Normal görünüm

Dün alınanlar — 5 Eylül 2026 Haber Portalları

Girne’de batan gemide 238 kişi taburcu edildi, 15 kayıp aranıyor

 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Girne açıklarında batan yolcu gemisinden sağ olarak kurtarılan 239 kişiden sadece 1 kişinin hastanede tedavi gördüğünü belirterek, "Yoğun bakımda tedavi gören kazazedemiz kalmamıştır." ifadelerini kullandı.

Üstel, yaptığı yazılı açıklamada, 30 Ağustos'ta Girne açıklarında batan gemiden kurtarılan 239 kişinin KKTC'deki kamu ve özel hastanelere sevk edildiğini vurgulayarak, ilk günden itibaren tüm sağlık kuruluşlarını harekete geçirerek süreç boyunca 139 hekim ile yaklaşık 200 hemşire ve sağlık çalışanının görev yaptığını duyurdu.

Sağlık çalışanlarına gayretleri için teşekkür eden Üstel, "Devletimiz tüm imkanlarıyla kazazedelerimizin, kayıplarımızın ve ailelerimizin yanında olmaya devam edecektir." dedi.

Üstel, geminin batmasının ardından sağ olarak kurtarılan 239 kişinin tamamının hastanelere sevk edildiğini hatırlatarak, 5 Eylül itibarıyla kamu ve özel hastanelerde tedavi gören son 132 kişiden 131'inin taburcu edildiğini aktardı.

KKTC Başbakanı Üstel, hastanede tedavi gören 1 kişinin durumunun iyiye gittiğini dile getirerek şunları kaydetti:

Yoğun bakımda tedavi gören kazazedemiz kalmamıştır. Kazada şu ana kadar 13 insanımızı kaybettik. Kayıp 15 insanımıza ulaşmak amacıyla yürütülen arama çalışmaları 7 gün 24 saat esasına göre aralıksız sürdürülmektedir.

Girne'de batan gemi

KKTC'deki Girne Limanı ile Mersin'deki Taşucu Limanı arasında sefer yapan "Filo Jet" isimli yüksek hızlı yolcu gemisi, 30 Ağustos Pazar günü öğle saatlerinde Girne'den hareket ettikten kısa süre sonra ön kısmından su almaya başlamış, Girne Limanı'na dönmeye çalıştığı sırada batmıştı.

KKTC Başbakanı Ünal Üstel, gemide toplam 267 yolcu ve mürettebat bulunduğuna dikkati çekerek, geminin batmasının ardından 239 kişinin kurtarıldığını, 13 kişinin cenazelerine ulaşıldığını ve kayıp 15 kişi için arama çalışmalarının devam ettiğini açıklamıştı.

Batan geminin enkazının Girne açıklarında 554 metre derinlikte bulunduğu bildiriliyor.

 

AA

KKTC Başbakanı Ünal Üstel, gemiden sağ kurtarılan 239 kişiden 238’inin hastanelerden taburcu edildiğini açıkladı. Kazada 13 kişi hayatını kaybetti, kayıp 15 kişiye ulaşmak için arama çalışmaları sürüyor
Cumartesi, Eylül 5, 2026 - 19:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Girne’de batan gemide 238 kişi taburcu edildi, 15 kayıp aranıyor
copyright Independentturkish: 

ABD’nin yaptırım listesine aldığı Golden Global Bank suçlamaları reddetti

ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi'nin (OFAC) "İran bağlantılı işlemler" nedeniyle yaptırım listesine aldığı Golden Global Yatırım Bankası, ABD'nin suçlamalarını reddetti.

ABD Hazine Bakanlığı'nın "İran bağlantılı işlemlere aracılık ettiği" iddiasıyla yaptırım listesine aldığı Golden Global Yatırım Bankası, karara ilişkin açıklama yaptı. Bankadan yapılan açıklamada, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) izniyle 1 Haziran 2020'de faaliyete başlandığı, yerel ve uluslararası bankacılık kuralları ile uyum yükümlülüklerinin yerine getirildiği ve tüm iç ve dış denetimlerden sorunsuz geçildiği kaydedildi. Açıklamada şöyle denildi:

 Sözü edilen haberlere mesnet teşkil edecek herhangi bir bankacılık işlemimiz bulunmamaktadır. İlgili OFAC kararında adı geçen ve işlemlerine aracılık ettiğimiz iddia edilen kişi ve kurumlar, bankamız müşterisi değildir. Bu kişi ve kurumlarla doğrudan ya da dolaylı hiçbir iş ve işlemimiz olmamıştır. Konu ile ilgili yerel ve uluslararası mevzuat kapsamında, tüm itiraz ve hukuki başvuru haklarımızı en etkin bir şekilde kullanarak gerçeklikten uzak iddia ve karara karşı en kısa sürede aksiyon alınacaktır.

Açıklamada ayrıca, “Bankamız tüm paydaşlarına karşı yükümlülüklerini yerine getirecek mali güce ve iradeye sahiptir” denildi.

ABD Hazine Bakanlığı bankayı ve iki iştirakini yaptırım listesine aldı

ABD Hazine Bakanlığı, dün İran’a yönelik ekonomik baskıyı artırmak amacıyla yürüttüğü “Ekonomik Tecrit Operasyonu” kapsamında Türkiye merkezli Golden Global Yatırım Bankası Anonim Şirketi ile iştirakleri Golden Global Varlık Kiralama Anonim Şirketi ve Golden Global Portföy Yönetimi Anonim Şirketi’ni yaptırım listesine aldığını açıkladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi’nin (OFAC) söz konusu kuruluşları yaptırım listesine aldığı belirtilerek, banka ve iştiraklerinin İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü adına “on milyonlarca dolar değerinde işlemi kolaylaştırdığı” ve "İran yönetimine fonlarını uluslararası düzeyde hareket ettirmesine imkan sağladığı" ileri sürüldü.

ABD Hazine Bakanı Bessent: "Kim olduğunuzu ve nerede olduğunuzu biliyoruz"

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, karara ilişkin açıklamasında finans kuruluşlarını İran ile çalışmamaları konusunda uyararak şunları kaydetti:

“Finans kuruluşları, Ekonomik Tecrit Operasyonu konusunda ciddi olduğumuzu zor yoldan öğrenmeye devam ediyor. Başka hiçbir bankaya yaptırım uygulamak zorunda kalmamayı umuyoruz ancak bu, nihayetinde uluslararası toplumun ne kadar hızlı bir şekilde aklını başına toplayıp İran’daki cani rejime verdiği desteği keseceğine bağlı. Kim olduğunuzu biliyoruz, nerede olduğunuzu biliyoruz ve İran yılanının başını ezene kadar müttefiklerimiz ve ortaklarımızla birlikte harekete geçmeye devam edeceğiz.”

Bakanlık, yaptırım kararının İran ekonomisinin finans sektörü dahil belirli sektörlerini hedef alan 13902 sayılı Başkanlık Kararnamesi kapsamında alındığını bildirdi.

“İran'ın petrol gelirlerini Çin’den Türkiye’ye aktarma” suçlaması

ABD Hazine Bakanlığı açıklamasında Golden Global Bank’a ilişkin ayrıntılı suçlamalara da yer verdi: “Türkiye merkezli Golden Global Yatırım Bankası Anonim Şirketi, İran’ın rahbar ağının petrol gelirlerini Çin’den Türkiye’ye aktarmasına imkan sağlamak amacıyla kuruldu. Bu gelirler daha sonra rahbar döviz büroları tarafından nakit ve altına dönüştürülebiliyordu.”

Bakanlık açıklamasında ayrıca şöyle denildi: “Golden Global Bank, İranlı finans kuruluşlarına muhabir bankacılık hizmetleri sunmayı bilerek teklif ederek, IRGC-QF ve vekillerinin kontrolündeki hesaplar üzerinden işlemlerin gerçekleştirilmesine imkan sağladı. Bunlar arasında, IRGC-QF petrol satışlarıyla bağlantılı yüz milyonlarca doların aktarılması nedeniyle OFAC tarafından 2022 yılında yaptırıma tabi tutulan Türk iş insanı Sıtkı Ayan ve şirketleri de bulunuyor.”

Kararla birlikte üç kuruluşun ABD’de bulunan veya ABD vatandaşlarının kontrolünde bulunan mal varlıkları ve mal varlığı üzerindeki hakları bloke edildi. OFAC tarafından özel ya da genel bir lisans verilmediği sürece ABD vatandaşlarının veya ABD üzerinden gerçekleştirilen ve yaptırım kapsamındaki kuruluşların mal varlıklarını içeren işlemlerin yasak olduğu belirtildi.

 

ANKA

ABD’nin İran bağlantılı işlemler gerekçesiyle yaptırım uyguladığı banka, suçlamaların dayanağı olmadığını belirterek hukuki başvuru haklarını kullanacağını açıkladı
Cumartesi, Eylül 5, 2026 - 19:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

Type: 
SEO Title: 
ABD’nin yaptırım listesine aldığı Golden Global Bank suçlamaları reddetti
copyright Independentturkish: 

Başkentte uyuşturucu ve fuhuş operasyonu

Adli kaynaklardan alınan bilgiye göre, Başsavcılık, gençleri uyuşturucu ve fuhuş ortamlarına sürüklediği değerlendirilen kişi ve eğlence mekanlarına yönelik kapsamlı soruşturma başlattı.

Bu çerçevede, 7 Ağustos'ta ilk operasyon için düğmeye basıldı ve hakkında gözaltı kararı verilen 14 şüpheliden 12'si yakalandı.

Emniyetteki işlemleri sonrası Ankara Adliyesi'ne sevk edilen zanlılardan Alper K, Elifcan U, Atilla Y, Tufan B, Burçin B, Celal A, İsa H, Mustafa K, Deniz K, Nur K. ve Nazlı Gür D. tutuklandı.

Şüpheli Halil İbrahim Y. adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, firari şüpheliler Emre F. ve Boran Rahmi Y'nin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürüyor.

İkinci dalga operasyonda 21 tutuklama

16 Ağustos'ta gerçekleştirilen ikinci dalga operasyonda, uyuşturucu ve fuhuşla bağlantıları araştırılan kişilerin yanı sıra bazı eğlence ve yeme içme mekanlarının işletmeci ve ilgilileri de soruşturma kapsamına alındı.

Hakkında gözaltı kararı verilen 29 zanlıdan 27'si yakalandı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Abdulkadir Ö, Boran A, Dilan Ç, Eda D, Engin Ç, Erdi L, Fahrettin A, Fulya Ö, Mehmet Emin A, Melis D, Özge Ü, Senem Ö, Serhat G, Sinem K, Tanju T, Koray A, Hüseyin Berk E, Alp A, Cem T, Cansın Ö. ve Siyabend A'nın tutuklanmasına karar verildi.

Şüpheliler Muammer A, Hakan E, Kaan V, Mehmet D. ve Öncü Ş. hakkında adli kontrol kararı verildi. Firariler Murat O. ve Yaşar T. ise aranıyor.

Soruşturma kapsamında üçüncü dalga operasyon ise bugün gerçekleştirildi. Hakkında gözaltı kararı verilen 21 şüpheliden 15'i yakalandı, 6 zanlının yakalanmasına yönelik çalışmalar sürüyor.

Operasyonların elde edilecek yeni deliller doğrultusunda devam edeceği belirtildi.

 

AA

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda, 7 Ağustos'tan bu yana düzenlenen 3 uyuşturucu ve fuhuş operasyonunda 64 şüpheli hakkında işlem yapıldı, bunlardan 32'si tutuklandı
Cumartesi, Eylül 5, 2026 - 18:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

Type: 
SEO Title: 
Başkentte uyuşturucu ve fuhuş operasyonu
copyright Independentturkish: 

Filenin Sultanları finalde

2026 CEV Trendyol Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası yarı finalinde Sırbistan ile karşılaşan A Milli Kadın Voleybol Takımı, rakibini 3-0 mağlup ederek adını finale yazdırdı.

Son Milletler Ligi ve Avrupa Şampiyonu A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2026 CEV Trendyol Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası yarı final mücadelesinde Sırbistan ile karşı karşıya geldi. Karşılaşmada ilk seti 25-20, ikinci seti 25-20 ve üçüncü seti de 25-20 kazanan Türkiye, rakibini 3-0 mağlup ederek adını finale yükseldi.

Organizasyonun diğer yarı final mücadelesinde ise Polonya ile İtalya saat 19.00'da karşı karşıya gelecek. Bu karşılaşma sonucunda galibiyet gelen takım, finalde A Milli Kadın Voleybol Takımı'nın rakibi olacak.

 

ANKA

Avrupa Şampiyonası yarı finalinde Sırbistan ile karşılaşan A Milli Kadın Voleybol Takımı, rakibine set vermeden 3-0 galip geldi ve şampiyonluk için finale yükseldi
Cumartesi, Eylül 5, 2026 - 18:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Filenin Sultanları finalde
copyright Independentturkish: 

Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan: İttifaklardan kaçmayız ama ittifakların içinde de kaybolmayız

Saadet Partisi’nin 4-6 Eylül tarihlerini kapsayan büyük istişare kampı, Genel Başkan Mahmut Arıkan başkanlığında Nevşehir’in Kozaklı ilçesinde başladı. Kampa, Başkanlık Divanı üyeleri, Genel İdare Kurulu (GİK) üyeleri, milletvekilleri ve 81 ilin il başkanları katıldı. Basına kapalı oturumlarda genel merkez yönetimi ile yerel teşkilat liderlerinin saha raporları, il il seçmen analizleri ve bölgesel beklentiler değerlendirilecek.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, partinin ittifak anlayışına değindi. İttifak prensiplerinin değişmediğini dile getiren Arıkan, şunları kaydetti:

1969'da Erbakan Hocamız yola çıktığında o gün koalisyon diyorlardı, bugün ittifak diyorlar, o gün hangi prensiplerle hareket ediliyorsa bugün de aynı prensiplerle hareket edeceğiz. İttifaklardan kaçmayız ama ittifakların içinde de kaybolmayız. Hiçbir siyasi merkezin uydusu haline bizler gelemeyiz. İttifakı kendi siyasi hikayemizin, kendi prensiplerimizin önüne geçirmeyiz. Seçim zamanı ittifak arayan parti değil, seçimden önce kendi siyasi gücünü inşa eden bir parti olarak ittifaklara bakış açımızı ifade etmiş olayım. 'Saadet kimin yanında?' sorusunun cevabı bizde yok. 'Saadetin yanında kim olacak?' sorusunun cevabını da hep beraber bulacağız inşallah.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Seçim 2027 senesi içerisinde gerçekleşecek"

Gündemdeki farklı seçim tarihlerini değerlendiren Arıkan, ittifak sisteminin kaçınılmazlığına dikkati çekti. Seçimin 2027 yılında yapılacağını belirten Arıkan, şöyle konuştu:

Bir senaryo; efendim seçim Mart 2027'de olacak. Başka bir senaryo; Kasım 2027'de olacak. Ortak noktası ne arkadaşlar? Seçim 2027 senesi içerisinde gerçekleşecek. Bir yıl sonra seçim var. Bir başka senaryo, birileri diyor ki 'Seçim kazanma oranı yüzde 50 artı 1 olacak mevcut ittifakları korumak için'. Birileri diyor ki 'Efendim bunu yüzde 40 artı 1 yapalım, diğer ittifakların önünü keselim' diyorlar. Buradaki ortak konu ne değerli arkadaşlar? İttifakların da mecburi olduğu bir seçim dönemi içerisinde olacağız.

"Hareketli ve belirsizliklerin yüksek olduğu bir dönem yaşayacağız"

Önümüzdeki sürecin hareketli ve belirsizliklerle dolu olacağını kaydeden Arıkan, "Türkiye yeni bir siyasi atmosferin arifesinde, erken seçimi ve baskın seçimi de önümüzdeki dönemde görme ihtimalimiz var. Öyle görünüyor ki önümüzde hareketli ama belirsizliklerin de yüksek olduğu bir dönem yaşayacağız. Bu dönemin içerisinde farklı imkanlar, bizim için önemli imkanlar barındırdığını da görmek durumundayız. Bizim için değişmeyen bir gerçek; ne olursa olsun, sistem ne olursa olsun biz çalışmak zorundayız" dedi.

 

ANKA 

"Türkiye yeni bir siyasi atmosferin arifesinde, erken seçimi ve baskın seçimi de önümüzdeki dönemde görme ihtimalimiz var”
Cumartesi, Eylül 5, 2026 - 15:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
Selahattin Demirtaş: “Selçuk Mızraklı 8 Eylül Salı günü tahliye olacak. Artık size emanettir”
Silivri açıklarındaki kazada batan geminin bulunduğu bölgedeki çalışmalar sürüyor
Bahçeli'den 'çerçeve yasa' açıklaması: 467 rakamını ben de beklemiyordum
Type: 
SEO Title: 
Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan: İttifaklardan kaçmayız ama ittifakların içinde de kaybolmayız
copyright Independentturkish: 

Selahattin Demirtaş: “Selçuk Mızraklı 8 Eylül Salı günü tahliye olacak. Artık size emanettir”

HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, QAD için kaleme aldığı yazıda yaklaşık 7 yıldır tutuklu bulunan eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’nın tahliye olacağını açıkladı. 

Mızraklı’nın yalnızca 4 ay belediye başkanlığı yapabildiğini belirten Demirtaş, yazıda "Dr. Adnan Selçuk Mızraklı 63 yaşında, Diyarbakır’ın yüreği sevgiyle dolu genel cerrahı. Sadece 4 ay belediye başkanlığı yapabildi. Sonrasında suçsuz, günahsız, delilsiz, hukuksuz 7 yıl hapis" ifadelerine yer verdi. Demirtaş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı soruşturmada dün şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in adliyeye sakız çiğneyerek gelişini hatırlatarak karşılaştırma yaptı. Demirtaş, şunları kaydetti:

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

4 ay belediye başkanlığı yapabilmiş suçsuz, günahsız, yüreği sevgiyle dolu Diyarbakır’ın doktoru, 7 yıldır tutulduğu hücreden, 25 yıl belediye başkanlığı yapmış Ankara’nın parsel parsel günah yüklü şahsiyetinin sakız çiğneyerek adliyeye girişini izliyor. Şahıs az sonra elini kolunu sallayarak adliyeden çıkıyor, 'Ben öyle çekirge gibi üç defa değil, 500 defa sıçradım' diyor. 'Keramet sakızda mı acaba, sen bir defa bile sıçrayamadın Hoca' diyorum. 'Yok' diyor, 'O çiğnediği sakız değil, insanlık onuru. Ben bir defa bile çiğnemedim, çiğnetmedimde."

"Artık size emanettir"

Demirtaş, Mızraklı'nın tahliyesine ilişkin, "Dr. Adnan Selçuk Mızraklı, Diyarbakır’ın 4 ay belediye başkanlığına karşı 7 yıl hapis yatmış ve cezasını tamamlayarak, 'kardeşlik' henüz ona uğramadan 8 Eylül Salı günü tahliye olacak temiz yürekli bilgesi" diye yazdı.

Mızraklı ile son 5 yıldır karşılıklı olarak birbirlerine emanet olduklarını belirten Demirtaş, "Salı sabahı buradan çıkacak, akşamına da Diyarbakır Havaalanında olacak. Artık size emanettir. Hoca, Salı akşamı Diyarbakır’da hayırlısıyla. Kesin, Sakızcı Memo da karşılamaya gelir. Yalnız, bizim sakızcımız çok haysiyetlidir, başkalarıyla karıştırmayın sakın" dedi.

 

ANKA

"4 ay belediye başkanlığı yapabilmiş suçsuz, günahsız, yüreği sevgiyle dolu Diyarbakır’ın doktoru, 7 yıldır tutulduğu hücreden, 25 yıl belediye başkanlığı yapmış Ankara’nın parsel parsel günah yüklü şahsiyetinin sakız çiğneyerek adliyeye girişini izliyor"
Cumartesi, Eylül 5, 2026 - 15:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
Silivri açıklarındaki kazada batan geminin bulunduğu bölgedeki çalışmalar sürüyor
Bahçeli'den 'çerçeve yasa' açıklaması: 467 rakamını ben de beklemiyordum
Cumhurbaşkanı Erdoğan: İmam hatipler, başarı çıtasını sürekli daha yükseğe taşıyarak yoluna devam ediyor
Type: 
SEO Title: 
Selahattin Demirtaş: “Selçuk Mızraklı 8 Eylül Salı günü tahliye olacak. Artık size emanettir”
copyright Independentturkish: 

Silivri açıklarındaki kazada batan geminin bulunduğu bölgedeki çalışmalar sürüyor

Silivri açıklarında Türk bayraklı "MT Alsu" tankeriyle çarpışması sonucu 10 kişilik mürettebatıyla batan ve 720 metre derinlikte konumu tespit edilen Türk bayraklı "Tuğberk İmamoğlu" gemisinin bulunduğu bölgede arama kurtarma çalışmaları sürüyor.

Marmara Denizi'nde 2 Eylül'de "MT Alsu" tankeriyle çatışan "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin batmasının ardından başlatılan arama kurtarma çalışmalarında Deniz Kuvvetleri, Sahil Güvenlik, Kıyı Emniyeti, AFAD ve Kızılay başta olmak üzere ilgili kurumlar yer alıyor.

Çalışmalarda 18 yüzer unsur, 5 helikopter, 2 insansız hava aracı (İHA), 1 uçak ile su altında arama yapan Deniz Kuvvetlerine ait TCG Akın kurtarma ve yedekleme gemisi görev yapıyor.

Kaza sonrası Silivri'de İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünce oluşturulan kriz merkezinde çalışmalar anlık takip ediliyor.

Arama kurtarma çalışmalarını bölgede izleyen mürettebatın yakınları, İstanbul Valisi Davut Gül ile birlikte, batan geminin yerini tespit eden Deniz Kuvvetlerine ait TCG Akın kurtarma ve yedekleme gemisine çıktı.

Gemide Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Ramazan Özoğul ile Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanı Tümamiral Serkan Tezel, Vali Gül ile mürettebatın yakınlarına bilgi verdi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"550 kilometrekarelik alanda arama devam ediyor"

Vali Gül, gemide gazetecilere yaptığı açıklamada, olayın ilk anından itibaren Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Denizcilik Genel Müdürlüğü ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün koordineli şekilde arama çalışmalarına devam ettiklerini söyledi.

Gül, "Çalışmalar neticesinde de denizin yüzeyinde yaklaşık 550 kilometrekarelik alanda arama devam ediyor. Denizin altında da Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza ait içinde bulunduğumuz TCG Akın gemisi, batan geminin enkazını tespit etti." ifadelerini kullandı.

Ailelere yürütülen tüm çalışmalarla ilgili bilgi verildiğini anlatan Gül, "Acı tabii, sadece aileler değil milletimizin de çok büyük bir acısı var. Ailelerin bundan sonraki beklentisi, 'Mürettebat içeride mi? Çıkartılabilecek mi? Nasıl çıkartılacak?' Bu konuda da ilgili kurumlarımız çalışmalarına devam edecekler. Tekrardan milletimize geçmiş olsun." diye konuştu.

Gül, ilgili kurumların helikopterlerle, İHA'larla ve yüzen unsurlarla çalışmalara devam ettiklerini belirterek, "Umudumuz şu: Acaba dışarıda biri var mı? Kurtuldular mı? Onları bulmaya çalışıyoruz. Son ana kadar umudumuzu muhafaza ediyoruz." dedi.

Gemi 720 metre derinlikte bulundu

Deniz Kuvvetlerine ait TCG Akın kurtarma ve yedekleme gemisinin, batan "Tuğberk İmamoğlu" gemisinin konumunu çarpıştığı yerin 50 metre yakınında, 720 metre derinlikte saptadığı öğrenildi.

Geminin üzerindeki "Tuğberk İmamoğlu" yazısı, su altında insan eliyle ulaşılması zor ve tehlikeli yerlerde kullanılan, yüzeyden kablo aracılığıyla uzaktan kontrol edilen insansız su altı aracı ROV ile tespit edildi.

Kocaeli'den Aliağa'ya seyreden boş durumdaki "MT Alsu" tankeri ile İskenderun'dan Karadeniz Ereğli'ye 4199 ton rulo sac taşıyan "Tuğberk İmamoğlu" isimli kuru yük gemisi, 2 Eylül saat 03.00 sıralarında Silivri açıklarının 18 mil (35 kilometre) güneyinde çarpışmış, 10 kişilik mürettebatın bulunduğu "Tuğberk İmamoğlu" isimli gemi batmıştı.

 

AA

Deniz Kuvvetlerine ait TCG Akın kurtarma ve yedekleme gemisinin, batan "Tuğberk İmamoğlu"nun konumunu çarpışma noktasının yaklaşık 50 metre yakınında, 720 metre derinlikte tespit ettiği, geminin üzerindeki yazının ROV cihazıyla görüntülendiği öğrenildi
Cumartesi, Eylül 5, 2026 - 15:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Bahçeli'den 'çerçeve yasa' açıklaması: 467 rakamını ben de beklemiyordum
Cumhurbaşkanı Erdoğan: İmam hatipler, başarı çıtasını sürekli daha yükseğe taşıyarak yoluna devam ediyor
Özel, YENİ Parti otobüsü üzerinden ilk kez vatandaşlara seslendi
Type: 
SEO Title: 
Silivri açıklarındaki kazada batan geminin bulunduğu bölgedeki çalışmalar sürüyor
copyright Independentturkish: 

Bahçeli'den 'çerçeve yasa' açıklaması: 467 rakamını ben de beklemiyordum

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Meclis'ten geçen 'çerçeve yasa'yla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Habertürk Ankara Temsilcisi Nasuhi Güngör'ün sorularını yanıtlayan Bahçeli şunları söyledi:

Sürecin başından itibaren çok ciddi bir sıkıntıyla ve zorlukla karşılaşmadık. Esasen bizim meseleye dair yaklaşımımız şöyle ifade edilebilir. Türkiye terörle mücadele konusunda önemli mesafeler aldı. Başarılar elde etti. Ancak ülke genelinde bölücü faaliyetlerin getirdiği bazı tahrikler ve gerilimler sözkonusuydu. Ne yapabiliriz diye düşünüyor, çalışıyorduk. Kamuoyundaki tartışmaları yakinen takip ediyorduk.

“Bu konuşmalar süreci verimli bir noktaya getirdi”

Devlet Bahçeli, sürecin başlangıç noktası olarak değerlendirilen DEM Partililer ile Meclis'teki el sıkışması hakkında şunları söyledi:

Malumunuz 1 Ekim 2024 tarihinde TBMM’nin açılışında Sayın Cumhurbaşkanı bir konuşma yaptı. İç ve dış bazı meseleler üzerinde durdu. Konuşmasının son bölümünde iktidarla muhalefetin Meclis çatısı altında işbirliği yapmasına işaret etti. Konuşma bittikten sonra AK Parti mensubu milletvekilleri cumhurbaşkanı için ayağa kalktılar. Biz de Cumhur İttifakı tarafı olarak aynı harekette bulunduk. Ardından DEM tarafına doğru adım attım. Bir taziyeleri vardı, onu yerine getirirken el sıkışma gerçekleşti. Onlar da şaşırdı. Tabiki kamuoyunun da çok dikkatini çekti.

Biz bir yanıyla Sayın Cumhurbaşkanının meclise yönelik çağrısının gereğini yerine getirmiş olduk. Diğer yandan insani bir vazifeyi yerine getirdik. Evet o günden sonra çok konuşulup tartışıldı. Sonra belirttiğiniz tarihte DEM Parti Grubunda PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakma çağrısında bulunulmasını talep ettik. Sonrasında süreç hızlandı. İmralı’ya heyetler gitti. Çeşitli temaslar oldu. Bize gelenler oldu. O günlerde başlayan bu konuşmalar süreci verimli bir noktaya getirdi.

"467 rakamını beklemiyordum"

Süreç yasasının TBMM'de 467 oy ile kabul edilmesinin kendisini de şaşırttığını belirten Bahçeli şöyle konuştu:

İfade ettiğiniz gibi komisyonda sağlanan mutabakat, kamuoyunun açık biçimde takip ettiği fikir alışverişleri, yasanın çıkması hususunda geniş bir mutabakatı ortaya çıkardı. Doğrusu 467 rakamını ben de beklemiyordum. Ama bu düzeyde bir kabul toplumsal mutabakatın genişlemesine ve dayanışmanın güçlenmesine vesile oldu. Bu süreci fevkalade güçlü kılan bir husustur.

“STK’lar, aydınlarımız, akademisyenlerimiz bunu ele almalıdır”

Devlet Bahçeli, açıklamasında daha önce de yaptığı seçim ve siyasi partiler kanununda değişiklik mesajı ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi hakkında ise şunları söyledi:

Türkiye'nin her şeyden önce siyasi istikrara ihtiyacı var. Bu ihtiyacı kalı olarak sağlayan sistem de budur. Aradan geçen iki dönem içinde sistemin uygulamasına dair bazı noktaların gözden geçirilmesi önemlidir. Her şeyden evvel sistemin sağlıklı işlemesi için bir anayasaya ihtiyaç vardır.

Bizim söylediğimiz şudur. Bahsettiğiniz her iki alanda da hem sistemi güçlendirecek, hem de aksamaları giderecek değişiklikler üzerinde müzakere edilmelidir. Sadece siyaset değil, sivil toplum kuruluşları, aydınlarımız, akademisyenlerimiz bir araya gelerek bunu ele almalıdır. Sistemi güçlendiren, aksaklıkları gideren bu değişimler elbette yeni anayasa çalışmasıyla uyumlu olarak ele alınmalıdır.

 

Söyleşinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz

Habertürk

“Bu düzeyde bir kabul toplumsal mutabakatın genişlemesine ve dayanışmanın güçlenmesine vesile oldu. Bu süreci fevkalade güçlü kılan bir husustur”
Cumartesi, Eylül 5, 2026 - 15:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Cumhurbaşkanı Erdoğan: İmam hatipler, başarı çıtasını sürekli daha yükseğe taşıyarak yoluna devam ediyor
Özel, YENİ Parti otobüsü üzerinden ilk kez vatandaşlara seslendi
Köprü ve otoyollar 30 yıllığına özelleştirilecek
Type: 
SEO Title: 
Bahçeli'den 'çerçeve yasa' açıklaması: 467 rakamını ben de beklemiyordum
copyright Independentturkish: 

Resmi Gazete'de yayımlandı: 12 ülkeye yeni büyükelçi atandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla büyükelçi atamalarına ilişkin kararlar Resmi Gazete'de yayımlandı. Kararla 12 ülkeye yeni büyükelçi atanırken, iki büyükelçi merkeze alındı.

Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Dışişleri Bakanlığı bünyesinde büyükelçilik atamaları gerçekleştirildi.

Karara göre, Burundi Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Haydar Kerem Divanlıoğlu, Filipinler Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Kaan Esener, Finlandiya Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Ayşe Hilal Sayan Koytak atandı.

Bahreyn Krallığı nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Necati Sancaktutan, Umman Sultanlığı nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Hüseyin Ergani, Namibya Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Fikriye Aslı Güven getirildi.

Kore Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Fatih Yıldız, Sudan Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Fahri Türker Oba, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Alper Aktaş atandı.

Karar kapsamında Somali Federal Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Ferhat Alkan, Gambiya Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Özgür Gökmen ve Mozambik Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Ayça Oşafoğlu İnam görevlendirildi.

Öte yandan Burundi Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Alp Işıklı ile Kuzey Makedonya Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Fatih Ulusoy merkeze alındı.

Independent Türkçe

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan kararla 12 ülkeye yeni büyükelçi atandı. Karar kapsamında Burundi ve Kuzey Makedonya büyükelçileri merkeze alınırken, 12 ülkeye yeni isimler görevlendirildi
Cumartesi, Eylül 5, 2026 - 01:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Resmi Gazete'de yayımlandı: 12 ülkeye yeni büyükelçi atandı
copyright Independentturkish: 

Yavuz Ağıralioğlu: TÜİK, iktidarın duymak istediği rakamları değil, Türkiye’nin gerçeklerini açıklayacak

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Türkiye İstatistik Kurumuna (TÜİK) ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

TÜİK başkanlarının ortalama görev süresinin 1926-2016 yılları arasında 53 ay, 2016-2026 döneminde ise 20 ay olduğunu belirten Ağıralioğlu, kurumun yönetimindeki değişikliklerin kamuoyundaki güveni olumsuz etkilediğini savundu.

Ağıralioğlu, “Başkan değişmiş, yönetim değişmiş, yöntem tartışılmış, kurumun itibarı örselenmiş… Sonra vatandaşa dönüp diyorsunuz ki: ‘TÜİK’e güvenin!’ Güven böyle olmaz. Devlet, vatandaşından güven istemeden önce güvenilir olmak mecburiyetindedir.” ifadelerini kullandı.

TÜİK tarafından açıklanan ekonomik verilerin vatandaşların gelirlerini doğrudan etkilediğini belirten Ağıralioğlu, enflasyon hesabındaki farklılıkların emekli, memur ve işçilerin gelirlerine yansıdığını söyledi.

“Hesabınızı göstereceksiniz”

Enflasyon hesabında kullanılan verilerin ve yöntemin kamuoyuna açıklanması gerektiğini ifade eden Ağıralioğlu, şunları kaydetti:

“86 milyon insanın gelirine tesir eden hesabı yapıyorsanız, ‘Bize güvenin’ demeyeceksiniz. Hesabınızı göstereceksiniz. Neyi sepete koydunuz? Neye ne kadar ağırlık verdiniz? Fiyatı nereden aldınız? Hangi yöntemle hesapladınız? Millet bilecek.”

Ağıralioğlu, Anahtar Parti'nin iktidara gelmesi halinde özellikle 2016-2026 arasındaki enflasyon hesaplamalarını bağımsız denetime açacaklarını belirtti.

Bu kapsamda üniversitelerden akademisyenler, bağımsız istatistikçiler, ekonomistler ve kamu denetçilerinin yer alacağı bir çalışma yürütüleceğini aktaran Ağıralioğlu, ürün sepeti, ürün ağırlıkları, fiyat verileri, hesaplama yöntemleri ve açıklanan enflasyon oranlarının yıl yıl ve kalem kalem inceleneceğini bildirdi.

“Geçmiş Dönem Hak Telafi Fonu kurulacak”

Bağımsız inceleme sonucunda geçmiş yıllarda hesaplama nedeniyle ölçülebilir bir hak kaybı tespit edilmesi halinde bunun telafi edileceğini söyleyen Ağıralioğlu, kişi bazında hesaplama yapılacağını belirtti.

Ağıralioğlu, “Kimin ne kadar kaybı varsa kişi bazında hesaplanacak. Anapara farkı bulunacak. Aradan geçen zamanda oluşan kayıp ayrıca hesaplanacak. Bütçede Geçmiş Dönem Hak Telafi Fonu kurulacak ve vatandaşımızın hakkı kendisine ödenecek.” dedi.

Denetim raporlarının yöntem, hesaplama ve tablolarıyla kamuoyuna açıklanacağını belirten Ağıralioğlu, vatandaşların geçmiş dönemde oluştuğunu düşündükleri hak kayıplarının telafi edilmesini hedeflediklerini ifade etti.

“TÜİK, Türkiye’nin gerçeklerini açıklayacak”

Ağıralioğlu, TÜİK'in bağımsız ve güvenilir bir kurum haline getirileceğini savunarak açıklamasını şöyle tamamladı:

“TÜİK’i yeniden itibarlı, bağımsız ve güvenilir bir kurum hâline getireceğiz. TÜİK, iktidarın duymak istediği rakamları değil, Türkiye’nin gerçeklerini açıklayacak. Çünkü bu hesabın içinde yalnızca ekonomi yok. Emek var, alın teri var, hak var ve 86 milyon insanın kul hakkı var.”

ANKA

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, TÜİK’e duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğini belirterek, “TÜİK’i yeniden itibarlı, bağımsız ve güvenilir bir kurum hâline getireceğiz
Cumartesi, Eylül 5, 2026 - 00:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Yavuz Ağıralioğlu: TÜİK, iktidarın duymak istediği rakamları değil, Türkiye’nin gerçeklerini açıklayacak
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Sayıştay Başsavcılığına, Recep Çevik atandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan atama kararına göre, Sayıştay Başsavcılığı görevine Sayıştay Savcısı Recep Çevik atandı.

Atamanın, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 7'nci maddeleri uyarınca gerçekleştirildiği belirtildi.

Recep Çevik'in Sayıştay Başsavcılığına atanmasına ilişkin karar, Resmi Gazete'de yayımlandı.


BM: Batı Şeria'da 2023'ten bu yana 6 bin 400'den fazla Filistinli yerinden edildi

Birleşmiş Milletler (BM), İsrail'in işgali altındaki Batı Şeria'da 2023'ten bu yana 130 yerleşim yerinde 6 bin 400'den fazla Filistinlinin yerinden edildiğini bildirdi.

BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın toplantısında, Orta Doğu'daki gelişmeler hakkında gazetecileri bilgilendirdi.

Batı Şeria topraklarını gasbeden İsrailliler nedeniyle yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalan Filistinlilerle ilgili istatistiki bilgiler paylaşan Dujarric, "Oradaki insani yardım alanında çalışan meslektaşlarımız, 2023'ten bu yana 130 yerleşim yerinde 6 bin 400'den fazla Filistinlinin yerleşimci şiddeti nedeniyle yerinden edildiğini bildiriyor." dedi.

Dujarric "Bu durum, 2023'ten bu yana 48 Filistin yerleşiminin tamamen boşalmasına yol açtı; bunlardan bir düzinesi sadece bu yıl gerçekleşti." diye konuştu.

Ayrıca, yerinden edilen bu kişilerden 2 bin 500'den fazlasının sadece bu yıl içinde evlerini terk etmek zorunda kaldığının altını çizen Dujarric, bunların yarısından fazlasının çocuklardan oluştuğunu vurguladı.

Bölgede BM ile ortak faaliyet gösteren kuruluşların raporlarını paylaşan Dujarric, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin yinelenen saldırıları ve yasaklar yüzünden Filistin halkının durumunun daha da zorlaştığını, insani ihtiyaçlarının daha da derinleştiğini kaydetti.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ile Doğu Kudüs'te de İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin baskın ve saldırılarında artış yaşanıyor.

 

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Cumartesi, Eylül 5, 2026 - 00:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

Bolu Belediyesinde araç kiralama ihalelerine ilişkin soruşturmada 7 kişi tutuklandı

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, Bolu Belediyesinde araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin adli işlemleri tamamlandı.

İl Jandarma Komutanlığındaki işlemlerinin ardından dün 8, bugün ise 7 şüpheli adliyeye sevk edildi.

Görevden uzaklaştırılan ve başka bir suçtan tutuklu bulunan Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 7 şüpheli, tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Mahkeme, Özcan'ın yanı sıra Belediye Başkan Yardımcısı Gülden Özaydın, Temizlik İşleri Müdür Vekili Basri Baytekin, Temizlik İşleri Müdürlüğü Muayene ve Kabul Komisyonu Başkanı B.T. ile yüklenici firmanın sahibi ve 2 çalışanının tutuklanmasına karar verdi.

Diğer 8 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Soruşturma kapsamında firari bir şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Bazı araçlar çalışmış gibi gösterilmiş

Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturması kapsamında, aralarında belediye başkan yardımcıları, müdürlük personeli, ihale ve satın alma biriminde görevli kişiler ile yüklenici firma ve temizlik şirketlerinin yetkililerinin bulunduğu 22 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.

Teknik incelemelerde, bazı çöp toplama araçlarının fiilen çalışmadıkları günlerde çalışmış gibi gösterildiği ve bu kayıtlar üzerinden yüklenici firmaya ödeme yapıldığı tespit edilmişti.

Bilirkişi raporunda, Bolu Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğünce düzenlenen 19 ayrı hakediş kapsamında, MCY-Yeşilçam İş Ortaklığına fiyat farkı ve KDV dahil toplam 34 milyon 288 bin 376 lira 61 kuruş fazla ve yersiz ödeme yapıldığı belirtilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 21 şüpheliden 14'ü adliyeye sevk edilmiş, bunlardan 6'sı savcılık sorgularının ardından çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

AA

Bolu Belediyesinde araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, görevden uzaklaştırılan ve başka bir suçtan tutuklu bulunan Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 7 şüpheli tutuklandı
Cuma, Eylül 4, 2026 - 23:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Bolu Belediyesinde araç kiralama ihalelerine ilişkin soruşturmada 7 kişi tutuklandı
copyright Independentturkish: 

İletişim Başkanı Duran: Son iki ayda 2 bin 34 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, son iki ayda terör örgütleriyle bağlantılı olduğu, provokasyon ve dezenformasyon faaliyetleri yürüttüğü gerekçesiyle toplam 2 bin 34 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, dijital platformlarda terör propagandası, provokasyon, dezenformasyon ve psikolojik harekât faaliyetleriyle mücadele kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi verdi.

Duran, açıklamasında şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızın koordinasyonunda yürütülen kapsamlı dijital takip, teknik analiz ve kurumlar arası koordinasyon çalışmaları, ilgili tüm kurumlarımızla eş güdüm içerisinde ve kesintisiz şekilde devam etmektedir.

Türkiye, terör propagandası, provokasyon, dezenformasyon ve dijital mecralar üzerinden yürütülen psikolojik harekât girişimlerine karşı mücadelesini, devletimizin bütün imkân ve kabiliyetlerini seferber ederek kararlılıkla sürdürmektedir.

Bu kapsamda son iki ayda, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızın koordinasyonunda; Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığının ortak çalışmaları neticesinde, başta FETÖ iltisaklı olmak üzere millî güvenliğimizi ve toplumsal birliğimizi hedef alan terör ve suç örgütleriyle bağlantılı olduğu tespit edilen 699 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli tedbirleri derhal uygulanmıştır.

Ayrıca gerçekleştirilen kapsamlı teknik incelemeler ve dijital ağ analizleriyle; provokasyon üreten, kardeşliğimizi ve toplumsal huzurumuzu hedef alan, dezenformasyon yayan ve ülkemize yönelik psikolojik harekât faaliyetleri yürüttüğü belirlenen 1.335 sosyal medya hesabı hakkında da başta Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımız olmak üzere ilgili kurumlarımızın koordinasyonuyla gerekli hukuki ve idari işlemler tesis edilmiş ve söz konusu hesaplara erişim engeli kararları uygulanmıştır.

Bu süreçte toplam 2 bin 34 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli getirilmiştir.

Yapılan çalışmalar bir gerçeği açık biçimde ortaya koymaktadır; terör örgütleri artık yalnızca sahada değil, dijital platformlarda da organize, koordineli ve sistematik bir şekilde faaliyet yürütmektedir. Sosyal medya ve dijital mecralar; propaganda, manipülasyon, algı operasyonları ve dezenformasyon yoluyla toplumsal huzuru, millî birliğimizi ve kamu düzenini hedef alan bir araç olarak kullanılmaktadır.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, terörle mücadelesini sahada, sınır ötesinde ve dijital alanda aynı kararlılıkla sürdürmektedir.

Devletimiz açısından dijital güvenlik, millî güvenliğin ayrılmaz bir parçasıdır. Terör örgütlerinin sosyal medya ve dijital platformları propaganda, eleman temini, finansman, dezenformasyon ve psikolojik harekât amacıyla kullanmalarına kesinlikle müsaade edilmeyecektir.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak, ilgili tüm kurumlarımızla birlikte dijital ekosistemi anlık ve çok boyutlu şekilde takip etmeyi; millî güvenliğimizi, toplumsal huzurumuzu ve birlik beraberliğimizi hedef alan her türlü tehdidi tespit ederek gerekli tedbirleri gecikmeksizin hayata geçirmeyi sürdüreceğiz.

Vatandaşlarımızı dezenformasyonun oluşturduğu bilgi kirliliğinden korumak, doğru ve güvenilir bilgiyle buluşturmak ve dijital mecraların terör örgütleri tarafından bir propaganda alanına dönüştürülmesine engel olmak konusunda mücadelemizi aynı kararlılıkla sürdüreceğiz.

Dijital alan sahipsiz değildir. Türkiye, millî güvenliğini hedef alan hiçbir dijital operasyona izin vermeyecektir.”

ANKA

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, son iki ayda terör örgütleriyle bağlantılı olduğu, provokasyon ve dezenformasyon faaliyetleri yürüttüğü gerekçesiyle toplam 2 bin 34 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini açıkladı
Cuma, Eylül 4, 2026 - 23:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
İletişim Başkanı Duran: Son iki ayda 2 bin 34 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi
copyright Independentturkish: 

KKTC Başbabakanı Üstel: Girne'deki gemi enkazında bulunan iki kadının kimliği belli oldu

KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Girne açıklarında batan yolcu gemisinin enkazında bu sabah ulaşılan iki kadın naaşının Şerife Özdemir ve Nazmiye Özbolat’a ait olduğunun belirlendiğini açıkladı. Kazada 12 kişi hayatını kaybederken, kayıp 16 kişiyi arama çalışmaları sürüyor.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, 30 Ağustos’ta Girne-Taşucu seferini yaparken alabora olarak batan Filo Jet isimli yolcu gemisinin enkazında bu sabah ulaşılan iki kadın naaşının kimlik tespit çalışmalarının tamamlandığını bildirdi.

Üstel, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“Girne açıklarında meydana gelen deniz kazasının ardından, gemi enkazında bu sabah ulaşılan iki kadın naaşının kimlik tespit çalışmaları tamamlanmıştır.

Polis Teşkilatımız tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda naaşların Şerife Özdemir ve Nazmiye Özbolat’a ait olduğu belirlenmiş, ailelerine gerekli bilgilendirme yapılmıştır.

Yapılan kimlik tespit çalışmalarının ardından, kazada hayatını kaybeden insanlarımızın sayısı 12, kayıp insanlarımızın sayısı ise 16 olarak teyit edilmiştir.

Merhumelere Allah’tan rahmet, yaslı ailelerine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz.

Kayıp insanlarımıza ulaşmak amacıyla yürütülen arama çalışmaları, Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü desteği ve ilgili tüm birimlerimizin katılımıyla 7 gün 24 saat esasına göre, hiç ara verilmeden devam etmektedir.

Sahadaki gelişmeleri anbean takip ediyor, tüm imkanlarımızla kayıp insanlarımıza ulaşmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Milletimizin bir kez daha başı sağ olsun.”

ANKA

Girne açıklarında batan yolcu gemisinin enkazında ulaşılan iki kadın naaşının Şerife Özdemir ve Nazmiye Özbolat’a ait olduğu belirlendi
Cuma, Eylül 4, 2026 - 22:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
KKTC Başbabakanı Üstel: Girne'deki gemi enkazında bulunan iki kadının kimliği belli oldu
copyright Independentturkish: 

Rojin Kabaiş soruşturmasında 7 bin 353 araç için yeniden inceleme talep edildi

Van'da 27 Eylül 2024'te kaybolan ve 15 Ekim 2024'te göl kıyısında cesedi bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in ailesinin avukatları, soruşturmaya ilişkin yeni taleplerini Van Cumhuriyet Başsavcılığına ilettiklerini bildirdi.

Rojin Kabaiş'in ailesinin avukatları Abdurrahman Karabulut ve Şahin Cangüleç, baba Nizamettin Kabaiş ile kentteki bir otelde basın mensuplarıyla bir araya gelerek soruşturmada gelinen aşamaya ilişkin açıklamalarda bulundu.

Avukat Karabulut, savcılıkla yaptıkları görüşmelerde talepleri doğrultusunda etkin bir araştırma yürütüldüğünü söyledi.

10 Temmuz'dan bu yana yaklaşık 30 hususta savcılığa başvurduklarını belirten Karabulut, "2-3 talebimiz haricinde diğer bütün başvurularımız kabul gördü ve bu çerçevede araştırmalar devam etmektedir. Bir kısmı sonuçlandı, bir kısmı ile ilgili araştırmalar devam ediyor" dedi.

7 bin 353 araç için yeniden inceleme talebi

Deniz araçları üzerinde de araştırma yapılmasını talep ettiklerini belirten Karabulut, bugüne kadar kara araçları üzerinde inceleme yapıldığını söyledi.

Plaka Tanıma Sistemi (PTS) ve kamera kayıtları üzerinden 7 bin 353 araç tespit edildiğini belirten Karabulut, kaybolduğu günden bulunduğu güne kadar PTS kayıtlarının yeniden incelenmesini, araç sürücülerinin tespit edilmesini, cep telefonlarına el konulmasını, HTS ve baz kayıtlarının alınmasını ve DNA örneklerinin alınmasını talep ettiklerini ifade etti.

Karabulut, söz konusu taleplerinin kabul edildiğini belirtti.

Kayıp ve cesedin bulunduğu güzergah araştırılacak

Rojin Kabaiş'in kaybolduğu Bardakçı Mahallesi ile cesedinin bulunduğu Mollakasım Çarpanak Adası arasındaki güzergahın da araştırılmasını talep ettiklerini aktaran Karabulut, bu hizada bulunan köylerde inceleme yapılmasını istediklerini söyledi.

Karabulut, bulunan materyaller üzerinde DNA incelemesi yapılmasını talep ettiklerini belirterek, Rojin'in kaybolduğu sırada kullandığı ve halen bulunamayan terliğine ilişkin çalışmaların da sürdüğünü kaydetti.

Sosyal medya yazışmalarına ilişkin de araştırma talep ettiklerini belirten Karabulut, WhatsApp, Instagram ve Facebook'un bağlı olduğu Meta şirketine müzekkere yazıldığını söyledi.

Karabulut, "Bunlarla ilgili yazışmaların tespitini istedik. Müzekkere cevabı geldi, daha ayrıntılı bir müzekkere istedi. Savcılık bu konuda da detaylı yazı yazdı, cevabı bekliyoruz" dedi.

Baz ve HTS kayıtları incelenecek

Bardakçı ve Mollakasım mahallelerinde daha önce kriminal veya cinsel suçlara karışmış kişilerin dosyalarının da incelenmesini talep ettiklerini belirten Karabulut, bu kişilerin olay tarihinde bölgede bulunup bulunmadıklarının HTS ve baz kayıtları üzerinden araştırılmasını istediklerini söyledi.

Karabulut, savcılığın bu talebi de kabul ettiğini ve araştırmaların sürdüğünü belirtti.

Rojin'in sahilde bıraktığı veya bırakıldığı belirtilen kek, kulaklık, anahtarlık, pet şişe ve cep telefonuna ilişkin de inceleme talebinde bulunduklarını aktaran Karabulut, söz konusu materyaller üzerinde parmak izi incelemesi yapıldığını ancak cep telefonu üzerinde parmak izi incelemesi yapılmadığını öne sürdü.

Bir kişi için suç duyurusu

Karabulut, soruşturma kapsamında bir kişinin olay sırasında bölgede bulunmadığını söylediğini, ancak ellerindeki bilirkişi raporunda bu kişinin Rojin'in kaybolduğu saatlerde aynı zaman ve mekan diliminde bulunduğunun enlem ve boylam bilgileriyle tespit edildiğini ileri sürdü.

Söz konusu kişinin ismini soruşturmaya zarar vermemesi için açıklamayacaklarını belirten Karabulut, bu kişinin olay yerinde bulunup bulunmadığının araştırılması talebinin savcılık tarafından kabul edildiğini söyledi.

Karabulut ayrıca Rojin'in kaybolmasından yaklaşık 15 dakika önce kendisiyle sosyal medya üzerinden görüşen, aynı baz istasyonundan sinyal aldığı ve daha sonra Instagram hesabını kapattığı öne sürülen kişi hakkında da suç duyurusunda bulunduklarını belirtti.

Bu kişinin gözaltına alınmasını talep ettiklerini aktaran Karabulut, bilirkişi raporunda Rojin'in hangi saat ve dakikada telefon kullandığının tespit edildiğini söyledi.

Karabulut, kamera kayıtları ve başkalarına ait telefon hareketlilikleri üzerinden de aynı geceye ilişkin dikkat çekici tespitler bulunduğunu ve raporda bazı isimlerin yer aldığını ifade etti.

415 kişide DNA incelemesi yapıldı

Avukat Şahin Cangüleç ise soruşturma kapsamında bugüne kadar 415 kişi üzerinde DNA çalışması yapıldığını, ancak herhangi bir veriye rastlanmadığını söyledi.

Savcılık tarafından tespit edilen 50 kişilik bir listenin bulunduğunu belirten Cangüleç, bu kişilerin kimliklerinin tespit edildiğini ve DNA incelemelerinin yapılacağını aktardı.

Cangüleç, ellerindeki bilirkişi raporunda aynı ismi taşıyan 4 farklı kişinin tespit edildiğini belirterek, bunlardan 3'ünün muhtemel şüpheli görünmediğini söyledi.

Bu kişilerin farklı noktalardan baz istasyonu sinyali veren kamu personeli olduğunu belirten Cangüleç, söz konusu kişilerin olay tarihinde farklı il ve ilçelerde görev yaptıklarına ilişkin bilgilerin savcılığa ulaştığını ifade etti.

Cangüleç, "Bugüne kadar bilgisine ulaşamadığımız için şüpheli bulduğumuz bir kişi daha var. Onunla ilgili de araştırmanın sonucu bekleniyor" dedi.

Rojin Kabaiş'in ailesinin avukatlarının soruşturma kapsamında yaptıkları başvurular doğrultusunda yürütülen araştırmaların sonuçlarının beklenildiği bildirildi.

AA

Rojin Kabaiş soruşturmasında avukatları, 7 bin 353 araca ait kayıtların yeniden incelenmesi, şüpheli görülen kişiler için HTS ve baz kayıtlarının araştırılması ile 50 kişiden DNA örneği alınması yönündeki taleplerinin kabul edildiğini açıkladı
Cuma, Eylül 4, 2026 - 21:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Rojin Kabaiş soruşturmasında 7 bin 353 araç için yeniden inceleme talep edildi
copyright Independentturkish: 

CHP ve YENİ Parti, Üsküdar'daki başkan vekilliği seçimi için ortak hareket edecek

CHP ve YENİ Parti Üsküdar İlçe Örgütleri, yarın gerçekleştirilecek Üsküdar Belediye Başkan Vekilliği seçimi öncesinde belediye binası önünde bir araya geldi.

CHP Üsküdar İlçe Başkanı Zerrin Civandağ, burada yaptığı açıklamada Üsküdar'daki seçim sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Civandağ, CHP ve YENİ Parti'nin belediye meclis üyeleriyle birlikte hareket edeceğini belirterek şunları söyledi:

"Üsküdar'ı vermeyeceğiz, Üsküdar Belediye Başkanımız Sinem Dedetaş'a yönelik yapılan operasyon sonrası yapılan seçimi partimizin adayı kazandı. AKP Grubu'nun itirazı üzerine mahkeme kararı iptal etti, yarın yeni bir seçim yapma kararı aldı. AKP, halkın iradesiyle kaybettiği seçimi ayak oyunlarıyla kazanmak için her şeyi yapıyor. Dört belediye meclis üyesinin AKP'ye geçmesi de üç belediye meclis üyesinin de tekrarlanan seçimden önce gözaltına alınması da bunun bir parçası. CHP ve YENİ Parti ilçe başkanları olarak, halkımızın oylarıyla kazandığımız seçimi masa başında AKP'ye vermemek için bütün meclis üyelerimizle birlikte ortak davranacağımızı ve Üsküdar'ı vermeyeceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz."

Tütüncü: Sinem Dedetaş'ın emanetine sahip çıkacağız

YENİ Parti Üsküdar İlçe Başkanı Berk Tütüncü de seçim öncesinde birlik mesajı verdi.

Tütüncü, "Allah'ın izniyle el ele kol kola vererek Üsküdar'da Sinem Dedetaş'ın emanetine hep beraber sahip çıkacağız. El ele kol kola yarın saat 09.30'da burada olacağız. Bu akşam da saat 20.00'de bütün Üsküdarlı komşularımızı belediyemize bekliyoruz" diye konuştu.

Saraç: Halkın iradesiyle seçilmiş bir belediye masa oyunlarıyla yer değiştiremez

CHP Genel Başkan Yardımcısı Necdet Saraç ise Üsküdar'daki sürecin yalnızca ilçe açısından değil, Türkiye siyaseti bakımından da önem taşıdığını söyledi.

Saraç, "Tarihi bir ana tanıklık ettik. CHP'li belediye başkanı görevden alınmıştı, başkan vekilliği için seçim yapılmıştı, bu da iptal edildi. Bu işin önemi şu. Üsküdar halkı Sinem Dedetaş'ı belediye başkanı olarak seçti. YENİ Parti ile CHP'nin yan yana gelerek ortak bir basın açıklaması yapması son derece önemli ve değerli. Türkiye'de herkesin bu duyarlılık içinde olmasını istiyoruz. Halkın iradesiyle seçilmiş bir belediye masa oyunlarıyla yer değiştiremez" diye konuştu.

Sarı: Hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisi Belediye Meclis Üyelerinin ayrışmasını beklemesin

CHP Sözcüsü Müslim Sarı da belediye meclisindeki dengelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Üsküdar'ın CHP açısından önemine dikkat çeken Sarı, parti meclis üyelerinin seçim sürecinde birlikte hareket edeceğini ifade etti.

Sarı, "Üsküdar özel bir yer, çok zor koşullarda kazandığımız bir ilçeydi Üsküdar. 2023 seçimlerinden sonra Cumhurbaşkanının özel önem verdiğini biliyoruz. Üsküdar örgütümüz bugüne kadar buna geçit vermedi. Özellikle son hafta yapılan operasyonlar, üç belediye meclis üyemizin gözaltına alınması, CHP'den istifa eden dört üyenin AKP'ye katılması buradaki matematiği ve denklemi zorladı. Ancak bu bizim irademizi daha da güçlendirdi. Hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisi Belediye Meclis Üyelerinin ayrışmasını beklemesin. Hiç kimse böyle bir beklenti içinde olmasın. Biz YENİ Partili arkadaşlarımızla beraber, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliği içinde yer alan belediye meclis üyeleriyle birlikte bu süreci ayrışmadan, birlik, bütünlük ve beraberlik içinde taşıyacağız. Üsküdar Belediyesi CHP'nin belediyesiydi. Üsküdar Belediyesi yarın yine CHP'nin belediyesi olarak kalacak. 2029'da da Üsküdar Belediyesi CHP'nin belediyesi olacak. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın" ifadesini kullandı.

ANKA

CHP ve YENİ Parti, Üsküdar Belediye Başkan Vekilliği seçimi öncesinde ortak hareket etme kararı aldı. İki partinin ilçe örgütleri, seçimin yapılacağı belediye binası önünde açıklama yaptı
Cuma, Eylül 4, 2026 - 20:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
CHP ve YENİ Parti, Üsküdar'daki başkan vekilliği seçimi için ortak hareket edecek
copyright Independentturkish: 

Özgür Özel: En büyük beka sorunu gençlerin başka ülkelerde hayal kurmasıdır

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Tekirdağ programı kapsamında Süleymanpaşa Hükümet Caddesi'nde vatandaşlarla bir araya geldi. Yoğun kalabalık nedeniyle planlanan esnaf ziyaretini gerçekleştiremeyen Özel, vatandaşlarla birlikte cadde boyunca yürüdükten sonra konuşma yaptı.

Özel, program sırasında Tekirdağ Belediye Başkanı Candan Yüceer, Süleymanpaşa Belediye Başkanı Volkan Nallar, Şarköy Belediye Başkanı Alpay Var, Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt, Malkara Belediye Başkanı Nergiz Karaağaçlı Öztürk ve YENİ Parti Tekirdağ Kurucu İl Başkanı Cenk Boduç'a parti rozetlerini taktı.

Kalabalığa teşekkür eden Özel, 2023 seçimlerinin ardından CHP'de yaşanan değişim sürecine değinerek, partisinin 2024 yerel seçimlerindeki başarısını anlattı.

"Biliyorsunuz 2023 seçimlerinde hepimiz başarmayı çok istedik. Çok hak ettik. Hep beraber büyük bir mücadele verdiniz, bize destek oldunuz. Ama 2023 seçimleri hepimizi çok üzdü. Sizin yüzünüz düştü, başınız öne eğildi, canınız sıkıldı. Ve sizin moralinizi yükseltmeden sokağı ayağa kaldırmadan Türkiye'yi ayağa kaldırmak mümkün değildi. Biz de o zaman dedik ki 'CHP değişirse Türkiye değişir'. Siz arkamızda durdunuz. Milletvekilleri, parti yöneticileri her şey bir yana hiç unutmam Tekirdağ ve Trakya dimdik arkamda durdu. O büyük başarıyı hep beraber gerçekleştirdik."

"AK Parti'yi ilk yenilgisiyle tanıştırdık"

Özel, CHP'nin 2024 yerel seçimlerinde elde ettiği sonuçları hatırlatarak, iktidarı değiştirme hedeflerinin sürdüğünü belirtti.

"Demiştim ki 'Bundan sonra Ecevit gibi nasıl 70'lerde girdiği ikisi yerel, ikisi genel dört seçimde de partisini birinci parti yaptıysa ben de yapacağım. Yapmazsam siyaseti bırakacağım.' Sonra da beş ay sonra seçimlere girdik. 47 yıldır parti birinci parti olmamış. AK Parti hayatında yenilgiyle tanışmamış. Öyle olunca herkes yine eskisi gibi bir sonuç bekliyor. Bana da diyorlar ki 'Söz verdin ne olacak şimdi? Dört aylık genel başkan bırakacak mısın?' Hatta bazıları diyor ki 'Parti tarihinin en kısa süreli genel başkanı olacak' diyordu. Böyle söylüyorlardı. Ama ne oldu biliyor musunuz? O gün akşam Türkiye'nin yüzde 65'ini nüfusun, Ege'nin tamamını ve 411 belediyeyi kazanıp partiyi 47 yıl sonra birinci yaptık. AK Parti'yi ilk yenilgisiyle tanıştırdık. Böyle olunca bazılarının hesapları bozuldu ve bazıları da artık şunu anladılar: 'Bunlar kaybetmeye alışmış, bildiklerimizden değil. Bunlar kazanmaya niyetliler. İlk girdiği seçimi kazandılar. Gelecek seçimi kazanırlarsa Türkiye'de iktidarı değiştirecekler.' Vallahi doğru. Doğru bildiler. Doğru okudular. Bunu yapacağız. İlk seçimde iktidarı değiştireceğiz."

"Parti Cumhuriyet tarihinin en büyük saldırısıyla karşı karşıya kaldı"

Partisine yönelik yargı süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, CHP'nin çeşitli girişimlerle etkisizleştirilmeye çalışıldığını savundu.

"Bu yüzden parti Cumhuriyet tarihinin en büyük saldırısıyla karşı karşıya kaldı. Partiyi adaysızlaştırma, kurumsuzlaştırma, lidersizleştirmeye giriştiler. Bunu gençlik kollarıyla bizi yenemezlerdi. Kadın kollarıyla yenemezlerdi. Ana kademeyle yapamazlardı. Ve bunu hiçbir partide olmayan yargı kolları eliyle önceden hakim olan, sonra bakan yardımcısı olan birini İstanbul'a başsavcı yapıp Esenyurt'tan başlayıp 36 belediye başkanımıza Türkiye çapında saldırıp en nihayetinde cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere cezaevleriyle, zindanlarla, tutuklulukla ve bazı yerde sayıları yeterse belediye meclisini alarak yetmeyen yerde envai çeşit kumpaslar kurarak bu yürüyüşümüzü durdurmaya çalıştılar. Bana da devamlı mesaj verdiler: 'Onları unut. Geride bırak. Onu bırak, Ankara'ya gel. Partinin başında otur. Daha gençsin. 30 yıl partinin başındasın.' İçeriye, dışarıya, açıkta, gizlide haber yollayan herkese dedim ki '30 yıl partinin başında muhalefette duracağıma 30 dakika haysiyetimle iktidar olurum yine değişmem.'"

"Milletin tarafındayız, siz neredesiniz?"

Özel, YENİ Parti'nin kuruluş sürecine ilişkin değerlendirmelerinin ardından Tekirdağ ve Trakya'nın siyasi önemine dikkat çekti.

"İşte şimdi 21 Mayıs'ta partiye yapılan darbe, genel başkanın, son dört seçimi kazanan genel başkanın gitmesi ve altı yıl öncesinden seçilmemişlerin gelmesi sonucunda bu durumla karşılaştık. Buradan sonra geriye dönüp bakacak halimiz yok ama burası özel bir yer, onu söyleyeyim, Trakya, Cumhuriyet'in kalesi Trakya, Mustafa Kemal Atatürk'ün hemşehrileri, benim akrabalarım Trakya, Tekirdağ, Süleymanpaşa... Şunu unutmayın, ben unutmayacağım, siz unutmayın, tarih unutmayacak, tarih, tarihinin doğru tarafında yer alanları da unutmayacak AK Parti'nin kumpasına alet olanları da. Onun için meraklısına söylüyorum: Tekirdağ'dayım. Sokaktayım. Milletin içindeyim. Ben Tekirdağlıların gözlerinin içine baka baka şunu söylüyorum: Biz doğru taraftayız. Milletin tarafındayız. AK Parti'nin karşısındayız. Siz neredesiniz?"

"Gazi'nin tarihi YENİ Parti'nin tarihidir"

Özel, YENİ Parti'nin kuruluşunun ardından izlenecek siyasi çizginin Atatürk'ün gösterdiği istikamet olduğunu söyledi.

"Uğradığımız bu ilk kötülükten sonra ne yapacağımızı biliyorduk. Önce savunduk, direndik, mücadele ettik. Devletimizin polisini kullandılar, zor kullandılar, güç kullandılar. İktidarla birileri iş birliği yaptı, bizi binalarımızdan attılar, araçlarımızı aldılar. Bizi yağmurun, dolunun altında bir başımıza biz bize bıraktılar. Ama teslim olmadık, olmayacağız. Ve size sordum; yolu, yönü, rotayı. Dediniz ki ‘Yol bu yoldur, yeni bir yol açacaksın, biz de seninle yürüyeceğiz. Yön, Gazi’nin gösterdiği yöndür. Atatürk’ün istikametinden şaşmayacaksın. Rota iktidardır, iktidara yürüyeceğiz, iktidara varacaksın.’ İşte YENİ Parti Türkiye’nin yeni partisi sizin yol vermenizle, yön göstermenizle, rota tayin etmenizle kurulmuştur. YENİ Parti’nin kuruluş yeri öyle plazalar, binalar değildir. İçişleri Bakanlığı’na verilen dilekçe falan değildir. YENİ Parti’nin kurucusu millettir, sokakta, meydanda milletle, milletin talimatıyla kurulmuştur. Ve bu YENİ Parti adını milletin koyduğu, hiç tartıştırmadınız başka ismi, ‘YENİ Parti’ dediniz, geçtiniz. Ve yeni bir yürüyüşü tarif ettiniz. Bugün Sivas Kongresi’nin 107’nci yıl dönümü. Ve bugün Sivas Kongresi’nden 107 yıl sonra burada seçimlerimizi yapıp ilçe, il ve genel başkanımızı Türkiye tarihinde ilk kez delegelerle değil, partiye kaydolan bütün üyelerle birlikte seçecek olan; Türkiye’de demokrasisine bir büyük adım attıracak olan ve yarının iktidarını bugün milletle kuracak olan YENİ Parti’nin de ilk kongresi Sivas Kongresi’dir. Çünkü Gazi neyi ilk belliyorsa, biliyorsa YENİ Parti’nin de yönü, hizası, rotası odur, Gazi’nin tarihi YENİ Parti’nin tarihidir."

"YENİ Parti çocukların beslenme çantasına kadar düşünecek"

Özel, YENİ Parti'nin ekonomi, sosyal politikalar, eğitim ve tarım alanındaki hedeflerini de anlattı.

"Bugün güçlü kadrolarımızla, iş dünyasının karşısında bu sıkıntıları nasıl çözeceğimizi ve nasıl hızlı bir şekilde Türkiye’yi ayağa kaldıracağımızı hem işverenin çok kazanacağı, işçinin hakkını alacağı, herkesin çiftçisinin, köylüsünün, balıkçısı, esnafının sorunlarının nasıl çözüleceğini güçlü kadrolarımızla iktidar yürüyüşümüzü anlatmaya başladık. Herkes şundan emin olsun ki; YENİ Parti Türkiye’nin yeni partisidir. YENİ Parti, Trakya’nın yeni partisidir. YENİ Parti; emeklilerin, emekçilerin, çiftçilerin, köylülerin, esnafların, kadınların, gençlerin yeni partisidir YENİ Parti. Şunu herkes bilsin, YENİ Parti arkadaşlarını geride bırakmadığı gibi kimseyi geride bırakmayacakların partisidir. Geldiklerinde en düşük emekli maaşı sekiz çeyrek altın alırken, şu güzelim emeklileri iki çeyrek altına düşüren, yani 25 yıllık iktidarında dört kat fakirleştirenlere inat, YENİ Parti emeklilerin yeni partisidir, yeni umududur. Evde olup bir kreş yapamadığımız için, ona bir iş bulamadığımız için, çocuğuna bakan, yaşlısına bakan, engellisine bakan ev hanımlarının evlerinde durdukları ve çalıştıkları sürece sigortalı olacakları ona iş bulamayan, kreş açamayan devletin sigorta primini devletin ödeyeceği, ev kadınlarının sigortalı olacağı dönemin müjdesi YENİ Parti’nin müjdesidir. YENİ Parti okula başlama çağı geldiği halde zenginin çocuğu okul öncesi kreşe giderken, gidemeyen tüm çocukları kreşe gönderecek. YENİ Parti okuldaki çocuğun beslenme çantasına kadar düşünecek. Okulda sıcak yemek, iyi su verecek. Kimsenin evladını kimseden geride bırakmayacak. Anlayışın partisi Türkiye’nin yeni partisidir. Tarımda büyük borçlar altındaki çiftçimize şunu söylüyoruz: Çiftçilerin kullandığı bütün kredilerin faizlerini kökünden silecek, ana parayı üçe bölecek ve tüm çiftçilere ikinci bir şans, ikinci bahar müjdeleyecek parti YENİ Parti’dir, Trakya’nın yeni partisidir."

"Otobüsün üstünden inmeyeceğiz"

Konuşmasının son bölümünde parti teşkilatının çalışmalarına değinen Özel, Türkiye genelinde sürdürecekleri çalışmaların iktidar hedefi doğrultusunda devam edeceğini ifade etti.

"Elimizde bu mikrofon, gün oldu otobüsümüzü aldılar yaya kaldık. Bir bankın üstünde, portakal kasası üstünde koca bir yazı geçirdik. Ama sizin desteğiniz, sizin varlığınızla şimdi Ankara’da da bina var, Tekirdağ’da il binası var, burada ilçe binası var. İşte teyzem sağ olsun, siz sağ olun artık YENİ Parti’nin otobüsü var. Bize güvenen, bize inanan herkese söylüyorum ki andolsun ki durmayacağız, yılmayacağız. Otobüsün üstünden inmeyeceğiz. Anadolu’yu, Trakya’yı karış karış gezeceğiz. Seçim gelip de o sandık açılana kadar dünya siyasi tarihinin en büyük mücadelesini verip iktidar olacağız. Buradan bütün gençlere de sözüm olsun. Diyorlar ya 'beka sorunu.' Bir ülkenin beka sorunu, büyük ülkelerin bir ülkede hayal kurması değildir. O hayali kuranlara Selanikli Mustafa Kemal ne cevabı verdiyse o cevabı veririz. Netanyahu'ya da, kim karşımıza çıkarsa ona da. Ama en büyük sorun, en büyük beka sorunu ülkenin gençlerinin dünyanın öbür ülkelerinde hayal kurmasıdır. Dört gençten üçünün ‘Fırsatını bulursam kaçacağım, bir daha dönmeyeceğim’ dediği yerde annelerin, babaların tasasını biliyor, endişesini duyuyor, üzüntülerine iştirak ediyorum. Ve tüm gençlere diyorum ki, ‘Elbette biz bu iktidarı değiştireceğiz.’ Sözünü verdik, veriyoruz. 76 ülkeden 87 partiye imzasını dahi attırdık. İktidarımızda kararlılıkla Avrupa Birliği’ne de tam üye olacağız. Gençlere şunu söylüyorum: Sakın valizleri kafada toplamayın. Sakın bu ülkeyi gönlünüzde bitirmeyin. İstediğinizde gideceğiniz, koşa koşa geri geleceğiniz yasaksız bir Türkiye’yi, vizesiz Avrupa’yı size müjdeliyorum. Okumaya gidecekler, gönüllerince gezmeye gidecekler, konsere gidecekler ama andolsun ki yoksulluktan, umutsuzluktan gitmeyecekler. Atatürk’ün dediği gibi onlar birer kıvılcım, Cumhuriyet ateşi olarak dönecekler. Ben sizin sırtımızdan tutmanızla, ileriye etmenizle bir yola düştüm. Sizin gösterdiğiniz yolda sizin desteğinizle, sizin gösterdiğiniz rotada ilerliyoruz. Bu yolculukta size düşen tam da budur. Nerede olmanız gerekiyorsa orada olmanız, tarihin doğru tarafında olmanız, bizimle birlikte bu büyük yürüyüşte meydanda, sokakta, sahada olmanız, en önemlisi budur."

Özel, konuşmasını partililere ve vatandaşlara yönelik çağrısıyla tamamladı:

"Hep birlikte bu büyük yürüyüşü menzile erdirecek miyiz? Hep birlikte iktidar olacak mıyız? Kim ne derse desin bu iktidarı biz değiştirecek miyiz? Buna inanıyor muyuz? Ben de sizlere inanıyorum ve sizinle birlikte büyük bir onurla, büyük bir kararlılıkla, yılmadan bu yolda yürüyorum. Hep beraber yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun. Yürüyelim arkadaşlar."

​​​​​​​ANKA

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Tekirdağ'da yaptığı konuşmada iktidara yönelik eleştirilerde bulunarak, "Biz doğru taraftayız. Milletin tarafındayız. AK Parti'nin karşısındayız. Siz neredesiniz?" dedi
Cuma, Eylül 4, 2026 - 19:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: YENİ Parti X</p>

Type: 
SEO Title: 
Özgür Özel: En büyük beka sorunu gençlerin başka ülkelerde hayal kurmasıdır
copyright Independentturkish: 

Ziraat Türkiye Kupası'nda 1. eleme turu maçlarının programı belli oldu

Türkiye Futbol Federasyonundan (TFF) yapılan açıklamaya göre, karşılaşmalar 15, 16 ve 17 Eylül tarihinde oynanacak.

Müsabakaların programı şöyle:

15 Eylül Salı:

17.00 1923 Afyonkarahisar-Ürgüpspor (Zafer Stadı)

20.00 Altay-Söke 1970 (Alsancak Mustafa Denizli)

16 Eylül Çarşamba:

14.00 Karaman FK-Kepezspor (Yeni Karaman)

14.00 Osmanelispor-Eskişehirspor (Osmaneli İlçe)

14.00 Kırıkkale FK-Ejderoğlu Kırşehir (Başpınar)

14.00 Tokat Belediyespor-Keşapspor (Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi)

14.00 Adanaspor-Yeni Malatyaspor (Yeni Adana)

14.00 Kilis Birlikgücü Gençlikspor-Kahta 02 Spor (7 Aralık)

14.00 Dersimspor-Gelecek Siirt 56 Spor (Tunceli Atatürk)

14.00 Cizre Belediyespor-Hakkari Zapspor (Silopi İlçe)

14.00 Gölespor-Kars 36 Spor (Göle Semt Sahası)

14.00 Bayburtspor-Borçkaspor (Bayburt Genç Osman)

14.00 Sinopspor-Arıt Kayadibispor (Sinop Şehir)

15.00 Galataspor-Yalova 77 Spor (İBB Beyoğlu)

15.00 İnkılap Futbol-Beykoz Anadoluspor (Ömerli)

15.00 Uzunköprüspor-Kartal Bulvar Kartalimenspor (Ergene Şehir)

17.00 Bucaspor 1928-Gaziemirspor (Yeni Buca)

20.00 Yeni Mersin İdmanyurdu-Bucak Belediye Oğuzhanspor (Mersin)

17 Eylül Perşembe:

14.30 Amasyaspor FK-Çankırıgücü (12 Haziran)

19.00 Orduspor 1967-Torul Belediyespor (19 Eylül)

AA

Ziraat Türkiye Kupası 1. eleme turunda oynanacak müsabakaların programı belli oldu
Cuma, Eylül 4, 2026 - 18:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Ziraat Türkiye Kupası'nda 1. eleme turu maçlarının programı belli oldu
copyright Independentturkish: 
Dünden önceki gün alınanlar Haber Portalları

KKTC Başbakanı Üstel: Girne açıklarındaki faciada can kaybı 10'a yükseldi, 18 kişi kayıp

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Girne açıklarında meydana gelen deniz faciasında kayıp bir kişinin daha naaşına ulaşıldığını, hayatını kaybedenlerin sayısının 10'a yükseldiğini, 18 kişinin ise halen kayıp olduğunu açıkladı. Üstel, kazayla ilgili kaptan ve şirket sorumlusu dahil tüm gemi personelinin yargı sürecinin devam ettiğini bildirdi.

Üstel, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile düzenlediği ortak basın toplantısında, gemide bulunan 267 kişiden 239'unun sağ kurtarıldığını belirtti.

Kayıp 18 kişiye ulaşmak amacıyla arama kurtarma çalışmalarının 7 gün 24 saat esasına göre sürdürüldüğünü ifade eden Üstel, şöyle konuştu:

"Gece gündüz demeden çalıştık. Çalışmaya da devam ediyoruz. 267 kişinin bulunduğu gemiden 239 insanımızı sağ salim kurtardık. Bugün bir naaşa daha ulaşıldı. Ne yazık ki 10 canımızı kaybetmiş durumdayız. Şu anda halen ulaşamadığımız 18 insanımız var. Hayatını kaybeden insanlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine ve yakınlarına sabır diliyorum. Tüm halkımıza başsağlığı diliyorum."

Türkiye'nin ilk andan itibaren arama kurtarma çalışmalarına güçlü destek verdiğini belirten Üstel, TCG IŞIN ve TCG ALEMDAR'ın da denizin derinliklerinde yürütülen çalışmalara katıldığını kaydetti.

"Kusuru veya ihmali olan hesabını verecek"

Facianın nedenlerinin bütün yönleriyle ortaya çıkarılmasının öncelikleri arasında olduğunu belirten Üstel, "Kim olursa olsun, hangi makamda veya görevde bulunursa bulunsun bu faciada bir kusuru, ihmali veya sorumluluğu varsa hukuk önünde hesabını verecektir" dedi.

Soruşturmanın çok yönlü sürdüğünü aktaran Üstel, kaptan ve şirket sorumlusu dahil gemi personelinin yargılandığını, bilgi ve belgelerin incelendiğini ve teknik değerlendirmelerin devam ettiğini bildirdi.

Üstel, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında ihtiyaç duyulması halinde başka idari tedbirler almaktan da çekinmeyeceğini belirterek, masumiyet karinesinin herkes için geçerli olduğunu vurguladı.

Cevdet Yılmaz'ın taziye ve dayanışma ziyareti için teşekkür eden Üstel, Türkiye'nin arama kurtarma sürecinde KKTC'nin yanında olduğunu ifade etti.

ANKA

KKTC Başbakanı Üstel, deniz faciasında can kaybının 10’a yükseldiğini, 18 kişinin kayıp olduğunu belirterek, “Kusuru, ihmali veya sorumluluğu varsa hukuk önünde hesabını verecektir” dedi
Perşembe, Eylül 3, 2026 - 21:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
KKTC Başbakanı Üstel: Girne açıklarındaki faciada can kaybı 10'a yükseldi, 18 kişi kayıp
copyright Independentturkish: 

Silivri açıklarında iki geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, Silivri'nin yaklaşık 18 deniz mili güneyinde Kocaeli'den Aliağa'ya seyir halinde olan, rulo sac metal ve inşaat demiri yüklü Türk bayraklı "Tuğberk İmamoğlu" isimli ticari gemi ile Türk bayraklı "Alsu" isimli ticari geminin çarpışması sonucu Tuğberk İmamoğlu isimli geminin batması ve gemideki 10 kişilik mürettebata ulaşılamaması üzerine başlatılan soruşturma sürüyor.

Soruşturma kapsamında görevlendirilen bilirkişi heyeti, kazaya karışan "Alsu" gemisinden elde edilen teknik kayıtlar, ECDIS playback veriler, kaza mahallinde Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü unsurlarınca temin edilen raporlara yönelik incelemesini tamamladı.

Silivri açıklarındaki kazada batan geminin bulunduğu bölgede arama kurtarma çalışmaları sürüyor

Bu kapsamda hazırlanan ön tespit raporunda, 2 Eylül saat 03.13 sıralarında Marmara Denizi Trafik Ayrım Şeridi üzerinde meydana gelen deniz kazası neticesinde, "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin iskele tarafından hasar alarak süratle battığı, mürettebatından halen haber alınamadığını belirtildi.

"Alsu" gemisine ait kısıtlı ECDIS playback verileri, olay anındaki jurnal kayıtları, gemi adamlarının ifadeleri ve geminin Bridge Management Manual (BMM-Emniyetli Seyir El Kitabı) kuralları çerçevesinde yapılan ön incelemeye yer verilen raporda, "Kazanın hem M/T Alsu'da tespit edilen köprü üstü seyir emniyeti organizasyonu ihlalleri (Watch Condition B ihlali, tek ve tecrübesiz zabit bırakılması, gözcü bulunmaması) hem de Tuğberk İmamoğlu gemisinin AIS cihazının kapalı/arızalı ya da dış müdahale sonucu yeterli çalışmaması ve şimdilik elde edilebilen telsiz mutabakatına aykırı tehlikeli sancağa dönüş manevraları gerçekleştirmesi sonucunda çift taraflı ağır durumsal farkındalık kaybı ile meydana geldiği tespit edilmiştir." ifadelerine yer verildi.

Raporda, kazanın hemen ardından "Tuğberk İmamoğlu" gemisinin, elde edilebilen verilere göre iskele tarafından yırtılma nedeniyle süratle battığı, "Alsu" isimli gemide ise sancak bordadaki hafif sıyrıklar dışında seyri engelleyecek veya su almaya sebep olacak majör hasar oluşmadığı kaydedildi.

Çatışma sonrasında "Alsu" gemisinin mürettebatı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (Nene Hatun gemisi dahil) ve Sahil Güvenlik Komutanlığı unsurları tarafından denizde geniş çaplı arama-kurtarma faaliyeti yürütüldüğü, yapılan kurtarma çalışmalarında "Tuğberk İmamoğlu" gemisine ait can salları ve serbest düşmeli (free fall) can filikasının denizde yüzer vaziyette boş olarak bulunduğu ifade edildi.

Raporda, "Alsu" isimli geminin 2 Eylül tarihli jurnal kayıtları ve Kaptan Ahmet Erarslan'ın ifadelerine göre, kaza anında bölgedeki hava durumunun, rüzgar yönü kuzey olup 4 beaufort (Bft) kuvvetinde, deniz durumunun ise 3 beaufort olup hafif çalkantılı olduğu, gökyüzünün ise "bc" (broken clouds - gök bulutlu) olarak kaydedildiği aktarıldı.

Bilirkişi raporunda, "Görüş açık olup yaklaşık 6 deniz milidir. Bölgede manevrayı kısıtlayıcı herhangi bir sis, pus, sağanak veya yoğun akıntı bulunmamaktadır. Dolayısıyla kaza, görüşün ve deniz şartlarının tamamen emniyetli seyre elverişli olduğu bir zaman diliminde gerçekleşmiştir. Kazaya sebebiyet veren dışsal (doğa) bir faktör tespit edilememiştir." değerlendirilmesine yer verildi.

"Kaptan (kazadan 7-10 dakika sonra) köprü üstüne çıkabilmiştir"

"Alsu" isimli geminin köprü üstü kadrosu ve olay anındaki personel durumunun analizinin, adli kusur açısından bulguları ortaya koyduğu belirtilen raporda, bu bulgular şu şekilde aktarıldı:

"Vardiya zabitinin tecrübesizliği: Çatışma anında köprü üstünde nöbetçi olan tek kişi 2. Zabit (3. Kaptan) Murat Evciman'dır. Evciman'ın resmi ifadesinden, gemiye kazadan sadece bir gün önce (31 Ağustos) katıldığı ve kaza anındaki (00.00-04.00) vardiyasının, kendisinin bu gemideki ilk seyir vardiyası olduğu kesinleşmiştir. Gemiyi, manevra kabiliyetini, personeli ve köprü üstü cihazlarını henüz tanımayan bir zabitin yoğun trafik ayrımında tek başına bırakılması bir zafiyettir.

Gözcü ve dümenci bulunmaması: Kazanın gerçekleştiği 03.13 sularında köprü üstünde Murat Evciman dışında hiçbir gözcü, stajyer veya dümenci (Watch A.B) bulunmamaktadır. Zabit tamamen tek başınadır. Gözcü stajyer Yunus Türker ve diğer personel kamara ve güvertede istirahat halindedir. Bu durum köprü üstünde durumsal farkındalığı azaltmıştır.

Kaptanın köprü üstünü terk etmesi: Kaptan Ahmet Erarslan kaza esnasında köprü üstünde bulunmamakta, kamarasında uyumaktadır. Çatışmanın sarsıntısıyla uyanmış ve ancak 03.20 sularında (kazadan 7-10 dakika sonra) köprü üstüne çıkabilmiştir. Kaptan ifadesinde, açık denizde gözcü bulundurmama yetkisinin kendisinde olduğunu iddia etse de bu durum geminin SMS kurallarına tamamen aykırıdır."

"Alsu" isimli geminin operasyonel ve sistemsel kusurlu olduğu vurgulandı

Raporda, "Alsu" isimli geminin resmi Emniyetli Seyir El Kitabı'nın incelendiği ve geminin kendi şirketi tarafından onaylanan köprü üstü vardiya standartları ile kaza anındaki fiili durumunun karşılaştırıldığı belirtilerek, bu karşılaştırmanın "Alsu" tarafındaki operasyonel ve sistemsel kusuru tartışmasız şekilde ortaya koyduğu vurgulandı.

"Alsu" isimli geminin ECDIS playback verilerinin teknik incelemesinde, çatışmanın gelişim aşamalarının kronolojik olarak nasıl yaşandığı, raporda şu şekilde anlatıldı:

"Manevra safhaları:

1. Tespit ve görünmezlik (03.06): 1,8 mil mesafede, Tuğberk İmamoğlu gemisi AIS verisi alınmadığı için Alsu'nun ECDIS ekranında sadece radar ekosu (Missing Echo) olarak 082° rotasında og 7.2 knot hızla ilerleyen bir hedef şeklinde belirmektedir. AIS'in veri göndermemesi, kimlik tespiti ve erken geçiş planlamasını imkansız hale getirmiştir.

2. Telsiz mutabakatı ve rota değişimi (03.08-03.09): Alsu'nun 2. Zabiti Murat Evciman, VHF 16 üzerinden karşı gemiyle telsiz irtibatı kurduğunu, karşı tarafın 'İskeleye kaçın.' talebi üzerine Alsu'nun rotasını iskeleye doğru değiştirmeye başladığını (03.09'da 294,5°) beyan etmektedir.

3. Kritik manevra ihlali (03.10): Alsu rotasını 283,9°'ye getirmişken, yaklaşık 0.5 mil kala Tuğberk İmamoğlu gemisi ECDIS ekranından anlık olarak kaybolup geri gelmiş ve telsiz mutabakatının tam aksine aniden sancağına (kendi sağına) dönmeye başlamıştır.

4. Şimdiki eldeki verilere göre, son yaklaşma ve çatışma (03.12-03.13): Tuğberk İmamoğlu 0.25 mil mesafede rotasını 133°'ye getirmiş ve hızını 5.8 knot'a düşürmüştür. ALSU ise 7.8 knot hızla ilerlemektedir."

"Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin hızlı batış nedeni tespit edilemedi

Raporda, "Tuğberk İmamoğlu'nun, Alsu'nun pruva hattını dikey keserek kendi sol (iskele) baş omuzluğunu, Alsu'nun sağ (sancak) baş omuzluğuna çarptığı değerlendirilmektedir. Savrulma neticesinde Tuğberk İmamoğlu isimli geminin çatışmadan sonra neden bu kadar hızlı battığının inceleme ve değerlendirilmesi dosyaya ileride eklenecek bilgiler ve belgeler ile mümkün olabilecektir. Tuğberk İmamoğlu isimli gemide yük kayması (cargo shift) olup olmadığı veya lashing (yük bağlama) zafiyeti olup olmadığının incelenmesi de gerekmektedir." ifadeleri yer aldı.

Bilirkişi raporunda, kaza öncesi, esnası ve sonrasındaki operasyonel süreçlerin, adli ve teknik deliller ışığında Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü (COLREG) ve Emniyet Yönetim Sistemi (SMS) kapsamında değerlendirilerek, tarafların kusur nitelikleri eldeki verilere göre gerekçeli olarak anlatıldı.

Buna göre, "Alsu" isimli geminin gözcülük kurallarını ihlal ettiği ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi:

"Alsu isimli gemi, en yoğun ve riskli trafik bölgelerinden biri olan seperasyon hattını keserken köprü üstünde tek bir zabit dışında dümenci veya gözcü bulundurmamıştır. Gözle ve radarla yapılması gereken 'tam bir gözcülük' kuralı açıkça ihlal edilmiştir. Bu durum, karşı geminin telsiz mutabakatına aykırı sancağa dönüş manevrasının zamanında ve erken fark edilerek reaksiyon gösterilmesini (çatışmayı önleyici manevra yapmayı) engellemiştir."

Raporda, SMS yönetmeliği ihlali bakımında ise "Geminin resmi BMM kılavuzunda, 'Watch Condition B' seviyesinde seyredilmesi emredilirken, kaptanın köprü üstünde bulunmaması ve gözcü personel görevlendirilmemesi operasyonel bir yönetim zafiyetidir. Kaptan Ahmet Erarslan, seyir emniyetini tecrübesiz zabite bırakarak denetim yükümlülüğünü yerine getirmemiştir." değerlendirilmesinde bulunuldu.

Çatışmayı Önleme Manevrası kuralı ihlali açısından ise raporda şunlar aktarıldı:

"Vardiya zabiti Murat Evciman, karşı geminin üzerlerine geldiğini ve telsiz mutabakatına uymayarak sancağa döndüğünü 0.5 mil gibi çok yakın bir mesafede fark etmiştir. Bu aşamada çatışmayı önlemek için erken makine stop veya tam tornistan (geri) manevrası yapmak yerine, sadece rotayı iskeleye almaya devam etmiştir. Erken hız azaltma veya makineleri durdurma aksiyonunun alınmamasının çatışmanın fiziki şiddetini artırmış olabileceği değerlendirilmektedir."

"Tuğberk İmamoğlu 'hayalet gemi' modunda seyrederek ciddi seyir tehlikesi yarattı"

Raporda, "Tuğberk İmamoğlu" isimli gemi yönünden kusur ve ihlallere de yer verildi.

Tuğberk İmamoğlu geminin AIS cihazı kapalı, arızalı olması, ya da dış müdahale sonucu yeterli çalışmaması olarak "hayalet gemi" modunda seyrederek bölgedeki diğer gemiler ve VTS istasyonları için ciddi bir seyir tehlikesi yarattığı belirtilen raporda, "Alsu" isimli geminin bu hedefi ancak 1.8 mil kala radar ekosu olarak tespit edebildiği kaydedildi. Bu durumun ise erken uyarı ve emniyetli geçiş planlamasını doğrudan engellediği vurgulandı.

Raporda, karşı geminin, telsiz konuşmalarında iskeleye kaçınma yönünde anlaşıldığının ifade edilmesine rağmen, son 0.5 mil kala aniden sancağına sert dümen kırarak "Alsu" isimli geminin pruva hattını kesmesinin, kazayı fiziki olarak başlatan operasyonel kusur olarak belirtildi.

Kaza nedeni

Bilirkişi raporunun değerlendirme kısmında, kazanın nedeni şu şekilde anlatıldı:

"Çatışmanın ve ardından meydana gelen batma ve mürettebat kayıp faciasının esas kök nedeni, 'Çift taraflı köprü üstü disiplinsizliği, vardiya standartlarının tamamen terk edilmesi ve durumsal farkındalık kaybı'dır. 'Tuğberk İmamoğlu' isimli geminin AIS cihazını kapatarak seyretmesi ve telsiz mutabakatına aykırı olarak son 0.5 milde sancağa dönmesi, çatışmayı fiziki olarak başlatan aktif tetikleyici etkendir. Ancak bu tetikleyici etkenin bir facia ile sonuçlanmasının arkasındaki asli kök neden Alsu isimli gemideki köprü üstü zafiyetidir. Eğer Alsu, kendi emniyet kılavuzundaki (BMM) 'Watch Condition B' kuralına riayet ederek köprü üstünde tecrübeli kaptanı ve ek bir gözcüyü bulundursaydı, 'Tuğberk İmamoğlu'nun kontrolsüz sancağa dönüş manevrası 0.5 mil yerine 1.5-1.8 mil mesafede saptanabilir, COLREG Kural 8 uyarınca ivedilikle makineler stop edilerek veya acil tornistan verilerek çatışma tamamen önlenebilir ya da darbe şiddeti minimuma indirilerek Tuğberk İmamoğlu'nun batması engellenebilirdi. Köprü üstündeki tek başına, tecrübesiz zabit bu durumu zamanında analiz edememiş ve can kaybı/kayıp faciasının kapısı aralanmıştır."

Şu ana kadar Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Gemi Trafik Hizmetleri tarafından dosyaya sunulan VTS görüntülerinde, "Tuğberk İmamoğlu" isimli gemiye ait bir görüntü kaydı bulunmadığı belirtilen raporda, "Oysa ki Tuğberk İmamoğlu gemisi Alsu gemisinin ECDIS ekranında görülmüştür." ifadesine yer verildi.

Bilirkişi raporunda, "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin mürettebatının denizde kayıp olması ve davanın "taksirle ölüme sebebiyet verme" niteliği kazanabilecek olması nedeniyle maddi gerçeğin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması amacıyla, VHF telsiz ses kayıtları, genişletilmiş VTS radar ve ekran kayıtları, "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin kazadan sonra neden bu kadar hızlı battığının, yük kayması (cargo shift) veya lashing (yük bağlama) zafiyeti olup olmadığının saptanması amacıyla, geminin yükleme planı (stowage plan), yük bağlama sertifikaları, yükleme limanı, yükleme anı kamera kayıtları ve stabilite hesapları ile "Alsu" isimli geminin dış mekan kamera kayıtlarının müzekkere yazılarak toplanmasının teknik bir zorunluluk olduğu vurgulandı.

AA

Silivri açıklarında iki Türk bayraklı ticari geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı
Perşembe, Eylül 3, 2026 - 21:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Silivri açıklarında iki geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı
copyright Independentturkish: 

Madencilerin kıdem tazminatı mücadelesinde 400 işçiye ödeme yapıldı

Türkiye Maden-İş Orta Anadolu Şube Başkanı Talih Kocabıyık, Ankara’da yaklaşık 40 gündür hakları için mücadele eden işçilere yönelik ödemelerde önemli bir aşamaya gelindiğini belirterek, yaklaşık 400 çalışanın kıdem tazminatlarının ana paralarının ödendiğini açıkladı. Kocabıyık, kıdem tazminatı faizleri ile diğer alacakların tamamı ödenene kadar mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

Kocabıyık, Türkiye Maden-İş Sendikası Misafirhanesi’nde işçilerin alacaklarına ilişkin basın açıklaması yaptı.

Yaklaşık 40 gündür Ankara’da hak arama mücadelesi yürüttüklerini belirten Kocabıyık, bugün bir ödeme daha yapıldığını ifade etti.

Yaklaşık 400 çalışanın kıdem tazminatlarının ana paralarının ödendiğini belirten Kocabıyık, yasal alacak kalemlerinden bazı ödemelerin de yapıldığını söyledi.

Kocabıyık, kıdem tazminatı faizlerinin bilirkişi tarafından hesaplanacağını, bireysel icra ve emeklilik sistemine aktarılan paraların da hesaplara geçmesinin ardından kalan alacaklar için mücadelelerini sürdüreceklerini kaydetti.

“Mücadele bitmedi”

Sürecin zorlu geçtiğini belirten Kocabıyık, şirket yöneticileri ve şirket sahibi Sebahattin Yıldız ile de görüşme gerçekleştirildiğini aktardı.

Yıldız’ın işçilerin yeniden işbaşı yapması konusunda değerlendirme yapacağını ifade ettiğini belirten Kocabıyık, görüşmede şirket yöneticilerinin yaşanan süreçteki hatalarını kabul ettiğini söyledi.

Kocabıyık, maden sektöründeki sorunların giderek arttığını belirterek, yerli kömüre olan talebin azalmasının işsizliğin artmasına ve sektördeki sorunların büyümesine neden olduğunu savundu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ile gelecek hafta bir görüşme gerçekleştirmeyi planladıklarını belirten Kocabıyık, görüşmede işçilerin 2016 ve 2023 yıllarındaki toplu sözleşmelerden doğan haklarının yanı sıra TMSF döneminde emekli olan ve Yıldızlar SSS Holding bünyesine devri yapılmayan yaklaşık 60-70 kişinin kıdem tazminatı sorununu da gündeme getireceklerini söyledi.

“Haklarımızın tamamını alana kadar mücadele edeceğiz”

Kocabıyık, sorunların öncelikle masada çözülmesinden yana olduğunu belirterek, hem müzakere hem de hak arama mücadelesini sürdüreceklerini ifade etti.

Yaklaşık 300 işçinin eylemlere katılamamasına rağmen onların da haklarını savunduklarını belirten Kocabıyık, alacakları bulunan işçilerin haklarını tamamen alıncaya kadar mücadeleye devam edeceğini söyledi.

Kocabıyık, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Derdim hak ararken bir tarafı kırmamaktır. Evet, herkes doludur. Herkesin gönlünde bir kızgınlık vardır. Ama haklarını aldıktan sonra hayat mücadelesi devam ettiği için, herkesin bir ekmeğe ihtiyacı olduğu için, bu arkadaşların da çoğu bu sektörde uzman olduğu ve başka sektörlerde çalışma imkânları az olduğu için tekrar maden sektöründe çalışmak durumundalar. O yüzden hiçbir zaman kapıları kapatmadım.”

40 günlük süreçte emniyet güçleriyle karşı karşıya gelmeden, saygı ve edep çerçevesinde mücadele yürüttüklerini belirten Kocabıyık, hak arama mücadelesini aynı çizgide sürdüreceklerini kaydetti.

ANKA

Türkiye Maden-İş Orta Anadolu Şube Başkanı Talih Kocabıyık, Ankara’da yaklaşık 40 gündür hakları için mücadele eden işçilerden yaklaşık 400’ünün kıdem tazminatı ana paralarının ödendiğini açıkladı
Perşembe, Eylül 3, 2026 - 20:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Madencilerin kıdem tazminatı mücadelesinde 400 işçiye ödeme yapıldı
copyright Independentturkish: 

Gülistan Doku soruşturmasında eski jandarma komutan yardımcısı ile eşi tutuklandı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den beri kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'ya ilişkin soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen 5 şüpheliden 2'si tutuklandı.

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla, emniyet ve jandarma ekiplerinin koordinasyonunda yürütülen soruşturmanın 5. dalga operasyonunda gözaltına alınan 10 şüpheliden 5'inin işlemleri tamamlandı.

Sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler, Erzurum Adliyesi'ne sevk edildi.

Savcılıktaki ifadelerinin ardından 2 şüpheli serbest bırakıldı. Tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen 3 şüpheliden eski Tunceli İl Jandarma Komutan Yardımcısı Ali Kahraman ile eşi Burçin Hızlı Kahraman tutuklandı. Bir şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Başsavcılık, verilen adli kontrol kararına itiraz etti.

Böylece Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 32'ye yükseldi.

Öte yandan önceki dalgada adli kontrol şartıyla serbest bırakılan R.K'nin yeniden ifadesi alındı.

Önceki operasyonda 2 kişi tutuklanmıştı

Son operasyonda gözaltına alınan şüphelilerden dalgıç polis Gürkan Gürdal ile Perihan Benzer tutuklanmış, dalgıç polisler A.K. ve V.İ'nin de aralarında bulunduğu 3 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Operasyonda, Temmuz 2017 ile Temmuz 2019 arasında Tunceli İl Jandarma Komutan Vekilliği ve İl Jandarma Alay Komutan Yardımcılığı görevlerinde bulunan Ali Kahraman ile eşi Burçin Hızlı Kahraman, polis dalgıçları Gürkan Gürdal, A.K. ve V.İ, soruşturma kapsamında daha önce tutuklanan güvenlik korucusu Fatih Ö'nün çocukları D.Ö, S.Ö. ve N.M.Ö. ile eşi S.Ö. ve o dönem üniversite öğrencisi olan Perihan Benzer gözaltına alınmıştı.

Şüphelilere yöneltilen suçlamalar

Soruşturma kapsamında Ali Kahraman ve eşi Burçin Hızlı Kahraman hakkında "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" ve "nitelikli şekilde kasten öldürmeye yardım etme" suçlamaları yöneltildi.

Gürkan Gürdal, "kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" ile "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme", Perihan Benzer ise "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme", "bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme", "nitelikli şekilde kasten öldürmeye yardım etme" ve "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak" suçlarından tutuklandı.

Adli kontrol şartıyla serbest bırakılan V.İ. ve A.K. hakkında "kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" ile "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçlamaları bulunuyor.

D.Ö. ve S.Ö. hakkında ise "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme", "bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme" ve "nitelikli şekilde kasten öldürmeye yardım etme" suçlamaları yöneltiliyor.

Savcılık işlemlerinin ardından serbest bırakılan S.Ö. ile N.M.Ö. hakkında da "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ve "bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme" suçlamaları bulunuyor.

AA

Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin soruşturmada adliyeye sevk edilen 5 zanlıdan 2’si tutuklandı
Perşembe, Eylül 3, 2026 - 19:30
Main image: 

<p>Kolaj: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Gülistan Doku soruşturmasında eski jandarma komutan yardımcısı ile eşi tutuklandı
copyright Independentturkish: 

Ağıralioğlu: Enflasyon düşüyor olabilir, peki milletin hayat pahalılığı neden hâlâ düşmüyor?

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, açıklanan ağustos ayı enflasyon verilerini değerlendirdi.

Ağıralioğlu, yıllık enflasyonun yüzde 31,51, gıda enflasyonunun yüzde 33,79, ulaştırma enflasyonunun yüzde 35,08, konut, elektrik, gaz ve yakıt grubundaki artışın ise yüzde 39,77 olduğunu belirtti.

Ağıralioğlu, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Enflasyon düşüyor diyorsunuz. Millet de size soruyor: 'Nerede düşüyor?' Yıllık enflasyon yüzde 31,51. Gıda yüzde 33,79. Ulaştırma yüzde 35,08. Konut, elektrik, gaz ve yakıt yüzde 39,77 artmış. Şimdi siz millete diyorsunuz ki: 'Temel mal enflasyonu yüzde 15,9'a geriledi' İyi de millet istatistik satın almıyor. Ekmek alıyor, et alıyor, süt alıyor. Çocuğunun beslenme çantasını dolduruyor. İşe gidiyor, evine kira ödüyor, elektrik ve doğal gaz faturası ödüyor.”

“Enflasyonun düşmesi fiyatların düşmesi değildir”

Ağıralioğlu, enflasyon oranındaki düşüşün fiyatların gerilemesi anlamına gelmediğini belirterek, şöyle devam etti:

“Geçen yıl bin liraya aldığı gıda sepetine bugün yaklaşık bin 338 lira veriyor. Sonra çıkıp 'Enflasyon düşüyor' diyorsunuz. Enflasyonun düşmesi, fiyatların düşmesi değildir. Fiyatların artmaya devam ettiği, sadece artış hızının yavaşladığı anlamına gelir. Kira enflasyonu düşünce kira ucuzlamıyor. Gıda enflasyonu düşünce market ucuzlamıyor. Vatandaşın cebinden çıkan para azalmıyor.

Bir de dünyaya bakalım. Avro Bölgesi’nde yıllık enflasyon yüzde 3,3. Türkiye’de gıda enflasyonu yüzde 33,79. Aradaki farkı kim ödüyor? Emekli ödüyor. Asgari ücretli ödüyor. Esnaf ödüyor. Çocuğunun sofrasından kısmak zorunda kalan anne, baba ödüyor.”

“25 yılın sonunda hayat pahalılığı neden hâlâ düşmüyor?”

Ağıralioğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e yönelik de değerlendirmelerde bulunarak şunları kaydetti:

“Sayın Şimşek; siz 'fiyat istikrarı' diyorsunuz, millet market fiyatına bakıyor. Siz 'enflasyon düşüyor' diyorsunuz, millet 'maaşım neden yetmiyor' diye soruyor. Siz grafik gösteriyorsunuz, millet fiş gösteriyor. O yüzden artık millete rakamların arkasından bakmayın. Markete bakın. Pazara bakın. Emeklinin cüzdanına bakın. Asgari ücretlinin sofrasına bakın.

Ekonomi yalnızca tabloda yazan rakam değildir. Ekonomi, bir babanın çocuğunun istediğini alabilmesidir. Bir emeklinin, kasabın önünden başını eğmeden geçebilmesidir. Bir ailenin, ayın sonunu borçlanmadan getirebilmesidir. Enflasyon düşüyor olabilir. Peki 25 yılın sonunda milletin hayat pahalılığı neden hâlâ düşmüyor?”

ANKA

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, ağustos ayı enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmesinde, enflasyonun düşmesinin fiyatların düşmesi anlamına gelmediğini belirterek, “Ekonomi yalnızca tabloda yazan rakam değildir” dedi
Perşembe, Eylül 3, 2026 - 19:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Ağıralioğlu: Enflasyon düşüyor olabilir, peki milletin hayat pahalılığı neden hâlâ düşmüyor?
copyright Independentturkish: 

Motorin 90 TL’yi aştı: Bu gece yarısından itibaren 7,76 TL zam

Motorinin litre fiyatı 90 TL’yi aştı. Motorine bu gece yarısından geçerli olmak üzere 7,76 TL, benzine ise 2,47 TL zam yapıldı. Akaryakıt tabelaları gece yarısından itibaren bir kez daha değişecek.

Brent petrol, ABD’nin İran'a yönelik yeni saldırılarının ardından yüzde 2,5’e varan oranlarda yükseldi. Brent petrolün varil fiyatı 95-96 dolar düzeyine çıktı. Fiyat, daha sonra bir miktar gerilese de 94-95 dolar düzeyinde işlem görüyor.

Küresel piyasalarda motorin ve benzinin metrik ton fiyatları da yükseldi. Motorinin ton fiyatı, saldırı haberleriyle birlikte bin 257 dolardan bin 459 dolara kadar çıktı. Ardından bir miktar gerileyen motorinin tonu, bin 410 dolar düzeyinde seyrediyor.

Gerilim, rafine ürün piyasasına da fiyat artışı olarak yansıdı. Motorine yapılan 7,76 TL’lik zamla birlikte motorinin litre fiyatı 90 TL’yi aştı. Benzinde ise zam ihtiyacının bir bölümü Eşel mobil uygulaması kapsamında ÖTV’den karşılandı ve 2,47 TL'lik zam pompaya yansıyacak.

Motorin ve benzine gelen zamlarla birlikte akaryakıt tabelaları gece yarısı bir kez daha değişecek.

 

ANKA

Motorine 7,76 TL, benzine ise 2,47 TL zam geldi. Zamların gece yarısından itibaren pompa fiyatlarına yansımasıyla motorinin litre fiyatı 90 TL’yi aşacak
Perşembe, Eylül 3, 2026 - 17:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Motorin 90 TL’yi aştı: Bu gece yarısından itibaren 7,76 TL zam
copyright Independentturkish: 

"Ayhan Bora Kaplan" davası yeniden görülüyor... Kaplan: Ne kadar Cumhurbaşkanı'nı, bakanını sevmeyen varsa bize yüklendi

Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne" yönelik davada, daha önce 17'si tutuklu 61 sanık hakkında verilen bazı hükümlerin istinaf mahkemesince bozulmasının ardından dosya yeniden ele alındı.

Operasyonu düzenleyen polisler, Kaplan'ın avukatları ve “M7” kod adlı gizli tanık Serdar Sertçelik'in dosyaları birleştirildi. Toplam 76 sanıklı davanın görülmesine Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Sincan Cezaevi Kampüsü'ndeki duruşma salonunda devam edildi.

Duruşmaya, tutuklu sanıklar Ayhan Bora Kaplan ve Serdar Sertçelik ile taraf avukatları katıldı. Duruşmada ilk olarak “M7” kod adlı gizli tanık Serdar Sertçelik savunma yaptı.

Sertçelik, soruşturma sürecinde bazı siyasi ve emniyet mensuplarının kendisini takip ettiğini ve yurt dışına gönderilmesinin de bu süreçle bağlantılı olduğunu öne sürdü. Sertçelik, "Bekir Bozdağ, Yüksel Kocaman, Mücahit Aslan'ın yeğeni takip etmişler. Öncesinde hazırlık yapmışlar zaten. 'Cumhur İttifakı dağılıyor, Serdar gel sen de patlat geç' şeklindeki ifadeler niyetlerini ortaya koyuyor. Bu bir kumpas olduğunu gösteriyor" dedi.

Yurt dışına çıktıktan sonra da tehditlerin sürdüğünü iddia eden Sertçelik, ailesi üzerinden tehdit edildiğini savundu. Macaristan'da bulunduğu süreçte Türkiye'ye iade edilmesine ilişkin kararların alındığını belirten Sertçelik, Türkiye'de kendisine ait olduğu öne sürülen bir telefonun ortaya çıkarıldığını ve ailesinin de ifadeye çağrıldığını söyledi.

Sertçelik, Mayıs 2025 ile Ocak 2026 arasında Macaristan'da tutuklu kaldığını belirterek, yüksek güvenlikli cezaevinde tutulduğunu ve burada “terörist gibi gösterildiğini” ileri sürdü.

Hakkındaki “sahte telefon” dosyasına da değinen Sertçelik, adına sahte e-postalar gönderildiğini ve sahte ihbarlar düzenlendiğini öne sürdü. Türkiye'ye kendi isteğiyle döndüğünü belirten Sertçelik, "Dilekçe vererek geldim. Geldikten sonra savcı Mustafa Kaya tehditlere başladı. ‘Sen bu telefonu kabul et, tutuklamaya sevk etmeyeceğim’ gibi tekliflerde bulundu. Ben telefonun sahte olduğunu söyledim. Nasıl kabul edeyim" ifadelerini kullandı.

Sertçelik, kendisine siyasi isimlerle ilgili sorular da yöneltildiğini belirterek, “Bu tamamen bir kumpas” dedi. Söz konusu telefonda Mustafa Öztaş isimli kişinin parmak izinin bulunduğunu iddia eden Sertçelik, PDF kayıtlarında da telefonun aynı kişi tarafından kullanıldığının ortaya çıktığını öne sürdü.

Kaplan: Ben kaçmadım

Duruşmada daha sonra suç örgütü liderliği iddiasıyla yargılanan Ayhan Bora Kaplan'ın savunmasına geçildi. Kaplan, ilk gözaltına alındığında hakkında "kaçarken yakalandı" şeklinde haberler yapıldığını belirterek, “Ben kaçmadım” dedi.
İstihbarat müdürünün olay günü Murat Çelik ile görüştüğünü ve kendisi hakkında operasyon yapılması gerektiğinin konuşulduğunu öne süren Kaplan, o sırada hakkında gözaltı kararı bulunmadığını savundu.

Kaplan, “Kerem Gökay Öner diyor ki, Murat Çelik gittikten sonra Bora gözaltına alındı diye haber geliyor. Yani ben gözaltına alındığımda hakkımda hiçbir karar yoktur” diye konuştu.

"7-8 sayfalık ifade verdiler, ‘bunları imzala’ diye"

Gözaltı sürecinde emniyette kendilerine eziyet edildiğini iddia eden Kaplan, kendisinden bazı ifadeleri imzalamasının istendiğini öne sürdü.

Kaplan, “Çelik odasına çağırdı, bana 7-8 sayfa verdi. ‘Bunları imzala, biz de size yardım edelim’ dediler. ‘Ben imzalayayım da bunun yalan olduğu ortaya çıkacak, nasıl iftira atarım’ dedim. Bundan sonra ‘Devlet biziz, senin üzerine 2-3 cinayet yıkayım da gör’ dedi” iddiasında bulundu.

İfadesi sırasında 15 Temmuz'da çekilen bir fotoğrafının da kendisine sorulduğunu belirten Kaplan, soruşturmanın başından itibaren kendisine yönelik bir kurgu oluşturulduğunu ileri sürdü.

Kaplan, soruşturma sürecinde medyanın kendisine karşı yönlendirildiğini de iddia etti. "En başından beri bir infazla, bir ön yargıyla başladı bizim dosyamız maalesef" diyen Kaplan, “Ne kadar muhalif medya varsa üzerimize oynadı. Ne kadar Cumhurbaşkanı'nı, bakanını sevmeyen varsa bize yüklendi, bizi hedef gösterdi. Sırf 15 Temmuz'da sokaklara çıktık diye” ifadelerini kullandı.

Kaplan, bazı medya kuruluşlarına haber yaptırıldığına ilişkin mesaj kayıtları bulunduğunu öne sürerek, “Muhalif medyayı çok iyi yönlendirdiler. Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi kapsamında. Muhalif medyaya haber yaptırdıklarına, Cevheri Güven'e haber yaptırdıklarına ilişkin mesaj kayıtları var” dedi.

Üzerine atılı suçlamalara ilişkin de savunma yapan Kaplan, örgüt iddiasının somut delillere dayanmadığını öne sürdü. Kaplan, “Benim 60 adamım varmış ama hiçbiriyle iletişimime geçmemişim. Ben bunlara nasıl talimat vereceğim başkanım? Örgüt iddiasına delil koyamadılar” dedi.

Dosyada Erkan Doğan'ın ifadesinin öne çıkarıldığını savunan Kaplan, “7 yıl boyunca bu örgüt kurulmuş, amacı neymiş? Neden bir örgüt kurmuşum ben? Amaç barları almak mı? Almamışız. Taksicilere çökmek mi? Çökmemişiz. Örgüte delil olarak telsizi gösterdiler. Hangi vale telsizi kullanmıyor" diye konuştu.

"Benim aleyhime ifade verdiği için salındı"

Kaplan, dosyada kendisi aleyhine ifade veren bazı kişilerin durumuna da değindi. Berke Kırıcı'nın kendisi aleyhine ifade verdiği için serbest bırakıldığını ve yurt dışına çıktığını öne süren Kaplan, Kırıcı'nın yeniden dinlenmesini istedi. Kaplan, “Berke Kırıcı benim aleyhime ifade verdiği için salındı. Yurt dışına kaçtı. Sürekli ifadesi alınması için dilekçe verdi. Kırıcı ifadesini versin, baskı gördü mü, görmedi mi görelim” dedi.

Müşteki Murat Yanar'ın da kendisiyle ilgisinin bulunmadığını savunan Kaplan, Yanar'ın Serdar Sertçelik'in başka bir kişiye olan borcu nedeniyle para almaya geldiğini ve olay sırasında silah çekildiğini öne sürdü. Kaplan, Mehmet Güven'in de gerçeğin ortaya çıkmasını istemediğini iddia ederek, bazı kişilerin yeniden dinlenmesi yönündeki taleplerinin karşılanmadığını savundu.

Kaplan, dosyada Serdar Sertçelik'in “M7” koduyla verdiği ifadelerin de delil olarak kullanıldığını belirterek, bu ifadelerin önemli bölümünün duyuma dayalı olduğunu savundu.

Sertçelik'in tahliye edilmesine yardımcı olunacağı söylenerek ifade vermeye yönlendirildiğini ileri süren Kaplan, dosyada başka bir gizli tanığın ifadelerinin de bulunduğunu iddia etti.

Kaplan ayrıca, polisler Şevket Demircan ile Serdar Sertçelik arasındaki bazı yazışmalarda gizli tanık bulunmasına yönelik ifadelerin yer aldığını öne sürerek, “Gizli tanık olunca biz kimliğini açık edecek şekilde soru soramıyoruz diye kapanıp gider diye düşünüyorlar” dedi.

"Beni eğer kurtarmazsanız her şeyi açıklarım' deyince bu telefonu uyduruyorlar"

Soruşturmayı yürüten polislerin daha sonra telefonlarını değiştirdiğini de iddia eden Kaplan, bazı ses kayıtlarının yayınlanmasının ardından polislere yönelik operasyon gerçekleştirildiğini söyledi. Kaplan, "Bunların suç ortağı var, o da savcı Mustafa Kaya. Bunlar suç duyurusunda bulunur bulunmaz onun önüne düşüyor ne hikmetse. Bize kumpas kurdular efendim" dedi.

Kaplan, Serdar Sertçelik’e ait olduğu söylenen buluntu telefonla ilgili olarak da, “İçerideyiz ama duyuyoruz biz de. Cevheri Güven’e bilgi-belge sızdırdıkları suçlamasıyla yargılandıkları davada Serkan Dinçer hapisteyken bu polisleri, ‘Beni eğer kurtarmazsanız her şeyi açıklar, hepinizi yakarım’ deyince bu telefonu uyduruyorlar. Bu telefonu kimin yaptığının ortaya çıkarılması gerekiyor” iddiasında bulundu.

"Adliyeye gitmeden bir gün önce gizli tanık ifadesi oluşturuluyor"

Tutuksuz sanıklar ise daha önceki ifadelerini tekrarladı. Sanıkların savunmalarının ardından avukatları savunma yaptı. Tutuklu sanık Sertçelik’in  Avukatı Ilgaz Teziş, "Gizli tanık olayı başından bu yana planlı aslında. Müvekkilimiz psikolojik baskı sonucu bu ifadesini verdi. Kerem Gökay Öner de gizli bir mülakat odası olduğunu ifadesinde kabul etmişti. Kaldı ki tüm usul kurallarının Savcı Mustafa Kaya ve polis memurları arasındaki yazışmalarda görmüştük. Müvekkilimiz adliyeye gitmeden önce bir gün önce PDF formatında düzenlenen bir gizli tanık ifadesi oluşturuluyor ve bu müvekkilimize imzalatılıyor. Oysa gizli tanık ifadesi savcılık huzurunda soru-cevap şeklinde alınır" ifadelerini kullandı.

"Ü5'in buraya gelip konuşması gerekiyor"

Bora Kaplan’ın avukatı Umut Köroğlu da "Bu soruşturmanın başlangıcının temelinde bir kin duygusu, nefret ve ne olduğu belli olmayan bir öc alma duygusu var” dedi. Köroğlu, davanın diğer gizli tanığı olup, kavuşturma aşamasında ifadesini çeken gizli tanık "Ü5"e değinerek, "Ü5’in buraya gelip konuşması lazım. Belki bizim müvekkiller korkuttu, belki o da baskı altında ifade verdi. Buraya gelip konuşması gerekiyor. Bu iş gizli kapılar ardında ifadeler alınarak olmaz" ifadelerini kullandı.

Kaplan’ın diğer avukatı Rıdvan Şahin de müşteki sanık polislerin savcı Mustafa Kaya ile mesajlaşmasına değinerek, "Soruşturmanın temeli sakat. Biz bu sakatlığı belirttik. Bu sakatlıklar daha sonra ortaya çıktı. Biz bu söylemlerimizin havada kalacağını düşünüyorduk, ispatlanacağını düşünmüyorduk. Ben hayatımda bu dosyada emsal karar aradığım kadar zorlanmadım. Çünkü eşi benzeri yok. Bu saatten sonra bu yargılama bu mesajları kabul etmelidir" görüşünü ileri sürdü.

 

ANKA

“Ayhan Bora Kaplan suç örgütü” davasında istinafın bozma kararının ardından yeniden başlayan duruşmada Kaplan ve gizli tanık “M7” kod adlı Serdar Sertçelik savunma yaptı. İkili, soruşturma sürecinde kendilerine kumpas kurulduğunu öne sürdü
Perşembe, Eylül 3, 2026 - 17:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

Type: 
SEO Title: 
"Ayhan Bora Kaplan" davası yeniden görülüyor... Kaplan: Ne kadar Cumhurbaşkanı'nı, bakanını sevmeyen varsa bize yüklendi
copyright Independentturkish: 

Gülistan Doku soruşturması: Jandarma komutan yardımcısı, Vali Sonel'e "kule bilgilerini" göndermiş

Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de ortadan kaybolmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan dönemin Tunceli İl Jandarma Komutan Yardımcısı Ali Kahraman’ın Gülistan’ın kaybolmasından bir gün önce Sonel’e ‘kule bilgilerini’ gönderdiği ortaya çıktı.

Soruşturma dosyasındaki tespitlere göre, Gülistan Doku’nun son kez görüldüğü değerlendirilen Sarısaltuk Köprüsü çevresinden Kahraman çiftinin kullandığı aracın da olay günü saat 12.27 sıralarında geçtiği belirlendi. Aynı zaman diliminde Burçin Hızlı Kahraman’ın, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in eşi Handan Sonel ile telefon görüşmesi yaptığı tespit edildi.

Savcılık, araç geçişi ile telefon görüşmesinin aynı dakikalara denk gelmesini şüphelilere sorarak, söz konusu zamanlamanın tesadüf olup olmadığını sorguladı.

Kahraman çifti ise ifadelerinde Gülistan Doku’yu görmediklerini, araçlarına almadıklarını ve olayla bağlantılarının bulunmadığını belirtti.

"Kule bilgilerini" Sonel’e iletmiş

Dosyada yer alan bir başka dikkat çekici tespit ise Gülistan Doku’nun kaybolmasından bir gün öncesine, 4 Ocak 2020 tarihine ilişkin mesaj trafiği oldu.

Savcılık, Ali Kahraman’a, o tarihte dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’e “yaşam alanlı kule bilgileri” başlıklı bir Excel görüntüsü göndermesinin nedenini sordu. Kahraman, ifadesinde söz konusu bilgileri kendisinin hazırlamadığını, Sonel’in kendisine mesaj göndererek acil şekilde kule bilgilerine ihtiyaç duyulduğunu bildirdiğini söyledi.

Kahraman, o dönem Gaziantep’te görev yaptığını ancak Tunceli’de bulunduğunu belirterek, Sonel’in talebi üzerine ilgili jandarma personelinden bilgileri istediğini, kendisine ulaştırılan verileri de Sonel’e gönderdiğini ifade etti.

Görev yaptığı dönemde karma timler ve güvenlik korucularından sorumlu olan Kahraman’a, Sonel’in Gülistan Doku konusunda kendisine veya güvenlik korucularına herhangi bir talimat verip vermediği soruldu. Kahraman, Sonel’den bu yönde herhangi bir talimat almadığını ve kendisinin de güvenlik korucularına yasa dışı bir talimat vermediğini savundu.

Kahraman, Sonel’in güvenlik korucuları üzerindeki etkisine ilişkin ise, “Tuncay Sonel’in korucular üzerinde tahakküm kurabileceğini ve onları manipüle edebileceğini düşünüyorum. Çünkü öyle bir karakteri vardı; herkesi ikna edebilme, manipüle etme, algı yönetme hususlarında mahirdi” dedi.

Dosyadaki deliller ve şüpheliler arasındaki bağlantılar çerçevesinde Başsavcılık, Ali Kahraman’ın Gülistan Doku’yu 5 Ocak 2020 günü saat 12.27 sıralarında Sarısaltuk Viyadüğü üzerinden eşi adına tahsisli araçla aldığı ve ardından olayla bağlantılı diğer kişilere teslim ettiği yönünde “hukuki ve vicdani kanaate” ulaşıldığını belirtti.

Kahraman’a etkin pişmanlık hükümleri de hatırlatılarak bildiklerini anlatması istendi. Ali Kahraman ise suçlamaların tamamını reddetti. Kahraman, “Ben ailemle, kızlarımla Tunceli'ye tatile geldim ve 5 Ocak öğlen Pertek vapuruyla Gaziantep'e geri döndüm. Anılan bölgede kimseyi görmedim, kimseyi almadım, hiçbir organizasyonun içinde yer almadım” dedi.

Eski Tunceli İl Jandarma Komutan Yardımcısı ve eşi tutuklandı

Gülistan Doku'nun 5 Ocak 2020'de kaybolmasına ilişkin soruşturma dosyasına giren yeni teknik incelemelerde, Kahraman çiftinin kullandığı değerlendirilen aracın 5 Ocak 2020 günü Doku'nun son görüldüğü saatlere yakın zamanda Sarı Saltuk Köprüsü güzergahında bulunduğuna ilişkin PTS kayıtlarının tespit edildiği belirtildi.

Kayıtlara göre, Ali Kahraman'ın kullandığı ve Burçin Hızlı Kahraman'a tahsisli olduğu belirtilen araç, 5 Ocak 2020 günü saat 12.25 sıralarında FEDAŞ PTS'den, yaklaşık üç dakika sonra ise Üniversite PTS'den Elazığ istikametine geçti. Yapılan hesaplamalarda aracın Sarı Saltuk Köprüsü'nden yaklaşık 12.27 sıralarında geçtiği değerlendirildi.

Aynı zaman diliminde Burçin Hızlı Kahraman'ın kullandığı telefondan, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in eşi Handan Sonel'in kullandığı hatla saat 12.27.51'de telefon görüşmesi yapıldığı tespit edildi. HTS kayıtlarında gün içerisinde bu hatlar arasında çok sayıda görüşme bulunduğu belirtildi.

Ali Kahraman ve eşi Burçin Hızlı Kahraman, söz konusu gelişmelerin ardından soruşturma kapsamında gözaltına alınmış, işlemlerinin ardından tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti.

Hakimlik, iki şüphelinin de tutuklanmasına karar verdi.

 

ANKA

Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan dönemin Tunceli İl Jandarma Komutan Yardımcısı Ali Kahraman’ın, Doku’nun kaybolmasından bir gün önce dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’e “kule bilgilerini” gönderdiği ortaya çıktı
Perşembe, Eylül 3, 2026 - 16:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Gülistan Doku soruşturması: Jandarma komutan yardımcısı, Vali Sonel'e "kule bilgilerini" göndermiş
copyright Independentturkish: 

BM'den "süper El Nino" uyarısı: Son 76 yılın en güçlüsü olabilir, aşırı hava olayları artabilir

Birleşmiş Milletler (BM), etkileri dünya genelinde hissedilmeye başlayan El Nino'nun son 76 yılın en güçlü örneğine dönüşebileceği uyarısında bulundu. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), aşırı hava olaylarına karşı küresel ölçekte hazırlıkların artırıldığını bildirirken, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres dünyanın "aşırı hava koşulları açısından tehlike bölgesine" girdiğini söyledi. 

WMO'nun son verilerine göre, Pasifik Okyanusu'nda hızla güçlenen El Nino'nun en az 2027 yılının Şubat ayına kadar sürmesi ve 1950'den bu yana kaydedilen en güçlü El Nino olması bekleniyor.

Orta ve doğu tropikal Pasifik'in temel izleme bölgesinde deniz yüzeyi sıcaklıkları son haftalarda mevsim normallerinin 2 santigrat dereceden fazla üzerine çıkarken, aylık ortalamadaki farkın yaklaşık 4 dereceye kadar ulaşabileceği tahmin ediliyor. Okyanus yüzeyinin altında ise bazı bölgelerde sıcaklıkların normalin 8 derece üzerinde olduğu belirtiliyor.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, "El Nino gözlerimizin önünde devasa boyutlara ulaşıyor. Bilim hiçbir şüpheye yer bırakmıyor, gezegen keşfedilmemiş sularda ve bu sular giderek ısınıyor" ifadelerini kullandı.

Pasifik Okyanusu'nda rüzgar düzenlerinin değişmesiyle ortaya çıkan doğal bir iklim olayı olan El Nino, sıcak suların doğuya doğru yayılmasına ve atmosfere daha fazla ısı aktarılmasına yol açıyor. Bunun sonucunda dünyanın bazı bölgelerinde kuraklık ve orman yangını riski artarken, bazı bölgelerde ise şiddetli yağışlar, seller ve daha güçlü tayfunlar görülebiliyor. İnsan kaynaklı iklim değişikliğinin yol açtığı uzun vadeli küresel ısınmanın da El Nino'nun etkilerini daha ağır hale getirebileceği belirtiliyor.

WMO'ya göre gelecek aylarda Güneydoğu Asya, Orta Amerika ve Güney Amerika'nın kuzeyindeki geniş bölgelerde normalden daha az yağış bekleniyor. Bunun kuraklık ve orman yangını riskini artıracağı tahmin ediliyor.

Endonezya'da bu kurak sezonda ülke genelinde 107 bin hektardan fazla alan yangınlarda zarar gördü. Yetkililer yangınları kontrol altına almak amacıyla yağış oluşturmak için bulut tohumlama uçaklarını devreye sokarken, Güneydoğu Asya'nın bazı bölgelerinde kurak sezonun normalden daha uzun sürmesi bekleniyor.

El Nino'nun etkileri küresel ticarete de yansımaya başladı. Panama Kanalı'nda yağışların azalacağı beklentisi nedeniyle kanaldan geçen gemi sayısının azaltılması planlanıyor. 

El Nino dünyanın her bölgesinde kuraklığa yol açmıyor. Çin'de bu yıl yedi tayfunun karaya ulaşması beklenirken, ülkedeki uzmanlar yoğun tayfun sezonunu güçlü El Nino'nun etkileriyle ilişkilendiğini öngörüyor. Doğu Afrika'nın bazı kesimleri, Brezilya'nın güneyi ve ABD'nin güneyinde ise normalin üzerinde yağış bekleniyor. Bu durumun sel ve toprak kayması riskini artırabileceği belirtiliyor. Peru ve Ekvador da El Nino'nun şiddetli yağış etkilerine karşı en kırılgan ülkeler arasında gösteriliyor.

 

Independent Türkçe

BM, hızla güçlenen El Nino'nun son 76 yılın en şiddetli örneğine dönüşebileceği uyarısında bulundu. WMO, iklim olayının kuraklık, yangın, sel ve aşırı hava olaylarını artırabileceğini belirtti
Perşembe, Eylül 3, 2026 - 15:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
BM'den "süper El Nino" uyarısı: Son 76 yılın en güçlüsü olabilir, aşırı hava olayları artabilir
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

İsrail savaş uçakları Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye bölgesini vurdu

Lübnan resmi ajansı NNA'da yer alan habere göre, İsrail savaş uçakları akşam saatlerinde ülkenin güneyindeki Kefr Rumman beldesine hava saldırısı düzenledi.

Haberde, savaş uçaklarının bu saldırının ardından Nebatiye el-Fevka beldesinin kuzey eteklerindeki Ali et-Tahir tepesini de hedef aldığı belirtildi.

Saldırılarda sığınak delici füzelerin kullanıldığı, şiddetli patlama seslerinin ise tüm Nebatiye bölgesinde duyulduğu kaydedildi.


Erdoğan'dan, AK Parti Kadın Kolları MKYK Üyesi İsmet Zeynep Çiftçi için başsağlığı mesajı

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, hayatını kaybeden AK Parti Kadın Kolları MKYK Üyesi İsmet Zeynep Çiftçi için başsağlığı mesajı yayımladı.

Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Çiftçi’nin vefatını üzüntüyle öğrendiğini belirtti.

Erdoğan, "AK Parti Kadın Kolları MKYK Üyemiz, kıymetli yol ve dava arkadaşım İsmet Zeynep Çiftçi’ye Allah’tan rahmet niyaz ediyor; ailesine, yakınlarına ve AK Parti teşkilatımıza başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı.

AK Parti Kadın Kolları da yayımladığı mesajda, Çiftçi'nin vefatından duyulan üzüntüyü dile getirerek ailesine, sevenlerine ve parti teşkilatına başsağlığı diledi.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Çarşamba, Eylül 2, 2026 - 00:00
Main image: 

<p>Kısa haberler</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

Gazeteci Kemal Öztürk savcılığa ifade verdi: Katliam çağrısı yaptığım iddialarını reddettim

Gazeteci Kemal Öztürk, Suriyeli Arap Alevilerine yönelik katliam çağrısı yaptığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatan Samandağ Cumhuriyet Savcılığı'nın talebi üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na giderek ifade verdiğini açıkladı. Öztürk, ifadesinde sözlerinin çarpıtıldığını belirttiğini bildirdi.

Öztürk, sosyal medya hesabından yaptığı yazılı açıklamada, 30 yıllık gazetecilik hayatı boyunca şiddeti savunan veya halkı kin ve nefrete sevk eden bir tutumunun olmadığını söylediğini aktardı.

Soruşturmaya konu konuşmasında, şiddet ve çatışma isteyenlere karşı Suriye devletinin sağduyulu davrandığını anlatmak istediğini ifade eden Öztürk, sözlerinin bazı çevreler tarafından çarpıtıldığını belirtti.

Öztürk, açıklamasında şunları kaydetti:

"Bugün Samandağ Cumhuriyet Savcılığı’nın talebi üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na giderek ifademi verdim. İfademde, 30 yıllık gazetecilik hayatımda hiçbir zaman şiddeti savunan, halkı kin ve nefrete sevk eden tek satır cümlem olmadığını, söz konusu konuşmamda şiddet ve çatışma isteyenlere karşı Suriye devletinin aklıselimle davrandığını anlattığımı söyledim. Buna rağmen, art niyetli çevrelerin sözlerimi çarpıtarak başlattığı kampanya nedeniyle durumu yanlış anlayan, üzülen, travmaları tetiklenen iyi niyetli Alevi, Nusayri kardeşlerim varsa onlardan da özür dilediğimi söyledim. Katliam çağrısı yaptığım iddialarını şiddetle reddettim ve adliyeden ayrıldım. Bu vesileyle bir konuyu netleştirmek isterim.

Beni tanıyan herkes bilir ki nezaketimi, saygımı ve sağduyumu en zor zamanlarda bile korumaya çalışan biriyim. Hakkımda açılmış tek bir hakaret, kin ve nefrete teşvik davası dahi yoktur. Çok netameli, riskli, zorlu konuları yıllardır canlı yayınlarda özenle anlatıp, yazıp halkı bilgilendirmeye çalışıyorum. İnsanım, tabi ki bazen meramımı doğru anlatamamış olabilirim. Ancak niyetimin, hissiyatımın, sağduyumun sorgulanmasını ve çarpıtılmasını asla kabul etmem. 5 gündür belli bir çevre tarafından linç ediliyorum. Aileme, çocuklarıma, inancıma yönelik hakaretler, küfürler tahammül edilemez boyutlara ulaştı. Nereden cesaret aldığını bilmediğim kişilerin tehditleri sürekli devam etti.

Ahlaka, dine, inanca, hukuka sığmayan paylaşımları yapanlar hakkında hukuki işlemlerin yapılması için yargıya başvurdum. Bu hadsiz, cüretkar ve art niyetli kişiler için yargımızın gereğini yapacağına inanıyorum. Gelişmeleri iyi takip edenlerin meselenin 'Kemal Öztürk' olmadığını anladıklarını memnuniyetle görüyorum. Asıl hedef Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge süreci, bunu yönetenler, sahip çıkanlar ve medyada savunanlardır. Benim üzerimden süreci yıpratmak ve savulmaz kılmak için yapılmış bir kampanyanın başarısız olacağı da anlaşılmaya başlanmıştır. Bu süreçte olaylardan habersiz, iyi niyetli, ülkesine, devletine bağlı Alevi, Nusayri vatandaşlarımızın hukuklarına zarar gelmemesi, üzülmemeleri için özen gösterilmesini özellikle istirham ederim.

Onların varlığını ve duygularını istismar eden art niyetli kişilerle bu vatandaşlarımızın ayrı tutulması sürecin selameti için ehemmiyet taşımaktadır. Bu süreçte bana destek olan aileme, devlet büyüklerimize, avukatlarıma, meslektaşlarıma, dostlarıma, okur ve takipçilerime şükranlarımı sunuyorum. Bugünden itibaren güçlü Türkiye, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini daha bir azimle ve istekle savunmak için çalışacağımın özellikle bilinmesini isterim."

ANKA

Gazeteci Kemal Öztürk, hakkında başlatılan soruşturma kapsamında verdiği ifadede sözlerinin çarpıtıldığını belirterek, “Katliam çağrısı yaptığım iddialarını şiddetle reddettim” dedi
Salı, Eylül 1, 2026 - 23:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Gazeteci Kemal Öztürk savcılığa ifade verdi: Katliam çağrısı yaptığım iddialarını reddettim
copyright Independentturkish: 

Times Meydanı’nda bıçaklı saldırı: Bank of America yöneticisi hayatını kaybetti, saldırgan polis tarafından vuruldu

ABD’nin New York kentindeki Times Meydanı’nda çevredekilere bıçakla saldıran 49 yaşındaki kadın, polis tarafından vurularak öldürüldü. Saldırıda 32 yaşındaki bir kadın hayatını kaybederken, 68 yaşındaki bir erkek yaralandı.

New York Emniyet Müdürü Jessica Tisch’in basına yaptığı açıklamaya göre olay, Times Meydanı’nda meydana geldi. 49 yaşındaki kadın, alışveriş çantasından çıkardığı iki mutfak bıçağıyla çevredekilere saldırdı.

Saldırgan, metro istasyonundan çıkan 68 yaşındaki bir erkeği bıçakladı. Kısa süre sonra 32 yaşındaki bir kadına da saldıran kadın, olay yerine gelen polis ekipleri tarafından etkisiz hale getirilmeye çalışıldı.

Bank of America yöneticisi hayatını kaybetti

Bıçaklı saldırıda yaralanan iki kişi hastaneye kaldırıldı. 32 yaşındaki kadın, yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. 68 yaşındaki erkeğin ise tedavisinin sürdüğü bildirildi.

Wall Street Journal’ın haberine göre hayatını kaybeden kadının, Bank of America’nın bir departmanında başkan yardımcısı olarak görev yapan Erin Piacenti olduğu belirtildi.

Polis ateş açtı

Görgü tanıklarının kaydettiği görüntülerde, en az 10 polisin saldırgan kadının çevresini sardığı görüldü. Görüntülerde kadının elindeki bıçakları bırakmayı reddettiği ve polisleri tehdit ettiği belirtildi.

Polis ekiplerinin şok tabancası kullanmasına rağmen saldırgan durmadı. Elindeki bıçaklarla polislerin üzerine yürüyen kadına iki polis tarafından ateş açıldı.

Vurulduktan sonra olay yerinde kelepçelenen saldırgana ilk yardım yapıldı ve ardından hastaneye kaldırıldı. 49 yaşındaki kadın, hastanede hayatını kaybetti.

Terör bağlantısına ilişkin kanıt bulunamadı

Yetkililer, olayın terör bağlantısı olduğuna dair şu aşamada herhangi bir kanıt bulunmadığını açıkladı. Saldırının nedenine ilişkin soruşturma başlatıldı.

AA

ABD’nin New York kentindeki Times Meydanı’nda iki kişiyi bıçaklayan 49 yaşındaki kadın, polis tarafından vurularak öldürüldü. Saldırıda Bank of America yöneticisi Erin Piacenti hayatını kaybederken, bir kişi de yaralandı
Salı, Eylül 1, 2026 - 23:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Times Meydanı’nda bıçaklı saldırı: Bank of America yöneticisi hayatını kaybetti, saldırgan polis tarafından vuruldu
copyright Independentturkish: 

Tülay Hatimoğulları: Kalıcı barışın yolu demokrasiden geçiyor

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla düzenlenen yürüyüşte yaptığı konuşmada, kalıcı barışın demokrasiyle mümkün olduğunu belirterek, “Barış asla pasiflik değildir. Barış yenmek ya da yenilmek değildir. Barış, bu coğrafyada demokrasiyi gerçek anlamda kurmak demektir” dedi.

Demokratik Kurumlar Platformu tarafından 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Diyarbakır'da yürüyüş düzenlendi. Yürüyüş, DEM Parti Bağlar İlçe Başkanlığı binası önünde başladı ve Ofis semtinde sona erdi.

Yürüyüşe DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, DEM Parti milletvekilleri, belediye eş başkanları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı.

Yürüyüşün ardından açıklama yapan Hatimoğulları, 1 Eylül 1939'da başlayan İkinci Dünya Savaşı'nın yarattığı yıkım, acı ve ölümlerin unutulmaması amacıyla 1 Eylül'ün Dünya Barış Günü olarak ilan edildiğini söyledi.

Hatimoğulları, savaşların yarattığı acıların bir daha yaşanmaması gerektiğini belirterek, “Unutmayalım ki o acıları, bir daha tekrarlanmasın, bir daha savaş olmasın diye 1 Eylül bu tarihe dayanır” dedi.

“Onurlu bir barışı inşa etmek üzere bu süreç başladı”

Türkiye'de “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısıyla başlayan sürece değinen Hatimoğulları, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması gerektiğini söyledi.

Hatimoğulları, “Geçmiş dönemde yaşanan acıları unutmadan, onların acılarını yüreğimizde taşıyarak, ödenen bedelleri yüreğimizde taşıyarak onurlu bir barışı inşa etmek üzere bu süreç başladı” ifadelerini kullandı.

Bugün birçok yerde taziyelerin kurulduğunu belirten Hatimoğulları, hayatını kaybedenleri saygı ve minnetle andı.

“Barış adalet ve demokrasi demektir”

Barışın yalnızca silahların susması anlamına gelmediğini ifade eden Hatimoğulları, barışın adalet, demokrasi ve eşit kardeşlik olduğunu söyledi.

Hatimoğulları, “Barış eşit kardeşlik demektir. Barış bir Kürt'ün ana diliyle eğitim görebilmesi demektir. Özgürce bütün halkların ana dilini konuşması demektir” dedi.

Barışın gazetecilerin, aydınların, yazarların ve siyasetçilerin özgür olması anlamına geldiğini belirten Hatimoğulları, siyasi tutukluların özgürlüğüne, işçilerin ekonomik koşullarına, gençlerin geleceğine ve kadınların eşitliği ile özgürlüğüne de vurgu yaptı.

Hatimoğulları, “Barış demek gençlerin bu ülkede geleceğinin olması, özgür olması, özgür çalışabilir, özgür okuyabilir olması ve barış demek gençliğin geleceği demektir. Barış demek kadınların eşitliği ve özgürlüğü demektir” diye konuştu.

“Barış aktif bir iradedir”

Barışın pasif bir durum olmadığını vurgulayan Hatimoğulları, şöyle konuştu:

“Barış asla pasiflik değildir. Barış yenmek ya da yenilmek değildir. Barış, bu coğrafyada demokrasiyi gerçek anlamda kurmak demektir. Barış aktif bir iradedir. Barış kararlılık ve cesurca inşa edilecek bir şeydir. Barış onurlu cesurların işidir.”

Barış ve Demokratik Toplum sürecinin ilerlemesi için toplumun farklı kesimlerinin daha güçlü şekilde örgütlenmesi gerektiğini belirten Hatimoğulları, barış dilinin kurulmasının herkesin sorumluluğu olduğunu söyledi.

Hatimoğulları, “Barışın dilini kurmak sadece bir kesimin değil, burada özne olan herkesin görevidir” dedi.

“Acılar yarıştırılmaz”

Barış annelerinin yaşadıkları acılara rağmen barış için çağrılarını sürdürdüğünü belirten Hatimoğulları, annelerin gözyaşlarının ortak olduğunu söyledi.

Hatimoğulları, “Bizler ne gerilla annesi olarak ne de asker annesi olarak artık bu topraklarda gözyaşı dökmek istemiyoruz. Anaların gözyaşının rengi aynı” ifadelerini kullandı.

Diyarbakır'dan Türkiye'nin farklı kentlerine uzanan bir barış köprüsü kurmak istediklerini söyleyen Hatimoğulları, “Birileri acı yarıştırmaya kalkıyor. Biz buna asla müsaade etmeyeceğiz. Acılar yarıştırılmaz” dedi.

“Barışı savunanlar, savaşları çıkaranlardan çok daha güçlüyüz”

Dünyanın farklı bölgelerinde savaş ve çatışmaların sürdüğüne dikkat çeken Hatimoğulları, özellikle Orta Doğu'daki çatışmalara işaret etti.

Türkiye'nin kendi iç barışını güçlendirirken bölgesel ve küresel barış için de sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Hatimoğulları, “Bizler Türkiye'de iç barışı, bölgede barışı savunuyoruz. Dünyada barışı savunuyoruz” dedi.

Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizler şunu biliyoruz ki biz barışı savunanlar, savaşları çıkaranlardan çok daha güçlüyüz. Yeter ki bir arada olalım, yeter ki kenetlenelim.”

Barış sürecini sekteye uğratmaya yönelik girişimler karşısında kararlı duracaklarını belirten Hatimoğulları, “Barış konusunda kararlı olmaya, barış için mücadele etmeye, barış için kenetlenmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

ANKA

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, kalıcı barışın demokrasi, adalet ve eşit yurttaşlıktan geçtiğini belirtti
Salı, Eylül 1, 2026 - 21:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Tülay Hatimoğulları: Kalıcı barışın yolu demokrasiden geçiyor
copyright Independentturkish: 

Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’e Süleymancılar soruşturmasında yurt dışına çıkış yasağı

Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında, Süleymancılar cemaatinin lideri Alihan Kuriş’e yönelik yürütülen “çıkar amaçlı suç örgütü” soruşturması kapsamında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Şahin’in, “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” ve “suçluyu kayırma” suçlamaları kapsamında ifadesi alındı.

Şahin, yaklaşık 3,5 saat süren ve 12 sayfadan oluştuğu öğrenilen ifadesinin ardından adli kontrol talebiyle nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sevk edildi.

Savcılık, Şahin hakkında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 220/7. maddesi kapsamında “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” ile 283/1. maddesi kapsamında “suçluyu kayırma” suçlarından yurt dışına çıkış yasağı uygulanmasını talep etti.

Soruşturmanın odağında Şahin adına kayıtlı araç

Şahin’in soruşturma kapsamında ifadesine başvurulmasının, tutuklu bulunan Hilmi Tuna Kuriş’in yurt dışına çıkarılmasına yönelik girişimde kullanıldığı belirlenen araçla bağlantılı olduğu öğrenildi.

Söz konusu aracın Şahin’in adına kayıtlı olduğu tespit edilmişti.

Şahin, Ankara Adliyesi’ne gelerek savcılıkta ifade verdi. İfadesinin ardından adli kontrol talebiyle nöbetçi sulh ceza hâkimliğine gönderildi.

Yurt dışına çıkış yasağı uygulandı

Nöbetçi sulh ceza hâkimliği, savcılığın talebi doğrultusunda Şahin hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verdi.

Soruşturmanın, Alihan Kuriş hakkında yürütülen “çıkar amaçlı suç örgütü” soruşturması kapsamında sürdüğü bildirildi.

Independent Türkçe

Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında, Süleymancılar soruşturması kapsamında “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” ve “suçluyu kayırma” iddialarıyla yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandı
Salı, Eylül 1, 2026 - 20:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’e Süleymancılar soruşturmasında yurt dışına çıkış yasağı
copyright Independentturkish: 

Türkiye: Rusya-Ukrayna savaşında gerilimin artmasından endişeliyiz

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız, Rusya-Ukrayna savaşında diplomatik süreçteki çıkmazın devam etmesi nedeniyle gerilimin tırmanmasından endişe duyduklarını belirterek, iki ülke arasındaki müzakere sürecinin yeniden başlatılmasının önemine dikkat çekti.

BM Genel Kurulu'nda Rusya-Ukrayna savaşındaki son gelişmelerin ele alındığı toplantıda konuşan Yıldız, Türkiye'nin savaşa ilişkin yaklaşımını ve diplomatik çözüm çabalarını değerlendirdi.

Yıldız, diplomatik süreçteki çıkmazın devam ettiğini belirterek, savaşın çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesine ve büyük hasara yol açtığını söyledi.

Yıldız'dan müzakere çağrısı

Savaşın devam etmesinden en büyük zararı sivillerin gördüğünü ifade eden Yıldız, Rusya ve Ukrayna arasındaki müzakere sürecinin yeniden canlandırılması gerektiğini söyledi.

Yıldız, bu süreçte Birleşmiş Milletlerin daha etkin bir rol üstlenmesi gerektiğini belirterek, Türkiye'nin savaşın başından bu yana diplomatik çözüm ve müzakerelerden yana tutum sergilediğini hatırlattı.

Türkiye'nin diplomasiyi önceleyen yaklaşımını sürdüreceğini vurgulayan Yıldız, barışın sağlanmasının zorlu uzlaşmaları gerektireceğini ve tarafların müzakere masasına dönmesi gerektiğini ifade etti.

"Yeni müzakere turları sürece ivme kazandırabilir"

Diplomatik sürece ilişkin umutların devam ettiğini belirten Yıldız, Rusya ve Ukrayna arasında yeni müzakere turlarının gerçekleştirilmesinin sürece yeni bir ivme kazandırabileceğini söyledi.

Yıldız, "Rusya ile Ukrayna arasında yapılacak yeni müzakere turlarının sürece yeni bir ivme kazandıracağını ve bunun da nihayetinde barışa giden yolu açacağını umuyoruz. Diplomasiyle bu savaşın sona ermesi için çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye, uluslararası hukuk ilkeleri ve BM Şartı’na dayalı olarak Ukrayna’da adil ve kalıcı bir barışın sağlanmasına kararlıdır." ifadelerini kullandı.

Kırım Tatar Türklerinin durumu

Büyükelçi Yıldız, konuşmasında Kırım Tatar Türklerinin durumuna da değindi.

Kırım Tatar Türklerinin refahının, kimliklerinin, kültürlerinin, dillerinin ve haklarının korunmasının Türkiye açısından büyük önem taşıdığını belirten Yıldız, Kırım Tatar Türklerinin ana vatanlarında güvenlik ve haysiyet içinde yaşama imkanlarının korunması gerektiğini söyledi.

Yıldız, Kırım Tatar Türklerinin kültürel mirasının korunmasının önemine dikkat çekti.

Türkiye'nin Kırım konusundaki tutumu

Kırım'ın 2014 yılında işgali ve yasa dışı ilhakından bu yana Türkiye'nin Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne ilişkin tutumunun açık olduğunu belirten Yıldız, Ankara'nın bu yaklaşımını uluslararası hukuk temelinde sürdüreceğini ifade etti.

AA

Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız, Rusya-Ukrayna savaşında gerilimin tırmanmasından endişe duyduklarını belirterek, müzakere sürecinin yeniden canlandırılması çağrısında bulundu
Salı, Eylül 1, 2026 - 20:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Türkiye: Rusya-Ukrayna savaşında gerilimin artmasından endişeliyiz
copyright Independentturkish: 

ABD ordusu, İran'da Devrim Muhafızları Ordusu hedeflerine saldırı başlattıklarını duyurdu

CENTCOM'un, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin açıklama yapıldı.

Açıklamada, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere ve bölgedeki ABD personeline "saldırı girişimleri"nde bulunduğu gerekçesiyle Devrim Muhafızları Ordusu hedeflerine saldırı başlatıldığı ifade edildi.

ABD'nin saldırı tehdidinin ardından İran basını, Hürmüz Boğazı üzerindeki Keşm Adası'nın çevresinde 5'ten fazla patlama sesi duyulduğunu bildirmişti.

Keşm Adası'nın çevresinde 5'ten fazla patlama sesi duyuldu

ABD’nin saldırı tehdidinin ardından İran basını, Hürmüz Boğazı üzerindeki Keşm Adası'nın çevresinde 5'ten fazla patlama sesi duyulduğunu bildirdi.

İran basını Keşm Adası'nın yanı sıra Bender Abbas ve Sirik kenti çevresinde de patlama sesleri duyulduğunu bildirdi.

İran Devrim Muhafızları: ABD saldırılarının karşılığı “pişmanlık verici” olacak

İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD’nin İran’ın güneyindeki çok sayıda hedefe yönelik saldırılarına karşılık verileceğini açıkladı.

İran resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığı yazılı açıklamada, ABD ordusunun ülkenin güneyinde, aralarında bazı sivil bölgelerin de bulunduğu çok sayıda noktayı bombaladığı belirtildi.

Açıklamada, ABD saldırılarının Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimi artırdığı belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

“Bu saldırılar, Hürmüz Boğazı’nın kilidini daha da sıkılaştırdı ve savaşçıların Hürmüz Boğazı’na müdahale eden yabancı güçleri bastırma konusundaki kararlılığını daha da güçlendirdi.”

Devrim Muhafızları, ABD saldırılarına verilecek karşılığın “pişmanlık verici” olacağını bildirdi.

50’nci MQ-9’un düşürüldüğü iddiası

Açıklamada ayrıca İran ordusunun ABD’ye ait MQ-9 tipi bir insansız hava aracını düşürdüğü öne sürüldü. Bunun, İran tarafından düşürüldüğü iddia edilen 50’nci MQ-9 olduğu belirtildi.

İran’ın ABD saldırılarına yönelik misillemesinin ayrıntılarının ise daha sonra açıklanacağı kaydedildi.

AA, ANKA

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'da Devrim Muhafızları Ordusu hedeflerine saldırı başlattıklarını açıkladı
Salı, Eylül 1, 2026 - 20:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
ABD ordusu, İran'da Devrim Muhafızları Ordusu hedeflerine saldırı başlattıklarını duyurdu
copyright Independentturkish: 

İstanbul 2 Nolu Barosu, İsrailli yöneticilerin Gazze'de işledikleri suçlara ilişkin ek delilleri UCM'ye sunacak

Avukatlar, Lahey'e hareket etmeden önce İstanbul Havalimanı VIP Salonu önünde basın açıklaması yaptı.

Grup adına basın açıklamasını okuyan İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Avukat Yasin Şamlı, insanlığın vicdanının sesi olarak Gazze'de katledilen kadınların ve çocukların haklarını, mazlumların adalet talebini Lahey'e taşıdıklarını söyledi.

İsrail'in Gazze'de masum insanlara karşı soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçu işlemeye devam ettiğini belirten Şamlı, imzalanan ateşkes anlaşmalarına, Birleşmiş Milletlerin çağrılarına, UCM kararlarına ve Uluslararası Adalet Divanının tedbir kararlarına rağmen saldırıların durmadığını kaydetti.

Şamlı, cezasızlığın soykırımcıları cesaretlendirdiğine dikkati çekerek, "Gazze'de yalnızca insanlar öldürülmüyor. Hastaneler, okullar, ibadethaneler, mülteci kampları, yardım sıraları, tarım alanları ve bir halkın geleceği hedef alınıyor." dedi.

Başvuru dosyasına esas alınan verilere göre bugüne kadar yaklaşık 80 bin masumun katledildiğini, bunların yüzde 75'ini kadınlar ve çocukların oluşturduğunu aktaran Şamlı, bir halkın kadınlarını, çocuklarını ve doğmamış nesillerini hedef alan bu sistematik vahşet fiillerinin açık bir yok etme iradesi olduğunu vurguladı.

Yasin Şamlı, Uluslararası Ceza Mahkemesine delil olarak sunulacak dosyada yalnızca belgelerin bulunmadığını belirterek, "Her sayfada bir hayat, her görüntüde bir feryat, her delilde insanlığın ortak vicdanının tahribi vardır." ifadesini kullandı.

Hukuki süreç 2023'te UCM'ye taşındı

İstanbul 2 Nolu Barosu olarak 15 Kasım 2023 tarihli dilekçeyle, İsrailli yöneticilerin Gazze'de işledikleri soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçu nedeniyle hukuki süreci başlattıklarını anlatan Şamlı, başvuruyu 5 Aralık 2023'te UCM'ye taşıdıklarını hatırlattı.

Farklı ülkelerden 3 bin 61 hukukçunun bu başvuruya imzasıyla destek verdiğini vurgulayan Şamlı, "Daha sonra suç duyurusunu kamuoyunun imzasına açtık. 'Gazzeicinimza.com' üzerinden 674 bin 674 çevrim içi, fiziki olarak da 2 bin 321 ıslak imza toplandı. Böylece toplam 676 bin 995 kişi, bu suçların cezasız kalmaması için iradesini ortaya koydu. Bu rakam yalnızca bir sayı değildir, yüz binlerce insanın adalet haykırışıdır." diye konuştu.

Şamlı, UCM'ye sunulacak dosyada yer alan delillere ilişkin şunları kaydetti:

"Dosyada 119 kronolojik fotoğraf kaydı yer almaktadır. Bu kayıtlarda aç bırakılan bebekler, yardım beklerken hedef alınan siviller, saldırılarda hayatını kaybeden kadın ve çocuklar ile zorla yerinden edilen ailelere ait toplam 119 fotoğraf bulunmaktadır. Dosyada ayrıca Gazze'de kadınlar, çocuklar, yasaklı silahlar, açlık, gazeteciler, sağlık çalışanları, işgal, etnik temizlik, işkence ve insanlık dışı muameleye ilişkin kapsamlı çalışmaların yer aldığı toplam 9 delil kitabı bulunmaktadır. Bir mağdurun ve bir mağdur yakınının doğrudan anlatımlarını içeren noter tasdikli beyanlar ile işlenen suçları, saldırıların sonuçlarını ve mağduriyetleri kayıt altına alan 25 video kaydını içeren 25 CD de dosyada yer almaktadır."

Bu delillerle aç bırakma, zorla yerinden etme, sağlık sistemini çökertme, kadınları ve çocukları öldürme ve bir halkın hayat şartlarını bütünüyle ortadan kaldırma fiillerini ortaya koyduklarını aktaran Şamlı, şöyle devam etti:

"Bu fiiller soykırım suçunun maddi ve manevi unsurlarını ortaya koymaktadır. Delil niteliğindeki fotoğraflar arasında açlıktan hayatını kaybeden iki aylık bebek, ailesini kaybetmiş bir çocuk, yardım beklerken vurulan siviller vardır. Bunların her biri ismi, ailesi, hayali ve geleceği olan bir insandır. Mahkemenin önüne koyduğumuz deliller, insanlığın gözleri önünde işlenen suçların inkar edilemez kaydıdır."

"Adaletin ihlaline, gecikmesine izin vermeyin"

UlCM'ye ve dünya kamuoyuna çağrıda bulunan Şamlı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Önünüzdeki delilleri yalnızca kayda geçirmeyin, görevinizi gecikmeksizin yerine getirin. Tutuklama kararının uygulanmasını sağlayacak adımları atın, sorumluların tamamı hakkında etkili soruşturma yürütün ve adaletin ihlaline, gecikmesine izin vermeyin. Dünya devletlerine de sesleniyoruz. Uluslararası hukuku güçlülerin zayıflara karşı kullandığı bir araç olmaktan çıkarın. Soykırım karşısında tarafsızlık yoktur. Sessizlik, failin yanında durmaktır. Roma Statüsü'nden, Cenevre sözleşmelerinden ve hukukun genel ilkelerinden doğan yükümlülüklerinizi yerine getirin. Bütün devletlerin yargı makamlarını, kendi hukuk düzenlerinin ve uluslararası hukukun tanıdığı yetkileri kullanmaya çağırıyoruz."

Avukat Şamlı, soykırım ve insanlığa karşı suçlar bakımından hiçbir ülkenin failler için güvenli liman olmaması gerektiğini vurgulayarak, zamanaşımına sığınarak, siyasi dokunulmazlık zırhına bürünerek veya devlet gücünü arkasına alarak bu suçlardan kurtulmanın mümkün olmaması gerektiğini söyledi.

Gazze'de hukukun da yargılandığına işaret eden Şamlı, "Eğer çocukların açlıktan ölümüne, hastanelerin bombalanmasına, kadınların ve bebeklerin sistematik biçimde hedef alınmasına rağmen hukukçular susarsa, yalnız Filistinliler değil, bütün insanlık kaybeder. İstanbul 2 Nolu Barosu olarak, Gazze’de katledilenlerin hatırasına, hayatta kalanların adalet talebine ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzun gereği olarak bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız." açıklamasında bulundu.

Açıklamanın ardından avukatlar, dosyadaki delilleri basın mensuplarına gösterdi ve Hollanda'ya gitmek üzere uçağa geçti.

AA

İstanbul 2 Nolu Barosu avukatları, İsrailli yöneticilerin Gazze'de işlediği soykırım ve insanlığa karşı suçlara ilişkin toplanan 4 klasör ve 25 CD'lik ek delil dosyasını Uluslararası Ceza Mahkemesine sunmak üzere Hollanda'nın Lahey kentine gitti
Salı, Eylül 1, 2026 - 19:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
İstanbul 2 Nolu Barosu, İsrailli yöneticilerin Gazze'de işledikleri suçlara ilişkin ek delilleri UCM'ye sunacak
copyright Independentturkish: 

İran Meclis Başkanı Kalibaf: Hürmüz Boğazı’nın tam kontrolü silahlı kuvvetlerimizin elinde

Kalibaf, sosyal medya hesabından paylaştığı görüntülü konuşmasında Hürmüz Boğazı’ndaki son duruma ilişkin açıklamalarda bulundu.

"Hürmüz Boğazı’nın tam kontrolü silahlı kuvvetlerimizin elindedir." diyen Kalibaf, ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndan bazı gemileri geçirmeye çalıştığını savundu.

Kalibaf, "ABD, hırsızlar ve kaçakçılar gibi birkaç gemiyi boğazdan geçirmeye çalışıyor ancak silahlı kuvvetlerimizin müdahalesiyle karşılaşıyor." ifadelerini kullandı.

ABD'nin İran'a yönelik son saldırılarının Hürmüz Boğazı’nda İran'ın "gücünü kullanmasından" kaynaklandığını savunan Kalibaf, bu saldırılara "ağır karşılık" verdiklerini ileri sürdü.

Kalibaf, "Eğer boğazın kontrolü ABD’nin elindeyse, neden her gün bunu tekrarlamak ve adalarımıza saldırmak zorunda kalıyor?" dedi.

"Hürmüz Boğazı'nın güney koridorunu kullanmaya izin yok"

ABD’nin gemilere Hürmüz Boğazı’ndan geçebilecekleri yönünde güvence verdiğini ancak bu gemilerin saldırıya uğradığını ileri süren Kalibaf, "ABD, mutabakatın aksine boğazın güney güzergahını kullanmaya çalışıyor. Buna izin vermeyeceğiz." şeklinde konuştu.

Savaştan önce Hürmüz Boğazı’ndan günde en az 120 geminin geçtiğini ifade eden Kalibaf, "Bir veya iki geminin bile boğazdan geçmesi, savaş öncesi dönemle kesinlikle kıyaslanamaz." değerlendirmesinde bulundu.

İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki yönetiminin uluslararası hukukla çelişmediğini öne süren Kalibaf, son 15 ayda askeri alanda 10 yıllık ilerleme kaydettiklerini iddia etti.

Ateşkesin ardından farklı ülkelerdeki ABD üslerine yönelik saldırıların "stratejik anlam" taşıdığını belirten Kalibaf, İran’ın füze kapasitesinin düşman tarafından engellenemeyeceği mesajını verdiklerini belirtti.

ABD'nin deniz ablukası: Askeri savaş

Deniz ablukasının "askeri savaş" anlamına geldiğini yineleyen Kalibaf, düşmanın "hibrit savaş" kapsamında İran içinde protestoları terör ve kısa süreli askeri saldırılarla eş zamanlı olarak başlatmayı hedeflediğini söyledi.

İran İslam Cumhuriyeti'nin politikasının ülke lideri Mücteba Hamaney'in talimatı doğrultusunda mutabakatın şartlarının yerine getirilmesi olduğunu dile getiren Kalibaf, şunları kaydetti:

"Toplumsal bütünlük, birbirimize tavsiye etmemiz gereken en önemli toplumsal iyiliktir. Her kesimden tüm siyasetçilerden anlaşmazlıkları bir kenara bırakmalarını istiyorum. Gücümüzü ortaya koyarak mantığımızı düşmana kabul ettireceğiz ve hiçbir zaman askeri ya da siyasi olarak teslim olmayacağız."

AA

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD'nin birkaç gemiyi boğazdan geçirmeye çalıştığını fakat İran Silahlı Kuvvetlerinin müdahalesiyle karşılaşılaştıklarını söyledi
Salı, Eylül 1, 2026 - 19:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
İran Meclis Başkanı Kalibaf: Hürmüz Boğazı’nın tam kontrolü silahlı kuvvetlerimizin elinde
copyright Independentturkish: 

İmamoğlu’nun “Millet Şahidimdir” kitabının toplatılması kararına itiraz edildi

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun savunmalarını kitaplaştırdığı “Millet Şahidimdir” adlı kitabın toplatılması, dağıtımının ve satışının yasaklanması kararına avukatları tarafından itiraz edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği, 27 Ağustos 2026 tarihli kararıyla İmamoğlu’nun yazarı olduğu kitabın basılmış ve basılmakta olan nüshalarına el konulmasına, dağıtımının ve satışa sunulmasının engellenmesine karar vermişti. İmamoğlu’nun avukatları, 31 Ağustos’ta karara itiraz etti.

İtiraz dilekçesinde, hâkimlik kararının “gerekçesiz, hukuka aykırı ve ölçüsüz” olduğu savunularak kararın kaldırılması talep edildi.

“Hangi ifade hukuka aykırı?”

Dilekçede, hâkimlik kararının yaklaşık bir buçuk sayfa olduğu, kararın önemli bölümünün olayın anlatımı ile Basın Kanunu’nun 3 ve 25’inci maddelerine ilişkin soyut kuralların aktarılmasından oluştuğu belirtildi.

Kitabın halkın farklı kesimleri arasında gerilimi artırabileceği ve kamu düzeni ile kamu güvenliğini bozabileceği yönündeki değerlendirmelerin somut bir gerekçeye dayanmadığı savunuldu.

İtiraz dilekçesinde, kitapta hangi cümle, paragraf veya sayfanın hukuka aykırı olduğunun kararda gösterilmediği belirtilerek, “Hangi ifade, hangi bağlamda, hangi toplumsal kesime yönelmiş/hedef almış, halkın hangi farklı kesimleri arasında nasıl bir gerilim artırabilecek ve bu suretle kamu düzenini bozacak, suç işlenmesine sebep olacaktır?” soruları yöneltildi.

Kararda hangi ifadenin hangi suç tipini oluşturduğunun ve soruşturmanın hangi somut suç isnadı üzerinden yürütüldüğünün de belirtilmediği kaydedildi.

Kitabın içeriğine ilişkin savunma

İtiraz dilekçesinde, “Millet Şahidimdir” kitabının temel olarak İmamoğlu’nun 8 Temmuz 2026 tarihinde İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada yaptığı sorgu kapsamında hazırladığı metinden oluştuğu ifade edildi.

İmamoğlu’nun usuli taleplerini dile getirdiği sırada mahkeme başkanı tarafından sürekli bölündüğü, ardından “susma hakkını kullandığı” yönünde tespit yapıldığı ve sorgusunu tamamlayamadan duruşma salonundan çıkarıldığı belirtildi.

Dilekçede, kitabın aleni yargılama sırasında izleyiciler ve medya aracılığıyla kamuoyunun öğrenebileceği bir sorgu metninden oluştuğu belirtilerek, “Sulh Ceza Hâkimliği müvekkilin aleni duruşmada okuyacağı sorgu metnine el koymuştur” denildi.

AYM’nin Öcalan kararına atıf yapıldı

İmamoğlu’nun avukatları, itiraz dilekçesinde Anayasa Mahkemesi’nin 25 Haziran 2014 tarihli, Abdullah Öcalan’ın basılmakta olan kitabına ilişkin kararına da atıfta bulundu.

Söz konusu kararda basılmamış bir kitaba el konulması ve buna yapılan itirazın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile basın özgürlüğünü düzenleyen 26 ve 28’inci maddelerinin ihlal edildiğinin tespit edildiği hatırlatıldı.

Dilekçede, Anayasa Mahkemesi’nin kararında basın özgürlüğünün kural, sınırlamanın ise istisna olduğunun vurgulandığı belirtilerek, aynı ilkelerin İmamoğlu’nun kitabı açısından da geçerli olduğu savunuldu.

“Somut cümle ve sayfalar gösterilmeli”

Dilekçede ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi kararlarına göre siyasi nitelikte görüş ve bilgiler içeren yayınlara müdahalenin ancak şiddet kullanımına yönelik çağrı veya özendirme bulunması halinde mümkün olabileceği ileri sürüldü.

İtirazda, “Sulh Ceza Hâkimliğinin kitaptan buna örnek oluşturacak tek bir cümle aktaramamasının sebebi açıktır: Kitapta bu anlama gelecek hiçbir ifade yoktur” denildi.

Hâkimlik kararında “halkın farklı kesimleri arasında gerilimi artırabilecek” ifadeler bulunduğunun belirtildiği ancak hangi toplumsal kesimin hangi ifadelerle hedef alındığının açıklanmadığı kaydedildi.

Bu gerekçenin Türk Ceza Kanunu’nun 216’ncı maddesinde düzenlenen “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçuna işaret ettiği değerlendirilerek, böyle bir karar verilebilmesi için somut cümle, paragraf ve sayfaların gösterilmesi gerektiği savunuldu.

“El koyma” kararının fiilen toplatma olduğu savunuldu

İtiraz dilekçesinde, hâkimlik kararında “el koyma” ifadesinin kullanılmasına rağmen tüm nüshalara el konulmasının fiilen “toplatma” anlamına geldiği belirtildi.

5187 sayılı Basın Kanunu’nun 25’inci maddesi kapsamında yalnızca sınırlı sayıda nüshaya el konulabileceği, toplatma şeklinde bir karar verilmesinin ise kanunen mümkün olmadığı ileri sürüldü.

Dilekçede, “Toplatma yerine adı değiştirilerek el koyma diye yazılması kanunilik ilkesine aykırıdır” ifadeleri kullanıldı.

Kitabın bütünü incelenmeden ve hangi bölümünün hangi nedenle hukuka aykırı olduğu ortaya konulmadan yasaklama kararı verilmesinin de ölçüsüz olduğu savunuldu.

“Muhalefetin sesinin kısıldığı bir ülke demokrasi olarak nitelendirilemez”

İtiraz dilekçesinde, İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı olması nedeniyle görüşlerinin kamuoyuna ulaşmasının, yurttaşların bilgi edinme ve farklı siyasi görüşlere erişme hakkıyla bağlantılı olduğu belirtildi.

Dilekçede, “Yurttaşlar siyasal iktidarın fikirlerine ulaştığı gibi muhalefetin cumhurbaşkanı adayı olan müvekkilin fikirlerine de serbestçe ulaşacaklar ve özgür kanaatlerini bu fikirleri yarıştırarak kendileri vereceklerdir” denildi.

Sadece siyasal iktidarın sesinin serbest olduğu, muhalefetin sesinin ise kısıtlandığı bir ülkenin demokrasi olarak nitelendirilemeyeceği savunuldu.

İmamoğlu’nun avukatları, kitabın toplatılması, dağıtımının ve satışa sunulmasının engellenmesine ilişkin kararın kaldırılmasını talep etti.

Hâkimliğin aksi kanaatte olması halinde dosyanın itirazı değerlendirmek üzere İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği’ne gönderilmesi istendi.

ANKA

Ekrem İmamoğlu’nun “Millet Şahidimdir” kitabının toplatılması ve satışının yasaklanması kararına avukatları itiraz etti. Dilekçede kararın gerekçesiz ve ölçüsüz olduğu savunularak kaldırılması talep edildi
Salı, Eylül 1, 2026 - 18:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
İmamoğlu’nun “Millet Şahidimdir” kitabının toplatılması kararına itiraz edildi
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Sahel Devletleri Konfederasyonu, Nijer'deki isyan girişimini kınayarak hükümete tam destek açıkladı

Sahel Devletleri Konfederasyonu (AES), Nijer'in başkenti Niamey'de 28 Ağustos gecesi meydana gelen askeri isyan girişiminin ardından Nijer'e ve ülkenin kurumlarına tam destek verdiğini açıkladı.

AES tarafından yapılan açıklamada, bir grup askerin “istikrarsızlaştırma girişimi” olarak nitelendirilen eylemlere karıştığı ve başkentteki 101 No'lu Hava Üssü ile bazı hassas noktaların hedef alındığı belirtildi.

Açıklamada, girişimin Nijer silahlı kuvvetlerinin müdahalesiyle kontrol altına alındığı ve başarısızlığa uğratıldığı kaydedilerek, olay “ihanet” olarak nitelendirildi.

Nijer güvenlik ve savunma güçlerinin bağlılık, cesaret ve profesyonelliğinin övgüyle karşılandığı belirtilen açıklamada, askerlerin görevlerine bağlı kalarak isyan girişimine karşı koymasının başkentte düzenin yeniden sağlanmasına katkıda bulunduğu ifade edildi.

AES, Nijer'in kurumlarına tam desteğini yineleyerek, Nijer yönetimiyle birlikte egemenlik ve barışın korunması yönündeki mücadelenin sürdürüleceğini bildirdi.

Açıklamada ayrıca, Sahel bölgesindeki üç ülkenin birlik, bütünlük ve istikrarının korunmasına yönelik kararlılık vurgulanarak, üye ülkelerden birinin istikrarını hedef alan herhangi bir girişimin konfederasyonun tamamını ilgilendiren bir mesele olduğu kaydedildi.

Konfederasyon, Nijer, Mali ve Burkina Faso halklarına da dezenformasyon, kamuoyunu manipüle etme ve toplumsal bölünmeyi körükleme girişimlerine karşı azami dikkat gösterme çağrısında bulundu.

Nijer'in başkenti Niamey'de 28 Ağustos'u 29 Ağustos'a bağlayan gece, Diori Hamani Uluslararası Havalimanı ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı çevresinde yoğun silah sesleri ve patlamalar duyulmuştu. Havalimanı bünyesindeki 101 No'lu Hava Üssü'nün de hedef alındığı olayların ardından Nijer Savunma Bakanlığı, askeri hareketliliğin güvenlik güçlerinin müdahalesiyle kontrol altına alındığını açıklamıştı.


Mehdi Zana’nın cenaze programı belli oldu

Kürt siyasetçi ve eski Diyarbakır Belediye Başkanı Mehdi Zana, yaşamını yitirdi. Zana için düzenlenecek anma ve cenaze programının ayrıntıları Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından açıklandı.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, 1977-1980 yılları arasında Diyarbakır Belediye Başkanlığı görevini yürüten Mehdi Zana için yarın saat 11.00’de Büyükşehir Belediyesi ana hizmet binası önünde anma töreni düzenleneceği belirtildi.

Zana’nın cenazesinin, saat 13.00’te Ulu Cami’de kılınacak cenaze namazının ardından Yeniköy Mezarlığı’nda toprağa verileceği bildirildi.

Defin işleminin ardından taziyelerin Liceliler Yas Evi’nde kabul edileceği açıklandı.

Belediyenin paylaşımında, “Tüm halkımızı anma törenine ve son yolculuğunda Mehdi Zana’yı uğurlamaya davet ediyoruz” ifadelerine yer verildi.


Erzincan-Sivas kara yolu heyelan nedeniyle ulaşıma kapatıldı

Erzincan-Sivas kara yolu, Sakaltutan Geçidi'nde sağanak yağışın ardından meydana gelen heyelan nedeniyle trafiğe kapatıldı.

Tüneller mevkisinde akşam saatlerinde etkili olan sağanağın ardından heyelan meydana geldi.

Heyelan nedeniyle kara yolunun ulaşıma kapanması sonucu her iki yönde de uzun araç kuyrukları oluştu.

Üniversite Kavşağı'nda önlem alan trafik ekipleri, araçların geçişine izin vermedi.

Karayolları ekiplerinin yol temizleme çalışmalarını sürdürdüğü bölgede yağış devam ediyor.


Çanakkale'de rahatsızlanan komedyen Cem Yılmaz'ın hastanedeki tedavisi sürüyor

Çanakkale'de rahatsızlanan komedyen Cem Yılmaz'ın anjiyosunun iyi geçtiği ve tedavisinin sürdüğü bildirildi.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Akşit, gazetecilere yaptığı açıklamada, Ayvacık ilçesine bağlı Paşaköy'deki evinde rahatsızlanan ve ambulansla Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Hastanesi Koroner Yoğun Bakım Ünitesine kaldırılan Yılmaz'ın, hastaneye kalbin ön yüzünü ilgilendiren kalp kriziyle başvurduğunu söyledi. Hastaneye geldiğinde Yılmaz'ın bilincinin açık olduğunu aktaran Akşit, şöyle konuştu:

Hemen anjiyo laboratuvarına aldık. El bileğinden yaklaşık 40 dakikada balon ve stent işlemini tamamladık. Kendisi yoğun bakımda. Şu an durumu stabil. Takibini burada 2 gün boyunca sürdürmeyi planlıyoruz. Umarım sağlıcakla yakında ailesine kavuşur. Anjiyosu çok güzel geçti. Kalp krizini ilgilendiren damara balon ve stent işlemleri uyguladık. Şu anda yatağında istirahat ediyor.

Cem Yılmaz'ın 2 gün sonra taburcu edilebileceğini ve durumunun stabil olduğunu ifade eden Akşit, şunları kaydetti:

Şu anda tek damar, bir ufak yan damarı için ileride gerekir mi diye sonra bakıyoruz. Şu an kalp krizini ilgilendiren damarı açıyoruz. Diğer yan damar için de ayrıntılı bakacağız. Belki ona hiç işlem yapmaya gerek kalmayacak. Orası ilaçla idare eder. Bizim kalp krizi türlerimiz var. Bir insanın geçirebileceği kalp krizlerinden biriyle geldi. Sağ olsun Ayvacık Devlet Hastanesindeki arkadaşlar çok güzel müdahale etmişler. 112 Acil Çağrı Merkezi, ambulansı çok hızlı yönlendirmiş. Herkes, Ayvacık'tan itibaren göğüs ağrısı başladığı andan beri Cem Bey’e güzel müdahale etmiş.

Açıklama sırasında Yılmaz'ın ağabeyi Can Yılmaz, İl Sağlık Müdürü Hakan Görgülü, ÇOMÜ Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İbrahim Eren Pek ve ÇOMÜ Genel Sekreteri Oğuz Ünal da yer aldı.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Pazar, Ağustos 30, 2026 - 00:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

Melih Gökçek hakkında yurt dışına para aktarımı iddiasıyla soruşturma

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Medya İletişim Bürosu, bazı basın ve yayın organlarında İbrahim Melih Gökçek hakkında yer alan iddialara ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla resen soruşturma başlatıldığı belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

Bazı basın ve yayın organlarında, İbrahim Melih Gökçek hakkında yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı yönünde öne sürülen iddialara ilişkin olarak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığımızca resen soruşturma başlatılmıştır.

Melih Gökçek’ten hakkında başlatılan soruşturmaya ilişkin açıklama

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hakkında resen soruşturma başlatıldığını duyurmasının ardından eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’ten açıklama geldi.

Gökçek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, soruşturmanın gazeteci Murat Ağırel’in kendisi hakkındaki iddialarıyla ilgili başlatıldığını belirtti.

Gökçek açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Biraz önce medyaya intikal eden bilgilere göre Ankara Başsavcılığı, Murat Ağırel’in benim hakkımdaki iddialarıyla ilgili olarak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla resen soruşturma başlatmıştır… Allah’ın izniyle veremeyeceğim hesabım yoktur. Gerekli bilgileri savcılığa vereceğim… Kendimi Türk adaletine teslim ediyorum…

 

Independent Türkçe, ANKA

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek hakkında yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı yönündeki iddialara ilişkin resen soruşturma başlattı
Cumartesi, Ağustos 29, 2026 - 23:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Melih Gökçek hakkında yurt dışına para aktarımı iddiasıyla soruşturma
copyright Independentturkish: 

Kürt siyasetinin önemli isimlerinden Mehdi Zana hayatını kaybetti

Kürt siyasetçi ve Diyarbakır eski Belediye Başkanı Mehdi Zana, KOAH nedeniyle tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Kısa süre önce hastaneye kaldırılan ve yoğun bakımda tedavi altına alınan Zana, 85 yaşındaydı.

Mehdi Zana’nın cenazesi yarın Diyarbakır’daki Yeniköy Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

Mehdi Zana kimdir?

20 Aralık 1940’ta Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde doğan Mehdi Zana’nın soyadı “Bilici” idi. Zana, daha sonra bu soyadını Kürtçede “bilge” anlamına gelen “Zana” ile değiştirdi.

Eski DEP Milletvekili Şükran Zana’nın kardeşi, DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Leyla Zana’nın ise eşiydi. İki çocuk babası olan Zana, 1975 yılında Leyla Zana ile evlendi.

Siyasi faaliyetlerine genç yaşta başlayan Zana, Devrimci Doğu Kültür Ocakları’nın (DDKO) yöneticileri arasında yer aldı. 1963’te Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP) katılan Zana, TİP Silvan Şubesi’nin kuruluşunda rol aldı ve iki yıl boyunca şube başkanlığı yaptı.

Mehdi Zana, 1978 yerel seçimlerinde bağımsız aday olarak Diyarbakır Belediye Başkanı seçildi. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından tutuklanan Zana, çeşitli suçlardan hüküm giydi. Cezasını Diyarbakır, Aydın, Afyon ve Eskişehir cezaevlerinde geçirdi.

Yaşamının farklı dönemlerinde toplam 16 yıl cezaevinde kalan Zana, siyasi mücadelesi nedeniyle uzun yıllar baskı ve tutuklulukla karşı karşıya kaldı.

1994'ten sonra yaklaşık 10 yıl İsveç’te yaşayan Zana, Ekim 2004’te Türkiye’ye döndü. Yurda dönüşünün ardından hakkında yürütülen davalar kapsamında gözaltına alınan Zana, daha sonra serbest bırakıldı.

Anılarını kitaplaştırdı

Siyasi yaşamına ve deneyimlerine ilişkin anılarını kaleme alan Mehdi Zana, bu çalışmalarını kitaplaştırdı. “Bekle Diyarbakır” adlı anı kitabında, siyasal bilincinin oluşmasında terzihanenin oynadığı role de yer verdi.

Zana’nın yaşamı, Diyarbakır’ın yakın siyasi tarihi ve Kürt siyasal hareketinin önemli dönemleriyle iç içe geçti.

DEM Parti Eş Genel Başkanlarından Mehdi Zana için taziye mesajı

Bakırhan, kısa süre önce tedavi gördüğü hastanede ziyaret ettiği Zana’nın yeniden sağlığına kavuşmasını dilediklerini belirterek, şunları kaydetti:

Diyarbakır eski Belediye Başkanı, Kürt siyasetinin değerli isimlerinden Mehdi Zana’yı tedavi gördüğü hastanede ziyaret etmiş, bir an önce sağlığına kavuşmasını ve yeniden aramızda olmasını dilemiştik. Ne yazık ki bugün acı haberini aldık. Mehdi Zana, Kürt siyasi tarihinin en zorlu dönemlerinde mücadele etmiş, inandığı değerler uğruna ağır bedeller ödemiş bir isimdi. Başta ailesi ve yakınları olmak üzere, tüm sevenlerine ve Kürt halkına başsağlığı diliyorum.

Hatimoğulları ise paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

Diyarbakır eski Belediye Başkanı, değerli Kürt siyasetçi ve mücadele insanı Mehdi Zana’yı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Mehdi Zana’yı, halkının hakları ve özgürlüğü için verdiği mücadele ve bıraktığı değerli mirasla daima hatırlayacağız. Leyla Zana’ya, kıymetli ailesine, yakınlarına ve Kürt halkına başsağlığı diliyorum.

Neçirvan Barzani’den Mehdi Zana için taziye mesajı

IKBY Başkanı Neçirvan Barzani, tedavi gördüğü hastanede 85 yaşında yaşamını yitiren eski Diyarbakır Belediye Başkanı Mehdi Zana için yayımladığı taziye mesajında, “Türkiye’deki Kürt siyasi mücadelesinin önde gelen isimlerinden biriydi. Ömrünün uzun yıllarını halkının haklarını savunmaya adadı ve bu uğurda büyük bedeller ödedi” ifadelerini kullandı.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, sosyal medya hesabından yayımladığı mesajda, Mehdi Zana’nın yaşamını yitirmesi dolayısıyla Leyla Zana ile ailesine, yakınlarına ve arkadaşlarına başsağlığı diledi. Barzani’nin mesajı şöyle:

Tanınmış Kürt siyasetçi Mehdi Zana’nın vefatı dolayısıyla Leyla Zana’ya, ailesine, yakınlarına ve arkadaşlarına başsağlığı diliyorum. Merhum, Türkiye’deki Kürt siyasi mücadelesinin önde gelen isimlerinden biriydi. Ömrünün uzun yıllarını halkının haklarını savunmaya adadı ve bu uğurda büyük bedeller ödedi. Ailesinin, yakınlarının ve arkadaşlarının acısını paylaşıyorum. Yüce Allah’tan ruhunu rahmetiyle şad etmesini, hepsine sabır ve metanet vermesini diliyorum.

 

Independent Türkçe, ANKA

1978’de bağımsız aday olarak Diyarbakır Belediye Başkanı seçilen ve siyasi yaşamının farklı dönemlerinde toplam 16 yıl cezaevinde kalan Mehdi Zana, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti
Cumartesi, Ağustos 29, 2026 - 20:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

Type: 
SEO Title: 
Kürt siyasetinin önemli isimlerinden Mehdi Zana hayatını kaybetti
copyright Independentturkish: 

Warner Bros Discovery'nin Paramount'a devrine koşullu izin

Rekabet Kurulu, Warner Bros. Discovery Inc'nin tek kontrolünün Paramount Skydance Corporation tarafından devralınması işlemine koşullu izin verilmesini kararlaştırdı.

Rekabet Kurumunun internet sitesinden yapılan açıklamada, karara ilişkin bilgi verildi.

Kurulun, söz konusu işleme Paramount tarafından sunulan taahhütler çerçevesinde, koşullu izin verildiği belirtilen açıklamada, Paramount ve Warner Bros'un faaliyetleri arasında çeşitli yatay ve dikey örtüşmelerin tespit edildiği vurgulandı.

Açıklamada, işlemin gerçekleşmesi halinde "sinemalarda gösterilmek üzere filmlerin dağıtımı", "televizyon kanallarının toptan tedariki" ve "abonelik temelli isteğe bağlı video yayını hizmetleri (SVOD)" pazarlarında ortaya çıkabilecek rekabet karşıtı endişelerin giderilmesi amacıyla Paramount'un sunduğu taahhütlerin değerlendirildiğine dikkati çekilerek, şu ifadelere yer verildi:

İlk olarak, Paramount'un 'sinemalarda gösterilmek üzere filmlerin dağıtımı' pazarında, Universal ile kontrol ettiği UIP Türkiye aracılığıyla elde ettiği pazar payına yönelik rekabet endişesinin giderilmesi amacıyla, Paramount'un, UIP Türkiye üzerindeki hissedarlığını sonlandıracağı taahhüt edilmiştir. Taahhüte ek olarak, Paramount, Universal ile birlikte Türkiye'de ortak film dağıtımına yönelik ortak girişim veya benzeri bir ticari yapı kurmayacak, Paramount ve Warner Bros filmlerinin dağıtımı Universal veya Walt Disney filmlerini de dağıtan üçüncü taraflarla birleştirilmeyecek. İlaveten UIP Türkiye bünyesinde Warner Bros ve Universal'ın faaliyetleri birbirinden bağımsız yürütülecektir.

Türkiye pazarına özgü iki taahhüt daha sunuldu

Paramount tarafından Avrupa Komisyonuna verilen taahhütlere ilave olarak Türkiye pazarına özgü iki taahhüt daha sunulduğu bildirilen açıklamada, "Buna göre, ilk olarak, Paramount, sinemada gösterilen filmlerin Paramount ve Warner Bros'un sahip olduğu SVOD platformlarında ilk kez erişime sunulmasını takip eden üç yıllık münhasırlık süresinin sona ermesiyle birlikte ilgili filmleri Türkiye'de, piyasa koşullarında, üçüncü taraf platformlara lisanslamak üzere mevcut kılmayı taahhüt etmiştir. Bu taahhüt, kapanış tarihinden itibaren 5 yıllık bir süre boyunca uygulanacaktır." bilgisi paylaşıldı.

Açıklamada, ikinci olarak, televizyon kanallarının toptan tedarikine ilişkin olarak Paramount ve Warner Bros tarafından Digiturk, TV+, Tivibu, D-Smart ve diğer lineer televizyon sağlayıcıları ile akdedilen ve halen yürürlükteki sözleşmelerin süresinin, ilgili lineer TV sağlayıcısının talebi üzerine, aynı hüküm ve koşullarla 31 Aralık 2029'a kadar uzatılacağının taahhüt edildiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:

Paramount ve Warner Bros'un mevcut televizyon kanallarını Türkiye'de kendi kontrolündeki SVOD platformlarında sunmaya devam ettiği sürece söz konusu kanalları üçüncü kişilere piyasa koşullarında lisanslamak üzere mevcut kılacağı da taahhüt edilmiştir. Kurul, Paramount tarafından sunulan taahhütlerin tespit edilen rekabet endişelerini gidermeye yeterli, rekabet endişeleri ile orantılı ve kısa sürede yerine getirilebilir olduğu sonucuna ulaşarak işleme koşullu olarak izin vermiştir.

 

 

AA

Rekabet Kurulu, Paramount Skydance Corporation'ın Warner Bros Discovery Inc'yi devralmasına, sunulan taahhütler doğrultusunda koşullu izin verilmesini kararlaştırdı
Cumartesi, Ağustos 29, 2026 - 19:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Warner Bros Discovery'nin Paramount'a devrine koşullu izin
copyright Independentturkish: 

TBMM Başkanvekili Adan: Terörsüz Türkiye süreci hem iftihar tablosu hem vazife yüküdür

TBMM Başkanvekili ve MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, partisinin Beşiktaş’ta Akatlar Spor Salonu’nda yapılan İstanbul İl Kongresi'ne katıldı. Adan burada yaptığı konuşmada, “Kongrenin yalnızca bir il kongresi olmadığını, Milliyetçi Hareket Partisinin yarım asrı aşan mücadelesinde yeni bir döneme şahitlik edildiğini” söyledi. 

Konuşmasında "Terörsüz Türkiye" sürecine değinen Adan, şunları kaydetti:

Liderimizin öncülüğünde başlayan ve hukuki altyapısı tamamlanarak son safahata varan Terörsüz Türkiye Projesi artık başarıyla neticelenmiştir. Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine dair kanun, yakın Türkiye tarihinin en keskin dönemeçlerinden birisidir. Bu kanunla beraber işin mührü vurulmuş, imza atılmıştır. Artık Türkiye'de kan ve kin devri bitmiştir. Bu memleketin en derin yarası kapanmıştır. Yarım asırdır dağları sulayan Mehmetçiğin asil kanı artık terörde tek damla dahi akmayacaktır. Ay yıldızlı sancağımız tabutların üzerinde değil, ufukların ötesinde dalgalanacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi için Terörsüz Türkiye süreci hem iftihar tablosu hem de vazife yüküdür.

“Terörsüz Türkiye’nin altındaki en büyük imza ise şüphesiz ki sayın Devlet Bahçeli'ye aittir”

İftihar ediyoruz; çünkü başkalarının kenarından dolaşmaya dahi cesaret edemediği bir meseleyi liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey kökünden çözmüş ve terörü tarihin en derin çukuruna gömmüştür. Terörsüz Türkiye ile tarihin zembereği yeni baştan kurulmuştur. Artık tarih de talih de Türk milletinden yanadır. Çünkü 50 yılı aşkın bir zamandır ülkemizin kalkınmasına, birliğimizin pekişmesine engel olan bir bela tamamen yok edilmiştir. Her hikayenin bir kahramanı, her destanın bir sahibi vardır. Terörsüz Türkiye'nin altındaki en büyük imza ise şüphesiz ki akıl, tecrübe ve iradesiyle bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'ye aittir. Bu hususta liderimize destek sunan, Terörsüz Türkiye'yi gerçeğe dönüştürmek yolunda duruş sergileyen Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın da katkıları her daim hafızalardadır. ​Liderimiz feleğin çarkının kırıldığı, emperyalist senaryoların bozguna uğradığı bu hassas dönemin mimarı olarak tarihe geçmiştir. Bundan dolayı liderimize gönül veren her bir Milliyetçi Hareket Partisi mensubu onurludur, gururludur.

“Okyanus ötesinden gelen talimatlarla yürümemiştir”

Terörsüz Türkiye'nin Türk milliyetçilerinin düşüncesinden doğduğunu belirten Adan, sürecin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın iradesiyle devlet politikasına dönüştüğünü ve sonuçlandığını sürecin dış müdahalelerle değil, Türkiye'nin kendi iradesiyle yürütüldüğünü belirtti. Adan konuşmasında, şunları söyledi:

Şimdi yine bir ağustos ayında şanlı tarihimize yeni bir zafer silinmez harflerle işlenmiştir. Bu yeni zaferin adı Terörsüz Türkiye'dir. Terörsüz Türkiye Projesi, Batı başkentlerinde üretilen taktiklerle, okyanus ötesinden gelen suflelerle yürümemiştir. Hamle milletin selameti için milletin evlatları tarafından hayata geçirilmiştir. Emperyalist kuvvetlerin toprağımıza saldığı zehri bünyemizden dışarı atmış; milli birliğimiz, fitne bulutlarını dağıtmıştır. Kardeşi kardeşe kırdırmak isteyen yabancı başkentlerin savaş planları Milliyetçi Hareket tarafından buruşturulup çöpe atılmıştır. Türkiye'nin enerjisini başka yere çekip heba etmek isteyenler kaybetmiş, Ankara merkezli gelecek tasavvuru kazanmıştır. Başkalarının bizi sürüklediği kardeş kavgalarından, fitne tuzaklarından kaybedecek tek bir damla kanımız, analarımızın gözlerinden akacak tek bir damla yaşımız yoktur. Üstelik liderimizin öncülüğünde gerçekleşen bu hadise sadece ülkemiz için değil, bütün coğrafyamız için hayati derecede önemlidir.

MHP İstanbul il başkanı Yılmaz: "İstanbul nimet değil, bize emanet"

MHP İstanbul İl Başkanı Volkan Yılmaz da konuşmasında, “İstanbul’un sahibi de İstanbul’un sevdalısı da biziz” ifadesini kullandı. İstanbul’un sorunlarına dikkati çeken Yılmaz, ulaşım, trafik ve belediye hizmetlerini eleştirdi.

Yılmaz, “İstanbul ne sizin yağmalayacağınız bir ganimet ne de siyasi hesapların aracı. İstanbul ceddimizden bize kalan kutlu bir emanettir. Esas hikâye şimdi başlıyor. Ben İstanbul’a bir hikâye yazmaya geliyorum. Ne olur gelin, dışarıda kalmayın; bu hikâyeyi hep beraber, Türk milliyetçileri olarak birlikte yazalım. Biz İstanbul’un umuduyuz” dedi.

Siyasette kadınların daha etkin rol almasının önemine işaret eden Yılmaz, İstanbul’da kadınlarla birlikte güçlü bir çalışma yürüteceklerini belirtti. Yılmaz, “Hanımefendiler, ellerimi size doğru uzatıyorum. Benim ellerim havada kalmasın. Gelin, ellerimizi tutuşalım, bir ve beraber olalım. Göreceksiniz İstanbul’da neleri başaracağız. İstanbul İl Başkanı olarak kollarımı açabildiğim kadar geniş açıyor ve tüm İstanbullu hemşehrilerimi bizlerle, Türk milliyetçileriyle, Milliyetçi Hareket Partisi ile kucaklaşmaya davet ediyorum” diye konuştu. 

Volkan Yılmaz'ın tek aday olduğu kongreye, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yılmaz, MHP MYK üyeleri, milletvekilleri, STK temsilcileri ve partililer katıldı.

 

ANKA

TBMM Başkanvekili ve MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin “Artık Türkiye’de kan ve kin devri bitmiştir. Bu memleketin en derin yarası kapanmıştır” dedi
Cumartesi, Ağustos 29, 2026 - 19:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

Type: 
SEO Title: 
TBMM Başkanvekili Adan: Terörsüz Türkiye süreci hem iftihar tablosu hem vazife yüküdür
copyright Independentturkish: 

AK Parti'li Büyükgümüş: Türk ve Kürt'ün kardeşliğinin arasına hiç kimse girememiştir

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, "Terörsüz Türkiye'ye ulaşmayı kardeşliğimiz için, birlik beraberliğimiz için büyük bir zaruret olarak görüyoruz." dedi.
Büyükgümüş, Sivas Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezi'nde düzenlenen Mahalle ve Köy Başkanları İstişare Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, mahallelerdeki teşkilat çalışmalarının ivmesinin artırılması için bu yılı "Mahalle Teşkilatları Yılı" ilan ettiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın makam ve mevki için değil, millete, memlekete ve dünya mazlumlarına hizmet etmek için siyaset yaptığını belirten Büyükgümüş, "Bizim gönlümüzde hizmet aşkı, mücadele aşkı vardır. Siyasetin de pusulasını biz burada görürüz." dedi. AK Parti'nin gücünü mahalle teşkilatlarından aldığını vurgulayan Büyükgümüş, "Bugün yasaklarla mücadele etmiş ve başarmış, vesayeti ortadan kaldırmış, tüm dünyaya adaletin, hakkaniyetin, insanlığın sesi olmuş bir AK Parti, bir Türkiye ve lideri Recep Tayyip Erdoğan varsa bunun en büyük gücü mahalle teşkilatlarımızdır." ifadesini kullandı.

Büyükgümüş, dünyanın büyük değişimler geçirdiği, insanlığın büyük sınamalarla karşılaştığı bir zaman diliminde olunduğunu dile getirdi. Yarınların büyük ve güçlü Türkiye'si için çalıştıklarını vurgulayan Büyükgümüş, Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşmak için bu istikamette ilerlemeye devam edeceklerini belirtti.

"Terörsüz Türkiye" sürecine de vurgu yapan Büyükgümüş, şöyle konuştu:

Ne olursa olsun PKK terör örgütünün hendek, çukur eylemlerine rağmen Allah'a şükürler olsun Türk ve Kürt'ün kardeşliğinin arasına hiç kimse girememiştir. Emperyalizmin oyunlarına rağmen, bizi bölmeye, parçalamaya çalışan türlü girişimlere rağmen Allah'a şükürler olsun ki bu birliktelik, bu kardeşlik sürmüştür ve güçlenerek devam etmektedir. Malazgirt'te Sultan Alparslan bundan 1000 yıl önce hangi ufukla, vizyonla, gayretle, emekle o ovada ordusuyla bir araya gelmişse bugün de bizler AK Parti teşkilatları olarak o ruh ve heyecanın bugünkü temsilcileri olarak çalışıyoruz. İlk başardığımız en önemli hususlardan biri bu memleketin birliği, beraberliği, kardeşliği, AK Parti'mizin çalışmalarıyla, emeğiyle, Cumhur İttifakı'mızla perçinlenmiştir, güçlenmiştir. İktidara geldiğimizde yüzde 20'lerde olan yerlilik oranını yüzde 80'lere kadar çıkarttık. Terör olaylarının en yoğun olduğu günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız, 'Biz onların inlerine gireceğiz' demişti ya Allah'a şükürler olsun terör örgütünün inlerinin hepsine girildi ve terörün beli, Mehmetçiğimizin cesaretiyle, fedakarlığıyla ve milli savunma sanayimizin gücüyle büküldü.

"Terörsüz Türkiye bir devlet projesidir"

Büyükgümüş, PKK'nın terör devleti kurma hedefinin hüsranla sonuçlandığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

Terör örgütü PKK artık varlığını sürdüremeyeceğini, varlığını tasfiye edeceğini tüm dünyaya ilan etti. Şimdi TBMM'de oluşturduğumuz komisyonla, ilgili istihbarat ve güvenlik birimlerimiz burada silah bırakmaları safahatını, burada örgütün tasfiyesine dönük çalışmaları sahada günbegün takip ediyorlar. Terörsüz Türkiye bir devlet projesidir ama milletin denetimi ve gözetimi altında bir devlet projesidir. TBMM çatısı altında da tüm siyasi partilerden milletvekillerimiz anbean istihbarat ve savunma birimlerimizin çalışmalarını takip ediyorlar. Yasada ifade edilen tüm düzenlemelerin gerçekleşmesi için kritik eşik terör örgütü PKK'nın silahları bırakarak varlığını tüm şube ve uzantılarıyla birlikte tasfiye etmesidir. Suriye'de YPG kendi varlığını tasfiye ettiğini açıkladı. Buradaki gelişmeleri anbean, günbegün dikkatle ve TBMM'nin denetimiyle takip ediyoruz. Şimdi geldiğimiz noktada ya silah bırakırlar varlıklarını tasfiye ederler, ya bu işi söz verdikleri gibi kendi varlıklarını sona erdirerek yok ederler. Bizim terörle mücadelemiz bitmemiştir, ara da verilmemiştir. Kimden nereye gelirse gelsin, bölgemizde emperyal birtakım planların aparatları şeklinde hareket eden, huzuru, kardeşliği, ülkemizde ve bölgemizde bozmaya dönük adımlar atan tüm terör örgütleriyle mücadelemiz Allah'ın izniyle sonuna kadar devam edecektir. Terörsüz Türkiye'ye ulaşmayı kardeşliğimiz için, birlik beraberliğimiz için büyük bir zaruret olarak görüyoruz.

Bölgede hain ve terör devletine dönüşmüş İsrail gerçeğinin olduğuna dikkati çeken Büyükgümüş, ülkenin birliğini ve beraberliğini parçalamaya dönük, bölgede savaştan, çatışmadan beslenen bu anlayışa karşı da tüm mazlumların, insanlığın yönünü Ankara'ya çevirdiği yepyeni bir geleceğin inşa edilmesi gerektiğini ifade etti.

AK Parti TBMM Grup Başkanı Abdullah Güler de krizlerin büyüdüğü bir bölgede Türkiye'nin güvenli bir liman olarak herkesin gıpta ile baktığı bir ülke olduğunu söyledi.
Bunun yılların emeği, gayreti ve uykusuz gecelerle olduğunu belirten Güler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ülkeye dair hedefleri ve sevdasıyla çok fazla çalıştığını dile getirdi.

 

AA

Sivas'ta konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş, "Terörsüz Türkiye'ye ulaşmayı kardeşliğimiz için, birlik beraberliğimiz için büyük bir zaruret olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı
Cumartesi, Ağustos 29, 2026 - 18:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
AK Parti'li Büyükgümüş: Türk ve Kürt'ün kardeşliğinin arasına hiç kimse girememiştir
copyright Independentturkish: 

Türkeş'ten Uçum'a AİHS tepkisi: Bunu dillendirmek Kafkayen absürtlük

AK Parti Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un AİHS'den çekilebileceğine ilişkin açıklamalarına tepki gösterdi. Türkeş, "Yapay zekayla basit bir diyalog bile ülkemizin AİHS'ye taraf olmaktan vazgeçmesi senaryosunun ne denli 'deli saçması' olacağının anlaşılması için yeterliyken, bunu üst düzey sorumluluk sahiplerinin açıktan dillendirmeye cesaret etmeleri ancak Kafkayen absürtlükle izah edilebilir. Evrensel hukuk ilkeleri ve adalet bugün ve yarın için herkese, hepimize lazım" dedi.

AK Parti Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un Gezi Davası tutuklusu iş insanı Osman Kavala hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) verdiği hak ihlali kararı sonrasında yaptığı değerlendirmelere ilişkin açıklama yaptı. Türkeş, X hesabından "Türkiye'nin hukuk burcunda akıl tutulması" başlığıyla yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

Geçtiğimiz günlerde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) açıkladığı (Osman Kavala No. 2) kararını müteakip, en hafif tabirle bilinçsizce alevlendirilen 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti gerekirse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden (AİHS) çekilir' tartışmaları üzerine birkaç söz söylemek gereği hasıl olmuştur. 

Ülkemiz, 70 yılı aşkın bir süredir kurucuları arasında yer aldığı Avrupa Konseyi'nin saygın bir üyesidir. Keza AİHS'ye yine bir o kadar süredir taraftır. AİHS'ye uyumu denetlemek amacıyla teşkil edilen AİHM nezdinde ise 1987 yılından bu yana bireysel başvuru hakkını kabul etmiş, zorunlu yargı yetkisini de 1990 yılından itibaren özümsemiştir. Bugün ise söz konusu bu ciddi birikimin ve Avrupa'yla entegrasyon mekanizmasının birtakım hezeyanlarla hiç edilmek istendiğini müşahede ediyoruz.

Şüphesiz ki, Türkiye'nin Avrupa'yla ilişkileri Avrupa Birliği (AB) ile başlamamıştır ve bu kurumsal çerçeveye de sınırlandırılamaz. Ne var ki siyaset, belli bir zamandaki belli nesnel şartlarla çerçevelenir. Hal böyleyken hem AB hem de AİHS ve AİHM gibi faktörleri 'yokmuş' yahut 'önemsizmiş' gibi addetmek mümkün değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, gerek coğrafi konumu ve kültürel tarihi gerekse üstün jeopolitik menfaatleri bakımından her daim çok-boyutlu bir politika izlemek durumundadır. Ve 'Avrupa'yla müspet ilişkiler' başlığı, tam da bu 'çok-boyutluluk' ilke ve pratiğinin vazgeçilmez bir ağırlık merkezidir.

"Tam anlamıyla bir akıl tutulması"

Modern zamanlarda AB-Türkiye ilişkileri pek çok çetin sınavdan geçmiş, ancak köklü Hariciyemizin emektar diplomatlarının da alın teri ve çabalarıyla hep 'daha ileriye' taşınabilmiştir. Bu emeklerin kimileri tarafından zayi edilmek istenmesi - üstelik doğuracağı kesin uzun vadeli/yapısal hukuki, ekonomik ve siyasi istikrarsızlaşma ivmesi bütünüyle inkar edilerek - tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır.

Herkes için eşit işleyen hukuk ve adalet, kalkınmanın da refahın da medenileşmenin de ön şartıdır. Bugün hukuku ve adaleti aşındıran yahut aşındırmış memleketlerin içinde bulundukları sefalet ve dünya sahnesinde uğradıkları geri döndürülemez itibar kaybı herkesin malumudur. Türkiye'yi bu seviyelere çekmek isteyenlerin devlete ve millete nasıl bir kötülük yaptıklarının farkında olduklarını zannetmiyorum.

Osman Kavala ve benzeri irili ufaklı, kangrenleştirilmiş davaların 'milli hukuk' yoluyla çözülmesi pekala mümkündü ve hatta hala mümkündür. Bunun için dışarıdan birtakım mercilerin dahline hiç mi hiç ihtiyaç yok(tu). Yürürlükteki Anayasa ve yasaların herkese eşit, adil ve şeffaf tatbik edilmesiyle bu sorunların hiçbiri yaşanmayabilir(di). Nitekim bundan iki yıl kadar evvel bu hususta girişimlerde bulunmam da tam olarak bu sebeplerdendi.

Hukuk kararlarına - onları siyaset ve zararlı bazı ideolojik fantezi zeminlerine çekmeksizin - 'uygulanma' fırsatı tanımak, Avrupa hukukunun değil, bizzat milli hukukun bir kazanımı şeklinde değerlendirilecektir. Salt 'Kavala' özelinde değil, topyekun Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlarının isteği ve menfaati buradadır. Kavala figürü yalnızca meselenin en 'görünür' yüzüdür. 

Yapay zekayla basit bir diyalog bile ülkemizin AİHS'ye taraf olmaktan vazgeçmesi senaryosunun ne denli 'deli saçması' olacağının anlaşılması için yeterliyken, bunu üst düzey sorumluluk sahiplerinin açıktan dillendirmeye cesaret etmeleri ancak Kafkaen absürtlükle izah edilebilir. Evrensel hukuk ilkeleri ve adalet bugün ve yarın için herkese, hepimize lazım.

 

ANKA

AK Parti Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden (AİHS) çekilme ihtimaline ilişkin açıklamalarına tepki gösterdi
Cumartesi, Ağustos 29, 2026 - 18:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

Type: 
SEO Title: 
Türkeş'ten Uçum'a AİHS tepkisi: Bunu dillendirmek Kafkayen absürtlük
copyright Independentturkish: 

Özgür Özel Kayseri’de: Tüm demokratların partisi YENİ Parti’dir

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, saha çalışmaları kapsamında Kayseri'nin Millet Caddesi’nde esnafı ziyaret etti. Caddede bulunan bir kasabı ziyaret eden Özel, burada pastırma kesti. Kestiği pastırmayı gazetecilere ikram eden Özel, "Herkesin pastırma alabilecek bütçesinin olduğu bir Türkiye'yi ümit ediyoruz" diye konuştu.

Özel’e selam veren bir yurttaş ise "50 yıllık MHP'ye emeğim var, bıraktım. Koltuk değnekliği yaptığı için sizi destekliyorum. Allah yardımcınız olsun başkanım. 50 yıllık emeğim var pişmanım" ifadelerini kullandı.

Esnaf ziyaretinin ardından Meydan Bürüngez Cami önünde toplanan yurttaşlara hitap etti. Kayseri'deki yoğun ilgiye dikkati çeken Özel, "YENİ Parti her şeyi yapıyor, bütün imkansızlıklara rağmen her şeyi yapıyor; bir tek şeyi yapamıyoruz, esnaf ziyareti yapamıyoruz. Çünkü siz o sokağı, o caddeyi, o meydanı mitinge geçiriyorsunuz. Allah razı olsun sizden" dedi.

"Çiftçiye de esnafa da ikinci bahar kredisi verilecek"

Kimsenin YENİ Parti’nin iktidarından korkmaması gerektiğini söyleyen Özel, şunları söyledi:

Milleti korkutuyorlar, 'Bunlar gelirse sosyal yardımları keser' diye. Geldik belediyelere, bırak kesmeyi tam beş kat arttı sosyal yardımlar. Bugün Kayseri’nin Eskişehir Bağları Mahallesi’ndeydim. Orada, o yoksul mahallede geçmişte bize hiç oy vermeyen, çok az oy veren bir mahallede kadınlarla oturdum. Dertlerin umutsuzluklarını ve geleceğe yönelik bizimle ilgili beklentilerini dinledim. Burada şu kadarını söyleyeyim. Biz iktidara geldiğimiz belediyelerde nasıl insan ayırmadıysak, nasıl yeni doğan çocuğu hoş geldin paketi ile karşılayıp, nasıl okula başlarken okula ilk adım paketleri ile onların bütün ihtiyaçlarını görüp, beslenme çantasını doldurup, kırtasiye yardımını yapıp, kimsenin çocuğunu geride nasıl bırakmadıysak, andolsun ki YENİ Parti iktidarında bunu bütün Türkiye’de yapacağız. Şunu bütün Türkiye’ye müjdeliyoruz. Kimsenin çocuğu kapatamayacağı kadar bir farkla hayata geriden başlamayacak. Daha üç yıl önce talimat verdik. ‘1000 kreş’ dedik. Şu ana kadar 800 kreş yapıldı CHP’li belediyelerde. Apaçık ortada. İnanmayan dönsün, geçsin, saysın. Bizim iktidarımızda her mahallede bir kreş olacak. Bizim iktidarımızda zengin yatına, kotrasına verilen ÖTV’siz, KDV’siz mazot; sizin traktörünüze konacak. Çiftçilerin borçlarının faizi bir seferlik tamamen silinecek. Anapara üç taksitte, beş taksite bölecek. Çiftçiye de esnafa da ikinci bir şans, ikinci bahar kredisi verilecek.

"Yeni bir yola çıktık"

YENİ Parti'nin iktidara hazır olduğunu söyleyen Özel, sözlerine şöyle devam etti:

YENİ Parti şehirlerle kavga etmez. YENİ Parti şehre gönül koymaz. YENİ Parti kendine oy vermeyen seçmenin bir sonraki oyuna sahiptir. Onun yüreğine, gönlüne girmeye taliptir. İşte böyle büyüyoruz. Biz köhnemiş bir siyaseti, tartışmaları, birbiriyle uğraşmaları geride bıraktık. Çok uğraştık, olmadı. İktidarın yargısının eliyle partimizin yönetimine darbe yapıldı. İki ay uğraştık. Ama siz dediniz ki, ‘Yürü bu yolda. Arkandan ben geleceğim.’ Yeni bir yola çıktık. Arkamdan gelenlere helal olsun.

Bu yürüyüş benim şahsımın yürüyüşü değildir. Bu yürüyüş çaresiz bırakılmamışların yürüyüşüdür. Geride bırakılmışların yürüyüşüdür. Ezilenlerin yürüyüşüdür. Bu yürüyüş 23 bin lira maaş verip ‘İster kira ver, aç kal; ister karnını doyur, sokakta kal’ denen emeklilerin yürüyüşüdür. Bu yürüyüş alın terinin karşılığını alamayanların, onların yerine yabancı işçi çalıştıranların, güvencesiz işlere mahkum bırakılanların ve bu iktidar geldiğinde 7 çeyrek altın alan asgari ücretin 3 çeyrek altın alamadığı bugünlerde kasabın önünden geçemeyen, mandıraya uğramayan, pazara çıkacak eşine alışveriş için üstüne düşeni yapamayıp bundan sıkılan emekçi kardeşlerimin onurlu yürüyüşüdür. Diyor ki ‘Bizi insan yerine koymuyorlar.’ Bu yürüyüş bu ülkenin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, onun izinden yürüyenlerin ve onun deyimiyle Cumhuriyet ki kimsesizlerin kimsesidir, Cumhuriyetçilerin milletine sahip çıkma yürüyüşüdür. Size ant olsun ki Kayseri’den bütün Türkiye’ye sesleniyoruz, bu güzel şehirden artık bundan sonra siyasi tartışmalarla, atışmalarlarla, kutuplaştırma, şeytanlaştırma, ötekileştirme işiyle oy devşirme oyunlarına asla gelmeyeceğiz. Bu iktidar, iktidarını sürdürmek için kavga mı istiyor? Bu iktidar, iktidarını sürdürmek için gerginlik mi istiyor? Biz onlarla kısır çekişmelere girmek yerine milletin ekmek kavgasını vereceğiz.

"Yasaklar ve gelecek kaygısı kalmayacak"

Bugün Kayseri’de elbette emeklileri gördüm, elbette kadınları gördüm, Kayseri’de çok sayıda genci gördüm. ‘Dünya bizi kıskanıyor’ diyenler, ‘Dünya üzerimizde hesap yapıyor’ diyenler, ‘Beka sorunu var’ diyenler burayı iyi dinlesin. Beka sorunu dünyanın gelişmiş ülkelerinin Türkiye’de hesap yapması, bu topraklar üzerine hayal kurması değildir. Onu denediler, boylarının ölçüsünü aldılar. Yine denerler, yine biz buradayız. Kimseye pabuç bırakmayız. Ne İsrail’e, ne başkasına. Ama esas beka, sorunu dünyanın gelişmiş ülkelerinin burada hayal kurması değil; bu ülkenin pırıl pırıl gençlerinin dünyanın gelişmiş ülkelerinde hayal kurmasıdır. Bunu ters yüz edeceğiz. Burada bütün gençlere söz veriyorum. Hayal kurabileceğiniz, istediğinizde yurtdışına gidip istediğinizde dönebileceğiniz, yasakların olmadığı, gelecek kaygısının kalmadığı bir Cumhuriyet’i bir kez daha Gazi’nin peşinden yürüyenler, YENİ Parti iktidarında kuracak. Gençlere sözümüzü bir kez de Kayseri’den tekrarlayalım. Gelecek seçimlerden sonra yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa geliyor. Eskiden 10 yıl çalışıp ev alan, karı - koca memursa bir araba ve bir ev alanların artık babadan - dededen miras kalmazsa, piyangodan ikramiye çıkmazsa hiçbir gencin ne araba, ne ev hayali kuramadığı maalesef perişan günlerdeyiz. Hepimizin çocuğu var, hepinizin çocuğu var. Herkesin oğlu - kızı kendinden uzun, kendinden yakışıklı, kendinden güzel. Ama herkesin evladı kendinden daha fakir, geleceğinden endişeli, işi yok, güvencesi yok. İşte biz siyasete kendimiz bir yere gelelim diye, bir makam tutalım diye, saraylara oturalım, uçan saraylarda uçup yüzen saraylarda keyif yapalım diye değil; işte bu gençlerin umutlarını diriltelim, annelerinin babalarının gözü arkada kalmasın diye siyaset yapıyoruz.

"Kapımız herkese açık"

O yüzden çok çalışacağız, çok gayret edeceğiz. YENİ Parti’nin kapıları herkese açık. YENİ Parti elbette geçmişte birlikte siyaset yaptığımız Cumhuriyet Halk Partililerin yeni partisidir. YENİ Parti Atatürkçülerin, Cumhuriyetçilerin yeni partisidir. Onu herkes bilsin ki YENİ Parti bütün demokratların, milliyetçi demokratların, ülkücülerin, muhafazakar demokratların, Sünni’siyle Alevi’siyle bütün canların, Kürt’üyle Türk’üyle memleketini seven, bayrağıyla derdi olmayan tüm demokratların partisi YENİ Parti’dir. Buyurun bize katılın. YENİ Parti; dürüst esnafların, doğru tartanların, haktan kesenlerin, yalan etmeyenlerin, haramdan korkanların, Kayserililerin yeni partisidir. YENİ Parti’yi Kayseri’de birinci parti yapacak mıyız? Siyaset iddia işidir. ‘Birinci çıkmazsam istifa ederim’ demiştim. Bugün karşınızda alnım açık buradayım. Buradan size söz veriyorum. YENİ Parti’yi Kayseri’de birinci parti yapacağız, Türkiye’de iktidar yapacağız.

Kimse korkmasın ki bu iktidar sadece YENİ Partililere değil, sadece şimdi muhalefette olanlara değil, AK Parti’nin, MHP’nin, geçmişte iyi olsun diye oy verip pişman olan emeklisine de yoksuluna da gelecek. ‘Geçmişte AK Parti’ye kaydım vardı, eyvah YENİ Parti gelirse beni dışlar’ diyene, bak biz öyle insanlar değiliz. Biz kutuplaşmak yerine kucaklaşmak için kollarını sana açmış YENİ Partilileriz. Kayseri’yi bir bütün olarak kucaklıyor, Kayseri’nin önünde saygıyla eğiliyorum. Oradaki, bana el sallayan güzel annelerimin teker teker ellerinden öpüyorum. Bu ne güzel bir görüntü böyle. Ölsem de gam yemem. Ölsem de gam yemem. Hepinize teşekkür ediyorum. Amcalarımın ellerinden öpüyorum. Caminin balkonundaki amcalarımın ellerinden, kapısındaki annelerin ellerinden, tüm meydanın ellerinden, gözlerinden öpüyorum. İyi ki varsınız. İyi ki varsınız. İyi ki varsınız.

Ve son sözüm, yarın 30 Ağustos Zafer Bayramı. Kayseri, güzel Kayseri Zafer Bayramın kutlu olsun. Bu bayrak dalgalansın diye sınır bu oyunda nöbet tutan Mehmetçik’e, bu memleketi koruyan Türk Silahlı Kuvvetleri ki onların bayramıdır. Tüm mensuplarına, silah altına alınmış erden, en tepedeki Genelkurmay Başkanına kadar Türk Silahlı Kuvvetlerinin tüm mensuplarının da bayramları kutlu olsun. Ülkemizi seviyoruz, birbirimizi seviyoruz, Atamızı, bayrağımızı seviyoruz. 30 Ağustos Zafer Bayramınız kutlu olsun. Kutlu olsun. Kutlu olsun. Son olarak bu güzel günde bu iki güzel kız Kayserisporumuzun formasını, 38 numaralı formasını Özgür Özel yazan formasını getirmiş. Tüm Kayseri’ye, Kayserisporlulara başarılar diliyorum. Hepinizi çok seviyorum. Bugün Kayseri’de Bursaspor’la Kayserispor’un maçı var. Bursaspor’a ve Kayserispor centilmence bir mücadele, futbolda hakedenin kazanması ve seçimlerde hakkı yenenlerin artık kazanacağı bir Türkiye’yi müjdeliyorum, müjdeliyorum.

Özgür Özel, konuşmasının ardından YENİ Parti'nin seçim otobüsüne binerek Kayserileri selamladı.

ANKA

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, saha çalışmaları kapsamında Kayseri'de yurttaşlara YENİ Parti'ye üye olma çağrısı yaptı
Cumartesi, Ağustos 29, 2026 - 18:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

Type: 
SEO Title: 
Özgür Özel Kayseri’de: Tüm demokratların partisi YENİ Parti’dir
copyright Independentturkish: 

Bakırhan: Silahlar sustu ama Kürt'ün ötekileştirilmediği ve kimliğinin aşağılanmadığı bir düzen kurulmalı

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Şanlıurfa’da düzenlenen halk buluşmasında, ölen PKK mensuplarının ailelerinin yanı sıra şehit ailelerine başsağlığı mesajını iletirken, “Türkiye'nin dört bir yanında taziyeler kuruluyor. Demek ki herhalde daha önce koşullar uygun olmadı. Çatışma ve şiddet ortamda yaşamını yitiren gençlerin taziyeleri açıklanıyor. Hamasete girmeden o ailelere başsağlığı diliyorum. Hiçbir söz evlat acısını gideremiyor. O ailelerin acısını paylaşıyoruz. Sadece Barış Annelerinin, Cumartesi Annelerinin değil, şehit ve gazi ailelerinin de acılarını paylaşıyoruz. Trabzon'un acısı da Siirt'in acısı da Urfa'nın acısı da eşittir. Kimse evladını yitirmesin. 'Bu süreç nedir?' diye bize soruyorlar. Hiçbir annenin evladını yitirmemesi sürecidir. O sıvasız evlere acı düşmeme sürecidir. Bakın, iki yıldır bu süreç başladı. Çok şükür tek bir canımızı yitirmedik. O fakir, sıvasız, yoksul evlere gençlerin bedenleri gitmedi. Bak bundan daha kutsal bir şey olamaz" dedi.

“İlk defa Kürt meselesi için bir yasa geçti”

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’a ilişkin görüşlerini paylaşan Bakırhan, şunları kaydetti:

İki yılı aşkın süredir hep birlikte bu süreci büyük titizlik ve dikkatle dinliyoruz. Gittiğimiz birçok yerde halkımız, halklarımız tereddütlerini, güvensizliklerini dile getirdiler. Evet, ağır yürüdü, aksak yürüdü. Daha önce bu yasa çıkarılabilirdi ama günün sonunda eksiklerine, aksaklıklarına rağmen Meclis’te tarihi bir yasa geçti. Yüz yıllık Meclis tarihinde ilk defa Kürt meselesi yasal bir zeminde tartışıldı. İlk defa Kürt meselesi için bir yasa geçti. Kürt yok denilen, kimliği inkar edilen, diline bilinmeyen dil denilen, Mecliste konuştuğu zaman mikrofonların kapatıldığı, meclis tutanaklarına 'bilinmeyen dil' diye geçen Kürt meselesiyle ilgili bir yasa geçti. Bu çok önemlidir. Bu önemi herkes bilmelidir.

“Şimdi bu yasa Kürt meselesinin çözüm yasası değil”

Yasada Kürtlere yönelik bir kazanımının olmadığına ilişkin yapılan eleştirilere yanıt veren Bakırhan, "Peki ne oldu? Dilimize ne oldu? Kimliğimize ne oldu? Kayyumlar atandı belediyelere ne oldu? Cezaevinde Selahattinlere, Figenlere, Leyla Güvenlere ne oldu? Bu yasa Kürt meselesinin çözüm yasası değil. Yasanın temel amacı silahı ve şiddeti devreden çıkarıp Kürt meselesini siyasi zeminine taşıyıp orada tartışmak ve çözmekti. Peki bu talepleri unuttuk mu? Bu talepleri dile getirmeyecek miyiz? Bu taleplerimiz gerçekleşmeyecek mi? Tabii ki dile getireceğiz, savunacağız. Bu taleplerin çözümü için mücadele edeceğiz. Ama o yasa bu yasa değil” ifadelerini kullandı.

“Yüz yıllık bir mesele bu yasayla çözülmeyecek”

Yasanın PKK ve bütün sonuçlarını ortadan kaldıran bir yasa olduğuna dikkati çeken Bakırhan, şunları kaydetti:

Nedir bu yasa? Diyor ki Selahattinler, Figenler, Ali Ürkütler, Leyla Güvenler, cezaevindeki binlerce Kürt siyasi tutsak dışarı çıkacak. Çeşitli sebeplerden, baskılardan dolayı yurt dışına sürgüne gidenler ülkeye dönecek. Elinde silah olan, silahla mücadele eden, PKK'nin dağ kadroları demokratik, sosyal, siyasal yaşama katılacak. Diğer meselelerimiz bir sonraki aşamanın konularıdır. Bir sonraki yasaların konularıdır. Bu yasa Kürt meselesinin bütün boyutlarıyla çözüldüğü bir yasa değil. Evet sonuçlarını ortadan kaldıran, meseleyi şiddet zemininden, çatışma zemininden, ölüm zemininden alıp hukuki, siyasi zemine getiren bir yasadır. Yoksa yüz yıllık bir mesele bu yasayla çözülmeyecek. Biz de çok iyi biliyoruz. Bu yasa bir ilktir. Bu yasa bir kapı aralıyor, sonrasını Urfa halkımıza bırakıyor. Şimdi bir kapı aralandı.

“Henüz yolun başındayız, bu yasa her şey değil”

Bakırhan, yasanın küçümsenmemesi gerektiğine vurgu yaparak, "Bu yasa ilk defa Kürt meselesini Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Meclis zeminine taşımıştır ve meclis zemininde bir yasa çıkmıştır. Biz önemsiyoruz. Peki silahların susması her şeye yeter mi? Hayır, yetmez. Silahlar sustu ama eşit yurttaşlar olduğumuz bir düzen kurulmalıdır. Kürt'ün ötekileştirilmediği, stadyumlarda sarı torbaların gösterilmediği, Kürt'ün onurunun, kimliğinin aşağılanmadığı bir düzen kurulmalıdır. İşte bu düzenin ön adımları bu yasadır. Barış sadece çatışmanın bitmesi değildir. Barış, Kürt'ün korkmadan, çekinmeden, endişe duymadan kendi kimliğiyle, Alevi'nin kendi inancıyla, Arap yurttaşlarımızın kendi kimliğiyle onurluca yaşadıkları bir düzen kurmaktır. Dolayısıyla henüz yolun başındayız. Bu yasa her şey değil. Bu yasa önemlidir. Bir adımdır. Bir kapı araladı” diye konuştu.

“Şam'da önemli bir adım atıldı”

Suriye’deki gelişmelere de değinen Bakırhan, Kürtlerin Suriye’nin geleceğinde kilit bir role sahip olduğunu ifade ederek, "Şimdi gelelim Rojava'ya. Öyle şeyler yazılıp çiziliyor ki biz bile hayretle izliyoruz. Çok önemli gelişmeler var. Öncelikle onu söyleyeyim. Şam'da önemli bir adım atıldı. Ne oldu? Kürtler, Suriye'nin geleceğinde çok önemli kilit bir role sahip oldu. Şimdi böyle diyorum ama herkes şeyle bak. Nasıl kilit role sahip oldu? Ya Kürtler zaten kendi kentlerinin olduğu bölgelerde kendi belediye başkanını, kendi kaymakamını, valisini seçiyor.  Öyle mi? Kendi güvenliğini sağlayan orada güçleri var. En son oradaki kadın militanlar da iç asayiş olarak kabul edildi. Kürtler Suriye'nin geleceğinde bundan sonra söz sahibi oldular bu anlaşmayla birlikte" ifadesini kullandı.

“Mazlum Kobani, Ahmed Sara’nın değil, cumhurbaşkanlığı danışmanı oldu”

“Şimdi diyorlar ki ya Mazlum Kobani niye Şara’nın danışmanı oldu? Mazlum Kobani, Şara’nın danışmanı olmadı, cumhurbaşkanlığının kurumsal bir yapısına dahil oldu” diyen Bakırhan, “Ne adına dahil oldu? Kürtlerle, diğer halklar ve inançlarla yaşanacak sorunları çözmek için danışman oldu. Suriye’de ana dilde eğitimle ilgili sınırlı bir gelişme var. Mesela biz bunu eleştiriyoruz. Büyük ihtimalle bu salonda oturan arkadaşlarımızın da en temel eleştirilerinden birisi odur. Yani Suriye'nin ulusal dil olarak kabul ediyorsan öyle saatle günle üç beş tane ders ismi sayarak o dili yaşatamazsınız. Yani bak biz bu konuda eleştirilerimizi dile getirelim. Sınırlı ders saatiyle yetinilmemeli. Kürtler Suriye'de nerede yaşıyorsa yaşasın, hiçbir kısıt olmadan ana dilde eğitim görmelidir. Suriye yönetimi de öyle bu ana dilde eğitim meselesini kısıtlarla, kararnamelerle hayata geçirmemelidir. Ana dilde eğitim yasal, anayasal güvencelere kavuşmalıdır.  Şu anda yasal ve anayasal bir şey yok. Orada Kürtler de biraz önce söylediğim gibi kendi ana dilleri dahil olmak üzere bu meselelerin daha geniş şekilde yorumlanması için mücadele ediyor" dedi.

“Bu bedellerin karşılığında eksik de olsa kazanımlar da var”

Kürtlerin Suriye yönetimi ile yaptığı anlaşmaların küçümsenmemesi gerektiğini bildiren Bakırhan, "Kobani'de, Afrin'de değil, Halep'te de Şam'da da Suriye'nin genelinde de Kürtler yönetime ortak olmalıdır ki zaten o kimi atamalar bunu gösteriyor. Dolayısıyla bu durumu küçümsememek lazım. 10 yıl öncesi orada kimlik yoktu. Büyük bedeller var. Ama bu bedellerin karşılığında eksik de olsa kazanımlar var. Kabul etmek lazım. Bununla yetinmeyip başta dil, ana dilde eğitim olmak üzere bu mesele Kürtleri tatmin edebilecek bir noktaya gelir. Dünyanın her yerinde olduğu gibi biz bizlerin de her kazanımı büyük bedellerle oldu. Bu kazanımlarda emeği geçen, bedel ödeyen herkesin aziz hatırasını kendi adıma, partim adına yüreğimizde taşıyoruz ve taşıma devam edeceğiz” diye konuştu.

“DEM Parti’nin görevi gençlerin resimlerinin olduğu taziyelerin bir daha olmamasını sağlamaktır”

Bakırhan şunları söyledi:

Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin dört bir yanında taziyeler kuruluyor bugün. Çatışma ve şiddet ortamında yaşamını yitiren gençlerin taziyeleri yapılıyor. Hiç hamasete girmeden o ailelere de başsağlığı diliyorum. Onlara Eyüp Peygamber sabrı diliyorum. Acıları büyüktür. Hiçbir söz evlat acısını maalesef gideremiyor. Onun için ailelerin acısını paylaşıyoruz. Sadece Barış Annelerinin, Cumartesi Annelerinin değil; şehit ve gazi ailelerinin de acılarını paylaşıyoruz. Yani Trabzon'un acısı da Siirt'in acısı da Urfa'nın acısı da eşittir, birdir. DEM Parti'nin buradaki görevi bir daha o gencecik arkadaşların resimlerinin olduğu taziyelerin olmamasıdır. Ölümlerin, yitimlerin olmamasıdır. Ben Diyarbakır'da kurulan taziyeye katıldım. O gencecik arkadaşların resimlerini görünce barışın ne kadar kutsal, acil ve gerçekten zorunlu olduğunu bir kez daha anladım. Barış her zaman iyidir. Beri cem med gotun aşti xeyr başı berekettir. Barış gerçekten iyiliktir, eşitliktir. İyi bir şeydir.

Onun için bu barış sürecinin başlamasına katkı sunan başta Sayın Öcalan olmak üzere Sayın Bahçeli, Sayın Erdoğan ve muhalefet liderleri ile bu konuda gece gündüz demeden çalışan fedakar partililerimizi de bir kez daha kutluyorum. Teşekkürlerimi iletiyorum. Kimse evladını yitirmesin. Bu süreç nedir diye bize soruyorlar. Hiçbir annenin evladını yitirmemesi sürecidir. O sıvasız evlere acı düşmemesi sürecidir. Bakın, 2 yıldır bu süreç başladı. Çok şükür tek bir canımızı yitirmedik. O fakir sıvasız evlere gençlerin bedenleri gitmedi. Bundan daha kutsal bir şey olamaz. Bir zamanlar cephede başta Urfa olmak üzere birlikte mücadele eden Türkler, Kürtler, Araplar değil miydi? Onun için Şanlı diyorlar. Yurt savunmasına katıldığı için, fedakarca mücadele ettiği için; Kürt'ü, Arap’ı, Türk'ü birlikte durduğu için buraya Şanlı Urfa diyorlar. Bedavadan şanlı kelimesini almadı. Atalarımızın, dedelerimizin birlikte mücadelesinden kaynaklıdır. Geçmişte birlikte yaşadık, bir arada yaşadık. Ne olduysa bir tarihten sonra, bu birlikte mücadele edenlerin arasına nifak tohumları ekildi. Birileri çıktı “Kürt dili nedir?” dedi. Yok saydılar, inkar ettiler. Hatta bizim farklılığımızı tehdit olarak sundular. Şimdi bu süreç tam da o eksikleri giderme sürecidir. Cephede birlikte olan, kuruluşta birlikte olan Arap’ın, Türk'ün, Kürt'ün, Alevinin, Sünninin kardeşçe ve eşitçe yaşaması mücadelesidir. Bunu inşallah birlikte sağlayacağız.

 

Independent Türkçe

"Kürt'ün ötekileştirilmediği, stadyumlarda sarı torbaların gösterilmediği, Kürt'ün onurunun, kimliğinin aşağılanmadığı bir düzen kurulmalıdır. İşte bu düzenin ön adımları bu yasadır"
Cumartesi, Ağustos 29, 2026 - 17:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA (Arşiv)</p>

Type: 
SEO Title: 
Bakırhan: Silahlar sustu ama Kürt'ün ötekileştirilmediği ve kimliğinin aşağılanmadığı bir düzen kurulmalı
copyright Independentturkish: 

Türk gemilerine yönelik saldırılar sonrası Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi, Dışişleri'ne çağrıldı

Karadeniz'de vurulan bir Türk gemisi ile onu çekmek için gönderilen başka bir geminin hedef alınmasıyla ilgili, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Neriman Celal, Dışişleri Bakanlığına çağrıldı.

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, 26 Ağustos'ta "Lider Bordo Mavi" adlı Türk işletmeli geminin Karadeniz'de Tuapse açıklarında vurulması ve bu gemiyi çekmek üzere 27 Ağustos'ta gönderilen "Lider Kocatepe" gemisinin de hedef alınmasının akabinde Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Celal, Bakanlığa çağrıldı.

Görüşmede, Türkiye'nin söz konusu saldırılara ilişkin tepkisi aktarılırken, Karadeniz'de can, mal, seyrüsefer ve çevre emniyetinin sağlanmasının zorunluluk teşkil ettiğine dair gerekli uyarılarda bulunuldu.

 

Independent Türkçe

Görüşmede, Türkiye'nin saldırılara ilişkin tepkisi aktarılırken, Karadeniz'de can, mal, seyrüsefer ve çevre emniyetinin sağlanmasının zorunluluk teşkil ettiğine dair gerekli uyarılarda bulunuldu
Cumartesi, Ağustos 29, 2026 - 17:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: Reuters</p>

Type: 
SEO Title: 
Türk gemilerine yönelik saldırılar sonrası Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi, Dışişleri'ne çağrıldı
copyright Independentturkish: 

Dervişoğlu: İktidar teröriste özel af çıkardı ama terör örgütü silahlanmaya devam ediyor

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Parti Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Meclis'ten geçen "Çerçeve Yasa"ya tepki gösteren Dervişoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti’nin istiklal ve istikbaline tuzak kuran o melun yasanın Meclis’ten geçtiği günden bu yana milletimizle bir aradayız. İktidar ve ortakları milletimizin arasına girip, bizim gibi dert dinleyemediği için, ben onlara gerçeği en başta söyleyeyim, Türk milleti bu ihanet yasasını not etmiş ve sabırla hesabını soracağı günü beklemektedir" dedi.

İktidarın ve etki unsurlarının kendilerini dinlemeden eleştirileri kesip biçtiğini belirten Dervişoğlu, eleştirilerinin temelinde insani bir özellik olan "şüphe" ve 25 yıllık olaylar zincirinin yer aldığını ifade etti. Hiçbir Cumhuriyet hükümetinin rejimin özünü ve anayasa sistemini temelden değiştirmeyi hedefleyemeyeceğini vurgulayan Dervişoğlu, "Denilebilirdi ki, iktidarla farklı siyasal geleneklerden geliyoruz. Bu sebeple, dış politika, ekonomi, eğitim gibi alanlarda, farklı siyasal çözümler ve önerileri benimsememiz normaldir. Ancak durum bu değildir. Şu bir gerçek ki, yol ve yöntemleri farklı olsa da hiçbir Cumhuriyet hükümeti, cumhuriyet rejiminin özünü, demokratik işleyişin amacını, anayasa ve hukuk sisteminin temelden değiştirilmesini hedeflememiştir, hedefleyemez. Bizim, İmralı sürecine dair eleştirilerimizin özeti de bu duruma ilişkindir. Yaşananları, 'Türk milletine karşı girişilen büyük bir kalkışma' olarak nitelendirmemizin sebebi budur" dedi. Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:

Türk millet adına, devleti sevk ve idare etmekle görevli iktidarın, gaflete düştüğü gerçeğidir. Üzülerek söylüyorum ki iktidar bu görevi, devlet içerisine etki eden, dış bağlantılı bir grubun yönlendirmesiyle planlı ve kasıtlı olarak, hem devletin hem de Türk milletinin hilafına yürütmektedir. İhanet sürecini yürütenler ve onu meşrulaştırmak isteyenler, İsrail tehdidi ve arkasındaki ABD ve diğer emperyal aktörlerden bahsediyor. Bu noktada duymak istemedikleri hakikat ise şudur: Hangi büyük ve güçlü ülke, defalarca mağlup ettiği bir silahlı narko-terör örgütünün mensuplarını affetmeye ve onları siyasete 'entegre etmeye' muhtaçtır? Hangi emperyalizm karşıtı iktidar, bu emperyalizmin banisi Trump’ın en yakın dostudur ve onun sömürge valisi Barack ile aynı dili konuşur, hangi Siyonizm karşıtı, hangi mazlumların temsilcisidir ki, 70 binin üzerinde masum Gazze’de katledilirken, Petrol ticaretini bile son ana kadar durdurmaktan acizdir. Sözüm ona bu ihanet süreci İsrail tehdidine karşı bir önlemmiş.

"Örgütün silah bırakmadığının en büyük delilidir"

Bölgedeki güvenlik gelişmelerine ve dış politikaya değinen Dervişoğlu, PJAK ve Suriye'deki duruma dikkati çekti. ABD'nin PJAK'a silah verdiğini ve örgüt sözcülerinin açıklamalarını hatırlatan Dervişoğlu, "Suriye’de de birtakım gelişmeler yaşanıyor. PKK’dan bozma YPG, ondan da bozma Suriye Demokratik Güçleri adı verilen ordunun, doğrudan doğruya Suriye Silahlı Kuvvetleri’ne entegrasyonundan bahsediliyor. Bu, örgütün yaşadığımız bölgede silah bırakmadığının en büyük delilidir. Ayrıca burnumuzun dibinde ABD tarafından kiralanmış yeni bir terör ordusu yapılandırılmaya çalışılıyor. İktidar teröriste özel af çıkardı ama terör örgütü silahlanmaya ve arazide pozisyon almaya devam ediyor" diye konuştu. 

"Ortadoğu'daki savaş bizim savaşımız değildir"

Sürecin İsrail tehdidine karşı bir önlem olarak sunulduğunu belirten Dervişoğlu, "Amaç İsrail tehdidine karşı direnç oluşturmak falan değildir. Amaç, İran’da rejim değiştirmek, PKK’yı silahlı unsur olarak örgütlemek ve Türkiye’yi bu sürecin koordinasyonunda taşeron gibi konumlandırmaktır. Bugün, İsrail’in İran’a kolayca hava saldırısı yapabilmesini mümkün kılan şey, Suriye’nin devletsizleşmesidir" dedi. Dervişoğlu, şöyle devam etti:

Bugünkü iktidar, geçmişte de benzer bir ihaleyi Şam rejimine karşı almıştı. Hatırlayın, aynı günlerde yine bir çözüm süreci başlatmışlardı.  Amerika’nın elini bulaştırmadan İran rejimini yıkma gayreti, İsrail’in etki alanını sürekli genişletmesi, sömürgeci devletlerin maşası olarak güçlenmeye çalışan bir PKK ve bu sürecin koordinasyonunu üstlenmeye hazır bir AKP iktidarı vardır. Sonuç ne oldu? Hendek savaşları, şehitler, ülkemize yayılan dört milyon sığınmacı, büyükşehirlerde terör dalgası, Suriye bataklığı oldu. 

Halkımıza İsrail tehdidine karşı zorunlu tedbir diye satılan şey Amerika’ya İran’da rejim değişikliği, iktidara müşfik bir monarşi kurma meşruluğu, İmralı’daki meczup katile statü kazandırmaktan başka bir şey değildir. Orta Doğu’daki savaş bizim savaşımız değildir. Ne ABD ve ne İsrail için İran’a karşı cephe almamalıyız, ne de İran için kendi refah ve güvenliğimizi riske atmamalıyız. Açılım derken, savaş riskiyle yüz yüze mi geldik, bir beladan başka bir belaya mı sürükleniyoruz? Türkiye bu krizden, şark kurnazlığıyla içeride iktidar devşiren kadrolarla değil, Cumhuriyet'e ve Türk milli devletine bağlı kalarak çıkabilir. Bunun için devşirmelik değil, devlet adamlığı gerekir. Bugün yapılan hamasetin de en nihayetinde en fazla Netanyahu’yu sevindireceğini unutmamalıyız. Türkiye’nin üniter bir ulus devletten, gerçek bir Cumhuriyet olmaktan çıkması, yine en çok o katili sevindirecektir.

Hafta sonu Bursa ve Balıkesir'de çiftçilerle bir araya geldiğini aktaran Dervişoğlu, ekonomik tabloya ve kurulması planlanan mekanizmalara değindi. Dervişoğlu, "Gördüğüm tablo odur ki, bu iktidar, İmralı’daki teröristi düşündüğü kadar çiftçimizi düşünmüyor. Bu iktidar, mangalda tüfek yakan katillerle barışırken, yıllardır kazanamayan köylümüzü tarlasına küstürüyor. 25 yıldır GAP’ı bitiremeyen bu iktidar, doğuda da batıda da üreten her nasırlı eli, aç bırakıyor, açıkta bırakıyor. Doğu’ya, Güneydoğu’ya, 25 yılda bir şey veremeyenler, teröriste özgürlük vererek refah vadediyor" değerlendirmesini yaptı.

Takip ve Değerlendirme Kurulu adı altında idari bir mekanizma kurulduğunu ifade eden Dervişoğlu, varlık barışı konusuna işaret ederek, "PKK’nın uyuşturucu, silah, gasp, insan ve organ ticaretiyle istiflediği kanlı parayı bölüşerek mi refah getirecekler? Gerçekten, bu kanlı örgütün kanlı parası ve ticaret ağıyla ilgili neden kimseden tek kelime laf çıkmıyor" sorularını yöneltti.

Bursa milletvekili Selçuk Türkoğlu’na yönelik saldırı

Ankara'da hak arayan gazilerin durumuna ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu'nun yaşadığı olaya da değinen Dervişoğlu, "Bursa Milletvekilimiz Selçuk Türkoğlu, diğer milletvekili arkadaşlarımızla birlikte, ilk günden itibaren gazilerimiz ve şehit ailelerimizin yanında saf tutuyor. Pazartesi günü, emniyet teşkilatımızın arasına sızmış bir kendini bilmezin saldırısına uğradı. Anayasal dokunulmazlığı olan bir milletvekilini yerde tekmeleyecek kadar aklını kaçırmış biri, kahraman polislerimize ve onların teşkilatına elbette gölge düşüremez. Ancak konu, kuru bir geçmiş olsun ile geçiştirilemeyecek kadar önemlidir. TBMM Başkanı’nı ve İçişleri Bakanı’nı sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyorum. Bu edepsizliğin de sonuna kadar takipçisi olacağımı kamuoyuna duyuruyorum" ifadesini kullandı.

"Evlatlarımıza bu kötülüğü yapmayın, yaptırmayın"

Milli Eğitim Bakanlığı'nın politikalarını da eleştiren Dervişoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Sözde Milli Eğitim Bakanlığı, özde ise iktidar militanlığı yapan zatın, Erdoğan sonrası dönemden kupon makam arazisi kapma telaşıyla, bu ihanet sürecine, çocuklarımızın tertemiz dimağını alet etme projesi ise Türkiye’nin geleceğine örülebilecek en büyük tuzaklardandır. Buradan Sayın Cumhurbaşkanı’na sesleniyorum, evlatlarımıza bu kötülüğü yapmayın, yaptırmayın. Bu günahın bedeli, çok ama çok ağır olur. Bu çocuklara Öcalan’ı mı anlatacaksınız? Öcalan’la mı barıştıracaksınız? Devlet ve millet düşmanı PKK kaçkınlarını, 'bunlar sizin kardeşiniz' diye okullarda temsil konusu yapmak ne demektir? 

Lübnanlaşma, Yugoslavyalaşma, Iraklaşma… Yani bölünme önce zihinlerde başlar. 50 yıldır Öcalan canisi ve PKK üzerindeki haklı öfkeyi, bugün Kürtlerin kucağına bırakan bir ihanetle karşı karşıyayız. Biz, Türk milletiyle birlikte, buna itiraz ettiğimiz için, barışa ve kardeşliğe karşı oluyoruz öyle mi? Biz o kardeşliği ayakta tutmaya çalışıyoruz beyler. Yurttaşlık hukukunu yıkıp, kardeşlik hukukundan bahsedemezsiniz. Türkiye, bu coğrafyada, onlarca farklı etnisiteyi, bir kimlik etrafında, demokrasi hedefiyle Cumhuriyet rejiminde birleştirmiş tek devlettir. Vatandaşlarına insani bir yaşam seviyesi standardı sunabilmiş tek devlettir. 

Dağıtılmış ve başka devletlerce parsellenmiş nice coğrafyanın evlatlarını, Anadolu’da buluşturmuş ve başka bir nizam kurmuştur. O nizamın özü, kimsenin kimseden üstün olmamasıdır. Kanun karşısında, herkesin eşit olmasıdır. Fırsatı olmayana fırsat, imkanı olmayana imkan sağlanmasıdır. İşte bu nizamın kurucusudur Türk milleti. İşte tam da bu yüzden, bizim ittifak hedefimiz, Türk milletinin bütünüyledir. Çünkü elimizden kayıp giden, milletliğimizin ta kendisidir.

 

ANKA

Dervişoğlu, SDG'nin kendisini feshetmesini değerlendirerek, örgütün Suriye Silahlı Kuvvetleri'ne entegrasyonunun bölgede silah bırakıldığı anlamına gelmediğini savundu ve iktidarı eleştirdi
Perşembe, Ağustos 27, 2026 - 17:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Dervişoğlu: İktidar teröriste özel af çıkardı ama terör örgütü silahlanmaya devam ediyor
copyright Independentturkish: 

İstanbul'da 14 Eylül’de toplu ulaşım ücretsiz olacak

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 2026-2027 eğitim-öğretim yılı için bu yıl da çalışmalar yaptı.

İBB, bugün gerçekleştirilen Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME)  toplantısında yeni eğitim-öğretim yılı için eylem planı açıklandı. İBB, bu eylem planına göre; okulların açıldığı gün saat 06.00 ile 16.00 arasında bilet entegrasyonuna dahil olan toplu taşımalarda yolculukları ücretsiz yaptı. Uygulamalara yönelik olarak, İBB, T.C İstanbul Valiliği, İstanbul Ticaret Odası, T.C Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı gibi ilgili kurum ve kuruluşlarla organizasyonlar yaparak koordinasyon sağlayacak.

Denetim ekipleri, sivil trafik ve zabıta ekipleri sahada

Konuya ilişkin İBB'den yapılan bilgilendirmeye göre, okulların açılması ile birlikte trafiğe çıkacak okul servis sayısı 18 bin olacak ve yaklaşık 300 bin öğrenci taşınacak.

İBB bilgilendirmesi şöyle:

Bu yoğunluk düşünüldüğünde şu çalışmalar yapılacak; sinyal direklerine 1 hafta süreli ‘BEN DUYARLI SÜRÜCÜYÜM’ levhasının asılması sağlanacak. Trafik akışına olumsuz etki etmemesi için, saha ekipleri uygun saatte saha çalışmalarına başlayacak. Eğitim-öğretim dönemi başlangıcından önce gerekli görülen yerlerde sinyalizasyon, kent içi trafik kameraları ve şerit çizgilerinin (özellikle okul çevrelerinde yaya geçitlerinde yatay-dikey işaretleri) onarımı tamamlanacak, premark (yatay işaretleme) uygulamaları bitirilecektir.

Kent içi kameralarından İstanbul trafiği izlenerek, tıkanan arterler ilgili birimlere bildirilip anında çözümlenecek. Mobil EDS araçlarımız ile birlikte İBB Toplu Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü denetim ekipleri, sivil trafik ve zabıta ekipleri koordineli olarak denetim yapacak. İBB Trafik Şube Müdürlüğü ile eğitim ve öğretim dönemi başlamadan önce gerekli görülen bölgelerde, özellikle okul çevrelerindeki yaya geçitlerinin düşey işaretlerinin bakım ve onarımı tamamlanacak. Okullara bilgilendirme yapılarak okul çevresinde öğrencilerin taşıtlardan inerek okul binasına girmeleri Rehber Personel ve Öğretmenlerden oluşan 'Okul Geçidi Görevlileri' kontrolünde gerçekleşecek. Servis kullanacak öğrencilerin açık adresleri ve iletişim bilgileri servis şoförlerinde bulundurulması ve velilere duyurulması sağlanacak. Okul servis şoförlerinin Toplu Taşıma Aracı Kullanım Belgeleri https://tuhim.ibb.gov.tr adresinden kontrol edilecek. Okulların açık adresleri, telefon numaraları, öğrenci kapasiteleri ve okul müdürlerinin bilgileri İl Jandarma Komutanlığı, il Emniyet Müdürlüğü ve İBB Zabıta Daire Başkanlığı birimlerine gönderilecek.

İBB Trafik Şube Müdürlüğü çocukların trafik farkındalığını arttırmak için okul çevrelerindeki 64 adet trafik ışığında artık çocuk sesi kullanılmasını sağladı. Sürdürülebilir Kentsel Hareketlilik Planı çerçevesinde yaya trafiğini ön plana koyan İBB, yaya butonlarında yeni seslendirmeleri çocuklara özel hazırlandı. Anadolu yakasında 20 kavşak, Avrupa yakasında 44 kavşak bu şekilde düzenlendi.

Aynı zamanda İBB Toplu Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü eylem planında bu çalışmalarda da bulundu; Veliler https://tuhim.ibb.gov.tr adresinden kayıtlı şoför sorgulama ve okul servis ücreti hesaplama gibi hizmetlerimizden faydalanabilecek. İBB Ulaşım Akademisi kapsamında okul servis şoförlerine eğitimler düzenlenmektedir. 2026-2027 okul dönemi içinde verilen eğitimlerde; İstanbul yol ağı, toplu ulaşım mevzuatı, ilk yardım, çocuklar ile iletişim, farkındalık ve empati, kişisel ve mesleki gelişim konusunda bilgiler verildi

İBB, ek olarak eylem planında şu çalışmalar da sıralandı:

İBB Ulaşım Planlama Müdürlüğü tarafından Sürdürülebilir Kentsel Hareketlilik Planı çerçevesinde 33 okulda 233 adet bisiklet park demiri uygulaması yapıldı. İstanbul genelindeki minibüs, taksi, taksi dolmuş ve servisler (araç içi kamera bulunmamaktadır) anlık olarak 7/24 denetleniyor. Toplu Ulaşım Denetim ve Yönetim Merkezi Büyük İstanbul Otogarında faaliyetlerine devam ediyor. Merkeze bağlı olarak 50.000’den fazla kamera bulunmakta olup, 22.000’den fazla toplu ulaşım aracı izlenebilmekte ve takip edilmektedir. Ayrıca Belediyemize bağlık yaklaşık 2.000 adet kameradan okula gidiş ve okuldan dönüş saatlerinde denetimler sağlanacak. İBB Toplu Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü tarafından hazırlanan dijital broşürler İBB Sosyal Medya Birimleri tarafından sosyal medya hesaplarından yayınlanarak velilerin bilgilendirilmesi sağlanacak.

30 yerinde çözüm aracı ve 60 personel

Okulların açıldığı ilk gün İBB, İstanbul genelinde 30 yerinde çözüm aracı ve 60 personel ile saat 06.00’dan itibaren okul güzergâhlarında bulunan yoğun caddelerde ve kavşaklarda konumlanarak oluşabilecek trafik yoğunluğu ve benzeri durumlara müdahale etmek için AKOM ile koordineli bir şekilde çalışma gerçekleştirilecek. Mobil Çözüm, Çözüm Noktası, Etkinlik ve Organizasyon Şefliklerine ihtiyaç durumuna göre lojistik destek sağlanacak.

İETT ve Metro İstanbul toplam kapasite artışı

İBB’nin eylem planında; okulların açıldığı gün, Metro İstanbul ve İETT tarafından gerçekleştirilecek ilave seferler ile toplam yaklaşık 674.809 özel aracın trafikten çekileceği ve 790.830 yolcunun toplu ulaşım sistemlerine yönlendirileceği hedeflendi.

Zabıta personeli okullarda görevli

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı’ndan ekipler ise okulların açıldığı gün okullarda yerlerini alacak. İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve İlçe Belediye Ekipleri ile ortak yapılacak çalışmaların programını oluşturacak olup, 2026-2027 öğretim yılında 111 ekipten oluşan 231 zabıta personeli aktif olarak okullarda görevli olacak. Okulların açıldığı gün oluşabilecek kazalarda emniyet ekiplerine yardımcı olacak çekicilerin yerleri ve iletişim bilgileri ilgili birimlere aktarılacak. (2026-2027 öğretim yılı için 8 adet çekici kullanılacaktır.) Okulların açıldığı gün ve takip eden bir hafta içerisinde sabah ve akşam yoğun saatlerde yeterli sayıda zabıta memurunun okul çevrelerinde görevlendirerek ilçe zabıta memurları ve polis memurları ile koordineli trafik denetiminin yapılması ve yönlendirilmesi sağlar.

Şantiyelerde çalışma yapılmayacak

İBB Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanlığı, Fen İşleri Daire Başkanlığı, İSKİ, İGDAŞ Ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları 1. Bölge Müdürlüğü’nün koordineli çalışmaları sonucunda ise şu çalışmalar yapılacak; Şantiyelerde okulların açıldığı hafta çalışma yapılmayacak. Trafiği engelleyecek tüm hususlar ortadan kaldırılıp, çalışmalar daha sonra kademeli olarak başlatılacak. Mevcut çalışmaların okul açılış gününden önce bitirilmesi sağlanacak. Çalışmalar sırasında yerleştirilen şerit daraltıcı ya da trafiği engelleyici aparatların toparlanması gerçekleştirilecek. Kazalardan dolayı hasar görmüş altyapıya anında müdahale edilip polis ekiplerine gerekli yardım sağlanacak. Devamı zaruri çalışmaların gece vardiyasında sürdürülmesi sağlanacak. (22:00-05:00 arası). Alt yapı çalışmaları yapan İSKİ, İGDAŞ, AYEDAŞ, TÜRK TELEKOM, BEDAŞ vb. kurumlarla önceden iletişime geçilerek öğretim dönemi açılış haftasına kadar çalışmaların bitirilmesi sağlanacak.

94 otoparkta ücretsiz park yapılabilecek

İBB Şehir Hatları A.Ş. ve İDO A.Ş. ise eylem planında şu çalışmalarda bulunacak; okulların açıldığı ilk 2 gün boyunca okul servis araçlarının arabalı vapurlardan öncelikli olarak faydalanması için gerekli birimler bilgilendirilip önlemler alınacak. İDO’nun Sirkeci-Harem hattında yaya yolcular ücretsiz geçiş sağlayacak. Şehir Hatları seferlerine ek seferler koyulacak. Okulların açıldığı gün ve sonrasında ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde çalışılacak. İBB iştirak şirketlerinden İSPARK A.Ş.’nin okul çevrelerinde 94 İSPARK AŞ ‘ye ait otopark bulunuyor. Okulların açıldığı gün, okul servis araçlarına tam gün ücretsiz park alanı sağlanacak. Ayrıca Taşıma sınırının üstünde öğrenci taşınmaması, indirme-bindirme yerleri dışında öğrencilerin indirilmemesi, Servis araçlarına, ‘ÇÖZÜM MERKEZİ ALO 153’ yazısının asılması sağlanacak.

 

ANKA

İstanbul’da 2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlayacağı 14 Eylül’de, 06.00-16.00 saatleri arasında bilet entegrasyonuna dahil toplu ulaşım araçları ücretsiz olacak. İBB, ilk gün ulaşımın aksamaması için kapsamlı önlemler de alacak
Perşembe, Ağustos 27, 2026 - 15:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
İstanbul'da 14 Eylül’de toplu ulaşım ücretsiz olacak
copyright Independentturkish: 

KKM bakiyesi sıfırlandı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) yayımladığı haftalık bültene göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi, 21 Ağustos itibarıyla 50 milyar 984 milyon lira artarak 27 trilyon 683 milyar 273 milyon liradan 27 trilyon 734 milyar 257 milyon liraya yükseldi.

Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil geçen hafta 506 milyar 469 milyon lira artarak 31 trilyon 810 milyar 6 milyon liradan 32 trilyon 316 milyar 474 milyon liraya yükseldi.

Tüketici kredileri 3 trilyon 424 milyar liraya geriledi

Tüketici kredilerinin tutarı, bu dönemde 23 milyar 33 milyon lira azalarak 3 trilyon 423 milyar 504 milyon liraya geriledi. Söz konusu tutarın 823 milyar 76 milyon lirası konut, 41 milyar 412 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 559 milyar 16 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.

Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı, 9 milyar 340 milyon lira artarak 4 trilyon 230 milyar 331 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 2 azalışla 3 trilyon 353 milyar 271 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.

Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 287 milyar 249 milyon lirasını taksitli, 2 trilyon 66 milyar 23 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.

Yasal öz kaynaklar arttı

Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 21 Ağustos itibarıyla önceki haftaya göre 5 milyar 663 milyon lira artışla 838 milyar 968 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 623 milyar 576 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.

Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları, 47 milyar 505 milyon lira artarak 5 trilyon 983 milyar 438 milyon liraya yükseldi.

KKM bakiyesi ise geçen hafta 4 milyon lira azalarak 4 milyon liradan sıfıra indi.

 

AA

Kur korumalı Türk lirası mevduat ve katılma hesapları (KKM), geçen hafta 4 milyon lira azalarak sıfıra indi
Perşembe, Ağustos 27, 2026 - 15:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
KKM bakiyesi sıfırlandı
copyright Independentturkish: 

Osman Kavala: Genel değerlendirmeler ve 'niyet okuma' ile mahkumiyet verilemez

Osman Kavala, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kendisiyle ilgili Büyük Daire kararının ardından yaptığı açıklamada, mahkumiyet sürecinin incelendiğini belirterek, suç işlendiğini gösteren ikna edici somut delil olmadan özgürlük hakkının kısıtlanamayacağını vurguladı.

Kavala, AİHM'in Büyük Daire kararında da daha önceki iki kararında olduğu gibi, özgürce yaşama hakkının ikna edici somut deliller bulunmadan kısıtlanamayacağının belirtildiğini ifade etti.

İlk Gezi davası kapsamında 2020 yılında verilen beraat kararını da hatırlatan Kavala, söz konusu kararla suç işlediğine dair delil bulunmadığı gerçeğinin ortaya konulduğunu belirtti.

"AİHM kararlarına uyulması hukuk devletinin yükümlülüğüdür"

AİHM'in son kararına ilişkin değerlendirmesinde Kavala, mahkemelerin olaylara ilişkin genel değerlendirmeler ve faaliyetlerin amacı hakkında "niyet okuma" içeren akıl yürütmelerle mahkumiyet kararı verebileceği anlayışının kabul edilemez olduğunun ortaya konulduğunu kaydetti.

Kavala, yasalar tarafından suç sayılan bir eylemde bulunmayan insanların özgürce yaşama haklarının kısıtlanamayacağını belirterek, bunun temel bir insan hakkı ilkesi olduğunu ifade etti.

Bu hakkın korunmasının ve kamu kurumlarında bu ilkeye mutlak biçimde riayet edilmesinin hukuk devletinin yurttaşlara karşı yükümlülüğü olduğunu vurgulayan Kavala, AİHM kararlarına uyulmasının da bu yükümlülüğün yerine getirilmesi açısından gerekli olduğunu bildirdi.

Kavala açıklamasında, "AİHM kararlarına uyulması asıl olarak bu yükümlülüğün yerine getirilmesi ile ilgilidir, bunun için gereklidir" ifadelerini kullandı.

 

ANKA

Osman Kavala, AİHM Büyük Daire kararının ardından yaptığı açıklamada, somut ve ikna edici delil olmadan özgürlük hakkının kısıtlanamayacağını belirtti
Perşembe, Ağustos 27, 2026 - 15:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Osman Kavala: Genel değerlendirmeler ve 'niyet okuma' ile mahkumiyet verilemez
copyright Independentturkish: 

Feti Yıldız'dan süreçle ilgili 'özenli dil' çağrısı

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin, "Durmadan, yorulmadan ve bıkmadan farklı duyarlılıkları olan insanları sürece dahil edelim, hiç kimseyi dışarıda bırakmayalım. Bize benzemeyenlere sabırla gerçekleri gösterelim. Her şeyin başında sürecin ruhuna uygun özenli bir dil kullanalım" çağrısında bulundu. 

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla "Terörszü Türkiye" sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yıldız, şu ifadeleri kullandı:

'Terörsüz Türkiye' vizyonu salt bir güvenlik politikası olarak görülmekten ziyade devletin bekası, iç cephenin güçlendirilmesi, hukukun üstünlüğü,
demokratik katılım, toplumsal dayanışma ve ekonomik kalkınmayı kapsayan, toplumsal bütünlüğü, milli dayanışmayı ve devletin stratejik geleceğini esas alan kapsamlı bir devlet politikasıdır. Durmadan, yorulmadan ve bıkmadan farklı duyarlılıkları olan insanları sürece dahil edelim, hiç kimseyi dışarıda bırakmayalım. Bize benzemeyenlere sabırla gerçekleri gösterelim. Her şeyin başında sürecin ruhuna uygun özenli bir dil kullanalım.

Yıldız paylaşımında "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaşan çerçeve yasanın vatandaşlara tekrar tekrar anlatılması gerketiğinin altını çizerek şunları kaydetti:

Terörsüz Türkiye sürecine ait çerçeve yasanın amacını, münfesih terör örgütü PKK/KCK ve bununla bağlı her türlü oluşumu, kişi bakımından kimlerin kanunun kapsamında olduğunu, hangi suçların istisna tutulduğunu, örgütün fiili varlığına son verildiğine, silah ve mühimmatın teslimine dair teyit ve tespit mekanizmasını, Milli Güvenlik Kurulu kararını, kanunun yürürlük tarihini tekrar tekrar insanımıza anlatalım.

 

ANKA

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, sürecin toplumsal tabanının genişletilmesi gerektiğini belirterek, farklı görüşlere sahip kişilerin dışlanmaması ve sürecin ruhuna uygun bir dil kullanılması çağrısında bulundu
Perşembe, Ağustos 27, 2026 - 13:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: İHA</p>

Type: 
SEO Title: 
Feti Yıldız'dan süreçle ilgili 'özenli dil' çağrısı
copyright Independentturkish: 

İran ve Umman, Hürmüz Boğazı gelirlerinin paylaşımı konusunda anlaştı

İran'ın Tesnim Haber Ajansına göre Tuğgeneral Muhibbi, düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinde kontrole sahip olduğunu söyleyen Muhibbi, ABD yönetiminin açıklamalarının aksine Basra Körfezi ve Boğaz'da hiçbir askeri geminin bulunmadığını ifade ederek, "Düşman savaş gemilerinin tamamı Hürmüz Boğazı'ndan en az 400 kilometre uzakta konumlanmışlardır ve askeri ve toprak açısından, İran'ın izni ve yönetimi olmadan hiçbir gemi bu su yolundan geçemez." dedi.

Hürmüz Boğazı'nda Umman'a yakın olan su yolunun da tamamen İran'ın kontrolünde olduğunu savunan İranlı komutan, şunları kaydetti:

"Hürmüz Boğazı, İran'a ve karşımızda yer alan Umman ülkesine aittir. Yaklaşık bir ay önce Umman ile müzakerelere başladık ve her iki tarafın da kabul ettiği bazı mutabakatlara ulaştık. Bu müzakerelerde, iki ülkenin Boğaz'daki payı ile İran ve Umman'ın gelirlerden payları konusunda anlaşmalar sağlandı."

ABD'nin Umman ile İran arasındaki anlaşma sürecini engellemeye çalıştığını savunan Muhibbi, "Bu durum sürecin gecikmesine yol açmıştır. Eğer ABD engellemeyi bırakır ve mutabakat zaptına (17 Haziran'da imzalanan mutabakat) dönerse, ulaşılan mutabakat çerçevesinde Hürmüz Boğazı'nı açabiliriz. Dolayısıyla bizim koşullarımız ABD tarafından kabul edilmelidir. Eğer ABD koşullarımızı kabul etmezse Hürmüz Boğazı hiçbir şekilde açılmayacaktır." diye konuştu.

İran-ABD çatışmaları ve Tahran ile Maskat'ın Hürmüz Boğazı görüşmeleri

İran ve ABD arasında 14 Haziran'da Pakistan arabuluculuğunda varılan mutabakatın ilk aşamasında ABD'nin İran'a ait dondurulmuş varlıkları serbest bırakması karşılığında Hürmüz Boğazı'nın açılması ve İran'ın bu stratejik su yolundan geçişlerden 60 gün boyunca ücret almayacağı kararlaştırılmıştı.

ABD, mutabakatın imzalanmasının ardından İran'ın dondurulmuş varlıklarını serbest bırakmamış ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişler için Umman kara sularından alternatif rota belirlemişti.

ABD'nin bu adımlarını mutabakatın ihlali sayan İran, Boğaz'dan geçişleri kısıtlayarak "izinsiz geçiş yapmaya çalışan" bazı gemileri vurmuştu. Mutabakata rağmen iki ülke arasındaki gerginlik, 8 Temmuz'da Hürmüz Boğazı çevresinde şiddetli çatışmaların başlamasına yol açmış ve yaklaşık 2 hafta devam etmişti.

İran, Hürmüz Boğazı'na kıyısı bulunan Umman ile Boğaz'da gemiler için güvenli geçiş yolları belirlenmesi amacıyla yeniden görüşmelere başlamıştı.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı'nda ortak koridorun etkinleştirilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını duyurmuştu. Garibabadi, ABD ve diğer ülkelerin, "Hürmüz Boğazı'nın yalnızca İran'ın belirlediği düzenlemeler çerçevesinde açılacağını bilmesi gerektiğini" söylemişti.

 

AA

İran Devrim Muhafızları Ordusu, Umman ile Hürmüz Boğazı konusunda yürütülen görüşmelerde anlaşmaya varıldığını duyurdu. Mutabakatın, Boğaz’dan elde edilecek gelirlerin iki ülke arasındaki paylaşımını da kapsadığı belirtildi.
Çarşamba, Ağustos 26, 2026 - 16:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
İran ve Umman, Hürmüz Boğazı gelirlerinin paylaşımı konusunda anlaştı
copyright Independentturkish: 

Ömer Çelik’ten Suriye mesajı: Önemli bir eşik geçilmiş oldu

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "SDG'nin feshedilmesinden sonra Suriye'nin iç bütünlüğünü güçlendirme açısından önemli bir eşik geçilmiş oldu." ifadesini kullandı.

Çelik, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, "Sayın Cumhurbaşkanımız kardeş Suriye'nin üzerine karanlığın çöktüğü en zor günlerde, Suriyeli kardeşlerimizin tamamını terörden ve emperyalist saldırılardan korumak için büyük bir mücadele verdi." değerlendirmesinde bulundu.

Bu soylu mücadeleye yılların ve tarihin şahit olduğunu vurgulayan Çelik, Suriye'nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasını her zaman desteklediklerini bildirdi.

Çelik, Suriye'nin geleceğe bir ve bütün olarak ilerlemesi gerektiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

SDG'nin feshedilmesinden sonra Suriye'nin iç bütünlüğünü güçlendirme açısından önemli bir eşik geçilmiş oldu. Şara yönetiminin kapsayıcı yönetim adımları, Suriye'nin geçmişin karanlıklarından kurtulması ve sağlam bir geleceğe ilerlemesi yönünde çok önemli mesafeler katetmesini sağlıyor.

'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' hedeflerimiz, kendi çıkarları için yakın coğrafyamızı parçalamak ve yağmalamak isteyenlerin planlarını akamete uğratacak bir iradeyi temsil ediyor. Bu irade, yakın coğrafyamızdaki Kürt kardeşlerimiz için de aydınlık bir geleceği işaret ediyor. Suriye'nin ve komşu ülkelerin istikrarı, güvenliği, refahı için atılan her adımı, Cumhurbaşkanımızın inşa ettiği 'kardeşlik siyaseti'mizin gereği olarak desteklemeye devam edeceğiz.

 

AA

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, SDG’nin feshedilmesine ilişkin değerlendirmesinde, gelişmenin Suriye’nin iç bütünlüğünün güçlendirilmesi açısından önemli bir aşama olduğunu belirtti
Çarşamba, Ağustos 26, 2026 - 15:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
mer Çelik’ten Suriye mesajı: Önemli bir eşik geçilmiş oldu
copyright Independentturkish: 

İBB Davası’nda 70. gün

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın ikinci duruşmasına İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda devam ediliyor. 

Tutuksuz sanıkların savunmalarının dinlendiği ikinci duruşmanın 6. gününde, tutuklu sanıklar saat 11.10’da duruşma salonuna getirildi. Duruşmada bugün ilk olarak tutuksuz sanıklardan Metro İstanbul Bakım Mühendisi Mesut Taşkın savunmasını yaptı.

İddianamede Murat Ongun ve Emrah Bağdatlı isimli kişilerden Kaktüs Medya üzerinden para aldığı yönünde değerlendirme bulunduğunu söyleyen Taşkın, bu kişileri ve şirketi tanımadığını belirtti.

Taşkın, “Bu dosyadaki hiç kimseyi tanımıyorum. Herhangi bir talimat veya para almadım. Dosyada tarafıma para verildiğine veya bu kişilerle suç teşkil eden bir ilişkim bulunduğunu gösteren somut bir delil bulunmamaktadır” dedi.

“YTÜ Kampüs hesabını 2016’da öğrenciler için kurdum, 2021’den sonra kullanmadım”

İddianamede “YTÜ Kampüs” isimli sosyal medya hesabını kullandığını kabul ettiği şeklinde bir değerlendirme bulunduğunu belirten Taşkın, bunun eksik olduğunu söyledi.

Hesabı 2016 yılında öğrencilerin ev arkadaşı ilanı, soru-cevap, ders notları ve benzeri içeriklerden yararlanması amacıyla kurduğunu anlatan Taşkın, 2021 yılında mezun olduktan sonra hesabı kullanmayı bıraktığını bildirdi.

“Telefonumun şifresini verdim, saklayacak bir şeyim yok”

Taşkın, bugüne kadar herhangi bir örgüt, siyasi parti veya siyasi topluluk içerisinde yer almadığını belirterek, dosyada adı geçen kişilerle WhatsApp üzerinden de herhangi bir iletişim kurmadığını söyledi.

Kollukta telefonunun şifresini verdiğini anlatan Taşkın, “Hiçbir şey saklamadım. Saklanacak bir şey elimde yoktur” dedi.

Taşkın, işi gereği zaman zaman yurt dışına çıkması ve fabrika kabul testlerine katılması gerektiğini belirterek, hakkındaki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi.

Savunmasının sonunda hakkındaki iddiaları destekleyen somut delil bulunmadığını yineleyen Taşkın, beraatini, adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını ve el konulan cep telefonunun iadesini talep etti.

“Bir İBB bürokratı çıkıp ‘Turan Aydoğan tavassutta bulundu’ derse kendimi yakarım”

Taşkın'ın ardından savunma yapan eski CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan, yaklaşık 40 yıllık hukukçu olduğunu, CHP Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeliğinin yanı sıra 27’nci Dönem milletvekilliği yaptığını ve İBB bürokratlarıyla herhangi bir “akçeli” ilişkisinin bulunmadığını ifade etti.

Aydoğan, “Bir tanesi çıkıp ‘Turan Aydoğan bırakın akçeli işlerle ilgili, bize tavassutta bulundu’ derse burada kendimi yakarım” dedi.

“İmamoğlu nerede düşerse ilk tekmeyi biz atacağız’ dediler”

Aydoğan, tahliye sürecinin ardından şikâyetçilerden birinin kendisine KİPTAŞ’a ilişkin bir video gönderdiğini ve “Düşmez kalkmaz bir Allah’tır. Ekrem İmamoğlu nerede düşerse ilk tekmeyi biz atacağız” dediğini ileri sürdü.

Aydoğan, daha sonra avukatlarını azletmek isteyen kişilerin ücret iadesi talebinde bulunduklarını, kendisinin de yalnızca bu uyuşmazlığı çözmek amacıyla araya girdiğini söyledi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

“Aslında hedef İmamoğlu ve Ali Kurt, ben kullanışlı aparatım”

Şikâyetin kötü niyetli olduğunu savunan Aydoğan, asıl öfkenin kendisine değil, Ekrem İmamoğlu ve KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt’a yöneldiğini ileri sürdü.

Aydoğan, “Bu öfkenin ana öznesi Turan Aydoğan değildir, ana öznesi KİPTAŞ Genel Müdürü ve Sayın İmamoğlu’na yönelmektir. Turan Aydoğan’ı kullanışlı aparat olarak ‘Burada atarsak iyi olur’ diye söylenmiştir” dedi.

Dosyada hiç kimsenin açık bir rüşvet anlaşmasından söz etmediğini savunan Aydoğan, “Kime verilecek bu rüşvet? Burada memur kim? Alan kim, veren kim? Parayı alan avukatsa Turan Aydoğan’la ne ilgisi var? Gerçekten 40 yıllık hukukçuyum, aklımı oynatıyorum bunları görünce” ifadelerini kullandı.

Hâkim 200 bin dolarlık senedi sordu

Mahkeme Başkanı, avukat Rahman Özdemir’in ifadesinde, “Memleketini seven adam kaçar mı? Biz bu ülkeye sevdalıyız, kaçar mıyız?” diyen Aydoğan, adli kontrol tedbirinin entelektüel ve uluslararası faaliyetlerini engellediğini belirterek kaldırılmasını talep etti.

“Bu işi çözeriz ama 200 bin dolarını alırız” dediğine yönelik anlatım bulunduğunu hatırlattı.

Aydoğan bunun üzerine, “Siz olsanız verir misiniz?” diye sordu ve Rahman Özdemir’in hiçbir borcu yoksa 200 bin dolarlık senet vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savundu.

Aydoğan, Özdemir’in senedi ödeyemediği için baskı altına alınmış veya birtakım beyanlarda bulunmaya ikna edilmiş olabileceğini ileri sürdü.

Savcı ses kaydını okudu

Savcı ise Aydoğan’a ses kayıtlarında Hüseyin Aydın’a söylediği belirtilen, “Senin tek muhatabın benim. Sözümün arkasındayım” ifadelerini sordu.

Aydoğan, bunun parayı kendisinin aldığı anlamına gelmediğini, Rahman Özdemir’in ücret iadesini sağlamaya yönelik bir güvence verdiğini söyledi.

Savcının, “Neden muhataplığı kendi üzerinize alıyorsunuz?” sorusuna Aydoğan, tarafları Özdemir’le görüştüren kişi olması nedeniyle paranın iade edilmesi konusunda baskı yapacağını anlatmak istediğini söyledi.

“Rüşvetin belgesi mi olur?” Sözüne açıklama: “Espri yapmış olabilirim”

Savcı, ses kaydında Aydoğan’a atfedilen “Rüşvetin evrakı mı olur?” ve “Rüşvetin belgesi mi olur?” sözlerini de gündeme getirdi.

Aydoğan, bu sözlerin gerçekten kayıtta bulunup bulunmadığını net hatırlamadığını belirterek, “Ben o kadar kefalet baskısı altında kalınca espri yapmışımdır orada. ‘Rüşvetin belgesini mi istiyorsunuz?’ diye. Yoksa adam kendisi söylüyor ya ‘Bu rüşvet değil’ diye. Adamın rüşvet demediği şeyi ben niye rüşvet diyeyim?” dedi.

Aydoğan ayrıca kaydın bazı bölümlerinin eklenmiş olabileceğine yönelik itirazını yineledi.

Ali Kurt: “Bu eylemden tutuklu yargılanan tek kişi benim”

Aydoğan’a sorgusunun ardından KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt da soru yöneltti.

Kurt, söz konusu taşınmazla ilgili KİPTAŞ lehine kesinleşmiş mahkeme kararının 13 Mart 2024’te alındığını, Necmettin Şimşek’in kendisiyle daha sonra görüştüğünü ve kendisine “Kesinleşmiş kararı ben değil, Ekrem İmamoğlu da değiştiremez” dediğini anlattı.

Kurt, Aydoğan ile şikâyetçilerin görüşmelerinin kesinleşmiş karar sonrasında gerçekleştiğine dikkati çekerek, “Konunun hiçbir yerinde ben yokum. Ama maalesef 29 numaralı eylemden yargılanan tek tutuklu benim” dedi.

Aydoğan: “Bu konuda Ali Kurt’la hiç görüşmedim”

Ali Kurt, Aydoğan’a bu meseleyle ilgili aralarında herhangi bir telefon görüşmesi bulunup bulunmadığını sordu. Aydoğan, “Hayır” yanıtını verdi ve söz konusu dönemde de Kurt ile bu konu hakkında hiç konuşmadığını belirtti.

Kurt ise dönemin HTS ve baz kayıtlarının incelenebileceğini söyledi.

“Kesinleşmiş kararı KİPTAŞ infaz etti. Rüşvet olsaydı neden tahliye etsinler?”

Ali Kurt’un avukatı Şeref Dede, KİPTAŞ lehine kesinleşmiş mahkeme kararının infaz edilip edilmediğini sordu.

Aydoğan, “Etti tabii ki” yanıtını verdi.

Dede’nin, “Yani KİPTAŞ yapması gereken işi zaten yaptı” sözleri üzerine Aydoğan, “Aynen. KİPTAŞ yapması gereken işi yaptı, kararı infaz etti. Doğal olarak yapması gereken işi yapmamak ya da yapmaması gereken işi yapmak gibi bir pozisyonu söz konusu değil. Kaldı ki öyle bir anlaşma da söz konusu değil. Burada bir kamu görevlisinin bu işe dahli de söz konusu değil” ifadelerini kullandı.

“Allah’ınızı severseniz bizi bu dertten kurtarın”

Savunmasında hakkındaki örgüt üyeliği suçlamasına da tepki gösteren Turan Aydoğan, “Allah’ınızı severseniz bizi bu dertten kurtarın ya! Böyle bir niteleme olabilir mi? Bizler bu ülkeye lazımız. Yazık etmeyin bizlere. Bizlerden kolay yetişmiyor” dedi ve hakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını istedi.

“Memleketini seven adam kaçar mı? Biz bu ülkeye sevdalıyız, kaçar mıyız?” diyen Aydoğan, adli kontrol tedbirinin entelektüel ve uluslararası faaliyetlerini engellediğini belirterek kaldırılmasını talep etti.

Duruşma, gazeteci Şaban Sevinç'in savunmasıyla devam ediyor.

 

ANKA

Turan Aydoğan: Aslında hedef İmamoğlu ve Ali Kurt, ben kullanışlı aparatım
Çarşamba, Ağustos 26, 2026 - 13:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
Kılıçdaroğlu: Türklerin, Kürtlerin ve Arapların ortak geleceği barıştadır
SDG’nin feshi öncesi mutabakat: Mazlum Abdi’ye kritik görev, Kürtçeye resmi statü, YPJ iç güvenlik gücü oldu
Erdoğan: Bölgemizde tarih yeniden yazılıyor, Türkiye yön veriyor
Type: 
SEO Title: 
İBB Davası’nda 70. gün
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

ABD mahkemesi Trump'ın 75 ülkeden gelen göçmen vizelerini askıya alma kararını durdurdu

ABD'nin New York eyaletindeki bir bölge mahkemesinden, Başkan Donald Trump yönetiminin, Afganistan, İran, Rusya ve Somali gibi ülkelerin de dahil olduğu 75 ülkenin vatandaşlarının vize işlemlerini askıya alan politikasına karşı iptal kararı geldi.

ABD Bölge Yargıcı Jeannette Vargas, Trump yönetiminin, vatandaşlarının ABD'de kamu yardımına ihtiyaç duyma ihtimalini yüksek bulduğu Afganistan, İran, Rusya ve Somali dahil 75 ülkeden vize işlemlerini askıya alan politikasını, "yasaya aykırı" olduğu gerekçesiyle iptal etti.

Vargas, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun "uygun başvuru sahiplerine, hukuki hiçbir dayanağı olmaksızın vize verilmesinin reddedilmesini" zorunlu kılan politikasının, "yetkiyi aştığını" ve bunun Göç ve Vatandaşlık Yasası'na aykırı olduğunu belirtti.

Bu politikanın aynı zamanda vizeyi onaylama konusunda konsolosluk memurlarını ilk sıraya koyan Kongre kararını da "baltaladığını" vurgulayan Vargas, "Kongre, bu memurlara, kanunda belirtilen özel ve ayrıntılı kriterleri inceleyerek bir göçmenin vize almaya uygun olup olmadığını belirleme konusunda münhasır yetki ve takdir hakkı vermiştir." değerlendirmesinde bulundu.

Yargıç Vargas, "Başvuranın uyruğuna göre göçmen vizesi verilmesini kategorik olarak yasaklayan bu politika, bu yasal düzenlemenin doğrudan ihlalini temsil etmektedir." ifadesini kullandı.

Dışişleri Bakanlığı, kasımda yürürlüğe giren ve "kamuya yük getirebilecek" potansiyel göçmenlerle ilgili kuralları sıkılaştıran daha geniş bir emir uyarınca, konsolosluk görevlilerine 75 ülkeden gelen göçmen vize başvurularını durdurma talimatı verdiğini duyurmuştu.

Bakanlık, Ekonomik Danışmanlar Konseyi verilerine dayanarak, bu ülkelerden göçmen bulunan hanelerin yüzde 30'undan fazlasının bir tür kamu yardımı aldığını kaydetmişti.


İsrail Dışişleri Bakanı Saar: Türkiye ile gerilimi tırmandırmak istemiyoruz

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Türkiye ile gerilimi tırmandırmak istemediklerini belirterek, diplomatik çözümü tercih ettiklerini söyledi. Saar, Suriye’de Türk askeri üslerinin kurulmasına ise karşı olduklarını ifade etti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, İsrail merkezli Kanal 12 televizyonunun “Meet the Press” programında Türkiye ile ilişkilere ve Suriye’deki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu.

Saar, İsrail’in Türkiye ile gerilimi artırma niyetinde olmadığını, diplomatik çözümü tercih ettiklerini söyledi. Saar, "Statükoyu korumakta kararlıyız. Suriye'de Türk üslerinin kurulmasını kabul etmeyeceğiz" dedi.


İran: ABD'ye ekonomik savaşta yardım eden bölge ülkelerinin çıkarlarını vururuz

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, ABD'nin ekonomik savaşına yardımcı olan bölge ülkelerinin çıkarlarını hedef alacaklarını söyledi.

Rızai, İran devlet televizyonunda katıldığı programda konuştu.

ABD'nin İran'a karşı izlediği ekonomik baskı politikasına değinen Rızai, "Tüm komşu ülkelere, Amerika'nın yanında ekonomik savaşa katılmamalarını söylüyoruz. Aksi takdirde onları düşman olarak göreceğiz. Savaşı genişletmeyi aramıyoruz, ancak İran çevresindeki ülkeler ekonomik savaşta Amerikalılarla işbirliği yaparsa, çıkarlarını vuracağız." dedi.

Rızai, İran çevresindeki ülkelerin ekonomik savaşta ABD'ye destek vermeleri halinde "Basra Körfezi'ni de Hürmüz Boğazı gibi kapatacaklarını ve bölgeden 1 damla petrolün geçişine izin vermeyeceklerini" söyledi.

İranlı yetkili ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump'ın "pervasız" politikaları nedeniyle dünyada nükleer silah edinme arzusunun arttığını savundu.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Pazar, Ağustos 23, 2026 - 00:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

Bıçaklı saldırıda yaralanan YENİ Parti Milletvekili Melih Meriç entübe edildi

Gaziantep’in Şahinbey ilçesine bağlı Akkent Mahallesi’nde 18 Ağustos’ta bıçaklı saldırıya uğrayan YENİ Parti Milletvekili Melih Meriç, Gaziantep Şehir Hastanesi’nde ameliyat edilmiş, ardından servise alınmıştı.

Sağlık durumunun stabil olduğu belirtilen Meriç’in tedavisinin, yakınlarının isteği üzerine İstanbul’daki özel bir hastanede sürdürülmesine karar verildi.

Özel ambulans uçakla İstanbul’a getirilen 57 yaşındaki Meriç, hastanenin yoğun bakım ünitesine alındı. Meriç’in burada entübe edildiği öğrenildi.

 

ANKA

Gaziantep’te uğradığı bıçaklı saldırının ardından tedavi altına alınan YENİ Parti Milletvekili Melih Meriç, özel ambulans uçakla İstanbul’a sevk edildi. Özel bir hastanenin yoğun bakım ünitesine yatırılan Meriç’in entübe edildiği öğrenildi
Cumartesi, Ağustos 22, 2026 - 22:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Bıçaklı saldırıda yaralanan YENİ Parti Milletvekili Melih Meriç entübe edildi
copyright Independentturkish: 

Mazlum Abdi’den Türkiye mesajı: Olumlu sinyaller var, şartlar olgunlaşırsa gidebilirim

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, Türkiye ile aralarında doğrudan iletişim kanalları bulunduğunu belirterek, Türkiye’ye gelmesinin “siyasi şartlara ve Türkiye’nin buna ne kadar hazır olduğuna” bağlı olduğunu söyledi. Abdi, “Olumlu sinyaller mevcut” derken, Türkiye’de yürütülen barış ve diyalog sürecinin Suriye’nin kuzeyindeki gelişmeleri doğrudan etkilediğini ifade etti.

Rudaw'a konuşan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, Türkiye ile ilişkiler, Suriye’deki Kürt meselesi ve SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyon sürecine ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Rûdaw’a konuşan Abdi, Türkiye’ye gelme ihtimaliyle ilgili soruya, bunun siyasi şartlara ve Türkiye’nin hazır olup olmamasına bağlı olduğunu belirterek yanıt verdi.

Türkiye ile geçmişe kıyasla ilişkilerin daha iyi olduğunu söyleyen Abdi, bir yıl öncesine kadar Türkiye tarafından düzenlenen saldırılara dikkat çekerek, “Şimdi ise bir ateşkes durumu ve aramızda açık kanallar var” dedi. Taraflar arasında doğrudan görüşmelerin sürdüğünü belirten Abdi, ilişkilerin ateşkes aşamasının ötesine taşınmasını ve karşılıklı bir uzlaşı oluşmasını istediklerini söyledi.

“Türkiye’ye gelmem siyasi şartlara bağlı”

Abdi, Türkiye’ye ne zaman gelebileceği yönündeki soruya, “Bu siyasi şartlara ve Türkiye’nin buna ne kadar hazır olduğuna bağlıdır. İnanıyorum ki durum biraz daha olgunlaşırsa böyle bir şey gerçekleşir” yanıtını verdi.

Türkiye’nin buna hazır olduğuna ilişkin işaretlerin olup olmadığı sorusuna ise Abdi, “Evet, olumlu şeyler var, olumlu sinyaller mevcut” dedi. Abdi, ilişkilerin daha üst bir düzeye taşınmasının Rojava’nın, Suriye’deki Kürtlerin ve Türkiye’nin çıkarına olacağını savundu.

Türkiye’deki süreç Suriye’nin kuzeyini etkiliyor

Türkiye’de yürütülen barış ve diyalog sürecinin Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelere etkisi olup olmadığı sorusunu da yanıtlayan Abdi, bu etkinin şimdiden görüldüğünü söyledi.

Abdi, “Şu an bir ateşkesin olması, Türkiye'nin buraları bombalamaması ve bir yıl önceki gibi saldırıların olmamasının temelinde bu sürecin doğrudan etkisi vardır” dedi. Sürecin ilerlemesi halinde bunun daha fazla olumlu sonuç doğuracağını belirtti.

Abdi ayrıca Abdullah Öcalan ile doğrudan bir görüşme gerçekleştirmediğini, ancak Öcalan’ın geçmişteki barış sürecinde önemli bir rol oynadığını ve gelecekte de “olumlu bir rolü” olacağını söyledi.

“Ateşkes aşamasını geçmek istiyoruz”

Türkiye ile doğrudan iletişim kanallarının bulunduğunu belirten Abdi, tarafların birbirleriyle görüşmeye devam ettiğini ifade etti. Abdi, mevcut sürecin yalnızca çatışmasızlıkla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, “Ateşkes aşamasını geçip aramızda bir anlayış birliği (uzlaşı) oluşmasını arzuluyoruz” dedi.

Abdi, Türkiye ile normal bir ilişki ve muhataplık geliştirmek istediklerini de söyledi.

SDG’nin Suriye ordusuna katılımı bu ay tamamlanacak

Röportajda SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyon süreci de geniş yer tuttu. Abdi, “feshedilme” ifadesini kullanmak istemediklerini, bunun yerine SDG güçlerinin Suriye ordusuna katılımının tamamlanmasından söz edilmesini tercih ettiklerini belirtti.

SDG’nin bir bölümünün halihazırda Suriye ordusuna dahil olduğunu söyleyen Abdi, kalan güçlerin de orduya geçişi için çalışmaların sürdüğünü ve “bu ay içerisinde entegrasyonun tamamen bitmesini” hedeflediklerini açıkladı.

Abdi’ye göre Kürt güçleri, Suriye ordusu içerisinde tugaylar halinde ve kendi bölgelerinde görev yapacak. SDG komutanlarının da yeni askeri yapı içerisinde yer alacağını belirten Abdi, SDG’nin mevcut yapısının değişeceğini ancak Kürt güçlerinin Suriye ordusunun bir parçası olarak faaliyetlerini sürdüreceğini söyledi.

“Şam’da bulunmam istendi”

SDG’nin askeri yapısının Suriye ordusuna katılmasıyla birlikte ortaya çıkabilecek siyasi boşluğa da dikkat çeken Abdi, bundan sonraki dönemde Kürt siyasi güçleriyle birlikte çalışacağını söyledi.

Abdi, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaptığı son görüşmede Şam’da bulunmasının istendiğini belirterek, “Onlar da birlikte çalışmak ve süreci yönetmek için benim Şam’da bulunmam yönünde bir istek belirttiler” dedi. Ancak bu konuda henüz nihai bir karar alınmadığını kaydetti.

Abdi, askeri görevinin sona ermesinin ardından bir siyasi parti kurma düşüncesinin bulunmadığını, ancak SDG’nin dönüşümüyle ortaya çıkacak siyasi boşluğu dolduracak bir yapı oluşturulması gerektiğini söyledi. Bunun parti, cephe, hareket ya da başka bir oluşum olabileceğini belirten Abdi, böyle bir yapıyı destekleyeceğini ifade etti.

“Kürtlerin Suriye’nin inşasında yer alması için fırsat doğdu”

Suriye’deki yeni dönemi Kürtler açısından bir fırsat olarak değerlendiren Abdi, 29 Ocak anlaşmasının beklentilerinin tamamını karşılamadığını ancak Suriye devleti içerisinde Kürtler için bir statü oluşturduğunu söyledi.

Abdi, Kürt kimliği, Kürtçe ve Kürtlerin haklarına ilişkin düzenlemelerin gelecekte hazırlanacak yeni Suriye anayasasında yer alması gerektiğini belirterek, bunun için Kürt siyasi güçlerinin birlik oluşturmasının önemine vurgu yaptı.
Abdi, yeni Suriye'nin merkeziyetçi bir sistemle yönetilmemesi gerektiğini savunarak, “Suriye için en iyi sistemin merkezi olmayan bir sistem olduğu kanaatindeyiz” dedi.

“IŞİD tehlikesi bitmedi”

Abdi, IŞİD’in yeniden örgütlendiğini ve tehlikenin devam ettiğini de söyledi. Örgütün yalnızca küçük gruplar halinde varlığını sürdürmediğini, Suriye’nin büyük şehirlerine de sızdığını belirten Abdi, IŞİD tehdidinin küçümsenmemesi gerektiği uyarısında bulundu.

Mazlum Abdi, Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi, Suriye’de Kürtlerin statüsünün güvence altına alınması ve SDG’nin Suriye ordusuna katılımının tamamlanmasının ardından kendisinin de askeri görevinden çıkabileceğini belirtti. Abdi, “Askerlik gerekliyse asker olurum, siyaset gerekiyorsa siyaset yaparım” dedi.

 

Rudaw

Abdi, Türkiye ile ilişkilerde yeni bir döneme işaret ederek Türkiye’ye gelmesinin siyasi şartlara ve Ankara’nın hazır olup olmamasına bağlı olduğunu söyledi
Cumartesi, Ağustos 22, 2026 - 22:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

Type: 
SEO Title: 
Mazlum Abdi’den Türkiye mesajı: Olumlu sinyaller var, şartlar olgunlaşırsa gidebilirim
copyright Independentturkish: 

Beş siyasi parti liderinin Ankara’daki toplantısı başladı

Toplantı öncesinde açıklama yapan Çayır, yeni bir ittifak ihtimaline ilişkin, “Evet, öyle bir şey var” derken; Baş, “Bir ittifak başlığıyla burada bir toplantıya katılmadık” dedi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz ve Kutlu Parti Genel Başkanı Yusuf Halaçoğlu’nun Ankara’daki toplantısı başladı. 

Liderler, toplantının yapılacağı restorana girişleri sırasında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, 'çerçeve yasa’ya ilişkin soru üzerine şunları söyledi:

Çerçeve yasa ne Kürtlerin ne Türklerin bir projesi değil, Amerika Birleşik Devletleri'nin Türkiye'de iktidara ve Cumhur İttifakı'na ortak olan Devlet Bey’e üflenmesi sonucu yürürlüğe konmuş bir proje. Bu projenin geleceği de yok. Bu proje sahici değil, gerçekçi değil. Bu coğrafyaya uygun değil. Terörist başını ve teröristleri affa yönelik bir yol. Türk milletine gitsinler danışsınlar. Türk milleti böyle bir şeyi tasvip ediyor mu, etmiyor mu? Referandumdan bahseder Cumhurbaşkanı değil mi? Hadi buyur millete soralım bakalım. Millet bu konuda ne diyor diye. Ambalajın rengi ve ambalajın şekli güzel ama içi zehir.

Kürtlerin Türklerle hiç savaşı olmamış. Kürtlerin Türklerle ilgili hiç nizahı olmamış, dolayısıyla Kürtlerle Türklerin problemi yok. Terör problemi varsa bunu gelirler, pişmanlıklarını ifade ederler. Böyle silahın iyi bir şey olmadığı, insan öldürmenin aslında kötü bir şey olduğunu ifadeyle böyle bir çaba gösterirler. Bu başka bir şey.

Şu anda Meclis zemininde yürütülen, gerçekten bize ait olmayan bir projenin hala ısrarla devam ettirilmesi bir oyun. Bak göreceksiniz, ileri bir safhada birbirlerini suçlayacaklar. Çünkü gerçekçi değil, bize ait değil. Onun için milletimiz bu tür dayatmaları kabul etmez. Teröristlerin bu planını da Türk milleti bozacaktır. Buna inanıyorum.

Çayır, “Toplantının ana maddesi 'çerçeve yasa' mı olacak” sorusuna, “Gelecekle ilgili Türk milliyetçilerinin birlikte nasıl hareket edeceğini konuşacağız” yanıtını verdi. “Yeni bir ittifaktan bahsediyor musunuz” sorusu üzerine Çayır, “Evet, öyle bir şey var” dedi.

Baş: Bir ittifak başlığıyla burada bir toplantıya katılmadık

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da 'çerçeve yasa'ya ilişkin soru üzerine şöyle konuştu:

Gerekli açıklamaları yaptık sosyal medya üzerinden. 468 milletvekilimizin katılımıyla geçmiş bir yasa. Bundan sonra söyleyebileceğimiz de çok bir şey yok. Kanunlaştı ama yasanın toplumsal barışla ilgili bir yasa olduğu söylendiği halde aslında içerisine baktığımızda bir infaz düzenlemesi mahiyetinde kaldığını gözlemliyoruz. Gerekli detaylı açıklamaları gelecek vadede yine yaparız.

Baş, toplantının ana gündeminin "çerçeve yasa" olup olmadığı sorusuna ise şu yanıtı verdi:

Biz bir istişare toplantısı davetiyle buraya geldik. Toplantıya da son günlerde herkesin farklı anlamlar yüklediğini gözlemledik. Benim açımdan şöyle bir şey var; bir genç siyasetçi olarak Türkiye'de yıllardır siyasetin, Türkiye siyasetinin içinde olmuş dört farklı genel başkanla bir istişare ve sohbet etme imkanı bulduğumuz bir akşam olacak. Benim için güzel bir akşam olacağına eminim.

İstişare yapacağız. Türkiye gündemini değerlendireceğiz. Sadece çerçeve yasa demek doğru olmaz. Türkiye'de ekonomik problemler had safhada yaşanmaktadır. Ekonomiye ilişkin, şimdi okul dönemi başlıyor, eğitime ilişkin birçok şeyi konuşacağımız, istişare edeceğimiz bir toplantı olacağını bekliyorum.

Baş, toplantının sonunda bir ittifak açıklaması yapılıp yapılmayacağı sorusuna da şöyle yanıt verdi:

Şu anda Türkiye'nin gündemi bence ittifak değil. Seçimlere ne kadar zaman olduğunu bile tam olarak kestiremiyoruz. Erken mi olacak, zamanında mı olacak? Dolayısıyla dediğim gibi son zamanlarda bu toplantıya ilişkin farklı anlamlar yüklense de bir ittifak başlığıyla burada bir toplantıya katılmadık.

 

ANKA

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz ve Kutlu Parti Genel Başkanı Yusuf Halaçoğlu, Ankara'da buluştu
Cumartesi, Ağustos 22, 2026 - 20:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

Type: 
SEO Title: 
Beş siyasi parti liderinin Ankara’daki toplantısı başladı
copyright Independentturkish: 

Öğrenci affı, önceki aflardan yararlananları da kapsayacak

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, öğrenci affına ilişkin düzenlemenin, önceki yıllarda çıkan öğrenci aflarından yararlanmış kişileri de kapsadığını bildirdi.

Özvar, AA muhabirine, 9 Ağustos'ta Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, öğrenci affı ve yükseköğretime yönelik düzenlemeleri içeren kanuna ilişkin açıklamalarda bulundu.

Af yasasının oldukça kapsamlı olduğunu belirten Özvar, yasanın geniş kesimleri öğrencilikten istifade ettirecek nitelikte olduğunu ifade etti.

Öğrenci affından yararlanması beklenen kişi sayısına ilişkin değerlendirme yapan Özvar, şu anda öğrenci olan ancak aftan yararlanma süresinin son günü 9 Aralık'a kadar kaydını sildirip, affa müracaat edebilecek kişiler bulunması sebebiyle, kaç kişinin affa başvurabileceğini tahmin etmenin kolay olmadığını dile getirdi.

Mevcut öğrenciler arasında da aftan istifade edebileceklerin bulunması dolayısıyla sayıyı tespit etmenin zor olduğunu vurgulayan Özvar, "Eğer ikinci grup öğrencileri dışarıda bırakacak olursak, yaklaşık yarım milyon ilişiği kesilmiş öğrencinin başvurabileceğini değerlendirebiliriz. Ama ikinci grubu da katacak olursak rakamın ne olacağını tahmin etmek oldukça güç" dedi.

Özvar, "Daha önceki aflardan yararlananlar da yararlanmayanlar da bu aftan istifade edebilecekler. Dolayısıyla ister başvurmuş ister başvurmamış olsunlar, herhangi bir şekilde başvuru yapıp yapmaması bu aftan yararlanmasına mani değil" bilgisini verdi.

Terör suçu, kasten öldürme, işkence, eziyet, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı ile uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkum olanların, düzenlemeden yararlanamayacağına dikkati çeken Özvar, hukuki olmayan yollar veya sahte evrak nedeniyle ilişiği kesilen kişilerin de aftan faydalanamayacağını belirtti.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Bugüne kadar çıkartılmış en geniş kapsamlı af yasalarından biri"

Prof. Dr. Özvar, aftan yararlanarak üniversiteye dönen öğrencilerin azami öğrenim sürelerinin hesaplanma işlemlerine ilişkin, şu bilgileri paylaştı:

Lisans mezunu olmak isteyen, 4 yıllık bir programda okuyan bir öğrencimiz bölümünü 7 senede bitirmek zorundadır, normal şartlar altında. Biz o 7 yıllık süreyi azami süre olarak adlandırıyoruz. İlişiği kesilmiş bir öğrenci, diyelim ki 4 yıllık lisans bölümüne kayıt yaptırmak istiyor, 3'üncü sınıfa intibak ettirildi. 3'üncü sınıfa kayıt olduğu için 2 senelik süre azami süreden sayılıyor. O zaman geriye kalan 5 sene içerisinde bu öğrenci lisans bölümünü bitirmek zorundadır. Dolayısıyla intibak edildiği sömestr veya yıl hesaba katılmak suretiyle azami süre hesap edilmektedir. 4'üncü sınıfa geçtiğinde 3 yıl bitirdiği kabul ediliyor. Geriye 4 yıl kalmış oluyor, o zaman azami süre önünde 4 yıl olacaktır. Dolayısıyla kayıt olduğu sömestr veya sınıf neyse, programın kaçıncı yılıysa o hesaba katılarak azami süre hesap edilmektedir.

Tıp ve diş hekimliği gibi mesleki veya uygulamalı eğitim içeren programlarda okuyan öğrencilerin istisna teşkil ettiğini belirten Özvar, "Eğer bu öğrenciler intörnlük aşamasına ulaşmışsa, yani kendilerinden beklenen teorik derslerin tamamını başarmış ama tam intörnlüğe geldiğinde azami süre sebebiyle ilişiği kesilmişse, bu öğrencilerde azami süre uygulanmayacaktır. Mezun olana kadar intörnlüğü bitirmesi kendilerinden beklenecektir. Bunun diğer mesleki uygulama ihtiva eden programlar için de geçerli olduğunu ifade edeyim" açıklamasında bulundu.

Özvar, bir programa yerleştirildiği halde kayıt yaptıramamış olanlar veya ön lisanstan doktoraya kadar bir programa kayıtlı olup ilişiği kesilenlerin, hazırlık sınıfında olsalar dahi aftan yararlanabileceğini vurgulayarak, "Bu, bugüne kadar çıkartılmış en geniş kapsamlı af yasalarından bir tanesidir" dedi.

"Yatay geçiş, önce kendi programına kayıt yaptırmak şartıyla mümkün"

Aftan yararlanmak isteyen öğrencinin ilişiğinin kesildiği programın, kapatılmış olması ya da öğrenci almaması durumunda izlenen adımları anlatan Özvar, şunları kaydetti:

Üniversitelerimiz, müracaat eden kişinin programı kapatılmışsa veya herhangi bir sebeple öğrenci almıyorsa, eşdeğer bir programa kayıt yapması için gerekli işlemleri tesis edecekler. Fakat eşdeğer programa kayıt yaparken başarı sıralaması ve taban puanları da fevkalade önemli. Dolayısıyla o programın taban puanlarını dikkate almak suretiyle ona paralel bir eşdeğer programa öğrencimiz veya ilgili gencimizin kaydının yapılması gerekecektir. Eğer bu da olmazsa, diyelim ki bir eşdeğer program bulunamadı, bu durumda üniversite YÖK ile temas edip bu konuda istişare yapmak suretiyle, gençlerimizin hiçbir şekilde mağdur edilmeden, herhangi bir programda eğitim öğretimine devam etmesinin imkanı hayata geçirilecektir.

YÖK Başkanı Özvar, önce ilişiğin kesildiği programa kayıt yapılması durumunda yatay geçişin de öğrenci affı kapsamında olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:

Hatta kendi fakültenizin içinde değil, kayıtlı olduğunuz üniversitenin dışında başka bir üniversitenin eşdeğer programına da yatay geçiş başvurusu yapabileceksiniz. Ama önce nereden öğrenciliğiniz kesilmişse orada öğrenci kaydınız yapılacak, o yoksa eşdeğer bir programa yapılacak. Diyelim ki iktisat veya uluslararası ilişkiler bölümündeydiniz. O puan türünde, ona eşdeğer üniversiteler programları zaten ilan edecekler. İktisat, işletme, çalışma ekonomisi veya diğer bir programa 'kayıt yaptırabilirsiniz' denecek ve intibakınız sağlanacaktır. Hangi sınıfa denk geliyorsanız, oradan itibaren eğitim öğretime kaldığınız yerden devam edebileceksiniz. Dolayısıyla yatay geçiş de önce kendi programına kayıt yaptırmak şartıyla mümkün olabilecektir.

"Af gençlere yeni kariyer imkanı sunan bir düzenlemedir"

Af yasasının uygulanmasında, YÖK'ün belirlediği usul ve esaslarla uyuşmayan durumların görülmesi halinde, üniversitelerin YÖK'e başvurması gerektiğini ifade eden Özvar, öğrencinin mağduriyetine yol açmadan uygun çözümler üretileceğini vurguladı.

Özvar, 9 Aralık'a kadar aftan istifade edilebileceğini hatırlatarak, "Bugünden itibaren bütün üniversitelerimiz afla alakalı çalışmalarına başlamış vaziyetteler. Önümüzde birkaç ay var. Gençlerimizden bu fırsatı en iyi şekilde kullanmalarını bekliyoruz" ifadesini kullandı.

Şu anda öğrenci olup azami süreden istifade etmek amacıyla öğrenciliği bırakarak, aftan yararlanmak isteyenlerin de hesaplarını iyi yapmaları, kendi programlarıyla alakalı çalışmaları gözden geçirmeleri tavsiyesinde bulunan Özvar, şu değerlendirmelerde bulundu:

Af yasasının getirdiği şey aslında yükseköğretime erişimin artmasına vesile oldu. Öğrencilikte başarılı olamayan veya öğrenciliğe devam edemeyen, öğrenciliği son bulmuş gençler için fırsat ortaya çıkartılmış oldu. Türk yükseköğretim sisteminin kapasitesinin ve erişilebilirliğinin geldiği noktayı göstermesi açısından da çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Tabii ister istemez üniversitelerimizin öğrenci sayılarında artış olacaktır, ama biz gençlerimizi kazanmak istiyoruz. Bütün üniversitelerimiz de gençlerimizin daha iyi bir gelecek için bu fırsattan istifade etmelerine her türlü desteği verecektir.

Bu af yasasıyla bizim umut ettiğimiz şeylerden biri, gençlerimiz için yeni bir kariyer fırsatının doğmuş olmasıdır. Üniversitelerimizin ilgili programları ve bölümlerine yeniden kayıt yaptırmak suretiyle, sahip oldukları mesleklerin yanında kendilerine yeni bir meslek veya yeni bir kariyer çizgisi inşa edebileceklerdir. Af, Türkiye'de gençlere yeni kariyer imkanı sunan bir düzenlemedir.

 

AA 

YÖK Başkanı Özvar "Bütün üniversitelerimiz afla alakalı çalışmalarına başlamış vaziyetteler. Önümüzde birkaç ay var. Gençlerimizden bu fırsatı en iyi şekilde kullanmalarını bekliyoruz" dedi
Cumartesi, Ağustos 15, 2026 - 11:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Türk Silahlı Kuvvetlerinde 205 general ve amiral görev yerlerine atandı
Şam Büyükelçisi Yılmaz: Temenni ediyoruz ki bu yıl bitmeden Sayın Cumhurbaşkanımızı Şam'da göreceğiz
Türkiye'ye iade edilen organize suç örgütü elebaşı Serkan Kurtuluş İstanbul'a getirildi
Type: 
SEO Title: 
Öğrenci affı, önceki aflardan yararlananları da kapsayacak
copyright Independentturkish: 

Türk Silahlı Kuvvetlerinde 205 general ve amiral görev yerlerine atandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan atama kararlarıyla Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarından 205 general ve amiralin görev yerleri belirlendi.

Kararla Kara Kuvvetleri Komutanlığından 123 general, Deniz Kuvvetleri Komutanlığından 38 amiral, Hava Kuvvetleri Komutanlığından 44 generalin ataması yapıldı.

Resmi Gazete'de yayımlanan Kara Kuvvetleri Komutanlığı General Atama Listesi'ne göre, 2'nci Ordu Komutanı Korgeneral Zorlu Topaloğlu Ege Ordu Komutanlığına, Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanı Korgeneral Gültekin Yaralı 2'nci Ordu Komutanlığına, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Sebahattin Kılınç Genelkurmay Başkanlığı emrine, 9'uncu Ordu Komutanı Korgeneral Tuncay Altuğ Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığına, MSÜ Rektör Yardımcısı Korgeneral Burhan Aktaş 3'üncü Ordu Komutanlığına, 7'nci Kolordu Komutanı Korgeneral Ertan İnaltekin Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığına atandı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Listeye göre, Güvenlik Kuvvet Komutanı Tümgeneral İlker Görgülü 28'inci Mekanize Piyade Tümen Komutanlığına, Genelkurmay Cari Harekat Daire Başkanı Tümgeneral Şükrü Bilir Güvenlik Kuvvet Komutanlığına, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanı Tümgeneral Bülent Tanrıverdi MSB Personel Genel Müdür Yardımcılığına, Genelkurmay Başkanlığı emrindeki Tümgeneral Mehmet Açık Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanlığına, Napoli Müşterek Kuvvet Komutanlığı İstihkam Daire Başkanı Tuğgeneral Erdal Sertuğ Telli TSK İnsani Yardım Tugay Komutanlığına, 10'uncu Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Tahir Kılıç Kara Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanlığına, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanı Tuğgeneral Fuat Dönmez Ankara Merkez Komutanlığına getirildi. EDOK Eğitim Tümen Komutanı Tümgeneral Emre Tayanç 4'üncü Kolordu Komutanlığına, 15 Temmuz gazisi Tümgeneral Davut Ala 5'inci Kolordu Komutanlığına getirildi.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Amiral Atama Listesi'ne göre, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Koramiral Mustafa Kaya Donanma Komutan Yardımcılığına, Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Rafet Oktar Amfibi Kolordu Komutanlığına, Deniz Harp Okulu Komutanı Ramazan Özdoğul Kuzey Deniz Saha Komutanlığına, MSÜ Rektör Yardımcısı Koramiral Erhan Aydın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığına, Harp Filo Komutanı Tümamiral Mehmet Baybars Küçükatay Güney Deniz Saha Komutanlığına, Harekat Başkanı Tümamiral Mehmet Emre Sezenler MSÜ Rektör Yardımcılığına, Donanma Kurmay Başkanı Tümamiral Kenan Kaan Türkkan Harp Filo Komutanlığına atandı.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı General Atama Listesi'ne göre de Orgeneral Erdoğan Gür Muharip Hava Kuvvetleri Komutanlığına, Korgeneral Yaşar Kadıoğlu Kurmay Başkanlığına, Korgeneral Ergin Dinç Hava Eğitim Komutanlığına, Tümgeneral Serkan Gökhan Can İstihbarat Başkanlığına, Tümgeneral Cihangir Kemal Yüzçelik Hava Harp Okulu Komutanlığına, Tuğgeneral Esat Çetin 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığına, Tuğgeneral Erol Gökmen 1'inci Ana Jet Üs Komutanlığına, Türkiye'nin ilk insanlı uzay misyonunu gerçekleştiren Tuğgeneral Alper Gezeravcı 5'inci Ana Jet Üs Komutanlığına getirildi.

Kara ve Hava Kuvvetlerinin ilk kadın generallerine yeni görev

Öte yandan Hava Kuvvetlerinin ilk kadın generali Tuğgeneral Özlem Karapınar Hava Eğitim Komutanlığı Kurmay Başkanlığına getirilirken, Kara Kuvvetlerinin ilk kadın generali Kara Havacılık 2'nci Hava Aracı Kaza/Olay İnceleme Kurul Başkanı Tuğgeneral Armağan Özel ise Kara Havacılık Daire Başkanlığına atandı.

 

AA

Hava Kuvvetlerinin ilk kadın generali Tuğgeneral Özlem Karapınar Hava Eğitim Komutanlığı Kurmay Başkanlığına getirilirken, Kara Kuvvetlerinin ilk kadın generali Tuğgeneral Armağan Özel Kara Havacılık Daire Başkanlığına atandı
Cumartesi, Ağustos 15, 2026 - 10:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Şam Büyükelçisi Yılmaz: Temenni ediyoruz ki bu yıl bitmeden Sayın Cumhurbaşkanımızı Şam'da göreceğiz
Türkiye'ye iade edilen organize suç örgütü elebaşı Serkan Kurtuluş İstanbul'a getirildi
Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığına ilişkin atamalar Resmi Gazete'de
Type: 
SEO Title: 
Türk Silahlı Kuvvetlerinde 205 general ve amiral görev yerlerine atandı
copyright Independentturkish: 

Şam Büyükelçisi Yılmaz: Temenni ediyoruz ki bu yıl bitmeden Sayın Cumhurbaşkanımızı Şam'da göreceğiz

Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz, Suriye'de yeni yönetimin göreve gelmesiyle birlikte sınır hattındaki temel güvenlik tehditlerinin ortadan kalktığını belirtti.

Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz Ankara-Şam hattında yürütülen diplomasi trafiği ve bölgesel gelişmeleri Katar merkezli Al Jazeera "Suriye Now" kanalına değerlendirdi.

Yılmaz, Türkiye’nin dünyadaki en büyük diplomatik temsilciliğinin Şam’da bulunduğunu belirterek, iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihi köklerine, askeri ve ekonomik işbirliklerine ve terörle mücadeledeki kararlılığa dikkati çekti.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

“Kültürümüzün izleri burada yaşamaya devam ediyor”

Türkiye ile Suriye arasındaki derin tarihi ve kültürel bağlara işaret eden Yılmaz, Türk milletinin hafızasında Şam’ın özel bir yere sahip olduğunu vurgulayarak, şunları ifade etti:

Tarih boyunca 'Şam-ı Şerif' olarak anılan bu kadim kent, Osmanlı'dan Selçuklulara kadar köklü bir miras barındırıyor. Emevi Camii'ndeki ezan usulünden ortak geleneklerimize kadar kültürümüzün en özgün izleri burada yaşamaya devam ediyor.

İki ülke arasındaki güvenlik parametrelerini ve askeri temasları değerlendiren Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Suriye'nin güvenliği Türkiye'nin güvenliğidir" ilkesini hatırlattı.

Suriye'deki yeni yönetimin göreve gelmesiyle birlikte sınır hattındaki temel güvenlik tehditlerinin ortadan kalktığına dikkati çeken Yılmaz, şöyle devam etti:

8 Aralık 2024 sonrasında sınır hattımızda insan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti, kontrolsüz göç ve terör gibi dört stratejik güvenlik sorunu aniden ortadan kalktı.

Türk Deniz Kuvvetlerine ait gemilerin Lazkiye Limanı'na gerçekleştirdiği ziyaret de önümüzdeki dönemde askeri ve denizcilik alanında yapacağımız işbirliklerinin en somut göstergesidir. Suriye ordusunun eğitim, teçhizat ve lojistik ihtiyaçlarında yanlarında olmaya hazırız.

Bölgedeki terör unsurlarına karşı tavırlarının net olduğunu kaydeden Büyükelçi Yılmaz, SDG ve PKK/YPG’nin bölgeden tamamen temizlenmesi gerektiğini vurguladı.

Suriye yönetimi ile YPG arasındaki süreci yakından izlediklerini aktaran Yılmaz, "Rüyayı sadece Türkiye’de değil tüm coğrafyamızda terörün bittiği bir ortam olarak şekillendiriyoruz. SDG ve PKK unsurlarının Türkiye, Suriye ve Irak genelinde tamamen tasfiye edilmesi, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliği için şarttır. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın da belirttiği gibi entegrasyon süreci yavaş ilerlese de terörün son bulması noktasındaki adımları destekliyoruz" ifadelerini kullandı.

Hedef, 10 milyar dolarlık ticaret hacmi ve açılan sınır kapıları

Ekonomik ilişkilere dair ise Yılmaz, iki ülke arasındaki ticaret hacminin kısa sürede yüzde 40 artışla 3,75 milyar dolara ulaştığını, orta vadeli hedefin ise 10 milyar dolar olduğunu kaydetti.

Serbest Ticaret Anlaşması ve ortak sanayi bölgeleri için görüşmelerin sürdüğünü ifade eden Yılmaz, sınır kapılarına ilişkin şu detayları paylaştı:

900 kilometreyi aşan sınır hattımızdaki tüm kapıları açmayı hedefliyoruz. Ticaret Bakanlığımız ile Suriye gümrük makamlarının vardığı mutabakat çerçevesinde, Nusaybin-Kamışlı hattı başta olmak üzere sınır kapılarının 3 ay içerisinde kademeli olarak faal hale gelmesini öngörüyoruz. Ayrıca İdlib’de kurulacak Serbest Bölge ve Kara Limanı projesiyle nakliye ve gümrük süreçleri hızlanacaktır.

Suriye'de eğitime verilen desteğin önemine vurgu yapan Yılmaz, Milli Eğitim Bakanlığı ile Suriye makamları arasında varılan anlaşma kapsamında gelecek dönemde Şam ve çevresinde Uluslararası Türk Okulu açılacağını belirtti.

Geçici koruma altındaki Suriyelilerin durumuna ilişkin Yılmaz, çalışma izni muafiyetinin uzun süredir yürürlükte olduğunu, ilerleyen süreçte ise ülkesine dönen Suriyelilerin Türkiye ziyaretlerini kolaylaştırmak adına Dışişleri ve İçişleri Bakanlıklarınca yeni vize düzenlemeleri üzerinde çalışıldığını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Şam ziyareti gündemde

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriye'ye yapacağı olası ziyarete ilişkin bir soru üzerine ise Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

Sayın Cumhurbaşkanımız Şam’a ve Emevi Camii’ne büyük bir sevgi duymaktadır. Daha önce planlanan temaslar bölgedeki gelişmeler nedeniyle ertelenmişti.

Temenni ediyoruz ki bu yıl bitmeden Sayın Cumhurbaşkanımızı Şam'da göreceğiz. Sayın Erdoğan ile Sayın Şara’nın Emevi Camii'nde yürüyeceği o tarihi kare, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın gücünü dünyaya ilan edecektir.

“Sayın Erdoğan ile Sayın Şara’nın Emevi Camii’nde yürüyeceği o tarihi kare, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın gücünü dünyaya ilan edecektir"
Cumartesi, Ağustos 15, 2026 - 10:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Türkiye'ye iade edilen organize suç örgütü elebaşı Serkan Kurtuluş İstanbul'a getirildi
Endonezya'da 7,7 büyüklüğünde deprem meydana geld
Type: 
SEO Title: 
Şam Büyükelçisi Yılmaz: Temenni ediyoruz ki bu yıl bitmeden Sayın Cumhurbaşkanımızı Şam'da göreceğiz
copyright Independentturkish: 

Türkiye'ye iade edilen organize suç örgütü elebaşı Serkan Kurtuluş İstanbul'a getirildi

Kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranırken Arjantin'de yakalanan organize suç örgütü elebaşı Serkan Kurtuluş, Türkiye'ye iade sürecinin tamamlanmasının ardından İstanbul'a getirildi.

Türkiye'de işlediği "tasarlayarak öldürme", "kasten öldürme", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "tehdit" ve "silahla yağma"nın da aralarında bulunduğu çok sayıda suçtan kırmızı bültenle aranırken 2020'de Arjantin'de yakalanan Kurtuluş'un iade süreci sonuçlandı.

Interpol Europol Daire Başkanlığının koordinasyonunda yürütülen süreç sonunda Arjantin makamlarından teslim alınan Kurtuluş, görevli Türk ekibinin refakatinde THY'nin Arjantin'in başkenti Buenos Aires'ten kalkan ve Brezilya'nın Sao Paulo kentine uğrayan TK16 sefer sayılı uçağıyla Türkiye'ye getirildi.bul Havalimanı'nda görevli emniyet personeline teslim edilen Kurtuluş, İstanbul Havalimanı Emniyet Şube Müdürlüğüne götürüldü.

Kurtuluş, buradaki işlemlerinin tamamlanmasının ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğüne götürülecek.

Öte yandan, Arjantin makamlarından Türk ekibi tarafından teslim alınan suç örgütü elebaşısının, uçak Brezilya'da beklediği sırada İspanyolca, uçakta bomba olduğuna ilişkin bağırdığı öğrenildi. Kurtuluş'un uçağın boşaltılmasını sağlama çabaları sonuçsuz kalarak gerekli güvenlik tedbirleri alınmasıyla iade sürecine devam edildi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Arjantin'e sığınma talebinde bulundu

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin de takip ettiği Kurtuluş hakkındaki uluslararası süreç, Interpol Europol Daire Başkanlığının yaptığı çalışmalar sonucunda 31 Ekim 2017'de kırmızı bülten yayımlanmasıyla başladı.

Çalışmalar sonucunda Interpol kanalı üzerinden uluslararası seviyede aranan Kurtuluş'un, 11 Haziran 2020'de Arjantin'de yakalandığı bilgisine ulaşıldı.

Türkiye'ye iadesini engellemek amacıyla Arjantin'e sığınma talebinde bulunan Kurtuluş'un, talebinin reddedilmesinin ardından hukuki süreçler nedeniyle iadesi uzun süre gerçekleştirilemedi.

Cezaevinde bulunduğu dönemde açlık grevi de yapan Kurtuluş'un Arjantin makamlarınca Türkiye'ye iadesinin onaylanmasının ardından Interpol Europol Daire Başkanlığı harekete geçti. Kurtuluş'un Türkiye'ye getirilmesi için uluslararası koordinasyon başlatıldı.

Ne olmuştu?

İçişleri Bakanlığının açıklamasında, Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol Europol Daire Başkanlığı, KOM ve İstihbarat Başkanlıkları, Dışişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı koordinesinde yürütülen çalışmalar sonucu kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan organize suç örgütü elebaşı Kurtuluş'un Arjantin'de yakalandığı ve Türkiye'ye iade edildiği belirtilmişti.

Açıklamada, Kurtuluş'un "tasarlayarak öldürme", "kasten öldürme", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla birden fazla kişi tarafından silahla yağma", "silahla birden fazla kişiyle var olan suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanmak suretiyle zincirleme şekilde tehdit" suçlarından arandığı ifade edilmişti.

AA

Türkiye'ye iadesini engellemek amacıyla Arjantin'de sığınma talebinde bulunan ve cezaevinde açlık grevi yapan Kurtuluş'un, Brezilya'daki transit geçiş sırasında uçakta bomba var diye bağırdığı ve uçağın boşaltılmasını sağlamaya çalıştığı öğrenildi
Cumartesi, Ağustos 15, 2026 - 08:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığına ilişkin atamalar Resmi Gazete'de
AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümünde 3 milletvekili ve 7 belediye başkanı partiye katıldı
Type: 
SEO Title: 
Türkiye'ye iade edilen organize suç örgütü elebaşı Serkan Kurtuluş İstanbul'a getirildi
copyright Independentturkish: 

Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığına ilişkin atamalar Resmi Gazete'de

Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına ilişkin atamalar Resmi Gazete'de yayımlandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan atama kararına göre, Jandarma Genel Komutanlığına mensup 7 general ve 18 albay 30 Ağustos'tan itibaren geçerli olmak üzere bir üst rütbeye terfi ettirildi.

Tümgeneraller Ünsal Bulut ve Murat Bulut korgeneralliğe, Tuğgeneraller Hüseyin Bekmez, Hamdi Gülpınar, Ömer Ersever, Ferruh Taraktaş ve Mustafa Bakçepınar tümgeneralliğe terfi etti.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Albaylar Celal Kürşad Konukçu, Şenol Şenoğlu, İsa Karahasanoğlu, Cezmi Yalınkılıç, Sadık Gülecen, Mesut Karabulut, Sadi Akman, Engin Özkul, Mustafa Tetik, Hakan Uğurlu, Özer Küçükuysal, Volkan Güner Güngör, İsmail Terzi, Halil Coşkun, Uğur Arslan, Tansu Utku, Muhammed Sever ve Mustafa Şaşmaz tuğgeneralliğe terfi ettirildi.

Kararla, 78 general ve albayın görev yerleri değiştirildi. Bu kapsamda, İstanbul İl Jandarma Komutanı Korgeneral Yusuf Kenan Topcu Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığına, Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Ünsal Bulut Jandarma Genel Komutanlığı Yardımcılığına, Asayiş Başkanı Korgeneral Murat Bulut Jandarma Genel Komutanlığı Yardımcılığına, İzmir İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Metin Düz Asayiş Başkanlığına, Ankara İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Cengiz Yıldız Erzurum İl Jandarma Komutanlığına, Bursa İl Jandarma Komutanı Tümgeneral İdris Tataroğlu İstanbul İl Jandarma Komutanlığına, Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Tarık Hekimoğlu ise Ankara İl Jandarma Komutanlığına getirildi.

Jandarma Genel Komutan Yardımcıları Orgeneral Hüseyin Kurtoğlu ve Korgeneral Münir Güzel, Jandarma Lojistik Komutanı Tümgeneral Ersel Özer, Personel Başkanı Tümgeneral Mustafa Erdem ve 12 ilin komutanı Jandarma Genel Komutanlığı emrine alındı.

Kararla, Sahil Güvenlik Komutanlığına mensup Tümamiral Cengiz Fitoz Koramiralliğe, Albay Önder Göksel Tuğamiralliğe terfi ettirildi.

Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Ahmet Bahadır Sahil Güvenlik Eğitim ve Öğretim Komutanlığına, Sahil Güvenlik Eğitim ve Öğretim Komutanı Tuğamiral Gürkan Erken Sahil Güvenlik Komutanlığı Denetleme, Teftiş ve Tetkik Başkanlığına, Sahil Güvenlik Akdeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Gökhan Gücüyen Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanlığına, Sahil Güvenlik Komutanlığı Harekat Başkanı Tuğamiral Alpaslan Baysal Sahil Güvenlik Akdeniz Bölge Komutanlığına, Sahil Güvenlik Komutanlığı İstihbarat Başkanı Tuğamiral Önder Göksel Sahil Güvenlik Komutanlığı Harekat Başkanlığına getirildi.

Öte yandan, kararla Kara Kuvvetleri Komutanlığında 123 general, Deniz Kuvvetleri Komutanlığında 38 amiral ve Hava Kuvvetleri Komutanlığında 44 generalin görev yerlerinde değişikliğe gidildi.

 

AA

7 general ve 18 albay bir üst rütbeye terfi ettirildi
Cumartesi, Ağustos 15, 2026 - 08:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümünde 3 milletvekili ve 7 belediye başkanı partiye katıldı
Endonezya'da 7,7 büyüklüğünde deprem meydana geld
Yeni Yol Partisi yeniden TBMM'de grup kurma yeterliliğine ulaştı
Type: 
SEO Title: 
Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığına ilişkin atamalar Resmi Gazete'de
copyright Independentturkish: 

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Komisyon çalışmaları Terörsüz Türkiye yolunda kapının aralanmasıydı, bugün bu kapı açılmıştır

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un TBMM Genel Kurulunda yasalaşmasının ardından Meclis'te gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Bugün hep beraber TBMM çatısı altında tarihi bir güne şahitlik edildiğini vurgulayan Kurtulmuş, "Uzun saatler süren bir oturumun sonunda TBMM'de 467 milletvekili arkadaşımızın oylarıyla teklif kabul edilmiş oldu. Hayırlı uğurlu olsun. Geçen sene 5 Ağustos'ta başladığımız komisyon çalışmaları aslında Terörsüz Türkiye yolunda kapının aralanmasıydı, bugün burada alınan sonuçla birlikte de bu kapı açılmıştır. Türkiye'nin önünde sadece bir yasanın kabulü değil bununla birlikte tam manasıyla terör örgütünün silahlarını bırakması, kendisini feshetmesiyle birlikte ülkenin hemen her yerinde huzurun, barışın, kardeşliğin ve dayanışmanın hakim olacağı yeni bir dönemi hep birlikte inşa edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Sürecin bu noktaya kadar gelmesinde emeği olanlara millet adına teşekkür eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Öncelikle Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasi iradesi bu sürece başlangıcından itibaren çok büyük bir güç vermiş ve sürecin önünün açılmasına büyük destek olmuştur. Yine aynı şekilde Milliyetçi Hareket Partisi'nin Sayın Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bugün de 11.00'den itibaren oturumun bitişine kadar Meclis'te dikkatle süreci takip etmesi ve her zor kavşakta fevkalade büyük bir vukufiyetle, yol açıcı önerileriyle birlikte bu noktaya kadar gelinmiştir. Komisyon çalışmaları sırasında titizlikle komisyona destek veren 50 milletvekili arkadaşımıza, bütün siyasi partilere o günkü adıyla Cumhuriyet Halk Partisi'ne, DEM Parti'ye, Yeni Yol Grubu'na ve diğer bütün grubu olmayan partilerden de katılan bütün arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Başından itibaren AK Parti Grubu da Meclis'in birinci partisi olarak her aşamada sürece fevkalade büyük bir öncülük yapmıştır. Arkadaşlarımızın hepsinin emeği var olsun.”

“Terörsüz Türkiye hedefi aynı zamanda bir Türkiye modelinin inşasıdır”

Türkiye için bu tarihi dönüm noktasında çok yoğun bir emek verildiğinin bugün de bir kere daha ortaya çıktığını belirten Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çok titiz bir çalışma sonucu bu noktaya gelindi. Sadece bir yasa teklifi hazırlanmadı. Aynı zamanda kelime kelime, cümle cümle her bir detayın üzerinde durularak bu noktaya kadar gelindi. Zaman zaman siyaseten çok zor virajlardan geçtik. Buralarda da bazen arka kapı diplomasisiyle herkesin belli bir rotada istikamet üzerinde buluşması temin edildi. Fevkalade önemli bir meseledir. Ayrıca bu sürecin bu noktaya gelmesinin şöyle de büyük bir önemi var: başından beri bir şey iddia ediyoruz, Türkiye'de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarıyla başlayan bu Terörsüz Türkiye hedefi aynı zamanda bir Türkiye modelinin inşasıdır. Bir üçüncü göze ihtiyaç duymadan, dünyadaki diğer bütün uygulamalarından farklı olarak tamamıyla yerli, milli, Türkiye'nin kendi siyasi kararlılığı içerisinde, TBMM'nin gücü içerisinde ortaya kurulmuş olan bir çalışmadır, çabadır.”

“Bu sürecin siyasi partiler eliyle millet tarafından da sahiplenildiğini gösteriyor”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, zaman zaman bazı eleştirilere şahit olduklarını vurgulayarak şöyle konuştu:

“Özellikle yeni 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içerisinde parlamentonun hiçbir gücünün kalmadığı', 'parlamentonun hiçbir etkisinin kalmadığı' gibi maksadını aşan yorumlarla karşılaşıyoruz. Bugün burada yapılan müzakere ve onun sonucu ortaya konulan bu siyasi kararlılık parlamentonun fevkalade büyük bir gücü olduğunu ve bu siyasi gücün de Türkiye'nin en önemli kazanımlarından birisi olduğunu ortaya koyuyor. Ben bütün emeği geçen arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Bu sürece katkı sunan bütün siyasi partilerimizi, siyasi partilerin yöneticilerini, genel başkanlarını tebrik ediyorum. Bu başarı sadece bir partinin başarısı değil, bu başarı bütün Türkiye'nin başarısıdır. Şimdi dikkatle, titizlikle bundan sonraki süreci hep beraber takip edeceğiz ve milletçe bu sürece sahiplendiğimizi çok daha net bir şekilde ortaya koyacağız. Hayırlı uğurlu olsun.”

Medyanın da bu süreçte başından itibaren çok olumlu bir katkısı olduğunu bildiğini dile getiren Kurtulmuş, "Zaman zaman maksadını aşan yorumların dışında medyanın kahir ekseri, çok büyük bir çoğunluğu bu sürece akılla, izanla, insafla ve Türkiye için yapıcı görüşleri dile getirerek yaklaşmıştır. Buradan sizlerin şahsında da bütün medya kuruluşlarımıza sürece verdikleri destek dolayısıyla teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Düzenlemeye 467 "kabul" oyu verilmesine yönelik bir soru üzerine Kurtulmuş, "Bu, çok nadir görülen bir şey. Anayasa oylamalarında bile bu kadar yüksek bir konsensüs ortaya çıkmaz. Fevkalade büyük bir mesele. Bu, sürecin siyasi partiler eliyle millet tarafından da sahiplenildiğini gösteriyor. Eğer bu siyasi partilerin bağlıları, bu siyasi partilere destek olan insanlar destek vermemiş olsalardı milletvekilleri ve onların bağlı olduğu siyasi partiler gelip bu kadar büyük bir desteği ortaya koyamazlardı. Tarihi bir başarıdır. Onun için çok önemsiyoruz. Bu aynı zamanda şunu da gösteriyor: Türkiye eğer iyi çalışılır, üzerinde titizlikle müzakere edilirse en zor meselesini bile ittifakla aşabilecek bir siyasi kudrete sahiptir." ifadesini kullandı.

Kurtulmuş, düzenleme kapsamında Meclis'te kurulması öngörülen komisyona ilişkin bir soruyu yanıtlarken, "Bundan sonraki süreç tıkır tıkır işleyecek inşallah. Şimdi bırakın da bu akşam Meclisin bu büyük başarısını hep beraber milletçe sahiplenelim." dedi.

Kurtulmuş, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin, geniş bir mutabakatla TBMM Genel Kurulu'nda 467 oyla kabul edilerek yasalaştığını belirtti.

Bu adımın, milletin asırlara uzanan birlik ve kardeşlik ruhundan güç alan, "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda atılmış tarihi bir adım olduğunu belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Türkiye'de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmalarıyla başlayan 'Terörsüz Türkiye' hedefi, aynı zamanda bir Türkiye modelinin inşasıdır. Bir üçüncü göze ihtiyaç duymadan, dünyadaki diğer bütün uygulamalardan farklı olarak, tamamen yerli ve milli, Türkiye'nin kendi siyasi kararlılığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin gücüyle ortaya konulan bir çabadır. İnanıyoruz ki Gazi Meclisimizde ortaya konulan bu yüksek irade, gelecek yüzyılların Türkiye'sini inşa edecek tarihi bir başlangıcın temelini oluşturacaktır. Türkiye, Allah'ın izniyle terörün her türlü izini geride bırakarak tarihe gömecek, birlik, kardeşlik ve dayanışma içinde daha güçlü yarınlara yürüyecektir.

'Terörsüz Türkiye' hedefine ulaşılması için ortaya koyduğu irade ve üstün liderliği dolayısıyla başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve yol açıcı önerileriyle sürece büyük katkı sağlayan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere, siyasi parti genel başkanlarımıza, Genel Kurulumuzda sağduyu, sorumluluk ve milli hassasiyetle hareket eden tüm siyasi parti gruplarımıza, değerli milletvekillerimize ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olsun."

AA

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'a ilişkin, "Bu başarı sadece bir partinin başarısı değil, bu başarı bütün Türkiye'nin başarısıdır." dedi
Salı, Ağustos 11, 2026 - 01:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
DEM Parti'den "Çerçeve Yasa" için ilk değerlendirme: MGK raporunu bir an önce hazırlamalı süreç gecikmemeli
Babacan’dan “çerçeve yasa” mesajı: Daha önümüzde uzun bir yol var
Terörsüz Türkiye yasası, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı
Type: 
SEO Title: 
TBMM Başkanı Kurtulmuş: Komisyon çalışmaları Terörsüz Türkiye yolunda kapının aralanmasıydı, bugün bu kapı açılmıştır
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Ümit Özdağ’dan “çerçeve yasa” tepkisi: Türk milletinin iradesiyle TBMM’deki milletvekillerinin iradesi ayrıştı

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”un TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşmasına tepki gösterdi. Özdağ, “PKK’ya Af yasası TBMM’de Sevr Anlaşmasının 106. uğursuz yıldönümünde kabul edildi. Türk Milleti ile TBMM’deki milletvekillerinin iradeleri ayrıştı" dedi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”un TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmesinin ardından sosyal medya hesabından açıklama yaptı.

Özdağ, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“PKK’ya Af yasası TBMM’de Sevr Anlaşmasının 106. uğursuz yıldönümünde kabul edildi. Türk Milleti ile TBMM’deki milletvekillerinin iradeleri ayrıştı.

Bundan sonra Anayasa ve yasaların değişmesi süreci başlayacak. Türkiye Öcalan’ın ‘kurucularından birisi olduğu demokratik cumhuriyet projesine’ sürüklenmek istenecek.

Kimse ümitsizliğe kapılmasın. 10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr’i 30 Ağustos 1922’de tarihin çöplüğüne atmıştık. Biz mücadeleyi ve zaferi ebedi başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk’ten öğrendik. Zafer eninde sonunda Türk Milletinin olacak.”

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Salı, Ağustos 11, 2026 - 00:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

DEM Parti'den "Çerçeve Yasa" için ilk değerlendirme: MGK raporunu bir an önce hazırlamalı süreç gecikmemeli

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen ve kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin, yasanın uygulanmasının kabul edilmesi kadar önemli olduğunu belirtti. Hatimoğulları, kurulun bir an önce oluşturulması ve Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) raporunu hazırlayarak Resmi Gazete’de yayımlamasının “hayati” olduğunu söyledi.

DEM Parti İmralı Heyeti üyesi ve TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, DEM Parti Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç, Genel Kurul’da kabul edilen düzenlemeye ilişkin değerlendirmelerini ANKA Haber Ajansı’na yaptı.

Hatimoğulları, yasanın Türkiye’ye ve Türkiye’de barışın tesis edilmesine katkı sunmasını dileyerek, Genel Kurul görüşmelerinde farklı kesimlerin kaygılarını dile getirdiğini belirtti.

Hatimoğulları, “Bizler de bu yasanın bir çerçeve oluşturmasını ve önümüzdeki dönemde barışın bu topraklarda tesis edilmesi için bir ilk adım olarak değerlendiriyoruz. Bu sebeple de bu yasayı önemli bir biçimde destekledik” dedi.

“Somut adımlar çok önemli”

Yasanın kabul edilmesinin ardından atılacak somut adımların önemine dikkat çeken Hatimoğulları, kurulun bir an önce oluşturulması gerektiğini söyledi.

Hatimoğulları, “Yasanın hayata geçmesi için bir an önce kurulun oluşması, MGK'nın raporunu hazırlayıp Resmi Gazete'de yayınlaması ve böylece yürürlüğe girmesi yasanın çıkması kadar önemli ve hayatidir” diye konuştu.

Türkiye’nin demokratikleşmesine yönelik yeni adımların atılması gerektiğini belirten Hatimoğulları, parlamentonun açılmasının ardından yeni yasalar konusunda daha güçlü adımlar beklediklerini ifade etti.

“MGK kararının gecikmemesini ümit ediyoruz”

Hatimoğulları, MGK kararının aylar sonrasına veya yeni yıla bırakılması ihtimaline ilişkin, böyle bir gecikme yaşanmamasını umduklarını söyledi.

Çerçeve Yasa’nın yalnızca bir başlangıç olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, yasanın uygulanmasının da en az kabul edilmesi kadar önemli olduğunu belirtti.

Hatimoğulları, “Bir an önce MGK'nın raporunu hazırlayarak bir an önce bunu Resmi Gazete'de yayınlaması, cezaevleri, sürgündekiler, silah bırakıp geleceklerin demokratik siyasete katılımının önünün hızla açılması çok önemli” dedi.

Sürecin uzamasının olumsuz sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulunan Hatimoğulları, “Bu yasanın çıkması son derece hayati ve önemlidir ama uygulanması bir o kadar da hayati ve önemlidir. O yüzden gecikmemeli” ifadelerini kullandı.

Buldan: “İşimiz uzun, yolumuz uzun”

DEM Parti İmralı Heyeti üyesi ve TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, yasanın kabul edilmesinin ardından kısa bir değerlendirmede bulundu.

Buldan, “Hayırlısı olsun, öyle diyelim. İşimiz uzun, yolumuz uzun” dedi.

Oluç: “468 evet büyük bir mutabakatı gösteriyor”

DEM Parti Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç ise oylama sonucuna dikkat çekerek, 468 “evet” oyunun önemli bir mutabakatı gösterdiğini söyledi.

Oluç, “Çok önemli bir sonuç alındı. 468 evet büyük bir mutabakatı gösteriyor. Parlamento açısından da inşallah bunun toplumdaki yansıması da böyle olur. Çok sevinçliyiz” diye konuştu.

ANKA

Hatimoğulları, Çerçeve Yasa’nın uygulanması için MGK raporunun bir an önce Resmi Gazete’de yayımlanması gerektiğini belirterek, “Yasanın çıkması kadar uygulanması da hayati” dedi
Salı, Ağustos 11, 2026 - 00:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

jw id: 
HXxxpaWu
Type: 
SEO Title: 
DEM Parti'den "Çerçeve Yasa" için ilk değerlendirme: MGK raporunu bir an önce hazırlamalı süreç gecikmemeli
copyright Independentturkish: 

Babacan’dan “çerçeve yasa” mesajı: Daha önümüzde uzun bir yol var

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin, düzenlemenin sürecin yalnızca ilk aşaması olduğunu belirterek, “Daha bundan sonraki aşamalar var. Bunlar bittikten sonra dönüp hak ve özgürlüklerle ilgili konulara girmek gerekecek. Dolayısıyla daha önümüzde uzun bir yol var. Bu uzun yolun belki bir kilometre taşı diyebiliriz bu yasa teklifi için” dedi.

TBMM Genel Kurulu’nda teklifin görüşmeleri sürerken Meclis’te basın mensuplarına değerlendirmelerde bulunan Babacan, Türkiye’nin 40 yılı aşkın süredir şiddet ve terör sorunuyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Babacan, aynı zamanda başta Kürt vatandaşlar olmak üzere birçok kişinin temel hak ve özgürlükler konusunda sorunlar yaşadığını ifade etti.

Babacan, DEVA Partisi olarak şiddet ve terör sorununun yanı sıra temel hak ve özgürlüklerle ilgili sorunların çözümünü öncelikli gördüklerini belirterek, bu iki konunun birbirine “al-ver” veya pazarlık konusu yapılmadan iki ayrı hatta ilerlemesi gerektiğini savundu.

“Yüzde 5 bile çözüm ihtimali olsa destekleyeceğiz”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin süreçle ilgili açıklamalarının ardından ilk destek veren siyasi partilerden birinin DEVA Partisi olduğunu belirten Babacan, daha önce yaptığı “Bu işler zordur ama yüzde 5 bile çözüm ihtimali olsa biz bu yüzde 5’i bile destekleyeceğiz” açıklamasını hatırlattı.

Sürecin yaklaşık iki yıldır aşama aşama ilerlediğini belirten Babacan, şu ana kadar ağırlıklı olarak şiddet sorununun çözümüne odaklanıldığını, temel hak ve özgürlüklerle ilgili ikinci hatta ise henüz bir adım atılmadığını söyledi.

“Genel desteğimiz devam etmekte”

Kanun teklifini gördükten sonra hızlı şekilde inceleme yaptıklarını belirten Babacan, düzenlemenin genel hatlarıyla desteklenebilecek nitelikte olduğunu ifade etti.

Babacan, Türkiye’de cezada adalet ve infazda eşitlik isteyenler başta olmak üzere birçok mağdur kesimin bulunduğunu belirterek, sadece görüşünü ifade ettiği için temel haklarından mahrum bırakılan insanların da olduğunu söyledi.

Eksikliklerin ilerleyen aşamalarda farklı düzenlemelerle ele alınacağını ve mağduriyetlerin giderileceğini varsaydıklarını belirten Babacan, “Mevcut teklifle ilgili genel desteğimiz devam etmekte” dedi.

“Uygulamada çok ciddi yol kazaları olabilir”

Teklifin yasalaşması halinde uygulama aşamasına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Babacan, düzenlemenin yürütmeye ciddi yetki ve inisiyatif alanı verdiğini söyledi.

Babacan, “Uygulama safhasıyla alakalı çok çok dikkat etmek gerekiyor. Uygulamada olabilecek çok ciddi yol kazaları var” ifadelerini kullanarak, uygulamada hata yapılmaması gerektiğini belirtti.

“Yasa teklifi milletvekillerinden gizlenerek görüşülmez”

Kanun teklifinin TBMM’ye getiriliş usulünü de eleştiren Babacan, teklif ortaya çıkmadan önce milletvekillerinden imza istenmesini ve teklifin son dakikaya kadar gizli tutulmasını eleştirdi.

Babacan, daha fazla istişare için zaman tanınması halinde teklifin eksik ve yanlışlarının daha sağlıklı şekilde değerlendirilebileceğini belirterek, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden, milletvekillerinden gizlenerek bir yasa teklifi burada görüşülmez. Böyle bir usul yok” dedi.

“Daha önümüzde uzun bir yol var”

Babacan, kanun teklifinin “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan sürecin ilk aşaması olduğunu belirterek, sonraki aşamalarda temel hak ve özgürlükler konusunun ele alınması gerektiğini söyledi.

Babacan, “Dolayısıyla daha önümüzde uzun bir yol var. Bu uzun yolun belki bir kilometre taşı diyebiliriz bu yasa teklifi için” ifadelerini kullandı.

“Büyük risk, kurulun Cumhurbaşkanı’nın atadığı kişilerden oluşması”

Babacan, teklif kapsamında oluşturulacak kurulun yapısına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

MGK’nın esas görevinin durum tespiti olduğunu belirten Babacan, asıl tartışılması gereken konunun Cumhurbaşkanı Yardımcılığı başkanlığında kurulacak heyet olduğunu söyledi. Bu heyetin yaptığı işlerin yargının görev alanına girebileceğine ilişkin değerlendirmeler bulunduğunu ifade etti.

Babacan, “Buradaki büyük tehlike özellikle o sekiz kişilik kurulacak komisyonla alakalı. Bu komisyon tamamen Cumhurbaşkanı'nın atadığı kişilerden oluşuyor” dedi.

Kurulun vereceği kararların siyasi tercihlere göre şekillenmesi riskine dikkat çeken Babacan, sürecin adil, şeffaf ve önceden belirlenmiş kriterlerle yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Ergin: “Doğru işlerse bir sorun oluşturmaz”

Babacan’ın ardından açıklama yapan DEVA Partisi Ankara Milletvekili Sadullah Ergin ise teklif kapsamında idari makamlara verilen yetkilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İşleyiş görülmeden kesin değerlendirme yapılmasının uygun olmayacağını belirten Ergin, yargı süreçlerinde de bazı konularda idari birimlerden bilgi ve değerlendirme alındığını ifade etti.

Ergin, yasama, yürütme ve yargı arasında bir iş bölümü bulunduğunu belirterek, “Doğru işlerse bir sorun oluşturmaz” dedi.

ANKA

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, kanun teklifine genel desteklerinin sürdüğünü belirterek, “Daha önümüzde uzun bir yol var. Bu yasa teklifi belki bir kilometre taşı” dedi
Pazartesi, Ağustos 10, 2026 - 23:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Babacan’dan “çerçeve yasa” mesajı: Daha önümüzde uzun bir yol var
copyright Independentturkish: 

Terörsüz Türkiye yasası, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı

“Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı.

Genel Kurul’da yaklaşık 12 saat süren görüşmelerin ardından yapılan oylamada teklif, 468 “kabul”, 88 “ret” ve 6 “çekimser” oyla kabul edildi.

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Genel Başkanvekili Efkan Ala, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, TİP Genel Başkanı Erkan Baş da oylamaya katılarak oy kullandı.

Düzenleme; PKK/KCK’nın kurulması veya yönetilmesi, üyelik, bilerek ve isteyerek yardım etme ve propaganda suçları ile bu yapıların faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’da düzenlenen suçları kapsıyor.

Cezaların infazına erteleme

Düzenlemeye göre, PKK/KCK’nın fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi ve bu tespitin teyidine ilişkin Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmi Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, kapsam dahilindeki bazı hükümlüler için cezaların infazı ertelenebilecek.

Örgütsel faaliyet çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkum olanlar ile 1 Haziran 2005’ten önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olanlar düzenlemenin dışında tutulacak.

Bunun dışındaki kapsam dahilindeki suçlardan toplam 15 yıl veya daha az hapis cezasına mahkum olan hükümlülerin cezalarının infazı 5 yıl süreyle, toplam 15 yıldan fazla hapis cezası bulunanlar ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olanların cezalarının infazı ise 10 yıl süreyle infaz hakiminin kararıyla ertelenebilecek.

Süreci takip edecek kurul oluşturulacak

Teklif kapsamında yürütülecek faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi, düzenlemenin Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından oluşturulacak kurul tarafından gerçekleştirilecek.

Kurul, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında; Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri’nden oluşacak.

Getirilen malzemeler kayıt altına alınacak

Düzenleme kapsamında örgüt mensuplarının beraberinde getirdiği veya beyan ettiği silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme kayıt altına alınacak.

Kanun, Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından yürürlüğe girecek.

Bahçeli'den 'Çerçeve Yasa' sonrası ilk mesaj: Hayırlı uğurlu olsun

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaşmasının ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüştü. Bahçeli, görüşme sonrası gazetecilerin sorusu üzerine "Hayırlı uğurlu olsun" dedi.

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmesinin ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüştü.

Bahçeli, Genel Kurul salonunun arka bölümünde bulunan Danışma Kurulu toplantı salonunda Kurtulmuş ile bir süre görüştü.

Görüşmenin ardından Genel Kurul'un şeref kapısından çıkan Bahçeli, gazetecilerin yasanın kabul edilmesine ilişkin sorusuna, "Hayırlı uğurlu olsun" yanıtını verdi.

Bahçeli'ye TBMM'den ayrılışı sırasında kurmayları eşlik etti. MHP'li milletvekilleri de Bahçeli'yi aracına kadar uğurladı. Bazı milletvekillerinin Bahçeli'nin elini öptüğü görüldü.

Cevdet Yılmaz: Kazanan Türkiye Cumhuriyeti ve 86 milyon vatandaşımız olacak

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmesinin ardından değerlendirmede bulundu.

Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, düzenlemenin kabul edilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, sürecin başarıyla tamamlanması halinde kaybedenin olmayacağını belirtti.

Yılmaz, paylaşımında, şu ifadelere yer verdi:

"Milli iradenin tecelligahı Gazi Meclisimizde, Genel Kurulun geniş mutabakatıyla kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” ülkemize ve milletimize hayırlı olsun. Verilen 468 evet oyu, siyasi mutabakat ve toplumsal sahiplenme adına son derece önemli ve değerlidir.

Gazi meclisimizin çatısı altında yaklaşık bir yıldır katılımcı ve gündelik siyasetin üstünde bir yaklaşımla bu sürece yapıcı katkı sunan tüm parti gruplarına ve milletvekillerine, başta Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Meclisimizde ilgili kişi ve kurumlarla yapılan kapsamlı istişareler sonucunda oluşturulan ortak rapor, yapılan yasal çalışmanın zeminini oluşturmuş ve istikametini çizmiştir. Bundan sonraki süreç de Meclisimizin yakın takibi ve yönlendirmesi ile ilerleyecektir.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı Vizyonu ve İç Cepheyi Güçlendirme yaklaşımı çerçevesinde Sayın Devlet Bahçeli’nin çağrıları ile yaklaşık iki yıl önce başlayan ve sürdürülen bu süreçte, Cumhur İttifakı kararlı bir tutum sergilemiştir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın sürecin çeşitli aşamalarında verdiği talimatlar ile bir devlet politikasına dönüşen Terörsüz Türkiye hedefi, kurumlarımızın fedakar çalışmaları ve ortak akıl ile olgunlaştırılmış, devletimizin niteliklerinden ve milletimizin değerlerinden asla ödün verilmemiştir. Süreç devlet aklı ve millet irfanı ile titizlikle yönetilmiştir.Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye devletimizin bekası ve milletimizin huzuru için ortaya koydukları liderlik için şükranlarımızı sunuyoruz. Yaptıkları eşsiz fedakarlıklar ile ülkemizi bugünkü güçlü konuma ulaştıran tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, şehit yakınlarımıza ve gazilerimize minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz

Meclisimizde atılan bu tarihi adımın, toplumsal bütünleşmemizi ve kardeşliğimizi pekiştirmesini, demokrasimizi güçlendirmesini, kalkınmamıza ivme katmasını, bölgemiz üzerinde oynanmaya çalışılan emperyalist oyunları boşa çıkarmasını, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefimize kalıcı katkılar sunmasını temenni ediyorum. Üçüncü göz gibi dış mekanizmalara yer vermeyen bu süreç, tamamen milli kapasite ve akılla şekillendirilmiş, ülkemizin temel sorunlarını kendi imkanlarıyla çözme irade ve yeteneğini ortaya koymuştur. Türkiye Modeli hayata geçirilmiştir. Bu yaklaşım etnik ve mezhebi fay hatları üzerinden bölgemizi karıştırmaya, ülkeleri bölmeye çalışanlara verilen en güçlü cevaptır.

Silahları bırakma ve tasfiye süreçlerinin olabilecek en hızlı şekilde hayata geçmesini, güvenlik birimlerimizce sahada teyid ve tespitin yapılmasını, ardından yasanın ilgili maddelerinin işlerlik kazanmasını bekliyoruz. Bu hassas süreçte provokasyon ve dezenformasyonla süreci sabote etmeye çalışacak odaklara karşı hepimizin çok uyanık olması gerekmektedir. Sürecin başarıyla tamamlanmasıyla, kaybeden olmayacak, kazanan Türkiye Cumhuriyeti ve 86 milyon vatandaşımız olacaktır. Türkiye Yüzyılı yolunda milli birliğimiz, kardeşliğimiz ve huzurumuz daim olsun…"

 

Independent Türkçe, AA

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda 468 oyla kabul edilerek yasalaştı
Pazartesi, Ağustos 10, 2026 - 22:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Terörsüz Türkiye yasası, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı
copyright Independentturkish: 

Cumhurbaşkanı Erdoğan: AB'nin Gümrük Birliği ve vize serbestisi adımları hepimizin menfaatine

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avusturya Başbakanı Christian Stocker ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği’nin (AB) Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi diyaloğu başta olmak üzere atacağı adımların Türkiye ve AB’nin ortak menfaatine olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı’nda Avusturya Başbakanı Christian Stocker'ı kabulünün ardından düzenlenen basın toplantısında konuştu.

Türkiye ile Avusturya arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını arzu ettiklerini belirten Erdoğan, iki ülke ilişkilerinde Avusturya'da yaşayan Türk toplumunun önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.

Erdoğan, “Hiç şüphesiz nüfusu 400 bini aşan Avusturya Türk toplumu, iki ülkenin ortak değeri ve zenginliği olmayı sürdürüyor. Bu minvalde, Avusturya Türk toplumunun huzur ve refahına verdiğimiz önemi bugünkü görüşmelerimizde de vurguladık” dedi.

“Ticaret hacminde 5 milyar dolar hedefliyoruz”

Türkiye ile Avusturya arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerde son dönemde olumlu bir ivme yakalandığını ifade eden Erdoğan, 2025 yılında yaklaşık 4,5 milyar dolara ulaşan ticaret hacminin bu yıl 5 milyar dolara çıkarılmasını hedeflediklerini söyledi.

Erdoğan, Türkiye'de binden fazla Avusturya firmasının faaliyet gösterdiğini, Avusturya menşeli doğrudan yatırımların 11 milyar doları aştığını, Türkiye'nin Avusturya'daki yatırımlarının ise 1 milyar dolara yaklaştığını belirtti.

Mevcut Karma Ekonomik Komisyon mekanizmasının yerine Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi kurulmasının ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlayacağını belirten Erdoğan, komitenin ilk toplantısının yıl sonuna kadar gerçekleştirilmesini hedeflediklerini kaydetti.

“Önemli işbirliği potansiyeline sahibiz”

Türkiye ve Avusturya arasında yeşil enerji, kritik mineraller, yüksek teknoloji, ulaştırma ve savunma sanayisi alanlarında önemli işbirliği potansiyeli bulunduğunu ifade eden Erdoğan, özellikle Orta Koridor'u güçlendirecek stratejik işbirliklerinin hayata geçirilebileceğini söyledi.

Erdoğan, AB ile ilişkilere ilişkin ise, “Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi diyaloğu başta olmak üzere AB'nin atacağı adımların hepimizin menfaatine olduğunu vurguladım” dedi.

Suriye ve Gazze mesajı

Suriye'nin toprak bütünlüğü ve birliğinin sağlanmasının Türkiye açısından öncelikli hedef olmayı sürdürdüğünü belirten Erdoğan, Avusturya'nın Suriye'nin yeniden inşa sürecine katkı sunmasını önemsediklerini ifade etti.

Orta Doğu'da kalıcı barış için iki devletli çözüme bağlı olduklarını belirten Erdoğan, Gazze'ye insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasının önemini koruduğunu söyledi.

Erdoğan, Türkiye ve Avusturya'nın Balkanlar'da istikrarın sürmesine de büyük önem verdiğini belirterek, Avusturya Başbakanı Stocker'e ziyareti için teşekkür etti.

ANKA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avusturya Başbakanı Christian Stocker ile görüşmesinin ardından AB’ye mesaj verdi
Pazartesi, Ağustos 10, 2026 - 22:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Cumhurbaşkanı Erdoğan: AB'nin Gümrük Birliği ve vize serbestisi adımları hepimizin menfaatine
copyright Independentturkish: 

İmamoğlu’ndan Özgür Özel’in ‘evet’ kararına destek: Altına imzamı atıyorum

Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in “evet” oyu verme kararına destek verdi. İmamoğlu, “Bugün aldığı kararın altına imzamı atıyorum” dedi.

İmamoğlu, “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan kanun teklifinin TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmeleri sırasında, “Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi” sosyal medya hesabından açıklama yaptı.

Özgür Özel’in kanun teklifine “evet” oyu verme kararını destekleyen İmamoğlu, açıklamasında Türkiye’nin önemli bir eşikte olduğunu belirterek, barış, huzur ve kardeşliğin kalıcı hale getirilmesi ile demokrasi ve hukukun güçlendirilmesinin ortak sorumluluk olduğunu ifade etti.

İmamoğlu, Özel’in yürüttüğü siyasete ilişkin, “Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in açtığı yeni siyaset yoluna, büyük mücadelesine ve liderliğine inanıyor; bütün uyarıları ile ortaya koyduğu üstün kararlılığı yürekten destekliyorum. Bugün aldığı kararın altına imzamı atıyorum” ifadelerini kullandı.

“Mansur Yavaş’ın tespitlerini önemsiyorum”

Kıymetli Başkan olarak nitelendirdiği Mansur Yavaş’ın süreçle ilgili uyarı ve önerilerine katıldığını belirten İmamoğlu, “Kıymetli Başkanımız Sayın Mansur Yavaş'ın dikkat çektiği, uyardığı ve önerdiği bütün tespitlere katılıyor ve önemsiyorum” dedi.

İmamoğlu, Selahattin Demirtaş’ın barış temennilerine ilişkin ise, “Sayın Selahattin Demirtaş'ın arzuladığı, bütünleştirici ve birleştirici barış temennilerini kıymetli buluyorum” ifadelerini kullandı.

“İktidarın şeffaflık sicili bozuktur”

Sürecin yönetimine ilişkin iktidara eleştiriler yönelten İmamoğlu, iktidarın süreç yönetimi, samimiyeti ve şeffaflık sicilinin sorunlu olduğunu savundu.

İmamoğlu, bu nedenle bir yandan sorunların çözümüne destek ve katkı sunacaklarını, diğer yandan denetleme görevlerini ve kamuoyunu bilgilendirme çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.

“Türkiye’nin üniter yapısı ortak güvencemizdir”

Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı, ülkenin bölünmez bütünlüğü ve yurttaşların eşitliğinin ortak güvence olduğunu ifade eden İmamoğlu, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısı, ülkemizin bölünmez bütünlüğü ve 86 milyon yurttaşımızın eşitliği bizim ortak güvencemizdir. Cumhuriyetimizi demokrasiyle, birliğimizi adaletle, devletimizi hukukla güçlendireceğiz.”

Türkiye’nin bölgesinde barış, istikrar ve refahın güvencesi olması gerektiğini belirten İmamoğlu, güçlü devlet anlayışının hukuk, demokrasi, ekonomi ve toplumsal birlik üzerinden şekillenmesi gerektiğini söyledi.

“Barışı siyasi hesaplara teslim etmeyeceğiz”

İmamoğlu, sürecin günlük siyasi hesaplara, kapalı kapılara ve kişisel çıkar arayışlarına bırakılmaması gerektiğini belirterek, güvencenin TBMM, hukuk, şeffaflık ve millet iradesi olduğunu vurguladı.

İmamoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Barışı siyasi hesaplara teslim etmeyeceğiz. Siyasi hesaplara duyduğumuz güvensizliğin de barış umudumuzu esir almasına izin vermeyeceğiz. Türkiye'nin bunu başaracak gücü vardır. Barışın da huzurun da Cumhuriyetin de sahibi millettir.”

Independent Türkçe

Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, “çerçeve yasa” teklifine “evet” oyu verme kararı alan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e destek verdi
Pazartesi, Ağustos 10, 2026 - 21:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
İmamoğlu’ndan Özgür Özel’in ‘evet’ kararına destek: Altına imzamı atıyorum
copyright Independentturkish: 

Kolombiya'da 7,4 büyüklüğündeki depremde 22 kişi hayatını kaybetti

ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS), merkez üssü Kolombiya'nın batısındaki San Jose del Palmar kentinin yaklaşık 5 kilometre doğusu olan 7,4 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı.

Açıklamada, depremin derinliğinin 107 kilometre olduğu bilgisi paylaşıldı.

Choco yönetim bölgesi başta olmak üzere Barranquilla, başkent Bogota, Medellin, Manizales, Pereira ve Bucaramanga gibi ülkenin çeşitli kentlerinde hissedilen deprem büyük paniğe neden oldu.

Depremde ilk belirlemelere göre 22 kişi hayatını kaybetti.

Ekvador ve Panama'da da hissedildi

Merkezi Venezuela'da buluban Telesur internet sitesinin haberine göre, Kolombiya'nın Manizales, Cali ve Pereira kentlerinde hasara neden olan depremde bazı binaların dış cepheleri kısmen yıkıldı, bir katedral ve bir havalimanı hasar gördü.

Quibdo kentinde bazı binalar çöktü ve yaralananlar oldu.

Deprem, Kolombiya'nın yanı sıra Ekvador ve Panama'nın çeşitli bölgelerinde de hissedildi.

Panama'da yetkililer, deprem nedeniyle bazı binaları ve sağlık merkezlerini tahliye etti.

Sarsıntının ardından geçen ilk bir saatte Panama genelinde can veya mal kaybı bildirilmedi.

AA

Kolombiya'da 7,4 büyüklüğündeki depremde ilk belirlemelere göre 22 kişi hayatını kaybetti
Pazartesi, Ağustos 10, 2026 - 18:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Kolombiya'da 7,4 büyüklüğündeki depremde 22 kişi hayatını kaybetti
copyright Independentturkish: 

Edremit Belediye Başkanı Ertaş ve 19 meclis üyesi YENİ Parti’ye katıldı

CHP’den istifa eden Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş ile 19 Belediye Meclisi üyesi, YENİ Parti’ye katıldı.

Ertaş ve meclis üyelerinin partiye katılımı dolayısıyla YENİ Parti Edremit İlçe Başkanlığı’nda tören düzenlendi. Ertaş ve meclis üyelerini, YENİ Parti Edremit İlçe Başkanı Emin Yalçıntaş, Kadın Kolları Başkanı Songül Toplamaoğlu, parti yöneticileri ve çok sayıda partili karşıladı.

Törende konuşan İlçe Başkanı Emin Yalçıntaş, partinin kuruluş sürecinde olağan dışı süreçlerden geçtiklerini belirterek, YENİ Parti çatısı altında siyaset yapma kararı aldıklarını söyledi.

Yalçıntaş, “Biliyorsunuz, uzun badireler atlattık, partimiz olağan dışı süreçlerden geçti. Ama bizi seçen iradenin görüşüyle, bizleri buralara getiren iradenin görüşüyle biz de YENİ Parti çatısı altında siyasetimize devam etme kararı aldık. Yolumuz uzun, yolumuz mücadeleci bir yol. Ama bu yolda da iktidar yolunda sizlerle birlikte omuz omuza olmaktan gurur duyuyorum. Değerli başkanıma, meclis üyelerimize, hepinize hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.

“Halkın ve seçmenimizin sesine kulak verdik”

Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş ise CHP’nin kendileri için önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, yaşanan sürecin partiyle kurumsal bir çekişme olmadığını söyledi.

Ertaş, “Cumhuriyet Halk Partisi bizim partimiz arkadaşlar. Bizim Cumhuriyet Halk Partisi ile kurumsal bir çekişmemiz olmaz, olamaz. O, Atatürk’ün bize emaneti. Ama maalesef ne acıdır ki Atatürk’ün emanetine edilen ihanetler bu zor günleri yaşamamıza sebep oldu” dedi.

Yol ayrımı kararını halkın ve seçmenin görüşlerini dikkate alarak aldıklarını belirten Ertaş, şöyle konuştu:

“Birlikte yol aldığımız, daha doğrusu iktidar yolunda yol aldığımız arkadaşlarımızla birlikte halkın sesine, toplumun sesine, seçmenimizin sesine kulak vererek böyle bir yol ayrımı yaşadık. Bu yol ayrımında, iktidar yolunda birçok milletvekilimiz genel başkanımızla birlikte YENİ Partimizi kurdular.”

“YENİ Parti iktidarın partisi olacaktır”

YENİ Parti’nin kısa sürede örgütlenmesini tamamlayarak iktidara yürüyeceğini savunan Ertaş, birçok belediye başkanıyla görüştüğünü ve partiye katılımların devam ettiğini söyledi.

Ertaş, “YENİ Partimiz ülkemizde iktidarın partisi olacaktır. Halkımızın da takdiriyle en kısa sürede yapılacak sandıkta iktidar olacak. Çünkü kimsenin, üç kişinin, beş kişinin birleşerek kurduğu bir parti değil. Halkın kurdurttuğu, halkın kurmak için yola çıkarttığı ekipler tarafından kuruldu” diye konuştu.

Karar sürecinde vatandaşlardan gelen taleplerin kendileri açısından belirleyici olduğunu ifade eden Ertaş, şunları söyledi:

“Ben de sokaktaki insanın sesine kulak vermek zorundaydım. Bir tarafta kalbimin sesi zaten böyleydi. Ama sokaktaki insanların bizi yönlendirmesiyle, ‘Hadi artık, ne zaman kurulur yeni partimiz’ şeklindeki talepleriyle bu sürece geldik. ‘Atatürk’ün partisine ihanet ediliyor’ dedikçe, bu bizim daha da doğru bir yolda olduğumuzu göstermiş oldu.”

Ertaş ve meclis üyeleri üyelik formlarını imzaladı

Ertaş, kendisiyle birlikte 19 Belediye Meclisi üyesinin YENİ Parti’ye katılma kararını önceki günlerde gerçekleştirdikleri toplantıların ardından aldıklarını belirtti.

Ertaş, “19 meclis üyesi arkadaşım ve ben YENİ Parti’ye katılma kararımızı geçtiğimiz günlerde yapmış olduğumuz toplantılarla aldık. Bugün de bu kararımızı üyelikle taçlandırmak üzere bir araya geldik. 19 arkadaşımla birlikte iktidara yürüyen YENİ Parti’nin üyesi olmanın gururunu yaşayacağız” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından Ertaş ve törene katılan Belediye Meclisi üyeleri, YENİ Parti üyelik formlarını imzalayarak partiye katıldı.

ANKA

CHP’den istifa eden Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş ile 19 Belediye Meclisi üyesi YENİ Parti’ye katıldı. Ertaş, “YENİ Partimiz ülkemizde iktidarın partisi olacaktır” dedi
Pazartesi, Ağustos 10, 2026 - 18:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Edremit Belediye Başkanı Ertaş ve 19 meclis üyesi YENİ Parti’ye katıldı
copyright Independentturkish: 

Abdulhamit Gül: Diyarbakır Anneleri, Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri kazanacak

Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulu'nda "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri başladı.

AK Parti Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül, şahsı adına teklifin geneli üzerine değerlendirmelerde bulundu. Gül, "Terörsüz Türkiye" sürecinin şehit ve gazilerin fedakarlıkları sayesinde konuşulabildiğini belirterek, sürece katkıları nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile siyasi parti genel başkanları ve milletvekillerine teşekkür etti.

Gül, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin 367 milletvekilinin imzasıyla sunulmasının tarihi bir uzlaşma ve siyasal mutabakatın göstergesi olduğunu söyledi. Uluslararası sistemin çöktüğünü belirten Gül, Türkiye ve Gazi Meclis'in küresel barış ve adaletin sağlanacağı yeni bir dünya düzenine öncülük edeceğini aktardı.

Abdulhamit Gül, Türkiye’nin 50 yıldır terörle mücadele ettiğini dile getirerek, ülkenin en büyük gücünün 86 milyonun birlik ve beraberliği olduğunu vurguladı.

"Bizim en büyük hakemimiz milletin ta kendisi"

Gül, kanun teklifinin komisyonda büyük mutabakatla hazırlandığını belirterek, PKK/KCK ve bağlantılı tüm oluşumların fiili varlığının sona erdirilmesi, silahların bırakılması ve sürecin güvenlik kurumları ile TBMM tarafından denetlenmesine ilişkin kritik eşiklerin belirlendiğini kaydetti. Gül, şöyle konuştu:

TBMM süreci izleyecek, bahsettiğimiz bir kurul var. Bu kurul, Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında; Milli Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı, Adalet Bakanı, MİT Başkanı, Cumhurbaşkanı ve MGK Genel Sekreterliği tüm bu kurulun çalışmalarını izlemek üzere Mecliste bir komisyon kuruyoruz. Burada en büyük hakemimiz milletin ta kendisi. Birçok uluslararası çatışma çözümü oldu, farklı ülkelerde gelişmeler var ama bunların hiçbiri bizim için bir model değildir. Bu model bir Ankara mutabakatıdır, bir Türkiye mutabakatıdır, bir Türkiye modelidir; bütün dünyaya örnek olacak barışın bir modelidir. Burada bir barış değil, bir çatışma; diğer ülkelerde etnik kavgalar oldu, dini, mezhepsel çatışmalar oldu.

"Herkes kazanacak, hiç kimse kaybetmeyecek"

Gül, "Çerçeve Yasa" teklifinin terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi için önemli bir adım olduğunu belirterek, terör nedeniyle Türkiye’nin 2,3 trilyon dolarlık ekonomik maliyetle karşı karşıya kaldığını, terörün sona ermesiyle kaynakların üretim, istihdam ve yatırımlara yönlendirileceğini vurguladı.

AK Partili Gül, yürütülen sürecin Türk, Kürt, Arap ve Aleviler başta olmak üzere 86 milyon vatandaşın kazanacağı, kimsenin kaybetmeyeceği bir yol olduğunu vurguladı. Gül, "Çocuklar kazanacak, gençler kazanacak, anneler kazanacak, Diyarbakır Anneleri, Cumartesi Anneleri, barış anneleri kazanacak. Merak etmeyin, annelerin kazandığı yerde herkes kazanacak, hiç kimse kaybetmeyecek" diye konuştu.

 

ANKA

Gül, "Çerçeve Yasa" teklifine ilişkin yürütülen sürecin Türk, Kürt, Arap ve Aleviler başta olmak üzere 86 milyon vatandaşın kazanacağı, kimsenin kaybetmeyeceği bir yol olduğunu vurguladı
Pazartesi, Ağustos 10, 2026 - 17:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

Type: 
SEO Title: 
Abdulhamit Gül: Diyarbakır Anneleri, Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri kazanacak
copyright Independentturkish: 

Kılıçdaroğlu'ndan, "Terörsüz Türkiye" açıklaması: Sürece tereddütsüz katkı vereceğiz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,  "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin sosyal medya hesabından yazılı açıklama yaptı. Kılıçdaroğlu açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye’nin huzurunu, birliğini ve kardeşliğini bozmak isteyen bölücü küresel yapılar şunu iyi bilmelidir:

Türk baharı hayali kuranlara, Türk milletinin birlik ve beraberliği karşısında zemheri kışı yaşatacak olan bu milletin ortak iradesi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kararlılığı ve sarsılmaz kardeşliğimizdir. Türk milleti, içerisinde barındırdığı bütün evlatlarıyla, bütün kültürleriyle, bütün dilleriyle ve bütün renkleriyle ayrılmaz bir bütündür. Farklılıklarımız ayrışmanın değil, ortak vatanımızın zenginliğidir.

Bizim için tartışılmaz olan üniter devlet yapımız, Anayasa’nın ilk dört maddesi ve milletimizin sarsılmaz, bölünmez kardeşliğidir. Bu süreç bir bölünme, parçalanma veya ayrışma süreci değil, tam tersine yaraları sarma, kardeşliği güçlendirme ve milletçe yeniden kenetlenme sürecidir.

Türkiye’nin önce bölgesel, ardından küresel bir güç olmasının yolu kendi içinde kavga eden değil, kardeşliğini dünyaya ilan eden güçlü bir Türkiye’den geçmektedir.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bizim milliyetçiliğimiz milleti bölmek değil, milleti birleştirmektir. Bizim vatanseverliğimiz kardeşi kardeşe düşürmek değil, aynı bayrağın altında omuz omuza yürümektir. Bizim ülkümüz zayıf ve parçalanmış bir Türkiye değil, birliğini koruyan, demokrasisi güçlü, ekonomisi sağlam, itibarlı ve büyük bir Türkiye’dir.

Bu sürece tereddütsüz katkı vereceğiz. Ancak ülkemizde yeni bir iç karışıklık, ayrışma ve çatışma zemini oluşturmaya çalışan bölücü küresel yapılara da asla geçit vermeyeceğiz.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumluluğun gereği bu tarihi süreçte yalnızca destek veren değil; sorumluluk alan, öncülük eden ve doğru istikameti gösteren bir anlayışla hareket edeceğiz.

Çünkü biliyoruz: Kardeşlik güçlenirse Türkiye güçlenir. Türkiye güçlenirse milletimiz kazanır. Birlik varsa gelecek vardır. Bu topraklar ayrılığın değil birliğin, düşmanlığın değil kardeşliğin yurdudur."

 

ANKA 

"Ancak ülkemizde yeni bir iç karışıklık, ayrışma ve çatışma zemini oluşturmaya çalışan bölücü küresel yapılara da asla geçit vermeyeceğiz"
Pazar, Ağustos 9, 2026 - 20:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
Kandil’den “çerçeve yasa” teklifine yönelik ilk açıklama: Bu yasa bir başlangıçtır
TBMM Genel Kurulu'nda “kürsü dokunulmazlığı” tartışması: “Bu kürsü milletin kürsüsüdür”
Fatih Erbakan: MEKKE Güvenlik Anlaşması ile Türkiye’nin, sorunun bir parçası haline getirilmeye çalışıldığını görmek mümkündür
Type: 
SEO Title: 
Kılıçdaroğlu'ndan, "Terörsüz Türkiye" açıklaması: Sürece tereddütsüz katkı vereceğiz
copyright Independentturkish: 

Kandil’den “çerçeve yasa” teklifine yönelik ilk açıklama: Bu yasa bir başlangıçtır

Geçen yıl yaptığı 12’nci kongresinde kendini fesheden PKK’nın yöneticileri tarafından, yarın TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek ve “çerçeve yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanun Teklifi’ne ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Açıklamada, Abdullah Öcalan’ın, süreçte demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünün yolunu döşeyecek bir kök yasanın çıkarılması için hem devlet yetkilileriyle hem de DEM Parti ve kendileriyle ilişki ve diyalog içinde olduğu, yasanın öngöreceği adımların gerçekleşebilmesi için daha önce Öcalan'ın "özgür olması ve serbest çalışmasının mutlaka sağlanması gerektiğinin" belirtildiği aktarıldı. Açıklamada, "Bu yasa ciddi hata ve yetersizlikler taşımaktadır" ifadesine yer verildi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Öcalan’a, "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörü" rolü önerdiği hatırlatılan açıklamada, Öcalan’ın bu süreçte oynayacağı rolün çerçeve yasada belirtilmediği ifade edildi. Bu durumun eleştirildiği açıklamada, Öcalan'ın, "özgür yaşar ve çalışır halde" koordinatörlük yürütmediği durumda yasanın belirttiği birçok hususun gerçekleşmeyeceği savunuldu. Açıklamada, "çerçeve yasayla birlikte başlayacak sürecin, Öcalan yönetiminde ve yeni çıkartılacak demokratik yasalarla birlikte uygulanabileceği" görüşü dile getirildi.

Açıklamada, "Bu yasa bir başlangıçtır. Başta Kürt sorunu olmak üzere tüm sorunların çözümü için demokratikleşme mücadelesinin geliştirilmesi gerekir. Bu açıdan halklarımız ve tüm demokrasi güçleri, demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için örgütlenmeli ve mücadele etmelidir. O zaman çıkan yasa gerçek anlamda bir çerçeve yasa rolünü oynayabilir, önemli gelişmeler için bir başlangıç olur” ifadeleri kullanıldı.

 

ANKA

"Çerçeve yasa"nın komisyonda kabulünün ardından Kandil'den yapılan ilk açıklamada, yasanın bir başlangıç olduğu, çerçeve yasanın, demokratikleşmeyi sağlayan yasalar ve uygulamalarla amacına ulaştırılması gerektiği görüşü dile getirildi.
Pazar, Ağustos 9, 2026 - 18:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
TBMM Genel Kurulu'nda “kürsü dokunulmazlığı” tartışması: “Bu kürsü milletin kürsüsüdür”
Suriye, topraklarındaki Rus üsleri için Moskova ile anlaşmaya vardığını açıkladı
YENİ Parti "çerçeve yasa" teklifi için "ek görüş" yazdı: 'Analar ağlamasın, sıvasız evlerin duvarında şehit feryadı yankılanmasın' yönündeki ısrarımızın takipçiyiz
Type: 
SEO Title: 
Kandil’den “çerçeve yasa” teklifine yönelik ilk açıklama: Bu yasa bir başlangıçtır
copyright Independentturkish: 

TBMM Genel Kurulu'nda “kürsü dokunulmazlığı” tartışması: “Bu kürsü milletin kürsüsüdür”

TBMM Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplanan Genel Kurul'da, grup başkanvekilleri gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

Ekmen: "Bu kürsü milletin kürsüsüdür"

Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmaya tepki gösterdi. 

Soruşturmaya ilişkin açıklamanın dün saat 23.41'de Genel Kurul çalışmaları devam ederken yapılmasına tepki gösteren Ekmen, "Bu duyuru için de sabahı bekleyememesi, gece 23.41'de Genel Kurul çalışmalarının devam ederken yapılmış olmasının da Genel Kurulun şahsı manevisine ve buradaki konuşmacılara yönelik açık bir saygısızlık ve tehdit olduğu açıktır" dedi. Anayasa'nın 83'üncü maddesindeki yasama dokunulmazlığına dikkat çeken Ekmen, "Bu herkes için sağlanmış bir güvencedir ve tarih boyunca korunmuş bir güvencedir" ifadesini kullandı.

Ekmen, şunları kaydetti:

Bu kürsü devletin kürsüsü değildir, bu kürsü muktedirin, otoritenin kürsüsü değildir; bu kürsü milletin kürsüsüdür. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve yasalarına göre yeterli bir oyu alan ve buraya gelen her milletvekili bu kürsüde özgürce konuşma hakkına sahiptir. Konuştuklarından dolayı özellikle maddi tazminat boyutuyla hukuki sorumluluğu olabilir ama ceza sorumluluğundan bahsedilemez.

Turhan Çömez'in ne söylediğinin öneminin olmadığını belirten Ekmen, "Sayın Turhan Çömez'in ne dediğini burada ifade etmenin bile kendi tezimiz açısından bir çelişki ve tutarsızlık oluşturacağını düşünüyorum çünkü ne dediğinin hiçbir önemi yok. Burada konuşulmuş ise bu, kürsü masumiyetine ilişkindir" ifadelerini kullandı.

Ekmen, Meclis Başkanlığı'nın konuya ilişkin açıklama yapması gerektiğini belirterek, "Sayın Başkan, siz burada Meclis Başkanlığını temsil ediyorsunuz. Dün 23.41'de bu bildiri yayınlandı, şu anda saat 15.08; tam olarak on altı saat geçti. Meclis Başkanlığı, Anayasa’nın bu açık ihlal girişimine ve belki de gerçek bir hukuk devleti olsak Anayasa'yı ihlal suçuna ilişkin bir açıklama yapmış değildir. Lütfen, Sayın Numan Kurtulmuş'a bu görüşmeler devam ederken bu girişim karşısında Meclis Başkanlığının tutumunu sorunuz ve Genel Kurulumuzu bilgilendiriniz" dedi.

Ekmen, konuşmasının sonunda, "Sayın Başkanım, birçok konu var ama ben, burada söz söyleme hürriyetinin olmadığı bir ortamda herhangi bir konunun ifadesinin anlamsız olduğunu düşünüyorum, kalan süremi de bir protesto olarak sessizlikle geçirmek istiyorum" dedi ve kalan süresini sessizlik içinde tamamladı. 

Poyraz: "Mışlaya mışlaya memleketin geldiği nokta bu"

İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, Ekmen'e teşekkür ederek, "Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Sayın Mehmet Emin Ekmen'e bu Parlamentonun şahsiyetine ve ruhuna uygun tutumu için, bir parlamenter sorumluluk ortaya koyduğu için önce hepinizin huzurunda ayağa kalkarak teşekkür ediyorum" dedi.

Poyraz, "Bu Parlamentonun şerefine, namusuna ve haysiyetine dönük her türlü davranış ve eylemi, bunun içerisinde yargının da haddini aşarak yaptığı eylemleri, söylemleri ve davranışları da yine ayağa kalkarak bu Parlamentoya olan saygımla dile getirmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

Poyraz, "Türkiye uzun zamandır 'mış' gibi davranıyor ve bunun sonucunda Parlamento da uzun zamandır 'mış' gibi davranıyor. Yargı çok uzun zamandır 'mış' gibi davranıyor, bizler yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı varmış gibi davranıyoruz. Bütün her şeyi 'mış'laya 'mış'laya 'mış'laya 'mış'laya memleketin geldiği nokta işte bu" dedi.

Turhan Çömez hakkında soruşturma başlatılmasına ilişkin Poyraz, "Benim Grup Başkanvekilim buradan bir konuşma yapıyor, bir konuyla ilgili kendisine gelen bir duyumu aktarıyor, gecenin bir saatinde Ankara Başsavcılığı herhalde yemiyor, içmiyor, bütün gün televizyon seyrediyor kimse ona bu durumu bildiren- hemen bununla ilgili soruşturma açıyor. Bu bir parlamenter, bir Grup Başkanvekili. peki, normal vatandaş ne halt yesin" ifadelerini kullandı.

Poyraz, "Herkes korkuyor ya, herkes korkuyor. Yahu, biz neyden korkuyoruz ya? Mensubu olduğumuz devletten vatandaş korkar mı? Devletin kurumlarından vatandaş korkar mı?" diye sordu.

Cumhuriyet vurgusu yapan Poyraz, "İster sağdan gel, ister soldan gel; Alevi ol, Sünni ol; Türk ol, Kürt ol; ülkücü ol, muhafazakâr ol; sosyal demokrat ol, fark etmiyor; hepimizi birleştiren çatı 'cumhuriyet.' İşte, o cumhuriyet için ve bu cumhuriyetin yurttaşları için buradayız" dedi.

Kılıç: "Bu kürsü özgür değilse meclis iradesi de özgür değil"

CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, Turhan Çömez hakkında başlatılan soruşturmaya ilişkin, "Bu kürsü özgür değilse Meclis iradesi de özgür değil" şeklinde konuştu.

Kılıç, "Kürsü dokunulmazlığı, sonuçta milletvekilinin şahsına tanınmış bir ayrıcalık değil, aslında milletin söz hakkının güvencesidir. Kürsünün susturulması da onu seçen halkın susturulmasıdır diyorum. Bu görüşlerle dün yaşananları Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir kez daha kınadığımızı belirtmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

Kılıç, Çeşme Alaçatı'da 16 Temmuz 2023 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Veli Eren Atay'ın dosyasına ilişkin, "Üç yıldır cevap bekleyen bir dosyada atılan her yeni bir adım bizim için de aile için de gerçekten çok kıymetli. Telefon üzerinde yapılacak incelemenin bugüne kadar karanlıkta kalan noktaların aydınlatılmasına katkı sağlamasını umut ediyoruz. Ailenin bekleyişini de Veli Eren'i de asla unutmayacağız, unutturmayacağız da, dosyanın sonuna kadar takipçisiyiz, Meclisi de bu sorumluluğa davet ediyoruz" dedi.

Kılıç: "Kalıcı barış pazarlıkla değil hukukla, demokrasiyle ve ortak ilkelerle sağlanır"

Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin Adalet Komisyonu'nda yaklaşık 18 saat süren görüşmelerin ardından kabul edildiğini belirten Kılıç, teklifin yarın Genel Kurul'da görüşülmesinin beklendiğini söyledi.

CHP'nin yaklaşımına ilişkin Kılıç, "Partimizin tavrı başından beri nettir. Adalet komisyonunda görev yapan arkadaşlarımız da çekincelerimizi, görüşlerimizi zaten orada dile getirmiştir. Bizim için mesele, dün de bugün de yarın da Türkiye'nin ortak geleceği meselesidir. Herhangi bir konuyu bu yasada pazarlık konusu etmeyi de oy, seçim hesabıyla hareket edilmesini de doğru bulmuyoruz. Kalıcı barış pazarlıkla değil hukukla, demokrasiyle ve ortak ilkelerle sağlanır" dedi.

Kılıç, "Evet, terörün kalıcı biçimde sona ermesini istiyoruz, silahların Türkiye gündeminden bütünüyle çıkmasını istiyoruz, gerçekçi bir çözüm mimarisi için de dört temel şartı dile getiriyoruz: Doğrulanabilir silahsızlanma, demokratik reformlar, bölgesel güvenlik düzenlemesi ve dış müdahaleleri sınırlayacak egemenlik stratejisi" ifadelerini kullandı.

Kılıç, "Sorunlarımızın konuşulacağı, tartışılacağı ve çözüleceği adresin de Türkiye Büyük Millet Meclisi olmasını yıllardır savunduk, hâlâ da aynı noktadayız ama şunu da açıklıkla söylemek istiyoruz: Gerçek barış yalnızca silahların susmasıyla değil hukukun ve demokrasinin konuşmaya başlamasıyla mümkündür" şeklinde konuştu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

 Filiz Kılıç: "Şehit ailelerimiz, gazilerimiz, sizler bu devlete ve bu millete emanetsiniz"

MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç da şehit aileleri ve gazilere ilişkin düzenlemeler hakkında konuştu.

"Şehit ailelerimiz, gazilerimiz, sizler bu devlete ve bu millete emanetsiniz. Bugüne kadar sizin başınızı öne eğecek, yüreğinize zerre kadar şüphe düşürecek tek bir adım atmadık, bundan sonra da atmayız ve kimseye de attırmayız. Sizin acınız doğrudan bizim yüreğimizdedir" diyen Kılıç, "Milliyetçi Hareket Partisi ayakta durduğu müddetçe hiçbirinizin hakkı kapalı kapılar ardında, masalarda sahipsiz bırakılmayacaktır. Biz bu yolda yürümeye, inandığımızı söylemeye ve devletin bekasını her şeyin üstünde tutmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Koçyiğit: "Kürsü dokunulmazlığına helal getirebilecek her türlü yaklaşımın karşısındayız"

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Turhan Çömez hakkında resen soruşturma başlatılmasına ilişkin, "Dün İYİ Parti Grup Başkan Vekili Sayın Turhan Çömez'in burada yaptığı konuşmadan sonra hakkında resen soruşturma açılmış olmasını kabul etmediğimizi ifade etmek isterim. Kürsü dokunulmazlığına helal getirebilecek her türlü tutum, davranış ve yaklaşımın karşısında olduğumuzu, dün karşısında olduğumuz gibi bugün de karşısında olacağımızı söylemek istiyorum" dedi.

Koçyiğit, "Burada milletvekillerinin her birinin kürsü dokunulmazlığının, görüş, düşünce ve fikirlerini açıklama özgürlüğünün sonuna kadar arkasındayız. Bu yanlıştan derhâl geri adım atılmalıdır. Bu konudaki tutumumuzu da bütün Genel Kurulun ve bizi izleyen halklarımızın bilmesini istiyorum" diye konuştu.

Günaydın: "Çıkardığınız 101 yasanın anayasaya aykırı olduğunu düşünerek AYM’ye götürmüşüz"

Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM'nin yasama faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Günaydın, "Bugüne kadar yani 1 Ekim 2025'ten bu yana AKP 33 kanun teklifi vermiş, bunlardan 29'u kanunlaşmış; diğerleri ise 459 kanun teklifi vermiş, kanunlaşan sıfır" dedi.

"Çoğunluk başka, çoğulculuk başka" diyen Günaydın, "Siz diyorsanız ki 'Her şeyi biz doğru getiririz, muhalefetin getirdiği hiçbir şey doğru değildir', sokaklar ve millet böyle demiyor çünkü millet diyor ki: 'Bizim ihtiyacımız olan kanunlar geçmiyor, orada bürokratik işlemlerle uğraşıyorsunuz.' İşte, bu bizim size tuttuğumuz aynadır, sadece bizim değil milletin de size tuttuğu aynadır" ifadelerini kullandı.

Kanun yapma tekniğine ilişkin eleştirilerde bulunan Günaydın, "Nasıl getirdiniz kanunları? Bir kanun yapma tekniğine aykırı olan ne varsa aynı yöntemleri sonuna kadar ve tüm ikazlara rağmen kullanarak getirdiniz. Torba kanunların içerisine bütün kanunları doldurdunuz. Türkiye'nin en deneyimli hukukçuları hangi kanunda hangi değişiklik yapıldığını torbaların içine geçerek süzüp onları kendi kanunlarına işleme konusunda çok büyük sıkıntı yaşıyorlar" dedi.

Günaydın, Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvurulara ilişkin, "Peki, biz 28'inci Dönem boyunca yani dört yıl boyunca Anayasa Mahkemesine kaç başvuru yapmışız? 101 başvuru yapmışız. Yani, çıkardığınız 101 kanunun Anayasa'ya aykırı olduğunu düşünerek Anayasa Mahkemesine götürmüşüz" ifadelerini kullandı.

Meclis'in denetim işlevine de değinen Günaydın, "AKP'nin iki tane araştırma önergesi var, geride bıraktığımız dönemde. Bunlardan bir tanesi okul saldırısı, bir tanesi de suça sürüklenen çocuklar. Bunları biz, komisyona çevirmişiz çünkü artık öyle büyük bir infial oluşmuş ki toplumda 'Bunun da araştırılmaması kabul edilebilir bir şey olmaz, toplum bizi acayip ayıplar' diye zorunda kaldığınız için iki tane komisyon kurmuşsunuz" dedi.

Günaydın, "DEM Parti 413, MHP 5, CHP 541, İYİ Parti 178, Yeni Yol 58 olmak üzere toplam bin 195 araştırma önergesi vermişiz. Bunlardan kabul edilen var mı? Elbette yok. Sürpriz var mı? Elbette yok. İşte sizin demokrasi karneniz, işte size tuttuğumuz ayna" ifadelerini kullandı.

Günaydın: "O cumhuriyet başsavcılığının ne haddine"

Turhan Çömez hakkında başlatılan soruşturmaya da değinen Günaydın, Anayasa'nın 83'üncü maddesine işaret ederek, "Burada Sayın Turhan Çömez bir görüşünü, bir ifadesini açığa koyuyor. Beğenirsiniz beğenmezsiniz, doğru bulursunuz bulmazsınız, o Cumhuriyet Başsavcılığının ne haddine ki Anayasa'nın 83'üncü maddesi buradayken bir grup başkan vekili hakkında Meclisteki açıklamalarından dolayı fezleke düzenleyebiliyor" dedi.

"Yozgat'taki çiftçinin mercimeğini TMO niye almıyor"

Günaydın, dün Yozgat'a olduğunu belirterek, yeşil mercimeğin üretim merkezi olan bu kentteki üreticilerin sorularını anlattı. Türkiye'nin yeşil mercimek ithalatına ilişkin Günaydın, "Türkiye şu anda yeşil mercimeği Hindistan'dan ithal ediyor. Mesela 2025 yılında, geçen sene 29 bin ton üretim olmuş, 28 bin tonu ithal etmişsiniz. Döneminizin toplamında, başlarken, 2003'te 55 bin ton üretim varmış, 17 bin ton da ithalat varmış; bugün siz bunu 29 bin ton üretime düşürmüşsünüz, ithalatı da 28 bin tona çıkartmışsınız" şeklinde konuştu.

Günaydın, Yozgatlı üreticilerin "1'e 5 mercimekte ancak para alabiliyoruz, ancak verim alabiliyoruz. Geçen sene 40 liraya sattığımız yeşil mercimeği bu sene 25 liraya satamıyoruz, Toprak Mahsulleri Ofisi de mercimeğimizi almıyor" dediğini aktardı.

Günaydın, "Hindistan'dan mercimek alacağınıza Yozgat'taki çiftçinin mercimeğini TMO'yu görevlendirerek niye almıyorsunuz? Orada da mı bir ithalat lobiniz var be kardeşim" diye konuştu.

Akbaşoğlu: "Bölgemizde savaş değil barış, gerilim değil istikrar, ayrışma değil dayanışma hâkim olsun"

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, dış politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na değinen Akbaşoğlu, "Bugünün dünyasında güvenlik artık yalnızca sınırların korunmasından ibaret değildir. Enerji güvenliği, gıda güvenliği, deniz yollarının güvenliği, siber güvenlik, uzay güvenliği, ekonomik güvenlik, hepsi ayrı ayrı birer önemli başlıktır ve bütün bunların üzerinde milletlerin kendi geleceğini kendi iradesiyle belirleyebilme ufku vardır" dedi.

Akbaşoğlu, Türkiye'nin diplomasi anlayışını şöyle anlattı:

Türkiye'nin diplomasi anlayışı bu perspektifle yurtta sulh, cihanda sulh anlayışına dayalı, çatışmayı büyüten değil, istikrarı güçlendiren, ülkeleri karşı karşıya getiren değil, ortak güvenlik zeminleri oluşturan bir anlayışa dayanmaktadır. Kâbe'nin huzurunda, Mekke'nin manevi ağırlığını taşıyan bir zeminde Türkiye'nin bölgesel istikrar, ortak güvenlik ve dayanışma ekseninde attığı adımların tarihî, stratejik önemi olduğu apaçık bir gerçektir.

Akbaşoğlu, "Bizim dileğimiz şudur: Bölgemizde savaş değil barış, gerilim değil istikrar, ayrışma değil dayanışma hâkim olsun. Türkiye askerî olarak güçlü olduğu kadar barıştan yana da güçlü iradeye sahip bir ülkedir ve inanıyoruz ki gerçek diplomasi yalnızca masada güçlü olmak değil masaya istikrarlı barışı taşıyabilecek caydırıcılıkta olabilmektir" ifadelerini kullandı.

Akbaşoğlu, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Dışişleri Bakanlığı'na ve çaba gösteren bütün paydaşlara teşekkür etti.

 

ANKA

“Bu kürsü özgür değilse Meclis iradesi de özgür değil”
Pazar, Ağustos 9, 2026 - 17:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
Suriye, topraklarındaki Rus üsleri için Moskova ile anlaşmaya vardığını açıkladı
Fatih Erbakan: MEKKE Güvenlik Anlaşması ile Türkiye’nin, sorunun bir parçası haline getirilmeye çalışıldığını görmek mümkündür
10 soruda suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren kanunun merak edilenleri
Type: 
SEO Title: 
TBMM Genel Kurulu'nda “kürsü dokunulmazlığı” tartışması: “Bu kürsü milletin kürsüsüdür”
copyright Independentturkish: 

Suriye, topraklarındaki Rus üsleri için Moskova ile anlaşmaya vardığını açıkladı

Suriye, topraklarındaki Rus üsleri için Moskova ile anlaşmaya vardığını açıkladı

Suriye, Hmeymim ve Tartus'taki Rus üslerinin geleceği konusunda, Dışişleri Bakanlığının Moskova ile yürüttüğü bir buçuk yıllık görüşmelerin ardından mutabakata varıldığını açıkladı.

Suriye resmi haber ajansı SANA’nın, Dışişleri Bakanlığının Medya ve İletişim Dairesinin yaptığı açıklamaya dayandırdığı haberine göre, mutabakat kapsamında Suriye sahilindeki Rus varlığının yeniden düzenlenmesi sürecinin başlatılacağı belirtildi.

Sivil tesislerin yönetiminin Suriye'ye devredileceğine yer verilen haberde, Hmeymim Havalimanı ile Tartus Limanı'ndaki 4'üncü ticari rıhtımın aşamalı olarak sivil yönetime dahil edileceği ifade edildi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Rusyaya ait askeri nitelikteki üs ve tesislerin işlevlerinin yeniden düzenlenmesi konusunda da anlaşmaya varıldığı ve bu üslerin Suriye ortak eğitim ve tatbikat merkezlerine dönüştürüleceği kaydedildi.

Yeni düzenlemelerin karşılıklı çıkarları koruyacak şekilde uygulanacağına işaret edilen açıklamada, mutabakat zaptında dönüşüm sürecinin tamamlanması için en fazla 3 aylık süre belirlendiği ve ardından yeni düzenlemelerin yürürlüğe gireceği aktarıldı.

Rusya, 2015'te devrik Esed rejiminin talebiyle Suriye'ye askeri müdahalede bulunarak Hmeymim ve Tartus'ta askeri üsler kurmuş, Suriye iç savaşında sivil bölgelere yönelik yüzlerce saldırı bu üslerden kalkan uçaklar tarafından düzenlenmişti.

Esed rejiminin Aralık 2024'te devrilmesinin ardından Rusya ile yeni Suriye hükümeti, bu üslerin geleceği konusunda görüşmelere başlamıştı.

 

AA

Suriye ve Rusya arasındaki mutabakat zaptına göre Hmeymim Havalimanı ve Tartus Limanı'ndaki 4'üncü ticari rıhtım aşamalı olarak sivil yönetime devredilecek
Pazar, Ağustos 9, 2026 - 17:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Fatih Erbakan: MEKKE Güvenlik Anlaşması ile Türkiye’nin, sorunun bir parçası haline getirilmeye çalışıldığını görmek mümkündür
10 soruda suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren kanunun merak edilenleri
YENİ Parti "çerçeve yasa" teklifi için "ek görüş" yazdı: 'Analar ağlamasın, sıvasız evlerin duvarında şehit feryadı yankılanmasın' yönündeki ısrarımızın takipçiyiz
Type: 
SEO Title: 
Suriye, topraklarındaki Rus üsleri için Moskova ile anlaşmaya vardığını açıkladı
copyright Independentturkish: 

Fatih Erbakan: MEKKE Güvenlik Anlaşması ile Türkiye’nin, sorunun bir parçası haline getirilmeye çalışıldığını görmek mümkündür

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasındaki yakınlaşma sonucu Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan MEKKE Güvenlik Anlaşması ile Türkiye’nin, Ortadoğu’da barışın tesisi yönünde çözümün bir parçası olmaktan çok, sorunun bir parçası haline getirilmeye çalışıldığını görmek mümkündür.

ABD ve İsrail, İran’ın kendileri için büyük güvenlik tehdidi oluşturacağı vehmiyle, İran’a karşı başlattıkları tek taraflı saldırgan tutumlarla istedikleri sonucu alamayınca farklı yöntemlere başvurmaya başlamışlardır. ABD ve İsrail bölgedeki Müslüman ülkeleri İran’a karşı vekil güçler olarak kullanmak istemektedir. ABD etkisiyle imzalanan Mekke Anlaşması’nı da bu kapsamda değerlendirmek gereklidir. Anlaşmanın isminin de bu asıl amacı perdelemek için özellikle seçildiği anlaşılmaktadır.

Küresel güç odaklarının Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bloğu ile İran’ı karşı karşıya getirebilecek ve Ortadoğu’nun istikrarını bozmaya yönelik hamlelerinin farkında olmak ve buna karşı tedbir almak gereklidir. Bu nedenle, Türkiye’nin öncülüğünde acilen, D-8 Teşkilatı’nı oluşturan ülkelerin ortaya koyacakları ‘kapsamlı eylem planı’ ile bölge aktörlerinin bir araya gelip, yeni istikrarsızlıklara değil, barış, kardeşlik ve güvenliğe yönelik adımlarla gerçek ve kalıcı çözümü ortaya koymaları elzemdir.

 

Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasındaki yakınlaşma sonucu Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan MEKKE Güvenlik Anlaşması ile Türkiye’nin,
Ortadoğu’da barışın tesisi yönünde çözümün bir parçası olmaktan çok, sorunun bir parçası haline…

— Dr. Fatih Erbakan (@erbakanfatih) August 9, 2026

 

Independet Türkçe 

"ABD ve İsrail, İran’ın kendileri için büyük güvenlik tehdidi oluşturacağı vehmiyle, İran’a karşı başlattıkları tek taraflı saldırgan tutumlarla istedikleri sonucu alamayınca farklı yöntemlere başvurmaya başlamışlardır"
Pazar, Ağustos 9, 2026 - 15:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
10 soruda suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren kanunun merak edilenleri
YENİ Parti "çerçeve yasa" teklifi için "ek görüş" yazdı: 'Analar ağlamasın, sıvasız evlerin duvarında şehit feryadı yankılanmasın' yönündeki ısrarımızın takipçiyiz
Husiler, Suudi Arabistan'daki Aramco rafinerisini hedef aldı
Type: 
SEO Title: 
Fatih Erbakan: MEKKE Güvenlik Anlaşması ile Türkiye’nin, sorunun bir parçası haline getirilmeye çalışıldığını görmek mümkündür
copyright Independentturkish: 

10 soruda suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren kanunun merak edilenleri

Suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.

Kanunla getirilen düzenlemelere yönelik 10 soru ve yanıtları şöyle:

1- "Suça sürüklenen çocuk" ibaresinin yerine ne kullanılacak?

Çocuk Koruma Kanunu, Sosyal Hizmetler Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun çeşitli hükümlerinde yer alan "suça sürüklenen" ibaresi "adli süreçteki" olarak değiştirilecek.

2- Çocuk hakkında kamu davası açılması durumunda ne yapılacak?

Çocuk hakkında kamu davası açılması halinde durum, gerekli idari tedbirlerin alınması amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı il veya ilçe müdürlüklerine bildirilecek.

3- Fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış kişiler hakkında suç ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde hapis cezaları nasıl olacak?

Fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 19 yıldan 27 yıla, müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 15 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasına hükmolunacak.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

4- Ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi suretiyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi nasıl cezalandırılacak?

Ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi suretiyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılacak.

5- Ceza sorumluluğu bulunmayan adli süreçteki çocuklara yönelik nasıl bir düzenlemeye gidiliyor?

Ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar için çocuklara özgü güvenlik tedbiri niteliğinde "yönlendirme tedbirleri" belirlendi. Bunlar, "sosyal ve toplumsal hizmetler tedbiri", "dijital risklerden korunma tedbiri", "kitap ve kütüphane tedbiri", "çevreye saygı ve çevre temizliği tedbiri" ve "tütün, nikotin, alkol, kumar, uyuşturucu ve uyarıcı madde ile davranışsal bağımlılık tedbiri" başlıklarında sıralandı.

Bu tedbirlerin yerine getirilmesi sırasında ortaya çıkabilecek direnç veya zorluklara karşı kolluktan yardım istenebilecek. Ayrıca tedbirlerin yerine getirilmesinde kurumların koordinasyonu merkezde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından, il ve ilçelerde kurumların koordinasyonu ile takip vali ve kaymakam tarafından sağlanacak.

6 - Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yerine getirilmesinde kurumların koordinasyonu nasıl sağlanacak?

Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yerine getirilmesinde kurumların koordinasyonu, merkezde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca, il ve ilçelerde kurumların koordinasyonu ile takip vali ve kaymakam tarafından sağlanacak. Bu amaçla il ve ilçelerde sekretarya hizmetleri aile ve sosyal hizmetler il müdürlükleri tarafından yürütülecek.

7 - Çocuk hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının gereklerine aykırı hareket edenlere hangi cezalar verilecek?

Çocuk hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının gereklerine aykırı hareket eden ana, baba, vasi veya bakım ve gözetiminden sorumlu kimse, fiil suç teşkil etse dahi ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre çocuk hakimi kararıyla 3 günden 10 güne kadar "tazyik hapsi" ile cezalandırılacak.

8- Sosyal inceleme kimlere uygulanacak?

Çocuk Koruma Kanunu'nda yapılan değişiklikle, 15 yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunlu olacak. Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya çocuk hakimi tarafından 15 yaşını doldurmuş çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması halinde, gerekçesi iddianamede veya kararda gösterilecek.

9- Adli süreçteki çocuğun yargılaması sonunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde ne olacak?

Adli süreçteki çocuklar hakkında yapılan yargılama sonunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde yönlendirme tedbirlerinden uygun görülen biri veya birkaçı da denetimli serbestlik tedbiri olarak uygulanacak. Bu fıkra uyarınca hükmedilecek yükümlülükler, düzenlemede sayılan kurumlar tarafından yerine getirilecek. Suçun işlenmesi nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın az olması halinde adli süreçteki çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için zararın giderilmesi şartı aranmayabilecek.

10 - Bıçak ile diğer kesici, delici veya bereleyici aletlerin satışına yönelik nasıl bir düzenlemeye gidilecek?

Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan her tür bıçak ile diğer kesici, delici veya bereleyici aletlerin, Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanun'a göre ruhsatlandırılan yerler ile ilgili yönetmeliğe göre ruhsatlandırılan iş yerleri dışında satışı ve sergilenmesi yasaklanacak. Bu hüküm 1 Aralık 2026'da yürürlüğe girecek.

18 yaşından küçük çocuklara satılması ve çocuklar tarafından satın alınması veya taşınması yasaklanacak. Bu yasaklara uymayanlara 5 bin lira, kabahate konu bıçak veya aletlerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde ise 10 bin lira idari para cezası verilecek. Ayrıca bu kabahatin işlendiğini öğrenen işletici veya sorumlunun yetkili makamlara bildirim yapmaması halinde 5 bin lira idari para cezası verilecek. Kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilecek. Kabahat dolayısıyla idari para cezasına ve el koymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine mülki amir tarafından karar verilecek.

 

AA

Suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenleme neleri içeriyor?
Pazar, Ağustos 9, 2026 - 15:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
YENİ Parti "çerçeve yasa" teklifi için "ek görüş" yazdı: 'Analar ağlamasın, sıvasız evlerin duvarında şehit feryadı yankılanmasın' yönündeki ısrarımızın takipçiyiz
Husiler, Suudi Arabistan'daki Aramco rafinerisini hedef aldı
Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ’dan Özgür Özel’e çağrı: Atatürk’ün çizgisine gelin
Type: 
SEO Title: 
10 soruda suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren kanunun merak edilenleri
copyright Independentturkish: 

YENİ Parti "çerçeve yasa" teklifi için "ek görüş" yazdı: 'Analar ağlamasın, sıvasız evlerin duvarında şehit feryadı yankılanmasın' yönündeki ısrarımızın takipçiyiz

YENİ Parti Adalet Komisyonu üyeleri Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver, İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer ve Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"ne ilişkin yazdıkları ek görüşte, teklifteki sorunlar ve eksikliklere dikkat çekti, önerilerine yer verdi. Toplumsal bütünleşmenin yalnızca terör örgütünün silah bırakması üzerinden ele alınamayacağı vurgulanan ek görüşte; demokratikleşme, hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler ile yargı bağımsızlığı alanlarında kapsamlı düzenlemeler yapılması istendi.  

"Teklifin Genel Değerlendirmesi" başlıklı bölümünde, Kürt sorununun çözümünün toplumsal barışın, özgürlüklerin ve demokratikleşmenin güçlendirilmesiyle mümkün olabileceği belirtildi. Hukuk devleti ve temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasının demokratik toplum düzeninin ön koşulu olduğu ifade edilen ek görüşte, Türkiye’de son yıllarda yaşanan gelişmelerin demokratik hukuk devleti ilkelerinin zayıfladığı yönünde kaygılara yol açtığı vurgulandı.

Vatandaşların hukuki güvenlik içinde bulunması, temel hak ve özgürlüklerin korunması, ifade ve toplantı özgürlüğünün güvence altına alınması gerektiği ifade edilen ek görüşte, hukukun üstünlüğünün yalnızca yasaların varlığıyla değil, bu yasaların bağımsız ve tarafsız yargı tarafından uygulanmasıyla anlam kazanacağına işaret edildi. Demokratikleşmenin yalnızca belirli bir sorunun çözümüne indirgenemeyeceği, demokratik toplum düzeninin güçlendirilmesi için ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, siyasal katılım ve yargı bağımsızlığı gibi alanlarda düzenlemeler yapılması gerektiği vurgulandı. 

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı ortak raporda yer alan tespitlerin kanun teklifine yeterince yansıtılmadığın altı çizilen ek görüşte, teklifin, toplumsal bütünleşme ve demokratikleşme bakımından yeterli kapsamda olmadığı kaydedildi. 

"TBMM sürecin merkezi olmaktan çıkarılıyor"

YENİ Parti’nin ek görüşünde, kanun teklifinin TBMM’yi çözümün ana muhatabı ve merkezi olmaktan çıkardığı, iktidarın siyasi etkisine açık bürokratik mekanizmaların ön plana çıkarıldığı, hukuk mantığı bakımından çelişkili bir yapıya sahip olduğu ileri sürüldü.

Ek görüşte, TBMM’nin süreçte aktif bir yönetici ve karar alıcı rol üstlenmek yerine, bünyesinde oluşturulacak "İzleme Komisyonu" üzerinden pasif bir izleyici konumuna getirildiği belirtildi. Yasama organının Kürt sorunu ve demokratikleşme bakımından üstlenmesi gereken tarihi sorumluluğun, iktidarın siyasi etkisine açık bürokratik karar alma mekanizmalarının gölgesinde bırakıldığı savunuldu.

Ek görüşte, "Kürt Sorununun çözümüne dair Milli Dayanışma, Kardeşlik Ve Demokrasi Komisyonu Raporu'nun 6. Bölümünde ortaya konulan maddelerin kapalı kapılar ardında hazırlanmış, eksik, hukuken sorunlu bir içerikle ve Meclis’e sunulmadan önce milletvekillerine izah edilmeden yasalaştırılmaya çalışılması, bu teklifin tartışmalı hale getirmiştir. Komisyon sürecinde ortaya koymuş olduğumuz 'Analar ağlamasın, sıvasız evlerin duvarında şehit feryadı yankılanmasın' yönündeki ısrarımızın takipçisiyiz. Ne var ki topluma verdiğimiz bu sözün kalıcı biçimde hayata geçmesinin yolu, sadece terör örgütünün silah bırakmasından, belli şartlarda ceza ertelemesinin başlatılmasından, savcıların önüne bir kurulun onayının çıkarılmasından, bu süreçte görev alacak kişilerin cezasızlık zırhına büründürülmesinden geçemez" değerlendirmesine yer verildi.

Komisyon raporunun 6’ncı bölümünde uzlaşıyla oluşturulan önerilerin yalnızca bir bölümünün kanun teklifine alınmasının, raporun diyalog zeminine, demokratik uzlaşıya ve Türkiye’nin demokratik hukuk devleti olma hedefine aykırı olduğu ifade edildi. Son bir yılda hukuki düzenleme gerektirmeden atılabilecek demokrasi adımlarının da atılmadığı, aksine demokrasinin ve hukuk devletinin daha da geriye gittiği savunuldu.

"TBMM etkisiz hale getirildi"

Ek görüşte, TBMM’nin 2018 yılındaki rejim değişikliğinin ardından giderek etkisizleştirildiği, kanun tekliflerinin yasalaşma sürecinde bürokrasinin yasama organından daha etkili hale geldiği öne sürüldü. 28’inci Dönem’de çıkarılan 138 yasada Komisyonlarda çok sınırlı değişiklik yapıldığı, muhalefetin yapıcı önergeleri ve uyarılarının dikkate alınmadığı belirtilen ek görüşte, ayrıca bazı kanunlara teklif imzacılarının dahi bilmediği son dakika eklemeleri yapıldığına işaret edildi.

Ek görüşte, 28’inci Dönem’de çıkarılan 138 yasanın 74’ünün uluslararası anlaşmaların uygun bulunmasına ilişkin kanunlardan, 64’ünün ise farklı içerikteki kanunlardan oluştuğu belirtilerek, toplumun çözüm beklediği çok sayıda konuda henüz adım atılmadığı savunuldu. 2023 Haziran-2026 Temmuz döneminde Komisyonlarda görüşülmeyi bekleyen kanun teklifi sayısının 3 bin 519 olduğunu bildirildi.

Ek görüşün devamında, teklifin hazırlanma sürecinin de yasama iradesi ve uzlaşma arayışından uzak olduğu savunuldu. Teklifin güvenlik bürokrasisinin kapalı kapılar ardındaki hazırlığını yansıttığı ileri sürülürken, 2018 yılından bu yana milletvekillerinin verdikleri her 100 soru önergesinden yalnızca 13’ünün yasal süresi içinde cevaplandığı belirtildi. Ayrıca 28’inci Dönem’de kurulan 11 araştırma komisyonundan 9’unun çalışmalarını tamamlayarak rapor hazırladığı ancak bu raporların hiçbirinin henüz Genel Kurulda görüşülüp oylanmadığı ifade edildi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Kürt sorunu demokratikleşme ve hukuk devletinden bağımsız ele alınamaz"

Ek görüşte, Kürt sorununun Türkiye’deki demokratik uygulamalar, hukuk devletinin işlevsizleştirilmesi ve ekonomik sorunlardan bağımsız değerlendirilemeyeceği belirtildi. Kürt sorununun, özgürlüklerin üniter devlet yapısı ve laik Cumhuriyet ilkesi içinde genişletilmesinden bağımsız düşünülemeyeceği savunularak, hukuk devleti ve demokratikleşmeden uzaklaşılan her dönemin sorunun çözümü açısından kayıp olduğu ifade edildi.

Ek görüşte, etnik sorunlar, kimlik talepleri, inanca saygı, özgür yurttaşlık, kalkınma ve refahtan eşit pay alma gibi taleplerin, hukuk devleti ve demokrasinin önündeki ortak engeller kaldırılmadan çözülemeyeceği belirtildi.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun 6’ncı ve 7’nci bölümlerindeki ortak önerilerin yasal ve bürokratik adımlarla hayata geçirilmesi istenen ek görüşte, bunların topluma şeffaf biçimde anlatılması gerektiği vurgulandı.

“Teklif güvenlik eksenine sıkıştırılmış”

Komisyon raporunun 6’ncı bölümünde uzlaşıyla sıralanan maddelerin kapalı kapılar ardında hazırlanmış, eksik ve hukuken sorunlu bir içerikle Meclis’e sunulmadan önce milletvekillerine yeterince izah edilmeden yasalaştırılmaya çalışılmasının teklifi tartışmalı hale getirdiğinin altı çizilen ek görüşte, toplumsal barışın yalnızca terör örgütünün silah bırakması, belirli şartlarda ceza ertelemesinin başlatılması veya süreçte görev alacak kişilere cezasızlık güvencesi verilmesiyle sağlanamayacağı belirtildi. 

Sürecin güvenlikçi anlayışın ötesine geçirilerek Türkiye’de demokratikleşme ve hukuk devleti önündeki engellerin kaldırılması gerektiği ifade edilen ek görüşte, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun 7’nci bölümünde yer alan "demokratikleşme" önerilerinin tamamının eksiksiz şekilde hayata geçirilmesi ve kanun teklifine eklenmesi istendi.

Yerel yönetimler ve seçim sistemine ilişkin eleştiriler

YENİ Parti’nin ek görüşünde, yerel demokrasinin ciddi tehdit altında olduğu vurgulandı. 33 CHP’li belediye başkanının görevden uzaklaştırıldığı, 83 belediye başkanının çeşitli baskılar altında seçildiği partiden istifa ederek AK Parti’ye geçtiği ve toplam 13 belediyeye kayyum atandığı kaydedilen ek görüşte, belediye başkanlarının kanunda yer alan sebeplerle görevden uzaklaştırılması durumunda, yeni belediye başkanının yalnızca belediye meclisi tarafından seçilmesini sağlayacak düzenleme yapılması istendi. 

Ek görüşte, seçimlerin denetimi konusunda adli yargının seçim sonuçlarına müdahalesinin tamamen engellenmesi, Yüksek Seçim Kurulu ile il ve ilçe seçim kurullarının anayasal yetkilerinin tartışmasız hale getirilmesi ve seçim uyuşmazlıklarında görevli merciin YSK olduğunun açıkça belirtilmesi istendi.

Ek görüşteki "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporunda Yer Alan Tespitleri Hayata Geçirmeye Yönelik Olarak Diğer Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Öneriler" başlıklı bölümde seçim yargısı, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, TRT yayınları, kayyum uygulamaları, ceza hukuku ve siber güvenlik alanlarına ilişkin düzenlemeler yapılması gerektiği vurgulandı.

Seçim yargısına ilişkin düzenleme önerisi

Anayasa'da öngörülen seçim yargısına yetkisiz mahkemelerin müdahalesinin önlenmesine yönelik düzenleme yapılması önerilen ek görüşte, bu kapsamda, seçimlerin genel yönetimi ve denetiminin Yüksek Seçim Kurulu'na ait olduğu belirtilerek, seçim kurullarının görev alanına ilişkin düzenlemelerin yeniden ele alınması istendi.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı genişletilsin

Ek görüşte, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nda değişiklik yapılması, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanımını sınırlayan hükümlerin yeniden değerlendirilmesi ve hakkın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun şekilde güvence altına alınması talep edildi. Ayrıca şiddet içermeyen hiçbir fiilin “terör suçu” olarak nitelendirilmemesi ve ifade özgürlüğü kapsamında kalan eylemlerin cezalandırılmaması gerektiği belirtildi.

Duruşmaların TRT’den yayınlanması önerisi

Duruşmaların TRT’den yayınlanmasına yönelik düzenleme yapılması önerilen ek görüşte, sanık, mağdur veya tanıkların rızasıyla kovuşturma evresindeki duruşmaların TRT tarafından yayınlanabilmesi, ayrıca internet ortamında yayınların erişilebilirliği ve teknik altyapıya ilişkin düzenlemelere gidilmesi önerildi. 

Ek görüşte, kamuda görev yapan kişilerin atama ve yükselmelerinde objektif kriterlerin esas alınması gerektiği belirtilerek, kamu hizmetlerinde liyakat ve eşitlik ilkelerinin gözetilmesi istendi.

TCK’nın 216’ncı maddesi için değişiklik

Türk Ceza Kanunu’nun 216’ncı maddesinde düzenlenen “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçuna ilişkin hükümlerin yeniden düzenlenmesi gerektiği vurgulanan ek görüşte, ifade özgürlüğünün ve farklı düşüncelerin açıklanmasının cezalandırılmasına yol açabilecek uygulamaların önlenmesinin önemli olduğu kaydedildi.

"Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçu yeniden düzenlensin

Ek görüşte, TCK’nın 217/A maddesinde düzenlenen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçuna ilişkin düzenlemenin de değiştirilmesi istendi. Dezenformasyonla mücadele amacı taşıdığı belirtilen hükmün, demokratik işleyiş ve sosyal medya kullanımı bakımından çeşitli sorunlara yol açabildiğine işaret edildi.

Örgüt propagandası ve yardım suçu için değişiklik önerisi

Ek görüşte, TCK’nın 220/8’inci maddesinde düzenlenen örgüt propagandası ve yardım suçuna ilişkin hükümlerin de yeniden düzenlenmesi, bu kapsamda, ifade özgürlüğü ile suç ve ceza arasındaki dengenin gözetilmesi gerektiği belirtildi.

“Cumhurbaşkanına hakaret” suçu kaldırılsın

Ek görüşte, TCK’nın 299’uncu maddesinde düzenlenen “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunun kaldırılması önerilirken, düzenlemenin ifade özgürlüğü, eleştiri hakkı ve siyasal tartışmalar açısından sorun oluşturduğu savunuldu.

İdare ve gözlem kurullarının kararlarına denetim

Cezaevlerinde bulunan hükümlülerin durumlarına ilişkin kararların objektif kriterlere bağlanması ve idare ve gözlem kurullarının kararlarının yargısal denetime tabi tutulması önerilen ek görüşte, kişilerin ceza ve infaz süreçlerinde farklı uygulamalara maruz kalmaması için hukuki güvencelerin güçlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Ek görüşte, "terör" nedeniyle görevden alınan belediye başkanlarının yerine İçişleri Bakanlığı tarafından kayyum atanmasına ilişkin uygulamanın da yeniden düzenlenmesi önerildi. Seçilmiş belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması ve yerlerine kayyum atanmasının seçmen iradesi ve yerel demokrasi açısından ele alınması gerektiği değerlendirildi.

"TBMM'yi pasif kılan yaklaşım yerinde değil"

Ek görüşte, 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu’nda yer alan ve eleştiri özgürlüğü ile gazetecilik faaliyetleri bakımından sorun oluşturduğu belirtilen düzenlemenin de kaldırılması talep edildi. 

Adalet Komisyonu'nda teklifin görüşmeleri sırasında YENİ Parti adına sunulan önergelere de yer verilen ek görüşte, "Demokrasi, tek bir alana veya dar bir tanıma indirgenemeyecek kadar çok boyutlu bir kavramdır. Kapsamlı bir demokrasi paketiyle desteklenmeyen ve toplumsal tabanda derinleştirilmeyen çözüm süreçleri, önünde karşılıklı güvensizlik zeminine dayanmayacağı mahkumdur. Süreci yalnızca terör örgütü ile güvenlik bürokrasisi arasındaki dar bir alana sıkıştıran, sürekli koşullara bağlayıp takvimini belirsizleştiren, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni pasif kılan ve yargı mekanizmasının önünde onarıcı kurallar çıkaran bir yaklaşım yerinde değildir. Böyle bir tutum, toplumsal barış ve çatışmasızlık ortamını kalıcı kılmak yerine; süreci 'acaba'lara, 'fakat'lara, 'belki'lere ve MGK kararlarının açıklanacağı tarihlere emanet etmek anlamına gelmektedir. Kalıcı huzur ve adalet ancak bu güvensiz zemini aşmış, Meclis iradesiyle desteklenen çok boyutlu bir demokratikleşme anlayışının hakim kılınmasıyla mümkündür" değerlendirmesi yapıldı.

 

ANKA

"Süreci yalnızca terör örgütü ile güvenlik bürokrasisi arasındaki dar bir alana sıkıştıran, sürekli koşullara bağlayıp takvimini belirsizleştiren, Meclisi pasif kılan ve yargı mekanizmasının önünde onarıcı kurallar çıkaran bir yaklaşım yerinde değildir"
Pazar, Ağustos 9, 2026 - 15:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
Husiler, Suudi Arabistan'daki Aramco rafinerisini hedef aldı
Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ’dan Özgür Özel’e çağrı: Atatürk’ün çizgisine gelin
İYİ Parti'den "çerçeve yasa" teklifine muhalefet şerhi: "Teklifin tümü maddeleriyle birlikte bir ihanet metnidir"
Type: 
SEO Title: 
YENİ Parti "çerçeve yasa" teklifi için "ek görüş" yazdı: 'Analar ağlamasın, sıvasız evlerin duvarında şehit feryadı yankılanmasın' yönündeki ısrarımızın takipçiyiz
copyright Independentturkish: 

Husiler, Suudi Arabistan'daki Aramco rafinerisini hedef aldı

Yemen'deki Husiler, Suudi Arabistan'ın Türkiye ve Pakistan'la savunma anlaşması imzalamasından iki gün sonra, Cizan'daki Suudi Aramco rafinerisine insansız hava aracı (İHA) saldırısı düzenledi..

Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Cizan'daki rafinerinin İHA ile hedef alındığını belirtti. Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı ise rafineride çıkan yangının daha sonra söndürüldüğünü ve olayda yaralanan olmadığını açıkladı. Bakanlık, olayın nedenine ilişkin bilgi vermedi, yetkililerin durumla ilgilendiğini kaydetti.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Husiler Suudi Arabistan'a deniz ablukası ilan etmişti

Husiler, İran ile ABD arasında barışın koşullarına ilişkin anlaşmazlıkların sürdüğü dönemde geçen ay Kızıldeniz'de Suudi Arabistan'a yönelik deniz ablukası ilan etmişti. Husiler, ablukanın gerekçesinin Suudi Arabistan'ın kendilerine yönelik kuşatması olduğunu öne sürerken, Riyad bu iddiayı reddediyor.

Husiler, daha önce de güneybatı Suudi Arabistan'da bulunan ve günlük 400 bin varil ham petrol işleme kapasitesine sahip Cizan'daki Aramco tesislerini hedef almıştı. Husiler ayrıca Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu'ya da saldırılar düzenlemişti.

Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, bir başka açıklamasında da Yemen'in Kızıldeniz kıyısındaki Moka liman kentine de füze ve İHA saldırıları düzenlendiğini bildirdi. Tarihi liman kenti, Riyad tarafından desteklenen ve uluslararası alanda tanınan Aden merkezli hükümetin kontrolünde bulunuyor.

Cizan Rafinerisi temmuz sonunda kapatılmıştı

Reuters'ın gördüğü danışmanlık şirketi IIR'ın notuna göre Aramco, Yemen sınırına yakın Cizan'daki rafineriyi, Husilerin 27 Temmuz'da düzenlediği saldırının ardından kapattı. Saldırıda rafinerinin Entegre Gazlaştırma Kombine Çevrim (IGCC) kompleksi ile tank çiftliği alanının zarar gördüğü belirtildi.Rafineride, benzin ve ultra düşük kükürtlü dizel de üretiliyor.

Batı medyasına konuşan Yemen hükümetinden üç yetkili, Husiler tarafından limandaki ticari rıhtım ve depolama alanlarına doğru gönderilen İHA'lara hava savunma sistemleriyle müdahale edildiğini aktardı.

Yahya Seri ise Husilerin saldırılarında bölgedeki Suudi askerleri ve silah depolarının hedef alındığını açıkladı. Suudi Arabistan'dan Yemen'deki saldırılara ilişkin ayrıca açıklama yapılmadı.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan savunma anlaşması imzalamıştı

İran ve müttefiki Şii silahlı gruplar, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırılarından bu yana Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerini hedef alıyor ve enerji sevkiyatlarına yönelik abluka uyguluyor.

Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı Suudi Arabistan'daki Aramco tesislerine yönelik son saldırıların bazı üretim kesintilerine yol açtığını belirten Aramco Üst Yöneticisi Amin Nasır, geçen hafta operasyonların kısa sürede yeniden normale dönebileceğinden emin olduğunu söyledi. Nasır, saldırıların operasyonlar veya mali durum üzerinde kayda değer bir etkisi olmadığını ifade etti.

Küresel enerji arzını aksatan ve dünya ekonomisinde endişeye yol açan gerilimlerin ardından Suudi Arabistan, 7 Ağustos Cuma günü Türkiye ve Pakistan ile savunma anlaşması imzaladı. Anlaşma, herhangi bir saldırı karşısında ortak caydırıcılığı güçlendirmeyi ve üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırının tüm ülkelere yapılmış saldırı olarak kabul edilmesini öngörüyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, yeni ittifakın İran veya başka bir ülkeye karşı olmadığını, üç müttefikin güvenliğini desteklemeye yönelik genel bir taahhüt niteliği taşıdığını söyledi. Fidan, taraflardan herhangi birine saldırı düzenlenmesi halinde müttefiklerin hangi düzeyde, biçimde ve kapsamda destek talep edeceklerine istişareler yoluyla karar vereceklerini belirtti.

 

ANKA

Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, rafineride çıkan yangının söndürüldüğünü ve olayda yaralanan olmadığını bildirdi
Pazar, Ağustos 9, 2026 - 15:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ’dan Özgür Özel’e çağrı: Atatürk’ün çizgisine gelin
İYİ Parti'den "çerçeve yasa" teklifine muhalefet şerhi: "Teklifin tümü maddeleriyle birlikte bir ihanet metnidir"
Artvin açıklarında bulunan insansız deniz aracı olduğu değerlendirilen cisim etkisiz hale getirildi
Type: 
SEO Title: 
Husiler, Suudi Arabistan'daki Aramco rafinerisini hedef aldı
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Bursa'da iş yerinde çıkan yangın kontrol altına alındı

Bursa'nın merkez Osmangazi ilçesindeki bir iş yerinde çıkan yangın itfaiye ekiplerince kontrol altına alındı.

Küçükbalıklı Mahallesi Muhittin Kırcal Sokak'taki gıda toptan satış alanında faaliyet gösteren bir iş yerinde henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Rüzgarın etkisiyle yangın kısa sürede büyüdü.

Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis, itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi.

Polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken itfaiye ekipleri yangına müdahale etti.

Ekiplerin yoğun uğraşları sonucu yangın yaklaşık 2 saatte kontrol altına alındı.

Sağlık ekipleri yoğun dumandan etkilenen itfaiye personeline müdahale etti.

Ekiplerin bölgedeki soğutma çalışması sürüyor.


ABD'nin North Carolina eyaletinde silahlı saldırı düzenlendi

ABD'nin North Carolina eyaletinde düzenlenen silahlı saldırıda çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği veya yaralandığı bildirildi.

North Carolina Eyalet Soruşturma Bürosunun sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, eyaletin kuzeyindeki Caswell ilçesine bağlı Prospect Hill bölgesinde sabah saatlerinde silahlı saldırı meydana geldiği belirtildi.

Açıklamada, saldırının düzenlendiği bölgede silahla vurulmuş çok sayıda kişinin bulunduğu, Caswell İlçe Şerif Ofisinin olayla ilgili eyalet yetkililerinden destek talep ettiği aktarıldı.

Saldırıda çok sayıda kişinin yaşamını yitirdiği vurgulanan açıklamada, yaralananların da olduğuna işaret edildi.

Açıklamada, olaya ilişkin geniş çaplı soruşturma başlatıldığı kaydedildi.


Üsküdar'da bazı yollar trafiğe kapatılacak

Üsküdar'da 5-7 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek etkinlik dolayısıyla bazı yollar trafiğe kapatılacak.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya göre, Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü'nce bugün, yarın ve 7 Ağustos'ta Üsküdar'da gerçekleştirilecek etkinlik kapsamında kapanacak yollar ve alternatif güzergahlar belirlendi.

Çengelköy Caddesi'nin Kerime Hatun Camii Sokak kesişimi ile Kuleli Caddesi'nin Yamaçlı Sokak kesişimi arasında kalan tüm yollar ile Çengelköy Hamam Arkası Sokak ve Fıçı Sokak saat 23.00'ten program bitimine kadar araç trafiğine kapalı olacak.

Sürücüler, Kuleli Caddesi istikameti için Kerime Hatun Camii Sokak, Kemalettin Tuğcu Sokak, Hür Sokak, Meşrutiyet Sokak, Havacı Sokak, Albay Üçer Sokak ve Yamaçlı Sokak güzergahlarını kullanabilecek.

Beylerbeyi Caddesi istikametine gitmek isteyen sürücüler ise Yamaçlı, Albay Üçer, Havacı, Meşrutiyet, Şekip Ayhan Özışık ve Mor Salkım sokakları ile Yalnız Selvi, Kaldırım, Zübeyde Hanım, Prof. Dr. Beynun Akyavaş ve Güzeltepe caddelerine yönlendirilecek.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Perşembe, Ağustos 6, 2026 - 00:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

Çatışmadan hukuka: Çerçeve Yasa

TBMM’ye sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi", Türkiye’nin yarım asırdır güvenlik ekseninde ele aldığı Kürt meselesinde yeni bir dönemi işaret ediyor. 12 maddelik bu çerçeve yasa, sorunu tek kalemde çözen sihirli bir metin değil; çatışmayı bitirmeyi yasal güvenceye bağlayan ve siyasi müzakerenin önünü açan ilk somut adım.

Kürt meselesi yüzyılı aşkın süredir devletin güvenlik politikalarının odağındaydı. İnkar, asimilasyon ve bastırma hamleleri askeri yöntemlerle sürdürüldü; zaman zaman masaya oturulsa da bu girişimler hiçbir zaman kalıcı bir hukuki zemine oturmadı. Meclis’e gelen kanun teklifi işte bu yüzden tarihsel bir eşik. Süreç ilk kez idari tasarruf veya bürokratik kararların ötesine geçerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesiyle yasal bir statü kazanıyor.

Hukuki güvence ve siyasi meşruiyet

Yasanın en hayati tarafı, çatışmalı süreci doğrudan hukuk alanına çekmesi. Bu düzenleme, muhataplığın devlet tarafından parlamenter zeminde kabul edildiğinin açık göstergesi. Yürütme organı ve güvenlik bürokrasisinin tekelinden çıkan süreç, artık Meclis’in denetimi ve siyasi partilerin ortak sorumluluğunda yürüyecek bir yapıya bürünüyor.

Kısacası bu yasa çözümün kendisini değil, çözüme giden yolun hukuki çatısını inşa ediyor. Böylece sürecin, gelecekteki siyasi iklim değişikliklerinden veya dönemsel çalkantılardan etkilenmemesi için kurumsal bir zırh oluşturuluyor.

Kamuoyundaki yaygın yanılgı, bu metni Kürt meselesinin tüm boyutlarını halledecek nihai bir "barış yasası" gibi okumak. Oysa teklifin sınırı belli.

Yasa, öncelikle çatışmayı sonlandırmanın hukuki altyapısına odaklanıyor. Silah bırakacak kişilerin durumunu düzenlemek, sürecin meşruiyetini sağlamak ve müzakereye sınır çizmek temel amaç. Eşit yurttaşlık, anayasal güvence, yerel demokrasi, kültürel haklar ve demokratikleşme adımları ise bu ilk aşamanın ardından gelecek 2. ve 3. yasa paketlerinin konusu olacak. Dolayısıyla bu düzenleme bir sonuç değil, sürecin başlangıç fişeğidir.

Devlet açısından da tarihsel

Bu adımın en radikal boyutu, devletin pozisyonunda yaşanan değişimdir. Cumhuriyet tarihi boyunca sayısız Kürt isyanı sadece güvenlik politikalarıyla bastırıldı, mesele parlamenter müzakere zeminine hiç taşınmadı. İlk kez çatışmanın askeri yöntemlerle çözülemeyeceği kabul ediliyor ve siyasal müzakere esas alınıyor.

Burada "devlet kazandı"- “Kürt hareketi yenildi" ya da tersi gibi ifadelerle yüzeysel bir okuma yapmak doğru olmaz. Asıl mesele, güvenlik eksenli anlayışın tek başına sonuç vermediğinin görülmesidir. İki tarafın da mevcut yöntemin sürdürülemez olduğunu kabul ettiği ve çözümü siyasette aradığı yeni bir evredeyiz.

İlk etkiler nerede görülecek?

Yasa yürürlüğe girdiğinde ilk somut yansımayı cezaevlerinde göreceğiz. Sınır geçişleri ve silah bırakma başlıkları çokça konuşulsa da, öncelikli pratik sonuç binlerce tutuklu ve hükümlünün durumunu kapsayan hukuki düzenlemeler olacak.

Silahlı yapıların geleceği tek bir hamlede çözülecek bir konu değil; güven ortamına ve siyasi gelişmelere bağlı olarak aşama aşama ilerleyecek. Bu süreçte İmralı Adasına gidebilecek akademisyenler, gazeteciler ve yazarların dahil olacağı mekanizmaların kurulması, toplumsal rızanın ve güvenin inşasında kritik rol oynayacak.

Kamplaşmalara dikkat!

Barış süreçleri sadece devletle silahlı aktörler arasındaki teknik bir pazarlıktan ibaret değildir. Kalıcı bir sonuç için toplumun sürece dahil olması ve demokratik siyasetin inisiyatif alması şart.

Metin etrafındaki tartışmalar ise ne yazık ki hukuki içerikten ziyade siyasi kamplaşmalar üzerinden yürütülüyor. Bir taraf bunu "devletin teslimiyeti" olarak görürken, diğer taraf Kürtlerin taleplerinin görmezden gelindiğini savunuyor. Her iki yaklaşım da eksik. Çünkü bu düzenleme ne tek başına bir infaz yasasıdır ne de eksiksiz bir demokrasi paketidir. Esas işlevi, çatışmalı dönemi kapatıp siyasal müzakerenin önünü açmaktır.

Günün sonunda tartıştığımız şey sadece 12 maddelik bir kanun teklifi değil. Tartışılan; Türkiye’nin yüz yıllık güvenlik ezberini bozup siyasal müzakereyi esas alan yeni bir çağa adım atıp atamayacağıdır. Bu ilk adımın kalıcı bir başarıya ulaşması, arkasından gelecek demokratikleşme paketlerine, siyasi aktörlerin kuracağı dile ve taraflar arasında inşa edilecek güvene bağlı olacak.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Çerçeve yasa, Kürt meselesini çözen son metin değil; çözüm arayışını hukuki güvenceye bağlamayı hedefleyen ilk düzenleme. Teklifin yasalaşması halinde cezaevlerinden demokratikleşme tartışmalarına kadar birçok alanda yeni bir sürecin başlaması bekleniyor
Çarşamba, Ağustos 5, 2026 - 22:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Çatışmadan hukuka: Çerçeve Yasa
copyright Independentturkish: 

Erdoğan'dan 'çerçeve yasa' açıklaması: Hayırlara vesile olmasını diliyorum

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin, "Türkiye'yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmayı, milli birlik ve beraberliğimizi perçinlemeyi, ülkemizde ve bölgemizde huzur iklimini güçlendirmeyi hedefleyen bu adımın hayırlara vesile olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:

Kapsamlı istişareler neticesinde hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, aziz milletimizin çözüm iradesini yansıtan geniş bir mutabakatla bugün Gazi Meclis'imizin takdirine sunuldu. Türkiye'yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmayı, milli birlik ve beraberliğimizi perçinlemeyi, ülkemizde ve bölgemizde huzur iklimini güçlendirmeyi hedefleyen bu adımın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Gerek kanun teklifinin tekemmül ettirilmesine gerekse sürecin başarıya ulaşmasına katkı veren başta Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere siyasi parti gruplarımıza ve milletvekillerimize teşekkür ediyorum.

 

AA

rdoğan, sürece katkı sunan siyasi partilere ve milletvekillerine teşekkür etti
Çarşamba, Ağustos 5, 2026 - 19:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Erdoğan'dan 'çerçeve yasa' açıklaması: Hayırlara vesile olmasını diliyorum
copyright Independentturkish: 

Özgür Özel, çerçeve yasa teklifini değerlendirdi: Teklif metnini sır gibi saklayıp boş kağıtlara imza aldılar

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Başkanlığı'na sunulan çerçeve yasa teklifine ilişkin olarak, teklif hazırlanırken ortak bir çalışma yürütülmemesini eleştirerek, "Siyasi yaklaşımımızda bir değişiklik yok, ancak usul ve üslup açısından son derece yanlış bir iş. Elbette milletvekilleri, parti grupları Meclis Komisyonu’nda metne katkı sağlayabilirler, eleştirilerini söyleyebilirler. Ancak teklif metnini sır gibi saklayıp boş kağıtlara imza alıp diğer siyasi partiye yolladıktan yarım saat sonra Meclis Başkanlığına teslim etmek meselenin ruhuna aykırı" dedi.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Başkanlığı'na sunulan çerçeve yasaya ilişkin YetkinReport'a yaptığı değerlendirmede, şunları kaydetti:

Bu kanun teklifi hazırlanırken bir ortak çalışma yürütülmedi. AK Parti kendi grubundan boş kâğıda imzaları topladı. Parti gruplarına bugün öğle saatlerinde kapalı zarf içinde yolladılar. Biz bunu çalışacağımız ilgili Meclis komisyonlarımızın başkanları ve Meclis’te oluşturulan Terörsüz Türkiye Komisyonu’na görevli olarak gönderdiğimiz arkadaşlardan oluşan heyet metni çoğaltıp önüne alıp toplantıya başlarken, onlar yarım saat içinde metni Meclis Başkanlığı’na teslim ettiler.

Siyasi yaklaşımımızda bir değişiklik yok, ancak usul ve üslup açısından son derece yanlış bir iş. Elbette milletvekilleri, parti grupları Meclis Komisyonu’nda metne katkı sağlayabilirler, eleştirilerini söyleyebilirler. Ancak teklif metnini sır gibi saklayıp boş kağıtlara imza alıp diğer siyasi partiye yolladıktan yarım saat sonra Meclis Başkanlığına teslim etmek meselenin ruhuna aykırı.

İçinde bulunduğumuz komisyon raporunun 6’ncı ve 7’nci kısımları vardı süreçle ilgili. Bu teklif 6’ncı kısımla ilgili. O zaman da söylemiştik; bu işlerin 6 ve 7’nin peşpeşe değil, iç içe yürümesi lazım. 6 Ceza Kanunuyla ilgili, 7 demokratikleşmeyle ilgili, Anayasa Mahkemesi, AİHM kararlarına uyulmasından kayyım uygulamasının sonlandırılmasına ve çok sayıda demokratik açılımın düzenlenmesine kadar. Bu konudaki hassasiyetimiz, şerhimiz devam ediyor. Bu kanunun yasalaşmasından sonra, silahların bırakıldığının teyit ve tespiti ile ilgili geçecek sürede mutlaka yedinci kısmın hızla hazırlanması için çalışılması gerekiyor.

Kürt sorununu çözmek altıncı kısımda tek başına yeterli değil. Kürtlerin sorunlarını çözmek ya da Türkiye’nin demokrasi sorununu çözmek altı ile olmaz. 6’ncı madde bir sürecin sonu, teknik bir gereklilik olabilir ama 7’nci madde demokratik bir sürecin başlangıcı, barışın başlangıcı, kardeşliğin başlangıcı, Kürtlerle Türklerin ortak geleceğinin birlikte güvenli bir şekilde yürümesinin başlangıcı olmalı. Ayrıca ceza hukukçusu arkadaşlarımızın ve hukukçu milletvekillerimizin kanun teklifi ile ilgili teknik eleştirileri de var, onları da ayrıca dile getireceğiz. Ama esas dikkat çekmek istediğimiz mesele, bugün çözmeye çalıştığımız sorunun kök sebeplerini, komisyon raporunun 7’nci kısmına yönelik cesur kararlı hızlı adımlar atarak çözebiliriz. Yoksa infaz düzenlemesi bazı sonuçları ortadan kaldırır ama sebebi ortadan kaldırmaz.

 

ANKA

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Başkanlığı'na sunulan çerçeve yasa teklifine ilişkin olarak, teklif hazırlanırken ortak bir çalışma yürütülmemesini eleştirdi
Çarşamba, Ağustos 5, 2026 - 18:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Özgür Özel, çerçeve yasa teklifini değerlendirdi: Teklif metnini sır gibi saklayıp boş kağıtlara imza aldılar
copyright Independentturkish: 

İYİ Parti'den Meclis Başkanlığına dilekçe: Yasalara ve Anayasa'ya aykırı olan bu yasayı gündeme almayın

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, "Başta Genel Başkanımız Sayın Dervişoğlu olmak üzere bütün parti kadrolarımızla dimdik bir duruş sergileyeceğiz. İlk aşama olarak bu yasa teklifi ile ilgili Meclis'e ve az önce bir talepte, bir müracaatta bulunduk ve bir dilekçe verdik. Bu yasa teklifini gündeme almayın dedik. Çünkü bu yasa teklifi 50 bin kişinin katili terör örgütünün elebaşını ve onun üyelerini, mensuplarını, teröristleri affetmeye dönük bu yasa teklifini meclis gündemine getiremezsiniz dedik. Çünkü bu ne yasaldır ne de anayasaldır" dedi.

İYİ Parti Meclis grubu, Çözüm süreci kapsamında TBMM'ye gelen ve Cumhur İttifakı milletvekillerinin  görmeden imzaladığı Çerçeve Yasa hakkında TBMM Başkanlığına dilekçe sunarak yasanın Meclis gündemine alınmamasını talep etti. Konuya ilişkin İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, şunları kaydetti:

Kök yasa dedikleri yasa teklifini meclise verdiler. Süreç başladı. İYİ Parti'nin tutumu son derece net. 'İhanetin zaman aşımı yoktur' diyoruz ve bu yasa teklifi ile getirilmek istenen her şeye kökten itiraz ediyoruz. Peki bu kök yasa ne ifade ediyor? 50 bin kişinin katili terör örgütü PKK'nın elebaşı diyor ki 'Cumhuriyetin kurulmasından daha önemlidir bizim için' diyor. 'Bu bir başlangıçtır' diyor.

"Terör örgütü üyelerinin siyaset yapmasına alan açacak teklife kökten itiraz ediyoruz"

Peki bu Kök yasa başlangıçsa gerisi ne olacak? Gövdesi gelecek. Dalları budakları gelecek. Yaprakları gelecek. Anayasa, Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu, İnfaz Yasaları, her şey değişecek. Talep bu. İstenen bu. Peki bu kök yasa dedikleri bu teklifle neyi amaçlıyorlar? Binlerce PKK'lı terörist affedilecek ve ne yazık ki milleti kandırıyorlar. 'Af değil' diyorlar. Apaçık aftır bu. Dağdakileri affedecekler. Cezaevindekileri affedecekler. 50 bin kişinin katilinin bulunduğu yere imkanlar, kolaylıklar tanıyacaklar. Ondan sonra da onunla ilgili af süreci başlayacak. Umut hakkı gelecek. Talep bu. Biz bu ülkenin bölünmesi için kurulmuş, arkasında emperyalistlerin olduğu bu alçak terör örgütünün üyelerin affedilmesi ile ilgili, onların salıverilmesi ile ilgili, onlara dokunulmazlık zırhı verilmesi ile ilgili, onların serbestçe siyaset yapması ile ilgili alan açacak bu yasa teklifine kökten itiraz ediyoruz. 

"Bu yasa teklifini gündeme almayın"

Başta Genel Başkanımız Sayın Dervişoğlu olmak üzere bütün parti kadrolarımızla dimdik bir duruş sergileyeceğiz. Ve bu duruşu milletimiz adına, aziz Türk milleti adına parlamentoda, sokaklarda ve meydanlarda devam ettireceğiz. Hiç kimsenin endişesi olmasın. Türk milleti sahipsiz değildir. İhanete asla geçit vermeyeceğiz. İlk aşama olarak bu yasa teklifi ile ilgili Meclis'e ve az önce bir talepte, bir müracaatta bulunduk ve bir dilekçe verdik, 'Bu yasa teklifini gündeme almayın' dedik. Çünkü bu yasa teklifi 50 bin kişinin katili terör örgütünün elebaşını ve onun üyelerini, mensuplarını, teröristleri affetmeye dönük bu yasa teklifini Meclis gündemine getiremezsiniz dedik. Çünkü bu ne yasaldır ne de anayasaldır. Anayasanın pek çok maddesine aykırı bir şekilde Meclis gündemine taşınan bu yasa teklifinin gündeme alınmaması için Meclis Başkanlığı'na bir dilekçe veriyoruz.

"İhanet sürecinin bir parçası olmayın"

İYİ Parti grubu olarak bir müracaatta bulunuyoruz. Milletin gözünden neyi kaçırıyorsunuz Allah aşkına? Partili milletvekillerinizi bir kurşun asker gibi görerek onlardan bile kaçırdınız. Onlardan bile sakladınız. Bir imza föyü imzalattırdınız. Onlar dahi görmediler bu ihanet süreci ile ilgili yasa teklifini. Ve şimdi, şimdi Meclis gündemine taşıyorsunuz. İlk adımımız bunun anayasal olmadığı gerçeğinden hareketle Meclis Başkanına bir dilekçe vermek ve hem onu hem de bütün sorumluları millet adına uyarmaktır. 'Yapmayın, Bu adımı atmayın, bu ihanet sürecinin bir parçası olmayın' diyoruz. Ve bütün milletimize diyoruz ki İYİ Parti olarak biz aziz milletimizin talep ve tavsiyeleri doğrultusunda, beklentileri doğrultusunda mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz ve bir kez daha altını çizerek ifade ediyoruz ki ihanetin zaman aşımı yoktur.

 

ANKA

İYİ Parti Meclis grubu, Çözüm süreci kapsamında TBMM'ye gelen ve Cumhur İttifakı milletvekillerinin görmeden imzaladığı Çerçeve Yasa hakkında TBMM Başkanlığına dilekçe sunarak yasanın Meclis gündemine alınmamasını talep etti
Çarşamba, Ağustos 5, 2026 - 18:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
İYİ Parti'den Meclis Başkanlığına dilekçe: Yasalara ve Anayasa'ya aykırı olan bu yasayı gündeme almayın
copyright Independentturkish: 

TBMM Adalet Komisyonu Çerçeve Yasa için 7 Ağustos'ta toplanacak

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin komisyon görüşmelerine 7 Ağustos Cuma günü başlanacağını bildirdi.

Yüksel, teklifteki düzenlemelere ve komisyon sürecine ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun da üyesi olan Yüksel, komisyonun ilk toplantısını 5 Ağustos 2025'te yaptığını, bu sürecin ardından bir yıl sonra komisyon raporu doğrultusunda hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin TBMM Başkanlığına sunulduğunu hatırlattı.

Teklifin sunulmasıyla yeni ve somut bir aşamaya ulaşıldığının altını çizen Yüksel, kanun teklifinin, milli dayanışmayı güçlendirme, toplumsal bütünleşmeyi kalıcı hale getirme ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine daha güçlü adımlarla ilerleme iradesinin önemli bir tezahürü olduğunu belirtti. Yüksel, şöyle devam etti:

Meclisimiz bu teklifle birlikte yasama tarihimizin en önemli ve en kritik kanun tekliflerinden birini görüşecektir. Çünkü bu teklif, milletimizin 40 yılı aşkın süredir kanayan yarasını hukukun şifalı eliyle sarma iradesinin somut bir tezahürüdür. Güvenlik politikalarıyla sağlanan kazanımların, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kalıcı toplumsal barışa dönüştürülmesi hedeflenmektedir. Terör, uzun yıllar boyunca milletimizin huzuruna kastetmiş, binlerce ailemizin yüreğinde derin acılar bırakmış, ekonomik kalkınmamıza zarar vermiş, sosyal hayatımızı olumsuz etkilemiş ve ülkemizin enerjisinin önemli bir bölümünü tüketmiştir. Terör yalnızca can kayıplarına neden olan bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda milletimizin ortak geleceğinin önünde duran ağır bir pranga olmuştur. Türkiye, bu prangayı kırabilecek güce, kararlılığa ve devlet tecrübesine sahiptir.

"Terörden tamamen arındırılmış bir Türkiye, daha güçlü bir ekonomi, daha fazla yatırım, daha yüksek refah, daha sağlam bir toplumsal huzur ve uluslararası alanda daha etkin bir Türkiye anlamına gelmektedir." diyen Yüksel, Terörsüz Türkiye hedefinin aynı zamanda "Terörsüz Bölge" idealinin de en güçlü teminatları arasında yer aldığına dikkati çekti.

"Terörün gölgesinden tamamen kurtulmuş bir Türkiye, enerjisini çatışmaya değil üretime yönelten güçlü bir Türkiye demektir"

Yaşanan süreçlere kolay gelinmediğine işaret eden Yüksel, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun siyasi zemini ve toplumsal mutabakatı inşa ettiğini, şimdi de hukuki çerçeveyi inşa etme görevinin Adalet Komisyonunda olduğunu söyledi. Yüksel, şöyle konuştu:

Bugün Terörsüz Türkiye hedefi, yalnızca güvenlik politikalarının ulaştığı bir aşamayı ifade etmemektedir. Bu hedef, milletimizin bin yıllık kardeşliğini daha da sağlamlaştırmayı, ortak geleceğe olan inancını güçlendirmeyi ve Türkiye Yüzyılı vizyonunun en önemli yapı taşlarından birini hayata geçirmeyi ifade etmektedir. Bu teklifin ruhunda bin yıldır Malazgirt'te, Çanakkale'de, Milli Mücadele'de aynı safta duran Türk'ün ve Kürt'ün kardeşliği vardır. Bu ruh, ortak tarihimizin, ortak kaderimizin ve ortak geleceğimizin hukuk diliyle yeniden tahkim edilmesidir. Terörün gölgesinden tamamen kurtulmuş bir Türkiye, enerjisini çatışmaya değil üretime, ayrışmaya değil kardeşliğe, belirsizliğe değil kalkınmaya yönelten güçlü bir Türkiye demektir. Bu anlayış, yalnızca bugünün meselelerini çözmeyi değil, gelecek nesillere daha huzurlu, daha güvenli ve daha müreffeh bir ülke bırakmayı hedeflemektedir.

Teklifin bir af düzenlemesi olmadığını vurgulayan Yüksel, teklifin aynı zamanda kişiye özgü düzenleme de içermediğini belirtti.

Yüksel, "Teklifte öngörülen mekanizmaların işletilebilmesi, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasına bağlıdır. Edirne'den Hakkari'ye kadar yükselen ortak ses şudur: Evlatlarımız değil, silahlar toprağa gömülsün. TBMM olarak yazacağımız her madde, kuracağımız her cümle ve ortaya koyacağımız her düzenleme, işte bu ortak dileğin hukuk diliyle ifadesi olacaktır." şeklinde konuştu.

Sürecin şekillenmesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu güçlü liderliğin, stratejik vizyonun ve kararlı devlet iradesinin belirleyici olduğunu dile getiren Yüksel, Terörsüz Türkiye vizyonunun, Türkiye Yüzyılı'nın inşasına ışık tutan güçlü bir devlet perspektifi ortaya koyduğunu vurguladı. Yüksel, şunları kaydetti:

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin milli birlik ve kardeşlik hukukunu esas alan yapıcı yaklaşımı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş'un sürecin Gazi Meclisimiz çatısı altında uzlaşmacı, katılımcı ve demokratik bir anlayışla yürütülmesine yönelik katkıları da bu tarihi yürüyüşün kurumsal zeminini önemli ölçüde güçlendirmiştir. Komisyonumuz, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ni 7 Ağustos Cuma günü saat 15.30'da görüşmeye başlayacaktır.

 

AA

TBMM Adalet Komisyonu, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ni 7 Ağustos Cuma günü saat 15.30'da gündemine alacak
Çarşamba, Ağustos 5, 2026 - 18:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
TBMM Adalet Komisyonu Çerçeve Yasa için 7 Ağustos'ta toplanacak
copyright Independentturkish: 

Erdoğan, FETÖ'nün suikast timindeki Burkay Karatepe'den şikayetçi oldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatı Hüseyin Aydın, 15 Temmuz darbe girişiminde Erdoğan'a yönelik Marmaris'te gerçekleştirilen suikast teşebbüsüne katılan ve 10 yıldır kırmızı bültenle aranırken yakalanan FETÖ üyesi Burkay Karatepe ve kendisine yardım eden kişiler hakkındaki şikayet dilekçesini Muğla Cumhuriyet Başsavcılığına sundu.

Dilekçede, Karatepe ile firari olduğu dönemde kendisine yardım eden kişiler hakkında "Cumhurbaşkanına suikast", "Anayasayı ihlal", "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak", "terör örgütüne üye olmak" ve "suçluyu kayırma" suçlarından soruşturma yapılarak kamu davası açılması istendi.

Şikayet dilekçesinde, FETÖ mensupları tarafından gerçekleştirilen darbe girişiminin bir parçası olarak, suç tarihinde Marmaris'te bulunan Erdoğan'a yönelik olarak Karatepe'nin de içinde bulunduğu bir grup tarafından askeri operasyon yapıldığı hatırlatıldı.

Karatepe'nin, örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in talimatları doğrultusunda seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olan ve Anayasa'ya göre devletin ve milletin birliğini temsil eden Erdoğan'ın varlığını ortadan kaldırmaya teşebbüs ettiği vurgulanan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

"Şüphelinin bu şekilde sadece cumhurbaşkanına suikast ve anayasayı ihlal suçunu değil, aynı zamanda iştirak ettiği eylemler nedeniyle ülkenin genelinde bir kaos ve karışıklık çıkarmak suretiyle devletin bağımsızlığını zayıflatmayı ve devletin birliğini bozmayı hedeflediği de açıktır. Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk milletinin birliğini temsil eden Sayın Cumhurbaşkanımız, hem şahsına yönelen eylemleri nedeniyle hem de Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milletinin birliğine yönelen eylemleri nedeniyle şüpheliden şikayetçi olduğu gibi eylem tarihinden bugüne kadar geçen 10 yıllık süre zarfında şüphelinin yakalanmasına mani olmak için yer temin eden ve yardım eden kişilerden de şikayetçidir."

 

AA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz'da Marmaris'teki suikast girişiminde görev alan FETÖ mensubu Burkay Karatepe hakkında avukatı aracılığıyla Muğla Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulundu
Çarşamba, Ağustos 5, 2026 - 18:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Erdoğan, FETÖ'nün suikast timindeki Burkay Karatepe'den şikayetçi oldu
copyright Independentturkish: 

10 soruda "çerçeve yasa" teklifi

Kamuoyunda çerçeve yasa teklifi olarak bilinen 12 maddelik Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ile DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğuları ve Tuncer Bakırhan'ın da aralarında bulunduğu 360'a yakın milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Teklife göre, PKK/KCK'nın silah bırakmasının güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesi gerekecek. Teklif, örgüt üyeliği, yardım ve propaganda suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen bazı suçlar için soruşturma, kovuşturma ve ceza infazlarının ertelenmesini öngörüyor. Kasten öldürme suçu ile 1 Haziran 2005'ten önce işlenen müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlar ise kapsam dışında bırakılıyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

İşte 10 soruda teklifin öne çıkan hükümleri: 

1- Teklife göre, düzenlemenin öncelikli şartı ne? 

PKK/KCK'nın ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararı’nın Resmi Gazete’de yayımlanması gerekecek. 

2- Kanun hükümleri kimleri kapsayacak? 

Kanun hükümleri, “PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen 7 Şubat 2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda düzenlenen suçları” kapsayacak.

3- Suçlar kaç yıl süreyle ertelenecek? 

Bu kapsama giren ve üst sınırı 15 yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar 10 yıl süreyle ertelenecek. Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasından önce işlenmiş olup da kanun kapsamına giren suçlardan dolayı bu tarihten sonra başlatılacak soruşturmaların yapılması, Kurulun iznine bağlı olacak.

4- Hangi suçlar kapsam dışında tutuldu? 

Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar kapsam dışında tutulacak. İnfaz hakimi tarafından verilen erteleme kararlarına karşı itiraz edilebilecek.

5- Erteleme kararı hangi koşullarda kalkacak? 

Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, erteleme kararı kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verilecek. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılacak.

6 - Kanunun uygulanmasının takibini kim yürütecek? 

Bu Kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi; Kanunun Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden müteşekkil Kurul tarafından yapılacak. TBMM Başkanlığınca bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu kurulacak. 

7- Örgüt mensuplarının getirdikleri silahlar ne olacak? 

Örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme kayıt altına alınacak. 

8- Kanundan yararlanmak isteyen örgüt mensupları nereye başvuracak? 

Kanun hükümleri, 1. maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararı’nın Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben 6 ay içinde bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanacak.

9- Kanunun uygulamasında görev alanlara sorumluluk doğacak mı? 

Bu Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmayacak.

10- Teklifi kimler imzaladı? 

Teklifi, AK Parti ve MHP’nin yanı sıra DEM Parti, HÜDA PAR, CHP, Yeni Yol milletvekilleri ve bağımsız milletvekilleri imzaladı.

 

Independent Türkçe, ANKA

TBMM'ye sunulan teklife göre, PKK/KCK'nın silah bırakması güvenlik kurumlarınca tespit edilip MGK tarafından teyit edilecek. Düzenleme bazı örgüt suçlarında erteleme öngörürken, kasten öldürme ve ağır suçları kapsam dışında bırakıyor
Çarşamba, Ağustos 5, 2026 - 17:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AI</p>

related nodes: 
"Çerçeve yasa" teklifi TBMM'ye sunuldu
"Çerçeve yasa" teklifinin maddeleri ortaya çıktı: Öcalan ve 2005 öncesi suçlar kapsam dışında
Type: 
SEO Title: 
10 soruda "çerçeve yasa" teklifi
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

İzmir'de ormanlık alanda çıkan yangına müdahale ediliyor

İzmir'in Bornova ilçesinde çıkan orman yangınına ekiplerin müdahalesi devam ediyor.

Alınan bilgiye göre, dün akşam saatlerinde Eğridere Mahallesi'ndeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

İhbar üzerine bölgeye İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne ait 17 arazöz, 1 dozer, itfaiye ve AFAD ekipleri sevk edildi.

Rüzgarın da etkisiyle ilerleyen yangını kontrol altına alma çalışmaları sürüyor.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Perşembe, Temmuz 30, 2026 - 00:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

Bakan Fidan, Hamas Siyasi Büro Başkanı Hayye ve beraberindeki heyeti kabul etti

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Gazze ve Batı Şeria'daki son durum, Filistinliler arası uzlaşı süreci ve bölgesel gelişmeler ele alındı.

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Fidan, yeni seçildiği görev dolayısıyla Hayye'yi tebrik ederek başarı dileklerini iletti.

Hayye, görüşmede Gazze ve Batı Şeria'daki son duruma ilişkin bilgi vererek, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin yasa dışı yerleşim faaliyetlerini ve Kudüs'teki kutsal mekanlara yönelik saldırılarını artırdığına dikkat çekti.

Hamas'ın barış müzakerelerinde yapıcı tutumunu sürdürdüğünü belirten Hayye, Filistinliler arasındaki uzlaşı sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Bakan Fidan ise Türkiye'nin Filistin halkının haklı davasını her platformda güçlü şekilde desteklemeyi sürdüreceğini vurguladı.

Fidan, Netanyahu hükümetinin Gazze ve Batı Şeria'da işlediği suçlar ile kutsal mekanlara yönelik saldırılarının uluslararası toplumun gündeminde tutulması için Türkiye'nin yoğun çaba gösterdiğini belirterek, Gazze'ye daha fazla insani yardım ulaştırılması amacıyla girişimlerini sürdüreceklerini ifade etti.

Bakan Fidan ayrıca, Türkiye'nin Gazze'de barış sürecini desteklemeye devam edeceğini ve bu süreçte Hamas'ın üstlendiği rolü takdirle karşıladığını dile getirdi.

Görüşmede ayrıca bölgesel gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.

AA

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hamas Siyasi Büro Başkanlığına seçilen Halil el-Hayye ve beraberindeki Hamas heyetini kabul etti
Çarşamba, Temmuz 29, 2026 - 23:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Bakan Fidan, Hamas Siyasi Büro Başkanı Hayye ve beraberindeki heyeti kabul etti
copyright Independentturkish: 

İzmir'de Kemalpaşa, Gaziemir, Konak, Karaburun belediye başkanları ile Güzelbahçe Belediye Başkan Vekili CHP'den istifa etti

İzmir’in Kemalpaşa, Güzelbahçe, Gaziemir, Konak ve Karaburun ilçelerinde Cumhuriyet Halk Partili (CHP) belediye başkanları, belediye meclis üyeleri ve parti yöneticileri, düzenledikleri açıklamalarla CHP’den istifa ederek Yeni Parti’ye katıldıklarını duyurdu.

İstifa açıklamalarında demokrasi, hukuk, sosyal adalet, liyakat ve halk hizmeti vurgusu yapan belediye başkanları, yeni siyasi oluşum içerisinde mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.

Kemalpaşa’da CHP İlçe Başkanı, Belediye Başkanı ve parti yönetimi istifa etti

Kemalpaşa’da CHP İlçe Başkanı Ahmet Yılmaz, Belediye Başkanı Mehmet Türkmen, belediye meclis üyeleri, ilçe yönetimi, gençlik kolları ve kadın kolları yönetimleri CHP’den istifa ederek Yeni Parti’ye geçtiklerini açıkladı.

Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen, yaptığı açıklamada 2024 yerel seçimlerinde elde edilen başarının halkın değişim talebini ortaya koyduğunu belirterek, bu süreçte kendilerine yönelik baskıların arttığını savundu.

Türkmen, "İlçemizde birlikte büyük mücadeleler vererek önemli bir seçim başarısı elde ettik. Bu süreçte emek veren herkese teşekkür ediyorum. 2024 yerel seçimlerindeki başarı, halkın değişim isteğini açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı.

Yeni siyasi süreçte birlik ve beraberlik içerisinde hareket edeceklerini belirten Türkmen, hedeflerinin demokrasi, adalet ve özgürlüğü güçlendirmek olduğunu söyledi.

Güzelbahçe’de belediye başkan vekili ve 10 meclis üyesi CHP’den ayrıldı

Güzelbahçe Belediye Başkan Vekili Ayşe Akın, 10 belediye meclis üyesi, önceki dönem CHP yöneticileri ve çok sayıda parti üyesi, düzenlenen basın açıklamasıyla CHP’den istifa ederek Yeni Parti’ye katıldıklarını duyurdu.

Açıklamayı okuyan Ayşe Akın, kararın geçmişe yönelik bir kopuş olmadığını belirterek, yeni bir siyasi anlayışla yola devam edeceklerini ifade etti.

Akın, "Siyasette bazen yollar değişebilir. Ama değişmemesi gereken tek şey; halka hizmet etme anlayışımız, dürüstlüğümüz ve vicdanımızdır" dedi.

Yeni dönemde demokrasi, laik Cumhuriyet ve adalet anlayışı doğrultusunda mücadele edeceklerini belirten Akın, "Biz umudu büyütmeye geldik" ifadelerini kullandı.

Güzelbahçe’de Ayşe Akın ile birlikte Altan İnanç, Çağlayan Bilgen, Ezgi Naz Soysal, Keramettin Yüksel, Ali Dönmez, Erkin Kalan, Ali Turan, Osman Kaçmaz, Mahmut Can Doğan ve Işık Güneşdoğdu CHP’den istifa ederek Yeni Parti’ye katıldı.

Gaziemir Belediye Başkanı Işık: Yeni oluşum içerisinde mücadelemi sürdüreceğim

Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık da CHP’den istifa ettiğini açıklayarak Yeni Parti’ye katılacağını duyurdu.

Işık, açıklamasında CHP’nin Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi olduğunu belirterek, parti içerisinde görev yapan tüm yol arkadaşlarına teşekkür etti.

Son dönemde yaşanan hukuki süreçlerin ve siyasi gelişmelerin yeni bir değerlendirme yapmayı zorunlu hale getirdiğini ifade eden Işık, "Mevcut siyasi atmosferin ülkemizin ihtiyaç duyduğu güçlü muhalefet anlayışını zayıflattığını, yeni bir siyasal zeminde milletimize daha fazla katkı sunabileceğimi değerlendirerek yeni oluşum içerisinde mücadelemi sürdürme kararı aldım" dedi.

Kararının CHP’nin tarihine veya değerlerine karşı olmadığını belirten Işık, demokrasi, hukuk devleti, laik Cumhuriyet, sosyal adalet ve liyakat ilkelerini farklı bir siyasi zeminde savunmaya devam edeceğini söyledi.

Konak Belediye Başkanı Mutlu: Yeni Parti çatısı altında mücadelemizi sürdüreceğiz

Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu da CHP’den istifa ederek Yeni Parti’ye katılacağını açıkladı.

Mutlu, kararının makam ve unvanlarla ilgili olmadığını belirterek, halk için daha iyi hizmet üretme sorumluluğuyla yeni bir yola çıktığını ifade etti.

Açıklamasında Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve devrimlerine vurgu yapan Mutlu, "Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in öncülüğünde kurulan Yeni Parti çatısı altında mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi.

Mutlu, CHP çatısı altında birlikte çalıştığı yol arkadaşlarına teşekkür ederek, yeni dönemde de şeffaflık ve sorumluluk anlayışıyla çalışmalarına devam edeceğini belirtti.

Öte yandan Konak’ta CHP’li 19 belediye meclis üyesinin de önümüzdeki günlerde Yeni Parti’ye katılmak üzere istifa edeceği öğrenildi.

Karaburun Belediye Başkanı Erdoğan ve CHP’li meclis üyeleri de istifa etti

Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan da CHP’den istifa ettiğini açıkladı.

Erdoğan, yaptığı yazılı açıklamada siyaseti hiçbir zaman makam ve unvan olarak görmediğini, halk hizmeti ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkma sorumluluğuyla hareket ettiğini belirtti.

CHP’de yıllardır sürdürdükleri mücadelenin son gelişmelerin ardından yeni bir değerlendirme yapmayı gerektirdiğini ifade eden Erdoğan, kendisi ve CHP’li belediye meclis üyelerinin parti üyeliklerinden ayrılma kararı aldığını duyurdu.

Erdoğan, "Bu süreç; ne geçmişimize sırt çevirmek ne de bugüne kadar birlikte yol yürüdüğümüz insanlara duyduğumuz saygıyı azaltmak anlamına gelmektedir. Aynı inançla, aynı sorumluluk bilinciyle yolumuza devam etme kararlılığımızın bir ifadesidir" dedi.

Karaburun Belediye Başkanı Erdoğan, önceliklerinin Cumhuriyet değerleri ve Karaburun olduğunu belirterek, alınan kararın geleceğe duyulan umudun bir adımı olduğunu ifade etti.

İzmir’deki istifaların ardından Kemalpaşa, Güzelbahçe, Gaziemir, Konak ve Karaburun ilçelerinde çok sayıda belediye yöneticisi ve CHP’li isim Yeni Parti saflarına katılmış oldu.

 AA

İzmir'de CHP'li bazı belediye başkanları, meclis üyeleri ve ilçe örgütlerinden çok sayıda isim istifa ederek Yeni Parti'ye katıldıklarını açıkladı
Çarşamba, Temmuz 29, 2026 - 22:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
İzmir'de Kemalpaşa, Gaziemir, Konak, Karaburun belediye başkanları ile Güzelbahçe Belediye Başkan Vekili CHP'den istifa etti
copyright Independentturkish: 

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yeni yasal düzenleme önümüzdeki günlerde TBMM'nin takdirine sunulacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'ndan sonra yaptığı açıklamada, "Önümüzdeki günlerde bir süredir üzerinde çalıştığımız yasal düzenlemeyi Gazi Meclisimizin takdirine sunacağız. Cumhur İttifakı olarak çeşitli zorluklara rağmen tam bir dayanışma içinde yürüttüğümüz bu önemli süreci, milli meseleleri şahsi çıkarlarının önüne koyan siyasi partilerimizin de desteğiyle inşallah hedefine ulaştıracağız" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı'nda Kabine Toplantısı'na başkanlık etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantı sonrasında basın açıklaması yaptı. Erdoğan, "Türkiye'ye hizmet mücadelemizi yoğun bir mesai ile sürdürüyoruz. Türkiye'nin müreffeh geleceğini inşa etmek için durmadan, dinlenmeden bütün kurumlarımızla bütün imkanlarımızla çalışıyoruz" dedi.

"Siyasi rakiplerimiz, kimin figüran olduğunu tartışsın; biz küresel siyasetin baş aktörü haline gelmeye çalışıyoruz"

Erdoğan, şu ifadeleri kullandı.

"Siyasi rakiplerimiz kimin figüran, kimin işbirlikçi olduğunu tartışa dursun biz kadro olarak uyum ve adanmışlıkla küresel siyasetin baş aktörü haline gelmeye çalışıyoruz. Yaşadığımız her Hadise siyaset sahnesinde şahit olduğumuz her tartışma milletimizin verilmiş sadakasının olduğunu bizlere tekrar gösteriyor.

Bilhassa 14-28 Mayıs seçimlerinde insanımızın engin feraseti sayesinde ülkemizin nasıl bir varita atlattığı bugünlerde çok daha net anlaşılıyor. Tecrübeli, uyumlu, liyakatli ve dirayetli kadroların yönetiminde Türkiye'nin aydınlık hedeflerine doğru yaptığı yolculuk hız kesmeden devam ediyor.

"Milletimizin umutlarının da bizimle olduğunun idrakindeyiz"

Milletimizin sadece duasının ve desteğinin değil, umutlarının da bizimle olduğunun idrakındayız. Şahsımıza, iktidarımıza ve ittifakımıza yönelik bu güveni asla boşa çıkarmayacağız. Şunu tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini temenni ederim: Bizim için insan; siyasetimizin de, icraatımızın da özüdür. Bizim için en büyük makam, millete hizmetkarlık makamıdır. Ne yapıyorsak insanımızı rahat ettirmek, mutlu etmek için yapıyoruz.

Umutsuzluğa kapılmadan, popülizme meyletmeden; başta hayat pahalılığı olmak üzere dönemsel sorunların üzerine ciddiyetle giderek, hepsinden önemlisi kendi insanımıza, kendi potansiyelimize güvenerek yolumuzda kararlılıkla ilerleyeceğiz.

Kabinemizin 69'uncu toplantısını az önce tamamladık. Toplantımızda ekonomiden dış politikaya, enerjiden terörsüz Türkiye sürecine kadar bir çok başlığı etraflıca ele aldık. Dış politikada kapsamlı bir ufuk turu yaparken enerjide Türkiye'yi merkez ülke yapma stratejimizi değerlendirdik.

"İsrail'in politikaları, bölgemizdeki sorunların ana kaynağıdır"

Türkiye'nin merkezinde yer aldığı coğrafya son yılların en sancılı günlerini yaşıyor. Israel'in savaş bağımlısı mevcut yönetimi tahrik ve tertipleriyle bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemeye devam ediyor.

İsrail, bu bölgede temel insan haklarını hiçe sayarak, uluslararası hukuku ayaklarının altına alarak Filistin topraklarını adım adım işgal ediyor. İsrail'in işgalleri, İsrail'in hukuksuz yerleşimleri, İsrail'in Gazze'de yaptığı gibi Batı Şeria'da da Filistinlilere karşı uyguladığı göç ettirme, yıldırma, sindirme politikası bölgemizdeki sorunların ana kaynağıdır.

Bu saldırganlığın faturasını sadece Filistinli kardeşlerimiz, sadece kardeş Lübnan halkı değil; farklı inanç kesimleriyle bölgenin tamamı ödemektedir. Bölgemizdeki çatışmalar sebebiyle küresel petrol arzında tarihin en büyük şoklarından biri yaşanmaktadır. Yalnızca petrol değil; maalesef küresel piyasalarda doğalgazdan gübreye, dizelden petrokimya ürünlerine birçok girdide fiyatlar hızla yükselmiştir.

"Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır"

Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde Allah’a hamdolsun, çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz. Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır.

Savaş kaynaklı maliyetlerin vatandaşlarımız üzerindeki etkisini asgari seviyede tutmak için özel gayret gösteriyoruz. Bu süreçte üreticimizi, ihracatçımızı ve reel sektörümüzü de desteklemeyi ihmal etmiyoruz. İhracatçılarımızın günlük reeskont kredisi limitini 4,5 milyar liradan 5 milyar liraya yükselttik.

Sübvansiyonlu yatırım kredisi hacmini, 500 milyar liradan 750 milyar liraya çıkardık. İmalat sanayimize ilave 250 milyar liralık uygun koşullu finansman imkanı sağladık. Yani sadece bu dönemde üretim, yatırım, ihracat ve istihdam için 1 trilyon liralık destek paketini devreye aldık.

"Çiftçimizi de, esnafımızı da yalnız bırakmıyoruz"

Çiftçimizi de, esnafımızı da yalnız bırakmıyoruz. Yılın ilk yarısında 724 bin çiftçimize 141 milyar lira, yaklaşık 100 bin esnafımıza ise 40 milyar lira finansman desteği sunduk. Turizm sektöründe vergi yükünü yarıya indirdik. Konaklama vergisini yüzde 2'den yüzde 1'e düşürdük.

Turizmde istihdamı korumak amacıyla işletme belgeli tesislerde çalışan başına 3.500 liralık destek uygulamasını başlatıyoruz. Hazine kefaletiyle 60 milyar liralık ilave finansman imkanı oluşturduk. Tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya gibi emek yoğun sektörlerimizde istihdamı korumaya yönelik desteklerimizi de sürdürüyoruz.

Esas olarak Türkiye'yi bölgesinin üretim, lojistik, transit ticarette ve teknoloji merkezi haline getirecek adımları kararlılıkla atıyoruz. Önümüzde yoğun bir çalışma dönemi var. Ekonomi yönetimimiz bir yandan Orta Vadeli Programımızı hazırlarken, diğer yandan meclise sunulacak reformlar üzerinde çalışıyor.

Türkiye, her türlü zorluğu aşacak güce, birikime, potansiyele sahiptir. Siyasette güven, yönetimde istikrar olduğu sürece Allah'ın izniyle her sorun çözülür, her sıkıntı giderilir, her engelin üstesinden gelinir.

"Güven ve istikrar sorununun ülkemize ödettiği bedellerin en başında terör meselesi vardır"

Türkiye geçmişte demokrasi açığıyla birlikte güven ve istikrar eksikliğini bizzat yaşamış, onun neye mal olduğunu çok iyi bilen bir ülkedir. Türkiye'yi yıllarca esir alan güven ve istikrar sorununun ülkemize ödettiği bedellerin en başında terör meselesi vardır. Terörün olumsuz etkileri büyüme, ihracat ve istihdam başta olmak üzere pek çok başlıkta derinden hissedilmiştir.

Bakınız, burada bazı çarpıcı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum: Partimizin Ekonomi İşleri Başkanlığının yaptığı güncel bir çalışma, terörün Türkiye ekonomisine maliyetini çok net biçimde ortaya koyuyor. Buna göre terörün faturası gayrisafi yurt içi hasılada 511 milyar doları, kişi başı gelirde 5.800 doları, ihracatta ise 110 milyar doları buluyor.

"Terörün Türkiye'ye faturası 2,3 trilyon doların üzerindedir"

İstihdamdaki kayıp 2,5 milyon kişiye ulaşıyor. Şurası da oldukça dikkat çekicidir: Terör kaynaklı kayıplar kamu maliyesi tarafından da çift yönlü bir baskıya neden olmuştur. 40 yıllık kümülatif borçlanma maliyetimiz 520 milyar dolara, vergi kaybımız ise 123 milyar dolara yaklaşmaktadır.

Dolaylı ve doğrudan maliyetleri de dikkate alındığında terörün Türkiye'ye faturası 2,3 trilyon doların üzerindedir. Fırsat maliyetleri yönüyle baktığımızda, terör nedeniyle ülkenin ekonomik kaybı bu rakamın neredeyse iki katıdır. Yatırım, istihdam, finansman, turizm, tarım, güvenlik boyutlarıyla hesap edildiğinde terörün yıllık ortalama maliyeti 50 milyar doları geçiyor.

"Terörsüz Türkiye sürecimiz menziline vardığında Türk kadar Kürt de, Arap da, Laz da, Çerkez de kazanacak"

Terörsüz Türkiye sürecimiz menziline vardığında sadece analar geceleri başlarını yastığa gönül huzuruyla koymakla kalmayacak; ülkemiz işte bu ağır ekonomik faturadan da ebediyen kurtulmuş olacaktır. Bu mesele, kalıcı bir şekilde çözüldüğünde kazanan 86 milyon ferdiyle tüm Türkiye olacak, millet olacak, memleket olacaktır. İş adamı kadar emekçi kardeşlerimiz de kazanacak. Çiftçilerimiz kadar turizmcilerimiz de kazanacak.

Yatırımcı, ihracatçı kadar ev hanımı, emekli de kazanacak. Türk kadar Kürt de, Arap da, Laz da, Çerkez de kazanacak. Terör engeli ortadan kalktığında Türkiye ekonomisi her alanda artık yeni bir hikaye yazmaya başlayacaktır. Biz buna yürekten inanıyoruz.

Önümüzdeki günlerde bir süredir üzerinde çalıştığımız yasal düzenlemeyi Gazi Meclisimizin takdirine sunacağız. Cumhur İttifakı olarak çeşitli zorluklara rağmen tam bir dayanışma içinde yürüttüğümüz bu önemli süreci, milli meseleleri şahsi çıkarlarının önüne koyan siyasi partilerimizin de desteğiyle inşallah hedefine ulaştıracağız. Bunu da her fırsatta vurguladığım gibi, devletimizin nitelikleriyle aziz milletimizin değerlerine halel getirmeden yapacağız.

"Kıbrıs'taki mesele, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabulü meselesidir"

Geçen hafta biliyorsunuz Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52'nci yıl dönümünü Kıbrıs Türkü kardeşlerimizle birlikte yine büyük bir gururla idrak ettik. 20 Temmuz 1974, Kıbrıs Türk halkının varlığını, hürriyetini ve güvenliğini teminat altına alan tarihi bir dönüm noktasıdır. Türkiye, uluslararası anlaşmalardan doğan garantörlük hakkı ve sorumluluğu çerçevesinde Kıbrıs Türkü’nün maruz kaldığı zulme son vermiş, adada barışın ve istikrarın tesisine öncülük etmiştir.

Bugün Kıbrıs meselesini değerlendirirken tarihi gerçekleri görmezden gelen yaklaşımlarla sağlıklı bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Kıbrıs'taki mesele iki toplum arasında teknik bir yönetim paylaşımı tartışmasının ötesinde Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabulü meselesidir. Dolayısıyla Kıbrıs Türkü'nün egemen eşitliğini, özden gelen haklarını ve Doğu Akdeniz'deki meşru menfaatlerini yok sayan hiçbir girişimin başarıya ulaşması söz konusu olamaz.

"Guterres'in 16 yıl aradan sonra adaya giden ilk Genel Sekreter olması çok kıymetli"

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres'in 16 yıl aradan sonra adaya giden ilk Genel Sekreter olması kuşkusuz çok kıymetlidir. Türkiye, Sayın Guterres'in barış çabalarına her daim güçlü destek olmuş, kendisini samimiyetle desteklemiş bir ülkedir. Bundan sonra da kendisiyle yakın istişare içinde olmayı sürdüreceğiz.

Bu noktada, Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne mahkum etmeyi amaçlayan formüllerin geçmişte sonuçsuz kaldığı herkesin malumudur. Adada sükunet ancak adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümle sağlanabilir.

"Kıbrıs'ı jeopolitik hesapların parçası haline getirmek isteyenlerin attığı her adımı dikkatle takip ediyoruz"

Öte yandan, bölgemizde yaşanan gerilimleri fırsata çevirmeye çalışan, Kıbrıs'ı yeni askeri yapılanmaların ve jeopolitik hesapların parçası haline getirmek isteyen çevrelerin attığı her adımı dikkatle takip ediyoruz.

Burada yanlış hesap yapanlara şu gerçeği tekrar hatırlatıyorum: Türkiye tarih boyunca olduğu gibi, 52 sene önce olduğu gibi bugün de, yarın da Kıbrıs Türkü kardeşlerini yalnız asla bırakmayacak; eski acıların yaşanmasına, ne pahasına olursa olsun, bir daha asla izin vermeyecektir.

"İklim krizinin olumsuz etkileri dünyada giderek daha çok hissediliyor"

İklim krizinin olumsuz etkileri başta orman yangınları ve kuraklık olmak üzere dünyada giderek daha çok hissediliyor. Avrupa'da yılın başından bu yana çıkan orman yangınlarında 292 bin 855 hektar büyüklüğünde bir alan yandı. Kayıp, geçen yılın aynı dönemine göre iki katın üzerinde artış gösterdi. Her sene dünya genelinde 7 milyon hektarlık bir alan orman yangınlarında maalesef yok oluyor.

Biz de yakın tarihimizde büyük orman yangınları yaşadık. 5 sene önce Antalya ve Muğla'da yaşanan yangınları halen hatırlıyoruz. Devlet olarak her yangında olduğu gibi o yangınlardan sonra da hızlıca harekete geçtik. Tüm bakanlıklarımızın sıkı çalışmasıyla yangının yaralarını süratle sardık.

Evini kaybeden vatandaşlarımıza yeni yuvalarını teslim ettik. Hükümetimiz aleyhine yürütülen yoğun dezenformasyon kampanyalarına rağmen afet sırasında ne söz verdiysek hepsini tek tek yerine getirdik. Yanan alanların tamamı yeniden tohum ve fidanla buluştu.

"Yalan ağzına yuva yapmış birilerinin iddia ettiği gibi yanan alanlara temel atılmadı, tohum atıldı"

Yalan ağzına yuva yapmış birilerinin iddia ettiği gibi yanan alanlara temel atılmadı, tohum atıldı. Oralarda oteller değil, fidanlar yükseldi. Sadece yanan alanları ağaçlandırmakla kalmadık, orman yangınlarıyla mücadele kapasitemizi daha da güçlendirdik.

28 bine yakın orman kahramanımız, 140 bini aşkın gönüllümüz, 28 yangın söndürme uçağımız, 119 helikopterimiz, 14 insansız hava aracımız, 6 bine yakın kara aracımızla özellikle bugünlerde 7/24 nöbetteyiz. Ekiplerimiz yılbaşından bu yana 1011'i orman, 1862'si orman dışı olmak üzere toplam 2873 yangına hızlıca müdahale etmiştir.

Bugün şimdiye kadar ülkemiz genelinde 59'u orman dışı olan alan olmak üzere toplam 90 yangın çıkmıştır. Bu yangınların 81'i tamamen kontrol altına alınmıştır.

"Muğla, Balıkesir, Antalya ve Çanakkale'deki yangınların kontrol altına alınmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor"

Şu anda Muğla, Balıkesir, Antalya ve Çanakkale'deki yangınların kontrol altına alınmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Bu yangınların söndürülmesi için 21 uçak, 58 helikopter, 420 arazöz, 142 su tankeri, 76 iş makinesi olmak üzere toplam 929 kara aracı ile 3210 personelimiz yoğun bir şekilde çalışıyor."

Biz de çalışmaları yakından takip ediyoruz. Yangından etkilenen tüm kardeşlerimize geçmiş olsun diyorum. Kendi yangınlarımıza müdahale ederken ihtiyaç duyan ülkelere de destek veriyoruz.

"İspanya ve Fransa'ya ikişer adet yangın söndürme uçağımızı destek amaçlı gönderdik"

Şu anda çok şiddetli yangınlarla mücadele eden İspanya ve Fransa'ya ikişer adet yangın söndürme uçağımızı destek amaçlı gönderdik. Başta İspanya ve Fransa olmak üzere orman yangınlarıyla boğuşan bütün ülkelere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Bilhassa Ağustos ve Eylül aylarında çok daha dikkatli olmamız gerekiyor. Biz bütün ekiplerimiz ve imkanlarımızla teyakkuzda olmayı sürdüreceğiz.

"Orman yangınlarına karşı çağrı"

Vatandaşlarımızın da hassasiyetlerini korumalarını istirham ediyorum. Şu hususlara 86 milyon olarak hepimiz lütfen dikkat edelim: Açık alanlarda ateş yakmayalım. Ormanlara cam, izmarit gibi yanıcı maddeler atmayalım. Toprağımıza da zarar veren anız yakma işinden artık vazgeçelim.

Girişleri yasak olan ormanlık alanlara girmeyelim. Bir duman gördüğümüzde hemen 112'yi arayalım. Orman yangınına sebep olmanın ağır cezaları olduğunu unutmayalım."

ANKA

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'ndan sonra yaptığı açıklamada, "Önümüzdeki günlerde bir süredir üzerinde çalıştığımız yasal düzenlemeyi Gazi Meclisimizin takdirine sunacağız
Çarşamba, Temmuz 29, 2026 - 21:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yeni yasal düzenleme önümüzdeki günlerde TBMM'nin takdirine sunulacak
copyright Independentturkish: 

Davutoğlu: Parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldık

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, "Yarının Türkiye'si İçin" başlıklı kapsamlı açıklamasında, aktif parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldıklarını duyurdu. Davutoğlu, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu değişimin ancak yeni bir siyaset anlayışıyla mümkün olabileceğini belirterek, mevcut siyasi sistemin ülkeyi ciddi risklerle karşı karşıya bıraktığını savundu.

Davutoğlu, insanlığın köklü bir medeniyet kırılmasından geçtiğini, yapay zeka ve teknolojik dönüşümün bilgi üretim süreçlerini yeniden şekillendirdiğini, savaşlar, ekonomik adaletsizlikler ve jeopolitik krizlerin ise İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzeni sarstığını ifade etti.

Türkiye'nin bu küresel kırılmaların tam merkezinde bulunduğunu belirten Davutoğlu, ülkenin aynı anda hem büyük risklerle hem de önemli fırsatlarla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu değişimi sıraladı

Davutoğlu açıklamasında, Türkiye'nin geleceğe güvenle ilerleyebilmesi için adalet, demokratik hukuk düzeni, düşünce özgürlüğü, toplumsal barış, siyasi ahlak, üretim ekonomisi, sosyal adalet, liyakat esaslı devlet yapısı ve millet iradesine dayalı demokratik bir sistemin inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

Mevcut tabloda ise bu alanların önemli bölümünde ciddi gerilemeler yaşandığını öne süren Davutoğlu, üniversitelerin uluslararası rekabet gücünü kaybettiğini, yapay zeka devrimine hazırlık konusunda Türkiye'nin geride kaldığını, eğitim sisteminin nitelik sorunu yaşadığını ve kutuplaşmanın toplumsal aidiyet duygusunu zayıflattığını ifade etti.

"Yolsuzluk ve hukuk sorunu derinleşti"

Davutoğlu, yolsuzluk, kayırmacılık ve hesap vermezlik anlayışının kamu yönetiminde yaygınlaştığını savunarak, insan hakları ihlalleri, yargıya siyasi müdahale algısı ve hukuk kurallarının eşit uygulanmamasının adalet sistemine duyulan güveni sarstığını belirtti.

Üretim ekonomisinin yapısal sorunlarının büyüdüğünü, tarım ve sanayide gerileme yaşandığını ifade eden Davutoğlu, liyakatten uzaklaşmanın devlet kurumlarının kurumsal kapasitesini zayıflattığını söyledi.

"Siyaset tarihinin en büyük itibar kaybını yaşıyor"

Siyaset kurumunun tarihinin en büyük güven krizlerinden biriyle karşı karşıya olduğunu savunan Davutoğlu, merkezi ve yerel yönetimlerde gündeme gelen yolsuzluk iddialarının yalnızca belirli partileri değil tüm siyaset kurumunu yıprattığını ileri sürdü.

Milletvekili ve belediye başkanı transferleri ile kayyum uygulamalarının demokratik siyaseti zedelediğini savunan Davutoğlu, siyasetin kamu hizmetinden uzaklaşarak kişisel çıkar ve makam mücadelesine dönüştüğünü ifade etti.

2028 seçimleri öncesi iki senaryo uyarısı

Davutoğlu, Türkiye'nin önünde iki tehlikeli senaryo bulunduğunu belirterek, bunlardan ilkinin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin güçler ayrılığını zayıflatması nedeniyle kalıcı bir otoriter yapıya dönüşme riski olduğunu söyledi.

İkinci riskin ise otoriterleşme, gelir adaletsizliği ve hukuk ihlallerinin oluşturduğu toplumsal tepkinin rövanşist bir iktidar anlayışına dönüşmesi olduğunu ifade eden Davutoğlu, Türkiye'nin ihtiyacının rövanş değil adalet, tasfiye değil restorasyon ve kutuplaşma değil toplumsal barış olduğunu kaydetti.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem vurgusu

Davutoğlu, Gelecek Partisi'nin ilk kez kamuoyuna sunduğu Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem önerisinin Türkiye için artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini savundu.

Tek elde toplanan gücün Meclis'in denetim fonksiyonunu zayıflattığını, yargı bağımsızlığını tartışmalı hale getirdiğini ve bürokrasiyi kurumsal ilkelerden uzaklaştırdığını ileri süren Davutoğlu, milli ve manevi değerlerin hiçbir iktidarın sınırsız yetkisini meşrulaştıracak bir araç olarak kullanılamayacağını ifade etti.

Gelecek Partisi'nin kuruluş sürecini anlattı

Davutoğlu, AK Parti'de görev yaptığı dönemde siyasi ahlak, liyakat ve dürüstlük ilkeleri doğrultusunda mücadele verdiklerini ancak sonuç alamadıklarını belirtti.

Bu nedenle demokrat muhafazakar bir alternatif oluşturmak amacıyla 12 Aralık 2019'da Gelecek Partisi'ni kurduklarını hatırlatan Davutoğlu, partinin iktidardan ayrılarak kurulan ilk siyasi hareketlerden biri olarak daha sonra kurulan partilere de alan açtığını söyledi.

"Parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldık"

Davutoğlu açıklamasının sonunda, yeni döneme ilişkin önemli bir karar aldıklarını belirterek, parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldıklarını açıkladı.

Davutoğlu, Türkiye'nin geleceği için yeni bir siyasi ve toplumsal anlayışın inşasına katkı sunmaya devam edeceklerini ifade ederek, siyasi mücadelenin bundan sonraki süreçte farklı bir zeminde sürdürüleceği mesajını verdi.

Gelecek Partisi tarafından yapılan yazılı açıklama şöyle:

YARININ TÜRKİYE'Sİ İÇİN

İnsanlık, köklü bir medeniyet kırılmasından geçmektedir.

İnsanın varoluşunu anlamlandıran düşünce sistemleri sarsılmakta; yapay zeka ve teknolojik dönüşüm, insan ile bilgi arasındaki ilişkiyi yeniden şekillendirmektedir. Arka arkaya yaşanan jeopolitik depremler, savaşlar ve soykırımlar, derinleşen ekonomik adaletsizlikler ve yeni-sömürgeci tahakküm biçimleri, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzenin taşıyıcı sütunlarını yerinden oynatmaktadır.

Bu küresel altüst oluş yalnızca uluslararası sistemi değil, bölgesel dengeleri, ulusal kurumları ve toplumsal dokuları da derinden sarsmaktadır.

Türkiye, bütün bu kırılmaların kesişme noktasındadır. Tarihin fay hatları üzerinde bulunan ülkemiz, aynı anda hem son derece ciddi risklerle hem de büyük bir stratejik sıçrama imkanıyla karşı karşıyadır.

Önümüzdeki meydan okumaların risklerini asgariye indirmenin ve tarihin önümüze çıkardığı imkanları kalıcı bir güce dönüştürmenin şartları bellidir:

Herkese eşit işleyen adil bir sistem

İnsan onurunu esas alan demokratik hukuk düzeni

Düşünce özgürlüğüne dayalı özgün bir zihniyet dönüşümü

Farklılıkları ortak bir aidiyette buluşturan güçlü bir vatandaşlık bilinci

Tutarlı bir toplumsal ve siyasi ahlak anlayışı

Üreten ve rekabet eden bir ekonomi

Refahı topluma yayan sosyal adalet sistemi

Ehliyet ve liyakat temelinde işleyen devlet kurumları

Meşruiyetini yalnızca ve doğrudan millet iradesinden alan siyasal düzen

Dünyadaki büyük dönüşümleri doğru okuyabilen stratejik bir akıl

Özetle, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu değişim kapsamlı bir ahlak, zihniyet, kurum ve siyaset devrimidir.

Bugünkü tabloya baktığımızda, bu temel şartların birçoğunda ağır bir gerileme yaşandığını görmekteyiz.

Başta ülkenin geleceğini inşa eden üniversitelerimiz olmak üzere düşünce ve bilim kurumlarımız, uluslararası rekabette her geçen gün mevzi kaybetmektedir. İnsanlığın bilgi birikimini ve üretim süreçlerini hızla dönüştüren yapay zeka devrimi karşısında Türkiye, öncü ve kurucu bir aktör olmak yerine başkalarının ürettiği teknolojileri takip eden bir ülke olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Üniversite mezunlarının sayısı artarken eğitimin niteliği, özgür düşünce kapasitesi ve istihdamla uyumu aynı ölçüde gelişmemektedir.

Siyasetten topluma yayılan kutuplaşma, ortak aidiyet bilincimizi tahrip etmektedir. Birbirimizi vatandaş, komşu ve kader ortağı olarak değil; yenilmesi, susturulması veya tasfiye edilmesi gereken rakip kamplar olarak görmeye başladığımız ölçüde millet olma vasfımız zayıflamaktadır.

Yolsuzluk, kayırmacılık ve hesap vermezlik ahlaki değerlerimizi aşındırmaktadır. Yolsuzluk algısındaki gerileme artık inkar edilemeyecek boyutlardadır.

İnsan hakları ihlalleri, yargıya yönelik siyasi müdahale algısı ve hukuk kurallarının kişilere göre farklı uygulanması, adalete duyulan güveni sarsmaktadır. Bu durum, devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisinin zayıfladığına dair ciddi bir uyarıdır.

Tarım ve sanayi başta olmak üzere üretim ekonomisinin yapısal sorunları derinleşirken, rant ve ayrıcalığa dayalı servet transferleri sosyo-ekonomik uçurumları büyütmektedir.

Ehliyet ve liyakat ilkelerinden sapılması, devletin kurumsal kapasitesini aşındırmaktadır. Kurumsal hafızaya ve ortak akla değil, kişisel iradelere dayalı karar alma süreçleri; öngörülemezliğe, tutarsızlığa ve bürokratik keşmekeşe yol açmaktadır.

Bütün bunların üzerinde yükselen en ağır sorun ise siyaset kurumunun ve siyasetçi kimliğinin tarihimizin en derin itibar kayıplarından birini yaşıyor olmasıdır.

Merkezi ve yerel yönetimlerde karşı karşıya bulunduğumuz yolsuzluk iddiaları, çürümüşlüğün tek bir siyasi kimliğe değil, bütün bir siyaset kurumuna sirayet etmiş olduğunu ortaya koymuştur.

Milletvekili ve Belediye Başkanı transferleri ile kayyum uygulamalarının artık günlük siyasi pratikler haline gelerek normalleşmesi, halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi anlamsızlaştıran, demokrasi ahlakına ve milli irade kavramına vurulan büyük bir darbedir.

Siyasetin; geniş ufuklu ideallerin, toplumsal sorumluluğun ve kamu hizmetinin alanı olmaktan çıkarak dar çıkarların, kişisel kariyer hesaplarının ve makam pazarlıklarının alanına dönüşmesi, nitelikli ve ahlaklı insanların siyasetten uzak kalmasına veya siyasete girenlerin dışlanmasına yol açmaktadır. Çöl ikliminde gül ağacı yetişemeyeceği gibi çürüyerek çölleşen siyaset alanında da nitelikli ve ahlaklı siyaset adamları yetişmez.

Bugün yaşadığımız tam da budur.

Siyaset kirlenmekte, ahlaklı insanların siyasette kalmasının maliyeti her geçen gün artmakta ve milletimizin geleceğe ilişkin karamsarlığı derinleşmektedir.

Bu çerçevede, 2028 seçimlerine doğru ilerlerken, milletimizin geleceği bakımından iki tehlikeli senaryo konusunda uyarıda bulunmayı tarihi bir görev kabul ediyoruz.

"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" ile birlikte kuvvetler ayrılığı ilkesinin zayıflaması, denge ve denetim mekanizmalarının tümüyle ortadan kalkması ile güçlenen otoriterleşme eğiliminin hızlanması sonucunda zaten büyük zaaf gösteren çoğulcu demokratik hukuk düzeni yerini kalıcı bir otoriter yapıya bırakabilir.

Bu tehlike, herhangi bir cumhurbaşkanının şahsından bağımsızdır. Sorun, kişiden öte bir sistem sorunudur. Çoğulculuğu değil, çoğunluğu önceleyen bir sistemin Türkiye'yi taşıma kapasitesi ve ihtimali bulunmamaktadır.

Bu çerçevede, ilk defa partimizce hazırlanarak kamuoyu ile paylaşılan "Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem"e geçiş Türkiye için bir tercih değil zorunluluktur.

Gücün tek elde toplanması; Meclisin denetim yetkisinin zayıflaması, yargı bağımsızlığının tartışmalı hale gelmesi ve bürokrasinin kurumsal sorumluluk yerine kişisel sadakate göre şekillenmesi, devlet düzenini kırılgan hale getirir.

Bu sürecin en tehlikeli yönü ise otoriter düzenin kalıcılığının milli ve manevi değerler üzerinden meşrulaştırılmasıdır. Milli ve manevi değerler hiçbir iktidarın sınırsız gücünü meşrulaştırma aracı değildir. Aksine bu değerler, gücü ahlak ve hukukla sınırlama sorumluluğu yükler.

Bir diğeri; otoriterleşmenin, yolsuzlukların, gelir adaletsizliğinin, yasakların ve hukuk ihlallerinin doğurduğu öfke dalgasının rövanşist bir karşı iktidara dönüşmesi tehlikesidir.

Yoksullaşan, adalete güvenini kaybeden ve özellikle genç kuşakları gelecek ümidinden mahrum kalan bir toplumda biriken tepki, demokratik bir yenilenme kadar sert bir hesaplaşmayı da doğurabilir. Böyle bir iktidar değişikliği, geçmişin yanlışlarını düzeltmek yerine yeni mağduriyetler üretebilir; toplumsal fay hatlarını harekete geçirebilir ve ülkeyi birbirini tasfiye etmeye çalışan kamplara bölebilir.

Bu bağlamda, çevremizde birçok ülkede yaşanan iç gerilimlerden gerekli dersleri almak zorundayız.

Biz, bir otoriterliğin başka bir otoriterlikle; bir kayırmacılığın başka bir kayırmacılıkla, bir yolsuzluğun başka bir yolsuzlukla yer değiştirmesini değişim olarak görmüyoruz.

Türkiye'nin ihtiyacı rövanş değil adalet, tasfiye değil restorasyon, kutuplaşma değil toplumsal barıştır.

Kurulduğumuz günden bu yana siyasi mücadelemizi, Türkiye'nin bu iki karanlık senaryodan herhangi birine mahkum olmaması için verdik.

Bizim için siyaseti anlamlı kılan temel ilke, siyasi ahlaktır. AK Parti'de görev yaptığımız dönem dahil tüm siyasetimizin pusulası ahlak, liyakat ve dürüstlük olmuştur.

Mensubu bulunduğumuz eski partimizde çabalarımız sonuç vermeyince, en az üç neslin alın teri üzerinde yükselen muhafazakar siyasi birikimin; yolsuzluklar, yasaklar ve yoksullukla anılır hale gelmesini önlemek amacıyla demokrat muhafazakar bir alternatif oluşturmak için çalıştık.

Güçlü ve ahlaklı bir muhafazakar alternatifin iktidarı daha dikkatli davranmaya sevk edeceğine; muhafazakar camianın kaybetmeye başladığı ahlaki üstünlüğü yeniden kazanmasına katkı sağlayacağına; muhtemel rövanşist eğilimleri engelleyeceğine, dini ve milli değerlerin siyasi yanlışlar yüzünden toplum nezdinde itibar kaybetmesinin önüne geçeceğine inandık.

Bu amaçla her türlü fedakarlığı yapmaya hazır olduğumuzu ifade ettik ve 12 Aralık 2019'da Gelecek Partisi'ni kurduk. Partimiz uzun bir süreden sonra iktidardan ayrılarak kurulan ilk parti olarak bir dalgakıran gibi daha sonra kurulacak partilerin de önünü açtı.

Independent Türkçe

Davutoğlu, Türkiye'nin siyasi ve toplumsal sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu açıklamasında, parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldıklarını duyurdu
Çarşamba, Temmuz 29, 2026 - 21:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Davutoğlu: Parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldık
copyright Independentturkish: 

Özgür Özel, YENİ Parti'nin bağış kampanyasını duyurdu

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya hesabından yayımladığı video ile partisinin bağış kampanyasını başlattıklarını duyurdu.

Partinin halkın desteğiyle büyüyeceğini belirten Özel, "YENİ Parti'yi milletimiz kurdu, büyütecek olan da iktidar yapacak olan da milletimizdir. Yeni nesil parti-millet dayanışmasıyla bağış kampanyamızı başlatıyoruz." ifadelerini kullandı.

YENİ Parti'nin gençlerin, kadınların, emeklilerin, emekçilerin, çiftçilerin, esnafın ve engellilerin partisi olduğunu belirten Özel, partinin kuruluş sürecinin tamamlandığını ve bundan sonraki dönemde çalışmaların sürdürüleceğini söyledi.

Özel, partiye üye olmak isteyenlerin resmi sürecin tamamlanmasını beklemesi gerektiğini belirterek, Yargıtay ve ilgili kamu kurumlarındaki işlemlerin ardından resmi üyelik kayıtlarının başlayacağını ifade etti.

Bağış yapmak isteyen vatandaşlara da çağrıda bulunan Özel, bağışların partinin resmi hesaplarına yapılmasını isteyerek, dekontun açıklama bölümüne isim ve iletişim bilgisi yazılmasının üyelik sürecinde kendileriyle iletişime geçilmesini kolaylaştıracağını kaydetti.

Partinin ihtiyaçlarının halkın desteğiyle karşılanacağını belirten Özel, "Bugün yeni parti için çok önemli bir gün. Yeni nesil parti-millet dayanışmasını ve üyelerimizin katılımcılığını başlatıyoruz." dedi.

Özel, vatandaşlardan yalnızca YENİ Parti'nin resmi internet sitesinde yer alan bağış hesaplarını kullanmalarını isteyerek, resmi hesaplar dışında yapılan bağış çağrılarına itibar edilmemesi uyarısında bulundu.

Independent Türkçe

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin bağış kampanyasını başlattıklarını duyurarak vatandaşları resmi bağış hesapları üzerinden destek vermeye çağırdı
Çarşamba, Temmuz 29, 2026 - 20:45
Main image: 

Fotoğraf: ANKA

Type: 
SEO Title: 
Özgür Özel, YENİ Parti'nin bağış kampanyasını duyurdu
copyright Independentturkish: 

ABD, İran'a yönelik yeni yaptırımlar açıkladı

ABD, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerinden gelir elde etmesini sağladığı belirtilen 2 şirket ile İran petrolü ve petrokimya ürünlerinin taşınmasında rol oynadığı gerekçesiyle 8 gemi ve bunlarla bağlantılı 8 şirkete yaptırım uyguladı.

ABD Hazine Bakanlığı, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerinden gelir elde etme faaliyetlerine karşı yeni yaptırımlar açıkladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, İran Devrim Muhafızları Ordusu destekli olduğu belirtilen bir "şantaj" mekanizmasında yer aldığı öne sürülen Persian Gulf Marine Insurance Company ile HormuzSafe Marine Services Authority adlı iki şirketin yaptırım listesine eklendiği bildirildi.

Açıklamada, söz konusu mekanizmanın ticari gemileri Hürmüz Boğazı'ndan geçebilmek için zorunlu denizcilik sigortası satın almaya mecbur bıraktığı ve bu yolla İran'ın deniz taşımacılığı üzerinden gelir elde ettiği iddia edildi.

ABD Hazine Bakanlığı, İran'ın enerji sevkiyatlarına yönelik baskıyı artırmak amacıyla İran ham petrolü ve petrokimya ürünleri taşıdığı belirtilen 8 gemiyi de yaptırım kapsamına aldı. Bu gemilerin sahibi veya işletmecisi olduğu belirtilen Çin, Hong Kong ve Marshall Adaları merkezli 8 şirkete de yaptırım uygulandığı açıklandı.

Açıklamada, yaptırım uygulanan gemilerin Marshall Adaları, Mozambik, Barbados ve Vanuatu bayrağı taşıdığı, bir geminin ise bayrağının bilinmediği kaydedildi.

AA

ABD, İran'ın petrol ve petrokimya sevkiyatında rol oynadığı belirtilen 2 şirket, 8 gemi ve bunlarla bağlantılı 8 şirketi yaptırım listesine aldı
Çarşamba, Temmuz 29, 2026 - 20:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
ABD, İran'a yönelik yeni yaptırımlar açıkladı
copyright Independentturkish: 

Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz ve 15 meclis üyesi CHP'den istifa ederek YENİ Parti'ye katıldı

Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, 15 belediye meclis üyesiyle birlikte Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) istifa ederek YENİ Parti'ye katıldıklarını açıkladı.

Ercengiz, CHP'li 15 belediye meclis üyesiyle birlikte düzenlediği basın toplantısında, 2014 yılından bu yana görev yaptığını belirterek, Türkiye'nin bu süreçte ekonomik, sosyal ve siyasal açıdan zorlu dönemlerden geçtiğini söyledi.

2024 yerel seçimlerinde CHP'nin önemli bir başarı elde ettiğini ifade eden Ercengiz, yerel yönetimlerde ortaya konulan hizmet anlayışının vatandaşlara örnek olduğunu belirtti. Vatandaşların beklentilerinin ekonomik refah, istihdam ile huzurlu ve güvenli bir yaşam olduğunu dile getiren Ercengiz, son dönemde yaşanan gelişmeler ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in ortaya koyduğu yeni yol arayışına toplumdan destek geldiğini ifade etti.

Yıllardır birlikte siyaset yaptığı Özgür Özel ile yeni bir yola çıktıklarını belirten Ercengiz, yapılan değerlendirmeler sonucunda belediye meclis üyeleriyle birlikte CHP üyeliğinden istifa etme kararı aldıklarını açıkladı.

CHP'nin ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün temel değerlerini yaşatmaya devam edeceklerini söyleyen Ercengiz, yeni siyasi çatı altında da şeffaf, hesap verebilir ve halk odaklı yönetim anlayışıyla görevlerini sürdüreceklerini ifade etti.

Ercengiz, yeni yolun ülkenin refahına, demokrasisine ve geleceğine katkı sağlayacağına inandıklarını belirterek, bu doğrultuda YENİ Parti çatısı altında siyaset yapacaklarını kamuoyuna duyurdu.

ANKA

Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, 15 belediye meclis üyesiyle birlikte CHP'den istifa ederek YENİ Parti'ye katıldıklarını açıkladı. Ercengiz, kararını düzenlediği basın toplantısında duyurdu
Çarşamba, Temmuz 29, 2026 - 18:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz ve 15 meclis üyesi CHP'den istifa ederek YENİ Parti'ye katıldı
copyright Independentturkish: 

Aziz İhsan Aktaş davasında karar 24 Ağustos’ta açıklanacak

İş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yaptığı iddia edilen “çıkar amaçlı suç örgütü” ile bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla 7’si tutuklu 200 kişi hakkında İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce açılan davada karar aşamasına gelindi.

Bugün görülen duruşmada tüm sanıkların savunmaları tamamlanırken, mahkeme dosyayı karar için 24 Ağustos tarihine erteledi.

Davada Beşiktaş, Adıyaman, Adana, Seyhan, Ceyhan, Avcılar ve Esenyurt belediye başkanları da yargılanıyor.

Yargılama sürecinde tutuklu bulunan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın hukuki durumları da 24 Ağustos’ta açıklanacak kararla birlikte netleşecek.

Mahkemenin olası bir mahkûmiyet kararı vermesi halinde, tutuklu belediye başkanlarının istinaf incelemesi tamamlanıncaya kadar tutukluluk hallerinin devam edip etmeyeceği ya da tahliye edilip edilmeyecekleri de aynı duruşmada karara bağlanacak.

 

ANKA

Kamuoyunda “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü” ya da “Beşiktaş Belediyesi” davası olarak bilinen ve İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada tüm sanıkların savunmaları tamamlandı
Çarşamba, Temmuz 29, 2026 - 17:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Aziz İhsan Aktaş davasında karar 24 Ağustos’ta açıklanacak
copyright Independentturkish: 

Türkiye ile Irak arasında Kerkük enerji anlaşması imzalandı

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Irak'ın Kerkük bölgesindeki önemli petrol sahalarının geliştirilmesi amacıyla BP ve ConocoPhillips ile ortaklık anlaşmasına imza attı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, anlaşmayla TPAO'nun Kerkük'teki projede yüzde 15 hisseye sahip olacağını belirterek, "Türkiye Petrolleri'ni günde 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üretimi yapan bir şirket haline getirme yolundaki en önemli adımlarımızdan birini attık." dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'ye resmi ziyarette bulunan Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'yi kabulü öncesinde Bakanlıkta imza töreni düzenlendi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın refakat ettiği törende, anlaşmaya TPAO Genel Müdürü Cem Erdem ile BP Upstream İş Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Andrew McAuslan imza attı.

"TPAO'yu küresel ölçekte büyütüyoruz"

İmza töreninin ardından konuşan Bayraktar, 2026 yılının başından itibaren TPAO'yu uluslararası alanda büyütmek amacıyla önemli şirketlerle iş birliklerine gittiklerini söyledi.

BP ile imzalanan anlaşmanın bu sürecin somut sonuçlarından biri olduğunu belirten Bayraktar, "Bu anlaşmayla Türkiye, BP ile beraber Kerkük'teki sahalara ortak oldu. Bu aslında üzerinde uzun süredir çalıştığımız bir proje ve Türkiye Petrolleri'ni günde 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üretimi yapan bir şirket yapma yolundaki en önemli adımlarımızdan bir tanesi." ifadelerini kullandı.

TPAO yüzde 15 hisse sahibi olacak

Bayraktar, anlaşma kapsamında TPAO'nun projede yüzde 15 hisseye sahip olacağını açıkladı.

Projenin BP ve ConocoPhillips ortaklığında yürütüleceğini belirten Bayraktar, "ConocoPhillips, BP ve Türkiye Petrolleri ortaklığında bir konsorsiyum oluşturulmuş olacak. Bu konsorsiyum, bölgede yaklaşık 3 milyar varil olduğu tahmin edilen rezervi geliştirmek, üretmek ve üretimi artırmak için birlikte çalışacak." dedi.

Kerkük'teki dev sahaları kapsıyor

Anlaşma, Irak'ın en önemli hidrokarbon üretim merkezlerinden biri olan Kerkük'teki Baba ve Avanah kubbeleri ile Bai Hassan, Jambur ve Khabbaz sahalarını kapsıyor.

Sözleşme alanının ilk aşamada 3 milyar varil petrol eşdeğeri hidrokarbon kaynağı içerdiği değerlendirilirken, bölgede önemli ilave arama potansiyelinin de bulunduğu ifade edildi.

"Ülke ekonomisine güç katacak"

Bayraktar, söz konusu yatırımın yalnızca TPAO'nun üretim kapasitesini artırmayacağını, aynı zamanda Türkiye ekonomisine de önemli katkılar sağlayacağını belirtti.

Türkiye Petrolleri'nin uluslararası alandaki etkinliğini artırmaya yönelik yeni ortaklıkların devam edeceğini vurgulayan Bayraktar, şirketin teknik kapasitesi, operasyonel tecrübesi ve uluslararası iş birliği kabiliyetini dünyanın en önemli hidrokarbon bölgelerinden biri olan Kerkük'e taşıyacağını söyledi.

Enerjide tam bağımsız Türkiye hedefi doğrultusunda atılan bu adımın, Türkiye'nin enerji arz güvenliğine katkı sunmasının yanı sıra Irak'ın uzun vadeli enerji hedeflerini de destekleyeceği belirtildi.

Bayraktar, Iraklı bakanlarla da görüştü

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Irak Petrol Bakanı Basim Muhammed Hüdeyir ile Irak Elektrik Bakanı Ali Saadi Vehib ile de bir araya geldi.

Görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan Bayraktar, Türkiye ile Irak'ın enerji alanındaki mevcut altyapının tam kapasiteyle değerlendirilmesi konusunda ortak kararlılıklarını teyit ettiklerini belirtti.

Bayraktar, "Petrol, doğal gaz ve elektrik iletim hatları başta olmak üzere iş birliğimizi güçlendirecek somut projeler üzerinde durduk. Karşılıklı fayda temelinde geliştireceğimiz ortak projelerle ülkelerimiz arasındaki enerji iş birliğini daha da derinleştirmeyi hedefliyoruz." ifadelerini kullandı.

AA

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), BP Energy Company of Kirkuk Limitedin (BP ECKL) yüzde 15 hissesini satın aldı
Salı, Temmuz 28, 2026 - 21:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Türkiye ile Irak arasında Kerkük enerji anlaşması imzalandı
copyright Independentturkish: 

Erdoğan: Kerkük'teki üretim sahasında Türkiye Petrolleri'ne ortaklık verildi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi ile baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin ardından çeşitli alanlardaki anlaşmaların imza törenine katıldı.

Daha sonra düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan, Zeydi'yi bölgenin içinden geçtiği zorlu dönemde üstlendiği görev için tekrar tebrik etti.

Eski Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ile de ilişkileri kurumsal temelde güçlendirmeye matuf stratejik adımlar attıklarını hatırlatan Erdoğan, yakaladıkları bu ivmeyi Zeydi ile daha ileri noktalara taşıyacaklarına inandıklarını belirterek, Türkiye olarak Zeydi'ye ihtiyaç duyduğu her alanda destek vermeye hazır olduklarını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı Zeydi'yi resmi törenle karşıladı

Bu kardeşlik zemini temelinde ilişkileri kapsamlı şekilde değerlendirdiklerini dile getiren Erdoğan, "İran, Suriye ve Filistin başta olmak üzere bölgesel gelişmeler hakkında fikir teatisinde bulunduk. İlişkilerimizi daha da ileri taşıyacak belgeleri huzurlarımızda az önce imzaladık." diye konuştu.

Türkiye ile Irak arasında 3 anlaşma imzalandı

Erdoğan, Türkiye'nin yanı başındaki savaş ortamının etkisiyle görüşmelerde güvenlik, terörle mücadele, enerji ve ulaştırma konularının bir hayli yer tuttuğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

“Komşumuz Irak, maalesef bu savaş ve istikrarsızlık ortamından en çok etkilenen ülkelerden biridir. Biz, geçmişten bu yana Irak'ın huzur ve istikrarını ülkemizin durumundan ayrı tutmadık, tutmayız. Bölgemizin artık savaş, terör ve çatışmayla değil, kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin ve terörsüz bölge vizyonumuzun gerçeğe dönüşmesi için Iraklı kardeşlerimizle yakın diyalog halindeyiz. İnşallah her iki ülkeye de ağır bedeller ödeten bu meseleyi kalıcı olarak gündemimizden çıkartacağız. Öte yandan, Irak'ın ihtiyaç duyduğu savunma sanayi ürünlerinin tedariki noktasında da üzerimize düşeni yapmaya hazırız.”

“Hedefimiz, en yakın zamanda kapsamlı enerji işbirliği anlaşması imzalanmasıdır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu savaş ortamının kendilerini sadece savunma konusunda değil, enerji ve ulaştırma alanlarında işbirliklerini derinleştirmeye sevk ettiğine dikkati çekti.

"Körfez bölgesinin dünya ile bağlantısının Irak üzerinden sağlanmasını esas alan Kalkınma Yolu Projesi'nin mevcut gelişmeler karşısında her zamankinden daha önemli hale geldiğini görüyoruz." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu konuda Sayın Başbakan'ın da güçlü bir iradeye sahip olduğunu memnuniyetle müşahede ettim. İşbirliğimizin bir diğer önemli başlığı enerjidir. Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması dün itibarıyla sona erdi. Şimdi hedefimiz, en yakın zamanda iki tarafın da faydasına olacak kapsamlı enerji işbirliği anlaşması imzalanmasıdır. British Petrol'ün operatörlüğünü yürüttüğü Kerkük üretim sahasında Türkiye Petrollerine ortaklık verilmiştir. Bugün imzalanan anlaşma, enerji alanındaki ortaklık açısından tarihi bir adım olmuştur.”

Erdoğan, iklim değişikliğinden etkilenen iki komşu ülke olarak suyun sürdürülebilir kullanımına yönelik işbirliğinin ilerletilmesi yönündeki iradelerinin tam olduğunu söyledi.

Bu noktada Türkiye olarak üzerlerine düşeni yaptıklarını, su konusunu akılcı, bilimsel ve insani temelde daimi bir işbirliği alanı olarak gördüklerinin altını çizen Erdoğan, "Irak ile geçtiğimiz yıl 17 milyar dolara yaklaşan ticaret hacmimizi çok daha ileri seviyelere taşımayı istiyoruz. Bu çerçevede Sayın Başbakan'ın heyetindeki bakanların, iş insanlarımız, müteahhitlerimiz ve yatırımcılarımızdan oluşan geniş bir heyetle bir araya gelmesini de son derece önemli bulduğumu ifade etmek istiyorum." şeklinde konuştu.

“Irak'tan 1 milyon varil petrol ihtiyacımızı karşılar”

Irak Başbakanı Zeydi ile güncel bölgesel gelişmeler hakkındaki görüşlerinin büyük ölçüde benzer olduğunu memnuniyetle müşahede ettiklerini aktaran Erdoğan, Irak'ın bölgesiyle bütünleşmesine yönelik çabaları ve bilhassa Suriye ile temaslarını yapıcı adımlar olarak görüp desteklediklerini belirtti.

Erdoğan, Irak'ın beşeri zenginliğinin vazgeçilmez bir parçası olan ve aralarındaki kardeşliğin en sağlam dayanağını teşkil eden Irak Türkmenlerine Zeydi'nin de hassasiyetle yaklaştığını gördüğünü ifade ederek, "Heyetinde, Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanı ve Kerkük Valisi Selman Ağaoğlu kardeşimize yer vermesini özellikle anlamlı buluyorum. Sayın Zeydi'ye ziyaretleri için bir kez daha teşekkür ediyor, istişarelerimizin ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum." dedi.

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin konuşmasında "Türkiye'ye günde 1 milyon varil biz petrol verebiliriz." dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Başka yere diyor muhtaç olmayın. 1 milyon varil. Evet Sayın Bakan, sağa sola muhtaç olmaya gerek yok. Hemen komşumuz Irak'tan inşallah 1 milyon varil petrolü buraya transfer ettik mi ihtiyacımızı karşılar." değerlendirmesinde bulundu.

Zeydi: Ziyaretimiz asırlar öncesine dayanan ilişkilerimizin pekiştirilmesinin nişanesidir

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelmekten ve Türkiye ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Zeydi de "Bizim bu ziyaretimiz protokol icabı değil, asırlar öncesine dayanan ilişkilerimizin pekiştirilmesinin bir nişanesidir." dedi.

Zeydi, iki ülkenin aynı coğrafyayı, uygarlığı ve su kaynaklarını paylaştığına işaret ederek görüşmelerde enerji, ulaştırma, eğitim, su ve diğer birçok konunun ele alındığını belirtti.

Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilere dair Zeydi, "Bu ilişkilerin daha da yüceltilmesi, güçlendirilmesi için çalışıyoruz. Kardeşlik içerisinde bir ortaklık arzu ediyoruz ve özellikle Kalkınma Yolu Projesi üzerinde çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı'yla (görüşmede) dedim ki: 'Bize aslında coğrafya doğal olarak iki nehir vermiş. Biz üçüncü nehrin de artık ekonomi nehri olmasını istiyoruz.' Ve bu da tabii ki Kalkınma Yolu'dur." diye konuştu.

Zeydi, Türkiye ve Irak'ın Doğu ile Batı'nın birbirine bağlanmasını sağlayacağına dikkati çekerek "Irak ile Türkiye arasındaki ilişkiler daha da ileri gidecektir. Ekonomik kaynaklarımızı da yücelteceğiz, büyüteceğiz, enerji alanında da daha fazla petrol pompalayacağız." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Yani günde 1 milyon varil biz Türkiye'ye petrol verebiliriz diyor" ifadeleri üzerine Zeydi, "Evet doğru, 1 milyon." dedi.

AA

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Kerkük üretim sahasında Türkiye Petrolleri'ne ortaklık verildiğini açıkladı
Salı, Temmuz 28, 2026 - 20:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Erdoğan: Kerkük'teki üretim sahasında Türkiye Petrolleri'ne ortaklık verildi
copyright Independentturkish: 

ABD Başkanı Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ile Beyaz Saray'da görüştü

Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre, Trump ile Zelenski arasındaki basına kapalı görüşme, yerel saatle 09.47'de başladı ve yaklaşık 1 saat sürdü.

ABD Başkanı Trump, Zelenski ile görüşmesinin hemen ardından yine Graham'in cenazesine katılmak üzere ABD'ye gelen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir görüşme gerçekleştirecek.

İsrail ve Ukrayna'ya verdiği destekle bilinen Senatör Graham, 11 Temmuz 2026'daki ölümünden bir gün önce Kiev'de Zelenski ile bir araya gelmişti.

Zelenski'den, "verimli" bir görüşme nitelemesi

Öte yandan Zelenski, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Trump'la "verimli" bir görüşme yaptıklarını belirtti.

Zelenski, açıklamasında, "Başkanla, Patriot sistemlerine yönelik önleme füzelerinin üretimi için gerekli lisanslar konusunda görüştük. ABD’ye güçlü desteği için minnettarım." ifadelerini kullandı.

Ukrayna Devlet Başkanı ayrıca, Graham için Trump'a taziyelerini sunduğunu ifade etti.

İsrail ve Ukrayna'ya verdiği destekle bilinen Senatör Graham, 11 Temmuz 2026'daki ölümünden bir gün önce Kiev'de Zelenski ile bir araya gelmişti.

AA

ABD Başkanı Donald Trump, Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham'in cenaze törenine katılmak üzere Washington'a gelen Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski ile Beyaz Saray'da bir görüşme gerçekleştirdi
Salı, Temmuz 28, 2026 - 19:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
ABD Başkanı Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ile Beyaz Saray'da görüştü
copyright Independentturkish: 

MEB okul yönetmeliğini değiştirdi: Okullarda dolap ve sıra aranabilecek, öğretmenle görüşmeye randevu şartı

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumlarını kapsayan yönetmelikte kapsamlı değişikliklere gitti. Resmî Gazete'de yayımlanan düzenlemeyle okul güvenliğinden devamsızlık uygulamalarına, kayıt sisteminden veli görüşmelerine kadar birçok alanda yeni kurallar getirildi. Buna göre, güvenlik gerekçesiyle okullarda dolap, sıra ve gerekli görülen alanlarda arama yapılabilecek. Veliler ise öğretmen ve okul yönetimiyle görüşebilmek için "Okul Randevu Sistemi" üzerinden randevu almak zorunda olacak.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan "Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik", Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Anaokulu olmayan ilçelere yeni düzenleme

Yönetmelikle birlikte resmî anaokulu bulunmayan ilçelerde okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması hedeflendi.

Bu kapsamda, anaokulu bulunmayan ilçelerde ilkokullar bünyesindeki ana sınıflarına 36-68 aylık çocuklar kayıt yaptırabilecek. Ayrıca bir grup oluşturacak sayıda 36-44 aylık çocuğun bulunması halinde yeni ana sınıfı şubeleri açılabilecek.

Uyum haftasına veliler de dahil edilecek

Yeni düzenlemeyle okul-aile iş birliğinin güçlendirilmesi amacıyla okul öncesi ve ilkokul 1'inci sınıfa başlayacak öğrenciler için eğitim yılı başlamadan önce gerçekleştirilen uyum haftası programına veliler de aktif şekilde katılacak.

Bu kapsamda ebeveynlere yönelik bilgilendirme ve uyum programları hazırlanacak.

Kayıt sistemi yeniden düzenlendi

Yönetmelikle, okul kayıtlarında gerçek dışı adres beyanlarının önüne geçilmesi amaçlandı.

Yeni kayıtlar temmuz ayında başlayacak. Öğrenci kayıtları, Nüfus Hizmetleri Kanunu kapsamında oluşturulan Ulusal Adres Veri Tabanı'ndaki yerleşim yeri adres bilgileri esas alınarak e-Okul sistemi üzerinden gerçekleştirilecek.

Adres doğrulamasına ilişkin usul ve esasları Milli Eğitim Bakanlığı belirleyecek. Öğrenci belgeleri ise e-Devlet üzerinden alınabilecek.

Devamsızlık yapan öğrencilere takdir ve teşekkür yok

Yeni düzenleme kapsamında özürsüz devamsızlık yapan öğrenciler için de yeni uygulama getirildi.

Buna göre, 20 gün ve üzerinde özürsüz devamsızlık yaptığı halde Şube Öğretmenler Kurulu kararıyla sınıf geçen ortaokul öğrencilerine artık teşekkür veya takdir belgesi verilmeyecek.

Güvenlik için dolap ve sıra aranabilecek

Yönetmeliğin en dikkat çeken maddelerinden biri okul güvenliğine ilişkin düzenleme oldu.

Buna göre Okul Öğrenci Davranışlarını Değerlendirme Kurulu, okulun ve öğrencilerin güvenliğini tehdit edebilecek durumlarda ihbar, şikâyet veya gerekli görülen hallerde önleyici tedbirler alabilecek.

Kurul kararıyla okul, pansiyon ve eklentilerinin yanı sıra öğrencilerin kullandığı masa, dolap, sıra ve gerekli görülen diğer alanlarda arama yapılabilecek.

Aramalar; öğrencilerin kişilik hakları ve onurları zedelenmeden, müdür yardımcıları, kurul üyeleri ve görevlendirilen öğretmenler tarafından gerçekleştirilecek.

Yapılan aramalarda bulunan materyaller için iki nüsha tutanak düzenlenecek. Tutanaklar ilgili kişiler tarafından imzalanacak ve okul müdürü tarafından onaylandıktan sonra muhafaza edilecek.

Veli görüşmeleri randevu sistemiyle yapılacak

Yönetmelikle velilerin okul yönetimi ve öğretmenlerle görüşme usulü de değiştirildi.

Buna göre veliler, öğrenciyle ilgili görüşme taleplerini okulun resmî internet sitesinde yer alacak "Okul Randevu Sistemi" üzerinden oluşturacak. Böylece öğretmen ve okul idaresiyle yapılacak görüşmeler randevu sistemi üzerinden planlanacak.

Öğretmenlerin mesleki çalışmaları çevrim içi yapılabilecek

Yeni düzenlemeyle öğretmenlerin mesleki çalışma dönemlerinin de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gerekli görülmesi halinde çevrim içi olarak gerçekleştirilebilmesinin önü açıldı.

Yönetmelikte yapılan değişikliklerin, yeni eğitim öğretim yılıyla birlikte okul güvenliğinin artırılması, kayıt süreçlerinin daha sağlıklı yürütülmesi ve okul-aile iletişiminin daha planlı hale getirilmesini amaçladığı belirtildi.

AA

Milli Eğitim Bakanlığı'nın Resmî Gazete'de yayımlanan yeni yönetmeliğiyle okullarda güvenlik amacıyla dolap, sıra ve gerekli görülen alanlarda arama yapılmasının önü açıldı
Salı, Temmuz 28, 2026 - 19:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
MEB okul yönetmeliğini değiştirdi: Okullarda dolap ve sıra aranabilecek, öğretmenle görüşmeye randevu şartı
copyright Independentturkish: 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı Zeydi'yi resmi törenle karşıladı

Zeydi'nin makam aracını, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önündeki caddede karşılayan süvariler, araca protokol kapısına kadar eşlik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zeydi'yi Külliye'nin ana giriş kapısında karşıladı. Erdoğan ve Zeydi'nin tören alanındaki yerlerini almasının ardından, bando, iki ülkenin milli marşlarını çaldı.

Törende, tarihteki 16 Türk devletini temsil eden bayraklar ve askerlere de yer verilirken, 21 pare top atışı yapıldı.

Zeydi, Muhafız Alayı Tören Kıtası'nı "Merhaba asker" diyerek selamladı. İki lider birbirlerine heyetlerini takdim etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Zeydi, merdivenlerde Türk ve Irak bayrakları önünde tokalaşarak basın mensuplarına poz verdi.

İkili ve heyetler arası görüşmeye geçen Erdoğan ve Zeydi, görüşmelerin ardından anlaşmaların imza töreni ve ortak basın toplantısına katılacak.

Törende, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, MİT Başkanı İbrahim Kalın, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ve Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisi Anıl Bora İnan ile Ankara Valisi Yakup Canbolat da yer aldı.

AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'yi ziyaret eden Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'yi resmi törenle karşıladı
Salı, Temmuz 28, 2026 - 18:15
Main image: 

<p>Fotoğraf:AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı Zeydi'yi resmi törenle karşıladı
copyright Independentturkish: 

Trump: İran ile görüşmeler iyi gidiyor, anlaşma olmazsa elektrik santrallerini ve köprülerini vururuz

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen görüşmelerin olumlu ilerlediğini belirterek, "Tahran ile anlaşmaya varılamaması halinde İran'daki Pickaxe Mountain tesisinin yanı sıra köprüler ve elektrik santrallerini hedef alabilecekleri" tehdidini yineledi.

ABD merkezli televizyon kanalı Fox News'e konuşan Trump, mümkün olması halinde İran'ın köprülerini ve elektrik santrallerini hedef almaktan kaçınmak istediğini söyledi. Trump, "Bu çok ama çok hassas bir denge. Şu anda çok güçlü bir konumda olduğumuzu düşünüyorum. Eğer anlaşma yapmazlarsa bunu yapacağımı biliyorlar. Artık anlaşmaları bozmalarına izin veremeyiz" ifadelerini kullandı.

İran ile yürütülen diplomatik temaslara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Trump, "Çok iyi görüşmeler yaptık" dedi. Trump'ın, İran'ın nükleer programını ele almak üzere İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile salı günü Beyaz Saray'da bir araya gelmesi bekleniyor.

"Hürmüz Boğazı’nı biz kontrol ediyoruz"

Trump ayrıca, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kontrol etmediğini söyleyerek, "Biz, Hürmüz Boğazı'nı kontrol ediyoruz" dedi.

Röportajda Trump'a, Netanyahu'nun İran'ın nükleer programıyla bağlantılı olduğu belirtilen ve Tahran yakınlarında yerin derinliklerine inşa edilen tahkimatlı Pickaxe Mountain tesisini görüşmede gündeme getireceğine ilişkin haberler soruldu.

Trump, Netanyahu'ya atıfta bulunarak, "Bana bunu Bibi'nin söylemesine gerek yok. Bibi bunu bana, benim sürecin içinde kalmamı istediği için söylüyor" dedi.

İran'ın nükleer altyapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Trump, "Pickaxe'ta neler olup bittiğini tam olarak biliyorum. Bu büyük bir sorun değil. Onların nükleer tesislerini ortadan kaldırdık. Eğer anlaşma yapmazsak Pickaxe'ı da ortadan kaldırmak zorunda kalacağız. Anlaşma olmazsa bunu çok kolay yaparız" ifadelerini kullandı.

 

Independent Türkçe

Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kontrol etmediğini söyleyerek, "Biz, Hürmüz Boğazı'nı kontrol ediyoruz" dedi
Salı, Temmuz 28, 2026 - 17:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Trump: İran ile görüşmeler iyi gidiyor, anlaşma olmazsa elektrik santrallerini ve köprülerini vururuz
copyright Independentturkish: 

Meclis'te yeni oturma düzeni belli oldu: CHP'liler DEM ile MHP arasında oturacak

TBMM'de, YENİ Parti'nin kurulması ve siyasi parti grup sayısının 7'ye yükselmesi üzerine Genel Kurul'da geçici olarak yeni oturma düzeni belirlendi. YENİ Parti, AK Parti'nin yanında yer alacak. CHP için DEM Parti ile MHP'nin arasında yer belirlendi. 

Edinilen bilgiye göre, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, dün YENİ Parti ile CHP parti yöneticileriyle görüştükten sonra Genel Kurul'da oturma düzenini belirledi. Kurtulmuş, partilere gönderdiği yazıda "TBMM'de temsil edilen siyasi parti grubunun 7'ye çıkması üzerine Genel Kurul'da oturma düzeninin yeniden belirlenmesine ihtiyaç olduğunu" vurguladı. 

Kurtulmuş, "Başkanlık Divanı'nda bu konuda bir karar alınıncaya kadar geçici olarak siyasi parti gruplarının Genel Kurul'da oturma düzeninin, ön sıralar ile arka sıraların mevcut yerleşim düzeni göz önünde bulundurularak DEM Parti'nin mevcutta kullandığı iki ön sıradan birinin CHP Grubu'na tahsis edileceğini" bildirdi.

Numan Kurtulmuş, Başkanlık Divanı'nın oturuşuna göre en solda AK Parti olmak üzere sırasıyla YENİ Parti, DEM Parti, CHP, MHP, İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi grupları şeklinde belirlendiği kaydetti. 

 

ANKA

TBMM'de, YENİ Parti'nin kurulması ve siyasi parti grup sayısının 7'ye yükselmesi üzerine Genel Kurul'da geçici olarak yeni oturma düzeni belirlendi
Salı, Temmuz 28, 2026 - 16:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Meclis'te yeni oturma düzeni belli oldu: CHP'liler DEM ile MHP arasında oturacak
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

İtalya Savunma Bakanı Crosetto: Ankara'daki NATO Zirvesi, iyi sonuç verecek şekilde tasarlandı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, "Ankara'daki NATO Zirvesi, iyi sonuç verecek şekilde tasarlandı." dedi.

İtalyan ANSA ajansının haberine göre Crosetto, bir programa gönderdiği video mesajında, uluslararası gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Ankara’da 7-8 Temmuz’daki NATO Zirvesi'ne ilişkin Crosetto, "Ankara'daki NATO Zirvesi, iyi sonuç verecek şekilde tasarlandı. Taahhütler yerine getirilecek ve her ülke, üstlenmeyi taahhüt ettiği yükümlülüklerin önemli bir kısmını yerine getirmiş olarak zirveye katılıyor. Bu açıdan son zirvede yaşadığımızdan daha fazla bir sorun görmüyorum." ifadesini kullandı.

İtalyan Bakan, ABD Başkanı Donald Trump'ın zirve boyunca söyleyeceklerini ve yapacaklarını da takip edeceklerini vurguladı.

Başkan Trump ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasında son haftalarda gerilen ilişkilerde de iki ülke açısından bir sorun görmediğine işaret eden Crosetto, ABD ile ilişkilerin 1 ya da 5 yıl önceki gibi "mükemmel" olduğunu kaydetti.

Crosetto, NATO'nun bir alternatifinin de olmadığını belirtti.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Pazartesi, Temmuz 6, 2026 - 01:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

ABD Başkanı Trump, Ankara'da Zelenskiy ve Şara ile de görüşecek

Beyaz Saray Baş Basın Sözcü Yardımcısı Anna Kelly, ABD’nin NATO nezdindeki Büyükelçisi Matt Whitaker ile birlikte telekonferans yöntemiyle düzenlenen basın toplantısında, Ankara ziyaretiyle ilgili bazı yeni bilgiler paylaştı.

Toplantıda, ABD Başkanı Trump’ın, Ankara’daki NATO Zirvesi temaslarının ardından gerçekleştireceği ikili görüşmelere de yer verildi. Bu kapsamda, ABD Başkanı'nın çarşamba günü Ankara’da NATO Zirvesi programının ardından Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ve Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile bir araya geleceği belirtildi.

NATO Büyükelçisi Whitaker, toplantıda yaptığı açıklamada, İttifakın savunma harcamaları ve yük paylaşımı konularına dikkati çekerek, zirvenin "İttifakın geleceği açısından kritik bir eşik" olduğunu ifade etti.

Beyaz Saray Baş Basın Sözcü Yardımcısı Kelly de ABD Başkanı Trump’ın Ankara’da, NATO Liderler Zirvesi kapsamındaki programı hakkında bazı ayrıntıları paylaştı.

Trump, Ankara'da dolu dolu 2 gün geçirecek

Beyaz Saray açıklamasına göre, Başkan Trump, salı günü Ankara’ya ulaşacak.

ABD Başkanı Trump’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından resmi törenle karşılanması bekleniyor.

Trump ilk olarak NATO liderler yemeğine katılacak, çarşamba günü de NATO liderleri oturumu ve aile fotoğrafında yer alacak.

Daha sonra Trump, Zelenskiy ve Şara ile görüşmelerinin ardından düzenleyeceği basın toplantısında, Türkiye ziyareti kapsamındaki temaslarıyla ilgili açıklamalarda bulunacak.

Trump, aynı akşam, ilk kez bir yurt dışı seyahatinde kullandığı "Boeing 747" tipi yeni Air Force One uçağıyla Washington’a geri dönecek.

Ankara temasları, ABD Başkanı için pek çok stratejik hedefi içeriyor

ABD’li üst düzey yetkililerin, Anadolu Ajansına verdiği bilgide, Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik çabaların, Başkan Trump’ın Zelenskiy ile yapacağı görüşmenin merkezinde olacağı belirtildi.

Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile yapacağı görüşmenin ana gündeminin, savaşın sona erdirilmesi olacağını aktardı.

ABD'li yetkili, Ukrayna cephesindeki durumla ilgili "Cephe hattı, son aylarda büyük ölçüde donmuş durumda. Savaşın sona erdirilmesi için aciliyet hissediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

ABD tarafı, hem Rusya hem Ukrayna ile temasların sürdüğünü ve Başkan Trump’ın arabuluculuk rolü oynadığını vurguladı.

Yetkililer, savaşın devam etmesinin "her iki taraf için de ağır kayıplara ve yıkıma" neden olduğunu ifade ederek, diplomatik çözüm çabalarının hızlandırılacağının altını çizdi.

Bir diğer üst düzey ABD’li yetkili, Ankara’daki zirvede, İran kaynaklı bölgesel güvenlik riskleri ve deniz ticaret hatlarının korunmasının gündeme geleceğini bildirdi.

Yetkili, NATO müttefiklerinin katkı vermeye hazır olduğunu, ancak birçok ülkenin yeterli deniz unsuru ve askeri kapasiteye sahip olmadığını belirterek, "İhtiyacımız olan şey, kabiliyetli müttefikler. Bazı ülkelerin anlamlı katkı sunacak gemi ve varlığı yok." sözlerini sarf etti.

ABD savunma sanayisine yönelik yeni işbirlikleri ve üretim anlaşmalarının zirve sırasında açıklanabileceği, milyarlarca dolarlık savunma projelerinin gündeme geleceği de kaydedildi.

AA

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi görüşmeleri sonrası Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile de bir araya geleceği bildirildi
Pazartesi, Temmuz 6, 2026 - 00:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
ABD Başkanı Trump, Ankara'da Zelenskiy ve Şara ile de görüşecek
copyright Independentturkish: 

Netanyahu, Trump ile ilişkilerinde "çatlak" olmadığını savundu

Fox News kanalına konuşan Netanyahu, "Trump ile İran konusunda görüş ayrılıkları yaşandığı" yönündeki iddiaları reddederek, iki ülkenin ortak hedefinin İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu söyledi.

Trump'ın ABD için, kendisinin ise İsrail için en doğru olanı yaptığını öne süren Netanyahu, "Her ailede, her yakın dostlukta olduğu gibi bazen fikir ayrılıkları olur ve bunları açık şekilde konuşuruz. Genellikle de çözeriz." ifadelerini kullandı.

Netanyahu, kendisi hakkında "Patronun kim olduğunu biliyor." açıklaması yapan Trump ile ilişkilerinde "çatlak" olmadığını iddia etti.

İran konusunda, ABD ile aynı hedefleri paylaştıklarını savunan Netanyahu, "İran'ın nükleer silah programından vazgeçmesini istiyoruz. Zenginleştirilmiş nükleer materyalin ülkeden çıkarılmasını ve nükleer zenginleştirme tesislerinin sökülmesini istiyoruz." dedi.

Netanyahu, Trump'ın müzakereler yoluyla bu hedeflere ulaşabileceğine inandığını belirterek, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in "İsrail'in diğer birçok ülke gibi ABD siyasetini etkilemeye çalıştığına" ilişkin açıklamaları hakkında ise Vance'e saygı duyduğunu ancak söylediği her şeye katılmadığını kaydetti.

İsrail'in yalnızca ABD'nin değil Hindistan gibi başka ülkelerin de desteğini aldığını savunan Netanyahu, "çok fazla dostları olduğunu" ve "dostlarına sahip çıktığını" öne sürdü.

Netanyahu, Lübnan'daki bazı Hristiyan köylerin, Hizbullah'a karşı "İsrail tarafından ilhak edilmeyi istediğini" iddia etti.

"Kalıcı bir savaş durumunda değiliz"

İsrail'in "kalıcı savaş durumunda" olduğunu söyleyenlere karşı cevabının ne olduğu sorusu üzerine Netanyahu, "Kalıcı bir savaş durumunda değiliz. Başkan Trump ve ben, 4 barış anlaşması ortaya koyduk." iddiasında bulundu.

Netanyahu, İran'ın "zayıflamasıyla" beraber daha fazla ülkenin kendileriyle aynı çizgide yer almak istediğini savunarak, daha fazla barış anlaşmasının imzalanmasını beklediğini öne sürdü.

AA

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kendisi hakkında "Patronun kim olduğunu biliyor." açıklaması yapan ABD Başkanı Donald Trump ile ilişkilerinde "çatlak" olmadığını ileri sürdü
Pazar, Temmuz 5, 2026 - 22:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Netanyahu, Trump ile ilişkilerinde "çatlak" olmadığını savundu
copyright Independentturkish: 

İsrail hükümeti, ülke tarihinde ilk defa Yüksek Mahkeme kararını reddetti

Haftalık kabine toplantısının ardından yayımlanan açıklamada hükümet, Yüksek Mahkeme'nin, haziranda, üyelerin üçte ikilik yeter sayısının sağlanamamış olmasına rağmen İkinci Otorite Konseyi’nin ticari yayın düzenleme faaliyetlerine yeniden başlamasına izin veren kararını uygulamayacağını duyurdu.

İsrail devlet televizyonu KAN'da yer alan habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu hükümeti, Yüksek Mahkeme'nin kararını oy birliğiyle reddetti.

İsrail Kanal 12 televizyonu, İsrail tarihinde ilk kez bir hükümetin Yüksek Mahkeme’nin kararını tanımadığına, hükümet ile yargı arasındaki anlaşmazlığın kriz boyutuna ulaştığına dikkati çekti.

Yüksek Mahkemeyi "yürütme otoritesinin işlerine müdahale etmekle" suçlayan hükümet, kurumla ilgili kararın da hukuka aykırı olduğunu savunuyor.

İsrail’de muhalefet, hükümetin kararını sert şekilde eleştirirken Cumhurbaşkanı Isaac Herzog da, hükümetin tutumunun kabul edilemez olduğunu açıkladı.

Herzog, Yüksek Mahkeme kararına uyulmasının kırmızı çizgi olduğunu belirterek hükümetin kararına tepki gösterdi.

İsrail Yüksek Mahkemesi, hükümetin, televizyon ve radyo yayıncılığını denetleyen kurum için yeni bir yönetim kurulu atama kararlarını dondurmuş ve bu atamalara karşı itirazlar hakkında nihai bir karar verilene kadar mevcut kurulun görevde kalması yönünde karar çıkarmıştı.

AA

İsrail hükümeti, Yüksek Mahkeme'nin İkinci Otorite Konseyi'nin görevine devam etmesi yönündeki kararını uygulamayacağını açıklayarak, ilk kez yüksek yargının bağlayıcı kararını reddetti
Pazar, Temmuz 5, 2026 - 21:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
İsrail hükümeti, ülke tarihinde ilk defa Yüksek Mahkeme kararını reddetti
copyright Independentturkish: 

Kılıçdaroğlu'ndan NATO Zirvesi öncesi gözaltılara tepki: Gazetecilerin, akademisyenlerin ve sivil toplumun üzerinden elinizi çekin

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine dönen Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara'da 7-8 Temmuz'da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen gözaltılara tepki göstererek, "Gazetecilerin, akademisyenlerin, avukatların ve sivil toplumun üzerinden elinizi çekin." ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Recep Tayyip Erdoğan'ı etiketleyerek, NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek T24 ve Odatv muhabirleri, akademisyenler, avukatlar ile sivil toplum temsilcilerinin gözaltına alınmasını kabul etmediklerini belirtti.

Şiddet içermeyen demokratik protesto hakkının engellenmesinin kabul edilemez olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, keyfi gözaltıların toplantı ve gösteri hakkını açıkça tehdit ettiğini savundu.

Uluslararası zirvelerde düzenlenen protestoların demokratik hayatın olağan bir parçası olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Bir ülkenin itibarına zarar veren protestoların varlığı değil; demokratik protesto hakkının engellenmesidir." değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, açıklamasında basın özgürlüğünün demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu belirterek, "Tarafsız basının sustuğu yerde millet gerçeği duyamaz; gerçeğin sustuğu yerde ise demokrasi yaşayamaz." ifadelerine yer verdi.

ANKA

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, NATO Zirvesi öncesi gözaltılara tepki göstererek, "Gazetecilerin, akademisyenlerin ve sivil toplumun üzerinden elinizi çekin." dedi
Pazar, Temmuz 5, 2026 - 20:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Kılıçdaroğlu'ndan NATO Zirvesi öncesi gözaltılara tepki: Gazetecilerin, akademisyenlerin ve sivil toplumun üzerinden elinizi çekin
copyright Independentturkish: 

665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde başpehlivan Erkan Taş oldu

Sarayiçi Er Meydanı'ndaki organizasyonun başpehlivanlık final müsabakasında, önceki turlarda Mustafa Batu, Yıldıray Pala, Orhan Okulu, Mustafa Taş'ı yenen Feyzullah Aktürk ile İsmail Balaban, Mehmet Yeşil Yeşil, Ali Gürbüz, Seçkin Duman'ı eleyen Erkan Taş karşı karşıya geldi.

Başcazgır Emin Ger'in salavatı sonrası er meydanlarının "sert kayası" olarak bilinen bu yıl Yuntdağı, Sekapark, Kestel, Vezirköprü, Çardak, Kula, Manavgat, Çağlak, Karadilli güreşlerinde başpehlivan olan Manisa Akhisarlı 27 yaşındaki Feyzullah Aktürk ile "demir leblebi" olarak anılan bu sezon Dikmen, Ödemiş, Osmancık, Edremit, Çalı güreşleri başpehlivanı 26 yaşındaki Sinoplu Erkan Taş peşreve çıktı.

Tribünler, başpehlivanları alkışlarıyla selamladı.

Kocaeli bölgesi meydan hakemlerinden Olgay İnce yönetiminde Feyzullah Aktürk ve Erkan Taş'ın güreşi başladı.

Güreş karşılıklı hücumlarla hareketli başladı. Sert elenseler zaman zaman agresif bir müsabaka izlenmesine neden oldu. Karşılaşmanın 15. dakikasına kadar Erkan Taş'ın daha baskın güreşi izlendi. Bu sürede rakibinden gelen iki kritik hamleyi bertaraf etse de kule hakemliği Feyzullah'a aktif güreşmesi için ihtar verdi.

Karşılaşmanın 20. dakikasında Erkan Taş'ın kontrasıyla güreş yerde devam etti. Erkan Taş'ın paça - kazık denemelerine karşılık Feyzullah müsabayı savunmayla sürdürdü. Hakem Olgay İnce güreşin uzun süredir yerde olduğunu gerekçe göstererek pehlivanları ayakta güreşmeye davet etti. Erkan Taş'ın daha aktif olduğu Feyzullah'ın ise savunmaya yönelik bir strateji güttüğü 30 dakikalık normal sürede herhangi bir sonuç elde edilmedi. Güreş puan alanın kazanacağı bölüme bırakıldı.

Puanlama güreşine ihtar baskısı ile başlayan Feyzullah Aktürk daha aktif bir güreş sergiledi. Müsabakanın 35, 41. ve 45 dakikalarında Feyzullah Aktürk'ün kontra dalmaları tribünleri heyecanlandırsa da bu ataklardan sonuç çıkmadı.

Karşılaşmanın 49. dakikasında Feyzullah Aktürk'ün tek dalarak düşürmeye çalıştığı Erkan Taş bu hamleden kurtularak rakibinden puan alıp güreşi kazandı.

Bu sonuçla Erkan Taş 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin başpehlivanı oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde başpehlivan olan Taş'ı tebrik etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde başpehlivan olan Erkan Taş'ı kutladı.

Erdoğan, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, "665. Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde başpehlivanlık kemerini kuşanan Erkan Taş'ı canıgönülden tebrik ediyorum. Farklı boylarda er meydanında kol bağlayan tüm pehlivanlarımızı kutluyor, kendilerine Cenabıallah'tan muvaffakiyetler niyaz ediyorum." ifadelerine yer verdi.

AA

665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde başpehlivanlığı, finalde Feyzullah Aktürk'ü yenen Erkan Taş kazandı
Pazar, Temmuz 5, 2026 - 19:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde başpehlivan Erkan Taş oldu
copyright Independentturkish: 

İran Meclis Başkanı Kalibaf: ABD ile barışımız yok ve İsrail’i resmi olarak tanımayacağız

İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Hamas Şura Meclisi Başkanı Muhammed Derviş ile yaptığı görüşmede, "ABD ile barışımız yok ve İsrail’i resmi olarak tanımayacağız." dedi.

İran devlet televizyonunun haberine göre Kalibaf, başkent Tahran'da Hamas Şura Meclisi Başkanı Muhammed Derviş ile bir araya geldi.

Görüşmede Kalibaf, Müslümanlara ve "Direniş Cephesi"ne gerektiğinde füze, gerektiğinde ise siyasi destek vereceklerini belirterek, "ABD ile barışımız yok ve İsrail’i resmi olarak tanımayacağız." ifadelerini kullandı.

Diplomasinin askeri kazanımları koruyup kalıcı hale getirmesi gerektiğini savunan Kalibaf, "Şehit imamın intikamı Kudüs’ün özgürlüğüdür." değerlendirmesinde bulundu.

Hamas Şura Meclisi Başkanı Derviş ise İran ile ABD arasında imzalanan mutabakat zaptını "Direniş Cephesi" açısından bir zafer olarak nitelendirerek, "Mutabakatın her bir maddesi İran için zafer, ABD için yenilgidir." ifadelerini kullandı.

AA

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Hamas Şura Meclisi Başkanı Muhammed Derviş ile görüşmesinde, "ABD ile barışımız yok ve İsrail'i resmi olarak tanımayacağız." dedi
Pazar, Temmuz 5, 2026 - 18:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
İran Meclis Başkanı Kalibaf: ABD ile barışımız yok ve İsrail’i resmi olarak tanımayacağız
copyright Independentturkish: 

Kurtulmuş'tan "süreç" açıklaması: Ümit ediyorum ki parlamentomuz tatile girmeden evvel bu iş büyük oranda bitmiş olur

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Şırnak'taki Cudi Dağı Sefine bölgesinde düzenlenen "Hazreti Nuh'u Anma Merasimi"ndeki konuştu. Kurtulmuş, konuşmasında; "Doğu'nun ve Batı'nın sahibi, Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın ve bütün insanların Rabb'i olan, arşın ve kürsünün, kainatın ve mükevvenatın maliki olan yüce Allah'ın kulları, aziz Müslümanlar, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz." diyerek başladı.

Şehr-i Nuh olan Şırnak'ta bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Kurtulmuş, Kur'an-ı Kerim'de bildirilen Hazreti Nuh'un kıssasının dersler çıkaracak en önemli kıssalardan olduğunu söyledi.

Hazreti Nuh'un burada karaya oturan gemisinin sadece fiziki bir gemiden ibaret olmadığını, bir kurtuluş nişanesi ve kurtuluş adresi olduğunu belirten Kurtulmuş, "Hazreti Nuh'un Gemisi'ne binenler, sadece tufandan değil, aynı zamanda tuğyandan da yani Rabb'e karşı isyandan da kurtulmuş olan insanlardır. Dolayısıyla Hazreti Nuh'un kıssasının içerisinde öğrettiklerini anlayarak, özümseyerek ve o yolda ilerleyerek Allah'ın izniyle her türlü zorluklardan, her türlü meşakkatten uzaklaşacağız" şeklinde konuştu.

Hazreti Nuh'un, Hazreti İbrahim'in, Hazreti Musa'nın, Hazreti İsa'nın ve Hazreti Muhammed'in getirdiği risalete onları görmeden inandıklarını belirten Kurtulmuş, "Ne mutlu sizlere ki Hazreti Nuh'un ayak izlerinin olduğu, onun Rabb'ine yakardığı bir beldede, onun izini sürerek, onun getirdiği inanca sahip olarak yaşıyorsunuz. Allah bu topraklara kıyamete kadar Hazreti Nuh'un, Hazreti İbrahim'in, Hz. Musa'nın, Hazreti İsa'nın ve Hazreti Muhammed'in izinden yürüyen nice insanların gelmesini ve burada yaşamalarını nasip etsin" diye konuştu.

Kurtulmuş, Şırnaklı ve Cizrelilerin bu güzel beldeye hep beraber sahip çıktıklarını dile getirerek, Hazreti Nuh'un Gemisi'nin indiği yer olarak rivayet edilen bölgeye yürüyerek giden insanların olduğunu görmekten de memnuniyeti duyduğunu belirtti.

Herkesin dualarının kabul olması temennisinde bulunan Kurtulmuş, bütün peygamberlerin öğretilerinin başında gelenin, "vahdet" olduğunu ifade etti.

Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

Hazreti Nuh'un Gemisi'nden de fevkalade önemli mottolar elde ettik. Orada da sabrı, hikmeti, dayanışmayı, kurtuluşu, yeniden dirilmeyi öğrendik. Cenab-ı Allah Kur'an-ı Kerim'de diyor ki, 'Ey inananlar, Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, ayrılmayın, bölünmeyin, parçalanmayın, hep beraber Allah'ın kulları olarak Allah'ın ipine sarılın.' Allah'ın ipine sarılmak hiç şüphesiz mecazi bir anlamdır. Hakka, hakikate sarılmak demektir. İnsafa, vicdana, adalete, merhamete, insanlığa sarılmak demektir. Allah'ın ipine sımsıkı sarılmak demek, yanındaki kardeşini, etnik kökeni ne olursa olsun, ailesi, soyu sopu ne olursa olsun, anasının dili ne olursa olsun Allah'ın kulu ve Müslüman kardeşi olarak kabul etmektir, her bir Müslüman kardeşini en az kendisi kadar aziz olarak bilmektir. Allah'ın ipine inşallah hep beraber sımsıkı sarılacağız, kardeşliğe sarılacağız, birliğe, beraberliğe sarılacağız. Çünkü bu ülkede yaşayan milletimizin 86 milyon tamamının birbirinden ayrısı gayrısı yoktur. Geçmişimiz birdir, geleceğimiz birdir, kaderimiz birdir, bugünümüz de birdir. Bizi bizden ayıracak hiçbir şey yoktur. Örfümüz, adetimiz, kullandığımız kelimeler, cümlelerimiz, yasımız, düğünümüz, halayımız birdir. Bu kadar çok birliğin içerisinde vahdetle, birlik içerisinde Allah'ın ipine, kardeşliğe sarılarak çok daha güçlü olacağız.

"80 bin varil seviyesini aşmış bir petrol üretimiyle Şırnak Gabar şenlenmiş oldu"

Geçen yıl Şırnak Gabar'da petrolün çıkartıldığı bölgede 40'a yakın milletvekiliyle törene katıldıklarını anlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

Çok şükür bugün 80 bin varil seviyesini aşmış bir petrol üretimiyle Şırnak Gabar şenlenmiş oldu. O dağlarda bir zamanlar bırakın petrol çıkarmayı, insanların piknik yapması, yürümesi, oradan geçmesi bile mümkün değildi. Çok şükür bugün buradayız. Şehr-i Nuh'ta, Nuh Aleyhisselam'ın manevi gölgesinde, Nuh Aleyhisselam'ı anma törenlerindeyiz. On binlerle ifade edilecek kardeşimiz bu törenlere katıldı. Allah ömür ve imkan verirse yukarıda direklerini gördüğünüz cami, inşallah önümüzdeki sene burada kutlayacağımız törenlerle açılacak. Allah ömür verirse önümüzdeki sene burada yapacağımız törenleri de Türkiye Büyük Millet Meclisinin tam himayesine alarak bundan sonraki yıllarda da geleneksel olarak devam etmesini sağlayacağız.

"Bu dağlarda, bu ovalarda, bu şehirlerde kardeşlik türküleri söyleyeceğiz"

Bu dağlarda artık deflerden yasların, ağıtların seslerinin yükselmeyeceğini, anaların gözyaşlarıyla iniltilerinin türkülere, ağıtlara karışmayacağını ifade eden Kurtulmuş, "Bu dağlarda, bu ovalarda, bu şehirlerde, Türkiye'nin her bir karışında sadece ve sadece kardeşlik türküleri söyleyeceğiz, halaylar çekeceğiz, birliğimizi ifade edeceğiz, dirliğimizi ifade edeceğiz" dedi.

Kurtulmuş, bu dağların artık barışın, kardeşliğin, insanlığın, huzurun ve geleceğin inşa edileceği topraklar olacağını vurguladı.

Geçen yaz TBMM'de kurulan ve başarılı müzakereler sonucu raporlaştırılan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmaları hakkında bilgi veren Kurtulmuş, komisyon raporunda bütün partilerin ittifakıyla bir yol haritasının ortaya konulduğunu belirtti.

Kurtulmuş, "Şimdi Allah'ın izniyle bu yaz ayları bitmeden bu raporun gereği olan işler yapılacak. Terör örgütünün silahlarını tamamen bırakması, tasfiyesiyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisinde çıkarılacak yasalarla birlikte artık bu iş tamamen geride kalacak, bu ülkede birlik ve beraberlik hakim olacak" açıklamasında bulundu.

Hazreti Nuh'u anma töreninin 1984'ten bu yana kutlanamadığını, o günden bu yana binlerce vatan evladının şehit olduğunu ifade eden Kurtulmuş, bu memlekette eline başkalarının ürettiği silahlar ve bombalar tutuşturulanların gencecik yaşta dağlara salındığını ve dağlarda birçoğunun öldüğünü söyledi.

Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

Kürt'ün de Rabb'i bir, Türk'ün de Rabb'i bir. Kürt'ü Türk'ten ayırt eden hiçbir kültürel ve inanç özelliği yok. Artık bizim Kürt Ahmet ile Türk Mehmet yan yana aynı okulun sınıfında olacak, aynı fabrikada çalışacak, aynı ülkenin evladı olacak, hep beraber daha ileriye hazırlanmak için mücadele edecek.

Selahaddin Eyyubi'nin çocuklarını, Kılıçarslan'ın, Alparslan'ın çocuklarından ayırt eden hiçbir şey yoktur. Ahmed-i Hani'nin, Molla Ahmed-i Cezeri'nin, Fakiyi Teyran'ın fikirleriyle Yunus Emre'nin, Mevlana Celaleddin'in fikirleri arasında bir harf miktarı farklılık yoktur. Böylesine büyük bir birliği ve beraberliği elin oğlunun ekmeğine yağ sürmek için hiçbir şekilde kaybetmeyeceğiz. Kardeşliğimizi, birliğimizi, beraberliğimizi, dirliğimizi gözümüzün içi gibi koruyacağız. Biz bir oldukça, birlikte oldukça, hep beraber kardeşlikle kalplerimiz yoğruldukça Allah'ın izniyle bir daha inanıyorum ki bu memleketin hiçbir yerinde hiçbir evladı terörle karşılaşmayacak, hiçbir insanımız terörün mağduru asla olmayacak.

Gelecek dönemde çok daha güçlü gelişecek Şırnak'ta kardeşliği, barışı, birlikte yaşamanın iradesini hep beraber ortaya koyacaklarını ifade eden Kurtulmuş, "Allah birliğimizi, dirliğimizi daim etsin. Allah bu ülkeyi, bu ülkenin her karışında var olan manevi önderlerin gösterdiği istikamette Şehr-i Nuh'un evlatlarına, Hazreti Nuh Aleyhisselam'ın ve yanındaki bir avuç müminin gösterdiği istikamette yürümeyi nasip etsin diyorum" diye konuştu.

Kurtulmuş'un konuşmasının ardından Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş tarafından dua okundu, barışın sembolü olarak ellerde zeytin dallarıyla güvercin uçuruldu.

Törenin ardından Grup Tillo konser verdi.

 

AA

"Terör örgütünün silahlarını tamamen bırakması, tasfiyesiyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisinde çıkarılacak yasalarla artık bu iş tamamen geride kalacak, bu ülkede birlik ve beraberlik hakim olacak"
Pazar, Temmuz 5, 2026 - 18:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Kurtulmuş'tan "süreç" açıklaması: Ümit ediyorum ki parlamentomuz tatile girmeden evvel bu iş büyük oranda bitmiş olur
copyright Independentturkish: 

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, NATO zirvesinin gündemini açıkladı: Savunma, Ukrayna ve bölgesel güvenlik masada

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde liderler tarafından Avrupa-Atlantik coğrafyasına yönelik tehditler, riskler ve sınamalar hakkında stratejik düzeyde görüş alışverişinde bulunulacağını, Ukrayna'daki durumun ve İttifakın güneyinde son dönemde meydana gelen gelişmelerin ele alınacağını bildirdi.

Duran, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde 7-8 Temmuz'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenleneceğini belirtti.

Burhanettin Duran, şunları kaydetti:

Zirvede, savunma yatırımlarının artırılması kararı bağlamında atılan adımlar ve İttifakın caydırıcılık ve savunma alanındaki gayretleri 360 derecelik bakış açısıyla değerlendirilecektir. Öte yandan, liderler tarafından Avrupa-Atlantik coğrafyasına yönelik tehditler, riskler ve sınamalar hakkında stratejik düzeyde görüş alışverişinde bulunulacak, Ukrayna'daki durum ve İttifakın güneyinde son dönemde meydana gelen gelişmeler ele alınacaktır.

Zirve kapsamında, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Refikaları Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi, konuk Devlet ve Hükümet Başkanları ile eşlerini 7 Temmuz'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde tertiplenecek resepsiyon ve akşam yemeğinde ağırlayacaklardır. Kuzey Atlantik Konseyi, 8 Temmuz'da Sayın Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde müttefik devlet ve hükümet başkanları düzeyinde toplanacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın Zirve marjında katılımcı devlet ve hükümet başkanlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirmeleri de öngörülmektedir.

 

Independent Türkçe

"Zirvede, savunma yatırımlarının artırılması kararı bağlamında atılan adımlar ve İttifakın caydırıcılık ve savunma alanındaki gayretleri 360 derecelik bakış açısıyla değerlendirilecektir"
Pazar, Temmuz 5, 2026 - 17:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, NATO zirvesinin gündemini açıkladı: Savunma, Ukrayna ve bölgesel güvenlik masada
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

ABD helikopteri Arap Denizi'ne acil iniş yaptı, 4 kişilik mürettebattan 3'ü kurtarıldı, 1'i kayıp

ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığı, bir helikopterinin Arap Denizi'nde "acil durum su inişi" gerçekleştirdiğini, 4 kişilik mürettebattan 3'ünün kurtarıldığı, 1 kişinin henüz bulunamadığını açıkladı.

ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığının 5. Filosu'nun, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, Arap Denizi'ne acil iniş yapan ABD helikopteriyle ilgili bilgilendirmede bulunuldu.

Açıklamada, "USS George H.W. Bush (CVN 77) uçak gemisinde görevli bir MH-60S Sea Hawk helikopteri uçuş ekibinin, Arap Denizi'nde 'acil durum su inişi' gerçekleştirdiği" kaydedildi.

Söz konusu acil durumun "düşmanca bir eylemden kaynaklandığına dair herhangi bir bulguya rastlanmadığı" belirtilen açıklamada, mürettebattan kurtarılan 3 kişinin uçak gemisine alındığı ve sağlık durumlarının iyi olduğu bildirildi.

Açıklamada, bölgedeki ABD donanması ekiplerinin, halen kayıp olan 1 kişiyi arama çalışmalarını sürdürdüğü ve olayın nedeninin araştırıldığı ifade edildi.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Perşembe, Temmuz 2, 2026 - 01:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

CHP Ankara İl Başkanı Yıldırım, 36 kişilik yönetimini açıkladı

CHP Ankara İl Başkanı Fahri Yıldırım, 36 kişilik yeni il yönetim kurulu listesini sosyal medya hesabından duyurdu. Yıldırım, “Ankara’da Cumhuriyet Halk Partisi’ni daha güçlü, daha örgütlü, daha dinamik ve daha mücadeleci bir yapıya kavuşturmak için gece gündüz demeden çalışacağız” dedi.

CHP Ankara İl Başkanı Fahri Yıldırım, 36 kişilik yeni il yönetim kurulunu sosyal medya hesabından paylaştı. Yıldırım, açıklamasında şunları kaydetti:

“Ankara’da Cumhuriyet Halk Partisi’ni daha güçlü, daha örgütlü, daha dinamik ve daha mücadeleci bir yapıya kavuşturmak için gece gündüz demeden, var gücümüzle çalışacağız.

Bu kentin her mahallesinde, her sokağında, her evinde halkımızın sesi olacak, umudu olacağız. Emekçinin hakkını, emeklinin alın terini, gencin geleceğini, kadının eşitliğini, doğanın korunmasını ve adaleti savunmak için yılmadan mücadele edeceğiz.

Demokrasiyi, laikliği, sosyal adaleti ve aydınlık yarınları hep birlikte inşa edeceğiz. Bu kutsal mücadeleyi farklılıklarımızı zenginlik kabul ederek, omuz omuza, yürek yüreğe vereceğiz.

Yeni İl Yönetim Kurulumuzun partimize, Ankara’mıza ve ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyor; bu onurlu görevi bizlere emanet eden Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na ve Merkez Yönetim Kurulu üyelerimize de derin saygılarımızı iletiyoruz.”

Yıldırım’ın paylaştığı, CHP Genel Sekreteri Rıfat Nalbantoğlu ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal’ın imzalarının yer aldığı 36 kişilik Ankara İl Yönetimi atama kararında ise şu ifadeler yer aldı:

“İlgi yazımız ile, Ankara İl Başkanlığı görevine Fahri Yıldırım’ın atanmasının Merkez Yönetim Kurulunun 17 Haziran 2026 tarihli toplantısında uygun görüldüğü ve İl Yönetim Kurulu atamasına ilişkin kararın ayrıca bildirileceği tarafınıza iletilmiştir.

Bu kapsamda, aşağıda isimleri yer alan üyelerin Ankara İl Yönetim Kuruluna atanması, Merkez Yönetim Kurulunun 30 Haziran 2026 tarihli toplantısında uygun görülmüştür.”

CHP Ankara İl Başkanlığı yönetimine atanan 36 kişilik kadro şöyle:

“Fahri Yıldırım (Başkan), Onur Yusuf Üregen, Nurullah Esat Ünsal, Onur Kaya, Nazım Yurdakul, Onur Bostancı, Hüseyin Özkan, Ali Aktaş, Gizem Altunsoy, Barış Artantaş, Muratcan Işıldak, Bülent Şentürk, Cihan Arıduru, Özlem Akkuzu, Ali Rıza Karabulut, Sedat Şimşek, Özcan Özbilgin, Veli Kaman, Müslüm Akkuş, Gökhan Yılmaz, Güral Güven, Kemal Ege Arolat, Filiz Geygel, Eren Piri, Ahmet Güven Atalay, Hüseyin Narin, Bekir Koral, Kenan Ertürk, Bayram Duman, Vedat Irmak, Bekir Kangal, Eylül Erdinç, Hidayet Özkurt, Özkan Akçay, Yakup Parlak, Selim Karaaslan.”

ANKA

CHP Ankara İl Başkanı Fahri Yıldırım, 36 kişilik yeni il yönetim kurulu listesini açıkladı. Yıldırım, partiyi Ankara'da daha güçlü, örgütlü ve mücadeleci bir yapıya kavuşturmak için çalışacaklarını belirtti
Perşembe, Temmuz 2, 2026 - 01:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
CHP Ankara İl Başkanı Yıldırım, 36 kişilik yönetimini açıkladı
copyright Independentturkish: 

MİT Başkanı Kalın, Erbil’de KDP lideri Barzani ile görüştü

KDP’den yapılan yazılı açıklamaya göre, Barzani, Erbil’in Pirmam beldesindeki konutunda Kalın ve beraberindeki heyet ile bir araya geldi.

Görüşmede taraflar, bölgedeki son gelişmeler ile güvenlik ve istikrarı etkileyen güncel meseleler hakkında görüş alışverişinde bulundu.

Ayrıca, IKBY, Irak ve Türkiye arasındaki ilişkiler ile koordinasyonun çeşitli alanlarda güçlendirilmesinin öneminin teyit edildiği belirtildi.

MİT Başkanı Kalın, Irak'ın Kerkük kentini de ziyaret ederek, tarihi Kerkük Kalesi'nde incelemelerde bulunmuştu.

Kalın, daha sonra ITC Genel Merkezi'ni ziyaret ederek Türkmen yetkililerle bir araya gelmiş ve ardından Kerkük Valisi Muhammed Seman Ağa ile Kerkük Valiliğinde görüşme gerçekleştirmişti.

Bağdat'ta yoğun görüşme trafiği

MİT Başkanı Kalın, dün Bağdat'ta yoğun görüşmeler yapmıştı.

Kalın, Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi, Meclis Başkanı Heybet Halbusi, Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan, Ulusal Güvenlik Danışmanı Basim el-Bedri, Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Ulusal Hikmet Akımı lideri Ammar el-Hekim, Siyade Koalisyonu lideri Hamis Hançer ve Takaddüm Partisi Başkanı Muhammed Halbusi bir araya gelmişti.

Görüşmelerde Türkiye- Irak arasında güvenlik ve istihbarat işbirliğinin güçlendirilmesi konuları ele alınmıştı.

AA

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Irak’ın Erbil şehrinde Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Başkanı Mesud Barzani ile bölgedeki son gelişmeler ile güvenlik ve istikrarı etkileyen güncel meseleleri görüştü
Perşembe, Temmuz 2, 2026 - 00:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
MİT Başkanı Kalın, Erbil’de KDP lideri Barzani ile görüştü
copyright Independentturkish: 

Suça sürüklenen çocuklara ilişkin araştırma komisyonu, raporunu TBMM Başkanı'na sundu

TBMM Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Kurtulmuş, çocukların suça sürüklenmesine yol açan nedenlerin tüm boyutlarıyla incelenerek koruyucu ve önleyici mekanizmalar geliştirilmesi ile çocukların toplumsal yaşama etkin katılımlarının sağlanması için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis araştırması komisyonunun üyelerini kabul etti.

Komisyon Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut, hazırladıkları raporu Kurtulmuş'a sundu.

AA

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, hazırladıkları raporu TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a sundu
Çarşamba, Temmuz 1, 2026 - 22:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Suça sürüklenen çocuklara ilişkin araştırma komisyonu, raporunu TBMM Başkanı'na sundu
copyright Independentturkish: 

Bakan Çiftçi: Hiçbir suç odağının milletimizin huzurunu tehdit edemeyeceği bir Türkiye için kararlılıkla çalışıyoruz

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, hiçbir suç örgütünün kendisini hukukun üstünde göremeyeceği, hiçbir suç odağının milletimizin huzurunu tehdit edemeyeceği bir Türkiye için kararlılıkla çalışıyoruz." ifadesini kullandı.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Çiftçi, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinde Milli Güvenlik Konferansları kapsamında gerçekleştirilen programa katıldı.

Programda, "Huzurun Yüzyılı" hedefi doğrultusunda Türkiye'nin organize suç örgütleriyle mücadele çalışmaları hakkında bilgi veren Bakan Çiftçi, 2026 yılını "Organize Suç Örgütleri ve Uyuşturucu ile Mücadele Yılı" ilan ettiklerini belirtti.

Bakan Çiftçi, özellikle "yeni nesil organize suç örgütleri ile mücadele" başlığı altında yürütülen çalışmalara dikkati çekerek, küreselleşen suç şebekelerinin çökertilmesi ve kamu düzeninin kararlılıkla korunmasına yönelik kapsamlı stratejileri katılımcılarla paylaştı, Bakanlığın bu alandaki kararlı mücadelesini anlattı.

Programda yaptığı sunumda mücadelenin operasyonel ve uluslararası boyutlarını da değerlendiren Çiftçi, "Siber Alanda Organize Suç Örgütleri ile Mücadele", "Yurt Dışından İadelere Yönelik Örnekler", "Narkotik Organize Suç Örgütlerine Yönelik Mücadele" ve "Güncel Operasyonlar" başlıkları altında yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi verdi.

Suç örgütlerinin finansal ve dijital altyapılarına yönelik gerçekleştirilen operasyonların önemine işaret eden Bakan Çiftçi, Türkiye Cumhuriyeti'nin suçla mücadelesini sınır içinde ve sınır ötesinde tüm kurumların koordinasyonu içerisinde kararlılıkla sürdüreceğini ifade etti.

"Hedefimiz, Türkiye Yüzyılı'nı aynı zamanda 'Huzurun Yüzyılı' yapmak"

Bakan Çiftçi, programa ilişkin NSosyal hesabından paylaşımda, şu değerlendirmelerde bulundu:

"İçişleri Bakanlığı olarak, Emniyet Genel Müdürlüğümüz, Jandarma Genel Komutanlığımız, Sahil Güvenlik Komutanlığımız ve ilgili tüm kurumlarımızla koordinasyon içerisinde suçun yalnızca faillerini değil, finans kaynaklarını, lojistik ağlarını, dijital izlerini ve ulusal/uluslararası bağlantılarını da hedef alan bütüncül bir mücadele yürütüyoruz.

Bu anlayışla 2026 yılını 'Organize Suç Örgütleri ve Uyuşturucuyla Mücadele Yılı' ilan ettiğimizi ifade ederek, yürüttüğümüz operasyonlara, elde edilen sonuçlara ve mücadelemizin geldiği noktaya ilişkin güncel bilgileri paylaştık. Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, hiçbir suç örgütünün kendisini hukukun üstünde göremeyeceği, hiçbir suç odağının milletimizin huzurunu tehdit edemeyeceği bir Türkiye için kararlılıkla çalışıyoruz. Hedefimiz, Türkiye Yüzyılı'nı aynı zamanda 'Huzurun Yüzyılı' yapmak, organize suç örgütlerine nefes aldırmayan güçlü ve kesintisiz mücadelemizi aynı azim ve kararlılıkla sürdürmektir."

AA

Bakan Çiftçi, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, hiçbir suç örgütünün kendisini hukukun üstünde göremeyeceği, hiçbir suç odağının milletimizin huzurunu tehdit edemeyeceği bir Türkiye için kararlılıkla çalışıyoruz." dedi
Çarşamba, Temmuz 1, 2026 - 19:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Bakan Çiftçi: Hiçbir suç odağının milletimizin huzurunu tehdit edemeyeceği bir Türkiye için kararlılıkla çalışıyoruz
copyright Independentturkish: 

Bakan Gürlek: Hakim ve savcı yardımcılığı mülakatlarında 1.038 aday başarılı oldu

Adalet Bakanı Akın Gürlek, hakim ve savcı yardımcılığı mülakatlarında toplam 1.038 adayın başarılı olduğunu açıkladı. Gürlek, yargı teşkilatının insan kaynağını güçlendirmeye ve adalet hizmetlerinin niteliğini artırmaya devam edeceklerini belirtti.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 20-21 Aralık 2025 tarihlerinde Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından gerçekleştirilen Hakim ve Savcı Yardımcılığı Yazılı Yarışma Sınavı'nın ardından Bakanlık tarafından yapılan mülakatların sonuçlarını paylaştı.

Gürlek'in verdiği bilgiye göre, mülakatlarda adli yargı hakim ve savcı yardımcılığı için 850, avukat kontenjanından adli yargı hakim ve savcı yardımcılığı için 99, idari yargı hakim yardımcılığı için ise 50 aday başarılı oldu.

Bakan Gürlek ayrıca, 21-22 Aralık 2024 tarihlerinde gerçekleştirilen hakim ve savcı yardımcılığı yazılı yarışma sınavında soru iptali sonrası mülakata katılan adaylardan adli yargı hakim ve savcı yardımcılığı için 33, avukat kontenjanından 4 ve idari yargı hakim yardımcılığı için 2 adayın daha başarılı olduğunu bildirdi.

Böylece mülakatlarda başarılı olan toplam aday sayısının 1.038'e ulaştığını belirten Gürlek, sonuçlara Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nün internet sayfasından erişilebileceğini ifade etti.

Yargı teşkilatına katılmaya hak kazanan adayları tebrik eden Gürlek, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı'nı Adaletin Yüzyılı kılma vizyonumuz doğrultusunda; güçlü, etkin ve güven veren bir yargı sistemi için çalışmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

AA

Adalet Bakanı Akın Gürlek, hakim ve savcı yardımcılığı mülakatlarında adli ve idari yargı ile avukat kontenjanları dahil toplam 1.038 adayın başarılı olduğunu açıkladı
Çarşamba, Temmuz 1, 2026 - 19:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Bakan Gürlek: Hakim ve savcı yardımcılığı mülakatlarında 1.038 aday başarılı oldu
copyright Independentturkish: 

Bakan Bayraktar, Iraklı yetkililerle enerji işbirliği imkanlarını görüştü

Bayraktar, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, Irak Dışişleri Bakan Yardımcısı M. Hussein Bahr Al-Uloom, Irak Petrol Bakan Yardımcısı Naser Azez Jabbar ve Irak'ın Ankara Büyükelçisi Majid Al-Lachmawi'yi Bakanlıkta kabul ettiklerini belirtti.

Görüşmede, başta Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı olmak üzere petrol, doğal gaz ve elektrik alanlarında geliştirilebilecek yeni ve kapsamlı işbirliği imkanlarını değerlendirdiklerini aktaran Bayraktar, Türkiye ile Irak arasındaki enerji işbirliğinin bölgesel enerji güvenliği açısından stratejik önem taşıdığına işaret etti.

Bayraktar, Türkiye'nin Kalkınma Yolu Projesi'ni yalnızca bir ulaştırma koridoru olarak değil, aynı zamanda bölgenin enerji arz güvenliğini güçlendirecek ve enerji ticaretine katkı sağlayacak stratejik bir enerji koridoru olarak değerlendirdiğini belirterek, "Türkiye olarak Kalkınma Yolu'nu yalnızca bir ulaştırma koridoru değil, bölgemizin enerji arz güvenliğini güçlendirecek ve enerji ticaretine katkı sağlayacak stratejik bir enerji yolu olarak tanımlıyoruz." ifadesini kullandı.

Bayraktar, bu vizyon doğrultusunda yeni Irak hükümetiyle yakın işbirliği içerisinde hareket ederek mevcut altyapının daha etkin kullanılması ve yeni bağlantılarla desteklenmesini esas aldıklarını kaydetti.

AA

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye ile Irak arasında petrol, doğal gaz ve elektrik alanlarında yeni iş birliği imkanlarının ele alındığını açıkladı
Çarşamba, Temmuz 1, 2026 - 18:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Bakan Bayraktar, Iraklı yetkililerle enerji işbirliği imkanlarını görüştü
copyright Independentturkish: 

TİP Genel Başkanı Erkan Baş: NATO Zirvesi savaş tüccarlarının ve ölüm baronlarının zirvesidir

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM'de düzenlendiği basın toplantısında, NATO Zirvesi hazırlıkları, gözaltılar ve 12. Yargı Paketi'ni değerlendirdi. Ankara'da günlerdir NATO Zirvesi hazırlıkları yapıldığını belirten Baş, "Malumunuz önümüzdeki hafta NATO zirvesi toplanacak. Hani denir ya savaşların gölgesinde toplanıyor. Ben öyle demeyeceğim. Bayağı yeni savaşlar yaratmak, var olan savaşları sürdürmek için böyle bir zirve yapılıyor. Çok açık söylüyorum; memleketin, dünyanın, insanlığın hayrına tek bir karar alınmayacak bir toplantı. Vatandaşın hayrına herhangi bir konunun konuşulmayacağı bir toplantı" dedi.  

Baş, Türkiye'nin zirveye ev sahipliği yapmasını da eleştirerek, "Lafa gelince mangalda kül bırakmıyorlar ama Amerikan ve İsrail iş birliğiyle gemileri yürütmeye devam ettikleri için bu toplantılardan medet umuyorlar" ifadelerini kullandı. NATO Zirvesi'nin uluslararası düzenin ve mevcut iktidarın devamı amacıyla toplandığını öne süren Baş, "Bu toplantının savaş tüccarlarının, ölüm baronlarının zirvesi olduğunu düşünüyorum. Esas amacı dünya çapındaki bu kara düzenin devam etmesi, Türkiye'deki saray iktidarının da o uluslararası karşı devrimci ittifakın Türkiye'deki uzantısı olarak sürdürülmesidir" dedi.

"Halkın güvenliği yokken hangi güvenlikten söz ediliyor?"

NATO'nun "güvenlik" söylemini eleştiren Baş, iş cinayetleri, kadınların güvenliği, çocuk işçiliği ve depremler üzerinden hükümeti eleştirerek iş kazalarında yaşamını yitiren işçileri hatırlattı. Baş, son günlerde farklı illerde meydana gelen ölümlü iş kazalarını sıralayarak şunları söyledi:

Mesela fabrikalarda yaşam güvenliği olmayan işçinin güvenliğini NATO bir kez olsun dert etmiş mi? Her gün fabrikalarda, atölyelerde, madenlerde, tersanelerde işçiler hayatını kaybediyor. Son 10 gün içerisinde Kütahya'da, Bartın'da, Elazığ'da, Eskişehir'de ölümlü iş cinayetleri yaşandı. Bunların güvenliğiyle hiç kimse ilgilenmiyor. Gece yarısı sokakta yürüyen bir kadının güvenliğini düşünen var mı? Mesleki Eğitim Merkezi'nde 14-15-16 yaşındaki çocuklar hayatını kaybediyor. Memleket deprem kuşağında. İnsanlar hasta olduğunda hastaneye giderken bile endişe ediyor. Yeni doğan çocuğun güvenliği yok ülkede. Halk açken, korkmadan yaşayamıyorken hangi güvenlikten bahsediyoruz?

Baş, güvenlik kavramının toplumun yaşam hakkı ve temel ihtiyaçları üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Ben bir ülkenin 'güvenliği' dediğimde halkın tok olmasını, insanların sokakta ölüm korkusu yaşamadan yürüyebilmesini, işe giderken geri dönüp dönemeyeceğini düşünmemesini anlıyorum" dedi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Trump'a sert sözler

ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO Zirvesi kapsamında Türkiye'ye geleceğini hatırlatan Baş, Trump hakkında sert ifadeler kullandı. Trump'ın zirvenin "baş konuğu" olduğunu söyleyen Baş, "İnsanlık tarihinin gördüğü en gaddar, en pervasız, en küstah faşistlerden bir tanesi Donald Trump bu toplantının baş misafiri. Biz beyefendinin karşısında susacakmışız. Şimdi kırmızı halı serecekler, bayram ilan ediyorlar. Trump bize hediyeler verecekmiş" dedi. Baş, Trump'ın Türkiye'ye "hediyelerle geleceği" yönündeki değerlendirmeleri de eleştirerek, "Biz bu katilleri tanıyoruz. Biz bu emperyalistleri tanıyoruz. Bunlar çay kaşığıyla verip elimizde avucumuzda ne varsa alıp götürmek için geliyorlar. Her geldiklerinde ülkemize felaketlerini bıraktılar. Ülkemizin kaynaklarını, evlatlarını alıp gittiler" diye konuştu.

Milliyetçi, muhafazakarlara da seslenen Baş, "Muhafazakarız diyenlere soruyorum; NATO'ya karşı söyleyecek bir sözünüz yok mu? Bu memleketi en çok biz seviyoruz diyen milliyetçilere, ülkücülere, alperenlere soruyorum; nasıl milliyetçisiniz, nasıl vatanseversiniz? Biriniz çıkın da 'Bu ülkenin bağımsızlığını Amerikan postalları altında ezdirmeyeceğiz' deyin. 'Trump katildir' deyin. 'Bu adamla iş birliği olmaz' deyin. Atatürkçülük yarışı yapacağınıza NATO'ya karşı bir söz söyleyin" diye konuştu. 

"TBMM NATO zirvesi nedeniyle kapatılıyor"

Baş, NATO Zirvesi nedeniyle TBMM'nin çalışmalarına ara verilmesine de dikkati çekerek, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni NATO toplantısı yapılıyor diye kapatıyorlar. Kağıt üzerinde bu ülkenin özgürlüğünün, demokrasisinin, bağımsızlığının simgesi olan Meclis'i NATO toplantısı nedeniyle kapatıyorlar. Olacak iş mi? Bir kişi de çıkıp bir şey demiyor" diye tepki gösterdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı da eleştiren Baş, "Ben çocuk iken ilkokulda öğretmenlerimiz Atatürk'e atfedilen 'Ben bu millete her şeyi öğrettim ama uşaklığı öğretemedim' sözünü anlatırdı. Gerçektir, değildir bilmiyorum. Tayyip Erdoğan, bir konuda Atatürk'ü geçti bize uşaklığı öğretti. Bu memleketi uşaklaştırdı. Bakın uşaklık bir meslek onurlu bir meslektir ama Amerika'ya uşaklık, emperyalistlere, katillere uşaklık... Bizi susturmaya çalışıyorlar ama hiçbir koşulda susmayacağız. Bu gerçekleri söyleyeceğiz. Katile 'katil' demeye devam edeceğiz. Bu suça ortak olmayacağız" dedi.

"İstanbul'da uluslararası barış zirvesi düzenleyeceğiz"

Baş, NATO Zirvesi öncesinde İstanbul'da uluslararası bir barış zirvesi düzenleyeceklerini belirterek, "Cumartesi günü İstanbul'da uluslararası barış zirvesi toplanıyor. Dünyanın dört bir yanından NATO'ya, İsrail saldırganlığına, faşizme ve emperyalizme karşı mücadele eden arkadaşlarımız geliyor. Birlikte tartışacağız, eylemler, etkinlikler düzenleyeceğiz ve bu barbarlara bu ülkeyi bırakmayacağız" dedi.

Baş'tan 12. Yargı paketi eleştirisi...

TBMM'de görüşülmesi beklenen 12. Yargı Paketi'ne ilişkin Baş, "AKP'nin yapmaya çalıştığı başka ayak oyunları da var. Bir yasa getirdiler. Artık 'hukukun tabutuna son çiviyi de çakıyorlar' diyebiliriz. Zaten Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olduğu bir ülkede herhangi bir yargı paketinden vatandaşın hayrına bir şey çıkacağını beklemiyorum" dedi. Baş, teklifte yer alan tazminat düzenlemesinde mevcut uygulamada iş kazası veya trafik kazası sonucu açılan maddi tazminat davalarında faizin olay tarihinden itibaren hesaplandığını belirterek, yeni düzenlemeyle bunun mahkeme kararından sonraya bırakıldığını öne sürdü. Baş, şöyle konuştu:

Yine yememişler, içmemişler; oturmuşlar 'İşçiden, emekçiden nasıl çalarız' diye düşünmüşler. Bugüne kadar iş kazası ya da trafik kazasında yaşamını yitiren yurttaşın yakınlarına ödenen maddi tazminatın faizi olay tarihinden itibaren hesaplanıyordu. Şimdi bunu mahkeme kararından sonraya bırakıyorlar. İşçinin, yoksulun alacağı üç beş kuruş fazla tazminatı nasıl kırparız diye hesap yapıyorlar. Gözünüzü toprak doyursun diyeceğim, başka söyleyecek söz bulamıyorum. Ölmüş insanın hakkını bile gasp ediyorlar. Sen işçiysen, alın teriyle yaşadıysan, öldükten sonra bile hakkını çalıyorlar.

Deniz Göktaş'a destek verdi

Baş, stand-up sanatçısı Deniz Göktaş'ın bir gösterisinde yaptığı espriye de değinerek, Göktaş'a destek verdi. Gösteriyi canlı izleyemediğini belirten TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Göktaş'ın İncirlik Üssü'ne ilişkin yaptığı espriyi aktararak "'Adana'da bazı sokaklara normal vatandaşlar giremiyormuş, orada silahlı insanlar varmış' diyor. Sonra da 'İncirlik Üssü' diyor. Gerçekten doğru söylüyor. Türkiye'deki en büyük çete İncirlik Üssü çetesidir. Bu kadar zeki, bu kadar memleketine dair sorumluluk taşıyan bir sanatçıya sahip olduğumuz için hep beraber gururlanmalıyız" dedi.

 

ANKA

“Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni NATO toplantısı yapılıyor diye kapatıyorlar”
Çarşamba, Temmuz 1, 2026 - 17:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
AK Parti'li Çelik: Özgür Özel, "dış vesayet" arayışına yöneldi
Venezuela'da mucize kurtuluş: 3 yaşındaki çocuk depremden altı gün sonra enkazdan sağ çıkarıldı
YÖK duyurdu: Üniversitelerde 16 yeni lisans ve ön lisans programı açılacak
Type: 
SEO Title: 
TİP Genel Başkanı Erkan Baş: NATO Zirvesi savaş tüccarlarının ve ölüm baronlarının zirvesidir
copyright Independentturkish: 

Deniz Göktaş'ın gösterisi AK Parti ile CHP arasında gerginlik yarattı

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında toplandı.

Bingöl, gündeme geçmeden önce bazı milletvekillerine yerlerinden birer dakikalık söz verdi.

AK Parti Kütahya Milletvekili Mehmet Demir, konuşmasında CHP Grup Başkanı Özgür Özel'in partisinin Grup Toplantısı'nda komedyen Deniz Göktaş'a ilişkin sözlerini eleştirdi. Demir, Özgür Özel'in "aziz milletin mukaddes değerlerini ve Kur'an-ı Kerim'i alaya alan bir sözde stand-up gösterisini grup kürsüsünden hararetle savunduğunu" öne sürerek, "Mizah, sanat ya da ifade özgürlüğü hiçbir kimseye milyarlarca insanın inancına, kutsallarına hakaret etme hakkı tanımaz. Dini değerlerimize yönelik bu fütursuz, saygısızlığı espri kılıfı altında normalleştirmeye çalışmak toplumsal barışa ve inanç hürriyetine karşı yapılmış büyük bir gaflettir. İnancımıza dil uzatanları sahiplenmek sanata saygı değil, bu milletin ruh köküne saldırıdır" dedi.

CHP'li Günaydın'dan tepki: Özgür Özel CHP'nin seçilmiş genel başkanıdır

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın söz alarak Demir'in, Özgür Özel'den "CHP Manisa Milletvekili" diye söz etmesine tepki gösterdi. Günaydın, "Cumhuriyet Halk Partisi'nin grup başkanı ve seçilmiş genel başkanı Özgür Özel'dir. Recep Tayyip Erdoğan 'AKP İstanbul Milletvekili' diye anılmadı zamanında, azıcık saygılı olmayı öğrenmekte fayda var" dedi.

Hiç kimsenin milletin mukaddesatına saygısızlık yapmadığını söyleyen Günaydın, Anayasa'nın 25'inci maddesinde güvence altına alınan düşünce ve kanaat özgürlüğüne işaret ederek, "Anlamıyorsanız gelip de burada hiç olmazsa garip laflar etmeyin" ifadelerini kullandı.

Ak Partili Akbaşoğlu: Espriyle hakareti birbirinden ayırmak gerekir

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu da milletvekilinin ifadelerinde bir eksiklik bulunmadığını belirterek, Özgür Özel için "Manisa milletvekili" nitelendirmesinde de sorun olmadığını savundu.

Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akbaşoğlu, "Espri ile hakareti, tahkiri birbirinden ayırt etmek gerekir. Bu milletin inancıyla, örf ve adetiyle, bütün kutsallarıyla hiç kimse hakaret edemez, tahkir ve tezyif edemez. Soytarılıkla sahne almak fikir özgürlüğü kapsamında olmaz. Esprinin, şakanın yeri farklıdır. Milletin değerlerine yönelik tahkir ve hakaret ise farklıdır" diye konuştu.

CHP'li Günaydın: Turuncu koltuklardan kalkın da sokağa çıkın

Akbaşoğlu'na yanıt veren Günaydın, "Milletin değerlerine saygı gösterme konusunda en son insanlara ders verecek partinin adı AK Parti'dir. Çünkü yıllarca bu değerlerin istismar edilmesi üzerinden siyaset yaptınız, insanları kutuplaştırdınız" ifadelerini kullandı.

Stand-up gösterisinin "soytarılık" olarak nitelendirilmesine de tepki gösteren Günaydın, "İfade özgürlüğü ile stand-upı soytarılık olarak tanımlayan bir insanla fikir tartışması yapmanın bir anlamı olmadığını ifade edelim" dedi.

Günaydın, "Özgür Özel beğenseniz de beğenmeseniz de Cumhuriyet Halk Partisi'nin hukuki olarak grup başkanıdır, milletin gönlündeki de lideridir. Sizin milletin gönlündeki yerinizi öğrenmek istiyorsanız sokağa çıkmanız yeterli olacaktır. Şu turuncu koltuklardan kalkın da bir sokağa çıkın" değerlendirmesini yaptı.

Akbaşoğlu ise AK Parti'nin kutuplaştırma siyaseti izlemediğini savunarak, "Tam tersine kutuplaştırmayı ortadan kaldırıcı, kucaklaşmayı, normalleşmeyi ortaya koyan siyaset ürettik. AK Parti normalleşmenin, kucaklaşmanın, hizmet ve eser siyasetinin adıdır" ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanvekili Bingöl, karşılıklı laf atmalar üzerine birleşime 10 dakika ara verdi.

 

ANKA

TBMM Genel Kurulu'nda komedyen Deniz Göktaş'ın gösterisi üzerinden AK Parti ile CHP arasında tartışma yaşandı. AK Parti dini değerlere hakaret edildiğini savunurken, CHP iktidarın dini değerleri istismar ederek toplumu kutuplaştırdığını öne sürdü
Çarşamba, Temmuz 1, 2026 - 17:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA (Arşiv)</p>

jw id: 
n993CjSD
Type: 
SEO Title: 
Deniz Göktaş'ın gösterisi AK Parti ile CHP arasında gerginlik yarattı
copyright Independentturkish: 

AK Parti'li Çelik: Özgür Özel, "dış vesayet" arayışına yöneldi

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Grup Başkanı Özgür Özel’i Financial Times’a yazdığı makaleye tepki gösterdi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Çelik şu ifadeleri kullandı:

CHP milletvekili Özgür Özel yabancı bir gazeteye yazı yazarak 'Türkiye'de seçimler yoluyla iktidar değişimini' sorgulamış. Defalarca seçimle iş başına gelmiş Cumhurbaşkanımızın temsil ettiği iradeyi 'rejim' olarak etiketlemek bir CHP geleneğidir. CHP'nin siyasi tarihimizde en çok başvurduğu şey 'rejim krizi' çıkartmak yoluyla kendine alan açmaktır. İç siyasette bu yöntem artık kullanılamaz hale gelince Özgür Özel ve ekibi 'dış vesayet' arayışına yöneldi. Kimseden yüz bulamasalar da Türkiye'nin her siyasi gündemini kendi vesayet arayışlarına zemin yapmaya çalışıyorlar. Türkiye'de sağlıklı bir seçim sistemi olduğu için Özgür Özel zihniyeti iktidara gelemiyor. Çünkü milletimizin sağduyusu bu zihniyetin siyasi dinamiklerinin milli olmadığını görüyor.

Öte yandan Özgür Özel Türkiye'nin NATO içindeki rolünü de sorgulamış. Dünyadan bu kadar kopuk bir yaklaşım az görülür. Tüm dünya Türkiye'nin gerek NATO içindeki güçlü rolünü gerekse bölgesel ve küresel güvenlik için artan ağırlığını konuşuyor. Türkiye'deki muhalefet ise ters yönde gitmeye devam ediyor. Özgür Özel'in Cumhurbaşkanımızın eskisi kadar popüler olmadığını söylemesi ise hiçbir açıdan ciddiye alınacak bir şey değil. Dünyanın en bilinen liderlerinin başında gelen Cumhurbaşkanımız hakkında söylenen bu sözü kimse ciddiye almaz. Cumhurbaşkanımız tüm dünyanın sözüne dikkat kesildiği bir liderdir.

Özgür Özel'in 'toplumsal ve siyasi çalkantı'dan bahsetmesi ise sadece hezeyandır. Milletimiz kardeşlik, birlik ve dirlik içinde tarihsel yürüyüşünü sürdürüyor. 'Çalkantı' olan tek yer ise içindeki taht kavgaları yüzünden CHP'dir. Özgür Özel'in milletimizin iradesiyle seçilmiş Cumhurbaşkanımızı, NATO müttefiklerimiz için tehdit olarak tanımlaması, kendi siciline yazdığı bir utançtır. Siyasi tarihimizde bu derece çarpık bir zihniyet görülmedi. Bu sözü söyleyen kişi 'vesayetçi zihniyetin personeli' olmaktan öteye gidemez.

 

Independent Türkçe

"Özgür Özel ve ekibi 'dış vesayet' arayışına yöneldi. Kimseden yüz bulamasalar da Türkiye’nin her siyasi gündemini kendi vesayet arayışlarına zemin yapmaya çalışıyorlar"
Çarşamba, Temmuz 1, 2026 - 16:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Özgür Özel, NATO müttefiklerine seslendi: "Baskıyı istikrarla karıştırmayın"
Type: 
SEO Title: 
AK Parti'li Çelik: Özgür Özel, "dış vesayet" arayışına yöneldi
copyright Independentturkish: 

Seferihisar ve Balçova Belediye Başkanları gözaltına alındı

Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde "rüşvet" suçuna yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince operasyon düzenlendi.

Edinilen bilgiye göre, 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri öncesinde "rüşvet" kapsamında değerlendirilen para transferlerine ilişkin tespitler doğrultusunda Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin ile Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit'in de aralarında bulunduğu belediye çalışanları ve iş insanlarından oluşan toplam 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiği, 24 ismin gözaltına alındı. 

Soruşturma kapsamında, "belediyelerin inşaat ve imar işlemlerine ilişkin bazı belediye görevlileri ile müteahhitlerin usulsüz işlemler karşılığında elden ve banka aracılığıyla rüşvet aldıkları ve verdikleri" iddiasının araştırıldığı öğrenildi.

 

ANKA

Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında aralarında Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin ile Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit'in de bulunduğu 24 şüpheli gözaltına alındı
Perşembe, Haziran 25, 2026 - 09:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

Type: 
SEO Title: 
Seferihisar ve Balçova Belediye Başkanları gözaltına alındı
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Trump: Ankara'daki NATO Zirvesi'ne Cumhurbaşkanı Erdoğan'a duyduğum saygıdan dolayı gidiyorum

ABD Başkanı Donald Trump, Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ne "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a duyduğu saygıdan dolayı" gideceğini vurguladı.

Trump, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Oval Ofis'te düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

ABD-İran müzakerelerini ve Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ni değerlendiren Trump, zirveye katılımıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Türkiye'nin İran savaşına dahil olmadığını ve bundan memnuniyet duyduğunu aktaran Trump, "Erdoğan harika bir lider, çok güçlü bir kişi, ordusu da harika. O, Türkiye'yi seviyor ve harika bir iş çıkarıyor, saygın bir adam, saygın bir lider ve benim dostumdur." şeklinde konuştu.

ABD Başkanı, CNN Türk ABD Temsilcisi Yunus Paksoy'un, "Trump'ın Türkiye'ye jet motoru ve F-35 satışı konusunda Ankara'ya güzel haberlerle gidip gitmeyeceği" yönündeki sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Sanırım öyle yapacağım. Türkiye bir NATO üyesi. Bazıları Türkiye'yi öyle görmüyor ama aslında öyle. O, NATO’nun güçlü bir üyesi. Evet, muhtemelen onu (Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı) çok mutlu edecek bir şey yapacağım.”

Açıklamalarının devamında Türkiye'nin özellikle savunma sanayisi anlamında çok önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Trump, "Türkiye’nin devasa bir savunma sanayi tabanı var. ABD de dahil NATO ittifakının her yerinde faaliyet gösteren 3 bin şirketi var. O kadar güçlü ki, insanlar Türkiye’nin askeri açıdan ne kadar büyük olduğunu bilmiyorlar. Erdoğan sayesinde (Türkiye'nin) çok güçlü bir ordusu var." değerlendirmesini yaptı.


Katar'ı 3-1 mağlup eden Bosna Hersek son 32 turu şansını sürdürdü

2026 FIFA Dünya Kupası B Grubu'nda Katar'ı 3-1 mağlup eden Bosna Hersek, grubu üçüncü sırada tamamlayarak son 32 turuna kalma umutlarını sürdürdü. Bosna Hersek'e galibiyeti Alajbegovic, Al Brake (kendi kalesine) ve Mahmic'in golleri getirdi. Katar'ın tek golünü Al Haydos kaydetti.

Karşılaşmada gol atan 18 yaşındaki Kerim Alajbegovic, 1966'dan bu yana Dünya Kupası'nda ceza sahası dışından gol atan en genç oyuncu olarak tarihe geçti.

Grubu 7 puanla lider tamamlayan İsviçre son 32 turuna yükselirken, 4 puanlı Kanada tarihinde ilk kez Dünya Kupası'nda eleme turlarına kaldı. Bosna Hersek ise en iyi üçüncü takımlar arasına girebilmek için diğer grup maçlarının sonuçlarını bekleyecek. Turnuva tarihinde ilk kez puan alan Katar ise son sırada kalarak elendi.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Perşembe, Haziran 25, 2026 - 00:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

İsrail basını: 7 Ekim'den bu yana savaşların İsrail’e maliyeti 205 milyar dolara ulaştı

İsrail'de yayımlanan Times of Israel gazetesinin İbranice servisi Zman Yisrael'de Nir Goldberg imzasıyla yayımlanan raporda, çatışmaların kamu harcamaları, ekonomik kayıplar ve ABD'den sağlanan destekler üzerindeki etkileri değerlendirildi.

Raporda, İsrail Merkez Bankası verilerine dayanılarak, çatışmaların İsrail hükümetine doğrudan maliyetinin 405 milyar şekeli aştığı ifade edildi.

Bu tutarın yaklaşık 243 milyar şekelinin savunma harcamalarından, 33 milyar şekelinin tazminat ödemelerinden, 57 milyar şekelinin çeşitli sivil harcamalardan ve 19 milyar şekelinin artan kamu borcuna ilişkin faiz giderlerinden oluştuğu kaydedildi.

Raporda, ABD'nin İsrail'e sağladığı silah, mühimmat ve askeri teçhizat desteğinin değerinin yaklaşık 26 milyar dolar olduğu belirtildi.

Çatışmaların ekonomik etkilerinin yalnızca kamu harcamalarıyla sınırlı olmadığına dikkat çekilen raporda, Ekim 2023 ile 2025 sonu arasında İsrail ekonomisindeki üretim kaybının yaklaşık 177 milyar şekele ulaştığı, 2026 yılında yaşanan gelişmelerle birlikte bu rakamın 200 milyar şekeli aşabileceği değerlendirildi.

Rapora göre, hükümet harcamaları, ABD yardımları ve üretim kayıpları birlikte hesaplandığında çatışmaların toplam ekonomik maliyeti yaklaşık 700 milyar şekele ulaşıyor.

Söz konusu hesaplamaya, devlet tarafından karşılanmayan bireysel zararlar ve özel sektörün tüm kayıplarının dahil edilmediği belirtilen raporda, çatışmaların sürmesi halinde ekonomik yükün daha da artabileceği ifade edildi.

Raporda ayrıca artan kamu harcamalarının vergi artışlarını beraberinde getirdiği, hayat pahalılığını yükselttiği ve özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğu kaydedildi.

Değerlendirmede, 7 Ekim 2023'ten bu yana yaşanan çatışmaların ekonomik açıdan İsrail tarihinin en maliyetli askeri sürecini oluşturduğu ve etkilerinin uzun yıllar devam edebileceği belirtildi.

AA

İsrail’de yayımlanan bir rapora göre, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze, Lübnan, Suriye ve İran cephelerindeki savaşların ülke ekonomisine maliyeti yaklaşık 700 milyar şekel (205 milyar dolar) oldu
Çarşamba, Haziran 24, 2026 - 23:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
İsrail basını: 7 Ekim'den bu yana savaşların İsrail’e maliyeti 205 milyar dolara ulaştı
copyright Independentturkish: 

ABD Enerji Bakanı Wright: Son 24 saatte Hürmüz Boğazı'ndan 20 milyon varil petrol geçti

ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Reuters Küresel Enerji Forum’unda katıldığı söyleşide Hürmüz Boğazı’ndaki son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının ardından Boğaz’daki gemi trafiği ve petrol akışına değinen Wright, son 24 saatte yaklaşık 72 geminin Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini ve bu süreçte 20 milyon varil petrol taşındığını söyledi.

“Günlük petrol akışı arttı”

Wright, mutabakat zaptı öncesinde Hürmüz Boğazı’ndan günlük yaklaşık 7 milyon varil petrol geçtiğini, bugün ise bu rakamın 20 milyon varile yükseldiğini ifade etti.

Boru hatları üzerinden yapılan sevkiyata da dikkat çeken Wright, Basra Körfezi’nden çıkan petrol akışının çatışma öncesine kıyasla daha yüksek seviyede olduğunu ileri sürdü.

“Boğaz mayınlardan temizlenmeli”

İran’ın gemi geçiş kanallarına mayın döşediğini savunan Wright, bunun Hürmüz Boğazı’ndaki akışı geciktirdiğini belirtti. Wright, normalleşme için Boğaz’ın mayınlardan temizlenmesi gerektiğini ve bunun birkaç haftalık bir çalışma gerektirdiğini söyledi.

ABD’nin İran ile bir anlaşma olsun ya da olmasın Körfez’den enerji akışını güvence altına alabileceğini ifade eden Wright, “İran’ın bundan sonra Hürmüz Boğazı’nı kapatma kabiliyeti olmayacak. Bu kritik bir husus, onların en önemli kozuydu ve biz bu kozu ellerinden alıyoruz” dedi.

AA

ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Hürmüz Boğazı’ndan son 24 saat içinde yaklaşık 72 geminin geçiş yaptığını ve bu süreçte 20 milyon varil petrol taşındığını açıkladı
Çarşamba, Haziran 24, 2026 - 23:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
ABD Enerji Bakanı Wright: Son 24 saatte Hürmüz Boğazı'ndan 20 milyon varil petrol geçti
copyright Independentturkish: 

Emniyet teşkilatında düzenlemeleri içeren kanun teklifi Meclis'te kabul edildi

TBMM Genel Kurulu’nda Emniyet Teşkilat Kanunu’nda düzenlemeleri de içeren kanun teklifi kabul edildi.

Teklifle, her on bin emniyet personeline düşen amir oranlarında değişikliğe gidildi. Buna göre birinci sınıf emniyet müdürü oranı 25’ten 65’e çıkarılırken, ikinci sınıf emniyet müdürlerinde oran on binde 34’ten 75’e yükseltildi. Emniyet amirlerinde de oran 3 kattan fazla artırılarak on binde 93’ten on binde 300’e çıkarıldı. Komiser ve komiser yardımcılarının oranlarında ise düşüşe gidildi.

Emniyet teşkilatında rütbe düzenlemesi

Yapılan değişiklikle birlikte Emniyet Teşkilatı’nda rütbe dağılımının yeniden düzenlenmesi ve personel yapısının güncellenmesi amaçlanıyor.

Sağlık nedeniyle ayrılan personele yeni hak

Kanun teklifinde yer alan düzenlemeyle, sağlık nedeniyle teşkilattan ayrılmak zorunda kalan personele ilişkin yeni bir hak getirildi. Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı eğitim kurumlarından mezun olup daha sonra sağlık sorunları yaşayan yaklaşık 400 personele Genel İdare Sınıfı’na atanma hakkı tanındı.

İnternet haber siteleri ve vergi düzenlemeleri

Teklifle internet haber sitelerinin nitelikleri ve yükümlülükleri de yeniden belirlendi. Resmi ilan almak isteyen internet haber siteleri için haber ve okur sayısı ile yayın süresi gibi kriterler getirildi. Resmi ilan kesme cezalarının ise ihlalin ağırlığına göre 1 günden 25 güne kadar uygulanabileceği düzenlendi.

Ayrıca akaryakıt ve LPG sektöründe vergi kayıplarının önlenmesine yönelik düzenleme yapıldı. Riskli mükelleflerden alınan teminatların artırılmasına ilişkin yetki genişletilerek mevcut iki kat sınırı beş kata çıkarıldı. 6 Şubat depremleri sonrasında yürütülen yeniden inşa projelerinde uygulanan KDV istisnasının süresi ise 31 Aralık 2028’e kadar uzatıldı.

Independent Türkçe

AK Parti’nin hazırladığı Emniyet Teşkilat Kanunu’nda değişiklikleri içeren kanun teklifi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi
Çarşamba, Haziran 24, 2026 - 21:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Emniyet teşkilatında düzenlemeleri içeren kanun teklifi Meclis'te kabul edildi
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

2026 FIFA Dünya Kupası: Kanada ile Bosna Hersek 1-1 berabere kaldı

2026 FIFA Dünya Kupası B Grubu'nda Kanada ile Bosna Hersek 1-1 berabere kaldı. Kanada, Dünya Kupası tarihindeki ilk puanını Bosna Hersek karşısında aldı.

Bosna Hersek, 21. dakikada kullanılan korner sonrası Lukic'in kafa golüyle öne geçti. 27 yaşındaki futbolcu, milli takım formasıyla ilk golünü kaydetti.

Kanada, aradığı beraberlik golünü 78. dakikada buldu. Bir dönem Beşiktaş forması da giyen Cyle Larin, oyuna girdikten iki dakika sonra Promise David'in pasında ceza sahasında yaptığı vuruşla skoru eşitledi.

Karşılaşmanın kalan bölümünde başka gol olmayınca mücadele 1-1 sona erdi.

Bu sonuçla Kanada, Dünya Kupası tarihindeki ilk puanını elde etti. Daha önce 1986 ve 2022 turnuvalarında çıktığı altı maçı da kaybeden Kanada, Bosna Hersek beraberliğiyle turnuva tarihindeki ilk puan sevincini yaşadı.


Gaziantep'te 4,6 büyüklüğünde deprem meydana geldi

Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde saat 00.08'de 4,6 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Nurdağı ilçesi olan 4,6 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin, 7,01 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Cumartesi, Haziran 13, 2026 - 00:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

HSK kararnamesiyle 4 bin 967 hakim ve savcının görev yeri değişti

HSK'nin internet sitesinde yayımlanan kararnameye göre, adli yargıda 4 bin 608, idari yargıda ise 359 olmak üzere 4 bin 967 hakim ve savcının görev yerinde değişikliğe gidildi.

Kararnameyle ağır ceza mahkemesi başkanlığına 160, bölge adliye mahkemesi daire başkanlığına 113, bölge adliye mahkemesi üyeliğine 471, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcılığına 80, Yargıtay tetkik hakimliğine 12 ve Yargıtay Cumhuriyet savcılığına 15 atama yapıldı.

Serik, Ortaca, Suşehri ve Sandıklı adliyelerine ilk kez ağır ceza mahkemesi başkanı ataması yapıldı.

Ayrıca, kararnameyle 33 ilin başsavcısı, 27 ilin ise komisyon başkanı değişti.

33 ilde yapılan başsavcı değişiklikleri şu şekilde:

"Mardin Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Akbulut Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çakmak Samsun Cumhuriyet Başsavcılığına, Düzce Cumhuriyet Başsavcısı Yasin Emre Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcıvekili Ferhat Deniz Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığına, Alanya Cumhuriyet Başsavcısı Ali Öztürk Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığına, Çorlu Cumhuriyet Başsavcısı Bilgehan Yücel Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığına, İzmir Cumhuriyet Başsavcıvekili Necati Kayaközü Muğla Cumhuriyet Başsavcılığına, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcıvekili Savaş Kılıç Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığına, Kütahya Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Uzun Konya Cumhuriyet Başsavcılığına, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcısı Necati Kurçenli Artvin Cumhuriyet Başsavcılığına, Bafra Cumhuriyet Başsavcısı Olcay Aksoy Sinop Cumhuriyet Başsavcılığına, Niğde Cumhuriyet Başsavcısı Ufuk Mustafa Süren Ordu Cumhuriyet Başsavcılığına, Mersin Cumhuriyet Başsavcıvekili Tolga Han Altınay Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığına, Batman Cumhuriyet Başsavcıvekili Barış Arıduru Batman Cumhuriyet Başsavcılığına, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcısı Uygur Kaan Arısoy Aydın Cumhuriyet Başsavcılığına, Boyabat Cumhuriyet Başsavcısı Uğur Akın Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığına, Erzurum Cumhuriyet Savcısı İbrahim Yusufoğlu Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığına, İskenderun Cumhuriyet Başsavcısı Muhammet Emin Ünalan Düzce Cumhuriyet Başsavcılığına, Menemen Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kaçar Muş Cumhuriyet Başsavcılığına, Nizip Cumhuriyet Başsavcısı Erhan Birol Tokat Cumhuriyet Başsavcılığına, Tokat Cumhuriyet Başsavcısı Yunus Emre Büyükyurt Yalova Cumhuriyet Başsavcılığına, Bitlis Cumhuriyet Başsavcısı Emre Genç Bilecik Cumhuriyet Başsavcılığına, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Hakan Hanay Mardin Cumhuriyet Başsavcılığına, Alaşehir Cumhuriyet Başsavcısı Aydın Tuncay Niğde Cumhuriyet Başsavcılığına, Samandağ Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Avcı Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığına, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcıvekili Özgür Celbek Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığına, Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcısı Yusuf Canik Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına, İzmir Cumhuriyet Savcısı Fazıl Kandemir Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığına, Bartın Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Rüfai Şahin Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığına, Artvin Cumhuriyet Başsavcısı Murat Çalış Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına, İnebolu Cumhuriyet Başsavcısı Ufuk Turan Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığına, Ağrı Cumhuriyet Başsavcısı Adem Çalış Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığına ve Hınıs Cumhuriyet Başsavcısı Yusuf Tuğrul Bartın Cumhuriyet Başsavcılığına atandı."

Öte yandan, Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Murat Özcan Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına atanırken, bazı ilçe başsavcılıklarında da değişikliğe gidildi.

Ankara'ya yeni başsavcıvekilleri görevlendirildi

Aliağa Cumhuriyet Başsavcısı Serkan Başaran, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcıvekili Seyhan Köseoğlu Özbek, Antalya Cumhuriyet Başsavcıvekili Gamze Almalı, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcıvekili Burak Akguş, Adalet Bakanlığı İç Denetçisi Ekrem Karadere, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ahmet Şahin ile Ankara Cumhuriyet Savcıları Alper Türközmen, Arif Naci Sucuoğlu, Esra Gül Can ve Nuri Cavcav Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili oldu.

Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilleri Özgür Kamışlık, Erdoğan Güleç, Şenol Taşkale, Pınar Akdoğan, Mehmet Işık, Tuncay Bozdoğan ve Kasım Tüten Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, Abdurrahim Alan, Önder Kemal Sekücü, Mahmut Akıncı, Fatih Muşmal ve Mustafa Birgün Şenel ise Ankara Batı Cumhuriyet Savcısı olarak görevlendirildi.

AA

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Birinci Dairesi, 4 bin 967 hakim ve savcıyı kapsayan 2026 yılı Adli ve İdari Yargı Ana Kararnamesi'ni tamamladı
Cumartesi, Haziran 13, 2026 - 00:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
HSK kararnamesiyle 4 bin 967 hakim ve savcının görev yeri değişti
copyright Independentturkish: 

ABD'li yetkili, imza aşamasına gelinen ABD-İran anlaşmasının detaylarını açıkladı

ABD’li üst düzey bir yetkili, düzenlediği telekonferansta basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

İran’la anlaşmada artık son aşamaya gelindiğini vurgulayan yetkili, şunları kaydetti: “Bu anlaşmayı önümüzdeki birkaç gün içinde imzalamayı bekliyoruz. Size kesin bir tarih veremem ancak bir tahminde bulunmam gerekirse bu sabah yüzde 75 derdim. Şu anda bu oran muhtemelen yüzde 80 ya da yüzde 85 civarında, ancak yüzde 100 değil çünkü sistemleri oldukça karmaşık.”

Anlaşmayla sağlanacak 4 temel hedef

Söz konusu anlaşmayla ABD'nin temel önceliklerinin büyük oranda yerine getirildiğini vurgulayan yetkili, anlaşmayla öne çıkan dört başlığı şu şekilde sıraladı:

“Bu anlaşmanın sağladığı sonuçlar şunlar: Birincisi, Hürmüz Boğazı yeniden açılıyor ve (ABD'nin İran'a yönelik) ablukayı kaldırıyor. İkincisi, İran'ın nükleer programının tasfiyesini sağlıyor. Üçüncüsü, ABD'nin (İran'daki) zenginleştirilmiş materyali (uranyum) almasına yol açıyor. Dördüncüsü, anlaşma bölgede uzun vadeli bir barışı garanti ediyor.”

Yetkili, anlaşma çerçevesinde İran’daki zenginleştirilmiş uranyumun yerinde imha edilip daha sonra ülke dışına çıkarılmasının öngörüldüğünü belirtti.

İran üzerindeki yaptırımların kaldırılması öngörülüyor

Üst düzey yetkili, İran’ın anlaşmaya uyması halinde bu ülkeye yönelik ekonomik kısıtlamalardan büyük ölçüde kurtulacağını ifade ederek İran’ın bu yolla “dünya ekonomisine yeniden entegre olabileceğini” belirtti.

“Terörizmin en büyük destekçisi olmak yerine normal bir ülke gibi davranmaları karşılığında bu şekilde ödüllendirilecekler.” diyen yetkili, anlaşmanın İran halkına fayda sağlayacağına inandıklarını söyledi.

İsrail de anlaşma sürecinin parçası

Başta İsrail olmak üzere bölgedeki ilgili ülkelerin bu sürece katıldığını ve anlaşmaya uygun hareket etmelerini beklediklerini söyleyen yetkili, “Tüm müttefiklerimizin, İsraillilerin ve Körfez ülkelerinin bu girişime katılacağından oldukça eminiz.” değerlendirmesini yaptı.

İran: Mutabakat zaptının gelecek birkaç gün içinde dijital ortamda imzalanması ihtimali mevcut

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ile mutabakat zaptının gelecek birkaç gün içinde dijital ortamda imzalanması ihtimalinin mevcut olduğunu söyledi.

Erakçi, İran devlet televizyonunda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Dışişleri Bakanı Erakçi, "Mutabakat zaptının gelecek birkaç gün içinde dijital ortamda imzalanması ihtimali mevcut." ifadelerini kullandı.

Mutabakat zaptındaki hususlar hayata geçirilmezse, nihai anlaşma ile ilgili müzakere yapılmayacağını söyleyen Erakçi, "Eğer yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumun durumu netleştirilecekse, bunun tek yolu bu malzemenin İran'da seyreltilmesidir." dedi.

Erakçi, Hürmüz Boğazı ile ABD’nin uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması hususunun olası mutabakat zaptında yer aldığını belirterek, şunları kaydetti:

"Hürmüz Boğazı idaresi önceki gibi olmayacak. Boğaz, Umman ve İran’ın egemenliği altındadır. İki ülke bundan önce boğazdaki hizmetleri ücretsiz sağlıyordu.

ABD'li yetkili, imza aşamasına gelinen ABD-İran anlaşmasının detaylarını açıkladı

Umman ile Hürmüz Boğazı’nın idaresine ilişkin olumlu görüşmeler yaptık. Kılıcımız, Hürmüz Boğazı’nın üzerinde olacaktır."

İran'ın dondurulmuş varlıkları için bir mekanizma öngörüldüğünü de söyleyen Erakçi, "Bu anlaşmanın düşmanları var ve bunların başında İsrail rejimi geliyor." diye konuştu.

Erakçi, medyada yer alan metinleri onaylamadığını vurgulayarak, sözlerini "Eğer altyapımıza yönelik tehditler nedeniyle geri adım atacak olsaydık, bunu daha önce yapmış olurduk. Mutabakat zaptındaki hususlar hayata geçirilmezse, nihai anlaşmaya yönelik müzakereler yapılmayacak." şeklinde tamamladı.

AA

ABD’li yetkili, İran’la anlaşmada sona gelindiğini, nükleer programın tasfiye edileceğini ve zenginleştirilmiş uranyumun teslim edileceğini açıkladı
Cuma, Haziran 12, 2026 - 22:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
ABD'li yetkili, imza aşamasına gelinen ABD-İran anlaşmasının detaylarını açıkladı
copyright Independentturkish: 

Bakan Gürlek: Faili meçhul dosyalardan Mehmet Şirin Çelik cinayeti aydınlatıldı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2021 yılında Batman'da işlenen Mehmet Şirin Çelik cinayetine ilişkin faili meçhul dosyanın aydınlatıldığını bildirdi. Mehmet Şirin cinayetine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında jandarma tarafından Van ve Batman'da düzenlenen operasyonlarda 11 şüphelinin gözaltına alındığını aktaran Gürlek, "Hiçbir cinayetin faili meçhul bırakılmayacağı hususundaki irademizi bir kez daha ifade ediyoruz" dedi. 

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla, 2021 yılında Batman'da işlenen Mehmet Şirin Çelik cinayetine ilişkin faili meçhul dosyanın aydınlatıldığını bildirdi. Mehmet Şirin cinayetine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'nın koordinesinde jandarma tarafından Batman ve Van illerinde eş zamanlı operasyon düzenlendiğini aktaran Gürlek, operasyonlar kapsamında 11 şüphelinin gözaltına alındığını duyurdu. 

Gürlek konuya ilişkin paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde İçişleri Bakanlığımızla yürütülen güçlü iş birliği ve koordinasyon sayesinde, hiçbir cinayetin karanlıkta kalmasına, hiçbir failin adaletten kaçmasına müsaade etmiyoruz.

Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımız, dosyaları yeniden ve çok yönlü şekilde ele alıyor; devletimizin adaletin tecellisi konusundaki sarsılmaz kararlılığı doğrultusunda çalışmalarını yürütmeye devam ediyor.

Bu kapsamda; 2021 yılında Batman’da işlenen Mehmet Şirin Çelik cinayetine ilişkin faili meçhul dosya, Batman Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinasyonunda, Jandarma teşkilatımız tarafından yürütülen titiz çalışmalarla aydınlatılmıştır.

Cinayetin iki aile arasında süregelen husumet nedeniyle planlı şekilde işlendiğine dair kanıtlara ulaşılmış; faillerin hedef şaşırtmak ve suç mahallinde olmadıkları izlenimini oluşturmak amacıyla kurdukları planlar boşa çıkarılmıştır.

Batman Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinesinde Jandarma tarafından bugün Batman ve Van illerinde eş zamanlı operasyonlar düzenlenmiş; 11 şüpheli yakalanarak gözaltına alınmıştır.

Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, adaletten kaçışın mümkün olmadığını, suçluların cezasız kalmayacağını ve hiçbir cinayetin faili meçhul bırakılmayacağı hususundaki irademizi bir kez daha ifade ediyoruz.

Bu dosyayı ilmek ilmek çözen Batman Cumhuriyet Başsavcılığımıza, Batman İl Jandarma Komutanlığı’na, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımıza, süreçte emeği geçen tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum."

ANKA

 

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2021’de Batman’da işlenen Mehmet Şirin Çelik cinayetinin aydınlatıldığını, Batman ve Van’daki operasyonlarda 11 şüphelinin gözaltına alındığını açıkladı
Cuma, Haziran 12, 2026 - 21:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Bakan Gürlek: Faili meçhul dosyalardan Mehmet Şirin Çelik cinayeti aydınlatıldı
copyright Independentturkish: 

Disipline sevk edilen Tanju Özcan CHP üyeliğinden istifa etti

CHP Merkez Yönetim Kurulu'nun (MYK) tedbirli olarak kesin ihraç talebiyle disipline sevk ettiği Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, CHP üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı.

Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığındaki MYK'nın, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile Mersin Mezitli Belediye Başkanı Serkan Tuncer'i tedbirli olarak kesin ihraç talebiyle disipline sevk ettiği bildirildi.

Kararın ardından sosyal medya hesabından açıklama yapan Özcan, disiplin sürecine tepki gösterdi.

"Savunma vermem"

Özcan paylaşımında, "İşbirlikçi kayyım ve çetesi beni YDK'ya sevk etmiş. Ben atanmış kayyımın sözde YDK'sına savunma vermem" ifadelerini kullandı.

CHP üyeliğinden istifa ettiğini duyurdu

CHP yönetimine yönelik eleştirilerini sürdüren Özcan, "Gelinen noktada, siyasi cunta işgali bitinceye kadar CHP üyeliğinden istifa ediyorum" açıklamasında bulundu.

Özcan'ın istifa açıklaması, MYK'nın kendisi hakkında aldığı disiplin kararının ardından geldi. Disiplin sürecine ilişkin parti yönetiminden ise henüz yeni bir açıklama yapılmadı.

Independent Türkçe

CHP MYK'sının tedbirli olarak kesin ihraç talebiyle disipline sevk ettiği Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, karara tepki göstererek CHP üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı
Cuma, Haziran 12, 2026 - 21:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Disipline sevk edilen Tanju Özcan CHP üyeliğinden istifa etti
copyright Independentturkish: 

Buca Belediye Başkan Vekilliğine CHP'li Hüseyin Benzer seçildi

İzmir'in Buca ilçesinde Belediye Başkanı Görkem Duman'ın tutuklanarak görevden uzaklaştırılmasının ardından yapılan Belediye Meclisi oylamasında, CHP'nin adayı Hüseyin Benzer belediye başkan vekili seçildi.

Buca Belediye Meclisi'nde gerçekleştirilen başkan vekilliği seçiminde, Cumhur İttifakı'nın adayı AK Partili Veli Balyemez ile CHP'nin adayı Hüseyin Benzer yarıştı.

Seçimin ilk turunda 43 meclis üyesinden Hüseyin Benzer 17 oy, Veli Balyemez ise 12 oy aldı. İlk turda 14 oy geçersiz sayıldı. İkinci turda Benzer 25, Balyemez ise 18 oy aldı. Salt çoğunluğun yeterli olduğu üçüncü turda da 25 oy alan Hüseyin Benzer, Buca Belediye Başkan Vekilliği görevine seçildi.

"Buca'nın iradesine sahip çıktık"

Seçimin ardından konuşan CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Buca seçmeninin iradesine sahip çıktıklarını belirterek, "Buca'nın tüm seçmenlerinin oylarına sahip çıktık. İzmir iradesine sahip çıkmıştır. Buca iradesine sahip çıkmıştır. Buca Başkanımız Görkem Duman yalnız değildir" dedi.

CHP'li meclis üyelerinin seçim sürecinde birlik içinde hareket ettiğini vurgulayan Güç, üç tur boyunca hiçbir fire verilmediğini belirterek, Buca halkının CHP'ye emanet ettiği göreve sahip çıkmaya devam edeceklerini söyledi.

Güç, "Cumhuriyet Halk Partisi bölünür, parçalanır diyenlere en güzel cevabı bugün Buca Meclisi verdi. 25 belediye meclis üyemiz tek bir fire vermeden Buca halkının emanetine sahip çıktı" ifadelerini kullandı.

"Görkem'in emanetine gözümüz gibi bakacağız"

Buca Belediye Başkan Vekili seçilen Hüseyin Benzer ise görevi bir emanet olarak gördüklerini belirterek, "Görkem'in emanetine gözümüz gibi bakacağız. Bu emanetin anlamı halka en iyi hizmettir. Bu hizmeti halkımızın layık olduğu şekilde sürdüreceğiz" dedi.

Benzer, Görkem Duman'ın en kısa sürede görevine dönmesini temenni ettiklerini belirterek, belediye hizmetlerinin kesintisiz şekilde devam edeceğini ifade etti.

ANKA

Buca Belediye Başkanı Görkem Duman’ın tutuklanarak görevden uzaklaştırılmasının ardından Belediye Meclisi'nde yapılan seçimin sonucunda CHP’nin adayı Hüseyin Benzer başkan vekilliğine seçildi
Cuma, Haziran 12, 2026 - 21:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Buca Belediye Başkan Vekilliğine CHP'li Hüseyin Benzer seçildi
copyright Independentturkish: 

İsrail Savunma Bakanı, Gazze, Lübnan ve Suriye'de işgal ettikleri bölgelerden çekilmeyeceklerini savundu

Savunma Bakanı Katz, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, İsrail ordusunun Lübnan, Suriye ve Gazze Şeridi’nde işgal ettiği bölgelerden çekilmeyeceğini ileri sürerek Batı Şeria'da da işgalin süreceğini belirtti.

Katz, ihtiyaç duymaları halinde Batı Şeria'da saldırılarla hedef aldıkları mülteci kamplarının sayısının artabileceği tehdidinde bulundu.

"Trump’tan İran'a ilişkin ilkelerin arkasında durmasını bekliyoruz"

ABD ile İran arasındaki müzakerelere de değinen Bakan Katz, Trump’tan İran’ın nükleer ve balistik füze programının sona erdirilmesinin yanı sıra bölgedeki vekil güçlerine ilişkin "diğer ilkelerin de arkasında durmasını beklediklerini” söyledi.

Katz, ABD Başkanı Donald Trump’ın "İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek” için ABD ve İsrail’in ortak çıkarları çerçevesinde bir anlaşmaya öncülük ettiğini ileri sürdü.

Bakan Katz ayrıca, Netanyahu ile İsrail ordusuna İran’ın "nükleer silah elde etmesini önlemek” için gelecekte bağımsız şekilde hareket etme konusunda hazırlık yapması talimatını verdiklerini de duyurdu.

AA

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Gazze Şeridi ile Lübnan ve Suriye'nin güneyinde işgal ettikleri bölgelerden çekilmeyeceklerini iddia etti
Cuma, Haziran 12, 2026 - 18:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
İsrail Savunma Bakanı, Gazze, Lübnan ve Suriye'de işgal ettikleri bölgelerden çekilmeyeceklerini savundu
copyright Independentturkish: 

Kadın hakimi silahla yaralayan savcıya 11 yıl 8 ay hapis cezası

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde görev yapan kadın hakimi silahla yaraladığı gerekçesiyle yargılanan tutuklu savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan, "kadına karşı kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan 11 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Muhammed Çağatay Kılıçarslan ile taraf avukatları katıldı. Duruşma savcısı, esasa ilişkin mütalaasında sanığın "kadına karşı kasten öldürmeye teşebbüs", "cebir ve tehdit kullanmak suretiyle iş yeri dokunulmazlığını ihlal", "silahla ve zincirleme şekilde tehdit", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek" ve "ısrarlı takip" suçlarından toplam 20 yıl 2 aydan 42 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

Mütalaaya karşı savunma yapan sanık Kılıçarslan, üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi. Telefon şifresini müştekiyi ve kendisini korumak amacıyla vermediğini öne süren Kılıçarslan, mütalaayla mahkemeye baskı kurulduğunu iddia ederek ailesinin mağdur edildiğini savundu.

Yargılamayı tamamlayan mahkeme heyeti, sanığı "kadına karşı kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan 11 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûm etti. Heyet ayrıca sanık hakkında "cebir ve tehdit kullanmak suretiyle iş yeri dokunulmazlığını ihlal", "silahla ve zincirleme şekilde tehdit", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek" ve "ısrarlı takip" suçlarından toplam 3 yıl 4 ay hapis cezası verdi.

Mahkeme, bu suçlar yönünden ayrı ayrı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

İddianamedeki suçlamalar

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde görevli hakim A.K. ile sanık Kılıçarslan arasında 2023 yılının ortalarında başlayan ilişkinin bir süre sonra sona erdiği belirtildi.

İddianamede, sanığın müştekiyi başka bir şehre tayin istemeye zorladığı, bu amaçla zaman zaman adliyedeki çalışma odasına gittiği, telefon ve mesajlarla rahatsız ettiği, silah fotoğrafları göndererek tehditlerde bulunduğu ifade edildi.

Sanığın, müştekinin kendisini engellemesine rağmen farklı yöntemlerle iletişim kurmaya devam ettiği, 13 Ocak'ta ise müştekinin adliyedeki odasına giderek çıkan tartışma sırasında tabancayla ateş ettiği aktarıldı. İddianamede, müştekinin hayati bölgesinden yaralandığı, ikinci atışın ise araya giren bir kişinin müdahalesiyle sonuçsuz kaldığı kaydedildi.

Savcılık, sanığın çeşitli suçlardan toplam 20 yıl 2 aydan 42 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılmasını talep etmişti.

AA

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde görev yapan kadın hakimi silahla yaralayan savcı, yargılandığı davada "kadına karşı kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan 11 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûm edildi
Cuma, Haziran 12, 2026 - 18:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Kadın hakimi silahla yaralayan savcıya 11 yıl 8 ay hapis cezası
copyright Independentturkish: 

Özel'den "Akın Gürlek ile Celal Çelik görüştü" iddiası: Doğrulatamam ama gazetecilerin Gürlek'le kaç kez görüştünüz diye sorması lazım

Mahkeme tarafından CHP Genel Başkanlığından uzaklaştırılan CHP Grup Başkanı Özgür Özel, T24'ten gazeteci Murat Sabuncu'nun sorularını yanıtladı. Özel, sürecin nasıl devam edeceğinin sorulması üzerine şu yanıtı verdi:

Bunun seçime kadar çeşitli fazlarda devam edeceği anlaşılıyor. Ne olursa olsun hukuki mücadeleyi sürdürmek lazım. Bu kötülüğü planlayanlar ve uygulayanlar var. Bir de bu kötülüğün parçası olmak istemeyenler var. Tarih önünde bunun görünür olması için hiçbir hukuki mücadeleyi, itirazı, denemeyi boş bırakmamak lazım. Ondan sonra, hukuki mücadele sürecek. Buna bir siyasi mücadele vermek gerekiyor. Onu da sürdürüyoruz işte. Her şeye rağmen önce partimize tutunmaya çalışarak ama bir yandan siyasete tutunmaya çalışarak devam ediyoruz. Üçüncüsü de resmen fiziki mücadele. Orada da hayata tutunmaya çalışıyoruz.

"Kendisine verilen yargısal güvencelere güveniyor"

CHP'nin en popüler 20 milletvekili varsa bunun 9 tanesini ihraç ettiler. Şimdi bu ihraçları normal şartlarda MYK'dan yapamazsınız. Hatta bu konuda bir kez Kemal Bey bunu Süheyl Batum için denemiş, mahkemeden geri döndü. Parti Meclisi'nden yapmanız lazım ama MYK'dan yapıyor. Parti Meclisi'nden yapamayacağı için. Neye güveniyor? Kendisine verilen yargısal güvencelere güveniyor. Ama bir yandan ne yapıyor? CHP'yi paralize ediyor. Partisinin faydasını isteyen bir akıl olsa, o partinin en bilindik 20 milletvekilinden 9’unu partiden atar mı? En popüler, en çok takipçisi olan, en çok gündem belirleyen isimleri yargının önüne atar mı?

"Erdoğan yargısıyla gidin aklanın veya gidin yargılanın' diyorlar"

CHP Sözcüsü Müslim Sarı'nın açıklamalarını hatırlatan Özel, şöyle devam etti:

Yakında yargılanacaklar ne demek? Bu arkadaşların dokunulmazlığı kaldırılsın demek. Bir siyasi parti kendi evlatlarını, kendi yol arkadaşlarını, kendi milletvekillerini AK Parti yargısının önüne atar mı? Erdoğan dokunulmazlıkların kaldırılacağını taahhüt edip 2002 yılında iktidar olmuştu. Kendisi aylar sonra ‘bu yargıyla mı’ demişti? Ve o dönem bugünkü gibi siyasallaşmış ya da bugünkü gibi iktidarın amacına hizmet eden, birebir iktidarın emrinde bir yargı sistemi yoktu. Evet, bazı kararlarla hani kişileri hedef almak, partileri hedef almanın bir siyasi yönelimi vardı. Belli bir siyasi yönelimdeki insanlar bunları rejim açısından tehlikeli görüyorlardı. Ama işte çok çok parti kapatma davası ya da bir şeyden dolayı üç aylık bir hapis cezası… Ama böyle insanları çoluğuyla, çocuğuyla, varlığıyla, ailesiyle, malvarlıklarıyla hedef alacak kadar gözü dönmüşlük yoktu. Ama Erdoğan o zaman bu yargıyla mı dedi? Şimdi bizim arkadaşlar 23 yıl sonunda ve bu 23 yılın butlana kadarki kısmında AK Parti yargısını eleştiriyorlardı. Şimdi diyorlar ki gidin aklanın veya gidin yargılanın, bu yargıyla, Erdoğan yargısıyla.

Özel, "'Rejimin devamlılığı için bunlar yapılıyor' dediniz, mevcut rejimin devamı mı yoksa yeni bir rejim inşası mı var size göre" sorusuna da "Aslında ben buna AK Parti'nin kara düzeni diyorum. Bu karanlık rejimin, AK Parti'nin kurduğu kara düzenin devamı için diyorum" yanıtını verdi.

"Türkiye'yi kafalarında Ortadoğu'da kodlamışlar"

Özel, "Bu tarif ettiğiniz düzen; ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barack’ın ‘ılımlı monarşi’ çıkışının bir şekli mi" sorusuna şu yanıtı verdi:

Memleket için bir üzüldüğüm kısmı söyleyeceğim bir de kahrolduğum kısmı. Üzüldüğüm kısım şu: Cumhuriyet'in kuruluşunun üzerinden 103 yıl geçmiş ve bu 103 yılın hikâyesi, antiemperyalist bir mücadeledir, işgale karşı verilmiş bir mücadeledir. Ve bu topraklarda antiemperyalist mücadele, hepimizin damarlarına işlemiş bir şeydir. Çünkü hepimizin dedesi antiemperyalist ve işgal karşıtı direniş kahramanıdır. Ben bu yüzden bu Cumhuriyet'in temellerinin çok sağlam olduğunu ve kolay kolay yıkılamayacağını düşünüyorum. 103 yıl, bu arada tabii hani 1970’lerdeki dinamik gençlik hareketinin antiemperyalist duruşunu da hatırlamak lazım. Bir yandan da yine son dönemlerde Amerika ve İsrail'in Orta Doğu'da yaptığı her şeye karşı hepimizin birden neler hissettiğini de bir hatırlamak lazım. Şimdi Cumhuriyet'in kuruluşunun üstünden 103 yıl geçmiş. Dünyanın en şanlı, işgale direnen antiemperyalist mücadelesini vermiş bu topraklarda, bir Amerikan büyükelçisi var. Aynı zamanda Suriye'den Irak'tan da sorumlu. Türkiye'yi kafalarında Orta Doğu'da kodlamışlar. Yani niyetleri aslında CENTCOM'un içinde değerlendirmek Türkiye'yi. Yani fiilen öyle yapıyorlar.

"Tom Barack'ın söylediğine, Amerika'nın planına, İsrail'in planına uyumlu sözler..."

Ve o Türkiye'de bir diplomasi forumunda oturup, ‘Buralarda demokrasi olmuyor, biz demokrasileri yapmaya çalıştık olmadı, işte merhametli monarşiler işliyor burada, o yüzden de güçlü liderlere ve tek adamlara ihtiyaç var’ diyor. Zaten dayattıkları rejim, ülkeleri gidip işgal etmek yerine o ülkelerde yönetimi değiştirmek ve kimin yöneteceğine karar vermek. Bunu Güney Amerika'da da yaptırıyorlar, Suriye'de de yaptılar, İran'da da yapmak istedikleri o. Merhametli monarşiler dedi. Buna Erdoğan'ın ne partisinden ne kendisinden ne yazarından, çizerinden bir itiraz gelmedi. Aksine, bu konuyu olumlayarak tartışanlar oldu. Buna Cumhuriyet’in 103'üncü yılında üzülüyorum. Ama buna CHP'nin butlan yönetiminin bir köşesinden dahil olmasına kahroluyorum. Bu partide bu butlana, bu karara teslim olmamalıyız, bu partiyi seçilmişler yönetmeli meselesinde, parti içi demokrasi, yaklaşan seçim, seçim kaybetmemiş bir genel başkan ve yüksek başarı elde etmiş bir kadro çok önemli ama bu cümleler kurulduktan sonra çok daha önemli bir noktaya geldi iş. Bu sefer Tom Barack’ın söylediğine, Amerika'nın, İsrail'in planına uyumlu sözler söylemek. Ya da çokça söylenen mesela, Türkiye'nin dış politikasının temel direkleri, başkasının bir karış toprağında gözümüz yok, bir karış toprağımızda gözü olanın da gözünü oyarız. Böyle bir anlayışımız var bizim. Şimdi işte ‘Pax Ottoman’a, Osmanlı'nın eski olduğu yerlere genişleme, bunları Türkiye'de söyleyenler oluyor, başka bir siyasetin temsilcileri ama.

"Barack'ın ve Cumhur İttifakı'nın diline dahil olması üzerinden uykularım kaçtı"

Özel, "Kemal Kılıçdaroğlu’nun salı günü yaptığı konuşmadaki bölümden bahsediyorsunuz" yorumuna "Evet. Bu çok tehlikeli sinyal veriliyor. Burada iki ihtimal görüyorum. Bu ihtimallerden bir tanesi, bu yaygın konuşulan meseleye kendini uyumlayarak butlan yönetiminin hem Amerika'dan hem Türkiye'deki düzenden, rejimden meşruiyet arayışı. Benim uykularımı kaçıran kendi durumum değil. Butlan ilan edildiği gece yattım uyudum. Ertesi sabah saldıracaklardı, yattım uyudum. Yağmurun altında Meclis'e kadar yürüdük, yattım uyudum. Ama o ifadeleri duyduktan sonra uykum kaçtı" yanıtını verdi.

Özel, "Kılıçdaroğlu’nun ‘Osmanlı topraklarında Türkiye olmalı’ çıkışı sonrası durumunuzdan bahsediyorsunuz" ifadesi üzerine "Bu Barack’ın ve Cumhur İttifakı'nın diline dahil olması üzerinden uykularım kaçtı benim. Sürekli aklıma bu nasıl olabilir diye düşünceler geliyor" diye yanıt verdi.

"Hiçbir konuda hiçbirine kefil olamam"

Özel, "Peki siz Kılıçdaroğlu ve ekibinin, yani sizin deyiminizle butlan yönetiminin fiili olarak Cumhur İttifakı'nın içine dahil olabilme potansiyellerini, tabii eğer partide kalırlarsa olası mı görüyorsunuz" sorusunu da şöyle yanıtladı:

Şimdi son bir ayda yaşadıklarımızdan sonra hiçbir şeye imkânsız diyemem. Kimseye bu noktada kefalet koyabilecek durumda değilim. 19 Mart'ta Ekrem Başkan tutuklanmadan üç hafta önce, bayramdan hemen önce İmamoğlu tutuklanacak diyen gazeteci Sinan Burhan, ister yazın ister yazmayın, bunu TGRT'de canlı yayında söylemişti. Bu gazeteci geçen hafta partiden ihraç edilecek isimleri saydı. O sırada butlan yönetimindeki arkadaşlarımız, ihraç yok gündemimizde diyorlardı soranlara. Özellikle milletvekillerine ihraç yok diyorlardı. Bu cümlelerin üzerinden bir hafta geçti. Dediği isimleri partiden ihraç ettiler. Şimdi öyle bir noktadayız ki Akın Gürlek'ten iyi haber alan ve verdiği bilgilerin, operasyon bilgilerinin doğru çıkmasıyla övünen kişi, CHP yönetiminde kimlerin partiden atılacağını tam isabet biliyor... Bu kısmını doğrulatamam ancak hani gazetecilerin sorması lazım mesela, Akın Gürlek'le oturup kaç kez görüştünüz diye, şu anda partinin avukatı olan kişiye. Şimdi bize her yerden; defalarca görüşüldü, bütün adımlar birlikte planlandı deniyor mesela. Ondan sonra, bu kısmı da önemli. Ben bunlara bir ay öncesine kadar, hayır, olmaz, yapmazlar, inanmam diyordum. Bana bir ay önce deseniz ben bu butlan yönetiminde gelen arkadaşların hepsine kefil olurdum böyle bir şeye kalkışmazlar CHP'yi çizgisinden saptırmazlar diye. Ama hem duyduğum Orta Doğu lafları hem de bu ihraçları TGRT'de bir hafta önce duyup MYK üyeleri yok öyle bir şey derken liste sonra çıkıyor ve Sinan Burhan'ın liste tam isabet kaydediyor. O yüzden artık hiçbir konuda hiçbirine kefil olamam.

"Kılıçdaroğlu'nun şahsına söylemiyorum"

Özel, "Yani butlan ile yönetime gelen ekibin fiili olarak Cumhur İttifakı'na geçmemesine kefil olamam diyorsunuz öyle mi" soruna ise şu yanıtı verdi:

Şu yaşadıklarımızı, biraz önce söylediklerimizi görünce ben artık onlara kefil olamam, yapmazlar diyemem. Bunu Kemal Kılıçdaroğlu'nun şahsında söylemiyorum. Bir bütün halinde baktığım tablodan görüyorum. Şunu demiyorum: 'Kemal Bey sarayın adamı.' Böyle basit kolay tüketilen cümleler var. Şu anlamda söylüyorum: öyle şeyler gördük yaşadık ki hal, tutum, tarz, söylem çok kötü ve bu yüzden bir ay öncesinde hayır olmaz dediğim bir şeye şu anda olmaz diyemiyorum.

"Muharrem Bey'in söylediklerini üstüme alınmadım"

Özel, "Sizin daha evvel partiden ayrılmış olan geri davet ettiğiniz isimler var. Birisi de Muharrem İnce. ‘Özgür Bey grup başkanı olarak grup toplantısını açsaydı, sonra Kılıçdaroğlu’nu kürsüye davet etseydi’ diyor. ‘FETÖ'cüler CHP tartışmasına müdahil oluyorlar, kardeşler arası ihtilafta o FETÖ'cülerin ne işi var’ diye soruyor. Nasıl yorumlarsınız" sorusunu da şöyle yanıtladı:

Muharrem Başkan'ın ben bazı siyaset okumalarını beğenirim. Ama bazı siyaset okumalarında da çelişirim. Butlan yöntemiyle gelmiş genel başkan, eğer partiyi hızla kurultaya götürmek dışında başka bir plan veya başka bir program dayatıyorsa bunu meşrulaştıramazsınız. Ben Muharrem Başkan'ın bu söylediğini Kemal Bey'e teklif ettim. Nasıl teklif ettim? Dedim ki eğer kürsüye çıkıp şu tarihte kurultay yapıyoruz diyecekse ben grup toplantıma giderim, toplantımı açarım. Arkadaşlar, parti büyük bir krizin içinde. Ülke büyük bir felakete sürükleniyor ancak bu soruna bir çözüm bulunuyor. Şimdi hepimiz bu kapıdan benim peşimden gelin, çıkıyoruz ve salonu Kemal Bey'e bırakıyoruz ve arkadaşlarına bırakıyoruz. O da bu kürsüden tarihi bir açıklama yapacak, kurultay tarihini belirtecek ve sorun çözülecek. Sonra da kendisini çay içmeye davet ediyorum derim dedim ve bu haberi yolladık. Ama kurultay tarihi açıklamayı ve bir an önce kurultay yapmayı kabul etmedikleri için bu uzlaşma olmadı. Muharrem Bey'in söylediğini söyledikten sonra, atanmış bir genel başkan olarak partiyi yönetmeye devam etme kararlılığı, ona benim elimde bir meşruiyet veriyor, bu olacak iş değil. Ama deseydi ki 'Tamam ben çıkıp kurultayı ilan ediyorum.' Ben bu teklifte bulundum zaten. O yüzden bir yanlış, hani bu vakitten sonra veya o aşamada bizim kendisini kürsüye davet etmemiz çok yanlış olurdu. 2011 yılından beri partinin verdiği Balyoz, Ergenekon meselelerindeki mücadele, 15 Temmuz darbesine karşı mücadele, yani tabii bu mevzular olduğunda FETÖ'cüler veya işte geçmişte FETÖ'yle irtibatlı iltisaklı olan birtakım hesaplar, bilmem neler, ortalık karışınca kendiliklerinden aktive oluyorlar. Onlar her iki tarafa da olumsuz şey de yazabilirler. Ama ben bu FETÖ konusunda mağdurum. Kemal Bey'in benim hakkımda kullandığı ifadeler çok kırıcıydı, bayramlaşma diye parti bahçesindeki konuşmada söylediği sözleri düşünsünler. Ben onları Muharrem Bey'in söylediklerini kendi üstüme alınmadım, herhalde Kemal Bey’e söylüyor.

"CHP'yi yıpratmaya yönelik operasyonel faaliyetler Ankara'ya taşınırsa rahatsızlık verici olur" 

Özel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Aykut Çelik'in Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na getirilmesini şöyle değerlendirdi:

Eskiden Ankara Cumhuriyet Başsavcısı’nın herhalde CHP'ye yakın falan olduğu yoktu ama İstanbul'daki iş ve işleyişten farklı olarak kendi görev yetki sınırları içinde ve iş görüş tarzı açısından, kendi işini yapma açısından görevinin icabını yapan bir çizgide ilerliyorlardı. İstanbul'daki gibi görev yetki sınırlarını aşan veya işte yaptıkları basın bildirileriyle kişilerin ailelerine, özel hayatına dahi dokunan, birtakım basın iletişimiyle yargı operasyonuyla algı operasyonunu birbirine karıştıran işleri burada görmüyorduk. Şimdi Sayın Çelik'in Ankara'ya gelmesiyle birlikte bu tarz, bu üslup ve bu işte CHP'yi yıpratmaya yönelik operasyonel faaliyetler Ankara'ya da taşınırsa, bu tabii son derece rahatsızlık verici olur. Ama sonuçta daha göreve dahi başlamadan peşin bir şey söylemem doğru olmaz ama geçmiş İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın pratiklerine baktığımızda ve kendisi de orada görev aldığına baktığımızda, bu soruyu sormakta haklısınız yani.

"Devlet Bey'e yanıltıcı bilgi verildi diye tahmin ediyorum"

Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamalarının anımsatılması üzerine, şunları kaydetti:

İlk başta işte butlana karşı olduklarını ifade ediyorlardı. Hatta ilk başta attıkları tweetler, yaklaşımları öyleydi. Sonra birden pozisyonlarını katılaştırdılar. Şimdi biraz daha hani ortadan, daha dengeli bir yerden meseleye bakıyorlar. Düşüncem şu: Bu planlamanın Devlet Bey'in bilgisi dahilinde yapıldığını düşünmüyorum, yani Akın Gürlek meselelerinin. Ama daha sonradan Devlet Bey'in de bu çizilen yol haritasına uyduğunu veya itirazını geri çektiğini gördüm.

Ben şöyle bir şey tahmin ediyorum: Benim hakkımda ya da partinin geleceği hakkında Devlet Bey'e yanıltıcı bilgi verildi. Yani elimizde bilgi var, belge var, göreceksiniz, ileride şu çıkacak, bu çıkacak diyerek Devlet Bey'e ‘siz Özgür Özel'in arkasında durursanız veya işte butlana karşı çıkarsanız, mahcup olursunuz gibi bir dezenformasyonla Devlet Bey'in takındığı demokratik tutuma bir açı yapmasını, oradan uzaklaşmasını sağladılar diye düşünüyorum açıkçası.

"Yeter ki partiye zarar vermeyecek kararları alsınlar"

Özel, "Butlancı ekiple geri dönüş imkansız mı artık? Hâlâ aracılar var mı" sorusunu da "Aracıların da bizim tüm iyi niyetimize karşı gördüğümüzde odur ki; kongre yaparsak Özgür Özel’i yenme şansımız yok, Özgür Özel’i yenmek üzere bir dizayn yapmak için de önce kongre yapmayıp, bunları partiden uzaklaştırıp, sonra kendilerine göre bir delege yapısı oluşturup, ona göre devam etmek gibi bir niyetleri var. Bizim bu niyetle uzlaşmamız mümkün değil. Yoksa biz her türlü uzlaşıya açık olduğumuzu hep söyledik. Yeter ki partiye zarar vermeyecek kararları alsınlar" yanıtını verdi.

 

T24

Özel, Akın Gürlek ile Kemal Kılıçdaroğlu'nun avukatı Celal Çelik'in defalarca görüştüğüne ve bu süreci birlikte planlandığına yönelik iddiaların kendisine geldiğini söyledi
Cuma, Haziran 12, 2026 - 17:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA (Arşiv)</p>

Type: 
SEO Title: 
Özel'den "Akın Gürlek ile Celal Çelik görüştü" iddiası: Doğrulatamam ama gazetecilerin Gürlek'le kaç kez görüştünüz diye sorması lazım
copyright Independentturkish: 

Hindistan, Çin sınırına yakın stratejik tünelin inşaatını tamamladı

Hindistan, Himalayalar’ın altından geçen stratejik tünelin kazısını tamamladı

Hindistan, bugün Himalayalar’ın altından geçen ve tartışmalı Keşmir bölgesini Çin sınırındaki Ladakh’a bağlayacak stratejik öneme sahip karayolu tünelinin kazı çalışmalarını resmen tamamladı.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre 13 kilometreden uzun olan Zojila Tüneli’nin maliyeti yaklaşık 712 milyon dolar olarak hesaplanıyor. Tünel, mevcut güzergâhın yoğun kar yağışı nedeniyle ulaşıma kapandığı kış aylarında iki bölge arasında araç geçişine imkân sağlayacak.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Hindistan’da şimdiye kadar inşa edilen en uzun kara yolu tüneli olan projede 3 binden fazla işçi görev aldı. Tünelin 2028 yılında trafiğe açılması planlanıyor.

Ulaştırma Bakanı Nitin Gadkari, bugün düzenlenen törende yaptığı konuşmada, “Bu yalnızca bir tünel değil, hayati öneme sahip bir bağlantı hattıdır” ifadesini kullandı.

Yaklaşık 3 bin 500 kilometre uzunluğundaki tartışmalı Hindistan-Çin sınırında zaman zaman gerilimler yaşanıyor. Dünyanın en kalabalık iki ülkesi olan Hindistan ve Çin, Asya’daki nüfuz mücadelesinde karşı karşıya geliyor.

İki ülke arasında 2020 yılında Himalayalar’da yaşanan kanlı sınır çatışmasında 20 Hint ve 4 Çin askeri hayatını kaybetti.

Öte yandan, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan Keşmir bölgesi de 1947’de bağımsızlıklarını kazanmalarının ardından bölgenin Hindistan ve Pakistan arasında paylaşılmasından bu yana iki ülke arasındaki temel anlaşmazlık konularından biri olmayı sürdürüyor.

Zojila Tüneli’nin tamamlanmasıyla birlikte, Keşmir’de yaklaşık 500 bin asker konuşlandıran Hindistan ordusu, bölgenin geçen yıl hizmete açılan 272 kilometrelik demir yolu hattına bağlanmasının ardından Çin sınırındaki Ladakh’a daha hızlı askerî sevkiyat yapabilecek.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Cuma, Haziran 12, 2026 - 17:45
Main image: 

<p>Hindistan'ın en uzun karayolu tüneli olan ve Jammu ve Keşmir eyaletini Ladakh bölgesiyle bağlayan Zojila Tüneli'nde bir Hint paramiliter askeri nöbet tutuyor / Fotoğraf: AFP</p>

related nodes: 
Rusya’da işgücü açığı: “Hindistan’dan rekor sayıda işçi alındı”
"Hindistan'ın en büyük iç güvenlik tehdidi" nasıl yenildi?
Netanyahu: Hindistan'da bizi delicesine seviyorlar
Type: 
SEO Title: 
Hindistan, Çin sınırına yakın stratejik tünelin inşaatını tamamladı
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

MHP Van İl Başkanlığı’nda toplu katılım töreni düzenlendi

MHP Van İl Başkanlığı tarafından düzenlenen programda 250 kişi Milliyetçi Hareket Partisi’ne (MHP) katıldı.

MHP Van İl Başkanı Salih Güngöralp, törende yaptığı konuşmada katılımların partiye duyulan güvenin göstergesi olduğunu belirterek, “Bu katılım, milletimizin partimize duyduğu güvenin en güçlü göstergesidir” dedi.

Son dönemde partiye olan ilginin arttığını ifade eden Güngöralp, Van genelinde teşkilat çalışmalarının aralıksız sürdüğünü söyledi.

Katılımcıların yalnızca yeni üye olarak değil, milli ve manevi değerler etrafında birleşen bir iradenin temsilcileri olarak görüldüğünü belirten Güngöralp, Milliyetçi Hareket Partisi’nin (Milliyetçi Hareket Partisi) Türk milletinin birliğini, devletin bekasını ve ülkenin geleceğini önceleyen bir anlayışa sahip olduğunu vurguladı.

Güngöralp, Van’da vatandaşların MHP’ye gösterdiği teveccühten memnuniyet duyduklarını da kaydetti.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Çarşamba, Haziran 10, 2026 - 00:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

CHP MYK bugün toplanıyor: Disiplin ve ihraç iddiaları gündemde

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığına geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu, yaşanan grup toplantısı krizi sonrası Merkez Yönetim Kurulu’nu (MYK) bugün saat 13.00’te toplantıya çağırdı.

Parti kurmaylarından alınan bilgilere göre toplantıda, bugün yaşanan grup toplantısı krizinin tüm boyutlarıyla ele alınacağı ve disiplin süreçlerinin gündeme geleceği öğrenildi. Kurmaylar, “Önceliğimiz milletvekili grubu olacak. MYK’nın vekilleri doğrudan disipline sevk etme yetkisi var” değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu’nun daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (Türkiye Büyük Millet Meclisi) CHP Grup Toplantısı’nda konuşacağı açıklanmış, ancak sabah saatlerinden itibaren yaşanan gerginlik sonrası plan değişmişti. Kılıçdaroğlu, kendisine destek için gelen milletvekilleri ve partilileri CHP Genel Merkezi’ne çağırarak burada konuştu.

Kılıçdaroğlu, yaptığı konuşmada, “Mutlak butlan davasını bu partinin başına bela edenlerden hesap sormazsam namerdim” ifadelerini kullanmış, ayrıca “Kim bu işe bulaştıysa, kim kirlilikten medet umduysa, kim pavyon köşelerinde para aldıysa onlara güle güle diyeceğiz” demişti.

Genel merkezde yapılan görüşmelerin ardından Kılıçdaroğlu’nun kurmaylarıyla yeniden bir araya geldiği ve MYK toplantısı kararı alındığı belirtildi.

Parti kaynakları, Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) tarafından gönderilen yazı ve “parti suçu işleyen üyeler”e ilişkin dosyaların da toplantının gündeminde olacağını ifade etti.

Kurmaylar, TBMM önünde partililer arasında yaşanan tartışmalara karıştığı öne sürülen bazı isimler için disiplin sürecinin başlatılabileceğini belirterek, “Genel başkanına ‘hain’ diyen biri nasıl bu partide barınacak?” değerlendirmesinde bulundu.

Parti içinde sürecin iki başlık altında yürütüldüğü, bunlardan ilkinin belediye başkanlarına ilişkin davalar, ikincisinin ise partinin kurumsal kimliğine yönelik iddialar olduğu aktarıldı.

“Önceliğimiz milletvekili grubu olacak” diyen kurmaylar, MYK’nın milletvekillerini doğrudan Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk etme yetkisi bulunduğunu savundu.

Kılıçdaroğlu cephesi, mutlak butlan kararı sonrası 2020 kurultayı döneminde yürürlükte olan tüzüğün geçerli olduğunu belirtti. Bu tüzüğe göre TBMM üyeleri ve üst kurullardaki isimlerin Parti Meclisi kararıyla disipline sevk edilebildiği ifade edildi.

Öte yandan CHP Parti Meclisi’nin (PM) perşembe günü CHP Genel Merkezi’nde toplanacağı bildirildi. Toplantıda son gelişmelerin ele alınacağı kaydedildi.

ANKA

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti içinde yaşanan grup toplantısı krizinin ardından bugün saat 13.00’te Merkez Yönetim Kurulu’nu (MYK) olağanüstü gündemle topluyor
Çarşamba, Haziran 10, 2026 - 00:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
CHP MYK bugün toplanıyor: Disiplin ve ihraç iddiaları gündemde
copyright Independentturkish: 

İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz ve yönetim kurulu üyeleri hakkında soruşturma başlatıldı

İzmir Barosu, Baro Başkanı Sefa Yılmaz ile yönetim kurulu üyeleri hakkında, 19 Mart protestoları sürecindeki açıklama ve faaliyetleri nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurdu.

İzmir Barosu, 2024-2026 dönemi Baro Başkanı Sefa Yılmaz ve yönetim kurulu üyeleri hakkında yeni bir soruşturma başlatıldığını açıkladı. Barodan yapılan yazılı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"2024-2026 dönemi İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz ve İzmir Barosu Yönetim Kurulu üyeleri hakkında yeni bir soruşturma başlatıldı. Söz konusu soruşturma, Baronun 19 Mart protestoları süreci boyunca hak temelli açıklamalarını suç unsuru gibi gösteren ve Adalet Bakanlığından soruşturma izni talep edilen bir fezlekeye dayanmaktadır. İzmir Barosunun Kırıklar Ceza İnfaz Kurumundaki hak ihlallerini raporlaştırarak kamuoyuyla paylaşması, Menemen Ceza İnfaz Kurumunda 19 Mart protestoları kapsamında tutuklanan gençlere yönelik gerçekleşen işkenceyi raporlayarak kamuoyuna duyurması ve İzmir Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu'nun 19 Mart sürecinde eylemlere katılarak yapılan eylemlerin meşruiyetine vurgu yapması gerekçeleriyle verilmiş olan soruşturma izni vesilesiyle bir kez daha söyleyelim:

İzmir Barosu 118 yıllık tarihi boyunca hiçbir baskıya boyun eğmeden her zaman hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini savunmuştur. Bunu yaparken kurduğu her cümle, yazdığı her satır Avukatlık Kanunu’nun baro yönetim kurullarına yüklediği sorumluluk gereğidir. Baroların mesleki ve yasal sorumlulukları kapsamında yürüttüğü faaliyetlerin soruşturma konusu yapılması, savunma mesleğinin kamusal niteliğini ve hukuk devletinin temel ilkelerini tartışmaya açmaya çalışmaktır. Ancak bilinmelidir ki İzmir Barosu, dün olduğu gibi bugün de hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve demokratik değerleri savunmaktan geri durmayacaktır. Savunma susmadı, susmayacak!"

AA

 

İzmir Barosu, Baro Başkanı Sefa Yılmaz ile yönetim kurulu üyeleri hakkında, 19 Mart protestoları sürecindeki açıklama ve faaliyetleri nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurdu
Çarşamba, Haziran 10, 2026 - 00:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz ve yönetim kurulu üyeleri hakkında soruşturma başlatıldı
copyright Independentturkish: 

Trump: İranlılar helikopterimizi düşürdü, karşılık vereceğiz

ABD Başkanı Donald Trump, ABD’ye ait bir Apache helikopterinin İran tarafından düşürüldüğünü açıkladı. Trump, olayda yer alan iki pilotun güvende olduğunu ve yaralanmadığını bildirdi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Hürmüz Boğazı üzerinde devriye görevi yapan ABD ordusuna ait AH-64 Apache tipi helikopterin İranlılar tarafından düşürüldüğü bilgisinin kendisine iletildiğini belirtti. Trump, “Olayda iki pilot yer alıyordu, her ikisi de güvende ve yaralanmadı. Bununla birlikte, ABD’nin bu saldırıya zorunlu olarak karşılık vermesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

CENTCOM’dan açıklama

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) da olayla ilgili yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, AH-64 Apache helikopterinin TSİ 02.33’te Umman kıyıları yakınlarında devriye sırasında düştüğü belirtildi.

CENTCOM, helikopterde bulunan iki mürettebatın sağ kurtarıldığını, yaklaşık iki saat içinde olay yerinden tahliye edildiklerini ve sağlık durumlarının stabil olduğunu duyurdu.

Açıklamada ayrıca, olayın nedenine ilişkin soruşturma başlatıldığı ifade edildi.

Trump'ın "İran'a karşılık vereceğiz" açıklamasından sonra ABD'nin yakıt ikmal uçakları Basra Körfezi'nde görüldü

ABD Başkanı Trump'ın Hürmüz Boğazı üzerinde devriye gezerken bir Apache helikopterin düşürülmesi sonrası bu saldırıya karşılık vereceklerini açıklamasının ardından ABD ordusuna ait yakıt ikmal uçaklarının Basra Körfezi'nde uçuş yaptığı bildirildi.

"Flight Radar" verilerine göre, ABD ordusuna ait bazı yakıt ikmal uçaklarının Basra Körfezi'ndeki hareketliliği dikkati çekti.

Trump'ın "İran'a karşılık vereceğiz" açıklaması sonrası ABD ordusuna ait yakıt ikmal uçaklarının Basra Körfezi ve çevresinde uçuş yaptığı görüldü.

Trump, ABD'ye ait Apache helikopterini İran'ın düşürdüğünü ve buna yanıt vereceklerini açıkladı

ABD Başkanı Trump, Hürmüz Boğazı üzerinde devriye gezerken dün düşen Amerikan ordusuna ait bir Apache helikopterin İran tarafından düşürüldüğünü belirterek, "ABD'nin bu saldırıya zorunlu olarak karşılık vermesi gerekmektedir." demişti.

AA

Trump, Hürmüz Boğazı üzerinde devriye görevi yapan ABD ordusuna ait bir Apache helikopterinin İran tarafından düşürüldüğünü belirterek, “ABD’nin bu saldırıya zorunlu olarak karşılık vermesi gerekmektedir” dedi
Salı, Haziran 9, 2026 - 22:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Trump: İranlılar helikopterimizi düşürdü, karşılık vereceğiz
copyright Independentturkish: 

Muharrem İnce: CHP parçalanmamalı, omuz omuza ayakta durmalı

Muharrem İnce, CHP’de yaşanan tartışmalara ilişkin yaptığı açıklamada, partinin parçalanmaması gerektiğini vurgulayarak birlik çağrısında bulundu. İnce, CHP’nin tüm kadrolarıyla birlikte hareket etmesi gerektiğini belirterek, “Bunun için CHP'nin parçalanması değil, bütün kadrolarıyla kol kola, sımsıkı, omuz omuza ve başı dik bir şekilde ayakta durması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan İnce, CHP’nin kendisi için 40 yıllık bir emek ve mücadele anlamına geldiğini belirterek, partiden ayrılmanın ya da yeni bir siyasi oluşum kurmanın doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi. İnce, CHP’nin Türkiye’nin demokratik yapısı açısından kritik bir rol üstlendiğini ifade ederek, partinin zayıflatılmasının ülke siyaseti üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini savundu.

“CHP’den ayrılmak doğru bir yol değil”

İnce, açıklamasında CHP’nin parçalanmasının doğru bir siyasi tercih olmadığını belirterek, “CHP'den ayrılmanın ve yeni bir parti kurmanın doğru bir yol olmadığını söylemeliyim” dedi. CHP’nin Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi olduğunu hatırlatan İnce, partinin korunması gerektiğini vurguladı.

“CHP’nin gerçek sahibi üyeleridir”

Parti içi yönetim tartışmalarına da değinen İnce, CHP’nin daha demokratik bir yapıya kavuşması gerektiğini belirtti. Parti yönetiminin üyelerin iradesine dayanması gerektiğini ifade eden İnce, tüzük kurultayı çağrısında bulundu. İnce, genel başkan ve parti organlarının doğrudan üyeler tarafından seçilmesi gerektiğini savundu.

“Siyasette küskünlük olmaz”

Siyasi süreçte kırgınlık ve ayrışmanın doğru olmadığını dile getiren İnce, siyasetin uzun soluklu bir mücadele olduğunu vurguladı. İnce, “Siyasette küskünlük ve kırgınlık olmaz. Türkiye’nin ve partinin menfaati neyi gerektiriyorsa o yönde serin kanlılıkla hareket etmek gerekir” ifadelerini kullandı.

CHP’ye birlik ve dayanışma çağrısı

Muharrem İnce, CHP’nin iç tartışmalardan uzak durarak güçlü bir şekilde ayakta kalması gerektiğini belirtti. Partinin yalnızca seçim partisi olmadığını, aynı zamanda Cumhuriyet’in kurucu partisi olduğunu ifade eden İnce, CHP’nin halkın iradesine dayanması gerektiğini söyledi.

İnce açıklamasında, CHP’nin parçalanmasının Türkiye açısından olumsuz sonuçlar doğuracağını belirterek, partililere birlik ve dayanışma çağrısında bulundu.

ANKA

Muharrem İnce, CHP’de yaşanan tartışmalara ilişkin yaptığı açıklamada partinin parçalanmaması gerektiğini belirterek, “CHP’nin bütün kadrolarıyla omuz omuza ayakta durması gerekir” dedi
Salı, Haziran 9, 2026 - 21:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Muharrem İnce: CHP parçalanmamalı, omuz omuza ayakta durmalı
copyright Independentturkish: 

Özgür Özel, Manisa’da Ferdi Zeyrek için düzenlenen mevlide katıldı

Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, vefatının birinci yılında Hatuniye Camii’nde düzenlenen programla anıldı. Mevlid-i Şerif’e CHP Grup Başkanı Özgür Özel başta olmak üzere çok sayıda siyasi isim ve vatandaş katıldı.

Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen anma programı kapsamında önce belediye binasında tören yapıldı, ardından Hatuniye Camii’nde mevlit okutuldu.

Programa CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, ilçe belediye başkanları, milletvekilleri ve Zeyrek’in ailesi katıldı.

Özgür Özel: Anısını yaşatacağız, emanetlerine sahip çıkacağız

Mevlit sonrası konuşan CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Ferdi Zeyrek’in kaybının derin bir acı olduğunu belirterek, “Ferdi’nin yokluğuna katlanmak o kadar kolay değil. Hem Manisa’mız hem ailesi hem de CHP ailesi büyük bir sınavdan geçti. Anısını yaşatacağız, emanetlerine sahip çıkacağız” dedi.

Özel, Zeyrek’in hatırasına sahip çıkacaklarını vurgulayarak, kendilerine destek olan herkese teşekkür etti.

Mansur Yavaş: Mekanı cennet olsun

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ise “Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun” ifadeleriyle taziyelerini iletti.

Zeyrek’in eşi: Vakfıyla mirasını yaşatacağız

Ferdi Zeyrek’in eşi Nurcan Zeyrek, bu sürecin kendileri için zor olduğunu belirterek sabır ve tevekkül mesajı verdi. Zeyrek, Ferdi Zeyrek adına kurulan vakıfla onun mirasını yaşatacaklarını söyledi.

Programın ardından Cumhuriyet Meydanı’nda hayır yemeği düzenlendi. CHP Grup Başkanı Özgür Özel daha sonra Ferdi Zeyrek’in kabrini ziyaret ederek dua etti ve mezara karanfil bıraktı.

ANKA

Özgür Özel, Manisa’da vefatının birinci yılında Ferdi Zeyrek için düzenlenen mevlit programına katıldı. Hatuniye Camii’nde okutulan Mevlid-i Şerif’in ardından Zeyrek için dualar edildi, kabir ziyareti gerçekleştirildi
Salı, Haziran 9, 2026 - 21:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Özgür Özel, Manisa’da Ferdi Zeyrek için düzenlenen mevlide katıldı
copyright Independentturkish: 

İsrail Parlamentosu, Filistin'in vergi gelirlerinden kesinti yapılmasını öngören yasayı kabul etti

İsrail meclisi tarafından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu düzenlemenin pazartesi günü gerçekleştirilen oturumda ikinci ve üçüncü okumalarının tamamlanarak kabul edildiği bildirildi.

Açıklamada, iktidardaki Likud Partisi milletvekili Avihai Avraham Boaron tarafından sunulan yasa tasarısının kabul edildiği belirtildi.

Yeni yasaya göre, İsrail'in Filistin yönetimi adına topladığı ve "makasa (mahsuplaşma)" olarak adlandırılan vergi gelirlerinden her yıl belirli bir miktar kesinti yapılacak.

Kesintinin miktarı, İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in hazırlayacağı rapor doğrultusunda Ulusal Güvenlik İşleri Bakanlar Komitesi tarafından belirlenecek.

Yasa ayrıca kesilen tutarların İsrail devlet hazinesine aktarılmasını öngörüyor.

Ancak “terör eylemlerinden” zarar gördüğünü ileri süren İsraillilere ödenmesine hükmedilen tazminat borçlarının bulunması halinde, söz konusu meblağların öncelikle bu ödemelerde kullanılacağı, kalan kısmın ise devlet hazinesine aktarılacağı ifade edildi.

İsrail mahkemeleri son yıllarda, Filistinlilerin gerçekleştirdiği saldırılardan zarar gördüklerini öne süren İsrailliler lehine onlarca milyon dolarlık tazminat kararları vermişti.

Maliye Bakanı Smotrich daha önce bu tazminatları Filistin'e ait vergi gelirlerinden kesme uygulamasını yürütüyordu.

Yeni yasa ile söz konusu uygulama kalıcı yasal statü kazanmış oldu.

Filistin tarafında "makasa gelirleri" olarak adlandırılan bu kaynaklar, İsrail veya İsrail'in kontrolündeki sınır kapılarından Filistin topraklarına giren ithal ürünlerden alınan vergi ve gümrük gelirlerinden oluşuyor.

İsrail, bu gelirleri Filistin yönetimi adına topluyor.

İsrail, 2019 yılından bu yana çeşitli gerekçelerle bu gelirlerden kesintiler yaparken, söz konusu uygulama Filistin yönetiminin ciddi mali sıkıntılar yaşamasına ve kamu çalışanlarının maaşlarını tam olarak ödeyememesine yol açmıştı.

Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa, geçen ay yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'nin yanı sıra işgal altındaki Batı Şeria ile Doğu Kudüs'e yönelik baskılarını sürdürdüğünü belirterek, Filistin'e ait makasa gelirlerinden yapılan kesintilerin son 12 ayda daha da arttığını ifade etmişti.

Mustafa, İsrail'in bu süreçte vergi ve gümrük gelirlerinden elde edilen kaynakları Filistin hazinesine aktarmadığını kaydetmişti.

İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) arasında 1994 yılında imzalanan ve Oslo Anlaşması'nın ekonomik eki niteliğindeki Paris Ekonomik Protokolü uyarınca, makasa gelirleri İsrail Maliye Bakanlığı tarafından sınır kapılarında tahsil ediliyor.

İsrail, bu tahsilat hizmeti karşılığında toplam makasa gelirlerinin yüzde 3'ünü komisyon olarak alıyor. Yıllık bazda yaklaşık 380 milyon şekele (102 milyon dolar) ulaşan bu gelirler, Filistin yönetiminin en önemli mali kaynakları arasında yer alıyor.

AA

İsrail meclisi, Filistin yönetimine ait vergi gelirlerinden yapılan kesintilerin yasal zemine kavuşturulmasını öngören yasa teklifini kabul etti
Salı, Haziran 9, 2026 - 18:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
İsrail Parlamentosu, Filistin'in vergi gelirlerinden kesinti yapılmasını öngören yasayı kabul etti
copyright Independentturkish: 

24 ilde 'şike' operasyonu: 74 şüpheli tutuklandı

İstanbul merkezli 24 ilde düzenlenen şike ve yasa dışı bahis operasyonunda gözaltına alınan şüphelilerden 74’ü tutuklandı. Soruşturma kapsamında yaklaşık 192 milyar liralık işlem hacmi tespit edilirken, 350 milyon lira değerindeki mal varlığına da el konuldu.

82 şüpheli adliyeye sevk edildi

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde 5 Haziran’da İstanbul merkezli 24 ilde eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyonda gözaltına alınan 82 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından Anadolu Adalet Sarayı’na sevk edildi.

Savcılık sorgularının ardından 79 şüpheli tutuklama talebiyle, 3 şüpheli ise adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine çıkarıldı.

74 şüpheli tutuklandı

Sulh ceza hakimliği, şüphelilerden 74’ünün tutuklanmasına karar verirken, 5 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetti. Diğer 3 şüphelinin işlemlerinin ise sürdüğü öğrenildi.

192 milyar liralık işlem hacmi ortaya çıkarıldı

Soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde, şüpheli İ.Ö.Ö. tarafından yönetildiği öne sürülen suç ağı aracılığıyla sonucu önceden belirlenen müsabakalar üzerinden ve yasal-yasa dışı bahis faaliyetlerinden gelir elde edildiği tespit edildi.

Polis ekipleri, elde edilen gelirlerin kripto varlık cüzdanları üzerinden transfer edildiğini ve kullanıcı bilgileri tespit edilemeyen farklı cüzdanlara aktarıldığını belirledi.

Döviz ve kuyumculuk sektörü de mercek altında

Yürütülen çalışmalarda suç ağı içerisinde döviz ve kuyumculuk sektöründe faaliyet gösteren bazı şüphelilerin de yer aldığı saptandı. Mali polis tarafından yapılan analizlerde toplam 192 milyar liralık işlem hacmi tespit edildi.

Operasyonun devamında 6 şüpheli daha yakalanırken, bu kişilerden 4’ü işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

350 milyon liralık mal varlığına el konuldu

Soruşturma kapsamında suçtan elde edildiği değerlendirilen yaklaşık 350 milyon lira değerindeki 83 menkul ve gayrimenkule el konuldu. Ayrıca şüphelilere ait banka hesapları ile kripto varlık hesaplarına bloke işlemi uygulandı.

AA

İstanbul merkezli 24 ilde düzenlenen şike ve yasa dışı bahis operasyonunda 74 şüpheli tutuklandı
Salı, Haziran 9, 2026 - 18:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
24 ilde 'şike' operasyonu: 74 şüpheli tutuklandı
copyright Independentturkish: 

72 ilin CHP il başkanlığından ortak açıklama: Seçilmiş genel başkanımız Özel, cumhurbaşkanı adayımız ise İmamoğlu'dur

CHP Adana İl Başkanı Anıl Tanburoğlu, TBMM Basın Kapısı'nda düzenlenen basın toplantısında, 72 ilin CHP İl Başkanlığı tarafından hazırlanan ortak basın açıklamasını okudu.

Tanburoğlu, "Türkiye'nin kaybedecek vakti yok: Önce kurultay, sonra İktidar. Atamızın emaneti, Cumhuriyetin kurucusu partimiz, AKP iktidarının siyasi çıkarları uğruna demokrasi tarihimizde hiç görülmemiş şekilde felç edilmeye çalışılıyor. Partimiz atlattığı büyük badirelerde bu gibi dönemlerde ne yapacağını kurumsal hafızasına kazımıştır. CHP kurulduğu günden yana kongreler ve kurultaylar partisidir. İktidar tarafından kurgulanmış gerilimin mahkeme salonlarından sokaklara taşmasını engellemenin yolu, meşru rekabet arenası olan kurultayımızın toplanmasıdır" diye konuştu.

"Mesele milletin iradesidir"

"Tarih boyunca olduğu gibi, tüm oyunları bozmak için kendi öz gücümüze, üyelerimizin ve delegelerimizin iradesine dönmek zorundayız" diyen Tanburoğlu, çünkü meselenin partinin iç meselesi olmadığını belirtti.

CHP'de bir ikilik, çekişme ve kavga bulunmadığını ifade eden Kanburoğlu, şunları kaydetti:

Mesele memleketimizdir, milletimizin iradesidir. Partimizin kurultayının yapılacağı tarih 25 Temmuz 2026'dan önce olmalıdır bir an önce ilan edilmelidir. 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' şiarımızla açık biçimde ilan ediyoruz, Cumhuriyet Halk Partisi'nde egemenlik kayıtsız şartsız örgütündür. Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Adayımız ise milletimizin oylarıyla seçilen Ekrem İmamoğlu'dur. Üyelerimizin, seçmenlerimizin ve ceberrut iktidara karşı birleşen halkımızın partimizden beklentisi bir an önce iktidar yürüyüşüne devam etmesidir. 81 ilde örgütlerimiz kurultaya da iktidara da hazırdır. 2 milyon üyemizin iradesi, CHP'yi bu cendereden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü tüm gücüyle sürdürecek kudrete sahiptir. Halkın dediği olur.

 

Independent Türkçe

"Partimizin kurultayının yapılacağı tarih 25 Temmuz 2026'dan önce olmalıdır bir an önce ilan edilmelidir. 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' şiarımızla açık biçimde ilan ediyoruz; Cumhuriyet Halk Partisi'nde egemenlik kayıtsız şartsız örgütündür"
Salı, Haziran 9, 2026 - 17:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

jw id: 
EPPliCzZ
Type: 
SEO Title: 
72 ilin CHP il başkanlığından ortak açıklama: Seçilmiş genel başkanımız Özel, cumhurbaşkanı adayımız ise İmamoğlu'dur
copyright Independentturkish: 

İran'dan İsrail'e füze saldırısı

İsrail ordusu, İsrail’e yönelik yeni füze saldırıları gerçekleştirildiğini açıkladı. Art arda iki dalga halinde gerçekleşen saldırılar nedeniyle ülkenin kuzeyindeki birçok kentte sirenler çaldı.

Açıklamada, İsrail İç Cephe Komutanlığı talimatlarına uyulması ve isabet anlarına ilişkin görüntülerin paylaşılmaması uyarısında bulunuldu. Hava savunma sistemlerinin füzeleri önlemeye çalıştığı bildirildi.

Ben Gurion Havalimanı kapatıldı, okullar tatil edildi

Saldırılar nedeniyle Ben Gurion Havalimanı’nda uçuşların durdurulduğu, bazı bölgelerde ise okulların tatil edildiği açıklandı.

Füzelerin güzergâhı nedeniyle Ürdün’de de sirenlerin çaldığı bildirildi.

Bölgedeki gerilim tırmanıyor

İsrail ordusunun ateşkese rağmen Lübnan’ın başkenti Beyrut’un Dahiye bölgesine hava saldırısı düzenlediği, saldırılarda ölü ve yaralıların olduğu belirtilmişti. İranlı yetkililer ise saldırıya karşılık verileceğini açıklamıştı.

İran Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı Hatemu’l Enbiya Merkez Karargâhı tarafından yapılan açıklamada, İsrail’e yönelik saldırıların devam edebileceği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

“Siyonist ordu, Lübnan’ın güneyi ve banliyölerine yönelik saldırılarını durdurmalıdır. Aksi halde daha yıkıcı saldırılarla karşılaşacaktır.”

Beyrut saldırısına tepki

Beyrut’un Dahiye bölgesine yönelik saldırılarda ilk belirlemelere göre 2 kişinin hayatını kaybettiği, 11 kişinin yaralandığı açıklanmıştı.

İran Meclisi yetkilileri ve askeri kanattan yapılan açıklamalarda, İsrail’e karşı “kesin karşılık verileceği” ve bölgedeki gerilimin daha da artabileceği mesajı verildi.

Trump'tan İran'a: Füzelerinizi fırlattınız, artık masaya dönün

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın İsrail'e yönelik füze saldırılarının ardından dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Trump, Tahran yönetimine müzakerelere geri dönme çağrısı yaparak, gerilimin daha fazla tırmanmaması gerektiğini söyledi.

Fox News muhabirinin aktardığına göre Trump, İsrail'in kuzeyinde sirenlerin çalmasına neden olan İran saldırılarının devam eden diplomatik görüşmelere katkı sağlamadığını ifade etti.

İran'a seslenen Trump, "İran'a önerim şu: Füzelerinizi fırlattınız, yeter. Masaya geri dönün ve bir anlaşma yapın." dedi.

Trump ayrıca İsrail'in bugün Lübnan'ın başkenti Beyrut'a düzenlediği saldırıya da değinerek, operasyondan memnun olmadığını dile getirdi.

ABD Başkanı, "Bundan memnun değilim." ifadesini kullanırken, bölgede artan gerilimin diplomatik yollarla çözülmesi gerektiği mesajını verdi.

Independent Türkçe, AA

İsrail’in Beyrut’a yönelik saldırısının ardından İran’dan fırlatılan füzeler nedeniyle İsrail’in kuzeyinde sirenler çaldı
Pazar, Haziran 7, 2026 - 23:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
İran'dan İsrail'e füze saldırısı
copyright Independentturkish: 

Aziz Yıldırım, 8 yıl sonra girdiği başkanlık yarışında Hakan Safi’yi geçerek yeniden Fenerbahçe Başkanı oldu

Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, olağanüstü seçimli genel kurulda yapılan oylama sonucunda Aziz Yıldırım’ın 17 bin 245 oy alarak Fenerbahçe Kulübü’nün yeni başkanı seçildiğini açıkladı. Hakan Safi ise 9 bin 927 oyda kaldı.

Böylece Fenerbahçe’de başkanlık yarışını Aziz Yıldırım kazandı.

“Fenerbahçe’nin sandığı namustur”

Chobani Stadı’nda basın mensuplarına açıklama yapan Hakan Safi, seçim sonucuna ilişkin değerlendirmesinde, “Gördüğümüz kadarıyla yeniliyoruz. Fenerbahçe’nin sandığı namustur. Fenerbahçe camiası böyle istiyor” dedi.

Safi, seçim sürecinde camiaya yeni projeler ve yatırımlar vadettiğini belirterek, “Ciddi transferlerin ve yatırımların sözünü vermiştik, kontratlarını da hazırlamıştık. Ancak Fenerbahçe camiası farklı bir tercih yaptı. Aziz başkanı tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

“Her zaman Fenerbahçe’nin emrindeyim”

Kendisine oy verenlere teşekkür eden Safi, kulüp için sorumluluklarının devam edeceğini vurgulayarak, “Bize oy vermeyenleri de anlamak lazım. Fenerbahçe için sorumluluklarım devam ediyor. Her şey Fenerbahçe için” diye konuştu.

Independent Türkçe

Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, olağanüstü seçimli genel kurulda yapılan oylamada Aziz Yıldırım’ın 17 bin 245 oy alarak Fenerbahçe Başkanı seçildiğini açıkladı
Pazar, Haziran 7, 2026 - 22:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Aziz Yıldırım, 8 yıl sonra girdiği başkanlık yarışında Hakan Safi’yi geçerek yeniden Fenerbahçe Başkanı oldu
copyright Independentturkish: 

Yerel yönetimler için 6 beldede yapılan seçimde kesin olmayan sonuçlar açıklandı

YSK Başkanı Serdar Mutta, 6 belde ve 362 mahallede saat 08.00'de başlayan ara seçime ilişkin, "Toplam bin 164 sandıkta 371 bin 870 kayıtlı seçmen ile oy verme işlemi gerçekleştirilmiştir. YSK tarafından, oy verme süreci boyunca seçimlerin düzen içinde yürütülmesi için gerekli tüm tedbirler alınmış olup, seçim iş ve işlemlerinin genel olarak sorunsuz şekilde tamamlandığı tespit edilmiştir" ifadelerini kullandı.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Serdar Mutta, Tokat'ın Reşadiye ilçesine bağlı Yolüstü ve Çevrecik, Almus ilçesine bağlı Bağtaşı, Yeşilyurt ilçesine bağlı Kuşçu ile Gümüşhane'ye bağlı Tekke ve Nevşehir'in Ürgüp ilçesine bağlı Mustafapaşa beldelerinde belediye başkanı ve belediye meclis üyeleri seçiminin sona erdiğini açıkladı. 

Yazılı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Tokat ili Reşadiye ilçesine bağlı Yolüstü ve Çevrecik beldeleri, Tokat ili Almus ilçesine bağlı Bağtaşı Beldesi, Tokat ili Yeşilyurt ilçesine bağlı Kuşçu Beldesi, Gümüşhane ili Merkez ilçesine bağlı Tekke Beldesi ve Nevşehir ili Ürgüp ilçesine bağlı Mustafapaşa Beldesi'nde gerçekleştirilen belediye başkanlığı/belediye meclis üyeliği ara seçimleri ile ülke genelinde 355 mahallede muhtarlık ve 37 mahallede ihtiyar heyeti ara seçimlerinde toplam bin 164 sandıkta 371 bin 870 kayıtlı seçmen ile oy verme işlemi gerçekleştirilmiştir, seçim takviminde belirlenen saat 17.00 itibarıyla oy verme işlemi sona ermiştir.

"Sayım döküm işlemi başladı"

Yüksek Seçim Kurulu tarafından, oy verme süreci boyunca seçimlerin düzen içinde yürütülmesi için gerekli tüm tedbirler alınmış olup, seçim iş ve işlemlerinin genel olarak sorunsuz şekilde tamamlandığı tespit edilmiştir. Oy verme işleminin sona ermesinin ardından sandık kurulları, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde sayım ve döküm işlemlerine başlamıştır. Sayım ve döküm işlemlerinin tamamlanmasını müteakip, sandık sonuç tutanakları sandık kurulu üyeleri tarafından düzenlenerek imza altına alınacaktır. Düzenlenen sandık sonuç tutanaklanına ilişkin veriler, mevzuatta öngörülen usul ve esaslar doğrultusunda seçim bilişim sistemine aktarılacaktır. Demokratik sürece katılım gösteren vatandaşlarımıza, seçim görevlilerine, sandık kurulu üyelerine, kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele ve tüm görevlilere teşekkür ederiz. Şahsım ve Yüksek Seçim Kurulu adına sonuçların Milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Ara seçim yapılan Tokat'ın Bağtaşı beldesinde AK Parti adayı Mustafa Karadağ, Kuşçu beldesinde MHP adayı Hikmet Temizel, kesin olmayan sonuçlara göre belediye başkanlığına seçildi.

Nevşehir Mustafapaşa'da AK Parti'nin adayı Mustafa Özer, Tokat Yolüstü'nde ise AK Parti'nin adayı Mustafa Altın belediye başkanlığını kazandı.

AK Parti Seçim İşleri Başkanı Yavuz: 6 beldenin 5’ini kazandık

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz, bugün 6 beldede yapılan ara seçimlerde resmi olmayan sonuçlara göre 5 beldenin Cumhur İttifakı tarafından kazanıldığını bildirdi. Yavuz, "Bu sonuçlar milletimizin partimize teveccühünün artarak devam ettiğini gösteriyor" dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz, 6 beldede yapılan ara seçimlerin resmi olmayan sonuçlarına ilişkin açıklama yaptı. Yavuz, AK Parti’nin aday gösterdiği 5 beldenin 4’ünü kazandığını, Tokat Yeşilyurt Kuşçu beldesinde ise Cumhur İttifakı’nın MHP adayının seçimi önde tamamladığını belirtti.

Yavuz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bugün 6 beldede yapılan ara seçimlerde partimizin aday gösterdiği 5 beldenin 4'ünü AK Parti kazandı (Tokat Almus Bağtaşı, Tokat Reşadiye Yolüstü, Nevşehir Ürgüp Mustafapaşa, Gümüşhane Merkez Tekke). Tokat Yeşilyurt Kuşçu beldesinde bizim de desteklediğimiz Cumhur İttifakı/ MHP adayı seçimi kazanmış oldu. Tokat Reşadiye Çevrecik beldesinde ise oylarımızı 5 kat artırdık. Özetle, 6 beldenin 5'ini kazanmış olduk.

Resmi olmayan sonuçlara göre;
1. Tokat Almus Bağtaşı'nda yüzde 94.5
2. Tokat Reşadiye Yolüstü'de yüzde 82
3. Nevşehir Ürgüp Mustafapaşa'da yüzde 52
4. Gümüşhane Merkez Tekke'de yüzde 65
5. Tokat Yeşilyurt Kuşçu beldesinde (MHP) yüzde 60
6. Tokat Reşadiye Çevrecik beldesinde ise kazanamamış olsak da oylarımızı beş kat artırarak yüzde 48'e çıkarttık.

Bu sonuçlar, milletimizin partimize teveccühünün artarak devam ettiğini çok açık bir şekilde gösteriyor. Destekleri için milletimize müteşekkiriz. Milletimize hizmetkarlık yolunda durmadan gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz inşallah."

 

ANKA

Tokat, Gümüşhane ve Nevşehir’e bağlı 6 beldede bugün belediye başkanlığı ve belediye meclisi üyeliği seçimleri yapıldı. Kayseri, Muş ve Diyarbakır'da da bazı mahallelerde muhtarlık seçimleri için oy kullanıldı
Pazar, Haziran 7, 2026 - 20:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Yerel yönetimler için 6 beldede yapılan seçimde kesin olmayan sonuçlar açıklandı
copyright Independentturkish: 

Hüseyin Çelik: Susma hakkını kullanan bir toplum olamaz. Susan insan hak iddiasında bulunamaz

Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen "Adalet Hemen Şimdi" başlıklı konferansta yaptığı konuşmada, adalet, demokrasi ve ifade özgürlüğü konularında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Çelik, "Susma hakkını kullanan bir toplum olamaz. Susan insan hak iddiasında bulunamaz" dedi.

Demokrasi Platformu'nun Bahar Konferansları kapsamında Fatih'te bir otelde düzenlediği etkinliğe eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevtap Yokuş, hukukçu Prof. Dr. İzzet Özgenç ve hukukçu-yazar Figen Çalıkuşu konuşmacı olarak katıldı. Programın açış konuşmasını ise eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik yaptı.

"Örgütlü toplum güdülmeye izin vermez"

Demokratik toplumlarda sivil toplumun önemine vurgu yapan Çelik, medeni insanların yönetilmelerine izin verdiğini ancak güdülmelerine müsaade etmediğini söyledi.

Türkiye'de birçok kuruluşun sivil toplum örgütü olarak görüldüğünü ancak bunların önemli bölümünün kanunla kurulmuş meslek örgütleri olduğunu belirten Çelik, gerçek sivil toplum kuruluşlarının gönüllülük esasına dayalı, gerektiğinde itiraz eden ve öneriler sunabilen yapılar olduğunu ifade etti.

Demokrasi Platformu'nun da bu anlayışla kurulduğunu kaydeden Çelik, "Adalet halkımızın ekmeğidir, insanların ekmeğidir" dedi.

"Türkiye adalet sıralamasında geriledi"

Konuşmasında adalet sistemine ilişkin verileri paylaşan Çelik, Türkiye'nin Dünya Adalet Raporu'nda 143 ülke arasında 118'inci sırada bulunduğunu söyledi.

Türkiye'nin 2015 yılında 80'inci sırada yer aldığını hatırlatan Çelik, "10 yılda 38 basamak düşmüşüz. Adeta çakılmış durumdayız" ifadelerini kullandı.

Bireysel özgürlükler açısından da Türkiye'nin 165 ülke arasında 144'üncü sırada yer aldığını belirten Çelik, cezaevlerinin kapasitesinin yaklaşık 300 bin kişi olmasına rağmen tutuklu ve hükümlü sayısının bunun çok üzerinde olduğunu dile getirdi.

"Adalet ekmek kadar, su kadar önemli"

Türkiye'de adalete yönelik ciddi bir talep bulunduğunu savunan Çelik, adalet eksikliği ve yargı sistemindeki sorunların ülkenin temel meseleleri arasında yer aldığını söyledi.

Çelik, "Adalet çığlığı, adalete olan özlem, adalet eksikliği, adalet aksaklığı ve mahkemelerdeki durum bizim şu anda ekmek kadar, su kadar temel meselemiz durumundadır. Mutlak surette bu problemi aşmak zorundayız" diye konuştu.

"Üniversitenin ve medyanın susma lüksü yok"

Toplumsal sorunların konuşularak çözülebileceğini ifade eden Çelik, ifade özgürlüğünün önemine dikkat çekti.

"Birileri bize 'Konuşuyorsunuz da ne faydası var' diyor" diyen Çelik, demokratik toplumlarda sorunların konuşularak aşılabileceğini belirtti.

Çelik, "Susma hakkını kullanan bir toplum olamaz. Susan insan hak iddiasında bulunamaz. Köylü Mehmet Ağa köy kahvesinde karnından konuşabilir, itiraz edebilir, kendi arasında dedikodu yapabilir ama üniversitenin, medyanın konuşmamak, gerçekleri haykırmamak gibi bir lüksü yoktur" ifadelerini kullandı.

"Türkiye işçiler için en kötü 10 ülkeden biri"

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu'nun 2026 Küresel Haklar Endeksi'ne de değinen Çelik, Türkiye'nin işçi hakları açısından dünyanın en kötü 10 ülkesi arasında gösterildiğini söyledi.

Bu tablonun kabul edilemez olduğunu belirten Çelik, "Biz bunu hak ediyor muyuz?" diye sorarak, yöneticilerin eleştirilere kulak vermesi gerektiğini ifade etti.

Demokrasi Platformu olarak amaçlarının sorunları görünür kılmak olduğunu belirten Çelik, "Eğer aynayı bu konunun çözümünde etkili ve yetkili olabilecek insanların yüzüne tutabilirsek kendimizi bahtiyar addedeceğiz" dedi.

ANKA

Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, adalet ve ifade özgürlüğü vurgusu yaptığı konuşmada, “Susma hakkını kullanan bir toplum olamaz. Susan insan hak iddiasında bulunamaz” dedi
Pazar, Haziran 7, 2026 - 19:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Hüseyin Çelik: Susma hakkını kullanan bir toplum olamaz. Susan insan hak iddiasında bulunamaz
copyright Independentturkish: 

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sıfır Atık Hareketi, BM nezdinde kabul gören küresel bir çevre seferberliğine dönüştü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen Sıfır Atık Forumu'nun gala yemeğinde yaptığı konuşmaya katılımcıları selamlayarak başladı.

Medeniyetlerinin cümle kapısı olan aziz İstanbul'da Sıfır Atık Forumu'nun kapanışında katılımcılarla birlikte olmaktan memnuniyet duyduğunu dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden forumu teşrif eden konuklara "Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz." ifadesini kullandı.

Erdoğan, "Döngüsel ekonomiden iklim dostu üretim modellerine, atığın ekonomik değere dönüştürülmesinden kaynak verimliliğine pek çok önemli başlığın ele alındığı forumun hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sıfır Atık Vakfımız ve bakanlıklarımız başta olmak üzere bu kapsamlı organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçen tüm kurum ve kuruluşlarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum." diye konuştu.

İki gün önce idrak edilen "Dünya Çevre Günü" ile 7 gün boyunca çeşitli etkinliklerle dolu dolu geçirilen "İstanbul Sıfır Atık Haftası"nı canıgönülden tebrik ettiğini belirten Erdoğan, hem çocukların hem de ziyaretçilerin çevre ve geri dönüşüm alanlarında farkındalığını artıran festival ile serginin de aynı şekilde hayırlar getirmesini temenni etti.

“Türkiye'nin çevre diplomasisinde ulaştığı yüksek seviyenin açık bir göstergesi”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 183 ülkeden 120'yi aşkın bakanı, 200'ün üzerinde belediye başkanını, 500'den fazla uluslararası paydaşı bir araya getiren bu platformu son derece kıymetli bulduğunu dile getirerek, "Gençlik teşkilatlarından özel sektöre, sivil toplum kuruluşlarından politika yapıcılara, akademisyenlerden karar vericilere, 5 bini aşkın katılımcının iştirak ettiği bu forum, Türkiye'nin çevre diplomasisinde ulaştığı yüksek seviyenin açık bir göstergesidir." değerlendirmesini yaptı.

Forumun bir diğer özelliğinin de yalnızca teorik düzeydeki tartışmalar değil somut, uygulanabilir ve ölçülebilir çözüm önerilerine odaklanması olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Gerek kapsamı gerek metodu gerekse mahiyeti itibariyle Sıfır Atık Forumu'nun, var olan potansiyeli kuvveden fiile çıkaracağına, düşünceyi eylemle buluşturacağına yürekten inanıyorum. Kasım ayında Antalya'da ev sahipliği yapacağımız COP31 Taraflar Konferansı'na giden yolda forumun üstlendiği bu misyon çok ama çok değerlidir. Bu bakımdan forumun temasının 'Antalya'ya Giden Yol: İklim Eylemi' olarak, sıfır atık şeklinde belirlenmesi son derece doğru ve isabetli olmuştur. Foruma fikirleriyle, eleştirileriyle, tespitleriyle katkı yapan herkese şahsım ve milletim adına bir kez daha şükranlarımı iletiyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, forumun irade beyanları olan ortak deklarasyon ve ortak sonuç bildirgesinin de çevre ve iklim alanında atılacak yeni adımlar için şimdiden hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İklim meselesi, tıpkı savaş ve küresel salgın gibi insanlığın tamamını tehdit eden ciddi bir sorundur. İklim krizinin derinleşmesinde en büyük payı olan ülkeler aynı zamanda bu krizden en az etkilenen ülkelerden oluşuyor. Sıfır Atık Hareketi hamdolsun BM nezdinde kabul gören küresel bir çevre seferberliğine dönüştü. 2 trilyon litre su, 270 milyar kilovatsaat enerji, 60 milyar litre petrol ve 390 milyon metreküp atık depolama alanı tasarrufu temin ettik. 2017'de yüzde 13 olan geri kazanım oranımız 2025'te yüzde 37,53'e çıktı. Bu oranı 2035'te yüzde 60'a, 2053'te ise yüzde 70'e çıkaracağız.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yapay zeka ve yeni teknolojilerin üretimi hızlandırdığı, bilinçsiz tüketim alışkanlıklarının tabiatı hırpaladığı bir dönemi yaşıyoruz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sıfır Atık Hareketi'yle hayata geçirilen proje ve uygulamalarla ekonomimize tam 365 milyar lira katkı sağladık." şeklinde konuştu.

AA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sıfır Atık Hareketi hamdolsun BM nezdinde kabul gören küresel bir çevre seferberliğine dönüştü." dedi
Pazar, Haziran 7, 2026 - 18:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sıfır Atık Hareketi, BM nezdinde kabul gören küresel bir çevre seferberliğine dönüştü
copyright Independentturkish: 

Trump: İran anlaşmaya çok yakın, uranyumu birlikte imha edebiliriz

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen nükleer müzakerelerde anlaşmaya çok yakın olduklarını belirterek, anlaşma sağlanması halinde İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunun imhası sürecinde birlikte çalışabileceklerini söyledi. Trump, anlaşmaya varılamaması durumunda ise İran üzerindeki askeri baskının süreceğini ifade etti.

Trump, NBC News'e verdiği röportajda İran ile devam eden müzakerelere ve olası bir anlaşmanın detaylarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

İran'ın anlaşmaya "çok yakın" olduğunu savunan Trump, taraflar arasında yalnızca birkaç pürüz kaldığını ve bunların önemli sorunlar olmadığını belirtti.

"Uranyumu birlikte imha ederiz"

Anlaşma sağlanması halinde İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunun imha edilmesi konusunda işbirliği yapabileceklerini ifade eden Trump, "Eğer dostane ilişkilerimiz olduğunu kabul edip bir anlaşma yaparsak, hep birlikte devam ederiz. Ekipman bizim olur. İster yerinde olsun ister başka bir yere götürelim, onu alıp imha ederiz." dedi.

Trump, anlaşmanın başarısız olması halinde ise İran'a yönelik baskının devam edeceğini vurgulayarak, "Onlarla birlikte ya da onlarsız gideceğiz. Ama bize ateş eden insanlar olmayacak." ifadelerini kullandı.

Nükleer silah maddesi talebi

İran'ın nükleer silah sahibi olmayacağını kabul ettiğini öne süren Trump, anlaşmaya İran'ın nükleer silah geliştirmesinin yanı sıra bu tür silahları satın almamasını da güvence altına alacak ek bir madde eklenmesini istediğini söyledi.

Trump, İranlı yetkililerin başlangıçta bu talebe mesafeli yaklaştığını ancak daha sonra itiraz etmediklerini kaydetti.

Mücteba Hamaney ile görüşmeye açık

ABD Başkanı, İran'ın yeni lideri Mücteba Hamaney'i "rasyonel ve zeki" olarak nitelendirerek, talep etmesi halinde kendisiyle görüşebileceğini söyledi.

Hamaney ile doğrudan görüşmediğini belirten Trump, İran liderinin ciddi şekilde yaralandığını öne sürerken, buna rağmen ABD ile ilişkileri değerlendirmesinin cesaret gerektirdiğini savundu.

"İran'ın başka seçeneği yok"

İran yönetimini "güçlü ve gururlu" olarak tanımlayan Trump, bir anlaşmaya ulaşmanın zaman alabileceğini ancak İran'ın başka seçeneği bulunmadığını iddia etti.

Trump ayrıca, olası bir anlaşmanın ardından İran'ın dondurulmuş varlıklarının hemen serbest bırakılmayacağını, bu konunun daha sonraki aşamalarda değerlendirilebileceğini söyledi.

İran'ın askeri kapasitesine büyük zarar verdiklerini ileri süren Trump, bölgede konuşlu yaklaşık 50 bin ABD askerinin ise anlaşma sağlanmadan geri çekilmeyeceğini ifade etti.

AA

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la anlaşma sağlanması halinde uranyum stoklarının imha edileceğini, anlaşma olmazsa Tahran'ın askeri kapasitesine yönelik baskının süreceğini söyledi
Pazar, Haziran 7, 2026 - 18:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Trump: İran anlaşmaya çok yakın, uranyumu birlikte imha edebiliriz
copyright Independentturkish: 

Fidan'dan ABD-İran görüşmesine ilişkin açıklama: Mayın temizleme sürecine katkıda bulunmamız istenirse memnuniyetle yaparız

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Güney Kore ziyareti kapsamında JTBC TV'ye açıklamalarda bulundu.

Türkiye ve Güney Kore'nin Kore Savaşı'ndan bu yana müttefik olduğuna ve işbirliğinin 2012'de stratejik düzeye yükseltildiğine işaret eden Fidan, "Dolayısıyla kurumsal olarak stratejik bir işbirliği mekanizmamız var. Her geçen yıl, her iki tarafta başa gelen yönetimler, bence her alanda işbirliğini ilerletmek için ellerinden geleni yapıyorlar" dedi.

Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son 24 yıldır Güney Kore ile her düzeydeki işbirliğine büyük önem verdiğini dile getirerek, tarafların karşılıklı üst düzey ziyaretler gerçekleştirdiğini hatırlattı.

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung'un geçen yıl Türkiye'yi ziyaretinin halihazırda iyi olan ilişkileri daha da ilerletmek için bir dönüm noktası olduğunu belirten Fidan, "Her iki tarafın liderleri bir araya gelerek, işbirliğinin düzeyini ve günümüz dünyasının gerekliliklerini gözden geçiriyorlar. Böylece, hangi alanlarda ve nasıl ilişkiler kurmamız gerektiği konusunda güncelleme yapıyorlar" ifadelerini kullandı.

Fidan, ticaret, savunma sanayii ve teknoloji alanlarında işbirliğinin "doğru yolda" olduğu değerlendirmesinde bulunarak, küresel zorluklar konusunda da giderek daha fazla fikir alışverişinde bulunduklarına işaret etti.

"Her iki taraf da şu anda Sinop Nükleer Santrali konusunda olası bir işbirliğini görüşmeye başladı" diyen Fidan, 2008-2009 döneminde Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan ile çalışırken bu proje üzerinde görevli olduğunu ve Kore Elektrik Enerjisi Kurumuyla (KEPCO) ileri düzeyde bir işbirliği yapmak istediklerini, ancak projenin sonuca varamadığını söyledi.

Fidan, bu sefer ortak projeyi gerçekleştirebileceklerini umduğunu belirterek, Kore teknolojisinin Türkiye'deki nükleer santral inşaatlarında önemli bir rol oynamasını istediklerini vurguladı.

ABD-İran görüşmeleri

"ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz günlerde İran ile bir mutabakat zaptının bir hafta içerisinde imzalanabileceğini belirtti. Bu zaman çizelgesine ilişkin değerlendirmeniz nedir?" sorusunu cevaplayan Fidan, şunları söyledi:

Ben iyimserim, çünkü her iki tarafla, arabulucu Pakistan ve bölgedeki diğer bazı ilgili taraflarla düzenli istişareler içindeyim. Onların bir mutabakata, bir anlaşmaya varmalarına yardımcı olmak için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bununla birlikte, bazı teknik ayrıntılar olduğunu da biliyorsunuz. Nihai teyit konusunda ise her iki tarafın da ilk taslağın son hali üzerinde genel bir mutabakata vardığını düşünüyorum. Umarım çok yakında iyi haberler alabiliriz.

Fidan, "Hürmüz Boğazı'nın ticari gemilere tamamen yeniden açılma ihtimali nedir? Daha geniş kapsamlı nükleer çerçeve müzakerelerine başlamadan önce boğazla ilgili bir anlaşma yapılması gerektiğini düşünüyor musunuz?" sorusunu da yanıtladı.

ABD ile İran arasındaki görüşmelerin geleneksel olarak her zaman nükleer meseleler etrafında döndüğüne dikkati çeken Fidan, "Mevcut durum nedeniyle ilk kez başka bir konu daha acil hale gelmiş ve nükleer meselelerden daha önemli bir konuma yükselmiştir Hürmüz Boğazı'nın durumu. Hürmüz Boğazı birkaç ay daha kapalı kalırsa, bazı raporlara göre Afrika'daki bazı ülkeler gerçekten gıda kıtlığıyla karşı karşıya kalacak. Sonuç olarak bu herkes için küresel bir kabustur." ifadelerini kullandı.

Fidan, her iki tarafın da Hürmüz Boğazı'nın açılmasına odaklanıp ardından nükleer müzakerelere geçmeye çok istekli olduğunu aktardı.

"Türkiye, çözüm için yardıma hazır"

Türkiye'nin Hürmüz Boğazı'ndaki olası mayın temizleme operasyonlarına katılımı hakkındaki soruya cevaben "Eğer taraflar arasında bir anlaşma sağlanırsa veya bizden mayın temizleme sürecine katkıda bulunmamız istenirse, bunu memnuniyetle yaparız" dedi.

Fidan, "Aslında Cumhurbaşkanımızın bu konuda ilkesel bir tutumu var, ancak bazen örneğin Rusya-Ukrayna Savaşı'nda olduğu gibi arabuluculuk yapmaya çalıştığımızda kendimizi benzer bir durumda buluyoruz, burada da durum aynı. Savaşan taraflar bir çözüm üzerinde anlaştığında, o çözümün bir parçası olabileceğimizi düşündüğümüz veya o çözümü kolaylaştırmamız istendiğinde, yardım etmeye hazırız" ifadelerini kullandı.

Çatışmanın sona ermesi konusunda ne kadar zor olursa olsun, iyimser olduğunu dile getiren Fidan, her iki tarafın da farklı zorluklarla karşı karşıya olduğunu, ancak aynı sonucu istediğini söyledi.

Fidan, hem Amerikalılar hem de İranlıların savaşın sona ermesini istediğini belirterek, "Ancak burada savaşın başlatıcısı olan üçüncü bir taraf var. İsrail. İsrail şu anda, ABD ve İran arasında şu anki haliyle yapılacak herhangi bir anlaşmanın İsrail'in çıkarlarına uygun olmadığını düşünüyor. Bu yüzden müzakereleri rayından çıkarmak veya sabote etmek için ellerinden geleni yapıyorlar" diye konuştu.

Bakan Fidan, uluslararası topluma, barış müzakereleri söz konusu olduğunda "İsrail'e baskı uygulayarak onu uslu durmaya zorlaması" çağrısında bulundu.

"İsrail'in yayılmacılığı tüm dünyayı etkileyen büyük riskler doğuruyor"

İsrail'in müzakere masasına oturtulması için en önemli diplomatik kozun "geçen yıl Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda Filistin Devleti'nin tam üyeliği konusunda yapılan oylamada görüldüğü gibi" tüm uluslararası toplumun tutumu olduğunu kaydeden Fidan, 157 ülkenin Filistin Devleti lehinde oy kullanmasının önemine değindi.

Fidan, tüm uluslararası toplumun Gazze ve Filistin'deki soykırıma şiddetle karşı olduğunun altını çizerek, bu tutumun İsrail'e baskı yapmak için bir koz olarak kullanılması gerektiğini ifade etti.

İsrail'in uluslararası kurallardan, normlardan, düzenlemelerden ve etik kurallardan muaf tutulmaması gerektiğini vurgulayan Fidan, "Avrupa Birliği, BM, diğer bazı bölgesel ve uluslararası kuruluşlar ve topluluklar ile ulus devletler bir araya gelip İsrail'e aynı şeyi söyleyebilirse, eğer İsrail buna karşı önlem almazsa eyleme geçerlerse, bence yüzde yüz başarı şansımız olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, İsrail'in bölgedeki istikrarsızlıkları uzatma yönündeki adımlarına ilişkin, "İsrail'in bölgedeki tutumu ve bunun sonucunda ortaya çıkan yayılmacılık ve işgal politikası ile halkları yerinden eden savaşlar yaratması, sadece bölge için değil, İran'a yönelik saldırıda da görüldüğü gibi tüm dünyayı etkileyen büyük riskler doğurmaktadır" ifadelerini kullandı.

Enerji güvenliğinden kitlesel göçe, terörle mücadele meselelerine kadar her türlü sorunun, İsrail'in bölgedeki dış politikasının bir sonucu olarak ortaya çıktığını kaydeden Fidan, bu teşhisin neredeyse herkes tarafından paylaşıldığını söyledi.

Fidan, bu nedenle bölgesel ve uluslararası toplumun, İsrail'in bölgedeki yayılmacı politikalarını gerçekten durdurmak için gerekli önlemleri alması gerektiğini belirtti.

"İsrail kendisini istisnai konumda görüyor"

Alınması gereken önlemlere ilişkin Fidan, şunları kaydetti:

İsrail, geçmişte Holokost'a maruz kalmış olmanın bir dokunulmazlık sağladığını düşünüyor. Kendilerini istisnai bir konumda görüyorlar. Bence bu bir yanılsamadır. Kim soykırım yaparsa yapsın, onu suçlamalı, adını ortaya çıkarmalı ve utandırmalıyız. Eğer dünyanın geri kalanından izole edilirlerse, bence kendileri de şu soruyu soracaklardır. 'Neden izole ediliyoruz?' Ve normal davranmaya başlayacaklardır. İnsanları, masum insanları, kadınları ve çocukları öldürmeyi bırakın, Gazze halkının gıda, ilaç ve barınağa erişmesine izin verin, diğer ülkeleri işgal etmeyi bırakın ve ardından bölgesel ülkelerle güvenlik konularında bile işbirliği yapmaya başlayın. Kendi güvenlik sorunlarınız varsa, bölgenin geri kalanıyla işbirliği yapmaya başlayın. İyi niyet, iyi inanç ve bölgeyle işbirliğine dayalı kendi gerçek ilişkilerinizi kurmaya başlayın. Bu bölgemizde büyük ve acil bir sorundur.

Fidan, 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesine ve ABD Başkanı Donald Trump'ın olası katılımına ilişkin, "Bildiğiniz gibi ABD başkanlarının neredeyse her seferinde NATO zirvelerine katıldığını görüyoruz. Başkan Trump da ilk döneminde tüm zirvelere katıldı, ikinci döneminde de zirvelere katıldığını gördüm. Örneğin, geçen yıl Hollanda'da da katıldı, sanırım bu yıl Ankara'daki zirveye de katılacaktır" dedi.

Küresel güvenlik mimarisindeki değişimlere yönelik Fidan, miras alınan mevcut sistemin İkinci Dünya Savaşı'nın sonrasında ortaya çıktığını hatırlatarak, o dönemde Birleşmiş Milletler'de üye 55 ulus devlet bulunduğunu, şu anda 200'ye yakın olduğunu söyledi.

"Mevcut uluslararası sistemi gözden geçirmenin zamanı geldi"

Fidan, güç parametreleri, güç dengesi, teknoloji, yaşam tarzı, refah, sermaye, dünyada her şeyin değiştiğine işaret ederek, "Dolayısıyla miras aldığımız sistem, insan olarak, ulus devletler olarak sorunlarımızı düzgün bir şekilde ele almamıza izin vermiyor. Bunu Gazze'deki Filistinlilere yönelik soykırım sırasında gördük. Bu nedenle daha iyi işleyen bir uluslararası sistem oluşturmak için mevcut sistemi gözden geçirmenin zamanı geldiğini düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Başka hiçbir ulus devletin uluslararası normlara, düzenlemelere ve insanlığın geleceğine olan inancını yitirmesine izin vermemeleri gerektiğini vurgulayan Fidan, "İşbirliği yapma becerimizin eksikliği ya da kendi çıkarlarımızı karşılamak için daha açgözlü olmamız nedeniyle diğer ulus devletleri, dünya nüfusunu ve insanları hayal kırıklığına uğratırsak, insanlığın geleceğine olan inançlarını yitirirler. Bunun insanlığa karşı büyük bir ihanet olacağını düşünüyorum. İşte bu yüzden acilen samimi bir şekilde bir araya gelip bu sorunu çözmek için bir yol bulmamız gerekiyor" diye konuştu.

Fidan, Güney Kore halkına en iyi dileklerini ileterek, çok keyifli zaman geçirdiğini ve kendisine büyük bir misafirperverlik gösterildiğini dile getirdi.

 

AA

Fidan ABD ve İran arasındaki görüşmelere ilişkin, "Nihai teyit konusunda ise her iki tarafın da ilk taslağın son hali üzerinde genel bir mutabakata vardığını düşünüyorum. Umarım çok yakında iyi haberler alabiliriz" dedi
Pazar, Haziran 7, 2026 - 17:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA (Arşiv)</p>

Type: 
SEO Title: 
Fidan'dan ABD-İran görüşmesine ilişkin açıklama: Mayın temizleme sürecine katkıda bulunmamız istenirse memnuniyetle yaparız
copyright Independentturkish: 

Dervişoğlu: Milletin tercih hakkını yok sayan kayyum anlayışına karşı olmak temel ilkelerimizin doğal bir gereğidir

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlenen Siyaset Akademisi'nin ikinci dönem açılışında konuştu.

Siyasetin yalnızca günlük tartışmaların ve seçim hesaplarının alanı olmadığını söyleyen Dervişoğlu, "Bizim için siyaset, dünyayı doğru okumakla, milleti doğru anlamakla ve devleti doğru kavramakla mümkündür. Bu yüzden her fırsatta altını çizdiğim bir husus var; yaşadığımız dönemi doğru teşhis etmek zorundayız. Ancak o sayede, üniter ve milli devletimizi koruyabilir, kollayabiliriz" ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu, dünyada kurallara dayalı ekonomi düzeninin sarsıldığını ve güç dengelerinin yeniden şekillendiğini belirterek, "Savaşla barışın, diplomasi ile baskının, ekonomi ile güvenliğin, teknoloji ile egemenliğin birbirine karıştığı bir dönemden geçiyoruz. Belirsizlik, ülkeler arası ilişkilerin ana dinamiklerinden biri haline gelmiştir. Gerilimler kolayca çatışmaya dönüşebilmekte, devletler ani kararlarla savrulmaktadır. Toplumlar bir anda ağır bedellerle karşı karşıya kalabilmektedir" diye konuştu.

Bu dönemde siyasetçinin sorumluluğunun hakikat ile propagandayı, bilgi ile manipülasyonu ve milli çıkar ile günlük siyasi hesabı birbirinden ayırabilmek olduğunu ifade eden Dervişoğlu, "Çağımızda yalnızca olaylar değil, o olaylara yüklenen anlamlar da mücadele konusudur" dedi.

"Millet iradesini zayıflatan yıkıcı siyasal anlayışlar yaygınlaşmaktadır"

Dervişoğlu, toplumlarda hukuki ve sosyal güvencelerin zayıfladığını savunan Dervişoğlu, "İnsanlar kendi kaderi üzerine söz sahibi yurttaşlar olmaktan çıkarılıp, sadece yönetilen kalabalıklar haline getirilmek istenmektedir. Bunun neticesinde de bir otoriterlik sarmalı ortaya çıkmaktadır. Tek adamcı anlayışlar güçlenmekte, demokratik teamüller aşındırılmakta, millet iradesini zayıflatan zararlı ve yıkıcı siyasal anlayışlar yaygınlaşmaktadır" değerlendirmesini yaptı.

Millet kavramının, ortak bir gelecek iradesi anlamına geldiğini, devlet aklının da milletin rızasını, hukukun üstünlüğünü ve Cumhuriyet'i birlike koruyabilme olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, "Milletin devleti yönetme yetkisi verdiği kişiler veya makamlar, üzerine yemin ettikleri anayasayı, asırların inşa ettiği örfü, geleneği, kanunları ve kurumları, kısaca Cumhuriyet birikimlerini aşındırmaktadır. Emanet edileni yönetmek yerine emanetin kendisini dönüştürmeye çalışmakta, milletin rızasıyla kurulan düzenin yerine milletin rızasını daraltan başka bir düzen arayışını koymaktadırlar. İYİ Parti'nin de asla kabul edemeyeceği ve etmeyeceği şey budur" dedi.

"Siyasetsizlik durağı milletin tercih hakkından mahkum edildiği yerin adıdır"

Cumhuriyeti kişisel ikbal hesaplarına bağlayan hiçbir anlayışın demokrasi kılıfı altında meşrulaştırılamayacağını belirten Dervişoğlu, "Demokrasi dönem dönem uygulama biçimi bakımından farklılıklar gösterebilir. Şartlar değişebilir. Sistemler tartışılabilir. Usuller yenilenebilir. Ancak hiçbir diktatörlük niyeti demokrasi kılıfına sığdırılmaya çalışılamaz, milli irade laflarıyla masumlaştırılamaz. Hiçbir vesayet arayışı da Cumhuriyet adına savunulamaz" ifadelerini kullandı.

Bir ülkede seçimin yerini atamanın, rekabetin yerini müdahalenin, hukukun yerini ise imtiyazın almasının siyasetin askıya alınması anlamına geldiğini söyleyen Dervişoğlu, bu tabloya "siyasetsizlik durağı" adını verdiklerini belirtti. Dervişoğlu, "Siyasetsizlik durağı, milletin tercih hakkından mahrum edildiği yerin adıdır. Partilerin, belediyelerin, kurumların ve toplumun doğal işleyişine müdahale edildiği yerdir. Rekabetten korkanların, milletin kararına güvenmeyenlerin, hukuku siyasetin aracı haline getirenlerin istediği son duraktır. Bu sebeple, kime yönelirse yönelsin, hangi partiye, hangi belediyeye, hangi siyasi iradeye yapılırsa yapılsın, milletin tercih hakkını yok sayan kayyum anlayışına karşı olmak bizim temel ilkelerimizin doğal bir gereğidir" şeklinde konuştu.

Siyaset Akademisi'nin amacına da değinen Dervişoğlu, "Biz burada yalnızca ders yapmayacağız. Devleti, hukuku, Cumhuriyeti, milleti, iradeyi, ahlakı ve sorumluluklarımızı konuşacağız. Olayları, süreçleri ve kavramları hem hakikatler hem de değerler bakımından nasıl ele almamız gerektiğini tartışacağız. Çünkü Siyaset Akademisi bir sertifika programından ibaret değildir. Bu akademi bilgiyi ezber olmaktan çıkarıp sorumluluğa dönüştürme çabasıdır" dedi.

"Türkiye'nin ihtiyacı olan sözüyle özü bir olan kadrolardır"

Dervişoğlu, gençlerin siyasetten uzaklaşmasına neden olan umutsuzluk ve güvensizlik duygusuna karşı siyaseti yeniden itibarlı hale getirmeyi hedeflediklerini belirterek, şunları söyledi: 

Biz yeni olanla kadim olan arasındaki doğru bağı kuranlarız. Kopan bağları onaranlar, parçalanan toplumsal güveni yeniden tesis edenleriz. Biz devlet ile millet arasındaki akdin muhafızlarıyız. Hukuk ile hürriyet arasında, devlet ile millet arasında, güvenlik ile demokrasi arasında, değişim ile süreklilik arasında denge kuranlarız.

Buraya yalnızca dinlemeye gelmediniz. Buraya düşünmeye geldiniz. Sorgulamaya geldiniz. Öğrenmeye, tartışmaya ve konuşmaya geldiniz. Bu akademiden yalnızca bilgiyle değil, sorumluluk duygusuyla ayrılmanızı istiyoruz. Yalnızca kavramlarla değil, o kavramların ahlakıyla buluşmanızı istiyoruz. Yalnızca siyasetin teknik tarafını değil, siyasetin vicdanını, edebini, terbiyesini ve millet önündeki mesuliyetini içselleştirmenizi istiyoruz. Çünkü Türkiye'nin ihtiyacı yalnızca yeni sözler ve yeni siyasi yüzler değildir. Türkiye'nin ihtiyacı sözüyle özü bir olan kadrolardır.

 

Independent Türkçe

Dervişoğlu, bir ülkede seçimin yerini atamanın, rekabetin yerini müdahalenin, hukukun yerini ise imtiyazın almasının, siyasetin askıya alınması anlamına geldiğini söyledi
Pazar, Haziran 7, 2026 - 17:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Dervişoğlu: Milletin tercih hakkını yok sayan kayyum anlayışına karşı olmak temel ilkelerimizin doğal bir gereğidir
copyright Independentturkish: 

Kurtulmuş: Bize düşen her alanda Türkiye'nin sözünü en güçlü noktaya çıkarabilmek

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Vefa Lisesi bahçesinde 20. Geleneksel İlim Yaymalılar Buluşması ve Vefa Yurdu Temel Atma Töreni'nde yaptığı konuşmada, İlim Yayma Cemiyeti ve İlim Yayma Vakfının Türkiye'nin sivil toplum hareketleri bakımından büyük bir başarı öyküsü olduğunu söyledi.

Kendisinin de merhum babası dolayısıyla çocukluğundan itibaren hemen her gelişmesini yakınen takip ettiği İlim Yayma Hareketi'nin bugün geldiği fevkalade muhteşem nokta dolayısıyla ilk dönemlerde ve zor şartlarda emeği geçenler başta olmak üzere bu camianın geçmişini saygıyla anan Kurtulmuş, hayatını kaybedenler için Allah'tan rahmet dileyip bu hizmetleri sürdürenleri tebrik etti.

Cemiyet ile vakfın kuruluşundan bugüne gelen çalışmalarına işaret eden Kurtulmuş, kimsenin bir gelecek tayin etmediği bir camianın bugün geldiği yerin fevkalade önemli ve başarılı olduğunu kaydetti.

Kurtulmuş, İlim Yayma Yurdu'nun, Anadolu insanının çocuklarının kalabileceği nadir mekanlardan birisi olduğunu, burada kalan binlerce öğrencinin şimdi Türkiye'de hemen her alanda söz sahibi olduğunu, bundan iftihar duyduklarını dile getirdi.

Kendisinin mütevelli heyeti üyesi olduğu dönemde "İlim Yayma Vakfına bir üniversite kurmak yakışır." fikri gündeme geldiğinde bir grup arkadaşıyla birlikte "İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi" olarak sonradan isimlendirilecek üniversitenin kuruluş ve fizibilite çalışmalarını gerçekleştirdiklerini belirten Kurtulmuş, üniversitenin bugün Türk eğitim sistemi içerisinde kendisine yaraşır ve fevkalade müstesna bir yere kavuştuğunu söyledi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, bu büyük başarıda herkesin büyük katkısının olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

Gelinen yer asla küçümsenecek bir yer değildir, 'Tamam, çok şey başardık.' diyerek bir kenarda durup beklenilecek bir yer hiç değildir. Bundan sonra hedeflerimizi daha yukarılara çıkararak aynen Türkiye'nin hedeflerinin yükselmesi gibi İlim Yayma camiasının hedeflerini de yükseltmek mecburiyetindeyiz. Türkiye'nin sözü artık sadece Türkiye'nin içerisinde değil, dünyanın her yerinde en güçlü şekilde söylenilmelidir, söylenilmektedir. Gittiğimiz bütün uluslararası temaslarda şunu görüyoruz: Ay ay, gün gün, sene sene Türkiye'nin yurt dışındaki itibarı, sözünün kıymeti ve Türkiye'nin yerinin gücü herkes tarafından görülüyor, tespit ediliyor ve ona göre hareket ediliyor. Şimdi bize düşen, her alanda Türkiye'nin sözünü en güçlü noktaya çıkarabilmek, 'Türkiye Yüzyılı' olarak hedeflediğimiz Cumhuriyetimizin ikinci asrını gerçekten sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye'nin yüzyılına çevirmektir. Düşüneceğimiz, duraksayacağımız vaktimiz yoktur. Sadece durmayı ve düşünmeyi, gelecek planlarımızı revize etmek ve daha güçlü hale getirmek için gerçekleştirmek durumundayız. Allah hepimizin yardımcısı olsun. Türkiye'nin her alandaki bu büyük gücünü ileriye taşımak inşallah İlim Yayma camiasından yetişen siz değerli dostlarımızın büyük katkılarıyla mümkün olsun.

İlim Yayma Cemiyeti ile vakfını buraya kadar getiren esas unsurun ne paralarının ne adamlarının çokluğu ne de iktidarın arkasında bulunması olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Bugün gelinen noktada hiç şüphesiz bizim en büyük gücümüz vakıf insanlarıdır. Kendisini hayra, kendisini memlekete, kendisini ilim ve irfana adamış olan, varidat bakımından da çok fazla varlıklı olmayan, az sayıda insanın varlığıyla yola çıkan bu hareket vakıf insanlar üzerinden bugüne kadar gelmiştir. Bugün de aramızda nice vakıf insanlar vardır, bundan sonra da nice vakıf insanlar olmaya devam edecektir. Çünkü bizim kültürümüzün, medeniyetimizin mayası; fikrini, ilmini, mesaisini, varidatını vakfetmektir” diye konuştu.

Bu vakıf insanlar geleneğinin en önemli ve son şahikalarından birisinin de Ömer Aydın olduğunun altını çizen Kurtulmuş, yakın bir zamanda rahmet-i Rahman'a yolcu ettikleri Aydın'ın modern çağların vakıf insanlarına örnek birisi olduğuna işaret etti.

"Ömer Aydın, gerçekten vakıf insandı, 'Sahabe ahlaklıydı.' diyebileceğimiz birisiydi"

Kurtulmuş, "Şahsiyetiyle, inancıyla, herkesin elinden tutma özelliğiyle, kimisine ağabey, kimisine kardeş olma vasfıyla diyebiliriz ki İlim Yayma çatısından geçen herkese mutlaka dokunmuştur, sözü değmiştir, gönlü değmiştir. Ömer Aydın, gerçekten vakıf insandı, 'Sahabe ahlaklıydı.' diyebileceğimiz birisiydi. İlim Yayma Cemiyetinin ve vakfının bugüne kadar gelmesinde, bu çatı altında binlerce insanın yetişmesinde katkısı olan Ömer Aydın'ı da rahmetle, minnetle, şükranla yad ediyoruz. Gerçekten üstün ahlakıyla, kişilik özellikleriyle Osmanlı'ya, ecdadımıza duyduğu büyük saygıyla, aynı zamanda tam manasıyla bir evlad-ı Fatihan olan Ömer Aydın'ı İlim Yayma'dan yolu geçenlerin, zannediyorum, hiçbirisi unutmayacak ve unutturmayacaktır" ifadelerini kullandı.

Yurt olmanın ötesinde bir mektep olan vakfın yeni yapılacak yurt binasında hizmetlerini devam ettireceğini belirten Kurtulmuş, emeği geçen bütün arkadaşlarından Allah'ın razı olmasını temenni etti.

Kurtulmuş, "Bundan sonra çok daha güzelleşerek, devam edecek bu projenin bir yerde temel atması anlamına gelen bu programda bir araya geldiğimiz için Allah'a şükrediyorum. İnşallah Cenab-ı Allah en kısa süre içerisinde yeni binayı da görmeyi nasip etsin ve orada da nice hizmetlere İlim Yayma camiasını muvaffak kılsın" dedi.

 

AA

"Düşüneceğimiz, duraksayacağımız vaktimiz yoktur. Sadece durmayı ve düşünmeyi, gelecek planlarımızı revize etmek ve daha güçlü hale getirmek için gerçekleştirmek durumundayız"
Pazar, Haziran 7, 2026 - 17:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Kurtulmuş: Bize düşen her alanda Türkiye'nin sözünü en güçlü noktaya çıkarabilmek
copyright Independentturkish: 

ABD'den İran bağlantılı kripto para borsalarına yeni yaptırım

ABD Hazine Bakanlığı, İran'a yönelik yaptırımlar kapsamında aralarında ülkenin en büyük kripto para borsalarının da bulunduğu bazı dijital varlık platformlarını yaptırım listesine aldığını duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi'nin (OFAC) "Ekonomik Öfke" operasyonu kapsamında İran'a karşı yeni yaptırım kararları aldığı belirtildi.

Açıklamaya göre, İran merkezli kripto para borsaları Nobitex, Wallex, Bitpin ve Ramzinex yaptırım listesine eklendi. Yetkililer, Nobitex'in geçen yıl İran'a giren tüm dijital varlıkların yarısından fazlasını işlediğini öne sürdü.

ABD Hazine Bakanlığı, Nobitex'in İran'ın uluslararası yaptırımlardan kaçınmasına yardımcı olduğunu, İran Devrim Muhafızları Ordusu ile bağlantılı işlemleri kolaylaştırdığını ve fidye yazılımı faaliyetlerinde bulunan aktörlerle ilişkili dijital cüzdanlarla işlem gerçekleştirdiğini iddia etti.

Ayrıca Nobitex'in, İran Merkez Bankası'nın yüz milyonlarca dolar değerindeki stablecoin varlıklarına erişimini sağladığı ve İran para birimi riyalin değer kaybını sınırlamaya yönelik girişimlerde kullanıldığı öne sürüldü. Şirketin internet erişimindeki kısıtlamalara rağmen İran kaynaklı fonların ülke dışına aktarılmasına katkı sağladığı da iddialar arasında yer aldı.

ABD yönetimi, Nobitex'in üst düzey yöneticilerini de yaptırım listesine dahil etti.

Wallex de hedefte

Açıklamada, işlem hacmi bakımından İran'ın ikinci büyük dijital varlık borsası olduğu belirtilen Wallex'in yanı sıra Bitpin ve Ramzinex'in de yaptırımlara tabi tutulduğu ifade edildi. Söz konusu platformların, Devrim Muhafızları Ordusu ile bağlantılı çok sayıda finansal işleme aracılık ettiği iddia edildi.

Bessent: Dijital varlıklar yaptırımları delmek için kullanılıyor

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, konuya ilişkin değerlendirmesinde İran'ın dijital varlık teknolojilerini yaptırımları aşmak ve sermaye çıkışı sağlamak amacıyla kullandığını ileri sürdü.

Bessent, ABD'nin İran'ın nükleer silah geliştirme faaliyetlerini engellemek amacıyla hem geleneksel bankacılık sistemi hem de dijital varlık ekosistemi üzerindeki finansal hareketleri yakından izlemeyi sürdüreceğini belirtti.

AA

ABD, İran'a yönelik yeni yaptırımlar kapsamında ülkenin önde gelen kripto para borsaları Nobitex, Wallex, Bitpin ve Ramzinex'i yaptırım listesine aldı
Çarşamba, Haziran 3, 2026 - 01:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
ABD'den İran bağlantılı kripto para borsalarına yeni yaptırım
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Sezgin Tanrıkulu'ndan gerekçeli karar tepkisi: Kararı 5 Mart’tan önce yazmışlar

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, gerekçeli kararın 5 Mart’tan önce yazıldığını ancak UYAP’a yüklenmediğini öne sürdü. Tanrıkulu, kararın zamanlamasına dikkat çekerek, YSK üyelerindeki değişimin beklendiğini savundu.

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, CHP’ye ilişkin gerekçeli kararın yazım tarihi ve UYAP’a yüklenme süreciyle ilgili dikkat çeken iddialarda bulundu. Tanrıkulu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Bu karar, 5 Mart'tan önce yazılmış ama UYAP'a yüklenmemiş. Çünkü kararda açılan ceza davalarından söz ediliyor. 15 Mayıs 2026 tarihine talik edildiği belirtiliyor. Bu ifade kararın 15. sayfasında yer alıyor. Oysa bu karar 21 Mayıs'ta verilmiş. 5 Mart'taki duruşma çoktan görülmüş ve dosya Temmuz ayına ertelenmiş. Eğer gerekçeli karar zamanında, örneğin 21 Mayıs'tan iki gün önce yazılmış olsaydı, "5 Mart 2026 tarihinde duruşmasının görüldüğü ve dosyanın Temmuz ayına ertelendiği" belirtilirdi. Dolayısıyla kararın kendisi bile 5 Mart'taki duruşmada ne yapıldığını söylemiyor. Peki neden beklemişler? Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığının değişmesini beklemişler. Oradaki seçim süreci uzamış. Eski başkan ya da eski üyeler görevde kalırsa ne olacağını kestirememişler.

Oysa Yüksek Seçim Kurulu'nun İstanbul örneğinde olduğu gibi son derece açık, yerleşik ve istikrarlı kararları var. Bu içtihatlara aykırı davranılmayacağını biliyorlarmış. Neden özellikle 21 Mayıs? Çünkü hem Yüksek Seçim Kurulu'nun yeni başkan ve üyeleri göreve başlamış oluyor hem de dokuz günlük tatil dönemi yaşanıyor. Bu arkadaşlarımız bunları bilmezler mi? Elbette bilirler. En önemli kararların zamanlamasının bu tür hesaplarla belirlendiğini bilmiyorlar mı? Şimdi CHP'nin lehine verilmeyeceğinin bilindiği bir karara muhatap olunması "Bu bir mahkeme kararıdır, biz ne yapalım?" denilmesi mümkün değil. Ne yaparsın? Alırsın, yırtarsın, atarsın. Bu kadar basit. Partinin geleceği bakımından ivedi olarak yapılması gereken işler konusunda sorumluluk alınır; ancak bunun ötesinde bu karara dayanarak bir tutum almazsın."


Tunceli Valiliği’nden Kılıçdaroğlu billboardları hakkında açıklama

Tunceli Valiliği, kentte bazı billboardlarda yer alan eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun afişlerinin, Tunceli Valisi ve Belediye Başkan Vekili Şefik Aygöl’ün talimatıyla astırıldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, bazı basın-yayın organları ile sosyal medya platformlarında yer alan iddialar üzerine kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıklama yapılmasının gerekli görüldüğü belirtildi.

Açıklamada, billboardlarda yer alan Kemal Kılıçdaroğlu görsellerinin Almanya’da yaşayan Pülümürlü bir iş insanı tarafından tamamen kendi talebi doğrultusunda yayımlatıldığı ve tüm masrafların da kendisi tarafından karşılandığı ifade edildi.

Billboardların kullanım hakkının açık ihale usulüyle özel bir firmaya verildiği aktarılan açıklamada, söz konusu alanların kullanımına ilişkin tasarruf ve içerik sorumluluğunun ilgili firmaya ait olduğu vurgulandı.

Valilik açıklamasında, yayımlanan ilan ve görsellerin içeriğiyle Tunceli Valiliği veya Tunceli Belediyesi’nin herhangi bir ilgisinin ya da onay sürecinin bulunmadığı kaydedildi.

Afişlerin hazırlanması, bastırılması, billboardlara yerleştirilmesi ve finansmanının sağlanması süreçlerinin hiçbir aşamasında valilik veya belediyenin dahlinin bulunmadığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

Bahse konu afişlerin Valimiz Sayın Şefik Aygöl’ün talimatı, bilgisi veya yönlendirmesi doğrultusunda astırıldığı yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamakta olup kamuoyunu yanıltıcı nitelik taşımaktadır.

Valilik, kamuoyunun doğruluğu teyit edilmemiş bilgi ve paylaşımlara itibar etmemesi çağrısında bulundu.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Çarşamba, Haziran 3, 2026 - 00:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, İsrail'e verilen destek nedeniyle protesto edildi

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD Başkanı Donald Trump’ın 2027 mali yılı bütçe talebine ilişkin Temsilciler Meclisi Ödenekler Komitesi’nde ifade verdiği sırada protesto edildi.

Rubio’nun Komite’deki açılış konuşmasına başladığı esnada salona giren bazı eylemciler, ABD’nin dış politikası ve İsrail’e verdiği destek karşıtı sloganlarla gösteri yaptı. Protestocular, “İsrail’e destek verme, Filistinliler hala bir soykırıma uğruyor. Şimdi de Lübnan’da katliam yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

Kısa süreli gerginliğe yol açan protestoda, göstericiler bir süre slogan attıktan sonra güvenlik görevlileri tarafından salondan çıkarıldı.

Öte yandan Rubio, Senato Dış İlişkiler Komitesi önünde de bütçe savunması yapacağı sırada Kongre binası koridorunda toplanan başka bir grup tarafından protesto edildi.

Göstericiler, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı’nın (USAID) yeniden açılmasını talep ederken, “Fonları serbest bırakın, şantaja son verin”, “Her 30 dakikada bir çocuk ölüyor” ve “Rubio yalan söylüyor” yazılı pankartlar taşıdı.

Koridorda oturma eylemi başlatan grup, polis tarafından tek tek gözaltına alındı.

İran savaşı sonrasında ilk kez Kongre’de ifade veren Rubio, protestocuların çıkarılmasının ardından yeniden salona alınarak 2027 bütçe talebine ilişkin sunumuna devam etti.

AA

ABD Kongresi'nde bugün ikinci defa konuşması kesilen Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İsrail'e verilen destekten dolayı protesto edildi.
Salı, Haziran 2, 2026 - 22:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
ABD Dışişleri Bakanı Rubio, İsrail'e verilen destek nedeniyle protesto edildi
copyright Independentturkish: 

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, İran'la müzakerelerde nükleer konusunun da yer aldığını belirtti

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesine bakanlığının 2027 bütçesiyle ilgili yaptığı bilgilendirme konuşmasında, İran'ın nükleer programının bazı kısımlarını müzakere etmeyi kabul ettiğini söyledi ve görüşmelerin Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yardımcı olabileceği umudunu paylaştı.

Bakan Rubio, İran'ın ABD ile "hala dağlarında gömülü olan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti konusunda" detaylı bir müzakereye girmek zorunda olduğunu belirtti.

Bu konuların ayrıntılarının İran'la gelecek görüşmelerde ele alınmasının gerekli olduğuna değinen Rubio, "Ülkelerindeki zenginleştirme faaliyetlerine ciddi ve uzun vadeli sınırlamalar getirilmesi veya bunların iptal edilmesi konusunda anlaşmaya varmak zorundalar." dedi.

Rubio, "Örneğin, 'Zenginleştirilmiş uranyumu imha edeceğiz.' diye taahhütte bulunmaları gerekiyor. Şimdi soru şu: Bunu hangi mekanizmalarla yapacağız? Bu müzakere edilebilir." ifadelerini kullandı.

İran'la anlaşmanın yakında olabileceğini söyledi

Dışişleri Bakanı Rubio, İran'la ne zaman bir anlaşmaya varılacağı yönündeki soruyu cevaplarken kesin bir tarih vermese de bunun yakın sürede gerçekleşebileceğini kaydetti.

İran'dan yanıt almanın "6 güne kadar sürebileceğini" bildiren Rubio, Tahran'la dolaylı müzakerelerin zorluklarına değindi ancak yine de savaşı sona erdirecek bir anlaşmanın "mümkün olduğunu" ileri sürdü.

ABD'nin sırf Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması amacıyla İran'a yönelik yaptırımları hafifletmesi veya varlıklarını serbest bırakması olasılığı sorulan Rubio, "Hayır, bu konu görüşülmedi. Bu teklif edilmedi." cevabını verdi.

Öte yandan Virginia Senatörü Tim Kaine, İran'a yönelik saldırıların başlatılmasının üzerinden "92 gün geçmesine rağmen" Trump yönetiminin hala Kongre'ye "savaşı haklı çıkaracak bir görüş" sunmadığı konusunda eleştiride bulundu.

AA

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran'la süren görüşmelerin Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yardımcı olabileceğini belirterek, müzakerelerin Tahran'ın nükleer programıyla ilgili konuları da içereceğini bildirdi
Salı, Haziran 2, 2026 - 21:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
ABD Dışişleri Bakanı Rubio, İran'la müzakerelerde nükleer konusunun da yer aldığını belirtti
copyright Independentturkish: 

Türkiye ve 7 ülke, İsraillilerin Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınlarını kınadı

Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün'ün dışişleri bakanları, aşırılık yanlısı İsraillilerin İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında Mescid-i Aksa'ya düzenlediği baskınlara ilişkin ortak bir kınama açıklaması yayımladı.

Açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

"Dışişleri bakanları, aşırılık yanlısı İsrailli yerleşimcilerin, İsrail güçlerinin koruması altında Mescid-i Aksa'ya yönelik devam eden baskınlarını ve Mescid-i Aksa avlusunda İsrail bayrağı açılmasını en güçlü şekilde kınamaktadırlar. Bu provokatif ve kabul edilemez eylemlerin uluslararası hukukun, ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararlarının ve işgal altındaki Doğu Kudüs'teki kutsal mekanların tarihi ve hukuki statüsünün açık bir ihlali olduğunu vurgulamaktadırlar."

Dışişleri bakanları ayrıca, işgalci güç olan İsrail'in, işgal altındaki Doğu Kudüs'ün tarihi, hukuki ve demografik yapısını değiştirmeyi, Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının kutsiyetini ve statüsünü baltalamaya yönelik süregelen sistematik ihlallerini ve önlemlerini kınadı.

Bakanlar, Kudüs ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının tarihi ve hukuki statüsünü değiştirmeye yönelik her türlü girişimi kategorik olarak reddettiklerini yineleyerek, tarihi Haşimi vesayetinin bu konudaki özel rolünü tanıyarak, bu statünün korunması gerektiğini vurguladı.

Ayrıca bakanlar, 144 dönümlük Mescid-i Aksa alanının tamamının yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu ve Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığına bağlı Kudüs Vakıfları ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesinin, kutsal Mescid-i Aksa'nın işlerini yürütme ve buraya girişleri düzenleme konusunda münhasır yetkiye sahip yasal merci olduğunu yineledi.

Dışişleri bakanları, bu tırmandırıcı eylemlerin durdurulmasını İsrail makamlarının sorumluluğu olarak gördüklerini ve tekrarlanan İsrail ihlallerinin gerilimi tırmandırdığı, istikrarsızlığı ve aşırıcılığı körüklediği, barışa yönelik uluslararası çabaları baltaladığı ve İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerinin açık bir ihlalini teşkil ettiği hususlarında uyarıda bulundu.

Bakanlar açıklamada, "Bu tür tüm yasa dışı ve provokatif İsrail uygulamalarının derhal durdurulması çağrısında bulunmakta ve Mescid-i Aksa'daki tarihi ve hukuki statüye bütünüyle saygı gösterilmesi gerektiğini yeniden teyit etmektedirler." ifadesini kullandı.

Dışişleri bakanları, Filistin halkıyla sarsılmaz dayanışmasını ve başta kendi kaderini tayin hakkı ile başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarında bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti'nin kurulması olmak üzere, meşru ve devredilemez ulusal haklarının hayata geçirilmesine yönelik kararlı desteklerini yeniden teyit etti.

Bakanlar ayrıca, İsrail işgalini sona erdirmeyi ve uluslararası hukuk, ilgili BM kararları ve Arap Barış Girişimi uyarınca, iki devletli çözüm temelinde, adil, kalıcı ve kapsamlı bir barışı sağlamayı amaçlayan tüm çabalara desteklerini bir kez daha beyan etti.

AA

Türkiye ve 7 ülkenin dışişleri bakanları, aşırılık yanlısı İsraillilerin İsrail güçlerinin korumasında Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınlarını ve avluda İsrail bayrağı açılmasını sert şekilde kınadı
Salı, Haziran 2, 2026 - 19:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Türkiye ve 7 ülke, İsraillilerin Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınlarını kınadı
copyright Independentturkish: 

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Finlandiya Dışişleri Bakanı Valtonen ile görüştü

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, resmi ziyaret kapsamında bulunduğu Helsinki'de Finlandiya Dışişleri Bakanı Elina Valtonen ile bir araya geldi. Görüşmede iki ülke ilişkileri, Avrupa'nın güvenliği, NATO zirveleri ve Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik süreci ele alındı.

Finlandiya Parlamentosu'nda gerçekleştirilen kabulde konuşan Kurtulmuş, Türkiye ile Finlandiya arasındaki karşılıklı ziyaretlerin ikili ilişkilerin her alanda gelişmesine katkı sağlayacağına inandığını belirtti.

Türkiye'nin NATO kapsamında iki önemli toplantıya ev sahipliği yapacağını hatırlatan Kurtulmuş, 28-29 Haziran'da İstanbul'da düzenlenecek NATO Parlamenter Zirvesi ile 7-8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi'nin, NATO'nun geleceği ve Avrupa'nın güvenliği açısından yeni perspektifler ortaya koyacağını ifade etti.

Hem NATO hem de Avrupa Birliği ülkelerinin daha önce görülmemiş sınamalar ve görüş ayrılıklarıyla karşı karşıya bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, yaşanan gelişmelerin Avrupa'nın güvenliğinin yeniden değerlendirilmesini ve NATO'nun işlevlerinin gözden geçirilmesini zorunlu kıldığını söyledi.

Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini stratejik bir hedef olarak gördüğünü vurgulayan Kurtulmuş, Finlandiya'nın bu süreçte verdiği destekten dolayı teşekkür etti.

Bölgesel ve küresel sorunların çözümünde diplomasinin önemine dikkat çeken Kurtulmuş, ülkeler arasındaki anlaşmazlıkların müzakere ve karşılıklı rızaya dayalı görüşmeler yoluyla çözülmesinin en doğru yöntem olduğunu ifade etti. Finlandiya'nın arabuluculuk konusundaki tecrübesine de işaret eden Kurtulmuş, müzakereye dayalı anlayışın güçlendirilmesinin önem taşıdığını kaydetti.

Türkiye ile Finlandiya'nın NATO'nun yeni fonksiyonları ve Avrupa'nın güvenliğinin artırılması gibi birçok konuda benzer yaklaşımlara sahip olduğunu belirten Kurtulmuş, başta savunma sanayi olmak üzere eğitim, enerji ve turizm alanlarında iş birliğinin geliştirilmesi için önemli fırsatlar bulunduğunu söyledi.

Görüşmeye, Türkiye-Finlandiya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Tuğba Işık Ercan, Türkiye-İsveç Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Abdullah Ağralı, TBMM İdare Amirleri Ömer Faruk Hülakü ve Sermet Atay, TBMM Katip Üyesi Nurten Yontar, AK Parti Mardin Milletvekili Faruk Kılıç ile Türkiye'nin Helsinki Büyükelçisi Deniz Çakar de katıldı.

ANKA

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de Finlandiya Dışişleri Bakanı Elina Valtonen ile bir araya geldi.
Salı, Haziran 2, 2026 - 18:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Finlandiya Dışişleri Bakanı Valtonen ile görüştü
copyright Independentturkish: 

Rusya: Ukrayna'nın Luhansk'taki kolej saldırısına karşı Kiev'de 10 askeri işletmeyi vurduk

Bakanlıktan yapılan açıklamada, geçen ay Ukrayna ordusunun ilhak edilen Luhansk bölgesindeki Starobelsk Meslek Koleji'ne yönelik insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlediği anımsatıldı.

Buna yanıt olarak gece Rusya Silahlı Kuvvetlerinin Ukrayna'daki askeri tesislere yoğun saldırı düzenlediği kaydedilen açıklamada, saldırının hipersonik aerobalistik füzeler dahil hava, deniz ve karadan uzun menzilli yüksek hassasiyetli silah ve İHA'larla gerçekleştirildiği ifade edildi.

Vurulan yerlerin sıralandığı açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Saldırı sonucu Kiev'de İHA üreten 10 işletme, kayıtları tutan ve nüfusu harekete geçiren 3 askeri yönetim merkezi, Zaporijya şehrinde bir makine imalat fabrikası ve 'Motor Sich' fabrikasındaki atölyeler, Dnipropetrovsk bölgesinde İHA ve füze sistem parçaları üreten işletme ve lojistik merkezi, Harkiv merkezinde 3 askeri sanayi işletmesi, Sumi bölgesinde askeri fabrika, Hmelnitski ve Poltava bölgelerinde askeri sanayi işletmeler vuruldu."

Açıklamada ayrıca, Ukrayna'nın Kiev, Hmelnitski, Kirovograd, Jitomir, Rivne ve Çerkası bölgelerinde bulunan askeri havaalanlarının saldırı hedefinde olduğu aktarıldı.

Olay

Ukrayna ordusunun 22 Mayıs'ta Luhansk bölgesindeki Starobelsk Meslek Koleji'ne İHA saldırısı düzenlediği ve saldırı sonucunda 21 kişinin öldüğü, 42 kişinin yaralandığı bildirilmişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna'nın saldırısının "terör eylemi" olduğunu belirterek, "Bu, Kiev yönetiminin terör doğasını bir kez daha gösterdi." demişti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna'daki askeri sanayi tesisleri ile karar alma ve komuta merkezlerine sistematik olarak saldırı düzenleyeceklerini bildirerek, yabancı uyruklu vatandaşlar, yabancı misyon temsilcilik çalışanları ve uluslararası örgüt temsilcilerine Kiev'i derhal terk etme çağrısında bulunmuştu.

AA

Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna'nın Luhansk bölgesindeki koleje yönelik düzenlediği saldırıya karşılık başkent Kiev'deki 10 askeri işletmeyi vurduklarını bildirdi
Salı, Haziran 2, 2026 - 18:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Rusya: Ukrayna'nın Luhansk'taki kolej saldırısına karşı Kiev'de 10 askeri işletmeyi vurduk
copyright Independentturkish: 

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Kılıç: Yargıtay hızla butlan davasında kararını ortaya koymalıdır

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin MYK toplantısının ardından gündeme dair açıklamalarda bulundu. Kılıç, istinafın CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na yönelik verdiği “mutlak butlan” kararına ilişkin şunları kaydetti:

Siyaset sahnesinde 80 yıllık çok partili hayatın en derin kaosu yaşanıyor. Ana muhalefet partisinin sürüklendiği belirsizlik, oyun kurucu aktörler dışında, siyasetin tamamını derin bir belirsizliğin içine çekiyor. Düzensizlikten yeni bir düzenin çıkacağı aşikar. Partiler dizayn ediliyor, konjonktür dizayn ediliyor, rakipler dizayn ediliyor. Yargı, sopa olarak kullanılıyor; muhalifler hizaya getiriliyor. Haklının hakkını alamadığı, güçlünün haklı sayıldığı bir sistem süratle tahkim ediliyor. Daha önce yolun sonu 'karanlık' demiştik. Şimdi çıkılan bu yeni yolun sonu 'seçim'. Sonbaharda mı olur ilkbaharda mı olur belirsiz ama yolun sonu seçim. Genel Başkanımız Fatih Erbakan’ın daha önce söylediği gibi bu seçim kontrollü bir seçim. Butlan kararı ile kontrollü seçim sürecinin startı verildi diyebiliriz. Biz, bizden sorumluyuz. Seçime varız. Erken seçime de varız. Baskın seçime de varız.

"Bu şartlar altında bile açlığı, yoksulluğu değil CHP'yi konuşuyoruz"

TÜRK-İŞ’in yayımladığı açlık ve yoksulluk sınırı verilerine dikkati çeken Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

Dokuz günlük bayram tatilini geride bıraktık. Tatilde konuşulması gereken, ekonomiydi, enflasyondu, işsizlikti. Ama Türkiye geçimi değil CHP’yi konuştu, butlanı konuştu. İşte konuşulması gereken konulardan biri: TÜRK-İŞ mayıs ayı verilerini açıkladı. Dört kişilik ailenin aylık gıda harcaması tutarı açlık sınırı 35 bin 174 lira. Gıda ile birlikte diğer tüm temel harcamalar için haneye girmesi gereken toplam gelir tutarı, yani yoksulluk sınırı ise 114 bin 576 lira. Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 45 bin 488 lira. Mutfak enflasyonu aylık yüzde 1,70. On iki aylık yüzde 40,18. Yıllık ortalama yüzde 40,58. Bu şartlar altında bile açlığı, yoksulluğu, işsizliği değil CHP’yi konuşuyoruz. 6 milyon ev gencini, illegal bahis çetelerini, uyuşturucu bağımlılığındaki çılgın artışı değil CHP’yi konuşuyoruz. Çiftçiyi, köylüyü değil CHP’yi konuşuyoruz. Oysa ki çiftçilerimiz borç batağında. Tarihin en ağır borç yükü altında.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Borçların faizleri derhal sıfırlanmalıdır"

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, çiftçilerin bankalara olan kredi borçlarının faizleriyle birlikte 1 trilyon 355 milyar lira olduğuna dikkati çeken Kılıç, "Çiftçilerimizin bugünkü mazot, gübre, tohum ve emek maliyetleri karşısında zirai faaliyetlerine devam etmesi mümkün değildir. Dile kolay, 1 trilyon 355 milyar lira. Çoğu Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan bu borçların faizleri derhal sıfırlanmalıdır. Ana paralar faizsiz uzun vadeye yayılmalıdır. Ziraat Bankası imtiyazlı holdinglere değil çiftçiye köylüye para bulmalıdır.  Ziraat Bankası kârlılık rekorları kırmak için değil, çiftçinin belini kırmak maliyetleri azaltmak için vardır. Özetle, Ziraat Bankası ziraat için vardır, çiftçi için vardır, köylü için vardır, Türkiye’nin gıda güvenliği için vardır. Ziraat Bankası Yönetim Kurulu, eski bakan ve milletvekillerinden değil ziraat mühendislerinden, ziraat odası başkanlarından, çiftçilerden ve köylülerden oluşmalıdır" diye konuştu.

"İslam dünyası ayağa kalkmalıdır"

ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşa da değinen Kılıç, şunları söyledi:

İçimizdeki siyasi kaos ve ekonomik kriz bizi dünyada yaşananlardan da koparmalıdır. ABD ve İsrail İran’da bataklığa saplandı. Siyonist rejimin kuklası olan Trump yönetiminin İsrail Başbakanı Netanyahu’yla çatışacağı günler yakındır. Amerikan halkı isyanın eşiğinde. Ve artık siyonist sapkınlığın harita oyunları için bedel ödemek, can vermek istemiyor. Bu süreçte, başta Türkiye olmak üzere İslam dünyası ayağa kalkmalıdır. Kudüs için ayağa kalkmalıdır. Mescid-i Aksa için ayağa kalkmalıdır. Kudüs’te, Mescid-i Aksa’da bütün kırmızı çizgiler aşılmıştır. İsrail kabinesinin, savaş suçlusu, terör hükümlüsü, ırkçı, faşist, siyonist bakanları Mescid-i Aksa’nın mahremiyetini ard arda ihlal ediyor. Namazlar, ibadetler engelleniyor.

Artık küresel bir intifadanın vakti gelmiştir, geçmektedir. İslam dünyası, Türkiye’nin öncülüğünde, Kudüs için harekete geçmelidir. Küresel bir seferberlik ilan edilmelidir. Müslüman devletler Sumud Filosu'ndaki umut aktivistleri gibi harekete geçmelidir. Bir kez daha söylüyoruz: İsrail laftan anlamaz, güçten anlar ve o güç bizde var.”

"Bir butlan davası aylarca, yıllarca sürdürülemez"

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Kılıç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin mutlak butlan kararına ilişkin açıklamalarıyla ilgili soruya şu yanıtı verdi:

Sayın Bahçeli'nin söyledikleri devlet tarafından dikkate alınmış olsaydı öncesinde herhalde Cumhuriyet Halk Partisi butlanla karşı karşıya kalmazdı. Madem ki ana muhalefetin kaosa sürüklenmesinde Türkiye'nin ve Türk siyasetinin hayrına bir durum yoktur, o zaman bu karar hiç çıkmasaydı. Öyle değil mi? Yargı böyle değil de başka türlü tecelli etseydi, mesela istinaftaki gibi değil de ilk derece mahkemesindeki gibi yargı gerçekleşseydi, burada Yeniden Refah Partisi olarak bizim özellikle dikkati çekmek istediğimiz şey şudur: Bir butlan davası aylarca, yıllarca sürdürülemez. Birkaç günde, birkaç haftada bütün deliller değerlendirilmeli ve butlan davası hızla neticelendirilmelidir.

"CHP için olağanüstü kurultay yolu hızla açılmalıdır"

Mutlak butlan kararının CHP'nin son kurultayında seçilen yönetimi iş başından uzaklaştırmayı hedeflediğini kaydeden Kılıç, şunları söyledi:

Bu kadar kritik, bu kadar önemli bir davanın ayları, yılları bulması hukuka aykırıdır, akla aykırıdır, siyasetin tabiatına aykırıdır. Şimdi Yargıtay hızla CHP hakkındaki butlan davasında kararını ortaya koymalıdır. Son nokta ne ise Yargıtay gereğini yapmalıdır. Bir sürpriz beklentimiz yok. Aşağıdan gelen kararın bu anlamda, bu konuyla ilgili yukarıda bozulacağına dair bir beklentimiz yok ama her ne olacaksa olmalı, Yargıtay son noktayı koymalı, Cumhuriyet Halk Partisi için de olağanüstü kurultay yolu hızla açılmalıdır. Türkiye ana muhalefet partisiyle ilgili bu belirsizlik ortamından hızla uzaklaştırılmalıdır. Muhalefete yönelik belirsizlik, siyasete yönelik güvensizliği beraberinde getirmektedir, beslemektedir. Halkın demokrasiden, anayasal sistemden, hukuktan, yargıdan yana güveni günden güne törpülenmektedir. ‘Bize ne CHP'nin içişidir’ demek çözüm değildir. Çünkü Türkiye bir ülke, TBMM tek meclisimiz ve bütün siyasi partiler temsilini burada buluyor. ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yaşanan kaostan bana ne’ demek, ‘Türkiye'den bana ne’ demekle eş değer. O nedenle bu kaosun hızla çözüme kavuşması, yargı süreçlerinin derhal ve behemahal noktalanması lazımdır. Kurultayın acilen yapılması elzemdir. Ve Türkiye bu belirsizliği bir an önce çözümle başından savmalıdır.

 

ANKA 

"Bir butlan davası aylarca, yıllarca sürdürülemez. Birkaç günde, birkaç haftada bütün deliller değerlendirilmeli ve butlan davası hızla neticelendirilmelidir"
Salı, Haziran 2, 2026 - 17:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
CHP'li Salıcı’dan ortak bildiriye şerh: Sorunlu varsayımlara dayanmaktadır
Yeni sözcü Müslim Sarı duyurdu: Kılıçdaroğlu’nun MYK’sı açıklandı
Hakan Fidan: ABD Başkanı Trump, NATO Zirvesi'ne katılmayı planlıyor
Type: 
SEO Title: 
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Kılıç: Yargıtay hızla butlan davasında kararını ortaya koymalıdır
copyright Independentturkish: 

CHP'li Salıcı’dan ortak bildiriye şerh: Sorunlu varsayımlara dayanmaktadır

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, sosyal medya hesabından partisine yönelik mutlak butlan kararı sonrası 111 CHP milletvekilinin imzaladığı olağanüstü kurultay çağrısını imzalamama gerkçesini açıkladı. 

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Salıcı şu ifadeleri kullandı:

111 milletvekili arkadaşımın imzaladığı ortak bildiriye niçin imza vermediğime dair çok sayıda soru aldım. Sürecin şeffaflığı gereği bu açıklamayı yapmayı bir görev biliyorum. Metne imza atan arkadaşlarımın da, imza atmayan arkadaşlarımın da kendilerine göre haklı ve saygıdeğer gerekçeleri vardır. Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altındaki her bir irade değerlidir.

Kurultay konusundaki duruşum dün de bugün de aynıdır. Tutumumda hiçbir değişiklik yoktur: Kurultayımızın mümkün olan en kısa sürede toplanması şarttır, elzemdir. Metnin anafikri, zannedildiği gibi, Kurultayın toplanması değildir. Kurultayın 25 Temmuz 2026 tarihinden önce toplanmasıdır. Benim, herhangi bir nedenle örneğin eylül ayında toplanacak Kurultaya da desteğim vardır. 25 Temmuz’dan önce Kurultay toplanmazsa seçimlere giremeyeceğimizi ileri sürmek, son derece sorunlu varsayımlara dayanmaktadır.

Sorumluluk sahibi bir siyaset; sorunları ciddiyetle ele alır ve kimseyi panikletmeden o sorunu çözer. Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçimlere giremeyeceği senaryoları bu kadar kolay dillendirilememelidir. Bu sadece ve sadece rakiplerimizin ekmeğine yağ sürer. Benim nazarımda Kurultay; sorunların konuşulduğu, çözüldüğü ve siyasi rotanın belirlendiği yerdir. Kurultaydan kaçınmak her koşulda yanlıştır.

Partimizin yargı eliyle dizayn edilmesine göz yummayan, Partililerimizi telaşa sürüklemeyen, Kurultayı birlik ve beraberlik amacıyla talep eden her türlü bildirinin altında ilk imzacı olacağım bilinmelidir."

 

ANKA 

“Tutumumda hiçbir değişiklik yoktur: Kurultayımızın mümkün olan en kısa sürede toplanması şarttır, elzemdir”
Salı, Haziran 2, 2026 - 17:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
Yeni sözcü Müslim Sarı duyurdu: Kılıçdaroğlu’nun MYK’sı açıklandı
Hakan Fidan: ABD Başkanı Trump, NATO Zirvesi'ne katılmayı planlıyor
Erdoğan Sayıştay'da konuştu: Yerel yönetimler merkezli skandallar asla mazur görülemez
Type: 
SEO Title: 
CHP'li Salıcı’dan ortak bildiriye şerh: Seçimlere giremeyeceğimizi ileri sürmek, son derece sorunlu varsayımlara dayanmaktadır
copyright Independentturkish: 

Yeni sözcü Müslim Sarı duyurdu: Kılıçdaroğlu’nun MYK’sı açıklandı

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen karar sonrasında genel başkanlık görevine yeniden getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun oluşturduğu Merkez Yönetim Kurulu (MYK) belli oldu.

30 Mayıs’ta CHP Genel Merkezi’nde çalışmalarına başlayan Kılıçdaroğlu’nun, yeni yönetim kadrosunu şekillendirmek için yoğun mesai yürüttüğü belirtiliyordu. MYK üyeleri ve görev dağılımı, Parti Sözcüsü olarak görevlendirilen Müslim Sarı tarafından açıklandı.

Buna göre Rıfat Turuntay Nalbantoğlu Genel Sekreterlik görevine getirilirken, Orhan Sarıbal Yurtiçi Örgütlenmeden, Bülent Kuşoğlu ise İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görevlendirildi.

Müslim Sarı Parti Sözcülüğü görevini üstlenirken aynı zamanda Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevini de yürütecek. Semra Dinçer Yurtdışı Örgütlenmeden, Deniz Demir Medya ve Halkla İlişkilerden, Prof. Dr. Ali Rıza Erbay ise Sağlık Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak MYK’de yer aldı.

Yeni yönetimde ayrıca Cemal Canpolat, Necdet Saraç, Yıldırım Kaya, Hasan Efe Uyar, Berhan Şimşek, Devrim Barış Çelik, Ahmet Hakan Uyanık, Nevaf Bilek, Adnan Demirci, Tahsin Tarhan ve Gamze Akkuş İlgezdi de farklı alanlarda genel başkan yardımcılığı görevlerine getirildi.

Öte yandan ekonomi, dış politika, hukuk ve seçim işleri birimlerinin doğrudan Genel Başkan’a bağlı olarak faaliyet göstereceği açıklandı.

19 kişiden oluşan yeni MYK’nin ilk toplantısını bugün saat 18.00’de gerçekleştireceği bildirildi.

 

Independent Türkçe

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin verilen kararın ardından genel başkanlık görevine dönen Kemal Kılıçdaroğlu, yeni Merkez Yönetim Kurulu’nu belirledi. Parti Sözcüsü Müslim Sarı, MYK üyeleri ve görev dağılımını kamuoyuyla paylaştı
Salı, Haziran 2, 2026 - 16:30
Main image: 

<p>Ekran alıntısı: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Yeni sözcü Müslim Sarı duyurdu: Kılıçdaroğlu’nun MYK’sı açıklandı
copyright Independentturkish: 

Ağıralioğlu: Bayramdan sonra seçim otobüsümüze binip yollara düşeceğiz

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Kurban Bayramı’nın üçüncü gününde genel merkezde düzenlenen bayramlaşma programında açıklamalarda bulundu. Ağıralioğlu, bayram sonrası saha çalışmalarına hız vereceklerini belirterek, “Bayramdan sonra seçim otobüsümüze binecek ve yollara düşeceğiz” dedi.

Partisinin kısa sürede büyümesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ağıralioğlu, “Şimdi birileri, ‘Anahtar Parti niye bu kadar hızla büyüyor?’ diye büyük bir merakla sormaya başladı. Aslında kurulduğumuz günden bugüne kadar kameralar bizden hep uzak olduğu için milletimizin umuduna ve güvenine dokunduğumuzu tam olarak idrak edemediler. Ama biz durmadan yolumuza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bayramlaşma programına Ağıralioğlu’nun eşi Bilge Bilgin Ağıralioğlu, annesi Hatice Ağıralioğlu ve babaannesi Fatma Ağıralioğlu da katıldı.

“Partimiz devletin ve milletin partisidir”

Konuşmasında partisinin vizyonuna ilişkin mesajlar veren Ağıralioğlu, Anahtar Parti’nin “devletin ve milletin partisi” olduğunu söyledi.

Ağıralioğlu, “Partimiz memlekette derdi olan; artık içi boş kimlik tartışmalarından yorulanların, meşrep ayrımcılığından usanıp ‘yeter artık’ diyenlerin partisidir. Göreceksiniz bu memleket gerçek hizmetle buluşacak. Bu süreci lütfen bir bayrak yarışı gibi düşünün. Bugüne kadar iktidarda olanların eksiği, yanlışı ne varsa hepsini tamamlamak ve düzeltmek, bizim en büyük mesuliyetimizdir” diye konuştu.

Devlet için faydalı olan uygulamaları sürdüreceklerini belirten Ağıralioğlu, “Devletimiz için iyi olan her şeyi devam ettirecek, kötü olan her şeye ise kararlılıkla engel olacağız. Bu ülkeyi yoran bu sistemsizliğin yerine, tıkır tıkır çalışan güçlü bir sistem kuracağız” dedi.

“Milletinden başka hiçbir odağın önünde eğilmeyecektir”

Türkiye’de siyasetin halkın iradesi doğrultusunda yapılması gerektiğini ifade eden Ağıralioğlu, “Türkiye'de siyaset eğer haddini ve sınırını bilmiyorsa biz Anahtar Parti olarak siyaseti tam da halkın emrinde olacağı o meşru hatta çekeceğiz” ifadelerini kullandı.

Anahtar Parti’nin “milletin ve devletin asil partisi” olduğunu söyleyen Ağıralioğlu, şöyle devam etti:

“Bu hareket, aziz milletinden başka hiç kimseye hesap vermeyecektir. Bu parti, iradenin partisidir; milletinden başka hiçbir odağın önünde asla eğilmeyecektir. Bu parti, cesaretin partisidir. O yüzden sizlerin bu tertemiz iradesine hiç kimse leke süremez, gölge düşüremez. Ay-yıldızlı şanlı bayrağın gölgesinde olan herkesle beraberiz ve o bayraktan başka hiçbir güce gölgelenmeyiz. Bizler, o bayrağın altında ‘86 milyon bizim öz ailemizdir’ diyen yepyeni ve sarsılmaz bir hassasiyet merkeziyiz; Türk siyasetinin yeni akıl merkeziyiz.”

ANKA

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, bayram sonrası seçim çalışmalarına başlayacaklarını belirterek, “Seçim otobüsümüze binecek ve yollara düşeceğiz” dedi
Cuma, Mayıs 29, 2026 - 18:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Ağıralioğlu: Bayramdan sonra seçim otobüsümüze binip yollara düşeceğiz
copyright Independentturkish: 

DSÖ: Tütün kullanımı her yıl 7 milyondan fazla kişinin ölümüne neden oluyor

DSÖ, "31 Mayıs Dünya Tütünsüzlük Günü" dolayısıyla yeni rapor yayımladı.

"Dünya genelinde 13-15 yaş aralığındaki en az 40 milyon çocuk, tütün ürünleri kullanıyor. Gençlerin elektronik sigara ve nikotin poşeti kullanımı artmaya devam ediyor." ifadelerinin kullanıldığı raporda, dünya genelindeki hükümetlere "yeni nesli tütün ve nikotin ürünlerine bağımlı olmaktan koruma" çağrısı yapıldı.

Tütün ve nikotin şirketlerinin, özellikle ergenler ve genç yetişkinler için ürünlerini daha çekici, kullanımı daha kolay ve bırakılması daha zor hale getirmek üzere kasıtlı olarak tasarladıklarına işaret edilen raporda, nikotinin beyinleri hala gelişmekte olan çocuklar, ergenler ve genç yetişkinler için son derece bağımlılık yapıcı ve zararlı olduğu vurgulandı.

Raporda, "Hükümetler, aromalı ürünleri yasaklayarak, reklam, tanıtım ve sponsorluk faaliyetlerini engelleyerek, kapalı kamusal alanları tamamen sigara ve elektronik sigaradan arındırarak ve denetimi artırarak insanları koruyabilir." değerlendirmesi yapıldı.

Kısa süre önce piyasadaki en hızlı büyüyen nikotin ürünlerinden biri olan nikotin poşetlerine ilişkin sosyal medya fenomenlerinin de desteğiyle yoğun bir tanıtım kampanyası yapıldığına işaret edilen raporda, DSÖ'nün nikotin poşetlerine ilişkin raporunun, dünya genelinde hızla artan satışlara rağmen yaklaşık 160 ülkede nikotin poşetleri için özel bir düzenleme bulunmadığını ve milyonlarca insanın korunmasız kaldığını ortaya koyduğu hatırlatıldı.

"Tütün kullanımı her yıl 7 milyondan fazla kişinin ölümüne neden oluyor"

Raporda, "Tütün kullanımı, her yıl 7 milyondan fazla kişinin ölümüne neden oluyor, küresel olarak önlenebilir ölümlerin önde gelen nedenlerinden biri olmaya devam ediyor. (Tütün kullanımı) Kardiyovasküler hastalıklar, solunum yolu hastalıkları ve 20'den fazla farklı kanser türü veya alt türüyle bağlantılı." ifadeleri kullanıldı.

Dünyada 1 milyardan fazla tütün, elektronik sigara ve nikotin poşeti kullanıcısı olduğu belirtilen raporda, bu kişilere bağımlılıktan kurtulmak adına çağrı yapıldı.

Raporda görüşlerine yer verilen DSÖ Sağlık Belirleyicileri, Tanıtım ve Önleme Departmanı Direktörü Dr. Etienne Krug, tütünün milyonlarca insanı öldürmeye devam ettiğine dikkati çekti.

Krug, "Büyük tütün şirketleri, iş modellerini yeniden şekillendiriyor, ölümcül sigaralardan kar sağlamaya devam ederken, bir yandan da yeni nesli bağımlı hale getirmeyi amaçlayan aromalı elektronik sigaraları, nikotin poşetlerini ve diğer nikotin ürünlerini agresif şekilde pazarlıyorlar." ifadesini kullandı.

AA

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Umman'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilerden ücret almaya yönelik herhangi bir planın içinde olmayacağını söyledi
Cuma, Mayıs 29, 2026 - 18:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
DSÖ: Tütün kullanımı her yıl 7 milyondan fazla kişinin ölümüne neden oluyor
copyright Independentturkish: 

Murat Karayalçın: Bir tasfiye işareti alınırsa yeni bir parti düşünülmeli

Karayalçın, "Parti bütünlüğü önemli. Bizim kırmızı çizgimiz olmalı. Ama bir tasfiye olursa, bir tasfiye işareti alınırsa o zaman yeni bir parti düşünülmeli" dedi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Eski Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) Genel Başkanı Murat Karayalçın, istinafın "mutlak butlan" kararına ilişkin, Gazete Oksijen'den Sedat Ergin'e değerlendirmelerde bulundu.

Parti yöneticileri ve örgüte çağrı yapan Karayalçın, "Parti yöneticilerimiz, partililerimiz partinin bütünlüğünü sağlayacak açıklamalara kulak vermelidir. O eylemlerin içinde olmalı, sokağın sesini dinlemelidirler. Pazar günü genel merkezle TBMM arasında yedi sekiz kilometre mesafede olağanüstü bir yürüyüş gerçekleşti. Ankaralılar müthiş bir mesaj verdiler. Örgütün ve parti yöneticilerinin ne yapması gerektiğini o sokaktaki eylemleriyle, sloganlarıyla, tavırlarıyla, gösterdikleri sevgiyle ortaya koydular. Parti yöneticilerimizin ve partililerimizin sokağı dinlemesi lazım, bu mesajı alması lazım" ifadelerini kullandı.

"Kılıçdaroğlu'nu aradım ama ulaşmadım"

Karayalçın, istinafın kararıyla tedbiren CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nu aradığını ancak ulaşamadığını belirterek, süreci şöyle anlattı:

Pazar günü kendisiyle bir görüşme girişiminde bulundum ama maalesef olmadı. 21 Mayıs'ta butlan kararının çıkmasından da önce çok sayıda partili bana 'ikisiyle de görüş' diye telkinde bulunmuştu.  Ben 22 Mayıs  Cuma  akşamı oldukça geç bir saatte önce Genel Başkanımız Özgür Özel'le görüştüm. Bana bu tür telkinlerin yapıldığını söyledim. 'Bir devreye girmek isterim, katkıda bulunmak isterim siz ve Kemal Bey de uygun görürseniz.' dedim. Özgür Bey 'Eski genel başkanımızsınız, çok katkınız olur diye düşünüyorum.' yanıtını verdi. Ben Sayın Kılıçdaroğlu ile pazartesi günü konuşmayı düşünüyordum. Fakat Pazar sabahı erken kalktım, televizyonu açtım  ve birdenbire o dehşet manzaraları gördüm. Tanımadığım birtakım insanlar partinin önünde sağa sola saldırıyorlar, partinin demirlerini, bahçe kapısını sarsıyorlar. Onun üzerine Sayın Kılıçdaroğlu ile hemen konuşmam gerekir diye düşündüm. Kendisini aradım hep aradığım numaradan ama maalesef ulaşamadım.

"En kısa zamanda kurultaya gidilmeli"

Murat Karayalçın, Kılıçdaroğlu'na ulaşsaydı şu ifadeleri kullanacağını aktardı:

 Çözüm olarak şunu söyleyecektim: CHP'de kurultay için en uygun zaman tartışması yaşanıyor birkaç gündür. Sayın Kılıçdaroğlu'na yakın olanlar 'en uygun zaman' diyorlar. Ben dahil kimi arkadaşlarımız da 'en uygun zamanda değil, en kısa zamanda olmalı' diyoruz. Çünkü bu mutlak butlan kararı kabul edilebilir bir karar değil. Ben bunun Anayasa'ya aykırı olduğu kanısındayım. Türkiye'de ne kadar siyasetçi tanıyorsanız, hepimiz Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) verdiği mazbatayla siyaset yaptık. Bizim mazbatalarımızı YSK verdi. Türkiye seçim hukuku konusunda çok başarı sağlamış bir ülke, bütün olumsuzluklara rağmen. Ama maalesef YSK devre dışı bırakıldı. Adli yargı seçim yargısını ekarte etti. O yüzden de bu kabul edilebilir, geçerli bir şey değil. Tabii resmi bir karar. Onun için uyacağız, uyuluyor. Zaten Sayın Özgür Özel de davalar açarak, itiraz ederek ve  grup başkanı seçilerek bu resmi kararın sonuçlarını da kabul ettiğini gösterdi. Ama bu haksız, yanlış bir karar. Bunu aşabilmemizin yolu bizim en kısa zamanda kurultaya gitmemizdir. Başka bir şey olamaz. Biz birkaç hakimin kararıyla allak bullak olacak bir parti değiliz. Hem siyasi partiler yasasına göre hem kendi tüzüğümüze göre bizde yönetim değişikliklerinin nasıl olacağı bellidir.

"Böyle adalet olur mu?"

Karayalçın, "baskın seçim" ihtimali gördüğünü de belirtti. "Kılıçdaroğlu ile seçime gidildiği takdirde bu adil bir seçim olur mu? Demokrasinin asgari gereklerini karşılayan, adil, düzgün bir seçim olur mu böyle bir seçim" sorusuna Karayalçın şöyle yanıt verdi:

Şu  yapılanların zaten demokrasinin gerekleriyle bağdaşan hiçbir yönü yok. Nasıl  CHP'nin kurultayı birkaç hakimin kararıyla değişiyor? Böyle bir adalet olur mu? Böyle bir haksızlık olur mu? Günah değil mi? Ayrıca sen hadi bunu yapacaksın, iki gün bekle kardeşim. Ne oluyor bu plastik mermiler, göz yaşı bombaları, demirlerin kesilmesi. AFAD ekipleri geldi, polis ekipleri geldi. Ne oluyor? Türkiye'nin ana muhalefet partisine yazık değil mi?

Karayalçın, tarihin en kritik noktalarından birinin yaşandığını, CHP olarak da ülke olarak da her türlü olasılığı dikkate almak gerektiğini kaydetti. "Kemal Bey'in bütün bu süreçte aldığı tavır, özellikle son günlerdeki tavrı sizi şaşırtıyor mu" sorusunu Karayalçın, "Üzüyor, öyle söyleyeyim" diye yanıtladı.

"Partinin bütünlüğü mutlak korunmalı"

CHP'nin bu süreci aşabileceğini vurgulayan Karayalçın, şu ifadeleri kullandı:

Burada kurultay için en uygun zaman tartışmasına geliyoruz. Eğer Parti Meclisi sıfırdan başlayan bir kurultay süreci işletme kararı alırsa, ilçe, mahalle delegeleri tespit edilecek, ilçe kongreleri, il kongreleri, kurultay vesaire... Bu bir tasfiye sürecini de beraberinde getirebilir. Parti birliğini sarsan sonuçları da beraberinde getirebilir... Böyle bir noktaya gelinmeden partinin birliği, bütünlüğü mutlaka korunmalıdır. CHP adı mutlaka korunmalıdır. Şimdi şöyle görüşler de çıkıyor, 'CHP'nin zaten bagajı var kardeşim. Bu bagajdan kurtulalım.' Evet, bagaj da var ama bir de CHP gerçekliği var. Ben bunu yaşamış birisiyim. Ta Osmanlı döneminden bu yana gelen bir damarın siyasetçileriyiz. Onun için CHP'yi kapatmak olmaz. Doğru değil. Ama çok zorda kalırsak tabii ayrı bir yapılanmaya gidilebilir. Aksi takdirde biz partiyi korumalıyız. Parti bütünlüğü önemli. Bizim kırmızı çizgimiz olmalı. Ama bir tasfiye olursa, bir tasfiye işareti alınırsa o zaman yeni bir parti düşünülmeli. 

Karayalçın, kurultay sürecinin uzamasının AK Parti'nin ekmeğine yağ sürülmesi anlamına geldiğini belirtti.

Murat Karayalçın, CHP Genel Merkezi'ne polisin girişini ağlayarak izlediğini de söyledi.

 

ANKA

Eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, istinafın kararıyla tedbiren CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nu aradığını, ancak ulaşamadığını belirterek en kısa zamanda kurultaya gidilmesi çağrısında bulundu
Cuma, Mayıs 29, 2026 - 16:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

related nodes: 
CHP'de Kılıçdaroğlu ve Özel'den iki ayrı noktada bayramlaşma
CHP PM ne zaman toplanacak? Kılıçdaroğlu, mesai saatini beklediklerini açıkladı
Özgür Özel: Müesses nizam kendi siyaset kurgusu bozulmasın istiyor
Type: 
SEO Title: 
Murat Karayalçın: Bir tasfiye işareti alınırsa yeni bir parti düşünülmeli
copyright Independentturkish: 

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'un fethini hala içlerine sindiremeyen hazımsızlar var

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bayramlar, yardımlaşma ve paylaşma duygularımızı yüceltmenin yanı sıra birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirdiğimiz özel günlerdir. Milletçe bayram günlerinde bu hissiyatı, bu ruhu, bu inancı çok daha diri biçimde idrak ve ihya ediyoruz." dedi.

Partisinin İstanbul İl Başkanlığınca Haliç Kongre Merkezi bahçesinde düzenlenen "İstanbul'un Fethi'nden Gönüllerin Fethine" programında katılımcıları selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, programa katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Hem İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü hem de bayram vesilesiyle bir araya gelindiğini hatırlatan Erdoğan, fethin 573. yıl dönümünde İstanbul'un daha bir güzel olduğunu, katılımcıların mübarek bayram gününde daha bir güzel olduğunu söyledi.

Vatandaşların Kurban Bayramı'nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynı şekilde dünyanın dört bir yanında yaşayan, bayramda sılası gözünde tüten bütün vatandaşlarımın, gönül coğrafyamızdaki her kardeşimizin, yeryüzündeki her Müslümanın bayramını tebrik ediyorum." ifadelerini kullandı.

Bayramın İslam dünyası ve insanlık için mübarek olmasını, kardeşliğe, barışa ve huzura vesile olmasını Cenabıallah'tan niyaz eden Erdoğan, kesilen kurbanların Allah katında makbul olmasını diledi.

Bayramın şüphesiz en çok çocuklar için bayram olduğunu belirten Erdoğan, "Bayram cennet yüzlü çocukların yüzlerinde tebessüm çiçekleri açınca bayram olur. Asıl böyle anlamını bulur. Türkiye'nin tüm çocuklarının, dünyanın tüm çocuklarının bayramını bugün özellikle tebrik ediyor, her birini sevgiyle kucaklıyor, minik yanaklarından öpüyor, her günlerinin bayram havasında geçmesini temenni ediyorum." diye konuştu.

Mübarek bayram günlerinin insanın dostluğu, kardeşliği, milli ve manevi değerleri en canlı biçimde yaşadığı müstesna zamanlar olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bayramlar, yardımlaşma ve paylaşma duygularımızı yüceltmenin yanı sıra birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirdiğimiz özel günlerdir. Milletçe bayram günlerinde bu hissiyatı, bu ruhu, bu inancı çok daha diri biçimde idrak ve ihya ediyoruz. Garip gurebanın kapısını çalıyor, öksüzün, yetimin başını okşuyor, en yakınımızdan başlayarak ihtiyaç sahiplerinin derdiyle dertleniyoruz." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen, "İstanbul'un fethinden, gönüllerin fethine" programında yaptığı konuşmada şunları söyledi:

"İstanbul'un fethi karanlığın aydınlığa tebdilidir"

Öncelikle her birinizin kurban bayramınızı can-ı gönülden tebrik ediyorum. Aynı şekilde dünyanın dört bir yanında yaşayan bütün vatandaşlarımın gönül coğrafyasındaki her bir kardeşimin bayramını tebrik ediyorum. Bayramın İslam dünyası ve insanlık için mübarek olmasını niyaz ediyorum. Bayram en şok da çocuklar için bayramdır. Türkiye'nin tüm çocuklarının dünyanın tüm çocuklarının bayramını tebrik ediyor, her günlerinin bayram havasında geçmesini temenni ediyorum. Bayramlar yardımlaşma ve paylaşma duygularımızı yüceltmenin yansıra birlik ve beraberliğimizi güçlendirdiğimiz günlerdir. Milletçe bu ruhu çok daha diri idrak ediyoruz. Garip gurebanın kapısını çalıyor yetimin başını okşuyor ihtiyaç sahiplerinin derdiyle dertleniyoruz. Bayramlar ümmet olma şuurumuzun daha da perçinlenmesine vesile oluyor. Dünyanın en ücra köşesine kadar milletimizin şefkat ve merhamet elini ulaştıran sivil kuruluşlara hasleten teşekkür ediyorum. Şuan da Hac farizasını yerine getirmek üzere kutsal topraklarda bulunan kardeşlerimizin ibadetlerinin kabul olmasını rabbimden niyaz ediyorum.

İstanbul'un fethi, sadece bir büyük zafer, çağ açıp çağ kapayan bir olay değil, dünyanın göz bebeği bir şehirde karanlığın aydınlığa tebdilidir. İstanbul'un fethi, iki dünyanın, iki kıtanın birleştiği bu şehre 573 yıldır batmayan bir güneşin doğmasıdır. İstanbul'un fethi, Ayasofya dahil mabetleri soyulan, tahrip edilen, semtleri bataklığa dönüşen bir şehrin imarıdır, ihyasıdır, hayat bulmasıdır. İstanbul'un fethi, milletimizin mefkuresi, ülküsü, Kızılelma'sı uğruna neleri başarabileceğinin numunesidir. 

"Fatih'in emanetine gözümüz gibi bakmaya devam edeceğiz"

 Nasıl göl yerinde su eksik olmazsa, bu milletin gönlünde de fetih mefkuresi, fetih şuuru, fetih özlemi hiçbir zaman eksik olmaz. Bu topraklar 1071'den bu yana bizim vatanımız, İstanbul ise 1453'ten bu yana Türk İstanbul olarak milletimizin gözbebeği, iftihar tablosudur. Ama biliyoruz ki bunu halen kabullenemeyenler var. İstanbul'un Fethi'ni halen içlerine sindiremeyen hazımsızlar var. 573 yıllık öfkenin pençesinden bir türlü kurtulamayanlar var. Bunların gerek içeride gerekse dışarıda, buldukları her fırsatta bu hazımsızlıklarını, bu rahatsızlıklarını ifşa ettiklerini görüyoruz. Her kim 'Zulüm 1453'te başladı' diyorsa maskesini indirin; altından 1453'te mücadele ettiğimiz karanlık yüzler çıkacaktır. Her kim 'İstanbul'un statüsü değişsin' diyorsa bunlar Topkapı'da okunan Kur'an'ı, Ayasofya'da okunan ezanı içlerine sindiremeyenlerdir. Her kim İstanbul'da inşa ettiğimiz yüksek medeniyeti görmezden gelerek 'Göçebe barbarlar Anadolu'daki medeniyeti tahrip etti' diyorsa pelerinini kaldırın; göğsüne kazınmış Bizans dövmesiyle karşılaşırsınız.

Her kim bu şehrin, Yahya Kemal'in 'Türk İstanbul' dediği kurucu kimliğiyle bir sorun yaşıyorsa, arka planına baktığınızda aslında fetihle ve Fatih'le hesaplaşma içinde olduğunu görürsünüz. Bunların kim olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Allah'ın izniyle bu zihniyetin temsilcilerine dün fırsat vermedik, bugün de yarın da fırsat vermeyeceğiz. Fatih Sultan Mehmet Han'ın bize emaneti olan bu aziz şehre gözümüz gibi bakmaya devam edeceğiz. 86 yıllık hicranın ardından nasıl Ayasofya'nın kapısına vurulan zincirleri parçaladıysak, kutlu fetihten ilham alarak yeni zaferlere de imza atacağız.

İstanbul'un fethi bizlere şunu öğretmiş, şunu hatırlatmıştır; Eğer gerçekten inanır, çalışır, zorluklar karşısında sebat edersek milletçe başaramayacağımız iş, ulaşamayacağımız hedef yoktur. Yeter ki Sultan Fatih gibi 'Ya İstanbul beni alacak ya da ben İstanbul'u alacağım' diyerek kararlılığımızı gösterelim. Yeter ki zafere inanalım, gücümüzün idrakinde olalım. Gerisi Allah'ın izniyle sadece bir zamanlama ve planlama meselesidir. Bunun için hep birlikte çalışacak, saflarımızı daha da sıklaştıracak ve İstanbul'un geleceğini karartmak isteyenlere meydanı bırakmayacağız.

Şunu bir defa her bir yol ve dava arkadaşımın çok iyi bilmesini isterim: Dünyamız ve bölgemiz gerek siyasi gerek ekonomik gerekse diplomatik bakımdan çok ciddi kırılmalar yaşıyor. Coğrafyamızda sınırlar yeniden kanla ve gözyaşıyla çizilmek isteniyor. Gazze'den Sudan'a, Yemen'den Lübnan'a yönümüzü nereye çevirirsek çevirelim, aynı kirli oyunun farklı sahnelerine tanık oluyoruz. Rabb'im daha nice fetihlere bizleri eriştirsin. Bunun için de Cumhur İttifakı'nın birliğini, beraberliğini daim eylesin. Birliğimizi, beraberliğimizi bozmayacağız. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız; hep birlikte Türkiye'nin yarınlarına yürüyeceğiz.


 

Independent Türkçe, ANKA, AA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'un fethinin 573.yıl dönümünde Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen programda açıklamalarda bulundu
Cuma, Mayıs 29, 2026 - 16:15
Main image: 

<p>Ekran alıntısı: X</p>

jw id: 
OOd8C8Tu
Type: 
SEO Title: 
Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'un fethini hala içlerine sindiremeyen hazımsızlar var
copyright Independentturkish: 

Özgür Özel, istinafın mutlak butlan kararına karşı itiraz başvurusunu şahsı adına yaptı

İstinafın mutlak butlan kararına karşı yapılan ve Kılıçdaroğlu’nun avukatlarının geri çektiği temyiz başvurusu, Özgür Özel adına yeniden yapıldı. Dilekçede, "itirazın kabulü ile itiraza konu ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini, aksi halde itirazımız hakkında karar verilmek üzere dosyanın bir başka Bölge Adliye Mahkemesi Dairesine gönderilmesini, bu talebimizin de kabul edilmemesi halinde talebimiz hakkında karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine sunulmasını talep ederiz" denildi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Kemal Kılıçdaroğlu, Lütfü Savaş ve diğer davacıların avukatlarının, CHP avukatlarının Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin mutlak butlan kararına yönelik temyiz başvurusunun geri çekildiğine ilişkin dilekçe sunmasının ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bu kez avukatı Sedat Aslantaş aracılığıyla kendisi adına istinaf kararına kararına itiraz etti.  

Davacılar tarafından, yalnızca Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi ihtiyati tedbir kararının reddi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulduğu, asıl ve diğer birleşen davalarda verilen ihtiyati tedbir taleplerinin reddi kararlarına karşı istinaf başvurusunda dahi bulunulmadığı belirtilen dilekçede, şunlar kaydedildi:

Davacı tarafından Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ihtiyati tedbir kararının reddi kararına karşı istinaf başvurusundan ise davacı tarafından asıl Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasına verilen 2 Ekim 2025 tarihli dilekçe ile vazgeçilmiştir. Davacılar tarafından yerel mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararlarının reddi kararlarına itiraz edilmemişken ve yerel mahkemece karar verildikten sonra mevcut bir durumda değişiklik olmamasına rağmen davacıların tedbir kararının kabul edilmesi açık şekilde kanuna aykırıdır.

"Yaklaşık ispat koşulunun varlığı ortaya konulamamıştır" 

Davacılar somut hiçbir delile dayanmamıştır. Mahkemece, davacı yanın iddialarını kendiliğinden genişletmiştir. Tedbir kararının verilmesinde aranan yaklaşık ispat koşulunun varlığı ne davacı yanca ne de mahkemece ortaya koyulamamıştır. 

Açıldığı günden bu güne, davayla amaçlananın, kurultayın/kongrenin yenilenmesi değil, aksine mahkemeden partiyi yönetecek kişileri belirlemesi olduğu izah edilmiştir. Maalesef bu karar, kamuoyundaki bu endişeleri de haklı çıkarmıştır. Verilen tedbir kararında, görevlendirilen kişilerin ne amaçla görevlendirildiği belirtilmemiş; görev tanımının ucu açık bırakılmıştır. 

"Karar muğlaklığı bakımından siyasi kriz yaratmaya muktedirdir"

Esas olan siyasi partilerin kongreleri eliyle yönetilmesidir. Her ne kadar bu durumda dahi bir olağanüstü kurultay şartı gerçekleştirildiğinde bunu yapmak zorunlu olacaksa da eldeki karar muğlaklığı bakımından siyasi kriz yaratmaya muktedirdir. Yargılamanın çok uzun sürmesi halinde seçilmişlerin değil, mahkemece belirlenmiş kişilerin yıllarca partiyi yönetmesi olasılığı doğmuştur. Siyasi partiler siyasi kararlar alırlar. Bu anlamsız tedbir kararıyla, parti içi ve ülke siyasetine dönük kararları, mahkemenin atadığı kişilerin alması beklenmektedir.

Dilekçede, Siyasi Partiler Kanunu'nun, görevden el çektirme hallerinde, 30 veya 45 gün gibi kısa sürelerde kongre yapılmasını, usule uygun şekilde seçim kurulunca kongre iptali halinde dahi iki ay içinde kongrenin yenilenmesini emrettiği vurgulandı.

"Anayasa ihlal edilmiştir"

Yani parti yönetimi kararıyla dahi görevden el çektirilme halinde derhal kongre yapılması zorunluyken, mahkemece, belirsiz ve öngörülemez bir süre boyunca partiyi seçilmişlerin dışındaki kişilerin yönetmesine karar verildiği ifade edilen dilekçede, şunlar kaydedildi:

Geçici kurul atanmasına ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi'nin ilamlarında 'Verilen karar şahsın hukukuna ilişkindir kesinleşmeden icra edilemeyecektir, tedbiren yapılan atama ile kanunun dolanılması söz konusu olacaktır. Verilen tedbir kararı hukuka aykırıdır' şeklinde gerekçelerle bu tür davalarda tedbir kararı verilemeyeceğini ortaya koymuştur. 

Tedbir kararının verilmesiyle amaçlanan müvekkil CHP'nin mahkeme eliyle yönetilmesidir. Yargının araçsallaştırılarak, parti iradesine müdahale edilmesi Anayasa'nın ruhuna aykırıdır. Hukuk devleti ilkesini ve demokratik siyasi hayatı çiğneme kastı taşıyan itiraza konu karar, bu yönüyle Anayasa'nın 2, 67, 68. ve 69. maddelerini ihlal etmiştir.

"Tedbir kararı ile kararın kesinleşme şartı bertaraf edilmiştir"

Dilekçede, ihtiyati tedbirin, HMK'nın 389. maddesi uyarınca, hakkın elde edilmesinin zorlaşacağı veya gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğacağı hallerde başvurulan geçici bir koruma önlemi olduğu aktarılarak, "Ancak tedbirin doğası 'muhafaza' ve 'mevcut durumu koruma' ile sınırlıdır. Doktrinde ve yargı pratiğinde kabul edilen en temel ilkelerden biri, ihtiyati tedbirin asıl uyuşmazlığı nihai olarak çözmemesi ve dava sonucunu öne almaması gerekliliğidir. Somut olayda ise mahkemece verilen tedbir kararı ile kararın kesinleşme şartı bertaraf edilmiştir. Bu durum, ihtiyati tedbirin geçici niteliğiyle bağdaşmadığı gibi, kanunun emredici bir şekilde öngördüğü kesinleşme şartını da işlevsiz kılar. Ancak, mahkemelerin 'etkin hukuki koruma' adı altında bu icrailik engelini göz ardı ederek infaz sonucunu doğuran tedbirler vermesi, hukuki güvenlik ilkesini zedelemektedir" denildi.

"Delegenin iradesine dışarıdan müdahalede bulunulmuştur"

İhtiyati tedbirin amacının, telafisi imkansız zararları önlemek olduğu belirtilen dilekçede, şunlara yer verildi:

Oysa burada verilen tedbir kararı, bizzat telafisi imkânsız zararlar doğurmaktadır. İtiraza konu tedbir kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi delegesinin iradesine dışarıdan müdahalede bulunulmuştur. Bu durum hem Siyasi Partiler Kanunu'nun emredici hükümlerine aykırıdır hem de Partinin Anayasal güvence altına alınmış siyasi faaliyette bulunma özgürlüğünü ihlal etmiştir. Sonuç olarak, 21 Mayıs tarihli hukuka aykırı tedbir kararına itiraz etmek gerekmiştir.

Bu nedenlerle ve resen gözetilecek nedenler doğrultusunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararına HMK 394/3 maddesi uyarınca hakkı muhtel olan üçüncü kişi sıfatıyla yaptığımız itirazın kabulü ile itiraza konu ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini, aksi halde itirazımız hakkında karar verilmek üzere dosyanın bir başka Bölge Adliye Mahkemesi Dairesine gönderilmesini, bu talebimizin de kabul edilmemesi halinde talebimiz hakkında karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine sunulmasını talep ederiz.

 

ANKA

İstinafın mutlak butlan kararına karşı yapılan ve Kılıçdaroğlu’nun avukatlarının geri çektiği temyiz başvurusu, Özgür Özel adına yeniden yapıldı
Cuma, Mayıs 22, 2026 - 18:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA (Arşiv)</p>

related nodes: 
CHP’de “mutlak butlan” kararı Kılıçdaroğlu'na tebliğ edildi
Type: 
SEO Title: 
Özgür Özel, istinafın mutlak butlan kararına karşı itiraz başvurusunu şahsı adına yaptı
copyright Independentturkish: 

Kılıçdaroğlu'nun Basın Danışmanı Sönmez: CHP'nin Genel Başkanı neredeyse Genel Merkez orasıdır

Mahkemece CHP Genel Başkanlığı görevine iade edilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun Basın Danışmanı Atakan Sönmez, "Mahkeme kararı olduğu andan itibaren Sayın Genel Başkan'ın görevi de başlamıştır. 37'nci Kurultay'la belirlenen Parti Meclisi ve orada seçilen bütün kurullar görevlerine dün itibarıyla resmi olarak başlamışlardır." dedi.

Sönmez, Kılıçdaroğlu'nun çalışma ofisi önünde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Kendisini basın danışmanlığı görevine getirdiği için Kılıçdaroğlu'na teşekkür eden Sönmez, "Kendisi yoğun şekilde çalışmalarına devam ediyor. Resmi görevlendirme, tebligat kendisine yapıldı. Şu anda gerek milletvekilleri gerek parti meclisi üyeleri, belediye başkanları, mevcut belediye başkanları, mevcut milletvekilleri, daha önceki dönem milletvekilleri ve pek çok il ve ilçe teşkilatı yöneticileriyle hem fiilen yüz yüze hem telefon üzerinden yoğun görüşmeler sürdürüyor, çalışmalarını devam ettiriyor." şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun hiçbir zaman ayrıştırıcı olmadığını ifade eden Sönmez, şunları kaydetti:

Sadece parti için değil, toplumun genelini kucaklamakla ilgili bir siyaseti kararlılıkla 13 yıl boyunca sürdürmüş bir genel başkan. Bundan sonraki süreçte de gerek Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir an önce kucaklaşıp ayağa kalkması ve ülkenin sorunlarını çözmek için güçlü bir iktidar yürüyüşünden bahsetti. Bu iktidar yürüyüşü için kendisine güveni tam, ekip arkadaşlarına olan güveni tam ve arkadaşlarının da kendisine olan güveni tam. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun 70 yıllık ömründe kendisinin de sıklıkla vurguladığı gibi temiz siyaset, toplum için siyaset dışında herhangi bir şiarı yoktur ve bunun dışında da bir önceliği olmadı. Bundan sonra da olmayacağını siz de biliyorsunuz, değerli kamuoyu da biliyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Böyle bir şey şu anda yok"

Sosyal medyada bazı dezenformasyonların dolaştığını belirten Sönmez, "MYK'de görevlendirme yapıldığına dair galiba yazılıp çizildi. Böyle bir şey şu anda yok. Yani ne Parti Meclisi içerisinden böyle bir MYK görevlendirildi ne de buna dair herhangi bir isim listesi vesaire bir şey söz konusu değildir. Zaten böyle bir şey olduğu zaman bunun açıklaması resmi olarak yapılır. Hiç endişeniz olmasın. Şu anda böyle bir görevlendirme olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz" ifadelerini kullandı.

Sönmez, Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklama yapıp yapmayacağına dair sorular üzerine, "İki gündür çok yoğun çalışıyor Sayın Genel Başkan. Bir serum kullandı, sesiyle ilgili bir şey var. Eğer ki gün sonuna kadar çalışmaları bittiğinde birazcık sesi toparlanmış olursa, yani bunun başka bir sebebi gerçekten yok. Umarız zaten toparlar bir an önce çıkışta kısa bir açıklama yapabilir." şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun, CHP Genel Merkezi'ne ne zaman gideceğine ilişkin sorular üzerine Sönmez, şu yanıtı verdi:

Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı neredeyse Genel Merkez orasıdır. Ancak tabii ki Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'ne Sayın Kemal Kılıçdaroğlu gidecektir. Yani bundan şüpheniz olmasın. Zaten Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Parti Meclisi ile diğer bütün organların görevi az önceki tebligatla başlamadı. Dünkü mahkeme kararı kesinleştiği andan itibaren zaten görevi başlamıştır. Bugünkü yapılan resmi prosedürün tamamlanması için gerekli bir işlemdir. Mahkeme kararı olduğu andan itibaren Sayın Genel Başkan'ın görevi de başlamıştır. 37'nci Kurultay'la belirlenen Parti Meclisi ve orada seçilen bütün kurullar görevlerine dün itibarıyla resmi olarak başlamışlardır.

"Sayın Genel Başkan hiçbir zaman gerginliğin tarafı olmamıştır"

Sönmez, Kılıçdaroğlu'nun milletvekilleri de dahil olmak üzere tüm arkadaşlarıyla istişarelerini sürdürdüğünü belirterek, "Burada istenen şey bir gerginliğinin yaratılması değildir. Sayın Genel Başkan hiçbir zaman gerginliğin tarafı olmamıştır, olmayacaktır da. Gerginliğe fırsat verecek bir adımın da tarafı olmayacaktır. Bundan sonraki süreç suhuletle, sakinlikle, olgunlukla tam da Kemal Kılıçdaroğlu siyasetine uygun şekilde işleyecektir. Bundan hepiniz emin olabilirsiniz" değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu'nun Özgür Özel ile bir görüşme yapıp yapmadığına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşüp görüşmeyeceğine ilişkin soruları da yanıtlayan Sönmez, "Bunlar olağanüstü anlamlar yüklenecek şeyler değil. Şu anda böyle bir görüşme programı olduğu için söylemiyorum. Ama ortaya bir iddia atılmasında, bu iddianın arkasındaki alt metni okuyabilecek kadar hepimiz gazetecilik mesleğinden geldiğimiz için biliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanıyla da Sayın Devlet Bahçeli'yle de ve diğer bakın altılı masayı, Halil İbrahim Sofrası'nı kurmuş bir siyasetçinin başka siyasetçileri muhatap almaması, onlarla görüşmemesi diye bir siyaset tarzının söz konusu olamayacağını zaten biliyoruz. Ama şu anda böyle bir planlanmış, programlanmış bir görüşme takvimi yoktur" ifadelerini kullandı.

Özgür Özel ile bir görüşme trafiği olup olmadığı soruları üzerine Sönmez, "Bir tane Cumhuriyet Halk Partisi vardır. Özgür Özel'e yakın Özgün Özel'e uzak veya Kemal Kılıçdaroğlu'na yakın, Kemal Kılıçdaroğlu'na uzak diye Cumhuriyet Halk Partililik tarifi olamaz. Şu an itibarıyla Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'dur. Bütün Cumhuriyet Halk Partililer Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na yakındır. Bu kadar söyleyebilirim" yanıtını verdi.

 

AA

“İki gündür çok yoğun çalışıyor Sayın Genel Başkan. Bir serum kullandı, sesiyle ilgili bir şey var. Eğer birazcık sesi toparlanmış olursa çıkışta kısa bir açıklama yapabilir”
Cuma, Mayıs 22, 2026 - 16:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Kılıçdaroğlu'nun görevden azlettiği avukat Çağlayan: Hiçbir makam hukukun ve vicdanın üstünde değildir
Dervişoğlu: Cumhuriyet tarihimizin kırılma noktalarından birindeyiz
Erdoğan: Enerjide tam bağımsızlık ülkemizin Kızılelma'sıdır
Type: 
SEO Title: 
Kılıçdaroğlu'nun Basın Danışmanı Sönmez: CHP'nin Genel Başkanı neredeyse Genel Merkez orasıdır
copyright Independentturkish: 

Kılıçdaroğlu'nun görevden azlettiği avukat Çağlayan: Hiçbir makam hukukun ve vicdanın üstünde değildir

CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nın iptal kararı sonrası Kemal Kılıçdaroğlu, genel merkez avukatları Çağlar Çağlayan, Mehmetcan Keysan ve Hazar Kardaş'ı azletti.

Çağlar Çağlayan, sosyal medya hesabından konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"2013 yılından bu yana onurla üstlendiğim Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkez Avukatlığından, bu sabah saatlerinde aldığım bir tebligatla, meslektaşlarım Av. Mehmet Can Keysan ve Av. Hazar Kardaş ile birlikte azledildiğimizi öğrendim.

13 yıl boyunca, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu değerlerine duyduğum inançla; partimize yönelik her türlü hukuksuzluğa, baskılara, siyasi operasyonlara ve yargının araçsallaştırılmasına karşı meslektaşlarımla birlikte hukuki mücadele vermeyi görev saydım.

"Meşruiyeti yoktur"

Mutlak butlan kararı, siyasi iradeyi ve parti hafızasını hukuk dışı yöntemlerle yeniden dizayn etmek için verilmiştir. Demokratik meşruiyetin yerine fiili dayatmayı koymaya çalışan hiçbir anlayışın ve hukuk dışı yöntemlerle tesis edilen hiçbir tasarrufun benim nezdimde meşruiyeti yoktur.

Bu süreçte atılan ilk adımlardan birinin, yıllardır partinin hukuk mücadelesini yürüten avukatların görevden alınması olması tesadüf değildir. Bu müdahalenin amacı Cumhuriyet Halk Partisi’nin hukuksuzluğa karşı yürüttüğü hukuk mücadelesini etkisizleştirmek, savunma iradesini zayıflatmak ve itiraz yollarını susturmaktır.

Bu nedenle şahsıma yönelik bu müdahaleyi bir mesleki kayıp ya da kişisel bir hüsran olarak algılamıyorum. Aksine, hukuksuzluğa boyun eğmemenin bedeli olarak bir onur nişanı olarak görüyorum. Ömrüm boyunca da bunu aynı kararlılıkla ve gururla taşıyacağım.

Çünkü bizim mücadelemiz ve avukatlık makamlarla, unvanlarla ya da resmi sıfatlarla sınırlı değildir. Bizler, Cumhuriyet Halk Partisi’ni demokrasi mücadelesinin, halk iradesinin ve cumhuriyet değerlerinin baba ocağı olarak kabul eden insanlarız.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Resmi sıfata ihtiyaç duymadım, duymayacağım"

Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da hukukun üstünlüğünü, demokratik meşruiyeti, halkın iradesini savunmaya devam edeceğim. Bunun için herhangi bir vekâlet ilişkisine, resmi sıfata ya da görevlendirmeye ihtiyaç duymadım, bundan sonra da duymayacağım.

Bu hukuksuzluğun parçası olan, imza atan, görev alan, sessiz kalan, meşrulaştırmaya çalışan herkese açık çağrıda bulunuyorum: Hiçbir makam, hiçbir geçici güç ilişkisi, hukukun ve vicdanın üstünde değildir. Tarih, hukuksuzluk karşısında direnenleri de bu sürece ortak olanları da ayrı ayrı kaydedecektir. Bugün verilen her kararın, atılan her imzanın ve alınan her tutumun yarın hem hukuk hem de toplum vicdanı önünde bir karşılığı olacaktır.

"Halkın iradesi kazanacak"

Başta partimizin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel olmak üzere, demokrasi ve hukuk mücadelesinden geri adım atmayan tüm yol arkadaşlarımla hukuksuzluğa karşı dayanışma içinde olmaya devam edeceğimi de beyan ediyorum. İnanıyorum ki, sonunda mutlaka halkın iradesi kazanacaktır.

 

 

ANKA 

“Bugün verilen her kararın, atılan her imzanın ve alınan her tutumun yarın hem hukuk hem de toplum vicdanı önünde bir karşılığı olacaktır”
Cuma, Mayıs 22, 2026 - 16:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
Dervişoğlu: Cumhuriyet tarihimizin kırılma noktalarından birindeyiz
Erdoğan: Enerjide tam bağımsızlık ülkemizin Kızılelma'sıdır
Ümit Özdağ: Yaşananlar YSK’nın anayasal yetkilerine karşı da bir darbe girişimidir
Type: 
SEO Title: 
Kılıçdaroğlu'nun görevden azlettiği avukat Çağlayan: Hiçbir makam hukukun ve vicdanın üstünde değildir
copyright Independentturkish: 

Dervişoğlu: Cumhuriyet tarihimizin kırılma noktalarından birindeyiz

Yaşananları "hukuksuzluk" olarak değerlendiren Dervişoğlu, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle sürüklendiğimiz tek adam rejiminde; baskıların, yoksulluğun, yolsuzluğun ve bugün karşı karşıya kaldığımız hukuksuzluğun sebebi de bu sistemdir" dedi. Dervişoğlu, Özel'i ziyaret edeceğini de söyledi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

CHP'nin 38'inci Olağan Kurultayı'na ilişkin mahkemenin mutlak butlan kararının ardından, İYİ Parti Başkanlık Divanı ve Meclis Grubu, Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu başkanlığında, İYİ Parti ek binasında olağanüstü toplandı.

Toplantıya, bacağı kırık olan Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşcı da katıldı. Saat 10.00'da başlayan toplantı, yaklaşık 5 saat sürdü. Görüşmenin ardından Dervişoğlu, parti kurmaylarıyla genel merkez binasına gelerek açıklamada bulundu.

Parti genel merkezindeki konferans salonunda, parti kurmayları ve Ankara teşkilatının da katılımıyla basın açıklaması yapan Dervişoğlu, şunları kaydetti:

200 yıla yaklaşan demokrasi geleneğimizin ve 103 yıllık Cumhuriyet tarihimizin kırılma noktalarından birindeyiz. 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan Cumhuriyet Halk Partisi 38'inci Olağan Kurultayı'na ilişkin, kurultaydan 2 yıl sonra başlatılan hukuki sürecin sonunda bir karar açıklandı. Bu karar, yalnızca bir siyasi partiyi değil, Türkiye'nin 75 yıllık çok partili siyasal düzenini, seçme ve seçilme hakkını, demokrasimizi, hukuku, ülkenin bugününü ve istikbalini hedef almıştır.

Demokrasinin temelinde millet egemenliği, eşitlik ve adalet vardır. Tam ve kamil demokrasilerde siyasi partiler milletin iradesiyle kurulur ve milletin iradesiyle yoluna devam eder. Bu yolda ödülü de gerektiğinde cezayı da milletimizden başkası veremez. İktidar ya da muhalefet fark etmez, tüm siyasi partiler bu ülkenin ortak siyasal mirasının parçalarıdır. Ancak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle sürüklendiğimiz tek adam rejiminde, baskıların, yoksulluğun, yolsuzluğun ve bugün karşı karşıya kaldığımız hukuksuzluğun sebebi de bu sistemdir.

Sürekli millet iradesinden dem vuran Cumhur İttifakı'nın, iktidarını sürdürebilmek için tenezzül ettiği bu ve benzeri yöntemler, hukuk sistemimiz ve adalet kalemizin burçlarında gedik açmıştır. Bu mesele, bir siyasi partinin kurultayı ile ilgili olmaktan öte, seçim sistemimiz ve Anayasamız açısından da ağır sonuçları olabilecek bir meseledir.

"Mutlak butlan kararının bizzat kendisi mutlak butlandır"

İşte bu tarihi noktada, ben Müsavat Dervişoğlu olarak huzurunuzda bir kez daha ifade ve ilan ediyorum ki, İYİ Parti taraftır. İYİ Parti bu tek adam rejimine karşı, parlamenter demokrasiden, hukukun üstünlüğünden, adil bir devlet, adil bir yargı ve adil bir yönetimden taraftır. İYİ Parti, Türkiye'yi üniter yapısına dağıtarak, istibdat rejimine sürüklemek isteyenlere karşı Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet devletinden taraftır.

Çok partili Türk demokrasisine bir darbe, Türk milletinin bugününe ve istikbaline bir pusu ve Cumhuriyet'in yüksek mirasına melun bir saldırı olarak gördüğümüz mutlak butlan kararının, bizzat kendisi mutlak butlandır.

Unutulmasın ki; Anayasamıza göre, bu konulardaki tek ve son yetki sahibi olan Yüksek Seçim Kurulu kararını hiçe sayarak, aslında Anayasamızı çiğneyen bu yaklaşım, iktidar partisi de dahil tüm siyasi partiler için bir tehdittir. Yargı vesayeti anlamına gelebilecek böylesi bir adım, Anayasamızdan başlayarak ilgili yasalarımızı hiçe sayan, millet iradesine karşı yapılmış anti demokratik bir kalkışmadır. Cumhuriyet tarihi, millet iradesinin önüne engeller çıkarmaya çalışanların akıbetlerine dair örneklerle doludur. Türk milleti, anayasal haklara ve sarsılmaz iradesine ipotek koymaya kalkan, üniformalı ya da sivil her girişimi, nihayetinde sandıkta cezalandırmış ve kutsal hakkını muhafaza edebilmeyi bilmiştir.

Her fırsatta istikrardan söz eden iktidar, bu hukuksuzluğun, ülkemizde tam bir istikrarsızlığa sebep olacağını görmüyor olamaz. İstikrar, vatandaşın yarınından emin olmasıdır. Tüccarın döviz kurundan, öğrencinin geleceğinden, kadının hayatından, güvenliğinden, memurun ayın sonunu getirebilmesinden, çiftçinin, emeklinin hakkını alabilmesinden emin olmasıdır. İstikrar, dedemizden aldığımızı torunumuza miras bırakabilmektir. Şimdi soruyorum. Tarihimizi unutturan, yarınımıza ortakçılar çıkaran, teröristi siyasetçi, siyasetçiyi terörist yapan, gencecik çocukları kodese tıkıp, suç makinesine dönmüş canileri aramıza salan bu iktidar neyin istikrarını vadedebilir?

Yargının siyasallaştığı, her sabaha ülkenin operasyonlarla uyandığı, ekonomi programının iktidarın siyasi ajandasına göre şekil almak zorunda kaldığı bir ülkede istikrar olabilir mi? Bu gerçeklerden hareketle, buradan ilan ediyor ve hatırlatıyorum ki, milletimiz müsterih olsun. 150 yıllık demokrasi geleneğimiz bu krizi aşacaktır. İYİ Parti, milletimizden ve asla taviz verilmeyecek olan millet egemenliğinden yanadır. Bu ve benzeri girişimleri önleyecek kararlılığımız ve gücümüz vardır. Telaşa kapılmadan ama gerçeği de görerek, demokrasimizin, hukukun, adaletin yanında saf tutmaya, milletimizin ali menfaatleri uğurunda mücadele etmeye kararlıyız.

"Elbette ki CHP Genel Başkanını ziyaret edeceğim"

Bir gazetecinin, "Dün akşam CHP Genel Merkezi'ne bazı partiler gitti. Siz neden gitmediniz, gitmeyi düşünüyor musunuz" sorusuna Dervişoğlu, şu yanıtı verdi:

Karara ilk tepki gösteren siyasi parti genel başkanıyım. Müsaade edin ki kendi programımı kendim tanzim edeyim. Çünkü bu tür programlar randevu gerektiriyor. Sayın Özgür Özel'in ne denli yoğun olduğunu, bir toplantıdan diğer toplantıya girip çıktığını hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla elbette ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı'nı ziyaret edeceğim. Ama bu, karşılıklı olarak bir takvim ve saat belirlemekle mümkün olabilecek bir şey. İYİ Parti bu meseleye, 'Ben bundan ne elde ederim?' penceresinden bakmıyor; Türkiye'yi nasıl kurtarırım, o noktai nazardan değerlendiriyor. Dolayısıyla siyasi geleneklerimizin içinde selden kütük kapmak yoktur.

 

ANKA

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na yönelik "mutlak butlan" kararına ilişkin yaptığı açıklamada, Cumhuriyet tarihinin kırılma noktalarından birinin yaşandığını belirtti
Cuma, Mayıs 22, 2026 - 16:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
CHP Kurultayı'nın iptal kararı: Kılıçdaroğlu'nun avukatları, temyiz başvurusunun geri çekildiğine ilişkin dilekçe sundu
CHP’de “mutlak butlan” kararı Kılıçdaroğlu'na tebliğ edildi
CHP kurmayları: Genel merkez, istinaf kararının ardından tüm olasılıklara karşı teyakkuzda
Type: 
SEO Title: 
Dervişoğlu: Cumhuriyet tarihimizin kırılma noktalarından birindeyiz
copyright Independentturkish: 

Erdoğan: Enerjide tam bağımsızlık ülkemizin Kızılelma'sıdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştirilen 2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'ne yaptığı konuşmada, İstanbul'un enerji güvenliği, kaynak diplomasisi ve küresel işbirliğinin masaya yatırıldığı önemli bir buluşmaya ikinci kez ev sahipliği yaptığını söyledi.

Zirve vesilesiyle Avrupa'dan Asya'ya, Afrika'dan Orta Doğu'ya uzanan coğrafyanın seçkin temsilcilerini Türkiye'de ağırladıklarını belirten Erdoğan, 2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'nde katılımcıları İstanbul'da ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade etti.

Enerji, madencilik, kritik mineraller ile hidrokarbon alanlarında güncel meseleler yanında tehdit ve fırsatların da ele alınacağı zirvenin ülkeler arasındaki işbirliklerinin geliştirilmesine katkı yapacağına inandığını belirten Erdoğan, bakanlarla birlikte tüm katılımcılara, kıymetli değerlendirmeleri için teşekkür etti.

"Petrol ve doğal gaz halen stratejik kaynaklar olmaya devam ediyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, enerji arz güvenliğinin günlük hayattan uluslararası siyasete her alanda çok daha önem kazandığı bir süreçten geçtiklerini söyleyerek, "Enerji milli güvenliğin, kalkınmanın, bağımsızlığın ve bölgesel istikrarın merkezinde yer alan bir güç unsuru olma vasfını giderek perçinliyor. Petrol ve doğal gaz halen stratejik kaynaklar olmaya devam ediyor. Bu kaynaklara ulaşmak, bu kaynakları istikrarlı ve maliyet etkin şekilde temin etmek devletler için daha fazla önemli hale geliyor" ifadelerini kullandı.

Bölgede son yıllarda yaşanan olayların bir taraftan enerji arz güvenliğinin ne kadar mühim olduğunu ortaya koyduğunu, diğer taraftan ülkeler arasındaki bağımlılık ilişkisinin ulaştığı seviyeyi de gösterdiğine dikkati çeken Erdoğan, Rusya-Ukrayna savaşı başladığında gündeme gelen ilk konulardan birinin enerji tedariki ile doğal gaz ve petrol hatlarının güvenliği olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde 28 Şubat'ta İran'a karşı başlatılan hava saldırılarının olumsuz etkilediği alanların en başında enerji tedariki ve ticareti geldiğini söyleyerek, "Petrol ve doğal gaz fiyatlarında yüzde 50'lileri bulan artışlar gördük. Sadece fiyatlar uçmadı, enerji tedarikiyle ilgili ciddi sıkıntılar da baş gösterdi. Bu jeopolitik gerilimin artçı sarsıntıları günlük hayatı, üretimi, turizmi, hava ulaşımını ve ekonomiyi vurmaya devam ediyor." diye konuştu.

Erdoğan konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

Bir defa şunu burada sizlerin dikkatine getirmek isterim. Türkiye zengin enerji kaynaklarına sahip coğrafyalarla bunlara ihtiyaç duyan ülkeler arasındaki en güçlü köprüdür, geçiş ve kavşak noktasıdır. Bölgemizde meydana gelen son krizler Türkiye'nin bu özelliğini teyit ve tahkim etmiştir. Ülkemiz tüm tahriklere rağmen sağduyulu siyasetiyle savaşın dışında kalmış, diplomasiyi ve diyaloğu önceleyen girişimleriyle de sükunetin tesisine katkı sağlamıştır. Türkiye hem enerji naklinde güvenilir bir ortak hem de barışın kilit aktörü olarak son süreçte öne çıkmıştır. Bunun olumlu tesirlerini orta ve uzun vadede daha fazla göreceğimize inanıyorum.

 

Independent Türkçe

"Türkiye zengin enerji kaynaklarına sahip coğrafyalarla bunlara ihtiyaç duyan ülkeler arasındaki en güçlü köprüdür, geçiş ve kavşak noktasıdır. Bölgemizde meydana gelen son krizler Türkiye'nin bu özelliğini teyit ve tahkim etmiştir"
Cuma, Mayıs 22, 2026 - 15:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Erdoğan: Enerjide tam bağımsızlık ülkemizin Kızılelma'sıdır
copyright Independentturkish: 

Ümit Özdağ: Yaşananlar YSK’nın anayasal yetkilerine karşı da bir darbe girişimidir

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin genel merkezinde Başkanlık Divanı toplantısının sona ermesinin ardından basın açıklaması yaptı. Türk siyasetinin ağır bir demokrasi ve devlet krizinden geçtiğini söyleyen Özdağ, Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili alınmış olan mutlak butlan kararını, demokratik siyasete karşı yapılmış bir saldırıdır olarak tanımladı.

Özdağ, "Yaşananlar seçimlerde Kuzey Kore seçimleri, Rusya seçimleri gibi formalite seçimlerin Türkiye’de de yapılmak istendiğini göstermektedir. Bu yaşananlar, iktidarın Türkiye’yi otoriter, hegemonik bir tek parti rejimine sürükleme kararı içerisinde olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur" dedi.

"CHP içindeki ekiplerle ilgilenmiyoruz"

"Biz Zafer Partisi olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin içindeki siyasi duruş, tavır ve ekiplerle ilgilenmiyoruz. Zafer Partisi’nin ilgisi, Türkiye’de devlet kültürü, hukuk devletinin muhafazası, demokratik hukuk düzeninin muhafazasıyla ilgilidir. Dün akşam da ifade ettiğimiz gibi, bugün de bundan sonra da kararlılıkla ifade edeceğimiz husus Atatürk’ün kurucu değerlerinden taviz vermeden devleti ve demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz" ifadesini kullanan Özdağ, şöyle konuştu:

Bugün yaşananlar, aynı zamanda anayasal bir organ, yargı organı olan Yüksek Seçim Kurulu’nun anayasal yetkilerine karşı da bir darbe girişimidir. Tabii mutlak butlan kararıyla AK Parti’nin, AKP, MHP ve DEM Partilerinden oluşan 'DAM İttifakı’na Cumhuriyet Halk Partisi’ni de ittifak unsuru olarak dahil etmeyi hedeflediğini görüyoruz. Bu yeni ittifakla amaçlanan, anayasal değişikliklerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde daha rahat bir şekilde gerçekleştirilmesi. Öcalan ve PKK’yla müzakerelere ‘Terörsüz Türkiye’ adını verdiler. Bu sözde terörsüz ama aslında teröre teslim olan, terörün taleplerini kabul eden, teröristlerin taleplerini kabul eden modelin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden oluşturulacak olan yeni CHP modelinin desteğiyle çıkartılması hedeflenmektedir.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Seçime hazırız"

 Zafer Partisi’nin yetkili kurulları yaşanan süreçle ilgili hâlen toplantı hâlindedir. Bu toplantılarımız bugün öğleden sonra ve yarın devam edecektir. Bu yaşananların Türkiye’yi bir erken genel seçime götürdüğünü de gayet net bir şekilde görüyoruz. Biz parti olarak genel merkez, il ve ilçe teşkilatlarımızla böyle bir genel seçime de hazırız. Bu siyasi mühendislik girişimlerini Türk halkı sakin, kızgın, öfkeli bir şekilde izliyor. Sandıkta bu siyasete yapılan müdahalelerin hesabını muhakkak soracaktır. Bugünkü iktidar da iktidara 28 Şubat sürecinde yapılan müdahalelere Türk halkının tepkisiyle gelmişti ve şimdi kendisi benzer müdahaleleri, hem de dozajını çok artırarak yapıyor. Bunu İstanbul 2019 seçimlerinde denediler, sonucu ikinci seçimde gördüler ama bundan ders almamışa benziyorlar. Evet, hadi gelin erken seçime gidelim. Bu yaptıklarınızı Türk halkına soralım. Hodri meydan.

"Tek çözüm millete sormak"

Gece sabaha karşı Ankara’ya ulaştık ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ni ziyaret ederek Sayın Özgür Özel ve arkadaşlarına hukuka, devlet kurumuna ve demokrasiye verdiğimiz desteği ifade ettik. Bugün de aynı noktada bulunmaya devam ediyoruz. Dileğimiz, önümüzdeki sürecin hızla Türkiye’yi seçime götürmesidir. Çünkü yaşanan devlet krizi, yaşanan düşman ceza hukuku uygulamaları göstermektedir ki bu iktidar iktidarda olduğu sürece demokrasinin, hukuk devletinin, devletin taşıyıcı kurumlarının, kolonlarının tasfiyesi ve zayıflatılması devam edecektir. Tek çözüm vardır; o da millete gitmek ve millete sormaktır. Biz buna hazırız. Haydi seçime gidelim.

 

ANKA

“Tek çözüm vardır; o da millete gitmek ve millete sormaktır. Biz buna hazırız. Haydi seçime gidelim"
Cuma, Mayıs 22, 2026 - 15:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
CHP’de “mutlak butlan” kararı Kılıçdaroğlu'na tebliğ edildi
Gülistan Doku cinayetinin firari şüphelisi ABD'de konuştu: Türkiye’ye gelip teslim olacağım
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP'nin "ihtiyati tedbir" kararına yaptığı itirazı reddetti
Type: 
SEO Title: 
Ümit Özdağ: Yaşananlar YSK’nın anayasal yetkilerine karşı da bir darbe girişimidir
copyright Independentturkish: 

CHP Kurultayı'nın iptal kararı: Kılıçdaroğlu'nun avukatları, temyiz başvurusunun geri çekildiğine ilişkin dilekçe sundu

Kemal Kılıçdaroğlu, Lütfi Savaş ve diğer davacıların avukatları, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in avukatlarının Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin mutlak butlan kararına yönelik temyiz başvurusunun geri çekildiğine ilişkin dilekçe sundu. 

Avukat Kadri Gökhan Sultan ve Onur Yusuf Üregen, CHP kurultayı hakkında mutlak butlan kararı veren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'ne başvurdu.

Başvuruda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, mutlak butlan kararına karşı sunulan temyiz dilekçesinde, kararın esası yönünden bozma talebinde bulunulduğu, ayrıca ihtiyati tedbirin kaldırılmasının da istendiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:

Ne var ki söz konusu başvuru, Parti Genel Başkanı'nın ve mevcut Parti Yönetiminin talimatı, bilgisi ve oluru alınmaksızın yapılmıştır. Parti iradesini temsil etme yetkisi bulunmayan kişilerce, müvekkil Partinin kurumsal menfaatleri ve güncel hukuki stratejisi gözetilmeden, aceleci ve kötü niyetli bir tutumla ihtiyati tedbirin kaldırılması talep edilmiştir. Bu nedenle temyiz dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbirin kaldırılması istemi, müvekkil Partinin gerçek ve güncel iradesini yansıtmadığı gibi Parti çıkarlarıyla da bağdaşmamaktadır. Bu nedenle ihtiyati tedbirin kaldırılması istemine yönelik başvurumuzu geri çekiyoruz. 

Bu nedenlerle; Parti Genel Başkanının ve mevcut Parti Yönetiminin talimatı, bilgisi ve oluru alınmaksızın sunulan temyiz dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbirin kaldırılması istemine yönelik vazgeçme talebimizin kabulüne karar verilmesini talep eder, bilgilerinize sunarız.

 

Independent Türkçe

Başvuruda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, mutlak butlan kararına karşı sunulan temyiz dilekçesinde, kararın esası yönünden bozma talebinde bulunulduğu, ayrıca ihtiyati tedbirin kaldırılmasının da istendiği belirtildi
Cuma, Mayıs 22, 2026 - 15:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA (Arşiv)</p>

Type: 
SEO Title: 
CHP Kurultayı'nın iptal kararı: Kılıçdaroğlu'nun avukatları, temyiz başvurusunun geri çekildiğine ilişkin dilekçe sundu
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Tokat'ta taşkın riskine karşı bir köyün sakinleri tahliye ediliyor

Tokat’ın Erbaa ilçesine bağlı Kızılçubuk köyü sakinleri taşkın riskine karşı tahliye ediliyor. İlçeye bağlı Kızılçubuk köyünde, Kelkit Çayı'nda su seviyesinin yükselmesi ve taşkın riski sebebiyle tahliye çalışması başlatıldı. Çayın kenarındaki köyde yaşayan vatandaşlar ve hayvanlarının, jandarmaların da yer aldığı ekiplerce tahliyesi yapılıyor. Köyde Erbaa Kaymakamı Remzi Demir ve Belediye Başkanı Ertuğrul Karagöl de çalışmaları takip etti.

Tokat'ta taşkın riskine karşı bir köyün sakinleri tahliye ediliyorhttps://t.co/1eIWAGbtC4 pic.twitter.com/ilfupox2NE

— Independent Turkish (@TurkishIndy) May 16, 2026

Yavuz Ağıralioğlu: AK Parti tıkanmıştır, çalışamaz hale gelmiştir

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Amasya’da düzenlenen halk buluşmasında yaptığı konuşmada hem Karadeniz’de yaşanan sel felaketlerine hem de siyasi gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Ağıralioğlu, selden etkilenen Samsun Havza, Zile ve Amasya’daki bölgeleri ziyaret ettiklerini belirterek, vatandaşların yaşadığı mağduriyeti yerinde gördüklerini söyledi. “Sel sularının yalnızca dükkânları değil, insanların umutlarını da yıktığını gördük. Bayrama hazırlanırken insanların payına dert ve zorluk düştü” ifadelerini kullandı.

Vatandaşların yaşadığı sorunları da aktaran Ağıralioğlu, dere taşkınları ve tıkanan menfezler nedeniyle büyük zarar oluştuğunu belirterek, “Dere kapandı, menfezler çalışmadı, taşkın soframıza kadar ulaştı” sözlerini dile getirdi. Vatandaşların yetkililerden daha fazla sahada olmalarını istediğini de aktardı. Konuşmasının siyasi bölümünde ise hükümete yönelik eleştirilerde bulunan Ağıralioğlu, AK Parti’nin yönetim kapasitesine ilişkin değerlendirmeler yaparak, “Küçük bir menfez tıkandığında nasıl taşkın oluyorsa, sistem de benzer şekilde tıkanmıştır” dedi. “AK Parti tıkanmıştır, çalışamaz hale gelmiştir” ifadelerini kullandı. Adalet konusuna da değinen Ağıralioğlu, yolsuzlukla mücadelenin herkes için eşit uygulanması gerektiğini vurguladı. “Eğer yolsuzluk araştırılıyorsa herkese eşit uygulanmalı, aksi halde adaletten söz edilemez” diyerek, adaletin siyasi ayrım gözetmeden işletilmesi gerektiğini söyledi. Ağıralioğlu ayrıca vatandaşların beklentisinin, seçim dönemlerinde değil her zaman sahada olan bir yönetim anlayışı olduğunu belirterek, devlet-vatandaş ilişkilerinde güven ve süreklilik vurgusu yaptı.


Zeydan Karalar: Başarılı bir operasyon geçirdim, sağlığım yerinde

Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Zeydan Karalar, daha önce planlanan ancak çeşitli nedenlerle gerçekleştirilemeyen önlem amaçlı bir operasyon geçirdiğini, sağlık durumunun iyi olduğunu açıkladı.

Karalar, sağlık durumuna ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Karalar, "Daha önceden planlanan ancak çeşitli nedenlerle gerçekleştiremediğim, önlem amaçlı başarılı bir operasyon geçirdim. İyiyim, sağlığım yerinde. İlgilenen tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" dedi.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Pazar, Mayıs 17, 2026 - 00:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

DEM Parti'nin "barış için adım at" yürüyüşünde konuşan Bakırhan: Meclis raporu hayata geçirilmeli

DEM Parti, İmralı'da tutulan Abdullah Öcalan’ın statüsünün tanınması başta olmak üzere barış süreci kapsamında yasal ve hukuki adımların atılması talebiyle “Gavek ji bo Aştiyê/Barış İçin Adım At” şiarıyla Ankara’da yürüyüş gerçekleştirdi.

Aralarında DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın da bulunduğu parti yöneticileri, il ve ilçe örgütleri ile çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum temsilcisinin katıldığı kitle, Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi.

“Barış için Adım At” pankartının açıldığı eylemde grup, Meclis Parkı’na yürümek istedi ancak polis, valilik izni olmadığı gerekçesiyle geçişe izin vermedi. Bunun üzerine kitle Sakarya Caddesi’ne yöneldi. Polisin barikat kurması üzerine sık sık “Aç aç barikatı aç” sloganları atıldı ve alkışlarla tepki gösterildi.

TBMM'nin yanında bulunan Meclis Parkı'nda son bulması beklenen yürüyüş polis engeline takıldı. DEM Parti heyeti önce Meclis Parkı'nın yakınında bulunan Madenci Anıtı'nın önünde yürüyüşün son bulması için müzakere yürüttü ancak bu talep de karşılık bulmadı. Saat 18.30'da başlaması planlanan yürüyüş, yürütülen müzakereler sonrasında 1 saat sonra başladı. Yürüyüş, Madenci Anıtı önü talebinin de karşılık bulmaması üzerine Sakarya Caddesi'nde yapılan basın açıklamasıyla son buldu.

Yürüyüş esnasında "Savaşa hayır, barış hemen şimdi", "Sırrı'ya sözümüz barış olacak", "Siyasi tutsaklar onurumuzdur" ve "Kadınlar barışta ısrar ediyor" sloganları atıldı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın da bulunduğu kortej önünde Türkçe ve Kürtçe "Barış için adım at" ve "Gavek ji bo aştiye" yazılı pankarla yürüdü. 

"Bizi yürütmeyen bu anlayış barışa hizmet etmiyor"

"Bugün çok önemli bir şey için yürüyoruz. Barış için yürüyoruz. Bugün Şırnak’tan Ankara’ya, Kars’tan İstanbul’a kadar Türkiye’nin dört bir yanında 'Barış için adım At' yürüyüşleriyle her yerde aslında aynı şeyleri haykırıyoruz" diyen Bakırhan, şöyle konuştu:

Türkiye tarihi bir dönemeçtedir. Son 50 yılını meşgul eden çatışma ve şiddet ortamının devre dışı kalacağı, sorunlarımızı diyalogla, müzakereyle çözeceğimiz bir süreci yaşıyoruz. Tek taraflı çok ciddi adımlar da atıldı. Sayın Öcalan’ın çağrısıyla birlikte çok önemli tarihi günler yaşıyor Türkiye. Şimdi 1,5 yıldır devam eden ama henüz tek taraflı adımları aşamayan bu süreçte burada halklarımızla birlikte, kadınlarla, gençlerle, öğrencilerle, Türkiye’nin demokratik kitle örgütleriyle, siyasi partilerle birlikte artık iktidara, devlete, yürütmeye 'adım at' diyoruz. Ne için adım at? Haksız, hukuksuz yere içeride olan siyasi tutsaklar için adım atıyoruz. Halkın iradesiyle seçmiş olduğu kayyumlar yerine atamış olduğun memurlarını geri çek, halkın iradesi görevine dönsün diye adım atıyoruz. Çevre katliamını durdur diye adım atıyoruz. Kadın katliamları bitsin diye adım atıyoruz. Demokrasi olsun diye adım atıyoruz. Evet, barış cesaret ister. Evet, barış kararlılık ister. Barış bir disiplin ister. Bir tarafta görüşmeler sürerken bir tarafta da iki adım bizi yürütmeyen bu anlayış barışa hizmet etmiyor.

"Barış durağan bir siyaseti kabul etmez"

Barışın polis kalkanlarıyla, dipçiklerle, coplarla engellenemeyeceğini söyleyen Bakırhan, Türkiye'nin bugünleri demokrasiyle, müzakereyle başarıya ulaştırmak zorunda olduğunu söyledi. Bakırhan, "Bu toprakların her karışına acı düştü. Bu toprakların her karışına kan düştü. Neredeyse 86 milyon canımız kan ve acı biriktirdi. İşte bir daha kan olmasın, bir daha acı olmasın. Bu topraklar kan ve acı yerine barış biriktirsin, demokrasi biriktirsin diye yollardayız. Yürüyoruz. Umarım Türkiye'nin dört bir tarafında yürüyen halklarımızın sesini artık Ankara’da bulunduğumuz Meclis de duyar. Barış durağan bir siyaseti kabul etmez. Barış, bu süreci sürece yaymayı kabul etmez. Barış için bir an önce bu konuda ne yapılması gerekiyorsa gereklerini yerine getirmek gerekir. Barış istiyor muyuz? Evet, biz istiyoruz. Aylardır, yıllardır bugün buradaki kadınlarla, gençlerle, halklarla, öğrencilerle, emekçilerle, Alevilerle birlikte Türkiye’nin her karışında gitmediğimiz kapı, gitmediğimiz yer bırakmadık. Neden? Çünkü barışa inanıyoruz. Çünkü barış, Türkiye’de yeni bir beyaz sayfa açmanın adıdır. Emekçilerin sömürülmediği, asgari ücretlilerin alın teriyle geçinebildikleri bir Türkiye’dir. Öğrencilerin yoksulluktan dolayı kayıtlarını dondurmadıkları onurlu bir yaşam içindir barış. Barış, çevrenin katledilmediği; Kürt’ün diliyle, kimliğiyle eşitçe bu topraklarda yaşayan diğer halklar ve inançlarla demokratik bir zeminde yaşamasının adıdır" diye konuştu.

"Demirtaş ve Yüksekdağ neden hala içeride?"

"Barış kutsaldır. Barış onurlu bir iştir. Böylesine kutsal ve onurlu bir iş aynı zamanda bir disiplin ister, bir cesaret ister, bir samimiyet ister" diyen Bakırhan, şunları kaydetti:

Meclis raporunu hazırladı. Meclis'in hazırladığı rapordaki başlıkların artık hayata geçmesi gerekiyor. Ne diyordu bu raporda? AİHM ve AYM kararları uygulansın diyordu. O zaman soruyoruz: Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Nazmi Gür, Leyla Güven hala neden içeridedir? Neden siyasi tutsaklar Meclis raporunun belirttiği gibi şimdi kendi ailesiyle birlikte, yoldaşlarıyla birlikte siyaset yapmıyor. Evet, kayyumlara değinmişti rapor. Bir buçuk yıl geçti. Kürtlerin, Türkiye emekçilerinin iradesini gasbedenler sessiz ve çatışmasız bir şekilde kayyumlar tarafından yönetiliyor. İşte bir samimiyet varsa önce AİHM, AYM kararları, daha sonra kayyumlar geri çektirilmelidir. Eğer gerçekten bir samimiyet varsa karşılıklı polemiklere girmeden barış neyi gerektiriyorsa onun adımını atmak gerekiyor. Sayın Öcalan’ın özgür iletişim, yaşam ve çalışma koşulları düzenlensin dedi. Kim neyi bekliyor? Henüz anlamış değiliz.

"Barış 86 milyon insanın hakkıdır"

Yine partimize dönük baskılar dursun dedik. Siz de gördünüz. 10 adım yürüyemiyoruz. Ya kardeşim, Ankaralı esnaf bizim canımız, ciğerimiz. Ankara’da bu sokaklarda gördüğünüz insanların tamamı emekçiler ve yoksullardır. Barış niye olsun biliyor musunuz? Esnaf dükkan kapatmasın diye olsun. Bugüne kadar savaşa ve çatışmaya ayrılan 3 trilyon dolar öğrenciye, emekliye, asgari ücrete, esnafa ayrılsın diye barış diyoruz. Barış sadece Kürtlerin meselesi değil, 86 milyonun meselesidir. Türkiye’de barış olursa düşüncelerimizi rahatlıkla ifade edebiliriz. Rahatlıkla toplanabiliriz. Gösteri yapabiliriz. Seçtiğimiz yöneticiler bizi yönetebilir. Bugün cezaevlerinde bulunan siyasetçiler tutuklanamaz. Onun için barış Sinop’tan Ankara’ya kadar herkesi ilgilendiriyor. 86 milyon insanın hakkıdır. Ana sütü gibi de helaldir. Barış hepimizin olduğu için birlikte omuz omuza mücadele etmeliyiz. Bir an önce yürütmenin, Meclis'in bu konuda adım atmasını sağlamalıyız. Ülke yeterince kan ağladı. Ülke yeterince ekonomisini, enerjisini bu meseleye harcadı. Şimdi ülkenin kalkınması için kardeşçe, bir arada, çatışmasız, ölümsüz yaşaması gerekiyor.

"Biz umutluyuz"

DEM Parti bunun için var. DEM Parti bunun için sokaklarda. DEM Parti bunun için yürüyor. Ve sesimizi inşallah bugün Ankara’da bu meydanı dolduran devrimcilerle, sosyalistlerle, emekçilerle, kadınlarla, gençlerle birlikte daha da yükselteceğiz. Emin olun bizler bu alanları binlerle, on binlerle doldurabilirsek cezaevlerinde tek bir siyasi tutsak kalmaz. Tek bir belediyede kayyum kalmaz. Tek bir doğamız, çevremiz katledilmez. Tek bir insanımız düşüncelerini ifade ettiği için cezaevlerine konulmaz. Onun için hep birlikte bugünden sonra daha güçlü bir şekilde alanları doldurarak 1,5 yıldır sessizliğini koruyan, barış süreci için gerekli olan adımları atmayan bu yürütmenin, bu iktidarın adım atmasını sağlayabiliriz. Biz umutluyuz ve tekrar ediyorum: Boş polemikler yerine, boş tartışmalar yerine, 'önce sen, önce ben' tartışmaları yerine eş güdümlü olarak kim üzerine ne düşüyorsa bir an önce Türkiye halklarının huzurunda adım atmalı ve gereğini yerine getirmelidir.

Öte yandan DEM Parti’nin “Barış İçin Adım At” yürüyüşleri Şırnak, Van, Bingöl, Tunceli, İzmir ve Diyarbakır başta olmak üzere birçok kentte eş zamanlı olarak gerçekleştirildi.

 

ANKA

Tuncer Bakırhan, Meclis raporunun uygulanmasını ve AİHM–AYM kararlarının hayata geçirilmesini istedi
Cumartesi, Mayıs 16, 2026 - 21:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
DEM Parti'nin "barış için adım at" yürüyüşünde konuşan Bakırhan: Meclis raporu hayata geçirilmeli
copyright Independentturkish: 

Ahmet Davutoğlu: İktidar milletvekilleri sokağa çıkamayacak haldeler

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, mevcut bakanların yalnızca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ve MHP lideri Devlet Bahçeli'ye kendilerini beğendirmeye çalıştığını, milletvekillerinin ise seçmen nezdinde bir karşılığı olmadığını belirterek "Milletvekillerine bugün acıyorum. Milletvekilleri sokağa çıkamayacak haldeler. Özellikle iktidar milletvekilleri. Ellerinde hiçbir güç yok" dedi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, "Değişen Dünyada Türkiye'nin Yeni Rolü" konferansında konuştu. İnsanı Değerler Derneği ve Demokraside Birlik Vakfı'nın ortak düzenlediği konferansta güncel siyasi konulardan uluslararası gelişmelere ilişkin konularda değerlendirmelerde bulunan Davutoğlu, mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin değiştirilmesi gerektiğini ancak geçmiş parlamenter sisteme dönülmesi gerektiğini söyledi.

Bakanları ve vekilleri eleştirdi

Mevcut bakanların yurttaşlarla ilişkisini eleştirerek, "Herhangi bir bakanın halkı memnun etmek gibi bir gayesi var mı" diye soran Davutoğlu, kendi bakanlık döneminde halkı memnun etmek için birçok il ve ilçede halkla doğrudan diyalog kurduğunu anlattı. Mevcut sistemde bakanların buna ihtiyaç duymadığını söyleyen Davutoğlu, şunları kaydetti:

Herhangi bir bakanın böyle bir çabası olur mu? Olmaz. Çünkü şimdi iki tane seçmeni var, Sayın Erdoğan onu göreve getirir, Sayın Bahçeli desteklediği sürece görevde kalır. Eskiden yurttaş şöyle düşünürdü, 'Orada bir bakanımız varsa gider işimizi görürüz", şimdi öyle bir bağ kalmadı. Milletvekillerine bugün acıyorum. Milletvekilleri sokağa çıkamayacak haldeler. Özellikle iktidar milletvekilleri. Ama ellerinde hiçbir güç yok. Eskiden olduğu gibi 'Ben bakana baskı yapayım bakanda işimizi yapsın' anlayışı da yok. Bakan onun telefonuna çıkmasa da Sayın Erdoğan'ın tüm gezilerine katılsa bakanlık daha garanti. Siyasetin dokusu, doğası bozuldu. Bu muhalefet için de ana muhalefet için de böyle.  'Ben milletvekili olayım ondan sonra partimi değiştireyim, bir sonraki döneme hazırlanayım' anlayışı var. 37 milletvekili, 76 belediye başkanı niye parti değiştirir? Çünkü bütün kaynakların bir elde olduğu ve onun da siyasi geleceğini belirlediği bir yapı. Ve ekonomik tahribat. Hiçbir denetimin olmadığı ve ekonominin bir rant dağıtma aracına getirildiği bir ülkeden bahsediyoruz.

"Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi miadını doldurdu"

İktidara gelmeleri durumunda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni kaldıracaklarını söyleyen Davutoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi miadını doldurmuştur. 10 yılda bu sistemle geldiğimiz yer ortada. Eski sistemin de ceremesini ben çektim. Eski sistem de çarpık bir parlamenter sistemdi. Yetki, sorumluluk ve denetim mekanizmalarının işletildiği, öngörülebilir bir düzenin sağlandığı bir yeni parlamenter sistemi Türkiye'nin inşa etmesi lazım" dedi. 

Konferans, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

 

ANKA

"Milletvekillerine bugün acıyorum. Milletvekilleri sokağa çıkamayacak haldeler. Özellikle iktidar milletvekilleri. Ellerinde hiçbir güç yok"
Cumartesi, Mayıs 16, 2026 - 20:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

related nodes: 
Davutoğlu: Gündüz yayınlarına kesin bir ahlaki denetim getirilmesi şarttır
Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu: Türk siyasetine kara leke olarak geçeceksiniz
Ahmet Davutoğlu: Türkiye ikiye ayrıldı, gözü doymayanlarla karnı doymayanlar
Type: 
SEO Title: 
Ahmet Davutoğlu: İktidar milletvekilleri sokağa çıkamayacak haldeler
copyright Independentturkish: 

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörle mücadele için harcanan kaynaklar artık eğitime, bilime, üretime, istihdama, ulaştırmaya, teknolojiye harcansın istiyoruz

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terörle mücadele için harcanan kaynaklar artık eğitime, bilime, üretime, istihdama, ulaştırmaya, teknolojiye harcansın istiyoruz." dedi.

AK Parti Gençlik Kolları ev sahipliğinde Turka Kocaeli Stadyumu'nda düzenlenen "Bir Gençlik Şöleni Programı" öncesi stadyum önünde vatandaşlara hitapta bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin 81 ilinde, 922 ilçesinde ayrıca yurt dışında yaşayan gençlere selamlarını ilettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanayinin, teknolojinin, girişimcilik ruhunun, üretimin, emeğin merkezi, Akça Kocaların, Orhan Gazilerin, Gazi Süleyman Paşaların gaza ruhunu mefkureye dönüştürdüğü Kocaeli'de gençlerle buluşmaktan memnuniyet duyduğunu kaydetti.

Samimiyetleri, coşkuları, teşrifleri için herkese teşekkür eden Erdoğan, "Şunu hepinizin çok iyi bilmesini isterim. Rabbim ömür verdikçe yol arkadaşlığımız devam edecek. Bu can, bu tende olduğu müddetçe siz gençlerimizle dava arkadaşlığımız, gönüldaşlığımız inşallah devam edecek." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin gönlünde ayrı bir yeri olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

Sizlerle birlikte destanlar yazıyoruz. Sizlerle birlikte Türkiye Yüzyılı'nı inşa ediyoruz. Siz gençlerimizle bu yollarda beraber yürüyor, yağan yağmurda beraber ıslanıyor, her şey Türkiye için diyerek gece gündüz çalışıyoruz. Sevgili gençler, Terörsüz Türkiye hedefimizin menzilinde sizlerin huzuru ve esenliği var. Terörsüz bölge vizyonumuzu yine sizin için, sizlerin güvenli geleceği için hayata geçirmek istiyoruz. Bu ülkede, artık annelerin yüreğine kor ateşler düşmesin diyoruz. Bu ülkenin, bu milletin evlatları henüz ömürlerinin baharındayken hayattan koparılmasın, taze bir gonca gibiyken solup gitmesin istiyoruz. Terörle mücadele için harcanan kaynaklar artık eğitime, bilime, üretime, istihdama, ulaştırmaya, teknolojiye harcansın istiyoruz.

Milletin yakın tarihinde "Gençliğim eyvah" diye çok hayıflandığını aktaran Erdoğan, "Anne babalar çok çile çekti, çok acı çekti. Terörün tamamen devre dışı kaldığı yeni dönemde gençliğin eyvahı olmadığı gibi kimseye eyvallahı da olmayacak." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

Hangi görüşten, hangi hayat tarzından, hangi inançtan, hangi bölgeden, hangi kökenden olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti'nin her bir genci bizim için aynı değerdedir, aynı önemdedir, başımızın tacıdır. Her bir gencimiz aileleriyle birlikte bu ülkeyi yaşatan ocağın en gür meşalesi, birlik bahçemizin en güzel fidanıdır. Varsın birileri size sürekli karamsarlık aşılasın. Varsın birileri sizin umutlarınızı karartmaya çalışsın. Biz, size sonuna kadar güveniyoruz. Allah'ın izniyle geleceğin bilim insanları sizin içinizden çıkacak. Geleceğin sanatkarları, şairleri, edipleri, ressamları sizin içinizden çıkacak. Geleceğin fikir mimarları, düşünce adamları içinizden çıkacak. Geleceğin bürokratları, siyasileri, bakanları, inşallah cumhurbaşkanları sizin içinizden çıkacak.

"Millet olarak üzerimize serpilen ölü toprağından kurtulmuş durumdayız"

Erdoğan, mazlumların gölgesinden medet umduğu, zalimlerin parmak sallamaya cesaret edemediği, hakkın, adaletin, huzurun adresi olan Türkiye'nin gençlerin omuzlarında yükseleceğini söyledi.

Türkiye'yi geleceğe taşıyacak olanların gençler olduğunu bir kez daha tüm samimiyetiyle ifade ettiğini belirten Erdoğan, "Yeryüzünde iyiliğin, barışın, huzurun bayrağını dalgalandıracak olan sizlersiniz. Kan kaybeden insanlığın vicdanına merhem olacak olan sizlersiniz. Yeryüzünün bize emanet ettiği bu şuuru taşıyacak, sadece insanların değil canlı cansız her varlığın hukukunu gözetecek olan sizlersiniz. İnsanın tüketim nesnesine dönüştürüldüğü bir çağda, insana asli hüviyetini, özne olduğunu hatırlatacak olan yine sizlersiniz." ifadelerini kullandı.

Bugün artık avuç içindeki telefonlara sığan bir dünya olduğuna dikkati çeken Erdoğan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

Dünya nasıl eski dünya değilse, Türkiye de eski Türkiye değil. Bugün her alanda yıldızı yükselen bir Türkiye var. Dünyada krizler yaşanırken dimdik ayakta duran bir Türkiye var. Masada sözü dinlenen, sahada gücü hissedilen bir Türkiye var. Bütün bunların arkasında sizin emeğiniz, sizin heyecanınız, sizin alın teriniz var. İnşallah çok daha iyi yerlere geleceğiz. Millet olarak üzerimize serpilen ölü toprağından kurtulmuş durumdayız. Kendimize inanıyoruz, gücümüzü biliyoruz, potansiyelimizin farkındayız. Nasıl savunma sanayiinde dışa bağımlılığı kırdıysak, nasıl enerjide yeni bir dönemin kapılarını açtıysak, nasıl terör örgütleriyle mücadelede tarihi başarılar elde ettiysek ekonomide de istihdamda da teknolojide de daha güçlü bir Türkiye'yi sizlerle birlikte inşa edeceğiz. Yeter ki umudumuzu kaybetmeyelim. Yeter ki heyecanımızın kırılmasına izin vermeyelim.

Bayrak şairi Arif Nihat Asya'nın "Işığı önüne al, yürü. Gölgen de arkandan ister gelsin, ister gelmesin." ifadelerini anımsatan Erdoğan, "Bunun için ne diyoruz? Durmak yok. Kutlu yürüyüşümüz daim olsun. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin. Kocaeli'ni gençliğin başkenti haline getiren tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum." dedi.

Erdoğan, 27-28 Haziran'da Türk Dünyası Gençlik Kampı'nı yine Kocaeli'de gerçekleştireceklerini, bu vesileyle hem Türkiye'nin farklı illerinden hem de Türk dünyasının farklı köşelerinden gençleri Kocaeli'de misafir edeceklerini belirtti.

AK Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı Yusuf İbiş de yaptığı selamlama konuşmasında, tarihe geçecek bir gençlik buluşması gerçekleştireceklerini belirterek, "İnanıyoruz ki, Türkiye'de gençleri sınıflandırmak isteyenler bugün Kocaeli'de Türkiye'nin gençlerini, Recep Tayyip Erdoğan'ın gençlerini görecekler." ifadelerini kullandı.

Vatandaşlar, stadyum önünde müzisyen Ceyhun Çelikten'in "AK Gençlik Geliyor" şarkısını dinledi.

Gençler, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması sırasında sık sık geldiği illerin adıyla gurur duyduklarını belirten sloganlar attı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Terörle mücadele için harcanan kaynaklar artık eğitime, bilime, üretime, istihdama, ulaştırmaya, teknolojiye harcansın istiyoruzhttps://t.co/WcOgEgowrY pic.twitter.com/GCBJKuALGn

— Independent Turkish (@TurkishIndy) May 16, 2026

"En büyük yatırımı gençlerimize yaptık"

Programda ikinci bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan "Milletin lokomotifi gençlerdir. Gençler güçlüyse millet ve devlet güçlüdür. Toplum, aileden bireye enerjisini gençlerden alır." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

Avrupa'da, Amerika'da, Asya ve Afrika'da yeryüzünün dört bir ucunda bayrağımızı gururla dalgalandıran, başarılarıyla yurt dışındaki millet varlığımızın en parlak sembolü olan Türk diasporasının genç mensuplarına muhabbetlerimi gönderiyorum. Gönül ve kültür coğrafyamızı nakış nakış işleyen, kalbi bizimel olan tüm genç kardeşlerimize selamlarımı iletiyorum.

Sevgi ve muhabbete, dostluk ve kardeşlikte sınır tanımayan burada olduğu gibi stadyumlardan taşan şu coşkunun için, birlik ve beraberlik tablosu için her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Bu güzel atmosferde umudun, sevginin, aydınlığın, geleceğin sembolü olan siz gençlerimizle birlikte olmaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Bugün 81 ilimizin kalbi burada atıyor. Millet ve medeniyetimizin nabzı burada atıyor. Hayalini kurduğumuz büyük ve güçlü Türkiye'nin şafağı işte burada atıyor. Tam 1000 yıldır ezanı, bayrağı, vatanı ve milleti için mubarek kanlarını toprağa akıtan şehitlerimizin, istiklal ve istikbalimiz uğruna bedel ödeyen gazilerimizin Alparslan, Kılıçarslan, Fatih, Yavuz, Selahaddin Eyüp'ten cümle ecdadımızın aziz ruhları sizlerin ümit saçan aydınlığıyla inşallah şâd oluyor yâd oluyor.

TEKNOFEST kuşağını öncü neferleri olarak rahmetli Nurettin Topçu hocamızın şu müjdesine bugün sizler nail oluyorsunuz: Ömerler ile Akiflerin tam ortasında duran Fatih'in ruhu hakikatte bizim vücudumuzda devam ediyor. Fatih'i bir kılıçtan ibaret sananlar bilsinler ki Fatih ölmüştür, ama Fatih'in ruhunun ebedi hakimiyetine inananlara müjdeliyorum; Fatih'in ölmez, Fatih'in ruhu ebedi kalacaktır. Türkiye'yi aydınlık yarınlarıyla buluşturacak gençler burada. Milletimizin hayallerini gerçeğe dönüştürecek gençler burada. Rabbim sizleri kem gözlerden saklasın diyorum. Şu an karşımda mazinin birikimini bugüne taşıyan Türkiye'nin istikbalini var gücüyle omuzlayan kararlı bir gençlik görüyorum. Karşımda dünyaya yeni sözler söyleyen, dikkatleri üzerine çeken, hakkı ve hakikati seslendiren ufuk sahibi bir gençlik görüyorum.

Gazze, Sudan, Somali, Yemen'de mazlumun, mağdurun gözü yaşlı kardeşlerinin hüznünü kalbinin en derinlerinde hisseden merhametli bir gençlik hissediyorum. Karşımda deprem gecesi, milletinin yardımına koşan, yangın bölgesinde sabahlayan, milletin derdiyle dertlenen bir gençlik görüyorum. Vicdanlı, şuurlu bir gençlik, iman, idrak, basiret ve feraset sahibi bir gençlik görüyorum. Rabbim sizlerle birlikte tüm gençlerimizi korusun. Gençlik yüreğin bendleri yıkıp atmasıdır. Gençlik hayaldir, heyecandır, dinamizmdir. Bir milletin lokomotifi gençlerdir. Toplum enerjisini gençlerden alır. Bireyden aileye, aileden millete, milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir. Asırların birikiminden süzülüp gelen değerler, kurumlar, prensipler gençlerin eliyle geleceğe aktarılır.Bu milletin sinesinde yetişen gençler ne zaman elini taşın altına koymuşsa, aile güçlenmiş, millet kenetlenmiş, devlet asıl misyonuna kavuşmuştur.

Bu ülkenin gençlerini kimi zaman sağcı-solcu diyerek kimi zaman Türk-Kürt diyerek kimi zaman Alevi-Sünni diyerek kimi zaman da ilerici-gerici diyerek birbirini düşman ettiler. Anne babaların elleri yüreklerinde akşam olunca evlatlarının sağ salim dönebilmesi için pencere kenarlarında dua ettiği günler yaşadık. Başörtüsünden, sakalından kılık kıyafetlerinden dolayı eğitim ve çalışma hakkının elinden alındığı, geleceğin karartıldığı günler yaşadık. O günleri esefle, acıyla hatırlıyoruz. AK Parti olarak ilk günden itibaren Türkiye'nin hak ettiği seviyelere gelebilmesi için uğraştık. Üniversite okumak, kamuda işe girebilmek için belirli giyim tarzına, yaşam biçimine sahip olmanın şart koşulduğu, ideolojik aidiyetin ehliyet ve liyakatin önüne geçtiği günler artık geride kaldı. Seçilme yaşını 18'e düşürerek gençlerimize duyduğumuz güveni çok net bir şekilde gösterdik. Gençlerimizin eğitimde, bürokraside, sivil toplumda, kültür, sanat ve sporda önünü açtık.

2002'de yükseköğretime ayrılan bütçe sadece 2,5 milyar liraydı. Biz bunu 2026 itibariyle 651 milyar liraya çıkardık. Üniversite sayımızı 76'dan 208'e yükselttik. Yurt sayımızı 190'dan 873'e, yatak kapasitemizi 182 binden 1 milyona ulaştırdık. Tüm burs miktarını hem burs alan öğrenci sayısını artırdık. 81 ilimizi gençlik ve spor tesisleriyle, bilim ve kültür merkezleriyle, spor salonları, futbol sahaları, olimpik yüzme havuzlarıyla donattık.

Bugün kendisini çok iyi yetiştirmiş, birkaç dil bilen, dünyayı tanıyan, sosyal zekası yüksek, deneyimli, donanımlı, yenilikçi, ahlaklı ve imanlı neslin hamdolsun gümbür gümbür geldiğini görüyoruz. Savunma sanayimiz genç mühendislerimiz, yazılımcıların, TEKNOFEST kuşağının omuzlarında yükseliyor. Kazakistan ziyaretimizde ülkemizi e-spor alanında temsil eden genç arkadaşlarımızla karşılaştık. Geleneksel spor alanları ve e-spor branşlarında gençlerimizin başarılarıyla gurur duyuyoruz. Sizlerin hak ettiği yeri alabilmeniz için yanınızda olmaya devam edeceğiz. Türkiye'nin geleceği sizlere emanettir. Türkiye'nin parlak yarınları sizlerin gayretleriyle şekillenecektir.

Sizler bu milletin gözbebeğisiniz. Üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şansla, şerefle, başarılarla dolu bir milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir surette kulak asmayın. Birliğiniz, beraberliğiniz, kardeşliğiniz daim olsun. Sevinciniz, huzurunuz baki olsun diyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Gençlik şölenimizin hayırlara vesile olmasını diliyorum, emeği geçen tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Sizleri Allah'a emanet ediyorum.

 

AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Gençlik Kolları tarafından Kocaeli'de düzenlenen 'Bir Gençlik Şöleni' programında konuştu
Cumartesi, Mayıs 16, 2026 - 20:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörle mücadele için harcanan kaynaklar artık eğitime, bilime, üretime, istihdama, ulaştırmaya, teknolojiye harcansın istiyoruz
copyright Independentturkish: 

Hatimoğulları’ndan "Öcalan" çağrısı: Statüsü için adım atılmalı

Diyarbakır’da düzenlenen “Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu”nda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, forumun geniş katılımla gerçekleştiğini belirterek, barış mesajlarının Diyarbakır’dan tüm Türkiye’ye yayıldığını ifade etti.

Tülay Hatimoğulları, “Birçok kurum ve kişinin katılımıyla çok başarılı bir forum gerçekleşti. 15 yıl önce benzer bir çalışma olmuş. Bu çalışmada emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Barışın sesi Amed’den bütün Türkiye’ye duyuruldu” dedi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Toplumsal barış, özgürlük ve adaletin demokrasinin temel unsurları olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, bu unsurlardan birinin eksik olması halinde demokratik bir yapının tam anlamıyla kurulamayacağını söyledi. Halkların bir arada yaşama kültürüne dikkat çeken Hatimoğulları, “Toplum çok sesli bir koro gibidir. 5 günlük forum da bu ortak yaşamın mümkün olduğunu göstermiştir. Forumda ortak yaşam ve toplumsal barış için birçok farklı kesimler önemli düşüncelerini de dile getirmiştir” diye konuştu.

Forumda dile getirilen öneri ve taleplerin takipçisi olacaklarını belirten Hatimoğulları, Ortadoğu’daki çatışmalara da değindi. Hatimoğulları, “Ortadoğu’nun ateşi sürekli harmanlanıyor. Savaş ile yeni bir dünya ve sistem dizayn ediliyor. Ancak yine bedeli halklar ve kadınlar ödüyor. Daha önce Ezidi kadınların kaçırıldığını konuşuyorduk, şimdi Suriye’de Alevi kadınlar kaçırılıyor. Biz inanıyoruz ki buradaki barış tüm Ortadoğu’yu etkileyecek” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de devam eden sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hatimoğulları, süreçte bazı ilerlemeler sağlandığını ancak son dönemde tıkanıklıkların da yaşandığını söyledi.

"Barışın güvencesi hukuktur"

Hatimoğulları, “Süreçte atılmış adımlar var. Ama son günlerde tıkanmış adımları da duyuyoruz. Türkiye tarihi bir dönemden geçiyor. Barış, demokrasi ve hukuk için doğru yerde doğru zamanda adımları atmak önemlidir. Barışın güvencesi hukuktur. Hukukun tesis edilmesi için de adım atılmalıdır. Yasal ve hukuki düzenleme için adımlar atılmalı, kayyımlar geri çekilmeli AİHM kararları uygulanmalı, siyasi tutukluların tahliye edilmeli, Sayın Abdullah Öcalan’ın statüsü için adım atılmalı. Adım atma işi bir inanç ve güven işidir. Barış için korkulardan kurtulmamız gerekir. Barışa inanmalıyız, adım atmalıyız" dedi.

Kalıcı barışın ancak hakikatle yüzleşme temelinde mümkün olacağını ifade eden Hatimoğulları, “Barış yeni bir sayfa demektir. Bizler kayıplarımızı acılarımızı unutmayacağız. Hafızalarımızda kalacaklar. Hakikat ile yüzleşme olmadan kalıcı bir barışı sağlamamız imkansız. Barıştan kasıt sadece Kürt sorunun çözümü değil, Türkiye’den yaşayan tüm farklı halklar ve inançlardan eşit yurttaşlık temelinde yaşamasıdır” diye konuştu.

Toplumsal kesimlere çağrıda bulunan Hatimoğulları, barışın ortak mücadeleyle inşa edilebileceğini belirterek, “Toplumsal barış için sıkılı yumrukları açabiliriz. Demokratik zeminde bir araya gelebilir, bir birimizin sevgisi ile barışı inşa edebiliriz. Gün barışı ve umudu büyütme günüdür. Barışı bu coğrafyada tesis etmek için mücadeleye devam edeceğiz. Barışı tesis ettiğimiz bu topraklarda el ele halay çekeceğiz” ifadelerini kullandı.

 Diyarbakır’da “Barış İçin Adım At” yürüyüşü… Tülay Hatimoğulları: Süreçte bazı tıkanmaların yaşandığını bütün Türkiye halkı fark etmiş durumda

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisince Diyarbakır’da düzenlenen "Barış İçin Adım At” yürüyüşünün ardından yaptığı konuşmada, çözüm sürecinde bir tıkanmanın yaşandığını ifade ederek, “Özellikle son birkaç haftadır basında da çok işlendiği gibi süreçte bazı tıkanmaların yaşandığını hepimiz bütün Türkiye halkı fark etmiş durumda. Biz DEM Parti olarak bu süreçte adım atılmasının ne kadar tarihi bir öneme sahip olduğunun farkındayız” dedi. 

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Genel Merkezi’nce bir çok ilinde düzenlenen “Barış İçin Adım At” yürüyüşü Diyarbakır’da DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın katımıyla gerçekleştirildi. Eski E Tipi Cezaevi önünde toplanan kalabalık Ofis semtine düzenledikleri yürüyüşte çözüm sürecinde adım atılması çağrısında bulundu.

Türkiye'nin dört bir yanında DEM Partililer, dostları, barış sevdalılarının bir arada "Barış İçin Adım At" yürüşüyünde olduklarını söyleyen Hatimoğulları, "Türkiye'de barışa davet çıkaranlar, 'Barış İçin Adım At' davetini çıkaranlara binlerce kez selam olsun. Şu an yürüyüşte olan herkese binlerce kez selam olsun. Direnişiniz mübarek olsun. Talebiniz kutlu olsun” dedi.

Konuşmasının büyük bir bölümünü çözüm sürecine ilişkin değerlendirmeye ayıran Hatimoğulları, “27 Şubat 2025'te Sayın Abdullah Öcalan, barış ve demokratik toplum çağrısıyla barışa çok önemli bir adım attı. Kendisinin bu çağrısı üzerine örgütü PKK önemli adımlar attı. Barış için adım attılar. Kongrelerini topladılar. Fesih kararı aldılar. Türkiye'de silahsız bir mücadele yani silahları bırakıp demokratik siyasete katılım kararı aldılar. Bu adımlar önemli adımlardı. Kürt sorunu bu ülkenin 100 yıllık sorunu. 100 yıldır bu coğrafyada Türk halkı yok sayıldı. İnkar edildi. Dilleri tanınmadı. Varlıkları tanınmadı. Ama Kürt halkı son 50 senelik mücadelesinde, kimlik mücadelesinde, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde "Bizler de varız" dedi. Sadece Türkiye'de değil, dört parça Kürdistan coğrafyasında, Suriye'de, Irak'ta, İran'da ve Türkiye'de, yani dört ülkede en güçlü şekilde örgütlenerek bütün dünyaya var olduklarını gösterdiler, ispatladılar” ifadelerini kullandı.

“Bu süreci hiç kimse tıkayacak bir rol üstlenmemeli"

Çözüm sürecinde bir tıkınmanın yaşandığında dikkat çeken Hatimoğulları, şöyle devam etti:

Sayın Öcalan'ın bu çağrısı Türkiye için tarihi bir anlam ifade ediyor. Ama özellikle son birkaç haftadır basında da çok işlendiği gibi süreçte bazı tıkanmaların yaşandığını hepimiz bütün Türkiye halkı fark etmiş durumda. Biz DEM Parti olarak bu süreçte adım atılmasının ne kadar tarihi bir öneme sahip olduğunun farkındayız. Türkiye'nin geçmiş dönemdeki barış deneylerinden çok daha ileride bir deneyimi, çok daha ileride bir süreci yaşama ihtimalimiz çok yüksek. Biz buradan bütün taraflara şunu ifade etmek istiyoruz. Bu süreci hiç kimse heba etmemeli. Bu süreci hiç kimse tıkayacak bir rol üstlenmemeli. Bakın sürecin tıkandığına dair tartışmalar devam ederken biz çok iyi biliyoruz ki savaşı isteyenler çatışmayı isteyenler, bu sorun devam etsin de biz de nemalanmaya devam edelim diyen hem savaş lobileri, hem siyasi çevreler olduğunun gayet farkındayız. Ve onların ekmeğine asla yağ sürülmesini istemiyoruz.

DEM Parti olarak sürecin tıkanıklığının giderilmesi için her türlü müzakereyi, görüşmeyi, diyaloğu sürdürdüklerini söyleyen Hatimoğulları, “Elimizden geldiğince emek veriyoruz. Burada özellikle bu yürüyüşte barış için bir adım at derken özellikle beklenen adımların altını çizmek istiyoruz. Barış için bir atılabilir, atılmalı. Bunun için de özellikle sürecin tıkanmasına sebebiyet veren bütün olguları tek tek ortadan kaldırmalıyız” diye konuştu.

“Sayın Öcalan'ın da ifade ettiği gibi Kürt sorununu tırnak içinde bir terör parantezine alarak Kürt sorunu çözülemez” diyen Hatimoğulları, şöyle devam etti:

Onurlu bir barış sağlanamaz. Kalıcı bir barış bağlanamaz. Ve bizler olmazları değil, olurları konuşmak istiyoruz. Bunun için diyoruz ki, barış için adım atmak açısından ilk hamle olarak şu kabul edilmeli ki, bu süreç yasal ve hukuki bir zemine kavuşturulmalıdır. Bu sürecin mutlaka ve mutlaka hukukla ve yasayla buluşması lazım. Çok somut olarak şunun altını çizmeliyiz ki beklenen çerçeve yasak acil bir biçimde çıkmalı. Parlamento tatile girmeden bize kalırsa hemen şimdi asla ara vermeden çalışmalara derhal bu çerçeve yasak çıkarılmalı. Kapsamlı bir çerçeve yasa çıkarılmalı. Sembolik olarak değil içeriği güçlendirilmiş, gerçekten ihtiyaca cevap veren bir yasanın, çerçeve yasanın çıkması acildir, elzemdir. Baş aktör ve baş müzakereci olan Sayın Abdullah Öcalan'ın statüsünün tanımlanması, özgür çalışabileceği, özgür yaşayabileceği koşulların oluşturulması yine acildir, elzemdir.

“Medeniyetlerin beşiğinde hala barıraş çok güçlü bir imza atabiliriz"

Kayyum yönetiminin ortadan kaldırılması ve seçilmişlerin görevlerine iade edilmesi çağrısında bulunan Hatimoğulları, “Barışı sağlamak için bu konuda da bir adım atılmalı. AİHM kararları hayata geçirilmeli. Bunun için bir adım atılmalı. Burada daha uzunca sıralamak istemediğim çok şey var. Zamanımızı uzatmamak adına atılacak adımların elbette ki şimdi belki hepsini burada sayamıyoruz. Ama özellikle altını çizdiğimiz noktalar bu konuda atılacak adımların hukuk kanun sürecini ortadan kaldıracağına hepimiz yürekten inanıyoruz. Bu coğrafya, Anadolu ve Mezopotamya coğrafyası halkların bir arada eşit bir şekilde yaşamaya son derece uygun bir coğrafya. Burası Türk halkının, Kürk halkının, Arapların, Farsların, Ermenilerin ez cümle burada sayamadığım çok sayıda farklı halkların ve inançların yaşam merkezidir. Burası medeniyetlerin beşiğidir. Bizler medeniyetlerin beşiğinde hala barışa çok güçlü bir imza atabilir, barış için çok güçlü adımlar atabiliriz. Bu süreç böyle bir süreç olmalı. Bu süreç böyle ilerletilmeli.”

Orta Doğu’daki gelişmelere de değinen Hatimoğulları, “Sayın Bahçeli'nin özellikle dikkat bugün Orta Doğu coğrafyası adeta kaynayan kazan. Her yer savaş alanı. Her yerde ateşler yanıyor, füzeler patlatılıyor”  Böylesi bir zamanda Doğu Akdeniz'in de karıştığı, Kıbrıs meselesinin de ortaya çıktığı bir dönemde bu uluslararası gelişmeleri, bu bölgesel gelişmeleri gören bir yerden, barışın Türkiye için ne kadar elzem, ne kadar tarihli bir öneme sahip olduğunu hep birlikte hatırlamalıyız. Adımı bunun için atmamız gerektiğinin de altını çizmek isteriz. Evet, Türkiye'nin demokrasiye ihtiyacı var. Türkiye'nin barışa ihtiyacı var. Amed’in barışa ihtiyacı var. İstanbul'un, Ankara'nın, İzmir'in barışa ihtiyacı var. Ve bu ülkede yaşanan ekonomik krizle mücadele etmek için barışmalıyız. İşçi, emekçi, kardeşlerimizin boğazından kesilen noktalarının savaşa, çatışmaya özel harp politikalarına ayrılan ekonominin, bütçenin barışla çok daha çok daha güçlü bir biçim emekçiye döneceğini biliyoruz. İşçi emekçi kardeşlerimiz, gençler barış istiyor. Doğa ve sanatları savunucuları barış istiyor. Biz buradan hep birlikte bir kez daha halkı alacağız” şeklinde konuştu.

Diyarbakır’da “Barış İçin Adım At” yürüyüşü

Tülay Hatimoğulları: Süreçte bazı tıkanmaların yaşandığını bütün Türkiye halkı fark etmiş durumdahttps://t.co/U546ix85TS pic.twitter.com/WLbBjoVhaH

— Independent Turkish (@TurkishIndy) May 16, 2026

 

Independent Türkçe, ANKA

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Diyarbakır’daki “Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu”nda yaptığı konuşmada, kalıcı barış için hukuki düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirterek, Abdullah Öcalan’ın statüsünün tanınması çağrısında bulundu
Cumartesi, Mayıs 16, 2026 - 20:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi X Hesabı</p>

related nodes: 
DEM Parti'nin "barış için adım at" yürüyüşünde konuşan Bakırhan: Meclis raporu hayata geçirilmeli
DEM Parti’den birçok kentte "barış için adım at" yürüyüşü: Eş genel başkanlar da katılacak
Hatimoğulları'ndan Kurtulmuş'a çağrı: Meclis'in başında durun, raporun yasalaşması için itici güç olun
Type: 
SEO Title: 
Hatimoğulları’ndan "Öcalan" çağrısı: Statüsü için adım atılmalı
copyright Independentturkish: 

Stockholm’de barış süreçleri ve medyanın rolü tartışıldı

GGC tarafından ilki 2025 Ekim ayında Diyarbakır’da düzenlenen “Barış Süreçlerinde Basın ve Medya’nın Rolü” panelinin Avrupa ayağı olan “Barış Süreçlerinde Basının Hafızası: Avrupa’dan Bakış” paneli, İsveç’in başkenti Stockholm’de yoğun katılımla gerçekleşti. 

Uluslararası düzeyde büyük ilgi gören etkinlik, kentteki Westmanske Palatset Konferans Salonu’nda yapıldı.

Bozarslan: Mikrofonlar barışın değil çatışmanın sesini büyüttü

Panelin açılışında konuşan GGC Başkanı Felat Bozarslan, bölgede görev yapan gazetecilerin toplumun hafıza merkezleri olduğunu vurgulayarak, medyanın barış süreçlerindeki hayati sorumluluğuna dikkat çekti. 40 yıldır süren savaşın geride sadece acı, yıkım ve boşaltılan köyler bıraktığını ifade eden Bozarslan, mermilerin ve silahların çözemediği sorunların ancak ortak bir dille çözüleceğini belirtti.
 

Bozarslan, konuşmasında medyanın diline ve toplumsal barışa dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:

Barış, sadece masalarda ve siyasetçiler arasında yürüyen bir süreç değildir; toplumun yüreğinde, sokaklarında ve her şeyden önce medyanın dilinde başlar. Biz gazeteciler kullandığımız her kelimeyle ya bir köprü kuruyoruz ya da bir duvar örüyoruz. Yıllarca bu bölgede sert ve kirli bir dil kullanıldı; mikrofonlar barışın değil çatışmanın sesini büyüttü. Artık buna son vermek zorundayız. Toplumun dili sertleşirse, kalbi de sertleşir. Ama dil yumuşarsa insanlar yeniden birbirini dinlemeye başlar.

“Savaş en çok gerçeği öldürür”

“Savaş en çok gerçeği öldürür” diyen Borzaslan, “Barış, insanların birbirinin yüzüne korkmadan bakabilmesidir. Barış, bir çocuğun kimliğini gizlemek zorunda kalmadan büyümesidir. Yıllarca Türk anneleri de Kürt anneleri de aynı acıyla ağladı. Aynı türküyle hüzünlenen halkların kaderi düşmanlık olmamalıdır. Bu yüzden çözüm süreci siyasi bir tercih değil, insani bir zorunluluktur. Savaş en çok gerçeği öldürür. Bizler sadece savaşın tanıkları olmak istemiyoruz; kalemimizle onurlu ve kalıcı bir barışın mimarları olmak, yaşamın sesini duyurmak istiyoruz."dedi.

GGC Başkanı Bozarslan, özellikle Avrupa’da yaşayan kürt gazetecilere de seslenerek “Sizler uzaktan izleyen insanlar değilsiniz. Sizler bu halkın hafızası, acısı ve umudusunuz. Burada söylenen her barış sözü, Amed’de bir annenin yüreğine ulaşıyor” şeklinde konuştu.

“İki yıldır coğrafyamızda kan dökülmüyor, insanlar ölmüyor”

Bozarslan konuşmasında bölgede yaklaşık iki yıldır silah ve bomba seslerinin sustuğuna dikkat çekerek, “Coğrafyamızda kan dökülmüyor, insanlar ölmüyor, silah ve bomba sesi duymuyoruz. Bu durumdan kaynaklı her yıl binlerce insan bölgemize geliyor” dedi.

GGC’nin organizasyonuyla düzenlenen panel kapsamında, barış gazeteciliğinin imkanları, sahadaki tanıklıklar ve Avrupa’daki Kürt gazetecilerin bu süreçteki rolü farklı oturumlarda masaya yatırıldı

Avrupa kamuoyunda barış süreçlerine dair yeni bir diyalog kapısı aralamayı hedefleyen panel, oturumların ardından yapılacak değerlendirmelerle gün boyu devam etti.

Panelin ilk oturumunda, DEM Parti Milletvekili ve İmralı Heyeti Üyesi Cengiz Çiçek, “Güncel Sürece Genel Bakış” başlığı ile Türkiye’de yürütülen barış süreci ve gelinen aşamaya ilişkin gazetecilere bilgi verdi. 

Panelin İkinci oturumunda, “Bölge, Merkez ve Avrupa Medyasından Sesler: Tanıkların Taşınması” başlığı ile  medya pratiği tartışıldı

Gazeteci Mahmut Bozarslan'ın moderatörlüğünde; gazeteciler Fehim Işık, Alişir Delek, Nevzat Çiçek ve Namık Durukan, Türkiye medyasının geçmiş barış dönemlerindeki sınavını, sahadaki gözlemleri, haberciliğin dili ve etik boyutuyla değerlendirdi

Üçüncü oturumda ise “Avrupa’an Bakış: Diasporanın Perspektifi” başlığı ele alındı

Gazeteci Fehim Işık'ın moderatörlüğünde, Mälardalen Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Aytar katılımcı olarak yer alarak 4.oturumda Avrupa kamuoyunun bakışını ve diyaspora hafızası tartışıldı

Açık oturumla devam edecek olan panelin son bölümünde, forum şeklinde tüm oturum konuşmacıları ve gazeteciler arasında karşılıklı tartışma, değerlendirmeler yapıldı

DEM Milletvekili Çiçek: Çatışmanın silahlı zeminden siyasal zemine çekilmesi hedefleniyor

Panelin ilk oturumunda konuşan DEM Parti Milletvekili ve İmralı Heyeti Üyesi Cengiz Çiçek, “Güncel Sürece Genel Bakış” başlığı altında Türkiye’de yürütülen barış süreci, çatışmaların sona erdirilmesi ve silahsızlanma tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Çiçek, süreçte taraf olduklarını ancak gerçekleri objektif biçimde aktarmaya çalıştıklarını belirterek, “40 yılı aşkın süredir devam eden bir çatışma var. Dünya deneyimlerine baktığımızda, çatışma çözümünün ancak gerçeklerin eğilip bükülmeden konuşulmasıyla mümkün olduğunu görüyoruz” dedi. Sürecin daha şeffaf ve katılımcı ilkelerle yürütülmesi gerektiğini ifade eden Çiçek, mevcut tartışmaların yalnızca “terörsüz Türkiye” söylemine sıkıştırılmaması gerektiğini söyledi.

Sürecin temel hedefinin, 1984’ten bu yana devam eden silahlı çatışmanın siyasal ve hukuki zemine taşınması olduğunu dile getiren Çiçek, “Kavga bitmiş değil. Ancak bu çatışmanın silahlı zeminden siyasal zemine çekilmesi hedefleniyor. En önemli amaç silahların susmasıdır” diye konuştu.
 


Silahsızlanma için devletin de bazı yasal adımlar atması gerektiğini vurgulayan Çiçek, özel yasa, geçici yasa ve çerçeve yasa tartışmalarına dikkat çekti. Silahlı mücadeleyi sonlandıracak yapıların hukuki ve siyasi güvence talep ettiğini belirten Çiçek, çıkarılacak yasanın yalnızca güvenlik perspektifiyle değil, Kürt sorununun siyasal boyutunu dikkate alan bir yaklaşımla hazırlanması gerektiğini savundu.

“Kürt meselesi yalnızca bir güvenlik sorunu olarak ele alınamaz” diyen Çiçek, çatışmaların temel nedenlerinin çözülmemesi halinde kalıcı barışın mümkün olmayacağını söyledi. Dünyadaki çatışma çözümü örneklerine işaret eden Çiçek, “Silahlı mücadele Kürt meselesinin sonucudur. Eğer kök nedenleri çözmezseniz, çatışmaların yeniden ortaya çıkmasının önüne geçemezsiniz” ifadelerini kullandı.

Süreçte yaşanan en büyük sorunlardan birinin karşılıklı güvensizlik olduğunu kaydeden Çiçek, Türk toplumunda “örgüt silah bırakmaz”, Kürt toplumunda ise “haklarımız verilmez” düşüncesinin hakim olduğunu belirtti. Bu güvensizlik ortamının ancak diyalog ve müzakere koşullarının güçlendirilmesiyle aşılabileceğini ifade etti.

Gazetecilerden “Barış Gazeteciliği” vurgusu

Gazeteci Mahmut Bozarslan moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek, Fehim Işık, Alişer Delek ve Namık Durukan konuşmacı olarak yer aldı. Panelde Türkiye medyasının geçmiş barış süreçlerindeki rolü, habercilik dili, sansür, baskılar ve gazetecilerin sahadaki deneyimleri ele alındı.

Moderatör Mahmut Bozarslan, gazetecilerin süreçlerde doğrudan tanıklık yaptığına dikkat çekerek, “Gazetecilerin görüşleri süreçte yeterince dikkate alınmadı. Oysa gazeteciler yaşananlara birebir tanıklık etti. Kürtlerin ne yaşadığı, bölgede nelerin yaşandığı ancak bu tanıklıklarla anlaşılabilir” dedi.

Gazeteci Namık Durukan ise 1980’li yıllardan itibaren bölgede yaşanan çatışmalı döneme tanıklık ettiğini belirterek, gazetecilerin hem devlet hem de örgüt baskısıyla karşı karşıya kaldığını söyledi. BBC’ye geçtiği haberler nedeniyle tehdit edildiğini ve yargılandığını anlatan Durukan, “Bir taraftan devlet, bir taraftan PKK baskısı vardı. Gazetecilik yaparken sürekli tehdit altındaydık” ifadelerini kullandı.

Durukan, çatışma dönemlerinde “barış gazeteciliği” kavramının önemine dikkat çekerek, kamuoyunun süreç hakkında yeterince bilgilendirilmediğini söyledi. Görüşmelerin şeffaf yürütülmemesinin gazeteciler üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Durukan, gazetecilerin elde ettiği bilgileri yazma konusunda zorlandığını kaydetti.

Gazeteci Alişer Delek de Ortadoğu’daki gelişmelerin Türkiye’deki süreci doğrudan etkilediğini ifade ederek, özellikle 7 Ekim sonrası bölgede yeni bir dönemin başladığını söyledi. Sürecin toplumsallaşamadığını belirten Delek, “Kürtler Kürtlere, Türkler Türklere konuştu. Sürecin en büyük eksikliği şeffaf yürütülmemesiydi” dedi.

Delek, kamuoyunun süreç hakkında yeterince bilgilendirilmediğini vurgulayarak, demokratikleşme açısından sürecin önemli olduğunu ancak siyasi iradenin toplumsal zemini güçlendirecek adımları yeterince atmadığını ifade etti.
 


Gazeteci Nevzat Çiçek ise süreçte karşılıklı güvensizliğin devam ettiğini belirterek, silahsızlanma ile demokratikleşme tartışmalarının birbirine karıştırıldığını söyledi. Çiçek, “Bu süreç sadece Türkiye’nin değil, Ortadoğu’daki dönüşümün de bir sonucu. Devletin de PKK’nın de zorunlu olarak bir araya geldiği bir süreçten söz ediyoruz” diye konuştu.

Medyanın toplum vicdanına ulaşmadaki rolüne dikkat çeken Çiçek, gazetecilerin süreçlerde yalnızca kendi mahallelerine konuşmaması gerektiğini vurguladı.

Gazeteci Fehim Işık da Kürt medyasının tarihsel gelişimine değinerek, Kürt gazetecilerin uzun yıllar boyunca kendi seslerini duyurabilmek için mücadele ettiğini ifade etti. Işık, geçmişte tarafsız gazetecilik yapmanın mümkün olmadığını savunarak, Kürt medyasının büyük ölçüde siyasi yapıların etkisi altında şekillendiğini söyledi.

Işık, son dönemde Kürt toplumunda kültür, dil ve siyaset alanında yeni tartışmaların başladığını belirterek, “Silahlı mücadelenin yerine siyaset ve toplumsal mücadele daha fazla konuşuluyor” dedi.

 

Independent Türkçe

GGC’nin Avrupa ayağı panelinde gazeteciler, siyasetçiler ve akademisyenler; barış dili, medya pratiği ve diasporanın rolünü masaya yatırdı
Cumartesi, Mayıs 16, 2026 - 19:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Stockholm’de barış süreçleri ve medyanın rolü tartışıldı
copyright Independentturkish: 

Tunceli'de Düzgün Baba Ziyaretgahı'ndaki nişaneleri tahrip eden 4 şüpheli gözaltına alındı

 Tunceli'nin Nazımiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba Ziyaretgahı'ndaki nişaneleri tahrip ettiği ileri sürülen 4 şüpheli gözaltına alındı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Valilikten yapılan açıklamada, Düzgün Baba Ziyaretgahı'nda meydana gelen tahribat olayıyla ilgili vatandaşlar tarafından yapılan şikayet üzerine Cumhuriyet savcılığı koordinesinde jandarma birimlerince adli ve idari tahkikat başlatıldığı ifade edildi.

Yapılan inceleme ve araştırmalar neticesinde izinsiz kazı yapmak suretiyle tahribata neden olan kişilerin tespit edildiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

Şüphelilere ait adreslerde gerçekleştirilen arama işlemleri kapsamında dijital materyaller incelenmiş, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında değerlendirilen çeşitli materyal görselleri ile birlikte mühimmat ve bazı tarihi objeler ele geçirilmiştir. Cumhuriyet savcılığımızın talimatıyla olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 4 şahıs gözaltına alınmış olup, soruşturma süreci çok yönlü ve titizlikle sürdürülmektedir.

 

 

AA

 

Gelişmeyi, Tunceli Valiliği duyurdu
Cumartesi, Mayıs 16, 2026 - 18:45
Main image: 

<p>Kolaj: Independent Türkçe</p>

related nodes: 
Düzgün Baba Ziyaretgahı’nda tahribat: Muhtar ve 3 kişi hakkında soruşturma
Dersim mi, Tunceli mi?
Dersim'in tılsımlı varlıkları: Dağ keçileri
Type: 
SEO Title: 
Tunceli'de Düzgün Baba Ziyaretgahı'ndaki nişaneleri tahrip eden 4 şüpheli gözaltına alındı
copyright Independentturkish: 

Destici'den Amedspor taraftarlarına: Ey hainler topluluğu

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Eline Türk bayrağı almayan kim olursa olsun bu milletin parçası olamaz, bu devletin vatandaşı dahi olamaz. 'Hangi bayrağı eline alıyorsan ya da hangi bayrak özlemi çekiyorsan git orada yaşa, benim memleketimi kirletme, karıştırma.' diyoruz." ifadesini kullandı.

Destici, partisinin Serdivan Belediyesi Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen Sakarya 12. Olağan İl Kongresi'nde yaptığı konuşmada, kentte partilerinin kazandığı iki ilçede belediyelerin her alanda çalışmalarını başarılı şekilde yürüttüğünü söyledi.

Terör ve şiddetin kırmızı çizgileri olduğunu vurgulayan Destici, "Terör ve şiddet içermeyen, terör ve şiddeti desteklemeyen her düşünceye saygılıyız ama terör örgütünün gölgesi altında hiç kimse benim devletime, ülkeme, milletime parmak sallayamaz, o parmağı kırarız." dedi.

Destici, Nevruz ve Amed Sportif Faaliyetler'in Süper Lig'e yükselmesi kutlamalarına değinerek şöyle devam etti:

Nevruz kutlamaları yapıyorlar, 10 binlerce kişi katılıyor, bir kişinin elinde Türk bayrağı yok. Takım Süper Lig'e yükseldiği için gösteri yapıyorlar, bir kişinin elinde Türk bayrağı yok. Ey hainler topluluğu, hangi devletin vatandaşısınız, hangi milletin mensubusunuz? Ay yıldızlı al bayrağı elinize almaktan neden imtina ediyorsunuz? Her gün bir şey yapıyorlar. Elbette sessiz kalmayacağız, hak ettikleri cevabı verdik, vermeye devam edeceğiz. PKK'nın siyasi uzantısı DEM Parti, yarın birçok il ve ilçede 'Barış İçin Adım At' yürüyüşü yapacakmış. Sen önce vatan için adım at. O yürüyüşü Türk bayraklarıyla yap, ondan sonra devletten, Meclisten, bizden adım bekle. Sen eline Türk bayrağı almadığın sürece seninle ne barış ne kardeşlik ne de dostluk olur. Eline Türk bayrağı almayan kim olursa olsun bu milletin parçası olamaz, bu devletin vatandaşı dahi olamaz. 'Hangi bayrağı eline alıyorsan ya da hangi bayrak özlemi çekiyorsan git orada yaşa, benim memleketimi kirletme, karıştırma.' diyoruz.

"Sessiz kalınması halinde bugün talep edilenden yarın daha fazlasının isteneceğini, bu işin bölünmeye kadar gidebileceğini" söyleyen Destici, "Bunlar maşa. Türkiye'yi bölmek isteyenler bunları 40 yıldır maşa olarak kullanıyor ve bugün de maşalık yapmaya devam ediyor. Ölçümüz belli, devlet, millet, ülke, ezan ve bayrak. Yoksa bizim kimsenin etnik kökeniyle, mezhebiyle, anlayışıyla hiç hesabımız olmadı, olmaz." ifadesini kullandı.

 

AA

"Nevruz kutlamaları yapıyorlar, 10 binlerce kişi katılıyor, bir kişinin elinde Türk bayrağı yok. Takım Süper Lig'e yükseldiği için gösteri yapıyorlar, bir kişinin elinde Türk bayrağı yok"
Cumartesi, Mayıs 16, 2026 - 18:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Destici'den Amedspor taraftarlarına: Ey hainler topluluğu
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Aziz İhsan Aktaş Davası'nda tahliye edilen isimler cezaevinden çıktı

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 11’i tutuklu 200 sanıklı Aziz İhsan Aktaş Davası’nda 4 sanığın tahliyesine karar verdi. Kararın ardından 3 sanık cezaevinden çıkarken, Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz başka dosyadan tutuklu olduğu için tahliye edilemedi.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 11’i tutuklu 200 sanıklı Aziz İhsan Aktaş Davası’nda 4 sanığın tahliyesine hükmetti.

Mahkemenin tahliye kararının ardından Rıza Akpolat’ın eniştesi Burak Kangal, kayınbiraderi Kazım Gökhan Yankılıç ve arkadaşı Rabil Artan cezaevinden çıktı.

Tahliyesine karar verilen Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz ise başka bir dosya kapsamında tutuklu bulunduğu için cezaevinden çıkamadı.

Tahliye edilenleri cezaevi önünde yakınları karşıladı. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de cezaevi önüne gelerek tahliye edilen sanıkları karşıladı.


İran Dışişleri Bakanı Arakçi’den ABD’nin saldırı tehditlerine yanıt

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’nin saldırı tehditlerine ilişkin, “40 gün boyunca bizimle savaştılar ve sonucu gördüler. İran’a saygılı şekilde konuşanlar aynı dili görür” dedi.

Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları Toplantısı sonrası konuşan Arakçi, ABD Başkanı Donald Trump’ın tehditlerine alışkın olduklarını belirterek, askeri yöntemlerle sonuç alınamayacağını söyledi.

Arakçi ayrıca, Birleşik Arap Emirlikleri’nin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında hava sahası ve topraklarını kullandırdığını öne sürdü. İranlı Bakan, bölgesel güvenliğin yabancı ülkelerle değil, bölge ülkelerinin iş birliğiyle sağlanması gerektiğini ifade etti.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Cuma, Mayıs 15, 2026 - 00:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

Mahmut Arıkan'dan Heybeliada Ruhban Okulu tepkisi: Egemenlik haklarına açık tecavüzdür

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılacağına ilişkin Yunanistan’da yaptığı açıklamaya tepki gösterdi. Arıkan, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi egemenlik alanıyla ilgili bir konuyu Yunanistan’dan mı öğreniyor?” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan, yaptığı açıklamada Bartholomeos’un Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılacağını Yunanistan’da ilan etmesini Türkiye’nin egemenlik haklarına yönelik bir müdahale olarak değerlendirdi.

Arıkan açıklamasında, “Fener Rum Patriği Bartholomeos'un Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılacağını Yunanistan’da ilan etmesi Türkiye'nin egemenlik haklarına açık bir tecavüzdür. İktidara soruyoruz; Bu skandal açıklamadan haberiniz var mı? Varsa neden millet bilgilendirmediniz? Neyi, kimden ve neden saklıyorsunuz?” dedi.

Batı Trakya’daki Türk azınlığın durumuna da dikkat çeken Arıkan, “Batı Trakya’da Türk kimliği baskı altındayken, Türk okulları kapanırken ve soydaşlarımızın hakları görmezden gelinirken verilen bu tek taraflı taviz kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

Patrik Bartholomeos’un Yunanistan Parlamentosu’nda “Yeni Roma ve Konstantinopolis Başpiskoposu ve Ekümenik Patrik” olarak tanıtıldığını belirten Arıkan, “Yeni Roma diye bir yer yoktur. Konstantinopolis diye bir şehir yoktur. Patrikhane de bizim Fatih Kaymakamlığı’na bağlıdır” dedi.

Türkiye’nin kendi kararlarını kendi iradesiyle alması gerektiğini vurgulayan Arıkan, iktidardan “devlet vakarına yakışır bir irade” beklediklerini ifade etti.

ANKA

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılacağına ilişkin Yunanistan’da yaptığı açıklamaya tepki gösterdi
Perşembe, Mayıs 14, 2026 - 23:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Mahmut Arıkan'dan Heybeliada Ruhban Okulu tepkisi: Egemenlik haklarına açık tecavüzdür
copyright Independentturkish: 

ABD’den BM’ye 1,8 milyar dolarlık ek insani yardım fonu

ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Mike Waltz, BM Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Tom Fletcher ve ABD Dışişleri Bakanlığı Dış Yardım, İnsani İşler ve Din Özgürlüğü Kıdemli Yetkilisi Jeremy P. Lewin, New York’taki BM Genel Merkezinde basın toplantısı düzenledi.

ABD’nin Aralık 2025’te UNOCHA ile insani yardımları desteklemek için 2 milyar dolarlık fon için mutabakat imzaladığını hatırlatan Waltz, "Bugün ek olarak 1,8 milyar dolarlık insani yardım fonu ayrıldığını duyurmaktan mutluluk duyuyoruz." dedi.

Waltz, bu fonların deprem, kıtlık, tsunami gibi doğal afetler sırasında ihtiyaç duyan insanlar için kullanılacağını söyledi.

BM Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Fletcher da ABD’nin yardım fonuna ayırdığı tahsisatı memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, "Bu, ABD'yi en büyük ulusal bağışçımız yapıyor ve bu tahsis, hayat kurtarma, sistemi reforme etme, insani yardım faaliyetlerinin tarafsızlığını savunma konusunda kaydedilen ilerlemeyi hızlandırmamıza olanak tanıyacak." ifadelerini kullandı.

Fletcher, insani yardım çalışanları için son derece zor bir dönemden geçtiklerine işaret ederek, küresel fonlamada azalma yaşanmasına rağmen giderek artan ihtiyaçlarla karşı karşıya olduklarını ve dünya genelinde 300 milyondan fazla insanın desteğe ihtiyacı olduğunu vurguladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Dış Yardım, İnsani İşler ve Din Özgürlüğü Kıdemli Yetkilisi Lewin de Aralık 2025'te açıklanan 2 milyar dolarlık yardım programının yüzde 88’inin harcandığı bilgisini paylaşarak, 18 ülkede milyonlarca kişiye hayat kurtarıcı yardım sağlandığını söyledi.

Guterres, ABD'nin 1,8 milyar dolar ek yardımını memnuniyetle karşıladı

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de ABD’nin BM ve dünyanın dört bir yanındaki insani yardım ortaklarının hayat kurtaran insani yardım çalışmalarına ek olarak 1,8 milyar dolar daha ayırdığına dair açıklamasını memnuniyetle karşıladığını bildirdi.

BM Genel Sekreter Sözcülüğünce yapılan yazılı açıklamaya göre, Guterres, "Bu taahhüt, insani yardım çalışanlarının en acil krizlerdeki milyonlarca insana hayat kurtarıcı destek ulaştırmasına olanak sağlayacaktır.” ifadesini kullandı.

ABD, ilk olarak Aralık 2025’te UNOCHA ve diğer BM ortakları üzerinden dağıtılmak üzere 2 milyar dolar insani yardım fonu ayırmıştı.

ABD’nin UNOCHA’ya ayırdığı insani yardım fonlarının harcanacağı yerler arasında Gazze, Batı Şeria, Afganistan ve Lübnan gibi ülkeler yer almıyor.

AA

ABD yönetimi, Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’ne insani yardımlarda kullanılmak üzere 1,8 milyar dolarlık ek fon sağlandığını açıkladı. Fonun doğal afetler ve insani krizlerde ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacağı belirtildi
Perşembe, Mayıs 14, 2026 - 23:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
ABD’den BM’ye 1,8 milyar dolarlık ek insani yardım fonu
copyright Independentturkish: 

İstanbul Altın Rafinerisi AŞ'ye yönelik soruşturmada 44 şüpheli hakkında iddianame düzenlendi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca İAR AŞ ve ilişkili şirketlerin yetkilileri olan 44 şüphelinin, hileli yollarla devlet desteği alarak örgütlü bir şekilde kamu zararına yol açtığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlandı.

Hazırlanan iddianamede, İAR AŞ'nin de arasında olduğu 31 şirket "malen sorumlu", İAR'ın sahibi Özcan Halaç'ın da arasında bulunduğu 44 kişi ise "şüpheli" olarak yer aldı.

İddianamede, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından "Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğine İlişkin Uygulama Talimatı" yayımlandığı, bu talimat kapsamında, devletin ihracat yaparak ülkeye döviz girişi sağlayan şirketlere, döviz tutarı üzerinden yüzde 3 destek verdiği kaydedildi.

Şüpheliler ile tüzel kişilerin, devletin sunduğu bu desteği almak için altın madenini yasal çerçevede şirketler üzerinden ithal ettiği belirtilen iddianamede, şirketlerin ithal ettiği altın madenini ülke içinde bulunan altın ocaklarında erittiği, eritilen altının asit solüsyonlar ile karıştırılarak işlenmiş olarak gösterildiği aktarıldı.

İddianamede, bu şekilde ortaya çıkan kıymetli maden bileşenlerinin yurt dışına yasal olarak çıkarıldığı ve bunun üzerinden döviz kazancı elde edildiği, bunun üzerinden yüzde 3 devlet desteği alındığı, söz konusu eylemlerin devleti sistemli olarak zarara uğratmaya yönelik yapıldığı ve haksız kazanç elde edildiği vurgulandı.

Devam eden araştırmalarda İAR AŞ, Gram Altın Kıymetli Madenler Rafineri San. ve Tic. AŞ, Kuyumcukent Enerji Üretim ve İşletme AŞ, İstanbul Gümüş Rafinerisi AŞ, İAR Kıymetli Metal Teknoloji Bilişim San ve Tic. AŞ isimli şirketlerin sahibi ve yöneticilerinin yine şirketlerin yöneticisi ve çalışanı olan kişiler üzerine yeni şirketler kurdukları belirtilen iddianamede, kurulan şirketler üzerinden altın bileşenleri adı altında ihracat yapıldığı ve yüzde 3 devlet desteği alındığı aktarıldı.

İddianamede, özellikle 15 Ekim 2024 ve sonrasında TCMB'nin döviz dönüşüm desteği talimatında yapılan değişiklikler sonrasında birçok şirketin aynı adreste ve kısa aralıklarla kurulmuş olmasının, bu planlamanın bilinçli ve koordineli olduğunu gösterdiği vurgulandı.

Paravan olarak kurulan şirketler tarafından aralarında organik bağ bulunan ve organizasyona dahil olan Rand Kimyevi isimli şirketten satın alınmış gösterilen koloidial altınının (içeriğinde belirli miktar altın bulunan, altın karışımlı sıvı) yine suç organizasyonunun elebaşı Özcan Halaç'ın sahibi olduğu Dubai merkezli Fine Gold isimli şirkete ihraç edildiği belirtilen iddianamede, suç organizasyonu içindeki tüm şirketlerin birbiriyle organik bağının bulunduğu kaydedildi.

İddianamede, tespit edilen tüm sorumlu şirketlerin Özcan Halaç'ın ve İAR bünyesindeki yönetim ağının kontrolünde hareket ettiği, kuruluş tarihleri, adresleri ve yetkili kişilerin SGK kayıtları dikkate alındığında, bu şirketlerin paravan yapı niteliğinde olduğu, örgüt gelirlerini yönlendirme ve devlet desteği sağlama amacıyla kurulduğu belirtildi.

"Devletin 12 milyon 537 bin 560 dolar zarara uğratıldığı tespit edilmiştir"

İddianamede, şunlar kaydedildi:

"Tüm şirketlerin TCMB döviz dönüşüm desteği sistemini istismar ederek haksız kazanç sağlama amacını taşıyan, birbirine bağlı ve sistematik olarak işletilen bir şebekenin parçası olduğu değerlendirilmiştir. Örgüt faaliyeti kapsamında, İAR AŞ'nin çalışanı olan veya bunlarla iltisaklı şüpheliler üzerine şirketler kurulduğu, devletin sunmuş olduğu yüzde 3 desteği almak için kurulan şirketler üzerinden kıymetli metaller ve altın bileşenleri adı altında toplamda 543 milyon 634 bin 253 dolar ihracat yapıldığı, yapılan ihracat tutarı üzerinden yüzde 3 devlet desteği alındığı ve belirli bir organizasyon ile sistemli olarak devletin 12 milyon 537 bin 560 dolar zarara uğratıldığı tespit edilmiştir."

Hazırlanan iddianamede, Özcan Halaç, Zeynep Başak Halaç ve Ayşen Esen'in "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamak" ve "zincirleme şekilde bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 143 yıldan 652 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Diğer 41 şüphelinin ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" ile "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamak" suçlarından 11 yıldan 36 yıla kadar değişen oranlarda hapisle cezalandırılmaları talep edilen iddianame, değerlendirilmek üzere asliye ceza mahkemesine gönderildi.

AA

İstanbul Altın Rafinerisi AŞ ve ilişkili şirketlerin yetkilileri hakkında, hileli yollarla devlet desteği alarak örgütlü şekilde kamu zararına yol açtıkları iddiasıyla yürütülen soruşturmada 44 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı
Perşembe, Mayıs 14, 2026 - 22:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
İstanbul Altın Rafinerisi AŞ'ye yönelik soruşturmada 44 şüpheli hakkında iddianame düzenlendi
copyright Independentturkish: 

CHP'li il başkanlarından ortak açıklama: İktidar ahlaki değerlerinin tamamını yitirmiş haldedir

CHP’nin 81 il başkanı ortak açıklama yayımlayarak, parti yöneticileri ve kadın siyasetçileri hedef alan kampanyalara tepki gösterdi. Açıklamada, "İktidar, siyasi tükenmişliğinin sonucunda ahlaki değerlerinin tamamını da yitirmiş haldedir" ifadesine yer verildi.

CHP’nin 81 il başkanı tarafından yayımlanan ortak açıklamada, son dönemde parti yöneticileri ve kadın siyasetçilere yönelik saldırılara tepki gösterildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Kirli ve karanlık odakların siyaseti dizayn etme çabasına izin vermeyeceğiz. Tarihimizin her döneminde siyasi rekabet yaşanmış, fikir ayrılıkları olmuş, hangi görüşün hakim olacağı konusunda mücadele verilmiştir. Bu mücadelenin yol ve yöntemleri yıllardır bellidir.

AKP iktidarının, vatandaşlarımızın yaşadığı gerçek, yakıcı ve ağır sorunları çözmeye muktedir olmadığı ortaya çıkmıştır. Zamanı gelen bir iktidar değişimine direnmek için gösterdiği beyhude çaba, AKP’yi en temel insani değerlerimize aykırı marjinal bir pozisyona savurmuştur.

İktidar; siyasi tükenmişliğinin sonucunda ahlaki değerlerinin tamamını da yitirmiş haldedir. Halkımız; iktidarın ahlaki pusulasını kaybetmesini, iftira atmanın da ötesine geçerek insanların onuruna ve iffetine alçakça saldırılara yeltenmesini ibretle görüyor, not alıyor. Çaresizce sarıldıkları ahlaksız saldırıların senaryosunun altında karanlık, kadın düşmanı ve sapkın bir zihin yapısının olduğu, bu zihniyetin kimseye bir faydası olamayacağı açıktır.

Genel Başkanımızı, yöneticilerimizi ve bilhassa kadın siyasetçileri hedef alan bu mide bulandırıcı kampanyayı yürütenlerin aciz birer kukla olduğunu biliyoruz. Bu kuklaların iplerini elinde tutan, devletin gücünü kendi gücü zannedenlerin hangi çarpık ilişki ağları içinde yer aldığını da detaylarıyla biliyoruz.

Sefil saldırıların hedefi olan tüm kadın yol arkadaşlarımızın yanındayız. Her birinin hakkını, hukukunu ve onurunu savunmayı görev biliyoruz. 81 ilde Genel Başkanımız Özgür Özel liderliğinde, tüm gücümüzle memleketimizin geleceği için çalışmaya dün olduğundan daha kararlı şekilde devam edeceğiz.

Hakikat mutlaka kazanacak. Hak yerini bulacak. Halkımız hak ettiği onurlu hayata CHP iktidarında kavuşacak. Halkın dediği olacak, Türkiye kazanacak.”

ANKA

 

CHP’nin 81 il başkanı, parti yöneticileri ve kadın siyasetçilere yönelik kampanyalara tepki göstererek ortak açıklama yayımladı. Açıklamada, iktidarın siyasi tükenmişlik nedeniyle ahlaki değerlerini yitirdiği ifade edildi
Perşembe, Mayıs 14, 2026 - 22:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
CHP'li il başkanlarından ortak açıklama: İktidar ahlaki değerlerinin tamamını yitirmiş haldedir
copyright Independentturkish: 

Arınç, Semih Yalçın’ın “fosil siyasetçi” sözlerine yanıt verdi: Bahçeli’ye şikâyet edeceğim

AK Parti’nin kurucularından eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, KHK’lılara ilişkin açıklamalarına yönelik “fosil siyasetçi” ifadelerini kullanan MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’a yanıt verdi.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Arınç, Yalçın’ın uzun süredir kendisi hakkında açıklamalar yaptığını ancak bugüne kadar cevap verme ihtiyacı duymadığını belirtti. Arınç, bunun nedenlerinden birinin polemiklere verilen cevapların hakaret dozunu artırması olduğunu ifade etti.

Asıl gerekçesinin ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye duyduğu saygı olduğunu kaydeden Arınç, artık sessiz kalmayacağını söyledi.

Arınç açıklamasında, “Bu insan artık bunlara son vermelidir. Aksi takdirde kendisini bizzat Sayın Bahçeli’ye şikâyet edecek ve kendisinin yardımcısı sıfatını taşıyan bu kişinin hakaretlerine son vermesini isteyeceğim. Bu hakaretlere karşı artık sesimi kısmak niyetinde değilim” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, Arınç’ın KHK’lılarla ilgili açıklamalarına tepki göstererek, “Fosil siyasetçi, FETÖ’ye kuryelik ve aracılık ettiği günlerde elde ettiği politik(!) kazanımların karşılığını vermeye çabalıyor. Arınç, KHK’lılarla ilgili yanlış adrese gönderme yapıyor. Baltayı taşa vurmakla kalmıyor, kendi ayağına kurşun sıkıyor” demişti.

Arınç, Yalçın'ın sözlerine şu ifadelerle yanıt verdi:

"Anadolu’da insanlar evlatlarına isim koyarken “adıyla yaşasın” diye dua ederler ki çocuklar onlara verilen isimlerin anlamı gibi bir karaktere sahip olsun.

Sana da edep sahibi olasın diye Edip; cömert ve hoşgörü sahibi olasın diye de Semih adını vermişler lâkin heyhat! Olamamışsın…

Her eline kalemi aldığında kime yakası açılmadık hangi hakareti etsem diye düşünen isminin anlamlarından uzak bu kişinin iki yıldır hakkımda yazdıklarını okuyor lâkin cevap verme ihtiyacı hissetmiyordum. Bunun iki nedeni var. Birincisi bu gibi isimlere karşılık verdiğinizde gemi azıya alırlar ve daha da hakaretamiz ifadelere sarılırlar. İkincisi ve daha önemli olan ise MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye karşı olan saygımdı. Sayın Bahçeli bana karşı olan eleştirilerinde çoğu zaman sert olmuştur ama 12 Eylül Darbesi’nin ardından ülkücülerin davalarını üstlenmem sebebiyle bütün ülkücülerin bana karşı sevgi ve saygısı olduğunu, kendisinin de bunu çok iyi bildiğini ifade etmiştir.

Lâkin geldiğimiz noktada had aşıldı, sabır taşı çatladı…

Geçtiğimiz Cumartesi günü yaptığım bir konuşmada ifade ettiğim fikirler üzerine senin o irin damlayan kaleminden bana doğru akıttığın ifadeler bende tutmaz. 40 yıldır siyasetin içindeyim, tek rehberim de vicdan ve ahlâk oldu. Bugüne kadar bana karşı çemkirdiğin tüm ifadeleri temerrüt faizi ile sana iade ediyorum.

Senin için 'kimdir bu?' diye sorduğumda ne diyorlar biliyor musun?

'Şaribül leyli ven nehar'

Tarih alanında profesörmüşsün, sen anlarsın ne demektir bu…

Seninle ortak bir acımız var; evlat acısı. Dünyanın en büyük acısıdır yalnız onu yaşayanlar bilir derler. İnan benim bir gecede saçlarım kırardı. Böylesine bir acıyı yaşayan insanlarda gözlemlediğim bir şey var. İnsanın vicdan terazisi hassaslaşır, merhamet kapıları ve gönül gözü ardına kadar açılır. Senin ise merhamet kapılarına zincir vurulmuş, vicdan terazin tartmaz gönül gözün kör olmuş.

Ezcümle diyeceğim şudur. Bu insan artık bunlara son vermelidir. Aksi takdirde kendisini bizzat Sayın Bahçeliye şikâyet edecek ve kendisinin yardımcısı sıfatını taşıyan bu kişinin hakaretlerine son vermesini isteyeceğim. Bu hakaretlere karşı artık sesimi kısmak niyetinde değilim."

Independent Türkçe

AK Parti’nin kurucularından eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın kendisine yönelik “fosil siyasetçi” ifadelerine yanıt verdi
Perşembe, Mayıs 14, 2026 - 20:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Arınç, Semih Yalçın’ın “fosil siyasetçi” sözlerine yanıt verdi: Bahçeli’ye şikâyet edeceğim
copyright Independentturkish: 

Erbakan'dan enflasyon hedefinin yükseltilmesine tepki: 3 senedir enflasyonu düşüreceğiz hikayesi anlatıyorsunuz

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Merkez Bankası’nın 2026 yılı enflasyon hedefini bir kez daha yukarı yönlü revize etmesine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Erbakan açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Merkez Bankası 2026 enflasyon hedefini bir kez daha yükseltti. Ara hedef yüzde 16’dan yüzde 24’e, yıl sonu beklentisi ise yüzde 26’ya yükseldi. 2027 ve 2028 enflasyon tahminleri de sıralı olarak yükseltildi. Hani bu enflasyon tek haneli rakamlara düşecekti? Hani milleti rahatlatacaktınız? Hani sabır istiyordunuz? Tam üç senedir ‘enflasyonu düşüreceğiz’ hikayesi anlatıyorsunuz. Ama enflasyon artıyor, faizler artıyor, borçlar artıyor, vergiler artıyor. Satın alma gücü tükeniyor, umutlar tükeniyor, hayaller tükeniyor. Ekonomi her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Kriz her geçen gün daha da derinleşiyor.

"Artık bir an önce sandık gelsin"

Esnaf, çiftçi, köylü, emekli, memur, asgari ücretli hepsi perişan. Sayın Maliye Bakanı ve Merkez Bankası Başkanı, bir başarınız zaten yok da hedefiniz nedir sizin? Önceki AK Parti iktidarından enkaz halinde devraldığınız ekonomiyi daha da beter hale getirmek mi? Ekonomik bağımsızlığımızı tamamen sonlandırmak mı? Türkiye'yi Londra bankerlerine, dış güçlere bağımlı kılmak mı? Hedefiniz her neyse milletin sabrı taştı. Bu işi yapamadığınız açık seçik ortada. Artık bir an önce sandık gelsin, milli görüş gelsin ve esaret bitsin.

 

ANKA

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2026 enflasyon hedefini yeniden yükseltmesine tepki gösterdi
Perşembe, Mayıs 14, 2026 - 17:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: Yeniden Refah Partisi X Hesabı</p>

jw id: 
HaDaF9RI
related nodes: 
TCMB Başkanı Fatih Karahan açıkladı: Yıl sonu enflasyon tahmini yükseldi
Karahan: Önceliğimiz fiyat istikrarı; savaş, dezenflasyon sürecini etkilese de kararlılığımızı değiştirmiyor
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek: Eşel mobili devreye almasaydık enflasyon çok daha yüksek seviyelere çıkmış olurdu
Type: 
SEO Title: 
Erbakan'dan enflasyon hedefinin yükseltilmesine tepki: 3 senedir enflasyonu düşüreceğiz hikayesi anlatıyorsunuz
copyright Independentturkish: 

Sağlık Bakanı Memişoğlu'dan "hantavirüs" açıklaması

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, TVNET canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Hantavirüs hakkındaki soru üzerine Memişoğlu, Türkiye'nin özellikle Kovid-19 salgını sürecinde sağlık sisteminin direncini ve kapasitesini dünyaya gösterdiğini söyledi.

Toplumdan spekülasyonlara değil, Sağlık Bakanlığının açıklamalarına itibar etmelerini isteyen Memişoğlu, "Kovid-19 salgını sürecinde bunu en iyi şekilde yöneten ülkelerden biri olduysak, şu anda sağlık sistemimiz her türlü salgın da olsa, sağlıkla ilgili tehdit de olsa bunları önlemeye, takip etmeye muktedir bir sağlık sistemimiz ve insan gücümüzle her türlü takibi yapıyoruz" ifadelerini kullandı.

Memişoğlu, hantavirüse ilişkin Dünya Sağlık Örgütünün 2 Mayıs'ta bir gemide görülen ağır solunum hastalığı olduğuna dair önlem alınması gerektiğine ilişkin alarm verdiğini ve Türkiye'nin de süreci ilk andan itibaren takip ettiğini anlattı.

Uluslararası bir seyahat gemisinde 147 yolcunun bulunduğunu anımsatan Memişoğlu, yolcuların temaslı olarak değerlendirildiğini, 8 yolcuda pulmoner hastalık görüldüğünü ve bunlardan 6'sının hantavirüs pozitif çıktığının bildirildiğini söyledi.

Memişoğlu, Türkiye'nin tüm ekipleriyle ve İspanya'daki büyükelçilikle koordinasyon içinde hareket ettiğini belirterek, temaslı yolcuların ülkelerine gönderilip karantinaya alınmaları için organizasyon yapıldığını, gemiden daha önce ayrılan 2 Türk vatandaşının da tedbir amacıyla karantinaya alındığını ifade etti.

Gemideki 3 Türk vatandaşın da Türkiye'ye ait uçakla izole şekilde getirildiğini anımsatan Memişoğlu, "Gemiden indikleri andan itibaren kendi uçağımızla onları izole şekilde aldık ve şu anda da onları karantinaya almış durumdayız ve takip ediyoruz, testleri de negatif çıktı. 5 kişinin yaklaşık 42 günlük karantina ve izolasyon süreçleri devam ediyor. Her gün onları klinik anlamında arıyoruz, bir bulgusu olup olmadıklarını takip ediyor halk sağlığımız" bilgisini verdi.

Memişoğlu, "Hantavirüse ilişkin toplum müsterih olsun, şu anda böyle bir salgın riski veya bununla ilgili bilimsel dünyanın bize risklerin çok arttığı veya bu konuda risk olduğu konusunda bir bildirimi ve önerisi yok. Bizim bilimsel kurulumuz ve komisyonumuz da bu konuda bizleri bilgilendiriyorlar ve onların tavsiyeleri doğrultusunda hareket ediyoruz. Şu anda böyle bir salgın riski yok" dedi.

Hantavirüsün kemirgenlerden sıvı ile dışkılardan bulaşan bir hastalık türü olduğunun bilgisini veren Memişoğlu, Sağlık Bakanlığının yalnızca hantavirüsü değil, gribal enfeksiyonlara neden olan virüsler başta olmak üzere tüm hastalıkları yakından takip ettiğini bildirdi.

"Son 1 yılda 7 milyon kişiye kanser taraması yapıldı"

Sağlıkta üretim vizyonuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Memişoğlu, Türkiye'nin son yıllarda sağlık teknolojileri üretiminde önemli adımlar attığını söyledi.

Bakan Memişoğlu son dönemdeki yerli aşı çalışmalarına ilişkin, "Hepatit aşısını sahaya verdik. Türkiye kendi aşısını yapacak, kendi ilacını da yapacak. Sadece onları değil kendi cihazını da üretecek. 9 aşıyla ilgili de TÜSEP'te çağrıya çıktık" bilgisini paylaştı.

Memişoğlu, Türkiye'nin artık SMA ilacını da üretmeye başladığını belirterek, klinik çalışmaların sürdüğünü ve ilacın preklinik aşamanın sonuna geldiğini söyledi.

Koruyan Sağlık Vizyonu kapsamında aile hekimlikleri ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde belirli yaş grubuna ücretsiz kanser taramaları yapıldığını vurgulayan Memişoğlu, son bir yılda 7 milyon kişiye kanser taraması yapıldığını bildirdi.

"Türkiye'de sezaryen doğum oranı yüzde 59,7"

Memişoğlu, sezaryen doğumlarla ilgili değerlendirmesinde, Türkiye'de sezaryen doğum oranının yüzde 59,7, ilk doğumlarda ise bu oranın yüzde 30,4 seviyesinde olduğunu belirterek, anne adayları ve hekimlerle bu oranları daha sağlıklı seviyelere çekmek istediklerini söyledi.

Geçen yıl Türkiye'de ilk kez sezaryen oranlarında düşüş eğilimi görüldüğünü ifade eden Memişoğlu, bu düşüşün sürdürülmesini hedeflediklerini kaydetti.

Memişoğlu, bütün il ve ilçe sağlık müdürlüklerine ilk bebeğini bekleyen ve gebeliğinin son 3 ayındaki her anne adayına bir ebe verilmesi konusunda talimat verdiklerini bildirdi.

 

AA

"Hantavirüse ilişkin toplum müsterih olsun, şu anda böyle bir salgın riski veya bununla ilgili bilimsel dünyanın bize risklerin çok arttığı veya bu konuda risk olduğu konusunda bir bildirimi ve önerisi yok"
Perşembe, Mayıs 14, 2026 - 16:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: Reuters</p>

Type: 
SEO Title: 
Sağlık Bakanı Memişoğlu'dan "hantavirüs" açıklaması
copyright Independentturkish: 

Özgür Özel, Ankara İl Başkanı Erkol’u cezaevinde ziyaret etti: Ellerinde delil varsa iddianameyi bir an önce yazmalı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir Aliağa Şakran Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’u ziyaret etti. Ziyarete ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Lideri Özel, şunları söyledi:

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Ankara İl Başkanımız Sayın Erkol’un tutukluluğu, siyasi bir operasyondur. Sayın Erkol, yıllar önce bir kooperatifin yönetim kurulunda, kısa bir süre ve hiçbir imza yetkisi olmadan yer almıştır. İsnat edilen suç, yönetim kurulunda bulunma suçudur. Bu durum, hukuki bir süreçten ziyade tamamen siyasi olarak kurgulanmış bir cezalandırma sürecidir. İl Başkanımızın yargılamaya dönüşmesi dahi şüpheli olan bir soruşturma üzerinden tutuklu bulunması kabul edilemez. Dosyadaki bilirkişi raporunun dayanaksızlığı ortaya çıkmıştır. Raporda sanki kooperatif hesaplarında bir açık varmış gibi gösterilen eksik tutarın, aslında kooperatifin bir başka hesabında mevcut olduğu net bir şekilde anlaşılmıştır.  

Ortada ne bir kayıp vardır ne de bir suç. ‘Pardon, yanlış bilirkişi raporuyla boşuna tutuklamışız’ diyemeyenler, bugün Ankara İl Başkanımızı hürriyetinden yoksun bırakmaktadır. Sayın Erkol’u cezaevinde esir tutanlar, eğer ellerinde bir delil varsa iddianameyi bir an önce yazmalıdır. Kaçma şüphesi olmayan, yeri yurdu belli bir siyasetçiyi tutuklu yargılamak adalete değil ancak zulme hizmet etmektedir. Ümit Erkol’un tutukluluğu derhal sonlandırılmalı ve bu haksız süreç tutuksuz yargılamayla devam etmelidir.

 

 

ANKA 

“Kaçma şüphesi olmayan, yeri yurdu belli bir siyasetçiyi tutuklu yargılamak adalete değil ancak zulme hizmet etmektedir”
Pazartesi, Mayıs 11, 2026 - 12:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
İBB Davası’nda 35’inci gün başladı
“Casusluk” davasında ilk duruşma başladı
Trump, Çarşamba günü Çin'e gidiyor: İki liderin gündeminde neler olacak?
Type: 
SEO Title: 
Özgür Özel, Ankara İl Başkanı Erkol’u cezaevinde ziyaret etti: Ellerinde delil varsa iddianameyi bir an önce yazmalı
copyright Independentturkish: 

İBB Davası’nda 35’inci gün başladı

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 77’si tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşması, 35’inci gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda görülmeye devam ediyor.

Geçen perşembe günü yapılan son duruşmada tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in oğlu Mustafa Keleş savunma yapmıştı. Keleş’e soru sormak üzere söz alan İmamoğlu’nun sesi titremiş ve ağlamıştı. İmamoğlu, “Allah hiçbir babaya, anneye böyle bir evlat işkencesi yaşatmasın. Ben bu delikanlıdan bu devlet adına, bu millet adına ve yüce Türk yargısı adına özür diliyorum” diye isyan etmişti.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

İmamoğlu casusluk davası’nda

İmamoğlu ve siyasal iletişim danışmanı Necati Özkan, “casusluk” iddiasıyla da tutuklu yargılandıkları davanın İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki 4 No’lu Duruşma Salonu’nda yapılan ilk duruşmasına katıldıkları için bugünkü İBB Davası’na katılmadı.

Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu ile diğer tutukluların katıldığı duruşmada tutuklu sanıklar salona getirildiği sırada izleyiciler, alkışlarla karşıladı.

Anneler günü’nü kutladı

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay, 80 yaşındaki annesinin ve eşinin Anneler Günü’nü kutlayarak savunmasına başladı. Gözaltına alınma süreci, eylemlerdeki iddialar ve suçlamalar, iddianamedeki suç örgütü üyeliği ve gerçek kendisi olmak üzere dört ana başlıkta savunmasını yapacağını belirten Alpay, “Hemen hemen bir yıldır tutukluyum. Tutuklama gerekçesi yapılan konu iddianamede yer almıyor. İddianamede belirtilen konulara ilişkin de ifadem alınmadı” dedi. Alpay, savunmasına devam ediyor.

 

ANKA

İmamoğlu, “casusluk” iddiasıyla yine Silivri’de yargılandığı davanın ilk duruşmasına katıldığı için İBB Davası’na katılmadı
Pazartesi, Mayıs 11, 2026 - 11:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
“Casusluk” davasında ilk duruşma başladı
Trump, Çarşamba günü Çin'e gidiyor: İki liderin gündeminde neler olacak?
Type: 
SEO Title: 
İBB Davası’nda 35’inci gün başladı
copyright Independentturkish: 

“Casusluk” davasında ilk duruşma başladı

"Casusluk" suçlamasıyla 4 Temmuz 2025'te tutuklanan ve etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için ifade veren Hüseyin Gün'ün iddiaları üzerine açılan davanın ilk duruşması, Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısında bulunan 4 no’lu duruşma salonunda görülüyor.

Duruşma salonunun küçük olması nedeniyle girişte jandarma, izleyiciler, avukatlar ve basın mensupları arasında tartışmalar yaşandı.

İmamoğlu, Yanardağ, Özkan ve Gün jandarma eşliğinde duruşma salonuna getirildi. Bu sırada Yanardağ, “Amerikancı bir iktidar var. Emperyalizmin işbirlikçileri yurtseverleri casuslıkla suçluyor” diye izleyici kısmına seslendi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Mahkeme Başkanı, ilk olarak Hüseyin Gün’ün savunmasıyla başlanacağını söyledi. Duruşmada, kimlik tespitinin ardından Gün'ün, savunmasına başladı.

İddianamede neler var?

"Casusluk" iddianamesinde, "dijital materyallerinde bulunan ve İBB veri tabanına ait olduğu tespit edilen veriler üzerinden çok sayıda vatandaşın kişisel bilgilerine erişim sağlandığı, Ekrem İmamoğlu'nun vatandaşların kişisel bilgilerini, mevcut nüfuzun kullanılması suretiyle ele geçirerek yabancı istihbarat servisi elemanlarına aktardığı, bu durumdan siyasi olarak menfaat edinme gayesinde bulunduğu" iddia ediliyor.

İddianamede, "Ekrem İmamoğlu'nun İBB Başkanı olması akabinde mensubu olduğu başta CHP'yi ele geçirerek Cumhurbaşkanı adayı olma yolunu açmak amacıyla faaliyetlerde bulunulduğu" da belirtiliyor.

 

ANKA

Duruşmada ilk olarak Hüseyin Gün’ün savunması dinleniyor
Pazartesi, Mayıs 11, 2026 - 11:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
Trump, Çarşamba günü Çin'e gidiyor: İki liderin gündeminde neler olacak?
ABD'nin Suriye'den İran'a, Obama'dan Trump'a vekâlet savaşı
Type: 
SEO Title: 
“Casusluk” davasında ilk duruşma başladı
copyright Independentturkish: 

Trump, Çarşamba günü Çin'e gidiyor: İki liderin gündeminde neler olacak?

 ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin'e yapacağı iki günlük ziyarette, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile İran, Tayvan, yapay zekâ ve nükleer silah konularını ele alması bekleniyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

ABD'li yetkililerin yaptığı açıklamalara göre, görüşmede nadir minerallere ilişkin anlaşmanın uzatılması da değerlendirilecek.

Dünyanın iki büyük ekonomisinin liderleri, altı ayı aşkın sürede ilk kez yüz yüze görüşecek. İki lider; İran savaşı, ticaret ve anlaşmazlık yaşanan diğer konular sebebiyle gerilimin tırmandığı ikili ilişkilerde denge sağlamaya çalışacak.

Trump, Çarşamba günü 2017'den bu yana ilk kez Çin'i ziyaret ederek Pekin'e gidecek. Görüşmelerin Perşembe ve Cuma olmak üzere iki gün sürmesi planlanıyor.

Yetkililere göre, ABD ve Çin'in karşılıklı ticaret ve yatırımları kolaylaştırmak üzere forumlar düzenlemek üzere anlaşmaya varması ve Çin'in Boeing uçakları, ABD üretimi tarım ve enerji ürünleri satın alımlarına ilişkin açıklama yapması bekleniyor.

Bir yetkili, toplantıda Ticaret Kurulu ve Yatırım Kurulu planlarının resmi olarak açıklanabileceğini fakat bu mekanizmaların uygulanabilmesi için daha fazla çalışma yapılması gerekebileceğini söyledi.

Görüşmelerde ayrıca, nadir toprak minerallerinin Çin'den ABD'ye tedarikine olanak sağlayan anlaşmayı uzatma konusu da ele alınacak. Fakat yetkili, anlaşmanın bu hafta uzatılıp uzatılmayacağının henüz belli olmadığını belirtti. Çin ile ABD arasında çıkan ticaret savaşının ardından bu anlaşmaya varılmasıyla gerilim düşmüştü.

Tayvan, nükleer silahlar, İran ve yapay zeka gibi hassas konular gündemde

Trump ve Xi arasındaki görüşmelerde İran, Tayvan, nükleer silahlar ve ABD ile Çin arasında uzun süredir gerilime yol açan diğer konuların da ele alınması bekleniyor.

İran ile ilişkilerini sürdüren Çin, İran petrolünün en büyük ithalatçısı konumunda. Trump, Çin'in nüfuzunu kullanarak İran'ı ABD ile anlaşmaya varmaya ve çatışmaları sona erdirmeye zorlaması için bastırıyor. Trump hükümeti ayrıca Çin'e Rusya ile olan ilişkileri konusunda da baskı uyguluyor.

Yetkililerden biri "Başkan, Xi Jinping ile İran ve Rusya konularını defalarca görüştü. Bu görüşmelerde, Çin'in her iki rejime sağladığı gelirlerin yanı sıra, çift kullanımlı mallar, bileşenler ve parçalar ile silah ihracatı olasılığı da ele alındı. Bu görüşmelerin devam edeceğini bekliyorum" dedi.

Öte yandan, Xi, Tayvan konusunda da ABD'ye karşı hayal kırıklığı yaşıyor. ABD, Çin'in kendi toprağı olarak gördüğü ada ülkesinin en önemli uluslararası destekçisi ve silah tedarikçisi. Yetkili, Çin'in son yıllarda Tayvan civarında askeri varlığını artırdığını fakat ABD'nin politikasının değişmeyeceğini söyledi.

Trump'ın, Çin'de geliştirilen gelişmiş yapay zekâ modelleri konusunda artan endişelerini dile getiren danışmanları, bu modellerin kullanımından kaynaklanabilecek çatışmaları önlemek için iki tarafın "bir iletişim kanalına" ihtiyacı olduğunu düşündüklerini ifade ediyor.

Yetkililerden biri, "Bunun nasıl olacağı henüz belirlenmedi, fakat liderlerin bir araya gelmesini fırsat bilerek bir diyalog başlatmak ve yapay zekâ konularında bir iletişim kanalı kurmamız gerekip gerekmediğini görmek istiyoruz" dedi.

ABD uzun süredir Çin ile nükleer silahlar konusunda da görüşmeler başlatmayı umuyor fakat Çin bu konuyu tartışmada isteksiz.

Yetkiliye göre, Çin hükümeti ABD'ye özel olarak "şu anda herhangi bir nükleer silah kontrolü veya bu gibi konuları tartışmakla ilgilenmediklerini" söyledi.

 

Reuters

Trump ve Xi, Pekin'deki görüşmelerde İran, nükleer enerji, ticaret ve yapay zekâ konularını ele alacak
Pazartesi, Mayıs 11, 2026 - 11:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: Reuters</p>

related nodes: 
Trump: İran'da zenginleştirilmiş uranyumun bulunduğu tesisi gözetim altında tutuyoruz
Trump-Netanyahu ilişkisi sallantıda: “Birbirlerini mahvettiler”
ABD'nin küresel ordusu: Kazanç mı, yük mü?
Type: 
SEO Title: 
Trump, Çarşamba günü Çin'e gidiyor: İki liderin gündeminde neler olacak?
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Dışişleri Bakanı Fidan, İran, Mısır ve ABD’li yetkililerle savaşın seyri ve ateşkes çabalarını görüştü

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran, Mısır ve ABD’li yetkililerle yaptığı telefon görüşmelerinde savaşın gidişatını ve çatışmaları durdurmaya yönelik diplomatik girişimleri ele aldı.

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ve Amerikalı yetkililerle ayrı ayrı telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Görüşmelerde, bölgedeki savaşın mevcut durumu değerlendirilirken, çatışmaların sona erdirilmesine yönelik uluslararası çabalar ve diplomatik çözüm yolları üzerinde duruldu.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Cumartesi, Nisan 4, 2026 - 00:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

Trump: İran’ın savaş uçaklarını düşürmesi müzakereleri etkilemeyecek

ABD Başkanı Donald Trump, İran tarafından savaş uçaklarının düşürülmesinin Tahran yönetimiyle olası müzakereleri etkilemeyeceğini belirtti.

Trump, NBC televizyonuna telefonla bağlanarak yaptığı konuşmada, ABD savaş uçaklarının İran tarafından düşürülmesinin ardından mürettebatı arama ve kurtarma çalışmalarının ayrıntıları hakkında konuşmayı reddetti.

İran’a karşı saldırıları “yoğun ve hassas bir askeri operasyon” olarak niteleyen Trump, olayın ülkede bazı haberlerde yer alma biçiminden duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi.

Trump, İran tarafından savaş uçaklarının düşürülmesinin Tahran yönetimiyle olası müzakereleri etkilemeyeceğini belirterek, “Hayır, hiç etkilemeyecek. Hayır, bu bir savaş. Savaş halindeyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

AA

ABD Başkanı Donald Trump, İran tarafından savaş uçaklarının düşürülmesinin Tahran ile olası müzakereleri etkilemeyeceğini söyledi
Cuma, Nisan 3, 2026 - 23:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Trump: İran’ın savaş uçaklarını düşürmesi müzakereleri etkilemeyecek
copyright Independentturkish: 

İran devlet televizyonu: Düşürülen ABD uçağının pilotunu sağ ele geçirene ödül verilecek

Devlet televizyonuna bağlı yayın yapan Kohgiluye ve Buyerahmed eyaletinin televizyon kanalında eyalet sakinlerine hitaben okunan açıklamada, “Düşmanın pilot ya da pilotlarını sağ halde polis ve askeri yetkililere teslim ederseniz değerli bir ödül elde edeceksiniz” ifadeleri kullanıldı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu, sabah saatlerinde ülkenin orta kesimlerinde bir savaş uçağını hava savunma sistemleriyle vurarak düşürdüğünü duyurmuştu.

İran basını, ABD’ye ait savaş uçağının pilotunun yakalanarak esir alınmış olabileceğini yazdı.

Yarı resmi Tesnim Haber Ajansının haberinde, “Bazı bilgilere göre, bu sabah Devrim Muhafızları Ordusu tarafından gelişmiş Amerikan savaş uçağının imha edilmesinin ardından uçağın pilotu fırlatma koltuğunu kullanarak ülke içine indi” ifadelerine yer verildi.

Uçağın düştüğü Kohgiluye ve Buyerahmed eyaletindeki haber kaynakları, ABD’nin uçağın pilotunu kurtarmak için Black Hawk helikopteri ve bir C-130 askeri kargo uçağıyla arama çalışmalarına teşebbüs ettiğini ancak çabalarının başarısız olduğunu bildirdi.

İran’ın sabah saatlerinde düşürüldüğünü açıkladığı uçağa ilişkin ise CENTCOM’dan henüz bir paylaşım yapılmadı.

AA

İran devlet televizyonu, düşürülen ABD'ye ait savaş uçağının pilot ya da pilotlarını sağ yakalayana ödül verileceğini duyurdu
Cuma, Nisan 3, 2026 - 22:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
İran devlet televizyonu: Düşürülen ABD uçağının pilotunu sağ ele geçirene ödül verilecek
copyright Independentturkish: 

Elektrik ve doğal gaz tarifelerine yüzde 25 oranında zam geldi

Elektrik ve doğal gaz tarifelerinde farklı abone gruplarına göre değişen oranlarda artışa gidildi.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun açıklamasına göre, mesken abonelerinde elektrik fiyatları yüzde 25 oranında artırıldı. Alçak gerilimden bağlı kamu ve özel hizmetler sektörü abonelerinde artış yüzde 17,5, orta gerilimden bağlı sanayi abonelerinde yüzde 5,8, tarımsal faaliyet abonelerinde ise yüzde 24,8 oldu. Yeni tarifeyle, aylık 100 kWh elektrik tüketimi olan bir mesken abonesinin faturası 323,8 TL olacak.

Doğal gazda ise BOTAŞ’ın açıkladığı toptan satış fiyatları doğrultusunda artış yapıldı. Konut tüketicileri için ortalama yüzde 25, sanayi tüketicileri için yüzde 18,61, elektrik üretim santralleri için yüzde 19,42 oranında zam uygulanacak. Konut tüketicileri için kademeli fiyat tarifesi de yürürlüğe girdi.

Yeni elektrik ve doğal gaz tarifelerinin 4 Nisan’dan itibaren uygulanacağı bildirildi.

Independent Türkçe

Elektrik ve doğal gaz tarifeleri farklı abone gruplarına göre yükseltildi. Mesken aboneleri için elektrik ve doğal gaz fiyatları ortalama yüzde 25 zamlandı. Yeni tarifeler 4 Nisan’dan itibaren geçerli olacak
Cuma, Nisan 3, 2026 - 21:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Elektrik ve doğal gaz tarifelerine yüzde 25 oranında zam geldi
copyright Independentturkish: 

Çorum merkezli 5 ilde düzenlenen "Miami suç örgütü" operasyonunda 21 şüpheli tutuklandı

Kentte internet sitelerindeki ev ilanlarını kopyaladıktan sonra ev sahibiyle iletişime geçen şüphelilerin ev sahibi ile anlaşmış gibi davranarak ilanları kaldırdıkları, kopyaladıkları ilanları başka platformlarda kendi adlarına paylaşarak buldukları alıcılarla satıcıları tapu müdürlüklerinde bir araya getirerek hileli yöntemlerle ödemeyi kendi hesaplarına yaptırdıkları bilgisi üzerine inceleme başlatıldı.

Çorum İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekiplerince yürütülen çalışma kapsamında haksız kazanç elde ettikleri tespit edilen organize suç şebekesi üyeleri takibe alındı.

Yaklaşık 6 ay süren "Miami suç örgütü operasyonu" kapsamında 23 şüpheli Çorum, Mersin, Diyarbakır, Gaziantep ve Bursa'da düzenlenen eş zamanlı operasyonda gözaltına alındı.

Zanlılara ait adreslerde yapılan aramada 4 tabanca, 308 mermi, 140 uyuşturucu hap ele geçirildi. Adreslerde bulunan 39 cep telefonu, 2 bilgisayar ve ziynet eşyalarına ise el konuldu.

İfadeleri için Çorum İl Emniyet Müdürlüğüne götürülen şüphelilerden H.İ.Ö'nün 52 yıl, M.K'nin 12 yıl, M.D.O'nun 9 yıl kesinleşmiş hapis cezası, S.Ş. ve İ.A. hakkında ise arama kararı bulunduğu belirlendi.

Ayrıca şüphelilerin farklı zamanlarda 4 ilde kasten öldürmeye teşebbüs, ateşli silahla mala zarar verme olaylarını gerçekleştirdikleri tespit edildi.

Soruşturmayı derinleştiren ekipler, şüphelilerin 23 müştekiyi ilan kopyalama yöntemiyle dolandırdığını, banka hesaplarında 140 milyon 511 bin 814 liralık işlem hacmi olduğunu belirledi.

Bunun üzerine şüphelere ait banka hesaplarına el konulurken, piyasa değeri 9 milyon 600 bin lira olan 4 araca "satılamaz" şerhi konuldu.

Öte yandan 6 ay süren operasyon sürecinde 43 milyon 250 bin liralık dolandırıcılık olayının engellendiği öğrenildi.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan 23 şüpheli "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek, üye olmak", "nitelikli dolandırıcılık", "ateşli silahla kasten öldürmeye teşebbüs", "ateşli silahla mala zarar verme", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirmek", "tehdit", "hakaret", "kullanmak amacıyla uyuşturucu madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak" suçlarından Çorum Adliyesi'ne sevk edildi.

Savcılık sorgularının ardından mahkemeye sevk edilen zanlılardan 21'i çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderildi. 2 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

AA

Çorum merkezli 5 ilde "Miami suç örgütü"ne yönelik düzenlenen operasyonda yakalanan 23 kişiden 21'i tutuklandı
Cuma, Nisan 3, 2026 - 21:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Çorum merkezli 5 ilde düzenlenen "Miami suç örgütü" operasyonunda 21 şüpheli tutuklandı
copyright Independentturkish: 

Ümit Özdağ: Hızla yayılan uyuşturucu kullanımı ve bağımlılık yaşı çocuklarımızı tehdit ediyor

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, İzmir’de parkta oynayan üç yaşındaki bir çocuğun uyuşturucu madde etkisindeki bir kişi tarafından bıçaklandığı haberini alıntılayarak sosyal medya hesabından açıklama yaptı.

Özdağ, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türk milleti, tarihinde hiç olmadığı kadar büyük ve sinsi bir tehditle karşı karşıya. Hızla yayılan uyuşturucu kullanımı ve düşen bağımlılık yaşı, çocuklarımızı, gençlerimizi her anlamda tehdit ediyor. Parka götürdüğünüz 3 yaşındaki çocuğunuz da üniversiteye gönderdiğiniz evladınız da bu tehditten uzak değil. Türkiye'nin derhal Zafer Partisi'nin Tertemiz Türkiye Projesi'ni hayata geçirecek, uyuşturucu çeteleri ve madde bağımlılığıyla kararlılıkla mücadele edecek iradeye ihtiyacı var. Aksi halde bu artan uyuşturucu bağımlılığı ve buna bağlı şiddet olayları Türkiye'nin ve geleceğimizin avuçlarımızın arasından kaybolup gitmesine neden olacak.”

ANKA

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, İzmir'de üç yaşındaki bir çocuğun uyuşturucu etkisindeki kişi tarafından bıçaklanmasına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı
Cuma, Nisan 3, 2026 - 20:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Ümit Özdağ: Hızla yayılan uyuşturucu kullanımı ve bağımlılık yaşı çocuklarımızı tehdit ediyor
copyright Independentturkish: 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ile Türkiye-Rusya ilişkilerini görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Vladimir Putin ile yaptığı telefon görüşmesinde, Türkiye-Rusya ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldı.

İletişim Başkanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, Erdoğan görüşmede, Türkiye’nin İran’a yönelik saldırıları onaylamadığını ve İran’ın bölge ülkelerine karşı misillemelerini tasvip etmediğini dile getirdi. Türkiye’nin savaşın kontrolden çıkmaması için tüm taraflarla barış ve istikrar odaklı temaslarını sürdürdüğü vurgulandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, Binyamin Netanyahu hükümetinin bölgedeki saldırgan politikalarının önünün alınması gerektiğini, İsrail’in Kudüs’ün statüsünü zedeleyecek adımlarına müsaade edilemeyeceğini ifade etti.

Suriye’deki son gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Erdoğan, Suriye’de istikrarı güçlendirecek adımların Türkiye ve Rusya’nın ortak menfaatine olduğunu, mevcut kazanımların riske atılmamasının önemini vurguladı.

Erdoğan, ayrıca Rusya-Ukrayna savaşının barışla sonuçlanması için Türkiye’nin çabalarının kesintiye uğramaması gerektiğini, tüm tarafların gerilimi artıracak adımlardan uzak durmasının önemini dile getirdi. Karadeniz’deki sivil gemilere yönelik saldırıların istikrara zarar verdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı, İran’daki çatışmaların Rusya-Ukrayna krizinde yeni çatışma alanları oluşturmaması gerektiğini kaydetti.

AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde Türkiye-Rusya ilişkilerini, bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldı
Cuma, Nisan 3, 2026 - 19:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ile Türkiye-Rusya ilişkilerini görüştü
copyright Independentturkish: 

TOKİ İstanbul için kura tarihi belli oldu

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Yüzyılın Konut Projesi kapsamında İstanbul'a 100 bin konut ayırdıklarını belirterek, "İnşallah 25 Nisan'da, Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle İstanbul'da kuraları çekeceğiz, yuvalarımızın sahiplerini belirleyeceğiz." dedi.

Bakan Kurum, Ümraniye Hekimbaşı Mahallesi'nde 591 konut ve 28 ticari birimden oluşan kentsel dönüşüm projesinin kura çekim töreninde yaptığı konuşmada hem dönüşümle hem de sosyal konutlarla İstanbul'u güvenli hale getirdiklerini söyledi.

"Ev Sahibi Türkiye" diyerek, 81 ilde 500 bin sosyal konutla "Yüzyılın Konut Projesi"ni başlattıklarını belirten Kurum, İstanbul'a da 100 bin konut ayırdıklarını, illerdeki kuraları çektiklerini ve sıranın İstanbul'a geldiğini ifade etti.

Kurum, "İnşallah 25 Nisan'da, Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle İstanbul'da kuraları çekeceğiz, yuvalarımızın sahiplerini belirleyeceğiz. Temelleri atar atmaz da en geç 2 yıl içinde konutlarımızı teslim etmeye başlayacağız” dedi.

İstanbul'a özel kiralık konut projelerinin de olduğunu dile getiren Kurum, "TOKİ eliyle uygun fiyatlarla ev kiralayacağız. Bunu da en kısa sürede hayata geçirmek için çalışıyoruz. Ben şimdiden tüm bu projelerimizin İstanbullulara hayırlı, uğurlu olsun diyorum" ifadelerini kullandı.

 

Independent Türkçe

Bakan Kurum, İstanbul için yapılacak kuraların 25 Nisan’da gerçekleşeceğini açıkladı
Cuma, Nisan 3, 2026 - 16:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
TOKİ İstanbul için kura tarihi belli oldu
copyright Independentturkish: 

Standart dışı plakalara 27 Şubat'tan itibaren kesilen idari para cezaları iptal edildi

İçişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, APP plaka kullanımına yönelik cezai yaptırımlar içeren düzenleme, Karayolları Trafik Kanunu'nun 23. maddesinde yer alan "yönetmelikte belirtilen nitelik veya ölçülere aykırı plaka takmak" fiiline uygulanan idari para cezası miktarının artırılmasını öngören torba kanun değişikliği kapsamında gündeme geldi.

Plaka değişim işlemleri sırasında yoğunluk ve kuyruk oluşması üzerine İçişleri Bakanı Çiftçi'nin talimatları doğrultusunda denetimler 1 Nisan 2026'ya kadar rehberlik ve bilgilendirme çalışması şeklinde gerçekleştirilecek.

Ayrıca, bu kapsamda Bakan Çiftçi'nin talimatıyla 27 Şubat'tan itibaren kesilen cezalar iptal edildi.

Yetkilendirilmiş kuruluş olan Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) tarafından basılan ve mühürlenerek vatandaşlara verilen plakalar, kanunda belirtilen standartlar dışında dahi olsa cezai işleme konu edilmeyecek.

Sadece vatandaşın yetkili kuruluş tarafından basılan ve mühürlenen plakayı aldıktan sonra plaka üzerinde ekleme veya değişiklik yapması durumunda 4 bin lira idari para cezası uygulanacak.

Yetkili kuruluş olan TŞOF dışında yetkisiz şekilde plaka basan yerlerden alınan gayriresmi, sahte plakaları araçlarında kullananlar için ise 140 bin lira idari para cezası uygulanmasına devam edilecek.

Yetkililer, bunun da kanunun açık amacı olan başta uyuşturucu, göçmen kaçakçılığı ve terör gibi suçlarla mücadele kapsamında kamu düzeninin sağlanması ve vatandaşın güvenliğinin temini açısından önemli bir gereklilik olduğunu belirtti.

AA

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin talimatıyla APP (standart dışı) plaka denetimleri kapsamında 27 Şubat'tan itibaren kesilen idari para cezaları iptal edildi
Çarşamba, Mart 11, 2026 - 01:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Standart dışı plakalara 27 Şubat'tan itibaren kesilen idari para cezaları iptal edildi
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

İrfan Fidan'ın Anayasa Mahkemesi Başkanvekilliğine seçilmesine ilişkin karar Resmi Gazete'de

Anayasa Mahkemesi Başkanvekilliği'ne İrfan Fidan'ın seçilmesine ilişkin karar Resmi Gazete'de yayımlandı.

Anayasa Mahkemesi Başkanlığınca dün yapılan seçim sonucunda İrfan Fidan, Anayasa Mahkemesi Başkanvekilliğine seçilmişti. Başkanlığın seçim kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.


Yozgat Vali Yardımcısı Mustafa Berat Kasımoğlu görevden uzaklaştırıldı

Ardahan Valiliği, Ardahan Vali Yardımcısı olarak görev yapmaktayken Yozgat Vali Yardımcısı olarak görevlendirilen Mustafa Berat Kasımoğlu'nun hakkında yürütülen soruşturma sonucu İçişleri Bakanlığı kararıyla görevden uzaklaştırıldığını açıkladı.

Ardahan Valiliği, Ardahan Vali Yardımcısı olarak görev yaparken 05 Mart itibariyle Yozgat Vali Yardımcısı olarak görevlendirilen Mustafa Berat Kasımoğlu hakkında yürütülen incelemeler neticesinde; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125'inci maddesi uyarınca disiplin soruşturması başlatıldığı ve ilgili soruşturma sonucunda, aynı Kanun'un 137 ve devamı maddeleri kapsamında Mustafa Berat Kasımoğlu'nun İçişleri Bakanlığınca görevinden uzaklaştırıldığını açıkladı.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Çarşamba, Mart 11, 2026 - 00:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, herkesin din ve vicdan hürriyetine sahip olduğu örnek ülkedir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye karşıtlığını siyasetlerinin merkezine yerleştirenlerin söylediklerinin bizim nazarımızda hiçbir kıymeti yoktur. Türkiye, herkesin din ve vicdan hürriyetine sahip olduğu, inançlarını özgürce yerine getirebildiği, cemaatlerin kendi kurumlarını yaşatabildiği ve karşılıklı saygının hakim olduğu örnek bir ülkedir. Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Fransuva'nın Türkiye'yi ziyareti sırasında yaşananlar bunun önemli bir göstergesidir. Gerek İznik'teki dua programı gerekse İstanbul'da gerçekleştirilen ayin, devletimizin sağladığı imkanlar sayesinde icra edilmiştir" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde dini azınlık temsilcileriyle iftar programında bir araya geldi.

Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ramazanın manevi atmosferini teneffüs ettikleri bu anlamlı iftar sofrasında davetlilerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade etti. Ramazanın gönülden gönüle köprülerin kurulduğu, paylaşmanın ve dayanışmanın arttığı, kardeşliğin güçlendiği müstesna bir zaman dilimi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savaşların, çatışmaların, ayrışmaların, acıların, zulümlerin, insanlığın gündemini belirlediği günümüzde burada verilen birlik, beraberlik ve dayanışma görüntüsünün çok anlamlı olduğuna inanıyorum." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anadolu topraklarının, medeniyetlerin buluştuğu, farklı inançların kaynaştığı, aynı sokakta yer alan camilerin, kiliselerin, sinagogların birbirine yakıştığı bir coğrafya olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

"Bu akşam da aynı sofranın etrafında Rum Ortodoks, Ermeni, Musevi, Süryani, Katolik ve farklı cemaatlerin kıymetli temsilcileri buluşuyor. Davetimize icabet ettiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Burada şunu özellikle ifade etmek istiyorum, sizler sadece kendi cemaatlerinizin değil aynı zamanda Türkiye'nin çok kültürlü ve çok inançlı toplumsal yapısının da temsilcilerisiniz. Bu toprakların mayasında birlikte yaşama kültürü vardır. Bu toprakların ruhunda karşılıklı saygı vardır. Bu toprakların hafızasında kardeşlik vardır. Yunus Emre bunu o arı, duru Türkçesiyle şöyle ifade ediyor, 'Dört kitabın manasını okudum. Ezber ettim, aşka gelince gördüm bir uzun heceymiş.' Meselenin özü, özeti, esası işte budur. Mesele yaratılanı yaratandan ötürü sevebilmektir. Allah'ın yarattığı insanları kategorilere ayırmak, ırkçılık yapmak, mezhep ve meşrebine göre ötekileştirmek kimsenin haddi de hakkı da değildir."

"Cumhuriyet tarihinde ilk kez yeni bir kilise bizim dönemimizde inşa edildi"

Son 23 yılda bu konuda çok kapsamlı adımlar attıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cemaat vakıflarının geçmişten gelen mülklerinin iadesi konusunda önemli düzenlemeler yaptık. Vakıflar mevzuatında gerçekleştirdiğimiz reformlarla cemaat vakıflarının haklarını genişlettik. Uzun yıllar ihmal edilmiş pek çok kilise ve ibadethaneyi restore ederek yeniden cemaatlerin hizmetine sunduk. Cemaatlerin ihtiyaç duyduğu din görevlileri konusunda da ciddi kolaylıklar sağladık. Cumhuriyet tarihinde ilk kez yeni bir kilise bizim dönemimizde inşa edildi." diye konuştu.

İstanbul Yeşilköy'de ibadete açtıkları Süryani Kilisesi'nin, Türkiye'deki dini özgürlük ortamının güçlü bir sembolü olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Farklı inançlara mensup vatandaşlarımızın akademide, bürokraside, iş dünyası ve siyasette aktif olmalarından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Yakın zamanda Ermeni kökenli bir vatandaşımızın kaymakam olarak atanması ve Ermeni milletvekillerimizin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde uzun süredir görevde bulunması bunun en güzel örneklerinden biridir. İnşallah önümüzdeki dönemde sizlerle el birliği ve gönül birliği içerisinde bu iklimi daha da güzelleştirmeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Gerçekler apaçık ortadayken zaman zaman bazı uluslararası çevrelerin dini özgürlükler konusunda Türkiye'yi haksızca eleştirdiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türkiye karşıtlığını siyasetlerinin merkezine yerleştirenlerin söylediklerinin bizim nazarımızda hiçbir kıymeti yoktur. Türkiye, herkesin din ve vicdan hürriyetine sahip olduğu, inançlarını özgürce yerine getirebildiği, cemaatlerin kendi kurumlarını yaşatabildiği ve karşılıklı saygının hakim olduğu örnek bir ülkedir. Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Fransuva'nın Türkiye'yi ziyareti sırasında yaşananlar bunun önemli bir göstergesidir. Gerek İznik'teki dua programı gerekse İstanbul'da gerçekleştirilen ayin, devletimizin sağladığı imkanlar sayesinde icra edilmiştir."

"İslam düşmanlığı hem insanlarımızı hem de bir arada yaşama kültürünü açıkça tehdit ediyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün dünyanın maalesef ayrımcılık, nefret söylemi ve ötekileştirme gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Özellikle son yıllarda tırmanan İslam düşmanlığı hem bizim insanlarımızı hem de bir arada yaşama kültürünü açıkça tehdit ediyor. Türkiye olarak her türlü ayrımcılığa karşıyız. Bunun da mücadelesini içeride ve dışarıda kararlılıkla veriyoruz. Aynı şekilde cami, kilise, havra demeden bombalayan ibadethanelere dahi saygısı olmayan DEAŞ vari karanlık yapılara da müsamahamız yoktur. Hep söylediğim gibi İslam düşmanlığı nasıl bir insanlık suçuysa antisemitizm de suçtur, makul ve meşru görülemez bir kötülüktür. Bizim hedefimiz açıktır. Bu topraklarda yaşayan herkesin kendini eşit, özgür ve güvende hissettiği bir Türkiye'yi hep birlikte inşa ettik, inşa edeceğiz inşallah."

Bu akşamki iftar sofrasını bu arzularının bir nişanesi olarak gördüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, davete icabet eden dini azınlık temsilcilerine teşekkür etti, ramazanın ülkeye, millete ve tüm insanlığa barış, huzur ve bereket getirmesini diledi.

İftara 21 azınlık cemaati temsilcisi katıldı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurul Üyesi Aram Kuran, Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu ve AK Parti MKYK Üyesi Sevan Sıvacıoğlu ve Kosovalı Hafız Egzon İbrahimi'nin de hazır bulunduğu iftar programına şu isimler katıldı:

"Fener Rum Patriği Bartholomeos, Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan, Türkiye Musevileri Hahambaşı David Sevi, Süryani Metropoliti Yusuf Çetin, Papa Türkiye Dini Temsilcisi/Latin Katolik Metropoliti Massi Milano, Arkepiskopos İzmir Metropoliti Monsenyör Martin Kmetec, Türkiye Süryani Katolik Metropoliti Orhan Çanlı, Türkiye Ermeni Katolik Cemaati Ruhani Reisi Vartan Kerabaydzar Kirakos Kazancıyan, Kadıköy Metropoliti Emanuel Adamakis, Hatay Katolik Anadolu Havarisi Vekili Antuan Ilgıt, Mardin Süryani Metropoliti Mor Timotheos Samuel, Keldani Kilisesi Başepiskoposu Sabri Anar, Ermeni Vakıflar Birliği Platformu Başkanı Bedros Şirinoğlu, Balıklı Rum Hastanesi Vakfı Başkanı Konstantin Yuvanidis, Türk Musevi Toplumu Başkanı Erol Kohen, Yahudi Cemaati Başkanı İsak İbrahimzadeh, Süryani Vakfı Başkanı Kenan Gürdal, Mor Gabriel Vakfı Başkanı Kuryakus Ergun, Kadıköy Rum Vakfı Başkan Vekili Lena Kaçi Açık, Ermeni Katolik Vakfı Başkanı Antuan Sultanoğlu ve Süryani Katolik Vakfı Başkanı Münir Üçkardeş."

ANKA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye, herkesin din ve vicdan hürriyetine sahip olduğu, cemaatlerin kendi kurumlarını yaşatabildiği ve karşılıklı saygının hakim olduğu örnek ülkedir." dedi
Çarşamba, Mart 11, 2026 - 00:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, herkesin din ve vicdan hürriyetine sahip olduğu örnek ülkedir
copyright Independentturkish: 

Galatasaray, Şampiyonlar Ligi son 16 turu ilk maçında Liverpool’u 1-0 mağlup etti

Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turu ilk maçında İngiltere Premier Lig ekibi Liverpool’u RAMS Park’ta konuk etti. TRT1’den naklen yayınlanan mücadeleyi sarı-kırmızılılar, Mario Lemina’nın 7. dakikadaki golüyle 1-0 kazandı.

Maçta Galatasaray sahaya; Uğurcan Çakır, Singo, Davinson, Abdülkerim, Jakobs, Lemina, Torreira, Sara, Barış Alper, Noa Lang ve Osimhen ilk 11’iyle çıktı. Liverpool ise Mamardashvili, Gomez, Van Dijk, Konate, Kerkez, Szoboszlai, Mac Allister, Gravenberch, Salah, Wirtz ve Ekitike 11’iyle mücadele etti.

Lemina’dan tarihi gol

Maçın başında hızlı başlayan Galatasaray, 6. dakikada Mario Lemina’nın golüyle öne geçti. Gabonlu futbolcunun bu golü, Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi eleme turlarında attığı en erken gol olarak tarihe geçti. İlk yarı boyunca sarı-kırmızılı ekip, savunmada disiplinli bir oyun sergileyerek Liverpool’un önemli ataklarını kaleci Uğurcan Çakır önledi. İlk yarı 1-0 Galatasaray üstünlüğüyle sona erdi.

İkinci Yarıda Gol İptalleri ve Kritik Anlar

İkinci yarıda Galatasaray’ın Victor Osimhen ile bulduğu gol ofsayt nedeniyle geçerlilik kazanmadı. Liverpool ise 70. dakikada Szoboszlai’nin kullandığı korner sonrası top Konate’nin eline çarptığı için VAR incelemesi sonrası golü iptal edildi. Davinson Sanchez, gördüğü sarı kartla rövanşta cezalı duruma düştü. Maçın geri kalan dakikalarında başka gol olmayınca Galatasaray, rakibini 1-0 mağlup ederek Anfield’daki rövanş öncesi avantaj sağladı.

Rövanş öncesi avantaj Galatasaray’da

Galatasaray, rövanş maçına 18 Mart’ta İngiltere’de çıkacak. Anfield’da TSİ 23.00’te başlayacak müsabakada sarı-kırmızılı ekip, ilk maçtaki avantajını korumaya çalışacak. Taraftarlar, sahadaki mücadele ve Lemina’nın tarihi golüyle büyük heyecan yaşadı.

Özgür Özel'den Liverpool'u mağlup eden Galatasaray'a tebrik mesajı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turu ilk maçında Liverpool’u mağlup eden Galatasaray için sosyal medya hesabından tebrik mesajı yayımladı.

Özel, mesajında, "Helal olsun Galatasaray. UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turu ilk maçında Liverpool karşısında muhteşem bir mücadele sonucunda galip gelen Galatasarayımızı yürekten kutluyorum. Bu yolun sonu çeyrek final olsun. Yolunuz açık olsun!" ifadesini kullandı.

Independent Türkçe

 

Galatasaray, Şampiyonlar Ligi son 16 turu ilk maçında Liverpool'u Mario Lemina’nın golüyle 1-0 yendi. Lemina'nın golü, sarı-kırmızılıların eleme turlarında attığı en erken gol olarak tarihe geçti
Salı, Mart 10, 2026 - 22:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Galatasaray, Şampiyonlar Ligi son 16 turu ilk maçında Liverpool’u 1-0 mağlup etti
copyright Independentturkish: 

BBP Genel Başkanı Destici: Bayram ikramiyeleri en az 10 bin TL olmalı

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, emekli maaşlarının çalışan maaşlarına oranla ciddi şekilde gerilediğini belirterek bayram ikramiyelerinin en az 10 bin TL’ye çıkarılması gerektiğini söyledi.

İstanbul’da düzenlenen “Birliğin ve Kardeşliğin Sofrası” iftar programına katılan Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

"Eğer bu dünyada güçlü değilseniz haklı olmanızın hiçbir kıymet-i harbiyesi yok. İşte Ukrayna haklıydı, Rusya geldi saldırdı. Gazze, Filistin sonuna kadar haklı, İsrail geldi soykırım yaptı. Afganistan haklıydı, Rusya sonra Amerika işgal etti. Irak haklıydı, Amerika işgal etti. Bugün Amerika ve İsrail yüzde 100 haksız ama İran'a saldırıyor. Onun için güçlü olmak zorundayız. Sadece kendimiz için değil. Sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde yaşayanlar için değil. Batı Trakya Şahin Köy'deki soydaşlarımız için de, Makedonya'daki, Kosova'daki kardeşlerimiz için de, Doğu Türkistan'daki kardeşlerimiz için de, Filistin'deki kardeşlerimiz için de, Myanmar'dakiler için de, Kırım'dakiler için de, velhasıl yeryüzü için, Türk ve İslam coğrafyası için güçlü olmak zorundayız ve olacağız Allah'ın izniyle. Yeter ki bu milletin önüne set çekilmesin. Yeter ki çeşitli ayak oyunlarıyla ya da dış müdahalelerle Türkiye'nin istikrarı bozulmasın. Çünkü bu işlerde başarıya ulaşmanın en önemli yolu istikrardır. İstikrarını kaybeden bir ülkenin başarıya ulaşması çok zordur, hatta mümkün değildir.

"İstanbul'da 40 bin olan üye sayımızı bizim 100 bine çıkarmamız gerekiyor"

Kıymetli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım, Büyük Birlik Partisi kurulduğu günden bugüne kadar hep inançlarını, kimliğini, yani Türklüğünü, Müslümanlığını, milletini Kürt'üyle, Türkmen'iyle, Alevi'siyle, Sünni'siyle, milletin değerlerini ve milletin ihtiyaçlarını, isteklerini öncelemiştir. Bundan sonra da siyasetimize bu şekilde devam edeceğiz. İstanbul'dayız, İstanbul Türkiye'nin beşte biri. Kıymetli arkadaşlar, Ümraniye'deyiz; Ümraniye Türkiye'nin en büyük ilçelerinden bir tanesi. Dolayısıyla da bunun idrakindeyiz. İstanbul'da 40 bin olan üye sayımızı bizim 100 bine çıkarmamız gerekiyor. Bütün ilçelerimize de nüfusuna göre böyle bir dağılım yapmamız gerekiyor.

"Bayram ikramiyesini 10 bin TL yapalım ve emeklimizin yüzünü bir nebze de olsa güldürelim"

Biliyorsunuz emeklilerimiz, bu düzelene kadar bunu lisan-ı münasiple söylemeye devam edeceğim. 2023 Ocak ayında en düşük emekli maaşı 7 bin 500, en düşük kamu memuru ve kamu çalışanı maaşı da 11 bin liraydı. Yani 11 bine 7 bin 500. Yani çalışan 3 lira, emekli 2 lira alıyordu, üçte ikisini alıyordu. Geldik 2023 Temmuz'a. Bu denge öyle bozuldu ki çalışanın maaşı işçi ve memur bir anda 21-22 bin oldu. En düşük emekli maaşı kök maaş hikayesiyle 7 bin 500 lirada kaldı. Yani oran düştü 2/3'ten 1/3'e. Bugün ne? 60'a 20. Bir kere bu emeklilerimize karşı yapılan haksızlık ortadan kaldırılmalı ve emeklilerimizin hakkı verilmelidir. Bunu söylüyorum. İki, emeklilerimize her iki bayramda bir emekli ikramiyesi veriliyor. Geçtiğimiz yıl 4 bin TL olarak verildi. Şimdi normal enflasyon artışına bakarsan bunun ne olması lazım? Yüzde 31-32'lik bir enflasyon vardı.

İşte 5.200-5.300 TL olması lazım. Ama bakıyorsunuz şimdi maliyeyi yöneten arkadaşlarımız bütçe imkansızlığından dem vurarak sanki hiç zam yapmama gibi bir yola gireceklermiş gibi düşünüyorum. Ama ben buna Sayın Cumhurbaşkanımızın müsaade edeceğini düşünmüyorum. Mutlaka bir kere 5 bin olacaktır, ona inanıyorum. Ama bizim teklifimiz, emeklilerimiz maaş konusunda da üçte bire düştüğü için en azından şu bayram ikramiyesini 10 bin TL yapalım ve emeklimizin yüzünü bir nebze de olsa güldürelim diyorum."

ANKA

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, emekli maaşlarının çalışan maaşlarına göre gerilediğini belirterek, bayram ikramiyelerinin en az 10 bin TL’ye çıkarılması gerektiğini söyledi
Salı, Mart 10, 2026 - 22:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
BBP Genel Başkanı Destici: Bayram ikramiyeleri en az 10 bin TL olmalı
copyright Independentturkish: 

İsrail'in Lübnan'a saldırılarında can kaybı 570'e yükseldi

israil, 2 Mart’tan bu yana Lübnan’a düzenlediği yoğun hava ve deniz saldırılarını sürdürüyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı ve Ulusal Afet Risk Yönetimi Komitesi, saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının 570’e, yaralı sayısının ise 1.444’e yükseldiğini açıkladı.

Açıklamada, barınma merkezlerine başvuran kişi sayısının 759 bin 300’e ulaştığı ve açılan 580 merkezde yaklaşık 122 bin kişinin yerleştirildiği bildirildi. Daha önceki açıklamada ölü sayısı 486, yaralı sayısı ise 1.313 olarak verilmişti.

İsrail ordusundan yapılan açıklamaya göre, 2 Mart’ta Lübnan’dan füze atıldığının tespit edilmesinin ardından ülkenin kuzeyinde sirenler devreye girdi. Ardından Lübnan geneline hava saldırıları başlatan İsrail, başkent Beyrut’u da hedef aldı. Havadan ve denizden yoğun saldırılar düzenleyen İsrail ordusu, kara işgalini genişletme kararı da aldı.

Lübnan yetkilileri, sivillerin korunması ve barınma ihtiyaçlarının karşılanması için barınma merkezlerinde çalışmaların sürdüğünü belirtti. Saldırılar nedeniyle ülke genelinde geniş çaplı insani kriz yaşanıyor ve bölgedeki durum giderek ağırlaşıyor.

AA

Lübnan Sağlık Bakanlığı: İsrail'in 2 Mart'tan bu yana Lübnan'a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 84 artarak 570'e, yaralı sayısı ise 1444'e yükseldi
Salı, Mart 10, 2026 - 21:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
İsrail'in Lübnan'a saldırılarında can kaybı 570'e yükseldi
copyright Independentturkish: 

Trabzonspor Yardımcı Antrenörü Orhan Kaynak hayatını kaybetti

Orhan Kaynak, Trabzonspor teknik heyetinde görev yaparken geçirdiği kalp krizi sonucu kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

Kaynak, akşam saatlerinde yemek yediği sırada aniden fenalaştı. Durumun fark edilmesi üzerine kulüp personeli sağlık ekiplerine haber verdi. Kalp krizi geçirdiği değerlendirilen Kaynak, tesislerdeki sağlık ekibi tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından ambulansla Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi’ne sevk edildi. Burada doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayan Kaynak hayatını kaybetti.

Trabzonspor, merhum Kaynak için sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri paylaştı:

"Kulübümüze futbolcu ve antrenör olarak hizmet eden, formamızı taşıdığı her dönemde aidiyeti, karakteri ve duruşuyla camiamızın gönlünde özel bir yer edinen Orhan Kaynak’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Trabzonspor’umuzun hafızasında daima saygıyla anılacak olan Orhan Kaynak, kulübümüze verdiği emek, sahaya koyduğu mücadele ve bıraktığı izlerle her zaman hatırlanacaktır. Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve camiamıza başsağlığı diliyoruz. Ruhu şad, mekanı cennet olsun."

Orhan Kaynak kimdir?

Futbol Kariyeri: 1 Mart 1970, Adana doğumlu Orhan Kaynak, futbolculuk döneminde Trabzonspor, Beşiktaş ve Kocaelispor gibi Türkiye’nin önde gelen kulüplerinde forma giymiştir. Trabzonspor’da futbolcu olarak 1993-1995 yılları arasında iki sezon görev yapmıştır.

Antrenörlük Kariyeri: 11 Mart 2025 tarihinde Fatih Tekke’nin Trabzonspor teknik heyetine katılmasıyla birlikte yardımcı antrenör olarak görev almıştır.

Independent Türkçe

Trabzonspor Yardımcı Antrenörü Orhan Kaynak, yemek yerken geçirdiği kalp krizi sonucu kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Kulüp, Kaynak için başsağlığı mesajı yayımladı
Salı, Mart 10, 2026 - 20:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

Type: 
SEO Title: 
Trabzonspor Yardımcı Antrenörü Orhan Kaynak hayatını kaybetti
copyright Independentturkish: 

Depremzede ve hacı adaylarını dolandıran kadın emniyet operasyonuyla tutuklandı

Ankara’da kendisini istihbarat görevlisi, diplomat ve uluslararası kuruluş temsilcisi olarak tanıtarak çok sayıda kişiyi dolandırdığı iddia edilen Şerife Yılmaz, emniyet güçlerince yakalanarak tutuklandı.

Soruşturma kapsamında Yılmaz’ın, kendisini Milli İstihbarat Teşkilatı mensubu, diplomat, kamuda yönetici, NATO ve Birleşmiş Milletler temsilcisi gibi unvanlarla tanıttığı belirlendi. Şüphelinin ilk olarak manav, bahçıvan, lokanta işletmecisi ve taksiciler gibi esnaf kesimini hedef aldığı, daha sonra depremzede ve hac ibadeti için hazırlık yapan vatandaşları da dolandırdığı tespit edildi.

Şüphelinin mağdurlara kendisini “savaş gazisi, kritik görevlerin sorumlusu, iffetli ve dürüst bir kadın” olarak tanıttığı, bu yolla güven kazandıktan sonra para aldığı öğrenildi. Paralarını geri isteyen kişilere ise ABD vatandaşı olduğunu, yurt dışından yeni geldiğini ve para transferinin uzun sürdüğünü söyleyerek zaman kazanmaya çalıştığı öne sürüldü.

Alacak taleplerinin artması üzerine sahte dekontlar düzenlediği belirlenen Yılmaz’ın, bu yöntem de sonuç vermeyince bazı mağdurları üst düzey kamu görevlisi olduğunu iddia ederek gözaltına aldırmakla tehdit ettiği iddia edildi.

Sahte unvanlarla geniş çevre oluşturdu

Soruşturma kapsamında Yılmaz’ın, sahte kimlik ve unvanlarla kamuoyunda tanınan bazı siyasetçi ve kamu ile özel sektör yöneticileriyle de iletişim kurmaya çalıştığı, bu sayede güvenlik bürokrasisine sızmayı hedeflediğinin değerlendirildiği belirtildi. Şüphelinin akademisyenleri ve tanınmış ekonomistleri de hedef aldığı kaydedildi.

Yapay zekayla sahte belgeler üretti

Dolandırıcılık faaliyetlerinde teknolojiyi de kullandığı belirlenen Yılmaz’ın, yapay zekâ yardımıyla sahte belge ve görseller üreterek geniş ve nüfuzlu bir çevreye sahip olduğu izlenimi verdiği tespit edildi. Bu belgeleri mağdurları ikna etmek için kullandığı ifade edildi.

Öte yandan şüphelinin bazı kamu görevlileriyle yakın ilişki kurmaya çalıştığı, ilişki teklifini reddeden kişileri ise üst düzey tanıdıkları olduğunu öne sürerek görev yerlerini değiştirtmekle tehdit ettiği iddia edildi.

Polis ekiplerince gözaltına alınan Şerife Yılmaz, emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Soruşturma sürüyor.

Independent Türkçe

Ankara’da kendisini MİT mensubu, diplomat ve uluslararası kuruluş temsilcisi olarak tanıtarak depremzede ve hacı adayları dahil çok sayıda kişiyi dolandırdığı öne sürülen Şerife Yılmaz yakalanarak tutuklandı
Salı, Mart 10, 2026 - 18:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: EGM</p>

Type: 
SEO Title: 
Depremzede ve hacı adaylarını dolandıran kadın emniyet operasyonuyla tutuklandı
copyright Independentturkish: 

SDG komutanlarından Sipan Hemo, Suriye Savunma Bakan Yardımcısı olarak atandı

Suriye yönetimi, Kürtlerin öncülük ettiği Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) üst düzey komutanlarından Sipan Hemo’yu Doğu Suriye'en sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı olarak atadı. Atamayı, Suriye Devlet Televisyonu duyurdu.

Sipan Hemo kimdir?

1978 yılında Haseke’nin Derik (El-Malikiye) kentinde doğan Hemo, SDG’nin omurgasını oluşturan ana Kürt silahlı gücü olan Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) en önemli komutanlarından biri olarak biliniyor.

Suriye iç savaşı boyunca kamuoyu önünde düşük bir profil çizen Hemo, Aralık 2024’te Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından yeniden gündeme geldi.

Savunma Bakanlığı, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada “Sipan Hemo, Doğu Bölgesi için Savunma Bakan Yardımcısı olarak atanmıştır” ifadelerini kullandı.

Entegresyon anlaşmasının önemli bir adımı

Öte yandan, 29 Ocak’ta SDG ile Şam yönetimi arasında haftalar süren çatışmaların ardından Kürt öncülüğündeki güçlerin aşamalı şekilde Suriye devlet yapısına entegre edilmesini öngören “kapsamlı bir anlaşma” imzalanmıştı.

Ocak ayında varılan anlaşma kapsamında Suriye hükümet güçleri Haseke vilayetindeki Kürt kontrolündeki bazı bölgelere giriş yaptı. Aynı süreçte SDG destekli Nureddin İsa Haseke valisi olarak atanırken, Marwan el-Ali de Suriye hükümeti tarafından ilin iç güvenlik sorumlusu olarak görevlendirildi.

Şubat ayı sonunda SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, Rojava yönetimi ile Suriye Savunma Bakanlığı’nın entegrasyon sürecini hızlandırmak amacıyla iki üst düzey komite kurulması konusunda anlaşmaya vardığını açıklamıştı.

 

Independent Türkçe

Suriye Savunma Bakanlığı Basın ve İletişim Dairesi Müdürü Asım Galyun, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) komutanlarından Sipan Hemo’nun Savunma Bakan Yardımcılığı görevine atandığını açıkladı
Salı, Mart 10, 2026 - 17:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

Type: 
SEO Title: 
SDG komutanlarından Sipan Hemo, Suriye Savunma Bakan Yardımcısı olarak atandı
copyright Independentturkish: 

İran savaşının başlamasından bu yana İsrail’in Gazze Şeridi’nde gerçekleştirdiği en geniş çaplı hava saldırıları

İsrail, Gazze Şeridi’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları mensuplarını hedef alan suikast operasyonlarını üçüncü gününde de sürdürdü. İsrail güçleri, İran’a karşı başlatılan savaşın ardından pazar gecesi ile pazartesi sabahı arasında Gazze Şeridi’ne yönelik en geniş çaplı hava saldırılarından birini düzenledi. Saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti.

Han Yunus ve Gazze şehrinde gerçekleştirilen iki ayrı suikast saldırısında Kassam Tugayları mensubu bazı kişiler öldürüldü. Gazze Şeridi’nin orta kesimini hedef alan üçüncü saldırıda ise silahlı gruplara mensup herhangi bir kişinin ölmediği, buna karşın iki kadın ile bir çocuğun hayatını kaybettiği bildirildi.

Geçtiğimiz ekim ayında ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girdiğinin açıklanmasından bu yana İsrail’in anlaşmayı ihlal ederek düzenlediği saldırılarda yaklaşık 650 Filistinlinin hayatını kaybettiği belirtildi. 7 Ekim 2023’teki Aksa Tufanı Operasyonu sonrasında başlayan savaşta hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının 72 bini aştığı ifade ediliyor.

Sahadaki kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgilere göre, pazar gece yarısından sonra bir insansız hava aracı (İHA), yerinden edilmiş sivillerin kaldığı bir çadırda bulunan Kassam Tugayları mensubuna suikast düzenlemeye çalıştı. Ancak hedef alınan kişinin saldırı sırasında çadırda bulunmadığı, saldırı sonucu çevredeki çadırlarda kalan iki kadın ve bir çocuğun hayatını kaybettiği bildirildi. Yaşamını yitirenler arasında, Katar Radyosu muhabiri olarak çalışan 46 yaşındaki gazeteci Emel Şimali’nin de bulunduğu aktarıldı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Filistinli basın kuruluşları, gazeteci Emel Şimali’nin ölümünü duyurdu. Böylece savaş boyunca hayatını kaybeden medya çalışanlarının sayısının 261’e yükseldiği bildirildi.

Bu olaydan önce, Kassam Tugayları’nın üç önde gelen mensubu, Gazze şehrinin batısındaki el-Ketibe bölgesinde bir araya geldikleri sırada düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybetti. Saldırıda bir kişi de ağır yaralandı. Doktorların, çok sayıda ameliyatın ardından yaralının hayatını kurtarmaya çalıştığı belirtildi.

Saha kaynaklarına göre saldırının asıl hedefi, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya kasabasına bağlı birlikler içinde yer alan ve Askalan Taburu kapsamında görev yapan Kassam Tugayları’na bağlı bir timin komutanı olan Nail el-Baravi idi. Saldırıda Baravi ile birlikte timden iki kişi daha hayatını kaybederken, bir kişi de ağır yaralandı.

İsrail ise saldırının, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde kendi birliklerine karşı keskin nişancı saldırısı planladığını öne sürdüğü Hamas mensuplarını hedef aldığını iddia etti. İsrail, geçtiğimiz cumartesi günü Han Yunus’ta düzenlenen ve Kassam Tugayları’nın askeri üretim faaliyetlerinde rol alan önde gelen bir mensubun öldürüldüğü saldırı için de benzer bir iddiada bulunmuştu.

Dün öğleden sonra bir Filistinli daha, İsrail’e ait Quadcopter tipi İHA’nın Gazze şehrinin güneyindeki ez-Zeytun mahallesinde bulunan Keşku Caddesi’nde bir grup Gazzelinin üzerine el bombası atması sonucu hayatını kaybetti. Olayda yaralanan birkaç kişiyle birlikte hayatını kaybeden kişinin el-Ehli Baptist Hastanesi’ne kaldırıldığı bildirildi.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım ise yaşananları ‘tehlikeli bir tırmanış ve ateşkes anlaşmasının açık bir ihlali’ olarak nitelendirdi. Kasım, İsrail’in dünyanın İran ve Lübnan’a yönelik saldırıları takip etmesiyle oluşan gündemi fırsat bilerek Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarını artırdığını ve sınır kapılarını, özellikle de Refah Sınır Kapısı’nı kapalı tutarak kuşatmayı sıkılaştırdığını öne sürdü. Kasım, “İşgal güçleri, bölgeye yönelik saldırılarında aldığı koşulsuz Amerikan desteğinden yararlanarak ateşkesi ihlal ediyor ve Gazze’de sivillere karşı daha fazla katliam gerçekleştiriyor” ifadesini kullandı. Tüm arabuluculara çağrıda bulunan Kasım, İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarının durdurulması, ihlallerin sona erdirilmesi ve Gazze Şeridi üzerindeki ablukaya acilen son verilmesi gerektiğini söyledi.

Suikast operasyonlarının yanı sıra İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinde sarı hattın iki tarafında hava saldırıları, topçu atışları, silahlı saldırılar ve patlatma operasyonlarını sürdürdü.

Bu arada Kerem Şalom Sınır Kapısı geçtiğimiz çarşamba gününden bu yana kısmen açık tutuluyor. İran’a karşı yürütülen savaş nedeniyle günlerce kapalı kalan sınır kapısının sınırlı biçimde açılmasıyla Gazze Şeridi’ne kısıtlı miktarda mal girişine izin veriliyor. En iyi ihtimalle günde 100 kamyonu geçmeyen yardım ve ticari malın girişine izin verilirken, İsrail makamları Kissufim Sınır Kapısı ve Zikim Sınır Kapısı’nı kapalı tutmayı sürdürüyor.

İsrail ayrıca dün, İran’a karşı başlatılan savaşın ardından ilk kez Gazze Şeridi’ne yemek pişirmede kullanılan gaz taşıyan 4 kamyonun girişine izin verdi.

Öte yandan Hamas yönetimi, mal kıtlığına rağmen Kerem Şalom Sınır Kapısı’nın kısmen açık tutulmasıyla piyasayı ve fiyatları kontrol altında tutmaya çalıştığını açıkladı. Hükümet tarafından yapılan açıklamalarda, ‘fiyatları yükseltmek ve halkın temel ihtiyaç maddelerine olan ihtiyacını istismar etmek’ suçlamasıyla çok sayıda tüccar ve satıcının faaliyetlerinin durdurulduğu bildirildi.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Hava saldırılarında aralarında bir gazeteci ve Hamas aktivistlerinin de bulunduğu yedi kişi öldürüldü
Salı, Mart 10, 2026 - 17:00
Main image: 

<p>Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat’ta İsrail’in gerçekleştirdiği hava saldırısında çadırları yıkılan iki Filistinli kadın ağlıyor / Fotoğraf: AP</p>

related nodes: 
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: 3 günde rejim değişikliği yapacaklarını düşündüler ama başaramadılar, şimdi amaçsız durumdalar
Meclis'te İran özel oturumu: Fidan ve Güler, milletvekillerini kapalı oturumda bilgilendirecek
İran yıpratma savaşına geçti: “Washington’a geri adım attıracaklar”
Type: 
SEO Title: 
İran savaşının başlamasından bu yana İsrail’in Gazze Şeridi’nde gerçekleştirdiği en geniş çaplı hava saldırıları
copyright Independentturkish: 

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye süreciyle yatırım ve refah artıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin, "Yıllarca terör tehdidi sebebiyle gidilemeyen yerlerde artık çobanlar koyun otlatıyor, yerli yabancı turistler geziyor. Güven ortamı güçlendikçe buna paralel olarak yatırım artıyor, istihdam artıyor. Esnafın, tüccarın, çiftçinin yüzü gülüyor. Gabar'da olduğu gibi yıllarca atıl kalan petrolümüzün, doğal gazımızın ekonomiye kazandırılmasıyla 86 milyonun tamamının refah seviyesi yükseliyor" dedi. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu'nda düzenlenen iftar programında polis, jandarma, sahil güvenlik personeli ve güvenlik korucuları ile biraraya geldi. İftar programına emniyet güçlerinin yanı sıra İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve D-8 Genel Sekreteri Süheyl Mahmud'ta katıldı. 

İftar sonrası açıklamalarda bulunan Erdoğan, emniyet güçlerine hitap ederek şunları kaydetti:

"Bugün Türkiye dünyada ve bölgesinde gıpta ile izlenen bir huzur, güven ve istikrar adasına dönüşmüşse bu başarıda aslan payı sizlerindir. Emniyet güçlerimiz yakın tarihimizde başka ülkelerle karşılaştırılmayacak ölçüde çetin mücadeleler vermiş, büyük sınavlardan başarıyla geçmiş, maruz kaldığı sayısız itibar suikastine rağmen devletimize yönelik her saldırıyı, istiklalimize yönelik her oyunu hamdolsun boşa çıkartmıştır.

"Organize suç örgütlerine nefes aldırmayan sizlersiniz"

Hiçbir ayrım yapmadan terör örgütleriyle mücadelede destanlar yazan sizlersiniz. Organize suç örgütlerine nefes aldırmayan sizlersiniz. Zehir tüccarlarına, çetelere, kendini devletten ve kanundan üstün gören küstahlara göz açtırmayan sizlersiniz. Gezi olaylarında olduğu gibi Türkiye'yi istikrarsız hâle getirmeye yönelik kökü dışarıda kalkışmaları bertaraf eden sizlersiniz.

Bukalemun gibi sürekli renk değiştiren, girdiği kabın şeklini alan omurgasız vatan hainlerinin 15 Temmuz gecesi demokrasimize kastetmesine geçit vermeyen sizlersiniz. İnsan kaçakçılarının, göçmen tacirlerinin planını bozan yine sizlersiniz. Denizlerimizde yaşanan can pazarında binlerce hayatı kurtaran sizlersiniz. İnsanlık tarihinin zengin hazinelerini barındıran ülkemizde yağmacılara ve talancılara aman vermeyen sizlersiniz. Aidiyetine, inancına, uyruğuna, kimliğine bakmadan kadre uğrayanların imdadına koşan, suçluları adeta adalete teslim etmeden gözüne uyku girmeyen, halkımızın huzuru için fedakârca çalışan sizlersiniz.

Polisiyle, bekçisiyle, jandarmasıyla, sahil güvenliğiyle, güvenlik korucusuyla İçişleri Bakanlığımızın tüm mensuplarını özellikle canı gönülden tebrik ediyorum. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak her birinizle gurur duyduğumu, her zaman gurur duyacağımı bilmenizi isterim.

"Her hesaba karşı bizim de hesabımız var"

Erdoğan, Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada hemen her gün kriz yaşandığını belirterek, şunları kaydetti:

"Hemen her gün yeni bir krizin ve gerilimin baş gösterdiği coğrafyamızda her hamlemizi incelikle planlıyor, her adımımızı dikkatle atıyoruz. Şunu sizin ve ailelerinizin çok iyi bilmesini arzu ediyorum: Her hesaba karşı unutmayın, bizim de hesabımız var. Her oyunu bozacak, her komployu boşa çıkartacak hazırlığımız var. Ne yapıyorsak 23 yılın tecrübesiyle, ince bir siyasetle, çok iyi planlanmış bir stratejiyle yapıyoruz. Her detayını adım adım belirlediğimiz stratejilerimizi sabırla, sükûnetle ve kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Dostlarımız kadar hasımlarımızın da çok iyi gördüğü ve kabul ettiği üzere Türkiye bugün yakın tarihinde hiç olmadığı kadar güçlüdür, müteyakkız, muktedirdir, inisiyatif ve irade sahibidir."

"Terör tehdidi sebebiyle gidilemeyen yerlerde artık yabancı turistler geziyor"

Erdoğan, konuşmasında "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin ise şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yıllarca terör tehdidi sebebiyle gidilemeyen yerlerde artık çobanlar koyun otlatıyor, yerli yabancı turistler geziyor. Güven ortamı güçlendikçe buna paralel olarak yatırım artıyor, istihdam artıyor. Esnafın, tüccarın, çiftçinin yüzü gülüyor. Gabar'da olduğu gibi yıllarca atıl kalan petrolümüzün, doğal gazımızın ekonomiye kazandırılmasıyla 86 milyonun tamamının refah seviyesi yükseliyor.

Yaklaşık yarım asır boyunca yürüyüşümüzün sekteye uğradığı, milletimizin kardeşliğini zedeleyen, ekonomimize 2 trilyon doları aşan ağır bir fatura yükleyen terör riski ortadan kalktıkça Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni fark etmeksizin aziz milletimizin bütün fertleri kazanıyor. Türkiye, Cenab-ı Allah’a sonsuz hamd olsun, artık farklı bir ligin oyuncusu hâline geliyor.

Değerli kardeşlerim, çok kıymetli misafirler, şimdi terörsüz Türkiye süreciyle inşallah tüm bu başarıları bir adım ileri taşıyor, ülkemizin kazanç hanesine silinmeyecek bir şekilde yazdırıyoruz. Bir yanda askeri, polisi, jandarması, istihbaratçısı, güvenlik korucusuyla devletimizin güvenlik kuvvetleri; diğer yanda millî iradenin tecelligâhı olan Gazi Meclisimiz; öte yanda dayanışma içinde hareket eden Cumhur İttifakımız ve elbette attığımız her adımda bizleri hayır duasıyla yalnız bırakmayan aziz milletimizle birlikte bu süreci ilmek ilmek dokuyoruz.

Küllerinden yeniden doğan ve bin yıllık tarihinde nice zorluğun üstesinden gelen bir millet olarak hedefimize ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Anaların ağlamadığı, hayatının baharındaki fidanların vakitsiz kırılmadığı, ocaklara ateşlerin düşmediği bir Türkiye'yi inşallah birlikte inşa edeceğiz.

"Terörsüz Türkiye sürecinde varılan nokta, sizlerin kahramanlığının eseridir"

Şunu tüm samimiyetimle burada bir kere daha dile getirmek isterim: Terörsüz Türkiye sürecinde varılan nokta, sizlerin kahramanlığı, gazilerimizin cesareti ve kalbimizin en mutena köşesinde hatıralarını yaşattığımız aziz şehitlerimizin destansı mücadelesinin eseridir."

ANKA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” sürecinin ekonomik ve sosyal kazanımlar sağladığını belirterek güven ortamının güçlenmesiyle yatırımın arttığını ve Gabar’daki enerji kaynaklarının ekonomiye kazandırıldığını ifade etti
Salı, Şubat 24, 2026 - 21:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye süreciyle yatırım ve refah artıyor
copyright Independentturkish: 

DEM Parti ve İmralı Heyeti 27 Şubat’ta açıklama yapacak, Öcalan’ın yeni mesajı bekleniyor

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri ile Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın yıl dönümü olan 27 Şubat Cuma günü basın toplantısı düzenleyecek.

Ankara’da saat 11.00’de gerçekleştirilecek toplantıda, Abdullah Öcalan’ın sürece dair yeni mesajının okunmasının beklendiği belirtildi.

Bir yıllık sürecin değerlendirilmesi yapılacak

Etkinlikte ayrıca, “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”nde geriye kalan bir yıllık dönemin kapsamlı şekilde ele alınacağı bildirildi. Açıklamada, Öcalan’ın son görüşmede ifade ettiği ve “ikinci aşamada yapılması gerekenler” olarak nitelendirilen başlıklara da yer verileceği aktarıldı.

Toplantıya demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler, aydınlar, yazarlar ve gazetecilerden çok sayıda davetlinin katılmasının öngörüldüğü ifade edildi.

Independent Türkçe

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi ve İmralı Heyeti’nin 27 Şubat’taki açıklamasında, Abdullah Öcalan’ın sürece ilişkin yeni mesajının okunması bekleniyor
Salı, Şubat 24, 2026 - 20:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

Type: 
SEO Title: 
DEM Parti ve İmralı Heyeti 27 Şubat’ta açıklama yapacak, Öcalan’ın yeni mesajı bekleniyor
copyright Independentturkish: 

Bakan Göktaş: Aile odaklı politikalarla dünyaya örnek oluyoruz, Macaristan ile 2026-2027 faaliyet planını imzaladık

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik uluslararası çalışmaları desteklediklerini belirterek, “Hayata geçirdiğimiz uygulamalarla dünyaya örnek oluyoruz. Küresel iş birliklerimizi geliştirmeye ve her platformda ailenin önemini vurgulamaya devam edeceğiz.” dedi.

Göktaş, ülkeyi temsilen katıldığı “Aile Odaklı Zirve” kapsamında düzenlenen “Dünya Genelinde Aile Odaklı İş Birliğinin Önemi” başlıklı oturumda konuştu. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Göktaş, “Aile Yılı’ndan Aile ve Nüfus On Yılı’na uzanan güçlü vizyonumuzu, aileyi merkeze alan sosyal politikalarımızı ve bu alandaki tecrübelerimizi paylaştım.” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile Macaristan arasında faaliyet planı imzalandı

Bakan Göktaş, Macaristan’da Balázs Hankó ile bir araya gelerek iki bakanlık arasında 2026-2027 Yılı Faaliyet Planı’nı imzaladıklarını açıkladı.

İmzalanan plan kapsamında Türkiye ile Macaristan arasında aile ve nüfus politikaları, çocuk bakım hizmetleri ile kadının güçlenmesi alanlarında iş birliğinin artırılmasının hedeflendiğini belirten Göktaş, anlaşmanın sosyal politika alanındaki kurumsal iş birliklerini daha ileri seviyeye taşıyacağını kaydetti.

ANKA

Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, aile odaklı politikalarla uluslararası alanda örnek olduklarını belirterek küresel iş birliklerini sürdüreceklerini açıkladı; Macaristan ile 2026-2027 Yılı Faaliyet Planı imzalandı
Salı, Şubat 24, 2026 - 20:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Bakan Göktaş: Aile odaklı politikalarla dünyaya örnek oluyoruz, Macaristan ile 2026-2027 faaliyet planını imzaladık
copyright Independentturkish: 

Putin, Batı'nın Ukrayna krizinin çözüm sürecini baltalamaya çalıştığını söyledi

Putin, başkent Moskova'da Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) yetkilileriyle toplantı düzenledi.

Toplantıda konuşan Putin, uluslararası durumun ağır olduğunu ve dünyanın birçok yerinde çatışmaların meydana geldiğini söyledi.

Moskova'da, Savelovskiy Tren İstasyonu yakınında patlama meydana geldiğine dikkati çeken Putin, terör ve aşırıcılık ile mücadele konusunda çalışmaların yoğunlaştırılması gerektiğini vurguladı.

Putin, nükleer silahın kullanılması ihtimaline ilişkin ise "Düşman çeşitli yöntemleri kullanmaktan çekinmiyor. Nükleer bileşenleri kullanma niyetinde olduğu yönünde haberler basında yer aldı. Muhtemelen bunun neyle sonuçlanabileceğini anlıyorlar." ifadelerini kullandı.

Batı'nın Rusya'yı stratejik yenilgiye uğratma çabalarının başarısız olduğunu belirten Putin, Karadeniz'de TürkAkım ve Mavi Akım doğal gaz boru hatlarına yönelik saldırıların planlandığını ileri sürdü.

Putin, "Bir türlü sakinleşemiyorlar. Diplomatik araçlarla çözülmesi için çalışılan barış sürecini baltalamak için daha ne yapacaklarını bilemiyorlar. Kışkırtıcı eylemlerde bulunmak ve müzakere sürecinde elde edilen sonuçları bozmak için elinden geleni yapıyorlar." dedi.

"Ülkede işlenen terör suç sayısı geçen yıl arttı"

Rusya'da işlenen terör suç sayısının geçen yıl arttığını kaydeden Putin, bunların birçoğunun Ukrayna istihbaratı ve Batılı ortakları tarafından işlendiğini ifade etti.

Bununla birlikte Rusya'daki altyapı tesislerine, sosyal ve idari kurumlara, sivil binalara yönelik saldırı sayısının da önemli ölçüde arttığına değinen Putin, buna karşı gerekli önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı.

Putin, askeri yetkililer ile gizli bilgilerin korunması yönünde gerekli önlemlerin alınması önemini vurgulayarak, "Devlet sınırının da korunması yönünde ek ciddi tedbirlerin alınması gerekiyor. Sınır altyapısını güçlendirmek ve sınır muhafızlarının muharebe hazırlık seviyesini artırmak lazım." ifadelerini kullandı.

Başkan Putin, ülkenin ekonomi alandaki güvenliğinin sağlanmasının da önemli olduğunu söyledi.

AA

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batı'nın Ukrayna krizinin çözüm sürecini baltalamaya çalıştığını ve bunun için elinden geleni yaptığını belirterek, "Bir türlü sakinleşemiyorlar." dedi
Salı, Şubat 24, 2026 - 19:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Putin, Batı'nın Ukrayna krizinin çözüm sürecini baltalamaya çalıştığını söyledi
copyright Independentturkish: 

Selahattin Demirtaş’ın avukatı Demir’e ikinci kez hapis cezası verildi

Selahattin Demirtaş’ın avukatlarından Ramazan Demir hakkında görülen bir davada daha hapis cezası verildi. 

Geçtiğimiz günlerde, Demir ile Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi çok sayıda avukat hakkında da hapis cezaları açıklanmıştı. Bu gelişmenin ardından Demir’in yargılandığı bir başka dosyada da karar çıktı.

7 ay 15 gün hapis cezası

İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, Ramazan Demir’e 2013–2015 yılları arasında yaptığı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 7 ay 15 gün hapis cezası verildi.

Mahkeme, Demir’i Türk Ceza Kanunu’nun 301/2. maddesi delaletiyle 301/1. maddesi uyarınca “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçlamasından mahkûm etti. Paylaşımların ağırlıklı olarak sokağa çıkma yasakları döneminde yaşanan hak ihlallerine ilişkin olduğu belirtildi.

Yaklaşık 10 yıldır süren davada karar bugün açıklanırken, Demir karara itiraz edeceklerini duyurdu. İlke TV’ye konuşan Demir, verilen cezanın hukuki olmadığını savunarak üst mahkemeye başvuracaklarını ifade etti.

Demir, söz konusu paylaşımlarla ilgili olarak, “O hak ihlallerinin avukatıyım, dosyaları AİHM’e taşıdım, hepsini orada devletin yüzüne ve dünyaya söyledim” dedi.

Daha önce 11 yıl 3 ay hapis cezası verilmişti

Ramazan Demir hakkında daha önce görülen bir başka davada ise ağır bir hapis cezası kararı çıkmıştı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada mahkeme heyeti, Demir’i “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamalarından toplam 11 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm etmişti.

Söz konusu davada mahkeme, herhangi bir takdiri indirim uygulamamıştı.

Rudaw

Ramazan Demir, 2013–2015 yıllarındaki sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Selahattin Demirtaş’ın avukatlarından Demir hakkında daha önce de 11 yıl 3 ay hapis cezası verilmişti
Salı, Şubat 24, 2026 - 18:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: Rudaw</p>

Type: 
SEO Title: 
Selahattin Demirtaş’ın avukatı Demir’e ikinci kez hapis cezası verildi
copyright Independentturkish: 

Reuters: İran, Çin'den gemisavar süpersonik füze almak için anlaşma yapmaya yaklaştı

ABD, İran'a yönelik muhtemel saldırı öncesinde bölgeye çok sayıda savaş gemisi konuşlandırırken, İran Çin'den gemisavar süpersonik seyir füzeleri alma konusunda anlaşmaya çok yaklaştı.

Müzakereler hakkında bilgi sahibi altı haber kaynağı Reuters’a yaptığı açıklamada, Çin yapımı CM-302 füzelerinin İran'a satılması için anlaşmaya neredeyse varıldığını söyledi fakat henüz bir teslimat tarihi belirlenmediğini belirtti.

CM-302 füzeleri yaklaşık 290 kilometre menzile sahip ve gemilerin füze savunma sistemlerinden kaçınmak için alçak irtifada hızlı seyrediyor. İki uzman, bu füzeleri elde etmesi durumunda İran'ın bölgede bulunan ABD donanmasına karşı bir tehdit oluşturabileceğini belirtti.

İsrailli eski istihbarat yetkilisi olan ve İsrailli düşünce kuruluşu Ulusal Güvenlik Çalışmaları'nda (INSS) kıdemli İran araştırmacısı olan Danny Citrinowicz, "Bu füzelerin önlenmesi çok zor" dedi ve "İran'ın bölgedeki gemilere saldırma kabiliyeti elde etmesi oyunu tamamen değiştirir" diye ekledi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

İran devleti tarafından bilgilendirilen üç yetkili ve üç güvenlik yetkilisi kaynak en az iki yıl önce başlayan müzakerelerin geçen yılın haziran ayında İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük savaşın ardından hız kazandığını ve yaz aylarında müzakerelerin son aşamasına geçildiğini söyledi.

Güvenlik yetkililerinden ikisi, İran Savunma Bakanı Yardımcısı Mesud Oraei'nin ve İran ordu ve devlet yetkililerinin Çin'i ziyaret ettiğini belirtti. Oraei'nin Çin'e gittiği daha önce açıklanmamıştı.

İran Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, Reuters'e yaptığı açıklamada "İran, müttefikleriyle askeri ve güvenlik anlaşmalarına sahip ve bu anlaşmaları kullanmak için uygun bir zaman" dedi.

Anlaşmanın sağlanması durumunda teslim edilecek füzeler, Çin'in İran'a gönderdiği en gelişmiş askeri teçhizat olacak. Silahların teslimatı aynı zamanda Birleşmiş Milletler'in İran'a karşı Eylül'de yeniden yürürlüğe soktuğu silah yaptırımlarını ihlal etmiş olacak.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nde kıdemli araştırmacı olan Pieter Wezeman, bu anlaşmanın İran'ın geçen yılki savaşta tükettiği silah stoku için önemli bir takviye olacağını söyledi.

Devlet kontrolündeki Çin Havacılık Bilim ve Sanayi Şirketi (CASIC), CM-302'nin dünyanın en iyi gemisavar füzesi olduğunu, uçak gemisi ve destroyerleri batırma kabiliyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu füzeler, gemilere, hava araçlarına veya kara araçlarına monte edilebiliyor ve kara hedeflerine karşı da kullanılabiliyor.

Altı kaynak, İran'ın Çin'den karadan havaya füze sistemleri, anti balistik silahlar ve uydu karşıtı silahlar satın almak için de görüştüğünü söyledi.

 

Independent Türkçe, Reuters

Uzmanlar, Çin füzelerini elde etmesi durumunda İran'ın bölgede bulunan ABD donanmasına karşı bir tehdit oluşturabileceğini belirtti
Salı, Şubat 24, 2026 - 17:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: Reuters</p>

related nodes: 
İran hükümeti: Herhangi bir yanlış hesaplamayı önlemek için tüm caydırıcı araçları kullanacağız
ABD İran'ı vurur mu? Washington'un Tahran'a yönelik askeri seçenekleri
Type: 
SEO Title: 
Reuters: İran, Çin'den gemisavar süpersonik füze almak için anlaşma yapmaya yaklaştı
copyright Independentturkish: 

Suudi Arabistan'ın 2025 bütçesi: Petrol dışı gelirlerde tarihi artış

Suudi Arabistan ekonomisi, 2025 mali yılını güçlü bir büyüme ivmesiyle tamamladı ve cesur genişleme harcamaları ile sağlam bir mali pozisyonu koruma arasında benzersiz bir stratejik denge kurdu. Bütçe, toplam gelirlerin 1,112 trilyon Suudi Arabistan Riyali (296,5 milyar ABD doları) olduğunu gösterdi; bunun en dikkat çekici özelliği ise petrol dışı gelirlerdeki önemli artış oldu. Petrol dışı gelirler 505,2 milyar Suudi Arabistan Riyali'ne (134,7 milyar ABD doları) ulaştı. Bu durum, Vizyon 2030'un ulusal gelir kaynaklarını enerji piyasalarının oynaklığından uzaklaştırarak çeşitlendirmedeki başarısını yansıtıyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Buna karşılık, toplam fiili giderler 1,388 trilyon riyal (370,2 milyar dolar) olarak gerçekleşti. Bu giderler, vatandaşların refahını artırmak amacıyla sağlık ve eğitim gibi hayati sektörlere yönlendirildi.

Krallık, 276,6 milyar riyal (73,7 milyar dolar) mali açık kaydetmesine rağmen, projelerin sürdürülebilirliğini sağlayan iyi düşünülmüş finansman stratejileri sayesinde 399 milyar riyal (106,4 milyar dolar) tutarındaki devlet rezervlerini korudu.

2026 bütçesi ise Krallık’ın dönüştürücü projelerini tamamlamaya odaklanarak, sürdürülebilirlik yaklaşımını öncelemektedir.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Güçlü ekonomik ivme korunurken mali disiplin sürdürülüyor
Salı, Şubat 24, 2026 - 17:15
Main image: 

<p>Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad / Fotoğraf: SPA</p>

related nodes: 
Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim
Tahran, diplomatik faaliyetler sürerken Washington'a saldırı konusunda uyardı
Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu
Type: 
SEO Title: 
Suudi Arabistan'ın 2025 bütçesi: Petrol dışı gelirlerde tarihi artış
copyright Independentturkish: 

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Tom Barrack, Bağdat'tan ‘istikrarı teşvik eden liderlik’ çağrısında bulundu
Salı, Şubat 24, 2026 - 17:15
Main image: 

<p>ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani / Fotoğraf: Irak Başbakanlık Ofisi</p>

related nodes: 
Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”
Dışişleri Bakanlığı'ndan Irak açıklaması: Fidan'ın İfadeleri çarpıtıldı
Type: 
SEO Title: 
Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim
copyright Independentturkish: 

Tahran, diplomatik faaliyetler sürerken Washington'a saldırı konusunda uyardı

İran, Cenevre'de üçüncü tur dolaylı müzakerelerin arifesinde, ABD'ye, ‘sınırlı’ olarak nitelendirilse bile herhangi bir saldırının bir saldırganlık eylemi olarak kabul edileceğini ve ‘kararlı ve katı’ bir yanıtla karşılanacağı uyarısında bulundu.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, herhangi bir saldırganlığın etkilerinin ‘tek bir ülkeyle sınırlı kalmayacağını’ söyledi. Garibabadi, gerginliğin tırmanmasını önleme çağrısında bulunurken Tahran, ‘geçici anlaşmaya’ varıldığı haberlerini bir kez daha yalanladı ve herhangi bir anlaşma için yaptırımların kaldırılmasında ısrarcı olduğunu vurguladı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Diplomatik kanallar aracılığıyla İran'ın olası bir yanıt vermesi bekleniyor. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin liderliğindeki müzakerelerle paralel olarak, Ali Laricani'nin Umman'ın arabuluculuğuyla Tahran'ın tutumunu iletmek üzere Maskat'a ziyaret edeceği bildiriliyor.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, İran'ı somut tavizler vermeye zorlamak için ‘hedefli bir saldırı’ yapmayı düşünürken, İran'ın buna uymaması halinde daha geniş çaplı bir saldırı seçeneğini de açık tutuyor. ABD’den gelen haberlere göre Trump, açık bir savaşı önlemek için nükleer ve balistik füze tesislerini hedef alan ‘uyarı’ niteliğinde bir saldırı tercih ediyor. Beyaz Saray çevreleri, özellikle seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte, herhangi bir askeri harekatın iç siyasi ve ekonomik maliyetler bakımından dikkatlice hesaplanacağını vurguluyor.

Öte yandan Washington, USS Gerald R. Ford uçak gemisinin Yunanistan'ın Girit adasına ulaşmasıyla bölgedeki askeri varlığını güçlendirdi.

Tel Aviv'de ise İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, İsrail'in ‘karmaşık günler’ ile karşı karşıya olduğunu belirterek, İsrail’in saldırıya uğraması halinde ‘hayal edilemeyecek’ bir yanıt vereceklerini söyledi.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Trump hedefli saldırı düşünürken Netanyahu önümüzdeki günlerin ‘karmaşık’ geçeceğini öngörüyor
Salı, Şubat 24, 2026 - 17:15
Main image: 

<p>USS Gerald R. Ford uçak gemisi dün Girit adasının kuzeybatı kıyısındaki Souda Körfezi'nde bulunan deniz üssüne ulaştı / Fotoğraf: Reuters</p>

related nodes: 
İran'dan gelen tehditler üzerine Farsça yayın yapan "Manoto" kanalı Londra'dan yayınlarını askıya aldı
İran hükümeti: Herhangi bir yanlış hesaplamayı önlemek için tüm caydırıcı araçları kullanacağız
Trump, İran'ı vurup vurmayacağını özel temsilcisi ve damadına soracak
Type: 
SEO Title: 
Tahran, diplomatik faaliyetler sürerken Washington'a saldırı konusunda uyardı
copyright Independentturkish: 

Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad, Darfur bölgesinde ordu yanlısı “Ortak Güç”ün kontrolündeki Tine şehri çevresinde çatışmaların artması üzerine, çoğu insani yardımın geçtiği ünlü Adré geçişi de dahil olmak üzere Sudan ile sınırlarını kapattığını duyurdu ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini açıkladı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Dün gerçekleşen sınır kapatma kararı, ülkenin batısındaki son ordu yanlısı kale olarak kabul edilen bu sınır bölgesini kontrol altına almak için Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve Müşterek Kuvvetler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Çad Enformasyon Bakanlığı yaptığı açıklamada, dünden (Pazartesi) itibaren ikinci bir duyuruya kadar sınır ötesi insan ve mal geçişlerinin kısıtlandığını bildirdi.

Bu sırada HDK, orduyla iş birliği yapan ve Sudan'da Cancavid güçleri olarak bilinen birlikleri yöneten Mahamid kabilesinin lideri Musa Hilal'in kontrolündeki Kuzey Darfur'daki Mustariha kasabasının kontrolünü ele geçirdi.

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Salı, Şubat 24, 2026 - 17:00
Main image: 

<p>Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular / Fotoğraf: Reuters</p>

related nodes: 
Etiyopya ve Sudan: Savaş ve bölgesel güvenliğin iç içe geçmesi
Sudan, dünyadaki en büyük yerinden edilme sayısını kaydetti
Sudan Başsavcısından 'iç savaş' bilançosu: 3 yılda 30 bin 267 kişi öldü
Type: 
SEO Title: 
Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu
copyright Independentturkish: 

Özgür Özel: Barış sağlanırsa sığınmacıların dönüşünün yolu açılır

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümü dolayısıyla deprem bölgesine yönelik ziyaretlerini sürdürüyor. Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde bulunan Cilvegözü Sınır Kapısı’nda konuşan Özel, Suriye’de yaşanan gelişmelere, göç meselesine, ticarete ve bölgedeki güvenlik sorunlarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

“Suriye yıllarca çok büyük acılar çekti” diyen Özel, Suriye’de yaşananların Türkiye’ye ağır bir göç dalgası ve ciddi ekonomik maliyetler getirdiğini vurguladı. Uzun yıllar sınır kapılarının kapalı kalmasının Türkiye ekonomisini olumsuz etkilediğini belirten Özel, bu durumun ihracatı ve bölge ticaretini ciddi şekilde zayıflattığını söyledi.

Özel, CHP’nin geçmişten bu yana Suriye ile diyalogdan yana bir politika izlediğini hatırlatarak, “Suriye’nin barışını savunan, rejimle diyalogu ve kriz ortamının ortadan kalkmasını savunan bir parti olarak zaman zaman önemli sorumluluklar aldık. Üç kez heyetlerimiz gitti. Normal yollarla çözülemeyen bazı meseleler çözüldü, orada hapiste olan bir gazetecinin serbest bırakılmasını CHP’nin heyeti sağladı” dedi.

“Suriye’de herkes kendini birinci sınıf vatandaş hissetmeli”

Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmelerin hem tedirginlik hem de beklenti yarattığını ifade eden Özel, CHP’nin Suriye’ye ilişkin temel yaklaşımını şöyle özetledi:

“Biz Suriye’de Türk’üyle, Türkmen’iyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Sünni’siyle, Alevi’siyle, Dürzi’siyle tüm etnik, mezhepsel ve dini farklılıkların anayasal güvence altında olduğu, herkesin kendini birinci sınıf vatandaş hissettiği bir düzen istiyoruz. Toprak bütünlüğü olan, siyasi istikrarı sağlanmış, çatışmaların bittiği bir Suriye istiyoruz.”

Geçtiğimiz süreçte özellikle Lazkiye bölgesinde Arap Alevilerine yönelik saldırıların büyük acılar yarattığını vurgulayan Özel, bu olayların Türkiye’de yaşayan akrabaları da derinden etkilediğini söyledi. CHP milletvekillerinin ve parti yönetiminin bu konuda yoğun çaba sarf ettiğini belirten Özel, en üst düzeyde duyarlılık gösterdiklerini ifade etti.

Bu noktada kişisel bir vurgu da yapan Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Anneannesi Selanik doğumlu, dedesi Üsküp ve Manisa doğumlu bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, Sünni kökenli bir yurttaş olarak söylüyorum: Hem Türkiye’deki hem Suriye’deki bütün Aleviler benim kardeşimdir, akrabamdır.”

“Akraba akrabanın kötülüğünü istemez”

Türkiye ve Suriye’deki halkların birbirleriyle akrabalık bağları olduğuna dikkat çeken Özel, “Türkiye’de yaşayan Araplar ile Suriye’deki Araplar kardeştir. Türkiye’deki Kürtlerle Suriye’deki Kürtler akrabadır. Hepimiz bu coğrafyanın insanlarıyız” dedi.

“Birinin canı yanıyorsa hepimizin canı yanar” diyen Özel, bu nedenle CHP’nin barıştan ve diyalogdan yana olduğunu vurguladı. Diyalog çağrılarının geçmişte eleştirildiğini ancak bugün gelinen noktada müzakerelerin sonuç verdiğini belirten Özel, son dönemde varılan mutabakatlardan memnuniyet duyduklarını söyledi.

“Eğer Suriye’de çatışma duracaksa, iç savaş olmayacaksa, barış olacaksa ve herkesin kardeşlik hukukuna dayalı bir anayasal güvencesi olacaksa buna kim niye karşı çıksın?” diye konuştu.

“Cilvegözü, Türkiye’nin 14 ülkeye açılan kapısı”

Reyhanlı’nın geçmişte yaşadığı acılara da değinen Özel, 11 Mayıs 2013’te Reyhanlı’da ve yine Cilvegözü Sınır Kapısı’nda düzenlenen saldırılarda hayatını kaybedenleri rahmetle andı. Terörün her türlüsünü kınadıklarını belirten Özel, kimlikler üzerinden yapılan ayrıştırmaların bu coğrafya için son derece tehlikeli olduğunu vurguladı.

Cilvegözü Sınır Kapısı’nın stratejik önemine dikkat çeken Özel, “Bu sınır kapısı Türkiye’nin 14 ülkeye açılan kapısıdır. Buradaki işlemlerin hızlı ve sorunsuz yürümesi sadece nakliyeciler için değil, Türkiye ekonomisi için de büyük önem taşır” dedi.

Vize uygulamalarına eleştiri

Özel, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına uygulanan 50 dolarlık kapı vizesini ticaret açısından sorunlu ve hakkaniyetsiz bulduklarını söyledi. Suudi Arabistan ile yaşanan vize sorunlarına da değinen Özel, transit ve ikili vize uygulamalarının ticareti fiilen engellediğini belirterek bu konuda adım atılması gerektiğini ifade etti.

“Barış olursa dönüş imkanları genişler”

Konuşmasının sonunda sığınmacı meselesine değinen Özel, Suriye’de barış ve huzurun sağlanmasının Türkiye’deki sığınmacıların geri dönüşü açısından belirleyici olacağını vurguladı.

Özel, “Hem Türkiye’ye hem Suriye’ye barış, kardeşlik, huzur diliyorum. Bu süreç başladığında Türkiye’deki sığınmacıların memleketlerine dönmesinin imkanları genişleyecektir. Önemli teşvik paketleriyle birlikte, Suriye’nin huzura kavuşması halinde zorunlu misafirlerimizin ülkelerine bir an önce ulaşmalarını temenni ediyoruz” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, konuşmasını Türkiye ve Suriye’nin barış içinde, el ele kalkınması temennisiyle tamamladı.

ANKA

Özgür Özel, Cilvegözü Sınır Kapısı’nda yaptığı açıklamada, Suriye’de barış ve anayasal güvence sağlanması halinde Türkiye’deki sığınmacıların ülkelerine dönüş imkanlarının genişleyeceğini söyledi
Çarşamba, Şubat 4, 2026 - 20:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Özgür Özel: Barış sağlanırsa sığınmacıların dönüşünün yolu açılır
copyright Independentturkish: 

Merkez Bankası, Fiyat Gelişmeleri Raporu'nu yayımladı: Ocak ayında enflasyon artışında gıda ve hizmet fiyatları öne çıktı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılının ilk Fiyat Gelişmeleri Raporunu yayımladı. Rapora göre, ocak ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yüzde 4,84 oranında artarken, yıllık enflasyon 0,24 puan azalışla yüzde 30,65 olarak gerçekleşti.

TCMB, çekirdek enflasyon göstergelerinde de gerilemeye dikkat çekti. Buna göre, B endeksinin yıllık değişim oranı 1,55 puan düşerek yüzde 30,11’e, C endeksinin yıllık değişim oranı ise 1,28 puan azalışla yüzde 29,80’e geriledi.

Sepet ve ağırlıklar güncellendi

Raporda, ocak ayında TÜFE’de tüketim sepeti sınıflaması ve baz yılının değiştirildiği, endeksin ağırlık yapısının güncellendiği belirtildi. Buna göre hizmet sektörünün endeks içindeki payı 7,4 puan artarak yüzde 38,4’e yükselirken, malların ağırlığı yüzde 61,6’ya geriledi. B ve C göstergelerinin ağırlıkları ise sırasıyla 5,2 ve 4,5 puan artırıldı.

Enflasyona katkıda gıda ve hizmet öne çıktı

Yıllık enflasyona katkılar incelendiğinde; enerji, temel mallar ile alkol-tütün ve altın gruplarının katkılarının azaldığı, buna karşılık gıda ve alkolsüz içecekler ile hizmet gruplarının katkılarının arttığı görüldü.
Rapora göre, enerji, temel mallar ile alkol-tütün ve altın gruplarının katkıları sırasıyla 1,07, 0,34 ve 0,24 puan azalırken; gıda ve alkolsüz içecekler 1,23 puan, hizmetler ise 0,18 puan artış gösterdi.

Mevsimsellikten arındırılmış verilerle aylık artışın önceki aya göre yükseldiği belirtilirken, B ve C göstergelerinde de aylık artışların hızlandığı kaydedildi. TCMB, bu görünümün enflasyonun ana eğiliminde döneme özgü bir yükselişe işaret ettiğini, üç aylık ortalamalar bazında ise sınırlı bir artış izlendiğini vurguladı.

Hizmet fiyatları aylık yüzde 7,39 arttı

Hizmet fiyatları ocak ayında yüzde 7,39 artarken, grup yıllık enflasyonu 3,76 puan düşüşle yüzde 40,23 oldu. Yıllık enflasyon haberleşme ve ulaştırma gruplarında yükselirken, diğer hizmet alt gruplarında geriledi.

Alt kalemlerde diğer hizmetler grubu aylık yüzde 9,74 artışla öne çıktı. Bu artışta sağlıkta yüzde 18,12, finansal hizmetlerde yüzde 14,78, eğitimde yüzde 6,61 oranındaki fiyat artışları etkili oldu.
Ulaştırma hizmetlerinde özellikle havayolu ile yolcu taşımacılığında yüzde 36,9’luk artış dikkat çekti. Lokanta-otel grubunda fiyatlar yüzde 5,86, haberleşmede yüzde 5,35 arttı. Kira fiyatları aylık yüzde 5,26 yükselirken, yıllık kira enflasyonu 5,06 puan azalışla yüzde 56,55’e geriledi.

Temel mallarda ılımlı seyir

Temel mal grubu fiyatları ocak ayında yüzde 0,51 arttı, grup yıllık enflasyonu yüzde 17,45’e geriledi. Dayanıklı tüketim mallarında fiyat artışı yüzde 2,91 ile hız kazanırken; otomobil, mobilya, beyaz eşya ve tüketici elektroniği fiyatları öne çıktı.
Giyim ve ayakkabı fiyatları mevsimsel etkilerle yüzde 4,83 gerilerken, diğer temel mallarda aylık enflasyon yüzde 2,40 olarak gerçekleşti.

Gıda fiyatlarında sert artış

Gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatları ocak ayında yüzde 6,59 arttı. Grup yıllık enflasyonu 3,38 puan yükselerek yüzde 31,69’a çıktı. Raporda, yıllık enflasyonun işlenmiş gıdada gerilediği, buna karşılık işlenmemiş gıdada belirgin yükseliş yaşandığı vurgulandı. İşlenmemiş gıda fiyatları aylık bazda yüzde 11,79 artarken, sebze ve et fiyatları bu artışta belirleyici oldu.

Enerji fiyatları ise ocak ayında yüzde 2,29 arttı. Grup yıllık enflasyonu 4,85 puan gerileyerek yüzde 30,21 oldu. Bu artışta şebeke suyu tarifesindeki yüzde 7,32’lik ve elektrik fiyatlarındaki yüzde 3,04’lük yükseliş etkili oldu.

Üretici fiyatları da arttı

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ocak ayında yüzde 2,67 arttı. Yıllık üretici enflasyonu 0,50 puan gerileyerek yüzde 27,17 olarak kaydedildi. Raporda, bu dönemde enerji fiyatlarının gerilediği, buna karşılık dayanıklı ve dayanıksız tüketim mallarında yüksek artışların görüldüğü ifade edildi.

AA

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Ocak ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu’na göre, tüketici fiyatları aylık yüzde 4,84 arttı. Aylık artışta gıda ve hizmet grupları öne çıkarken, yıllık enflasyon yüzde 30,65’e geriledi
Çarşamba, Şubat 4, 2026 - 19:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Merkez Bankası, Fiyat Gelişmeleri Raporu'nu yayımladı: Ocak ayında enflasyon artışında gıda ve hizmet fiyatları öne çıktı
copyright Independentturkish: 

Böcek ailesinin ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında iddianame hazırlandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Fatih'te konakladıkları otelde fenalaşan Kadir Muhammet Böcek (6), Masal Böcek (3), anne Çiğdem Böcek ile baba Servet Böcek'in hastanede yaşamını yitirmesine ilişkin soruşturma tamamlandı.

Hazırlanan iddianamede, şüpheliler Serkan Kışı, Zeki Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak ve Muhammad Moeen Ud In Chıshtı'nın "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22,5 yıla kadar hapisle ayrı ayrı cezalandırılmaları istendi.

İddianamede Rustemsha Batyrov'un ise "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapsi talep edildi.

Öte yandan, şüpheliler Fatih Tektaş, Mahmut Keser, Fahri Mustafa Orel, Ercan Erdoğan ve Yusuf Dalkılıç hakkında "taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" ile "taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma" suçlarından, şüpheliler Doğan Cağferoğlu, Zeki Kışı, Serkan Kışı, Hakan Oğlak, Rustemsha Batyrov hakkında ise "taksirle yaralama" suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildi.

AA

Fatih'te anne, baba ve 2 çocuğun zehirlenme şüphesiyle tedavi gördükleri hastanede hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmada 6 şüpheli hakkında 2 yıldan 22,5 yıla kadar değişen oranlarda hapis istemiyle iddianame düzenlendi
Çarşamba, Şubat 4, 2026 - 18:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Böcek ailesinin ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında iddianame hazırlandı
copyright Independentturkish: 

Türkiye ile Mısır arasında 7 anlaşma imzalandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin huzurunda, iki ülke arasında askeri iş birliğinden sosyal politikalara kadar birçok alanda anlaşmalara imza atıldı
Çarşamba, Şubat 4, 2026 - 18:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Türkiye ile Mısır arasında 7 anlaşma imzalandı
copyright Independentturkish: 

ABD ile Rusya arasında bu gece süresi dolacak nükleer silahları sınırlama anlaşması neden önemli?

Dünyanın nükleer savaşa en yaklaştığı an olarak kabul edilen 1962 Küba krizinden sonra birbiriyle örtüşen anlaşmalar ile nükleer silahların denetim altına alındı ve tekrar bir nükleer kriz yaşanmasının önüne geçildi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Uzlaşıya varamamaları halinde dünyanın en büyük iki nükleer gücü olan ABD ve Rusya, elli yıldan uzun bir süredir ilk defa nükleer silah sınırlamalarına tabi olmayacaklar.

Anlaşma neyi kapsıyordu ve kim imzaladı?

Savaş çıkması halinde hasım ülkelerin siyasi, askeri ve sanayi merkezlerini hedef almak için kullanacakları stratejik nükleer silahların sayısını sınırlandıran New START anlaşması ülkelerin kullanıma hazır nükleer başlık sayısını 1,550 ile sınırlandırıyor.

New START, 2010'da ABD eski Başkanı Barrack Obama ve ve dönemin Rusya Devlet Başkanı Dmitry Medvedev arasında imzalandı. Anlaşmanın imzalandığı dönemde ABD ve Rusya ilişkilerini "yeniden kurma" kararı almış, anlaşma, imzalanmasından bir yıl sonra yürürlüğe girmişti

Anlaşmanın ihlali nasıl önleniyordu?

Anlaşmaya göre, taraflar karşı ülkenin nükleer başlıklarını yerinde incelebiliyorlardı. Ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 2023'te, ABD'nin Ukrayna'ya desteğini gerekçe göstererek COVID pandemisi sırasında durdurulan denetim sistemi tamamen askıya aldı. Taraflar, karşılıklı denetimler dursa da anlaşma kapsamında belirlenen nükleer başlık sayısı kısıtlamalarına uyacaklarını taahhüt etti.

Anlaşma neden uzatılmıyor?

Anlaşma, imzalanan metine göre sadece bir kez uzatılacaktı ve ABD'de Joe Biden'ın 2021'de göreve başlamasından hemen sonra uzatıldı.

Putin Eylül'de tarafların gayriresmi olarak nükleer başlık kısıtlamasına bir yıl daha uymasını istedi. ABD Başkanı Donald Trump henüz bu çağrıya yanıt vermedi.

Trump, anlaşma sonlanırsa daha iyi bir anlaşma sağlayacağını söyledi. Ancak uzmanlara göre yeni bir anlaşmanın sağlanması uzun ve zorlu müzakereleri gerektirebilir. Ayrıca, yapılacak yeni bir anlaşmanın kısa ve orta menzilli füzelerin yanı sıra Rusya'nın yeni geliştirdiği Burevestnik seyir füzesi ve Poseidon torpido füzesi gibi farklı sınıf silahları da kapsaması gerekebilir.

Anlaşma sonlanırsa ne olur?

Sovyet silahlarının 1962'de Küba'ya yerleştirilmesi sırasında çıkan krizin ardından taraflar arasında sağlanan çeşitli silahlanma kısıtlama anlaşmaları, New START'ın da süresinin dolmasıyla sonlanacak.

Ukrayna'daki savaşın devam ettiği ve Ortadoğu'da gerilimin tırmandığı bir dönemde New START'ın sonlanmasıyla nükleer silahlanmaya yönelik 50 yıldan uzun süredir devam çeşitli kısıtlamalar bitmiş olacak.

Uzmanlar nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik anlaşmaların sayısal kısıtlamaların ötesinde silahlanma yarışının kontrolden çıkmasını engelleyen istikrarlı ve şeffaf bir çerçeve sağladığına dikkat çekiyorlar.

Ancak uzmanlar tarafların nükleer silah kabiliyetlerini bir kısa sürede artıramayacağını, değişimin bir yıla yakın bir süre içinde başlayabileceğini söylüyor. Uzun vadede ise tarafların silah sayılarını artırmasından endişeleniliyor.

 

Reuters

ABD ile Rusya'nın karşılıklı olarak nükleer silahlanmayı sınırlandırmak için imzaladığı ve "New START" olarak bilinen anlaşmanın süresi yarın dolacak
Çarşamba, Şubat 4, 2026 - 16:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: Reuters</p>

related nodes: 
Rusya, Belarus’a nükleer füze yerleştiriyor
Çin, nükleer füzyonda imkansız sanılan rekoru kırdı
Rolls-Royce'un Ay nükleer reaktörü projesi neden durdu?
Type: 
SEO Title: 
ABD ile Rusya arasında bu gece süresi dolacak nükleer silahları sınırlama anlaşması neden önemli?
copyright Independentturkish: 

AYM, Anadolu Ajansı'nın 2019 yerel seçim sonuçlarını aktarırken veri akışını kesmesini hak ihlali saydı

Anayasa Mahkemesi, Anadolu Ajansı’nın (AA) 2019’daki yerel seçim sonuçlarını abonelere aktarırken yapılan veri kesintisini, hak ihlali saydı. KRT Televizyonu’nun yaptığı bireysel başvuruda, seçim yayınını kesen AA’nın, “edimini gecikmeli ifa ettiği ve bu yönüyle kusurlu olduğu” sonucuna varan Yüksek Mahkeme, “Ayrıca veri akışındaki yaklaşık 13 saatlik kesintinin oy sayımının en kritik aşamalarında yaşandığı, bu durumun başvurucunun yayıncılık faaliyetini etkileyebilecek nitelikte olduğu da açıktır” tespitini yaptı.

Anayasa Mahkemesi’nin kararına göre, KRT Televizyonu ile Anadolu Ajansı Türk A.Ş. (AA) arasında 2019 Mahallî İdareler Genel Seçimleri Seçim TV Ekranı Abonelik Sözleşmesi imzalandı.

AA ,sözleşmede öngörülen seçim TV ekran bedeli karşılığında yayınlayacağı seçim TV ekranının internet üzerinden sözleşmede abone sıfatı ile anılan başvurucuya iletme edimi altına girdi. Sözleşmede ayrıca başvurucuya bu verileri yayımlama hakkı da tanındı.

AA ile seçim gecesi yayını için sözleşme yapıldı

Başvurucu, bu kapsamda AA'ya sözleşmede öngörülen 2 bin 500 TL ve bunun katma değer vergisi bedelini ödedi.

2019 yerel seçimleri gecesi oy sayımının kritik bir aşamaya ulaştığı saatlerde veri akışının durduğunu belirten başvurucu, bu durumun yayının izlenebilirliğini azalttığını, güvenilirliğini sarstığını ve ticari itibarına zarar verdiğini ifade etti.

Tazminat davası açtı, YSK Başkanının açıklamasını hatırlattı

KRT, 12 Nisan 2019’da, AA aleyhine, sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat davası açtı. Dava dilekçesinde, aynı gün Yüksek Seçim Kurulu Başkanı tarafından yapılan açıklamaya da yer veren başvurucu, "AA benim müşterim değil. Nereden alıyor bilmiyorum. AA akşam doksanları gösterdiğinde ben sisteme yeni daha tarayıp girmeye başlamıştım. Dolayısıyla ben AA'ya herhangi bir bilgi servisi yapmıyorum. Benim üzerimden bir polemik yaratılmasın. Biz tarandığı andan itibaren sisteme elverişli tüm siyasi partilere sonuçları tarayarak veriyoruz. Şu an itibarıyla yüzde 80'in üzerinde sandık sonuç tutanağını, sayım döküm cetvelini, ilçe birleştirme tutanaklarını siyasi partilerle paylaştık. Bugün öğleye doğru da büyük oranda itiraza uğramayanları paylaşırız" şeklinde beyanlarda bulunulduğunu belirtti.

Bir basın kuruluşu olarak haber verme hakkının ihlal edildiğini öne süren KRT, AA'ya ödenen sözleşme bedelinin alınamayan hizmet oranında tarafına iade edilmesini talep etti.

Mahkeme bilirkişi incelemesi yaptırdı

Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülen davada, mahkeme dosyayı, bir mali müşavir ve bir bilgisayar mühendisinden oluşan iki kişilik bilirkişi heyetine iletti.

Bilirkişi, AA’nın “siber saldırı” gerekçesinin teknik olarak saptanamadığını raporladı. Bilirkişi raporunda, AA’nın, "siber saldırı altında olması nedeniyle veri akışını gecikmeli sağladığı ve bunun mücbir sebep teşkil ettiği" yönündeki iddiası incelendi ve AA’nın bu iddiasının teknik olarak saptanamadığı ifade edildi.

Mahkeme kesin olarak reddetti

Mali yönden yapılan değerlendirmede ise başvurucunun AA'dan aldığı hizmetin gecikmeli de olsa ifa edildiği ve tespit edilebilir somut bir zararının bulunmadığına karar veren Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 12 Kasım 2021’de davayı kesin olarak reddetti.

KRT, dosyayı AYM’ye taşıdı

KRT televizyonu,  davanın kesin olarak reddedilmesinin ardından gerekçeli kararın yazılmasını beklemeden 13 Aralık 2021’de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. AA'nın sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle kamuoyunun haber alma hakkının ve haber verme hürriyetinin ihlal edildiğini iddia eden KRT, oy sayımının kritik bir aşamaya ulaştığı saatlerde veri akışının durduğunu, bu durumun yayının izlenebilirliğini azalttığını, güvenilirliğini sarstığını ve ticari itibarına zarar verdiğini ifade etti.

Mahkeme tarafından uyuşmazlığın eksik ifa olarak nitelendirildiğini ancak bu tespitin hatalı olduğunu belirten başvurucu, adil yargılanma hakkı ile ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürdü.

AYM ihlal verdi, “yeniden yargılama yap” dedi

Yüksek Mahkeme, Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderdi. Başvurucuya net 2.500 TL manevi tazminat ödenmesine de hükmedildi.

Gerekçeden: Siber saldırı sebebi doğrulanamadı

Anayasa Mahkemesi’nin gerekçesinde, somut olayda bilirkişi raporunda, AA'nın seçim gecesi veri akışını sözleşmede öngörülen şekilde sağlayamamasının siber saldırı altında olması sebebine dayandığı hususundaki iddiasının teknik olarak doğrulanamadığının belirtildiği vurgulandı.

Gerekçede, “Bu doğrultuda davalının edimini gecikmeli ifa ettiği ve bu yönüyle kusurlu olduğu hususunun dosya kapsamından anlaşıldığı görülmektedir. Ayrıca veri akışındaki yaklaşık 13 saatlik kesintinin oy sayımının en kritik aşamalarında yaşandığı, bu durumun başvurucunun yayıncılık faaliyetini etkileyebilecek nitelikte olduğu da açıktır. Buna rağmen Mahkemenin; kesintinin süresi, gerçekleştiği zaman dilimi, yayın faaliyetinin niteliği ve seçim sonuçlarının kamuoyu bakımından taşıdığı önem gibi başvurucunun edimin gecikmeli ifası sebebi ile ortaya çıkan zarara yönelik iddialarını gerekçeli kararda tartışmaksızın, yalnızca somut zararın kesin olarak ortaya konulamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş olduğu anlaşılmaktadır" denildi.

“Mahkeme iddiaları tartışmadan sonuca ulaşmıştır”

Mevcut başvuruda, Mahkeme tarafından ortaya konulan ret gerekçesinin, uyuşmazlığın temelini oluşturan maddi ve hukuki sorunları değerlendirme bakımından ilgili ve yeterli olmadığının anlaşıldığı vurgulanan gerekçede, “Zira Mahkeme, davalının edimi kritik bir anda gecikmeli olarak ifa ettiğine ilişkin tespitleri, bu gecikmenin sebebi ile oluşan kusuru ve gecikmenin başvurucunun basın faaliyeti üzerindeki etkilerine yönelik iddiaları tartışmadan sonuca ulaşmıştır. Bu çerçevede Mahkemenin başvurucunun ifade ve basın özgürlükleri ile davalının sözleşmeden kaynaklanan hak ve yükümlülükleri arasında adil bir denge kurduğundan söz edilemeyeceği değerlendirilmiştir. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir” denildi.

AA’nın İmamoğlu'nun öne geçmesi üzerine seçim sonuçlarını aktarmayı kestiği iddia edilmişti

İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde CHP adayı Ekrem İmamoğlu ile AK Parti adayı Binali Yıldırım arasında büyük çekişmenin yaşandığı 2019 yerel seçimleri sırasında Anadolu Ajansı'nın, İmamoğlu'nun öne geçmesi üzerine seçim sonuçlarını aktarmayı kestiği iddia edilmişti. 13 saati bulan veri kesintisi büyük tartışmalara neden olmuş, AA yönetimi gece yarısı "YSK'dan veri akışı olmadığı için yayın veremiyoruz" şeklinde açıklama yapmıştı. Dönemin YSK Başkanı Sadi Güven'in bu açıklamayı yalanlaması, AA'ya yönelik tepkileri arttırmıştı. Ajans ile veri yayını sözleşmesi yapan televizyon kanalları da izleyicilerine AA verilerini uzun süre aktaramamıştı. Bu nedenle itirazlarını dile getiren televizyon kanalları arasında bulunan KRT televizyonu, konuyu yargıya taşımıştı.

 

ANKA

AYM, “Veri akışındaki yaklaşık 13 saatlik kesintinin oy sayımının en kritik aşamalarında yaşandığı, bu durumun başvurucunun yayıncılık faaliyetini etkileyebilecek nitelikte olduğu da açıktır” tespitini yaptı
Çarşamba, Şubat 4, 2026 - 15:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA (Arşiv)</p>

Type: 
SEO Title: 
AYM, Anadolu Ajansı'nın 2019 yerel seçim sonuçlarını aktarırken veri akışını kesmesini hak ihlali saydı
copyright Independentturkish: 

MHP'li Yıldız'dan "Öcalan" ve "Demirtaş" açıklaması: Cumhur İttifakı'nın bu konularda en ufak bir aykırı düşüncesi yok

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda grubu bulunan siyasi partilerin temsilcilerinden oluşturulan yazım ekibi, ortak rapor hazırlanması için beşinci kez TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un başkanlığında toplandı. Yıldız, toplantıya gelişinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, bu görüşmenin son toplantı olup olmayacağına ilişkin "Belli olmaz. Bir girelim, toplanalım. Mümkün. Sondan bir önceki olabilir" dedi. Yıldız, "Bir mutabakat söz konusu mu? Özellikle kayyum konusunda" şeklindeki soruya ise "Baştan beri mutabıkız" diye yanıtladı.

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın tahliyesi konusunda bir mutabakat olup olmadığının sorulması üzerine de Yıldız, "Demirtaş'ın tahliyesine mahkemeler karar verir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uymak lazım. Eğer Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bir ihlal gördüyse, tahliye konusunda da bir beyan varsa, elbette tahliye edilmesi lazım. Liderimiz dün grup toplantısının son kısmında gerekli açıklamayı yaptı. Hepsini toparladı. Tüm süreci özetleyen bir açıklamaya yaptı. Bunun üzerine bizim açıklama yapmamıza gerek de yok aslında" değerlendirmesinde bulundu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Yıldız, "Yasal düzelemelerle ilgili rapor, kanun teklifi haline bu ay içerisinde getirilir mi?" sorusuna da şu yanıtı verdi:

Biz çerçeve metni hazırlayacağız. Kanun teklifi halien gelip gelmemesi yüce Meclis'in işi. Meclis'te gruplar anlaşılırsa kanun teklifi haline gelir. Buradan da bir mutabakatla geçtiği için kanunlaşması da çok uzun sürmez. Çok uzamaz diye düşünüyorum. Kesin süre veremeyiz

Yıldız, nisan ayının işaret edilmesi üzerine, "Nisan geç bir ay bana göre" dedi.

MHP'li Yıldız, "Sahadaki durumun tespit ve teyidinden sonra yasal adımlar atılacak deniliyor" ifadeleri üzerine, "Elbette teyit ve tespit bir koşul. Bu bizim hazırlayacağımız müşterek protokol diyelim adına. Raporda da teyit ve tespit şartı var. Bu konuda bir anlaşmazlık yok" diye konuştu.

"Terörsüz Türkiye süreci, terörsüz bölge sürecine evrildi"

Yıldız, "İyi olacak onu söyleyeyim. Her şey gün gün daha iyi olacak. Terörsüz Türkiye süreci, terörsüz bölge sürecine evrildi. İnşallah terörsüz dünyaya da evrilir. Bakıyoruz Atlantik'in öbür tarafından bir açıklama yapılıyor, ekonomimiz altüst oluyor. Artık dünya o kadar küçüldü ki yetkililerden herhangi birinin söylediği söz, doğrudan mutfağımıza, cebimize, kasamıza yansır hale geldi. Bundan dolayı terör umarım bütün dünyada biter. İnsanlık da nefes alır. Emperyalist amaçlarını devam ettirmek isteyen bazı devletler var, bu da sır değil. Bunu da ayaküstü açıklamanın imkansızlığı ortada. Çıkışta raporu da son şeklini vermiş oluruz. Neticelendirir, çıkarız." değerlendirmesinde bulundu.

"16 aydır bir şehidimiz gelmedi"

"Sayın Genel Başkan dün çağrıyı yaptı ama ittifak ortağında karşılık bulmuyor, bulacak mı?" sorusunu yanıtlarken de Yıldız, şunları kaydetti:

Kim söylüyor karşılık bulmadığını. Karşılık buldu. Sizin sahadan haberiniz yok herhalde. Yurdun dört bir köşesinden bizi arayanlar, Türk milleti karşılığını verdi. Büyük bir kardeşlik içerisinde bu iş neticelenecek. 16 aydır bir şehidimiz gelmedi. Bunu izah edecek bir kelime de yok. Bunun karşılığı da yok. Ne mutlu bizlere. Çıkılan yolda başarıyla gelindi, başarıyla da neticelenecek. Artık son bu. Bu saatten sonra bu iş geriye döner mi, öyle bir şey yok. Bu iş bitti. Cumhur İttifakı'nın bu konularda en ufak bir aykırı düşüncesi yok birbirinden. Tamamen uyum içindeyiz. Her konuda uyum içerisindeyiz. Raporda da göreceksiniz.

"Umut hakkı konusunda uzlaştık"

Yıldız yaptığı açıklamada, "Umut hakkı konusunda uzlaştık. Zaten AİHM kararlarına uyulduğu zaman AİHM kararları umut hakkından bahsediyor. Bizim bu raporda, AİHM kararlarına, Anayasa Mahkemesi kararlarına uyma tavsiye edilecek" ifadelerini kullandı. 

ANKA 

“Çıkılan yolda başarıyla gelindi, başarıyla da neticelenecek. Artık son bu. Bu saatten sonra bu iş geriye döner mi, öyle bir şey yok. Bu iş bitti”
Çarşamba, Şubat 4, 2026 - 15:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
Erdoğan ve Kürtler
Özgür Özel'den Bahçeli'ye eleştiri: Bir hafta önce 'vatan hainliği' dedi, bir hafta sonra erken seçim tarihi verdi
Type: 
SEO Title: 
MHP'li Yıldız'dan "Öcalan" ve "Demirtaş" açıklaması: Cumhur İttifakı'nın bu konularda en ufak bir aykırı düşüncesi yok
copyright Independentturkish: 

İsviçre’deki bar yangını hakkında başsavcıdan açıklama: Her şey yangının maytap ya da benzeri parlak mumlardan çıktığını gösteriyor

İsviçre’nin Valais Kantonu’na bağlı Crans-Montana’da Yeni Yıl’ın ilk saatlerinde  bir kayak merkezindeki barda çıkan yangında 47 kişi hayatını kaybetti, 112 kişi yaralandı.

Valais Kantonu’nun Başsavcısı Beatrice Pilloud, düzenlediği basın toplantısında soruşturmanın, olay yerinde kullanılan malzemeler, barın yangın güvenliği önlemleri ve yangın sırasında içeride bulunan kişi sayısı üzerine yoğunlaşacağını söyledi. Pilloud, soruşturma sonucunda cezai kovuşturma gerekip gerekmediğinine de belil olacağını söyledi ve "Eğer böyle bir durum söz konusuysa ve sorumlular hayattaysa, haklarında dava açılacaktır" dedi. Başsavcı, "Her şey, yangının şampanya şişeleri üzerine konulan maytap ya da benzeri parlak mumlardan çıktığını gösteriyor. Bunlar tavana çok yaklaştırılmış. Ardından yangın çok hızlı bir şekilde büyümüş" dedi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Barın sahiplerinden birinin yerel medyaya yaptığı açıklamada, işletmenin son 10 yılda üç kez denetlendiği ve tüm düzenlemelere uygun hareket edildiği belirtildi.

Yetkililer, yangında hayatını kaybeden 40 kişinin kimlik tespit çalışmalarının sürdüğünü, şu an en büyük önceliğin bu olduğunu açıkladı. Polis Komutanı Frederic Gisler, yaralıların birçoğunun durumunun kritik olduğunu ve "hayatta kalmak için mücadele ettiklerini" söyledi.

Valais Bölgesi Başkanı Mathias Reynard, yaralılardan yaklaşık 50 kişinin ağır yanık tedavisi için Avrupa’daki uzman merkezlere sevk edildiğini ya da kısa süre içinde sevk edileceğini bildirdi.

 

ANKA

Polis Komutanı Gisler: Yaralıların birçoğunun durumu kritik, hayatta kalmak için mücadele ediyorlar
Cumartesi, Ocak 3, 2026 - 10:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
İsviçre yangını: Ölenlerin kimlik tespiti günler sürebilir
İsviçre’deki yılbaşı faciası: “Herkes çığlık atıyordu, korku filmi gibiydi”
İsviçre'de kayak merkezinde patlama: Onlarca kişi öldü, yaklaşık 100 kişi yaralandı
Type: 
SEO Title: 
İsviçre’deki bar yangını hakkında başsavcıdan açıklama: Her şey yangının maytap ya da benzeri parlak mumlardan çıktığını gösteriyor
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Çinli BYD, elektrikli araç satışlarında Tesla'yı geride bırakarak dünya lideri oldu

Çinli otomobil üreticisi BYD, 2025'te ABD'li elektrikli araç üreticisi Tesla'yı geride bırakarak "dünyanın en çok elektrikli araç satan şirketi" haline geldi. Şirketin yayımladığı 2025 raporuna göre, BYD'nin bu dönemde "yeni enerji aracı (NEV)" olarak adlandırılan, şarj edilebilen, pilli, hibrit ve yakıt hücreli elektrikli araçlarının satışı yüzde 7,7 artışla 4,6 milyona ulaştı.

NEV satışları içinde şarj edilebilen pilli elektrikli araçların (EV) satışları, yıllık yüzde 28,7 artışla 2,25 milyona çıkarken sektörde dünya lideri olan en yakın rakibi Tesla, 2025 satışlarının yıllık yüzde 8,6 azalışla 1,63 milyona gerilediğini duyurdu. Böylece merkezi Çin'in Şıncın şehrinde bulunan BYD, "dünyanın en çok elektrikli araç satan üreticisi" unvanına sahip oldu.

Çinli milyarder Vang Çuanfu'nun kurucusu olduğu şirket, aslında "dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi" konumundaydı ancak şarj edilebilen hibrit araçlar da ürettiğinden tamamıyla elektrikli araç satışında yalnızca bu tür araçlar imal eden Tesla'nın gerisinde bulunuyordu.


Küçükçekmece’de silahlı saldırı: 2 kişi hayatını kaybetti

İstanbul Küçükçekmece’de motosikletli iki kişinin sokakta üç kişiye ateş açması sonucu iki kişi yaşamını yitirdi.

Olay, saat 19.45 sıralarında Mehmet Akif Mahallesi Aşık Veysel Caddesi ile Türkmen Sokak kesişiminde meydana geldi. Kimlikleri henüz belirlenemeyen motosikletli iki kişi, Hasan Ali, Levent Öner ve Muhammet Gözsu’ya ateş açtı. Saldırının ardından şüpheliler kaçarken, üç kişi yere yığıldı.

İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Polis cadde ve sokakta güvenlik önlemleri alırken, sağlık ekipleri yaralılara olay yerinde müdahale etti. Yaralılar hastaneye kaldırıldı; ağır yaralanan Hasan Ali ve Muhammet Gözsu hastanede hayatını kaybetti.

Polis, saldırıyı gerçekleştiren şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı.


Özgür Özel'den Çankırı mitingine davet: 2026'nın ilk cumartesi gününde Çankırı'dayız

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çankırı'da düzenleyecekleri mitinge yurttaşları davet etti.

CHP, yarın saat 15.00'te Çankırı Belediye Meydanından miting düzenleyecek. Özel, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Geçen yıl Türkiye’nin dört bir yanında tam 77 kez eylemdeydik. Yorulmadık, geri adım atmadık! Şimdi, 2026'nın ilk cumartesi gününde, Çankırı’dayız! Korkuyu değil umudu büyütmek için! Kutuplaşma değil kucaklaşmak için! Yoksulluğa alışmamak için!" ifadesini kullandı.


UNIFIL: Lübnan'ın güneyinde barış gücü askerlerine iki kez ateş açıldı

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL), Lübnan’ın güneyindeki Kefer Şuba beldesinde devriye görevindeki askerlerinin yaklaşık 50 metre yakınına bugün iki kez ateş açıldığını bildirdi. Açıklamada, saldırıların muhtemelen İsrail ordusuna ait mevzilerden gerçekleştirildiği kaydedildi.

UNIFIL, her iki olayda da askerlerin zarar görmediğini belirterek, İsrail’in barış gücü askerlerine yönelik saldırılarını durdurması çağrısında bulundu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararına göre, bu tür saldırılar ciddi ihlal olarak nitelendiriliyor.

Öte yandan UNIFIL, bölgede olağan prosedürler çerçevesinde faaliyetlerini İsrail ordusuna önceden bildirdiğini ve son dönemde bu tür olayların arttığını vurguladı. 1701 sayılı karar, İsrail’in Mavi Hat’ın gerisine çekilmesini ve bölgenin silahsızlandırılmasını öngörüyor; yalnızca Lübnan ordusu ve UNIFIL’in silah ve araç bulundurmasına izin veriliyor.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Cumartesi, Ocak 3, 2026 - 00:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

"Daltonlar suç örgütü davası"nda izinsiz ses ve görüntü kaydı alan avukat tutuklandı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, 22 Aralık'ta Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ndeki 1 No'lu duruşma salonunda, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesince 363 sanığın yargılandığı kamuoyunda "Barış Boyun-Daltonlar suç örgütü davası" olarak bilinen davanın duruşmasında, izinsiz şekilde ses ve görüntü kaydı alınmasına ilişkin başlatılan soruşturma sürüyor.

İstanbul'da "Taşlar" suç örgütüne yönelik soruşturmada 33 sanığa dava açıldı

Soruşturma kapsamında, yargılama sırasında meydana gelen görevli jandarma personeline mukavemet eylemine ilişkin izinsiz ses ve görüntü kaydı aldığı tespit edilen İstanbul 1 No'lu Barosuna kayıtlı şüpheli avukat T.G'nin tutuklanmasına karar verildi.

Soruşturma

Başsavcılıktan 23 Aralık'ta yapılan açıklamada, 22 Aralık'ta Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ndeki 1 No'lu duruşma salonunda, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesince 363 sanığın yargılandığı ve kamuoyunda "Daltonlar suç örgütü davası" olarak bilinen davanın duruşmasında kararın açıklandığı sırada, bir kısım sanıklar tarafından duruşmanın düzen ve güvenliğini sağlamakla görevli jandarma personeline yönelik fiziki saldırıda bulunulduğu, ayrıca kamu malına zarar verildiği kaydedilmişti.

Açıklamada, yaşanan olayla ilgili Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından "kamu görevlisine görevini yaptırmamak için direnme" ve "kamu malına zarar verme" suçları yönünden soruşturma başlatıldığı belirtilmişti.

Başsavcılıktan yapılan bir diğer açıklamada ise yargılama sırasında görevli jandarma personeline yönelik mukavemet eyleminin gerçekleştirildiği hatırlatılarak, duruşma esnasında izinsiz şekilde ses ve görüntü kaydı alındığı, bu fiilin İstanbul 1 No'lu Barosuna kayıtlı 3 avukat tarafından gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı aktarılmıştı.

Açıklamada, şüpheli avukatlar T.G, S.K. ve K.Y. hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 286'ncı maddesinde düzenlenen "ses veya görüntülerin kayda alınması" ve aynı Kanun'un 220/7 maddesinde düzenlenen "örgüte üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" suçlarından, konut ve bürolarında hakimlik kararına dayalı olarak arama faaliyeti gerçekleştirildiği ve gözaltına alınmaları yönünde talimat verildiği belirtilmişti.

AA

Marmara Cezaevi Yerleşkesi'ndeki duruşma salonunda, "Daltonlar suç örgütü davası" olarak bilinen yargılama sırasında izinsiz şekilde ses ve görüntü kaydı aldığı tespit edilen avukat tutuklandı
Cuma, Ocak 2, 2026 - 23:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
"Daltonlar suç örgütü davası"nda izinsiz ses ve görüntü kaydı alan avukat tutuklandı
copyright Independentturkish: 

İstanbul’da IŞİD operasyonu: 67 şüpheli tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın IŞİD’e yönelik yürüttüğü operasyonda, aralarında Yalova’daki örgüt üyeleriyle bağlantılı oldukları belirlenen 41 zanlının da bulunduğu 147 şüpheliden 67’si tutuklandı.

Başsavcılık açıklamasına göre, gözaltına alınan şüpheliler Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi ve sulh ceza hakimliğindeki sorgularının ardından 72 zanlıdan 67’si tutuklandı, 48 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı uygulandı. Ayrıca, ülke açısından tehdit oluşturduğu belirlenen 32 şüpheli, sınır dışı edilmek üzere geri gönderme merkezine teslim edildi.

Operasyon, İstanbul ve 2 farklı ilde 114 adrese eş zamanlı olarak 30 Aralık 2025 tarihinde gerçekleştirildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün yürüttüğü soruşturmada, IŞİD’in sözde hocalığını yapan M.Y.’nin yasa dışı ders ve sohbet etkinlikleri düzenlediği, illegal mescit faaliyetleri kapsamında örgüte taban kazanma amaçlı çalışmalar yürüttüğü tespit edildi.

Açıklamada, Yalova’da gerçekleşen menfur saldırıyla bağlantılı 41 şüpheli, örgütle irtibatlı 13 kişi, sosyal medyada IŞİD yanlısı paylaşımlarda bulunan 14 kişi ve çatışma bölgeleriyle irtibatı olan 15 kişi olmak üzere toplam 115 şüphelinin yakalanmasına yönelik operasyon düzenlendiği belirtildi. Operasyon kapsamında toplam 110 şüpheli gözaltına alındı.

Independent Türkçe

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın IŞİD’e yönelik operasyonunda 147 şüpheliden 67’si tutuklandı; zanlılar arasında Yalova’daki örgüt üyeleriyle bağlantılı olanlar da bulunuyor
Cuma, Ocak 2, 2026 - 23:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
İstanbul’da IŞİD operasyonu: 67 şüpheli tutuklandı
copyright Independentturkish: 

Trump ve Mamdani'den Beyaz Saray’da "iş birliği" mesajı

ABD Başkanı Donald Trump ile 1 Ocak’ta göreve başlayacak New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, Beyaz Saray’daki ilk yüz yüze görüşmelerinde iş birliği mesajı verdi. New York’taki seçim kampanyası döneminde sert polemiklere giren ikili, görüşmelerinin ardından yaptıkları açıklamalarda, New York’un ekonomik sorunları, yaşam maliyeti, güvenlik ve altyapı projelerine odaklandıklarını söyledi.

Trump, Oval Ofis’teki görüşmeyi “gerçekten iyi ve verimli” olarak nitelendirerek, “(Mamdani) Ne kadar başarılı olursa ben o kadar mutlu olurum. Büyük iş yapma şansı var ve biz de ona yardımcı olacağız” dedi. Başkan, Mamdani için “Fikirlerinin bir kısmı benimle aynı. Zannettiğimden çok daha fazla konuda anlaşıyoruz” ifadelerini kullandı. Trump ayrıca, “New York’u çok seviyorum ve onun harika bir iş çıkarmasını istiyorum” dedi.

Kendisini kampanya döneminde “komünist” diye niteleyen, hatta “gerekirse gözaltına alınacağını” ima eden Trump’la yan yana duran Mamdani,  “Farklı ideolojik görüşlerimiz olabilir ama ortak noktamız New York’u yaşanabilir kılmak. Başkanla uygun zeminlerde çalışmayı dört gözle bekliyorum” açıklamasını yaptı. Mamdani, ayrıca antisemitizmle mücadele için “beş ilçede kökten bir çalışma yürütmeyi” hedeflediğini söyledi.

Gazetecilerin ’’Hala Başkan Trump’ın faşist olduğunu düşünüyor musunuz’’ sorusunu yanıtlayan Mamdani’nin sözünü kesen Trump, ’’Sorun yok sadece ‘evet’ diyebilirsin benim için önemli değil’’ dedi.

Görüşmede şehirde yükselen yaşam maliyeti, kira fiyatları, market ürünleri, kamu hizmetleri ve Con Edison (New York City’nin en büyük elektrik ve doğal gaz dağıtım şirketi) enerji tarifeleri de gündeme geldi. Trump, “Yakıt fiyatlarını düşürdük ama bu Con Edison’a yansımadı, tarifelerin aşağı çekilmesi gerekiyor” derken; Mamdani, “Kesinlikle” diyerek Trump’a destek verdi.

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi (ICE) operasyonları, iki liderin en çok ihtilaf yaşadığı konular arasında yer aldı. Ancak Trump bu konuda da uzlaşma sinyali vererek, “Farklı düşündüğümüz noktalar var ama çözeceğiz. Bilinen suçluları şehirden uzaklaştırmak istiyoruz. Güvenli New York hepimizin yararına” dedi.

Görüşmenin arka planında ise New York’un federal bütçeden beklediği milyarlarca dolar, altyapı projeleri için gerekli fonlar ve Mamdani’nin alması gereken güvenlik brifingleri (Gizli güvenlik bilgileri ve istihbarat değerlendirmeleri hakkında yapılan resmî bilgilendirme toplantıları) bulunuyor. Uzmanlar, Trump ve Mamdani arasındaki görüşmeyi “şehrin geleceğini etkileyecek kritik bir temas” olarak nitelendiriyor.

 

Independent Türkçe

Trump, New York belediye başkanlığı seçimlerini kazanan Mamdani ile başkentte çok üretken bir toplantı yaptıklarını söyledi
Cumartesi, Kasım 22, 2025 - 10:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Trump ve Mamdani'den Beyaz Saray’da "iş birliği" mesajı
copyright Independentturkish: 

IMF'den Türkiye değerlendirmesi: İhtiyatlı ekonomik politikalar önemli başarılar sağladı

Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisinin kısa vadede büyümesinin sağlam kalmasının ve enflasyonun kademeli olarak düşmeye devam etmesinin beklendiğini bildirdi.

Fon, 4. Madde konsültasyonu kapsamında IMF personelinin ülkeye ziyareti sonunda elde edilen ön bulguları paylaştı.

IMF'den yapılan açıklamada, yetkililerin büyümeyi korurken enflasyonu düşürme taahhüdünün önemli başarılar getirdiği, bunların enflasyonun kademeli düşüşü, liraya güvenin artması ve rezervlerin güçlenmesi olduğu aktarıldı.

Büyümenin sağlam kaldığı ve risklerin halen yüksek olmasına rağmen geçen yıla göre azaldığı belirtilen açıklamada, güçlü politikaların kilit rol oynadığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) reel faiz oranlarını yüksek tutmak ve finansal riskleri kontrol altına almak için çeşitli araçlar kullanırken bu yıl bütçe açığındaki azalışın enflasyonu dizginlediği kaydedildi.

Açıklamada, dezenflasyonun yavaş hızının, ekonominin, yatırımcı davranışları, küresel risk iştahı veya enerji fiyatlarından kaynaklanan şoklara karşı savunmasız olduğu dönemi uzattığı ve bu gecikmenin istikrara somut maliyetler ile riskler getirdiği ifade edildi.

Daha istikrarlı ve sürdürülebilir bir yola doğru ilerlerken önceliğin maliye politikalarının gelir odaklı sıkılaştırılmasına, daha sıkı para politikasına ve ihtiyatlı gelir politikalarına verilmesi gerektiği belirtilen açıklamada, bu politika karışımının kısa vadeli büyümeyi yavaşlatabileceği, özellikle işgücü ve ürün piyasalar ile rekabetçiliği ve kapsayıcılığı artırmaya yönelik yasal çerçeveler gibi tamamlayıcı yapısal reformlar ve en savunmasız kesimleri korumaya yönelik önlemlerin bu etkileri dengelemeye, Türkiye'nin büyüme potansiyelini artırmaya ve büyümeyi daha kapsayıcı hale getirmeye yardımcı olabileceği aktarıldı.

Açıklamada, bütçe açığındaki azalış, enflasyondaki düşüş, pozitif reel faiz oranları, liraya olan güven, büyüme, cari açık ve rezervlerdeki iyileşme gibi göstergelere işaret edilerek, "İhtiyatlı ekonomik politikalar önemli başarılar sağladı." değerlendirmesinde bulunuldu.

IMF'nin açıklamasında, "Kısa vadede, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyümesinin sağlam kalmaya ve enflasyonun kademeli olarak düşmeye devam etmesi bekleniyor." ifadeleri yer aldı.

Ülke ekonomisinin bu yıl yüzde 3,5 büyümesinin beklendiği belirtilen açıklamada, düşen politika faizleri ve daha az sıkı bir mali duruşun 2026'da talebi destekleyeceği, bunun sonucunda artan yatırım ve tüketimin büyümeyi yüzde 3,7'ye çıkaracağı kaydedildi.

Açıklamada, 2025 sonu enflasyonunun yüzde 33 olmasının beklendiği belirtilerek, ileriye bakıldığında, ılımlı ücret artışı ve enflasyonun düşmesiyle birlikte azalan ataletin enflasyonu kademeli olarak düşüreceği aktarıldı.

Fonun açıklamasında, enflasyonu TCMB hedefleriyle uyumlu hale getirmek ve şoklara karşı dayanıklılığı artırmak için ek politika çabasının gerektiği vurgulandı.

Dezenflasyonun hızlandırılması ve risklerin azaltılması için bu yılki mali konsolidasyonun sürdürülmesi gerektiği belirtilen açıklamada, gelir artırıcı önlemler ve harcama kesintilerinin önemine işaret edildi.

Açıklamada, Türkiye'nin para politikası çerçevesi önemli başarılar sağladığı, bununla birlikte içinde bulunulan ortamın zorlu olduğu ve birden fazla aracın kullanılmasının TCMB'nin iletişimini ve enflasyon beklentilerinin oluşumunu karmaşık hale getirdiği ifade edildi.

IMF'nin açıklamasında, TCMB'nin enflasyon hedeflerine ulaşılmasının politika faizine sağlam şekilde odaklanan bir çerçeveyle desteklenen daha yüksek reel faiz oranlarını gerektirdiği kaydedildi.

Açıklamada, kur politikasının enflasyon beklentilerini bozabilecek aşırı oynaklığı yumuşatmaya odaklanması gerektiği aktarıldı.

Finans sektörü sağlıklı kalmaya devam ettiği ve yetkililerin piyasa stresi durumunda hızlı ve kararlı biçimde harekete geçme becerisini gösterdiği belirtilen açıklamada, riskler genel olarak daha düşük olsa da döviz likiditesi risklerinin izlenmesi gerektiği, yetkililerin denetim çerçevelerini güçlendirmek için son dönemde kaydedilen ilerlemenin üzerine koyarak devam etmesi gerektiği ifade edildi.

 

AA

"Kısa vadede, GSYH büyümesinin sağlam kalmaya ve enflasyonun kademeli olarak düşmeye devam etmesi bekleniyor"
Cumartesi, Kasım 22, 2025 - 09:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
IMF'den Türkiye değerlendirmesi: İhtiyatlı ekonomik politikalar önemli başarılar sağladı
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Eski futbolcu Batuhan Karadeniz hakkında yasa dışı bahis nedeniyle kırmızı bülten çıkarıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, eski futbolcu Batuhan Karadeniz hakkında yasa dışı bahis ve kumarı özendirici paylaşımlarda bulunduğu ve yasa dışı bahis sitesi reklamı yaptığı gerekçesiyle kırmızı bülten kararı alındığını açıkladı. Karadeniz’in mal varlıklarına da el konuldu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada, yurt dışında firari olduğu belirlenen Batuhan Karadeniz’in sosyal medya mecralarında yasa dışı bahis ve kumarı teşvik edici paylaşımlar yaptığı tespit edildi.

Açıklamada, Karadeniz hakkında “7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” ve “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçlarından kırmızı bülten çıkarıldığı bildirildi.

Ayrıca Karadeniz’in taşınır ve taşınmaz mallarına, şirket ve ortaklık paylarına, banka ve finans kuruluşlarındaki mevduat ve yatırım hesaplarına, kripto para piyasası ve borsasındaki varlıklarına el konulduğu ifade edildi.


Memişoğlu: Sağlık Bakanlığımızın 2026 Yılı Bütçe Teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Sağlık Bakanlığımızın 2026 Yılı Bütçe Teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi. Ülkemize, milletimize ve büyük sağlık ailemize hayırlı olsun." açıklamasında bulundu. 

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu X hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti: 

"Sağlık Bakanlığımızın 2026 Yılı Bütçe Teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi. Ülkemize, milletimize ve büyük sağlık ailemize hayırlı olsun. 2026 yılında da Sağlıklı Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda yenilikçi projelere imza atarak milletimizin sağlığı için çalışmayı sürdüreceğiz. Komisyon Başkanımız Sayın Mehmet Muş'a, kıymetli milletvekillerimize ve değerli mesai arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum. Sağlıklı Türkiye Yüzyılı."

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Cumartesi, Kasım 22, 2025 - 00:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

Gelecek Partili Kani Torun: Yeniyol grubu süreçte yok sayıldı

Gelecek Partisi Bursa Milletvekili Kani Torun, Meclis’teki süreç komisyonunun İmralı’ya gitme kararına ilişkin yaptığı açıklamada, Yeniyol grubunun sürecin dışında bırakıldığını ifade etti.

Torun, Yeniyol grubunu oluşturan üç partinin genel başkanlarının sürece başından bu yana destek verdiğini belirterek, Genel Başkan Ahmet Davutoğlu’nun yurtiçi ve yurtdışında sürece ilişkin her platformda görüşlerini paylaştığını, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye süreçle ilgili mektuplar gönderdiğini hatırlattı. Diğer iki partinin genel başkanlarının da grup konuşmalarında süreci desteklediği kaydedildi.

Açıklamada, buna rağmen komisyonun önceki çözüm sürecini yürüten dönemin başbakanı Davutoğlu’nu davet edip dinlemediği, ayrıca karar görüşmeleri öncesinde veya sırasında iktidar partilerinden ya da Meclis Başkanı’ndan genel başkanlara herhangi bir bilgilendirme yapılmadığı belirtildi. Torun, Yeniyol grubunun “yok sayıldığını” ifade etti.

Torun, komisyonun karar oylamasında iktidar blokunun “ben yaptım oldu” tavrı sergilediğini, bu nedenle Yeniyol grubunun çekimser göründüğünü belirtti.

Torun, iktidar ortakları ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a sürecin yürütülmesinde kapsayıcılık eksiklerinin giderilmesi ve tüm partilerle siyasi diyaloğun sürdürülmesi çağrısında bulundu.

Açıklamada ayrıca süreç komisyonunun aldığı kararın “tarihi bir dönüm noktası” olduğu belirtilerek, AK Parti, MHP ve DEM Partinin destek vermesiyle sürecin ivme kazandığı ifade etti. 

Independent Türkçe

Gelecek Partisi Bursa Milletvekili Kani Torun, İmralı ziyareti kararında Yeniyol grubunun süreçten dışlandığını belirterek komisyonun kapsayıcı davranmadığını ve oylamanın “oldu bittiye getirildiğini” söyledi
Cumartesi, Kasım 22, 2025 - 00:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Gelecek Partili Kani Torun: Yeniyol grubu süreçte yok sayıldı
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Fatih'te kuvvetli sağanak nedeniyle yol çöktü

Fatih'te kuvvetli sağanak nedeniyle Adnan Menderes Bulvarı'nda çökme meydana geldi. Gece saatlerinde kentin bazı kesimlerinde etkili olan sağanak, Adnan Menderes Bulvarı (Vatan Caddesi) üzerinde yaklaşık 3 metre derinliğinde, 6 metrekare genişliğinde çökmeye neden oldu.

Oluşan çukura düşmemek için manevra yaparken kontrolden çıkan A.Y. (62) idaresindeki 34 TKH 16 plakalı taksi ters döndü. İhbar üzerine belirtilen adrese itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yardımıyla otomobilin içerisinden çıkarılan taksici A.Y. ambulansla hastaneye kaldırıldı.Ters dönen taksi çekici yardımıyla bulunduğu yerden kaldırıldı.

Çökmenin meydana geldiği bulvarda başka kazaların olmaması için ekiplerce geniş çaplı güvenlik önlemleri alındı. Yolun bu kısmı trafiğe kapatılırken, itfaiye, İSKİ, Fatih Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekiplerince çöken kısmın doldurulması için çalışması yapıldı. Ekiplerin devam eden çalışmalarını tamamlamalarının ardından yol yeniden trafiğe açılacak


Hopa Belediye Başkanı Cihan, İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında ifade verdi

Hopa Belediye Başkanı Utku Cihan, İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında "şüpheli" olarak ifade verdi.

Soruşturma kapsamında ifadeye çağrılan Hopa Belediye Başkanı Cihan, İlçe Emniyet Müdürlüğüne geldi.

Cihan'ı emniyet binası önünde Borçka Belediye Başkanı Ercan Orhan, Kemalpaşa Belediye Başkanı Erhan Yılmaz, CHP İl Başkanı Orhan Atan ve bazı partililer karşıladı.

Yaklaşık 3,5 saat süren ifadenin ardından gazetecilere açıklamada bulunan Cihan, bir süre önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlar Şube Müdürlüğü tarafından ifadeye çağrıldığını 

İstanbul Büyükşehir Belediyesinde görev yaptığı 2019-2024 yıllarına dair konularda ifade verdiğini belirten Cihan, şöyle devam etti:

"Tamamı İBB'deki süreçler ve İBB'deki ihalelere ilişkin sorulardı. Biz de bütün açıklıkla, bütün soruları cevapladık. Görevimizin gereği, ihale yöntemlerine ilişkin açıklamalarımızı yaptık. Dosyanın geneline ilişkin, ihale yöntemlerine ilişkin sorular vardı. Ben hem İzmir Büyükşehir Belediyesinde hem İstanbul Büyükşehir Belediyesinde 15 yıldır ve şimdi de Hopa Belediyesinde 2 yıldır görevimi layıkıyla yerine getirmeye çalışıyorum. Yaptığım bütün işlemlerde, bütün çalışmalarda tabii ki kamunun yararını gözeten bir süreç yürütmeye çalışıyorum. Geçtiğimiz dönem de böyleydi, şimdiki süreçlerde de böyle. Bundan sonra da böyle olacak. Dolayısıyla bütün sorulara alnımız ak bir şekilde cevaplarımızı verdik, ifademizi tamamladık."

Cihan, kendisi dışında İBB'de görev yapmış kişilerin de ifadelerine başvurulduğuna değinerek "O döneme ilişkin bir süreç yürüyor. Biz yaptığımız her işlemin arkasındayız. Yaptığımız her çalışmanın arkasındayız. Kamu yararını gözeten süreçleri ilerlettik. Bundan sonra da böyle olacak. Görevimizin başındayız." 


Roma'da Filistin'e destek gösterisine polis, cop ve tazyikli suyla müdahale etti

İtalya'nın başkenti Roma'da, Filistin'e destek amacıyla toplanan göstericilerin yürüyüş yapmak istemesi üzerine, güvenlik güçleri kalabalığa cop ve tazyikli suyla müdahale etti.

Başkentin Verdi Meydanı'nda çok sayıda kişi, İsrail’in saldırıları altındaki Filistinlilere destek vermek ve dayanışma göstermek için “Gazze’de soykırımı durduruyoruz” çağrısıyla akşam saatlerinde bir araya geldi.

Göstericiler, "Siyonizm dünya için tehlikelidir. İsrail Büyükelçisi, İtalya'dan gönderilsin" yazılı pankart açtı.

Ellerinde Filistin bayrakları taşıyan göstericiler, “Filistin’e özgürlük”, “Hepimiz antisiyonistiz”, “Nehirden denize özgür Filistin” ve “Siyonist, terörist devlet İsrail” sloganları atarak meşaleler yaktı.

Kalabalık grup, Roma Film Festivali'nin yapıldığı yere yürümek ve bu sırada İsrail'in Roma Büyükelçiliği'nin yakınından geçmek isteyince güvenlik güçleri müdahalede bulundu.

Polis, yürüyüş izni bulunmadığı gerekçesiyle barışçıl göstericilere önce copla, ardından tazyikli su sıkarak müdahale etti.

Güvenlik güçlerinin müdahalesi, Filistin destekçilerinin tepkisini çekti.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Cumartesi, Ekim 25, 2025 - 00:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

Ayşe Barım hakkındaki tutuklamaya yönelik yakalama kararı kaldırıldı

Gezi Parkı Direnişi’ni organize etmekle suçlanan ID İletişim sahibi menajer Ayşe Barım için Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) cezaevinde kalamayacağına dair rapor çıktı. Raporda Barım’ın “hastane şartlarında tedavisinin sürdürülmesinin uygun olduğu ve sağlık durumunun cezaevinde kalmaya uygun olmadığı” belirtildi. Bu gelişmenin ardından Barım hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı kaldırıldı.

T24’e konuşan Barım’ın avukatı Deniz Ketenci, raporun henüz UYAP’a düşmediğini ve polisin hâlâ Barım’ın kaldığı hastanede bulunduğunu aktardı.

Barım, 27 Ocak’ta tutuklanarak cezaevine gönderilmiş, 1 Ekim’de görülen duruşmada tahliye edilmiş ve ev hapsi kararı verilmişti. Savcılığın itirazına rağmen İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi yeniden tutuklama kararı vermiş, Barım aynı gün fenalaşarak hastaneye kaldırılmıştı. Doktorlar cezaevine gönderilmesine izin vermemişti.

22 Ekim tarihli ATK raporu, Barım’ın cezaevi koşullarında kalmasının sağlık açısından uygun olmadığını belirterek hastanede tedavi görmesinin gerekliliğine vurgu yaptı. Mahkeme de bu değerlendirme doğrultusunda yakalama kararını kaldırdı.

Independent Türkçe, T24

Adli Tıp Kurumu’nun cezaevinde kalamayacağı yönündeki raporu sonrası, menajer Ayşe Barım hakkındaki tutuklamaya yönelik yakalama kararı kaldırıldı
Cuma, Ekim 24, 2025 - 22:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Ayşe Barım hakkındaki tutuklamaya yönelik yakalama kararı kaldırıldı
copyright Independentturkish: 

İmamoğlu: Ekrem İmamoğlu’nu casuslukla suçlayanları son kez uyarıyorum: Kendinize gelin

Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ekrem İmamoğlu’nu casuslukla suçlayanları ve kumpas kurmaya çalışanları uyardı. Açıklamada, “Kendinize gelin, yol yakınken aklınızı başınıza alın! Bugün beni ‘hasım’ olarak görenler, sözüm size: Bir büyük yangın yolunun taşları döşeniyor ve bu yangın sadece benim için değil. Yarattığınız canavarın açtığı yolu, döşediği taşları tekrar tekrar düşünün. Bu akıl almaz hâli sona erdirmek ve demokrasiye sahip çıkmak, ülke bekası, toplum huzuru ve devlet ciddiyetinin gereğidir” ifadelerine yer verildi.

Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi sosyal medya hesabından Silivri'de Marmara Kapalı Hapishanesi'nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan casusluk soruşturmasına ilişkin şu açıklama yapıldı:

"Aziz milletim, iktidar ve yargısı kötülüğün, had bilmezliğin sınırlarını zorluyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, iktidarın onlara verdiği emir üzerine bu kez de hakkımda casusluk ithamıyla soruşturma açmış. 'Terör örgütüne yardım', 'yolsuzluk yapmak için örgüt kurmak' suçlamalarından sonra şimdi bir de casusluk yapmakla itham ediliyorum. Bu rezil kumpası tezgahlayanlara bir çift sözüm var.

Ben Ekrem İmamoğlu! Trabzon’da doğmuş büyümüş, Karadenizli Ekrem İmamoğlu. Bu cennet vatan uğruna canımı vermem gerekirse bir an için bile tereddüt etmem. Ay yıldızlı bayrağa her baktığımda yüreğim gururla dolar. Bu ülkenin selameti için çalışmayı en yüce değer bilirim. Ben mi casusum? Benden mi casus çıkaracaksınız? Hadi oradan!

"Şimdi de buna mı sarıldınız?"

Anladık, 'terör örgütüne yardım' dediniz bir şey çıkaramadınız, kimseyi ikna edemediniz. 'Yolsuzluk' dediniz, aylarca çalıştınız, onlarca suçsuz günahsız insanı hapsettiniz, iftiracılar yarattınız, bir şey çıkaramadınız. Bir şey çıkaramayınca, 'turpun büyüğü geliyor' diyerek hazırladığınız iddianameye koyacak bir şey bulamayınca, şimdi de buna mı sarıldınız? Milleti uydurma suçlamalarınızla ikna edemeyince şimdi bu çıkışı olmayan yola mı tevessül ettiniz?

Karşıma çıktığınız her seçimde yenilince ve bizimle rekabet edecek cesaretiniz kalmayınca, seçimlerde karşınıza çıkmamızı engellemek için şimdi de bu rezil kumpası mı tezgahladınız? Cumhurbaşkanı’nın kimlik numarası da dahil devletin bütün verilerini çaldıran siz, devletin bütün kurumlarının en hassas bilgilerinin başka ülkelerin eline geçmesine engel olamayan yine siz. Ama casusluk yapan ben öyle mi?

Unutmayın, bir dönem koyun koyuna olduğunuz FETÖ’nün yargısı da ülkemin onlarca şerefli subayını casuslukla itham etmiş, senelerce hapiste tutmuştu. Memleketin yüz akı askerlerine, gazetecilerine, düşünürlerine casusluk yapıyorlar denmişti. Ne oldu biliyorsunuz değil mi? Eski ortağınızın casuslukla itham ettikleri isimlerin hepsi onurlu vatandaşlar olarak dışarıda bugün. Onlara casus yaftasını yapıştırmaya yeltenen hakim ve savcılar ise ya hapiste ya da kaçtı.

"Kendinize gelin"

Ekrem İmamoğlu’nu casuslukla suçlayanları, kumpaslar, tuzaklar kurmaya çalışanları son kez uyarıyorum: Kendinize gelin, yol yakınken aklınızı başınıza alın! Bugün beni 'hasım' olarak görenler, sözüm size: Bir büyük yangın yolunun taşları döşeniyor ve bu yangın sadece benim için değil. Yarattığınız canavarın açtığı yolu, döşediği taşları tekrar tekrar düşünün. Bu akıl almaz hâli sona erdirmek ve demokrasiye sahip çıkmak, ülke bekası, toplum huzuru ve devlet ciddiyetinin gereğidir. Ve bu devletin savcılarını, emniyet ve istihbarat teşkilatını kendi siyasi çıkarı için kullanma cüreti gösteren kişiye sesleniyorum: Hz. Mevlana’yı da mı duymadın? 'Ey zulümle bir kuyu kazan. Sen kuyuyu kendin için kazıyorsun.'"

ANKA

Ekrem İmamoğlu, hakkında açılan casusluk soruşturmasına sosyal medya üzerinden tepki göstererek, kendisini suçlayanları “Kendinize gelin, yol yakınken aklınızı başınıza alın” sözleriyle uyardı
Cuma, Ekim 24, 2025 - 22:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
İmamoğlu: Ekrem İmamoğlu’nu casuslukla suçlayanları son kez uyarıyorum: Kendinize gelin
copyright Independentturkish: 

İstanbul Sulh Ceza Hakimliği TELE1’e kayyum atanmasına karar verdi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “casusluk” soruşturması kapsamında, TELE1 televizyon kanalına kayyum atanmasına karar verildi.

Başsavcılığın açıklamasına göre, TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın gözaltına alınmasının ardından, kanalı bünyesinde barındıran ABC Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık Anonim Şirketi’nin yönetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredildi.

Açıklamada, Yanardağ’ın “söz ve eylemleriyle soruşturmaya ilişkin birçok kez suç işlediği, TELE1 kanalını fiilen kullandığı ve resmi kayıtlarda şirket sahibi olarak görünen oğlu Alp Yanardağ üzerinden suça karıştığı” iddia edildi.

İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’nin kararıyla şirketin yönetimi kayyum heyetine devredildi.

Başsavcılığın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülmekte olan soruşturma kapsamında, TELE1 isimli TV kanalında genel yayın yönetmeni olan ve casusluk suçundan gözaltına alınan şüpheli Merdan Yanardağ’ın söz ve eylemleriyle birçok kez suç işlediği, kanalın fiili kullanıcısı olduğu, resmi kayıtlarda oğlu Alp Yanardağ’ın şirket sahibi olarak göründüğü, bu suçlarda da TELE1 isimli TV kanalını kullandığı gerekçesiyle kanalın sahibi olan ABC Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık Anonim Şirketi’ne, İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’nce bugün verilen kararla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verilmiştir.”

TELE1'e kayyım atanmasına Özel'den tepki: TELE1’i sustursanız, bu milleti susturamazsınız

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın TELE1 Televizyonu'na, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) yönetim kayyımı olarak atanmasına, sanal medya hesabından tepki gösterdi. Özel, "TELE1 emekçilerinin yanındayız. Siyaseti, sivil toplumu, iş-sanat dünyasını ve medyayı hedef alarak, herkese, 'Bir gün sıra size gelecek' diye korku salmaya çalışan darbecilere sesleniyorum. TELE1’i sustursanız, bu milleti susturamazsınız. Ne yaparsanız yapın, millete galip gelemezsiniz" dedi.

Özel, paylaşımında şunları kaydetti:

"Casusluk gibi deli saçması bir iddia üzerinden Merdan Yanardağ’ı suçlayıp TELE1’e kayyım atamak tam da bu iktidarın yapacağı iştir. TELE1, gerçekleri haber yapıp iftiraları hakikatle çürüttüğü için 19 Mart Darbecilerinin hedefi olmuştur. Hükmedemediği medyayı sansür etmek tam bir darbeci refleksidir. TELE1 emekçilerinin yanındayız. Siyaseti, sivil toplumu, iş-sanat dünyasını ve medyayı hedef alarak, herkese, 'Bir gün sıra size gelecek' diye korku salmaya çalışan darbecilere sesleniyorum, TELE1’i sustursanız, bu milleti susturamazsınız. Ne yaparsanız yapın, millete galip gelemezsiniz."

CHP’li Bulut’tan TELE1’e kayyum kararına tepki: Bu, halkın gerçeğe ulaşma hakkının gaspıdır

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın TELE1 Televizyonu’na Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) yönetim kayyumu olarak atanmasına tepki gösterdi. Bulut, “Bu karar, sadece bir televizyon kanalının hedef alınmasının ötesinde halkın gerçeğe ulaşma hakkının gasp edilmesidir. Basın, sarayın değil halkın sesidir. TELE1 susturulamaz, özgür basın teslim alınamaz” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, karara ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“TELE1’e kayyum atanması, basın özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına ve demokrasiye açık bir saldırıdır. Eleştiriden korktuğu için ekranları karartan iktidar, muhalif her sesi susturmak için devleti sopa gibi kullanmaktadır. Bu karar, sadece bir televizyon kanalının hedef alınmasının ötesinde halkın gerçeğe ulaşma hakkının gasp edilmesidir. Basın, sarayın değil halkın sesidir. TELE1 susturulamaz, özgür basın teslim alınamaz.”

Özgür Çelik’ten TELE1’e kayyum tepkisi: Kayyumlar gidecek, halk kalacak, halk kazanacak

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, TELE1 Televizyonu’na kayyum atanmasına tepki gösterdi. Çelik, “TELE1 ailesinin yanındayız. Kayyumlar gidecek. Halk kalacak. Halk kazanacak” dedi.

Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, karara karşı demokrasi ve basın özgürlüğü vurgusu yaptı. Açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Yalanlara, kumpaslara, hukukun eliyle siyaset dizaynına, özgürlüklere zincir vurulmasına teslim olmayacağız. TELE1 ailesinin yanındayız. Kayyumlar gidecek. Halk kalacak. Halk kazanacak.”

DEM Parti’li Beştaş’tan TELE1 kayyum kararına tepki: Gerçekler değiştirilemez

DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın TELE1 Televizyonu’na Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) yönetim kayyumu olarak atanmasına tepki gösterdi. Beştaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Ekranlar karartılarak, kayyum atanarak, gazeteciler gözaltına alınıp tutuklanarak gerçekler değiştirilemez. Saldırı altında olan hakikatlerdir, halkın haber alma hakkıdır, basın yayın özgürlüğüdür, toplumdur” ifadelerini kullandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ sabah saatlerinde polis ekiplerince gözaltına alınmıştı. Başsavcılık, Yanardağ’ın kanalı fiilen kullandığını ve şirketin resmi kayıtlarında sahibi olarak görünen oğlu Alp Yanardağ üzerinden suça karıştığını belirterek, TELE1’i bünyesinde barındıran ABC Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık A.Ş.’ye TMSF’nin yönetim kayyumu olarak atanmasına karar verdi.

Independent Türkçe

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “casusluk” soruşturması kapsamında, TELE1’in bağlı olduğu ABC Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık A.Ş.’ye kayyum atanmasına karar verildi
Cuma, Ekim 24, 2025 - 19:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: Tele1</p>

jw id: 
Taprcwxn
related nodes: 
Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında "casusluk" soruşturması
TELE1’e KJ soruşturmasında Merdan Yanardağ, İhsan Demir ve Musa Özuğurlu adli kontrol ile serbest bırakıldı
Type: 
SEO Title: 
İstanbul Sulh Ceza Hakimliği TELE1’e kayyum atanmasına karar verdi
copyright Independentturkish: 

Türk Telekom’un yeni Genel Müdürü eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin oldu

Türk Telekomünikasyon A.Ş., Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamayla, eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in 24 Ekim 2025 itibarıyla Genel Müdür olarak atandığını duyurdu.

Türk Telekom’un önceki Genel Müdürü Ümit Önal’ın Siber Güvenlik Başkanlığına atanmasının ardından, şirketin yeni genel müdürü Ebubekir Şahin oldu. Türk Telekom tarafından yapılan KAP açıklamasında, Şahin’in göreve 24 Ekim 2025 tarihi itibarıyla başladığı bildirildi.

Açıklamada, Şahin’in özgeçmişine de yer verildi. 1974 yılında Rize’nin Çayeli ilçesinde doğan Ebubekir Şahin, çeşitli bakanlıklarda üst düzey görevlerde bulundu. 2019-2023 yılları arasında Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanlığı görevini yürüten Şahin, evli ve iki çocuk babası olup İngilizce bilmektedir.

Öte yandan, RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in görev süresinin mevzuat gereği dolması nedeniyle bugün yapılan RTÜK Üst Kurulu toplantısında yeni başkan ve başkanvekili seçimi gerçekleştirildi. AK Parti kontenjanından RTÜK üyesi seçilen Mehmet Daniş, 5 oy alarak RTÜK Başkanı seçildi. Diğer aday İlhan Taşçı 4 oyda kaldı.

Yapılan seçim sonucunda, RTÜK Başkanvekilliği görevini sürdüren Orhan Karadaş ise mevcut görevine devam edecek.

Independent Türkçe

Türk Telekom, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yaptığı açıklamada eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in 24 Ekim 2025 itibarıyla Genel Müdür olarak atandığını duyurdu. Şahin, Ümit Önal’ın yerine göreve getirildi
Cuma, Ekim 24, 2025 - 19:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Türk Telekom’un yeni Genel Müdürü eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin oldu
copyright Independentturkish: 

Bakan Yumaklı: Ülkemizin gıda ihtiyacında herhangi bir risk söz konusu değil

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılı “Bitkisel Üretim 2. Tahmini” verilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, üretimde yaşanan düşüşün nedenlerini açıkladı. Yumaklı, “Bitkisel üretim tahmin verilerindeki düşüşte kuraklık ve zirai don etkili olmuştur. Güçlü stoklarımız ve ihtiyaç durumunda aldığımız etkili dış ticaret tedbirlerimiz sayesinde süreç kontrolümüz altındadır. Ülkemizin gıda ihtiyacında herhangi bir risk oluşması söz konusu değildir.” dedi.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Bakan Yumaklı, 2024-2025 üretim sezonunda yaşanan kuraklığın buğday, arpa, ayçiçeği ve mercimek gibi ürünlerde verim kayıplarına neden olduğunu belirtti.

Yumaklı, 10-13 Nisan tarihleri arasında yaşanan zirai donun 65 ilde etkili olduğunu, dört gün süren donun özellikle meyve üretiminde kayıpları artırdığını ifade etti. 2014’te yaşanan zirai don ve 2021’deki kuraklığın bitkisel üretime etkilerini hatırlatan Bakan Yumaklı, “Bu yıl her iki iklimsel olayın birlikte yaşanması nedeniyle etkiler daha şiddetli olmuştur.” dedi.

Tahmini verilerde yaşanan azalışın Türkiye’nin gıda arz güvenliğini etkilememesi için gerekli piyasa takibini yaptıklarını ve tüm tedbirleri aldıklarını vurgulayan Yumaklı, “Güçlü stoklarımız ve etkili dış ticaret politikalarımız sayesinde süreç kontrol altındadır.” ifadelerini kullandı.

“Üreticileri desteklemeye devam ediyoruz”

Bakan Yumaklı, üreticilerin iklimsel zorluklara karşı desteklenmeye devam ettiğini belirterek, 2026 yılında genel bütçeden tarıma 888 milyar lira kaynak ayrıldığını söyledi.

Bu bütçenin 168 milyar lirasının tarımsal destek programlarına, 190 milyar lirasının tarım yatırımlarına, 268 milyar lirasının ise kredi, KİT ve ihracat desteklerine ayrıldığını kaydeden Yumaklı, zirai don zararlarından etkilenen üreticilere toplam 46,5 milyar lira ödeme yapılacağını bildirdi.

Tarım sigortası olan üreticilere 23 milyar lira hasar tazminatı ödemesi yapıldığını belirten Yumaklı, “Şu ana kadar 19 milyar lira ödendi. Tarım sigortası bulunmayan ancak Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı üreticilerimize de 23,5 milyar lira destekleme ödemesi yapacağız. Bunun 13,4 milyar lirasını ödedik, kalan 10,1 milyar lirayı önümüzdeki günlerde ödeyeceğiz.” dedi.

Vatandaşlara da çağrıda bulunan Yumaklı, “Bugün açıklanan veriler üzerinden ülkemizin gıda ihtiyacının karşılanmasına dönük maksatlı yorum ve haberlere vatandaşlarımızın itibar etmemesini rica ederiz. Tarımsal üretimimiz ve gıda arz güvenliği tedbirlerimiz sayesinde vatandaşlarımızın gıda ihtiyacı sorunsuz şekilde karşılanmaya devam edecektir.” ifadelerini kullandı.

AA

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, kuraklık ve zirai don nedeniyle bitkisel üretimde düşüş yaşandığını belirterek, “Güçlü stoklarımız ve etkili dış ticaret tedbirlerimiz sayesinde süreç kontrolümüz altındadır
Cuma, Ekim 24, 2025 - 18:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Bakan Yumaklı: Ülkemizin gıda ihtiyacında herhangi bir risk söz konusu değil
copyright Independentturkish: 

İsrailli yerleşimciler Ramallah'ın doğusunda Filistinlilere ait araçları yaktı

Bir haberde, İsrailli yerleşimcilerin bu sabah erken saatlerde Ramallah'ın doğusundaki Deyr Dibvan kasabasında Filistinlilere ait araçları ateşe verdiği belirtildi.

Filistin Haber ve Enformasyon Ajansı'na (WAFA) göre yerel kaynaklar, bir grup yerleşimcinin kasabadaki tepelik alana saldırarak Filistinli evlerin önünde park halindeki birkaç aracı ateşe verdiğini ve önemli maddi hasara yol açtığını bildirdi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerinde, Filistinlilerin sivillerin ve mallarının korunmasını talep etmesi üzerine yerleşimci saldırılarında artış yaşanıyor.

Avrupa Birliği ve ABD'nin, Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimcilerin saldırılarını sert bir şekilde eleştirmesi ve işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te Filistinlilere yönelik ihlalleri nedeniyle aşırılıkçı yerleşimcilere ve üç örgüte yaptırım uygulaması dikkat çekicidir.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Batı Şeria'da yaklaşık 700 bin İsrailli yerleşimci ve 3 milyon Filistinli yaşıyor.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Cuma, Ekim 24, 2025 - 17:15
Main image: 

<p>Filistinli itfaiyeciler, 19 Ekim 2025'te Ramallah yakınlarındaki Batı Şeria'daki Turmus Ayya köyünde İsrailli yerleşimciler tarafından ateşe verilen bir araçtaki yangını söndürüyor / Fotoğraf: AFP</p>

related nodes: 
Hamas'tan Ben-Gvir'e tepki: Filistinlilere karşı sadist ve faşist tutumun göstergesi
Filistin'de radikalleşmenin temelinde İsrail politikaları yatıyor
Davutoğlu, Londra’da diplomatik temaslarda bulundu: Filistin’in tam egemen bir devlet olarak tanınacağı günler yakındır
Type: 
SEO Title: 
İsrailli yerleşimciler Ramallah'ın doğusunda Filistinlilere ait araçları yaktı
copyright Independentturkish: 

MİT’ten siber suç örgütüne operasyon: 12 kişiden 10’u tutuklandı

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT) ile Hızlı Geçiş Sistemi (HGS) adını kullanarak vatandaşları dolandıran organize siber suç örgütüne yönelik operasyon gerçekleştirdi. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında MİT, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın ortak çalışması sonucu 12 şüpheli yakalandı. Yakalanan kişilerden 10’u tutuklanarak cezaevine gönderildi.

MİT, Android cihazlara zararlı yazılım yükleyen siber suç örgütünü deşifre etti

MİT’in yaptığı istihbari çalışmalar, şüphelilerin Android işletim sistemine sahip mobil cihazlara zararlı yazılımlar yüklediklerini ortaya koydu. Bu yazılımlar sayesinde vatandaşların bilgisi dışında üçüncü şahıslara “Hızlı Geçiş Sistemi (HGS) borcunuz var” ve “PTT Kargo teslim alınmamış kargonuz var” şeklinde sahte SMS’ler gönderildi. Mesajlardaki bağlantılara tıklayan kişiler sahte internet sitelerine yönlendiriliyor ve kredi kartı bilgileri ele geçiriliyordu. 6 ay boyunca süren takip ile şüphelilerin faaliyetleri adım adım deşifre edildi.

Gürcistan bağlantıları takip ediliyor

MASAK tarafından çok sayıda banka ve kripto para hesabı incelendi. Teknik ve fiziki takipler sonucunda örgütün yapısı, bağlantıları ve kullandıkları yöntemler ortaya çıkarıldı. Örgütün, Gürcistan’daki uzantıları aracılığıyla Telegram kanalları üzerinden yönlendirildiği ve buradaki hesaplar üzerinden elde edilen gelirlerin uluslararası transfer ve kripto paraya çevrilerek aklandığı tespit edildi. MİT, Gürcistan’daki bağlantıların tespiti ve yakalanmasına yönelik çalışmalar başlattı.

6 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi

Soruşturma kapsamında İstanbul merkezli olarak İzmir, Van, Elazığ, Bingöl ve Hakkâri’de eş zamanlı operasyon düzenlendi. Şafak vakti gerçekleştirilen baskınlarda toplam 12 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 10’u tutuklanırken, 2’si serbest bırakıldı. Operasyon sırasında çok sayıda dijital materyal, kripto para cüzdanı, nakit para ve döviz ele geçirildi.

318 internet sitesi kapatıldı

Oltalama saldırıları ve dolandırıcılık faaliyetlerinde kullanıldığı belirlenen 318 internet sitesi erişime kapatıldı. Ayrıca, örgütün mobil cihazlara yüklediği zararlı yazılımları yönetmek için kullandığı özel kontrol paneli de ele geçirildi. Bu panel sayesinde telefonlar tamamen kontrol altına alınabiliyor; kullanıcıların bilgisi dışında SMS gönderilebiliyor, gelen ve giden çağrılar yönlendirilebiliyor, cihazın kamerası ve ekranı uzaktan izlenebiliyor, anlık konum bilgileri takip edilebiliyordu.

Klavye tuşlamaları ve hassas bilgiler ele geçiriliyordu

Panel üzerinden klavye tuşlamaları kaydediliyor, şifreler ve tek kullanımlık doğrulama kodları saldırganlara iletiliyordu. Bu yöntemle saldırılar sadece maddi kazanç amacıyla sınırlı kalmıyor, anlık konum takibi ve kamera görüntüleri kullanılarak şantaj yapılabiliyor, binlerce vatandaşın kredi kartı bilgileri ele geçiriliyordu. Örgütün faaliyetleri yurt dışındaki uzantıları üzerinden koordine edilerek casusluk amacıyla da kullanılıyordu.

"Siber dolandırıcıların peşini bırakmayacağız"

MİT, vatandaşların siber dolandırıcılar nedeniyle mağduriyet yaşamaması için her türlü imkan ve kabiliyetini kullanmaya devam edeceğini açıkladı. Yetkililer, siber suç örgütlerinin vatandaşların finansal güvenliğine ciddi tehdit oluşturduğunu vurgulayarak devletin tüm kurumlarının koordineli şekilde yürüttüğü mücadelenin kesintisiz devam edeceğini belirtti. Vatandaşlar ise güvenilmeyen kaynaklardan uygulama indirmemeleri, bilinmeyen bağlantılara tıklamamaları ve işlemlerini yalnızca resmi kanallar üzerinden gerçekleştirmeleri konusunda uyarıldı.

Independent Türkçe

Milli İstihbarat Teşkilatı, PTT ve HGS adıyla vatandaşları dolandıran siber suç örgütüne düzenlenen operasyonda 12 kişi gözaltına alındı, 10’u tutuklandı
Pazar, Ekim 5, 2025 - 13:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: Jandarma basın bülteni</p>

jw id: 
A1O5Ojok
Type: 
SEO Title: 
MİT’ten siber suç örgütüne operasyon: 12 kişiden 10’u tutuklandı
copyright Independentturkish: 

Yeni yargı paketi ile trafikte yol kesme ve silahla ateş etmeye hapis cezası geliyor

AK Parti’nin hazırladığı 11. Yargı Paketi’nde meskun mahalde silahla ateş edenlere ve trafikte yol kesenlere hapis cezası öngörülüyor. Teklifin önümüzdeki günlerde TBMM’ye sunulması planlanıyor.

AK Parti’li TBMM Adalet Komisyonu üyeleri ve hukukçu milletvekilleri, Grup Başkanı Abdullah Güler başkanlığında “11. Yargı Paketi” olarak bilinen kanun teklifi üzerindeki çalışmalarını tamamladı. Teklif, Türk Ceza Kanunu (TCK) başta olmak üzere bazı yasalarda değişiklikler öngörüyor.

Silahla ateş edenlere ceza artışı

Meskun mahalde silahla ateş edenler için verilen cezalar artırılacak. Mevcut yasada 6 ay olan alt sınır 1 yıla, 3 yıl olan üst sınır ise 5 yıla çıkarılacak. Böylece bu suçtan yargılanacak kişiler 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası alabilecek. Ayrıca, ses ve gaz fişeği atabilen “kurusıkı” silahlarla ateş edenler de 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak.

Düğün ve asker uğurlamalarında silahla ateşe caydırıcı düzenleme

Yeni düzenleme, düğün, nişan ve asker uğurlaması gibi toplumsal etkinliklerde silahla ateş etme olaylarını da kapsıyor. Bu tür etkinliklerde silah kullananlara verilecek cezalar yarı oranında artırılacak. Amaç, sık yaşanan ölüm ve yaralanmaların önüne geçmek ve caydırıcılığı artırmak.

Trafikte yol kesme eylemi ayrı suç olacak

11. Yargı Paketi ile trafikte yol kesme eylemi de müstakil bir suç olarak düzenlenecek. Hukuka aykırı biçimde bir aracı durduran veya hareket etmesini engelleyenler 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası alacak. Araçları bulundukları yerden başka bir yere götüren kişiler için ise 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.

Independent Türkçe

AK Parti’nin hazırladığı 11. Yargı Paketi’nde meskun mahalde silahla ateş edenlere ve trafikte yol kesenlere hapis cezası öngörülüyor. Teklifin önümüzdeki günlerde TBMM’ye sunulması planlanıyor
Pazar, Ekim 5, 2025 - 12:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Yeni yargı paketi ile trafikte yol kesme ve silahla ateş etmeye hapis cezası geliyor
copyright Independentturkish: 

8 ülkenin bakanlarından ortak bildiri: İki devletli çözüm ve Gazze’nin yeniden inşası için adım

Türkiye, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Pakistan, Suudi Arabistan, Katar ve Mısır Dışişleri Bakanları, bugün, Hamas’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki savaşın sona erdirilmesine ilişkin müzakerelerin başlatılması önerisini memnuniyetle karşıladı.

Sekiz ülkenin dışişleri bakanları, ortak açıklamada, Trump’ın İsrail’e yönelik bombardımanları derhal durdurma ve rehinelerle ilgili takas anlaşmasını uygulama çağrısını desteklediklerini bildirdi. Açıklamada, bu gelişmelerin kapsamlı ve sürdürülebilir bir ateşkese ulaşmak ve Gazze Şeridi’nde halkın karşı karşıya olduğu ağır insani koşulları ele almak için gerçek bir fırsat oluşturduğu vurgulandı.

Bakanlar, Hamas’ın Gazze’nin yönetimini bağımsız teknokratlardan oluşan geçici bir Filistin İdari Komitesi’ne devretmeye hazır olduğunu açıklamasını memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti. Önerinin uygulanmasına yönelik mekanizmalar üzerinde mutabakata varmak ve planın tüm unsurlarını ele almak için müzakerelerin derhal başlatılmasının önemine işaret ettiler.

Ortak açıklamada ayrıca, Gazze’deki savaşın derhal sona erdirilmesi, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması, Filistinlilerin yerlerinden edilmemesi, sivillerin güvenliğinin sağlanması, rehinelerin serbest bırakılması ve Filistin Yönetimi’nin Gazze’ye dönmesi çağrısı yapıldı. Bakanlar, Gazze ile Batı Şeria’nın birleştirilmesini güvence altına alacak kapsamlı bir anlaşmaya varılması, tarafların güvenliğini garanti altına alacak bir mekanizmanın kurulması, İsrail’in çekilmesi ve Gazze’nin yeniden inşasına yönelik ortak kararlılıklarını da yineledi.

Sekiz ülke, iki devletli çözüm temelinde adil bir barış yolunun tesis edilmesi için çalışmalarını sürdüreceklerini vurguladı.

Independent Türkçe

Sekiz ülkenin dışişleri bakanları, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesi, rehinelerin serbest bırakılması ve iki devletli çözüm için ortak adım atılacağını duyurdu
Pazar, Ekim 5, 2025 - 12:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
8 ülkenin bakanlarından ortak bildiri: İki devletli çözüm ve Gazze’nin yeniden inşası için adım
copyright Independentturkish: 

Kırmızı bültenle ve ulusal seviyede aranan 8 suçlu Türkiye'ye getirildi

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, NSosyal'deki hesabından yaptığı açıklamada, kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan O.A, S.Ö, Y.İ, A.A, H.D, T.T. ve ulusal seviyede aranan S.B. ile H.E'nin yakalanıp Türkiye'ye iadelerinin sağlandığını belirtti.

Bakan Yerlikaya, şunları kaydetti:

"Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı, İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele başkanlıkları ile Asayiş Daire Başkanlığınca yapılan koordineli çalışmalar sonucu 'yaralama, görevi yaptırmamak için direnme, hakaret ve hırsızlık' suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan O.A. isimli şahıs Gürcistan'da, 'kasten yaralama, nitelikli yağma ve banka veya kredi kartının kötüye kullanılması ve silahla tehdit' suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan S.Ö. isimli şahıs Gürcistan'da, 'uyuşturucu ve uyarıcı madde ithal etme' suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan Y.İ. isimli şahıs İran'da, 'kasten yaralama' suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan A.A. isimli şahıs Hırvatistan'da, 'çocuğun nitelikli cinsel istismarı' suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan H.D. isimli şahıs Almanya'da, 'cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yaralama' suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan T.T. isimli şahıs Arnavutluk'ta, 'kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma' suçlarından ulusal seviyede aranan S.B. isimli şahıs Gürcistan'da, 'uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama' suçundan ulusal seviyede aranan H.E. isimli şahıs Gürcistan'da yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı."

AA

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, kırmızı bültenle aranan 6 suçlu ile ulusal seviyede aranan 2 suçlunun Türkiye'ye getirildiğini duyurdu
Pazar, Ekim 5, 2025 - 11:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Kırmızı bültenle ve ulusal seviyede aranan 8 suçlu Türkiye'ye getirildi
copyright Independentturkish: 

CHP, 900’ün üzerinde delegenin imzasıyla olağanüstü kurultay için başvurdu: Kurultay 21 Eylül’de yapılacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 900’ün üzerinde delegenin imzasıyla olağanüstü kurultay yapılması için Çankaya İlçe Seçim Kurulu’na başvurdu. Kurultayın, 21 Eylül Pazar günü gerçekleştirileceği bildirildi.

Genel Başkan Özgür Özel imzasıyla yapılan başvuruda, kurultayın mevcut yönetim hakkında güven oylaması ile Genel Başkan ve Parti Meclisi seçimleri gündemiyle toplanacağı belirtildi.

Yaklaşık bir gün içinde doğal delegeler hariç 1200 delegenin 1000’e yakınının olağanüstü kurultay çağrısına ıslak imzayla destek verdiği ifade edildi. İmzalar, Çankaya İlçe Seçim Kurulu’na teslim edildi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, “Partimize yönelik kuşatmaya karşın delegelerimizin imzasıyla 21 Eylül 2025 tarihinde olağanüstü kurultayımızı gerçekleştireceğiz” açıklamasında bulundu.

Çiftçi'nin açıklaması şöyle: 

"Partimize yönelik kuşatmaya karşın delegelerimizin imzasıyla 21 Eylül 2025 tarihinde olağanüstü kurultayımızı gerçekleştireceğiz. Bu olağanüstü kurultay, yalnızca partimizin geleceğini değil; aynı zamanda Türkiye’de çok sesliliğe, çoğulculuğa ve demokratik siyasete duyulan inancı da yeniden ortaya koyacaktır. Delegelerimizin iradesiyle alınan bu karar, iktidarın tüm müdahale girişimlerine karşı Cumhuriyet Halk Partisi’nin dimdik ayakta olduğunun en güçlü kanıtıdır."

kurultay

Independent Türkçe

CHP, 900’ü aşkın delegenin imzasıyla Çankaya İlçe Seçim Kurulu’na başvurdu. Olağanüstü kurultay 21 Eylül’de yapılacak
Cumartesi, Eylül 6, 2025 - 00:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
CHP, 900’ün üzerinde delegenin imzasıyla olağanüstü kurultay için başvurdu: Kurultay 21 Eylül’de yapılacak
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Özel Tüketim Vergisi ve silah taşıma harç tutarlarına yönelik karar Resmi Gazete’de yayımlandı

Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli bazı malların özel tüketim vergisi oranları ve silah taşıma müsade vesikaları harç tutarlarının yeniden tespiti hakkındaki kararlar Resmi Gazete’de yayımlandı.

Resmi Gazete'de yer alan 10363 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 18 Gros tonilatoyu geçmeyen gezinti gemilerinde %0 olan ÖTV %8'e, yolcu ve gezinti gemilerinde %0 olan ÖTV %8'e, yatlar, kotralar, tekneler ve gezinti gemilerinde %0 olan ÖTV %8'e Yükseltildi.

10362 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile de Resmi makamlar tarafından gerçek kişilere verilecek silah taşıma müsaade vesikaları (Her yıl için) harç tutarı 15.800,40 TL'den 31.600 TL'ye, Bulundurma vesikaları 25.282,70 TL'den 50.565 TL'ye Özel kanuna göre verilecek yivsiz tüfek ruhsatnameleri 611,20 TL'den 1.225 TL'ye yükseldi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Naci İnci’yi yeniden Boğaziçi Üniversitesi Rektörü olarak atadı

Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, 2021 yılından bu yana Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü görevini sürdüren Prof. Dr. Naci İnci, bir dönem daha aynı görevde kalacak.

Atama kararlarıyla birlikte 4 üniversiteye daha yeni rektörler görevlendirildi. Buna göre; Marmara Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Dr. Mehmet Emin Okur, İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Dr. Selim Karahasanoğlu, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Dr. Adem Aslan ve Demiroğlu Bilim Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Dr. Çavlan Çiftçi atandı


Trump, Savunma Bakanlığı’nı "Savaş Bakanlığı" olarak değiştiren kararnameyi imzaladı

ABD Başkanı Donald Trump, Savunma Bakanlığı’nın adının "Savaş Bakanlığı" olarak değiştirilmesini öngören başkanlık kararnamesini imzaladı.

ABD Başkanı Trump, Oval Ofis'te düzenlediği basın toplantısında Pentagon'un yeni yapılanmasına ilişkin yeni bir adım attıklarını duyurdu.

Trump, Savunma Bakanlığı’nın adının bundan sonra "Savaş Bakanlığı" olarak değiştirilmesini öngören bir başkanlık kararnamesine imza atarken, bunun için gerekli yasal düzenlemenin yapılması için Kongre'ye taleplerini sunacaklarını belirtti.

ABD Başkanı, "Birinci Dünya Savaşı'nı kazandık, İkinci Dünya Savaşı'nı kazandık. Ondan önce ve arasında da her şeyi kazandık. Sonra bakanlığın adını Savunma Bakanlığı diye değiştirdik. Artık şimdi Savaş Bakanlığı adını veriyoruz." değerlendirmesini yaptı.

Trump ayrıca, salonda bulunan Savunma Bakanı Pete Hegseth'e seslenerek, "Pete Hegseth'i Savaş Bakanı olarak çağıracağım." dedi.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Cumartesi, Eylül 6, 2025 - 00:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunan 3 avukata "Cumhurbaşkanı'na hakaret" suçundan dava açıldı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik suç duyurusunda bulunan Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) avukatları Ali Serdar Çıngı, Fettah Ayhan Erkan ve Pınar Akbina Karaman hakkında “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı.

HKP’li avukatlar, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddialarına dayanarak, “15 Temmuz darbe girişiminin ardından devlet envanterinde kayıtlı olmayan kalaşnikof silahların AKP Gençlik Kolları’na ait bir araçla sivillere dağıtıldığı” yönündeki ifadeleri gerekçe göstererek, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve 6 kişi hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. Ancak bu başvuru, savcılık tarafından “soruşturmaya yer olmadığına” karar verilerek kapatılmıştı.

Buna ek olarak HKP avukatları, gazeteci Barış Terkoğlu’nun gündeme getirdiği ve suç örgütü lideri Adnan Oktar’a yakınlığıyla bilinen Abdülkerim Murat Atik’in Cumhurbaşkanı kararnamesiyle TCDD Genel Müdürlüğü’ne atanmasına ilişkin olarak da Erdoğan ve Atik hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. Bu başvuru da takipsizlikle sonuçlanmıştı.

ANKA Haber Ajansı’nın edindiği bilgiye göre, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, suç duyurusu dilekçelerinde “Cumhurbaşkanı’na hakaret” edildiği gerekçesiyle avukatlar Ali Serdar Çıngı, Fettah Ayhan Erkan ve Pınar Akbina Karaman hakkında iddianame hazırladı.

İddianamede, delil olarak avukatların İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sundukları suç duyurusu dilekçeleri gösterildi. Ayrıca Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 8 Ağustos 2025 tarihli “olur” yazısıyla avukatlar hakkında kovuşturma izni verildi.

Dosya, yargılama yapılmak üzere İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

ANKA

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, HKP avukatları hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret gerekçesiyle dava açtı
Cuma, Eylül 5, 2025 - 23:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunan 3 avukata "Cumhurbaşkanı'na hakaret" suçundan dava açıldı
copyright Independentturkish: 

İsrail 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'da 19 bin Filistinliyi gözaltına aldı

Filistin Esirler Cemiyetinden yapılan açıklamada, Batı Şeria'daki gözaltılar ve hapishanelerdeki Filistinlilerin sayısına ilişkin bilgi verildi.

İsrail'in Gazze'ye düzenlediği saldırılarda son 24 saatte 69 Filistinli hayatını kaybetti

İsrail'in Gazze'ye saldırı başlattığı 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'da da yaklaşık 19 bin Filistinlinin gözaltına alındığı ve bu sayının Gazzelileri kapsamadığı ifade edildi.

Gözaltına alınanlardan 585'inin kadın, 1550'den fazlasının ise çocuk olduğu kaydedildi.

7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail hapishanelerinde 46'sı Gazze'den olmak üzere 77 Filistinlinin hayatını kaybettiğine, hapishanelerde ölen ancak kimlikleri açıklanmayan daha onlarca Gazzeli olduğuna işaret edildi.

İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutukluların sayısının eylül başı itibarıyla 49'u kadın, 400'ü çocuk olmak üzere yaklaşık 11 bin 100'ü bulduğu, 3 bin 577 Filistinlinin de idari tutuklu olduğu kaydedildi.

AA

İsrail ordusunun, 7 Ekim 2023’te Gazze’ye saldırı başlatmasının ardından işgal altındaki Batı Şeria’da 19 bin Filistinliyi gözaltına aldığı bildirildi
Cuma, Eylül 5, 2025 - 22:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
İsrail 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'da 19 bin Filistinliyi gözaltına aldı
copyright Independentturkish: 

CHP 39. Olağan Kurultay tarihini belirlemeye hazırlanıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin İstanbul İl Yönetimi’ni geçici olarak görevden almasının ardından, 39. Olağan Kurultay tarihini ilan etmeye hazırlanıyor. ANKA Haber Ajansı’nın parti kaynaklarından edindiği bilgiye göre, Parti Meclisi (PM) 9 Eylül Salı günü, partinin kuruluş yıldönümünde toplanacak ve Kurultay tarihi kararlaştırılacak. Kurultayın Kasım ayının üçüncü veya dördüncü haftasında yapılması planlanıyor.

CHP, 38. Olağan Kurultay’ın ardından siyasi süreçte yaşanan tartışmalar ve şaibe iddialarıyla mücadele ederken, İstanbul İl Yönetimi’nin geçici olarak görevden alınmasıyla yeni bir döneme girdi. Partinin Cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edilen Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart’ta tutuklanmasının ardından belediye başkanları ve bürokratlara yönelik operasyonlar da partinin gündeminde önemli yer tutuyor.

ANKA Haber Ajansı’na bilgi veren parti kaynakları, İstanbul’dan çıkan karar ve 15 Eylül’de Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülecek davanın olası sonuçlarını değerlendiren CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve kurmaylarının, 39. Olağan Kurultay tarihini önceden açıklayarak olası kararların siyasi etkisini sınırlamayı hedeflediğini belirtti.

Bu doğrultuda, partinin kuruluş yıldönümünde yapılacak PM toplantısında 39. Olağan Kurultay tarihinin belirlenmesi bekleniyor. Parti kurmayları, Kasım ayının üçüncü veya dördüncü haftasında gerçekleştirilecek kurultayın kesinleşmesine yönelik öneri sunacak. PM’de yapılacak müzakerelerin ardından Kurultay tarihinin ilan edilmesi bekleniyor.

CHP yönetimi, 15 Eylül’deki davadan önce kurultay tarihinin belirlenmesinin, mahkeme kararının siyasi sonuç doğurmasını önleyeceğini, karar ne olursa olsun Kasım ayında Kurultay’ın yapılmasının engellenemeyeceğini savunuyor.

ANKA

CHP, İstanbul İl Yönetimi’nin geçici olarak görevden alınmasının ardından 39. Olağan Kurultay tarihini belirlemek için 9 Eylül’de Parti Meclisi toplantısı yapacak
Cuma, Eylül 5, 2025 - 21:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
CHP 39. Olağan Kurultay tarihini belirlemeye hazırlanıyor
copyright Independentturkish: 

Can Dündar’ın “CHP için tek yol sokak” çağrısı sonrası YouTube kanalına erişim engeli getirildi

Gazeteci ve yazar Can Dündar’ın YouTube kanalı, İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararıyla “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişime engellendi. Karar, internet servis sağlayıcılarına iletildi, ancak 5 Eylül 2025 itibarıyla YouTube, kanalı Türkiye’den henüz erişime kapatmadı.

Engelleme kararı, Dündar’ın CHP İstanbul İl Başkanlığı’na kayyım atanması sürecini değerlendirdiği ve partinin “sokakta mücadele” çağrısı yaptığı “Tek yol kaldı: Sokak” başlıklı videosunun ardından geldi. Söz konusu videoda Dündar, CHP yönetiminin mahkeme kararını yok sayma yönünde adım attığını belirterek, partinin kitle desteğiyle hareket etmesi gerektiğini ifade etmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, videonun “milli güvenliği tehdit ettiği” iddiasıyla soruşturma başlattı. Mahkeme, Türkiye’nin İnternet Kanunu’nun 8/A maddesine dayanarak kanala erişim engeli getirdi. Kararın hangi spesifik içeriklere dayandığı resmi olarak açıklanmadı.

Engelli Web verilerine göre, Türkiye’de dijital platformlara getirilen erişim engelleri son yıllarda sıklaşırken, hukuki süreçlerde şeffaflık eksikliği dikkat çekiyor. 2024 raporunda Türkiye’deki dijital sansür uygulamaları “Kafkaesk” bir boyuta ulaştığı belirtilmişti.

Türkiye, Reporters Without Borders’ın 2025 Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 159. sırada yer alıyor. Son yıllarda YouTube, Twitter ve Wikipedia gibi platformlara erişim engelleri uygulanırken, geçmişte benzer engellemeler Anayasa Mahkemesi tarafından ifade özgürlüğüne aykırı bulunarak kaldırılmıştı.

Independent Türkçe

Can Dündar’ın CHP’ye yönelik “sokakta mücadele” çağrısı içeren videosunun ardından, İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla YouTube kanalı milli güvenlik gerekçesiyle erişime kapatıldı
Cuma, Eylül 5, 2025 - 21:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Can Dündar’ın “CHP için tek yol sokak” çağrısı sonrası YouTube kanalına erişim engeli getirildi
copyright Independentturkish: 

Arap Birliği: İsrail'in Suriye ve Lübnan'a yönelik saldırılarını reddediyoruz

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) başkanlığında dün Mısır'ın başkenti Kahire'deki Arap Birliği Genel Sekreterliğinde düzenlenen Arap Birliği 164. Olağan Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısında alınan bazı karar ve tavsiyeler Mısır resmi haber ajansı MENA'da yayımlandı.

MENA'nın haberine göre, Konsey toplantısında, Suriye'nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve istikrarının desteklendiği, haklarının ihlal edilmesi ve ulusal güvenliğini baltalama girişimlerinin ise reddedildiği vurgulandı.

Suriye devleti ve halkının çeşitli zorluklarla mücadelesine destek olma konusunda ortak Arap çabalarının sürdüğü yinelenirken, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik tekrarlanan saldırıları sert bir dille kınandı.

Bu uygulamalar, "Suriye'nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün yanı sıra uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın açık bir ihlali" olarak değerlendirdi.

Uluslararası topluma, Suriye'nin birliğini ve toprakları üzerindeki tam egemenliğini güçlendirecek ve Suriyeli mültecilerin evlerine güvenli ve onurlu bir şekilde dönmeleri için gerekli koşulların sağlanmasına katkıda bulunacak kapsamlı yeniden inşa planlarına destek çağrısı yapıldı.

Lübnan'da silahların devletin tekelinde toplanması kararına destek

Arap Birliği 164. Olağan Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısında, İsrail'in Lübnan'a saldırıları da ele alındı.

Lübnan'ın egemenliğinin, bağımsızlığının, birliğinin ve toprak bütünlüğünün desteklendiği vurgulandı.

İsrail'in Lübnan topraklarına yönelik tekrarlanan saldırılarının sert bir dille kınandığı toplantıda, söz konusu saldırıların Lübnan'ın egemenliğinin ve uluslararası hukuk ile BM Şartı'nın açıkça ihlali olduğu kaydedildi.

Uluslararası topluma, devam eden ihlalleri durdurmak ve artan İsrail tehditleri karşısında Lübnan'a destek olmak için "acilen harekete geçme" çağrısında bulunuldu.

Lübnan hükümetinin, ülkedeki silahların devletin tekelinde toplanması kararının desteklendiği bildirildi.

Toplantıda ayrıca, "Basra Körfezi, Umman Denizi ve Arap Denizi'nde deniz seyrüseferinin emniyet ve güvenliğinin sağlanması, enerji tedarik hatlarının güvence altına alınması" çağrısında bulunuldu.

AA

Arap Birliği, Suriye ile Lübnan'ın egemenliğini ve birliğini desteklediğini, İsrail'in bu ülkelere yönelik saldırılarını reddettiğini bildirdi
Cuma, Eylül 5, 2025 - 20:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: Arşiv AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Arap Birliği: İsrail'in Suriye ve Lübnan'a yönelik saldırılarını reddediyoruz
copyright Independentturkish: 

AK Parti Sözcüsü Çelik'ten CHP İstanbul İl Başkanlığı kararıyla ilgili açıklama: Kayyum değil, yargı süreci devam ediyor

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP İstanbul İl Başkanlığı yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına ilişkin, "Biz, siyasi partilerin bu şekilde gündeme gelmesini istemeyiz ama siyasi partiler açısından herhangi bir usulsüzlük varsa da bunu mahkemenin tespit etmesi ve bununla ilgili adım atması da işleyen yargı süreciyle ilgilidir." dedi.

Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı'nın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Çelik, İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin, CHP'nin 38. Olağan İstanbul İl Kongresi'nde seçilen yönetimi tedbiren görevden uzaklaştırmasına ve geçici yönetim kurulunun atanmasına ilişkin kararına değindi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Yargı süreci devam ediyor"

CHP'nin İstanbul Kongresi'ne ilişkin İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada verilen ara kararla ilgili soruyu da yanıtlayan Çelik, konunun MYK'da gündeme gelmediğini söyledi.

Ömer Çelik, şunları kaydetti:

"Nihayetinde mahkeme ile ilgili bir süreç. Orada sadece bazı yayınlarda 'Kayyum atandı.' falan deniyor. Halbuki yargı süreci gördüğümüz kadarıyla devam ediyor. İhtiyati tedbir kararı almış orada mahkeme ve daha önceki bir CHP il yönetimini tekrar atamış. Bir öncekinde siyasi yasaklılık durumu olduğu içindir belki o. Onu mahkemenin nasıl takdir ettiğini bilemiyorum ama bu ihtiyati tedbir olarak gündeme gelmiş bir şey.

Biz, siyasi partilerin bu şekilde gündeme gelmesini istemeyiz ama siyasi partiler açısından herhangi bir usulsüzlük varsa da bunu mahkemenin tespit etmesi ve bununla ilgili adım atması da işleyen yargı süreciyle ilgilidir. O bakımdan onunla ilgili herhangi bir detay değerlendirme yapmamız doğru değil ama görüldüğü kadarıyla CHP yönetimi alınmış ve daha önceki bir CHP il yönetimi oraya ihtiyati tedbir açısından kayyum olarak değil koyulmuş yani yargı süreci devam ediyor. İtiraz süreci devam ediyor, biz de onu takip ediyoruz."

"Türkiye'nin savunma sanayisinin geldiği noktayı manşetlerinden indiremiyorlar"

Ömer Çelik, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı içinde barındıran Zafer Haftası kapsamında birçok önemli gelişmenin de yaşandığına dikkati çekerek, "En önemlilerinin başında Çelik Kubbe ile ilgili geldiğimiz nokta söz konusu oldu. Bütün dünyada yankılandığı gibi ülkemizin savunması açısından da son derece önemli bir eşik geçilmiş oldu. Görüldüğü gibi geçmişte sıradan bir tabanca almak için başvurduğumuzda bize bunları bile vermeyenler, ambargo uygulayanlar bugün Türkiye'nin savunma sanayisinin geldiği noktayı manşetlerinden indiremiyorlar. Tabii bizim savunma sanayimiz kimse için bir tehdit değil. Kendi milli güvenliğimiz için bunu gerçekleştiriyoruz, bu başarılara imza atıyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Biz yapabiliriz, daha iyisini de yaparız" şeklinde tüm kurumlara bir vizyon aşıladığını işaret eden Çelik, "Geldiğimiz noktada, dünyanın barbarlık tarafından teslim alınmaya çalışıldığı ve Türkiye'nin etrafında neredeyse dünyadaki çatışmaların yüzde 70'e yakınının gerçekleştiği bir ortamda ve büyük potansiyel krizlerin var olduğu bir ortamda, savunma sanayimizin geldiği nokta tabii ki gurur vericidir. Bu bakımdan Çelik Kubbe'nin dünyada bu kadar yankılanması, herkesin aslında bütün bu meseleleri hem okumakta hem de bunlara karşı savunma sanayi açısından somut tedbir almakta çok geç kaldıklarını itiraf ettiği bir noktada Türkiye'nin öngörüsünün, Cumhurbaşkanımızın vizyonunun Türkiye'yi içinde tuttuğu hattın ne kadar kıymetli olduğu bir kere daha görülmektedir." diye konuştu.

"Türkiye'nin gücü kimse için tehdit değildir"

Çelik, bazı komşu ülkelerin, Türkiye'nin yerli entegre hava savunma sistemi Çelik Kubbe'ye dair endişeli açıklamalarına ilişkin şunları kaydetti:

"Tabii bazı komşu ülkeler, Türkiye'nin Çelik Kubbe'de attığı imzanın kendileri için tehdit oluşturduğunu söylüyor. Onlara bir kere daha ifade ediyoruz, Türkiye'nin gücü kimse için tehdit değildir. Türkiye'nin gücü barışın teminatıdır. Ama Ege'de, Akdeniz'de, başka yerlerde hiç kimsenin yanlış işler peşinde koşmaması lazım. Meseleleri masada, müzakereyle, diplomasiyle halletmemiz lazım. Bu işlerin sahaya kalmaması lazım. Dünyanın zaten büyük streslerle yüklü olduğu, büyük fay hatlarının tetiklendiği bir dönemde daha fazla strese ve fay hattının tetiklenmesine gerek yok. Onun için biz komşularımızla barış içerisinde ve 'herkesin güvenliği bizim güvenliğimizdir, herkesin refahı bizim refahımızdır' ilkesiyle hareket ediyoruz. Kimsenin güvenliğinde bir zaafa düşmesini, kimsenin refahtan mahrum kalmasını arzu etmiyoruz. Topyekun bir barış, topyekun bir refah peşinde koşuyoruz."

Geçmişte, Suriye'deki olaylar ve haricen yaşanan olaylar sebebiyle pek çok ülke tarafından Akdeniz'e savaş gemisi gönderildiğini hatırlatan Çelik, Mavi Vatan vurgusunun ve bu konuda atılan adımların son derece önemli olduğuna değindi.

Çelik, şöyle devam etti:

"Bu sene TEKNOFEST gençliğini Mavi Vatan'la buluşturan TEKNOFEST Mavi Vatan'ın hayata geçirilmesi de bu konudaki gelişmelerin gün yüzüne çıkması, gençlerimizin bu alandaki çalışmalarının teşvik edilmesi bakımından son derece önemlidir. Milli Savunma Bakanlığı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'yla birlikte TEKNOFEST'in bu sene Deniz Kuvvetleri'mizle birlikte böylesine kapsamlı bir şekilde yapılmış olması, aslında Türkiye'nin 'mavi vatan' vurgusu ve 'mavi vatan'ın geleceğine dönük olarak etrafımızdaki denizlerde oluşan kaynamalara karşı, daha büyük meydan okumalara karşı hazırlıkları açısında da son derece önemlidir. Burada gençlerin yaptığı çalışmalar, orada ortaya konulan icatlar, kazanımlar geleceğe denizlerde de damga vuracağımızı göstermesi bakımından önemlidir. Tabii sık sık kahraman Silahlı Kuvvetlerimize gerek devlet kurumlarımız tarafından, savunma sanayi kurumlarımız tarafından, gerek diğer alanlarda bu teslimatların yapılması, bunların birleşik ve entegre bir şekilde gündeme gelmesi, önümüzdeki dönemin önümüze gelecek meydan okumaları açısından son derece kıymetli sonuçlar doğuracaktır."

"Terörsüz Türkiye" süreci

Terörsüz Türkiye konusunun her zaman gündemlerinde olduğunu belirten Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın MYK'nin açılış konuşmasında bu noktaya değindiğini aktardı.

Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin tarihi çağrısı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın devlet başkanı olarak koyduğu iradeyle Cumhur İttifakı'nın bu konuda yekpare bir şekilde bu konuyu sonuca ulaştırmaya kararlı olduğunu söyledi.

Cumhur İttifakı'nın buradaki duruşunun net bir şekilde bütün gelişmelerle doğrulandığını ve ne kadar kıymeti olduğunun görüldüğünü ifade eden Çelik, şunları kaydetti:

"Cumhur İttifakı'nın yanı sıra Cumhurbaşkanımızın devlet kurumlarına talimat vermesiyle birlikte bu süreç aynı zamanda bir devlet politikası haline gelmiştir. TBMM'de, PKK terör örgütünün fesih ve silah bırakması ile ilgili yol haritası oluşturması ve yasal dayanak oluşturması ile ilgili bir komisyonun kurulmuş olması, yüce Meclisin, siyasi partilerin desteğini de alacak şekilde sürecin yürütülmesine imkan vermektir. Komisyonun asıl odağının PKK'nın feshi ve silah bırakması olduğunu gözden kaçırmamak gerekiyor. Bunun dışında başka konuların öne çıkarılmaya çalışılması, PKK'nın fesih ve silah bırakılması gündeminin perdelenmesi, örtülmesi ya da aksatılmasına dönük birtakım gündemler ve ajandalar olarak gündeme gelmektedir. Odağı bu işin silah bırakma ve fesih sürecinin gerçekleşmesidir.

Burada da PKK terör örgütünün bütün şube ve uzantılarıyla, bütün illegal yapılarıyla, bütün finans odaklarıyla ve propaganda merkezleriyle, bu Terörsüz Türkiye ve aynı zamanda terörsüz bölge sürecine uygun olarak yapılan çağrılar çerçevesinde silah bırakması ve kendisini feshetmesi gerekir. Bunun dışında herhangi bir şekilde bu odağın kaybına yol açacak davranışların, aslında Terörsüz Türkiye'ye söylemini kullanmakla birlikte bu süreci akamete uğratacak davranışlar ve söylemler olduğunu ifade etmek isteriz."

Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bugün MYK toplantısının açılış konuşmasında bu konuda, bazılarının odak kaybı yaşadığını, bunun yaşanmaması gerektiğini ifade ettiğini söyledi.

"Yüzünü Ankara'ya ve Şam'a dönenler kazanacaktır"

Bahçeli'nin bugün Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ile Suriye konusunda yaptığı açıklamaların son derece önemli olduğuna işaret eden Çelik, "Biz 'Terörsüz Türkiye' derken, PKK'nın şu adres ya da bu adresinin değil, bütün adreslerinin, bütün şube ve uzantılarının, Avrupa'daki birtakım legal görünümlü yapılarının ve illegal yapılanmalarının tamamının feshedilmesi gerektiğini ve silah bırakılması gerektiğini daha bu sürecin başında ifade ettik. Bu sürecin başında bundan bunu anladığımızı ve bunun anlaşılması gerektiğini söyledik ama bunun dışındaki yaklaşımlar olursa, bu gerçekten Terörsüz Türkiye sürecine, terörsüz bölge sürecine zarar verir." diye konuştu.

Terörsüz Türkiye süreci ile terörsüz bölge sürecinin iki ayrı süreç olmadığını vurgulayan Çelik, bunların entegre süreçler olduğunu, bu iki süreci birbirinden ayırmanın sağlıklı bir yaklaşım olmadığını belirtti.

AK Parti Sözcüsü Çelik, şunları ifade etti:

"Bölgede özellikle Suriye'de net bir şekilde gözlemliyoruz, silah bırakmaktan kaçınmak, Suriye'deki merkezi yapıyı sabote edecek davranışlar içerisine girmek ve Türkiye'deki Terörsüz Türkiye sürecinden ve terörsüz bölge sürecinden kendisini ayrıştırmak, kendisine başka pozisyon belirlemek, bununla birlikte silahlanmak şeklindeki davranışların bütün bu sürece karşı davranışlar olarak kodlanması gerektiğini değerlendiriyoruz. Cumhurbaşkanımızın, 'Yüzünü Ankara'ya ve Şam'a dönenler kazanacaktır.' ifadesinin anlamı budur. Yine bugün MYK'mız başlarken, Sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı açıklamada son derece önemli bir cümle var. Deniyor ki orada Sayın Bahçeli tarafından, 'Bu süreci akamete uğratmaya çalışanlar, Suriye'de başka bir plan peşinde koşanlar esasında terörsüz bölge sürecinin değil, siyonizmin planının parçası durumuna düşeceklerdir.' Şimdi burada bunları söylediğimiz zaman birileri tutuyor diyor ki 'Kürtlerin kazanımlarına karşı bir şeyler söylüyorsunuz.'

Hayır, hiçbir terör örgütünün varlığı ya da hiçbir terör örgütünün birileri tarafından desteklenmesi Kürtlerin kazanımı değildir, Türklerin kazanımı değildir, Arapların kazanımı değildir, Sünnilerin kazanımı değildir, Alevilerin kazanımı değildir, Dürzilerin, Nusayrilerin, Şiilerin hiç kimsenin kazanımı değildir. Hiç kimse herhangi bir terör örgütünün varlığını ya da birileriyle iş tutmasını, kendi kimliğinin, kendi aidiyetinin, kendi mensubiyetinin, kendi siyasal kimliğinin, etnik kimliğinin, mezhebi kimliğinin kazanımı olarak görmemelidir, terörün kimseye kazandıracağı bir şey yoktur."

"Vatandaşlarımız müsterih olsunlar"

Çelik, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini sonuca erdirmekte, hedeflerine ulaştırmakta kararlı olduklarının altını çizdi.

Buna dönük birtakım devletlerin örtülü operasyonlarını, silah bırakması gerekenlerin açıklamalarının arkasındaki organizasyonları gördüklerini belirten Çelik, Türkiye'nin, yakın bölgedeki herkesin kazanımı için terör örgütlerinin silah bırakması ve terör gündeminin ortadan kalkması gerektiğini ifade etti.

Türkiye'nin yıllar içinde demokrasiyle, birtakım reformlarla büyük yol aldığını, mesafeler kat ettiğini dile getiren Çelik, "Vatandaşlarımız müsterih olsunlar, en baştan itibaren söyledik. Bu meselelere bakışımız, Terörsüz Türkiye'ye ulaşma hedefinde esas bunun şemsiyesi, tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ilkesidir. Bunlardan taviz yoktur, bunlarla ilgili bir pazarlık yoktur, bunlarla ilgili bir müzakere yoktur. Devletin nitelikleriyle ilgili ve milletin değerleriyle ilgili herhangi bir pazarlık söz konusu değildir."

"Türkiye Cumhuriyeti, gündemine hakimdir"

"Türkiye Yüzyılı" buluşmaları kapsamında yapılan anketler ve "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin toplumdaki bakış açısı ve tablonun sorulması üzerine Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Biz, vatandaşlarımızla buluşuyoruz, vatandaşlarımızın tabii ki soruları oluyor, cevap vermekle mükellefiz. Vatandaşlarımızın soruları oluyor, kaygıları oluyor, eleştirileri oluyor, geleceğe dönük uyarları oluyor. Hepsini not ediyoruz, başımızın üstünde yeri var çünkü memleketin sahibi ve bütün bu süreçlerin sahibi millettir. Gittiğimiz yerlerde bu sorulara tabii ki açık yüreklilikle cevap veriyoruz. Kameraların önünde de veriyoruz ama aynı zamanda vatandaşlarımızın Sayın Cumhurbaşkanı'mıza ve Sayın Bahçeli'ye dönük yüksek güvenlerini de görüyoruz. Onların yanlış yapmayacağını, devlet ve millet aleyhine herhangi bir işe izin vermeyeceğini net bir şekilde vatandaşlarımızın vurguladıklarını da görüyoruz. Bu süreçler doğası gereği işin içinde siyasetin olduğu, devlet kurumlarının çalıştığı, sahada bir sürü gelişmenin olduğu süreçler.

Tabii ki birtakım başka devletlerin sabotajlarına da dikkat etmek gerekiyor. Geçmişte de bu tecrübeleri yaşadık. Bu açılardan baktığımızda biz çok yönlü, çok kapsamlı, iyi çalışılmış, tarihi dersleri çıkarılmış, bundan sonrasının nereye gitmesi gerektiği konusunda kafamızın berrak olduğu, hem askeri hem istihbari hem siyasi hem toplumsal boyutunun çok yönlü olarak ele alındığı bir süreçtir."

Türk-Kürt kardeşliği ile terörün ilgisinin olmadığına dikkati çeken Çelik, terörün ayrı bir mesele olduğunu vurguladı.

Terörün bunca yıl içinde Türk ile Kürt kardeşliğinin arasına giremediğine dikkati çeken Çelik, "Türkiye'de Türk ile Kürt arasına kimse girememiştir. Terör mevzusu, ayrı bir mevzudur. Bunun ortadan kalkması tabii ki demokrasimizin üzerindeki stresi kaldıracaktır ve Türkiye'nin birtakım konularla yıllardır sürdürülen meşguliyetinin ortadan kalkmasına yol açacaktır. Bölge açısından da yeni fırsatların, yeni işbirliklerinin doğmasına yol açacaktır. Bu, aynı zamanda başka terör örgütlerinin, bölgedeki başka terör örgütlerini nasıl feshedileceğine ve silah bıraktırılacağına dair bir model de oluşturulacaktır. Onun için Türkiye Cumhuriyeti, gündemine hakimdir. Vatandaşlarımız müsterih olsunlar." değerlendirmesinde bulundu.

PYD yöneticisi Salih Müslim'in "Yeni Suriye hükümeti, ademimerkeziyetçiliği reddederse bağımsızlık talep etmek zorunda kalacağız." şeklindeki açıklamasının sorulması üzerine Çelik, şöyle konuştu:

"Yakın zamanda PYD yöneticisi Salih Müslim'in bahsettiği açıklamasını gördüm. Önceki açıklamalarıyla birleşik bir açıklama. Biz, dediğimiz gibi Şam'daki merkezi hükümetle çatışma şeklindeki bir tutumun 'terörsüz bölge' sürecine karşı bir tutum olduğunu değerlendiriyoruz. Aynı şekilde PYD'nin, SDG'nin silah bırakmasına yani Suriye PKK'sının silah bırakmasını engellemeye çalışanların bu terörsüz bölge ve 'Terörsüz Türkiye' sürecine karşı bu gün Sayın Bahçeli'nin açıklamasında da var. Bu işi geciktirmeye, zamana oynamaya ve sulandırmaya dönük bir yaklaşımın olduğunu görüyoruz. O açıklama da zaman zaman biliyorsunuz, bu teröre destek verenler, birtakım meşru kavramları tüketim malzemesi olarak kullanırlar. Aslında ademimerkeziyetçilik diye bahsettiği şey, bir ademimerkeziyetçilik değil. Ademimerkeziyetçilik dediğinin fiili karşılığının ne olduğunu bilecek milli güvenlik bilincine sahibiz.

Onun ademimerkeziyetçilik dediği şey, bizim açımızdan terör devletçiğidir. Dolayısıyla terör devletçiklerine müsaade etmeyeceğimizi geçmişte Cumhurbaşkanı'mız 'Bir gece ansızın gelebiliriz.' mottosuyla ifade etmişti. Biz, bir devlet politikası olarak ve bütün siyasi partilerin katılımıyla yüce Mecliste kurulmuş bir komisyonla bu sürecin 'Terörsüz Bölge' ve 'Terörsüz Türkiye' sürecinin hedefine ulaşması için bu gayreti gösteriyoruz."

"Terörsüz Türkiye" sürecini sabote etmek isteyen bazı devletlerin olduğunu gördüklerine dikkati çeken AK Parti Sözcüsü Çelik, "Özellikle siyonist soykırımcılık, bu süreci sabote etmek istiyor. Birisi çıkıp da burada 'Ben ademimerkeziyetçilik' falan diyerek esasında altyazısında terör devletçiği olan bir yaklaşım ortaya koyarsa biz, bunun ne olduğunu görecek tecrübeye sahibiz. Üzerinde çok düşünmemize bile gerek yok. Bir saniye içerisinde bunu teşhis ederiz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Suriye'ye ilişkin açıklamalarını anımsatan Çelik, iki liderin de "Terörsüz Türkiye" süreci için en vurgulu, en etkili ve en net açıklamaları yaptıklarını söyledi.

Burada öncülük yapanın, en samimi ve net açıklamaları ortaya koyanın Cumhur İttifakı olduğunun altını çizen Çelik, "Burada biz, Terörsüz Türkiye sürecinin ve terörsüz bölge sürecinin hedeflerine ulaşmasını nasıl arzuluyorsak, terörsüz bölge sürecinin ve Terörsüz Türkiye sürecinin birtakım sabotajlarla engellenmeye, ertelenmeye ya da manipüle edilmeye dönük herhangi bir durumla karşı karşıya kaldığımızda da ona da o kadar karşıyız." ifadelerini kullandı.

Çelik, bu sabotajlar ve bu hareketlilik görüldüğü için Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Kılıç kınından çıkarsa kaleme ve kelama yer kalmaz." dediğini belirterek, şunları kaydetti:

"Yine bugün Sayın Bahçeli, 'silah bırakıp da merkezi hükümete katılmayan, yani Şam hükümetiyle yapılan anlaşmaya uymayan bir SDG'nin aslında siyonist planın parçası olacağını ve ihanet içerisinde olduğunu' ifade etti. Bütün bunlar ne için ifade ediliyor? Bütün bunların Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini sabote etmeye dönük olduğunu görüyoruz, bir. İkincisi, Suriye'yi kaosa sürüklemek isteyenlerin siyasetiyle iç içe birtakım adımlar olduğunu görüyoruz, iki. Üç, Türkiye açısından birinci dereceden milli güvenlik tehdidi olarak görüyoruz."

Siyasi partilerin desteği, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın devlet kurumlarına verdiği talimat ve TBMM'nin kurulan komisyonla devreye girmesinin, bu meselenin ne kadar çok boyutlu ve entegre bir şekilde hedeflerine ulaştırılması için çalışıldığını gösterdiğine işaret eden Çelik, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatıyla sahadaki hareketliliği de gördüklerini dile getirdi.

"Alt yazısında bir terör devletçiği arayışı olduğunu görürüz"

Doğru olanın, TBMM çalışırken terör örgütü PKK'nın kendisini feshedecek aşamaların kesintisiz devam etmesi olduğunu ifade eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kesintisiz olarak devam etmeyip de işte burada bahsedildiği gibi ademimerkeziyet ya da Şam'la yapılan anlaşmaya uymama gibi yaklaşımlar söz konusu olduğunda, biz bunun, bu ademimerkeziyet gibisinden bir kavram kullanılarak söylenilen şeyin alt yazısında bir terör devletçiği arayışı olduğunu görürüz. Daha önce de gördük, şimdi de net bir şekilde görüyoruz. Dolayısıyla burada onların söylediği, Kürtlerin kazanımı için değildir. Sayın Bahçeli'nin ve Sayın Cumhurbaşkanı'mızın söylediği, bölgedeki Türklerin, Türkmenlerin kazanımı içindir. Bölgedeki Arapların kazanımı içindir. Bölgedeki kardeş halkların kazanımı içindir. Bölgedeki bütün mezhep gruplarının, hepsinin kardeşlik içerisinde yaşaması içindir. Burada gerçekten doğru irade, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın ve Sayın Bahçeli'nin söylediklerinin istikametinde oluşan iradedir."

"Hekimlikle hiçbir şekilde bağdaştırılamayacak bir yaklaşım"

Çelik, Konya'da bir doktorun, kadın bir hastayı kıyafeti yüzünden muayene etmemesinin hiçbir şekilde kabul edilmeyeceğini ve son derece yanlış bir yaklaşım olduğunu vurguladı.

Hekimler ve sağlık personeliyle gurur duyduklarını belirten Çelik, "Hele de bir kadını teşhircilikle suçlamak son derece münasebetsiz, uygunsuz, insanlık sanatı olarak hekimlikle hiçbir şekilde bağdaştırılamayacak bir yaklaşımdır. Bir hekim, bir hastaya baktığı zaman onun cinsiyetini görmez, kılık kıyafetini görmez, ne giydiğini görmez, etnik ya da mezhebi aidiyetinin ne olduğunu görmez, zengin ya da fakir olup olmadığını görmez. O yaklaşım tabii ki yanlıştır. Bu tip tekil örnekleri, hekimlik sanatının, Türk hekimlerinin bir parçası olarak görmemek lazım." diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Sinop'ta füze testleriyle ilgili açıklamalarına dair değerlendirilmesi sorulan Çelik, şunları kaydetti:

"Sayın Özgür Özel, Sinop'taki açıklamasıyla daha önce benim yaptığım bir açıklamayı teyit ediyor. Gerçekten Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminde ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı'nda ciddi bir siyasi navigasyon problemi var. Yani neyi, nereye söyleyeceği konusunda gerçekten büyük bir kafa karışıklığı var. Savunma sanayi ile uğraşıyordu. Kahve içenleri birbirinden ayrıştırmaya çalıştı, kahve içenlerle uğraştı. Bazı kitabevlerini hedef aldı, kitap okuyanlarla uğraştı. Şimdi uğraşacak kimse bulmamış, Sinop'taki balıklarla uğraşıyor. Yani en azından balıkları bir rahat bıraksın. Balıkları taciz etmesin. Yani Sinop'taki balıkların gideceği bir mahkeme olsa, herhalde giderler ve Özgür Özel'den yüksek bir tazminat alırlar 'bizi bir rahat bırak, huzurumuzu bozma' diye. Tam tersine veriler gösteriyor ki hem oradaki savunma sanayi ile ilgili yapılan yatırımlardan, gelişmelerden Sinop'taki vatandaşlarımız çok memnun hem de Sinop'ta su ürünleri şimdiye kadar 5 kat artmış. Bu fikirleri Sayın Özel'e kimler verir, neden verir, ne yapar, ne eder? Gerçekten bu bir muamma. Hani mutfakta biri var diyeceğim, ortada mutfak yok. Mutfakta biri var demeye de mecal yok. En azından balıkları rahat bıraksın."

Emlak vergisiyle ilgili vatandaşların mağdur edilmeyeceği makul formül üzerinde çalışıldığını dile getiren Çelik, "Vatandaşlarımızın hassasiyetlerini dinliyoruz, duyuyoruz, bize gönderdikleri mesajların farkındayız. Ekonomik program çerçevesinde en makul formülün bulunması için gayret ediliyor." dedi.

AA

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP İstanbul İl Başkanlığı yönetiminin görevden uzaklaştırılmasına ilişkin, “Kayyum değil, yargı süreci işliyor. Usulsüzlük varsa bunu mahkeme tespit eder” dedi
Salı, Eylül 2, 2025 - 23:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
CHP Lideri Özgür Özel: Gürsel Tekin'in partiden ihraç edildiğini açıkladı
CHP İstanbul İl Başkanlığı seçimine hile karıştırıldığı iddiasına ilişkin hazırlanan iddianame kabul edildi
CHP İstanbul İl Yönetimi görevden alındı, kongre süreci durduruldu
Type: 
SEO Title: 
AK Parti Sözcüsü Çelik'ten CHP İstanbul İl Başkanlığı kararıyla ilgili açıklama: Kayyum değil, yargı süreci devam ediyor
copyright Independentturkish: 

İstanbul Barosu: Asliye hukuk mahkemelerinin verdiği iptal kararları açık bir görev gaspıdır ve yok hükmündedir

İstanbul Barosu, belediye ve siyasi partilere kayyum atanmasını eleştirerek, bu uygulamanın demokrasiyi hedef alan “ağır ve öldürücü bir darbe” olduğunu açıkladı

Açıklamada, Siyasi Partiler Kanunu gereği parti kongrelerinin ilçe seçim kurulu hakimi gözetiminde yapıldığı ve süresinde yapılan itirazların hakimin kararıyla kesinleştiği hatırlatıldı. Baro, “Söz konusu kararlar, yalnızca Anayasa’nın 79. maddesi uyarınca Yüksek Seçim Kurulu tarafından kaldırılabilir. Yüksek Seçim Kurulu'nun kararları kesindir. Bu çerçevede, asliye hukuk mahkemelerinin verdiği iptal kararları açık bir görev gaspıdır ve yok hükmündedir” ifadelerine yer verdi.

Hatırlanacağı üzere, CHP’nin 38. Olağan İstanbul İl Kongresi 8 Ekim 2023’te Haliç Kongre Merkezi’nde yapılmıştı. Kongrede Bahçelievler İlçe Başkanı Özgür Çelik 342 oyla İstanbul İl Başkanı seçilirken, eski il başkanı Cemal Canpolat 310 oy almıştı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Ancak bugün İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen ihtiyati tedbir kararıyla, kongre çoğunluğuyla seçilen CHP İstanbul İl yönetimi görevden alındı. Karar, siyasetçilerden ve hukukçulardan yoğun tepki topladı. İstanbul Barosu, bu tepkiler arasında uygulamanın demokrasiye açık bir saldırı olduğunu vurguladı.

İstanbul Barosu'nun açıklaması şöyle:

"CHP İstanbul İl Örgütüne yönelik hukuk dışı kayyum kararı, yargı yetkisinin kötüye kullanılarak siyaseti dizayn etme girişimidir; bu karar demokrasiyi, seçme ve seçilme hakkını hiçe saymaktadır.

Kayyum eliyle halkın demokratik iradesinin yok sayılması, çok sayıda il ve ilçe belediyesinin vesayet altına alınmasıyla zaten yaygın ve sistematik bir uygulama haline gelmiştir. Bu uygulamanın şimdi siyasi parti yönetimlerine de sirayet etmesi, giderek tüm toplumun bir vesayet rejimi altında yönetilmeye başlanması, demokrasiye vurulmuş ağır ve öldürücü bir darbedir.

"Asliye hukuk mahkemelerinin verdiği iptal kararları açık bir görev gaspıdır ve yok hükmündedir"

Siyasi Partiler Kanunu uyarınca parti kongreleri, ilçe seçim kurulu hakimi gözetiminde yapılır ve süresinde yapılan itirazlar hakim tarafından kesin olarak karara bağlanır. Söz konusu kararlar, yalnızca Anayasa’nın 79. maddesi uyarınca Yüksek Seçim Kurulu tarafından kaldırılabilir. Yüksek Seçim Kurulu'nun kararları kesindir. Bu çerçevede, asliye hukuk mahkemelerinin verdiği iptal kararları açık bir görev gaspıdır ve yok hükmündedir.

Hukuk dışı yargı kararlarıyla siyasete müdahale edilmesinin ve bu müdahalelerden politik çıkar elde edilmeye çalışılmasının hiçbir toplumsal meşruiyeti yoktur. Bu hukuk dışılığın sorumluluğu, yalnızca bu kararlara imza atan yargı mensuplarında değil, aynı zamanda bu müdahaleyi siyasal amaçlarla kullananlardadır.

İstanbul Barosu olarak hatırlatırız ki 'Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz. (Anayasa md. 6) Egemenlik gaspına karşı Anayasal güvence altındaki hak ve özgürlüklerin, demokrasinin ve halk iradesinin savunulmasına kararlılıkla devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz."

Independent Türkçe, ANKA

İstanbul Barosu, CHP İstanbul İl Kongresi’ni hedef alan ihtiyati tedbir kararı sonrası yapılan kayyum uygulamasını “demokrasiye ağır ve öldürücü darbe” olarak nitelendirdi
Salı, Eylül 2, 2025 - 22:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
CHP Lideri Özgür Özel: Gürsel Tekin'in partiden ihraç edildiğini açıkladı
CHP İstanbul İl Başkanlığı seçimine hile karıştırıldığı iddiasına ilişkin hazırlanan iddianame kabul edildi
CHP İstanbul il yönetiminin görevden alınması sonrası borsada hızlı düşüş: Kayıplar yüzde 5'i geçti
Type: 
SEO Title: 
İstanbul Barosu: Asliye hukuk mahkemelerinin verdiği iptal kararları açık bir görev gaspıdır ve yok hükmündedir
copyright Independentturkish: 

CHP Lideri Özgür Özel: Gürsel Tekin'in partiden ihraç edildiğini açıkladı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Bana diyorlar ki 'Ankara'ya git, partinin başında otur.' Bu ne demek? 'Anadolu'yu gezersen seni partinin başından indiririm' demek. Beni tehdit ediyor. Beni partinin başından indirmekle tehdit ediyorlar. Ben de onlara diyorum ki, 'Partinin başında sınırları çizilmiş olarak oturacağıma, mücadelemi yaparım; hadi gelin indirin. İndirirsen. Millet kimi indiriyor, kimi bindiriyor görürüz. Her türlü darbeye karşı milletin direnme hakkı vardır." dedi. Özel, mahkeme kararıyla Gürsel Tekin'in CHP İstanbul İl Başkanlığı görevine getirilmesine ilişkin, "Kayyum olmayı kim kabul ederse onu da partiden atacağız. Çünkü CHP'nin bu yargı oyununa alet olacak üyesi olamaz. Bu baba ocağında kimse sarayın kayyumluk görevini kabul edemez. Kabul ederse o zaman karşılaşacağı muamele budur" ifadesini kullandı.

Özel, Halk TV yayınında gündeme ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Partisinin İstanbul il kongresine yönelik kararın piyasaları sarstığını belirten Özel, şunları söyledi:

"Gürsel Tekin'i partiden ihraç ettik"

İsminden bağımsız olarak atanan kayyum heyetinden görevi kabul edeceğini anladığımız, açıklaması o yönde olan kişiyi partiden ihraç ettik. Ne konuştuğunun bir önemi yok. Şunun açısından söyleyeceğim. Gürsel Tekin partiden istifa ettiğinde ben partiye emeği olan birisinin duygusallıkla partiden istifa etmesinin doğru olmadığını söylemiş, partide kalmasını talep etmiş birisiyim aslında. Yani duygum bu benim. Gürsel Tekin'den bağımsız, teknik bir şey söylüyorum. Kayyumun partinin üyesi olması gerekiyor kanuna göre. CHP'li hiç kimse sarayın kurduğu bu kumpasın bir parçası olamaz. Parçası olanın partiden ilişkisini keseriz. İhraç ettiniz mi? Evet. Kendisini tedbirli şekilde, yani karar alındığı an parti üyeliği sona eriyor, tedbirli şekilde Yüksek Disiplin Kuruluna verdik ve partiden ihraç ettik. Bu Gürsel Tekin olsa olur bir başka isim olsa olur. Bu saray düzeninin bu yargı kumpasına 'Ben görev yaparım' diyen diğer 4 arkadaşın açıklamalarını bilmediğimiz için onlar çok yakın takibimizde olan partililerimiz. Geçmişte ilçe başkanlığı görevleri yapmışlar. Eğer onlar 'Biz görevi kabul ediyoruz' derlerse onlar da ihraç edecek. CHP'nin ne il başkanlığına, ne Genel Merkezine CHP'linin seçmediği biri girebilir."

"Anayasa'yı askıya alan, sandıktan vazgeçen bir iktidar var. Bu iktidarın en önemli mücadelesi enflasyonu dizginlemek. Çünkü başka türlü bu hayat pahalılığı ile sokağa çıkamazlar. Pazara gidemezler, millet yüzlerine tükürüyor. Faizler belli bir noktaya kadar düşmüşken, 19 Mart'ta büyük bir sıçrama oldu ve hala daha toplayamadılar. Bugün benzer bir şeyi göze alıyorlar. Borsa İstanbul yüzde 6 ile dibe çakıldı. Bunu göze alanın, ekonomiyi düzeltme amacı olabilir mi? 1,5-2 saat içinde İstanbul İl Kongresi kararı borsayı yüzde 6 düşürdü. Türkiye'nin önemli bankaları tahtalarını işlemlere kapattı.

Bana diyorlar ki 'Ankara'ya git partinin başında otur.' Bu ne demek? 'Anadolu'yu gezersen seni partinin başından indiririm' demek. Beni tehdit ediyor. Beni partinin başından indirmekle tehdit ediyorlar. Ben de onlara diyorum ki, 'Partinin başında sınırları çizilmiş olarak oturacağıma, mücadelemi yaparım; hadi gelin indirin'. İndirirsen. Millet kimi indiriyor, kimi bindiriyor görürüz. Her türlü darbeye karşı milletin direnme hakkı vardır. 

Psikolojik üstünlüğün muhalefette olduğunu biliyorlar ve bunun çoğunluk enerjisine dönüştüğünü de görüyorlar. Bu üstünlük temelini haklılıktan alıyor. Haksız biri üstünlük elde edemez. Millet kimin haklı, kimin haksız olduğunu biliyor. Millet kimin hırsız olduğunu, kimin olmadığını görüyor. 'Belediyeleri silkeleyin' dediklerinde amaçları hizmetleri engellemekti. Buna engel olamayınca bu hizmetleri yapanları alıp içeri attılar. Millet haklı ile haksızı ayırt ediyor. Çatlasalar da patlasalar da biz kazanacağız. 

"Sandığa kasteden bir yargı darbesi ile karşı karşıyayız"

Bunlar her şeyi yapmayı göze almış. Gözleri dönmüş bunların. Her şeyi göze almış durumdayız. O yüzden moralimiz en üst noktada. MYK'mızda kararlılık ve güç vardı. Ne MYK'da ne İstanbul İl Başkanımız Özgür Çelik'te bir umutsuzluk görmedim. Çelik, 'Üstesinden geliriz Sayın Genel Başkanım' dedi. Çünkü o görevini mahkemeden değil, bu partinin kuruluş ilkelerinden almış birisi. O yüzden biz CHP olarak, arkamızda meydanlardaki çoğunluk enerjisini psikolojik üstünlükten, ahlaki üstünlükten alıyoruz. Bu insanlara tek talebim, bu çoğunluk enerjisini çoğaltarak devam etmeleri. Başka kurtuluş yok. Rejime kasteden Anayasa değişikliği yapmışlardı. Şimdi sandığa kasteden bir yargı darbesi ile karşı karşıyayız. 

"Kayyum olmayı kim kabul ederse onu da partiden atacağız"

Kayyum olmayı kim kabul ederse onu da partiden atacağız. Çünkü CHP'nin bu yargı oyununa alet olacak üyesi olamaz. Gürsel Tekin beni ağır eleştirdi. Nedeni Kadıköy'e belediye başkanı adayı olmak istedi, yapamadık. Sonra bizi ağır şekilde eleştirdi, partiden istifa edeceğini söyledi. O zaman dedim ki: 'İstifa etmesin. Partide emeği var.' Bana o gün o kadar tepki gösteren biri gene de partide kalsın diye gayret gösterdim. Biz buraya baba ocağı diyoruz. Vaktiyle buraya hizmet eden kimseyi kaybetmek ister miyiz? İşte Muharrem İnce. Bütün yaşananlara rağmen 'Ben baba ocağına döneceğim' dedi, döndü. Bu baba ocağında kimse sarayın kayyumluk görevini kabul edemez. Kabul ederse o zaman karşılaşacağı muamele budur. 

"Delegeler notere giderek kongre isterse İstanbul İl Kongresini yenileriz 20 gün sonra"

Birincisi, şerefli polisimizi bu iğrençliğe alet etmesinler. İkincisi, onun da şerefi onlara kalır ama böyle bir şeye kalkışacaklarını da zannetmiyorum. Ayrıca, bir dizi kararlarımız da var. İl delegelerimiz bize diyorlar ki, 'Yenileyin İstanbul seçimlerini, görsünler delegenin iradesini'. Bu hafta görülür her bir delege notere gider, 'Seçim istiyorum. Kongre istiyorum.' der. İstanbul İl Kongresini yenileriz 20 gün sonra. İl delegelerimiz kimi istiyorsa yeni il başkanı seçilir. Özgür Çelik o güne kadar görevinin başındadır. O gün de Özgür Çelik yeniden seçilir. Asliye hukuk mahkemesi de aldığı tedbir kararıyla oturur. Yani buna teslim olacak halimiz yok. Seçim hukukunu da yetkili Sarıyer İlçe Seçim Kurulu ve Yüksek Seçim Kurulu yürütür. Asliye hukuk mahkemesi kim oluyor? 

Bu yolu bir kere açarsanız Türkiye'de yarın iktidar değişti, geldi bir asliye hukuk mahkemesi, yeni iktidar bunların yaptığı gibi uygun bir hakim buldu, oraya 'MHP'nin kongresini iptal ettim. AKP'nin kongresini iptal ettim.' Hukuk güvencesi diye bir şey yok. Seçimin kesinleşmesi diye bir şey var. Sen bunu yaptığında seçilmiş hiç kimsenin bir garantisi olmuyor. 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamalarına yanıt

Ben Devlet Bey'e 'Bırak AK Parti'yi koalisyon olalım' demiyorum. Demokratikleşmeyle ilgili ihtiyaç duyulursa birlikte adım atalım. AK Parti'nin demokratikleşme amacı olmadığı için MHP'nin böyle bir şeyi varsa 'MHP ile dahi birlikte olabilir' dedim. Devlet Bey bunu sanki 'AK Parti'yi bırak, birlikte siyaset yapalım' gibi algılamak istemiş. Onun üstünden kendince AK Parti ile nikah tazeliyor. Benim bu noktada söyleyeceğim bir şey yok. Benim, topyekun sizin Türkiye'yi getirdiğiniz noktaya itirazım var. Devlet Bahçeli'nin metinlerini yazanları biliyoruz. O yazanın da nasıl bir kuyruk acısı olduğunu da biliyorum. O yazarların Devlet Bey'den ne fırçalar yediklerini de biliyoruz. MHP'yi buralara sürükleyenlerin yarın gerçek bir yargılama oldıuğunda neyle karşılacaklarını da biliyoruz. 

Yaşına hürmeten Devlet Bey'e selam verdiğim için bana kızıyorlar. Hatırını sorarım kardeşim, ben bir insanım. Benim siyasetimde insani ilişkilerin önüne geçebilecek bir mevzu yok ama duruşumuzda da bir değişiklik yok. 

CHP komisyonda kalacak mı?

Komisyonda ne şartlarda ve amaçla olduğumuz ortada. Tarihsel bir tutarlılık içerisindeyiz. Biz yıllardır, 'Kapalı kapılar ardından konuşmayın, Mecliste konuşun' dedik. Bunun yapılması için çalışmalar yürüttük. Arkadaşlarımıza operasyon yapılmasın şartıyla girmedim ki. Bu komisyon 18 Mart gününden önce kurulsaydı girmeyecek miydik? Benim iktidara karşı verdiğim mücadele ayrı bir şey. Meclis milletin yeri. Tayyip Bey beni sarayda bir resepsiyona davet etti. Anıtkabir'de geldi selam verdi, selamını aldım ama saraya çağırdı gitmedim. Meclis AK Partinin, MHP'nin mülkü değil. Komisyona girince onlara katılmış olmuyorsunuz. Milletin verdiği görevi yapmış oluyorsun. Girerken 'Biz burada Anayasa konuşmayız' dedik. 'Terörsüz Türkiye'ye evet ama terörsüz ve demokratik Türkiye' dedik. CHP'nin bu komisyonda olmamasını en çok isteyen kişi Recep Tayyip Erdoğan."

"Yüzyılın en büyük haysiyet cellatlığıyla karşı karşıyayız"

Hemen şoför arkadaşları salsınlar. Ekrem Başkan'ın iki emekçi şoförü bir iftiracının sadece beyanlarıyla delil olmadan tutuklandı. Birisi söylemiş, 'Bunlara Ekrem İmamoğlu şirket kurdurttu.' Bari adamların TC'sini gir de bu kişiler şirket kurdu mu bir bak. Sırf zulüm olsun diye yapıyor. Vaktiyle bir MASAK raporu çıkardı, peçete oldu gitti. Cevdet Yılmaz dün adli yıl açılışında dedi ki, 'Kimse karar alan mahkemeye hakaret etme hakkına sahip değildir.' Bir kişi alkış yapmadı. Neden yapmadı. Herkes biliyor ki Özgür Özel, meydanlara toplanan yüz binler mahkemeye, mahkeme kararına hakaret ediyor değiller. Bir savcının masumiyet karinesini ayaklar altına almasına, suçsuz insanları aileleriyle tehdit etmesine... İtirafçı olanlar açısından mahkeme safhasında başka şeyler yaşanacak. O kadar şirkete el koyuyorlar sonra itirafçı olursan malları geri veririm diyor. Bu kadar düştüler. Yüzyılın en büyük haysiyet cellatlığıyla, yüzyılın en büyük iftira kampanyasıyla karşı karşıyayız. Yüz yıl boyunca unutulmayacak bir büyük saldırının altında yüz yıllık parti.

Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü'nden çıkmış gelmiş herhangi bir siyasetçi değil. AK Parti'nin elinden İstanbul'u almış, İstanbul'u üç kez kazanmış birisini, Atatürk'ün partisini iktidar yapacak birisini içeri attılar. Ekrem İmamoğlu'nun suçu Erdoğan'ı yenme suçudur. Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluk gerekçesi bu suça yeniden teşebbüs edecek olmasıdır. Bunu bilmeyen kendini kandırır. Ekrem İmamoğlu benim babamın oğlu değil. İnsan olarak çok seviyorum ayrı bir şey. Bir kusuru olsa, deriz ki, 'Ettiğini çekecek arkadaş'. Gözümün önünde İmamoğlu'nun bu ülkede CHP'yi iktidar yapacağı güçte birisi olduğunu gördüğüm için böyle bir mücadele veriyorum.

"Cumhur İttifakı'nın temellerini Asliye Hukuk Mahkemesi'nde attınız"

Devlet Bey ile şunu mu konuşayım o zaman. Bir Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla partisinde kaybettiği iktidarı kazananların, bugünkü iktidarın dümen suyunu girdiğini unutmadık mı diyeyim. Meral Akşener, 900 delegenin desteğini almışken... İzmir Milletvekili olan birisinin, MHP ile mahkeme arasında mekik dokuduğunu, MHP'nin kurultay sürecinin durdurulduğunu, partinin bölündüğünü ve AK Parti ile rejim değişikliğine rıza gösterdiğini mi söyleyeyim. Biz bunu yapmadığımız için eğer partinin başından gideceksek, ben giderim partinin başından. AK Parti 10 yıl daha asgari ücretliyi, emekliyi ezecekse, memura sefalet zamları verecekse, ben bunun karşısında partinin genel başkanı olacaksam, olmaz olsun öyle genel başkanlık, reddediyorum. Denemesi bedava. Bir Asliye Hukuk Mahkemesi düzeni üzerinden AK Parti'ye teslim olmuşlar. Cumhur İttifakı 15 Temmuz günü sokaklarda kuruldu diyorlar. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde Cumhur İttifakı'nın temellerini attınız. Hukuk camiası bilmiyor mu bunları. MHP'nin bunun diyetini ödediğini bilmeyen mi var. Bugün yeni bir Asliye Hukuk dümeniyle CHP'ye aynı teklif... Biz o parti gibi davranmayacağımızı gösteriyoruz.

CHP'nin liderine 'Ankara'ya dön, partinin başında otur' dediler. İstanbul'a, Samsun'a, Bayburt'a gitme diyorlar. Bu partiyi kişisel çıkarlar için asla paspas ettirmeyiz. Bu parti öyle bir parti olsaydı darbelerden sonra yeniden ayağa kalkmazdı. Biz başkasına benzemeyiz. Bir arkadan vurmayız hele hele birileri gibi yere düşene asla tekme atmayız. Vuruşacaksak da yüz yüze vuruşuruz. Maalesef arkadan vuranlarla muhatabız.

"Yılmaz Tunç, Adalet Bakanlığı portresidir"

Sayın Tunç, HSK'nın başkanı. Akın Gürlek, HSK'dan izin almadan basın açıklaması yapıyor. Sayın Tunç, bunun altında eziliyor bir şey diyemiyor. Akın Gürlek'in yaptığı her iş, Sayın Tunç'u paspas eden işler. Yılmaz Tunç, Adalet Bakanlığı portresidir. Duvara asmışlar bunu Adalet Bakanı diye. Türkiye'de adaleti Tayyip Erdoğan ile Akın Gürlek yönetiyor. En kötü şekilde yönetiyorlar. Hababam Sınıfı'nda paşanın resmi var ya, onun gibi duruyor. 7 soru sordum, desin ki o sorulardakiler olmadı. Bir tane avukat var, Adalet Bakanlığı'ndan izin almadan sorgulanıyor, bir tane avukat var Adalet Bakanlığı'ndan izin alınıyor. Sorulara cevap vereceğine... Özgür Bey, bu eczacı halinle senin Adalet Bakanı olarak durduğun yerden 10 kat daha fazla neyin ne olduğunu görüyor biliyor.

"Mansur Yavaş, Ekrem Bey'in yeniden siyaset yapmasının teminatıdır"

En doğru adayı, aday göstereceğiz. Bir genel başkan partinin doğal adayıdır, Türkiye'deki siyaset sistemi de Türkiye'deki siyasi gelenek de buna müsait. Geçmişte bunun örnekleri de çok oldu. Parlamenter sistemde partinin genel başkanı milletvekili adayı olur, hangi parti seçimi kazanırsa onun genel başkanına hükümeti kurma görevi verilir. Yeni cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde CHP'nin genel başkanını aday gösterdiği de oldu, göstermediği de oldu. Kendime baştan bir kısıt koydum ve bu kurala uyuyorum. Ben dedim ki, 'Kendi adaylığımı bu partiye dayatmak yerine en doğru adayı belirlemenin teminatı olacağım.' Son ana kadar adayımız İmamoğlu'dur. Ama gazeteci ısrarla soruyor, 'Ya olamazsa...' Bunun üzerine cevap veriyorum. O gün olamazsa en doğru adaya bakılır. Anketlere bakılır. Bir isim kesin kazanıyorsa o isim aday olmalıdır. Ama onu da kendim ilan etmek yerine İmamoğlu'nun adaylığında olduğu gibi, yine toplumsallaştırmak lazım. Birden çok aday kazanıyordur, o zaman sandık kurulur siz karar verin denir topluma. Baktığımızda Mansur Bey, CHP'nin yadsıyamayacağı, yok sayamayacağı bir aday alternatifidir. Buna da yalan atacak halim yok sorulduğunda. Mansur Bey'in kendi işine odaklı gayreti var, toplum tarafından beğeniliyor. Bugünden o güne bir şey söylemek mümkün değil. Ekrem Başkan'ı bırakmayız, ona sahip çıkmak zorundayız. Mansur Bey, Ekrem Bey'in yedeği değil, o Mansur Bey'e de haksızlık olur. Ama Ekrem Bey'in de yeniden siyaset yapmasının teminatıdır hem Mansur Yavaş hem Özgür Özel hem bütün CHP'liler. Ne dayanışmamızı eksik edeceğiz, ne kimseyi şimdiden aday göstereceğiz. Bu kadar şeyin içinde bana çalışmak ve fedakarlık düşer. Seçeneklerden biri genel başkan olunca orada iş değişir. Bir anda işler size doğru döner.

9 şirketin ortalamalarına bakıyoruz. Parti açık ara önde. Ekrem Başkan, 19 Mart meselesinden sonra Tayyip Erdoğan'a karşı açık ara önde. 11 puanlık bir ağırlıklı ortalama ile önde. CHP, neredeyse bazı anketlerde AKP-MHP toplamından fazla. Anket dediğin bir trend meselesi. CHP, 31 Mart seçimlerinden beri yükseliş trendini sürdürüyor. Şu anda da Adalet ve Kalkınma Partisi'nin saldırıları karşısında gerilemiş değiliz.

"Moralimizi bozarsak onlar kazanır"

Bir kötülük yapmak üzere görevlendirilmiş bir ekip saldırdıkça saldırıyor, saldırmaya devam ediyor. Biz moralimizi bozarsak, enerjimizi düşürürsek onlar kazanır. Toparlanın, teslim olmuyoruz kardeşim. Biz buranın asli sahipleriyiz. Bu bayrağın üzerindeki kırmızı renk şehit kanı, dedelerimizin kanı. Üstüne düşen ay yıldız da muharebe meydanındaki ay yıldız. Biz öyle işine geldi mi düşman donanmasına kırmızı halı serenlerden, sıkıştı mı İngiliz zırhlısıyla kaçanlardan değiliz. Biz, 'Geldikleri gibi giderler' diyen gelenekten geliyoruz. Teslim olmak geleneğimizde yok. Birileri cumhuriyetin kolonlarını kesmeye çalışıyor, biz o kolona çivi çaktırmayanız. Büyük bir mücadelenin içindeyiz. Bugünkü de 10'uncu dalga olsun. Biz direnmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz. Karşımızdakilerin demokrasiden ne kadar nasibini almamış olduklarını herkes görüyor. Biz buna karşı dimdik ayaktayız. Bizim aramızda olmayı hak etmeyenlerle yolu ayırırız."

Gürsel Tekin’den ihraç tepkisi: “Bana sormadan, ifademi almadan ihraç edemezsiniz”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kayyum heyetinde görev almayı kabul eden Gürsel Tekin’in partiden ihraç edildiğini açıkladı. Tekin ise karara tepki göstererek, kendisine savunma hakkı tanınmadığını söyledi.

CHP’de tartışma yaratan ihraç kararına ilişkin açıklamalar peş peşe geldi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kayyum heyeti üyeliğini kabul eden eski milletvekili Gürsel Tekin’in partiden ihraç edildiğini duyurdu.

Özel, “Kayyumun partinin üyesi olması gerekiyor kanuna göre. CHP’li hiç kimse sarayın kurduğu bu kumpasın parçası olamaz. Parçası olanın partiden ilişkisini keseriz. İhraç ettiniz mi? Evet. Kendisini tedbirli şekilde Yüksek Disiplin Kurulu’na verdik ve partiden ihraç ettik. Bu Gürsel Tekin olsa da olur, bir başka isim de olsa olur” ifadelerini kullandı.

Özel, daha önce Tekin’in istifasını duygusal bulduğunu ve partiye katkılarından dolayı kalmasını istediğini hatırlatarak, “Ama bu mesele kişisel değil, teknik bir mesele. CHP’nin ne il başkanlığına ne Genel Merkezine CHP’linin seçmediği biri giremez” dedi.

İhraç kararı sonrası açıklama yapan Gürsel Tekin ise kararı kabul etmediğini belirtti. Tekin, “Bana sormadan, benim ifademi almadan, ben bir savunma yapmadan beni ihraç edemezsiniz” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

ANKA

CHP İstanbul İl Yönetimi’nin görevden alınmasının ardından, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, eski yönetici Gürsel Tekin hakkında partiden ihraç kararı alındığını açıkladı
Salı, Eylül 2, 2025 - 20:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
CHP İstanbul İl Başkanlığı seçimine hile karıştırıldığı iddiasına ilişkin hazırlanan iddianame kabul edildi
CHP İstanbul İl Yönetimi görevden alındı, kongre süreci durduruldu
Type: 
SEO Title: 
CHP Lideri Özgür Özel: Gürsel Tekin'in partiden ihraç edildiğini açıkladı
copyright Independentturkish: 

Bakan Yumaklı: 38 ilde hayvan pazarları yeniden aktif hale getirildi

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, şap hastalığının yeni serotipi nedeniyle ülke genelinde kapatılan hayvan pazarlarının, aşılama oranının yüzde 85’i geçtiği illerde tekrar açıldığını, son eklenen 14 il ile birlikte aktif hale gelen hayvan pazarlarının sayısının 38’e yükseldiğini açıkladı.

Yumaklı, yaptığı yazılı değerlendirmede, Türkiye’de 1965 yılından bu yana ilk defa tespit edilen SAT-1 serotipine karşı bakanlığın hızlı bir şekilde harekete geçtiğini belirtti. Şap Enstitüsü tarafından kısa sürede geliştirilen aşının sahada uygulamaya konulduğunu hatırlatan Yumaklı, şunları kaydetti:

“Ülke genelinde hastalığın yayılımını durdurmak amacıyla hayvan hareketleri kısıtlandı, pazarlar geçici olarak kapatıldı. Bu süreçte Şap Enstitüsü tarafından hazırlanan 14 milyon doz aşı, 81 ilimize gönderildi. Aşılama ve alınan önlemler sayesinde yayılım büyük ölçüde kontrol altına alındı. Böylece pazarların yeniden açılma süreci başladı ve bu süreç halen devam etmektedir.”

İlk aşamada, aşılama oranı yüzde 85’in üzerine çıkan Hakkari, Van, Edirne, İstanbul, Tekirdağ, Çanakkale ve Kırklareli’nde pazarların açıldığını hatırlatan Bakan Yumaklı, daha sonra Çorum, Çankırı, Niğde, Aksaray, Nevşehir, Kırşehir, Yozgat, Kırıkkale, Ankara, Amasya, Bolu, Düzce, Zonguldak, Bartın, Karabük, Kastamonu ve Sinop’ta da aynı sürecin uygulandığını ifade etti.

"Aşılamadaki başarı yükseldikçe diğer illerde de kademeli şekilde açılışlar sürecek"

Bu hafta itibarıyla Yozgat, Sivas, Kayseri, Karaman, Konya, Afyonkarahisar, Eskişehir, Kütahya, Bilecik, Bursa, Balıkesir, Yalova, Kocaeli ve Sakarya’da da hayvan pazarlarının yeniden faaliyete geçtiğini belirten Yumaklı, böylelikle toplam 38 ilde pazarların açıldığını söyledi. Yumaklı, “Aşılamadaki başarı yükseldikçe diğer illerde de kademeli şekilde açılışlar sürecek. Önümüzdeki hafta Erzurum, Kars, Ardahan, Iğdır, Ağrı ve Artvin’de de pazarların faaliyete başlamasını planlıyoruz” dedi.

Veteriner hekimlerin sahada yoğun bir çaba gösterdiğini vurgulayan Yumaklı, hayvan hastalıklarıyla mücadeleye kesintisiz devam edileceğini, üreticilerin emeğini ve ülke hayvancılığını korumak için çalışmaların sürdürüldüğünü dile getirdi.

Independent Türkçe

38 ilde hayvan pazarlarının yeniden faaliyete geçtiğini duyuran Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, şap hastalığının kontrol altına alındığını, aşılamada yüzde 85 oranına ulaşılan illerde pazarların kademeli olarak açılmaya devam edeceğini söyledi
Salı, Eylül 2, 2025 - 18:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Bakan Yumaklı: 38 ilde hayvan pazarları yeniden aktif hale getirildi
copyright Independentturkish: 

CHP İstanbul İl Başkanlığı seçimine hile karıştırıldığı iddiasına ilişkin hazırlanan iddianame kabul edildi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile görevden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ve eski Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 10 şüpheli hakkında Siyasi Partiler Kanunu'nun "oylamaya hile karıştırılması" suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılması istemiyle hazırlanan iddianame kabul edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, savcılığa yapılan ihbar üzerine CHP İstanbul İl Kongresi hakkında soruşturma yürütüldüğü ve 10 şüpheli hakkında 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 112. Maddesi'nde belirtilen "oylamaya hile karıştırılması" suçundan hazırlanan iddianamenin 72. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildiği ve dava açıldığı belirtildi.

Savcılıktan birleştirme talebi

Açıklamada, soruşturma kapsamında İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine kongre ve kongrede alınan kararların iptaline ilişkin Siyasi Partiler Kanunu'nun "oylamaya hile karıştırılması" ve "seçimlerin yapılması" maddeleri kapsamında İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne birleştirme talepli davaname düzenlendiği belirtildi.

Bu arada, bugün İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin, CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi'nde seçilen başkan ve yönetimin görevden uzaklaştırılmalarına, İl Başkanlığı'na geçici yönetim kurulu atanmasına verdiği ara karar dosyasıyla savcılık tarafından hazırlanan davanamenin birleştirme talebini İstanbul 41. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin değerlendireceği öğrenildi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, "şüphelilerin fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek 8 Ekim 2023'te gerçekleştirilen CHP İstanbul İl Başkanlığı İl Kongresinde şüpheli Özgür Çelik'in desteklenmesi adına bir kısım delegelere para vermek, bir kısım delegelere ise yakınlarını CHP'li belediyeler ya da bu belediyelere bağlı iştiraklerde işe sokmak vaadinde bulunmak suretiyle bir kısım kongre delegelerinin iradelerini fesada uğratarak, bir kısmıyla da işbirliği halinde olacak şekilde yapılan seçim ve oylamaya hile karıştırdıklarının anlaşıldığı" ifadeleri yer almıştı.

Savcılık, şüpheliler Özgür Çelik, İnan Güney, Aydın Karaaslan, Fahrettin Çırak, Melda Tanişman Tutan, Niyazi Güneri, Rıza Akpolat, Tülay Yavuz, Uğur Gökdemir, Veli Gümüş'ün, 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun "oylamaya hile karıştırılması" suçunu düzenleyen 112 maddesi uyarınca 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etmişti.

 

AA

İddianamede CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile görevden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ve eski Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 10 kişi hakkında 3 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor
Salı, Eylül 2, 2025 - 18:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
CHP İstanbul İl Başkanlığı seçimine hile karıştırıldığı iddiasına ilişkin hazırlanan iddianame kabul edildi
copyright Independentturkish: 

Bahçeli: PKK'nın kurucu önderinin yaptığı çağrı bütün bileşenler için bağlayıcıdır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Bahçeli yazılı açıklamasında şunları kaydetti:

Saf ahlak, safi akıl, samimi mizaç, sağlam ve sağduyulu iradenin teşekkül ettiği siyaset ve düşünce insanları yaşadıkları dönemin şuuru, yaşanan hayatın huzur ve güven şuralarıdır. Bu sayede sorun çözme kültürünün işler ve işlevsel olması, devlet-millet dayanışmasının en üst düzeyde tecelli etmesi elbette mukadderdir. Cumhur İttifakı milli ve manevi değerlerin refakatinde ahlaki, tarihi ve milli sorumluluğun izindedir, idrakindedir. Türkiye’mizin temel sorun alanlarına kararlılıkla müdahale edilmektedir.

Yıllara sari kronik ve kumanda edilen sorunların böyle gelse de böyle gitmeyeceği, daha doğrusu gidemeyeceği artık gün gibi meydandadır. Türk milleti gelecek umutlarının gerçekleşeceğine inanmış, yüksek hedeflerine ulaşacağına ikna olmuş, bunların da Cumhur İttifakı’nın cesur, dürüst ve ilkeli mücadelesiyle hayat bulacağını takdir ve tensip etmiştir. Artık hiçbir şey eski usul ve esaslar çemberinde sıkışıp kalmayacaktır. Yeni dünyanın Türk yorumu Türkiye Yüzyılı olarak formüle edilmiştir. Devrin Türk milletinin devri olduğu netleşmiştir. Bu devir aynısıyla barış devri, kardeşlik devri, istikrar ve huzur devri olarak sivrilecektir.

Kökeni, yöresi ve anasının dili ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan bütün kardeşlerimiz eşit, hakkaniyetli ve onurlu bir beraberliğin, aynı şekilde muhabbet ve mehabetle bezenmiş kucaklaşma hissiyatının ikamesi ve inkarı asla düşünülmeyecek beşeri cevheri olmuşlardır. Türk ile Kürt arasındaki sarsılamaz, sorgulanamaz, sulandırılamaz birliğe ve bütünlüğe gölge düşürmeye, leke sürmeye, nifak saçmaya teşebbüs ve tevessül edenlerin tezgahı bozulmuştur. Milli irade muazzam bir destek ve sahiplenmeyle “Terörsüz Türkiye”nin arkasında yerini ve tartışmaya kapalı pozisyonunu almıştır. Yeni Yüzyıl köklü huzur ve kalıcı barışın timsali olacaktır.

Siyonist emperyalist plan ve projelerin tahrik ve tesiri kalmayacaktır. “Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” çalışmalarına devam etmektedir. Bu komisyonun çalışma usul ve esaslarının yanı sıra tespiti yapılan yol haritası mucibince sarih amacı ortadayken görev alanı dışına çıkarma, mahzurlu ve maksatlı gündem başlıklarını araya sıkıştırma arayışları son derece yanlıştır. PKK’nın silah bırakma ve tasfiye aşamalarının teknik ve hukuki çerçevesini oluşturup olgunlaştırma çabalarının sabote edilmesi veya buna teşne olunması iyi niyetle açıklanamayacaktır. Bazı mesleki kuruluşlarla CHP’nin başını çektiği siyasi ve ideolojik sabotaj girişimleri “Terörsüz Türkiye”nin doğasıyla çelişmekte ve çekişmektedir. Nitekim mezkur komisyonun çalışmalarına hız vermesi, görev sahası dışına taşmadan asıl ve yakın hedeflerine odaklanarak vaki toplantılarını ikmal etmesi hayırlı gelişmeleri birbiri ardına eklemleyecektir. En azından inancımız, beklentimiz ve ümidimiz bu şekildedir.

“PKK’nın kurucu önderinin yaptığı çağrı bütün bileşenler için bağlayıcıdır”

PKK’nın kongresini toplayarak fesih işlemini tamamlaması, bir grup PKK’lının da 11 Temmuz’da silahlarını yakması temkinli iyimserliğimizi güçlendirmiştir. Fakat o günden bugüne bir durgunluğun, bir ayak sürümenin, zamana karşı oynamanın, ısrarla top çevirmenin kimi hallerde telaşı kimi hallerde de kurnazlığı gözlerden kaçmamıştır. Lağvedilen PKK terör örgüne mensup terörist unsurlarının kademe kademe SDG/YPG’ye katılıp katılmadığı henüz tam berraklaşmayan bir muamma olarak önümüzdedir. 27 Şubat 2025 tarihinde PKK’nın kurucu önderi tarafından yapılan “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı bölücü terör örgütünün bütün bileşenleri için bağlayıcı mahiyettedir. SDG/YPG bu çağrıdan muaf ve istisna değildir.

“Görünen odur ki, SDG/YPG İsrail’in yörüngesindedir”

Bölücü terör örgütü türevlerinin bütünüyle önderleri nezdinde sadakat ve samimiyet testinden geçtiği, Siyonist alçaklığın mı yoksa İmralı’nın mı belirleyeceği olacağı yakında iyice anlaşılacaktır. PKK’nın ve PKK’lı teröristlerin önderi konumundaki İmralı’ya SDG/YPG’nin aynısıyla bağlılık göstermesi, 27 Şubat açıklamasına uygun davranış ve tavır içinde bulunması herkesin çıkarına olduğu kadar terörsüz geleceğe ve bölgesel huzura da azami düzeyde katkı sağlayacaktır. Terör devleti İsrail, Suriye’nin bölünmesi ve parçalanması hususunda devamlı el yükseltmektedir. Görünen odur ki, SDG/YPG İsrail’in yörüngesindedir.

YPG’li teröristbaşı Mazlum Abdi’nin, Almanya’da düzenlenen “Rojavalı Gençler Ulusal Konferansı”na gönderdiği video mesajında, Suriye’nin kuzeydoğusunda yürürlükte olan ateşkesin devam etmeyebileceği, çatışmaların başlama ihtimalini dile getirmesi hain niyet ve eylemsel heveslerin tetikte beklediğine işaret etmektedir. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın’ın 10 Temmuz 2025 tarihinde, “Hepimizin uzlaşması ve şu sonuca varması gerekiyor: Tek millet, tek halk, tek ordu, tek Suriye” açıklamasından bir gün sonra, “SDG’ye bağımsız devlet kurma borcumuz yok. SDG dediğimiz YPG’dir. YPG, PKK’nın bir türevidir. Suriye şunu savunuyor; federal bir sistemle Suriye olamaz.” değerlendirmeleri ne kadar isabetliyse, 30 Ağustos 2025 tarihinde, “PKK, Türkiye tarafından terör örgütü olarak tanımlanmıştır. ABD de PKK’yı yabancı bir terör örgütü ilan etmiştir. Ancak artık PKK ile ilişkili olmayan başka bir örgüt var, SDG ve YPG. Bunlar IŞİD karşıtı savaşta bizim müttefiklerimiz oldu. Onların kökeni PKK’ya dayanıyordu” sözleri bir o kadar sakıncalı ve sakattır. Maalesef ABD-İsrail konsorsiyumu Suriye’de kanlı bir iç savaş ve ayrışmanın temelini günbegün kazmaktadır. Soykırımcı İsrail örtülü operasyonlarla, silahlı ve zora dayalı şekilde Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğüne alenen kast etmektedir. Bu durum sadece Suriye için değil Türkiye’yi de çok sıcak ve birebir ilgilendiren aşırı güvenlik tehdididir. Aynı zamanda “Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” hedeflerini bozma ve bitirme gayesiyle ilişkili mütecaviz hamlelerin sert adımlardır.

Türkiye’nin Suriye politikası şeffaf ve açıktır. Bu ülkenin siyasi ve toprak bütünlüğüyle üniter yapısı vazgeçilmez politik tasavvur ve tercihimizdir. Nihayet bu tasavvur ve tercihten tavizin bedeli öngörülemeyecek kadar tehlikeli olabilecektir. Suriye için teklifi yapılan “Federasyonun bir tık altı” beyanatları maskeli bölünme ve bölücülük önerisidir. SDG/YPG’nin sürekli yeni dayatmalarla gündemi meşgul etmesi, özerklikten bağımsızlığa varıncaya kadar sıralı talep listelerini paylaşması, nitekim ABD-İsrail’in oyuncağına dönüşmesi vahim bir karmaşanın ön habercisidir. Geldiğimiz bu aşamada iki seçenek kalmıştır: Suriye’de ya huzur, barış ve istikrar hakim olacak; ya da İsrail’in tahayyülündeki parçalanma ve iç çatışma ortamı vasat bulacaktır. Netenyahu isimli caninin “Suriye’de aslında kiminle mücadele ettiğimizi biliyorum” sözleri Türkiye ile İsrail’in görüş açısı sıfıra inmiş, hatta sıcak temasın muhtemel olduğu mahut cepheleşmesinin de itirafından başka bir şey değildir. Türkiye Cumhuriyeti stratejik akılla, siyasi kararlılıkla, diplomasi sahasındaki sabır ve sebatıyla Suriye’de oyun kurmaya ve masa başı haritaları çizmenin arzusunda olan zalimlere direniş göstermektedir. Bu direniş meşru ve soylu bir direniştir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin tutumu ve takip ettiği politika süreci hem iç güvenliğimize hem de bölgesel huzura büyük bir hizmettir. Türkiye Cumhuriyeti komşu coğrafyalarda oldubittilere müsaade etmeyecek güç, caydırıcılık, kabiliyet ve yetenektedir. SDG/YPG’nin Suriye yönetimi ile 10 Mart 2025 tarihinde imzaladığı mutabakat zaptına riayet ve gereğini harfiyen yapması, aksi halde Ankara ile Şam’ın ortak iradesiyle askeri müdahalenin kaçınılmaz hale geleceği herkesçe bilinmelidir. Sözün yapamadığını yeri gelirse nice kahramanlık sahneleri başaracaktır. “Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” hedefi tarihin, kardeşlik hukukunun, kader ortaklığının, hiç kuşkusuz üzerinde yaşadığımız geniş coğrafyanın diriliş ve toparlanış kararıdır. Bu kararı tahrip etmeye, temelinden dinamitlemeye kalkışanlar buna pişman edilecektir. Kürt kardeşlerim oynanan oyunun bilincindedir. Üstelik hiçbir Kürt kardeşim Siyonizm’in avucuna düşmeyecek, soykırımcıların telkin ve göz boyayan vahşi hesaplarına kurban verilmeyecektir. Suriye’de yaşayan Türkmenler, Kürtler, Araplar ve diğer unsurlar kardeşimizdir ve kurulan tuzaklar el birliğiyle kırılıp atılacaktır.

“Özgür Özel’in utanmadan füze denemelerinden yakınması dangul dungul konuşmanın daniskası, abuk sabuk zihniyetin alameti farikasıdır”

Çevremizde bu kadar boğucu ve sancılı olaylar vuku buluyorken, CHP Genel Başkanı’nın Sinop’ta yaptığı konuşma ve içeriği rezalet ve kepazeliğin daha ötesidir. Özgür Özel akıl tutulmasının dibindedir. Bu patolojik vaka aynısıyla şunları söylemiştir: “Ben de Büyük Taarruz’un emrini veren, Kurtuluş Savaşı’nı kazanan kişi olmak istiyorum. Savaş kazanan kumandan olmak istiyorum.” Bu hezeyanla dolup taşan, tarif ve tanımında kelimelerin kifayetsiz kaldığı çarpık ifadelerin muhatabını sağlıklı ve sağgörülü addetmek mümkün değildir. Demokrasi yolunda beraber yürümekten bahis açan, bu suretle Cumhur İttifakı’nda sanki sorun varmış gibi yaygara yapan Özgür Özel’in uçurumlarla ihata edilen inişli çıkışlı yolunun bizim hak ve hakikat yolumuzla kesişmesi hayal mahsulü bile değildir. Sivil siyaset ve demokratik mücadele halinde olduğunu iddia eden bir partinin sipariş başkanının düşmanın kim olduğunu, kime karşı taarruz yapacağını, hangi savaşı kazanacağını, kumandanlık görevini ne şekilde üstleneceğini berraklığa kavuşturması acil bir ihtiyaçtır.

Kendi dışındakileri düşman gören siyaset anlayışı 1930’lu-1940’lı yılların Hitler kafasıdır ve korkunç bir skandaldır. Türkiye’de düşman gözleyen ve gözetleyen Özgür Özel’in derhal bir sağlık merkezine müracaatı ya da ille de düşman arıyorsa etrafına bakması tavsiyemizdir. Sinop’ta Savunma Sanayi’ndeki tarihi atılımları yüzsüzce baltalama çabası, balıkları düşündüğü kadar vatanı ve milleti düşünmemesi işbirlikçi ve kimliksiz bir siyasetçinin basit ve buruşuk sözleri olarak anılmaya mahkumdur. Özgür Özel’in utanmadan füze denemelerinden yakınması, yabancı turistlerin kafaları üzerinden füzelerin uçurulduğunu iddia etmesi, adeta denize dalarak yerinde müşahede etmiş gibi balıkların yuvalarından kaçtığını mizahi karakterleri aratmayacak şekilde gündeme taşıması dangul dungul konuşmanın daniskası, abuk sabuk zihniyetin alameti farikasıdır. Emperyalizmin oltasına takılan Özgür Özel çıldırsa da o füze denemeleri inşallah devam edecektir. Özgür Özel’in uykuları kaçsa da Türkiye milli savunma sanayinde dev adımları azimle atmayı sürdürecektir.

Aziz Atatürk’ü anladığını zanneden, ancak baştan ayağa yanlış anlayan bu şahsın Milli Mücadele yıllarında vatanımıza musallat olan müstevli emellerinden hiçbir farkı olmadığı ibret verici düzeyde karşımızdadır. CHP havlu atmış, mefluç hale gelmiş, ipe un sermiş, siyasi komaya girmiştir. Bu ilkel ve ilkesiz siyasi zihniyetin evvelemirde, yüzyılın en büyük rüşvet, hırsızlık ve yolsuzluk davası olarak anılan devasa vurgun ve yağmayla yüzleşmesi, bunun da demokratik ve hukuki hesabını vermesi adalet namusunun konusudur. Dileğimiz, yeni adli dönemde görülecek yolsuzluk davalarının iddianame hazırlığının yapılarak süratle lazım gelen hükmün tesisi, kimin mücrim kimin masum hukuken tefrik ve tayin edilmesidir. CHP’nin sonu karanlık, millet nazarındaki itibarı da sıfırdır. Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı istikbalin kudretli devletini inşa edecek, istiklal ve egemenlik haklarımızı fedayı can inancıyla sonuna kadar muhafaza edecektir.

 

Independent Türkçe

“ABD-İsrail konsorsiyumu Suriye’de kanlı bir iç savaş ve ayrışmanın temelini günbegün kazmaktadır”
Salı, Eylül 2, 2025 - 17:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Bahçeli: PKK'nın kurucu önderinin yaptığı çağrı bütün bileşenler için bağlayıcıdır
copyright Independentturkish: 

CHP İstanbul il yönetiminin görevden alınması sonrası borsada hızlı düşüş: Kayıplar yüzde 5'i geçti

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve mevcut yönetimin mahkeme kararıyla görevden alınması ve Gürsel Tekin, Zeki Şen, Hasan Babacan, Müjdat Gürbüz, Erkan Narsap'tan oluşan geçici kurulu, tedbiren CHP İstanbul İl Başkanlığı Yönetimi yetkilerini kullanmak üzere görevlendirmesinin ardından Borsa İstanbul’da düşüş yaşandı. 

BIST100 endeksindeki kayıplar yüzde 5’in üzerine çıktı, bankacılık endeksinde yaşanan düşüş ise yüzde 6'yı geçti.

Borsa İstanbul'da açığa satış yapılabilen işlem sıralarında açığa satış işlemlerinde seans sonuna kadar yukarı adım kuralı uygulanacak. BIST'ten yapılan açıklamada, "Saat 15.40:03 itibarıyla BIST100 endeksinde meydana gelen yüzde 2 değişim sebebiyle Pay Piyasasında açığa satış yapılabilen işlem sıralarında açığa satış işlemlerinde seans sonuna kadar yukarı adım kuralı uygulanacaktır" denildi.

 

ANKA

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve mevcut yönetimin mahkeme kararıyla görevden alınmasının ardından BIST100 endeksinde kayıplar yüzde 5'in üzerine çıktı
Salı, Eylül 2, 2025 - 16:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA (Arşiv)</p>

Type: 
SEO Title: 
CHP İstanbul il yönetiminin görevden alınması sonrası borsada hızlı düşüş: Kayıplar yüzde 5'i geçti
copyright Independentturkish: 

Bakan Uraloğlu: Trabzon’a yıllık 10 milyon yolcu kapasiteli yeni havalimanı yapılacak

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Trabzon'da yıllık 10 milyon yolcu kapasitesine sahip yeni bir havalimanı inşa edeceklerini açıkladı.

"Trabzon seni çağırıyor" sloganıyla organize edilen Trabzon Günlerinin açılışına katılan Bakan Uraloğlu, kente yaptıkları hizmetleri anlattı. Trabzon Havalimanı'nın kentin dünyaya açılan kapısı olduğunu belirten Uraloğlu, şu değerlendirmede bulundu:

Trabzon Havalimanı, Türkiye'nin en yoğun 7. havalimanı

"2024'te yaklaşık 3,6 milyon insanımız burayı kullandı ve Türkiye'nin en yoğun 7. havalimanı oldu. Sürekli artan yolcu sayısı doğrultusunda havalimanımızı genişletmek ve şehrimize yeni bir havalimanı kazandırmak için de çalışmalarımıza başladık. Yeni Dış Hatlar Gelen Yolcu Terminali ve CIP hizmet binasını hizmete açtık. Ama 2 bin 650 metrelik pist uzunluğu artık sürekli gelişen ve büyüyen Trabzon'umuz için yeterli değil. Bunu da biliyoruz. Bu nedenle mevcut yerinde biraz daha kuzeye 3 milyon metrekarelik dolgu üzerine yıllık 10 milyon yolcu kapasitesine sahip yeni bir havalimanı da inşa edeceğiz. Trabzon'umuzu dünya ile daha güçlü bir şekilde bu vesileyle buluşturmuş olacağız."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Trabzon'un ulaşım ve iletişim altyapısına yaklaşık 175 milyar lira yatırım yapıldığını belirten Uraloğlu, 56 kilometre bölünmüş yol uzunluğunu 265 kilometreye, bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol ağını ise 555 kilometreye ulaştırdıklarını ifade etti.

Uraloğlu, Karadeniz Sahil Yolu ile Trabzon'u Türkiye'nin dört bir yanına bağladıklarının altını çizerek, "Türkiye'nin en uzun çift tüplü tüneli olan Zigana Tüneli'ni tamamlayarak, İran ve Orta Doğu ülkelerinin Karadeniz'e ulaşımını sağladık." diye konuştu.

Kent içi 32 kilometrelik raylı sistemi şehre kazandırmak için de çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Uraloğlu, şöyle devam etti:

"Şu anda proje çalışmalarımızı Trabzon Büyükşehir Belediyemizle beraberce yürütüyoruz. Yıl sonuna kadar bütün çalışmaları bitirerek, fizibilitesini yaparak yetiştirebilirsek bu sene, yetiştiremezsek 2026 yatırım programına alarak inşallah başlamayı hedefliyoruz."

Samsun'dan Sarp'a kadar uzanacak demir yolu projesine ilişkin de açıklama yapan Uraloğlu, "Bu hattımız, 120 kilometrelik Kırıkkale-Çorum etabıyla yapım çalışmalarını başlattığımız Ankara-Kırıkkale-Çorum-Samsun Hızlı Tren Hattı Projesi ile entegre olacaktır." ifadelerini kullandı.

AA

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Trabzon'da yıllık 10 milyon yolcu kapasitesine sahip yeni bir havalimanı inşa edeceklerini açıkladı
Cumartesi, Ağustos 30, 2025 - 00:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Bakan Uraloğlu: Trabzon’a yıllık 10 milyon yolcu kapasiteli yeni havalimanı yapılacak
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Kassam Tugayları Sözcüsü Ubeyde: Gazze'yi işgal etme planları, düşman ordusuna askerlerinin kanıyla ağır bir bedel ödetecek

Hamas silahlı kolu Kassam Tugayları'nın sözcüsü Ebu Ubeyde, Telegram üzerinden yaptığı bir dizi açıklamada savaşçılarının İsrail'in Gazze kentini işgal planlarına karşı teyakkuzda olduğunu ve Gazze Şehri’ni işgal etme planlarının düşman ordusuna ağır bir bedel ödeteceğini söyledi. İsrailli rehinelerin çatışma alanlarında savaşçıların arasında olacağına da dikkat çeken Ubeyde'nin açıklamaları şöyle:

Savaşçılarımız tam teyakkuz, hazırlık ve yüksek moral hâlindedir. Onlar kahramanlık ve direnişin örnek modellerini sergileyecek, Allah’ın yardımıyla işgalcilere ağır dersler vereceklerdir. Savaş suçlusu Netanyahu ve Nazi bakanları, düşmanın hayatta olan esirlerinin sayısını yarıya indirmeye ve ölen esirlerinin çoğunun cesetlerini sonsuza dek ortadan kaldırmaya karar vermişlerdir. Düşman ordusu ve terörist hükümeti bunun tüm sorumluluğunu taşıyacaktır. Biz, düşmanın esirlerini korumak için elimizden geleni yapacağız; onlar da savaşçılarımızla birlikte çatışma ve karşılaşma alanlarında bulunacak, aynı riskleri ve yaşam koşullarını paylaşacaklardır. Düşmanın saldırıları sonucu öldürülen her esiri, adı, fotoğrafı ve ölümüne dair kanıtlarla birlikte duyuracağız. Gazze Şehri’ni işgal etme planları, düşman ordusuna askerlerinin kanıyla ağır bir bedel ödetecek ve Allah’ın izniyle yeni askerlerin esir alınma ihtimalini artıracaktır.


Ukrayna: Rus güçlerinin Zaporijya'ya saldırılarında yaralı sayısı 22'ye yükseldi

Ukrayna Ulusal Polisi, Rusya'nın gece saatlerinde Zaporijya'ya düzenlediği ve bir kişinin hayatını kaybettiği saldırılarda yaralı sayısının 3'ü çocuk olmak üzere 22'ye yükseldiğini bildirdi. Yaralılardan 12 kişi hastaneye kaldırıldı.

Saldırıların olduğu yerlerde soruşturma ve operasyon ekipleri, polis sağlık görevlileri, patlayıcı uzmanları, kriminalistler, kurtarma ekipleri ve şehrin ilgili hizmetleri çalışmaya devam ediyor. Vatandaşların başvurularını ve bildirimlerini kabul eden noktalar kuruldu.


Filistin Devlet Başkanı Abbas: Lübnan’da silah yalnızca devletin elinde olmalı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Lübnan’daki tüm silahların yalnızca devletin kontrolünde olması gerektiğini belirtti.

Abbas, Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Lübnan’ın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne vurgu yaptı. Görüşme, Lübnan ordusunun ülkedeki Filistin mülteci kamplarında silahların toplanmasına yönelik 3. aşamayı başlatmasının ardından gerçekleşti.

“Filistin halkı, vatanlarına dönünceye kadar Lübnan’da geçici misafirdir.” diyen Abbas, mültecilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini, bunun dönüş haklarını ve ulusal kimliklerini etkilememesi gerektiğini ifade etti. Abbas, “Lübnan’da silah yalnızca devletin elinde olmalı.” ifadesini yineledi.

Başbakan Selam ise Abbas’ın Lübnan'ın güvenlik ve istikrarına verdiği desteği takdir ederek, Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ait kamplardaki silahların Lübnan ordusuna teslim edilmesini önemli bir adım olarak değerlendirdi.

Lübnan ordusu, 28 Ağustos’ta Sur kentindeki Er-Raşidiyye, El-Bas ve El-Burc eş-Şimali kamplarında silah toplama faaliyetleri yürütmüştü. Daha önce 21 Mayıs’ta Abbas ile Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn arasında yapılan görüşmede de “silahın yalnızca devlette olması” prensibi gündeme gelmiş, bu kapsamda ortak komitelerin kurulmasına karar verilmişti.

Lübnan’ın başkenti Beyrut ve diğer bölgelerde bulunan 12 kampta 200 bini aşkın Filistinli, 1948’den bu yana mülteci olarak yaşamını sürdürüyor. 1969 Kahire Anlaşması’na göre kampların iç güvenliğini Filistinli gruplar sağlarken, giriş ve çıkışlar Lübnan ordusunun kontrolünde bulunuyor.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Cumartesi, Ağustos 30, 2025 - 00:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

CHP’den operasyonlara tepki

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'li Adana, Antalya, Adıyaman Büyükşehir Belediye başkanlarının gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

Yavaş'ın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşım şöyle:

Adana Büyükşehir Belediye Başkanımız Zeydan Karalar, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek ve Adıyaman Belediye Başkanımız Abdurrahman Tutdere, Aziz İhsan Aktaş’ın iftiraları nedeniyle gözaltına alındı. Bu durum hukukun ne yazık ki kimlere nasıl işlediğini bir kez daha göstermiştir. Madem Aziz İhsan Aktaş herkese para dağıtmış, o zaman bu kirli düzen sadece muhalif başkanları mı hedef alacak? Para verilen AK Partili isimler nerede? Onlar için neden aynı kararlılık gösterilmiyor? Hukukun siyasete göre eğilip büküldüğü, adaletin bir kesim için uygulanıp bir kesim için görmezden gelindiği bir düzende kimse bizden hukuk devletine güvenmemizi, adalete inanmamızı beklemesin. Buradan sesleniyoruz: Hukuk ya herkes için vardır ya da hiç kimse için yoktur. Haksızlığa, hukuksuzluğa, siyasi operasyonlara boyun eğmeyeceğiz."

"Siyasi yürütüldüğünü hepimiz biliyoruz"

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Halk TV yayınına katıldı. Emir, Abdurrahman Tutdere'nin İstanbul'a götürüldüğünü ancak Zeydan Karalar'ın ifadesinin nerede alınacağının bilinmediğini belirtti. "Bu operasyonların başından beri siyasi yürütüldüğünü hepimiz biliyoruz" diyen Emir, şöyle evam etti:

Çünkü herkesin tanıdığı, bildiği, milyonların oyunu almış, yıllardır hizmet eden belediye başkanlarımız bu arkadaşlarımız. Bunlar her çağrıldıklarında giden, adresleri belli, iş yerleri belli, milyonlara hizmet eden bizim yol arkadaşlarımız. Çağrılsalar rahatlıkla gidecekler, ifade verecekler. Ama böyle sabahın bir vakti sanki bir terör örgütü çökertiliyormuş gibi gözaltına alınmaları bir defa baştan aslında bir haysiyet cellatlığı, baştan bir algı operasyonuna dönüşüyor. Bir defa bu gözaltına alınış biçimlerini asla kabul etmiyoruz.

Her zaman söylediğimiz, her bir Cumhuriyet Halk Partili'nin ve Cumhuriyet Partili Belediye Başkanı'nın, kamu görevlisinin, milletvekilinin veremeyeceği hiçbir hesap olamaz. Her konu araştırılabilir, incelenebilir. Her konuda ifadelerine başvurulabilir. Bunlara alışkındır bizim arkadaşlarımız ama gözaltına almak bunun için yanlış bir işlem. Sabahın bir vakti böylesine algı operasyonlarıyla yürütülüyor. Hiç istemeyiz ama daha önce örneklerinden gördük. Ters kelepçe yapıyorlar, bazen koluna giriyorlar, bazen sıraya diziyorlar, görüntü alıyorlar, bazen adliyeye götürülürken böylesine adeta bir polis kamerası ile bir reklam filmi çeker gibi yönetmenler eşliğinde ışık ayarlanıyor, görüntü ayarlanıyor, nereden geleceği ayarlanıyor. Hatta bir aradıkları görüntüyü bulamayınca iki üç defa aynı yerden geçiriyorlar. Bunların hep de aslında topluma bir algı yaratmaya dönük.

Şu ana kadar dosyanın içini dolduramadılar. Somut delillerle destekleyemiyorlar. Ancak iftiralar üzerinden ve iftiracıların iddiaları üzerinden, gözaltılar üzerinden yürütülen bir süreç var. Gözaltına alalım, 30, 40, 50 kişi, bir suç yakalarsak onları tekrar cezaevine koyalım ve itirafçı olmaları için bekleyelim veya tehditle iftira atmalarını sağlayalım. Şu ana kadar yürütülen maalesef bu. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bağımsız ve adil yargılanma hakkını herkes için talep ediyoruz. Tabii ki yargılanabilirler ama yargılama usullerine uygun bir şekilde ve gerçekten tutuksuz yargılanmaları çok önemli.

"Yargıyı sopa yapanların derdi hukuk değil, kendi iktidarlarını korumak"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, resmi sosyal medya hesabından Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in de gözaltına alındığını duyurdu. Paylaşımda, "Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek de gözaltına alındı. Siyasi intikam amacıyla yargıyı sopa yapanların derdi hukuk değil, kendi iktidarlarını korumak. Millet iradesine darbe vuran bu kirli düzene asla boyun eğmeyeceğiz" denildi.

"Borsayı düşündüğünüz kadar adalet kaygınız olsaydı keşke"

CHP GeneL Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın,  sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ''Adana ve Adıyaman Belediye başkanlarımız gözaltında. Birisi Adana gibi başkan, diğeri 6 Şubat depreminde 'unutulan Adıyaman'ın' kahramanı.. Borsayı düşündüğünüz kadar adalet kaygınız olsaydı keşke... Bir milleti böyle teslim alamazsınız, alamayacaksınız'' ifadesini kullandı.

"Patron çıldırdı"

 İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Siyasi yoruma gerek yok; patron çıldırdı" ifadelerini kullandı.

 

 

Independent Türkçe, ANKA

“Siyasi intikam amacıyla yargıyı sopa yapanların derdi hukuk değil, kendi iktidarlarını korumak”
Cumartesi, Temmuz 5, 2025 - 09:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
CHP’li belediyelere yeni operasyon
Type: 
SEO Title: 
CHP’den operasyonlara tepki
copyright Independentturkish: 

CHP’li belediyelere yeni operasyon

CHP’li belediyelere yönelik süren soruşturmalar kapsamında bir yeni gelişme daha yaşandı.

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek gözaltına alındı. Belediyelerde arama yapıldığı öğrenildi. Karalar'ın İstanbul'da gözaltına alındı. Tutdere'nin ise Ankara'daki evinde gözaltına alınıp İstanbul'a götürüldüğünü açıkladı.

Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere sosyal medya platformu X'ten yaptığı paylaşımda gözaltına alındığını paylaştı. Tutdere yaptığı paylaşımda, “Sabah Ankara'da evimden gözaltına alındım. İstanbul’a

Aynı operasyon kapsamında Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar hakkında da gözaltı kararı verildiği öğrenildi.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek hakkında gözaltı kararı verildi.

Başkanvekili de gözaltına alındı 

Tutuklanan Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’ün yerine seçilen Başkan Vekili Ahmet Şahin gözaltına alındı.

Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Ahmet Şahin'in şoförü, Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan, Seyhan Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Özcan Zenger hakkında da gözaltı kararı verildi.

.Başsavcılıktan açıklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklama şu şekilde;

"-Cumhuriyet Başsavcılığı 2024/228233 soruşturma sayılı dosyasında; etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediklerini belirten bazı şüphelilerin alınan beyanları ve sunmuş oldukları evrakların incelenmesi neticesinde; İBB ve iştiraklerinden alınan ihaleler kapsamında Fatih KELEŞ tarafından yapılan baskı ve zorlamalar neticesinde Fatih KELEŞ' in belirlediği kişilere para vermek zorunda kaldıkları iddialar hakkında yapılan tespitler sonucunda parayı teslim aldıkları tespit edilen Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Ahmet ŞAHİN ve şoförünün adreslerinde arama, el koyma işlemleri yapılmasına ve irtikap suçundan gözaltına alınmalarına,

-Operasyon öncesi örgütün üst düzey yöneticileriyle yapılan toplantılarda, operasyon sonrası ise cezaevi görüşlerinde şüphelileri kontrol ve baskı altında tutarak örgütsel çözülmeyi engellemeye yönelik faaliyette bulunduğu tespit edilen avukat Onur Büyükhatipoğlu' nun adresinde arama, el koyma işlemleri yapılmasına ve suç örgütüne üye olmak suçundan gözaltına alınmasına,2024/236201 soruşturma sayılı dosyasında;

-Suç örgütü kurmak ve yönetmek, rüşvet vermek suçlarından tutukluyken pişmanlık gösterip ayrıntılı beyanda bulunması üzerine serbest bırakılan Aziz İhsan AKTAŞ' a ait firmalarda çalışan tanıklar ve soruşturma kapsamında tutuklu bazı şüphelilerin alınan beyanları ve sunmuş oldukları evrakların incelenmesi neticesinde;

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan KARALAR' ın Seyhan Belediye Başkanlığı döneminde belediyeye iş yapan şirket yöneticilerinden haksız maddi menfaat talebinde bulunduğuna ve kişileri dönemin Seyhan Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Özcan ZENGER' e yönlendirmesi üzerine Özcan ZENGER' e farklı tarihlerde para verildiğine ilişkin iddialar bakımından yapılan tespitler neticesinde Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan KARALAR ile Özcan ZENGER' in adreslerinde arama, el koyma işlemleri yapılmasına ve irtikap suçundan gözaltına alınmalarına,

Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman TUTDERE' nin belediyeye iş yapan şirket yöneticilerinden haksız maddi menfaat talebinde bulunduğuna ve kişileri Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan KAYHAN' a yönlendirmesi üzerine Ceyhan KAYHAN' a farklı tarihlerde para verildiğine ilişkin iddialar bakımından yapılan tespitler neticesinde Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman TUTDERE ile Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan KAYHAN' ın adreslerinde arama, el koyma işlemleri yapılmasına ve irtikap suçundan gözaltına alınmalarına,

Rüşvet almak ve suç örgütüne üye olmak suçlarından tutuklu bulunan eski Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza AKPOLAT' ın suçtan elde ettiği kazançla aldığı araç ve taşınmazları üzerine yaptığı tespit edilen 4 (dört) şüphelinin adreslerinde arama, el koyma işlemleri yapılmasına ve suçtan elde edilen mal varlığı değerlerini aklamak suçundan gözaltına alınmalarına,

2025/76021 soruşturma sayılı dosyada Eski Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan AKGÜN' ün ilçede inşaat yapan firmalardan inşaat ruhsatı ve iskan izinleri karşılığında projelerden taşınmaz talep ettiği, bazı iş sahiplerini taşınmaz vermeye zorladığı, bu kapsamda edinilen taşınmazlardan bir kısmını yakınları üzerine yaptığı, bir kısmı ile de açıktan iş yaptırdığı firmalara ödeme yaptığına ilişkin tespitler kapsamında Hasan AKGÜN' ün yakınlarına ve firmalara toplamda 4 (dört) villa verdiği tespit edilen firma sahipleri ve taşınmazı devraldığı tespit edilen, toplamda 4 (dört) şüphelinin adreslerinde arama, el koyma işlemleri yapılmasına, rüşvet vermek ve rüşvet almak suçlarından gözaltına alınmalarına,"

 

Independent Türkçe, ANKA 

Adana, Adıyaman ve Antalya belediye başkanları hakkında gözaltı kararı verildi
Cumartesi, Temmuz 5, 2025 - 09:30
Main image: 

<p>Görsel: Independent Türkçe&nbsp;</p>

related nodes: 
CHP'li Manavgat Belediyesi'ne operasyon: Başkan Niyazi Nefi Kara dahil 36 kişi hakkında gözaltı kararı
Tunç Soyer ve CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu'nun da aralarında bulunduğu 60 kişi tutuklandı
Type: 
SEO Title: 
CHP’li belediyelere yeni operasyon
copyright Independentturkish: 

MHP Lideri Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” buluşmaları öncesi kurmaylarıyla buluştu

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, önümüzdeki süreçte hayata geçirilecek “Asırlık Birlik Sonsuz Kardeşlik, Terörsüz Türkiye İçin Milli Birlik ve Dayanışma Buluşmaları” öncesinde partisinin üst düzey yöneticileriyle bir araya geldi.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, Bahçeli, ATO Congresium’da düzenlenen akşam yemeğinde başkanlık divanı üyeleri, milletvekilleri ve genel başkan danışmanlarıyla buluştu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Paylaşımda, “Sayın Genel Başkanımız, MHP’nin Türkiye için geçmişten geleceğe üstlendiği samimi sorumlulukları ve önümüzdeki dönemde yapılacak 'Asırlık Birlik Sonsuz Kardeşlik, Terörsüz Türkiye İçin Milli Birlik ve Dayanışma Buluşmaları' kapsamında düzenlenecek toplantılarla ilgili parti görüşlerini paylaştı” denildi.

Bahçeli’nin, buluşmaların içeriği ve hedefleri konusunda kurmaylarını bilgilendirdiği, partinin birlik ve beraberlik mesajlarını güçlendirmeye yönelik çalışmaların değerlendirildiği aktarıldı.

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, başkanlık divanı üyelerimiz, milletvekilimiz ve genel başkan danışmanlarımızla ATO Congresium’da akşam yemeğinde bir araya geldi.

Sayın Genel Başkanımız, MHP’nin, Türkiye için geçmişten geleceğe üstlenmiş olduğu samimi sorumlulukları ile… pic.twitter.com/YiggRTQI0J

— MHP (@MHP_Bilgi) July 4, 2025

Independent Türkçe

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Terörsüz Türkiye İçin Milli Birlik ve Dayanışma Buluşmaları” öncesinde partisinin kurmaylarıyla Ankara’da düzenlenen akşam yemeğinde buluştu
Cumartesi, Temmuz 5, 2025 - 00:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
MHP lideri Bahçeli: PKK’nın silah bırakma sürecini tamamlaması bir an evvel sağlanmalı
MHP Genel Başkanı Bahçeli: İşte ayaktayız, işte buradayız
Bahçeli: Türk milleti bu tip figüranlara karşıdır
Type: 
SEO Title: 
MHP Lideri Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” buluşmaları öncesi kurmaylarıyla buluştu
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Hamas’tan 60 günlük ateşkes teklifine olumlu yanıt

Gazze’de 60 günlük ateşkes teklifine olumlu yanıt vererek, taraflar arasında nihai müzakerelerin önünü açtı. ABD destekli çerçevede rehine takası ve İsrail'in kademeli çekilmesi gibi adımlar öngörülüyor.

Hamas, Cuma günü yaptığı açıklamayla Gazze’de önerilen 60 günlük ateşkes teklifine "olumlu yanıt" verdiğini duyurdu. Bu gelişme, aylardır süren başarısız girişimlerin ardından çatışmaların durdurulması yönünde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Hamas, arabuluculara verdiği yanıtta, teklifin uygulanmasına yönelik mekanizmalar üzerinde müzakereye hazır olduğunu belirtti. İsrail’in daha önce ABD destekli çerçeve anlaşmayı kabul etmesi, tarafların resmi bir ateşkes anlaşması öncesinde detaylı müzakerelere başlaması anlamına geliyor.


15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne "Free İmamoğlu" pankartı astıkları gerekçesiyle CHP'li altı milletvekili hakkında fezleke hazırlandı

CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne "Free İmamoğlu" pankartı astıkları gerekçesiyle kendisi dahil altı milletvekili hakkında fezleke hazırlandığını açıkladı. Gökçek, "Şeref nişanesi sayarız!" dedi.

Gökçek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne 'Free İmamoğlu' pankartı astığımız için ben ve milletvekillerimiz Nimet Özdemir, Suat Özçağdaş, Mahmut Tanal, İlhami Özcan Aygun, Ahmet Baran Yazgan hakkında fezleke hazırlanmış. Şeref nişanesi sayarız! Bir değil bin fezleke de hazırlasanız, tehditlerinize, baskılarınıza boyun eğmeyeceğiz! Doğru bildiğimiz gerçekleri her yerde, her zaman söylemeye devam edeceğiz. Yaratmak istediğiniz korku iklimini paramparça edecek, bu ülkeye güneşli güzel yarınları elbirliği ile getireceğiz!" ifadesini kullandı.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Cumartesi, Temmuz 5, 2025 - 00:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

İsrail basınına göre, Trump, Netanyahu'dan Gazze'ye saldırıları "hemen" sona erdirmesini istedi

İsrail'in Kanal 12 televizyonunun haberine göre, Trump, Netanyahu ile dün yaptığı telefon görüşmesinde Gazze'ye saldırıların durdurulmasını talep etti.

Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıların sona erdirilmesini isteyen Trump'ın Netanyahu'ya "Bunu bitir." dediği aktarıldı.

Trump'ın, savaşın sona erdirilmesinin İran ve Suudi Arabistan ile müzakerelere yardımcı olacağını açıkça dile getirdiği belirtildi.

Netanyahu'ya İran'a saldırı konusunda da uyarılarda bulunan Trump'ın, İsrail Başbakanı'na İran'a saldırı seçeneğini gündeminden çıkarmasını söylediği ifade edildi.

Ayrıca ABD Başkanı'nın müzakerelerin başarısız olması durumunda "askeri saldırı" seçeneğine de yeşil ışık yakmadığına dikkati çekildi.

Netanyahu, müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini açıklamıştı

İsrail Başbakanı Netanyahu, bugün yayınladığı video mesajda, Gazze'de ateşkes ve esir takası anlaşması müzakerelerinde ilerleme kaydedildiğini açıklamıştı.

Netanyahu'nun, konuya ilişkin Savunma Bakanı Yisrael Katz, Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve müzakere heyetinden bazı yetkililerin katıldığı bir toplantı yaptığı bildirilmişti.

AA

ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları "hemen" sona erdirmesini istediği öne sürüldü
Salı, Haziran 10, 2025 - 22:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
BM Soruşturma Komisyonu: İsrail Gazze'de ‘soykırım’ yapıyor
İsrail Yemen'deki Hudeyde limanına iki saldırı düzenledi
Type: 
SEO Title: 
İsrail basınına göre, Trump, Netanyahu'dan Gazze'ye saldırıları "hemen" sona erdirmesini istedi
copyright Independentturkish: 

İmamoğlu’ndan Ümit Özdağ için tutukluluğa son verilsin çağrısı

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun, Silivri Cezaevi’nden yönetilen “Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi” isimli sosyal medya hesabından, tutuklu bulunan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ için dikkat çeken bir açıklama yapıldı.

Mesajda, siyasette adaletin önemine dikkat çekilerek, “Hukuk araç olarak kullanılarak siyaset dizayn edilemez” denildi.

İmamoğlu’nun Aday Ofisi tarafından yapılan paylaşımda şu ifadeler yer aldı:

“Siyasetçiler, siyasi parti liderleri uyduruk gerekçelerle tutuklanıp aylarca hatta yıllarca hapiste tutularak yargılama sürecinin kendisi cezalandırmaya dönüştürülüyor. Siyasetçiler rakiplerini sandıkta yener, uyduruk mahkemelerle değil. Fikirler fikirlerle yarışır, kararı millet verir. Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ’ın yarınki duruşmada tutukluğuna son verilmesi ve adli birimler üzerindeki iktidar gölgesinin sökülüp atılması elzemdir. Yargılama sürecinin kasti olarak uzatılması ve tutuklu yargılamanın usul haline gelmesi adaletsizliktir.”

Ümit Özdağ’ın duruşması, yarın saat 10.30’da Silivri Ceza İnfaz Kurumu’ndaki mahkeme salonunda görülecek.

Independent Türkçe

CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun Aday Ofisi, yarın hakim karşısına çıkacak Ümit Özdağ’ın serbest bırakılması çağrısında bulundu
Salı, Haziran 10, 2025 - 22:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
İmamoğlu’ndan Ümit Özdağ için tutukluluğa son verilsin çağrısı
copyright Independentturkish: 

Trump: Ulusal muhafızlar tehlike geçene kadar Los Angeles’ta kalacak

ABD Başkanı Donald Trump, Los Angeles’ta devam eden olaylara ilişkin yaptığı açıklamada, Ulusal Muhafızların tehlike tamamen geçene kadar kentte görev yapmayı sürdüreceğini söyledi. Oval Ofis’te İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem’in de katıldığı bir etkinlikte konuşan Trump, bölgedeki gelişmeleri değerlendirdi.

Trump, kent ve eyalet yönetimlerini eleştirerek, "Los Angeles, biz oraya varana kadar kuşatma altındaydı. Polis bu durumu kontrol altına alamıyordu. Polis şefi üç gece önce bunu televizyonda söyledi. Ellerinden geleni yaptılar ama olaylarla baş edemiyorlardı. Eyalet yönetimi Ulusal Muhafızları çağırmadı, en sonunda biz onları gönderdik." ifadelerini kullandı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Görevdeki Ulusal Muhafızların ne zaman ayrılacağı sorusuna yanıt veren Trump, "Artık tehlike kalmayana kadar. Ne zaman tehlike kalmazsa o zaman ayrılırlar." dedi.

Los Angeles’taki şiddeti ben durdurdum

Kentteki olaylara federal müdahalenin etkili olduğunu savunan Trump, "Eğer biz oraya destek göndermiş olmasaydık bugün Los Angeles yakılıp yıkılmış durumda olurdu. Los Angeles’taki şiddeti ben durdurdum." diye konuştu.

Trump ayrıca, ocak ayında yaşanan geniş çaplı yangınlar sırasında eyalet yönetiminin yeterli adım atmadığını öne sürdü. "Suyun gerekli yerlere ulaştırılmasını ben sağladım." diyerek, kendi yönetiminin sorumluluğu üstlendiğini belirtti.

Gösterilerin kısmen sakinleştiğini ifade eden Trump, güvenlik güçlerinin olası şiddet olaylarına karşı hazır durumda kalacağını söyledi.

Trump, 1807 tarihli İsyan Yasası’nı devreye sokup sokmayacağına dair soruya ise şu yanıtı verdi: "Bu tamamen bir isyan olup olmamasına bağlı. Eğer bir isyan varsa o yasayı devreye sokarım."

Göstericileri doğrudan "isyancı" olarak tanımlamayan Trump, Los Angeles’taki protestolara katılanların “satın alınmış suçlular” olduğunu ileri sürdü. "Bunlara belki isyancı demeyebilirsiniz ama kesinlikle çok kötü ve ülkesinden nefret eden insanlar." ifadelerini kullandı.

ICE karşıtı protestolar kapsamında Los Angeles’ta düzenlenen gösterilerde çok sayıda kişi gözaltına alınmış, bazı araçlar ateşe verilmişti. Trump, olaylar üzerine 2 bin Ulusal Muhafız’ı görevlendirdiklerini, ardından 2 bin muhafız ve 700 deniz piyadesinin daha bölgeye sevk edildiğini duyurmuştu.

Independent Türkçe, AA

ABD Başkanı Donald Trump, Los Angeles’taki olaylar kontrol altına alınıncaya kadar Ulusal Muhafızların kentte kalmaya devam edeceğini açıkladı
Salı, Haziran 10, 2025 - 21:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Trump, Netanyahu'ya İran'a 'makul bir teklif' yaptığını söyledi
Trump, Musk'la fikir ayrılığına düşmesine rağmen Beyaz Saray'daki Starlink hizmetini kapatmayı düşünmüyor
Trump’ın otel projesi Sırbistan’ı karıştırdı
Type: 
SEO Title: 
Trump: Ulusal muhafızlar tehlike geçene kadar Los Angeles’ta kalacak
copyright Independentturkish: 

HALK TV Yönetim Kurulu Başkanı Mahiroğlu hakkında yakalama kararı

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Halk TV sahibi Cafer Mahiroğlu hakkında, "ihaleye fesat karıştırmak" suçlamasıyla yakalama kararı çıkarıldı. 

Halk TV sahibi Cafer Mahiroğlu hakkında, Aziz İhsan Aktaş’ın beyanı ve yapılan araştırma işlemleri kapsamında, "ihaleye fesat karıştırmak" suçundan soruşturma başlatıldığı öğrenildi.

Konuya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsacılığı'ndan alınan bilgide, Başsavcılığın, 2024/236201 soruşturma sayılı dosyasında, "suç örgütü kurmak, yönetmek, ihaleye fesat karıştırmak, rüşvet vermek, mal varlığı değerlerini aklamak, vergi usul kanununa muhalefet etmek" suçlarından hakkında soruşturma yürütülen Aziz İhsan Aktaş’ın alınan beyanı ve yapılan araştırma işlemleri kapsamında, ihale süreçlerine müdahale ettiğine ilişkin tespitlerin yapılması üzerine şüpheli Cafer Mahiroğlu hakkında ihaleye fesat karıştırmak suçundan soruşturma işlemlerine başlanıldığı belirtildi. Bu nedenlerle, yurt dışına çıktığı tespit edilen şüpheli ile ilgili, İstanbul nöbetçi sulh ceza hakimliğince "yakalama emri kararı verildiği" bildirildi. 

Cafer Mahiroğlu’ndan yakalama kararına tepki: Demokrasiyi savunmanın bir bedeli var

Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu, hakkında çıkarılan yakalama kararına sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla tepki gösterdi. İstanbul’da belediyelere yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında, etkin pişmanlıktan faydalanan Aziz İhsan Aktaş’ın beyanları doğrultusunda hakkında başlatılan soruşturma ve çıkarılan yakalama kararına ilişkin Mahiroğlu, kamuoyuna seslendi.

Mahiroğlu, açıklamasında Halk TV'nin sahibi olmasının ve savunduğu değerlerin hedef alınmasına neden olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Halk TV’yi aldığım günden beri hakkımda atılmadık iftira bırakmadılar. 35 yıldır yurt dışında ikamet ediyorum. Yaptığım işler ortada. Demek ki, halkın televizyonu Halk TV’nin sahibi olmanın, demokrasiyi, hakkı ve hukuku savunmanın, yanlışlara itiraz edip, yolsuzluklarla mücadele etmenin bir bedeli var.”

Tanımadığını ifade ettiği bir kişinin beyanlarıyla suçlandığını belirten Mahiroğlu, açıklamasında şu sözlere yer verdi:

“Hiç tanımadığım ve hayatımda görmediğim birinin kurgulanmış yalan beyanları ve iftiraları üzerinden suçlanıyorum. Ne yapılmak istendiğinin farkındayım. Hakikat yavaş yürür ama mutlaka bir gün yalanı geçer. İftira sahipleri de yalanlarının altında kalır.”

Yargıya olan inancını koruduğunu dile getiren Mahiroğlu, “Bu ülkede yargının bağımsız ve adil olduğuna hala güvenmek istiyorum.” diyerek açıklamasını tamamladı.

 

Independent Türkçe

İhale süreçlerine müdahale ettiği iddiasıyla HALK TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu hakkında yürütülen soruşturma kapsamında yakalama kararı çıkarıldı
Salı, Haziran 10, 2025 - 20:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek son yolculuğuna uğurlandı
Suat Kılıç'tan 'Madleen' tepkisi: Bu saldırı Akdeniz’e kıyısı bulunan bütün ülkelerin egemenlik haklarına saldırıdır
Type: 
SEO Title: 
HALK TV Yönetim Kurulu Başkanı Mahiroğlu hakkında yakalama kararı
copyright Independentturkish: 

Rusya ile Ukrayna arasında ağır hasta ve yaralı esir askerlerin takası yapıldı

Rusya Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, İstanbul’da 2 Haziran’da Rusya ile Ukrayna arasındaki doğrudan müzakereler sonucunda varılan anlaşmalar uyarınca, ikinci Rus esir asker grubunun Ukrayna’dan iade edildiği kaydedildi.

Rus esirlerin karşılığında Ukrayna Silahlı Kuvvetleri mensubu bir grup esir askerin Kiev’e verildiği aktarılan açıklamada, halihazırda Rus askerlerinin Belarus topraklarında bulunduğu, tıbbi ve psikolojik yardım aldığı ifade edildi.

Açıklamada, tüm Rus askerlerinin, bakanlığın tıbbi kurumlarında tedavi ve rehabilitasyon için Rusya’ya sevk edileceği belirtildi.

Bakanlık, ilk aşamada olduğu gibi esir takasında yer alan asker sayısına ilişkin bilgi vermedi.

Ukrayna’dan konuya ilişkin açıklama

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise Telegram hesabı üzerinden yaptığı paylaşımında, İstanbul’daki müzakerelerde Rusya ile anlaştıkları gibi esir takası sürecinin bugün de devam ettiğini belirtti.

Ukraynalı ağır hasta ve yaralı askerlerin geri getirildiğini aktaran Zelenskiy, “Bugün, ağır hasta ve yaralı askerlerimizin Rus esaretinden dönüşünün ilk aşamasıdır. Hepsinin acil tıbbi bakıma ihtiyacı var. Bu önemli bir insani eylemdir.” ifadesini kullandı.

Zelenskiy esir asker takası sonucu Ukrayna ordusu ve güvenlik birimlerinden askeri personelin geri getirildiğini kaydederek, “Takaslar devam etmeli. Esaret altında olan herkesi bulup geri getirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Yardım eden herkese minnettarız.” dedi.

2 Haziran’da Türkiye’nin ev sahipliğinde Rusya ile Ukrayna arasında İstanbul’da yapılan müzakereler sonucunda 6 bin Ukrayna askerinin dondurulan cesetlerinin teslimi, ağır hasta ve yaralı askerler ile 25 yaş altındaki esir askerlerin takası konusunda anlaşmalara varılmıştı.

Dün, bu anlaşma çerçevesinde, Rusya ile Ukrayna arasında ilk aşama olarak 25 yaş altı askerlerin esir takası gerçekleştirilmişti.

AA

Türkiye’nin ev sahipliğinde, ay başında İstanbul’daki müzakerelerde varılan anlaşmalar gereği Rusya ile Ukrayna arasında ağır hasta ve yaralı esir askerlerin takasının gerçekleştirildiği bildirildi
Salı, Haziran 10, 2025 - 20:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Rusya ile Ukrayna arasında ağır hasta ve yaralı esir askerlerin takası yapıldı
copyright Independentturkish: 

Yerlikaya: Seyir hızını düşüren hız uyarı levhaları tekrar gözden geçirilecek

İçişleri Bakan Ali Yerlikaya, "Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız ile İçişleri Bakanlığı olarak, karayollarımızdaki uyarı levhalarıyla ilgili bir inceleme komisyonu kurduk. Seyir hızını düşüren hız uyarı levhaları tekrar gözden geçirilecek" açıklamasını yaptı. 

Kurban Bayramı tatilinin sona ermesiyle bayramda alınan önlemlerin detayları belli oldu. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, X hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

"İçişleri Bakanlığı olarak 30 Mayıs-11 Haziran tarihleri arasında, 13 gün boyunca, 'Yolun sonu bayram olsun' diyerek trafik güvenliğini en üst seviyeye taşıdık. Amacımız çok netti, 'tek bir canımızı dahi, trafik kazasında kaybetmeyelim!’' Bu hedef doğrultusunda; 68 bin 829 polis ve jandarma personelimiz, ülkemizin dört bir yanında, trafik denetimlerini yapmak üzere, görev başındaydılar. Bu süre zarfında 1.485 mobil radar ile gece-gündüz hız kontrollerimizi gerçekleştirdik. Drone ve helikopterlerle, 6 bin 339 saat havadan denetim yaptık.

"Şehirler arası yolcu taşıyan otobüsleri 3 bin gizli yolcumuz ile denetledik"

5 günlük Kurban Bayramı tatili boyunca bir günde ortalama: 500 bin 704 aracın yüz yüze denetimi gerçekleşti. 2 bin 688’i otoyollarda, 12 bin 465’i de diğer yollarda olmak üzere günde ortalama 15 bin 153 araca hız nedeniyle cezai işlem uygulandı. 

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız ile İçişleri Bakanlığı olarak, karayollarımızdaki uyarı levhalarıyla ilgili bir inceleme komisyonu kurduk. Seyir hızını düşüren hız uyarı levhaları tekrar gözden geçirilecek.

Sevgili vatandaşlarımız, trafik denetimlerimizde, yol kontrollerimizde, radar uygulamalarımızda amacımız; her zaman söylediğimiz gibi, cezai işlem uygulamak değil, bir canımızı dahi trafik kazalarında kaybetmemektir. Çünkü trafikte kaybettiğimiz her bir can, bir evladın yetim kalması; bir annenin bağrının yanmasıdır. Trafik kurallarına uyan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bayram demeden, gece gündüz demeden denetimleri aksatmayan; sabırla, güler yüzle, fedakârca çalışan Emniyet ve Jandarma teşkilatlarımızı, sahada süreci bizzat yöneten Valilerimizi ve kaymakamlarımızı tebrik ediyorum."

ANKA

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, hız uyarı levhalarının sürüş güvenliği üzerindeki etkisini değerlendirmek üzere Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile ortak bir inceleme komisyonu kurduklarını ve levhaların yeniden gözden geçirileceğini açıkladı
Salı, Haziran 10, 2025 - 18:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Yerlikaya: Seyir hızını düşüren hız uyarı levhaları tekrar gözden geçirilecek
copyright Independentturkish: 

Ali Yerlikaya: Kurban Bayramı tatili boyunca 3 bin 913 trafik kazasında 44 vatandaşımız hayatını kaybetti

İçişleri Bakan Ali Yerlikaya, "Kurban Bayramı tatili boyunca 3 bin 913 trafik kazası meydana geldi. Bu kazalarda olay yerinde maalesef 44 vatandaşımız hayatını kaybetti; 6 bin 370 vatandaşımız da yaralandı" açıklamasını yaptı.

İçişleri Bakanı Ali Yerkilaya, Kurban Bayramı'nda yaşanan trafik kazalarının bilançosunu X hesabından açıkladı. Yerlikaya, şunları kaydetti:

"Kurban Bayramı tatili boyunca 3 bin 913 trafik kazası meydana geldi. Bu kazalarda olay yerinde maalesef 44 vatandaşımız hayatını kaybetti; 6 bin 370 vatandaşımız da yaralandı. Hayatını kaybeden 44 vatandaşımız 54 ayrı trafik kuralı ihlali gerçekleştirdi. Bunların yüzde 48.1’i hız ihlali, yüzde 18.5’i şerit izleme / değiştirme, yüzde 14.9’i geçiş önceliği, yüzde 3.7’si dönüş kuralları, yüzde 1.8’i arkadan çarpma ve yüzde 13’ü diğer ihlallerdi. 

"Can kayıplarının 18'i yerleşim yeri içinde; 26’sı yerleşim yeri dışında meydana geldi"

Kurban Bayramı tatilinde trafik kazalarındaki can kayıplarının 18'i yerleşim yeri içinde; 26’sı yerleşim yeri dışında meydana geldi. Kurban Bayramı tatilinde, 30-35 km aralıklarla radar uygulaması yapılan otoyollarda ölümlü trafik kazaları çok daha az yaşandı. 

"Hız sınırı 140 olan otoyollarımızda can kaybı sıfır"

Hız sınırı 140 olan otoyollarımızda can kaybı şükürler olsun sıfır. Hız sınırının 130 olduğu otoyollarda ise maalesef 2 vatandaşımız hayatını kaybetti. Radar uygulamasının daha seyrek olduğu, hız sınırının 50 ila 80 km arasında değiştiği yerlerde maalesef 22 vatandaşımızı, hız sınırının 90 ila 110 km arasında değiştiği yerlerde ise maalesef 20 vatandaşımızı kaybettik.

"Kurban Bayramı tatilinde meydana gelen ölümlü trafik kazalarının her birini tek tek inceliyoruz"

Ve maalesef hayatını kaybeden 44 vatandaşımızdan 14’ü, motosiklet sürücüsü ve motosiklette yolcu konumunda olanlardan oluşuyor. İzmir’de meydana gelen ve 5 vatandaşımızın hayatını kaybettiği kazada, sürücünün ehliyetine, 'alkollü araç kullanmaktan' 3 kez işlem yapıldığı; bu nedenle kazanın olduğu tarihte ise sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmış olduğu tespit edildi. Kurban Bayramı tatilinde meydana gelen ölümlü trafik kazalarının her birini tek tek inceliyoruz. Ayrıntıları kamuoyuyla paylaşacağız." 

ANKA

İçişleri Bakan Ali Yerlikaya, "Kurban Bayramı tatili boyunca 3 bin 913 trafik kazası meydana geldi. Bu kazalarda olay yerinde maalesef 44 vatandaşımız hayatını kaybetti; 6 bin 370 vatandaşımız da yaralandı" açıklamasını yaptı
Salı, Haziran 10, 2025 - 18:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Ali Yerlikaya: Kurban Bayramı tatili boyunca 3 bin 913 trafik kazasında 44 vatandaşımız hayatını kaybetti
copyright Independentturkish: 

Macron: Gazze'ye uygulanan insani abluka utanç verici

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dün yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye uyguladığı abluka ve insani yardımların girişini engellemesinin “utanç verici” olduğunu belirterek, ateşkesin yeniden sağlanması, rehinelerin serbest bırakılması ve sınır kapılarının tekrar açılması çağrısında bulundu.

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığına göre Macron yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin dün sabah Filistin yanlısı aktivistleri taşıyan bir gemiyi durdurmasının ardından, Fransa'nın “tetikte ve vatandaşlarının tehlikede olduğu tüm durumlarda onların yanında olduğunu” söyledi.

Macron, Fransa'nın aktivistlerin korunmasını ve “Fransız topraklarına dönmelerini sağlamak” için İsrail'e “tüm mesajları ilettiğini” vurguladı.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Salı, Haziran 10, 2025 - 18:00
Main image: 

<p>Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 9 Haziran 2025'te Fransa'nın Nice kentinde düzenlenen bir etkinlikte konuşuyor / Fotoğraf: Reuters</p>

related nodes: 
BM Soruşturma Komisyonu: İsrail Gazze'de ‘soykırım’ yapıyor
Guardiola: Gazze'de yaşananlar beni derinden etkileyen bir ‘kâbus’
Ahmet Davutoğlu: Bayram sonrası Gazze’ye gidebilmek için Mısır nezdinde gerekli girişimlerde bulunacağım
Type: 
SEO Title: 
Macron: Gazze'ye uygulanan insani abluka utanç verici
copyright Independentturkish: 

Uluslararası medya heyetleri, kutsal mekânlardaki Hac Komuta ve Kontrol Merkezi’ni ziyaret etti

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Hicri 1446 yılının Hac mevsimini takip eden uluslararası medya heyetleri, kutsal mekânlardaki Hac Komuta ve Kontrol Merkezi’ni ziyaret etti. Ziyaret, Hac sezonunu yönetmeye adanmış entegre güvenlik ve teknik çabalara derinlemesine bir bakış sağladı. Heyet, Kamu Güvenliği Genel Müdürü ve Hac Güvenlik Komitesi Başkanı Korgeneral Muhammed el-Bessami tarafından kabul edildi.

Ziyaretleri sırasında heyetlere, çeşitli güvenlik ve teknik kurumları bir araya getiren birleşik bir operasyonel şemsiye altında faaliyet gösteren koordinasyon mekanizmaları hakkında bilgi verildi. Bu güçlü sistem, ulusal sistemin hacılara hizmet vermeye hazır olma durumunu önemli ölçüde artıran en son izleme, analiz ve canlı gözetim teknolojileriyle destekleniyor. Medya temsilcileri ayrıca, yapay zekâ (AI) ve Nesnelerin İnterneti (IoT) teknolojilerinin etkin kalabalık yönetimini ve hacıların proaktif sevkini desteklemedeki rolü hakkında bilgi edindi.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Salı, Haziran 10, 2025 - 18:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: SPA</p>

related nodes: 
Suudi Arabistan, 2025 Hac organizasyonunun başarıyla geçtiğini duyurdu
Suudi Arabistan: Hac sezonu başarılı geçti
Suudi Arabistan'ın Suriye hamlesi ne anlama geliyor?
Type: 
SEO Title: 
Uluslararası medya heyetleri, kutsal mekânlardaki Hac Komuta ve Kontrol Merkezi’ni ziyaret etti
copyright Independentturkish: 

Kiev ve Odessa'da Rus İHA’larının saldırıları sonucu büyük yangınlar çıktı

Ukraynalı yetkililer, Rusya tarafından başkent Kiev ve Odessa şehrinde pazartesiyi salıya bağlayan gece ve dün özellikle bir doğum hastanesine yönelik insansız hava araçlarıyla (İHA) ‘büyük’ saldırı düzenlendiğini duyurdu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Saldırılar, Moskova'nın Kiev'in Rusya içindeki son saldırılarına misilleme olduğunu söylediği yoğunlaştırılmış operasyonları, pazartesi günü Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik en büyük İHA saldırısı takip etti.

Kiev Belediye Başkanı Vitali Kliçko Telegram aracılığıyla başkent sakinlerine ‘Sığınaklarınızda kalın!’ uyarısında bulundu. Yanan bir binaya atıfta bulunan Kliçko, başkente yönelik büyük saldırıların devam ettiğini belirtti. Ordu, hava saldırılarının devam ettiğini açıkladı ve insanları sığınaklara gitmeye çağırdı. Saldırının büyüklüğü henüz tam olarak netleştirilemedi. Şarku’l Avsat’ın Reuters'ten aktardığına göre görgü tanıkları, şehir genelinde birçok yüksek sesli patlama sesi duyduklarını söylediler.

Ukrayna'nın güneyindeki Odessa'da, bölgenin valisi Oleh Kiper Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, ‘devasa’ bir İHA saldırısının yaşandığını ve saldırıda bir doğum hastanesinin, bir acil kliniğinin ve bazı konut binalarının hedef alındığını söyledi.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Salı, Haziran 10, 2025 - 18:00
Main image: 

<p>Büyük bir İHA saldırısına uğrayan Kiev'de Rusya saldırısından kaynaklı büyük yangınlar çıktı / Fotoğraf: AP</p>

related nodes: 
Rutte: Rusya, NATO'ya karşı askeri güç kullanmaya 5 yıl içinde hazır olabilir
Rusya: Ukrayna ile temaslar mutlaka sürecek
Amerikalı, psikiyatri hastanesinden taburcu edildikten sonra Rusya'dan ayrıldı
Type: 
SEO Title: 
Kiev ve Odessa'da Rus İHA’larının saldırıları sonucu büyük yangınlar çıktı
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Haiti'de silahlı çetenin kasabaya saldırısında aralarında çocukların da olduğu 50 kişi öldü

Haiti'de silahlı çetenin bir kasabaya düzenlediği saldırıda ilk belirlemelere göre aralarında çocukların da olduğu 50 kişi hayatını kaybetti.

Yerel basına göre, silahlı bir çetenin üyeleri ülkenin orta kesimindeki Preval kasabasında çok sayıda evi ateşe verdi ve sivillere saldırdı. Maranatha adlı kiliseye baskın düzenleyen çete üyeleri, 86 yaşındaki papaz Jocques Brutus’u da başını keserek öldürdü. Saldırılarda, aralarında çocukların da olduğu 50 kişi yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi de yaralandı. Görgü tanıklarından biri, İspanyol haber ajansı EFE'ye yaptığı açıklamada, "En az 50 ceset bulundu. Katliam bölgesine ulaşmak neredeyse imkansız çünkü çeteler hala kontrolü elinde tutuyor. Cesetlerden 14’ü başı kesilmiş ve yakılmış durumda." dedi. Haiti Piskoposluk Konferansı (CEH), saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, kasaba halkına yönelik bu vahşetten derin üzüntü duyulduğunu belirterek, yetkilileri acil harekete geçmeye çağırdı. Katliamın, "Öz Savunma Koalisyonu" adını kullanan silahlı bir çete tarafından gerçekleştirildiği öne sürülüyor.


İçişleri Bakanı Yerlikaya: 'Kırmızı Bülten'le aradığımız 3 suçluyu daha ülkemize getirdik'

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, kırmızı bültenle aranan Ç.A., M.D.Ç. ve H.D.'nin yakalanarak Türkiye'ye iadelerinin sağlandığını açıkladı. Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

Kırmızı Bülten'le aradığımız 3 suçluyu daha, ülkemize getirdik. Bizden kaçamayacaklar. Bu kabine dönemimizde 337 suçlunun ülkemize iadesini sağladık. Kırmızı Bülten'le uluslararası seviyede aranan Ç.A. ve M.D.Ç. ile ulusal seviyede aranan H.D. isimli şahıslar yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı. 

Adalet Bakanlığımız, Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı koordinesinde; 'uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma, sağlama' suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan Ç.A. isimli şahıs Almanya'da, 'reşit olmayan kişiye cinsel saldırı' suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan M.D.Ç. isimli şahıs Hırvatistan'da, 'uyuşturucu ve uyarıcı madde ithal etmek' suçundan ulusal seviyede aranan H.D. isimli şahıs Almanya'da yakalanarak ülkemize iadeleri sağlandı.

Hangi bültenle aranırsa aransın, hangi ülkeye kaçmış olursa olsun organize suç örgütü üyelerini, zehir tacirlerini tek tek yakalayıp ülkemize geri getireceğiz. Türk Polisinden kaçamayacaklar. Adalet Bakanlığımız ile operasyonda görev alan bakanlık çalışanlarına teşekkür ediyorum. Interpol-Europol Daire Başkanlığımız ile İstanbul İl Emniyet Müdürlüğümüzü tebrik ediyorum.


ABD Hazine Bakanlığı Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırıldığını duyurdu

ABD Hazine Bakanlığı Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırıldığını duyurdu. Bakanlık Tarafından yapılan açıklamada,"Başkan Trump'ın söz verdiği üzere, Hazine Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı Suriye'ye yeni yatırımları teşvik etmek üzere yetkilendirmeleri hayata geçiriyor.  Suriye de barış içinde istikrarlı bir ülke olma yolunda çalışmaya devam etmelidir ve bugün atılan adımların ülkeyi parlak, müreffeh ve istikrarlı bir geleceğe taşıyacağını umuyoruz." ifadelerine yer verildi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Suriye'ye yönelik yaptırımların kaldırılacağını açıklamasının ardından, ABD Hazine Bakanlığı Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırıldığını duyurdu. ABD Hazine Bakanlığı, Suriye'ye yönelik yaptırımların derhal hafifletilmesini sağlamak üzere Suriye Genel Lisansı (GL) 25'i yayınladı. GL 25, Suriye Yaptırımlar Yönetmeliği tarafından yasaklanan işlemlere izin vererek Suriye üzerindeki yaptırımları etkin bir şekilde kaldırıyor. Bakanlığın resmi sayfasından yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Başkan Trump'ın söz verdiği üzere, Hazine Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı Suriye'ye yeni yatırımları teşvik etmek üzere yetkilendirmeleri hayata geçiriyor.  Suriye de barış içinde istikrarlı bir ülke olma yolunda çalışmaya devam etmelidir ve bugün atılan adımların ülkeyi parlak, müreffeh ve istikrarlı bir geleceğe taşıyacağını umuyoruz. Esad rejiminin kendi halkına karşı uyguladığı vahşet ve bölgedeki terörizme verdiği destek sona erdi ve Suriye halkı için yeni bir sayfa açıldı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) hükümeti istikrarlı, birleşik, kendisiyle ve komşularıyla barışık bir Suriye'yi desteklemeye kararlıdır.  ABD yaptırımlarının hafifletilmesi, ülkenin terör örgütlerine güvenli bir sığınak sunmayacağı ve dini ve etnik azınlıklarının güvenliğini sağlayacağı anlayışıyla yeni Suriye hükümetine sağlanmıştır.  ABD, Suriye'nin ilerlemesini ve sahadaki gelişmeleri izlemeye devam edecektir."  


İtalya Serie A'da Napoli şampiyon oldu

İtalya 1. Futbol Ligi'nin (Serie A) 38. ve son hafta maçında Cagliari'yi 2-0 yenen Napoli, 2024-2025 sezonunun şampiyonu oldu.

Diego Armando Maradona Stadı'nda oynanan karşılaşmada Napoli'nin gollerini Scott McTominay ve Romelu Lukaku attı.

Ligde puanını 82'ye çıkartarak sezonu birinci bitiren Napoli, Serie A'da 4. kez şampiyonluk kupasını müzesine götürdü.

Şampiyonluk umutlarını son haftaya kadar taşıyan Inter ise deplasmanda Como'yu 2-0 yenmesine rağmen sezonunu, şampiyon Napoli'nin 1 puan gerisinde ikinci sırada bitirdi.

Inter'de forma giyen milli futbolcu Hakan Çalhanoğlu, Serie A'da sezonu 5 gol ve 6 asist ile tamamladı.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Cumartesi, Mayıs 24, 2025 - 00:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

"Yenidoğan Çetesi" davasında savcıyı ölümle tehdit soruşturmasında 14 şüpheliye fezleke

Yenidoğan Çetesi" davasını açan cumhuriyet savcısının ölümle tehdit edilmesine ilişkin soruşturma kapsamında 14 şüpheli hakkında hazırlanan fezlekede, şüphelilere yönelik değerlendirmelere yer verildi.

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan fezlekede, cumhuriyet savcısı Yavuz Engin'in müracaatı üzerine Başsavcılığın Özel Soruşturma Bürosunca "kasten öldürmeye teşebbüs" "tehdit," "yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs", "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "özel hayatın gizliliğini ihlal" suçlarından soruşturma başlatıldığı kaydedildi.

Zengin, müşteki Engin'in tehdit edilmesini organize etti

Fezlekede, kendisini emekli müsteşar olarak tanıtan şüpheli Mustafa Kemal Zengin'in, tutuklu Tuğçe Toptemel'in serbest bırakılması maksadıyla soruşturma savcısı Yavuz Engin'in tehdit edilmesi olayını organize ettiği aktarıldı.

Zengin'in, savcının makamından çıktıktan sonra Baki Çelik, İsmail Koşar, Yavuz Çelik ve Mustafa Gür isimli örgüt üyesi şüphelilerle buluşması göz önüne alındığında, suç örgütünün elebaşı konumunda olduğunun değerlendirildiği fezlekede yer aldı.

Fezlekede, Zengin'in eyleme geçmeden önce müşteki Yavuz Engin'in sosyal medya üzerinden kişisel veri ve bilgilerini araştırdığı anlatılarak, makamında ziyaret ettiği Engin'e, "Zıtlaşma, kalemin kırıldı. Attığın her adımdan, Whatsapp'ından haberleri var. İçerdekini sal. İki kişiye talimat verdiysem, benim lafımla iki kişi hareket ediyorsa sen gelenleri toplamakla bitiremezsin. Uzatma konuyu, çıkar. Hanımın bakkala giderken mi, baban camiye giderken mi, neyin tedbirini alacaksın? İçeridekini çıkarabildiğin kadar erken çıkar, sal gitsin. Bu kağıt yanarken kolayca söner ama vaktinde söndürmezsen masayı, her yeri yakar." dediğine yer verildi.

Şüpheli Arslantarar'dan suç örgütüne hukuki destek

Hazırlanan fezlekede, avukat olan Aylin Arslantatar'ın, savcı Engin'in tehdit edilmesi olayında olduğu gibi Zengin'in adli makamlarla arasında zemin hazırladığı hususu değerlendirildiğinde, suç örgütüne hukuki destek sağladığının, örgütün hukuki konularla ilgili yöneticisi olduğunun tespit edildiği kaydedildi.

Fezlekede, şüpheli Arslantatar'ın, Engin'e mesaj atarak ve arayarak ilk tehdidi ulaştırdığı belirtildi.

Örgüt yöneticisi olduğu belirtilen Gökhan Güler'in, maddi menfaat sağlamak maksadıyla cezaevinde tutuklu bulunan şüphelilerin usulsüz şekilde tahliye edilebilmesi için çalışmalar yaptığı anlatılan fezlekede, Güler'in tahliye ettirdiği şüphelilerden menfaat elde ederek suç örgütüne maddi gelir sağladığı aktarıldı.

Fezlekede, Zengin ile Güler arasında birden fazla görüşme yapıldığının tespit edildiği kaydedilerek, bu görüşmelerde değişik meblağlarda paraların konuşulduğu belirtildi.

Bu konuşmaların devamında 6 Eylül 2024'te Zengin'in Güler'e, "Pazartesi günü saat 1.30'a kadar ya senin önüne kararı koyacağım ya ben birini vuracağım." şeklinde mesaj gönderdiğinin tespit edildiği anlatılan fezlekede, müştekiye yöneltilen ilk tehdidin 30 Ağustos 2024'te olduğu dikkate alındığında, Zengin'in attığı mesajın müşteki Engin'e yönelik olduğunun değerlendirildiği kaydedildi.

Fezlekede, şüpheli Güler'in ticaretle uğraştığı, örgüte finansman sağladığı, örgüt yöneticisi konumunda olduğu, 2016'dan bu yana Zengin'le örgüt faaliyeti kapsamında birlikte eylemlerde bulunduğu ifade edildi.

Güler'in Zengin'e, "Büyükçekmece ile ilişkilerimiz nasıl?" şeklinde mesaj gönderdiği, bu hususun şüphelinin örgüt adına hareket ettiğini ortaya koyduğu belirtilen fezlekede, Güler'in Zengin'e "Yavuz Engin diye bir savcı var, 2022'den beri orada. Onda tutuklu bir dosya var. Büyükçekmece Sulh Cezadan adli tedbir, kelepçe, ev hapsi ile çıkmak gerekiyor. Sadece tedbir çıkarmak ve hemen çok iyi para." şeklinde mesaj gönderdiğinin tespit edildiği kaydedildi.

Fezlekede, Güler'in Zengin'e, "Kiralıksa kiralık, bunlara yapacağımı biliyorum. Hakimmiş, savcıymış, yabancı kiralık hiçbirisinden anlamaz. Verirsin eline adres, fotoğraf ve işin parasını, arkana yaslanır, TV seyredersin. Haberlerde paranın karşılığını izlersin." şeklinde mesaj gönderdiği aktarıldı.

Söz konusu şüpheli tahliye girişiminde bulunulan dosyanın Yavuz Engin tarafından yürütüldüğü gözetildiğinde, örgüt elebaşısı ve yöneticisinin yabancı kiralık katil getirerek kasten öldürme planları yaptığı kişinin müşteki Engin olduğunun tespit edildiği fezlekede yer aldı.

Müştekiye ait bilgiler topladı

Güler'in örgüt yöneticisi olduğu, yazışmalardan anlaşıldığı üzere örgüte finansman sağlamak amacıyla kurduğu ilişkiler vasıtasıyla maddi kazanç elde ettiği, hukuka aykırı amaçlar doğrultusunda örgüt üyeleriyle birlikte hareket ederek eylemlerde bulunduğu anlatılan fezlekede, Güler'in, müştekiye ait kaynağı tespit edilemeyen şekilde bilgiler topladığı, müştekiye karşı ''kasten öldürme'' eylemi gerçekleştirmek üzere planlamalar yaptığı aktarıldı.

AA

"Yenidoğan Çetesi" davasını yürüten cumhuriyet savcısının ölümle tehdit edilmesiyle ilgili soruşturmada, 14 şüpheli hakkında hazırlanan fezlekede değerlendirmelere yer verildi
Cumartesi, Mayıs 24, 2025 - 00:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
"Yenidoğan Çetesi" davasında savcıyı ölümle tehdit soruşturmasında 14 şüpheliye fezleke
copyright Independentturkish: 

Zeydan: Kadına yönelik şiddetle mücadele protokolü kayyum tarafından iptal edildi

Yerine kayyum atanan Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Abdullah Zeydan, kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında Van Büyükşehir Belediyesi ile Van Barosu arasında imzalanan "Adli Yardım Protokolü"nün kayyum tarafından iptal edildiğini açıkladı. Zeydan, "Maalesef birçok projemizi iptal eden kayyım, Baro ile yaptığımız bu protokolü de sonlandırdı" dedi.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Zeydan, Van Barosu ile imzalanan "Adli Yardım Protokolü"nün kayyum yönetimi tarafından iptal edildiğini duyurdu ve şu ifadeleri kullandı:

"Kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında yapılan 'Adli Yardım Protokolü' kayyım tarafından iptal edildi. 31 Mart 2024 seçimleri sonrası göreve geldiğimiz ilk andan itibaren özellikle kadın alanında çalışmaları önceleyerek, ciddi ve önemli çalışmalara imza attık. Bunlardan biri de kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında kadınların adalete erişimini sağlamak amacıyla Van Barosuyla yaptığımız protokoldü. Protokol gereği özellikle ekonomik ve sosyal haklara ulaşım imkanı olmayan kadınların hukuki desteğe daha sağlıklı erişimini amaçlamıştık. Ayrıca planladığımız atölye çalışmalarıyla kadınlar hukuki hakları konusunda bilinçlendirilmekteydi.

Zeydan: Kayyımın bu yönelimini sert bir şekilde kınıyoruz ve kabul etmiyoruz

Maalesef ki birçok projemizi iptal eden kayyım, Baro ile imzaladığımız bu protokolü de iptal etmiştir. Anlaşılıyor ki, bir gasp ve talan sistemi olan kayyım, kadına dair ne varsa yok etmek istiyor. Kayyım, kentimiz kadınlarının en temel haklarını bilmesi ve şiddetle mücadele yöntemlerine erişimini dahi hazmedememekte. Bizler kayyımın bu yönelimini sert bir şekilde kınıyoruz ve kabul etmediğimizi belirtiyoruz. Ancak bilinmesini isteriz ki, bu talancı zihniyet kaybetmeye mahkumdur. Bizler halkın olan belediyelerimizi bu anlayıştan kurtaracak ve Van halkının hakettiği hizmete kavuşmasını sağlayacağız. Kadına yönelik şiddetle mücadelede asla alternatifsiz değiliz. Tüm kadınlara, başta Baro, ÖHD ve kadın kurumları olmak üzere kentin tüm STK, meslek örgütü ve ilgili alanlarda emek veren dinamiklerle ortaklaşarak mücadele hattını güçlendireceğimizin sözünü veriyoruz."

ANKA

Zeydan, Van Barosu ile kadına yönelik şiddetle mücadele amacıyla imzalanan "Adli Yardım Protokolü"nün kayyum yönetimi tarafından iptal edildiğini açıkladı
Cuma, Mayıs 23, 2025 - 23:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

Type: 
SEO Title: 
Zeydan: Kadına yönelik şiddetle mücadele protokolü kayyum tarafından iptal edildi
copyright Independentturkish: 

Uçum’dan AYM kararı yorumu: AYM kararı okunarak milletvekilliği iade edilemez

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, milletvekilliği düşürülen Gezi davası hükümlüsü Türkiye İşçi Partili Can Atalay hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararının TBMM Genel Kurulu'nda okutulasıyla ilgili, "Bizim sistemimizde ve Anayasa’da kesinleşmiş mahkumiyet kararının okunmasıyla milletvekilliğinin düşme usulü var. Tersi yok. Yani AYM kararı okunarak milletvekilliği ihya edilemez, milletvekilliği iade edilemez" görüşünü savundu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum X hesabından yaptığı açıklamada, şu görüşleri ileri sürdü:

"Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetimlerinde hukuk yoluyla demokrasiyi geliştirmek dedik, gereğini 16 Nisan öncesinde, 16 Nisan'da ve sonrasında yaptık ve reform iradesi devam ediyor. Demokrasi hukukunu inşa etmek ve geliştirmek dedik, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde bu hamleleri yapıyoruz, daha da kapsamlısı yapılacak. Terörsüz Türkiye’ye ilişkin Sayın Bahçeli’nin öncülüğünde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde Devlet inisiyatifini hayata geçirdik. Terörsüz Türkiye hedefi tamamlandığında çok güçlü bir demokrasi hukuku reformu yapılacağını ilan ettik, bu ilerlemenin sağlanacağı görülüyor."

"Ama onlar hukuk tanımazlığı muhalefet sayıyorlar"

"Ama onlar hukuk tanımazlığı muhalefet sayıyorlar. Yolsuzluğu, usulsüzlüğü, hukuksuzluğu siyaset olarak uyguluyorlar. Yeni nesil emperyalist proje olan gayrimeşru eylemlerle demokrasi hukukunu tahrip etmeye çalışıyorlar. Yolsuzluğun ve her türlü hukuk dışılığın aktörünü, dış misyonların işbirlikçisini siyasal tarihin en büyük liderlerinden biri Cumhurbaşkanı Erdoğan’la karşılaştırıyorlar. Sonra o şahsı istismar ederek kendilerine alan açmaya çalışıyorlar. Türkiye’yi küresel emperyalizmin odak gücü olan ülkelere şikayet ediyorlar, mandacı siyaset konusunda arsızlıkta sınır tanımıyorlar. Bu hukuk devleti ve halk düşmanı yaklaşımlarla övünüyorlar."

"Türkiye’den yana görünüp idareyi ve yargıyı hedef göstererek ajan provokatörlük yapanları da devlet affetmez"

"Şimdi de hukuku katletmeye çalışıyorlar. Meclisin hukukuna ve Anayasaya karşı korsan gösteri yapıyorlar. Bizim sistemizde ve Anayasa’da kesinleşmiş mahkumiyet kararının okunmasıyla milletvekilliğinin düşme usulü var. Tersi yok. Yani AYM kararı okunarak milletvekilliği ihya edilemez, milletvekilliği iade edilemez. Böyle bir hüküm yok, böyle bir kural yok, böyle bir usul yok. Kaldı ki okunan karar da 'karar verilmediğine yer olmadığı' kararıdır yani ortada bir karar da yok. Kesinleşmiş mahkumiyetle milletvekilliği düşen bir kişinin milletvekilliği ancak kesin kararın, yargılamanın iadesiyle ortadan kaldırılması ve bu durumun TBMM’ye bildirilmesiyle olur. Bunu da sadece karar veren mahkeme yapabilir. Ortada böyle bir durum var mı, o da yok. Hukuku katletmeye çalışanlara devlet ve millet asla geçit vermez. İki kez Gazi olmuş Meclisimiz bu oyunlara gelmez. Şu ya da bu şekilde Türkiye’den yana görünüp idareyi ve yargıyı hedef göstererek ajanprovokatörlük yapanları da devlet affetmez, önce kaydeder sonra gereğini yapar."

ANKA

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, milletvekilliği düşürülen Gezi davası hükümlüsü TİP’li Can Atalay hakkında Anayasa Mahkemesi’nin verdiği hak ihlali kararının TBMM Genel Kurulu’nda okutulmasıyla ilgili açıklamalarda bulundu
Pazar, Nisan 20, 2025 - 23:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
Kurtulmuş’tan AYM kararının TBMM'de okunmasına tepki: Karaca ve Suiçmez hakkında yetkilerimi kullanacağım
AYM'nin Can Atalay kararı TBMM'de okundu
Type: 
SEO Title: 
Uçum’dan AYM kararı yorumu: AYM kararı okunarak milletvekilliği iade edilemez
copyright Independentturkish: 

Husiler, ABD'nin Yemen'de kara harekatına hazırlandığını duyurdu

Husilere bağlı hükümetteki Dışişleri Bakanı Cemal Amir, ABD'nin Yemen'de kara harekatına hazırlandığını belirterek, böyle bir hareketin "durumu tamamen istikrarsızlaştırma tehlikesi taşıdığı" uyarısında bulundu.

Husilere ait SABA haber ajansına göre, Amir, başkent Sana'da, Birleşmiş Milletler Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu (UNMHA) Başkan Yardımcısı Mari Yamashita ile bir araya geldi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bakan Amir, "Yemen'in batısındaki el-Hudeyde kentinde Ras İsa Limanı'nın hedef alınması ve sağlık görevlilerinin bombalanması tam anlamıyla bir savaş suçudur ve araştırılması gerekir." dedi.

Özellikle temas bölgelerinde ve kıyılardaki ABD hava saldırılarına dikkati çeken Amir, "Bu durum, ABD'nin, bir kara askeri harekatına hazırlandığını ve yakıp yıkma politikası izlediğini gösteriyor." ifadelerini kullandı.

Durumun kontrolden çıkmaması gerektiğine dikkati çeken Amir, "Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'ne (Antonio Guterres) durumun kontrolden çıkmaması için bir mesaj gönderiyoruz." diye konuştu.

Amir, böyle bir hareketin "durumu tamamen istikrarsızlaştırma tehlikesi taşıdığı" uyarısında bulundu.

Yemen'e hava saldırıları

Husiler, 7 Mart'ta yaptıkları açıklamada, İsrail'e Gazze'ye yardımların girişine izin vermesi için 4 gün süre tanıdıklarını, aksi takdirde İsrail'e karşı deniz operasyonlarını yeniden başlatacaklarını duyurmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump ise Truth Social platformundan 15 Mart'ta yaptığı açıklamada, orduya Yemen'deki Husilere karşı "büyük bir saldırı" başlatma talimatı verdiğini belirtmişti.

Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi de ABD'ye ait uçak ve savaş gemilerinin Husilerin hedefi olacağını belirterek, saldırılarını sürdürdüğü sürece deniz seferlerindeki engellemelerin Washington'ı da kapsayacağını söylemişti.

AA

Husilere bağlı hükümetin Dışişleri Bakanı Cemal Amir, ABD’nin Yemen’de kara harekâtı hazırlığında olduğunu öne sürdü
Pazar, Nisan 20, 2025 - 23:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
İran ABD'nin Husilere yönelik saldırılarını kınarken Hamas “acımasız bir saldırı” olarak nitelendirdi
ABD ordusu Ras İsa limanının 'imha edildiğini' doğrularken Husiler ölü sayısının arttığını belirtiyor
Trump: Somalililer Husilerin sızmasına izin vermemeli
Type: 
SEO Title: 
Husiler, ABD'nin Yemen'de kara harekatına hazırlandığını duyurdu
copyright Independentturkish: 

Ağıralioğlu: Türk Devletler Teşkilatı'nın beş üyesi Güney Kıbrıs kesimini tanıdı. Biz adada işgalci durumuna düştük, konuşan yok

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, "Türk Devletler Teşkilatı'nın beş üyesi Güney Kıbrıs kesimini büyükelçi düzeyinde tanıdı. Biz adada işgalci durumuna düştük konuşan yok. Güney Kıbrıs'ın Dışişleri Bakanı Kıbrıs bayrağıyla Suriye'de ağırlanıyor, konuşan yok” dedi. 

Anahtar Parti 1. Olağan Kurultayı’nda konuşan Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, gündemdeki konularda ilgili değerlendirmelerde bulundu.

DEM Parti İmralı Heyeti ve Cumhur İttifakı arasındaki görüşmeleri eleştiren Ağıralioğlu, şunları kaydetti: 

"Bugünkü müttefiklerin, zamanında birbirlerine ettikleri kem sözleri hatırlatıyorlar. Herkes birbirine atıyor. Devlet Bey bir şey söyleyince eski söylediğini, Tayyip Bey bir şey söyleyince eski söylediğini, DEM Parti'nin Meclis'te katilin temsilcisidir diye fotoğraflandıkları eskiden Kandil'de çocuklarımızın katilleriyle çekildikleri resimleri herkes birbirine atıyor. Bugün terörist dediklerinden birini söylemişler, onlar paylaştırıyor. Bugün doğru diye dediklerine dün hakaret etmişler. Bugün hakaret ettiklerini sevmeye karar vermişler. Allah’a hamd olsun; bizimle ilgili, benimle ilgili, 'siz daha önce Allah millet vatan bayrak düşmanlarını seviyordunuz, şimdi düşman oldunuz. Yahu eskiden hakaret ediyordunuz, şimdi berabersiniz' diyebilecekleri bir tane lekemiz yok.

"Bu memleketi zengin etmek için çok ufak bir şey yapmasına gerek yoktur siyasetin, yemesin yeter"

Bu memleketi zengin etmek için çok ufak bir şey yapmasına gerek yoktur siyasetin, yemesin yeter. Bu ülke herkese yeter. Çocuklarınızı memleketten göçmeye kurban etmişsiniz. Kala kala elimizde Cumhuriyet Halk Partisi'yle yapmaktan hiç sıkmadığımız bir kavga kalmış. 23 yıldır iktidardasınız. Her maharetsizliğiniz üzerinde CHP'yle bilek güreşine oturmaktan vazgeçmiyorsunuz.

"Enflasyonun sebebi siyasetçilerdir"

Enflasyonun sebebi siyasetçilerdir, faizin sebebi siyasetçilerdir. Eğitimdeki bozulmanın, adaletteki yozlaşmanın, bürokrasideki aşılmanın sebebi siyasetçilerdir. Ülkeye yatırım gelmiyor, sebebi siyasetçilerdir. Sınırlarımız kevgire döndü sebebi siyasetçilerdir. 4 milyon sığınmacı var, sebebi siyasetçilerdir. Sorun var da bu sorun siyasetçilerden değildir diyeceğimiz bir tane sorun yok bu memleketin. 

"23 yıldır memleket yönetiyor zannedersin iktidara geldi"

"Sayın Cumhurbaşkanı dün doğum hastanesi açmış. Diyor ki 'memleketimizin durumu çok üzücü.' Günaydın. 23 yıldır memleket yönetiyor, zannedersin iktidara geldi. Şimdi biz diyoruz ki enflasyonu düşüreceğiz, işsizliği çözeceğiz. Tayyip Bey diyor ki 'Ben de çözerim.' Biz diyoruz ki 'bu sınıra yeteriz, düşmana yeteriz.' Tayyip Bey diyor ki 'Ben de yeterim.' Ya sen yetemedin diye biz partiyi kurmak zorunda kaldık. 2028 seçimleri diye gündemi var Tayyip Bey'in. Şu anda neyin eksik ki? Şu anda yapmak istediğin şeylerden hangisini yapabilmek için hangi gücün eksik ki seçim konuşuyorsun? Muhalefeti ortadan kaldırsak, hiç muhalefete müsaade etmesek, sen memleketin tek partisi olsan, sen devlet olsan şimdi neyin eksik ki öbür seçim için hazırlık yapıyorsun? Sandık bize var."

"AK Parti sorunların mazeretini muhalefete ciro eden tarafı temsil ediyor"

"AK Parti sandığa ihtiyaç olan tarafı temsil etmiyor, AK Parti seçim kazanma tarafını temsil etmiyor. AK Parti iktidarda 23 yıldır durduğu halde çözemediği sorunların mazeretini muhalefete ciro eden tarafı temsil ediyor. 'CHP'yi yeniyoruz ya' diyerek geçirdikleri bu 23 yılın hissemize düşürdükleriyle parti kurduk. Siz bir seçim CHP'yi yenmişsiniz, enflasyonu yenememişsiniz. Memleketin sorunlarını çözmek gerekirken CHP'yi yenebilmeye konsantre olabilmişsiniz. Sadece CHP'yi yenebilmiş, sadece iktidar koltuğunu koruyabilmişsiniz. Bu arada bizim hissemize 2002 yılında sizin söylediklerinizle parti kurabilme düştü. Şimdi sizin rahatınızı bozacağız."

"Kıbrıs'taki oldu bittileri umursayın"

"Kıbrıs'taki oldu bittileri umursayın, Suriye'deki oldu bittileri umursayın. Hiç kimse konuşmuyor, Türk Devletler Teşkilatı konuşmuyor. Gözlemci statüsünde olanlarla dahil, Pakistan'la dahil, Türk Devletler Teşkilatı'nın beş üyesi Güney Kıbrıs kesimini büyükelçi düzeyinde tanıdı. Biz adada işgalci durumuna düştük, konuşan yok. Güney Kıbrıs'ın Dışişleri Bakanı Kıbrıs bayrağıyla Suriye'de ağırlanıyor, konuşan yok. Bu arada siyaset ne konuşuyor? Diploma konuşuyor. Birisi kent uzlaşısı yaptı diye birine sitem ediyor. Birisi diyor ki siz yolsuzlukla itham ediliyorsunuz, siz yolsuzlukla suçlanıyorsunuz. Onlar da diyorlar ki 'Siz kendi yolsuzluk yaptığınız için aldığınız adamları yargılamadınız. Kendi adamlarınıza dokunmadığınız için yaptıklarınıza itiraz ediyoruz."

ANKA

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Türk Devletler Teşkilatı'nın beş üyesinin Güney Kıbrıs’ı büyükelçilik düzeyinde tanıdığını belirterek, “Biz adada işgalci durumuna düştük, kimse sesini çıkarmıyor” dedi
Pazar, Nisan 20, 2025 - 21:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
Ağıralioğlu’ndan iktidara eleştiri: Millet CHP’yi yenin diye değil, sorunları yenin diye oy verdi
Yavuz Ağıralioğlu: Önemli olan ABD Başkanı'na 'PYD’yi lağvediyorum' açıklaması yaptırabilmek
Type: 
SEO Title: 
Ağıralioğlu: Türk Devletler Teşkilatı'nın beş üyesi Güney Kıbrıs kesimini tanıdı. Biz adada işgalci durumuna düştük, konuşan yok
copyright Independentturkish: 

Sırrı Süreyya Önder’in sağlık durumuna ilişkin kardeşinden açıklama: Kalbin sağ tarafı da kasılmaya başladı

Kalp krizi geçirmesi sonucu 15 Nisan’da hastaneye kaldırılan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder'in sağlık durumuna ilişkin yeni gelişmeler paylaşıldı. Önder'in kardeşi Ali Önder, doktorların açıklamalarına dayanarak, kalbin sağ tarafında da kasılmaların başladığını ve bunun olumlu bir gelişme olduğunu belirtti.

12 saatlik ameliyatın ardından yoğun bakım süreci devam ediyor

Sırrı Süreyya Önder, 15 Nisan akşamı İstanbul Şişli’deki evinde fenalaşmasının ardından Florence Nightingale Hastanesi’ne kaldırılmış, aort damarındaki genişlemeye bağlı olarak geçirdiği kalp krizi sonrası 12 saat süren zorlu bir ameliyata alınmıştı. Operasyonun ardından yoğun bakıma alınan Önder'in tedavisi beşinci gününde sürüyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

“Doktorlar mucize yaratıyor”

Mezopotamya Ajansı’na konuşan Ali Önder, hastane önünde yoğun bir ziyaretçi akını yaşandığını belirterek, doktorların inanılmaz bir gayretle çalıştığını ifade etti. “Sevenleri saat başı bir haber bekliyor,” diyen Önder, “Doktorlar genel tablo açısından kötü bir durum olmadığını söylüyor. Organların dinlendirilmesi adına uyutulması, onun iyileşme süreci açısından olumlu. Umudumuz iyileşmesi yönünde” dedi.

“Stabil durum devam ediyor”

Güncel duruma dair bilgi veren Ali Önder, hastanın stabil seyrini sürdürdüğünü ve yapılan tüm müdahalelerin eksiksiz şekilde sürdürüldüğünü aktardı. “Hastamız emin ellerde, inşallah halkın duasıyla yeniden aramıza dönecek,” ifadelerini kullandı.

Uyandırma sürecine dair belirsizlik

Sırrı Süreyya Önder’in ne zaman uyandırılacağına dair net bir tarih olmadığını vurgulayan Ali Önder, bu sürecin hastanın genel durumu ve iyileşme performansına bağlı olduğunu söyledi:

“Bunun 3 ya da 5 gün gibi bir süresi yok. Hekimler bu konuda bir zaman öngöremiyor. Her şey ağabeyimin vücudunun direncine bağlı.”

“Kalbin sağ tarafı kasılmaya başladı”

Önder, ameliyat sonrası kalbin sol tarafının çalıştığını, sağ tarafının ise başlangıçta zayıf olduğunu hatırlatarak, son gelişmeleri şöyle paylaştı:

“Ameliyatın ilk günlerinde kalbin sağ tarafının zayıflığı normalmiş. Dört-beş gün sonra bu tarafın da devreye girmesi bekleniyordu. Dün öğle saatlerinde doktorlar sağ tarafın da kasılmalara başladığını söylediler. Bu, iyileşme süreci açısından sevindirici bir gelişme.”

Mezopotamya Ajansı

Sırrı Süreyya Önder’in kardeşi Ali Önder, "Ameliyatın ilk günlerinde kalbin sağ tarafının biraz zayıfladığı söylenmişti. Dün kalbin sağ tarafında da kasılmalar başladı. Bu da güzel bir gelişme" dedi
Pazar, Nisan 20, 2025 - 20:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: MA</p>

related nodes: 
DEM Parti'den açıklama: Sırrı Süreyya Önder'in sağlık durumu stabil
Efkan Ala'dan Sırrı Süreyya Önder’e ikinci ziyaret: Sağlık durumu hâlâ ciddi
DEM Parti Sözcüsü Doğan: Sırrı Süreyya Önder, hasta yatağından bizi birleştirmeye devam ediyor
Type: 
SEO Title: 
Sırrı Süreyya Önder’in sağlık durumuna ilişkin kardeşinden açıklama: Kalbin sağ tarafı da kasılmaya başladı
copyright Independentturkish: 

HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu, Diyarbakır'daki Mevlid-i Nebi etkinliğine katıldı

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Peygamber Sevdalıları Vakfı tarafından bu yıl “Direniş Önderi Hazreti Muhammed” temasıyla Diyarbakır’da düzenlenen Mevlid-i Nebi etkinliğine katıldı. Etkinlikte üç kıtadan gelen davetlilerle birlikte yer alan Yapıcıoğlu, alana girişte Diyarbakırlıları selamladı.

Etkinlik sonrası sosyal medya hesabından bir mesaj yayımlayan Yapıcıoğlu, İslam'ın temelinin teslimiyet olduğuna vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:

"Üç kıtadan katılan davetliler ile birlikte Diyarbakır'da Direniş Önderi Hz. Muhammed temasıyla düzenlenen Mevlid-i Nebi etkinliğindeyiz. İslam, Allah'a teslimiyettir. Bütün sahte ilahları reddetmek, çağın nemrut ve firavunlarına direnmektir. Salat ve selam olsun Direniş Önderine, selam olsun izzeti kuşanıp direnenlere, onlara destek için meydanlarda kıyamda olan yüzbinlere."

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Diplomatik görüşmeler gerçekleştirdi

Yapıcıoğlu, etkinlik öncesinde Afganistan İslam Emirliği Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Zübeyir Wadan ile bir araya geldi. Ayrıca Irak Kürdistan Bölgesi'nden gelen siyasi temsilcilerle de Diyarbakır’da temaslarda bulundu.

Yapıcıoğlu’nun görüştüğü isimler arasında:

Kürdistan Sosyal Demokrat Partisi Dış İlişkiler Sorumlusu Şadman Rüstem, Hawpaymani Niştiman Siyasi Büro Üyesi Newzad Selam Xolnaw, Kürdistan İslami Birlik (Yekgirtu) Partisi Genel Merkezi’nden bir heyet yer aldı.

Görüşmeler, HÜDA PAR Diyarbakır İl Başkanlığı binasında gerçekleşti. Yapıcıoğlu’nun bu temaslarının, bölgesel iş birlikleri ve İslam coğrafyasındaki siyasi ilişkilerin geliştirilmesine yönelik olduğu belirtildi.

Üç kıtadan katılan davetliler ile birlikte #Diyarbakır'da#DirenişÖnderi Hz. Muhammed temasıyla düzenlenen #MevlidiNebi etkinliğindeyiz.

İslam, Allah'a teslimiyettir. Bütün sahte ilahları reddetmek, çağın nemrut ve firavunlarına direnmektir.

Salat ve selam olsun… pic.twitter.com/2c4tVKJGqd

— Zekeriya Yapıcıoğlu (@zyapicioglu) April 20, 2025

Independent Türkçe

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Peygamber Sevdalıları Vakfı'nın Diyarbakır'da düzenlediği Mevlid-i Nebi programına katıldı
Pazar, Nisan 20, 2025 - 20:15
Main image: 

<p>Sosyal medya: X</p>

related nodes: 
HÜDA-PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Kürtler kiracı veya mülteci değil, bu vatanın sahibi ve kurucu halklarındandır
HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Silahların susması değerlidir
Type: 
SEO Title: 
HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu, Diyarbakır'daki Mevlid-i Nebi etkinliğine katıldı
copyright Independentturkish: 

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun'dan CHP'ye dezenformasyon tepkisi

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği’ndeki görev değişimiyle ilgili gündeme gelen haberler ve bu haberleri gündemde tutan CHP’li siyasetçilere tepki gösterdi. Altun, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, söz konusu haberlerin manipülatif olduğunu vurguladı.

Altun, Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin (DMM) bu konudaki uyarılarını hatırlatarak, bazı muhalefet temsilcilerinin asılsız iddiaları ısrarla dile getirmesini “siyasi tükenmişlik ve çaresizlik” olarak niteledi.

“Tüm uyarılarımıza ve açık gerçeklerle yalanları çürütmemize rağmen bazı CHP’li siyasetçiler, hakikatle bağdaşmayan, mesnetsiz ve çirkin iddiaları ısrarla gündemde tutuyor. Bu tavır, sadece büyük bir özveriyle çalışan bakanlarımızı değil, doğrudan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alıyor.”

Altun, kamuoyunun bu tür dezenformasyon girişimlerinin farkında olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Bu millet kimin samimiyetle hizmet ettiğini, kimin karalama siyasetine saplandığını çok iyi biliyor. Biz, Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonu doğrultusunda; yıkmaya değil yapmaya, ifsada değil inşaya odaklanarak kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.”

Açıklamasında, iftira ve algı operasyonlarının Türkiye’ye hizmet yolunda engel olamayacağını vurgulayan Altun, kamuoyunu yanıltan isimleri açıkça özür dilemeye çağırdı.

AA

Altun, "Bazı CHP'li siyasetçilerin, hakikatle bağdaşmayan, mesnetsiz ve çirkin iddiaları ısrarla dillendirmeleri siyasi tükenmişliklerinin ve çaresizliklerinin açık göstergesidir"
Pazar, Nisan 20, 2025 - 19:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun'dan CHP'ye dezenformasyon tepkisi
copyright Independentturkish: 

DEM Parti'den açıklama: Sırrı Süreyya Önder'in sağlık durumu stabil

DEM Parti İstanbul Milletvekili, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanvekili ve İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder, 15 Nisan’da geçirdiği kalp krizi sonrası hastaneye kaldırılmış, 12 saat süren zorlu bir ameliyatın ardından yoğun bakıma alınmıştı. Önder’in sağlık durumuna ilişkin bugün DEM Parti tarafından yapılan açıklamada, doktorlardan alınan bilgiye göre durumunun stabil olduğu bildirildi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

DEM Parti'den açıklama

Partiden yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder’in hastanedeki yoğun bakım tedavisi sürüyor. Geçirdiği kalp krizi sonucu 15 Nisan tarihinde hastaneye kaldırılan ve 12 saatlik bir ameliyat sonrası yoğun bakıma alınan Önder’in sağlık durumu, doktorların verdiği bilgiye göre stabil.”

Parti yetkilileri, Önder’in tedavi sürecinin titizlikle sürdürüldüğünü ve gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılmaya devam edeceğini belirtti.

Siyasi destek ve ziyaretler

Sırrı Süreyya Önder’in sağlık durumuyla ilgili endişe sürerken, siyasi ve kültürel çevrelerden çok sayıda isim hastaneye gelerek destek ziyaretlerinde bulundu.

DEM Parti içerisinde, İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, grup başkanvekilleri, milletvekilleri ve parti yöneticileri hastanede nöbet tutarak gelişmeleri yakından takip ediyor.

Öte yandan, Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ, Kürdistan İslami Birlik Partisi Genel Başkanı Selahaddin Muhammed Bahaddin, CHP ve AK Parti heyetleri, Kültür ve Turizm eski Bakanı Mahir Ünal, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Esenyurt eski Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt, yazar İhsan Eliaçık, sanatçı Yılmaz Erdoğan ve yönetmen Sinan Çetin de hastaneye ziyarette bulunan isimler arasında yer aldı.

ANKA

TBMM Başkanvekili ve İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder'in durumuna ilişkin DEM Parti'den "Önder’in sağlık durumu doktorların verdiği bilgiye göre stabil" açıklaması yapıldı
Pazar, Nisan 20, 2025 - 19:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: ANKA</p>

related nodes: 
Efkan Ala'dan Sırrı Süreyya Önder’e ikinci ziyaret: Sağlık durumu hâlâ ciddi
DEM Parti Sözcüsü Doğan: Sırrı Süreyya Önder, hasta yatağından bizi birleştirmeye devam ediyor
DEM Parti'den "İmralı heyeti" ile ilgili iddialara ilişkin açıklama
Type: 
SEO Title: 
DEM Parti'den açıklama: Sırrı Süreyya Önder'in sağlık durumu stabil
copyright Independentturkish: 

2,9 trilyon liralık ticaret hacmi mercek altında… Şimşek: Yüksek cezai müeyyidelerle karşılaşmak istemeyenleri izaha bekliyoruz

Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu (VDK), 2024 yılı hesap dönemine ilişkin 500 bin mükellefi taradı ve 2,9 trilyon lira ticaret hacmine sahip 40 binini riskli buldu.

AA'nın bakanlıktan edindiği bilgilere göre, VDK'nin Risk Analiz Merkezi tarafından 2024 yılı hesap dönemine ilişkin analiz çalışması gerçekleştirildi.

Bu analizlerde, çok farklı vergisel risk unsurları dikkate alınarak 500 bin mükellef taramadan geçirildi. Bu çalışma sonucunda, yaklaşık 40 bin mükellef riskli grup içerisinde yer aldı. Riskli bulunan mükelleflerin yıllık ticaret hacminin yaklaşık 2,9 trilyon lira olduğu belirlendi. Bu rakamın, ülke ekonomisi içinde önemli bir büyüklük olduğu değerlendirildi.

Mükelleflerin risk puanları ve gönüllü uyum düzeyleri dikkate alınarak uygulanacak denetim türleri de çeşitlendirilecek. Buna göre, yüksek riskli mükelleflerde "aramalı inceleme" gibi daha kapsamlı yöntemler devreye alınacak, daha düşük riskli mükelleflerde ise izaha davet, sınırlı inceleme veya gönüllü uyum gibi esnek yaklaşımlar uygulanacak.

Mükellefe beyan öncesi uyarı

Ayrıca, ilk kez uygulamaya alınan Beyanname Gözetim Programı da riskli ancak gönüllü uyum potansiyeli taşıyan mükellefleri hedef alıyor. Bu programla beyan öncesinde mükelleflerle temasa geçilerek risk durumları konusunda bilgilendirme yapılıyor. Böylece mükelleflerin beyanlarını daha dikkatli vermesi amaçlanıyor.

Belirlenen mükellef gruplarına özel müfettiş ataması yapılarak gözetim süreci sahada da yürütülüyor. Bu uygulamayla müfettiş-mükellef teması güçlendirilerek denetim öncesi bilinçlendirme sağlanıyor.

Beyan sonrası yapılan değerlendirmeler ve müfettişler tarafından alınan geri bildirimler doğrultusunda da riskli görülen grup yeniden gözden geçirilecek. Gerekli uyumu gösteren ve başka bir risk taşımayan mükellefler bu kapsamdan çıkarılarak denetim kaynaklarının daha etkin kullanılmasının önü açılacak. Böylece, sınırlı denetim kapasitesi daha doğru hedeflere yönlendirilecek, hem vergiye gönüllü uyum artırılacak hem de vergi denetiminde etkinlik güçlendirilecek.

"İleri analiz teknikleri uyguluyoruz"

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de değerlendirmesinde, kayıt dışı ekonomiyle mücadele çalışmalarının hem sahada hem de masada yeni yöntem ve tekniklerle kararlılıkla sürdüğüne işaret ederek, şunları kaydetti:

Amacımız, ileri analiz teknikleri, saha denetimleri ve izaha davet mekanizmasıyla vergiye gönüllü uyumu artırmak. Tüm mükelleflerimizi, Maliye kapılarını çalmadan bu vergide gönüllü uyum sürecine dahil olmaya davet ediyorum. Riskli görülen ve ileride yüksek cezai müeyyidelerle karşılaşmak istemeyen mükelleflerimizi, izaha bekliyoruz.

 

AA

Şimşek, “Maliye kapılarını çalmadan bu vergide gönüllü uyum sürecine dahil olmaya davet ediyorum. Riskli görülen ve ileride yüksek cezai müeyyidelerle karşılaşmak istemeyen mükelleflerimizi, izaha bekliyoruz” dedi
Pazar, Nisan 20, 2025 - 17:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
2,9 trilyon liralık ticaret hacmi mercek altında… Şimşek: Yüksek cezai müeyyidelerle karşılaşmak istemeyenleri izaha bekliyoruz
copyright Independentturkish: 

Pentagon: Kobani'de askeri üs inşa etme planımız yok

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), yılın ilk günü düzenlenen New Orleans’taki araçlı saldırı ve Las Vegas’taki Tesla patlaması hakkında kendilerinden herhangi bir talepte bulunulmadığını belirtti.

Pentagon Sözcü Yardımcısı Sabrina Singh, yılın ilk basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu.

New Orleans ve Las Vegas’ta meydana gelen olayları "trajik" olarak niteleyen ve gelişmeleri yakından izlediklerini belirten Singh, "Bugüne kadar, New Orleans veya Las Vegas'taki her iki olaya ilişkin Savunma Bakanlığından hiçbir destek talep edilmedi." diye konuştu.

Singh, gazetecilerin New Orleans’takinin eski, Las Vegas’taki zanlının asker olmalarıyla ilgili sorularına ise "Tabii ki ordu tıbbi kayıtları sağlayacak yani yapabileceğimiz veya talep edilen herhangi yardımı. Tabii ki New Orleans veya Las Vegas olayıyla ilgili yürütülen soruşturmaları destekleyeceğiz." diye cevap verdi.

Gazetecilerin her iki zanlının da akıl sağlığıyla ilgili soruları üzerine de Singh, ordu personelinin büyük çoğunluğunun görevlerini onurla yerini getirdiğini belirterek psikolojik tedaviye ihtiyaç duyan tüm ordu mensuplarını yardım talep etmeye teşvik ettiklerini kaydetti.

"Kobani’de askeri üs inşa etme planı yok"

Pentagon sözcüsü, basın toplantısında ABD ordusunun Suriye’nin kuzeyindeki Aynularab ilçesine yeni bir askeri üs kurup kurmadığı yönündeki sorulara, "O haberlerden bazılarını gördüm, Kobani’de (Aynularab) askeri üs inşa etme planı yok." şeklinde yanıt verdi.

Suriye’de IŞİD'i kalıcı şekilde yenmek için bulundukları iddiasını tekrarlayan Singh, Aynularab’da ABD askerinin bulunmadığını iddia ederek "Kobani'de şu anda herhangi bir üs kurma planı veya niyeti yok. Bu haberlerin nereden geldiğinden emin değilim." dedi.

Singh, Suriye'de şiddetin durmasından yana olduklarını öne sürerek ABD’nin Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi istikrar sürecini desteklediğini, ancak bunun da IŞİD ve benzer terörist grupların ortadan kaldırılmalarından geçtiğini savundu.


AA

Pentagon sözcüsü bölgede şu an ABD askeri olmadığına dikkat çekti
Cumartesi, Ocak 4, 2025 - 00:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Pentagon: Kobani'de askeri üs inşa etme planımız yok
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Rusya'ya ait yolcu uçağı, "teknik arıza" nedeniyle Mısır'da acil indi

Mısır Sivil Havacılık Bakanlığından yapılan açıklamada, "Cuma akşamı, Rus hava yolu şirketi Ural Airlines'a ait Airbus A-321 uçağı, 236 yolcusuyla Şarm eş-Şeyh'ten Rusya'nın Yekaterinburg kentine giderken Şarm eş-Şeyh Havalimanına acil iniş yapmak zorunda kaldı" denildi.

Uçağın pilotunun, kalkıştan 10 dakika sonra motorlardan birinde teknik bir arıza tespit edildiğine dair rapor ilettiği aktarılan açıklamada, "Teknik arızanın ardından, Rus uçağının pilotu derhal hava kontrol kulesinden acil iniş talep etti. Uçağın yerel saatle 16.55'te havalimanına güvenli bir şekilde inmesinin ardından tüm yolcular da emniyetli bir şekilde dış hatlar terminaline nakledildi." ifadelerine yer verildi. Açıklamada, uzman ekiplerin arızanın nedenin tespiti ve gerekli onarım için işlemlere başladığı kaydedildi.


TTB'den Dr. Hüsam Ebu Safiyye'nin serbest bırakılması için çağrı

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Gazze Kemal Adwan Hastanesi Müdürü Dr. Hussam Abu Safiya'nın, İsrail askerleri tarafından gözaltına alınmasını kınayarak, serbest bırakılması için uluslararası sağlık kuruluşlarını göreve çağırdı. 

TTB'nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "İsrail işgal güçlerinin, Gazze'deki Kemal Advan Hastanesi'ni basarak ateşe vermesini ve son ana kadar direnen hastane müdürü Dr. Hussâm Abu Safiya'yı esir almasını lanetliyoruz. Hiçbir milliyet, din veya etnik köken gözetmeden, hastaların iyilik halinin ve insan yaşamının korunmasının hekimler için öncelikli olduğunu hatırlatıyor; meslektaşımızın derhal serbest bırakılması için Dünya Tabipleri Birliği'ni, Dünya Sağlık Örgütü'nü ve uluslararası kamuoyunu göreve çağırıyoruz" denildi. 


Hamas: İsrail ile ateşkes müzakereleri yeniden başladı

Hamas, Katar’ın başkenti Doha’da İsrail ile Gazze Şeridi’nde ateşkes için yeniden dolaylı müzakerelerin başladığını açıkladı.

Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, Hamas'tan yapılan yazılı açıklamada, "Doha’da dolaylı müzakereler yeniden başladı. Bu müzakere turu, tam ateşkesle sonuçlanacak bir anlaşmaya, işgal güçlerinin Gazze'den çekilmesine ve yerinden edilenlerin evlerine dönüşüne odaklanacak" ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, "Hamas’ın ciddiyetle, pozitif bir yaklaşımla Filistin halkının istekleri doğrultusunda en kısa sürede bir anlaşmaya varmak için çabaladığı, anlaşma hedefinin İsrail’in Gazze’deki etnik temizliğini ve soykırım savaşını durdurmak olduğu" vurgulandı.

Dün, İsrail heyetinin Hamas ile yürütülen dolaylı rehine takası müzakereleri için Katar'ın başkenti Doha'ya gideceği belirtilmişti. İsrail Başbakanlık Basın Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, Başbakan Benyamin Netanyahu'nun istihbarat teşkilatı Mossad ve ordu yetkililerinin de aralarında olduğu müzakere heyetinin Doha'ya gitmesine onay verdiği belirtilmişti.

Gazze'de 101 İsrailli rehine olduğu, rehinelerin en az üçte birinin öldüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Cumartesi, Ocak 4, 2025 - 00:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

Yenidoğan çetesi soruşturmasında savcıyı tehdit eden şüphelinin ifadesi ortaya çıktı

Yenidoğan Çetesi’ne yönelik gerçekleştirilen yeni operasyonda yakalanan 18 şüpheli hakkındaki soruşturma tamamlandı. Savcılıkça hazırlanan fezlekede doktor Dursun Eryılmaz hakkında "ihmali davranışla kasten öldürme" suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası istendi. 

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Ayrıca fezlekede Cumhuriyet savcısını makamında tehdit eden Mustafa Kemal Zengin hakkında 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istendi. Zengin'in, "Savcıma tehdit amaçlı gitmedim. Sadece öngörülerimi kendisi ile paylaştım" şeklinde ifade verdiği öğrenildi.

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Yenidoğan Çetesi'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 4 Aralık'ta 5 doktor, 5 sağlık çalışanı, 3 hemşire ve 1 sivil gözaltına almıştı. Devam eden soruşturma kapsamında tespit edilen 18 şüpheliye yönelik fezleke hazırlandı. Fezlekede doktor Dursun Eryılmaz hakkında ‘ihmali davranışla kasten öldürme’ suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası istendi. Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin’i makamında tehdit eden Mustafa Kemal Zengin hakkında ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etmek" suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Fezlekede savcının makamında tehdit edilmesine ilişkin soruşturmanın ayrıca sürdüğü de kaydedildi. Diğer 16 şüpheli hakkında ise çeşitli suçlardan değişen oranlarda hapis cezası istendi.

Hazırlanan fezlekede Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin’i makamında tehdit eden Mustafa Kemal Zengin de yer aldı. Zengin hakkında fezlekede “Suç örgütü soruşturması kapsamında tutuklanan bir şahsı, örgütün varlığını bile bile dosya savcısını tehdit etmek suretiyle tahliye ettirmeye çalıştığı” değerlendirildi. 

"Öngörülerimi kendisi ile paylaştım”

Cumhuriyet savcısını makamında tehdit eden Mustafa Kemal Zengin’in ifadesi de ortaya çıktı. Zengin, fezlekede yer alan ifadesinde şunları ileri sürdü:

"Üslubumun yanlış anlaşılmasından dolayı Türk milletinden ve Türk devletinden özür diliyorum. Savcıma tehdit amaçlı gitmedim. Sadece öngörülerimi kendisi ile paylaştım. Ben herkese kendimi müşavir olarak tanıtırım, bana müsteşar diyenleri de müşavir diyerek düzeltirim. Ancak müsteşar demeye devam ediyorlar. Buna benim yapabileceğim bir şey yok.”

"Söylediklerim boşboğazlıktan"

“Cumhuriyet Savcısı hakkında bu kadar bilgiye nasıl vakıf oldunuz?” sorusuna Mustafa Kemal Zengin'in “Ben sadece Yavuz Çelik'in bana söyledikleri kadar biliyorum. Diğer söylediklerim tamamen boşboğazlılıktandır. Benim olayı biraz abartmamdan dolayı olay bu noktaya gelmiştir. Başka ekleyeceğim bir şey yoktur" yanıtını verdiği öğrenildi.


ANKA

"Savcıma tehdit amaçlı gitmedim. Sadece öngörülerimi kendisi ile paylaştım"
Cuma, Ocak 3, 2025 - 21:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

related nodes: 
"Yenidoğan çetesi" soruşturmasında gözaltına alınan 15 şüpheliden 11'i tutuklandı
Type: 
SEO Title: 
Yenidoğan çetesi soruşturmasında savcıyı tehdit eden şüphelinin ifadesi ortaya çıktı
copyright Independentturkish: 

İskoçya'da 2017'den bu yana 1500'den fazla bebek uyuşturucu bağımlısı olarak doğdu

İskoçya Liberal Demokrat Partisi, 2017'den bu yana ülkede 1501 bebeğin, anneleri yasal veya yasa dışı kullanması nedeniyle madde bağımlısı olarak doğduğunu açıkladı.

İskoçya Liberal Demokrat Partisi, bilgi alma özgürlüğü kapsamında edindiği istatistiklere dayanarak madde bağımlısı olarak doğan bebeklerde ortaya çıkan "Yenidoğan Yoksunluk Sendromu (NAS)" konusunda rapor hazırladı.

Rapora göre 2017'den bu yana 1501 bebek NAS ile doğarken, sebep olarak hamilelik sırasında annelerin kullandığı yasal ya da yasa dışı uyuşturucular gösterildi.

Başkent Edinburgh'u da içine alan Lothian bölgesinde 774 bebek bağımlı olarak dünyaya gelirken, Glasgow ve Clyde bölgesinde 221, Aberdeen'in içinde yer aldığı Grampian bölgesinde ise 209 bebek uyuşturucu bağımlısı olarak doğdu.

Uyuşturucu bağımlısı olarak doğan bebeklerde kontrol edilemeyen titreme, hiperaktivite, ciltte kızarıklıklar ve tiz sesli ağlama görüldüğü de raporda yer aldı.

Rapora ilişkin açıklamalarda bulunan İskoçya Liberal Demokrat Partisi Lideri Alex Cole-Hamilton, "Bir bebek için uyuşturucuya bağımlı olarak hayata başlamaktan daha kötüsü olamaz." ifadesini kullandı.

Cole-Hamilton, İskoçya hükümetinin uyuşturucuyla mücadele ve uyuşturucuya bağlı ölümler konusunda başarısız olduğunu vurgulayarak, eski İskoçya Bölgesel Başbakanı Nicola Sturgeon'un alkol ve uyuşturucu bağımlılığı servislerine uygulanan bütçe kesintisini eleştirdi.

Sturgeon'un 2014-2023 arası başbakanlık yaptığı dönemde bu servislerin bütçesini keserek kapanmasına veya hizmet veremez hale gelmesine neden olduğunu kaydeden Cole-Hamilton, "Başbakan John Swinney'in sunduğu yeni bütçe ise aynı hataları yapma riski taşıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Cole-Hamilton, İskoçya hükümetine bağımlılıkla mücadele hizmetlerine daha fazla destek vermesi çağrısında bulundu.


AA

Sebep olarak hamilelik sırasında annelerin kullandığı yasal ya da yasa dışı uyuşturucular gösterildi
Cuma, Ocak 3, 2025 - 19:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
İskoçya'da 2017'den bu yana 1500'den fazla bebek uyuşturucu bağımlısı olarak doğdu
copyright Independentturkish: 

Fransız Dışişleri Bakanı'ndan Şam'da YPG çağrısı: Kürt savaşçılar entegre edilmeli, kalıcı ateşkes sağlanmalı

Fransa Dışişleri Bakanı Barrot, Şam'da yaptığı açıklamada, Suriye’nin egemenliğine vurgu yaparak, "Suriye'de savaş ve şiddet son bulmalıdır" dedi. Kürtlerin müttefikleri olduğunu belirten Barrot, "Fransa'nın müttefiki olan Kürtler için siyasi çözüm bulunmalıdır. Suriye'nin kuzeyinde sürekli bir istikrar sağlanmalıdır" ifadelerini kullandı. 

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Almanya'dan Annalena Baerbock ve Fransa'dan Jean-Noel Barrot, Suriye'yi ziyaret eden ilk AB bakanları oldu. Reuters'in haberine göre bu ziyaret; Şara'nın Hayat Tahrir el-Şam (HTŞ) liderliğindeki İslamcı gruplara ihtiyatlı bir iyimserlik mesajı göndermeyi, yeni yöneticileri tanımaya açık olmayı ve aynı zamanda ılımlılık ve azınlık haklarına saygı çağrısında bulunmayı amaçlıyor.

Fransız ve Alman bakanlar, Şam'daki Şaraa ile görüştükten sonra kamuoyuna açıklama yapılmadı.

Almanya Dişiyleri Bakanı Annalena Baerbock, Suriye'ye el uzattıklarını ve yeni yöneticilerden "açık beklentileri" olduğunu belirtti. Baerbock, görüşme öncesi yaptığı açıklamada, "HTŞ'nin ideolojik olarak nereden geldiğini, geçmişte neler yaptığını biliyoruz" dedi ve ilişkilerde yeni bir başlangıcın ancak aşırılıkçılığa ve radikal gruplara yer olmadığında gerçekleşebileceğini ekledi. "Ancak, diğer önemli aktörlerle ılımlı yaklaşımlarını görüyoruz" dedi ve Suriye Demokratik Güçleri ile yapılan görüşmelere atıfta bulundu. Baerbock ayrıca, Suriye'nin "topraklarının tümünü kontrol eden işlevsel bir devlet haline dönmesine yardım etmek istediklerini" belirtti.

"Kalıcı ateşkes  sağlanmalı"

Fransa'dan Jean-Noel Barrot ise; Suriye sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle yaptığı toplantıda, terörizme, kimyasal silahlara veya kötü niyetli yabancı aktörlere yer bırakmayacak "egemen ve güvenli" bir Suriye umudunu dile getirdi. Barrot gazetecilere yaptığı açıklamada, Almanya ve Fransa'nın Suriye'nin yeni bir anayasa taslağı hazırlaması sırasında teknik yardım ve tavsiyelerde bulunmayı planladıklarını, ülkenin demokratik geçişine dair umudun "kırılgan ama gerçek" olduğunu söyledi.

YPG'nin ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçlerinin Suriye devletine entegre edilmesi için siyasi bir çözüm çağrısında bulunan Fransa Dışişleri Bakanı, kalıcı bir ateşkes sağlanması gerektiğini ekledi. Fransa Dışişleri Bakanı Jean Noel Barrot, YPG’yi kast ederek, "Kuzey Suriye’dekiler silahlarını bırakmalı. Fransa'nın müttefiki olan Kürtler için siyasi çözüm bulunmalıdır. Suriye'nin kuzeyinde sürekli bir istikrar sağlanmalıdır" diye konuştu. Barrot, "Suriye'de terör ve aşırı şiddetin devam etmesine izin verilmemelidir. Biz Kürtlerle terörizme karşı mücadele ettik. Bir kez daha terör ve şiddet Suriye'de baş göstermemelidir. Suriye'de ırkçılığa yer verilmemelidir" dedi.

Bakanlar ziyaretlerinin bir parçası olarak Suriye'nin en kötü şöhretli hapishanesi Sednaya'yı gezdiler.

 

Reuters
 

Almanya ve Fransa dışişleri bakanları, Avrupa Birliği adına Şam'da fiili lider Ahmed el-Şara ile bir araya geldi
Cuma, Ocak 3, 2025 - 16:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: Reuters</p>

jw id: 
ootBr6Wa
related nodes: 
Suudi Arabistan: Suriye için istikrar ve rönesans zamanı
Netanyahu’dan İsrail'in Suriye'deki komando operasyonuna övgü
Type: 
SEO Title: 
Fransız Dışişleri Bakanı'ndan Şam'da YPG çağrısı: Kürt savaşçılar entegre edilmeli, kalıcı ateşkes sağlanmalı
copyright Independentturkish: 

Sağlık Bakanı Memişoğlu: Herhalde çeteyi yakalattığım için istifamı istiyorlar

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, davası görülmeye başlanan "yenidoğan çetesi"ne ilişkin, "Bu çeteyi çökertmekle kendi kötülerimizi, çürük elmalarımızı ayıkladık. Sağlık sisteminde ne kadar varsa bunların hepsinin peşine gidiyoruz, gitmeye de devam edeceğiz." dedi.

A Haber canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Memişoğlu, yenidoğan çetesine 'insanlıktan nasibini almamışlar çetesi' dediklerini belirtti.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Yenidoğan çetesine ilişkin hem üzüntüsünü hem de kızgınlığını dile getiren Memişoğlu, 2016'da yapılan soruşturmanın İl Sağlık Müdürlüğünce kapatıldığı iddialarını belgelerle yalanladı.

Ekim 2016'da İstanbul Sağlık Müdürü olduğunu ve bu soruşturmanın aynı yıl ocakta başladığını anlatan Memişoğlu, "Diyorlar ki 'Müdür oldu, bu soruşturmayı kapattı, 2016'dan beri bunu biliyorlardı.' Bu tamamen yalan ve iftira. Bu soruşturma bakanlık tarafından, bakanlığın baş denetçileri tarafından yapılan, Ocak 2016'da başlamış bir soruşturma. Bu soruşturma neticesinde müfettiş görevlendiriliyor." dedi.

Müfettişin soruşturma yaptığını, İstanbul'a gelerek hastaneleri denetlediğini, bilirkişiler vasıtasıyla rapor hazırlattığını belirten Memişoğlu, 17 Kasım'da da bu soruşturmayı bitirdiğini kaydetti.

Kendisinin "Soruşturma ne oldu?" diye bakanlığa bizzat sorduğunu söyleyen Memişoğlu, soruşturmanın sonuçlandığı ve herhangi bir suç unsuru ya da yapılacak bir işlemin olmadığı yanıtını aldığını ifade etti.

"Dezenformasyon yapıyorlar, iftira atıyorlar"

Memişoğlu, "Benim üzüntüm şu; Bunu sanki bugünkü soruşturmayla berabermiş gibi algılatıp maalesef bir dezenformasyon yapıyorlar, iftira atıyorlar. Bakanlığın baş denetçileriyle, müfettişleriyle, kendisinin yaptığı bir soruşturmayı il müdürü nasıl kapatır? Benim dahilimde değil. Kapatma, il müdürünün yetkisinde değil. Bunu söylemek cahillik ve bize yapılan vicdansızlık." diye konuştu.

2016'dan sonra da müfettiş soruşturması haricinde şikayetler geldiğini kaydeden Memişoğlu, o şikayetlere de rutin denetimlerle bakıldığını belirterek, "İnsanlar şunu bilsinler. Organize suç örgütüyle bu işlemler yapılmış ve bu örgüt networkünü, sistemini maalesef kötülük üzerine kurmuş." dedi.

"Bebeklerin öldürüldüğünü 28 Haziran'da öğrendik"

Çetenin kurduğu sistemle, denetlemeye gelinir gelinmez başka bir epikrizin gösterildiğine dikkati çeken Memişoğlu, "Hayatın olağan akışında sizin aklınıza gelmeyecek birçok parametreyi ve kötülüğü kullanmış organize suç örgütü, çete bu." ifadesini kullandı.

Memişoğlu, "Bunlara 'insanlıktan nasibini almamış çete' dememin sebebi bu tür olayları sabilere yapmaları. Bizi üzen de bu. Bunu bizim müdürlüğümüz boyunca çeşitli denetlemelere rağmen yakalayamadık. Neden? Çünkü organize bir çete bu." diye konuştu.

Yaklaşık 54 bin denetleme yapıldığını ama o denetlemelerde de bir türlü ne olduğunun çözülemediğini aktaran Memişoğlu, Mali Şube ile iletişime geçtiklerini, teknik takip için savcılığa yazı yazdıklarını ve dinleme kararı alındığını anlattı.

Bebeklerin öldürülebileceğine ihtimal vermediklerini ve olayı en başında dolandırıcılık olarak düşündüklerini kaydeden Memişoğlu, 20 Haziran 2023'te teknik takibe başlandığını ve dosyaya gizlilik kararı geldiğini hatırlattı.

"Tapelerin olduğu delilleri denetlememiz vasıtasıyla elde ettiler"

"Bu bebekler ölürken siz ne yaptınız?" diyenler için de Memişoğlu, bebeklerin öldürüldüğünü kendilerinin 28 Haziran 2024'te öğrendiklerini kaydetti.

Memişoğlu, savcılık talimatıyla baskınlar yapıldığını da aktararak, "Gece, 25 Eylül'de bir anda sahaya çıkıp bütün hastanelere olağanüstü denetim yaptırttık çünkü savcılık 'Bize kanıt lazım.' dedi. Şu andaki tapelerin olduğu delilleri bizim denetlememiz vasıtasıyla elde ettiler." diye konuştu.

Programda iddianamede yer alan ses kayıtlarından örneklere de yer veren Memişoğlu, 3-4 kişi haricinde şüphelilerin dinlenildiğini bilen kimse olmadığını belirtti.

Toplumda yanlış algı oluşturulmaya çalışıldığının, bunun oluşmaması gerektiğinin altını çizen Memişoğlu, "Bizim sağlık sistemimiz dünyanın en iyi sağlık sistemlerinden birisi. Yenidoğancılarımız da dünyanın en başarılı yenidoğancılarından birisi. Benim üzüntüm, bahsettiğim bu çetenin bununla ilgili güven konusunu düşürmesidir." ifadelerini kullandı.

"Bebekleri seyretmiş gibi algı yaratılıyor"

Bakan Memişoğlu, "Bu çeteyi çökertmekle kendi kötülerimizi, çürük elmalarımızı ayıkladık. Sağlık sisteminde ne kadar varsa bunların hepsinin peşine gidiyoruz, gitmeye de devam edeceğiz." dedi.

Türkiye'de prematürelerin yaşama oranının yüzde 95'in üzerinde olduğunu kaydeden Memişoğlu, bu oranların dünyadaki en gelişmiş ülkelerin standardı olduğunu vurguladı.

Memişoğlu, 9 Mayıs'ta dosyadaki gizlilik kararının kalktığını belirterek, haziran sonunda illiyet bağının incelenmeye başlandığı bilgisini verdi.

Müfettişlere 9 Mayıs'ta polis kayıtlarıyla tapelerin verildiğini anlatan Memişoğlu, "Biz 3 Eylül 2024'te bütün belgelere ulaşıp, 16 Eylül'de bebeklerin ihmale bağlı öldüklerini bilirkişilerle ilk defa Sağlık Bakanlığı olarak kamuoyundan hemen önce öğreniyoruz. Yani biz burada beklemiyoruz bunları, bebekleri seyretmiş gibi algı yaratılıyor, onun için söylüyorum." dedi.

"112 sistemimizde herhangi bir suistimal bulunamadı"

Memişoğlu, "Hemen 16 Ekim'de iddianame de yayınlanıyor. 18 Ekim'de biz bunları raportör gelir gelmez, çünkü bakanlık da inceliyor, teftiş kurulu bakıyor 5 bin sayfalık dosyaya. 18 Ekim 2024'te kapatma kararı alındığı gün kapatıyoruz bütün hastaneleri." ifadelerini kullandı.

112 sistemiyle ilgili soruları da yanıtlayan Memişoğlu, 112'nin tamamen elektronik sistemle ve kontrollü çalıştığını belirterek, şöyle devam etti:

"112 sistemimizde herhangi bir suistimal bulunamadı. Çok istisnai, çok organize bir suç örgütü bu. Bunu sağlık sisteminin geneline değerlendirmek hata. Kötü niyet. Aramızda çürükleri her zaman bulacağız ve olduğu zaman bunların cezasını vereceğiz."

Memişoğlu, "Orada bebek ölürken hangi vicdan onu seyredebileceğimizi düşünüyor? Hırsızı arsızı bırakmışlar, katili bırakmışlar, bu çeteyi ortaya çıkartan, gece gündüz çalışan insanlara iftira atıyorlar." diye konuştu.

Hukuksuzlukla, haksızlıkla, illegaliteyle hayatı boyunca uğraştığını, bundan sonra da uğraşmaya devam edeceğini belirten Memişoğlu, "İnsanlara şunu söylüyorum; Kim olursa olsun, bu kadar iyi bir sağlık sistemi sunan, bu kadar iyi altyapısı olan bir sağlık sisteminde bu tür illegaliteleri, kötü örnekleri temizliyoruz biz. Temizlemeye de devam edeceğiz, işte örneği bu." dedi.

Sağlık Bakanlığının davayı takip etmediği yönündeki iddiaların sorulması üzerine Memişoğlu, "Ya, imkanı var mı? Yani bu kadar bu çetenin peşine düşmüş, uğraşmışız, çeteyi yakalatmışız. Oraya siyasi gösteriş için gelenler, bizim bu sürecin hiçbirisinde yoklar." yanıtını verdi.

Yaşanan süreç sonrası istifa etmesi gerektiğine ilişkin değerlendirmelerle ilgili düşüncesi sorulan Memişoğlu, "Vallahi herhalde bunu (çeteyi) yakalattığım için istifa istiyorlar. Etmeyeceğim tabii ki. Öyle bir şey yok." yanıtını verdi.

Hastanelerdeki teknolojik altyapılara dikkati çeken Memişoğlu, "Şehir hastanelerine gittiğiniz zaman hayal bile edilemezdi bunlar. Sağlık yatırım altyapıları. Bunların altlarına kuluçka merkezleri kuracağız. Aynı zamanda bunlarda bilim de üretir hale geleceğiz. Bunlarda araştırma yapıp, yeni malzemeler üreteceğiz, hedeflerimiz bu. Bunlar bazıları için tehlikeli hedefler ama biz başaracağız." dedi.

 

AA

Memişoğlu, istifa etmeyeceğini söyledi
Cumartesi, Kasım 23, 2024 - 00:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
"Yenidoğan çetesi" davasında 5. gün tamamlandı
Davutoğlu, "yenidoğan çetesi" ile ilgili ilk soruşturmayı 2016'da başlattığını açıkladı
Sağlık Bakanı Memişoğlu: Bu çeteyi biz çökerttik
Type: 
SEO Title: 
Sağlık Bakanı Memişoğlu: Herhalde çeteyi yakalattığım için istifamı istiyorlar
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Tunceli Belediyesi girişi beton bariyerlerle kapatıldı

İçişleri Bakanlığı’nca kayyum atanan Tunceli Belediyesi binası girişi beton bariyerlerle kapatıldı. Dün akşam saatlerinde düzenlenen protesto eylemlerinin ardından Tunceli Valiliği’nce kent genelinde 10 gün süreyle eylem ve etkinlik yasağı getirildi.  Kent merkezine giriş ve çıkışlar kontrollü yapılırken, Cumhuriyet Caddesi’nde bulunan Tunceli Belediyesi binası ise beton bariyerlerle kapatıldı.  Polisin, belediye önünde yerleştirdiği Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı (TOMA) ve zırhlı araçlarla önlemi sürüyor.

DEM Partili Tunceli Belediye Başkanı Cevdet Konak, CHP’li Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ile birlikte 4 sanık hakkında “terör örgütüne üye olma” suçundan açılan davada önceki gün Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce karara bağlanmışüı. 6 yıl 3'er ay hapis cezası alan Tunceli Belediye Başkanı Konak ve Ovacık Belediye Başkanı Mustafa, dün akşam saatlerinde İçişleri Bakanlığı’nca görevden alınmış, yerlerine kayyum atanmıştı.  

Tunceli Belediyesi’nin girişi beton bariyerlerle kapatıldıhttps://t.co/fyOw1BJZOR pic.twitter.com/xSr0n9VPwa

— Independent Turkish (@TurkishIndy) November 23, 2024

İzmir'de su ve atık su tarifesine yeni yılda yüzde 26 zam yapılacak

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 1 Ocak 2025'ten geçerli olmak üzere suyun metreküp fiyatına ve atık su tarifesine yüzde 26 zam yapılmasını kararlaştırdı.

İZSU'nun 2024 Yılı Kasım Ayı Olağan Genel Kurul toplantısının ikinci birleşimi, Kültürpark Fuar Alanı'ndaki Meclis Salonu'nda, Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın başkanlığında yapıldı.

2025 Mali Yılı Bütçe Tasarısı ve Performans Programı'nın görüşüldüğü birleşimde, İzmir Körfezi'nde dip tarama ve çamur çıkarma çalışmalarına 420 milyon liranın ayrıldığı bütçe ile 1 Ocak 2025'ten geçerli olmak üzere suyun metreküp fiyatına ve atık su tarifesine yüzde 26 zam yapılması oy çokluğuyla kabul edildi.

Konut aboneleri, atık su bedeli dahil olmak üzere 0-4 metreküp suya 32,31 lira, 5-10 metreküp suya 62,45 lira, 11-20 metreküp suya 79,86 lira, 21 metreküp ve üzeri suya 149,54 lira ödeyecek.

İş yeri aboneleri ise 64,61 liraya 0-4 metreküp, 124,90 liraya 5-10 metreküp, 159,74 liraya 11-20 metreküp ve 299, 08 liraya 21 metreküp su kullanacak.


İsrail ordusu, Lübnan’ın Hıyem beldesinde çok sayıda binayı patlayıcılarla havaya uçurdu

İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki stratejik öneme sahip Hıyem beldesinde çok sayıda ev ve binayı patlattı.

Lübnan resmi haber ajansı NNA, İsrail ordusunun, Hıyem'de "çok şiddetli patlamalar gerçekleştirdiğini, bu durumun kasabadaki evlerin ve binaların patlayıcılarla yıkılmasından kaynaklandığını" bildirdi.

Ajans, patlamaların sesinin çevre kasabalardan da duyulduğunu ve etkisinin hissedildiğini aktardı.

İsrail ordusu, Hıyem kasabasına yoğun hava ve topçu bombardımanı düzenlemişti.

Lübnan Sağlık Bakanlığına göre 8 Ekim 2023'ten bu yana İsrail'in düzenlediği saldırılarda 3 bin 645 kişi hayatını kaybetti.

Hizbullah ile 8 Ekim 2023'ten beri kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül'de Lübnan'ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yoğun hava saldırısı başlatmıştı.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Cumartesi, Kasım 23, 2024 - 00:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

Lübnan: Öldürülen 71 yaşındaki İsrailli tarihçi, tarihi eser yağmalamak için gelmişti

Lübnan Kültür Bakanı Muhammed Murtaza, ülkenin güneyindeki Sur şehri yakınlarında öldürülen İsrailli tarihçi Zeev Erlich'in, tarihi eserleri yağmalamak için bölgede bulunduğunu belirtti.

Murtaza, Lübnan'ın güneyindeki Sur ilinde Şema Kalesi yakınlarında 20 Kasım'da öldürülen 71 yaşındaki İsrailli tarihçi Zeev Erlich hakkında açıklamalarda bulundu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Murtaza, "Talebimiz doğrultusunda, UNESCO'nun Şema Kalesi'ne İsrail'in saldırılarına karşı açıkladığı karardan bir gün sonra, Siyonist Zeev Erlich'in Şimon Peygamber'in türbesi yakınlarında öldürülmesi manidar bir olay." ifadelerini kullandı.

UNESCO'nun kararının İsrail tarafından ihlal edildiğini belirten Murtaza, saldırıların İsrail'in "uluslararası topluma, örgütlere ve sözleşmelere değer vermeyerek kibrini gösterdiğini" kaydetti.

Murtaza, "Bu sahte askerin (Zeev Erlich) Şimon Peygamberin türbesine girmesinin amacı, İsrail topraklarıyla ilgili tarihi bir kanıt arayışıdır." dedi.

Erlich'in askerlerle birlikte bölgede bulunmasının İsrail'in "saldırgan yayılmacı doğasını gösterdiğini" ifade eden Murtaza, "İsrail sadece Filistin'in toprakları, tarihi ve mirasının işgaliyle yetinmeyecek, aynı zamanda Lübnan'ın topraklarını, tarihini ve mirasını da işgal etmeye çalışacak. Bunlar, taşı, insanı, medeniyeti yok edip askeri karargah kurmak amacıyla ülkemize getirilen yabancılardır." dedi.

Lübnanlı Bakan, Erlich'in bölgede bulunma amacının tarihi eserleri tahrip etmek olduğunu vurguladı.

Filistin topraklarını garbeden İsraillilerden aşırı sağcı tarihçi Zeev Erlich'in İsrail ordusunun Golan Taburu'ndan askerlerle birlikte, 20 Kasım'da Şema Kalesi yakınlarında Hizbullah mensuplarıyla girilen çatışmada öldüğü açıklanmıştı.


AA

Zeev Erlich'in Lübnan'ın Sur kentine İsrail askerleriyle birlikte geldiği ifade edildi
Cuma, Kasım 22, 2024 - 22:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

related nodes: 
Lübnan Genelkurmay Başkanı: Birliklerimiz güneyde konuşlanmış durumda ve burayı terk etmeyecek
İsrail, Lübnan'ın doğusundaki Baalbek'te füze yüklü kamyonu hedef aldı
Type: 
SEO Title: 
Lübnan: Öldürülen 71 yaşındaki İsrailli tarihçi, tarihi eser yağmalamak için gelmişti
copyright Independentturkish: 

TFF Başkanı Hacıosmanoğlu: Kulüpler kavga etmezse devletle olan işlerini daha kolay halleder

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, konuk olduğu HT Spor yayınında açıklamalarda bulunuyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

TFF Başkanı Hacıosmanoğlu'nun açıklamaları şöyle:

"Yapılan harcamalar var. Onları kamuoyuna açıkladık. Genel kurul üyelerini aldatma var. Artı gösterilen bütçenin eksi olduğunu açıkladık. Arkadaşları çağırdık ve bunları düzeltin yoksa sıkıntı olur dedik. O arkadaş bunları düzeltirsem işimden olurum. Burada zimmete geçirilmiş bir şey yok. Sadece genel kurulda yapılan bir bilanço oyunu var. Bir hakikat varsa onu kamuoyuna koyarsınız. Sevgili başkanımız gerekli hukuki işlemler yapılacak dedi ama bize bir tebligat gelmedi. Bu raporları 'finansal okur yazarlığı olanlar okumalı' dedi sayın başkan. Bizim üniversite diplomamız yok ya fazla bilmiyoruz."

"Ben seçimi kazanacağıma inanıyordum. İnanmak başarmanın yarısıdır. Tek başımıza başardığımız bir iş değildi bu. Doğruları yapmaya çalışıyoruz ama elbette yanlışlarımız olacak. Herkesin bizi eleştirme hakkı var."

"Okyanusları geçtik ama ırmakta boğulduk"

"Macaristan'ı eleriz. İstediğimiz kuralardan bir tanesiydi. Bu takım çok daha büyük işler yapacak. Okyanusları geçtik ama ırmakta boğulduk. Talihsiz bir maç oldu. Orada direkt A Ligi'ne çıkacaktık ama Dünya Kupası elemeleri oynamadan play-off oynayacaktık. Allah nasip etmedi. İzlanda ve Galler maçlarında verdiğim skor tuttu. Galler ile 0-0 kalmamız hayal kırıklığı yaratmadı bende. Karadağ'a yenildik, yapacak bir şey yok."

"Karadağ başkentindeki zemin daha kötü olduğu için UEFA oraya aldı maçı. Bunlar mazeret değil. Çıkıp yenmeliydik. Sonuçta Karadağ ile oynuyorsunuz. Bunu yol kazası olarak göreceğiz. Kardeşlerimiz bunu Dünya Kupası Elemeleri'nde telafi eder." 

"Başkan uysallaştı söylemleri doğru değil"

"O zamanlarda bir camiayı temsil ediyorsunuz. O zamanki tavrınız ayrı olur. Burada futbol ailesinin genelini temsil ediyorsunuz. Başkan uysallaştı söylemleri doğru değil. O zaman öyle davranmam gerekiyordu. Şimdi bu şekilde davranmam gerekiyor."

"Kulüpler kavga etmezse devletle olan işlerini daha kolay halleder"

"Kulüpler kavga etmezse devletle olan işlerini daha kolay halleder. Biz kulüp başkanları ile sürekli konuşuyoruz. Marka değerini korumak lazım. Yayıncı geliri 500 milyon Dolar'dan 180 milyon Dolar'a düştü. Neden 1 Milyona çıkmadı. Kulüp başkanları ile kahvaltı yaptığımız gün başkanlar birbirlerine söz verdiler. Mutabık kaldılar konuşmayacaklarına dair. Kurumsal olarak camialarımızı rencide edici açıklamalar yapmayacaklardı. Aradan 1 hafta geçmeden salıncaklar, kuşlar havada uçuştu. Bunların kimseye faydası yok. Kavga etme görüntüsünü verince insanlar irite oluyor."

"Bu oyunun eğlence olduğunu unutmamalıyız"

"Bu ligden 1 tane şampiyon çıkacak. Şampiyon olmayan takımlar başarısız mı olacak. Diğer liglerde 2 tane mi şampiyon çıkıyor. Bizim bunu kabul etmemiz lazım. Bu oyunun eğlence olduğunu unutmamalıyız."

"İstifalar normaldir. Biz doğru işleri yapmaya devam edeceğiz. Ayrılan arkadaşlara teşekkür ediyoruz. Biz işimize bakıyoruz. Doğru işleri yapmaya çalışıyoruz. Bu istifalarda kişisel tavır da olabilir ama ben çok önemsemiyorum."

"Ben kaldığım sürece seninle devam edeceğiz dedim"

"Montella'nın oyuncularla muhteşem bir ilişkisi var. Bir aile ortamı var. Bizim de aramız iyi, biz kendisini seviyoruz. İtalyanlar ile frekansımız tutuyor. O da bizi seviyor. Şu anda güzel bir aile ortamı var. İnsanlar hocanın gittiğini düşündüler. Hatta tazminatını da yazdılar. Adana Demirspor'da oynarken 'Roma'dan teklif gelirse giderim maddesi koymuştu ama milli takımda bu madde yoktu. Roma konusuyla ilgili bizimle konuşmak istedi. Böyle bir teklif geldiğini söyledi. Ama hoca kendisi bize konuyu anlattı. Bize, 'bazen tekliflere hayır demeyi bilirim yarın beni kovacaksanız, Roma'ya gideyim' dedi. Biz kendisine iki maçın sonucuna bakarak yol yürümüyoruz. Ben kaldığım sürece seninle devam edeceğiz dedim. Roma'nın teklifini reddeip bizimle devam etme kararı aldı."

Galatasaray'ın tartışılan sponsorluk anlaşması hakkında açıklama

"İsmi haber portalı diye geçiyor. Biz o toplantıyı yaptığımız zaman Galatasaray'ın sponsorluk anlaşmasına bir haber portalı adıyla geçtiği için müsaade ettik. Hatta şöyle bir şey oldu. Toplantı yaptık. Dursun başkan 'Biz bu anlaşmayı yaptık ama paralar 100, 150, 200 para parça gelince hemen iptal edin dedim. İptal edildi' dedi. Para parça gelince hemen kapatılmış. Biz sorumluluk size ait diye izin verdik."

Yabancı hakem açıklaması

"Ben olduğum sürece bu ülkeye yabancı hakem gelmeyecek."


Independent Türkçe

"Kulüp başkanları ile kahvaltı yaptığımız gün başkanlar birbirlerine söz verdiler. Aradan 1 hafta geçmeden salıncaklar, kuşlar havada uçuştu"
Cuma, Kasım 22, 2024 - 22:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Mehmet Büyükekşi, TFF Başkanı Hacıosmanoğlu'nun "yolsuzluk" iddiasına yanıt verdi
Type: 
SEO Title: 
TFF Başkanı Hacıosmanoğlu: Kulüpler kavga etmezse devletle olan işlerini daha kolay halleder
copyright Independentturkish: 

Tunceli ve Ovacık belediyelerine kayyum atandı

İçişleri Bakanlığı, Tunceli Belediye Başkanı Cevdet Konak ve Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün görevden uzaklaştırıldığını açıkladı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Görevden uzaklaştırılan belediye başkanlarının yerine kayyum atandı. Tunceli Belediyesi'ni DEM Parti, Ovacık Belediyesi'niyse CHP kazanmıştı.

DEM Partili Tunceli Belediye Başkanı Cevdet Konak, CHP’li Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ile birlikte 4 sanık hakkında “terör örgütüne üye olma” suçundan açılan davada Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, "terör örgütüne üye olma" suçundan 6 yıl 3'er ay hapis cezası verilmişti.

İçişleri Bakanlığı’nca yapılan duyuruda, şu ifadelere yer verildi:

Tunceli Belediye Başkanı Cevdet Konak'ın Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/99 esas sayılı dosyası kapsamında "PKK/KCK “Silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 6 YIL 3 ay hapis cezası alması ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/1146 Sayılı soruşturma dosyasında "PKK/KCK terör örgütü propagandası yapmak" suçundan soruşturmasının devam etmesi nedeniyle, Cevdet Konak, Anayasa'nın 127'inci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 47'inci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı'nca görevden uzaklaştırılmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 45 ve 46'ıncı maddeleri uyarınca Tunceli Valisi Bülent Tekbıyıkoğlu, Tunceli Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir. Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/99 esas sayılı dosyası kapsamında "PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası alması nedeniyle; Mustafa Sarıgül, Anayasa'nın 127'inci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 47'inci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı'nca görevden uzaklaştırılmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunun 45 ve 46'ıncı maddeleri uyarınca Ovacık Kaymakamı Hüseyin Şamil Sözen, Tunceli Valiliği'nce Ovacık Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir.

Tunceli Belediyesi önünde gerilim

Çevik Kuvvet ekipleri kayyum atanan Tuncali Belediyesi önüne barikat kurarken çok sayıda vatandaş belediye önünde polis barikatını zorladı. 

Kayyum kararının ardından Tunceli Belediyesi önünde gerilimhttps://t.co/SbFg6yoB5s pic.twitter.com/jUah2etgTk

— Independent Turkish (@TurkishIndy) November 22, 2024

Cevdet Konak: Belediyemiz işgal altında

Belediyeye gitmek isteyen Tunceli Belediye Başkanı, yolun polis araçlarıyla kesildiğini, belediyenin polislerce çevrildiğini aktararırken, karara da sert tepki göstererek, şunları söyledi:

Gazi Cumhuriyet Mahallesindeyiz şuanda. Polisler tarafından yolumuz kesilmiş durumda. Bu Dersim iradesine bir saldırıdır. Dersim Belediyesine bir saldırıdır. Dersim halkının iradesine saldırıdır bu.Asla bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz. Sonuna kadar direneceğiz. Halkın iradesine uzanan her güce karşı direneceğiz. Yaşasın yerel yönetim mücadelemiz. Değerli kamuoyu, değerli Dersim halkı, değerli dostlar. Şu anda Gazi Cumhuriyet meydanında yolumuz polis araçlarıyla çevrilmiş durumda. Belediyemiz işgal altında. Etrafımız kuşatılmış. Tüm kamuoyunu duyarlı olmaya çağrıyorum. Dersim halkı belediyene sahip çık. Belediyeniz sizin onuruzdur, bizim namusumuzdur, şerefimizdir.

CHP lideri Özgür Özel'den ilk açıklama

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, kayyum kararının ardından sosyal medya hesabından bir açıklama yayımladı.

Özel paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"Ovacık Belediyemize ve Tunceli Belediyesi'ne kayyım atama kararı, kılıfına bile uydurulamamış milli irade hırsızlığıdır.

Ovacık Belediye Başkanımız Mustafa Sarıgül'ün 2012’de katıldığı bir cenaze töreni, 2022’de dava konusu yapılmış, 2024’te suç sayılmıştır.

Taziye ölüye değil, diriye yapılır.
Ne aile evladının suçundan sorumlu tutulabilir ne de taziyeye gelenler...

İki dönemdir halkın oyuyla seçilen bir belediye başkanını, 12 yıl önce katıldığı bir cenaze nedeniyle görevden almanın, gitmekte olan bir iktidarın son çırpınışlarından azade bir hükmü yoktur.

Biz, seçilmiş belediye başkanlarına yönelik tüm saldırılara karşı olduğu gibi, bu hukuksuzluğa da direneceğiz. Kendi menfaatini, Türkiye’nin menfaatinin üzerine koyanlara, bu milleti teslim etmeyeceğiz"

DEM Parti'den karara tepki

DEM Parti, Tunceli ve Ovacık belediyelerine kayyum atanmasına tepki gösterdi. İktidarın, halk iradesini adım adım ortadan kaldırıldığına ve yargı eliyle kayyum ayarlı siyasi kararlar verildiğine işaret edilen açıklamada, Tunceli ve Ovacık'ta halk iradesinin gasp edildiği vurgulandı.

DEM Parti'nin sosyal medya hesabından yapılan yazılı açıklamada, "İktidar, halk iradesini adım adım ortadan kaldırıyor. Yargı eliyle verilen kayyum ayarlı siyasi kararlar sonucunda bugün Dersim ve Ovacık belediyeleri de gasp edildi. Kayyum darbesinde ısrar ederek partimizi yıldırmayı, halkı siyasi tercihlerinden vazgeçirmeyi ve topluma bu darbeyi kabul ettirmeyi düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz. Sadece darbeciliğinizi tescilliyor, suçlarınızı ağırlaştırıyorsunuz. Halk iradesi karşısında dün olduğu gibi bugün de bundan sonra da yenileceksiniz" denildi.

Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül: Cenazeye gitmemizi dönemin savcısı istedi

Görevden alınan CHP'li Ovacık Belediye Başkanı Sarıgül, ceza almasına neden olan 2012'deki cenaze törenini dönemin savcısının talebiyle belediyenin kaldırdığını öne sürdü.

Sarıgül yaptığı açıklamada, "Bu suçsa müdahale edin cenaze törenlerini yaptırmayın. O cenazede savcı beni aramış ve bölgenin sıkıntılı bir bölge olduğunu, kendi güvenlik güçlerinin cenazeyi gömemeyeceğini ancak belediye desteğiyle mutlaka gömülmesi gerektiğini söylemişti" ifadelerini kullandı.

Tunceli'de 10 gün süreyle eylem ve etkinlik yasağı

Tunceli Valiliği, il genelinde eylem ve etkinliklerin 10 gün süreyle yasaklandığını duyurdu.

Valilikten yapılan açıklamada, il sınırları içinde huzur ve güvenliğin sağlanması amacıyla çeşitli kararlar alındığı bilgisi verildi.

İlde sadece Valilik ve kaymakamlıkların uygun göreceği etkinliklerin yapılabileceği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"İlimizde yapılmak istenilen açık ve kapalı alanlarda toplanma, yürüyüş, nöbet, basın açıklaması, açlık grevi, oturma eylemi, miting, stant açma, çadır kurma, bildiri, broşür dağıtma, sticker, afiş, pankart asma, her türlü eylem ve etkinliklerin 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 17. ve 19. maddeleri ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 11/A, B ve C maddeleri gereğince (jandarma bölgesi dahil) il ve ilçe mülki sınırlarımız içinde 1 Aralık saat 23.59'a kadar 10 gün süreyle yasaklanması kararı alınmıştır."

 

Independent Türkçe

İçişleri Bakanlığı, iki belediye başkanının görevden alındığını duyurdu
Cuma, Kasım 22, 2024 - 20:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
TBMM'de temsil edilen 10 partiden kayyum düzenlemesinin kaldırılması için kanun teklifi
İmamoğlu: Kayyum sürecine dair çok tepkili bir pozisyondayız, bu noktada arayışlarımız var
Type: 
SEO Title: 
Tunceli ve Ovacık belediyelerine kayyum atandı
copyright Independentturkish: 

İran’dan saldırı açıklaması: Sınırlı hasar meydana geldi

İran, İsrail'in Tahran, Huzistan ve İlam eyaletlerinde bazı askeri noktaları hedef aldığını, saldırılara hava savunma sistemleri tarafından başarıyla karşılık verildiğini ancak bazı noktalarda "sınırlı hasar" meydana geldiğini duyurdu.

İran Hava Savunma Karargahı tarafından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in İranlı yetkililerin uyarılarına rağmen Tahran, Huzistan ve İlam eyaletlerinde askeri noktalara saldırı düzenlediği belirtildi.

Saldırılara hava savunma sistemleri tarafından başarıyla karşı konulduğu ancak bazı noktalarda "sınırlı hasar" meydana geldiği ve olayın boyutlarının incelendiği bildirildi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

İsrail büyük göstermeye çalışıyor

İranlı yetkili, İsrail'in ülkede 20 noktayı hedef aldığına dair iddiasının doğru olmadığını ve Tahran'da hiçbir askeri tesisin vurulmadığını savundu.

İran'ın yarı resmi haber ajansı Tesnim'e konuşan ismi açıklanmayan bir yetkili, "İsrail ordusunun ülkede 20 noktayı hedef aldığı iddiası doğru değil. Siyonistlerin eylemi, ülke sınırları dışından gerçekleşti ve sınırlı hasara neden oldu" dedi.

Tahran'da Devrim Muhafızları Ordusuna ait hiçbir askeri tesisin hedef alınmadığını söyleyen İranlı yetkili, "100 İsrail askeri uçağının bu saldırıya karıştığı yönündeki haberler de tamamen yanlış. İsrail, zayıf saldırısını büyük göstermeye çalışıyor" ifadelerini kullandı.

İsrail'in İran'a saldırısı

İran, 1 Ekim'de İsrail'e füze saldırısında bulunmuştu. Tel Aviv yönetimi, İran'ın bu saldırısına karşılık verileceğini bildirmişti.

İran medyası, gece saatlerinde İsrail'in Tahran'ın batısı ve güneybatısında bazı askeri üsleri hedef aldığını ve hava savunma sistemlerinin karşılık verdiğini duyurdu. İsrail ordusu da İran'da askeri hedeflere saldırı düzenlediğini açıkladı.

Saldırılardan bir kaç saat sonra Tahran'da şiddetli patlama sesleri yeniden duyuldu. İran devlet televizyonu, seslerin Tahran'ın doğusundan geldiğini ve İsrail'in saldırısına karşı hava savunma sistemlerinden ateşlenen füzelerden kaynaklandığını belirtti.

Saldırıların ardından İran, hava sahasını ikinci bir duyuruya kadar kapattığını bildirdi.

İran Acil Durum Merkezi, saldırılarda herhangi bir yaralı bilgisinin olmadığını kaydetti.

İsrail ordusu ise İran'a yönelik düzenledikleri saldırının tamamlandığını açıkladı.

 

AA

İran Hava Savunma Karargahı, saldırılara hava savunma sistemleri tarafından başarıyla karşı konulduğunu ancak bazı noktalarda sınırlı hasar meydana geldiğini bildirdi
Cumartesi, Ekim 26, 2024 - 09:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
İsrail’den İran’a misilleme saldırısı
İran ve zehri yudumlamak
Type: 
SEO Title: 
İran’dan saldırı açıklaması: Sınırlı hasar meydana geldi
copyright Independentturkish: 

İsrail’den İran’a misilleme saldırısı

İran'ın yarı resmi haber ajansı Fars, başkent Tahran'da bazı patlama sesleri duyulduğunu bildirdi. Haberde, "Bir kaç dakika önce Tahran'da patlama sesleri duyuldu" ifadelerine yer verildi.

İran devlet televizyonu da başkent Tahran'daki patlama haberlerini doğruladı. Haberde, "patlamanın kaynağının henüz belli olmadığı" aktarılırken "bazı patlama seslerinin ise hava savunma sistemlerinden kaynaklandığı" bilgisi verildi.

Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı ise olayla ilgili detayların daha sonra açıklanacağını belirterek, Tahran'daki Uluslararası İmam Humeyni Havalimanı ile Mehrabad Havalimanı'nda olağanüstü bir durum yaşanmadığını bildirdi.

Haberde, sosyal medyada patlamaya dair yayınlanan görüntülerin bir kısmının eski olduğunun tespit edildiği ve bu geceki patlamalarla ilgili olmadığı ifade edildi.

Öte yandan yarı resmi Mehr Haber Ajansı, Tahran'daki petrol rafinerisinden görüntüler paylaşarak, rafineride herhangi bir patlama yaşanmadığını aktardı.

Konuya ilişkin İranlı yetkililerden henüz açıklama gelmedi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

İsrail duyurdu

İsrail ordusu, İran'daki "askeri hedeflere" yönelik saldırılar düzenlediğini duyurdu.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, "İsrail'e yönelik son aylarda devam eden saldırılara yanıt olarak, şu anda İran'daki askeri hedeflere hassas saldırılar düzenlenmektedir" ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, İsrail ordusunun, İran ve müttefiklerinden gelen gelişmeleri takip ettiği, hem saldırı hem savunma açısından tam bir hazırlık halinde olduğu belirtildi.

Durumun sürekli olarak değerlendirildiği ve halihazırda iç cephe talimatlarında bir değişiklik yapılmadığı vurgulanan açıklamada, iç cephe talimatlarına uyulması gerektiği, halkın gelişmelerden anlık olarak bilgilendirileceği kaydedildi.

Fars Haber Ajansının haberinde, "Siyonist rejimin saldırısında Tahran'ın batısı ve güneybatısındaki bazı askeri üslerin hedef alındığı görülüyor" ifadelerine yer verildi.

Haberde, bazı patlama seslerinin hava savunma füzelerinden kaynaklandığı ve sosyal medyada yayınlanan görsellerin çoğunun eski olduğu ve patlamalarla ilgili olmadığı aktarıldı.

İsrail: ABD’yi bilgilendirdik

İsrail devlet televizyonu KAN, İsrail'in İran'a saldırmadan önce ABD'yi bilgilendirdiğini bildirdi. Haberde, "İsrail, İran saldırısı öncesinde ABD'ye bilgi verdi" ifadeleri kullanıldı.

KAN, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın Savunma Bakanlığı binasında olduğu bilgisini paylaştı.

İran devlet televizyonu da başkent Tahran'daki patlama haberlerini doğruladı.

Haberde, "patlamanın kaynağının henüz belli olmadığı" aktarılırken "bazı patlama seslerinin ise hava savunma sistemlerinden kaynaklandığı" bilgisi verildi.

Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı ise olayla ilgili detayların daha sonra açıklanacağını belirterek, Tahran'daki Uluslararası İmam Humeyni Havalimanı ile Mehrabad Havalimanı'nda olağanüstü bir durum yaşanmadığını bildirmişti.

Haberde, sosyal medyada patlamaya dair yayınlanan görüntülerin bir kısmının eski olduğunun tespit edildiği ve bu geceki patlamalarla ilgili olmadığı ifade edilmişti.

Öte yandan yarı resmi Mehr Haber Ajansı, Tahran'daki petrol rafinerisinden görüntüler paylaşarak, rafineride herhangi bir patlama yaşanmadığını aktarmıştı.

ABD saldırıya katılmadı

ABD'li yetkililer, İsrail'in İran'a yönelik başlattığı saldırılarda ABD'nin herhangi bir dahli olmadığını bildirdi.

ABD Savunma Bakanlığından (Pentagon) bir yetkili, AA'ya açıklama yaptı.

İsrail'in İran'a yönelik saldırıları hakkında ABD'nin önceden bilgilendirildiğini aktaran savunma yetkilisi, ayrıca İsrail'in saldırılarında "ABD'nin herhangi bir dahlinin söz konusu olmadığını" belirtti.

İsrail devlet televizyonu KAN da İsrail'in İran'a saldırmadan önce ABD'yi bilgilendirdiğini bildirmişti.

Beyaz Saray: İsrail, meşru müdafaa hakkı uyarınca İran'da askeri hedefleri vuruyor

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Sean Savett, konuya ilişkin AA muhabirine yazılı açıklama yaptı.

İsrail'in İran'a yönelik saldırısının 1 Ekim'de İran'ın balistik füze saldırısına cevaben gerçekleştiğini aktaran Savett, İsrail'in "meşru müdafaa" hakkı uyarınca İran'da askeri hedefleri vurduğunu kaydetti.

Savett, daha fazla bilgi için İsrail hükümetiyle irtibata geçilmesi gerektiğini belirtti.

Suriye'de, İran ile eş zamanlı patlamalar oldu

İran'ın başkenti Tahran'daki patlamalarla eş zamanlı olarak Suriye'nin başkenti Şam ve Humus ilinde de patlamalar meydana geldiği bildirildi.

Suriye'deki rejimin ajansı SANA'nın haberinde, Şam yakınlarında patlama seslerinin duyulduğu belirtildi.

Rejime yakın sosyal medya hesaplarına göre, Humus'ta da patlama sesleri duyuldu.

Şam ve Humus'ta Hizbullah ile İran destekli gruplar yoğun varlık gösteriyor.

Öte yandan İran'ın yarı resmi Fars Haber Ajansı ile İran devlet televizyonu, Tahran'da patlama seslerinin duyulduğunu bildirmişti.

İsrail ordusu da İran'daki "askeri hedeflere" yönelik saldırılar düzenlediğini duyurmuştu.

İsrail basını: onlarca hedef vuruldu

İsrail medyası, ordunun İran'da onlarca stratejik hedefi vurduğunu iddia etti.

İsrail Kanal 12 televizyonu, "İsrail savaş uçaklarının son saatlerde İran topraklarında onlarca stratejik hedefi vurduğunu" bildirdi.

Saldırıların "İran'daki ana askeri tesislere odaklandığı" belirtilen haberde, hedefler arasında füze fabrikaları, insansız hava araçları geliştirme ve üretim tesisleri ile balistik füzeleri fırlatma üssünün olduğu aktarıldı.

Haberde, İsrail uçaklarının saldırıların başında İran hava savunma sistemine zarar vermeye odaklandığını, bunun da İsrail uçaklarının İran hava sahasında serbestçe hareket etmesini sağlamak için taktiksel bir adım olduğu değerlendirmesine yer verildi.

İsrail ordusu, İran'daki "askeri hedeflere" yönelik saldırılar düzenlediğini duyurmuştu. Açıklamada, "İsrail'e yönelik son aylarda devam eden saldırılara yanıt olarak, şu anda İran'daki askeri hedeflere hassas saldırılar düzenlenmektedir." ifadeleri kullanılmıştı.

İran: "Orantılı karşılık" vereceğiz 

İran'ın yarı resmi haber ajansı Tesnim'in haberine göre, ismi açıklanmayan bir kaynak Tahran'ın, İsrail'in gece saatlerinde gerçekleştirdiği hava saldırısına karşılık vereceğini ifade etti.

Kaynak, "Önceden belirttiğimiz gibi İran, İsrail'in saldırılarına cevap vermeye hazırlıklıdır. İran, herhangi bir saldırıya karşılık verme hakkını saklı tutar. İsrail'in herhangi bir eylemine uygun karşılık alacağına şüphe yoktur" ifadelerini kullandı.

 

AA

İran basını israil’in Tahran'ın batısı ve güneybatısındaki bazı askeri üslerin hedef aldığını duyurdu
Cumartesi, Ekim 26, 2024 - 05:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

related nodes: 
İsrail, İran'a yanıt verme planında değişiklik yaptı
İsrailli bir yetkili, planla ilgili Amerikan belgelerinin sızdırılmasının ardından "İran'a verilecek tepkiyi" ertelediğini yalanladı
Type: 
SEO Title: 
İsrail’den İran’a misilleme saldırısı
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Leonardo DiCaprio, başkanlık seçiminde oy vereceği adayı açıkladı

ABD’li aktör Leonardo DiCaprio, 5 Kasım'da yapılacak başkanlık seçiminde Demokrat aday Kamala Harris’e oy vereceğini açıkladı.

Dünyaca ünlü Oscar ödüllü aktör, Instagram hesabından yaptığı videolu paylaşımda Harris'e destek verdi.

Paylaşımında iklim değişikliğine dikkati çeken DiCaprio, "İklim değişikliği dünyayı öldürüyor ve ekonomimizi mahvediyor. Ekonomimizi, gezegenimizi ve kendimizi kurtarmak için cesur bir adım atmamız gerekiyor. Bu yüzden Kamala Harris'e oy veriyorum." ifadesini kullandı.

DiCaprio, videoda en son Florida’yı vuran Helene ve Milton kasırgalarına da işaret ederek, Harris'in 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma ve yeşil bir ekonomi inşa etmeye yardımcı olma konusundaki iddialı hedeflerini de övdü.

Donald Trump'ı, ABD’yi Paris İklim Anlaşması'ndan çekmekle ve "kritik çevre korumalarını" geri götürmekle eleştiren DiCaprio, Trump'ın gerçekleri ve bilimi inkar etmeye devam ettiğini savundu.

DiCaprio, 2020 başkanlık seçiminde de o zamanki Demokrat parti adayı Joe Biden’a desteğini açıklamıştı.


Mehmet Şimşek ve Fatih Karahan, ABD Hazine Bakanı'yla görüştü

ABD Hazine Bakanı Janet Yellen'ın, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan ile görüştüğü bildirildi.

ABD Hazine Bakanlığından yapılan açıklamada, Yellen'ın Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası Yıllık Toplantıları marjında Şimşek ve Karahan ile bir araya geldiği belirtildi.

Yellen'ın, Türkiye'nin güçlü ve öngörülebilir ekonomik politikalara olan bağlığını övdüğü kaydedilen açıklamada, bu politikaların Türkiye ekonomisinde belirgin bir iyileşme sağladığı ve enflasyonun aşağı yönlü bir eğilime girmesine yardımcı olduğunu ifade ettiği aktarıldı.

Açıklamada, "Yellen ve Şimşek ayrıca yaptırımlara uyumun önemini ve Türk finans sisteminin yaptırımlardan kaçanlar ile terörist gruplar tarafından kötüye kullanılmasının önlenmesini görüştü." ifadeleri kullanıldı.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Cumartesi, Ekim 26, 2024 - 00:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

Türkiye, Somali'de karada da petrol ve doğal gaz arayacak

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile Somali Petrol İdaresi arasındaki yeni anlaşmayla Somali kara alanlarında da petrol ve gaz aramaları yapılacağını bildirdi.

Bayraktar, Oruç Reis'in Mogadişu Limanı'ndaki karşılama törenindeki konuşmasında, "dost ve kardeş" ülke Somali'de bulunmaktan ve bu tarihi ana tanıklık etmekten memnuniyet duyduğunu söyledi.

Oruç Reis'in 5 Ekim'de İstanbul'dan yola çıktığını anımsatan Bayraktar, geminin Akdeniz ve Süveyş Kanalı rotasını takip ederek yaklaşık 20 günlük bir yolculuğun ardından icra edeceği deniz üstü sismik veri toplama faaliyeti için Mogadişu'ya ulaştığını belirtti.

Bayraktar, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı gemilerin Oruç Reis'e yolculuk boyunca olduğu gibi Somali'deki tarihi görevi boyunca da eşlik edeceğini kaydederek, Milli Savunma Bakanlığına ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığına desteklerinden dolayı teşekkür etti.

Türkiye-Somali ilişkilerinin çok özel bir niteliğe sahip olduğunun altını çizen Bayraktar, "Tüm uluslararası toplumun adeta terk ettiği Somali'de 2011'den bu yana Türkiye olarak Somali halkının yanında yer aldık. Bundan sonra da çok güçlü bir şekilde yanınızda olmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2011'de gerçekleştirdiği tarihi ziyaretten itibaren Somali'nin egemenliğini, istikrarını tahkim edecek, Somali halkının refahına huzuruna katkıda bulunacak projeler için Türkiye, tüm kurumlarıyla birlikte yoğun ve samimi bir gayret gösteriyor." değerlendirmesinde bulundu.

Bayraktar, tören vesilesiyle de Türkiye ve Somali arasında işbirliğinin geliştirilmesi için gösterilen ortak çaba ve iradenin bir üst seviyeye taşındığını aktardı.

İki ülke arasındaki işbirliğinin en önemli parçalarından birinin enerji olduğunu vurgulayan Bayraktar, "Türkiye olarak Somali'yi Afrika kıtasında en önemli ortaklarımızdan biri olarak görüyoruz. Başta petrol ve doğal gaz olmak üzere enerjinin tüm alanlarında işbirliklerimizi önümüzdeki süreçte daha da geliştirmek istediğimizi vurgulamak istiyorum. Oruç Reis sismik araştırma gemimizin Somali'de gerçekleştireceği söz konusu faaliyetler bu işbirliği için adeta bir dönüm noktası teşkil etmektedir." diye konuştu.

"Sismik aramanın sonuçlarına göre sondaja başlanacak"

Bayraktar, Türkiye ve dünyada birçok projede yer alan TPAO'nun Somali'de petrol ve doğal gaz faaliyetlerinde bulunması amacıyla iki ülke müzakerelerinin 2021'de başladığını anımsattı.

Karşılıklı fayda temelinde yürütülen müzakereler sonucunda iki ülkenin hidrokarbon alanındaki anlaşmayı martta imzaladığını hatırlatan Bayraktar, "18 Temmuz'da Somali deniz alanlarında her biri yaklaşık 5 bin kilometrekarelik alanı kaplayan üç blok için üretim anlaşması imzaladık. Oruç Reis gemimiz yaklaşık 5 bin 750 kilometrekare üç boyutlu sismik arama yapacak. 6 ay sürmesini planladığımız bu sismik arama faaliyetlerinden elde edilen veriler değerlendirildikten sonra sonuçlara bağlı olarak sondaj aşamasına geçeceğiz." ifadelerini kullandı.

Bayraktar, TPAO ile Somali Petrol İdaresi arasında yeni bir anlaşmanın da imzalanmasından memnuniyet duyduklarını ifade etti.

Yeni anlaşma ile Somali'nin kara alanlarında da petrol ve gaz arama faaliyetleri yürütüleceğine işaret eden Bayraktar, şunları kaydetti:

"Deniz alanlarındaki işbirliğimizi daha da genişletmiş olacağız. Somali'de hem deniz alanlarında hem kara alanlarında elde edilecek başarılar ülkelerimizin enerji güvenliğine ve halklarımızın refahına katkıda bulunacaktır. Enerji alanında gerçekleştirdiğimiz bu işbirliği sadece Somali'ye değil aynı zamanda bölgesel istikrar ve güvenliğe de katkı sağlayacaktır. Elbette Somali'nin gelişmesine, büyümesine engel olmaya çalışabilirler. Bizim burada olmamızdan rahatsız olanlar olabilirler. Ancak saygıdeğer Cumhurbaşkanı'm, sizlerin ve hükümetinizin ve Somali halkının desteğiyle önümüze çıkabilecek tüm engelleri aşacağımıza yürekten inanıyorum. Bu projenin enerji alanında yeni bir dönem başlatmasını ve işbirliğimizin yeni projelerle ve faaliyetlerle genişleyerek devam etmesini temenni ediyorum"

Türkiye, Somali ile elektrik ve maden sektörlerine yatırım yapmak istiyor

Öte yandan Bayraktar gün içinde sosyal medya platformu X'te, Mogadişu'daki temaslarına ilişkin paylaşımlarda bulundu.

Bayraktar, Somali Başbakanı Hamza Abdi Barre ile görüşmesine ilişkin yaptığı paylaşımında, "Gücünü ortak tarihimizden ve halklarımız arasındaki samimiyet ve içtenlikten alan Türkiye-Somali ilişkileri, ortak geliştirdiğimiz projelerle her geçen gün daha da güçleniyor. Biz de sadece petrol ve doğal gaz değil, maden ve elektrik sektörlerine de yatırım yaparak Somali halkının refahına katkı yapmak, dostluğumuzu pekiştirmek istiyoruz." ifadelerine yer verdi.

Ardından Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud tarafından kabul edildiklerini belirten Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2011'de gerçekleştirdiği Somali ziyareti sonrası ivme kazanan iki ülke ilişkilerinin, Oruç Reis gemisinin faaliyetlerine başlamasıyla yeni bir döneme girdiğini kaydetti.

Bayraktar, "İlişkilerimizde ikinci bir milat niteliği taşıyan bu anlaşmanın bundan sonraki işbirliklerimizin de önünü açacağına inanıyorum." ifadesini kullandı.

 

AA

"Sismik aramanın sonuçlarına göre sondaja başlanacak"
Cuma, Ekim 25, 2024 - 19:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Türkiye, Somali denizlerinde doğalgaz ve petrol arayacak
Türkiye’den Somali ve Etiyopya arasındaki Somaliland kıyılarına ilişkin anlaşmazlığı sona erdirme girişimi
Somali-Etiyopya görüşmeleri: Türk arabuluculuğu ve bölgesel denge arayışları
Type: 
SEO Title: 
Türkiye, Somali'de karada da petrol ve doğal gaz arayacak
copyright Independentturkish: 

CHP lideri Özel: Öcalan o kürsüye gelmek zorunda değil, bulunduğu yerde çağrısını yapar

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, saldırıya uğrayan TUSAŞ önünde açıklamalarda bulundu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın DEM Parti'nin Meclis grubunda açıklama yapması yönündeki çağrısına yanıt veren Özel, "Öcalan konuşacak diye o kürsüye gelmek zorunlu değil" dedi ve İmralı'dan açıklama yapabileceğini söyledi.

Özel, "Bizim karşısında durmadığımız şey barış umududur" dedi ancak nasıl bir sürecin içinde olunduğunun bilinmediğini söyledi. Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuda açıklama yapmasını istedi.

Özel'in açıklamalarından satır başları şöyle:

"Güvenlik zafiyetiyle ilgili konular tartışılacak ama şunu söylememiz lazım. Bir kusur varsa hepimizi koruyan, sınırımızı koruyan, ordumuzu koruyan, can güvenliğimiz için koruyan insanları koruyamadıysak bir özeleştiri yapmamız lazım. Olayın sıcaklığı ortadan kalktıktan sonra tüm yönleriyle araştırılacak ve üzerinde çok konuşulacak hususlar var. Bazı görüntülerin bizimle paylaşılmış olmasını kıymetli buluyoruz.

TUSAŞ'ın ve iştiraklerinin, yapılan tüm projelerin hepsinin arkasındayız. En çok desteklenmesi gereken kurumlardan bir tanesi. İhracat yapıyor burası. Neredeyse 1 milyar dolar geçen sene gelir kazandırdılar. Cari açığın kapatılmasına katkı sağlayan bir kurum. Yıpratmak yerine, varsa eksiklikler derhal ortadan kaldırmak, bu tip kurumları korumayı kendine bırakmak yerine en ciddi şekilde TSK ve emniyet tarafından korunmasına dikkat etmek. İçinde özel timler bulundurmak, silahı elinde uyuyan ani müdahale mangaları bu tip kurumlarda bulundurmalı. İçişleri ve Milli Savunma Bakanlığı'nın kendi değerlendirmelerini hızlı bir şekilde yapması gerekir.

"Bu hedef boşuna seçilmedi"

İçeriden ya da dışarıdan, belki yakın zamanda belki öğrenilemeyecek ama uzun vadede öğreneceğiz. Bu hedef boşuna seçilmedi. Kendi uçağını yapıyorsanız, ülke olarak bunun arkasında duyuyorsanız ayağınızı denk alın diyen bir dış kuvvetle söylüyorsa, biz o dış kuvvete diyoruz ki bizi yıldıramazsınız. Yok içeride birileri bu stratejik hedefi seçerek ülkeye istikamet vermek veya bir takım olayların gelişimine engel olmak veya yön çizmek istiyorsa buna teslim olmak bunlara verilecek en iyi cevaptır. Terörü kim hangi amaçla yapıyorsa lanetliyoruz.

"Uçakta gazeteci yokmuş bu soruyu sormamışlar"

(Sayın Bahçeli'nin çağrısıyla ilgili Cumhurbaşkanı'nın sessizliği sürüyor. TUSAŞ ile ilgili konuştu ama bu çağrıyla ilgili henüz sessiz. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? sorusu üzerine)

"Sorunun muhatabı ben değilim. Uçakta gazeteci yokmuş bu soruyu sormamışlar. Ama mutlaka gazeteciler bu soruyu soracaklar ve Erdoğan'dan bir yanıt alacaksınız. Ben o konudaki inancımı koruyorum. Yani dikkatle takip ettim haberi. Uçakta bu konuya değinmedi. Altını çizmişler hiçbir gazeteci bu soruyu sormadı. O gazetecilerin çocukları bir gün şöyle diyecekler; 'Benim babam eskiden gazeteciydi ve rahmetli babam.' 'Kimdi' deyince, ismini söylediğinde 'O gazeteci değildi' derler böyle yapılırsa. O yüzden gazeteciler gazeteciliğini yapsın, siyasetçiler siyaseti yapsın. Onun dışında değerlendirme; halkımızın, milletimizin bizim merakımızı giderecek olan, herkesin merakını giderecek olan ben değilim. Ben Erdoğan yerine konuşamam. O merakın giderilmesine katkı sağlayacak olanlar sizlersiniz."

"Biz korkmuyoruz, biz sinmeyeceğiz"

Terör korkuyu yönetmek istiyor. Biz korkmuyoruz, biz sinmeyeceğiz. Pazar günü bir miting koymuştuk. Biz pazar günü Beşiktaş meydanda olacağız. Hem teröre hem her türlü şirkete meydan okumak için oradayız. Herkesi bu mitinge bekliyoruz. Korkuya karşı meydan okuma mitingi olarak görüyoruz.

29 Ekim'de de bir takım şarkıcılar çok neşeli, ruh halimize uygun olmayan birtakım sanatçıların belki ileri tarihe ertelenebilir ama yas havasına uygun her türlü konserin yapılması, korkmadan insanların meydana çıkması, etkinliklerin iptal edilmemesi, 29 Ekim'e sahip çıkmak da gereklidir. 86 milyonu 29 Ekim günü sokaklarda olmaya, meydanlarda olmaya, Birinci Meclis'te olmaya, Antıkabir'de olmaya davet ediyoruz.

"Tüm aktörlerin sözü kıymetlidir"

("Siz Diyarbakır'dayken basına kapalı bir toplantıda 'Şu an iktidarın karşısında olmak belki bize belki oy kazandırmaz ancak biz tarihin doğru tarafında olmuş oluruz' dediğiniz iddia edildi" sorusuna yanıt)

Arkadaşlar öyle bir şey yok. Öyle 'İktidarın karşısında olmak' der miyim ben ana muhalefet partisi lideriyim ve iktidarın karşısındayım. Onları yenmek, iktidardan indirmek için gün sayıyorum, dakikalar sayıyorum. Böyle bir şey demem. O kapalı toplantıdan kötü niyetle yazılmıştır demiyorum. Benzer bir cümle oldu. Şöyle söyleyeyim, iktidarın karşısında değil. 'Eğer biz Türkiye'ye barış getirecek, terörü bitirecek bir sürecin karşısında kısa vadeli beklentilerle durursak tarih önünde yanlış yapmış oluruz' dedik. Niye iktidarın karşısında olmayayım? Kaya gibi karşısındayız. Bu iktidarın karşısında durmaktan, ama onu aktaran arkadaş şu anda sırf iktidara muhalefet etmek için bu sürecin karşısında gibi aktarılırsa daha doğru olurmuş. Bizim karşısında durmadığımız şey; barış umududur, karşısında durmadığımız şey net olarak terörün bitmesi, silahların bırakılması umududur. Bu başka bir şey iktidarın karşısında durmak başka bir şey.

Ayrıca şunu da söyleyeyim, yöntem olarak da oradan oraya bir parti siyasi yankesicilik umuduyla 'Özgür Özel ülke vadetti.' Bir kelime sonra şunu söylüyorum. 'Bu ülkeyi Türklerle birlikte Kürtlerin de 86 milyonun kendini ait hissettiği bir ülke yapalım. Size devleti tam olarak benim gibi sahiplenmeyi teklif ediyorum' demek toprak teklif etmek demek midir? Teklif ettiğimiz devlet Türkiye Cumhuriyeti devletini 86 milyon olarak sahiplenmek. Buna kim karşı çıkabilir?

Biz barışı destekliyoruz, silah bırakmayı destekliyoruz. Ama Abdullah Öcalan'ı buraya getirme fikrinin sahibi Sayın Bahçeli'dir. Ona sorulması lazım. Bizim öyle bir fikrimiz yok. Tüm aktörlerin sözü kıymetlidir. Öcalan konuşacak diye illa o kürsüye gelmek zorunda değil. Öcalan bulunduğu yerden, imkân verilir, o çağrısını yapar. Bu kadar basit bir meseleyi bir parti siyasi yankesicilik yapacak, CHP'yi yıpratacak diye bu algı oyunlarına kimse alet olmasın.

Nasıl bir süreç onu henüz bilmiyoruz. Erdoğan bir konuşsun, ona çok yer veren medya versin. Erdoğan gece uykusunda konuşsa canlı yayına geçenler bir sorsun. Neden bahsediyoruz bir bilelim."


AA

"Tüm aktörlerin sözü kıymetlidir"
Cuma, Ekim 25, 2024 - 18:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Özel'den Bahçeli'nin açıklamalarına yanıt: El yükseltiyorum, Kürtlere Türkiye Cumhuriyeti'nin sahibi olmayı teklif ediyorum
DEM Parti Sözcüsü Doğan: Öcalan hazır, devlet hazır mı?
Fatih Erbakan: Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi ne Abdullah Öcalan ne PKK ne DEM Parti'dir
Type: 
SEO Title: 
CHP lideri Özel: Öcalan o kürsüye gelmek zorunda değil, bulunduğu yerde çağrısını yapar
copyright Independentturkish: 

Yerlikaya TUSAŞ saldırısı ve emniyet operasyonunun detaylarını anlattı: Rehine olayı yaşanmadı

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya PKK'nın üstlendiği ve 5 kişinin şehit olduğu TUSAŞ'a yapılan terör saldırısı ile ilgili açıklama yaptı.

Bazı sosyal medya sayfalarında veya yayınlarda terörist sayısının farklı yansıtıldığını ifade eden Yerlikaya, "Kamuoyunu lütfen yanıltmayın" mesajını verdi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Saldırıya ve emniyet güçlerinin operasyonuna ilişkin detayları aktaran Yerlikaya şunları kaydetti:

15.26'da TUSAŞ’ın nizamiyesine geliyor masum insanlara ateş saçıyor. Şehit olan arkadaşlarımız var. Kendisi yaralanmasına rağmen kahraman Atakan Şahin ateş ediyor ve kadın teröristi yaralıyor. Yaralandığını gören kadın terörist kendini imha ediyor. İki zırhlı araç ile saldırıdan 14 dakika sonra özel harekat gidiyor. Süratle jandarma ve polis özel harekat oraya hareket ediyor. En kısa sürece 730 jandarma ve emniyet birimi gidiyor. Hava unsurları da bölgeye gidiyor. 15:30’da kadın terörist kendini imha ediyor. 15.52’de zırhlı araçla gelen ekip erkek teröristi akademi binasının oraya gidiyor. 17 kahraman oraya giriyor, şoka giren terörist 2 el bombası atıyor. Binada yukarı doğru kaçmaya başlıyor. Orada çatışma başlıyor.  Polis harekatın cesareti, orada rehin alma gibi durumu yaşatmadı. Panikleyen terörist tuvalete sıkışıp kalıyor. 16:40’ta çıkış olmayacağını bildiği için kendini orada patlatıyor. 5 arkadaşımız hafif şekilde yaralanıyor. Hiçbir özel harekat ve jandarmada yaralanma yok. Bütün bunlar olurken JÖH orada vatandaşlarımızın sahipsiz olmadığını gösteriyor. 730 arkadaşın tamamı 20 dakikada geliyor.

Bazı sosyal medyada ve diğer yayınlarda üzücü şekilde terörist sayısını farklı yansıttı. Kamuoyunu lütfen yanıltmayın. Mardin’de PKK’lı terörist ölü olarak ele geçirildi. Bunun yardımcısı olan gri kategoride bir terörist de etkisiz hale getirildi. 31 ilde bu sabah erken vakitte PKK ile harekat ettiğini değerlendirdiğimiz kişileri gözaltına aldık. Soruşturma devam ediyor. Büyük uyum içinde birimlerimiz çalışıyor. Savunma Sanayii’nde çalışan tüm arkadaşlarıma geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. 6 buçuk milyar doları aşan ihracat rakamına ulaştık. Bu başarıyı kim hazmetti kim hazmetmedi umurumuzda değil. Tüm sektörlerde kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Son teröristte ülkeden kazınana kadar devam edeceğiz

 

Independent Türkçe

“Bazı sosyal medyada ve diğer yayınlarda üzücü şekilde terörist sayısını farklı yansıttı. Kamuoyunu lütfen yanıltmayın”
Cuma, Ekim 25, 2024 - 17:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

jw id: 
KSWalTjS
related nodes: 
PKK, TUSAŞ eylemini üstlendi ve "siyasal gündemle ilişkisi yok" dedi
Ümit Özdağ'dan TUSAŞ iddiası: Saldırı bir hafta önceden biliniyordu, flash bellek ele geçirildi; bundan sonra suikastlardan bahsediliyor
Type: 
SEO Title: 
Yerlikaya TUSAŞ saldırısı ve emniyet operasyonunun detaylarını anlattı: Rehine olayı yaşanmadı
copyright Independentturkish: 

Kurtulmuş: TUSAŞ'a yapılan saldırının iki tane teröristin yaptığı saldırıdan ibaret olmadığını biliyoruz

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul Fuar Merkezi'nde (İFM) düzenlenen SAHA EXPO 2024 Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayii Fuarı'nda yaptığı konuşmada, etkinliğin Türkiye'nin milli savunma sanayisinde geldiği noktayı gösterdiğini söyledi.

Böylesine önemli bir fuarın organize edilmesinin Türkiye'nin dostlarına kuvvet, düşmanlarına ise korku verdiğini anlatan Kurtulmuş, buralara katıldıkça ülkenin geleceğine ve Türk milletinin kabiliyetine olan güvenin artarak devam ettiğini gördüklerini belirtti.

Kurtulmuş, fuarı Türkiye'deki yüksek teknolojileri ve milli savunma sanayisinin geldiği yeri göstermesi bakımından önemli bulduğunu dile getirerek, dünya milletleri arasında Türkiye'nin en önde olması hedefi için yılmadan gösterdiği mücadele için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür etti.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Milli savunma teknolojilerinde gelinen noktaya katkıları olan Özdemir Bayraktar'ı da anan Kurtulmuş, "Baykar'ın başladığı ilk günlerden itibaren büyük bir inatla, kararlılıkla ve azimle her türlü zorluğu aşarak yoluna devam etti. Türkiye'nin milli savunma sanayisinin bugünlere gelmesinde çok büyük katkıları oldu. Başta Özdemir Bayraktar olmak üzere Türkiye'nin milli savunma sanayine destek olan bütün geçmişlerimize rahmet diliyoruz." diye konuştu.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, TUSAŞ'taki terör saldırısına da değinerek şunları söyledi:

İki gün evvel Ankara'da TUSAŞ'a yapılan saldırının sadece bir kuruluşa yapılan saldırı olmadığının farkındayız. Bu saldırının iki tane teröristin yaptığı saldırıdan ibaret olmadığını da biliyoruz. Bu saldırının arkasında kimlerin olduğunu, gerçek amaçlarının ne olduğunu, Türkiye'yi nasıl on yıllar boyunca yaptıkları gibi paralelize etmek için düğmeye bastıklarını gayet iyi görüyor ve tedbirlerimizi almaya gayret ediyoruz.

Bu saldırının iki amacının bulunduğunu vurgulayan Kurtulmuş, bunlardan birisinin artık gelişen ve büyüyen Türkiye'nin milli savunma sanayisine darbe vurmak olduğunun altını çizdi.

Kurtulmuş, saldırının ikinci amacının ise yıllardır yaptıkları gibi terör üzerinden Türkiye'yi meşgul etmek ve milli hedeflerinden uzaklaştırmak olduğuna işaret ederek, "Ancak bir kere daha açıkça ifade etmek isterim ki bu hedefe asla ulaşamayacaklar, asla başaramayacaklardır. Bunu söylerken sadece bir temenni olarak söylemiyorum. O akşam hastanelerdeki yaralı kardeşlerimizi ziyaret ettiğimiz zaman yüzleri gözleri sarılı, elleri kolları alçılı olan o kardeşlerimizin hasta yataklarında bile 'Yılmadık, yılmayacağız, daha çok çalışacağız ve bunlara gereken cevabı vereceğiz.' şeklindeki milli şuurlarını görünce bu ülkenin geleceğine olan inancımız çok daha fazla artıyor. Allah hepsinden razı olsun." ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere Türkiye'nin milli savunma sanayiine destek veren bütün kişi ve kuruluşlara minnettarlık duyduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin milli savunma sanayisindeki her ileri atılımında birtakım siyasi manevralarla karşılarına çıkanların aslında sadece birtakım engeller çıkarmak için kendileriyle karşı karşıya gelmediğini belirten Kurtulmuş, F-35'te karşılarına zorluk çıkaranların, S-400 meselesini siyasi bir argüman olarak kullananların esas bildiği, gördüğü, anladığı ve çekindiği şeyin "Eğer Türkiye böyle giderse F-35'e ihtiyaç kalmadan kendi uçaklarını en ileri seviyede üretecektir. Eğer böyle giderse Türkiye S-400'lere ihtiyaç duymadan dünyanın en ileri hava savunma sistemlerini vuracaktır.' düşüncesi olduğunu söyledi.

Türkiye'nin milli savunma sanayisindeki mühendislerinin yaş ortalamasının 33 olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, ABD'de savunma sanayi mühendislerinin yaş ortalamasının ise 50 küsur olduğunu kaydetti.

Kurtulmuş, bunun savunma sanayisinde geleceğin, Türk mühendislerinin, Türk firmalarının ve Türkiye'nin olduğunu gösterdiğini sözlerine ekledi.

 

AA

"Bu saldırının arkasında kimlerin olduğunu, gerçek amaçlarının ne olduğunu, Türkiye'yi nasıl on yıllar boyunca yaptıkları gibi paralelize etmek için düğmeye bastıklarını gayet iyi görüyor ve tedbirlerimizi almaya gayret ediyoruz"
Cuma, Ekim 25, 2024 - 17:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Erdoğan: Terör eylemi akabinde muhalefet dahil siyasi partilerimizin benimsediği müşterek duruşu takdir ediyoruz
PKK, TUSAŞ eylemini üstlendi ve "siyasal gündemle ilişkisi yok" dedi
Type: 
SEO Title: 
Kurtulmuş: TUSAŞ'a yapılan saldırının iki tane teröristin yaptığı saldırıdan ibaret olmadığını biliyoruz
copyright Independentturkish: 

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İleri teknolojilerin merkezi haline gelmeyi hedefliyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Küresel İnovasyon Göstergeleri 2024 Yılı Raporu Tanıtım Etkinliğine videomesaj gönderdi.

Türkiye'nin inovasyon alanında yıllar içerisinde geldiği seviyeden iftihar ettiklerini söyleyen Erdoğan, "Adım adım hayata geçirdiğimiz vizyon sayesinde Küresel Yenilik Endeksi sıralamasında son 11 yılda 31 basamak yükselmiş durumdayız. Keza insan sermayesi ve araştırma, altyapı, pazar gelişmişliği, bilgi ve teknoloji çıktıları ve yaratıcı çıktılar alanlarında üst-orta gelir grubu ülke ortalamasının üzerinde yer alıyoruz" dedi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"İleri teknolojileri üretebilen bir noktaya ulaştık"

Türk Patent ve Marka kurumunun yürüttüğü çalışmalarla önde gelen marka ve endüstriyel tasarım göstergelerinde ilk sıraya yükseldiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

Hiç şüphesiz bu başarılar Türkiye'nin dinamik ve güçlü bir yenilik ekosistemi oluşturma konusundaki kararlılığını yansıtmaktadır. Bu yıl yayımladığımız 2024-2026 Türkiye Küresel İnovasyon Endeksi Yol Haritası bu alandaki yatırımları teşvik ederek yenilikçi, ekonomik büyüme hedeflerimize katkı sağlayacaktır.

2024-2028 dönemini kapsayan 12'nci Kalkınma Planı'ndaki hedeflerden birinin de Küresel Yenilik Endeksi'nde en iyi 10 ülke arasında yer almak olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Milli Teknoloji Hamlesi yaklaşımımızla bugün ileri teknolojileri kendi imkan ve kabiliyetleri ile geliştirip üretebilen bir noktaya ulaştık. 2053 vizyonumuzda bilim ve teknoloji alanında yenilikçiliği içselleştirerek ileri teknolojilerin merkezi haline gelmeyi hedefliyoruz" diye konuştu.

"BM Teknoloji Bankası'na destek olmayı sürdürüyoruz"

Bir yandan bu adımları atarken adaletsizliğin derinleşmesini engellemek için dünyada da kimseyi geride bırakmama şiarıyla hareket ettiklerine dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:

Ev sahipliği yaptığımız en az gelişmiş ülkeler için Birleşmiş Milletler Teknoloji Bankası'na destek olmayı sürdürüyoruz. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken Küresel İnovasyon Endeksi 2024'ün yayımlanması dolayısıyla en içten tebriklerimi iletiyorum. Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı ile iş birliğimizi ilerletme ve küresel yenilik ekosisteminde daha üst sıralarda yer alma noktasında kararlı olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum.

 

AA

Erdoğan, “insan sermayesi ve araştırma, altyapı, pazar gelişmişliği, bilgi ve teknoloji çıktıları ve yaratıcı çıktılar alanlarında üst-orta gelir grubu ülke ortalamasının üzerinde yer alıyoruz" dedi
Perşembe, Eylül 26, 2024 - 16:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Fatih Erbakan: Yeniden Refah Partisi olarak, kendi ismimizle logomuzla parti programımızla yolumuza devam edeceğiz
Suriye masaya oturma şartlarını yineledi: Türkiye topraklarımızdan çekilmeden olmaz
DEM Parti Sözcüsünden, Yerlikaya'ya: Hani Kürtçe sizindi?
Type: 
SEO Title: 
Cumhurbaşkanı Erdoğan: İleri teknolojilerin merkezi haline gelmeyi hedefliyoruz
copyright Independentturkish: 

Suriye masaya oturma şartlarını yineledi: Türkiye topraklarımızdan çekilmeden olmaz

Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın danışmanlarından Buseyna Şaban, El Arab'a yaptığı açıklamada Türkiye'nin Suriye ile normalleşmeyi kendi çıkarları için kullandığını öne sürerek şu ifadeleri kullandı:

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bugün Türkiye, Suriye'nin kuzeybatısının kıymetli, değerli ve zengin bir parçası olan topraklarımızın bir kısmını işgal ediyor ve tehlikeli bir Türkleştirme süreci yürütüyor. Erdoğan, Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Suriye ile yakınlaşma arzusundan bahsettiği açıklamalarda bulunduğunda bu seçimi kazanma amaçlıydı, ancak sundukları hiçbir şey yoktu. Sahada yaptıklarını sürdürmek, topraklarımızı işgal etmek, ortalığı kasıp kavurmak, Kürtlere saldırmak istiyorlar.

Esad'ın sözlerini hatırlatan Şaban, şöyle devam etti:

Türkiye'nin Suriye topraklarından çekilme şartını kabul etmesi gerektiğini bildirdik. Hemen çekilmeleri gerektiğini söylemedik ancak bu ilkeyi kabul etmek istemiyorlarsa masaya oturmayacağız.

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 79. Genel Kurulu’na katılmak üzere ABD’ye gitmeden önce düzenlediği basın toplantısında, "Suriye dışında milyonlarca insan vatanlarına dönmek için bekliyor. Biz bu konuda çağrımızı yaptık. Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için Beşar Esad ile görüşme irademizi de ortaya koyduk. Biz şimdi karşı taraftan cevap bekliyoruz. Biz buna hazırız. Halkı Müslüman iki ülke olarak bu birlikteliği bir an önce gerçekleştirelim istiyoruz. İki ülke ilişkilerinde yeni bir dönemde böylesi bir görüşme neticesinde başlar diye inanıyorum" demişti.

"Esad ile görüşme irademizi ortaya koyduk, karşı taraftan cevap bekliyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarına Suriye'den yanıt geldi
Perşembe, Eylül 26, 2024 - 16:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

related nodes: 
Suriye-Türkiye normalleşmesinin tuhaf süreci
Suriye Devlet Başkanı Esad: Türkiye, Suriye topraklarından çekilmeli
Kremlin'den olası Erdoğan-Esad görüşmesiyle ilgili açıklama
Type: 
SEO Title: 
Suriye masaya oturma şartlarını yineledi: Türkiye topraklarımızdan çekilmeden olmaz
copyright Independentturkish: 

Fatih Erbakan: Yeniden Refah Partisi olarak, kendi ismimizle logomuzla parti programımızla yolumuza devam edeceğiz

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Giresun'da ziyaretlerde bulundu. 

Çeşitli programları kapsamında geldiği kentte Giresun Kalesi'ndeki bir restoranda basın toplantısı düzenleyen Erbakan, İsrail terörünün, vahşetinin devam ettiğini belirterek, asıl hedefin büyük İsrail'in kurulması olduğunu söyledi.

Erbakan, Yeniden Refah Partisi belediyelerinin yapacağı hizmetlerin kendilerini milletin gönlünde daha da yukarıya taşıyacağını ifade ederek, "Belediye yönetiminde milli görüş farkını, Yeniden Refah farkını ortaya koyduğumuz zaman milletimiz merkezi hükümeti de bize teslim etmek için daha da rahat şekilde hareket edecek" dedi.

Bir gazetecinin, Yeniden Refah Partisinin başka bir siyasi partiyle bir araya gelip gelmeyeceği yönündeki sorusuna Erbakan, şu yanıtı verdi:

Bizim Yeniden Refah Partisi olarak herhangi bir parti ile resmi olarak birleşme gibi bir gündemimiz yok. Biz Yeniden Refah Partisi olarak, kendi ismimizle logomuzla parti programımızla yolumuza devam edeceğiz. Ancak orada şunu da kastetmiş olabilirler, Mecliste bir grup oluşturulması, yani Yeniden Refah Partisinin varlığını devam ettirerek Yeniden Refah Partisinin milletvekillerinin de içinde olduğu bir grup oluşturulması noktasında bir ifade olabilir. Bununla ilgili de herhangi bir düşüncemiz şu ana kadar olmadı.

Daha sonra Eynesil ilçesinin Ören beldesine geçen Erbakan, Ören Belediyesini ziyaret etti.

Belediye Başkanı Soner Erkan ile görüşen Erbakan, beldede esnaf ziyaretlerinde bulundu, vatandaşlarla sohbet etti.

Erbakan, ilçe merkezinde partisinin Eynesil İlçe Başkanlığı binasının açılışını da gerçekleştirdi.

 

AA

Erbakan, “Bizim Yeniden Refah Partisi olarak herhangi bir parti ile resmi olarak birleşme gibi bir gündemimiz yok” dedi
Perşembe, Eylül 26, 2024 - 15:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: X /&nbsp;@rprefahpartisi</p>

related nodes: 
Gündemdeki isim Mansur Yavaş konuştu: Adaylık ve istifa iddiaları için ne dedi?
Cem Garipoğlu'nun mezarı açılıyor
Type: 
SEO Title: 
Fatih Erbakan: Yeniden Refah Partisi olarak, kendi ismimizle logomuzla parti programımızla yolumuza devam edeceğiz
copyright Independentturkish: 

YRP'den "İmamoğlu davası" açıklaması: Sandık oylarıyla gelen sandık oylarıyla gidebilmeli

Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki davaya ilişkin, "Siyasi yasaklar salt seçilmişleri değil aynı zamanda halkın sandığa yansıyan iradesini de mahkum etmeye ve ortadan kaldırmaya yönelik olacaktır." dedi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bekin, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, İBB Başkanı İmamoğlu'nun yargılandığı davanın karar aşaması öncesinde ortaya konulmaya çalışılan iddialar, yapılan spekülasyon ve yorumlarla, yargı erkinin tarafsız, bağımsız ve adil karar verebilme iradesini etkilemeye yönelik siyasi girişimlerin kabul edilemez olduğunu belirtti.

Geçmişte yaşanan benzer tecrübelerden yola çıkarak, konuyla ilgili gerginliği ve siyasi tansiyonu artırmaya yönelik adımların, çözüm yollarının önünü tıkamaya ve siyasi istikrarsızlığın ortaya çıkmasına neden olabileceğini dile getiren Bekin, eski başbakanlardan Necmettin Erbakan'ın siyasi baskı grupları ve vesayet odakları tarafından siyasi yasaklara maruz bırakıldığını; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da İBB Başkanlığı yaptığı dönemde okuduğu bir şiir nedeniyle siyaseten yasaklanarak cezaevine konulduğunu hatırlattı.

İmamoğlu'nun da şu anda benzer bir uygulamaya maruz kaldığını savunan Bekin, şunları kaydetti:

İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu hakkında olumsuz bir kararın verilmesi durumunda, konuyla ilgili TBMM'de yasal düzenlemenin yapılması kaçınılmaz olacaktır. Bu konuda da özellikle AK Parti Grubu'nu ciddi bir sınavın beklediğini ifade etmek isteriz. Bunun Türkiye'deki siyasi iklim üzerindeki vesayet zincirinin kırılmasına yönelik önemli bir adım oluşturacağını ve kutuplaştırma, ayrıştırma yerine, huzur ve barışın hakim olmasını sağlayacağını ifade etmek isteriz. Siyasi vesayet sonucu ortaya konulabilecek siyasi yasaklar salt seçilmişleri değil aynı zamanda halkın sandığa yansıyan iradesini de mahkum etmeye ve ortadan kaldırmaya yönelik olacaktır.

"Sandık oylarıyla gelen sandık oylarıyla gidebilmeli" anlayışının sağlam bir zemine oturtulması gerektiğini söyleyen Bekin, "Yeniden Refah Partisi olarak hiç kimsenin tarafında yer almadığımızı, dayatmalarla istenilen sonuca ulaşmanın mümkün olmadığını, seçmenin sandıktaki iradesine mutlak suretle saygı göstermek gerekir." ifadesini kullandı.

 

AA

"Siyasi yasaklar salt seçilmişleri değil aynı zamanda halkın sandığa yansıyan iradesini de mahkum etmeye ve ortadan kaldırmaya yönelik olacaktır"
Perşembe, Eylül 26, 2024 - 15:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

<p>&nbsp;</p>

related nodes: 
İmamoğlu'ndan "ahmak davası" açıklaması: Tam bir sefillik
Özel'den "ahmak davası" açıklaması: İmamoğlu'nu bir kısıt getirmek için kumpas kurmuşlar, kumpasın piyonu Süleyman Soylu
İmamoğlu'ndan "ahmak davası" çıkışı: İstinaf ceza verirse iktidar Yargıtay kararının gününü göremez
Type: 
SEO Title: 
YRP'den "İmamoğlu davası" açıklaması: Sandık oylarıyla gelen sandık oylarıyla gidebilmeli
copyright Independentturkish: 

Kremlin'den yeni nükleer doktrin uyarısı: Batı'ya sinyal veriyoruz

Rusya'nın nükleer silah cephaneliğini büyütmeyi planlamadığını belirten Peskov, Güvenlik Konseyi toplantısında bu hususta bir konuşma yapılmadığına işaret etti.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Peskov, "Şu anda nükleer üçlümüz nükleer caydırıcılığının mutlak garantörüdür." dedi.

Peskov, nükleer doktrinin güncellenmesi sırasında nükleer testlere ilişkin moratoryumun terk edilmesi olasılığının tartışılıp tartışılmadığı yönündeki soruya ise cevap vermedi.

Rusya'nın nükleer caydırıcılık politikalarını güncellemesi ile ilgili çalışmanın dünyadaki durumu etkileyip etkilemeyeceği yönündeki bir soruyu cevaplayan Peskov, "Hayır, bu henüz etkisini göstermeye başlamadı. Aslında tüm dünya ve aklı başında insanlar nükleer potansiyelimizin ve onun caydırıcı rolünün çok iyi farkındalar." ifadelerini kullandı.

Güncelleme ile ilgili belgedeki düzenlemelerin yapıldığını bildiren Peskov, bu belgenin Rusya'nın nükleer doktrinini oluşturan belgelerden biri olduğunu hatırlattı.

Peskov, (Nükleer doktrinin) yayımlanıp yayımlanmamasına ve ne zaman yayımlanacağına ilişkin kararlar zamanı gelince bildirilecek." diye konuştu.

Daha önce duyarlı devlet başkanları, politikacılar ve analistlerin Rusya Devlet Başkanı Putin'in açıklamalarının ciddiyetini çok iyi anladığını dile getiren Peskov, "Özellikle nükleer güçler de dahil olmak üzere Batılı ülkelerin Ukrayna çevresindeki çatışmaya doğrudan katılımının kışkırttığı benzeri görülmemiş bir çatışmadan bahsettiği dönemde onlar bunu anlıyor. Bu, sadece nükleer silahla değil, çeşitli yollarla ülkemize yönelik bir saldırıya katılmaları halinde bu ülkeleri, sonuçları konusunda uyaran bir sinyaldir." değerlendirmesinde bulundu.

Peskov, Putin'in önceki gün ana hatlarını çizdiği nükleer doktrindeki yeniliklerin Batı'ya kesin bir sinyal olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorusuna, "Bu (Batı'ya) kesin bir sinyal olarak görülmelidir." yanıtını verdi.

Rusya Devlet Başkanı Putin dün Güvenlik Konseyi üyeleri ile yaptığı toplantıda "nükleer caydırıcılık alanında devlet politikasının temellerinin güncellenmesi" hususunu ele almıştı. Putin, bu çerçevede nükleer gücü olmayan bir devletin nükleer güce sahip bir devletin katılımı ve desteğiyle Rusya'ya saldırmasını ortak saldırı olarak değerlendireceklerini bildirmişti.

AA

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in nükleer caydırıcılık politikalarının güncellenmesi konusunda yaptığı konuşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu
Perşembe, Eylül 26, 2024 - 15:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Putin: Rusya ve Belarus'a karşı saldırı durumunda nükleer silah kullanma hakkımızı saklı tutuyoruz
Putin nükleer silah kullanımına ilişkin kuralların gözden geçirilmesini
Type: 
SEO Title: 
Kremlin'den yeni nükleer doktrin uyarısı: Batı'ya sinyal veriyoruz
copyright Independentturkish: 

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Barışın temin edilmesi için bu perspektife sahip bütün ülkelerle işbirliğine hazırız

Rusya'daki temaslarını sürdüren TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Rusya'nın resmi haber ajansı TASS'a verdiği röportajda, Türkiye ve Rusya'nın iki komşu ve dost ülke olduğunu vurgulayarak, halklar açısından da kuvvetli bir dostluk ve komşuluk bağı olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in iki ülke arasında dostluk köprüsü kurduklarını ve her alanda ortak birtakım hedefleri gerçekleştirmek için düğmeye bastıklarını anlatan Kurtulmuş, "Örneğin, iki ülke arasında 100 milyar dolar ikili ticaret hacmine ulaşılması, enerji alanındaki ortak projelerin gerçekleştirilmesi, kültür ve turizm alanındaki faaliyetlerin yoğunlaştırılması gibi birçok alanda kazan kazan prensibi çerçevesinde komşuluk, iyi niyet, dostluk ve stratejik işbirliği çerçevesinde adımlar atılıyor. Ümit ederim ki bizim bu ziyaretimiz de iki ülke arasındaki bu ilişkileri kuvvetlendiren bir çalışma ziyareti olur" diye konuştu.

"TBMM dünyanın en dayanıklı parlamentosudur"

Türkiye'deki parlamento yapısına ilişkin soru üzerine TBMM Başkanı Kurtulmuş, "TBMM'nin temel özelliklerinden birisi henüz Cumhuriyet kurulmadan evvel parlamentonun var olmasıdır. Birçok ülkede parlamento devlet tarafından kurulurken, TBMM, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurtuluş mücadelesini vermiş, ondan sonra da devleti kurmuştur. Yani Büyük Millet Meclisi devlet kuran bir parlamentodur, en temel özelliklerinden birisi budur" ifadelerini kullandı.

Türkiye'de çok partili parlamenter demokrasiye geçişin 1950 seçimleriyle gerçekleştiğini hatırlatan Kurtulmuş, 1950'den bugüne yaklaşık 74 yıllık süre içerisinde de Türkiye demokrasisinin birçok saldırıya karşı çok sağlam bir şekilde dayanabildiğini söyledi.

Türkiye'nin bu sürede 5 askeri darbe gördüğünü, bunlardan sonuncusunun da 2016 yılının 15 Temmuz'unda FETÖ'cü hainler tarafından gerçekleştirilen darbe teşebbüsü olduğunu belirten Kurtulmuş, "Bunların hepsinde millet milli iradeden yana olmuş, parlamentonun iradesini savunmuştur ve her seferinde darbeciler bekledikleri sonuçların tam tersini elde etmişlerdir. Dolayısıyla, şunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki Türk demokrasisi, Türkiye'deki Büyük Millet Meclisi dünyanın en dayanıklı parlamentosudur ve Türk demokrasisi de dünyanın bedeli en ağır ödenmiş demokrasilerinden birisidir." değerlendirmesinde bulundu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Türkiye, yeni alternatif dış politika enstrümanlarını geliştirmek isteyen bir ülke"

BRICS'e katılmasının Türkiye'ye nasıl getirileri olacağına yönelik bir soruyu Kurtulmuş şöyle cevapladı:

Artık dünya çok kutupluluğun gerçekleşmeye başladığı yeni bir döneme girmiştir. Bunun henüz başlangıcındayız. Nasıl Berlin duvarının yıkılması soğuk savaş döneminin sonunu getirdiyse ABD'nin apar topar Afganistan'dan çekilmesiyle başlayan süreç de dünyada yeni bir dönemin kapılarını açtı. Bu yeni dönemin en belirgin özelliği çok kutupluluktur. Artık hiçbir ülkenin tek başına dünyayı domine etmesi, dünya sistemini yönetmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde bu çok kutupluluğun gerektirdiği çok sayıda yeni oluşuma şahit olacağız. Türkiye de hem jeostratejik konumu hem Doğu-Batı arasındaki köprü vazifesi gören konumuyla hem kültürel geçmişiyle ve geleceğe ait perspektifleriyle bölgesel bir aktör hatta küresel sistemde etkili rol oynayan bir aktör olma sürecine girmiştir. Bunun için biz BRICS'i bundan sonraki çok kutuplu dünya sisteminin önemli oluşumlarından birisi olarak telakki ediyoruz. Türkiye'nin BRICS'e girmesi Türkiye'yi kısıtlamayacak, tam tersine Türkiye'nin elindeki dış politika imkanlarını fazlalaştıracaktır. Ve Türkiye'nin BRICS'le olan irtibatı dünya barışına da çok daha ciddi bir katkı sunacaktır.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye'nin eş zamanlı olarak birçok işbirliği projesinin içerisinde olduğuna dikkati çekti.

Türkiye'nin yeni alternatif dış politika enstrümanlarını da geliştirmek istediğinin altını çizen Kurtulmuş, Türkiye'nin böyle bir oluşumun içerisinde olmasının çok kutuplu dünya sisteminde dünya barışının daha iyi sağlanabilmesine katkıda bulunacağını ifade etti.

"Türkiye, küresel ölçekte barışın sağlanması için elinden geleni ortaya koyuyor"

Türkiye'nin dünya barışı için neler yapabileceğine yönelik soruya Kurtulmuş, "Türkiye, bölgede barışın ve istikrarın sağlanması, dünyada da küresel ölçekte barışın sağlanması için elinden geleni ortaya koyuyor" karşılığını verdi.

Rusya ve Ukrayna arasındaki gerilimde Türkiye'nin arabuluculuk rolünü hatırlatan Kurtulmuş, "Bildiğiniz gibi Dolmabahçe'de neredeyse anlaşmanın imzalanacağı noktaya gelinmişti fakat bazı ülkeler Ukrayna'nın barış imzalamasını istemediği için Ukrayna barış masasından kalktı. Bu süre içerisinde Türkiye, Rusya'yla da Birleşmiş Milletlerle de işbirliği içerisinde, Tahıl Koridoru'nun açık tutulması için olağanüstü bir gayret sarf etti ve böylece özellikle Afrika'daki milyonlarca insanın açlık kriziyle karşı karşıya kalmamasını temin etmiş oldu. Ayrıca, esir takası konusunda da fevkalade ciddi bir şekilde gayret sarf etti" ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, Gazze'de soykırım boyutlarını aşmış katliamlar karşısında Türkiye'nin tavrına işaret ederek, Türkiye'nin ateşkesin sağlanması, Gazze halkına insani yardımların ve sağlık imkanlarının ulaştırılması için elinden gelen her türlü çabayı ortaya koyduğunu söyledi.

Burada Rusya ve Türkiye hükümetlerinin ortak kanaatleri ve yaklaşımları olduğunu büyük bir memnuniyetle gördüğünü dile getiren Kurtulmuş, "Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanına başvurusuna Türkiye de müdahil olarak Netanyahu ve çetesinin işlediklerinin savaş suçu olarak kabul edilmesi için gayret sarf etti. Tabiri caizse 1 yıldır Sayın Cumhurbaşkanı'mız, bizler, bütün imkanlarımızla bütün uluslararası platformları Gazze ile ilgili bir barış diplomasisi platformuna çevirmek için gayret sarf ediyoruz" dedi.

Türkiye'nin hem bölgedeki hem dünya siyasetindeki ana perspektifinin barış ve istikrar olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Barışın olmadığı yerde istikrar olmaz, istikrarın olmadığı yerde kalkınma olmaz, kalkınmanın olmadığı yerde halkların refah içerisinde yaşaması mümkün olmaz. Dolayısıyla öncelikli olarak barışın temin edilmesi için bu perspektife sahip olan bütün ülkelerle, bütün anlayışlarla işbirliği yapmaya hazır olduğumuzu bir kere daha Rusya'dan ifade etmiş olayım" diye konuştu.

Akkuyu Nükleer Santrali

Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) Projesi'nin Türkiye'nin ekonomisine ve enerji güvenliğine nasıl bir etkide bulunacağına yönelik bir soruya Kurtulmuş, "Akkuyu Projesi kendi istikametinde olumlu bir şekilde ilerlemektedir. Bu sadece iki ülke arasında önemli bir işbirliği alanı değil aynı zamanda Türkiye'nin enerji güvenliğine büyük katkıda bulunacak olan bir projedir. Maalesef bu süre içerisinde Rusya'ya uygulanan yaptırımlar dolayısıyla bazı Batılı şirketler Akkuyu'da gerekli olan, bize teslim etmeleri gereken malzemeleri, ihtiyacımız olan unsurları teslim etmedikleri için projede bir miktar gecikme olduğunu biliyoruz. Ümit ediyorum ki 2025 yılı içerisinde Akkuyu Nükleer Santrali'nin en azından ilk bölümü elektrik üretimine başlamış olacaktır" yanıtını verdi.

Türkiye'de tatil yapmak isteyen Rus vatandaşlarına önerileri sorulan Kurtulmuş, "Türkiye'yi ziyaret eden Rus turistlerin bilmediği bir yer olduğunu zannetmiyorum." dedi. Kurtulmuş, kültür, sağlık, dağ, doğa, kış turizminin de Türkiye'nin çok zengin olduğu alanlar olduğunun altını çizdi. Kurtulmuş, 2023'te 6,3 milyon Rus vatandaşının Türkiye'yi ziyaret ettiğini hatırlattı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, akademisyenliği bırakarak siyaset yapmanın kendisine nasıl bir katkısı olduğunun sorulması üzerine, "Ben hayatı akademisyenken başka bir hayat, siyasetçiyken başka bir hayat diye ayırmıyorum. Esasında ne olursak olalım, mesleğimiz ne olursa olsun ana hedefimiz yaptığımız işi en iyi şekilde yapmak için gerekli donanımları kazanmak olmalıdır" dedi. "Milletimizin huzuru, refahı, bütün insanlığın iyiliği için neler yapabiliriz" diyerek çalıştığını anlatan Kurtulmuş, hayatı boyunca hep aynı duyguyu taşıdığını ve bu istikametten hiç ayrılmadığını söyledi.

 

AA

Kurtulmuş, “Türk demokrasisi de dünyanın bedeli en ağır ödenmiş demokrasilerinden birisidir” dedi
Perşembe, Eylül 26, 2024 - 14:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Gündemdeki isim Mansur Yavaş konuştu: Adaylık ve istifa iddiaları için ne dedi?
ATK raporu açıklandı: Narin'in ağabeyinin kolundaki ısırığın kime ait olduğu tespit edilemedi
Type: 
SEO Title: 
TBMM Başkanı Kurtulmuş: Barışın temin edilmesi için bu perspektife sahip bütün ülkelerle işbirliğine hazırız
copyright Independentturkish: 

Fransa'da yeni kabine açıklandı: Muhalefetten 'felaket filminin oyuncuları' eleştirisi

Elysee Sarayı Genel Sekreteri Alexis Kohler, erken genel seçimlerden yaklaşık 2 ay sonra, yeni kabineyi cumhurbaşkanlığı konutunda açıkladı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Buna göre, İçişleri Bakanlığı görevine Senatoda merkez sağcı Cumhuriyetçiler (LR) grubunun başkanı olan Bruno Retailleau getirilirken, Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı görevine hükümetin ortaklarından MoDem partili Jean-Noel Barrot atandı.

Ülkenin 2025 bütçesi üzerinde etkili olacak Ekonomi, Finans ve Sanayi Bakanlığı görevine 33 yaşındaki Antoine Armand getirildi. Eski solcu milletvekili Didier Migaud Adalet Bakanı seçildi ve hükümetteki tek solcu siyasetçi olarak görev yapacak.

İktidar partisi Cumhuriyet İçin Birlikte'den milletvekili olan Astrid Panosyan-Bouvet Çalışma ve İstihdam Bakanı, Catherine Vautrin de Bölgelerle İşbirliği Bakanı olarak görevlendirildi.

Tarım, Gıda Egemenliği ve Orman Bakanlığına LR partili Annie Genevard atanırken, Eğitim Bakanlığı görevini Macron'un partisinden Anne Genetet üstlendi.

Genevieve Darrieussecq Sağlık Bakanlığına, merkez sağcı Demokratlar ve Bağımsızlar Birliği'nden Valerie Letard Konut ve Kentsel Dönüşüm Bakanlığına ve Senato Yasalar Komisyonu Başkanı François-Noel Buffet Denizaşırı Topraklardan Sorumlu Bakanlığa getirildi.

Eski Tarım Bakanı Agnes Pannier-Runacher da yeni kabinede Ekolojik Geçiş ve Enerji Bakanı olarak yer aldı.

Görevine devam eden bakanlar arasında Kültür Bakanı Rachida Dati ve Savunma Bakanı Sebastien Lecornu yer aldı.

Eski Konut Bakanı Guillaume Kasbarian, yeni kabinede Kamu Hizmeti Bakanı olarak seçildi. Hükümet Sözcülüğü görevine ise Maud Bregeon atandı.

Kabinede ayrıca, Yüksek Öğrenim ve Araştırma Bakanı Patrick Hetzel; Dayanışma, Otonomi ve Kadın ve Erkek Eşitliği Bakanı Paul Christophe; Spor ve Gençlik Bakanı Gil Averous; Bütçe ve Hazine Bakanı Laurent Saint-Martin; Avrupa'dan Sorumlu Bakan Benjamin Haddad; Parlamento ile İlişkilerden Sorumlu Bakan Nathalie Delattre; Hükümet Koordinasyonundan Sorumlu Bakan Marie-Claire Carrere-Gee; Kırsal Alan, Ticaret ve Zanaattan Sorumlu Bakan Françoise Gatel ve Ulaşımdan Sorumlu Bakan François Durovray gibi isimler yer aldı.

Hükümet bünyesinde görev alacak diğer isimler de şöyle:

"Deniz ve Balıkçılıktan Sorumlu Bakan Fabrice Loher, Günlük Güvenlikten Sorumlu Bakan Nicolas Daragon, Okul Başarısı ve Mesleki Eğitimden Sorumlu Bakan Alexandre Portier, Dış Ticaret ve Yurtdışındaki Fransızlardan Sorumlu Bakan Sophie Primas, Sanayiden Sorumlu Bakan Marc Ferraci, Sosyal ve Dayanışma Ekonomisinden Sorumlu Bakan Marie-Agnes Poussier-Winsback, Turizm Ekonomisinden Sorumlu Bakan Marina Ferrari, Enerjiden Sorumlu Bakan Olga Givernet, Aileden Sorumlu Bakan Agnes Canayer, Vatandaşlık ve Ayrımcılıkla Mücadeleden Sorumlu Devlet Bakanı Othman Nasrou, Frankofoni ve Uluslararası İşbirliklerinden Sorumlu Devlet Bakanı Thani Mohamed Soilihi, Tüketimden Sorumlu Devlet Bakanı Laurence Garnier, Kadın ve Erkek Eşitliğinden Sorumlu Devlet Bakanı Salima Saa, Yapay Zeka ve Dijitalden Sorumlu Devlet Bakanı Clara Chappaz."

Fransız halkının yaklaşık iki aydır beklediği yeni hükümet, 20 kadın ve 19 erkekten oluşuyor. İlk Bakanlar Kurulu toplantısı Elysee Sarayı'nda 23 Eylül'de saat 15.00'te düzenlenecek.

Muhalefet tepkili

Erken genel seçimlerin galibi sol ve çevreci ittifak Yeni Halk Cephesi'nin (NFP) başbakan adayı Lucie Castets, X hesabından yaptığı açıklamada, "Bize uzlaşı hükümeti vaat ediliyordu ancak elimizde katı sağcı bir hükümet var." ifadesini kullandı. Castets, Fransa'daki demokrasinin bu akşam aşağılandığını belirtti.

Aşırı solcu Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisinin kurucusu Jean-Luc Melenchon da X hesabından "Macron iktidarının yeni felaket filminin oyuncuları belli oldu." paylaşımında bulundu.

Melenchon, hükümetin meşruiyetine ve geleceğine dair şüphelerini belirterek, yeni İçişleri Bakanı Retailleau'yu eleştirdi ve "Tez zamanda bu (hükümetten) kurtulmalıyız." değerlendirmesini yaptı.

Aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) lideri Jordan Bardella ise X hesabından yaptığı açıklamada, yeni hükümetle birlikte Macron taraftarlarının tekrar iktidara döndüğüne değindi.

Bardella, Fransız halkının iki kez reddettiği bu grubun siyasi hesaplarla tekrar iktidara gelemeyeceğini ve bu hükümetin geleceği olmadığını belirtti.

 

AA

Fransa'da 16 Temmuz’da Gabriel Attal ve hükümetinin istifasının ardından Başbakanlık görevine getirilen Michel Barnier'nin kurduğu yeni kabine açıkland
Cumartesi, Eylül 21, 2024 - 23:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Fransa’nın radikal solu Macron'u devirmek için ilk adımı attı
Barnier: Fransa'nın birliğe ihtiyacı var
Le Monde: Fransa, III. Dünya Savaşı'ndan korkuyor
Type: 
SEO Title: 
Fransa'da yeni kabine açıklandı: Muhalefetten 'felaket filminin oyuncuları' eleştirisi
copyright Independentturkish: 

Arnavutluk'ta Bektaşilere Vatikan benzeri oluşum hazırlığı: Bektaşi Tarikatı Egemen Devleti

Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, başkent Tiran'da "Bektaşi Tarikatı Egemen Devleti" olarak adlandırılacak bir oluşum kuracaklarını, bu yapının planlarını yakın gelecekte açıklayacağını bildirdi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Haberde, "Başbakan Edi Rama, dini hoşgörüyü teşvik etmek için Bektaşilere, 'Vatikan tarzı' bir anklav vermek istiyor." ifadesi kullanıldı.

Habere göre, yeni devletin amacının Arnavutluk'un gurur duyduğu hoşgörülü bir İslam anlayışını teşvik etmek olduğunu belirten Rama, "Bu hazineye, yani dini hoşgörüye sahip çıkmalıyız ve bunu asla hafife almamalıyız." değerlendirmesinde bulundu.

Rama, planı sadece en yakın yardımcılarından birkaçının bildiğini ve ABD gibi NATO müttefiklerinin bilgilendirilmediğini belirtti.

Başkent Tiran'da kurulacak ve "Bektaşi Tarikatı Egemen Devleti" olarak adlandırılacak bir oluşumun planlarını yakın gelecekte açıklayacağını ifade eden Rama, söz konusu yapının kurulmasının zaman alacağını ifade etti.

Yeni kurulacak devletin ordu, sınır muhafızları ve mahkemeye sahip olmayacağını kaydeden Rama, pasaport renginin yeşil olacağını ancak pasaport almaya kimin uygun olacağı gibi detayların üzerinde çalışılması gerektiğini kaydetti.

Rama, bunun bir mülkiyet meselesi olmadığını, manevi bir mesele olduğunu söyledi.

Öte yandan, Arnavutluk Başbakanlık Basın Ofisi, NYT'de yayımlanan bu haberin içeriğini doğruladı.

Haberde, kurulması planlanan yeni devletin, dünyanın en küçük ülkesi olan Vatikan'ın sadece dörtte biri büyüklüğünde olacağı belirtiliyor.

Arnavutluk'ta yapılan son nüfus sayımı verilerine göre, yaklaşık 2 milyon 400 bin olan toplam nüfusun yaklaşık 115 binini Bektaşiler oluşturuyor.

 

AA
 

Başbakan Rama, ABD'nin önde gelen medya kuruluşlarından The New York Times (NYT) gazetesinin sorularını yanıtladı
Cumartesi, Eylül 21, 2024 - 22:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

related nodes: 
Türkiye ile Arnavutluk arasında 6 anlaşma imzalandı: Erdoğan ve Rama ortak toplantıda konuştu
Arnavutluk son on yılda nasıl 21 bin kız çocuğunu kaybetti?
Type: 
SEO Title: 
Arnavutluk'ta Bektaşilere Vatikan benzeri oluşum hazırlığı: Bektaşi Tarikatı Egemen Devleti
copyright Independentturkish: 

Galatasaray, Kadıköy'de kazandı: 1-3

Ülker Stadyumu'nda oynanan dev maçı Galatasaray 3-1 kazandı. Sarı-kırmızılı ekibe galibiyeti getiren golleri 20'de Livakovic (k.k), 28'de Mertnes ve 59'da Sara kaydetti. Fenerbahçe'nin tek golünü ise 63'te penaltıdan Dzeko attı.

İkinci yarıda neler oldu?

Dakika 87: Fenerbahçe'de En-Nesyri'nin altıpastan yaptığı kafa vuruşu üstten auta gitti.

Dakika 68: Savunmanın arkasına atılan topa Yunus Akgün hareketlendi. Yunus Akgün'ün şutunda top ağlarla buluştu. Pozisyon tamamlandıktan sonra ofsayt bayrağı kalktı.

Dakika 63: Fenerbahçe, Abdülkerim Bardakcı'nın Fred'e ceza sahası içinde yaptığı faul sonrası penaltı kazandı. Topun başına Edin Dzeko geçti ve rakip fileleri sarstı: 1-3

Dakika 59: Galatasaray'da ceza sahasında rakiplerinden sıyrılan Gabriel Sara'nın plasesinde top uzak köşeden ağlarla buluştu:0-3 

İlk yarıdan anlar

Müsabakanın ilk yarısı Galatasaray'ın 2-0'lık üstünlüğü ile sona erdi.

Dakika 43: Galatasaray'da Kaan Ayhan, Saint-Maximin'e yaptığı faulün ardından sarı kart gördü.

Dakika 36: Fenerbahçe'de Edin Dzeko, kaleci ile karşı karşı pozisyonda yerde kaldı. Davinson Sanchez sarı kart gördü. Fenerbahçeli futbolcular ve Jose Mourinho, hakem Atilla Karaoğlan'a kırmızı kart itirazında bulundu. Fakat karar değişmedi.

Dakika 28: Galatasaray'da Osimhen, ceza sahasının içinden göğsüyle topu Mertens'e indirdi. Mertens, kaleci Livakovic'in üstünden meşin yuvarlağı ağlarla gönderdi: 0-2

Dakika 21: Hızlı gelişen Fenerbahçe atağında Szymanski'nin ara pasında Oosterwolde, Muslera ile karşı karşıya kaldı. Oosterwolde, Muslera'nın sağından topu ağlarla göndermek istedi ancak Muslera son anda golü önledi.

Dakika 20: Galatasaray'da Lucas Torreira, ceza sahasından gelişine muhteşem bir vuruş yaptı, meşin yuvarlak ilk önce sağ direğe sonra kaleci Livakovic'e çarparak filelerle buluştu: 0-1

Tarihinin en iyi başlangıcını tekrarladı

Sarı-kırmızılı ekip, ilk 6 maçını kazanarak Süper Lig tarihindeki en iyi sezon başlangıcını tekrarladı.

Kendi adına en iyi sezon başlangıcını Hollandalı teknik adam Frank Rijkaard yönetiminde 2009-2010 sezonunda 6'da 6 yaparak gerçekleştiren sarı-kırmızılı ekip, bu sezon bu başarısını yineledi.

Galatasaray, 7. haftada sahasında Kasımpaşa'yı yenmesi durumunda kendi rekorunu kırarak tarihi bir başlangıç yapacak.

Fenerbahçe'ye 5 puan fark

Galatasaray, rakibi Fenerbahçe'yle arasındaki puan farkını 5'e çıkardı.

Sezona iyi başlayan iki takımın mücadelesinde kazanan sarı-kırmızılı ekip oldu. Derbiye 2 puan önde gelen Galatasaray, rakibiyle arasındaki puan farkını açtı.

Kadıköy'de iyi performans devam ediyor

Galatasaray, son dönemde Fenerbahçe ile deplasmanda yaptığı maçlarda aldığı iyi sonuçlarla dikkati çekiyor.

Sarı-kırmızılı ekip, Kadıköy'de çıktığı son 8 derbide sadece 1 kez mağlup oldu. Üç beraberliği bulunan Galatasaray, dördüncü kez galip geldi.

Ülker Stadı'nda son 2 derbide 3-0 ve 0-0'lık sonuçlar alan "Cimbom", üçüncü müsabakayı 3-1 kazandı.

Torreira'nın güzel şutu golle sonuçlandı

Galatasaray'ın Uruguaylı orta saha oyuncusu Lucas Torreira'nın çıkardığı iyi şutun ardından Galatasaray golü buldu.

Mücadelenin 20. dakikasında duran top sonrasında Fenerbahçe savunmasının uzaklaştırmak istediği meşin yuvarlak ceza yayı gerisindeki Torreira'ya geldi. Tecrübeli futbolcunun gelişine vurduğu top düzgün bir şekilde giderek önce yan direğe sonra da kaleci Dominik Livakovic'in sırtına çarparak ağlarla buluştu.

Kaptan Muslera'dan kritik kurtarış

Galatasaray kaptanı Fernando Muslera, yaptığı kritik kurtarışla takımının üstünlüğünü sürdürmesini sağladı.

Maçın 20. dakikasında öne geçen sarı-kırmızılı takım, iki dakika sonra tehlikeli bir pozisyon verdi. Bu anda sahneye çıkan Uruguaylı file bekçisi Muslera, karşı karşıya pozisyonda Jayden Oosterwolde'ye gol izni vermedi.

Mertens, ligde 3 gole ulaştı

Galatasaray'ın Belçikalı yıldızı Dries Mertens, Süper Lig'de bu sezon 3. kez fileleri havalandırdı.

Sezona iyi bir başlangıç yapan 37 yaşındaki futbolcu, 6. maça da ilk 11'de başladı. Derbiye kadar son 3 müsabakada 2 kez gol sevinci yaşayan Mertens, Fenerbahçe ağlarını da sarsarak 3. golünü kaydetti.

Dries Mertens, üçüncü sezonunu geçirdiği sarı-kırmızılı takımda 93. resmi karşılaşmada 22 gole ulaştı.

Sara'dan skor katkısı devam ediyor

Galatasaray'ın yeni transferi Gabriel Sara, sarı-kırmızılı formayla ikinci kez gol sevinci yaşadı.

Sarı-kırmızılı kulübün tarihindeki en pahalı transfer olan Brezilyalı futbolcu, ligde 5. maçına çıktı. Sara, 5. haftadaki Çaykur Rizespor müsabakasının ardından derbide de golünü attı.

Deplasmandaki iyi performansı sürüyor

Galatasaray, Süper Lig'de dış sahadaki son 15 maçta mağlup olmadı.

Ligde rakip sahadaki son yenilgisini geçen sezonun 12. haftasında Atakaş Hatayspor karşılaşmasında yaşayan sarı-kırmızılı ekip, sonrasında yenilgiyi unuttu.

Galatasaray, söz konusu mücadeleden sonra çıktığı 15 lig maçında 13 galibiyet, 2 beraberlik yaşadı. "Cimbom", deplasmanda çıktığı son 12 maçın tamamını kazandı.

Sallai ilk kez sahada

Galatasaray'ın yeni transferi Roland Sallai, ilk kez sarı-kırmızılı formayla maça çıktı.

Almanya'nın Freiburg takımından transfer sezonunun son gününde kadroya katılan Macar futbolcu, derbinin 75. dakikasında Dries Mertens'in yerine oyuna girdi.

Galatasaray'da 6 futbolcu "sarardı"

Sarı-kırmızılı takım, derbiyi 6 sarı kartla tamamladı.

Mücadelenin hakemi Atilla Karaoğlan, Galatasaray'dan Yunus Akgün, Davinson Sanchez, Kaan Ayhan, Abdülkerim Bardakcı, Barış Alper Yılmaz ve Ismail Jakobs'a sarı kart gösterdi.

Fenerbahçe'de ise Mert Hakan Yandaş (Kulübede), Fred ve Yusuf En-Nesyri sarı kartla cezalandırıldı.

Galibiyeti taraftarıyla kutladı

Galatasaraylı futbolcular, derbi galibiyeti sevincini deplasman tribünündeki taraftarlarıyla paylaştı.

Maçın bitiş düdüğünün ardından büyük sevinç yaşayan sarı-kırmızılı futbolcular, orta sahada bir araya gelerek taraftarının önüne gitti. Futbolcular ile taraftarlar, galibiyeti birlikte kutladı.

 

Independent Türkçe, AA

Galatasaray ligdeki puanını 18 yaparak liderliğini sürdürdü. Fenerbahçe ise 13 puanda kaldı
Cumartesi, Eylül 21, 2024 - 22:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

Type: 
SEO Title: 
Galatasaray, Kadıköy'de kazandı: 1-3
copyright Independentturkish: 

CHP milletvekili Ün'e ait araçla kaçakçılık girişimi: CHP'li Ün zanlılardan şikayetçi oldu

Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri TEM Otoyolu Gişeleri'nde bir cipi durdurdu.

Araçtaki F.A. ve Ç.R.Ç, rızalarıyla araçtaki 530 boş elektronik sigara kutusu, 2 bin 242 elektronik sigara kiti, 2 bin 790 elektronik sigara başlığı, 1275 elektronik sigara ateşleyicisi, 130 likit haznesi ve 18 sigara likidini ekiplere teslim etti. Şüpheliler, “gümrük kaçakçılığı” suçundan işlem yapılmasının ardından serbest bırakıldı. Aracın ise CHP Edirne Milletvekili Ediz Ün'e ait olduğu öğrenildi.

Ediz Ün, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada söz konusu aracı gayri resmi danışmanı F.A'ya teslim ettiğini belirtti.

 "Suç duyurusunda bulundum"

Söz konusu olayla uzaktan yakından ilgisi olmadığını ifade eden Ün, F.A'nın Ç.R.Ç. ile buluşarak gümrük kaçağı eşyaları araca yükleyip İstanbul'a doğru yola çıktıklarını kolluk kuvvetlerini kendisini bilgilendirmeden öğrendiğini ileri sürdü.

Polis ekiplerinin kendisini aradığında aracı aramaları ve suça konu bir durum varsa gereğinin yapılmasını istediğini belirten Ün, şunları kaydetti:

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çalışmalarına ara vermesi sebebiyle Edirne bölgesinde çalışmalarıma devam etmekte ve adıma kayıtlı bulunan 34 EKE 86 plakalı aracı bu dönemde yoğun olarak kullanmaktayım. Her milletvekili gibi benim de bu çalışmalarda yanımda olan resmi ve gayriresmi yardımcılarım, danışmanlarım, asistanlarım, şoförlerim bulunmaktadır. Büyük oranda adıma kayıtlı arabaları bu kişiler kullanmakta, tamir, bakım, temizlik gibi işleri ile uğraşmakta, günlük işlerimi takip etmekte, seyahatlerimi programlayıp gerektiğinde ulaşımımı sağlamaktadır.

Kaçak elektronik sigara yakalanan aracını, dün danışmanı Fatih Anıl'a teslim ettiğini ve bakım için İstanbul'a götürdüğünü belirten Ün, "Fatih Anıl bana resmi danışmanlık görevi için başvuran ve bu sebeple de kendisinden adli sicil kaydı istediğim birisidir. Bazı yayın organlarında bahsedilenin aksine bu kişinin adli sicil kaydında suç kaydı bulunmamaktadır. Bazı haber sitelerinde suç makinesi diye yalan haberler yapılmıştır. Böyle bir şey söz konusu değildir. Şoförlerimden birinin bir cahilliği sonucu böyle bir olay yaşanmıştır. En büyük üzüntüm CHP’nin adının böyle bir olayda kullanılıyor olmasıdır" ifadelerini kullandı.

Milletvekili araçlarında arama yapılması için aracı kullanan vekilin izin vermesi gerektiğini, polislerin haber vermesi üzerine arama izni verdiği belirten Ün, şöyle devam etti:

Güvenerek ve iyi niyetli bir şekilde teslim ettiğim aracımı alan Fatih Anıl, Çağatay Rahman Çetin isimli kişi ile buluşarak araca gümrük kaçağı olduğu iddia edilen ve soruşturmaya konu edilen elektronik sigara kiti ve benzeri malzemeleri yükleyerek İstanbul iline sevk etmek istemişlerdir. Bu olay tamamen bilgim dışında gerçekleşmiş olup konuyu kolluk birimlerinin bana ulaşmaları sonucunda öğrenmiş bulunmaktayım.

Bu şahıslar durdurulduğunda aracın TBMM’ye kayıtlı olması sebebiyle benim rızam olmadan aranması imkansızdır. Aracın aranması ve suça konu bir eşya varsa gereğinin yapılmasını bizzat talep etmiş ve bu konuda gerekli muvafakat tarafımdan verilmiştir. Kolluk görevlileri de bu sebeple tarafıma teşekkür etmiş ve desteklerim adli sürecin kısalmasına ve suç eşyası ile şüphelilerin tespitine katkı sağlamıştır. Bu konuda adli süreç devam ettiği için daha fazla bilgi vermem doğru olmayacaktır. Edirne Emniyet Müdürlüğü ve yargı organları gerekli soruşturma ve kovuşturmayı yapmaktadır."

Bahsedilen şahıslar, Edirne Milletvekili olmam, aracın plakasının bana tahsisli olması, trafikte geçiş üstünlüğü olması gibi tarafıma tanınan bu ayrıcalıkları bilgim ve iradem dışında suç işlemek amacı ile kullanmak istemişlerdir. Araçta arama yapılmasına muvafakat etmiş, araç içerisinde suça konu eşya olup olmadığının tespit edilmesini ve aracın milletvekili sıfatı ile şahsıma kayıtlı olması sebebiyle herhangi bir iltimas gösterilmemesini talep ederek şüpheliler hakkında gerekli tüm adli işlemlerin yapılmasını ve hiçbir ayrıcalığa tabi tutulmamalarını bizzat rica ettim ve sürecin takipçisi oldum.

Yine olayın ertesi günü 21.09.2024 tarihinde bu şahıslardan şikayetçi olduğuma dair dilekçeyi de avukatım ile birlikte bizzat adliyeye giderek nöbetçi Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunmuş bulunmaktayım. Yaşanan bu hadise ile ilgili bilgim olmadığı gibi Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği gibi şerefli bir görevin şahsıma sağladığı imkanları hukuka aykırı ve konusu suç teşkil eden bir eylemde kullanan şüphelilerden şikayetçi oldum. En ağır cezayı almaları için de sürecin takipçisi olacağım. Uzaktan ve yakından bilgim ve alakam olmayan bu konu ile ilgili olarak üzerime düşen tüm görevi hassasiyet ile yerine getirdiğim halde bazı haber sitelerinde ve yayın organlarında milletvekili sıfatının saygınlığına, mensubu olduğum Gazi Meclis’in manevi saygınlığına zarar veren; üyesi olmaktan büyük onur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüzel kişiliğine haksız bir şekilde yöneltilen ve eleştiri boyutunu aşan paylaşımları kınamaktayım. Havuz medyası yalan haber üreteceğine Süleyman Soylu hakkındaki gerçekleri yazsın. Hukuki olarak bu olayda adım geçmese de ben hakkımda soruşturma açılması için yeterli imzayı kendi ellerimle toplarım bunun da bilinmesini isterim. Hakkımda yapılan yanlış haberler sebebiyle bu açıklamayı yapar kamuoyuna saygılarımı sunarım.

 

Ün, zanlılar hakkında da Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu kaydetti.
 

AA

CHP Edirne Milletvekili Ediz Ün'e ait araçta gümrük kaçağı elektronik sigara aparatı ele geçirildi. Ün, şoförlerinden birinin kaçakçılığa karıştığını belirterek şahıslardan şikayetçi olacağını açıkladı
Cumartesi, Eylül 21, 2024 - 22:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
CHP milletvekili Ün'e ait araçla kaçakçılık girişimi: CHP'li Ün zanlılardan şikayetçi oldu
copyright Independentturkish: 

Kahramanmaraş'ın "fay etüt raporu" açıklandı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, yaklaşık 7 bin 854 hektar alanda yürütülen Kahramanmaraş'ın fay etüt raporu sonuçlarına göre, deprem üretme potansiyeli bulunmayan ve 'önlemli alan' olarak ilan edilen bölgelerde belirlenen tedbirler doğrultusunda yapılaşmanın oluşturulabileceğini bildirdi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bu kapsamda, Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesinde de riskli bölgelerle ilgili yaklaşık 7 bin 854 hektar alanda saha çalışmaları yapıldığı, fay hatları üzerindeki bazı noktalarda detaylı incelemeler gerçekleştirildiği bildirilen açıklamada, çalışmada, fay hatlarının deprem üretme potansiyeli ve yaşlarını ortaya koymak için bilim insanları gözetiminde alınan numunelerin daha detaylı inceleme için Londra'da bir laboratuvara da gönderildiği kaydedildi.

Söz konusu bilimsel tespitler doğrultusunda Kahramanmaraş Mikrobölgeleme Etüt Raporu'nun hazırlandığı bilgisi verilen açıklamada, Bakan Kurum'un, Kahramanmaraş milletvekilleri Ömer Oruç Bilal Debgici, Mevlüt Kurt, Tuba Köksal ve Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel ile etüt raporunu incelediği aktarıldı.

"Bölgede yerleşime uygunluk durumlarını net olarak belirlemiş olduk"

Açıklamada, değerlendirmelerine yer verilen Bakan Kurum, raporun sonuçlarına ilişkin şunları kaydetti:

Sonuçlara göre, bölgede yerleşime uygunluk durumlarını artık net olarak belirlemiş olduk. Buna göre Kahramanmaraş fay zonlarından bazılarında deprem üretme potansiyeli bulunmadığı, dolayısıyla 'fay sakınım zonu' konulmasına gerek olmadığı sonucuna vardık. Bu çerçevede, bu alanları 'uygun olmayan alan' tanımı yerine 'önlemli alan' olarak yeniden düzenledik. Dolayısıyla rapora göre deprem üretme potansiyeli bulunmayan ve 'önlemli alan' olarak ilan edilen bölgelerde belirlenen tedbirler doğrultusunda yapılaşma oluşturulabilecek.

Bakan Kurum, "Afşar Mahallesi'nden başlayan ve Hayrullah Mahallesi'ndeki stadyum civarında sonlanan bölgeden geçen fay zonu segmentlerinde ise deprem üretme riskinin bulunduğu belirlendi, bu bölgede yapılaşma gerçekleştirilmeyecek." ifadesini kullandı.

"İmar planı revizyonları yapılacak"

Bilimsel incelemelerin sonuçlarına göre elde edilen Mikrobölgeleme Etüt Raporu kapsamında, ilgili belediyelerin imar planlarını revize etmesi gerektiğini ifade eden Kurum, şöyle devam etti:

Sonuç olarak, elde edilen mikro bölgeleme belirtilen yerleşimine uygunluk durumları göz önüne alınarak belediyemizce imar planı revizyonları yapılacak, plan kararı ve gerekli önlemler doğrultusunda yapılaşmaya gidilebilecektir. Bu olumlu gelişmeleri söz verdiğimiz gibi eylül ayı içerisinde milletimizle paylaşıyor, Kahramanmaraş'ımıza hayırlı olsun diyorum. Vatandaşlarımız bu yeni kararımıza dair tüm detayları il müdürlüğümüzden öğrenebilirler.

Kahramanmaraş'ta yürütülen inşa çalışmalarıyla ilgili de bilgi veren Bakan Kurum, 20 bin 764 ev ve iş yerinin teslim edildiğini, 45 bin 347 konut ve iş yerinin inşasının sürdüğünü aktardı.

Açıklamada, yıl sonuna kadar kentte 32 bin 255 yeni konutun daha hak sahiplerine teslim edileceği belirtildi.

 

AA

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin ardından üniversitelerden bilim insanlarının öncülüğünde 11 ilde geniş çaplı etüt çalışmalarının yürütüldüğü belirtildi
Cumartesi, Eylül 21, 2024 - 20:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

related nodes: 
AFAD, Kahramanmaraş merkezli depremlere ilişkin rapor yayımladı
Depreme hazır mıyız: 23 yılda 1 milyondan fazla bina yapı denetiminden geçti
'Türkiye bir deprem yılı yaşayacak, fay hatlarının tamamının harekete geçtiğini ilk defa gördüm'
Type: 
SEO Title: 
Kahramanmaraş'ın "fay etüt raporu" açıklandı
copyright Independentturkish: 

Husilerin lideri: Birçok ülkede bulunmayan gelişmiş askeri silahlara sahibiz

Husi, başkent Sana'yı ele geçirmelerinin 10'uncu yıl dönümü münasebetiyle bir televizyon konuşması gerçekleştirdi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Birçok ülkede bulunmayan gelişmiş askeri silahlara sahibiz ve bunların başında da hayati ve etkin bir rol oynayan füze gücü geliyor." diyen Husi, Yemen'in deniz gücü, insansız hava araçları (İHA), kara kuvvetlerinin oluşumu ve geliştirilmesi konularında ileri bir seviyeye ulaştığını kaydetti.

Husi, füze gücünün, Yemen halkının, düşmanlarına karşı kullandığı vurucu askeri bir güç olduğunun altını çizdi.

ABD ordusuna ait bir MQ-9 tipi silahlı insansız hava araçlarını (SİHA) düşürdüklerini hatırlatan Husi, bunun düşmanlarla mücadelede önemli bir başarı olduğunu dile getirdi.

Lübnan'daki gelişmelere de değinen Husi, "İsrail'in Hizbullah ve Lübnan halkına yönelik saldırılarının ümmete karşı bir saldırı ve gerilimi tırmandıran ve suç teşkil eden bir adım olduğunu" ifade etti.

Husilerden 16 Eylül'de yapılan açıklamada, ABD ve İsrail'e karşı Gazze Şeridi'ne destek çerçevesinde yürüttükleri mücadele sırasında düşürülen MQ-9 tipi SİHA sayısının 10'a yükseldiği belirtilmişti.

Kızıldeniz'deki durum

Yemen'deki İran'ın desteklediği Husiler, İsrail'in Gazze'deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim 2023'ten bu yana Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu belirttikleri ticari gemilere el koyuyor, bazılarına da insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar düzenliyor.

Husilerin eylemlerinin ardından çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz'deki seferlerini durdurma kararı aldı.

ABD, küresel deniz ticareti güvenliğinin tehlikeye girdiği gerekçesiyle 18 Aralık 2023'te bir grup ülkenin katılımıyla Husi güçlerine karşı "Refah Muhafızı Operasyonu" adında çok uluslu "deniz görev gücü" oluşturulduğunu açıkladı.

ABD güçleri, bu süreçte birçok kez Yemen'den atılan füze ve kamikaze dronları düşürdüğünü duyurdu.

Avrupa Birliği (AB) Kızıldeniz'de seyrüsefer güvenliği için 19 Şubat'ta Aspides misyonunu başlatırken İtalya da 5 Mart’ta parlamento kararıyla bu misyona katılarak taktik komutayı üstlendi.

Küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12'si, Akdeniz'i Kızıldeniz'e bağlayarak Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan Süveyş Kanalı üzerinden yapılıyor.

 

AA

Yemen'de İran destekli Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi, pek çok ülkede bulunmayan gelişmiş askeri silahlara sahip olduklarını, bunların başında da füze gücünün geldiğini belirtti
Cumartesi, Eylül 21, 2024 - 19:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Netanyahu İsrail'e füze fırlatan Husileri ‘ağır bedel ödemekle’ tehdit etti
Husiler, Aden Körfezi'nde "Groton" gemisinin ikinci kez hedef alındığını duyurdu
Husiler, İsrail'in zaafını gözler önüne serdi
Type: 
SEO Title: 
Husilerin lideri: Birçok ülkede bulunmayan gelişmiş askeri silahlara sahibiz
copyright Independentturkish: 

DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Emeklilerin hakkı kutsaldır

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, "Ekmek ve Adalet Buluşmaları" kapsamında Adana'da emeklilerle bir araya geldi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Hatimoğulları, emeklilerle birlikte olmanın kendisi açısından apayrı bir duygu olduğunu söyledi.

Emeklilerle birlikte hep alanlarda olduklarını anlatan Hatimoğulları, "Emekli demek emek veren, dirsek çürüten demektir. Emekli demek, yıllar boyunca çoğu kesintisiz bir şekilde alın teri döken demektir. Sabahın köründen kalkıp işe giden akşama kadar çalışan demektir. Hastalıkta bile çalışmak zorunda kalan demektir." ifadesini kullandı.

Hatimoğulları, ülkeyi bugüne kadar taşıyanların emekliler olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

Emekliler emeği üretenlerdir. Dolayısıyla dünyadaki en kutsal şeylerden biri emekse bu emeği veren insanlar da en kutsaldır. Emeklilerin hakkı çok kutsaldır. 16 milyon emeklinin hakkını savunmak DEM Parti’nin de boynun borcudur. Herkesin de boynunun borcudur. Biz DEM Parti olarak emeklinin hakkı için ne gerekiyorsa, ne mücadele etmek gerekiyorsa gerek parlamentoda gerekse arkadaşlarımızın alanlarda yürüttüğü mücadelelerle hep birlikte olmaya devam edeceğiz.
 

 

AA

Hatimoğulları, İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şubesi'ndeki toplantıda, emeklilerin sorun ve taleplerini dinledi
Cumartesi, Eylül 21, 2024 - 18:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Hatimoğulları: Emeklilere kıyak zam yaptıklarını zannediyorlar, bu zam ne bir kıyaktır ne bir bahşiş niteliği taşır
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları: Erdoğan toparlanmak için zaman kazanmaya çalışıyor
Hatimoğulları, Narin'in mezarının başında konuştu: Bu cinayet tıpkı Susurluk gibi mafya ve siyasetin nasıl iç içe geçtiğini deşifre etti
Type: 
SEO Title: 
DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Emeklilerin hakkı kutsaldır
copyright Independentturkish: 

İsrail'in geçmişte yaptığı siber saldırılar yeniden gündemde: Ne zaman, nerede yapıldı?

Lübnan'da Hizbullah unsurlarının kullandığı çağrı cihazları ve telsizleri patlatılmasının etkileri tüm dünyada sürüyor. Lübnanlı yetkililer saldırıdan İsrail'i sorumlu tutarken, İsrail'den konuya ilişkin net bir açıklama yapılmadı. Bununla birlikte İsrail'in daha önce bu tarz siber saldırılar yaptığı biliniyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, İsrail'in dünya çapında siber güvenlik alanında önemli bir oyuncu olarak öne çıktığını ve bu alandaki küresel inovasyon endekslerinde genellikle üst sıralarda yer aldığını anlattı.

İsrail'de yaklaşık 450 siber güvenlik şirketi bulunduğunu ve ülkenin ABD’den sonra en fazla siber güvenlik şirketine sahip ikinci ülke olduğuna dikkati çeken Tanrıkulu, şunları söyledi:

İsrail, özellikle yüksek teknoloji ve siber savunma konularında ciddi yatırımlar yaparak devlet destekli projeler ve özel sektör iş birliği ile kapsamlı bir siber ekosistem oluşturmuş durumda. İsrail, internetin yaygınlaşmaya başladığı ilk dönemlerden itibaren siber güvenliğin kritik bir araç olduğunu fark etti. İsrail Savunma Kuvvetlerinin (IDF) seçkin bir birimi olan 8200 Birimi, bu alanda öncü rol üstlendi. 8200 Birimi'nde görev yapan askerler, hizmetleri sırasında kazandıkları bilgi ve deneyimi sivil hayatta ticari siber güvenlik sektörüne taşıyarak bu alanda birçok yeniliğin öncüsü oldular.

İsrail'den İran’ın nükleer programını hedef alan saldırı

Tanrıkulu, İsrail'in daha önce yaptığı siber saldırılara dair bilgiler vererek, İsrail'in siber alandaki en dikkati çekici örneklerinden birinin, 2010 yılında İran’ın nükleer programını hedef alan Stuxnet virüsü olduğunu söyledi.

Virüsün İran’ın Natanz nükleer tesisindeki santrifüjleri sabote etmek için tasarlandığını anımsatan Tanrıkulu, Stuxnet'in siber savaşın ne kadar etkili ve yıkıcı olabileceğini gösteren ilk somut örneklerden biri olarak tarihe geçtiğini vurguladı.

Pegasus 50 binden fazla kişinin telefonuna sızdı

İsrail’in siber güvenlik alanındaki etkisinin sadece savunma ile sınırlı olmadığına dikkati çeken Tanrıkulu, sözlerini şöyle sürdürdü:

NSO Group tarafından geliştirilen Pegasus yazılımı, birçok ülkenin güvenlik güçleri tarafından kullanılan bir casus yazılım olarak biliniyor. Pegasus, hedef alınan kişilerin akıllı telefonlarına sızarak mesajlar, e-postalar, fotoğraflar ve hatta canlı konuşmalar gibi kişisel verilere erişim sağlayabiliyor. 2021 yılında ortaya çıkan Pegasus Project araştırması, dünya genelinde 50 binden fazla telefon numarasının bu yazılım tarafından izlendiğini ortaya koydu ve büyük bir skandala yol açtı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın yakın çevresi ve Hindistan'daki muhalif liderler gibi birçok ismin bu listede yer aldığı iddia edildi. Bu gelişmeler, ABD’nin NSO Group’u kara listeye almasına ve Apple ile WhatsApp’ın şirkete dava açmasına yol açtı. Pegasus yazılımının gazeteciler, aktivistler ve siyasetçileri izlemek için de kullanıldığı iddiaları, dünya genelinde siber güvenlik ve gizlilik konularında ciddi endişeler doğurdu.

Tanrıkulu, milli siber güvenliğin devletler için stratejik bir zorunluluk haline geldiğinin altını çizerek, dijital saldırıların kritik altyapılar, bankacılık sistemleri, enerji ağları, savunma mekanizmaları ve hatta seçim süreçlerini hedef aldığını ve bunun da milli güvenlik açısından ciddi riskler oluşturduğunu anlattı.

"ASELSAN, TÜBİTAK ve HAVELSAN siber güvenlik çözümleri geliştirmeye devam ediyor"

Ülkelerin siber güvenlik kapasitelerini artırmaları ve dijital saldırılara karşı daha güçlü savunma stratejileri geliştirmeleri gerektiğine vurgu yapan Tanrıkulu, "Türkiye’de de bu alanda önemli adımlar atılıyor. ASELSAN, TÜBİTAK ve HAVELSAN gibi yerli savunma sanayii şirketleri, siber güvenlik çözümleri geliştirmeye devam ediyor. Ancak bu çabaların ötesine geçip ülke olarak seferberlik ilan etmeli ve siber güvenlik konusunda kapsamlı bir ulusal strateji oluşturmalıyız. Kamu kurumlarımızı ve özel sektörümüzü bu yeni dönemin tehditlerine karşı hazırlıklı hale getirmeliyiz. Zaman aleyhimize işliyor, bu yüzden hızla harekete geçmemiz şart." ifadelerini kullandı.

Tanrıkulu, geçmişte yaşanılan bazı olayların bu konunun önemini açıkça gösterdiğine işaret ederek, CrowdStrike gibi bir güvenlik yazılımında yaşanan güncelleme hatasının birçok şirketin sistemlerinde aksamalara yol açtığını anlattı. Tanrıkulu, sözlerini şöyle sürdürdü:

Şirket bunu basit bir hata olarak açıklasa da böyle bir zafiyetin ne kadar büyük sonuçlara yol açabileceğini hepimize gösterdi. Benzer şekilde, İsrail’den kiraladığımız Heron İHA’larının beklenmedik şekilde düştüğünü ve hatta parasını ödediğimiz halde tamir edilmediğini biliyoruz. Bu tür olaylar, kritik teknolojilerde dışa bağımlılığın ne kadar tehlikeli olabileceğini ortaya koyuyor. Bu noktada, Çin’in attığı adımlar dikkat çekici. Çin, hastaneler, bankalar ve havacılık gibi kritik sektörlerde yerli yazılımlara geçiş sürecini hızlandırdı ve pek çok alanda yerli yazılım kullanım oranını yüzde 80'in üzerine çıkardı. Türkiye olarak biz de benzer bir strateji izlemeli, kritik alanlarda dışa bağımlılığı azaltmalı ve yerli yazılım ve teknolojilerimizi daha fazla teşvik etmeliyiz.

 

AA

Lübnan'da yapılan siber saldırı, ABD'den sonra en fazla siber güvenlik şirketine sahip olan İsrail'in Stuxnet virüsü saldırısı ve Pegasus Project araştırması gibi eylemlerini yeniden gündeme taşıdı
Cumartesi, Eylül 21, 2024 - 18:00
Main image: 

<p>Kolaj: AA</p>

related nodes: 
İsrail, İran ve Hizbullah'a karşı savaşın şeklini değiştiriyor
Reuters: Lübnan'daki taşınabilir telsizlerin bataryalarında PETN patlayıcı maddesi bulunuyordu
Tayvan, Lübnan'da patlayan çağrı cihazlarının bileşenlerinin üretimini reddediyor
Type: 
SEO Title: 
İsrail'in geçmişte yaptığı siber saldırılar yeniden gündemde: Ne zaman, nerede yapıldı?
copyright Independentturkish: 

BBP Genel Başkanı Destici: Kritik noktada olan herkese yerli cep telefonları verilmelidir

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde Merkez Karar Yürütme Kurulu (MKYK) toplantısı öncesinde basın toplantısı düzenledi.

İsrail'in Beyrut'un güneyine düzenlediği hava saldırısına işaret eden Destici, şöyle konuştu:

Bu vahşete, bu soykırıma, bu hukuksuzluğa asla sessiz kalmayacağız. Gücümüz ne kadarına yetiyorsa o kadar direneceğiz. Katile katil, teröriste terörist, sömürgeciye sömürgeci, soykırımcıya soykırımcı demeye devam edeceğiz. Kurulduğu günden bugüne, korkmayan, satın alınamayan Muhsin Yazıcıoğlu'nun; korkmayan, satın alınamayan partisi; korkmayan, satın alınamayan dava arkadaşları olmaya devam edeceğiz.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Savaşların artık sadece silahlarla yapılmadığını ifade eden Destici, çağrı cihazlarının patlatılmasına ilişkin, "Hiçbir ayrıntıya girmeden, sadece bu durum bile, yapılan eylemin bir 'terör saldırısı' olduğu gerçeğini ortaya koymaya yetiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Bu saldırılardan çıkarılması gereken önemli dersler olduğuna dikkati çeken Destici, özellikle kamu kurumlarında güvenlik önlemlerinin bu haftadan itibaren, oluşan yeni şartlara göre revize edilmesi gerektiğini vurguladı.

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, şunları kaydetti:

ASELSAN çok önceleri cep telefonu ve çağrı cihazları yapmıştı. Daha sonra o çalışmalar inkıtaya uğradı ya da daraltıldı, belirli sayıya düşürüldü. O çalışmalar, başka kurumlarımızın da işbirliğinde tekrar başlatılmalı ve öncelikli olarak devleti yöneten, idarecilerimiz ve vatandaşlarımız başta olmak üzere, kritik noktada olan herkese yerli cep telefonları, bilgisayarlar, yerli cihazlar verilmelidir. Bu tedbiri Türkiye almalıdır, kendi kullanacağını kendisi üretmelidir.

Bu alanda başta müstakil Siber Güvenlik Teşkilatının kurulması olmak üzere, yapılacak tüm çalışmalara destek vereceklerini belirten Destici, siyasi parti ayrımı yapmadan, herkesin bu çalışmaları desteklemesi gerektiğini ifade etti.

 

AA

Destici İsrail’in çağrı cihazlarını patlamasını ise “"Hiçbir ayrıntıya girmeden, sadece bu durum bile, yapılan eylemin bir 'terör saldırısı' olduğu gerçeğini ortaya koymaya yetiyor"” diye değerlendirdi
Cumartesi, Eylül 21, 2024 - 17:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
BM toplantısı için ABD’ye giden Erdoğan: Zirveye hitabımda reform ihtiyacına dikkat çekeceğim
Milli Eğitim Bakanı Tekin: Okullara 30 bin ilave temizlik personeli alınacak
MHP İl Başkanları Toplantısı yapıldı
Type: 
SEO Title: 
BBP Genel Başkanı Destici: Kritik noktada olan herkese yerli cep telefonları verilmelidir
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

ABD'de başkanlık yarışından çekilen bağımsız aday Kennedy, Trump'a destek verecek

ABD'de başkanlık yarışından çekildiğini duyuran bağımsız aday Robert F. Kennedy Jr. başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi aday Donald Trump'a destek vereceğini açıkladı.

ABD'de 5 Kasım'da yapılacak başkanlık seçimleri için geri sayım sürerken, bağımsız başkan adayı Kennedy, Phoenix'te düzenlediği basın toplantısında yarıştan çekildiğini duyurdu. Kennedy, konuşmasının başında, aslen Demokrat olduğunu ancak partinin istikameti ve uygulamaları dolayısıyla geçen ekim ayında nasıl partiden ayrıldığını ve neden yarışa bağımsız olarak girme kararı aldığını anlattı.

ABD'nin özellikle Ukrayna savaşı gibi "sonsuz savaşlara" girmesine şiddetle karşı olduğunu vurgulayan Kennedy, Trump'ın bu savaşı bitirmeye kararlı olduğunu belirterek, "Trump göreve gelir gelmez savaşı bitirmek için Putin ile müzakereleri yeniden başlatacağını söylüyor, sadece bu bile onun kampanyasına destek vermemi meşrulaştırmaya yeter." dedi. Demokratların Ukrayna savaşı, sınır güvenliği, ülkedeki sağlık sistemi sorunları, askeri-endüstriyel kompleks ile ilişkisi, ifade özgürlüğü ve istihbarat kurumlarının siyasi söylemin yönlendirilmesine karışması gibi ana başlıklarda çok kötü bir sınav verdiğini savunan Kennedy, bu alanlarda Trump'ın söylemlerine daha yakın olduğunu kaydetti. Başkanlık kampanyasını tamamen sona erdirmediğini, onun yerine askıya alarak seçimlerde Trump'a destek vereceğini dile getiren Kennedy, seçimleri Trump'ın kazanması halinde ülkenin yeniden "Önce Amerika" mottosuyla toparlanacağını ve ekonomik olarak daha bağımsız ve müreffeh hale geleceğini savundu.

 

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Cumartesi, Ağustos 24, 2024 - 00:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

İstanbulkart'ta öğrenci indirimine 30 yaş sınırı getirilmesi yargıya taşındı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) AK Parti Grup Sözcüsü Murat Türkyılmaz, 30 yaşından gün almış öğrencilerin ulaşımda "Öğrenci İstanbulkartı"ndan yararlanamayacak olmasına yol açan İBB Meclisi kararının iptali için dava açtıklarını duyurdu.

Türkyılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "30 yaş üstü öğrencilerin ulaşımda 'Öğrenci İstanbulkartı'ndan yararlanamayacağına ilişkin İBB uygulamasının iptali için davamız açılmıştır." ifadesini kullandı.

Bu konuda vatandaşı bilgilendirmeye devam edeceğini belirten Türkyılmaz, uygulamanın iptaline yönelik dava açmak isteyenler için mahkemeye sunulan dava dilekçesinin görseline de paylaşımında yer verdi.

Türkyılmaz'ın İstanbul Nöbetçi İdare Mahkemesine sunduğu dilekçede, İBB Meclisi tarafından alınan kararın, anayasal güvence altına alınmış eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği belirtildi.

"Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir." ifadesinin yer aldığı Anayasa'nın Kanun Önünde Eşitlik başlıklı 10. maddesine değinilen başvuru dilekçesinde, söz konusu karar ile makul, geçerli bir neden gösterilmeden öğrenci tanımına yaş kısıtlaması getirilerek toplumda aynı statüdeki (öğrenci) kişilere farklı muameleler yapılmasının önünün açıldığı kaydedildi.

Dilekçede, idarenin takdir yetkisini kullanırken eşitlik ilkesini gözetmesi gerektiği, hukukun temel ilkelerinden olan eşitlik ilkesine aykırı işlemler yapılamayacağının yüksek mahkemenin kararı ile sabit olduğu ifadesi yer aldı.

"Kamunun gelir-gider dengesinin sağlanması adına, İstanbul toplu ulaşım araçlarında uzun yıllardan beri uygulanmakta olan ve binlerce öğrencinin faydalanmakta olduğu 'Öğrenci İstanbulkartı'nın kullanıcı kapsamının makul ve geçerli nedenler olmaksızın daraltılması, yalnızca yaş kısıtlaması getirilerek İstanbul halkının öğrencilerinin farklı muamelelere tabi tutulmasını meşrulaştırmamaktadır." ifadesi kullanılan dilekçede, "İBB Meclisince 11 Temmuz 2024'te alınan 1060 karar numaralı belediye meclis kararının iptali ile kararın uygulanmasının telafisi güç zararların doğmasına neden olacağı sebebiyle ivedilikle yürütmesinin dava sonuna kadar durdurulmasına karar verilmesi" talep edildi.

 

AA

İBB AK Parti Grup Sözcüsü Murat Türkyılmaz, İstanbulkart'ta öğrenci indirimine getirilen yaş sınırının kaldırılması için dava açıldığını duyurdu
Cuma, Ağustos 23, 2024 - 22:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
İstanbulkart'ta öğrenci indirimine 30 yaş sınırı getirilmesi yargıya taşındı
copyright Independentturkish: 

Bakan Şimşek: İstifa etmedim, dolaşıma koyulan senaryolar doğru değil

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı X'ten açıklama yaptı.

Ekonomi yönetiminin ekip ruhuyla çalıştığını, aldıkları büyük ve zor sorumluluğun farkında olduklarını vurgulayan Şimşek, şunları kaydetti:

Anlaşılan yapılan resmi açıklamalar yetmemiş, bir de buradan yazayım. İstifa etmedim. Dolaşıma koyulan senaryolar doğru değildir. Ekonomi yönetimi bir ekip ruhuyla çalışıyor. Aldığımız büyük ve zor sorumluluğun farkındayız. Bu sorumluluğun bilinciyle her gün daha iyiye ulaşmak için çalışıyoruz. Ekonomik istikrar ve reform programımız başarıyla işliyor ve hedeflediğimiz sonuçları almaya başladık. Cari açık daraldı, Merkez Bankasının rezervleri iyileşti, KKM'den çıkış hızla devam ediyor, EYT ve depremin bütçe üzerindeki etkilerini giderecek tedbirleri alarak bütçe dengesini iyileştiriyoruz ve en önemlisi fiyat istikrarı hedefine doğru güçlü adımlarla ilerliyoruz. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir düşüş başladı.

Bu zorlu süreçte Sayın Cumhurbaşkanımızın bizlere kuvvetli desteğini her zaman hissediyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde aziz milletimizin refahını kalıcı olarak artırmak tek hedefimizdir. Milletimize hizmet dışında başka hiçbir amacımız ve misyonumuz yoktur. Görevimizin sorumluğu ve bilinci omuzlarımızdayken, periyodik uydurma hikayelerin masa başında imalatı, yolumuzun doğru olduğunu gösteriyor. Uydurma hikayelerle ekonomimizin ve piyasalarımızın etkilenmesine asla izin veremeyiz. Yalanlamamıza rağmen hala bu söylentileri çıkartanlar ve yayanlar iyi niyetli olamaz. Lütfen aldanmayın.

 

Independent Türkçe

Şimşek, istifa ettiği yönündeki iddialara ilişkin, "Uydurma hikayelerle ekonomimizin ve piyasalarımızın etkilenmesine asla izin veremeyiz. Yalanlamamıza rağmen hala bu söylentileri çıkartanlar ve yayanlar iyi niyetli olamaz" dedi
Cuma, Ağustos 23, 2024 - 22:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Bakan Şimşek: İstifa etmedim, dolaşıma koyulan senaryolar doğru değil
copyright Independentturkish: 

DSÖ: Yeni M çiçeği salgını kontrol altına alınabilir ve durdurulabilir

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, DSÖ üyesi ülkelerin M çiçeği virüsüyle (mpox) ilgili bilgilendirildiği toplantının açılışında konuştu.

2022'de küresel M çiçeği salgınının başlamasının ardından DSÖ'ye 100 binden fazla doğrulanmış vaka bildirildiğini söyleyen Ghebreyesus, Afrika'da M çiçeği vakalarında benzeri görülmemiş bir artış yaşandığını bildirdi.

Ghebreyesus, "Bulaşma artık Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde yoğunlaşıyor ve 2024'te bildirilen vakaların yüzde 90'ı burada. Sadece bu yıl 575 ölüm de dahil 16 binden fazla şüpheli vaka görüldü." diye konuştu.

"klad 1b" türünün hızla yayılması nedeniyle M çiçeği virüsünü "uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu" olarak ilan ettiğini hatırlatan Ghebreyesus, geçen ay daha önce vaka bildirilmeyen ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ne komşu Burundi, Kenya, Ruanda ve Uganda'nın yanı sıra Tayland ve İsveç'ten "klad 1b" türü vakaların bildirildiği ifade etti.

Küresel M çiçeği virüsü Stratejik Hazırlık ve Müdahale Planı

Ghebreyesus, DSÖ ve ortaklarının koordineli küresel, bölgesel ve ulusal çabalar yoluyla M çiçeği salgınını durdurmak için "Küresel M çiçeği virüsü Stratejik Hazırlık ve Müdahale Planı" geliştirdiğini kaydederek, "Plan, kapsamlı gözetim ve müdahale stratejilerinin uygulanmasına, araştırmanın ilerletilmesine ve tıbbi karşı önlemlere eşit erişimin sağlanmasına, zoonotik bulaşmanın en aza indirilmesine ve toplulukların salgın önleme ile kontrolüne aktif olarak katılmalarının sağlanmasına odaklanıyor." ifadelerini kullandı.

Virüse karşı hazırlıklı olmak ve müdahalenin temel alanlarında koordinasyonu geliştirmek için çok çeşitli uluslararası, bölgesel, ulusal ve yerel ortaklarla çalıştıklarına işaret eden Ghebreyesus, DSÖ Afrika Bölge Ofisinin, en fazla ihtiyacı olduğu Afrika Bölgesi'nde, Afrika Birliği Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (Africa CDC) ile işbirliği içinde M çiçeği müdahale çabalarının koordinasyonuna ortaklaşa öncülük edeceğini kaydetti.

Ghebreyesus, "Yeni M çiçeği salgını kontrol altına alınabilir ve durdurulabilir. Bunu yapmak için uluslararası kuruluşlar, ulusal ve yerel ortaklar, sivil toplum kuruluşları, araştırmacılar, üreticiler ve üye ülkeler arasında koordineli bir eylem gerekir." değerlendirmesinde bulundu.

 

AA

Ghebreyesus, "M çiçeği salgını kontrol altına alınabilir ve durdurulabilir. Bunu yapmak için uluslararası kuruluşlar, ulusal ve yerel ortaklar, sivil toplum kuruluşları, araştırmacılar, üreticiler ve üye ülkeler arasında koordineli bir eylem gerekir" dedi
Cuma, Ağustos 23, 2024 - 22:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
DSÖ: Yeni M çiçeği salgını kontrol altına alınabilir ve durdurulabilir
copyright Independentturkish: 

İYİ Parti'den CHP'nin "Can Atalay" çağrısına yanıt: Normal yasama dönemi beklenmeli

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Anayasa Mahkemesi'nin Gezi davası hükümlüsü ve milletvekilliği düşürülen Can Atalay hakkındaki kararı dolayısıyla TBMM Genel Kurulu'nu 10 Eylül'de tekrar olağanüstü toplantıya çağıracaklarını açıkladı.

İYİ Parti Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, CHP'nin çağrısına ilişkin açıklamalarda bulundu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Ekol TV'ye konuşan Zorlu, "Bir defa toplandık. Hiç de hoş olmayan görüntüler yaşandı. Parlamentonun bu tür görüntülerle anılması beni mahcup ediyor, üzüyor. Can Atalay için normal yasama dönemi beklenmeli. Oylama da yapıldı zaten" ifadelerini kullandı.

"Grup kararı alınırsa partimizin kararına saygı duyar, katılırım" diyen Zorlu, şunları söyledi:

Parlamenter demokrasi çağrıları yaparken böyle bir fotoğraf verilmesi milletimizin kafasını da karıştırıyor. Böyle mi parlamenter sisteme döneceksiniz diye soruyor milletimiz haklı olarak. Ben tekraren bu toplantıya katılarak gergin ve kavgacı bir fotoğrafın içinde yer almak istemiyorum.

 

Independent Türkçe

Zorlu, "Bir defa toplandık. Hiç de hoş olmayan görüntüler yaşandı. Parlamentonun bu tür görüntülerle anılması beni mahcup ediyor, üzüyor. Can Atalay için normal yasama dönemi beklenmeli" dedi
Cuma, Ağustos 23, 2024 - 18:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
CHP, Meclis'i 10 Eylül'de Can Atalay için olağanüstü toplantıya çağırıyor
CHP, Can Atalay için TBMM'de yeniden olağanüstü toplantı isteyecek
Type: 
SEO Title: 
İYİ Parti'den CHP'nin "Can Atalay" çağrısına yanıt: Normal yasama dönemi beklenmeli
copyright Independentturkish: 

MSB duyurdu: Türkiye ve Rusya'nın, Barış Pınarı Harekat Bölgesi'nde birleşik kara devriyesi yeniden başlatıldı

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Türkiye ile Rusya Federasyonu tarafından Suriye'nin kuzeyindeki Barış Pınarı Harekat Bölgesi'nde gerçekleştirilen ve ara verilen birleşik kara devriyesinin yeniden başlatıldığını bildirdi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, birleşik kara devriyesi faaliyetinin, Türkiye ve Rusya Federasyonu arasında 22 Ekim 2019'da imzalanan "Soçi Mutabakatı" ve uygulama esaslarına göre Barış Pınarı Harekatı Bölgesi'nin batısında ve doğusunda icra edildiği anımsatıldı.

İlk birleşik kara devriyesi faaliyetinin 1 Kasım 2019'da gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

5 Ekim 2023'e kadar 344 birleşik kara devriyesi faaliyeti icra edilmiş, bölgedeki güvenlik durumu nedeniyle devriye faaliyetleri durdurulmuştur. Türkiye ile Rusya Federasyonunca gerçekleştirilen birleşik kara devriyesi faaliyeti, 22 Ağustos 2024'te 4 araç (2 Pars, 2 Kirpi-2) ve 24 personelin katılımı ile Barış Pınarı Harekat Bölgesi'nin doğusunda yeniden başlatılmıştır.

Ülkemiz sınırlarının ve bölgedeki sivil halkın güvenliğinin sağlanması, Suriye'nin kuzeyinde istikrarın tesis edilmesi, Türkiye'nin ABD ve Rusya Federasyonu ile vardığı mutabakat gereği bölgeden çıkması gereken PKK/YPG-SDG terör örgütüne ait kontrol noktası, karargah ve askeri yapıların tespit edilmesi, terörle mücadelede Türk-Rus işbirliğinin sergilenmesi maksadıyla birleşik kara devriyesi faaliyetine müteakip dönemde devam edilmesi planlanmaktadır.

 

Independent Türkçe

Yapılan açıklamada, “Türkiye ile Rusya Federasyonunca gerçekleştirilen birleşik kara devriyesi faaliyeti, 22 Ağustos'ta Barış Pınarı Harekat Bölgesi'nin doğusunda yeniden başlatılmıştır" denildi
Cuma, Ağustos 23, 2024 - 18:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
MSB duyurdu: Türkiye ve Rusya'nın, Barış Pınarı Harekat Bölgesi'nde birleşik kara devriyesi yeniden başlatıldı
copyright Independentturkish: 

Kılıçdaroğlu: Hhükümetin tutarlı politikalarla Suriyelileri kendi ülkelerine göndermesi en büyük arzumuz

Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde uğradığı silahlı saldırıda yaralanan Pınarbaşı Belediye Meclisi üyesi adayı CHP'li Şerafettin Bahadır'ı tedavi gördüğü Şehir Hastanesi'nde ziyaret etti.

Kayseri'ye gelişinde CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, İl Başkanı Feyzullah Keskin ve partililerce Kuzey Çevreyolu kent girişinde karşılanan Kılıçdaroğlu, daha sonra Kayseri Şehir Hastanesine geçti.

Başhekim Serhat Koyuncu'nun da bulunduğu ziyarette Kılıçdaroğlu, 21 Haziran'da Pınarbaşı ilçesi Büyükkömarmut Mahallesi'nde E.U. ve Ş.B. tarafından darbedildikten sonra silahla vurulan, yoğun bakımdaki tedavisinin ardından servise çıkarılan Bahadır'ı odasında ziyaret ederek, sağlık durumu hakkında bilgi aldı.

Kılıçdaroğlu, basına kapalı gerçekleşen ziyaretin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, siyaseti hep iyilikte yarışma alanı olarak gördüğünü, düşüncesinin hep böyle olduğunu ve buna da özen gösterdiğini söyledi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Siyasette şiddetin olmaması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Bir belediye başkanımızın kazanmasını, arkasından sevinç gösterilerini olağan karşılamak lazım. Ama şiddet olması, hatta insanın ölümüne yol açacak dozda bir şiddeti asla ve asla kabul etmek mümkün değildir. Şerafettin Bey'i ziyaret ettim. Sağ olsun doktorlar ve bütün ekipleri gereken özeni göstermişler, iyi durumda, biraz daha yatacak. İyi durumda olması bizim en büyük tesellimiz. Hayatını kaybetseydi bu gerçekten de büyük bir dram olacaktı. Akıl tutulması gibi bir şey, bir insana şiddet uygulamak, onun ölümüne yol açacak dozda şiddeti büyütmek asla ve asla doğru değil. Hepinizin huzurunda hastanenin başhekimine, çalışanlarına hepsine yürekten teşekkür ediyorum" dedi.

SHP sorusuna yanıt

Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin, Sosyal Demokrat Halkçı Parti'yi desteklediği yönündeki iddiaları sorması üzerine, bunların asparagas haberler olduğunu ifade etti.

Kayseri'de Suriye uyruklu küçük yaştaki çocuğa Suriyeli bir kişinin cinsel istismarda bulunduğu iddiası sonrası çıkan olaylar hatırlatılan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

Suriyelilerin Türkiye'ye yoğun olarak gelmesi en çok beni rahatsız etmiştir. Genel başkanlık yaptığım dönemde de bütün Suriyeli kardeşlerimizi iki yıl içinde kendi ülkelerine göndereceğime dair söz verdim. Ama Suriyelileri kendi ülkelerine gönderirken Türkiye'nin saygınlığını, insan onurunu koruyarak onları göndereceğimizi söylemiştim. Burada iç çatışmalara yol açılması, Suriyelilere karşı şiddet uygulanması Türkiye'nin itibarına, saygınlığına darbe vurur. Bu açıdan bunları doğru bulmuyorum. Tam tersine hükümetin bu konuda izleyeceği tutarlı politikalarla Suriyelileri kendi ülkelerine göndermesi en büyük arzumuz.

 

AA 

Kılıçdaroğlu “Suriyelilerin Türkiye'ye yoğun olarak gelmesi en çok beni rahatsız etmiştir” dedi
Cuma, Temmuz 12, 2024 - 16:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Kılıçdaroğlu'ndan Tanju Özcan'a: Cenazeme katılmanı istemiyorum, yazık sana verdiğim emeklere
Özgür Özel: Cumhurbaşkanımızın mesajı yarıda kesilince tepki gösterdik
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gazze’de Garantörlük dahil her türlü inisiyatifi almaya hazırız
Type: 
SEO Title: 
Kılıçdaroğlu: Hhükümetin tutarlı politikalarla Suriyelileri kendi ülkelerine göndermesi en büyük arzumuz
copyright Independentturkish: 

İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu: Bu istifalar keşke olmasaydı

Bazı temas ve ziyaretlerde bulunmak üzere Isparta'ya gelen İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin il başkanlığını ziyaret etti.

Partililerle bir araya gelen Dervişoğlu, yaptığı açıklamada, Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in memleketinde olduklarını ve anıt mezarını ziyaret edeceklerini söyledi.

Demirel'in kalkınmış, büyük, demokrat, hür müreffeh Türkiye'nin mimarlarından biri olduğunu belirten Dervişoğlu, onun mirasının takipçisi olmanın kendileri açısından görev ve sorumluluk olduğunu ifade etti.

Dervişoğlu, İYİ Parti olarak bu siyasi şahsiyetlerin ayak izlerine basarak yolculuklarını sürdüreceklerini dile getirerek "Demokrasinin erdeminin, kazanımlarının peşinde koşmayı da sürdüreceğiz. Bizi doğruların dışında konuşurken görmeyeceksiniz. Türkiye'nin çok önemli problemleri var, bu problemlerin müsebbiplerini vatandaşa şikayet etmek için Anadolu'yu karış karış dolaşacağız" diye konuştu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

 "Türkiye umutsuz değildir"

Türkiye'nin çaresiz olmadığını belirten Dervişoğlu, şunları kaydetti:

Türkiye umutsuz değildir, bugün iş başında bulunan iktidara mecbur ve mahkum değildir. Herkes rahat ve müsterih olsun. Biz varız, iyiler var, iyilerin teşekkül ettirdiği tarihi sorumlulukları yüklenmiş kadrolarımız var. Bu kadrolarla Türkiye'yi bu karanlık günlerden kurtarıp yarının aydınlık ufuklarıyla buluşturmak üzere mücadelemizi sürdüreceğiz. Isparta'dayız, Yalvaç ve Gelendost'ta olacağız. Yarın da Allah nasip ederse Afyonkarahisar'da olacağız. Partimizin düzenlemiş olduğu bir kamp programı var. O programı da icra ettikten sonra yeniden Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisindeki görevimizin başına döneceğiz. Milletvekili arkadaşlarımızla milletimize verdiğimiz sözü tutacağız ve Anadolu yollarında olacağız. Türkiye'nin sorunlarını çözme iradesi sergileyen yetişmiş kadrolarımızla milletimizin hizmetine talibiz.

"Bu istifalar keşke olmasaydı"

Bir gazetecinin, anketlere göre İYİ Parti'nin oyunun düştüğü iddialarını ve partideki istifaları nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine Dervişoğl şu yanıtı verdi:

Bugün ciddiye alınan kamuoyu araştırmalarında, İYİ Parti'nin oyları bizim görevi teslim aldığımız güne bakarsanız 3 misli artmış durumda. İYİ Parti içinde bir takım istifalar var, doğru. Bu istifalar keşke olmasaydı diyorum ama istifa tek taraflı bir karardır. Partimiz eğer günü şartları içinde yükselmeye devam ediyorsa demek ki bu istifalardan olumsuz bir şekilde etkilenmediğimiz sonucu çıkıyor. Bir kısım insan çantalarını alıp gidebilir. Bize insanların çantaları değil, gönülleri lazım. Gönlü bizde olanlarla yolculuğumuzu sürdürüyoruz.

AA 

Dervişoğlu, “Partimiz eğer günü şartları içinde yükselmeye devam ediyorsa demek ki bu istifalardan olumsuz bir şekilde etkilenmediğimiz sonucu çıkıyor" dedi
Cuma, Temmuz 12, 2024 - 15:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: X /&nbsp;@MDervisogluTR</p>

related nodes: 
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gazze’de Garantörlük dahil her türlü inisiyatifi almaya hazırız
Adalet Bakanı Tunç’tan Gülen açıklaması: 8 yıldan bu yana iadesi konusunda herhangi bir ilerleme sağlanamadı
Bekir Bozdağ: Kim ispat ederse, sahip olduğum tüm malvarlığımı ona hibe etmeyi taahhüt ediyorum
Type: 
SEO Title: 
İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu: Bu istifalar keşke olmasaydı diyorum ama istifa tek taraflı bir karardır
copyright Independentturkish: 

Bir Osmanlı gezginin gözüyle piramitler ve Afrika yerlileri

“Evliya Çelebi ne kadar bilimsel bir eser meydana getirmiştir?” veya “Onun yazdıkları kesinlikle abartılı!” şeklindeki yorumları duyduğum zaman aklıma Türk edebiyatının büyük ismi Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şu veciz ifadeleri gelir:

“Ben Evliya Çelebi’yi tenkit etmek için değil, ona inanmak için okurum ve bu yüzden de daima kârlı çıkarım.”

Evliya Çelebi’nin dünyasında bulamayacağınız bir şey yok gibidir. Savaşlar, hükümdarlar, mekanlar, halklar… Daha özelde ise sıradan insanı asırlar öncesinde doğrudan muhatap alması onlarla eserinde konuşması seyyahımızı belki de bu yüzden diğer tüm seyyahlardan ayırır.

Yani Çelebi, bir köylünün gözünde büyük bir savaşın etkilerini anlatabileceği gibi herhangi bir Yeniçerinin tanıklığında bir isyanın nedenleri saymaya başlayabilir.

Eserinin bir diğer büyüsü seyahatin etmenin ne denli önemli olduğunun müellif tarafından farkında olunmasıdır.

Tolstoy en güzel hikâyenin tanımlamasını şu sözlerle yapar:

“Tüm muhteşem hikâyeler iki şekilde başlar: ya bir insan bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir.”

Dilerseniz evvela Çelebi’nin ağzından hikayesinin gerekçesini dinleyelim;

“İstanbul’da hanemde bir gece uykuya dalmıştım. Birdenbire kendimi Yemiş iskelesi yanında bulunan Ahi Çelebi Camii’nde gördüm. Camiinin içi nur yüzlü bir cemaatle dolup taşmıştı. Ben de bu camiinin içine girerek minberin dibine diz çöküp oturdum. Bu nur yüzlü pirleri hayranlıkla temaşaya daldım. Fakat bunların kim olduklarını anlayamamıştım. Nihayet yanımda bulunan bir zata sordum: ‘Benim sultanım, ism-i şerifinizi ihsan buyurur musunuz?’ dedim. O zat, Kemankeşlerin Piri “Sa’d ibni Ebi Vakkas” olduğunu söyledi. Derhal elini öptüm. Yine: “Sizin yanınızdaki zatlar kimlerdir?’ diye sual ettiğimde: ‘Sahabe-i Kiram ve Ensar Hazretleridir dedi. O tarafa baktım. Bu zatlar sıra ile Hazret-i Ebu Bekir (ra), Hazret-i Ömer (ra), Hazret-i Osman (ra), Hazret-i Ali (ra) idiler. Bunları doya doya seyredip taze can buldum. Mihrapta ise Kâinatın Efendisi Peygamber Efendimiz Aleyhisselâtü vesselam oturmakta idi. Biraz sonra yanımda oturmakta bulunan Sa’d İbni Ebi Vakkas Hazretleri elimden tutup beni Peygamber Efendimizin huzuruna götürdü ve dedi ki:” ‘Âşık’ı sâdıkın ve ümmet-i müştakın Evliya kulun şefaatin rica eder.’ Ben de derhal Hazret-i Peygamberin dest-i mübareklerini bûs ettim. Fakat heybetlerinden çok korkarak titredim. Kendilerine: ‘Şefaat ya Resulallah!‘ diyeceğim yerde: Seyahat ve Resulullah! Deyiverdim. Cenab-ı Peygamber derhal tebessüm ettiler. Seyahatlerimin hayırlı olması için ‘Fatiha’ dediler. Bundan sonra sıra ile Eshab-ı Kiram’in ellerini birer birer öptüm. Cümlesi: “Seyyâh-ı âlem ve ferîd-i beni âdem ol! “diye dua ettiler. Ben de Ahi Çelebi Camiinden dışarı çıktım. Sabah olup uyanınca bir abdest alıp bu rüyamı tabir ettirmek üzere Kasımpaşa’da İbrahim Efendi Hazretlerine gittim. Bu zat bana: ‘Sen büyük bir seyyah olacaksın!’ buyurdu. Ben de bundan sonra seyahate çıkıp gördüklerimi yazmaya başladım.” (Seyahatname Cilt 1, Günümüz Türkçesi ile)

Evliya Çelebi, Hac yolculuğunu tamamladıktan sonra, 1672 yılında Kahire’ye yerleşir. Mısır Kethüdası İbrahim Paşa, nezaretinde sessiz sedasız yaşamaya karar vermiştir; ama hala dünyanın görmediği noktaları içini kemirmektedir. İbrahim Paşa’nın Asyut’ta batan bir geminin akıbetini araştırmak üzere görev verme niyetini sezince nihayet kararını verir ve son büyük yolculuğu olan “Nil’in kaynağı” güzergahına doğru seyahatini başlatır.

Çelebi, son Osmanlı sınırı olan İbrim’e kadar yoluculuğunu sürdürür. Yolculuğunun başında piramitleri, eski Mısır yazısı hiyeroglifi ve sfenksi kendine has üslubu ile tasvir eder:

“Küçük ihramın doğusunda hamam kubbesi kadar bir beyaz taştan kelledir. Kaşı, gözü, başı, dişi, kulakları var. Başı üzerinde yüz kişi oturabilir. Canlı gibidir, gûya tebessüm eder durur. Gayet kâküller nakşedilmiş... Eski zamanda bu kelle, gelip geçen ile konuşurmuş. Mısır üzerine âsi bir padişahın geleceğini, kıtlık olacağını, yağmur yağıp yağmayacağını, Nil’in ne kadar taşacağını, velhâsıl bütün beş adet bilinmeyenlerden haber verirmiş. Hatta Hazreti Mûsâ’ya bunun konuştuğunu söylemişler. Gelmiş, onun sözlerinden sonra:

‘Her şeyi söylersin, Allah’ın hak peygamberine de iman et’ buyurmuşlar.

‘İdris peygamberi bilirim, başkasını bilmem.’ deyince, zaten gazaplı bir kimse olan Mûsâ, âsasiyle başa vurup:

‘Sus, yâ mel’un!’ der. O günden beri konuşmaz. Asanın vuruluşundan başı gözü yarıktır.

Bir rivâyete göre de bir kadının malı çalınmış. Ebülhevle (Sfenks) sormuş, o da falan adam çaldı demiş. Kadın hâkime müracaat etmiş. Adamın evini basıp çalınan mallarını bulunca hırsız, Ebülhevl’in başının üstüne çıkıp edeple yağmur gibi işer. O zamandan beri tılsımı bozulup konuşmaz.

Buna yakın bir kilise kapısı var. Kumlarla kapısı kapanmıştır. Üzerinde acayip yazılar vardır. Hakir her çeşit yazıyı okumakta maharetim vardır ama, bu yazıları okuyamadım. Ibni Celâl tarihine göre, 781 de Şalâhi tekkesinde oturan Mehmed Sofi adında bir mutaassıp,

‘Hayvan suratı haramdır’ diye Ebülhevlin ağzını burnunu kırarken, Allah’ın hükmü müthiş bir fırtına gelip, tarlaları kumlar kaplayıp kıtlık olur. Hiçbir taraftan zahire gelmez. Derhal hâkim Sofiyi getirip parçalar ve Ebülhevl yanında gömerler. Hâlâ bu mutaassıp herifin mezarına, oraya gelen ziyaretçiler taş atarlar.”  (Seyahatname Cilt 10, Günümüz Türkçesi ile)

Dikkat ederseniz, Çelebi Hiyeroglif yazısındaki resimleri hayvan sureti haramdır diyen zata mutaassıp sıfatını layık bulması da son derece ilginçtir.

Nil’in kaynağına doğru

Çelebi, Nil’in kaynağının peşinde ilk önemli durağı Sudan’ın eski başkenti Sennar olur. Buradaki siyahi halkı latif ifadelerle tanımlar:

“Kendileri bir yumuşak huylu, tatlı dilli genç şeyh şeklinde esmer tenli, güzel yüzlü, orta boylu, başında beyaz sarık, sırtına yine beyaz astar giyip daima ibadetle meşguldür.

Ama divan günleri ağzını ve burnunu bağlar. Huzuruna gelen şikayetçiler karnı üzere, yani yüzü koyun yatıp dava eder. Suçlanan kimse de yanına gelir, o da yüzü üzerine yatar, melik yanında kadıları dava dinler. Ama gayet fazıl Maliki alimidir, zira Berberistan Sudan diyarları tamamen Maliki mezheplidir.

Kadısının ismi Şefiüddin, sultanları melik kakan, veziri Kanfin'dir.

Zira bu dünyada ne kadar esvap giyer adam var ise bu Mısır kıtasında bin kez o kadar çıplak, aç ve susuz insan vardır.

Hastalık nedir bilmeyip yaşarlar.” (Seyahatname Cilt 10, Günümüz Türkçesi ile)

Nilin kaynağı.png

 Çelebi’ye göre Sudanlılar zengin maden yataklarına sahiptir. Bu madenleri çıkartamama nedenlerini ise şöyle açıklar:

“Gümüş madeni, bakır, demir, kurşun, neft, katran, cam tozu billur, alçı taşı, sürh ve kilermeninin temizi, kükürdün tane tane iyisi olur ki bir diyarda yoktur. Bunun benzeri nice madenler ve tılsımlı defineler vardır ki hepsi açıktadır. Ancak bir alay yaramaz ve uğursuz taife içinde olduğundan çıkarmaya güçleri yetmez. Hayvan gibi işsiz bekar hovarda kavmi vardır. Bu taifenin hallerini, tavır ve davranışlarını yazsak söz uzar gider. Sayıları gibi halleri de çoktur ki yazılmaz.” (Seyahatname Cilt 10, Günümüz Türkçesi ile)

Evliya Çelebi, sırasıyla Cebel-i Sindas, Rümeyleti’l-Himal, Cebel-i Şevam’a, Cersinka’ya güzergahında Afrika keşfine devam eder. Bu yolculukta Evliya Çelebi’nin en mustarip olduğu konuların başında Afrika’nın vahşi hayvanları gelmektedir:

“Buradan kalkıp sağa sola, bağlar, ormanlar içinden geçerek, Pelenk Bekr gibi vahşi hayvan korkusunu çekerek 18 saat o yâbanlar içinden geçtik ama, 6 gün aslâ güneş yüzü görmedik. Çünkü ok atsak geçmez meyveli ormanlardır. Çoğu Sene, Santa, Sindyan, Etle ve zekkum ağaçlarıdır.” (Seyahatname Cilt 10, Günümüz Türkçesi ile)

Seyyahımızın korkusunun yanı sıra Afrika’nın hayvanlarına duyduğu hayranlığı da gizleyemez:

“Bütün menzillerde çöl, çöllerde arslan, kaplan, fil, gergedan, züreva, ceyran, kepçe kuyruk, yaban koyunu, ukab, rengârenk eşekler (zebra) ve korkunç hayvanlarla doludur. Hattâ fil büyüklüğünde üç arslan avlayıp kamıştan bir kulübede hapsetmişler, ömrümde öyle korkunç arslan görmemiştim.”

Evliya Çelebi, Nil’in güneyine indikçe daha önce hiç beyaz âdem görmeyen siyahlar ile arasında geçen “Çiğ adam” münakaşasını da şu sözlerle aktarır:

“Bu Kan Cercis bizi gördüğü vakit evvelâ bir köşeye gizlendi. Tercümanı çağırıp (Bu çiğ adamlar nedir!) dedi.

Onlar da (Mısır vezirinden kardeşiniz Fonc sultanına giderler) dediler. O vakit (Ya bunlar böyle aktır, yüzlerinin derisini yüzenlerden şikâyete mi geldi? Bunları böyle beyaz, çiy idenin hakkından gelinsin!) dedi.

Hakir hayret ettim ve tercümana dedim ki: ‘Biz Mekke ve Medine sultanı, Kostantiniyye Kayseri Sultan Mehmet han kullarındanız. O diyarlar kavmi bizim gibi beyaz olur. Adetullah böyledir. Bu Berberistan, Sudan ve Foncistan halkı Ham evlâdındandır. Hepsi sizin gibi yüzleri, gözleri bile böyle karadır. Allah sizi öyle siyah, bizi böyle beyaz yaratmış. Yoksa bizim yüzümüzün derisini kimse yüzmedi. Öyle olsa yüzümüzden kan akardı. Yüzümüz ki cihanda akdır...’

Vaiz gibi sözler ettim. Tercüman bunları ona nakledince, (Alalellâalâlellâ) diye hayrette kaldı. Sonra yanındaki siyah adamlara hitap edip: ‘Siz bunlar gibi pişmemiş çiy adamlar gördünüz mü?”

Evliya Çelebi, İslam’ın yayılmadığı beldelerdeki halkın çıplak gezdiğini ok ve yaydan oluşan silahları ile son derece iptidai bir hayat yaşadığını belirtir. Afrika içlerinde onu en fazla etkileyen canlı ise zürafalar olur:

“Zürafa at kadardır. Boş sığır derisi gibi, boynuzun, başı keçi başı gibi elma gözlü, deve kulaklı, gerdanından bir siyah çizgi dümmüne varıncaya kadar çekilmiştir. Kuyruğu sığır kuyruğu gibidir. Ön ayakları çok uzun, kıç ayaklan çok kısadır. Şirin hayvandır. Ama tekmesi müthiştir. Bağdat ahusu gibi seğirtir. Koyun etinin mis gibi kokusu vardır. Çünkü buradaki otlar, hiçbir diyarda bulunmaz. Havasının güzelliğinden mahbup ve mahbubeleri lâtif ve zarif olur. Ama elbiseleri yoktur. Birer peştemal bürünürler.”

Yolculuğun zorlukları

Evliya Çelebi, yolculuğun zaman içerisindeki mihnetlerinden bahsederken en çok özlediği şeylerin normal yemekler ve Türkçe konuşacağı biri olduğunu söyler.

İlerleyen bölümlerde Çelebi’nin duaları kabul olur ve İbrahim Paşa’nın bölgeye gönderdiği bir başka kaşifle karşılaşır. Hüseyin Bey isimli bu kişi ile Afrika’nın dehlizlerinde tanışmasını şu sözlerle aktarır:

“Safâ geldin, hoş geldin dedikde cânım yerine geldi. Meğer fasîh Türkçe bilirmiş...”

Çelebi, Hüseyin Bey’in yönettiği ve Afrikalı siyah ademlerin yaptığı savaşı da dikkatle izleyip satır satır yazacaktı:

“(Fakat Al-i Osman’ın deryalar gibi top, tüfenki, temiz askeri vardır) dedim. Onlar dediler ki: (Hele Kan Hüseyin Bey askerine varalım. Derya gibi askeri orada gör) dediler. Bunların asker dedikleri çıplak, ellerinde bir parça ekmek kara bir sürüdür. Yüzbaşıları bunları arkalarına vurarak götürürler. O kadar zayıftırlar ki derilerinden kemikleri görünür. Fakat çok çeviktirler ki, ceylana aman vermeyip yetişirler. Bu askerle bir gün gittik.”

Velhasıl sayısız değinmemizin mümkün olduğu konu ve başlık olsa da yazının sonuna burada gelmek zorundayız. Evliya Çelebi 1685 yılında Nil’in kaynağına yaptığı bu tuhaf yolculuktan kısa bir süre sonra hayatını kaybetti. Bugün bildiğimiz tek şey mezarının Afrika’da bir yerlerde olduğudur…

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Mehmed Mazlum Çelik, Independent Türkçe için yazdı
Cuma, Temmuz 12, 2024 - 14:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Bir Osmanlı gezginin gözüyle piramitler ve Afrika yerlileri
copyright Independentturkish: 

Rus gazeteci Solovyov: AB’nin Gürcistan’la üyelik müzakerelerini durdurma amacı iktidar partisini cezalandırmak

Kommersant Gazetesi’nin BDT ülkeleri özel yetkili muhabiri Vladimir Solovyov, Brüksel’in kararını Independent Türkçe’ye değerlendirdi.

“Avrupa Birliği kararının Vaşington, Brüksel ve AB üyesi farklı ülkelerin  kaygılarına rağmen Gürcistan iktidarının kabul ettiği “Yabancı ajan etkisi” yasasının kabulü sırasında takındığı tutum çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Gürcistan’ın AB’ye tam üyelik müzakerelerine ara verilmesi kararı bir yandan iktidardaki Gürcü Arzusu Partisi’ni cezalandırma amacı taşıyor. Burada AB, Gürcü iktidarının tutumunun “kendi değerleriyle bağdaşmadığı” konusunda kararlı bir davranış sergilemiştir. Diğer yandan bu karar Ekim ayında yapılacak Gürcistan ve aynı zamanda Gürcü Arzusu Partisi için büyük önem arzeden parlamento seçimlerine şimdiden etki yapmayı hedefliyor. Onun için AB’nin aldığı bu sert kararın iktidar partisine ciddi bir uyarı olacağı düşünülüyor. Ancak kararın  tamamen sert olduğu da  söylenemez, sert karar Gürcistan vatandaşlarının AB’ye vizesiz girişinin iptal edilmesi olurdu, fakat bu durumda vatandaşlar cezalandırılacağı için AB bu kararı almamıştır. Şimdilik ise bu kararın Gürcü seçmenleri üzerinde etkili olacağı şeklinde bir değerlendirme yapılıyor. Çünkü bu karardan sonra seçmenlerin ülkeyi AB’ye entegrasyondan uzaklaştıran Gürcü Arzusu Partisi’ne oy vermekten sakınacağı düşünülüyor. Moldova ve Ukrayna AB ile tam üyelik müzakereleri yürütürken Gürcistan onlarla kıyaslamada daha geri bir aşamada olup adaylık müzakerelerini yürütüyor. Ancak buna rağmen hatta tam üyelik müzakelerinin yürütülmesi bile hiçbir ülkenin kısa sürede AB üyesi olacağı anlamını taşımıyor. Örneğin Karadağ’ın veya Türkiye’nin AB üyeliği için yürüttüğü müzakerelere bakılabilir.Onun için Gürcistan’la ilgili karar sert olmasına rağmen AB’nin daha sert adımlar atabileceğinin de unutulmaması gerekir.”

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Mayis Alizade Independent Türkçe için yazdı
Cuma, Temmuz 12, 2024 - 13:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Rus gazeteci Solovyov: AB’nin Gürcistan’la üyelik müzakerelerini durdurma amacı iktidar partisini cezalandırmak
copyright Independentturkish: 

ABD iskelesi Gazze'ye yardım ulaştırılmasına ne kadar katkı yaptı?

Gazze Şeridi'ne insani yardım akışını arttırmak için ABD tarafından inşa edilen yüzer iskele zorluklarla karşılaştı ve şimdi sökülmesi bekleniyor.

Amerikalı yetkililer, Gazze'ye giden yardımların Kıbrıs'ta birikmesini sona erdirmek için iskelenin kalıcı olarak sökülmesinden önce yeniden kurulmasına çalışacaklarını söylediler.

Yardım çalışanları ve birçok kişi uzun süredir iskelenin uygulanabilirliğini sorguluyor ve İsrail güçlerinin Hamas'a karşı savaş yürüttüğü Gazze'ye büyük çapta yardım ulaştırmanın tek etkili yolunun karayolu olduğunu söylüyorlardı. Şarku’l Avsat’ın Reuters'ten aktardığına göre iskele ile ilgili bazı ayrıntılar şöyle:

İskele neden inşa edildi?

ABD Başkanı Joe Biden, Gazze'de kıtlık yaşanabileceği uyarıları ve İsrail'in aylardır çoğunu kapalı tuttuğu kara geçişlerinden yardım ulaştırmanın giderek zorlaşmasının ardından, mart ayında iskele inşa etme planını açıkladı.

Biden'ın açıklaması, ağır sivil kayıplar göz önüne alındığında, ABD'nin Gazze'ye yönelik saldırısında İsrail'e verdiği desteğe kızgın olan Demokrat Partili birçok kişiyi sakinleştirme çabasının bir parçasıydı.

Hamas liderliğindeki militanların 7 Ekim'de İsrail'e saldırmasının ardından İsrail tarafından başlatılan savaş sırasında, Gazze'nin 2,3 milyon sakini için insani koşullar hızla kötüleşti. Gazze nüfusunun neredeyse tamamı ülke içinde yerinden edildi ve birçoğu için yerinden edilme birden fazla kez gerçekleşti.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

İskele nasıl çalışır?

Yüzer iskele yaklaşık 370 metre uzunluğunda ve Gazze Vadisi'nin kıyı sulak alanlarının biraz kuzeyinde açık denizde yer alıyor.

İsrail'in Aşdod limanında kısmen ön montajı yapılan iskelenin inşaatına nisan ayında başlandı.

Bu rota üzerinden ilk yardım 17 Mayıs'ta ulaştı. Gıda ve diğer yardımlar, insani yardım için bir deniz yolu açma çabalarına öncülük eden Kıbrıs'tan iskeleye taşındı.

Malzemeler Kıbrıs'ta, Hamas'a fayda sağlayabileceği gerekçesiyle Gazze'ye giren yardımları yakından izleyen İsrailli yetkililerin huzurunda X-ray cihazından geçirildi.

Yardımlar daha sonra gemilerle iskeleye taşınmakta, ardından da sahile ulaştırılmak üzere tırlara yüklenmektedir.

Bu karmaşık adımlarda yaklaşık bin (1000) ABD askeri personeli görev aldı ve bunların bir kısmı iskelede konuşlandı.

ABD Savunma Bakanlığı'ndan (Pentagon) yapılan tahminlerde, iskelede yapılacak operasyonların ilk 90 gününde maliyetin yaklaşık 230 milyon dolara ulaşabileceği belirtildi.

İskele ne gibi sorunlarla karşılaştı?

İskele yüksek dalgalar nedeniyle birkaç kez geçici olarak sökülmüştür. Bir keresinde de kısmi onarım için İsrail'in güneyindeki Aşdod limanına çekildi.

İsrail'in onayını gerektiren ve riskli bir operasyon olan Gazze Şeridi'ne malzeme girişindeki gecikmeler nedeniyle, sevkiyatlar da kesintiye uğradı.

Haziran sonundaki kötü hava koşullarının ardından iskelenin eski haline getirilmesi düşünülürken, ABD'li yetkililer iskelenin yanındaki yardım toplama alanının neredeyse dolu olması nedeniyle bunun bir anlamı olmayacağını söyledi.

Diğer yollardan gelen yardımlarda da olduğu gibi, Gazze'deki çaresiz halk bazen iskele üzerinden gelen malzemelere el koymuş ya da yağmalamıştır.

İskele üzerinden taşınan yardımların dağıtımını denetlemekle görevli olan BM Dünya Gıda Programı (WFP), güvenlik endişeleri nedeniyle haziran ayında faaliyetlerini askıya aldı.

Bazı yardım çalışanları, ABD ordusu tarafından yönetilen iskelenin insani yardım ekiplerinin ve personelinin, yerel halkın bu kişilerin tarafsızlığı ya da gizli ajan oldukları konusunda sorgulayabilecekleri nedeniyle, operasyonların tehlikeye girebileceğine dair endişelerini dile getirdiler.

Pentagon, haziran ayında sosyal medyada İsrail'in bir rehine kurtarma operasyonunda iskeleyi kullandığına dair çıkan "haberleri" yalanlamaya çalıştı.

İskeleden ne kadar yardım geldi?

Kıbrıslı bir kaynak, Kıbrıs üzerinden iskeleye yaklaşık 8.500 ton yardım ulaştırıldığını, bunun da 425 yardım tırının yüküne eşit bir miktar olduğunu söyledi.

Yardım yetkilileri Gazze Şeridi'nde halkın ihtiyaçlarını karşılamak için her gün insani ve ticari malzeme taşıyan yaklaşık 600 kamyona ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.

İsrail'in mayıs ayı başında Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentine yönelik askerî harekâtını genişletmesinden önce yardımların çoğu, Mısır'la olan Refah sınır kapısından ya da İsrail'in kontrolündeki Kerem Şalom sınır kapısından Gazze Şeridi'ne giriyordu.

BM verilerine göre nisan ayında iki geçişten günde ortalama 189 kamyon giriş yaptı.

Bazı ülkeler hava yoluyla da yardım ulaştırdı, ancak bu yöntem sadece birkaç ton yardım ulaştırmak için kullanılabilir, bir kamyonun yükünden çok daha azdır ve yerdeki insanların güvenliğine riske atabilir.

25 STK'dan oluşan bir grup mart ayında yaptıkları bir açıklamada, ülkelerin "Gazze'deki ihtiyaçları desteklemek için yeterince çaba gösterdikleri yanılsamasını yaratmak için" yardımların havadan ve denizden geçişini kullanmamaları gerektiğini belirtti.

Yüzer iskelenin geleceği ne olacak?

Yüzer iskele operasyonlarının 31 Temmuz'a kadar devam etmesi talimatı var.  Üst düzey bir ABD'li yetkili haziran ayında yaptığı açıklamada, iskele operasyonlarının en az bir ay daha uzatılabileceğini söyledi.

Pentagon yetkilileri ise yüksek dalgaların yaz aylarından sonra iskelenin çalışması için uygun olmayabileceği konusunda uyarıda bulundu.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

ABD Savunma Bakanlığı, iskelede yapılacak operasyonların ilk 90 gününde maliyetin yaklaşık 230 milyon dolara ulaşabileceği belirtildi
Cuma, Temmuz 12, 2024 - 13:15
Main image: 

<p>Yardım taşıyan tılar iskele üzerinden Gazze Şeridi kıyısına ulaşıyor / Fotoğraf: ABD Ordusu Merkez Komutanlığı</p>

related nodes: 
ABD ordusu Gazze'deki geçici iskele üzerinden yapılan operasyonların yakında sona ereceğini açıkladı
Gazze'de ‘geçici yönetim’ önerisi Hamas'ı dışlıyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gazze’de Garantörlük dahil her türlü inisiyatifi almaya hazırız
Type: 
SEO Title: 
ABD iskelesi Gazze'ye yardım ulaştırılmasına ne kadar katkı yaptı?
copyright Independentturkish: 

Kremlin: ABD'nin Almanya'ya füze konuşlandırması Soğuk Savaş’a geri dönüştür

Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü Dmitry Peskov devlet televizyonuna verdiği demeçte "Soğuk Savaş'a doğru istikrarlı adımlarla ilerliyoruz. Soğuk Savaş'ın doğrudan çatışma içeren tüm özellikleri geri dönüyor" ifadelerini kullandı.

Almanya Başbakanı Olaf Schulz, ABD'nin Almanya'ya düzenli olarak uzun menzilli füzeler yerleştirme kararını, Rusya'ya karşı caydırıcılığı arttıracak bir adım olarak memnuniyetle karşıladı.

Karar, 20 yıl aradan sonra ABD seyir füzelerinin Almanya'ya geri dönüşü anlamına geliyor ve bu hamle Schulz'un Sosyal Demokrat Partisi (SPD) üyeleri arasında bile eleştirilere neden oldu.

Kararı savunan Schulz, Washington'da düzenlenen Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) zirvesi sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada "Bu caydırıcılığın bir parçasıdır, barışı garanti eder. Doğru zamanda alınmış gerekli ve önemli bir karardır" ifadelerini kullandı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Beyaz Saray çarşamba günü yaptığı açıklamada, ABD'nin 2026 yılından itibaren Almanya'ya yeni silahlar konuşlandıracağını duyurdu. Washington, Almanya'da kalıcı olarak konuşlanmayı hedefliyor ve füzeler Avrupa'daki mevcut ABD sistemlerinden "çok daha uzun menzile" sahip olacak.

Alman hükümeti ile ortak yapılan açıklamada "Bu gelişmiş kabiliyetler ABD'nin NATO'ya olan bağlılığını ve Avrupa'nın entegre caydırıcılığına olan katkılarını gösterecektir" denildi.

Alman ordusunun karadan fırlatılan uzun menzilli füzeleri yok, sadece uçaklardan fırlatılabilen seyir füzeleri var. Ancak bu duyuru, ABD füzelerinin konuşlandırılmasının Soğuk Savaş'ın acı hatıralarını yeniden canlandırdığı Almanya'da öfkeye neden oldu.

Soğuk Savaş sırasında 1980'lerde Batı Almanya'ya ABD Pershing balistik füzelerinin yerleştirilmesi büyük gösterilere yol açmıştı.

ABD füzelerinin konuşlandırılması, Almanya'nın yeniden birleşmesi sırasında 1990'lara kadar devam etti. Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından ABD, Sovyet tehdidinin azalmasıyla birlikte Avrupa'daki füze sayısını büyük ölçüde azalttı.

Ancak ABD liderliğindeki NATO ülkeleri, Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı işgal etmesinin ardından kıtadaki savunmalarını güçlendirme konusunda acele ediyor.

Kremlin bu girişime perşembe günü, NATO'nun yarattığı ciddi tehdidi kontrol altına almak için "karşı önlemler" planladığını söyleyerek yanıt verdi.

ABD'nin Almanya'da konuşlandıracağı silahlar arasında halen geliştirilmekte olan hipersonik füzelerin yanı sıra, SM6 füzeleri, uzun menzilli, çok amaçlı karadan havaya füzeler ve Tomahawk füzeleri de bulunuyor.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Kremlin, ABD'nin Almanya'ya uzun menzilli füzeler yerleştirmesini "Soğuk Savaş "a dönüş olarak görüyor
Cuma, Temmuz 12, 2024 - 13:15
Main image: 

<p>Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov / Fotoğraf: Reuters</p>

related nodes: 
CNN'den dikkat çeken suikast iddiası: ABD ve Almanya, Rusya'yı engelledi
Medvedev: Rusya, NATO'ya üyelik sözü verilen Ukrayna ve NATO'nun "ortadan kaldırılmasını" hedeflemeli
Batı'nın yaptırımları Rusya ve Hindistan'ı nasıl yakınlaştırdı?
Type: 
SEO Title: 
Kremlin: ABD'nin Almanya'ya füze konuşlandırması Soğuk Savaş’a geri dönüştür
copyright Independentturkish: 

Birleşik Krallık Başbakanı: Biden görüşmelerimiz sırasında "gerçekten iyi durumdaydı"

Yeni Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Joe Biden'ın görüştüklerinde "gerçekten iyi durumda" olduğunu söyledi. Starmer, giderek artan sayıda Demokratın ABD başkanına yaşıyla ilgili endişeler nedeniyle bir dönem daha aday olmaması çağrısında bulunmasının ardından Biden'ın liderliğini övgüde bulundu.

Demokrat Parti'nin önde gelen temsilcilerinden Nancy Pelosi ve Demokratlar için önemli bir bağış toplayan aktör George Clooney, Biden'ın iki hafta önceki başkanlık tartışmasında gösterdiği kötü performansı nedeniyle Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump'a kaybedebileceği endişelerinin ortaya çıkmasının ardından, Biden'ın Beyaz Saray yarışını kazanma şansı hakkında endişelerini dile getirdiler.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre, 81 yaşındaki Biden'ın "yaşlılık hastalıklarından muzdarip olup olmadığı" sorulduğunda Starmer, dünkü görüşmelerinin gerçekten iyi geçtiğini, 45 dakika sürmesi planlanan görüşmenin yaklaşık bir saat sürdüğünü ve doğrudan Biden'ın NATO liderleri için verdiği yemeğe geçtiklerini söyledi.

Starmer BBC'ye verdiği mülakatta, "Aceleyle pek çok konuyu ele aldık. Kendisi gerçekten iyi durumdaydı ve her şeyin üstesinden geliyordu" dedi. Starmer, geçen hafta İngiltere Başbakanı olduktan sonra Biden ile bu görüşmeyi mümkün olan en kısa sürede yapmanın kendisi için önemli olduğunu belirtti.

Starmer, Biden'ın küresel ilişkilerdeki çalkantılı bir dönemde NATO'ya öncülük etme konusundaki "inanılmaz liderliğini" övdü.

Starmer'ın ofisinden görüşmeye ilişkin yapılan açıklamada, iki liderin Ukrayna ve Gazze Şeridi'ndeki çatışmaların yanı sıra, Starmer'ın Avrupa ile daha yakın ilişkiler kurma arzusunu da ele aldıkları belirtildi.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Starmer, "Kendisi gerçekten iyi durumdaydı ve her şeyin üstesinden geliyordu" dedi
Cuma, Temmuz 12, 2024 - 13:15
Main image: 

<p>ABD Başkanı Joe Biden ve yeni İngiltere Başbakanı Keir Starmer / Fotoğraf: AP</p>

related nodes: 
Birleşik Krallık'ın yeni başbakanı Starmer'dan Gazze'de acil ateşkes çağrısı
Birleşik Krallık Başbakanı Starmer: Ruanda planı en başından ölü doğdu
Type: 
SEO Title: 
Birleşik Krallık Başbakanı: Biden görüşmelerimiz sırasında "gerçekten iyi durumdaydı"
copyright Independentturkish: 

Diyarbakır'da eski taş ocağındaki kazıda bulunan gömülü çocuk sayısı 60'a yükseldi

Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde eski bir taş ocağı olduğu değerlendirilen ve geçen yıl 54 çocuğun gömülü bulunduğu arkeolojik kazıda, bu yıl 6 çocuğun daha mezarı bulundu.

İnkaya Mahallesi'nde farklı alanlarda yapılan yüzey araştırmasında Bizans İmparatoru 1. Anastasius dönemine ait sikke bulunmasının ardından bölgede Diyarbakır Müze Müdürlüğünce 2021'de başlatılan kazı çalışması, 15'i uzman, 40 kişilik bir ekiple sürdürülüyor.

Çalışmaların yürütüldüğü bölgede geçen yıl 0-6 yaş arası 54 çocuğun gömülü olduğu mezarlık bulunan kazıda, bu yıl 28 Haziran'da bölgede tekrar başlatılan çalışmalarda, 6 çocuğun daha mezarına ulaşıldı.

Mezarlarda bulunan kemikler incelenmek üzere Müze Müdürlüğüne ait kazı evinde muhafaza altına alındı.

Kazının, iklim şartlarının el vermesi durumunda yıl sonuna kadar sürmesi bekleniyor.

 

AA

2021'de başlatılan kazı çalışması 5'i uzman 40 kişilik bir ekiple sürdürülüyor
Çarşamba, Temmuz 3, 2024 - 22:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Diyarbakır'da eski taş ocağındaki kazıda bulunan gömülü çocuk sayısı 60'a yükseldi
copyright Independentturkish: 

ABD'de bahis sitelerinin çoğunluğu Biden'ın başkanlık yarışından çekileceğini düşünüyor

ABD'deki bahis sitelerinde Donald Trump ile girdiği canlı yayın tartışmasındaki zayıf performansının ardından kasımda yapılacak başkanlık seçimlerinde Başkan Joe Biden'ın yerini yardımcısı Kamala Harris'in alması ihtimaline bahis oynayanların oranı artıyor.

Bahis sitesi Polymarket'e göre, başkanlık seçimleri öncesindeki ilk tartışmanın ardından Biden için bahis oranları düşerken Harris'in oranları arttı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Biden'ın Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump ile yaptığı canlı yayın tartışmasındaki zayıf performansının ardından şu andaki ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in oranları ciddi şekilde yükseldi.

Bahis sitelerinde sorulan "2024 ABD Başkanlık seçimlerini kim kazanır?" sorusuna katılımcıların yüzde 58'i Trump, yüzde 21'i Harris, yüzde 19'u ise Biden cevabını verdi.

Bahisçilerin yüzde 53'ü Demokrat Parti adayının kesinleşeceği kongreden önce Biden'ın seçim yarışından çekileceğini düşünüyor.

Öte yandan Demokrat Parti içinde de Harris'in Biden'a kıyasla daha "güçlü" bir aday olabileceği ihtimali tartışılıyor.

Demokrat Lloyd Doggett, Biden'a yarıştan çekilme çağrısında bulunan ilk Temsilciler Meclisi Üyesi olmuştu. Daha önceki seçimde Biden'ı destekleyen Demokrat Temsilciler Meclisi Üyesi James Clyburn, Biden'ın seçimden çekilmesi halinde Harris'i destekleyeceğini söylemişti.

ABD'de Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi Chip Roy, 28 Haziran'da Başkan Yardımcısı Harris'in anayasanın 25. ek maddesini kullanarak Biden'ı görevden alma çağrısı yapmak üzere tasarı hazırlığında olduğunu duyurmuştu.

İlk canlı yayın tartışması eleştirilere yol açmıştı

ABD'de, 5 Kasım'da yapılacak başkanlık seçimleri için yarışan Demokrat Partili Biden ile Cumhuriyetçi rakibi Trump, 27 Haziran gecesi CNN'deki ilk canlı yayın tartışmasında kozlarını paylaşmıştı.

Biden, ikinci dönem adaylığında yaşı konusunda duyulan kaygıları giderecek performans sergileyememiş, program sonrası yoğun eleştirilere maruz kalmıştı. Demokrat Partili kesimden ve Biden'ı destekleyen bazı medya kuruluşlarından Biden'a "başkanlık seçimlerinden çekilmesi" çağrısı yapılmıştı.

Biden ise sağlık durumunun eskisi gibi olmadığını kabul ederek Trump'a karşı en iyi alternatifin halen kendisi olduğunu belirtmiş ve yarıştan çekilmeyeceğini açıklamıştı.


AA

Kamala Harris'in ismi öne çıkıyor
Çarşamba, Temmuz 3, 2024 - 21:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AFP</p>

related nodes: 
Biden'ın bağışçıları başkanın münazara performansından sonra paralarını geri istiyor
NYT: Başkan Biden ülkesine hizmet etmek için yarıştan çekilmeli
Type: 
SEO Title: 
ABD'de bahis sitelerinin çoğunluğu Biden'ın başkanlık yarışından çekileceğini düşünüyor
copyright Independentturkish: 

DEM Parti, Van'dan Hakkari'ye yürüyüş başlattı

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), İçişleri Bakanlığınca Hakkari Belediyesine görevlendirme yapılmasına tepki için Van'dan Hakkari'ye yürüyüş başlattı.

Van'ın İpekyolu ilçesindeki Musa Anter Parkı önünde yürüyüş öncesi açıklama yapan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Hakkari'de sona erecek "İradeye Saygı Yürüyüşü" için bir araya geldiklerini söyledi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

İçişleri Bakanlığınca Mehmet Sıddık Akış'ın Hakkari Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılmasını eleştiren Bakırhan, "Sandıklar kuruluyor Türkiye’nin dört bir yanında, insanlar kendilerini yönetecek yöneticilerini iradelerini seçiyorlar ama iradenizi tanımıyorlar. İradeye saygı yürüyüşü bu ülkenin ayıbıdır. Halk yöneticilerini seçiyor ama birisinin boyunu beğenmiyorlar, diğerinin gülüşünü beğenmiyorlar" dedi.

Bakırhan, "Ya sandığı koymayacaksın ya da sandığı kurulduğunda ‘Kürtler oy kullanamaz’ diyeceksin. Kürtlerin evlerini işaretleyip kırmızı çarpı koyacaksın. Ama sandığı koymuşsan saygı duyacaksın. Saygı duymazsan o yöneticileri seçen halk iradesine sahip çıkar" ifadelerini kullandı.

Halkın oyuyla seçilmiş iradelerin belediyeleri yönetmesi için mücadele edeceklerini aktaran Bakırhan, şöyle devam etti:

"Bugün burada İzmir'den, Muğla'dan, İstanbul'dan, Trakya'dan, Edirne'den, ülkenin dört bir yanından sembolik olarak bu iradenin tanınması için insanlar Van'a kadar yürüdüler. Şimdi buradan Hakkari'ye kadar 6 günlük bir yürüyüş planlıyoruz. Bu yürüyüşle eğer verdiğimiz mesajı almıyorlarsa mücadeleyi tekrar devam ettireceğiz."

Bakırhan ve beraberindeki partililer, daha sonra Hakkari'ye doğru yürüyüşe geçti.

İçişleri Bakanlığınca 3 Haziran'da Hakkari Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Mehmet Sıddık Akış, 5 Haziran'da Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığı davada "silahlı terör örgütü yönetme" suçundan 19 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.


Independent Türkçe, AA

Yürüyüşün 6 gün sürmesi planlanıyor
Çarşamba, Temmuz 3, 2024 - 19:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları: Erdoğan toparlanmak için zaman kazanmaya çalışıyor
Type: 
SEO Title: 
DEM Parti, Van'dan Hakkari'ye yürüyüş başlattı
copyright Independentturkish: 

Putin ve Şi, Astana'da bir araya geldi: "İşbirliğimiz kimseye karşı değil"

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Kazakistan'ın başkenti Astana'da yaptıkları görüşmede ikili ilişkileri ele aldı.

Kremlin Sarayı'ndan yapılan açıklamaya göre, Putin ile Şi, Astana'daki Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) 24'üncü Devlet Başkanları Zirvesi kapsamında bir araya geldi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Çin ile Rusya'nın ŞİÖ'nün 2001'de kurulmasında önemli rol oynadığını belirten Putin, "Belarus'un katılımıyla ŞİÖ'nün adil çok kutuplu bir dünya düzenindeki rolünü güçlendirdiğini" söyledi. Çin'in 2024-2025'te ŞİÖ'ye başkanlık etmesini destekleyeceklerini dile getiren Putin, Rusya ile Çin arasındaki ilişkiler hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:

"Kapsamlı ortaklık ve stratejik etkileşime dayalı Rusya-Çin ilişkileri tarihinin en iyi dönemini yaşıyor. İlişkilerimiz eşitlik, karşılıklı çıkar ve birbirimizin egemenliğine saygı ilkelerine dayalı. İşbirliğimiz kimseye karşı değil. Herhangi bir blok veya birlik kurmuyoruz, Yalnızca halklarımızın çıkarları doğrultusunda hareket ediyoruz. Ticaret alanındaki ilişkiler de gelişiyor. Bu yılın ilk yarısında olumlu gelişmelerin yaşandığını görüyoruz."

Putin, Rusya ile Çin arasında dünyadaki meseleler ile ilgili etkileşimin uluslararası arenada istikrarı sağlayan faktörlerden biri olduğunu, bunu güçlendirmeye devam edeceklerini vurguladı.

"Rusya ile çok yönlü iş birliğimiz istikrarlı şekilde ilerliyor"

Kremlin açıklamasına göre, Çin Devlet Başkanı Şi de Rusya ile yaptıkları anlaşmaların uygulanmaya devam ettiğini ve çok yönlü işbirliğinin istikrarlı şekilde ilerlediğini belirterek, şunları kaydetti:

"Uluslararası durumun basit olmadığı koşullarda dostluğumuza bağlı kalmaya, halklarımızın refahı için çaba sarf etmeye, Çin-Rusya ilişkilerinin değerini artırmaya, meşru hak ve çıkarlarımız ile uluslararası ilişkilerin temel normlarını korumaya yönelik gayret etmemiz gerekiyor."

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da Putin-Şi görüşmesinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, "Görüşmede, ikili ilişkiler detaylı şekilde ele alındı. İki lider bölgesel meselelerle ilgili görüş alışverişinde bulundu. Ukrayna konusunda Rusya’sız herhangi bir formatın boş olduğu vurgulandı." ifadelerini kullandı.


AA

İkili ilişkiler ele alındı
Çarşamba, Temmuz 3, 2024 - 19:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: Reuters</p>

related nodes: 
Erdoğan, Putin ile Astana'da bir araya geldi
4 soruda Şanghay İşbirliği Örgütü'nün son zirvesi
Type: 
SEO Title: 
Putin ve Şi, Astana'da bir araya geldi: "İşbirliğimiz kimseye karşı değil"
copyright Independentturkish: 

Akaryakıt, sigara ve alkole ÖTV zammı

Haziran ayı enflasyon verilerinin açıklanmasıyla akaryakıt, sigara ve alkolde ÖTV artışı gerçekleşti.

TÜİK'in 6 aylık Yurt içi ÜFE'yi yüzde 19,49 olarak açıklamasıyla birlikte akaryakıt ürünlerinden alınan ÖTV tutarlarında da bu oranda artış yapıldı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Otogaz fiyatına 95 kuruş, benzine 2 lira 21 kuruş, motorine 2 lira 7 kuruş zam yapıldı. Artış bugün pompa fiyatlarına yansıtıldı.

ÖTV artışıyla birlikte sigaradan alınan maktu vergi tutarı da 4,8 liradan 5,7 liraya yükseldi. Yani 1 paket sigaranın maktu vergi tutarı 1 lira civarında arttı. NTV'nin haberine göre, sigara firmalarının bunu satış fiyatına 5 lira olarak yansıtması bekleniyor.

Alkollü içkilerden alınan asgari maktu vergi tutarı da Yurt içi ÜFE oranında artırıldı. Yüzde 45 alkol derecesine sahip 1 litrelik rakıdan alınan ÖTV 478,13 liradan 571,37 liraya yükseltildi.


Independent Türkçe

Türkiye İstatistik Kurumu, 6 aylık enflasyon rakamlarını açıkladı
Çarşamba, Temmuz 3, 2024 - 18:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Haziran ayı enflasyon verileri açıklandı
Kira zam oranı belli oldu
Memur ve emeklilerin zam oranı belli oldu
Type: 
SEO Title: 
Akaryakıt, sigara ve alkole ÖTV zammı
copyright Independentturkish: 

Ruhani Celili'yi eleştirdi: BM kararlarının şekillendirdiği yönetime oy vermeyin

Eski İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, cumhurbaşkanı adaylarından Said Celili'nin nükleer anlaşmaya yönelik sert eleştirilerine yanıt vermekte gecikmedi.

Ruhani, kişisel internet sitesinde yayınlanan bir videoda İranlılara seslenerek “Birleşmiş Milletler (BM) kararlarının şekillendirdiği yönetime oy vermeyin” dedi. Nükleer anlaşmanın bir savaşı önlediğini belirten eski Cumhurbaşkanı, İran’la yapılan nükleer anlaşmaya taraf olan  P5+1 ülkelerinin (BMGK’nın 5 daimi üyesi İngiltere, ABD, Çin, Fransa, Rusya ile Almanya) o dönem İran'a karşı bir savaş kararı almış olduklarını da sözlerine ekledi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Ruhani, sözlerini şöyle sürdürdü:

Eğer 2013 seçimlerinde halkın kararı olmasaydı, P5+1 İran ile savaşa girme kararı alırdı. Fransa Cumhurbaşkanı 2016 yılında Paris'i ziyaret ettiğimde gazetecilere bunu söylemişti.

Ruhani, katı muhafazakar çizgideki eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad döneminde Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri ve Başmüzakereci olan Said Celili’yi İran'a ‘BM’nin yedi kararının’ dayatılmasına neden olmakla suçladı.

Ruhani, şunları söyledi:

Eğer nükleer anlaşma bu kadar kötüyse, üyesi olduğunuz Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi neden anlaşmayı onayladı. Tartışmalarda söylediklerinizi Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nde on kez söylediniz, yüz kez yanıt aldınız ve yine tekrarlıyorsunuz.

İran'ın yaptırımlar yüzünden 700 milyar dolar zarar ettiğini söyleyen Ruhani, “Son üç yıl boyunca ülke 300 milyar dolar daha zarar etti. Başka bir deyişle ülkeye bir trilyon dolar zarar verdiler. Bize bir trilyon dolarlık zarar verenlere oy vermemeliyiz” ifadelerini kullandı.

Katı muhafazakâr cumhurbaşkanı adayı Said Celili, Ruhani’nin bu açıklamalarından önce pazartesi akşamı reformist aday Mesud Pezeşkiyan ile televizyonda yaptığı münazarada nükleer anlaşmayı sert bir dille eleştirmişti.

Celili, söz konusu münazarada şunları söyledi:

Nükleer anlaşmayı uygulamamıza izin verirseniz santrifüjler yeniden kurulacak ve ekonomi yeniden canlanacak diyorlardı. Bunu neden yapmadılar? İran (nükleer anlaşmadaki) taahhütlerinden daha fazlasını yerine getirdi, ama sonuç ne oldu? Karşı taraf geri çekildi ve yaptırımları 800'den bin 500'e çıkardı.

Celili, nükleer anlaşma müzakerelerine ilişkin beklentiler hakkında ise şöyle söyledi:

Önce taahhütlerini yerine getirmeliler, getirmezlerse onları beklemeye devam etmemeli ve başka fırsatlar aramalıyız. Kendileri başarısız olduklarını kabul ediyorlar, ama biz onların başarısızlığını kabul etmiyoruz.

Celili, rakibi Pezeşkiyan’ın nükleer anlaşmaya varma planlarını sorduğunda ise bu konuya ‘zayıflıkla değil güçle’ yaklaşacağını söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

Öte yandan Pezeşkiyan’ın seçim kampanyası ekibi, televizyonda canlı yayınlanan münazarada soruların dağıtılma şekli nedeniyle devlet televizyonunu protesto ederek, televizyon kanalını muhafazakar cumhurbaşkanı adayı Celili lehine taraflı davranmakla suçladı.

Pezeşkiyan’ın seçim kampanyası ekibinin yöneticisi Ali Abdulalizade yargıya, İçişleri Bakanlığı’na, Yüksek Seçim Komisyonu’na, Başsavcılığa ve Anayasayı Koruyucular Konseyi’ne birer mektup göndererek muhafazakâr cumhurbaşkanı adayı Said Celili lehine seçimlere ‘açık ve net müdahaleleri’ nedeniyle resmi haber ajanslarına hesap sorulması çağrısında bulundu.

Reformist kanada yakın haber ajansları Abdulalizade’nin şikayet ettiği medya kuruluşlarının İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın Faris ve Tesnim haber ajanslarının yanı sıra Civan gazetesi ve genel yayın yönetmeni İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney tarafından atanan katı muhafazakar görüşlü gazete Keyhan olduğunu bildirdi.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Ruhani, yaptırımların İran'ı bir trilyon dolar zarara uğrattığını söyledi
Çarşamba, Temmuz 3, 2024 - 17:45
Main image: 

<p>Ruhani'nin geçen hafta cumhurbaşkanı adayı Mesud Pezeşkiyan ile görüştü / Fotoğraf: Ruhani’nin kişisel internet sayfası</p>

related nodes: 
İsrail, Hizbullah ve İran: Çıkarların buluşması ve uyumsuzluğu
İsrail, Hizbullah'a karşı tüm gücünü kullanmakla, İran’ı ise yıkım ile tehdit etti
İsrail, Hizbullah'a karşı tüm gücünü kullanmakla, İran’ı ise yıkım ile tehdit etti
Type: 
SEO Title: 
Ruhani Celili'yi eleştirdi: BM kararlarının şekillendirdiği yönetime oy vermeyin
copyright Independentturkish: 

Suriye Devlet Başkanı Özel Danışmanı Luna eş-Şibil trafik kazası geçirdi

Suriye Devlet Başkanı'nın Özel Medya Danışmanı Luna eş-Şibil, Şam'a giden yollardan birinde geçirdiği trafik kazasının ardından eş-Şami Hastanesi'nde yoğun bakıma alındı.

Şarku’l Avsat’ın SANA'dan aktardığına göre, Suriye Devlet Başkanlığı Siyasi ve Medya Ofisi'nden yapılan açıklamada, “Özel Danışman Luna eş-Şibil dün öğleden sonra Şam'a giden yollardan birinde trafik kazası geçirdi” denildi.

Açıklamanın devamında, “Kaza, kendisini taşıyan aracın savrulmasına ve yoldan çıkmasına yol açtı. Burada araç birkaç yere çarptı ve bu da danışmanın ciddi şekilde yaralanmasına neden oldu. Danışman başındaki kanama nedeniyle uzman sağlık ekibi tarafından tedavi edilmek üzere Şam'daki bir hastaneye götürüldü” ifadesi yer aldı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) daha önce ‘Suriye rejimi içinden’ olarak tanımladığı kaynaklara dayanarak, Luna eş-Şibil'in dün saat 15:30'da korkunç bir trafik kazası geçirdiğini ve ‘ağır yaralı’ olduğunu doğruladı. SOHR, eş-Şibil'in önce Yafur'daki bir klinikte tedavi edildiğini, ardından Şam'daki eş-Şami Hastanesi'ne nakledildiğini bildirdi.

Olayla ilgili gizemli bir durum olduğu ve zırhlı bir aracın arkadan çarparak arabayı yolun ortasına ittiği yönünde çeşitli haberler yayıldı. Bir başka habere göre ise kendisine çarpan aracın ön kısmında metal bir destek bulunuyordu ve bu da eş-Şibil'in ciddi bir beyin kanaması geçirmesine neden oldu.

Sosyal medya bu haberle çalkalanırken, yerel medya ‘çok ağır kanaması olduğunu’ ve hayatta kalma ihtimalinin düşük olduğunu bildirdi. Yerel bir internet sitesine göre, Suriye Devlet Başkanı'nın Özel Danışmanı Şam'daki eş-Şami Hastanesi'nde kritik bir durumda yatıyor ve hastaneden çıkamayacağı düşünülüyor.

İnternet sitesi, Baas Partisi'nin üyesi olan kocası Ammar Saati'nin onunla birlikte arabada olmadığını kaydetti. Siteye göre Saati, eşiyle birlikte Rusya'nın Soçi kentine seyahat etmeyi planlıyordu. Önce kendisi seyahat edecek ve ardından eşi gelecekti, ancak geçen hafta seyahat etmesi engellendi.

Diğer taraftan Luna'nın kardeşi Mulhem eş-Şibil, bir hafta önce Şam'da gözaltına alındı. Luna eş-Şibil ve eşi Ammar Saati'nin de ABD ve İngiltere'nin yaptırım listelerinde yer aldığı biliniyor.

Memleketi Suriye'nin güneyindeki Suveyda kenti olan Luna eş-Şibil, 2003 yılında Şam Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra gazeteci olarak öne çıktı. 2010 yılının ortalarında Suriye Devlet Başkanlığı’nın medya ofisini devraldı ve Beşşar Esed’e yakınlığı nedeniyle savaş yıllarında etkisi arttı. Ardından Suriye'ye askeri müdahalenin ardından Rusya'dan özel destek alarak Devlet Başkanlığı Sarayı’ndaki yetkilerini genişletti.

Luna eş-Şibil, Lübnanlı gazeteci Sami Kuleyb ile evliydi. Ondan ayrıldıktan sonra Suriye Öğrenci Birliği'nin eski başkanı Ammar Saati ile evlendi.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

SOHR, Luna eş-Şibil'in korkunç bir trafik kazası geçirdiğini ve ‘ağır yaralı’ olduğunu doğruladı
Çarşamba, Temmuz 3, 2024 - 17:45
Main image: 

<p>Suriye Devlet Başkanı Özel Danışmanı Luna eş-Şibil / Fotoğraf: Şarku’l Avsat</p>

related nodes: 
Almanya ve İsveç'te 8 kişi, Suriye'de insanlığa karşı işlenen suçlara karıştıkları gerekçesiyle gözaltına alındı
New York Times, "Suriye olaylarını" yazdı: "Sığınmacılar hedef alındı"
Dışişleri Bakanlığı'ndan Türkiye'nin Ortadoğu ve Suriye politikasıyla ilgili iddialar hakkında açıklama
Type: 
SEO Title: 
Suriye Devlet Başkanı Özel Danışmanı Luna eş-Şibil trafik kazası geçirdi
copyright Independentturkish: 

Gazze savaşı sona eriyor... Lübnan cephesi bekliyor

İsrail ordusu, savaşın üçüncü aşamasına hazırlık olarak Gazze Şeridi'ndeki varlığını azaltmaya başladı. Bu da nispeten küçük operasyonlara odaklanmak anlamına geliyor. Ancak Gazze savaşının sona ermesi, İsrail'in Hizbullah'ı sınırdan çekilmeye zorlamakla tehdit ettiği Lübnan cephesinde gerilimin artmasından endişe duyulmasına yol açıyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığı habere göre, ABD'nin Lübnan Özel Temsilcisi Amos Hochstein Paris'te Fransa’nın Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian ile bir araya gelerek Lübnan konusunda yeni görüşmelerde bulunacak. Hochstein ayrıca, Elysee Sarayı'nda Lübnan-İsrail sınırında gerilimin artmasını önlemek için çalışan diplomatik hücreyle de bir araya gelecek.

İsrail'in kuzey cephesindeki askeri hazırlıklarının ortasında İran, İsrail'in Lübnan'a geniş çaplı bir savaş başlatması halinde Hizbullah'ı askeri olarak desteklemeye hazır olduğunu açıkladı.

Diğer yandan Birleşmiş Milletler (BM) Gazze Kıdemli İnsani Yardım ve Yeniden Yapılanma Koordinatörü Sigrid Kaag, “Gazze Şeridi'nde şu anda 1,9 milyon insan yerinden edilmiş durumda” dedi. Kaag ayrıca, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yeni tahliye emirleri alındığına dair haberlerden ‘derin endişe’ duyduğunu belirtti.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

İsrail'in Han Yunus'ta tahliye talebinin ardından BM ‘derin endişe’ duyuyor… İran Hizbullah'a desteğini yineledi
Çarşamba, Temmuz 3, 2024 - 17:30
Main image: 

<p>Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ta ekmek kuyruğuna giren Filistinli kadınlar / Fotoğraf: AFP</p>

related nodes: 
İstifa eden Amerikan yetkililerden Biden'a: "Bizi Gazze'de suç ortağı yaptın"
Savaştan sonra Gazze: 5 senaryo
Uluslararası güçler Gazze'de ‘ertesi gün’ senaryoları
Type: 
SEO Title: 
Gazze savaşı sona eriyor... Lübnan cephesi bekliyor
copyright Independentturkish: 

Haritadan silinen Cibaliye Mülteci Kampı’ndaki yıkımın boyutu geriye dönen Gazzelileri şoke etti

İsrail ve Hamas arasında devam eden savaş nedeniyle yerlerinden edilen Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı sakinleri geri döndükten sonra artık tanınmaz hale gelen kampın sokaklarında ‘haritadan silinmiş’ bir yer görmenin şokunu yaşıyor.

Cibaliye Mülteci Kampı sakinlerinden Muhammed en-Neccar (33) Fransız Haber Ajansı’na (AFP) “Cibaliye Mülteci Kampı’na yönelik son saldırının yol açtığı yıkımın boyutları beni şaşırttı. Hiçbir şey yok. Her şey üst üste yıkılmış bir moloz yığınına dönmüş durumda. Sokak yok, cadde yok sanki deprem olmuş gibi” diye konuştu. Neccar, sözlerini şöyle sürdürdü:

Cibaliye’de hayat yok, su yok, yol yok, hizmet yok, Kemal Advan'da hastanelere bile hasar verildi, Jeneratörleri yok edildi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

İsrail ordusu son haftalarda Gazze Şeridi'nin bu bölgesinde ağır bombardımanlar düzenlemişti.

AFP muhabirleri son günlerde çok sayıda Filistinlinin İsrail ablukası altındaki Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’na giderek evlerini bulmaya ve kurtarabildiklerini kurtarmaya çalıştıklarını gözlemlediler.

Geri dönme kararlılığı

Erkekler, kadınlar ve çocuklar yıkılmış binaların molozlarıyla dolu bir caddede yürüyordu. Bazı aileler eşek arabalarına şilte ve karton örtüler yerleştirmiş, diğerleri ise eşyalarını omuzlarında taşıyordu.

Ancak büyük yıkıma rağmen Muhammed en-Neccar, bölge sakinlerinin evlerine dönmekte ‘kararlı’ olduklarını söyledi.

Neccar, “İnsanlar evlerine dönmeye, molozların üzerine çadırlar kurmaya ve Cebaliye'yi yeniden ayağa kaldırmakta kararlı. İşgalci İsrail ordusunun ikinci, belki de üçüncü kez geri döneceğinden korkulsa da biz topraklarımızda kalacağız ve burayı terk etmeyeceğiz” diye konuştu.

Gazze Şeridi'ndeki savaş, Hamas'ın 7 Ekim’de İsrail topraklarına daha önce eşi ve benzeri görülmemiş bir saldırı başlatması ve çoğunluğu sivil bin 189 kişinin ölümüne neden olmasıyla başladı. Hamas'ın saldırısı sırasında 252 kişi rehin alınarak Gazze'ye götürüldü. İsrail ordusuna göre 37'si hayatını kaybetmiş olmak üzere 121 rehine halen Gazze'de bulunuyor.

Barış içinde yaşama ihtiyacı

İsrail ordusu, geçtiğimiz ay Cibaliye’deki çatışmaların savaşın başlamasından bu yana ‘belki de en şiddetlisi’ olduğunu söyledi.

Mayıs ayında bölgede yedi rehinenin cesedi bulunmuştu. İsrail ordusunun Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafının kontrolünü ele geçirmesiyle çatışmalar yeniden başladı.

İsrail ordusu, cuma günü askerlerinin Cibaliye’nin doğusundaki ‘görevlerini tamamladığını’ duyurdu.

Cibaliye’nin doğu kısmından gelen silah ve top seslerini hala duyabildiğini söyleyen Muhammed en-Neccar, “Cibaliye’nin doğusundan sürekli top ve silah sesi duyuyoruz. İnsanlar burada kalmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.

Cibaliye Mülteci Kampı’ndan Mahmud Asaliye (50) ise “Cebaliye'deki yıkımın boyutunu, tüm evlerin yıkıldığını ve havaya uçurulduğunu daha önce hiç görmemiştim. Cibaliye bölgesinde her ev ya yakılmış ya top, tank ve uçak füzeleriyle bombalanmış ya da havaya uçurulmuş. İsrail işgal ordusu tarafından bombalanmayan ev yok” şeklinde konuştu. Asaliye, sözlerini şöyle sürdürdü:

Eve geri döndük ve paramparça olmuş ve yıkılmış beton sütunlardan oluşan bir yığın olduğunu gördük, ancak tüm bunlara rağmen Cibaliye’de kalacağız. Direniş güçleriyle İsrail ordusu arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. İsrail ordusu ağır darbe aldı. O da intikamını sivillerin evlerinden ve silahsız insanlardan aldı.

Bir diğer Cibaliye sakini Suad Ebu Salah (47), “Yerinden edilmelerden yorulduk. Savaş bizim ve çocuklarımızın hayatlarını mahvetti. Bu kadar bombalama, dayak ve ölüm yeter! Cibaliye haritadan silindi. Dünyadaki diğer insanlar gibi yaşamak istiyoruz. Bir çözüme, savaşı durdurmaya ve barış içinde yaşamaya ihtiyacımız var” dedi.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Cibaliye Mülteci Kampı sakinleri geri döndüklerinde ‘haritadan silinmiş’ bir yer görmenin şokunu yaşıyor
Pazar, Haziran 2, 2024 - 19:30
Main image: 

<p>Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binalar / Fotoğraf: AFP</p>

related nodes: 
Batılı ülkelerde Filistin'e destek eylemlerinin anlamı ve Woke hareketiyle ilgisi
Fidan, 3-5 Haziran'da Çin'i ziyaret edecek: Gündemde Filistin ve Uygur Türkleri de yer alıyor
İsrail Dışişleri Bakanı, Filistin Yönetimi ile temas kurması halinde Kudüs'teki İspanyol konsolosluğunu kapatmakla tehdit etti
Type: 
SEO Title: 
Haritadan silinen Cibaliye Mülteci Kampı’ndaki yıkımın boyutu geriye dönen Gazzelileri şoke etti
copyright Independentturkish: 

İsrail ile Hizbullah arasında çatışma alanı genişliyor

Güney Lübnan-Kuzey İsrail cephesinde saatler süren şiddetli çatışmalar sonucunda ölümler, yaralanmalar ve yıkımlar meydana geldi. Böylece Tel Aviv ile Hizbullah arasındaki askeri operasyonlar giderek şiddetlenirken çatışma alanı da genişlemeye başladı. Bu gelişmeden kısa bir süre önce İsrail basını, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun orduya Lübnan'a yönelik saldırıların düzeyini arttırma talimatı verdiğini duyurmuştu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

İsrail, cumayı cumartesiye bağlayan gece batı köylerini hedef alan hava saldırılarını arttırırken saldırılarda bir kadın hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Saldırı, büyük bir yıkıma yol açtı. Buna karşın Hizbullah dün, İsrail’e yönelik çeşitli saldırılar düzenledi. İsrail Ordu Radyosu'nun bildirdiğine göre Hizbullah, İsrail ordusunun sahip olduğu en büyük ve en pahalı insansız hava araçlarından (İHA) birini karadan havaya füzeyle düşürdü.

Öte yandan İsrail İHA’larının Hizbullah üyeleri tarafından kullanılan iki motosikleti hedef aldığı bildirildi.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Güney Lübnan’da bir İHA füzelerle düşürüldü, angajman kurallarını çiğneyen hava saldırıları düzenlendi
Pazar, Haziran 2, 2024 - 19:15
Main image: 

<p>İsrail'in dünkü saldırıları sonrası Lübnan'ın güneyindeki sınır köyü el-Hiyam'deki bazı noktalardan yükselen dumanlar / Fotoğraf: AFP</p>

related nodes: 
Rapor: Washington, Hamas ile anlaşmanın tamamlanmasının ardından İsrail ve Lübnan arasında bir anlaşma yapılmasını istiyor
Netanyahu'nun danışmanı Falk: İsrail anlaşmayı kabul etti ancak bu iyi bir anlaşma değil
İsrail'in saldırıları altındaki Gazze'de bir çocuk daha açlıktan hayatını kaybetti
Type: 
SEO Title: 
İsrail ile Hizbullah arasında çatışma alanı genişliyor
copyright Independentturkish: 

Biden'ın önerisi ve “son şansın” kabul edilmesi baskıları

ABD diplomasisi, Başkan Joe Biden tarafından cuma günü açıklanan Gazze’de ateşkes önerisine mümkün olduğunca fazla bölgesel destek toplamak için son saatlerde yoğun bir şekilde çalışıyor. Savaşı sonlandırmak için ‘son şans’ olarak nitelendirilen öneriye Hamas'ın nihai yanıtının ne olacağı belirsizliğini korurken hem İsrail’de hem de Gazze Şeridi'nde ABD'nin İsrail'in garantörü, Mısır ve Katar’ın Hamas'ın garantörü olacağı üç aşamalı anlaşmanın eninde sonunda gün ışığına çıkacağına ve önerinin kabul edileceğine dair beklentiler hakim.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Hamas Hareketi’nden kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda Hamas’ın öneriyi incelediğini, Filistinli gruplarla ve arabulucularla istişare edeceğini ve ardından öneriyi onaylamaya doğru ilerleyeceğini söylediler. Kaynaklar, “Gidişat bizim için olumlu” diye eklediler.

ABD'li ve İsrailli yetkililer, İsrail haber sitesi Walla’ya yaptıkları açıklamada Biden'ın açıklamasının ‘savaşı sonlandırmak için son ve stratejik bir girişim’ olduğunu söylediler.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden dün yapılan açıklamada, İsrail'in savaşı sona erdirmek için öne sürdüğü; Hamas'ın askeri yeteneklerinin ve hükümetinin ortadan kaldırılması, İsrailli tüm rehinelerin serbest bırakılması ve Gazze'nin artık İsrail için bir tehdit oluşturmayacağının garanti edilmesi şeklindeki şartların değişmediği belirtildi.

Öte yandan İsrail muhalefet lideri Yair Lapid, anlaşmanın aşırı sağın hükümetten çekilmesine yol açması halinde Netanyahu’ya ikinci kez ‘güvenlik ağı’ oluşturulması önerisinde bulundu.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Hamas öneriyi kabul edebileceğinin sinyalini verirken İsrail muhalefeti, Netanyahu'ya 'güvenlik ağı' oluşturulmasını önerdi
Pazar, Haziran 2, 2024 - 19:15
Main image: 

<p>İsrail askerlerinin çekilmesinin ardından yerinden edilenler Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’na geri dönüyor / Fotoğraf: AP</p>

related nodes: 
Rapor: Washington, Hamas ile anlaşmanın tamamlanmasının ardından İsrail ve Lübnan arasında bir anlaşma yapılmasını istiyor
Netanyahu'nun danışmanı Falk: İsrail anlaşmayı kabul etti ancak bu iyi bir anlaşma değil
İsrail'in saldırıları altındaki Gazze'de bir çocuk daha açlıktan hayatını kaybetti
Type: 
SEO Title: 
Biden'ın önerisi ve “son şansın” kabul edilmesi baskıları
copyright Independentturkish: 

Rapor: Washington, Hamas ile anlaşmanın tamamlanmasının ardından İsrail ve Lübnan arasında bir anlaşma yapılmasını istiyor

İsrail Yayın Kurumu'nun bugün yaptığı açıklamaya göre ABD, Gazze Şeridi'nde İsrail ile Hamas arasında bir ateşkes anlaşmasına ve esir değişimine varmayı başarması halinde Lübnan ile İsrail arasında da bir ateşkes anlaşması imzalanmasını istiyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Şarku’l Avsat’ın Arap Dünyası Haber Ajansı'ndan (AWP) aktardığına göre İsrail Yayın Kurumu, yetkililerin ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns liderliğindeki ABD arabuluculuk çabalarının Gazze ve Lübnan'da uzun vadeli bir ateşkese odaklandığını söylediğini aktardı.

ABD Başkanı Joe Biden cuma günü Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmek için üç aşamalı bir plan sundu.

Daha önce de İsrail, Hamas'la ateşkes ve esir takası anlaşması yapılması için yeni bir teklif sunmuştu.

İsrail Yayın Kurumu bugün İsrailli ve ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde, İsrail'in sunduğu öneri belgesinin Hamas'ın bir ay önce sunduğu ve o dönemde İsrail tarafından onaylanmayan öneri belgesine çok benzediğini belirtti.

İsrail ile Hamas arasında 7 Ekim'de Gazze Şeridi'nde patlak veren savaştan bu yana Hizbullah ile İsrail neredeyse her gün karşılıklı olarak bombardıman düzenliyor.

AFP'nin Hizbullah'ın açıklamalarından ve resmi Lübnan kaynaklarından elde ettiği verilere göre, gerginliğin başlamasından bu yana Lübnan'da 80'den fazla sivil ve 291 Hizbullah savaşçısı olmak üzere en az 450 kişi öldürüldü. Ölenler arasında 10'u İslam Toplumu Sağlık Örgütü'nden olmak üzere yaklaşık 20 sağlık görevlisi de bulunuyor.

İsrail tarafı ise 14 askeri personel ve 11 sivilin öldüğünü açıkladı.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

ABD arabuluculuk çabalarının Gazze ve Lübnan'da uzun vadeli bir ateşkese odaklandığını söylediğini aktardı
Pazar, Haziran 2, 2024 - 19:15
Main image: 

<p>İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki sınır köyü el-Hıyam'a düzenlediği saldırının ardından dumanlar yükseliyor / Fotoğraf: AFP</p>

related nodes: 
Netanyahu Lübnan sınırında 'sürpriz' tehdidinde bulundu
Güney Lübnan savaşı: Hizbullah el-Gacir’i hedef alırken bir yandan da 6 üyesinin yasını tutuyor
Gazze sonrasına ertelenmiş Lübnan
Type: 
SEO Title: 
Rapor: Washington, Hamas ile anlaşmanın tamamlanmasının ardından İsrail ve Lübnan arasında bir anlaşma yapılmasını istiyor
copyright Independentturkish: 

Liberman: Savunma Bakanlığı için Netanyahu'dan teklif aldım

Yisrael Beiteinu (Evimiz İsrail) Partisi lideri Avigdor Liberman, hafta sonu İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan Savunma Bakanı olma teklifi aldığını söyledi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Liberman, Yedioth Ahronoth gazetesinde bugün yayınlanan röportajında, “Netanyahu çok güçlü bir baskı altında. Geçen hafta da katılma teklifleri vardı ve bunlar Netanyahu'nun bilgisi dahilinde yapıldı” dedi.

İsrail Başbakanlık Ofisi’nden dün yapılan açıklamaya göre Netanyahu, Gazze savaşını sona erdirmek için şartlarının değişmediğini yineleyerek, Hamas'ın liderliğinin ve askeri kapasitesinin yok edilmesinin ve tüm esirlerin geri dönmesinin ön koşul olduğunu ifade etti.

İsrail'in kabul ettiği esirlerin serbest bırakılmasına ilişkin önerilen anlaşmanın ayrıntıları ortaya çıkarken, on binlerce İsrailli dün gece Hamas hareketiyle varılacak anlaşmayı desteklemek üzere sokaklara döküldü.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Liberman, “Netanyahu çok güçlü bir baskı altında. Geçen hafta da katılma teklifleri vardı ve bunlar Netanyahu'nun bilgisi dahilinde yapıldı” dedi
Pazar, Haziran 2, 2024 - 19:00
Main image: 

<p>Yisrael Beiteinu (Evimiz İsrail) Partisi lideri Avigdor Liberman / Fotoğraf: DPA</p>

related nodes: 
Netanyahu'nun danışmanı Falk: İsrail anlaşmayı kabul etti ancak bu iyi bir anlaşma değil
İsrail'in saldırıları altındaki Gazze'de bir çocuk daha açlıktan hayatını kaybetti
Biden açıkladı: İsrail'den Hamas'a 3 aşamalı ateşkes teklifi
Type: 
SEO Title: 
Liberman: Savunma Bakanlığı için Netanyahu'dan teklif aldım
copyright Independentturkish: 

Bloomberg: Aramco'nun teklif edilen tüm hisseleri birkaç saat içinde satıldı

Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’tan aktardığı habere göre hisselerin halka arz açıldıktan sonra birkaç saat içinde teklif edilen tüm hisselere talep geldi. Fiyatlar 26,70 riyal ile 29 riyal arasında değişti.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Yurtdışından ne kadar başvuru geldiği ise henüz açıklanmadı.

Suudi Arabistan yüzde 0,64'lük bir hisseyi temsil eden 1,545 milyar hisse satmayı planlıyor. Hükümet, teklifin bir parçası olarak daha fazla hisse satma opsiyonunu kullanırsa 1,2 milyar dolar daha toplayabilir.

Suudi Arabistan hükümeti Aramco'nun yaklaşık yüzde 82'sine, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ise yüzde 16'sına sahip.

Arz, Suudi Arabistan'da yeni hisse satışlarına yönelik talebin güçlü olduğu bir döneme denk geliyor. Son haftalarda dört şirket ilk halka arzları için 176 milyar dolar değerinde talep alırken, fon yöneticileri son iki yılda neredeyse garantili getiri sunan anlaşmalara akın etti.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Bloomberg, bugün halka arzın açılmasından kısa bir süre sonra 12 milyar dolar değerindeki Saudi Aramco hisselerinin satıldığını bildirdi.
Pazar, Haziran 2, 2024 - 19:00
Main image: 

<p>Bloomberg'e göre, teklif edilen tüm hisseler için talep vardı / Fotoğraf: AFP</p>

related nodes: 
Suriyeli hacılar 2012'den bu yana ilk kez Suudi Arabistan'a hava yoluyla geliyor
Suudi Arabistan’dan hacılar için çeşitli seçenekler içeren 6 paket
Suudi Arabistan'ın hamlesi İsrail'de yankı buldu: "En sert açıklama"
Type: 
SEO Title: 
Bloomberg: Aramco'nun teklif edilen tüm hisseleri birkaç saat içinde satıldı
copyright Independentturkish: 

Netanyahu'nun danışmanı Falk: İsrail anlaşmayı kabul etti ancak bu iyi bir anlaşma değil

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun dış politika danışmanı Ophir Falk, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki savaşı kademeli olarak sona erdirmek üzere ABD Başkanı Joe Biden tarafından önerilen çerçeve anlaşmayı kabul ettiğini doğruladı, ancak anlaşmayı kusurlu ve üzerinde daha fazla çalışılması gereken bir anlaşma olarak niteledi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Falk bugün İngiliz The Sunday Times gazetesine verdiği röportajda Biden'ın teklifiyle ilgili olarak şu ifadeleri kullandı: “İyi bir anlaşma değil ama kabul ettik. Esirlerin hepsinin serbest bırakılmasını umutsuzca istiyoruz” şeklinde değerlendirdi.

“Üzerinde çalışılması gereken pek çok ayrıntı var” diyen Falk, İsrail'in ‘esirlerin serbest bırakılması ve Hamas'ın soykırım yapan bir terör örgütü olarak yok edilmesi’ gibi koşullarının değişmediğini belirtti.

ABD diplomasisi, Başkan Joe Biden tarafından Cuma günü açıklanan Gazze ateşkes önerisine mümkün olduğunca fazla bölgesel destek sağlamak için son saatlerde yoğun bir şekilde harekete geçti. Savaşı sona erdirmek için ‘son şans’ olarak nitelendirilen öneriye Hamas'ın nihai yanıtının ne olacağı belirsiz olsa da İsrail ve Gazze Şeridi'nde, ABD'nin İsrail'in, Mısır ve Katar'ın da Hamas'ın garantörü olacağı üç aşamalı anlaşmanın eninde sonunda gün ışığına çıkacağına dair beklentiler var.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Falk, “Esirlerin hepsinin serbest bırakılmasını umutsuzca istiyoruz” dedi
Pazar, Haziran 2, 2024 - 18:45
Main image: 

<p>İsrail polisi, Tel Aviv'de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetini protesto eden bir kişiyi gözaltına alırken / Fotoğraf: AP</p>

related nodes: 
İsrail'in saldırıları altındaki Gazze'de bir çocuk daha açlıktan hayatını kaybetti
Biden açıkladı: İsrail'den Hamas'a 3 aşamalı ateşkes teklifi
İsrail Dışişleri Bakanı, Filistin Yönetimi ile temas kurması halinde Kudüs'teki İspanyol konsolosluğunu kapatmakla tehdit etti
Type: 
SEO Title: 
Netanyahu'nun danışmanı Falk: İsrail anlaşmayı kabul etti ancak bu iyi bir anlaşma değil
copyright Independentturkish: 

CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Kaçak çayları yakmaya Kemal Bey'i de davet edeceğiz

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Rize 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen mitingde, çayda fiyat açıklandığı günden itibaren Rize'de büyük bir moral bozukluğu, umut kırıklığı, yükselen bir tansiyon olduğunu öne sürdü.

Milletin gündeminde olmayan hiçbir konunun kendisinin ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin gündeminde olmayacağını belirten Özel, "Asla kısır çekişmelerle kimlik siyasetiyle lüzumsuz polemik ve kavgalarla meşgul olmayacağız ama milletin gündeminde ne varsa o bizim gündemimizde olacak. Onu konuşacağız, onu anlatacağız. Müzakereler yapacağız. Eğer sonuç alamazsak sokaklar bizimdir, meydanlar bizimdir, sizin sesinizi, sesimizi duyuracağız" ifadelerini kullandı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Özel, birilerinin siyasetteki normalleşmeden rahatsızlık duyduğunu ifade ederek, normalleşmenin muhalefetin dozunu düşürmek, vatandaşın sorununu görmemek olmadığını söyledi.

Normalleşmenin müzakere ve mücadele etmek olduğunu dile getiren Özel, şöyle devam etti:

Buradan Sayın Erdoğan'a kendi memleketinde hakaret etmenin, tartışmanın, onunla kavga etmenin ne bana ne kendisine ne Rize'ye ne Türkiye'ye faydası var. Ancak ben buradan Sayın Erdoğan'a kendi memleketinden, AK Partili, MHP'li, CHP'li, İYİ Partili her görüşten hemşehrisinin sesini duyurmaya, çay üreticisinin sesini duyurmaya geldim. Rize'den katılımın yanı sıra Artvin'den, Trabzon'dan, Ordu'dan, Giresun'dan çay üreticileri var. Hepiniz hoş geldiniz. Bugün mücadeleye destek olmak, hemşehrilerinin yanında olmak için Samsun'dan dahi kalkıp gelenler var, hoş geldiniz. Buraya katılımlarına katkı sağlayan il başkanlarıma, örgütümüze yürekten teşekkür ediyorum. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bugün burada bulunmamızın en önemli sebebi 31 Mart'ta hep birlikte büyük bir başarı kazandığımız Türkiye ittifakının bize yüklediği sorumluluktur. O yüzden ben Türkiye ittifakının verdiği görev ve sorumlulukla buraya geldim.

Özel, mitingin düzenlendiği alandaki bayraklara dikkati çekerek, "Meydanda Türk bayrağının yanında miting bayrakları var. Miting bayraklarını gösterin. Üzerinde 'Çayda sömürüye son yazıyor.' ama aynı zamanda bayrağın kırmızısını, çayın yeşilini ve karasını ama Filistin bayrağının rengini taşıyor. Bu tasarım için, kendi derdini anlatırken Filistin'i unutmayanlar için emeği geçenlere, il başkanımıza, milletvekilimize yürekten teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun" diye konuştu.

AA-20240602-34758610-34758607-CHP_GENEL_BASKANI_OZGUR_OZEL_RIZEDEKI_CAY_MITINGINDE_KONUSTU.jpg
Fotoğraf: AA

 

Filistin'i tanıyan ülkeleri tek tek aradıklarını ve teşekkür yazısı yolladıklarını kaydeden Özel, "Şu ana kadar 50'ye yakın ülke tanıdı. Bütün dünyanın Filistin'i tanımasını bekliyoruz. 'Zulüm dursun' diyoruz, İsrail'in yaptığı katliamları, soykırımını bir kez de Rize'den lanetliyoruz" dedi.

Özel, Türkiye'nin bir tarım ülkesi olmasıyla yıllarca övündüklerini, son yıllarda bu vasfın kaybedilmesini üzüntüyle takip ettiklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

Çiftçilere gayrisafi milli hasılanın yüzde 1'i kadar destekleme verilecekti. Peki hiç verildi mi? Hiç verilmedi. Ne kadar veriliyor? Binde 2. Yüzde 1, binde 2. Öyle olunca toplamda 853 milyar lira alacağınız var devletten. Sadece geçen sene 178 milyar lira ödenmesi gerekirken size ödenmeyen desteklemedir ve bu sene eğer yüzde 1 verilecek olsa alınacak para 410 milyar lira iken bu parayı sizlere, çay üreticilerine, fındık üreticilerine, bizi doyuranlara ödemek yerine, çetelere, müteahhitlere, zenginlere verenlere yazıklar olsun. Hangi ürüne ne destek verileceği 1 yıl önceden ilan edilmelidir. Çiftçi ne ekip biçeceğine ona göre karar vermelidir. Ayrıca bu ürünlerden destek verilen, üretilmesi istenenler için yüksek primli teşvik sistemi oluşturulmalıdır. Sulamada kullanılan elektrik borçları hemen bugün değil, ürün satılınca ödenebilmelidir.

Özgür Özel, çiftçilere ait banka ve tarım kredisi borçlarının faizlerinin silinerek 5 yıla kadar yapılandırılması, çiftçinin elinde kalan ürünlerin devlet tarafından mutlaka alınması gerektiğini söyledi.

AA-20240602-34758610-34758596-CHP_GENEL_BASKANI_OZGUR_OZEL_RIZEDEKI_CAY_MITINGINDE_KONUSTU.jpg
Fotoğraf: AA

 

"Bu çay mitingi 100 yıllık bir yürüyüşün geldiği noktadır"

Gıda enflasyonunu düşürmek için üretici fiyatını düşürmek yerine üretim maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini kaydeden Özel, "Çiftçilerin çektikleri sıkıntıları bitirmek gerekir. Çaya gelince Cumhuriyet Halk Partisi'nin bugün Rize meydanında yapmış olduğu bu çay mitingi 100 yıllık bir yürüyüşün geldiği noktadır. 100 yıldır buralarda çay tarımı yapılmaktadır. Ancak Türkiye çay tüketiminde birinci sıradayken çay üretiminde beşinci sıradadır. Yani diğer ürünlerde, örneğin üzümün çoğu ihraç edilmektedir. Fındıkta benzer durumlar vardır. Ama çayda yerli tüketim yeterince vardır" ifadelerini kullandı.

Özel, sadece çay ithalatının denetlenmesi ve kaçak çaya engel olunması halinde sıkıntıların çözülebileceğini savunarak, şöyle devam etti:

1,5 milyon insan, 210 bin aile çayla geçiniyor. Maalesef bugün en büyük sıkıntı cumhuriyet tarihi boyunca en kötü durum buradadır. Biliyorsunuz bir çay fiyatı açıkladılar. Kim açıklar çay fiyatını? Bakan, başbakan açıklar. Şimdi bakan yok, başbakan yok, hükümetin başı gelir açıklar. Senelerce tütün fiyatı, memleketim Manisa'da Akhisar'da açıklandı. Üretici fiyatı beğenirse kasketi havaya atardı gazeteler yazardı, 'Fiyat güzel, kasket havada.' Fiyat beğenilmezse kasketi alırdı yere çalardı, tütün fiyatı kötü, kasketler yerde. Şimdi hadi bakalım gelin açıklayın, ortada kimse yok. Çay fiyatını açıklamayan bir tarım bakanı, çay fiyatını açıklamayan hükümetin başkanı, Cumhurbaşkanı olur mu? Çayı niye tweet atarak açıklıyorsunuz? Gelin Rizelinin gözüne bakın, 17 lirayı söyleyin, bakalım kasketler nasıl yere çalınıyor. 17 lira çay fiyatını açıklamaya utanıp tweet attırıyorlar. '2 lira da destekleme var' diyor. Seneye martta, nisanda. O yüzden o 2 lira da bugünün 2 lirası değil, 1 sene sonranın 2 lirası.

Verilen 17 liralık yaş çay alım fiyatını kabul etmediklerini belirten Özel, ÇAYKUR'da çalışan işçilerin de sorunu bulunduğunu söyledi.

AA-20240602-34758610-34758597-CHP_GENEL_BASKANI_OZGUR_OZEL_RIZEDEKI_CAY_MITINGINDE_KONUSTU.jpg
Fotoğraf: AA

 

 "Önergeyi vereceğiz, gözünüzün içine bakacağız"

Özel, çay üreticisinin sorunlarının çözümü konusunda önceliğin çay kanununun çıkarılması olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Ancak bu kanun hükümetin 1,5 yıl önce getirdiği, çay üreticisini perişan eden, tamamen özel sektörün eline teslim eden, uluslararası çay tekellerinin topraklarımızda egemenlik kurmasını sağlayacak bir teklif olmamalıdır. Biz geçmişte sizin hemşehriniz İstanbul milletvekilimiz Mehmet Bekaroğlu'yla bu dönem sizin evladınız, bizim abimiz Tahsin Ocaklı ile dört başı mamur bir çay teklifi verdik. Teklife 'Evet' dediğinde, işçinin de sorunu çözülüyor, üreticinin de sorunu çözülüyor, Rize'nin de yüzü gülüyor. Trabzon'un da Artvin'in de nerede çay üreten varsa yüzü gülüyor. Taşkın Bey önergeyi verdi, maalesef AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi. Buradan çağırıyoruz, Tahsin Bey öneriyi bir daha verin, hemşehrileriniz için verin. Buradan Sayın Bahçeli'ye, Sayın Erdoğan'a, Rize'nin bütün milletvekillerine, Karadeniz vekillerine sesleniyoruz. Önergeyi vereceğiz, gözünüzün içine bakacağız. Rize'yi unutmayın. Çay üreticisi elini uzatıyor, bu eli havada bırakmayın, bu eli boşta bırakmayın. Tutun elimizi tutun, önergeyi reddetmeyin."

Çayda her yıl üretim maliyetlerinin üzerine hakkaniyetli bir kar oranı konularak taban fiyatın erkenden açıklanmasını isteyen Özel, ayrıca organik çay üreticisinin taban fiyatının da açıklanan fiyatın en az iki katı olması gerektiğini kaydetti.

"Yurda kaçak yollarla gelen çaylar engellenmelidir"

Özel, çaya yönelik destekleme oranlarının artırılması gerektiğini öne sürerek, "Çay üreticisine söz verilen banka promosyon ödemelerine derhal başlanmalı. Çay verimliliğin artması için düşük verimlilikle mücadele yapılmalı, ürün çeşidi artırılmalı, yurda kaçak yollarla gelen çaylar engellenmelidir. Buradan hatırlayalım, bir selam yollayalım, ne diyordu Kemal Bey? 'Kaçak çayları getireceğim, Rize meydanında yakacağım.' CHP'yi iktidara taşıyacağız. Kaçak çayları buraya getireceğiz. Çayları yakmaya Kemal Bey'i de davet edeceğiz. Kemal Bey'in sözü partimizin sözüdür. Eninde sonunda o işi yapacağız" dedi.

Konuşması öncesinde çay fabrikalarının bacalarında bulunan filtre sistemiyle ilgili şikayetler aldığını aktaran Özel, Rize'de 160'a yakın özel fabrikanın pek azının bacasında filtre bulunduğunu, olmayanların bacalarına filtre takması, ilgili bakanlığın da bunu mutlaka denetlemesi gerektiğini ifade etti.

Özgür Özel, bölgede en önemli sıkıntılardan birinin de fındık üreticisinin sorunları olduğunu belirterek, "Türkiye yüzde 70'ini üretiyor ama parayı çok uluslular kazanıyor. İhracat gelirimiz 2 milyar dolar civarında, maliyetler her gün artıyor. Biz fındığın sorunlarını biliyoruz. 'Fındıkla ilgili sakın çayda yapılanları yapmaya kalkmayın.' diye uyarıyoruz. Karadeniz'i batısından, ortasından doğusuna yalnız bırakmamaya Karadeniz'le birlikte olmaya söz veriyoruz. Hep burada, hep yanınızda olacağız. Bugün Rize'ye geldik, sizi duyduk, sesimizi duyurduk. Bundan sonra da hep birlikte olacağız. Bugün burada olan sosyal demokratlara, muhafazakar demokratlara, milliyetçi demokratlara, Rize'nin bütün demokratlarına teşekkür ediyorum" diye konuştu.

Çayın baş tacı olduğu günleri görmek istediklerini dile getiren Özel, "Artık yüzümüz gülsün, Rize'nin yüzü gülsün istiyoruz. Rize'deki AK Partililer, Rize'deki MHP'liler alın terinin rengi, alın terinin partisi olmaz. Alnınızın teri kutsaldır. Alın terinin karşılığını vermek devletin boynunun borcudur. Doğru çay fiyatının, 31 Mart tarihinde yapılan seçimden önce Rize Pazar'da 25 lira olması gerektiğini söylemiştim. Buradan çağrımı tekrarlıyorum. 17 liralık fiyatın üzerine tam 8 liralık destekleme verilmeli. Bu para da en geç ağustos ayının sonunda ödenmelidir. Buradan sesimizi duyuralım. Ne kadar istiyoruz? 25" değerlendirmesinde bulundu.

Özgür Özel, miting öncesinde Gündoğdu Mahallesi'ndeki bir çay bahçesine giderek üreticilerle bir araya geldi, çay hasat etti.

 

AA

Özel,” Cumhuriyet Halk Partisi'nin bugün Rize meydanında yapmış olduğu bu çay mitingi 100 yıllık bir yürüyüşün geldiği noktadır” dedi
Pazar, Haziran 2, 2024 - 18:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Küçükçekmece’de 4 katlı bina çöktü
İBB Başkanı İmamoğlu: İstanbul'da sıkıntılı bina sayısı yüksek
Bakan Yerlikaya çöken binada inceleme yaptı: İçişleri ailesi olarak biz de mülkiye başmüfettişi görevlendirdik
Type: 
SEO Title: 
CHP Genel Başkanı Özgür Özel 'Çay mitinginde" konuştu: Kaçak çayları yakmaya Kemal Bey'i de davet edeceğiz
copyright Independentturkish: 

İBB Başkanı İmamoğlu: İstanbul'da sıkıntılı bina sayısı yüksek

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, Kartaltepe Mahallesi Belediye Caddesi ile Geçit Sokağı'nın kesişim noktasındaki, 1 kişinin hayatını kaybettiği, 8 kişinin de yaralı kurtarıldığı çöken 3 katlı binanın enkaz alanında incelemelerde bulundu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

İncelemelerinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan İmamoğlu, ruhsatlı yapının üzerine 1,5 kata yakın bir kaçak yapı yapıldığını ancak buna dair belediyenin kayıtlarında herhangi bir ihbar ya da şikayetin bulunmadığını söyledi.

Eski binaların birçoğunda niteliksiz işçilik ve malzeme kullanıldığının ortaya çıktığını dile getiren İmamoğlu, şöyle devam etti:

Vali ve kaymakamla istişareler yaptık. Şu an tetkiklerimiz devam ediyor. Yakın, komşu binalarla ilgili de boşaltma işlemleri yapıldı. Hem Küçükçekmece Belediyemiz hem de bizim ekiplerimiz burada. Olabildiğince hızlı ve pratik bir biçimde yakın çevresini de içine alan bir şekliyle Küçükçekmece Belediyemiz ve Büyükşehir Belediyemizin ekipleri bugün bir araya gelerek, 'O bölgede tarama yapılmış alan var mı? Yapılmamışsa hızlıca nasıl yaparız?' diye bugün itibarıyla eyleme geçecek. Olabildiğince hızlı bir şekilde yakın çevre binalarının da fiziki durumları gözden geçirilerek gerekli işlemlerin yapılması noktasında kaymakamlığımız ve valiliğimizin de desteğiyle sıkı bir biçimde süreç takip edilecek.

Depremin İstanbul'un önemli bir meselesi olduğunu ifade eden İmamoğlu, çözümün ise tek elden ve güçlü bir şekilde iradeyi ortaya koyan bir anlayışla süreci yönetebilmekten geçtiğini söyledi.

İmamoğlu, ilçe ve büyükşehir belediyesi, valilik, kaymakamlık ve bakanlık ayrımı yapılmadan konunun bütün olarak ele alınması, İstanbul özelinde bütün sektörlerin içine katıldığı bir yapılanmayla çözüme ulaşılması gerektiğini kaydetti.

Deprem konusunda bütüncül bir yaklaşımla çözümün mümkün olabileceğini belirten İmamoğlu, "Herkes tek salonda, tek mecliste, tek konseyde konuşur ve karar alırlar. İstanbul Deprem Başkanlığı, İstanbul Deprem Konseyi adı her ne ise konulabilir, çözüm buradan geçmektedir. İstanbul'da sıkıntılı bina sayısı yüksek. Bu hızla gidersek 40-50 yılda bunu bitiremeyiz. Depremin riski her geçen gün daha da artıyor. Öyle bir oluşumun, sürecin neferi oluruz. Bakanlık bu işin amiri ve koordinatörü olur her birimiz orada bu işin paydaşı oluruz ve bu işi birlikte çözeriz diye duyurumu yapmak isterim" diye konuştu.

İmamoğlu, ekiplerin süreci hızlı bir şekilde toparladıklarını belirterek, hayatını kaybeden Türkmenistan uyruklu kişinin yakınlarına başsağlığı, yaralılara da acil şifalar diledi.

 

AA

.İmamoğlu, “İstanbul Deprem Başkanlığı, İstanbul Deprem Konseyi adı her ne ise konulabilir, çözüm buradan geçmektedir. İstanbul'da sıkıntılı bina sayısı yüksek. Bu hızla gidersek 40-50 yılda bunu bitiremeyiz” dedi .
Pazar, Haziran 2, 2024 - 17:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Küçükçekmece’de 4 katlı bina çöktü
Bakan Yerlikaya çöken binada inceleme yaptı: İçişleri ailesi olarak biz de mülkiye başmüfettişi görevlendirdik
Type: 
SEO Title: 
İBB Başkanı İmamoğlu: İstanbul'da sıkıntılı bina sayısı yüksek
copyright Independentturkish: 

Yerel seçime dair her şey

Türkiye'de yaklaşık 61 milyon seçmen, 5 yıl boyunca görev yapacak yerel yöneticilerini seçmek için 31 Mart'ta sandığa gidecek.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Takvime göre, 21 Mart'ta başlayan propaganda serbestliği, 30 Mart Cumartesi saat 18.00'de, aynı tarihte başlayan seçim yasakları ise 31 Mart saat 23.59'da sona erecek.

Kayıtlı 61 milyon 441 bin 882 seçmenin bulunduğu seçimde, 1 milyon 32 bin 610 genç ilk kez oy kullanacak. 34 siyasi partinin adayının yarışacağı seçimlerde, ülke genelinde 206 binden fazla sandık kurulacak.

Seçimde 81 il, 973 ilçe ve 390 belde belediye başkanı ile 50 bin 336 muhtar belirlenecek, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeliği seçimleri yapılacak.

Seçmen bilgi kağıdının getirilmesi zorunlu olmayacak

Seçmenler, nerede ve hangi sandıkta oy kullanacağını, Yüksek Seçim Kurulunun internet sitesinden, e-Devlet kapısından, YSK'nin Seçmen Sorgulama Mobil Uygulamasından veya 444 9 975 numaralı YSK Çağrı Merkezi'nden kontrol edebilecek.

Seçmenin nerede oy kullanacağını gösteren seçmen bilgi kağıdının getirilmesi zorunlu olmayacak. Seçmen, üzerinde T.C. kimlik numarası bulunan resmi nitelikteki herhangi bir belgeyle oy kullanabilecek.

Seçimlere 34 siyasi parti katılacak. Partilerin oy pusulasındaki sıralaması şöyle:

AK Parti 1, İYİ Parti 2, Sol Parti 3, Büyük Birlik Partisi 4, Memleket Partisi 5, Anavatan Partisi 6, Demokratik Sol Parti 7, Yeniden Refah Partisi 8, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 9, Türkiye Komünist Partisi 10, Anadolu Birliği Partisi 11, Zafer Partisi 12, Halkın Kurtuluş Partisi 13, Türkiye Komünist Hareketi 14, Bağımsız Türkiye Partisi 15, Gelecek Partisi 16, Yeni Türkiye Partisi 17, CHP 18, Emek Partisi 19, HÜDA PAR 20, Hak ve Özgürlükler Partisi 21, Ocak Partisi 22, Adalet Birlik Partisi 23, Demokrat Parti 24, Güç Birliği Partisi 25, Millet Partisi 26, Milli Yol Partisi 27, Adalet Partisi 28, Aydınlık Demokrasi Partisi 29, MHP 30, Türkiye İşçi Partisi 31, Demokrasi ve Atılım Partisi 32, Saadet Partisi 33, Vatan Partisi 34.

Tüm oy pusulaları tek zarfa

Her seçmen, kanunda sayılan istisnalar dışında, hangi sandık seçmen listesinde kayıtlı ise ancak o sandıkta oy kullanabilecek.

Büyükşehir belediyesi sınırlarında yaşayan Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon ve Van'daki seçmen, "büyükşehir belediye başkanı", "belediye başkanı", "belediye meclis üyeliği" ile "muhtarlık ve ihtiyar heyeti" için oy verecek.

Büyükşehir olmayan illerde ise "il genel meclisi üyeliği", "belediye başkanı", "belediye meclis üyeliği" ve "muhtarlık ve ihtiyar heyeti" için oy verilecek. Köylerde de "il genel meclisi üyeliği" ile "muhtarlık ve ihtiyar meclisi" için oy atılacak.

Büyükşehir belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası "beyaz", il genel meclisi üyeliklerine ilişkin pusula "turuncu", belediye başkanlığına ilişkin oy pusulası "mavi", belediye meclisi üyeliğine ilişkin oy pusulası ise "sarı" renkli olacak.

Seçmenler tüm oy pusulalarını tek zarfa koyacak.

Oy verme saatleri

YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak, doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat erkene aldı. Bu nedenle, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis'te ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak. Bu illerin dışında kalan diğer yerlerde oy verme saatleri 08.00-17.00 olacak.

Büyükşehirlerde, sırasıyla büyükşehir belediye başkanlığı, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği ve muhtarlık; diğer illerde ise sırasıyla belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, il genel meclisi üyeliği ve muhtarlık seçimlerine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılacak.

Seçim takvimi işliyor

Seçim takvimine göre, bugün seçmen bilgi kağıtlarının seçmenlere dağıtımı tamamlanacak. Seçmenlere dağıtılamayan seçmen bilgi kağıtları, ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına iade edilecek.

İlçe seçim kurullarınca, sandık kurulu başkanlarına teslim edilecek seçim araç ve gereçlerini içeren malzeme torbalarının hazırlanmasına yarın başlanacak, hazırlıklar 26 Mart Salı günü bitirilecek.

İlçe seçim kurulu başkanı, cumhuriyet başsavcılıklarından 27 Mart 2024 Çarşamba günü saat 17.00'ye kadar tutuklananların, tutuklu seçmen listesinde yazılı olup da tahliye edilenlerin veya tutuklu iken cezaları kesinleşerek hükümlü sıfatını alanların (taksirli suçlardan hükümlüler hariç) isim listelerini isteyecek.

Tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlülere ilişkin listeler 28 Mart Perşembe günü kesinleştirilecek.

Seçim görevlileriyle ilgili eğitim çalışmaları da 29 Mart Cuma günü tamamlanacak.

İl ve ilçe merkezi dışında kalan köy, mahalle ve beldelerde ilçe seçim kurullarınca malzeme torbalarının sandık kurulu başkanlarına teslimi 29 Mart Cuma günü yapılacak.

Malzemeler oy verme günü bina sorumlularına teslim edilecek

İl ve ilçe merkezlerinde ise bina sorumlusu görevlendirilen yerlerde, ilçe seçim kurulu başkanlıklarınca oy verme günü saat 05.00'te malzeme torbalarının bina sorumlularına teslimi, bina sorumlularının da teslim aldığı malzeme torbalarını ilçe seçim kurulu başkanlıklarınca temin edilen araçlarla sandık çevrelerine getirerek görev yerlerindeki sandık kurulu başkanlarına tutanak karşılığı teslim etmesi işlemleri yapılacak.

Bina sorumlusu görevlendirilmeyen yerlerde, ilçe seçim kurulu başkanlıkları, malzeme torbalarını oy verme günü sandık kurulu başkanlarına sandık bölgesinde teslim edecek.

 

AA

Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), 31 Mart'ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri'ne ilişkin açıkladığı takvim işliyor
Pazar, Mart 24, 2024 - 10:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
31 Mart yerel seçimi için 5 adımda oy kullanma rehberi
10 soruda 31 Mart yerel seçimleri
Yerel seçime son 10 gün: Yasaklar bugün başladı
Type: 
SEO Title: 
Yerel seçime dair her şey
copyright Independentturkish: 

Murat Kurum: Sözümün eriyim, geçmişte verdiğim bütün sözleri tuttum

Cumhur İttifakı'nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, "31 Mart'ta inşallah İstanbul'un makus talihini değiştireceğiz. İstanbul'un yüzünü güldüreceğiz, esnafımızın yüzünü güldüreceğiz. Murat Kurum sözünün eridir. Geçmişte sözünü tutmuştur ve yine tutacaktır." dedi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Kurum, İstanbul'un birçok alanında 5 yıldır devam eden sorunlara kapsamlı çözümler sunacaklarını belirterek, "31 Mart'ta İstanbul hizmet belediyeciliğine, eser belediyeciliğine kavuşacak. Tüm İstanbul'un yüzü gülecek. Esnafımızın sorunlarını ilettiler. Otoparkla ilgili, İSPARK'la ilgili sorunların olduğunu söylediler. İnşallah gelir gelmez balık halimizin otopark sorununu çözeceğiz." diye konuştu.

Sorunların çözümü için her zaman esnafla istişare halinde olacaklarını söyleyen Kurum, kapısının her zaman esnafa açık olacağını dile getirdi.

Kurum, İstanbul seçimlerinin önemine değinerek, şöyle konuştu:

İstanbul'un yüzü gülsün. İstanbul'un yüzü gülecek ki Türkiye'nin yüzü gülsün. İnşallah göreve gelir gelmez rüsum bedeliyle ilgili de çalışmalar yapacağız. Hep birlikte oturacağız, çalışacağız ve gerekli iyileştirmeleri rüsum bedelinde de yapacağız. Evine ekmek götürmek için çalışan emekçi kardeşlerim, bizi, büyükşehir belediye başkanınızı her zaman yanınızda göreceksiniz. Gecenin üçünde, sabahın beşinde de olsa siz bizi ne zaman görmek istiyorsanız biz sizin yanınızda olacağız. Esnafımızın kardeşi olacağız. Esnafımızın yoldaşı olacağız.

Murat Kurum, 31 Mart'ın İstanbul için yeni, güzel bir başlangıç olacağını vurgulayarak, "31 Mart'ta inşallah İstanbul'un makus talihini değiştireceğiz. İstanbul'un yüzünü güldüreceğiz, esnafımızın yüzünü güldüreceğiz. Bir hafta sonra 31 Mart akşamı İstanbul'un bayramı olacak. 31 Mart akşamı İstanbul'da tüm yüzler gülecek. Esnafımız sevinecek. Murat Kurum sözünün eridir. Geçmişte sözünü tutmuştur ve yine tutacaktır." ifadelerini kullandı.

 

AA

Beylikdüzü'ndeki Gürpınar Balık Hali'ni ziyaret eden Kurum, balıkçıların sorunlarını dinledi, çözüm önerilerini paylaştı
Pazar, Mart 24, 2024 - 10:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: Twitter</p>

<div id="gtx-trans" style="left:54px; position:absolute; top:44.2px">
<div class="gtx-trans-icon">&nbsp;</div>
</div>

related nodes: 
Murat Kurum: Benim dönemimde imar affı değil, imar barışı çıktı
Kurum: İstanbul'daki deprem riskinin ortadan kaldırılması bizim milli güvenlik meselemiz
Cumhur İttifakı İBB Adayı Kurum: İstanbul'a kazandırdığımız başarıların üzerine konmaya çalışıyorlar
Type: 
SEO Title: 
Murat Kurum: Sözümün eriyim, geçmişte verdiğim bütün sözleri tuttum
copyright Independentturkish: 

Bugün Rusya'da ulusal yas günü

24 Mart'ın yas günü ilan edilmesi kararı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından halka sesleniş konuşmasında duyurulurken, Crocus City Hall’da yaşananları kanlı ve barbarca bir terör eylemi olarak nitelendiren Putin, faillerin, organizatörlerinin ve bu terör eylemini ‘sipariş verenlerin’ adil ve kaçınılmaz bir şekilde cezalandırılacağı sözünü vermişti.

Sputnik'te yer alan habere göre; Rusya Soruşturma Komitesi, saldırının gerçekleştirildiği binadaki enkaz kaldırma sırasında, ölü sayısının 133'e yükseldiğini açıklarken, kurtarma çalışmalarının sona erdiği, ancak enkaz kaldırma çalışmalarının sürdüğü belirtildi.

Rusya'da Yas Günü ilan etme yetkisinin sadece Devlet Başkanına ait olduğu bilinirken, bugün de devlet bayrakları yarıya indiriliyor, ülkedeki tüm kültür ve eğlence etkinliklerini iptal etmeleri tavsiye ediliyor.

TV kanalları da reklam ve eğlence programlarını yayınlamıyor. Sovyet döneminde yas sadece Vladimir Lenin ve Joseph Stalin, Leonid Brejnev, Yuri Andropov ve Konstantin Çernenko gibi liderlerin ölümünden sonra ilan edilmişti. Bunun istisnası ulusal kahraman, dünyanın ilk kozmonotu Yuri Gagarin'in ölümü olarak kaydedilmişti. Aralarında Nikaragua ve Sırbistan’ın da bulunduğu bazı ülkeler de bu günü Rusya ile dayanışma amacıyla ulusal yas ilan ederken, Moskova'daki İngiliz ve Avustralya büyükelçiliklerinde de ulusal bayraklar indirildi.

Ne olmuştu?

Kimliği belirsiz kişiler Krasnogorsk'taki Crocus City konser salonuna girerek ateş etmeye başladı. ‘Piknik’ grubunun konserinin olduğu salonda düzenlenen saldırı sonucunda, 133 ölü ve onlarca yaralının olduğu bildirildi. Moskova Bölgesi Sağlık Bakanlığı’nın sabah yaptığı açıklamada hayatını kaybedenlerin arasında 3 çocuğun bulunduğu aktarıldı.

 

Sputnik
 

Moskova yakınlarındaki Crocus City Hall konser salonuna düzenlenen saldırıda hayatını kaybedenler için bugün Rusya'da ülke çapında ulusal yas ilan edilirken, bu ülkenin modern tarihindeki 30’uncu ulusal yas günü niteliği taşıyor
Pazar, Mart 24, 2024 - 09:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: Reuters</p>

related nodes: 
Rusya'yı hedef tahtasına koyan IŞİD-Horasan örgütü hakkında ne biliyoruz?
Rusya'yı sarsan Moskova saldırısına dair tüm bilinenler
Type: 
SEO Title: 
Bugün Rusya'da ulusal yas günü
copyright Independentturkish: 

İmamoğlu'ndan kabineye: Bir aydır devlet vazifelerini unuttular gelip bizimle yarışıyorlar

Cumhuriyet'te yer alan habere göre; İBB Başkanı İmamoğlu, İstanbul’daki seçim sürecine dikkati çektiği açıklamasında, bakanların ilçelerde gerçekleştirdiği mitinglere işaret ederek, “Cumhurbaşkanı yardımcısı İstanbul’da propaganda yapıyor. Seçimin son 2-3 günü de cumhurbaşkanı gelir” dedi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

İmamoğlu "İsanbul seçiminin sonucu Türkiye’nin siyasi geleceğini nasıl etkileyeceğine" dair soruyu şöyle yanıtladı:

Bu seçimlerde, ışıl ışıl, güler yüzlü, akılcı bir İstanbul, ne yaptığını bilen, halkına yalan söylemeyen, bir avuç insanı değil, 16 milyonu gözeten bir yönetim için oy kullanacağız. İşte bu İstanbul ittifakının gerçekleşmesi için çok önemli bir aşama. Ama İstanbul ittifakının asıl kendini göstereceği dönem seçimden sonra olacak. Seçimden sonra bu meydan büyümeye devam edecek. Mutlu, eşit, müreffeh Türkiye için İstanbul ittifakı ulusal bir ittifaka dönüşecek. Türkiye’nin geleceğini hepimiz beraberce oluşturacağız. İstanbul ittifakı geleceğimizi beraberce oluşturmanın, hayallerimizi gerçekleştirmenin ittifakıdır. Büyük hayallerimiz var. Kalkınmış, mutlu, eşit bir İstanbul ve Türkiye. Doğası mis gibi kokan, sokakları tertemiz, insanları güler yüzlü, neşeli...

İmamoğlu, Murat Kurum'la ilgili de şu yorumu yaptı:

Daha yeni Şişli’nin, İstanbul’un göbeğinde kendi imzasıyla çıkan inşaat planına baksanıza. Biz plan yapmışız sadece 8 kat izni ve çok geniş yeşil alanlarla çevrili. O arkadaş bunu beğenmemiş. Yeni plan hazırlamış. İstanbul’un göbeğine 70-80 katlı gökdelen dikecek. Allah aşkına Şişli’nin 80 katlı gökdelene mi ihtiyacı var! Bu rant kafası, kente ihanet kafası bu arkadaşlarda hiç değişmeyecek.

Ekrem İmamoğlu, kabinenin asıl işlerini bir kenara bırakarak İstanbul seçiminde çalıştığına dair de şu yorumu yaptı:

Şimdi de tüm kabine burada. Millet devlet hastanelerinden randevu alamıyor; Sağlık Bakanı ile Pendik’te seçim çalışması yaparken karşılaşıyoruz. Sandık ve seçim güvenliğinden sorumlu İçişleri Bakanı Silivri’de esnaf gezip oy istiyor, haberleşmeden de sorumlu olan Ulaştırma Bakanı AKP adayına proje desteklerini anlatıyor ve de seçimin en adaletli şekilde yürütülmesini sağlaması gereken Adalet Bakanı meydanlarda. Cumhurbaşkanı Yardımcısı İstanbul’da propaganda yapıyor. Seçimin son 2-3 günü de cumhurbaşkanı gelir. Hepsini misafir olarak görüyoruz ve iyi ağırlıyoruz.  1 Nisan sabahı tekrar Ankara’da görevlerine dönecekler. Bazıları moral bozukluğu nedeniyle 31 Mart akşamı da dönebilir. İşlerini ihmal etmesinler. 1 aydır devlet vazifelerini unuttular gelip bizimle yarışıyorlar. Vatandaş onlardan asli vazifelerini yapmalarını bekliyor.

 

Cumhuriyet

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, vatandaşa "Riski görmeniz gerek. İstanbul kaybedilirse bu tüm Türkiye’nin direncinin çökmesi anlamına gelecek" diye konuştu
Pazar, Mart 24, 2024 - 09:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
İBB Başkanı İmamoğlu: Particilik yapma zamanı değil
İmamoğlu'ndan Yerlikaya'nın seçim çalışmalarına katılmasına dair yorum geldi: Kasap dükkanı gezerek oy istiyor, yazık
İmamoğlu'ndan Kurum'a Kanal İstanbul tepkisi: İl başkanı, bakanlık bile onu yalanlıyor
Type: 
SEO Title: 
İmamoğlu'ndan kabineye: Bir aydır devlet vazifelerini unuttular gelip bizimle yarışıyorlar
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Zorunlu kış lastiği uygulaması 1 Nisan'da sona erecek

Şehirler arası yük ve yolcu taşıyan ticari araçlarda zorunlu olan, özel araçlarda ise can ve mal güvenliğiyle sorunsuz seyahat için hayati görülen kış lastiği uygulaması 1 Nisan itibarıyla sona erecek. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca, Karayolları Trafik Kanunu gereği yolcu ve eşya taşımalarında kullanılan araçların kış lastiği takmaları, illerin hava ve iklim şartlarına göre yılın belirli dönemi için zorunlu tutuluyor. Söz konusu yetki, Bakanlıkça valiliklere de devredilebiliyor. Türkiye'de en çok kullanılan 205/55 R16 ölçüsündeki yaz lastiklerinin fiyatları 1500 liradan başlıyor. Otomobillerde 4 lastik değiştirme fiyatı, ebatlarına göre değişiklik gösteriyor. Fiyatlar, binek araçlar için 500 lirayı, SUV ve hafif ticari araçlar için 1000 lirayı buluyor. Mevsimsel değişikler nedeniyle çıkarılan araba lastiklerinin doğru koşullarda saklanması önem taşıyor. Türkiye'nin pek çok yerinde rahatlıkla bulunabilen ve lastiklerin 6 ay boyunca saklanabileceği lastik otellerinin fiyatları da 500 ila 1000 lira arasında değişiyor.


Gazze'de can kaybı 32 bin 226'ya çıktı

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne 170 gündür sürdürdüğü saldırılara ilişkin bilgi verildi. İsrail güçlerinin son 24 saatte Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarında 84 Filistinlinin daha hayatını kaybettiği, 106 Filistinlinin yaralandığı belirtildi. İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının 32 bin 226'ya, yaralı sayısının da 74 bin 518'e ulaştığı bildirildi. Açıklamada, hala enkaz altında ve yol kenarlarında cesetlerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığını vurgulandı.


Kadir İnanır hastaneye kaldırıldı

Sanatçı Kadir İnanır, Beykoz'daki ikametinde rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Alınan bilgiye göre, bu sabah inme geçiren İnanır'ın bilinci kapalı şekilde Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesi'ne sevk edildiği belirtildi. Hastanede beyin tomografisi ve MR çekilecek sanatçıya, test sonucuna göre tedavi uygulanacak.


Kalkan-16 operasyonlarında 19 göçmen kaçakçısı yakalandı

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Muğla ve Bursa merkezli 6 ilde göçmen kaçakçılığı organizatörleri ve düzensiz göçmenlere yönelik Kalkan-16 operasyonlarında, 19 göçmen kaçakçılığı organizatörü ve 173 düzensiz göçmenin yakalandığını bildirdi. Yerlikaya, Muğla İl Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar sonucu, Muğla merkezli İstanbul, İzmir, Mersin ve Gaziantep'te düzenlenen operasyonlarda 15 göçmen kaçakçılığı organizatörünün yakalandığını, 7'sinin tutuklandığını, 2'si hakkında adli kontrol kararı verildiğini, diğerlerinin ise işlemlerinin devam ettiğini bildirdi. Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar sonucu göçmen kaçakçılığı organizatörleri ve düzensiz göçmenlere yönelik 6 farklı adrese düzenlenen operasyonlarda 4 göçmen kaçakçılığı organizatörünün yakalandığı ve haklarında adli işlemler başlatıldığını belirten Yerlikaya, şunları kaydetti:

Operasyonlar sonucu çok miktarda Türk lirası ve çok sayıda dijital materyale el konuldu. Operasyonları gerçekleştiren kahraman polislerimizi ve Göç İdaresi Başkanlığımızın personelini tebrik ediyorum. 

Kalkan-16 operasyonlarında 19 göçmen kaçakçısı yakalandıhttps://t.co/7HBAJV1L7J pic.twitter.com/9IcN9HFhAp

— Independent Turkish (@TurkishIndy) March 24, 2024

 

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Pazar, Mart 24, 2024 - 00:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

Zelenski: Putin Moskova'daki terör saldırısını Ukrayna'yla ilişkilendirmeye çalışıyor

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, Moskova'daki terör saldırısını Ukrayna'ya bağlamaya çalıştığını söyledi.

Zelenski, sosyal paylaşım hesabından paylaştığı görüntülü mesajında, Ukrayna vatandaşlarına hitaben bir konuşma yaptı.

Zelenski konuşmasında, Putin'in, dün başkent Moskova’daki "Crocus City Hall" adlı konser salonunda düzenlenen terör saldırısını yapan kişilerin, Ukrayna'ya doğru kaçmaya çalıştıklarına ilişkin açıklamasını değerlendirdi.

Putin ve diğer Rus yetkililerinin, saldırı konusunda Ukrayna'yı suçlamaya çalıştıkları ve benzer adımları daha önce de attıklarını kaydeden Zelenski, "(Ruslar) Hep aynı yöntemleri kullanıyorlar" dedi.

Zelenski, Rus ordusunu Ukrayna ve bu ülkede yaşayan halka yönelik "terör eylemleri" düzenlemekle suçladı.

Konuşmasında, "Yüz binlerce teröristi buraya, Ukrayna topraklarına sürdüler, bize karşı savaşıyorlar ve kendi ülkelerinde ne olduğu umurlarında değil" ifadesine yer veren Zelenski, Putin'i, Rus vatandaşlarıyla ilgilenmek, onlara hitap etmek yerine, saldırı konusunu Ukrayna'ya nasıl getireceğini düşünerek bir gün sessiz kalmakla itham etti.

Rus halkının, Ukrayna'da ölen Rus askerleri için Putin'den hesap sormadığı sürece Putin'in bu durumu kendi lehine kullanacağını kaydeden Zelenski, "Teröristler her zaman kaybetmelidir ve hayatı gerçekten savunan herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu.

Moskova'daki konser salonuna düzenlenen terör saldırısı

Moskova’da Crocus City Hall adlı konser salonuna dün akşam silahlı kişilerce terör saldırısı düzenlendi.

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, saldırganların otomatik silahlarla salonda rastgele ateş açtıkları görüldü.

Konser salonunun bulunduğu binanın çatısında yangın çıkarken çatı bir süre sonra çöktü.

Rusya Soruşturma Komitesi, saldırıda 133 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Olayda 100'den fazla yaralı olduğu açıklandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, saldırıyı düzenleyen 4 teröristin de aralarında olduğu 11 kişinin gözaltına alındığını bildirdi.

 

AA

Zelenski, "Ruslar hep aynı yöntemleri kullanıyorlar" dedi
Pazar, Mart 24, 2024 - 00:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

related nodes: 
Moskova saldırısı şüphelisinin sorgu videosu: "4 Mart'ta Türkiye'den geldim"
Rusya'yı sarsan Moskova saldırısına dair tüm bilinenler
Moskova saldırısında can kaybı sayısı artıyor… Kremlin: Saldırıya karışan 4 terörist dahil 11 kişiyi yakalandı
Type: 
SEO Title: 
Zelenski: Putin Moskova'daki terör saldırısını Ukrayna'yla ilişkilendirmeye çalışıyor
copyright Independentturkish: 

Saadet Partisi İstanbul Adayı Aydın: Gözünüzün içine baka baka yalan söylüyorlar

Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Birol Aydın partisinin Esenler'de düzenlediği mitingde konuştu.

“İstanbul'da şu üç ‘K’ hala insanımızın en temel meselesidir” diyen Aydın şunları söyledi:

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Birinci ‘K’ kaygıdır. Hayat pahalılığıdır. Geçim sıkıntısı kaygısıdır. Yediden yetmişe bütün insanlarımızı kasıp kavurmaktadır. Emeklilerimiz geçinemiyor Bırakınız toruna harçlık vermeyi, kendisi aldığı ücretle geçinemiyor. Artık İstanbul'umuzda, Esenler’imizde bir evin geçinebilmesi için o eve iki maaşın girmesi gerekiyor. Ücretlerimiz ortalama 30 bin lira, asgari ücretimiz 17 bin lira ve maalesef İstanbulumuzda yüksek kiralar… En mütevazı kira, 12 bin lira, 15 bin lira. Çarşı, pazar ateş pahası. En temel sorun, kaygı, geçinme korkusu. Bir diğeri keşmekeşlik. Bunca yıldır, bunca hizmete, bunca yönetici değişikliğine rağmen İstanbul'un, Esenler’in keşmekeşliği olduğu gibi yerinde durmaktadır. Başta trafik olmak üzere, güvensiz sokaklarımız, yeşilsiz alanlarımız, İstanbul’da hayatı keşmekeşlik içerisinde İstanbul'a yaşatmakta. Bir diğeri de korku. İstanbul'umuzun her bir insanın üzerine sirayet etmiş hali. Başta deprem korkusu olmak üzere insanlarımızda bir korku hali var. Kaygı, keşmekeşlik ve korku.

Rakiplerini “Her şeyi konuşuyorlar ama İstanbul'u konuşmuyorlar” diye eleştiren Aydın şu ifadeleri kullandı:

Her şeyi tartıştılar ama İstanbul'un keşmekeşliğini, bu sorunların nasıl ortadan kaldırılacağını konuşmuyorlar. Hep güncel polemikler. Birileri İstanbul'u İstanbul seçimlerini 2028’e çıkmak için bir paravan olarak kullanıyor. Birileri de çıkmış, Kanal İstanbul CEO’su olarak, rant müdürü olarak bol keseden atıyor. Buradan net olarak ifade ediyorum. Sizin gözünüzün içine baka baka yalan söylüyorlar. Doğru, düzgün adım atmıyorlar. Kentsel dönüşüm diyorlar, merkezinde rantsal dönüşüm var. Bir kısım insanların, adayların bir gözü dolar görüyor, bir gözü euro görüyor. Gördükleri her yeşili dolar yeşili zannediyorlar. İstanbul'un imar planlarını alt üst ettiler. Tuzla'dan başlayarak Silivri'ye kadar gökdelenlerle betonlarla İstanbul'un imarını alt üst ettiler. Devlet arazilerini, askeri arazileri aldılar, rantsal dönüşüme tabii tuttular. Kimse İstanbullunun kaygısını, korkusunu keşmekeşlik içerisindeki hayatının düşünmüyor.

 

Independent Türkçe 

Aydın, “ İstanbul'da şu üç ‘K’ hala insanımızın en temel meselesidir; Kaygı, keşmekeşlik ve korku” dedi
Cumartesi, Mart 23, 2024 - 23:45
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

related nodes: 
İBB Başkanı İmamoğlu: Particilik yapma zamanı değil
Özgür Özel Manisa'da: Hiçbir yerde yapmadığımı yapıyorum ve İYİ Partililerden destek istiyorum
Erdoğan başkentte: 5 yıl boşuna geçti, Ankara'yı kurtarmamız gerek
Type: 
SEO Title: 
Saadet Partisi İstanbul Adayı Aydın: Gözünüzün içine baka baka yalan söylüyorlar
copyright Independentturkish: 

Kısa haberler

Ayhan Bilgen, Kars'tan bağımsız belediye başkan adaylığını açıkladı

SES Partisi Genel Başkanı Ayhan Bilgen, memleketi Kars'tan bağımsız belediye başkanı oldu. SES Partisi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada "Kars'ta yarım bırakılan çalışmaları birlikte devam ettirmek üzere Genel Başkanımız Ayhan Bilgen ile bu yolu onur ve gurur ile yürüyeceğiz. Kendisine ve Kars halkına hayırlı olsun diyoruz" ifadeleri kullanıldı.

Kars'da yarım bırakılan çalışmaları birlikte devam ettirmek üzere

Genel Başkanımız Ayhan Bilgen ile bu yolu onur ve gurur ile yürüyeceğiz. Kendisine ve Kars halkına hayırlı olsun diyoruz. pic.twitter.com/Pmvsx6jA1V

— SES PARTİSİ (@sespartisiorg) February 19, 2024

Kafes-41 operasyonunun 2. dalgasında İzmir'de 6 şüpheli tutuklandı

Suç örgütlerine yönelik düzenlenen Kafes-41 operasyonunun İzmir ayağında gözaltına alınan 11 şüpheliden 6'sı tutuklandı, 5 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Interpol tarafından aranan Beratcan Gökdemir'in elebaşılığını yaptığı "Daltonlar" adı verilen suç örgütüne yönelik soruşturma kapsamında belirlenen zanlılara yönelik 16 Şubat'ta operasyon düzenledi. Örgüte silah sağladıkları öne sürülenlere yönelik Dikili, Torbalı ve Menemen ilçelerinde düzenlenen operasyonlarda da 3 şüpheli gözaltına alındı. İşlemleri tamamlanarak adliyeye sevk edilen 11 şüpheliden 6'sı çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanırken, 5 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Kafes-41 operasyonunun 2. dalgasında İzmir'de 6 şüpheli tutuklandıhttps://t.co/6K2owbczvm pic.twitter.com/f2z1ACxxgd

— Independent Turkish (@TurkishIndy) February 19, 2024

Yemen'deki Husiler: Aden Körfezi'nde iki ABD gemisini vurduk

Yemen'deki İran destekli Husiler, ülkenin güneyindeki Aden Körfezi'nde iki ABD gemisini hedef aldıklarını açıkladı. Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, yaptığı açıklamada, "Deniz kuvvetleri, Gazze Şeridi'ndeki Filistin halkına yönelik zulüm ve kuşatmanın yanı sıra ülkemize yönelik ABD ve İngiltere saldırılarına karşılık Aden Körfezi'nde iki ABD gemisine saldırı düzenledi." ifadelerini kullandı. Seri, saldırının yapıldığı iki geminin Sea Champion ve Mavis Fortuna olduğunu duyurdu.


İstanbul Havalimanı'nda annesinin Türkçe bilmediği için mağdur olduğunu iddia eden kişi gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı

İstanbul Havalimanı'nda, annesi Kürtçe konuştuğu için mağdur olduğu ve bekletildiği yönünde çektiği videoyu yayımlayan kişi, savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı. İstanbul Valiliği tarafından yapılan açıklamada; videonun art niyetli olduğu, devletin aleyhine propaganda yapmaktan öte amaç taşımadığı belirtilmişti.


Lübnan: Uluslararası toplum, savaşın yayılmasını önlemek için İsrail'e baskı yapmalı

Lübnan, uluslararası toplumun savaşın yayılmasını önlemek için ülkesine saldıran İsrail'e baskı yapması gerektiğini açıkladı. Lübnan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail güçlerinin ülkenin güneyindeki Gaziyye beldesine yaptığı saldırıya tepki gösterildi. Açıklamada, "Lübnan'ın güneyinde huzur ve istikrarın tesis edilmesini isteyen tüm ülkeler, sonuncusu bugün Gaziyye beldesine düzenlenen İsrail'in Lübnan'a süregelen saldırılarını kınamalıdır." ifadelerine yer verildi. Uluslararası toplumdan "İsrail'in savaşı Lübnan'a genişletme konusundaki provokatif girişimlerini önlemek üzere baskı yapması" istenilen açıklamada, "İsrail'in Lübnan'ın ve tüm bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit ettiği göz önüne alınırsa, sonuç sadece felaket ve yıkım olacaktır." şeklinde uyarıda bulunuldu.


Kolombiya, barışa katkı için Ukrayna'ya silah göndermeyecek

Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, ülkesinin barışa katkı sunmak için Ukrayna'ya silah göndermeyeceğini belirtti. Almanya'nın Münih kentinde basın mensuplarına açıklamada bulunan Petro,  Rusya ile Ukrayna arasında devam eden savaşın sonra erdirilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Kolombiya barışa destek için Ukrayna'ya silah göndermeyecek ancak taraflar arasında diyaloğun sağlanması için yardıma hazırdır." ifadesini kullandı. Ukrayna'ya silah gönderilmesinin savaşı körüklemekten başka bir işe yaramadığını dile getiren Petro, uluslararası kamuoyunun büyük çoğunluğunun bu çatışmaya karşı olduğunu kaydetti.

Independent Türkçe, Türkiye ve dünyadan güncel haberleri okurları için derledi
Salı, Şubat 20, 2024 - 00:00
Main image: 

<p>Fotoğraf: Independent Türkçe</p>

Type: 
SEO Title: 
Kısa haberler
copyright Independentturkish: 

CHP'nin Esenyurt adayı Ahmet Özer kimdir?

Parti tarafından yapılan açıklamada, yeni adaylar hakkında "CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından Esenyurt ilçesi için Prof. Dr. Ahmet Özer ve Güngören ilçesi için Yüksel Yalçın belediye başkan adayı olarak atanmıştır." bilgisi paylaşıldı.

Özer’in kendi kaleminden özgeçmişi şöyle:

Üniversite eğitimi

1960 Van doğumlu. Muradiye Ortaokulundan sonra Van Atatürk Lisesinde başladığı lise eğitimini Hakkâri Lisesinde sürdürdü, 1977 Diyarbakır Lisesinden mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi, Van Eğitim Enstitüsü ve Çukurova Üniversitesinde olmak üzere üç üniversitede (sosyoloji/felsefe, işletme, eğitim bilimleri alanında) bir lisans iki ön lisans bitirdi. 
 
Yüksek lisans eğitimi

Hacettepe’de “Aşiret Düzeni ve Brukanlar” tezi ile sosyoloji,  ODTÜ’de ise “Karl Popper ve Thomas Kuhn’un Bilim Felsefelerinin Karşılaştırması” ile bilim ve siyaset felsefesi alanlarında olmak üzere iki mastır yaptı. 
 
Doktora eğitimi

“GAP’ın Sosyo Ekonomik ve Politik Boyutları” konusunda Hacettepe’de doktora yaptı. Doktora sonrası Uluslararası Konuklar Programı çerçevesinde ABD’ye gitti.  ABD’nin 8 eyaletinde yerel yönetimler, başkanlık sitemi, demokrasi üzerine araştırmalar yaptı ve bu çalışmasını daha sonra profesörlük taktim tezi olarak sundu. 1991 yılında Merkezi Diyarbakır’da bulunan GAP Belediyeler Birliği’nin kuruluşuna öncülük etti. 1996 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler (BM) Habitat II Zirvesi Türkiye delegesi oldu. Bu zirve çerçevesinde Göç ve Kentleşme adında Türkçe ve İngilizce hazırladığı bir sunum yaptı. 1997 yılında Mersin Üniversitesine yardımcı doçent olarak geçti. İki yıl sonra aynı üniversitede “Osmanlıdan Cumhuriyete Toplumsal Kurum ve Düşüncelerde Süreklilik ve Değişme” tezi ile doçent oldu. Ödüllü ve başarılı bir doçent olmasına rağmen siyasal duruşu nedeniyle Süleyman Demirel Üniversitesine gönderildi. 2009 yılında ABD’de yaptığı araştırma sonucu yazdığı “11 Eylül, ABD Türkiye ve Küreselleşme” taktim tezi ile SDÜ’de profesör oldu. 1992-94 arasında AB tarafından desteklenen, Almanya, İtalya, Fransa, Filistin ve İsrail’in paydaş olduğu yerel yönetimler alanında gerçekleştirilen Akdeniz Ülkeleri Kentsel Gelişme Projesinde görev aldı. Bu projede üç yıl çalıştı ve bu ülkelerin deneyimlerini yakından takip etti

Ulusal alandaki belediyecilik çalışmaları

1991-1997 yılları arasında 145 belediyenin bağlı bulunduğu GAP Belediyeler Birliği Genel Sekreterliği ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevini başarı ile yürüttü. 2002-2004 arasında Mersin Üniversitesi görevlendirmesi ile Akdeniz Belediyesi Baş Danışmanı olarak görev yaptı. 2004 yılında SHP’den Van Büyükşehir Belediyesi aday adayı, aynı seçimde Mersin Toroslarda Belediye Başkan adayı oldu. Seçimi az bir oy farkı ile kaybetti.  2012-2017 yılları arasında Toros Üniversitesinde “Kentleşme ve Yerel Yönetimler Uygulama ve Araştırma Merkezini” kurdu ve yönetti. Bu merkez bünyesinde yerel yönetimlerle ilgili ulusal ve uluslararası düzeyde ses getiren sempozyumlar, çalıştaylar, zirveler, konferanslar ve toplantılar gerçekleştirdi.  Ulusal ve uluslararası birçok toplantının düzenleme kurulu başkanı olarak görev yaptı. 

Üniversitede hem lisans hem de lisans üstü düzeyde kentleşme ve yerel yönetimler konusunda dersler verdi, tezlere danışmanlık yaptı.  2022-2023 Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi olarak Göç ve Kent Araştırmaları Merkezinde danışman öğretim üyesi olarak çalıştı.  2022-2023 yıllarında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı olarak görev yaptı.  Göç, kentleşeme ve yerel yönetimler konusunda çok sayıda proje ve çalışma yönetti. Özer'in yerel yönetimler konusunda yazdığı yedi adet kitabı bulunuyor. 
 
Toplamda 36 kitap yazdı

Dördü roman, biri göç konusunu işleyen film senaryosu olmak üzere 36 kitabı bulunuyor. Bu kitaplardan yedisi yerel yönetimler ve kentleşme ve kentlileşme konularını işliyor.

Çok sayıda ödülü var

Kitaplarından biri Türkiye’de verilen Altın Kalem Ödülünü kazandı. Ayrıca biri Yılın Bilim İnsanı, biri makale dalında biri de çevre konusunda olmak üzere dört ödüle sahip.  Özer’in 200’ün üzerinde yayınlanmış makalesi, 350 uluslararası ve ulusal bildirisi bulunuyor. Bunların da birçoğu yerel demokrasi, yerel yönetimler ve kent sorunları üzerindir. Bununla birlikte çoğu yerel yönetimler ve kentleşme alanında olmak üzere onlarca ulusal ve uluslararası kongre, sempozyum ve toplantının düzenleme kurulu başkanlığını yaptı.

Birçok idari görevde bulundu

Üniversite yaşamında rektör yardımcılığı, kurucu dekanlık, dekanlık, bölüm başkanlığı, merkez müdürlüğü, senato üyeliği ve üniversite yönetim kurulu üyeliği ve Ana Bilim Dalı Başkanlığı gibi görevlerde bulundu. Özer aynı zamanda Türkiye -Irak İş İnsanları Derneği (TISİAD) Bilim Kurulu Başkanı, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Mersin Cemevi, İçel Sanat Kulübü (İSK) Danışma Kurulu, Van Dernekler Federasyonu Onur Kurulu ve Danışma Kurulu, Van Vakfı Bilim Kurulu Başkanı ve Erciş Vakfı, Sosyoloji Derneği ve Eğitim Sen üyesi.

Üç dil biliyor

Evli ve iki yetişkin çocuk babası olan Özer, üç dil biliyor.

Independent Türkçe

 

CHP iki ilçede aday değiştirdi. Esenyurt’ta DEM’in desteklediği Ekrem İmamoğlu’nun da danışmanlığını yapan Özer aday yapıldı
Pazartesi, Şubat 19, 2024 - 21:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: Twitter</p>

Type: 
SEO Title: 
CHP'nin Esenyurt adayı Ahmet Özer kimdir?
copyright Independentturkish: 

İsrail, Batı'nın iki devletli çözüm baskısına direniyor

İsrail, iki devletli çözümü Filistinlilerle 75 yıldır devam eden ve Gazze'deki savaşa yol açan anlaşmazlığı çözmenin tek yolu olarak kabul etmesi yönündeki birçok uluslararası baskıya rağmen dün akşam tutumundaki ısrarını yineledi. Tel Aviv yönetimi, Filistin devletinin tek taraflı tanınmasına karşı olduğunu vurguladı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Hükümetin kararı, İsrail'in Filistinlilerle kalıcı bir çözüme ilişkin açık uluslararası emirleri reddettiğini, böyle bir düzenlemeye ancak iki taraf arasında önkoşul olmaksızın doğrudan müzakere yoluyla ulaşılabileceğini açıkça ortaya koyuyor.”

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Münih Güvenlik Konferansı'na (MSC) katılımı sırasında, İsrail'in güvenliğini garanti altına alacak bir Filistin devletinin kurulması yönünde ilerlemenin acil gerekli olduğunu vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Münih'te üç gün süren diplomasi trafiğinde, ABD’li ve Avrupalıların İsrail'e Filistin devletiyle ilgili müzakereleri kabul etmesi yönünde artan baskısına tanık olundu. Batı ülkeleri, Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly'nin İsrail'in tutumunu anlatırken kullandığı ifadeye göre uyum sağlayabilecekleri bir ortakları olmadığı sonucuna vardılar.

Diğer yandan Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell dün yaptığı açıklamada, Batı Şeria'daki durumun, İsrail ile Filistinliler arasında barışı tesis edecek sürdürülebilir bir çözüme ulaşmanın önünde büyük bir engel teşkil ettiğini söyledi. MSC’de yaptığı açıklamada, “Batı Şeria kaynıyor. Daha büyük bir patlamanın eşiğinde olabiliriz” dedi.

Gazze'de Filistin Kızılayı medya sorumlusu olan Nebal Fersah, İsrail güçlerinin Han Yunus'taki en-Nasır Tıp Kompleksi'ni askeri kışlaya dönüştürdüğünü söyledi.

Fersah, Arap Dünyası Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada İsrail güçlerinin tüm sağlık personelini gözaltına aldığını, kelepçelediğini ve darp ettiğini, ardından 70 kişiyi tutukladığını kaydetti.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Borrell, Batı Şeria'nın patlamanın eşiğinde olduğunu, en-Nasır kompleksinin askeri kışlaya dönüştüğünü vurguladı
Pazartesi, Şubat 19, 2024 - 21:00
Main image: 

<p>Filistinliler dün, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Deyr el-Belah'ta İsrail saldırısında yıkılan bir evin enkazı altında hayatta kalanlar için arama çalışmaları yürüttü. (EPA)</p>

related nodes: 
İsrail Güney Lübnan’daki sınır köylerine erişimi engelliyor
Tel Aviv, Brezilya'nın İsrail büyükelçisini Dışişleri Bakanlığı’na çağırma kararı aldıklarını duyurdu
Ürdün: İsrail savaşın sona ermesini istemiyor
Type: 
SEO Title: 
İsrail, Batı'nın iki devletli çözüm baskısına direniyor
copyright Independentturkish: 

İran'da 110 sivil aktivist ve siyasetçinin yayınladığı bildirinin anlamı

Hanan Azizi

İran’da 110 sivil aktivist ve reformist siyasetçi 12 Şubat'ta bir bildirdi yayımladı. İran Meclisi'ndeki koltukları kontrol eden aşırıcıların duvarında ‘Gedik açmak’ başlıklı bildiride, gelecek mart ayının başında yapılacak parlamento seçimlerine katılım çağrısı yapılması, muhalifler ve destekçiler arasında geniş bir tepki dalgasına yol açtı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Mitra Celudari, Şark gazetesindeki makalesinde “Bu, söz konusu bildirinin önemli bir konuya değindiğini gösteriyor” dedi ve bildirinin İran'da kalkınma ve demokrasiyle ilgilenen 110 ismin imzasını taşıdığını kaydetti. Bildiri aynı zamanda reformist partilerin seçimlere katılmama çağrıları karşısında genç neslin ‘reformist hareket’ içindeki yükselişini yansıtıp yansıtmadığı ya da saflarında bir bölünmeye işaret edip etmediği konusundaki soruları da gündeme getiriyor.

Arman Melli gazetesine göre bildiride, ‘ülkedeki mevcut zor koşullar’ ışığında ‘idealizm yerine gerçekçiliğin’ benimsenmesi gerektiği çağrısında bulunuldu. Gazetedeki yazının devamında şu ifadeler yer aldı:

“Bu bildiri, reformist hareket ve ılımlı hareketin, Anayasa Koruma Konseyi'nin iki hareketin adaylarının çoğunu dışarıda bırakması nedeniyle bir sonraki parlamentoda sandalye çoğunluğunu elde etme şansının olmadığı bir dönemde parlamentoda güçlü bir azınlığın oluşumunu doğruluyor.”

Celudari, Şark gazetesindeki makalesinde şu ifadelere yer verdi:

“İran toplumu son yıllarda protesto hareketleri ve farklı düzeylerde sivil itaatsizlik dalgaları gibi çeşitli deneyimler yaşadı. Mahsa Amini'nin öldürülmesinin ardından yaşanan protesto dalgası sonrası umutsuzluk ve depresyona girdi. Siyasi aktivistler bunun farkında. Bu nedenle açıklamaları gerçekçiliği benimsiyor ve topluma boş umutlar vermekten kaçınıyor. İranlı seçmen daha önceki birçok seçimde değişim umuduyla fikirlerini büyük ve yaratıcı vaatlerle dile getirdi. Ancak bu sözler yerine getirilmedi.”

Şark gazetesine göre önceki iki seçimde seçmenler boykot yoluyla protestolarını ve durumdan duydukları memnuniyetsizliği kaydetmeye çalışmış, o dönemdeki reformistler siyasi çıkmaz nedeniyle etkili bir siyasi program ve faaliyet düzenleme konusunda inisiyatif alamamışlardı.

Reformist hareketin 26 yıllık faaliyeti boyunca kendi içinde değişim yaratma yönünde bir çaba göstermediği dikkate alınarak, son bildirinin kademeli reformlara, kalkınmaya ve demokrasiye inanan genç neslin sesini yansıttığı ve tüm reformist gruplara arenada kalmaları gerektiği mesajını verdiği düşünülüyor.

Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığına göre bildiride sivil uygulamalarda şiddete sert bir şekilde karşı çıkıldı. Sandıkların dönüşümü sağlamanın en ucuz aracı olduğu ve verimsizlik krizinin çözümünde etkili olabileceği vurgulandı. İmzacılar bunun ‘ilk adımı temsil ettiğini’ belirtti.


Ham-Mihan gazetesi

İran uluslararası ve iç düzeyde tehlikeli ve endişe verici durumlardan geçiyor.
 

İran Reform Cephesi yaklaşık üç hafta önce ‘reformcuların içeriği boş, rekabet ve adaletten yoksun, ülke yönetimini etkilemeyen seçimlere katılmadıklarını’ açıklamıştı. Ancak sandığa karşı olmadıklarını vurguladı. Reform Cephesi tarafından yapılan açıklamada şu ifade yer aldı:

“Reformistler, bu tür seçimlere katılmasalar bile, iktidar otoritesini seçimlerin gerekli standartlarda yapılması konusunda ikna etmek veya zorlamak için her türlü çabayı göstermelidir.”

Bu bağlamda Ham-Mihan gazetesi 13 Şubat tarihli ‘Reformların yeni gücü’ başlıklı haberinde şu değerlendirmede bulundu:

“110 reformcu siyasi aktivistin imzaladığı bildiri, gerici ve dışlayıcı güçlerin ilerleyişine karşı direnişe yer açmak amacıyla yaklaşan seçimlere katılım temelinde İran Reform Cephesi’nin yayınladığı bildiriden farklı bir yaklaşım sunuyor.”

Ayrıca yaklaşan seçimlerde ılımlı adaylardan oluşan bir koalisyon kurulması yönünde çağrıda bulundu.


Cevan gazetesi

Reformistler önemlerini yitirdiklerini ve artık eskisi kadar önemli olmadıklarını biliyorlar.
 

Reformist Nedayi İran Partisi Sözcüsü ve söz konusu bildirinin imzacılarından biri olan Said Nurmuhammedi, Ham-Mihan gazetesi ile yaptığı röportajda bildirinin yayınlanmasının nedenleri hakkında şunları söyledi:

“Ülkede son yıllarda özellikle Mahsa Amini'nin vefatının ardından söylem ve kamuoyu olumsuz bir hal aldı. Halkın mevcut şartlardan dolayı üzülme ve siyasi güçlerden umudunu kaybetme hakkı var. Ama siyasi güçler pasif kalmamalı. Zira onların görevi mevcut durumdan çıkış yolu aramak.”

Bildirinin imzacılarından biri olan reformist siyasi aktivist Mehdi Şirzad ise Ham-Mihan gazetesine verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı:

“İran uluslararası ve iç düzeyde tehlikeli ve endişe verici durumlardan geçiyor. Görünüşe göre tek bir grubun yönettiği otoritenin zararı, bir grup farklı hareketin oluşturduğu otoriteden çok daha büyük. Bu bildiri, tüm geçmiş deneyimlerden ortaya çıkan, zorlukları, sorunları ve kısıtlamaları dikkate alan, sabır ve kademeli reform çağrısı yapan yeni bir yol konusunda halka yönelik bir öneri.”

Diğer yandan Gulam Rıza Sadıgiyan, 13 Şubat'ta Cevan gazetesinde yayınlanan yazısında söz konusu bildiriyi eleştirdi ve “Reformistler önemlerini yitirdiklerini ve artık eskisi kadar önemli olmadıklarını biliyorlar” dedi. Sadıgiyan, reformistlerin parlamentoda etkili bir azınlık oluşturmanın ötesinde başka hedefleri olduğuna, zira gelecek ve daha sonraki seçimlerde parlamentoda sandalye çoğunluğu elde etmenin yolunu açmak istediklerine inanıyor.

Sadıgiyan, reformistlerin Anayasa Koruma Konseyi nedeniyle iktidardan uzaklaştırıldıkları ve seçim sonuçlarının tahrif edildiği iddialarının asılsız iddialar olduğu değerlendirmesinde bulundu. Zira Sadıgiyan’a göre 30 yıldır iktidardaydılar ama halk tabanlarını tamamen kaybetmişlerdi.


Farhikhtegan gazetesi

Seçimlere katılım çağrısı yapmak gerçekçi bir adımdır ve istenilen hedefe ulaşmanın tek yolu sandıktır.
 

Farhikhtegan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Muhammed Zaimzadeh ise bildiriyi umut verici bir adım olarak gördü. “Seçimlere katılım çağrısı yapmak gerçekçi bir adımdır ve istenilen hedefe ulaşmanın tek yolu sandıktır” dedi.

Almanya'da ikamet eden rejim karşıtı eski milletvekili Hasan Yusefi Eşkevari ise Zeytun internet sitesindeki ‘Duvarda gedik açmak mümkün mü?’ başlıklı makalesinde şu soruyu yöneltti:

“Sayın Ali Hamaney'in mutlak mandası ile yönetilen İslam Cumhuriyeti rejimi duvarında bir gedik açılması ve İran halkının durumunun biraz da olsa iyileştirilmesi fikrini hayal etmek mümkün mü? İran'daki yargı ve hukuk sistemi demokrasiyle ve demokrasinin seçimler, kuvvetler ayrılığı ve yasama gibi ilkeleriyle çelişiyor.”

Eşkevari, reformistlerin iniş ve çıkışlarının kaydedildiği önceki aşamalara, eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'ye benzer şekilde reformistleri iktidara getirmek için oy kullanma yönündeki popüler girişimlere ve ayrıca Yeşil Hareket'e yol açan seçim deneyimine atıfta bulundu. Ancak ona göre İran halkı tüm bu girişimlerde başarılı olamadı ve defalarca hayal kırıklığına uğradı.

Eşkevari sözlerini şöyle noktaladı:

“Neden şimdi katılım çağrısı yapılıyor? Velayet-i Fakih makamının politikasında bir değişiklik olduğuna dair herhangi bir belirti var mı? Akil insan aynı yerden iki kere darbe almaz.”
 

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Sivil aktivist ve siyasetçilerin seçimlere katılım çağrısında bulunduğu bildiri, yeni nesil reformistlerin yükselişini mi temsil ediyor?
Pazartesi, Şubat 19, 2024 - 21:00
Main image: 

<p>Aday afişlerinin önünde poz veren İranlı kadınlar. (EPA)</p>

related nodes: 
İçerideki reformdan dışarıdaki imaja İran seçimleri
Batı, İran'ın füze yetenekleri konusunda endişelenmeli mi?
New York Times: İsrail, İran’daki iki büyük doğalgaz boru hattına saldırı düzenledi
Type: 
SEO Title: 
İran'da 110 sivil aktivist ve siyasetçinin yayınladığı bildirinin anlamı
copyright Independentturkish: 

Avdiivka'nın düşüşünden sonra saha manzarası nasıl görünüyor?

Stratejik Avdiikva şehrinin düşüşü, Rus kuvvetlerinin son zamanlarda elde ettiği en büyük saha zaferlerinden biri. Geçen yıl Mayıs ayında Bahmut Şehri'ni zorlukla ele geçirdikten sonra, Donetsk bölgesindeki çatışmalarda 224 gün boyunca devam eden yoğun mücadelelerin ardından kazanılmıştı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Rusların Avdiivka'ya ilerleyişi de kolay değildi; bu bölge, 2022 yılı Şubat ayındaki savaşın başlamasından bu yana sürekli çatışmalara sahne oldu. Ancak en şiddetli çatışmalar yaklaşık beş ay önce başladı ve Rus kuvvetlerinin bu ayın başlarında etrafını sıkılaştırarak, Ukrayna kuvvetlerini kuşatmaya almasıyla sonuçlandı. Bu, Ukrayna kuvvetlerinin tamamen kuşatılmasına ve tüm ikmal hatlarının kesilmesine yol açtı.

Geri çekilmeye zorlama

Aynı zamanda, Ukrayna ordusu korunan Zenit Bölgesi'nin güneyindeki, özellikle de Avdiyivka'nın güneyindeki iyi donanımlı birçok konumdan çıkmak zorunda kaldı ve kuzeybatıdaki orman kuşağından da çekildi.

Aslında, şehri savunan gruplar iki bölüme ayrıldı. İlk grup şehirden kaçmayı denedi. Dağılan birimlere hızla hassas hava saldırıları düzenlendi.

Şehri savunan ikinci grup, üçüncü bağımsız saldırı tugayının askerlerinden oluşan bir saldırı tugayı tarafından oluşturulan omurgadan oluşuyordu. Bu grup, şehrin dışında yer alan bir kok kömürü fabrikasına yerleşti. Ukrayna ordusunun üst komutanı, kuşatılmış savunuculara yardım etmek için Ukrayna ordusunun elit birimini gönderdi. Ancak hava saldırı uçakları hemen hemen hemen hemen derhal kuşatmayı sağladı.

Rus ordusunun verilerine göre, Avdiivka'nın kurtarılmasında hava kuvvetleri önemli bir rol oynadı. Geçen yılın Ekim ayında başlayan operasyonun başlangıcından bu yana, Su-35 tipi savaş uçakları günlük olarak bölgedeki siperli alanlara yoğun hava saldırıları gerçekleştirdi. Bu saldırılarda kullanılan 500 kilogramlık bombaların gücü, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin beton tahkimatlarını yerle bir etmek için yeterliydi.

Zırhlı birimlerin yanı sıra, Rus piyadeleri de önemli bir rol oynadı; Rus askerleri, siperli bölgeleri kademeli olarak ele geçirerek şehri kuzey ve güneyden kuşatmayı sıkılaştırmak için ilerledi.

Avdiivka ve Bahmut

Son günlerde kaçınılmaz sonuç belli oldu ve Rusya Savunma Bakanlığı'nın Cumartesi günü yayınladığı bazı Ukraynalı birliklerin rastgele geri çekildiği sahneler, Kiev'in yoğun ateş baskısı nedeniyle koordineli bir geri çekilme ayarlamayı bile başaramadığını gösterdi.

Karşılaştırma yapmak gerekirse, Bahmut, nüfusunun az olması, malzeme ve teçhizatın taşınması için bir koridor veya kavşak üzerinde bulunmaması nedeniyle askeri anlamda stratejik bir bölge değildi. Bu, Bahmut'un düşüşünün sadece Ukraynalılar için moral açısından bir darbe olduğu anlamına geliyordu. Ancak Avdiyivka, aksine, büyük öneme sahipti. 2014'te Rusya yanlısı ayrılıkçılarla çatışmaların patlak verdiği Donetsk bölgesindeki en güçlü Ukrayna savunma merkezi buradaydı. Bu bölgeden, Rus kontrolü altındaki Donetsk'e karşı güçlü darbeler yönlendirildi.

Dolayısıyla bunun kontrol edilmesi ahlaki boyutla sınırlı olmayıp, potansiyel olarak çok önemli saha yansımalarına kadar uzanan boyutlar kazanıyor.

Rusya'nın ilerleyiş alanı çok büyük olmasa da 31,5 kilometreyi geçmiyor. Ancak bu zafer, ‘cephelerdeki durgunluk’ hakkındaki konuşmaların arttığı bir dönemde, Rusların önemli ilerleme kaydetme yeteneğine olan güvenini yeniden tesis etmek için bir nedendi.

Savunma Bakanlığı, operasyonun gidişatına ilişkin bir brifingde, yalnızca son iki gün içinde Avdiivka'yı ele geçirme operasyonu sırasında Rus Silahlı Kuvvetlerinin Ukrayna Silahlı Kuvvetleri mevzilerinin neredeyse dokuz kilometre derinliğine ilerlediğini bildirdi.

Avdiivka, Donetsk şehrinin kuzey banliyösüdür. Bu, Rusların bu olayı kutlamasının ek bir nedenidir. Bu, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson'un tam kontrolünü sağlama sözlerini yerine getirme kararlılığının bir işareti olarak kabul ediliyor. Bu dört bölgeyi geçtiğimiz yıl resmen ilhak ettiğini duyuran Rusya.

Televizyon kanallarında gösterişli bir atmosferle aktarılan bilgilere göre, Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Rus Silahlı Kuvvetleri'nin Yüksek Komutanı olan Putin'e başarının haberini iletti. Avdiivka'nın Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için 'güçlü bir savunma merkezi' olduğuna dair işaretler verildi.

‘Şehrin temizliği’

Rus Savunma Bakanlığı, geçtiğimiz cumartesi günü, şehrin kontrolünü sıkılaştırdıktan sonra, Rus kuvvetlerinin ‘şehri tamamen silahlı gruplardan temizlemeye ve şehri terk eden ve kenar mahallelere yerleşen Ukraynalı birimleri kuşatmaya’ çalıştığını bildirdi.

Büyük başarısını gururla sunan Moskova, neredeyse bir yıldır ilk kez böylesine önemli bir zafer elde etti. Bu zaferin zamanlaması, Rus iç politikası için son derece önemli, çünkü Putin'in başkanlık kampanyasına güçlü bir ivme kazandırdı. Başkanın destekçilerine umut vererek, savaş ilan ettiği yolun doğru olduğunu ve en azından 2030'a kadar Kremlin'de kalacağı yeni bir dönemi garanti altına aldı.

Öte yandan, bu gelişme Ukraynalılar için güçlü bir moral darbesi anlamına geliyor ve bir dahaki sefere malzeme eksikliğinin ve Rusya'nın teçhizattaki üstünlüğünün belirleyici olacağı yönündeki alarmı bir kez daha yükseltiyor.

Ancak ahlaki boyutta Rus askeri uzmanları, ‘Avdiivka'nın kurtarılmasının, cephe hattının uzun süre bombalanan Donetsk'ten uzaklaştırılmasını mümkün kıldığını’ söylüyor.

Yeni iletişim hatları

Dolayısıyla bu gelişme şu ya da bu şekilde yeni temas hatları yaratıyor ve Ukrayna kuvvetlerinin gelecekte bölgeye herhangi bir saldırıyı yeniden başlatabilmelerini sağlayacak şekilde saflarını yeniden düzenlemeleri ve konumlandırma noktalarını yeniden düzenlemeleri gerekecek. Burada zaman her zaman Kiev'in lehine oynamıyor.

İkinci unsur, Avdiivka'nın darbesinin çevredeki kasabaları ele geçirme olasılığını artırmasıdır. Moskova, Ukraynalıların kafa karışıklığı ve moral bozukluğu, Batı yardımlarının gecikmesi ve Rus askerlerinin güçlü duygularındaki ivme gibi unsurlardan faydalanıyor.

Donetsk bölgesinde tam kontrolü sağlama görevi gerçekten zorlu olabilir ve çok zaman alabilir, ancak cephe hatlarındaki her ilerleme, Ukrayna içinde güçlü etkilere sahip olacaktır ve işte Kremlin'in hedeflediği tam da bu.

2014 olaylarından önceki idari bölünmelere göre Moskova'nın şu anda Donetsk bölgesinin yalnızca yüzde 60'ını kontrol etmesi dikkat çekici.

Karşı saldırı bitti mi?

Uzmanlar, olayın önemine vurgu yaparken, Avdiyivka'nın kurtarılmasının cephenin çökmesine yol açmayacağını ve Kiev'in doğrudan bir yenilgi yaşamayacağını" belirtiyorlar. Ancak, Ukrayna'nın Donetsk'e yakın bölgelerindeki gibi güçlü bir savunma noktası olmaması, Rus ordusunun daha fazla ilerlemesini kolaylaştırabileceği anlamına geliyor. Genel olarak, muhtemel saha etkileri arasında, uzmanların ifade ettiği gibi, Avdiyivka'nın ele geçirilmesinin "Ukrayna'nın karşı saldırısının sonu" anlamına gelebileceği ve bu durumun cephe hatlarına olan yansımaları olabileceği görüşü söz konusu.

Rusların zaferini kutlamasına karşın, Avdiyivka Muharebesinin Ukrayna'nın silahlandırma dosyası üzerinde önemli etkileri olabilir. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski ve Genelkurmay Başkanı'nın silah eksikliğinin doğrudan bu yenilginin nedeni olduğunu doğrulamasıyla birlikte, birkaç Batılı tarafın, özellikle de ABD'nin, iç farklılıkları aşmanın, Ukrayna'ya silah ve mali yardımların tedarikini hızlandırmanın önemini vurguladıkları dikkat çekici oldu.

ABD Başkanı Joe Biden, ABD Kongresi'nin Kiev'e yardım için ek finansmanı onaylamaması halinde Ukrayna kuvvetlerinin Avdiyivka kentinden çekilmesinin ardından diğer kentleri de kaybedeceğini öne sürdü.

Aynı zamanda Avrupa ülkeleri, Fransa'nın Kiev için hızla güvence altına almayı taahhüt ettiği intihar İHA’ları da dahil olmak üzere bazı malzemelerin gelişini hızlandırma niyetlerini teyit etmekte hızlı davrandılar.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Yeni temas hatları açılırken Rusya büyük bir zafer kutluyor. Batı, Ukrayna'nın silahlanmasını hızlandırma ihtiyacıyla karşı karşıya
Pazartesi, Şubat 19, 2024 - 20:15
Main image: 

<p>Avdiivka kasabasının düşmesinin ardından Rus bombardımanına maruz kalan Slovyansk'ta yaşayanlar, yıkılan binaların önünden geçiyor (DPA)</p>

related nodes: 
Batı ve Rusya arasında "Navalni" gerilimi: AB yeni yaptırımlar planlıyor, Kremlin gelen açıklamaları "çirkin" olarak nitelendirdi
Kırım saldırısı üzerine Rusya'nın Karadeniz Filosu Komutanı "görevden alındı"
Ukrayna güçleri "kuşatılmayı önlemek için" Avdiyivka'dan çekiliyor
Type: 
SEO Title: 
Avdiivka'nın düşüşünden sonra saha manzarası nasıl görünüyor?
copyright Independentturkish: 

Körfez ülkeleri ve Çin ticari yakınlaşmayı artırıyor

Çin'in Suudi Arabistan Büyükelçisi Chen Weiqing geçen ay yaptığı açıklamada, Pekin ile Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasındaki serbest ticaret müzakereleri dosyasındaki maddelerin neredeyse yüzde 90'ının tamamlandığını bildirdi. İki taraf arasında iletişimin devam ettiğini de ekledi. Peki, Körfez ile Çin arasındaki serbest ticaret anlaşmalarına hangi alanlar dahil edilebilir?

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Körfez ülkelerinden günümüzün en çok petrol tüketen ülkeleri arasında yer alan Çin'e yapılan ihracatın en önemli kalemini petrol ve gaz oluşturuyor. Buna karşılık artan tüketici ihtiyaçları nedeniyle Çin'in Körfez ülkelerine yönelik ihracatı, 1970'lerin sonlarında Çin'de başlayan ekonomik reformların ardından artış gösterdi. Bunun sonucunda ülke, önemli endüstriyel dönüşümler gerçekleştirerek üstün ihracat kabiliyetine sahip ülkelerden biri haline geldi.

Ekim 2023’te Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ile Çin Ekonomi ve Ticaret Bakanları toplantısının ilk oturumu Çin'in Guangzhou kentinde düzenlendi. Katılımcılar, ekonomik ve ticari alanlarda stratejik iş birliğine yönelik ortak eylem planı çerçevesinde çalışmaların artırılması konusunu ele aldı. Gündemde öne çıkan en önemli konular ticaret, yatırım, sanayi ve ileri teknoloji ile ilgiliydi.


Körfez İstatistik Merkezi

2021 yılında Körfez'in Çin'e ihracatının değeri 131 milyar doları buldu. Aynı yıl Çin'den Körfez ülkelerine yapılan ithalat 98,3 milyar doları bulurken, petrol ihracatı ve ilgili ürünler Körfez'in Çin'e ihracatının değerinin yüzde 83'ünü oluşturuyor
 

Körfez İstatistik Merkezi raporuna göre 2021 yılında Körfez'in Çin'e ihracatının değeri 131 milyar doları buldu. Aynı yıl Çin'den Körfez ülkelerine yapılan ithalat 98,3 milyar doları bulurken, petrol ihracatı ve ilgili ürünler Körfez'in Çin'e ihracatının değerinin yüzde 83'ünü oluşturuyor.

Çin'deki ekonomik değişimler ışığında bu hayati ticari ilişkiler nasıl devam edebilir?

Çin, Mao Zedung liderliğindeki sosyalist sistemin bıraktığı çarpıklıkları gidererek ekonomik sistemini geliştirdi ve ihracat potansiyelini artırdı. Yabancı yatırımlara kapı açarak, Çin'deki fabrikalarına teknoloji ve modern yönetim aktaran dev Amerikan ve Avrupalı ​​şirketlere cazip bir ortam sağladı. Doğal olarak bu şirketler Çin'in karşılaştırmalı avantajlarından, en önemlisi de düşük işçilik maliyetlerinden yararlandı. Çin'in tüketici kapasitesi imalat endüstrilerindeki üretimi karşılayamıyordu. Bu durum, ülkeyi mal ve ticari malların en önemli ihracatçı ülkesi olmaya itti. Küresel piyasalar kabul edilebilir maliyetlerdeki ihracatlara açıldı. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, ABD, Körfez ülkeleri ve Çin'e komşu Asya ülkeleri bunlardan bazılarını temsil ediyor.

Çin ile Körfez ülkeleri arasındaki ticari ilişkiler ise güçlendi. Çin, Körfez ülkelerinin AB, ABD, İngiltere, Japonya ve daha sonraki yıllarda Güney Kore gibi ticaret ortaklarıyla rekabet edebilir hale geldi. Örneğin Çin otomobillerinin hem görünüm, hem güvenlik, hem de modern teknoloji açısından Almanya, Japonya, Kore ve ABD'den ithal edilen otomobillerle kıyaslanabilir hale gelmesiyle Çin'i Körfez ülkelerinde bu hususta ileri bir konumda buluyoruz. Çin'de endüstrinin gelişmesi ardından bu piyasaların önümüzdeki yıllarda elektrikli otomobilleri de alacak şekilde genişlemesi bekleniyor.

Körfez'in Çin'e ihracatının yüzdeleri

Körfez ülkeleri, Çin'i başta petrol ve gaz olmak üzere en önemli ihracat piyasalarından biri olarak görüyor. Umman'ın ihracatının yüzde 42'sini, Kuveyt'in ihracatının yüzde 27,4'ünü, Suudi Arabistan'ın ihracatının yüzde 19'unu, Katar'ın ihracatının yüzde 12,7'sini, BAE'nin ihracatının yüzde 7,7'sini ve Bahreyn'in ihracatının yüzde 2,4'ünü temsil ediyor.

Bu yüzdeler her Körfez ülkesinin ihracatının bileşimine bağlı olarak değişim gösteriyor. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığına göre petrol ihracatı ülkenin toplam ihracatına hakim olduğunda bu yüzde artış gösteriyor.

Suudi Arabistan, Çin'e petrol ihracatında Rusya'dan sonra ikinci sırada yer alıyor. 2023 yılında 85,96 milyon metrik ton ham petrol ihraç ederek Çin'in petrol ithalatının yüzde 15'ini oluşturdu. Rusya ise yüzde 19'u temsil ediyor. Eylül 2023'te Çin'in petrol talebinin günde yaklaşık 17,1 milyon varil olduğu tahmin ediliyor. Çin'in petrol talebindeki artış, başta Körfez ülkeleri olmak üzere ihracatçı ülkeler için önem taşıyor.

Peki, Çin'deki mevcut daralma önümüzdeki birkaç yıl içinde petrol ekonomisinde değişikliklere yol açacak mı? Belki, fakat Çin, ekonomik büyümeyi teşvik etmeyi ve ekonominin karşı karşıya olduğu dengesizlikleri gidermeyi amaçlayan ekonomi politikalarını sürdürdüğü sürece çok büyük bir düşüş olmayacak.
 

Çin'deki pek çok işletmenin borç yükü altında olduğu, ödeme güçlüğü ve iflas riskiyle karşı karşıya bulunduğunun ortaya çıkması ardından dikkatli olunması gerekiyor.
 

İpek Yolu, Hint-Avrupa Koridoru

Petrol, Körfez ülkeleriyle Çin arasındaki ekonomik ilişkileri yönlendirse de, dikkate alınması gereken başka ekonomik alanlar da var. Çin; ABD, Avrupa, Asya, Afrika ve Ortadoğu ülkeleri gibi dünyanın çeşitli ülkeleriyle olan ticari ilişkilerinden büyük mali zenginlik elde ederek dünyanın en büyük yatırım yapan ülkesi haline geldi. Ayrıca İpek Yolu'nu canlandırmayı amaçlayan, Çin'den Hindistan ve Küçük Asya üzerinden Mezopotamya'ya, Mısır'a ve Afrika kıtasına, ardından Yunanistan, İtalya ve Birleşik Krallık'a kadar uzanan stratejik projesi Bir Kuşak, Bir Yol girişimini destekliyor.

2013 yılında başlayan ‘Bir Kuşak, Bir Yol’ girişimi, birçok ülkeden ilgi gördü. Proje Asya, Afrika ve Avrupa'da 150'den fazla ülkeye yatırım yapmayı hedefliyor. Kuveyt, ekonomik tabanı çeşitlendirmek ve petrol ekonomisine paralel iş fırsatları yaratmak amacıyla ülkenin kuzey bölgesini geliştirme ve Çin yatırımlarını teşvik etme niyetiyle bu projeye dahil olmaya çalıştı. Ancak proje, Kuveyt'teki siyasi engeller ve Çinli yetkililerin yeniden değerlendirmesi nedeniyle henüz hayata geçirilemedi.

Proje aynı zamanda başka bir yeni proje olan Hint-Avrupa Koridoru ile önemli bir rekabet içerisinde. Bu proje Hindistan ve Körfez ülkelerini Ürdün ve İsrail üzerinden Avrupa'ya bağlamayı hedefliyor. Bununla ilgili mutabakat zaptı geçen yıl Hindistan'da düzenlenen G20 zirvesinde kabul edilmişti. Körfez ülkelerinin her iki projeyle de ilişkileri konusunda ekonomik çıkarlarına ve siyasi bağlantılarına uygun bir şekilde anlaşması gerekiyor.

Çin ile Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkiler stratejik önemini koruyor. Petrol ihracatını geliştirmek ve Çin'den ithalatı artırmak, Çin'in bölge ülkelerindeki temel işletmelere, özellikle de kamu hizmetleri ve altyapı tesislerine yatırım yapmasını teşvik edebilir. Körfez devlet fonlarından Çin'deki hayati sektörlere yatırım yapma olasılığı hakkında sorular mevcut.

Ancak Çin'deki pek çok işletmenin borç yükü altında olduğu, ödeme güçlüğü ve iflas riskiyle karşı karşıya bulunduğunun ortaya çıkması ardından dikkatli olunması gerekiyor. Siyasi sistemin doğası göz önüne alındığında, Çin ekonomisinde devletin rolü hala çok büyük. Bu nedenle bilhassa ekonomik hayatın daha da serbestleştirilmesi ardından Çin'de yatırım çekiciliğinin önümüzdeki yıllarda artıp artmayacağı sorgulanıyor.

1,4 milyardan fazla nüfusa sahip Çin’in gayri safi yurt içi hasılası (GSYİH) Dünya Bankası verilerine göre yaklaşık 18 trilyon dolar değerinde. Körfez ülkeleriyle Çin arasındaki ilişkilerin iki taraf arasındaki ticaretin yanı sıra birçok alanı da kapsayacak şekilde gelişmesi gerekiyor.
 

*Bu haber Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Çin’in borç krizinin ardından serbest ticaret müzakerelerinde ilerleme ve yatırım uyarısı yapıldı
Pazartesi, Şubat 19, 2024 - 20:00
Main image: 

<p>Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Umman Sultanlığı’nın Çin ile yakınlaşması sürüyor. (Shutterstock)</p>

related nodes: 
Yeni dünya düzeni ve Körfez ülkelerinin ikilemi
Körfez ülkeleri arasında Schengen benzeri ortak turist vizesi uygulanacak
Cidde zirveleri: Körfez ülkeleri ile Orta Asya ülkeleri
Type: 
SEO Title: 
Körfez ülkeleri ve Çin ticari yakınlaşmayı artırıyor
copyright Independentturkish: 

Irak'ta siyasi zevzeklik

Bazıları ekranlarda yaptıkları konuşmalarla ya da X platformundan attıkları tweetlerle Irak kamuoyunu meşgul edebileceklerine inanıyor. Ancak bu tür açıklamaların büyük kısmı alay ve küçümsemeyle karşılanırken, bazı blog yazarları sert eleştiriler yöneltiyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Irak'ta vaktiyle siyaset sahnesini kontrol eden totaliter yönetimin kalıntıları bugün halen görülebilir. Bunun belki de en belirgin olanının siyasetçilerin ve onların çevrelerinin konuşmalarına hakim olmaya başlayan siyasi zevzeklik olduğu söylenebilir. Eğer bugün totaliter rejim olsaydı, açıklamalarda bulunmak ve konuşmalar yapmak için medyayı tekeline alırdı. Artık televizyon ekranlarında boy gösteren, sosyal medya hesapları olan ve siyaset programlarında sık sık yer alan siyasi liderlerle ve politikacılarla karşı karşıyayız. Sadece bu kadar da değil, kendilerinin araştırma merkezleri tarafından Irak'ı etkileyen siyasi, ekonomik ve güvenlik krizlerini çözecek vizyona sahip kişiler olarak sunulmalarını sağlayacak yardım arayışına da girmiş durumdalar. Oysa herkes bu krizlerin, siyasi karar üzerindeki baskılarının ve devlet kurumlarını kendileri ve yandaşları adına partizan derebeylikler yapmak için kullanmalarının bir sonucu olduğunu biliyor.

Irak'ın yaşadığı iç ve dış siyasi krizlerin siyasi liderler ve hükümet başkanları tarafından anlatılması, siyasi zevzekliğe dahil edilebilir. Bir siyasetçiyi ya da siyasi parti liderini, başbakanı, bakanı, hatta bir milletvekilini dinlediğinizde yolsuzluk vakalarından, idari ve bürokratik kaosun kaynaklarından bahsettiğine tanık olursunuz. Sanki koydukları kotalar, yaptıkları adam kayırmalar ve belli yerlere olan sadakatleri, bu durumun sorumlusu değilmiş ve tüm bu kaosu ve yozlaşmayı üreten iktidar sisteminde yer almıyormuş gibi eleştirilerde bulunduklarını görürsünüz.
 

Siyasetçilerin sorunu, siyasi söylemle siyasi zevzeklik arasında bir ayrım yapılmamalarıdır.
 

Iraklı siyasi liderler, dünya genelinde sorunları anlaşmazlığın en az olduğu yollardan çözmeye çalışan siyasetçilerin aksine siyasi durumları eleştirerek zevzeklik yapma eğilimindedirler. Sorunlarla oyalanır, onlara kapılır, krizleri sürdürür, hatta bağımlısı olurlar. Genelde çerçevede Iraklı siyasetçiler özelde ise karar vericiler, sorunları kronikleşene kadar topluca ya da ardı ardına üretmekle meşgul olurlar. Bulunduğu makamın sağladığı ayrıcalıklardan yararlanmak isterler, ama krizleri sadece tanımlayıp teşhis etmekle kalmayıp krizlere çözüm üretmesi gereken iktidar sisteminin bir parçası olarak sorumluluk almak istemezler.

Siyasi zevzeklik, siyasetçilerle halk arasındaki bir tür kopukluğu ifade ederken bu kopukluk siyasi partilerin destekçileri için geçerli değil. Konuşmaların çoğunun, parti liderlerinin önderliğinde gerçek ile gerçek dışı arasında bir mücadelenin yaşandığı ve kaderin onları, vatandaşın çektiği sıkıntılarla ve yaşam gereksinimleriyle hiçbir ilgisi olmayan sloganları ve ideolojileri ifade eden bu mücadeleye liderlik etmeleri için seçtiği yanılsamasından ibaret olduğu söylenebilir. Dolayısıyla iktidarın ve yönetimin dizginleri ellerindeyken direniş ve baskı sloganları attıklarını, siyasi kararlar üzerinde hegemonya kurduklarını ve devletin kaynaklarına ortak olduklarını görüyoruz.

Siyasetçilerin sorunu, siyasi söylemle siyasi zevzeklik arasında bir ayrım yapılmamalarıdır. Oysa siyasi söylem, belirli boyut, amaç ve hedeflere sahip bir siyasi vizyonun temelini oluşturan, felsefi bir temele dayanan ve dilsel söz varlığının tutarlı bir şekilde kullanıldığı bir fikir yapısıdır. Siyasi zevzeklik ise bir siyasetçinin siyasi meselelere verdiği yanıtta kendisini olduğundan daha değerliymiş ve sıradan vatandaşın bilmediği sırlara ve gizemlere biriymiş gibi pazarlamak isteyen siyasi narsisizmi ifade eden boş sözlerden oluşan bir konuşmadır. Konuşmalarının temel dayanağı komplo teorilerine dayanır ve vatandaşların hakkında hiçbir şey bilmediği başarılardan söz eder.

Google ya da YouTube’da birkaç basit tıklamayla yahut sosyal medya sitelerindeki kişisel hesaplarını takip ederek siyasetçilerin çoğunun, siyasi zevzeklik hastalığına yakalandığını ve konuşmaya olan takıntılarının dinleme arzularına üstün geldiğini görebilirsiniz. Çoğu platformda onları dinleyici olarak değil, konuşmacı olarak buluyorsunuz. Bu da siyasi ve toplumsal kültürdeki bir kusurun en önemli göstergelerinden biridir. Hükümet liderlerinin kültürel, akademik ve medya elitleriyle buluştuğu toplantılara şöyle bir baktığınızda en çok onların konuştuğunu ve nadiren dinlediklerini görmek mümkün.

Hükümet yetkililerinin görevden ayrıldıktan sonra yaptıkları konuşmaları ve kaleme aldıkları yazıları siyasi zevzekliğin en öne çıkan örnekleri olarak gösterebiliriz. Örneğin, Irak'ta rejim değişikliğinden sonra ilk başbakan olan İyad Allavi gibi bir siyasetçinin, televizyon ekranlarında yer alan son röportajında ​​‘cesur, atılgan ve becerikli, arkadaşlarına, partisine ve ülkesine sadık’ olduğu için ‘Saddam Hüseyin'e olan sevgisinden’ bahsetti. Saddam Hüseyin rejimine karşı olan bir kişinin, Saddam Hüseyin rejiminin düşmesi için sarf edilen çabalara katıldıktan yirmi yıl sonra Saddam Hüseyin bu niteliklerle tanımlaması, siyasi tarihini ne kadar küçümsediğini gözler önüne seriyor. Madem Saddam Hüseyin tüm bu nitelikleri taşıyordu, neden ona karşı çıktınız, neden onu diktatör olarak tanımladınız? Tüm bunlar, kendi halkına karşı işlediği suçları ve Iraklıların hayatlarına ve ülkenin servetine mal olan anlamsız savaşları nasıl haklı gösterilebilir?

Irak’ta 2019 yılının ekim ayındaki başlayan protesto gösterileri sonucunda görevinden ayrılmak zorunda kalan eski Başbakan Adil Abdulmehdi, ‘siyasi teorileştirme’ pratiği yapmak için bir kez daha ülkenin siyaset sahnesine geri döndü. Ancak konuşmaları siyasi teorileştirme yapmaktan son derece uzakta, daha ziyade yaşlı kadınların geçmişin ihtişamına dair yaptıkları zevzekliğe yakın bir çizgideydi. Abdulmehdi, televizyon ekranlarından verdiği son röportajında, Ekim 2019’daki protesto gösterilerini ABD’nin kurduğu bir komplonun parçası olarak nitelendirdi. Daha sonra Ekim olaylarının ‘yüzde 99’un meşru talepleriyle’ başladığını, ancak sonrasında ‘DEAŞ’tan, Baas Partisi'nden ve dış güçlerden protesto gösterilerine sızanların olduğunu’ söyledi.
 

Siyasi zevzeklik, kişiselleştirme sorunu olan bir siyasi söylem örneğidir.
 

Abdulmehdi'nin yaklaşımı üzerinde daha çok durdum. Çünkü bu yaklaşım Marksistler tarafından sürekli tekrarlanan protesto hareketlerinin ideolojik bir tanımını, yani ‘lümpen proletaryayı’ temsil ediyor. Marksist literatüre göre Karl Marx'ın lümpen proletarya dediği kesim her aldatıcının ve sahtekarın peşinden koşmaya hazır bir kitledir.

Abdulmehdi, verdiği röportajda ne bu yaklaşımını gözden geçirdi ne de hakkında açılan davaya değindi. O halde yüzde 99'un meşru talepleriyle başlayan, ancak yalnızca yüzde birin bu talepleri etkileyebildiği protestoları siz nasıl tanımlardınız? Yirmi yıldır iktidarın dizginlerini elinde tutanlar topluma nüfuz edemiyor ve onları yönetimlerinin meşruluğuna ikna edemiyorken DEAŞ ve Baas Partisi’ne bağlı örgütlerin, ABD ve İsrail'in halk protestolarında etkili olabilmesi için çalışan kişilerin oluşturduğu yüzde birin yeteneklerini, vasıflarını ve araçlarını neden kendisine sormak istemiyor?

Sayın Abdulmehdi'nin görevi, yirmi yıl sonraki yönetim deneyimini savunmaktan, bu yönetim deneyiminin ürettiği kaos ve yolsuzluk için gerekçeler sunmaya doğru kaymış gibi görünüyor. Irak devletinin ‘hırsız, mafya, milis, mezhepçi bir devlet’ olarak tanımlanmasına karşı çıkan Abdulmehdi, bunları ‘haksız tanımlamalar’ olarak değerlendiriyor.

Öte yandan siyasi zevzeklik hastalığı eski Başbakan Sayın Mustafa el-Kazımi’ye de bulaşmış gibi görünüyor. ‘Yılanlarla dans etmesiyle’ bilinen Kazımi, İngiltere merkezli The Guardian gazetesine verdiği röportajda, “Bir yandan her gün yılanlarla dans ederken diğer yandan onları kontrol edecek bir kaval arıyorum” ifadelerini kullandı.

Kazımi, her ne kadar Irak'taki siyasi kararları ve devlet kaynaklarını kontrol edenlerin bu ‘yılanlar’ olduğunu bilse de kaleme aldığı makalelerde ‘kapsamlı bir uzlaşıya varmak için açık sözlü olunması gerektiği’ çağrısında bulunuyor.

Diğer taraftan siyasi zevzekliğin, Irak'ta yolsuzlukla mücadeleyle ilgili konuşmalarla eşanlamlı hale geldiği söylenebilir. Mevcut Başbakan Sayın Muhammed Şiya es-Sudani, göreve gelmesinin ardından televizyon ekranlarından verdiği ilk röportajında ​​‘yüzyılın hırsızlığı’ diye nitelediği yolsuzluk vakaları hakkında konuşmuş ve eğer bu konuda sorumlulardan hesap sorulmaz ve çalınan para geri alınmazsa o zaman yolsuzlukla mücadeleden bahsetmenin ‘saçmalık, komik ve boş bir söylemden ibaret olacağını’ söylemişti. Fakat hükümetinin göreve başlamasının üzerinden geçen yaklaşık bir buçuk yılın ardından ne yolsuzlukla çalınan paraların geri alındığını ne de sorumluların hesap verdiğini gördük.

Siyasi zevzeklik, kişiselleştirme sorunu olan bir siyasi söylem örneğidir. Halkın siyasi liderleri sevdiği, eylemlerini ve sözlerini hiçbir değerlendirme yapmadan özümsediği bir ülkede, vatan ve devleti iktidara gelmeleri ya da sembolik unvanları sayesinde liderlere dönüşmüş kişilerin ruh haline indirgeme girişimini ifade eder. Bu yüzden Iraklı siyasetçilerin konuştuğu konuların çoğu, vatandaşın günlük hayatına ilişkin temel ve can alıcı konularla ilgili gösterişli tartışmalarla kamuoyunu oyalayarak halkı kandırmaya yönelik siyasi polemiklerden ibarettir. Burada siyasi liderler, onların destekçilerinden ve fırsatçılardan oluşan çevresi, bu tür polemiklerin desteklenmesinde üstlerine düşen rolü oynarlar.
 

Siyasi liderlerin hepsi, bize Irak'taki tüm krizleri çözebilecek yeteneğe sahip olduğunu söylemek istiyor.
 

Temsilciler Meclisi üyeleri, gözetim ve yasama alanındaki çalışmalarını bırakıp televizyon ekranlarındaki konuşma programlarının daimi konukları haline geldiler. Ekranlardan liderlerinin kanaatlerini dile getiriyorlar ve üst düzey makamların dağılımı konusunda görüş ayrılığı yaşıyorlar. Bu siyasi zevzeklik modeli yalnızca Irak’ta mevcut.

Siyasi liderlerin hepsi, bize Irak'taki tüm krizleri çözebilecek yeteneğe sahip olduğunu söylemek istiyor, ancak sorunun kendisine engel olan başkalarında olduğunu söylemesine gerek yok, bunu artık tahmin edebiliriz. Sonuç olarak bu tür konuşmalar, karizmatik bir siyasi liderliğin varlığının önündeki en önemli engellerden biri haline gelmiş durumda. Dolayısıyla siyasi zevzeklik, sadece ulusal sembolizmi geride bırakmakla kalmadı, yalnızca bir işlevi yerine getirdiğinden onu bir tartışma ve hatta siyasi anlaşmazlık kaynağına dönüştürdü. O bir işlev de toplumu bölüyor, parçalıyor ve toplum, mezhepçi, ulusal ve partizan kantonlar tarafından parçalanmaya devam ediyor.

Siyasi zevzekliği, siyasi sınıf söyleminin popülizminin bir örneği olarak da tanımlayabiliriz. Bu sınıf kendisini, siyasi kulislerde konuşulanları ve düşmanların komplolarını bilecek gelişmişliğe, deneyime, bilgi birikimine ve diğer kitlelerden benzersiz bir konuma sahip kişiler olarak pazarlıyor. Bu nedenle birden fazla cephede mücadele ettiklerini görebilirsiniz. Onları bazen siyasi rakiplerini eleştirirken, bazen de Irak'a ve halkına yönelik bir komplo planladıkları gerekçesiyle bölgedeki komşu ülkelere ya da büyük ülkelere saldırırken görmek mümkün. Tüm bunları da aynı ülkedeki bir başka tarafa karşı mezhepçi ve milliyetçi ifadelerle dolu siyasi söylemle pazarlıyorlar.

Siyasetçiler, amacı devlet kurmak olan siyasi projelerini bozan komploculardan, dünyada hiçbir ülkenin karşılaşmadığı başarılardan, zor koşullar altındaki çalışmalardan, güvenlik ve siyaset alanlarındaki zorluklardan söz ediyorlar. Irak'ın en başarısız ve yozlaşmış ülkeler sıralamasında üst sıralarda yer aldığını, şehirlerinin çoğunun yaşamak için elverişsiz ve güvenlikten yoksun olduğunu gösteren raporları okumamış gibi görünüyorlar.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

Iraklı siyasetçilerin çoğu, televizyon ekranlarından yaptıkları açıklamalar, verdikleri röportajlar ve sosyal medya sitelerinden gönderdikleri paylaşımlarla Irak kamuoyunda ve hatta Arap ve uluslararası çevrelerde geniş yankı uyandırdıklarını düşünüyorlar
Pazartesi, Şubat 19, 2024 - 19:45
Main image: 

<p>1 Ekim 2019’da yaşanan protesto gösterilerinin dördüncü yıldönümünde Bağdat'ın Tahrir Meydanı'nda göstericilerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmadan bir kare (AFP)</p>

related nodes: 
ABD'nin geri çekilmesinin ertesi gününde Irak
Libya, Irak ve milislerin hakimiyeti
Tahran: Irak'ta ‘terörist faaliyetler’ olduğuna dair deliller sunduk
Type: 
SEO Title: 
Irak'ta siyasi zevzeklik
copyright Independentturkish: 

İsrail'e destek veren markalara yönelik boykot araştırması: Katılım yüzde 30'larda

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları sonrası bir çok ülkede İsrail'e destek verdiği belirtilen markalara karşı boykot çağrıları yapılmıştı.

Türkiye’de de Tüketici Birliği Federasyonu gibi birçok STK, İsrail'in ürünleri ile İsrail’e destek verdiği belirtilen bazı çok uluslu markaların boykot edilmesi çağrısında bulundu.

Bu kapsamda İsrail’e yönelik boykot çağrıları ile ilgili tüketicilerin tutumlarını ortaya çıkarmak için yapılan kapsamlı araştırmanın sonuçları açıklandı.

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Pazarlama Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Süphan Nâsır ve Araştırma Görevlisi Merve Kır tarafından yürütülen araştırmaya 1545 kişi katılırken, 1384 geçerli yanıt elde edildi.

Z kuşağı boykotu sahiplendi

Araştırmanın sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 65’inden fazlası boykota katılmadıklarını ve yakın bir gelecekte de boykota katılmayacaklarını belirtti.

Boykota kısmen ya da aktif olarak katılanlar araştırmaya katıların yaklaşık yüzde 30’unu oluşturdu.

Araştırmaya katılan Z kuşağının yaklaşık yüzde 50’si ve Y kuşağının ise yüzde 40’ı çağrı yapılan markaları aktif veya kısmen boykot ettiğini belirtti.

Bu oranın X ve Baby Boomer kuşağında yüzde 20 civarında olduğu kaydedildi.

Katılımcıların yüzde 75’inden fazlası boykotun etkili bir şekilde örgütlenmediğini belirtti

Araştırmaya göre, katılımcıların büyük çoğunluğu boykotun ektili bir şekilde örgütlenmediğinden yana.

Katılımcıların yüzde 75’inden fazlası boykotun etkili bir şekilde örgütlenmediğini ve etkin olmadığını kaydedi.

Boykota katılmayanların yaklaşık yüzde 90’ı boykotun etkili bir şekilde örgütlenmediğini ve etkin olmadığını düşünürken; boykota aktif katılım gösterenlerin içinde ise yüzde 23’ü ise boykotun etkili örgütlenmediğini düşünüyor.

Kısmen etkili örgütlendiğini düşünen, boykotun etkinliğini sorgulayanların oranı yüzde 54.

Katılımcıların yüzde 67'si boykotun önemli olmadığını düşünüyor

Araştırmaya katılanların yaklaşık yüzde 67’si için İsrail’e yönelik boykot önemli değilken; yüzde 24’ü ise boykot eylemine önem verdiklerini belirtti. 

Katılımcıların yüzde 67’si boykot dahilindeki markaları satın alırken ya da tüketirken görünmekten rahatsızlık duymayacaklarını söyledi.

Kuşaklar arasında boykot edilen markaları satın alırken görünmekten en rahatsız olan kuşağın Z kuşağı olduğu belirtildi.

İsrail’e yönelik boykota katılım yüzde 30’larda

Araştırma sonuçlarına göre hazırlanan analizde ise şu ifadeler yer aldı:

Tüm bu verilerin ışığında İsrail’e yönelik boykota katılımın kısmen katılım ile birlikte yüzde 30’larda kaldığını, katılımcıların üçte ikisinin boykotun etkili bir şekilde örgütlenmediğinden etkisinin de olmadığını düşünmektedirler. 

Boykot için çağrı yapılan markaların arasında sıklıkla tüketicilerin satın aldığı markaların bulunması katılımının sınırlı kalmasın da önemli bir rol oynamaktadır. Boykota katılımın sınırlı kalmasının altında yatan başkaca nedenler de bulunmaktadır. Boykot çağrısında bulunan markaların çok fazla olması (yüzde 17) ve boykot çağrısında bulunulan markaların alternatiflerinin olmaması (yüzde 14) başlıca kısmi katılım gösterme nedenleri arasında belirtilmekte.

Boykota hiç katılmamış ve katılmayı düşünmeyenlerin boykota katılmamasının başlıca nedenleri arasında yüzde 45 Gazze’de yaşanan sorunlara çözüm olmayacağı ve yüzde 36 boykotun etkili olamayacağı yer almaktadır. 

Boykota katılım göstermeyenler gibi boykota aktif ve kısmi katılım gösterenler de boykotun Gazze’de yaşanan insanlık dramına çözüm olmayacağını bilmelerine rağmen yüzde 29 tepki göstermek ve ufak da olsa boykota katkı sağlamak, yüzde 25 destek veren markaları finansal açıdan zora sokmak ve yüzde 25 İsrail’i destekleyen markalara kızgınlığını dile getirmek ve göstermek amacıyla boykota katılım göstermektedir. 

Boykota aktif ve kısmen katılım gösterenlerin yaklaşık yüzde 80’i boykot kapsamındaki markaları satın almaktan kendileri alıkoyabileceklerini, yüzde 70’i boykota katılarak kendilerini iyi hissettiklerini, yüzde 60’ı boykot edilen markaları satın alırlarsa kendilerini suçlu hissedeceklerini, yüzde 65’i boykot edilen markaların yerine alternatif markaları bulabileceklerine inandıklarını, yüzde 62’i boykot kapsamındaki markaları satın almamak uğruna kaliteden ödün verebileceklerini, ve yüzde 60’ı ise boykot edilen markaların yerine daha fazla ödeme yaparak alternatif markaları alabileceklerini ifade etmişlerdir.

 

Independent Türkçe

Katılımcıların yüzde 75’inden fazlası boykotun etkili bir şekilde örgütlenmediğini belirtti
Perşembe, Aralık 28, 2023 - 16:15
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
İsrail'e destek veren markalara yönelik boykot araştırması: Katılım yüzde 30'larda
copyright Independentturkish: 

Can Dündar'a silahlı saldırı davası sanığının geri bırakılan cezası açıklandı

Eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar'a İstanbul Adliyesi önünde silahlı saldırıda bulunulması ve NTV muhabiri Yağız Şenkal'ın silahla yaralanmasına ilişkin davada hapis cezasına çarptırılarak hükmün açıklanması geri bırakılan sanık Murat Şahin hakkında, denetim süresi içinde yeniden kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle verilen cezanın açıklanmasına karar verildi.

İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya başka suçtan tutuklu bulunan sanık Murat Şahin Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Duruşmada, müdahil Yağız Şenkal ile taraf avukatları da hazır bulundu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Savunması sorulan sanık Şahin, beraatine karar verilmesini talep etti.

Müdahil Yağız Şenkal ise sanıkla ilgili şikayetinin devam ettiğini söyledi.

Kararını açıklayan mahkeme, sanığa 8 Temmuz 2021'de "silahla tehdit", "kasten yaralama" ve "ruhsatsız silah bulundurmak" suçlarından hapis cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığını hatırlattı.

Sanığın denetim süresi içerisinde yeniden kasıtlı olarak suç işlediğini, bu suçtan verilen kararın da kesinleştiğini belirten mahkeme, bu nedenle sanığa verilen 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 500 lira adli para cezası hükmünün açıklanmasına karar verdi.

Dündar'dan açıklama

Can Dündar kararın ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "Gazeteci kurşunlamanın cezası bu kadar" dedi.

2016’da Adliye önünde bana ateş eden, @ntv muhabiri @yagizsenkal’ı yaralayan Murat Şahin, saldırıdan 4500 TL para cezası almış, “iyi hal”le şartlı salınmıştı.
Yeni suç işlediği için bizim davadan 3 yıl hapis yemiş.
Gazeteci kurşunlamanın cezası bu kadar.https://t.co/x77XogsmwR

— Can Dündar (@candundaradasi) December 28, 2023

 

 

 

Independent Türkçe, AA

Mahkeme, denetim süresi içinde yeniden kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle sanık Murat Şahin hakkında verilen 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 500 lira adli para cezası hükmünün açıklanmasına karar verdi
Perşembe, Aralık 28, 2023 - 16:00
Main image: 

Fotoğraf: AA

related nodes: 
Can Dündar, İçişleri Bakanlığı'nın 'Terör listesi'ne girdi: 'Erdoğan'ın uçağındaki gazeteciler listesi'ne girmekten iyi böylesi
Type: 
SEO Title: 
Can Dündar'a silahlı saldırı davası sanığının geri bırakılan cezası açıklandı
copyright Independentturkish: 

Erbakan'dan asgari ücret açıklaması: İktidarı vermiş olduğu sözleri tutmaya davet ediyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün işçi ve işveren tarafıyla yaptığı görüşmenin ardından asgari ücret 49 zam yapılarak 17 bin 2 liraya yükseltildi.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, açıklanan rakama tepki gösterdi.

Erbakan sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

Yeniden Refah Partisi olarak, Mayıs 2023 genel seçimleri için Ak Parti ile yapmış olduğumuz İttifak Protokolü ile iktidardan çalışanların ve emeklilerin aylık gelirlerinin yoksulluk sınırından aşağıda olmamasının temin edilmesi ve çalışanlar arasındaki ücret dengesizliklerinin giderilmesi hususlarında gerekli sözleri aziz milletimiz adına aldık. Ancak 2024 yılı asgari ücreti olarak açıklanan 17 bin 2 TL, verilmiş olan sözlerin yerine getirilmesinden oldukça uzak olunduğunu ortaya koymuştur. İktidarı, Yeniden Refah Partisi nezdinde aziz milletimize vermiş olduğu sözleri yerine getirmeye davet ediyoruz.   

 

2024 yılı asgari ücret, çalışan nüfusun yarısını ve ailelerini açlık, yoksulluk ve yoksunluk ile yüz yüze bırakmak demektir. pic.twitter.com/RGTr0NU670

— Dr. Fatih Erbakan (@ErbakanFatih) December 28, 2023

 

 

Independent Türkçe

Yeniden Refah Partisi lideri Erbakan açıklamasında "2024 yılı asgari ücreti olarak açıklanan 17 bin 2 TL, verilmiş olan sözlerin yerine getirilmesinden oldukça uzak olunduğunu ortaya koymuştur" ifadesini kullandı
Perşembe, Aralık 28, 2023 - 15:45
Main image: 
related nodes: 
Erdoğan: Bütçe imkanlarını zorlama pahasına çalışanların ve emeklilerin maaşlarında yüksek oranlı artışlara gittik
Yeni yılda geçerli olacak asgari ücret 17 bin 2 lira oldu
Type: 
SEO Title: 
Erbakan'dan asgari ücret açıklaması: İktidarı vermiş olduğu sözleri tutmaya davet ediyoruz
copyright Independentturkish: 

Erdoğan: Bütçe imkanlarını zorlama pahasına çalışanların ve emeklilerin maaşlarında yüksek oranlı artışlara gittik

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu'nda Muhtarlar Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu.

Konuşmasında, "Muhtarlarla bu derece yakın, bu derece ilişki kuran başka cumhurbaşkanı bulamazsınız" diyen Erdoğan, "Niçin bu kadar yakın irtibat halindeyiz, çünkü muhtar bu ülkenin yönetim piramidinin temelidir" diye konuştu.

Erdoğan şunları söyledi:

Muhtarlarla aramıza kimseyi sokmayacağımızı söyledik. Muhtarlarımız bizim temsilcilerimizdir. Onları kimseye ezdirmeyiz, kimseye istismar ettirmeyiz. İçişleri Bakanımıza talimat veriyorum, muhtarlıklarımızın yeniden yapılandırılması için çalışmaları mutlaka gündeme alalım. Vatandaşlarımızın, muhtarlarımızın, belediye başkanlarımızın, valilerimizin, bakanlıklarımızın görüşlerini alarak çalışmayı yapalım. Biz buralara muhtar bile olamaz manşetlerini çiğneyerek geldik. Bizi namertlere değil, muhtarlarımıza sorun. Milletimize sorun, aklını vicdanını kiraya vermemiş herkese sorun, diyoruz. Size en doğruyu onlar söyleyecek. 

"Artık teröre kaynağında müdahale edeceğiz"

"Ülkemizdeki siyasetin içler acısı bizi üzmekte. Tek devlet, tek bayrak tek millet tek devlet ilkesini gözetmek bizim kırmızı çizgimiz" diyen Erdoğan şunları söyledi:

Bunların yıpratılmasına taviz veremeyiz. Burada kararlı şekilde yolumuza devam edeceğiz. Son 6-7 yılımız terörle mücadelede en başarılı ve en sonuç alıcı yıllar olarak tarihe geçti. Risk ve tehditlerin hiçbirine prim vermedik. Türkiye yakın tarihinin en önemli harekatlarını gerçekleştirdi. 12 şehidimiz oldu, ardan 59 teröristi gömdük. Artık teröre kaynağında müdahale edeceğiz.

15 temmuz ardından terörle mücadele konsepti değiştiğini tüm dünyaya ilan etmiştik. Yeni konsepte uygun adımlar atıp teröristlerin başlarını inlerinde ezecek adımlar attık. Emperyalist oyunları böylece bozduk. Teröristlerin vatan topraklarını kirletmesine müsaade etmiyoruz. Kendi şehirlerimizde, kendi karakollarımızda içimizi acıtan alçak terör eylemlerine maruz kalıyorduk, şimdi teröristleri sınır dışında kendi mağaralarında imha ediyoruz. Sınır içinde terör bitme noktasına geldi ise sınır dışında yaptığımız operasyonlar sayesindedir. Milli İstihbarat Teşkılatı'mız Suriye kuzeyinde operasyonlar yapıyor. 72 tesis vuruldu. Durmayacağız, nerelerde bunlar için kaynaklar varsa onların bu kaynaklarını yok edeceğiz. Ve bütün bunlarla beraber teröristler de bertaraf oluyor. Kararlılıkla devam edeceğiz.

Muhalefete eleştiri

"Bölgedeki şartları bilmeyen terörle mücadele stratejimizi bilmeyenler PKK ağzı ile bizi eleştiriyor" diyerek muhalefeti eleştiren Erdoğan, "Yaptıkları iş terör örgütünün değirmenine su taşımaktır. Dünyada böyle bir muhalefet yoktur. Hiçbir yerde terör örgütü propagandasına dişli olan muhalefet göremezsiniz. Alternatif bir çözüm teklifi de mümkün değildir. PYD'yi terör örgütü olarak görmüyoruz diyerek teskereye ret oyu verdiler. Meclis'te 4 farklı partinin ortak bildirisine imza atmaktan kaçarak terör örgütüne şaşı baktıklarını göstererek terörle mücadele diye dertlerinin olmadığını ortaya koydular. Sırf kendi tabanına çalışıyor görünmek için PKK ve uzantıları ile demlenmeyi içlerine sindirenleri milletimize havale ediyoruz. Bölücü örgüt emellerine koş başlığı yapanları milletimiz affetmeyecektir. Sizlerden bu çarpıklıkları kendi köylerinizde mahallenizdeki vatandaşlara anlatmanızı bekliyorum. Milletimizi bu kifayetsizlere bırakırsak bunun vebalini taşıyamayız" ifadelerini kullandı.

"Enflasyonla mücadelede geri adım atmayacağız"

Erdoğan, asgari ücretteki artış ve enflasyon konusuna da değinerek şunları söyledi:

Merkez Bankası rezervlerimize dair en müjdeyi de paylaşmak istiyorum. Rezervler; 145 milyar 456 milyon dolara ulaşarak rekor kırmıştır. Bu rakamı daha da artıracağız. Hayat pahalılığının farkındayız. Bütçe imkanlarını zorlama pahasına çalışanların ve emeklilerin maaşlarında yüksek oranlı artışlara gittik. 2024 yılı asgari ücret rakamını da bu tablonun tamamlayıcısı olarak görüyoruz. Yeni asgari ücretle çalışanları enflasyona ezdirmeme sözümüze bir kez daha sadık kaldık. Yeni asgari ücretin işverenlere, çalışanlara ve ailelerine hayırlı olmasını diliyorum. Enflasyonla mücadelede geri adım atmayacağız. Rakamlar enflasyonun ateşinin düşmeye başladığına işaret etmektedir. Piyasa gerçekleriyle açıklanamayacak fahiş fiyat artışlarına giden açgözlülere yönelik denetimleri yoğunlaştıracağız.

 

Independent Türkçe

"Yeni asgari ücretle çalışanları enflasyona ezdirmeme sözümüze bir kez daha sadık kaldık"
Perşembe, Aralık 28, 2023 - 15:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
SEO Title: 
Erdoğan: Bütçe imkanlarını zorlama pahasına çalışanların ve emeklilerin maaşlarında yüksek oranlı artışlara gittik
copyright Independentturkish: 

Mahsa Amini’nin ölüm yıl dönümü nedeniyle İran şehirlerinde güvenlik önlemleri artırıldı

Görgü tanıkları, insan hakları grupları ve sosyal medya kullanıcıları, dün (15 Eylül Cuma) yaptıkları açıklamada, İran güvenlik güçlerinin genç kadın Mahsa Amini’nin ölümünün birinci yıldönümünde (bugün) huzursuzluk beklentisiyle Amini’nin memleketine konuşlandırıldığını açıkladı. Amini’nin (22 yaşında) 16 Eylül’de Ahlak Polisi gözetimindeyken ölümü, aylarca süren hükümet karşıtı protestolara yol açtı. Ardından yıllardır İranlı yetkililere karşı birikmiş karşıtlığı gösteren en büyük olaylara dönüştü. Ahlak polisi, Amini’yi İran’ın zorunlu kıyafet kuralını ihlal ettiği suçlamasıyla gözaltına almıştı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

500 ölü

Gençler başta olmak üzere pek çok kişi sokaklara dökülürken, İnsan hakları grupları, güvenlik güçleri tarafından bastırılan ayaklanmalarda 71’i çocuk olmak üzere 500’den fazla kişinin öldüğünü, yüzlerce kişinin yaralandığını ve binlerce kişinin de tutuklandığını söyledi.

İran’daki sağcı bir aktivist, Reuters’a yaptığı açıklamada, Amini’nin ülkenin batısındaki Kürdistan bölgesindeki memleketine atıfta bulunarak, “Sakkız’da yoğun güvenlik güçleri varlığı var” dedi. Başka bir aktivist ise küçük bir gösterici kalabalığının hükümet karşıtı sloganlar attıktan sonra hızla dağıldığını bildirdi. İki aktivist, Amini’nin ölüm yıldönümü yaklaşırken muhalefete yönelik artan baskılar nedeniyle hükümetin misilleme yapması korkusuyla isimlerinin yayınlanmamasını şart koştu.

Güvenlik güçleri konuşlandırıldı

Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda başta Kürdistan olmak üzere birçok şehirde güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığı belirtildi. Bu haberlerin gerçekliği ise henüz doğrulanamadı. Norveç merkezli Hengaw İnsan Hakları Örgütü, yaptığı açıklamada İran’ın batısındaki birçok Kürt şehrinin son günlerde bir korkutma atmosferine ve savaş hali ilanına tanık olduğunu söyledi. Çok sayıda vatandaşın tutuklandığını belirten örgüt, askeri personelin Sakkız’a bakan bir tepede konuşlandığını, bölge sakinlerinin ise helikopterlerin şehir üzerindeki faaliyetlerinde artışa tanık olduklarını bildirdi. Sosyal medya paylaşımlarına göre Sakkız sakinleri, yetkililerin göstericileri izlemek ve kimliklerini tespit etmek için şehrin her yerine yeni güvenlik kameraları yerleştirdiğini söyledi.

Ajanlara yönelik suçlama

İranlı yetkililer, ‘ABD’yi, İsrail’i ve ülke içindeki ajanlarını’ ülkeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik huzursuzluğun arkasında olmakla suçladı. Uluslararası Af Örgütü, geçen ay yayınladığı bir raporda, İranlı yetkililerin gösterilerde hayatını kaybedenlerin aile üyelerini keyfi olarak gözaltına alarak daha sonra tutukladığını, mezarlıklarda barışçıl toplanmalara katı kısıtlamalar getirdiğini ve kurbanların mezar taşlarını yok ettiğini belirtti. Kürt kadının akrabaları, Reuters’a yaptıkları açıklamada güvenlik güçlerinin Amini’nin amcası Safa Ali’yi 5 Eylül'de tutukladığını söyledi. İranlı ve Batılı insan hakları gruplarına göre, protesto dalgasıyla bağlantılı olmakla suçlanan çok sayıda gazeteci, avukat, aktivist, öğrenci, akademisyen, sanatçı, tanınmış kişi ve etnik azınlık mensubu ile protestolar sırasında öldürülen göstericilerin yakınları, son birkaç hafta içerisinde tutuklandı, tehdit edildi ve işlerinden kovuldu. İran merkezli Etemad gazetesi, Ağustos ayında Amini’nin aile avukatı Salih Nikbakht’ın da rejim aleyhine yalan propaganda yapmakla suçlandığını bildirdi. Avukat suçlu bulunduğu takdirde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın.

Yetkililer, yeni bir protesto dalgasına hazırlanıyor
Cumartesi, Eylül 16, 2023 - 17:15
Main image: 

<p>Mahsa Amini’nin kırkıncı gün törenine katılan binlerce kişi, 26 Ekim 2022’de İran’ın batısındaki Kürt şehri Sakkız’daki mezarlığa doğru yürüyor / Fotoğraf: AFP</p>

related nodes: 
İran yeni bir imaj ortaya koyuyor
Kadın hareketi, İran rejimine darbe mi indirdi?
Avrupa ülkeleri İran’ın balistik füze programına yönelik kısıtlamaları yenileme niyetinde
Type: 
SEO Title: 
Mahsa Amini’nin ölüm yıl dönümü nedeniyle İran şehirlerinde güvenlik önlemleri artırıldı
copyright Independentturkish: 

İsrail sınır yakınında düzenlenen gösterinin ardından Gazze’ye hava saldırısı düzenledi

İsrail savaş uçakları, Gazze Şeridi’nde Hamas’a ait bir noktayı hedef alan hava saldırısı düzenlerken, Gazze ile İsrail arasındaki sınır yakınında yüzlerce Filistinlinin katıldığı gösteri sırasında aralarında yerel bir foto muhabirinin de bulunduğu 12 Filistinli İsrailli askerlerin açtığı ateş sonucu yaralandı.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin kuzeyinde ‘Hamas terör örgütüne ait askeri tesise’ yönelik saldırı düzenlediğini duyurdu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Askeri sözcü, dün erken saatlerde gerçekleşen hava saldırısıyla Filistinlilerin Gazze şehrinin doğusunda kalıcı olarak kapatılan Karni geçiş noktasının yakınında toplandığı bölgenin vurulduğunu söyledi.

Gazze’deki güvenlik kaynakları, İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi’nin doğusundaki bir direniş gözlem noktasını bombaladığını, bunun sonucunda bir kişinin hafif yaralandığını ve bölgenin yok edildiğini’ söyledi.

Dün cuma namazının ardından Gazze Şeridi ile İsrail arasındaki sınıra yakın üç noktada toplanan yüzlerce Filistinli, lastik yakarken bazı göstericiler, zırhlı araçlara veya kum tepelerinin arkasına saklanan İsrail askerlerine taş ve boş şişeler fırlattı.

Göstericiler, bazıları yanıcı madde yüklü balonları İsrail'in Gazze sınırına komşu bölgelerine doğru uçurdu.

İsrailli askerler ise göstericileri dağıtmak amacıyla gerçek mermi ve göz yaşartıcı gaz kapsülleri kullandı.

AFP, göstericilerin silahla vurulduğunu aktarırken, göstericilerin araba lastiklerini ateşe vermesinin ardından alanı siyah duman bulutları kapladı.

Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, işgal güçlerinin Gazze Şeridi'nin doğu bölgelerinde vatandaşlara yönelik saldırıları sırasında aralarında foto muhabiri Eşref Ebu Amra'nın da bulunduğu 12 Filistinlinin yaralandığı aktarıldı.

Gazze Şeridi’nin doğusu, Cebeliye (kuzey) ve Han Yunus (güney) İsrail sınırı boyunca uzanan bölgelerde, Filistinli gruplardan gelen ‘İsyancı Gençlik’ gruplarının çağrısı üzerine gösterilere tanık oluyor.

İsrail ordu sözcüsü, askerlerin üzerine “çok sayıda patlayıcı ve el bombası” atıldığını ancak hiçbirinin yaralanmadığını aktardı.

Hava saldırısı, Çarşamba akşamı sınırda düzenlenen bir gösteri sırasında meydana gelen patlamadan iki gün sonra gerçekleşti.

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın.

Aralarında foto muhabiri Eşref Ebu Amra'nın da bulunduğu 12 Filistinlinin yaralandı
Cumartesi, Eylül 16, 2023 - 17:00
Main image: 

<p>Filistinli göstericilerin ayrım duvarında yaktığı lastiklerin dumanı / Fotoğraf: AP</p>

related nodes: 
Antik İsrail'den Mekke'ye
Filistin ve İsrail sorunu
Filistinliler ve İsrailliler arasında kültürel bir savaş: Geleneksel yemekleri "Yahudileşmeden" korumaya çalışıyorlar
Type: 
SEO Title: 
İsrail sınır yakınında düzenlenen gösterinin ardından Gazze’ye hava saldırısı düzenledi
copyright Independentturkish: 

Uluslararası Para Fonu Lübnan'ı reform eksikliği konusunda uyardı

Uluslararası Para Fonu misyonu Lübnan'ı reform eksikliği konusunda uyardı. Lübnan siyasi çevreleri ise Fransa Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian'ın Cumhurbaşkanlığı için üçüncü bir aday teklif ederek, Marada Hareketi'nin lideri Süleyman Franjieh ve eski bakan Cihad Azour ikiliğini ortadan kaldırma önerisiyle meşguldü.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Söz konusu durum, IMF heyetinin Beyrut ziyareti sonunda yaşadığı hayal kırıklığını yansıtıyor. Heyet tarafından yapılan açıklamada “Lübnan gerekli reformları hızlı bir şekilde gerçekleştirmedi. Zor kararlar alacak siyasi iradenin bulunmaması nedeniyle bu durumun önümüzdeki yıllarda ekonomi üzerinde etkisi olacak. İstenen reformların başlatılmaması, Lübnan'ı bankacılık sektörü açısından zayıf bir konumda bıraktığı” belirtildi.

Cumhurbaşkanlığı seçimini düğümünü çözmeyi amaçlayan Le Drian, ilk kez üçüncü bir adayın aranması yönünde sinyal verdi. Le Drian, cumhurbaşkanlığı için parlamento çoğunluğunun desteğini alamayan Franciyye ve Azur ikilisi dışından yeni bir ismin adaylığı fikrini öne sürdü.

Le Drian, Lübnan ziyaretini Meclis Başkanı Nebih Berri ile görüşerek noktaladı. Kaynaklar Şarku'l Avsat'a, üçüncü aday önerisinin Berri ve ‘direniş ekseni’ (Hizbullah ve müttefikleri) tarafından itirazla karşılandığını, çünkü bunun kendileri için sürpriz olduğunu söylediklerini ifade etti.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın.

Le Drian, cumhurbaşkanlığı için ‘üçüncü bir adaya’ işaret etti
Cumartesi, Eylül 16, 2023 - 16:45
Main image: 

<p>Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Ernesto Riga başkanlığındaki Uluslararası Para Fonu (IMF) heyetiyle bir görüşme gerçekleştirdi / Fotoğraf: X platformu</p>

related nodes: 
Lübnan Ordusu: Ülkeye sızmaya çalışan 3 Suriyeli mayın patlaması sonucu yaralandı
Lübnan'daki Fransız girişimleri neden başarısız oldu?
Lübnan Dürzileri Suveyda'da olup bitenleri nasıl görüyor?
Type: 
SEO Title: 
Uluslararası Para Fonu Lübnan'ı reform eksikliği konusunda uyardı
copyright Independentturkish: 

Rus General Surovikin Cezayir ziyareti sırasında yeniden ortaya çıktı

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırısının en önemli liderlerinden biri olan ve Wagner Grubu ile bağlantıları nedeniyle görevinden alınan General Sergey Surovikin, aylar sonra Cezayir'e yaptığı resmi ziyarette yeniden ortaya çıktı.

Salı günü ülkenin batısındaki Vahran'daki İbn Badis Camii'nde yayınlanan fotoğraflarda Surovikin, rütbesiz açık kahverengi bir üniforma ve yanında Cami imamı Şeyh Ebu Abdullah Zabbar ile Rus askeri üniformalı subaylarla görüldü. Aynı fotoğraf Rus medyası tarafından dün tekrar yayınlandı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Paylaşılan fotoğraflara şu ifadelerin yer aldığı bir açıklama eşlik etti:

Cezayir'in Vahran kentindeki Abdulhamid bin Badis Camii'ne üst düzey bir Rus heyeti ziyarette bulundu. Heyeti, Din İşleri ve Vakıflar Müdürü ile Camii İmamı karşıladı.

Ziyaret ve amacı resmi olarak belirtilmezken, Moskova konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı.

Wagner Grubu'nun haziran ayında Moskova'da askeri liderliğe karşı düzenlediği silahlı isyanın ardından ortadan kaybolmasından sonra Sergey Surovikin'in akıbeti hakkında çok sayıda spekülasyon yapıldı.

Rus medyasında yer alan haberlere göre General Surovikin, yakın bağları olduğu ancak desteklemediği Wagner grubunun isyanından iki ay sonra, ağustos ayında Hava ve Uzay Kuvvetleri Komutanlığı görevinden alındı.

Wagner Grubu'nun 24 saat süren ve Rus iktidarını sarsan isyanı sırasında Surovikin, isyancılara "durma" ve "çok geç olmadan" kışlalarına dönme çağrısında bulundu. Ancak generalin, ağustos ayında bir uçak kazasında hayatını kaybeden Wagner komutanı Yevgeny Prigozhin'e yakın olduğu düşünülüyordu.

Surovikin, Ukrayna'daki Rus askeri müdahalesinin önemli komutanlarından biri olarak biliniyor.  Şarku’l Avsat’ın ulaştığı bilgilere göre Sovyetlerin Afganistan’ı işgali ve Çeçenistan'daki İkinci Savaş'tan başlayarak, 2015 yılında Suriye'deki askeri müdahalesine kadar Moskova'nın girdiği birçok savaşta görev aldı.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın.

Ziyaret ve amacı resmi olarak belirtilmezken, Moskova konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı
Cumartesi, Eylül 16, 2023 - 16:30
Main image: 

<p>Fotoğraf: X</p>

related nodes: 
WSJ, Rusya'nın Akdeniz hamlesini açıkladı
Kuzey Kore medyası, Kim Jong-un'un Rusya ziyaretiyle ilgili tek kelime etmiyor
Type: 
SEO Title: 
Rus General Surovikin Cezayir ziyareti sırasında yeniden ortaya çıktı
copyright Independentturkish: 
❌