Okuma görünümü

Gökay Çakır ve Başaran Aksu tutuklandı

Sendika Genel Başkanı Gökay Çakır dün Soma’daki sendika genel merkezinde, Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu ise Ankara’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde sürdürülen maden işçileri eyleminde gözaltına alınmıştı.

Çakır ve Aksu, savcılık ifadelerinin ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmişti.

Hakimlik, Çakır ve Aksu’nun tutuklanmasına karar verdi.

  •  

Ankara’da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti, çok sayıda yaralı… Gözaltılar var!

Edinilen bilgiye göre, Çayırhan Termik Elektrik Üretim ve Madencilik’in K sektörü 510 numaralı üretim panosunda iş kazası meydana geldi.

Üretim ayağında tavanı tutan şiltlerin arkasında göçük oluştu. Göçük nedeniyle meydana gelen hava basıncının etkisiyle işçiler etrafa savruldu.

Kazada bir işçi hayatını kaybederken, çok sayıda kişinin yaralı olduğu öğrenildi. Yaralılar çevredeki hastanelere sevk edildi.

Yaralılardan 4’ünün durumunun ağır olduğu öğrenildi.

SORUŞTURMA BAŞLATILDI

Ankara Valiliği, Çayırhan Enerji İşletmesi sahasında meydana gelen maden kazasına ilişkin açıklama yaptı.

Valiliğin açıklaması şöyle:

“İlimiz Beypazarı ilçesi Hırkatepe Mahallesi’nde bugün saat 18.00 sıralarında, Çayırhan Enerji İşletmesi sahasında, ilk tespitlere göre Çalışma sahasının arkasında tavan çökmesi sonucu oluşan basınca bağlı olarak savrulmalar neticesinde maden kazası meydana gelmiştir.

Olay mahalline Jandarma, Emniyet, İtfaiye, AFAD, UMKE ve sağlık ekiplerimiz sevk edilmiş, 15 ambulans ekibi görevlendirilerek yaralılar hastanelerimize nakledilmiştir.

Olaydan toplam 20 vatandaşımız etkilenmiş olup, 1 madenci vatandaşımız hayatını kaybetmiş olup yaralı vatandaşlarımız tedavi altına alınmıştır.

Olayın meydana geliş nedeni ile ilgili olarak ilgili mercilerce gerekli inceleme ve soruşturma başlatılmış olup çalışmalar titizlikle sürdürülmektedir. ”

‘YANLIŞ YAPILAN BİR ŞEY VARSA GEREĞİ YAPILACAK’

Ankara Valisi Yakup Canbolat, kazaya ilişkin açıklama yaptı.

Canbolat, olayın adli ve idari yönden araştırılacağını belirterek şunları söyledi:

“Bu olay her boyutuyla adli, idari olarak araştırılacak. Sebebi nedir? Bir kusur var mıdır, yok mudur? Neden dolayı oluşmuştur? Bunlara bilirkişi incelemesi, adli inceleme ve idari inceleme sonucunda karar verilecek.

İnsanlarımız şundan müsterih olsun, konu her bakımından araştırılacak. Her yönüyle muhakkak araştırılacak. Yanlış yapılan bir şey var ise de onun gereği yapılacaktır.

Bütün vatandaşlarımıza geçmiş olsun diliyorum. Allah beterinden korusun. Bu tür iş kazalarına karşı da güvenlik tedbirlerimizi sıkı tutmalıyız.”

9 KİŞİYE GÖZALTI

Beypazarı Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmada, maden sahasında sorumlu 9 şüpheli jandarma ekiplerince gözaltına alındı.

Ocakta hayatını kaybeden işçi Erdi Kahveci’nin cenazesinin bugün memleketi Bartın’da toprağa verileceği belirtildi.

ERDOĞAN’IN İMZASIYLA ÖZELLEŞTİRİLMİŞTİ

Göçük, Çayırhan Termik Elektrik Üretim ve Madencilik’te meydana geldi. Çayırhan Termik Santrali ve maden sahaları, 2024 yılının Kasım ayında özelleştirme kararıyla gündeme gelmişti. Karara karşı çıkan yaklaşık 500 maden işçisi, 20 Kasım 2024’te kendilerini madene kapatarak eylem başlatmıştı.

İşçiler, özelleştirme sonrasında kazanılmış haklarını ve iş güvencelerini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduklarını belirtmişti. Türkiye Maden İşçileri Sendikası da ihale şartnamesinde madencilerin kazanılmış haklarına ilişkin yeterli güvence bulunmadığını savunmuştu.

İşçilerin eylemleri sonraki aylarda da devam ederken, Çayırhan Termik Santrali ve maden sahalarının özelleştirilmesine ilişkin ihale 7 Mart 2025’te sonuçlandı.

164 MİLYAR LİRALIK VARLIK 20 MİLYAR LİRAYA DEVREDİLDİ

Çayırhan Termik Santrali, Çayırhan Linyit İşletmesi, santrale bağlı taşınmazlar ve bazı maden ruhsatlarının kapsadığı sahaların işletme hakkı, 20 milyar lira bedelle en yüksek teklifi veren Akçadağ İnşaat Enerji ve Madencilik AŞ’ye devredildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla özelleştirme süreci Mayıs 2025’te kesinleşti.

500 MADENCİ YER ALTINDA EYLEM YAPMIŞTI

Özelleştirme kararının ardından yüzlerce madenci, iş güvencesi ve kazanılmış haklarının korunması talebiyle yer altında eylem yapmıştı.

Türkiye Maden İşçileri Sendikası, özelleştirmenin işçilerin işten çıkarılması ve çalışma koşullarının kötüleştirilmesi riskini beraberinde getireceği uyarısında bulunmuştu.

ÖZELLEŞTİRMENİN ARDINDAN İKİNCİ BÜYÜK KAZA

Özelleştirmenin üzerinden kısa bir süre geçmesinin ardından nisan 2025 te meydana gelen kazada 14 işçi yaralanmış 1 işçi beyin kanaması geçirerek hastaneye kaldırılmıştı.

  •  

Şifalı su kaynağına mermer ocağı!

YUSUF YAVUZ / VERYANSIN TV

Isparta’nın Sütçüler ilçesindeki Tota Yaylası yakınında bulunan ve halk arasında Kadın Pınarı olarak anılan bölgede her yıl yaz aylarında çıkan doğal maden suyu, Antalya, Isparta ve civar illerden çok sayıda insanı bölgeye çekiyor. Yöre halkının hafızasında hala yaşayan efsanelere konu olan su kaynağının bulunduğu orman arazisinde mermer ocağı izni verildi. Proje kapsamında yaklaşık 980 bin m2’lik ruhsat sahasının 327 bin m2’lik kısmında mermer ocağı işletmesi açılması planlanıyor. Mart 2024’de ÇED Olumlu kararı verilen mermer ocağı için ilk etapta 700’e yakın çam ağacının kesilmesi bekleniyor. ÇED alanında şantiye kurulumunun devam ettiği görülen mermer ocağı projesinin bulunduğu arazinin Belence köyü sınırlarında yer almasına karşın, alana 7 km mesafedeki Kuzca köyünde gösterilmesi dikkat çekiyor. Öte yandan her yıl Temmuz ayında ortaya çıkan ve şifalı olduğuna inanılan su kaynağının olduğu bölgenin mermer ocağı için hazırlanan proje dosyasında pasa döküm alanı olarak ayrıldığı görülüyor.

ŞİFALI SU KAYNAKLARI, ÇAM ORMANLARI VE YILKI ATLARININ YURDU

Her zaman karlı zirveleri, buz gibi kaynak suları, ardıç ve karaçam ormanları ile özgür yılkı atlarının yurdu olan Tota Yaylası, Türkiye’nin keşfedilmemiş doğal hazineleri arasında yer alıyor. Isparta’nın Sütçüler ilçesindeki yayla, aynı adla anılan dağın eteklerinde yer alıyor. Bölgedeki karaçam ormanları, tür için gen kaynağı işlevi görüyor. Bölgede doğal olarak yetişen ve adını bu dağlardan alan ‘Tota kekiği’, önemli ihraç ürünleri arasında yer alıyor. Tota orman kampı, geçmişte orman işçileri için verilen eğitimlere de ev sahipliği yapıyordu.

TOTA YAYLASI VAHŞİ MADENCİLİĞİN KISKACINDA

Ancak son yıllarda Sütçüler ve Eğirdir ilçelerinde birbiri ardına açılan mermer ocaklarının yönü bu kez de korunması gereken doğal alanların başında gelen Tota Yaylasına dönmüş durumda. Birçok köyün su kaynaklarının da yer aldığı Tota Yaylası’nın çevresi mermer ocaklarının kuşatması altında. Bu projelere bir yenisi daha eklendi. Kasımlar Yolu üzerindeki şifalı su kaynaklarının bulunduğu bölgede 977 bin m2’lik alanda mermer ocağı ruhsatı verildi. Denizli merkezli DN Mermer AŞ adlı maden şirketi, ilk etapta ruhsat sahasının 327 bin m2’lik kısmında iki ayrı ocak alanını işletmeye açmak için proje dosyası hazırladı.

ŞİFALI SU KAYNAĞININ OLDUĞU BÖLGEDE MERMER OCAĞI İZNİ

Isparta Valiliği (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü), yılda 270 bin ton blok mermer işlemesi, 243 bin ton da pasa (atık) malzeme çıkması beklenen ocak işletmesi için 22 Mart 2024 tarihinde ‘ÇED Gerekli Değil/Olumlu’ kararı verdi. Yaklaşık 2 yıldır proje alanında herhangi bir çalışma gözlenmezken, geçtiğimiz aylarda şantiye kurulumu için harekete geçilmesiyle projenin şifalı su kaynağının olduğu bölgede yer aldığı ortaya çıktı.

KADIN KIZ SUYU YILDA BİR AY ÇIKIYOR, BÖLGE HALKI KULLANIYOR

ÇED Olumlu kararı verilen proje dosyasında yer alan verilere göre, halk arasında “Kadın Kız Yarığı” olarak bilinen ve şifalı olduğuna inanılan su kaynağının, mermer ocağının pasa döküm sahasının bitişiğinde yer aldığı görülüyor. Şifalı olduğuna inanılan su kaynağı, her yıl Temmuz ayında ortaya çıkıyor, bir ay gibi bir sürenin sonunda ise kayboluyor. Yöre halkının yanı sıra Isparta, Antalya (Serik, Aksu, Manavgat), Afyonkarahisar ve çevre illerden insanlar her yıl bu sudan şifa bulmak amacıyla bölgeye geliyor. Bazı vatandaşların kamp kurarak uzun süre bu suyu tüketiyor. Yöre halkı bu geleneğin yüzlerce yıldır sürdüğünü belirtiyor. Sodalı içeriğe sahip olduğu belirtilen suyun, sindirim ve mide rahatsızlıklarına iyi geldiğine inanılıyor.

KADIN KIZ PINARININ HALK ARASINDAKİ EFSANESİ

Yöre köylülerinin anlattığı bir efsane, su kaynağının neden toplumsal hafızada yer ettiğini ortaya koyuyor: Söylenceye göre, bölgede yaşayan bir genç kız, yakalandığı hastalık yüzünden karnı şişmeye başlayınca, hamile olduğunu düşünen abileri onu evden kovar. Yaz sıcaklarında günlerce aç susuz ormanda dolaşan genç kız, sonunda bir vadinin kenarında baygın düşer. Bir süre sonra düştüğü yerde bir ıslaklık hisseden genç kız, elleriyle zemini hafifçe kazmaya başlayınca toprağın arasından su çıktığını fark eder. Biraz daha kazdığı zeminde biriken suyu içen genç kızın karnındaki şişlik bir süre sonra kaybolur. İçtiği su, genç kızın karnında şişliğe neden olan hastalıktan kurtulmasını sağlar ve evine döner. Onu evden kovan ailesi, genç kızın gerçekte hamile olmadığını, hastalıktan dolayı karnının o hale geldiğini anlar ve utanır. Ancak genç kız ve ailesi, suyun şifası sayesinde huzurlu yaşamlarına yeniden kavuşurlar ve bu su kaynağı her yıl aynı dönemde yöre halkına şifa vermeye devam eder.

ÇED RAPORUNA GÖRE PROJE SAHASINDA SU KAYNAĞI YOK!

Bu söylenceden dolayı yöre halkı su kaynağının çıktığı bölgeye Kadın Kız Yarığı adını vermiş. Dere yatağının kıyısında yer alan bu kaynağın hemen üzerinde yıl boyunca akışını sürdüren Kadın Pınarı adlı bir başka su kaynağı daha yer alıyor. Yöre halkı, şifalı olduğuna inanılan su kaynağının bilimsel olarak analizinin yapılarak koruma altına alınmasını talep ediyor. Mermer ocağı için hazırlanan proje dosyasında ise alanda su kaynağı ya da dere bulunmadığı öne sürülüyor.

700 AĞACIN KESİLECEĞİ PROJE FARKLI KÖYDE GÖSTERİLMİŞ

Şantiye çalışmalarının sürdüğü gözlenen mermer ocağı projesi için hazırlanan ÇED raporunda, ilgili kamu kurumlarının tümünün olumlu görüş verdiği görülüyor. Mermer ocağı işletmesi için ilk etapta yaklaşık 700 civarında karaçam ağacının kesilmesi planlanıyor. Ancak arazide bulunan ardıç, pırnal ve sert yapraklı ağaç ve ağaççıklardan (maki) oluşan türlerden söz edilmiyor. Ruhsat sahası ve proje alanının Belence köyü sınırlarında bulunmasına rağmen, tüm yazışmalarda ve ÇED dosyasında 7 km mesafedeki Kuzca köyünde gibi gösterilmesi de dikkat çekiyor.

RUHSAT YETKİSİ MERKEZDE, YEREL İDARENİN İRADESİ YOK SAYILIYOR

Bölgenin doğal yaşamı üzerinde büyük tahribatlara neden olan mermer ocaklarıyla ilgili kent genelinde yıllardır çözüm arayışları sürüyor. Ruhsat yetkisinin merkezi idarede olması, yerel dinamikleri karar aşamasının dışına itiyor. Yerel yönetimler ve idari birimler, ruhsat aşamasından işletme aşamasına geçildiğinde bilgi sahibi oluyor. Bunun önüne geçebilmek için 10 yıl önce Isparta Valiliği Mahalli Çevre Kurulu bir karar alarak, kentin belirli bölgelerinin madencilik faaliyetleri dışında tutulması için çalışma başlatmıştı. Mahalli Çevre Kurulu’nun aldığı Ocak 2016 tarihli kararda, Sütçüler ilçesinin tarihi ve doğal mirasına dikkat çekilerek, bölgenin madencilik faaliyetlerinden korunması istenmişti. Alınan bu karar, ilgili bakanlıklar ile ildeki kurumlara da iletilmişti.

İL GENEL MECLİSİNİN TAVSİYE KARARINA UYULMUYOR

Öte yandan Isparta İl Genel Meclisi de 8 Nisan 2016 tarihinde aldığı bir kararda, Sütçüler ilçesindeki anılan bölgeyi de kapsayan bölgelerde madencilik faaliyetleri konusunda hassasiyet gösterilmesi, korunması gerekli alanlarla ilgili işlem tesis edilmesi istenmişti. İl Genel Meclisi’nin tavsiye niteliğindeki bu kararı da 10 yıl önce ilgili kurumlara gönderilmesine karşın, korunması gereken alanlarda mermer ocağı izni verilmesinin önüne geçilemedi.

 

  •  

Nevşehir’de korkutan ‘uranyum’ iddiası: ‘8 köyü etkileyecek’

Avanos, Gülşehir ve Hacıbektaş’ı birbirine bağlayan, çok sayıda ormanlık alanın yer aldığı Hırka Dağı’nda iddiaya göre Maden Teknik Arama Genel Müdürlüğü uranyum madeni aramak için ruhsat çıkartıp çalışmalara başladı.

Kent Haber’den Mehmet Özdemir’in haberine göre; maden çalışmalarından 8 köyün etkileneceği öne sürülürken durumdan endişe eden köylüler, Hırka Dağı’na çıkarak buraları kontrol etmeye başladı.

Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi’nden Avukat İsmail Hakkı Atal, eski CHP İl Başkanı Tayfun Ceyhan ile birlikte Maden ve Petrol İşleri Müdürlüğüne dilekçe yazıp konu hakkında aydınlatılmalarını istedi.

‘BİLGİLENDİRME BAŞVURUSU YAPTIK’

Atal, konu hakkında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Geçtiğimiz günlerde bahsi geçen konu ile ilgili Hırka Dağı’nda bir inceleme yaptık. Burada sondaj yaptıklarını bizzat kendimiz gördük. Hatta burada köy çobanları ile görüşmeler yaptık. Çobanlar bizlere koyunlarının bu çukurlara düştüğünü ve hatta birçok koyunun ayağının kırılması nedeniyle kesmek zorunda kaldıklarının dile getirdiler. Bu bahsi geçen yer Hırka Dağı’nda bulunan ardıç ağacının yanı başında.

Duyumlarda Akkuyu Nükleer Santraline Uranyum Madeni sağlamak adına Uranyum madeni ruhsatı verildiği var. Bunun hakkında Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne bilgi edinme başvurusu yaptık. Sonucunu bekliyoruz. Tüm bilgiler bu başvurumuza verilecek cevap ile gün yüzüne çıkacak.

‘DOĞAL YAPI VE DENGEYİ BOZACAK’

Bu çalışmaların en büyük zararı, yeraltı su yataklarının etkilenmesi olacak. Bu sondajlar suların yataklarının değiştirecek. Doğal yapı ve dengeyi bozacak. Uzun yıldır oluşmuş olan bir yapının dengesi değişecek. Etrafta tarım ve hayvancılık imkansız hale gelecek. Hatta nefes almak imkansız hale gelecek. Ayrıca bu çalışmalar yüzünden bölgenin su ve yağış rejimleri de değişecek. Kısacası bu çalışmalar şehrimizin geleceğine fayda sağlamayacak.”

  •  

İliç komisyonu karıştı: ‘Murat Kurum asli kusurlu’

TBMM İliç Kazasını Araştırma Komisyonu 12. toplantısında Hacettepe ve Dokuz Eylül üniversitesinden akademisyenler sunum yaptı.

Anka’nın haberine göre CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un 2021 yılında şirketin kapasite artışına “ÇED olumlu” kararı verdiği hatırlatarak, faciadan sonra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkililerinin “asli kusurlu” bulunması nedeniyle komisyonda dinlenmesini talep etti.

Komisyona talebini ilişkin dilekçe sunan Yavuzyılmaz, ayrıca maden faciasında hayatını kaybeden 9 işçinin de ailelerinin dinlenilmesini de istedi. Komisyon’da AKP ve MHP’li komisyon üyeleri Yavuzyılmaz’ın talebine “Siyasi şov yapma” tepkisi verdi.

Yavuzyılmaz, “Şov yapmak Murat Kurum’u tekrar çevre Bakanı olarak atamaktır.” dedi. AKP’li ve MHP’li vekiller ise “Sana mı soracağız?” diye karşılık verdi.

Yavuzyılmaz, vekillere “Murat Kurum’un çağırılması gerekiyor. Siz de sorsanıza aynı kaygı niye siz de yok. Dönemin Çevre Bakanının buraya gelip gelmemesi ile ilgili bir kaygınız var mı?” diye sordu.

💾

TBMM İliç Kazasını Araştırma Komisyonu 12. toplantısında Hacettepe ve Dokuz Eylül üniversitesinden akademisyenler sunum yaptı.
  •