Normal görünüm

Dün alınanlar — 6 Eylül 2026
Dünden önceki gün alınanlar

Yener: Otobüs kazaları önlenebilir

27 Haziran-25 Ağustos dönemindeki 16 kazada 12 kişinin hayatını kaybettiği, 286 kişinin yaralandığı bildirilirken, Yener kazaların yalnızca sürücü hatasıyla açıklanamayacağını belirterek mevzuat değişikliği ve güçlü kamusal denetim çağrısı yaptı.Türkiye’de yolcu taşımacılığında güvenlik tartışmaları yeniden gündeme gelirken, TMMOB Makina Mühendisleri Odası Başkanı Yunus Yener, son aylarda art arda yaşanan otobüs ve servis kazaları üzerinden mevcut sistemdeki eksikliklere dikkat çekti. Oda tarafından hazırlanan “Son 2 Aylık Servis ve Otobüs Kaza Haberleri” başlıklı çalışmada, 27 Haziran-25 Ağustos tarihleri arasında farklı kentlerde meydana gelen 16 kaza sıralandı. Kazalarda otobüslerin devrilmesinden bariyer ve araçlara çarpmasına, TIR ve tankerle çarpışmalardan servis araçlarının karıştığı zincirleme kazalara kadar çok sayıda olay yer aldı.9 Temmuz’da Anadolu Otoyolu’nda bariyer ve tabelaya çarpan yolcu otobüsünde 15 kişi yaralanırken, yaralılardan biri daha sonra yaşamını yitirdi. 17 Temmuz’da Eskişehir’de bir yolcu otobüsünün şarampole devrilmesi sonucu 24 kişi, 22 Temmuz’da Kütahya’da bariyerlere çarpıp devrilen otobüste ise 31 kişi yaralandı. 25 Temmuz’da Kırıkkale’de meydana gelen otobüs kazasında ilk olarak 40 yaralı bildirilirken, daha sonra kazanın 1 ölü ve 40 yaralıyla sonuçlandığı açıklandı. Aynı gün İstanbul Eyüpsultan’da meydana gelen kazada ise 30 kişi yaralandı. Ağustos ayında da tablo değişmedi. 4 Ağustos’ta Kayseri’de bir yolcu otobüsünün devrilmesi sonucu 1 kişi hayatını kaybederken 22 kişi yaralandı. 16 Ağustos’ta Hatay Erzin’de işçi servisi ile kamyonun kafa kafaya çarpışması sonucu 1 kişi öldü, 14 kişi yaralandı. 18 Ağustos ise iki ayrı ağır kazaya sahne oldu: Gaziantep’te bir yolcu otobüsünün TIR’a arkadan çarpması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 17 kişi yaralandı; aynı gün Muğla Milas’ta TIR’a arkadan çarpan tur/yolcu otobüsünde ise ölü sayısı daha sonra 4’e yükseldi, 17 kişi yaralandı. 25 Ağustos’ta Kayseri Melikgazi’de benzin yüklü tankerle çarpışan otobüste de 38 kişi yaralandı.“SÜRÜCÜ HATASI” DENİLİP GEÇİLEMEZYener, kazaların yalnızca sürücü dikkatsizliği üzerinden değerlendirilmesine karşı çıkarak sürücülerin sorumluluk zincirinin son ve en zayıf halkası olduğunu belirterek, güvenli taşımacılığın öncelikle aracın teknik olarak güvenli olmasına bağlı olduğunu vurguladı.Odaya göre araçların üreticinin belirlediği standartlarda periyodik bakımdan geçirilmesi, fren ve lastik sistemlerinin yanı sıra aydınlatma ve sürüş destek sistemlerinin çalışır durumda olması gerekiyor. Bunun yanında sürücülerin yasal sürüş sürelerine uyması ve düzenli dinlenmesi de güvenli taşımacılığın temel unsurları arasında gösteriliyor.Oda, Türkiye’nin trafik kazalarında 100 bin araç başına düşen ölü sayısında Avrupa’da birinci sırada olduğunu belirterek, tablonun yalnızca bireysel hatalarla açıklanamayacağını savunuyor. TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de 288 bin 321 ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldi; bu kazalarda 6 bin 35 kişi hayatını kaybetti, 403 bin 937 kişi yaralandı. Ölümlerin yüzde 42,8’inin yerleşim yeri dışındaki kazalarda meydana gelmesi ise şehirlerarası yolcu taşımacılığında araç, sürücü ve denetim güvenliğinin önemini ortaya koyuyor. OTOBÜSLERE YENİ GÜVENLİK TEKNOLOJİLERİ ZORUNLU OLSUNMakina Mühendisleri Odası, kazaların azaltılması için Avrupa Birliği’nde uygulanan “Güvenli Sistem-Vision Zero” yaklaşımının Türkiye’de de hayata geçirilmesini istiyor. Bu yaklaşımda sürücünün hata yapabileceği kabul edilerek, sistemin insan hatasının ölümle sonuçlanmasını engelleyecek şekilde tasarlanması hedefleniyor.Bu kapsamda otobüs ve servis araçlarında Otomatik Acil Frenleme Sistemi (AEBS), Elektronik Denge Kontrolü (ESC), Akıllı Hız Destek Sistemi (ISA), şerit takip ve şerit koruma sistemleri ile yorgunluk takip sistemlerinin zorunlu hale getirilmesi öneriliyor. Odaya göre bu teknolojilerin yaygınlaştırılması, yaşanan kazaların önemli bir bölümünün önlenmesine katkı sağlayabilir.Hız denetimlerinin de güçlendirilmesini isteyen Oda, ticari araçlardaki hız sınırlayıcıların aktif olup olmadığının izlenebilir hale getirilmesini ve bu sistemlerdeki eksikliklerin araç muayenesinde “ağır kusur” kabul edilmesini öneriyor. Takograf denetimlerinin etkinleştirilmesi, sürücülerin son 28 günlük çalışma sürelerinin ve olası takograf manipülasyonlarının düzenli biçimde kontrol edilmesi de talepler arasında yer alıyor. OTOBÜS YANGINLARINDA KRİTİK UYARIOdanın dikkat çektiği bir başka başlık ise otobüs yangınları. Açıklamada, araştırma ve istatistiklerin otobüs yangınlarının yüzde 75’inin motor odasında başladığını gösterdiği belirtiliyor. Emisyon seviyelerine ilişkin düzenlemeler nedeniyle motorlarda oluşan yüksek işletme sıcaklıkları ve motor bölmelerindeki yalıtımın artması, bazı bileşenlerde sıcaklıkların yükselmesine ve yangın riskinin büyümesine neden olabiliyor.Odanın teknik önerileri arasında motor odalarına otomatik yangın algılama, alarm ve söndürme sistemlerinin kurulmasının zorunlu hale getirilmesi bulunuyor. Özellikle ağır motor bakımlarından sonra bu sistemlerin yetkin olmayan servislerde devre dışı bırakılmasının önlenmesi gerektiği belirtiliyor. Araçların elektrik sistemlerinde kısa devre ve yangına yol açabilecek kontrolsüz tadilatların da sıkı biçimde denetlenmesi isteniyor.Yangın güvenliğine ilişkin teknik önerilerde ise Türkiye’nin UNECE'nin ilgili araç güvenliği regülasyonlarını mevzuatına tam olarak uyarlaması gerektiği belirtiliyor. Bazı düzenlemelerin gerekli tebliğlerin hazırlanmaması veya uygulama tarihlerinin ertelenmesi nedeniyle tam olarak uygulanamadığı ifade edilirken, gerekli düzenlemelerin acilen çıkarılması ve yeni ertelemelere gidilmemesi isteniyor. HEDEF: “SIFIR KAZA, SIFIR ÖLÜM”Yener, sürücülerin çalışma ve dinlenme sürelerinin izlenmesini, işletmeleri de sorumluluk zincirinin bir parçası haline getirecek daha katı kurallar oluşturulmasını istedi. Bunun yanı sıra Türkiye’nin ulaşım politikasının yeniden ele alınması ve karayollarının yanı sıra demiryolu ve denizyolu taşımacılığının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.Yener, yolcu taşımacılığının kamusal nitelik taşıdığını ve denetimin piyasanın ya da kişilerin inisiyatifine bırakılamayacağını vurguladı. Oda, yerel yönetimler ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığını mevcut sistemdeki eksiklikleri gidermeye, araçların bakım ve işletme süreçlerini daha sıkı denetlemeye ve teknik güvenlik standartlarını yükseltmeye çağırdı.Açıklamasını “Sıfır Kaza, Sıfır Ölüm” hedefiyle yapan Makina Mühendisleri Odası, karayollarında güvenli seyahatin temel bir insan hakkı olduğunu belirterek, yaşanan ölümlerin kader olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Oda, sistemik eksikliklerin ve denetim yetersizliklerinin giderilmesi için kamu idaresini somut adımlar atmaya davet etti.

Bilişim eğitiminde güçlü dönem: BİTED sahada

Norm kadro düzenlemelerinden yeni alan açılımlarına, dijital okuryazarlık eğitiminden özlük haklarına kadar geniş bir değerlendirme yapan Aslan, bilişim eğitiminin artık Türkiye’nin geleceğini şekillendiren en stratejik alanlardan biri haline geldiğini söyledi. 2 Haziran 2025 tarihinde kurulan Bilişim Teknik Eğitimcileri Derneği (BİTED), kısa süre içerisinde bilişim teknolojileri öğretmenlerinin sorunlarını gündeme taşıyan, çözüm önerileri geliştiren ve eğitim politikalarına ilişkin çalışmalar yürüten önemli sivil toplum kuruluşlarından biri haline geldi. BİLİŞİM EĞİTİMİNDE GÜÇLÜ SES: BİTED BİR YILDA DİKKATLERİ ÜZERİNE ÇEKTİ Dernek Başkanı Mehmet Ali Aslan, kuruluşlarının birinci yılında gazetemize yaptığı açıklamada, bilişim teknolojileri öğretmenlerinin yıllardır birçok yapısal sorunla mücadele ettiğini belirterek, öğretmenlerin sesi olmak amacıyla yoğun bir çalışma yürüttüklerini ifade etti. Aynı zamanda Bilişim Teknolojileri Öğretmenleri Platformu’nun da kurucu başkanlığını yürüten Aslan, teknolojinin hızla geliştiği bir dönemde bilişim eğitiminin geri planda bırakılmasının kabul edilemeyeceğini söyledi. Eğitim sisteminin dijital dönüşüm sürecine uyum sağlayabilmesi için bilişim teknolojileri alanının daha güçlü desteklenmesi gerektiğini belirten Aslan, özellikle öğretmenlerin sahada yaşadığı sorunların artık ertelenmeden çözüme kavuşması gerektiğini ifade etti. “NORM KADRO SORUNU ÖĞRETMENLERİ MAĞDUR ETTİ” 12 Mart 2025 tarihli ve 9 sayılı Talim ve Terbiye Kurulu Kararı sonrasında bilişim teknolojileri öğretmenlerinin ortaokul ve genel liselerde norm kadro alamadığını belirten Aslan, yapılan düzenlemenin sahada ciddi mağduriyetler oluşturduğunu söyledi. Yıllardır görev yapan öğretmenlerin bir anda norm dışı kalmasının eğitim camiasında büyük bir belirsizlik yarattığını ifade eden Aslan, öğretmenlerin mesleki motivasyonunun da olumsuz etkilendiğini dile getirdi. “Öğretmenlerimizin yıllardır sahip olduğu hakların bir düzenlemeyle ortadan kaldırılması kabul edilebilir bir durum değildir” diyen Aslan, bilişim teknolojileri derslerinin eğitim sistemindeki önemine rağmen öğretmenlerin alanlarının daraltılmasının büyük bir çelişki oluşturduğunu belirtti. Kararın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Aslan, ilgili düzenlemeye karşı çeşitli sendikalar tarafından açılan iptal davalarının sürdüğünü ve eğitim camiasının Danıştay’dan çıkacak kararı yakından takip ettiğini söyledi. “BİLİŞİM ALANI GÜNÜMÜZ ŞARTLARINA GÖRE YENİDEN YAPILANMALI” Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde bilişim teknolojileri alanının günümüz ihtiyaçlarına uygun şekilde yeniden yapılandırılması gerektiğini belirten Aslan, özellikle yapay zekâ, dijital medya ve veri teknolojileri gibi alanların artık eğitim sisteminin merkezinde yer aldığını ifade etti. Teknolojinin yalnızca bilişim sektörünü değil, üretimden sanayiye, ticaretten iletişime kadar hayatın her alanını dönüştürdüğünü söyleyen Aslan, eğitim sisteminin de bu değişime ayak uydurması gerektiğini kaydetti. Bu kapsamda Sosyal Medya ve Bilgi İşlem Teknolojileri gibi yeni dalların açılması gerektiğini belirten Aslan, dijital içerik üretimi, sosyal medya yönetimi, grafik tasarım, video düzenleme ve yapay zekâ destekli medya araçlarının kullanımının artık önemli meslek alanları arasında yer aldığını söyledi. Özellikle gençlerin dijital platformlara yoğun ilgi gösterdiğini ifade eden Aslan, doğru eğitim modelleriyle bu ilginin mesleki yeterliliğe dönüştürülebileceğini belirtti. Bilgi İşlem Teknolojileri Dalının ise teknik servis, ağ sistemleri, işletim sistemleri, donanım kurulumu ve sistem yönetimi gibi alanlarda önemli katkılar sağlayacağını söyleyen Aslan, hem kamu kurumlarında hem de özel sektörde yetişmiş teknik personel ihtiyacının her geçen gün arttığını ifade etti. “DİJİTAL OKURYAZARLIK ARTIK ZORUNLU BİR BECERİ” Bilişim teknolojileri derslerinin eğitim sistemindeki yerinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Aslan, özellikle ilkokul çağından itibaren öğrencilerin bilişim eğitimiyle tanışmasının büyük önem taşıdığını söyledi. İlkokul 3 ve 4. sınıflarda, lise 9 ve 10. sınıflarda bilişim teknolojileri derslerinin zorunlu hale getirilmesi gerektiğini belirten Aslan, dijital çağda yetişen çocukların yalnızca teknoloji tüketen bireyler değil, teknoloji üreten bireyler olması gerektiğini ifade etti. Dijital okuryazarlığın artık temel yaşam becerilerinden biri haline geldiğini vurgulayan Aslan, bilişim derslerinin sadece bilgisayar kullanımından ibaret olmadığını söyledi. Bu derslerin öğrencilerin güvenli internet kullanımı, dijital etik, veri güvenliği, siber zorbalıkla mücadele, bilinçli sosyal medya kullanımı, algoritmik düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirdiğini ifade eden Aslan, çocukların dijital dünyada karşılaşabilecekleri risklere karşı bilinçli yetişmesinin büyük önem taşıdığını belirtti. Aslan ayrıca, yapay zekâ teknolojilerinin hızla yaygınlaştığı günümüzde öğrencilerin erken yaşta teknoloji okuryazarlığı kazanmasının Türkiye’nin geleceği açısından stratejik önem taşıdığını söyledi. “YEĞİTEK GÖREVLERİ KALICI STATÜYE KAVUŞMALI” YEĞİTEK okul sorumluluğu görevinin halen geçici görevlendirme kapsamında yürütüldüğünü belirten Aslan, bu görevin kalıcı bir norm kadro yapısına kavuşturulması gerektiğini ifade etti. Okullardaki teknolojik altyapının yönetimi, dijital sistemlerin sürdürülebilirliği ve teknik koordinasyon süreçlerinde önemli görevler üstlenen öğretmenlerin görev tanımlarının netleştirilmesi gerektiğini belirten Aslan, mevcut uygulamanın birçok okulda iş yükünü artırdığını söyledi. YEĞİTEK görevini yürüten öğretmenlerin nöbet, kulüp danışmanlığı, pansiyon belleticiliği ve egzersiz çalışmaları gibi görevleri de alabilmelerinin önünün açılması gerektiğini ifade eden Aslan, öğretmenlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesinin eğitim süreçlerine de olumlu katkı sağlayacağını belirtti. “ARTIRIMLI EK DERS DÜZENLEMESİ GENİŞLETİLMELİ” Yüksek lisans ve doktora yapan öğretmenlere verilen artırımlı ek ders uygulamasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Aslan, mevcut sistemin bazı görev alanlarını kapsam dışında bıraktığını ifade etti. Meslek öğretmenlerinin koordinatörlük ve şeflik görevlerinin de artırımlı ek ders kapsamına alınması gerektiğini söyleyen Aslan, eğitimde niteliğin artırılması için akademik gelişimin teşvik edilmesinin önemine dikkat çekti. Ayrıca YEĞİTEK okul sorumluluğu görevini yürüten öğretmenlerin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Aslan, öğretmenlerin emeklerinin karşılığını almasının eğitim kalitesine doğrudan katkı sağlayacağını kaydetti. “MESLEKİ EĞİTİM TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNİ BELİRLEYECEK” Mesleki eğitimin Türkiye’nin kalkınma sürecindeki en önemli alanlardan biri olduğunu ifade eden Mehmet Ali Aslan, üretim, teknoloji, sanayi ve dijital dönüşüm hedeflerinin güçlü bir mesleki eğitim sistemi olmadan gerçekleştirilemeyeceğini söyledi. Özellikle bilişim teknolojileri alanının geleceğin en stratejik alanlarından biri olduğunu belirten Aslan, Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecinde nitelikli insan kaynağına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Teknoloji üreten, yazılım geliştiren, dijital sistemleri yöneten ve siber güvenlik alanında uzmanlaşan gençlerin yetişmesinin ülkenin geleceği açısından kritik önem taşıdığını belirten Aslan, bilişim eğitiminin yalnızca eğitim politikası değil aynı zamanda kalkınma politikası olarak görülmesi gerektiğini söyledi. EĞİTİM CAMİASINA VE DESTEK VERENLERE TEŞEKKÜR Bilişim Teknik Eğitimcileri Derneği’nin kuruluş sürecinden bugüne kadar birçok eğitim paydaşının destek verdiğini ifade eden Dernek Başkanı Mehmet Ali Aslan, özellikle sahada fedakârca görev yapan bilişim teknolojileri öğretmenlerine teşekkür etti. Öğretmenlerin tüm zorluklara rağmen öğrencileri geleceğe hazırlamak için büyük emek verdiğini belirten Aslan, bilişim teknolojileri öğretmenlerinin eğitim sisteminin dijital dönüşümündeki en önemli aktörlerden biri olduğunu söyledi. Mesleki ve Teknik Eğitim Sendikası ile ortak çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Aslan, mesleki eğitimin güçlenmesi adına yürütülen çalışmalara verdiği destek nedeniyle Sendika Genel Başkanı Şahap Yılmaz’a teşekkür etti. Aslan ayrıca, eğitim yöneticilerine, sendika temsilcilerine, akademisyenlere, okul yöneticilerine ve bilişim teknolojileri alanında görev yapan tüm öğretmenlere teşekkür ederek, ortak dayanışmanın büyüyerek devam edeceğini ifade etti. “Amacımız yalnızca öğretmenlerimizin haklarını savunmak değil, aynı zamanda ülkemizin dijital geleceğine katkı sunacak güçlü bir eğitim altyapısının oluşmasına destek vermektir” diyen Aslan, bilişim eğitiminin daha güçlü bir noktaya taşınması için çalışmaya devam edeceklerini söyledi.

OpenClaw Macerası Faciayla Bitti!

Meta yapay zeka güvenlik araştırmacısı Summer Yue’nun X platformunda paylaştığı ve hızla viral olan gönderisi, yapay zeka asistanlarının henüz ne kadar tahmin edilemez olabileceğini gözler önüne seriyor. Araştırmacı, OpenClaw adlı yapay zeka ajanından dolu e-posta kutusunu incelemesini ve hangilerini silip arşivleyeceği konusunda öneriler sunmasını istedi. Ancak işler planlandığı gibi gitmedi ve ajan kontrolden çıkarak tüm […]

Chrome Kullananlar Dikkat: 900 Bin Kullanıcı Tehlike Altında!

Siber güvenlik araştırmacıları, dünya genelinde yaklaşık 900 bin kullanıcıyı doğrudan etkileyen büyük bir veri hırsızlığı operasyonunu gün yüzüne çıkardı. 29 Aralık 2025 tarihinde tespit edilen rapora göre, popüler yapay zeka araçlarını taklit eden iki farklı Chrome eklentisi, kullanıcıların ChatGPT ve DeepSeek platformları üzerinden gerçekleştirdiği tüm yazışmaları ele geçirdi. Google onaylı Chrome eklentisi veri hırsızı çıktı: […]

Bilim insanları uyardı: Yangınları önleyecek yasa şart

Türkiye’yi derinden sarsan iş kazaları ve yangın facialarının ardından bilim dünyası kalıcı çözüm için harekete geçti. Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Öğretim Görevlisi Abdurrahman İnce liderliğinde 30 kişilik uzman bir ekiple kapsamlı bir çalışma yürüttüklerini açıkladı. Hazırlanan 250 sayfalık taslak rapor, kaynak, taşlama ve benzeri tüm “sıcak çalışma” işlemleri için hayati önlemleri içeriyor. Çalışmada, ABD’de 60 yıldır uygulanan ve sekiz kez güncellenen Ulusal Yangından Korunma Ajansı (NFPA) yönetmeliklerinin örnek alındığına dikkat çekildi. Uçan, “Biz artık yangınlardan sonra televizyonlara çıkıp yorum yapmak istemiyoruz. Önceden önlem alınmalı, aksi halde yaşanan felaketlerin sorumluluğu doğrudan ihmali olanlarda olacak” sözleriyle çağrısını dile getirdi. SICAK ÇALIŞMA İZNİ YÖNETMELİĞİ BİRÇOK FACİAYI ÖNLEYEBİLİRDİDr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na teslim edilmek üzere bir çalışma yaptıklarını dile getirerek, şöyle devam etti: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye müdürlüğünde eğitmen olarak çalışmış olan, Abdurrahman İnce başkanlığında 30 kişilik akademisyen, sanayide bu işi yapan uzmanlar ve Bakanlıktan birkaç arkadaşın da desteğiyle böyle bir çalışma yaptık. Buradaki amacımız şu: Özellikle birçok yangından sonra bizi çağırıyorlar. Biz basında bunlarla ilgili fikirlerimizi söylüyoruz. Fakat bunun olmaması lazım. Bizim daha önceden bir bilim adamı olarak, bir çalışma ekibi olarak neler yapılacağını söylememiz lazım ve bunlara göre de aksiyon alınması lazım ki bu olaylarla karşılaşmayalım. İşte 29 kişinin öldüğü bar yangını. Orada barın en yoğun olduğu anda barda bin kişi olduğunda yangın başlasaydı, çok fazla kişi ölecekti. O kadar büyük problemli olan bir yangındı. Haydarpaşa Garı'nın çatısı yangını, Galatasaray Üniversitesi yangını bu şekilde sıcak çalışma izni yönetmeliğimiz olsaydı ve doğru uygulansaydı önlenirdi.” TÜRKİYE’DE SICAK ÇALIŞMA İZNİ KONUSUNDA BÜYÜK YASAL BOŞLUK VARHazırladığımız çalışmanın temelini, ABD'de 60 yıldır uygulanan ve 8 kez güncellenen Ulusal Yangından Korunma Ajansı (NFPA) yönetmeliklerinin oluşturduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Türkiye'de bu konuda büyük bir yasal boşluk olduğunu vurguladı. Mevcut durumun inisiyatife dayalı olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, şöyle devam etti: “Sıcak çalışma yapılacağı zaman, kaynak veya başka sıcak çalışma yapılacağı zaman, 60 yıl önce Amerika bir yönetmelik getirmiş ve bunu uygulamadan kesinlikle sıcak çalışma izni vermiyorlar. Biz diyoruz ki bunu Türkiye'de uyarlayalım. Şu anda (Türkiye'de) zorunlu olarak bir sıcak izin yapılacaksa, kaynak yapılacaksa veya başka bir sıcak çalışma yapılacaksa böyle bir izin prosedürümüz olmadığı için işte bar yangınında alev tutuştuğu an yangın bir anda büyümektedir. NFPA YÖNETMELİKLERİ ÖRNEK ALINARAK TÜRKİYE İÇİN TASLAK HAZIRLANDIDr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Türkiye'de bu konuda büyük bir yasal boşluk olduğunu ifade ederek, “Amerika'da 60 yıldır uygulanan Ulusal Yangından Korunma Ajansı (NFPA) yönetmeliklerini tercüme ettik. Aynı zamanda yurt dışında, diğer ülkelerde, Japonya’da, Avrupa’nın diğer ülkelerinde nasıl uygulamalar yapıyor, onları da tercüme ederek derli toplu bir taslak haline getirdik. Bunu Bakanlığa sunduk. Bizim buradaki amacımız Bakanlığın bunu zorunlu olarak herkesin uygulayacağı mevzuata yerleştirilmesi” diye konuştu. 11 METRE KURALI HAYAT KURTARIRÖnerdikleri yönetmeliğin temelinde yatan basit ama hayat kurtaran kurallara da dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Sıcak çalışmayı yapacağın yerin 11 metre etrafında hiçbir yanıcı maddenin olmaması lazım. Eğer yanıcı maddeyi kaldıramıyorsan onu yanmayacak bir perdeyle kapatman lazım. Beşiktaş’taki bar yangınında 11 metre etrafında öyle bir koruma önlemi yapılsaydı, yangın başlamayacaktı. Bir sıcak çalışma yapılacaksa orada yangın söndürmeyi bilen bir kişiyi dolu bir yangın tüpüyle beklemeli. Böylece o kişi yangın çıktığı an yangını durduracaktır. Yangının olmaması için gerekli hazırlıkların önceden yapılması lazım” ifadesinde bulundu. REHBER DEĞİL, ZORUNLU YÖNETMELİK OLMALIHazırladıkları 250 sayfalık çalışmanın bir "rehber" veya "kılavuz" olarak kalmasının yeterli olmayacağını, "yapılması zorunlu" bir yönetmelik haline getirilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, sözlerini şöyle noktaladı: “Bizim istediğimiz zorunlu olarak uygulanacak bir yönetmelik yani. ‘Bunu yapmadan bu çalışmaya başlayamazsın’ denmelidir. Eğer başlarsan buradan olacak çok büyük ölümlü kazada doğrudan doğruya bu izni olmadan başlatan kişiler ve yönetim sorumlu olacaktır. Biz yaşanan üzücü olayların akabinde televizyonlara çıkmak istemiyoruz artık. İstediğimiz böyle bir zorunlu iş izin sisteminin Türkiye'de de yerleştirilmesidir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın kendilerine ilettiğimiz bu taslak çalışmayı da göz önüne alarak ‘Sıcak Çalışma İzin Yönetmelik ‘çalışması yaparak yürürlüğe koyması gerekmektedir.”

“İtfaiye Genel Müdürlüğü acilen kurulmalı”

Adli Bilimciler Derneği Başkanı Prof. Dr. İ. Hamit Hancı ile Derneğin Adli Yöneylem Komisyonu Başkanı Av. Alp Aslan, Türkiye’nin yangınla mücadele ve afet müdahale altyapısında uzun süredir kangren haline gelen bir soruna dikkat çekti: İtfaiye hizmetlerinin merkezi bir otoriteye bağlanmaması ve dağınık yapıda yürütülmesi. Yetkililer, İtfaiye teşkilatlarının belediyelerle sınırlı kalmasının kamu güvenliği ve afet yönetimi açısından ciddi riskler doğurduğunu vurgulayarak, “İtfaiye Genel Müdürlüğü”nün acilen kurulması gerektiğini yineledi. KBRN ALANINDA İTFAİYELERİN ÖNE ÇIKMASI DİKKAT ÇEKTİAFAD tarafından düzenlenen Uluslararası KBRN (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer) Kongresine katıldıklarını belirten Hancı ve Aslan, bazı ülkelerdeki itfaiye teşkilatlarının, KBRN müdahale kapasitesinde polis ve arama kurtarma birimlerinden bile daha donanımlı olduğunu vurgulayarak Türkiye’deki eksikliklere dikkat çekti. “İtfaiye teşkilatlarımız yalnızca yangın söndürme göreviyle sınırlı düşünülmemelidir. Bugün afetlerde, kimyasal tehlikelerde, arama kurtarma operasyonlarında ve halkın eğitilmesinde de başrol üstlenmektedirler. Ancak bu yük, dağınık yapıda hizmet veren teşkilatların kapasitesini aşmaktadır.” BELEDİYELERE BAĞLILIK SORUNLARA YOL AÇIYORİtfaiye teşkilatlarının hukuki dayanağı 5393 Sayılı Belediye Kanunu ve Belediye İtfaiye Yönetmeliği’ne dayanıyor. Türkiye’deki itfaiye teşkilatları “merkezi olmayan” bir sistemle hizmet veriyor ve büyükşehirler dahil olmak üzere belediyelere bağlı olarak çalışıyor. Bu model, kurumsal dağınıklığa, personel yetersizliğine, standart eksikliğine ve finansal zorluklara neden oluyor. Hancı ve Aslan, bu dağınıklığın altını çizerek şunları kaydetti: “İtfaiyecilik hizmetlerinin finansmanı yetersiz, personel alım ve eğitiminde standardizasyon yok, kurumlar arası koordinasyon ise çok zayıf. Belediyeler için itfaiye birimi bir ‘kar merkezi’ değil, aksine bir ‘gider kalemi’ olarak görülüyor. Bu zihniyetle ilerleyemeyiz.” İTFAİYE, YANGIN SÖNDÜRMENİN ÖTESİNDE BİR HİZMETTİRGünümüzde itfaiye teşkilatları sadece yangın söndürme ile sınırlı kalmayıp; doğal afetler, su baskınları, KBRN saldırıları, kayıp aramalar, su altı kurtarma, halkın eğitimi, tehlike önleme gibi geniş bir görev yelpazesi üstleniyor. Buna rağmen, mevcut mevzuatın yetersizliği ve merkezi bir otoritenin eksikliği, bu görevlerin etkinliğini sınırlandırıyor. Yetkililer, AFAD ve itfaiye arasında görev çakışmaları olduğuna da dikkat çekerek, kaynakların verimsiz kullanıldığını vurguladı. “AFAD ve belediye itfaiyeleri aynı görevlere sahip gibi görünse de aralarında etkin bir koordinasyon yok. Bu durum hem müdahale hızını azaltıyor hem de kaynak israfına yol açıyor.” PERSONEL VE EĞİTİMDE STANDART EKSİKLİĞİYetkililer şunları belirtti: “İtfaiye teşkilatlarında görev alanların eğitimi ve atanma kriterleri konusunda net bir düzenleme bulunmaması, yetkililerin en çok eleştirdiği konular arasında. Oysa ki Türkiye’de çok sayıda ‘İtfaiyecilik ve Yangın Güvenliği’ bölümü olan meslek yüksekokulu ile ‘Acil Yardım ve Afet Yönetimi’ gibi bölümler, bu alanda yetişmiş kalifiye personel sunuyor. Ancak, mezunların bu teşkilatlara yerleştirilmesinde bir zorunluluk bulunmuyor. YENİ BİR “İTFAİYE KANUNU” ŞARTAdli Bilimciler Derneği yetkililerine göre Türkiye'de özel bir "İtfaiye Kanunu" bulunmaması, itfaiyecilik mesleğini tanımsız bırakıyor ve teşkilatın görevlerini karmaşık hale getiriyor. Hancı ve Aslan, bu yüzden yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğunu belirterek çözüm önerilerini sıraladı: İçişleri Bakanlığı bünyesinde ya da AFAD’a bağlı “İtfaiye Genel Müdürlüğü” kurulmalı.İtfaiye Akademisi hayata geçirilmeli ve personel bu akademiden yetiştirilmeli.Sadece ilgili bölümlerden mezun olanlar teşkilata alınmalı.Gönüllü itfaiyecilik yasal zemine oturtulmalı ve teşvik edilmeli.Finansman modeli merkezi bütçeye bağlanmalı. TARİHİ ARKA PLAN: 300 YILLIK GELENEK, MODERNLEŞEMİYORTürkiye’de itfaiyeciliğin tarihi 1714 yılına, Osmanlı’daki “Tulumbacılar”a dayandığını ifade eden Hancı, “1826’da yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla yerini ‘Yangıncı Taburu’ almış, Cumhuriyet döneminde ise belediyeler eliyle yaygınlaştırılmıştı. Ancak yaklaşık üç asırlık geçmişine rağmen, bugünün modern ihtiyaçlarını karşılayacak merkezi bir organizasyona hâlâ geçilmiş değil.” dedi.  ULUSAL İTFAİYE REFORMU ARTIK KAÇINILMAZAdli Bilimciler Derneği, yaptığı çağrıyla belediyelere bağlı, eşit olmayan kaynaklara sahip, standart dışı bir yapının Türkiye’ye artık yetmediğini vurguladı: “İtfaiye teşkilatı sadece yangın söndürmez; hayat kurtarır, risk yönetir, toplumu bilinçlendirir. Bu yüzden sadece yerel değil, ulusal bir güvenlik ve hizmet organizasyonunun parçası olmalıdır. Türkiye, itfaiyecilikte de merkezi yapılanmaya geçmelidir.”

235 milyon Twitter hesabının verisi ücretsiz olarak yayınlandı

Geçtiğimiz hafta Elon Musk'a Twitter için uyarıda bulunan bilgisayar korsanı, bugün 235 milyon hesabın verisini ücretsiz yayınladı!

Bu içerik ilk olarak 235 milyon Twitter hesabının verisi ücretsiz olarak yayınlandı adresinde yayınlandı Teknoloji Haberleri - ShiftDelete.Net.

Milyonlarca kişiyi tehdit eden kötü amaçlı yazılım geri döndü!

Google'ın yaklaşık bir yıl önce çevrimdışı duruma getirmeyi başardığı Glupteba isimli kötü amaçlı yazılım geri döndü.

Bu içerik ilk olarak Milyonlarca kişiyi tehdit eden kötü amaçlı yazılım geri döndü! adresinde yayınlandı Teknoloji Haberleri - ShiftDelete.Net.

FBI ve Apple, yeni gizlilik kararı yüzünden birbirine girdi!

FBI, Apple'ın iCloud için uçtan uça şifreleme genişlemesinden endişe duyduğunu söyledi. Peki Apple geri adım atacak mı?

Bu içerik ilk olarak FBI ve Apple, yeni gizlilik kararı yüzünden birbirine girdi! adresinde yayınlandı Teknoloji Haberleri - ShiftDelete.Net.

Samsung Galaxy S22 için güvenlik açığı! Bir dakikadan kısa sürede hacklendi

Toronto'da gerçekleştirilen bir yarışmada Samsung Galaxy S22 bilgisayar korsanları tarafından 55 saniyede hacklendi! İşte detaylar..

Bu içerik ilk olarak Samsung Galaxy S22 için güvenlik açığı! Bir dakikadan kısa sürede hacklendi adresinde yayınlandı Teknoloji Haberleri - ShiftDelete.Net.

❌