DHBT Temel Soru Kitapçıkları ve Cevap Anahtarları Yayımlandı




































































Ney eğitimi için 2019'da gittiği Kayseri Şems Mevlana Kültürünü Yaşama Sanatı Derneği bünyesinde tasavvuf öğretisiyle tanışan Bozdağ, tarihi mekanlardaki sema meydanında gönüllü olarak yer alıyor.
Hasan Bozdağ, ney eğitimi için gittiği dernekte sema eğitimi alanları gördüğünü ve bu manevi ortamdan etkilendiğini söyledi.
Mevlana'nın hocası Seyyid Burhaneddin Hazretleri'nin Kayseri'de yaşadığını belirten Bozdağ, gerekli eğitimlerin ardından sema yapmaya başladığını anlattı.
![]()
Bozdağ, sema ile hissiyat olarak mutlu, huzurlu ve düzenli bir hayat yaşadığını ifade ederek, "Tasavvuf eğitimi aldığım için de hayatımın birçok noktası daha düzenli. Elektrik-elektronik mühendisiyim. Bir elektrik firmasında mühendis olarak çalışıyorum. Cumartesi günleri sema eğitimlerimiz oluyor, aynı zamanda programlarımız da oluyor. Hem Kayseri içinde hem Kayseri dışında evliyaları, manevi büyüklerimizi anmak için ziyaretlerde bulunuyoruz." diye konuştu.
![]()
Sema hakkında bilgi veren Bozdağ, "Semayı, düğün gibi etkinliklerde bir dans gösterisi olarak gösteriyorlar. Derneğimizin kurulma amacı da zaten semanın hakikatini göstermek. Mevlana Hazretleri de Kur'an'ı ve sünneti yaşayan biri. Biz de onun yolundan giderek tasavvufu yaşamaya çalışıyoruz." dedi.
Bozdağ, Yaman Dede Cami, Cemil Baba Türbesi, Seyyid Burhaneddin Hazretleri Türbesi, Koyuncu Baba Türbesi gibi Allah dostlarının makamlarında gönüllü olarak sema mukabelesinde bulunduklarını sözlerine ekledi.

Diyanet İşleri Başkanlığınca düzenlenen Umre Ödüllü Gençlik Bilgi Yarışması’nda dereceye girerek umre ödülü kazanan öğrenciler, mübarek topraklara ulaştı.
Manevi yolculuklarının ilk durağı Medine-i Münevvere olan gençler, Mescid-i Nebevî’yi ve Ravza-i Mutahhara’yı ziyaret ederek Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (sas) salât ve selamlarını arz etti.
![]()
Medine programı kapsamında gençler, Uhud Şehitliği, Kuba Mescidi ve Kıbleteyn Mescidi başta olmak üzere İslam tarihinin önemli mekânlarını ziyaret etti.
Ziyaretler sırasında mekânların İslam tarihindeki yeri hakkında bilgi alan öğrenciler, Medine-i Münevvere’nin tarihî ve manevi mirasını yakından tanıma imkânı buldu.
Peygamber Efendimizin (sas) yaşadığı ve İslam’ı tebliğ ettiği şehirde bulunmanın heyecanını yaşayan gençler, Medine-i Münevvere’nin sokaklarında siyerin izlerini yerinde görme fırsatı elde etti.
![]()
![]()
Gençlerin dinî ve kültürel birikimlerine katkı sağlayan Medine-i Münevvere programının ardından kafile, umre ibadetini yerine getirmek üzere Mekke-i Mükerreme’ye geçecek.
Öğrenciler, dört gün boyunca Mekke-i Mükerreme’de bulunarak umre ibadetlerini yerine getirecek ve kutsal mekânları ziyaret edecek.

İstanbul Beşiktaş'taki Yıldız Şale yerleşkesinde faaliyet gösteren Milli Saraylar Halı Restorasyon ve Konservasyon Atölyesi'nde, Topkapı Sarayı'na ait 6 seccadenin konservasyon çalışmaları tamamlandı.
Milli Saraylar Başkanlığı Halı Restorasyon Atölyesi halı onarım ustası Sadi Öztürk, atölyede yürütülen çalışmalar ve tarihi seccadelerin konservasyon süreçlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Öztürk, 8 kişilik ekiple Milli Saraylar bünyesindeki saray, kasır ve köşklerde bulunan el dokuması tarihi halıların restorasyon ve konservasyon çalışmalarını yaptıklarını belirterek, "Milli Saraylar bünyesindeki Topkapı Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Yıldız Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, kasır ve köşklerdeki tarihi eser el dokuması halıların restorasyon çalışmalarını yapıyoruz." dedi.
Atölyede şu anda Topkapı Sarayı'na ait 6 seccadenin bulunduğunu aktaran Öztürk, bunlardan üçünün 16. yüzyılda Safevi topraklarında dokunduğunu ve saraya hediye edildiğini söyledi.
![]()
Safevi dönemine ait seccadelerin üzerindeki yazı programına dikkati çeken Öztürk, eserlerde Kur'an-ı Kerim'den çeşitli ayetlerin yanı sıra dini ifadelerin bulunduğunu belirterek, "Bu eserlerin üzerinde Bakara suresinden, Nur suresinden, Fetih suresinden ayetler var. Ali ismi çıkıyor. Bu ismi daha fazla kullanmışlar. Şii şehadeti var bir eserimizin üzerinde. Bunu yazmışlar. Kelime-i Tevhid var. Bu şekilde eserlerin kenarında ayet ve çeşitli isimler de yazılmış. 16. yüzyılda dokunmuş." diye konuştu.
Sadi Öztürk, söz konusu eserlerin işçilik, dokuma ve renkleri bakımından yüksek nitelikte olduğunu vurgulayarak, hassas yapılarına rağmen bugüne ulaşmalarının önemine işaret etti.
Seccadeler arasında 16. yüzyılda Bergama'da dokunan bir örneğin de bulunduğunu dile getiren Öztürk, "Bu eser, alt kısımda anahtar delikli seccade olarak geçiyor. Hatta Rönesans döneminde birçok ressam bunu eserlerinde kullanmış, sergilemiş." ifadelerini kullandı.
![]()
Öztürk, atölyedeki 6 Topkapı Sarayı seccadesinin konservasyon işlemlerinin tamamlandığına dikkati çekerek, eserlerin sergilenmek üzere özel panolara sabitlendiğini kaydetti.
İki ipek halının eserler arasında yer aldığını sözlerine ekleyen Öztürk, "Bu iki ipek halı da Yıldız Sarayı'nda sergilenecek. Bu 6 eserimiz ve Yıldız Sarayı'ndaki diğer iki eserimizin konservasyon süreçleri tamamlandı. 6 eserimiz Topkapı Sarayı için panolara dikildi." dedi.
Eserlerin sergileme sürecinin müzecilik çalışmaları doğrultusunda yürütüleceğini aktaran Öztürk, seccadelerin ait oldukları yerlere gönderilerek uygun görülen alanlarda sergileneceğini ifade etti.
![]()
Tarihi dokumaların atölyeye ulaştığında öncelikle tespit çalışmasından geçirildiğini anlatan Öztürk, eserin durumuna göre konservasyon veya restorasyon yöntemlerinden birinin uygulandığını belirtti.
Öztürk, "Tabii bize eserler geldiği zaman, biz eserlerin tespit çalışmasını yapıyoruz. Hangi esere nasıl müdahale edeceğimize bakıyoruz. Kimi eserlere konservasyon yapıyoruz. Bu eserlerin mukavemeti, dayanıklılığı daha az olduğu için konservasyon yapıyoruz. Bunlara kesinlikle bir tamamlama işlemi olmuyor. Mevcut olan eser muhafaza ediliyor, korunuyor." diye konuştu.
Restorasyon uygulanacak eserlerde eksik bölümlerin eserin özgün yapısına uygun şekilde tamamlandığının altını çizen Öztürk, şöyle devam etti:
"Bu eserlerde yine eksik olan kısımların kendi ipleri aynı kendi dokusuna ait bir şekilde tespit ediliyor. Kendi renkleri kazanda kaynatılarak boyanıyor. Atkısı, çözgüsü, ilmeklere desenle aynı dokuda, rengi rengine uygun atılıyor, orijinal yapısına getiriliyor. Restorasyon süreçleri de tamamlandıktan sonra bu eserler ait oldukları saraya gönderilip, ait oldukları odada sergilenecek."
Atölyede seccadelerin yanı sıra Dolmabahçe, Beylerbeyi ve Yıldız saraylarına ait tarihi halılar üzerinde de çalışma yürütüldüğünü söyleyen Öztürk, bazı eserlerin büyük boyutları nedeniyle restorasyon süreçlerinin daha uzun sürdüğünü aktardı.
Sadi Öztürk, restorasyon çalışmalarında halıların eksik baş, kenar ve orta bölümlerinin atkı, çözgü ve ilmekler kullanılarak tamamlandığını ifade etti.
Restorasyon çalışmalarının konservasyona göre daha uzun sürdüğünü belirten Öztürk, "Restorasyon süreçleri konservasyon sürecine göre daha uzun sürüyor. Restorasyon sürecinde, tabii eserlerin ebatları ölçüleri de büyük olduğu için bu bir, bir buçuk yılı bulabiliyor." dedi.
Öztürk, atölyedeki çalışmaların tarihi dokumaların özgün yapısının korunmasına odaklandığını belirterek, "Bu şekilde sekiz arkadaşımızla burada bir şekilde çalışıp bu eserleri tamamlamaya kendi özgün yapısına dokusuna ait olduğu yere göndermek için elimizden geleni çabayı veriyoruz." ifadelerini kullandı.
Atölyede seccadelerin yanı sıra farklı saraylara ait tarihi halıların restorasyon çalışmaları da yürütülüyor.
Çalışmalar kapsamında Dolmabahçe Sarayı'na ait Gördes halısı ve şal desenli halının yanı sıra Beylerbeyi ve Yıldız saraylarına ait eserler üzerinde işlem yapılması planlanıyor.
Restorasyonda öncelikle eserlerin mevcut durumu belirleniyor, ardından özgün dokusuna uygun iplik ve renkler hazırlanıyor. Eksik atkı ve çözgüler tamamlanırken, gerekli bölümlerde ilmekler atılarak dokumanın özgün yapısına uygun hale getirilmesi sağlanıyor.
Milli Saraylar Halı Restorasyon ve Konservasyon Atölyesi, 2007'de Hereke İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası'nda kuruldu. 2011'de Yıldız Şale Köşkü yerleşkesine taşınan atölyede, saray koleksiyonlarına ait tarihi dokumaların korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla çalışmalar sürdürülüyor.

2026/279 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2’nci maddesi gereğince 6 ilin müftüsü görevden alınarak 35 ilin müftülüğünde ise görev değişikliği yapıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan kararla;
Bilecik İl Müftüsü Ahmet Dilek,
Karabük İl Müftüsü Ali Erhun,
Kocaeli İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu,
Nevşehir İl Müftüsü Kazım Güzel,
Zonguldak İl Müftüsü İbrahim Halil Demir ve
Konya İl Müftüsü Ali Öge görevden alındı.
Bilecik İl Müftülüğüne Yusuf Dikmen,
Tunceli İl Müftülüğüne Fethullah Yavuz,
Iğdır İl Müftülüğüne Kilis İl Müftüsü Alettin Bozkurt,
Kilis İl Müftülüğüne Iğdır İl Müftüsü Zahit Demirel,
Karabük İl Müftülüğüne Mustafa Yavuz,
Kocaeli İl Müftülüğüne Bolu İl Müftüsü Hüseyin Demirtaş,
Bolu İl Müftülüğüne Giresun İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay,
Giresun İl Müftülüğüne Hakkari İl Müftüsü Hüseyin Okuş,
Hakkari İl Müftülüğüne Recep Eren,
Niğde İl Müftülüğüne Kars İl Müftüsü Yavuz Yıldız,
Kars İl Müftülüğüne Selami Aykul,
Nevşehir İl Müftülüğüne Gümüşhane İl Müftüsü Hayri Erenay,
Gümüşhane İI Müftülüğüne Karaman İl Müftüsü Faruk Gürbüz,
Karaman İl Müftülüğüne Isparta İl Müftüsü Muharrem Biçer,
Isparta İl Müftülüğüne Kırklareli İl Müftüsü Yusuf Eviş,
Kırklareli İl Müftülüğüne Aksaray İl Müftüsü Veysel Işıldar,
Aksaray İl Müftülüğüne Ali Efe,
Zonguldak İl Müftülüğüne Bayburt İl Müftüsü Bayram Danacı,
Bayburt İl Müftülüğüne Basri Bektaş,
Konya İl Müftülüğüne Diyarbakır İI Müftüsü Celal Büyük,
Diyarbakır İl Müftülüğüne Erzincan İl Müftüsü İsmail Fakirullahoğlu,
Erzincan İl Müftülüğüne Selim Yazıcı,
Yalova İl Müftülüğüne Rize İl Müftüsü Naci Çakmakçı,
Rize İl Müftülüğüne Yalova İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk,
Şanlıurfa İl Müftülüğüne Van İl Müftüsü Mehmet Sırrı Şık,
Van İl Müftülüğüne Bitlis İl Müftüsü Kadir Koçak,
Bitlis İl Müftülüğüne Bartın İl Müftüsü Ömer Keskin,
Bartın İl Müftülüğüne Mehmet Çelebi,
Aydın İl Müftülüğüne Samsun İl Müftüsü Seyfullah Çakır,
Samsun İl Müftülüğüne Aydın İl Müftüsü Hasan Güneş,
Adana İI Müftülüğüne Afyonkarahisar İl Müftüsü Lütfü İmamoğlu,
Afyonkarahisar İl Müftülüğüne Burdur İl Müftüsü Ali Hayri Çelik,
Burdur İl Müftülüğüne Sinop İl Müftüsü Paşa Bektaş,
Sinop İl Müftülüğüne Mehmet Arslaner,
Kütahya İl Müftülüğüne Hasan İzmirli.
![]()
![]()

Çanakkale İl Müftülüğü ev sahipliğinde 18 Mart Hatime Ana Ulu Camii'nde düzenlenen yarışmaya, Ali Osman Canatan, Şerafettin Saliç, Berat Baki Şanal, Turan Tosun, Burhan Eser, Cihan Emre Akbulut, Halil Bilgetay, Serhat Şatır, Mustafa Tartı, Hasan Avcu katıldı.
![]()
Yarışmanın jürisinde Diyanet İşleri Başkanlığı Camii Hizmetleri Daire Başkanı Turgut Erhan, Başkanlık Müşaviri Dr. Ali Osman Alaca, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk Musikisi Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Fatih Koca ve İstanbul Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi Müezzin Kayyımı Hadi Duran yer aldı.
![]()
Program, 18 Mart Hatime Ana Ulu Camii İmam Hatibi Yusuf Noyan'ın Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Yarışmacılar daha sonra jüri önünde kura çekerek ezan okuma sıralarını belirledi.
İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, yarışma öncesi yaptığı konuşmada, bu güzel yarışmanın Çanakkale'de olmasının ayrı bir anlam ifade ettiğini belirterek, "Memleketimizin her karışı kıymetli ama şehitler diyarı Çanakkale'miz bambaşka. O yüzden belki de bu yarışma en çok Çanakkalemizde olmaya yakışırdı. Şehitler diyarı, Cumhuriyetimizin ön sözü, Mehmet Akif Ersoy'un ki ezanı en iyi şiirle tarif eden o üstadın memleketi Çanakkale'ye yakışırdı." dedi.
![]()
Ezanın sadece bir namaz daveti değil bir kimlik beyanı ve "ben buradayım", "ben hazırım", "tarafım" demek olduğunu ifade eden Turan, sözlerine şöyle devam etti:
"O kimlik beyanının tüm minarelerden eksiksiz bin yıllarca okunması için büyük mücadele etmiş şehitlerimiz, gazilerimiz, yöneticilerimiz inşallah kıyamete kadar da bu ezanları dinmemesi için gayret etmeye devam edeceğiz. Her Müslüman memlekette ezan vardır. Farklı tonlarda okunur içeriği aynı olmakla beraber. Ancak ezanı belki de bizim kadar kendi kimliğine nakşetmiş başka bir millet yoktur diye düşünüyorum.
Biz milletimizi tanımlarken gururla ezan, bayrak, vatan deriz. Hiç kimse ezanla vatanı, hiç kimse ezanla yüreğiyle devletini bu kadar özleştirmez diye düşünüyorum. Ezan bizim için Müslüman olmayan vatandaşlarımızın bile hürmet ettiği, turist olarak memleketimize gelip ezanı duyup özledim o savayı dediği çok özel bir hatıradır. Bizim ezan halimiz vardır. Biz ezan halimizle beraber hatıralarımızı yaşarız. Ezan duyduğumuzda esnafımızın iş yeri gürültülüyse ara verir. Sanatçımız şarkı söylüyorsa konserini keser. Uzanıyorsak ayağa kalkarız, otururuz, toparlanırız. Ezan hali tüm milletimize özel bir hatıradır. Bizim için ayrı bir kıymettir. Bu ezan halimizi kollamak, korumak, tüm evlatlarımıza bir yaşam tarzına eğitilmek hepimizin görevi olsa gerek diye düşünüyorum."
Zulmün, insan arası farkın, zenginleşmenin, adaletsizliğin zirve yaptığı bu dünyada bir kölenin en kıymetli hatıraya sahip olmasının çok sembolik bir anlamı olduğunu vurgulayan Turan, "Bilal zengin midir, Bilal yönetici midir, Bilal mal mülk sahibi midir? Bilal gönlümüzde bin yıllardan beri en özel yerde varlığını sürdürmektedir. Bu bile başlı başına büyük mesajdır." diyerek sözlerini tamamladı.
![]()
Çanakkale İl Müftüsü Topçu da, "Bugün burada bir milletin hafızasında asırlardır yankılanan bir sesi yeniden dinlemek için toplandık. Ezan bir çağrıdır, bir davettir ama sıradan bir çağrı değildir. Ezan tevhide çağrıdır. Allahu ekber nidalarıyla 'Allah'tan başka ilah yoktur.' diyerek insanı Allah'tan başkasına kulluk etmekten kurtarır. Bu güzel yarışmanın Çanakkale'mizde olması ayrı bir anlam ifade ediyor. Memleketimizin her karışı kıymetli ama Şehitler diyarı Çanakkale'miz bambaşka." değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmaların ardından yarışmacılar sırayla kendi belirledikleri makamlarda ezan okudu. Jüri üyelerinin yaptığı değerlendirme sonucu Ezanı Güzel Okuma Yarışması Türkiye Finali'nde Denizli Delikliçınar Yeni Cami Müezzin Kayyımı Turan Tosun birinci, Gaziantep Şahinbey Ulu Cami Müezzin Kayyımı Halil Bilgetay ikinci, Erzurum'un Palandöken ilçesi Şehit PÖH Kubilay Karaman Cami İmam Hatibi Cihan Emre Akbulut üçüncü oldu.
Yarışmada dereceye girenlere ödülleri, protokol üyelerince takdim edildi. Yarışmada birinci olan Tosun daha sonra 18 Mart Hatime Ana Ulu Camisi'nde ikindi ezanını okudu.
Ezanın ardından basın mensuplarının yarışmaya ilişkin sorularını yanıtlayan Tosun, Türkiye birinciliğinin içinde yıllardır bir uhde olduğunu dile getirerek, "Herkes aslında güzel okuyucu olarak kendi bölgesini temsilen geldi. Yarışmacı arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Çok şükür Rabbimize birinciliği nasip etti. Ezan sadece musiki açıdan ya da en başta manevi açıdan incelenmesi ve dinlenmesi lazım. Allah'a davetin çağrısını seslendirmeye hak kazanmak, ezanı öğrenerek başladı ve Cenabıhak buralara gelmeyi nasip etti. Bu yarışmanın Türkiye çapında olması ciddi bir husus." diye konuştu.
Tosun, yarışmada ezanı hicaz makamında okuduğunu aktararak, "Hicaz makamında duyguların daha belirgin ifade edildiğini düşündüğüm için bu makamı seçtim. Musiki dediğimiz şey insanların diliyle kalbinden geçenleri anlatabilme şekli diyebiliriz." dedi.
![]()
Programa, Vali Yardımcısı Cengizhan Ankara, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Çanakkale İl Emniyet Müdürü Ergün Dağıstanlı, İl Tarım ve Orman Müdürü Ergün Demirhan, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüsnü Levent Dalyancı, siyasiler ile vatandaşlar katıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Diyanet İşleri Başkanlığı'nda Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ile bir araya geldi.
Gerçekleştirilen ziyarete dair sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulunan Bakan Çiftçi, "Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Prof. Dr. Safi Arpaguş’u ziyaret ettik. Nazik ev sahiplikleri ve samimi sohbetleri için Sayın Başkanımıza teşekkür ediyorum." ifadelerine yer verdi.
Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş ise "İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi'ye nazik ziyaretleri için teşekkür ediyor, ülkemiz ve aziz milletimiz için yürüttükleri kıymetli hizmetlerinde muvaffakiyetler diliyorum." dedi.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş:
— T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı (@diyanetbasin) September 3, 2026
“İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi'ye nazik ziyaretleri için teşekkür ediyor, ülkemiz ve aziz milletimiz için yürüttükleri kıymetli hizmetlerinde muvaffakiyetler diliyorum.” https://t.co/d3aSUqXcUB

Hakkari İl Müftülüğü ev sahipliğinde Hacı Sait Camii'nde düzenlenen finalde, bölge yarışmalarında birinci olan 10 hafız yarıştı.
![]()
Programda konuşan Diyanet İşleri Başkanlığı Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanı Osman İyişenyürek, Hakkari'de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
![]()
Türkiye finalinin, kadim tarihi ve köklü kültürüyle öne çıkan Hakkari'de yapılmasının anlamlı olduğunu belirten İyişenyürek, şunları kaydetti:
"Başkanlık olarak yürüttüğümüz Kur'an hizmetlerinin önemli bir bölümünü teşkil eden yarışmalar, Kur'an'a hizmetin, Kur'an'ı doğru okuma ve öğrenme gayretinin, hafızlığın, kıraat geleneğinin, mesleki ehliyet ve din hizmetinde daha nitelikli bir anlayışın buluşma noktasıdır. Bugün burada bulunan yarışmacı kardeşlerimiz bu finale kolay gelmedi. Her biri kendi illerinde yarışma süreçlerinde emek verdi, çalıştı. Yarışmaya katılan 10 hafız kardeşime başarılar diliyorum."
![]()
İl Müftüsü Hüseyin Okuş da hafızları Hakkari'de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek, farklı şehirlerden gelen yarışmacılara başarılar diledi.
![]()
Jürinin değerlendirmesi sonucu, yarışmaya katılanlardan Yusuf Kiracı birinci, Erdal Çeçen ikinci ve Beytullah Tokay üçüncü oldu.
Yarışma sonunda dereceye giren din görevlilerine ödülleri protokol mensuplarınca verildi.
![]()
Programa, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hafız Osman Şahin, Vali Yardımcısı Murat Güneş, siyasiler, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı.

Dilovası faciasının dördüncü duruşması 8 Eylül'de görülecek. Yangında hayatını kaybedenlerin yakınları, yangından bugüne kadar yaşadıklarını anlattı.
Dilovası faciasında yakınlarını kaybedenler adalet bekliyor: “Kamu görevlileri onca usulsüzlüğe nasıl göz yumdu?” Medyascope

Antalya'nın tarihi kent merkezi Kaleiçi, yerli ve yabancı turistlerin kentin geçmişine tanıklık ettiği önemli turizm noktalarının başında geliyor.
Milattan önce 2. yüzyılın ortalarında Bergama Kralı II. Attalos tarafından liman kentine dönüştürülen Kaleiçi, tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptı. Bölge, 1972'de "sit alanı" ilan edilerek koruma altına alındı.
Kaleiçi'nde 85 anıtsal yapı, 6 cami, 3 medrese, 4 türbe, 5 hamam, 56 burç ile kale ve surların yanı sıra 456 sivil mimarlık örneği yapı bulunuyor.
Tarihi evleri, küçük dükkanları, restoranları, yat limanı ve dar sokaklarıyla ziyaretçilerine farklı bir atmosfer sunan Kaleiçi, geçmişle bugünün iç içe geçtiği yapısıyla dikkati çekiyor.
![]()
- Tarihin simge yapıları Kaleiçi'nde
Kaleiçi'ne girişte ziyaretçileri Antalya'nın simge eserlerinden Yivli Minare karşılıyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan ve kentin ilk Türk-İslam eserlerinden biri olarak kabul edilen Yivli Minare, bölgenin siluetine damga vuruyor.
Kale kapısının hemen yanında yer alan Saat Kulesi de Kaleiçi'nin önemli tarihi yapıları arasında bulunuyor. Roma döneminden kalan sur burçlarından biri üzerine inşa edilen yapı, Osmanlı döneminde saat kulesine dönüştürülerek bugüne ulaştı.
Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubat döneminde yaptırılan Antalya Mevlevihanesi de Kaleiçi'nin önemli tarihi yapılarından biri olarak ziyaret edilebiliyor.
Antalya'da Osmanlı döneminde camiye dönüştürülen Şehzade Korkut Camisi, halk arasında "Kesik Minare" olarak da biliniyor. Roma İmparatoru Hadrianus'un Antalya'yı ziyareti anısına inşa edilen Hadrianus Kapısı ise kentin en önemli tarihi girişlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Denize açılan bölümde yer alan Hıdırlık Kulesi de Kaleiçi'nin en bilinen yapıları arasında bulunuyor. Yarım daire biçiminde doğal liman özelliği taşıyan Yat Limanı ise bölgeyi ziyaret edenlerin gezi rotalarının önemli duraklarından birini oluşturuyor.
![]()
- Antalya'nın en değerli noktası Kaleiçi
Antalya Valisi Hulusi Şahin, Kaleiçi'nin çok sayıda değerli tarihi eseri bünyesinde barındırdığını söyledi.
Kaleiçi'nin Antalya'nın en önemli cazibe merkezlerinden biri olduğunu belirten Şahin, bölgenin turistlerin kentte en çok ziyaret ettiği nokta olduğunu dile getirdi.
Şahin, "Antalya Havalimanı'ndan ayrılan turistlere 'Nereleri gezdiniz?' diye sorulduğunda birinci sırada Kaleiçi çıkmış. Yani Antalya'nın en çok ziyaret edilen noktası Kaleiçi, gerçekten markası. Aynı zamanda Antalyalılar için çok nostaljik ve romantik bir yer." dedi.
Kaleiçi'ni bir sinema platformuna benzeten Şahin, her sokağın ziyaretçiye farklı bir manzara sunduğunu ifade etti.
Bölgenin korunması ve geliştirilmesi için otel işletmecileriyle çalışmalar yürüttüklerini belirten Şahin, Kaleiçi'nin geleceğinin parlak olduğunu söyledi.
Şahin, "4-5 yıl sonra Kaleiçi'ndeki herhangi bir iş yerinin değerinin bugünden çok daha ötelere ulaştığını göreceksiniz. Antalya'nın en değerli noktası Kaleiçi." diye konuştu.
- 2 bin yıldır yaşayan bir şehir
Antalya Turistik Otelciler ve Pansiyoncular Birliği Başkanı Alp Özel de Kaleiçi'nin 2 bin yıldan uzun süredir ayakta duran tarihi bir kent olduğunu belirtti.
Kaleiçi'nin her köşesinin geçmişin izlerini taşıdığını ve bugünün koşullarına uygun farklı güzellikleri barındırdığını ifade eden Özel, bölgenin günde yaklaşık 40 bin ziyaretçiyi ağırladığını söyledi.
Ziyaretçilerin Kaleiçi'nde Bergama Krallığı'ndan Roma'ya, Bizans'tan Selçuklu ve Osmanlı'ya kadar farklı dönemlerin izlerini görebildiğini dile getiren Özel, şunları kaydetti:
"2 bin yıldan fazla bir medeniyet zincirinin izlerini burada görebilirsiniz. Osmanlı'yı, Selçuklu'yu, Doğu Roma'yı, antik çağlardan kalma eserleri görebilirsiniz. 2 bin yıldan beri yaşayan bir şehir burası."

Tekkeköy Mahallesi Camii İmam Hatibi Onat, görev yaptığı caminin yerleşkesinde kurduğu ve "Hoca'nın Atölyesi" adını verdiği 35 metrekarelik atölyede haftanın 3 günü çocuklara boş zamanlarını verimli değerlendirmeleri amacıyla marangozluğun temel becerilerini öğretiyor.
Yetişkinlerin gözetimindeki 12 çocuk, ahşap parçaların zımparalanması ve yapıştırılması gibi işlerde uygulama yaparken makinelerin kullanımından uzak tutuluyor.
Freze, gönye kesme makinesi, planya ve çeşitli el aletlerinin bulunduğu atölyede hazırlanan ahşap ürünler, cami, kültür evi ve mahalledeki çeşitli ihtiyaçların karşılanmasında kullanılıyor. Çocukların doğayla bağını güçlendirmek amacıyla atölyede kuş yuvaları da yapılıyor.
![]()
Onat, atölyeyi hobi amacıyla kurduğunu, mahalle ile caminin ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar yaptıklarını anlattı.
Atölyede çocukların da temel ahşap işlerini öğrenmesine imkan sağladıklarını belirten Onat, "Hobi amaçlı bir atölye burası. Köyün, caminin ve lojmanın ihtiyaçları için çalışmalar yürütüyoruz. İhtiyaç olan malzemeleri güvenli şekilde üretmeye çalışıyoruz." diye konuştu.
Onat, çocukların eğitim hayatının yanında el becerilerinin de gelişmesini önemsediklerini ifade ederek, "Evlatlarımızın okuyup ellerinin de becerikli olması için yönlendirme yapmaya çalışıyoruz. 'Tembellik değil çalışkanlık iyidir.' diyoruz." şeklinde konuştu.
Atölyeyi kurarken Sultan Abdülhamid Han'ın ahşap çalışmalarından da esinlendiğini anlatan Onat, çocukların boş zamanlarını üretim yaparak değerlendirmesini amaçladıklarını dile getirdi.
İnegöl Mobilyacılar ve Marangozlar Odası Başkanı Yasin Altuntepe de Onat'ın marangozluk alanındaki becerilerini mahalle ve caminin ihtiyaçları için değerlendirdiğini söyledi.
Onat'ın boş zamanlarında ahşap işleri yaptığını belirten Altuntepe, "İnegöl'ün müteşebbis ruhuyla burada merdiven, sandalye ve dekoratif ürünler gibi çeşitli çalışmalar yapıyor. Ayrıca çocuklarımıza da eğitim vererek destek olmaya çalışıyor. Mobilyacılar ve Marangozlar Odası olarak bu çalışmalarından dolayı kendisine teşekkür ediyoruz." dedi.
![]()
Tekkeköy Mahallesi Muhtarı Mehmet Yıldırım da çocukların imam hatip Onat ile atölyede temel ahşap çalışmaları yaptıklarını söyledi.
Çocukların dini bilgiler aldıktan sonra boş zamanlarını atölyede değerlendirdiklerini dile getiren Yıldırım, "Makinede çalışmıyorlar. Yapıştırıcı ve zımpara gibi işleri öğreniyorlar. Köyümüzde camimiz, kültür evimiz gibi yerler için çalışmalar yapıyoruz. Doğadaki kuşlar için yuvalar da yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yıldırım, çocukların atölyeye severek geldiklerini anlatarak, "Anne ve babaları da destek veriyor. Mesleki öğrenim çok güzel bir şey. Hem okusunlar hem meslek sahibi olsunlar. Eli çekiç tutması, bir şeyler öğrenmesi güzel." diye konuştu.
- "Burada marangozluk öğreniyorum"
Atölyede çalışma yapan 8 yaşındaki Mustafa Kemal de hem mahalleye katkı sağladıklarını hem de yeni beceriler öğrendiklerini söyledi.
Marangozluk mesleğini öğrendiklerini belirten Kemal, "Beğeniyorum ve severek yapıyorum. Burada marangozluk öğreniyorum." dedi.

Milli Mücadele yıllarından günümüze ulaşan makine, uzun yıllar Börekçi'nin ailesinde muhafaza edildi. Börekçi'nin torunu Zişan Saat, dedesinden kalan tarihi makineyi 2023'te Diyanet İşleri Başkanlığına bağışladı.
Milli Mücadele'ye tanıklık eden asırlık dikiş makinesi, yaklaşık 6 aydır Birr Mekan'da ziyaretçilerle buluşuyor.
TDV Kadın, Aile ve Gönüllülük Hizmetleri Müdürü Ayşe Nur Kapusuz, AA muhabirine, Zişan Saat'in dedesine ait makineyi bağışlamak istediğini bildirmesinin ardından evinde ziyaret edildiğini, makinenin teslim alındığını anlattı.
Makinenin yıllar boyunca kullanıldığını, aslen pedallı olan makinenin elektrikle çalışabilmesi için de bazı değişikliklerden geçirildiğini belirten Kapusuz, "Daha önce hiçbir yerde sergilenmemiş. Torununa intikal etmiş. Torunu da kullanmış ve Başkanlığa hediye etmeyi, emanet etmeyi uygun görmüş." ifadelerini kullandı.
![]()
- "İyiliğin hala üretilmeye devam ettiğinin bir nişanesi"
Kapusuz, makinenin Birr Mekan'da sergilenmesinin çok kıymetli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Bu makine belki şehit, belki gazi, bugün üzerinde rahatça oturduğumuz topraklara kanını dökmüş, bu topraklar için canını adamış askerlerimizin, subayların, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın üniformalarının dikildiği, Milli Mücadelemizin şahidi olan bir makine. İlk olarak bize emanet edildiğinde Hacı Bayram'da bulunan İyilik Atölyelerimizde sergilenmeye başlandı. İyilik Atölyemizin Birr Mekan'a taşınmasıyla birlikte burada sergilemeyi uygun gördük. Burası vatandaşın çok rahat girip çıkabildiği, üretilen ürünleri görebildiği, satın alabildiği, oturup çayını, kahvesini içebildiği bir yer. Böyle bir köşede sergilenmesi, burayı ziyaret eden herkesin de bu makineyi çok rahat görebilmesine imkan veriyor."
Ayşe Nur Kapusuz, tarihi dikiş makinesinin Birr Mekan'da sergilenmesiyle makinenin geçmişteki işlevi arasında bağ kurduklarını dile getirerek, şöyle devam etti:
"O zaman nasıl ki bu makine askerlerimizin üniformalarının dikilmesi, tamir edilmesi gibi bir iyilik üretimi yaptıysa bu mekanımız da iyiliğin üretildiği, hayır için çalışıldığı ve üretilen ürünlerin gelirlerinin tamamen iyilik projelerine harcandığı bir alışveriş mekanı olduğu için bu anlamda da bir bütünleşme söz konusu. İyiliğin hala üretilmeye devam ettiğinin de bir nişanesi bu. Nasıl o gün dikiş makinesi üzerinden bir iyilik inşa edildiyse İyilik Atölyemizde de yine dikiş makinesi üzerinden iyilik inşa edilmeye devam ediyor."

İstanbul Haliç Kongre Merkezi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş'un katılımıyla "Mevlid-i Nebi Haftası Programı" gerçekleştiriliyor.

İstanbul'da vefat eden Haksal'ın cenazesi 29 Ağustos 2026 (Yarın) öğle namazını mütakiben Üsküdar'daki Şakirin Camii'nde kılınacak.
Edebiyat dünyasında mütevazı ve derviş kişiliğiyle bilinen Haksal, Türk edebiyatının öykü, deneme ve inceleme alanlarında eserler verdi.
Özellikle Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları'ndan neşredilen Doğu Işığı serisi ile İslam medeniyetinin Batı medeniyetinin kültür ve edebiyatına yansımalarına ışık tuttu.
Haksal, yazı hayatında modern insanın yalnızlığı, yabancılaşması, benlik arayışı ve gelenekle ilişkisi gibi temalara odaklanırken kurucuları arasında yer aldığı Yedi İklim dergisiyle de edebiyat dünyasında iz bırakan isimlerden biri oldu.

Diyanet İşleri Başkanlığı 2026-2027 Umre Organizasyonu kapsamında 9 günlük kampanyalı umre turları için kayıtlar başlıyor.
Ekim ayı boyunca farklı tarih seçenekleri ve kişi başı 1.270 (bin iki yüz yetmiş) dolardan başlayan fiyatlarla başvurular il / ilçe müftülüklerinden veya e-Devlet üzerinden yapılabilecek.

Taksim Camii'nde 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla şehitler için hatim ve mevlit programı düzenlendi.
Cuma namazı öncesinde gerçekleştirilen programda, şehitler için Kur'an-ı Kerim okundu, hatim duası yapıldı.
![]()
Şehitler için mevlitin de okutulduğu programa, vatandaşların yanı sıra askeri personel ve emniyet mensupları katıldı.
![]()
Programın ardından cemaat cuma namazını kıldı.

Yapımına 1893'te başlanan caminin, 3 Mart 1894'te deprem sonucu yıkılması üzerine aynı yerde Sultan 2. Abdülhamid'in verdiği destekle 1912'de caminin yapımı tamamlandı.
Elazığ'ın Sivrice ilçesi merkezli 2020'deki depremde de bir kısmı yıkılan ve tekrar onarılan cami, "asrın felaketi" olarak nitelendirilen 6 Şubat 2023'teki depremlerde yıkıldı.
Hacı Yusuf Taş Camii Projesi'nin hazırlanması ve restorasyonu işi ihalesinin ardından, Temmuz 2023'te sözleşme imzalanarak yer teslimi yapıldı.
Ecdat yadigarı caminin ayağa kaldırılması için Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğünce başlatılan çalışmalar kapsamında oluşturulan bilim kurulunun önerileri doğrultusunda proje yürütüldü.
![]()
Kubbesi çöken ve duvarlarının bir kısmı yıkılan cami için bilim kurulu kararları doğrultusunda kalan duvarlarının sökülmesine, zemin iyileştirmelerinin yapılmasına ve yapının yeniden inşası kararlaştırıldı.
Yeniden inşa projesi ve raporlarının, Sivas Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanması ile çalışmalara başlandı.
Caminin taşları numaralandırılarak yeniden inşa projesinde kullanıldı. Mevcut taşlar kullanılmak suretiyle cami duvarları yeniden örüldü.
Yapıyı hafifletmek ve daha stabil üst örtü teşkil edilebilmesi amacıyla kubbeler çelik olarak yapıldı, çelik kubbe konstrüksiyonunun dış yüzeyleri yapının kendi taşları ile kaplanarak, üzerleri kurşun ile örtüldü.
İç mekanda, bezeme çalışmaları kapsamında kalemişi çalışmaları yeniden yapılıyor. Bu kapsamda yapının özgün mimari sanatsal özellikleri dikkate alınarak çalışmalar titizlikle yürütülüyor. Ana kubbenin göbeğine özgününe uygun hazırlanan Ayetel Kürsi ayeti işlendi.
Yerden ısıtma sistemi uygulanarak ahşap kaplama ile döşeme çalışmaları tamamlandı. Kadınlar mahfilindeki işlemler de son aşamasına geldi.
Çevresel çalışmaların tamamlanması ve halı serilmesinin ardından caminin ibadete açılması planlanıyor.

Valilikten yapılan açıklamaya göre, mektupların sahiplerine ulaştırılması için Sivas Hafıza Merkezi Sorumlusu Yaşar Abanus, tarih araştırmacısı Ömer Gül ve Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Yönetmen Turgay Kural tarafından kapsamlı bir araştırma yürütüldü.
Askerlerin yaşayan yakınlarını belirlemek amacıyla nüfus kayıtları ve mezarlıklar incelenirken, tespit edilen ailelere tarihi mektuplar teslim edilmeye başlandı.
![]()
Sivas Valisi Yılmaz Şimşek de mektubu Gazi Mehmed'in hayatta olan çocuklarına teslim etti.
Gazi Mehmed'in Ulaş ilçesi Baharözü köyünde yaşayan 103 yaşındaki oğlu Hacı Mehmet Subaşı ve Altınyayla ilçesine bağlı İbicek mezrasında yaşayan 84 yaşındaki oğlu Vahap Subaşı ile 90 yaşındaki kızı Fidan Subaşı, yıllar sonra babaları ve ailelerinin yaşadığı savaş dönemine ilişkin önemli bir belgeye kavuşmanın mutluluğunu yaşadı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Vali Şimşek, Valilik olarak Sivas ve ülke tarihine ışık tutacak önemli bir projeyi hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.
180 Sivaslı askere ait mektupların arşivden çıkarılarak ailelerine teslim edildiğini vurgulayan Şimşek, "Proje sayesinde Balkan Harbi ve 1. Dünya Savaşı'nda esir düşmüş askerlerimizin ailelerine veya ailelerinden onlara yazılmış ancak çeşitli sebeplerle ulaşmamış, ulaştırılamamış ve arşivlerde saklı kalmış mektupları, onların bugün hayatta olan çocuklarına ya da torunlarına teslim ediyoruz." ifadesine yer verdi.
![]()
Sivaslı 180 askere ait mektupların arşivden alınarak Sivas Hafıza Merkezi arşivine kazandırıldığını ve aynı zamanda kitaba dönüştürüldüğünü anlatan Şimşek, "Proje kapsamında çok anlamlı ve duygusal ziyaretler gerçekleştirdik. Balkan Harbi'ne katılan ve esir düşen Sivaslı hemşehrimiz Gazi Mehmed’in bugün hayatta olan evlatlarını ziyaret ederek, ailelerine ait 113 yıllık çok kıymetli bir hatırayı kendilerine ulaştırdık." değerlendirmesinde bulundu.
Geçmişle bugün arasında çok anlamlı bir bağ kurduklarına dikkati çeken Şimşek, şunları kaydetti:
"Amacımız Sivaslı askerlerimizin Balkan Harbi ve 1. Dünya Savaşı yıllarında yaşadıklarını gelecek nesillere daha güçlü bir şekilde aktarabilmektir. Çünkü bu vesikalar bize sadece geçmişte yaşananları anlatmıyor. Üzerinde huzur ve güven içerisinde yaşadığımız bu vatanın hangi büyük fedakarlıklarla bizlere emanet edildiğini de hatırlatıyor. İnşallah kitap çalışmamız ve hazırlayacağımız belgeselle bu mektuplar yalnızca arşivlerde kalan belgeler olmaktan çıkacak, sahiplerinin, ailelerinin ve bütün milletimizin ortak hafızasında yeniden hayat bulacaktır."

ÖSYM tarafından 6 Eylül 2026 tarihinde uygulanacak 2026-KPSS Lisans Sınavı’nın Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuna katılacak adayların sınava girecekleri binalara/salonlara atanma işlemleri tamamlandı.
Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren Sınava Giriş Belgelerini, ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr adresinden 27 Ağustos 2026 tarihinde saat 11.00'den itibaren T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle edinebilecek.
DİKKAT!
6 Eylül 2026 tarihinde uygulanacak 2026-KPSS Lisans Sınavı Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu için adaylar, saat 10.00’dan sonra sınav binalarına alınmayacak.

ÖSYM'den yapılan duyuruya göre;
2026 Dikey Geçiş Sınavı (2026-DG6) tercih işlemleri, 27 Ağustos-3 Eylül 2026 tarihleri arasında yapılacak.
Adaylar, tercihlerini bireysel olarak 27 Ağustos 2026 tarihinde saat 10.30’dan itibaren ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr adresinden T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle elektronik ortamda yapabilecek. Tercih işlemleri, 3 Eylül 2026 tarihinde saat 23.59’da sona erecek.
Yerleştirme işleminde, 2026-DGS Başvuru Kılavuzu’nda yer alan ilke ve kurallar uygulanacak.
2026-DGS yerleştirme ile ilgili genel bilgiler ve tablolar, aşağıdaki bağlantıda sunulmuş olup tercihte bulunacak adayların bu bilgileri dikkatle incelemeleri gerekmektedir.
2026-DGS Tercih Bilgileri ve Tablolar

ÖSYM'den yapılan duyuruya göre;
2026 Kamu Personel Seçme Sınavı (2026-KPSS Ortaöğretim), 25 Ekim 2026 tarihinde uygulanacaktır. Diyanet İşleri Başkanlığında din hizmetlerinde görev almak isteyenlerin katılacakları Din Hizmetleri Alan Bilgisi Testi (DHBT) ise 1 Kasım 2026 tarihinde yapılacak.
KPSS Ortaöğretim’e başvurular 27 Ağustos-8 Eylül 2026 tarihleri arasında yapılacaktır. 1 Kasım 2026 tarihinde uygulanacak olan Diyanet İşleri Başkanlığında din hizmetlerinde görev almak isteyenlerin katılacakları 2026-KPSS Din Hizmetleri Alan Bilgisi Testi (DHBT) için başvurular ise 22-30 Eylül 2026 tarihleri arasında olacaktır. DHBT’ye ortaöğretim düzeyinde başvuracak adayların da 25 Ekim 2026 tarihinde yapılacak olan 2026-KPSS Ortaöğretim’e başvurarak sınava girmeleri gerekmektedir.
Adaylar, başvurularını elektronik ortamda ÖSYM Başvuru Merkezleri aracılığıyla veya bireysel olarak saat 10.00'dan itibaren ÖSYM'nin https://ais.osym.gov.tr adresinden veya ÖSYM Aday İşlemleri Mobil uygulamasından yapabilecektir.
2026-KPSS Ortaöğretim ile 2026-DHBT’ye ilişkin ayrıntılı bilgi 2026-KPSS Ortaöğretim Kılavuzu’nda yer almaktadır. Adaylar, Kılavuz’a aşağıdaki bağlantıdan erişebileceklerdir. Sınava başvuracak adayların Kılavuz’u dikkatle incelemeleri gerekmektedir.
2026-KPSS Ortaöğretim: Kılavuz ve Başvuru Bilgileri

İslam coğrafyasını 632-1924 yılları arasında ele alan atlas, farklı kaynaklardan derlenen verileri harita üzerinde bir araya getiriyor. Kullanıcılar, zaman çizelgesi ve çeşitli katmanlar aracılığıyla İslam dünyasında kurulan hanedanları, hükümdarları, alimleri ve tarihi merkezleri dönemlerine ve coğrafyalarına göre inceleyebiliyor.
Atlasın güncel sürümünde 186 İslam hanedanı ve 830 hükümdarın yanı sıra Zirikli'nin "el-A'lam" eserinden 13 bin 940 biyografik kayıt, Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) İslam Ansiklopedisi'nden 8 bin 528 alim biyografisi ve Yakut el-Hamevi'nin "Mu'cemü'l-Büldan" eserinden 12 bin 954 coğrafi kayıt gibi kapsamlı veriler yer alıyor.
Atlas kapsamında ayrıca 3 bin 458 darphane, 2 bin 49 Makdisi yerleşimi, İbn Battuta'nın 317 durağı, Evliya Çelebi'nin 5 bin 444 durağı ve 801 yapı kaydı bulunuyor.
- Atlasa ilk olarak "The New Islamic Dynasties" kitabı aktarıldı
Platformu hazırlayan Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Hüseyin Gökalp, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye İmam Hatipliler Vakfı (TİMAV) bünyesinde T-CORPUS adında TİMAV Dijital Beşeri Bilimler Merkezi'ni kurduklarını ve bu merkezin ilk ürününün İslam Tarihi Atlası olduğunu söyledi.
Gökalp, atlası geniş bir ekiple hazırladıklarını belirterek, "İslam Tarihi Atlası'nın arkasından İslam Tarihi Yazım Atlası geliyor. Çok yakında duyuracağımız büyük bir proje. Bunun dışında iki Avrupa Birliği ve iki TÜBİTAK 1001 projesi hazırladık. Dolayısıyla TİMAV Dijital Beşeri Bilimler Merkezimizi çalışma alanımızın metodolojisine dahil ederek, yapabileceğimiz işlerin sayısını, niteliğini ve niceliğini artırma gayretindeyiz. İslam Tarihi Atlası da bu anlamda ilk tecrübemiz oldu." dedi.
Atlasta ilk olarak İngiliz tarihçi Clifford Edmund Bosworth tarafından yazılan ve İslam dünyasında hüküm sürmüş 186 hanedanı kronolojik ve soy ağaçlarıyla inceleyen "The New Islamic Dynasties" kitabını temel aldıklarına işaret eden Gökalp, şöyle devam etti:
"632-1924 yılları arasındaki hanedanları bütüncül bir şekilde harita üzerinde göstermek amacıyla bu kitabı dijital ortama aktardık. Çalışmada 186 İslam hanedanlığı ve bu hanedanlıklarda hüküm süren 830 hükümdar yer alıyor. Başlangıçta Müslüman Hanedanlıklar Atlası olarak tasarlanan platforma zamanla seyahatnameler, şehirler ve savaşlar gibi farklı veri setlerini de ekledik. Bu kaynakların birbirleriyle ne ölçüde örtüştüğünü ve farklılaştığını karşılaştırarak aralarındaki bağlantıları ortaya çıkardık. Böylece atlas, yalnızca bir harita olmaktan çıkarak ilişkiler ağını görünür kılan bir dijital beşeri bilimler projesine dönüştü."
- "Datayı çok kolay bir şekilde işleyen bir atlası model olarak kurmuş olduk"
Hüseyin Gökalp, atlastaki ilişkiler ağına dair ise "Mesela bir alimden, hükümdardan ya da komutandan bahsediyoruz. O kimlerle bir ilişki ağı kurmuş, kimlerle karşılaşmış, hoca-öğrenci, halef-selef ya da akraba ilişkilerini bir defada atlasta görebilmek çok kıymetli. Özellikle tarih ve beşeri bilimler meraklıları için kıymetli bir şey. Biz burada çok katmanlı, birbirleriyle sürekli ilişki halinde ağları kurabilen ve datayı çok kolay bir şekilde işleyen bir atlası model olarak kurmuş olduk." diye konuştu.
Sitede kullanıcılar için bir geri dönüş kısmı olduğunu ve araştırmacıların, akademisyenlerin önerilerine göre platformu sürekli güncellediklerini söyleyen Gökalp, daha sonra platformu bir mobil uygulama haline getirmeyi hedeflediklerini ifade etti.
- Dijital beşeri bilimlerle tarihin farklı ihtimalleri de araştırılıyor
Gökalp, yürüttükleri çalışmaların yalnızca mevcut tarihsel verileri haritalandırmakla sınırlı olmadığını, dijital beşeri bilimlerin sunduğu yöntemlerle farklı tarihsel süreçleri de incelemeye çalıştıklarını belirtti.
Bu kapsamda, İslam toprakları ile ilk dönem Bizans sınırları arasındaki sugur bölgelerindeki hareketlilik ve idari yapıyı ele alan "Frontiers" adlı uluslararası bir proje üzerinde çalıştıklarını aktaran Gökalp, projede Almanya, ABD, İngiltere ve Türkiye'den geniş bir ekibin yer aldığını söyledi.
Tarihsel olayların farklı koşullarda nasıl gelişebileceğini inceleyen çalışmalar da yaptıklarını ifade eden Gökalp, bunu mühendislikteki farklı versiyonların denenmesine benzeterek, bu kapsamda bir savaşın farklı bir coğrafyada ya da farklı mevsim koşullarında gerçekleşmesi halinde nasıl sonuçlanabileceğine yönelik çalışmalar yürüttüklerini aktardı.
Hüseyin Gökalp, bu projelerin bir bölümünü TÜBİTAK'a sunduklarını ve üzerinde çalıştıkları bir diğer alanın ise İslam düşünce tarihi olduğunu belirterek, İslam düşünürlerinin düşünme yöntemleri arasındaki ilişkileri ve farklı dönemlerdeki düşünürlerle entelektüel bağlantılarını dijital yöntemlerle ortaya çıkarmayı hedeflediklerini anlattı.
- "Araştırmacılar verileri indirebilir"
Selçuk Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ali Çetinkaya ise atlasa beklediklerinin üzerinde çok yoğun bir ilgi oluştuğunu aktararak, "Bu çalışmayı versiyon 1 kabul edersek, ikinci versiyonu çok daha geniş bir şekliyle ifade etmek istiyoruz. Onun da testleri, veri çalışmaları devam ediyor. İnşallah onu da en kısa sürede açmış olacağız." dedi.
Çetinkaya, uluslararası bir proje olan OpenITI'nin atlasın önemli bileşenlerinden biri olduğuna dikkati çekerek, kitaplarda yer alan düz metinleri yapılandırılmış verilere dönüştürdüklerini ve bu verilerin farklı bilgisayar dilleri ve platformlar tarafından kullanılabilir hale geldiğini söyledi.
Atlasın ikinci versiyonunda ise isim ve mekanların doğru şekilde eşleştirilmesine odaklandıklarını dile getiren Çetinkaya, "Örneğin kitaplarda geçen 'Ebubekir' isminin Hz. Ebubekir'i ifade edip etmediği ya da geçmişte kullanılan bir mekan adının günümüzde hangi bölgeye karşılık geldiği gibi noktalar kritik. Daha ince işçilikli, sağlıklı ve kapsamlı bir veri sunabilmenin çabası içindeyiz." ifadelerini kullandı.
Çetinkaya, atlas çalışmalarını tamamen açık kaynak olarak yaptıklarını belirterek, şunları kaydetti:
"Eğer araştırmacılar bizim verilerimizi kullanmak istiyorlarsa, verileri indirerek kullanabilirler. Hazır çalışılmış, ilişkilendirilmiş veriler var. Bu veri setlerinden araştırmacılar farklı yerlere ulaşabilirler. Yeni akademik çalışmaların önü açılabilir. Aynı zamanda atlası okullarda, liselerde, üniversite eğitiminde, özellikle tarih eğitiminde materyal olarak kullanabilirler. Site ilk başta biraz karmaşık görünüyor olabilir, biraz göz gezdirince esasında çok zevkli bir platform ve insanlara farklı pencereler açabilir."
Platformun Türkçenin yanı sıra Arapça ve İngilizce olarak da kullanıcılara hizmet verdiğini belirten Çetinkaya, bu anlamda farklı ülkelerden de atlasa erişimin yoğun olduğunu sözlerine ekledi.

Emek Mahallesi’nde yaşayan yüzde 75 zihinsel engelli İmamoğlu, Ayyıldız Camii İmamı Halis Kuru ve Müezzin Muhammed Ali Yazan'a umreye gitmek istediğini söyledi.
İmamoğlu’nun umre istediğini anlattığı sırada kaydedilen görüntüler daha sonra sosyal medyada paylaşıldı.
Paylaşımın ardından İmamoğlu'nun umre hayalini gerçekleştirmek isteyen hayırseverler, önce kendisinin, ardından babası ve annesinin umre masraflarını karşılamayı kabul etti.
İmam Halis Kuru, Ahmet Turan İmamoğlu'nun Ayyıldız Camii'ne namaza gelen özel biri olduğunu söyledi.
Camide zaman zaman su dağıtan İmamoğlu'nun cemaate de yardımcı olduğunu belirten Kuru, "Bize rüyasını anlattı. Rüyasını anlatırken video kaydına almak istedik. Tamamıyla istem dışı. Kendisinin söylemlerini kaydettik." dedi.
Kuru, videonun camiye gelen ilahiyat fakültesi öğrencilerinden birinin sosyal medyada paylaşmasıyla beğeni aldığını dile getirdi.
Öğrencinin, "Hocam bu videoyu sosyal medyada yayınlarsak Ahmet'e birisi sponsor olur" dediğini aktaran Kuru, çağrıya karşılık veren hayırseverlerin umre için sponsor olduğunu ifade etti.
- "Kayıtsız kalmayan bütün kardeşlerimize çok teşekkür ediyorum"
İmamoğlu'nun özel bir birey olduğu için yurt dışına tek başına çıkamayacağını dile getiren Kuru, şunları kaydetti:
"Ahmet, babası olmadan yurt dışına çıkış yapamıyor. Bu nedenle Ahmetimizin babasına da yine hayırsever bir kardeşimiz sponsor oldu. Bunun üzerine Ahmet'in annesi beni aradı. Hocam 'Ahmet ve babası umreye gidiyor, ben gidemeyecek miyim' dedi. Allah bilir, dua edin, Allahımız bir kolaylık eylesin dedim. Kendisiyle bu konuşmayı bitirdikten sonra telefonum çaldı. Yine Ahmet'i umreye götürmek için sponsor olmaya niyetlenen bir kardeşimizdi. Biz kendisine durumu anlattık, 'Ahmet'in ve babasının sponsoru var. Eğer arzu ederseniz annesinin de masraflarını siz karşılayın' dedik. Telefondaki kişi bu teklifi kabul etti. Bu şekilde süreci başlatmış olduk. Sosyal medyada kardeşlerimizin takıldığı, odaklandığı 'Hocam beni Resulullah çağırıyor' cümlesi vardı. Allah razı olsun, bu cümleye maddi ve manevi destek veren çok kardeşimiz oldu. Kayıtsız kalmayan bütün kardeşlerimize çok teşekkür ediyorum."
Müezzin Muhammed Ali Yazan da yaklaşık 3 yıldır Ayyıldız Camii'nde görev yaptığını, bu süre zarfında da İmamoğlu ile camiye hizmet noktasında özel gün ve gecelerde tanıştıklarını anlattı.
İmamoğlu'nun gördüğü rüyayı kendilerine anlatması üzerine harekete geçtiklerini ifade eden Yazan, şöyle devam etti:
"Gelen destekler üzerine Ahmet kardeşimizi inşallah nasip olursa Efendimizin huzuruna ekim ayı içerisinde uğurlayacağız. Ahmet kardeşimiz bizimle rüyasını paylaştıktan sonra ona destek olmak adına Halis hocamla istişarelerde bulunduk. Ahmet kardeşimiz, sadece bizim camimiz değil, şehrimizin farklı camilerinde, türbelerinde de mihmandarlık yapıyor. Bir şeye vesile olduk, mutluyuz."
- Kutsal topraklara gidecek olmanın mutluluğunu yaşıyor
Kutsal topraklara gidecek olmanın mutluluğunu yaşayan Ahmet Turan İmamoğlu da "Rüyamda Peygamber Efendimizi gördüm. 'Neden gelmiyorsun' dedi. 'Bir türlü gelemiyorum. Gelmek istiyorum ama bir türlü olmuyor' dedim. Bu durumu Halis hocamlara anlattım. Mutluyum, sevinçliyim." dedi.
Baba Mevlüt İmamoğlu ise oğlunun zihinsel bir rahatsızlığı olduğunu belirterek, "Benim maddi durumum olmadığı için oğlumu götüremezdim. Oğlumun vasisi benim. Halis hocamlara 'Vasi kararını noterden size vereyim, umreye siz götürün' dedim. Bunun üzerine 'Babası daha iyi ilgilenir, belki siz ilgilenemezsiniz' demişler. Bunun için beni de götürüyorlar. Tüm hayır sahiplerinden Allah razı olsun." şeklinde konuştu.

Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümü etkinlikleri için Ahlat'ta bulunan Erdoğan, UNESCO Dünya Kültür Miras Geçici Listesi'nde yer alan ve dünyanın en büyük Türk-İslam mezarlıklarından biri olan Selçuklu Meydan Mezarlığı'na geldi.
Erdoğan, burada abidevi mezar taşlarının bulunduğu bölümleri inceleyerek yetkililerden bilgi aldı.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş tarafından ecdat ve şehitler için Kur'an-ı Kerim okundu, dualar edildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, duanın ardından beraberindeki heyetle hatıra fotoğrafı çektirdi.
Ziyaret sonrası mezarlık çıkışında kendisini bekleyen şehit aileleri ve gazilerle bir araya gelen Erdoğan, vatandaşlarla selamlaşarak bir süre sohbet etti ve fotoğraf çektirdi.

Zağnos Paşa Camii'nde kılınan namazın ardından gerçekleştirilen açılışa Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Karesi Belediye Başkanı Mesut Akbıyık ve vatandaşlar katıldı.
Vali Ustaoğlu, törende yaptığı konuşmada, tarihi mirası yeniden halkın hizmetine açmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
Karesi Bey'in yaklaşık 730 yıl önce bölgeye geldiğini ve kentin tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Ustaoğlu, "Büyük bir medeniyete ve tarihi geçmişe sahibiz. Büyük milletle, büyük devletler tarihine ve geçmişine sahip çıkarak oluyor. Tarihimizde çok önemli iz bırakmış, Karesi Beyliği'ni kuran Karesi Bey'in metfun bulunduğu bu türbenin restorasyonunu tamamlayarak tekrar halkımızın hizmetine açıyoruz." dedi.
Ustaoğlu, türbenin daha önce de farklı dönemlerde restorasyon geçirdiğini aktararak, yapının 1897 yılında Balıkesir'de meydana gelen depremde yıkıldığını ve daha sonra yeniden inşa edildiğini ifade etti.
Restorasyon çalışmalarının Karesi Belediyesi'nin desteğiyle gerçekleştirildiğini dile getiren Ustaoğlu, türbenin bulunduğu sokakta da asfaltlama çalışmalarına başlanacağını belirtti.
Ustaoğlu, restorasyonda emeği geçenlere teşekkür etti.
Açılışın ardından Karesi Bey Türbesi'ne giren Vali Ustaoğlu, restorasyon çalışmalarını inceleyerek yetkililerden bilgi aldı ve türbede dua etti.

Hz. Peygamber (sas)'in dünyaya gelişi dolayısıyla hicri takvime göre rebiülevvel ayının 12'nci günü idrak edilen Mevlid-i Nebi gecesi münasebetiyle yurt genelindeki camilerde programlar düzenlendi.
Camileri dolduran vatandaşlar, namaz kılıp, İslam alemi ve Türkiye için dua etti.
Ankara'da Beştepe Millet Camisi'nde Mevlit Kandili dolayısıyla "Mevlid-i Nebi Gecesi" özel programı düzenlendi.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Beştepe Millet Camisi'nde akşam namazının ardından cemaatin yoğun katılımıyla icra edilen programda, Kur'an-ı Kerim ve Mevlid-i Şerif okundu.
Diyanet İşleri Başkanlığı İlahi Korosu'nun ilahiler seslendirdiği programda, salavatlar ve tekbirler getirildi.
Programda, Filistin, Gazze, Doğu Türkistan ve Myanmar ile tüm şehitler ve vefat eden gaziler için de dua edildi.
İstanbul'daki camilerde son peygamber Hazreti Muhammed'in doğum günü olan Mevlit Kandili dolayısıyla özel programlar yapıldı.
Hazreti Muhammed'in dünyaya gelişi dolayısıyla hicri takvime göre rebiülevvel ayının 12'nci günü idrak edilen kandilde Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, Sultanahmet, Fatih, Süleymaniye ve Eyüp Sultan gibi camilerde akşam vakti yoğunluk yaşandı.
Camiye gelen vatandaşlar, çeşitli coğrafyalarda zulüm gören Müslümanlar ile Türkiye'nin birliği ve beraberliği için dua etti, Kur'an-ı Kerim okudu.
Anadolu Yakası'nda bulunan Büyük Çamlıca Camisi'ne "Mevlid Gecemiz Mübarek Olsun" yazılı mahya asıldı.
Barbaros Hayrettin Paşa Camisi'nde Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda ilahiler okunup dualar edildi.
Duaların ardından hep birlikte yatsı namazı kılındı.
Bursa'da, başta tarihi Ulu Cami ile Emirsultan olmak üzere camilerde programlar düzenlendi, vatandaşlar namaz kıldı, dualar etti.
Ulu Cami'de kandil sebebiyle yatsı namazından önce program düzenlendi. Vatandaşların yoğun katılım gösterdiği programda, Süleyman Çelebi'nin yazdığı Mevlid-i Şerif okundu, dualar edildi.
Cami çıkışında vatandaşlara lokum, kandil simidi ve gül suyu ikram edildi.
Eskişehir'de Mevlit Kandili dolayısıyla "Seccadeni al gel" sloganıyla Dede Korkut Parkı'nda program düzenlendi.
Akşam namazının ardından başlayan kandil programında din görevlileri tarafından Kur'an-ı Kerim okundu.
Vatandaşlar yere serilen hasırların üzerinde mevlit programını takip etti.
Programda dua edilmesinin ardından vatandaşlar yatsı namazını kıldı.
BİLECİK
Bilecik Müftülüğünce düzenlenen programda vatandaşlar, Merkez Kayıboyu, Orhan Gazi ve Şerifpaşa başta olmak üzere kent genelindeki camileri doldurdu.
Kayıboyu Camisi'ndeki programda Kur'an tilaveti yapıldı, ilahiler okundu.
İl Müftü vekili Sabri Bağcı vaazında Hazreti Muhammed'i hakkıyla tanımanın ve sevmenin yalnızca onun doğumunu yad etmek olmadığını belirterek, "Onu sevmek imanını, ahlakını ve sünnetini hayatımıza rehber edinmek, ailemizde merhameti, ilişkilerimizde vefayı, sözümüzde doğruluğu, işlerimizde dürüstlüğü, toplum hayatında adalet ve kardeşliği hakim kılmaya gayret etmektir." ifadelerini kullandı.
Ayrıca Şeyh Edebali Türbesi yerleşkesindeki Orhan Gazi Camisi'nde hatm-i şerif okutularak, vatandaşlara limonata ikram edildi.
BALIKESİR
Balıkesir'de merkez Altıeylül ilçesindeki İmam-ı Birgivi Camisi'nde gerçekleştirilen program, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı.
İlahilerin okunduğu, mevlidin seslendirildiği programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.
Cami içinde yer bulamayan bazı vatandaşlar ibadetlerini avluda eda etti.
Gaziantep'te Türkiye'nin en büyük camilerinden biri olan Şahinbey Millet Camisi'nde program düzenlendi.
Kandil dolayısıyla camiyi dolduran vatandaşlara, günün önemi anlatıldı.
Programda Kur'an-ı Kerim okundu, dua edildi, vatandaşlara cami çıkışında ikramda bulunuldu.
Şanlıurfa'da vatandaşlar Balıklıgöl Yerleşkesi'ndeki camileri doldurdu.
"Peygamberler şehri" olarak nitelendirilen kentin sakinleri, kandil dolayısıyla Hazreti İbrahim'in doğduğu rivayet edilen makamı ziyaret ederek dua okudu.
Yatsı ezanı öncesi yerleşkeye gelenler, camilerde namaz kıldı, Kur'an-ı Kerim okudu.
Namazın ardından Şanlıurfa Müftülüğünce Dergah Camisi'nde mevlit okutuldu. Kentteki diğer camilerde de Mevlit Kandili idrak edildi.
Kahramanmaraş İl Müftülüğü'nce başta Abdülhamid Han Camisi olmak üzere birçok camide düzenlenen programlarla Mevlit Kandili idrak edildi.
Abdülhamid Han Camisi'nde akşam namazının ardından cemaatin yoğun katılımıyla icra edilen program, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı.
Programda Mevlid-i Şerif okundu, vaaz verildi.
Cami çıkışında vatandaşlara ikramda bulunuldu.
Malatya'da Mevlit Kandili dolayısıyla camilerde programlar düzenlendi.
Darende ilçesinde tarihi Şeyh Hamid-i Veli Külliyesi ve tüm camilerde kandil programları düzenlendi.
Namaz sonrası, Hulusi Efendi Vakfı tarafından camilere gelenlere Somuncu Baba Sebil Ekmeği, gül ve şerbet ikram edildi, çocuklara çeşitli hediyeler dağıtıldı.
Adıyaman İl Müftülüğünce Meydan Camisi'nde program düzenlendi.
Camiye gelen vatandaşlar, namaz kıldı, dua etti.
Kilis İl Müftülüğünce Hacı Faruk Kayabaş Camisi'nde düzenlenen program, İl Müftüsü Alettin Bozkurt'un vaazıyla başladı.
Vaazın ardından Kur'an-ı Kerim okundu, dua edildi, namaz kılındı. Vatandaşlara cami çıkışında çeşitli ikramlarda bulunuldu.
Hacı Sabancı Merkez Camisi'nde düzenlenen kandil programı, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı.
Programda Mevlid-i Şerif okundu, dua edildi.
Cami çıkışında vatandaşlara ikramda bulunuldu.
Mersin'de Mevlit Kandili, kentteki camilerde dualarla idrak edildi.
Yenişehir ilçesindeki Hz. Mikdat Camisi'nde yatsı namazı öncesi kandil programı düzenlendi.
Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, İl Müftüsü Mustafa Topal vaaz verdi.
Vatandaşlar namaz kıldı, dua etti, okunan ilahileri dinledi.
Öte yandan Adana Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve Türk Kızılay tarafından cami çıkışında vatandaşlara ikramlarda bulunuldu.
Hatay'ın merkez Antakya ilçesinde de vatandaşlar, Mevlit Kandili dolayısıyla Anadolu'nun ilk camisi olarak bilinen Habib-i Neccar Camisi'ni doldurdu.
İlçe Müftüsü Rıdvan Şahin'in vaazını dinleyen vatandaşlar, daha sonra saf tutarak namaz kıldı, dua etti.
Cami çıkışında vatandaşlara ilgili kurumlarca ikramda bulunuldu.
Osmaniye'nin Bahçe ilçesinde Mevlit Kandili dolayısıyla tarihi Ağcabey Camisi'nde program düzenlendi.
Kur'an-ı Kerim ve ilahiler okunmasının ardından vaaz verildi, dua edildi.
Cami çıkışında vatandaşlara ikramda bulunuldu.

İstanbul Barbaros Hayrettin Paşa Camii'nde Mevlid-i Nebi Gecesi Özel programı gerçekleştiriliyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Bazı basın ve yayın organlarında, Diyanet İşleri Başkanı Sayın Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ’un Japonya’ya gerçekleştirdiği resmî ziyaret hakkında gerçeği yansıtmayan ve kamuoyunda yanlış kanaat oluşturabilecek nitelikte birtakım iddialara yer verildiği görülmüştür.
Söz konusu haberde, Başkanımızın Japonya ziyareti “beş yıldızlı lüks Tokyo gezisi” şeklinde nitelendirilerek programın resmî mahiyeti ve gerçekleştirilen çalışma ve temaslar göz ardı edilmiş; kamuoyunda ziyaretin turistik amaçlarla ve yüksek maliyetlerle gerçekleştirildiği yönünde halkı yanıltıcı bir algı oluşturulmaya çalışılmıştır.
Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki hususların açıklanmasına ihtiyaç duyulmuştur.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ’un Japonya ziyareti, turistik veya şahsi amaçlarla gerçekleştirilen bir gezi değil, Başkanlığımızın görevleri kapsamında gerçekleştirilen resmî bir çalışma programıdır.
Başkanımız, Tokyo Camii Diyanet Vakfı 10. Genel Kurul Toplantısı’na katılmak üzere Japonya’ya gitmiş; ziyaret kapsamında Japonya’da yürütülen dinî, sosyal ve kültürel hizmetlere ilişkin değerlendirme ve temaslarda bulunmuştur.
Program çerçevesinde Başkanımız, Tokyo Camii’nde cuma namazı öncesinde cemaate hitap etmiş, caminin Japonya’daki Müslümanlar bakımından taşıdığı önem ve yürütülen din hizmetleri hakkında değerlendirmelerde bulunmuş ve cuma namazını kıldırmıştır. Ayrıca Japon Müslümanları Derneği ziyaret edilerek Müslüman toplumunun temsilcileriyle görüşülmüş; Türkiye Cumhuriyeti Tokyo Büyükelçiliğinde gerçekleştirilen ziyarette ise Türkiye-Japonya ilişkilerinin dinî ve kültürel boyutlarına ilişkin temaslarda bulunulmuştur.
Dolayısıyla günleri önceden planlanmış toplantı, görüşme ve ziyaretlerden oluşan bu resmî programın “lüks Tokyo gezisi” şeklinde kamuoyuna sunulması, ziyaretin mahiyetini ve maddi gerçekliği yansıtmamaktadır.
Öte yandan haberde, kimliği ve iddialarının dayanağı açıklanmayan bir kişinin heyetin Japonya’da “doya doya gezdiği”, “vatandaşla sohbet etmediği” ve vatandaşların katılabileceği herhangi bir program gerçekleştirilmediği yönündeki ifadelerine de yer verilmiştir.
Oysa Başkanımızın Tokyo Camii’nde doğrudan cemaate hitap ettiği, Japon Müslümanları Derneği yöneticileri ve Müslüman toplumunun temsilcileriyle bir araya geldiği ve çeşitli resmî temaslarda bulunduğu kamuoyuna açık bilgi ve görsellerle sabittir. Buna rağmen gerçekleştirilen bu faaliyetlerin göz ardı edilerek kaynağı belirsiz ve doğruluğu teyit edilmemiş değerlendirmelerin haberin temel unsuru hâline getirilmesi kabul edilebilir değildir.
Haberde kullanılan “beş yıldızlı otel”, “lüks araç” ve “doya doya gezi” gibi ifadelerin de ziyaretin gerçek mahiyetini açıklamaktan ziyade, kamuoyunda Başkanımızın resmî görevini yerine getirirken kamu veya vakıf kaynaklarını kişisel konfor amacıyla kullandığı yönünde bir algı oluşturmaya elverişli biçimde sunulduğu görülmektedir.
Bir otelin yıldız sayısının veya internet ortamında belirli bir tarihte görüntülenen oda fiyatlarının zikredilmesi, Başkanımız adına gerçekte hangi bedelin ödendiğini, bu bedelin hangi şartlarda belirlendiğini ve kim tarafından karşılandığını ortaya koymamaktadır. Aynı şekilde, Tokyo Camii Diyanet Vakfının kullanımındaki bir aracın resmî program kapsamındaki ulaşımda kullanılmasının “lüks araçla dolaşma” şeklinde sunulması da resmî görev kapsamındaki olağan bir ulaşım faaliyetini bağlamından koparmaktadır.
Söz konusu haberde yer verilen diğer yanıltıcı hususlardan biri de 399,7 milyon TL tutarındaki yolluk giderinin Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ’un yurtdışı seyahatlerinin maliyetiymiş gibi sunulmasıdır.
Bu bilgi gerçeği yansıtmamaktadır.
Haberde zikredilen 399,7 milyon TL, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ’un şahsi veya yurtdışı seyahatlerinin maliyeti değildir. Söz konusu tutar, yaklaşık 150 bin personele sahip Diyanet İşleri Başkanlığının 2026 yılının ilk altı aylık döneminde gerçekleştirdiği yurtiçi ve yurtdışı görevlendirmelere ilişkin yol, yemek ve konaklama giderlerinin tamamını kapsayan kurumsal yolluk gideridir.
Başkanlığımızın bütün teşkilatını ve personelini ilgilendiren altı aylık kurumsal bir gider kaleminin, Diyanet İşleri Başkanının şahsi seyahatlerinin “faturası” gibi sunulması kamuoyunu yanıltıcı niteliktedir.
Aynı haberde Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ’un, önceki Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali ERBAŞ hakkında “Erbaş’ın yaptıklarını yapmasam yeter” şeklinde bir ifade kullandığı da ileri sürülmüştür.
Başkanımıza atfedilen bu sözün söylendiğine ilişkin herhangi bir somut bilgi veya belge ortaya konulmamıştır. Doğrulanmamış bir ifadenin Başkanımıza aitmiş gibi kamuoyuna aktarılması ve buradan hareketle mevcut Diyanet İşleri Başkanımız ile önceki Başkanımız arasında bir gerilim veya görüş ayrılığı bulunduğu izleniminin oluşturulması gerçeğe dayanmamaktadır.
Basının, kamu kurumlarının faaliyetlerini ve kamu kaynaklarının kullanımını sorgulaması demokratik toplum düzeninin doğal ve önemli bir gereğidir. Bununla birlikte kamuoyunun haber alma hakkının sağlıklı biçimde kullanılabilmesi, bilgilerin maddi gerçekliğe uygun, bağlamından koparılmadan ve doğruluğu araştırılarak aktarılmasını gerektirir.
Resmî bir çalışma programının içeriğinin geri plana itilerek “lüks gezi” şeklinde sunulması, Başkanlığımızın bütün teşkilatına ait kurumsal giderlerin Başkanımızın şahsi seyahat maliyeti gibi gösterilmesi ve doğrulanmamış birtakım ifadelerin kendisine atfedilmesi, kamuoyunun doğru bilgi edinme hakkıyla bağdaşmamaktadır.
Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ, uzun yıllardır akademik ve ilmî çalışmalar yürüten, çok sayıda bilimsel esere imza atan, yükseköğretim alanında önemli görevler üstlenen ve hâlihazırda Diyanet İşleri Başkanlığı görevini yürüten saygın bir bilim insanı ve kamu görevlisidir.
Diyanet İşleri Başkanlığımız ise 03.03.1924 tarihli Şeriye ve Evkaf ve Erkânı Harbiyei Umumiye Vekâletlerinin İlgasına Dair Kanun ile Cumhuriyetimizin kurumsal teşkilatlanmasının temel yapılarından biri olarak Genelkurmay Başkanlığı ile aynı kanunla kurulan ve anayasal düzenimiz içerisinde müstesna bir yere sahip bulunan köklü bir kurumdur.
Başkanlığımızın görev alanı yalnızca ülkemiz hudutlarıyla sınırlı olmayıp, dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımızın, soydaşlarımızın ve Müslüman toplulukların din hizmetlerine ilişkin önemli kamusal faaliyetleri de kapsamaktadır.
Bu nedenle Diyanet İşleri Başkanının yurt dışında gerçekleştirilen resmî toplantı, ziyaret ve temaslara katılması, görevinin doğal bir gereği olup; bu faaliyetlerin bağlamından koparılarak “lüks gezi” şeklinde takdim edilmesi gerçeği yansıtmamaktadır.
Diyanet İşleri Başkanlığımız, ülkemizde ve dünyanın farklı coğrafyalarında din hizmetlerinin yürütülmesi, vatandaşlarımızın, soydaşlarımızın ve Müslüman toplulukların dinî ihtiyaçlarının karşılanması ve bu alandaki uluslararası ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla çalışmalarını şeffaflık, kamu yararı ve sorumluluk anlayışı içerisinde sürdürmeye devam edecektir.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ’un Japonya ziyareti de bu görev ve sorumluluklar kapsamında gerçekleştirilen resmî bir çalışma programıdır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ani Ören Yeri'ndeki Selçuklu Mezarlığı'nda üzerinde kufi hatla "Hz. Muhammed" isminin altı kez tekrarlandığı bezemeli bir taş bulunduğunu bildirdi.
Bakan Ersoy, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde bulunan Ani Ören Yeri'ndeki arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkarılan eseri duyurdu.
Paylaşımında Ersoy, şu ifadeleri kullandı:
"Mevlid Kandili'nin manevi iklimini yaşadığımız bu mübarek gecede, Sultan Alparslan'ın 1064'teki fethiyle Anadolu'daki Türk-İslam tarihinin kapısını aralayan Ani'de eşsiz bir eseri gün yüzüne çıkardık. 2021'den bu yana kazı çalışmalarını sürdürdüğümüz Selçuklu Mezarlığı'nda, üzerinde kufi hatla 'Hz. Muhammed' isminin altı kez tekrarlandığı bezemeli bir taş bulduk.
Merkezindeki sekiz köşeli yıldız biçimindeki bir motifin etrafındaki yazı kuşağında 'Hz. Muhammed' ismi üç kez görülüyor. Bir Selçuklu kümbetine ait olduğu değerlendirilen bu eser, ecdadımızın Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'e duyduğu derin muhabbetin asırlardır taşta yaşayan nişanesidir. Bu vesileyle aziz milletimizin ve İslam aleminin Mevlid Kandili'ni tebrik ediyor, bu mübarek gecenin tüm insanlığa barış, huzur ve rahmet getirmesini diliyorum."
- Eser, Ani'nin Türk-İslam kimliğini yansıtıyor
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, arkeolojik kazılarda bulunan bezemeli taş, 51'e 21 santimetre ölçülerinde.
Kabartma tekniğiyle hazırlanan taşta, sekiz köşeli yıldızın çevresinde kufi hatla 'Hz. Muhammed' ismi altı kez tekrarlanıyor. Eserin yalnızca yarısının günümüze ulaşması nedeniyle bugün bu isimlerden üçü görülebiliyor.
Mezarlıktaki Selçuklu kümbetlerinden birine ait mimari parça olduğu değerlendirilen eser, Ani'nin Türk-İslam kimliğini, dönemin inanç dünyasını ve mezarlık kültürünü somut biçimde yansıtan önemli bir arkeolojik belge niteliği taşıyor.
- Anadolu'daki ilk Türk-İslam Mezarlığı
Sultan Alparslan'ın 1064 yılındaki fethiyle Türklerin Anadolu'ya giriş kapısı olan Ani, Anadolu'daki Türk-İslam tarihinin başlangıç noktaları arasında yer alıyor.
Kazılarda elde edilen veriler, Ani'deki Selçuklu Mezarlığı'nın Anadolu'nun ilk Türk-İslam mezarlığı ve ilk Türk şehitliği olduğunu ortaya koyuyor.
Ani, ilk fetih camisi, ilk cami ve ilk mescit gibi eserleriyle de Anadolu Türk-İslam medeniyeti açısından ayrı bir önem taşıyor.
Benzer süsleme düzenleri Tercan'daki 1191 tarihli Mama Hatun Kümbeti, 1224 tarihli Malatya Ulu Camii, Beyşehir'deki Eşrefoğlu Camii ile Konya’daki Tahir ile Zühre Mescidi'nde de görülüyor.

Almus Fatımatü’z-Zehra Kız Hafızlık Kur’an Kursu ile Aliyyül-Murtaza Erkek Hafızlık Kur’an Kursunda eğitimlerini tamamlayan hafızlara icazet belgeleri takdim edildi.
Programa Tokat Valisi Abdullah Köklü, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hafız Osman Şahin, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, Tokat İl Müftüsü Esat Yapıcı, kaymakamlar, il protokolü, din görevlileri, davetliler ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda konuşan Tokat İl Müftüsü Esat Yapıcı, hafızlık eğitiminin önemine vurgu yaparak hafızları ve ailelerini tebrik etti. Tokat Valisi Abdullah Köklü ve Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hafız Osman Şahin de yaptıkları konuşmalarda hafızları tebrik ederek başarılarının devamını diledi.
![]()
Programda, hafızların yetişmesinde emeği bulunan Kur’an kursu yöneticileri, öğreticiler ve ailelere teşekkür edildi.
Hafızlık eğitimlerini başarıyla tamamlayan 41 öğrenciye icazet belgelerinin yanı sıra çeşitli hediyeler de takdim edildi. Program, yapılan duanın ardından toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
![]()

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, “Peygamberimiz ve Güzel Ahlak” temasıyla hazırlanan 2026 Yılı Mevlid-i Nebi Tema Kitabı için kaleme aldığı takdim yazısında, ahlakın bireysel ve toplumsal hayattaki belirleyici rolüne dikkati çekti.
Ahlakın, insanın manevi özelliklerini ve bunların davranışlara yansımasını “iyi-kötü” ve “doğru-yanlış” ölçüleriyle değerlendiren değerler ve kurallar bütünü olduğunu ifade eden Arpaguş, ahlakın insanın hem kendisiyle uyumlu bir hayat sürmesinin hem de toplumsal huzurun en önemli dayanaklarından biri olduğunu vurguladı.
Arpaguş, adalet, merhamet, sadakat, vefa, saygı, duygudaşlık, cömertlik ve diğerkâmlık gibi evrensel değerlerin insanın “insan” olma kimliğinin korunması ve yücelmesi bakımından vazgeçilmez olduğuna işaret etti.
Ahlaki değerlerin yalnızca zihnen kabul edilmesinin yeterli olmadığını belirten Arpaguş, bu değerlerin insanın hayatına ve davranışlarına yansıması gerektiğinin altını çizdi.
Ahlaki değerlerin farkına varılmasının “varoluş amacı ve hayatın anlamı bakımından bir uyanış, içsel bir keşif ve olgunluk emaresi” olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Arpaguş, “Ahlaki olgunluğun en önemli göstergesi, mezkûr değerlerin soyut birer kavram olmaktan çıkarılıp hayata yön veren bir bilince dönüştürülmüş olmasıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
İslam’ın evrensel mesajının ahlaki değerlerin bilince ve hayata dönüştürülmesindeki önemine değinen Arpaguş, yüce dinimiz İslam’ın hayat veren ilkelerinin bütün insanlık için “kusursuz bir pusula” görevi gördüğünü kaydetti.
Bu ilahi pusulanın en berrak tecellisinin Hz. Muhammed (sas) olduğunu vurgulayan Arpaguş, Peygamber Efendimizin hayatın bütün alanlarıyla ilgili ahlaki zemini bütüncül bir yaklaşımla bizzat inşa ettiğini belirtti.
Hz. Peygamber’in (sas) güzel ahlakı tamamlamak için gönderildiğini ve Kur’an’ın yaşayan hâli olduğunu ifade eden Arpaguş, Resûlullah’ın İslam’ın evrensel değerlerini hayatının her anına yansıtarak bütün insanlık için ideal bir örnek ortaya koyduğunu bildirdi.
Arpaguş, Hz. Peygamber’in tavır ve davranışlarının insanlık için örnek teşkil etmesinin temelinde de onun ahlakının bütünüyle Kur’an ahlakı olmasının bulunduğuna dikkati çekti.
Hz. Muhammed’in (sas) örnekliğinin belirli bir döneme veya topluma özgü olmadığına işaret eden Arpaguş, nebevî ahlakın çağları aşan niteliğini şu sözlerle anlattı:
“Hz. Peygamber’in (sas) örnekliği, elbette sadece geçmişe ait, o güne özgü ve uzaktan hayranlık duyulan bir örneklikten ibaret değildir.”
Kur’an-ı Kerim’de övgüyle bahsedilen bu örnekliğin, ilahî mesajın hayatta nasıl karşılık bulacağını gösterdiğini belirten Arpaguş, Hz. Peygamber’in güler yüzü, nazik tabiatı, ince ve hassas ruhuyla temsil ettiği nebevî ahlakın, onu benimseyenler için bir hayat ölçüsü olduğunu ifade etti.
Arpaguş, günümüzde ahlaki değerlerin karşı karşıya bulunduğu tehditlere de dikkati çekerek kötülüğün sıradanlaşması, adaletsizlik, haksızlık, arsızlık ve bencilliğin yaygınlaşması ile insan ilişkilerinde kişisel menfaatlerin öne çıkmasının oluşturduğu tabloya işaret etti.
Bu şartlar karşısında nebevî ahlakın öneminin daha da belirgin hâle geldiğini vurgulayan Arpaguş, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Her türlü kötülüğün sıradanlaştığı, adaletsizlik, haksızlık, arsızlık ve bencilliğin ruhları esir aldığı, insan ilişkilerinde kişisel menfaatlerin öne çıktığı günümüzde, insan onuruna layık bir hayat yaşamanın yolu, Peygamber Efendimizin cihanşümul ahlakını tanımaktan ve ona sıkı sıkıya sarılmaktan geçmektedir.”
2026 Yılı Mevlid-i Nebi Tema Kitabı’nın bu anlayış doğrultusunda hazırlandığını belirten Arpaguş, eserin nebevî ahlakın yalnızca bilinmesine değil, günlük hayata taşınmasına ve yaşatılmasına katkı sunmasını temenni etti.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, eserin “nebevî ahlakın hayata taşınması, yaşanması ve yaşatılması” konusunda önemli bir farkındalık oluşturacağına inandığını belirterek takdim yazısını, “Gayret bizden, inayet ve tevfik Allah’tandır.” ifadeleriyle tamamladı.
***
Tema Kitabının Detayları İçin Bağlantıyı Ziyaret Edebilirsiniz

ABD Başkanı Donald Trump, üçüncü kez başkanlığa aday olmayı istediğini, ancak Anayasa’nın buna izin vermediğini söyledi.
İzleyin – Donald Trump’ın 2028 başkan adaylığı konusunda verdiği cevap Medyascope

Suriye’de mahkeme, devrik lider Beşar Esad’ı savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan gıyabında idam cezasına çarptırdı.
İzleyin – Beşar Esad’ın idam kararı okunuyor Medyascope

Akbulut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaz Kur'an kurslarının bugün sona erdiğini belirtti.
Çocuklarını Kur'an kurslarına gönderen velilere teşekkür eden Akbulut, "Bu yıl da yaz Kur'an kurslarımız sadece din eğitimini değil, çocukları değerler eğitimiyle buluşturarak etkili ve nitelikli vakit geçirmelerini sağladı. Bu bazen oyun oldu, yarışma oldu, farklı etkinliklerle değerlendirmeler oldu. Kadim medeniyetimizin getirdiği tezhip, ebru, çini ve boyamayla da tanıştılar. Mutfak atölyelerimiz oldu. Çocuklar mutlu bir yaz Kur'an kursu dönemi geçirdiler." diye konuştu.
Çocukların ve velilerinin yaz Kur'an kurslarına ilgi göstermesinin çok sevindirici olduğunu ifade eden Akbulut, şöyle konuştu:
"Bu yaz Kur'an kursu döneminde 2,5 milyon çocuğa ulaştık. Bu sadece bizim kayıtlarımızda olan bir rakam. Bunun ötesinde bir yaz Kur'an kursu etkinliği olduğunu biliyoruz. Bazı sivil toplum kuruluşları da hem yaz Kur'an kursu hem de yaz kampı yaptılar. Bizim hocalarımız da onlara katkıda bulundular. Aslında bu 2,5 milyon rakamının çok üstünde, çocuklarımız yazın din ve değerler eğitimiyle buluştu."
Akbulut, yaz Kur'an kurslarında 4-22 yaş aralığında olanların eğitim gördüğünü bildirdi.
Bu yıl yurt dışında yaşayan çocuklara yönelik de yaz Kur'an kursları düzenlediklerini anlatan Akbulut, şunları kaydetti:
"Bu bağlamda 'Bir Yaz Bin Anı' projesini gerçekleştirdik. Fransa, Hollanda, Belçika gibi ülkelerden yaklaşık 100 çocuğumuz bizimle birlikte oldu. Bir ay boyunca İstanbul'da hem kız hem de erkek öğrencileri Türkiye Diyanet Vakfı yurtlarımızda ağırladık. Burada hem eğitim gördüler hem de İstanbul'un kültürel dokusunu hissettiler. Onlar için eğitimden ziyade bir medeniyet birlikteliğiydi."
[related-posts id="62497" color="bg-primary"][/related-posts]

Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü Program ve Materyal Geliştirme Daire Başkanlığınca hazırlanan "Elif-Bâ Kur’an Öğreniyorum" ders kitabı, Dijital Yayınlar Daire Başkanlığı tarafından dijital ortama aktarılarak kapsamlı bir video eğitim setine dönüştürülmüştü.
Ders kitabındaki QR kodlar üzerinden ilgili konu anlatımına anında bağlanan video içerikler; milyonlarca kişiye ulaşarak toplamda 9.7 Milyon kez izlendi.
Yaz Kur'an kurslarının başlamasıyla da yoğun ilgi gören ve derslerin altına takipçilerden memnuniyet mesajı alan Diyanet Elif-Bâ Video Eğitim Seti, Kur'an-ı Kerimi öğrenmek isteyenler için büyük imkan sunuyor.
Her Ders İçin Ayrı Video
Eğitim setinde Elif-Bâ’nın tüm dersleri ayrı videolar halinde hd ve dikey video formatında sunuluyor.
Kur'an harflerinin tanıtımından harekelere, okuma alıştırmalarından diğer temel konulara kadar tüm içerikler sistematik bir şekilde hazırlanırken, öğrencilerin dersleri tekrar edebilmesi ve kendi hızlarında çalışabilmesi sağlanıyor.
Yaz Kur’an Kurslarında Büyük Kolaylık
Her yıl milyonlarca çocuğun Kur’an-ı Kerim ile tanıştığı Yaz Kur’an Kurslarında kullanılan ders kitabına entegre edilen bu dijital destek, yalnızca sınıf içi eğitimi değil evde yapılan tekrarları da güçlendiriyor.
Öğrenciler, din görevlilerinin camide anlattıkları konuları QR kodlar aracılığıyla yeniden izleyerek pekiştirme yapabiliyor.
YouTube Üzerinden Ücretsiz Erişim
Diyanet’in hazırladığı QR destekli Elif-Bâ Video Eğitim Setine, "Diyanet Dijital" resmi YouTube sayfasındaki oynatma listesi üzerinden ücretsiz olarak erişilebiliyor.
MEB-EBA Dijital İçeriklere Entegre Edildi
"QR Destekli Elif-Bâ Kur’an Öğreniyorum" video eğitim seti; Diyanet İşleri Başkanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Teknoloji Genel Müdürlüğü (YEĞİTEK) arasında imzalanan işbirliği protokolü kapsamında, öğretmen ve öğrencilerin istifadesine sunulmak üzere EBA platformu üzerinden yayınlanan ilgili içeriklere entegre edildi.
[video id="1516" color="bg-danger"][/video]
[video id="1520" color="bg-primary"][/video]
[video id="1520" color="bg-success"][/video]
[video id="1521" color="bg-warning"][/video]

Zonguldak'ta tutkusu olan oto tamirciliği yapmak için maden işçiliğinden vazgeçen üniversite öğrencisi, kendi dükkanında dede mesleğini sürdürüyor. Devrek ilçesinde, çocuk yaşlarda okuldan arta kalan vakitlerinde dedesinin ve babasının oto tamirhanesinde çırak olarak çalışan 25 yaşındaki Sefer Can Karaman, zamanla mesleğin inceliklerini öğrendi.
Lise eğitiminin ardından 2021 yılında girdiği üniversite sınavında Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünü kazanan Karaman, dönem sonlarında geldiği memleketinde tamirhanede çalışmaya devam etti. Eğitimini sürdürdüğü sırada Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) işçi alımı ilanına başvuran Karaman, kurada isminin çıkmasıyla Üzülmez Müessese Müdürlüğünde pano üretim işçisi olarak çalışmaya başladı.
Yaklaşık 2 yıl boyunca bir yandan yer altının zorlu koşullarında çalışan, diğer yandan da mesai sonrası kendi imkanlarıyla açtığı dükkana gelerek tutkusu olan araç tamirini yapmaya devam eden Karaman, bir süre sonra ata mirası oto tamirciliği işini daha çok sevdiğine kanaat getirerek maden işçiliğini bıraktı.
![]()
İlçedeki eski sanayi sitesinde 160 metrekarelik dükkanda kuzeniyle ata mesleğini sürdüren Karaman, eski model karbüratörlü araçların tamir, bakım ve onarımının yanı sıra yarış pistleri için araçları modifiye ediyor.
![]()
"Bu mesleği daha çok sevdiğime kanaat getirdim"
Sefer Can Karaman, AA muhabirine, dedesinin ve babasının yanında araçların parçalarını taşıyarak, yıkayarak ve vida söküp takarak bu işe başladığını söyledi.
Tecrübe kazandıkça daha farklı işler yapmaya başladığını belirten Karaman, "Üniversite çağıma geldiğimde artık 'usta' denilecek kıvama geldim çünkü araçları kendim alıp teslim edebiliyordum. Daha sonra merak beni başka, modifiye gibi farklı arayışlara itti." dedi.
Karaman, tamirhanede çalışırken üniversite sınavına girip gazetecilik bölümünü kazandığını, ara dönem ve yaz döneminde de dükkana gelip çalışmaya devam ettiğini anlattı. Çocukluktan beri bir an önce hayata atılma gayesi olduğunu dile getiren Karaman, üniversite eğitimine devam ettiği sırada TTK işçi alımı ilanına başvurduğunu ve işe alındığını söyledi.
Karaman, ilk başlarda madenciliğin kendisine güzel geldiğini ancak tamirhaneye gitmeye de devam ettiğini, iki işi birlikte yapmaya çalıştığını belirtti.
Zamanla oto tamirciliğinin ağır bastığını söyleyen Karaman, şöyle devam etti: "Bu mesleği daha çok sevdiğime kanaat getirdim. Sonra TTK'yi bırakıp kendi işime yöneldim, sadece kendi işimi yapıyorum. Elimde altın bilezik olan bu mesleğim varken kömür işçiliği daha zor geliyor. Oradan çıkıp buraya geldiğinizde ustasınız, orada çırak gibi çalışıyorsunuz. Bu da insanı zorluyor. Bu nedenle sadece oto tamirciliğine devam etme kararı aldım. Yaklaşık 10 ay önce kendi tamirhanemi açtım. Kuzenimle çalışıyorum."
![]()
Karaman, özellikle eski model karbüratörlü araçların tamir, bakım ve onarımını yaptığını, birçok kentten kendisine tamir için araç getirildiğini, her araçla yakından ilgilendiğini anlattı. Motor sporları için araç modifiyesi de yaptıklarını dile getiren Karaman, bunun için çeşitli ülkelerden ve kentlerden parçalar getirttiğini belirtti.
Karaman, her zaman işini en iyi şekilde yapma hedefinin olduğunu dile getirerek, "Gazeteciliğe yöneldim, tamirciliği hiç bırakmadım. Kendimi bir anda madenci olarak buldum.
Daha sonra anladım ki dede ve baba mesleğini yapmadan duramıyorum. Madencilik yaparken bile gece vardiyasından çıkıp gelip araba tamir ediyordum. Benim tutkum oto tamirciliği, bundan vazgeçemiyorum." dedi.
Her işin severek yapılması gerektiğine işaret eden Karaman, iş küçük görülmeyip en iyi şekilde yapıldığında başarılı olunacağını kaydetti.
![]()

Kent merkezine yaklaşık 7 kilometre uzaklıktaki kırsal İbrahim Hakkı Mahallesi'nde bulunan cami, yalnızca ibadet mekanı değil aynı zamanda mahallelinin sahiplendiği leyleklerin de yaşam alanı olarak dikkati çekiyor.
1997'de şiddetli rüzgarda minaresi yıkılarak hasar gören cami, mahalle sakinlerinin desteğiyle yaklaşık bir yıl içinde yeniden inşa edilerek ibadete açıldı.
Mahallelinin traktörünü satıp hayvanını ya da ziynet eşyasını bağışlayarak katkı sunduğu cami, kubbesindeki leylek yuvasıyla ilgi görüyor.
Yıllarca mahallenin alt kısmındaki elektrik direğine yuva kuran leylekler, 2022'de caminin kubbesindeki alemin altına taşındı.
Mahalle sakinleri, yuvalarını korudukları leyleklere Erzurum yöresinde kullanılan "Selehe", "Melehe" ve yavrularına da "Telehe" adını verdi.
![]()
- "Köylümüz, yuvalarını bozmak istemiyor"
Cami imamı Vedat Kızıldaş, mahallelinin hem camiye hem de leyleklere büyük özen gösterdiklerini söyledi.
Mahalleye tayin olduğu ilk yıl leylekleri gördüğünü anlatan Kızıldaş, daha önce elektrik direğinde bulunan yuvanın zamanla caminin kubbesine taşındığını belirtti.
Evinin balkonunun camiye dönük olduğunu ve bazen çıkıp leylekleri seyrettiğini anlatan Kızıldaş, "Leylekleri ilk geldiğim yıl gördüm, benden önce de varmış. Mahallemizin alt kısmında bir direğin üzerinde duruyorlarmış. Geldiğim sene camimizin üzerinde alemin altına yuva yaptılar. Köylümüz de bu konuda hassas davranıyor, yuvalarını bozmak istemiyorlar." dedi.
Kızıldaş, leyleklerin mart ayında gelip ekimde gittiklerini ifade ederek, şöyle konuştu:
"1997'de rüzgardan dolayı camimizin minaresi yıkılıyor, o cami bahçe alanında bulunuyor. Daha sonra dönemin muhtarı yeni bir cami yapmak istiyor, mahalleliye danışıyor. Mahalleli kendi imkanlarıyla traktörünü satıp, kolundaki bilezikleri ve ahırındaki danasını verip, fedakarlık yapıp camiyi yapıyorlar. Bir yıl içinde camiyi yapıyorlar, inşasını bitirip ibadete açıyorlar.
Bu yıl leyleklerin yuvalarını aşağıya aldırmak istedik, belediyeye başvuruda bulunduk ama bir gün sonra leylekler geldi, sonra da yuvalarına dokunmadık. Mahallenin maskotu gibiler, buradan geçenler fotoğrafını ve videosunu çekiyor. Çocuklar da ilgi gösteriyor, özellikle yatsı namazında leyleklerin sesi geliyor, 'tak tak' ediyorlar."

"Kardeşlik" başlıklı hutbe, cuma vakti Türkiye genelindeki camilerde okundu.
İslam'ın temel hedefinin hem bu dünya hem de ebedi alemde insanlığın huzur ve mutluluğunu sağlamak olduğu vurgulanan hutbede, bunun yolunun ise kardeş olmaktan, sevgi ve muhabbeti daha da güçlendirmekten geçtiği belirtildi.
Hazreti Muhammed'in Müslümanların birbirlerini sevmesini "imanın gereği" olarak vurguladığı aktarılan hutbede, şöyle devam edildi:
"Savaşların farklı bölgelere yayıldığı, İslam coğrafyasında kan ve gözyaşının hakim olduğu, ülkemizin ateş çemberinin içine çekilmek istendiği bir dönemde istikbalimiz, kardeşliğimize bağlıdır. Ecdadımızın canlarını feda ederek bizlere emanet ettiği cennet vatanımızda sevinçlerimiz, hüzünlerimiz, dualarımız, zenginlik olarak kabul ettiğimiz farklılıklarımız bizleri yekvücut kılacaktır. Dün olduğu gibi bugün de kardeşliğimize göz diken, muhabbetimize kasteden, bizi birbirimize düşürmek isteyenler olacaktır. Şunu unutmayalım ki sadece Müslümanların değil, mazlum durumda olan bütün insanların umudu olan bizler gaflet içerisinde olmadığımız müddetçe düşmanlarımızın emelleri kursaklarında kalacaktır."
- "Birbirimize sımsıkı kenetlendiğimizde yarınlarımız daha huzurlu olacaktır"
Mehmet Akif Ersoy'un "Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez." dizelerine yer verilen hutbede, şunlar kaydedildi:
"Bugün bize düşen, fitneye karşı basiretle, ayrılığa karşı vahdet şuuru ile hareket etmek, birbirimizi koruyup gözetmektir. Kardeşliğimizi zedeleyebilecek her türlü şeyden uzak durmak, birbirimizin yükünü hafifletmektir. Milli ve manevi değerlerimiz etrafında buluşmak, birlikte rahmetin, ayrılıkta azabın olduğunu unutmamaktır. Kendi inanç ve medeniyet köklerimize tutunduğumuzda, bir binanın tuğlaları gibi birbirimize sımsıkı kenetlendiğimizde yarınlarımız daha huzurlu olacaktır."

BAYDER'de tedavi gören Müslüm Yaşar ve Yasin Doğan, AA muhabirine bağımlılık sürecinde yaşadıklarını ve tedaviye uzanan hikayelerini anlattı.
Aslen Şanlıurfalı olan 32 yaşındaki evli ve iki çocuk babası Yaşar, yaklaşık 15 yılı aşkın süre farklı maddeler kullandığını, bu süreçte ailesiyle olan bağlarının ciddi şekilde zedelendiğini söyledi.
Bağımlılık nedeniyle eşi ve çocuklarıyla büyük sorunlar yaşadığını anlatan Yaşar, aile bütünlüğünün bozulma noktasına geldiğini ifade etti. Daha önce çeşitli merkezlerde ilaçlı tedavi yöntemlerini denediğini ancak istediği sonucu alamadığını belirten Yaşar, BAYDER’de ilaçsız yürütülen rehabilitasyon programını öğrendikten sonra yaklaşık bir ay önce merkeze geldiğini dile getirdi.
![]()
Merkeze adım attığı ilk günden itibaren hayatında önemli değişiklikler yaşadığını aktaran Yaşar, "Bu kapıdan girer girmez ilk olarak maneviyatı buldum. Daha sonra namaza başladık. Kur’an-ı Kerim okumayı öğrendik. Şimdi beş vakit namazımı kılıyor, Kur’an okuyorum." dedi.
Yaşar, tedavi sürecinde yalnızca bağımlılıkla mücadele etmediklerini, aynı zamanda toplumsal sorumluluk çalışmalarına katıldıklarını, arkadaşlarıyla birlikte ibadet ettikleri Maktül Mustafa Paşa Camii’nde gönüllü temizlik çalışmaları yürüttüklerini anlattı.
Camide ilk zamanlarda halıların ve bazı bölümlerin detaylı temizlenmediğini fark ettiklerini söyleyen Yaşar, bunun üzerine kendi istekleriyle caminin halılarını, iç bölümlerini ve ortak kullanım alanlarını temizlemeye başladıklarını ifade etti.
![]()
Yaşar, geçmişte camiye yalnızca uyuşturucu kullanmak amacıyla gittiğini dile getirerek, bugün aynı camide saf tutarak namaz kılmanın kendisi için büyük bir değişim anlamına geldiğini söyledi.
İzne çıktığı bir gün yaşadığı duygusal anını paylaşan Yaşar, "Eskiden camiye sadece tuvaletini kullanmak için giderdim. O da uyuşturucu kullanmak içindi. Elhamdülillah, son zamanlarda izne gittim. Cuma günüydü. Otobüsten iner inmez yıllarca uyuşturucu kullandığım caminin tuvaletine gidip abdest aldım ve hayatımda ilk kez o caminin içinde cuma namazını kıldım." diye konuştu
Bağımlılığın insanı yalnızlaştırdığını ve ailesinden kopardığını ifade eden Yaşar, "Uyuşturucu beni toplumdan uzaklaştırdı, içime kapattı. Buraya gelince beni seven bir ailemin, eşimin ve çocuklarımın olduğunu yeniden fark ettim." diye konuştu.
Eski uzman çavuş olduğunu söyleyen Yaşar, 2006 yılında başladığı görevini 2022 yılında bıraktığını belirterek, aldığı askeri disipline rağmen bağımlılığın hayatını olumsuz etkilediğini ifade etti.
Gençlere de çağrıda bulunan Yaşar, bağımlılığın çoğu zaman sigarayla başladığını belirterek, "Sigara, alkol, kumar ve uyuşturucunun hiçbir faydası yok. İnsan farkına varmadan dipten dibe sürükleniyor. O dipten çıkmak ise çok zor oluyor." ifadelerini kullandı.
![]()
Adana’dan BAYDER’e tedavi için gelen 26 yaşındaki Yasin Doğan ise yaklaşık beş yıl süren bağımlılık geçmişi bulunduğunu söyledi. Bağımlılık nedeniyle ailesiyle ilişkilerinin bozulduğunu anlatan Doğan, madde etkisi altında eve geldiği bir gün babasının kendisini bıçakla kovalamasının hayatındaki kırılma noktalarından biri olduğunu ifade etti.
İlk etapta BAYDER’e gelmeyi kabul etmediğini dile getiren Doğan, daha sonra hem ailesi hem de kendisi için tedavi olmayı kabul ederek merkeze geldiğini söyledi. Merkezde bağımlılığın yalnızca bir irade sorunu değil, tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu öğrendiğini belirten Doğan, dışarıdaki yaşamında maddeyle nasıl mücadele edeceğini de burada öğrendiğini ifade etti.
Bağımlılığın kötü arkadaş çevresiyle başladığını anlatan Doğan, "Yeni arkadaşlar edindim. Onların madde kullandığını bilmiyordum. Zamanla öğrendim. Sonra birlikte kullanmaya başladık. Böyle böyle kullanım arttı. Madde kullanımı arttıkça hem aile içinde hem de dışarıda istenmeyen olaylar yaşanmaya başladı." ifadelerini kullandı.
Tedavi sürecinde camilerde yürüttükleri gönüllü çalışmaların kendisine önemli katkı sağladığını dile getiren Doğan, namaz kıldıklarını, camilerin halılarını yıkadıklarını, tuvaletlerini temizlediklerini, zaman zaman müezzinlik yaptıklarını ve ezan okuduklarını anlattı.
Doğan, bu çalışmaların kendisine huzur verdiğini, cami temizliğini yalnızca bir görev olarak değil, gönüllü olarak yaptıklarını ifade etti. Bağımlılığın neden olduğu acı olaylara da tanıklık ettiğini anlatan Doğan, madde kullanan bir arkadaşının camiden çıktıktan sonra düşerek ağır yaralandığını ve belden aşağı felç kaldığını söyledi.
Uyuşturucuyu bıraktıktan sonra hayatındaki değişimin yalnızca fiziksel olmadığını belirten Doğan, konuşmasının daha anlaşılır hale geldiğini, düşünme ve kendini ifade etme becerisinin geliştiğini kaydetti.
Ailesiyle ilişkilerinin yeniden düzeldiğini anlatan Doğan, izne gittiğinde ailesinin kendisine büyük ilgi gösterdiğini belirterek, "Hayattan yeniden zevk almaya başladım. Kendime söz verdim. Bir dört-beş yılımı daha kaybetmeyeceğim, geride enkaz bırakmayacağım. Bundan sonra ailemle birlikte yaşayacağım." diye konuştu.
Gençlere seslenen Doğan, "İnsanlar bir şeyleri kaybetmeye başladıklarında bunun farkına varıyor. Oysa kaybetmeden önce yardım alırlarsa hayatlarını yeniden kurabilirler." ifadelerini kullandı.

Diyanet İşleri Başkanlığı, hacca gitmeye hak kazanan vatandaşların kesin kayıtları 30 Temmuz - 18 Ağustos 2026 tarihleri arasında e-Devlet üzerinden yapılabilecek.
Bu kapsamda Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğünce Hac Kesin Kayıtlarında İzlenecek Yol haritası ile Bilgilendirme Broşürü paylaşıldı.

2027 yılı haccı için kesin kayıt hakkı elde eden hacı adaylarımız, kesin kayıt işlemlerini 30 Temmuz - 18 Ağustos 2026 tarihleri arasında e-Devlet kapısı üzerinden yapabilecek.
2027 YILI HAC KESİN KAYITLARINA İLİŞKİN ÖNEMLİ HUSUSLAR
Hac kesin kayıtları, 30 Temmuz-18 Ağustos 2026 tarihleri arasında e-Devlet üzerinden yapılacak.
Boş kalan kontenjanların doldurulması işlemleri, kura sırası gözetilerek 24 Ağustos - 01 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
2027 yılı haccı için kesin kayıt hakkı elde edenlerden kayıt süresi içerisinde kaydını yaptırmayanlara, ek kayıt süresinde belgelendirilebilir mücbir sebepler ve Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğünün onayı olmadıkça kesin kayıt hakkı verilmeyecek, aynı yılda kayıt yaptırmayanlara ise müteakip yıllarda kesin kayıt hakkı tanınmayacak.
ÖNEMLİ HATIRLATMA!
Hacca gidecek vatandaşlarımızın pasaportlarının geçerlilik süresi, en az 20 Kasım 2027 tarihine kadar olacak.
2027 yılı hac kesin kayıt işlemlerine dair detaylı bilgiye; Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğümüzün 0 (850) 260 13 13 numaralı çağrı merkezinden ve il-ilçe müftülüklerinden ulaşılabilecek.
2027 Yılı Hac Kesin Kayıtlarında İzlenecek Yol>>>
2027 Hac Bilgilendirme Broşürü İçin Tıklayınız>>>



Başkanlıktan yapılan duyuruya göre;
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 1-7 Ekim Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebetiyle cami hizmetlerinin verimliliğini artırmak, başarılı proje ve örnek uygulamaların tanıtılması ve yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla cami görevlilerinin katılımlarıyla düzenlenecek Cami Görevlileri Çalıştayı için proje başvuruları alınacak.
Başvuruda bulunmak isteyen cami görevlilerinin, daha önce uygulanmış veya halen uygulanmakta olan örnek çalışmalarını Ekli Proje Tanıtım Formu doğrultusunda hazırlayarak bağlı bulundukları müftülüklere teslim etmeleri gerekiyor. İl müftülüklerince değerlendirilen projeler 15 Eylül 2026 Salı günü mesai bitimine kadar Başkanlığa gönderilecek.
Proje hazırlık sürecinde rehberlik etmesi amacıyla önceki yıllarda yayımlanan ve https://dinhizmetleri.diyanet.gov.tr/sayfa/385 internet adresinde yer alan Cami Görevlileri Çalıştayı Proje Özetlerinden yararlanılabilecek.
![]()

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen IV. Aileyle İlgili Güncel Meseleler Çalıştayı, bu yıl “Çocuk Evlerinde Yürütülen Manevi Danışmanlık ve Dinî Rehberlik Hizmetlerinin Geliştirilmesi” temasıyla 27 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da, Diyanet Akademisi Başkanlığı Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.
Diyanet İşleri Başkanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, üniversiteler ve ilgili kurumlardan yönetici, akademisyen ve alan uzmanlarının katıldığı çalıştaya toplam 51 kişi iştirak etti. Açılış ve mevcut durum oturumlarının ardından çalışmalar, din eğitimi, psikososyal destek ve eğitim bilimleri alanlarında oluşturulan üç ayrı odak grupta sürdürüldü.
Çalıştay, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından Din Hizmetleri Genel Müdürü Metin Akbaş selamlama konuşmasını yaptı. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hüseyin Hazırlar’ın oturum başkanlığında gerçekleştirilen açılış programında, Çocuk Hizmetleri Genel Müdürü Hasan Basri Alagöz ile Din Öğretimi Genel Müdürü Dr. Ahmet İşleyen değerlendirme konuşmaları yaptı.
![]()
Birinci oturumda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Bakım Kuruluşları Daire Başkanı Bayram İnce, çocuk evleri, çocuk evleri siteleri ve ihtisaslaştırılmış çocuk evleri sitelerinin hizmet yapısı ile bu kuruluşlarda yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Aile ve Dinî Rehberlik Daire Başkanı Betül Altun Erincik, Diyanet İşleri Başkanlığınca çocuk bakım kuruluşlarında yürütülen manevi danışmanlık ve dinî rehberlik faaliyetlerinin mevcut durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uzman ADRB Vaizi Emine İpekdal ise hizmetlerin sahadaki uygulamalarına ve saha tecrübelerine ilişkin paylaşım yaptı. Oturumda ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Hayata Hazırlanma ve Rehberlik Hizmetleri Daire Başkanı Esra Yiğider ile Millî Eğitim Bakanlığı Öğretim Programları ve Materyaller Daire Başkanı Hasan Özaslan da çalışma alanları doğrultusunda görüş ve değerlendirmelerini paylaştı.
![]()
Öğleden sonraki bölümde gerçekleştirilen odak grup çalışmalarında, çocuk bakım kuruluşlarında sunulan manevi danışmanlık ve dinî rehberlik hizmetleri farklı disiplinlerin bakış açılarıyla ele alındı. Din eğitimi grubunda çocukların gelişimsel özelliklerine uygun dinî ve manevi içerikler ile değerler eğitimi yaklaşımları; psikososyal destek grubunda çocukların psikososyal ihtiyaçları, risk ve koruyucu faktörler, travma duyarlı yaklaşım ve kurumlar arası iş birliği alanları değerlendirildi. Eğitim bilimleri grubunda ise geliştirilecek programın amaç, kazanım, içerik, yöntem, etkinlik, materyal ve ölçme-değerlendirme boyutlarına ilişkin görüş ve öneriler paylaşıldı.
![]()
Çalıştayın genel değerlendirme ve kapanış oturumunda odak grup moderatörleri, grup çalışmalarında öne çıkan tespit ve önerileri katılımcılarla paylaştı. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, çocuk bakım kuruluşlarında yürütülen manevi danışmanlık ve dinî rehberlik hizmetlerinin çocukların gelişimsel, psikososyal ve manevi ihtiyaçları doğrultusunda daha nitelikli, sistemli ve ihtiyaç odaklı hâle getirilmesine yönelik temel öneriler ortaya konuldu. Program, Aile ve Dinî Rehberlik Daire Başkanı Betül Altun Erincik’in genel değerlendirme ve kapanış konuşmasıyla sona erdi.

MANEVİ GELİŞİM
Çocuklar bu kurslarda yalnızca Kur’an okumayı öğrenmez.
Allah sevgisini, Peygamber sevgisini, dua etmeyi, camiyi ve ibadetin hayatın özü olduğunu keşfeder.
Birlikte namaz kılar, dua eder, ezber yapar ve dinini yaşayarak öğrenir.
Böylece bir yaz boyunca kurulan bu bağ, hayat boyu unutulmaz.
YENİ ARKADAŞLIKLAR
Aynı mahalleden, aynı şehirden hatta farklı çevrelerden gelen çocuklar birlikte öğrenir, birlikte oynar ve birlikte büyür.
Oyunlar, grup etkinlikleri, yarışmalar ve ortak çalışmalar sayesinde yalnızca arkadaş değil, güzel hatıralar da kazanırlar.
Bugün kurulan dostluklar, yıllar sonra tebessümle hatırlanır.
DEĞER EĞİTİMİ
Paylaşmak…
Saygı göstermek…
Yardımlaşmak…
Doğru sözlü olmak…
Büyükleri saymak, küçüklere sevgi göstermek…
Yaz Kur’an Kurslarında bu değerler sadece anlatılmaz; oyunlar, etkinlikler ve günlük davranışlarla hayata aktarılır.
Çocuklar sadece bilgiyi değil, güzel davranışları da öğrenir.
SOSYAL BECERİLER
Topluluk içinde konuşmayı…
Sorumluluk almayı…
Birlikte hareket etmeyi…
Dinlemeyi ve kendini ifade etmeyi öğrenir.
Drama çalışmaları, bilgi yarışmaları, sportif faaliyetler, el sanatları, kitap okuma saatleri ve grup etkinlikleri sayesinde çocuklar özgüven kazanırken iletişim becerilerini de geliştirir.
HUZURLU EĞİTİM ORTAMI
Yaz Kur’an Kursları; çocukların hem öğrenebileceği hem de kendini huzurlu hissedebileceği nezih ortamlardır.
Camiler ve Kur’an Kurslarında görev yapan din görevlileri, eğitimciler, öğreticiler eşliğinde çocuklarımız bir yandan eğitim alırken, arkadaşlarıyla da kaliteli zaman geçirmiş olur.
Aileler için bu, sadece bir yaz programı değil; çocuklarının güvenle vakit geçirebileceği değerli bir eğitim ortamıdır.
BİR YAZ
Sadece birkaç haftalık bir tatil değildir.
Doğru değerlendirildiğinde; güzel alışkanlıkların, iyi arkadaşlıkların ve unutulmayacak hatıraların başlangıcı olabilir.
Bu yaz çocuğunuza yıllarca yanında taşıyacağı güzel bir hatıra bırakın.
NOT:
Yaz Kur'an Kursları her camide başlayacaktır. Detaylı bilgi için mahallenizin imam hatibi ve müftülüklere başvurabilirsiniz.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü Aile ve Dini Rehberlik Daire Başkanlığı tarafından sosyal hizmet kurumlarında görev yapan personele yönelik düzenlenen "Hizmet İçi Eğitim Semineri", 30 Haziran-3 Temmuz 2026 tarihleri arasında Yozgat Şehit İbrahim Yılmaz Dini İhtisas Merkezi'nde gerçekleştirildi.
Manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin niteliğini artırmak, personelin mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmek, uygulama birliğini güçlendirmek ve tecrübe paylaşımını sağlamak amacıyla düzenlenen dört günlük eğitim programına, Türkiye'nin farklı illerinden 164 din görevlisi katıldı.
- "Manevi Danışmanlık Sadece Bir Meslek Değil"
Seminerin açılış programında konuşan Aile ve Dini Rehberlik Daire Başkanı Betül Altun Erincik, Diyanet İşleri Başkanlığının sosyal hizmet kurumlarında yürüttüğü manevi danışmanlık hizmetlerinin yıllar içinde önemli bir gelişim gösterdiğini belirtti.
Geçmişten bugüne gelinen noktaya dikkat çeken Erincik, "O günlerden gelip bugünleri görmek gerçekten insanın gönlünü inşirahla dolduruyor." ifadelerini kullanarak, görevli sayısındaki artışın ve sunulan hizmetlerin niteliğinin yükselmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Manevi danışmanlığın yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda insana manevi tatmin sağlayan önemli bir hizmet alanı olduğunu vurgulayan Erincik, sosyal hizmet kurumlarında fedakârca görev yapan personelin özverili çalışmalarını takdir etti.
Konuşmasında eğitim programının içeriğine de değinen Erincik, eğitimlerin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile tam bir koordinasyon içerisinde yürütüldüğünü belirterek, Bakanlıktan gelen uzman eğiticilerin beş farklı alanda katkı sunduğunu ifade etti. Sunulan manevi danışmanlık hizmetlerinin kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler ve bağımlılar gibi toplumun dezavantajlı kesimlerine doğrudan ulaştığını belirten Erincik, bu nedenle hizmette mesleki yeterliliğin sürekli geliştirilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi.
Dört gün süren program kapsamında alanında uzman akademisyenler ile kamu kurumlarından uzman eğiticiler tarafından katılımcılara;
başta olmak üzere sosyal hizmet alanında ihtiyaç duyulan birçok konuda eğitim verildi.
Programın kapanışında konuşan Din Hizmetleri Genel Müdürü Metin Akbaş, hizmet içi eğitimlerin personelin motivasyonunu güçlendirdiğini ve sunulan hizmetlerin kalitesini artırdığını ifade etti.
Sosyal hizmet kurumlarında yürütülen manevi danışmanlık faaliyetlerinin vatandaşlara sahih dini bilgiyi ulaştırma noktasında büyük bir özveriyle sürdürüldüğünü belirten Akbaş, gerçekleştirilen eğitimlerin mesleki bilgi ve tecrübenin geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacağını söyledi.
"Bizler vatandaşlarımızın hayatında birer görünmez kahramanız." ifadelerini kullanan Akbaş, özellikle devlet koruması altındaki çocuklar başta olmak üzere dezavantajlı bireylerin hayatlarına olumlu yönde dokunmanın büyük bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Bu alanda görev yapan personelin fedakârca yürüttüğü çalışmaların her türlü takdiri hak ettiğini belirten Akbaş, vatandaşların gönlüne dokunan her hizmetin toplumsal dayanışmayı güçlendiren önemli bir değer olduğunu ifade etti.
Dört gün süren eğitim programı, katılımcıların mesleki tecrübelerini paylaşmalarına imkân sağlayan değerlendirme oturumlarının ardından sona erdi.

Meslek hayatı boyunca yürüttüğü çalışmalar ve geliştirdiği projelerle tanınan Şavaş, görev yaptığı Kur’an kursunda öğrencileri ile mesai arkadaşlarının gönlünü kazandı.
Hafız Kadriye Şavaş için düzenlenen cenaze merasiminin ardından naaşı, Ankara Yenimahalle Yakacık Mezarlığı'nda sevdiklerini katılımıyla ebediyete uğurlandı.
![]()
Merhumenin eşinin de Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Yayınlar Genel Müdürlüğü Yabancı Dil ve Lehçelerde Yayınlar Daire Başkanlığı'nda görev yaptığı bildirildi.

Hafız Süleyman Coşkun Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde çevre bilincini artırmak, doğal üretimi teşvik etmek ve öğrencilerin okula aidiyet duygusunu güçlendirmek amacıyla hazırlanan "Bereket Bahçesi" projesi hayata geçirildi.
Proje kapsamında okul yerleşkesindeki yaklaşık 5 dönümlük alan üretime kazandırıldı. Alana elma, armut, erik ve ceviz başta olmak üzere yaklaşık 120 meyve fidanı dikilirken, fidanların bulunduğu alanlara yonca ekimi de yapıldı.
Öğrencilerin de katılımıyla gerçekleştirilen çalışma sayesinde hem uygulamalı tarım eğitimi desteklendi hem de öğrencilerin doğa ve üretim bilincinin gelişmesine katkı sağlandı.
![]()
Proje kapsamında okul temelinden gelen fazla su mevcut kuyu aracılığıyla değerlendirilerek sulamada kullanılmaya başlandı. Böylece su kaynaklarının verimli kullanılması hedeflenirken, yetişecek ürünlerin okul pansiyonunda değerlendirilmesi planlandı.
Ayrıca dikilen her fidan için "Bahçe Kütük Defteri" oluşturularak öğrencilerin ağaçların gelişimini takip etmeleri ve sorumluluk bilinci kazanmaları amaçlandı.
Bereket Bahçesi Projesi ile çevreye duyarlı, üretken ve sürdürülebilir bir okul ortamı oluşturulurken, öğrencilerin doğayla bağlarının güçlendirilmesi hedefleniyor.

HAB'da inşa edilecek caminin temel atma törenine, Haluk Görgün, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hüseyin Hazırlar, HAB Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Kaya, savunma sanayi şirketlerinin genel müdürleri ile çalışanlar katıldı.
![]()
Görgün, törendeki konuşmasında, organize sanayi bölgesinde kıymet verdikleri bir eserin temelini atmanın memnuniyetini yaşadıklarını dile getirdi.
Cami inşaatını kısa sürede tamamlamak istediklerini belirten Görgün, projenin en kısa sürede tamamlanması için Savunma Sanayii Başkanlığı, müteahhit firma, cami yaşatma derneği ve tüm paydaşlara önemli sorumluluklar düştüğünü vurguladı.
Görgün, "Muharrem ayındayız. İnşallah bir sonraki sene, bu camimizin temelini attığımız gibi açılışını yapmak da bizlere nasip olur." ifadesini kullandı.
![]()
- HAB'da 9,5 milyon metrekarelik alan, 25 bin çalışan
HAB'ın toplam büyüklüğü ve stratejik önemine dikkati çeken Görgün, 9,5 milyon metrekareyi bulan organize sanayi bölgesinin tüm alanlarının tahsis edildiğini bildirdi.
İşletmelerin vakit kaybetmeden yatırımlarına başladığını aktaran Görgün, şöyle devam etti:
"Yaklaşık 170 işletmemizin 25 bin çalışanımızın olduğu organize sanayi bölgemizde bu kıymetli eserin bir an önce tamamlanması gerekiyor. İnşallah bu sorumluluk hepimizin üzerinde ve ben bunu başaracağımıza inanıyorum. Sadece bir cami ve beş vakit namaz kılınan bir ibadet yerinin olmasının ötesinde dayanışmanın, kardeşliğin, paylaşmanın, ahlakın merkezi olması için hep beraber gayret göstereceğiz. Bu anlamda bize muhakkak Diyanet İşleri Başkanlığımız da destek olacak. Derneğimiz ilgili sorumluluklarını yerine getirecek."
- Mimari tasarım ortak akılla seçildi
Caminin mimari ve teknik detaylarına ilişkin de bilgi veren Görgün, yapının 7 bin 240 kişi kapasiteye sahip olacağını, 35 metre çapında bir kubbe ve 66 metre uzunluğunda iki minare barındıracağını kaydetti.
Tasarım sürecinin ortak akılla yürütüldüğünü dile getiren Görgün, "İlk önce tasarımında verilen kriterleri ve beklentileri mimari ofisler çalıştılar ve hakikaten ortak akılla karar verilen bir mimari oldu. Biz burada üretim yapan paydaşlarımıza, OSB'de yer alan işletmelerimizin görüşlerine önem verdik. Onların değerlendirmelerine 6 farklı alternatifi sunduk. Onlar bir sıralama yaptılar. Sonra Savunma Sanayii Başkanlığı'nda başkan yardımcılarımız, daire başkanlarımıza bir anket yaptık ve sonuç bugün işte temelini atacağımız mimaride birleşti. İnşallah söz verdiğimiz üzere önümüzdeki sene de açılışını yapmak bizlere nasip olur." değerlendirmesinde bulundu.
Görgün, hedeflenen tarihe ulaşmak için herkesin taşın altına elini koyması gerektiğini belirterek, projeye destek veren tüm paydaşlara teşekkür etti.
![]()
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hüseyin Hazırlar da "Cami inşa edildikten sonra okunan her ezandan, yapılan her duadan, okunacak her Kur’an tilavetinden bu hayra, bu iyiliğe öncülük eden, buna vesile olan kardeşlerimiz de hissedar olacaklardır." dedi.
Hazırlar, özellikle Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün’e teşekkür etti ve şunları ifade etti:
"Bu güzel hayra öncülük ettiler. Bu güzel, özel tesiste bunun yapılmasına öncülük ettiler, ön açtılar, destek verdiler. Hem bu kurumumuzla iftihar ediyoruz; o kurumumuz ki yüz akımız, bu memleketin teknolojik anlamda, sanayi hamlesi anlamındaki yüz akıdır. Cenabıhak ayaklarına taş değirmesin. Cenabıhak bu güzel müesseseyi kuran, geliştiren alın teri akıl teri akıtan bütün kardeşlerimizden razı olsun diyorum. Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman edenler imar eder. Bu ilahi müjdeyle biliyoruz ki camiler yalnızca taşla, betonla ve kubbeyle inşa edilen yapılar değildir. Camiler, imanla yükselen, duayla bereketlenen, secdelerle anlam kazanan mübarek mekanlardır.”
Konuşmaların ardından Görgün, caminin yapım sürecine destek sağlayan firmaların temsilcilerine teşekkür plaketi takdim etti.
![]()
Tören, Görgün ve diğer katılımcıların butona basarak inşaat çalışmalarını başlatması ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
![]()

