❌

Normal görünüm

Bugün alınanlar — 1 Kasım 2026

Özgür Özel: Ne yapacağız biliyor musunuz…

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, “Herkes şunu bilsin: Daha seçim zamanı gelmeden her sokak arası mitinge dönüyorsa seçimin de zamanı gelmiştir, değişimin de zamanı gelmiştir. Bu iktidarı mutlaka değiştireceğiz. Biz çiftçiler için köylüler için hayvancılıkla uğraşanlar için esnaf için memurlar için emekliler için emekçiler için kadınlarımız ve gençlerimiz için hep yeni bir yoldayız. Hep birlikte iktidara yürüyoruz” dedi.

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Edremit’in Zeytinli Mahallesi’nde halk buluşmasında vatandaşlara hitap etti. “Kimsenin bu iktidara sabrı kalmadı. Bunun için insanlar sesini duyurabilecekleri her yere koşuyorlar. Bizi gördükleri her yere koşuyorlar. Biz kahvede konuşmak için geldik ama kahve konuşması sırasında buradan gençler, kadınlar, ‘Başkan buraya’ diye tezahürat ettiler. Bir tane bank bulduk, üstüne çıktık, size sesleniyoruz” diyen Özel, şunları kaydetti:

“Herkes şunu bilsin: Daha seçim zamanı gelmeden her sokak arası mitinge dönüyorsa seçimin de zamanı gelmiştir, değişimin de zamanı gelmiştir. Bu iktidarı mutlaka değiştireceğiz. Biz çiftçiler için köylüler için hayvancılıkla uğraşanlar için esnaf için memurlar için emekliler için emekçiler için kadınlarımız ve gençlerimiz için hep yeni bir yoldayız. Hep birlikte iktidara yürüyoruz.

“BİZ YENİ PARTİ’Yİ İKTİDAR OLSUN DİYE KURDUK”

Yeni Parti’yi hiç şüphe yok ki siz kurdunuz, milletimiz kurdu. Adını da siz koydunuz, ‘Yeniİ Parti’yi kur’ dediniz, kurduk. Cebinize partimizin bütçesini de siz koydunuz. Bu arabayı da otobüsü de siz aldınız. Partimizin arkasında aslanlar gibi duruyorsunuz. Siz, bu partiyi kurduran, adını koyan, bütçesini oluşturanlar olarak Yeni Parti’nin arkasında duruyorsunuz. Herkes şunu bilsin: Biz Yeni Parti’yi bir partimiz olsun diye kurmadık. Biz Yeni Parti’yi iktidar olsun diye kurduk. Yeni Parti’yi keyiften değil, zaruretten kurduk. Çünkü partimizi 47 yıl sonra birinci parti yaptığımız, AK Parti’yi kurulduğu günden beri ilk kez yendiğimiz ve adım adım iktidara gittiğimiz için partimizi adaysızlaştırmaya, kurumsuzlaştırmaya ve lidersizleştirmeye çalıştılar. En son yaptıklarıyla gazetelere, internet sitelerine erişim engelleri getirerek, partilere erişim engelleri getirerek, Halk TV’yi kapatarak, televizyonları kapatarak bizleri susturmaya çalıştılar. Ben içeride konuşurken dışarıdan bir slogan geliyordu. Her şeyin çözümü o slogandadır. O da şu: ‘Kurtuluş yok tek başına.’

“GENÇLER, ÜRETİCİ, EMEKLİ KURTULMADAN BU MEMLEKET KURTULMAZ”

Yani Rize’deki çay üreticisi, Gaziantep’teki fıstık üreticisi, Manisa’daki üzüm üreticisi, Giresun’daki, Ordu’daki fındık üreticisi, Çukurova’daki pamuk üreticisi, Trakya’daki buğday üreticisi tek başına kurtulamaz. Asla ve asla emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Köylü kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Gençler kurtulmadan bu memleket kurtulmaz. Kurtuluş yok tek başına. Hep beraber. Bana soruyorlar: ‘Ya bunlar çok kötü. Durmuyor, saldırıyor, zulmediyor, tutukluyor. Kadınlara acımıyor, çocuklara acımıyor. Ne yapacağız?’ Ne yapacağız biliyor musunuz? Bütün soranlara söylüyorum: Edremit ne yaptıysa onu yapın. Her meydanı doldurun. Hep birlikte sesinizi yükseltin.” (ANKA)

Dünden önceki gün alınanlar

CHP’nin 38. Kurultay davasında mütalaa açıklandı: İmamoğlu ve Çelik’e ceza, AKP’li Cemil Tugay’a beraat talebi

CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin davada, duruşma savcısı esas hakkındaki mütaalasını sundu.

Savcı, Baki Aydöner, Ekrem İmamoğlu, Erkan Aydın, Mehmet Kılınçarslan, Metin Gülerkaya, Nihat Yeşiltaş, Özgür Çelik, Rıza Akpolat ve Serhat Can Eş’in “fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek atılı suçu işlediklerinin sabit görüldüğünü” belirterek, sanıkların Siyasi Partiler Kanunu’nun 112’nci maddesi ile TCK’nin 37/1 ve 53/1’inci maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmesini istedi.

AKP’li Cemil Tugay, Hüseyin Yaşar ve Özgen Nama’nın ise mevcut deliller itibarıyla atılı suça iştirak ettiklerine dair somut delil bulunmadığı iddiasıyla beraatleri talep edildi.

Duruşma, 11 Kasım’a ertelendi.

İDDİANAMEDEN

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 3 Haziran’da, CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin Siyasi Partiler Kanunu’nun 112. maddesi ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre yürüttüğü soruşturmayı tamamlayarak iddianame hazırlanmıştı.

İddianamede, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na mağdur, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’a müşteki sıfatıyla yer verilmişti.

Sanıkların birlikte hareket ederek atılı suçu işlediklerine işaret edilen iddianamede, şunlar yer alıyor:

“4-5 Kasım 2023 tarihinde Ankara Spor Salonu’nda yapılan Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan Kurultayı’nda oy kullanan bir kısım kurultay delegelerine, genel başkan adayı Özgür Özel lehine oy kullanmaları için bir kısım delegeye para verdikleri, bir kısmına değişik il ve ilçelerde belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği adaylığı teklif ve taahhüt ettikleri, bir kısım delege ve yakınlarını CHP’li belediyeler ile bu belediyelere bağlı şirket ve iştiraklerinde işe yerleştirdikleri, bir kısım delege ve yakınlarına çok sayıda market alışveriş kartları dağıttıkları, kurultayda oy kullanan bu delegelerden kullandıkları oyların fotoğrafını cep telefonlarıyla çekerek kendilerine göndermelerini istedikleri, kurultay salonunda 1. tur oylama sonucunda 2. tur oylamaya geçilmesini geciktirerek Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylıktan çekildiğine yönelik gerçeğe aykırı açıklamalarda bulundukları, bu şekilde kurultay delegelerinin iradelerini fesada uğratarak, genel başkan adayı Özgür Özel’in genel başkanlık seçimini kazanmasına yönelik faaliyet yaptıkları anlaşılmıştır.”

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda “para karşılığı oy kullandırıldığı” iddialarına ilişkin aralarında İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın da arasında bulunduğu 12 sanık hakkında “oylamaya hile karıştırma” suçundan 1 yıldan 3’er yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianame, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilmişti.

Özgür Özel’den Erdoğan’a ‘fon’ tepkisi: ‘Bu işin içinden kendine özgü yöntemlerle kurtulamazsın’

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında fon krizine ilişkin şunları kaydetti:

“Bu yaşadığımız sorunların hiçbiri gökten zembille inmedi. Bunların hepsi üst üste konmuş yanlış tuğlaların sonucudur. Yanlış tuğlayla doğru duvar örülmez. Yanlış tuğlayla duvar örüyorsan sonunda o duvarın altında sen de kalırsın, bu millet de kalır. Bu vurgunun açığa çıkmasının üzerinden tam 34 gün geçti. İlk gün ‘Ucu nereye varırsa varsın’ diyenler ucu kendilerine dokununca çark ettiler. Fon Koordinasyon Kurulu kurdular. Altı kez toplandılar. Sorunu çözmediler. Çözmek bir yana toplantıya dahil ettiklerini ancak dün istifaya ikna edebildiler. Dış güçler diyerek, suyu bulandırarak sorumluluktan kaçmaya çalışıyorlar. Her gün kriz biraz daha derinleşiyor, suiistimal, kötü yönetim, kötü niyet biraz daha ispatlanıyor. Milyonlarca mağdura her gün yeni mağdurlar ekleniyor. İlk bu iş çıktığında 20 milyar dolarlık önemli bir sorun diye ifade ediliyordu. Geçtiğimiz haftalarda 90 milyar dolara çıktı. Son yapılan hesaplamalarla tarafsız konunun uzmanları 110 milyar dolardan bahsediyorlar. 6 Şubat 2023 depreminin maliyeti 100 milyar dolar. Fon vurgununun maliyeti oldu şimdi 110 milyar dolar. Asrın felaketinden daha yıkıcı, yakıcı bir durumla karşı karşıya olduğumuzu hatırlatmak gerekir.

‘AYKUT ERDOĞDU 19 AYDIR TUTUKLU’

Düne kadar SPK Başkanı, Bakan Yardımcısı, önceki SPK Başkanı görevde. Saadet Partisi Sayın Milletvekili Mehmet Atmaca dile getirmişti. 2023 yılı Bursa’da bir şirket borsaya açılmak istiyor. Dönemin, yani o günün AK Parti milletvekilini aracı kılıyor. Milletvekili SPK Başkanı’yla görüşüyor. ’30 milyon lira istiyorlar’ diyor. ’30 milyon lira verirsen senin işlemlerini yapacaklar.’ İş adamı 30 milyonu veriyor ve şöyle anlatıyor diyor ki, ‘Parayı gönderdik. Bir gün SPK Başkanı arıyor’ dediler. Dedim ki, ‘Allah Allah! Bir hatamız mı var? Bir eksiğimiz mi var?’ ‘Sayın Ömer Gönül, SPK Başkanı hatta’ Diyor ki, ‘Beyefendi gönderdiğiniz emaneti aldık. Verdiğinizi helal edin.’ 30 milyon rüşveti istiyorlar. AK Parti milletvekili aracılığıyla nakit parayı temin ediyorlar. Teyit telefonu açıyor. ‘Emaneti aldık. Verdiğinizi helal edin’ diyor. İddia, bunun 30’da 1’i gibi bir paranın bir şirket İstanbul’da bir kreş yaptırsın diye İstanbul Belediyesi’ne bağışlandığıdır. Bu konuda Aykut Erdoğdu ‘Bunlar bir kreş yapmak istiyorlar’ dediği için ya da ‘Bunlar bir şey yapmak istiyorlar’ deyince ‘Kreş yapsınlar’ haberini götürdüğü için rüşvete aracılık etmekten 19 aydır tutuklu. Suçu kabul etse yatarı kalmadı. Böyle bir suçu yok. Ama 30 katı iş yapmış olanlar ‘Teyit telefonu geldi’ diyor. Ömer Gönül’den ‘Emanet geldi verdiğini helal et’ diyor.

‘NİHAYET BU ÜÇÜ İSTİFA ETTİ’

Şimdi düne kadar bu Ömer Gönül önceki SPK Başkanı bir başka kamu kurumunda başkandı. Bugünkü SPK Başkanı düne kadar duruyordu. Bakan Yardımcısı duruyordu. Pislik bunların paçalarından akıyordu. Ama Erdoğan bunları görevden alamıyordu. Niye biliyor musunuz? Herhangi görevden alacağı bir bürokratın kiminle geçmiş ilişkisini ifşa edeceği… Yani tamam aldık 30 milyonu da Bursa milletvekili ‘Şu aracılık etti’ demesin diye. ‘Tamam bu fona izin verdik de sizin aileden şu aradı’ demesin diye. Ya da ‘Tamam denetimde farkettik ama arkasından filanca bakan çıktı ben ne yapayım’ demesin diye görevden alamadı Erdoğan. Tam 34 gündür bunları görevden alamadı. Altı kez SPK Başkanı’yla fon vurgunu toplatısına girdi. Mikropla birlikte mikrobiyoloji toplantısına giriyor. ‘Hastalığı nasıl yeneceğiz?’ Mikropla birlikte enfeksiyon hastalıkları çalışıyorlar. ‘Mikroplardan nasıl vücudu temizleyebiliriz?’ Nihayet bu üçü dün istifa etti. Bak tutmayın küçük enişteyi. Dün akşam 00.04’te üçünün de adını yazmış. Altına da güzelce imzayı çakmış. Allah için havalı imza. ‘Üçünü de görevden aldım. Recep Tayyip Erdoğan.’ Dün öğlene kadar neredeydin küçük enişte?

‘BİZİM LİYAKATLİ KADROLAR OLSA BUNLARA KAŞINI OYNATTIRMAZ’

Yeni Parti olarak bu sorunu daha nasıl çözeceğimizi kanun teklifi olarak verdik. Dedik ki yönetebilme kapasitemizi gösterelim. Konuya hakimiz. Başta Kerim Rota 35 yıllık finans, bankacılık deneyimi, fon yönetimi Türk bankalarının yurt dışında temsili, bunun yanında Ekonomi Eşgüdüm Konseyi’nde İMKB’nin kuruluşunda, yönetiminde yer almış arkadaşlarımızdan tutun bu konularda en deneyimli ekip. Ümit Özlale milletvekili olarak Plan Bütçe’de, önceki dönem genel sekreterlerimiz Selin Sayek Böke finans alanındaki deneyimiyle, Bihlun Hanım İMKB deneyimiyle bütün arkadaşlarımız var gücüyle çalıştılar. 11 kişi iyi bir kanun teklifi hazırladılar. Buradakiler daha milleti nasıl dolandıracaklarını Amerika’dan kopyalarken işin başında liyakatsizler, işbirlikçiler ya da oradan buradan talimatlı yani ‘şu kapıyı açık bırak da oradan biz yolumuzu bulalım’ talimatına atanmasına vesile olanlara karşı çıkamayanlar yerine bizim bu liyakatli kadrolar olsa bunlara kaşını oynattırmaz.

‘BUNLARIN KANUN TEKLİFİ ÇALANA KILIF UYDURAN, PEŞİNİ BIRAKAN VE KENDİNCE İCAT ÇIKARAN BİR ŞEY’

Bizimkiler vurgunu yapanların tam listesinin açıklanması gerektiğini, haksız kazançların son kuruşuna kadar tahsili için tamamının hızla tüm işlemlerinin durdurulması, varlıklarına el konulması gerektiğini uluslararası anlaşmaları sayıyorlar, çeşitli ülkelere kaçırılmış paraların peşine nasıl düşüleceğini, nasıl geriye getirileceğini ve hakkaniyetle bu parayı çalanlardan alıp mağdurlara nasıl dağıtılacağını formüle ettiler. AK Parti de bir kanun teklifi vermiş. Arkadaşlarımız tartıştılar. Komisyonda görüşüldü. Kanunlaşması ile ilgili aceleleri var. Bizim kanun teklifi çalandan alan, mağdura veren, bunların kanun teklifi çalana kılıf uyduran, peşini bırakan ve kendince icat çıkaran bir şey. Büyük bir günah var, işlemiş, haramı yemiş, parayı sırtlamış. Yeni Parti isimlerini söylemese büyük bir mutlulukla karını güya kar vurgunu realize etmiş, parayı kenara koymuş. Şimdi bu işler ortaya çıkınca diyorlar ki ‘Sen bugün öl caminin avlusuna gel bırak.’ Bir gördüm teklifi dedim ki ‘Olacak şey mi tövbe hesabı açmışlar’ dedim. Çaldığın parayı diyor şu hesaba bırakırsan diyor ben de senin peşini bırakırım diyor öz Türkçesi.

‘AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİ TAM OLARAK BUDUR’

Mesela Sayın Fatma Betül Sayan Kaya parayı verdi vermedi tartışmaları var. Bir iddiaya göre vermedi direniyor. Bir iddiaya göre yok canım vermiş diyor. Eksik diyorlar. İçinden ana parayla faizini kesmiş diyor. Evladım dediği nefsine uymuş dediği hanımefendi 24 daire parası koyup 360 daire parası beş ayda milletin sırtından kazanmış. Parayı koy dediği hesaba ana parayı alırım. İçinden bir de yasal faizi alırım diye hesap kitap yapıyor. Gariban müezzinin vaizin camideki imamın promosyonuna gelince ‘Bankada faiz var. Verdiği promosyon faizden veriliyordur. Haram olur. Sen Katılım Bankasına git’ deyip ona beşte birini verirler. Sonra günü geldiğinde beş ayda 26 daire parasını bu milletin sırtından 360 daire parasına çıkarırlar. AK Parti’nin kara düzeni tam olarak budur.

‘KURTULAMAZSIN’

Bu iktidar bunu yapamaz. Çünkü en güçlü ortaklık suç ortaklığıdır. Ve bunların hepsi suç ortağıdır. Tam da ahtapotun kolları gibi yayılmış. Kendi fon örgütlerini ve kollarını iyi bildikleri için tasvirde kopya çekmişler. Şimdi dediğim gibi tövbe et kurtul, istifa et kurtul dönemine girdiler. Türkiye Sigorta’nın genel müdürü istifa ediyor. Beyefendi fona da tövbe hesabına da para koymuş. Türkiye Sigorta’yı fonda zarar ettirmiş ama kendisi bizzat kar etmiş. Şimdi o istifa ediyor. 50 liranın üzerinde imzası var bu beyefendinin. SPK Başkanı istifa ediyor. Bu işin baş sorumlularından biri kurdu kuzuya emanet etmişler, altı toplantı, tamamına katılmış. Hazine bakan yardımcısı istifa ediyor. Damadı fon şirketlerinde yönetim kurulu üyeliği yapmış. Fatma Betül Sayan Kaya istifa ediyor. Milletin 2.2 milyar lirasını alıp kaçmış. Ve tövbe hesabına üç beş bir şey atan sütten çıkmış ak kaşık gibi temizleniyor. Erdoğan’a söylüyorum: Geçmişte yaptığın gibi elini FETÖ sabunuyla yıkayarak o bütün müşterek işlediğiniz günahlardan kurtulduğun gibi, 17-25 Aralık’ta milat yapıp öncesinde olanlar affa uğramıştır, sonrasında olanlar darbeye karşı çıkmıştır dediğin gibi bu işin içinden kendine özgü yöntemlerle cami bahçesine günah bıraktırıp milleti affettirerek kurtulamazsın. Bunların hepsini atayan AK Partili. Atananlar AK Partili. Soyan AK Partili. Soyulan AK Partili. Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz. Sen en ortasındasın Erdoğan. Tam ortasındasın.

‘ÇÜRÜTMÜŞLER MEMLEKETİ’

Bu çürümüşlük içinde bu yönetim kabiliyeti ortadan kalkmış her tarafında suçlular, her tarafında görevi kötüye kullananlar ekonominin her tarafında bu güvensizlik, borsa altı yıl öncesine düştü. Daha dün yüzde 2,5 düştü. Yarın ne kriz çıkacak, ne skandal patlayacak, hangi bakan, hangi üst düzey bürokrat bu işin arkasından çıkacak, Erdoğan’ın hangi atadığının yaptığı bir başka yanlış ortaya çıkacak belli değil. Bir borsanın toparlanması için en az sabit olması için satıcı kadar alıcı olması lazım. Satıcıdan daha hevesli alıcı yoksa borsa yukarıya doğru gitmez. Alıcının heveslenmesi için güven duyması lazım. Bu öngörülebilirliktir. Ama kimin ne karıştırdığının bilinmediği kimin borsaya açılacağına AK Parti milletvekilinin rüşvetiyle karar verildiği bir yerde bomboş şirketlerin sırf adının anıldığı, iç çamaşırı firmasının adını alıp makinalarını bırakmışlar, teknoloji firması yapıp borsada yukarıya kaldırmışlar, garibanların sırtına atmışlar. Parayı alıp kaçmışlar. Bu memlekette mi şimdi üç tane zibidi istifa etti diye borsaya güven gelecek, yatırımcıya güven gelecek. Çürütmüşler memleketi.”

Özgür Özel: ‘Ben artık savaştayım, ölümü de hapsi de göze almışız’

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye Belediyeler Birliği seçimlerinde CHP’nin uzlaşma çabalarının anımsatılması üzerine, CHP’li görünen delegelerin çok önemli bir kısmının gönlünün Yeni Parti’de olduğunu, büyükşehir belediye meclislerindeki dağılım nedeniyle kendilerinin bu isimleri Yeni Parti’ye davet etmediğini belirterek, “Darbecilerle işimiz olmaz. Darbeyi planlayanlarla da, darbenin maşasıyla, darbecilerin getirdikleriyle de işimiz olmaz. Biz artık normal zemini bırakmışız, ben artık savaştayım, büyük bir mücadeledeyim. Ölümü de, hapsi de göze almışız, biz başka bir mücadelenin içindeyiz. Ya bu memleketi kurtaracağız ya hep birlikte kaybedeceğiz” ifadesini kullandı.

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Now TV’de katıldığı programda, siyasette yapılan transferlere ilişkin olarak, dönemin AKP Milletvekili Hakan Şükür’ün partiden istifasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Partiden istifa ediyorsan, milletvekilliğinden de istifa etmen gerekir” dediğini anımsatarak, şunları kaydetti:

“Erdoğan, meydana çıkıp karşısında gördüğü gencecik bir belediye başkanına ‘Kapılar açık, bize gelebilirsin’ diye davette bulunacak. Ya da Murat Kurum, vatandaşın talepleri için bakanlığa gelen herkesi kahve içmek için arkaya alacak ve AK Parti’ye davet edecek. Gidecekler Erdoğan’la görüştürecekler, güvenceler, teklifler vererek onları AK Parti saflarına katıyorlar. Bunu da başarı öyküsü gibi… Hani bir partinin oylarıyla seçilip o partiden istifa etmek ahlaksızlıktı. Benim belediye başkanlarım benden izin alıp Murat Kurum ile görüşüyorlar, Murat Kurum transfer teklif ediyor belediye başkanlarıma. Bunun sana yapıldığını düşünün. Evli kadına evlenme teklif edilir mi? Bir partinin belediye başkanının karşısına çıkıp transfer teklif etmek hangi adaba sığar. Bu işler doğru işler değil. Hangi partiden olursa olsun Türkiye’nin yüzde 78’i bu transferleri doğru bulmuyor. Özlem Çerçioğlu denen kişi sokağa çıkamıyor Aydın’da. Burcu Köksal, sokakta yürüyemiyor Afyon’da. İnsanların yüzüne bakacak halleri kalmadı.

‘İZMİR’DE ÖYLE BİR REKOR KIRACAĞIZ Kİ’

Bir siyasi partide siyaset yapıyorsundur, o siyasi partiyle yolların ayrılmak zorunda kalmıştır, bir süre bağımsız kalmışsındır, sonra aynı yöndeki bir siyasi partiye gidersin, bunun da nezaket kuralları vardır. Ama sen ben AK Parti’ye karşıyım diye bağıra çağıra oy isteyip, o oylarla AK Parti’ye katılırsan bu siyasi yankesiciliktir. İzmir’de Cemil Tugay’ın sözlerini duyduğumda midem bulanıyor, tüylerim diken diken oluyor. Şu iktidar değişimi olsun, ben biliyorum onun ne saikle oraya gittiğini, aynı saikle o hesabı ondan sorup burnundan fitil fitil getirmezsem namussuzum. Dünyanın en yalancı, iftiracı ekibi çıkmış, ‘Öz eleştiri yapın’ diyor. Ben öz eleştiri yaptım. Günün sonunda adayı belirledik, o aday tir tir titriyordu. İzmir’deki 30 ilçenin 25’inde miting yaptım. 31 belediyenin 29’unu kazandık. Orada emeğim, alın terim var. İzmirlilerin bize gösterdikleri sabır, bize verdikleri kredi var. O ahlaksız, aldı o krediyi götürdü AK Parti’ye sattı. İzmirlileri sattı AK Parti’ye, AK Parti de utanmadan bunu kabul etti. Gün sayıyorum resmen. Önce bu iktidarı değiştirip, sonra o Cemil Tugay’ın burnundan bunu fitil fitil getirip, İzmir’de yerel seçimler tarihinin rekorunu kırmak için, adayları İzmirlilere bizzat belirletmek için, İzmirlilerin sille tokat o büyükşehir belediyesini aldıkları günü görmek için. İzmir’de öyle bir rekor kıracağız ki devir teslime gelemeyecek Cemil Tugay, o seçimde karşımızda aday olamayacak. Hukuken de siyaseten de dünya siyaset tarihinin en büyük yüzleşmesiyle karşı karşıya kalacak. Hiçbir konuda bu kadar kararlı, azimli ve meseleyi kendi meselem yapmış değilim. Önce iktidarı değiştireceğiz, o topuklayan efesi de, İzmirlisi de Afyonlusu da kaçacak delik arayacak.

Bir tarafta Silivri’de, Çorlu’da, Kocaeli’de yatanlar, Özgür Özel’in sağdıcı diye hapiste yatanlar, bir tarafta düne kadar ağzına gelen lafı söylediklerine teslim olup milleti satanlar. Bu işin şakası yok. Bu siyaset mi rekabet mi?

‘BEN ARTIK SAVAŞTAYIM’

TBB’deki meclis üyelerinde CHP’nin 250 üyesi gözüküyor. Bunların çok önemli bir kısmı, biz ‘Buraya gelin’ demediğimiz için, İstanbul, Antalya, Muğla, Adana, Mersin büyükşehir belediyeleri riske girmesin diye cümle kötülükler bir yerde vücut bulup da yeni bir acı, yeni bir kayıp yaşanmasın diye orada duruyorlar. Çıkmış butlancılar bizimle pazarlık yapmaya çalışıyorlar, adaylık dayatıyorlar… Sen 250 değilsin. O 250 kişinin 200’ünün gönlü Yeni Parti’de. Biz, ‘aman durun’ dediğimiz için orada kalan insanlar. Dün 131 delegeyle seçim kazandık TBB’de. O butlancıların pazarlığına kapıyı kapattığımız için, AK Parti’yle kurdukları temasa yüz vermediğimiz için çatır çatır TBB’yi aldık. Yarın 50 kişiyi daha tutuklarlar, seçimi yenilerler, alırlar ama bu ayıbı tarihe kazırlar. Biz bunlarla pazarlık yapanlarla da, bunları yapanlarla da bir araya gelmek, oturmak, sanki her şey normalmiş gibi konuşmak… Darbecilerle işimiz olmaz. Darbeyi planlayanlar da, darbenin maşasıyla, darbecilerin getirdikleriyle de işimiz olmaz. Biz artık normal zemini bırakmışız, ben artık savaştayım, büyük bir mücadeledeyim. Ölümü de, hapsi de göze almışız, biz başka bir mücadelenin içindeyiz. Ya bu memleketi kurtaracağız ya hep birlikte kaybedeceğiz. Bunun ikinci bir seçeneği yok. Hiç kimse herhangi bir dönemde belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği yapıyormuş gibi düşünmesin. Burası bir film seti değil, burası hayatın ta kendisi. Burada acı var, burada tutsaklık var, burada ölüm var, tehdit var, burada her şey var. Burada teslim olmak yok.”

‘DÜMENİ KURAN SENSEN İSTİFA ET, SEN KURMADIYSAN SANDIĞI GETİR’

Özel, fon krizine ilişkin soru üzerine, “Atayan AK Partili, atananlar AK Partili, soyanlar AK Partili, soyulanların çok büyük bölümü AK Partili. Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz, bir tek mağdurların hakkının arandığı yerlerdeyiz. Milletin meclisi, hepimizi millet oraya hem yasa yapalım, hem hesap soralım diye gönderdi. SPK’nın, TMSF’nin başkanını meclisten kaçıran iktidarla karşı karşıyayız. AK Parti, meclise gelip hesap verme noktasında en kritik zamanlarda hep kaçmıştır, darbe döneminde araştırma komisyonuna gelmediler. 17-25 Aralık döneminde dört bakan Meclis soruşturma komisyonundan hesap vermeleri talebiyle Yüce Divan’a yollanacaktı, Erdoğan oylamanın yapılacağı gün, oylamayı durdurttu. O dört bakanı hesap vermeye yollamadı. Bugün de geldiğimiz noktada büyük bir fon vurgunu var. Borsadaki çöküş ve mağduriyetle birlikte 10 milyon kişiyi aştığı söylenen bir mağduriyet ve milletin sırtına binen bir yük var. Bu işin sorumlularını meclisten kaçırıyorlar. Organize İşler filmi vardı. Bir deliyi tabutun içine yatıyorlar, dört kişi tabutu zorlanarak taşırken, samimi Müslümanlar tabuta omuz veriyorlar, bu üçkağıtçılar tabutu onlara bırakıp, elleri havada olanların ceplerinden paraları çalıyor. Tabutu taşımaya gidenlerin hem paraları çalınıyor, hem cenazeyle baş başa kalıyor. Tam kaldığımız mesele budur. Zavallı vatandaşın cebindeki paraları aldılar. Bu dümeni kuranların hepsini Tayyip Erdoğan atadı. ‘Cumhurbaşkanımızın haberi yok’ diyorlar. Eğer bu dümeni kuran sensen derhal istifa et, sen kurmadıysan, bu dümenin kuruluşunu attığın imzalarla onayladın ve burnunun dibinde bu dümeni çevirdilerse senin bu ülkeyi yönetme kabiliyetin kalmamış, sandığı getir, işi ehline ver. Millet kendisini soydurmayacak bir cumhurbaşkanı seçsin. Soyan sensen istifa et, soyuldu da görmediysen bu millet kendini soydurmayacak bir cumhurbaşkanı seçsin” ifadesini kullandı.

Özel, şunları kaydetti:

“100 bin liranın üzerinde bir işlem varsa MASAK’ın radarına girersin. Fatma Betül Sayan Kaya, mart ayında 24 daire parasını alıp da bu fonun hesabına koyarken eşiyle birlikte, ya da eylül ayında 2,1 milyar TL’yi… MASAK hamsiyi görüyor, bunlar balina yakalamış. MASAK, Fatma Betül Sayan Kaya’yı bilmiyor, öyle mi? Liste ellerinde, 274 kişi en basiti. Listeyi açıklamıyorlar. Bunların her birisi balina yakalamış, hamsiyi gören MASAK hiçbirini görmemiş, böyle bir şey olabilir mi? O yüzden gelmiyorlar hesap vermeye.”

‘KANAL İSTANBUL PROJESİ DERE YATAĞINA YAPILMAKTADIR’

Özel, “Selde kaybettiğimiz üç vatandaşımızın ailelerine baş sağlığı diliyoruz. Murat Kurum çıkmış diyor ki, ‘Geçmişe bakalım, ders alalım, bundan sonra dere yataklarında yapılaşmaya mesafeli olalım’. Günaydın Sayın Kurum. Dere yataklarına yapılaşma izni veren siyasetin adı AK Parti’dir. Ayazağa dere yatağı olduğu gibi AK Partili İstanbul Büyükşehir Belediyesi döneminde imara açılmıştır. Hesabı sorulacaksa AK Parti’den sorulmalıdır. İBB döneminde dere yataklarıyla mücadele etmişiz biz. Ekrem Başkan’ın geçtiğimiz beş yılda yaptığı bütün işler, dere yataklarında yapılaşmaya karşıdır. Zaman zaman bu büyük projelerde hep Ankara’dan, Sayın Kurum’un başında olduğu bakanlıktan gelen izinlerle bu işler yapılmıştır. Hiçbir yerinde biz yokuz. AK Parti’nin geçmiş dönem İstanbul yönetimleri ve Şehircilik Bakanlığı var. Geçen sefer 31 kişinin hayatını kaybettiği Ayamama deresinden de ders alacağımızı söylüyorduk, aynı yanlışlar yapıldı. Diyorsun ya ders alalım. Sazlıbosna neresidir? Bizim itirazlarımıza rağmen Kanal İstanbul diye yaptığınız Sazlıbosna’da bir barajı kurutup yerine evler yapıyorsunuz. Baraj dediğin yer bütün derelerin toplandığı yer. Oranın zemini de sorunludur, oraya yapılaşma da sorunludur. Dere yatağına yapılaşma yapmamalıyız diyen Murat Kurum, Kanal İstanbul dediğimiz proje dere yatağına yapılmaktadır. Bütün sorumluluk Murat Kurum’dadır. İstanbul’u dere yataklarındaki iskanlardan kurtarmaya çalışan İmamoğlu içeridedir. AK Parti, İstanbul’u Murat Kurum yönetsin diye İstanbullulara teklif etmiştir. 1 milyonun üzerinde bir farkla İmamoğlu yönetecek denmiştir. Murat Kurum, İstanbul’a el atıp, İstanbul’daki belediyelerin transferi için Adalet Bakanlığı ile birlikte çalışıp, seçimde alamadığı İstanbul’u yargı oyunlarıyla ve bakanlık transfer gücüyle almak istemektedir” ifadesini kullandı.

‘SAVUNDUĞUMUZ ŞEY CUMHURİYETİN TA KENDİSİDİR’

Özel, Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin şunları kaydetti:

“Ekrem İmamoğlu savunmasını yapmaktadır. Halk TV’nin sesini savunma başlamadan üç saat önce sesini kıstılar, bu savunma duyulmasın diye. Fon mağdurlarının sesini en çok duyuran mecralardan birisi Halk TV susturulmuştur. İktidara yürüyen partimiz, adaysızlaştırılmış, kurumsuzlaştırılmış ve bizlere yapılan saldırılarla lidersizleştirilmeye çalışılmaktadır. Halk TV’ye yapılan iş, muhalefetin sesini kısmaktır ve gelecek seçimlere giderken kendilerini rahatsız eden bir yayın mecrasından kurtulma çabasıdır. Bunların hiçbirisi, bugün içinde bulunduğumuz organize kötülükten ayrı değildir. Hepsi planlı, programlı, Tayyip Erdoğan’ın saray düzeninin bu ülkenin başına örmeye çalıştığı çoraptır. Mesele Erdoğan ile millet arasındadır. ‘Ben seçimle geldim ama gitmeyeceğim’ diyene, ‘gideceksin’ diyen millete had bildiriyorlar.

Millet, Atatürk’ün emaneti cumhuriyetin en önemli kazanımı sandığı kimseye vermeyecektir. Sandığa uzanan elleri önce ittirecektir, hala uzatıyorsa kıracaktır, önüne katacaktır ama o sandığı kimseye bırakmayacaktır. İnancım budur. Bütün milletimizi cesaretle ve sabırla bu işin üzerine gitmeye, asla teslim olmamaya, asla yılgınlığa kapılmamaya davet ediyorum. Büyük bir kararlılıkla direniyoruz çünkü savunduğumuz şey cumhuriyetin ta kendisidir. Biz antiemperyalist Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine dört elle sarılarak bu ülkelerde sandığı da demokrasiyi de cumhuriyeti de kurtaracağız. Ne Trump’a, ne Barrack’a ne Erdoğan’a teslim edebileceğimiz bir cumhuriyetimiz, feda edebileceğimiz bir sandığımız yoktur. Biz başaracağız, eninde sonunda millet kazanacaktır.”

Özgür Özel’den Erdoğan’a: Masasının üstündeki soyguncu listesini açıklamalı

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin gündemine yerleşen fon soruşturması hakkında mesajlar veren Özel, “Erdoğan, masasının üstündeki soyguncu listesini bir an önce açıklamalıdır. Bu paralar, soygunu yapanlardan alınmalıdır. Amerika bunu geçmişte yaptı, bir daha benzer olayların yaşanması çok çok azaldı. Ama siz eğer siyasi saiklerle bu kişileri gizlemeye, suçlarını örtmeye, bazılarını feda edip kodamanları, tepedekileri gizlemeye, bakanlığı, bir bakanlığın yetkililerini korumaya, saraydaki, yanıbaşınızdaki üst düzey bürokratları korumaya kalkarsanız o zaman bu milletin size hiçbir güveni kalmaz. Ayrıca fonların hoplatıp zıplatıp millete çakıp kaçtığı hisse senetleri var. Bu senetlere sıkışmış, satamamış, perişan olmuş insanlar var. Bunların da mağduriyetlerinin mutlaka giderilmesi gerekmektedir” değerlendirmesini yaptı.

Fon krizine ilişkin Sabah gazetesinin MASAK’a dayandırdığı haberde, “MASAK paranın izinde… 141 kişiye ait 187 milyar liralık hesaplar donduruldu” denildiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ise 1 saat 45 dakika sonra yaptığı açıklamada, “85 kişilik” bir listeden söz ettiğini ifade eden Özel, iki açıklama arasındaki farka dikkati çekti.

‘KARADENİZ’DEKİ GEMİLERİN İÇİNDEKİ HER BİR CANI YOK SAYIYORLAR’

Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Girne-Taşucu seferini yapan gemimiz 30 Ağustos’ta battı. 27 yurttaşımızı kaybettik. Bir kişinin naaşına halen ulaşılamadı. Bundan yalnızca üç gün sonra da Silivri’de Tuğberk İmamoğlu gemisi battı ve bir yurttaşımızı kaybettik, dokuz yurttaşımıza halen ulaşılamadı. Burada aileler, biraz önce salona girdiğimde bana konu hakkında bir bilgi notunu ve ikinci sayfasında beş maddeden oluşan haklı taleplerini ilettiler. Tahmin ediyorum bunu bugün diğer siyasi partilere de iletecekler.

Biz CHP Grubu olarak ilk günden beri meseleye duyarlılığımızı sürdürüyoruz. Bilgi notunu aldık. Buradaki talepleri kendimize dile getirilecek birer görev, birer ödev olarak alıyoruz. Acınızı paylaşıyoruz, talepleriniz doğrultusunda kayıplara ulaşılana kadar aramaların devam etmesini, adil bir soruşturma sürecine ilişkin beklentinizin karşılanmasının sonuna kadar arkanızdayız, hepinizin yanınızdayız. Hepinizi acınızı paylaşarak kucaklıyoruz.

Rusya-Ukrayna savaşı seyrüsefer güvenliğini tehdit ediyor. Tabii bu savaş çoktandır var ama Türkiye’nin dış politikadaki birtakım savrulmaları, Karadeniz’de yaşanan birtakım saldırılar ve buna karşı sessizliği de manalı kılıyor. Bugüne kadar yaklaşık 220 ticaret gemisi saldırıya uğradı. En az dokuz Türk bayraklı ve en az 45 Türkiye bağlantılı ticaret gemisi saldırıya uğradı ve bunların bir kısmı battı.

Son iki gün içerisinde dahi üç Türkiye bağlantılı ticaret gemisinin saldırıya uğraması, meseleyi çok ciddi bir boyuta taşımış durumdadır. Gemilerimiz vuruluyor, iktidardan ses yok, adeta ölü taklidi yapıyorlar. Bu konuda hiçbir politikaları, hiçbir girişimleri yok. Gemilerimizi güvende tutamıyorlar, gemicilerimizin hayatlarıyla ilgili tehlikeleri bertaraf etmiyorlar ve bu konuda millete açıklama dahi yapmıyorlar. Sanki orada insansız hava araçları insansız gemileri, insansız deniz araçlarını vuruyormuş gibi davranıyorlar. Karadeniz’deki gemilerin içindeki her bir canı ve evlerinde onların yolunu bekleyen ailelerini yok sayıyorlar. Bu konudaki dikkatimizi, duyarlılığımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum.”

‘TÜRK ASKERİNİ YEMEN ÇÖLLERİNE GÖNDERMEKLE MEŞGULLER’

Bizimkiler dış politikada Türk askerlerini Yemen çöllerine göndermekle meşguller. Bunun hesabındalar. Öyle evirmeden çevirmeden, kitabın ortasından söylemek gerekirse, Türk askerini Yemen’e göndermek, Türkiye’nin hesabı değildir. Düne kadar böyle bir konumuz var mıydı? Türk askerini Yemen’e göndermek Türkiye’nin planı, programı değildir.

Meclis’e gelmemiş, somut bir anlaşmaya dönüşmemiş, Anayasa’nın 90 ve 92. maddelerini, yani uluslararası anlaşmaların usulüne uygun müzakere ve yürürlüğe girmesini ve yurt dışına asker göndermedeki Meclis yetkisini ihlal edemez. Türkiye, bu savaşın tarafı haline getirilmemelidir. Böyle pakt anlaşmaları, barış zamanında güçleri birleştirmek, caydırıcılığı arttırmak, savaşa mani olmak, tarafların hiçbirisinin savaşa muhatap olmamasını temin etmek için yapılır.

‘SONUNA KADAR KARŞI ÇIKACAĞIZ’

Savaştaki bir ülkeyle ‘sana saldıran bana saldırmıştır’ anlaşması yapmak, ülkeyi doğrudan savaşa sokmaktır. Ne böyle bir savaşa taraf olmak kabul edilebilir ne böyle bir anlaşmayı imzalayıp, imzaya rağmen o ülkelerden birine saldırılıyorken böyle bir anlaşma varken buna cevap vermemek. Bir tanesi, attığınız imzayı değersiz, bundan sonra yapacağınız anlaşmaları hükümsüz, sizi muhataplarınız nezdinde kıymetsiz kılar. Diğeri hiç suçsuz günahsız Mehmetçiği, Yemen çöllerinde boşu boşuna hayatlarını tehlikeye atar.

Dış politika, Tayyip Bey ve çevresinin şahsi ilişkilerine göre, Amerika ile kurdukları al-ver ilişkisine göre, ‘Ben senin her istediğini yapayım, sen bende olmayan meşruiyeti bana ver, öyle anlaştık Tom Barrack ile’ ilişkilerine göre olmaz. Böyle bir durumda, herkes şunu bilsin ki, kendine ait bir planı olmayan başkasının planının parçasıdır. Yemen çöllerine ilişkin Türkiye’nin bir planı, programı yoktur. Trump’ın figüranı, İsrail’in koruyucusu olmaya, Mehmetçiği burada kullanmaya kimsenin hakkı yoktur. Sonuna kadar karşı çıkacağız.

‘BU MİLLETİN ELİNDEN SİZİ TRUMP KURTARAMAZ’

3 Kasım’da ABD’de yapılacak ara seçimlerde Trump, gecede birkaç saat uyudu, çok endişeliydi. Bizimkiler onun kadar da uyumuyor. Bütün meseleyi Trump’ın varlığına, Trump’ın bunlara tanıyacağı meşruiyete, seçimlerde bunlara vereceği desteğe ve Trump ile olan ilişkinin kendilerini burada bir dönem daha iktidar yapmasına bağlamış durumdalar. Önce şunu söyleyeyim, ister Trump olsun, ister olmasın, ister topal ördek olsun, ister çift ayakla çifte telli oynasın, bu milletin elinden sizi Trump kurtaramaz. Bunu bilin.

Trump onu hedef almış. Temsilciler Meclisi üyesinin dün evini bastırdı. Evinde arama yaptırdı. Ve aradığı belge, göçmen kayıt belgesi. Yani, düşünün ki, milletvekili seçilmiş birisine, ‘Sen bu ülkeye kaçak mı girdin, göçmen kayıt belgen var mı?’ bahanesiyle, Somalili kadının evini bastırıp, ona dünya kadar zulmedip, bunu servis edip yabancı düşmanlığı üzerinden kendisine destek sağlamaya çalışıyor.

Dünyada tüm duyarlı insan hakları aktivistleri, tüm ülkeler, özellikle İslam ülkeleri, başörtülü Ilhan Omar’a yapılan zulme karşı çıkıyor, ses çıkarmayan bir tek ülke var, Türkiye. Ses etmeyen birisi var, başörtülü bacımı Trump’ın yaptığı zulme bırakan, ona sahip çıkmayan Recep Tayyip Erdoğan. Çünkü bütün ilişkisini Trump’ın desteğine bağlamış. Trump’ın İslamofobik çabalarına karşı ses çıkaramayacak kadar göbeğinden Trump’a bağlı.

‘EMEKLİLER TARİH BOYUNCA UĞRADIKLARI EN BÜYÜK İHANETE UĞRADI’

Emekliler tarih boyunca uğradıkları en büyük ihanetle ve vefasızlıkla karşı karşıya kalıyorlar” dedi. Özel, Özel, “Her sokağa çıktığımızda, her otobüs üstüne çıktığımızda, elimize her mikrofon aldığımızda emeklilerin hakkını savunuyoruz. Bundan sonra da savunmaya, yetmez, hep birlikte seçimlere ulaşmaya, bu iktidarı değiştirmeye, bu vefasızlığı sona erdirip bütün emeklilerin yüzünü güldürmeye söz veriyoruz.

‘ÜRÜNLER GEÇEN SENEKİ FİYATININ YARISINA DÜŞTÜ’

Geçen seneki fiyatların yarı fiyatında bütün ürünler. Toplama maliyetleri, ulaşım maliyetleri arttı. Üreticiyi koruyacak yasalar yok. Rize’de çay, Ordu, Giresun ve Karadeniz’de fındık, Gaziantep’te fıstık üreticisinin, Ege’de başta üzüm ve pamuk üreticileri olmak üzere bütün üreticiler ağlıyor. Hafta sonu Bursa’daydık. Çağrışan karası diye dünya güzeli üzümleri var.

Geçen sene 60 liraya satmışlar ve geçen sene mazot 50 lira. Yani 1 kilo üzüm satıp 1 litre mazot alırken bu sene Çağrışan karası 25 lira. Toplama maliyeti 13 lira ve topladığında 25 liraya sattığında toplamda zarar ediyorlar. Öyle olunca dallarda kalmış. 4 kilo üzüm satıp 1 litre mazot alamaz duruma gelmişler. Geçen sene 130 liraya satılan siyah incire bu sene 40-45 liranın dahi teklif edildiği bir yılı yaşamışlar ve perişan durumdalar.

‘AKHİSAR’DA ZEYTİN ÜRETİCİLERİ 1 HAFTA SÜREYLE ELEK KAPATTI’

Türkiye’nin en çok zeytin ağacına sahip olan ilçesi Akhisar’da zeytin üreticileri bir hafta süreyle elek kapattılar. Yani toplayıp eleklere zeytin götürüp dökmüyorlar. Çünkü bu fiyatlara bu işin yapılamayacağını, hepsinin iflas edeceğini, kredi borçlarını ödeyemeyeceklerini ve maalesef tarım kredisi çekebilmek, zirai kredi çekebilmek için ya verdikleri iki devlet memuru kefili yakacaklarını ya tarlalarını ipotek ettirdilerse mallarından olacaklarını biliyorlar.

Geçen sene 75 lira olan zeytin bu sene 35 lira. Geçen sene mazot 50 liraydı. Zeytinde de çeltikte de limonda da üzümde de tüm ürünlerde büyük bir sıkıntıyla karşı karşıyayız. Türkiye’yi bu hale getiren AK Parti’nin kara düzenidir. Bir tarafta fonlarda milletin parasını vurup kaçanlar. Bir tarafta bütün yaz, bütün kış elleri nasırlı, alınları yanmış, perişan olmuş şekilde çalışıp emeğinin karşılığını alamayanlar. And olsun ki AK Parti’nin kara düzenini yıkacağız. Sizin için adil, hakkaniyetli bir düzen kuracağız.

ERDOĞAN’A SESLENDİ: BİZ BU İŞİN HİÇBİR TARAFINDA YOKUZ

Dış politikada ilkesiz, ekonomide basiretsiz, yönetimde liyakatsiz, hukukta adaletsiz bir iktidarla karşı karşıyayız. Fon krizinin yarattığı ağır kriz ortamı sürüyor. Milletimiz geçim derdiyle kıvranırken, iktidar partisi mensuplarının içinde olduğu asrın soygunu gerçekleşti. Vatandaşın devlete emanet ettiği yatırımlarına çöktüler. 455 bin yatırımcıyı mağdur ettiler, iki milyon kişi mağdur, borsa mağdurları var. Bu işten etkilenen kişi sayısı beş milyonu, ailelerle birlikte 10 milyonu buluyor.

Peki bu işin içinde kimler var? Erdoğan’ın atadıkları vurgun yapan fon şirketlerinin yönetiminde. Her birisinin altında Erdoğan’ın atama imzası var. Fon şirketlerinin yönetiminde büyükelçi ararsan var, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı var, İstişare Kurulu üyesi var, Varlık Fonu yöneticisi var, eski milletvekili var. Aklınıza gelebilecek yönetimdeki herkes AK Partili.

Burada fazladan kazanç sağlayanlara baktığınızda Fatma Betül Sayan Kaya’dan başlayın, tutuklanan son tarım bakan yardımcısına kadar aklınıza gelebilecek ne kadar AK Partili varsa bütün isimler teker teker var. Ey Erdoğan, atayan AK Partili, atanan AK Partili, soyan AK Partili, soyulan, dolandırılan AK Partili. Biz bu işin hiçbir tarafında yokuz. Sen tam göbeğindesin.

‘SAYIN KERİM ROTA ‘BÜYÜK BİR FELAKET GELİYOR’ DİYEREK UYARMIŞTI’

Biz bu işin mağdurlar tarafındayız. Biz daha bundan üç hafta önce, fon krizi çıkmadan iki gün önce, Sayın Kerim Rota 35 yıllık finans deneyimiyle ‘Büyük bir felaket geliyor’ deyip partimizin Ekonomi Eşgüdüm Konseyini toplantıya davet etmişti. Başkanlık ettiğim toplantıda ‘Büyük bir felaket geliyor. Yıllardır söylediğimiz eksiklikler vardı. Bir yıl önce Mehmet Şimşek bunu uyardı. Ama birileri gerekli düzenlemeleri yapmaya yapmaya beklettiler. Yapana kadar bu işi suiistimal edenler kaçtılar. Yükü milletin sırtına bıraktılar’ demişti.

İlk duyulan meşhur isim Fatma Betül Sayan Kaya. Bu çıkana kadar günlerce sustular. Biz isim açıklayana kadar yokmuş gibi davrandılar. Gizlemeye niyetlendiler. Harıl harıl nasıl yaparız da isimler dökülmeden bu işi örteriz dediler. Çünkü biliyor ki genel başkan yardımcıları, mevcut bakanlar, bürokratlar, sarayın tamamı neredeyse orada. İşe aileden bulaşan da var. İsmi açıkladık, yavaş yavaş dökülmeye başladılar.

‘FATMA BETÜL SAYAN KAYA HAVAYA TEMAS ETTİRİLMEDEN İFADE VERİP UZAKLAŞTIRILDI’

Cumhuriyet Halk Partili belediyelere ya da muhalif insanlara attığı bir tweetten ya da hakkında açılmış bir soruşturmadan… Ya İBB’de 20 bin lira yemek yemişler 7-8 kişi, 7 kişi parayı birinin hesabına atmış. O atılan paraların hesaplarını sormak için bürokratlarımızı topluyorlar. Sabah 6’da basıyorlar. Ters kelepçe icabında yapıyorlar. Yaşam biçimi kendinden değilse, AK Partili değilse, hele hele birazcık muhalifse bas ensesine, ver görüntüleri ekranlara, yap itibar suikastlarını. 2 bin lira, 20 bin lira, 200 bin lira evinde bulunamamış insanlar, haysiyet suikastlarına muhatap oldular. 2,2 milyar lira, 367 ev parası suçüstü yakalanmış kişi Fatma Betül Sayan Kaya ifade verdi, gören yok.

Gizlilik olan soruşturmalarda kişinin sabah evinden çıkışını üstündeki gece kıyafetine kadar servis edenler, sabah evinden çıkıp verdiği ifadeyi dakika dakika servis edenler, cep telefonunun içindeki soruşturmayla ilgisiz konuşmaları, yazışmaları, fotoğrafları servis edenler; Fatma Betül Sayan Kaya’yı havaya temas ettirmeden ifade verip uzaklaştırdılar. Geçmişin bir kirlisi sakız çiğneye çiğneye geldi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne meydan okuya okuya… Fatma Betül Sayan Kaya fotosentez yaparak ifade verdi. Nasıl oldu, nasıl bitti kimsenin haberi yok. İşte AK Parti’nin ikili hukuk sistemi budur. Soygunu bizzat yapanlar ‘Biz bu işi çözeceğiz’ diyor.

‘MECLİS ARAŞTIRMA ÖNERGESİNE RET OYU VERDİLER’

Şimdi milletin parasını fonda çalmışlar, ilk başta böyle bir gaflete düşüp ‘Komisyon kursak mı?’ sorularına ‘Kurulur’ demişler. Şimdi geçen hafta hep birlikte ret oyunu vermişler. Neden? ‘Eğer isimleri gizli tutabilirsek AK Parti’yi mümkün mertebe bu işten hasarsız kurtarmaya çalışacağız, siz kenarda durun’. Milletvekillerinin bu meselenin ortaya çıkması için sorumluluğu var. GRECO kriterlerinde dahi der ki: Kamu adına denetim yükümlülüğü olan birisi kendine gelen bilgiyi saklamaz. Bunu araştırır, araştırtır, ilan eder, ifşa eder, ortaya çıkmasını sağlar.

‘BABANIZIN 7 DAKİKA UĞRADIĞI MAĞDURİYETE 1,5 YILDIR MUHATAP OLAN AİLELER VAR’

Birtakım bilgiler, bir takım listeler geliyor Fatma Betül Sayan Kaya’nın geldiği gibi. MKK numarası belli, işlem belli, isim soyad belli. Bir bakanın da babasının adı soyadı var. Ümit Özlale soru soruyor: ‘Bir bakanın babası böyle bir işlem yapmış mıdır?’. 10 dakika sonra Sayın Bakan: ‘Benim babamın T.C.’si bu. Aynı isim soyadındakinin T.C.’si bu.’ Eyvallah. ‘Özür dileyin benden. Mağdurum da mağdurum. Babama haysiyet cellatlığı…’ Allah Allah ya, ne güzel memleket. İlk kez biri mağdur oldu, ‘Mahinur Hanım’dan özür dilensin’. Partinin genel başkanı olarak ‘Mahinur Hanım’ın babasının ellerinden öpüyorum’ dedim. Mahinur Hanım’a önemli bir sorumluluk yükledim. O kadar iyi oldu ki bu iş. Bir hafta önce Ümit Özlale isimli birinin adını bütün AK Partililer servis etti, paylaştı. T.C.’si farklı çıktı. Özür dileyen yok. ‘Özür dilensin’ diyen yok. ‘Babam karalandı’, yedi dakika sürdü babanın karalanması. Ekrem İmamoğlu’nun babasına 18 ay ‘Senin oğlun hırsız’ diyorlar. Gidip babasının köydeki evinin bahçesini üç farklı kez dozerle kazıyorlar, ‘Buraya para sakladı mı?’ diye.

Altı yaşında küçücük Gizem’in kulağındaki küpeye sabahın 6’sında dedektör tutuyorlar, ‘Altın mı? Babası aldı da altına çevirdi rüşvet parasını da kızın kulağına mı taktı?’ diye. Altın diye öterse çıkartıp kulağından altı yaşındaki kızın küpesini alıyorlar. Bütün gece babaların, annelerin görüntüsü fır fır A Haber’de, TRT’de dönüyor. Mahinur Hanım, Aile Dayanışma Ağı… Babanızın yedi dakika uğradığı mağduriyete yedi ay, bir yıl yedi ay, 1,5 yıldır muhatap olan ailelerin dayanışma ağı… Oraya gidin, haysiyet suikastı nasıl yapılıyor, onlardan öğrenin. Okuduğunuz, sizi savunan gazeteler yıllardır bu insanlara ne yaptı, görün. Deyin ki: ‘Yedi dakika başıma geldi, doğrusunu söyledim. Özgür Bey bile babama selam yolladı, özür diledi. Ama ben de bir şeyi öğrendim; bu memlekette böyle oluyormuş bunlar’ deyin. O zaman Aile Bakanı’sınız. O ailelere sahip çıkarsanız Aile Bakanı’sınız.

ÖZEL’DEN VEKİLLERİNE ÇAĞRI

Buradan şunu söyleyeyim: Bütün milletvekili arkadaşlarıma söylüyorum: Eline belge gelen, bilgisi olan, bu bilgiyi ‘Aman ha öyle mi olur, böyle mi olur?’… Kaya gibi arkanızdayız. Koyacaksınız ortaya. Doğru mu, yanlış mı onlar söyleyecek. Eğer yanılgı olsun istemiyorlarsa o lanet listeyi kendileri açıklasınlar, görelim. Kendileri açıklasın haramzadeler. Sen listeyi açıklama, TC’si yanlış, sanki iftira atmış. İftirayı birbiriniz atıyorsunuz, attırıyorsunuz, parti içinde birbirinizi yiyorsunuz. Sonra bize ahkam kesiyorsunuz. Hadi oradan. Bütün arkadaşlarımın sonuna kadar arkasındayım. Bir santim geri adım atan sizden beter olsun.”

Sistemde parası kalan her vatandaşın mağdur olduğunu söyleyen Özel, ev parasını, ameliyat parasını, evladının okul taksidini buraya kaptıranların bulunduğunu belirtti. Özgür Özel, “Mağdurlardan bir kısmı bugün grup toplantımızdalar. Biz mağdurun partisine bakmayız, mağdurun siyasi görüşüne bakmayız. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin mağdurlara duyarsızlığının ve onları bir şekilde bastırmaya çalıştığının da farkındayız. Mağdurlar şunu bilsin, hangi görüşten olursa olsunlar biz sarayda oturanlardan, kibirle aşağıya bakanlardan, sizi karınca gibi görenlerden değiliz. Karıncanın kardeşi var o da YENİ Parti’nin ta kendisidir” ifadelerini kullandı.

‘ERDOĞAN MASASININ ÜSTÜNDEKİ SOYGUNCU LİSTESİNİ BİR AN ÖNCE AÇIKLAMALI’

Erdoğan, masasının üstündeki soyguncu listesini bir an önce açıklamalıdır. Bu paralar, soygunu yapanlardan alınmalıdır. Amerika bunu geçmişte yaptı, bir daha benzer olayların yaşanması çok çok azaldı. Ama siz eğer siyasi saiklerle bu kişileri gizlemeye, suçlarını örtmeye, bazılarını feda edip kodamanları, tepedekileri gizlemeye, bakanlığı, bir bakanlığın yetkililerini korumaya, saraydaki, yanıbaşınızdaki üst düzey bürokratları korumaya kalkarsanız o zaman bu milletin size hiçbir güveni kalmaz. Ayrıca fonların hoplatıp zıplatıp millete çakıp kaçtığı hisse senetleri var. Bu senetlere sıkışmış, satamamış, perişan olmuş insanlar var. Bunların da mağduriyetlerinin mutlaka giderilmesi gerekmektedir.

‘HAYATİ YAZICI’NIN OĞLU İŞİN İÇİNDE’

Erdoğan utanmadan, sıkılmadan sıkışınca hep yaptığı gibi ‘Dış güçler sabotaj yapıyor’ diyor. Kargalar gülüyor. Hatta dün ‘FETÖ parmağı var bu işin içinde’ dedi. Hayati Yazıcı’nın oğlu işin içinde ve suçüstü yakalandı. Oğlunun ortağı Allah rahmet eylesin, canına kıydı ya da o işe çok daha dikkatli bakmak lazım. Ömer Çelik, Fatma Betül Sayan Kaya’nın on katı vurgun yapmış kişiyle Bodrum’da tatil yapmış, konser izlemiş, aynı uçakla gitmiş, aynı uçakla gelmiş. Şimdi fotoğrafı çıkmış önlü arkalı oturmuş.

O fonda milletin parasını çarpıp gidenle, onu yayınlayan gazeteciyi hapse attırdı. Ömer Çelik böyle pahalı takım elbiseler, dik duruşlar, o özgüvenli sözler… Konuşurken bu olay ortaya çıkınca çıktı, eli ayağı titriyor, eli ayağı. Ne dediğini bilmiyor. Ağzından ateş çıkıyor. Dedi ki ‘Şu andan itibaren.’ Ne andan itibaren Ömer Bey, ne oldu? Hangi andan itibaren? ‘Şu andan itibaren’ diyor, ‘Teyakkuzdayız, en üst düzey alarmdayız. Siyasi ve hukuki mücadelede en üst noktaya çıkıyoruz’ dedi.

‘BU KADAR GİZLİLİK VARKEN BU İŞLER NEREDEN ÇIKIYOR?’

Dört gazeteciyi evden aldılar, ikisini hapse attılar, ikisine adli kontrol, geceleyin itiraz üzerine ev hapsi verdiler. Savcıların, hakimlerin Parti Sözcüsü’den talimat aldığı, Parti Sözcüsü’nün işin ucu kendine geldiği zaman haykırdığı, hönkürdüğü, aslında çatıştıklarına ses yükselterek, ‘Bu gazetecileri bari toplayın’ dediği, haberin kaynağını değil de haberi yapanı hedefine koyduğu bir işin içindeyiz. Ömer Bey, bu kadar gizlilik varken, bu işler nereden çıkıyor? Nereden çıkıyor?

Bayrampaşa YENİ Parti örgütünden mi çıkıyor? Nereden çıkıyor? Birbirinizi yiyorsunuz, birbirinizin kuyusunu kazıyorsunuz, birbirinizle tehlikeli işlere girişiyorsunuz. Sonra dönüp zavallı gazetecileri çocuklarından ayırıyorsunuz. Birazcık mert olun, ‘Yaptıysam yaptım, hesabını veririm’ deyin, gazetecilerle uğraşmayın kardeşim.

’56 MEŞHUR İSMİ LİSTEDEN ÇIKARDILAR’

Özgür Özel, “Bu 85 adını sanını da çok bilmediğiniz, AK Partili olsalar da uzaktan bağlantılı 85. Arada buradaki 141’le arada 56 isim kayıp. 1,5 saat içinde 56 meşhur ismi listeden çıkarıp onların hesaplarındaki dondurmayı kaldırıp düzeltmeyi yapıp 85’e indiriyorlar. Sabah gazetesi bu kaynağını açıklasın -ki MASAK diyor- Sabah’taki 141 nasıl 85’e inmiş, Adalet Bakanlığı da onu açıklasın.

Bir taraftan ‘İşin ucu nereye giderse gitsin’ diyen, yalandan bir politik söylem, bir tarafta Hayati Yazıcı’nın oğlunun hesabına bloke koyan Cumhuriyet Başsavcılığı, 1 saat sonra hesaptaki blokeyi kaldıran İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı. Böyle adalet olacaksa olmaz olsun. O mağdurların hakkını yiyene de zehir zıkkım olsun.

‘SUÇUMUZ AK PARTİ’Yİ YENMEKTİR, O SUÇU BİR DAHA İŞLEYECEĞİZ’

Muhalefete karşı 2024 yılının 30 Ekim gününden beri muhalif seçmenin seçtiği, ilçelerini, illerini emanet ettiği belediye başkanlarına, meclis üyelerine karşı büyük bir siyasi operasyon sürdürülüyor. Hiçbir somut delili olmadan ki aylarca meydanlarda diyor ya, ‘Meydan meydan, şehir şehir gezdi.’ Gezdim. ‘Bu operasyonları itibarsızlaştı’ diyor. İtibarı yok da o yüzden itibarsızlaştırdım. Biliyordum, arkadaşlarının gözünün içine baktım ve onlara olan güvenimle bir Genel Başkan olmanın gereğini yaptım.

Ben bir günde Manavgat Belediye Başkanını partiden attık. Bakma, diyorlar ki ‘Baklava kutusu savundu.’ Filmi çekenin bir ay önce tutuklandığını, elverişli bir film için senaryo oynadıklarını söyledik. Ama baklavacıyı da belediye başkanını da o dakika attık, o dakika ve ispatladık. Bir ay önce uyuşturucudan gözaltına alınıp birkaç saatte bırakılıp, sonra baklava kutusuyla filminin çekildiğini. Bu olaydan birkaç ay sonra Bodrum’da bir belediye meclis üyesi rüşvet alırken yakalandı. O dakika attık. Uşak Belediye Başkanı dört günlük gözaltı sürecinde avukat kabul etmediler. Avukat ulaştığı an tedbirli olarak disipline sevk edip partiden attık.

İşlemin bittiği 20 günü, ‘Efendim 20 gün atmadılar. O gün aldık kararı. Herkes biliyor tedbirli disipline vermek nedir. Bir yerde kusuru olup da tartışmaya açık olmayıp da ya da kendi de kabullenip de bir dakika gözünün yaşına bakmadık. Ama öbür tarafta efendim AK Parti’nin güldür güldür kendine istediklerini gönüllü bağışlarla, millete çocuğuna kreş yaptırmış, ‘Efendim itibar yoluyla irtikap.’ Her ay aldığı parayı 12 ay sonra tekrar almaya devam etmiş, ‘Efendim ödemiyordu da rüşvet istedi de şunu verdi de bunu verdi de.’ Bir tek kanıt, bir delikli kör kuruş para, ne evde ne kasada ne hesapta ne yakınında ne orada burada. Tamamında hele hele partimize arkadaşlarımıza atılan büyük iftiralar.

Hani biliyorsunuz ya. Para kutusu çantaları, ‘İçinden jammer çıktı’ diyor sonra iddianamede. Hani diyor ya ‘Paraları bölüştüler.’ ‘Öyle duymuştum, yokmuş öyle bir video.’ Hani diyor ya parke altında 2 milyon Euro.’ 2 Cent çıkmamış. Yok öyle bir belge. ‘KİPTAŞ’tan ev dağıttılar. Öyle duymuştum, yalanmış.’ Tamamı çöktü.

‘HAYSİYET CELLATLIĞI YAPTIĞINIZ İŞLER’

Şimdi diyorlar ki ‘Efendim onlar kendilerini savundular, şöyle yaptılar, böyle yaptılar.’ ‘Meydan meydan gezdi, yolsuzluk yapan arkadaşlarını savundu’ diyor. Meydan meydan gezip savunduğum arkadaşlarım, bu milletin seçtiği, usulüne göre yapılan denetimlerde hiçbir suç çıkmayan, delilden suçluya değil; hedefteki kişiden delile gitmek için milleti iftiraya zorladığınız, somut kanıtla ispatlayamadığınız, haysiyet cellatlığı yaptığınız işlerdir. Milletimiz de biliyor ben de biliyorum.

Bütün AK Partili yöneticiler de biliyor ki arkadaşlarımızın suçu, Ekrem İmamoğlu’nun suçu, belediye başkanlarımızın suçu AK Parti’yi yenmektir. O suçu hep birlikte bir daha işleyeceğiz. Değerli arkadaşlar, Bayrampaşa, Ataşehir, Gaziosmanpaşa, Adalar, Üsküdar. Bu belediyelerde belediye başkanlarını tutukladılar, kimin de çoğunlukları vardı, Gaziosmanpaşa gibi. Hemen ilk seçimde o yüzden içeride başkan. Kimin de önce bizden seçildiği, o sırada belediye meclis üyelerine birkaç ay çalıştılar. Öyle somut deliller var ki buradan söylüyorum. Örneğin bazı gazeteciler demişlerdi ki bu iddialar doğruysa ispatlanmalıdır.

‘HİLEYLE, AHLAKSIZLIKLA BÖYLE İŞLERE KALKIŞIYORLAR’

Özgür Çelik gitti, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı‘na partimiz adına başvurdu. Örneğin Üsküdar’da biri diyor ki ‘Benim oğlum yurt dışında firari. Adalet Bakan Yardımcısı söz verdi. Ben oyumu AK Parti‘ye vereceğim. 15 yıldır kaçak olan oğlumu Türkiye’yi geri getirecekler, terör suçundan kurtaracaklar.’ 40 kişinin içinde diyor ki ‘Mecburdum, AK Parti’ye verdim, kusuruma bakmayın.’ Bir başkasının ilk oylamada oğlu hapiste, ikinci oylamada bilmem kaç yıl ceza almış oğlu tutuksuz bırakılmış, dışarı salınmış. Oylamada tavrı değişiyor. Bir başkası ağzıyla söylüyor. ‘Belediye başkan yardımcılığı teklif edildi, o yüzden parti değiştirdim.’ Bizim kurultay davasında kurultay delegesi beş ay sonra belediye meclis üyesi olmuş, ‘Sen iradeni fesata mı uğrattın, belediye meclisi üyesi olmak için mi Özgür Özel’e oy verdin?’ sorusu var. Adam ağzıyla söylüyor, ‘CHP’liydim. Belediye başkan yardımcılığı sözü karşılığında taraf değiştirdim’ diye.

‘ŞANTAJLAR, TEKLİFLER, BASKILAR HAVADA UÇUŞUYOR’

Diğer taraftan şantajlar, teklifler, baskılar, paralar havada uçuyor ve belediye meclisindeki transferleri tamamlıyorlar. Önce gizli tutuyorlardı. Örnek; Üsküdar. Belediye başkanvekiline operasyon yapıyorlar. İlk seçilene. O anda transfer ettirdiklerine; birinci tur, ikinci tur belli değil, üçüncü turda şak taraf değiştirtiyorlar ve belediyeyi elimizden almaya çalışıyorlar. Buna millet dedi ki ‘Ya böyle şey mi olur? Kadını aldınız. Yerine seçilen var, onu da aldınız. Taraf değiştirttiniz.’ Bu sefer Ataşehir’de öyle yapmadılar, önce transferleri yaptılar. Sonra gelip belediye başkanvekiline ‘Ya istifa edersin ya içeri girersin’ dediler. Arkadaşımız tweet paylaştı, ‘Onurlu duracağım, asla bükülmeyeceğim, eğilmeyeceğim’ diye. Bütün Türkiye bir gece onu konuştu. Ertesi sabah daha Türkiye onu konuşurken sabah yatağından alıp götürdüler. Şimdi içeri attılar. O seçimi yenilediler. Ataşehir’e taraf değiştirttiler. Bu kadar açık, bu kadar net. Bakın bunların bir tanesine ‘Olmadı’ diyen yok. Biz bunların her birini, Üsküdar için yazıp Cumhuriyet Başsavcılığı‘na verdik, duruyor daha orada. ‘Çağır bunları konuş’ diyoruz. Belediye meclis üyesinin ortağını iki gün önce alıp salıyorlar. Ortağı diyor ki, mimar ortağı ‘Aman abiciğim yarın dikkatli ol.’ Geceleyin de onu bir yokluyorlar, ‘Yarınki durumun ne?’ diye. Bu şartlar altında böyle olmadık işlerle, hileyle, hurdayla, ahlaksızlıkla teker teker…

Eyüpsultan’da en son yine buna niyetlendiler. Ne olduğunu gördünüz. Buradan kayda geçirelim. Aynı şeye giriştiler. Üçüncü turda dört kişiyi böyle ikna edebilmişler, beşe gelememişler. 18-18 berabere kaldılar. Dördüncü turda 19-18 ya da 20’ye 18 biz kazandık son turda en yüksek oyu olarak. Adamın açıklaması şu. ‘Bu seçime itiraz edeceğiz. Biz bu seçimi iptal edeceğiz. Görün, haftaya gelip burayı yine biz kazanacağız.’ Eyüpsultan için bunu açık açık söylüyor. Eğer bu kadar kötülük, bu milletin gözünden kaçıyor sanıyorsanız… Bu kadar açık açık.

Yahu bu millet yıllarca Eyüpsultan’ı da Üsküdar’ı da Bayrampaşa’yı da Gaziosmanpaşa‘yı da size yönettirdi. Belediye meclisi de belediye başkanı da gitti, görev yaptı. Bu milletin karşısına çıktınız. ‘Bu sefer olmaz’ dediler, ‘Bu sefer başkası yönetsin’ dediler. ‘Siz de birazcık sabredin, muhalefet edin, az kenarda durun’ dediler. Şimdi bu milletin tercihlerine karşı böyle pis işlere girerek, güya ‘Üsküdar’ı geri aldık’ diyor. ‘Gaziosmanpaşa’yı kazandık’ diyor. ‘Bayrampaşa artık bizde’ diyor. ‘Ataşehir’i ilk kez aldık’ diyor. Yahu Ataşehirli vermedikten sonra sen belediye binasını kökünden çalsan binayı çalarsın, Ataşehir’i alamadın, alamayacaksın.”

Cemil Tugay’dan Özgür Özel’e: Kötü söz sahibine aittir

CHP’den istifa ettikten sonra yaklaşık dört ay bağımsız olarak görev yapan ve ardından AKP’ye katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, kendisini eleştiren Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e yanıt verdi.

Cemil Tugay’ın AKP’ye geçişinin ardından bugün Şato’da zirve gerçekleştirildi.

Zirveye, AKP Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, AKP İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, AKP İzmir Milletvekilleri Yaşar Kırkpınar, Mehmet Ali Çelebi, Şebnem Bursalı, Mahmut Atilla Kaya, Ceyda Bölünmez Çankırı, Mustafa Bilici, Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı, Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, Menderes Belediyesi Başkan Vekili Asuman Şen katıldı.

‘KÖTÜ SÖZ SAHİBİNE AİTTİR’

Zirve sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Cemil Tugay, Yeni Parti lideri Özgür Özel’in eleştirilerine yanıt verdi.

Tugay, Ege’de Sonsöz’ün aktardığına göre, açıklamasında, “Kendisine karşılık verecek bir yorum yapmak istemiyorum. Kendisi eski genel başkanımdır. Kötü söz sahibine aittir” dedi.

ÖZGÜR ÖZEL NE DEMİŞTİ?

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Cemil Tugay’ın AKP’ye geçmesinden bir gün önce kendisini eleştiren bir sosyal medya paylaşımı yapmıştı.

Özgür Özel, paylaşımında şunları demişti:

“Bir asır önce saraydan bir imza alanlar, Anadolu’yu da aldıklarını sandılar. Yanıldılar. Şimdi de bir bed-maye’den tehditle imza alınca koca İzmir’i alacaklarını sanıyorlar. Yanılıyorlar. İzmir’e “gavur” diyenlerin, İzmir marşına merakı manidar. Rehni alan, mülke sahip olmaz. Mülk benim oldu sanan varsa işte meydan.

Mert olan sandığı koyar, İzmirlilerin huzuruna çıkar. Bakanı aday çıkardın olmadı, Başbakanı aday çıkardın olmadı. İzmir’i sandıkta hiç kazanamadın, hiç kazanamayacaksın. KapKaç ile olmaz bu işler. Milletten ödü kopanın zaten süresi geriye işler.

Hadi Erdoğan, yarın o namerd ile kamera karşısına geçmeni ve tarihe yeni bir utanç fotoğrafı bırakmanı bekliyorum. Kaçan kaçsın, giden gitsin. Ben milletin gözüne bakıyorum. Herkes kendine yakışanı yapıyor. Millet bu olan biteni tarihin kara kaplı defterine yazıyor.”

Gözler MYK toplantısındaydı: YENİ Parti fon krizinde yeni isim açıklamadı

YENİ Parti MYK’sı toplandı, fon krizine dair yeni bir isim açıklanmadı. Zeynel Emre, “Emin olduğumuzu düşündüğümüzde açıklayacağız” dedi.

Gözler MYK toplantısındaydı: YENİ Parti fon krizinde yeni isim açıklamadı Medyascope

Özgür Özel: ‘Türkiye Yüzyılı’ diyenler yüzyılın vurgununu yapmışlar

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, fon krizine ilişkin, “Bu fonlardaki yöneticilerin tamamı Recep Tayyip Erdoğan’ın atadığı, görevlendirdiği yöneticiler, tamamı AK Partililer. Fatma Betül Sayan Kaya, 163 milyon koymuş, beş ayda 2 milyar 200 milyon almış. 2 milyar ne demek? 6 milyon liraya bir ev düşünün. Fatma Betül Sayan Kaya, 6 milyon liralık evden 27 tanesini koymuş. 27 ev parası, 5 ay sonra 367 ev parasını çekmiş. 367… Yenisi çıktı: AK Parti’nin iki dönem milletvekili Ertan Aydın. Türkiye Yüzyılı kampanyasını yapan Ertan Aydın, borsada vatandaşı dolandırmış. Türkiye Yüzyılı geliyor diyenler, yüzyılın vurgununu yapmışlar” dedi.

Özgür Özel, Artvin’de Milli İrade Meydanı’nda düzenlenen mitingde şunları kaydetti:

“Tarım ve hayvancılıkta büyük sorunlar var. Yem maliyetleri bir yılda yüzde 40 arttı. Arıcılar ağır üretim maliyetleri altında eziliyor, desteklemeler yetersiz. Artvin’in köylüsü, ‘Hayvana yem mi alayım, evime ekmek mi alayım?’ çelişkisi içinde. Öyle olunca önce ahırdaki hayvan azalıyor, sonra köydeki insan azalıyor. Önümüzde bir seçim olacak, Allah’ın izniyle o sandığa varacağız. O sandıkta bir cumhurbaşkanı seçeceğiz. Seçeceğimiz cumhurbaşkanı, bu sonuncusu gibi çiftçiye ‘Al ananı da git’ diyen biri değil, birincisi gibi ‘Çiftçi milletin efendisidir’ diyen biri olacak. Yeni Parti olarak üreticilere hakkını vereceğiz. Dünyaca ünlü Artvin balını koruyacağız, markalaştıracağız, kayıt dışı sahte balla, Artvin balının taklitleriyle mücadele edeceğiz. İktidarımızda, ama tarım ürünlerinde, ama canlı hayvanda, ama löp et ithalatında vergiyi düşürüp çiftçinin beline vuran, hayvancının canını yakan uygulamalara son vereceğiz. Desteklenecekse kendi çiftçimiz desteklenecek. Artvin’e siyaset öncesi meslek örgütündeyken geldim, çok. Siyasette milletvekili olarak geldim, grup başkan vekili olarak geldim, grup başkanı olarak geldim. Cumhuriyet Halk Partisi’ndeyken genel başkan olarak geldim. Bugün Yeni Parti Genel Başkanı olarak geldim ama size söz olsun, iktidar partisinin genel başkanı olarak geleceğim. Bu dertlerin hepsini de çözeceğiz. Hep birlikte çözeceğiz.

‘HAKSIZLIĞA HEP BERABER DUR DİYECEĞİZ’

Butlan kararından sonra 38. şehirdeyim ve burada Artvin’de bu kez planlı bir il mitingi yaptık. Her mitingde gördüğüm bir şey var: Büyük bir öfke, büyük bir üzüntü emeklilerin yüzünde, gözünde. 23 bin lira en düşük emekli maaşına, 26 bin lira ortalama emekli maaşına mahkûm ederek, ‘Ya al, karnını doyur, sokakta kal; ya al, kira öde, aç kal’ diye emekliye tarihin en büyük vicdansızlığını yapıyorlar. TÜRK-İŞ yeniledi rakamları: Açlık sınırı 38 bin lira, emekliye verilen maaş 23 bin 500 lira, ortalama 26 bin lira. Meydanın yüzde 60’ı açlık sınırının altında. Yoksulluk sınırı ise 123 bin lira. Yani beş emekli bir araya gelse yoksulluktan birini kurtaramıyor. Memleketi böyle bir hale getirdiler. Bu iktidar geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti şimdi asgari ücretin yüzde 60’ı bile değil. Bu iktidar geldiğinde en düşük emekli maaşı sekiz çeyrek altın alıyordu, şimdi iki çeyrek altın alıyor. Yani satın alma gücünüz dörtte birine düşmüş durumda. Bu iktidar geldiği gün asgari ücret yedi çeyrek altın alıyordu. Bugün asgari ücret iki buçuk çeyrek altını zor alıyor. O yüzden bu memleketteki bu haksızlığa, bu gelir adaletsizliğine, bu vergi adaletsizliğine hep beraber dur diyeceğiz.

Resim

‘ÜLKEDE BU GIDA ENFLASYONUNU YARATAN DA AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİDİR’

Türkiye enflasyonda ve gıda enflasyonunda dünyada ilk beşte. 180 ülkede enflasyon hesaplanıyor. Türkiye ilk beşte. Bizden kötü İran var, Amerika saldırıyor. Venezuela var, başkanını Trump kaçırdı. Arjantin var, krizler ülkesi. Güney Sudan vardı, onu listeden çıkarmışlar. Türkiye’de gıda enflasyonu yüzde 35, Avrupa’da yüzde 1,3. Türkiye’deki enflasyon, Avrupa ortalamasının neredeyse 20 katı. Bizim bir aylık gıda enflasyonumuz, Avrupa’daki bütün ülkelerin yıllık enflasyonundan fazla. Ve son açıklanan rakamı bütün Türkiye’ye ilan edelim. Ülkemizdeki en zengin yüzde 1, ülkemizdeki en yoksul yüzde 90’ın servetinden fazla servete sahip. Yüzde 1’de yüzde 35 var. Geri kalan yüzde 90’ın payı ise yüzde 32. O yüzden bugün emekliye 23 bin lira veren de, asgari ücretliye 28 bin lira veren de, çayı, fındığı bu fiyatlarda tutan da, bu ülkede bu gıda enflasyonunu yaratan da AK Parti’nin kara düzenidir. AK Parti’nin kara düzenini yıkacağız. Yerine Yeni Parti’nin, sizin düzeninizi kuracağız.

‘YAŞADIĞIMIZ ŞEY BİR FİNANSAL KRİZ FALAN DEĞİLDİR, YAŞADIĞIMIZ ŞEY BİR DEVLET KRİZİDİR’

Yaşadığımız krizler yetmezmiş gibi şimdi bir de fon krizi çıktı. Vatandaşın devlete emanet ettiği parasına çöktüler. Bu ülkede borsada 7 milyon hesap var. Bunların 3,5 milyonu 10 bin lira ve altında. Bunlar kredi kartı ödeyemeyen, kirasını ödemekte zorlanan insanlar. Borsada hızlı para kazanılıyormuş diye bunlara güvenip inanıp küçücük birikimlerini borsaya koydular. Millet geldi, ‘Efendim, filanca bakan oradaymış, filanca AK Partili yönetici oradaymış’ diye oraya girdiler, paralarını koydular ve bunlar hiç acımadan ellerindeki o pahalı fonları, hisseleri vatandaşın sırtına bıraktılar ve üç gün içinde toz olup kaçtılar. Önceden uyarılmış vatandaşı koruyacak hiçbir şey yapmadılar ve 455 bin tekil yatırımcı, 2 milyon kişi dolandırıldı. Ardından AK Parti’nin saadet zinciri çıktı. Bu fonlardaki yöneticilerin tamamı Recep Tayyip Erdoğan’ın atadığı, görevlendirdiği yöneticiler, tamamı AK Partililer. Ve bu AK Partililerin döneminde, biz açıklamasak kimse sesini çıkarmazken büyük bir asrın soygunu yaşandı. Yaşadığımız şey bir finansal kriz falan değildir, yaşadığımız şey bir devlet krizidir. Ve bu krizde kimlerin olduğunun, hani ‘sıralı tam liste’ diyor ya Millİ Piyango, aynı o şekilde Recep Tayyip Erdoğan’ın önündedir. Ama susuyor, söylemiyor. Fatma Betül Sayan Kaya’yı biz söyleyene kadar sustu. Sonra ortaya bir çıktı, Fatma Hanım 163 milyon koymuş, beş ayda 2 milyar 200 milyon almış. 2 milyar ne demek? Altı sıfır atıldı, kiminin kafası karışıyor. Şu demek: 6 milyon liraya bir ev düşünün. Fatma Betül Sayan Kaya, 6 milyon liralık evden 27 tanesini koymuş. 27 ev parası, 5 ay sonra 367 ev parasını çekmiş. 367… Yani beş ayda 340 daire parasını milletin cebinden almış, kendi cebine koymuş. Bunu biz söyleyene kadar kimse konuşmuyordu.

‘MİLLETE BU KAZIĞI ATACAKSINIZ, SONRA DA PARTİNİN ADINA AK PARTİ DİYECEKSİNİZ. OLMAZ OLSUN ÖYLE AKLIK’

Yenisi çıktı şimdi: AK Parti’nin iki dönem milletvekili Ertan Aydın. Kim bu, biliyor musunuz? Geçen seçimlerde AK Parti’nin sloganı neydi? ‘Türkiye Yüzyılı’ Hatırlıyor musunuz? Türkiye Yüzyılı kampanyasını yapan, bunun mucidi Ertan Aydın, borsada vatandaşı dolandırmış. Şimdi yurt dışına çıkış yasağı var. Türkiye Yüzyılı geliyor diyenler, yüzyılın vurgununu yapmışlar. Ve Hayati Yazıcı, eski bakan, şu anda AK Parti’nin Genel Başkan Yardımcısı. Oğlu bu işlere girmiş. Savcılık oğlunun mal varlığına tedbir koymuş. Bir bakmışlar, Hayati Yazıcı’nın oğlu bir saat içinde tedbiri kaldırmışlar. Birileri bu haksızlıkları yapacak, sonra Hayati Yazıcı’nın oğlu olunca onun mal varlığındaki tedbir kalkacak ki parayı istediği yere götürsün, istediği gibi yapsın. Mehmet Şimşek, 10 ay önce ‘Sıkıntı var, tedbir alınması lazım’ diyecek. 10 ay boyunca duracaksınız, kendi bakanlarınızın parasını kurtaracaksınız, millete bu kazığı atacaksınız. Hayati Yazıcı’nın oğlunun da tedbirini bir saat içinde kaldıracaksınız. Sonra da bu partinin adına AK Parti diyeceksiniz, öyle mi? Olmaz olsun öyle aklık, olmaz olsun öyle AK Parti. Yıkacağız AK Parti’nin kara düzenini. Yıkacağız. Bu kara düzeni yıkacağız.

‘ALLAH SİZDEN AİLEYİ KORUSUN, ALLAH SİZDEN KADINLARI KORUSUN, ALLAH SİZDEN BU MEMLEKETİ KORUSUN’

Dün sabah 05.00’te Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne ve Mersin’deki Yenişehir ve Mezitli Belediyelerine operasyon yaptılar. Bu fon vurgunu konuşulmasın, başka işler konuşulsun diye gelmişler, kapıya polisle dayanmışlar. Bir belediye başkanımızın eşi, telaşla kapıya bunlar vurunca kapıyı açmış. Orada üzerinde geceliği var. Karşısında erkek polisleri ve kamerayı görmüş. Diyor ki, ‘Ne var?’ İşte, ‘Kocanızı almaya geldik’ Kamerayı kapar mısınız diyor. Polis diyor ki, ‘Endişe etmeyin, ondan bir şey olmaz. Bu polis kamerası’ diyor. Bu görüntü çekildikten iki saat sonra hanımefendinin gece kıyafetiyle görüntüsünü bütün internet sitelerine yolladılar. Bakın, bir tarafta ‘Ailem güvende’ kampanyası yapacaksın, ‘Ailem’ sloganıyla kendince operasyonlar yapacaksın, güya aileyi koruyacaksın. Öbür tarafta suçsuz, günahsız insanların ev halini polis kamerasına çekeceksin, yayınlayacaksın. Allah sizden aileyi korusun, Allah sizden kadınları korusun, Allah sizden bu memleketi korusun. Yazıklar olsun. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum: Memleketin Rize’nin yanı başından sabah oradaydım. O Adalet Bakanlığı’nda gayriresmi olarak her haberi böyle yazın diye yalan yanlış fotoğraflar, videolar yollayan, suçsuz, günahsız insanların eşinin iffetiyle oynayan o şarlatanı ya sen durdur ya gelip biz durduracağız. Bu yüzden kimse bu memleketi sahipsiz sanmasın. Kimse geldiği makama güvenip yukarıdan bakıp millete kibir yapmasın. Kimse bu milleti karınca gibi görüp ezmeye kalkmasın. O karıncanın kardeşi var. O da Artvin’deki bu meydandadır. O da Yeni Parti’dedir, Yeni Partililerdir. Bundan sonra bir kadının ev görüntülerini, özel hayat görüntüsünü basına yollarsa eğer, o şarlatan, o bakanlığı biz basacağız milletvekilleri olarak. Bu kadar söylüyorum. O şarlatan biliyor kendini. Uyuşturucu operasyonunda İstanbul’da yakalanan, ilk ifadelerde yer alan, sonra adı çıkarılan, sonra İstanbul’dan bakan Ankara’ya gelirken yanına gelen, oraya yerleşen, izzetle, nefisle, ahlakla uğraşan o ahlaksız şarlatanın, gerekirse elimle yırtacağım ağzını, elimle yırtacağım.

Resim

‘ASRIN SOYGUNUNUN MALİYETİ 90 MİLYAR DOLAR’

Bu fon krizinde görünenler buzdağının tepesidir. AK Parti bunu gözden kaçırmaya çalışmaktadır. Kanun teklifimizi verdik. ‘O fazla kazananlardan alın, milletin zararını kapatın’ dedik. Bunu yapacaklarsa yapacaklar, yapmayacaklarsa mağdurların ahını aldılar, almaya devam edecekler. Ama buradan emekliye, işçilere, köylülere, balıkçılara, arıcılara, hayvancılıkla uğraşanlara söylüyorum, canım esnafımıza söylüyorum: Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Hiç kimse enseyi karartmasın. Biz o sandığa varacağız. O seçimi alacağız. Bu iktidarı değiştireceğiz. Bundan herkes emin olsun. İşte o gün geldiğinde bunların hepsinin hesabını soracağız. Borsada kayıp şu anda 3,5 trilyon. Tasfiye edilen 131 fonda kalan para 800 milyar. Bu soygunun yaklaşık maliyeti 90 milyar dolar. Biliyorsunuz, 6 Şubat 2023’te bir büyük deprem oldu. Adına asrın felaketi dendi. Asrın felaketinin maliyeti devletin rakamlarıyla 100 milyar dolar. Asrın soygununun maliyeti 90 milyar dolar. Yani 11 şehirde, tarihin en büyük depremlerinden birinde ortaya çıkan yıkımın neredeyse tamamı kadarını borsada bu kara düzenin sahipleri çaldılar, çaldırdılar. Onun için asrın soygununun da hesabını, emekliye yapılan vefasızlığın da hesabını, çiftçinin yaşadığı zorlukların da hesabını, siftahsız kepenk kapatan esnafın yaşadıklarının da hesabını, karşılığı verilmeyen alın terinin, talan edilen, madencilik diye talan edilen güzel güzelin bu coğrafyanın da hesabını, AK Parti’nin kara düzeninin hesabını eninde sonunda soracağız.

‘KİMSE İKTİDAR DEĞİŞİKLİĞİNDEN KORKMASIN, ÇÜNKÜ YOKSULLUĞU YENMEYE GELİYORUZ’

En doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine tüm Türkiye’yi Yeni Parti’ye güvenmeye, Yeni Parti’yle birlikte bu yeni yolculuğa çıkmaya davet ediyorum. YENİ Parti geçen hafta tüm Türkiye’de ilçe kongrelerini yaptı. Bu hafta da resmî kongrelerini tamamlıyor. Yeni Parti’de tüm üyeler oylarını kullandı. Artık delege düzeniyle birilerinin, eskilerin, kıdemlilerin olduğu, üyelerin öneminin olmadığı bir dönem yok. Bundan sonra Yeni Parti’ye kim geldiyse benim kadar eski, ben en yeni kadar yeniyim. Bu parti, milletin kuruluş talimatını verdiği, bu parti, adını milletin koyduğu, bu parti, bütçesini milletin sağladığı bir partidir. Onun için tüm vatandaşlarımızı Artvin’de, önceki partimizdeki hemen herkes Yeni Parti’ye üye oldu. Ama Yeni Parti’nin kapısı Artvin’in bütün demokratlarına açık. Ülkesini seven, vatanını seven, bayrağını seven, Atatürk ile sorunu olmayan herkese kapımız sonuna kadar açık. Yeni Parti geldiğinde sadece Yeni Partililerin değil, AK Parti’ye, MHP’ye oy vermiş ama bugün pişman olmuş herkesin maaşı düzelecek. AK Parti’ye, MHP’ye iyi olsun diye oy vermiş, iyi olmuş. Kimse iktidar değişikliğinden korkmasın çünkü yoksulluğu yenmeye geliyoruz. Kimse korkmasın ki kazandığımız seçimin kaybedeni olmayacak. Biz kazanacağız. Bizimle birlikte Artvin kazanacak, Türkiye kazanacak. Bundan sonra bu yolda Yeni Parti’yle yeni bir iktidara yürümeye hazır mısınız?” (ANKA)

💾

Gündem Özel, yeni bölümüyle saat 21.00’de canlı yayında.Eray Çelebi ve Burakhan Başaran; kamuoyuna yansıyan iddiaları, dosyada adı geçen kişi ve şirketleri, ...

Özel’den Erdoğan’a ‘fon’ yanıtı: ‘Fatma Hanım buzdağının sadece görünen yüzü’

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel partisinde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Özel, ‘fon’ vurgununa adı karışan AKP’li Fatma Betül Sayan Kaya’yla ilgili Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerine yanıt verdi.

“İnanın bana, yüzsüzlüğün böylesini milletimiz görmedi” diyen Özel, “Milletimiz bu arsızlığa karşı ar edip parmağını ısırıyor. Sayın Erdoğan kameraların karşısına geçmiş ‘Kendileri aslında çok iyiymiş de elinde büyüyen Fatma Hanım nefsine yenik düşmüş’ diyor. Nefsine uyup da ne yapmış? Fazla değil sadece milletin cebinden 367 daire parası çalmış! Fırından bir ekmek çalan hapse girecek, bir tepsi baklavaya nefsine uyan hapse girecek, 2 milyar 200 milyonu götüren ‘nefsine uymuş’ olacak! İşte AK Part’nin kara düzeni budur” ifadelerini kullandı.

Özel, “Fatma Hanım’ın yatırdığı parayla 27 daire alınırken, 5 ay sonra çektiği parayla 367 daire alınabiliyor. Bu isim, buzdağının sadece görünen yüzüdür” diye konuştu.  Özel, “Kabinenin diğer üyeleri gibi becerikli olmadığı için Fatma Hanım doğrudan kendi ve eşinin ismi ile işlem yapmıştır ve ilk bakıldığında listede göze çarpmıştır” ifadelerini kullandı.

Özel ise şunları kaydetti:

“Bu kamplar genellikle hafta sonu bir otelde ailelerle birlikte hem sosyal tarafı güçlü, hem içeriği hazırlığa yönelik geçmiş yaz dönemi çalışmalarının değerlendirildiği ve önümüzdeki dönem meclis çalışmalarının değerlendirildiği toplantılar olur. YENİ Parti’nin diğer partilerden bir farkı olağanüstü şartlarda kurulmuş olması, milletimizin ‘Bir yol bulamıyorsanız yeni bir yol açın’ demesi, istikameti göstermesi, kolumuza girmesi, arkamızda durması, partinin adını sahada, sokakta bizzat kendisinin koyması ve bütçesini kıt kanaat bütçeleriyle ürettiği üründen bir römorku satıp bize bağışlayarak ya da güç bela geçirdiği emekli maaşının içinden 200 lirayı yollayarak, 1 gram altını yollayarak ya da yastığının altında ya da gelecek günlerde kendisi için ihtiyaç olduğunda kimselere muhtaç olmadan bir yerden çıkarılıp kullanılsın diye ileriye dönük koyduğu bir paranın içinden bize yolladığı bütçeyi hiç şüphesiz ki bir otelde bir hafta sonu kamp yerini değerlendirmek hiçbirimizin içinden gelmiyor. Bu sebeptendir ki milletimizin bağışlarıyla kurduğumuz mütevazi genel merkezimizin toplantı salonunda bugün gerekirse yarın sabah Meclis’in açılışına kadar geçen süreyi değerlendirme toplantısı olarak yapacağız ve ondan sonra Yasama Yılı çalışmalarımıza başlayacağız.

’31 MART SEÇİMLERİNE GİDERKEN HEP BİRLİKTE BÜYÜK BİR EMEK, GAYRETLE ÇALIŞTIK’

Hep birlikte siyasi tarihimize geçen bir yaz dönemini geride bıraktık. Yaz başında önce hep beraber 21 Mayıs darbesini yaşadık. 21 Mayıs darbesi aslında mevcut iktidarın kendinden sonraki iktidara yaptığı, giriştiği 19 Mart’ta başlayan darbe sürecinin bir devamı ya da önemli bir aşaması olarak gerçekleşti. Kurultaydan hemen sonra bir araya gelip 31 Mart seçimlerine doğru giderken hep birlikte büyük bir emek, büyük bir gayretle çalıştık ve kenetlendik. Burada kendilerini farklı konumlandıranlar, yerel seçimden bir yenilgi bekleyenler, bu yenilgiden sonra partinin bir kez daha bir kurultaya gideceğini ve yönetimin değişeceğini düşünen açık açık söyleyenler, ‘1 Nisancılar’ diye kendilerini tanımlayanlar vardı. Ama hem örgütümüzün tümü hem grubumuzun çok önemli bir kısmı büyük bir kenetlenmeyle yerel seçimlere büyük bir özveri, büyük bir gayret, büyük bir heyecanla hazırlandı. Ve o günlerde ortaya koyduğumuz bir iddia, yani nasıl ki 1970’lerde rahmetli Bülent Ecevit girdiği ikisi yerel, ikisi genel dört seçimden birinci parti çıkardıysa partimizi, ‘Bunu yapmazsak bırakırız’ demiştik. Milletimiz buna izin vermedi.

‘MEMNUNİYET ORANI YÜZDE 60’LARA VARDI’

Milletimiz 47 yıl sonra partimizi birinci parti yapmamıza, yenilmez sanılan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurulduğu günden sonra ilk kez yenilgiyle tanışmasına, nüfusun yüzde 65’ini ekonominin yüzde 84’ünü yönetecek CHPli belediyelerin görev başına gelmesine imkan tanıdı. Rekorlar yaşadık. İstanbul’u, Ankara’yı belediye meclis çoğunluğumuz yokken başarıyla yönetmişken belediye meclis çoğunluklarımızı sağladık. Yüzde 6 aldığımız geçmişte seçim çevrelerinde yüzde 60’larla, yüzde 55’lerle, iki kişiden birinin oyunu alarak çoğu arkadaşımız göreve geldi. 21 il belediyesi, 15 büyükşehir belediyesini kazandık. 411 belediyeyle birlikte Türkiye siyasi tarihinde yaşanmış en büyük yerel seçim zaferini, bir siyasi partiye nasip olmuş en büyük yerel seçim başarısını yaşadık. Ve bunun üzerine yolumuza o akşamı bir zafer değil, bir yükümlülük akşamı, bir sorumluluk akşamı, bir görev akşamı görerek havai fişeği, davulu, zurnayı yasak edip sabah erken kalkmayı öğütleyerek, bu seçimin kaybedeni yok, kazananı Türkiye’dir diyerek, seçmenin bize verdiği krediyi yatırımcı kredisi gibi Türkiye’nin yarınlarına yatırım yaptığı bir kredi gibi görerek yola başladık. Bir yıl oldu olmadı, belediyelerimizden memnuniyet oranı yüzde 60’lara vardı.

‘MİLLETİMİZ SANDIKLARA KOŞARAK 15,5 MİLYON OYLA CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZI BELİRLEDİ’

Milletimiz CHP çatısı altında gösterdiğimiz bu başarıyı bir iktidar yürüyüşü olarak gördü, böyle taçlandırdı ve bu gözle baktı. Ama o sırada artık İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder mantığıyla meseleye bakan, bunu sloganlaştıran Erdoğan ve ekibi bizi kadın kollarıyla, gençlik kollarıyla, ana kademesiyle yenemeyeceğini anlamış ve hiçbir siyasi partide olmayan yargı kollarını kurmuştu. Bir bakan yardımcısı İstanbul’a Cumhuriyet Başsavcısı olarak geldi. Türkiye’nin en büyük ilçesi Esenyurt’tan başladı ve 19 Mart darbesiyle birlikte öncesinde Beşiktaş’ımıza saldırdı ve 19 Mart darbesiyle birlikte İstanbul’un üst üste üç kez seçilmiş belediye başkanını, daha milletin bir yıl önce yani asıl olan milli iradeyse bir yıl önce verdiği kararla görevlendirdiği kişiyi ve milletimizin cumhurbaşkanı adaylığına yakıştırdığı, 23 Mart günü kuracağımız sandıklarla ön seçimle belirleyeceğimiz cumhurbaşkanı adayını dört gün kala gözaltına aldı, tam o gün tutukladı ve tam o gün milletimiz sandıklara koşarak 15,5 milyon oyla kendisini cumhurbaşkanı adayımız olarak belirledi.

‘MUHALEFETMİŞ GİBİ BARINMA HESABINDA OLANLARIN HESAPLARI DEVREYE GİRDİ’

Buradan sonra kötülükler durmadı. Belediyelerimize, meclislerimize, bürokratlarımıza karşı sadece onlara olsa ‘Neyse diyeceğiz’ ailelerine, çocuklarına, çevrelerine, günahsız şoförlerine, devletin polis korumalarına karşı bir büyük kötülükle bir büyük saldırı başladı, sürdü ve aylar süren hakaretler, iftiralar, gerçek dışı iddialar hem yandaş medyada hem maalesef etkileri altına aldıkları merkez medyada gerçekmiş gibi konuşuldular. Maalesef bu sürede bu mücadeleye karşı yani bu bir yandan asrın iftiralarına, kumpaslarına, gerçek dışı ifadelerini asla delillendiremeyecekleri, ileride iddianamelerine yazamayacakları bu iddialara karşı 1 Nisan’da seçim başarısız olursa diye hesap kitap yapanların bu sefer bu iddiaları olumlayan ve bir arınma söylemi üzerinden iktidarın köşesinde muhalefetmiş gibi barınma hesabında olanların hesapları devreye girdi. Dümdüz konuşmak, gerekirse o dönemin tamamı sosyal medyadan, oradan, buradan Ak Parti’nin yargı kollarının iftiraları, milletimizin bu iftiraya direnişleri ama kurdun kendi içinden olan ağacın, baltasının sapı ağaçtan olan keserin verdiği yaralarla, hasarlarla bir yandan ilerledi ama bir yandan da biz de gördük, milletimiz de kimin ne yaptığını gördü.

‘PARTİNİN BAŞINDA OTUR’ ANLAYIŞINA PARTİNİN GENEL BAŞKANI DA YÖNETİMİ DE PRİM VERMİYOR’

Öyle bir noktaya gelindi ki her şeye rağmen parti birinci parti. Her şeye rağmen kumpaslara karşı direnç en üst noktada. İddianame çıktı, iddianamede yer alanlar geçmişte atılan iftiraların hiçbirini doğrulamıyor. Kör kuruş yolsuzluğunu ispatlayamayan ve tel tel itirafçıların dökülmeye başladığı, yalancı şahitlerin bile isim değiştirip şahitlikten çekilip gizli tanıkların isimlerinin değiştirildiği bir süreç yaşanırken işte o aşamada artık şunu gördüler ki biz yaptığımız çağrılarla partinin başını, yönetimini, ‘Arkadaşlarını bırak, onları sat, onlar geride kalsın, sen önüne bak. Partinin başına otur, yıllarca muhalefette dur’ anlayışına partinin genel başkanı da yönetimi de, o partiyi parti yapan gerçek kadroları da, üyeleri de prim vermiyor. İşte darbe girişiminin son evresi o yüzden 21 Mayıs günü Türkiye’nin kurucu partisini, birinci kongresini Sivas’ta yapmış olan bir partiyi, o partinin seçimle değişmiş ilk genel başkanını, o seçimden sonra üç kez daha toplam dört mazbatası olan genel başkanını, Parti Meclisi’ni, Yüksek Disiplin Kurulu’nu yargı kolları eliyle olmayacak bir tedbirle sonuç doğuracağı için tedbir kararının alınamayacağını tüm hocaların söylediği bir kararla partinin başından uzaklaştırdılar ve partinin başına geçmişte defalarca yendikleri, onlar yendikten sonra öz eleştiri yapmayan, yine devam eden ve yine kaybeden bir anlayışın bulunmasını gelecek açısından kendileri için önemli, iktidarlarının devamı için elzem gördüler.

‘BU İKTİDAR İKTİDARDA DURSUN’ DERSENİZ MİLLET ALIR, BÖYLE YÜZDE 3’E BIRAKIR’

İşte arınma söylemiyle bu konuya katılanların iktidarın kenarında muhalefetmiş gibi barınma süreci ve bu hayalleri bu şekilde gerçekleşirken bir şey oldu. 24 Mayıs günü butlancılarla Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, darbecilerin talimatlandırdığı polis kapıları kırarak Atatürk’ün hatırasını tarumar etti. Ve Atatürk’ün hatırası tarumar edilirken Türkiye’de bir vicdan dalgası ve gerçekten tarihin doğru tarafında duranların vicdanlı sesleri yükseldi ve biz o binadan çıktığımızda yağmurun, dolunun altında nereden geldiklerini kimsenin bilemediği, evlerinden nasıl kendilerini dışarı attıklarını kendileri de bilmeyen on binlerce Ankaralı, Türkiye’de on milyonlarca yürek bizimle birlikte yürümeye, arkamızda durmaya ve bizi eskiyi geride bırakmaya, yeniye doğru adım atmaya, teslim olmamaya, direnmeye ve iktidar hedefinden şaşmamaya doğru yüreklendirdi ve arkamızda durarak bizi onurlandırdılar. Biz Atatürk’ün partisini hep birlikte birinci parti yapmıştık. O gün de o binadan Atatürk’ün mirasını alarak hep beraber çıktık. Dün arınma deyip iktidarın kenarında barınma hevesinde olanların oldukça yetkili bir ismine anket soruyorlar. Üç çıkmış ankette. Diyor ki ‘Anketlerdeki oy oranımıza bakmıyoruz.’

‘Biliyoruz ki seçim gelsin millet Atatürk’ün partisine oy verecektir’ diyor. Şu konuda doğrudur. Bu millet Atatürk’ün partisine oy vermek ister. Ama bu millet Atatürk’ün partisini baraj altında da bıraktı. Bu millet Atatürk’ün partisi ile girdiğiniz 14 seçimde sizi birinci partide yapmadı. Bu millet Atatürk’ün partisine oy vermeyi çok ister ama eğer Atatürk gibi cesursanız, onun ilke ve devrimlerine sıkı sıkıya sarılıyorsanız, onunla Cumhuriyet’in kurucu kadrolarıyla husumeti olanlarla mücadeleyi göze alıyorsanız, kimseyi geride bırakmıyorsanız ve tek hedefiniz Atatürk’ün partisini iktidar yapmaysa millet 50 yıl sonra arkanızda durur. Yok eğer bu iktidar iktidarda dursun, ben Atatürk’ün partisinde muhalefetin başında durayım, yıllarca muhalefet olayım derseniz millet alır, böyle yüzde 3’e bırakır. Ondan sonra da Atatürk’ün partisinin adıyla iktidar olma umudunu gösterirsiniz. Bizler Atatürk’ün partisini hep birlikte birinci parti yapmıştık. O gün de binadan Atatürk’ün mirasını hep beraber alarak çıktık. Şimdi o miras YENİ Parti’nin kadrolarına ve milletimize emanettir.

‘MİLLETİMİZİN BEKLENTİSİ YENİ PARTİ’DEN BÜYÜKTÜR’

Binadan çıktığımız gün milletimize sığındık. Haziran ve Temmuz’da 22 il gezerek milletimizi dinledik. Sokakta, meydanda, tarlada bana, size, hepimize ‘Yeni’yi kurun’ dediler, kurduk. Adını ‘YENİ’ koydular, uyduk. Sizler de partimizin kurucuları oldunuz. Hem partinin kuruluş sürecinde hem partiyi kurduktan sonra yaz boyunca özveri ve fedakarlık gösterdiniz. Durduğunuz yer tarihin kayıtlarına geçmiştir. Partimizin kurucular kurulu grubumuzun tüm milletvekillerine tarih önünde bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum. Son aylarda sahada sadece YENİ Parti kadroları vardı. Sokağa çıkamayanlar bir yana iktidar partisinin de sokakta, tarlada, meydanda, ortada olduğu yoktu. İktidar partisi sokağa çıkamazken sizler gittiniz emeklinin, emekçinin, esnafın, çiftçinin elini sıktınız derdini dinlediniz. 10 Eylül’den sonra ilk olarak 32 ilde, 20 Eylül-30 Eylül arası 29 ilde, toplam 61 ilde milletvekillerimiz olarak sahadaydınız. Hızla önümüzdeki ay tamamlanacak programla 81 ilimizde çalışmalarımızı tamamlamış olacağız. Geçim sıkıntısı, hayat pahalılığı, torpil, kayırmacılık, adaletsizlik memleketin her köşesinde ayrı bir feryat gibi yükseliyor. İşte tam böyle bir dönemde yeni yasama yılına başlıyoruz. Milletimiz sizlerden, hepimizden milletimizin beklentisi YENİ Parti’den büyüktür. Her birimiz bize duyulan güvenin sorumluluğuyla sokağın, çarşının, pazarın, esnafın, fabrikanın ve tarlanın sesi olmak durumundayız. Bu yasama yılının partimize, ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyor, her birinize önümüzdeki dönem çalışmalarınız için şimdiden başarılar diliyorum.

‘TARİHİ BİR FİNANSAL KRİZ ORTAMINDA BAŞLIYORUZ’

Değerli grubumuz, değerli arkadaşlarım ne yazık ki yeni yasama yılına tarihimizdeki en büyük finansal krizlerinden birinin yakıcı ortamında başlıyoruz. Sadece ‘finansal kriz’ demenin yeterli olmadığı bir devlet krizi ile karşı karşıyayız. Milletimiz geçim derdiyle kıvranırken iktidar partisinin açtığı yolda iktidar partisi mensuplarının içinde olduğu asrın soygunu yaşandı. Vatandaşın devlete emanet ettiği yatırımlarına resmen çöküldü. Devlet kurumlarının güvencesindeki fonlar ve milletin birikimleri çalındı. 800 milyar liralık vurgun çarkı üç-beş kuruşunu enflasyon karşısında korumaya çalışan 455 bin küçük yatırımcının üzerine devrildi.

Fon krizi patlak verdiğinde bu dolapları çevirenlerin, haksız kazanç elde edenlerin sıralı tam listesi AK Parti’nin elinde vardı. Ama pustular, sustular, saklandılar, hiç konuşmadılar. Ne zaman ki biz AK Partili eski Bakan ve mevcut Genel Başkan Yardımcısı’nın adeta deveyi hamutuyla götürdüğünü ortaya çıkardık, o zaman birden konuşmaya başladılar. Fatma Hanım, eşi ile birlikte 163 milyon lira yatırmış, fonlar batmadan hemen önce 2,2 milyar lirayı kapıp kaçmış. Şöyle söyleyelim; gittiğim her şehirde o şehirdeki emsal daire fiyatıyla ifade ediyorum. Hemen buralarda Fatma Hanım’ın fona yatırdığı parayla 27 tane daire alabiliyorsunuz. Fatma Hanım’ın beş ay sonra çektiği parayla 367 daire alabiliyorsunuz. Eşiyle birlikte kendisinin yatırdığı para 27 daire alırken, beş ay sonra çektiği para 367 daire alabiliyor.

‘BUZDAĞININ GÖRÜNEN YÜZÜDÜR’

Bu isim buzdağının sadece görünen yüzüdür. Kabinenin diğer öğeleri gibi, diğer üst düzey AK Partililer gibi becerikli olmadığı için Fatma Hanım doğrudan kendi ve eşinin ismi ile işlem yapmıştır ve ilk bakıldığında listede göze çarpmıştır. İşlemlerini çantacılara yaptıran maharetli isimlerden değildir. İşlemlerini Lüksemburg’daki offshore hesapları üzerinden vekaletle yaptıran bakanlardan değildir. İşlemlerini Hollanda’dan, Akdeniz’deki çeşitli ada ülkelerindeki farklı bankacılık uygulamalarına tabi bankalardan yapanlardan değildir. Bu yüzden doğrudan ismi listede görünen birisidir. Burada piyasa gerçeklerine aykırı biçimde koyduğu parayla yüzde 1000 değer katıp kaçanlar, bir saadet zinciri oluşturmuşlardır.

Fon skandalından çıkan gerçek AK Parti’nin saadet zinciri olduğudur. Kapıp açtıkları paralar havadan gelmemiştir. O paralar 455 bin mağdurun parasıdır, para neredeyse hesap da oradadır. Biz Adalet ve Kalkınma Partisi’nin gizlemeye çalıştığı gerçeği ortaya çıkarınca birdenbire ahlak timsali kesilmeye kalktılar. İnanın bana yüzsüzlüğün böylesini milletimiz görmedi. Milletimiz bu arsızlığa karşı ar edip parmağını ısırıyor. Sayın Erdoğan kameraların karşısına geçmiş diyor ki kendileri aslında çok iyiymiş de elinde büyüyen Fatma Hanım nefsine yenik düşmüş. Nefsine uymuş da ne yapmış? Fazla değil, sadece milletin cebinden 367 daire parası çalmış. Fırından bir ekmek çalan hapse girecek, bir tepsi baklavayla nefsine uyan hapse girecek; 2,2 milyar lirayı götüren nefsine uymuş olacak. İşte AK Parti’nin kara düzeni, kendine adaleti budur.

‘ERDOĞAN ‘HABERİM YOKMUŞ GİBİ ÇEKİN’ DİYOR’

Sayın Erdoğan kameraların karşısına geçiyor, kürsünün üstüne elini koyuyor ve ‘Haberim yokmuş gibi çekin bakalım’ diyor. Yahu yanınızdakiler milleti soymuş, nasıl haberiniz yok? Borsa çökmüş, fonlar patlamış; nasıl haberiniz yok? Toplamda 4,5 trilyon liramız buhar olmuş, nasıl haberiniz yok? Siz ne iş yapıyorsunuz? Siz bostan korkuluğu musunuz? Haberiniz varsa doğrudan sorumlusunuz, haberiniz yoksa yönetme kabiliyetiniz kalmamış, derhal bu milletin yakasından düşünüz. İşine gelince ‘Bizden habersiz kuş uçmaz’ diyeceksiniz, işinize gelmeyince ‘Vallahi haberim yok, Fatma Hanım nefsine uymuş’ diyeceksiniz. Bunun kabul edilebilir tarafı yoktur. Şimdi kamuoyunun önünde şunu ifade etmek isterim.

Fatma Betül Sayan Kaya, elbette tek değildir. Bütün AK Partililer biliyor ki, bunu anlatmaya gerek yok ki bu mağdurların çoğu da AK Parti seçmenidir. Bu fon TERA’yı, diğerlerini AK Parti’nin bilindik meşhur isimlerinden, saray bürokrasisinden, bakan isimlerinden bilirler. ‘Onun parası oradaymış, bunun parası oradaymış’ diye birbirlerini yüreklendirdiler. Kimin ne para götürdüğü MASAK’ın çeşitli takipleri ile bu dönem Maliye Bakanı’nın üzerinde böyle bir yükümlülük vardır ve tarih önünde bakalım bu sınavdan Maliye Bakanı geçecek mi, kalacak mı, yoksa kaçacak mıdır? Ama göreceğimiz şudur; yurt dışına çeşitli üçüncü kişiler üzerinden, daha önce isimlerini verdiğimiz, soğuk cüzdanlarla para kaçıranlar ki ‘soğuk cüzdan’ lafını Türkiye ilk kimden duyduysa oraya bir baksın. Yurtdışında offshore hesaplarına para koyanlar ve offshore hesapları üzerinden vekaletle işlem yapanların mutlaka ortaya çıkarılması, ortaya dökülmesi devlet sorumluluğudur.

‘HEPSİ ERDOĞAN’IN EKİBİNDEN’

Ama burada Fatma Betül Sayan Kaya’ya bakarak ve cambaza bakarken ‘Acaba ipin üstünde başka cambaz var mı?’ falan diyerek sanki ‘İşin içinde tek sorumlu Fatma Betül Sayan Kaya’ymış, o da nefsine uymuş’ oyununa karşı şimdi milletimizi şu isimlere kulak kesilmeye davet ediyorum. Bakın; paraları kim çoğalttı, onların yakalanıp ilan edilmesi devletin sorumluluğu. Bu konuda üzerimize düşen muhalefet olarak en ciddi takibi yapacağız. Çalışma grupları kurduk, yurt içinde, yurt dışında çalışacağız. Meclis’te komisyon kurulursa orada mücadele edeceğiz. Tüm imkanları zorlayacağız ve bir şekilde bu milletin bu parasını çalanları ya ortaya çıkaracağız ya milletimizin seçimden sonra verdiği yetkiyle teker teker ortaya çıkaracağız. Ancak ‘Fatma Betül Sayan Kaya var.

Orada da nefsine uymuş. Tayyip Bey de üzgün.’ Öyle bir şey yok. 455 bin kişi, aileleriyle 2 milyon kişi ve dolaylı etkilenen neredeyse 5 milyon kişi… Size bu fon gerçeğini şöyle açıklamak isterim. Paranızı çoğaltıp da çalanlar değil de ona zemin hazırlayanlara bir bakın ki her birinin orada fonda hesapları da var. Emre Alkin, TERA’nın tutuklu Yönetim Kurulu Üyesi. Kim bu? Bizzat Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Konseyi Üyesi. Atamasının altında Erdoğan’ın imzası var. Kerem Alkin, TERA Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi. Türkiye’nin OECD Daimi Büyükelçiliği’ne Erdoğan tarafından atanmıştı. Varlık Fonu ve Halkbank’ın yönetimindedir. Emre Tezmen, TERA Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı. Fatma Hanım’ın ve ailesinin yakın arkadaşı. Erkan Kilimci, TERA Başkan Vekili ve Genel Müdürü. Eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı. Atamasını Erdoğan yaptı. 200 liranın üzerinde imzası var.

Fecir Alptekin, TERA’nın Yönetim Kurulu Üyesi. Cumhurbaşkanı Danışmanı, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Üyesi idi. Abdulkadir Özkan, Yönetim Kurulu Üyesi. Başbakanlık Başdanışmanı, Diyanet ve Milli Eğitim Bakanlığı’nda Basın Müşaviri imiş. Erdin Özel, TERA Portföy Yönetim Kurulu Başkanı. AK Parti Ekonomi İşleri Başkan Yardımcısı’ydı. Önce inkar ettiler. Anadolu Ajansı kayıtlarını silmeyi unuttular. AK Parti Ekonomi İşleri Başkan Yardımcısı olarak basın açıklamaları ortada. Serdar Turhan, Pusula’nın tutuklu Yönetim Kurulu Başkanı. Eski AK Parti Gençlik Kolları Başkanı’nın Ortağı. Muhammed Yarız, Pusula Portföy’de Yönetici ve tutuklu. Eski AK Parti İstanbul Gençlik Kolları Yönetim Kurulu Üyesi. Özdemir Ataseven, Özata Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı. AK Parti Tuzla İlçe Başkan Yardımcısı idi. İskender Balcı, Özata Denizcilik’te Yönetici. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı. Hepsi Erdoğan’ın ekibi. Tamamının atamasının altında aynı mürekkep, aynı imza var; Recep Tayyip Erdoğan. Burnunun ucunu göremeyenden, bu işlerden haberi olmayandan Cumhurbaşkanı olmaz. Bu kumpas çetesini, bu kirli çeteyi ‘Asrın Soygunu’nu yapanları teker teker atayandan Cumhurbaşkanı olmaz.

‘ASRIN SOYGUNUN MALİYETİ DEPREMİN ETKİSİ KADAR’

‘Bu işlerden haberim yok’ diyen Erdoğan bir de sözüm ona millete güven vermeye çalışıyor. Şöyle söylüyor; ‘Finansal sistemimizde bir risk mevzu bahis değildir.’ Şimdi herkesin iyi dinlemesini istiyorum. Borsadaki kayıp, şu an 3,5 trilyon lira. Tasfiye edilen 131 fonda kalan para, 800 milyar lira. Yani bu soygunun ekonomiye maliyeti, 90 milyar dolar. Üç yıl önce 11 ilimizde deprem yaşadık, Erdoğan bunun adına ‘Asrın Felaketi’ dedi ve ekonomiye maliyetini 100 milyar dolar olarak kendisi açıkladı. Asrın felaketinin maliyeti 100 milyar dolar, asrın soygununun maliyeti 90 milyar dolar. Asrın soygunun ekonomiye etkisi deprem etkisidir. Kimse kimseyi kandırmayacak, kimse kimseyle alay etmeyecektir. Karşı karşıya olduğumuz; asrın dolandırıcılığı, asrın soygunu, asrın finansal krizidir ve düpedüz devlet krizidir. Devlette tuz kokmuştur ve maalesef bu milletin bütün umutları, bu milletin umutlarını çalmaya azmetmiş gözü dönmüş kadrolara emanet edilmiştir.”

‘TURPUN KÜÇÜĞÜ’ TOPLANTISINDA BELGELERLE AÇIKLADIM’

Şimdi bugün Fatma Betül Sayan Kaya’dan çok daha maharetli olan AK Partili ‘fonzi’lerin bir yöntemini açıklayalım. Bunlar fonlarda, hisselerde yakalanmamak için kendileri işlem yapmıyorlar. Üçüncü kişilere işlem yaptırıyorlar. 17 Mart 2026 tarihinde, o zaman önceki partimizin Genel Başkanı olarak bir basın toplantısı yapmıştım. Erdoğan’ın ‘turpun büyüğü’ ifadelerine karşı ‘turpun küçüğü’ hatırlatmasıyla bir basın toplantısı.

Orada memur maaşıyla edinilmesi akıl almaz bir serveti tapularıyla, belgeleriyle açıklamıştım. Adalet Bakanlığı’na atanan, geçmişte İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olan kişinin 16 tapusunu ID numaraları ile vermiştim. Ertesi gün dördü üzerinde aktifi gösterdi, yakın yani iki ay içinde satılmış 12 tapuyu gizledi. ID numaralarını ilan ettim, ‘Bizi yalanlayın’ dedim. Örneğin Şehircilik Bakanlığı’nın önündeki bilgisayara o ID numaralarını girince o evin şu an ve bir önceki sahibi belli, ne zaman satıldığı belli. Tek bir açıklama yok Murat Kurum’dan. Türkiye’nin dört bir yanındaki belediyelere ‘Vergi kaçakçılığı’ olmasın diye yollanan yazılarda Murat Kurum bu 16 tapunun Adalet Bakanı’na ait olduğunu yazmış zaten. Belediyelerin her birinin kayıtlarında var.

Erdoğan, Adalet Bakanı’na ‘Sen bu konuda konuşma, sus’ dedi. Bana dava açtılar. Davanın birincisi görüldü. Dava açarken ne diyordu Adalet Bakanı? Şöyle söylüyordu; ‘Nasılsa mahkeme tapuları ister.’ Avukatımız mahkemenin tapularını istemesini istedi. Kendisinin avukatı ayağa zıpladı; ‘Karşıyız. Bu bir tazminat davasıdır, delile gerek yoktur. Müvekkilim söylenen bu sözlerle itibar kaybetmiştir, tazminat verin.’ Neredeyse tazminata hükmedecekti. Avukatlarımızın itirazı, isyanıyla bir mahkeme ertelendi. Burada herkesin önünde söylüyorum. O 16 tapuyu mahkemeye istiyor benim avukatlarım. Bakanlığa yazı yazılmasını istiyor benim avukatlarım. İlgili kurumlara yazı yazılmasını istiyor benim avukatlarım. Adalet Bakanı’nın avukatları ‘Tapuları istemeyin’ diyor. Bu durumla karşı karşıyayız.

‘MASANIN TOZUNU SİLMEDEN BASIN TOPLANTISINI SİLENLER…’

İşte o gün, o toplantıda açıkladım ve o gün, o toplantıda açıkladığım üç isim hiçbir açıklama yapmadılar. O tapular üzerinde işlem yapanlar, paraya döndüğünde o tapuları, o paraları alanlar, götürenler yapılmadı. Ama o günden bugüne bir şey yapıldı. O da nedir biliyor musun? Turpun küçüğü basın toplantısı. Partimize polis girdikten ve butlan yönetimi yerine oturduktan birkaç gün sonra partinin arşiv hesaplarından çıkarıldı ve silindi. Elbette her yerde var ancak butlan yönetiminin benim geçmişte yaptığım ve bizim geçmişte yaptığımız parti sözcülerimizin geçmişte yaptığı bütün basın toplantıları dururken sadece ve sadece turpun küçüğü basın toplantısını parti kayıtlarından çıkartmıştır.

Bu da bugünkü Adalet Bakanı’yla bugünkü butlancıların arasındaki ilişkiyi ve ilk iş olarak masanın tozunu silmeden basın toplantısını silenlerin nereden talimatla, kimle ilişkili olduğunu göstermektedir. Şimdi de fondaki 200 milyon dolarlık işlemler, birtakım çantacılar tarafından yapılmıştır. Görev Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e aittir ve hem bu isimlerin hem daha fazlasının bütün işlemleri, hesap hareketleri, yakınları, geçmişleri, bugünleri yarınlarının izlenmesi, yurt dışındaki offshore hesaplarının peşine, yurt dışındaki ülkelerle iş birliği anlaşmaları nezdinde mutlaka harekete geçirilmesi gereklidir. Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i asla ve asla rahat bırakmayacağımızı kendisi bilmelidir.” “

‘TARİHİN AZABINDAN KURTULSA ALLAH’IN GAZABINDAN KURTULAMAYACAKLAR’

Ayrıca sıralı tam liste elinde olan Erdoğan’a söylüyoruz. Fatma Hanım’ı sakladınız, ortaya çıkınca, ‘Biz yanlışın arkasında durmayız’ diyorsunuz. Parti Sözcümüz Sayın Zeynel Emre bunu açıkladığı ana kadar siz yanlışınız arkasında durdunuz, bunu sakladınız. Şimdi milletimize sanki siz söylemişsiniz, siz ortaya çıkarmışsınız, siz kınamış, siz uzaklaştırmışsınız gibi bir tutumun içinde kesinlikle olmayın. Türkiye’de ikili bir hukuk sistemi işletiliyor. Bir yanda 2 milyon 200 milyon lirayı gören AK Parti’yi ‘nefsine uydu’ deyip işin içinden ayıklayanlar, diğer yanda iş yerindeki arkadaşına 2 bin lira para gönderdi diye birlikte yedikleri yemeğin payına düşen kısmını yolladı diye suç örgütü üyesi diye aylarca hapiste tutup itirafçı olmaya zorlanan kadınlar var. ‘İBB soruşturmasında parkenin altından 2 milyon Euro çıktı’ diyeceksin, ‘Valizlerle para taşındı’ diyeceksin, ‘Kasalardan para çıktı’ diyeceksin sonra kasadan mühür çıktı, parke videosunun yalan olduğu, valizlerde jammer olduğu ortaya çıkacak, ‘Bizi de yanılttılar, biz gazeteci olarak duyduğumuzu yazdık’ diyeceksin ve bu haberleri servis eden şimdiki Adalet Bakanlığı basın ilişkileri, o günkü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı basın ilişkileri de bunları o günlerde alttan alta, gizli gizli yayacak, sonra iddianameye yazamayacak. Sayın Erdoğan, kantarın topuzu kaçmıştır. Bir de çıkıp orada, burada laf ola beri gele konuşuyorsunuz. Hoşuma gitti, dediniz ki ‘Tarihin azabından kurtulsalar Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.’ Bu sözü söylediğiniz Gazze’de zulüm yapanlar için bütün vicdanımla paylaşıyorum. Ama şunu da tekrar ediyorum. Bu milletten oyu alıp bu gariban milletin üç kuruşluk paralarını alanlar, soyanlar, yurtdışına kaçıranlar, günahsız insanlara sırf onlar partileri karşısında tehdittir diye iftira atanlar, tarihi azabından kurtulsalar, Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.

‘EŞE, AİLEYE SALDIRDIKLARI BİR KORKAKLIĞIN İÇİNDEYİZ’

Değerli arkadaşlar bu kadar skandal, durduk yere ortaya dökülmüyor. Milletin bunlardan haberdar olması için birileri çalışıyor ve gayret ediyor. Ama bu işin üstüne gidenler de saldırıya uğruyor. Sayın Ahmet Şık ve Sayın Sera Kadıgil tespitlerini kamuoyuyla paylaştılar ve milletvekili olarak bu bakana bu konuyla ilgili çeşitli sorular sordular. Onlara yanıt vermek yerine Adalet Bakanlığı’nın güdümündeki troll hesaplar ve butlancılar, ahlaksızca bu iki isme hem de kendilerinin özel yaşamlarına yönelik ipe sapa gelmez saldırılar yaptılar. Maksat, ‘konuşmasınlar hesap sormasınlar.’ Dikkat edin Adalet Bakanlığı eleştiriliyor, Adalet Bakanlığının geçmişte uyuşturucu soruşturmasında adı olan, sonra dosyadan adı çıkarılan, sonra yakında tutulan, Ankara’ya bakanlığa getirilen ve şimdi bütün gazeteci arkadaşlarım dün akşamdan da biliyorlar gayri resmi yoldan basın bültenleri, ‘Alın böyle yazın haberi’ diye servislerle bu tür iftiralar atılıyor.

Dün, Zonguldak Milletvekilimiz Deniz Yavuzyılmaz, en başından beri yolsuzlukların üzerine giden Genel Başkan Yardımcımız, milletvekilimiz. O kadar korkak ve kirliler ki onunla baş edemeyeceğini gördükleri için hiçbir şeyle ilgisi olmayan değerli eşi, kardeşimize yağmadan soruşturma başlatmışlar. Akıl almaz. Yağma soruşturması. Nedir bu diyorsun? Saatler sonra ortaya çıktı ki yıllar önce çalışmış bir danışmanın bir şikayet dilekçesini Deniz Yavuzyılmaz’a bir şey diyemeyecekleri için eşi üzerinden yorumlayarak eşini mahkemeye çağırma, tutuklama tehdidi ile karşılaşıyor. Öyle bir noktadayız ki bizlerle baş edemeyenlerin eşlere, çocuklara, anneye, babaya, kardeşe saldırdıkları bir korkaklığın içindeyiz.

‘İÇİNDE ÖZGÜR ÖZEL’İN ‘Ö’SÜ YOK’

Birkaç aydır haysiyet cellatlıkları durmuştu. Neden? Bu tip konular yoktu. Dün Adalet Bakanlığı bu konuda, bakım fon meselesinin üstüne giden kim varsa onun hakkında, bir uyuşturucu dosyası, 23 sayfa ifade vermiş. İçinde Özgür Özel’in ‘Ö’sü yok. Bu kadar basın metni yapmış. ‘Uyuşturucu dosyasında Özgür Özel’in adı geçiyor, kişinin telefonundan Özgür Özel ile fotoğrafları çıktı’ diye. Öyle bir noktadayız ki; buradan açık açık söylüyorum. Aileyle uğraşan, eşle, kardeşle, dostla, çolukla çocukla uğraşan, korkaklara söylüyorum. Cirminiz kadar yer yakarsınız. Sizden korkan sizden beter olsun. Bu kara düzende yaşadıklarımız ilk değil, son da olmayacak.

17 – 25 Aralık’ta yolsuzluğa batan bakanlar kurtarılacak, kendi bakanlığına dezenfektan satanlar korunacak, 16 tapusu, akıl almaz serveti ortaya çıkan başsavcı bakanlığa terfi edecek. Şimdi de milleti dolandıranlara sessiz kalınacak. Ya hu 2,2 milyar lirayı çaldığını kabul edip, Hazine’ye iade ediyor. İşte ispat, işte kanıt, işte belge. Beyefendi Devlet Denetleme Kurulu’nu görevlendirmiş. O kurulun başkanı Borsa İstanbul’un Başkanvekili. O adaleti sağlayacak? Meclis’te sözde komisyon kurulacak, Fatma Hanım’ın saz arkadaşları komisyonda çoğunluk olacak, kurda kuzuyu emanet edip oradan adalet çıkaracaksınız. Milletin bunlara karnı tok. İki kelimeyle millet işi özetliyor. Suçüstü yakalandınız.

‘KAYYIMLAR, YASAKLAR, BASKILAR BU KARA DÜZENİN ESASIDIR’

Değerli arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 2018’deki sistem değişikliği ile kurduğu kara düzeninde kimse güvende değildir. Değerli vatandaşlarımız, okullarda evlatlarınız, madenlerde, fabrikalarda, otellerde canınız, bankada paranız güvende değildir. Çorlu tren katliamı bu kara düzenin işidir. İliç’te işçilerin toprağın altında kalması, bu kara düzende olmuştur. Yenidoğan çetesi bu kara düzende evlatlarımızın, sabilerin canına kastetmiştir. Okullardaki cinayetler bu kara düzendedir. Kartalkaya’daki canlar bu kara düzende yanmıştır. 6 Şubat‘ta imar aflarıyla yasal hale getirilen denetimsiz binalarla insanlarımız bu kara düzende enkaz altında kalmış, can vermiştir. Dilovası’nda kaçak fabrikadaki işçiler bu kara düzende ölmüşlerdir. Milletin seçtikleri bu kara düzende hapistedir. Kayyımlar, yasaklar, baskılar bu kara düzenin esasıdır. Tweet atanlar, gazeteciler, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri, avukatlar bu kara düzende tutuklanmakta, sosyal medya hesapları kapanmaktadır.

Bu kara düzende bir emekli yoksulluktan canına kıymış, bu kara düzende son bir haftada beş polisimiz canına kıymıştır. Şimdi fon vurgunu ile 2 milyon insanın birikimleri çalınmıştır. Milletimize sesleniyoruz. Senin yakının tren katliamında can vermemiş olabilir. Senin evladın, torunun yenidoğan çetesinin eline düşmemiş olabilir. Senin bir sevdiğin o otelde ya da o fabrikada yanarak can vermemiş olabilir. Ya da son vurgunda senin paran çalınmamış olabilir. Ama bu yaşananların her birinde bizden birilerinin senin bir bildiğinin, bir komşunun, bir yakının ya da tanımadığınsa, bu vatanın bir evladının, bir ailesinin canı yanmaktadır. Bu yaşananların her birinde birilerinin canı yanmaktadır. Bu düzen böyle devam ederse senin de canın yanacaktır. Sıranın sana gelmesini bekleme. Acıyı çekenler de bunları hak etmedi, sen de hak etmiyorsun. Kimse bu kara düzenden tek başına kurtulamaz. O yüzden söylüyoruz; ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.’

‘O SANDIĞA VARACAK, O SEÇİMİ ALACAĞIZ’

Değerli yol arkadaşlarım Türkiye’nin yeni ve temiz bir sayfaya, yeni ve tertemiz bir başlangıca ihtiyacı var. Biz bu eskimiş, çürümüş kara düzeni değiştirmek için yola çıktık. Partimizi milletimizle birlikte kurduk. Milletimizle birlikte yürüyoruz, büyüyoruz. Biz koltuk sahibi olmaya değil, milletin sorunlarını çözmeye talibiz. Tüm mağdurların hakkını vermeye, hakkı yenenlerin hakkını teslim etmeye talibiz. Bu iktidar üzerinde milletin ahı vardır. Mağdur edilen, yoksul bırakılan, adaletsizliğe uğrayan milyonların ahı bu iktidarın üzerindedir. Haksız yere hapiste tutulanların ahı bu iktidarın üzerindedir. Biz milletin yüzünü güldürmeye, sarsılmaz adaleti sağlamaya, Türkiye’yi ayağa kaldırmaya geliyoruz. Safımız milletle birdir. Milletimizin kaderi bizim kaderimizdir. Millet de bizimle beraberdir. Kimsenin şüphesi olmasın ki biz o sandığa varacağız, o seçimi alacağız, bu iktidarı değiştireceğiz. Yaz boyunca emekleriniz için, sizi misafir eden örgütümüze, sizi misafir eden milletimize teşekkür ediyorum. Emekleriniz için sizlere teşekkür ediyoruz. Kampımızın başarılı çalışmalar yapacağına, sizlerin fikirleriyle YENİ Parti’nin yeni yürüyüşünün daha da güçleneceğine yürekten inanıyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.”

Hafta Başı (100): Borsada neler oluyor? Seçimler 2028’de mi? Özgür Özel ve YENİ Parti

Ruşen Çakır ve Kadri Gürsel, "Borsada neler oluyor?" ve "Seçimler 2028'de mi?" sorularına yanıt ararken YENİ Parti'nin gidişatını yorumladı.

Hafta Başı (100): Borsada neler oluyor? Seçimler 2028’de mi? Özgür Özel ve YENİ Parti Medyascope

💾

Ruşen Çakır ve Kadri Gürsel, "Borsada neler oluyor?" ve "Seçimler 2028'de mi?" sorularına yanıt ararken YENİ Parti'nin gidişatını yorumladı.

Özgür Özel’den açılıma ‘Öcalan’ formülü: ‘Toplumsal destek azalıyor, artırma sürecindeyiz’

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, gazeteci Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtladı.

Özel, “MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin uzun süredir altını çizdiği, ‘Abdullah Öcalan’a statü’ konusu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum tarafından ‘Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu’nda görev alacağı’ şeklinde geçen hafta açıklandı. Gelinen aşamayı nasıl karşılıyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Biz attığımız imzayla, kullandığımız oyla, yaptığımız konuşmayla bağlıyız. Ben diyorum ki bir örgüt silah bırakıyorsa ve silah bırakma şartlarını devletin çeşitli mekanizmaları çalışmışsa bize buna, ‘hayır’ demek düşmez. Tarih önünde bir terör örgütünün silah bırakmasıyla ilgili düzenlemeye ‘hayır’ diyecek halim yok. Ama diğer taraftan bu mesele, silahlıların bırakılması meselesi, Meclis komisyon raporunun altıncı maddesiydi sadece. Ama yedinci maddesinde demokratikleşme var ve esas Türkiye orada kazanacak. Kürtler de Türkler de orada kazanacak, Türkiye de kazanacak, Türkiye’nin yoksulları, işsizleri de orada kazanacak. Diyarbakır ve bölge, Doğu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi orada kazanacak. Esas mesele; heyecan verici, umut verici mesele orası.

‘TOPLUMSAL DESTEK AZALIYOR’

Şimdi biz imzayı bütün bir rapora attık. Sadece altıncı madde silahların bırakılması maddesine, ötesinde Abdullah Öcalan’ın statüsü nedir, konforu nedir, iletişimi nedir; bu meselelere yoğunlaşmayı bir kere şu yönüyle çok sakıncalı buluyorum: Toplumsal destek azalıyor, toplumsal karşıtlıklar çıkıyor. Oysa ki böyle süreçlerin başarısı, toplumdan aldığı destekle ölçülür. Sinir uçlarını kaşımak risktir. Vatandaşa sorunun çözülmesi noktasında doğrudan sorduğunuzda, ‘terör olmasın, kardeş kanı dökülmesin, anneler gözyaşı dökmesin’ toplumun yüzde 90’ı bunu destekliyor. Bu süreci sorduğunuzda yüzde 55’e düşüyor destek. Başarılı olacağını sorduğunuzda şüphe daha çok. Ama Abdullah Öcalan ile ilgili bir soruya geldiğinde iş, destek bir anda yüzde 10’ların altına geriliyor. Hal böyleyken ‘Öcalan’a daha konforlu bir hayat, bir ev yapalım, Öcalan’a adada bir ev yaptık…’ Bu işler zaten tedirgin olan toplumu boşu boşuna geriyor. Oysaki şimdi toplumsal desteği artırma sürecindeyiz. Bunu yapmak için karşılıklı gerginliklere değil, karşılıklı jestlere ihtiyaç var.

‘BENİM KİMSEYİ KARŞI KARŞIYA GETİRMEK GİBİ BİR NİYETİM YOK’

Ben Abdullah Öcalan’ın adada ev değiştirmesi, yeni bir eve kavuşması yerine Demirtaş’ın, Figen Hanım’ın, tüm siyasi tutsakların, ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ deme dışında bir günahı olmayan insanların evine kavuşmasını önceliyorum. Kimi çok olumlu karşıladı bunu. Kürt gençlerinden ve daha doğrusu çok sayıda kişiden bu meselenin çözüme kavuşmasını isteyen insanlardan ‘Bizi anlayan birisi çıktı’ diyen de oldu. Ama bu söyleminize başta DEM Parti yöneticileri, eleştiriler de geldi. Öcalan ile Demirtaş’ı karşı karşıya getirmek istediğimiz söylendi. Benim kimseyi karşı karşıya getirmek gibi bir niyetim yok. Kimin kiminle karşı karşıya geleceğini taraflar bilir. Benim dikkat çekmeye çalıştığım mesele, madde altının uygulanması ve başarıya ulaşması için madde yedi çok önemli. Kısım yedi demokratikleşme. Benim söylediğim Demirtaş’ın dışarıya çıkması, AYM kararının, AİHM kararının uygulanmasıdır. Bu durumda Kavala da dışarıya çıkacak Gezi Tutsakları da çıkacak Demirtaş da çıkacak, herkes çıkacak.

‘BENİM MESELEM…’

Bunun yanında demokratikleşme adımları dediğimiz adımlar atıldığında, kayyum sorunu ortadan kalkacak. Şu anda vize sorunu yaşıyor Türkiye ve herkes bu vize sorununa değiniyor. Vaktiyle eğer ki Erdoğan iki şeye direnmeseydi farklı olurdu durum. Bir tanesi Siyasi Ahlak Yasası çıkarılmasına karşıydı, siyasetin finansmanının şeffaf olmasına. Bugün bizi suçlayan kişi, yıllar önce buna karşıydı. Diğeri terör tanımı. ‘Teröriste ‘terörist’ densin; gazeteciden, akademisyenden, çizerden, yazardan terörist çıkarmayın’ diyordu Avrupa Birliği. Buna razı olmadı diye vizesiz kaldık. Şimdi önümüzde bir demokratikleşme paketi var. Yedinci maddede açıkça ifade edilen bu fırsatı dile getirmeye çalıştım. Yani ben, Abdullah Öcalan ile Demirtaş’a kavga ettirme tarafında değilim. O işin tarafları ortada. İsteyen tartışır, isteyen barışır. Bir kavga var mı, onunla da ilgilenmiyorum. Benim meselem demokratikleşme adımları.”

Ruşen Çakır yorumladı | Camiye siyaseti sokmak: Neden olmasın!

Ruşen Çakır "Camiye siyaseti sokmak: Neden olmasın!" başlıklı yayınında Özgür Özel’in cuma namazını ve solun dinle ilişkisini değerlendirdi.

Ruşen Çakır yorumladı | Camiye siyaseti sokmak: Neden olmasın! Medyascope

💾

Ruşen Çakır "Camiye siyaseti sokmak: Neden olmasın!" başlıklı yayınında Özgür Özel’in cuma namazını ve solun dinle ilişkisini değerlendirdi.

Mümtaz’er Türköne ile söyleşi: Siyasi merkez yeniden şekillenirken YENİ Parti, AK Parti ve Kürt hareketi 

YENİ Parti’nin yükselişi, AK Parti’nin tükenişi ve çözüm sürecinin milliyetçi siyasete etkisini Mümtaz’er Türköne değerlendirdi.

Mümtaz’er Türköne ile söyleşi: Siyasi merkez yeniden şekillenirken YENİ Parti, AK Parti ve Kürt hareketi  Medyascope

💾

YENİ Parti’nin yükselişi, AK Parti’nin tükenişi ve çözüm sürecinin milliyetçi siyasete etkisini Mümtaz’er Türköne değerlendirdi.

Özgür Özel çerçeve yasaya evet dedi: ‘Kürt meselesi eşit yurttaşlık meselesidir’

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, bölücü çerçeve yasa teklifini görüşmek üzere toplanan Meclis’te konuştu.

“AK Parti’nin bugünkünden çok daha güçlü olduğu yıllar oldu” diyen Özel, “Meclis’te büyük çoğunluklara sahipti. Devletin bütün imkânları elindeydi ama hiçbir zaman bu meseleyi gerçekten çözmek istemedi” açıklamasında bulundu.

Özgür Özel:

“AK Parti’nin bugünkünden çok daha güçlü olduğu yıllar oldu. Meclis’te büyük çoğunluklara sahipti. Devletin bütün imkânları elindeydi ama hiçbir zaman bu meseleyi gerçekten çözmek istemedi” pic.twitter.com/lMDtGzrvSr

— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) August 10, 2026

Özel, çerçeve yasaya evet oyu vereceğini açıkladı, Devlet Bahçeli alkışladı.

Özgür Özel çerçeve yasaya ‘evet’ dedi, Devlet Bahçeli alkışladı pic.twitter.com/gVNsdy6RL7

— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) August 10, 2026

Özel, şunları söyledi:

“Toplumsal barışın sağlanmasını üniter devletin alternatifi olarak değil tam tersine en güçlü dayanağı ve güvencesi olarak görüyoruz. Yurttaşlarımızın adalete, devlete ve cumhuriyete bağlılığı korkuyla değil, eşitlikle, özgürlükle ve aidiyet duygusuyla güçlenir. Korku üzerine devlet inşa edilmez. Devlet özgüven üzerinde ayakta sağlamdır. Baskıyla yöneten iktidarlar devletlerini güçlendirmezler. kutuplaştırırlar, aidiyeti zayıflatırlar ve bölünme riskini büyütürler. Cumhuriyeti kurmak ve çok partili demokrasiye geçirmek de ünlüler zayıflatmamış aksine güçlendirmiştir. Kürt meselesinin demokratik çözümü de cumhuriyetimizi devletimizi ve ulusal bütünlüğümüzü güçlendirecektir. Bu soruna hiçbir zaman seçim takvimine bakarak yaklaşmadık. Anketlere göre konuşmadık.

Konjonktür değişince söz ve tavır değiştirmedik. işine geldiğinde çözüm diyen işine gelmediğinde bütün Kürtleri terörist ilan edenlerden olmadık. Tarihsel tutarlılık içinde hep aynı yerde hep doğru yerde Dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Bu mesele şiddetle değil siyasetle çözülmelidir. Gizli pazarlıklarla değil milletin gözü önünde milletin rızasıyla çözülmelidir. Bir kişinin iradesiyle değil Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin demokratik meşruiyetiyle çözülmelidir. Herkesin kaygısını gören acısını da umudunu da yüreğinde taşıyan bir büyük toplumsal mutabakatla çözülmelidir. Yıllarca biz bunu savunduk. Bu meselenin çözüm adresi meclistir dedik. Komisyon kurulmasını yıllarca önerdik. Komisyon kurulduğunda katılım gösterdik.

Tüm tahriklere, bütün sabotajlara rağmen masada kaldık. AK Parti ve diğer partilerle birlikte bazen aynı salonda buluştuk. Bazen ayrıştık ama meselenin kendisinden hiçbir zaman kopmadık. Yapıcı katkımızı hiçbir zaman esirgemedik. Ülkenin hayrına olmayan hiçbir işin altına imza atmadık. Komisyon raporuna katkı verdik, imzamızı koyduk. Sürecin başında durumumuzu şöyle özetlemiştik. Destekleyeceğiz, katkı sunacağız ve denetleyeceğiz. Her aşamasında yapıcı olmaya gayret gösterdiğimiz bu süreçte başta ortaya koyduğumuz ilkelerden hiç sapmadık. Çünkü bizim tutumumuz günlük değil tarihsel konjonktürel değil, ilkeseldir. Siyaset ilkeyle yapılır. Biz işine gelince çözüm işine gelmeyince terörist diyen bir süreci önce masaya koyup sonra buz dolabına kaldıran Dolmabahçe’de görüştükleri rahmetli Sırır Süreyya Önder’i hapse atıp sonra arkasından Timsah yaşı, timsah gözyaşı dökenlerden hiç olmadık. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, siyasi iktidar bu süreci maalesef büyük bir özensizlikle yönetmiştir. Müzakereleri kapalı kapılar ardında yürütmüştür. Bu toplumsal meseleyi ikili müzakere ortamına sıkıştırmıştır. Toplumsal mutabakat fırtınasını kendi eliyle heba etmiştir. Bizi muhalefeti dışarıda bırakmak için elinden geleni hatta akla gelmeyenleri yapmıştır. Komisyonda oluşan ortak iradeye rağmen özel görüşmeler, özel takvimler, özel siyasi hesaplara sıkıştırılmaya çalışılan bir süreç yürütülmüştür. Üç kişinin bildiği metin diye bir metin kutsanıp meclisten gizlenmiş. Adalet ve Kalkınma Partili vekillerden dahi gizlenmiş bir telaş ve bir panikle son sürece girilmiştir.

Komisyonda itiraz eden, soru soran, eleştirilerini dile getiren milletvekillerinin üzerine yürümeye kadar bir süreç yönet yerine bir devlet yönetimi anlayışı göstermek yerine farklı bir telaş, farklı bir panik bilinmeyen bir ruh hali bütün meclisin, bütün milletin önünde yaşanmıştır. Barışın hukuku milletin gözünden kaçırarak yazamayız. Yazılamaz. Toplumsal uzlaşma yangından mal kaçırır gibi olamaz. Millet sonunda kendisine bilgi verilecek bir sürecin seyircisi değildir. Millet bu ülkenin sahibidir, ta kendisidir.

Bu teklife ‘hayır’ deme hakkı en çok olan siyasi parti kimdir diye millete sorduğunuzda hiç şüphe yok ki bugün karşınızda bulunan Yeni Parti grubudur. Çünkü süreç devam ederken en ağır saldırılara uğrayan bizleriz. Günlerdir bu teklife ‘hayır’ dememiz için binlerce öneri, eleştiri alan bizleriz. Ama hepinize şunu hatırlatıyorum. Yarın bu ülkeyi yönetecek olan da biziz. Kolaya kaçmayan devlet ciddiyetiyle karar veren bu ülkenin on yıl, yirmi yıl otuz yıl sonrasını düşünme sorumluluğunu yüreğinde hisseden de bizleriz.

Bu yasaya ‘hayır’ deme hakkına en çok biz sahibiz. Ama bu hakkı, milletin barış hakkının önüne koymayan da biziz. Komisyonda masadan kalkmadık çünkü o masa milletin barış umutlarının masasıdır. Türkiye’de yaşayan etnik kökeni ne olursa olsun bütün gençlerin iyi bir gelecek umudunun masasıdır. Öfkemizi milletin geleceğinin önüne koymadık, koymayacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri önümüzdeki teklifin içeriği de hazırlanış biçimi kadar sorunudur. Yazıma aylar süren komisyon raporu katılan tüm partilerin mutabakatı ile hazırlandı. Raporun yedinci maddesinde demokratikleşme vardı. Siyasi tutukluların durumundan Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmasına kayyım uygulamaların sona erdirilmesine pek çok demokratikleşme önerisi vardı. Altında iktidar milletvekillerinin de imzası vardı. Ama bu kanunun teklifinde hiçbiri yok. Şimdi bunlar kanunla olmak zorunda değil, yürütme yapar, uygulamayla olur, gelecekte olur. Hele bu süreç bir yere varsın, ondan sonra olur diyorlar. Sürecin bir yere varsın diye tarif edilen verilen süre örgütün silah bırakmasının teyit ve tespiti için geçen süre, ‘o süreyi de bekleyelim demokrasi için verdiğimiz sözleri bundan sonra yaparız…’

Bu kanun teklifinde hepimizin altına imza attığı Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun sadece sadece altıncı maddesi var. O kısmı da sorunlu, özensiz, problemli, kapsamı tartışmalı uygulaması tartışmalı, yetkilendirmesi tartışmalı bir şekilde hayata geçirilmiş. Uzun tutukluluklara gizli tanık düzenine siyasallaşmış yargıya karşı tek bir demokratik adım yok. Hatay’ın seçilmiş milletvekili Can Atalay için bir adım yok, bir adım atmaya da görünen vakitli bir niyet yok. Selahattin Demirtaş için açık bir hukuk yok, örtülü keyfiyete kalmış bir muğlaklık var. Burada komisyonun iradesini hiçe sayan meseleyi yüzeye eli alan özensiz bir metin var.

Erdoğan barış umutlarını yine heba etmek isteyen taraftadır. Mecbur kaldığı için barıştan yanaymış gibi taraftadır. Yeni Parti ise ona bu fırsatı vermeyen taraftadır.

Barışın önünde durmayacağız. Bir daha şehit gelmemesi için barışın önünde durmayacağız. Korku olmadan, ayrımcılık olmadan ortak geleceği inşa etmek için barışın önünü açacağız. Biz ölüm değil, hayat olsun diye; korku değil umut olsun diye bu sorumluluğu alacağız.

Terörün kökünü ancak demokrasi kazır. Bu milletin hiçbir ferdinin umudunu, siyasi hesaplara ezdirmeyeceğiz. Barışı samimiyetsizliğe, çıkarcılığa teslim etmeyeceğiz.

Bugün silah faslının kapanması için bir kapı aralanıyor. Biz o kapıyı kapatan taraf olmayacağız. Ama asıl mücadele şimdi başlayacak. Demokrasi, eşit yurttaşlık, kalkınma mücadelesi. Biz komisyon raporuna imza koyduk. Koyduğumuz imzayı namusumuz biliyoruz. Raporun silah bırakma ve hukuki geçişi düzenleyen altıncı bölümüne de demokratikleşme sorumluluğunu ortaya koyan yedinci bölümüne de imza attık. Biz imzamızın gereğini yapacağız. Ama Cumhur İttifakı’nın da yedinci bölümün altında imzası vardır. Şimdi o bölümü unutturma, erteleme gayretlerini dikkatle takip ediyoruz. Biz imzamızı namus biliyoruz. Sizin de kendi imzanıza sahip çıkıp çıkmadığınızı milletle birlikte takip edeceğiz.

Bugünden sonra demokratikleşmeyi Meclis’e getireceğiz. Kayyım uygulamalarının sona ermesinin takipçisi olacağız. Anayasa Mahkemesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulamasının mücadelesini vereceğiz. Hukuksuzca hapiste tutulan haklının mücadelesini hep birlikte vereceğiz. Bağımsız yargının ifade özgürlüğünün seçilmişlerin iradesinin ve eşit yurttaşlığın mücadelesini vereceğiz. AK Parti’nin yapmak istemediğini demokratlar olarak biz yapacağız. Onların kaçtığı çözüm sorumluluğunu biz üstleneceğiz. Onların kurmadığı toplumsal mutabakatı biz arayalım. Onların sağlamadığı adaletin peşinden biz koşacağız. Onların ertelediği demokratikleşmeyi biz gerçekleştireceğiz.

İlk günden şehit aileleri ve gazilerimizin gözünün içine bakamayacağımız bir şeyin İçinde olmayacağımızı söylemiştik Aynı kararlılıkla ifade ediyorum ki Herkes kendi vicdanıyla yaşar. Herkes vicdanının sesini bastırabildiği zaman uykuya dalar.

Esas olan şehit ailelerinin, gazilerin, teröre karşı sarsılmaz bir kararlılıkla mücadele eden başta Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere tüm güvenlik güçlerimizin ve terörden zarar gören vatandaşlarımızın olmak üzere tüm milletimizin yüzüne bakamayacak bir duruma düşmemektir. Kırmızı çizgilerimiz nettir.

Atatürk, Lozan Anlaşması, devletin birliği ve ülkenin bölünmez bütünlüğüyle Anayasa’nın güvence altına aldığı Cumhuriyetin temel nitelikleri. Bunlar tartışma veya pazarlık konusu yapılamaz. Buna asla izin vermeyiz.

Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya evet diyeceğiz. Bununla birlikte bunu bütün vatandaşlarımıza ilan ederim ki yeni partimizi millet kurmuştur. Partimizin adını millet koymuştur. Partiyi büyüten de güçlendiren de milletimizdir. Bu sebeple milletvekillerimiz de seçildikleri illerde halk ne diyorsa ona göre karar verecek, ona göre oy kullanacaktır. Bu ifadeyle Yeni Parti grubunu kararında serbest bırakıyor değil, aksine kendi il bölge temsil ettiği toplumsal kesimlerin hassasiyet, beklenti, endişe, umut ve heyecanını dikkate alarak onları milletin vekili olma sorumluluğuyla baş başa bırakıyorum.

Hiçbir Yeni Parti milletvekili üyesinin ve milletinin sesini duymadan davranmayacak. Yeni Parti’nin yeni nesil siyasetinin gereği budur. Biliyoruz ki biliyoruz ki barış, demokrasi ve adalet bu ülkenin ilacı olacak. Bu ilaç birimize değil hepimize şifa alacak. Kendimize güveneceğiz, insanımıza güveneceğiz, mücadelemize güveneceğiz ve ortak geleceğimizi hep birlikte kuracağız. Herkesin buna inanmasını ve güvenmesini arzu ediyorum.”

Ekrem İmamoğlu’ndan çerçeve yasa mesajı: “Özgür Özel’in kararının altına imzamı atarım”

İSTANBUL (Medyascope) – Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu çerçeve yasa sürecine ilişkin avukatları aracılığıyla Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabı üzerinden açıklama yaptı. İmamoğlu, Özgür Özel’in kararını desteklediğini belirtirken hükümetin süreç yönetimine yönelik eleştirilerini de dile getirdi. Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen kamuoyundaki adıyla çerçeve yasaya ilişkin avukatları aracılığıyla açıklama yaptı. İmamoğlu, Türkiye’nin […]

Ekrem İmamoğlu’ndan çerçeve yasa mesajı: “Özgür Özel’in kararının altına imzamı atarım” Medyascope

Yeni Parti’nin TBMM grup yönetimi belli oldu

Toplantıda Yeni Parti TBMM Başkanvekilliği’ne CHP’de bu görevi yürüten Ankara Milletvekili Tekin Bingöl seçildi. Grup Yönetim Kurulu Üyeliklerine; Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer, Ordu Milletvekili Seyit Torun ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat seçildi.

Meclis Başkanlık Divanı’nda görev alacak idare amiri, CHP Grubu’nun da idare amirliğini yapan Kocaeli Milletvekili Harun Özgür Yıldızlı oldu. Katip üye ise Antalya Milletvekili Aliye Coşar olarak belirlendi.

İlişkili Haber
thumbnail
Yeni Parti’den kapalı grup toplantısı… Özgür Özel: ‘Milletimizin ihtiyacıydı’
Haberi görüntüle

Ağbaba, grup yönetimine seçilmesine ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede, “Ben 2023 Kasım Kurultayı’ndan sonra hiçbir görev almamıştım. Daha önce de açıklamalarda bulundum, ‘Partimde hiçbir göreve talip değilim. Yeni ve genç arkadaşlarımızın görev alması lazım’ dedim. Ama bugün bir görevlendirmeyle Grup Yönetim Kurulu üyesi olduk. Yeni Partimiz için çalışmaya, Genel Başkanımız liderliğinde görev ne olursa olsun bir nefer gibi çalışmaya her zaman hazırız” ifadelerini kullandı.

CHP Sözcüsü Zeynel Emre de, Grup Yönetim Kurulu seçimlerine ilişkin olarak, “Kurucu olup PM’de yer almayan arkadaşlar değerlendirildi” ifadesini kullandı. (ANKA)

 

Özgür Özel’den ‘İmamoğlu’yla ayrılık’ sorusuna yanıt

Nefes yazarı Aytunç Erkin, CHP Grup Başkanı Özgür Özel’le yaptığı görüşmeyi köşesine taşıdı.

Özel’in İmamoğlu’nu bir süredir cezaevinde ziyaret etmediği yönündeki kulis bilgilerini Özel’e soran Erkin, Özel’in, “Geçen perşembe günü izin istedim ancak duruşması vardı olmadı. Cuma günü de benim programım vardı. İnşallah bu cuma gideceğim görüşmeye olmazsa pazar günü” dediğini aktardı.

Özel’e “İmamoğlu’yla aranızda bir ayrılık var mı?” sorusunu da yönelten Erkin, Özel’in, “Özgür Özel, Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu ayrılamaz. Bu üçlü Türkiye’nin kaderini değiştirecek. Ekrem İmamoğlu’nu bırakmam Mansur Yavaş olmadan da yol yürümem” dediğini ifade etti.

Özel, yeni parti için 20 Temmuz ve 24 Temmuz tarihlerinin konuşulmasıyla ilgili soruya da “Bunlar kritik tarihler. Adli yıl sonu ve iki dönem kurultay yapmama tarihi. Ama partiden gidiş ya da yeni kuruluş için değil” dedi.

Özgür Özel’in Diyarbakır çıkartmasının anlam ve önemi | Ruşen Çakır yorumladı

Ruşen Çakır, Özgür Özel’in Diyarbakır ziyareti ve Demirtaş selamının CHP-Kürt seçmen ilişkisine etkisini değerlendirdi.

Özgür Özel’in Diyarbakır çıkartmasının anlam ve önemi | Ruşen Çakır yorumladı Medyascope

💾

Ruşen Çakır, Özgür Özel’in Diyarbakır ziyaretini ve Demirtaş selamının CHP-Kürt seçmen ilişkisine etkisini değerlendirdi.

Vahap Coşkun ile söyleşi: Özgür Özel Diyarbakır’da umduğunu bulabildi mi?

Vahap Coşkun, Özgür Özel’in Diyarbakır ziyaretini, CHP’deki liderlik mücadelesi ve Kürt seçmenle ilişkiler açısından değerlendirdi.

Vahap Coşkun ile söyleşi: Özgür Özel Diyarbakır’da umduğunu bulabildi mi? Medyascope

💾

Vahap Coşkun, Özgür Özel’in Diyarbakır ziyaretini, CHP’deki liderlik mücadelesi ve Kürt seçmenle ilişkiler açısından değerlendirdi.

“Baba ocağı” diye diye… | Ruşen Çakır yorumladı

Ruşen Çakır, CHP’deki kriz, "baba ocağı" söylemi ve Özgür Özel-Kılıçdaroğlu hattındaki güç mücadelesini değerlendirdi.

“Baba ocağı” diye diye… | Ruşen Çakır yorumladı Medyascope

💾

Ruşen Çakır, CHP’deki kriz, "baba ocağı" söylemi ve Özgür Özel-Kılıçdaroğlu hattındaki güç mücadelesini değerlendirdi.

Özgür Özel kurultay için tarih verdi

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında TBMM’de konuşma yaptı.

Özgür Özel CHP Grup Toplantı Salonu’nda alkışlarla karşılandı.

Özgür Özel CHP Grup Toplantı Salonu’nda alkışlarla karşılandıhttps://t.co/xSafmeFb0o pic.twitter.com/oxnJW0cNbf

— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) June 9, 2026

Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Bu konuşmayı bir zafer olarak görmüyorum ancak bu kürsüde seçilmiş genel başkanının konuşma yapmasının sağlanması, Dikmen Kapı önündeki binlerin Türkiye’deki milyonların yüreklerindeki demokrasi, ülke ve parti sevgisindendir. Sizleri kutluyorum. Biz demokrasi fikrinin insanlarıyız, sandığa inanırız. Seçene ve seçilene saygılıyız.

Onun için bugün buradaki duruş çok anlamlıdır. Bir zafer değil, bir bütünün diğerleri kadar kıymetli bir parçasıdır. Teslim olmamaktır. Direnmektir. Bütün ülkenin geleceğini düşünenlerin birlikteliğinin zaferidir.

Manisa’ya cenaze töreni sığmadı. Kardeşimizi ancak Ferdi’ye nasip olabilecek bir törenle uğurladık. Orada olmak hepimize düşerdi. Orada olacaktık. ‘Herkes orada olur’ dedik. Bundan bir süre sonra olmayacak bir şey oldu. Gözlerime inanamadım. Bugün bizim orada olmamızı burada grup toplantısı yapmak için fırsat görüldü, bir açıklama yapıldı.

‘BEN BURADA LAZIMDIM’

Kim gelecek onlarla, partinin kapısına kim geldiyse onlar gelecekti. Son 4 kurultayın seçilmiş genel başkanı, yöneticileri olmayacak. Kimin geleceğini, nasıl planladıklarını gördük. Millet bir karar verir o karar burada tecelli edilir. Herkese danıştım, en son Ferdi’nin sesiyle kararı verdim. Hep Manisa’ya gitmem gerekir, burada da bir şey çıkar. ‘Sen orada lazımsın’ derdi. Ben bugün burada lazımdım, burada kaldım.

Bu kumpası çözmezsen, ‘CHP’nin iç işi’ dersin. Kim karışır CHP’nin kurultayına? YSK denetiminde bütün süreçler bitmiş. Dönüp son 4 kurultayı yok say. YSK’ye göre yok değil. Hiçbir yer göre yok değil ama AK Parti yargı kollarının görevlendirdiği bir mahkeme olmayacak bir karar alsın ve artık Türkiye’de hiçbir seçilmişin koltuğunun kesinleşemeyeceği bir sisteme döndürdüler işi.

‘Sandıkla geldik, sandıkla gidemeyiz.’ Bütün mesele bu, bunun üzerine oturuyor sistem. Bu işi kim yapar? Bu işi bu çocuk yapar. Vaktiyle bütün kararları kim aldıysa, talimatla yapan birisine yargı kollarını kurdurdular.

Bugün için neredeyiz? Defalarca buradan Murat Kurum’a söylediğim. Kurum tek tek biliyor bütün tapuyu. Tek kelime söyleyemiyor. Sonra çıkıp dedi ki, ‘Efendim Muhittin Böcek yakında konuşacak.’ Dedim ki bunu ispatlayamazsanız alçaksınız. İspatlayamadılar. 110 gün yoğun bakımda yatmış adamı, kendisi defalarca açıkladığı halde, ‘Adaylığım için bir kuruş para verdiysem şerefsizim’ deyip açıkladığı halde böyle birisine en son ne ifade verdirdiler biliyor musunuz?

En son gitti, kimse görmezken Ferdi Zeyrek’e verdim deyip ifade verdirdiler. Nasıl olsa ölmüştür inkar edemez diye böyle hesap yaptılar. Bu kadar kötüleşebilen birilerinden bahsediyorum. Ölmüş kardeşime iftira atan, ölmüş başka bir kardeşimizin namusuna dil uzatan birilerinden bahsediyorum. Partiyi bu duruma getirerek partiyi kurumsuzlaştıran, adaysızlaştıran bir çözüm paketinde içeriden dışarıdan her türlü işbirliği ile bu işi çözmeye kalktılar.

Özgür Özel:

“Öyle bir noktaya geldik ki ölmüş kardeşime iftira atan, ölmüş başka bir kardeşimizin namusuna dil uzatan… İçimizdeki inat mıdır nedir bilinmez oraya hamle yaparak, partiyi bu duruma getirerek, içeriden dışarıdan her türlü iş birliği ile ilerleyerek bu işleri… pic.twitter.com/r7rojYZdTW

— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) June 9, 2026

‘MESELE ERDOĞAN’I RAKİPSİZLEŞTİRME’

ABD bayrağına el basıp yemin eden birisinin televizyon kanalı. Ekrem İmamoğlu ile ilgili her türlü yalanı atan ama popüler olan cep telefonlarından, paralardan tutun da hiçbiri çıkmadı ya; TGRT, A Haber bu yalanları atarken iddianamede olacak derken şimdi ben yalan attım diyenler Ekrem başkanın evine desteğe koşanlar, önseçimde oy verirken poz verenler Ekrem başkana ‘Hırsız’ demeye başladılar. Mesele Erdoğan’ı rakipsizleştirme meselesinden başka bir mesele değil. Orada tutuklu insanlar bedenlerini sandıkla iktidarın değiştirilmesi için ortaya koyuyor.

Kapıda da söyledim, size de söylüyorum. Siz bugün Türkiye’yi kuruluş ayarlarına karşı kopmayan halkasınınız. O yüzden hem Ferdi’nin ölüm yıldönümünde bize bunları yapanlara hem de genel merkezde o kara günü yaşatanlara hem de bugün bu Meclis’in altında cürret edilen meseleye kim eğer alet olup el veriyorsa şu kadarcık hakkımı helal etmiyorum.

Özgür Özel:

“Mesele, CHP’yi kurumsal kimliğiyle, lideriyle, bütün güçlü kaslarıyla birlikte ortadan kaldırmaya çalışan, Erdoğan’ı rakipsizleştirme meselesinden başka bir mesele değil”https://t.co/xSafmeFb0o pic.twitter.com/jLgazMrefP

— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) June 9, 2026

‘O BİNADA KİMLER VAR BİLİYOR MUSUNUZ?’

Partiye geçmize saygımızdan ağzımızı açmıyor, susuyorum. Ama bu partiye yaşatılanları gördükçe ne diyeceğimi şaşırıyorum. O binada kimler var biliyor musunuz? Saymadığım isim üstüne alınmasın.

O gün partinin üyesi olmayan milletvekillerimiz bile, CHP ile ilgili olmayan seçmenlerimiz bile herkes gözümde bambaşka bir yerdedir. O binada bugün Kemal Bey’e Çubuk’ta organize bir linç yaşatılırken ölümü göze alarak onunla birlikte, onu koruyarak yanında duran mesele Murat Emir orada yok ama 1980 öncesi 7 TİP’li genci öldüren Haluk Kırcı’nın ekibi selam veriyor 12. kattan, Genel Başkan katından.

Kemal Bey saldırıya uğradığında kirpinin içinde onunla birlikte suikasta uğrayan Seyit Torun yok orada. Çünkü Kemal Bey’e orada ateşler açılırken Kemal Bey’in üstüne kapanan Seyit Torun’u iki kolundan tutup da attılar binanın dışarısına.

Belediye başkanlarımız yok o salonda ama ‘Bir sonraki operasyon şu CHP’li belediyeye’ deyip haysiyet suikastı yapanlar o binada geziyorlar. Aykut Erdoğdu yok o binada ama İBB borsasında olan avukat, Yunanistan’a kaçarken yakalattığım avukat o binada ‘Arınma başladı’ diye paylaşıyor.”

‘CHP’DE GÖREV YAPMIŞ KİMSEYE YAKIŞTIRMAM’

Her şeyi yapın ama bu FETÖ’den kalma dille, önüne geleni hain ilan eden dille; demokrasiyi tehdit gördüğü için her direnişe ‘ayaklanma’ her mitinge ‘Türkiye’yi karıştırmak’ diye bakan sığ anlayışının terminolojisini CHP’de görev yapmış kimseye yakıştırmam.

Asla ve asla CHP’ye paralel yapı, FETÖ ya da namuslu arkadaşlarımıza hırsız gibi iftiralara teslim olursak biz CHP olmayız. Elbette hukuka güveneceğiz ama onun için önce bu yargıdaki çeteyi dağıtacağız.

 

’26 TEMMUZ GEÇİRİLMEMELİ’

Tarihi bir eşikteyiz. Bu eşik dönülemez bir hale gelmiştir. Umut ediyorum butlan kararından, partiye yapılan saldırıdan sonra bir aklı selim hakim olur ve bu kritik eşik geri dönülmez şekilde aşılmaz. 2 milyon üyemiz var, 2 bin tane kurultay istemeyen seçilmiş yönetsin demeyini bulamazsınız.

O bin tane de bayramlaşma yapalım, getirelim grup yapalım; o bin tane gezdirilmişle ne kurultay ne bayramlaşma ne grup toplantısı yapabilirsiniz. O yüzden herkesin nasıl bir eşikte olduğumuzu görmesi lazım. Bütün muhalefet partileri derhal kurultay yapılsın diyor. Kendilerinin de talim olduğu bu sistem ortadan kalkarsa demokrasi ortadan kalkacağı için bunu söylüyorlar.

Bunun için diyalog olsa hiç uzakta durmadım. Efendim ‘tedbir var kurultay yapılmaz.’ Türkiye’nin tüm hukukçular aynı metinde birleşiyorlar. Kamu, seçim hukukçuları ‘Kurultayın yapılması değil yapılmaması sorun’ diyor. Başka bir görev yoktur, görev budur.

‘Kurultay yapacağız’ söylemlerini duyduk. Madem ki buna ikna oldunuz, o kurultayı yapmalısınız. ‘Efendim birkaç ay sonraya söyleyelim, bir yıla yayalım. AK Parti bizi nerede sıkıştırırsa o seçimi o zaman yapalım’. Burada yapılacak iş 26 Temmuz’u geçirmeden kurultay yapılmalıdır. Seçime girilmesi tehlikeye girmektedir. Bu memlekette tüm umudu önümüzdeki seçim olan on milyonlarca kişinin hayallerini yerle bir etmekle kalmaz, onlara kabusu yaşatırsınız. Onları sandıktan koparırsınız, geri dönülemez bir şekilde kaybettirirsiniz.

Özgür Özel:

“Tarihi bir eşikteyiz. Bu eşik artık geri döndürülemez bir noktaya gelmiştir. Ümit ediyorum, butlan kararından, partiye yapılan saldırıdan sonra bir aklı selim hakim olur ve bu kritik eşik geri dönülmez bir şekilde aşılmaz”https://t.co/xSafmeFb0o pic.twitter.com/3YnoVIbzp9

— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) June 9, 2026

‘ACI ÇEKECEĞİZ AMA VAZGEÇMEYECEĞİZ’

Herkes bilsin ki milletin yürüyüşüne kimse set çekemez. Önümüzde duran bu milletin ayaklarının altında kalır. Ne yapılırsa yapılsın bu millet önünde kimseyi istemez. Devletini sever, vergisini verir ama devleti milletin karşısına koyarsanız millet o devleti önce yener sonra yeniden demokratik devletini inşa eder.

Onun için milletin verdiği karara kimse mani olmaya kalkışmasın. Birilerinin milletle girdiği savaşın kimse maşası olmasın. Çalışacağız, acı çektik çekeceğiz ama yürüyüşümüzden asla vazgeçmeyeceğiz. Beni Ferdi’den, Manisa’dan koparamadılar çünkü arkamda dağ gibi siz vardınız, hepinizi seviyorum. Hep beraber başaracağız, size inanıyor size güveniyorum. Yürüyelim arkadaşlar.”

CHP grup toplantısını kim yapacak? 

CHP grup toplantısını kimin yapacağı merak konusu. Özel de Kılıçdaroğlu da konuşacaklarını söylüyor. Yönetmelik ne diyor, kürsü kimin hakkı?

CHP grup toplantısını kim yapacak?  Medyascope

Lütfü Savaş’tan mutlak butlan için yeni hamle

Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki (CHP) “mutlak butlan” krizi sürüyor.

SIRADAKİ HAMLE BELLİ OLDU

Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre, dava sürecinde aralarında eski Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın da yer aldığı ve delegelerden oluşan 7 kişilik davacı ekibin yeni bir adım atacağı iddia edildi.

TEMYİZ BAŞVURUSU

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında mutlak butlan kararı çıkmasında etkili isimlerden Lütfü Savaş ve beraberindeki 7 kişinin İstinaf’ta bekleyen dosyaya tekrar temyiz başvurusunda bulunacağı öğrenildi.

Davacıların bu hafta İstinaf Mahkemesinde bekleyen dosyaya tekrar temyiz başvurusunda bulunacağı belirtiliyor. Hukukçular, dosyanın Yargıtay’a gitmesinin adli tatil sonrasına kalmasına neden olabileceğini belirtti.

UZATMANIN YOLUNU BULDULAR

Davanın kısa sürede neticelenmesi önündeki en büyük engel, hukuki prosedürdeki tarafların çokluğu ve itiraz süreleri olarak öne çıkıyor. İstinaf Mahkemesi’nde ‘itiraz ve başvuru süreleri’ tamamlanmadığı için dosya henüz Yargıtay’a gönderilemiyor.

Dört farklı tarafın yer aldığı dosyada; Lütfü Savaş ve 5 delege davacı, CHP kurumsal olarak davalı, süreçten etkilenen 45 kişi fer’i müdahil, Özgür Özel ve yönetimi ise görevden uzaklaştırma kararı verilen taraflar olarak bulunuyor.

Mütalaa (23): Özgür Özel’e uzanan “kılıç”

Mütalaa'da Ekrem İmamoğlu'nun duruşmaya götürülmemesi, Muhittin Böcek soruşturması ve Özgür Özel'e uzanan dosyalar ele alındı.

Mütalaa (23): Özgür Özel’e uzanan “kılıç” Medyascope

💾

Mütalaa'da Ekrem İmamoğlu'nun duruşmaya götürülmemesi, Muhittin Böcek soruşturması ve Özgür Özel'e uzanan dosyalar ele alındı.

Önder Özden yazdı: Ve Erdoğan Kılıçdaroğlu’na yenildi 

Önder Özden, mutlak butlan kararının ardından Erdoğan'ın kendi eliyle Kemal Kılıçdaroğlu'na yenildiğini neden-sonuçlarıyla birlikte anlattı.

Önder Özden yazdı: Ve Erdoğan Kılıçdaroğlu’na yenildi  Medyascope

CHP’de iki ayrı bayramlaşma: Kılıçdaroğlu ve Özel, Ankara’da yurttaşlarla buluşacak

CHP, yarın Ankara’da iki ayrı bayramlaşma programına hazırlanıyor. İstinafın kararıyla tedbiren CHP Genel Başkanlığı’na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, yarın ilk kez CHP Genel Merkezi’ne gelerek vatandaşlarla bayramlaşacak. Saat 14.00’teki program için birçok ilden sosyal medya kanalıyla “Ankara’ya ücretsiz ulaşım” çağrıları paylaşıldı. Kılıçdaroğlu’nun halk buluşması şeklinde gerçekleşecek bayramlaşma programına ilişkin afişlerin basım görüntüleri sosyal medyada yayılırken Kılıçdaroğlu’nun “Gül ki Güller Açsın” şarkısıyla karşılanacağı ifade ediliyor. Karşılama için şarkı seçiminin Özel’in “Bırak saraylara mermer olmayı, toprak ol bağrında güller yetişsin” şiirinden yaptığı alıntıya yanıt olarak seçildiği belirtiliyor.

Edinilen bilgiye göre, Kılıçdaroğlu Genel Merkez bahçesinde vatandaşlara hitap edecek. Kılıçdaroğlu’nun hitabı için bahçeye bir sahne kurulumu veya otobüs yerleştirilmeyecek, konuşma CHP yazısının yer aldığı merdivenler üstünden yapılacak. Genel Merkez’de, yarınki bayramlaşma programı için hazırlıklar devam ediyor.

ÖZEL DE AYNI SAATTE GÜVENPARK’TA OLACAK

Aynı saatte bir diğer bayramlaşma programı ise CHP Grup Başkanı Özgür Özel tarafından gerçekleştirilecek. Güvenpark’taki CHP Ankara İl Başkanlığı önünde yapılacak olan buluşmada, Özel, otobüs üstünden vatandaşlara hitap edecek. İl Başkanlığı tarafından vatandaşlara yapılan çağrıda, “Bayramın dayanışma ruhunu büyütmek, birlik ve mücadelemizi güçlendirmek için tüm halkımızı bekliyoruz” ifadeleri yer aldı. (ANKA)

Konuşmazsak Olmaz (26) Ruşen Çakır & Kemal Can: CHP mutlak butlana karşı ne yapmalı?

Ruşen Çakır ve Kemal Can, CHP’ye yönelik mutlak butlan kararının siyasi sonuçlarını ve muhalefetin geleceğini değerlendirdi.

Konuşmazsak Olmaz (26) Ruşen Çakır & Kemal Can: CHP mutlak butlana karşı ne yapmalı? Medyascope

💾

Ruşen Çakır ve Kemal Can, CHP’ye yönelik mutlak butlan kararının siyasi sonuçlarını ve muhalefetin geleceğini değerlendirdi.

Kapalı grup toplantısında seçim: Özgür Özel, CHP’nin Grup Başkanı oldu

Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) “mutlak butlan” kararının ardından bir CHP üyesinin YSK’ye yerel seçimin iptali için yaptığı başvuru reddedildi.

YSK, 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimleri’nin iptal edilmesi talebiyle başvuru yapıldığı öğrenilmişti.

Alınan bilgiye göre bir CHP üyesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi’nin, CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultayı’nın mutlak butlan nedeniyle malul olduğunun tespiti ile yapıldığı tarihten itibaren iptaline ilişkin kararının ardından YSK’ye başvuru yaptı.

Başvuruda, 4-5 Kasım 2023’teki kurultayın ardından 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimleri’nin iptal edilmesinin talep edildiği belirtildi.

YSK’nin, bugün yapılacak gündem toplantısında bu başvuruyu da ele alması bekleniyordu. YSK’den ret kararı geldi.

Müsavat Dervişoğlu’ndan ‘mutlak butlan’ tepkisi: İlan ediyorum ki İYİ Parti taraftır

CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’na ilişkin mahkemenin mutlak butlan kararının ardından, İYİ Parti Başkanlık Divanı ve Meclis Grubu, Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu başkanlığında, İYİ Parti ek binasında olağanüstü toplandı.

Saat 10.00’da başlayan toplantı, yaklaşık 5 saat sürdü. Görüşmenin ardından Dervişoğlu, parti kurmaylarıyla genel merkez binasına gelerek açıklamada bulundu.

Parti genel merkezindeki konferans salonunda, parti kurmayları ve Ankara teşkilatının da katılımıyla basın açıklaması yapan Dervişoğlu, şunları kaydetti:

“200 yıla yaklaşan demokrasi geleneğimizin ve 103 yıllık Cumhuriyet tarihimizin kırılma noktalarından birindeyiz. 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan Cumhuriyet Halk Partisi 38’inci Olağan Kurultayı’na ilişkin, kurultaydan 2 yıl sonra başlatılan hukuki sürecin sonunda bir karar açıklandı. Bu karar, yalnızca bir siyasi partiyi değil, Türkiye’nin 75 yıllık çok partili siyasal düzenini, seçme ve seçilme hakkını, demokrasimizi, hukuku, ülkenin bugününü ve istikbalini hedef almıştır.

‘HUKUKSUZLUĞUN SEBEBİ CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİDİR’

Demokrasinin temelinde millet egemenliği, eşitlik ve adalet vardır. Tam ve kamil demokrasilerde siyasi partiler milletin iradesiyle kurulur ve milletin iradesiyle yoluna devam eder. Bu yolda ödülü de gerektiğinde cezayı da milletimizden başkası veremez. İktidar ya da muhalefet fark etmez, tüm siyasi partiler bu ülkenin ortak siyasal mirasının parçalarıdır. Ancak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle sürüklendiğimiz tek adam rejiminde, baskıların, yoksulluğun, yolsuzluğun ve bugün karşı karşıya kaldığımız hukuksuzluğun sebebi de bu sistemdir.

Sürekli millet iradesinden dem vuran Cumhur İttifakı’nın, iktidarını sürdürebilmek için tenezzül ettiği bu ve benzeri yöntemler, hukuk sistemimiz ve adalet kalemizin burçlarında gedik açmıştır. Bu mesele, bir siyasi partinin kurultayı ile ilgili olmaktan öte, seçim sistemimiz ve Anayasamız açısından da ağır sonuçları olabilecek bir meseledir.

‘MUTLAK BUTLAN KARARININ, BİZZAT KENDİSİ MUTLAK BUTLANDIR’

İşte bu tarihi noktada, ben Müsavat Dervişoğlu olarak huzurunuzda bir kez daha ifade ve ilan ediyorum ki, İYİ Parti taraftır. İYİ Parti bu tek adam rejimine karşı, parlamenter demokrasiden, hukukun üstünlüğünden, adil bir devlet, adil bir yargı ve adil bir yönetimden taraftır. İYİ Parti, Türkiye’yi üniter yapısına dağıtarak, istibdat rejimine sürüklemek isteyenlere karşı Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet devletinden taraftır.

Çok partili Türk demokrasisine bir darbe, Türk milletinin bugününe ve istikbaline bir pusu ve Cumhuriyet’in yüksek mirasına melun bir saldırı olarak gördüğümüz mutlak butlan kararının, bizzat kendisi mutlak butlandır.

Unutulmasın ki; Anayasamıza göre, bu konulardaki tek ve son yetki sahibi olan Yüksek Seçim Kurulu kararını hiçe sayarak, aslında Anayasamızı çiğneyen bu yaklaşım, iktidar partisi de dahil tüm siyasi partiler için bir tehdittir. Yargı vesayeti anlamına gelebilecek böylesi bir adım, Anayasamızdan başlayarak ilgili yasalarımızı hiçe sayan, millet iradesine karşı yapılmış anti demokratik bir kalkışmadır. Cumhuriyet tarihi, millet iradesinin önüne engeller çıkarmaya çalışanların akıbetlerine dair örneklerle doludur. Türk milleti, anayasal haklara ve sarsılmaz iradesine ipotek koymaya kalkan, üniformalı ya da sivil her girişimi, nihayetinde sandıkta cezalandırmış ve kutsal hakkını muhafaza edebilmeyi bilmiştir.

‘İSTİKRAR’ VURGUSU

Her fırsatta istikrardan söz eden iktidar, bu hukuksuzluğun, ülkemizde tam bir istikrarsızlığa sebep olacağını görmüyor olamaz. İstikrar, vatandaşın yarınından emin olmasıdır. Tüccarın döviz kurundan, öğrencinin geleceğinden, kadının hayatından, güvenliğinden, memurun ayın sonunu getirebilmesinden, çiftçinin, emeklinin hakkını alabilmesinden emin olmasıdır. İstikrar, dedemizden aldığımızı torunumuza miras bırakabilmektir. Şimdi soruyorum. Tarihimizi unutturan, yarınımıza ortakçılar çıkaran, teröristi siyasetçi, siyasetçiyi terörist yapan, gencecik çocukları kodese tıkıp, suç makinesine dönmüş canileri aramıza salan bu iktidar neyin istikrarını vadedebilir?

Yargının siyasallaştığı, her sabaha ülkenin operasyonlarla uyandığı, ekonomi programının iktidarın siyasi ajandasına göre şekil almak zorunda kaldığı bir ülkede istikrar olabilir mi? Bu gerçeklerden hareketle, buradan ilan ediyor ve hatırlatıyorum ki, milletimiz müsterih olsun. 150 yıllık demokrasi geleneğimiz bu krizi aşacaktır. İYİ Parti, milletimizden ve asla taviz verilmeyecek olan millet egemenliğinden yanadır. Bu ve benzeri girişimleri önleyecek kararlılığımız ve gücümüz vardır. Telaşa kapılmadan ama gerçeği de görerek, demokrasimizin, hukukun, adaletin yanında saf tutmaya, milletimizin ali menfaatleri uğurunda mücadele etmeye kararlıyız.”

‘ELBETTE Kİ CHP GENEL BAŞKANI’NI ZİYARET EDECEĞİM’

Bir gazetecinin, “Dün akşam CHP Genel Merkezi’ne bazı partiler gitti. Siz neden gitmediniz, gitmeyi düşünüyor musunuz” sorusuna Dervişoğlu, şu yanıtı verdi:

“Karara ilk tepki gösteren siyasi parti genel başkanıyım. Müsaade edin ki kendi programımı kendim tanzim edeyim. Çünkü bu tür programlar randevu gerektiriyor. Sayın Özgür Özel’in ne denli yoğun olduğunu, bir toplantıdan diğer toplantıya girip çıktığını hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla elbette ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı’nı ziyaret edeceğim. Ama bu, karşılıklı olarak bir takvim ve saat belirlemekle mümkün olabilecek bir şey. İYİ Parti bu meseleye, ‘Ben bundan ne elde ederim?’ penceresinden bakmıyor; Türkiye’yi nasıl kurtarırım, o noktai nazardan değerlendiriyor. Dolayısıyla siyasi geleneklerimizin içinde selden kütük kapmak yoktur.”

Diğer yandan Dervişoğlu’nun bugün saat 17.30’da CHP Genel Merkezi’nde Özgür Özel’i ziyaret edeceği bildirildi.

Kılıçdaroğlu’na ‘mutlak butlan’ tebliği yapıldı: İcra heyeti CHP Genel Merkezi’ne gidiyor

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin CHP’nin 38. Olağan Seçimli Kurultayı’nı “mutlak butlan” gerekçesiyle iptal etmesi sonrası, Özgür Özel ve mevcut parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırıldığı, Kemal Kılıçdaroğlu ve önceki yönetiminin ise görevi devraldığı bildirildi.

MAHKEME, CHP’NİN İTİRAZINI REDDETTİ

CHP, istinaftan çıkan mutlak butlan kararının ardından parti lideri Özel ve yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılması hakkında mahkemeye itiraz dilekçesi sunmuştu.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP Kurultayı’na yönelik verdiği tedbir kararına CHP Genel Merkezi tarafından yapılan itirazı reddetti.

KILIÇDAROĞLU’NA ‘MUTLAK BUTLAN’ TEBLİĞİ YAPILDI

İstinaf Mahkemesi’nin CHP kurultayına ilişkin verdiği “mutlak butlan” kararının ardından, kararın tebliği için görevlendirilen icra memurları Kemal Kılıçdaroğlu’na resmi bildirimi yaptı.

Tebliğ sırasında kurultayın iptali için dava açan Lütfü Savaş’ın avukatı Onur Üregen de bulundu.

Onur Yusuf Üregen şu açıklamayı yaptı:

“Karar ne kadar haklı olduğumuzu gösterdi. Bundan sonra partinin iç işleyişine yönelik. Kemal Kılıçdaroğlu’na hayırlı olmasını diliyorum. Görev tebliğ edildi. Partimizin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’dur.”

GENEL MERKEZ’E GİDECEK

Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Atakan Sönmez ise şunları söyledi:

“Kılıçdaroğlu Genel Merkez’e gidecek. Bugünkü yapılan prosedür. Görevi başlamıştır. Bundan sonra Türkiye’nin sorunlarına dair temiz siyaset başta olmak üzere ilgilenecektir. Toplumun sorunlarına çözüm üretmek için çalışacak. Sayın Genel Başkan bütün arkadaşlarıyla istişare ediyor. Gerginliğin tarafı değildir. Olmayacaktır. Şu anda planlanmış bir görüşme yok. CHP’yle ilgili kesin bilgileri ve kararları basına bilgi geçilecektir. Bir tane CHP var. CHP’nin şu an genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’dur.”

KILIÇDAROĞLU ‘GÖREVLENDİRME’ YAPIYOR

Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Parti Meclisi ve YDK üyelerini tek tek arayıp görevlendirme yaptığı belirtiliyor.

İCRA HEYETİ CHP’NİN KAPISINA GELİYOR

İcra Müdürlüğü heyetinin, İstinaf kararını tebliğ etmek üzere CHP Genel Merkezi’ne gelmesi bekleniyor.

Cumhuriyet Halk Partisi Seçim ve Parti Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, “İcra heyeti CHP Genel Merkezi’ne giremez” dedi.

Bahçeli’den ‘mutlak butlan’ yorumu: ‘Kılıçdaroğlu, Özgür Özel’le görüşmeli, feragat etmeli’

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli canlı yayına gönderdiği açıklamada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği mutlak butlan kararına dair CNN Türk’e açıklamada bulundu.

Bahçeli’nin mesajında şu ifadeler yer aldı:

“21 Mayıs 2026 bugün Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan 38. Olağan Kurultayı hakkında mutlak butlan kararı vermiştir. Bu karar, söz konusu kurultayın baştan itibaren hukuken geçersiz sayılması anlamına gelmektedir. Mahkeme ayrıca bu kurultay sonrasında yapılan olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu süreçte alınan kararların da hükümsüz olduğuna hükmetmiştir. Karar kapsamında Özgür Özel, Merkez Yönetim Kurulu, Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar verilmiştir.

Mahkeme, kurultay öncesindeki yönetimin yani Kemal Kılıçdaroğlu ve o dönemki parti organlarının karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevi üstlenmesine hükmetmiştir. Kararın YSK’ya, ilgili seçim kurullarına ve Ankara Valiliğine gönderilmesine karar verilmiştir. Kararın en önemli sonucu, CHP’de hukuki ve fiili yönetim yetkisi konusunda ciddi bir belirsizlik yaratmasıdır. Karar taraflara tebliğ edildikten sonra iki hafta içinde Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılabilecektir; nitekim gerekli itirazın yapıldığı açıklanmıştır.

‘KILIÇDAROĞLU VE EKİBİ KARAR KESİNLEŞİNCEYE KADAR GÖREVE İADE EDİLMİŞTİR’

Kamuoyunun bildiği üzere 4-5 Kasım 2023 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı gerçekleşmiş, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’yla Sayın Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisi’nde genel başkanlık için demokratik bir yarışa girmişlerdir. Sayın Özgür Özel’in genel başkan olarak seçildiği kurultay, usulsüzlük iddialarıyla ve iptal sebebiyle bazı CHP delegeleri tarafından mahkemeye taşınmıştır. 21 Mayıs 2026 tarihinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, söz konusu kurultaya dair usulsüzlük iddialarının sübut bulduğu gerekçesiyle mutlak butlan kararına hükmetmiş; karar kesinleşinceye kadar Özgür Özel ve yönetimi tedbiren görevinden uzaklaştırılmış, eski genel başkan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi karar kesinleşinceye kadar göreve iade edilmiştir.”

“Bize göre meseleyi soğukkanlılıkla, hukuka uygun hareket etmekle, sorumluluk bilinciyle değerlendirmek; CHP’nin tarihi ve kurumsal kimliğini geleceğe taşımak iradesiyle hareket etmek en sağlıklı yol olacaktır” sözlerini kullanan Bahçeli, “Kongrenin yok sayılması talebiyle açılan dava 21 Mayıs günü neticelenmiş, söz konusu büyük kongre iddia olunan usulsüzlüklerin sübut bulduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir. Sayın Kılıçdaroğlu’nun haksızlığa uğradığı kabul edilmiş, mahkeme kararıyla tescil edilmiştir. Bu noktada ‘yargı kararını tanımıyoruz’ gibi çıkışlar boşunadır ve gereksizdir. Direnmek yerine Türk siyasi hayatının asırlık çınarı olan CHP’nin kurumsal kimliğini korumak herkes için esas olmalıdır” dedi.

‘ORTAK FORMÜL OLUŞTURMAK AMACIYLA FERAGAT ETTİĞİNİ BELİRTMELİ’

Bahçeli “Bunun için öncelikle tarafların sağduyu ile CHP ortak faydasında buluşmak, parçalanmamak, ufalanmamak ve savrulmamak iradesiyle hareket etmesi gerekmektedir. Etrafımızın ateş çemberi olduğu bir ahvalde, aynı zamanda da terörsüz Türkiye iradesinin vücut bulduğu iklimde toplumsal hareketliliğe CHP üzerinden yönelme girişimlerine fırsat vermemek elzemdir. Bu çerçevede CHP’de ortak akıl egemen hale gelmelidir. Sayın Kılıçdaroğlu, kendisine yapılan haksızlığın kabul edildiğine, bununla birlikte 13 yıl genel başkan olarak görev yaptığı bu köklü kurumu incitmemek, yaralamamak ve bir kaosa sebebiyet vermemek üzere tarihi bir sorumluluk üstlenmelidir. Hukukun da cevaz verdiği çerçevede Sayın Özgür Özel’le görüşerek CHP’nin geleceğine ilişkin bir ortak formül oluşturmak amacıyla feragat ettiğini belirtmelidir” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’ndan mutlak butlan kararı sonrası ilk hamle: Üç avukatı azletti

CHP’nin 38’inci Olağan Kurultay iptal kararının ardından mahkeme tarafından atanan yeni yönetiminin ilk icraati aziller oldu.

ANKA’nın edindiği bilgiye göre, istinafın tedbir kararıyla CHP yönetimine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi avukatları Çağlar Çağlayan, Mehmet Can Keysan ve Hazar Kardaş’ı azletti.

‘GÖRÜNEN NİYETLERİ KALMAK’

Kendisi hakkındaki azil kararını değerlendiren Çağlayan, kararın mahkeme tarafından atanan yeni yönetimin ilk işi olduğunu belirterek kararın kendilerine 08.30’da ulaştığını belirtti.

Çağlayan şunları kaydetti:

“Zaten öyle diyorlardı bir süredir. ‘Karar çıkar çıkmaz yapacağımız ilk iş seni göndermek olacak diyorlardı’, öyle de yaptılar. Sabah 08.30’da erkenden, ilk yaptıkları şey üç parti avukatını görevden almak oldu. Bundan sonra yeni bir vekaletle davaya ilişkin başka bir işlem yaparlar mı, göreceğiz. Mahkeme tarafından atanıp görevi aldıktan sonra, böyle bir yetkisi olduğunu düşünüyor belli ki. Bizim ilişik koparma anlamında, avukat olarak ilişiğimizi kesmiş durumda azilnameyle. Ama bizim açımızdan bir disiplin süreci yürütür mü, onu nasıl yapar? Sonuçta orada heyetleri de atadı mahkeme kendine göre. YDK da kurdu. Kendince onlarla bir işlem yapmaya kalkar mı, onu göreceğiz. Biraz bunlar zaman içinde anlayacağımız şeyler. Kendilerini nereye koyuyorlar? Görünen niyetleri kalmak ve devam etmek. Kongreye gitmemek gibi görünüyor. Umarım bu yanlıştan dönerler.”

Mütalaa (19): Hedef Özgür Özel

Fırat Fıstık ve Furkan Karabay, etkin pişmanlık ifadelerinin Özgür Özel’e uzanan yeni bir sürecin işareti olduğunu savundu.

Mütalaa (19): Hedef Özgür Özel Medyascope

💾

Fırat Fıstık ve Furkan Karabay, etkin pişmanlık ifadelerinin Özgür Özel’e uzanan yeni bir sürecin işareti olduğunu savundu.

Erdoğan için bir yıl ayakta karşılama, sonraki yıl boykot | Özgür Özel: “Adımın Özgür olduğu kadar her iki karardan da eminim”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bolu’daki milletvekili kampında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan’la aynı karede yer almaları ve Meclis açılışını boykot etmeleriyle ilgili tartışmalara değinen Özel, “Adımın Özgür olduğu kadar her iki karardan da eminim” dedi.

Erdoğan için bir yıl ayakta karşılama, sonraki yıl boykot | Özgür Özel: “Adımın Özgür olduğu kadar her iki karardan da eminim” Medyascope

Özgür Özel’den ‘Mansur Yavaş’ açıklaması: ‘Kimsenin yedeği değil’

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dün partisinin Bolu’da yapılan milletvekili kampını takip eden basın mensuplarıyla bir araya gelerek soruları yanıtladı. Özel’e; Grup Başkanvekilleri Ali Mahir Başarır ve Murat Emir ile Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut eşlik etti.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 1 Ekim’de TBMM’nin yasama yılı açılışına partisinin katılmama kararına ilişkin olarak, “Cumhurbaşkanı’nın Meclis’e gelip yürütmenin başı olarak yargıya verdiği talimatla yasama organının ana muhalefet partisine operasyon yaptığı bir siyasi süreçte, orada onu dinlememiz düşünülemezdi. Gelecek sene 1 Ekim’de aynı durum olursa aynı tutumumuz olur. Ama resmi törenleri boykot etme gibi bir yaklaşımımız bizim olmaz. 10 Kasım’a, 29 Ekim’e Anıtkabir’e gideriz. Ama Erdoğan’ın birinci aktör olduğu ve söz söylediği, konuştuğu yerde oturup da onu dinleyecek bir siyasi atmosfer yok şu anda Türkiye’de” dedi.

İBB Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na siyasi yasak gelmesi durumunda ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın adaylığına ilişkin olarak ise Özel, “Mansur Bey kimsenin yedeği değil, benim gözümde de öyle değil. Mansur Bey’in kendi gönlünde de öyle değil. Ama Mansur Bey bu milletin gönlünde yeri olan çok önemli bir siyasetçi. İhmal edilemeyecek, yok sayılamayacak bir figürdür. Bunu böyle görmek lazım. Zaman ne getirecek, Mansur Bey ne düşünecek, toplum ne düşünecek, nasıl bir noktaya geleceğiz? O gün gelmediği için, bugün o gün değil. Bunları konuşmak o açıdan yersiz ama Mansur Bey ile aramızda bu konuda en ufak bir çelişki yok” dedi.

Özel, “Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik olarak yürütülen konser soruşturması kapsamında düzenlenen operasyonun devamının geleceğini düşünüyor musunuz? Özellikle ABB Başkanı Mansur Yavaş’a yönelik bir operasyon bekliyor musunuz” sorusuna karşılık şöyle konuştu:

“Bunu konuşan, tartışan Melih Gökçek ve oğlu. Ben de Ankara Adliyesi’ne seslendim zaten. Dedim ki bunlar bu kararları nereden biliyorlar? Bu operasyonu nereden biliyorlar? Şimdi de bir şey yapacak, olacak diyorlar. O zaman nerede soruşturmanın gizliliği? Ya dezenformasyon, o zaman niye böyle şeyler yapıldığında gerçek olmayan bilgiyi alenen yayma suçu sadece muhalefet partileri için mi var? İktidar partisinin önceki büyükşehir belediye başkanı ve şimdiki bir milletvekili, baba-oğul ilişkisi içinde dezenformasyon yapıyorsa buna niye, kimse hamle yapmıyor? Ben bu soruma cevap bekliyorum. Onun dışında ne düşünüyorum, böyle şeylerin Ankara Adliyesi’nde yaşanmıyor olduğunu ümit etmek istiyorum ama bir cevap bekliyoruz.”

Özgür Özel, “Soruşturma dosyayında MASAK listesinde adı geçenlerden biri, Osman Gökçek’e gidip dilekçe vermişti. Savcılığa değil de Osman Gökçek’e gidiyor olması hakkında ne söylersiniz” sorusuna karşılık şu yanıtı verdi:

“Soruşturma dosyasında ki herkesin MASAK raporu tertemiz, bir kişinin pis. O kişi de soruşturma dosyasında yok. MASAK raporuna bakıyorlar ve soruşturmada olmayan Melih Gökçek artığı bir pisliği, Osman Gökçek’e güya gidiyor ve soruşturma dosyasına dahil ediyorlar. Ve bu kişinin itirafçılığıyla tutuklamalar yapıyorlar ve yargılama yapıyorlar. Yani hani balık baştan kokmuş denir ya, tuzla balık yer değiştirirmiş durumda. Olacak iş değil. Dosyada olmayan bir suçluyu bulup, dosyaya sokup, itirafçı yapıp, onu salıp geri kalanına işlem yapıyorlar. Orada dosyada bir suçlu var, MASAK raporu kirli bir kişi var. O da Melih Gökçek artığı birisi. Kendi pisliği eliyle Mansur Yavaş’a kara çalmaya çalışan bir kumpas kurmuş durumdalar orada yani. Dosyanın o detaylarına hep hakimim, takip ediyorum.”

CHP’den ihraç edilen Gürsel Tekin’den açıklama

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nde seçilen İl Başkanı Özgür Çelik ve yönetimin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına, İl Başkanlığı’na geçici yönetim kurulu atanmasına karar verdi.

İlişkili Haber
thumbnail
CHP İstanbul İl Kongresi iptal edildi! Özgür Çelik’in yerine Gürsel Tekin atandı
Haberi görüntüle

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV canlı yayınında “Gürsel Tekin’den bağımsız teknik bir şey söylüyorum. Kayyumun, partinin üyesi olması gerekiyor kanuna göre. Kendisini tedbirli şekilde, yani karar alındığı an parti üyeliği sona eriyor, Yüksek Disiplin Kurulu’na verdik ve partiden ihraç ettik. Bu Gürsel Tekin olsa olur, bir başka isim olsa olur” dedi.

TEKİN’DEN AÇIKLAMA

Mahkeme kararıyla CHP İstanbul İl Başkanı olarak görevlendirilen Tekin, görevi kabul edeceğini beyan etmesinin ardından CHP tarafından ihracına karar verildi.

Tekin, ihraç kararına ilişkin TV100’e yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Ben bu kararı kabul etmiyorum. AK Parti yargısı diye bağırıyorsunuz siz daha beter durumdasınız. Bana sormadan benim ifademi almadan, ben bir savunma yapmadan beni ihraç edemezsiniz. Disiplin kuruluna veremezsiniz.”

Özgür Özel’den ‘İstanbul’ açıklaması: Kararı tanımıyoruz, Gürsel Tekin’i ihraç ettik

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nde seçilen İl Başkanı Özgür Çelik ve yönetimin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına, İl Başkanlığı’na geçici yönetim kurulu atanmasına karar verdi.

İlişkili Haber
thumbnail
CHP İstanbul İl Kongresi iptal edildi! Özgür Çelik’in yerine Gürsel Tekin atandı
Haberi görüntüle

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, katıldığı canlı yayında gündemi değerlendirdi, soruları yanıtladı.

Özel, Gürsel Tekin’in İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesince CHP İstanbul İl yönetimine görevlendirilmesine ilişkin, “Gürsel Tekin’den bağımsız teknik bir şey söylüyorum. Kayyumun, partinin üyesi olması gerekiyor kanuna göre. Kendisini tedbirli şekilde, yani karar alındığı an parti üyeliği sona eriyor, Yüksek Disiplin Kurulu’na verdik ve partiden ihraç ettik. Bu Gürsel Tekin olsa olur, bir başka isim olsa olur” dedi.

Halk TV’de konuşan Özgür Özel şunları söyledi:

“En hukuk tanımaz, en diplomasını hak etmeyen, mesleğine en büyük hakareti eden kişidir Akın Gürlek. Bu açıklamayı yapması için Adalet Bakanlığı’nın 153/1 nolu genelgesine göre HSK’dan izin alması gerekiyor. Almış mı? Diyelim ki almış. HSK’nın 33 nolu genelgesine göre yaptığı açıklama kişilerin suçlu olduğuna ilişkin kanaat uyandıramaz diyor. Açıklaması, ‘yüzyılın en büyük yolsuzluk dosyası.’ Daha iddianame yazılmamış, yargılama başlamamış, deliller tartışılmamış, tanıklar dinlenmemiş, savunma yapılmamış, mahkeme başkanı ve heyetinin vereceği kararı şimdiden ilan ediyor. Bir an önce iddianameyi çıkar, konuş. Akın Gürlek denen adam diplomasını inkar eden, hukukçu kimliğine hakaret eden birisi.

‘SIRF ZULÜM OLSUN DİYE’

Hemen şoför arkadaşları salsınlar. Ekrem Başkan’ın iki emekçi şoförü bir iftiracının sadece beyanlarıyla delil olmadan tutuklandı. Birisi söylemiş, ‘Bunlara Ekrem İmamoğlu şirket kurdurttu.’ Bari adamların TC’sini gir de bu kişiler şirket kurdu mu bir bak. Sırf zulüm olsun diye yapıyor. Vaktiyle bir MASAK raporu çıkardı, peçete oldu gitti. Cevdet Yılmaz dün adli yıl açılışında dedi ki, ‘Kimse karar alan mahkemeye hakaret etme hakkına sahip değildir.’ Bir kişi alkış yapmadı. Neden yapmadı. Herkes biliyor ki Özgür Özel, meydanlara toplanan yüz binler mahkemeye, mahkeme kararına hakaret ediyor değiller. Bir savcının masumiyet karinesini ayaklar altına almasına, suçsuz insanları aileleriyle tehdit etmesine… İtirafçı olanlar açısından mahkeme safhasında başka şeyler yaşanacak. O kadar şirkete el koyuyorlar sonra itirafçı olursan malları geri veririm diyor. Bu kadar düştüler. Yüzyılın en büyük haysiyet cellatlığıyla, yüzyılın en büyük iftira kampanyasıyla karşı karşıyayız. Yüz yıl boyunca unutulmayacak bir büyük saldırının altında yüz yıllık parti. Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü’nden çıkmış gelmiş herhangi bir siyasetçi değil. AK Parti’nin elinden İstanbul’u almış, İstanbul’u üç kez kazanmış birisini, Atatürk’ün partisini iktidar yapacak birisini içeri attılar. Ekrem İmamoğlu’nun suçu Erdoğan’ı yenme suçudur. Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluk gerekçesi bu suça yeniden teşebbüs edecek olmasıdır. Bunu bilmeyen kendini kandırır. Ekrem İmamoğlu benim babamın oğlu değil. İnsan olarak çok seviyorum ayrı bir şey. Bir kusuru olsa, deriz ki, ‘Ettiğini çekecek arkadaş’. Gözümün önünde İmamoğlu’nun bu ülkede CHP’yi iktidar yapacağı güçte birisi olduğunu gördüğüm için böyle bir mücadele veriyorum.

‘DEVLET BEY İLE ŞUNU MU KONUŞAYIM…’

Devlet Bey ile şunu mu konuşayım o zaman. Bir Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla partisinde kaybettiği iktidarı kazananların, bugünkü iktidarın dümen suyunu girdiğini unutmadık mı diyeyim. Meral Akşener, 900 delegenin desteğini almışken… İzmir Milletvekili olan birisinin, MHP ile mahkeme arasında mekik dokuduğunu, MHP’nin kurultay sürecinin durdurulduğunu, partinin bölündüğünü ve AK Parti ile rejim değişikliğine rıza gösterdiğini mi söyleyeyim. Biz bunu yapmadığımız için eğer partinin başından gideceksek, ben giderim partinin başından. AK Parti 10 yıl daha asgari ücretliyi, emekliyi ezecekse, memura sefalet zamları verecekse, ben bunun karşısında partinin genel başkanı olacaksam, olmaz olsun öyle genel başkanlık, reddediyorum. Denemesi bedava. Bir Asliye Hukuk Mahkemesi düzeni üzerinden AK Parti’ye teslim olmuşlar. Cumhur İttifakı 15 Temmuz günü sokaklarda kuruldu diyorlar. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde Cumhur İttifakı’nın temellerini attınız. Hukuk camiası bilmiyor mu bunları. MHP’nin bunun diyetini ödediğini bilmeyen mi var. Bugün yeni bir Asliye Hukuk dümeniyle CHP’ye aynı teklif… Biz o parti gibi davranmayacağımızı gösteriyoruz. CHP’nin liderine ‘Ankara’ya dön, partinin başında otur’ dediler. İstanbul’a, Samsun’a, Bayburt’a gitme diyorlar. Bu partiyi kişisel çıkarlar için asla paspas ettirmeyiz. Bu parti öyle bir parti olsaydı darbelerden sonra yeniden ayağa kalkmazdı. Biz başkasına benzemeyiz. Bir arkadan vurmayız hele hele birileri gibi yere düşene asla tekme atmayız. Vuruşacaksak da yüz yüze vuruşuruz. Maalesef arkadan vuranlarla muhatabız.

YILMAZ TUNÇ’A YANIT

Sayın Tunç, HSK’nın başkanı. Akın Gürlek, HSK’dan izin almadan basın açıklaması yapıyor. Sayın Tunç, bunun altında eziliyor bir şey diyemiyor. Akın Gürlek’in yaptığı her iş, Sayın Tunç’u paspas eden işler. Yılmaz Tunç, Adalet Bakanlığı portresidir. Duvara asmışlar bunu Adalet Bakanı diye. Türkiye’de adaleti Tayyip Erdoğan ile Akın Gürlek yönetiyor. En kötü şekilde yönetiyorlar. Hababam Sınıfı’nda paşanın resmi var ya, onun gibi duruyor. 7 soru sordum, desin ki o sorulardakiler olmadı. Bir tane avukat var, Adalet Bakanlığı’ndan izin almadan sorgulanıyor, bir tane avukat var Adalet Bakanlığı’ndan izin alınıyor. Sorulara cevap vereceğine… Özgür Bey, bu eczacı halinle senin Adalet Bakanı olarak durduğun yerden 10 kat daha fazla neyin ne olduğunu görüyor biliyor.

‘MANSUR YAVAŞ’ MESAJI

En doğru adayı, aday göstereceğiz. Bir genel başkan partinin doğal adayıdır, Türkiye’deki siyaset sistemi de Türkiye’deki siyasi gelenek de buna müsait. Geçmişte bunun örnekleri de çok oldu. Parlamenter sistemde partinin genel başkanı milletvekili adayı olur, hangi parti seçimi kazanırsa onun genel başkanına hükümeti kurma görevi verilir. Yeni cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde CHP’nin genel başkanını aday gösterdiği de oldu, göstermediği de oldu. Kendime baştan bir kısıt koydum ve bu kurala uyuyorum. Ben dedim ki, ‘Kendi adaylığımı bu partiye dayatmak yerine en doğru adayı belirlemenin teminatı olacağım.’ Son ana kadar adayımız İmamoğlu’dur. Ama gazeteci ısrarla soruyor, ‘Ya olamazsa…’ Bunun üzerine cevap veriyorum. O gün olamazsa en doğru adaya bakılır. Anketlere bakılır. Bir isim kesin kazanıyorsa o isim aday olmalıdır. Ama onu da kendim ilan etmek yerine İmamoğlu’nun adaylığında olduğu gibi, yine toplumsallaştırmak lazım. Birden çok aday kazanıyordur, o zaman sandık kurulur siz karar verin denir topluma. Baktığımızda Mansur Bey, CHP’nin yadsıyamayacağı, yok sayamayacağı bir aday alternatifidir. Buna da yalan atacak halim yok sorulduğunda. Mansur Bey’in kendi işine odaklı gayreti var, toplum tarafından beğeniliyor. Bugünden o güne bir şey söylemek mümkün değil. Ekrem Başkan’ı bırakmayız, ona sahip çıkmak zorundayız. Mansur Bey, Ekrem Bey’in yedeği değil, o Mansur Bey’e de haksızlık olur. Ama Ekrem Bey’in de yeniden siyaset yapmasının teminatıdır hem Mansur Yavaş hem Özgür Özel hem bütün CHP’liler. Ne dayanışmamızı eksik edeceğiz, ne kimseyi şimdiden aday göstereceğiz. Bu kadar şeyin içinde bana çalışmak ve fedakarlık düşer. Seçeneklerden biri genel başkan olunca orada iş değişir. Bir anda işler size doğru döner.

ANKETLER

9 şirketin ortalamalarına bakıyoruz. Parti açık ara önde. Ekrem Başkan, 19 Mart meselesinden sonra Tayyip Erdoğan’a karşı açık ara önde. 11 puanlık bir ağırlıklı ortalama ile önde. CHP, neredeyse bazı anketlerde AKP-MHP toplamından fazla. Anket dediğin bir trend meselesi. CHP, 31 Mart seçimlerinden beri yükseliş trendini sürdürüyor. Şu anda da Adalet ve Kalkınma Partisi’nin saldırıları karşısında gerilemiş değiliz.

‘MORALİMİZİ BOZARSAK…’

Bir kötülük yapmak üzere görevlendirilmiş bir ekip saldırdıkça saldırıyor, saldırmaya devam ediyor. Biz moralimizi bozarsak, enerjimizi düşürürsek onlar kazanır. Toparlanın, teslim olmuyoruz kardeşim. Biz buranın asli sahipleriyiz. Bu bayrağın üzerindeki kırmızı renk şehit kanı, dedelerimizin kanı. Üstüne düşen ay yıldız da muharebe meydanındaki ay yıldız. Biz öyle işine geldi mi düşman donanmasına kırmızı halı serenlerden, sıkıştı mı İngiliz zırhlısıyla kaçanlardan değiliz. Biz, ‘Geldikleri gibi giderler’ diyen gelenekten geliyoruz. Teslim olmak geleneğimizde yok. Birileri cumhuriyetin kolonlarını kesmeye çalışıyor, biz o kolona çivi çaktırmayanız. Büyük bir mücadelenin içindeyiz. Bugünkü de 10’uncu dalga olsun. Biz direnmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz. Karşımızdakilerin demokrasiden ne kadar nasibini almamış olduklarını herkes görüyor. Biz buna karşı dimdik ayaktayız. Bizim aramızda olmayı hak etmeyenlerle yolu ayırırız.”

İlişkili Haber
thumbnail
CHP İstanbul seçimi iddianamesi kabul edildi… Özgür Çelik’e 3 yıla kadar hapis istemi
Haberi görüntüle

Bahçeli’den YPG’ye operasyon sinyali

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gündeme ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Bahçeli, CHP lideri Özgür Özel’in Sinop’taki test atışlarını eleştirmesine tepki gösterip “Emperyalizmin oltasına takılan Özgür Özel çıldırsa da o füze denemeleri inşallah devam edecektir. CHP havlu atmış, mefluç hale gelmiş, ipe un sermiş, siyasi komaya girmiştir. CHP’nin sonu karanlık, millet nazarındaki itibarı da sıfırdır” dedi.

Bahçeli, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Saf ahlak, safi akıl, samimi mizaç, sağlam ve sağduyulu iradenin teşekkül ettiği siyaset ve düşünce insanları yaşadıkları dönemin şuuru, yaşanan hayatın huzur ve güven şuralarıdır.

Bu sayede sorun çözme kültürünün işler ve işlevsel olması, devlet-millet dayanışmasının en üst düzeyde tecelli etmesi elbette mukadderdir.

Cumhur İttifakı milli ve manevi değerlerin refakatinde ahlaki, tarihi ve milli sorumluluğun izindedir, idrakindedir. Türkiye’mizin temel sorun alanlarına kararlılıkla müdahale edilmektedir.

Yıllara sari kronik ve kumanda edilen sorunların böyle gelse de böyle gitmeyeceği, daha doğrusu gidemeyeceği artık gün gibi meydandadır.

Türk milleti gelecek umutlarının gerçekleşeceğine inanmış, yüksek hedeflerine ulaşacağına ikna olmuş, bunların da Cumhur İttifakı’nın cesur, dürüst ve ilkeli mücadelesiyle hayat bulacağını takdir ve tensip etmiştir. Artık hiçbir şey eski usul ve esaslar çemberinde sıkışıp kalmayacaktır. Yeni dünyanın Türk yorumu Türkiye Yüzyılı olarak formüle edilmiştir. Devrin Türk milletinin devri olduğu netleşmiştir. Bu devir aynısıyla barış devri, kardeşlik devri, istikrar ve huzur devri olarak sivrilecektir.

‘CHP’NİN BAŞINI ÇEKTİĞİ SİYASİ VE İDEOLOJİK SABOTAJ GİRİŞİMLERİ…’

Kökeni, yöresi ve anasının dili ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan bütün kardeşlerimiz eşit, hakkaniyetli ve onurlu bir beraberliğin, aynı şekilde muhabbet ve mehabetle bezenmiş kucaklaşma hissiyatının ikamesi ve inkarı asla düşünülmeyecek beşeri cevheri olmuşlardır.

Türk ile Kürt arasındaki sarsılamaz, sorgulanamaz, sulandırılamaz birliğe ve bütünlüğe gölge düşürmeye, leke sürmeye, nifak saçmaya teşebbüs ve tevessül edenlerin tezgahı bozulmuştur. Milli irade muazzam bir destek ve sahiplenmeyle “Terörsüz Türkiye”nin arkasında yerini ve tartışmaya kapalı pozisyonunu almıştır.

Yeni Yüzyıl köklü huzur ve kalıcı barışın timsali olacaktır. Siyonist emperyalist plan ve projelerin tahrik ve tesiri kalmayacaktır.

“Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” çalışmalarına devam etmektedir. Bu komisyonun çalışma usul ve esaslarının yanı sıra tespiti yapılan yol haritası mucibince sarih amacı ortadayken görev alanı dışına çıkarma, mahzurlu ve maksatlı gündem başlıklarını araya sıkıştırma arayışları son derece yanlıştır.

PKK’nın silah bırakma ve tasfiye aşamalarının teknik ve hukuki çerçevesini oluşturup olgunlaştırma çabalarının sabote edilmesi veya buna teşne olunması iyi niyetle açıklanamayacaktır. Bazı mesleki kuruluşlarla CHP’nin başını çektiği siyasi ve ideolojik sabotaj girişimleri “Terörsüz Türkiye”nin doğasıyla çelişmekte ve çekişmektedir.

Nitekim mezkur komisyonun çalışmalarına hız vermesi, görev sahası dışına taşmadan asıl ve yakın hedeflerine odaklanarak vaki toplantılarını ikmal etmesi hayırlı gelişmeleri birbiri ardına eklemleyecektir.

En azından inancımız, beklentimiz ve ümidimiz bu şekildedir. PKK’nın kongresini toplayarak fesih işlemini tamamlaması, bir grup PKK’lının da 11 Temmuz’da silahlarını yakması temkinli iyimserliğimizi güçlendirmiştir.

Fakat o günden bugüne bir durgunluğun, bir ayak sürümenin, zamana karşı oynamanın, ısrarla top çevirmenin kimi hallerde telaşı kimi hallerde de kurnazlığı gözlerden kaçmamıştır.

‘YPG BU ÇAĞRIDAN MUAF DEĞİL’

Lağvedilen PKK terör örgüne mensup terörist unsurlarının kademe kademe SDG/YPG’ye katılıp katılmadığı henüz tam berraklaşmayan bir muamma olarak önümüzdedir. 27 Şubat 2025 tarihinde PKK’nın kurucu önderi tarafından yapılan “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı bölücü terör örgütünün bütün bileşenleri için bağlayıcı mahiyettedir. SDG/YPG bu çağrıdan muaf ve istisna değildir.

Bölücü terör örgütü türevlerinin bütünüyle önderleri nezdinde sadakat ve samimiyet testinden geçtiği, Siyonist alçaklığın mı yoksa İmralı’nın mı belirleyeceği olacağı yakında iyice anlaşılacaktır.

PKK’nın ve PKK’lı teröristlerin önderi konumundaki İmralı’ya SDG/YPG’nin aynısıyla bağlılık göstermesi, 27 Şubat açıklamasına uygun davranış ve tavır içinde bulunması herkesin çıkarına olduğu kadar terörsüz geleceğe ve bölgesel huzura da azami düzeyde katkı sağlayacaktır.

‘TOM BARRACK’ MESAJI

Terör devleti İsrail, Suriye’nin bölünmesi ve parçalanması hususunda devamlı el yükseltmektedir.

Görünen odur ki, SDG/YPG İsrail’in yörüngesindedir. YPG’li teröristbaşı Mazlum Abdi’nin, Almanya’da düzenlenen “Rojavalı Gençler Ulusal Konferansı”na gönderdiği video mesajında, Suriye’nin kuzeydoğusunda yürürlükte olan ateşkesin devam etmeyebileceği, çatışmaların başlama ihtimalini dile getirmesi hain niyet ve eylemsel heveslerin tetikte beklediğine işaret etmektedir.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın’ın 10 Temmuz 2025 tarihinde, “Hepimizin uzlaşması ve şu sonuca varması gerekiyor: Tek millet, tek halk, tek ordu, tek Suriye” açıklamasından bir gün sonra, “SDG’ye bağımsız devlet kurma borcumuz yok. SDG dediğimiz YPG’dir. YPG, PKK’nın bir türevidir. Suriye şunu savunuyor; federal bir sistemle Suriye olamaz.” değerlendirmeleri ne kadar isabetliyse,

30 Ağustos 2025 tarihinde, “PKK, Türkiye tarafından terör örgütü olarak tanımlanmıştır. ABD de PKK’yı yabancı bir terör örgütü ilan etmiştir. Ancak artık PKK ile ilişkili olmayan başka bir örgüt var, SDG ve YPG. Bunlar IŞİD karşıtı savaşta bizim müttefiklerimiz oldu. Onların kökeni PKK’ya dayanıyordu” sözleri bir o kadar sakıncalı ve sakattır.

Maalesef ABD-İsrail konsorsiyumu Suriye’de kanlı bir iç savaş ve ayrışmanın temelini günbegün kazmaktadır.

Soykırımcı İsrail örtülü operasyonlarla, silahlı ve zora dayalı şekilde Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğüne alenen kast etmektedir.
Bu durum sadece Suriye için değil Türkiye’yi de çok sıcak ve birebir ilgilendiren aşırı güvenlik tehdididir.

Aynı zamanda “Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” hedeflerini bozma ve bitirme gayesiyle ilişkili mütecaviz hamlelerin sert adımlardır.
Türkiye’nin Suriye politikası şeffaf ve açıktır.

Bu ülkenin siyasi ve toprak bütünlüğüyle üniter yapısı vazgeçilmez politik tasavvur ve tercihimizdir.

‘FEDERASYONUN BİR TIK ALTI’ BEYANATLARI MASKELİ BÖLÜCÜLÜK ÖNERİSİDİR’

Nihayet bu tasavvur ve tercihten tavizin bedeli öngörülemeyecek kadar tehlikeli olabilecektir.

Suriye için teklifi yapılan “Federasyonun bir tık altı” beyanatları maskeli bölünme ve bölücülük önerisidir.

SDG/YPG’nin sürekli yeni dayatmalarla gündemi meşgul etmesi, özerklikten bağımsızlığa varıncaya kadar sıralı talep listelerini paylaşması, nitekim ABD-İsrail’in oyuncağına dönüşmesi vahim bir karmaşanın ön habercisidir. Geldiğimiz bu aşamada iki seçenek kalmıştır:

Suriye’de ya huzur, barış ve istikrar hakim olacak; ya da İsrail’in tahayyülündeki parçalanma ve iç çatışma ortamı vasat bulacaktır.
Netenyahu isimli caninin “Suriye’de aslında kiminle mücadele ettiğimizi biliyorum” sözleri Türkiye ile İsrail’in görüş açısı sıfıra inmiş, hatta sıcak temasın muhtemel olduğu mahut cepheleşmesinin de itirafından başka bir şey değildir.

Türkiye Cumhuriyeti stratejik akılla, siyasi kararlılıkla, diplomasi sahasındaki sabır ve sebatıyla Suriye’de oyun kurmaya ve masa başı haritaları çizmenin arzusunda olan zalimlere direniş göstermektedir. Bu direniş meşru ve soylu bir direniştir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin tutumu ve takip ettiği politika süreci hem iç güvenliğimize hem de bölgesel huzura büyük bir hizmettir.

Türkiye Cumhuriyeti komşu coğrafyalarda oldubittilere müsaade etmeyecek güç, caydırıcılık, kabiliyet ve yetenektedir.

SDG/YPG’nin Suriye yönetimi ile 10 Mart 2025 tarihinde imzaladığı mutabakat zaptına riayet ve gereğini harfiyen yapması, aksi halde Ankara ile Şam’ın ortak iradesiyle askeri müdahalenin kaçınılmaz hale geleceği herkesçe bilinmelidir.

Sözün yapamadığını yeri gelirse nice kahramanlık sahneleri başaracaktır.

“Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” hedefi tarihin, kardeşlik hukukunun, kader ortaklığının, hiç kuşkusuz üzerinde yaşadığımız geniş coğrafyanın diriliş ve toparlanış kararıdır.

Bu kararı tahrip etmeye, temelinden dinamitlemeye kalkışanlar buna pişman edilecektir.

Kürt kardeşlerim oynanan oyunun bilincindedir.

Üstelik hiçbir Kürt kardeşim Siyonizm’in avucuna düşmeyecek, soykırımcıların telkin ve göz boyayan vahşi hesaplarına kurban verilmeyecektir.
Suriye’de yaşayan Türkmenler, Kürtler, Araplar ve diğer unsurlar kardeşimizdir ve kurulan tuzaklar el birliğiyle kırılıp atılacaktır.

Çevremizde bu kadar boğucu ve sancılı olaylar vuku buluyorken, CHP Genel Başkanı’nın Sinop’ta yaptığı konuşma ve içeriği rezalet ve kepazeliğin daha ötesidir. Özgür Özel akıl tutulmasının dibindedir. Bu patolojik vaka aynısıyla şunları söylemiştir:

“Ben de Büyük Taarruz’un emrini veren, Kurtuluş Savaşı’nı kazanan kişi olmak istiyorum. Savaş kazanan kumandan olmak istiyorum.”

‘ÖZGÜR ÖZEL ÇILDIRSA DA O FÜZE DENEMELERİ DEVAM EDECEK’

Bu hezeyanla dolup taşan, tarif ve tanımında kelimelerin kifayetsiz kaldığı çarpık ifadelerin muhatabını sağlıklı ve sağgörülü addetmek mümkün değildir.

Demokrasi yolunda beraber yürümekten bahis açan, bu suretle Cumhur İttifakı’nda sanki sorun varmış gibi yaygara yapan Özgür Özel’in uçurumlarla ihata edilen inişli çıkışlı yolunun bizim hak ve hakikat yolumuzla kesişmesi hayal mahsulü bile değildir.

Sivil siyaset ve demokratik mücadele halinde olduğunu iddia eden bir partinin sipariş başkanının düşmanın kim olduğunu, kime karşı taarruz yapacağını, hangi savaşı kazanacağını, kumandanlık görevini ne şekilde üstleneceğini berraklığa kavuşturması acil bir ihtiyaçtır.

Kendi dışındakileri düşman gören siyaset anlayışı 1930’lu-1940’lı yılların Hitler kafasıdır ve korkunç bir skandaldır.

Türkiye’de düşman gözleyen ve gözetleyen Özgür Özel’in derhal bir sağlık merkezine müracaatı ya da ille de düşman arıyorsa etrafına bakması tavsiyemizdir.

Sinop’ta Savunma Sanayi’ndeki tarihi atılımları yüzsüzce baltalama çabası, balıkları düşündüğü kadar vatanı ve milleti düşünmemesi işbirlikçi ve kimliksiz bir siyasetçinin basit ve buruşuk sözleri olarak anılmaya mahkumdur.

Özgür Özel’in utanmadan füze denemelerinden yakınması, yabancı turistlerin kafaları üzerinden füzelerin uçurulduğunu iddia etmesi, adeta denize dalarak yerinde müşahede etmiş gibi balıkların yuvalarından kaçtığını mizahi karakterleri aratmayacak şekilde gündeme taşıması dangul dungul konuşmanın daniskası, abuk sabuk zihniyetin alameti farikasıdır.

Emperyalizmin oltasına takılan Özgür Özel çıldırsa da o füze denemeleri inşallah devam edecektir.

Özgür Özel’in uykuları kaçsa da Türkiye milli savunma sanayinde dev adımları azimle atmayı sürdürecektir.

Aziz Atatürk’ü anladığını zanneden, ancak baştan ayağa yanlış anlayan bu şahsın Milli Mücadele yıllarında vatanımıza musallat olan müstevli emellerinden hiçbir farkı olmadığı ibret verici düzeyde karşımızdadır.

CHP havlu atmış, mefluç hale gelmiş, ipe un sermiş, siyasi komaya girmiştir.

Bu ilkel ve ilkesiz siyasi zihniyetin evvelemirde, yüzyılın en büyük rüşvet, hırsızlık ve yolsuzluk davası olarak anılan devasa vurgun ve yağmayla yüzleşmesi, bunun da demokratik ve hukuki hesabını vermesi adalet namusunun konusudur.

‘CHP’NİN SONU KARANLIK’

Dileğimiz, yeni adli dönemde görülecek yolsuzluk davalarının iddianame hazırlığının yapılarak süratle lazım gelen hükmün tesisi, kimin mücrim kimin masum hukuken tefrik ve tayin edilmesidir. CHP’nin sonu karanlık, millet nazarındaki itibarı da sıfırdır.

Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı istikbalin kudretli devletini inşa edecek, istiklal ve egemenlik haklarımızı fedayı can inancıyla sonuna kadar muhafaza edecektir.

Özgür Özel’den Erdoğan’a: Siyasi mafyalığa soyundu

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Gezi tutukluları Mine Özerden ve Çiğdem Mater’i ziyareti sonrası Bakırköy Cezaevi önünde açıklama yaptı.

CHP lideri Özel burada yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Beşiktaş Belediyesi Başkanı Rıza Akpolat’ın tutukluluğuna ilişkin söylediği ‘turbun büyüğü heybede’ sözlerine yanıt verdi.

Özel, Erdoğan için “siyasi mafyalığa soyunmuş durumda” ifadesini kullanıp “oyuna gelmeyeceğiz” dedi.

‘MAFYAVARİ BİR ŞEKİLDE BİZİ TEHDİT EDİYOR’

Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bugün Çiğdem Mater ve Mine Özerden’in tutukluluğunun 999. günü, yarın bininci günü olacak. Dün Boğaziçi eylemlerinin bininci günüydü. Yarın aynı zamanda Hrant Dink’in katledilişinin yıl dönümü. Her gün başka felaketlerin yıl dönümleriyle uyanıyoruz. Bir yandan İstanbul Barosu’na kayyum atanıyor, bir yandan Beşiktaş Belediyesi’ne siyasi darbe girişimi var.

Öbür tarafta sayın Erdoğan turp peşinde. Mafyavari şekilde bizi tehdit ediyor. Ona sadece şunu söyleyebiliriz. Turplar büyüdükçe endişe artıyorsa turpun büyüğü sandıkta. Korkmuyorsan sandığa gel. Biz CHP olarak, olmamız gereken her yerdeyiz. Dünyanın en büyük barosunun arkasındayız. Mücadelenin bir bütün olarak verilmesi gerektiğinin farkındayız. CHP hem kararlı, hem güçlü, hem de milletin kendine verdiği vazifenin farkında.

‘OYUNA GELMEME OYUNUNA DA GELMEYECEĞİZ’

Oyuna gelmeyeceğiz ama hiç heveslenme, senin oyuna gelmeme oyununa da gelmeyeceğiz. Sen benim ne demek istediğimi anldın. İçerideki arkadaşlarımızın moralleri ve sağlıkları çok iyi. İçeriye girerkenki gibi dimdik çıkacaklarından eminiz. Gezi davası, Türkiye’nin uluslararası anlaşmalar gereği uymak zorunda olduğu AİHM kararlarına göre de, AYM kararlaınra göre de, milletin vicdanına göre de hukuksuzdur. Bizim yerimize içeride yatmaktadırlar. Geziyi destekleyen on milyonlarca kadın adına burada iki kadın yatıyor. Tayfun Kahraman parti üyesi, benim adıma yatıyor.

‘ARTIK BAMBAŞKA BİR SÜRECİN İÇİNDEYİZ’

Beşine de hepimiz sahip çıkıyoruz. Ben de gezideydim. Davaları bu kadar davamızdır. Buradaki arkadaşların şiddetle hiçbir ilgisi yok. Türkiye’nin gelişmekte olan bir ülke olmak yerine demokrasisi sıfırlanan bir ülke olması ne zarar veriyor bir de onu hesaplayın. Bu iş fazla uzadı. Her seferinde dünya 5’ten büyüktür diyen kişiye Türkiye’nin bir kişiden büyük olduğunu söylemek lazım. O kadar da uzun boylu değil. Artık bambaşka bir sürecin içindeyiz ve o süreç bu kötülükten Türkiye’yi kurtarma sürecidir. İktidarı devretmeye hazırlansın.”

ERDOĞAN NE DEMİŞTİ?

Partisinin Konya 8. olağan il kongresinde açıklamalarda bulunan Erdoğan, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın tutuklanmasına ilişkin mesajlar verdi.

Erdoğan, “Yargıya parmak sallayarak, bağırıp çağırarak, yargı mensuplarını baskı altına alarak hiçbir netice elde edemezsiniz. Sağa sola sataşmaktan vazgeçin. Biz işte buradayız. Gelin millet önünde kara kaplı defterleri ortaya serelim. Bakalım kimin yüzü kızaracak kim yüzü ak çıkacak. Özel harami arayacağına yanındaki yöresindeki şahıslara baksın. Dosyalardaki iddialara verecekleri cevapları olmadığı için sürekli topu taca atıyorlar. Çok iyi biliyorlar ki daha turpların büyüğü heybede” dedi.

İlişkili Haber
thumbnail

Erdoğan ‘Rıza Akpolat’ mesajında neyi ima etti? ‘Daha turpların büyükleri heybede’

Haberi görüntüle

💾

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Gezi tutukluları Mine Özerden ve Çiğdem Mater’i ziyareti sonrası Bakırköy Cezaevi önünde açıklama yaptı.

Özgür Özel’den ‘çay’ çağrısı: Kanun mutlaka çıkarılmalıdır

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Rize 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen çay mitingde, çayda fiyat açıklandığı günden itibaren Rize’de büyük bir moral bozukluğu, umut kırıklığı, yükselen bir tansiyon olduğunu söyledi.

Milletin gündeminde olmayan hiçbir konunun kendisinin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin gündeminde olmayacağını belirten Özel, “Asla kısır çekişmelerle kimlik siyasetiyle lüzumsuz polemik ve kavgalarla meşgul olmayacağız ama milletin gündeminde ne varsa o bizim gündemimizde olacak. Onu konuşacağız, onu anlatacağız. Müzakereler yapacağız. Eğer sonuç alamazsak sokaklar bizimdir, meydanlar bizimdir, sizin sesinizi, sesimizi duyuracağız.” ifadelerini kullandı.

Özel, birilerinin siyasetteki normalleşmeden rahatsızlık duyduğunu ifade ederek, normalleşmenin muhalefetin dozunu düşürmek, vatandaşın sorununu görmemek olmadığını söyledi.

Normalleşmenin müzakere ve mücadele etmek olduğunu dile getiren Özel, şöyle devam etti:

“Buradan Sayın Erdoğan’a kendi memleketinde hakaret etmenin, tartışmanın, onunla kavga etmenin ne bana ne kendisine ne Rize’ye ne Türkiye’ye faydası var. Ancak ben buradan Sayın Erdoğan’a kendi memleketinden, AK Partili, MHP’li, CHP’li, İYİ Partili her görüşten hemşehrisinin sesini duyurmaya, çay üreticisinin sesini duyurmaya geldim. Rize’den katılımın yanı sıra Artvin’den, Trabzon’dan, Ordu’dan, Giresun’dan çay üreticileri var. Hepiniz hoş geldiniz. Bugün mücadeleye destek olmak, hemşehrilerinin yanında olmak için Samsun’dan dahi kalkıp gelenler var, hoş geldiniz. Buraya katılımlarına katkı sağlayan il başkanlarıma, örgütümüze yürekten teşekkür ediyorum. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bugün burada bulunmamızın en önemli sebebi 31 Mart’ta hep birlikte büyük bir başarı kazandığımız Türkiye ittifakının bize yüklediği sorumluluktur. O yüzden ben Türkiye ittifakının verdiği görev ve sorumlulukla buraya geldim.”

Özel, mitingin düzenlendiği alandaki bayraklara dikkati çekerek, “Meydanda Türk bayrağının yanında miting bayrakları var. Miting bayraklarını gösterin. Üzerinde ‘Çayda sömürüye son yazıyor.’ ama aynı zamanda bayrağın kırmızısını, çayın yeşilini ve karasını ama Filistin bayrağının rengini taşıyor. Bu tasarım için, kendi derdini anlatırken Filistin’i unutmayanlar için emeği geçenlere, il başkanımıza, milletvekilimize yürekten teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun.” diye konuştu.

Filistin’i tanıyan ülkeleri tek tek aradıklarını ve teşekkür yazısı yolladıklarını kaydeden Özel, “Şu ana kadar 50’ye yakın ülke tanıdı. Bütün dünyanın Filistin’i tanımasını bekliyoruz. ‘Zulüm dursun’ diyoruz, İsrail’in yaptığı katliamları, soykırımını bir kez de Rize’den lanetliyoruz.” dedi.

Özel, Türkiye’nin bir tarım ülkesi olmasıyla yıllarca övündüklerini, son yıllarda bu vasfın kaybedilmesini üzüntüyle takip ettiklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çiftçilere gayrisafi milli hasılanın yüzde 1’i kadar destekleme verilecekti. Peki hiç verildi mi? Hiç verilmedi. Ne kadar veriliyor? Binde 2. Yüzde 1, binde 2. Öyle olunca toplamda 853 milyar lira alacağınız var devletten. Sadece geçen sene 178 milyar lira ödenmesi gerekirken size ödenmeyen desteklemedir ve bu sene eğer yüzde 1 verilecek olsa alınacak para 410 milyar lira iken bu parayı sizlere, çay üreticilerine, fındık üreticilerine, bizi doyuranlara ödemek yerine, çetelere, müteahhitlere, zenginlere verenlere yazıklar olsun. Hangi ürüne ne destek verileceği 1 yıl önceden ilan edilmelidir. Çiftçi ne ekip biçeceğine ona göre karar vermelidir. Ayrıca bu ürünlerden destek verilen, üretilmesi istenenler için yüksek primli teşvik sistemi oluşturulmalıdır. Sulamada kullanılan elektrik borçları hemen bugün değil, ürün satılınca ödenebilmelidir.”

Özgür Özel, çiftçilere ait banka ve tarım kredisi borçlarının faizlerinin silinerek 5 yıla kadar yapılandırılması, çiftçinin elinde kalan ürünlerin devlet tarafından mutlaka alınması gerektiğini söyledi.

‘ÇAY MİTİNGİ 100 YILLIK BİR YÜRÜYÜŞÜN GELDİĞİ NOKTADIR’

Gıda enflasyonunu düşürmek için üretici fiyatını düşürmek yerine üretim maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini kaydeden Özel, “Çiftçilerin çektikleri sıkıntıları bitirmek gerekir. Çaya gelince Cumhuriyet Halk Partisi’nin bugün Rize meydanında yapmış olduğu bu çay mitingi 100 yıllık bir yürüyüşün geldiği noktadır. 100 yıldır buralarda çay tarımı yapılmaktadır. Ancak Türkiye çay tüketiminde birinci sıradayken çay üretiminde beşinci sıradadır. Yani diğer ürünlerde, örneğin üzümün çoğu ihraç edilmektedir. Fındıkta benzer durumlar vardır. Ama çayda yerli tüketim yeterince vardır.” ifadelerini kullandı.

Özel, sadece çay ithalatının denetlenmesi ve kaçak çaya engel olunması halinde sıkıntıların çözülebileceğini savunarak, şöyle devam etti:

“1,5 milyon insan, 210 bin aile çayla geçiniyor. Maalesef bugün en büyük sıkıntı Cumhuriyet tarihi boyunca en kötü durum buradadır. Biliyorsunuz bir çay fiyatı açıkladılar. Kim açıklar çay fiyatını? Bakan, başbakan açıklar. Şimdi bakan yok, başbakan yok, hükümetin başı gelir açıklar. Senelerce tütün fiyatı, memleketim Manisa’da Akhisar’da açıklandı. Üretici fiyatı beğenirse kasketi havaya atardı gazeteler yazardı, ‘Fiyat güzel, kasket havada.’ Fiyat beğenilmezse kasketi alırdı yere çalardı, tütün fiyatı kötü, kasketler yerde. Şimdi hadi bakalım gelin açıklayın, ortada kimse yok. Çay fiyatını açıklamayan bir tarım bakanı, çay fiyatını açıklamayan hükümetin başkanı, Cumhurbaşkanı olur mu? Çayı niye tweet atarak açıklıyorsunuz? Gelin Rizelinin gözüne bakın, 17 lirayı söyleyin, bakalım kasketler nasıl yere çalınıyor. 17 lira çay fiyatını açıklamaya utanıp tweet attırıyorlar. ‘2 lira da destekleme var’ diyor. Seneye martta, nisanda. O yüzden o 2 lira da bugünün 2 lirası değil, 1 sene sonranın 2 lirası.”

Verilen 17 liralık yaş çay alım fiyatını kabul etmediklerini belirten Özel, ÇAYKUR’da çalışan işçilerin de sorunu bulunduğunu söyledi.

‘GÖZÜNÜZÜN İÇİNE BAKACAĞIZ’

Özel, çay üreticisinin sorunlarının çözümü konusunda önceliğin çay kanununun çıkarılması olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Ancak bu kanun hükümetin 1,5 yıl önce getirdiği, çay üreticisini perişan eden, tamamen özel sektörün eline teslim eden, uluslararası çay tekellerinin topraklarımızda egemenlik kurmasını sağlayacak bir teklif olmamalıdır. Biz geçmişte sizin hemşehriniz İstanbul milletvekilimiz Mehmet Bekaroğlu’yla bu dönem sizin evladınız, bizim abimiz Tahsin Ocaklı ile dört başı mamur bir çay teklifi verdik. Teklife ‘Evet’ dediğinde, işçinin de sorunu çözülüyor, üreticinin de sorunu çözülüyor, Rize’nin de yüzü gülüyor. Trabzon’un da Artvin’in de nerede çay üreten varsa yüzü gülüyor. Taşkın Bey önergeyi verdi, maalesef AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi. Buradan çağırıyoruz, Tahsin Bey öneriyi bir daha verin, hemşehrileriniz için verin. Buradan Sayın Bahçeli’ye, Sayın Erdoğan’a, Rize’nin bütün milletvekillerine, Karadeniz vekillerine sesleniyoruz. Önergeyi vereceğiz, gözünüzün içine bakacağız. Rize’yi unutmayın. Çay üreticisi elini uzatıyor, bu eli havada bırakmayın, bu eli boşta bırakmayın. Tutun elimizi tutun, önergeyi reddetmeyin.”

Çayda her yıl üretim maliyetlerinin üzerine hakkaniyetli bir kar oranı konularak taban fiyatın erkenden açıklanmasını isteyen Özel, ayrıca organik çay üreticisinin taban fiyatının da açıklanan fiyatın en az iki katı olması gerektiğini kaydetti.

‘YURDA KAÇAK YOLLARLA GELEN ÇAYLAR ENGELLENMELİDİR’

Özel, çaya yönelik destekleme oranlarının artırılması gerektiğini öne sürerek, “Çay üreticisine söz verilen banka promosyon ödemelerine derhal başlanmalı. Çay verimliliğin artması için düşük verimlilikle mücadele yapılmalı, ürün çeşidi artırılmalı, yurda kaçak yollarla gelen çaylar engellenmelidir. Buradan hatırlayalım, bir selam yollayalım, ne diyordu Kemal Bey? ‘Kaçak çayları getireceğim, Rize meydanında yakacağım.’ CHP’yi iktidara taşıyacağız. Kaçak çayları buraya getireceğiz. Çayları yakmaya Kemal Bey’i de davet edeceğiz. Kemal Bey’in sözü partimizin sözüdür. Önünde sonunda o işi yapacağız.” dedi.

Konuşması öncesinde çay fabrikalarının bacalarında bulunan filtre sistemiyle ilgili şikayetler aldığını aktaran Özel, Rize’de 160’a yakın özel fabrikanın pek azının bacasında filtre bulunduğunu, olmayanların bacalarına filtre takması, ilgili bakanlığın da bunu mutlaka denetlemesi gerektiğini ifade etti.

Özgür Özel, bölgede en önemli sıkıntılardan birinin de fındık üreticisinin sorunları olduğunu belirterek, “Türkiye yüzde 70’ini üretiyor ama parayı çok uluslular kazanıyor. İhracat gelirimiz 2 milyar dolar civarında, maliyetler her gün artıyor. Biz fındığın sorunlarını biliyoruz. ‘Fındıkla ilgili sakın çayda yapılanları yapmaya kalkmayın.’ diye uyarıyoruz. Karadeniz’i batısından, ortasından doğusuna yalnız bırakmamaya Karadeniz’le birlikte olmaya söz veriyoruz. Hep burada, hep yanınızda olacağız. Bugün Rize’ye geldik, sizi duyduk, sesimizi duyurduk. Bundan sonra da hep birlikte olacağız. Bugün burada olan sosyal demokratlara, muhafazakar demokratlara, milliyetçi demokratlara, Rize’nin bütün demokratlarına teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

Çayın baş tacı olduğu günleri görmek istediklerini dile getiren Özel, “Artık yüzümüz gülsün, Rize’nin yüzü gülsün istiyoruz. Rize’deki AK Partililer, Rize’deki MHP’liler alın terinin rengi, alın terinin partisi olmaz. Alnınızın teri kutsaldır. Alın terinin karşılığını vermek devletin boynunun borcudur. Doğru çay fiyatının, 31 Mart tarihinde yapılan seçimden önce Rize Pazar’da 25 lira olması gerektiğini söylemiştim. Buradan çağrımı tekrarlıyorum. 17 liralık fiyatın üzerine tam 8 liralık destekleme verilmeli. Bu para da en geç ağustos ayının sonunda ödenmelidir. Buradan sesimizi duyuralım. Ne kadar istiyoruz? 25.” değerlendirmesinde bulundu.

Özgür Özel, miting öncesinde Gündoğdu Mahallesi’ndeki bir çay bahçesine giderek üreticilerle bir araya geldi, çay hasat etti.

Özgür Özel’den Erdoğan’a ’emekliye banka promosyonu’ tepkisi

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, gençlerin geleceğini başka ülkelerde aramasının ülke için bir beka sorunu olduğunu savunarak, “14 ve 28 Mayıs’ta ümidi tükenen gençlerimize sesleniyorum; sakın küsmeyin, uzak durmayın. Size söz veriyoruz başınızı öne eğdirmeyeceğiz. Sizi bu ülkeden göndertmeyeceğiz.” dedi.

Özel, partisince 29 Ekim Bulvarı’nda düzenlenen halk buluşmasında yaptığı konuşmada, “bütün Denizli’nin Özgür Özel’in kardeşi ve ağabeyi olduğunu” söyledi.

Denizli’nin tarımla uğraşanların kenti olduğunu, pamuk ve buğday üretiminde önemli iller arasında yer aldığını belirten Özel, mazot fiyatının çiftçiyi zorladığını, 1 Nisan’dan sonra düzenleyecekleri büyük mitinglerle çiftçinin hakkını almak için mücadele vereceklerini dile getirdi.

EMEKLİYE BANKA PROMOSYONU

Özel, emeklilerin de sandıkta tepkilerini göstermesi gerektiğini ifade ederek, “Şimdi bankaya promosyon verdiriyorlar. Banka promosyonu emeklinin kendi hakkı. Hangi banka fazla veriyorsa gider alır promosyonu. 8 ila 12 bin diyor. Özel bankalar zaten 15 bin lira veriyor. Bir kere aldın mı 3 yıl almıyorsun. Seçimde bir kerelik para verip, sizi kandırıp 5 sene de promosyondan mahrum edecek. Bizim karnımız bunlara tok.” diye konuştu.

‘GENÇLERİMİZE SESLENİYORUM’

Türkiye’nin asıl beka sorununun, gençlerin geleceklerini başka ülkelerde araması olduğunu anlatan Özel, gençlerden partilerine destek vermelerini istedi.

Özel, şöyle konuştu:

“14 ve 28 Mayıs’ta ümidi tükenen gençlerimize sesleniyorum. Gençler dünyanın en güzel ülkesindeyiz. Size söz veriyoruz. 31 Mart’ta sandıklara gelin. Sakın küsmeyin, uzak durmayın. Gelin 31 Mart’ta muhalefete, iktidarın karşısına dimdik dikilecek olan CHP’ye destek verin. Size söz veriyoruz başınızı öne eğdirmeyeceğiz. Sizi bu ülkeden göndertmeyeceğiz. Atatürk’ün size emanet ettiği bu güzel ülkeye hep beraber sahip çıkacağız.”

İYİ PARTİ SEÇMENİNDEN OY İSTEDİ

Denizli için yapılan anketlerde daha önce ittifak yaptıkları partilerin seçmenlerinin oylarını kendi partilerinin adaylarına vermeleri durumunda AKP adayının kazanacağı, CHP’ye vermeleri durumunda ise CHP adayının kazanacağının görüldüğünü belirten Özel, “iyi insanların” kendilerine destek vermesi gerektiğini söyledi.

‘TÜRKİYE İTTİFAKI’

Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İyi insanlara, yakasında, gönlünde, gözünde güneş açanlara sesleniyorum. Gelin 31 Mart’ta sandıkta vicdanın ittifakını yapalım. Ankara’da siyasetin ittifakını yapamadık. Bizden de ayrılanlar var. Ben canları sağ olsun diyorum. ‘Eski dosttan düşman olmaz’ diyorum. ‘Gün gelir yeniden birlikte oluruz’ diyorum. Buradan bütün iyi insanlara sesleniyorum. Sandıkta birleşelim, AK Parti’yi gönderelim. Tek talebim, tek isteğimdir. Bu ittifakın adı Denizli ittifakıdır. Renkleri yeşil ile siyahtır. Ama Türkiye’deki ittifakımızın adı Cumhur İttifakı’na karşı umudun ittifakıdır, adı Türkiye ittifakıdır.”

❌