Normal görünüm

Dünden önceki gün alınanlar

‘Cumhurbaşkanına suikast timi’ zanlısı firari FETÖ mensubu adliyeye sevk edildi

Afyonkarahisar’da düzenlenen operasyonla yakalanan Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan ihraç Karatepe’nin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Karatepe, geniş güvenlik önlemleri altında Muğla Adliyesi’ne getirildi.

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik suikast timinde yer alan eski yüzbaşı Karatepe Afyonkarahisar’da yakalanmıştı. Sahte kimlikler ve başkasına ait GSM hatları kullandığı belirlenen Karatepe’nin evinde yaklaşık 6 milyon 445 bin lira değerinde ziynet eşyası ile nakit para ele geçirilmişti.

Karatepe, İçişleri Bakanlığı Terör Arananlar Listesinde kırmızı kategoride bulunuyordu.

İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:

“15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminde, FETÖ Silahlı Terör Örgütü’nün talimatı doğrultusunda Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik Marmaris’te gerçekleştirilen suikast girişiminde aktif rol alan ve o tarihten bu yana firari durumda bulunan ihraç Yüzbaşı Burkay Karatepe, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı koordinesinde yürütülen operasyonel çalışmalar sonucunda 1 Ağustos 2026 günü Afyonkarahisar’da gözaltına alınmış olup emniyetteki işlemleri tamamlanarak bugün adli mercilere sevk edilmiştir.

Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüpheli ifadesinde; 1998 yılında örgüte dahil olduğunu, sorumlu örgüt abisinden yüz yüze eğitimler aldığını, Maltepe Askeri Lisesi ve Kara Harp Okulu döneminde örgütün mahrem yapılanmasını öğrenerek verilen talimatlar doğrultusunda hareket ettiğini, gizlilik kurallarına uyup örgütsel emirleri yerine getirdiğini ve bu süreçte örgüt içerisinde ‘Selim’ kod adını kullanmaya başladığını beyan etmiştir. Meslek hayatına geçtikten sonra Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesindeki bilgileri bağlı olduğu mahrem imama aktardığını, ABD’deki görevi esnasında örgüt elebaşı ile görüştüğünü ve örgüt içi yönlendirmeyle evlendiğini itiraf etmiştir.

‘MÜCADELEMİZ FİRARİ SON ÖRGÜT MENSUBU ADALETE TESLİM EDİLİNCEYE KADAR SÜRECEKTİR’

Şüpheli; darbe girişimi öncesinde İstanbul’da düzenlenen örgütsel toplantılara katılarak suikast timine dahil edildiğini, 15 Temmuz gecesi İzmir Çiğli’den hareket eden timle birlikte Marmaris’te Sayın Cumhurbaşkanımızın konutuna yönelik gerçekleştirilen, koruma polislerimizin hedef alındığı silahlı ve bombalı saldırıda bizzat yer alarak ateş açtığını itiraf etmiştir. Darbe girişiminin başarısız olması üzerine sahte kimlikle ‘Salih Usta’ adını kullanarak 7 yıl boyunca Afyonkarahisar’da gizlendiğini, yakalanmamak adına yabancı uyruklu şahısların kimlik ve internet hatlarını kullandığını, ailesiyle e-posta üzerinden haberleştiğini beyan etmiştir. Yapılan incelemelerde şüphelinin çok sayıda ankesörlü/ardışık arama kaydının bulunduğu da tespit edilmiştir.

Milli iradeye, devletimizin bekasına ve Sayın Cumhurbaşkanımıza kasteden terör odaklarına karşı mücadelemiz, firari son örgüt mensubu adalete teslim edilinceye kadar kararlılıkla sürecektir.”

YÜRÜTÜLEN İSTİHBARİ VE OPERASYONEL ÇALIŞMALAR

İçişleri Bakanlığı’nın Karatepe’nin yakalanmasına ilişkin açıklamasında şu bilgilere yer verilmişti:

“Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığımız koordinesinde özel bir çalışma grubu kurulmuştur. Afyonkarahisar ve Eskişehir İstihbarat Şube Müdürlüklerimizin analizleri sonucunda teröristin izi bulunmuştur.

Şahsın sahte kimlik ve kılık değiştirme ihtimalleri incelenmiştir. Afyonkarahisar’da yerel bir firmada çalışabileceği değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda açık kaynak çalışmaları derinleştirilmiştir.

2026 yılı nisan ayında Afyonkarahisar’daki bir otel toplantısında şüpheli bir şahıs tespit yapılmıştır. Bere ile yüzünü gizleyen bu şahsın sahte isimle kayıt yaptırdığı belirlenmiştir.

Şahsın sahte kimlikler ve başkasına ait GSM hatları kullandığı saptanmıştır. Afyonkarahisar il merkezinde aynı sokaktaki iki ayrı hücre evi takibe alınmıştır. Şahsın üçüncü bir adrese geçmesi üzerine operasyon kararı alınmıştır.

Afyonkarahisar ve Eskişehir İstihbaratı ile Afyonkarahisar TEM ekiplerimiz 1 Ağustos 2026 gecesi ortak operasyon yapmıştır. Firari Burkay Karatepe hücre evinde gözaltına alınmıştır.”

Burkay Karatepe’nin yakalandığı elektrik ve suyu bulunmayan atıl durumdaki hücre evinde yapılan aramalarda, yaklaşık 6 milyon 445 bin lira değerinde 98 Ata Lira, 4 yarım altın, 23 çeyrek altın, 50 gram külçe altın, 33 bin 700 dolar, 2 bin 620 avro ve 13 bin 535 lira ile 1 dizüstü bilgisayar, 1 hard disk, 8 USB bellek, 3 cep telefonu, 4 SIM kart, örgütsel dokümanlar, başkası adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı, askeri parka, 2 bıçak ve 1,26 gram esrar maddesi ele geçirildiği bildirilmişti.

Hablemitoğlu suikastının üzerinden 23 yıl geçti

AA

ANKARA (AA) – AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Ankara’da 1954’te dünyaya gelen Hablemitoğlu, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksekokulundan 1977’de mezun oldu.

“Dilde, Fikirde, İşde Birlik” adlı dergiyi çıkaran, uzun yıllar çeşitli kuruluşlarda basın müşaviri olarak çalışan Hablemitoğlu, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsünde yüksek lisans ve doktora yaptı.

Orta Avrupa ve Balkanlar’daki Türk eserleri, Türk azınlıkları ve şehitliklerle ilgili çalışmalar yapan Hablemitoğlu, “Sovyet Rusya’da Ölüm Kampları”, “Türksüz Kırım: Yüz Binlerin Sürgünü”, “Çarlık Rusyası’nda Türk Kongreleri (1905-1917)”, “Şefika Gaspıralı ve Rusya’da Türk Kadın Hareketi (1893-1920)”, “Şeriatçı Terörün ve Batının Kıskacındaki Ülke: Türkiye”, “Milli Mücadelede Yeşil Ordu Cemiyeti”, “Gaspıralı İsmail”, “Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası”, “Kırım’da Türk Soykırımı” ve “Köstebek” isimli kitapları yazdı.

Alman vakıfları ile ilgili soruşturma yürüten dönemin Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, 2002’de hazırladığı iddianamede, Hablemitoğlu’nun “Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası” adlı kitabından alıntılara yer verdi. Hablemitoğlu bu kitapta, Alman vakıflarının Türkiye’de yasal olmayan çalışmalar yaptığını, etnik ve mezhepsel ayrılıkları körüklediğini ve altın madeni karşıtlarını finanse ettiğini savunuyordu.

Ankara Üniversitesinde Atatürk ilkeleri ve devrim tarihi dersleri veren Hablemitoğlu, Çankaya Portakal Çiçeği Sokak’taki evinin önünde 18 Aralık 2002 akşamı uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.

O günün gazete manşetleri

Cinayetin ardından gazetelerde “Derin suikast-devletin hassas olduğu konularda araştırmalarıyla tanınan Hablemitoğlu vurularak öldürüldü”, “Derin cinayet-DGM’deki Gülen davası ve Alman vakıflarıyla ilgili çalışmalarıyla tanınan ve ‘çok şey bilen’ Hablemitoğlu’nu Ankara’da vuranlar kaçtı”, “Başkentte kanlı pusu-İslamcı terör ve Fethullahçı yapılanmalara ilişkin çalışmalarıyla tanınan Hablemitoğlu öldürüldü” manşetleri vardı.

Yıllar önce FETÖ’yü anlatmıştı

​​​​​​​Hablemitoğlu, ölümünün ardından yayımlanan kitabı “Köstebek”in son bölümünde, çalışmasını sürdürürken telefonlarının dinlendiğinden, bilgisayarındaki elektronik posta ve dosyalarının kopyalandığından emin olduğunu belirterek, bu sebeple edindiği bir başka bilgisayarı internete girmeden kullandığını yazıyordu.

2003’te yayımlanan “Köstebek” adlı kitabında, yıllar sonra FETÖ olarak tanımlanacak örgüte ilişkin çarpıcı tespitler yapan Hablemitoğlu, “Fetullahçılar” olarak tanımladığı bu yapının devlette nasıl kadrolaştığını, özellikle Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanlığını nasıl ele geçirdiklerini ve kendilerine karşı hareket edenleri nasıl pasivize ettiklerini anlattı.

Hablemitoğlu kitabında, “Fetullahçılar” için “Türkiye’nin yüz yüze olduğu en tehlikeli tehdit odağıdır” vurgusu yaparak, “Gülen cemaatinin silahlı örgüt halini almaya başladığı” tespitinde de bulunmuştu.

İlk soruşturmada iddiayı doğrulayacak delillere ulaşılamadı

Cinayetin ardından ilk soruşturma, dönemin Ankara DGM Savcısı Cengiz Köksal tarafından yürütüldü. İstanbul’da 5 kişiyi para için öldürmekten yargılanan bir sanık, 2003’teki bir duruşmada suikastı kendisinin gerçekleştirdiğini öne sürdü. İddia üzerine bazı kişilerin ifadesine başvuruldu, bazı yerler arandı ancak iddiayı doğrulayacak delillere ulaşılamadı.

Hablemitoğlu’nun çalışmaları nedeniyle başka ülkelerin gizli servislerince öldürüldüğü iddiaları ortaya atıldı ancak bununla ilgili de bir kanıta ulaşılamadı.

FETÖ’nün kumpası Ergenekon davasında ise Hablemitoğlu cinayetinin arkasında “Ergenekon terör örgütünün bulunduğu” iddia edildi. Ancak Ergenekon savcısının davaya müdahillik önerisi, Hablemitoğlu’nun eşi Şengül Hablemitoğlu tarafından kabul edilmedi.

Suikastta FETÖ bağlantısı

Üzerinden yıllar geçmesine rağmen faili meçhul kalan Hablemitoğlu dosyası, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden kısa süre önce yeniden raftan indirildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ’nün darbe girişiminden bir gün önce, 14 Temmuz 2016’da tamamladığı iddianamesinde, Hablemitoğlu suikastına da yer verdi.

Örgüt elebaşı Fetullah Gülen’in de arasında bulunduğu 73 kişi hakkında silahlı terör örgütü kurarak, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya çalıştıkları gerekçesiyle dava açıldı, iddianamede Hablemitoğlu cinayeti ile FETÖ ilişkilendirildi.

Bu iddianamede, “Fetullahçılar bu suikastı Ergenekon’un işi gibi göstermek için de çok çabalamış, davada yalancı tanık kullanmışlardır. Hablemitoğlu’nun öldürülmesinde yalnızca cemaatin çıkarı bulunmaktadır.” tespitleri yer aldı.

Suikastın FETÖ bağlantısıyla ilgili dava açıldı

Suikasta ilişkin detaylar yeniden incelendi, ulaşılan bilgiler, cinayetin FETÖ tarafından işlendiği şüphesini ortaya çıkardı. Hablemitoğlu suikastı soruşturması, cinayetten 20 yıl sonra, 11 Kasım 2022’de tamamlandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ile emekli Albay Levent Göktaş’ın da aralarında bulunduğu 6’sı tutuklu 10 sanık hakkında yeniden dava açtı.

Sanıklardan FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ve FETÖ firarisi Mustafa Özcan’ın yanı sıra, Enver Altaylı ve Aydın Köstem “tasarlayarak öldürmeye azmettirmek”, emekli albaylar Levent Göktaş ve Ahmet Tarkan Mumcuoğlu ile emekli binbaşı Fikret Emek “tasarlayarak öldürmek” suçundan “ağırlaştırılmış müebbet hapis” cezası istemiyle yargılanıyor.

Eski yüzbaşı Nuri Gökhan Bozkır ve FETÖ firarisi Serhat Ilıcak’ın “tasarlayarak kasten öldürmeye yardım” suçundan 20 yıla kadar hapsi istenen davada, Göktaş’ın emir astsubayı Mehmet Narin’in de “suç örgütüne üyelik”ten 4 yıla kadar hapsi talep ediliyor.

Sanıklar adli kontrolle tahliye edildi

Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davada sanıkların yargılanmasına 14 Şubat 2023’te başlandı. Mahkeme, 18 Mayıs 2023’teki duruşmada, davanın tutuklu sanıkları Göktaş, Altaylı, Bozkır, Mumcuoğlu, Köstem ve Emek’i “yurt dışına çıkış yasağı” adli kontrol tedbiriyle tahliye etti.

Adli kontrol tedbirlerine uymayan Bozkır hakkında 3 Temmuz 2023’te tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkartıldı. 2 Ocak 2024’te Ankara’da yakalanan Bozkır, sonraki gün çıkarıldığı mahkemece, adli kontrol tedbirlerine uymadığı gerekçesiyle tutuklandı.

Sanıkların yargılanmasına 30 Ocak 2026’da devam edilecek.

Muhabir: Neriman Senanur Torun

Cem Küçük: ‘Konuşmalar doğruysa İBB’ye derhal kayyım atanır’

Görevden uzaklaştırılan eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun seçim kampanyasının direktörü Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ hakkında “casusluk” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı.

TGRT Haber’de konuşan Cem Küçük, soruşturmaya dayanak olarak gösterilen Hüseyin Gün adlı şüphelinin, başsavcılık açıklamasında yer alan iddialarına dikkat çekti.

“Savcılık yazısına göre Hüseyin Gün’ün bilgisayarından çıkan kayıtlarda Merdan Yanardağ ve Necati Özkan’ın ismi geçiyor” diyen Küçük, Hüseyin Gün’ün ‘FETÖ’nün kullandığı programlar üzerinden iletişim kurduğunu, seçmenlere ilişkin bilgileri yabancı istihbarat servislerine aktardığını ifade etti.

Küçük, şunları kaydetti:

“Savcılığın iddiasına göre Hüseyin Gün ile bağlantıları var. Özellikle Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’ın… Seçmenlere ait bilgilerin sızdırılması, yabancı istihbarat sahiplerine verilmesi var. Bu çok ciddi bir iddia. 2019 seçimlerini manipüle etme, seçmene ait gizli bilgileri alma… Bu iddiayı muhtemelen İBB iddianamesinde görürüz.”

Bu adamla iş birliğine yapıldı mı, iddianamede görmek lazım. Savcılığın yazısına göre bilgisayarda çıkan kayıtlarda Yanardağ ve Özkan’ın bu şahısla konuşmaları var. Elde ettikleri bilgileri de Ekrem Bey’e verdikleri iddiaları var. Doğruysa hakikaten vahim…

Hüseyin Gün’ün casus olduğuna şüphe yok. Diğerleriyle ilgili şüphe var demiyorum. Açıklamadaki konuşmalar doğruysa İBB’ye kayyım atanır.”

FETÖ operasyonunda 15 itirafçı

Terör Suçları Soruşturma Bürosunca FETÖ’nün “emniyet mahrem yapılanması” içerisinde görev yaptıkları tespit edilen ve haklarında gözaltı kararı verilen 35 zanlının emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Sağlık kontrolünün ardından adliyeye getirilen şüpheliler, soruşturmayı yürüten savcıya ifade verdi.

Cumhuriyet savcıları tarafından sorgulanan şüphelilerden 15’i, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak ve örgütle bağlantısı bildikleri kişileri teşhis etmek istediklerini belirterek itirafçı oldu.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 19’u tutuklandı, 16’sı adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

NE OLMUŞTU?

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, FETÖ’nün Emniyet Genel Müdürlüğünü hedef alarak içerisinde yuvalanma, eleman kazanma, emniyet personelini örgütün kendi içerisinde oluşturduğu sisteme göre kodlama ve kazanılan elemanların örgütsel bağlılık durumlarını takip ederek kaydetme faaliyetlerinde bulunduğu tespiti üzerine soruşturma başlatmıştı.

Bu faaliyetler doğrultusunda, örgüt tarafından “mahrem imam” olarak görevlendirilen 6’sı halen çeşitli kamu kurum veya kuruluşlarında aktif olarak çalışan kamu personeli olmak üzere “emniyet mahrem sorumlusu” 35 kişi gözaltına alınmıştı.

Erdem Atay ‘başardık’ diyerek duyurdu: ÖSYM’den FETÖ hayranı il koordinatörü hakkında karar!

Veryansın Tv Genel Yayın Yönetmeni Erdem Atay,  geçen hafta yayınlanan Ne Varsa Dilimizin Ucunda (NVDU) isimli Youtube programında, FETÖ ile ilgili övgüler yapan Çanakkale ÖSYM İl Koordinatörü Ali Emre Bitlis’ten ve FETÖ’nün İngiltere’deki öğrenci derneği olan Network of Students’ın eşbaşkanı Bilal Macit’in Milli Eğitim Bakanlığı Başkan Yardımcılığına atanmasından söz etmişti.

DOKTORA TEZİNDE GÜLEN’İ ÖVDÜ!

Atay, yayında yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullanmıştı.

“Ali Emre Bitlis, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’nde. Bununla ilgili Sabah Gazetesi’nde ‘FETÖ izleri: ÖSYM Koordinatörü FETÖ hayranı çıktı’ diye bir haber yapılmış. Çünkü bu arkadaş Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’ne geçiyor, aynı zamanda kendisi ÖSYM İl Koordinatörü. ÖSYM her ile böyle bir koordinatör atar. O da il koordinatörü oluyor.

Bu arkadaş, akademik makalelerde, doktora tezinde Nurculuğa önem veriyor. ‘Nurculuk akımının en önemli ismi Fetullah Gülen’dir. Gülen, siyasal ve toplumsal anlamda oldukça konuşulan, tartışılan laik kesimler tarafından ötekileştirilen, bazı İslamcı kesimler tarafından ise sahip çıkılan bir karakterdir. Gülen batı prototipi insan ve nesli yerine sağlam ve dindar bir gençliği ifade eden ‘altın nesil’ kavramını ileri sürmektedir.’ diye yazıyor.

Ali Emre Bitlis, kendi yazdığı doktora tezi ile ilgili yazılmış habere erişim engeli getiriyor. İşte böyle bir ülkedeyiz.”

GÖREVDEN ALINDI

Atay, dün konuya ilişkin yeni bir gelişmeyi duyurdu. Veryansın Tv Youtube kanalında konuşan Erdem Atay, Ali Emre Bitlis’in görevden alındığını açıkladı.

Kendisine Çanakkale’den bir telefon geldiğini söyleyen Atay, “‘Erdem Bey, bütün akademisyenler size dua ediyor’ dediler. ÖSYM, benim anlatımımdan sonra il koordinatörlüğünden bu adamı almış. Bir şey daha başarmışız. Veryansın TV ile gurur duyduğumun bir kez daha altını çizerim” dedi.

FETÖ DERNEĞİ EŞBAŞKANI DA BAKAN YARDIMCISI OLMUŞTU

Öte yandan 14 Eylül’de Resmi Gazete’de yayımlanan karar göre; Milli Eğitim Bakanlığı Başkan Yardımcılığına Kemal Şamlıoğlu yerine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Ar-Ge Teşvikleri Genel Müdürü Muhammet Bilal Macit’in atanmıştı.

Veryansın Tv Genel Yayın Yönetmeni Erdem Atay, “Erdoğan atadı! FETÖ derneği eşbaşkanı Bilal Macit Bakan Yardımcısı oldu!” başlığıyla yayımladığı haberinde Bilal Macit’in geçmişini gözler önüne sermişti.

Buna göre; Bilal Macit, FETÖ’nün organizasyonlarından biri olarak bilinen ve Soros Vakfı tarafından fonlanan, ‘Yetmez Ama Evet’çi Genç Siviller örgütünün yöneticilerindendi. Kartal İmam Hatip Lisesi mezunu olan Macit aynı zamanda FETÖ’nün İngiltere’deki öğrenci derneği olan Network of Students’ın eşbaşkanıydı.

💾

"Ali Emre Bitlis, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi'nde. Bununla ilgili Sabah Gazetesi'nde 'FETÖ izleri: ÖSYM Koordinatörü FETÖ hayranı çıktı' diye bir haber yapılmış. Çünkü bu arkadaş Çanakkale 18 Mart Üniversitesi'ne geçiyor, aynı zamanda kendisi ÖSYM İl Koordinatörü. ÖSYM her ile böyle bir koordinatör atar. O da il koordinatörü oluyor.
❌