Oyuncu Nina Dobrev kırmızı halıdan kovuldu
Nina Dobrev, Venedik Film Festivali'nde bir güvenlik görevlisi tarafından kırmızı halıdan uzaklaştırıldı.
Adliyeye sakızla girdi, çıkışta ateş püskürdü: Melih Gökçek’ten ilk açıklama
Yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı iddiasıyla hakkında soruşturma başlatılan eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, şüpheli sıfatıyla yaklaşık 2 saat ifade verdi. Adliye çıkışında konuşan Gökçek, “Ben 500 sefer sıçradım ve hepsinden istisnasız takipsizlik aldım” dedi.
Ağırel ve Tayyar arasında gizli ifade polemiği: Benim ifadem sizde ne arıyor?
Şamil Tayyar’ın Melih Gökçek soruşturması kapsamında Murat Ağırel’in savcılık ifadesini okuduğunu açıklaması tartışma yarattı. Ağırel, Tayyar’a “Benim verdiğim ifade eşimde dahi yokken, sizde ne arıyor?” diye tepki gösterdi.
-
medyafaresi.com
- 3 ayrı tutuklama kararı verilen Deniz Göktaş cezaevinden seslendi: Suç makinesi dehşet saçıyor
3 ayrı tutuklama kararı verilen Deniz Göktaş cezaevinden seslendi: Suç makinesi dehşet saçıyor
“Ölü Deniz” gösterisindeki ifadeleri nedeniyle tutuklanan ve hakkında 12 yıla kadar hapis istenen komedyen Deniz Göktaş, Kadıköy’de kendisine destek için düzenlenen eyleme cezaevinden mektupla seslendi. Göktaş, “Ben bu hafta üç defa tutuklandım, hem de cezaevindeyken” dedi.
-
medyafaresi.com
- Arif Ahmet Denizolgun soruşturmasında yeni detay: Cesedi buldu, sonra sınır dışı edildi
Arif Ahmet Denizolgun soruşturmasında yeni detay: Cesedi buldu, sonra sınır dışı edildi
Süleymancıların eski lideri Arif Ahmet Denizolgun’un şüpheli ölümüne ilişkin soruşturmada, onu canlı olarak son gören ve cansız bedenini ilk bulan isimlerden Rıfat Kadiroğlu’nun geçmişi dikkat çekti. Kadiroğlu’nun yıllarca kaçak çalıştığı, 2016’da hakkında sınır dışı kararı verildiği ortaya çıktı.
Survivor yarışmacısı Floros’tan Acun Ilıcalı’ya 100 milyon dolarlık dava
Survivor Yunanistan yarışmacısı Stavros Floros’un Dominik Cumhuriyeti’nde geçirdiği ve sol bacağının bir bölümünü kaybetmesine neden olan kazayla ilgili yeni bir iddia ortaya atıldı. Floros’un, gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığını öne sürerek aralarında Acun Ilıcalı’nın da bulunduğu yapım tarafına yaklaşık 100 milyon dolarlık tazminat davası açtığı iddia edildi.
Gazeteci Oya Lale Arslan tutuklandı
Gazeteci Oya Lale Arslan, sosyal medya ve YouTube yayınları nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarından gözaltına alınmasının ardından tutuklandı.
Yunanistan'da savaş uçağı düştü!
Yunanistan'ın Tanagra Hava Üssü'nde Atina Uçuş Haftası kapsamında düzenlenen hava gösterisi, kazaya sahne oldu. Yunan Hava Kuvvetleri'ne ait iki kişilik F-4 Phantom savaş uçağı, gösteri sırasında düştü.
Kazanın ardından yangın çıkarken, bölgeden yoğun duman yükseldi. Yunan medyasına göre uçak aniden irtifa kaybetmeye ve yere çakıldı. Hava gösterisinin kazadan sadece birkaç dakika önce başladığı belirtildi. Organizatörler kazanın ardından bölgeyi tahliye etmeye başladı. Atina Uçuş Haftası askıya alındı. Mürettebatın akıbeti ise henüz bilinmiyor.
Atina Uçuş Haftası'nın Yunan ve yabancı askeri uçakların katılımıyla 5 ve 6 Eylül tarihlerinde iki gün boyunca Tanagra Hava Üssünde düzenlenmesi planlanıyordu.

Berhan Şimşek'in şiddet uyguladığı Özlem Şanver ilk kez konuştu! Şoke eden iddialar
Berhan Şimşek'le yaklaşık 9 yıl yaşayan Özlem Şanver, şiddete uğradığına dair görüntülerin ortaya çıkmasından sonra sessizliğini bozdu.
Gazeteci Enver Aysever'e konuşan Özlem Şanver, Şimşek'in CHP Genel Başkan Yardımcılığı'ndan istifasına yol açan görüntülerin 2025 yılının haziran ayına ait olduğunu söyledi.
Bu olaydan önce de şiddete maruz kaldığını ileri süren Şanver, darp raporu alarak şikayetçi olduğunu anımsattı.
"DÜZELECEK DEDİ, İNANDIM"
Berhan Şimşek'ten kaçmak için şehir değiştirdiğini öne süren Özlem Şanver, Şimşek'in peşinden gelerek kendisini ikna etmeye çalıştığını savundu.
İddialarına “'Düzelecek, özür dilerim' dedi. Tekrar bir araya geldik.” diye devam eden Şanver, Berhan Şimşek'in bu sözlerine inandığını ileri sürerek "Öyle zannediyorsunuz maalesef." diye konuştu.
"NEDEN AYRILMADIN" ELEŞTİRİLERİNE TEPKİ
Çevresinden gelen "Neden ayrılmadın?" şeklindeki eleştirilere tepki gösteren Özlem Şanver, şöyle konuştu:
“- Beni bu konuyla ilgili yargılayanlar oluyor. Yani 'Niye o zaman ayrılmadın?' Bu soruyu, bu değerlendirmeyi yapmak kimsenin hakkı değil. Niye ayrılmadım? E ayrılmadım, dayak mı yiyeyim yani? Ayrılmadım, şiddete mi uğrayayım? Biz öyle bir yerden bakamayız.”
Şanver, hukuki mücadeleyi sürdüreceğini de söyledi.
"BEN DUŞTAYKEN ÇİLİNGİRLE İÇERİ GİRDİLER"
Özlem Şanver yayında, mahkemenin uzaklaştırma kararının ardından yaşandığını ileri sürdüğü bir olayı da anlattı.
Şanver, kararın kendisine tebliğ edilmesinden iki gün sonra evde duşta olduğu sırada içeriye çilingirle girildiğini, Şimşek'in kendisine bir arkadaşı aracılığıyla "Özlem o evden çıksın, yoksa onu hapse attıracağım." diye mesaj gönderdiğini ileri sürdü.
Şanver, Berhan Şimşek'in siyasi kimliğini bir baskı aracı olarak kullandığını da savundu.
ŞİDDET GÖRÜNTÜLERİ SONRASI İSTİFA ETTİ
İstinaf mahkemesinin “mutlak butlan” kararı sonrası CHP'ye dönen Şimşek, görüntülerin ortaya çıkması sonrası Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa etmişti.

Firari FETÖ'cü Erk Acarer saklandığı delikten tehdit etti: İpinizi çekeceğiz
Mayıs 2024'te yaptığı yayında konuşan Acarer, yaptığı ajanlığı itiraf ederek "Benim yaptığım haberler Alman emniyeti ve Alman İçişleri Bakanlığı tarafından özellikle isteniyor" demişti.
Erk Acarer hakkında CHP yandaşı Birgün gazetesinde yazarlık yaptığı dönemde şehit MİT mensubu ve cenazesine katılan meslektaşlarının kimlikleri ve faaliyetlerinin ifşa edilmesiyle ilgili dava kapsamında yakalama kararı çıkartılmıştı.

Bahçeli’den yeni anayasa ve seçim kanunu mesajı: “467 rakamını ben de beklemiyordum”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, parti genel merkezinde Habertürk Ankara Temsilcisi Nasuhi Güngör’ün sorularını yanıtladı. Terörsüz Türkiye süreci, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yeni anayasa ve bölgesel iş birliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“467 RAKAMINI BEN DE BEKLEMİYORDUM”
Terörsüz Türkiye sürecinde ciddi bir sıkıntıyla karşılaşmadıklarını belirten Bahçeli, Meclis komisyonundaki görüşmelerin geniş bir uzlaşmanın oluşmasına katkı sağladığını söyledi.
Çerçeve Yasa’nın kabulünde ortaya çıkan desteği değerlendiren Bahçeli, “Doğrusu 467 rakamını ben de beklemiyordum” dedi. Bu sonucun toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini belirten MHP lideri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki aşiret liderleri, kanaat önderleri ve farklı toplum kesimlerinden partisine ziyaretlerin arttığını anlattı.
YENİ ANAYASA VE SEÇİM KANUNU ÇAĞRISI
Türkiye’nin siyasi istikrara ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne desteğini yineledi. Bununla birlikte, uygulamada ortaya çıkan bazı sorunların değerlendirilmesi ve sistemin sağlıklı işlemesi için yeni anayasa hazırlanması gerektiğini ifade etti.
Seçim kanunu ile siyasi partiler kanununda değişiklik önerisini de açıklayan Bahçeli, sistemi güçlendirecek ve aksaklıkları giderecek düzenlemelerin tartışılmasını istedi. Bu çalışmalara siyasetçilerin yanı sıra sivil toplum kuruluşları, aydınlar ve akademisyenlerin katılması gerektiğini belirtti. Düzenlemelerin yeni anayasa çalışmalarıyla uyumlu yürütülmesine dikkat çekti.
MEKKE ANLAŞMASI İÇİN GENİŞLEME MESAJI
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki Mekke Anlaşması’nı önemli bir adım olarak değerlendiren Bahçeli, diğer ülkelerin katılımıyla iş birliğinin daha güçlü hâle geleceğini söyledi.
Müslüman ülkelerin nüfus ve doğal kaynak potansiyellerini yeterince değerlendiremediğini savunan Bahçeli, Türkiye’nin liderliğinde yürütülecek çalışmaların hem ülkenin uluslararası konumunu güçlendireceğini hem de İslam dünyasına katkı sağlayacağını kaydetti.
ANKETLERE DÜZENLEME, SPORDA BİRLEŞTİRİCİLİK VURGUSU
Kamuoyu araştırmalarına yönelik eleştirilerini de yineleyen Bahçeli, bu alanda yasal düzenleme yapılmasını istedi. Toplumun doğru bilgilerle bilgilendirilmesi gerektiğini belirtti.
Amedspor üzerinden yürütülen tartışmalara da değinen MHP lideri, sporun siyasi görüş, etnik köken ve mezhep ayrımı gözetmeden herkesi birleştirmesi gerektiğini söyledi. Tribünlerdeki hareketliliğin farklı amaçlarla kullanılmasının gerilimleri artırabileceği uyarısında bulundu.

Pentagon’da “yalan makinesi” şoku: ABD’de “sızıntıyı kim yaptı?” alarmı
ABD Genelkurmay Başkanlığının üst düzey yaklaşık 50 personelinin, İran'a yönelik saldırılarla ilgili bilgilerin basına sızmasının ardından "yalan makinesi (poligraf)" testine tabi tutulduğu öne sürüldü.
"GİZLİ BİLGİLERİ İFŞA ETTİN Mİ?"
New York Times gazetesine konuşan yetkililer, İran'a yönelik devam eden saldırılarla ilgili basına sızan bilgilere dair iddialarda bulundu.
Yetkililer, saldırılar nedeniyle ABD ordusunun mühimmat sıkıntısı yaşadığına ilişkin bilgilerin basına sızmasının ardından Genelkurmay Başkanlığının üst düzey yaklaşık 50 personelinin poligraf testine tabi tutulduğunu öne sürdü.
Poligraf testinin geçen ay hem sivil hem de askeri personele yapıldığını aktaran yetkililer, bu kapsamda teste tabi tutulanlara gizli bilgileri basına ifşa edip etmediklerine ilişkin soruların yöneltildiğini belirtti.
“SON DERECE CİDDİ”
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Sean Parnell ise, konuya ilişkin yorum yapmayacağını belirtirken ulusal güvenliğe ilişkin gizli bilgilerin sızdırılmasının "son derece ciddiye" alındığını belirtti.
Geçen haftalarda ABD medyasında, İran'a yönelik devam eden saldırılar nedeniyle ABD ordusunun mühimmat sıkıntısı yaşadığına ilişkin haberler sıkça yer almıştı.

Tuğberk İmamoğlu gemisinin yeri tespit edildi: 720 metre derinde
Tuğberk İmamoğlu isimli gemi, 2 Eylül'de Silivri'nin yaklaşık 18 deniz mili güneyinde Alsu gemisiyle çarpışmış ve kısa süre içinde batmıştı. Gemide olan 10 kişilik mürettebata henüz ulaşılamadı. Arama ve kurtarma faaliyetleri Deniz Kuvvetleri unsurlarının da katılımıyla devam ediyor.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı TCG Akın kurtarma ve yedekleme gemisi tarafından yapılan çalışmalarda daha önce batığın olduğu bölge tespit edilmişti. Milli Savunma Bakanlığı da geminin yerinin belirlendiğini duyurmuştu.
720 METRE DERİNLİKTE BULUNDU
Batığın kimliğinin kesin olarak tespit edilmesi için bölgeye ROV (uzaktan kumandalı su altı aracı) indirildi. Derin denizde görüntüleme yapan ROV, sonar tarama yapıp enkaz üstünde ilk olarak geminin “Tuğberk İmamoğlu” ismini görüntüledi.
NTV'nin haberine göre; geminin batığı, kaza bölgesinin 50 metre yakınında ve 720 metre derinlikte bulundu.
Su altına dalış yapan ROV cihazı su altında ilk olarak Tuğberk İmamoğlu gemisinin adını görüntüledi. Böylelikle enkazın bulunduğu yer kesinleşti.
KAPTANLAR TUTUKLANDI
Kazanın sonrasında ALSU gemisinin birinci kaptanı Ahmet Erarslan ile üçüncü kaptanı Murat Evciman, taksirle ölüme ve yaralanmaya sebep olma suçundan tutuklandı.
Her iki kaptan da ifadelerinde Tuğberk İmamoğlu’nun kendilerine çarptığını iddia etti.
Üçüncü kaptan Evciman, kazadan sadece bir gün önce gemiye katıldığını ve yedi aylık denizcilik tecrübesinin olduğunu söyledi.
KAZA NASIL GERÇEKLEŞTİ?
Silivri açıklarındaki gemi kazasının bilirkişi raporu, önemli bilgiler içeriyor.
Kazanın hemen sonrasında yapılan açıklamalar Alsu'nun, Tuğberk İmamoğlu adlı geminin batmasına sebep olduğuna, ikaza karşın bir dizi tehlikeli manevra yaptığına yönelikti.
Hazırlanan ilk bilirkişi raporu, iki geminin de personel ve seyir cihazlarında problem yaşadığını, kazanın neredeyse kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.
Raporda kazanın gelişimi şu şekilde aktarıldı:
Kaza sırasında Alsu gemisinde 3. Kaptan olarak Murat Evciman görev yapıyordu. Bu görev Evciman'ı bu gemideki ilk vardiya nöbetiydi. Evciman gemideki seyir cihazlarını tanımıyordu.
Alsu gemisinde saat 03.10'de görevli bir stajyer gözcü vardı. Bu esnada kaptan dahil tüm personel uyuyordu.
Kaptan Ahmet Eraslan da uyuyordu ve saat 03.20 gibi uyanarak durumu anlamaya çalıştı.
MANEVRALARI TEK TEK ORTAYA ÇIKARILDI
Bilirkişi raporunda iki geminin kaza öncesi manevralarına da yer verildi. Raporda manevraların dakika dakika gelişimi şu şekilde aktarıldı:
Kazadan kısa süre önce, saat 03.08 civarında Tuğberk İmamoğlu gemisi, AIS verisi göndermiyordu. Bu cihaz, otomatik tanımlama sistemi olarak biliniyor ve geminin rotasını çevredeki gemilere haber veriyor. İmamoğlu gemisi bu veriyi göndermediği için çevredeki gemiler için görünmez ve tanınmaz duruma geldi.
Kazadan 5 dakika önce, yani saat 03.08 ile 03.09 arasında, Alsu gemisindeki 3. Kaptan Evciman, Tuğberk İmamoğlu gemisiyle temasa geçti. Tuğberk İmamoğlu, Alsu'dan “iskeleye kaçmasını” yani dümeni sola kırmasını istedi.
Alsu bu istek üzerine, rotasını kendi soluna doğru çevirmeye başladı.
Alsu rotasını çevirirken Tuğberk İmamoğlu ECDIS sisteminden kayboldu. Elektronik Harita Görüntüleme ve Bilgi Sistemi olarak bilinen bu sistem, haritalar yerine kullanılıyor.

MHK derbi için kararını verdi: Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinin VAR'ı belli oldu
İsmail Kartal yönetimindeki Fenerbahçe ile Vincenzo Italiano liderliğindeki Beşiktaş, Trendyol Süper Lig'in 4'üncü haftasında bugün saat 20.00'de Chobani Stadyumu'nda kozlarını paylaşacak.
HAKEM EKİBİ
Zorlu müsabakada FIFA kokartlı hakem Halil Umut Meler düdük çalacak. Meler'in yardımcılıklarını İbrahim Çağlar Uyarcan ve Abdullah Bora Özkara yapacak. Mücadelenin 4'üncü hakemi ise Batuhan Kolak olacak.
VAR HAKEMİ POLONYA'DAN
Merkez Hakem Kurulu (MHK), Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinde VAR'da Polonya'dan Tomasz Kwiatkowski'nin görev yapacağını açıkladı. Kwiatkowski'ye AVAR'da (Video Yardımcı Hakem Asistanı) Murat Altan eşlik edecek.

Memur ve emekli zammı için 3 kritik tahmin! En düşük maaş ne kadar olacak?
SSK ve Bağ-Kur emeklileri, 2026'nın ikinci yarısındaki 6 aylık enflasyon kadar zam alacak.
Memur ve memur emeklilerinin zammı ise toplu sözleşmeden gelen yüzde 7'lik artışa enflasyon farkının eklenmesiyle belirlenecek.
2 AYLIK ENFLASYON YÜZDE 3,65
Temmuz enflasyonu yüzde 1,78, ağustos enflasyonu ise yüzde 1,84 oldu.
Böylece 2026'nın ikinci yarısına ilişkin 2 aylık enflasyon yüzde 3,65 olarak gerçekleşti.
SSK ve Bağ-Kur emeklileri yüzde 3,65'lik zammı şimdiden garantiledi.
Memurlar için ise henüz enflasyon farkı oluşmadı.
MEMURLAR İÇİN KRİTİK EŞİK!
Memurların enflasyon farkı alabilmesi için yılın kalan 4 ayında toplam enflasyonun yüzde 3,23'ü aşması gerekiyor.
Eylül, ekim, kasım ve aralık aylarında açıklanacak enflasyon verileriyle birlikte 6 aylık enflasyon ve ocak zamları kesinleşecek.
MERKEZ'İN TAHMİNİNE GÖRE ZAM
Merkez Bankası'nın yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 28 seviyesinde.
Bu tahmin gerçekleşirse 2026'nın ikinci yarısındaki enflasyon yüzde 8,7 olacak.
Buna göre ocak zammı şöyle olacak:
SSK ve Bağ-Kur emeklisi: %8,7
Memur ve memur emeklisi: %6,67
En düşük emekli maaşı: 25.601 TL
En düşük memur maaşı: 74.907 TL
GOLDMAN SACHS'IN TAHMİNİ...
ABD'li yatırım bankası Goldman Sachs, yıl sonu enflasyonunu yüzde 29 olarak öngörüyor.
Bu tahmin gerçekleşirse 6 aylık enflasyon yüzde 9,55 olacak.
Buna göre ocak zammı ve en düşük maaşlar şöyle olacak:
SSK ve Bağ-Kur emeklisi: %9,55
Memur ve memur emeklisi: %7,5
En düşük emekli maaşı: 25.801 TL
En düşük memur maaşı: 75.490 TL
EN YÜKSEK ZAM TAHMİNİ BBVA'DAN
Bankacılık devi BBVA'nın yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 30.
Bu gerçekleşirse yılın ikinci yarısındaki enflasyon yüzde 10,4 olacak.
Buna göre ise zamlar şöyle olacak:
SSK ve Bağ-Kur emeklisi: %10,4
Memur ve memur emeklisi: %8,34
En düşük emekli maaşı: 26.001 TL
En düşük memur maaşı: 76.080 TL
3 FARKLI TAHMİN, 3 FARKLI ZAM SENARYOSU
Enflasyon Tahmini Emekli Zammı Memur Zammı
TCMB: %28 %8,7 %6,67
Goldman Sachs: %29 %9,55 %7,5
BBVA: %30 %10,4 %8,34

Özelleştirme İdaresi'nden köprü ve otoyol açıklaması!
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) tarafından işletilen ve özelleştirme kapsam ve programında bulunan otoyol ile köprülere yönelik çalışmaların kamu varlıklarının satışını değil, mülkiyetin devlette kalması kaydıyla işletme hakkının belirli bir süre için devredilmesini esas alan bir modelin değerlendirilmesine yönelik olduğunu bildirdi.
KGM'nin sorumluluğunda olan üç otoyol ve bağlantı yolları ile bunlar üzerinde bulunan bakım ve işletme tesisleri, hizmet tesisleri, ücret toplama merkezleri ve yük aktarma merkezleri gibi diğer mal ve hizmet birimleri ile varlıklarının özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.
ÖİB'nin internet sitesinden, söz konusu otoyol ve köprülere ilişkin açıklama yapıldı.
Açıklamada, KGM tarafından işletilen otoyol ve köprülere yönelik teknik, hukuki ve mali hazırlık çalışmalarının ilgili kurumlarla koordinasyon içinde sürdürüldüğü ifade edildi.
"ÖNCELİK GELİR ELDE ETMEK DEĞİL, OTOYOLLARDA HİZMET KALİTESİNİ YÜKSELTMEK"
Bahse konu rutin hazırlık çalışmalarının "kamu varlıklarının satışını değil, mülkiyetin devlette kalması kaydıyla işletme hakkının belirli bir süre için devredilmesini esas alan bir modelin değerlendirilmesine" yönelik olduğu belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Bu modelde öncelik gelir elde etmek değil, otoyollarda hizmet kalitesini yükseltmek, bakım ve yatırımları hızlandırmak ve işletme verimliliğini artırmaktır. Diğer yandan, kamuoyunda otoyolların yıllık 600 milyon dolar kar ettiği ve 30 yıllık toplam karın 18 milyar dolara ulaştığı yönünde eksik ve yanıltıcı değerlendirmeler yapılmaktadır. Oysa 600 milyon dolar kar değil, gelirdir. Bu tutarın yaklaşık 300 milyon doları bakım ve onarım giderlerine ayrılmaktadır. Ayrıca önemli tutarda yatırım ve yenileme harcamaları ile personel ve işletme giderleri bulunmaktadır. Tüm bu maliyetler göz ardı edilerek yapılan hesaplamalar, otoyolların gerçek ekonomik değerini yansıtmamakta ve kamuoyunu yanıltmaktadır."
Açıklamada, "Bu nedenle 600 milyon doların doğrudan 30 yıl ile çarpılarak '30 yıllık kar' veya 'kamu zararı' hesabı yapılması teknik ve mali açıdan geçerli değildir. Altyapı değerlemelerinde trafik projeksiyonları, bakım ve yenileme yatırımları, işletme ve personel giderleri, finansman maliyetleri ve riskler birlikte dikkate alınır." ifadesi kullanıldı.
'ÜCRETLİ OALCAK' İDDİALARINA CEVAP
Yürütülen çalışmaların temel amacının, hizmet kalitesini artırmak, bakım ve yatırımları hızlandırmak, işletme verimliliğini yükseltmek ve sürdürülebilir bir altyapı yönetimi oluşturmak olduğu ifade edilen açıklamada, ücretsiz otoyolların ücretli hale getirilmesi, geçiş ücretlerine ilişkin ilave bir artış kararı ve çalışanların mevcut haklarını kaybetmesine yol açacak herhangi bir kararın bulunmadığının altı çizildi.
Açıklamada, bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı'nın, özelleştirme ihalesine çıkılmasını ifade etmeyip, yapılacak işlemler konusunda ÖİB'yi yetkilendirdiği vurgulanarak, sürecin tüm aşamalarının Başkanlık tarafından ilgili mevzuat çerçevesinde, şeffaflık, rekabet ve hesap verebilirlik ilkeleri esas alınarak yürütüldüğü belirtildi.

Borsada 4 haftalık seri bitti! Hisselerdeki düşüş %40’a ulaştı
- Türkiye ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde %2,3 ile beklenti altında büyüme gösterdi.
- Enflasyon ağustosta %1,84 ile tahminlerin altında kaldı ve yıllık TÜFE %31,51 oldu.
- İSO İmalat PMI Endeksi ağustosta 48,1 değerini aldı ve eşik değerin altında kalmaya devam etti.
- Otomobil satışlarında ise geçen ay %25’i aşan gerileme dikkat çekti.
PETROL VE TAHVİL BASKISI
Küresel piyasalarda da önemli gelişmeler yaşandı. Petrol fiyatı, Orta Doğu’dan yeniden çatışma haberlerinin geldiği haftada %8,5’i aşan oranda yükseldi ve cuma kapanışı 95,85 dolardan gerçekleşti. Yaklaşık son 6 haftanın en yükseğine ulaşan petrol fiyatları, küresel enflasyonist riskleri yeniden gündeme getirdi. ABD’de 10 yıllık tahvil faizi %4,8 ile son yılların en yüksek seviyelerine çıktı.
ABD’DE SÜRPRİZ VERİ
Bu arada FED’in para politikası için önemli olan ABD tarım dışı istihdam verisi, ağustosta 162 bin artışa işaret etti ve beklentilerin oldukça üzerinde geldi. Verinin ardından FED’den bu ayki toplantıda faiz artışı ihtimali %59,4’e kadar yükseldi.
4 HAFTALIK SERİ BİTTİ
Piyasalarda bu gelişmeler yaşanırken Borsa İstanbul’da BİST 100 endeksi bu hafta %-4,3 geriledi ve 14.012’den kapanış yaptı. SPK’nın fon düzenlemesinin ardından borsada hisse bazlı hareketlilik artarken, bu gelişmenin de fiyatlamalar üzerinde etkili olduğu ifade ediliyor.

Bakan Tekin'den eleştirilere cevap! Kıyafet açıklaması!
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Biz sadece devlet memuru olarak, kamu personeli olarak öğretmen arkadaşlarımızın toplumsal rollerine uygun olan, itibarlarını zedelemeyecek şekilde giyinmelerini, bu şekilde giyinen nadir bir, iki örneğin de öğretmen arkadaşlarımızın itibarına zarar vermemesi için bir tedbir aldık. Bu konuda kararlıyız." dedi.
Tekin, Karadeniz Teknik Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen 23. İmam Hatipliler Kurultayı öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, imam hatiplerin model olarak dünyada eşi benzeri olmadığını belirterek, "Hem pozitif bilimlerle ilgili eğitimi hem de İslami eğitimi aynı anda veren Türkiye'ye özgü, Türkiye'nin kendi koşullarına göre üretilen bir model. O yüzden bu modeli hayata geçiren rahmetli Tevfik İleri ve Adnan Menderes ile başlayan bütün bu süreçte emeği geçenlere de teşekkür etmek istiyorum. Model kurgulanmış. Biz de şimdi bu modeli daha ileriye taşıyabilecek adımlar atıyoruz Milli Eğitim Bakanlığı olarak." diye konuştu.
İmam hatip okullarını hem niteliği artıracak hem de program çeşitliliğini sağlayacak ve bütün bu yönleriyle de dünyada doldurduğu misyonu hakkıyla temsil edecek, farklı ülkelere örnek olacak hale dönüştürmeye çalıştıklarını aktaran Tekin, şu değerlendirmede bulundu:
"Bu süreçte de biz hem akademik çevrelerle hem Diyanet İşleri başta olmak üzere kamu kurumlarımızla hem de ÖNDER başta olmak üzere sivil toplum örgütleriyle yakın bir çalışma içerisindeyiz. Bu genel kurul da bizim bu anlamda imam hatip okullarıyla ilgili çizdiğimiz, tasarladığımız şeyler konusunda sivil toplumla hem bir dayanışma hem de bir istişare zemini oluşturuyor. O yüzden bugün burada hem arkadaşlarımızın heyecanını paylaşmış olacağız hem Diyanet İşleri Başkanımızla beraber karşılıklı işbirliği imkanlarımızı değerlendirmiş olacağız hem de ÖNDER gibi imam hatip camiasına, imam hatip davasına önderlik eden bir sivil toplum örgütüyle karşılıklı işbirliği imkanlarımızı istişare edeceğiz."
Bakan Tekin, öğretmenlerin kılık kıyafet düzenlemesini de içeren kararla ilgili soru üzerine, şunları kaydetti:
"Bizim kültürümüzde, toplumsal yapımızda öğretmen toplumun önderi olarak kabul edilir. Öğretmen, çocuklarımızın rol modeli olarak görülür. Öğretmen çocuklara anlattığı bilgilerle, yaşantısıyla örnek olur. Bu anlamda öğretmen arkadaşlarımızın kılık kıyafet açısından da öğrencilerimize örnek olacak şekilde giyinebileceklerini, giyinmelerini biz kendilerine hatırlatıyoruz. Bakın altını çizerek söylüyorum, bu bir hatırlatmadır. Çünkü zaten cari mevzuata göre öğretmenler kamu personeli olarak kabul edildiği için devlet memurlarının, kamu personelinin kılık kıyafetle ilgili olarak uymak zorunda oldukları mevzuata zaten uyacaklar. Şimdi birileri çıkıyor, sendikalar, siyasi partiler eleştirilerini dile getiriyorlar. Ben de onlara şunu soruyorum. Bizim genelgemizde, benim görmediğim, sizin sendikanızda nasıl giyineceğinize dair bir ifade mi var? Ben sizin sendikadaki çalışan kişilerin kılığına, kıyafetine karışmıyorum. Bu genelge de karışmıyor. Bu genelge ne bir siyasi partinin, partisinin içerisindeki insanların kılığını, kıyafetini düzenliyor ne de bir sendikanın içindeki insanların kılıklarına, kıyafetlerine karışıyor. Bu genelge sadece öğretmen arkadaşlarımıza ki öğretmen arkadaşlarımızla ilgili de şunu söyleyeyim, öğretmenlerimizin tamamına yakını zaten öğretmene yakışır şekilde giyiniyor. Ben hepsine teşekkür ediyorum. Orada problemimiz yok."
Bakan Yusuf Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama bir tane kötü örnek, işte şurada herhangi bir ülkenin reklamını taşıyan, bayrağını taşıyan bir tişörtle sınıfa giren bir öğretmen otomatikman o çocuklara bir başka ülkenin reklamını yapmış oluyor, bir başka ülkenin tanıtımını yapmış oluyor ve çocuklarımıza kötü örnek oluyor. Bir tane örnek, bir tane öğretmen, 1,2 milyon öğretmenimizin hepsinin bir anda emeğinin önüne geçiyor. Bizim şu anda yaptığımız şey ne sendikalardaki kılık kıyafete karışıyoruz ne de başka bir şeye karışıyoruz. Biz sadece devlet memuru olarak, kamu personeli olarak öğretmen arkadaşlarımızın toplumsal rollerine uygun olan, itibarlarını zedelemeyecek şekilde giyinmelerini, bu şekilde giyinen nadir bir, iki örneğin de öğretmen arkadaşlarımızın itibarına zarar vermemesi için bir tedbir aldık. Bu konuda kararlıyız. Dün itibarıyla da bunlarla ilgili bir kılavuz okullarda paylaştık. Bizim derdimiz çocuklarımızın eğitim öğretim niteliğini artıracak tedbirler almak. Bu da öğretmenlerin itibarını korumaktan, öğretmen arkadaşlarımızın itibarına zarar verecek kötü uygulamaları ortadan kaldırmaktan geçiyor. Bu tedbirimiz de onunla alakalı."
"BUGÜNLERE ÇOK BÜYÜK FEDAKARLIKLARLA GELİNMİŞTİR"
Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş da imam hatip neslinin ülkedeki misyonu, vizyonu ve bütün çalışmalarıyla din eğitimi ve din hizmetleri alanında Diyanet İşleri Başkanlığının en büyük kaynağı olan kurumların başında geldiğini söyledi.
İmam hatiplerin bugünlere çok önemli zaman dilimlerinden geldiğine işaret eden Arpaguş, "Bugünlere çok büyük fedakarlıklarla gelinmiştir. Bugün elhamdülillah gerek Diyanet İşleri Başkanlığımız, gerekse Milli Eğitim Bakanlığımız bünyesinde imam hatip neslinin din eğitimi ve din hizmetleri konusunda ülkemize ciddi katkı sağladığını ve bu hizmetlerde kaynaklık ettiğini görüyoruz. Aslında imam hatip nesli geçmişten günümüze geleneğimizin, inancımızın, medeniyetimizin değerlerini topluma kazandırmaya çalışan bir eğitim öğretim hizmetinin toplum vasatına yayılmış hali olarak karşımıza çıkıyor." dedi.
Arpaguş, şu değerlendirmede bulundu:
"Buradaki hizmetlerde, özellikle devlet kurumlarımız, Diyanet İşleri Başkanlığımız, Milli Eğitim Bakanlığımız, bunun yanında ÖNDER gibi imam hatiplerle ilgili sivil toplum kuruluşlarımızdaki bütün çalışmalarda hedef ateşi canlı tutmak, külleri savurmak değil. Dolayısıyla çok büyük fedakarlıklarla tutuşturulmuş, yakılmış bu meşalenin ilelebet ülkemizin inancı, kültürü ve geleneğini canlı tutabilmemiz, gelecek nesillerimizi inşa edebilmemiz adına ayakta kalması ve güncellenerek günün şartlarına uygun bir şekilde nesillerimizi yetiştirebilmemiz için önemli. Ve tabii bir başka husus da nesillerimizi günümüzün modern dünyasının açmazlarıyla, çıkmazlarıyla, inanç problemleriyle karşılaşıldığında bunların sağlam, kendi inanç dünyamız, medeniyetimiz ve kültürümüzün kodlarında gençlerimizi, nesillerimizi ve insanımızı eğitim öğretim süreçleriyle birlikte ayakta tutma gayretimiz. Dolayısıyla imam hatip liselerimiz ve imam hatip neslimiz bu ülkenin hamurunda, mayasında o geleneksel insanımızın profilini ortaya çıkaran önemli kurumlar. Cenabıhak'tan bu kurumların ilelebet bu ülkeye, insanlığa ve İslam ümmetine hizmet etmesini diliyorum."

-
habervakti.com
- Arif Ahmet Denizolgun'un doktorunun ifadesi ortaya çıktı: HTS kayıtları ve 155 ihbarında çelişkili detaylar
Arif Ahmet Denizolgun'un doktorunun ifadesi ortaya çıktı: HTS kayıtları ve 155 ihbarında çelişkili detaylar
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un şüpheli ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada kritik gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. 2016'da hayatını kaybeden Denizolgun'un doktoru Nurettin Demirkol 'yalan tanıklık' suçlamasıyla tutuklanırken, ifadesindeki detaylar dikkat çekti.
"10 YIL ÖNCE OLAN OLAYI HATIRLAMIYORUM"
Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliğinde sorgulanan Demirkol, “10 yıl önceki olayları net hatırlayamıyorum” savunması yaptı. Mahkeme ise HTS kayıtları, diğer tanıkların beyanları ve kolluk tutanaklarını dikkate alarak Demirkol’un tutuklanmasına karar verdi.
"BAŞKASI BENİM TELEFONUMDAN ARAMIŞ OLABİLİR"
Dosyadaki en önemli çelişki, Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin yapılan 155 ihbarı üzerinden ortaya çıktı. Demirkol, 26 Ağustos 2026 tarihinde tanık sıfatıyla verdiği ilk ifadesinde, sağlık ve kolluk ekiplerini kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun’un özel doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli olarak değerlendirmediğini söylemişti.
Ancak Riva Polis Merkezi Amirliğinin hazırladığı 155 Acil Çağrı çözüm tutanağında, ihbarın Demirkol’un kullandığı telefon üzerinden yapıldığı, arayan kişinin kendisini ailenin hekimi olarak tanıttığı ve ölümün şüpheli olduğunu söylediği belirlendi.
Savcılık bu çelişkiyi Demirkol’a doğrudan sordu. Demirkol ise “Olay günü ben mi aradım, başkası mı aradı hatırlamıyorum. Başkası benim telefonumdan da aramış olabilir.” savunmasını yaptı.
“TELEFONUMU ORTADA BIRAKTIM”
Savcılık, Demirkol’a olay günü polislerle birkaç kez görüştüğünü hatırlamasına rağmen, ilk ihbarı kendisinin yapıp yapmadığını neden hatırlamadığını da sordu.
Demirkol, yakın zamanda baktığı hastaları dahi hatırlamakta zorlandığını ileri sürerek, olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğine dikkat çekti.
Şüpheli ayrıca olay yerinde telefonunu “ortada bıraktığını”, çiftliğe gelip giden kişilerden birinin de telefonundan ihbar yapmış olabileceğini savundu.
PEŞ PEŞE ÇELİŞKİLİ İFADELER
Soruşturmada dikkat çeken bir başka başlık da Demirkol’un Denizolgun’la doktor-hasta ilişkisine ilişkin ifadeleri oldu. Demirkol daha önce “özel doktoru değildim” demişti.
Ancak olay yerine giden polis ve olay yeri inceleme görevlilerinin anlatımlarında, olay yerinde kendisini “aile doktoru” olarak tanıtan bir kişinin bulunduğuna ilişkin kayıtların yer aldığı belirtildi.
Bu durum sorulduğunda Demirkol “Maktulü 2-3 kere muayene ettim. Ancak aile doktoru nasıl olunur bilmiyorum. Bu tabirden neyin kastedildiğini bilmiyorum.” şeklinde savunma yaptı.
HTS KAYITLARI DA MASADA
Başsavcılık, Demirkol’un ilk ifadesindeki konum bilgileriyle HTS kayıtlarının da örtüşmediğini değerlendirdi. Demirkol, 26 Ağustos’taki ifadesinde olay günü Kısıklı’daki ikametinde bulunduğunu söylemişti.
Ancak savcılık sorgusunda kendisine, 6 Eylül 2016 saat 18.12’den 8 Eylül 2016 saat 17.46’ya kadar Kısıklı bölgesinde baz kaydının bulunmadığı bildirildi. Demirkol bu duruma “Benim iki gün baz kaydımın olmaması mümkün değildir. O gün ikametimdeydim. Baz kayıtlarının neden bu şekilde çıktığını bilmiyorum.” cevabını verdi.
"YAPTIĞIM GÖRÜŞMELERİ HATIRLAMIYORUM"
Savcılık ayrıca Demirkol’un, olay yerine gittiğinde Denizolgun’un zaten hayatını kaybettiğini söylediğini ancak HTS kayıtlarında 7 Eylül 2016 günü 21.16-21.42 saatleri arasında Hisar Hastanesi adına kayıtlı telefonla art arda görüşmeler yaptığının görüldüğünü bildirdi.
Bu görüşmelerin nedeni sorulan Demirkol “O gün yaptığım görüşmeleri hatırlamıyorum.” dedi.
HİLMİ TUNA KURİŞ'LE GÖRÜŞMESİNİ DE HATIRLAMADI
Dosyada öne çıkan bir diğer isim ise Hilmi Tuna Kuriş oldu. Demirkol, ilk ifadesinde çiftliğe gittiğinde Murat Bayrak ile yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu söylemişti.
Ancak soruşturma dosyasındaki olay yeri inceleme raporunda Hilmi Tuna Kuriş’in de olay yerinde bulunduğuna ilişkin kayıt yer aldığı; HTS incelemesinde Kuriş’in 7 Eylül 2016 günü saat 20.56’da çiftliğin bulunduğu bölgeden baz verdiği tespit edildi.
Savcılık ayrıca Demirkol ile Hilmi Tuna Kuriş arasında aynı gece 21.13 ve devamında ardışık arama ve aranma kayıtları bulunduğunu belirledi. Bu kayıtlar sorulan Demirkol “O gün Hilmi Tuna Kuriş ile konuşup konuşmadığımı hatırlamıyorum. Gittiğimde orada olup olmadığını bilmiyorum.” dedi.
AHMET YUM, AHMET GÖKÇEN VE ALİHAN KURİŞ DE SORULDU
Savcılık sorgusunda Demirkol’a Ahmet Yum, Ahmet Gökçen ve Alihan Kuriş’in olay yerine gelip gelmediği de soruldu. Dosyadaki başka bir tanık anlatımında, olay yerine gelen adli tabibin doktorun yanında bir avukat bulunduğunu ve Alihan Kuriş’in olay yerinde olduğunu söylediği belirtildi.
Ayrıca Demirkol ile Ahmet Yum arasında 8 Eylül 2016 sabahı telefon görüşmesi kaydı bulunduğu kendisine hatırlatıldı. Demirkol ise bu isimlerin olay yerine gelip gelmediğini ve Ahmet Yum’la neden görüştüğünü hatırlamadığını savundu.
“YALAN BEYANI KESİNLİKLE KABUL ETMİYORUM”
Mahkemedeki sorgusunda Demirkol savcılık ifadesini tekrar ederek, olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini ve ayrıntıları hatırlamasının mümkün olmadığını söyledi. Demirkol, yıllarca doktorluk yaptığını, çok sayıda hasta ve ölüm vakası gördüğünü belirterek “Yalan beyanı kesinlikle kabul etmiyorum. Problem 10 sene önceki olayı net hatırlayamamamdan kaynaklıdır.” şeklinde savunma yaptı.
Tanık ve şüpheli ifadelerinin stres altında alındığını da söyleyen Demirkol; migreni bulunduğunu, ilaçlarını alamadığını ve ifade süreçlerinde fiziksel olarak zorlandığını ileri sürdü.
“MAKTULÜN AĞZINDA SIZINTI VARDI”
Mahkeme sorgusunda Denizolgun’un bulunduğu andaki durumuna ilişkin de ayrıntılar veren Demirkol, olay yerine ulaştığında Denizolgun’un hayatını kaybetmiş olduğunu söyledi.
Demirkol, maktulün ağzında bir sıvı bulunduğunu ancak bunun kan mı yoksa başka bir sıvı mı olduğunu ayırt edemediğini, adli tıp uzmanı olmadığı için bu konuda kesin değerlendirme yapamayacağını ifade etti.
Ayrıca ölümün yeni olmadığını, vücutta şişme, sertlik ve ölüm morluklarını andıran bulgular bulunduğunu söyledi.
MAHKEME TUTUKLADI
Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliği ise savunmayı yeterli görmedi. Mahkeme kararında; olay yerindeki kişilerin geliş ve gidiş saatlerine ilişkin HTS raporları, Demirkol’un tanık sıfatıyla verdiği ifadeler, diğer tanıkların beyanları, kolluk tutanakları arasında çelişkiler bulunduğuna dikkat çekti.
Hâkimlik, dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunduğunu, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağını değerlendirerek Nurettin Demirkol’un “yalan tanıklık” suçundan tutuklanmasına karar verdi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturmasında Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılmasına yönelik soruşturma sürüyor.

Fenerbahçe - Beşiktaş: İşte muhtemel 11'ler
Fenerbahçe, Trendyol Süper Lig'in 4. haftasında derbi maçta Beşiktaş'ı konuk edecek.
Chobani Stadı'nda oynanacak müsabaka saat 20.00'de başlayacak. Karşılaşmayı Halil Umut Meler yönetecek. Meler'in yardımcılıklarını İbrahim Çağlar Uyarcan ve Abdullah Bora Özkara yapacak.
Sezona Gençlerbirliği mağlubiyetiyle başlayan sarı-lacivertliler, iç sahada TÜMOSAN Konyaspor'u yenerek ligdeki ilk puanlarını aldı.
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde Fransız ekibi Olimpik Lyon'u eleyerek 18 yıl sonra Devler Ligi'nde mücadele etme hakkı kazanan İsmail Kartal'ın öğrencileri, ligde de Samsunspor'u deplasmanda 2-0 yenerek puanını 6 yaptı.
TEK EKSİK ASENSİO
Beşiktaş derbisi öncesinde Fenerbahçe'de tek eksik bulunuyor. Sakatlığı bulunan Marco Asensio, siyah-beyazlılara karşı forma giyemeyecek.
TÜMOSAN Konyaspor mücadelesinde kafa travması yaşadığı için gözlem altında tutulan Kerem Aktürkoğlu ile iyileşen Mert Günok, maçta forma giyebilecek.
Derbi öncesinde sarı-lacivertli ekipte Anderson Talisca gelişmesi yaşandı. Brezilyalı futbolcunun sözleşmesi karşılıklı anlaşılarak feshedildi.
İSMAİL KARTAL'IN MAĞLUBİYETİ YOK
Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, sarı-lacivertli ekibin başında Beşiktaş'a karşı 5 kez rakip oldu.
Bu maçların 4'ünü kazanan Fenerbahçe, 1 mücadelede ise rakibiyle berabere kaldı.
DEV MAÇ KAPALI GİŞE
Beşiktaş derbisi için satışa çıkarılan biletlerin tamamı tükendi. Fenerbahçeli taraftarlar, mücadelede tribünlerin tamamını dolduracak.
FENERBAHÇE - BEŞİKTAŞ
MUHTEMEL 11'LER
FENERBAHÇE: Ederson, Semedo, Skriniar, Ake, Brown, Kante, Guendouzi, İrfan Can, Greenwood, Oğuz, Muriqi
BEŞİKTAŞ: Nübel, Murillo, Djalo, Emirhan, Rıdvan, Salih, Orkun, Olaitan, Cerny, Trossard, Vlahovic
STAT: Chobani
HAKEM: Halil Umut Meler
SAAT: 20:00
YAYIN: BEIN SPORTS 1
BEŞİKTAŞ TAM KADRO
Fenerbahçe derbisi öncesinde siyah-beyazlılarda sakat veya cezalı oyuncu bulunmuyor. Beşiktaş, Kadıköy'de tam kadro olacak.
Siyah-beyazlı takımın teknik direktörü Vincenzo Italiano, Türkiye kariyerindeki ilk derbi sınavını verecek.
Beşiktaş ile sezona üst üste galibiyetlerle başlayan Italiano, Fenerbahçe karşısında 3 puana ulaşarak ilk derbisini kazanmanın hesaplarını yapıyor.

Üsküdar’da başkan vekili seçimi ertelendi!
Üsküdar Belediye Meclisinde belediye başkan vekilini belirlemek üzere bugün yapılması planlanan seçim gerçekleştirilemedi. Mecliste salt çoğunluğa ulaşılamaması üzerine seçim 8 Eylül’e bırakıldı.
İstanbul Valiliği, daha önce yapılan başkan vekili seçimine ilişkin yargı kararlarının ardından belediye meclisinin 5 Eylül Cumartesi günü saat 10.00’da yeniden toplanmasını kararlaştırmıştı.
CHP'DEN AÇIKLAMA
CHP Sözcüsü Müslim Sarı, konu ile alakalı açıklamasında şunları söyledi:
"Gözaltında bulunan Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarımızın oy kullanabilmelerini teminen bugün yapılacak Üsküdar Belediyesi Başkan Vekilliği seçimine CHP ve Yeni Parti grubu olarak katılmama kararı almış bulunuyoruz. Böylece salt çoğunluk sağlanamadığından seçim 8 Eylül 2026 Salı gününe ertelenmiş oldu."
ÖNCEKİ SEÇİM YARGIYA TAŞINMIŞTI
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasının ardından görevden uzaklaştırılması üzerine, 5 Ağustos’ta belediye meclisinde başkan vekili seçimi yapılmıştı.
CHP’nin adayı Sibel Tan Çetinkaya ile Cumhur İttifakı’nın adayı Dündar Ziya Gültekin’in yarıştığı seçimin dördüncü turunda Çetinkaya 22, Gültekin ise 18 oy almıştı. Dört oyun geçersiz sayıldığı oylamanın ardından Çetinkaya belediye başkan vekili seçilmişti. Seçim sonucuna yönelik itirazlar üzerine süreç yargıya taşınmıştı.
MAHKEME KARARININ ARDINDAN YENİDEN SEÇİM KARARI
İstanbul 2. İdare Mahkemesi, 24 Ağustos’ta başkan vekili seçimine ilişkin meclis kararının yürütmesini durdurmuştu. Bu karara yapılan itiraz da İstanbul Bölge İdare Mahkemesi tarafından 2 Eylül’de reddedilmişti.
Bunun üzerine İstanbul Valiliği, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 45. maddesi kapsamında yeni başkan vekilinin belirlenmesi için belediye meclisini toplantıya çağırmıştı.

-
habervakti.com
- Şevki Yılmaz yazdı: Akrabalık, Komşuluk ve Kardeşlik! Koparılan Bağlarımızı Acilen Onarmalıyız!
Şevki Yılmaz yazdı: Akrabalık, Komşuluk ve Kardeşlik! Koparılan Bağlarımızı Acilen Onarmalıyız!
Eski Rize Milletvekili Şevki Yılmaz, kaleme aldığı çarpıcı yazısında toplumda giderek kaybolan ahlaki değerlere ve "Ev alma komşu al" şuurundan uzaklaşılan karanlık çağa dikkat çekerek, komşuluk ve akrabalık bağlarına karşı sorumluluk şuuruyla yaşamanın gerekliliğine vurgu yapıyor.
Yılmaz, mikrobik batılılaşma ile ölen ruhları ve koparılan bağları diriltmek için asrın yaşayan sahabeleri olan Gazze halkının direnişini ve İslami medeniyet temelli milli bir eğitimi işaret ederek okurlarına şöyle sesleniyor:
Peki, aynı apartmanda yaşayıp birbirini tanımayan komşular hâline nasıl geldik?
"Komşusu açken tok yatan bizden değildir!" şuurunu toplumsal hayatta yeniden nasıl kazanabiliriz?
Gazze'nin kahraman halkını rol model alarak, aile ve akrabalık bağlarımızı İslami bir medeniyet ekseninde yeniden nasıl ayağa kaldırabiliriz?
Bu sorular sadece bir muhasebe ve durum tespiti değil, aynı zamanda özlenen o samimi komşuluk, merhamet ve kardeşlik ruhuna yeniden dönmek için güçlü bir çağrı niteliğinde.
Tüm bu soruların cevabını ve çok daha fazlasını, Şevki Yılmaz'ın kaleme aldığı yüreklere dokunan o derin yazıda bulacaksınız…
![]()

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan müftü atamaları: 35 ile yeni isim
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan Resmi Gazete kararına göre, 35 ile yeni müftü ataması gerçekleştirildi.
-
6 İLİN MÜFTÜSÜ GÖREVDEN ALINDI
Cumhurbaşkanı kararıyla:
Bilecik İl Müftüsü: Ahmet Dilek
Karabük İl Müftüsü: Ali Erhun
Kocaeli İl Müftüsü: Mehmet Sönmezoğlu
Nevşehir İl Müftüsü: Kazım Güzel
Zonguldak İl Müftüsü: Halil Demir
Konya İl Müftüsü: Ali Öge görevden alındı.
-
35 İLE YENİ MÜFTÜ ATANDI
Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre 35 ile atanan yeni müftüler şu şekilde:
-
Adana: Lütfü İmamoğlu
-
Afyonkarahisar: Ali Hayri Çelik
-
Aksaray: Ali Efe
-
Aydın: Seyfullah Çakır
-
Bartın: Mehmet Çelebi
-
Bayburt: Basri Bektaş
-
Bilecik: Yusuf Dikmen
-
Bitlis: Ömer Keskin
-
Bolu: Selçuk Kılıçbay
-
Burdur: Paşa Bektaş
-
Diyarbakır: İsmail Fakirullahoğlu
-
Erzincan: Selim Yazıcı
-
Giresun: Hüseyin Okuş
-
Gümüşhane: Faruk Gürbüz
-
Hakkari: Recep Eren
-
Iğdır: Alettin Bozkurt
-
Isparta: Yusuf Eviş
-
Karabük: Mustafa Yavuz
-
Karaman: Muharrem Biçer
-
Kars: Selami Aykul
-
Kırklareli: Veysel Işıldar
-
Kilis: Zahit Demirel
-
Kocaeli: Hüseyin Demirtaş
-
Konya: Celal Büyük
-
Kütahya: Hasan İzmirli
-
Nevşehir: Hayri Erenay
-
Niğde: Yavuz Yıldız
-
Rize: İlyas Yılmaztürk
-
Samsun: Hasan Güneş
-
Sinop: Mehmet Arslaner
-
Şanlıurfa: Mehmet Sırrı Şık
-
Tunceli: Fethullah Yavuz
-
Van: Kadir Koçak
-
Yalova: Naci Çakmakçı
-
Zonguldak: Bayram Danacı
![]()
-
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞINA İLİŞKİN ATAMALAR
Kararla, Kültür ve Turizm Bakanlığında açık bulunan Güzel Sanatlar Genel Müdür Yardımcılığına Hüseyin Yalçın Çakar atandı.
Bakanlığın, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne Mardin İl Kültür ve Turizm Müdürü Ayhan Gök, Bolu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne İbrahim Emre Gürsoy ve Şırnak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne Celal Baz getirildi.
Vakıflar Genel Müdürlüğünde açık bulunan Erzurum Vakıflar Bölge Müdürlüğüne Murat Uslu atandı.
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığına ise yeniden Derya Örs atandı.
-
AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞINA İLİŞKİN ATAMALAR
Kararla, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Kırklareli İl Müdürü Bilgin Özbaş ve Muğla İl Müdürü Yakup Kütük görevinden alındı.
Bakanlığın, Muğla İl Müdürlüğüne Nevşehir İl Müdürü Mahmut Selçuk, Nevşehir İl Müdürlüğüne Ankara İl Müdürü Cüneyd Özdemir, Ankara İl Müdürlüğüne Artvin İl Müdürü Nevim Öz, Adıyaman İl Müdürlüğüne Mesut Polat, Kilis İl Müdürlüğüne Çetin Tutaş getirildi.
Öte yandan kararla, Milli Savunma Bakanlığı Teknik Hizmetler Genel Müdür Yardımcısı Murat Soykan görevinden alındı.
Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığında açık bulunan Doğu Bölge Müdürlüğüne ise Cengiz Altaş'ın ataması yapıldı.
Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinde açık bulunan Genel Sekreter Yardımcılığına Tuğgeneral Murat Yetiş getirildi.
Toplu Konut İdaresi Başkanlığında açık bulunan 1. Hukuk Müşavirliğine ise Verda Gülsen Yaşar atandı.

Artvin'de tarihi camide çıkan yangın lojmana sıçradı
Artvin'de Şavşat ilçesi Pınarlı köyünde yatsı ezanı okunduğu sırada 1931 yılında ahşaptan inşa edilen Pınarlı Merkez Camii'nde, ilk belirlemelere göre elektrik kontağından kaynaklı yangın çıktı.
-
CAMİ LOJMANI KULLANILAMAZ HALE GELDİ
Köy halkı, alevleri söndürmek için seferber olurken, ihbar üzerine bölgeye itfaiye ve Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.
Ekiplerin müdahalesiyle yangın söndürülürken, cami lojmanı kullanılamaz hale geldi.
Ekiplerin bölgede soğutma çalışması sürüyor. Yangın anı ise vatandaşlar tarafından anbean kaydedildi.
Bölgeye gelen Şavşat Kaymakamı Alperen Celepci, ekiplerden bilgi alarak, köy halkına geçmiş olsun dileklerinde bulundu.
![]()
-
"95 YILLIK TARİHİ CAMİ MAALESEF ELEKTRİK KONTAĞINDAN ÇIKAN KIVILCIM SONRASI YANDI"
Soğutma çalışmaları yerinde denetleyen Şavşat Belediye Başkanı Durmuş Aydın, gözyaşlarını hakim olamadı.
Aydın, DHA muhabirine yaptığı açıklamada, “Tüm ilçemize geçmiş olsun. Çok üzüntülüyüz. 95 yıllık tarihi cami maalesef elektrik kontağından çıkan kıvılcım sonrası yandı. Dedelerimizin babalarımızın, tüm geçmişlerimizin hatıraları yandı. Çok geçmiş olsun” dedi.
Öte yandan caminin yangından önceki görsellerini sanal medyada paylaşan vatandaşlar, çok üzgün olduklarını ifade etti.
![]()
![]()
![]()

Alihan Kuriş suç örgütü kapsamında İrfan Yılmaz hakkında yakalama kararı
Kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen yapıya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında daha önce adli kontrol şartıyla serbest bırakılan İrfan Yılmaz hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
-
ADINA KAYITLI 5 ŞİRKETE EL KONULDU
Adli kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından yapılan incelemelerde, Yılmaz adına kayıtlı şirketler üzerinden şüpheli işlemler gerçekleştirildiği tespit edildi.
Bu tespitlerin ardından 5 şirket hakkında el koyma kararı alındı. İrfan Yılmaz hakkında ise “suç örgütüne üye olma”, “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” ve “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçlarından gözaltı kararı verildi.
-
FİRAR ETTİĞİ BELİRLENDİ
Hakkında gözaltı kararı çıkarılmasının ardından yapılan incelemede İrfan Yılmaz’ın firar ettiği tespit edildi. Bunun üzerine Yılmaz hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
Yılmaz, soruşturmanın önceki aşamasında gözaltına alınan ve daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılan isimler arasında yer alıyordu.
-
YILMAZ KİMYA TESİSİNDEN 206 KİLO ALTIN ÇIKTI
İrfan Yılmaz’ın adı soruşturmanın önceki aşamalarında da gündeme gelmişti. Yılmaz’ın, şirkete ait binada ele geçirildiği belirtilen 206 kilogram altının haber ve internet sitelerinden kaldırılmasına yönelik girişimde bulunduğu iddiası kamuoyuna yansımıştı.
Soruşturmanın ilk aşamasında İstanbul, Ankara ve Antalya’nın da aralarında bulunduğu 17 ilde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, aralarında yapının lideri olduğu öne sürülen Alihan Kuriş’in de bulunduğu 49 kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti.
Şüpheliler hakkında “suç örgütü kurma ve yönetme”, “suç örgütüne üye olma”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık” ve "Vergi Usul Kanunu’na muhalefet" suçlamaları yöneltilmişti.
Soruşturmanın ilerleyen aşamasında Kuriş’in de aralarında bulunduğu 32 kişinin tutuklandığı, 6 kişinin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı bildirilmişti.
MASAK raporlarında ise yapıyla bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar lirayı aşan para trafiği bulunduğu iddia edilmişti.
![]()
![]()

KPSS maratonu 6 Eylül'de başlayacak
ÖSYM'den yapılan açıklamaya göre, sınav, KKTC'nin başkenti Lefkoşa ve 81 ilde toplam 145 sınav merkezinde düzenlenecek. Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu 120 sorudan oluşacak, adaylara 130 dakika cevaplama süresi verilecek.
Saat 10.15'te başlayacak sınav için adaylar, saat 10.00'dan sonra binalara alınmayacak. Sınav saat 12.25'te sona erecek. Ek süre kullanması uygun görülen engelli adaylar 30 dakikaya kadar ilave sürelerini kullanabilecek.
Kimlik kartını kaybeden, nüfus cüzdanı olmayan veya nüfus cüzdanında kimlik numarası ve fotoğraf bulunmayan adaylar için il ve ilçe nüfus müdürlükleri, pazar günü açık tutulacak.
Adayların sınavlara girecekleri yer bilgisini gösteren sınava giriş belgeleri ÖSYM'nin "ais.osym.gov.tr" adresinde erişime açıldı.
KPSS Lisans sonuçları 7 Ekim'de açıklanacak. Sonuçlar, açıklanmasından itibaren iki yıl süreyle geçerli olacak.
KPSS Alan Bilgisi Sınavları ise 12-13 Eylül'de üç oturum şeklinde yapılacak. 12 Eylül Cumartesi günü saat 10.15'te başlayacak birinci oturum, Kamu Yönetimi, Uluslararası İlişkiler, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri alanlarında yapılacak.
İkinci oturum 12 Eylül'de saat 14.45'te başlayacak ve Hukuk, İktisat ile Maliye alanlarında yapılacak. İşletme, Muhasebe ve İstatistik alanlarında yapılacak üçüncü oturum ise 13 Eylül Pazar günü saat 10.15'te başlayacak.
KPSS Ön Lisans 4 Ekim'de, KPSS Ortaöğretim 25 Ekim'de, KPSS Din Hizmetleri Alan Bilgisi Testi (DHBT) ise 1 Kasım'da yapılacak.
- 1 milyon 708 bin 329 aday başvurdu
Açıklamada görüşlerine yer verilen ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu ile KPSS maratonunun başlayacağını belirterek, "Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuna 1 milyon 708 bin 329 aday başvurdu." bilgisini verdi.
Sınava 6 bin 197 engelli adayın katılacağını aktaran Ersoy, "Sınava başvuran gaziler ile şehit ve gazilerin eş ve çocukları sınav ücretinden muaf tutulurken, 5 bin 763 aday bu haktan yararlandı. Ayrıca hükümlü veya tutuklu olarak bulunan ve sınava başvuran 258 aday Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuna katılacak. Ceza infaz kurumlarında sınava uygun hale getirilen 89 bina, sınav binası olarak kullanılacak." açıklamasını yaptı.
Ersoy, sınavın adaylar açısından güvenli ve sağlıklı bir ortamda gerçekleşmesi amacıyla tüm hazırlıkların tamamlandığını vurgulayarak, şu bilgileri paylaştı:
"4 bin 724 binada toplam 89 bin 646 salonda gerçekleştirilecek uygulamada, Genel Yetenek-Genel Kültür oturumunda toplam 232 bin 233 görevli yer alacak. Sınav güvenliğinin sağlanması için 18 bin 446 emniyet görevlisi sahada olacak. Sınav sürecinin sorunsuz şekilde yürütülmesi için kamu kurumlarıyla koordinasyon kesintisiz şekilde sağlanıyor. Adayların sınav merkezlerine ulaşımından sınav binalarındaki düzene kadar tüm süreç planlı şekilde yürütülüyor. Adayların huzurlu bir ortamda sınava girebilmeleri için tüm hazırlıklar gözden geçiriliyor."
Adayların sınava giriş belgelerindeki bina ve salon bilgilerini önceden kontrol etmeleri gerektiğine işaret eden Ersoy, "Sınavdan önce sınava girecekleri binaları görmeleri adayların faydasına olacaktır. Adaylar saat 10.00'dan sonra sınav binalarına alınmayacaklar. Adayların sınav binalarına erken gelmeleri, yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçecektir. Sınavın güvenli ve sorunsuz tamamlanması için adayların ÖSYM tarafından belirtilen kurallara dikkat etmesi gerekmektedir. Tüm adaylara şimdiden başarılar dilerim." ifadelerini kullandı.

Müftü Hasan İzmirli kimdir?
İl Müftüsü Hasan İzmirli kimdir?
1969 yılında Düzce'nin Kabalak Köyünde doğdu. İlkokulu kendi köyünde okudu. Yine kendi Köyündeki Kur'an Kursunda iki yıl Kur'an-ı Kerim eğitimini aldı. İmam Hatip Lisesini 1989 yılında Düzce'de tamamladı. 1993 yılında da Kahire El-Ezher Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Kelam Bölümünden mezun oldu.
Memuriyete 1998 yılında Düzce İli Cumayeri İlçesi Sırtpınar Köyünde İmam- Hatip olarak başladı.
1999 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen Hizmet İçi Eğitim İhtisas Kursuna katıldı.
Sırasıyla 29.04.2002 tarihinde Erzurum İli Oltu İlçe Müftülüğünde vaiz, 17.10.2003 tarihinde Van İli Çaldıran ilçesinde Müftü olarak görev yaptı.
16.11.2006 tarihinde Düzce İl Müftülüğü Vaizi, 28.11.2006 yılında Avusturya Viyana'da uzun süreli geçici din görevlisi olarak görevlendirildi.
Yurt dışı görevini tamamlayarak 28.11.2011 tarihinde Düzce Müftülüğüne vaiz olarak döndü.
03.02.2012 yılında Bolu Gerede, 26.10.2015 yılında Ankara Pursaklar, 30.07.2018 yılında Zonguldak Devrek ilçelerinde müftü olarak görev yaptı.
Düzce İl Müftü Yardımcısı iken 5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararname ile Kütahya İl Müftüsü olarak atandı.
İzmirli, evli ve iki çocuk babasıdır.

Müftü Mehmet Arslaner kimdir?
İl Müftüsü Mehmet Arslaner kimdir?
1976 yılında Hatay/Kırıkhan ilçesinde doğdu. Kırıkhan İmam Hatip Lisesinden mezun oldu.
Bursa İnegöl ve Osmangazi ilçelerinde Müezzin ve İmam İmam Hatip olarak görev yaptı. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu.
Konya Selçuk Eğitim Merkezinde vaizlik-müftülük ihtisas kursunu tamamladı.
Konya Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı, Kelam Bilim Dalı'nda Yüksek Lisansını tamamladı.
Almanya Münster Din Hizmetleri Ateşelik bölgesinde Gelsenkirchen Rotthausen Yeni Camiinde din görevlisi olarak çalıştı.
Konya Bozkır ve Hatay Erzin İlçelerinde Vaizlik, Malatya Pütürge ilçesinde İlçe Müftülüğü, Kütahya İl Müftü Yardımcılığı ve Gaziantep İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu.
Şahinbey İlçe Müftüsü iken 5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararname ile Sinop İl Müftüsü olarak atandı.
Arslaner, evli ve 4 çocuk babasıdır.

Müftü Ali Efe kimdir?
İl Müftüsü Ali Efe kimdir?
Balıkesir Dursunbey İlçesi 1966 doğumlu olup; Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunudur. Müftülük Hazırlık İhtisas Kursunu tamamlayan Ali Efe 10 Ocak 1989'da başladığı Memuriyet hayatında sırasıyla şu görevlerde çalışmıştır:
Bursa Mustafa Kemalpaşa Müftülüğünde İmam-Hatiplik;(1989-1990)
Balıkesir Savaştepe İlçe Müftülüğünde Vaizlik; 1994 yılında Kısa süreli (1 Ay) Yurtdışı (Almanya) görevi (Ocak 1991 -Temmuz 1995),
Ardahan Posof İlçe Müftülüğü (Temmuz 1995 – Eylül 1997),
Balıkesir Marmara İlçe Müftülüğü, (Eylül 1997 - Eylül 2000),
Sakarya Geyve İlçe Müftülüğü; (Eylül 2000 - Ağustos 2004),
Burhaniye İlçe Müftülüğü (Ağustos 2004 – Ağustos 2012),
Narlıdere İlçe Müftülüğü ( Eylül 2012 - Ocak 2017),
Beykoz İlçe Müftülüğü (13 Şubat 2017- 20 Temmuz 2023)
Manisa Yunusemre İlçe Müftüsü iken 5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararname ile Aksaray İl Müftüsü olarak atandı.
Efe, evli ve dört çocuk babasıdır.

Müftü Selami Aykul kimdir?
İl Müftüsü Dr. Selami Aykul kimdir?
Gümüşhane’nin Kelkit İlçesinde doğdu. İlkokulu Kelkit’te, Orta Okulu ve İmam Hatip Lisesini 1996-1997 Eğitim döneminde Erzincan’da bitirdi.
1997-1998 Eğitim döneminde Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesine girdi ve 2002 yılında mezun oldu.
Üniversite Eğitimi devam ederken 2001 yılında Erzincan Geyikli Köyüne İmam Hatip olarak tayin edildi.
İlahiyat Fakültesini bitirdikten sonra 2002 yılında Konya Selçuk Dini Yüksek İhtisas Eğitim (Haseki) Merkezini kazandı ve buradan 2005 yılında mezun oldu.
2002 yılında Konya Selçuk İlahiyat Fakültesinde Tefsir Ana Bilim Dalında Yüksek Lisans yapmaya başladı ve Abdurrahman es-Sealibi'nin Rivayet Tefsirlerinden olan ''el-Cevahirul-Hisan Fi Tefsiril-Kuran'ın Metodu'' adlı çalışmasıyla 2005 yılında mezun oldu. Aynı yıl Kocaeli-Körfez İlçe Vaizliğine atandı.
2008 yılında Almanya'da Yurt dışı görevinde bulundu ve 2013 yılında Türkiye’ye döndü ve 2016 yılına kadar Kocaeli-Körfez Uzman Vaizi olarak çalıştı.
Mardin-Dargeçit, Kırıkkale-Keskin İlçe Müftüsü olarak görev yaptı.
İstanbul Esenyurt İlçe Müftüsü iken 5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararname ile Kars İl Müftüsü olarak atandı.
Bazı dergi ve gazetelerde dini içerikli yazıları yayımlanan Müftü Aykul, 2026 yılında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Hukuku Anabilim Dalında “İslam Hukukunda Rekabet” konulu doktora çalışmasıyla Doktor ünvanı aldı.
Arapça ve orta derece Almanca bilen Aykul, evli ve dört çocuk babasıdır.

Müftü Recep Eren kimdir?
İl Müftüsü Recep Eren, kimdir?
1972 yılında Bayburt’ta doğdu.
İlk öğrenimini, hafızlığını ve İmam Hatip Lisesini Bayburt’ta tamamladı.
1993 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni kazandı.
1998 yılında İslam Tarihi alanında “Tarihi Süreç İçerisinde Peygamberlik Anlayışı ve Peygamberliğin Mahiyeti” isimli lisans teziyle İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldu.
İlahiyat Fakültesi öğrenciliği döneminde 3 yıl Erzurum’un yetiştirdiği en önemli alimlerden olan Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyelerinden Merhum Cafer Sadık DOĞRU Hocaefendi’den Medrese Usulü Arapça, Tefsir, Usul dersleri okuyup icazet aldı.
Daha sonra 2 Yıl Bayburt Milli Eğitim Müdürlüğü'nde öğretmenlik yaptı. 2001 yılında Amasya İl Müftülüğü'ne merkez vaizi olarak atandı. Aynı yıl Gaziantep’te kısa dönem olarak askerlik görevini yaptı. Askerlik dönüşü vaizlik stajını tamamlayıp Merzifon Vaizliğine atandı.
2003 yılında Trabzon-Akçaabat Darıca Eğitim Merkezi'nde Müftülük ve Vaizlik İhtisas Eğitimine başladı.
2005 Yılı Ramazan ayında Fransa’nın Langres şehrinde görev yaptı. 2006 yılında Tefsir alanında “Kur’an’da Vahiy Kavramı” isimli teziyle İhtisas Eğitimini tamamladı. Ardından Tokat Turhal Vaizliğine atandı.
2009–2014 tarihleri arasında Frankfurt Başkonsolosluğu Bölgesinde Ditib Limburg Bilal-i Habeşi Camii’nde Din Görevlisi olarak çalıştı.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Kelam Anabilim Dalı'nda “İmam Mâtürîdî’nin Müteşâbih Âyetlere Yaklaşımı” konulu teziyle Yüksek Lisans Eğitimini tamamladı.
2014 itibariyle Sivas Doğanşar, Yalova Altınova ve İstanbul Bayrampaşa ilçe müftülükleri görevinde bulundu.
5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararname ile Hakkari İl Müftüsü olarak atandı.
Almanca ve Arapça bilen Eren, evli ve iki çocuk babasıdır.

Müftü Mustafa Yavuz, kimdir?
İl Müftüsü Dr. Mustafa Yavuz, kimdir?
Kastamonu Bozkurt’ta dünyaya geldi. (1971)
İlk, orta ve lise eğitimini Kastamonu’da tamamladı.
Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde imam hatip olarak çeşitli görevlerde bulundu.
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. (1996-2000)
İstanbul Beykoz’da stajyer vaiz olarak görev aldı. (2001-02)
İstanbul Pendik Haseki Eğitim Merkezi Arapça bölümünde ihtisas eğitimini tamamladı. (2002-05)
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi bölümünde Yüksek Lisans yaptı. (2006)
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihinden “Kastamonu Medreseleri ve Uleması”
adlı doktora çalışmasını 2023 yılında tamamladı.
İstanbul Gaziosmanpaşa’da Vaiz (2005); Gümüşhane Köse (2005), Kastamonu Cide (2008), Düzce
Kaynaşlı’da (2014) İlçe Müftüsü ve İstanbul İl Müftü Yardımcısı olarak görev yaptı.
Bursa İl Müftü Yardımcısı görevinde iken 5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararname ile Karabük İl Müftüsü olarak atandı.
Meşihat Arşivi Müftü Defterlerine Göre XIX. Yüzyıl ve Sonrası Kastamonu Müftüleri (1218-1342/1804-1924)” ve “Candaroğlu İsmail Bey ve Medresesi adlı yayımlanmış makaleleri bulunan Yavuz, Arapça bilmektedir.
Yavuz, evli ve üç çocuk babasıdır.

Müftü Fethullah Yavuz kimdir?
İl Müftüsü Fethullah Yavuz kimdir?
Manisa’da doğdu.
İlkokulu bitirdikten sonra hafızlığını yaptı.
Manisa İmam Hatip Lisesini bitirdikten sonra Konya Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesine girdi.
1998 yılında buradan mezun oldu. Görev hayatına, 1997 yılında Kula Mehmet Akif Ersoy Camiinde müezzin kayyım olarak başladı.
Manisa merkez camilerinde bir süre görev yaptıktan sonra 2001 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı Konya Selçuk Eğitim Merkezine girdi.
2004 yılında buradan mezun olduktan sonra Manisa-Turgutlu Vaizi olarak 5 yıl görev yaptı.
2018'de “Evrensel Liderlik Nitelikleri Açısından Hazreti Muhammed” adlı çalışmasıyla yüksek lisansını tamamladı.
Sırasıyla Muş-Malazgirt , Antalya-Kaş, Manisa -Turgutlu ve İzmir Bornova'da ilçe müftülüğü yaptı.
5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararname ile Tunceli İl Müftüsü olarak atandı.
Müftü Yavuz, evli ve 1 çocuk babasıdır.

Prof. Dr. Arpaguş: İmam hatip okulları ilim, hikmet ve irfan mektepleridir
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, ÖNDER İmam Hatipliler Derneği’nin ev sahipliğinde Trabzon’da düzenlenen 23. İmam Hatipliler Kurultayı’na katıldı.
Karadeniz Teknik Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programda konuşan Başkan Arpaguş, 23. İmam Hatipliler Kurultayı’nın ülkemiz, milletimiz, gençlerimiz, geleceğimiz ve bütün insanlık için hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz etti.
“İmam-hatip” kavramının bir okulun adı olmanın yanında ulvi bir idealin ve derin bir idrakin de adı olduğunu söyleyen Başkan Arpaguş, “Çünkü imam hatip okulları, ilim, hikmet ve irfan mektepleridir. Bir istikamet arayışının neticesinde ortaya çıkmış olan bu kurumlar, köklü bir medeniyet tasavvurunun ve bu medeniyetin temelini oluşturan Müslüman kimliğinin yeniden inşasını amaçlamaktadır.” ifadelerini kullandı.
İmam hatip okullarının, her şeyden önce bir itidal zemini olduğunu belirten Başkan Arpaguş, “Malumdur, İslam dünyası geçmişten günümüze ifrat ve tefrite varan anlayışların, tekfirci yaklaşımların kıskacında ağır sınamalardan geçmiştir. İslam coğrafyası, dinin maksat ve maslahatını idrak edemeyen nice marjinal kişi, grup ve örgütlerin hezeyanlarına sahne olmuştur. Bunların ortak özelliği, İslam’ın ilke ve kavramlarını kendi kirli emelleri için kullanarak insanların dini duygularını istismar etmeleridir.” şeklinde konuştu.
“İmam hatip okulları, dini bilginin güvenliği noktasında önemli bir görev icra etmektedir”
Bu tür anlayış ve yaklaşımlarla mücadelede sahih kaynaklara dayalı doğru bilgi ve din eğitiminin hayati öneme sahip olduğunu anlatan Başkan Arpaguş, “İnsanın Yaratıcıyla, kendisiyle, toplumla ve çevresiyle olumlu ilişkiler kurması, ölçülü ve dengeli bir hayat yaşaması, ancak ve ancak doğru bir din eğitimiyle mümkündür. Bu anlamda imam hatip okulları, dini bilginin güvenliği noktasında önemli bir görev icra etmektedir. Zira imam hatip okulları, İslam’ın makul ve mutedil hayat nizamı ekseninde bir nesil yetiştirme özleminin vücut bulmuş halidir.” diye konuştu.
“İmam hatip okulları, kâmil insan yetiştirme modelidir”
İmam hatip okullarının “nasıl daha iyi insan yetiştirebiliriz?” sorusunun cevap bulmuş hali olduğunu aktaran Başkan Arpaguş, şunları kaydetti:
“İmam hatip okulları, ‘Yaratıcıya kulluk ve yaratılanlara şefkat ve merhamet’ göstermeyi kendisi için temel düstur kabul eden kâmil insan yetiştirme modelidir. Medeniyetimizde ‘ta’zîm li-emrillah, ve’ş-şefekatü alâ halkıllah!’ şeklinde formüle edilen bu anlayışla yetişen nesiller, her zaman ‘ihsân’ üzere, ilahi murakabe altında olduğu ve hesap vereceği şuuru ile hareket edecektir. İnsanın yalnız kaldığında da doğruluktan ayrılmamasını temin edecek olan ve esasında güzel ahlakın temelini oluşturan duygu da bu olsa gerektir.”
Başkan Arpaguş, imam hatip okullarının tarihine bakıldığında büyük bir emek, özveri ve mücadele gördüklerini belirterek, “Bu güzide okulların bugünlere gelmesinde nice fedakârlıklar vardır. Nice zorluluklar, sıkıntılar, gözyaşı vardır. Bu vesileyle geçmişten günümüze bu kutlu yürüyüşe omuz veren bütün büyüklerimizi rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyoruz. Bugün bize düşen, geçmişin büyük fedakârlıklarının temel gayesini iyi anlamak, bugünün sorumluluklarını iyi görmek ve bu kutlu mefkûreyi güçlü adımlarla yarınlara taşımaktır.” şeklinde konuştu.
“Ebedi bir âlemin varlığına inananlar için asıl başarı, rıza-i İlâhî’ye ulaşmaktır”
Bir imam hatiplinin sorumluluğu, sadece kendisine iyi bir gelecek hazırlamak değil; insanlığa dair her alanda söz sahibi olmak olduğuna dikkati çeken Başkan Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:
“Bilimde söz sahibi olmaktır. Teknolojide söz sahibi olmaktır. Sanatta söz sahibi olmaktır. Siyasette söz sahibi olmaktır. Düşüncede söz sahibi olmaktır. Kültürde söz sahibi olmaktır. Sporda söz sahibi olmaktır. Her ne iş yaparsa yapsın en iyisini yapmak; her nerede olursa olsun idealimiz en iyisi olmaktır. Daha da önemlisi her dem başarıya yürümek, başarmak için azmetmek ama başarı uğruna haktan ve hakikatten asla ödün vermemektir. Zira ebedi bir âlemin varlığına inananlar için asıl başarı, rıza-i İlâhî’ye ulaşmaktır.”
“Dünyanın en büyük ihtiyacı, bilgiden ziyade güzel ahlak ve hikmettir”
Başkan Arpaguş, insanlığın, bilgi bakımından tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar büyük imkanlara sahip olduğunu dile getirerek, “Teknoloji her geçen gün daha da gelişmekte, iletişim hızlanmakta, imkânsız görünen birçok şey mümkün hâle gelebilmektedir. Ancak, bilgi, bilim ve teknoloji alanında yaşanan bunca gelişmeye rağmen insanlık maalesef aradığı huzuru ve güveni bulabilmiş değildir. Esasen bugün dünyanın en büyük ihtiyacı, bilgiden ziyade güzel ahlak ve hikmettir. Daha hassas vicdan, daha fazla merhamettir. Daha fazla insaf, daha fazla adalettir.” ifadelerini kullandı.
“İmam hatip nesli ülkemiz, milletimiz ve bütün insanlık için bir umut neslidir”
Başkan Arpaguş, imam hatip neslinin, vahyin rehberliğinde hikmeti ve Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in örnekliğinde güzel ahlakı temsil eden bir nesil olduğunu belirterek, “Dünyanın neresinde olursa olsun zulme karşı sesini yükselten bir nesildir. Bu sebeple imanla beslenen, ilimle güçlenen, hikmetle derinleşen, ahlakla güzelleşen, merhametiyle tüm insanlığı kucaklayan imam hatip nesli, ülkemiz, milletimiz ve bütün insanlık için bir umut neslidir.” diye konuştu.
“İyi bir eğitim için öncelikle yeni nesli iyi tanımak zorundayız”
Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Her şeyin büyük bir hızla değişip dönüştüğü bir zamanda yaşıyoruz. Bu süreçte gençlerin ilgi, algı ve beklentilerinin de hızlı bir şekilde değiştiğini görüyoruz. Bu bakımdan iyi bir eğitim için öncelikle yeni nesli iyi tanımak zorundayız. Zamanın ruhunu yakalamak, çağı anlamak ve çağın icaplarına göre donanmak durumundayız. Bununla beraber çağın ayartıcı rüzgârlarına kapılmaktan ve geçici olana aldanıp savrulmaktan da kendimizi, gençlerimizi ve nesillerimizi alabildiğine korumaya mecburuz.”
Gençlere gereği gibi rehberlik edebilmek için çalışmaların merkezine ihlası ve samimiyeti yerleştirmek zorunda olduklarını anlatan Başkan Arpaguş, “Çünkü ihlas ve samimiyetten yoksun olan bir çalışmanın bizi gerçek anlamda başarıya ulaştırması mümkün değildir. İhlas ve samimiyet, aynı zamanda yaptıklarımızın ind-i ilahîde güzel bir karşılık bulması için de en temel şarttır.” ifadesini kullandı.
Gerçekleştirilen projelerin, çalışmaların ve hizmetlerin bütün gençleri kuşatacak şekilde planlanması gerektiğini ifade eden Başkan Arpaguş, şunları dile getirdi:
“Hedef kitlemizi sadece imam hatip okullarıyla sınırlı tutamayız. Bu ülkenin bütün çocuklarına kendi inancını, kültürünü, değerlerini, tarihini en ideal şekilde tanıtmak ve onlara en güzel şekilde rehberlik etmek mecburiyetindeyiz. Bu anlamda hiçbir gencimizi ihmal etme lüksümüzün olmadığını bilmek durumundayız.
Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bizler, milletimizin her bir ferdine aynı hassasiyetle yaklaşmayı temel ilke kabul ediyoruz. Özellikle gençlik faaliyetlerimizi, bütün gençlerimizi kuşatacak şekilde planlıyoruz. Camilerimizde ve Gençlik Merkezlerimizde yürüttüğümüz sosyal ve kültürel faaliyetlerimizle bütün gençlerimize ulaşmanın çaba ve gayreti içindeyiz. İmam hatiplere gönül vermiş tüm sivil toplum kuruluşlarımızın da aynı hassasiyet ve kuşatıcılıkla hizmet üretmesini istiyoruz.”
“23. İmam Hatipliler Kurultayı’nın hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum”
Başkan Arpaguş, imam hatip camiasının farklı şehirlerden, farklı mesleklerden, farklı hayat hikâyelerinden gelen insanları ortak bir ideal etrafında buluşturan büyük bir aile olduğuna dikkati çekerek, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Farklılıkları ayrılığa dönüştürmeden aynı istikamete yürüyen ve her ferdiyle birbirine omuz verebilen gerçekten güçlü bir aile. Bu duygu ve düşüncelerle; 23. İmam Hatipliler Kurultayı’nın hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Bu güzel buluşmanın gerçekleşmesinde emeği bulunan başta ÖNDER İmam Hatipliler Derneği ve onun kıymetli başkanı olmak üzere bütün kurumlarımıza, yöneticilerimize, hocalarımıza ve gönüllülerimize kalbi teşekkürlerimi sunuyorum.
Rabbim bizleri; ilmiyle faydalı, ahlakıyla örnek, sözüyle güven veren, merhametiyle herkesi kuşatan, adaletiyle hakkı ayakta tutan kullarından eylesin. Rabbim bizlere hakkı hak bilip ona tabi olmayı; batılı batıl bilip ondan uzak durmayı nasip eylesin. Yolumuzu açık, kardeşliğimizi daim eylesin. Hepinizi sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyor, Allah’a emanet ediyorum.”
“İmam hatip nesli geçmişten günümüze inancımızın, medeniyetimizin değerlerini topluma kazandırıyor”
Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş ayrıca, program öncesi gazetecilere değerlendirmelerde bulunarak, imam hatip neslinin ülkedeki misyonu, vizyonu ve bütün çalışmalarıyla din eğitimi ve din hizmetleri alanında Diyanet İşleri Başkanlığının en büyük kaynağı olan kurumların başında geldiğini dile getirdi.
İmam hatiplerin bugünlere çok önemli zaman dilimlerinden geldiğine dikkati çeken Başkan Arpaguş, "Bugünlere çok büyük fedakarlıklarla gelinmiştir. Bugün elhamdülillah gerek Diyanet İşleri Başkanlığımız, gerekse Milli Eğitim Bakanlığımız bünyesinde imam hatip neslinin din eğitimi ve din hizmetleri konusunda ülkemize ciddi katkı sağladığını ve bu hizmetlerde kaynaklık ettiğini görüyoruz. Aslında imam hatip nesli geçmişten günümüze geleneğimizin, inancımızın, medeniyetimizin değerlerini topluma kazandırmaya çalışan bir eğitim öğretim hizmetinin toplum vasatına yayılmış hali olarak karşımıza çıkıyor." ifadelerini kullandı.
Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Buradaki hizmetlerde, özellikle devlet kurumlarımız, Diyanet İşleri Başkanlığımız, Milli Eğitim Bakanlığımız, bunun yanında ÖNDER gibi imam hatiplerle ilgili sivil toplum kuruluşlarımızdaki bütün çalışmalarda hedef ateşi canlı tutmak, külleri savurmak değil. Dolayısıyla çok büyük fedakarlıklarla tutuşturulmuş, yakılmış bu meşalenin ilelebet ülkemizin inancı, kültürü ve geleneğini canlı tutabilmemiz, gelecek nesillerimizi inşa edebilmemiz adına ayakta kalması ve güncellenerek günün şartlarına uygun bir şekilde nesillerimizi yetiştirebilmemiz için önemli. Ve tabii bir başka husus da nesillerimizi günümüzün modern dünyasının açmazlarıyla, çıkmazlarıyla, inanç problemleriyle karşılaşıldığında bunların sağlam, kendi inanç dünyamız, medeniyetimiz ve kültürümüzün kodlarında gençlerimizi, nesillerimizi ve insanımızı eğitim öğretim süreçleriyle birlikte ayakta tutma gayretimiz. Dolayısıyla imam hatip liselerimiz ve imam hatip neslimiz bu ülkenin hamurunda, mayasında o geleneksel insanımızın profilini ortaya çıkaran önemli kurumlar. Cenabıhak'tan bu kurumların ilelebet bu ülkeye, insanlığa ve İslam ümmetine hizmet etmesini diliyorum."
Programa Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Trabzon Valisi Tahir Şahin, Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Trabzon İl Müftüsü Dr. İsmail Çiçek, ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan ve davetliler katıldı.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, ÖNDER İmam Hatipliler Derneği’nin ev sahipliğinde Trabzon’da düzenlenen 23. İmam Hatipliler Kurultayı’na katıldı.https://t.co/MyhnETKh7x pic.twitter.com/J8hxo1dCDD
— T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı (@diyanetbasin) September 5, 2026

Müftü Mehmet Çelebi kimdir?
İl Müftüsü Mehmet Çelebi kimdir?
1967 yılında Sakarya’nın Akyazı ilçesinde doğdu. İlkokul öğrenimini ve hafızlığını aynı ilçede tamamladı.
1980-1984 yılları arasında İstanbul İsmailağa Kur’an Kursu'nda Arapça, fıkıh, tefsir, hadis ve kelam alanlarında eğitim aldı. 1983-1988 yılları arasında ise ortaokul ve İmam-Hatip Lisesi’ni dışarıdan bitirdi.
1989-1993 yılları arasında Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde lisans öğrenimini tamamladı. Aynı fakültede 1993-1996 yılları arasında Kelam Anabilim Dalı’nda “Fahreddin er-Râzî’nin Ahiretle İlgili Görüşleri” konulu teziyle yüksek lisansını tamamladı.
1994 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde Kur’an Kursu Öğreticisi olarak memuriyete başladı. 1997 yılında kısa dönem askerlik görevini yerine getirdi.
1998-2000 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığı İstanbul Haseki Eğitim Merkezi'nin XV. dönemini başarıyla tamamladı. Ardından 2000 yılında Ağrı’nın Hamur ilçesine müftü olarak atandı. 2000-2003 yılları arasında burada görev yaptıktan sonra Düzce’nin Yığılca ilçesine tayin oldu ve 2006 yılına kadar görevini sürdürdü.
2006 yılında Almanya'nın Köln şehrinde, T.C. Köln Başkonsolosluğu nezdinde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından uzun süreli din görevlisi olarak görevlendirildi. Bu görevini 2011 yılında tamamladıktan sonra Sakarya merkez vaizliğine atandı.
2012-2014 yılları arasında ise ikinci kez yurt dışı görevlendirmeyle Almanya/Köln Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Genel Merkezi'nde Din Hizmetleri ve Din Eğitimi Uzmanı olarak görev yaptı.
15.09.2014 tarihinde Edirne İl Müftü Yardımcısı olarak atanarak yaklaşık üç yıl bu görevde bulundu. 03.05.2017-26.07.2023 tarihleri arasında İstanbul/Çatalca İlçe Müftülüğü görevini yürüttü. 09.08.2023 tarihinde Sakarya/Karasu İlçe Müftüsü olarak atandı.
Sakarya Erenler İlçe Müftüsü iken 5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararname ile Bartın İl Müftüsü olarak atandı.

Müftü Selim Yazıcı kimdir?
İl Müftüsü Selim Yazıcı kimdir?
1977 Sivas- Suşehri doğumlu.
1994 Suşehri İmam Hatip Lisesi, 2000 Erzurum Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesini ve aynı Üniversitede İslam Tarihi alanında Yüksek Lisansını tamamladı. Halen Akdeniz Üniversitesi’nde Mezhepler Tarihi alanında doktora çalışmasına devam etmektedir.
Devlet memurluğuna 1997 yılında Sivas-İmranlı ilçesinde İmam Hatip olarak başladı. 2003 Yılında Erzurum Ömer Nasuhi Bilmen Dini Yüksek İhtisas Merkezinden Müftülük - Vaizlik ihtisas kursunu tamamlayıp Sivas-Suşehri'ne Vaiz olarak atandı.
2010-2013 yıllarında Erzurum Karaçoban ve Pasinler ilçe müftülüğü, 2013-2016 Sivas Gürün müftüsü , 2017-2021 Korkuteli müftüsü, 2021-2023 yıllarında Antalya İl Müftü Yardımcısı olarak görev yaptı. Görev yaptığı her yerde başarılı projeler, Kur’an Kursları, Müftülük siteleri ya inşa etti ya da modernazisyonunu gerçekleştirdi. Yaptığı başarılı çalışmalar nedeniyle başta Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali ERBAŞ olmak üzere, Vali ve Kaymakamlar tarafından başarı ve üstün başarı belgesi ile taltif edildi.
Konya Selçuklu Müftüsü iken 5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararname ile Erzincan İl Müftüsü olarak atandı.
Arapça, orta derece İngilizce ve Almanca bilen Yazıcı, evli ve dört çocuk babasıdır.

Müftü Yusuf Dikmen kimdir?
İl Müftüsü Yusuf Dikmen kimdir?
1971 yılında Konya’nın Meram ilçesinde dünyaya geldi.
Yaylapınar İlkokulu’nu bitirdikten sonra, 1984 yılında Konya Havzan Nuraniye Kur’an Kursu’nda hafızlığını tamamladı.
Orta ve lise öğrenimini, Konya İmam Hatip Lisesi’nde tamamladı.
İHL’den mezun olduğu 1992 yılında, Kayseri Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne başladı ve bu bölümden 1997 yılında mezun oldu.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bünyesinde memuriyete ise, 1996 yılında Konya’nın Cihanbeyli ilçesi Günyüzü kasabası Merkez Camii’nde aday imam hatip olarak başladı.
1998 yılında, naklen Konya Selçuklu Merkez Hocacihan Alaaddin Camii imam hatipliğine atandı.
Askerliğini Ağustos 1998-Mart 1999 tarihleri arasında 263. kısa dönem er olarak Milli Savunma Bakanlığı Arşiv Müdürlüğü’nde tamamladı.
Askerlik dönüşü, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Konya Haseki Eğitim Merkezi olarak da tanınan Selçuk Eğitim Merkezi’ne kursiyer olarak katıldı ve bu bölümden 2002 yılında mezun oldu. Aynı yıl Mersin ili, Anamur ilçe vaizi olarak göreve başladı.
2004 yılının sonunda, Sivas ili İmranlı ilçe müftüsü olarak atandı.
2006 yılında Yozgat ili Çekerek İlçe Müftülüğü’ne naklen atandı.
2009-2014 yılları arasında uzun süreli yurtdışı görevlendirilmesi ile Almanya’nın T.C. Münster Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşeliği bünyesinde faaliyet gösteren DİTİB Recklinghausen-Süd Merkez Camii Din Görevlisi olarak görev yaptı.
2014-2020 yılları arasında Konya İli Güneysınır İlçe Müftüsü olarak görev yaptı.
2020-2023 yılları arasında Adana İl Müftü Yardımcısı olarak çalıştı.
2023'te başladığı Ankara İl Müftü Yardımcısı görevinde iken 5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararname ile Bilecik İl Müftüsü olarak atandı.
Dikmen, Evli ve 3 çocuk babası olup, Almanca, İngilizce ve Arapça bilmektedir.

Müftü Basri Bektaş, kimdir?
İl Müftüsü Basri Bektaş, kimdir?
1968 Yılında Ordu/Korgan İlçesinin Çayıralan Köyünde doğdu. İlkokulu ve ilk dini tahsilini köyünde aldı. İmam Hatip Okuluna Tokat Niksar’da başladı.
1989'da İstanbul İmam-Hatip Lisesi'nden mezun oldu. İstanbul'un çeşitli semtlerinde ve Ordu'nun Korgan ilçesinde vekil ve fahri İmam Hatiplik ve Kuran Kursu hocalığı görevlerinde bulundu.
1992'de Şırnak İli Silopi İlçesinde İmam Hatip olarak resmi görevine başladı. Sırasıyla Samsun-Bafra, Samsun-Merkez köylerinde İmam-Hatiplik görevlerinde bulundu.
1995 yılında Samsun Ondokuz Mayıs İlahiyat Fakültesini kazanıp 2001 yılında mezun oldu.
Konya Selçuk Eğitim Merkezinde ihtisas yaptıktan sonra Sinop İli Boyabat İlçesine Vaiz olarak atandı. Üç yıllık Vaizlik görevinin akabinde 2006'da Erzincan’ın Kemaliye İlçesine İlçe Müftüsü olarak atandı.
Sırasıyla Ayancık Müftülüğü, Tosya Müftülüğü, Perşembe Müftülüğü görevlerinde bulundu.
İstanbul Eyüpsultan Müftüsü iken 5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararname ile Bayburt İl Müftüsü olarak atandı.
Birçok alanda çalışmaları olan Basri Bektaş, spor, sanat ve Edebiyat alanına ilgi duymakta ve çeşitli çalışmalara imza atmaktadır. Yerel ve ulusal alanda yayınlanmış yazılarının yanında kitap çalışmaları şu şekildedir:
- “İmamlar Dirilirse” isimli kitabında kutsal bir vazife addettiği İmam-hatiplik görevinin ehemmiyeti ve kutsiyeti üzerine denemeler yapmak, vazifenin ehemmiyetine örneklemeler yazmak gayreti güdülmüştür. (Koyu Kitap Yayınevi)
- Abdul Hay el-Leknevi’ye ait “El Esarul Merfua Fil Ahbaril Mevdua” mübarek gün ve gecelerle ilgili uydurulan hadisleri ihtiva eden bir tercüme çalışması olup aynı zamanda Eğitim Merkezi bitirme tezidir.
- “El Kelime” "Sarf Nahiv" ismiyle, on yılı aşkın ders olarak okuttuğu, kendi usulünü ortaya koyduğu Arapça gramer çalışmasıdır.
- “İftiranın Faturası” Yaşanmışlıktan hareketle yazılan, araştırma yazılarından oluşan kitap, 2018 yılında Ensar Neşriyattan çıkmıştır.
- “Sözün Esareti" "Söyleyene değil söyletene bak" denecek bir eserdir. Ensar Neşriyattan çıkmıştır.
- "Hayata Yön Veren Kısa Öğütler" ismiyle 2022 yılında Ensar Neşriyattan çıkmıştır.
Bunların yanında özel çalışmaları, radyo-televizyon programları, çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmış yazıları mevcut olan Bektaş,evli ve üç çocuk babasıdır.

Bazı atama kararları Resmi Gazete'de
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan atama kararlarına göre Sayıştay Başsavcılığına, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2, 3 ve 7'nci maddeleri gereğince Sayıştay Savcısı Recep Çevik getirildi.
RESMİ GAZETE ATAMA KARARLARI İÇİN TIKLAYINIZ>>>

Prof. Dr. Ahmet Bostancı kimdir?
1968 yılında Karabük’te doğdu. İlk ve orta tahsilini burada tamamladı. 1986 yılında Karabük İmam-Hatip Lisesini bitirdi. Aynı yıl girdiği Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden 1990’da mezun oldu. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde 1992 yılında yüksek lisansını, 1999 yılında da doktorasını tamamladı. 1990-97 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığında İmam Hatip Liseleri Meslek Dersleri Öğretmeni, 1997-2000 yılları arasında da Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde Arapça Okutmanı olarak görev yaptı. 2000 yılında Arap Dili ve Belagatı ABD öğretim üyeliğine atandı. 2000-2009 yılları arasında Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde Yardımcı Doçent, 2009-2014 yılları arasında doçent olarak görev yaptı. 2014 yılında profesör oldu.
Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde 2009-2015 yılları arasında Arapça Hazırlık Sınıfları Koordinatörü, 2015-2016 yıllarında Temel İslam Bilimleri Bölüm Başkanı ve 2016-2024 yılları arasında da Fakülte Dekanı olarak görev yaptı.
Dekanlık görevi esnasında üç dönem Türkiye İlahiyat /İslami İlimler Fakülteleri Dekanlar Konseyi (TİDKONSEY) yürütme kuruluna seçildi ve iki dönem de başkan yardımcılığı görevini yürüttü.
2011-2026 yılları arasında Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Başkanlığı, 2014-2022 yılları arasında Sakarya Üniversitesi Mevlana Kurum Koordinatörlüğü ve Arap Dili ve Belagatı Anabilim Dalı Başkanlığı görevlerinde bulundu.
5 Eylül 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Diyanet Akademisi Başkanlığına getirildi.
2001-2002 öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı bursuyla bir yıl süreyle Ürdün’de ve değişik tarihlerde Malezya, Fas, Katar, Kuveyt, Suudi Arabistan, Suriye, Cezayir, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Almanya ve Avusturya gibi ülkelerde kısa süreli olarak alanıyla ilgili çalışmalar yapan, 2023 yılından itibaren Katar Üniversitesi Şeria ve İslam Araştırmaları Fakültesi Uluslararası Danışma Kurulu Başkanlığı görevini yürüten ve alanıyla ilgili yayınlanmış çeşitli kitap ve makale çalışmaları bulunan Prof. Dr. Ahmet Bostancı, evli ve iki çocuk babasıdır.
[related-posts id="62870" color="bg-primary"][/related-posts]

Diyanet Akademisi Başkanlığı'na atama
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla atama kararları yayımlandı.
Bu kapsamda Diyanet Akademisi Başkanı Doç. Dr. Enver Osman Kaan görevden alınarak yerine Prof. Dr. Ahmet Bostancı getirildi.
[related-posts id="62871" color="bg-warning"][/related-posts]
![]()
[related-posts id="61914" color="bg-danger"][/related-posts]

12 ülkeye yeni büyükelçi atandı
Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile büyükelçilik atamaları gerçekleştirildi.
Buna göre; Burundi Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Haydar Kerem Divanlıoğlu, Filipinler Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Kaan Esener, Finlandiya Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Ayşe Hilal Sayan Koytak, Bahreyn Krallığı Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Necati Sancaktutan, Umman Sultanlığı Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Hüsayin Ergani, Namibya Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Fikriye Aslı Güven, Kore Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Fatih Yıldız, Sudan Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Fahri Türker Oba, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Alper Aktaş, Somali Federal Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Ferhat Alkan, Gambiya Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Özgür Gökmen, Mozambik Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Ayça Oşafoğlu İnam atandı.
Ayrıca Burundi Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Alp Işıklı ve Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Fatih Ulusoy merkeze alındı.

Kufeli Bir Alim: Ebû Hanîfe
İmâm-ı Âzam olarak da tanınan Ebû Hanîfe, İslam hukuk düşüncesinin gelişmesinde önemli rol oynamıştır. İmâm-ı Âzam ünvanı, hukuki düşünceye yaptığı katkı ve çağdaşları arasında sahip olduğu üstün konumdan kaynaklanmaktadır. 699 yılında Kûfe’de doğmuştur. Ticaretle uğraşan varlıklı bir aileden gelen Ebû Hanîfe, ilim öğrenmeden önce kumaş tüccarlığı yapmış; daha sonra ilim hayatına atılmıştır. Hayatı maddi sıkıntıdan uzak geçmiş, Kur’an’ı ezberleyip kıraat ilmini öğrenmiştir. Zeki olan Ebû Hanîfe, çevredeki âlimler tarafından ilme yönlendirildi. Akaid ve cedel ilmini öğrenen Ebû Hanîfe, inkârcılarla tartışarak Ehl-i sünnet anlayışının oluşmasına katkıda bulundu. Fıkha yönelmesinin sebepleriyle ilgili farklı rivayetler olsa da, Hammâd b. Ebû Süleyman’ın öğrencisi olarak fıkıhta uzmanlaştığı belirtilmektedir. Ebû Hanîfe, Hammâd’ın ölümünden sonra onun yerine ders vermeye başlamış ve binlerce öğrenci yetiştirmiştir.
• İmam-ı Âzam Ebû Hanîfe’nin vefatı (ö. 150–767)

İl müftüleri kararnamesi yayımlandı
2026/279 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2’nci maddesi gereğince 6 ilin müftüsü görevden alınarak 35 ilin müftülüğünde ise görev değişikliği yapıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan kararla;
Bilecik İl Müftüsü Ahmet Dilek,
Karabük İl Müftüsü Ali Erhun,
Kocaeli İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu,
Nevşehir İl Müftüsü Kazım Güzel,
Zonguldak İl Müftüsü İbrahim Halil Demir ve
Konya İl Müftüsü Ali Öge görevden alındı.
İl müftülüklerine ilişkin yapılan atamalar ise şu şekilde:
Bilecik İl Müftülüğüne Yusuf Dikmen,
Tunceli İl Müftülüğüne Fethullah Yavuz,
Iğdır İl Müftülüğüne Kilis İl Müftüsü Alettin Bozkurt,
Kilis İl Müftülüğüne Iğdır İl Müftüsü Zahit Demirel,
Karabük İl Müftülüğüne Mustafa Yavuz,
Kocaeli İl Müftülüğüne Bolu İl Müftüsü Hüseyin Demirtaş,
Bolu İl Müftülüğüne Giresun İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay,
Giresun İl Müftülüğüne Hakkari İl Müftüsü Hüseyin Okuş,
Hakkari İl Müftülüğüne Recep Eren,
Niğde İl Müftülüğüne Kars İl Müftüsü Yavuz Yıldız,
Kars İl Müftülüğüne Selami Aykul,
Nevşehir İl Müftülüğüne Gümüşhane İl Müftüsü Hayri Erenay,
Gümüşhane İI Müftülüğüne Karaman İl Müftüsü Faruk Gürbüz,
Karaman İl Müftülüğüne Isparta İl Müftüsü Muharrem Biçer,
Isparta İl Müftülüğüne Kırklareli İl Müftüsü Yusuf Eviş,
Kırklareli İl Müftülüğüne Aksaray İl Müftüsü Veysel Işıldar,
Aksaray İl Müftülüğüne Ali Efe,
Zonguldak İl Müftülüğüne Bayburt İl Müftüsü Bayram Danacı,
Bayburt İl Müftülüğüne Basri Bektaş,
Konya İl Müftülüğüne Diyarbakır İI Müftüsü Celal Büyük,
Diyarbakır İl Müftülüğüne Erzincan İl Müftüsü İsmail Fakirullahoğlu,
Erzincan İl Müftülüğüne Selim Yazıcı,
Yalova İl Müftülüğüne Rize İl Müftüsü Naci Çakmakçı,
Rize İl Müftülüğüne Yalova İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk,
Şanlıurfa İl Müftülüğüne Van İl Müftüsü Mehmet Sırrı Şık,
Van İl Müftülüğüne Bitlis İl Müftüsü Kadir Koçak,
Bitlis İl Müftülüğüne Bartın İl Müftüsü Ömer Keskin,
Bartın İl Müftülüğüne Mehmet Çelebi,
Aydın İl Müftülüğüne Samsun İl Müftüsü Seyfullah Çakır,
Samsun İl Müftülüğüne Aydın İl Müftüsü Hasan Güneş,
Adana İI Müftülüğüne Afyonkarahisar İl Müftüsü Lütfü İmamoğlu,
Afyonkarahisar İl Müftülüğüne Burdur İl Müftüsü Ali Hayri Çelik,
Burdur İl Müftülüğüne Sinop İl Müftüsü Paşa Bektaş,
Sinop İl Müftülüğüne Mehmet Arslaner,
Kütahya İl Müftülüğüne Hasan İzmirli.
![]()
![]()
RESMİ GAZETE ATAMA KARARLARI İÇİN TIKLAYINIZ>>>

AA, Silivri açıklarındaki kazada batan gemiye ilişkin çalışmaları TCG Akın'da görüntüledi
-
aa.com.tr
- Kahramanmaraş'ta okul saldırısı davasında tahliye edilen sanık anne hakkında yeniden tutuklama kararı
Kahramanmaraş'ta okul saldırısı davasında tahliye edilen sanık anne hakkında yeniden tutuklama kararı
60 saniyede bugün (05 Eylül 2026)
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 4 kulübün başkanlarını ve yöneticilerini kabul etti
Milli Savunma Bakanlığınca hazırlanan TSK tanıtım klibi EBA'da yayımlandı
-
aa.com.tr
- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar: Daha güçlü, ekonomisi büyümüş bir Türkiye olarak yolumuza devam edeceğiz
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar: Daha güçlü, ekonomisi büyümüş bir Türkiye olarak yolumuza devam edeceğiz
Merrell İstanbul Ultra yapıldı
Yunanistan'ın Tanagra Hava Üssü’nde düzenlenen gösteride savaş uçağı düştü
İsrail ordusu Lübnan'ın güneyine hava ve topçu saldırılarını sürdürüyor
MXGP'de zorlu Afyonkarahisar etabı şampiyonluk yarışını etkiliyor
-
aa.com.tr
- Putin, Rus ordusuna gece yarısından itibaren 3 gün boyunca Kiev’e saldırmama talimatı verdi
Putin, Rus ordusuna gece yarısından itibaren 3 gün boyunca Kiev’e saldırmama talimatı verdi
-
aa.com.tr
- Londra'da bir Suudi Arabistan vatandaşı, saatini çalmak isteyen kişinin bıçaklı saldırısına uğradı
Londra'da bir Suudi Arabistan vatandaşı, saatini çalmak isteyen kişinin bıçaklı saldırısına uğradı
Milli motosikletçi Can Öncü, Fransa'daki ilk yarışı kazandı
Türk Yıldızları, Romanya'daki gösteri uçuşundan görüntü paylaştı
Bursa'da çıkan orman yangını kontrol altına alındı
-
aa.com.tr
- İran'da güvenlik güçleriyle silahlı bir grup arasında çıkan çatışmada 2 kişinin öldüğü belirtildi
İran'da güvenlik güçleriyle silahlı bir grup arasında çıkan çatışmada 2 kişinin öldüğü belirtildi
Türkiye'nin genç motokros yıldızları, MXGP Akademi'de buluştu
Silivri açıklarındaki kazada batan geminin deniz altındaki görüntülerine ulaşıldı
İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı, ekonomik savaşa hazırlıklı olduklarını söyledi
Başkentin 8 aydaki ihracatı geçen yıla göre yüzde 20,7 artışla 12,2 milyar dolara ulaştı
Dünya Motokros Şampiyonası'nın 17. ayak yarışı Afyonkarahisar'da başladı
Cumhurbaşkanlığı Yarı Maratonu, 11 Ekim'de Ankara'da yapılacak
Yemen'de çatışmalar Taiz ve Hudeyde'den Marib, Şebve ve Hadramevt'e uzandı
Orman yangınlarıyla mücadeleye ilişkin usul ve esaslar belirlendi
Trump'ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Moskova'ya ulaştı
Galatasaray'dan sakat oyuncuların durumuyla ilgili açıklama
-
aa.com.tr
- İran'ın Orta Doğu'daki hedefleri vurma gücüyle ABD'yi zor durumda bırakmak istediği iddia edildi
İran'ın Orta Doğu'daki hedefleri vurma gücüyle ABD'yi zor durumda bırakmak istediği iddia edildi
-
aa.com.tr
- Ukrayna: Rus hava sahasına yönelik operasyonumuzu duruma göre uyarlayarak gelecek hafta yeniden yapacağız
Ukrayna: Rus hava sahasına yönelik operasyonumuzu duruma göre uyarlayarak gelecek hafta yeniden yapacağız
-
aa.com.tr
- ABD'nin İsrail Büyükelçisi, Batı Şeria'da İsraillilerin Filistinlilere saldırılarını "terörizm" olarak niteledi
ABD'nin İsrail Büyükelçisi, Batı Şeria'da İsraillilerin Filistinlilere saldırılarını "terörizm" olarak niteledi
Nepal'deki selin ardından 10 gündür mahsur kalan 2 kişi kurtarıldı
62. dakikada oyundan çıktı ama maçın adamı oldu! İspanya Arda'yı konuşuyor
Cumartesi günü hangi diziler var? 5 Eylül Gönül Dağı bu akşam var mı?
Tesla'nın Direksiyonsuz Robotaksileri Güvenlik Tartışması Başlattı
Esenyurt'ta Şehit Polis Mehmet Ali Topatan İçin Tören
Batan Tuğberk İmamoğlu gemisi su altında görüntülendi
İstanbulspor'dan Üç Yeni Transfer
Bakan Tekin'den Giresun'da 'Terörsüz Türkiye' Mesajı
BBP lideri: Türkiye oyun kuran ülke haline geldi
Erdoğan, Galatasaray Başkanı Dursun Özbek ve Yönetimini Kabul Etti
Batan Tuğberk İmamoğlu gemisi 720 metre derinlikte bulundu
Paris'te Filistin'e destek gösterisi
Galatasaray Sporting Maçı Hazırlıklarına Başladı
Kartal Kadıköy'de: Taraftarlar derbide yerini aldı
Taşköprü'de Silaj Makinesi Faciası: Bir Gencin Ayağı Koptu
MHP Midyat'ta Adil Acar yeniden başkan
Karaman'da Aniden Yola Çıkan 3 Yaşındaki Çocuğa Otomobil Çarptı
Bafra'da 63 kg Esrar Ele Geçirildi
Çorlu'da Kafa Kafaya Çarpışma: 5 Yaralı
AK Parti Diyarbakır'da Silvan'da Temaslarda Bulundu
9. MXGP Türkiye Afyonkarahisar'da Nefes Kesen Antrenmanlarla Başladı
Okul saldırısı davasında anneye yeniden tutuklama
İş Ortağı Kavgası Kanlı Bitti: 1 Ölü
Afrika'da 'Cinsel Organ Hırsızlığı' İddiaları: 80 Kişi Linç Edildi
Marmaris'te Ticari Teknede Rahatsızlanan Vatandaş Sahil Güvenlikle Tahliye Edildi
ABD, İran tankerlerini yok etti
Düğün Günü Motosiklet Kazası: İsmail Arpağ Son Yolculuğuna Uğurlandı
İstanbul Gençlik, Göztepe'yi deplasmanda devirdi
Vatandaşların Akdeniz’de ceset gördük ihbarı ekipleri harekete geçirdi
CANLI YAYIN DUYURUSU
-
haberler.com
- Dolmabahçe'de futbol zirvesi! Cumhurbaşkanı Erdoğan 4 büyüklerin başkanlarını kabul etti
Dolmabahçe'de futbol zirvesi! Cumhurbaşkanı Erdoğan 4 büyüklerin başkanlarını kabul etti
Gazze'de Enkazdan 150 Cenaze İçin Zorlu Arama
2026 KPSS Ortaöğretim başvuruları başladı: Son tarih 8 Eylül
Bakan Tekin: Terörsüz Türkiye ile demokrasi ve insan hakları güçlenecek
Destici: 'Türkiye prangalarını kırmıştır'
-
haberler.com
- Motosikletli Bora Gülalp'in Ölümünde Minibüs Şoförü Tahliye Edildi; Aile Adalet İstiyor
Motosikletli Bora Gülalp'in Ölümünde Minibüs Şoförü Tahliye Edildi; Aile Adalet İstiyor
Ankara'da 3. dalga fuhuş operasyonu: Tutuklu sayısı 32'ye ulaştı
© Haberler
İsrail Gazze barış planını engelliyor
Putin'den Kiev'e 3 günlük saldırı molası
Çeşme ve Menderes'te 57 Düzensiz Göçmen Kurtarıldı
Antalya'da 1 Kilo 20 Gram Kokain Operasyonu
AK Parti'den Rize'ye Sürdürülebilir Şehir Vizyonu
-
haberler.com
- TRT 1 canlı nereden izlenir? (TÜRKİYE SIRBİSTAN) TRT 1 HD kesintisiz voleybol maçı donmadan nasıl izlenir?
TRT 1 canlı nereden izlenir? (TÜRKİYE SIRBİSTAN) TRT 1 HD kesintisiz voleybol maçı donmadan nasıl izlenir?
Tokat'ta kentsel dönüşüm hız kazandı
Malatya'da Kan Davası: Tırla Saldırıya Tutuklama
ABD Büyükelçisi'nden Filistinli ABD vatandaşlarına ziyaret
Tesla'nın Otonom Aracı Cybercab'e ABD'den İnceleme
Hentbol: Kadınlar Süper Lig
Samsun Yeşilay Spor Kulübü'nden Gençlere Tenis Etkinliği
Beşiktaşlı taraftarlar derbi için yola çıktı
Nazilli'nin Kurtuluşunun 104. Yılı Coşkuyla Kutlandı
-
haberler.com
- Okul saldırısı davasında şok gelişme: Tahliye edilen sanık annenin yakalama kararı çıkarıldı
Okul saldırısı davasında şok gelişme: Tahliye edilen sanık annenin yakalama kararı çıkarıldı
KPSS Lisans ilk oturumu tamamlandı, gözler cevap anahtarında
Cezayir'de 80 Metrelik Kuyuya Düşen Çocuk İçin 4 Gündür Kurtarma Mücadelesi
Aydın'da Tır Otomobile Çarptı: 3 Yaralı
Zabıta Haftası Kutlandı, Emekli Personele Plaket Verildi
Adıyaman'ın Kahta İlçesinde Badem Hasadı Başladı
Araban'da 2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Değerlendirildi
Kocaeli'de Airbus A340 Uçağında Yangın: Kontrol Altına Alındı
AB'den yeni genişleme ve birlik vurgusu
Soma'da Orman Yangını 2,5 Saatte Kontrol Altına Alındı
Antalya'da Uyuşturucu Operasyonu: 3 Gözaltı
Eylül ayında otomobil kampanyaları hız kazandı: En ucuz sıfır otomobil Opel Corsa
Bakan Bayraktar: Hakkari maden ve enerjide yıldız olacak
Manisa'da Bağ Bozumu Şenliği Coşkusu
Türkiye Sırbistan voleybol maçı hangi kanalda, CANLI nereden izlenir?
MHP Osmaniye'de Yusuf Çomu yeniden il başkanı
TSK tanıtım klibi EBA'da yayımlandı
Eskişehir'de 2. Kattan Düşen Kişi Hayatını Kaybetti
Tilkiye 'Tavuğu Yedin, Utanmıyor musun?' Tepkisi
Aydın'da Kokoreç Tezgahına Çarpma: 2 Yaralı
Merrell İstanbul Ultra'da Rüzgar AASK Esti
Beyoğlu'nda iş yeri yangını söndürüldü
Aileler itiraz etti: Okul saldırganının annesi cezaevine geri gönderiliyor
Beyoğlu’nda iki katlı iş yerinde çıkan yangın söndürüldü
Erdoğan'ın torunundan 'Yine Bir Gülnihal' performansı
İzmir'de Uyuşturucu Operasyonu: 13 Kilo Esrar Ele Geçirildi
AK Parti Elazığ'dan Keban'da İlçe Buluşmaları
Çorum'da Tarihi Konak İnşası Başladı
Abdülkerim Bardakcı taraftarı delirtti: Şampiyonlar Ligi'nde ne yapacağız?
Fransa'dan Nijer'deki darbe iddialarına yalanlama
Bölge genelinde fırtına uyarısı
Ateşkese Rağmen İsrail'den Lübnan'a Saldırılar
Mardin'de Aşiretler İstişare Meclisi Çalıştayı
Taçtan gelen top ofsayt olur mu? Hangi durumlarda ofsayt verilmez?
Beşiktaş Taraftarları Derbiye Akın Ediyor
Hava gösterisi felaketle bitti: F-4 Phantom izleyicilerin gözü önünde düştü
© Haberler
Kadınlar teknolojide söz sahibi olacak
Bafra'da 63 kg Esrar Operasyonu
Samsunspor, Zenit'in Yıldızı Erakovic'i Kiralık Kadrosuna Kattı
Hirfanlı'da Yelken Heyecanı Başladı
Samsunlu Buz Pateni Sporcularından Büyük Başarı: 25 Madalya
Putin: 3 Gün Kiev'e Saldırı Yok
Eskişehir'de kamyonet devrildi: 2 yaralı
Motokrosta Afyonkarahisar Etabı Şampiyonluk İçin Belirleyici Olacak
2026 Çin Uluslararası Tüketici Elektroniği Fuarı Qingdao'da Başladı
-
haberler.com
- Yunan Bakan ağzındaki baklayı çıkardı: İstanbul ve Ayasofya'yı ele mi geçirmeliydik?
Yunan Bakan ağzındaki baklayı çıkardı: İstanbul ve Ayasofya'yı ele mi geçirmeliydik?
© Haberler
Tosya'da Traktör ve Otomobil Kazası: 8 Yaralı
Konya'da Kanseri Yenen 3 Yaşındaki Meryem Sena İçin Balon Şenliği
Londra'da Lüks Saat Hırsızlığı: Suudi Vatandaşı Bıçaklandı
Batman'da Havaya Ateş Açan Şüpheli Aranıyor
Beylikdüzü'nde Beton Mikseri Yol Çökmesi Sonucu Devrildi: 1 Yaralı
Eskişehir'de Pencere Düşüşü: 43 Yaşındaki Adam Hayatını Kaybetti
Modric 40'ında milli takıma davet edildi
Burdur'da Kontrolden Çıkan Otomobil Depoya Girdi: 3 Yaralı
Hatay'da 2026-2027 Eğitim Yılı Hazırlıkları Değerlendirildi
Yenice'de hatalı sollama kazaya saniyeler kala kamerada
Muğlaspor, genç yetenek Korede Osundina'yı kiralık kadrosuna kattı
Mısır ve Umman'dan Hürmüz Güvenliği Mesajı
Kocaeli'de Airbus A340 Uçağında Yangın
Gram altın yükselecek mi? İslam Memiş'ten dikkat çeken yıl sonu tahmini
Eskişehir'de Pencere Düşüşü: 43 Yaşındaki Adam Hayatını Kaybetti
Amasya'da traktör devrildi: 1 ölü, 3 yaralı
Pazaryeri'nin Kurtuluşunun 104. Yılı Kutlandı
Milli motosikletçi Can Öncü, Fransa'daki ilk yarışı kazandı
Amasya'da traktör devrildi: 1 ölü, 3 yaralı
Real Betis Real Madrid maçın adamı kim oldu?
Avusturya'da İslam Cemaati'ne kapatma tehdidi tepki çekti
MHP'li Adan: Terör Türkiye'ye Bir Daha Gelemeyecek
Park halindeki otomobilde ölü bulundu: Yanında kalp ilaçları çıktı
Yunanistan'da F-4 uçağı gösteri sırasında düştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan kulüp başkanlarını Dolmabahçe'ye çağırdı
Motokuryenin bayrak sevinci: Verilen söz ertesi gün tutuldu
Hindistan Otomotiv Sektöründe Envanter Optimizasyonuyla 39.000 Crore Serbest Kalabilir
SUBÜ TETRA Takımı, TEKNOFEST 2026'da Üç Araçla Finale Kalan Tek Üniversite Oldu
İskenderun ve Dörtyol'da uyuşturucu operasyonu: 4 tutuklama
Çelikhan'da Doğa Koruma Toplantısı
Besni'de çiftçi ve fırıncılara ekipman desteği
Hatay'da Bahçe Yangını Kontrol Altına Alındı
Bilim merkezine dönüştürülen uçakta yangın
Kilis'te Dron Destekli Trafik Denetimi
Plajda utandıran görüntü! "Polisi arıyorum" dese de umursamadılar
© Haberler
Hatay'da Kaçak Ağaç Kesimine Geçit Yok
Kocaeli'de korku dolu anlar! Yanan uçağın kuyruğu bir anda koptu
© Haberler
Mustafakemalpaşa'da Baltalı Cinayet: Bir Kişi Hayatını Kaybetti
Niksar'da İki Araç Çarpıştı: 4 Yaralı
Adana'da Giyim Mağazasına Silahlı Saldırı
Koku Panigi Yasli Kadin Pencereden Cikti
İzmir'de drone destekli uyuşturucu operasyonu
Eylül ayında şaşırtan manzara! Kars'ı ani dolu yağışı vurdu
© Haberler
Niksar'da Uyuşturucu Hükümlüsü Trafik Denetiminde Yakalandı
SGK Zonguldak'ta 122 milyonluk yeni hizmet binası açıldı
JLR, 4 bin kişiyi işten çıkaracak
-
haberler.com
- Nepal felaketinin 10'uncu gününde inanılmaz kurtuluş! Öldü denilen kadın sağ çıktı
Nepal felaketinin 10'uncu gününde inanılmaz kurtuluş! Öldü denilen kadın sağ çıktı
© Haberler
Endonezya'da ücretsiz yemek zehirlenmesi: 1950 kişi etkilendi
Girne'deki Gemi Kazasında Ölen 5 Çocuk Annesi Eskişehir'de Toprağa Verildi
Genç Kürekçiler Balkan Şampiyonası'nda
Bursa'da Orman Yangını: Ekipler Müdahale Ediyor
Soma Orman Yangını Kontrol Altına Alındı
Rizespor'da Transfer Dönemi Kapandı: 9 Futbolcu Geldi, 20 Futbolcu Gitti
Muş'ta İki Aile Arasındaki Husumet Barış Töreniyle Sona Erdi
İran'da Çatışma: 2 Kişi Öldürüldü
Antalya'da Çocuklara Özel Sigara Bırakma Polikliniği Açıldı
Mersin'de su sayacı mağduriyeti
ABD’den Hark Adası Açıklarında İran Petrol Tankerine Füze Saldırısı
Orhaneli'de Orman Yangınına Müdahale
Derbide kadroya alınmadı, lüks aracıyla Samandıra'dan ayrıldı
© Haberler
Bakan Göktaş: Kadınların Hayallerini Destekliyoruz
Aydın-Denizli Otoyolu'nda Zincirleme Kaza: 3 Yaralı
Eski Milletvekili Latif Sakıcı Son Yolculuğuna Uğurlandı
Bandırma'dan Marmara 5 roketi gökyüzüne açılacak
Başiskele'de hırsızlık kamerada
-
haberler.com
- Beyoğlu Bülbül Mahallesi’nde bulunan 2 katlı bir iş yerinde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Ekiplerin yangına müdahalesi sürüyor.
Beyoğlu Bülbül Mahallesi’nde bulunan 2 katlı bir iş yerinde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Ekiplerin yangına müdahalesi sürüyor.
Adana'da Giyim Mağazasına Silahlı Saldırı
Arif: Ekonomik savaşta düşman yenilecek
Bucak Kütüphanesi'ne 8 Ayda 14 Bin Ziyaret
2026 IFA Berlin Fuarı Başladı: Çinli Firmaların Ürünleri Büyük İlgi Gördü
-
haberler.com
- Bandırmaspor Boluspor CANLI nereden izlenir? Bandırma Bolu maçı hangi kanalda, nereden izlenir?
Bandırmaspor Boluspor CANLI nereden izlenir? Bandırma Bolu maçı hangi kanalda, nereden izlenir?
Filipinler Başkan Yardımcısı Duterte kefaletle serbest
Milas açıklarında 23 kaçak göçmen ve 1 organize suç şüphelisi yakalandı
Güney Lübnan'da Uçurtma Festivali: 'Toprak da Gökyüzü de Bizim'
Horasan'da işçi iskeleden düşerek öldü
Antalya- Kanala devrilen traktörün sürücüsü öldü
TÖDER'den Eğitim Gündemi Değerlendirmesi
Korsan taşımacılık artık asayiş sorunu
ÖİB imar planı kararları onaylandı
-
haberler.com
- CHP'li Akay'dan ÖİB'ye Tepki: 'Milleti Kavram Oyunlarıyla Kandırmayın'
CHP'li Akay'dan ÖİB'ye Tepki: 'Milleti Kavram Oyunlarıyla Kandırmayın'
Neslihan Atagül'ün 2 yıl önceki görüntüleri büyük tartışma yarattı
© Haberler
Gerdek gecesinin sabahında kaçan gelin için yolun sonu
Ünye'de Tüp Patlaması: 3 Yaralı
Düğün Yerine Cenaze: Genç Yaşamını Yitirdi
2026 KPSS Lisans Sınav Saati ve 10.00 Kuralı
Marmara'da Batan Gemi 720 Metrede Bulundu, Arama Sürüyor
2026 Para Okçuluk Şampiyonası Antalya'da
Adana'da iş yerine silahlı saldırı
Hozat'ta Kuru Ot Yangını Büyümeden Söndürüldü
Samsunspor, Kocaelispor Maçı Hazırlıklarını Tamamladı
TEKNOFEST İnsansız Kara Aracı Yarışması Mardin'de
Girne Açıklarında Batan Gemide Kurban Sayısı 13’e Yükseldi
-
haberler.com
- İstanbul EYÜPSULTAN su kesintisi! 5-6 Eylül İSKİ Eyüpsultan su kesintisi ne zaman bitecek, sular ne zaman gelecek?
İstanbul EYÜPSULTAN su kesintisi! 5-6 Eylül İSKİ Eyüpsultan su kesintisi ne zaman bitecek, sular ne zaman gelecek?
İşte Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinin muhtemel 11'leri
-
haberler.com
- İzmir'de Jandarmadan 7 Saatlik Denetim: 6 Bin 989 Kişi Sorgulandı, 1085 Litre Etil Alkol Ele Geçirildi
İzmir'de Jandarmadan 7 Saatlik Denetim: 6 Bin 989 Kişi Sorgulandı, 1085 Litre Etil Alkol Ele Geçirildi
Gençlerbirliği, Trabzonspor Maçı Hazırlıklarını Tamamladı
Özgür Özel'den Emeklilere Ücretsiz Sağlık Sözü