Temel ihtiyaçlardan yoksun kalan aileler, yıkılan evlerinin yakınında kurdukları derme çatma çadırlarda ve ağır hasarlı binalarda zorlu koşullar altında günlük yaşam mücadelesi veriyor.
Son günlerde hava sıcaklıklarının düşmesiyle ilçenin önemli turizm destinasyonları arasında yer alan milli park ile çevresindeki köy, mezra ve yaylalarda kar yağışı etkisini gösteriyor.
Karla kaplı bitki örtüsü ve kuş sesleri eşliğinde ziyaretçilerine doğal güzelliklerini sunan milli park, fotoğraf tutkunlarını da ağırlıyor.
Bölgede kar kalınlığı Karagöl'de 20, köylerde ise yer yer 40 santimetreye kadar ulaştı.
Beyaza bürünen Karagöl Sahara Milli Parkı ve Karagöl dronla görüntülendi.
Sudan'ın kuzeyindeki Kuzey eyaletinin ed-Debbe şehrinde bulunan El-Affad Mülteci Kampı, başta Kuzey Darfur eyaletinin merkezi Faşir olmak üzere, Darfur ve Kurdufan bölgelerinde yerinden edilmiş binlerce kişiye ev sahipliği yapıyor.
Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde yer alan ve Ermeniler tarafından tahrip edilerek "gözlem kulesi" olarak kullanılan Ağdam şehrindeki tarihi Ağdam Cuma Mescidi, tamamlanan restorasyon çalışmalarının ardından yeniden ibadete açıldı.
Gazze Şeridi'nde bu sabah yağan yağmur sonrası işgalcilerin 2 yıl süren saldırıları nedeniyle evleri yıkılan Filistinlilerin kaldığı Yermük Kampı'ndaki çadırları su bastı.
Ülkenin en büyük mülteci kampı olan Yermuk’ta çok az sayıdaki aile, günlük yaşamlarını harabeye dönmüş binaların arasında zor şartlar altında sürdürüyor.
İşgalcilerin Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinin kuzeydoğusundaki el-Ketibe bölgesinden çekilmesinin ardından, Filistinliler ağır yıkıma uğrayan evlerini incelemeye başladı.
Gazze Şeridi'nde ateşkes ve esir takası anlaşması kapsamında, işgalciler tarafından naaşları teslim edilen ve kimlikleri tespit edilemeyen 54 Filistinli için Han Yunus'taki Nasır Hastanesi önünde cenaze merasimi yapıldı.
Türkiye'nin kayak ve kış turizminin önemli merkezlerinden Uludağ'ın ormanlarında, yeşil, sarı, kahverengi ve kırmızının farklı tonlarıyla sonbahar renkleri havadan görüntülendi.
İki yılı aşkın süredir devam eden savaş ve yıkımın ardından Gazze’nin orta kesimindeki Bureyc Kampı’nda yaşayan çocuklar, eğitim ve oyundan uzak, insanca yaşamın en temel haklarından mahrum bırakıldı.
Balıkesir’in Manyas ilçesindeki Manyas Gölü’nde kuraklık her geçen gün etkisini artırıyor. Su seviyesinin düşmesi, göçmen kuşların yaşam alanlarını tehdit ederken, bölge halkı da tarım arazilerinin sulanmasında zorluk yaşıyor.
İşgalcilerin Gazze’nin kuzeyine yönelik başlattığı yoğun kara operasyonu ve zorunlu göç dalgası nedeniyle Filistinliler, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr Belah kentinde nüfus artışına neden oldu.
İşgalcilerin hava bombardımanlarının ardından işgal amacıyla kara saldırılarına başladığı Gazze kentinde, Filistinliler zor şartlar altında güney bölgelerine göç etmeye devam ediyor.
İşgalcilerin, Gazze Şeridi'nin orta kesiminde yer alan Deyr Belah kentinde yerinden edilen Filistinlilerin kaldıkları bir çadıra düzenlediği saldırıda şehitlerin olduğu bildirildi.
Gazze Şeridi’nde barınma, gıda ve temiz su gibi temel ihtiyaçlardan yoksun kalan Filistinliler, zorlu yaşam koşullarında hayatta kalma mücadelesi veriyor.
İşgalcilerin Gazze kentinin kuzeyine düzenlediği saldırılar sonrası bölge sakini Filistinliler yanlarına alabildikleri eşyalarıyla, güvenli olduğunu düşündükleri bölgelere doğru yola çıktı.
İşgalcilerin saldırıları sonrası bölge sakini Filistinliler yanlarına alabildikleri eşyalarıyla, güvenli olduğunu düşündükleri bölgelere doğru yola çıktı.
TİGEM'in Altınova ve Gözlü Tarım İşletmesi'ndeki her biri 50 ila 69 futbol sahası büyüklüğündeki dairesel tarlalarda dekarda 450 ila 600 kilogram rekolte elde edildi.
Denizli’nin Çivril ilçesi yakınlarında yer alan Işıklı Gölü, tatlı su özelliği ve barındırdığı biyolojik çeşitlilik ile bölgenin önemli sulak alanları arasında yer alıyor.
İşgalcilerin abluka altındaki Gazze Şeridi'ne yönelik acımasız ve yıkıcı saldırıları aralıksız sürerken, uygulanan tam ambargo nedeniyle bölgede derinleşen 'insani kriz' devam ediyor.
İşgalcilere ait üç insansız hava aracının Bureyc Mülteci Kampı’nda, yerinden edilmiş sivillerin sığındığı Ebu Hilo Okulu’nu hedef alması sonucu yapıda büyük bir yıkım ve yangın meydana geldi.
Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Şam, milattan önce 64'te Roma'nın egemenliğine girdi. Bizans döneminde de Şam, Hristiyanlığın önemli merkezlerinden biri oldu.
İslamiyet'in ilk yıllarında 634'te Halife Ömer bin Hattab'ın döneminde Müslümanlar, Şam'ı fethederek şehri İslam dünyasının önemli bir merkezi haline getirdi.
Yaklaşık 1400 yıldır Müslümanların en önemli kalelerinden biri olan Şam, İslam dünyasından birçok mirasa ev sahipliği yapıyor. Anadolu Ajansı muhabiri, Turizm Bakanlığı ve açık kaynaklardan Şam'daki tarihi camileri, külliyeleri, çarşıları, kale ve hanları derledi.
- Şam'daki eski şehre açılan 7 kapı
Şam'daki eski şehir bölgesi, Roma'dan Bizans'a, İslam medeniyetinden Osmanlı İmparatorluğu'na kadar pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış, yüzyıllardır kesintisiz yerleşimin sürdüğü nadir tarihi merkezlerden biri. Labirenti andıran dar sokakları, canlı çarşıları ve zamana direnen dini yapıları, kentin hafızasını yaşatan eşsiz bir kültür mirası olarak öne çıkıyor.
Şehri geçmişte saran surlara açılan 7 ana kapı, kentin hem savunmasını hem de ticaret yollarını kontrol ediyor.
Bab Tuma, Bab Şarki, Bab El-Cabiye, Bab Es-Sağir, Bab El-Feradis, Bab Kisan ve Bab Es-Selam olarak bilinen bu kapıların her biri, Şam'ın farklı semtlerine açılıyor ve bugün hala kentin tarihi kimliğini yansıtan önemli simgeler olarak ayakta duruyor.
- Emevi Camii
Şam'daki Emevi Camii, 705 yılında Emevi hükümdarı Velid bin Abdülmelik tarafından inşa edildi. Cami, erken İslam mimarisinin en güzel örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.
Emevi Camii yalnızca bir cami olarak değil, aynı zamanda Şam'ın ve İslam dünyasının tarihsel ve kültürel merkezlerinden biri olarak tanınıyor. 4 eski kapısı bulunan ve 3 minareye sahip Emevi Camii'nin avlusunda birbirine uyumlu 3 güzel kubbe hayranlık uyandırıyor.
Başkenti simgesi olan camide, Sahabe mihrabı ile Kubbetü'n-nesr arasına rastlayan yerde bulunan Hz. Yahya'nın türbesi ise yapının en kutsal alanlarından birini oluşturuyor.
Camide ayrıca Eyyubi devletinin kurucusu olan Selahaddin Eyyubi'nin türbesi bulunuyor. Caminin kuzeyinde yer alan türbe, hem Müslümanlar hem de Müslüman olmayanlar için önemli bir ziyaret noktası. Türbesinin üzerini kaplayan, Eyyubi tarzında kırmızı kiremitlerle inşa edilmiş kubbe, türbeye özgün bir mimari özellik kazandırıyor.
İslam dünyasının en eski camilerinden Emevi'deki Meşhed-i Hüseyin'de, Kerbela şehidi Hz. Hüseyin'in başının defnedildiğine inanılıyor.
Caminin batı tarafında da İmam Gazali Zaviyesi yer alıyor. İslami ilimlerin öğretildiği ve tarih boyunca büyük İslam fıkıhçılarının yetiştiği revakta, İmam Gazali 11 yıl inzivaya çekilerek "İhyau-Ulumi'd-din" (Din İlimlerinin İhyası) adlı eserini İslam dünyasına kazandırdı.
- Türk havacılık tarihinin ilk şehitlerine ait mezarlık Şam'da
Emevi Camii haziresinde ayrıca Türk havacılık tarihinin ilk şehitlerine ait kabristan da yer alıyor.
1914 yılında 2 bin 515 kilometrelik İstanbul-Kahire uçuşunu gerçekleştirmek için yapılan hazırlıkların ardından İstanbul'dan havalanan, Pilot Yüzbaşı Fethi ve Rasıt Üsteğmen Sadik yönetimindeki ilk uçak 24 Şubat 1914'te Şam'a ulaştı. Ancak, Yüzbaşı Fethi Bey ve Üsteğmen Sadık Bey, 27 Şubat 1914'te uçuşun Şam-Kudüs güzergahında, uçaklarının arıza yapıp Teberiye Gölü civarında düşmesi sonucu şehit oldu.
Pilot Teğmen Nuri Bey ve Rasıt Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey yönetiminde İstanbul'dan havalanan ikinci uçak da 9 Mart 1914'te Yafa'ya ulaştı ancak bu uçağın da uçuşun son etabında 11 Mart 1914'te arıza sonucu denize düşmesi sonucunda Teğmen Nuri Bey şehit oldu.
Bu 2 kazada şehit düşen 3 Türk subay, Şam'a getirilerek Selahaddin Eyyubi Türbesi yanındaki Türk Havacılık Şehitliği'ne defnedildi. Şehitlik, camiye gelenlerin ziyaret ettiği önemli noktalardan biri olarak biliniyor.
- Hacıların konaklaması için yaptırılan külliye: Süleymaniye Külliyesi
İslam dünyasının Şam'daki önemli eserlerinden olan ve günümüzde "Süleymaniye Tekkesi" olarak bilinen külliye, Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman tarafından 16. yüzyılda inşa edildi.
Barada Nehri'nin sağ kıyısında ve Ulusal Müze'nin doğusunda yer alan külliye, Osmanlının kültürel ve dini mirasının bir parçası olarak, Şam'daki en önemli yapılarından biri olarak kabul ediliyor.
Hacıların konaklaması için yaptırılan ve Osmanlı mimarisi kullanılan külliye kubbelerle, revaklar ve mukarnaslarla süslenerek inşa edilmiş.
Kur'an-ı Kerim eğitiminde ve yoksullara yardım sağlanması konusunda önemli bir rol oynayan külliyenin haziresinde ise 1926'da İtalya'da vefat eden Sultan VI. Mehmed Vahdettin'in kabri bulunuyor.
- Şam'daki hanlar
Şam'da tüccarlar ve mallarını barındırmak için birçok han inşa edildi. Bazı kaynaklara göre, Sultan 2. Abdülhamid döneminde başkentteki han sayısı 139'a ulaştı.
Osmanlı döneminde Şam Valisi Azmzade Esad Paşa tarafından 1750'li yıllarda inşa edilen Esad Paşa Hanı, önemli hanlardan biriydi. İki katlı binanın alt bölümünde dükkanlar üst katında ise konaklama ve dinlenme bölümleri bulunuyor. Buzuriyye Çarşısı'nda yer alan han, Şam'ı ziyaret edenlerin uğrak noktası konumunda.
18. yüzyılda inşa edilen Süleyman Paşa Hanı ise Mithat Paşa Çarşısı'nda yer alıyor. Handa, 50'den fazla dükkan bulunmakla birlikte burada el sanatları, tekstil, şifalı bitkiler gibi çeşitli işlerle uğraşılıyor.
Dekke, Çakmak ve İpek de Şam'ın önemli hanları arasında yer alıyor.
- Şam'daki kapalı çarşılar
Şam'ın geleneksel pazar alanları olan kapalı çarşılar, şehri ziyaret edenlerin mutlaka uğradığı mekanların başında geliyor.
Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Şam'daki kapalı çarşılar, farklı kültürlerin izlerini taşıyor.
Başkentte Mithat Paşa, Hamidiyye, Arom, Kuyumcular, Çerezciler, Asruniyye, İpek, Miskin ve Kavafin en önemli kapalı çarşılar olarak öne çıkıyor.
- Osmanlının Şam'daki yadigarı: Hicaz Garı
Sultan 2. Abdülhamid'in emriyle 1900'de temeli atılan ve Şam'dan Medine'ye kadar uzanan Hicaz Demir Yolu, 1908'de hizmete açıldı.
Demir yolu hattı, Şam ve Ürdün'den geçerek, Medine'ye ulaşıyordu.
1908 yılında İstanbul'dan Şam'a, oradan Medine'ye ilk sefer yapıldı. Başlangıçta uzunluğu 1464 kilometre olan hat 1917 yılına gelindiğinde 1750 kilometreye ulaştı.
Şam'daki tarihi Hicaz Garı bu hattın başlangıç durağı olarak hacı adaylarının buluşma noktasıydı.
Devrik Baas rejimi döneminde maruz kaldığı ihmal ve bakımsızlığa rağmen Hicaz Garı, halen başkenti ziyaret edenlerin görmek istediği yerlerin başında geliyor.
- Selahaddin Eyyubi Türbesi
Selahaddin Eyyubi'nin türbesi, Suriye'deki en önemli tarihi simgelerden biri olarak kabul ediliyor. 1137'de Irak'ın Tikrit kentinde doğan Eyyubi Devleti'nin kurucusu Selahaddin, Haçlı Seferleri tarihindeki önemli zaferlerle tanınıyor.
Selahaddin, özellikle 1187'deki Hittin Meydan Muharebesi'nde Haçlılar'ı büyük bir bozguna uğratmasıyla, Haçlılara karşı verdiği büyük mücadelelerle ve Kudüs'ü kurtarmasıyla İslam dünyasının en önemli kahramanlarından biri haline geldi.
1193'te Şam'da vefat eden Selahaddin'in naaşı, 1196'da Şam Kalesi'nden Emevi Camii haziresine taşındı.
Emevi Camii'nin kuzeyinde yer alan Selahaddin'in türbesi, hem Müslüman hem de gayri Müslümler için önemli bir ziyaret noktası.
- Sultan Baybars'ın Türbesi
Memlük Devleti Hükümdarı Sultan Baybars'ın kabri Emevi Camii yakınlarında yer alıyor.
Haçlılar'a karşı kazandığı zaferlerle tanınan Sultan Baybars, 1277'de Şam'a yakın bir yerde vefat etti ve mezarı buraya yapıldı.
Baybars'ın kabri, Şam'ın önemli bir tarihi mekanı olarak ziyaret ediliyor.
- Nureddin Zengi Türbesi
1118'de Irak'ın Musul kentinde doğan Nureddin Zengi, 12. yüzyılda Türk-İslam tarihinin önde gelen isimlerinden biri olarak öne çıkıyor. Haçlı ordularının Kudüs, Urfa, Antakya ve Trabluşşam'ı ele geçirip buralarda küçük devletler kurduğu bir dönemde, Zengiler hanedanının başına geçti.
Nureddin Zengi, Suriye ve Mısır ekseninde güçlü bir İslam birliği kurarak, bu birliği Haçlılara karşı kullandı ve büyük bir direniş gösterdi. Haçlılarla olan mücadelesi, İslam dünyasında önemli bir dönüm noktası oluştururken, Zengi'yi tarih sahnesinde saygıdeğer bir lider haline getirdi.
1174'te Şam'da vefat eden Zengi'nin mezarı, Şam'daki Nuriye Medresesi'nde yer alıyor.
- Muhyiddin İbn-i Arabi Türbesi ve Camii
Endülüs'ün Mürsiye (Murcia) şehrinde doğan ve 1240 yılında Şam'da vefat eden büyük mutasavvıf Muhyiddin İbn Arabi'nin türbesi, bugün kendi adını taşıyan mahallede yer alıyor. Yavuz Sultan Selim'in Şam seferi sırasında yaptırdığı bu türbe ve yanındaki cami, yalnızca bir ziyaret mekanı değil, aynı zamanda İslam düşünce tarihine yön veren bir ismin hatırasının yaşatıldığı önemli bir merkez niteliğinde.
- Halid Bağdadi Külliyesi: Şam'ın kalbinde bir Osmanlı mirası ve dervişlerin uğrak yeri
Halid Bağdadi Külliyesi, Şam'ın Kasyun Dağı eteklerinde, Ekrad bölgesindeki Rükneddin Mezarlığı'nda bir manevi sığınak olarak görülüyor.
1827'de vefat eden ünlü sufi Halid Bağdadi'nin türbesine ev sahipliği yapan bu Osmanlı eseri, asırlardır dervişlerin ve huzur arayanların uğrak noktası. Zarif kubbesi, avludaki oval su havuzu ve tarih kokan odalarıyla külliye, geçmişin ruhunu bugüne taşıyor. Bir zamanlar ilim zaviyesi ve mürit aşhanesi olan bu odalar, şimdi türbe bakıcısının evi olarak kullanılıyor.
1842'de Sultan Abdülmecid Han'ın emriyle inşa edilen görkemli kubbe, 1891'de Sultan Abdülhamid Han tarafından yenilendi. Cümle kapısında, Abdülhamid'in tuğrasıyla süslü, Osmanlı Türkçesiyle yazılmış altı beyitlik kitabe tarihi bir selam veriyor.
- Seyyide Zeynep Türbesi ve Camisi
Başkent yakınlarındaki Seyyide Zeynep Camisi'nin adı, Hz. Muhammed'in torunu Hz. Zeynep'ten geliyor.
Cami, barış ve birliğin sembolü olarak farklı mezheplerden Müslümanları bir araya getiren ibadet yeri olarak biliniyor. Cami içerisinde Seyyide Zeynep'in türbesi de yer alıyor.
- Murad Paşa Külliyesi
17. yüzyılda inşa edilen Murad Paşa Külliyesi, Şam'daki en önemli Osmanlı yapılarından biri olarak kabul ediliyor.
Hem tarihi hem de mimari açıdan büyük bir değere sahip külliyenin içerisinde cami, medrese ve Murat Paşa Türbesi yer alıyor.
Şam'daki Osmanlı mirasının önemli bir örneği olan Murad Paşa Külliyesi, hem yerel halk hem de Şam'a gelenler tarafından ziyaret ediliyor.
- Şam'daki bazı sahabe türbeleri ve makamları ise şunlar:
- Bilal Habeşi (Bab Sağir Kabristanı)
- Muaviye bin Ebu Sufyan (Bab Sağir Kabristanı)
- Üsame Bin Zeyd (Mezze Mahallesi)
- Şam Fatihi Sahabe Muaz bin Cebel (Bab Şarki)
- Hz. Peygamber’in Roma İmparatoru Herakleios'a elçi olarak gönderdiği Dihye bin Halife el-Kelbi (Mezze Mahallesi)
- Fedale bin Ubeyd el-Evsi (Bab Sağir Kabristanı)
- Ebu Derda, (Bab Sağir Kabristanı)
- Havle binti Ezver (Bab Tuma)
- Dırar bin Ezver (Bab Tuma)
İşgalcilerin, Gazze Şeridi’nin Han Yunus kentindeki Filistinlileri saldırıya hazırlık olarak derhal zorunlu tahliye konusunda uyarmasının ardından, bölge halkı göç etmeye başladı.
Nungwi bölgesindeki köylerde çocuklar, zor şartlar altında eğitim almaya çalışıyor. İlk ve orta öğretimin zorunlu olduğu ülkede eğitim 3 yaşında başlıyor.
Kanuni Sultan Süleyman'ın 1522'de fethettiği ada, yaklaşık 400 yıl Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliği altında kaldı. Rodos Şövalyeleri'nin de uzun yıllar hüküm sürdüğü Rodos Kalesi ve içindeki eski Rodos kenti, UNESCO Kültür Mirası Listesi'nde yer alıyor.
Rodos Adası, 1912 yılına kadar Osmanlı idaresinde kaldı. Bu dönemde inşa edilen pek çok yapı, tüm olumsuzluklara rağmen bugün hala ayakta ve adanın tarihi dokusuna katkı sunuyor.
Rodos'un merkezinde yer alan Süleymaniye Camii, Osmanlı'nın ada üzerindeki ilk büyük mimari eserlerinden biri olarak biliniyor. Kanuni Sultan Süleyman adına fethin simgesi olarak 1523'te yaptırılan Süleymaniye Camii, adanın merkezinin hemen her yerinden görülebiliyor.
Ziyarete ve ibadete kapalı olması nedeniyle özellikle Türk ziyaretçileri hüzünlendiren cami, mimarisi ve avlusuyla dikkati çekiyor.
Osmanlı dönemine ait bir diğer önemli yapı ise Mustafa Paşa Hamamı. Turistlerin yoğun ilgi gösterdiği bu tarihi hamam, Osmanlı'nın kent yaşamına getirdiği sosyal yapının izlerini taşıyor.
Rodos Kalesi'nin hemen yakınında yer alan Recep Paşa Camii, Hafız Ahmed Ağa Kütüphanesi ve Murad Reis Türbesi, adadaki Osmanlı izlerinin başlıca örnekleri arasında gösteriliyor. Özellikle Hafız Ahmed Ağa Kütüphanesi, Osmanlı dönemine ait el yazması eserleriyle araştırmacılar için büyük önem taşıyor.
- Sadece Pargalı İbrahim Paşa Camii açık
Rodos'taki Pargalı İbrahim Paşa Camii, ibadete açık tek cami olarak ön plana çıkıyor. Namaz vakitlerinde içinde ezan okunan ve sesin dışarıya çıkmadığı caminin bu durumu ziyaretçileri hüzünlendiriyor.
Caminin bakımıyla ilgilenen ve kendisini "Osmanlı torunu" olarak tanımlayan İskender Pekmezci, AA muhabirine, ailesinin 1526'dan beri Rodos'ta olduğunu söyledi.
Adada yaklaşık 4000 Türk'ün bulunduğunu ve kültürlerini yaşatmaya çalıştıklarını anlatan Pekmezci, "Derneğimiz var, bazı adetlerimiz devam ediyor. Ramazan, bayram, mevlitler... Cuma günleri cami kalabalık oluyor, biz burada doğduk, çok şükür iyi diyelim iyi olalım." dedi.
İskender Pekmezci, İzmir ve İstanbul'da akrabalarının bulunduğunu ve Türkiye'den gelen ziyaretçilerle görüşüp hasret giderdiklerini sözlerine ekledi.
Osmanlı eserlerinden biri olan ve Sultan Abdülmecid döneminde 1852 yılında inşa edilen Fethi Paşa Saat Kulesi, adanın yüksek noktalarından birinde yer alıyor. Bugün kafe ve seyir terası olarak hizmet veren saat kulesi, ziyaretçilere hem Osmanlı taş işçiliğini hem de Rodos'un panoramik manzarasını sunuyor.
Yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği kule, kültürel mirasın modern kullanımına örnek teşkil ediyor.
Rodos Adası, sadece Osmanlı dönemine değil, aynı zamanda Roma medeniyetlerine ait yapılarıyla da dikkati çekiyor.
İşgalcilerin abluka altındaki Gazze Şeridi'ne yönelik acımasız ve yıkıcı saldırıları aralıksız sürerken, uygulanan tam ambargo nedeniyle bölgede derinleşen 'insani kriz' devam ediyor.
İşgalcilerin Gazze Şeridi'nin Han Yunus kenti doğusundaki Filistinlilere yönelik tahliye çağrısının ardından bölgede bulunanların yaşadıkları ev ve çadırları terk ederek kentin batısında Mevasi’ye doğru yola çıktı.
İşgalcilerin gece boyunca Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği saldırılarda aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu 51 Filistinlinin şehit olduğu, çok sayıda kişinin yaralandığı bildirildi.
İşgalcilerin 2 Mart'tan bu yana sınır kapılarını insani yardım girişine tamamen kapattığı ve saldırılarını sürdürdüğü Gazze Şeridi'nde, gıda krizi giderek derinleşiyor.
Gazze Şeridi’ndeki Cibaliya Kampı’nda yaşayan 32 yaşındaki Hamza Salim, işgalcilerin saldırısı sonucu her iki bacağını kaybederken, kızı Rital ise sağ kolunu kaybetti.