Normal görünüm

Dün alınanlar — 5 Eylül 2026

CVP’den özelleştirmelere tepki

Karayolları Genel Müdürlüğü’nün kontrolünde bulunan 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile otoyol ve çevre otoyollarının 30 yıllığına özelleştirilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararı, Resmi Gazete’nin bugün sayısında yayımlandı. Özelleştirme işlemi, 31 Aralık 2031 tarihine kadar tamamlanacak.

İlişkili Haber
thumbnail
Köprü, otoyollar ve çevre otoyolları için 30 yıllık özelleştirme kararı
Haberi görüntüle

CVP’den yapılan açıklamayla, bu karara tepki gösterildi.

Partinin sosyal medya hesaplarından yayımlanan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Köprüyü Türk milleti yapacak, bedelini Türk milleti ödeyecek, kazancını şirketler toplayacak! Buna kalkınma değil, Türk milletinin birikimini sermayeye teslim etmek denir!

Köprü ve otoyolların işletme haklarının otuz yıllığına devredilmesini reddediyoruz!

Bu yollar iktidarın bağışı ya da şirketlerin lütfu değil, doğrudan Türk milletinin emeğiyle, vergisiyle, kuşakların birikimiyle yarattığı servetidir. Bu yollar üretimimizin, ortak hayatımızın ve ekonomik bağımsızlığımızın damarlarıdır. Türk milletinin alın teriyle yapılan yolları, Türk milletinin sırtından kazanç sağlama imtiyazına dönüştüremezsiniz!

AKP iktidarına soruyoruz:
Türk milletin ortak varlıklarını şirketlere devretmekten başka bir ekonomi politikanız yok mudur? Kamu işletmeciliğini güçlendirmek yerine neden her defasında şirketlere yeni gelir alanları açıyorsunuz? Bugünün hesabını kapatmak için gelecek kuşakların gelirlerinden vazgeçme hakkını size kim vermiştir?

Satmıyoruz, işletme hakkını devrediyoruz” demekle bu kararın siyasi ve ekonomik sorumluluğundan kurtulamazsınız! Tapunun Türk milletinde kalması, gelirin ve işletmenin otuz yıllığına şirketlere bırakılmasını haklı çıkarmaz!

Hükümetler Türk milletinin malının sahibi değil, emanetçisidir! Çocuklarımızın geleceğini şirketlerin kazanç hesabına bağlayamazsınız!
Türk milletinin malı, yönetimiyle, geliriyle ve hizmetiyle Türk milletinin olmalıdır!

Türk milletinin ortak geleceğinden otuz yılı bir seçim için feda ettirmeyeceğiz. Çocuklarımızın büyüyeceği, çalışacağı, üreteceği yıllardır bunlar. Hiçbir iktidarın, Türk milletinin geleceğini kendi siyasi ömrünün hesabına bağlamasına razı olmayacağız. Bizler yurttaşı müşteriye, devleti şirketlerin tahsilat düzenine, vatanı gelir getiren varlıklar listesine indirgeyen bu neoliberal anlayışa karşıyız!

Özelleştirmeci düzenin makyajına değil, değiştirilmesine talibiz!

Bu karar geri çekilmeli, köprü ve otoyollar kamuda kalmalı, gelirleri Türk milletinin refahına ayrılmalıdır. Özelleştirilen stratejik işletmeler hukuk içinde yeniden kamuya kazandırılmalıdır!

Kararın iptali için en kısa sürede dava açacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz!

Ortak servetimizi savunmak için aynı partide olmamız gerekmiyor! Hukuki ve demokratik mücadeleyi birlikte büyütelim.

İktidarlar geçicidir; karar, kazanç ve gelecek Türk milletinindir!

Yaşasın tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti!”

Köprüyü Türk milleti yapacak, bedelini Türk milleti ödeyecek, kazancını şirketler toplayacak! Buna kalkınma değil, Türk milletinin birikimini sermayeye teslim etmek denir!

Köprü ve otoyolların işletme haklarının otuz yıllığına devredilmesini reddediyoruz!

Bu yollar iktidarın… pic.twitter.com/qXMPZAEJcY

— Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi (@cvpgenelmerkez) September 5, 2026

 

 

CVP’den Sivas Kongresi mesajı

Partinin sosyal medya hesaplarından yayımlanan mesajda şu ifadeler yer aldı:

“4 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresi, Anadolu’nun dört bir yanından yükselen milli iradenin tek bir çatı altında birleştiği gündür. “Manda ve himaye kabul olunamaz” diyen irade, bu topraklarda bağımsızlığın yolunu çizmiş ve Cumhuriyet’in temellerini daha da sağlamlaştırmıştır.

Bugün de aynı iradenin, aynı bağımsızlık ruhunun, aynı vatan sevgisinin ve dolayısıyla Türk milletinin izindeyiz. Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi olarak emperyalizme ve bölücü dayatmalara karşı mücadeleyi sürdürecek; Sivas’ta yakılan meşalenin ışığında, aynı kararlılıkla yürüyeceğiz.”

4 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresi, Anadolu’nun dört bir yanından yükselen milli iradenin tek bir çatı altında birleştiği gündür. “Manda ve himaye kabul olunamaz” diyen irade, bu topraklarda bağımsızlığın yolunu çizmiş ve Cumhuriyet’in temellerini daha da sağlamlaştırmıştır.… pic.twitter.com/IL3wOihjrQ

— Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi (@cvpgenelmerkez) September 4, 2026

Dünden önceki gün alınanlar

CVP’den çerçeve yasaya tepki: ‘Türk milleti teslim alınamaz!’

CVP’nin açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“TÜRK MİLLETİ TESLİM ALINAMAZ!

Türkiye sıradan bir kanun tartışmasının içinde değildir. Açıkça adını koyalım, adına Çerçeve Yasa dedikleri, aslında PKK terör örgütüne af, Bebek katili Öcalan’a statü, Cumhuriyet’e tasfiye dayatmasıdır! Türk milletinin önüne, sonucu önceden kararlaştırılmış bir teslimiyet düzeni konulmaktadır. Türk Milleti’nin, adına Terörsüz Türkiye denilen, komisyon denilen, nerede ne konuşulduğundan, 10 yıl boyunca neyin saklı tutulacağından, nelerin pazarlığının döndüğünden haberi ve bilgisi yoktur. Şehit aileleri, gaziler ve terör mağdurları dinlenmemiştir. Ama emperyalizm ödevi vermiş, İmralı konuşmuş, Kandil şartlarını sıralamış, siyasi iktidar da milletvekillerinden “eksiksiz imza” istemiştir.

Ortaya çıkan utanç verici manzara şudur: Önce bebek katili Öcalan biliyor, terörist yuvası Kandil biliyor; milletvekillerinin ve egemenliğin gerçek sahibi Türk Milleti’nin haberi yok!

Milletvekillerinin önüne bir kağıt konularak “Şu saate kadar imzalayacaksınız” demek, kanun yapmak değildir. Bunun adı Milli irade hiç değildir. Türk Milleti’nin adayını belirleyemediği, milletvekilinin kendisini listeye koyan parti merkezine bağlı olduğu ve okumadığı metne imza atmaya zorlandığı bir düzende Meclis, Türk milletinin iradesini üretmez, teslimiyetin ve iradeyi üretemediğinin net fotoğrafı görülmüştür.

Meclis bu değildir! Türk milletinin egemenliğini, güvenliğini, bağımsızlığını, refahını, hak ve özgürlüğünü savunmakla görevli meclis, emperyalizmin teslim aldığı parti genel merkezlerinin noteri olamaz!

Bağlılığı ve dayanağı Türk Milleti’ne olmayan bir meclis, eninde sonunda tasfiye olacaktır!

“Suça karışmamış PKK’lı” ne demektir?

Bir insan terör örgütüne piknik yapmak için mi katılır? Örgütün içinde hangi görevi üstlendiği, hangi talimatı taşıdığı, hangi suçu bildiği, hangi suçun gizlenmesine yardım ettiği araştırılmadan kim, hangi yetkiyle bu insanları topluca “suça karışmamış” ilan edecektir?

Bireysel olarak teslim olmak, örgütten ayrılmak ve yargı önünde hesap vermek isteyenler için hukuk yolları zaten vardır. Çıkartılmak istenen, Türk Milleti’ne 40 yıl boyunca ağır bedeller ödetmiş olan ve Türk Milleti’nin ordusunun defalarca kez belini kırdığı, yendiği PKK terör örgütüne özel af yasasının sonucu ne olursa olsun kabul etmeyeceğiz!

Bu kanun, terör örgütün kadrolarına özel ceza indirimi, sicil temizliği, siyasi hak ve toplumsal alana dönüş sistemi kurulmasıdır. Adına “genel af” denmemesi gerçeği değiştirmez.

Bir terör örgütünün mensupları için özel hukuk çıkarıyorsanız, bunun adı çerçeve yasa değil, PKK’ya af yasasıdır!

Terör örgütü, yurtiçi ve yurtdışı, silahlı, silahsız, siyasi, ekonomik vs. tüm unsurlarıyla tasfiye edilmediği ve silahların tamamının teslim edildiği kayıt altına alınıp, doğrulanmadığı halde özel yasa çıkarılması, bireysel teslimiyeti değil örgütsel bir dönüşümü hedeflemektedir.

DEVLET FOTOĞRAFLA DEĞİL, BELGEYLE YÖNETİLİR

Kameraların önünde birkaç silah yakıldı diye PKK bitmedi. Silahların tamamı yok.

Kamplar dağıtılmamış ancak sınır karakollarımız boşaltıldı,
Komuta zinciri çözülmemiş ancak TSK’ya durun emri var,
Finans, propaganda, istihbarat ve lojistik ağları tasfiye edilmemiş, ancak Türk milletinin vergilerinden siyasi ayağına hala hazine yardımı var,
Suriye’deki ve Irak’taki silahlı yapılar dağıtılmamış, KCK ve PJAK sona ermemiş, devletleşme hesapları yapmaktadırlar.

Bu sorulara açık, somut ve doğrulanabilir olgular varken, Türk milletine “Terör bitti” masalı anlatılamaz!

Devlet fotoğrafla, törenle değil, belgeyle ve hukukla yönetilir.

Terör örgütüne silah bıraktırılmadan, tamamen çökertilmeden militanlarına siyasi ve hukuki alan açmak, terörü bitirmek değildir. Silahlı kadroyu siyasi kadroya dönüştürmektir!

Bugün adli kontrolle serbest bırakılacak teröristler yarın belediyede, bürokraside veya Mecliste hangi sıfatla karşımıza çıkacağını sormak zorundayız. Türk milletinden, kendisine silah doğrultmuş kadroların “toplumsal bütünleşme” adı altında ödüllendirilmesini sessizce seyretmesi beklenemez!

ÖCALAN’A STATÜ VERMEK İÇİN KANUNA “STATÜ” YAZMANIZ GEREKMİYOR

“Yasada Öcalan’ın statüsü yok” diyerek kimse Türk milletinin aklıyla alay etmesin. Statü yalnızca kanuna “statü” kelimesi yazılarak verilmez. Bir hükümlünün mesajı yasa yapımına yön veriyorsa, siyasi heyetler onun kapısında sıraya giriyorsa, örgütün atacağı adımlar onun yaşam ve çalışma koşullarına bağlanıyorsa, gazeteciler ve milletvekilleri kendisini siyasi bir merkez gibi ziyaret ediyorsa orada fiilî statü çoktan oluşturulmuş demektir.

Bebek katili terörist başı Öcalan’ın koşullarının “mevcut imkânlar içinde” genişletilebileceği tartışması da statünün açıkça kanuna yazılmadan idari yollarla kurulabileceği kaygısını doğurmaktadır.

Şimdi asıl soruyu soruyoruz:
Teröristbaşına statü aranırken Türk milletinin kendi devletindeki statüsü nedir?

Yasayı önce İmralı biliyor, millet bilmiyorsa, milletvekili seçmene değil parti merkezine bağlıysa, meclis tartışmıyor, yalnızca imza atıyorsa, kendi devletinde egemenlikten uzaklaştırılan Türk milletidir. Asıl statü sorunu budur!

“DEMOKRATİK CUMHURİYET” DEDİKLERİ HANGİ CUMHURİYETTİR?

Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci bir kurucuya ihtiyacı yoktur. Bu Cumhuriyet’in kurucu öznesi Türk milletidir. Türk milletinin tanımı da bellidir. Kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Kurucu iradesi Kuvâ-yı Milliye’dir.

İmralı’dan “Demokratik Cumhuriyet” adıyla yeni bir kuruluş tarifi kabul etmiyoruz!

Demokrasi, milletvekilinin önüne okumadığı metni koyup imzalatmak değildir. Demokrasi, Türk milletinin adını silmek, vatandaşlığı etnik kimliklere ayırmak, devlet makamlarını etnik ve mezhepsel kotalara bölmek değildir.

Gerçek demokrasi, seçmenin adayını belirlemesi, milletvekilinin parti başkanına değil millete hesap vermesi, yargının siyasi emir almaması ve halkın devlet yönetimine yeniden hâkim olmasıdır.

Kürt kökenli yurttaşımızı Türk milletinden koparmak demokrasi değildir. Türk’ü Kürt’e, Alevi’yi Sünni’ye karşı ayrı siyasi bölmelere kapatmak kardeşlik değildir. Bizim mücadelemiz hiçbir yurttaşımıza karşı değil, yurttaşlarımızı birbirine düşman ederek milli devleti parçalayıp, emeğini ve varlıklarını sömürmek isteyen emperyalist ve bölücü siyasete karşıdır!

TÜRKİYE’Yİ PKK’YA RAZI EDENLER EMPERYALİZMLE MÜCADELE ETTİKLERİNİ SÖYLEYEMEZ

Bu süreç Irak’tan, Suriye’den, İran’dan, İsrail’den, ABD’den ve NATO’dan ayrı düşünülemez.

Irak parçalandı. Suriye’nin kuzeyinde silahlı ve idari bir yapı kuruldu. İran kuşatıldı. Gazze yıkıldı. Doğu Akdeniz’de yeni paylaşım hesapları yapıldı. Şimdi aynı coğrafyanın ortasında Türkiye’ye “entegrasyon”, “statü”, “yerelleşme” ve “Demokratik Cumhuriyet” kavramları dayatılıyor.

Başkanlar değişir. Büyükelçiler değişir. Kullanılan kelimeler değişir ama Pentagon kalır, CENTCOM kalır, NATO kalır, İsrail’in bölgesel hedefleri kalır.

Türk milletinin direnme omurgasını NATO’ya bağlayıp ABD’nin bölgede oluşturduğu sonuçları Türkiye’nin hukukuna taşıyarak antiemperyalist olunamaz. Gücünü milletten alan Kuvâ-yı Milliye’nin yerine, gücünü Saray’dan, parti merkezlerinden ve dış ittifaklardan alan bir Kuvâ-yı Külliye düzeni kurulmuştur.

TÜRKİYE’Yİ PKK’YA RAZI EDENLER EMPERYALİZMLE MÜCADELE ETTİKLERİNİ SÖYLEYEMEZ

Türkiye Cumhuriyeti’nin görevi emperyalizmin kurduğu masada kendisine daha iyi bir sandalye aramak değildir.

Türkiye’nin görevi o masayı devirmek ve kendi bağımsız masasını kurmaktır!

TÜRK MİLLETİ YALNIZ BIRAKILDI; AMA SAHİPSİZ DEĞİLDİR

Bugün AKP seçmeni de MHP seçmeni de CHP seçmeni de aynı soruyu soruyor: “Bize yıllarca söylenenlerin tam tersi neden yapılıyor?” Şehit annesi soruyor: “Evladımın hesabı hangi masada bırakıldı?” Gazi soruyor: “Ben kolumu, bacağımı bu devlet için verdim, devlet neden beni değil, kendisine silah çekenleri dinliyor?” Türk milleti yol haritası ve adres arıyor.

Millet, Cumhuriyet’i savunacak kadroların neden bir araya gelmediğini soruyor!

Türk milletinin örgütlü iradesini ayağa kaldırmadan bu oyun bozulamaz!

Kurtuluşu kapalı kapılardan, saraylardan veya “devletin bir bildiği vardır” masalından beklemeyeceğiz!

Cumhuriyetçi aydınları, işçileri, çiftçileri, esnafı, gençleri, kadınları, şehit ailelerini, gazileri ve bütün vatanseverleri örgütlü mücadeleye çağırıyoruz. Bu oyunu bozacak olan Türk milletinin kendi çocuklarıdır.

Bugün sürece karşı çıkan herkesi mahalle mahalle, köy köy, iş yeri iş yeri, gerçekleri anlatmaya, Her milletvekilinin attığı imzayı, kullandığı oyu ve aldığı tavrı takip etmeye, Türk Milleti’nin hafızasına kaydetmek için var gücüyle çalışmaya davet ediyoruz.

Verilecek hesap varsa Türk Milleti’ne verilir. Başarısız olan istifa eder.

Suç işleyen, bağımsız Cumhuriyet yargısı önünde hesap verir.

Biz terörün bitmesini istiyoruz ama Cumhuriyet’in tasfiyesi ve Türk Milleti’nin ve devletinin parçalanması pahasına değil.

Türk Milleti kırk asırdır devletli şekilde yaşamaktadır. Bir millet böyle teslim alınamaz!

Türkiye Cumhuriyeti’nin sahibi hükümetler değildir. Parti merkezleri değildir. Washington değildir. NATO değildir. İmralı hiç değildir.

Sevr’in çocuklarına sesleniyoruz;
Türkiye Cumhuriyeti’nin sahibi Türk Milletidir! Bizler cumhuriyetin çocuklarıyız! Türk Milletini emperyalizm ve terör karşısında teslim alamazsınız! O kurumlar cumhuriyetin çocuklarıyla yeniden geri gelecektir. Türk Milletinin egemenliğine kastedenler cumhuriyet hukukunda yargılanacaklardır!

Son Sözü Her Zaman Türk Milleti Söyler!
Ne Mutlu Türküm Diyene!”

BASINA VE BÜYÜK TÜRK MİLLETİNE

TÜRK MİLLETİ TESLİM ALINAMAZ!

Türkiye sıradan bir kanun tartışmasının içinde değildir. Açıkça adını koyalım, adına Çerçeve Yasa dedikleri, aslında PKK terör örgütüne af, Bebek katili Öcalan’a statü, Cumhuriyet’e tasfiye dayatmasıdır! Türk… pic.twitter.com/MjTIaLoHmZ

— Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi (@cvpgenelmerkez) August 5, 2026

İlişkili Haber
thumbnail
Çerçeve yasa Meclis’e sunuldu: İşte maddeler… Hangi partiler imzaladı?
Haberi görüntüle

Müsavat Dervişoğlu çağrı yapmıştı: Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi’nden açılıma karşı Tandoğan mitingine destek açıklaması

VERYANSIN TV

CVP, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun 27 Haziran’da Ankara Tandoğan Meydanı’nda düzenleyeceği mitinge destek vereceğini açıkladı.

Parti Meclisi’nin oy birliğiyle aldığı kararın ardından yayımlanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“27 Aralık’tan 27 Haziran’a: Türk Milletinin Yanındayız, Açılıma Karşı Tandoğan’dayız!

Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi Parti Meclisimiz; İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun çağrısını yaptığı, 27 Haziran’da Ankara Tandoğan Meydanı’nda düzenlenecek olan ‘Öcalan mitingine karşı miting’e katılma ve destek verme kararı almıştır. Parti Meclisimiz, kararını oy birliğiyle vermiştir.

Partimiz bölücü açılıma karşı ilk günden tavır almış, bu konuda en net ve en kararlı mücadeleyi veren sesi yükseltmiştir. 27 Aralık’ta Ankara’da yükselen itirazımız neyse, bugün de aynı yerde duruyoruz. 27 Haziran’da Tandoğan Meydanı’nda yapılacak buluşmayı herhangi bir partinin veya ittifakın değil, Türk milletinin büyük buluşması olarak görüyoruz.

Bu nedenle tüm siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerini, sendikaları, dernekleri, vakıfları, yazarları, gazetecileri, sanatçıları, akademisyenleri ve aydınları bu tarihi çağrıya omuz vermeye davet ediyoruz! Çağrımız; en başta büyük Türk milletine, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetini korumayı namus bilenleredir. Kazanan, Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti olacaktır! Ya İstiklal Ya Ölüm, Ne Mutlu Türk’üm Diyene!”

27 Aralık’tan 27 Haziran’a: Türk Milletinin Yanındayız, Açılıma Karşı Tandoğan’dayız!

Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi Parti Meclisimiz; İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun çağrısını yaptığı, 27 Haziran’da Ankara Tandoğan Meydanı’nda düzenlenecek olan ‘Öcalan… pic.twitter.com/ScqvddqT8X

— Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi (@cvpgenelmerkez) June 12, 2026

SERKAN ÖZ’DEN AÇIKLAMA

CVP Genel Başkanı Serkan Öz, partisinin açıklamasını alıntılayarak şu ifadeleri paylaştı:

“Gelin, Türk milletinin gücünü gösterelim!

Gelin, memleketin sahipsiz olmadığını gösterelim!

Gelin, Türkiye Cumhuriyeti’nin pazarlık konusu yapılamayacağını gösterelim!

Gelin, 27 Haziran’da Tandoğan’ı kırmızı-beyaza boyayalım!”

Gelin, Türk milletinin gücünü gösterelim!

Gelin, memleketin sahipsiz olmadığını gösterelim!

Gelin, Türkiye Cumhuriyeti’nin pazarlık konusu yapılamayacağını gösterelim!

Gelin, 27 Haziran’da Tandoğan’ı kırmızı-beyaza boyayalım! https://t.co/PqPLYvaleY

— Serkan Öz (@CVPSerkanOz) June 12, 2026

CVP’den 6 Şubat’ın yıl dönümünde iktidara ‘Epstein’ çağrısı

CVP Sözcüsü Ayşe Ülkü Ülger, Kahramanmaraş depremlerinin 3. yılında ilişkin açıklaması basın açıklaması yaptı.

Sözcü Ülger, parti genel merkezinde yaptığı açıklamada depremde yitirilen yurttaşları saygıyla andıklarını belirterek şunları söyledi:

“6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin üçüncü yılında, kaybettiğimiz on binlerce yurttaşımızı saygıyla anıyoruz. Bu büyük felaket yalnızca yerin altından gelen bir sarsıntı değil; yıllara yayılan ihmalin, yanlış tercihlerin, çürümüş rant sisteminin ve bilinçli gecikmelerin sonucudur.Enkaz altındaki insanlarımız saatlerce yardım beklerken devletin tüm imkânlarının zamanında ve kararlılıkla sahaya sürülmemesi halkımızın hafızasına acı şekilde kazınmıştır. Askerin kışlalardan geç çıkarılması başta olmak üzere kriz anında alınmayan her karar bu acının bir parçasıdır. Aradan üç yıl geçti. Ne tek bir istifa geldi ne de ihmallerle yüzleşildi.

‘HATAY’DA İHMALLER ZİNCİRİ’

Geçen zamana rağmen gerekli yapısal önlemler hâlâ alınmamış, bilim insanlarının uyarıları görmezden gelinmiştir. Bugün olası bir İstanbul depremi yalnızca bir felaket değil, çok daha ağır bir toplumsal yıkım anlamına gelecektir. Yaşananlardan ders çıkarılmayan her gün, milyonlarca insanın hayatı sorumsuzluğa terk edilmektedir. Hatay’da yaşananlar ise ihmaller zincirinin hâlâ sürdüğünü göstermektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti öncesinde yıkıntıların brandalarla gizlenmesi, bitmemiş inşaatların tamamlanmış gibi gösterilmesi açık bir algı operasyonudur. Aynı süreçte “eviniz hazır” denilerek yapılan konut kuralarında, aynı dairenin birden fazla hak sahibine çıkması ve bir daireye sekiz ortağın düşmesi skandalın boyutunu ortaya koymuştur. Depremzedelere verilen “olur öyle şeyler” yanıtı ise bu ciddiyetsizliğin ve sorumsuzluğun itirafıdır. Gerçeği örtmekle, brandalarla gizlemekle bu milletin vicdanı susturulamaz. Bir diğer acı gerçek ise yüz binlerce yurttaşın hâlâ konteynerlerde yaşam mücadelesi vermesidir. Vatandaşlarımız kışın soğuğunda, yağmurunda ve çamurunda hayata tutunmaya çalışmaktadır. Bu manzara yalnızca bir ihmalin değil bitmeyen bir mağduriyetin açık göstergesidir.

‘EPSTEIN’ ÇAĞRISI

Depreme ilişkin hesap vermesi gerekenler suskunken bugün daha ağır bir tablo karşımızdadır! Yeni Epstein belgelerinin yayımlanmasının ardından depremde kaybolan çocuklara ilişkin ortaya atılan iddialar, Türk milletinin yükselen çığlığı haline gelmiştir. Vatanımızın geleceği olan yavrularımızın Epstein adasına kaçırıldığı iddiaları karşısında saray rejiminin hâlâ elle tutulur tek bir açıklama yapmamış olması kabul edilemez.

‘TARİKAT’ İDDİALARI

Deprem sonrası kimsesiz kaldığı söylenen çocukların akıbeti hâlâ karanlıktadır. Bu çocukların bir kısmının tarikat yapılarına teslim edildiği yönündeki bilgiler son derece ağır bir sorumluluğa işaret etmektedir. Devletin asli görev alanına giren bir konuda çocukların bakanlıklar dışında yapılara bırakılması, paralel bir yapı oluşturulması anlamına gelmesinin yanı sıra anayasal sorumluluk doğurur! Bu sürece izin veren, göz yuman veya ihmali bulunan herkesin en ağır şekilde yargılanmalıdır. Bu mesele siyasetin gündelik hesaplarına sığmaz. Bu mesele devletin namusu, çocuklarımızın hayatı, Türk milletinin vicdanıdır! Yetkilileri derhal açık ve şeffaf biçimde konuşmaya, sorumlular için hukuki adımları atmaya çağırıyoruz. Deprem sürecindeki tüm ihmaller ve kaybolan çocuklara dair iddialar gecikmeksizin aydınlatılmalıdır.

‘SORUMLULULAR YARGI ÖNÜNE ÇIKACAK’

Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi olarak açıkça ilan ediyoruz. Bu dosya kapatılamaz, bu iddialar görmezden gelinemez. Depremde yaşanan ihmaller de kaybolan çocuklara ilişkin ortaya atılan vahim iddialar da devlet ciddiyetiyle ele alınmak zorundadır. Susmak, geçiştirmek, gerçekleri perdelemek suçtur. Yetkili olan herkes konuşacak, sorumlu olan herkes hesap verecek. Halkımız enkaz altında kalan evlatlarının da kaybolan çocuklarının da peşini bırakmayacaktır. Adalet sağlanana kadar bu konunun peşini bırakmayacağız. Gerçekler ortaya, sorumlular yargı önüne çıkacak! Büyük Türk milletine saygılarımızla.”

Parti Sözcümüz Ayşe Ülkü Ülger’in Kahramanmaraş depremlerine ilişkin açıklaması:

6 Şubat’ta yitirdiğimiz yurttaşlarımızı saygıyla anıyoruz.

Konteynerlerde yaşam sürerken Hatay’da gerçekler brandalarla örtülüyor. Kaybolan çocuklara ilişkin Epstein ve tarikat iddiaları ise Türk… pic.twitter.com/XC1oVXpVPz

— Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi (@cvpgenelmerkez) February 6, 2026

Adalet Partisi’nden açılıma karşı Anıtkabir çağrısına destek

TBMM’de kurulan bölücü açılım komisyonu heyetinin Öcalan ile İmralı’da görüşmesi sonrası ilan edilen Anıtkabir buluşmasına peş peşe destek mesajları geldi.

Veryansın Tv’nin Hainsiz Türkiye için Anıtkabir buluşması” başlıklı Youtube yayınına konuk olan Doğru Parti Genel Başkanı Rifat Serdaroğlu, Milliyetçi Türkiye Partisi Genel Başkanı Ahmet Yılmaz, emekli Albay Orkun Özeller, Tarihçiler Dr. Selim Erdoğan, Sinan Meydan, eski AKUT Başkanı Nasuh Mahruki, şehit anası Pakize Akbaba, terör gazisi İdris Tuğunmuş ve Erlik’in buluşmaya desteklerini bildirmesinin ardından bir açıklama da Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz’den geldi.

Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Öz, şu ifadeleri kullandı:

“Adalet Partisi olarak Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi’ni sonuna kadar destekliyoruz. Hep birlikte Anıtkabir’de olacağız…”

Adalet Partisi olarak Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi’ni sonuna kadar destekliyoruz. Hep birlikte Anıtkabir’de olacağız…@cvpgenelmerkez @CVPSerkanOz https://t.co/uakYQZ6EeD

— Dr. Vecdet Öz (@oz_vecdet) November 27, 2025

 

💾

Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube.

CVP Bursa Nihat Genç için lokma dağıttı

VERYANSIN TV

CVP Bursa İl Başkanlığı, “Cumhuriyeti yaşatın” sözleri sonrası 4 Temmuz 2025’te kaybettiğimiz Veryansın Tv kurucusu yazar Nihat Genç için kentte lokma dağıttı.

Görükle’de “Cumhuriyeti Yaşatacağız” yazılı pankart açan CVP üyeleri, yurttaşlara Nihat Genç için lokma ikram etti.

CVP Bursa İl Başkanı Okan Hallemoğlu, etkinlik sonrası Veryansın Tv’ye konuştu.

Hallemoğlu, ulusun onuru, mutluluğu ve onu kurtaracak bağımsızlık yolundan başka bir şey düşünmediğini belirttiği Genç’i tanıdıkları için talihli olduklarını söyledi.

Genç için rahmet dileyen Hallemoğlu, “Kurucu onursal başkanımız, en büyük cumhuriyetçi vatansever Nihat Genç abimizin hatırasını diri tutmak, eserlerinden biri olan partimizin bilinirliliğini artırmak üzere organize ettiğimiz lokma hayrında bir kez daha şahit olduk ki kendisinin inat ve inançla sulayarak yeşerttiği Kemalist cumhuriyet fidesinin gençlik aşısı tutmuştur. Parti üyelerimizin yoğun katılımı ve özellikle partimize sempati duyan gençlerimizin rağbet ettiği hayrımızı Tanrı kabul etsin. Tam bağımsız ve anti emperyalist cumhuriyetimizin bekçileri olan cumhuriyetçi vatanseverler olarak bizler hazırlıklarımızı yaptık, yapıyoruz ve yapacağız… Cumhuriyetimize karşı örgütlü cahillik ve bağnazlığın , kötücül karşı devrim hareketlerinin etkilerini her ne pahasına olursa olsun tarihten silmek için inanç ve azimle çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.

 

 

 

 

CVP İstanbul’da toplandı: ‘Yeniden Cumhuriyet devriminin örgütlenmesini kuruyoruz’

VERYANSIN TV

Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi (CVP) üyeleriyle İstanbul’da bir araya geldi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılının kutlandığı 29 Ekim 2023 gününde Ankara’da kurulan Cumhuriyetçi Vatanseverler Hareketi, partileşme kararını Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 105. Yılında, 19 Mayıs’ta İliç’ten ilan etmişti.

thumbnail
İlgili Haber
19 Mayıs’ta tarihi adım… Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi kuruluşunu ilan etti: ‘Görev bize düşmüştür’
2 hafta önce

CVP’nin kuruluşunun ardından CVP Kurucular Kurulu üyeleri Nihat Genç, Serkan Öz, İsmail Hakkı Atal ve Sedat Cezayirlioğlu İstanbul’da parti üyeleriyle bir araya geldi.

CVP kurucuları toplantıda partinin kuruluş süreciyle ilgili bilgi verdi.

Konuşmalardan satır başları şöyle:

Nihat Genç:

‘CUMHURİYET SAHİPSİZ KALMIŞTIR’

“Türk milletinin kaderine Türk milletinin öz evlatları karar verecektir. Sözün özü iş başa düştü.

Bugün çok net bir şekilde milli bir irade yoktur, holding medyasının Türk milletinin dertleriyle uzaktan yakından alakası yoktur.

CHP hem altı okunu inkar etti hem de cumhuriyetin kazanım değerlerini inkar etti ve Cumhuriyet sahipsiz kalmıştır.

‘İTİRAZ KÜLTÜRÜ GELİŞMELİ’

Gelen de aynı giden de aynı, buna bir itiraz kültürü geliştirmemiz lazım. Benim şahsi görüşüm cumhuriyetin elden çıkmasının sebebi Cumhuriyet’i sahiplenecek bir halk olmamasındandır. Halk cumhuriyetin yaşayabilmesi için, yani bağımsız organlarının, meclisinin, milli iradesinin yaşayabilmesi için, itiraz edendir, dilekçe verendir, hakkını arayandır.

Tüm dünyada ahlak şudur; kendi karnını kimseye ihtiyacın olmadan doyurmaktır. Dünya coğrafyalarının en şaheser topraklarına sahibiz. Bütün ovaları gözünüzün önünden geçirin, Aydın ovası, Afyon ovası, Biga ovası, Niksar ovası, Konya ovası, Eskişehir ovası, Niğde ovası… Bunlardan bir tanesi İtalya’yı, Hollanda’yı tek başına doyurur. Sadece Bozok yaylası imparatorluklar doyurmuştur. Yaylalarımızı, ovalarımızı, dağlarımızı hiçbirini kullanamıyoruz.

‘BU HEYECANI MİLLİ MEŞALE KABUL EDELİM’

Sizden bir şey rica ediyorum, Sedat Cezayirlioğulları’nın, İsmail Hakkı Atal’ların, Serkan Öz’lerin sayılarını arttıralım. Bu milli heyecanı bir milli meşale kabul edelim. Bu milli meşale Cumhuriyet meşalesidir.

‘10 BİN İNANMIŞ İNSAN KALDIRAÇ OLUR’

10 bin, 20 bin, 30 bin inanmış insan ekseni kaydırır, kaldıraç olur. Halkın harekete geçmesi için feryat eden halkın kendisi yola çıkacak.

‘ASIL DEVRİM ZİHNİYET DEVRİMİDİR’

Hayal eden insanlar umut etme hakkına sahiptir. İnsanları aşağılaya aşağılaya, ‘bir şey yapılamaz’ diye diye insanlarda başka bir ruh hali yarattılar. Asıl devrim zihniyet devrimidir, bu zihniyet değişecek. Milli heyecanlar çok etkilidir, fırtınası hiçbir şeye benzemez. Elimizden değerlerimizi ve cumhuriyetimizi aldılar. Meydana kim çıkarsa çıksın ben buradayım.

‘KENDİMİZE İNANIYORUZ’

Biz bu topraklarda karnımızı doyurabiliriz, milli bir programımız var, milli bir kalkınma programımız olabilir, kendimize inanıyoruz. Kendine inancını yitirenler sıcak paranın peşine düşer. Yaşı benim gibi olanlar, Özal’dan beri bir girdap, borç borç borç… Önce Tansular geldi, sonra bunlar geldi. Satıp karşılayacağız, sattılar sattılar sattılar! Daha nereye kadar? Ayrıca sata sata toprak bitti, yayla bitti şimdi Araplara satıyorlar.  Arkadaşlar neyi sattınız be? Dinimizi sattınız be, namusumuzu sattınız be, onurumuzu sattınız be, geleneklerimizi sattınız be, hala satıyorsunuz nereye kadar? Onur diye bir şey var, biz bu toprağın çocuklarıyız, onurumuz var. Burada toplanmamızın sebebi bu onuru hukuk temelinde partileştirmek, milli irade olarak hayata sokmak.”

Serkan Öz:

‘ERDOĞAN’IN ANAYASAL ZEMİNİ YOK’

“Şu anda cumhurbaşkanlığı makamında oturan Recep Tayyip Erdoğan anayasal zeminden yoksun işgal sürecindedir.

Cumhuriyet ve devrimci iradeyi tanımlarken altyapı ve üstyapı ilişkileri, üretim kimler için olacak, kimler üretecek, kimler için ne kadar bölüşüm yapılacak, gibi soruları cevaplayacağız. Biz bu yapıyı inşaa etmeden olmaz, oralara parti tüzüğünde sert cümleler koyduk belki daha da sert koymak gerekirdi. Ücret politikasından, kamu personeli rejimine kadar, askerlik hizmetine kadar önerilerimiz var.

‘TÜRK ORDUSU TÜRK MİLLETİ İLE KADER BİRLİĞİ YAPMALI’

Burada en önemli basamaktan bahsediyorum, Türk ordusu Türk milleti ile beraber bir kader birliği içerisine girmezse biz Cumhuriyet devrimini yeniden inşa edemeyiz. Silahlı güç milletin yanında taraf olmalıdır, orduyu milletle kaynaştıracak politikayı ortaya koymak zorundayız. Yani iktidarı almaya hayalperest olarak çıkmıyoruz. Diyoruz ki emniyet, yargı, bütün kuruluşlardaki aklı, bütün cumhuriyetçi aklı öne koyup, bu işin ücret politikası, liyakat, atama politikası ile milleti ortaklaştıracak eşit adaletli bir sistem kuracak hale getirmeliyiz. İşçinin, çiftçinin, paşanın ve Yargıtay üyesinin kaderini bir yapacak yapıyı koymak zorundayız. Bunlar iradeye veya vicdana terk edilemez. Türk milletinin geleceği iyi insanların iradesi ve kötü insanların iradesi çerçevesinde tanımlanamaz.

Cumhuriyet devlet müdahalesini, kamu gücünü burada kullanmak zorundadır. Sistemi yeniden ve doğrudan yana kurduğunda kötülerin içerisine girip yükselemeyeceği bir sistemi inşa etmeliyiz. Bunun için Jakoben, devrimci ve sert cümleleri ve programları almaktan ve bunları ifade etmekten çekinmeyelim.

‘SABIRLI YÜRÜYÜŞE İHTİYAÇ VAR’

Milletin imkan ve kabiliyetleri ile vatanın toprağı, güneşi ve suyuyla makam ve mevkiye gelmişler kendi milletlerinden koparılmıştır ve bakın elitler diye Nihat Abi’nin de tekrar tekrar sert dille yaptığı eleştiri budur. Anadolu halkı 19 Mayıs’ta 23 Nisan’da çıkıp Atatürk büstünün önünde merasim yapıyor. Anadolu’nun bağrında kalbinin içine Mustafa Kemal girmiştir. Bu bağı koparan ya da ayıranlar sözde Cumhuriyet adına sözde Mustafa Kemal adına milletle bağını koparmış milletin kahvesinde olamayan insanlardır. Dolayısıyla bizim çok sabırlı bir yürüyüşe ihtiyacımız var, bize alanlar açılmayacağı gibi birçok alandan saldırılar da gelecektir. Buradaki kadro başta olmak üzere gücümüz savaşın ve mücadelenin içinde belli olacaktır.

‘YENİDEN CUMHURİYET DEVRİMİNİN ÖRGÜTLENMESİNİ KURUYORUZ’

Tüzükte dediğimiz gibi Türk, Türk milletinin kaderiyle kendi kaderini bir yapan ve bu milletin refahı için çalışan, çaba gösteren bireye denir. Madeni savunmayan, toprağını savunmayan, eğitim sisteminde parasız ve tekçi eğitim sistemi diyemeyen ve sağlık sistemi piyasa konusu olamaz diyemeyen adamın Türkçülüğü hikayedir. Yeniden cumhuriyet devriminin örgütlenmesini kuruyoruz.”

‘MADEN SAHALARININ YÜZDE 93’Ü YABANCILARA PEŞKEŞ ÇEKİLDİ’

Sedat Cezayirlioğlu:

“Atalarımızın kanıyla canıyla aldığımız toprakların %71’i maden sahası ilan edilmiş, bunların da %93’ü yabancılara peşkeş çekilmiştir. TEMA 2022’de MAPEG’e müracaat etti. Bilgi edinme kanunu çerçevesinde parasız verilmesi gereken bilgiyi 200.000 TL’ye sattı. O bilgi de şunlar var, Çanakkale’nin %79’u maden sahası ilan edilmiş. Tokat’ın %46’sı, Karaman’ın %55’i Ordu’nun %74’ü, Artvin’in %84’ü maden sahası ilan edilmiş. Erzincan’ın %69’u Tekirdağ’ın %65’i, Kırıkkale’nin %65’e Zonguldak’ın %72’si…

Asıl soygun altın, gümüş, bakır değil; soy metaller ve stratejik madenlerde. Selenyum dünya ölçeğinde bir metriğe göre %3’ü geçtiğinde çıkarılmaya müsaittir. Erzincan İliç’te bu %96.

1 gramı 11700 dolar, altından 211 kat daha değerli, uzay mekiğinde, nükleer santrallerde, savaş uçaklarının jet motorlarında, kanser ilaçlarında kullanılıyor.

‘VATAN İÇİN ÖLÜMÜ GÖZE ALDIM’

Atasözlerimiz binlerce yıllık tecrübelerin sonucunda oluşmuştur. Bu atasözlerinden biri şöyle diyor;  ‘Ölümü göze alamayan korkak bir ordudan korkma ama ölümü göze alan bir kişiden kork.’

Sizin gibi benim gibi, ben vatan için ölümü göze aldığım için buradayım.”

İsmail Hakkı Atal:

‘GENÇLİĞE HİTABE’DEKİ ŞARTLAR GERÇEKLEŞTİ’

“Kısaca Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ndeki tüm şartlar gerçekleşmiş durumda. Yaylalara, ovalara, madenlerine, tarlalarına girilmiş, orduları dağıtılmasa bile zaptedilmiş. Bizim verdiğimiz vergilerle maaş alan jandarma yukardaki işbirlikçi komutanın emriyle aşağıdaki jandarma ağlayarak bize karşı koymak zorunda kalıyor.

Bizim artık kendi konforumuzu sürdürerek bu şekilde yaşamaya imkanımız yok, bir de üstüne sığınmacılar eklendi. Toprağımızı sömürgecilerden kurtarmak için öncelikle sığınmacıları göndermemiz gerekiyor.

‘İKTİDAR VE MUHALEFET GAFLET İÇİNDE’

İktidarın yanında muhalefet de gaflet ve delalet içerisindedir. Bu ahval ve şerait içerisinde ilk vazifemiz Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Ya istiklal ya ölüm!’

‘HEDEF TÜRKSÜZLEŞTİRME’

Mücadelemizin en kuvvetli tarafı, mücadele ettiğimiz AKP’lilerin, onların hakim ve savcılarının, bürokratlarının çocuklarının da hayatını koruyoruz çünkü onların çocukları da bizim mücadele ettiğimiz kapitalist, emperyalist, sömürge şirketler ve onların yerli işbirlikçileri ile zehirleniyor ve ölüyorlar. Emperyalist, kapitalist, sömürgeci sistemin saldırısının iki boyutu var. Bizim fiziksel ve zihinsel sağlığımızı ortadan kaldırmaya çalışıyorlar ve Türk halkının mülksüzleştirilmesi ve Anadolu halkının Türksüzleştirilmesi hedefleniyor. Biz bir taraftan bu şirketlere karşı ve onların işbirlikçilerine karşı mücadele mücadele ederken hem kapitalist sömürgeci şirketlere şirketlere karşı mücadele veriyoruz, diğer taraftan vatan mücadelesi de veriyoruz, ikisi şu an örtüşmüştür.”

💾

VERYANSIN TV
❌