Normal görünüm

Dün alınanlar — 5 Eylül 2026

Kılıçdaroğlu’ndan açıklama: AKP’ye geçen meclis üyelerine ne dedi?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yüreğir ve Üsküdar Belediye Başkan Vekili seçimlerinde yaşananları eleştirdi. Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

“Bir zamanlar bu iktidarın dilinden ‘millet iradesi’ düşmezdi. Üsküdar’da ve Yüreğir’de yaşananlara bakıyorum: Mahkemeler, soruşturmalar, gözaltılar, meclis üyesi transferleri… Soruyorum: Millet iradesi yalnızca halk sizi seçtiğinde mi kutsal?

Buradan bütün Cumhuriyet Halk Partililere sesleniyorum: Birbirinize sahip çıkın. Kimse bu baskılar karşısında kendisini yalnız hissetmesin. Korkmayacağız, dağılmayacağız, birbirimizi yalnız bırakmayacağız.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediyeleri milletin oylarıyla kazanılmıştır. Milletin verdiği emaneti masa başı oyunlarıyla kimseye teslim etmeyeceğiz. Bir belediye başkanlığı uğruna iktidarın gücünü insanların üzerine sürmekten vazgeçin. Sandıkta alamadığınız belediyeleri tek tek bu yöntemlerle mi alacaksınız? Bir belediyeyi daha almak için memleketi bu hâle getirmeye, hukuku, ahlakı ayaklar altına almaya değer mi? Cumhuriyet Halk Partisi’ni korkutarak, parçalayarak asla teslim alamazsınız.”

Dünden önceki gün alınanlar

Nazilli Belediye Başkanı Ertuğrul Tetik CHP’den istifa etti

Aydın’ın Nazilli Belediye Başkanı Ertuğrul Tetik, yaptığı açıklamada, CHP’den istifa ettiğini açıkladı. Herhangi bir siyasi partiye katılmayacağını belirten Tetik, Nazilli Belediye Başkanlığı görevine bağımsız belediye başkanı olarak devam edeceğini duyurdu.

Tetik, kararının ani bir öfkenin, kişisel bir hesabın veya herhangi bir makam beklentisinin sonucu olmadığını belirterek, “Yaşadığımız süreci, Nazilli halkının bana verdiği sorumluluğu ve belediyemizin yönetim istikrarını göz önünde bulundurarak aldığım bir karardır” dedi.

Tetik, bir süre önce YENİ Parti’ye geçeceğiyle ilgili yapılan tartışmalarına ilişkin, o dönemde yaptığı açıklamaların samimi bir siyasi değerlendirme olduğunu söyledi. Geçmişte söylediklerini inkar etmediğini belirten Tetik, nihai kararını vermeden önce yaşananları ve siyasi tabloyu bütün yönleriyle yeniden değerlendirme ihtiyacı duyduğunu ifade etti.

‘CHP’YE VE BU PARTİYE GÖNÜL VERENLERE SAYGIM DEVAM EDECEK’

CHP’nin Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulduğunu ve toplumdaki tarihsel yerinin tartışılmaz olduğunu kaydeden Tetik, CHP çatısı altında siyaset yaptığını ve Nazilli halkının desteğiyle belediye başkanı seçildiğini belirterek, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin değerlerine ve bu partiye gönül vermiş yurttaşlarımıza duyduğum saygı her zaman devam edecektir” ifadelerini kullandı.

Bundan sonraki süreçte enerjisini siyasi tartışmalara değil, Nazilli’nin sorunlarına ve belediyenin hizmetlerine vereceğini aktaran Tetik, “Bizim tarafımız Nazilli’dir. Bizim sorumluluğumuz Nazilli halkıdır. Bizim zihnimizi meşgul eden meseleler sadece ve sadece Nazilli’nin meseleleridir” dedi.

‘NAZİLLİ’Yİ YENİDEN SİYASİ OLAYLARIN İÇERİSİNE SOKMAYACAĞIM’

Nazilli halkının güvenini kazandığını belirten Tetik, kenti yeniden siyasi tartışmaların içerisine sokmak istemediğini belirterek, “Görevimin başındayım. Görevimin başında bağımsız bir belediye başkanı olarak devam ediyorum. Tekrar ediyorum: Benim tarafım Nazilli’dir” diye konuştu.

‘BU KARAR GERÇEKTEN BENİM İÇİN ÇOK ZOR’

CHP’den ayrılma kararının kendisi açısından kolay olmadığını da vurgulayan Ertuğrul Tetik, “Çünkü bu parti, benim için Atatürk’ten kalan, O’nun kurduğu ve babamın da yirmi yıl yönetici olarak hizmet ettiği bir parti. Dolayısıyla inanın ki çok zor. Sayın Özgür Özel’in, Sayın Kılıçdaroğlu’nun söylediği gibi baba ocağından ayrılmak çok zor” ifadesini kullandı. (ANKA)

 

💾

Nazilli Belediye Başkanı Ertuğrul Tetik, CHP'den istifa etti. Görevine bağımsız devam edeceğini belirten Tetik, "Bizim tarafımız Nazilli'dir. Bizim sorumluluğumuz Nazilli halkıdır. Bizim zihnimizi meşgul eden meseleler sadece ve sadece Nazilli'nin meseleleridir" dedi.

Kılıçdaroğlu: ‘Sürece tereddütsüz katkı vereceğiz’

Kılıçdaroğlu, bölücü açılım sürecine ilişkin sosyal medya hesabından yazılı açıklama yaptı. Kılıçdaroğlu açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’nin huzurunu, birliğini ve kardeşliğini bozmak isteyen bölücü küresel yapılar şunu iyi bilmelidir:

Türk baharı hayali kuranlara, Türk milletinin birlik ve beraberliği karşısında zemheri kışı yaşatacak olan bu milletin ortak iradesi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kararlılığı ve sarsılmaz kardeşliğimizdir. Türk milleti, içerisinde barındırdığı bütün evlatlarıyla, bütün kültürleriyle, bütün dilleriyle ve bütün renkleriyle ayrılmaz bir bütündür. Farklılıklarımız ayrışmanın değil, ortak vatanımızın zenginliğidir.

Bizim için tartışılmaz olan üniter devlet yapımız, Anayasa’nın ilk dört maddesi ve milletimizin sarsılmaz, bölünmez kardeşliğidir. Bu süreç bir bölünme, parçalanma veya ayrışma süreci değil, tam tersine yaraları sarma, kardeşliği güçlendirme ve milletçe yeniden kenetlenme sürecidir.

Türkiye’nin önce bölgesel, ardından küresel bir güç olmasının yolu kendi içinde kavga eden değil, kardeşliğini dünyaya ilan eden güçlü bir Türkiye’den geçmektedir.

Bizim milliyetçiliğimiz milleti bölmek değil, milleti birleştirmektir. Bizim vatanseverliğimiz kardeşi kardeşe düşürmek değil, aynı bayrağın altında omuz omuza yürümektir. Bizim ülkümüz zayıf ve parçalanmış bir Türkiye değil, birliğini koruyan, demokrasisi güçlü, ekonomisi sağlam, itibarlı ve büyük bir Türkiye’dir.

Bu sürece tereddütsüz katkı vereceğiz. Ancak ülkemizde yeni bir iç karışıklık, ayrışma ve çatışma zemini oluşturmaya çalışan bölücü küresel yapılara da asla geçit vermeyeceğiz.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumluluğun gereği bu tarihi süreçte yalnızca destek veren değil; sorumluluk alan, öncülük eden ve doğru istikameti gösteren bir anlayışla hareket edeceğiz.

Çünkü biliyoruz: Kardeşlik güçlenirse Türkiye güçlenir. Türkiye güçlenirse milletimiz kazanır. Birlik varsa gelecek vardır. Bu topraklar ayrılığın değil birliğin, düşmanlığın değil kardeşliğin yurdudur.”

2 yıl önce istifa etmişti: Edirne Milletvekili Ediz Ün, yeniden CHP’ye katıldı

28 Eylül 2024’te hakkında açılan bir dava nedeniyle CHP’den istifa eden Edirne Milletvekili Ediz Ün, yeniden CHP’ye üye oldu. Konuya ilişkin ANKA Haber Ajansı’na konuşan Ün, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştüğünü ve partiye geri döndüğünü söyledi.

Hakkında açılan bir davanın olduğunu ancak soruşturma sürecinin ardından konunun kendisiyle alakalı olmadığının anlaşıldığını söyleyen Ün, “Bir çalışanımın yanlışı nedeniyle itham edilmeye çalışıldım ancak konunun benle alakalı olmadığı ortaya çıktı. Aklandım ve partime geri dönüyorum,  baba ocağında çalışmalarıma devam edeceğim” dedi.

15 gün önce Kılıçdaroğlu ile görüştüklerini partiye katılma kararı nedeniyle Kılıçdaroğlu’nun kendisine başarılar dilediğini söyleyen Ün, “Ulu çınarın gölgesinde vatandaşlarıma hizmet etmeye devam edeceğim” ifadelerini kullandı.

NE OLMUŞTU?

Eylül 2024’te CHP Edirne Milletvekili Ediz Ün’e ait şahsi araçta emniyet güçleri tarafından yapılan aramada çok sayıda kaçak elektronik sigara aparatı ele geçirilmiş, Ün olayla bir ilgisinin olmadığını ve aracını gayriresmî danışmanına emanet ettiğini belirterek suç duyurusunda bulunmuştu. Ancak Ün, dönemin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in talebi doğrultusunda, adli süreç tamamlanana kadar partisine zarar vermemek adına 28 Eylül 2024’te CHP’den istifa etmişti.

Erdal Beşikçioğlu’ndan karar: CHP mi Yeni Parti mi?

Ankara Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun ise CHP’de kalma kararı aldığı iddia edildi.

Gazeteci Hilal Köylü’nün haberine göre, CHP Etimesgut İlçe Örgütü toplu şekilde istifa ederek Yeni Parti’ye katılma kararı aldı. Etimesgut Belediyesi’nde görev yapan 15 CHP’li belediye meclis üyesi de partilerinden ayrılarak Yeni Parti’ye geçiş başvurularını tamamladı.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclisi’ndeki siyasi aritmetiğin korunması amacıyla ise büyükşehir belediye meclis üyelerinin istifaları istenmedi. Ayrıca Mansur Yavaş ile hareket eden 2 meclis üyesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne giden Etimesgutlu meclis üyeleri ile Erdal Beşikçioğlu’nun kontenjanından meclise giren üyelerin de istifalarının talep edilmediği ifade edildi.

Gazeteci Deniz Zeyrek de ilçe örgütünün ve belediye meclis üyelerinin önemli bölümünün ayrılmasına karşın, Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun CHP’de kalmayı tercih ettiğini aktardı.

Yeni Parti’nin kuruluşuyla Meclis’in yeni oturma düzeni belli oldu

Edinilen bilgiye göre, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, dün Yeni Parti ile CHP parti yöneticileriyle görüştükten sonra Genel Kurul’da oturma düzenini belirledi. Kurtulmuş, partilere gönderdiği yazıda “TBMM’de temsil edilen siyasi parti grubunun 7’ye çıkması üzerine Genel Kurul’da oturma düzeninin yeniden belirlenmesine ihtiyaç olduğunu” vurguladı.

İlişkili Haber
thumbnail
Yeni Parti’nin TBMM grup yönetimi belli oldu
Haberi görüntüle

Kurtulmuş, “Başkanlık Divanı’nda bu konuda bir karar alınıncaya kadar geçici olarak siyasi parti gruplarının Genel Kurul’da oturma düzeninin, ön sıralar ile arka sıraların mevcut yerleşim düzeni göz önünde bulundurularak DEM Parti’nin mevcutta kullandığı iki ön sıradan birinin CHP Grubu’na tahsis edileceğini” bildirdi.

Numan Kurtulmuş, Başkanlık Divanı’nın oturuşuna göre en solda AKP olmak üzere sırasıyla Yeni Parti, DEM Parti, CHP, MHP, İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi grupları şeklinde belirlendiği kaydetti.

İlişkili Haber
thumbnail
Yeni Parti’den kapalı grup toplantısı… Özgür Özel: ‘Milletimizin ihtiyacıydı’
Haberi görüntüle

Özgür Özel’den ‘İmamoğlu’yla ayrılık’ sorusuna yanıt

Nefes yazarı Aytunç Erkin, CHP Grup Başkanı Özgür Özel’le yaptığı görüşmeyi köşesine taşıdı.

Özel’in İmamoğlu’nu bir süredir cezaevinde ziyaret etmediği yönündeki kulis bilgilerini Özel’e soran Erkin, Özel’in, “Geçen perşembe günü izin istedim ancak duruşması vardı olmadı. Cuma günü de benim programım vardı. İnşallah bu cuma gideceğim görüşmeye olmazsa pazar günü” dediğini aktardı.

Özel’e “İmamoğlu’yla aranızda bir ayrılık var mı?” sorusunu da yönelten Erkin, Özel’in, “Özgür Özel, Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu ayrılamaz. Bu üçlü Türkiye’nin kaderini değiştirecek. Ekrem İmamoğlu’nu bırakmam Mansur Yavaş olmadan da yol yürümem” dediğini ifade etti.

Özel, yeni parti için 20 Temmuz ve 24 Temmuz tarihlerinin konuşulmasıyla ilgili soruya da “Bunlar kritik tarihler. Adli yıl sonu ve iki dönem kurultay yapmama tarihi. Ama partiden gidiş ya da yeni kuruluş için değil” dedi.

Kılıçdaroğlu, İstanbul programını neden iptal ettiğini açıkladı

Mahkeme kararıyla CHP İstanbul İl Başkanı olarak atanan Gürsel Tekin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 25 Haziran Perşembe günü saat 08.00’de İstanbul’a geleceğini açıklayarak karşılamanın Dudullu Çamlıca Gişeleri’nde gerçekleştirileceğini duyurmuştu.

Ancak İstanbul programı son dakika kararıyla iptal edilmişti. Programın neden iptal edildiğini açıklayan Kılıçdaroğlu, “Muharrem ayının ve Aşura gününün de siyasi polemiklere, gerilimlere, kavgalara, propaganda hesaplarına ve istismara konu edilmesine müsaade etmeyecek; en azından bu utancın ve bu vebalin bir parçası olmayacağız” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamasının tamamı şöyle:

“Hiçbir inancı, hayatımın hiçbir döneminde siyasetin ve propagandanın malzemesi yapmayı doğru görmedim. İslam inancının en müstesna zamanlarından olan Muharrem ayının ve Aşura gününün de siyasi polemiklere, gerilimlere, kavgalara, propaganda hesaplarına ve istismara konu edilmesine müsaade etmeyecek; en azından bu utancın ve bu vebalin bir parçası olmayacağız.

Bizim nazarımızda toplumsal ve manevi değerler; siyasi ikbal hesaplarından ve günlük siyasi kazanımlardan çok daha kıymetlidir. Bu değerlere karşı gösterilmesi gereken özen, her türlü siyasi hesap ve beklentinin üzerindedir.

Bu anlayışla, programımızda yer almasına rağmen, içinde oluşan atmosfer nedeniyle Aşura etkinliğine fiziken katılmamanın daha doğru, daha anlamlı ve daha isabetli olacağı kanaatine vardık. Çünkü bazı zamanlarda en doğru duruş, kalabalıkların içinde görünmek değil; inancın siyasete malzeme edilmesine ortak olmamaktır.

Aşura etkinliğine yönelik mesajımı, gönül birlikteliğimizin ve muhabbetimizin bir nişanesi olarak sizlerle paylaşıyor; bizi en doğru anlayacağına inandığım bütün canlarımızı en kalbi duygularımla selamlıyor, Muharrem ayının ve Aşura’nın birlik, kardeşlik ve hakikat ikliminin hepimize hayırlar getirmesini diliyorum.”

Özgür Özel kurultay için tarih verdi

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında TBMM’de konuşma yaptı.

Özgür Özel CHP Grup Toplantı Salonu’nda alkışlarla karşılandı.

Özgür Özel CHP Grup Toplantı Salonu’nda alkışlarla karşılandıhttps://t.co/xSafmeFb0o pic.twitter.com/oxnJW0cNbf

— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) June 9, 2026

Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Bu konuşmayı bir zafer olarak görmüyorum ancak bu kürsüde seçilmiş genel başkanının konuşma yapmasının sağlanması, Dikmen Kapı önündeki binlerin Türkiye’deki milyonların yüreklerindeki demokrasi, ülke ve parti sevgisindendir. Sizleri kutluyorum. Biz demokrasi fikrinin insanlarıyız, sandığa inanırız. Seçene ve seçilene saygılıyız.

Onun için bugün buradaki duruş çok anlamlıdır. Bir zafer değil, bir bütünün diğerleri kadar kıymetli bir parçasıdır. Teslim olmamaktır. Direnmektir. Bütün ülkenin geleceğini düşünenlerin birlikteliğinin zaferidir.

Manisa’ya cenaze töreni sığmadı. Kardeşimizi ancak Ferdi’ye nasip olabilecek bir törenle uğurladık. Orada olmak hepimize düşerdi. Orada olacaktık. ‘Herkes orada olur’ dedik. Bundan bir süre sonra olmayacak bir şey oldu. Gözlerime inanamadım. Bugün bizim orada olmamızı burada grup toplantısı yapmak için fırsat görüldü, bir açıklama yapıldı.

‘BEN BURADA LAZIMDIM’

Kim gelecek onlarla, partinin kapısına kim geldiyse onlar gelecekti. Son 4 kurultayın seçilmiş genel başkanı, yöneticileri olmayacak. Kimin geleceğini, nasıl planladıklarını gördük. Millet bir karar verir o karar burada tecelli edilir. Herkese danıştım, en son Ferdi’nin sesiyle kararı verdim. Hep Manisa’ya gitmem gerekir, burada da bir şey çıkar. ‘Sen orada lazımsın’ derdi. Ben bugün burada lazımdım, burada kaldım.

Bu kumpası çözmezsen, ‘CHP’nin iç işi’ dersin. Kim karışır CHP’nin kurultayına? YSK denetiminde bütün süreçler bitmiş. Dönüp son 4 kurultayı yok say. YSK’ye göre yok değil. Hiçbir yer göre yok değil ama AK Parti yargı kollarının görevlendirdiği bir mahkeme olmayacak bir karar alsın ve artık Türkiye’de hiçbir seçilmişin koltuğunun kesinleşemeyeceği bir sisteme döndürdüler işi.

‘Sandıkla geldik, sandıkla gidemeyiz.’ Bütün mesele bu, bunun üzerine oturuyor sistem. Bu işi kim yapar? Bu işi bu çocuk yapar. Vaktiyle bütün kararları kim aldıysa, talimatla yapan birisine yargı kollarını kurdurdular.

Bugün için neredeyiz? Defalarca buradan Murat Kurum’a söylediğim. Kurum tek tek biliyor bütün tapuyu. Tek kelime söyleyemiyor. Sonra çıkıp dedi ki, ‘Efendim Muhittin Böcek yakında konuşacak.’ Dedim ki bunu ispatlayamazsanız alçaksınız. İspatlayamadılar. 110 gün yoğun bakımda yatmış adamı, kendisi defalarca açıkladığı halde, ‘Adaylığım için bir kuruş para verdiysem şerefsizim’ deyip açıkladığı halde böyle birisine en son ne ifade verdirdiler biliyor musunuz?

En son gitti, kimse görmezken Ferdi Zeyrek’e verdim deyip ifade verdirdiler. Nasıl olsa ölmüştür inkar edemez diye böyle hesap yaptılar. Bu kadar kötüleşebilen birilerinden bahsediyorum. Ölmüş kardeşime iftira atan, ölmüş başka bir kardeşimizin namusuna dil uzatan birilerinden bahsediyorum. Partiyi bu duruma getirerek partiyi kurumsuzlaştıran, adaysızlaştıran bir çözüm paketinde içeriden dışarıdan her türlü işbirliği ile bu işi çözmeye kalktılar.

Özgür Özel:

“Öyle bir noktaya geldik ki ölmüş kardeşime iftira atan, ölmüş başka bir kardeşimizin namusuna dil uzatan… İçimizdeki inat mıdır nedir bilinmez oraya hamle yaparak, partiyi bu duruma getirerek, içeriden dışarıdan her türlü iş birliği ile ilerleyerek bu işleri… pic.twitter.com/r7rojYZdTW

— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) June 9, 2026

‘MESELE ERDOĞAN’I RAKİPSİZLEŞTİRME’

ABD bayrağına el basıp yemin eden birisinin televizyon kanalı. Ekrem İmamoğlu ile ilgili her türlü yalanı atan ama popüler olan cep telefonlarından, paralardan tutun da hiçbiri çıkmadı ya; TGRT, A Haber bu yalanları atarken iddianamede olacak derken şimdi ben yalan attım diyenler Ekrem başkanın evine desteğe koşanlar, önseçimde oy verirken poz verenler Ekrem başkana ‘Hırsız’ demeye başladılar. Mesele Erdoğan’ı rakipsizleştirme meselesinden başka bir mesele değil. Orada tutuklu insanlar bedenlerini sandıkla iktidarın değiştirilmesi için ortaya koyuyor.

Kapıda da söyledim, size de söylüyorum. Siz bugün Türkiye’yi kuruluş ayarlarına karşı kopmayan halkasınınız. O yüzden hem Ferdi’nin ölüm yıldönümünde bize bunları yapanlara hem de genel merkezde o kara günü yaşatanlara hem de bugün bu Meclis’in altında cürret edilen meseleye kim eğer alet olup el veriyorsa şu kadarcık hakkımı helal etmiyorum.

Özgür Özel:

“Mesele, CHP’yi kurumsal kimliğiyle, lideriyle, bütün güçlü kaslarıyla birlikte ortadan kaldırmaya çalışan, Erdoğan’ı rakipsizleştirme meselesinden başka bir mesele değil”https://t.co/xSafmeFb0o pic.twitter.com/jLgazMrefP

— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) June 9, 2026

‘O BİNADA KİMLER VAR BİLİYOR MUSUNUZ?’

Partiye geçmize saygımızdan ağzımızı açmıyor, susuyorum. Ama bu partiye yaşatılanları gördükçe ne diyeceğimi şaşırıyorum. O binada kimler var biliyor musunuz? Saymadığım isim üstüne alınmasın.

O gün partinin üyesi olmayan milletvekillerimiz bile, CHP ile ilgili olmayan seçmenlerimiz bile herkes gözümde bambaşka bir yerdedir. O binada bugün Kemal Bey’e Çubuk’ta organize bir linç yaşatılırken ölümü göze alarak onunla birlikte, onu koruyarak yanında duran mesele Murat Emir orada yok ama 1980 öncesi 7 TİP’li genci öldüren Haluk Kırcı’nın ekibi selam veriyor 12. kattan, Genel Başkan katından.

Kemal Bey saldırıya uğradığında kirpinin içinde onunla birlikte suikasta uğrayan Seyit Torun yok orada. Çünkü Kemal Bey’e orada ateşler açılırken Kemal Bey’in üstüne kapanan Seyit Torun’u iki kolundan tutup da attılar binanın dışarısına.

Belediye başkanlarımız yok o salonda ama ‘Bir sonraki operasyon şu CHP’li belediyeye’ deyip haysiyet suikastı yapanlar o binada geziyorlar. Aykut Erdoğdu yok o binada ama İBB borsasında olan avukat, Yunanistan’a kaçarken yakalattığım avukat o binada ‘Arınma başladı’ diye paylaşıyor.”

‘CHP’DE GÖREV YAPMIŞ KİMSEYE YAKIŞTIRMAM’

Her şeyi yapın ama bu FETÖ’den kalma dille, önüne geleni hain ilan eden dille; demokrasiyi tehdit gördüğü için her direnişe ‘ayaklanma’ her mitinge ‘Türkiye’yi karıştırmak’ diye bakan sığ anlayışının terminolojisini CHP’de görev yapmış kimseye yakıştırmam.

Asla ve asla CHP’ye paralel yapı, FETÖ ya da namuslu arkadaşlarımıza hırsız gibi iftiralara teslim olursak biz CHP olmayız. Elbette hukuka güveneceğiz ama onun için önce bu yargıdaki çeteyi dağıtacağız.

 

’26 TEMMUZ GEÇİRİLMEMELİ’

Tarihi bir eşikteyiz. Bu eşik dönülemez bir hale gelmiştir. Umut ediyorum butlan kararından, partiye yapılan saldırıdan sonra bir aklı selim hakim olur ve bu kritik eşik geri dönülmez şekilde aşılmaz. 2 milyon üyemiz var, 2 bin tane kurultay istemeyen seçilmiş yönetsin demeyini bulamazsınız.

O bin tane de bayramlaşma yapalım, getirelim grup yapalım; o bin tane gezdirilmişle ne kurultay ne bayramlaşma ne grup toplantısı yapabilirsiniz. O yüzden herkesin nasıl bir eşikte olduğumuzu görmesi lazım. Bütün muhalefet partileri derhal kurultay yapılsın diyor. Kendilerinin de talim olduğu bu sistem ortadan kalkarsa demokrasi ortadan kalkacağı için bunu söylüyorlar.

Bunun için diyalog olsa hiç uzakta durmadım. Efendim ‘tedbir var kurultay yapılmaz.’ Türkiye’nin tüm hukukçular aynı metinde birleşiyorlar. Kamu, seçim hukukçuları ‘Kurultayın yapılması değil yapılmaması sorun’ diyor. Başka bir görev yoktur, görev budur.

‘Kurultay yapacağız’ söylemlerini duyduk. Madem ki buna ikna oldunuz, o kurultayı yapmalısınız. ‘Efendim birkaç ay sonraya söyleyelim, bir yıla yayalım. AK Parti bizi nerede sıkıştırırsa o seçimi o zaman yapalım’. Burada yapılacak iş 26 Temmuz’u geçirmeden kurultay yapılmalıdır. Seçime girilmesi tehlikeye girmektedir. Bu memlekette tüm umudu önümüzdeki seçim olan on milyonlarca kişinin hayallerini yerle bir etmekle kalmaz, onlara kabusu yaşatırsınız. Onları sandıktan koparırsınız, geri dönülemez bir şekilde kaybettirirsiniz.

Özgür Özel:

“Tarihi bir eşikteyiz. Bu eşik artık geri döndürülemez bir noktaya gelmiştir. Ümit ediyorum, butlan kararından, partiye yapılan saldırıdan sonra bir aklı selim hakim olur ve bu kritik eşik geri dönülmez bir şekilde aşılmaz”https://t.co/xSafmeFb0o pic.twitter.com/3YnoVIbzp9

— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) June 9, 2026

‘ACI ÇEKECEĞİZ AMA VAZGEÇMEYECEĞİZ’

Herkes bilsin ki milletin yürüyüşüne kimse set çekemez. Önümüzde duran bu milletin ayaklarının altında kalır. Ne yapılırsa yapılsın bu millet önünde kimseyi istemez. Devletini sever, vergisini verir ama devleti milletin karşısına koyarsanız millet o devleti önce yener sonra yeniden demokratik devletini inşa eder.

Onun için milletin verdiği karara kimse mani olmaya kalkışmasın. Birilerinin milletle girdiği savaşın kimse maşası olmasın. Çalışacağız, acı çektik çekeceğiz ama yürüyüşümüzden asla vazgeçmeyeceğiz. Beni Ferdi’den, Manisa’dan koparamadılar çünkü arkamda dağ gibi siz vardınız, hepinizi seviyorum. Hep beraber başaracağız, size inanıyor size güveniyorum. Yürüyelim arkadaşlar.”

Lütfü Savaş’tan mutlak butlan için yeni hamle

Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki (CHP) “mutlak butlan” krizi sürüyor.

SIRADAKİ HAMLE BELLİ OLDU

Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre, dava sürecinde aralarında eski Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın da yer aldığı ve delegelerden oluşan 7 kişilik davacı ekibin yeni bir adım atacağı iddia edildi.

TEMYİZ BAŞVURUSU

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında mutlak butlan kararı çıkmasında etkili isimlerden Lütfü Savaş ve beraberindeki 7 kişinin İstinaf’ta bekleyen dosyaya tekrar temyiz başvurusunda bulunacağı öğrenildi.

Davacıların bu hafta İstinaf Mahkemesinde bekleyen dosyaya tekrar temyiz başvurusunda bulunacağı belirtiliyor. Hukukçular, dosyanın Yargıtay’a gitmesinin adli tatil sonrasına kalmasına neden olabileceğini belirtti.

UZATMANIN YOLUNU BULDULAR

Davanın kısa sürede neticelenmesi önündeki en büyük engel, hukuki prosedürdeki tarafların çokluğu ve itiraz süreleri olarak öne çıkıyor. İstinaf Mahkemesi’nde ‘itiraz ve başvuru süreleri’ tamamlanmadığı için dosya henüz Yargıtay’a gönderilemiyor.

Dört farklı tarafın yer aldığı dosyada; Lütfü Savaş ve 5 delege davacı, CHP kurumsal olarak davalı, süreçten etkilenen 45 kişi fer’i müdahil, Özgür Özel ve yönetimi ise görevden uzaklaştırma kararı verilen taraflar olarak bulunuyor.

CHP’de iki ayrı bayramlaşma: Kılıçdaroğlu ve Özel, Ankara’da yurttaşlarla buluşacak

CHP, yarın Ankara’da iki ayrı bayramlaşma programına hazırlanıyor. İstinafın kararıyla tedbiren CHP Genel Başkanlığı’na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, yarın ilk kez CHP Genel Merkezi’ne gelerek vatandaşlarla bayramlaşacak. Saat 14.00’teki program için birçok ilden sosyal medya kanalıyla “Ankara’ya ücretsiz ulaşım” çağrıları paylaşıldı. Kılıçdaroğlu’nun halk buluşması şeklinde gerçekleşecek bayramlaşma programına ilişkin afişlerin basım görüntüleri sosyal medyada yayılırken Kılıçdaroğlu’nun “Gül ki Güller Açsın” şarkısıyla karşılanacağı ifade ediliyor. Karşılama için şarkı seçiminin Özel’in “Bırak saraylara mermer olmayı, toprak ol bağrında güller yetişsin” şiirinden yaptığı alıntıya yanıt olarak seçildiği belirtiliyor.

Edinilen bilgiye göre, Kılıçdaroğlu Genel Merkez bahçesinde vatandaşlara hitap edecek. Kılıçdaroğlu’nun hitabı için bahçeye bir sahne kurulumu veya otobüs yerleştirilmeyecek, konuşma CHP yazısının yer aldığı merdivenler üstünden yapılacak. Genel Merkez’de, yarınki bayramlaşma programı için hazırlıklar devam ediyor.

ÖZEL DE AYNI SAATTE GÜVENPARK’TA OLACAK

Aynı saatte bir diğer bayramlaşma programı ise CHP Grup Başkanı Özgür Özel tarafından gerçekleştirilecek. Güvenpark’taki CHP Ankara İl Başkanlığı önünde yapılacak olan buluşmada, Özel, otobüs üstünden vatandaşlara hitap edecek. İl Başkanlığı tarafından vatandaşlara yapılan çağrıda, “Bayramın dayanışma ruhunu büyütmek, birlik ve mücadelemizi güçlendirmek için tüm halkımızı bekliyoruz” ifadeleri yer aldı. (ANKA)

Kılıçdaroğlu’ndan Parti Meclisi açıklaması: Tüm üyelerin tebligat alabilmesi adına mesai saatini bekliyoruz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TV100’de gazeteci Barış Yarkadaş’a açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu, sosyal medyada CHP’liler arasında süren tartışmalara ilişkin, “Herkes şunu bilsin Partimiz en kısa sürede ahlaki kodlarına dönecektir. Özellikle sosyal medyada CHP’liler arasında ayrışma, tartışma yaratmaya çalışan kişiler, hesaplar var. Kimse tartışma görüntüsü vermemeli. Biz bu süreci aşacağız” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, kamuoyunda tartışılan CHP Parti Meclisi (PM) toplantısının ne zaman yapılacağına ilişkin ise, “Biz PM’nin 1 Haziran’da toplanacağına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadık. Arkadaşlarımızla kendi aramızda fikir yürüttük. Araya tatil girmesiyle birlikte PM üyesi arkadaşlarımızın tebliğ alamayacakları anlaşıldı. Tüm üyelerin tebligat alabilmesi için mesai saatini bekliyoruz. 1 Haziran tarihi gazeteci arkadaşlarımızın kulislere dayanarak aldığı bilgidir” diye konuştu.

Kapalı grup toplantısında seçim: Özgür Özel, CHP’nin Grup Başkanı oldu

Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) “mutlak butlan” kararının ardından bir CHP üyesinin YSK’ye yerel seçimin iptali için yaptığı başvuru reddedildi.

YSK, 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimleri’nin iptal edilmesi talebiyle başvuru yapıldığı öğrenilmişti.

Alınan bilgiye göre bir CHP üyesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi’nin, CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultayı’nın mutlak butlan nedeniyle malul olduğunun tespiti ile yapıldığı tarihten itibaren iptaline ilişkin kararının ardından YSK’ye başvuru yaptı.

Başvuruda, 4-5 Kasım 2023’teki kurultayın ardından 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimleri’nin iptal edilmesinin talep edildiği belirtildi.

YSK’nin, bugün yapılacak gündem toplantısında bu başvuruyu da ele alması bekleniyordu. YSK’den ret kararı geldi.

Müsavat Dervişoğlu’ndan ‘mutlak butlan’ tepkisi: İlan ediyorum ki İYİ Parti taraftır

CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’na ilişkin mahkemenin mutlak butlan kararının ardından, İYİ Parti Başkanlık Divanı ve Meclis Grubu, Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu başkanlığında, İYİ Parti ek binasında olağanüstü toplandı.

Saat 10.00’da başlayan toplantı, yaklaşık 5 saat sürdü. Görüşmenin ardından Dervişoğlu, parti kurmaylarıyla genel merkez binasına gelerek açıklamada bulundu.

Parti genel merkezindeki konferans salonunda, parti kurmayları ve Ankara teşkilatının da katılımıyla basın açıklaması yapan Dervişoğlu, şunları kaydetti:

“200 yıla yaklaşan demokrasi geleneğimizin ve 103 yıllık Cumhuriyet tarihimizin kırılma noktalarından birindeyiz. 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan Cumhuriyet Halk Partisi 38’inci Olağan Kurultayı’na ilişkin, kurultaydan 2 yıl sonra başlatılan hukuki sürecin sonunda bir karar açıklandı. Bu karar, yalnızca bir siyasi partiyi değil, Türkiye’nin 75 yıllık çok partili siyasal düzenini, seçme ve seçilme hakkını, demokrasimizi, hukuku, ülkenin bugününü ve istikbalini hedef almıştır.

‘HUKUKSUZLUĞUN SEBEBİ CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİDİR’

Demokrasinin temelinde millet egemenliği, eşitlik ve adalet vardır. Tam ve kamil demokrasilerde siyasi partiler milletin iradesiyle kurulur ve milletin iradesiyle yoluna devam eder. Bu yolda ödülü de gerektiğinde cezayı da milletimizden başkası veremez. İktidar ya da muhalefet fark etmez, tüm siyasi partiler bu ülkenin ortak siyasal mirasının parçalarıdır. Ancak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle sürüklendiğimiz tek adam rejiminde, baskıların, yoksulluğun, yolsuzluğun ve bugün karşı karşıya kaldığımız hukuksuzluğun sebebi de bu sistemdir.

Sürekli millet iradesinden dem vuran Cumhur İttifakı’nın, iktidarını sürdürebilmek için tenezzül ettiği bu ve benzeri yöntemler, hukuk sistemimiz ve adalet kalemizin burçlarında gedik açmıştır. Bu mesele, bir siyasi partinin kurultayı ile ilgili olmaktan öte, seçim sistemimiz ve Anayasamız açısından da ağır sonuçları olabilecek bir meseledir.

‘MUTLAK BUTLAN KARARININ, BİZZAT KENDİSİ MUTLAK BUTLANDIR’

İşte bu tarihi noktada, ben Müsavat Dervişoğlu olarak huzurunuzda bir kez daha ifade ve ilan ediyorum ki, İYİ Parti taraftır. İYİ Parti bu tek adam rejimine karşı, parlamenter demokrasiden, hukukun üstünlüğünden, adil bir devlet, adil bir yargı ve adil bir yönetimden taraftır. İYİ Parti, Türkiye’yi üniter yapısına dağıtarak, istibdat rejimine sürüklemek isteyenlere karşı Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet devletinden taraftır.

Çok partili Türk demokrasisine bir darbe, Türk milletinin bugününe ve istikbaline bir pusu ve Cumhuriyet’in yüksek mirasına melun bir saldırı olarak gördüğümüz mutlak butlan kararının, bizzat kendisi mutlak butlandır.

Unutulmasın ki; Anayasamıza göre, bu konulardaki tek ve son yetki sahibi olan Yüksek Seçim Kurulu kararını hiçe sayarak, aslında Anayasamızı çiğneyen bu yaklaşım, iktidar partisi de dahil tüm siyasi partiler için bir tehdittir. Yargı vesayeti anlamına gelebilecek böylesi bir adım, Anayasamızdan başlayarak ilgili yasalarımızı hiçe sayan, millet iradesine karşı yapılmış anti demokratik bir kalkışmadır. Cumhuriyet tarihi, millet iradesinin önüne engeller çıkarmaya çalışanların akıbetlerine dair örneklerle doludur. Türk milleti, anayasal haklara ve sarsılmaz iradesine ipotek koymaya kalkan, üniformalı ya da sivil her girişimi, nihayetinde sandıkta cezalandırmış ve kutsal hakkını muhafaza edebilmeyi bilmiştir.

‘İSTİKRAR’ VURGUSU

Her fırsatta istikrardan söz eden iktidar, bu hukuksuzluğun, ülkemizde tam bir istikrarsızlığa sebep olacağını görmüyor olamaz. İstikrar, vatandaşın yarınından emin olmasıdır. Tüccarın döviz kurundan, öğrencinin geleceğinden, kadının hayatından, güvenliğinden, memurun ayın sonunu getirebilmesinden, çiftçinin, emeklinin hakkını alabilmesinden emin olmasıdır. İstikrar, dedemizden aldığımızı torunumuza miras bırakabilmektir. Şimdi soruyorum. Tarihimizi unutturan, yarınımıza ortakçılar çıkaran, teröristi siyasetçi, siyasetçiyi terörist yapan, gencecik çocukları kodese tıkıp, suç makinesine dönmüş canileri aramıza salan bu iktidar neyin istikrarını vadedebilir?

Yargının siyasallaştığı, her sabaha ülkenin operasyonlarla uyandığı, ekonomi programının iktidarın siyasi ajandasına göre şekil almak zorunda kaldığı bir ülkede istikrar olabilir mi? Bu gerçeklerden hareketle, buradan ilan ediyor ve hatırlatıyorum ki, milletimiz müsterih olsun. 150 yıllık demokrasi geleneğimiz bu krizi aşacaktır. İYİ Parti, milletimizden ve asla taviz verilmeyecek olan millet egemenliğinden yanadır. Bu ve benzeri girişimleri önleyecek kararlılığımız ve gücümüz vardır. Telaşa kapılmadan ama gerçeği de görerek, demokrasimizin, hukukun, adaletin yanında saf tutmaya, milletimizin ali menfaatleri uğurunda mücadele etmeye kararlıyız.”

‘ELBETTE Kİ CHP GENEL BAŞKANI’NI ZİYARET EDECEĞİM’

Bir gazetecinin, “Dün akşam CHP Genel Merkezi’ne bazı partiler gitti. Siz neden gitmediniz, gitmeyi düşünüyor musunuz” sorusuna Dervişoğlu, şu yanıtı verdi:

“Karara ilk tepki gösteren siyasi parti genel başkanıyım. Müsaade edin ki kendi programımı kendim tanzim edeyim. Çünkü bu tür programlar randevu gerektiriyor. Sayın Özgür Özel’in ne denli yoğun olduğunu, bir toplantıdan diğer toplantıya girip çıktığını hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla elbette ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı’nı ziyaret edeceğim. Ama bu, karşılıklı olarak bir takvim ve saat belirlemekle mümkün olabilecek bir şey. İYİ Parti bu meseleye, ‘Ben bundan ne elde ederim?’ penceresinden bakmıyor; Türkiye’yi nasıl kurtarırım, o noktai nazardan değerlendiriyor. Dolayısıyla siyasi geleneklerimizin içinde selden kütük kapmak yoktur.”

Diğer yandan Dervişoğlu’nun bugün saat 17.30’da CHP Genel Merkezi’nde Özgür Özel’i ziyaret edeceği bildirildi.

Kılıçdaroğlu’na ‘mutlak butlan’ tebliği yapıldı: İcra heyeti CHP Genel Merkezi’ne gidiyor

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin CHP’nin 38. Olağan Seçimli Kurultayı’nı “mutlak butlan” gerekçesiyle iptal etmesi sonrası, Özgür Özel ve mevcut parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırıldığı, Kemal Kılıçdaroğlu ve önceki yönetiminin ise görevi devraldığı bildirildi.

MAHKEME, CHP’NİN İTİRAZINI REDDETTİ

CHP, istinaftan çıkan mutlak butlan kararının ardından parti lideri Özel ve yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılması hakkında mahkemeye itiraz dilekçesi sunmuştu.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP Kurultayı’na yönelik verdiği tedbir kararına CHP Genel Merkezi tarafından yapılan itirazı reddetti.

KILIÇDAROĞLU’NA ‘MUTLAK BUTLAN’ TEBLİĞİ YAPILDI

İstinaf Mahkemesi’nin CHP kurultayına ilişkin verdiği “mutlak butlan” kararının ardından, kararın tebliği için görevlendirilen icra memurları Kemal Kılıçdaroğlu’na resmi bildirimi yaptı.

Tebliğ sırasında kurultayın iptali için dava açan Lütfü Savaş’ın avukatı Onur Üregen de bulundu.

Onur Yusuf Üregen şu açıklamayı yaptı:

“Karar ne kadar haklı olduğumuzu gösterdi. Bundan sonra partinin iç işleyişine yönelik. Kemal Kılıçdaroğlu’na hayırlı olmasını diliyorum. Görev tebliğ edildi. Partimizin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’dur.”

GENEL MERKEZ’E GİDECEK

Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Atakan Sönmez ise şunları söyledi:

“Kılıçdaroğlu Genel Merkez’e gidecek. Bugünkü yapılan prosedür. Görevi başlamıştır. Bundan sonra Türkiye’nin sorunlarına dair temiz siyaset başta olmak üzere ilgilenecektir. Toplumun sorunlarına çözüm üretmek için çalışacak. Sayın Genel Başkan bütün arkadaşlarıyla istişare ediyor. Gerginliğin tarafı değildir. Olmayacaktır. Şu anda planlanmış bir görüşme yok. CHP’yle ilgili kesin bilgileri ve kararları basına bilgi geçilecektir. Bir tane CHP var. CHP’nin şu an genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’dur.”

KILIÇDAROĞLU ‘GÖREVLENDİRME’ YAPIYOR

Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Parti Meclisi ve YDK üyelerini tek tek arayıp görevlendirme yaptığı belirtiliyor.

İCRA HEYETİ CHP’NİN KAPISINA GELİYOR

İcra Müdürlüğü heyetinin, İstinaf kararını tebliğ etmek üzere CHP Genel Merkezi’ne gelmesi bekleniyor.

Cumhuriyet Halk Partisi Seçim ve Parti Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, “İcra heyeti CHP Genel Merkezi’ne giremez” dedi.

Kılıçdaroğlu’ndan mutlak butlan kararı sonrası ilk hamle: Üç avukatı azletti

CHP’nin 38’inci Olağan Kurultay iptal kararının ardından mahkeme tarafından atanan yeni yönetiminin ilk icraati aziller oldu.

ANKA’nın edindiği bilgiye göre, istinafın tedbir kararıyla CHP yönetimine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi avukatları Çağlar Çağlayan, Mehmet Can Keysan ve Hazar Kardaş’ı azletti.

‘GÖRÜNEN NİYETLERİ KALMAK’

Kendisi hakkındaki azil kararını değerlendiren Çağlayan, kararın mahkeme tarafından atanan yeni yönetimin ilk işi olduğunu belirterek kararın kendilerine 08.30’da ulaştığını belirtti.

Çağlayan şunları kaydetti:

“Zaten öyle diyorlardı bir süredir. ‘Karar çıkar çıkmaz yapacağımız ilk iş seni göndermek olacak diyorlardı’, öyle de yaptılar. Sabah 08.30’da erkenden, ilk yaptıkları şey üç parti avukatını görevden almak oldu. Bundan sonra yeni bir vekaletle davaya ilişkin başka bir işlem yaparlar mı, göreceğiz. Mahkeme tarafından atanıp görevi aldıktan sonra, böyle bir yetkisi olduğunu düşünüyor belli ki. Bizim ilişik koparma anlamında, avukat olarak ilişiğimizi kesmiş durumda azilnameyle. Ama bizim açımızdan bir disiplin süreci yürütür mü, onu nasıl yapar? Sonuçta orada heyetleri de atadı mahkeme kendine göre. YDK da kurdu. Kendince onlarla bir işlem yapmaya kalkar mı, onu göreceğiz. Biraz bunlar zaman içinde anlayacağımız şeyler. Kendilerini nereye koyuyorlar? Görünen niyetleri kalmak ve devam etmek. Kongreye gitmemek gibi görünüyor. Umarım bu yanlıştan dönerler.”

AKP’li vekil, eşine ‘fakirlik belgesi’ aldırmış

CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, sosyal medya üzerinden çarpıcı bir video paylaştı.

AKP Aksaray Milletvekili Hüseyin Altınsoy ve eşinin bir tapu davası sürecinde mahkemeye sunduğu “fakirlik ilmühaberi”ne dikkat çeken Akdoğan, olayı “çeyrek yüzyıllık bir çürümüşlüğün göstergesi” olarak nitelendirdi.

Akdoğan konu hakkında, Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı’nın milletvekilinin eşine ve belgeyi veren kişi hakkında soruşturma başlatıldığını ifade etti.

‘MİLLETVEKİLİ EŞİNE BU BELGEYİ ALDIRMAYA TENEZZÜL EDİYOR’

Akdoğan, açıklamasında şunları anlattı:

“Büyük bir skandal, akıl alır gibi değil! AK Parti Aksaray Milletvekili Hüseyin Altınsoy, karısına muhtarlıktan ‘fakirlik ilmühaberi’ aldırıyor. Şimdi ‘Nasıl oluyor?’ diyorsunuz değil mi? Bakın mesele şu: AK Parti Aksaray Milletvekili Hüseyin Altınsoy’un eşi bir tapu davası açacak. Tapu davası nasıl açılıyor? Gidiyorsunuz mahkemeye, bir harç yatırıyorsunuz, bir vergi ödüyorsunuz.

Ödemeyebilir misiniz? Bunun bir koşulu var; yoksulsanız, sizin hakkınızı korumak için devletin size verdiği bir şans bu. Muhtar diyor ki: ‘Bu kişi fakirdir, fakir olduğu için bu ilmühaberi veriyorum. Bunu götürüp dava dosyasına koyarsa harç ödemez mahkemeye.’

İşte tenezzül ediyorlar ve bir milletvekili eşine sırf mahkemeye harç ödememek için bu belgeyi ayarlıyor. Bu belgeyi alıyorlar, götürüp dava dosyasına koyuyorlar. Davalı tarafın avukatı bu fakirlik ilmühaberi fark edince diyor ki: ‘Bu nasıl olur? Davacı olan hanımefendinin kocası milletvekili. Bir milletvekili devletine vergi ödeyemeyecek, o mahkemeye harç veremeyecek durumda mı?’ diyor.

‘BAŞSAVCILIK SORUŞTURMA BAŞLATIYOR’

Bu sefer konu tabii mahkemede gündem yapılıyor. Mahkeme bu sefer konuyu Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığına aksettiriyor. Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı hem bu belgeyi veren kişiyle ilgili hem bu belgeyi alan milletvekilinin eşiyle ilgili soruşturma başlatıyor.

Bakın burada mesele şu:

Nasıl oluyor da bir milletvekili ‘Ben acz içindeyim, ben fakirim’ diyerek karısına bu belgeyi alıyor, bu belgeyi almaya tenezzül ediyor?
Nasıl oluyor da biri bu belgeyi verebiliyor?
Nasıl oluyor da bizim başımızda uçan kuşun kanadındaki bite kadar takip edenler ve haber yapanlar, biz bu meseleyi gündeme getirene kadar bu meseleyi gündeme hiç getirmiyor?
Bakın bu nedir biliyor musunuz? Bu AK Parti iktidarının çeyrek yüzyıllık çürümüşlüğünün parçalarından yalnızca bir tanesidir. Bir milletvekilinin karısına devlete vergi vermemek için fakirlik ilmühaberi almaya tenezzül etmesi, AK Parti’nin çürümüşlüğünün göstergesidir.

‘DERHAL İSTİFA ETMELİ’

Şimdi yapılması gereken şey şu:

Hiç iktidardan korkmadan, Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığında bu işin peşine düşen onurlu isimler bu işi devam ettirmeli.
AK Partili milletvekilleri aralarında böyle tenezzül eden bir milletvekilinin olduğunu bilmeli.
AK Parti derhal bu kişiyi ihraç etmeli.
Hüseyin Altınsoy, bu çağrı da sana: Sen de derhal milletvekilliğinden istifa etmelisin.
Sayın Cumhurbaşkanı; AK Parti’nin Genel Başkanıdır. AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla partisinde böyle bir isim olduğunu ve partisinde buna benzer çokça olaylar olduğunu bilmelidir, müdahale etmelidir. Sayın Meclis Başkanımız; lütfen biliniz, bu isimler parlamentoya yakışmamaktadır ve Hüseyin Altınsoy gereğini yapmalıdır.”

Nasıl oluyor da bir milletvekili tenezzül edip eşine fakirlik ilmühaberi alıyor? pic.twitter.com/XvSxMgDp3E

— Umut Akdoğan (@AKDOGANumut) May 14, 2026

AKP’ye geçeceği iddia ediliyordu… CHP’den Burcu Köksal hamlesi

CHP MYK, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ı kesin ihraç talebiyle tedbirli olarak disipline sevk etti.

CHP Sözcüsü Zeynel Emre, partisinin genel merkezinde açıklamalarda bulundu. Emre, Köksal’ın kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildiğini şu ifadelerle duyurdu:

“Biz yönetim olarak Burcu Köksal’ı kesin ihraç talebiyle disipline sevk ettiğimizi, tedbirli olarak, buradan duyurmak isterim. Şimdi güle güle nereye giderse gitsin.”

‘PARTİ SUÇU OLDUĞUNA KANAAT GETİRDİK’

Emre ayrıca, “Biz MYK toplantısına başlamadan evvel bu konuyu konuştuk ve kendisinin genel başkanımızın dahil hiçbir telefona çıkmaması, hiçbir habere cevap vermemesi bütün bunlar karşısında bunun bir parti suçu olduğuna kanaat getirdik. Partimize üye olup olmadığına da baktık – öyle ya istifa etmiş mi etmemiş kaydına – üye olarak görünüyordu. O nedenle bu işlemi biz gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.

NE OLMUŞTU?

CHP’li Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın AKP’ye geçeceği iddiaları gündeme geldi. İddiaların ardından Köksal’a yakınlığı ile bilinen Merkez İlçe Başkanı Murat Albayrak görevden alındı.

Parti yöneticileri Köksal’a ulaşamadığını belirtirken CHP Afyonkarahisar İl Başkanı Hasan Karadeniz, “Maalesef belediye başkanımız siyasi baskılara boyun eğmiş, maalesef direnememiştir. Direnen belediye başkanlarımız gibi o dirayeti gösterememiştir” ifadelerini kullanmıştı.

CHP’den Erdoğan’ın hemşehrisinin MSB’ye atanmasına tepki: ‘Bir yanda paraşütle tümgeneral olanlar, diğer yanda 37 yıl emek verenler…’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan atama kararıyla MSB Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne kaymakam Zikrullah Erdoğan atanmıştı.

Sosyal medya hesabından duruma tepki gösteren emekli albay Orkun Özeller, Erdoğan’ın atandığı görevin de tümgeneral kadrosu olduğunu belirtmişti.

İlişkili Haber
thumbnail

Erdoğan’dan genç hemşehrisine atama: MSB’de tümgeneral kadrosuna kaymakam Zikrullah Erdoğan getirildi

Haberi görüntüle

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rize Güneysu’dan hemşehrisi olduğu öğrenilen Zikrullah Erdoğan’ın 2013 yılında yaptığı bir paylaşım ise gündem olmuştu.

Zikrullah Erdoğan’ın 2013 tarihli paylaşımında “Dayım canımdır :) T. Erdoğan” ifadelerini kullandığı görülmüştü.

‘TSK’YA BÜYÜK ZARAR VERECEK’

Söz konusu gelişmelerin ardından CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen’den açıklama geldi.

Öztürkmen, şu ifadeleri kullandı:

“Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü görevine hemşehrisi Zikrullah Erdoğan’ı atadı. Diyarbakır’ın Çınar Kaymakamı olan Zikrullah Erdoğan sadece 33 yaşında ve Rize Güneysulu. Zikrullah Erdoğan bu atamayla makam karşılığı Tümgeneral rütbesi almış oldu.

Bir subay, Türk ordusuna vereceği yaklaşık 37 yıllık emeğin sonunda 51-52 yaşında tümgeneral olabiliyor. Üstelik görev süresi boyunca takım, bölük, tabur, alay, tugay komutanlıkları yapması, operasyon bölgelerinde görev alması yani TSK’nın hemen her kademesinde emek vermesi gerekiyor.

Zikrullah Erdoğan ise çalışma hayatına Halkbank’ta başlıyor. Ardından girdiği kaymakamlık sınavı sonucunda kaymakam oluyor ve 2020-2026 yılları arasında bu görevi yapıyor. Zikrullah Erdoğan’ın tüm CV’si bu! “Dayım” diye hitap ettiği Tayyip Erdoğan’ın bir imzasıyla MSB’nin en kritik genel müdürlüğünün başına oturuyor!

Zikrullah Erdoğan’ın başına getirildiği Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü, MSB teşkilat şeması içinde çok kritik bir konumda. TSK’nın tüm mal ve hizmet alımlarını bu genel müdürlük yapıyor. Burası adeta TSK’nın kasası! Dev bir cari bütçe, milyarlık ihaleler bu müdürlükçe planlanıyor ve yönetiliyor. Görüştüğümüz askeri uzmanlar burayı yönetebilmek için TSK’yı çok iyi tanımak ve iyi yetişmiş olmak gerektiğinin altını çiziyor. Sivil yöneticilerin de tedarik mevzuatına hakim, kıdemli ve tecrübeli bürokratlardan seçilmesi gerekiyor. Çünkü bir ordunun savaşma gücünün en belirleyici unsurunun başında tedarik ve lojistik imkânları profesyonelce yönetebilme kabiliyeti geliyor.

Zikrullah Erdoğan ise haliyle bütün bunlardan bihaber! Tedarikin T’sinden habersiz. Sadece bu alanda değil kendi alanıyla ilgili bile şüpheler var. Çünkü 2017’de girdiği kaymakamlık sınavının yazılı kısmında 81 puan alıyor. Ancak girdiği mülakatta çok maharetli olduğu anlaşılıyor olsa gerek 99,3 puan verilerek 3’üncü sıradan kazandırılıyor! 37 kişilik kaymakam adaylığı listesinde yazılı puanıyla sondan 8’inci sırada olmasına rağmen mülakata aldığı tam puana yakın puanla kaymakamlığın yolu açılıyor. Yazılıda 100 tam puan almış olan bir aday bile Erdoğan’ın gerisinde ancak 6’ncı sıradan kazanabiliyor!

MSB teşkilat şemasına göre Zikrullah Erdoğan’ın başına getirildiği bu genel müdürlüğün altında 2 genel müdür yardımcılığı, 6 daire başkanlığı ve 3 şube müdürlüğü bulunuyor. Silah, Araç ve Sistem Tedarik Daire Başkanlığı, Uluslararası Tedarik Daire Başkanlığı, Ana Malzeme Tedarik Daire Başkanlığı ve İhale Şube Müdürlüğü bu kritik birimlerden sadece birkaçı.

Bu durum sadece bir liyakat sorunu değil. Aynı zamanda TSK’ya büyük zarar verecek hiyerarşik de bir sorun. Çünkü paraşütle tümgeneral yapılan bir kaymakamın altındaki daire başkanlıkları ve şube müdürlüklerinde albaylar, yarbaylar ve tuğgeneraller bulunuyor. Zikrullah Erdoğan, bir gecede subaylarımızın 30 yıllık emeklerinin önüne geçiyor ve onların “komutanı” oluyor! Silahlı Kuvvetler’in özünü oluşturan bin yıllık disiplin geleneği, hiyerarşi ve askeri teamüller yerle bir ediliyor.

’44 YILLIK CEFALI BİR YOL’

Peki Zikrullah Erdoğan’ın bir gecede Cumhurbaşkanı’nın tek imzasıyla geldiği “Tümgeneral” konumuna gerçek bir Türk subayı nasıl geliyor? Gelin gerçek bir örnekle bakalım.

Emekli Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş…

1970’te başladığı İzmir Hava Lisesi’nden 1973’te mezun oluyor.

30 Ağustos 1976’te Hava Harp Okulu’nu,1988 yılında Hava Harp Akademisi’ni, 1992’de Silahlı Kuvvetler Akademisi’ni bitirip kurmay albay oluyor.

Bandırma ve Merzifon Ana Jet Üs Komutanlıkları ile Hava Kuvvetleri Karargahı dahil çok sayıda birlik ve uçuş filosunda görev yapıyor.

1995-1996 yıllarında 3’ncü Ana Jet Üs Komutanlığı’nda 133’ncü Filo Komutanı, “Kardak Krizi” sonrası 1996-1999 yılları arasında Atina Hava Ataşesi, 1999-2001 arasında 2’nci Hava Kuvveti Komutanlığı Diyarbakır Harekat Başkanı, 2001-2003 tarihleri arasında 6’ncı Ana Jet Üs Komutanlığı Bandırma Harekat Komutanı olarak görev yapıyor.

Karataş 30 Ağustos 2003 tarihinde Tuğgeneralliğe terfi ediyor.

“Çuval Olayı” sonrası ABD’ye gönderilen Karataş, 2003-2005 arasında Washington Silahlı Kuvvetler ve Hava Ataşesi olarak görev yapıyor.

Ardından 2’nci Hava Kuvveti Komutanlığı Diyarbakır Kurmay Başkanı ve 8’inci Ana Jet Üs Komutanı olarak görev yapan Karataş, 30 Ağustos 2007 tarihinde Tümgeneralliğe terfi ediyor. Karataş Tümgeneral olduğunda 51 yaşında… Askeri liseye başladığı 1970 yılından hesaplayınca TSK hayatının 37. yılında Tümgeneral oluyor!

Ardından İzmir’de Hava Eğitim Komutan Yardımcısı olan Karataş, 2007-2010 arasında Ankara’da Müsteşar Teknoloji ve Koordinasyon Yardımcısı/Milli Silahlanma Direktörü, yine aynı şekilde NATO nezdinde Türkiye’yi temsilen Milli Silahlanma Direktörü olarak görev yapıyor.
16 Ağustos 2010 tarihinde Diyarbakır’daki 2’nci Hava Kuvveti Komutanlığı’na Komutan Yardımcısı olarak atanıyor. Karataş bu görevi yürütürken 3 Ekim 2011 tarihinde FETÖ’nün Balyoz kumpasıyla tutuklanıyor ve Hasdal, Hadımköy ve Silivri Cezaevlerinde 33 ay esir ediliyor.
Yüksek Askeri Şura kararları sonucu, 30 Ağustos 2012 tarihinde tutukluyken TSK’dan tasfiye edilen Tümgeneral Karataş, 19 Haziran 2014’te Balyoz kumpasının çökmesiyle serbest kalıyor.

Karataş, subaylık dönemi boyunca F-100, F-5, F-104, F-16, savaş uçakları dahil çeşitli tip uçaklarda uçuyor ve uçuş öğretmenliği yapıyor.

44 yıllık cefalı bir yol… Tarif edilemeyecek bir emek ve vatan aşkı. Üstüne Balyoz’la “Mustafa Kemal’in askeri” olmanın bedeli! İşte gerçek Türk subayları böyle Tümgeneral oluyor!

Düşmanın Türk Ordusu’na yapamayacağını kendi eliyle yapan bir iktidarla karşı karşıyayız. AKP’nin 24 yıllık iktidar dönemi aynı zamanda Türk Ordusu’na darbe dönemi oldu.

“Vesayetten kurtulacağız” diyerek FETÖ’yle işbirliği yaptınız. Birlikte milli orduya kumpas kurdunuz, binlerce birikimli subayı tasfiye ettiniz, cezaevlerinde süründürdünüz! Sonu 15 Temmuz oldu. Yetmedi askeri liseleri kapattınız, askeri hastaneleri dağıttınız. Askeri alanları peşkeş çektiniz! “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyen teğmenleri ordudan atmaya başladınız! Son noktada torpilli yandaşları bir gece “tümgeneral” yapıyorsunuz. Yeter artık, çekin elinizi Türk Ordusu’nun ve Türk subayının üstünden!”

ZİKRULLAH ERDOĞAN HAKKINDA BİLİNENLER

Çınar Kaymakamı Zikrullah ERDOĞAN, 1993 yılında Rize Güneysu’da doğdu. Kaymakam ERDOĞAN, ilk ve orta öğrenimini Rize’de tamamlayarak 2016 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldu. Aynı yıl, İstanbul Üniversitesi çift anadal programı kapsamında Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünü tamamladı.

Üniversite öğrenimi boyunca çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptı. Bir yıl süreyle Halk Bankası’nda görev yaptıktan sonra İçişleri Bakanlığı tarafından açılan Kaymakam Adaylığı sınavını kazanarak, Mülki İdare Amirliği mesleğine başladı.

Rize Valiliği’nde il merkez stajını, Kırklareli/Pınarhisar ilçesinde Kaymakam refiklik stajını tamamladı. Aksaray/Ağaçören ilçesinde Kaymakam Vekili olarak görev yaptı. Edirne’de mülkiye müfettişi refakatinde teftiş stajını yerine getirdi. Yurtdışı stajı kapsamında İngiltere/Sheffield Üniversitesi’nde dil eğitimi aldı.

106.Dönem Kaymakamlık Kursunun ardından 2020-2022 yılları arasında Isparta-Uluborlu ve 2022-2024 yılları arasında Şanlıurfa Halfeti Kaymakamı olarak görev yapan Zikrullah ERDOĞAN, 01.07.2024 tarih ve 2024/187 sayılı Cumhurbaşkanlığı Atama Kararnamesi ile İlçemiz Kaymakamlığına atanmış olup, 27.07.2024 tarihinde ilçemizdeki görevine başlamıştır.

Karaman’da ‘İstiklal Marşı’ skandalı! Arapça okudular… Cumhur İttifakı ortağı MHP’den tepki

Karaman’da 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yılı dolayısıyla düzenlenen anma programında İstiklal Marşı Arapçaya çevrilerek okundu.

Piri Reis Kültür Merkezi’nde Cahit Zarifoğlu İmam Hatip Ortaokulu tarafından düzenlenen programa, Karaman Valisi Hayrettin Çiçek, Belediye Başkanı Savaş Kalaycı, Cumhuriyet Başsavcısı Tuba Ersöz Ünver, il protokolü ve öğrenciler katıldı.

CHP Parti Meclisi Üyesi ve Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver, “Bu şuursuzluğun Türk Dilinin Başkenti Karaman’da vuku bulması ibretlik bir durum olmuştur” tepkisini gösterdi.

Skandala Cumhur İttifakı ortağı MHP’den tepki gelmesi dikkat çekti.

Karaman Gündem’in haberine göre, MHP Karaman İl Başkanı Muhammed Mustafa Gözel, İstiklal Marşı’nın Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin ve tarihsel hafızasının en güçlü sembollerinden biri olduğunu vurguladı. Karaman gibi Türk dilinin başkenti olarak bilinen bir şehirde marşın Arapça okunmasının milli şuurla bağdaşmadığını ifade eden Gözel, yaşanan durumu kabul edilemez olarak nitelendirdi.

Açıklamasında, İstiklal Marşı’nın Türkçe okunmasının yalnızca bir gelenek değil aynı zamanda milli kimliğin bir parçası olduğunu dile getiren Gözel, yaşanan olayın Türk milletinin destansı geçmişine ve ortak değerlerine uygun düşmediğini belirtti.

Gözel, Cumhur İttifakı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yeni nesillerde milli bilinç ve değerlerin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar yürütüldüğünü hatırlatarak, söz konusu uygulamanın bu anlayışla çeliştiğini savundu.

MHP İl Başkanı Gözel, açıklamasının sonunda yerelde görev yapan yöneticileri ve idarecileri konuyla ilgili idari işlem yapılması için göreve davet etti.

EĞİTİM-İŞ’TEN AÇIKLAMA

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay da olaya tepki gösterdi. Özbay “Karaman’da 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü programında ulusal marşımız İstiklal Marşı’nın Arapçaya çevrilerek okunması kabul edilemez. Dünyanın hiçbir bağımsız ülkesinde ulusal marş resmî törende başka bir dilde okutulmaz. Bu kararı alanlar kadar buna sessiz kalanlar ve gereğini yapmayarak bu ortamı yaratanlar da sorumludur. Her fırsatta ‘yerli ve millî’ nutukları atanların Cumhuriyetin bağımsızlık marşı söz konusu olunca sessizliğe bürünmesi büyük bir çelişkidir. Milli Eğitim Bakanlığını sorumlular hakkında gereğini yapmaya ve kamuoyuna açıklama yapmaya davet ediyoruz.” dedi.

💾

Karaman’da 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yılı dolayısıyla düzenlenen anma programında İstiklal Marşı Arapçaya çevrilerek okundu.

CHP’li Yavuzyılmaz: 2012-2019 arasında İBB’de genel teftiş yapılmamış

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde(İBB) AK Parti döneminde; 2012-2019 yılları arasında İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri tarafından hiçbir ‘Genel Teftiş’ yapılmadığını belgelerle tespit ettiklerini ifade etti.

Image

Yavuzyılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“Yargıdan kaçarsa AKP kaçar İstanbul Büyükşehir Belediyesinde AKP döneminde; 2012-2019 yılları arasında İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri tarafından hiçbir ‘Genel Teftiş’ yapılmadığını tespit ettik CHP döneminde ise; 2020-2025 yılları arasındaki İBB’nin tüm iş ve işlemleri mülkiye müfettişleri tarafından ‘Genel Teftişe’ tabi tutuldu. Bunun adı, İBB’de AKP dönemindeki tüm iş ve işlemlerin, ihaleler, tahsisler, bağış adı altındaki tüm işlemlerin denetimden ve yargıdan kaçırılmasıdır!”

Image

 

Önder Özden yazdı: Erdoğan’ın ayarlı sükutu ve muhalefetin gürültüsü

Önder Özden bu yazısında çözüm sürecinde Erdoğan'ın sessiz kaldığını ifade etti, muhalefetin de sözünü yeniden kurması gerektiğini söyledi.

Önder Özden yazdı: Erdoğan’ın ayarlı sükutu ve muhalefetin gürültüsü Medyascope

CHP’den istifa eden başkan: ‘AK Parti’ye geçme niyetim var’

Antalya’nın Aksu ilçesinde 2024 yerel seçimlerinde CHP’den seçimi kazanan ve 27 Eylül 2025’te partisinden istifa eden İsa Yıldırım, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yenilenme çalışmaları yapılan Aksu Aile Sağlığı Merkezi’ni ziyaretine katıldı. AKP’ye geçeceği yönünde iddiayalara ilişkin İsa Yıldırım, “Geçmeye niyetim var” dedi.

‘ATATÜRK’ÜN OLMADIĞI TEK PARTİ CHP OLMUŞ ARTIK’

İsa Yıldırım, “CHP’ye biz niye gittik? Atatürk var diye gittik. Türk milliyetçiliği, cumhuriyet, demokrasi var diye gittik. Ama cumhuriyetin, demokrasinin, Atatürk’ün olmadığı tek parti CHP olmuş artık. Yok. Ne Atatürk var, ne cumhuriyet var, ne demokrasi var. Yok. Bırakmamışlar ya. Eski CHP yok ki. Şimdi bir ilçe kongresi oluyor. Millet birbirine giriyor. Bakıyorsun mesela CHP’li belediyelere yapılan operasyonlarda itirafçı olan, şikayetçi olan yine CHP’liler. Muhittin Böcek’in sağ kolları Muhittin Böcek hakkında itirafçı veya şikayetçi. CHP’de düşmana gerek kalmamış ki. CHP’de zaten kendi içindeki, birbirleriyle düşmanlıkları yetiyor. Böyle bir parti olmaz ki. Sen nasıl ülkeyi yöneteceksin” dedi.

‘AK PARTİ’DEN ÇAĞRILAR VAR’

AKP ile temasları olduğunu söyleyen Yıldırım, “Tabii ki davetler var, çağrılar var. ‘Olur, geçeriz’ dedik biz de. Çünkü bizim öncelikli amacımız Aksu’ya hizmet etmek. Yüzde 20 CHP oylarını biz yüzde 55’e çıkardıysak MHP’den, AK Parti’den insanlar bize oy verdiyse, Aksu’ya hizmet etsin diye oy verdi. Birilerini Cumhurbaşkanı seçsin diye oy vermedi bize. Veya biz birilerini ‘Cumhurbaşkanı yapacağız’ diyerek oy istemedik. Aksu’nun problemlerini Aksu halkı da biliyor, biz de biliyoruz. Aksu halkına hizmet için ne gerekiyorsa onu yapacağız” diye konuştu.

‘BELEDİYE BAŞKANI DEVLETLE SAVAŞAMAZ’

Cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinden belediye başkanlarının devletle savaştırılır hale geldiğini öne süren İsa Yıldırım, “Hiçbir belediye başkanı devletle savaşamaz, devletin kurumuyla savaşamaz. Her belediye başkanı problemleri çözmek için devletle iş birliği yapmak zorunda. Bunu Özgür Özel de biliyor, CHP’nin bütün yöneticileri biliyor, herkes biliyor, vatandaş da biliyor bunu. Şimdi biz sorun çözeceğiz diye gelmişiz, sen kalkıyorsun, suni 4 yıl sonra olacak olan bir cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinden belediyeleri ön plana atıp devlet kurumlarıyla çatıştırıyorsun” şeklinde konuştu.

Erdoğan için bir yıl ayakta karşılama, sonraki yıl boykot | Özgür Özel: “Adımın Özgür olduğu kadar her iki karardan da eminim”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bolu’daki milletvekili kampında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan’la aynı karede yer almaları ve Meclis açılışını boykot etmeleriyle ilgili tartışmalara değinen Özel, “Adımın Özgür olduğu kadar her iki karardan da eminim” dedi.

Erdoğan için bir yıl ayakta karşılama, sonraki yıl boykot | Özgür Özel: “Adımın Özgür olduğu kadar her iki karardan da eminim” Medyascope

Özgür Özel’den ‘Mansur Yavaş’ açıklaması: ‘Kimsenin yedeği değil’

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dün partisinin Bolu’da yapılan milletvekili kampını takip eden basın mensuplarıyla bir araya gelerek soruları yanıtladı. Özel’e; Grup Başkanvekilleri Ali Mahir Başarır ve Murat Emir ile Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut eşlik etti.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 1 Ekim’de TBMM’nin yasama yılı açılışına partisinin katılmama kararına ilişkin olarak, “Cumhurbaşkanı’nın Meclis’e gelip yürütmenin başı olarak yargıya verdiği talimatla yasama organının ana muhalefet partisine operasyon yaptığı bir siyasi süreçte, orada onu dinlememiz düşünülemezdi. Gelecek sene 1 Ekim’de aynı durum olursa aynı tutumumuz olur. Ama resmi törenleri boykot etme gibi bir yaklaşımımız bizim olmaz. 10 Kasım’a, 29 Ekim’e Anıtkabir’e gideriz. Ama Erdoğan’ın birinci aktör olduğu ve söz söylediği, konuştuğu yerde oturup da onu dinleyecek bir siyasi atmosfer yok şu anda Türkiye’de” dedi.

İBB Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na siyasi yasak gelmesi durumunda ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın adaylığına ilişkin olarak ise Özel, “Mansur Bey kimsenin yedeği değil, benim gözümde de öyle değil. Mansur Bey’in kendi gönlünde de öyle değil. Ama Mansur Bey bu milletin gönlünde yeri olan çok önemli bir siyasetçi. İhmal edilemeyecek, yok sayılamayacak bir figürdür. Bunu böyle görmek lazım. Zaman ne getirecek, Mansur Bey ne düşünecek, toplum ne düşünecek, nasıl bir noktaya geleceğiz? O gün gelmediği için, bugün o gün değil. Bunları konuşmak o açıdan yersiz ama Mansur Bey ile aramızda bu konuda en ufak bir çelişki yok” dedi.

Özel, “Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik olarak yürütülen konser soruşturması kapsamında düzenlenen operasyonun devamının geleceğini düşünüyor musunuz? Özellikle ABB Başkanı Mansur Yavaş’a yönelik bir operasyon bekliyor musunuz” sorusuna karşılık şöyle konuştu:

“Bunu konuşan, tartışan Melih Gökçek ve oğlu. Ben de Ankara Adliyesi’ne seslendim zaten. Dedim ki bunlar bu kararları nereden biliyorlar? Bu operasyonu nereden biliyorlar? Şimdi de bir şey yapacak, olacak diyorlar. O zaman nerede soruşturmanın gizliliği? Ya dezenformasyon, o zaman niye böyle şeyler yapıldığında gerçek olmayan bilgiyi alenen yayma suçu sadece muhalefet partileri için mi var? İktidar partisinin önceki büyükşehir belediye başkanı ve şimdiki bir milletvekili, baba-oğul ilişkisi içinde dezenformasyon yapıyorsa buna niye, kimse hamle yapmıyor? Ben bu soruma cevap bekliyorum. Onun dışında ne düşünüyorum, böyle şeylerin Ankara Adliyesi’nde yaşanmıyor olduğunu ümit etmek istiyorum ama bir cevap bekliyoruz.”

Özgür Özel, “Soruşturma dosyayında MASAK listesinde adı geçenlerden biri, Osman Gökçek’e gidip dilekçe vermişti. Savcılığa değil de Osman Gökçek’e gidiyor olması hakkında ne söylersiniz” sorusuna karşılık şu yanıtı verdi:

“Soruşturma dosyasında ki herkesin MASAK raporu tertemiz, bir kişinin pis. O kişi de soruşturma dosyasında yok. MASAK raporuna bakıyorlar ve soruşturmada olmayan Melih Gökçek artığı bir pisliği, Osman Gökçek’e güya gidiyor ve soruşturma dosyasına dahil ediyorlar. Ve bu kişinin itirafçılığıyla tutuklamalar yapıyorlar ve yargılama yapıyorlar. Yani hani balık baştan kokmuş denir ya, tuzla balık yer değiştirirmiş durumda. Olacak iş değil. Dosyada olmayan bir suçluyu bulup, dosyaya sokup, itirafçı yapıp, onu salıp geri kalanına işlem yapıyorlar. Orada dosyada bir suçlu var, MASAK raporu kirli bir kişi var. O da Melih Gökçek artığı birisi. Kendi pisliği eliyle Mansur Yavaş’a kara çalmaya çalışan bir kumpas kurmuş durumdalar orada yani. Dosyanın o detaylarına hep hakimim, takip ediyorum.”

CHP’de ‘Kılıçdaroğlu’ krizi: 10 vekil katılmadı

Cuma gününden bu yana Bolu’da kampta olan CHP TBMM Grubu, 28. Dönem 3. Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı’nda partinin yol haritası üzerine çalışıyor.

KILIÇDAROĞLU’NA YAKIN İSİMLER KAMPTA YOK

Toplantıda CHP lideri Özgür Özel’in parti içine yönelik birlik ve beraberlik çağrısı öne çıkarken eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın bazı milletvekillerinin kampa katılmaması dikkatlerden kaçmadı.

Sözcü’nün aktardığına göre Gamze Akkuş İlgezdi, Sevda Erdan Kılıç, Mahir Polat, Hasan Öztürkmen, Hüseyin Yıldız, Deniz Demir, Orhan Sarıbal, Tuncay Özkan, Hasan Ufuk Çakır ve İnan Akgün Alp kampa katılmadı.

Alp ve Yıldız’ın hasta olduğu için kampa katılmadığı öğrenildi.

CHP lideri Özel toplantıda yargı adımları, Kurultay Davası, belediye başkanlarının tutuklanma sürecinden bahsederken ve parti içine birlik beraberlik mesajı verdi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da milletvekillerine mektup göndererek, “Şartlar ne olursa olsun değerlerimizden geri adım atmayız” dedi.

CHP’den ihraç edilen Gürsel Tekin’den açıklama

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nde seçilen İl Başkanı Özgür Çelik ve yönetimin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına, İl Başkanlığı’na geçici yönetim kurulu atanmasına karar verdi.

İlişkili Haber
thumbnail
CHP İstanbul İl Kongresi iptal edildi! Özgür Çelik’in yerine Gürsel Tekin atandı
Haberi görüntüle

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV canlı yayınında “Gürsel Tekin’den bağımsız teknik bir şey söylüyorum. Kayyumun, partinin üyesi olması gerekiyor kanuna göre. Kendisini tedbirli şekilde, yani karar alındığı an parti üyeliği sona eriyor, Yüksek Disiplin Kurulu’na verdik ve partiden ihraç ettik. Bu Gürsel Tekin olsa olur, bir başka isim olsa olur” dedi.

TEKİN’DEN AÇIKLAMA

Mahkeme kararıyla CHP İstanbul İl Başkanı olarak görevlendirilen Tekin, görevi kabul edeceğini beyan etmesinin ardından CHP tarafından ihracına karar verildi.

Tekin, ihraç kararına ilişkin TV100’e yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Ben bu kararı kabul etmiyorum. AK Parti yargısı diye bağırıyorsunuz siz daha beter durumdasınız. Bana sormadan benim ifademi almadan, ben bir savunma yapmadan beni ihraç edemezsiniz. Disiplin kuruluna veremezsiniz.”

CHP İstanbul Yönetimi’ne kayyım… AKP’den ilk açıklama geldi

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı’na ilişkin, parti genel merkezi önünde açıklamalarda bulundu, basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı.

Bölücü açılım sürecine ilişkin toplumdaki bakış açısı ve tablonun sorulması üzerine Çelik, şu iddialarda bulundu:

“Biz, vatandaşlarımızla buluşuyoruz, vatandaşlarımızın tabii ki soruları oluyor, cevap vermekle mükellefiz. Vatandaşlarımızın soruları oluyor, kaygıları oluyor, eleştirileri oluyor, geleceğe dönük uyarları oluyor. Hepsini not ediyoruz, başımızın üstünde yeri var çünkü memleketin sahibi ve bütün bu süreçlerin sahibi millettir. Gittiğimiz yerlerde bu sorulara tabii ki açık yüreklilikle cevap veriyoruz. Kameraların önünde de veriyoruz ama aynı zamanda vatandaşlarımızın Sayın Cumhurbaşkanı’mıza ve Sayın Bahçeli’ye dönük yüksek güvenlerini de görüyoruz. Onların yanlış yapmayacağını, devlet ve millet aleyhine herhangi bir işe izin vermeyeceğini net bir şekilde vatandaşlarımızın vurguladıklarını da görüyoruz. Bu süreçler doğası gereği işin içinde siyasetin olduğu, devlet kurumlarının çalıştığı, sahada bir sürü gelişmenin olduğu süreçler.

Tabii ki birtakım başka devletlerin sabotajlarına da dikkat etmek gerekiyor. Geçmişte de bu tecrübeleri yaşadık. Bu açılardan baktığımızda biz çok yönlü, çok kapsamlı, iyi çalışılmış, tarihi dersleri çıkarılmış, bundan sonrasının nereye gitmesi gerektiği konusunda kafamızın berrak olduğu, hem askeri hem istihbari hem siyasi hem toplumsal boyutunun çok yönlü olarak ele alındığı bir süreçtir.”

Çelik, “Türkiye’de Türk ile Kürt arasına kimse girememiştir. Terör mevzusu, ayrı bir mevzudur. Bunun ortadan kalkması tabii ki demokrasimizin üzerindeki stresi kaldıracaktır ve Türkiye’nin birtakım konularla yıllardır sürdürülen meşguliyetinin ortadan kalkmasına yol açacaktır. Bölge açısından da yeni fırsatların, yeni işbirliklerinin doğmasına yol açacaktır. Bu, aynı zamanda başka terör örgütlerinin, bölgedeki başka terör örgütlerini nasıl feshedileceğine ve silah bıraktırılacağına dair bir model de oluşturulacaktır. Onun için Türkiye Cumhuriyeti, gündemine hakimdir. Vatandaşlarımız müsterih olsunlar.” değerlendirmesinde bulundu.

PYD ELEBAŞI MÜSLİM’İN AÇIKLAMASI

PYD yöneticisi Salih Müslim’in “Yeni Suriye hükümeti, ademimerkeziyetçiliği reddederse bağımsızlık talep etmek zorunda kalacağız.” şeklindeki açıklamasının sorulması üzerine Çelik, şöyle konuştu:

“Yakın zamanda PYD yöneticisi Salih Müslim’in bahsettiği açıklamasını gördüm. Önceki açıklamalarıyla birleşik bir açıklama. Biz, dediğimiz gibi Şam’daki merkezi hükümetle çatışma şeklindeki bir tutumun ‘terörsüz bölge’ sürecine karşı bir tutum olduğunu değerlendiriyoruz. Aynı şekilde PYD’nin, SDG’nin silah bırakmasına yani Suriye PKK’sının silah bırakmasını engellemeye çalışanların bu terörsüz bölge ve ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine karşı bu gün Sayın Bahçeli’nin açıklamasında da var. Bu işi geciktirmeye, zamana oynamaya ve sulandırmaya dönük bir yaklaşımın olduğunu görüyoruz. O açıklama da zaman zaman biliyorsunuz, bu teröre destek verenler, birtakım meşru kavramları tüketim malzemesi olarak kullanırlar. Aslında ademimerkeziyetçilik diye bahsettiği şey, bir ademimerkeziyetçilik değil. Ademimerkeziyetçilik dediğinin fiili karşılığının ne olduğunu bilecek milli güvenlik bilincine sahibiz.

Onun ademimerkeziyetçilik dediği şey, bizim açımızdan terör devletçiğidir. Dolayısıyla terör devletçiklerine müsaade etmeyeceğimizi geçmişte Cumhurbaşkanı’mız ‘Bir gece ansızın gelebiliriz.’ mottosuyla ifade etmişti. Biz, bir devlet politikası olarak ve bütün siyasi partilerin katılımıyla yüce Mecliste kurulmuş bir komisyonla bu sürecin ‘Terörsüz Bölge’ ve ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin hedefine ulaşması için bu gayreti gösteriyoruz.”

“Terörsüz Türkiye” sürecini sabote etmek isteyen bazı devletlerin olduğunu gördüklerine dikkati çeken AK Parti Sözcüsü Çelik, “Özellikle siyonist soykırımcılık, bu süreci sabote etmek istiyor. Birisi çıkıp da burada ‘Ben ademimerkeziyetçilik’ falan diyerek esasında altyazısında terör devletçiği olan bir yaklaşım ortaya koyarsa biz, bunun ne olduğunu görecek tecrübeye sahibiz. Üzerinde çok düşünmemize bile gerek yok. Bir saniye içerisinde bunu teşhis ederiz.” dedi.

CHP İSTANBUL’A KAYYIM

CHP’nin İstanbul Kongresi’ne ilişkin İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada verilen ara kararla ilgili soruyu da yanıtlayan Çelik, konunun MYK’da gündeme gelmediğini söyledi.

İlişkili Haber
thumbnail
CHP İstanbul seçimi iddianamesi kabul edildi… Özgür Çelik’e 3 yıla kadar hapis istemi
Haberi görüntüle

Ömer Çelik, şunları kaydetti:

“Nihayetinde mahkeme ile ilgili bir süreç. Orada sadece bazı yayınlarda ‘Kayyum atandı.’ falan deniyor. Halbuki yargı süreci gördüğümüz kadarıyla devam ediyor. İhtiyati tedbir kararı almış orada mahkeme ve daha önceki bir CHP il yönetimini tekrar atamış. Bir öncekinde siyasi yasaklılık durumu olduğu içindir belki o. Onu mahkemenin nasıl takdir ettiğini bilemiyorum ama bu ihtiyati tedbir olarak gündeme gelmiş bir şey.

Biz, siyasi partilerin bu şekilde gündeme gelmesini istemeyiz ama siyasi partiler açısından herhangi bir usulsüzlük varsa da bunu mahkemenin tespit etmesi ve bununla ilgili adım atması da işleyen yargı süreciyle ilgilidir. O bakımdan onunla ilgili herhangi bir detay değerlendirme yapmamız doğru değil ama görüldüğü kadarıyla CHP yönetimi alınmış ve daha önceki bir CHP il yönetimi oraya ihtiyati tedbir açısından kayyum olarak değil koyulmuş yani yargı süreci devam ediyor. İtiraz süreci devam ediyor, biz de onu takip ediyoruz.”

İlişkili Haber
thumbnail
Özgür Özel’den ‘İstanbul’ açıklaması: Kararı tanımıyoruz, Gürsel Tekin’i ihraç ettik
Haberi görüntüle

ERDOĞAN’IN ÇİN SEYAHATİ

Kapsamlı bir MYK Toplantısı yapıldığını belirten Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılışta iç ve dış politikanın yanı sıra Çin seyahatine dair değerlendirmeler yaptığını söyledi.

Çelik, birinci gündemin her zaman olduğu gibi Netanyahu hükümetinin her geçen gün daha fazla katliam yaparak Gazze’deki soykırımı devam ettirmesi olduğunu vurgulayarak, “Dünyanın gözü önünde Gazze’nin işgal edilmesine dair talimatlar verildiği ve buna göre hareket planları hazırlandığı açık bir şekilde ifade ediliyor. Bu doğrusunu söylemek gerekirse Nazilerin yaptığı cinayetleri bile geride bırakacak, insanlık tarihinin en hunharca, en barbarca katliam siyasetinin, soykırımın bir örneğidir. Bunu gerçekleştirenlerin eninde sonunda bir insanlık mahkemesinde yargılanması, insan haysiyetinin, insan onurunun ve insanlık adına var olan bütün değerlerin gereğidir.” ifadelerini kullandı.

Bütün dünyada Filistin’in tanınması yönünde çok anlamlı, çok değerli bir hareketlilik de olduğunu belirten Çelik, şöyle devam etti:

“Tam bu hareketlilik karşısında ise ABD yönetiminin Filistinli yetkililerin vizelerini iptal etmesi son derece yanlış olmuştur. Birleşmiş Milletler gibi meşru otoritelerin, devletlerin sesini duyuracağı bir platformun işlevsizleşmesi ve zemininin kaybolması anlamına gelmektedir bu. Dolayısıyla gerek Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın gerek diğer yetkililerin vizelerinin iptal edilmesi adaletsiz ve hakkaniyetsiz bir karardır. Bu uluslararası hukuk, meşru zeminler, Birleşmiş Milletler zemininde artık zaten büyük oranda yıpranmış olan objektif yaklaşımların, görülmeyen objektif yaklaşımların, tamamen berhava olduğunu, tek taraflı olarak birtakım işlemlerin yapıldığını göstermektedir. Bu karardan geri dönülmesi gerekir. Çünkü Filistinlilerin sesinin duyurulması, her meselede olduğu gibi Filistin meselesinde de saldırıya uğrayanların, soykırıma maruz kalanların sesinin duyulması meselenin doğası, hakkaniyetin ve adaletin gereğidir. Tabii bu olmadığı takdirde, vizelerin iptali ile ilgili karar düzeltilmediği takdirde, orada pek çok devlet başkanı, hükümet başkanı Filistin’in sesi olacaktır. Kuşkusuz bu konuda, Filistin’in gür sesi olma konusunda en gür ses Sayın Cumhurbaşkanımızdan çıkacaktır.

Yıllardır Sayın Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bütün konuşmalarında, Filistin Davası’nı en yüksek sesle haykırmaktadır. Dolayısıyla bu sene de Cumhurbaşkanımızın konuşması başta olmak üzere, pek çok liderin konuşmasıyla birlikte Filistin Davası, Gazze’de Netanyahu hükümetinin gerçekleştirdiği soykırım Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na damgasını vuracaktır. Bu, artık devletlerin meselesi olmayı çoktan aşmıştır. Bu bir katliam şebekesiyle insanlık ittifakı arasında bir meseledir. İnsanlık ittifakı eninde sonunda değerlerin kazanımı, medeniyetin kazanımlarının korunması için bu katliam şebekesini yenmek zorundadır. Dolayısıyla hep beraber Sayın Cumhurbaşkanımızın Filistinli yetkililere izin verilmese bile Sayın Cumhurbaşkanımızın yapacağı konuşmanın, Filistin’in en gür sesi olarak Birleşmiş Milletler’de ve bütün dünyada yankılanacağını görüyoruz, değerlendiriyoruz.”

SAVUNMA SANAYİİ

Ömer Çelik, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı içinde barındıran Zafer Haftası kapsamında birçok önemli gelişmenin de yaşandığına dikkati çekerek, “En önemlilerinin başında Çelik Kubbe ile ilgili geldiğimiz nokta söz konusu oldu. Bütün dünyada yankılandığı gibi ülkemizin savunması açısından da son derece önemli bir eşik geçilmiş oldu. Görüldüğü gibi geçmişte sıradan bir tabanca almak için başvurduğumuzda bize bunları bile vermeyenler, ambargo uygulayanlar bugün Türkiye’nin savunma sanayisinin geldiği noktayı manşetlerinden indiremiyorlar. Tabii bizim savunma sanayimiz kimse için bir tehdit değil. Kendi milli güvenliğimiz için bunu gerçekleştiriyoruz, bu başarılara imza atıyoruz.” şeklinde konuştu.

Erdoğan’ın, “Biz yapabiliriz, daha iyisini de yaparız” şeklinde tüm kurumlara bir vizyon aşıladığını işaret eden Çelik, “Geldiğimiz noktada, dünyanın barbarlık tarafından teslim alınmaya çalışıldığı ve Türkiye’nin etrafında neredeyse dünyadaki çatışmaların yüzde 70’e yakınının gerçekleştiği bir ortamda ve büyük potansiyel krizlerin var olduğu bir ortamda, savunma sanayimizin geldiği nokta tabii ki gurur vericidir. Bu bakımdan Çelik Kubbe’nin dünyada bu kadar yankılanması, herkesin aslında bütün bu meseleleri hem okumakta hem de bunlara karşı savunma sanayi açısından somut tedbir almakta çok geç kaldıklarını itiraf ettiği bir noktada Türkiye’nin öngörüsünün, Cumhurbaşkanımızın vizyonunun Türkiye’yi içinde tuttuğu hattın ne kadar kıymetli olduğu bir kere daha görülmektedir.” diye konuştu.

‘TÜRKİYE’NİN GÜCÜ KİMSE İÇİN TEHDİT DEĞİLDİR’

Çelik, bazı komşu ülkelerin, Türkiye’nin yerli entegre hava savunma sistemi Çelik Kubbe’ye dair endişeli açıklamalarına ilişkin şunları kaydetti:

“Tabii bazı komşu ülkeler, Türkiye’nin Çelik Kubbe’de attığı imzanın kendileri için tehdit oluşturduğunu söylüyor. Onlara bir kere daha ifade ediyoruz, Türkiye’nin gücü kimse için tehdit değildir. Türkiye’nin gücü barışın teminatıdır. Ama Ege’de, Akdeniz’de, başka yerlerde hiç kimsenin yanlış işler peşinde koşmaması lazım. Meseleleri masada, müzakereyle, diplomasiyle halletmemiz lazım. Bu işlerin sahaya kalmaması lazım. Dünyanın zaten büyük streslerle yüklü olduğu, büyük fay hatlarının tetiklendiği bir dönemde daha fazla strese ve fay hattının tetiklenmesine gerek yok. Onun için biz komşularımızla barış içerisinde ve ‘herkesin güvenliği bizim güvenliğimizdir, herkesin refahı bizim refahımızdır’ ilkesiyle hareket ediyoruz. Kimsenin güvenliğinde bir zaafa düşmesini, kimsenin refahtan mahrum kalmasını arzu etmiyoruz. Topyekun bir barış, topyekun bir refah peşinde koşuyoruz.”

Geçmişte, Suriye’deki olaylar ve haricen yaşanan olaylar sebebiyle pek çok ülke tarafından Akdeniz’e savaş gemisi gönderildiğini hatırlatan Çelik, Mavi Vatan vurgusunun ve bu konuda atılan adımların son derece önemli olduğuna değindi.

Çelik, şöyle devam etti:

“Bu sene TEKNOFEST gençliğini Mavi Vatan’la buluşturan TEKNOFEST Mavi Vatan’ın hayata geçirilmesi de bu konudaki gelişmelerin gün yüzüne çıkması, gençlerimizin bu alandaki çalışmalarının teşvik edilmesi bakımından son derece önemlidir. Milli Savunma Bakanlığı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’yla birlikte TEKNOFEST’in bu sene Deniz Kuvvetleri’mizle birlikte böylesine kapsamlı bir şekilde yapılmış olması, aslında Türkiye’nin ‘mavi vatan’ vurgusu ve ‘mavi vatan’ın geleceğine dönük olarak etrafımızdaki denizlerde oluşan kaynamalara karşı, daha büyük meydan okumalara karşı hazırlıkları açısında da son derece önemlidir. Burada gençlerin yaptığı çalışmalar, orada ortaya konulan icatlar, kazanımlar geleceğe denizlerde de damga vuracağımızı göstermesi bakımından önemlidir. Tabii sık sık kahraman Silahlı Kuvvetlerimize gerek devlet kurumlarımız tarafından, savunma sanayi kurumlarımız tarafından, gerek diğer alanlarda bu teslimatların yapılması, bunların birleşik ve entegre bir şekilde gündeme gelmesi, önümüzdeki dönemin önümüze gelecek meydan okumaları açısından son derece kıymetli sonuçlar doğuracaktır.”

BÖLÜCÜ AÇILIM

Bölücü açılım süreci konusunun her zaman gündemlerinde olduğunu belirten Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MYK’nin açılış konuşmasında bu noktaya değindiğini aktardı.

Çelik, “MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın devlet başkanı olarak koyduğu iradeyle Cumhur İttifakı’nın bu konuda yekpare bir şekilde bu konuyu sonuca ulaştırmaya kararlı olduğunu” söyledi.

Çelik, şunları kaydetti:

“Cumhur İttifakı’nın yanı sıra Cumhurbaşkanımızın devlet kurumlarına talimat vermesiyle birlikte bu süreç aynı zamanda bir devlet politikası haline gelmiştir. TBMM’de, PKK terör örgütünün fesih ve silah bırakması ile ilgili yol haritası oluşturması ve yasal dayanak oluşturması ile ilgili bir komisyonun kurulmuş olması, yüce Meclisin, siyasi partilerin desteğini de alacak şekilde sürecin yürütülmesine imkan vermektir. Komisyonun asıl odağının PKK’nın feshi ve silah bırakması olduğunu gözden kaçırmamak gerekiyor. Bunun dışında başka konuların öne çıkarılmaya çalışılması, PKK’nın fesih ve silah bırakılması gündeminin perdelenmesi, örtülmesi ya da aksatılmasına dönük birtakım gündemler ve ajandalar olarak gündeme gelmektedir. Odağı bu işin silah bırakma ve fesih sürecinin gerçekleşmesidir.

Burada da PKK terör örgütünün bütün şube ve uzantılarıyla, bütün illegal yapılarıyla, bütün finans odaklarıyla ve propaganda merkezleriyle, bu Terörsüz Türkiye ve aynı zamanda terörsüz bölge sürecine uygun olarak yapılan çağrılar çerçevesinde silah bırakması ve kendisini feshetmesi gerekir. Bunun dışında herhangi bir şekilde bu odağın kaybına yol açacak davranışların, aslında Terörsüz Türkiye’ye söylemini kullanmakla birlikte bu süreci akamete uğratacak davranışlar ve söylemler olduğunu ifade etmek isteriz.”

Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün MYK toplantısının açılış konuşmasında bu konuda, bazılarının odak kaybı yaşadığını, bunun yaşanmaması gerektiğini ifade ettiğini söyledi.

BAHÇELİ’NİN AÇIKLAMALARI

Bahçeli’nin bugün bölücü açılım komisyonu ile Suriye konusunda yaptığı açıklamaların son derece önemli olduğuna işaret eden Çelik, “Biz ‘Terörsüz Türkiye’ derken, PKK’nın şu adres ya da bu adresinin değil, bütün adreslerinin, bütün şube ve uzantılarının, Avrupa’daki birtakım legal görünümlü yapılarının ve illegal yapılanmalarının tamamının feshedilmesi gerektiğini ve silah bırakılması gerektiğini daha bu sürecin başında ifade ettik. Bu sürecin başında bundan bunu anladığımızı ve bunun anlaşılması gerektiğini söyledik ama bunun dışındaki yaklaşımlar olursa, bu gerçekten Terörsüz Türkiye sürecine, terörsüz bölge sürecine zarar verir.” diye konuştu.

İlişkili Haber
thumbnail
Bahçeli’den YPG’ye operasyon sinyali
Haberi görüntüle

Bölücü açılım süreci ile terörsüz bölge sürecinin iki ayrı süreç olmadığını belirten Çelik, bunların entegre süreçler olduğunu, bu iki süreci birbirinden ayırmanın sağlıklı bir yaklaşım olmadığını belirtti.

Çelik, şunları ifade etti:

“Bölgede özellikle Suriye’de net bir şekilde gözlemliyoruz, silah bırakmaktan kaçınmak, Suriye’deki merkezi yapıyı sabote edecek davranışlar içerisine girmek ve Türkiye’deki Terörsüz Türkiye sürecinden ve terörsüz bölge sürecinden kendisini ayrıştırmak, kendisine başka pozisyon belirlemek, bununla birlikte silahlanmak şeklindeki davranışların bütün bu sürece karşı davranışlar olarak kodlanması gerektiğini değerlendiriyoruz. Cumhurbaşkanımızın, ‘Yüzünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacaktır.’ ifadesinin anlamı budur. Yine bugün MYK’mız başlarken, Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamada son derece önemli bir cümle var. Deniyor ki orada Sayın Bahçeli tarafından, ‘Bu süreci akamete uğratmaya çalışanlar, Suriye’de başka bir plan peşinde koşanlar esasında terörsüz bölge sürecinin değil, siyonizmin planının parçası durumuna düşeceklerdir.’ Şimdi burada bunları söylediğimiz zaman birileri tutuyor diyor ki ‘Kürtlerin kazanımlarına karşı bir şeyler söylüyorsunuz.’

Hayır, hiçbir terör örgütünün varlığı ya da hiçbir terör örgütünün birileri tarafından desteklenmesi Kürtlerin kazanımı değildir, Türklerin kazanımı değildir, Arapların kazanımı değildir, Sünnilerin kazanımı değildir, Alevilerin kazanımı değildir, Dürzilerin, Nusayrilerin, Şiilerin hiç kimsenin kazanımı değildir. Hiç kimse herhangi bir terör örgütünün varlığını ya da birileriyle iş tutmasını, kendi kimliğinin, kendi aidiyetinin, kendi mensubiyetinin, kendi siyasal kimliğinin, etnik kimliğinin, mezhebi kimliğinin kazanımı olarak görmemelidir, terörün kimseye kazandıracağı bir şey yoktur.”

Çelik, bölücü açılım sürecini sonuca erdirmekte, hedeflerine ulaştırmakta kararlı olduklarının altını çizdi.

Buna dönük birtakım devletlerin örtülü operasyonlarını, silah bırakması gerekenlerin açıklamalarının arkasındaki organizasyonları gördüklerini belirten Çelik, Türkiye’nin, yakın bölgedeki herkesin kazanımı için terör örgütlerinin silah bırakması ve terör gündeminin ortadan kalkması gerektiğini savundu.

Çelik, “Vatandaşlarımız müsterih olsunlar, en baştan itibaren söyledik. Bu meselelere bakışımız, Terörsüz Türkiye’ye ulaşma hedefinde esas bunun şemsiyesi, tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ilkesidir. Bunlardan taviz yoktur, bunlarla ilgili bir pazarlık yoktur, bunlarla ilgili bir müzakere yoktur. Devletin nitelikleriyle ilgili ve milletin değerleriyle ilgili herhangi bir pazarlık söz konusu değildir.”

 

Özgür Özel’den ‘İstanbul’ açıklaması: Kararı tanımıyoruz, Gürsel Tekin’i ihraç ettik

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nde seçilen İl Başkanı Özgür Çelik ve yönetimin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına, İl Başkanlığı’na geçici yönetim kurulu atanmasına karar verdi.

İlişkili Haber
thumbnail
CHP İstanbul İl Kongresi iptal edildi! Özgür Çelik’in yerine Gürsel Tekin atandı
Haberi görüntüle

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, katıldığı canlı yayında gündemi değerlendirdi, soruları yanıtladı.

Özel, Gürsel Tekin’in İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesince CHP İstanbul İl yönetimine görevlendirilmesine ilişkin, “Gürsel Tekin’den bağımsız teknik bir şey söylüyorum. Kayyumun, partinin üyesi olması gerekiyor kanuna göre. Kendisini tedbirli şekilde, yani karar alındığı an parti üyeliği sona eriyor, Yüksek Disiplin Kurulu’na verdik ve partiden ihraç ettik. Bu Gürsel Tekin olsa olur, bir başka isim olsa olur” dedi.

Halk TV’de konuşan Özgür Özel şunları söyledi:

“En hukuk tanımaz, en diplomasını hak etmeyen, mesleğine en büyük hakareti eden kişidir Akın Gürlek. Bu açıklamayı yapması için Adalet Bakanlığı’nın 153/1 nolu genelgesine göre HSK’dan izin alması gerekiyor. Almış mı? Diyelim ki almış. HSK’nın 33 nolu genelgesine göre yaptığı açıklama kişilerin suçlu olduğuna ilişkin kanaat uyandıramaz diyor. Açıklaması, ‘yüzyılın en büyük yolsuzluk dosyası.’ Daha iddianame yazılmamış, yargılama başlamamış, deliller tartışılmamış, tanıklar dinlenmemiş, savunma yapılmamış, mahkeme başkanı ve heyetinin vereceği kararı şimdiden ilan ediyor. Bir an önce iddianameyi çıkar, konuş. Akın Gürlek denen adam diplomasını inkar eden, hukukçu kimliğine hakaret eden birisi.

‘SIRF ZULÜM OLSUN DİYE’

Hemen şoför arkadaşları salsınlar. Ekrem Başkan’ın iki emekçi şoförü bir iftiracının sadece beyanlarıyla delil olmadan tutuklandı. Birisi söylemiş, ‘Bunlara Ekrem İmamoğlu şirket kurdurttu.’ Bari adamların TC’sini gir de bu kişiler şirket kurdu mu bir bak. Sırf zulüm olsun diye yapıyor. Vaktiyle bir MASAK raporu çıkardı, peçete oldu gitti. Cevdet Yılmaz dün adli yıl açılışında dedi ki, ‘Kimse karar alan mahkemeye hakaret etme hakkına sahip değildir.’ Bir kişi alkış yapmadı. Neden yapmadı. Herkes biliyor ki Özgür Özel, meydanlara toplanan yüz binler mahkemeye, mahkeme kararına hakaret ediyor değiller. Bir savcının masumiyet karinesini ayaklar altına almasına, suçsuz insanları aileleriyle tehdit etmesine… İtirafçı olanlar açısından mahkeme safhasında başka şeyler yaşanacak. O kadar şirkete el koyuyorlar sonra itirafçı olursan malları geri veririm diyor. Bu kadar düştüler. Yüzyılın en büyük haysiyet cellatlığıyla, yüzyılın en büyük iftira kampanyasıyla karşı karşıyayız. Yüz yıl boyunca unutulmayacak bir büyük saldırının altında yüz yıllık parti. Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü’nden çıkmış gelmiş herhangi bir siyasetçi değil. AK Parti’nin elinden İstanbul’u almış, İstanbul’u üç kez kazanmış birisini, Atatürk’ün partisini iktidar yapacak birisini içeri attılar. Ekrem İmamoğlu’nun suçu Erdoğan’ı yenme suçudur. Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluk gerekçesi bu suça yeniden teşebbüs edecek olmasıdır. Bunu bilmeyen kendini kandırır. Ekrem İmamoğlu benim babamın oğlu değil. İnsan olarak çok seviyorum ayrı bir şey. Bir kusuru olsa, deriz ki, ‘Ettiğini çekecek arkadaş’. Gözümün önünde İmamoğlu’nun bu ülkede CHP’yi iktidar yapacağı güçte birisi olduğunu gördüğüm için böyle bir mücadele veriyorum.

‘DEVLET BEY İLE ŞUNU MU KONUŞAYIM…’

Devlet Bey ile şunu mu konuşayım o zaman. Bir Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla partisinde kaybettiği iktidarı kazananların, bugünkü iktidarın dümen suyunu girdiğini unutmadık mı diyeyim. Meral Akşener, 900 delegenin desteğini almışken… İzmir Milletvekili olan birisinin, MHP ile mahkeme arasında mekik dokuduğunu, MHP’nin kurultay sürecinin durdurulduğunu, partinin bölündüğünü ve AK Parti ile rejim değişikliğine rıza gösterdiğini mi söyleyeyim. Biz bunu yapmadığımız için eğer partinin başından gideceksek, ben giderim partinin başından. AK Parti 10 yıl daha asgari ücretliyi, emekliyi ezecekse, memura sefalet zamları verecekse, ben bunun karşısında partinin genel başkanı olacaksam, olmaz olsun öyle genel başkanlık, reddediyorum. Denemesi bedava. Bir Asliye Hukuk Mahkemesi düzeni üzerinden AK Parti’ye teslim olmuşlar. Cumhur İttifakı 15 Temmuz günü sokaklarda kuruldu diyorlar. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde Cumhur İttifakı’nın temellerini attınız. Hukuk camiası bilmiyor mu bunları. MHP’nin bunun diyetini ödediğini bilmeyen mi var. Bugün yeni bir Asliye Hukuk dümeniyle CHP’ye aynı teklif… Biz o parti gibi davranmayacağımızı gösteriyoruz. CHP’nin liderine ‘Ankara’ya dön, partinin başında otur’ dediler. İstanbul’a, Samsun’a, Bayburt’a gitme diyorlar. Bu partiyi kişisel çıkarlar için asla paspas ettirmeyiz. Bu parti öyle bir parti olsaydı darbelerden sonra yeniden ayağa kalkmazdı. Biz başkasına benzemeyiz. Bir arkadan vurmayız hele hele birileri gibi yere düşene asla tekme atmayız. Vuruşacaksak da yüz yüze vuruşuruz. Maalesef arkadan vuranlarla muhatabız.

YILMAZ TUNÇ’A YANIT

Sayın Tunç, HSK’nın başkanı. Akın Gürlek, HSK’dan izin almadan basın açıklaması yapıyor. Sayın Tunç, bunun altında eziliyor bir şey diyemiyor. Akın Gürlek’in yaptığı her iş, Sayın Tunç’u paspas eden işler. Yılmaz Tunç, Adalet Bakanlığı portresidir. Duvara asmışlar bunu Adalet Bakanı diye. Türkiye’de adaleti Tayyip Erdoğan ile Akın Gürlek yönetiyor. En kötü şekilde yönetiyorlar. Hababam Sınıfı’nda paşanın resmi var ya, onun gibi duruyor. 7 soru sordum, desin ki o sorulardakiler olmadı. Bir tane avukat var, Adalet Bakanlığı’ndan izin almadan sorgulanıyor, bir tane avukat var Adalet Bakanlığı’ndan izin alınıyor. Sorulara cevap vereceğine… Özgür Bey, bu eczacı halinle senin Adalet Bakanı olarak durduğun yerden 10 kat daha fazla neyin ne olduğunu görüyor biliyor.

‘MANSUR YAVAŞ’ MESAJI

En doğru adayı, aday göstereceğiz. Bir genel başkan partinin doğal adayıdır, Türkiye’deki siyaset sistemi de Türkiye’deki siyasi gelenek de buna müsait. Geçmişte bunun örnekleri de çok oldu. Parlamenter sistemde partinin genel başkanı milletvekili adayı olur, hangi parti seçimi kazanırsa onun genel başkanına hükümeti kurma görevi verilir. Yeni cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde CHP’nin genel başkanını aday gösterdiği de oldu, göstermediği de oldu. Kendime baştan bir kısıt koydum ve bu kurala uyuyorum. Ben dedim ki, ‘Kendi adaylığımı bu partiye dayatmak yerine en doğru adayı belirlemenin teminatı olacağım.’ Son ana kadar adayımız İmamoğlu’dur. Ama gazeteci ısrarla soruyor, ‘Ya olamazsa…’ Bunun üzerine cevap veriyorum. O gün olamazsa en doğru adaya bakılır. Anketlere bakılır. Bir isim kesin kazanıyorsa o isim aday olmalıdır. Ama onu da kendim ilan etmek yerine İmamoğlu’nun adaylığında olduğu gibi, yine toplumsallaştırmak lazım. Birden çok aday kazanıyordur, o zaman sandık kurulur siz karar verin denir topluma. Baktığımızda Mansur Bey, CHP’nin yadsıyamayacağı, yok sayamayacağı bir aday alternatifidir. Buna da yalan atacak halim yok sorulduğunda. Mansur Bey’in kendi işine odaklı gayreti var, toplum tarafından beğeniliyor. Bugünden o güne bir şey söylemek mümkün değil. Ekrem Başkan’ı bırakmayız, ona sahip çıkmak zorundayız. Mansur Bey, Ekrem Bey’in yedeği değil, o Mansur Bey’e de haksızlık olur. Ama Ekrem Bey’in de yeniden siyaset yapmasının teminatıdır hem Mansur Yavaş hem Özgür Özel hem bütün CHP’liler. Ne dayanışmamızı eksik edeceğiz, ne kimseyi şimdiden aday göstereceğiz. Bu kadar şeyin içinde bana çalışmak ve fedakarlık düşer. Seçeneklerden biri genel başkan olunca orada iş değişir. Bir anda işler size doğru döner.

ANKETLER

9 şirketin ortalamalarına bakıyoruz. Parti açık ara önde. Ekrem Başkan, 19 Mart meselesinden sonra Tayyip Erdoğan’a karşı açık ara önde. 11 puanlık bir ağırlıklı ortalama ile önde. CHP, neredeyse bazı anketlerde AKP-MHP toplamından fazla. Anket dediğin bir trend meselesi. CHP, 31 Mart seçimlerinden beri yükseliş trendini sürdürüyor. Şu anda da Adalet ve Kalkınma Partisi’nin saldırıları karşısında gerilemiş değiliz.

‘MORALİMİZİ BOZARSAK…’

Bir kötülük yapmak üzere görevlendirilmiş bir ekip saldırdıkça saldırıyor, saldırmaya devam ediyor. Biz moralimizi bozarsak, enerjimizi düşürürsek onlar kazanır. Toparlanın, teslim olmuyoruz kardeşim. Biz buranın asli sahipleriyiz. Bu bayrağın üzerindeki kırmızı renk şehit kanı, dedelerimizin kanı. Üstüne düşen ay yıldız da muharebe meydanındaki ay yıldız. Biz öyle işine geldi mi düşman donanmasına kırmızı halı serenlerden, sıkıştı mı İngiliz zırhlısıyla kaçanlardan değiliz. Biz, ‘Geldikleri gibi giderler’ diyen gelenekten geliyoruz. Teslim olmak geleneğimizde yok. Birileri cumhuriyetin kolonlarını kesmeye çalışıyor, biz o kolona çivi çaktırmayanız. Büyük bir mücadelenin içindeyiz. Bugünkü de 10’uncu dalga olsun. Biz direnmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz. Karşımızdakilerin demokrasiden ne kadar nasibini almamış olduklarını herkes görüyor. Biz buna karşı dimdik ayaktayız. Bizim aramızda olmayı hak etmeyenlerle yolu ayırırız.”

İlişkili Haber
thumbnail
CHP İstanbul seçimi iddianamesi kabul edildi… Özgür Çelik’e 3 yıla kadar hapis istemi
Haberi görüntüle

Özgür Çelik’ten açıklama: ‘Biz il binamızda olacağız’

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nde seçilen İl Başkanı Özgür Çelik ve yönetimin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına, İl Başkanlığı’na geçici yönetim kurulu atanmasına karar verdi.

İlişkili Haber
thumbnail
CHP İstanbul İl Kongresi iptal edildi! Özgür Çelik’in yerine Gürsel Tekin atandı
Haberi görüntüle

Özgür Çelik, kararın ardından İstanbul İl Binası önünde bir açıklama yaptı. Binayı terk etmeyeceklerini söyleyen Çelik, “Buradan çok açık ve net olarak şunu ifade etmek isterim: Cumhuriyet Halk Partisi üyesi olup cebinde parti kartını taşıyan hiç kimse bu karara uymaz. Gerçek bir CHP’li bu karara uymaz.” dedi.

İlişkili Haber
thumbnail
CHP İstanbul seçimi iddianamesi kabul edildi… Özgür Çelik’e 3 yıla kadar hapis istemi
Haberi görüntüle

Çelik şunları söyledi:

“Demokrasiye sahip çıkmak için İstanbul İl Başkanlığımızın önüne gelen herkese yürekten teşekkür ediyorum. Bugün bir karar açıklandı. 14 Ağustos tarihinde, adli tatil döneminde açılan bir davayla jet hızıyla bir dava süreci gerçekleştirildi. 15 günlük bir zaman dilimi içerisinde jet hızıyla bir karar alındı. Öncelikli olarak bu kararı alanlara şu soruyu yöneltmek istiyorum: 300 gündür Esenyurt Belediye Başkanımız Ahmet Özer, yargılandığı ikinci davadan iddianame bekliyor. 230 gündür Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat’ın iddianamesi yazılmadı. 165 gündür Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun iddianamesi hazırlanmadı. Peki neden 15 gün önce açılan bir davada jet hızıyla bir karar alınmıştır? Bunu kamuoyunun vicdanına havale ediyoruz.

Açıklanan karar hukuki değil, tamamen siyasi bir karardır. Bu kararın amacını biliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak 31 Mart 2024 seçimlerinde Türkiye’nin birinci partisi olduk. İstanbul’da 14 olan belediye sayımızı iki katına çıkarttık ve 26 belediye kazandık. 300 gündür büyük bir hukuksuzlukla, büyük bir adaletsizlikle karşı karşıyayız. Bu 300 günlük adalet, demokrasi ve özgürlük mücadelemizi kesintiye uğratmak istiyorlar. Temel amaçları budur. Şu ana kadar İstanbul’da kongre süreçleri mahallelerde çok sağlıklı bir biçimde ilerlemektedir.

İkinci amaçları, partimizin kongre sürecini durdurmaktır. Temel hedefleri, demokrasi kılıcını Cumhuriyet Halk Partisi üzerinde sallandırmaya devam etmektir. Alınan karar hukuka aykırıdır. Bu kararla ilgili az önce il binamızda milletvekillerimiz, parti meclis üyelerimiz, ilçe başkanlarımız, Yüksek Disiplin Kurulu üyelerimiz, il yöneticilerimiz, belediye başkanlarımız, gençlik ve kadın kollarımızla toplantımızı gerçekleştirdik.

‘MÜCADELEMİZİ SONUNA KADAR SÜRDÜRECEĞİZ’

Bu karara karşı hukuki mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Ancak bu karara karşı siyasi mücadelemizi de sürdüreceğiz. Hukukçularımız, alınan bu karara itiraz edecekler. Biz il binamızda olacağız, örgütümüz burada olacak. Görevimizin başındayız, görevimizin başında olmaya devam edeceğiz. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel öncülüğünde MYK’mız Ankara’da toplandı. Sayın Genel Başkanımız kamuoyuna açıklamalarda bulunacak. MYK’mızın aldığı kararları da buradan takip edeceğiz ve uygulayacağız.

Şunu ifade etmek isteriz: Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu dönem gerçekleştirdiği kongreler süreci de pırıl pırıldır. Bir önceki 38’inci Olağan Kurultayımız da, 38’inci Olağan İl Kongremiz de; mahalleden ilçeye, ilçeden ile, ilden de kurultaya doğru gerçekleşen kongrelerimiz ve kurultaylarımız pırıl pırıldır, tertemizdir. Başlayan kongre süreçlerimizin devam etmesini sağlayacağız. Mahalle kongresi süreçleri ilçe başkanlıkları tarafından yürütülür. Mahalle kongre süreçlerimizi kesintisiz bir biçimde devam ettireceğiz. İlçe kongrelerimizin gerçekleşmesi için tüm hukuksal mücadeleyi vererek ilçe kongrelerimizi devam ettireceğiz.

‘GERÇEK BİR CHP’Lİ BU KARARA UYMAZ’

Bu karar hukuki değil, tamamen siyasi bir karardır. Bu karar, mahkemeler tarafından alınmış bir karar değildir. Yargıyı bir sopa olarak kullanan, yargı sopasıyla siyaseti dizayn etmek isteyenlerin aldığı bir karardır. Amaçlarını biliyoruz. CHP’siz bir Türkiye istiyorlar. Muhalefeti dizayn etmek istiyorlar. Türkiye’de, güzel ülkemizde sandığı sembolik hale getirmek istiyorlar. Buradan çok açık ve net olarak şunu ifade etmek isterim: Cumhuriyet Halk Partisi üyesi olup cebinde parti kartını taşıyan hiç kimse bu karara uymaz. Gerçek bir CHP’li bu karara uymaz.

Cumhuriyet Halk Partisi, parti içinde demokrasiyi yaşatan yegane partidir. Bizde mahallelere sandıklar kurulur, delegeler seçilir. O delegeler ilçe başkanlarını seçerler. O delegeler il delegelerini, kurultay delegelerini seçerler ve mahalleden başlayarak kurultaya kadar partide, partiyi kimin yöneteceğine delegeler karar verirler. Bu yönüyle Cumhuriyet Halk Partisi’nin kongreleri pırıl pırıldır. Eğer kongreler üzerinden bir tartışma yürütülecekse, örneğin Türkiye’nin azınlık iktidarının kongrelerine bakılması gerekir. Ankara’da bir grup tarafından, bir kişi tarafından verilen kararlarla ilçe başkanları seçilen, il başkanları belirlenen kongrelere bakılması gerekir.

‘UÇURUMUN KIYISI’

Bugün açıklanan karar sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin meselesi değildir. Bu karar bütün Türkiye’mizin meselesidir. Bu kararın güzel ülkemize bir maliyeti vardır. Kararın açıklandığı anda borsada ciddi bir düşüş yaşandığını hepimiz takip ettik. Bu kararın Türkiye ekonomisine bir maliyeti vardır. Bu kararın ülke demokrasisine bir maliyeti vardır. Mesele Cumhuriyet Halk Partisi’nin meselesi değildir; mesele bütün ülkemizin meselesidir. 300 gündür yaşananların Türkiye ekonomisine çok ağır bedelleri olmuştur. Bugün Türkiye’nin ekonomisi, deyim yerindeyse uçurumun kıyısına sürüklenmiştir. Bugün ülkemizde büyük bir gelir adaletsizliği vardır. Bugün Türkiye’nin demokrasisi zedelenmiştir. Türkiye’nin seçilmiş belediye başkanları cezaevine koyularak milli irade hiçe sayılmıştır. 15,5 milyon oyla belirlenmiş Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun şu anda Silivri zindanında oluşunun hem Türkiye ekonomisine hem de Türkiye demokrasisine ağır bir maliyeti vardır. Bugün güzel ülkemizde anayasal düzen ayaklar altına alınmıştır. Anayasa kararları tanınmamaktadır.

‘BUGÜN DEVLETİN KURUMLARI ÇÖKERTİLMİŞTİR’

Bugün Cumhuriyet’in kurumlarının içi boşaltılmıştır. Bugün devletin kurumları çökertilmiştir. Şunun bilinmesi gerekir: Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet’in kalesidir. Cumhuriyet Halk Partisi baba ocağıdır. Cumhuriyet Halk Partisi, İçişleri Bakanlığı’na dilekçe verilerek kurulmuş bir siyasi parti değildir. Cumhuriyet Halk Partisi, Kuvayı Milliyeciler tarafından savaş meydanlarında kurulmuş bir partidir. Biz de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin yöneticileri olarak buradayız, görevimizin başındayız. CHP halktır, halkın evidir. Halkın evini hiç kimseye teslim etmeyiz. Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Bu karanlığı hep birlikte yeneceğiz, bu zorlukları hep birlikte aşacağız ve mutlaka kazanacağız.”

 

CHP İstanbul İl Başkanlığı görevden alındı… Mansur Yavaş’tan ilk mesaj

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nde seçilen İl Başkanı Özgür Çelik ve yönetimin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına, İl Başkanlığı’na geçici yönetim kurulu atanmasına karar verdi.

İlişkili Haber
thumbnail
CHP İstanbul İl Kongresi iptal edildi! Özgür Çelik’in yerine Gürsel Tekin atandı
Haberi görüntüle

MANSUR YAVAŞ’TAN İLK MESAJ

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, karara ilişkin X hesabından açıklama yaptı.

Yavaş, “Siyasete demokrasi dışı müdahaleler, en çok demokrasinin kendisine zarar vermiştir. Partimizin İstanbul İl Kongresi’yle ilgili verilen tedbir kararı; demokrasi ve hukuk ilkeleriyle bağdaştırılması güç bir karardır. Oysa hukukun asli görevi, demokrasiyi korumaktır. Türkiye’nin geleceği; ancak adaletin tarafsız işlediği, hukukun üstün kılındığı ve demokrasinin tam anlamıyla hayata geçtiği bir düzenle güvence altına alınabilir.” dedi.

İlişkili Haber
thumbnail
CHP İstanbul seçimi iddianamesi kabul edildi… Özgür Çelik’e 3 yıla kadar hapis istemi
Haberi görüntüle

Adalet Bakanı Tunç’tan ‘Özgür Çelik’ açıklaması

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Yönetimi görevden alındı.

İstanbul 45.Asliye Hukuk Mahkemesi CHP İstanbul 38. Olağan İl Kongresi’nde başkan seçilen Özgür Çelik ve yönetimin görevinden uzaklaştırılmalarına, geçici yönetim kurulu atanmasına karar verdi.

İstanbul İl Başkanlığı’na geçici olarak Gürsel Tekin, Zeki Şen, Hasan Babacan, Müjdat Gürbüz, Erkan Narsap’tan oluşan heyet kayyum olarak görevlendirildi.

İSTANBUL’DA YAPILACAK İLÇE VE İL KONGRELERİ SEÇİM ÇALIŞMALARI TEDBİREN DURDURULDU

Mahkeme, CHP Merkez Yönetim Kurulu tarafından 14 Temmuz 2025’te alınan karar uyarınca başlatılan 39. Olağan Kurultay süreci kongre takviminde yer alan seçim çalışmalarından yalnızca İstanbul İl Örgütünce yapılacak ilçe kongreleri ve il kongresi seçim çalışmalarının tedbiren durdurulmasına da karar verdi.

İlişkili Haber
thumbnail

CHP İstanbul İl Kongresi iptal edildi! Özgür Çelik’in yerine Gürsel Tekin atandı

Haberi görüntüle

ADALET BAKANI TUNÇ’TAN İLK AÇIKLAMA

Konuyla ilgili Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tan bir açıklama geldi.

Tunç, “Mahkeme tarafından verilen ara karar, yargılama süreci boyunca doğabilecek telafisi güç zararların önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir niteliğinde olup, nihai bir hüküm teşkil etmemektedir. Yargılama süreci devam etmektedir” ifadelerini kullandı.

Bakan Tunç’un açıklamasının tamamı şöyle:

“CHP İstanbul İl ve Kurultay Delegesi tarafından İstanbul İl Kongresindeki usulsüzlük, menfaat temini iddiaları ve seçmen iradesini etkilemeye yönelik ileri sürülen eylemler nedeniyle İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada verilen ara kararla;

Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan İstanbul İl Kongresinde seçilen İl Başkanı, İl Yönetim Kurulu Asıl ve Yedek Üyeleri ile İl Disiplin Kurulu Asıl ve Yedek Üyelerinin tedbiren görevlerinden uzaklaştırılmalarına, il başkanı, il yönetim kurulu, il disiplin kurulu yetkilerini kullanmak üzere tedbiren geçici kurul görevlendirilmesine, 39. Olağan Kurultay süreci kongre takviminde yer alan seçim çalışmalarından yalnızca İstanbul İl Örgütünce yapılacak ilçe kongreleri ve İl Kongresi seçim işlemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan İstanbul İl Kongresi delegelerinin tedbiren görevden alınmaları talebi ve İstanbul İl Kongresinde alınan tüm kararların hükümlerinin tedbiren durdurulması talepleri reddedilmiştir.

Mahkeme tarafından kabul edilen kararlar yönünden HMK 394. Maddesine göre itiraz yolu açık olup, kararın reddedilen kısımlarına yönelik HMK 391. Maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.

Mahkeme tarafından verilen ara karar, yargılama süreci boyunca doğabilecek telafisi güç zararların önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir niteliğinde olup, nihai bir hüküm teşkil etmemektedir. Yargılama süreci devam etmektedir.”

CHP İstanbul İl ve Kurultay Delegesi tarafından İstanbul İl Kongresindeki usulsüzlük, menfaat temini iddiaları ve seçmen iradesini etkilemeye yönelik ileri sürülen eylemler nedeniyle İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada verilen ara kararla;

Cumhuriyet Halk…

— Yılmaz TUNÇ (@yilmaztunc) September 2, 2025

Bahçeli’den YPG’ye operasyon sinyali

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gündeme ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Bahçeli, CHP lideri Özgür Özel’in Sinop’taki test atışlarını eleştirmesine tepki gösterip “Emperyalizmin oltasına takılan Özgür Özel çıldırsa da o füze denemeleri inşallah devam edecektir. CHP havlu atmış, mefluç hale gelmiş, ipe un sermiş, siyasi komaya girmiştir. CHP’nin sonu karanlık, millet nazarındaki itibarı da sıfırdır” dedi.

Bahçeli, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Saf ahlak, safi akıl, samimi mizaç, sağlam ve sağduyulu iradenin teşekkül ettiği siyaset ve düşünce insanları yaşadıkları dönemin şuuru, yaşanan hayatın huzur ve güven şuralarıdır.

Bu sayede sorun çözme kültürünün işler ve işlevsel olması, devlet-millet dayanışmasının en üst düzeyde tecelli etmesi elbette mukadderdir.

Cumhur İttifakı milli ve manevi değerlerin refakatinde ahlaki, tarihi ve milli sorumluluğun izindedir, idrakindedir. Türkiye’mizin temel sorun alanlarına kararlılıkla müdahale edilmektedir.

Yıllara sari kronik ve kumanda edilen sorunların böyle gelse de böyle gitmeyeceği, daha doğrusu gidemeyeceği artık gün gibi meydandadır.

Türk milleti gelecek umutlarının gerçekleşeceğine inanmış, yüksek hedeflerine ulaşacağına ikna olmuş, bunların da Cumhur İttifakı’nın cesur, dürüst ve ilkeli mücadelesiyle hayat bulacağını takdir ve tensip etmiştir. Artık hiçbir şey eski usul ve esaslar çemberinde sıkışıp kalmayacaktır. Yeni dünyanın Türk yorumu Türkiye Yüzyılı olarak formüle edilmiştir. Devrin Türk milletinin devri olduğu netleşmiştir. Bu devir aynısıyla barış devri, kardeşlik devri, istikrar ve huzur devri olarak sivrilecektir.

‘CHP’NİN BAŞINI ÇEKTİĞİ SİYASİ VE İDEOLOJİK SABOTAJ GİRİŞİMLERİ…’

Kökeni, yöresi ve anasının dili ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan bütün kardeşlerimiz eşit, hakkaniyetli ve onurlu bir beraberliğin, aynı şekilde muhabbet ve mehabetle bezenmiş kucaklaşma hissiyatının ikamesi ve inkarı asla düşünülmeyecek beşeri cevheri olmuşlardır.

Türk ile Kürt arasındaki sarsılamaz, sorgulanamaz, sulandırılamaz birliğe ve bütünlüğe gölge düşürmeye, leke sürmeye, nifak saçmaya teşebbüs ve tevessül edenlerin tezgahı bozulmuştur. Milli irade muazzam bir destek ve sahiplenmeyle “Terörsüz Türkiye”nin arkasında yerini ve tartışmaya kapalı pozisyonunu almıştır.

Yeni Yüzyıl köklü huzur ve kalıcı barışın timsali olacaktır. Siyonist emperyalist plan ve projelerin tahrik ve tesiri kalmayacaktır.

“Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” çalışmalarına devam etmektedir. Bu komisyonun çalışma usul ve esaslarının yanı sıra tespiti yapılan yol haritası mucibince sarih amacı ortadayken görev alanı dışına çıkarma, mahzurlu ve maksatlı gündem başlıklarını araya sıkıştırma arayışları son derece yanlıştır.

PKK’nın silah bırakma ve tasfiye aşamalarının teknik ve hukuki çerçevesini oluşturup olgunlaştırma çabalarının sabote edilmesi veya buna teşne olunması iyi niyetle açıklanamayacaktır. Bazı mesleki kuruluşlarla CHP’nin başını çektiği siyasi ve ideolojik sabotaj girişimleri “Terörsüz Türkiye”nin doğasıyla çelişmekte ve çekişmektedir.

Nitekim mezkur komisyonun çalışmalarına hız vermesi, görev sahası dışına taşmadan asıl ve yakın hedeflerine odaklanarak vaki toplantılarını ikmal etmesi hayırlı gelişmeleri birbiri ardına eklemleyecektir.

En azından inancımız, beklentimiz ve ümidimiz bu şekildedir. PKK’nın kongresini toplayarak fesih işlemini tamamlaması, bir grup PKK’lının da 11 Temmuz’da silahlarını yakması temkinli iyimserliğimizi güçlendirmiştir.

Fakat o günden bugüne bir durgunluğun, bir ayak sürümenin, zamana karşı oynamanın, ısrarla top çevirmenin kimi hallerde telaşı kimi hallerde de kurnazlığı gözlerden kaçmamıştır.

‘YPG BU ÇAĞRIDAN MUAF DEĞİL’

Lağvedilen PKK terör örgüne mensup terörist unsurlarının kademe kademe SDG/YPG’ye katılıp katılmadığı henüz tam berraklaşmayan bir muamma olarak önümüzdedir. 27 Şubat 2025 tarihinde PKK’nın kurucu önderi tarafından yapılan “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı bölücü terör örgütünün bütün bileşenleri için bağlayıcı mahiyettedir. SDG/YPG bu çağrıdan muaf ve istisna değildir.

Bölücü terör örgütü türevlerinin bütünüyle önderleri nezdinde sadakat ve samimiyet testinden geçtiği, Siyonist alçaklığın mı yoksa İmralı’nın mı belirleyeceği olacağı yakında iyice anlaşılacaktır.

PKK’nın ve PKK’lı teröristlerin önderi konumundaki İmralı’ya SDG/YPG’nin aynısıyla bağlılık göstermesi, 27 Şubat açıklamasına uygun davranış ve tavır içinde bulunması herkesin çıkarına olduğu kadar terörsüz geleceğe ve bölgesel huzura da azami düzeyde katkı sağlayacaktır.

‘TOM BARRACK’ MESAJI

Terör devleti İsrail, Suriye’nin bölünmesi ve parçalanması hususunda devamlı el yükseltmektedir.

Görünen odur ki, SDG/YPG İsrail’in yörüngesindedir. YPG’li teröristbaşı Mazlum Abdi’nin, Almanya’da düzenlenen “Rojavalı Gençler Ulusal Konferansı”na gönderdiği video mesajında, Suriye’nin kuzeydoğusunda yürürlükte olan ateşkesin devam etmeyebileceği, çatışmaların başlama ihtimalini dile getirmesi hain niyet ve eylemsel heveslerin tetikte beklediğine işaret etmektedir.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın’ın 10 Temmuz 2025 tarihinde, “Hepimizin uzlaşması ve şu sonuca varması gerekiyor: Tek millet, tek halk, tek ordu, tek Suriye” açıklamasından bir gün sonra, “SDG’ye bağımsız devlet kurma borcumuz yok. SDG dediğimiz YPG’dir. YPG, PKK’nın bir türevidir. Suriye şunu savunuyor; federal bir sistemle Suriye olamaz.” değerlendirmeleri ne kadar isabetliyse,

30 Ağustos 2025 tarihinde, “PKK, Türkiye tarafından terör örgütü olarak tanımlanmıştır. ABD de PKK’yı yabancı bir terör örgütü ilan etmiştir. Ancak artık PKK ile ilişkili olmayan başka bir örgüt var, SDG ve YPG. Bunlar IŞİD karşıtı savaşta bizim müttefiklerimiz oldu. Onların kökeni PKK’ya dayanıyordu” sözleri bir o kadar sakıncalı ve sakattır.

Maalesef ABD-İsrail konsorsiyumu Suriye’de kanlı bir iç savaş ve ayrışmanın temelini günbegün kazmaktadır.

Soykırımcı İsrail örtülü operasyonlarla, silahlı ve zora dayalı şekilde Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğüne alenen kast etmektedir.
Bu durum sadece Suriye için değil Türkiye’yi de çok sıcak ve birebir ilgilendiren aşırı güvenlik tehdididir.

Aynı zamanda “Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” hedeflerini bozma ve bitirme gayesiyle ilişkili mütecaviz hamlelerin sert adımlardır.
Türkiye’nin Suriye politikası şeffaf ve açıktır.

Bu ülkenin siyasi ve toprak bütünlüğüyle üniter yapısı vazgeçilmez politik tasavvur ve tercihimizdir.

‘FEDERASYONUN BİR TIK ALTI’ BEYANATLARI MASKELİ BÖLÜCÜLÜK ÖNERİSİDİR’

Nihayet bu tasavvur ve tercihten tavizin bedeli öngörülemeyecek kadar tehlikeli olabilecektir.

Suriye için teklifi yapılan “Federasyonun bir tık altı” beyanatları maskeli bölünme ve bölücülük önerisidir.

SDG/YPG’nin sürekli yeni dayatmalarla gündemi meşgul etmesi, özerklikten bağımsızlığa varıncaya kadar sıralı talep listelerini paylaşması, nitekim ABD-İsrail’in oyuncağına dönüşmesi vahim bir karmaşanın ön habercisidir. Geldiğimiz bu aşamada iki seçenek kalmıştır:

Suriye’de ya huzur, barış ve istikrar hakim olacak; ya da İsrail’in tahayyülündeki parçalanma ve iç çatışma ortamı vasat bulacaktır.
Netenyahu isimli caninin “Suriye’de aslında kiminle mücadele ettiğimizi biliyorum” sözleri Türkiye ile İsrail’in görüş açısı sıfıra inmiş, hatta sıcak temasın muhtemel olduğu mahut cepheleşmesinin de itirafından başka bir şey değildir.

Türkiye Cumhuriyeti stratejik akılla, siyasi kararlılıkla, diplomasi sahasındaki sabır ve sebatıyla Suriye’de oyun kurmaya ve masa başı haritaları çizmenin arzusunda olan zalimlere direniş göstermektedir. Bu direniş meşru ve soylu bir direniştir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin tutumu ve takip ettiği politika süreci hem iç güvenliğimize hem de bölgesel huzura büyük bir hizmettir.

Türkiye Cumhuriyeti komşu coğrafyalarda oldubittilere müsaade etmeyecek güç, caydırıcılık, kabiliyet ve yetenektedir.

SDG/YPG’nin Suriye yönetimi ile 10 Mart 2025 tarihinde imzaladığı mutabakat zaptına riayet ve gereğini harfiyen yapması, aksi halde Ankara ile Şam’ın ortak iradesiyle askeri müdahalenin kaçınılmaz hale geleceği herkesçe bilinmelidir.

Sözün yapamadığını yeri gelirse nice kahramanlık sahneleri başaracaktır.

“Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” hedefi tarihin, kardeşlik hukukunun, kader ortaklığının, hiç kuşkusuz üzerinde yaşadığımız geniş coğrafyanın diriliş ve toparlanış kararıdır.

Bu kararı tahrip etmeye, temelinden dinamitlemeye kalkışanlar buna pişman edilecektir.

Kürt kardeşlerim oynanan oyunun bilincindedir.

Üstelik hiçbir Kürt kardeşim Siyonizm’in avucuna düşmeyecek, soykırımcıların telkin ve göz boyayan vahşi hesaplarına kurban verilmeyecektir.
Suriye’de yaşayan Türkmenler, Kürtler, Araplar ve diğer unsurlar kardeşimizdir ve kurulan tuzaklar el birliğiyle kırılıp atılacaktır.

Çevremizde bu kadar boğucu ve sancılı olaylar vuku buluyorken, CHP Genel Başkanı’nın Sinop’ta yaptığı konuşma ve içeriği rezalet ve kepazeliğin daha ötesidir. Özgür Özel akıl tutulmasının dibindedir. Bu patolojik vaka aynısıyla şunları söylemiştir:

“Ben de Büyük Taarruz’un emrini veren, Kurtuluş Savaşı’nı kazanan kişi olmak istiyorum. Savaş kazanan kumandan olmak istiyorum.”

‘ÖZGÜR ÖZEL ÇILDIRSA DA O FÜZE DENEMELERİ DEVAM EDECEK’

Bu hezeyanla dolup taşan, tarif ve tanımında kelimelerin kifayetsiz kaldığı çarpık ifadelerin muhatabını sağlıklı ve sağgörülü addetmek mümkün değildir.

Demokrasi yolunda beraber yürümekten bahis açan, bu suretle Cumhur İttifakı’nda sanki sorun varmış gibi yaygara yapan Özgür Özel’in uçurumlarla ihata edilen inişli çıkışlı yolunun bizim hak ve hakikat yolumuzla kesişmesi hayal mahsulü bile değildir.

Sivil siyaset ve demokratik mücadele halinde olduğunu iddia eden bir partinin sipariş başkanının düşmanın kim olduğunu, kime karşı taarruz yapacağını, hangi savaşı kazanacağını, kumandanlık görevini ne şekilde üstleneceğini berraklığa kavuşturması acil bir ihtiyaçtır.

Kendi dışındakileri düşman gören siyaset anlayışı 1930’lu-1940’lı yılların Hitler kafasıdır ve korkunç bir skandaldır.

Türkiye’de düşman gözleyen ve gözetleyen Özgür Özel’in derhal bir sağlık merkezine müracaatı ya da ille de düşman arıyorsa etrafına bakması tavsiyemizdir.

Sinop’ta Savunma Sanayi’ndeki tarihi atılımları yüzsüzce baltalama çabası, balıkları düşündüğü kadar vatanı ve milleti düşünmemesi işbirlikçi ve kimliksiz bir siyasetçinin basit ve buruşuk sözleri olarak anılmaya mahkumdur.

Özgür Özel’in utanmadan füze denemelerinden yakınması, yabancı turistlerin kafaları üzerinden füzelerin uçurulduğunu iddia etmesi, adeta denize dalarak yerinde müşahede etmiş gibi balıkların yuvalarından kaçtığını mizahi karakterleri aratmayacak şekilde gündeme taşıması dangul dungul konuşmanın daniskası, abuk sabuk zihniyetin alameti farikasıdır.

Emperyalizmin oltasına takılan Özgür Özel çıldırsa da o füze denemeleri inşallah devam edecektir.

Özgür Özel’in uykuları kaçsa da Türkiye milli savunma sanayinde dev adımları azimle atmayı sürdürecektir.

Aziz Atatürk’ü anladığını zanneden, ancak baştan ayağa yanlış anlayan bu şahsın Milli Mücadele yıllarında vatanımıza musallat olan müstevli emellerinden hiçbir farkı olmadığı ibret verici düzeyde karşımızdadır.

CHP havlu atmış, mefluç hale gelmiş, ipe un sermiş, siyasi komaya girmiştir.

Bu ilkel ve ilkesiz siyasi zihniyetin evvelemirde, yüzyılın en büyük rüşvet, hırsızlık ve yolsuzluk davası olarak anılan devasa vurgun ve yağmayla yüzleşmesi, bunun da demokratik ve hukuki hesabını vermesi adalet namusunun konusudur.

‘CHP’NİN SONU KARANLIK’

Dileğimiz, yeni adli dönemde görülecek yolsuzluk davalarının iddianame hazırlığının yapılarak süratle lazım gelen hükmün tesisi, kimin mücrim kimin masum hukuken tefrik ve tayin edilmesidir. CHP’nin sonu karanlık, millet nazarındaki itibarı da sıfırdır.

Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı istikbalin kudretli devletini inşa edecek, istiklal ve egemenlik haklarımızı fedayı can inancıyla sonuna kadar muhafaza edecektir.

CHP İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum olarak atanan Gürsel Tekin kimdir?

CHP İstanbul İl Kongresi iptal edildi, il yönetimi görevden uzaklaştırıldı. Mahkeme tarafından Gürsel Tekin kayyum olarak atandı. Peki Gürsel Tekin kimdir?

CHP İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum olarak atanan Gürsel Tekin kimdir? Medyascope

Ruşen Çakır izleyicilerden gelen sorularla değerlendirdi | CHP İstanbul İl Yönetimi’ne kayyum: Şimdi ne olacak?

Ruşen Çakır izleyicilerden gelen sorularla değerlendirdi | CHP İstanbul İl Yönetimi'ne kayyum: Şimdi ne olacak?

Ruşen Çakır izleyicilerden gelen sorularla değerlendirdi | CHP İstanbul İl Yönetimi’ne kayyum: Şimdi ne olacak? Medyascope

💾

CHP İstanbul İl Yönetimi'ne kayyum atandı. Ruşen Çakır ve Mümtaz'er Türköne 19 Mart sürecinden bugüne CHP'nin gidişatını yorumladı.

Mümtaz’er Türköne yanıtladı: Türkiye erken seçime mi gidiyor?

Türkiye erken seçime mi gidiyor? Türkiye yeni bir 19 Mart’a mı gidiyor? Ruşen Çakır'ın konuğu Mümtaz’er Türköne,

Mümtaz’er Türköne yanıtladı: Türkiye erken seçime mi gidiyor? Medyascope

💾

Türkiye erken seçime mi gidiyor? Türkiye yeni bir 19 Mart’a mı gidiyor? Ruşen Çakır'ın konuğu Mümtaz’er Türköne,

Turkey starts judicial year with speech from controversial prosecutor

Yesterday (September 1) marked the beginning of Turkey's new judicial year. An opening ceremony attended by journalists also featured Istanbul Chief Prosecutor Akın Gürlek, a controversial and high-profile figure in Turkey's judiciary in recent months.

Turkey starts judicial year with speech from controversial prosecutor Medyascope

Istanbul district head of Turkey’s largest opposition party removed

Özgür Çelik, the district head of the Republican People's Party (CHP)'s Istanbul branch, has been removed from office by a Turkish court following allegations of irregularities in the party's 2023 leadership selection process.

Istanbul district head of Turkey’s largest opposition party removed Medyascope

CHP İstanbul’a kayyum kararı borsayı vurdu, kayıplar yüzde 5’i geçti

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve mevcut yönetimin mahkeme kararıyla görevden alınmasının ardından BIST100 endeksinde kayıplar yüzde 5'in üzerine çıktı.

CHP İstanbul’a kayyum kararı borsayı vurdu, kayıplar yüzde 5’i geçti Medyascope

Bilirkişi raporu netleşiyor: İşte Ferdi Zeyrek’in ölümüyle ilgili tespitler…

Yunusemre ilçesindeki evinde 6 Haziran akşamı elektrik akımına kapılarak ağır yaralanan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, tedavi gördüğü Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nde dün, saat 17.05’de yaşamını yitirdi. Olayın ardından Manisa İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri ve Cumhuriyet Savcısı tarafından Zeyrek’in evinde detaylı inceleme yapıldı. Ayrıca, olay yerinde bulunan itfaiye ve sağlık personelleri ile Zeyrek’in komşularının da aralarında bulunduğu 2’si şüpheli sıfatıyla 20’den fazla tanığın ifadesi alındı.

’68- 80 VOLT DALGALANAN ELEKTRİK AKIMINA KAPILMIŞ’

Ayrıca, makine ve elektrik mühendislerinden oluşan bilirkişi heyeti de olay yerinde keşif çalışması yaparak teknik tespitlerde bulundu. Ön incelemelerde, Başkan Zeyrek’in evindeki havuz makine dairesi ile elektrik tesisatının havuza olan mesafesinin standartların altında olduğu ve tesisatta nem oluştuğu belirlendi. Raporda, 50 volt üzerindeki elektrik akımı öldürücü olarak nitelendirildi. Raporda Başkan Zeyrek’in yaklaşık 68- 80 volt dalgalanan elektrik akımına kapıldığı belirtildi.

‘KAÇAK AKIM KORUMA SİSTEMİ KOROZYONA UĞRAYIP, İŞLEVİNİ KAYBETMİŞ’

Bilirkişi raporunda, havuz makine dairesinde kaçak akım koruma sisteminin bulunmasına rağmen sistemin korozyona uğrayarak işlevini yitirdiği, villanın ana şalterinde ise kaçak akım koruma önleminin bulunmadığı ifade edildi. Filtreleme sistemindeki arızayı kontrol etmek üzere makine dairesine giren Zeyrek’in, ıslak ve nemli zeminde çıplak ayakla bulunduğu da rapora yansıdı.

Yapı ruhsatına ilişkin detayların da yer alacağı bilirkişi raporunun, tamamlanmak üzere olduğu bildirildi. Raporda, teknik incelemelerin ardından olayın meydana geliş şekli ve olası ihmal iddialarının da değerlendirileceği kaydedildi. Raporun yarın Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim edilmesi bekleniyor.

CHP’de kurultay iptaline karşı yeni parti hazırlığı iddiası: ‘Adı Ekim olacakmış’

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 2023 yılındaki 38’nci Olağan Kurultayı’na ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma devam ediyor.

26 Mayıs’ta gerçekleştirilecek kurultay davası öncesi “Ekim” isimli yeni bir siyasi partinin kurulmasının gündemde olduğu iddia edildi.

Gazeteci Engin Balım’ın iddiası şöyle:

“CHP 38. kurultayının iptali ihtimaline karşı, ekimin 29’unda yeni bir siyasi parti kurulması gündemde. Adı da EKİM olacakmış; EKrem İMamoğlu..”

 

 

İmamoğlu’ndan Sosyalist Enternasyonal’e mesaj

81 ülkeden 89 partinin üyesi olduğu Sosyalist Enternasyonal, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) ev sahipliğinde İstanbul’da toplandı. İspanya Başbakanı ve Sosyalist Enternasyonal Başkanı Pedro Sanchez, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Özgür Özel tarafından ağırlandı. Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı, Beşiktaş’taki bir otelde gerçekleştirildi. 23 Mart’tan beri tutuklu olan İBB ve TBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da toplantıya, Silivri’den bir mesaj gönderdi. İmamoğlu’nun mesajı, CHP Genel Sekreteri ve Kadın Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke tarafından okundu.

“Türkiye, özgür bir gelecek isteyen gençlerin, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkanlara karşı direnen kadınların, traktörleriyle demokrasi konvoyu oluşturan çiftçilerin, adaletsizliğe karşı hakkını arayan emekçilerin ortak sesiyle yankılanıyor” diyen İmamoğlu, “O ses, Bertolt Brecht’in unutulmaz dizelerini tekrarlıyor: Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz… Ve biliyoruz ki; bu sesi çoğaltan, demokraside ısrar eden, adaleti savunan, kalkınma ve sosyal adaleti inşa etme kararlılığını gösteren, daha iyi bir gelecek için omuz omuza mücadele eden milyonlar var oldukça, her şey çok güzel olacak…” şeklinde konuştu.

‘BUNU BAŞARAMAYACAKLAR’

İmamoğlu, Böke tarafından okunan mesajında şunları söyledi:

“Bugün demokrasi, eşitlik ve sosyal adalet, dünyanın dört bir yanında ağır saldırıya uğruyor. Demokrasinin zayıflamasına ve otoriterleşmeye bağışık sanılan ülkelerde dahi, insan hakları ve özgürlükler tehdit altında. Türkiye’de yıllardır süren demokratik gerilemenin son noktası ise, millet iradesinin hiçe sayılması, hukuken dayanaksız gerekçelerle, ben dahil belediye başkanlarımızın ve pek çok yol arkadaşımızın tutuklanmasıdır. Daha dün sabah, yeni bir operasyonla, yine çok sayıda yakın çalışma arkadaşım gözaltına alındı. Belediyemizin hizmetlerine darbe vurarak, halkımızın bize olan inancını sarsmaya çalışıyorlar. Bunu asla başaramayacaklar. İstanbul halkının oylarıyla üç kez seçilmiş bir belediye başkanı ve 23 Mart’ta Türkiye genelinde gerçekleştirilen partimizin ön seçimde 15,5 milyon yurttaşın oyuyla belirlenmiş cumhurbaşkanı adayı olarak, milyonlarla demokrasi ve adalet talebinde buluştuğum için siyasi tutukluyum. Milyonlar bize inandığı ve güvendiği için, yürüttüğümüz mücadele sonucunda iktidar değişiminin yakın olduğu görüldüğü için tutukluyum.”

‘DİPLOMAM HUKUKSUZ BİÇİMDE İPTAL EDİLDİ’

“Demokrasiye açık bir saldırı, millet iradesine yönelik bir darbe girişimi olan bu süreçte üniversite diplomam, hukuksuz biçimde iptal edildi, evime baskın düzenlendi, belediyelerimiz soruşturmalarla kuşatıldı. Bu baskılar, yalnızca beni değil, daha özgür ve adil bir gelecek hayal eden herkesi hedef aldı. Bu saldırı demokrasiye, halkın iradesine ve bir sonraki seçimin adil gerçekleşmesini bugünden engelleme çabasıyla, yarının halk iradesine yönelik bir saldırıdır. Ne özgür ve adil gelecek kararlılığımızı elimizden alabilirler, ne de halkın iradesini zorbalıkla bastırabilirler. Biz, İstanbul’da katılımcı demokrasinin, birleştirici, kapsayıcı, adil, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir bir kenti birlikte kurmanın mümkün olduğunu gösterdik. Halk da İstanbul’da olanın, Türkiye genelinde yaşanmasını istediğini açıkça ortaya koydu. 2024 yerel seçimlerinde, CHP’nin birinci parti olması, 19 Mart’tan bu yana meydanları boş bırakmayan milyonlar… Hükümetin korktuğu işte bu; yenilikçi siyaset anlayışımız ve yaklaşan iktidarımız.”

“Küresel olarak, büyük dönüşümlerin gerçekleştiği bir çağdayız. Karşımızda tarihi bir dönüm noktası var… Bu dönüm noktasında geleceğin haritasını çizenler belli: Gençler, kadınlar, emekçiler, üretenler; yani halk, yani bizleriz… İhtiyaç duyduğumuz şeyi, bugün Sosyalist Enternasyonal’in Konsey toplantısının başlığında da Türkiye’nin dört bir tarafında da görüyoruz. Türkiye, özgür bir gelecek isteyen gençlerin, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkanlara karşı direnen kadınların, traktörleriyle demokrasi konvoyu oluşturan çiftçilerin, adaletsizliğe karşı hakkını arayan emekçilerin ortak sesiyle yankılanıyor. O ses, Bertolt Brecht’in unutulmaz dizelerini tekrarlıyor: Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz… Ve biliyoruz ki; bu sesi çoğaltan, demokraside ısrar eden, adaleti savunan, kalkınma ve sosyal adaleti inşa etme kararlılığını gösteren, daha iyi bir gelecek için omuz omuza mücadele eden milyonlar var oldukça, her şey çok güzel olacak…”

CHP’li Yavuzyılmaz: Yunus Emre Vakfı’nda 43 milyon liralık yolsuzluk tespit ettik

CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, Yunus Emre Vakfı’nda beş ayda yapılan 61 ihalede 43 milyon TL’lik yolsuzluk tespit ettiklerini ileri sürdü.

Vakıf kaynaklarının sistematik şekilde zarara uğratıldığını savunan Yavuzyılmaz, dosyada AKP’li bir bakan ile MHP’li bir yöneticinin aile bireylerinin adının geçtiğini belirtti.

Yavuzyılmaz, X hesabından şu ifadeleri paylaştı:

“Organize işler! AK Parti’nin bir ahtapot gibi sardığı Yunus Emre Vakfı’nda; Anka Kongre Turizm adlı organizasyon şirketinin 5 ayda kazandığı 61 ihalede yolsuzluk yapıldığını tespit ettik. Yolsuzluk tutarı: 1 milyon 120 bin 38 Dolar. Güncel kurla: 43 milyon 457 bin TL. Dosyada AK Partili bir Bakanın ve MHP’li bir yöneticinin, aile bireylerinin de adı geçiyor.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu müfettişlerince yapılan soruşturmaya göre: İhalelerin satın alma dosyalarının baştan sona uydurma veya kurgulanmış olduğu, teklif süreçlerinin göstermelik yürütüldüğü, piyasa araştırmalarının gerçekçi olmadığı, alım süreçlerinin belirli bir firmanın lehine olacak şekilde yürütüldüğü, 5 ayda 61 ihaleyi kazanan firmanın tek bir çalışanının olduğu, ofisinin Sanal Ofis olduğu, aynı kişiye ait şirketlerin aynı ihaleye teklif verdiği, ihaleye giren üçüncü firmaların adına sahte teklif belgeleri düzenlendiği, ihale süreçlerinin manipüle edildiği, haksız kazanç sağlandığı, satın alma süreçlerine fesat karıştırıldığı, sahte hizmet ifa tutanakları düzenlendiği, vakıf kaynaklarının bilinçli ve sistematik zarara uğratıldığı, bu doğrultuda satın alma evraklarında ve banka ödeme talimatlarında imzası bulunan kişiler ve şirket yetkilisinin, kendileri ve/veya başkalarının lehine menfaat temin ettikleri tespit ediliyor.

Satın alma onay belgeleri ve piyasa araştırma tutanaklarında imzası olanlar: Enstitü Başkanı Şeref Ateş (kaçak), Başkan Yrd. Rahmi Göktaş (serbest), Daire Başkanı Murat Çakır (tutuklu). Ayrıca bu kişiler satın alma komisyonunda da yer alıyor.

Vakıftan şirkete banka ödeme talimatlarını verenler: Enstitü Başkanı Şeref Ateş (kaçak), Başkan Yrd. Kutalmış Yalçın (serbest), Daire Başkanı Safiye Yurduseven (tutuklu)

Kaynak: Soruşturma Dosyası, İhale Tablosu, Satın alma onay belgesi örneği, Piyasa araştırma tutanağı örneği, Satın alma komisyonu örneği, Banka havale talimatı örneği”

 

İmamoğlu’ndan AKP’ye: ’50 milyar doları cayır cayır yakan bir avuç muhteris’

Silivri’de tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabından yeni bir paylaşım yaptı.

AKP iktidarına seslenen İmamoğlu, “50 milyar doları cayır cayır yakan, milleti pahalılığa ezdiren, açlıkla ve yoklukla imtihan eden, bir avuç muhteris” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, AKP’ye yönelik “Kendisini iktidar zanneden bir avuç muhteris; milletimizin nefesini kestiğini, sesini kıstığını, onları köşeye sıkıştırdığını düşünüyor” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Kendisini iktidar zanneden bir avuç muhteris; milletimizin nefesini kestiğini, sesini kıstığını, onları köşeye sıkıştırdığını düşünüyor.

86 milyon insana ait 50 milyar doları cayır cayır yakan, milleti pahalılığa ezdiren, açlıkla ve yoklukla imtihan eden, mutsuzluğa ve umutsuzluğa hapseden, paramızı pula döndüren bir avuç muhteris.

Geleceğimize kasteden, milleti ayrıştırıp, kutuplaştıran, Anadolu irfanından ve erdeminden zerre nasiplenmemiş bir avuç muhteris.

Korkuyu, tehditi, zindanları göstererek kendi çıkarı için yalancı şahit, iftiracı, gizli tanık üretmeyi bağımsız yargı diye yutturmaya çalışan zalim ve baskıcı bir avuç muhteris.

AZİZ MİLLETİM,

MİLLET EGEMENLİĞİNİN KUTLU HAFTASINA GİRİYORUZ. HİÇBİR GÜÇ MİLLETİMİZİN ÖZGÜR DÜŞÜNCESİNE ZİNCİR VURAMAZ.

SEVGİ DOLU, HOŞGÖRÜLÜ, DUYARLI, CESUR GENÇLER BİZİMLE.

HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK DİYEN ÇOCUKLARIMIZ BİZİMLE.

Ellerinden hürmetle öptüğüm, inşallah özgür olduğumda ilk fırsatta ziyaret edeceğim “TURPUNAN, ŞALGAMINAN DEVLET İDARE EDİLMEZ, ADALET İLE İDARE EDİLİR” diyen YOZGATLI ÇİFTÇİLERİMİZ BİZİMLE.

MERTLİKLE, CESARETLE, ADALETLE yürüyeceğiz bu yolu.

MİLLET İRADESİDİR HEPİMİZİN GÜVENCESİ.

Hiç merak etmeyin, MİLLET NE DERSE O OLACAK. MİLLETİMİZ KAZANACAK, MİLLETİMİZ BÜYÜKTÜR.”

Kendisini iktidar zanneden bir avuç muhteris; milletimizin nefesini kestiğini, sesini kıstığını, onları köşeye sıkıştırdığını düşünüyor.

86 milyon insana ait 50 milyar doları cayır cayır yakan, milleti pahalılığa ezdiren, açlıkla ve yoklukla imtihan eden, mutsuzluğa ve…

— Ekrem İmamoğlu (@ekrem_imamoglu) April 20, 2025

CHP’ye izin verilmemişti: İHH’dan Gazze yürüyüşü

Üsküdar’da iktidara yakın İHH Vakfı, “Mehmetçik Gazze’ye” ve “Stop the genocide in Gaza” yazılı pankartlar ve “Filistin’de 50.800 + kişi şehit oldu”, “Gazze’deki abluka hukuksuzdur”, “Ey İslam devletleri siyonist çeteyi durdurun” yazılı dövizler taşıyarak, ellerindeki Türk ve Filistin bayraklarını sallayıp zaman zaman tekbir getirerek yürüdü.

“Zalim İsrail Filistin’den defol”, “Gazzeli çocuklar bizi bekliyor”, “Özgürlük filosu yola çıksın”, “Üsküdar’dan Gazze’ye direnişe bin selam”, “Gazze’nin izzeti, diriltiyor ümmeti”, “Yaşasın Filistin mücadelemiz” ve “Katil İsrail, Filistin’den defol” sloganları atan katılımcılar, meydanda toplandı.

İHH Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Göksun, toplanan kalabalığa seslenerek “Artık bu vahşete, soykırıma ve caniliğe son verin.” dedi.

“İslam dünyası bugün korkaklar ve ortaklar olarak ikiye bölünmüştür. Ortaklar elbet bir gün hesabını verecektir.” diyen Göksun, “Buradan korkaklara sesleniyoruz. Gazze’de tankın karşısına dikilmiş, daha sütten yeni kesilmiş çocuklar kadar da mı cesaretiniz yok? Bu zulme ‘dur’ denmezse Gazze’deki çocukların ahı bütün dünyayı yakıp kavuracak. Bunu göreceğiz. Bunun olmaması için artık İsrail’e ve ABD’ye ‘dur’ denmesi gerekiyor.” diye konuştu.

Katılımcılar, yürüyüş ve konuşmaların ardından alandan ayrıldı. Etkinlik boyunca çevrede geniş güvenlik önlemleri alındı.

CHP’YE İZİN VERİLMEMİŞTİ

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Filistin’e destek kapsamında Tünel’den Taksim’e yürüyüş düzenleyeceklerini duyurmuştu.

Mitinge saatler yaklaşırken Taksim bölgesinde de yoğun güvenlik önlemleri alındı. İstiklal Caddesine giriş çıkışlar kontrol altına alınırken saat 17.00 itibariyle M2 Yenikapı-Hacıosman Metro Hattı’nda Taksim İstasyonu ile F1 Taksim-Kabataş Füniküler Hattı kapatıldı.

İlişkili Haber
thumbnail
İstanbul Valiliği’nden Taksim için ikinci karar
Haberi görüntüle

CHP İstanbul İl Başkanlığı, “Gazze’de soykırıma, katliama ve tehcire hayır” sloganıyla bir araya gelerek Tünel’den Taksim’e yürümek istedi.

CHP’lilerin yapmak istediği yürüyüşe polis izin vermedi.

Polis ile görüşmesinde Özgür Çelik, “Gazze’deki yaşanan katliamı protesto etmek için yürüyüş yapmak istiyoruz. Sloganlar da sadece bu çerçevede atılacak. En fazla 15 dakika içinde bitecek. Anayasa bu konuda çok açık. İzin alınmaz, bildirimde bulunulur. Biz daha önce Galata Köprüsünde yürümek istedik engellendi, buradan yürümek istedik yine engelleniyor. Anayasal suç işliyorsunuz, bu suçu işleyenler hakkında savcılığa başvuracağım.” dedi.

Polis ise kitleye “Atmış olduğunuz sloganlar kanunsuzdur. Kanunsuz toplantınızı derhal sonlandırın” anonsu yaptı.

POLİS’TEN ‘BAĞIMSIZ TÜRKİYE’ SLOGANINA UYARI: KANUNSUZDUR

Eyleme katılanlar “Özgür Filistin, tam bağımsız Türkiye” sloganı attı, polis “Atmış olduğunuz sloganlar kanunsuzdur, kanunsuz sloganlarınızı derhal sonlandırın” anonsu yaptı. Polisin bu anonsuna CHP’lilerden “Dikkat dikkat, kolluk kuvvetlerine sesleniyoruz. Yaptığınız iş anayasaya aykırıdır, lütfen yolu açın, anayasal suç işlemeyin” yanıtı geldi.

İSTANBUL VALİSİ: SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULACAK

İstanbul Valisi Davut Gül, CHP’nin yürüyüşüyle ilgili sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Vali Gül, şunları ifade etti:

“Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi’nde güvenlik gerekçesiyle uzun yıllardır hiçbir gösteriye izin verilmemektedir. Bu durum ilgili kişi ve gruplara defalarca açıkça bildirilmiştir. İstanbul’un pek çok farklı noktasında gösteri ve toplanma hakkı serbestken, güvenlik gerekçesiyle sınırlı tutulan bu alanda ısrarla toplanma çağrısı yapmak, en hafif tabiriyle provokasyondur. Filistinli kardeşlerimizin kutsal davasını kendi siyasi hesaplarına alet edenleri kınıyoruz. Toplumsal hassasiyetleri istismar ederek kamu düzenini bozma girişimlerine asla müsaade edilmeyecektir. Tüm bu süreçte sağduyusunu koruyan güvenlik güçlerimiz, hukuk çerçevesinde görevini ifa etmiş; milletimizin huzurunu hedef alan girişimlere karşı kararlı bir duruş sergilemiştir. Polislerimizin yaralanmasına, bazı vatandaşlarımızın yargılanmasına sebep olan bu yasa dışı çağrıları yapan ve organize edenler hakkında suç duyurusunda bulunulacak; adli süreç titizlikle takip edilecektir.”

 

Rıza Akpolat’ın avukatından açıklama

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın avukatı Görkem Gökçe, Akpolat’ın tutuklanma sürecine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

ANKA’nın haberine göre Gökçe, şunları kaydetti:

”Müvekkilimiz Sayın Rıza Akpolat, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında ifadesini vermek üzere çağrılabilecekken, değerli babasının hastalığı nedeniyle gittiği Balıkesir’de hakkında hukuka aykırı şekilde yakalama işlemi icra edilmiş, ardından tam dört gün boyunca Emniyet Müdürlüğü’nde ifadesi alınmadan gözaltında tutulmuş, en sonunda da Sulh Ceza Hâkimliği tarafından hukuka aykırı bir şekilde tutuklanmasına karar verilmiştir.

‘MASUMİYET KARİNESİ VE LEKELENMEME VE ADİL YARGILANMA HAKKI ZEDELENMİŞTİR’

Bu süreçte dosya içeriği müvekkilimizden ve müdafileri olarak bizlerden gizlenmesine rağmen, kimi basın yayın organlarında dosya içeriği ile ilgili bilgi ve belgelerin yayınlandığı görülmüş, bu suretle müvekkilin kamuoyu nezdinde peşinen mahkûm edilmeye çalışılarak ceza hukukunun en önemli güvencelerinden masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı ihlal edilmiş, adil yargılanma hakkı zedelenmiştir. Bu çerçevede bazı basın yayın organlarınca bütünlükten koparılmış birtakım iddialar, bilgiler ve tek taraflı yayınlarla kamuoyunda yanlış bir kanaat oluşturarak yargı sürecinin etkilenmeye çalışıldığı müşahede edilmiş olup bu haksız tutum ve davranışların özgür ve tarafsız basının haber verme hakkı ile telifinin mümkün olmadığı tartışmadan varestedir.

‘SUÇLAMALAR HİÇBİR SOMUT DELİLE DAYANMIYOR’

Gerçekte ise müvekkilimiz Sayın Rıza Akpolat’a yöneltilen suçlamaların tamamen soyut, dayanaksız ve afaki olduğu, hiçbir somut delile dayanmadığı, yürütülen soruşturma sürecinde de pek çok hukuka aykırı işlemin cari olduğu hususları müvekkilimizin nihayet dört gün sonra ifadesinin alınması ile birlikte anlaşılmıştır. Rekor bir oy oranı ile seçilerek göreve başlayan, toplumda saygın ve itibar sahibi, başarılı bir belediye başkanı olan müvekkilin güya bir örgüt üyesi olduğu, üstelik bu örgütün yöneticisi olduğu iddia edilen kişiden güya rüşvet aldığı gibi fiilen, aklen ve hukuken ciddiye alınması dahi imkansız isnatların dile getirilmesi elbette hukuken kabul edilebilir olmaktan uzaktır.

‘AFAKİ İDDİALARLA HÜRRİYETİNDEN YOKSUN BIRAKILMASI…’

Müvekkilin aleyhine somut delil bulunmamasına rağmen bu derece afaki iddialarla hürriyetinden yoksun bırakılmasının en temel hak ve özgürlüklerden olan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ihlal ettiği şüphesizdir. Tüm bu gerçeklere rağmen müvekkilin basmakalıp gerekçelerle tutuklanmasına karar verilmesi hukuka aykırı olup, bir an evvel serbest kalıp görevine dönmesi için gerekli tüm hukuki yolları işleteceğimizi kamuoyuna saygılarımızla bildiririm.”

 

Özgür Özel’den Erdoğan’a: Siyasi mafyalığa soyundu

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Gezi tutukluları Mine Özerden ve Çiğdem Mater’i ziyareti sonrası Bakırköy Cezaevi önünde açıklama yaptı.

CHP lideri Özel burada yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Beşiktaş Belediyesi Başkanı Rıza Akpolat’ın tutukluluğuna ilişkin söylediği ‘turbun büyüğü heybede’ sözlerine yanıt verdi.

Özel, Erdoğan için “siyasi mafyalığa soyunmuş durumda” ifadesini kullanıp “oyuna gelmeyeceğiz” dedi.

‘MAFYAVARİ BİR ŞEKİLDE BİZİ TEHDİT EDİYOR’

Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bugün Çiğdem Mater ve Mine Özerden’in tutukluluğunun 999. günü, yarın bininci günü olacak. Dün Boğaziçi eylemlerinin bininci günüydü. Yarın aynı zamanda Hrant Dink’in katledilişinin yıl dönümü. Her gün başka felaketlerin yıl dönümleriyle uyanıyoruz. Bir yandan İstanbul Barosu’na kayyum atanıyor, bir yandan Beşiktaş Belediyesi’ne siyasi darbe girişimi var.

Öbür tarafta sayın Erdoğan turp peşinde. Mafyavari şekilde bizi tehdit ediyor. Ona sadece şunu söyleyebiliriz. Turplar büyüdükçe endişe artıyorsa turpun büyüğü sandıkta. Korkmuyorsan sandığa gel. Biz CHP olarak, olmamız gereken her yerdeyiz. Dünyanın en büyük barosunun arkasındayız. Mücadelenin bir bütün olarak verilmesi gerektiğinin farkındayız. CHP hem kararlı, hem güçlü, hem de milletin kendine verdiği vazifenin farkında.

‘OYUNA GELMEME OYUNUNA DA GELMEYECEĞİZ’

Oyuna gelmeyeceğiz ama hiç heveslenme, senin oyuna gelmeme oyununa da gelmeyeceğiz. Sen benim ne demek istediğimi anldın. İçerideki arkadaşlarımızın moralleri ve sağlıkları çok iyi. İçeriye girerkenki gibi dimdik çıkacaklarından eminiz. Gezi davası, Türkiye’nin uluslararası anlaşmalar gereği uymak zorunda olduğu AİHM kararlarına göre de, AYM kararlaınra göre de, milletin vicdanına göre de hukuksuzdur. Bizim yerimize içeride yatmaktadırlar. Geziyi destekleyen on milyonlarca kadın adına burada iki kadın yatıyor. Tayfun Kahraman parti üyesi, benim adıma yatıyor.

‘ARTIK BAMBAŞKA BİR SÜRECİN İÇİNDEYİZ’

Beşine de hepimiz sahip çıkıyoruz. Ben de gezideydim. Davaları bu kadar davamızdır. Buradaki arkadaşların şiddetle hiçbir ilgisi yok. Türkiye’nin gelişmekte olan bir ülke olmak yerine demokrasisi sıfırlanan bir ülke olması ne zarar veriyor bir de onu hesaplayın. Bu iş fazla uzadı. Her seferinde dünya 5’ten büyüktür diyen kişiye Türkiye’nin bir kişiden büyük olduğunu söylemek lazım. O kadar da uzun boylu değil. Artık bambaşka bir sürecin içindeyiz ve o süreç bu kötülükten Türkiye’yi kurtarma sürecidir. İktidarı devretmeye hazırlansın.”

ERDOĞAN NE DEMİŞTİ?

Partisinin Konya 8. olağan il kongresinde açıklamalarda bulunan Erdoğan, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın tutuklanmasına ilişkin mesajlar verdi.

Erdoğan, “Yargıya parmak sallayarak, bağırıp çağırarak, yargı mensuplarını baskı altına alarak hiçbir netice elde edemezsiniz. Sağa sola sataşmaktan vazgeçin. Biz işte buradayız. Gelin millet önünde kara kaplı defterleri ortaya serelim. Bakalım kimin yüzü kızaracak kim yüzü ak çıkacak. Özel harami arayacağına yanındaki yöresindeki şahıslara baksın. Dosyalardaki iddialara verecekleri cevapları olmadığı için sürekli topu taca atıyorlar. Çok iyi biliyorlar ki daha turpların büyüğü heybede” dedi.

İlişkili Haber
thumbnail

Erdoğan ‘Rıza Akpolat’ mesajında neyi ima etti? ‘Daha turpların büyükleri heybede’

Haberi görüntüle

💾

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Gezi tutukluları Mine Özerden ve Çiğdem Mater’i ziyareti sonrası Bakırköy Cezaevi önünde açıklama yaptı.

CHP’li başkandan Erdoğan için ‘hoş geldiniz’ pankartı

Adana’nın Merkez ilçelerinden Yüregir CHP’li Belediye Başkanı Ali Demirçalı’nın bir süre önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından saraya çağrıldığı ve özel bir araçla götürüldüğü sarayda Cumhurbaşkanı ile 40 dakika görüştüğü ortaya çıkmıştı.

Bu görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ali Demirçalı’ya AKP’ye katılma teklifinde bulunduğu iddia edilmişti.

Ali Demirçalı daha sonra yaptığı açıklamada bu teklifin varlığını inkar etmeyip “Cumhurbaşkanımız çok nazik çok kibar bir şekilde bizi ağırladı. Bundan Onur duydum ben CHP’li Belediye başkanıyım yoluma CHP’de devam edeceğim” demişti.

Sözcü’den Mehmet Serbes’in haberine göre; Erdoğan’ın Adana’ya gelişi öncesinde Ali Demirçalı Belediye Başkanı olduğu Yüreğir ilçesinin her tarafını “Cumhurbaşkanımız Yüreğir’e Hoş Geldiniz” yazılı pankartlarıyla donattı.

Adana’daki diğer CHP’li belediye başkanlarının böyle bir pankart asmamasına karşın Ali Demirçalı’nın her tarafa fazla sayıda bu pankartları asması dikkat çekti.

Mahkemeden ‘Terra Santa’ kararı

12 Aralık 2022 tarihinde gerçekleşen protokolle 10 yıllığına Beyoğlu Belediyesi’ne tahsis edilen Terra Santa’dan çıkması için tebligat gönderildi.

ANKA’nın haberine göre; Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından 24 Eylül 2024 tarihinde gönderilen tebligatta, Terra Santa’daki belediye birimlerinin 27 Eylül 2024 Cuma günü saat 08.30’a kadar boşaltılması istendi.

Beyoğlu Belediyesi de kararı hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle yargıya taşıdı. Terra Santa’nın tahliyesine ilişkin açtığı davada belediyenin itirazını haklı bulan İstanbul 10’uncu İdare Mahkemesi, yürütmenin durdurulmasına, ara kararına cevap ve savunma için davalı idareye 30 gün süre tanınmasına karar verdi.

Tahliye kararına bu sabah CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de aralarında bulunduğu çok sayıda CHP yöneticisi ve belediye başkanı tepki göstermişti.

CHP’li Öztürkmen açıkladı… Cumhurbaşkanlığı 2023’te günlük kaç asgari ücret harcadı?

CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, Cumhurbaşkanlığı’nın 2023 yılı harcamalarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

ANKA’nın aktardığına göre Cumhurbaşkanlığı giderlerinde 2022 yılına göre yaklaşık yüzde 70 artış belirten Öztürkmen’in açıklaması şöyle:

“Sayıştay’ın 2023 raporuna göre Cumhurbaşkanlığının 2023 yılında faaliyet gideri 9.565.656.331,30 TL (9.56 milyar) olarak gerçekleşti. 2022 yılında bu rakam 5.363.433.755,07 TL (5.3 milyar) idi.

BİR YILDA CUMHURBAŞKANLIĞI GİDERLERİNDE YÜZDE 70’E YAKIN ARTIŞ YAŞANDIĞI GÖRÜLDÜ

2022 yılında günlük 15.5 milyon lira olan Cumhurbaşkanlığı harcaması, 2023 yılında günlük 26.2 milyon liraya çıktı. Yani Saray, 2023 yılında günlük ortalama 1.541 asgari ücret harcamış! 1 yılda ise harcadığı asgari ücret sayısı 562.465! Bu artış oranıyla hesaplandığında 2024 yılında Cumhurbaşkanlığı giderlerinin toplamı en az 16 milyar TL olacak! Vatandaşa tasarruf paketi, Saray’a saltanat bütçesi.

BİR BAŞKA KONU KORUMA GİDERLERİ

Emniyet’in verilerine göre, Erdoğan’ın koruma ordusu yani Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi yılın ilk 4 ayında 798 milyon TL harcadı. Aynı sürede; TBMM Koruma Dairesi Başkanlığına 244 milyon, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Başkanlığına 221 milyon, Siber Suçlarla Mücadele Başkanlığına 191 milyon TL harcanmış. Yani üç kurumun toplamından daha fazla…

Bu ordu kaç kişi? Kimleri koruyor, kaç kişiyi koruyor, aralarında resmi görevi olmayanlar var mı? Bu kadar para tam olarak neye harcanıyor bilen yok. Yılın ilk 4 ayındaki veriler dikkate alındığında, yıl sonunda Saray’ın koruma ordusu için yaklaşık 2,4 milyar TL harcanmış olacak. Bu kadar ‘elitist’ bir koruma dünyanın az ülkesinde görülür.”

Cemaatler öğrenci avına çıktı! CHP’li Öztürkmen: MEB kaç okulu tahsis etti?

Öztürkmen’in TBMM’de yaptığı açıklama şöyle:

“Yaz tatiline girişle birlikte cemaatlere bağlı vakıf ve dernekler, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) okullarına adeta üşüştü.

Hemen hemen tüm illerden cemaatlerin MEB okullarında “yaz okulu” adı altında kurslar başlattığına yönelik haberler geliyor.

Geçen hafta Gaziantep’te 315 devlet okulunun, yaz dönemi için Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu TÜGVA’ya tahsis edildiği ortaya çıkmıştı. Kuran ve ibadet dersleri verilecek olan bu kursların tüm giderinin de MEB tarafından karşılanacağı öğrenilmişti.

Şimdi de Nur Cemaati’nin “Yazıcılar” kolunun vakfı olarak bilinen “Hayrat Vakfı”nın birçok ilde yaz okulu açtığı bilgileri geldi. Vakfın sosyal medya paylaşımlarında, yaz okullarının Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile imzalanan bir protokol çerçevesinde açıldığı anlaşılıyor.

TÜGVA ve Hayrat Vakfı’nın yanı sıra Vahdet İnsani Yardım Derneği, Babusselam Vakfı ve Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı da yaz okulu için öğrenci topluyor.

MEB’in tarikat ve cemaatlere bağlı vakıflarla yaptığı protokoller çerçevesinde açılan bu yaz okulları endişe verici sayılara doğru gidiyor.

Bu girişimler, çağdaş, bilimsel ve laik eğitimi tehdit eden, siyasi propaganda ve ideolojik istismara zemin hazırlıyor.

MEB, tüm illerde devlete ait hangi okulların yaz dönemi için hangi vakıf ve derneklere tahsis ettiğini, hangi kurumlarla hangi şartlar altında protokol imzaladığını açıklamalıdır.”

💾

Öztürkmen'in TBMM’de yaptığı açıklama şöyle:

İliç komisyonu karıştı: ‘Murat Kurum asli kusurlu’

TBMM İliç Kazasını Araştırma Komisyonu 12. toplantısında Hacettepe ve Dokuz Eylül üniversitesinden akademisyenler sunum yaptı.

Anka’nın haberine göre CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un 2021 yılında şirketin kapasite artışına “ÇED olumlu” kararı verdiği hatırlatarak, faciadan sonra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkililerinin “asli kusurlu” bulunması nedeniyle komisyonda dinlenmesini talep etti.

Komisyona talebini ilişkin dilekçe sunan Yavuzyılmaz, ayrıca maden faciasında hayatını kaybeden 9 işçinin de ailelerinin dinlenilmesini de istedi. Komisyon’da AKP ve MHP’li komisyon üyeleri Yavuzyılmaz’ın talebine “Siyasi şov yapma” tepkisi verdi.

Yavuzyılmaz, “Şov yapmak Murat Kurum’u tekrar çevre Bakanı olarak atamaktır.” dedi. AKP’li ve MHP’li vekiller ise “Sana mı soracağız?” diye karşılık verdi.

Yavuzyılmaz, vekillere “Murat Kurum’un çağırılması gerekiyor. Siz de sorsanıza aynı kaygı niye siz de yok. Dönemin Çevre Bakanının buraya gelip gelmemesi ile ilgili bir kaygınız var mı?” diye sordu.

💾

TBMM İliç Kazasını Araştırma Komisyonu 12. toplantısında Hacettepe ve Dokuz Eylül üniversitesinden akademisyenler sunum yaptı.

Özgür Özel’den ‘çay’ çağrısı: Kanun mutlaka çıkarılmalıdır

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Rize 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen çay mitingde, çayda fiyat açıklandığı günden itibaren Rize’de büyük bir moral bozukluğu, umut kırıklığı, yükselen bir tansiyon olduğunu söyledi.

Milletin gündeminde olmayan hiçbir konunun kendisinin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin gündeminde olmayacağını belirten Özel, “Asla kısır çekişmelerle kimlik siyasetiyle lüzumsuz polemik ve kavgalarla meşgul olmayacağız ama milletin gündeminde ne varsa o bizim gündemimizde olacak. Onu konuşacağız, onu anlatacağız. Müzakereler yapacağız. Eğer sonuç alamazsak sokaklar bizimdir, meydanlar bizimdir, sizin sesinizi, sesimizi duyuracağız.” ifadelerini kullandı.

Özel, birilerinin siyasetteki normalleşmeden rahatsızlık duyduğunu ifade ederek, normalleşmenin muhalefetin dozunu düşürmek, vatandaşın sorununu görmemek olmadığını söyledi.

Normalleşmenin müzakere ve mücadele etmek olduğunu dile getiren Özel, şöyle devam etti:

“Buradan Sayın Erdoğan’a kendi memleketinde hakaret etmenin, tartışmanın, onunla kavga etmenin ne bana ne kendisine ne Rize’ye ne Türkiye’ye faydası var. Ancak ben buradan Sayın Erdoğan’a kendi memleketinden, AK Partili, MHP’li, CHP’li, İYİ Partili her görüşten hemşehrisinin sesini duyurmaya, çay üreticisinin sesini duyurmaya geldim. Rize’den katılımın yanı sıra Artvin’den, Trabzon’dan, Ordu’dan, Giresun’dan çay üreticileri var. Hepiniz hoş geldiniz. Bugün mücadeleye destek olmak, hemşehrilerinin yanında olmak için Samsun’dan dahi kalkıp gelenler var, hoş geldiniz. Buraya katılımlarına katkı sağlayan il başkanlarıma, örgütümüze yürekten teşekkür ediyorum. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bugün burada bulunmamızın en önemli sebebi 31 Mart’ta hep birlikte büyük bir başarı kazandığımız Türkiye ittifakının bize yüklediği sorumluluktur. O yüzden ben Türkiye ittifakının verdiği görev ve sorumlulukla buraya geldim.”

Özel, mitingin düzenlendiği alandaki bayraklara dikkati çekerek, “Meydanda Türk bayrağının yanında miting bayrakları var. Miting bayraklarını gösterin. Üzerinde ‘Çayda sömürüye son yazıyor.’ ama aynı zamanda bayrağın kırmızısını, çayın yeşilini ve karasını ama Filistin bayrağının rengini taşıyor. Bu tasarım için, kendi derdini anlatırken Filistin’i unutmayanlar için emeği geçenlere, il başkanımıza, milletvekilimize yürekten teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun.” diye konuştu.

Filistin’i tanıyan ülkeleri tek tek aradıklarını ve teşekkür yazısı yolladıklarını kaydeden Özel, “Şu ana kadar 50’ye yakın ülke tanıdı. Bütün dünyanın Filistin’i tanımasını bekliyoruz. ‘Zulüm dursun’ diyoruz, İsrail’in yaptığı katliamları, soykırımını bir kez de Rize’den lanetliyoruz.” dedi.

Özel, Türkiye’nin bir tarım ülkesi olmasıyla yıllarca övündüklerini, son yıllarda bu vasfın kaybedilmesini üzüntüyle takip ettiklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çiftçilere gayrisafi milli hasılanın yüzde 1’i kadar destekleme verilecekti. Peki hiç verildi mi? Hiç verilmedi. Ne kadar veriliyor? Binde 2. Yüzde 1, binde 2. Öyle olunca toplamda 853 milyar lira alacağınız var devletten. Sadece geçen sene 178 milyar lira ödenmesi gerekirken size ödenmeyen desteklemedir ve bu sene eğer yüzde 1 verilecek olsa alınacak para 410 milyar lira iken bu parayı sizlere, çay üreticilerine, fındık üreticilerine, bizi doyuranlara ödemek yerine, çetelere, müteahhitlere, zenginlere verenlere yazıklar olsun. Hangi ürüne ne destek verileceği 1 yıl önceden ilan edilmelidir. Çiftçi ne ekip biçeceğine ona göre karar vermelidir. Ayrıca bu ürünlerden destek verilen, üretilmesi istenenler için yüksek primli teşvik sistemi oluşturulmalıdır. Sulamada kullanılan elektrik borçları hemen bugün değil, ürün satılınca ödenebilmelidir.”

Özgür Özel, çiftçilere ait banka ve tarım kredisi borçlarının faizlerinin silinerek 5 yıla kadar yapılandırılması, çiftçinin elinde kalan ürünlerin devlet tarafından mutlaka alınması gerektiğini söyledi.

‘ÇAY MİTİNGİ 100 YILLIK BİR YÜRÜYÜŞÜN GELDİĞİ NOKTADIR’

Gıda enflasyonunu düşürmek için üretici fiyatını düşürmek yerine üretim maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini kaydeden Özel, “Çiftçilerin çektikleri sıkıntıları bitirmek gerekir. Çaya gelince Cumhuriyet Halk Partisi’nin bugün Rize meydanında yapmış olduğu bu çay mitingi 100 yıllık bir yürüyüşün geldiği noktadır. 100 yıldır buralarda çay tarımı yapılmaktadır. Ancak Türkiye çay tüketiminde birinci sıradayken çay üretiminde beşinci sıradadır. Yani diğer ürünlerde, örneğin üzümün çoğu ihraç edilmektedir. Fındıkta benzer durumlar vardır. Ama çayda yerli tüketim yeterince vardır.” ifadelerini kullandı.

Özel, sadece çay ithalatının denetlenmesi ve kaçak çaya engel olunması halinde sıkıntıların çözülebileceğini savunarak, şöyle devam etti:

“1,5 milyon insan, 210 bin aile çayla geçiniyor. Maalesef bugün en büyük sıkıntı Cumhuriyet tarihi boyunca en kötü durum buradadır. Biliyorsunuz bir çay fiyatı açıkladılar. Kim açıklar çay fiyatını? Bakan, başbakan açıklar. Şimdi bakan yok, başbakan yok, hükümetin başı gelir açıklar. Senelerce tütün fiyatı, memleketim Manisa’da Akhisar’da açıklandı. Üretici fiyatı beğenirse kasketi havaya atardı gazeteler yazardı, ‘Fiyat güzel, kasket havada.’ Fiyat beğenilmezse kasketi alırdı yere çalardı, tütün fiyatı kötü, kasketler yerde. Şimdi hadi bakalım gelin açıklayın, ortada kimse yok. Çay fiyatını açıklamayan bir tarım bakanı, çay fiyatını açıklamayan hükümetin başkanı, Cumhurbaşkanı olur mu? Çayı niye tweet atarak açıklıyorsunuz? Gelin Rizelinin gözüne bakın, 17 lirayı söyleyin, bakalım kasketler nasıl yere çalınıyor. 17 lira çay fiyatını açıklamaya utanıp tweet attırıyorlar. ‘2 lira da destekleme var’ diyor. Seneye martta, nisanda. O yüzden o 2 lira da bugünün 2 lirası değil, 1 sene sonranın 2 lirası.”

Verilen 17 liralık yaş çay alım fiyatını kabul etmediklerini belirten Özel, ÇAYKUR’da çalışan işçilerin de sorunu bulunduğunu söyledi.

‘GÖZÜNÜZÜN İÇİNE BAKACAĞIZ’

Özel, çay üreticisinin sorunlarının çözümü konusunda önceliğin çay kanununun çıkarılması olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Ancak bu kanun hükümetin 1,5 yıl önce getirdiği, çay üreticisini perişan eden, tamamen özel sektörün eline teslim eden, uluslararası çay tekellerinin topraklarımızda egemenlik kurmasını sağlayacak bir teklif olmamalıdır. Biz geçmişte sizin hemşehriniz İstanbul milletvekilimiz Mehmet Bekaroğlu’yla bu dönem sizin evladınız, bizim abimiz Tahsin Ocaklı ile dört başı mamur bir çay teklifi verdik. Teklife ‘Evet’ dediğinde, işçinin de sorunu çözülüyor, üreticinin de sorunu çözülüyor, Rize’nin de yüzü gülüyor. Trabzon’un da Artvin’in de nerede çay üreten varsa yüzü gülüyor. Taşkın Bey önergeyi verdi, maalesef AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi. Buradan çağırıyoruz, Tahsin Bey öneriyi bir daha verin, hemşehrileriniz için verin. Buradan Sayın Bahçeli’ye, Sayın Erdoğan’a, Rize’nin bütün milletvekillerine, Karadeniz vekillerine sesleniyoruz. Önergeyi vereceğiz, gözünüzün içine bakacağız. Rize’yi unutmayın. Çay üreticisi elini uzatıyor, bu eli havada bırakmayın, bu eli boşta bırakmayın. Tutun elimizi tutun, önergeyi reddetmeyin.”

Çayda her yıl üretim maliyetlerinin üzerine hakkaniyetli bir kar oranı konularak taban fiyatın erkenden açıklanmasını isteyen Özel, ayrıca organik çay üreticisinin taban fiyatının da açıklanan fiyatın en az iki katı olması gerektiğini kaydetti.

‘YURDA KAÇAK YOLLARLA GELEN ÇAYLAR ENGELLENMELİDİR’

Özel, çaya yönelik destekleme oranlarının artırılması gerektiğini öne sürerek, “Çay üreticisine söz verilen banka promosyon ödemelerine derhal başlanmalı. Çay verimliliğin artması için düşük verimlilikle mücadele yapılmalı, ürün çeşidi artırılmalı, yurda kaçak yollarla gelen çaylar engellenmelidir. Buradan hatırlayalım, bir selam yollayalım, ne diyordu Kemal Bey? ‘Kaçak çayları getireceğim, Rize meydanında yakacağım.’ CHP’yi iktidara taşıyacağız. Kaçak çayları buraya getireceğiz. Çayları yakmaya Kemal Bey’i de davet edeceğiz. Kemal Bey’in sözü partimizin sözüdür. Önünde sonunda o işi yapacağız.” dedi.

Konuşması öncesinde çay fabrikalarının bacalarında bulunan filtre sistemiyle ilgili şikayetler aldığını aktaran Özel, Rize’de 160’a yakın özel fabrikanın pek azının bacasında filtre bulunduğunu, olmayanların bacalarına filtre takması, ilgili bakanlığın da bunu mutlaka denetlemesi gerektiğini ifade etti.

Özgür Özel, bölgede en önemli sıkıntılardan birinin de fındık üreticisinin sorunları olduğunu belirterek, “Türkiye yüzde 70’ini üretiyor ama parayı çok uluslular kazanıyor. İhracat gelirimiz 2 milyar dolar civarında, maliyetler her gün artıyor. Biz fındığın sorunlarını biliyoruz. ‘Fındıkla ilgili sakın çayda yapılanları yapmaya kalkmayın.’ diye uyarıyoruz. Karadeniz’i batısından, ortasından doğusuna yalnız bırakmamaya Karadeniz’le birlikte olmaya söz veriyoruz. Hep burada, hep yanınızda olacağız. Bugün Rize’ye geldik, sizi duyduk, sesimizi duyurduk. Bundan sonra da hep birlikte olacağız. Bugün burada olan sosyal demokratlara, muhafazakar demokratlara, milliyetçi demokratlara, Rize’nin bütün demokratlarına teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

Çayın baş tacı olduğu günleri görmek istediklerini dile getiren Özel, “Artık yüzümüz gülsün, Rize’nin yüzü gülsün istiyoruz. Rize’deki AK Partililer, Rize’deki MHP’liler alın terinin rengi, alın terinin partisi olmaz. Alnınızın teri kutsaldır. Alın terinin karşılığını vermek devletin boynunun borcudur. Doğru çay fiyatının, 31 Mart tarihinde yapılan seçimden önce Rize Pazar’da 25 lira olması gerektiğini söylemiştim. Buradan çağrımı tekrarlıyorum. 17 liralık fiyatın üzerine tam 8 liralık destekleme verilmeli. Bu para da en geç ağustos ayının sonunda ödenmelidir. Buradan sesimizi duyuralım. Ne kadar istiyoruz? 25.” değerlendirmesinde bulundu.

Özgür Özel, miting öncesinde Gündoğdu Mahallesi’ndeki bir çay bahçesine giderek üreticilerle bir araya geldi, çay hasat etti.

Özgür Özel’den Erdoğan’a ’emekliye banka promosyonu’ tepkisi

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, gençlerin geleceğini başka ülkelerde aramasının ülke için bir beka sorunu olduğunu savunarak, “14 ve 28 Mayıs’ta ümidi tükenen gençlerimize sesleniyorum; sakın küsmeyin, uzak durmayın. Size söz veriyoruz başınızı öne eğdirmeyeceğiz. Sizi bu ülkeden göndertmeyeceğiz.” dedi.

Özel, partisince 29 Ekim Bulvarı’nda düzenlenen halk buluşmasında yaptığı konuşmada, “bütün Denizli’nin Özgür Özel’in kardeşi ve ağabeyi olduğunu” söyledi.

Denizli’nin tarımla uğraşanların kenti olduğunu, pamuk ve buğday üretiminde önemli iller arasında yer aldığını belirten Özel, mazot fiyatının çiftçiyi zorladığını, 1 Nisan’dan sonra düzenleyecekleri büyük mitinglerle çiftçinin hakkını almak için mücadele vereceklerini dile getirdi.

EMEKLİYE BANKA PROMOSYONU

Özel, emeklilerin de sandıkta tepkilerini göstermesi gerektiğini ifade ederek, “Şimdi bankaya promosyon verdiriyorlar. Banka promosyonu emeklinin kendi hakkı. Hangi banka fazla veriyorsa gider alır promosyonu. 8 ila 12 bin diyor. Özel bankalar zaten 15 bin lira veriyor. Bir kere aldın mı 3 yıl almıyorsun. Seçimde bir kerelik para verip, sizi kandırıp 5 sene de promosyondan mahrum edecek. Bizim karnımız bunlara tok.” diye konuştu.

‘GENÇLERİMİZE SESLENİYORUM’

Türkiye’nin asıl beka sorununun, gençlerin geleceklerini başka ülkelerde araması olduğunu anlatan Özel, gençlerden partilerine destek vermelerini istedi.

Özel, şöyle konuştu:

“14 ve 28 Mayıs’ta ümidi tükenen gençlerimize sesleniyorum. Gençler dünyanın en güzel ülkesindeyiz. Size söz veriyoruz. 31 Mart’ta sandıklara gelin. Sakın küsmeyin, uzak durmayın. Gelin 31 Mart’ta muhalefete, iktidarın karşısına dimdik dikilecek olan CHP’ye destek verin. Size söz veriyoruz başınızı öne eğdirmeyeceğiz. Sizi bu ülkeden göndertmeyeceğiz. Atatürk’ün size emanet ettiği bu güzel ülkeye hep beraber sahip çıkacağız.”

İYİ PARTİ SEÇMENİNDEN OY İSTEDİ

Denizli için yapılan anketlerde daha önce ittifak yaptıkları partilerin seçmenlerinin oylarını kendi partilerinin adaylarına vermeleri durumunda AKP adayının kazanacağı, CHP’ye vermeleri durumunda ise CHP adayının kazanacağının görüldüğünü belirten Özel, “iyi insanların” kendilerine destek vermesi gerektiğini söyledi.

‘TÜRKİYE İTTİFAKI’

Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İyi insanlara, yakasında, gönlünde, gözünde güneş açanlara sesleniyorum. Gelin 31 Mart’ta sandıkta vicdanın ittifakını yapalım. Ankara’da siyasetin ittifakını yapamadık. Bizden de ayrılanlar var. Ben canları sağ olsun diyorum. ‘Eski dosttan düşman olmaz’ diyorum. ‘Gün gelir yeniden birlikte oluruz’ diyorum. Buradan bütün iyi insanlara sesleniyorum. Sandıkta birleşelim, AK Parti’yi gönderelim. Tek talebim, tek isteğimdir. Bu ittifakın adı Denizli ittifakıdır. Renkleri yeşil ile siyahtır. Ama Türkiye’deki ittifakımızın adı Cumhur İttifakı’na karşı umudun ittifakıdır, adı Türkiye ittifakıdır.”

CHP Hatay için kararını verdi: Lütfü Savaş’la devam mı?

CHP, Lütfü Savaş’ın Hatay’da adaylığına ilişkin kararını verdi.

Partinin genel merkezinden yapılan açıklamada son değerlendirmeler sonucunda Lütfü Savaş’ın adaylığının devamına karar verildiği açıklandı.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Partimizin Hatay Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı üzerine yapılan son değerlendirmeler sonucunda; il örgütümüzün, ilçe örgütlerimizin, ilçe belediye başkan adaylarımızın talep ve mutabakatları üzerine Lütfü Savaş’ın adaylığının devamına karar verilmiştir. Kamuoyunun bilgilerine sunarız.”

‘HATAY’DA SİZİNLE DEVAM EDİYORUZ’

Gazeteci İsmail Saymaz, konuya ilişkin yaptığı paylaşımda “CHP lideri Özel, yarım saat önce Lütfü Savaş’ı Genel Merkez’e çağırdı. Savaş’a “Hatay’da sizinle devam ediyoruz” dedi. Savaş’ın adaylığı bugün açıklanacak.” ifadelerini kullandı.

CHP lideri Özel, yarım saat önce Lütfü Savaş’ı Genel Merkez’e çağırdı.
Savaş’a “Hatay’da sizinle devam ediyoruz” dedi.
Savaş’ın adaylığı bugün açıklanacak.

— İsmail Saymaz (@ismailsaymaz) February 19, 2024

 

❌