Normal görünüm

Dünden önceki gün alınanlar

Süleymancılar soruşturması: Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in ifadesi ortaya çıktı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında “şüpheli” sıfatıyla ifadeye çağrılan eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, savcılık ifadesinin ardından adli kontrol talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Şahin, çıkarıldığı mahkemece yurt dışına çıkış yasağı şartıyla serbest bırakıldı.

ŞAHİN SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ

DHA’nın haberine göre; Şahin, savcılık ifadesinde Hilmi Tuna Kuriş ve Erhan Yılmaz’ı tanımadığını söyledi.

Hilmi Tuna Kuriş’in yurt dışına kaçırılmasına yönelik girişimde kullanılan aracın adına tahsisli olduğunu belirten Şahin, aracı en son haziran ayında kullandığını, sonrasında ise kimin kullandığını bilmediğini savundu.

Şahin, Hilmi Tuna Kuriş’in yurt dışına çıkarılmasına yönelik girişim sırasında araçta yakalanan Melih Özmen’i tanıdığını ifade etti. Özmen’in şirketinden araç kiraladığını ve plakayı adına tahsis ettirdiğini belirten Şahin, aracı İstanbul’a gittiğinde kendisinin kullandığını, kullanmadığı zamanlarda ise aracın şirket sahibinde olduğunu söyledi.

Aracı Mehmet Özmen’in kullanıp kullanmadığını bilmediğini dile getiren Şahin, adına tahsis edilen araçların amacı dışında kullanılmaması konusunda uyarılarda bulunduğunu kaydetti.

‘İHBARA İLİŞKİN BİLGİM VE DUYUMUM OLMADI’

Şahin’e, Süleyman Hilmi Kalcı’nın Belarus’tan kadınları Türkiye’ye getirerek fuhuş organizasyonlarında kullandığı, bürokratları gizli kamerayla görüntüleyerek şantaj yaptığı ve bazı kamu ihalelerinin bu yöntemle yönlendirildiği yönündeki ihbar da soruldu.

İhbarda Mehmet Özmen’in bu organizasyonlarda getir götür işlerini, Nevzat Büküm’ün ise elektronik şirketlerinin ihale işlerini yaptığı öne sürülmüştü.

Şahin, bu iddialara ilişkin şunları söyledi:

“Ben Temmuz 2011-2013 arasında bakanlık yaptım. İhbara ilişkin bilgim ve duyumum olmadı. İhbarda adı geçen Süleyman Hilmi Kalcı’yı tanırım, kendisi Belarus’ta yaşamaktadır. Orada telefon bayisi vardır. Belarus’ta ülkenin siyasileri ile bağlantısı olduğunu bilirim. Orada ‘Alex’ ismini kullanıp kullanmadığını bilmiyorum. 2011-2019 yılları arasında Süleyman Hilmi Kalcı’yla irtibatım vardı. Kendisiyle en son 2019 yılında görüştüm. Kendisinin Belarus’tan kadın getirdiğini ve fuhuş yaptırdığını bilmiyorum. Benim bu konuyla hiçbir irtibatım yoktur.”

ÖZMEN’İ PROTESTOLARA KATILMAMASI İÇİN UYARDIĞINI SÖYLEDİ

Mehmet Özmen’in çocukluk döneminde Kuriş örgütünün bağlantılı olduğu cemaatin kurslarında okuduğuna ilişkin bilgisinin bulunduğunu belirten Şahin, örgüte yönelik operasyonların başlamasının ardından basında topluluktan bazı kişilerin belirli yerlerde toplandığı yönünde haberler gördüğünü söyledi.

Şahin, bunun üzerine eski danışmanı Ömür Yücel’i aradığını ve Özmen’in geçmişteki bağlantısını aktararak protesto eylemlerine katılmaması konusunda uyardığını ifade etti.

Şahin, Yücel’in de kendisine Özmen’i uyardığını söylediğini aktardı.

‘BUNLARDAN KESİNLİKLE BİLGİM VE HABERİM YOKTUR’

Şahin, eski danışmanı Ömür Yücel’in ifadesinde kendisiyle ilgili ileri sürdüğü iddiaları da reddetti.

Belaruslu kişilerin Türkiye’ye girişlerine yardımcı olmadığını ve bu konuda Yücel’e herhangi bir talimat vermediğini savunan Şahin, şöyle konuştu:

“Kendisi ifadesinde bu işlemleri benim bilgim dahilinde yaptığını beyan etmiş ise de bunlardan benim kesinlikle bilgim ve haberim yoktur. İlk defa şu anda bunları duydum. Ömür Yücel ile husumetim yoktur. Neden aleyhimde ifade verdiğini anlamış değilim. Süleyman Hilmi Kalcı’yla 2019’dan beri iletişimim yoktur. Ömür Yücel’in neden şahısla iletişimimin olduğuna dair beyanda bulunduğunu anlayamadım. İkisi arasındaki iletişimi bilmiyorum.”

YURT DIŞINA ÇIKIŞ YASAĞI GETİRİLDİ

Savcılık ifadesinin ardından Şahin, “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” ve “suçluyu kayırma” suçlarından adli kontrol talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Mahkeme, İdris Naim Şahin’in yurt dışına çıkış yasağı şartıyla serbest bırakılmasına karar verdi.

ŞAHİN’İN 2 ARACI DA İNCELEMEYE ALINMIŞTI

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen “Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü” soruşturmasında, Şahin’in adına tahsisli olduğu belirlenen aracın, tutuklu Hilmi Tuna Kuriş’in yurt dışına kaçırılmasına yönelik girişimde kullanıldığı tespit edilmişti.

Şahin’in adına tahsisli iki araç da incelemeye alınmış, araçların örgüt tarafından kullanıldığının belirlenmesinin ardından Şahin ifade vermek üzere adliyeye çağrılmıştı.

Süleymancılar soruşturmasında tutuklu sayısı 81’e yükseldi

“Alihan Kuriş Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” soruşturması kapsamında bugüne kadar 124 kişi hakkında adli işlem başlatılırken, 81 şüpheli tutuklandı. Şüphelilerden 10’u hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı. Soruşturma kapsamında gözalatın alınan 2 şüphelinin kolluktaki işlemleri devam ederken, 27 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürüyor.

Öte yandan, örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen 50 şirket ile 4 derneğe el konulurken, 50 şirkete de kayyım atandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmanın “suç örgütünün yapılanmasının, mali kaynaklarının, para hareketlerinin, suçtan elde edildiği değerlendirilen mal varlıklarının ve bağlantılı kişi ve kuruluşların tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik olarak titizlikle sürdürüldüğü” belirtilerek, organize suç yapılarıyla ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerleriyle mücadele, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla devam ettiği vurgulandı.

Dünya Alem (57) | İktidar cemaatleri tasfiye mi ediyor? | Süleymancılar ve Furkan Vakfı operasyonu

Ali Bulaç, Süleymancılar ve Furkan Vakfı’na yönelik operasyonları, devlet-cemaat ilişkilerini ve cemaatlerin siyasetteki rolünü değerlendirdi.

Dünya Alem (57) | İktidar cemaatleri tasfiye mi ediyor? | Süleymancılar ve Furkan Vakfı operasyonu Medyascope

💾

Ali Bulaç, Süleymancılar ve Furkan Vakfı’na yönelik operasyonları, devlet-cemaat ilişkilerini ve siyasetteki rolünü değerlendirdi.

Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in aracıyla kaçmıştı: Alihan Kuriş’in kardeşi hakkında karar

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, liderliğini Alihan Kuriş’in yaptığı iddia edilen “çıkar amaçlı suç örgütü”ne yönelik “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık” ve “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” suçlarına ilişkin çalışmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında 21-22 Ağustos’ta gerçekleştirilen operasyonlarda, aralarında firari olarak aranan Hilmi Tuna Kuriş’in de bulunduğu kişiler gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından dün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edilen 10 şüpheli, savcılık işlemlerinin ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Cumhuriyet’in haberine göre; hakimlikteki sorgularının ardından Hilmi Tuna Kuriş, ⁠⁠Mehmet Özmen, Osman Sert, ⁠⁠İsa Ateş, ⁠⁠Abdullah Özcan Yavuz, Taner Çetin, Metin Surat, Mehmet Ünal, Erhan Yılmaz ve Süleyman Tuna Akbulut’un tutuklanmalarına karar verildi.

“Alihan Kuriş suç örgütü”nün faaliyetlerinin, mali yapılanmasının, suçtan elde edildiği değerlendirilen mal varlığı değerlerinin ve örgütle bağlantılı kişi ve kuruluşların tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik soruşturmanın Başsavcılık tarafından çok yönlü sürdürüldüğü belirtildi.

İDRİS NAİM ŞAHİN’İN ARACI İLE MUĞLA’YA GİTMİŞLER!

Firari olarak aranan Hilmi Tuna Kuriş ile iş insanı Erhan Yılmaz, 21 Ağustos’ta Marmaris’in Bozburun Mahallesi’nde yakalanmıştı. İki şüphelinin yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya hazırlandığı öne sürülmüştü.

Soruşturma birimleri, şüphelilerin İstanbul’dan Muğla’ya götürülmesinde 34 SL 313 plakalı aracın kullanıldığını belirlemişti. Aracı Mehmet Özmen’in kullandığı tespit edilmiş, kamera kayıtlarına göre araç 16 Ağustos’ta İzmir’in Selçuk ilçesinde görüntülenmişti.

Özmen’in yolculuk boyunca telefonunu kapalı tuttuğu belirlenmiş ve araçta yapılan aramada 58 bin euro bulunduğu bildirilmişti.

Şüphelilerin Muğla’ya götürülmesinde kullanılan aracın, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’e 2030 yılına kadar tahsis edildiği ortaya çıkmıştı.

İDRİS NAİM ŞAHİN’İN 2 ARACI DAHA MERCEK ALTINDA

Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Alihan Kuriş suç örgütüne yönelik yürütülen soruşturmada yeni bulgulara ulaşıldı.

Firari Hilmi Tuna Kuriş’in kaçırılmasında kullanıldığı belirlenen ve eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tahsisli 34 SL 313 plakalı aracın ardından, Şahin adına tahsis edilen diğer araçlar da incelemeye alındı.

Soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde, 34 S 7815 ve 34 RM 8677 plakalı iki aracın da tahsis amacı dışında ve suç içerikli faaliyetlerde kullanıldığının tespit edildiği bildirildi.

Öte yandan soruşturma kapsamında aynı yapıyla irtibatlı olduğu değerlendirilen Ömer Sipahioğlu’nun yakalanması için çalışma başlatıldı. Ömer Yücel’in ise gözaltına alındığı öğrenildi.

Eski Ulaştırma Bakanı Denizolgun’un ölümü… Alihan Kuriş hakkında soruşturma başlatıldı

Eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancılar’ın eski lideri Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016’da hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, otopsi video kayıtları üzerinden hazırlanan 25 Ağustos 2026 tarihli Adli Tıp uzmanı bilirkişi raporunda ölümün “şüpheli” olduğunun tespit edilmesi üzerine, Alihan Kuriş ve diğer şüpheliler hakkında “Adam Öldürme” suçundan soruşturma başlatıldı.

Soruşturma kapsamında ayrıca, Denizolgun’un 2016 yılında “beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm” olarak kayıtlara geçen ölüm raporunda imzası bulunan doktorlar hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan işlem başlatıldı. Otopsi görüntülerinin bulunmadığını bildirmesine rağmen daha sonra söz konusu görüntüleri gönderen Adli Tıp Kurumu idarecisi hakkında da aynı suç kapsamında soruşturma açıldı.

OTOPSİYE AİT KAYITLAR YENİDEN İNCELENDİ

Denizolgun’un 2016 yılında gerçekleşen ölümünün adli tıbbi yönden yeniden değerlendirilmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırıldı. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafından hazırlanan 25 Ağustos 2026 tarihli raporda, 2016 yılındaki otopsiye ait 145 fotoğraf ve video kaydı, Adli Tıp Kurumu raporları, kriminal incelemeler, olay yeri kayıtları, tanık ifadeleri, 19 Ağustos 2026 tarihli fethi kabir tutanağı ve soruşturma dosyasındaki diğer adli tıbbi belgeler incelendi.

‘LEZYONLAR ÖLÜMDEN ÖNCE’ DEĞERLENDİRİLMESİ

Raporda, Denizolgun’un otopsi fotoğrafları ve video kayıtlarında sağ meme alt kısmından göğüs ortasına doğru sıralanan yaklaşık 4×6, 3×5, 2×4 ve 1×2 santimetre boyutlarında dört ayrı ekimotik alan tespit edildiği belirtildi. Bu alanların altındaki dokularda da kanama görülmesinin, söz konusu lezyonların ölümden önce meydana geldiğini gösterdiği ifade edildi.

Lezyonların büyüklüğü ve göğüsteki yerleşimleri de değerlendirilerek, bir kişinin Denizolgun’un göğsüne diziyle basarken ağız ve burnunu yastıkla kapatıp nefessiz bırakmasının ölüm mekanizması olarak mümkün olduğu kaydedildi.

Raporda, mevcut bulgular ve otopsi tarihindeki ileri derecedeki çürüme durumu birlikte değerlendirildiğinde, Denizolgun’un ağız ve burnunun kapatılması suretiyle kasten öldürülmüş olma ihtimalinin bilimsel ve objektif olarak dışlanamayacağı belirtildi.

‘BEYİN KANAMASI’ DEĞERLENDİRMESİNDE ‘ADLİ TIBBİ EKSİKLİK’

Denizolgun’un 2016 yılında düzenlenen otopsi raporunda ölüm nedeninin “beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm” olarak değerlendirildiği hatırlatılan bilirkişi raporunda, mevcut belgeler üzerinden travmatik olmayan beyin kanaması sonucuna ulaşılmasını sağlayacak yeterli objektif bulgunun ortaya konulmadığı ifade edildi.

Bu yönüyle 2016 yılındaki değerlendirmede “adli tıbbi eksiklik bulunduğu” tespitine yer verilen raporda, Denizolgun’un ölüm nedeninin kesin olarak ortaya çıkarılması için yeni incelemelere ihtiyaç olduğu belirtildi.

‘TÜM TIBBİ GEÇMİŞİ İNCELENMELİ’

Bilirkişi raporunda, 2016 yılında yapılan incelemelerde Denizolgun’un dokuları ve çürüme sıvılarında baryum, arsenik, kadmiyum, cıva ve nikel gibi ağır metaller tespit edildiği de belirtildi. Ancak söz konusu maddelerin düzeylerinin raporlara yansıtılmamış olması nedeniyle bu maddelerin Denizolgun’un ölümündeki etkisinin mevcut veriler üzerinden objektif biçimde değerlendirilemediği kaydedildi.

Raporda, ölüm nedeninin kesin olarak belirlenebilmesi için Denizolgun’un tüm tıbbi geçmişinin incelenmesi, 2016 yılındaki otopsiden kalan şahit numuneler ile fethi kabir işlemi sonrasında alınan numuneler üzerinde yeni analizler yapılması gerektiği belirtildi.

Yapılacak incelemelerin ardından dosyanın Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu ile 5. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından müştereken değerlendirilmesi ve ölümün nedeninin ve şeklinin net ve objektif biçimde ortaya konulması gerektiği kaydedildi.

SORUŞTURMA GENİŞLETİLEREK SÜRDÜRÜLÜYOR

Bilirkişi raporundaki tespitlerin ardından Denizolgun’un ölümünün nedeni ve şeklinin tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla adli tıbbi incelemeler ve delil toplama işlemlerinin sürdüğü bildirildi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmanın, 19 Ağustos’ta gerçekleştirilen fethi kabir işlemi sonucunda elde edilen bulgular, HTS kayıtları, olay tarihindeki kolluk kayıtları, tereke dosyasından temin edilecek bilgi ve belgeler, devam eden ifade işlemleri ve toplanacak diğer deliller doğrultusunda genişletilerek sürdürüldüğü öğrenildi. (ANKA)

❌