Normal görünüm

Dünden önceki gün alınanlar

TürkiyeKırgızistan ilişkileri kitaplaştırıldı

TürkiyeKırgızistan ilişkileri kitaplaştırıldı. "Bağımsızlığının 35. Yılında TürkiyeKırgızistan İlişkileri" kitabının takdim yazısı Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kaleme alındı. 11 makaleden oluşan kitap, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov'a armağan edilecek.

Yurtdışındaki Yurttaşlarımız İçin Yeni Dönem: Borcunu Ödemeyen Sınırdan Çıkamayacak

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, yabancı plakalı araçların ücretli kara yollarını kullanımına ilişkin kuralları yeniden düzenledi. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni yönetmelikle birlikte geçiş ücretleri, idari para cezaları ve tahsilat süreçlerinde önemli değişikliklere gidildi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, düzenlemenin yabancı plakalı araçların ücretli otoyollar ve erişme kontrollü kara yollarındaki geçişlerine ilişkin uygulamaları tek çatı altında topladığını belirterek, tahsilat süreçlerinin daha etkin ve hızlı yürütülmesinin hedeflendiğini söyledi.

HGS kullanımı zorunlu olacak

Yeni düzenlemeye göre yabancı plakalı araçların ücretli kara yollarını kullanabilmeleri için Hızlı Geçiş Sistemi (HGS) veya benzeri elektronik geçiş sistemlerinden birine abone olmaları gerekiyor. Araç sahipleri ve sürücüler, elektronik etiketin çalışır durumda olmasından, ön cama uygun şekilde yerleştirilmesinden ve hesaplarında geçiş ücretini karşılayacak yeterli bakiyenin bulunmasından sorumlu olacak.

HGS hesapları PTT şubeleri, PTT acenteleri ile anlaşmalı banka ve üye iş yerleri üzerinden açılabilecek.

İhlalli geçişlerde yeni ceza sistemi

Yönetmelikte, geçiş sistemi aboneliği olmadan, hesapta yeterli bakiye bulunmadan veya geçiş ücreti ödenmeden yapılan kullanımlar “ihlalli geçiş” olarak tanımlandı.

İhlalli geçiş yapan sürücüler, geçiş tarihinden itibaren 15 gün içinde ücretlerini öderse idari para cezası uygulanmayacak. Bu sürenin ardından başlayacak 30 günlük dönemde ödeme yapılması halinde ise geçiş ücretine ek olarak geçiş ücreti kadar idari para cezası tahsil edilecek.

İhlalli geçişin üzerinden 45 gün geçmesi durumunda ise geçiş ücretine ek olarak geçiş ücretinin dört katı tutarında idari para cezası uygulanacak. Aynı kurallar Yap-İşlet-Devret modeliyle işletilen otoyollar için de geçerli olacak.

Borç ödenmeden yurt dışına çıkışa izin verilmeyecek

Yeni yönetmelikle sınır kapılarındaki tahsilat sistemi de güncellendi. Türkiye’de tahsil edilemeyen geçiş ücretleri ve idari para cezaları, yabancı plakalı aracın ülkeyi terk etmek üzere sınır kapısına gelmesi halinde elektronik ortamda sorgulanacak.

Karayolları Genel Müdürlüğü kayıtlarında borcu bulunan araçların geçiş ücretleri ve cezaları tahsil edilmeden gümrük idaresi tarafından yurt dışına çıkış işlemi gerçekleştirilmeyecek.

Farklı ödeme seçenekleri sunulacak

Sınır kapılarında geçiş ücretleri ve idari para cezaları banka kartı, kredi kartı veya ilgili muhasebe birimlerinde nakit olarak ödenebilecek. Böylece sürücülere farklı ödeme yöntemleri sunularak tahsilat işlemlerinin kolaylaştırılması amaçlanıyor.

Eski yönetmelik yürürlükten kaldırıldı

Yeni düzenlemeyle birlikte 2017 yılında yürürlüğe giren yabancı plakalı araçların geçiş ücretleri ve idari para cezalarına ilişkin yönetmelik yürürlükten kaldırıldı. Bakanlık, güncellenen kurallarla birlikte veri paylaşımı, ödeme ve tahsil süreçlerinin daha koordineli ve etkin şekilde yürütülmesinin hedeflendiğini bildirdi.

Kıbrıs’ta Türkiye’yi kızdıran LNG projesi başlıyor

Kıbrıs Açıklarındaki Kronos Gaz Sahasında Üretim Kararı Alındı

Doğu Akdeniz’de uzun süredir siyasi ve hukuki anlaşmazlıklara konu olan Kıbrıs açıklarındaki Kronos doğal gaz sahasında üretim süreci resmen başlıyor. İtalyan enerji şirketi ENI ile Fransız TotalEnergies, sahaya yönelik nihai yatırım kararını alarak üretimin 2028 yılında başlamasını hedeflediklerini duyurdu.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilan ettiği Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) içerisinde yer alan 6 numaralı parselde bulunan Kronos sahasında çıkarılacak doğal gazın, Mısır’daki sıvılaştırma tesislerine boru hattıyla taşınması ve burada LNG’ye dönüştürüldükten sonra Avrupa pazarına ihraç edilmesi planlanıyor.

Şirketlerin açıklamasına göre sahadan yılda yaklaşık 2,8 milyon ton sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretilecek. Pazarlama faaliyetleri ise ENI ve TotalEnergies tarafından eşit ortaklık esasına göre yürütülecek.

Avrupa’nın enerji arzı açısından stratejik önem taşıyor

Kıbrıs kıyılarının yaklaşık 185 kilometre açığında bulunan Kronos sahasının yaklaşık 85 milyar metreküp çıkarılabilir doğal gaz rezervine sahip olduğu tahmin ediliyor. Bu miktar, sahayı Doğu Akdeniz’in önemli enerji kaynaklarından biri haline getiriyor.

Projenin, Avrupa’nın enerji tedarikini çeşitlendirme hedefi açısından da kritik bir rol üstlenmesi bekleniyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşının ardından Avrupa Birliği, doğal gaz arzında alternatif kaynaklara yönelme stratejisini hızlandırmıştı.

Türkiye ve KKTC’den itiraz

Kronos sahasının yer aldığı 6 numaralı parsel, uzun süredir Türkiye ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında görüş ayrılıklarına konu oluyor. Türkiye, söz konusu alanın bir bölümünün kendi kıta sahanlığı sınırları içinde bulunduğunu savunurken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) de Kıbrıs Türk halkının doğal kaynaklar üzerindeki haklarının tek taraflı girişimlerle göz ardı edildiğini belirtiyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti ise uluslararası hukuk çerçevesinde ilan ettiği münhasır ekonomik bölge içerisinde enerji arama ve üretim faaliyetlerini sürdürme hakkına sahip olduğunu ifade ediyor.

Doğu Akdeniz’deki enerji projelerinin, bölgedeki ekonomik fırsatların yanı sıra deniz yetki alanları konusundaki siyasi ve hukuki tartışmaları da önümüzdeki dönemde gündemde tutması bekleniyor.

Kıbrıs İçin 5+1 Görüşmeleri Yeniden Başlıyor

Guterres: Kıbrıs İçin 5+1 Görüşmeleri Yeniden Başlıyor

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kıbrıs sorununa çözüm arayışları kapsamında Türk ve Rum tarafları ile garantör ülkelerin katılımıyla 5+1 formatındaki görüşmelerin yeniden başlayacağını açıkladı.

16 yıl aradan sonra Kıbrıs’ı ziyaret eden ilk BM Genel Sekreteri olan Guterres, temasları kapsamında Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, Kıbrıslı Türklerin lideri Tufan Erhürman ve sivil toplum temsilcileriyle ayrı ayrı görüştü. Ardından iki liderle üçlü bir toplantı gerçekleştirdi.

Toplantının ardından basın açıklaması yapan Guterres, Kıbrıs’taki iki tarafın yanı sıra garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık ile BM temsilcilerinin katılacağı yeni bir 5+1 toplantısı düzenlenmesi konusunda mutabakata varıldığını duyurdu.

Guterres, tüm taraflardan toplantıya katılım konusunda onay aldığını belirterek, hazırlık sürecinin tamamlanmasının ardından görüşmenin tarih ve yerinin açıklanacağını ifade etti.

Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık, 1960 yılında Kıbrıs’ın bağımsızlığını kazanmasının ardından adadaki anayasal düzeni korumak amacıyla garantör ülke statüsünü üstlenmişti.

Tarafların çözüm önerileri farklı

Kıbrıs Cumhuriyeti yönetimi, çözüm için iki bölgeli ve iki toplumlu federasyon modelini savunmayı sürdürüyor. Kıbrıslı Türklerin lideri Tufan Erhürman ise müzakerelerin yeniden başlaması için öncelikle karşılıklı güven ortamının oluşturulması gerektiğini vurguluyor ve adanın yeniden birleşmesini destekleyen bir yaklaşım sergiliyor.

Buna karşılık Türkiye, iki devletli çözüm tezini koruyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar ile yaptığı son görüşmede, kalıcı çözümün adadaki iki devletin yan yana varlığına dayandığını yineleyerek Kıbrıs Türk halkı için “egemen eşitlik” ve “eşit uluslararası statü” taleplerini tekrarladı.

Kıbrıs’ta 52 Yıllık Bölünmüşlük

Kıbrıs, 1974 yılından bu yana fiilen ikiye bölünmüş durumda. Aynı yıl Yunanistan destekli darbenin ardından Türkiye adaya askeri harekât düzenlemiş ve kuzey kesimini kontrol altına almıştı.

1976 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti kurulurken, 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi. KKTC, uluslararası alanda yalnızca Türkiye tarafından tanınıyor.

Adanın güneyindeki Kıbrıs Cumhuriyeti ise 1 Mayıs 2004 tarihinde Avrupa Birliği’ne tam üye oldu.

Yeni 5+1 görüşmelerinin, 2017 yılında başarısızlıkla sonuçlanan müzakere sürecinin ardından tarafları yeniden aynı masa etrafında buluşturması bekleniyor. Görüşmelerin, Kıbrıs sorununda uzun süredir devam eden çıkmazın aşılması açısından önemli bir diplomatik fırsat olarak değerlendirildiği belirtiliyor.

BM Kıbrıs’ta Yeni Müzakere Peşinde

BM Genel Sekreteri Guterres Kıbrıs’ta Yeni Müzakere Zemini Arayacak

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kıbrıs sorununda yeni bir müzakere sürecinin önünü açmak amacıyla Ada’ya resmi bir ziyaret gerçekleştiriyor. Guterres, 16 yıl aradan sonra Kıbrıs’ı ziyaret eden ilk görevdeki BM Genel Sekreteri olurken, temaslarına Salı günü başlayacak.

Ziyaret kapsamında Guterres, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’le ayrı ayrı görüşecek. Çarşamba günü ise BM İyi Niyet Misyonu Ofisi’nin ara bölgedeki merkezinde üçlü bir toplantı düzenlenecek.

Diplomatik kaynaklara göre Guterres’in temel hedefi, Kıbrıslı Türk ve Rum liderlerin yanı sıra garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın katılımıyla “5+1” formatında yeni bir uluslararası toplantı gerçekleştirilmesini sağlamak. Böyle bir zirvenin Ağustos sonu veya Eylül başında yapılabileceği değerlendiriliyor.

Yeni girişimde dikkat çeken unsurlardan biri, Ekim ayında KKTC Cumhurbaşkanı seçilen Tufan Erhürman’ın göreve gelmesi oldu. Diplomatik çevreler, Erhürman’ın selefi Ersin Tatar’a kıyasla müzakerelere daha açık bir yaklaşım sergilemesinin yeni bir diyalog zemini oluşturabileceğini değerlendiriyor.

Ancak çözüm modeli konusunda taraflar arasındaki görüş ayrılıkları devam ediyor. Türkiye ve KKTC yönetimi, iki devletli çözüm ve Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ile eşit uluslararası statüsünü savunurken, Kıbrıs Cumhuriyeti ile Yunanistan ise Birleşmiş Milletler parametreleri doğrultusunda iki toplumlu, iki bölgeli ve siyasi eşitliğe dayalı federal çözümü destekliyor.

Uluslararası basında yer alan bazı iddialara göre BM’nin üzerinde çalıştığı yeni plan, iki bölgeli ve iki toplumlu federasyon modelini temel alırken, kurucu devletlere daha geniş özerklik verilmesini ve federal hükümetin yetkilerinin sınırlandırılmasını öngörüyor. Aynı iddialarda, Kapalı Maraş ve Güzelyurt’un statüsü ile Ada’daki askeri varlığa ilişkin yeni düzenlemelerin de yer aldığı öne sürülüyor. Ancak BM bu haberleri doğrulamazken, Kıbrıs Rum yönetimi de söz konusu iddiaların tamamının gerçeği yansıtmadığını belirtti.

Öte yandan Avrupa Birliği’nin de süreçte daha aktif rol üstlenmeye başladığı görülüyor. AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Temmuz ayında Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Kıbrıs konusunu görüşmesinin ardından Avrupa Komisyonu, Raffaele Fitto’yu Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak görevlendirdi.

Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik daha önce yürütülen girişimler sonuçsuz kalmıştı. 2004 yılında hazırlanan Annan Planı, Kıbrıs Rum tarafında yapılan referandumda reddedilmiş, 2017 yılında İsviçre’nin Crans-Montana kentinde gerçekleştirilen federasyon temelli müzakereler ise anlaşma sağlanamadan sona ermişti. Guterres’in son girişimi, yıllardır çözülemeyen Kıbrıs meselesinde yeni bir diplomatik sürecin başlayıp başlamayacağını ortaya koyacak önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

27 Aralık Atatürk’ün Ankara’ya gelişi Yalçın Mıhçı

27 Aralık 1919 Kızılca Gün: Hoş geldin Ata’m!


27 Aralık 1919, yalnızca Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’ya gelişi değil; Türk ulusal kurtuluş mücadelesinin fiilen merkezileştiği, Ankara’nın direnişin başkenti olarak tarih sahnesine çıktığı gündür. Bu tarih, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde fiili başlangıç noktalarından biri olarak kabul edilir.


İşgalle kuşatılmış bir ülke


1919’da Anadolu karanlık bir dönemden geçiyordu. Osmanlı Devleti fiilen çökmüş, İstanbul işgal altına alınmıştı. Ülkenin dört bir yanı emperyalist güçlerce paylaşılmış, Yunan orduları Batı Anadolu’nun içlerine doğru ilerlemeye başlamıştı. İşgalin yarattığı zulüm, Anadolu’da yerel direniş hareketlerini doğurdu. Ancak bu direnişler parçalıydı ve ulusal bir stratejiden yoksundu.


Samsun’dan Ankara’ya uzanan yol


Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışıyla başlayan süreç, Erzurum ve Sivas kongreleriyle siyasal bir kimlik kazandı. Ulusal egemenlik ve bağımsızlık ilkeleri bu kongrelerde netleşti. Ankara’ya geliş ise Milli Mücadele’nin siyasal ve coğrafi merkezinin belirlendiği dönüm noktası oldu. Anadolu’nun ortasında, işgalden uzak ve ulaşım açısından elverişli olan Ankara, bilinçli bir tercihle mücadelede merkez seçildi.


“Kızılca Gün” ve seymen töresi


27 Aralık 1919’da Ankara’da yaşananlar, sıradan bir karşılama değildi. Binlerce seymen, Dikmen sırtlarında Mustafa Kemal’i karşıladı. Ankara halkının “Kızılca Gün” olarak adlandırdığı bu gün, Türk tarihinde varlık-yokluk dönemlerinde yeni bir liderin kabulünü simgeleyen seymen dizilme töresiyle anlam kazandı. Davullar, sancaklar ve dualarla yapılan bu karşılama, Ankara’nın Milli Mücadele’ye açık desteğinin ilanıydı.


“Uğrunda ölmeye geldik Paşam”


Kaynaklara göre Mustafa Kemal’in “Niçin zahmet ettiniz?” sorusuna seymenlerin verdiği “Uğrunda ölmeye geldik Paşam” yanıtı, Anadolu halkının kararlılığını özetliyordu. Bu sözler, milli mücadelenin liderliğinin halk tarafından benimsendiğini gösteren tarihi bir an olarak kayda geçti.


Kurtuluşun karargâhı, Cumhuriyet’in beşiği
27 Aralık 1919’dan sonra Ankara, Milli Mücadele’nin siyasal ve askeri kararlarının alındığı merkez haline geldi. TBMM’nin açılması, düzenli ordunun kurulması ve Kurtuluş Savaşı’nın yönetimi bu kentte şekillendi. Tarihsel açıdan bakıldığında, 27 Aralık 1919 Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuken değil ama fiilen doğduğu gündür.


Bu tarih, yalnızca bir anma değil; Cumhuriyet’in hangi koşullarda, hangi irade ve bedellerle kurulduğunu hatırlatan güçlü bir tarihsel pusuladır.

27 Aralık Seymen Yürüyüşünde Atatürk’ü Yalçın Mıhçı Canlandırıyor

Her yıl yapılan anma yürüyüşünde Atatürk’ü Yalçın Mıhçı Canlandırıyor

MY Kıbrıs Gazetesinin, TDH Derneği Gn. Bşk. Sayın Yalçın MIHÇI‘yla söyleşisi

MY Kıbrıs Gazetesinin, Türk Dünyasının En Büyük STK'sı TDH Derneğinin Genel Başkanı Sayın Yalçın MIHÇI‘yla söyleşisi "Kıbrıs bizim milli davamızdır." diyen Atatürk’ümüzün emir ve görüşleri doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz Kıbrıs ziyareti tamamlanmış bulunuyor. Genel Başkanımız Sayın Yalçın Mıhçı Kıbrıs Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar ve STK'lar ile yaptığı görüşmelerini Kıbrıs basınıyla söyleşiler yaparak tamamladı. TDH Derneği Genel Başkanı Sayın Yalçın Mıhçı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar'a nezaket ziyaretinde bulundu. Türkçemizin öneminin ve Türk Dünyasının güncel sorunlarının konuşulduğu ziyaret son derece yapıcı ve yararlı bir ortamda gerçekleşti. Toplantıda ayrıca Sayın Mıhçı, Cumhurbaşkanı Sayın Tatar'a "Atatürk'üm Gülüyor" adlı kitabını imzalayıp takdim etti.  KKTC'mizin önde gelen ressam ve mimarlarından Sayın Gülsün Karadayı, Basın Danışmanı Sayın Figen Atalay ve diğer yetkililerin katıldığı toplantı Yavru Vatan'dan Ana Vatan'a selam ve sevgi dilekleriyle sonlandı... Cumhurbaşkanımız Sayın Ersin Tatar'a konukseverlikleri için çok teşekkür ediyor, Kıbrıs Türklerimize en içten sevgilerimizi gönderiyoruz.  TDHD-Türkçenin Diriliş Hareketi Derneği  Kıbrıs’ın en saygın gazetelerinden My Kıbrıs Gazetesi Sayın Genel Başkanımızla bir röportaj gerçekleştirdi.  Röportajı Gerçekleştiren Sayın Ramazan Çelikel ve kameraman Sayın  Samet Karakoç‘a TDH Türk Haber olarak teşekkür ediyoruz ve Kıbrıs Türklerimize en içten saygı ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Röportajdan bir kesiti aşağıda bulabilirsiniz. Saygılarımızla. TDH TÜRK HABER My Kıbrıs Gazetesi  Fiziksel görünümüyle Atatürk'e benzeyen ve pek çok yapımda Atatürk'ü canlandıran sanatçı Yalçın Mıhçı, “Benzerlik Tanrı'nın bana verdiği bir torpil diyelim yoksa Atatürk'e kimse benzemez. Kaşla gözle Atatürk olunmuyor." dedi. Türkçenin Diriliş Hareket Derneği kurucu genel başkanıyım. Konservatuvar mezunu müzisyenim. 500’ün üzerinde bestem var. Bir şiirim Amerika'da yılın şiiri seçildi, Beyaz Saray arşivlerine de girdi. Konservatuvarda Türk Sanat Müziği eğitimi aldım, bununla birlikte Amerika’da biraz da caz çalıştım. Bir ülkenin kültürü o ülkenin kimlik kartıdır. Eğer ülkenin kimliği bozulursa sömürge olur ülke, bu da ilk önce dili bozularak yapılır. Dilimize sahip çıkma için Türkçe'nin Diriliş Hareketi’ni kurduk, sonra dernekleşti. şu anda 30 milyon takipçisi var. Sözcüklere çok, dikkat ediyoruz.  ‘Selfie’ yerine ‘özçekimi’ bulan biziz. Ses bayrağımızdır dilimiz bizim. Kubilay filminde oynadım, tiyatroda Atatürk'ü canlandırıyorum. Kastamonu'da şapka devrimini tanıtıyorum, Samsun'da 19 Mayıs'larda aynı ata, arabaya biniyoruz. Atatürk'ün yapmış olduğu, bize bıraktığı bütün eserleri tekrar hatırlatmaya çalışıyoruz. Atatürk'ün ruhunun bende yaşadığını düşünüyorum.  Gerçekten Atatürk gibi düşünüyorum. Herkes soruyor; Nasılsın? Ben daima ‘İyiyim’ diyorum. Çünkü, yorulmamak üzere yola çıkarsanız ancak, o zaman her işi başarabilirsiniz ve Atatürk gibi de düşünmüş olursunuz. Cuma günü sayın Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile görüştük, kendisine yazdığım ‘Atatürk’üm gülüyor’ kitabını da takdim ettim. Burada neler yapabileceğimizi konuştuk. İleride gelip burada elimden gelen her şeyi yapacağım. Atatürk gerekeni söylemiş zaten, bu güzel Kıbrıs'a çok dikkat edelim, hiçbir zaman Kıbrıs'ı elden çıkartmayalım, Kıbrıs daima bizim göz bebeğimizdir.

❌