İstanbul'da parçalı ay tutulması






İstanbul'da dolunay, Büyük Mecidiye Camii ve Süleymaniye Camii ile birlikte görüntülendi.

Halk arasında "Yeşil Camii" olarak bilinen Köprülü Mahallesi'ndeki cami, havaların ısınmasıyla gözleri şenlendiren görünüme kavuştu.

1993 yılında ibadete açılan cami, Fas’ın en önemli dini ve mimari yapıları arasında yer alıyor. Yağmurun ardından güneşin açmasıyla birlikte oluşan gökkuşağı, camiyle güzel görüntü oluşturdu.

18. yüzyılda Osmanlı döneminde camiye dönüştürülen yapı, yer seviyesinin altında bulunması, alçak tavanlı mimarisi ve loş atmosferiyle öne çıkıyor.
Denizle bağlantılı bir depo olarak kullanıldığı bilinen mekan, zamanla düzenlenerek cami haline getirildi.
İç bölümde, İslam tarihinde önemli kabul edilen bazı isimlere atfedilen makam kabirleri yer alırken, taş duvarlar ve sınırlı doğal ışık yapının tarihi karakterini yansıtıyor.
Günümüzde hem ibadet hem de ziyaret amacıyla kullanılan Yeraltı Camii, İstanbul’un az bilinen tarihi ve kültürel miras noktalarından biri olma özelliğini koruyor.

Her yıl milyonlarca Müslümanın hac ve umre için ziyaret ettiği 7 minareli Mescid-i Haram, İslam mimarisinin en önemli örneklerinden biri sayılıyor.
Mescid-i Haram ve içinde yer alan Kabe, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail'den sonra çeşitli dönemlerde kısmen ya da bütünüyle yeniden inşa edilmiş ve günümüzdeki haline ulaşmıştır.
Açık ve kapalı ibadet alanlarına sahip mescid, toplamda 400.800 metrekarelik bir alanı kaplamakta ve 820.000 kişilik kapasiteye sahip.
Mescid-i Haram, yılın her günü dünyanın birçok yerinden gelen Müslümanlar tarafından ziyaret ediliyor.

705 yılında Emevi Halifesi I. Velid tarafından inşa ettirilen cami, Roma dönemine ait Jüpiter Tapınağı’nın yerine kurulmuş ve Bizans döneminde Vaftizci Yahya Kilisesi olarak kullanılan yapının izlerini de taşımaktadır.






Yazın kavurucu sıcaklarından kaçan Iraklılar ülkenin kuzeyinde yer alan Duhok kentine akın ediyor. Serin havası ve yeşil doğasıyla ziyaretçileri ağırlayan Amediye ilçesi ise tarihi yönüyle dikkati çekiyor.
Türkiye sınırında bulunan Metina Dağları ile hemen karşısında sıralanan Gara Dağının arasında kalan, Metina’ya yaslanan kayalık bir tepeye kurulan şehir, kartal yuvası gibi bölgeye hakim konumda yer alıyor.
Kaleye benzeyen doğal kayalığın üstünde bulunan tarihi kent, yüz yıllardır askeri merkez ve yerleşim yeri olarak ön plana çıkıyor.
![]()
Tarihte patika yollarla ulaşımı sağlanan, modern çağda ise bir su kemerini andıran köprüyle ulaşılabilen Amediye’nin güzel doğası, Kubbehan Medresesi, şehir kapısı ve Ulu Camisi gibi tarihi eserleri, burayı önemli bir turizm merkezi haline getiriyor.
Amerikan Distractify sitesince "dünyada görülmesi gereken en güzel 30 ilçesi" arasında sayılan tarihi Amediye’de yaklaşık 1200 hane bulunuyor ve burada 6 bin kişi ikamet ediyor.
Kartal yuvasını andıran bu yerleşim yerinde toplam da 7 cami bulunuyor. İlçe halkı cuma namazları için daha çok tarihi Ulu Cami’yi tercih ediyor.
Amediye’nin en çok ilgi gören tarihi mekanı konusundaki Ulu Cami’nin tarihi çok daha eskilere dayanıyor. Tanıtım kitabesinde bu mekanda "Mitra inancı"na ait izler bulunduğu, en önemli izlerin ise direk kemerleri ile merdivenleri olduğu ifade ediliyor.
![]()
Hristiyanlığın bölgeye yayılması ile aynı mekan bu defa farklı bir inanç için ibadethane olarak kullanılmış. İslamiyet'in gelişiyle de bu tarihi mekan camiye dönüştürülmüş.
O tarihten bu yana cami olarak faaliyet gösteren ibadethanenin bahçesine girerken hemen sağda yer alan minaresiyle dikkatleri çekiyor.
Osmanlı döneminde 1534 ila 1570 tarihleri arasında Behdinan Emiri olan Hüseyin Veli döneminde inşa edilen minare, 30 metre uzunluğunda ve 3 metre genişliğinde.
İnce taş işçiliğinin bütün özelliklerinin görülebildiği minarenin kapı kenarları ise yıldızlarla süslenmiş durumda. Karşı tepelerden ilçeye bakarken de minare tarihi bir sembol olarak görülebiliyor.
Binadan tamamen bağımsız duran minarenin hemen ardından geniş bir bahçe, solda abdesthane, sağda çilehaneler yer alıyor. Güllerle bezenmiş bahçenin sonunda ise mescide giriş kapısı bulunuyor.
![]()
İşlemeli yüksek ahşap kapıdan girilen mescidin kıblesi hemen sol tarafta yer alıyor. Sağ tarafta ise merdivenlerle çıkılabilen ayrıca dışarıdan da ayrı girişi bulunan kadınlara özel namaz kılma alanı yer alıyor.
Kubbe, kemer, sütun, pencere gibi bölümlerde tarihin izlerini görmek mümkün ancak yüksek derecede sıva kullanımına bağlı olarak duvar, tavan ve pencerelerdeki işlemeleri görme imkanı bulunmuyor.
Kemerlerin bir kısmı Mitra ibadethanelerini andırırken bir kısmı ise Osmanlı-Selçuklu mimarisinden izler taşıyor.
İki dönümlük arazi üstüne kuru olan Amediye Ulu Cami, farklı taş kubbeleri ve bölümleri ile geniş bir ibadethane olarak tarihe meydan okurcasına ayakta ve hala ibadethane görevini devam ettiriyor.
Defalarca tadilatı yapılan caminin bugünkü haline en yakın durumun ise 1500'lü yıllardaki son hali olduğu ifade ediliyor.
![]()
Etrafında 7 ayrı su kaynağı bulunan, dereler akan tarihi kentin uzaktan bakıldığındaki heybetli duruşu görsel bir şölen sunuyor.
Bu nedenle ilçeye bakan çevredeki yamaçlarda evler ve seyir terasları yapılmış. Ziyaretçiler ilçeyi önce uzaktan izliyor daha sonra içine girip geziyor.
Ancak tarihi ilçe de çarpık yapılaşmadan nasibini almış durumda. Bölgeye uygun olmayan inşaat yapıları, uygunsuz seyir terasları, dışarıdaki yüksek katlı otel yapıları gibi sorunlar çevrenin doğal güzelliklerine ve ilçenin tarihi yapısına zarar veriyor.
Türkülere konu olan, dünyanın birçok yerinden turistin ziyarete geldiği Amediye'nin çarpık kentleşme konusunda yetkililerin ilgisine muhtaç olduğu belirtiliyor.









